PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fethullah Gülen : Bin Ladin'den nefret ediyorum



Sayfa : [1] 2

muhammedusame
18-06-2011, 11:42
Fethullah Gülen : Bin Ladin'den nefret ediyorum

http://cihaderi.net/images/news/2795.jpg
Bin Ladin'den nefret ediyorum
Fethullah Gülen, Alman haber sitesine konuştu, `Kemalist` cepheye de `diyalog` çağrısında bulunurken, Usame bin Ladin'den nefret ettiğini söyledi.
18 Haziran 2011 Cumartesi Saat 01:46
Reklam



Fethullah Gülen, Türkiye`de ayrışmış iki gruptan söz edilemeyeceğini söyledi ve Kemalistlerle Müslümanlar arasında kapanmaz uçurumların olmadığının altını çizdi. Gülen, "Türkiye`ye geri dönecek misiniz?" sorusunu "Türkiye`ye hasret ağrısı çekiyorum ve bu ağrıyı ancak yurduma dönersem gideririm" diye yanıtladı.
Farklı dinler arasına `dinlerarası Diyalog` porjesinin mimarı olan Gülen, bu kez de Türkiye`de son yıllarda ayrışma yaşandığı gözlemlerine cevap olarak da `Kemalist` cepheye diyalog çağrısında bulundu.
Fethullah Gülen bu açıklamaları Almanya`da Türkçe-Almanca yayın yapan Deutsch Türkische Nachrichten haber sitesinden Michael Maier`e yaptı. İşte o söyleşi:
`Tarihte suçlanmayan peygamber var mı?
Hareket sık sık saldırılara da maruz kalıyor. Gizli bir ajandası olduğu, bir zaman sonra İslâm devleti kurmak için devlet teşkilatlarına toplu olarak nüfuz ettiği suçlamasında bulunuluyor. Bu suçlamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haşa, yanlış anlaşılmasın, hayatımda hiçbir zaman bir şey olma iddiasında bulunmadım; sadece soruya daha net cevap verebilmek için söylüyorum: Tarihte suçlanmadık peygamber var mıdır? Kaç peygamberin canına kıyılmış, kaç peygamber memleketinden çıkmaya zorlanmıştır. Oysa bütün peygamberlerin ortak yanlarından biri, dini tebliğ karşısında insanlardan en küçük bir menfaat beklememiş olmalarıdır. Peygamberler gibi en masum insanlar bile en alâkasız şeylerle suçlanabiliyor, hattâ katledilebiliyorlarsa, demek ki, bütün faaliyetleri insanların hayrına da olsa, herkes belli suçlamalara maruz kalmaktan kurtulamayacaktır. Peygamberlerden başka, en ağır suçlamalara maruz kalan, hattâ idam edilen, yakılan binlerce ilim adamı, insanların sadece hayrına çalışmış binlerce evliya gelmiş geçmiştir. Eğer yaptığınız işler, sizin bunların karşısında dünya adına hiçbir beklentiniz olmasa da, bazılarının menfaatlerine, menfaatleri istikametinde kullanmaya alıştıkları ideolojilerine dokunuyorsa, hele bu bazıları bir takım hileler ve düzenlerle "devlet teşkilatlarına sızıp nüfuz etmiş ve bu teşkilatları ele geçirmiş" de herkesi kendileri gibi bilme illetine maruzsa, ayrıca, bazılarının da kıskançlığını çekiyorsa, elbette sizi suçlayacak bazı şeyler ileri süreceklerdir. Şahsen dinî bir kimliğim olduğu, Türkiye`de uzun yıllar bir devlet memuru olarak imamlık ve vaizlik yaptığım için fakire karşı yöneltecekleri suçlama da, gündeme en uygun düşecek bir suçlama olacaktır. 1958 yılından beri resmî vazifelerimle, yazdıklarımla, konuştuklarımla, yaptıklarımla halkın içindeyim. Bahsini ettiğiniz suçlamalar karşısında hakkımda bilhassa askerî darbeler dönemlerinde davalar da açılmış. Fakat 50 yılı aşkın bir zamandır bu suçlamaları haklı çıkaracak tek bir delil ortaya konamamış; hakkımda açılan davalar hep beraatla neticelenmiş, hattâ Türkiye`de 28 Şubat sürecinde açılan davada, davaya temyizde bakan Yargıtay 9. Dairesi, oy birliğiyle beraatımı tasdik etmiş. Daha da ötede, "hareket"e mensup olduğu iddia edilen milyonlarca insandan hiçbiri, dünyanın herhangi bir yerinde bahis mevzuu suçlamayla mahkûm edilememiş. Öyleyse, bu nev`i suçlamaların ne kadar tutarsız olduğu ortada değil midir?
Türkiye, esaslı bir değişimden geçiyor. Hareketin Türkiye`de bu bağlamda hangi katkılarından söz edilebilir?
Madem ki bir tekâmülü savunuyoruz ve varlıkta bir tekâmülün olduğu da açıktır; o halde, bilhassa haberleşme ve muvasala vasıtalarının olabildiğince geliştiği ve bilgi teknolojisinin âdeta sınır tanımadığı, ayrıca değişimin en büyülü, en tesirli bir mefhum haline geldiği bir zamanda hiçbir toplumun belli bir noktada kalamayacağı açıktır. Türk toplumu da, sadece bugün değil, birkaç asırdır değişiyor. Üç asır önce başlayan Batılılaşma istikametinde nihayet Meşrutiyet`ten sonra Cumhuriyet`e geçmiş, Cumhuriyet döneminde belli devrimler gerçekleştirmiş, 61 yıl önce çok partili hayata geçip, cumhuriyeti demokrasiyle bir ileri seviyeye taşımış bir toplumuz. Toplumumuzun bu sürekli ileri doğru hareketi, onu belli bir statükoya hapsetmek isteyenler, bunun için de toplumun tekâmülünden ve değişmesinden korkanlar tarafından -ki bu gerçek, önceki sorunuza cevabın bir boyutunu, yani fakire karşı yöneltilen suçlamaların bir sebebini de teşkil etmektedir- defalarca önü kesilmiş de olsa, elbette devam edecektir. Dolayısıyla, 1980`den sonra Türkiye, artık hem kendi içindeki, hem de dünyadaki şartların da zorlamasıyla iki hamle yapmaya mecbur kalmış, bu hamlelerden serbest piyasa ekonomisi Türkiye`de temel bulmuş ve devam ederken, özgürlükçü demokrasi ve hukuk hakimiyeti hamlesi ise son on yılda belli bir mesafe almıştır denebilir. Bu değişimden şahsıma atfedilen "hareket"e, daha doğru bir tabirle, gönüllüler örfanesine düşen payın ne olduğu, doğrusu benim cevaplayabileceğim bir soru değildir. Çünkü, bu "hareket" veya örfane, toplumun bir kesimine ait değildir. Her kesimden ve düşünceden insan bu örfaneye katıldığı için, onların bahis mevzuu değişime katkılarını kestirmek zordur. Belki onların eğitim, hoşgörü ve diyalog faaliyetlerinin değişimdeki rolü bahis mevzuu edilebilir. Bu ise geniş bir sosyolojik çalışmayı gerektirir.
`Türkiye`de ayrışmış iki gruptan söz edilemez`
Türkiye`de Kemalistler ile Müslümanlar arasındaki uçurum hep devam edecek mi? Ya da pragmatik bir yan yana yaşam, hattâ bir barış söz konusu olabilir mi?
Bu soru, Kemalistler içinde Müslümanların, Müslümanlar içinde ise Kemalistlerin olmadığı veya bu iki kesimin birbirinin tamamen zıttı olduğu gibi bir düşünceyi barındırmaktadır. Bunu, soruyu tashih etmek gibi bir gaye için söylemiyorum, işte sözünü ettiğiniz problemin asıl sebebini ortaya koymak adına söylüyorum. Yani, ne Türkiye`de Müslümanlar ve Kemalistler olarak her bakımdan ayrışmış iki gruptan söz edilebilir, ne de bu iki grup arasında kapanmaz uçurumların varlığı söz konusu edilebilir.
Biz, kaynaşmış bir mozaik niteliğine sahip bir "İmparatorluk" toplumunun mirasçılarıyız. Asırlarca Müslüman, Hıristiyan, Musevî, Sünnî, Alevî, Türk, Kürt, Çerkez, hattâ Yunan, Bulgar, Boşnak, Sırp, Arap, yani bir milletler, dinler, ırklar ve diller mozaiği olarak yaşadık. Türk toplumu, işte bu mozaiğin mirasçısı ve hangi din, ırk ve etnisiteye mensup olursa olsun bir arada kardeşçe yaşamayı bilen bir toplumdur. Fakat ne yazık ki Türkiye`de, kısmen bir takım haricî tesirlerle de, birlikte kardeşçe yaşamadan rahatsız olan ve bunu menfaatlerine aykırı bulan çok küçük fakat tesirli grup veya gruplar var. Yoksa ayrışmış Müslümanlar ve Kemalistler diye iki grup yok. Şahsen, sözünü ettiğim küçük grubun da bir gün gerçeği göreceğini, onların da menfaatlerinin, hayrına olanın, farklılıkları zenginliği olan Türk toplum mozaiği içinde kaynaşmaktan geçtiğini göreceklerini ümit ediyorum. Bu, hem Türkiye`nin, hem bölgemizin, hem de Türkiye ve bölgemizin dünya konjonktüründeki yerinin önemi zaviyesinden, dünyanın hayrınadır.
Türkiye`ye hasretimi ancak kavuşursam gideririm`
Türkiye`ye tekrar dönecek misiniz?
Elbette "kerîme-i tarih" olan güzel yurdumun hasreti içindeyim. Daüssıla, her garibin çektiği bir ağrıdır ve onu ancak vuslat giderir. Fakat bu mevzuda diyebilirim ki, bir bakıma Kader`in gönüllü mahkûmuyum.
Almanya`daki Müslümanlar için mesajınız nedir?
Estağfirullah. Kimse için mesaj verme konumunda bir insan değilim. Fakat Allah`ın O`nun rızasını kazanma hedefi taşıdığı ümit ve recası içinde bulunan ve bu maksatla insanlara hizmeti Yaradan`a kulluğun en önemli buudu olarak gören bir kulu olarak, şunu söyleyebilirim: Küreselleşen ve artık büyükçe bir köyü andıran, dolayısıyla herkesin herkese komşu olduğu bir dünyada Müslümanlığın çok önem verdiği komşuluk düsturlarına göre davranmak, İslâm`ın âlemler için rahmet olduğu, Peygamber Efendimiz`in (s.a.s.) âlemlere rahmet olarak gönderildiğinin şuuru içinde birer rahmet insanı olmak ve İslâm`ın lekesiz ve ak yüzünü karartacak her türlü davranıştan uzak durmak, dünyanın her yerindeki Müslümanların vazifesidir ve hayrınadır.
Avrupa`daki gayr-ı Müslimler için mesajınız nedir?
Önceki sorunun cevabında arz ettiğim gibi, küreselleşen ve artık büyükçe bir köyü andıran, dolayısıyla herkesin herkese komşu olduğu bir dünyada Müslümanlığın çok önem verdiği ve Müslim - gayr-ı Müslim herkes tarafından kabul edilebilecek komşuluk düsturlarına göre davranmak ve Hz. Ali`nin daha önce de arz ettiğim, burada manâsı istikametinde az değiştirerek arz edeceğim şu sözünü baş tacı etmek, bütün dünyanın, bütün insanlığın hayrına ve yararına olsa gerektir: "İnsanlar, kendi inancımızdan, kendi dinimizden ise dinde, değilseler insan olmakta kardeşlerimizdir."
`Bin Ladin`den nefret ediyorum`
11 Eylül 2001 hadisesinin planlayıcısı olarak bilinen Üsame bin Ladin hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu soru, sözünü ettiğiniz 11 Eylül hadisesini takip eden günlerde yapılan bir röportajda da sorulmuştu ve cevabını vermiştim. O zaman, "Dünyada en çok nefret ettiğim insanlardan bir tanesi Bin Ladin`dir. Çünkü Müslümanlığın dırahşan (aydınlık) çehresini kirletmiş, bir kirli imaj meydana getirmiştir. Bin Ladin, hissini, hevesini İslâmî mantık yerine koymuş, vahşet öncülüğü yapmıştır. Etrafındaki adamlar da öyle hareket etmiştir. Türkiye`de de böyle düşünen insanlar varsa, onlar da canavarlığa kilitlenmiş insanlardır. Biz onların mülâhazaları türünden mülâhazaları lânetleriz." demiştim. Burada şunu ilave edebilirim ki, mesele bir Üsame bin Ladin veya bir başka şahıs meselesi değildir. Dün Üsame bin Ladin vardı; bugün başkaları, yarın başkaları olabilir. Mühim olan, bilhassa Din adına yanlış yapan, onun yanlış tanınmasına sebep olan her kimse, eğer bunu bir de bazı nefsanî sebepler altında bilerek, şuurunda olarak yapıyorsa, böylesi ancak nefret çeker. Bir ağaçta bir çürük meyve, gerçi o ağacın çürük olduğunu göstermez; fakat ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verir. Üzerinde milyarlarca meyve bulunan ve dünyanın her tarafına dal salmış mübarek ve sağlam bir ağaç düşünün. Bu ağaç yalnız yeni meyve vermiyor; asırlardır meyve veriyor. Bu meyveler içinde pek çok çürük meyve bulunabilir. Fakat bilhassa temsil mevkiindeki, tanınmış bazı meyveler şuurunda olarak kendilerini çürütür ve ağacın da, milyarlarca diğer meyvelerinin de sağlamlığı konusunda zihinlerde şüphe, hattâ bazı zihinlerde netice hâsıl edecek olurlarsa, bu, milyarlarca meyveye ve o ağaca büyük ve affedilmez bir cinayet olur. Bu cinayeti işleyen de korkunç ve affedilmez bir cânidir

cihaderi.net

Yeni-OSMANLI
18-06-2011, 12:34
"Din adına yanlış yapan, onun yanlış tanınmasına sebep olan her kimse, eğer bunu bir de bazı nefsanî sebepler altında bilerek, şuurunda olarak yapıyorsa, böylesi ancak nefret çeker. Bir ağaçta bir çürük meyve, gerçi o ağacın çürük olduğunu göstermez; fakat ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verir. Üzerinde milyarlarca meyve bulunan ve dünyanın her tarafına dal salmış mübarek ve sağlam bir ağaç düşünün. Bu ağaç yalnız yeni meyve vermiyor; asırlardır meyve veriyor. Bu meyveler içinde pek çok çürük meyve bulunabilir. Fakat bilhassa temsil mevkiindeki, tanınmış bazı meyveler şuurunda olarak kendilerini çürütür ve ağacın da, milyarlarca diğer meyvelerinin de sağlamlığı konusunda zihinlerde şüphe, hattâ bazı zihinlerde netice hâsıl edecek olurlarsa, bu, milyarlarca meyveye ve o ağaca büyük ve affedilmez bir cinayet olur. Bu cinayeti işleyen de korkunç ve affedilmez bir cânidir."

Allah razi olsun fethullah Gülen hocadan,nede güzel ifade etmis...

bakış
18-06-2011, 13:20
usameyi ben tanımıyorum.Uşak olduğunu söyleyen var,gerçekten mücahit olduğunuda söyleyen var.Ama fethullah gülen konuşunca ne hikmetse kanım birden kaynar oldu usameye....

Yeni-OSMANLI
18-06-2011, 14:00
usameyi ben tanımıyorum.Uşak olduğunu söyleyen var,gerçekten mücahit olduğunuda söyleyen var.Ama fethullah gülen konuşunca ne hikmetse kanım birden kaynar oldu usameye....

Ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verenlerin kanı birbirine kaynamasi dogaldir.
Birbirine denk olanlar birbirini ceker.
Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.

fakiri
18-06-2011, 15:28
Gel de söyleme ! :blink:
Papazlar ve hahamlara sevgi ve kucaklaşma varken Usame Bin Ladin'in esamesi mi okunurmuş ? :confused1:
Dünyada en büyük meziyet bir insanın dostlarını ve düşmanlarını isabet ederek seçmesidir. :good:

muhammedusame
18-06-2011, 15:46
http://www.haberform.com/iste-gulenin-abddeki-evi-39345h.jpg


Erzurum'lu vaiz Fethullah gülen'in, İslam düşmanı Amerika'da kaldığı ev.

http://www.hossohbet.com/wp-content/uploads/2011/05/%C4%B0%C5%9Fte-Ladinin-son-g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCleri.jpghttp://images.beyazgazete.com/haber/resim/usame-bin-ladin-in-unlu-fetvasi-ne-idi.jpg
http://www.burokrathaber.com/content_images/newsImages/medium/usame_bin_ladin_ldrldg_ev_2.jpg (http://www.burokrathaber.com/content_images/newsImages/title/usame_bin_ladin_ldrldg_ev_2.jpg)




Ortadoğunun en zengin Ailelerinden birine mensup milyar dolarların sahibi Usame bin laden'in en son kaldığı ev ve mütevazi yaşantısı.

Kimin çürük veya kurtlu olduğu, yaşantısından ve durduğu yerden belli olmuyor mu?

bakış
18-06-2011, 16:14
muhammedusame kardeşim devamlı savaşan bir adamın villa ile işi olmaz heralde...

Ladinin başka savunulacak bir işi yokmu onları yaz buraya

DeliŞair
18-06-2011, 17:45
Aranızda Osamanın intihar saldırıcısı yetiştirdiğini gören varmı bunu kim ispatlaya bilcek.. yada 11 eylül saldırısıyla alakasını?
Tüm dünya hatta çoğu amerikalı biliyor ki o saldırıyı Osama düzenlememiştir.!!!
http://www.reopen911.org/ReOpen911_2007Archive/index.htm

Herkes bilir cecenistandaki afganistandaki ve nice islam bölgesineki zulumleri rusların saldırılarını savaşları
bunları savunan bir tane bile ülke yoktur düzenli bir islam ordusu yoktur.

bir cok müslüman gencimiz faslısı türkü arabı dünyanın her yerinden kendi imkanları ile cenenlere afganlara destek olmak icin oradaki direnişlere katılmak için o bölgelere gidiyorlar(dı). bu gerçeği çoğunuz bilir nice müslüman türk kardeşimizde cenenistana afganistana gitmiştir mesela.

ama bunlar varıyor mu varmıyor mu belirsizdir .kimisi belki sınırı bile geçemiyor yada direnişe katılmadan yakalanıyor. belki pek azı gerçek manada maksatına ulaşabiliıyor(du).

el kaidenin kurulma sebebi budur arkadaşlar
elkaide zaten kendi hür iradesi ile bu bölgelere cihada giden bu duyarlı mucahid kardeşleri desteklemek ve organize etmek için kurulmuştur
sehit olduklarında ailelerini bilgilendirmek gerekirse maddi manen yardım sunmak icin vardır.
ve afganistanda ruslara karşı elkaide mucahidlerimizi en guzel sekilde desteklemiştir.
Osama onca parası mülkü oldugu halde kendisine bir ada alip haremini kurup zevki sefa sürmek yerine
bu dirinişlere önderlik etmiş maddi her yardımı sağlamış ruslara karşı savaşmıştır.
ve yeri geldiğinde ortak düşman rusyaya karşı amerikadan destek almıştır.
o zamanlar osamayı eğitmek ona imkanlar sunmak rusları yenmek için amerikanin işine geliyordu
hani derler ya düşmanımın düşmamı dostumdur .bu yüzden cia dende destek almıştır.

ruslar yenilince amerikanın gözünce el kaide gereksiz oldu ama el kaide sadece ruslara karşı kurulmamıstı
islam bölgesindeki tüm zulüm görenler için kurulduğundan diğer bölgelere yayılmışltır . bu amerikanın israilin hoşuna gitmemiştir
bunu istemeyen dış gucler çakma elkaide elemanları ortaya cıkartarak intihar saldırları düzenleterek sucu hep alkaideye müslümanlara atmıştır. zalim medya işini iyi yapmıştır
işin aslı bundan öte değildir .
Gerçek el kaide ile sizin canlı bombacılar sandıkarınız yani o müslümanlara zarar veren kin aşılayanlarla aynısı değil cakma elkaidedir
nasıl Türkiye cakma hizbullahcılar var gerceğiı ile alakası olmayan sözde islamı gruplar var bundada aynı şey söz konusudur !!!

TakVa
18-06-2011, 18:14
Fethullah Gülen : Bin Ladin'den nefret ediyorum

Allah razı olsun hocaefendi Müslümanlara terörist muamelesi yapılmasına neden olanlara prim vermiyor.

fakiri
18-06-2011, 18:17
Allah razı olsun hocaefendi Müslümanlara terörist muamelesi yapılmasına neden olanlara prim vermiyor.

Primler herhalde ve ancak , papazlara ve hahamlara yetiyor !

TakVa
18-06-2011, 18:22
Primler herhalde ve ancak , papazlara ve hahamlara yetiyor !

Barış için prim var. Terör için yok.

fakiri
18-06-2011, 18:25
Barış için prim var. Terör için yok.

Şu halde sen de hiç durma git, barışçı (!!!) papazlara ve hahamlara prim dağıtma işine yardım et !
Size daha ne denebilir ki ?
Allah sizi ıslah etsin !

TakVa
18-06-2011, 18:31
Şu halde sen de hiç durma git, barışçı (!!!) papazlara ve hahamlara prim dağıtma işine yardım et !
Size daha ne denebilir ki ?
Allah sizi ıslah etsin !

Fakir abi diyalogcu olmuş.:glm

fakiri
18-06-2011, 18:32
Fakir abi diyalogcu olmuş.:glm

Allah esirgesin ! NEUZÛBİLLÂH !

DeliŞair
18-06-2011, 18:55
.. Kitap Ehli'yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46)

“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” (Al-i İmran Suresi, 64)

fakiri
18-06-2011, 19:29
.. Kitap Ehli'yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46)
“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” (Al-i İmran Suresi, 64)

Yaw kaç kez yazdık ev söyledik ! Şimdiki Yahudiler ve Hiristiyanlr kitab ehli değil, müşriktirler diye...Çünkü, her iki tahrif edilen kirap ta (İncil ve Tevrat) Allah'a şirk koşulmaktadır. Yani, Yahuıdiler Üzeyir Aleyhsselâmı, Hiristiyalr da İsa Aleyhisselâmı "-haşa- Allahın oğlu olarak tanımlıyorlar ! Bunun haricinde de bir çok sapık ve bozuk itikadları var. Siz ne zaman akıllanacaksınız ?

fakiri
19-06-2011, 08:01
Müslümanlar en önce neyi bilmeli ve terörizm konusunda nasıl bir kıyas yaplamalı ?

Arkadaşlar,

Öncelikle şu hususu kesin olarak ifade edelim ki, ABD ülkesi yıllardır müslümanların kanını akıtan ve müslüman topraklarında bulunan yeraltı zenginliklerini her devirde elinde bulundurmaya çalışan TERÖRİST bir ülkeddir. Bu ülkenin yanında Usame Bin Ladin ve diğer teröristler yüzbin kez yıkanmış ve daha zararsız bir konumdadır. Amerikanın kanına girdiği mülğümanallın sayısı milyonlarla ifade edilemktedir. Afganistan ve Irak'ta müsüman kanlarını, Orta ve Güney Amerikada Amerikanın yerlilerinin kanlarını, Vietnamda Vietenmlıların kanlarını, Korede Korelilerin, Japaonyada Atom Bombalarıyla Japonların kanlarını akıtan ve yeryüzünde TERÖRİZMİ ve TERÖRİSTLİĞİN birinciliğini hiçbir devlete veya şahsa kaptırmayan yegâne ve tek ülke konumundadır.
Hâl ve hakikat böyle iken, yıllardır bu ülkenin istihabarat örgütünün güvencesiyle ABD'de ikâmet eden bir şahsın "Usame Bin Lafdin'den sevgi dolu sözlerle bahsetmesi elbetteki mümkün değildir. Çünkü böyle bir şeyin olması hâlinde, o ülkeden anında kapı-dışarı edilmesi söz konusudur. Dolayısıyla müslümanlar her hangi bir konu hakkında karar veya hüküm verirken çok dikkatli bir şekilde teemmül ve tefekkür etmeli , öyle -laf olsun-torba dolsun- kabilinden konuşmamalıdır. Bu durum müslüman olmaklığımızın olmazsa-olmaz şart ve vazgeçilemez hususiyetlerinden birisidir. Bunu asla unutmayalım ve hiçbir kişinin, cemaatin , partinin veya devletin dolduruşuna gelmeyelim ! Vessel3am.

saglıkcı
19-06-2011, 08:16
'' hangi din, ırk ve etnisiteye mensup olursa olsun bir arada kardeşçe yaşamayı bilen bir toplumdur.''
Fethullah Gülen
Bir arada yaşamak başka bir şey.Kardeş olmak başka bir şeydir.Ançak müminler bir birinin kardeşidir.Osmanlı bir İslam devleti idi.Bu devletin içinde yaşıyan gayri müslimler zimmi idi.Bunlar devlete harac verirlerdi.Elbette İslamın hükümleri bu hususta ne ise ona uyarlardı.Yani zimmilere hangi haklar verilmiş ise bu haklar kendilerine verilir bir haksızlığa uğrattırılmazlar idi.Kısacası kardeş olmakla adaleti tahakkum ettirmeği bir birine karıştıran ve sanki bu gayri müslimler kardeşimizmiş gibi takdim edenleri telin ediyorum.

DeliŞair
20-06-2011, 01:20
Yaw kaç kez yazdık ev söyledik ! Şimdiki Yahudiler ve Hiristiyanlr kitab ehli değil, müşriktirler diye...Çünkü, her iki tahrif edilen kirap ta (İncil ve Tevrat) Allah'a şirk koşulmaktadır. Yani, Yahuıdiler Üzeyir Aleyhsselâmı, Hiristiyalr da İsa Aleyhisselâmı "-haşa- Allahın oğlu olarak tanımlıyorlar ! Bunun haricinde de bir çok sapık ve bozuk itikadları var. Siz ne zaman akıllanacaksınız ?


kardeş

Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, diyor kuranda onlar o zamanda şirk koşuyordular
sadece bugun değil
öyle olmasa sen haklı olsan bu ayette Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, diye buyrulurmuyu
ALLAH aşkına
lutfen ap acık olan şu ayetleri tartışmayalım ve saptırmayalım !!!
ayette ap acık Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, diyor .. şirk koşmayana böyle hitab edilir mi?

veri
20-06-2011, 08:22
konu gülen in sevmedikleri mi
yoksa ladin in sevilmemesi mi?

Allah aşkına gülen in birkaç sevdiği bulunabilir
ama ladin in bir sevdiği var mı

ORHANCAN
20-06-2011, 09:45
Bin Ladin meselesini bir de Cübbeli Ahmet Hocamdan dinleyelim...

İSLAMDA terör olmaz diyor


http://www.youtube.com/watch?v=VG7GVxw-9gg

muhammedusame
20-06-2011, 09:49
.. Kitap Ehli'yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46)

“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” (Al-i İmran Suresi, 64)

Ankebut 46 nın başındaki bölümü neden çıkardınız veya çıkardılar?
İfade aynen şöyle ''İçlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere''

al-i imran 64 ise ali bulac'ın mealinde aynen şöyle: De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten müslümanlarız."

Bu ayetleri kafamıza göre yorumlamak yerine tefsirlere bakmak gerekiyor: yoksa her müslüman kendi kafasına göre yorumlartsa milyarlaca islam yorumu ortaya çıkar.
Ayetlerin tefsirlerdeki açıklaması:
Taberi tefsiri:

46- İçlerinde zulmedenler hariç, kitap ehliyle en güzel şekilde müca­dele edin ve şöyle deyin: "Biz, bize indirilene de, size indirilene de iman et­tik. Bizim ilahımız da, sizin ilahınız da birdir. Biz yalnız ona boyun eğeriz.

Ey iman edenler, siz, kitap ehli olan Yahudi ve Hiristiyanlarla güzel söz­lerle mücadele edin. Onları Allaha, ilahi delilleri ortaya koyarak davet edin. Ki­tap ehlinden, zulmedenlere ise bu şekilde davranmayın.

Kitap ehlinden zulmedenlerin kimler oldukları hakkında çeşitli görüşler zikredilmiştir.

Mücahid ve Said b. el-Müseyyeb'e göre kitap ehlinden zulmedenler, bo­yun eğerek müslümanlara cizye vermeyi kabul etmeyen ve onlara karşı savaşan­lardır. Kitap ehlinin böyle olanlarıyla artık güzel sözlerle tartışma yoktur. Bun­larla, müslüman oluncaya veya cizye vermeyi kabul edinceye kadar savaşılır. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir.



İbn-i Zeyd'e göre ise, kitap ehlinin zulmedenlerinden maksat, onların, İs­lama iman etmeyenleridir. Bu görüşe göre âyetin manası şöyledir: "Ey iman edenler, siz, kitap ehlinden, Allaha ve peygamberi Muhammed'e iman edenler­le, önceki dinlerinde mevcut olan meseleleri size anlattıklarında onlarla ancak en güzel bir şekilde mücadele edin. Zira onların size anlattıkları şeyler olabilir. Ancak kitap ehlinden, İslama iman etmeyen ve böylece zalim olanlarla ise sava­şın." Ayeti bu şekilde yorumlayanlar bu âyetin mensuh olmadığını, hükmünün halen yürürlükte olduğunu söylemişlerdir.

Katade'ye göre ise bu âyet-i celile mensuhtur. Bunu nesneden âyet ise Tevbe suresinin yirmidokuzuncu âyetidir. Bu âyette, artık kitap ehline boyun eğip cizye vermedikleri için onlara iyi davranılmayacağı, onlarla savaşılacağı emredilmektedir. Bu âyet inmeden önce ise, kitap ehlinin zalim olmayanlarına karşı iyi davranilması ve zalim olanlarına ise sert davranılması emredilmişti.

Ayet-i kerimenin son bölümünde Allah teala, müminlere şöyle emret­mektedir. "Kitap ehline deyin ki: "Biz, bize indirilen Kur'ana da size indirilen Tevrat ve İncile de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir biz, onun emirlerine boyun eğer ve yasaklanndan kaçınırız."

Ayet-i kerimenin bu bölümü, kitap ehlinin, kendi dinlerindeki malumatla­rı anlattıktan zaman, müminlerin o anlatılanları tasdik veya inkar etmeksizin ihtiyatla karşılamalarını hükme bağlamaktadır. Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:
"Kitap ehli Tevratı İbranice okuyor ve müslümanlara Arapça olarak açık­lıyorlardı. Bunun üzerine Resululah (s.a.v.) şöyle buyurdu; "Siz, kitap ehlini ne tasdik edin ne de yalanlayın. Deyin ki: "Biz, Allaha ve bize indirilene iman et­tik...

Kurtubi tefsiri

Müca­hid ve Saîd b. Cübeyr de şöyle demişlerdir: Yüce Allah'ın: "Aralarından zul­medenler müstesna" buyruğu mü'minlere savaş açanlar müstesna anla­mındadır. Bunlarla yapılacak mücadele iman edinceye ya da cizyeyi ödeye­cekleri vakte kadar kılıçla savaşmaktır.

Bu gün batılı devletlerin çoğuluğu müslümanlarla savaşmıyor mu???
Mücahidler müslümanlarla savaşmayan hangi devlete saldırmışlardır?

Al-i imran suresi 64 tefsiri


"De ki: "Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a ibadet etmemiz, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamamız, Allah’tan başka birbirimizi rabler edinmemek üzere bizimle sizin aranızdaki müşterek bir kelimeye gelin!" Eğer yüz çevirirlerse: "Bizim müslüman olduğumuza şahid olun" deyin!" (Al-i İmran: 64)
"Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler. Oysa sadece tek olan ilahe ibadet etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koşmalarından münezzehtir." (Tevbe: 31)
Bu ayetin tefsiri konusunda Tirmizi’nin rivayet ettiği ve hasen sahih dediği ve başkasının da rivayet ettiği Adiyy b. Hatem radiyallahu anh’in hadisi vardır:
Adiyy b. Hatem radiyallahu anh boynunda gümüşten bir hac takılı olduğu halde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem o esnada Tevbe: 31 ayetini okuyordu.
Adiyy radiyallahu anh bu ayeti duyunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’a şöyle dedi:
"Onlar haham ve papazlarına tapmıyorlardı."
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle dedi:
"Bu doğru değil, onlar onlara tapıyorlardı. Zira onlar haramı helal, helalı haram yaptıklarında onlara tabi oldular. İşte onlara ibadet etmek böyledir."
(Bu hadisi Ahmed müsnedinde, İbni Cerir de rivayet etmiştir. İbni Teymiye bu rivayete hasen dedi.)
Rasulullah, bu hadiste ibadeti, teşride (helal ve haram yapma konusunda) itaat ve tabi olarak açıklamıştır.
İbni Kesir şöyle dedi:
"Suddi bu ayet hakkında şöyle dedi:
"Allah-u Teâlâ'nın kitabını arkalarına atarak adamların görüşlerini aldılar. Onun için Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:
"Oysa Allah, onları bir ilaha tapmaya davet etmiştir."
Yani; sadece Allah-u Teâlâ'nın haram kıldığı haram, helal kıldığı helal olan hükmüne tabi olunur ve bu konudaki hükmü uygulanır. Ondan başka ibadete layık ilah yoktur. O ortak koştuklarından münezzehtir." (İbni Kesir Tefsiri)
Kurtubi Ali İmran: 64 ayetinin tefsirinde şöyle demiştir:
"Allah’tan başka birbirimizi rabler edinmemek üzere"
Bu ayet;
"Allah-u Teâlâ'nın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram yapma konusunda birbirimize tabi olmayalım" demektir.
Bu ayetin manası:
"Onlar, hahamlarını, rahiblerini ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka rabler edindiler"
ayetinin manası gibidir.
Bu ayet ise;
"Allah-u Teâlâ'nın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram yapan kimselere tabi olanlar, o kimseleri Rab seviyesine çıkardılar" manasındadır." (Kurtubi Tefsiri)
Bu ayete göre; her kim Allah-u Teâlâ'nın kendisine izin vermediği bir meselede insanlar için bir hüküm verirse kendisini Allah-u Teâlâ'ya eş koşmuş olur.

ORHANCAN
20-06-2011, 09:52
Gel de söyleme ! :blink:
Papazlar ve hahamlara sevgi ve kucaklaşma varken Usame Bin Ladin'in esamesi mi okunurmuş ? :confused1:
Dünyada en büyük meziyet bir insanın dostlarını ve düşmanlarını isabet ederek seçmesidir. :good:

Hahamlarla görüşmeyen sadece sizler kalmıştınız.. görüşmeyen ve tebliğ etmeyen de birileri kaldı..

yani yapanlara söz söyleme hakkı vardı yapamayanlara veya korkaklara söz yok mu..??

bakın internete avrupada milli görüşçüler ala'sını yapıyor.. kadın kardeşlerin yaptıkları diyalog linkini daha önce verdim..

Açtığım konularda da vatikanla görüşen dünyadaki islam alimleri var..

yine nakşibendi şeyhi nazımi kıbrısi de ziyaretine gitmiş.. ezan okuyup manen feth etmişler 1992 de.. ve hatta bazı sufi sitelerinde ölen papa için müslümandı gecelere namaz kılardı deniyor..

bu arada aradan 5 sene sonra Hocaefendi gitmiş, görüşmüş hemen tefe konulup dünya aleme ilan ediliyor.. işine geleni kör olan.. işine gelmeyene görmesi ayıp oluyor..

muhammedusame
20-06-2011, 09:58
Fethullah gülen:

Bugün milyonlarca müslüman katleden batılı katillere
İsrailin cani liderlerine
Ben onlardan nefret ediyorum demiş midir?

Usame'den neferet ediyorum demek kolay...
Çünkü usame'den nefret edince müslüman katili batılı efendilerin yanında itibarın yükselir, alkışlanırsın, barış ödülleri alırsın. (ödül verenler o sırada islam coğrafyasında müslüman öldürürler)
Diyelim ki (öyle inanmıyorum) Usame yanlış yapıyor ama yinede usame bir müslümandır.
En kötü müslüman necis kafirlerden bizim için daha değerli değil midir?

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 10:07
Yaw kaç kez yazdık ev söyledik ! Şimdiki Yahudiler ve Hiristiyanlr kitab ehli değil, müşriktirler diye...Çünkü, her iki tahrif edilen kirap ta (İncil ve Tevrat) Allah'a şirk koşulmaktadır. Yani, Yahuıdiler Üzeyir Aleyhsselâmı, Hiristiyalr da İsa Aleyhisselâmı "-haşa- Allahın oğlu olarak tanımlıyorlar ! Bunun haricinde de bir çok sapık ve bozuk itikadları var. Siz ne zaman akıllanacaksınız ?

Peygamber efendimiz dönemindeki hristiyanlarda tarif ettigin gibi inaniyorlardi,buna ragmen Kitab ehlinden sayiliyorlardi.

ORHANCAN
20-06-2011, 10:16
Muhterem muhammedusame kardeş..

olayı bir de Cumhurbaşkanımız Abdullah gülün ağzından dinleyin..


http://www.youtube.com/watch?v=16L6nRUu25Y

muhammedusame
20-06-2011, 10:17
Allah resulü'nün sahabesi bizans'la savaşmadı mı?
Şuan anadolunun güneydoğusu tamamıyla sahabe tarafından hz. ömer döneminde fethedildi. bu ordunun komutanı iyad b. ğanem idi orduda halid b. velid 'de vardı.
diyarbakırda 36 tane sahabe mezarlığı var.

Şunu sormak gerekiyor bizans ehli kitab değil miydi?

Bu dini ve ayetleri allah resulü'nün raşid halifeleri ve sahabesi anlayamamışda
beyninin büyüklüğü tartışmalı diyalogçular mı anlamış???

muhammedusame
20-06-2011, 10:20
Muhterem muhammedusame kardeş..

olayı bir de Cumhurbaşkanımız Abdullah gülün ağzından dinleyin..


http://www.youtube.com/watch?v=16L6nRUu25Y

Ben sana Allah'ın kitabı'nı ve tefsirini yazıyorum sen bana abdullah gülün efendilerine yaranmak için söylediği sözleri dinlememi söylüyorsun..
Sana tavsiyem Allah'ın kitabına kulak ver...

veri
20-06-2011, 10:27
Ben sana Allah'ın kitabı'nı ve tefsirini yazıyorum sen bana abdullah gülün efendilerine yaranmak için söylediği sözleri dinlememi söylüyorsun..
Sana tavsiyem Allah'ın kitabına kulak ver...

kitaptan herkes aynı şeyi duymuyor ve anlamıyor asıl sorun zaten orda
bu yüzden bazı mezheplerde ciddi ayrılıklar yaşanıyor.
ki aynı kitaptaki herşeyi uyguluyor muyuz da başkalarından birşeyler bekliyoruz

ORHANCAN
20-06-2011, 10:29
Ben sana Allah'ın kitabı'nı ve tefsirini yazıyorum sen bana abdullah gülün efendilerine yaranmak için söylediği sözleri dinlememi söylüyorsun..
Sana tavsiyem Allah'ın kitabına kulak ver...

muhterem.. yazışmalarınızı karıştırmayın lütfen..

başkasını yazdığınız mesaj ile üsame bin ladin hakkında kur'an ve tefsiri ile ilgili yaklaşımınız tezat oluşturuyor gibi..

Allahın (CC) kitabı ve tefsiri ile usame arasında nasıl bir bağ kurdunuz ..?? anlatır mısınız..??

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 10:35
[FONT=Georgia]Diyelim ki (öyle inanmıyorum) Usame yanlış yapıyor ama yinede usame bir müslümandır.
En kötü müslüman necis kafirlerden bizim için daha değerli değil midir?


Islam adina,din adina,Allah adina kendi kafalarina göre cihad metodlari gelistirenler,kendi kafalarina göre ayet ve hadis yorumlayarak yüce dinimizin terör dini gibi tanitilmasina alet olanlar sevilirmi?
islam ülkelerini isgal edebilmek icin bahane arayanlara malzeme üretenler,dinimizin terör dini gibi tanitilmasina taseronluk yapanlar,yüz binlerce müminlerin katledilmesine ve tecavüz edilmesine alet olan fitneciler sevilirmi?
Bugün islam beldelerinde adam gibi cihad edenler bu fitnelere alet olanlarin actiklari yaralari sarmaya calisiyorlar.

Tarihte öyle ahmaklar çıkmış ki, fitneye sebep olan yazı ve sözlerinden dolayı kendi kellelerini kaptırdıkları gibi, binlerce, on binlerce müslümanın kanının dökülmesine sebep olmuşlardır. Kâfirlerin müslümanlara karşı daha şiddetli hareket etmelerine sebep olmuşlardır.

[SIZE="4"]Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmak,yahud onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapmak HARAMDIR.Haram isleyenler sevilmez

ORHANCAN
20-06-2011, 10:38
muhammedusame kardeş...

ikiz kulelerin vurulmasında usame bin ladenin rolü var mıydı..?

intehar saldırılarını nasıl bakar..

lütfen açıklama lutfunda bulunur musunuz..??

muhammedusame
20-06-2011, 10:40
muhterem.. yazışmalarınızı karıştırmayın lütfen..

başkasını yazdığınız mesaj ile üsame bin ladin hakkında kur'an ve tefsiri ile ilgili yaklaşımınız tezat oluşturuyor gibi..

Allahın (CC) kitabı ve tefsiri ile usame arasında nasıl bir bağ kurdunuz ..?? anlatır mısınız..??

Kitab allah yolunda cihad diyor siz Allah yolunda cihad da bütün malını ve canını ortaya koyan usame ve onun arkadaşlarına( her insan hata yapabilir tüm eksikliklerden Allah münezzehtir) efendilerine yaranmak için onlara terörist diyenlere kulak vermemizi istiyorsunuz.

Asıl problem Amerika ve müttefikleri islam dünyasında hergün müslüman katlediyor buna kendi imkanları çerçevesinde cevap vermeye çalışan mücahidler terörist oluyor. yüreğiniz varsa Dillerinizi Amerika ve cani yandaşlarına uzatsanıza...

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 10:43
mücahidlere laf söyleyen yok,meseleyi yanlis yönlere cekme,terör olaylarindan bahsediyoruz.

ORHANCAN
20-06-2011, 10:45
Kitab allah yolunda cihad diyor siz Allah yolunda cihad da bütün malını ve canını ortaya koyan usame ve onun arkadaşlarına( her insan hata yapabilir tüm eksikliklerden Allah münezzehtir) efendilerine yaranmak için onlara terörist diyenlere kulak vermemizi istiyorsunuz.

Asıl problem Amerika ve müttefikleri islam dünyasında hergün müslüman katlediyor buna kendi imkanları çerçevesinde cevap vermeye çalışan mücahidler terörist oluyor. yüreğiniz varsa Dillerinizi Amerika ve cani yandaşlarına uzatsanıza...

muhterem adım adım gidelim lütfen..

madem bu işi yanlış yaptığımızı alıntıyla geldiniz..

Usame'nin ayet ve tefsirle ilgisini.. ve yukarda (aşağıda)sorduğum iki soruyu açıklayın lütfen..


muhterem.. yazışmalarınızı karıştırmayın lütfen..

başkasını yazdığınız mesaj ile üsame bin ladin hakkında kur'an ve tefsiri ile ilgili yaklaşımınız tezat oluşturuyor gibi..

Allahın (CC) kitabı ve tefsiri ile usame arasında nasıl bir bağ kurdunuz ..?? anlatır mısınız..??

Amerika ve müttefikleri ile ilgili sözlerini okumadıysanız alıntılarız..

ama lütfen 3 sorumu cevap istiyorum..

ORHANCAN
20-06-2011, 11:02
Kitab allah yolunda cihad diyor siz Allah yolunda cihad da bütün malını ve canını ortaya koyan usame ve onun arkadaşlarına( her insan hata yapabilir tüm eksikliklerden Allah münezzehtir) efendilerine yaranmak için onlara terörist diyenlere kulak vermemizi istiyorsunuz.

Asıl problem Amerika ve müttefikleri islam dünyasında hergün müslüman katlediyor buna kendi imkanları çerçevesinde cevap vermeye çalışan mücahidler terörist oluyor. yüreğiniz varsa Dillerinizi Amerika ve cani yandaşlarına uzatsanıza...

kitabımız Kur'an-ı kerimde cihad emirleri vardır.. ama cihadın da bir usulü de vardır..

Müslüman, gerek barış ortamında gerekse savaş halinde dininin kriterlerine riayet etmek durumundadır. Ne kadar zor şartlara, sıkıntılara maruz kalırsa kalsın hislerini dininin getirdiği esaslar çerçevesinde kontrol altına almalı, dininin onaylamadığı bir hareket içinde olmamalıdır.

Barış ortamında hangi şekilde olursa olsun intihar eylemleri yapmak çok büyük bir cinayettir.
Ve böyle hunharca bir cinayete İslâm'ın onay vermesi mümkün değildir. Ve üzerinde iman sıfatı olan, şuuru yerinde bir Müslüman'ın böyle bir şey yapması mümkün değildir.

Savaş ortamında iken sivil hedeflere yönelik intihar eylemleri ise;

savaşta öldürülmesi yasaklanan kadın, çocuk, yaşlı vb.leri (muharip olmayanları) hedef almasından, masum, suçsuz insanları katletmesinden, teröre sebebiyet vermesinden, İslâm'ın imajına gölge düşürmesinden ve bütün Müslümanlara zarar vermesinden dolayı kesinlikle tecviz edilemez.

muhammedusame
20-06-2011, 11:10
birinci soruna cevap
Usame hatası ve savabıyla hayatının büyük birkısmını allah yolunda cihadda geçirdi. bütün servetini o yolda harcadı ve hayatını o yolda verdi.
allah2ın kitabını dinle:
Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. nisa 95

İkinci soruna cevap:
11 eylüllü mücahidler yaptı.
Gerkçesi: amerikanın israile verdiği koşılsuz destek, Irak'a birinci körfez savaşında yapılan saldırı ve akabinde uygulanan ambargo sonrası ölen yüzbinlerce insan, amerikanın somali'yi işkali, Amerikanın islam dünyasındaki zorba yöneticileri desteklemesi.
Meşruiyeti: Allah resulü'nün taife mancınıkla saldırması Mancınıkla atılan taşlar taifte kadın, çocuk ve asker ayırımı yapmıyordu veya istanbul'un fethinde kullanılan toplar asker, kadın, çocuk ayırımı yapıyor muydu?

Üçüncü soruna cevap:

Sen intihar saldırısı derken zaten hükmü veriyorsun.
Canlı bomba saldırılarına onlarca islam alimi fetva vermiştir başında yusuf karadavi ve vehbe zuheyli geliyor.
dua yayınlarından çıkan islam hukunda istişhad kitabını okumanı tavsiye ederim.
Eğer hakka tabi olmak istersen...

muhammedusame
20-06-2011, 11:16
Sen islam savaş hukukuyla ilgili kaçtane kitab okudun?
Bana söylediklerine dair islam savaş hukukuyla ilgili kitaplardan delil getirsene.
Gece baskın sırasnda ölen kadın ve çocularla ilgili Allah resulünün onlarda onlardandır demesini açıklayabilirmisin?
Hangi barış?
1930lı yıllardan beri israil batı desteğiyle müslüman katlediyorken hangi barıştan bahsediyorsun?
İslam toprakları osmanlıdan sonra sömürülürken hangi barış?

ORHANCAN
20-06-2011, 11:26
birinci soruna cevap
Usame hatası ve savabıyla hayatının büyük birkısmını allah yolunda cihadda geçirdi. bütün servetini o yolda harcadı ve hayatını o yolda verdi.
allah2ın kitabını dinle:
Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. nisa 95

İkinci soruna cevap:
11 eylüllü mücahidler yaptı.
Gerkçesi: amerikanın israile verdiği koşılsuz destek, Irak'a birinci körfez savaşında yapılan saldırı ve akabinde uygulanan ambargo sonrası ölen yüzbinlerce insan, amerikanın somali'yi işkali, Amerikanın islam dünyasındaki zorba yöneticileri desteklemesi.
Meşruiyeti: Allah resulü'nün taife mancınıkla saldırması Mancınıkla atılan taşlar taifte kadın, çocuk ve asker ayırımı yapmıyordu veya istanbul'un fethinde kullanılan toplar asker, kadın, çocuk ayırımı yapıyor muydu?

Üçüncü soruna cevap:

Sen intihar saldırısı derken zaten hükmü veriyorsun.
Canlı bomba saldırılarına onlarca islam alimi fetva vermiştir başında yusuf karadavi ve vehbe zuheyli geliyor.
dua yayınlarından çıkan islam hukunda istişhad kitabını okumanı tavsiye ederim.
Eğer hakka tabi olmak istersen...

Bizler çok şükür Hakk'a (CC) tabiyiz ve yolundan ayrılmayız..

ve aklımız cebimizde, kimsenin islam dışı veya kur'an dışı sözlerine itibar etmeyiz..

Usame'nin maddi ve manevi cihadla geçirmesine amenna itirazımız olmaz .. ama islami ölçü ve usülleri mi kullanmış ona bakıyoruz..

ŞİMDİ verdiğiniz ayete göre cihad farz iken... başka ayet-i kerimelerde ise nelerin yapılıp yapılmayacağı da belirtilmiştir... bu usüllere ve tarzlara aykırılık varsa kur'an-ı kerime göre yanlışlık yapılıyor denebilir..



Kadın-erkek, genç-ihtiyar, siyah-beyaz her insan muhteremdir, masûndur ve dokunulmazlığı söz konusudur. İslâm, insan hayatına çok önem vermiştir. Birçok ayet ve hadisle "zaruriyat-ı hamse" (olmazsa olmaz şartlar) denilen beş aslî değerin korunmasını emretmiştir.1

Bunlar; din, nefs, nesil, akıl ve maldır.

Bu itibarla insanın hayatına kastedilemez, ırzına el uzatılamaz, malına tecavüz edilemez, yurdundan-yuvasından çıkarılamaz, hürriyeti elinden alınamaz, inançlarını yaşaması engellenemez. İslâm her bir insanı, başka varlıklara göre bir tür olarak gördüğü için tek bir insanı öldürmeyi bütün insanları öldürme, bir insanın hayatını kurtarmayı da bütün insanların hayatını kurtarma olarak kabul etmiştir. (Bkz. Mâide sûresi, 5/32)

Bu değerlendirme, hiçbir din ve modern sistemde olmadığı gibi, insan haklarıyla alâkalı hiçbir komisyon ve kuruluşta da insana bu seviyede değer verilmemiştir. Hatta bir insanın kendisinin bile kendine karşı bu olumsuzlukları irtikap etmesine, Allah tarafından kendisine bahşedilmiş hayata son vermesine müsaade edilmemiştir.

Bir insan başka birisini öldüremeyeceği gibi kendi hayatına da son veremez yani intihar edemez. İslâm, intihara katiyen cevaz vermemiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de intihar yasaklanmış, (Nisa sûresi, 4/29)

Peygamber Efendimiz de birçok hadislerinde intihar etmenin haram olduğunu ve âhiretteki cezasının ne kadar tüyler ürpertici olduğunu bildirmiştir. (Buhâri, Cenâiz 84; Müslim, İman 175)

gerek 11 eylülde ve gerekse metro lara yapılan saldırılarda islami prensipler vardır demek hata olmaktadır.. bu konuda eğer ülke barış durumunda ise .. yapılan intahar eylemlerinin hükmünü bir yazarımızdan alıntılayalım...


Barış Ortamında İntihar Eylemleri
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, İslâm'ın ârizî bir durum olarak kabul ettiği savaş ile ilgili nasslarını barış ve sivil ortamına alıp uygulamak doğru değildir. Savaş ile ilgili hükümler savaş durumu ve şartları ile kayıtlıdır, sivil ortamda ve barış halinde ise İslâm, her Müslüman'a imanî ve ahlakî değerleri seviyeli temsil ederek, insanlara şefkat ve merhametle muamele etmesini ve yaşadığı toplumda sulhun ve emniyetin temini için çalışmasını emreder.4 Bu yüzden barış ortamındaki herhangi bir ülkenin ister sivil isterse askeri herhangi bir yerinde bombalı intihar eylemi yaparak masum insanları hunharca katletmeyi İslâm dininin hiçbir şekilde onaylaması mümkün değildir.

İnsanlara hatta bütün varlığa şefkatle, merhametle muamele edilmesini emreden Kur'ân-ı Kerîm, "haksız yere bir insanı öldürmeyi, bütün insanlara karşı cinayet işleme" şeklinde değerlendirmiştir. (Mâide sûresi, 5/32) Evet, İslâm nazarında, bir insanın haksız yere öldürülmesi bütün insanların öldürülmesi gibi büyük bir cinayettir. Zîrâ bir insanın öldürülmesi, hem herhangi bir insanın öldürülebileceği fikrini vermekte, hem de topyekün insanlığın hayat haklarına karşı hürmetsizliği terviç etmektedir. Ve böyle bir cinayeti işleyen kimse, Allah nezdinde çok büyük değeri olan insanı, tüyler ürperten menfur bir cinayetle katletmekle çok kötü bir çığır açtığından bütün insanları öldürmüş gibi Allah'ın gazabına ve büyük bir azaba müstahak olmuş olur.

Kur'ân-ı Kerîm, bir insanın haksız ve kasıtlı olarak öldürülmesi suçuna getirdiği ağır tehdidi, diğer suçlara getirmemiştir. Gerçekten de bu ifade ve tehditler tüyler ürperticidir: "Kim bir mü'mini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisa sûresi, 4/93)

Kasten bir mü'mini öldüren insanın cezası, Allah affetmezse ebedî cehennemdir. Ümmetin allâmesi İbn Abbas ve bazı âlimler bu ayeti kasten bir mü'mini öldüren kimsenin tövbesinin kabul olunmayacağı ve ebedi cehennemlik olduğu şeklinde tefsir etmişlerdir.5 Kur'ân'ın tefsir ve yorumunda en önde gelen otorite bir insanın bu yaklaşımı gözden uzak tutulmamalıdır.

Ayette kasten bir mü'mini öldüren insanın cehennemle cezalandırmasının yanında Allah'ın ona gazap edeceği, onu lanetlediği ve ona büyük bir azap hazırladığı bildirilmektedir. Allah'ın hiçbir suça böylesine ağır, tüyler ürperten bir tehdidi söz konusu değildir. Ayrıca masum bir insanı öldürmek Allah'a şirk koşmakla birlikte zikredilmiştir. (Bkz. Furkan, 25/68; Enam, 6/151) Bu da meselenin dehşetini göstermesi bakımından önemlidir.

Diğer taraftan böyle bir vahşeti İslâm dininin kaynakları ile temellendirmek de söz konusu değildir. Değişik ilaçlar ve tekniklerle beyni yıkanarak veya robotlaştırılarak intihar eylemlerine sürüklenmesi dışında iman ve İslâm sıfatları olan şuuru yerinde bir Müslüman'ın böyle bir şeyi yapması düşünülemez.



devam edeceğim inşaallah...

ORHANCAN
20-06-2011, 11:30
eğer savaş ortamında isek yapacağımız cihad ve intahar eylemlerine bir bakalım usame kardeş..


Savaş Ortamında İntihar Eylemleri
Yukarıda kısaca İslâm'ın barış ortamına yönelik genel tavrını ifade etmeye çalıştık. Şimdi de mukaddesatını, ülkesini, varlığını koruma uğrunda savaşmak durumunda kalanların, masum insanlara ve sivil hedeflere yönelik intihar saldırılarını İslâmî kriterler açısından ele almak istiyoruz:


1. Savaş halinde iken "muharip olmayanlar" öldürülmez
Bir Müslüman'ın, iradesinin hakkını vererek hayatını Cenab-ı Allah'ın gönderdiği mesajın prensiplerine göre yaşaması, inancının gereğidir. Müslüman, ibadet hayatından muamelata, ondan öfke, nefret gibi hissî fiillerine kadar hayatının her karesini ilahî emirler çerçevesinde şekillendirmek durumundadır. O, koruması gereken haklarını savunma mücadelesi verirken de bu prensiplere uymakla yükümlüdür. Savaş süreci dahi getirilen ilke ve prensipleri ihlal etmeyi meşru kılmaz. İslâm, savaş durumunda dahi, savaşa katılmayan yaşlı, kadın, çocuk vb. kimselerin öldürülmesini onaylamamıştır. Bu gibi kimseleri "muharip" vasfını haiz kabul etmemiştir. Ve bu şekildeki bir yaklaşım, savaş hukukuna İslâm'ın getirdiği yeni ve orijinal bir ilke ve prensiptir.

Savaş durumunda genel bir prensip olarak "muharib olmayan"lar öldürülmez. Kur'ân'da; وَقَاتِلُوا فِي سَبِيل اللّٰهِ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُوا إِنَّ اللّٰهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ "Sizinle Savaşanlarla (savaşmaya ehil ve kudreti olup da bizzat savaşanlarla) siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın, haddi aşmayın. Muhakkak ki Allah haddi aşanları sevmez." (Bakara sûresi, 2/190) buyurulmaktadır.

Âyetteki "يُقَاتِلُونَكُمْ" kaydı çok önemlidir. Bu kip teknik ifadesiyle "müşareket" bildirir ki bunun mânâsı "sizinle savaş eden", "muharip statüsünde olanlar" demektir. Demek ki muharip olmayanlar yani savaşma statüsünde olmayanlarla savaşılmayacaktır.

Bu âyetten anlaşılan "muharip olmayanların öldürülmemesi" hususu Peygamber Efendimiz tarafından gerek sözlü gerekse fiili olarak izah edilmiştir: Bu konuda birçok hadis vardır.6 Biz bunlardan birkaç tanesini nakletmekle iktifa etmek istiyoruz:

Gazvelerden birinde öldürülmüş bir kadın bulunması üzerine Allah Resûlü böyle bir davranışı "Bu kadın savaşan birisi değil ki niçin öldürüldü?" buyurarak kesinlikle tasvip etmemiş (Ebu Davud, Cihad 111) ve kadınların, çocukların öldürülmesini yasaklamıştır. (Buhari, Cihad 147; Müslim, Cihad 25)

Ayrıca Allah Resûlü, gazvelere gönderdiği ordulara, komutanlara şu şekilde tenbih ediyordu: "Allah'ın adıyla yola koyulun, Allah yolunda mücadele verin, savaştığınız insanlarla aranızda bir anlaşma var ise ona riayet edin, haddi aşmayın, meşrû savaşırken öldürdüğünüz insanlara müsle yapmayın (ağzını, burnunu keserek, insanlık onurunu rencide edecek şeyler yapmayın) çocukları, kadınları, yaşlıları, ibadethanelerdeki insanları öldürmeyin." (Tehanevi, İlaü's-Sünen, 12/31-32; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/300; Ebu Davud, Cihad 82)

Hülefa-yı Râşidîn de aynı hassasiyeti göstermiştir. Günümüze kadar hemen bütün İslâm devlet başkanları cepheye gönderdikleri komutanlara, sivil insanlara ilişmemelerini, mallarına zarar vermemelerini; savaşırken kadın ve çocukları, mabetlerde yaşayan rahip ve keşişleri, tarlasında çalışan çiftçileri öldürmemelerini tenbih etmişlerdir. Ve bu prensipler de genellikle tatbik edilmiştir.

İslâm Hukuku âlimleri, (muharip olmayan) kadınların, çocukların, pîr-i fânilerin, rahiplerin, kilisede ibadet eden insanların, âmânın, kötürümün savaşta öldürülmelerinin haram olduğunda ittifak etmişlerdir. (Tahavî, Muhtasaru İhtilâfı'l-Fukahâ, 3/455-456)

Yukarıda zikredilen ayetteki (Bakara, 2/190) "haddin aşılması", Allah Resûlü tarafından iki şekilde tanımlanmıştır; "muharip olmayanları öldürmemek" ve öldürülen insanların insanlık onurunu zedeleyici davranışlarda bulunmamak. Peygamberimiz, savaş durumunda karşı taraftan öldürülen insanlara "müsle" (öldürülen insanın ağzını, burnunu, kulağını kesilmesini) yapılmasını ve "sabran" (bir canlının bağlanarak nişangah haline getirilerek ve çeşitli silahlarla atış yapılarak) öldürülmesini yasaklamıştır.7 Hatta Efendimiz bir tavuğun bile "sabran" öldürülmesini yasaklamıştır. (Ebu Davud, Cihad, 120; Darimî, Edahî, 13)

Ayrıca Peygamberimiz bir Müslüman'ın savaşırken bile kendine yaraşır bir şekilde davranması gerektiğine dikkatleri çekmiştir: "İnsanî ve ahlakî değerlere riayet ederek en güzel bir şekilde savaşan ehli imandır." (Ebu Davud, Cihad, 110) Şimdi, bu kriterler penceresinden bombalı intihar eylemlerine baktığımızda İslâm'ın genel ve etik prensipleriyle ve tarih boyu uygulamasıyla tamamen zıt olduğunu görürüz. Zîrâ bu eylemlerde "muharip" vasfını haiz olmayan masum kimseler katledilmektedir ki bu, açık olarak İslâmî nasslarla çelişmektedir.

2. Sivil hedeflere saldırılmaz
Savaş durumunda iken masum insanları katletmek dinin temel referanslarına tamamen zıttır. Asr-ı saadet ve sonraki dönemlerde buna mesned teşkil edebilecek bir davranış biçimi olmadığı gibi bu, Müslümanlar tarafından da bir mücadele metodu olarak kullanılmamıştır. Eğer "başka çare yok, ne yapılsın?" denilecek olursa Mekke'de çok ağır işkencelere, eziyetlere maruz kalan sahabe efendilerimiz ve daha sonraki dönemlerde onların çizgisinden giden Müslümanların böyle bir yola başvurmadıklarını hatırlatmak yeterli olur kanaatindeyiz.

Hemen bütün fıkıh kaynaklarında yer alan bir husus vardır; bir Müslüman savaş durumunda bir orduya veya askeri birliğe tek başına öleceğini bile bile saldırabilir mi? Bunun cevabı şu şekildedir: Eğer karşı tarafa zarar verecekse ve Müslümanların menfaatine bir şey olacaksa, mesela, Müslümanları cesaretlendirecekse bu durumda düşman ordusuna saldırarak savaşa savaşa ölünceye kadar mücadele edilebilir. Eğer bir kimse tek başına saldırdığında bunlardan biri hâsıl olmayacaksa bu durumda böyle bir şeye girişmesi caiz değildir. Aksi takdirde şu ayetin çerçevesine gireceği kabul edilir. "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve hep güzel davranın. Çünkü Allah güzel hareket edenleri sever.8 (Bakara sûresi, 2/195) Nitekim, sahabeden bir cemaat Uhud gününde Allah Resûlü'nün önünde bunu yapmış ve Efendimiz'in övgüsüne mazhar olmuşlardır. Fıkıh kitaplarındaki bu meseleyi bir kimsenin üzerine bombalar bağlayarak gidip sivil hedefler içinde, masum insanlar arasında intihar eylemi yapmasına mesned göstermek doğru değildir. Her şeyden önce bu mesele savaş hâli ve askerî hedeflerle ilgilidir. İntihar saldırıları ise sivil ve masum insanlara yöneliktir. İkisi tamamen birbirinden farklıdır.

İntihar eylemlerine mesned gösterilmek istenen delillerden biri de fıkıh kitaplarında yer alan "teterrüs" yani düşmanın, elindeki esir Müslüman kadın ve çocukları kendisine siper olarak kullandığında mümkün mertebe bu insanları hedef almaksızın, Müslümanların oralara saldırıda bulunmasına cevaz verilmesidir.9

Bunu biraz açıklamak gerekmektedir. Şöyle ki: Düşman ordusu, Müslüman erkek, kadın ve çocukları kendilerine siper yaparak Müslümanlara karşı savaşıyor ve Müslümanların da bu siperlere saldırmadan savaşı kazanması mümkün değilse bu durumda düşman askerleri hedeflenmek şartıyla bu siperlere de atış yapılabilir. Eğer saldırıldığında Müslümanların zafer kazanması söz konusu değilse bu caiz değildir. Bu açıdan intihar eylemlerine bakıldığında ne askeri hedeflere yapılan bir saldırı ne oralarda Müslümanların siper edilmesi ne de karşı tarafa zarar verip mağlup etme söz konusudur. Aksine çarşıda pazarda günlük işleriyle meşgul olan masum insanlar hunharca katledilmektedir. Üstelik böyle bir hareket daha çok masum Müslüman'ın öldürülmesine zemin hazırlamaktadır. Dolayısıyla "teterrüs" kaidesi, sivil ve masum -savaş ile ilgisi olmayan- insanların bulunduğu yerde bomba ile intihar eylemi yapmaya kesinlikle delil olamaz. Tam tersine böyle bir saldırı "haksız yere bir insanı öldürmeyi, bütün insanlara karşı cinayet işleme" (Mâide sûresi, 5/32) çerçevesine girer.

3. Kur'ân'da Zikredilen "İrhab" ve Terör
Kur'ân'ı Kerîm'de sadece pozitif manada kullanılan ve kendisine övgüden başka anlam yüklenmemiş kelimeler vardır. "İrhab" kelimesi de bunlardan biridir. Kur'ân'da bu kelimenin geçtiği ayet şöyledir:

وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُم مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمْ اللّٰهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِاللّٰهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْلاَ تُظْلَمُونَ

"Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın! Savaş atları yetiştirin ki bu hazırlıkla Allah'ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve onların ötesinde sizin bilemeyip de, ancak Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutup yıldırasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, onun karşılığı size eksiksiz ödenir, size asla haksızlık yapılmaz." (Enfal sûresi, 60)

Bu âyetteki "irhab"ın kelime mânâsı korkutmadır. Ama bu korkutma zarar vereceği ihtimali (caydırıcı güç) ile tabiî bir korkutmadır, yoksa zarar vererek bir korkutma değildir.10

Müfessirler ayette geçen "irhab"ı düşmanlara karşı günün şartlarına göre"caydırıcı güç" olacak silahları, savaş atlarını vs. hazırlamak olarak tefsir etmişlerdir. (Taberî, el-Câmiu'l-Beyan, 6/42; Razi, Mefâtih, 15/192; Âlûsî, 10/26)

Reşid Rıza "irhab" kelimesinin Kur'ân'da savaşı tutuşturmak için değil engellemek mânâsına olduğunu; toplumu yıkmak için değil korumak mânâsını ihtiva ettiğini söyleyerek bahsi geçen ayeti, gücünün yettiği kadar savaş adına kullanılabilecek silahlarla hazırlık yaparak, bilinen bilinmeyen düşmanları savaşa teşebbüsten, saldırmaktan engellemek şeklinde tefsir etmiştir. (Reşid Rıza, Tefsiru'l-Menâr, 10/66)

Hadislerde "irhab" kelimesi "caydırıcılık" mânâsına kullanıldığı gibi hadis şerhlerinde de aynı mânâda yorumlanmıştır.11 Hadislerdeki garib kelimeleri izah eden en-Nihaye'de "irhab" kelimesi düşmanı saldırmaktan caydıracak güçte olmak ve onu caydırmak şeklinde açıklanmıştır.12

Sahabe-i kirâm bu ayeti savaşa hazırlık yapma, caydırıcı güce sahip olma şeklinde yorumlamışlardır. Mesela Hz. Ömer döneminde birçok cephede mücadele verilirken Medine civarındaki hiç savaşa iştirak etmeyen tam kırk bin tane asil Arap atı hazır bekletiliyordu. Aynı şekilde Suriye civarında da kırk bin at besleniyor ve yedekte tutuluyordu. O günün en önemli savaş aletlerinden biri olan bu atlar ihtiyat kuvveti bulunduruluyordu.13

Ayrıca İslâm fıkıh âlimleri de "irhab" kelimesini "caydırıcı olma" manasında kullanmıştır.14 Netice itibariyle "irhab" kelimesinin hadis ve şerhlerinde, fıkıh kitaplarında, lügatlerde kullanım alanını ve kendisine yüklenilen mânâları araştırdığımız-da şu hakikatler ortaya çıkıyor:

1. Kur'ân'da zikredilen "irhab" i'dad, yani mukaddesatı savunma adına hazırlıklı olma ile bağlantılıdır. Haddi aşmayı ve zulmü engellemeye yöneliktir. Bu durum bilinen ve kabul edilen bir husustur ve insani değerlere münâfi değildir. Suçluları, zalimleri, mütecavizleri ve istilacı düşmanları korkutmanın zaruretini kim inkâr edebilir ki?

2. İslâm âlimlerinin, irhab kelimesini eserlerinde nasıl kullandıklarına baktığımızda şu anlaşılıyor; irhab, düşmanı savaştan önce veya savaş anında yıldırmak, gözünü korkutmak morallerini ve psikolojisini bozmak demektir. Geçmişte böyle bir caydırıcılık değişik şekillerde oluyordu ve bunlar o günün savaş şartlarına göre yapılıyordu.15

Ne Kur'ân'da ne sünnette ne de Kur'ân ve Sünnet kaynaklı eserlerde "irhab" kelimesinin yukarıda zikredilen iki şeklin dışında bir kullanımı söz konusu değildir. Dolayısıyla Kur'ân'da geçen "irhab"ı üzerine bombalar bağlayarak umuma açık yerlerde masum insanları öldürmek, kanını dökmek, yangın çıkarmak, malları evleri binaları tahrip etmek, ortalığa dehşet saçarak toplumu kaosa sürüklemek gibi bir mânâda yorumlamak ve böyle bir eyleme delil göstermek doğru değildir.

Ayrıca bir hususa dikkat çekmek istiyoruz: Bütün Arapça Lügatler ittifakla "irhab" kelimesine "ihâfe" (korkutma) manası vermişlerdir. Bununla birlikte 20. asrın ikinci yarısında telif edilen bazı lügatlerde "irhab" kelimesine yüklenilen mânânın değiştirildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimüslimlerin hazırladığı lügatlerde "irhab"a terörizm manası verilmektedir.16 Oysaki caydırıcı güç ile savaşmadan korkutma manasına gelen "irhab" ile öldürme, bombalama, yangın çıkarma, ortalığa dehşet saçma, toplumu kaosa sürükleyecek şiddet eylemlerinde bulunma manasına gelen "terörizm" arasında ne kadar fark olduğu gayet açıktır.17

4. Çerçevesi belli olmayan bir hususta hüküm verilmez
İslâm Hukuk Metodolojisinin temel yaklaşımlarından birisi şudur; evvela hakkında hüküm verilecek şeyin sınırları, çerçevesi belirlenir ona göre bir hüküm verilir. Çerçevesi, sınırları belli olmayan bir şey hakkında hüküm verilemez. Çünkü sınırları belli olmadığından suiistimal edilebilir.

Bu temel kriter açısından intihar eylemlerine baktığımızda hedef ve kimin öleceği belli değildir. İnsanların günlük meşguliyeti içerisinde kadın, çocuk, yaşlı, Müslüman, gayrimüslim demeden sivil hayatın umuma açık her yerinde yapılmaktadır. Dolayısıyla hedefi belli olmayan bu tür saldırılara girişmek İslâm hukukunun genel prensiplerine terstir.

5. İslâm'da suçun ferdiliği esastır.
İslâm'da cezalar şahsîdir. Fiili kim işlemişse, o suçludur; cezayı da yalnız o çeker. Kur'ân'da bu husus defalarca belirtilir: "Hiç kimse kimsenin günahını çekmez." (En'am sûresi, 6/164; İsrâ sûresi, 17/15; Fâtır sûresi, 35/18) Hukukta suçun ve cezanın şahsiliği temel bir ilkedir. İntihar eylemlerinin hedefleri ise çoğu zaman, suçsuz sivil insanlardır. Bu temel prensip açısından masum insanlara yönelik intihar eylemleri doğru değildir ve İslâm'ın adalet anlayışına terstir.

6. Savaş ilanı devlet başkanının yetkisindedir.
İslâm'da savaş ilan etme yetkisi devlet başkanına aittir.18 Fertler, gruplar, organizasyonlar savaş ilan edemez. Aksi takdirde şahıs ve grupların kendilerince savaş ilan etmeleri kaos ve anarşiye sebebiyet verir. Böyle bir kaos ortamında aynı toplumda yaşayan Müslüman bir grup kendisinden farklı düşünen Müslümanlara karşı bile savaş ilan edebilir. Bu açıdan da intihar eylemlerine bakıldığında bunlar, herhangi bir meşru otoriteye bağlı olmaksızın kimin yaptığı ve ne zaman yapacağı belli olmayan hareketlerdir.

7. İntihar eylemleri Müslüman imajını/kimliğini karartan yanlış bir mücadele metodudur.
Hedefin meşru olması ne kadar önemli ise hedefe götüren yolların meşruiyeti de o kadar önemlidir. Daha önce de geçtiği üzere insanların kendi mukaddesatını, malını, vatanını korumak için mücadele vermesi en önemli vazifelerdendir. Hatta bu uğurda ölmek, şehitliğe giden bir yoldur. Ama böyle bir hedefe meşru olmayan bir mücadele şekli ile yürümek hem maksadın aksiyle tokat yeme gibi bir neticeye sebebiyet vermekte hem de bütün Müslümanların imajını karartarak onları zan altında bırakmaktadır. Oysaki Peygamber Efendimiz, ashabı ve onların çizgisinde giden barış ve huzurun temsilcisi olan Müslümanlar, Müslüman kimliğini barış ortamında olduğu gibi savaş durumunda da korumuş, gölge düşürmemişlerdir. Günümüzde Müslümanlar "terör" ile suçlanmak istenmektedirler. Dolayısıyla her türlü mücadelelerinde böyle bir ithama malzeme olabilecek tavır ve davranışlardan uzak durmalıdırlar.19 Bazı yerlerdeki Müslümanların bu şekilde hareket etmeleri veya hareket edenlere sahip çıkmaları yüzünden İslâm ve Terör kelimeleri birlikte zikredilmekte, İslâm'ın imajı karartılmakta ve karartmak isteyenlere malzeme verilmektedir. Bir Müslüman'ın en zor şartlar altında bile müslümanlığa
yakışır bir şekilde hareket etmesi adına 1. Dünya savaşında gönüllü alay kumandanı olarak savaşa katılarak fedakârane hizmetler yapan Bediüzzaman Said Nursî'nin şu tavrı çok önemli bir misaldir. Savaş esnasında Ermeni fedaileri bazı yerlerde çoluk-çocuğu kesiyorlardı. Buna karşı Ermenilerin çocukları da bazen öldürülüyordu. Bediüzzaman'ın bulunduğu nâhiyeye binlerce Ermeni çocuğu toplanmıştı. Bediüzzaman askerlere "Bunlara ilişmeyiniz." diye emretmiş daha sonra bu Ermeni çoluk çocuğunu serbest bırakmıştı; onlar da, Rusların içerisindeki ailelerinin yanına dönmüşlerdi. Bediüzzaman'ın bu şekildeki muamelesi Ermeniler için büyük bir ibret dersi olmuş, Müslümanların ahlâkına hayran kalmış ve "Madem Molla Said bizim çocuklarımızı kesmedi, bize teslim etti; biz de bundan sonra Müslümanların çocuklarını kesmeyeceğiz." diye söz vermişlerdir. Bediüzzaman Hazretleri'nin İslâm dininin ruhuna uygun tavır ve davranışıyla birçok Müslüman çocuk da öldürülmekten kurtarılmıştır.20

Kur'ân, Sünnet, sahabe ve onlardan sonraki dönemlerdeki uygulamalar ve fıkıh kitaplarına bakıldığında çıkan netice Fethullah Gülen Hocaefendi'nin şu ifadelerinde yerini bulmaktadır: "Hakiki bir Müslüman'ın terörist olması düşünülemez. Kimse vücuduna bombalar bağlayıp, hangi dinden olursa olsun masum insanların içine girip intihar eylemleri yapamaz, böyle bir şey yapmak caiz değildir."21

Kaynaklar
Azimâbâdî, Avnu'l-Ma'bud, Daru'l-Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut 1994.
Bezzar Ebu Bekir, Müsnedü'l-Bezzar, (Thk. MahfuzurRahman) Müessesetu
Ulumi'l-Kur'ân, Beyrut, 1988.
Elmalılı, Hamdi Yazır, Hak dini Kur'ân dili, Eser Yay. İstanbul, 1979.
Hans Wehr, A Dictionary of Modern, Written Arabic, Mektebetu Lübnan, Beyrut, 1960.
İbn Abidin, Muhammed Emin, Haşiyetü Reddi'l-Muhtar, Kahraman Yay. İstanbul, 1984.
El-Mehacce, sayı: 208, 15 Şubat 2004
Mevlana Şibli en-Numani, Bütün Yönleriyle Hazreti Ömer ve Devlet İdaresi (trc. Talip Yaşar Alp) Hikmet Yay., İstanbul, 1986.
Muhyiddin el-Gâzî, el-Basü'l-İslâmî, "Edvaun ala Kelimeti irhab" Müessesetü's-Sahafe ve'n-neşr, Lekne, Hindistan, Mayıs, 2003.
Seyyid Bey, el-Medhal, İstanbul, trhs.
Şatibî, İbrahim b. Musa, el-Muvâfakat fi Usûli'ş-Şerîa, (Thk. Abdullah
Dıraz), Dâru'l-Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut, tsz.
Tahâvî, Ebu Cafer, Muhtasaru İhtilafı'l-Fukaha (İhtisar, Cassas)thk. Abdullah Nezir Ahmed, Daru'l-Beşairi'l-İslâmiyye, Beyrut, 1996
Şerhu Maani'l-Âsar, Daru Kütübi'l-İlmiyye, Beyrut, Lübnan, 1987.
Zuhaylî, Âsâru'l-Harb fi'l-fıkhi'l-İslâmî diraseten ve mukareneten, Daru'l-Fikir, Suriye, 1998.

Dipnotlar
1. Şatibî, Muvâfakat, 2/7-10.
2. Serahsî, El-Mebsût, 10/5; Zuhayli, Âsâru'l-Harb, s. 90-94.
3. M. Fethullah Gülen, İnsanın Özündeki Sevgi, s. 213; Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, 2/692.
4. Bkz. Mümtehine sûresi, 60/8; Câsiye sûresi, 45/14.
5. Taberi, Câmiu'l-Beyan, 4/295; İbn Kesir, Tefsiru Kur'âni'l-Azim, 2/332.
6. Bkz. Tahâvî, Şerhu Meani'l-Âsâr, 3/224-225; Tehanevi, İ'lâü's-Sünen, 12/29.
7. Bkz.: Müslim, Sayd 58-60; İbn Mâce Zebâih 10.
8. Serahsî, Mebsut; 10/37; Cassas, Ahkamu'l-Kur'ân, 1/327; İbn Abidin, 1984, 4/127.
9. Serahsi, Mebsut, 10/154; Tahavî, Muhtasaru İhtilafi'l- Fukahâ, 3/43
10. Bkz. İbn Manzur, Lisânu'l-Arab, "rhb" md; Rağıb, Müfredat, "rhb" md; Zebidî, Tacu'l-Arûs, "rhb" md.
11. Azimâbâdî, Avnu'l-Ma'bud, 8/159
12. İbnu'l-Esir, en-Nihâye fi Garîbi'l-Hadîs, 2/262
13. Mevlana Şibli en-Numani, Bütün yönleriyle Hazreti Ömer ve devlet
idaresi (trc. Talip Yaşar Alp) Hikmet Yayınları, İstanbul, 1986.
14. Bkz. Serahsî, Mebsut, 10/42; İbn Kudame, el-Kafi, 40264; Behutî, Keşşafu'l-Gına, 3/65; Ebu İshak, eş-Şirazî, Mühezzeb, 2/231; İbn Abidin, 6/305.
15. Muhyiddin el-Gazi, el-Ba'sü'l-İslâmî, "Edvaun ala Kelimeti irhab" 48. sayı, s.84; Bkz. İbn Abidin, 6/756.
16. Oxford Wordpower, Oxford Üniv. Pres, Nex York, 1999; Hans Wehr, A Dictionary of Modern, Written Arabic, Mektebetu Lübnan, Beyrut, 1960; English Arabic Glossary; Bkz. The Encyclopaedia
Britannica, 11/650-651
17. Bkz. Muhyiddin el-Gazi, el-Ba'sü'l-İslâmî, 48. sayı, s. 85-86; Dr. Cellul ed-Dekdak, "Hirâbiyyûn la irhâbiyyûn" El-Mehacce, s. 5-6, sayı 208.
18. Vehbe Zuhaylî, el-fıkhu'l-İslamî ve Edilletuhu, 6/419; El-Mevsuatü'l-Fıkhiyye, "cihad" md.
19. Cevdet Said, İslâmî Mücadelede Şiddet Sorunu, s. 65-67
20. Bediüzzaman Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, Şahdamar Yay. s. 107
21. Nuriye Akman, Gurbette Fethullah Gülen, s.19-21.

muhammedusame
20-06-2011, 11:32
11 Eylül: Bir Başlangıç Değil ama Dönüm Noktası

11 Eylül saldırıları dünya tarihinde bir milat özelliği taşımaktadır. Saldırılar sonrasında dünya iki ana kampa ayrılmıştır. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush saldırıların hemen akabinde yaptığı açıklamada tüm dünya liderlerine saflarını seçmeleri çağrısı yaparak “Ya bizdensiniz ya da onlardan” demiştir. Burada sorulması gereken soru şudur. Tarihin en büyük saldırısı olarak bilinen 11 Eylül saldırılarının arkasındaki sebepler nelerdir? Zira sebepleri incelemeden olayların 11 Eylül’de bir terörist grubun ABD’ye saldırmasıyla başladığını düşünüp bütün gelişmeleri bu ön kabulle yorumlamak büyük bir yanılgı olur. Bu çalışma saldırıların sebeplerini, saldırganların amaçlarını, saldırıların ekonomik sonuçlarını, siyasi ve sosyal etkilerini ortaya koymayı hedeflemektedir.



11 Eylül Öncesi Dünya



11 Eylül öncesinde soğuk savaştan galip olarak ayrılan ABD, bütün dünyanın tek süper gücü konumuna gelmişti. Ekonomik anlamda dünya servetinin büyük bir kısmını elinde tutan ABD artık dünya siyasetini belirleyen, ekonomik faaliyetleri yönlendiren tek başat güçtü. George Soros gibi spekülatörler sırtını bu büyük güce dayayıp dilediği ülkede devrimler gerçekleştirebiliyordu; yakın zamanda bile 2003 yılında Orta Asya’da Gürcistan, Kırgızistan ve Ukrayna’da meydana gelen renkli devrimleri finanse eden ve oluşturduğu devasa medya gücü ve ekonomik spekülasyonlarla George Soros devrimlerin mimarı olarak adlandırılıyordu.



ABD dünyada ilk defa atom bombası kullanarak yaklaşık 250 bin insanın ölümüne neden olan tek devletti. Kuruluşundan 11 Eylül’e kadar ABD 120 ülkeye küçük ya da büyük askeri müdahale yapmış ve onlarca ülkeyi de işgal etmişti. Bazı düşünürler 20. yüzyıla ‘‘Amerikan Savaşları Yüzyılı’’ ismini vermişlerdir. ABD’nin savaşlarını gösteren listeyi indirmek için linki tıklayınız.



Dünyanın büyük bir kısmı açlıktan kırılırken ABD’de yetişkinlerin % 74’ü ya obez ya da aşırı kiloludur. Yeni Dünya Düzeni’nin tek süper gücü olan ABD kontrolünde tuttuğu IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla yüksek faizlerle borçlar vererek birçok ülkeyi sömürmekteydi. NATO ve BM gibi Yeni Dünya Düzeni’nin en önemli kurumları aracılığıyla bütün dünyaya gözdağı veriyor, istediği ülkeye bu uluslar arası güçleri de arkasına alıp saldırabiliyordu. ABD bütün dünyaya demokrasiyi önerip, insan hakları raporları hazırlayarak birçok ülkeyi eleştirirken küresel sistemin tek hegemonik gücü olma avantajını kullanarak kendisini eleştirilerden soyutlamaktaydı.



ABD’nin İslam dünyasıyla da arası pekiyi değildi. 11 Eylül’e kadar birçok İslam ülkesinde meydana gelen İslamcı kazanımlar ABD ve müttefiki devletler tarafından daima baltalanmıştı. Irak’a Körfez Savaşı’nda saldıran ABD, binlerce sivili acımasızca bombalamış, birçok zehirli bomba kullanarak nesiller boyunca sakat doğumlara neden olmuş, Irak’a uyguladığı ekonomik ambargo ve gıda ve ilaç kısıtlamalarıyla 500 bin çocuğun ölümüne yol açmıştı. Colombia Üniversitesi beslenme profesörü Richard Garfield sadece ambargoların başladığı 1991-2002 tarihleri arasında ambargolardan dolayı ölen 5 yaş ve altı çocukların sayısını 345,000-530,000 olarak hesaplamıştır. 1999’a kadar Unicef’e göre 500 bin çocuk ambargolar nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Irak Sağlık Bakanlığı’na göre ise uranyum bombaları, savaşın neden olduğu hastalıklar ve ambargoların tümü 1,7 milyon kişinin ölümüne neden olmuştur.



ABD İslam ülkelerindeki diktatör rejimlere destek sağlayan en önemli devletti. Mısır, Libya, Tunus ve Suudi Arabistan gibi birçok ülkenin polis ve istihbarat güçlerinin elit kesimi ABD’de Fort Bragg askeri üssünde eğitiliyordu. Ekonomik olarak çökme tehlikesi yaşayan İslam ülkelerinin diktatör liderlerine ABD cömert yardımlar sunuyordu. ABD İsrail ile Enver Sedat döneminde yapılan Camp David anlaşmasına bağlı kalması ve ABD çıkarlarına uygun davranması karşılığında Mısır ordusu’na Mübarek’in devrilmesinden önceye kadar her yıl 1.5 milyar dolar yardım ve büyük oranda askeri mühimmat desteği sağlamaktaydı.[8] Amerika Suudi Arabistan’dan 9 dolara aldığı petrolü dünyanın değişik ülkelerinde 100 dolara satıyor, bu yolla, İslam ülkelerinin birçok zenginliğini değişik yöntemlerle sömürdüğü iddia ediliyordu. Uluslarası Kamuoyu adı verilen, bilinmeyen bir olgu ülkeleri yola getiriyor, dünyanın Uluslararası Ceza Mahkemesi, Uluslararası Para Fonu, Uluslararası Askeri Güçler, Uluslararası Ekonomik İşbirliği Örgütleri, Uluslararası Yasalar, İnsan Hakları standartları gibi birçok araçla ABD bütün dünyaya kendi dünya görüşünü dayatmaktaydı. .



Ancak bazı kesimler ABD’nin bu emperyal dayatmalarından hoşnut değillerdi. Özellikle Müslümanlar arasında ciddi bir çoğunluk bu dayatmaları hem dini, hem sosyal hem de ekonomik açıdan kabul edilemez bulmaktaydı. Çünkü bu kesim ABD’nin sunduğu Yeni Dünya düzeninde Müslümanların temsil edilmediğinin farkındaydılar.



El Kaide’nin Kuruluş Serüveni



1924 yılında İslam hilafetinin kaldırılmasıyla dünya Müslümanları bütüncül bir siyasi liderlikten yoksun kaldılar. Son hilafet merkezi olan Osmanlı Devleti, tüm İslam coğrafyasının ihtiyaçlarına yeterince cevap verememesine rağmen siyasal olarak Müslümanların hamisi konumundaydı. Hilafetin tekrar kurulması için Mısır ve Hindistan gibi ülkelerde bir dizi hilafet konferansı yapıldıysa da bir sonuç alınamadı.



Osmanlı hilafeti sonrası siyasal himayeden yoksun kalan İslam coğrafyası dönemin emperyal batılı güçleri tarafından gelecekte bölgesel çatışmalara neden olabilecek şekilde etnik ve mezhep merkezli ve bölgelerin sosyolojik ve coğrafi gerçeklerine aykırı bir şekilde çizilmiştir. Bunun sonucunda İslam coğrafyası özellikle de Ortadoğu bölgesi bir çatışma ve savaş coğrafyası haline gelmiştir. Bölgeyi sadece coğrafi sınırlarla bölmekle yetinmeyen batılı güçler İslam coğrafyasındaki sosyal ve kültürel kodları da değiştirmek için birçok projeyi hayata geçirmiştir. Bunun sonucunda başta Türkiye olmak üzere bölgede kurulan ulus devletler laik rejimler benimseyerek yüzlerini batıya dönmüşlerdir. Bu süreç İslam ülkelerinde halkın giyim tarzına müdahaleden eğitim müfredatlarındaki İslami kodları değiştirmeye varacak kadar ileri gitmiştir. Nitekim İslam dünyasının en eski ve büyük üniversitesi olan El Ezher’in eğitim müfredatlarının İngiltere tarafından değiştirildiği bilinmektedir.



İslam ülkelerinde birçok âlim ve entelektüel, ortaya çıkan problemlerin temelinde İslam’dan uzaklaşmak olduğu sonucuna varmış ve halkları tekrar İslami çizgiye davet etmek için çeşitli cemaatler kurmuşlardır. Mısır’da İhvan-ı Müslimin hareketi, Pakistan’da Cemaati İslami ve Tebliğ Cemaati, Filistin’de Hizbut-Tahrir ve daha birçok örgütlenmeler ortaya çıkmıştır. Bu cemaatler uzun bir süre diktatör rejimlerle karşı karşıya gelmemiş ve sadece eğitim çalışmalarıyla halkları İslami değerlere yeniden sarılmaya davet etmişlerdir. Oldukça başarılı olan hareketler kimi zaman engellenmeye çalışılmışsa da mesajlarının geniş kitlelere ulaşması engellenememiştir. Bu cemaatlerin önlenemeyen yükselişi karşısında devletler güç kullanma yoluna gitmiş ve bunun sonucunda örneğin Müslüman Kardeşler Cemaati’nin kurucusu Hasan El Benna ve birçok lideri çeşitli şekillerde ortadan kaldırılmıştır.



Devletlerin cemaatlere karşı şiddete başvurması karşısında Seyyid Kutub gibi bazı önderler, zamanı geldiğinde kendi terimleriyle “küfürle” karşı karşıya gelmenin kaçınılmaz olduğunu, bu sebeple cemaatlerin “cihad” için hazırlık yapması, uzun vadeli projeler hazırlaması ve üyelerini buna motive etmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.



Zamanla davet hareketleri silahlı mücadeleye girişmiş silahlı mücadeleyi benimsemeyen hareketler ise mensupları tarafından ağır davranmakla suçlanmış, birçok grup bu hareketlerden ayrılıp silahlı cemaatler oluşturmuştur. Bu silahlı hareketlerin başında Mısır’da Cihad Cemaati, Cezayir’de Davet ve Cihad Hareketi, Libya’da Cemaatul Mukatele, Suriye’de Said Havva’nın başında bulunduğu İslami Cephe, Filistin’de Hamas, ve daha bir çok hareket gelmektedir. Bu hareketler ülkelerindeki diktatör rejimlerle hesaplaşma yoluna girmiş ancak genelde başarısız olmuşlardır.



1970’lerin sonuna doğru dünya yeni bir sürece girmiş, dünyanın ikinci süper gücü olan Sovyetler Birliği Afganistan’a saldırmıştır. Bu saldırı İslam dünyasında halifelik kaldırıldığından beri hiç gerçekleşmeyen bir olayın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dünyanın dört bir yanından Müslümanlar, dilini ve kültürünü hiç bilmedikleri Afganistan’a gelerek kendi tanımlamalarıyla kardeşleri olarak gördükleri Afgan halkıyla aynı safta savaşmaya başlamışlardır.



Multi-national Cihad Ordusu



50 farklı ülkeden Afganistan’a gelen binlerce İslamcı gönüllünün ortak adı “mücahitler”dir. 1. Dünya savaşında, Osmanlı ile İtilaf Devleri arasında cereyan eden Çanakkale Harbi’nden sonra ilk defa onlarca ayrı ülkeden Müslüman aynı dava için aynı safta savaşıyordu. Bu süreçte Afganistan’a gelen üç kişi savaşın seyri ve 11 Eylüle gelen süreci anlamak açısından çok önemlidir.



Bunlardan biri Filistinli akademisyen Dr. Abdullah Azzam’dır. Azzam Afgan cihadının dünyaya tanıtılmasında ve İslami meşruiyet kazanmasında en etkin rol oynayan kişidir. Afganistan’da Mücahitlere Hizmet Bürosu isimli bir kurum açarak dünyanın dört bir yanından ulusal sınırları aşarak gelen binlerce genci organize etmiştir.



Bu sırada Abdullah Azzam’ın yanında savaşa katılanlardan biri de Suudi bir milyarderin oğlu Usame Bin Ladin’dir. Suud’un en zengin ailelerinden birine mensup olan Bin Ladin o sırada ülkeler arası yatırımlar yapan zengin bir işadamıdır. Dünyanın 7. zengini olan ve prenslerle beraber büyümüş Usame bin Ladin’in bu göz kamaştırıcı serveti bırakıp Afganistan mağaralarında Afgan halkının özgürlüğü için savaşmayı tercih etmesi bölgede ve İslam coğrafyasının tamamında ciddi bir sempati toplamasına sebep olmuştur. Bu dönemde Afganistana’a gelen genç bir doktor ilerde El Kaide’nin oluşumunda ve küresel bir örgüt haline gelmesinde kilit rol oynayacaktır. Bu kişi varlıklı bir aileden gelen Eymen El Zevahiri’dir. Dr Eymen Mısır Cihad hareketi lideridir ve Rusya dağıldıktan sonra lideri olduğu cemaat El Kaide ile birleşir. Zevahiri’nin Usame Bin Ladin’in Amerikan güçleriyle girdiği çatışmada hayatını kaybetmesinden sonra örgütün yeni lideri olması beklenmektedir.



Afgan cihadı bütün dünyada büyük etkilere neden olmuştur. Ruslarla savaş sürecinde askeri deneyimler elde eden binlerce mücahit savaştan sonra bu tecrübelerini ülkelerine uyarlamaya çalıştılar. Bir kısmı oldukça başarılı olurken, diğer birçok girişim başarısız oldu. 1989’a gelindiğinde dünya büyük bir olaya tanık oldu. Oldukça kısıtlı imkânlarla ve askeri, ekonomik ve teknik eşitsizliğe rağmen süper güce meydan okuyan bir avuç savaşçı göz alıcı bir zafer elde etmiştir.



Doğudan batıya birçok Müslüman dini referanslarla hareket edildiğinde başarılı olabileceklerinin farkına vardılar. Sovyet iktidarı devrildiğinde birçok mücahidin ağzında aynı cümle dolaşıyordu “Evet başarabiliriz.”



Afgan savaşı sonrası edinilen tecrübeler ve oluşan iyimser havanın bölgede oluşturacağı domino etkisi ve bunun batılı değerler karşısında oluşturacağı tehdit küresel sistemi harekete geçirmiştir. Küresel aktörlerin girişimleri sonucunda ülkedeki çeşitli gruplar birbirine düşürülmüş ve savaştan elde edilen kazanımların bölgesel aktörler, özellikle de Mücahit gruplar tarafından kullanılması engellenmiştir. Kısa vadeli çıkarların peşinde koşan yerel gruplar bölgesel çapta ve uzun vadede etkili olabilecek projeler üretememişlerdir. Bunun sonucunda Sovyet işgali sonrası beklentiler, özellikle de iç çatışmaların şiddetlenmesi ile yerini hayal kırıklığına bırakmıştır. İslami yönetim hayali yerini kaosa sürüklenmiş ve iç çatışmalarla zayıflayan bir yapıya bırakmıştır. Nihayetinde bu savaş sürecinde elde edilen kazanımlar batılı güçlerin müdahalesi ile kullanılamamıştır.



Avrupa coğrafyasının tam ortasında yer alan Bosna’da savaşın patlak vermesi üzerine daha önce Afgan Savaşı tecrübesine sahip olan mücahit gruplar yönlerini Bosna’ya çevirmişlerdir. Müslüman Boşnakların safında yer alan Mücahit gruplar büyük başarılara imza atmış ve Sırpları yenilgiye uğratmışlardır. Ortadoğu haklarına kıyasla daha az dindar olan Bosna halkının yabancı mücahitlerin etkisiyle şeriat istemeleri Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Amerika’yı harekete geçirmiş ve bu aktörlerin savaşa müdahalesini ortaya çıkarmıştır. Fakat 60 bin kişilik orduyla Bosna’ya müdahale eden batılı güçlerin savaşı durdurmaya karşılık Bosna’dan istedikleri ilk şart Bosna’da bulunan 600 yabancı mücahidin Bosna’yı terk etmesi olmuştur. Bosna savaşı neticesinde İslamcıların kazanımları da Batı tarafından bir kez daha engellenmişti.



Mısır’da rejime karşı ayaklanan Müslüman Kardeşler Hareketi Batı tarafından desteklenen laik rejim tarafından güç kullanılarak şiddetli bir biçimde bastırılmıştır. Avrupa ve Amerika Mısır yönetimine İslamcı hareketlere karşı olan bu tavırlarından dolayı çok büyük miktarlarda parasal ve siyasi destekte bulunmuştur. Yani İslami hareketler Mısır’da da aslında karşılarında batılı aktörleri bulmuşlardır.



Cezayir’de farklı bir metot deneyen İslami hareketler demokratik yöntemlerle iktidara talip oldular. Ali Bin El Hac ve Abbas Medeni önderliğindeki FIS seçimlerde yüzde 85 oy aldı. Fakat Fransa’nın desteğini arkasına alan laik ordu hemen darbe yaptı ve çıkan iç çatışmalarda 100 bin insan katledildi. Cezayir’de Müslümanların siyasi başarısı Batı tarafından baltalanmıştı. Aynı tecrübeyi Tunus’ta da NAHDA partisi yaşadı. Somali’de ise Amerika yıllarca işgalci güç olan Etiyopya’yı destekledi. Ogaden savaşında ABD, Etiyopya ordusuna hava desteği sağladı ve birçok İslamcı, Ogaden savaşında aslında herhangi bir zarar vermedikleri ABD tarafından hava saldırılarında öldürüldü.



İslami Hareket’lerin her başarısı ABD öncülüğündeki Yeni Dünya Düzeni ülkeleri tarafından engellenmekteydi. Peki, çözüm neydi?



Gerek Afganistan, Bosna, Somali gibi ülkelerde yaşanan işgal ve savaşlar gerekse de diğer ülkelerde yaşanan süreçler sonucunda elde ettikleri kazanımları sürekli bir şekilde Batı tarafından baltalanan İslami Hareketler mücadele ettikleri bölgesel aktörlerin aksine asıl düşmanın bu yerel güçleri destekleyen batılı devletler olduğu sonucuna vardılar.



El Kaide ve Uzak Düşman Stratejisi



Afganistan tecrübesi Bin Ladin’in tüm dünyadan mücahidler yetiştirip küresel ölçekli bir hareket kurma fikrini etkilemişti. 1988’de El Kaide isimli bir hareket kurdu. Mısır Cihad cemaati lideri Dr. Eymen El Zevahiri, Ömer Abdurahman, ve daha bir çok tecrübeli İslamcı bu harekete katıldı. El Kaide Afganistan’da birçok kamp açtı ve 11 Eylüle kadar bazı tahminlere göre 20 bin savaşçı eğitti. İslam ülkelerindeki halk desteklerine rağmen başarılı olamamalarını ABD’nin diktatör rejimlere verdiği askeri desteğe bağlayan İslamcılar Zevahiri’nin tabiriyle “Köpeklerle değil sahipleriyle muhatap olmayı” tercih ettiler. Bu görüşün diğer adı “Uzak Düşman Stratejisi”’idi. Dünyanın birçok ülkesinde İslami hareket liderleri ABD yok olmadan ya da çok zayıflamadan İslam ülkelerinde başarı elde edilemeyeceğini, ABD’nin 20 yıl boyunca Müslümanların her başarısını engellediğini düşünüyorlardı. Artık ABD ile Müslümanlar arasında bir hesaplaşma kaçınılmazdı.



El Kaide ABD ile ilk defa Somali’de karşılaştı. Halka yardım götürme gerekçesiyle “Umut Operasyonu” isimli bir operasyon düzenleyen ABD, Somali’yi işgal etti. El Kaide lideri Bin Ladin en tecrübeli savaşçılarından bir timi ülkede halkı örgütlemesi için Somali’ye gönderdi. Bu kişiler 1993’de ABD Kara Şahin helikopterlerinin düşmesine neden olan ve birçok ABD askerinin öldüğü 17 saat süren çatışmalarda etkin rol oynadılar. ABD daha fazla dayanamayıp askerlerini Somali’den çekti. El Kaide o dönemde kamplarında eğitim gören birçok Somalilinin de desteğiyle Somali’yi üs edindi. Bu gün Somali’nin yüzde 85’ini kontrol eden Şebab hareketinin temelleri o dönemde atıldı.



Afganistan’da 1996’da -ABD’den bir dönem destek alan- bazı grupların başını çektiği iç savaşa tepki gösteren medrese mollalarından oluşan bir hareket hızla güç kazandı ve süreç içinde yönetimi ele geçirdi. Bu hareketin ismi “Taliban Hareketi”ydi. Ülke yönetimini ele geçiren Taliban, El Kaide’ye yeniden İslam Hilafeti kurmak amacıyla büyük imkânlar tanıdı. Hareketin lideri Afganistan Devlet Başkanı Molla Muhammed Ömer tüm dünyadaki Müslümanlara bu genç İslam devletini geliştirmek için mühendisler, uzmanlar, doktorlar göndermeleri, ayrıca ülkelerindeki diktatör yönetimlerle arası bozuk olan herkesi misafir edecekleri açıklamasında bulundu. Binlerce İslami hareket üyesi Afganistan’a hareket etti. Sadece 5 bin Özbek Afganistan’da kamplar kurdu, birçok Çeçen o dönemde 2. Çeçen savaşına katılmadan önce Taliban tarafından onlara tahsis edilen ve El Kaide tarafından yönetilen kamplarda eğitim aldı.



ABD ve Batılı güçler, 1979 İran devriminin mezhep merkezli anlayışı sebebiyle Sünni dünyada oluşturamadığı etkiyi Hanefi (Sünni) Taliban Hareketinin oluşturabileceğinden endişe ediyorlardı. ABD başta olmak üzere batılı devletler bu ülkeye ambargo uyguladı.



Artık ABD ile büyük bir savaşa hazırlanan El Kaide ilk hamleyi gerçekleştiriyordu. Nairobi ve Darusselam’daki ABD elçiliklerini havaya uçurdular. ABD buna karşılık Sudan’da Bin Ladin tarafından kurulan Şifa ilaç fabrikasını vurdu ve Afganistan’ı bombaladı ve 250 sivili öldürdü. Dünya basını ABD’nin terör kamplarını vurduğunu iddia etti. Gerçek ise çok sonraları ortaya çıktı. El Kaide Sudan saldırısının intikamını almak için 2000 yılında ABD’nin Aden körfezinde bulunan ve dünyanın en büyük uçak gemisi olan USS Cole savaş gemisini vurdu. Onlarca ABD askeri yaşamını yitirdi.



23 Şubat 1998’de bir basın açıklaması yapan El Kaide liderleri “Haçlılara ve Siyonistlere Karşı Cihad Cephesi’ni” kurdular. Tüm Müslümanları Filistin’in yeniden özgürleşmesi için Afganistan’da kurulacak Hilafet Ordusu’na katılmaya davet ettiler. Molla Ömer bu ordunun lideriydi ve Emirul Muminun olarak isimlendiriliyordu. Hem Usame bin Ladin hem de örgütün tüm üst düzey yöneticileri Afganistan’ın tek meşru lideri olarak Molla Ömer’i gördüklerini ilan ettiler. Bu durum hala değişmemiştir.



2001 yılında ABD Pakistan aracılığıyla ve daha değişik yollarla defalarca Taliban rejimini tehdit etti. Taliban ve El Kaide geçmişte İslami hareketlerin her başarısını baltalayan ABD’nin saldırı hazırlığında olduğunu biliyordu. USS Cole gemisi Afganistan’a doğru muhtemel bir işgal için harekete geçtiğinde uzun zaman boyunca ABD’ye karşı kendi ifadeleriyle “kibrini, hegemonik gücünü ve ekonomisini” hedef alacak bir saldırının planını yapmış olan El Kaide neredeyse 15 yıllık bu planı Molla Ömer’den izin alıp uygulamaya soktu. Bir El Kaide lideri daha sonra bu kararı şöyle açıklayacaktı:



‘‘Sorun şuydu: Ya arkamıza yaslanıp onların bize saldırmasını bekleyecektik, ya da onları beklemedikleri bir saldırıyla şaşırtacaktık. Biz ikincisini tercih ettik.’’




El Kaide’nin saldırı gerekçeleri:



11 Eylül’de El Kaide Örgütü,

1- Uzun yıllar boyunca İslam ülkelerinin zenginliklerini sömürdüğünü

2- Petrolünü çaldığını

3-Kutsal olan Mekke ve Medine’ye üsler yapıp mukaddes bölgeleri çiğnediğini

4- Birçok ülkeye savaş açıp yüz binlerce insanı öldürdüğünü

5- Irak’a saldırıp binlerce Müslüman’ı öldürdüğünü

6- Ambargolarla 500 bine yakın çocuğun ölümüne neden olduğunu

7- Her BM oylamasında İsrail’e karşı karar çıkmasını veto yetkisini kullanarak engellediğini

8- İsrail’e askeri ve ekonomik destek verdiğini

9- Japonya’ya atom bombası atarak binlerce kişiyi acımasızca öldürdüğünü

10- İslam ülkelerinin otoriter yöneticilerinin bir numaralı destekçisi olduğunu iddia ettiği ABD’de bazı ekonomik ve askeri hedeflere saldırdı. El Kaide’ye göre yukarıdaki sebeplerden herhangi biri ABD’nin vurulması için yeterli meşruiyeti ve İslami dayanağı sağlayacak kadar geçerli bir sebepti.


Şayet Kapitalizm ABD’nin bel kemiğiyse ve eğer birçok adaletsizlik de bu sistemin ürünüyse, kapitalizmin temel karargâhı olan İkiz Kulelerin vurulması El Kaide’ye göre oldukça meşru ve stratejik bir eylemdir. El Kaide kendi ifadesi ile İkiz Kuleler ve Dünya Ticaret Merkezinde masum sivilleri değil fakir ülkeleri özellikle de İslam ülkelerini IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar aracılığıyla çeşitli ekonomik oyunlar, spekülasyonlar ve dayatmalar yaparak büyük faizlere mahkûm edip sömüren ekonomik savaşın savaşçılarını vurduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte El Kaide savaşçıları bir uçakla Pentagon’a saldırmış, saldırıda 125 Pentagon görevlisi öldürülmüştür.



Bin Ladin gönüllüler arasından 19 savaşçısını saldırıları düzenlemeleri için seçmiştir. Bu kişilerin tümü saldırıların gerekçelerini ve meşruiyetini anlattıkları görüntülü vasiyetler bırakmışlardır. Bu vasiyetleri siz Pressmedya.com okuyucularıyla paylaşıyoruz. Ayrıca 11 Eylül saldırganlarının eğitim ve hazırlık görüntülerini içeren bir belgesel olan Manhattan Raids belgeselini de DOSYA'mızın bu bölümünde bulacaksınız.





kaynak





http://www.tevbe.info/forum/konu-11-eylul-dosyasi.html

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 11:38
eğer savaş ortamında isek yapacağımız cihad ve intahar eylemlerine bir bakalım usame kardeş..

[SIZE=4][/COLOR]
bilgiler icin tesekkürler

ORHANCAN
20-06-2011, 11:39
Sen islam savaş hukukuyla ilgili kaçtane kitab okudun?
Bana söylediklerine dair islam savaş hukukuyla ilgili kitaplardan delil getirsene.
Gece baskın sırasnda ölen kadın ve çocularla ilgili Allah resulünün onlarda onlardandır demesini açıklayabilirmisin?
Hangi barış?
1930lı yıllardan beri israil batı desteğiyle müslüman katlediyorken hangi barıştan bahsediyorsun?
İslam toprakları osmanlıdan sonra sömürülürken hangi barış?

kendi görüşlerimi derleme yapan bir makale ile alıntılarımı incelersen muhterem kardeşim..

kaynaklarla yapılan alıntılarla ve dip notlarla da görüleceği üzere herşey Kur'an-ı kerim ve hadislerden ve islam alimlerinden derlenmiştir...

isterseniz bu konuda ülkemizdeki alim ve fazıl zatların görüşelerini de alabilirim.. hem sesli ve hem görüntülü veya isterseniz yazılarıyla...

ama yaşadığınız ve düşüncelerini aktardığınız cihad kavramının etimolojik incelenmesinde bir tezatlık olduğunu görmenizi dilerim.. daha önce cübbeli ahmed hocamızın beyanını dinlemiştik.. bu sefer de müsadelerinile furkanvakfından başka bir hocadan dinleyelim..


http://www.youtube.com/watch?v=Y5uHVEm9tYw&feature=related

el_aksa
20-06-2011, 11:40
türkiye ve müslüman dünyasında intihar saldırısı sonucu ölen suçsuz müslümanların fetvası olurmu.

istanbulda işine giden halis müslümanın amerika ile baglantısı ne

kurunun yanında yaş gidiyor böyle bir tezat olurmu

bir gemide 99 cani bir mahsum varsa o gemiyi batıramasın o mahsunmun katili olursun

ORHANCAN
20-06-2011, 11:41
bilgiler icin tesekkürler

bizler de sizlere teşekkür ederiz..

yaptığımız fikirlerimiz doğrultusunda sadece iktibasdır..

ORHANCAN
20-06-2011, 11:47
‘‘Sorun şuydu: Ya arkamıza yaslanıp onların bize saldırmasını bekleyecektik, ya da onları beklemedikleri bir saldırıyla şaşırtacaktık. Biz ikincisini tercih ettik.’’




El Kaide’nin saldırı gerekçeleri:



11 Eylül’de El Kaide Örgütü,


1- Uzun yıllar boyunca İslam ülkelerinin zenginliklerini sömürdüğünü


2- Petrolünü çaldığını


3-Kutsal olan Mekke ve Medine’ye üsler yapıp mukaddes bölgeleri çiğnediğini


4- Birçok ülkeye savaş açıp yüz binlerce insanı öldürdüğünü


5- Irak’a saldırıp binlerce Müslüman’ı öldürdüğünü


6- Ambargolarla 500 bine yakın çocuğun ölümüne neden olduğunu


7- Her BM oylamasında İsrail’e karşı karar çıkmasını veto yetkisini kullanarak engellediğini


8- İsrail’e askeri ve ekonomik destek verdiğini


9- Japonya’ya atom bombası atarak binlerce kişiyi acımasızca öldürdüğünü


10- İslam ülkelerinin otoriter yöneticilerinin bir numaralı destekçisi olduğunu iddia ettiği ABD’de bazı ekonomik ve askeri hedeflere saldırdı. El Kaide’ye göre yukarıdaki sebeplerden herhangi biri ABD’nin vurulması için yeterli meşruiyeti ve İslami dayanağı sağlayacak kadar geçerli bir sebepti.







bu yazdıklarınızın cevabını da yine alıntılarımıza başvuralım..

3. Kur'ân'da Zikredilen "İrhab" ve Terör



Kur'ân'ı Kerîm'de sadece pozitif manada kullanılan ve kendisine övgüden başka anlam yüklenmemiş kelimeler vardır. "İrhab" kelimesi de bunlardan biridir. Kur'ân'da bu kelimenin geçtiği ayet şöyledir:




وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُم مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللّٰهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لاَ تَعْلَمُونَهُمْ اللّٰهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لاَ تُظْلَمُونَ




"Düşmanlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın! Savaş atları yetiştirin ki bu hazırlıkla Allah'ın düşmanlarını, sizin düşmanlarınızı ve onların ötesinde sizin bilemeyip de, ancak Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutup yıldırasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız, onun karşılığı size eksiksiz ödenir, size asla haksızlık yapılmaz." (Enfal sûresi, 60)

Bu âyetteki "irhab"ın kelime mânâsı korkutmadır. Ama bu korkutma zarar vereceği ihtimali (caydırıcı güç) ile tabiî bir korkutmadır, yoksa zarar vererek bir korkutma değildir.10

Müfessirler ayette geçen "irhab"ı düşmanlara karşı günün şartlarına göre"caydırıcı güç" olacak silahları, savaş atlarını vs. hazırlamak olarak tefsir etmişlerdir. (Taberî, el-Câmiu'l-Beyan, 6/42; Razi, Mefâtih, 15/192; Âlûsî, 10/26)

Reşid Rıza "irhab" kelimesinin Kur'ân'da savaşı tutuşturmak için değil engellemek mânâsına olduğunu; toplumu yıkmak için değil korumak mânâsını ihtiva ettiğini söyleyerek bahsi geçen ayeti, gücünün yettiği kadar savaş adına kullanılabilecek silahlarla hazırlık yaparak, bilinen bilinmeyen düşmanları savaşa teşebbüsten, saldırmaktan engellemek şeklinde tefsir etmiştir. (Reşid Rıza, Tefsiru'l-Menâr, 10/66)

Hadislerde "irhab" kelimesi "caydırıcılık" mânâsına kullanıldığı gibi hadis şerhlerinde de aynı mânâda yorumlanmıştır.11

Hadislerdeki garib kelimeleri izah eden en-Nihaye'de "irhab" kelimesi düşmanı saldırmaktan caydıracak güçte olmak ve onu caydırmak şeklinde açıklanmıştır.12

Sahabe-i kirâm bu ayeti savaşa hazırlık yapma, caydırıcı güce sahip olma şeklinde yorumlamışlardır. Mesela Hz. Ömer döneminde birçok cephede mücadele verilirken Medine civarındaki hiç savaşa iştirak etmeyen tam kırk bin tane asil Arap atı hazır bekletiliyordu. Aynı şekilde Suriye civarında da kırk bin at besleniyor ve yedekte tutuluyordu. O günün en önemli savaş aletlerinden biri olan bu atlar ihtiyat kuvveti bulunduruluyordu.13

Ayrıca İslâm fıkıh âlimleri de "irhab" kelimesini "caydırıcı olma" manasında kullanmıştır.14 Netice itibariyle "irhab" kelimesinin hadis ve şerhlerinde, fıkıh kitaplarında, lügatlerde kullanım alanını ve kendisine yüklenilen mânâları araştırdığımız-da şu hakikatler ortaya çıkıyor:

1. Kur'ân'da zikredilen "irhab" i'dad, yani mukaddesatı savunma adına hazırlıklı olma ile bağlantılıdır. Haddi aşmayı ve zulmü engellemeye yöneliktir. Bu durum bilinen ve kabul edilen bir husustur ve insani değerlere münâfi değildir. Suçluları, zalimleri, mütecavizleri ve istilacı düşmanları korkutmanın zaruretini kim inkâr edebilir ki?

2. İslâm âlimlerinin, irhab kelimesini eserlerinde nasıl kullandıklarına baktığımızda şu anlaşılıyor; irhab, düşmanı savaştan önce veya savaş anında yıldırmak, gözünü korkutmak morallerini ve psikolojisini bozmak demektir. Geçmişte böyle bir caydırıcılık değişik şekillerde oluyordu ve bunlar o günün savaş şartlarına göre yapılıyordu.15

Ne Kur'ân'da ne sünnette ne de Kur'ân ve Sünnet kaynaklı eserlerde "irhab" kelimesinin yukarıda zikredilen iki şeklin dışında bir kullanımı söz konusu değildir. Dolayısıyla Kur'ân'da geçen "irhab"ı üzerine bombalar bağlayarak umuma açık yerlerde masum insanları öldürmek, kanını dökmek, yangın çıkarmak, malları evleri binaları tahrip etmek, ortalığa dehşet saçarak toplumu kaosa sürüklemek gibi bir mânâda yorumlamak ve böyle bir eyleme delil göstermek doğru değildir.

Ayrıca bir hususa dikkat çekmek istiyoruz: Bütün Arapça Lügatler ittifakla "irhab" kelimesine "ihâfe" (korkutma) manası vermişlerdir. Bununla birlikte 20. asrın ikinci yarısında telif edilen bazı lügatlerde "irhab" kelimesine yüklenilen mânânın değiştirildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimüslimlerin hazırladığı lügatlerde "irhab"a terörizm manası verilmektedir.16

Oysaki caydırıcı güç ile savaşmadan korkutma manasına gelen "irhab" ile öldürme, bombalama, yangın çıkarma, ortalığa dehşet saçma, toplumu kaosa sürükleyecek şiddet eylemlerinde bulunma manasına gelen "terörizm" arasında ne kadar fark olduğu gayet açıktır.17

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 11:48
Kesinlikle suna inaniyorumki cihaddan önceki cihadli inkar eden,ittifaki kücümseyen vahabi zihniyetiyle ayni safta ortak düsmana karsi savasmak imkansizdir.
Bunlarda isin ucunu düsünme kabiliyeti,savasma kabiliyeti yok...asker ruhu olmadigindan dolayi bunlarin komutasinda kesinlikle savasa cikilmaz.

ORHANCAN
20-06-2011, 11:57
Kesinlikle suna inaniyorumki cihaddan önceki cihadli inkar eden,ittifaki kücümseyen vahabi zihniyetiyle ayni safta ortak düsmana karsi savasmak imkansizdir.
Bunlarda isin ucunu düsünme kabiliyeti,savasma kabiliyeti yok...asker ruhu olmadigindan dolayi bunlarin komutasinda kesinlikle savasa cikilmaz.

Faziletli Şeyh Salih El Fevzan'a soruldu

Usame Bin Ladin haricimi?


http://www.youtube.com/watch?v=x5vYaSZNIMU

ORHANCAN
20-06-2011, 12:12
türkiye ve müslüman dünyasında intihar saldırısı sonucu ölen suçsuz müslümanların fetvası olurmu.


istanbulda işine giden halis müslümanın amerika ile baglantısı ne

kurunun yanında yaş gidiyor böyle bir tezat olurmu

bir gemide 99 cani bir mahsum varsa o gemiyi batıramasın o mahsunmun katili olursun

Allah (CC) razı olsun kardeşim..

Aynı düşüncenin başka bir söyleyiş ve yorumlanışı şudur..



Savaş alanı olmayan ve masumların bulunduğu bir ortama canlı bomba olarak hem kendisine hem de başkalarına zarar verenler mesuldür.

Çünkü Allahın verdiği bir vücudu, kendilerinin kabul ettikleri ama islamın tasvib etmediği bir yolda harcamakta ve çok insanların ölümlerine yol açmaktadırlar.

Bunlar islamın yanlış anlaşılmasına vesile olmalarından ve çokça masumların kanlarına girdiklerinden dolayı, elbette hesapları olacaktır.

Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet

DeliŞair
20-06-2011, 12:17
intihar saldırıları 11 eylul saldırısı bunları yapanlar amerika ve yahudinin ta kendisidir
aynı metodu israildede kulllaniyorlar
israil kendi yönlendiriği yetistirdigi insanlari böyla saldirirlar yaptırıp
sucu muslumanlara atiyor
ve saldirmak yeniden katletmek icin kendisine zemin oluşşturuyor
bundan bahseden bir ALLAHIN kulu yok
bu gercekleri neden örtbas ediyorsunuz

takmisiniz binladen bin laden
gördünüzmü duydunuzmu ağzindan hayır hepiniz
sözde onu savunanıda savunmayında iftira ediyor zanlarla konusuyorsunuz..

11 eylull saldırısı olduktan hemen sonra Osama yapmadını söyledi
sizin tarif ettiginiz bir sahis olsaydi
övüne övüne evet ben yaptim demezmiydi
ama hayir ben yapmadim kim yapti bilmiyorum
ama yapanlari kutlumak gerek diyede dip not gecti
muslumanlarin cektigi acilari biraz olsun onlarada hissetirdiler dedi !!!!

ORHANCAN
20-06-2011, 12:20
AYRICA bir konuyu da birbirinden ayıralım bir zahmet...

muhammedusame kardeşin kardavi ve diğer alimin sözü sadece filistin içindir diye bir görüş vardır..

yani intihar eylemleri savaş durumunda olan filistin için fetva verilmiştir görüşüne karşı verilecek cevap şu olmalıdır..



Filistindeki intihar olayları dinimize göre nasıl değerlendirilmelidir?

Değerli kardeşimiz;

Bildiğiniz gibi Müslümanların dinleri, canları, malları ve nesli uğruna ölmeleri onların şehit olmaları anlamına geliyor.

Dini, malı ve canı için ölenlerin şehit olacağını bildiren hadisi şerifler vardır.
İslam aleminde çok tartışılan filistindeki olaylara gelince: acaba intihar mıdır, yoksa şehitlik midir? İntihardır ve intihar değildir diye iki ayrı anlayışın olduğunu görüyoruz. Bizim kanaatimiz ve vardığımız netice şudur:

1- İnsanların iç alemini ve niyetini bilmediğimizden ve hüsnü zan etmekle sorumlu olduğumuzdan, onların din ve vatanları uğruna kendilerini feda ettiklerini düşündüğümüz de, bu olayın bir intihar olmayıp, şehitlik olduğu anlaşılmaktadır.

2- Dinimize göre savaşın şartlarından biri: “Savaş ancak savaşanlarla ve savaşa iştirak edenlerle yapılır.” kuralıdır.

Filistindeki olaylara baktığımızda, bu kuralın zaman zaman çiğnendiğini görmekteyiz. Savaşmayan kimselere hücum edildiği gibi, çocuklara ve kadınlara da saldırıldığı görülmektedir. Hatta böyle bir durum İslam’ın sanki terör diniymiş ve çoluk çocuk demeden suçsuz insanları da öldürüyorlarmış, diye anlaşılmasına da sebep olabilmektedir.

Demek ki dini ve vatanı için kendini feda etmek güzeldir, iyidir. Fakat bu işin bizzat savaşa iştirak edenlere karşı yapılması da dinimize göre şarttır. Suçsuz insanlara yapılması uygun değildir. Bu sebeple kesin karar vermek yerine böyle bir değerlendirmeyi uygun buluyoruz. En doğrusunu Allah bilir.

Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet

ORHANCAN
20-06-2011, 12:49
intihar saldırıları 11 eylul saldırısı bunları yapanlar amerika ve yahudinin ta kendisidir

aynı metodu israildede kulllaniyorlar
israil kendi yönlendiriği yetistirdigi insanlari böyla saldirirlar yaptırıp
sucu muslumanlara atiyor
ve saldirmak yeniden katletmek icin kendisine zemin oluşşturuyor
bundan bahseden bir ALLAHIN kulu yok
bu gercekleri neden örtbas ediyorsunuz

takmisiniz binladen bin laden
gördünüzmü duydunuzmu ağzindan hayır hepiniz
sözde onu savunanıda savunmayında iftira ediyor zanlarla konusuyorsunuz..

11 eylull saldırısı olduktan hemen sonra Osama yapmadını söyledi
sizin tarif ettiginiz bir sahis olsaydi
övüne övüne evet ben yaptim demezmiydi
ama hayir ben yapmadim kim yapti bilmiyorum
ama yapanlari kutlumak gerek diyede dip not gecti
muslumanlarin cektigi acilari biraz olsun onlarada hissetirdiler dedi !!!!

muhterem aşkşairi kardeşim haklısınız.. bu konuda sizleri destekler bilgiler de vereyim müsadelerinizle..

11 eylül saldırılarında hiçbir yahudi ölmedi sözleri vardır.. yani yahudi kökenliler o gün işe gitmemiş haberleri vardır.. ölenler yahudi harici kişilerdir..

ABD kendi içinde iç hesaplaşma yaparken her zamanki gibi değişik mesajlar da vermiştir.. terörü islami olarak nitelendirilmesi bu açıdan önemlidir... ve artık hedef müslüman camia ve işgal edilecek yerlerdeki yer altı ve üstü kaynaklardır..

Diğer bir husus abd kendi cumhurbaşkanı olan kenediyi de vurmuştur.. iç hesaplaşma dairesinde.. ayrıca küba ile savaş çıkartmak için kendi askerlerini küba askeri gibi üniforma giydirerek iki ülke arasındaki (kendi gece kulüplerini) saldırı düzenletmiş ve kendi halkından ölümlere neden olmuştur.. amaç bellidir.. savaş... ve ülke menfaati için 300-500 halkını ve gerekirse cumhurbaşkanını feda eder..

veri
20-06-2011, 12:55
o kulelerde ölenlerin büyük çoğunluğu binanın çökmesi ile meydana geldi.
binadan atlayanlar filan hepsi hikaye
ölenler polis ve itfayeciler öldü ona da iş kazası denilebilir

olayda ölenlerden çok zaten operasyon'un yapılabilmesi önemlidir.
bu kadar ince bir operasyonun bir uçakla yapılması zor iken onca uçağın kaçırılabilmesi bilmiyorum ama afganistan dağlarındaki çobanların yapabileceği türden bir operasyon olması imkansız...

böyle bir operasyonel güçleri olsaydı abd nin göbeğinde yaşarlardı. afgan dağlarında saklanmakla abd dağlarında saklanmak arasında ne fark var...

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:01
İntihar eylemlerini istişhad eylemi niteliyerek fetva aramaya çalışiyorsunuz...
Konu intihar eylemi. Beline bomba baglayarak intihar etme eylemi islam tarihinde hicbirzaman olmamistir,böyle bir cihad metodu yeni bir icattir ve üstelik faydadan cok zarar veriyor.
Kimse dengesiz cihadi ehli-sünnet adina savunamaz. Cihad adina hastane ve okul basmak,cocuk kadin rehin almak,carsi pazarlarda kendini havaya ucurup mümin kani akitmak cihad degil sapikliktir.

Intihar eylemi düzenleyenler kendileriyle birlikte bir kac kafiri öldürselerde ölenlerin ve yaralananlarin aralarinda masum insanlarda bulunuyor...
islam dinini vahsi bir terör dini gibi tanitip islam ülkelerine saldirmak icin bahane arayan kafirlerin ekmegine yag sürülüyor...

Ortam savas ortami olsa dahi üzerine bomba baglayip kendi kendini kendi eliyle parcalayanlar intihar etmektedirler.
intihar eylemi bir yeniliktir,islam tarihinin hicbir döneminde böyle bir uygulama yoktur,bidadtir.
İntihar ne demektir? Bunu ilk önce bilmek lazımdır.İntihar kişinin kendi iradesiyle hayatına son vermesidir.Bunun şekli nasıl olursa olsun haramlığı değişmez.Başka biri tarafından öldürülmek başka bir şey kendisini patlatmak başka birşeydir.

Allame Müfessir, Müctehid Cassâs şöyle diyor:

İmam Muhammed, es-Siye-rü’l-Kebîr’de şöyle demiştir:

“Bir adam, kurtulmayı veya düşmana yaralama ve can zayiatı dokundurmayı umuyorsa, tek başına, bin kişiye saldırsa, bunda bir beis yoktur. Kurtuluş ile yaralama ve öldürmede umudu yoksa, bu hamleyi ona kerih (haram) görüyorum.

Çünkü o, Müslümanlara bir fayda dokundurmaksızın kendini telef olmaya atmıştır. Kişinin bu işi ancak, kurtuluşu veya mü’minlere fayda sağlamayı umduğu vakit yapması lâzımdır.

Şayet, kurtuluşu hususunda ve düşmana yaralama ve can zayiatı verme umudu yoksa, lâkin bununla Müslümanları cesaretlendiriyor ve nihayet onlar da onun gibi yapar, ölür ve düşmana telef verirlerse, inşâallah bunda bir beis yoktur. Çünkü o, düşmana telef vermeyi umuyor da, kurtuluş ümidi yoksa, üzerlerine hamle yapmasında beis görmem.

Aynı şekilde, kendi hamle yapmasıyla, başkasının düşmana telef vermesini umuyorsa, bunda bir beis yoktur. Bu işte sevab alacağını umuyorum. Bu saldırı ancak, on da hiçbir şekilde fayda olmadığı vakit ona mekrûh olur. Eğer, kurtulmayı ve düşmana telef verme yi ummuyorsa ama bu saldırısı düşmanı korkutacak cinsten ise, bunda bir beis yoktur. Çünkü bu, düşmana zayiat vermenin en fazi letlisidir ve onda Müslümanların menfaati vardır.” (İmâm Muhammed’den .)"



Burada intihardan bahsetmiyorlar,Eskiden ateşli silahlar olmadığı için kılıçla mızrakla okla savaşılıyordu.Ama siz Allahın size verdiği yaşama lütfuna ,kaç kafir olursa olsun geberen,kendi elinizle son veremezsiniz.Bu intihardır.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:15
Elinde hiç bir silah kalmadıysa eğer ve ülkeni savunmak zorunda isen bu eylemin caiz oldugunu söyleyenler olsada....sivillere zarar vermemek şartı ile..

Eğer yapılan eylemde baliğ olmamış bir çocuk zarar görse (ki Efendimizin beyanı ile her çocuk müslüman doğar daha sonra buluğa erdiklerinde anne babalarının yönlendirmesi ile çeşitli dinlere girer) veya bir masum öldürülse bu eylemin haklılığını yok eder...

Üzerimize bombaları bağlayıp ufak bir ihtimal dahilinde bile olsa masum savunmasız çocukları kadınları öldürerek bunun vebalini omuzlarımızda taşıyarak değil.Zira bir insanı öldürmekle tüm insanlığı öldürmüş gibi oluruz.

Komutan Halid Bin Velid Ecdaneyn Savaşında Hz.İkrimenin yaralanıp düşman üzerine gitmesine devam etmesi üzerine "İkrime Allah'tan kork böyle savaşman emrolunmadı, kendini savun" demiş.

---------------------------------------------------------------------

ŞEYH NAZIM "İntihar Bombacɪlarɪ ve Gafil Müslümanlar"

Bombayla kendilerini patlatanlar çok akıllı bir is yapıyor zannediyorlar. Allah soracak,
“Ey sersem, ben sana hayatı kendi kendini öldüresin diye mi verdim? Söyle gel bakalım.
Kıyamete kadar bunun beline bomba bağlayınız, kıyamete kadar kaç bin kere, milyon kere
patlasın. Bana karsı gelmek nasılmıs görsün. Can azizdir, kıymetlidir. Onu sen rezil ettin".
İntihar en büyük günahtır. Cihad, İmam’ın
bulunduğu zamandadır. Bunlar kendi
kendilerine hükmeden cahillerdir.
Cenab-ı Hak siz isyanda, tuyanda devam
ettiğiniz müddetçe sizi cezalandırmadan
bırakmayacaktır. Peygamber Efendimiz,
“Aman ya rabbi! Gökyüzünden azab
indirip baska kavimleri yaktığın gibi bizi de
yakma”
dedi.
“Öyle olsun”
diye cevap geldi.
“Lakin, azgınlıkları devam ederse
ayaklarının altından sallamaya
baslayacağım”
buyurdu Rabbimiz.
“Salladığım vakit de ayakta duracak ne bina kalır ne insan”.
Peygamber Efendimiz
“Aman Ya Rabbi! Onları ayaklarının altından gelecek azab ile de helak etme”.
“Senin hatırına öyle olsun Ey Habibim, ancak onları fırka fırka yapacağım, birbirlerinin siddetini
ve hiddetini birbirlerinden çıkaracaklardır. Birbirlerine can düsmanı olacaklardır. Birbirlerini
tüketeceklerdir”.
Bu mahkümiyettir. Bu müslümanlar akıllarını baslarına alıp Allah’ın kitabına dönmedikleri
takdirde onlar da tükeneceklerdir. Kafire bir gazap inerse, bu gafil müslümanlara yedi kat gazab inecektir. Dikkat ediniz, bizden söylemesi...Söyleyene değil, söyletene bak!

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:17
Ben ölecegimi bile bile savasirim fakat kendi kendimi öldüremem.

aradaki farki anladiniz insaAllah...

Öldürülecegimi bilsem bile islama ve müslümanlara fayda verecekse seve seve ölüme atlarim,savasirim fakat kendi kendimi öldürmem,kendi kendimi bicaklamam,kendi kafama kursun sikmam,kendi kendimi havaya ucurmam ...bu ölüm düsman eliyle olmali.
istişhad eylemi konusunda fetva veren Alimlerde bunu kastediyorlar.

DeliŞair
20-06-2011, 13:37
Birisi osamayı kaç kişi seviyor demiş
Osama cenenistanda afganistanda filistinde kisaca
zulüm altindaki islam cografyasinda en cok sevilen sahislardan birisidir
bulalarda sundugu maddi manevi yardim tartisilamaz bile ..
sizin kac filistinli cecen afgan fasli arab tanisiniz var söylermisiniz
ben aralarinda büyüdüm hic birinin agzindan osamayi kötüleyen ufacik bir sey duyamadim ömrümde.
hollandada türklerden sonra en cok faslı vardir ve yüzde 90ı osama sever ..

simdi diyeceksiniz sen nasil aralarinda büyüdün
hollandada bütün bu bahsettigim ulkelerden nice mülteci var
kücük bir ülke oldugundan
ayni ortamlarda bulunduk hep dertlestik sohbetler ettik

üstede bahsettigim amerikanin ve israilin oyunlarina alet oluyorsunuz

bizim su türk milleti bir acaib
hic bir sey bilmez ama her seyi cok bilmiş edasıyla
kopyala yapistir usuluyla dayatmaya calişir

burada maksatim osamayi övmek degildir
haksizlik karsisinda susan dilsiz seytandir

intihar saldırılarını osamayla bağlamak hedef saptırmaktan
başka hiç bir şey değildir

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:42
düsman saflarına saldıran müslüman kafire zarar vermek icin,müslümani motive etmek icin ölecegini bile bile saldirsada kafir eliyle sehid oluyor,intihar etmiyor.Intihar kendi elinle kendi canina kiymaktir.
Intihar eylemcileri üzerlerine bomba bagliyorlar,sonra dügmeye basarak kendilerini havaya ucuruyorlar,buradaki ölüm düsman eliyle olmuyor,kendi kendini öldürüyor.
Üstelik bombanin etkisiyle masum insanlarin ölümünede sebeb oluyor,islam dinini dengesiz terör dini gibi tanitilmasina ,dolayisiyla müslümanlarin daha fazla zarar görmesine zemin hazirliyor.
Üstelik altyapin yok,devletin yok.kime ne faydasi var bu intiharin?
Düsünsenize ,her müslüman erkek cihad niyetiyle intihar etse adam gibi cihad edebilecek asker kalmaz.

intihar eylemlerini istişhad diye yutturmaya calisanlar yanlis kiyas yapiyorlar...

tek başına yüzlerce düşman askerinin arasına dalan ve şehit olan bir müslüman kendini kendi eliyle öldürmüyor, intihar etmiyor kafir eliyle sehid ediliyor,üstelik masum insanlarin ölümüne sebeb olmuyor,böyle bir eylemin caiz olmasi icin faydali olma sartida var,askeri tesvik etmek,düsmana korku vermek,daha büyük zararlara sebeb olmalarini engellemek gibi ...faydali olmayacaksa zaten haram.
Intihar eylemleri simdiye kadar kime fayda sagladi?
masum insanlari öldürme riski yokmu?
Intihar eylemlerinde bu riskler 100% ortadan kalkmaz,herzaman masumlarin ölümüne sebeb olabilirsin,islama fayda saglamadigida,aksine kafirin ekmegine yag sürdügü,islami tehlikeli siddet dini gibi tanitmak isteyenlere,müslümanlarida potansiyel terörist gibi tanitip daha büyük baskilarin uygulanmasi icin istismar edildigi tecrübeyle sabittir.Dolayisiyla bunun caiz oldugunu nasil gönül rahatligi ile söyleyebilirsiniz???

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:45
Kur’ân ve Sünnet Işığında Terör ve İntihar Eylemleri

Prof. Dr. Hamza AKTAN


Ne yazık ki Müslüman ülkeler, iç ve dış güvenliklerini tehdit eden terör eylemlerinin yaygınlaştığı bir dönemin içinden geçmektedirler. Başta Orta Doğu ülkeleri olmak üzere İslâm dünyasında terör örgütlerinin ortaya çıkmasına ekonomik geri kalmışlık, sosyal ve siyasal çözülmeler, kültürel yozlaşmalar gibi olumsuz pek çok şartlar zemin oluşturmaktadır. Bir kısım terör örgütlerinin, içinde bulundukları ülkenin resmi makamlarınca başka terör örgütlerine karşı kullanılmak üzere bir süre desteklendiği, devlet desteğinden güç alarak gittikçe güçlenen bu örgütlerin zamanla kontrol edilemez bir noktaya geldikleri biliniyor. Bazı terör örgütleri de dış güçlerin siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna belli hedeflere yöneltilerek desteklenmektedir. Bu paralelde bazı terör örgütlerinin ortaya çıkışları ise "komplo teorileri"yle açıklanmaktadır.

Son birkaç yüz yıldır İslâm dünyasının bilim ve teknolojide, buna bağlı olarak ekonomide geri kalmışlığı, başta kültür bunalımı olmak üzere pek çok olumsuzlukları ve zaafiyeti beraberinde getirmiştir. Bloklara ayrılan dünyada bu zaafiyet nedeniyle Müslüman ülkelerinin bir güç odağı oluşturamamaları, onları dış müdahalelere ve sömürülmeye açık bir coğrafya hâline getirmiştir. Bu coğrafyada yaşanan kültür bunalımının bir sonucu olarak halkın bir kesimi, aydınlarını ve yöneticilerini yabancılaşmış görmekte ve bunlara karşı tepki duymaktadır. Diğer taraftan, emperyalist olarak gördükleri ülkelere ve onlarla çıkar ilişkisi içinde olduğuna inandıkları kişi ve guruplara karşı isyan duyguları kabarmaktadır. Kaba hatlarıyla tasvir etmeye çalıştığımız bu tablodan terörün türemesi eşyanın tabiatı icabıdır. Başka türlü ifade edecek olursak, bu coğrafyada yaşayan insanlar Müslüman olmasaydılar aynı şartlarda aynı tepkiler yine oluşur, terör örgütleri yine ortaya çıkardı. Nitekim Müslüman olsun olmasın, kalkınmasını tamamlayamamış ülkelerde ideolojik kamplaşmalar, iç çatışmalar, emperyalist ülkelere karşı tepkiler görülmekte, bu durum İslâm ülkelerindeki oluşumla bir paralellik arz etmektedir. Bazı kişi ve çevreler İslam ülkelerinde terör örgütlerinin vücut bulmasını İslâm öğretileriyle ilişkilendirmekte, terörist eylemlere "İslâmî terör" adını vermektedirler. Bazıları da teröristin Müslüman kimliğini ölçü alarak terör olaylarını "İslâmcı terör" olarak nitelemektedirler.
Biz diğer boyutlarını uzmanlarına bırakarak terörün İslâm ile veya Müslüman ile ilişkilendirilmesi boyutu üzerinde durmak istiyoruz. Terör örgütlerinin ve terör eylemlerine katılmış kişilerin başta cihad olmak üzere, bazı İslâmî değerleri slogan olarak kullanmalarının terör ile İslâm arasında ilişki kurulmasına sebep olduğu anlaşılıyor. Teröristin bir taraftan kendini rahatlatmak diğer taraftan toplumun sempatisini kazanmak için dînî değerler dahil her vasıtayı kullanmak istemesi tabiîdir. Terör örgütü, kendisine bağlı militanını, eyleme ikna edebilmek için dînî değerleri tabiî ki kullanacaktır. Zaten onlar kullanılabilecek bütün değerleri kullanmakta bir sakınca görmezler. Biz bu olguyu bir tarafa bırakalım. Acaba iddia edildiği gibi terör eylemlerini bilimsel olarak İslâm'ın asli kaynakları olan Kur’ân ve Sünnet'le temellendirmek mümkün müdür? Diğer taraftan, "İslâmcı" adı, İslâm ile ilgili konularda yeterli bilgi donanımına sahip olan kişiyi ifade etmek üzere kullanılıyorsa böyle bir Müslümanın terörist olması mümkün müdür?

Cihad Kavramı

Bazı terör örgütleri eylemlerine cihad adını verdiklerine göre, önce cihad kavramı üzerinde kısaca duralım. Cihad, her Müslüman'ın Allah yolunda, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için sarf ettiği her türlü cehdin, çabanın, gayretin adıdır. Bu anlamda cihad, kıyamete kadar kesintisiz olarak devam edecek olan bir ibadet biçimidir. Kişinin kendi nefsini terbiye etmek için harcadığı çaba dahil, ilim ehlinin ilmiyle, sağlıklı olanın hizmetiyle, varlıklı olanın malıyla, İslâm inancının bütün insanlarca paylaşılması ve Müslümanların şerefinin ve onurunun korunması için harcadıkları cehd ve gayret cihad olarak adlandırılır. Cihad, zaman zaman Müslümanların saldırıya uğramaları, ya da saldırıya uğrayacakları hakkında ciddî istihbarî bilgiler edinmeleri durumunda mevcut tehdidi ortadan kaldırmak, haysiyet ve itibarlarını korumak için kabule mecbur bırakıldıkları bir savaş biçiminde de görülebilir. Peygamberimizin bizzat komuta ettiği veya ashabdan bazılarını kumandan tayin ettiği savaşların ve askeri harekâtın sayısı altmıştan fazladır. Bunların hiçbirinde Peygamberimiz saldırgan olmamıştır. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: Peygamberimiz, hiçbir müşrik kavme sırf müşrik oldukları için saldırmamıştır. Yaptığı bütün savaşlar ya başlamış bir saldırıyı def etmek, ya da bir saldırı hazırlığını başlangıç aşamasında sonuçsuz bırakmak amacına yöneliktir. Müslümanları cihada teşvik eden âyetler de esasen kaçınılması mümkün olmadığı için başlamış bir savaşla ilgili olarak nazil olmuşlardır. O hâlde Kur’ân ve Sünnet'e göre uluslar arası ilişkilerde esas olan barıştır. Savaş, istisnaî bir durumdur.
İslâm'ın ve Müslümanların varlığını ve onurunu korumayı amaçlayan savaşlar, ebede doğru uzayıp giden zaman içinde cihad sürecinin kısa halkalarını oluşturur. Bu anlamda savaş biçiminde görülen cihad meşru bir müessesedir. Müslümanların, ülkelerinin işgal edilmesine, sömürü ve baskılara tepki duymaları ve bunlara karşı mücadele etmeleri meşrudur, en tabiî hakları ve görevleridir. Yalnız bu konuda göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir nokta vardır. O da şudur. Bütün hukuk sistemlerinde olduğu gibi, İslâm Hukuku’nda da, amacın meşru olması kadar, o amaca ulaşmak için takip edilen yolun da meşru olması kuraldır. Bu sebepledir ki, Kur’ân, müminleri savaşa teşvik etmekle yetinmez, savaşın nasıl yapılması gerektiğini de açıklar.

Sivil insanları, kadın, çocuk ve yaşlıları öldürmeye, otomatik tüfeklerle okul servislerini taramaya, ev, dükkan ve araba yakmaya, olayla ilgisi olmayan insanları rehin alıp kaçırmaya, hatta öldürmeye cihad adı verilebilir mi; üstelik öldürülen ve mülkü tahrip edilen bu insanlar bir de Müslüman iseler? Bu eylemleri gerçekleştiren örgütler merkezi bir otoriteden emir de almıyorlar, yaptıklarından dolayı hiç bir makama hesap vermiyorlar, başlarına buyruk davranıyorlarsa, yaptıkları eylem cihad olabilir mi? Vücutlarına bağladıkları veya arabalarına yükledikleri patlayıcıları kalabalıkların ortasında infilak ettirerek hem kendilerini hem masum insanları öldüren intihar eylemcilerinin bu eylemlerine cihad adını vermeleri ve kendilerini mücahid olarak isimlendirmeleri, eylemlerini cihad, kendilerini mücahid yapar mı? Terör eylemlerine cihad, bu eylemleri yapanlara mücahid adının verilip verilemeyeceğine aşağıdaki örnekleri esas alarak okuyucu kendisi karar verebilecektir. Peygamberimiz’in İslâm Savaş Hukuku’nu esas olan uygulamalarından örnekler vererek konuya açıklık getirmeye çalışalım.

Cihadın Savaş Boyutuyla İlgili Kurallar

İslâm'da cihadın savaş boyutuyla ilgili kuralları Kur’ân ışığında Peygamberimiz’in sünneti esas alınarak şu başlıklar altında özetlenebilir.

1- Düşmana Acımasız Davranmama

Peygamberimiz savaş ortamında dahi, her hâl ve şartta düşmanı bedenen ve ruhen ezmeyi gaye edinmemiştir. İnsanlar düşman da olsa merhamet duygularını kabartacak ve acınacak duruma düştüklerinde onlara acımak gerektiğini Peygamberimiz’den öğreniyoruz. Hicretin 8. yılı Şevval ayında Peygamberimiz Halid b. Velid'i 300 kişilik bir kuvvetin başında Cezîme Oğulları üzerine gönderdi. Cezîme Oğulları savaşmadıkça onlarla savaşmamasını tembih etti. Cezîme oğulları Halid kuvvetlerini görünce silaha sarıldılar. Savaş esnasında kibar davranışlı bir delikanlı sevdiği bir kadının gözü önünde Halid’in kuvvetlerince öldürüldü. Kadın sevdiği adamın üzerine kapandı ve iki kere hıçkırdı. Duyduğu derin kedere kalbi dayanmadı, sevdiği adama sarılmış olduğu hâlde o da öldü. Bu olay daha sonra Peygamberimiz’e anlatıldı. Peygamberimiz üzüldü ve "içinizde hiç mi merhametli bir adam yoktu?" buyurdu. Halid'in bazı esirleri de öldürttüğü kendisine haber verilince Peygamberimiz ellerini semaya kaldırıp, "Ey Allah'ım! Halid'in yaptığı şeyden uzak ve beri olduğumu sana arz ederim. Yaptığı şeyi ben ona emretmedim" niyazında bulundu. (İ. Kesir 1976, 3:591)
Hayber kalelerinin fethi tamamlandığında Safiyye Binti Huyey ile amcasının kızı esir olarak Hz. Bilal tarafından Yahudi ölülerinin arasından geçirilerek Peygamberimiz’e getirildi. Safiyye'nin amcasının kızı, öldürülmüş hısımlarını görünce feryat ederek ellerini yüzüne vurmaya başladı. Peygamberimiz "ey Bilal! Senden acıma duygusu sökülüp atıldı mı ki, bu kadıncağızları ölülerin yanından geçirdin?" diye azarladı. Hz. Bilal, "ya Resülellah! Bundan hoşlanmayacağınızı sanmamıştım" dedi. Bilindiği üzere Peygamberimiz Safiyye Binti Huyey'e Müslüman olmasını teklif etmiş, o da Müslüman olunca onu kendisine nikâhlamış, böylece Hz. Safiyye mü'minlerin annesi olma şerefine ermiştir. (İbn Hişam 1971, 3:350-351; Vakıdî 1966, 2:673)

2- İşkence Yasağı

Peygamberimiz düşmana işkence yapılmasına izin vermemiştir. Süheyl b. Amr Mekke müşriklerinin ileri gelenlerindendi. Hicretten önce Peygamberimize hakaret eden ve baskı uygulayanlardandı. Bedir savaşında esir edildi. Bir ara kaçmaya teşebbüs etti. Yakalanıp getirildi. Süheyl iyi bir hatipti. Sözleriyle insanları etkilemeyi başarırdı. Hz. Ömer, "Ey Allah'ın Elçisi! Bana izin ver, şunun ön dişlerinden ikisini sökeyim de, bir daha senin aleyhine konuşma yapamasın" dedi. Peygamberimiz, "Hayır, ben ona işkence yapamam. Hem, ben ona işkence edersem Allah da beni cezalandırır. Ayrıca umulur ki o, bir gün sevimsiz bulmayacağın bir davranışta bulunur." buyurdu. (İbn Hişam, 2:304; Taberî 1967, 2:465, 561) Gerçekten Peygamberimiz’in vefatından sonra Süheyl b. Amr Mekke'de irtidat (İslâm'ı terk etme) olayları baş gösterince, "Ey Mekkeliler! Siz Allah'ın dinine en son girenlerden oldunuz. Bari en önce çıkanlardan olmayın." diyerek Mekkelilerin irtidat olaylarına katılmalarını önlemiştir. (İbn Hişam, a.y.)

Hendek savaşındaki ihanetlerinden dolayı ölüm cezasına mahkûm edilen Kurayza oğulları Yahudilerinden Nebbaş b. Kays Peygamberimiz’in huzuruna getirildi. Nebbaş'ın burnu yarılmıştı. Peygamberimiz onu getirene "Bunu ona niçin yaptın? Öldürülecek olması yetmez miydi?" diye azarladı. Adam "Kaçmak için beni itti. Aramızda itiş kakış oldu." diyerek mazeret beyan etti.

Medine'ye Müslüman olmak istediklerini belirten 8 kişi gelmişti. Hastaydılar, yardıma ihtiyaçları vardı. Medine'nin havası büsbütün sağlıklarını bozdu. Peygamberimiz onları zekât develerinin otladıkları yaylaya gönderdi. Üç ay kadar orada kalıp sağlıklarına kavuştular. Develerden sorumlu çobanın ellerini ayaklarını keserek, gözlerine ve diline dikenler batırarak işkence ile öldürdüler. Develeri de sürüp götürdüler. Haber Medine'ye ulaşınca Kürz b. Cabir komutasında acele 20 süvari yola çıkarıldı. Süvari birliği hainlerin hepsini yakalayıp Medine'ye getirdi. Suçları hırsızlık, adam öldürme, ihanet ve irtidat idi. Peygamberimiz’in emriyle cezalandırıldılar. (Buhari, "Hudud," 17-18; Müslim, "Kasame," 9-11) Peygamberimiz, bu olaydan sonra her ne sebeple olursa olsun işkence yapılmasını yasaklamıştır. (Vakıdî, 2:570; Köksal, 13:127)

3- Düşman Ölülerine Saygı

Müşriklerin savaşta öldürdükleri kimselerin intikam amacıyla kulak, burun ve tenasül uzuvlarını kesmek, karınlarını yarmak gibi âdetleri vardı. Buna "müsle" denirdi. Peygamberimiz Uhud savaşında amcası Hz. Hamza'nın cesedini parçalanmış olarak görünce derin bir üzüntü duydu. "Eğer bana Allah zafer nasip ederse, Hamza'ya yapılanın karşılığında otuz müşrike aynı muameleyi yapacağım" dedi. Bunun üzerine "Ceza verecek olursanız size yapılanın misliyle cezalandırın. Ama eğer sabrederseniz bilin ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır" (Nahl 16/126) âyeti nâzil olunca Peygamberimiz yemininden vazgeçti ve keffaret ödedi. (İbn Hişam, 3:101; Heysemi, 6:120) Hz. Hamza'ya yapılan müsleye öfkelenen ve müşrik ölülerine aynı şeyi yapmak için ayağa kalkan Ebû Katâde'ye Peygamberimiz, "Otur! Sen Allah katında sevabını iste ey Ebû Katâde! Kureyş müşriklerinin ölüleri birer emanettir...Sen yaptığın şeyin uzun müddet onların yaptıklarıyla birlikte kınanarak anılmasını ister misin?" buyurdu. (Vakıdî, 1:290)
Müşrik ordusu Uhud savaşı için Medine'ye doğru gelirken Peygamberimiz’in Annesi Âmine'nin kabrinin bulunduğu Ebva köyüne vardıklarında kabri açıp kemikleri yanlarında götürmeyi teklif edenler oldu. "Eğer kadınlarımız Muhammed'in eline geçerse onları bize geri vermesi karşılığında annesinin kemiklerini O'na iade ederiz. Böyle bir şey olmazsa, bu kemiklerin karşılığında bize yüklü bir bedel öder." dediler. Konuya akl-ı selimle bakan kimseler, "Hayır, bu doğru olmaz. Eğer biz böyle yaparsak Huzâîler ve Bekir Oğulları da bizim ölülerimizin kemiklerini çıkarırlar." dediler ve kötü bir âdet başlatmış olmama basiretini gösterdiler. (a.g.e., 1:206)

4- Sivillere ve Masum Hedeflere Saldırmama

Savaş ortamında dahi muharip olmayan kimselerin öldürülmemesi konusunda Peygamberimiz’in pek çok kez ashabını uyardığı tabakât ve meğâzi literatüründe nakledilmiştir.

Mekke'nin fethinden sonra Beni Hanîfe, Sakif kabileleri ve ortaklarının başlattıkları Huneyn savaşında müşrik ölüleri arasında Peygamberimiz, öldürülmüş bir kadın gördü. "Nedir bu gördüğüm şey?" dedi. Oradakiler, "Bu bir kadındır. Halid b. Velid'in kuvvetleri öldürdü" dediler. Peygamberimiz orada bulunan bir kişiye "Halid'e yetiş! Resülüllah seni çocuk, kadın ve hizmetçi öldürmekten menediyor de!" buyurdu. Orada bulunanlardan biri, "Ey Allah'ın Elçisi! Onlar müşriklerin çocukları değiller mi?" dedi. Peygamberimiz, "Sizin en hayırlılarınız da müşriklerin çocukları değiller miydi? Her çocuk, fıtrat üzere doğar ve masumdur" buyurdu. (Ebû Davud, "Cihad," 111)

Peygamberimiz vefatına yakın ağır hasta olduğu günlerde, Rumlarla birlikte kuzey Araplarının Medine üzerine bir saldırı için hazırlanmakta oldukları haberi geldi. Peygamberimiz, hemen sefer hazırlıkları yapılmasını emretti, kumandanlığa da Üsâme b. Zeyd'i tayin etti. Üsame'ye şu tavsiyelerde bulundu. "İnkârcı saldırganlarla çarpışın. Ahde vefasızlık etmeyin. Meyve veren ağaçları kesmeyin. Sürüleri tahrip etmeyin. Manastırlara kapanmış, dünya işleriyle ilgilenmeyen, kendini ibadete vermiş ruhanileri, küçük çocukları ve kadınları öldürmeyin. Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Çünkü bilemezsiniz, onlar yüzünden bir iptilâya uğrayabilirsiniz." buyurdu. (Vakıdî, 3:117-118)
Peygamberimiz, Mute muharebesinde Müslümanlar karşısındaki ittifak içinde yer alan Gatafan kabilesi üzerine 15 kişilik bir birlik göndermeye karar verdi. Birliğin komutanlığına Ebû Katâde'yi tayin etti. Ebû Katâde'ye "Kadın ve çocukları öldürmeyiniz!" talimatını verdi. Keza Peygamberimiz bir saldırı hazırlığı içinde oldukları istihbaratı aldığı Dûmetülcendel halkı üzerine yedi yüz kişilik bir birlik göndermeye karar verdi. Birlik komutanlığına tayin ettiği Abdurrahman b. Avf'a "Ganimet mallarına hıyanet etmeyiniz, ahdinizi bozmayınız, ölülerin uzuvlarını kesmeyiniz. Çocukları öldürmeyiniz. Bunlar, Allah'ın sizden aldığı söz ve Peygamberinin örnek gidişatıdır." buyurdu. (İbn Hişam, 4:280-281)

Bu konuda en çarpıcı örneklerden biri Hubeyb b. Adiyy'in tutumudur. Amir oğulları reisi Ebû Bera' hicretin 4. yılı başında Medine'ye geldi. Peygamberimiz’den Necid halkına İslâm'ı öğretecek kimseler göndermesini istedi ve onların güvenliğine kefil oldu. Bunun üzerine Peygamberimiz, Münzir b. Amr'ın kumandasında 40, bir rivâyette 70 kişiyi yola çıkardı (11/35); Ebû Berâ'ın yeğeni Amir b. Tufeyl amcasının irşat heyetine tanıdığı emanı tanımadı. Süleym oğullarının bazı oymaklarından yardım aldı. İrşat heyetini Bi'r-i Maûne'de muhasara etti ve tamamına yakını şehit edildi. (11/41) Hubeyb b. Adiy ile Zeyd b. Desinne esir olarak Mekke'ye götürüldüler ve savaşlarda öldürülen yakınlarının intikamını almak için yanıp tutuşan, kana susamış Kureyş müşriklerine satıldılar. Hubeyb b. Adiy ayaklarından zincire vuruldu. Öldürüleceği zamanı bekliyordu. Kendisiyle ilgilenme görevi verilen azatlı cariye Mâviye'den temizlik için ustura istedi. Mâviye üç yaşlarında bulunan üvey oğlunun eline bir ustura verdi "Git bunu esire ver." dedi. Bundan sonrasını Mâviye şöyle anlatıyor: "Çocuk usturayı esire götürdü. Ben 'Aman Allah'ım ben ne yaptım!' dedim ve telaşla çocuğun arkasından koştum. Vardığımda çocuğu Hubeyb'in kucağına oturmuş onunla konuşuyor gördüm ve bir çığlık attım. Hubeyb bana baktı. 'Bu çocuğu öldüreceğimden mi korkuyorsun? İnşaallah asla ben böyle bir iş işlemem. Haksız yere cana kıymak bizim hâl ve şanımızdan değildir. Sanki beni siz mi öldürmek istiyorsunuz?' dedi". Hubeyb b. Adiy ile Zeyd b. Desinne Mekke'ye on kilometre uzaklıktaki Ten’îm'e götürüldüler ve orada mızraklanarak şehit edildiler. (Buhari, "Magazi", 28; İbn Hacer 1328; 1:418)

Naklettiğimiz bütün bu örnekler, cihadın Kur’ân'la sabit bir temel kuralının tatbikinden başka bir şey değildir. Bu da ancak savaşanla savaşma kuralıdır. Muharip olmayan sivil, masum hedeflere saldırmama kuralıdır. Bakara Sûresi 190. âyet bu kuralı şu mealle vaz’etmektedir: "Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın. Fakat savaşta sınırı aşmayın. Muhakkak ki Allah, haddi aşanları sevmez". Aynı kural Maide Sûresi 8. âyette de şu mealle açıklanmaktadır: "Bir topluluğa karşı içinizde beslediğiniz kin ve öfke sizi haddi tecavüze, adaletsizliğe sürüklemesin. Takvaya en yakın olan budur." Düşmana merhametsiz davranma, müsle yapma, işkence etme, kadınları ve çocukları öldürme, sınırı aşmadır, haddi tecavüzdür ki, mezkur âyetlerde Allah (c.c.) bunu menetmiştir.

5- Müslümanları Hedef Almama

Savaş şartlarında dahi Müslüman olmayan masum kimselerin öldürülmesine izin verilmemişken, masum Müslümanların öldürülmesine cevaz verilebileceği elbette düşünülemez. Muharebe sırasında düşmanın bazı Müslümanları kendilerine kalkan olarak kullanması durumunda, eğer bu Müslümanlar hedef alınmazsa, o zaman mağlûbiyet kesin görünüyorsa, söz konusu Müslümanlara, doğrudan hedef yapılmamaları kaydıyla ateş edilip edilemeyeceği konusunda fakihler farklı görüşler beyan etmişlerdir.
Resülüllah'ın sağlığında Müslümanın Müslümanı savaş şartlarında bilerek öldürmesi olayı yaşanmamıştır. Ancak bir hata ve yanlış anlama olayı meydana gelmiştir. Yukarıda sözünü ettiğimiz Bi'r-i Maûne olayında şehit edilen irşad heyeti içinde bulunan, ancak esir edildiği hâlde bir adağın yerine gelmesi için azat edilerek sağ bırakılan Amr b. Ümeyye, Medine'ye dönerken Amr oğullarından düşman zannettiği iki kişiyi öldürdü. Hâlbuki onlar Müslüman olmuşlardı. Peygamberimiz ellerine de bir eman yazısı vermişti. Bu yanlışlıktan dolayı Peygamberimiz çok üzüldü. Öldürülenlerin diyetlerini ödedi. (İbn Sa'd, 2:53; Vakıdî, 1:351-352)

Mekke'nin fethinden sonra Mustalik oğullarından Hâris b. Dırâr Medine'ye gelerek Müslüman oldu. Mustalik oğullarının Müslüman olmalarını da sağladı. Peygamberimiz Mustalik oğullarının zekâtlarını toplamak üzere Velid b. Ukbe'yi görevlendirdi. Resülüllah'ın memuru olarak Velid'in geldiğini gören Mustalik oğulları onu karşılamaya çıktılar. Velid onları kendisine doğru gelir görünce korkuya kapıldı ve Medine'ye geri dönüp "Ya Resülellah!. Mustalik oğulları benim zekât toplamama engel oldular. Beni öldürmek istediler. Seninle savaşmak için toplanmışlar." dedi. Peygamberimiz (s.a.s.), durumu incelemek için Hâlid b. Velid'i gönderdi. Durumun, Velid'in anlattığı gibi olmadığı anlaşıldı. (İ. Hanbel 1985, 4:279; Zürkanî 1973, 3:47) Bu olayla ilgili olarak "Ey iman edenler! Herhangi bir fâsık size haber getirecek olursa onu iyice inceleyin, doğruluğunu araştırın. Yoksa gerçeği bilmeyerek birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra da yaptığınıza pişman olursunuz" (Hucurat 49/6) âyeti nâzil oldu.

Savaş ortamında bilmeden dahi olsa Müslümanların Müslümanları öldürmesine Cenab-ı Hak razı değildir. Hicretin 6. yılında Peygamberimiz ashabıyla birlikte umre yapmak maksadıyla Mekke yakınında Hudeybiye'ye kadar gelmişti. Mekke müşrikleri Peygamberimiz ve ashabının umre için Mekke'ye girmelerine izin vermemekte direndiler. Bunun üzerine Peygamberimiz Müslümanlar aleyhine maddeler ihtiva ettiği hâlde on yıllık bir barış anlaşmasının altına mührünü bastı, savaşı tercih etmedi. Böylece muhtemel bir savaş önlenmiş oldu. Hudeybiye barış anlaşmasının hikmetlerinden biri Fetih Sûresi 25. âyette şu mealle açıklanmaktadır: "İnkârda ısrar edip sizi Mescid-i Haram'ı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları yerine ulaştırmaktan geri çevirenler onlardır. Eğer orada kendilerini tanımadığınız için çiğneyeceğiniz, bilmeyerek çiğnemiş olmanızdan dolayı zor durumda kalacağınız mümin erkek ve mü’min kadınlar olmasaydı, Allah ellerinizi birbirinizden çekmez, savaşmanıza engel olmazdı". Medine'ye hicret etme imkânını bulamamış, Mekke'de kalmış Müslümanların, Müslüman mücahitler eliyle bilmeyerek öldürülmesine Allah razı olmamıştır. Günümüzde ise cihad adı verilen bir takım eylemlerle Müslümanlar bilerek öldürülmektedir. Allah'ın buna razı olacağı nasıl düşünülebilir?

6- Emir Komuta Hiyerarşisi İçinde Hareket Etme

Cihadın savaş boyutunun diğer önemli bir kuralı da, Müslümanlarca kabul edilmiş merkezi bir plânlama dahilinde hareket edilmesidir. Birtakım kişi ve grupların merkezi bir otoriteden emir almaksızın başına buyruk hareket etmeleri, eylemlerinden dolayı kimseye hesap vermemeleri sadece bir kaos oluşturur. Merkezi bir otoritenin mevcut olmaması, bağımsız ve sorumsuz davranmayı haklı kılmaz. Zira cihad adına kaosa izin verilemez. Bu gibi durumlarda hareketin yozlaşması, hedeften uzaklaşması, faydadan çok zarar vermesi tabiîdir.

Asr-ı Saadette cihadın savaş boyutuyla göründüğü hiç bir olay Peygamberimiz’in emir veya müsaadesi olmaksızın meydana gelmemiştir. Peygamberimiz’in emir ve müsaadesi olmadığı hâlde sadece yanlış anlamadan kaynaklanan birkaç olay vuku bulmuştur. Bu olaylar Peygamberimizi üzmüş, sorumlularını ikaz etmiştir. Abdullah b. Cahş'ı emredilmediği bir şeyi yaptığı için azarlamış, Halid b. Velid'i kadın ve çocukları öldürmemesi için ikaz etmiş, Amr b. Ümeyye'nin öldürdüğü Müslümanların diyetlerini ödemiştir.

Ebû Basîr olayı dahi bu kuralın bir istisnasını oluşturmaz. Ebû Basîr, Sakif oğullarındandı. Müslüman olduğu için Mekke'de müşriklerce hapsedilmişti. Hudeybiye anlaşmasından sonra kaçma fırsatı bulup Medine'ye gelmiş ve Müslümanlara sığınmıştı. Müslüman olarak Mekke'den kaçıp Medine'ye sığınanlara Müslümanlar Hudeybiye anlaşmasına göre sığınma hakkı tanımayacaklardı. Mekke'den Ebû Basîr'i teslim almak üzere iki kişi geldi. Peygamberimiz anlaşma şartına uyarak Ebû Basîr'i teslim etti. Ebû Basîr'in şikâyetlenmesi üzerine Peygamberimiz, "Ey Ebû Basîr! Sen şimdi git. Sen ve senin gibiler için Allah bir genişlik ve çıkar yol yaratacaktır." buyurdu. (İ. Hişam, 3:337) Ebû Basîr Mekke yolunda kendisini götüren iki kişiden birini öldürdü. Diğeri kaçtı. Ebû Basîr tekrar Medine'ye geldi ve Peygamberimiz’e "Ey Allah'ın Elçisi! Sen sözünde durdun. Allah da beni onlardan kurtardı." dedi. Peygamberimiz "Yaman adam! Hele yanında birtakım adamlar da bulunsa artık elinden gelmeyecek bir şey yoktur. Haydi nereye istersen çık git oraya" dedi. (Vakıdî, 2:626-627) Ebû Basîr, Mekke kervanlarının Şam yolu üzerinde bulunan deniz sahilindeki İs'te üslendi. Müslüman olup Medine'ye sığınamayan yeni Müslümanlar Ebû Basîr'in etrafında toplandılar. Mekke kervanlarına geçit vermediler. Mekke müşrikleri gelip Ebû Basîr ve arkadaşlarının Medine'ye kabul edilmelerini kendileri istediler. Peygamberimiz de Ebû Basîr ve arkadaşlarını Medine'ye çağırdı. Ebû Basîr kendini savunmak zorundaydı. Peygamberimiz’den ve Müslümanlardan ayrı, bağımsız davranmak gibi bir niyeti yoktu. Peygamberimiz’in onu Medine'ye çağıran yazılı emri kendisine ulaştığında Ebû Basîr son nefesini vermek üzereydi. Ebû Basir defnedildikten sonra Peygamberimiz’in yazılı talimatı gereği arkadaşlarından yetmiş kişi Medine'ye, diğerleri memleketlerine döndüler. (İ. Abdi'l-Berr, 4:20; Diyarbekrî, 2:25)

7- Düşmana İnsanî Yardım

Cihad, her zaman düşmana zarar verilerek yapılmayabilir. Bazen zor durumda kaldıkları zamanlarda düşmana insanî yardımda bulunmak da cihad kapsamına girer. Böyle bir davranış, düşmanlık duygularının azalmasına ve düşmanın gücünün kırılmasına da yarayabilir. Hicretten sonra Mekke üzerine çöken kuraklık ve kıtlık yıllarında Peygamberimiz Mekke'ye tahıl, hurma, hayvan yemi ve nakit ihtiyacı için altın göndererek yardımda bulundu. Ümeyye b. Halef ve Safvan b. Ümeyye gibi Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri bu yardımı kabul etmek istemedilerse de Ebû Süfyan Peygamberimiz hakkında "Allah, kardeşimin oğlunu hayırla mükafatlandırsın. Çünkü O, akrabalık hakkını gözetti." diyerek şükran duygusunu ifade etmiştir. (Köksal, 14:304)
Düşmana yardımın diğer bir örneği de Yemame halkından Sümâme b. Üsâl olayıdır. Sümâme b. Üsâl, Müslüman olduktan sonra Mekke'ye gidip umre yaptı. Müşrikler O'nun okuduğu âyet ve dualardan Müslüman olduğunu anladılar. onu yakaladılar ve öldürmek istediler. Bazı müşrik ileri gelenleri onun serbest bırakılmasını, aksi hâlde Yemame'den gıda sevkiyatının durabileceğini söylediler. Sümâme, memleketine dönünce Yemame'den Mekke'ye gıda sevkiyatına engel oldu. Mekkeliler çok zor durumda kaldılar. Peygamberimiz’e elçi göndererek Mekke'ye gıda sevkiyatına mani olmaması için Sümâme'ye emir vermesini istirham ettiler. Peygamberimiz Sümâme'ye gönderdiği yazılı talimatta Mekke'ye gıda sevkiyatına mani olmamasını bildirdi. Sümâme de Mekke müşriklerine gıda sevkiyatını başlattı. (İ. Hişam, 4:228)

8- Savaş Son Çare

Cihad kapsamı içinde her zaman güç kullanılması doğru bir yöntem olamaz. Bedir harbine kadar savaşa izin verilmemiş olması, buna en güzel misaldir. Hicretten üç ay önce yapılan ikinci Akabe Biatında "Ey Allah'ın Resûlü! Seni hak din ve Kitapla gönderen Allah'a yemin ederim ki, eğer sen istersen yarın Mina halkını kılıçtan geçiririz." diyen Abbas b. Ubade'ye Peygamberimiz’in "Biz bununla emrolunmadık; siz şimdi eşyalarınızın yanına dönünüz" buyurması, her baskı, hakaret ve işkenceye güç kullanarak cevap verilmeyeceğini ortaya koymakta değil midir?

Hicretin 17. ayında Mekke civarına istihbarat göreviyle gönderildiği hâlde, Kureyş'e ait bir kervana hücum edip birkaç kişiyi öldüren, birkaç kişiyi esir alan ve kervanın mallarını Medine'ye getiren Abdullah b. Cahş'ı Peygamberimiz niçin azarlamıştır? Bir taraftan bu olayın, haram aylardan olan Recep ayı girdikten sonra işlenmiş olması, diğer taraftan henüz Kureyş müşrikleri ve müttefikleriyle silâhlı bir mücadeleye girişme için şartların henüz oluşmamış bulunmasından dolayı değil midir?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, kabul edilemez görülen anlaşma şartlarını ihtiva ettiği hâlde Hudeybiye anlaşmasının altına mührünü basarak, Mekke'deki Müslümanların farkında varılmadan öldürülmelerine ve çok kan dökülmesine sebep olabilecek silâhlı bir çatışmayı önleyen Peygamberimiz’in bu siyasetinin isabeti "İnkârda ısrar edip sizi Mescid-i Haram'ı ziyaret etmekten ve bekletilmekte olan hediye kurbanlıkları yerine ulaştırmaktan geri çevirenler onlardır.

Eğer orada kendilerini tanımadığınız için tepeleyeceğiniz ve bilmeyerek tepelemenizden ötürü zor durumda kalacağınız mümin erkekler ve mü’min kadınlar olmasaydı, Allah ellerinizi birbirinizden çekmez, savaşmanıza engel olmazdı." (Fetih 48/25.) âyetinde açıklanmış değil midir? İki senelik bir sabırdan sonra Mekke kan dökülmeden fethedilmedi mi? Düşmanla mücadelede silâh kullanmaktan başka yöntemlerle hedefe ulaşmanın mümkün olduğunu Resûlüllah'ın bu nurlu sünneti kanıtlamıyor mu?

Peygamberimiz, uzayıp gideceği anlaşılan Taif kuşatmasını, mancınıkların kör atışlarıyla kale içindeki kadın ve çocukların ölümüne sebep olmamak, iki taraftan pek çok can kaybına yol açmamak için kaldırmıştır. Arap yarımadası ortasında küçük bir ada olarak kaldıklarını gören Taiflilerin daha bir yıl dolmadan Medine'ye gelip Müslüman olduklarını bildirmeleriyle maksada savaşsız ulaşılması, basiretli bir siyaset ve strateji değil midir?

Sonuç olarak şehirlerin kalabalık caddelerinde, sivil insanları, kadın, çocuk ve yaşlıları katleden, taşıt araçlarını, binaları yakan, havaya uçuran, rehin aldığı veya kaçırdığı masum insanları işkence ile öldüren, bunları yaparken, kimseye hesap vermeyen, vücuduna bağladığı veya arabasına yüklediği patlayıcıları sivillerin ortasında infilak ettirerek kendini ve masum insanları katleden intihar eylemcilerinin bu eylemlerine cihad adını vermeleri ve kendilerini mücahid olarak isimlendirmeleri, bu eylemlerin Kur’ân ve Sünnet'ten tasvip görmesini sağlayabilir mi? Önemli olan, bir şeye ne isim verdiğimiz değildir. Önemli olan, isim verdiğimiz şeyin ne olduğu, yapısı ve mahiyetidir. Sesini duyurmak için masum kanı akıtan bu kanlı ve kirli mücadele yöntemini Müslümanlar icat etmediler. Bu metot, Marksist-Leninist terör örgütlerinin benimsediği bir yöntemdir. Patenti onlarındır. Şimdiye kadar bu eylemlerin Müslümanlara bir yarar sağladığı görülmedi. Aksine, İslâm'ın ve Müslümanların ilim ve irfan, hak ve adalet, sevgi ve barış imajını sildi. Bunun yerine insanların zihninde, İslâm ve Müslümanlarla terör arasında ilişki kurulmasına sebep oldu ki, İslâm'a bundan daha büyük kötülük yapılamazdı. Kısaca, terörün cihad kavramı içinde yeri yoktur. Müslümanların hangi şartlarda nasıl davranıp, kimlerle nasıl mücadele edecekleri, Kitap ve Sünnet'te belirlidir. Hiçbir Müslüman, hem Müslüman kalıp, hem de Allah ve Resûlü'ün çizdiği yol dışında, onun tersi bir yolda gidemez.

Kaynaklar

- Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Beyrut, 1985.
- Buhari, Ebû Abdillah Muhammed b. İsmail, el-Camiu's-Sahih, İstanbul, 1981.
- Diyarbekri, Hüseyin b. Muhammed b. el-Hasen, Tarihu'l-Hamis fi Ahval-i Enfes-i Nefis, Beyrut, ts.
- Ebû Davud, Süleyman b. Eş'as es-Sicistani, Sünenu Ebi Davud, Beyrut, 1971.
- İbn Abdi'l Berr, el-İstiâb fi Ma'rifeti'l-Ashab (el-İsabe'nin kenarında.)
- İbn Hacer, Ahmed b. Ali, el-İsabe fi Temyizi's-Sahabe, Beyrut, 1328.
- İbn Hişam, Ebû Muhammed Abdulmelik, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Beyrut, 1971.
- İbn Kesir, Ebû'l Fida İsmail, es-Sîretü'n-Nebeviyye, Beyrut, 1976.
- İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübra, Beyrut, 1985.
- Köksal, M. Asım, İslâm Tarihi, İstanbul, 1981.
- Müslim, İbn Haccac el-Kuşeyri, Sahihu Müslim, İstanbul, 1981.
- Taberi, Tefsir, Mısır, 1954.
- Vâkıdî, Muhammed b. Ömer, Kitabu'l-Meğazi, Oxford Üniversitesi, 1966.
- Zürkânî, Muhammed, Şerhu'l-Mevâhib, Beyrut, 1973.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:46
Soru : Elmalı Hamdi Yazır’ın Tefsirinde “….kendini öldürmede dine ait bir menfaat varsa; o zaman da bunu yapmak, pek şerefli bir makam olur” ifadelerinin günümüzde intihar eylemlerine delil teşkil ettiği ve zaruret noktasında bu eylemlere cevaziyet verildiği hususuna açıklık getirirmisiniz ?

İslam’da cihad ve İslami hizmetlerde kullanılacak usul ve metodlar , yine İslami eksende olmak zorundadır. Ta ki , ismi terör eylemleri tasnifi içinde anılmamış ve İslam’a hizmet edeyim derken ,zarar verilmemiş olunsun !

Elmalı Hamdi Yazır’ın Bakara Suresi 195.ci Ayet-i Celilesinin tefsirinde geçen;

” İmam Muhammed, Siyer-i Kebir’inde der ki: "Tek başına bir adam, bin kişiye hücum edecek olsa, eğer kurtulma veya düşmanı kırma ve tesir etme ümidi varsa, sakınca yoktur. Kurtulma veya düşmanı kırma ümidi yoksa mekruhtur. Çünkü müslümanlara bir faydası olmaksızın kendini ölüme atmış olur. Bunu yapacak olan kimse ya kurtulmak veya müslümanlara bir faydası bulunmak ümidi olursa yapmalıdır. Kurtulma ve düşmanı kırma ümidi olmadığı halde diğer müslümanlara cesaret versin ve böylece düşmanı tepelesinler diye misal gösterilecek bir örnek olmak üzere yaparsa sakınca yoktur..."

vurgusuna ilaveten :

“Bundan dolayı dine veya müminlere hiçbir menfaati olmaksızın kendini öldürmek uygun değildir. Fakat kendini öldürmede dine ait bir menfaat varsa; o zaman da bunu yapmak, pek şerefli bir makam olur…”

cümlesinde geçen “kendini öldürme “ ifadesi “intihar ederek kendi kendisini öldürmek” anlamında değil ; “düşman eliyle ölümü göze alma” kastedildiğini anlamak için bir üst paragrafta geçen “kurtulma veya düşmanı kırma ve tesir etme ümidi” ifadesinden anlaşıldığı üzere ; düşman ile göğüs göğse savaşarak ve düşman eliyle olan öldürülme anlaşılmaktadır. Çünkü “Ve kendinizi öldürmeyiniz” (Nisa , 4/29) Ayetinin tefsirinde yine Elmalı Hamdi Yazır “.. doğrudan doğruya insanın kendini öldürmesini yani kasıtlı olarak intihar etmesini yasaklamıştır” tebsitiyle bu hususu ispatlamaktadır!

Yine Efendmiz (SAV) min beyanları çerçevesinde intiharın bila istisna kesinlikle yasaklandığını görmekteyiz :

Cündüb b. Abdullah'tan Hz. Peygamber (s.a.s)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Sizden önceki ümmetlerden yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamayarak, bir bıçak aldı ve elini kesti. Ancak kan bir türlü kesilmediği için adam öldü. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak; kulum can hakkında benim önüme geçti, ben de ona cenneti haram kıldım, buyurdu" (Buhârî, Enbiyâ, 50).

"Kim kendisini bıçak gibi keskin bir şeyle öldürürse, cehennem ateşinde kendisine onunla azap edilir"-(Dünyada ip ve benzeri) şeyle kendisini boğan kimse cehennemde kendisini boğar, dünyada kendisini vuran cehennemde kendisini vurur (azabı böyle olur)" (Buhârî, Cenâiz 84)

"Kim kendini bir dağın tepesinden atar da öldürürse cehennem ateşinde de ebedi olarak böyle görür. Kim zehir içerek kendisini öldürürse cehennemde zehir kadehi elinde olduğu halde devamlı ceza çeker" (Müslim, İman, 175; Tirmizi, Tıb, 7; Nesâî, Cenâiz, 68, Dârimi, Diyât, 10; Ahmed b. Hanbel, II, 254, 478).

Ayrıca , Efendimiz (SAV) ‘min, bıçakla kendisini öldüren kimsenin cenaze namazını kıldırmadığı nakledilir. Ancak bu olay, intihar edeni cezalandırmak ve başkalarını böyle bir fiilden menetmek amacına yöneliktir. Nitekim Ashab-ı Kiram bu kimsenin cenaze namazını kılmıştır (el-Askalânî, Bulûgu'l Merâm, terc. A. Davudoğlu, İstanbul 1970, II, 276-277).

Bazı Fetva Kitablarında , intihara cevaz verilen bir tek husustan bahsedilir: Bir mümin , esir düştüğü düşmanın işkencesi karşısında , İslam ordusunun mağlubiyetine sebebiyet verecek önemli bir sırrını söylemekten endişe ediyorsa , bu kişi intihar edebilir. Bunun dışında intiharın , düşman öldürme gayesi dahilinde bile olsa Ehl-i Sünnet İtikatında yeri yoktur. İmam Ebû Yusuf'a göre, intihar hata ile veya şiddetli bir ağrıdan dolayı olmadıkça, intihar edenin namazı dahi kılınmaz. Efendimiz (SAV) döneminde , kendisini öldürerek cihad ettiğini beyan eden veya ima eden birtane vaka görmek mümkün değildir. O zaman bomba ile intihar imkanı olmadığını ileri sürenler ,acaba bir Sahabenin herhangi bir tepeden kendisini aşağı atıp , aşağıdan geçen birkaç düşmanı öldürme mülahazası ile bir intihar eylemi gerçekleştirmediğini nasıl açıklamayı düşünmektedirler? Böyle bir eylem yapılmamış, çünkü nasıl ki idrar ile abdest sahih olmuyorsa , batıl ve haram yollar ile cihad olmaz . Olursa bunun adı cihad olmaz !

Türk-Yunan savaşında düşman cephaneliğine gizlice dalıp havaya uçuran ve bu arada kendi canını riske atan Küçük Ali'lerin yaptıklarını "intihar eylemi" olarak takdim eden ve günümüzdeki intihar eylemlerine delil sunanlar, düşman mühimmatına zarar verme eylemini gerçekleştiren Küçük Ali’lerin , bunu kendilerini öldürmek için değil , düşmanı mühimmat yönüyle zayıflatmak için yaptıklarını bilmelidirler. Savaş’ta adım attığınız veya yapmayı planladığınız her taktikte , sizi şehadet şerbeti bekliyor olabilir. Nitekim bu biz müminlerin aynı zamanda da bir hedefi olmalıdır. Lakin , kendisini öldürerek , yani intihar ederek verilmeye çalışılan zarar ile , düşman eliyle öldürülerek , veya düşmana zarar verirken kendisini öldürme düşüncesinden müberra bir şekilde ölen müminlerin durumu arasında dağlar kadar fark mevcuttur . Evet , birinde kendisini kendi eliyle öldürmek , diğerinde kendisini olabildiğince koruyarak düşmana zarar vermek vardır !

Görüldüğü üzere ne Kuran’da , ne Sünnet’te , ne İcma’da nede Kıyas’ta yeri olmayan ama istişhad eylemleri ile anılmak istenen, bir müminin kendisini öldürerek (intihar ederek) yaptığı İntihar eylemlerinin , İslam ile cihad ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu eylemi yapanlar Küfür üzere olmasalar bile , büyük günah işledikleri kesindir. İntihar eylemlerini yapanlar , bu eylem sonucunda muhtemel varsayımlarla öldürmeyi planladıkları birkaç düşmana mukabil , bu eylemleri bahane eden zalimlere , öldürülen düşmana mukabil 10 katı müminin öldürülmesine vesile olmaları noktasında girdikleri vebalin hesabını da düşünmelidirler !

Zaruretlerin haramları helal kılması prensibi , intihar eylemlerini bir cevaziyet kazandırmaz. Çünkü intihar eylemleri arkasından , zalimlere daha büyük zulüm yapma imkan ve fırsatı verilmektedir. Bir müminin intihar eylemi sonrası ölen 2-3 düşmana mukabil – ki bazen sivil halkın ölmesi , hele hele çocuk ve kadınların öldürülmeleri ile katmerli bir haram haline dönüşmektedir – zalimlere 200-300 masum mümini öldürme fırsatını vermektedir. Gözü

Müslüman kanı akıtmaya kilitli bu insanlara , zaruret bahanesi ile mubahiyet giydirilmeye çalışılan intihar eylemlerinin , neticede müslümanlara bundan daha fazla zarar verilemez noktaya getirmektedir. Haramı mübah kılan zaruretler , masum müminlerin katmerli katliama maruz kalması neticesinde kullanılamaz ! Ölüm ve Zulümden kaçmak için kullanılacak zaruret şemsiyesi , ölüm ve zulüm getirmekte , ve zalime yaramaktadır. İslam’a ve Müslümanlara abu denli zarar veren eylemlerin istişhad ile uzaktan yakından bir alaksdı olabilir mi ?

Evet , beden Cenâb-ı Hakkın insanoğluna verdiği en büyük emanettir. Bu emaneti, ruh bedenden kişinin kendi müdahalesi olmaksızın ayrılıncaya kadar korumak gerekir.

İntihar eylemlerini istişhad eylemi niteliyerek fetva aramaya çalışan mümin kardeşlerimizin , acaba neden bir istişhad eylemine -Filistin veya Lübnan veya Irak'ta- katılmadıklarını da merak etmiyor değilim. Madem bu bir cihad, savundukları ve zaruret noktasında gördükleri bu cihaddan mahrum kalmamaları gerekmez mi ?

Yazar Dr. Emin Şimşek

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 13:49
Birisi osamayı kaç kişi seviyor demiş
Osama cenenistanda afganistanda filistinde kisaca
zulüm altindaki islam cografyasinda en cok sevilen sahislardan birisidir
bulalarda sundugu maddi manevi yardim tartisilamaz bile ..
sizin kac filistinli cecen afgan fasli arab tanisiniz var söylermisiniz
ben aralarinda büyüdüm hic birinin agzindan osamayi kötüleyen ufacik bir sey duyamadim ömrümde.
hollandada türklerden sonra en cok faslı vardir ve yüzde 90ı osama sever ..

simdi diyeceksiniz sen nasil aralarinda büyüdün
hollandada bütün bu bahsettigim ulkelerden nice mülteci var
kücük bir ülke oldugundan
ayni ortamlarda bulunduk hep dertlestik sohbetler ettik

üstede bahsettigim amerikanin ve israilin oyunlarina alet oluyorsunuz

bizim su türk milleti bir acaib
hic bir sey bilmez ama her seyi cok bilmiş edasıyla
kopyala yapistir usuluyla dayatmaya calişir

burada maksatim osamayi övmek degildir
haksizlik karsisinda susan dilsiz seytandir

intihar saldırılarını osamayla bağlamak hedef saptırmaktan
başka hiç bir şey değildir

cecenistanin isgaline alet olan dengesizlerimi savunuyorsun?
El-kaida zihniyetinimi savunuyorsun?

veri
20-06-2011, 13:55
Birisi osamayı kaç kişi seviyor demiş
Osama cenenistanda afganistanda filistinde kisaca
zulüm altindaki islam cografyasinda en cok sevilen sahislardan birisidir
bulalarda sundugu maddi manevi yardim tartisilamaz bile ..
sizin kac filistinli cecen afgan fasli arab tanisiniz var söylermisiniz
ben aralarinda büyüdüm hic birinin agzindan osamayi kötüleyen ufacik bir sey duyamadim ömrümde.
hollandada türklerden sonra en cok faslı vardir ve yüzde 90ı osama sever ..


sizin bahsettiğiniz sevgi yalan sevgidir.
yine aynı yerlerde sorun bakalım apo yu kaç kişi seviyor...

somut olarak söylediğiniz ülkelerde ne yapmış.
hadi bir iki iyilik yaptı ya o ülkeye verdiriği zararı nasıl hesaplarsınız.

daha önce de belirtmiştim
ismi ne olursa olsun
ve ne iş yaparsa yapsın
hem vatandaşı bulunduğu ülkeden hem de bulunduğu yabancı ülkeden izin almadıkça yaptıklarının ne hayrını görür ne de bizler bir faydasını görebiliriz.

başka ülkede yaptığınız her türlü yasadışı faaliyete zorbalık denir, zülüm denir,

fakiri
20-06-2011, 14:40
Veri,
Zorbalık yapmadan suç işlenmez mi acaba ?
Bence öylekibar ve nazik insanlar var ki, hiç zorbalığa tevessül etmeden nice haramalr işliyorlar...Bundan haberin var mı ?

DeliŞair
20-06-2011, 14:40
El-kaida nin maksatından saptırıldığına inanıyorum
kuruluş sebebi ve asıl işleyişi ile
medyanın yansıtığı ile arasında fark olduğuna inanıyorum..

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 15:17
...........

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 15:20
kimse kendi kafasina göre "cihad örgütü" kuramaz.
Böyle ümmeti ilgilendiren konularda ümmeti temsil eden liderlerle istisare ve ittifak sarti var.
Cihaddan önceki cihadin sartlarina bakiniz,defalarca ekledim.


cünkü müslümanlarin üzerine bomba yagdirmak icin bahane arayanlara malzemeyi üretmisdi bile,is isden gecmisdi yani,heriflerin laf dinledikleride yok,kendi kafalarina göre islami yorum gelisdirmisler, kendi kafalarina göre güya cihad ediyorlar oysa
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır.
Yani bir islam beldesi isgal edildiginde veya baska bir sebebden dolayi silahli cihad Cihad farzi oldugunda kimse kendi kafasina göre hareket edemez.
Üstelik dolayli yoldan isgal edilmesine ,fitneye ve dinimizin yanlis tanitilmasina alet oluyorsa bu resmen bir cinyaettir.

Ehli-Sünnet eserlerinde yaziyor:

cihaddan önce farz olan cihad vardir...
Bu ihmal edildigi sürece basaridan cok zarar kazaniriz...

Ismail cetin hocamizin ölcüler kitabindaki cihaddan önce cihad kismini okumani tevsiye ederim.

Kisaca ögrendiklerimi aktariyorum:

- nefsi yasaklardan alikoymak cihaddan önce cihaddir...
- taat ve ibadetlerde devam etmek cihaddan önce cihaddir...
- seytanla cihad cihaddan önce cihaddir...
- seytanla cihad cihaddan önce cihaddir...
- nifakla cihad cihaddan önce cihaddir...
- masiyetle cihad cihaddan önce cihaddir...
- sonuncusu silahla cihad...

1. Nefis ile mücahede daha üstün sayilmisdir...cihaddan önce cihaddir...
2. Baskumandanin savasa cikmadan önce emri altindakilere neyin helal neyin haram oldugunu bildirmesi...cihaddan önce cihaddir...
3. Itikad,takva,helal ve haram ilimlerinin tahsili ve tatbiki konusunda dini ilimleri tahsil etmek...cihaddan önce cihaddir...
4. Güclenmek,kuvvetlenmek...cihaddan önce cihaddir...
5. savasdan önce talim,teblig ve tatbik...cihaddan önce cihaddir...
6. Müminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari...cihaddan önce cihaddir...
7. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak...cihaddan önce cihaddir....

Bu fitne meselesi belli basli bir konudur aslinda.
(Ölcüler kitabinin 494. sayfasindan alinti)
"Rabbimiz bizi zalim kavim icin fitne kilma" manasinda ayet var yunus suresinin 85. ayetinde.
Müfessirlerin beyanina göre zalim ve kafirlere fitne olmak 3 cesittir:
1.islamiyetin tatbikatindan imtina etmek sebebiyle kafirlerin müslümanlara musallat olmalari ve azab vermeleri...
2.kafirlerin ve zalimlerin birtakim yaldizli sözlerine kapilmak...
3.Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmak,yahud onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapmakdir (nitekim ebu miclez,ebu-d-Duha ve bircok müfessirlerin sözüde budur)

Bunlarin herbiri ihmal ediliyor...

Suan atilmasi gereken ilk adim ittifaki saglamaktir.

Bir Islam beldesi düsman saldirisina ugrarsa onlara karsi cihad etmek öncelikli olarak o beldede yasayan topluma farz olacagi icin ittifak etmek ve birligi saglamak cihaddan önce farzdir.

fakiri
20-06-2011, 15:53
kimse kendi kafasina göre "cihad örgütü" kuramaz.
Böyle ümmeti ilgilendiren konularda ümmeti temsil eden liderlerle istisare ve ittifak sarti var.
Cihaddan önceki cihadin sartlarina bakiniz,defalarca ekledim.

Ümmeti temsil eden liderler kimlermiş ? Şunları bir say da cahilliğimizden kurtulalım bay kadı ! Hem sonra cihad için iştişare ve ittifak şartı hangi ayette veya hadiste geçiyor ? Bu bilgiler de çok gerekli ...
Sen bu foruma sonradan bir gelmişsin ama, pir gelmişsin ! Öyle görünüyor ! Her tarafından bilgi fışkırıyor ! Senin gibiler forumlara pek uğrayıp kendilerine yazık etmezler ama, sen nasıl oldu da takılıyorsun hayret doğrusu !

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 16:16
Ümmeti temsil eden liderler kimlermiş ? Şunları bir say da cahilliğimizden kurtulalım bay kadı ! her yöre ve beldede müminleri temsil eden cemaat.tarikat grub vs lar var,bunlarin liderleri,seyler vs var,bunlarla istisare edeceksin.
Anladin?
Bir Islam beldesi düsman saldirisina ugrarsa onlara karsi cihad etmek öncelikli olarak o beldede yasayan topluma farz olacagi icin ittifak etmek ve birligi saglamak cihaddan önce farzdir.
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır.



Hem sonra cihad için iştişare ve ittifak şartı hangi ayette veya hadiste geçiyor ? Bu bilgiler de çok gerekli ..

ben vahabi degilimki isime gelen ayet ve hadisleri kendi kafama göre yorumlayim,mücdehidde degilim,müceddidde degilm.
Benim sizlere aktardigim yukardaki bilgiler gecenlerde rahmetli olan büyük alim ismail cetin hazretlerinin ölcüler kitabindan alintidir.
Cihad ile ilgili ehli-sünnet alimlerimizin eserlerindede yazar bu sartlar...
Mücdehid ve müceddid alimlerimiz bu kükümleri kuran ve sünnetten cikarmislar,bizde düsen bu sartlara uymaktir...ha vahabiysen veya cok bilmis herhangi baska sapik grublardansan o ayri,böyle biri oldugunu düsünmüyorum.

hem birlik ve beraberligin önemini kavramak icin ibüyük bir alim olmak bile gerekmez,her akli basinda olan insan istisare ve ittifakin önemini kavrar.
sana simdi birlik ve beraberlik konusunda yiginla ayet ve hadis sunabilirim simdi...istisarenin önemi hakkindada cok delil var fakat gerek yok...

fakiri
20-06-2011, 16:26
Cevapların hep kaçamak ve lastikli!.. Her yerde bir sürü sahtekâr da var ! Ben sana müslümanların temsilcilerini sordum. Cevap yok !
Ayet ve hadisleri sordum, yine cevap yok ! Merhum İsmail Çetin'den aldım diyorsun , şu halde onun söylediklerini ne diye olduğu gibi aktar mıyorsun ? Tiyatrolardaki tipik bir kelime oyuncusu gibisin !

bi husben
20-06-2011, 16:29
.. Kitap Ehli'yle en güzel olan bir tarzın dışında mücadele etmeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim İlahımız da, sizin İlahınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuz." (Ankebut Suresi, 46)

“De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” (Al-i İmran Suresi, 64)

Kuranın ayetlerı arasında cımbızlama yapmayın kıtap ehli için inmiş ahkam ayetleride getirin

ayetleri bir bütün içinde değerlendirin işinize gelen ayeti alıp işinize gelmeyenı gözardı etmeyın madem muslumansank musluman gıbı davranalım

bu işi evvela yahudiler yapardı işine gelen ayeti alırlardı işlerine gelmeyını parmaklarıyla gızler dillerini ayet karşısında eğip bükerlerdi

bi husben
20-06-2011, 16:42
her yöre ve beldede müminleri temsil eden cemaat.tarikat grub vs lar var,bunlarin liderleri,seyler vs var,bunlarla istisare edeceksin.
Anladin?
Bir Islam beldesi düsman saldirisina ugrarsa onlara karsi cihad etmek öncelikli olarak o beldede yasayan topluma farz olacagi icin ittifak etmek ve birligi saglamak cihaddan önce farzdir.
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır.


ben vahabi degilimki isime gelen ayet ve hadisleri kendi kafama göre yorumlayim,mücdehidde degilim,müceddidde degilm.
Benim sizlere aktardigim yukardaki bilgiler gecenlerde rahmetli olan büyük alim ismail cetin hazretlerinin ölcüler kitabindan alintidir.
Cihad ile ilgili ehli-sünnet alimlerimizin eserlerindede yazar bu sartlar...
Mücdehid ve müceddid alimlerimiz bu kükümleri kuran ve sünnetten cikarmislar,bizde düsen bu sartlara uymaktir...ha vahabiysen veya cok bilmis herhangi baska sapik grublardansan o ayri,böyle biri oldugunu düsünmüyorum.

hem birlik ve beraberligin önemini kavramak icin ibüyük bir alim olmak bile gerekmez,her akli basinda olan insan istisare ve ittifakin önemini kavrar.
sana simdi birlik ve beraberlik konusunda yiginla ayet ve hadis sunabilirim simdi...istisarenin önemi hakkindada cok delil var fakat gerek yok...

çeçenistanda savasan yabancıların cogu sapık afganıstabnda savasanlar sapık ırakta savasanlar sapık yemende savasanlar sapık ve daha nice yerlerde kafirlere karşı savaşanlar hep sapık .demekki bu dini Allahın dinini İslamın izzetini ve namusunu korumak sapıklara kalmış.kendıne muslumanım dıyen izzet sahıpleri ise koşelerinde oturmuş muslumanın dıye geçiniyor .

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 17:13
Cevapların hep kaçamak ve lastikli!.. Her yerde bir sürü sahtekâr da var ! Ben sana müslümanların temsilcilerini sordum. Cevap yok !
Ayet ve hadisleri sordum, yine cevap yok ! Merhum İsmail Çetin'den aldım diyorsun , şu halde onun söylediklerini ne diye olduğu gibi aktar mıyorsun ? Tiyatrolardaki tipik bir kelime oyuncusu gibisin !
sen benimle dalgami geciyorsun?
derdin ne,ne demek istiyorsun???
Müslümanlarin temsilcileri kim oldugu hakkinda daha ne yazayim.
Her yöre ve beldede müminleri temsil eden cemaat.tarikat grub vs lar var,bunlarin liderleri,seyler vs var,bunlarin kim oldugunu tek tek saymama gerek varmi?Ne lasiginden bahsediyorsun:)

Senin itiraz ettigin nedir bunu anlamadim,izah edersen memnun olurumn.Ittifaka gerek yok,herkes kendi kafasina göre cihad edebilir,birlik beraberliginde,istisareninde önemi yok...bunlarimi anlatmaya calisiyorsun?
Derdin ne?
Sirf tartismak icin her yazdigima itiraz ediyorsan uzak dur benden.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 17:32
çeçenistanda savasan yabancıların cogu sapık afganıstabnda savasanlar sapık ırakta savasanlar sapık yemende savasanlar sapık ve daha nice yerlerde kafirlere karşı savaşanlar hep sapık .demekki bu dini Allahın dinini İslamın izzetini ve namusunu korumak sapıklara kalmış.kendıne muslumanım dıyen izzet sahıpleri ise koşelerinde oturmuş muslumanın dıye geçiniyor .

neden her söyleneni sihya veya beyaz gibi algiliyorsunuz?
hepsi sapikmi dedik?
Itiraz edilen konu "terör",dinimizin lekelenmesi,yanlis tanitilmasina alet olunmasi,islama aykiri cihad metodlari...

adam gibi cihad edenler hakkindaki düsüncelerim asagdaki linkte,buyur:

http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=101787&p=945310&viewfull=1#post945310

mecburmuyum yahu kafirlerin ekmegine yag süren dengesizleri desteklemeye,mecburmuyum okul basip cocuk rehin alanlara "mücahid" demeye?
Mecburmuyum cecenistanin isgaline alet olan "radikalleri" savunmaya?
mecburmuyum ZIRT PIRT terör olaylarini üstelip müminlerin üzerlerine bomba yagmasina taseronoluk yapan akilsizlari sevmeye???
Sevmiyorum kardesim bunlari,ALLAH icin sevmiyorum,zarar verdikleri icin sevmiyorum.

Bundan dolayi ne ILIMLI olurum,ne cemaatci olurum ne sucu nede bucu,insanlari sizin gibi düsünmüyorlar diye damgalamaktan vazgecin.
ILIMLI,cemaatci,sucu bucu oldugum icin degil EHLI_SÜNNET müslümani oldugum icin sevmiyorum dengesizleri,varmi bir diyecegin???
Cihad edebiyati yapmadan önce cihad nedir ögreninde gelin.

Artistlik taslayarak bir adim atayim derken cok daha büyük yaralara alet olmak cihad degil ahmakliktir.

Cecen cihadini gerileten sebebler...buyur (kendi arastirmam)
http://www.delikanforum.net/konu/96451-cecen-cihadini-gerileten-sebebler.html

fakiri
20-06-2011, 17:55
sen benimle dalgami geciyorsun?
derdin ne,ne demek istiyorsun???
Müslümanlarin temsilcileri kim oldugu hakkinda daha ne yazayim.
Her yöre ve beldede müminleri temsil eden cemaat.tarikat grub vs lar var,bunlarin liderleri,seyler vs var,bunlarin kim oldugunu tek tek saymama gerek varmi?Ne lasiginden bahsediyorsun:)

Senin itiraz ettigin nedir bunu anlamadim,izah edersen memnun olurumn.Ittifaka gerek yok,herkes kendi kafasina göre cihad edebilir,birlik beraberliginde,istisareninde önemi yok...bunlarimi anlatmaya calisiyorsun?
Derdin ne?
Sirf tartismak icin her yazdigima itiraz ediyorsan uzak dur benden.

Asıl senin derdini müslümanlar olarak biz anlayamadık ! Dünyanın en terörist ve müslüman kanı akıtan bir ülkesinde yıllarca özel izinle ikâmet eden bir şahsı gelmiş buraya "...Fethullah gülen ve cemaati "radikal" islamcilarin islama aykiri cihad metodlarinin acmis oldugu yaralari sarmakla,önyargilari kaldirmakla,aradaki buzlari eritmekle,korkulari azaltmakla mesguller,sen neyden bahsediyorsun? " diye bir hezeyan savurarak savunmaya çalışmışsın ! Senden daha büyük zat-i sungur mu var burada ? Senin karşında çocuk mu var da onları kandırmaya çalışıyorsun ? Cihad konusunda senin hangi ilmin var da ahkâm kesiyorsun ? Sen git, seni yetiştirenlerle birlikte mlleti uyutmak için diyalog masalları anlat ! Yalnız burada bu masalların dinleyicisi yok bunu bilesin !

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 18:15
elestirdigin birsey varsa alinti yaparsin,neden katilmadigini izah edersin,aksi görüsdeysen delilini sunarsin,neye neden karsi olduguna aciklik getirirsin...senin yapdigin davranisa hicbir anlam veremiyorum.

cizmissiniz kendi kafaniza göre bir islami anlayis,kilifa uymayanlari "ILIMLI","DIYALOGCU","SUCU","BUCU" diyerek damgaliyorsunuz,disliyorsunuz,isine gelmeyenleri disliyorsunuz...siz kimsiniz?
islamiyet sizin tekelinizdemi?
hangi islamiyeti savunuyorsunuz?
Ehli-Sünnetse bende ehli-sünnetim ve ehli sünnet ITTIFAK diyor,Terörü yasakliyor,güc dengesi diyor,istisare diyor,sen neyin savunuculugunu yapiyorsun,neye karsi cikiyorsun?

Bir insana olan düsmanliginiz sizi yanlis yollara sürüklüyor,dengesiz radikalleri savunacak pozisyonuna itiyor,farkinda olmadan kafirin ekmegine yag sürenlerins aflarina gecmissiniz...bir insan yanilabilir,yamulabilir,bozulabilir,sapitabilir fakat bu sapikliklarini tek kurtulus yolumuz olan Ehli-Sünnet adina yapiyorsa orada DUR derim!!!

İslam’da “Güç Dengesi “ çok önem arz eden bir mefhumdur. Güç dengesinin olmadığı yerde , “Don Kişot” tan farkınız olmamakta , hayali yelkenlere savaş açarak sözde cihad yapıldığı izlenimini oluşmaktadır. Zalimlerle güç Dengesini kurma hususunda Kur’anın şu Ayeti bize bir ölçü vermektedir :

“Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za'f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah'ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir.”(Enfal:66)

Kur’an Müslümanlardaki zaaf ve eksikliği öne çıkararak , bir mümine iki kafir dengesini bir ölçü olarak karşımıza koymaktadır. Bu dengeyi gözetirkende , sebeblere azami riayeti yine Kuran emretmektedir :

“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız.” (Enfal:60)

Efendimiz (SAV) ‘min Mekke döneminde yapmayı çalıştığı , İslam’ın gönüllere girmesinim yanında , işte bu güç dengesinin kurulması ve Müslümanların kendi dinlerini yaşayıp , yaşatmasına imkan sağlanabilme cehdidir. Yoksa , acaba Ebu Cehil’lerin istediği , zulüm karşısında 70-80 Sahabenin habeşistana Hicret etmesi değil , kendilerine “Don Kişat” vari bir saldırı yapıp , Müslümanları öldürmek idi. Efendimiz (SAV) bu oyuna düşmedi , “güç dengesini” kuruncaya kadar , Temsil , Tebliğ ve aktif sabır ile –sebebler planında- Medine dönemini inşa etti.

Müslümanlar ,adete bir köy haline gelen global dünya konjöktüründe , ilmi , medeni , maddi ve askeri bir “Güç Dengesini” kurmadan Fiil’i savaştan kaçınmalıdırlar. Çünkü bu “yılanlarla savaşıp akreblere yer açmaktan”(3) öteye bir menfaat sağlamamaktadır.Evet , güç dengesinin olmadığı bir yerde müslümanları ringe çıkarmak müslümanın kendi dindaşına yapabileceği en büyük zulümdür Güç dengesi kuruluncaya kadar Aktif Hizmet ederek ,dua ve sabırla güçlenmek esas olmalıdır !

Güç dengesinin olmadığı dolysıyla teknik ve stratejinin önem arz ettiği bir yerde tebliğ , irşad ve temsil işini tamanlamıyla yerine getirecek bu yiğitler topluluğu, yüzlerine tükürük atılan yerde bile tavırlarını değiştirmeden en öfkeli insanların tansiyonlarını aşağı çekmesini bilen , irade kahramanlarıdır. …

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 18:18
fethullah Gülen hocaya olan düsmanliginiz sizleri Cihaddan önceki ITTIFAK SARTINI bile inkar edecek duruma getiriyorsa sizlere söyleyecek son bir sözüm var:
YUHHHH !

AynAlı
20-06-2011, 18:22
Gülen Hoca çok doğru konuşmuş yine.usame gibi bir katilden kurtulduk..

fakiri
20-06-2011, 18:22
İşte eleştridiğim bir şey senin bu alıntıladığın yukarıdaki yazıdır ... Nerden alıntıladığını dahi yazma dürüsütlüğü göstermemişsin ! Belli ki, çok büyük bir ihitmnalle diyalog dairtesinin içinde olan bir masalcıdan alıntıladın !.. Bu işler yani, cihad işi senin bildiğin ve alıntıladığın bu yazının sahibinin dediği gibi asla değil ! Bunu kesin olarak bilmelisiniz... Ve Hak din uğruna canalrını feda etmekten çekinmeyen yiğit ve şehid müslümanlar hakkında sizi ileri-geri konuşmaktan men ederim.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 18:33
yazilanlarin neresine katilmuiyorsun?
Ben yazdigim mesajlar ile teröre karsi oldugumu,dengesiz cihad anlayisina karsi oldugumu,cocuklarin rehin alinmasina,masumlarin katledilmesine,kafirlerine ekmegine yag sürülmesine,islam beldelerinin isgaline alet olun masina karsiyim,Ittifaki,milli-birligi,istisareyi,güc dengesini önemsiyorum,cihaddan önce atilmasi gereken adimlardan bahsediyorum...yazilanlarin neresine katilmiyorusun?
Bu yazdiklarima islamiyet karsimi yani?
:)
yahu ne komik adamlar var ya:)

fakiri
20-06-2011, 18:37
yazilanlarin neresine katilmuiyorsun?
Ben yazdigim mesajlar ile teröre karsi oldugumu,dengesiz cihad anlayisina karsi oldugumu,cocuklarin rehin alinmasina,masumlarin katledilmesine,kafirlerine ekmegine yag sürülmesine,islam beldelerinin isgaline alet olun masina karsiyim,Ittifaki,milli-birligi,istisareyi,güc dengesini önemsiyorum,cihaddan önce atilmasi gereken adimlardan bahsediyorum...yazilanlarin neresine katilmiyorusun?
Bu yazdiklarima islamiyet karsimi yani?:)
yahu ne komik adamlar var ya:)

Asıl komik ve sabuk olan sensin ! Senin hiç bir yakının terör veya İsrail ABD saldırısı ile hayatını kaybetmiş mi ? Hele önce bunu bir söyle bakayım ! Var mı böyle bir 1. derece yakının ? Eğer, yoksa -ki öyle görünüyor - bu konularda konuşma hakkına da sahip değilsin ve olamazsın ... Çünkü, ateş düştüğü yeri yakıyor ! Öyle ABD de ense yapıp İslâm hakkında kimseyi de konuşturmazlar bu dünyada ...

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 18:41
sana yukarda linkerde vermisim,yazilarimiokumuyorsunki,damga hazir,vurdun bana birkere damgani,ne yazarsam yazayim be "ILIMLI islamciyim" degilmi :)

Bak tekrar ekliyorum:


neden her söyleneni sihya veya beyaz gibi algiliyorsunuz?
hepsi sapikmi dedik?
Itiraz edilen konu "terör",dinimizin lekelenmesi,yanlis tanitilmasina alet olunmasi,islama aykiri cihad metodlari...

adam gibi cihad edenler hakkindaki düsüncelerim asagdaki linkte,buyur:

http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=101787&p=945310&viewfull=1#post945310

mecburmuyum yahu kafirlerin ekmegine yag süren dengesizleri desteklemeye,mecburmuyum okul basip cocuk rehin alanlara "mücahid" demeye?
Mecburmuyum cecenistanin isgaline alet olan "radikalleri" savunmaya?
mecburmuyum ZIRT PIRT terör olaylarini üstelip müminlerin üzerlerine bomba yagmasina taseronoluk yapan akilsizlari sevmeye???
Sevmiyorum kardesim bunlari,ALLAH icin sevmiyorum,zarar verdikleri icin sevmiyorum.

Bundan dolayi ne ILIMLI olurum,ne cemaatci olurum ne sucu nede bucu,insanlari sizin gibi düsünmüyorlar diye damgalamaktan vazgecin.
ILIMLI,cemaatci,sucu bucu oldugum icin degil EHLI_SÜNNET müslümani oldugum icin sevmiyorum dengesizleri,varmi bir diyecegin???
Cihad edebiyati yapmadan önce cihad nedir ögreninde gelin.

Artistlik taslayarak bir adim atayim derken cok daha büyük yaralara alet olmak cihad degil ahmakliktir.

Cecen cihadini gerileten sebebler...buyur (kendi arastirmam)
http://www.delikanforum.net/konu/96451-cecen-cihadini-gerileten-sebebler.html


orada liklerin birinde kimleri elestirdigimi yaziyorum...digerindede cecenistan davasi hakkindaki arastirmalarimi sunuyorum,o arastirmada deliller var.ben böyle düsünüyorum,evet basayev ve adamlari vahabilere uyarak dagistana giererek hata yapmislardi,okul basarak,cocuk rehin alarak hata yapmislardi...sen aksinimi düsünüyorsun?
evet usame bin ladin 11 eylül olaylarini üstelenerek afganistanin isgaline zemin hazirlamisdi sen aksinimi düsünüyorsun???

kardesim,anlamaya calism,damgayi vurma hemen.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 18:46
Asıl komik ve sabuk olan sensin ! Senin hiç bir yakının terör veya İsrail ABD saldırısı ile hayatını kaybetmiş mi ? Hele önce bunu bir söyle bakayım ! Var mı böyle bir 1. derece yakının ? Eğer, yoksa -ki öyle görünüyor - bu konularda konuşma hakkına da sahip değilsin ve olamazsın ... Çünkü, ateş düştüğü yeri yakıyor ! Öyle ABD de ense yapıp İslâm hakkında kimseyi de konuşturmazlar bu dünyada ...
diyelim ates benide yakti,yakinlarimdan ölenler var...bu bana islam disi cihad metodlarini caizmi yapar?

fakiri
20-06-2011, 18:47
O yazılarını kendin oku ahaba ! Sana sadece şu akdarını söylüyorum. Şu forumda en büyük devlet teröristi ABD aleyhine bie tek cümle astın mı ? Sürekli müslüman şahsiyetlere terörist deyip duruyorsun ! Bir kez olsun "ABD de terörist bir devlettir " dedin mi ? Böyle bir inbare astın mı ? Bunu göster ! Göster ki, millet de hakkında ; "Ha, demek bu şahıs gerçek teröristlere de karşıymış..." desin...

Caiz yapmaz ama, böyle bir acıyı ancakk tadanlar bileceği için , senin şimdi yaptığın gibi çala-kalem sözler söyleyemezdin ! En azından susardın da adam olduğun anlaşılırdı !

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:00
abd ve siyonist rejimlerinin terörist olduklarini bilmeyen varmi?
Buna zirt pirt dikkat cekmeye ne gerek var?

Ben Afganistan'da, Çeçenistan'da, Filistinde kafirin zulmu ile can veren, şehid olan Müslüman kardeşlerimize birsey demedigimi defalarca tekrarladim.Dengesiz cihad metoduyla Kafirin zulmüne zemin hazirlayanlari kastediyorum."

Örnek, 11 Eylül ve ABD'nin Irak ve Afganistana girmesi.

Örnek, bir grup savaşçının Çeçenistan devlet başkanı Aslan Mashadov'un haberi olmadan kendi kafalarına göre Rusya'nın egemenliği altındaki İnguşetyaya girmesi.

11 Eylül'ü gerçekleştirenler,gerçekleşmesinde piyon olanlar,kendi kafalarına göre yeniden Rusyaya savaş açanlar ile sebeb oldukları...

Köpeğin ısırmak karakteridir.Elinde köpeği vuracak silah olmadan kuyruğuna basarsan kendine saldırtır ve ısırılırsın.

"Müslümanlar teröristlik yaptığı için mi kafir zulüm yapıyor diyorsun"

Hayır, azizim.Terorist müslüman,müslüman terorist olamaz.Kafirin zulüm yapmak karakteridir.Benim bahsettiğim islamı yanlış yorumlayıp, elinde köpeği vuracak silah olmadan kuyruğuna bile bile basmaktır.

Biz bazen burada ezber bozan cümleler kurduğumuzda ne işbirlikçiliğimiz kalıyor ne AKP liliğimiz.Mesele şudur ki senin mevcud durumunla küffara nasıl mücadele edilir bunu İslami şuurla düşünmek gerek.Eğer bugünkü ümmet Kanuni'nin tebaası olsa bir kısım kardeşimizin dediği gibi küffara derhal savaş açalım.Çünkü o günkü zaman cihad,cephede daha ziyade olurdu bunun sebebi de cephede neticeyi hasıl edecek her türlü maddi-manevi imkan vardı.

Lakin bu zamanın asıl cihadı masabaşındadır.Biz neden cephede kazandıklarımızı masada kaybettik?Biz dediğimiz ümmettir.

Cihadda önemli bir hususda kazanma durumu olacak.Huruc ala sultayı herkes kafasına göre yaparsa müslümanların zulm görmesine sebep olur,vebal altında olur.

Bir diğer husus ise bir işin içinde eğer vehhabi-şii hasıl ehli sünnetçe itikadları bozuk olduğu kanaat getirilen güruh varsa o işten hayr gelir mi iyi düşünmek lazım.Cenabı Allah amelleri itikada göre değerlendirir.Öyle olmasa heralde cennete ilk girecek kişilerden birisi Edison olurdu.

Hasılı kelam ben Çeçenistanda ve nice İslam beldesinde ciddi bir iç fitne olduğunu düşünüyorum ve bunu düşman kullanıyor.Önceliklehatalari anlayip,iitifaki saglayip yaraları sarıp ondan sonra Rus ayısıyla Amerikan kovboyuyla ümmetçe ve başımızda olacak bir lidere mutlak itaatle savaşmak lazımdır.Bu süreci ise tıpkı Cennetmekan Sultan Abdülhamid Hanın denge politikalrı ile bu şer odaklarının birbirlerinden olan zaaflarını kullanıp zaman kazanmalıdır.

fethullah Gülen hocanin yaptigida kuvvet bulanakadar zaman kazanma siyasetidir.

Burara sunuda söylemek isterimki abd nin rejimi kafir ve zalim olsada her amerikali zalim degildir.

Zalim olmayanlari bulup müslümanlarin lehine kullanmak BIR SANATTIR!

fakiri
20-06-2011, 19:21
Sondan üçüncü cümlene gelene kadar makul şeyler yazmışsın...O cümleden sonra ise, bir çuval inciri mahvetmişsin !
Ynai, bunun adına diğer bir ifade ile, delik kova ile su taşımak deniyor...Görünüşte su taşıyorsun ama, suyun fayda sağlayacağı yere gittiğinde kovanda su kalmıyor ! Şu halde kovanın (Kafanın) tamir edilmesi gerekiyor! Asıl sanat da, boş ve fayda sağlamayan işlerle uğraşmamaktır!

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:26
sana göre yanlis bana göre dogru...baktigimiz pencereler farkli cünkü.
Sen bana kesin yanlis olan terör olaylari karsisinda "En azından susardın da adam olduğun anlaşılırdı" cümlesini kullanmisdin.bendende sana tavsiye,emin olmadigin konularda En azından susardın da adam olduğun anlaşılırdı !:)

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:30
...................

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:35
bu metod sadece türkiye icin gecerli degil.ABD dahil tüm ülkeler...
1.egitim merkezleri kur,okul ac...
2.isik evleri ve sohbetler vesilesiyle maneviyati insaa et...
3.diyalog calismalariyla zaman kazan...
4.bu yollarla kazandigin insanlari güc merkezlerine yönelndir...islamin,vatanin,milletin ve ümmetin lehine söz sahibi olmalarini sagla...

fakiri
20-06-2011, 19:37
Laf ve lakırdı isteyenler için kaleme alınmış bir yazı...Konuyla ne alakası var herhalde asan bilgilendirir bizi !
Ben konu başlığına göre nihaî ve can alıcı yorumumu şöyle yapıyorum:

Nefret etmek için, Bin Ladine gelene kadar bu üdnyada milyonlarca papaz ve haham vardır. Hatta Bin Laidin şüphesiz ki, nefret listesine girse , dahil edilese bile şüphesiz ki, bütün gayr-ı müsimlerin isimlerinden sonra gelir. Vesselâm.

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:37
aslinda bunlari yazmam hata,bunlar sirdir,biliyorum fakat bazi kardeslerimiz aydinlatilmasi gerekiyor... DIYALOG BAHANEEE!

http://img325.yukle.tc/images/2867bir_milletin_ihyasi.jpg

Yeni-OSMANLI
20-06-2011, 19:42
Laf ve lakırdı isteyenler için kaleme alınmış bir yazı...Konuyla ne alakası var herhalde asan bilgilendirir bizi !
Ben konu başlığına göre nihaî ve can alıcı yorumumu şöyle yapıyorum:

Nefret etmek için, Bin Ladine gelene kadar bu üdnyada milyonlarca papaz ve haham vardır. Hatta Bin Laidin şüphesiz ki, nefret listesine girse , dahil edilese bile şüphesiz ki, bütün gayr-ı müsimlerin iismlerinden sonra gelir. Vesselâm.

sana yine Fethullah Gülen hoca cevab versin:


"Din adına yanlış yapan, onun yanlış tanınmasına sebep olan her kimse, eğer bunu bir de bazı nefsanî sebepler altında bilerek, şuurunda olarak yapıyorsa, böylesi ancak nefret çeker. Bir ağaçta bir çürük meyve, gerçi o ağacın çürük olduğunu göstermez; fakat ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verir. Üzerinde milyarlarca meyve bulunan ve dünyanın her tarafına dal salmış mübarek ve sağlam bir ağaç düşünün. Bu ağaç yalnız yeni meyve vermiyor; asırlardır meyve veriyor. Bu meyveler içinde pek çok çürük meyve bulunabilir. Fakat bilhassa temsil mevkiindeki, tanınmış bazı meyveler şuurunda olarak kendilerini çürütür ve ağacın da, milyarlarca diğer meyvelerinin de sağlamlığı konusunda zihinlerde şüphe, hattâ bazı zihinlerde netice hâsıl edecek olurlarsa, bu, milyarlarca meyveye ve o ağaca büyük ve affedilmez bir cinayet olur. Bu cinayeti işleyen de korkunç ve affedilmez bir cânidir."

Allah razi olsun fethullah Gülen hocadan,nede güzel ifade etmis...

Müslümanlarin zalimligi islamiyetin yanlis tanitilmasina,islam ülkelerinin isgal edilmesine ve müslümanlara zarar verecegi icin kafirlerin zulmünden cok daha beterdir.

DeliŞair
20-06-2011, 23:41
bu metod sadece türkiye icin gecerli degil.ABD dahil tüm ülkeler...
1.egitim merkezleri kur,okul ac...
2.isik evleri ve sohbetler vesilesiyle maneviyati insaa et...
3.diyalog calismalariyla zaman kazan...
4.bu yollarla kazandigin insanlari güc merkezlerine yönelndir...islamin,vatanin,milletin ve ümmetin lehine söz sahibi olmalarini sagla...


baştan sona katılıyorum

DeliŞair
20-06-2011, 23:44
Kuranın ayetlerı arasında cımbızlama yapmayın kıtap ehli için inmiş ahkam ayetleride getirin

ayetleri bir bütün içinde değerlendirin işinize gelen ayeti alıp işinize gelmeyenı gözardı etmeyın madem muslumansank musluman gıbı davranalım

bu işi evvela yahudiler yapardı işine gelen ayeti alırlardı işlerine gelmeyını parmaklarıyla gızler dillerini ayet karşısında eğip bükerlerdi


kardeş aynısı senin içinde geçerli işine gelince hay hay işine gelmeyince cimbızlamayın demeyin !!!

ve burada kimsenin müslümanlıgını sorgulamaya ve yahudiyle kıyaslamaua hakkın yok
bu sözlerin sana şerr olarak yeter bilesin !!

DeliŞair
20-06-2011, 23:54
kimse kendi kafasina göre "cihad örgütü" kuramaz.
Böyle ümmeti ilgilendiren konularda ümmeti temsil eden liderlerle istisare ve ittifak sarti var.
Cihaddan önceki cihadin sartlarina bakiniz,defalarca ekledim.


diger kardeş suan sormak istediğim soruyu zaten sormuş
ama ben kendi bakış acımdan kendi uslubuma yeniden sorucam ..

Böyle ümmeti ilgilendiren konularda ümmeti temsil eden liderlerle istisare ve ittifak sarti var diyorsun
güzel diyorsun haklısın da

direk olarak ne gercek bir islam birligi nede islam ordusu var bunu zaten sende herkesde biliyor

bunu gecelim

örnek afganistan rusya savaşında
osama orada savasırken destek sağlarken
afganistanda bulunan yaşayan müslümanlarla anlaşmadanmı yaptı diyorsun
orada o zamanlar afgan otororistesi her kimdeyse
osama sen bize katılma destek sunma mı dedi sanıyorsun

bence yanılıyorsun Osama elbette AFganistandaki musluman liderlerle tum mucahidlerle bir ruh bir kalb olup
ruslara karşı savasmıstır

bir turkler ne yaptık ?
cenenistandaki rusların zulumlerine karşı biz turkler ne yaptık
yada her an gibi baska sözde islam ulkeleri ne yaptı söylermisin
bosnada kaç milyon musluman katledildi
ne yaptık ?
nerede senin su bahsettin liderler


ne yani rusun gavuru cecenleri katletsin Seyh Samillere ve nice islam bölgesinde muslumanlar karşı cehpe alsın
bizde senin dedigin su olmayan ummetin temsilcilerinin ittifak etmesini bekleyim duralım
biz bekliyoruz anladıkda
beklemeye tahammulı olmayan bir asırdır yeri geldimi afganistanda yeri geldimi cecenistanda savasanlar destek sunanların hepsi yanlış yaptı yani ha

kardeş ne dedigin farkındamısın !!

fakiri
21-06-2011, 07:23
sana yine Fethullah Gülen hoca cevab versin:
Müslümanlarin zalimligi islamiyetin yanlis tanitilmasina,islam ülkelerinin isgal edilmesine ve müslümanlara zarar verecegi icin kafirlerin zulmünden cok daha beterdir.


Kılavuzuna çok selâm söyle de en önce şu soruya cevap verebiliyorsa versin !

Sürekli möüslümanların kaalrını akıtarak teröristliği tescil edilmiş bir ülkede ense yapıp, İslâmi konularda fetva ve nizamat vermenin nasıl bir duygu olduğunu açıklasın. Ondan sonra söylediklerini tartışırız.

bi husben
21-06-2011, 07:37
neden her söyleneni sihya veya beyaz gibi algiliyorsunuz?
hepsi sapikmi dedik?
Itiraz edilen konu "terör",dinimizin lekelenmesi,yanlis tanitilmasina alet olunmasi,islama aykiri cihad metodlari...

adam gibi cihad edenler hakkindaki düsüncelerim asagdaki linkte,buyur:

http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=101787&p=945310&viewfull=1#post945310

mecburmuyum yahu kafirlerin ekmegine yag süren dengesizleri desteklemeye,mecburmuyum okul basip cocuk rehin alanlara "mücahid" demeye?
Mecburmuyum cecenistanin isgaline alet olan "radikalleri" savunmaya?
mecburmuyum ZIRT PIRT terör olaylarini üstelip müminlerin üzerlerine bomba yagmasina taseronoluk yapan akilsizlari sevmeye???
Sevmiyorum kardesim bunlari,ALLAH icin sevmiyorum,zarar verdikleri icin sevmiyorum.

Bundan dolayi ne ILIMLI olurum,ne cemaatci olurum ne sucu nede bucu,insanlari sizin gibi düsünmüyorlar diye damgalamaktan vazgecin.
ILIMLI,cemaatci,sucu bucu oldugum icin degil EHLI_SÜNNET müslümani oldugum icin sevmiyorum dengesizleri,varmi bir diyecegin???
Cihad edebiyati yapmadan önce cihad nedir ögreninde gelin.

Artistlik taslayarak bir adim atayim derken cok daha büyük yaralara alet olmak cihad degil ahmakliktir.

Cecen cihadini gerileten sebebler...buyur (kendi arastirmam)
http://www.delikanforum.net/konu/96451-cecen-cihadini-gerileten-sebebler.html


Enbuyuk ahmak sen ve senın gıbı dusunenlerdir .senin kokuşmuş düşüncen sana kalsın seni takan kim senin mensubu olduğun liderini takan kim

adam gibi cihatmış sen adammısınki senin cihad algına uyalım .hadi bakalım müslümanlar hakkında ileri geri konuşma musluman olamıyorsan ınsanlık moduna gec ınsan sansınlar senı

veri
21-06-2011, 07:44
Enbuyuk ahmak sen ve senın gıbı dusunenlerdir .senin kokuşmuş düşüncen sana kalsın seni takan kim senin mensubu olduğun liderini takan kim

adam gibi cihatmış sen adammısınki senin cihad algına uyalım .hadi bakalım müslümanlar hakkında ileri geri konuşma musluman olamıyorsan ınsanlık moduna gec ınsan sansınlar senı

kaç kişi seninle cihada katılacak ki birilerini dışlıyorsun.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 08:24
Bizim anlamadığımız şey şudur ki bir kere olsun şu dinlerarası daolgcular kendileri iyi niyetli olduğu halde gavurların iyi niyetli oldğuna dair kanaat etmişler midir?Onlar(hıristiyan veya yahudiler) sözlerinde asla vefa göstermezler.Çünkü onların maksadı müslümanların bu iyi niyetini suistimal edip kendileri gibi yaşatmaya kendi pislik içinde ki batı medeniyetini aşılamaya yönelik bir çalışma içine girmişlerdir.Oysa bizim İslam ve Osmanlı kültürümüz varken bu kadar hararetle dinlerarası dialoğu savunmaları ne kadar da hazindir.Önce hıristiyan ve yahudilerin maksadının ne olduğunu iyice kavramadan ortaya atılan dinlerarası dialog bize çok şey kaybettirmektedir.Gelecek nesil müslüman hıristiyan olarak yani iki dinli olarak yozlaştırma harekatıdır.Bu kadar gaflet ve cehalet göstermek dinimize ihanettir.Defalarca söylediğimiz halde yine aynı teranelerin bahsedildiği bu sitede aklı başında bir müslüman kalmayacak mı?Nedir bu cehalet?...

veri
21-06-2011, 08:39
tüm yahudiler ve hristiyanlar için söylüyarsanız yazık etmeyin kendinize derim...
aralarında onca müslümanlığı kabul edenler varken... yanıldığınızı kanıtlamıyor mu?
gaflet başka çaresizlik başka birşeydir.
hadi ülkemize delinin biri yönetmeye başladı
yine hadi müsllümanolmayanlarla ilişkileri kesti
sizce ülkemiz ne halde olurdu.
yetenekli bilim adamlarımız var tuttular uydu yaptılar
ama motoru almanyadan, panelleri fransa dan, lensleri israilden almışlar:)
diyalog olmadan kafirlerin size güvenmemesi halinde bu parçaları size niye versinler ki

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 09:44
tüm yahudiler ve hristiyanlar için söylüyarsanız yazık etmeyin kendinize derim...
aralarında onca müslümanlığı kabul edenler varken... yanıldığınızı kanıtlamıyor mu?
gaflet başka çaresizlik başka birşeydir.
hadi ülkemize delinin biri yönetmeye başladı
yine hadi müsllümanolmayanlarla ilişkileri kesti
sizce ülkemiz ne halde olurdu.
yetenekli bilim adamlarımız var tuttular uydu yaptılar
ama motoru almanyadan, panelleri fransa dan, lensleri israilden almışlar:)
diyalog olmadan kafirlerin size güvenmemesi halinde bu parçaları size niye versinler ki

O senin dediğin dışarıdan alınan teknoloji ürünleri dinlerarası dialog meselesi ortaya çıkmadan evvelde alınıyordu şimdi bu mesele hal olunmayacak mı sanıyorsunuz.Hıristiyanları müslüman eden dinlerarası dialog değil, onlar bütün semavi kitapları inceleyip Kur'an'ın gerçek ilahi kitap olduklaını anladıkları için müslüman olmuşlardır.Hıristiyanarı müslüman etmek için peygamberimizin tebliğ metodları dururken dinlerarası dailoğa niye ihtiyaç duyulsın ki?Hem sonra peygamberimizin tebliğ metodlarında asla dinde taviz olmadığını görüyoruz.Oysa dinlerarası dialogta çok büyük tavizler verilmektedir.25- 30 sene sonra sizin ne kadar yanıldığınızı çok geç anlamış olacaksınız.

Son yıllarda Orta Doğu'da su sıkıntısı çekilmeye başladı.Bu arada İsrail gavuru, "Türkiye bizim suyumuzu kesiyor" yaygaraları koparmaya başladı ama bunu dünya kamuoyuna duyurmuyorlar.Demek istediğim şudur ki ileri ki yılarda İsrail'le su savaşı çıkacağını unutmayın.Hal böyle olunca da dinlerarası dialogcuların ne yapacağı merak konusu olacaktır.Su sıkıntısı olunca da din diye birşey bırakmayacaklardır.Açıkçası Türkiye- İsrail savaşı çıkması muhtemelen gerçekleşecektir.Ne zamn ki israil ve AB ülkelerinin menfaatı kesilirse onlar için dinlerarsı dialog yoktur.Onlar sadistliğini de ellerinden bırakmazlar.

Hıristiyanlarla nasıl dialog kurulabileceğini sonraki mesajlarımda bildireceğm.Bizden çok daha öğrenebileceğiniz meseleler vardır.Henüz siz gavurların nasıl insan olduklarını bilmiyorsnuz.Dinlerarası daloğun arka perdesinin nasıl olduğundan gafilsiniz.

veri
21-06-2011, 09:54
İslamiyeti seçen her dinden veya dinsiz sayısız insan mevcut
ama ben bu değişimin sadece şu veya bu kişilerin çalışmaları sonucu olduğunu düşünmüyorum

Hidayet i ancak O sağlayabilir...

internette çeşitli forumlara katılıyorum yerli yabancı
ilginç bir anımı anlatayım yabancı bir nickli bir arkadaşın paylaşımları ilgimi çekti sordum soyunu sopunu dinini
rus muş türkçe öğrenmiş islamiyet hakkında epey malumatı mevcut

ama çevresinde ne türk var ne de müslüman.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 09:58
http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_resim/diyalog_A10_fgev/diyalog_B10_fgev.jpg


http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_resim/diyalog_A10_fgev/diyalog_K60_fgev.jpg

http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_resim/diyalog_A10_fgev/diyalog_C25_fgev.jpg
http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_resim/diyalog_A10_fgev/diyalog_C20_fgev.jpg

http://suhikayeleri.com/suhik_C20_diyalog/diyalog_C20_resim/diyalog_A10_fgev/diyalog_B36_fgev.jpg

Papa'nın, Camide müslümanlar gibi kıyamda, durduğunu sanıp sevindik/sandırıp sevindirdiler.İşn gerçeği öyle olabilir mi? Asla olamaz çünkü; Papa Müslümanlar gibi kıyam'ı kurallara uygun olarak yaparsa, kendi dininden çıkmış olur. Zaten dinden çıkmadığını da; yaptığı eylemin / duruşun, esasında "Müslümanlar ve Müslümanlıkla dalga geçmek olduğunu", "Diyalog sürecinde bu tip ara gazlarının gerekli olduğunu" o zafer işareti ve yüz ifadesi ile" onaylayıp, belgelettiriyor.

http://arsiv.sabah.com.tr/2005/09/26/im//86D9B0A5CDDC3042B53356BDb.jpg
Fetullah Gülen Cemaatinin Aksiyon dergisinden bir alıntı

"Papa 6. Paul Cenaplari tarafindan baslatilan ve devam etmekte olan Dinlerarasi Diyalog Icin Papalik Konseyi (PCID) misyonunun bir parcasi olmak uzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edisini gormeyi arzu ediyoruz. En aciz bir sekilde hatta biraz curetle, bu pek kiymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mutevazi yardimlarimizi sunmak icin size geldik."
M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu / 9 Şubat 1998



Ahmed Şahin - Ehl-i kitapla amentüde ittifakımız var!

Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meşhur ifadesiyle amentüde ittifakımız vardır. Çünkü ALLAH'ın gönderdiği kitapların hemen hepsinde tekrarlanan amentüdür: ALLAH birdir. Peygamberler haktır. Melekler vardır. Kitaplar gönderilmiştir. Ahiret vardır. Ölen insanlar bir gün dirilecek, yaptıkları iyiliklerin mükafatını, kötülüklerin de mücazatını göreceklerdir. Bu temel noktalar bir amentüden başkası değildir ve biz ehl-i kitapla bu amentüde müttefikiz.
Garip olan şudur ki ittifak ettiğimiz amentüyü öne geçirmiyor da ihtilaf ettiğimiz teferruatı ileri sürüp mutlak küfre karşı dayanışmamıza engel olarak görüyoruz. Halbuki temelde ittifak varken teferruattaki ihtilaflara takılıp kalmak makul değildir. Burada Kur'an'ın bir ayetini hatırlamak yerinde olsa gerektir: (Mealen.)

- Ey ehl-i kitap! Geliniz ittifak ettiğiniz amentüde buluşunuz.
Bu sebeple burada diyoruz ki:
- Ey ehli iman! Siz de bütün insanlığın dini olan İslamı sadece kendi ihtiyacınıza göre yorumlayarak onu bir dünya dini olmaktan çıkarıp kendi ülkenizin dini haline sokmayınız. Unutmayınız ki bütün insanlık onun içinde kendine yer bulacaktır. Başka gidecek yeri de yoktur!


SİZİN YÜZÜNÜZDEN HRİSTİYANLIĞI HAKK DİN ZANNEDEN İMANI ZAYIF,MADDİ GÜCÜ OLMAYAN YÜZLERCE İNSAN DİNİNİ DEĞİŞTİRDİ.

"Kimse kimseye inancından dolayı ithamda bulunmayacak. Kimse kimseye dininden ya da dinsizliğinden dolayı taanda bulunmayacak.” diyor.

Bu sözleri de kendi dinine göredir. İslâm dini ile ilgisi yoktur. İslâm’da ise şöyledir;
Âyet-i kerime’de:
“Ey Peygamber kâfirlerle ve munafıklarla savaş, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür.” buyuruluyor. (Tahrim: 9)

“Onlar muminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki, şeref ve kudret tamamen ALLAH’a aittir.” (Nisa: 139)

“Ey iman edenler! Muüminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. ALLAH’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” buyuruluyor. (Nisa: 144)

“Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkâr etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz. Oysa onlar Rabbiniz olan ALLAH’a inandığınızdan dolayı Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler benim yolumda savaşmak ve hoşnudluğumu kazanmak için çıkmışsanız, onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.” buyurulmaktadır. (Mumtehine: 1)

“ALLAH’a ve ahiret gününe inanan bir milletin; babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa, ALLAH’a ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediklerini göremezsin.” (Muücâdele: 22)

Gerçek iman budur. Bu İslâm dinine göredir.
“Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerdir.” (Tevbe: 23)

İslâm bu imanı gerektirir. Bu Âyet-i kerime’ler kimlerin dost ve kardeş olacağını anlatıyor. O ise kendine göre konuşuyor. Kendi zan hükümlerini ortaya koyuyor.


İSLAM'I ANLATMAK DİNİ DEĞERLERİ HAFİFE ALMAKLA MI OLUYOR ?
SENİN PEYGAMBERİNE (!) KÜFREDEN ADAMLARLA İFTAR YEMEKLERİNDE POZ VERMEKLE Mİ OLUYOR ?
TEBLİĞİNİ YAPARSIN, KABUL EDERSE KARDEŞİM DERSİN, ETMEZSE SEN KAFİRSİN DERSİN. ÇEKER GELİRSİN.

VATANINDA YAŞARSIN, KÜFRÜN TAĞUTUN AĞABASINA SIĞINMAZSIN.
DİYOLOĞA BAŞLADIĞINIZDAN BERİ NE DEĞİŞTİ ? KAÇ YAHUDİYİ, HRİSTİYANI, MÜSLÜMAN YAPTINIZ?
BİR TARAFTAN KENDİ ÜLKENİZE BAKIN BAKALIM KAÇ MÜSLÜMAN HRİSTİYAN OLDU?
İSLAMI ÇOK İYİ ANLATTIĞINIZ BELLİ Kİ; HALA DÜNYANIN HER YERİNDE EN FAZLA MÜSLÜMAN KANI AKIYOR.
KUNDAKTA Kİ BEBEĞİN ÖLÜM EMRİNİ VEREN, 15-16 YAŞINDA GENÇ KIZLARA TECAVÜZ EDİP ÖLDÜREN, MÜSLÜMAN ERKEKLERİN HANIMLARIN KARINLARINI DEŞİP BAĞIRSAKLARINI AĞZINA KOYAN BİR ZİHNİYETİN FİKİR ADAMLARIDIR BUNLAR?.
TEVRAT'TA YAZDI(RILDI)ĞI İÇİN DÜNYADA HİÇ BİR MÜSLÜMAN BIRAKMAMAYA YEMİN ETMİŞ İNSANLAR SENİN SÖZÜNE Mİ BAKARLAR ?

"Önemli olan ehli kitap ile müslümanların amentüsünün olmasıdır , ve bu amentü aynıdır. "

Ne demektir bu?...

Sonrada aynı müslümanlık gibi ehli kitabı da aynı amentüleri sahihmiş gibi görerek ikisini de aynı kefeye koyuyor.
Müslümanım diyen birisinin aynı amentüsü olan Hz. İsa'nın (a.s.) dinine girmesi gerekmediği gibi , diğer ehli kitabında dinimize girdiği görülmüş müdür?.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:01
http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/16732.jpg http://image.haber7.com/haber/84183.jpg

_1. Ehl-i Kitap'a bir şey sormayınız. Çünkü onlar sapıtmış oldukları için sizi hidayete eriştiremezler. Eğer siz böyle yaparsanız, ya batıl sözü doğrular ya da doğru bir sözü yalanlamış olursunuz. ALLAH'a yemin olsun ki, eğer Musa bile hayatta olsaydı O'nun bile bana tâbi olmaktan başka yapacağı bir şey yoktu".
(Ahmed bin Hanbel, Musned, III. 338 ; İbni Kesir Tefsiri Kuran-il Azim, I- 386 ; ed Durru'l Mansur, II- 85 ; Alûsî, Ruhu'l Meanî III- 210.)

_2. "Muhammed'in nefsi elinde olan ALLAH'a yemin olsun ki, eğer Musa peygamber sizin aranızda olsaydı da O'na tâbi olup Beni terk etseydiniz sizler bu halde kesinlikle sapıtanlardan olurdunuz. Halbuki Musa (as) hayatta olup yaşasaydı O'nun bile Bana tâbi olmaktan başka yapabileceği bir şey yoktur".
( Darimi, Sunen, Mukaddime bab, 46 ; ed Durru'l Mansur, II. 84; Alûsî Ruhu'l Meanî I. 244. )

_3. "Muhammed'in nefsi elinde olan ALLAH'a yemin olsun ki bu ümmetten hiç bir kimsenin Yahudi veya Hıristiyan olduğunu duymak istemiyorum. Eğer böyle bir kişi Bana inanmadan önce ölürse o ancak cehennemliktir".
( Sahih-i Muslim, Kitabu'l İman, bab 70 b- Zadu'l Mesir L 365; Ibni Kesir, Tefsiru'l Kur'an'il Azim, I. 363.=

_4. "Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan her kim Benim peygamber olduğumu işitir de Bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir".
(Ahmed bin Hanbel, Musned, IV. 396 b- Tefsiru'l Kur'an'il Azim, II. 266.)

Buhari Ebu Hureyre (ra)'dan şöyle rivayet etti:
"Ehl-i Kitap Tevrat'ın İbraniceisini okuyup Müslümanlara Arapça tefsir ederlerdi.
Bunu gören Hz. Peygamber (as): "Ehl-i Kitap'ın söylediklerini ne tasdik edin, ne de yalanlayın" buyurdu".



BİR TANE HAZRETİ İSA'YI ALLAH'IN OĞLU DEĞİL DE ONUN KULU OLDUĞUNU SÖYLEYEN BİR HRİSTİYAN GÖSTEREMEZSİNİZ .
BİR TANE HRİSTİYAN RASULULAH EFENDİMİZİ SON PEYGAMBER KABUL ETMEZ. BUNLARI KABUL ETSE ZATEN MÜSLÜMAN OLURLAR

ÇOK ŞÜKÜR BİZ HİÇ BİR YERDE BİRLEŞMİYORUZ. AMENTUDE SADECE MUSLUMANLARLA İTTİFAKIMIZ VAR. BİZ ONLARIN İNANDIĞI ALLAH'A DA İNANMIYORUZ.
BİZİM ALLAH'IMIZ EHAD'DIR. DOĞRULMAMIŞ, DOĞURMAMIŞTIR. BENZERİ VE DENGİ YOKTUR. HİÇ BİR ŞEYE MUHTAÇ DEĞİLDİR.HERŞEY ONA MUHTAÇTIR.
FARZET Kİ TEK OLAN ALLAH'A İMAN ETTİLER. BU SEFERDE RASULULLAH'A İMAN YOK,
O İMANIN HİÇ BİR HÜKMÜ YOK.

“KİM ALLAH’A ve RASUL’UNE İMAN ETMEZSE BİLSİN Kİ BİZ KÂFİRLER İÇİN ÇILGIN BİR ATEŞ HAZIRLAMIŞIZDIR.” (Fetih: 13)

TAHRİF OLDUĞU KİTAPLARINDA BUNLAR YAZIYOR. HEPSİ DE BUNLARA İNANIYOR VE KÜÇÜKLÜKTEN BERİ MÜSLÜMAN DÜŞMANI OLARAK YETİŞTİRİLİYOR.
ŞARON'UN, BUSH'UN AKIL HOCASI KİM ? ADAMLARIN DİNİ LİDERİ KİM?
DOSTLUK KURDUĞUNUZ ADAM DEĞİL Mİ?
KAFİRLER , PAPAZDAN HAHAM'DAN TELKİN ALARAK MÜSLÜMAN KANI AKITMIYORLAR MI?

EVET BİZ TEK OLAN ALLAH'A VE ONUN RASULUNE İMAN ETMEYENLERE DÜŞMAN GÖZÜYLE BAKIYORUZ. TA Kİ TÖVBE ETTİKLERİ ZAMANA KADAR.
BUNDAN DA ŞEREF DUYUYORUZ.

“Yahudiler: “Uzeyir ALLAH’ın oğludur.” dediler. Hıristiyanlar da: “Mesih (İsa) ALLAH’ın oğludur.” dediler. Bu, daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzeterek geveledikleri sözlerdir. ALLAH onları kahretsin! Nasıl da uyduruyorlar?” (Tevbe: 30)


İnkâr Edenler Hakkında Ferman-ı İlâhi Şudur:

“Şüphesiz ki ehl-i kitaptan olsun müşriklerden olsun inkâr edenler cehennem ateşindedirler. Orada ebedî kalacaklardır. Onlar yaratıkların en şerlileridirler.” (Beyyine: 6)


Hazret-i ALLAH’ı, Kelâmullah’ı ve Rasulullah’ı inkâr edenlerin hükmü ve sonu budur.
Bu apaçık ilâhi hükümlere rağmen Hazret-i ALLAH’ın kitabına, Ahmed'in -Mehmed'in kitabı kadar itibar etmeyip yahudi ve hıristiyanları dost edinenlerin, bunların küfrünü hoş görenlerin, küfür sıfatı ile Hazret-i ALLAH’ın karşısına çıkacakları aşikârdır. Bunun gibi, bu ilâhi ikaz ve ihbarlara itibar etmeyerek yahudi ve hıristiyanlardan dostluk ve yardım ümit edenler, onların topluluklarına girmeye çalışanlar bu dünyada da büyük bir hüsrana ve zillete düçar olacaklardır. Bugün olduğu gibi. Çünkü küffar İslâm’a ve müslümanlara hiçbir zaman dostluk göstermez. İslâm’ın ve müslümanların hasmıdır

Bu diyalogcu zatın haham ve papaz sevdası onları aklama paklama girişimleri artık sokaktaki en saf insanın bile dikkatini çekmeye başladı. ve neden diyorlar. Hani yarası olan gocunur misali. Özellikle son 3-4 aydır Ak(siyon) dergisi kendini bu vazifeye adamış durumda. Birileri memlekette hristiyanlaştırma var, misyonerlik var diyor. bu zevat hayır yok hani göster diyor. Kuzum sen Misyonerlerin avukatı mısın diye sormadan edemiyoruz.


Ebu Hureyre radıyALLAHu anh, merfuan rivayet ediyor;
“İnsanlarla ALLAH’tan başka ilah olmadığına şehadet edinceye, Bana ve getirdiğim hükümlere iman edinceye kadar savaşmakla emrolundum…”
(Buhari(24,1321,2748) Muslim(22) Begavi Şerhus-Sunne(1/67) Beyhaki(2/3, 3/92, 4/104) İbni Mace(3927) Ebu Davud(2623) Tirmizi(2606) Ahmed(2/314, 345, 377, 384, 4/8) Nesai(5/14) Darimi(siyer,10) Şafii Musned(s.14) Mişkat(12) Hadis manen mutevatirdir.)

“Muhammed’in(s.a.v.) nefsi elinde olan ALLAH’a yemin olsun ki, şu Yahudi ve Hristiyanlardan, beni işitip de haberdar olan, sonra beraber gönderilmiş olduğum hükümlere inanmadığı halde ölen bir kimse yoktur ki ateş ehlinden olmasın!”
(Muslim(153, 240) Ahmed(2/350) Cem’ul Fevaid(20) Şerhus Sunne(1/104) Mişkat(10) İbni Kesir Tefsiri(1/90, 255) İbni Mende İman(88) İbni Mende Tevhid(s194) Elbani Sahiha(157) Tayalisi(43) Taberi(2/235) Suyuti el-Havi(2/145) Ebu Nuaym Hilye(4/308) Ebu Avane(1/104) İbni Teymiye Fetava(4/188) Nesai Suneni Kübra(1/241) Tarhut Tesrib(7/159) Busayri İthaf(94))

“Kul kabire konulup yakınları kabrin başından ayrıldıklarında ayaklarının sesini işitir.
Ona iki melek gelir ve konuşturur; “Muhammed hakkında ne diyorsun?” derler…sonra kafir ve münafığa gelirler…kafir der ki;
“Bilmiyorum, halkın söylediğini söylüyordum.”
Sonra demir balyozlarla ensesine vurulur. Bir çığlık atar ki onu insan ve cinlerden başka her şey işitir.”
Buhari(cenaiz 87); Ebu Davud(sunnet, 34); Ahmed(4/296) Tirmizi(kıyamet 36); İbni Teymiye Fetava(4/253)

“İslam beş (temel) üzerine bina edilmiştir; ALLAH’tan başka ma’bud olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Rasulu olduğuna şehadet, namazı dosdoğru kılmak, hak sahiblerine zekatı vermek, Beyt’i haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.”
(Buhari(7) Muslim(21) Tirmizi(2609) Ahmed(2/26, 92, 120,143) Nesai(8/107) Şerhus Sunne(1/17) Mişkat(4))


Peygamber Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem’e imanı emreden birçok ayet varken, bunun aksini iddia edenler Bakara suresindeki şu ayeti delil gösteriyorlar;

“Şüphesiz ki, (zahiren) iman edenler, Yahudi olanlar, hristiyanlar ve sabiilerden, kim ALLAH’a ve ahiret gününe iman edip Salih bir amel işleyenlerin Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur ve mahzun da olmazlar.” (Bakara 62)

Halbuki ayetin nüzul sebebi şöyledir;
“Selman radıyALLAHu anh, Rasulullah s.a.v.’in yanına gelince, kendi halkının ibadetlerinden ve dini yorumlarından haber vermeye başladı. Dedi ki;
“Ey ALLAH’ın Rasulu! Onlar namaz kılıyor, oruç tutuyor, sana iman ediyor ve senin peygamber olarak gönderileceğine iman ediyorlardı.”

Selman radıyALLAHu anh, onları övmeyi bitirince Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem:
“Ey Selman! Onlar cehennem ehlidirler.” Buyurdu.
Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.
Hakim(3/600) Vahidi Esbab-ı Nuzul(s.28-29) Taberi(1/229) Suyuti Dürrül Mensur(1/72) Lubabun Nukul(1/13) Abdulfettah el-Kadi Esbabun Nuzul(s.13) Bedreddin Çetiner Esbabun Nuzul(1/23) İbni Ebi Ömer ve İbni Ebi Hatim’den naklen

Bu ayetin nüzulünden sonra Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdular ki;
“Kim beni duymadan İsa’nın dini üzere, İslam üzere ölürse o, hayır üzeredir. Ama herkim bugün beni duyduğu halde bana iman etmezse şüphesiz ki o helak olmuştur.”
( Taberi(1/256) İbni Teymiye Mecmuul Fetava(7/430) İbni Hişam(1/214-220))

Kur’an, Kitap ehli olanlardan Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları elçiye tabi olanları över, onlar için ve bütün insanlar için kurtuluş yolunun ancak Efendimiz s.a.v.’e iman ve ittiba etmek olduğunu belirtir;
“Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır."

(Ey Habibim!) De ki; “Ey insanlar! Muhakkak ki ben, sizin hepinize göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan ALLAH’ın peygamberiyim. O’ndan başka ilah yoktur. O hayat verir ve O öldürür. Öyleyse ALLAH’a ve O’nun ummi peygamber olan rasulüne iman edin; O ki, ALLAH’a ve O’nun kelimelerine (kitaplarına) iman eder, Ona tabi olun ki, hidayete eresiniz.”(A'raf 157-158)

veri
21-06-2011, 10:02
yazını okumadım
ama resimlerine göz attım
umarım ilk resimdeki karikatür vari heykel de anlatılmak isteneni anlamışındır.
ikinci resmindeki bilgiler tamamen hatalı kıyamet tarihi yaklaştı inanılmaz sayıda islamiyete koşanlar olucak...
üçüncü resimdeki zafer işareti değil :)

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:03
Kâfirlerin faydalı işleri fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiç faydası olmaz. [İbrahim 18]

Kâfirlerin iyi işleri engin çöllerde görünen seraba benzer. Susayan kimse onu uzaktan su sanır. Ama yanına varınca, umduğunu bulamaz. Kâfirler de, kıyamette, dünyada yaptıkları iyilikleri serap gibi yapan, yani yok eden Allah’ı bulur ve hesabını Ona verir.[Nur 39]

Kâfirlere ahirette yalnız Cehennem vardır. Emekleri boşa gider. [Hud 16]

Kâfir olarak ölenin yapmış olduğu bütün iyi işleri yok olur. Dünya ve ahirette fayda vermez.[Maide 57]

Gerek kitap verilenlerden, gerekse müşriklerden küfredenler, muhakkak cehennem ateşindedirler, orada ebedi kalacaklardır. Onlardır bütün insanların en şerlileri!

Ebu Said ve Enes radıyallahu anhuma anlatıyorlar:
"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:
"[B]Ümmetimde ihtilaf ve ayrılıklar meydana gelecek, (Onlardan) bir grup lafıyla güzel, ameliyle kötü olacak. Bunlar Kur'ân'ı okuyacaklar, ancak köprücük kemiklerinden aşağı geçmeyecek. Bunlar, dinden tıpkı okun avı delip geçmesi gibi çıkarlar. Onlar, ok kirişine dönmedikçe bir daha dine geri gelmezler. Bunlar mahlukatın en şeriridir. Onları öldürene ve onlar tarafından öldürülene ne mutlu! Onlar insanları Kitabullah'a çağırırlar, fakat kitaptan zerre kadar nasipleri yoktur."
Yanında bulunan Ashab: "Ey Allah'ın Rasûlu Onların alameti nedir?" diye sordular da:
"Tıraş olmak!" buyurdular."
( Ebu Davud, Sünnet 31, (4765). Benzer bir rivayeti Ebu Saidi'l-Hudri'den Sahiheyn kaydetmiştir. Buhari, Fezailu'l-Kur'an 36, Menakıb 25, Edeb 95, İstitabe 6, 7; Muslim, Zekat 143-148, (1064); Muvatta, Kur'ân 10, (1, 204, 205); Nesai, Zekat 79, (5, 87), Tahrim 26, (7, 119))

http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/2005/09/26/hatay5.jpg http://www.hakikat.com/dergi/131/resimler131/kupur28.jpg http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=213877
MEDİNE VESİKASI ALDATMACASI

Her şeyden önce bu vesikanın, daha önce merkezî bir yönetime sahip bulunmayan Medine ahalisi için yepyeni bir sistem inşa ettiğini görüyoruz. Bu sistemde Hz. Peygamber (s.a.v) ve Müslümanlar "metbu" (tabi olunan), diğerleri ise "tabi" konumundadır.
Bu o kadar böyledir ki, –Muhammed Hamidullah'ın da vurguladığı gibi– bu vesika, Yahudi kabilelerini kesinlikle müstakil varlıklar olarak tayin ve tavsif etmemekte, aksine Müslüman Arap kabileleri ile müttefik olan Yahudi kabilelerinin birtakım hak ve sorumluluklarından söz etmektedir. Hatta Yahudiler'in özellikle siyasî bağımsızlıklarını kısıtlamıştır. Dolayısıyla Yahudiler'in bu vesikada, Müslümanlar'la eşit konumda olduğunu söylemenin imkânsız olduğu açıktır…
Bütün bunlar bir yana, Yahudiler'in, mezkûr vesikanın iki maddesinde geçen "ALLAH'ın Rasulü Muhammed" (s.a.v) tabirini kabul etmiş olmaları dahi bu vesikanın diyalog faaliyetlerinin meşruiyetine delil olarak kullanılmasının "akla ziyan" bir iş olduğunu ortaya koymaya yeterlidir!
Yine bu meyanda mezkûr vesikada zikredilen kimseler arasında vuku bulabilecek bütün anlaşmazlıklarda veya öldürme hadiselerinde konunun "ALLAH'a ve Rasulü'ne götürülmesi"nin hükme bağlanmış olması, altı çizilmesi gereken hususlar arasında bulunmaktadır.
Bugüne kadar izlediği seyir ve katılımcı tarafların konumları itibariyle dinlerarası diyalog faaliyetlerinde bu vesikanın muhtevasıyla refere edilebilecek herhangi bir husus var mıdır?
Öyle görünüyor ki, diyalog faaliyetlerinin Medine vesikasına dayandırılması çabası, bu vesikada Yahudiler'in dinî hayatlarına karışılmayacağının hükme bağlanmış olmasından kaynaklanıyor.

Tarih boyunca İslam devletlerinin tebaası durumunda bulunan Gayrimüslimler'in dinlerine ve kimliklerine dokunulmamış olması da aynı maksatla öne sürülen hususlar arasında bulunuyor.
Ancak yukarıda da söylediğim gibi burada İslam'ın, "tabi (Gayrimuslimler) ile metbu (Muslümanlar)" arasındaki ilişkiyi düzenleyen hükümleri bahis konusudur. Dinlerarası diyalog faaliyetlerinin yürütüldüğü konjonktür için ise (reel durumda Müslümanlar'ın metbuiyetinden söz edilemeyeceğine göre) iki şıktan biri geçerlidir: Ya esasen böyle bir "tabi-metbu ilişkisi" yoktur veya bu ilişki bugün için tersinden yürümektedir; yani Müslümanlar tabi, Gayrimüslimler metbu durumundadır.
Bu şıklardan hangisini kabul ederseniz edin, dinlerarası diyalog faaliyetlerinin taraflarının şu anki konumları Medine vesikasındaki durumu yansıtmaktan uzaktır. Şu halde bu vesika da diyalog faaliyetlerine dayanak teşkil etmeye elverişli olmamalıdır…
Bu vesika sonrasında Medine Yahudileri ile Müslümanlar arasındaki ilişkinin nasıl bir seyir izlediği ise ehlinin malumudur…
Hasılı, Dinlerarası diyalog faaliyetlerini yürütenlerin, yaptıkları işin meşruiyetini (hatta "zaruretini"!) isbatlamak amacıyla ortaya attıkları sözüm ona "delil"lerin, maksadı hasıl etmekten uzak olduğu açıktır.

veri
21-06-2011, 10:04
umarım yazılarını okuyorsundur
içlerinde diyalogçuları destekleyen paragraflar var:)

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:04
EHL-İ KİTAPLA İLGİLİ AYET VE HADİSLER TARİHSELDİR (O DÖNEME AİTTİR) ZIRVASINA REDDİYE


Bu, İslamın temel inancına aykırı fikirleri iki ana grupta toplayabiliriz:

1- “Kur"an-ı kerimin bazı ayetleri ve bazı hadis-i şerifler tarihi sürecini doldurduğu için bunlarla amel edilemez. Kur"an-ı kerimin gelmesiyle yürürlükten kalkmış olan İncil ve Tevrat"ın hükümleri hâlâ geçerlidir. Bugünkü İncillere ve Tevrata inanan, Yahudi ve Hıristiyanlar da cennetliktir. Ehl-i Kitap ile ilgili âyetler, hadisler tarihseldir, dolayısıyla bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları değil o dönemin insanlarını bağlar.”

Nitekim, Türkiye'de dinlerarası diyaloğun önde gelen temsilcisi Fethullah Gülen, bu konu ile ilgili âyetleri yorumlarken; Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili Kur"an-ı kerimde geçen ayetleri, bilinen manalarının dışında çok farklı bir düzeyde ele alıyor:

Ayetlerde geçen düşmanlığın o günün Yahudi ve Hıristiyanlarını içine adığını, Kur"anın kullandığı aynı üslup, bugünün Yahudi ve Hıristiyanlarını içine alacak diye bir şart, bir mecburiyet olmadığını, ayetlerin kesin, fakat bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları içine aldığının kesin olmadığını, ifade etmektedir.
( Hoşgörü ve Diyalog İklimi s.155-156)


Yine aynı kitapta, Gülen,
Kur"an-ı kerimde, Hıristiyanlarla, Yahudilerle ve Müşriklerle ilgili geçen sert ifadelerin uç noktayı temsil ettiğini,Yahudi ve Hıristiyanlarla diyalog kurup dostluk tesis edilebileceğini, Kur"anın onları dost edinmemek konusundaki nehyinin (yasağının) hususi şartlarda olduğunu; bunu umumileştirmenin Kur"anın ruhuna aykırı olacağını, Said Nursi'nin “Münazarat” kitabında bildirdiğini ifade etmektedir. (s.170)

Fethullah Gülen , aynı konularla ilgili hadisleri yorumlarken de,
“Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler ya Hazret-i Muhammed (A.S.M) döneminde yaşayan ya da kendi peygamberlerleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” diyor.
( Küresel Barışa Doğru, s.45)


Halbuki, bugüne kadar hiçbir İslam alimi bu âyet ve hadislerin tarihsel olduğunu, geçerliliğini yitirdiğini söylememiştir. Aksine, kıyamete kadar geçerli olduklarını ittifakla bildirmişlerdir.

"Kesinlikle cehennemlik"

Rasulullah efendimiz, İslamiyeti kabul etmeyen Yahudilerin ve Hıristiyanların, ALLAH"a iman etmiş sayılmayacağını bunların Cehennemlik olduğunu bildirmiştir.
Dört büyük muctehid imamdan biri olan İmam-ı Ahmed bin Hanbel"in meşhur hadis kitabı olan El-Müsned isimli eserde, sahabeden Ebu Hureyre"nin rivayet ettiği şu hadis-i şerif bunu açıkca göstermektedir:

“ALLAH Rasûlu"ne biri geldi ve "Ey ALLAH"ın elçisi! Hıristiyanlardan ALLAH"a ve Rasulu"ne inanarak İncil"e sâdık biri veya aynı şekilde ALLAH"a ve Rasûlu"ne inanarak Tevrat"a bağlı biri, sonradan sana tâbi olmazsa, bu kişiler hakkında ne buyurursunuz?" dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Nefsim elinde olan ALLAH"a yemin ederim ki, bu ümmetten biri veya Yahudi ve Hıristiyan bir kişi beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle Cehennemlik olur"

Bu konu ile ilgili diğer bazı hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruldu:

“Beni duyup iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan elbette Cehenneme girecektir.” (Hakim)

“Cennete sadece Müslüman olan girer." (Buhari)

Adem aleyhisselâmdan, Muhammed aleyhisselâma kadar, dinlerin nesh edilmesi, semavi kitapların, âyetlerin nesh edilmesi yani yürürlükten kaldırılması ALLAHu teâlâ tarfından yapılmıştır. Kur"anın bazı âyetlerinin veya bunların açıklaması olan hadislerin tarihsel olduğunu, geçerliliğinin kalmadığı iddiası, ve bunu savunmak yeni bir kitap veya Peygamberin geldiğini söylemek olur ki, bu da İslam inancına göre küfürdür.
Muhammed aleyhisselâma inanmak imânın şartı değil mi?


2- “Üç dinden herhangi bir dine inanmak yeterlidir. Mühim olan kelime-i tevhid inancıdır. Hz. Muhammed"i kabul ve tasdik etmek ise şart olmayıp bir kemal mertebesidir” diyorlar. “Ehli kitap ile amentüde ittifak halindeyiz.”
İddiasında bulunuyorlar.
(Ahmet Şahin, Zaman- 17.4.2000)


Nitekim, Fethullah Gülen,
“Kur"an-ı kerim, Kitap ehline çağrıda bulunulurken, “Ey kitap ehli! Aramızda müşterek olan bir kelimeyi gelin.” Nedir o kelime? “ALLAHtan başkasına ibadet yapmayalım”. ALLAHa kul olan başkasına kul olmaktan kurtulur. İşte gelin, sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim. Kur"an devamla, “ALLAHı bırakıp da, bazılarımız bazılarımızı Rab edinmesin” diyor. Dikkat edin, bu mesajda, “Muhammedün Rasûlüllah” yok.” diyor.
(Hoşgörü ve Diyalog İklimi. S.241)

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:06
BELGELERLE FETHULLAH GÜLEN

- KELİME-İ TEVHİD�İN İKİNCİ KISMINI SÖYLEMEYENLERE DE RAHMET VE MERHAMETLE BAKMAMIZ GEREKTİĞİNİ SÖYLEMEKTEDİR.


�... Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir (yenilemelidir). Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü yani �Muhammad ALLAH�ın rasulüdür� kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden (söyleyen) kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.�
Kitabın Adı : Küresel Barışa doğru (Kozadan Kelebeğe � 3) Sayfa :131

http://www.yuruyus.com/www/turkish/images/F_gulenCIAHab-153.jpg

_ Fethullah GÜLEN Yukarıdaki sözleriyle ehli kitabın (hırıstiyan ve Yahudilerin) Peygamber efendimizi dışlamakta, kişi ona inanmasa dahi cennete gidebileceğini belirtmektedir. Bu batıl görüşlerine delil olarak ta şu ayeti sunmaktadırlar ;
�Şüphesiz ki, (zahiren) iman edenler, Yahudi olanlar, hristiyanlar ve sabiilerden, kim ALLAH�a ve ahiret gününe iman edip Salih bir amel işleyenlerin Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur ve mahzun da olmazlar.� (Bakara 62)
Halbuki ayetin nüzul sebebi şöyledir;
�Selman radıyALLAHu anh, Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem�in yanına gelince, kendi halkının ibadetlerinden ve dini yorumlarından haber vermeye başladı. Dedi ki;
�Ey ALLAH�ın Rasulü! Onlar namaz kılıyor, oruç tutuyor, sana iman ediyor ve senin peygamber olarak gönderileceğine iman ediyorlardı.� Selman radıyALLAHu anh, onları övmeyi bitirince Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve selem :
�Ey Selman! Onlar cehennem ehlidirler.� Buyurdu. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu.
Hakim(3/600) Vahidi Esbab-ı Nüzul(s.28-29) Taberi(1/229) Suyuti Dürrül Mensur(1/72) Lübabun Nukul(1/13) Abdulfettah el-Kadi Esbabun Nüzul(s.13) Bedreddin Çetiner Esbabun Nüzul(1/23) İbni Ebi Ömer ve İbni Ebi Hatim�den naklen
Bu ayetin nüzulünden sonra Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdular ki;
�Kim beni duymadan İsa�nın dini üzere, İslam üzere ölürse o, hayır üzeredir. Ama herkim bugün beni duyduğu halde bana iman etmezse şüphesiz ki o helak olmuştur.�
Taberi(1/256) İbni Teymiye Mecmuul Fetava(7/430) İbni Hişam(1/214-220)

Kur�an, Kitap ehli olanlardan Tevrat ve İncil�de yazılı buldukları elçiye tabi olanları över, onlar için ve bütün insanlar için kurtuluş yolunun ancak Efendimiz sallALLAHu aleyhi ve sellem�e iman ve ittiba etmek olduğunu belirtir;
Peygamber Efendimiz geldikten sonra, Efendimizi ve onun getirdiği (Kur�an�ı Kerimi) kabul etmeden, ALLAH�a iman etmiş, olamayacağı ALLAH-u Teala�nın kabul etmediğini, Kişinin sadece �La ilahe illALLAH� demekle iman etmiş sayılamayacağını, �Muhammedün Resulullah� deyince iman etmiş olacağını, aşağıdaki Ayetleri okuyarak anlayalım.

AYETLE CEVAP 1
�ALLAH�ı ve peygamberlerini inkar edenler, ALLAH ve peygamberleri arasını açmak isteyenler, bazılarına inanır, bazılarını da inkar ederiz, diyenler ve (iman ve küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler... İşte gerçekten kafir olanlar bunlardır. Ve biz (böyle) kafirler için zelil edici bir azab hazırladık. ALLAH�a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayanlar ise, işte bunlara da mükafatları verilecektir. ALLAH, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.� (Nisa : 150 , 151 , 152)
AYETLE CEVAP 2
�Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî Peygamber'e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nûr'a (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.
(Ey Habibim!) De ki; �Ey insanlar! Muhakkak ki ben, sizin hepinize göklerin ve yerin mülkü kendisinin olan ALLAH�ın peygamberiyim. O�ndan başka ilah yoktur. O hayat verir ve O öldürür. Öyleyse ALLAH�a ve O�nun ümmi peygamber olan rasulüne iman edin; O ki, ALLAH�a ve O�nun kelimelerine (kitaplarına) iman eder, Ona tabi olun ki, hidayete eresiniz.�(A'raf 157-158)
AYETLE CEVAP 3
�Rasulullah size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının.� (Haşr:7)
AYETLE CEVAP 4
�(Ey Rasulüm) Deki: eğer ALLAH�ı seviyorsanız bana tabii olun.� (Al-i imran:31)
AYETLE CEVAP 5
�Eğer siz gerçekten müminlerseniz, ALLAH�a ve Peygamberine itaat ediniz.�(Enfal: 1)
AYETLE CEVAP 6
�Kim ALLAH�a ve Resul�üne iman etmezse, bilsin ki biz kafirler için çılgın bir ateş hazırladık� (Fetih : 13)
AYETLE CEVAP 7
�Rasulüm de ki: ALLAH�a ve Peygambere itaat edin, şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki ALLAH kafirleri sevmez�Aliimran32)
AYETLE CEVAP 8
�Ey insanlar Rabbinizden size hak bir peygamber gelmiştir.O halde kendi hayrınıza olarak, hemen ona iman ediniz.� (Nisa : 170)
AYETLE CEVAP 9
�Ey ehl-i kitap, Peygamberlerin ardı arkası kesildiği, bir boşluk meydana geldiği sırada size peygamberimiz gelmiştir. Gerçekleri size açıklıyor ki,�Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi� demeyesiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. ALLAH�ın her şeye gücü yeter.� (Maide: 19)
AYETLE CEVAP 10
�Rasulüm, Biz Seni alemlere rahmet olarak gönderdik.� (Enbiya : 107)
AYETLE CEVAP 11)
�Şüphesiz ki ALLAH ve Melekleri Peygamber Muhammed�e çok selat ve sena ederler. Ey iman edenler siz de ona
selat-ü selam getirin ve tam bir teslimiyetle gönülden teslim olun.� ( AhzaB : 56)
AYETLE CEVAP 12
�Rasulüm, onlara söyle: Eğer ALLAH�ı seviyorsanız bana tabi olun ki, ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.� (Al-i imran : 31)
AYETLE CEVAP 13
�Ey insanlar, ALLAH�a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, Onu büyük tanıyıp, saygı gösteriniz.� (Fetih: 9)
AYETLE CEVAP 14
�Eğer siz gerçekten müminlerseniz, ALLAH�a ve Peygamberine itaat ediniz.� (Enfal : 1)
AYETLE CEVAP 15
�Peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.� (Nur : 56)
AYETLE CEVAP 16
�Peygambere itaat eden, muhakkak ki ALLAH�a itaat etmiş olur.� (Nisa:80)
AYETLE CEVAP 17
�Biz, hiçbir Peygamberi, ALLAH�ın izni ile kendisine itaat edilmesinden başka bir hikmetle göndermedik.� (Nisa:64)
AYETLE CEVAP 18
�Kim ALLAH�a ve Rasulune iman etmezse bilsin ki , Biz kafirler için çılgın bir ateş.� (Fetih: 13)


HADİSLE CEVAP 1
�Muhammed�in(sallALLAHu aleyhi ve sellem) nefsi elinde olan ALLAH�a yemin olsun ki, şu Yahudi ve Hristiyanlardan, beni işitip de haberdar olan, sonra beraber gönderilmiş olduğum hükümlere inanmadığı halde ölen bir kimse yoktur ki ateş ehlinden olmasın!�
(Müslim(153, 240) Ahmed(2/350) Cem�ül Fevaid(20) Şerhus Sünne(1/104) Mişkat(10) İbni Kesir Tefsiri(1/90, 255) İbni Mende İman(88) İbni Mende Tevhid(s194) Elbani Sahiha(157) Tayalisi(43) Taberi(2/235) Suyuti el-Havi(2/145) Ebu Nuaym Hilye(4/308) Ebu Avane(1/104) İbni Teymiye Fetava(4/188) Nesai Süneni Kübra(1/241) Tarhut Tesrib(7/159) Busayri İthaf(94))

HADİSLE CEVAP 2
�Ümmetimin tamamı cennet�e girecektir. Girmek istemeyene sözüm yok. Ya RasulALLAH kim cennet�e girmekten kaçınır? Kim bana itaat ederse Cennet�e girer, isyan eden cennet�i İstememiş demektir.� (Buhari)

HADİSLE CEVAP 3
�Sakın sizden birinizi emrettiğim veya yasakladığım hususlardan biri kendisine ulaşınca, koltuğuna yaslanıp, �Bilemiyorum, biz ALLAH�ın kitabında ne buluyorsak ona uyarız: derken bulmayayım.� (Tirmizi Hz.)

HADİSLE CEVAP 4
�Cennete müminlerden başkası giremez� ( Müslim : 114 )

HADİSLE CEVAP 5
Ebu Hüreyre radıyALLAHu anh, merfuan rivayet ediyor;
�İnsanlarla ALLAH�tan başka ilah olmadığına şehadet edinceye, Bana ve getirdiğim hükümlere iman edinceye kadar savaşmakla emrolundum��( Buhari(24,1321,2748) Müslim(22) Begavi Şerhus-Sünne(1/67) Beyhaki(2/3, 3/92, 4/104) İbni Mace(3927) Ebu Davud(2623) Tirmizi(2606) Ahmed(2/314, 345, 377, 384, 4/8) Nesai(5/14) Darimi(siyer,10) Şafii Müsned(s.14) Mişkat(12) Hadis manen mütevatirdir.)

HADİSLE CEVAP 6
�Kul kabire konulup yakınları kabrin başından ayrıldıklarında ayaklarının sesini işitir. Ona iki melek gelir ve konuşturur; �Muhammed hakkında ne diyorsun?� derler�sonra kafir ve münafığa gelirler�kafir der ki;
�Bilmiyorum, halkın söylediğini söylüyordum.� Sonra demir balyozlarla ensesine vurulur. Bir çığlık atar ki onu insan ve cinlerden başka her şey işitir.� (Buhari(cenaiz 87) Ebu Davud(sünnet, 34) Ahmed(4/296) Tirmizi(kıyamet 36) İbni Teymiye Fetava(4/253)

HADİSLE CEVAP 7)
�İslam beş (temel) üzerine bina edilmiştir; ALLAH�tan başka ma�bud olmadığına ve Muhammed�in O�nun kulu ve
Rasulü olduğuna şehadet, namazı dosdoğru kılmak, hak sahiblerine zekatı vermek, Beyt�i haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.�
(Buhari(7) Müslim(21) Tirmizi(2609) Ahmed(2/26, 92, 120,143) Nesai(8/107) Şerhus Sünne(1/17) Mişkat(4))

HADİSLE CEVAP 8
"Ümmetimden veya Yahudilerden ya da Hıristiyanlardan her kim Benim peygamber olduğumu işitir de Bana iman etmezse o kişi cennete giremeyecektir". ( Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV. 396 ,Tefsirü'l Kur'an'il Azim, II. 266)

KELİME-İ TEVHİD SORUSU SAİD-İ NURSİ�ye SORULUYOR . HEM FETHULLAH�A HEMDE ONUN GİBİ DÜŞÜNENLERE ŞU CEVABI VERİYOR.

SAİD NURSİ MEKTUBAT ADLI ESERİNİN 26. MEKTUP 4. MEBHAS (BEŞİNCİ MESELE) KISMINDA ( Sayfa : 344)
Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred (sadece) Lâ ilâhe illâllah kâfi midir? Yani, Muhammedür'-Resulullah demezse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olabilir mi?" diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:
Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Umum ehl-i marifetin ve tahkikin imamları, Sadi-i Şirazî gibi derler: Ey Sâdî! Muhammed'i (a.s.m.) örnek almadan bir kimsenin selâmet ve safâ yolunu bulması imkânsızdır.
Bütün yollar kapalıdır; ancak Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) yolu açıktır.
Fakat bazan oluyor ki, cadde-i Ahmediyede (a.s.m.) gittikleri halde, bilmiyorlar ki cadde-i Ahmediyedir ve cadde-i Ahmediye dahilindedir. Hem bazan oluyor ki, Peygamberi bilmiyorlar; fakat gittikleri yol, cadde-i Ahmediyenin eczasındandır.
Hem bazan oluyor ki, bir keyfiyet-i meczubâne veya bir hâlet-i istiğrakkârâne veya bir vaziyet-i münzeviyâne ve bedeviyâne suretinde, cadde-i Muhammediyeyi düşünmeyerek, yalnız Lâ ilâhe illâllah onlara kâfi geliyor. Fakat bununla beraber, en mühim cihet budur ki: Adem-i kabul başkadır, kabul-ü adem başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar, Peygamberi bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlâhiyeye karşı yalnız Lâ ilâhe illALLAH biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler. Fakat Peygamberi işiten ve dâvâsını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenâb-ı Hakkı tanımaz. Onun hakkında yalnız Lâ ilâhe illâllah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilâne adem-i kabul değil; belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır.
Mucizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve ALLAH'ı tanımaz. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter.

İZAH :
Said Nursi'nin sözleri gayet açık ve net. Peygamberimizden şu devirde haberi olmayan yok gibidir. Ancak Afrika da ormanların içerisinde, kabileler halinde yaşayan kişi veya topluluklar olabilir. Said Nursi ancak bunların La ilahe illALLAH kelamını söyleyebilenlerinin ehli necat yani (kurtulabileceklerini) söylemektedir. Bu da kesin değil ALLAH-u Teala dilerse tabii.
Said Nursi ; �Fakat Peygamberi işitip ve davasını bilen adamlar onu tasdik etmezse, ALLAH-u Tealayı tanıyamayacağını belirtmektedir. Yalnız �La ilahe illALLAH� kelamı, kelime-i tevhidi ifade edemez. Bu ifade yeterli değildir. Ancak, �Muhammed Aleyhisselam, ALLAH�ın kulu ve Resulü� demekle kelime-i Tevhid tamamlanmış olur.� Diyor.
�La ilahe illALLAH kelamı, kurtulma sebebi değildir ve cahillerin mazur (özürlü) görülmesini de gerektirmez. Onlar dahi söylemiş olsa inkardır. Neyi inkar Peygamber Efendimizi inkardır. Peygamber Efendimizi inkar eden Zaten ALLAH�ı da tanımaz�. Demektedir . Avrupa da ki, Amerika da ki, Asya da ki Hıristiyan ve Yahudiler�in Peygamber efendimiz den haberlerinin olmaması söz konusu değildir.

** Fethullah Gülen , gerçek niyetin ne ise onu açıkla, Müslümanların kafasını bulandırma. Kendisine Fethullahçıyım diyenler gözlerini kapamasınlar. Bu cemaat içerisinde dini konuda en büyük otorite saydıkları Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN ve Prof. Dr. Suat YILDIRIM olduğunu herkes bilirler. Hayrettin Karaman da Kelime-i Tevhid konusunda söyledikleri Said-i Nursi gibidir. Kitabından yazısını aynen buraya alıyoruz;

1) �İmanında ve ibadetinde şirk (başka bir varlığı ALLAH yerine koymak, ona ortak kılmak veya ona mahsus niteliklere ortak bilmek) bulunan kimseler cennete giremezler.�
2) �Mevcut Yahudi ve Hıristiyanlar içinden Peygamberimiz hakkında doğru bilgiye ulaştıkları halde ona inanmayanlar, onu � açık veya kapalı bir üslupla- sahte peygamber olarak niteleyenler, batıl olan inançlarını Kur�an�a göre tahsis etmeyenler de cennete giremezler.�
3) �İçinde bulundukları şartlar İslam ve Peygamberimiz hakkında doğru bir bilgi edinmeye müsait olmadığı için şirksiz bir Yahudilik, Hıristiyanlık veya ALLAH inancını benimseyenler cennete girebilirler.�
Kitabın Adı : Dinlerarası Diyalog Nedir (Prf.Dr.Hayrettin KARAMAN) Sayfa:83-84
Bu üç maddeye bakarak Yahudileri ve Hıristiyanları cennete koymaya hevesli olanlara, Peygamberimizden şu teknoloji çağında haberi olmayan kimsenin bulunmadığını, Efendimizi ve Amentünün şartlarını kabul etmeden cennete gidilemeyeceğini, bu şartların kendisine müslümanım diyenler içinde geçerli olduğunu bilmeleri gerekir.
Nurcuyum diyen insan kendisine çeki düzen verecek ve Fethullah�la Saidi Nursi arasında tercih yapacaktır.

FETHULLAH GÜLEN AYETLERE DÖNEMSELDİR (tarihsel) DİYOR

�.... Kur�an�da kullanılan tarzın (bazı Yahudiler Hıristiyanların �gerçeğe� karşı inatçılığı ve düşmanlığını ifade etmek için kullanılan üslubun) her dönemdeki bütün Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını savunmaktadır:�
�Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan Ayetler ya Hazret-i Muhammed (A.S.M.) döneminde yaşayan yada kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.�
Kitabın Adı : Küresel Barışa doğru (Kozadan Kelebeğe � 3) Sayfa :45

Yukarıdaki sözler, hiçbir Müslümanın kabul edebileceği bir şey değildir. Oysa bütün Müslümanlar bilir ki, Kur�an�ı Kerim�in her Ayet-i kıyamete kadar geçerlidir.Hiç bir zaman değişikliğe uğramaz hükmü baki dir. Belirli bir dönem de hükmü geçerlidir , belirli bir dönemde geçerli değildir gibi düşünceler tamamen batıldır, sapıklıktır. Bu düşüncede olan kim olursa olsun kendisi de düşüncesi de merduttur .
Fethullah Gülen�in kendi Fıkıh Profesörlerinden Prof. Dr. Hayrettin KARAMAN ;Fethullah�ın �Yahudileri ve Hıristiyanları azarlayan ayetlere dönemseldir� demesini şu şekilde eleştirmektedir. Yazısını aynen alıyoruz.
�Kur�an�ın Ehl-i kitap ile ilgili ayetlerini ikiye ayırmak gerekir:
A) İnanç ile ilgili ayetler. Bunların tarihsel olmaları mümkün ve makul değildir, imanda hak her zaman haktır, batıl ve yanlış olan her zaman batıldır, yanlıştır.
B) Ehli kitap ile ilişkileri düzenleyen ayetler. Bunlara da toptan tarihsel denemez. Savaş, barış, bunların şartları gibi konularda tarihi durum belirleyici olabilir.�
Kitabın Adı : Dinlerarası Diyalog Nedir (Prf.Dr.Hayrettin KARAMAN) Sayfa: 83

Fethullah Gülen : �KADINDAN İDARECİ OLMASINDA HİÇ BİR SAKINCA YOKTUR�

�Kadınlardan idareci olmasının hiçbir sakıncası yoktur.� demekle kalmıyor , daha da ileri giderek � Hatta kadının Hakim bile olabileceğini � iddia ediyor. Bu Mülakatları�nın Türkiye�nin en büyük tirajlı gazetelerinde yayınlandığını söylüyor. Sonra da tepki olunca �kadının kamu görevlisi olarak çalışmasında bir sakınca yok� diye irtifa kaybetti .
Kitabın Adı : İftiranın Değişmeyen Mantığı (adlı kendi) kitabı Sayfa:120.
Diğer Kaynaklar: 23-28 Ocak 1995 tarihinde Hürriyet Gazetesi ile Röportaj.
23-30 Ocak 1995 tarihinde Sabah Gazetesi ile Röportaj.

AYETLE CEVAP 1
�Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neden nehyettiyse ondan sakının.� (Haşr : 7)
AYETLE CEVAP 2
�Eğer ALLAH-ı Seviyorsanız bana tabi olun ki ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın� (Al-i imran : 31)
HADİSLE CEVAP 1
�Sizden hiç birinizin arzuları benim tebliğ ettiğim esasa Uymadıkça gerçek manada iman etmiş olmaz�(En-nevevi,Erbain: 41)
HADİSLE CEVAP 2
�Mukadderatını bir Kadının eline veren millet felah bulmaz� (Buhari 1660, Megazi 82, Fiten 18 , Tirmizi fiten 75, Nesai Kada:8, Ahmet Bin Hanbel 5743,51,38,47)
Bu konu İslam dinine göre böyledir. Eğer ALLAH�a iman ediyorsak, Rasul�üne tabi isek, onların beyanı Ayeti kerimeler ve
hadis-i şerif�lerde böyle buyurulmaktadır. Bunun tersini söylemek ve savunmak ALLAH ve Rasul�üne karşı gelmek demektir.

TESETTÜRLE (başörtüsü) İLGİLİ SÖYLEDİKLERİ

�Kadınların başlarını örtmesi iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez. ALLAH�a karşı kulluk, umumi manada kulluk ölçüsünde önem arz etmez bunlar . Teferruata ait meseledir. Nitekim, ALLAH�a iman meselesi Mekke�de efendimiz�e tebliğ edilmiş , namaz meselesi orada bize farz kılınmış, daha sonra da zekat bize farz kılınmış. Ama Tesettür meselesine gelince biraz farklı. Zannediyorum Peygamberliğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken, teferruatla uğraşılmamalı.�

Söylediği Kaynak: 23-28 Ocak 1995 tarihinde Hürriyet Gazetesi ile Röportaj.
23-30 Ocak 1995 tarihinde Sabah Gazetesi ile Röpj.

Bu sözler Fethullah�ın zannına göredir. İslam Dinine göre tesettür kesinlikle farzdır.
ALLAH-u Teala (Nur suresi. 31 ve Ahzab suresi. 59) Ayet-i Kerimelerinde tesettürün farz olduğunu beyan buyuruyor.

AYETLE CEVAP 1
�Rasulüm! Mümin kadınlara da söyle, Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnadır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.� (Nur: 31)
AYETLE CEVAP 2
�Rasulüm! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. Zaruri bir ihtiyaçları olup dışarı çıkmak istedikleri zaman, dış elbiselerini üzerlerine giysinler. Bu onların ahlaksız kadınlardan olmadıklarının bilinmesi ve incitilmemesi için daha elverişlidir.� (Ahzab: 59)

HADİSLE CEVAP 1
ALLAH-u Teala Mekke�den Medine�ye hicret eden muhacir kadınların iyiliğini versin.�Başörtülerini yakalarının üstüne koyup örtsünler.� Ayet-i kerimesi indiği zaman, entarilerinin eteklerini keserek başlarını örttüler.� (Buhari)

Tesettür kesin uyulması gereken bir emirdir ve iman meselesidir. ALLAH-u Teala emir ve hükümlerini koymuş onu yasaklarıyla sınırlamıştır. Şimdi iman meselesi olduğunu ispat edelim;

Amentu�nun esaslarını bütün Müslümanlar bilirler, esaslarından birisi de Kitaplara imandır. (yani kur�an�ı Kerim�e de imandır.) Kur�anı Kerime iman eden bir kimse, içindeki Ayetlerini de kabul etmek zorundadır. Kabul etmeyen, hafife alan, bir kimseden de Müslüman diye söz edilemez. Birilerinin söylediği gibi� iman meselesi ölçüsünde önem arz etmez� demesi kendi zannına göre söylenmiş bir sözdür. Müslüman�ım diyen insanları bağlamaz. Bu iş bu kadar kesindir.Zaten İslam tarihinde hiçbir Müslüman alim (sapık fırkalar dahil) böyle bir iddia gündeme getirerek kafirlerden alkış alma cihetine gitmemiştir.

�Bu hükümler ALLAH�ın hudutlarıdır. Kim ALLAH�ın hudutlarını aşarsa kendisine yazık etmiş olur.� (Talak : 1)
ALLAH-u Teala, �Kim bu hudutları aşarsa kendisine yazık etmiş olur.� Buyuruyorken, �Tesettür Teferruattır!� ya da �İman meselesi değildir.� Demek açıkça bu hudutları aşmak demektir..
�Doğrusu bir çokları bilmeden heva ve heveslerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.� (En�am: 119)

Ayet-i kerime�lere ve ALLAH�u Teala�nın hükümlerine ters konuştuğu için nefis arzusunu ilah edinmiş şirke düşmüştür.
�Tesettür meselesine gelince biraz farklı, Zannediyorum peygamberleğin 16. ve 17. senesinde müslüman kadınların başları açıktır. Temel meseleler varken teferruatla uğraşılmamalı.� demektedir. Yani Resulullah � sallALLAHu aleyhi sellem Efendimize tesettür Ayetleri ilk yıllarda gelmediğini bunun için önem arz etmediğini; teferruat olduğunu söylemek istiyor.
İsterse emir Peygamber efendimizin son nefesinde inmiş olsun. İslam dini�nin hükümleri zamanla ilgili değildir. Hüküm geldikten sonra ona imandan başkası düşünülemez. �16. senede gelmiş, 17. senede gelmiş, 18. senede gelmiş� diye hüküm basite alınamaz. Müslüman�ım diyen kimse; Ayet ne zaman gelirse gelsin, � işittim ve iman ettim� demekle yükümlüdür. Başka bir şekli düşünülemez. Bu mantıkla hükümleri değerlendirirse yine geç inen ayetlerden zina , cuma namazı , içki vs pek çok farzın iptali ve istismarı fetvalarına yol açmaktadır. Küfür rejimlerinin her kırbaç şaklatmasında laik rejimin misyonuna uygun fetvaları , bu emirlerinde geç inmesinden dolayı peydahlayacaktır. Tabi İslam aleminin teveccühüne!! mazhar olmaya devam edecektir .


DİNLER ARASI DİYALOGLA İLGİLİ

1994 Yılında yayınlanan Fethullah�ın kendi kitabı � SONSUZ NUR �1 � adlı eserinde; �Kafirle Mü�min arasında hakiki manada Diyalog olamaz.� Demekteydi .
Bu söz 1995 yılından önce söylenmiş bir sözdür. 1995 yılı Fethullah�ın % 100 çark etme yılı olduğu için, doğru söylenen bir sözdür. Bizim için ilk ve doğru söylenen söz geçerlidir.

Kafirle mümin arasında diyalog olmaz Diyen birisi şimdi ne değişti de Diyalog�un öncülüğünü yapıyor?

Söylediği Kaynak : Fethullah�ın kendi kitabı olan 1994 yılı baskılı �SONSUZ NUR �1� adlı eserin 152. Sayfası.
Belge Dosyası ( 5- BELGE ) �Sonsuz Nur �1�



PATRİK BARTHOLOMEOS�A �HAZRET� ÜNVANIYLA HİTAP !

Hazreti ALLAH�ın değer vermediği kişilere değer veriyor ve onlara Hazret diye hitap ediyor. ALLAH�ın (c.c.) kitabında �pis müşrik , necis� dediklerine �hazret� diyerek muhalefet ederek İslam aleminin itibarını ve akaidini ters yüz etmiştir. Konuşmasında �Patrik Hazretleri bu centilmenliği yapmışlardır.� Demiştir.

Söylediği Kaynak: Diyaloğ Toplantısı görüntülü CD.(Diyalog Masalı vcd) .

ALLAH-u Teala�nın en büyük düşmanlarından birine Hazret dediği zaman içi titreyip hiç Hazret-i ALLAH�tan korkmadı mı?
Rasul-i Ekrem -sallALLAHu aleyhi ve sellem Efendimiz bir çok Hadis-i şerifler�inde Kimlere Saygı duyulup kimlere duyulmayacağını beyan buyurmaktadırlar.

HADİSLE CEVAP 1
�Münafık adamlara �Efendi� diye hitap etmeyin. Zira o, efendi denilerek büyütülecek olursa, ALLAH�ın sevmediğini tazim ettiğinizden dolayı, Aziz ve Celil olan Rabb�inizin gadabını celbetmiş olursunuz.� (Ebu Davud)
HADİSLE CEVAP 2
�Bir adam münafığa �Ey efendi� derse, Rabbini gazaba getirmiş olur.� (Hakim-i münziri C:5/477)
HADİSLE CEVAP 3
�Münafık kişi için �efendi� demeyin. Çünkü, o �efendi� olursa, Rabbinizi kızdırmış olursunuz.�(Ebu Davud- Nesai-Hakim)
HADİSLE CEVAP 4
�Yahudi ve Hıristiyanlara selam vermeyiniz. Yolda onlarla karşılaştığınızda onlara iltifat etmeden yolunuza devam ediniz.� (Müslim-Ebu Davud-Tirmizi Hz.)
HADİSLE CEVAP 5
�Ehl-i kitap (Yahudi ve hıristiyanlar) size selam verirse, �ve aleyküm� deyin� (Buhari-Müslim- İmam münziri-
Ebu Davud-Tirmizi Hz.)
Fethullah�ın Basındaki sağ kolu, Zaman Gazetesi Yazarları : Hüseyin GÜLERCE ve Latif ERDOĞAN da Fethullah gibi papazlara Hazret diye hitap etmektedirler.


� (İSA ALEYHİSSELAM İÇİN) ŞAHSI MANEVİSİ, RÜZGAR ESİNTİ ŞEKLİNDE BELİRECEK.�

Fethullah GÜLEN , Hazreti İsa Aleyhisselamın kıyamete yakın bir zamanda yeryüzüne Ruh ve Beden olarak değil de, �Şahsı Manevi� yani sadece Ruh olarak uzlaşmaya, barışa, diyaloğa dayalı bir hareket , bir akım bir esinti şeklinde geleceğine inanıyor. Ve inancını şöyle dile getirmektedir :
� Said Nursi genel yorum itibariyle onu şahsı manevi olarak yorumluyor.�Bir şahsı manevi olarak gelecek� diyor. Buna kimsenin itiraz etmeye hakkı yok. Şahsı manevi olarak gelecek demek, bir ruh, bir mana gelecek, insanlar üzerinde bir esinti belirecek insanlar anlaşacak, uzlaşacaklar. Ama böyle bir hareketin önünde bu işin bayraktarlığını yapan belki rehberler olacak� .
( Kaynak: Zaman Gazetesi 30.03.2004 Fetullah GÜLEN röportajından)

Fethullah ve onun gibi düşünenlere cevap olarak Said-i nursi �Risale-i Nur Külliyatından� (Ahir zaman alametleri ve fitneleri) bölümünde İsa Aleyhisselamın Ruh ve Beden olarak geleceğini Deccali öldüreceğini, tek tek açıklamaktadır.
(Mektubat sayfa: 6, - Kastamonu lahikası: 80-82, - işarat sayfa: 59, - Şualar sayfa : 487-587)


ZİYARETİNDE PAPAYA VERDİĞİ MEKTUP� TAN (09.02.1998)

Papaya Ziyareti sırasında �Papa 6.Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan �Dinler arası diyalog� için papalık konseyi (PCİD) misyonunun bir parçası olmak üzere bir arada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle bu pek kıymetli hizmetlerinizi icra etme yolunda en mütevazi yardımlarımızı sunmak için size geldik�.
Bu mektup kendi dergileri AKSİYON, Zaman Gazetesi (10.02.1998) ve internet sitelerinde mevcuttur.

Bu sözde de ne var diyenlere; �İman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrılmıştır.� (Bakara : 256)

İmam Rabbani ,MÜSLÜMANIN KÜFÜR EHLİ İLE NASIL MÜNASEBET KURMASI GEREKTİĞİNİ ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEKTEDİR. : 165. Mektubatı :
�ALLAH�u Teala�nın ve Resulünün düşmanı olan kafirleri kendine düşman bilmelidir. İslam düşmanlarını aşağı tutmalı, kıymetsiz ve rezil olmaları için uğraşmalıdır. O alçaklara hiçbir zaman ve hiçbir yerde saygı göstermemelidir. Onlarla görüşmemeli, hiç mi hiç buluşmamalıdır. O düşmanlara hep sert davranmak, elden geldiği kadar yüzlerini görmemek ve işe karıştırmamak lazımdır.�

SAİD-İ NURSİ bile zamanındaki diyalog müptelalarına dehşetle ikazını yapmış !

�Ecnebilerin tağutlarıyla ve tabiat fenleriyle dalalete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip tabii olanlara binlerce lanet ve teessüfler!
Ey bu vatan gençleri! Avrupalıları taklide çalışmayınız.! Acaba Avrupa�nın size ettikleri hadsiz zulüm ve düşmanlıktan sonra, hangi akılla onların akılsızlık ve batın fikirlerine tabii olup, emniyet ediyorsunuz? Yok yok! Akılsızca taklit edenler, tabii değil, belki şuursuz olarak onların safına dahil olup kendi kendinizi yok ediyorsunuz.
Uyanık olunuz ki, siz ahlaksızcasına tabii oldukça, iman ve İslam�ı savunma davasında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü bu suretle tabii olmanız, milletimize karşı bir küçük görmedir. Ve milletle alay etmedir.
(.......) İşte zararlı kafirler ve kafirlerin yolunda giden akılsızlar, Cenab-ı Hakk�ın hayvanatından bin nevi habistirler (pistirler)� (Lem�alar)

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:07
Fethullah Gülen : "Ehl-i kitap hakkında Kur'an ayetleri çok sert! "




Türkiye'de dinlerarası diyaloğun önde gelen temsilcisi Fethullah Gülen, bu konu ile ilgili âyetleri yorumlarken; Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili Kur'an-ı kerimde geçen ayetleri, bilinen manalarının dışında çok farklı bir düzeyde ele alıyor:

Ayetlerde geçen düşmanlığın o günün Yahudi ve Hıristiyanlarını içine adığını, Kur'anın kullandığı aynı üslup, bugünün Yahudi ve Hıristiyanlarını içine alacak diye bir şart, bir mecburiyet olmadığını, ayetlerin kesin, fakat bugünkü Yahudi ve Hıristiyanları içine aldığının kesin olmadığını, ifade etmektedir. ( Hoşgörü ve Diyalog İklimi s.155-156 )

Yine aynı kitapta, Sayın Gülen, Kur'an-ı kerimde, Hıristiyanlarla, Yahudilerle ve Müşriklerle ilgili geçen sert ifadelerin uç noktayı temsil ettiğini,Yahudi ve Hıristiyanlarla diyalog kurup dostluk tesis edilebileceğini, Kur'anın onları dost edinmemek konusundaki nehyinin (yasağının) hususi şartlarda olduğunu; bunu umumileştirmenin Kur'anın ruhuna aykırı olacağını, Üstad Bediüzzamanın "Münazarat" kitabında bildirdiğini ifade etmektedir. (s.170)

Fethullah Gülen , aynı konularla ilgili hadisleri yorumlarken de, "Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler ya Hazret-i Muhammed (A.S.M) döneminde yaşayan ya da kendi peygamberlerleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır." diyor.
( Küresel Barışa Doğru, s.45)

Halbuki, bugüne kadar HİÇBİR İSLAM ALİMİ BU AYET VE HADİSLERİN TARİHSEL OLDUĞUNU,GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRDİĞİNİ SÖYLEMEMİŞTİR. Aksine, kıyamete kadar geçerli olduklarını ittifakla bildirmişlerdir.

Rasulullah efendimiz, İslamiyeti kabul etmeyen Yahudilerin ve Hıristiyanların, ALLAH'a iman etmiş sayılmayacağını bunların Cehennemlik olduğunu bildirmiştir.

Dört büyük müctehid imamdan biri olan İmam-ı Ahmed bin Hanbel'in meşhur hadis kitabı olan El-Müsned isimli eserde, sahabeden Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği şu hadis-i şerif bunu açıkca göstermektedir:

"ALLAH Rasûlü'ne biri geldi ve 'Ey ALLAH'ın elçisi! Hıristiyanlardan ALLAH'a ve Resulü'ne inanarak İncil'e sâdık biri veya aynı şekilde ALLAH'a ve Rasûlü'ne inanarak Tevrat'a bağlı biri, sonradan sana tâbi olmazsa, bu kişiler hakkında ne buyurursunuz?' dedi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan ALLAH'a yemin ederim ki, bu ümmetten biri veya Yahudi ve Hıristiyan bir kişi beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle Cehennemlik olur."

Bu konu ile ilgili diğer bazı hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruldu:

"Beni duyup iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan elbette Cehenneme girecektir." (Hakim)

"Cennete sadece Müslüman olan girer." (Buhari)

veri
21-06-2011, 10:07
bitti mi

ahmed hocama yine laf atıyorsun geçen seferden dersini almadın mı?
ne ahmed hocamın ne de güya onu eleştiren diğer hocalar arasında bir fark yok...
ahmed hocamın kısa olan yazısındaki yanlış anlamak isteyenler için yeterince açıklama yapamaması
ikinci yazısında eleştirilerin hepsine cevap vermesine rağmen nedense ikinci yazısını görmeyenler.
ahmed hocamı sağlam kaynakla reddiye yapmanız imkansız.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:09
Dialog ; Yunanca dialogos kelimesi fransızca’ya dialogue olarak geçmiş, Türkçe’de diyalog olarak kullanılmaktadır.
Karşılıklı konuşma demektir. Kişiler ya da, ideolojik, siyasi taraftarlarla karşıtları arasında, ayrılık konuları üzerinde bir anlaşmaya, geçici veya kalıcı bir uzlaşmaya varmak için görüşüp konuşmaya, ilişkiler geliştirmeye diyalog denmektedir.

ALLAHın nesh ettiği dini , necis ve müşrik kafir dediği taraftarları eşit şartlarla karşıya alıp konuşup uzlaşmaya çalışmak , dini çalışmalar yapmak onları meşrulaştırmaktır !
Bu tür Diyalog müslümanlarla , müslüman cemaatlerle olur. Kafirlerle tebliğ olur.
Şimdi buraya kafirlere (papa) yazılan mektuplardan bir tanesi haysiyetsizce diğeri ikisi izzetli ayrı mektubları ekleyeceğim .
Kuran ve sünnete göre kafire yazılması gereken uslup ve diyalog hangisi olmalıdır müslümanlar hemen fark edeceklerdir :

1. mektup
http://fethullah.files.wordpress.com/2007/07/el-ele-gonul-gonule.gif

F. GÜLEN’İN PAPA’YA YAZDIĞI MEKTUB

“Pek muhterem Papa cenapları; (hazretleri)
Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.
Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.
İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.
Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı ALLAH'a aittir ve din ALLAH'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.
Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.
Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetle rarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.
Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir.
Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.
Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.
Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.
Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.”
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRB4vxOp7ygO7Bxb4JtJt4mQ2Cf7sJVV lvB7H8laQArReJELgkN

M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu” 9 Şubat 1998


**********************

2. farklı mektup

http://www.spiegel.de/img/0,1020,141094,00.jpg http://news.bbc.co.uk/media/images/40994000/jpg/_40994143_11dipturkafp.jpg

M.Metin Müftüoglu (Kaplan)ndan; katoliklerin ruhani lideri olan 16. benedict`e teblig mahiyetinde açık mektup

Tarihten misal; Resulullah(s.a.v) Rum meliki Herakl`e bir mektup yazarak onu Islama davet etti.
Mektuba sadece bir olan ALLAH`a samimiyetle ibadet etmeye davet eden bir ayet`i kerime`yi ilave ederek davasında haklı olduğuna şahid getirdi. Bu mektubun Sahih-i Muslimdeki metnin tercumesi sudur;
Bismillahirrahmanirrahim! ALLAH`in Rasulu Muhammed`den ,Rum`un büyüğü Herakl`e!
Selam doğru yola girenlere olsun! Şimdi ben seni İslam`a çağırıyorum. Müsluman ol ki, selamete eresin! İslam`a girersen ALLAH sana ecrini iki kat verir. Eğer yüz çevirirsen halkının vebal ve günahı senin uzerinedir. "Ey ehli kitap! Bizim ve sizin aramızda esit olan bir kelimeye gelin yalnızca ALLAH`a ibadet edelim. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım.ALLAH`ı bırakıp da birimiz diğerini ilah edinmesin .Eğer yüz çevirirlerse, "şahid olun biz Müslumanlarız!" deyin!" (kaynak Buhari ve Muslim)
Buna binaen, bizlerde diğer Peygamberlerin ve bilhassa son Peygamber Hz Muhammed (s.a.v)`in ümmeti olma hasebiyle tebliğ ve davet görevi bizlere intikal etmiştir. Peygamber varisi olan bizlere düşen:
Hz Muhammed`in son ve cihanşumul bir Peygamber olduğunu , Onun tebliğe memur edilen yüce Kur`an-i Kerim`inde cihanşumul bir kitap olduğunu , Yüuce İslam dininin de cihanşumul, zamanşumul ve hayatşumul, yani bütün bir dünyayı kaplayan bir din olduğu gibi kıyamete kadar gelecek olan bütün nesil ve asırlara şamil olan ve hepsinin ihtiyacına cevap veren bir din ve nizam olduğunu hepimizin bu dünya hayatında birer misafir bulunduğumuzu ve yine bu dünyada imtihana tabi tutulduğumuzu dünya insanlığına duyurmak ve tebliğ görevimizi yerine getirmektir.
Ben istiyorum ki,herkes dininde, inancında, davası ve düşüncesinde hür olsun. Zulüm, vahset ve haksızlık ortadan kalksın, güçlünün zayıfı ezdiği, mazlumların haklarının gasb edildiği bu dünyayı huzurla sevgi ve barışla kaplayalım.
Herkes yarınından emin olsun. Korku ve endişe içerisinde hayat sürdürülmesin .Ve bu arada müstekbirlerin baskı ve tahakkumlerine, taguti sistemlerine zulum ve iskencelerine, tecavuz ve işgallerine son verilsin!..
Ve nihayet bütün bir dünyaya sesleniyor ve diyoruz ki:
Hür doğan insanoğlu kula kul olmasın, (insanlarin emrine tàbi olmasın) ALLAH`a kul olsun (ALLAH`in emrine tàbi olsun). İslami manada hür yaşasın, yol ve yöresini kendisi hür iradesiyle seçsin, baskı rejimleri ona müdahale etmesin!
Biz istiyoruz ki; insan haklarına hurmet edilsin, fikir hürriyetine riayet edilsin, mabedler hürriyetine kavuşsun, adalet teessus etsin ve nihayet kula kulluk yok olsun da ALLAH`ın mülkünde ALLAH`ın dini hakim olsun!
Fitne fesaddan eser kalmasın! İnsanları idare etme şekli şu düzene-bu sisteme göre değil (ALLAH`ın kendi mülkünde ve kendi kulları için koyduğu ve vaaz ettiği sistemlerin en güzeli, yönetimlerin kusursuz ve hatasız olan ilahi hükümlerle hükmedilsin!) İste o zaman göreceksiniz dünyada huzur olur, barıs olur ,adalet meydana getirilmiş olur...İnsanlar arasında sevgi ve muhabbet artar...
Yeryüzünde ne anarşi olur nede terör olur ! Fitne ve fesaddan hiç eser kalmaz!..
Bütün bunların olması dünya insanlığının kurtuluşu için gönderilen ve Hz Muhammed(s.a.v) tarafindan tebliğ edilen İslamla bir bütündür. Buyurun tek kurtuluş kapısı olan İslam düzenine!
Her ihtilaf mevzuunu dünyanın gündemine getirip serbestce ve rahatca münazarasının yapılabilmesi için bir şart vardır. O da hürriyet, fikir hürriyeti, konuşma hurriyeti, korkmama hürriyeti vs.!
Bundan dolayıdır ki, İslam dini hürriyete, fikir hürriyetine , konuşma hürriyetine, vicdan hürriyetine, inanç hürriyetine vb. hürriyetlere son derece önem vermistir. Fakat bir sartla; Körü körüne değil, münazaraya açık olma kayıt ve şartıyla!
Keza ilmi ve fikri tenkitleri yapmaları da haklarıdır. Ama İslam`in addettiği iman ve amel meseleleriyle hiç bir kimsenin alay etmeye, hor görmeye, hakaret etmeye hakkı yoktur. Velev ki bu kişi papa da olsa !
Papa nın bu pervasızca açıklamaları ya İslamı gereği gibi bilmiyor ,gereği gibi araştırmamış, cahil kalmış cehaletine kurban gitmiş , ya da art (kötü) niyetlidir!
Nitekim Kur`an bazen Muslumanlara karşı kinlerini dışarıya vurduklarını ifade etmektedir.".. .size olan kinlerinden parmaklarını ısırırlar!" (Al-i Imran,119) Ayet-i Kerime` de olduğu gibi bu arada papaya sesleniyor ve diyoruz ki:
Hemen İslam aleminden özür dilemelisin ve yaptığın bu hatayı gidermelisin! Aksi takdirde Müslümanların nezdinde mahkum durumuna düşer ,mağlub olursun! Buna binaen medrese-i Yusufiyye (tekirdag f-tipi cezaevi)den papayı basın aracılığıyla açık oturuma davet ediyorum! Ben inanıyor ,iddia ediyor ve diyorum ki:
Hz Muhammed geldikten sonra O’na uymayanın ne yaptığı hayır ne de ibadeti kendisine asla fayda vermeyecektir "Hz İsa"da" ALLAH" veya "ALLAH`ın oğlu" değil insandır ve aynı zamanda bir Peygamberdir!
Bütün Müslümanların inancı bu şekildedir! Sende iddianda ve inancında samimi isen buyur açık oturuma basın yoluyla münazaraya!
Senden önceki papayıda İslama davet ettiğim gibi Türkiye ye geldiğinde sanada "Islama davet mektubunu " biiznillah !
Bu hususta Kur`àn şöyle der: Helak olanla r bilgi ve belgelere dayanarak,onların münazara ve müşahadelerini görerek helak olsunlar, hayatta kalanlar da bilgi ve belgelere dayanarak, onların münazara ve müşahadelerini hissederek hayatta kalsınlar (Enfal.42) Birkac Ayet-i Kerime ile mektubumuzu noktalayalım:

1 "Hiç şüphe yok ki, ALLAH`ın indinde din İslamdır"(Al-i Imran-19)

2."Her kim Islamdan baska bir din ararsa bilsin ki,o din kendisinden asla kabul edilmeyecektir.Ahirette de o kimse zarar çekenlerden olacaktır."(Al-i Imran-85)

3. "O O`dur ki,Peygamberlerini hidayet ve hakk dinle gönderdi. Ta ki, Onu bütün dinlere üstün kılsın, şahid olarak da ALLAH yeter!"(Fetih-9-tevbe-33)
ve netice
"De ki:Ey ehli kitap bizimle sizin aranızda olan bir kelimeye gelin! Şöyle ki: ALLAH dan başkasına tapmayalım, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım, ALLAH`ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim!" "Eğer bundan yüz çevirirlerse şahid olun biz Müslumanlardanız deyiverin!"(Al-i Imran-64)
tebliğ bizden, doğru yolu göstermek (hidayet) ALLAH`dandır!
24 Saban 1427(18 Eylul 2006)
Muhammed Metin Müftüoglu
bin Cemaleddin(Kaplan)


3. mektup

http://www.tevhidhaber.com/images/author/20_b.jpg http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQRVZcZBVuLc9fvN9yWddPITa3LjX2N1 dbwOlA07S3ZfCQsOB6r
Dinler arası Diyaloğu başlatan ilk Papa ünvanına sahip 6. Paul, Aralık 1967'de dünyanın ileri gelen bazı şahsiyetlerine evrensel barış için bir mektup göndermiştir. VI. Paul'ün mektup gönderdiği kişiler arasında bazı Müslüman alimler de bulunmaktadır. Bunlardan biri Pakistanlı değerli İslâm âlimi Ebûl A'lâ Mevdudi'dir. Aşağıda Papa'nın Mevdudi'ye yazdığı mektubu ve Mevdudi'nin ona cevabını okuyacaksınız. Bu mektup Urduca aslından "Dünya Bülteni" okuyucuları için tercüme edilmiştir
(Tercüme : Mahmut Osmanoğlu - Ubeydurrahman Hamdani)

Papa'nın DİYALOGA DAVET Mektubunun Özeti

Biz dünyanın bütün iyilik isteyen insanlarından yeni yılın ilk günü 1 Ocak’ın Dünya Barış Günü olarak kutlanması dileğinde bulunuyoruz. Bize göre mevcut şartlarda barışa ne kadar fazla ihtiyaç olduğunu ve bunun sağlanmamasından doğabilecek tehlikeleri, amacı uluslararası barışı sağlamak ve onun için çaba sarf etmek olan bütün milletler, uluslararası dini kuruluşlar ve kültürel/siyasi hareketler hissetmektedirler.



Barışı sağlama yolundaki engelleri kaldırmak çok önemli bir görevdir. Bu engeller arasında bir kaçı da dünya milletlerinin aralarındaki ilişkilerde bencilliğin devam ettirilmesidir. Bazı toplumlar, saygı, şeref ve vakar ile yaşamlarını sürdürme haklarından mahrum bırakıldıklarını düşünmektedirler. Ve bu haklarının itiraf edilmemesinden dolayı bu insanlar rahatsız olup savaş yolunu seçmişlerdir. Dolayısıyla, güya uluslararası çekişmeler insaf ve adalet yoluyla, karşılıklı müzakereler gibi makul yollarla halledilemez, tersine sorunları en iyi adalet kılıcı sağlar – ki bu da kan dökme ve insanları katletme gibi sonuçlar doğuracaktır - gibi bir genel kanı oluşmuş bulunmaktadır.



Barış, güvenlik ve birlikte yaşama için yeni nesillere kardeşlik ve uluslararası yardımlaşma eğitimi mutlaka verilmelidir… Barış ve huzur sadece lafla kurulamaz. Bunun için laflarla avunmak insanlığın kalbinin sesi olması yönüyle zahirde iyi görünse de, çoğu zaman, bu, sadece işlevsiz ve ihlâssız işlemi gizlemek için bir kılıf görevi görmektedir. Hatta bazen bu anlayış, taraflı zulmün devamına alet olmuş olur. Ülkeler birbiriyle ve muhtelif ülkelerdeki liderler ve vatandaşlar birbirleriyle sevgi, ihlâs ve adaleti hakiki manada şiar edinmedikçe ve fertler ve milletlere, kültürel, ahlaki ve dini çizgiler içinde söz ve işin hürriyeti olmadıkça barış ile laf söylemek manasız ve neticesi olmayan bir şeydir. Hürriyet ve Güvenlik için gereklilikler olmadan eğer sadece galebe ve işgal yoluyla barış ve huzur ile kanuni düzen ve sistem kurulsa da ardı arkası kesilmeyen ve kontrol edilemeyen dalgalanmalar, ayaklanma ve savaşlar silsilesi hep devam eder.


http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRvFZHDG-Spij0ebPXSbWVhLw75D3hMz_ka3ch5k-VqE6uxMLDikQ

Mevdudi’nin Papa’ya Cevabı

Birkaç gün önce Lahor’daki Luyu la Hall Genel Başkanı Dr. R. A. Butler vasıtası ile sizin değerli mektubunuz bana ulaştı. Bu mesajınızda siz, Katolik Kilisesi’ne bağlı insanlarla birlikte tüm dünyanın büyük dinlerinin takipçileri ve bütün iyi dileklere sahip insanlardan yeni yılın başlangıcının “Dünya Barış Günü” olarak kutlanmasını rica ediyorsunuz. Bu mesaj hakkındaki düşüncelerimi acilen size ulaştırmak istiyordum. Fakat Ramazan ve Ramazan bayramın araya girmesi buna engel oldu. Şimdi ilk fırsatımda size bu mektubu yazıyorum. Öncelikle herkesin ortak amacı olan iyi bir maksat için dünyadaki tüm insanları davet ettiğiniz ve bununla birlikte bu amacı elde etmek için de önemli yollara işaret buyurduğunuz için sizi tebrik ederim. Hakikaten barış insanoğlunun mutluluk ve gelişmesini sağlayan en temel ihtiyaçlar arasındadır. Fakat bunun isteği ve ihtiyacını idrak etmesine rağmen insan çoğu zaman hatta bugün bile bundan mahrumdur. Bunun sebepleri ise sizinde çoğuna tüm dünyadaki insanlarının dikkatini çektiğiniz sebeplerdir. Benim fikrime göre, fiilen bu sebepleri kaldırmak için bir şey yapılmazsa sadece iyi niyetli ve temiz dileklerde bulunmak ile dünya barışı sağlanamaz. Bu yüzden bana göre bizden herkesin, milletler, toplumlar ve bütün dinlerin takipçileri tam ihlâs ve doğrulukla kendi muhasebesini yapmalıdır. İnsanoğlu sonuçta kendisini barıştan mahrum eden sebepleri eksikleri ve hataları belirlemeli ve mümkün olduğu kadar da bunları yok etmek için çalışmalıdır. Bununla birlikte her birimizin tam olarak gerçekçi şekilde, tatsızlık doğurmak ve çoğaltmak için değil de ıslah etme niyeti ile diğer güruhun iyi niyetli insanlarıyla, onların hangi tavırlarından kendi güruhunun rahatsızlık duyduğunu da belirterek bunları düzeltmeye çalışsın.

İşte bu amaçla, ben, Müslümanların siz Hıristiyanlardan şikâyetçi olduğu bazı sorunlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Böylece Katolik Kilise’nin lider olma hesabıyla Hıristiyan âlemi arasında sahip olduğunuz olağanüstü etki ve saygıdan yararlanarak sizin onların ıslahı için çaba sarf edeceğinizi umuyorum. Ve ben de, Hıristiyan kardeşlerimizin eğer makul sebeple bizim davranışlarımızdan bir şikâyeti varsa bize söylemesini istiyorum. Biz inşALLAH onu mutlaka ortadan kaldırmak için hiçbir zaman vakit kaybetmeyiz. Dünyada barış ve huzur ortamını sağlama yolunda biz birbirimize adaletle davranarak yardımcı olabiliriz. Ayrıca, bu yolda diğerlerine açık gönülle davranmak için geniş kalbimiz olmazsa bile en azından diğerlerine haksızlık etmemeli veya onlara sıkıntı vermemeye çalışmalıyız.

Hıristiyan kardeşlerin davranışlarında bir ülke veya bir milletin değil de bütün dünya Müslümanları için şikâyet sebebi olan konuları ben hiç laf kalabalığı yapmadan size kısaca anlatayım.

Barış ve Karşılıklı Nefret

Uzun bir süreden beri Hıristiyan ilim sahiplerinin ve liderlerinin, yazı ve konuşmalarında Efendimiz Hz. Muhammed (sav), Kur’an-ı Kerim ve İslam üzerine yaptığı ve bugün de devam eden saldırıları Müslümanlar için çok inciticidir. Siz şikâyetimizin makul ilmi eleştirilere karşı olduğunu düşünerek yanlış anlamayasınız diye ben “saldırı” kelimesini bilerek kullanıyorum. İlmi tenkit eğer delil ile birlikte saygılı ve uygun şekilde olursa ne kadar ağır itirazlar yapılsa da alınmayız, bilakis iyi karşılarız. Ve delilin cevabını delil ile vermeye hazırız. Fakat biz haklı olarak o yalan ve yanlış suçlamalar şeklinde ortaya atılan ve çok kalp kırıcı bir dil ile işlenen ve hâlâ da devam eden saldırılardan şikâyetçiyiz. Müslümanlar ise Hz. Meryem (as) ve Hz. İsa (as)’ya çok ciddi bir şekilde saygı gösterirler. Ve onlara karşı saygısızlık ifade eden her hangi bir kelime sarf etmek inancımıza göre küfürdür. Siz her hangi bir Müslüman’ın Hz. İsa (as) veya saygıdeğer annesine saygısızlık ettiği hiçbir örneği bulamazsınız. Gerçi biz Hz. İsa (a.s)’nın ulûhiyetine inanmıyoruz fakat onun nebilik (peygamberlik) üzerine bizim imanımız aynı Hz. Muhammed (s.a.v)’in nebiliği üzerine olduğu gibidir. Ve hiç kimse Muhammed (sav) üzerine ve onunla birlikte diğer enbiya üzerine iman getirmedikçe Müslüman olamaz. Bununla birlikte biz yalnızca Kur’an-ı Kerim değil Tevrat ve İncili de ALLAH’ın kitapları olarak kabul ediyoruz. Ve hiçbir Müslüman bu kutsal kitaplara hakaret etmeyi düşünemez bile. Bizim tarafımızdan eğer bir bahis mevzuu varsa, o da İncil’in şu anki mevcut şekliyle ne kadar müstened olduğu konusudur. Ve bu bahsi Hıristiyan âlimler bile kendi aralarında yapmaktadırlar. Fakat Müslümanlardan Hz. Musa (as) ve Hz. İsa (as) ile İncil’deki diğer peygamberlere ALLAH’ın kelamının indiğini inkâr eden hiçbir kimse çıkmamıştır.

Müslümanlar mevcut İncil’in tamamıyla ALLAH’ın kelamı olduğunu kabul etmezlerse bile bunun içinde ALLAH’ın kelamı olduğuna mutlaka inanırlar. Bu yüzden bizim Hıristiyan kardeşlerimiz tarafından bize “onların peygamberleri veya kutsal kitaplarına hakaret ediyoruz” şeklinde hiçbir zaman şikâyet vaki olmamıştır. Bunun aksine bizler, gün geçmiyor ki onlardan bir hakaret işitmeyelim ve üzülmeyelim. Ve asırlardan beri bu kalp kırmalar sürüp gitmektedir. Onların yazar ve konuşmacıları Peygamberimiz (sav), kutsal kitabımız ile dinimize şiddetli saldırılarda bulunuyorlar. Dünyadaki Müslüman ve Hıristiyan toplumları arasında ilişkilerin bozulmasının en önemli sebeplerinden birisi budur. Böylece aralarında şiddetli nefret doğmaktadır. Üstelik bu haksız propagandanın mutlak sonucu olarak Hıristiyan halkın kalplerinde Müslümanlara karşı nefret ve hakaret duygusu oluşmaktadır. Eğer, Hıristiyanlık mensuplarının bu davranışlarının Müslümanların kalbini kırma ve onlardan nefret etme boyutuna kadar ulaşmaması için nasihatte bulunabilirseniz dünya barışına oldukça büyük katkıda bulunmuş olacaksınız.

Barış ve Sömürgecilik

Misyoner hareketlerinin uzun bir süredir İslam ülkelerinde Hıristiyanlığı yaymak için kullandığı ve halen kullanmakta olduğu metodlar da dünyadaki Müslümanlar için büyük bir şikayet nedeni olagelmiştir. Diğer ülkeler ve toplumlarda ne tür metodlar kullandıkları bizi fazla ilgilendirmiyor ama Müslüman ülke ve toplumlarda bizim deneyimimiz ve gözlemimiz odur ki misyonerler sadece “tebliğ” ile iktifa etmemişlerdir. Bilakis tebliğ sınırlarını aşarak çok çeşitli yollar benimsemişlerdir. Bunlar tebliğden daha çok siyasi baskı, ekonomik tamah ve hırs, ahlâki ve itikâdî yıpratma tanımı içerisinde yer almaktadır ve bu metodları herhangi makul düşünen birisinin dini yaymanın meşru aracı olarak kabul etmesi çok zordur.

Afrika’nın büyük bir bölümünde misyonerler sömürgeci güçlerin yardımı ile Müslümanları eğitimden mahrum bırakmışlar ve Hıristiyanlığı kabul etmeyen veya en azından kendi Müslüman ismini bırakıp Hıristiyan ismini benimsemeyen her bir kişinin yüzüne okullarının kapılarını kapatmışlardır. Bu yolla meydana getirilen nüfuzlu Hıristiyan azınlık, özgürlük çağının gelmesinin ardından, bugün, Müslümanların çoğunlukta olduğu birçok Afrika ülkesinde siyasi, askeri ve ekonomik yönden üstün duruma gelmiştir. Bu Müslüman çoğunluğa sahip Afrika ülkelerine yapılmış bulunan açık bir haksızlık idi. Sudan’da İngiliz sömürge yönetimi yardımıyla misyonerler güney bölgesini kendileri için “güvenli bölge”ye çevirdiler. Bu bölgede eğitim ve tebliğ hakkı sadece Hıristiyan misyonerlere tahsis edildi ve Müslümanlar için tebliğ faaliyeti şurada dursun, başka amaçlarla bile bu bölgeye gitmeleri yasaklandı. Ben bütün bunların hangi delille dinin meşru ve makul yollarla yayılmasını ispat edebileceğini bilemiyorum.

Bizim kendi ülkemizdeki misyoner hastaneleri ve okullarında bilinen yöntem şudur: bunlar Müslüman hastalar ve öğrencilerden akıl almaz ücretler talep etmektedirler. Ancak herhangi fakir birisi Hıristiyanlığı kabul etmeye görsün, ona tedavi ve eğitimde kolaylık sağlanmakta; ya bedava veya göstermelik bir ücret alınmaktadır. Bunun tebliğ olmadığı, bilakis insanların şahsiyeti ve inancının satın alınması olduğu açıktır. Buna ilave olarak, misyoner okulları bizim ülkemizde öyle bir nesil yetiştirmektedir ki bunlar ne Hıristiyanlığı benimsemekte, ne de Müslüman olarak kalmaktadır. Bilakis, kendi ahlak ve davranışları, dil ve hayat tarzı itibariyle yabancı biri olup çıkmaktadır. Veya dini yönden onun içinde Hıristiyanlık veya İslam yerine ateistlik ve dinsizlik eğilimleri oluşmaktadır. Acaba makul düşünen birisinin Hıristiyan misyonerlerin bütün bu yapmakta olduklarının dine bir hizmet olduğunu kabul etmesi mümkün olabilir mi? İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, İslam ülkelerinde genelde bu misyonerlerin yaptıkları dini tebliğ yerine İslam ve Müslüman toplum aleyhine bir tuzak olarak algılanmaktadır. Ben sizden, bütün bu faaliyetlerin akıbeti üzerinde düşünmenizi ve kendi etki ve nüfuzunuzu kullanarak misyoner teşkilatların tebliğ metodunun düzeltilmesi noktasında gayret göstermenizi rica ediyorum.

Barış ve İsrail

Hıristiyan dünyası ile ilgili olarak Müslümanlar genelde, Hıristiyanların İslam ve Müslümanlar aleyhine şiddetli bir inatlaşma hissine sahip oldukları kanısını taşımaktadırlar. Ve gün geçmemektedir ki bizim bu kanımızı pekiştirecek tecrübeler yaşamamış olalım. Bununla ilgili yaşadığımız en taze tecrübe Arap-İsrail savaşı sürecinde olan hadiselerdir. Bu savaşta İsrail’in elde ettiği başarılar üzerine Avrupa ve Amerika’daki misyoner ülkelerde yapılan kutlamalar tüm dünya Müslümanlarını derinden yaralamıştır. Dolayısıyla, Arapların yenilgisi ve İsrail’in zaferler kazanması üzerine Hıristiyan dünyasında açıktan açığa sevinç gösterileri ve kutlamalar yapılması ve İsrail’in gizleyip saklanmadan himaye edildiğini gören hiç bir Müslüman gösteremezsiniz ki bütün bu yapılanların İslam ve Müslümanlar aleyhine Hıristiyanların taşıdığı derin inatlaşmanın bir göstergesi olduğunu düşünmeden durabilsin.

Filistin’de İsrail devletinin nasıl kurulduğu, hatta kurdurulduğu, tarihi kimseye gizli değildir. İki bin yıldır Filistin, Arap nüfusun vatanı idi. Bu yüzyılın başında oradaki Yahudi nüfus % 8’den daha fazla değildi. Buna rağmen İngiltere hükümeti burasını Yahudilerin ulusal vatanı olarak kurma kararı verdi ve Cemiyet-i Akvam (Birleşmiş Milletler) bu kararı onamakla kalmayıp, aynı zamanda, İngiltere hükümetine Filistin’in himayesini vererek, İngiltere’ye Yahudi temsilciliğini hükümete düzenli bir şekilde ortak etme direktifini verdi ve böylece bu kararın pratiğe dönüştürülmesine yardımcı oldu. Bundan sonra, tüm dünyadaki Yahudileri getire getire mümkün olan her tür tedbiri alarak onların Filistin’de yaşama süreçlerini başlattı. Öyle ki, 30 sene içerisinde bölgedeki Yahudi nüfusu yüzde otuz üçe kadar ulaştı. Bu öyle aleni bir zulüm idi ki, bu yolla bir ulusun vatanında zorla diğer yabancı bir ulusa vatan kurduruldu. Dahası, bundan daha zalimce bir adım atıldı ve Amerika açıkça baskı yaparak, Yahudilerin bu yapay ulusal vatanının bir Yahudi devletine dönüştürülme kararını Birleşmiş Milletler’den geçirdi. Bu karar uyarınca yüzde 33’lük Yahudi nüfusuna Filistin’in yüzde 55’i, Arapların yüzde 67’lik nüfusuna ise yüzde 45 yüzölçümü tahsis ediliyordu, ancak Yahudiler savaşarak ve zor kullanarak Filistin’in yüzde 77’sine sahip oldular; vurarak, kırarak, öldürüp yağmalayarak yüz binlerce Arabı kendi vatanlarında evsiz bıraktılar. İşte İsrail gerçeği budur. Acaba dünya yüzünde adalet ve iman sahibi bir kimse bu ülkenin tabii ve insaf çerçevesinde kurulmuş meşru bir devlet olduğunu iddia edebilir mi? İsrail’in varlığı en kötü tarafından bir insafsızlıktır. Bundan daha ileri zulüm ise, Yahudilerin Filistin’de sırf zorbalık ve şiddetle elde etmiş oldukları bu sınırlarla kendilerini sınırlı görmemeleridir. Bilakis onlar yıllardır açık bir şekilde “Nil nehrinden Fırat nehrine” kadar tüm bölgenin kendi ulusal vatanları olduğunu dillendirmektedirler. Bunun bir başka anlamı şudur: bu millet, her zaman için tüm bu bölgeyi zorbalıkla ele geçirme ve bu bölgenin asıl unsurlarını zorla yerlerinden yurtlarından ederek dünyanın her tarafına yayılmış bulunan Yahudileri buraya getirip yerleştirme gibi insafsızca bir iradeye sahiptir. Yani bölge hiçbir zaman huzur görmeyecektir. İşte bu insafsızca planın bir bölümü geçtiğimiz temmuz ayında yapılan ani saldırı ile gerçekleştirildi. Bu vesile ile İsrail 26 bin mil kare toprağı gasp etti.

Tüm bu yapılan zulümlerin sorumlusu Hıristiyan âlemidir; Hıristiyanlar bir ulusun vatanında başka bir ulusa kendi vatanlarını kurdurmuşlar, bu sunî ulusal vatanı bir devlete dönüştürmüşlerdir. Yine onlar bu insafsız devlete para ve silah yardımı yaparak, bu devleti kendi genişleme planlarını zorla gerçekleştirebilecek derecede güçlendirmişlerdir. Ve şimdi bu devletin yeni elde ettiği başarılar Hıristiyan âleminde bir bayram havası içerisinde kutlanmaktadır. Dolayısıyla acaba siz tüm bu olanlardan sonra, sadece Arapların değil tüm dünya Müslümanları gözünde Hıristiyanların adalete olan saygıları, insanların iyiliğini isteme ve dini inat ve taassuptan uzak olmaları gibi söylemlere herhangi bir inançları kalmış olduğunu söyleyebilir misiniz? Veya siz dünyada güvenlik ve huzuru oluşturmanın sırf bu yoldan geçtiğini mi düşünüyorsunuz? Dolayısıyla Hıristiyan kardeşlerinizi bu tavırlarından dolayı ayıplamak ve onların bu ruhsal kirlenmelerinden arınmaları için çaba göstermek aslında bizim değil de sizin vazifenizdir.

Barış ve Birleşmiş Milletler

Bu konuyla ilgili olarak bizzat sizin tarafınızdan yapılan bir başka haksızlık daha var: Gerçi ben, bunun iyi niyetle yapıldığını düşünüyorum ve sizin büyük ihtimalle bunu aslında bir insafsızlık olarak algılamadığınız kanısını taşıyorum. Kastettiğim husus sizin eski Kudüs’ün (Beytu’l Makdis) uluslararası denetime verilmesi şeklindeki teklifinizdir. Siz büyük ihtimalle bu teklifinizi uluslararası denetim altında bu mukaddes şehrin savaş ve çekişmeden korunacağı düşüncesiyle gündeme getirmektesiniz. Ancak gerçekte, netice olarak bu da bir başka zulüm şeklinde kendini gösterecektir; uluslararası denetimin kontrolünün yapay İsrail devletini kurduran, İsrail’in bugüne kadar ki hiç bir insafsızlığına dur diyemeyen ve olduktan sonra da süreci geri çeviremeyen bir uluslararası yönetimin elinde olacağı açıktır. Eğer bu kutsal şehir böyle bir uluslararası denetime verilirse, aynen Cemiyeti Akvam (Birleşmiş Milletler) himayesi altında İngiltere hükümeti’nin Yahudi göçmenler için Filistin’in kapılarını açmış olduğu gibi, Yahudiler için Kudüs’te yerleşmenin kapıları ardına kadar açılacaktır. Yine aynı şekilde, nasıl ki İngiltere himayesi altında Yahudilere Filistin arazileri peşkeş çekilmişse, aynı şekilde Yahudilerin Kudüs’te arazi ve bina satın almaları yolundaki tüm engeller kalkacaktır. Böylece kısa bir süre içerisinde bu kutsal şehir fiili olarak da bir Yahudi şehrine dönüşecektir ve bu şehir kalplerinde ne Hıristiyanlık kutsallarına ve ne de Müslümanlık kutsallarına saygı duyan Yahudilerin eline geçecektir.

Mesajınıza cevap verirken yazımı uzatmam ve açık sözlülüğümden dolayı özür dilerim. Ancak, ben, barış ortamının oluşturulması yolundaki asıl engellerin neler olduğu ve bunların fiili olarak ortadan kaldırılması için neler yapılması gerektiği hususundaki görüşlerimi sizinle paylaşmayı üzerime bir vecibe olarak görüyordum. Bununla birlikte tekrar ifade etmek isterim ki, eğer dünya barışı ile ilgili İslam âlemi tarafından engel oluşturulduğu düşünülen bir husus varsa bizimle paylaşınız: Biz, hem İslam âlemi üzerinde var olan az çok etkimizi bu gibi engelleri kaldırmak için kullanırız ve hem de diğer İslam âlemi liderlerinin dikkatini bu hususa çekeriz.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:12
<b>
MUFESSİR RAZİ'DEN EHL-İ KİTAP İLE DİYALOG HAKKINDA AÇIKLAMASI

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb

Ehl-i Kitap İle Diyalog
"De ki: Ey Ehl-i Kitap! Hepiniz, bizimle sizin aranızda müsavi olan bir kelimeye gelin" (yani) "ALLAH'tan başkasına tapmayalım, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım; ALLAH'tan başka birbirimizi rab edinmeyelim." Ama, yine yüz çevirirlerse deyin ki: "Şâhid olun, biz muhakkak ki müslüman olanlarız" (Âl-i imran, 64).

Bil ki, Hz. Peygamber (s.a.s) Necrân hristiyanlarına çeşitli deliller getirmiş, bilahare onlar ayrılmışlar, daha sonra da onları mübaheleye davet etmişti. Fakat onlar mübahelenin neticesinden korkarak buna yanaşmayıp, cizye ödemek suretiyle müslümanlara boyun eğmeyi kabul etmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.s), onların iman etmeleri hususunda son derece istekli olunca, ALLAHu Teâlâ sanki şöyle demek istemiştir: Ey Muhammed, bu konuşma üslûbunu bırak; akl-ı selim ve temiz fıtrat sahibi olan herkesin, mücâdeleyi bırakma esası üzerine kurulmuş insaflı bir söz olduğuna şehadette bulunacağı bir başka metod ve üslûba geç ve, "Ey Ehl-i Kitap! Hepiniz, bizimle sizin aranızda müsavi olan bir kelimeye gelin: "ALLAH'tan başkasına tapmayalım..." de!.? Yani, "İfâde etmede birbirimize karşı insaflı olduğumuz, kimimizin kimine zulmetmeye meyletmediği bir kelimeye, (bir esasa) geliniz ki, bu da, "Ancak ALLAH'a tapmamız ve Ona hiçbir şeyi şirk koşmamamız" dır" demektir.
İşte bu sözden murad budur. Şimdi lafızların tefsirine geçelim.

Cenâb-ı Hakk'ın, "Ey Ehl-i Kitap!" tabiri hakkında şu üç görüş zikredilmiştir:

a) Bu ifâdedeki "Kitâb ehli" nden murad, Necrân hristiyanlarıdır.
b) Bundan maksat, Medine yahudîleridir.
c) Bu ifâde, her iki topluluğu da içine almaktadır. Bunun her iki grup hakkında nazil olduğuna şu husus da delâlet etmektedir:

1- Lafzın zahiri, iki topluluğa da şamildir.
2- Âyet-i kerimenin sebeb-i nüzulü hakkında rivayet edilen şu husustur:
Yahudiler Hz. Peygamber'e şöyle demişti: "Hristiyanların Hz. İsa'yı Rab edinmeleri gibi, bizim de, sadece seni Rab edinmemizi istiyorsun!..." Hhstiyanlar da, "Ey Muhammedi Sen, yahudilerin Uzeyr (a.s) hakkında söylemiş oldukları şeyi senin hakkında söylememizi istiyorsun" demişlerdi.
İşte bunun üzerine Cenâb-ı Hak da bu âyeti indirdi. Bana göre, doğruya en yakın olan, bu ifâdeyi Necrân hristiyanlarına hamletmektir. Çünkü biz, Hz. Peygamber'in önce onlara deliller getirdiğini, sonra da onlarla "mübâhele" istediğini; ama bu sırada insaflı olup mücadeleyi ve onlart ilzam ederek susturmayı arzulamayı terke dayanan söze geçtiğini açıklamıştık. Bunun böyle olduğuna, Hz. Peygamberin burada onlara, Hak Teâlâ'nın, "Ey kitap ehli!" sözüyle hitap etmesi de delâlet etmektedir. Bu isim, isimlerin en güzellerinden ve lakabların da en mükemmellerinden birisidir. Çünkü Cenâb-ı Hak onları, Ehl-i Kitap addetmiştir. Bunun bir benzeri de, Kur'ân'ı hıfzetmiş olan kimselere, "Ey, ALLAH'ın kitabının taşıyıcıları, (hâmilleri)"; müfessire de, "Ey ALLAH'ın kelâmının müfessiri!" denilmiş olmasıdır. Bu lakab, bunu söyleyenin, muhatabı yüceltme ve onun kalbini hoş tutmak hususunda ileri derecede bir mânayt kastettiğine delâlet eder. Bu ancak, insanın, hasmıyfa mücadele ettiği sırada, münakaşa ve çekişme yolunu bırakıp, insaf ve hakkaniyet yolunu tuttuğu zaman söylenilir.
Cenâb-ı Hakk'ın "Geliniz" emrine gelince, bundan murad, her ne kadar bir yerden başka bir yere geçmek söz konusu olmasa dahi, çağırılmış oldukları şeyi belirlemeleri ve onu incelemeye yönelmeleridir. Çünkü bu lafzın aslı lafzından alınmıştır. Bu kelime de, alçak bir yerden yüksek olan başka bir yere yükselmek anlamını ifâde eder. Sonra, bu kelime çok kullanıldığı için, kendisine çağırılan şeye ve yere yönelme ve teveccüh etmeyi isteme mânâsına delâlet eder olmuştur.
Cenâb-ı Hakk'ın, tabirinin mânası, "ifâde etmede birbi¬rimize insafsız davranmamızın söz konusu olmadığı; hiç kimsenin birbirine zulmetme meylinin bahis mevzu olamıyacağı bir kelimeye geliniz!" demektir.
Bu böyledir, çünkü "insafın hakikati, bir şeyin yarısını vermek, ortalamak demektir. Çünkü aklen vâcib olan, kişinin hem kendine, hem de başkasına zulmetmeyi terketmesidir. Bu da ancak, yarıyı vermekle, ortalamakla, ortayı gözetmekle mümkün olur. Binâenaleyh, kişi insaflı olur da zulmü bırakarak yarıyı o kişiye verirse, böylece kendisiyle başkası arasında eşit davranmış, böylece denge kurulmuş olur. Kişi zulmedip, başkasına verdiğinden daha fazlasını kendisine aldığı zaman, denge bozulur. Eşitlik, adalet ve insafın gereklerinden olduğu için, adetâ adaletin kendisi sayılmıştır.
Zeccâc, âyetteki t'j-- (müsavi) kelimesinin, "kelime" lâfzının sıfat) olduğunu söylemiştir. Cenâb-ı ALLAH bununla, "müsavi olan kelime" mânasını murad et¬miştir. Buna göre Hak Teâlâ'nın, tabiri "Âdil, dosdoğru ve aynı olan bir kelimeye gelin. Binâenaleyh o kelimeye gerek siz, gerek biz iman ettiğimiz zaman, eşitlik ve istikâmet üzere olmuş oluruz" demektir.
Sonra Cenâb-ı ALLAHALLAH'tan başkasına tapmayalım" buyurmuştur. Bu hususta iki mesele vardır: [133]

Birinci Mesele
Bu tabirin başındaki edatının dâhil olduğu cümlenin mahalli hususunda şu iki görüş vardır:
a) Bu, mukadder bir (O,) mübtedâsının haberi olarak merfûdur. Buna göre sanki birisi "O kelime nedir?" demiş de, cevaben "O, ALLAH'tan başkasına tapmamamızdır" denilmiştir.
b) Bu cümlenin mahalli, âyetteki "kelime" lafzından bedel olarak mecrûrdur. [134]

Hristiyanlann Müşrik Sayılmalarına Sebep ALLAH Teâla bu âyette şu üç şeyi zikretmiştir.

1- "ALLAH'tan başkasına tapmayalım";
2- "Ona hiçbir şeyi eş tutmayalım";
3- "ALLAH 'i bırakıp da, birbirimizi Rab edinmeyelim ".

ALLAH Teâlâ, özellikle bu üç şeyi zikretmiştir, çünkü hristiyanlar bu üç işi bir arada olarak yapıyorlardı: Onlar, ALLAH'tan başkasına, yani Mesih İsa (a.s)'ya ibâdet etmişler ve ALLAH'a onu eş tutmuşlardır. Bu böyledir, çünkü onlar, "ALLAH şu üç şeydir: Baba, oğul ve Ruhu'l-kudüs" demişler, böylece de kadîm ve eşit üç varlığın mevcut olduğunu söylemişlerdir. Biz onların, üç kadîm varlık olduğunu söylediklerini ifâde ediyoruz, çünkü onlar şöyle demişlerdir:
"Kelime" uknumu Mesîh'in beşerîlik vasfına (nâsût); Rûhü'l-Kudüs uknumu (şahsı) da, Meryem'in beşerîlik vasfına (nâsût) bürünmüştür. Şayet bu iki uknum, müstakil iki zât olmasaydı, Baba'nın zâtından ayrılıp İsa ve Meryem'in beşerilik vasfına bürünmeleri caiz olmazdı. Onlar, müstakil üç ayrı zâtın varlığını kabul etmekle, muhakkak ki müşrik olmuşlardır.
Onların, ALLAH'ı bırakarak âlimlerini ve zâhidlerini Rab edinmiş olduklarına şunlar da delâlet eder: [135]

Rab Edinmenin Mânâsı Nedir?
a) Onlar, helâl ve haram kılma konusunda âlimlerine ve zahidlerine itaat ediyorlardı.
b) Onlar, âlimlerine secdeye kapanıyorlardı.
c) Ebu Müslim şöyle demiştir: "Onların mezhebine göre riyâzat ve mücâhede konusunda kâmil olan herkeste, ona lâhût (ilahîlik vasfı)'nın hulul ettiğinin eseri görülür; böylece de o kimse, ölüleri diriltebilir. Körleri ve alacalı hastaları iyileştirebilir. Onlar, böyle olan kimseye her ne kadar Rab demeseler bile, ne de olsa o kişi hakkında rubûbiyyet mânâsının tahakkuk ettiğini kabul ediyorlardı.
d) Onlar, günahlar konusunda âlimlerine itaat ediyorlardı. Rubûbiyyetin mânâsı da ancak budur.
Bunun bir benzeri de, "Hevâ (Ve hevesini) kendisine tanrı edinmiş kimseyi gördün mü?.." (Câsiye. 23) âyetidir. Böylece hristiyanların bu üç şeyi birden yaptıkları sabit olmuş olur. Bu üç şeyin bâtıl olduğu, akıl sahiplerince üzerinde ittifak edilmiş olan bir husus gibidir. Bu böyledir, çünkü Hz. İsa (a.s)'dan önce kendisine ibâdet edilen sadece ALLAH Teâlâ idi. Binâenaleyh durumun, Hz. İsa'nın zuhurundan sonra da aynı şekilde devam etmesi gerekir. Yine ALLAH'a ortak koşma da herkesin ittifakıyla bâtıldır. Hem, yaratıcı ve bütün nimetlerin mün'imi Cenâb-i ALLAH olduğu için, helâl, haram, inkıyâd ve tâat hususunda, onların âlim ve zahidlerine değil, sadece ALLAH'a yönelmek gerekir. İşte bu üç durumun izahı böyledir.
Daha sonra Hak TeâlâAma, yine yüz çevirirlerse deyin ki: "Şâhid olun, biz muhakkak ki müslüman olanlarız" buyurmuştur. Bu ifâde, "Eğer onlar kendi dinlerinde diretirlerse, siz "Biz muhakkak ki müslüman olanlarız" deyiniz, yani, kendinizin bu din üzere olduğunuzu ortaya koyun, fakat sizden başkalarını bu dine çekme kaydında olmayınız" demektir. [136]

Hz. İbrahim'in Yahudi ve Hristiyanlıkla Münasebeti
"Ey Ehl-t Kitap, İbrahim hakkında niçin çekişip duruyorsunuz? (Halbuki) Tevrat da, İndi de ancak ondan sonra indirilmiştir, (buna da) aklınız ermiyor mu?" (Â!-i Imran, 65).

Bil ki yahudiler de hristiyanlar da "İbrahim bizim dinimizde idi" diyorlardı. ALLAH Teâlâ da onların bu iddialarının, Tevrat ve İncil'in Hz. İbrahim'den sonra indirildiğini belirterek bâtıl olduğunu ve bu sebeple de onun yahudi veya hristiyan olmasının düşünülemeyeceğini açıklamıştır.
Eğer, "Bu durum siz müslümanlar için de söz konusudur. Çünkü siz de, İbrahim'in İslâm dini üzere olduğunu iddia ediyorsunuz. Halbuki İslâm da, Hz. İbrahim'den uzun zaman sonra indirilmiştir. Eğer siz bu sözünüzden maksadınızın, Hz. İbrahim'in, dinin usulü (inanç) bakımından şu anda müslümanların üzerinde olduğu mezheb üzere oluşunu söylemek ise, biz deriz ki: Yahudilerin, "İbrahim bir yahûdi idi" şeklindeki sözlerinden maksatlarının da, onun yahudilerin üzerinde .oldukları din üzere oluşunu söylemek; hristiyanların da, "İbrahim bir hristiyan idi" şeklindeki sözlerinden maksatlarının, onun hristiyanların takib etmiş oldukları din üzere oluşunu söylemek olması; binâenaleyh Kur'ân'ın Hz. İbrahim'den sonra nazil olması, onun müslüman sayılmasına nasıl ters düşmüyor ise, bu izaha göre Tevrat ve İncil'in Hz. İbrahim'den sonra nazil oluşları, onun bir yahudi ve bir hristiyan olmasına ters düşmeyeceğinin söylenmesi niçin caiz olmasın?" denilir ise, şöyle cevap verilir:
Kur'ân-ı Kerim, Hz. İbrahim'in bir Hanîf (tevhid inancında) ve müslüman olduğunu haber vermiştir. Tevrat ve İncil'de ise, onun bir yahudi veya hristiyan olduğu yer almamıştır. Binâenaleyh fark ortaya çıkmaktadır. Sonra biz şöyle de deriz: Hristiyanların, Hz. İbrahim'in dini üzere olmadıkları açıktır. Çünkü Hz. İsa (a.s), Hz. İbrahim zamanında mevcut değildi, dolayısıyla da, Hz. İsa'ya ibâdet, Hz. İbrahim devrinde kesinlikle meşru değil idi/ Bundan dolayı, Hz.
İsa'ya ibâdete yönelmek, şüphe yok ki, Hz. İbrahim'in dinine uymaz. Yahudilerin, Hz. İbrahim'in dini üzere olmayışları da böyledir. Çünkü Hak Teâlâ'nın, Hz. Musa (a.s) gelmezden önce de insanlara bazı mükellefiyetlerinin bulunduğunda herhangi bir şüphe yoktur. Yine bu mükellefiyetleri insanlara, yine bir insanın ulaştırmış olduğunda da şüphe yoktur. Hiç şüphesiz ilâhî teklifleri insanlara ulaştıranın mu'cizelerle te'yid edilmiş olması gerekir. Aksi halde insanların, onun getirdiği bu teklifleri kabul etmeleri vâcib olmaz. Bu durumda Hz. İsa'dan önce nice peygamberler gelmiş ve onların belli şeriatları olmuştur.
Bu sebeple, Hz. Musa (a.s), peygamber olarak gelince, bu durumda onun, ya o şeriatları iyice yerleştirip uygulamak için geldiği, yahut da yeni bir şeriat getirdiği söylenebilir. Eğer Hz. Musa, kendinden önceki şeriatları uygulamak için gelmiş ise, o şeriatların sahibi değil, aksine kendinden öncekilerin şeriatlarını uygulayan bir fakih gibi olur. Yahudiler ise bunu kabul etmezler. Eğer Hz. Musa yeni bir şeriat getirmiş ise, kendinden önceki şeriatları neshettiğini söylemiş olur. Böylece bütün peygamberlerin şeriatlarında neshin olabileceği hükmü mutlaka yer almıştır. Yahudiler ise neshi hiç kabul etmezler. Bu sebeple yahudilerin, Hz. İbrahim'in dininde olmadıkları sabit olmuş olur. Binâenaleyh yahudi ve hristiyanların, Hz. İbrahim'in bir yahudi veya bir hristiyan olduğu iddiaları geçersiz olmuş olur. Âyetten kastedilen işte budur. ALLAH en iyi bilendir. [137]
"İşte siz onlarsınız ki hakkında (biraz) bilginiz olan hususta (haydi) çekiştiniz . Buna göre nin bir tenbih edatı, asıl kelimenin de (." [140]

Üçüncü Mesele

Âyetteki, "Bilginiz olan hususta çekiştiniz" buyruğundan murad şudur:
Onlar Tevrat ve İncil'in şeriatlarının, Kur'ân'ın şeriatına muhalif olduğunu sanıp, bunu iddia etmişlerdir. Binâenaleyh ontara, "Hakkında bilginiz olmayan hususlarda nasıl çekişiyorsunuz? Hakkında bilginiz olmayan bu husus da Hz. İbrahim'in şeriatının, Hz. Muhammed'in şeriatına muhalif olduğunu iddia etmenizdir" denilmiştir.
Sonra Cenâb-ı ALLAH'ın, "İşte sizler onlarsınız ki hakkında bilginiz olan hususta çekiştiniz..." buyruğunun şu mânaya olması da muhtemeldir: ALLAH Teâlâ onları gerçek manada "ilim" ile tavsif etmemiştir. Ancak şu mânayı murad etmiştir: "Sizler, bildiğinizi iddia ettiğiniz hususlarda onunla çekişmeyi mümkün görüp uygun kabul ettiniz. O halde, hakkında kesinlikle bilginiz olmayan hususlarda onunla çekişebiliyorsunuz. "Sonra Hak Teâlâ bu hususu "Halbuki ALLAH, bu şeriatların birbirlerine uyup uymadıklarını bilir siz, bu durumların nasıl olduğunu bilemezsiniz" diyerek ortaya koymuştur.
Sonra Cenâb-ı ALLAH, bu hususu daha açık izah ederek "İbrahim ne bir yahudi, ne de bir hristiyandı" buyurmuş ve onları Hz. İbrahim'in kendi dinlerinden olduğu iddialarında yalanlamıştır.
Daha sonra "Fakat O, ALLAH'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı" buyurmuştur ki, âyetteki "Hanîf" kelimesinin ne demek olduğu Bakara sûresi'nde geçmişti (Bakara, 135).
Daha sonra da "O, müşriklerden de değildi" buyurmuştur. Bu, Hz. İsa'nın ilâh olduğunu söyledikleri için hristiyanların. teşbih inancına kail oldukları için yahudilerin müşrik olduklarına bir tarizdir. -
Eğer, "Siz, Hz. İbrahim'in İslâm dini üzere olduğunu söylemekle, onun inanç veya ahkâm (usûl veya furü) bakımından İslâm dini üzere olduğunu mu kastediyorsunuz? Eğer birincisini kastediyorsanız, bu sadece İslâm dinine mahsus bir durum değildir. Biz de bu mânada, Hz. İbrahim'in yahudi dininde yani, Hz. Musa'nın getirdiği din üzere olduğunu veya hristiyanların dini üzerine yani Hz. İsa'nın getirdiği hristıyanlık dini üzere olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü usûl (itikad) bakımından, peygamberlerin dinlerinin farklı olması caiz değildir. Eğer siz bu sözünüzle, Hz. İbrahim'in furû (ahkâm) bakımından İslâm dini üzerinde olduğunu kastediyorsanız, bu durumda Hz. Muhammed'in yeni bir şeriat üzere olmayıp, başka bir peygamberin getirdiği şeriatın uygulayıcısı olması gerekir Yine kesin olarak bilinen bir husus da şudur ki: Kur'ân'a göre ibâdet etmek, Hz. İbrahim (a.s) zamanında yok idi. Mesela, m üsl umanlar m namazında Kur'ân okuma meşru ve şart olduğu halde, Hz. İbrahim'in şeriatındaki namazda meşru değildir" denilir ise, biz deriz ki:
Bu sözden maksadın, Hz. İbrahim'in usûl (itikad) bakımından İslâm dini üzere olması olabilir. Bundan kastedilen ise, Hz. İbrahim'in itikad bakımından, zamanımızdaki yahudi ve hristiyanlartn inançlarına uymadığını belirtmektir. Bundan Hz. İbrahim'in furû (ahkâm) bakımından İslâm dininde oluşunu kastetmek de murad edilmiş olabilir. Bu böyledir. Çünkü ALLAHu Teâlâ o furû ahkâmı, Hz. Musa'nın şeriatıyla neshetmiştir. Sonra Hz. Muhammed (s.a.s) zamanında da, Hz. Musa'nın şeriatı, Hz. İbrahim zamanında mevcut olan şeriatı neshetmiştir. Bu izaha göre Hz. Muhammed (s.a.s) de şeriat sahibi olmuş olur. Sonra Hz. Muhammed (s.a.s)'in şeriatının çoğu, Hz. İbrahim'in şeriatına uygun olup, pek azında muhalefet söz konusu olunca, bu az miktardaki muhalefet, uygunluk ve muvafakatin bulunmasına zarar vermez.
Sonra Cenâb-ı Hak,
"Gerçekte, İbrahim'e insanlardan en yakın olan, herhalde ona tâbi olanlarla şu peygamber ve iman edenlerdir" buyurmuş ve bu ifâdede, şu iki grup insandan bahsetmiştir:
a) Hz. İbrahim'e daha Önce tâbi olmuş olan kimseler.
b) Hz. Muhammed ve diğer mü'minler.
Sonra Cenâb-ı Hak "ALLAH, o iman edenlerin yardımasıdır" buyurmuştur. Yani, "Yardımı, desteği, muvaffak kılması, onları yüceltmesi ve onlara ikramda bulunmasıyla onların yardımcısı..." demektir. [141]

Ehl-i Kitap, Müslümanları Saptırmak İster

"Ehl-i Kitab'tan bir zümre arzu etti ki, sizi bir şaşırtsalar.. Halbuki onlar kendilerinden başkasını şaşırtıp sapıtamazlar da, (bunun) farkına bile varamazlar" (Âl-i Imran, 69).
Bil ki, ALLAHu Teâlâ, Hak'tan sapmanın ve hüccetleri kabul etmemenin, ehl-i kitabın vazgeçmedikleri bir yol olduğunu beyân edince onların bu kadarla yetinmeyip, aksine Hz. Muhammed (s.a.s) kendisinin peygamber olduğunu iddia ettiği halde, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın peygamberliğini de kabul ediyor" şeklindeki sözleriyle, ona iman eden kimselerin kalbine şüpheler atıp, onları haktan saptırma hususunda ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını da açıklamıştır.
Yine Hz. Musa (a.s), Tevrât'da şeriatının sona ermeyeceğini haber vermiştir. Yine, (yahudilere göre) neshin varlığını kabul emek, "bedâ" neticesine götürür. Bundan yani âyetten maksat, mü'minleri, yahudilerin sözüne kanmamaları hususunda uyarmaktır. Bu ifâdenin bir benzeri de, Cenâb-ı Hakk'ın Bakara süresindeki, "Ehl-i kitaptan bir çoğu, Hak kendilerine besbelli olduktan sonra, içlerindeki hasedden ötürü, sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek hevesine düştü" (Bakara, 109) âyetiyle, "Onlar, kendilerinin inkâr ettikleri gibi sizin de küfredip onlarla beraber olmanızı arzu ettiler" (Nisa, 89) âyetidir.

Bil ki buradaki, harf-i cerri bâziyyet ifade eder. Burada Cenâb-ı Hak ancak onların bir kısmını zikretmiş, bu hükmü onların hepsine teşmil etmemiştir. Çünkü onların içinde, iman etmiş olanlar da bulunmaktaydı. ALLAHu Teâlâ iman edenleri, "İçlerinde mutedil ve insaf sahibi olan bir zümre de vardır" (Maide, 66) ve "Ehl-i kitab'm içinde kaim olan bir ümmet vardır ki, onlar gecenin saatlerinde secdeye kapanarak, ALLAH'ın âyetlerini okurlar" (Ali imran, 113) diyerek medhü sena etmiştir.
Bu âyetin Muâz, Ammâr İbn Yasir ve Huzeyfe hakkında nazil olduğu söylenmiştir. Çünkü, yahudiler bu şahısları kendi dinlerine davet etmişlerdi. Cenâb-ı Hak, "sizi saptırmak..." buyurmayıp da "Keşke sizi bir saphrsalar" buyurmuştur. Çünkü jî edatı, temennî içindir. Zira, senin "keşke şöyle olsaydı'1 sözün, bir temenni ifâde etmektedir. Bunun bir benzeri de, Cenâb-ı Hakk'ın, "Onlardan her biri arzu eder ki, keşke bin yıl yaşatılsa.." (Bakara, 96) âyetidir.
Hak Teâlâ sonra, "Halbuki onlar, kendilerinden başkasını şaşırtıp sapıtamazlar" buyurmuştur ki, bu da birtakım mânalara muhtemeldir:

a) Başkalarını saptırmaya yönelmiş olmalarından dolayı ilahî cezaya müstehak olmaları sebebiyle, onların kendi nefislerini helak etmeleri... Bu, Cenâb-ı Hakk'ın tıpkı, "Onlar bize zulmetmemişler, ama kendi kendilerine
zulmetmişlerdi" (Bakara, 57), "Onlar muhakkak ki, kendi yüklerini ve, o yükleriyle beraber daha nice yükleri de bizzat yüklenip taşıyacaklar..." (Ankebut, 13) ve "Çünkü onlar kıyamet gününde kendilerinin günah yüklerini eksiksiz taşıdıktan başka, saptırdıkları bilgisiz kimselerin veballerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et ki, onların yüklenecekleri bu yükler ne kötüdür" (Nam, 25) âyetleri gibidir.

b) Onların kendilerini hidâyet ve hak bilgisinin haricinde bırakmaları.. Çünkü, hidâyetten uzaklaşan kimse, "sapıtmış" diye vasfedilir.
c) Onlar, mü'minleri saptırmak için ellerinden geleni yapıp, sonra mü'minler de onlara iltifat etmeyince, onların eli boşa çıkmış, bundan bir netice alamayarak hüsrana uğramışlardır. Çünkü onlar birşeye inanmışlar, daha sonra durum onların tasavvur ettiklerinin aksine ortaya çıkmıştır.
Daha sonra Hak TeâlâBunun) farkına bile varamazlar," Yani, "Bunun mü'minlere değil, kendilerine zarar verdiğini bilemezler" buyurmuştur. [142]

Ehl-i Kitap, Hz. Peygamberi Bile Bile İnkâr Ediyor

"Ehl-i kitap, kendiniz görüp bilip dururken, ALLAH'ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?" (Âl-i İmran. 70).

Bil ki, ALLAHu Teâiâ, Tevrât'da Hz. Muhammed (s.a.s)'in nübüvvetine delâlet eden delillerin farkında olmayan taifenin durumunu beyân edince, onların bu delilleri bilen kısmı olan âlimlerinin de hâlini beyân ederek, "Ey ehl-i kitap, ALLAH'm âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?" buyurmuştur. Bu hitapda birkaç mesele vardır: [143]

Birinci Mesele

Âyetteki (niçin?) suâlinin aslı 'dır. Çünkü buradaki istifham için gelmiş olan 'dır. Başına lâm harfi gelmiş olduğu için, hafiflik olsun diye daki elif düşmüştür. Bir de, harf-i cer, bu eliften bir bedel gibi olmuştur. Ayrıca
o, kelimenin sonunda gelmiştir ki deki fetha da buna delâlet etmektedir. Cenâb-ı Hakk'ın "Birbirlerine ne hakkında sorup duruyorlar?" (Nebe. ve "öu mü/deyi neye Mânen yapıyorsunuz?" (Hicr. 54), sualleri de böyledir. Bu harfler üzerinde vakfetmeki şeklinde, hâ harfi ile yapılır. [144]

İkinci Mesele

Ayetteki "ALLAH'ın âyetlerini" lafzıyla ilgili birkaç görüş bulunmaktadır:
Birinci görüş: Bundan murad, Tevrat ve İncil'de varid olmuş olan âyetlerdir. Buna göre, bu lafız hakkında birkaç ihtimal bulunmaktadır:

a) Bunlar, bu iki kitapta bulunan, Hz. Muhammed (s.a.s) ile ilgili müjdelerdir.
b) Bunlar, bu iki kitapta bulunan, Hz. İbrahim'in müslüman bir Hanîf olduğu hususundaki ifâdelerdir.
c) Bunlar, bu kitaplarda, gerçek dinin İslâm olduğunu gösteren ifâdelerdir.
Bil ki, bu açıklamalara ihtimâli olan bu görüşe göre diyebiliriz ki "âyetleri inkâr etmek" ifâdesinin iki mânaya gelmesi muhtemeldir.
a) Onlar, Tevrat'ı değil, bilâkis Tevrat'ın delâlet etmiş olduğu şeyi inkâr ediyorlardı. Buna göre, mecaz yoluyla, delilin ismi medlule itlâk edilmiştir.
b) Onlar, Tevrat'ın bizzat kendisini inkâr ediyorlardı, çünkü onlar, Tevrat'ı tahrif ediyor ve Tevrat'ta, Hz. Muhammed'in peygamberliğine delâlet eden bu gibi âyetlerin mevcudiyetini inkâr ediyorlardı.
Hak Teâlâ'nın buyruğunun, bu izaha göre mânası şudur: "Ontar, müslümanların ve avam tabakalarının yanında bulunduklarında, Tevrat ve İncil'in, Hz. Muhammed (s.a.s)'in peygamberliğine delâlet eden âyetleri ihtiva ettiğini inkâr ediyorlar; sonra birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise, Hz. Muhammed'in peygamberliğinin doğruluğuna şehâdet ediyorlardı. Bunun bir benzeri de, Cenâb-ı Hakk'ın, "Kendiniz şahidler olduğunuz halde, (niçin) onda bir eğrilik aramaya yelteniyorsunuz..." (âı-i Imran, 99) âyetidir. Bil ki, âyeti bu anlayışa göre tefsir etmek, bu âyetin gaybden bir haber vermeyi ihtiva ettiğine delâlet eder. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s) onlara, kendi içlerinde gizleyip de aksini haber verdikleri şeyi bildirmiştir. Şüphesiz, gaybden haber vermek bir mu'cizedir.
İkinci görüş: Bu âyetlerden murad, Kur'ân-ı Kerim'dırsözünün manası da şudur: "Siz, Kur'ân'ın bir mu'cize olduğunu avam insanlar yanında inkâr ediyor, ama sonra kalbleriniz ve akıllarınızla, onun bir mu'cize olduğuna şehâdet ediyorsunuz..."
Üçüncü görüş: Bu âyetlerden murad, Hz. Muhammed (s.a.sj'in elinde zuhur eden bütün mu'cizelerdir. Bu görüşe görebuyruğunun mânası şudur: Siz, diğer peygamberlerin elinde zuhur eden mu'cizelerin, onların doğruluklarına delâlet ettiğini kabul ediyorsunuz... Zira mu'cize, Cenâb-ı Hak tarafından tasdik edilme yerine geçer. O halde siz, mu'cizelerin, bu açıdan diğer peygamberlerin sıdkına delâlet ettiğine şehadette bulununca, bunun Hz. Muhammed hakkında da söz konusu olduğuna da şehadette bulunmuş oluyorsunuz. Binâenaleyh, Hz. Muhammed'in nübüvvet ve risâletini inkâr etmekte ısrar etmeniz, mu'cizelerin, diğer peygamberlerin doğruluklarına delâlet etme konusunda hak ve gerçek olduklarını itiraf etmenizle çelişmekte, tezâd teşkil etmektedir. [145]

"Ey Ehl-i Kitap, niçin hakkı bâtıl ile karıştırıyor, gerçeği gizliyorsunuz? Halbuki siz, bunu biliyorsunuz..." (Âl-i İmran, 71).

Bil ki, yahudi âlimlerinin tutmuş olduğu iki yol bulunmaktaydı:
a) Onlar, kalbleriyle Hz. Muhammed'in ALLAH katından görevlendirilmiş bir hak peygamber olduğunu bildikleri halde, O'nun peygamberliğini inkâr ediyorlardı. ALLAHu Teâlâ birinci âyette, onları bu davranış şeklinden nehyetmiştir.
b) Onlar, şüpheler meydana getirmek, delil ve beyyinâtı da gizlemek hususunda çalışıp çabalıyorlardı. ALLAH Teâlâ bu ikinci âyette de, onları bu davranıştan nehyetmiştir. Buna göre birinci davranış şekli, azgınlık ve sapıklık makamıdır; ikinci makam ise, başkalarını azdırma ve saptırma makamıdır.

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb

[133] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/379-381.
[134] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/381.
[135] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/381-382.
[136] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/382.
[137] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/383-384.
[138] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/384-385.
[139] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/385.
[140] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/385.
[141] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/386-387.
[142] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/387-389.
[143] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/389.
[144] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/389-390.
[145] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb, Akçağ Yayınları: 6/390-391. </b>

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 10:13
Kılavuzuna çok selâm söyle de en önce şu soruya cevap verebiliyorsa versin !

Sürekli möüslümanların kaalrını akıtarak teröristliği tescil edilmiş bir ülkede ense yapıp, İslâmi konularda fetva ve nizamat vermenin nasıl bir duygu olduğunu açıklasın. Ondan sonra söylediklerini tartışırız.
Bilmeden konusuyiorsunuz.
Türkiyenin rejimi zalimse türkiye zalimmi olmus oluyor?
nasilki türkiyede zalim bir derin devlet varsa abd ayni sekilde yönetliiyor...fakat bunlara karsi mücadele etme metodunu dogru birt sekilde uygularsan bunlarin serrinden korunursun,hatta zayiflamalarini ve güclerinin azalmasinida saglayabilirsin.
Türkiyedede yapildigi gibi.
Türkiyede ergenekoncularin ve balyozcularin patlak vermesi durup dururken olmadi.
Bunu basarmanin yolu slogan atmakta degildir,cihad edebiyati yapmakta degildir.
Günümüzde en etkili cihad metodunu cemaat uyguluyor
Cihad iyilikleri yayginlastirip kötülükleri engellemektir.Kötülükleri engellemeye öncülük taninir.
Senin sevmedigin fethullah gülen hocaefendi bugün zalimin ayagina kadar gitmis,cephenin ilk safinda savasiyor.isteyen abd ye gider gercekleri görür,her yil abd gezileri düzenliyor cemaat,banada teklifte bulunmuslardi.Son aldigim bilgilere göre abd de 100 ün üzerinde okul cemaatin kontrolündeymis ve oradaki egitim ve diyalog calismalarini bizzat hocaefendi yürütüyormus.

ABD de ve diger "kafir" ülkelerinde uygulanan metod kafirin serrinden emin olma siyasetidir...
- İnsanların şerlisi, şerrinden korunmak için idare edilmelidir!
- Akıllı insan dostlarına ikram edip, düşmanlarını da idare edendir!

ABD deki okullarda ve diyalog calismalarinda kazanilan insanlar güc merkezlerine yönlendirilmekte,türkiyeye,türk insanina,islama ve tüm müslümanlara karsi duyduklari korkular,önyargilar kaldirilmakta,buzlar eritilmekte lehimize yönlendiriolmekteler.

Sizler savas cikinca bagirip cagiriyorsunuz,cihad edebiyati yapiyorsunuz...halbuki önemli olan bu savaslari engellemek.
iste cemaat bunu yapiyor.
gazzede son zamanlarda eskiye kiyasla israilin zulmü azalmissa bunda abd deki müslüman-Türk lobisinin payi büyük.

İsrail devletinin , işgal etme ve savaş yapmaya karşı cesaretini , günümüz Amerika Birleşik Devleti İktidarından aldığı bilinmektedir. Dolaysıyla - sebebler planında – 2008 yılında yapılması düşünülen Genel Seçimlerinden , Müslümanların lobi faaliyeti olarak , bugünkü iktidarda olan “Siyonist – Protestan (evangelist) ittifakına (Cumhuriyetçilere) karşın , geçmişte daha barış yanlısı ve ılımlı bir tutum izleyen Demokrat Parti lehinde - “ehven-i şer“ noktasında – şimdiden Lobi faaliyetlerine girişerek , Diyalog tesis etmelidirler. Bu çerçevede Amerika Birleşik Devletlerinin her eyaletinde açılmış olan Türk Okullarımızın , birer “Barış adacıkları” olarak görev üstlendiğini , kendilerinin bile farkında olmadan Ortadoğu tarihinin makus Kaderini müsbet yönde etkileme adına Amerikan halkıyla Diyalog kurduklarını ve İslam’ın güzelliklerini temsil ettiklerini sevinerek müşahede etmekteyiz.

Müslümanlar ,adete bir köy haline gelen global dünya konjöktüründe , ilmi , medeni , maddi ve askeri bir “Güç Dengesini” kurmadan Fiil’i savaştan kaçınmalıdırlar. Çünkü bu “yılanlarla savaşıp akreblere yer açmaktan”(3) öteye bir menfaat sağlamamaktadır.Evet , güç dengesinin olmadığı bir yerde müslümanları ringe çıkarmak müslümanın kendi dindaşına yapabileceği en büyük zulümdür Güç dengesi kuruluncaya kadar Aktif Hizmet ederek ,dua ve sabırla güçlenmek esas olmalıdır !

Güç dengesinin olmadığı dolysıyla teknik ve stratejinin önem arz ettiği bir yerde tebliğ , irşad ve temsil işini tamanlamıyla yerine getirecek bu yiğitler topluluğu, yüzlerine tükürük atılan yerde bile tavırlarını değiştirmeden en öfkeli insanların tansiyonlarını aşağı çekmesini bilen , irade kahramanlarıdır.

veri
21-06-2011, 10:19
MUFESSİR RAZİ'DEN EHL-İ KİTAP İLE DİYALOG HAKKINDA AÇIKLAMASI

Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu�l-Gayb


sen bu alimin kim olduğunu ve hangi yüzyılda yaşadığını biliyor musun
bu ismi ilk arattığımda ÜMİT DERGİSİ karşıma çıktı
ve övgüyle bahsediliyor

naklettiklerini okumuyorsun. demiştim
paragraf aralarında suçladığın insanları destekleyen cümleler var

fakiri
21-06-2011, 10:29
Yaw YENİ OSMANLI !
Hakkaten sen müslümanların gözünü boyama gibi bir mesleği seçmişsin ! Aynı Hocan gibi!..Bir kere Fethullah Gülen bütün nur tayfasını kendisne inandıramamış iken sen kalkmış bütün müslümanlara masal anlatyorsun ! Sapıtmanın bile bilemeden olanı olur, ama siz bilerek sapıklığı tercih eden bir gürûh olmuşsunuz! Elbetteki sizi biz doğru yola biz ulaştıramayız ! Çünkü, sizin bu durumunuz ancak özel bir hidayet istiyor!

Not : YENİ OSMANLI nick'in de çok itici duruyor ! Bilindiği gibi, Osmanlılarının yıkılmasında kendilerine YENİ OSMANLI denilen Jön Türklerin etkisi fevkalade önemli bir faktör olmuştur. Bunlar, Fransadan esinlenerek modernistliği ve reformistliği savunmuşlar Franszı yahudisi Durkhaim ve yerli işbirlikçisi TekinAlp vasıtasıyla ırkçılığı teşvik etmişlerdir. Böyle bir nick'i seçmen dahi senin ne kadar amksatlı niyet taşıdığının bir göstergesidir.

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 10:44
Dinlerarası dialoğun müslümanlara kakalamalarının sebebi İslam'ı ve müslümanları kendileri gibi yapıp yönlendirmek pasifize etmek ve onların kendi pis Batı medeniyetiyle yoğurulup yaşatmaktır.Haçlı seferleri boşuna yapılmadığını artık öğrenin.

BİZİM MEDENİYETİMİZİN MAYASI İSLAM VE OSMANLI MEDENİYETİ OLDUĞUNU DA UUTMAYIN.ONLARLA KORKUNÇ DERECEDE FARKIMIZ VARDIR.HALA İNADINIZDAN NİYE VAZGEÇMİYORSUNUZ?.

DİNLERARASI DAİLOG ZATEN BU MÜŞRİKLERİN HOŞUNA GİDİYOR.HAL BÖYLE OLUNCA MÜSLÜMANLARIN GAFLET VE CEHALETİNDEN YARARLANIYORLAR.ŞUURLU VE AKILLI BİR MÜSLÜMAN BU TUZAKLARA DÜŞMEZ.ÖNÜNÜZDE Kİ TUZAĞIN ÜSTÜ KAPATILMIŞ, SİZ ONU GÖREMİYORSUNUZ.NE ZAMAN Kİ BU TUZAĞA DÜŞTÜĞÜNÜZDE İŞ, İŞTEN ÇOKTAAN GEÇMİŞ OLACAKTIR.

BİZİM MAKSADIMIZ, MÜSLÜMANLARI BU TUZAĞA DÜŞÜRMEMK VE SAĞLAM BİR İMAN SAHİBİ YAPMAKTIR.DİNLERARASI DİALOGTA İKİLİ DİN VARDIR.BÖYLE İMAN MÜŞRİKLİKTİR.AKLINIZI BAŞINIZA ALIN, TARİH SİZİ LANETLE ANACAKTIR.

fakiri
21-06-2011, 10:54
Bin ladinden nefret tmek için gerekli olan şartlar :
1-Terörist devlet ABD vatandaşı olmak.
2- Başka milletelrden olup, ABD mandalığına boyun eğmiş olmak
3- ABD'ye hayranlık duymak,
4- Müslüman olmamak,
5- Gayr-ı Müslimlerin gayr-ı meşru bütün işlerini hoş görmek

veri
21-06-2011, 11:05
bin ladin i sevmememin tek nedeni vardır başına buyruk hareket etmesi
sorumluluk sahibi olmaması ailesini akrabalarını milletini ve tüm dünyayı umursamadı.
onlara ne olmuş değil ladin nasıl kahraman olurum nasıl taht sahibi olurumun derdindeydi
kendi ülkesini abd işgaline terk ederken sen tut afganistan kralı olmaya özen.

MÜTEŞEKKİR
naklettiğin yazıları okudun mu:) bin yıl önce ölen bir alim bugün nasıl amaçlarınıza göre kullanırsınız ki

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 11:15
Yaw YENİ OSMANLI !
Hakkaten sen müslümanların gözünü boyama gibi bir mesleği seçmişsin ! Aynı Hocan gibi!..Bir kere Fethullah Gülen bütün nur tayfasını kendisne inandıramamış iken sen kalkmış bütün müslümanlara masal anlatyorsun ! Sapıtmanın bile bilemeden olanı olur, ama siz bilerek sapıklığı tercih eden bir gürûh olmuşsunuz! Elbetteki sizi biz doğru yola biz ulaştıramayız ! Çünkü, sizin bu durumunuz ancak özel bir hidayet istiyor!

Not : YENİ OSMANLI nick'in de çok itici duruyor ! Bilindiği gibi, Osmanlılarının yıkılmasında kendilerine YENİ OSMANLI denilen Jön Türklerin etkisi fevkalade önemli bir faktör olmuştur. Bunlar, Fransadan esinlenerek modernistliği ve reformistliği savunmuşlar Franszı yahudisi Durkhaim ve yerli işbirlikçisi TekinAlp vasıtasıyla ırkçılığı teşvik etmişlerdir. Böyle bir nick'i seçmen dahi senin ne kadar amksatlı niyet taşıdığının bir göstergesidir.
yine meseleyi carpitmaya calisiyorsun.Yazdiklarimin neresine katilmiyorsan alinti yap,ona göre elestir,tartisma usulünü bilmiyorsan uzak dur benden.

bi husben
21-06-2011, 11:35
bin ladin i sevmememin tek nedeni vardır başına buyruk hareket etmesi
sorumluluk sahibi olmaması ailesini akrabalarını milletini ve tüm dünyayı umursamadı.
onlara ne olmuş değil ladin nasıl kahraman olurum nasıl taht sahibi olurumun derdindeydi
kendi ülkesini abd işgaline terk ederken sen tut afganistan kralı olmaya özen.

MÜTEŞEKKİR
naklettiğin yazıları okudun mu:) bin yıl önce ölen bir alim bugün nasıl amaçlarınıza göre kullanırsınız ki

Resulullah ta 1400 once vefat etmıstır sahabelerde öyle mezhep imamları tabıınde 1300 yıl evvel vefat etmişlerdir.senin düşüncene göre bunları kulak erdı edıp takmamalıyız nasıl olsa yuzlerce yıl evvel olup gıtmışlerdır.siz ya cok düşüncesissiniz yada islamdan kurandan haberiniz olmayan bırısısınız kuran ve sunnet kıyamete kadar surecek nızamı acıklamıslardır ve musluman ıcın yeterlıdır.bın yıl once olen bır alım kurana ve sunnete gore yorum yapmıstır ve yaptıgı yorumlar her cag ıcın uygundur

veri
21-06-2011, 11:37
bi husben benim yazdığım ile senin güya cevabın arasında bir paralellik mi var. ben çıkaramdım:)

bi husben
21-06-2011, 12:06
bi husben benim yazdığım ile senin güya cevabın arasında bir paralellik mi var. ben çıkaramdım:)

demıssınkı 1000 yıl once olen bır alımın goruslerı bugun ıcın bize yol gosteremez .madem tarıhı tarıhe gomeceksınız geçmişe yonelik hiç bir şeyi kaale almamamız gerekir öyle değilmi

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 12:09
bin ladin i sevmememin tek nedeni vardır başına buyruk hareket etmesi
sorumluluk sahibi olmaması ailesini akrabalarını milletini ve tüm dünyayı umursamadı.
onlara ne olmuş değil ladin nasıl kahraman olurum nasıl taht sahibi olurumun derdindeydi
kendi ülkesini abd işgaline terk ederken sen tut afganistan kralı olmaya özen.

MÜTEŞEKKİR
naklettiğin yazıları okudun mu:) bin yıl önce ölen bir alim bugün nasıl amaçlarınıza göre kullanırsınız ki

Fethullan Gülen hocaya uyarsak çağ atlamış mı oluyoruz?...

veri
21-06-2011, 12:41
alakasız cevaplar vererek ne yapmaya çalışıyorsun...

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 12:52
Allah'ım sen bu gafil dialogcuların kalp gözünü aç!.Bunlar senin dinini beş paralık ettirmeye ve etmeye çalışıyorlar.Senin katında İslam'dan başka bir din tanımıyoruz.Ve senin rahmet olarak olarak gönderdiğin o yüce resulüne ihanet ediyorlar.Onlara sen akıl, şuur ve izan ver!Gaflet uykusundan da uyandır onları ya Rabb!!...

veri
21-06-2011, 13:29
biz önce kendimiz için ricada bulunuruz.
artı gösteriş yapmak için dua da etmeyiz.

SaddbinMuaz
21-06-2011, 14:27
Fethullah Hocanın kabul edilemiyecek tek hatası denilebilir... Dahili Alandan Kendisinin mesul olmadığı Harici Cihad alanına söz söylemesi gerçekten hoca için çok zor bir durum... Masonlar Deccali haberleri yayarak aynı haberlerle bu tarz mülahazaları destekleselerde ! Hocanın bu hataya düşmemesi lazımdı... Artık düzeltmesi lazım yoksa işi zor Allahualem...

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 15:07
biz önce kendimiz için ricada bulunuruz.
artı gösteriş yapmak için dua da etmeyiz.

Gösteriş için dua eden kim?Madem sizde dinlerarası dialogta başarılı olmanız için dua edin bakalım kabul olunur mu görelim?...

ates124
21-06-2011, 15:13
VERİ bakıyorum yine SAÇMALAMIŞSIN... Allah siz GaFLet uykusundan (DİALOGÇULARI) uyanadırsın. Kalbinize gerçek ALLAH ve Peygamber SEVGİSİNİ koysun.

fakiri
21-06-2011, 15:28
biz önce kendimiz için ricada bulunuruz.
artı gösteriş yapmak için dua da etmeyiz.


Gösterişsiz duayı bırakın, bir adımınız dahi var mı acep ?

MÜTEŞEKKÜR
21-06-2011, 15:28
veri kardeşim. Şu linki tamamen oku ve anla!..insanların beyni nasılda yıkanıyormuş gör artık....


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=748120&title=musluman-olarak-isa-peygamberi-rab-olarak-gordugum-isadan-daha-cok-sevdim&haberSayfa=0

Şu yazıya dikkat edin!...


"Bütün dinleri öğreniyorduk. Dinlerin ileri sürdüğü tezleri hangi sorularla çürüteceğimiz filan öğretiliyordu. Kur'an'ı yüzeysel okuyorduk ama bazı ayetleri ortamına göre okuyorduk. Mesela tutucu bir topluluğa karşı Ankebut Suresi 46. ayeti okuyorsun. Genelde fıtratını tamamlayamayan, zayıf, üniversite öğrencilerine direkt Hıristiyanlığı anlatıyorsun. İranlıların insanları asması, kesmesi, bombalama gibi telkinlerde bulunuyorsunuz. 1. Yuhanna'nın 3. bölüm 16. ayetindeki Tanrı'nın insanları çok sevdiğini filan anlatıyorsun. Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'da iki yıl zorunlu staj altında altı yıllık bursun geri dönüşümü başlıyor. Değişik eyaletlerde 4'er ay görev yaptım. Sonrasında 2 yıl Vatikan'da çalıştım. Oradan Yunanistan'da iki yıl çalışınca burslar ödenmiş oldu. Onun ardından ülkenize gönderiliyorsunuz. Ben İstanbul'a gönderildim. Güngören ve Moda'da kiliselerde çalıştım. Protestanlarla o dönem tartışmalarım oldu, çünkü ibadet şekilleri uydurma, Anadolu Ortodoks kültürüyle ibadet ediyorlar. Değişik mezhep ve azizlerin sözleriyle hareket ediyorlar. İngiliz Protestanlığı sistemine ve doktrinine ters düşüyorlar. Haliyle onlarla bir daha konuşmadım. "


Dinlerarası dialogcular bunu çok iyi okuyup anlasınlar...

agbi
21-06-2011, 16:57
BİN LADİN bu saldırıyı yaptı ise onu lanetliyorum İSLAM da bu şekilde savaş olmaz.

BİN LADİN yapmadı ise

MERHAMET , ŞEVKÂT dini olan İslam ı DİĞER DİN lere mensup kişilere VAHŞİ BARBAR TEORİST göstermek isteyenleri LANETLİYORUM.

fakiri
21-06-2011, 17:14
Bin Ladin hangi saldırıyı yapmış olursa olsun o onun mesuliyetdir ve bir hesabı varsa onu kendisi verecektir. Bizim gün gibi ve kesin olarak bildiğimiz bir hakikat şudur ki , Bin Ladin'in bir müslüman olduğudur. Günâhsız müslüman olmayacağına göre, müslümanları işlemiş oldukları hatalardan dolayı dışlamak veya papazlar gibi afaroz etmek İslâmda yoktur ! Görüldüğü gibi, gayrı müslimlere hoş görü kanatlarını sonun kadar açmakta hiç bir beis görmeyenler, müslümanlardan ise nefret ediyorlar ! Bu durum sanırım ancak, tam da şeytanların tavsiye ettiği bir durum olabilir.
Şeytanları aramıza sokmayalım derim !

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 18:04
Bin Ladin hangi saldırıyı yapmış olursa olsun o onun mesuliyetdir ve bir hesabı varsa onu kendisi verecektir. Bizim gün gibi ve kesin olarak bildiğimiz bir hakikat şudur ki , Bin Ladin'in bir müslüman olduğudur. Günâhsız müslüman olmayacağına göre, müslümanları işlemiş oldukları hatalardan dolayı dışlamak veya papazlar gibi afaroz etmek İslâmda yoktur ! Görüldüğü gibi, gayrı müslimlere hoş görü kanatlarını sonun kadar açmakta hiç bir beis görmeyenler, müslümanlardan ise nefret ediyorlar ! Bu durum sanırım ancak, tam da şeytanların tavsiye ettiği bir durum olabilir.
Şeytanları aramıza sokmayalım derim !

olayin vebal boyutunu gözden kaciriyorsunuz...
terör olayi sanki basit günahmis gibi,sanki sadece kendini ilgilendiren bir hataymis gibi...yok öyle.
Bu olaylar bahanesiyle koskoca islam ülkeleri isgal edildi,binlerce mümin katledildi,yüzlerce bacimiz tecavüze ugradi...bunlarin hesabini kim verecek?
"kader,nasil olsa olacakti" öylemi?

SaddbinMuaz
21-06-2011, 22:07
İslam'da eliyle savaşan en üstündür... Diliyle ve Kalbiyle buğz edip cihad edenlerin Harici Cihad alanlarındaki cihadı desteklemekten başka hakları olmadığı gibi Silah ile cihad edenlerin İslami hüküm sahibi olduklarını bilmelidirler !

Bu itibarla Eğer Harici Cihad alanlarında Haram söz konusu ise Önce Farz-ı Kifaye olanlar üzerlerine düşen eksikleri kendi nefislerinde ararlar ! Teçhizat, Farz-ı Ayn'ı gerçekleştiren Cemaat'in eksikliği gibi kavramlar Mallarla cihad eden Müslümanların üzerine vazifedir... Bu itibarla Kavramları bilmeyenlere acizane öğüdüm bilmediğinizin arkasında Deccali haberleri tekrar etmeniz faydanıza değildir !

Eliyle Cihad eden en üstündür...!

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 22:35
Maliyla cihad eden daha üstündür...bunlardan daha üstün olan cihad nefsiyle cihaddir,bu olmazsa ne maliyla nede eliyle cihad edemez zaten.

SaddbinMuaz
21-06-2011, 22:41
Maliyla cihad eden daha üstündür...bunlardan daha üstün olan cihad nefsiyle cihaddir,bu olmazsa ne maliyla nede eliyle cihad edemez zaten.

Söylediğiniz doğrudur lakin kendi söylediğiniz içindeki daireye tekrar bakalım ! Mal ile cihad edenlerin üstüne vazife ise ! Mallarını Teçhizatlarını aktarmada, zekatlarında eksik kalanlar Harici cihad hükümlerinde geride kalan fakih kavramına binaen nasıl davranmalılar ???

Bir Mücahid silah bulamıyorsa vebal Farz-ı Ayn olanda mıdır ? Yoksa Farz-ı Kifaye olanın eksikliğinde midir ? Derecelendirdiğinizde Vukuya uygun olarak Elle cihad eden Vukuya göre Harici cihad alanında savaşmaz ise Cehennem tehdidi altındadır ! Diğer Müslümanların görevi onları kurtarmak ve daha üstün olmaktır ! Onları boğmaksa İslam'dan haberi olmayanlardır !

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 22:55
Söylediğiniz doğrudur lakin kendi söylediğiniz içindeki daireye tekrar bakalım ! Mal ile cihad edenlerin üstüne vazife ise ! Mallarını Teçhizatlarını aktarmada, zekatlarında eksik kalanlar Harici cihad hükümlerinde geride kalan fakih kavramına binaen nasıl davranmalılar ???

Bir Mücahid silah bulamıyorsa vebal Farz-ı Ayn olanda mıdır ? Yoksa Farz-ı Kifaye olanın eksikliğinde midir ? Derecelendirdiğinizde Vukuya uygun olarak Elle cihad eden Vukuya göre Harici cihad alanında savaşmaz ise Cehennem tehdidi altındadır ! Diğer Müslümanların görevi onları kurtarmak ve daha üstün olmaktır ! Onları boğmaksa İslam'dan haberi olmayanlardır !

Onları boğmakta nasil bir ifade.Burada tartisma konusu eliyle cihad edenler degil,onlar basimizin üstünde,olmasi gerekeni yapmaktalar.tartisma konusu terör meselesi,cihad ediyorum derken kafirin ekmegine yag sürme meselesi, eliyle cihad edenlerin bir kismi ölcülere göre hareket etmemesi,cihaddan önceki cihad sartlarini gözeterek hareket etmemesi,Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmak,yahud onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapma meselesi,cihaddan önce müminlerin birlesmeleri,ittifak saglamalari meselesi...tüm bunlar olmayinca eli ile cihad faydadan cok zarar veriyor,bu zarari verenler elestiriliyor,digerleri degil.

SaddbinMuaz
21-06-2011, 23:00
Onları boğmakta nasil bir ifade.Burada tartisma konusu eliyle cihad edenler degil,onlar basimizin üstünde,olmasi gerekeni yapmaktalar.tartisma konusu terör meselesi,cihad ediyorum derken kafirin ekmegine yag sürme meselesi, eliyle cihad edenlerin bir kismi ölcülere göre hareket etmemesi,cihaddan önceki cihad sartlarini gözeterek hareket etmemesi,Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmak,yahud onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapma meselesi,cihaddan önce müminlerin birlesmeleri,ittifak saglamalari meselesi...tüm bunlar olmayinca eli ile cihad faydadan cok zarar veriyor,bu zarari verenler elestiriliyor,digerleri degil.

Bak güzel kardeşim senin eleştirmek diye bir hakkın söz konusu olmaz olamaz... Zarar verenler deccali haberleri verenlerdir... Deccalşi haberlerden etkilenenlerde o ahmakların içinde bulunanlardan başkası değildir...

İslam bir tanedir hükümleride açıktır...! Arz üzerinden İslam değerlendirilir... Sen kalkıp Dün ''Çağdaş'' kodu altında dahili alanda İslam ve Müslümanlara savaş açanları bugün ''demokrasi'' içtihadında övmeyi beceriyorsun ! Lakin Arz üzerinde ''Teröre savaş'' kodundaki konsepti çözememenin nedeni Bediüzzaman hazretlerinin şifresinde gizlidir ve O cemaate uy ve Harici alanda Onların ''erteledikleri'' sözleri yanlış anlayıpta deccali haberlerle tekrarlamaktan vazgeç ! Kuvvet dengesi eşitlendiğinde O cemaat hakikati açı8kladığında pişman olma !!!

DeliŞair
21-06-2011, 23:02
diger kardeş suan sormak istediğim soruyu zaten sormuş
ama ben kendi bakış acımdan kendi uslubuma yeniden sorucam ..

Böyle ümmeti ilgilendiren konularda ümmeti temsil eden liderlerle istisare ve ittifak sarti var diyorsun
güzel diyorsun haklısın da

direk olarak ne gercek bir islam birligi nede islam ordusu var bunu zaten sende herkesde biliyor

bunu gecelim

örnek afganistan rusya savaşında
osama orada savasırken destek sağlarken
afganistanda bulunan yaşayan müslümanlarla anlaşmadanmı yaptı diyorsun
orada o zamanlar afgan otororistesi her kimdeyse
osama sen bize katılma destek sunma mı dedi sanıyorsun

bence yanılıyorsun Osama elbette AFganistandaki musluman liderlerle tum mucahidlerle bir ruh bir kalb olup
ruslara karşı savasmıstır

bir turkler ne yaptık ?
cenenistandaki rusların zulumlerine karşı biz turkler ne yaptık
yada her an gibi baska sözde islam ulkeleri ne yaptı söylermisin
bosnada kaç milyon musluman katledildi
ne yaptık ?
nerede senin su bahsettin liderler


ne yani rusun gavuru cecenleri katletsin Seyh Samillere ve nice islam bölgesinde muslumanlar karşı cehpe alsın
bizde senin dedigin su olmayan ummetin temsilcilerinin ittifak etmesini bekleyim duralım
biz bekliyoruz anladıkda
beklemeye tahammulı olmayan bir asırdır yeri geldimi afganistanda yeri geldimi cecenistanda savasanlar destek sunanların hepsi yanlış yaptı yani ha
!!
..................

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 23:05
Bak güzel kardeşim senin eleştirmek diye bir hakkın söz konusu olmaz olamaz... Zarar verenler deccali haberleri verenlerdir... Deccalşi haberlerden etkilenenlerde o ahmakların içinde bulunanlardan başkası değildir...

İslam bir tanedir hükümleride açıktır...! Arz üzerinden İslam değerlendirilir... Sen kalkıp Dün ''Çağdaş'' kodu altında dahili alanda İslam ve Müslümanlara savaş açanları bugün ''demokrasi'' içtihadında övmeyi beceriyorsun ! Lakin Arz üzerinde ''Teröre savaş'' kodundaki konsepti çözememenin nedeni Bediüzzaman hazretlerinin şifresinde gizlidir ve O cemaate uy ve Harici alanda Onların ''erteledikleri'' sözleri yanlış anlayıpta deccali haberlerle tekrarlamaktan vazgeç ! Kuvvet dengesi eşitlendiğinde O cemaat hakikati açı8kladığında pişman olma !!!


iyi tamam güzel konusuyorsunda sonucda ortada bir terör varterör = islama aykiri cihad metodu...,bu terör faaliyetlerinin kafirin ekmegine yag sürdügü ve islam beldelerine ve müslümanlara zarar verdigide bir gercektir ve bu terörü destekleyen hatta üstlenen bir örgüt var...iste bizde bunlari kastediyoruz,mesele basit aslinda:)

DeliŞair
21-06-2011, 23:10
ben terrörden bahsetmiyorum
zulüm altındaki islam diyarına oradaki mucahidlerle aynı safta savaşmak isteyen genclerden bahsediyorum

intihar saldırılarını kabul etmem söz konusu olamaz
bu noktada Osama hakkında görüşlerimiz 3 ayrılıyor

birisi terrorist diyor intihar saldıları düzenletiyor diyor... SEN
digeri olabilir yeri geldimi buda olmali diyor digerleri ( kabul etmiyorum görüslerini)
birde benim sundugum görüs osamanın bu teröristlerle aslında alakası yoktur diyorum

elkaidenin kuruluş sebebini daha öncede aktardım... yeniden aktarmama gerek yok sanırım

Yeni-OSMANLI
21-06-2011, 23:13
ben terrörden bahsetmiyorum


ben terörden bahsediyorum.
fethullah gülen hocada terörden bahsediyor,konu terör...anlasilan mesele yanlis anlasildigi icin tartisip duruyoruz:)

DeliŞair
21-06-2011, 23:16
ben terörden bahsediyorum.
fethullah gülen hocada terörden bahsediyor,konu terör...anlasilan mesele yanlis anlasildigi icin tartisip duruyoruz:)


baslıkta bin laden olunca o suclanıyor onun hakkında konuşuyor ve terrorist diye o itham ediliyor !!! diye ben buna tepkim koydum ..

DeliŞair
21-06-2011, 23:23
toparlayım şimdi o zaman beni ve tepkilerimi daha iyi algılarsınız ..




Aranızda Osamanın intihar saldırıcısı yetiştirdiğini gören varmı bunu kim ispatlaya bilcek.. yada 11 eylül saldırısıyla alakasını?
Tüm dünya hatta çoğu amerikalı biliyor ki o saldırıyı Osama düzenlememiştir.!!!
http://www.reopen911.org/ReOpen911_2...hive/index.htm (http://www.reopen911.org/ReOpen911_2007Archive/index.htm)

Herkes bilir cecenistandaki afganistandaki ve nice islam bölgesineki zulumleri rusların saldırılarını savaşları
bunları savunan bir tane bile ülke yoktur düzenli bir islam ordusu yoktur.

bir cok müslüman gencimiz faslısı türkü arabı dünyanın her yerinden kendi imkanları ile cenenlere afganlara destek olmak icin oradaki direnişlere katılmak için o bölgelere gidiyorlar(dı). bu gerçeği çoğunuz bilir nice müslüman türk kardeşimizde cenenistana afganistana gitmiştir mesela.

ama bunlar varıyor mu varmıyor mu belirsizdir .kimisi belki sınırı bile geçemiyor yada direnişe katılmadan yakalanıyor. belki pek azı gerçek manada maksatına ulaşabiliıyor(du).

el kaidenin kurulma sebebi budur arkadaşlar
elkaide zaten kendi hür iradesi ile bu bölgelere cihada giden bu duyarlı mucahid kardeşleri desteklemek ve organize etmek için kurulmuştur
sehit olduklarında ailelerini bilgilendirmek gerekirse maddi manen yardım sunmak icin vardır.
ve afganistanda ruslara karşı elkaide mucahidlerimizi en guzel sekilde desteklemiştir.
Osama onca parası mülkü oldugu halde kendisine bir ada alip haremini kurup zevki sefa sürmek yerine
bu dirinişlere önderlik etmiş maddi her yardımı sağlamış ruslara karşı savaşmıştır.
ve yeri geldiğinde ortak düşman rusyaya karşı amerikadan destek almıştır.
o zamanlar osamayı eğitmek ona imkanlar sunmak rusları yenmek için amerikanin işine geliyordu
hani derler ya düşmanımın düşmamı dostumdur .bu yüzden cia dende destek almıştır.

ruslar yenilince amerikanın gözünce el kaide gereksiz oldu ama el kaide sadece ruslara karşı kurulmamıstı
islam bölgesindeki tüm zulüm görenler için kurulduğundan diğer bölgelere yayılmışltır . bu amerikanın israilin hoşuna gitmemiştir
bunu istemeyen dış gucler çakma elkaide elemanları ortaya cıkartarak intihar saldırları düzenleterek sucu hep alkaideye müslümanlara atmıştır. zalim medya işini iyi yapmıştır
işin aslı bundan öte değildir .
Gerçek el kaide ile sizin canlı bombacılar sandıkarınız yani o müslümanlara zarar veren kin aşılayanlarla aynısı değil cakma elkaidedir
nasıl Türkiye cakma hizbullahcılar var gerceğiı ile alakası olmayan sözde islamı gruplar var bundada aynı şey söz konusudur !!!


intihar saldırıları 11 eylul saldırısı bunları yapanlar amerika ve yahudinin ta kendisidir
aynı metodu israildede kulllaniyorlar
israil kendi yönlendiriği yetistirdigi insanlari böyla saldirirlar yaptırıp
sucu muslumanlara atiyor
ve saldirmak yeniden katletmek icin kendisine zemin oluşşturuyor
bundan bahseden bir ALLAHIN kulu yok
bu gercekleri neden örtbas ediyorsunuz

takmisiniz binladen bin laden
gördünüzmü duydunuzmu ağzindan hayır hepiniz
sözde onu savunanıda savunmayında iftira ediyor zanlarla konusuyorsunuz..

11 eylull saldırısı olduktan hemen sonra Osama yapmadını söyledi
sizin tarif ettiginiz bir sahis olsaydi
övüne övüne evet ben yaptim demezmiydi
ama hayir ben yapmadim kim yapti bilmiyorum
ama yapanlari kutlumak gerek diyede dip not gecti
muslumanlarin cektigi acilari biraz olsun onlarada hissetirdiler dedi !!!!




..

SaddbinMuaz
22-06-2011, 00:04
iyi tamam güzel konusuyorsunda sonucda ortada bir terör varterör = islama aykiri cihad metodu...,bu terör faaliyetlerinin kafirin ekmegine yag sürdügü ve islam beldelerine ve müslümanlara zarar verdigide bir gercektir ve bu terörü destekleyen hatta üstlenen bir örgüt var...iste bizde bunlari kastediyoruz,mesele basit aslinda:)

İslam'da ''Terör'' diye bir kelime yoktur... Eğer Bağy(Bozgunculuk) kavramına haiz bir açıklama yapacak isek içinde Korkutma ve caydırma vardır ki İslami bir emir telakki eder... Bozgunculuk ise Yeryüzünde ''Haksızca katledilen'', durdukı yere kendisine saldırılmadılmadığına saldıran manasındadır... Şimdi sen kendilerinin topraklarına saldırıldığında 19 Müslüman Devletin Farz-ı Ayni yerine getirmemesine Farz-ı Kifaye olanların eksiklerine değilde Allah yolunda Fi sebilillah Cihad edenlerden mi bahsediyorsun ! Vebalin en ağırı seninki olduğunu akletmiyecek misiniz ???

Deccali haberleri Hucurat Suresinde Öğrenin çok pişman olacaksınız...!


http://www.dailymotion.com/video/xj8ix0_sivillere-saldyry-haramdyr_news

Yeni-OSMANLI
22-06-2011, 03:15
konu terör,islamda terör yoktur,bin ladin ve el kaida terör estirmisdir,bunun isbati saldirilari üstlenmisdir,böyle yaparak Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmis,onlara avci olmaus dini-mübini onlara av yapmis,islam beldelerinin isgal edilmesine ve binlerce müminin katledilmesine alet olmus.Bu haramdir,cihad degil sapikliktir,ahmakliktir,cinayettir.

Ayrica kimse kendi kafasina göre cihad örgütü kuramaz,kimse kendi kafasina göre ümmet adina ümmeti birinci derecede ümmeti etkileyecek saldirilar ittifak saglamadan istisare etmeden düzenleyemez.
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır.

1. Nefis ile mücahede daha üstün sayilmisdir...cihaddan önce cihaddir...
2. Baskumandanin savasa cikmadan önce emri altindakilere neyin helal neyin haram oldugunu bildirmesi...cihaddan önce cihaddir...
3. Itikad,takva,helal ve haram ilimlerinin tahsili ve tatbiki konusunda dini ilimleri tahsil etmek...cihaddan önce cihaddir...
4. Güclenmek,kuvvetlenmek...cihaddan önce cihaddir...
5. savasdan önce talim,teblig ve tatbik...cihaddan önce cihaddir...
6. Müminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari...cihaddan önce cihaddir...
7. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak...cihaddan önce cihaddir....

Bunlarin her birini ihmal eden bir örgüt ismi ne olursa olsun,nekadar cok mücahidlik taslarsa taslasin SAPIKTIR vesselam!

Afganistanin gercek sahibleri El-kaidaya karsidir,talibanada karsidir ne ittifakindan bahsediyorsunuz siz? Taliban kime savas acdi?Mücahidlere savas acdi, el kaida ile isbirligi yapip amerikanin taseronlugunu yapti,kafirin ekmegine yag sürdükimleri savundugunuzun farkindamisiniz siz?Akliniz basinizdami sizin?

Yeni-OSMANLI
22-06-2011, 03:24
Korkutma ve caydırma isini yapmadan önce güclen kuvvetlen altyapini kur teskilatlan,ittifakini sagla,ne caydirmasindan basediyorsun sen yahu...
Hicmi isin ucunu düsünme kabiliyeti yok sizlerde?
Tedbirsiz tevekkül yoktur islamda,tedbirini alacaksin sebeblere yapisacaksin,saldiriya gecmeden önce karsi saldirilardan nasil korunabilecegini düsüneceksin...adamlar savas ucaklariyla geliyor sen tüfek ile ne yapabilirsinki?
adamlar uzaydan nokta vurusu yapabiliyor sen dürbününle müslümanlarla dalga gecilmesinimi istiyorsun?

Köpeğin ısırmak karakteridir.Elinde köpeği vuracak silah olmadan kuyruğuna basarsan kendine saldırtır ve ısırılırsın.

Kuvvet dengesi olmadığı bir yerde belli bir noktaya ve kıvama gelmeden ,gereken mesafe alinmadan erken vurus yaparak kuvvete basvurulursa...
dünya başimizi ezer...
Firavunlar cagini yasiyoruz...böyle bir durumda özümüzü bulacagimiz,kivama erecegimiz ana kadar,gerekli olan güc ve kuvvete ulasacagimiz ana kadar her vurus
20 gününü doldurmadan yumurtayi kirma gibi birseydir,
civcivleri terk eden kulucka gibi civcivleri doluya,firtinaya terketme gibi erken sayilir.

Anlatmaya calisdiklarimizi anlamak gercejkten bukadar zormu?
ben degil Allah emrediyor ALLAAH!

“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız.” (Enfal:60)

veri
22-06-2011, 06:29
konu epey dağılmış hangisini okucam hangisine cevap vericem

veri
22-06-2011, 06:30
veri kardeşim. Şu linki tamamen oku ve anla!..insanların beyni nasılda yıkanıyormuş gör artık....


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=748120&title=musluman-olarak-isa-peygamberi-rab-olarak-gordugum-isadan-daha-cok-sevdim&haberSayfa=0

Şu yazıya dikkat edin!...


"Bütün dinleri öğreniyorduk. Dinlerin ileri sürdüğü tezleri hangi sorularla çürüteceğimiz filan öğretiliyordu. Kur'an'ı yüzeysel okuyorduk ama bazı ayetleri ortamına göre okuyorduk. Mesela tutucu bir topluluğa karşı Ankebut Suresi 46. ayeti okuyorsun. Genelde fıtratını tamamlayamayan, zayıf, üniversite öğrencilerine direkt Hıristiyanlığı anlatıyorsun. İranlıların insanları asması, kesmesi, bombalama gibi telkinlerde bulunuyorsunuz. 1. Yuhanna'nın 3. bölüm 16. ayetindeki Tanrı'nın insanları çok sevdiğini filan anlatıyorsun. Üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'da iki yıl zorunlu staj altında altı yıllık bursun geri dönüşümü başlıyor. Değişik eyaletlerde 4'er ay görev yaptım. Sonrasında 2 yıl Vatikan'da çalıştım. Oradan Yunanistan'da iki yıl çalışınca burslar ödenmiş oldu. Onun ardından ülkenize gönderiliyorsunuz. Ben İstanbul'a gönderildim. Güngören ve Moda'da kiliselerde çalıştım. Protestanlarla o dönem tartışmalarım oldu, çünkü ibadet şekilleri uydurma, Anadolu Ortodoks kültürüyle ibadet ediyorlar. Değişik mezhep ve azizlerin sözleriyle hareket ediyorlar. İngiliz Protestanlığı sistemine ve doktrinine ters düşüyorlar. Haliyle onlarla bir daha konuşmadım. "


Dinlerarası dialogcular bunu çok iyi okuyup anlasınlar...

linki iyi ki vermişsin teşekkür ederim yalnız tamamını okudum ve senin suçladığın diyalog yüzünden müslüman olduğunu söylüyor...

veri
22-06-2011, 06:33
terör tanımında anlaşmamız lazım
ırkçılık yapmadan
uluslar arası tanımları göz önüne alarak yapmalıyız.
bu tanımda anlaşamazsak bir yere varamayız

Erdem
22-06-2011, 07:35
Fethullah Gülen'in bu tarz tutumlarını beğenmesem de objektif olarak değerlendirecek olursak; bir müslüman sadece kendinden sorumlu değildir, bağlı bulunduğu dinin temsilcisidir.

Fethullah Gülen'in Usame Bin Laden'in kişiliğiyle değil "fikriyatıyla" sorunu olduğunu düşünüyorum. Kişilikleri tartışacak bir insan olduğunu düşünmüyorum.

Bana soracak olunursa Usame Bin Laden eğer bahsedilen eylemi yaptıysa, afganistanla başlayan, ırakla devam eden sürecin hazırlayıcısı olmuştur. Bu konuda abedenin piyonu olmuştur.

Hoş abedeye piyon çok,orasını tartışabiliriz ama yine de bir müslümanın piyon olmamasını yeğlerim ben.

fakiri
22-06-2011, 07:49
Fethullah Gülen'in bu tarz tutumlarını beğenmesem de objektif olarak değerlendirecek olursak; bir müslüman sadece kendinden sorumlu değildir, bağlı bulunduğu dinin temsilcisidir.

Fethullah Gülen'in Usame Bin Laden'in kişiliğiyle değil "fikriyatıyla" sorunu olduğunu düşünüyorum. Kişilikleri tartışacak bir insan olduğunu düşünmüyorum.

Bana soracak olunursa Usame Bin Laden eğer bahsedilen eylemi yaptıysa, afganistanla başlayan, ırakla devam eden sürecin hazırlayıcısı olmuştur. Bu konuda abedenin piyonu olmuştur.

Hoş abedeye piyon çok,orasını tartışabiliriz ama yine de bir müslümanın piyon olmamasını yeğlerim ben.

Sayın admin Erdem Kardeş,
Yani şimdi Usama Bin Ladin ABD'ye kilometlerce uzaklarda Afganistanda yahut Pakistanda ondan gizlenerek bir hayat yaşayarak piyon oluyor; yıllardır özel izinle ABD'nin göbeğinde el bebek-gül bebek hayat yaşayan ve ikamet eden kişi bu devetle başkaldıran cihad (!) eden kişi oluyor öyle mi ?
Valla bravo size ...Pes doğrusu !

Erdem
22-06-2011, 07:53
Fethullah Gülen ile Usame Bin Laden'i nasıl bağdaştırdın anlamadım fakiri amca. Ben fikrimi söyledim onun bakış açısından böyle olabilir dedim. Kişiliğinin yansıması budur.

Fethullah Gülen'i de tartışırız ama bu başlık yeri değil.

fakiri
22-06-2011, 07:58
Fethullah Gülen ile Usame Bin Laden'i nasıl bağdaştırdın anlamadım fakiri amca. Ben fikrimi söyledim onun bakış açısından böyle olabilir dedim. Kişiliğinin yansıması budur.

Fethullah Gülen'i de tartışırız ama bu başlık yeri değil.


Kardeş, bu açılan konuda zaten başlık başlı başına bir facia ! Böyle bir şey olabilir mi ?Usame ne kadar günâhkâr da olsa ondan nefret edebilmemiz caiz olmadığını düşünüyorum.

Erdem
22-06-2011, 08:01
Açık olalım burada bir çok müslüman da Fethullah Gülen'den nefret ediyor. Eee biri bunu dile getirdi diye mi celalleniyorsunuz? Ayrıştırıcı diye yaftalanan Gülen'i en çok müslümanlar içinde ayrıştıranlar kimler acaba?

Yapmayın...
Ben sözlerin doğruluğunu savunmuyorum.Usame bir duruştur.Bu saatten sonra kimse onun kişiliğini konuşmaz, yansıttığı fikriyatı ve eylemleri konuşur.Söylemek istediğim bu.

MÜTEŞEKKÜR
22-06-2011, 08:12
İslam'da ''Terör'' diye bir kelime yoktur... Eğer Bağy(Bozgunculuk) kavramına haiz bir açıklama yapacak isek içinde Korkutma ve caydırma vardır ki İslami bir emir telakki eder... Bozgunculuk ise Yeryüzünde ''Haksızca katledilen'', durdukı yere kendisine saldırılmadılmadığına saldıran manasındadır... Şimdi sen kendilerinin topraklarına saldırıldığında 19 Müslüman Devletin Farz-ı Ayni yerine getirmemesine Farz-ı Kifaye olanların eksiklerine değilde Allah yolunda Fi sebilillah Cihad edenlerden mi bahsediyorsun ! Vebalin en ağırı seninki olduğunu akletmiyecek misiniz ???

Deccali haberleri Hucurat Suresinde Öğrenin çok pişman olacaksınız...!


http://www.dailymotion.com/video/xj8ix0_sivillere-saldyry-haramdyr_news

Gayet güzel bir çağrı yapmış.Bunda hiçbir terör esintisi göremiyoruz.Kafirlerin, müslüman mücahid kardeşlerimizi "terörist" ilan etmesi doğaldır.Asıl teröristliği İsrail bir devlet olarak yapmakta ve müslümanlara zulüm muamelesi görmektedir.Bu kafirler önce kendi teröristliklerini analize etsinler sıra o zaman El Kaide örgütüne gelsin.Bu hainler her zaman müslümanları "terörist" olarak görmeyi dünya kamuoyunu aldatmaya devam edeceklerdir.Müslümanlar, yeryüzünde fitne ve fesat kalkıncaya kadar cihadı ellerinden bırakmamalıdırlar.Dinlerarası dialog cihada büyük bir engeldir.Asıl kafirlere karşı yek vücut olup müslümanlararası dialog kurmak üzerimize farz olmuştur.

Osmanlı'nın, her gayri müslimleri bağışlaması kendilerinin sonunu getirmiştir.Bu yüzden bizde diyoruz ki düşmanının niyetini biliyorsan zafer senindir.Onlara iyilik yapacağız ama arkamızdan ne gibi entrikalar düzenleyeceklerinin hesabını yapıp tedbir almak mecburiyetindeyiz.Çünkü gavurlar ahde vefa göstermezler.Onlara güvenen ahmaktır enayidir.Tedbir-i plan yapmamız kaçınılmaz olmuştur.

veri
22-06-2011, 12:52
müteşekkir yazını yeni okudum resmen saçmalamışsın.

osmanlı kimi bağışlamış bağışlamışsa İslam dini yüzünden değil midir?

ayrıca videondaki şahıs kimdir memleketi ırkı nedir?
bir mücadele başlatıcaksa ülkesinde kendisine kaç kişi destek vermiştir
ülkesini kurtarmışmıdır?
neden başka ülkelerde taht mücadelesine girişmiştir.

müslümanlar arası diyalog dan kastın nedir?
dinler arası diyalog senin cihad anlayışına göre engel ise yukardaki adam cihad yapmıyor mu:)

MÜTEŞEKKÜR
22-06-2011, 14:18
Veri kardeşim, sen ve senin gibiler çok taasup ehli olmşlar.Her konuda bir kere olsun şu bütün hakikatleri yazdığımız halde "bu da doğrudur haklısınız" demediniz.Bilmiyorum ama sen mezhepsiz misin nesin anlayamadım gitti.Yahu müslümanlararası dialog çok geniş kapsamlı bir konudur.Daha önceden başka konularda bunu kısaca anlatmıştım.Müslümanlararası diaog olmadığı müddetçe müslümanların yakası bir araya gelemeyecektir.Dinlerarası dialog tıpkı tilki kapanına benzer.Ona yakaldığıızda kurtulma ihtmaliniz yoktur.Müslümanala tuzak hazırlamışlar habeiiz yok kör msünüz siz.Gavurladan gelecek hayır Allah'dan gelsin.Onlara itiyacımız yoktur.

ÖNCELİKLE BU DİALOGCLAR İTİKADINI DÜZELTSİNLER ONDAN SONRA DA DİNLERARASI DİALOĞUN NE OLDUĞUNU ARAŞTIRSINLAR.GAVURLARIN İNANCI TEVHİD İNANCIMIZA KESİNLİKLE TERS DÜŞMEKTEDİR.BU ASLA KABUL EDİLECEK ŞEY DEĞİLDİR.SAZAN BALIĞI GİBİ ATLARSANIZ KAFİRLERİN AĞINA TAKILIRSINIZ.SİZİNLE BİRLİKTE BİR ÇOK MÜSLÜMANLAR HELAK OLURLAR.

DeliŞair
22-06-2011, 14:19
وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).
1.ve etîu allâhe: ve Allah'a itaat edin 2.ve resûle-hu: ve O'nun resûlüne 3.ve lâ tenâzeû: ve anlaşmazlığa, nizaya düşmeyin 4.fe tefşelû: o zaman zayıf düşersiniz 5.ve tezhebe: ve gider 6.rîhu-kum: kuvvetiniz, gücünüz, rüzgârınız, havanız 7.vasbirû (ve ısbirû): ve sabredin 8.inne allâhe: muhakkak Allah 9.mea es sâbirîne: sabredenlerle beraberdir

veri
22-06-2011, 14:22
Veri kardeşim, sen ve senin gibiler çok taasup ehli olmşlar.Her konuda bir kere olsun şu bütün hakikatleri yazdığımız halde "bu da doğrudur haklısınız" demediniz.Bilmiyorum ama sen mezhepsiz misin nesin anlayamadım gitti.Yahu müslümanlararası dialog çok geniş kapsamlı bir konudur.Daha önceden başka konularda bunu kısaca anlatmıştım.Müslümanlararası diaog olmadığı müddetçe müslümanların yakası bir araya gelemeyecektir.Dinlerarası dialog tıpkı tilki kapanına benzer.Ona yakaldığıızda kurtulma ihtmaliniz yoktur.Müslümanala tuzak hazırlamışlar habeiiz yok kör msünüz siz.Gavurladan gelecek hayır Allah'dan gelsin.Onlara itiyacımız yoktur.

ÖNCELİKLE BU DİALOGCLAR İTİKADINI DÜZELTSİNLER ONDAN SONRA DA DİNLERARASI DİALOĞUN NE OLDUĞUNU ARAŞTIRSINLAR.GAVURLARIN İNANCI TEVHİD İNANCIMIZA KESİNLİKLE TERS DÜŞMEKTEDİR.BU ASLA KABUL EDİLECEK ŞEY DEĞİLDİR.SAZAN BALIĞI GİBİ ATLARSANIZ KAFİRLERİN AĞINA TAKILIRSINIZ.SİZİNLE BİRLİKTE BİR ÇOK MÜSLÜMANLAR HELAK OLURLAR.

hangi doğru ben kudurmuş birinin müslümanlara saldırdığına şahit oldum sadece.

SaddbinMuaz
22-06-2011, 14:43
konu terör,islamda terör yoktur,bin ladin ve el kaida terör estirmisdir,bunun isbati saldirilari üstlenmisdir,böyle yaparak Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmis,onlara avci olmaus dini-mübini onlara av yapmis,islam beldelerinin isgal edilmesine ve binlerce müminin katledilmesine alet olmus.Bu haramdir,cihad degil sapikliktir,ahmakliktir,cinayettir.

Ayrica kimse kendi kafasina göre cihad örgütü kuramaz,kimse kendi kafasina göre ümmet adina ümmeti birinci derecede ümmeti etkileyecek saldirilar ittifak saglamadan istisare etmeden düzenleyemez.
Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır.

1. Nefis ile mücahede daha üstün sayilmisdir...cihaddan önce cihaddir...
2. Baskumandanin savasa cikmadan önce emri altindakilere neyin helal neyin haram oldugunu bildirmesi...cihaddan önce cihaddir...
3. Itikad,takva,helal ve haram ilimlerinin tahsili ve tatbiki konusunda dini ilimleri tahsil etmek...cihaddan önce cihaddir...
4. Güclenmek,kuvvetlenmek...cihaddan önce cihaddir...
5. savasdan önce talim,teblig ve tatbik...cihaddan önce cihaddir...
6. Müminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari...cihaddan önce cihaddir...
7. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak...cihaddan önce cihaddir....

Bunlarin her birini ihmal eden bir örgüt ismi ne olursa olsun,nekadar cok mücahidlik taslarsa taslasin SAPIKTIR vesselam!

Afganistanin gercek sahibleri El-kaidaya karsidir,talibanada karsidir ne ittifakindan bahsediyorsunuz siz? Taliban kime savas acdi?Mücahidlere savas acdi, el kaida ile isbirligi yapip amerikanin taseronlugunu yapti,kafirin ekmegine yag sürdükimleri savundugunuzun farkindamisiniz siz?Akliniz basinizdami sizin?


Yeni Osmanlı kardeşim bu bölüme hiç bir şekilde katılmıyorum... ! Bu bölüme İlmi, İslami Delillerle cevap verebileceğimi ummuşsundur...! Lakin gel şeytanı aramıza sokma... Sen Mesul olmadığın Harici Cihad alanına girme ! Bu daha efdaldir... Hakkında bilgin olmadığı İlmi konuları görmen gerek... Afganistan'ın sahibi Allah ve Müslümanlardır bir manada... En Üst perdeden en alt dereceye kadar inmek lazım gelir... Mesele Acizane senin göremediğin Devletlerin kabul edilmemiş ifrşaadlarında gizlidir... Sizler yasal yollardan mücadele ettiğiniz hukuk içinde çözmeye çalıştığınız için niyetinize saygı duymakla beraber ! Bu niyetin dışındaki hakikatleri Televizyon yahutta medyada bulamıyacağınız kabul ediniz... Tassupta ısrar edeceksen seni samimi bulmam ve kınarım...

Bana lütfen cevap veriniz ?

Neden yukarıda koyduğum videoyu devletler, televizyonlar, ajanslar yayınlayamazlar CEVAP VERİNİZ ???

MÜTEŞEKKÜR
22-06-2011, 14:57
hangi doğru ben kudurmuş birinin müslümanlara saldırdığına şahit oldum sadece.

Çok yazık bu talihsiz sözlerine..Müslümanlara saldırmşız.Yahu sert bir biçimde uyardıysak "aklınızı başınıza toplayın" dye kaç kere uyardık sizi.Gavurların misyoneri misiniz nesiniz siz?Türkiye'den lider sçtiler bu da Fethullah Gülen oldu.Dnlearası dialog yapacaktık madem Çanakklae habini niye yaptık o zaman.Savaşlarda yenilmeyen masabaşında yeniliyor ne kadar hazindir bu gidişat!

DİNLERARASI DİALOG AÇIKÇASI KÜLTÜR EMPERYALİZMİDİR EY GAFİLLER UYANIN YAHU YOZLAŞTIRILMIŞ İSLAM VE MÜSLÜMAN ETMEK İSTİYORLAR AKILSIZ BEYİNSİZLER SİZİ!BU HAKARET SİZE HAKTIR BUNU HAK ETTİNİZ.DİNLERARASI DİAGCULARIN HEPSİ BEYİNSİZ EMPERYALİMİN MİSYONERLERİDİR.KİME HİZMET ETTİKLERNİ BİLMİYORSUNUZ.YAZIKLAR OLSUN SİZE YAZIKLAR OLSUN SİZE YAZIKLAR OLSUN SİZE YAZIKLAR OLSUN SİZE YAZIKLAR OLSUN SİZE YAZIKLAR OLSUN SİZE BİN KERE YAZIKLAR OLSUN SİZE ALLAH SİZİ İSLAH ETSİN GAVURUN UŞAKLARI...

BEN BU HİTABIMI ALLAH İÇİN SÖYLÜYORUM ADAM GİBİ ANLATTIK İNSAN GİBİ DİNLEMEDİNİZ HİÇ DÜŞÜNMEDİNİZ.İSLAM'I GAVURLARIN İNSİYATİFİNE BIRAKTINIZ.ASIL İSLAM'IN CİHAD EMRİN YOK ETMEYE ÇALIŞTINIZ BÖYLE MÜSLÜMANLAR OLMAZ OLSUN! GELECEK NESİLİ İKİ DİNLİ EDECEKSNİZ.ALLAH BUNU KIYAMET GÜNÜ HESABINI SORACAKTIR....

SaddbinMuaz
22-06-2011, 15:06
Bir topluluğa olan kızgınlığımız adaletsizliğe sevk etmesin kardeşlerim... Muhatap olduğumuz kardeşlerimizin İslami Dairelerinin değerlendirilmesi ayrıdır ! Açtıkları konulardaki dairelerin kavramları ayrıdır... Bu itibar ile ''Diyalog'' kavramı ayrı bir dairedir... Terör kavramı ayrı bir dairedir...!

Biraz bilgi vermek lazım :

Fethullah Gülen Hocanın ifade ettiği ''Terör'' kelimesi iki manadadır :

1) Dahili Alandaki kavramıdır ki bu kelimeyi kullanmasının nedeni Devlet kuramının algılayışından kaynaklanmaktadır !

2) Harici Alanda Deccali Zehirlerin etkisine sorulan sorulara'da özellikle Yabancı servislerin sorduğu sorulara'da Adil bir İmam kimliğinde Geniş Dairedeki Doğru Cihad metodunu söylemek suretiyle Öğütten başka bir şey değildir ! Yoksa siz Bir İslam Aleminin en basit Harici Cihad hükümlerini bilmediğini yahutta Kendi Misyonu ve İçtihadına uygun hareket ederken giriştiği İslam'ı ''Terör'' göstermeye çalışanlara karşı mücadele ederken ! Harici Cihad edenlerin en üstün olduğunu bilmediğini iddia eden varsa önce onunla mülazaha yapalım derim !

Bu arada sürekli değişken Masonik stratejileri gündemde takip etmeniz zor olur... Örneğin Fethullah Gülen'in konuşmalarının aktarımında son zamanlarda deccali elleri gören yok mu ???

MÜTEŞEKKÜR
22-06-2011, 17:02
NİSA SURESİ

59-Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatınagöre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

BU AYETE GÖRE BİZDE DİNLER ARASI DİAOLOĞU KUR'AN'A GÖTÜRDÜK. BAKIN BAKALIM KUR'AN NE DİYOR?...

NİSA SURESİ

150-Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;
151- [/URL]İşte gerçekten kâfirler bunlardır. Ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.
152-Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

AL-İ İMRAN SURESİ

98-De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?
99-De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
100- (http://www.sadakat.net/tefsir/nisa/nisa148_151.htm)Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden KAFİR EDERLER.
101-Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.
102-Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin!.
103-Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
104-Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
105-Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibiolmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.
106-Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanızyüzünden tadın azabı! (denilir).
(http://www.sadakat.net/tefsir/aliimran/aliimr103-04.htm)107-Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardır.
108 İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.
109-Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.
[URL="http://www.sadakat.net/tefsir/aliimran/aliimr105-15.htm"]110-Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız: Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır.
111-Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardımda edilmez.


ŞİMDİ BU AYETLERİ İYİ DÜŞÜNÜN... KİM NASIL NEYE İNANIYOR, NEYİN MÜCADELESİNİ VERİYOR VE HANGİ YOLDA OLDUĞUNU BİLSİN İSTİYORUZ.

ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI SARILMAK DİNLERARASI DİALOĞU DESTEKLEMEK MİDİR?.GAVURLARA DİNİMİZDEN TAVİZLER VERMEK MİDİR? ŞRERİATI DIŞLAMAK MIDIR?MUHKEM AYETLERİNİ HİÇE SAYMAK MIDIR?NEDİR BU DİNLERARASI DİALOG SEVDALIĞI?.

KİM BU AYETLERİ HİÇE SAYARSA VALLAHİ KAFİR OLUR.

SaddbinMuaz
22-06-2011, 19:54
Kardeşim ''Diyalog'' bir isimdir... Diyalog'un savunulmasının iki nedeni vardır... Bir tanesi Deccaliyetin zayıflamasına karşı zehirlerin temizlenmesidir çünkü Ahir zaman bidayetinde Teslim alınan Nasara ve Yehud değil siyonizm kalmıştır...!

İkincisi ise Dahili alanda sorumluluk alan tek cemaattir... Bu münazaraya açıktır lakin hakikattir...!

Yeni-OSMANLI
22-06-2011, 20:53
Yeni Osmanlı kardeşim bu bölüme hiç bir şekilde katılmıyorum... !

hangi bölüme?
Cihaddan önce cihadin sartlarinami?
Bu benim görüsüm degil islamin görüsü,katilirsan seref kazanirsin katilmassan zelil olursun.

Taliban ve el kaida bölümü ise gercek.

bakiniz 11 eylül olaylarindan 2 gün önce derin gücler radikal islam anlayisina karsi olan Tasavvuf ve gazali asiki Sah Mesud sehid edilmisdi.
Sah mesud o dönemde söz sahibi büyük bir mücahiddi ve talibana karsiydi,el kaidayada karsiydi.O öldürülünce bu radikallerin önü acildi.
Taliban afganistanda ruslari dize getiren afgan mücahidlerine karsi savasdi,KATI bir islam anlasiyiyla ser güclerin islamiyeti kötülemek icin aradigi herseyi yasaklayan asan kesen yikan devlet yönetimi modelini uyguladi,böylece ser güclere iyi bir malzeme sundu.El kaidada terör olaylarini üstlenerek kafire dolayli yoldan taseronluk yapti,Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kendi halkini kafirlerin serlerine maruz birakdi,onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapti.
Bu kabul edilemez.
Kim oldugu,kimler tarafindan kuruldugu,nasil yürütüldügü,liderini kim nasil secdigi,hangi itikada bagli oldugu kesin olarak bilinmeyen örgütlerimi savunalim?
Ben afganistanda ittifak icin mücadele eden Burhaneddin rabbaniyi destekliyorum,kafirlere karsi cihad eden mücahidleri destekliyorum,bunlara medya taliban desede hic ilgisi yok,bunlar vatanlarini ve milletlerini savunan bildigimiz AFGANLI MÜCAHIDLERDIR!

fakiri
22-06-2011, 21:32
Kardeşim ''Diyalog'' bir isimdir... Diyalog'un savunulmasının iki nedeni vardır... Bir tanesi Deccaliyetin zayıflamasına karşı zehirlerin temizlenmesidir çünkü Ahir zaman bidayetinde Teslim alınan Nasara ve Yehud değil siyonizm kalmıştır...!
İkincisi ise Dahili alanda sorumluluk alan tek cemaattir... Bu münazaraya açıktır lakin hakikattir...!



"Diyalog" bir isimdir demişsiniz ! Fransızca olduğunu söylemeyi unutmuşsunuz ! Fransızca bir isim olmadığını sanırım kimse iddia etmiyor! İddiamız şu ki, bu kelime 1992'den sonra mı keşfedildi de o zamana kadar güyâ ayetlerin ve hadislerin emrettiği veya öngördüğü bu diyalogu kimse başlatmadı ? Bu iş sadece size mi nasib oldu ? Oysa, diyalog kelimesi Fransızca lisan literatürüne girdiğinden beri vardı ! Neden hiç kimse bunu İslâm adına kullanmadı da , bu bahtiyarlık (!!!) sadece size nasib oldu ?
Zırva değil, makul bir izahat istiyoruz!

DeliŞair
22-06-2011, 22:01
diyalog bir terimdir francıza olmasının ne önemi var
internantional bir terim olmuş
bisiklette fransızca siz bisiklete baska bir seymi diyorsunuz yoksa
tablo büro hepsi fransızca terimler her neyse
diyalog
hollandalısıda bu terimi bilir almanıda
kelime manası Karşılıklı konuşma.

alimlerin bilginlerin profesorlerin
karşılıklı konuşmasında ne zarar vardır ?
siz bundan bahsedin ?
mesela bir fransız beyin cerrahı ile türk beyin cerrahı bilgilerini paylassa karşılıklı konusup yani diyalog kursa bunada mı karşısınız yoksa?

Fethullah gülen ilmini bildiklerini
baska din mensuplarıyla paylaşınca
İSLAM dini nasıl zarar görecek ?
bu bir nevi teblig değilmidir?
İslam dinine avrupalı öcü gibi bakıyor
Fettullah hocada konfrenslar verip
İslam hakkında bildiklerinin dogru olmadıgını aktarmıyormu mesela

ne yani karşı taraf Fetullah hocasyı yoksa ikna edip

14 asırdır belli olan islamın şartlarını imanın şartlarınımı değiştirecek
sizde biliyorsunuz ki böyle bir şey olması mumkun değildir

bu yüzden insanların ayrı dinden olanların karşılıklı konuşmasını (yani diyalog kurmasında )fikir bilgi alış verişi yapmasına
neden niye karşı cıkıyorsunuz ?

ki kuranda ehli kıtapada söyle uyar demiyormu
hatta tüm insanları uyar bilgilendir demiyormu
bu kitap sadece türke arabamı mi indi?
sonucta 4 kıtapı indirende ALAH değil mi
onlara gelin ALLAHIN bize verdigi ahlaka uyalım sirkten uzak duralım
insani ahlaki degerlerin kaybolmasina göz yummayalim demesinde ne zarar var?
ibrahimin dinine tabi olanlardan olalım demesinin neresi yanlıştır

siz önce bunlardan bir bahsedin !!!

fakiri
22-06-2011, 22:05
diyalog bir terimdir francıza olmasının ne önemi var
internantional bir terim olmuş
bisiklette fransızca siz bisiklete baska bir seymi diyorsunuz yoksa
tablo büro hepsi fransızca terimler her neyse
diyalog
hollandalısıda bu terimi bilir almanıda
kelime manası Karşılıklı konuşma.

alimlerin bilginlerin profesorlerin
karşılıklı konuşmasında ne zarar vardır ?
siz bundan bahsedin ?
mesela bir fransız beyin cerrahı ile türk beyin cerrahı bilgilerini paylassa karşılıklı konusup yani diyalog kursa bunada mı karşısınız yoksa?

Fethullah gülen ilmini bildiklerini
baska din mensuplarıyla paylaşınca
İSLAM dini nasıl zarar görecek ?
bu bir nevi teblig değilmidir?
İslam dinine avrupalı öcü gibi bakıyor
Fettullah hocada konfrenslar verip
İslam hakkında bildiklerinin dogru olmadıgını aktarmıyormu mesela

ne yani karşı taraf Fetullah hocasyı yoksa ikna edip

14 asırdır belli olan islamın şartlarını imanın şartlarınımı değiştirecek
sizde biliyorsunuz ki böyle bir şey olması mumkun değildir

bu yüzden insanların ayrı dinden olanların karşılıklı konuşmasını (yani diyalog kurmasında )fikir bilgi alış verişi yapmasına
neden niye karşı cıkıyorsunuz ?

ki kuranda ehli kıtapada söyle uyar demiyormu
hatta tüm insanları uyar bilgilendir demiyormu
bu kitap sadece türke arabamı mi indi?
sonucta 4 kıtapı indirende ALAH değil mi
onlara gelin ALLAHIN bize verdigi ahlaka uyalım sirkten uzak duralım
insani ahlaki degerlerin kaybolmasina göz yummayalim demesinde ne zarar var?
ibrahimin dinine tabi olanlardan olalım demesinin neresi yanlıştır
siz önce bunlardan bir bahsedin !!!

Yaw soruma cevap vermemişsin ! Dedik ki, bu kelime daha önce yok muydu da kimse istimal etmedi bu kelimeyi ? Neden 1992'li yıllardan sonra çıkarıldı ortaya ? Bu merakımıza cevap aradık !
Diaylogla tebliği aynı kefeye koymuşsunuz ! Şu halde diyaloglar başaldığından bu yana kaç tane gayr-ı müslim veya papaz ihtida etti ?
Sayı veya ism-bölge - memeleket verebilir misin ? Örenğin Pensilvanya'da kaç kişi İslâm Dinini seçti ?

DeliŞair
22-06-2011, 22:07
ben tum dünyada kim mumin oluyor olmuyor hesabını tuta bilcek göre bilcek kudrede sahıp degilim kardeş
ALLAH bilir kaç tanesi müsluman oldu yada olmadı sende varmı yoksa o kudret ?

ben sorunun ve belkide daha bir cok sorunun cevabın fazlasıyla verdim kenaatindeyim


şunu diyim şahsen diyalog kurdugum 2 hollandalı kardeşim müslüman oldu elh.


siz bir şahışla diyalog kurmadan yani karşılıklı konuşmadan nasıl tebliğ yapmayı düşünüyorsunuz koklayarak mı?

barayev
22-06-2011, 22:18
ne demesini bekliyordunuz ?? Afferin çok iyi kan döküyorsun demesini mi ? İslam Barış dinidir

SaddbinMuaz
22-06-2011, 23:15
Bu forumda Mütevazilik hayırlı değil... İslami vukulardan ve Hükümlerinden haberi olmayan cahiller dolu... Hadi Belini doğrult !

İslam Barış Dini ! Barayev bu ismin sahibi Mücahid'in hakkını ver !

Bir Beldeye savaş açıldığında Orada bulunan Müslüman Erkeğe savaş Farz-ı Ayn olur... Sanada Farz-ı Kifaye...! İslam Hükmü budur... Yani anlayacağın gibi dersek ! Afganistan'da Taliban düşerse sana Farz-ı Ayn olur... Kafir orduları beldeden çıkıncaya kadar ! Anlamadığın yer neresi ???

Yeni-OSMANLI
22-06-2011, 23:33
SaddbinMuaz

1.bin ladin gibi sahislar,el kaida gibi örgütler farzi-ayin yapmiyorlar Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla islamda yeri olmayan eylemlerle kafirlerin serlerine maruz kalarak onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapmaktalar,islam beldelerinin isgaline zemin hazirlamaktalar...

2.Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır....

3. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak cihaddan önce cihaddir....bu cihaddan önceki cihadin sartlarindan biride üminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari.

4.islamin ölcülerine göre vatanlarini savunanlar,yani cihad ederek farzi ayin görevini yerine getirenler bin ladinle,el kaide ilgisi vardir nede taliban ile.Vatanlari,namuslari dinleri ugruna savasan mücahidlerin hakli ve gerekli olan savunmalarini kendi cikarlarina alet etmek icin sahiblenenlere bu takma isimlerle hitab edenler BATILILARDIR,ser güclerin medyasidir...

5.Kafirlere fitneye alet olamadan dengeli bir sekilde cihadin yaninda ittifak calismalarinada,güclenip kuvvetlenmeyede,alt yapiyada,güc dengesinede ihtiyac vardir,hatta daha üstündür,daha önceliklidir.

DeliŞair
22-06-2011, 23:49
Türkiye darul harpmi darul islammı ?
ikiside değil darul cahalet
ilimden yoksun kalmış halk
yapılması gereken en önemli şey
bilgilendirmek bilinclerdirmek
imanları kuvvetlendirmek
yoksa basta dedigim gibi ancak birbirinizi kesersiniz

SaddbinMuaz
22-06-2011, 23:50
SaddbinMuaz

1.bin ladin gibi sahislar,el kaida gibi örgütler farzi-ayin yapmiyorlar Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla islamda yeri olmayan eylemlerle kafirlerin serlerine maruz kalarak onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapmaktalar,islam beldelerinin isgaline zemin hazirlamaktalar...

2.Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır....

3. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak cihaddan önce cihaddir....bu cihaddan önceki cihadin sartlarindan biride üminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari.

4.islamin ölcülerine göre vatanlarini savunanlar,yani cihad ederek farzi ayin görevini yerine getirenler bin ladinle,el kaide ilgisi vardir nede taliban ile.Vatanlari,namuslari dinleri ugruna savasan mücahidlerin hakli ve gerekli olan savunmalarini kendi cikarlarina alet etmek icin sahiblenenlere bu takma isimlerle hitab edenler BATILILARDIR,ser güclerin medyasidir...

5.Kafirlere fitneye alet olamadan dengeli bir sekilde cihadin yaninda ittifak calismalarinada,güclenip kuvvetlenmeyede,alt yapiyada,güc dengesinede ihtiyac vardir,hatta daha üstündür,daha önceliklidir.


SadeceAmerikan ajanslarının fitnelerini tekrarlıyorsun... Beni günaha sokma... Biraz islami araştırma yap ve Harici Hükümleri öğren ! Yoksa bu gıybetlerle işin zor... Dahili Alanda yapılması gerekenlerle Harici alanı karıştırıyorsun...

Ayrıca küçük bir bilgi veriyim : Usame'yi Sudan'dan Afgan Mücahidler kendileri çağırdılar... Sudana gitmesinin nedeni AFGAN mücahidlerin kendi aralarında savaşmasıydı ve Usame buna kızdı ve küstü ! Düşmana savaşmadığınız sürece sizden uzağım dedi ve Sudana gitti ! Ona söz verip düşmana savaşacağız diyen grupta Hikmetyarda vardı ! Kardeş senin Dünyadan habern yok !

Yeni-OSMANLI
22-06-2011, 23:50
ilimden yoksun kalmış halk
yapılması gereken en önemli şey
bilgilendirmek bilinclerdirmek
imanları kuvvetlendirmek
yoksa basta dedigim gibi ancak birbirinizi kesersiniz
katiliyorum.

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:03
SadeceAmerikan ajanslarının fitnelerini tekrarlıyorsun... Beni günaha sokma... Biraz islami araştırma yap ve Harici Hükümleri öğren ! Yoksa bu gıybetlerle işin zor... Dahili Alanda yapılması gerekenlerle Harici alanı karıştırıyorsun...

Ayrıca küçük bir bilgi veriyim : Usame'yi Sudan'dan Afgan Mücahidler kendileri çağırdılar... Sudana gitmesinin nedeni AFGAN mücahidlerin kendi aralarında savaşmasıydı ve Usame buna kızdı ve küstü ! Düşmana savaşmadığınız sürece sizden uzağım dedi ve Sudana gitti ! Ona söz verip düşmana savaşacağız diyen grupta Hikmetyarda vardı ! Kardeş senin Dünyadan habern yok !

ne oldu sonra afganistana gelipte ne yapti?
Hangi düsmana karsi savasmis?
Ruslara karsi savasilirken zaten birlik beraberlik vardi,ondan sonra birbirlerine girmis olsalarda bir müddet sonra ittifak saglandi,hükümet kuruldu,yarim yamalakta olsa ittifaka dogru ciddi adimlar atiliyordu...tam o sirada taliban cikti ortaya.

Amerika müslümanlara saldirmak icin kendi kulelerini kendi eliyle havaya ucurdu,sucu müslümanlara atti,usamenin üstlendigine dair sahte bir video hazirladi,usameyi bahane edip afganistan isgal edildi,afganistanin isgal edilmesine alet olsun diyemi cagirdilar onu?

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:05
Harici Hükümlerle ne kastettigini bilmiyorum,harici ve dahili arasinda fark ne?
meseleye aciklik getir istersen...

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:05
ne oldu sonra afganistana gelipte ne yapti?
Hangi düsmana karsi
savasmis?
Ruslara karsi savasilirken zaten birlik beraberlik vardi,ondan
sonra birbirlerine girmis olsalarda bir müddet sonra ittifak saglandi,hükümet
kuruldu,yarim yamalakta olsa ittifaka dogru ciddi adimlar atiliyordu...tam o
sirada taliban cikti ortaya.

Amerika müslümanlara saldirmak icin kendi
kulelerini kendi eliyle havaya ucurdu,sucu müslümanlara atti,usamenin
üstlendigine dair sahte bir video hazirladi,usameyi bahane edip afganistan isgal
edildi,afganistanin isgal edilmesine alet olsun diyemi cagirdilar onu?


Dediğimde ısrarcıyım dünyadan haberin yok ! Ama sorduğunun sorunun cevabı kendi çelişkin olur... O zaman cevapla Afgan Mücahidleridir onlar Afganistan'ın sahibidir diye tanıttıkların Amerikanın adamımı onlar Usameyi geri çağırdılar ???

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:07
Harici Hükümlerle ne kastettigini bilmiyorum,harici ve dahili arasinda fark ne?
meseleye aciklik getir istersen...

Bediüzzaman hazretlerinin Harici Cihad ile hükümlerine başvur... Seninle anlaşamayız... Sen Fethullah Gülen'den ve Bediüzzamandan kendin öğren !

DeliŞair
23-06-2011, 00:08
yanlışmi biliyorum
Osama talibanada Saddamada karşıydı !!!

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:09
yanlışmi biliyorum
Osama talibanada Saddamada karşıydı !!!

Osama Taliban arasında itilaf olduğunda karşıydı o zaman Taliban değildi... Afgan Mücahidleri olarak adlandırıyorlardı... Saddam'a ise zalimliğinden karşıydı... !

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:11
ben senin celiskilerine dikkat cekmek icin sordum o soruyu...cevab yazacaksan konuyla ilgili yaz,cevab ver madem cagirdilar diyorsun neden cagirdilar,kime karsi svaasmak icin cagirdilar?

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:13
Osama Taliban arasında itilaf olduğunda karşıydı o zaman Taliban değildi... Afgan Mücahidleri olarak adlandırıyorlardı... Saddam'a ise zalimliğinden karşıydı... !

celiski var..Ahmet sah mesud,burhaneddin rabbani iste bunlar afgan mücahidleri ve bunlar talibana karsiydilar,taliban bunlara karsi savasdi,asil sen hikaye anlatiyorsun gibime geliyor.

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:20
ben senin celiskilerine dikkat cekmek icin sordum o soruyu...cevab yazacaksan konuyla ilgili yaz,cevab ver madem cagirdilar diyorsun neden cagirdilar,kime karsi svaasmak icin cagirdilar?

Usame 1979da Afganistan'a gittiğinde Azzam komutasında idi...! 1984-1986 yıllarında Amerika Afgan Mücahidlerinin kazanacağını Suud aracılığla desteklediği savaşın biteceğini anladı ! Ve Suuda Ciddeye 150.000 Amerikan Askeri gönderme talebi yaptı ! O güne kadar 5 Ülke Abd ile andlaşma yaptı ! Suud'un Amerikayı kafir olarak gördüğünü sanan Afgan Mücahidler !!! Suud Kralının onayından sonra Usame karşı çıktı ve bir video yayınladı Suud kralını kınayınca olanlar oldu ! Usame El Kaide'yi kurmak istedi ! Amerikan Askerlerinin Arap Yarım Adasını Rusya'dan sonra Tek süper güç olarak teslim alacağını anladı... Lakin azzam ilk etapta karşı çıktı ! Usame ise Suud Kralını ve prens ailesini tanıdığını ama Azzamın tanıyamıyacağını söyledi ! Bu itibarla pasaportu yırtıldı ! Kahraman ilan edilen adam böyle terörist ilan edildi ! Andlaşma yapılan beş ülkenin Afgan Mücahidlere destek veren istihbaratları tasviye edildi ! Böylece hakikati anlatacak adamlar tek tek katledildi ! Sayısını ve isimlerini versem eserine bile ulaşamazsın !!! Bunlar Deccali Ülkeler arası proje ve andlaşmalardır ! Halkların haberleri bile yoktur ! İstihbarat çalışmalarıdır ! Ergenekon denince Dünyadan haberi olmayan arkasında siyasi askeri ve iş adamlarının üst grubunda olan Masonlardan haberleriniz olmadığı gibi !

Videosunu koydum belgesel olarak silinmediyse biraz zahmet ver oku araştır inş...

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:32
Ahmet sah mesud,burhaneddin rabbani iste bunlar afgan mücahidleri ve bunlar
talibana karsiydilar,taliban bunlara karsi savasdi,asil sen hikaye anlatiyorsun
gibime geliyor.

Bu Deccali Medyaların anlattıkları Ülkelerin desteklediği yalanlar serisi hikaye anlatanlara katılan sensin... Allah'tan hakkıyla korkuyorsan Allah üzerine yemin et bakalım bundan eminim diye...

Öncelikle Ahmed Şah Mesud'u ayırırım... Lakin Rabbani dediğin adam Dün Rusya'nın Adamı idi bugünde Amerikanın Onlar ülkelerinde Emperyal devlet kurmak isteyen Kumarhanenin, Fuhşun ve Uyuşturucunun Devletler arası devamından yana adamlardır ! Ülkeler tabi Deccale boyun eğecekler ! Mücahidler etmez ! Uyan !

Taliban ne zaman fuhşa, kumara, uyuşturucuya karşı olduğunu bildirdi o zaman Afganiler, Sosyalistler Talibana karşı çıktı... Bugün Afgan Mücahidler Taliban altında toplandı ! Tek yürek oldu senin bundan bile haberin yok ! Senin Ülken Türkiyenin Amerika Deccaline hayır demeye gücü mü var Sözde Terörist İlan edilen Molla Ömerle bağlantı kurabilsin ! Rabbani diye tutturuyor Amerika sen kendi zilletine yanmıyorsunda ! Mücahidlerin bilmediğin konuları hakkına giriyorsun !

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:35
konuyu anlsalamaz duruma getirmeyelim.Sen dedinki ladin afganlara ic savasa girdikleri icin küstü sudana gitti,afgan mücahidler sudana gidip ladini cagirdilar,ne oldu sonra?
Ladin geldide kime karsi savasdi?
Ruslara karsi cihhad eden mücahidler zaten birlik icindeydi.Taliban denen grub mücahidlere karsi savasdi,ladini cagiran mücahid grublar "gel bize karsi savas" demediler herhalde,neden cagirdilar? ve onun gelmesiyle ne degisdi?

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:41
konuyu anlsalamaz duruma getirmeyelim.Sen dedinki ladin afganlara ic savasa girdikleri icin küstü sudana gitti,afgan mücahidler sudana gidip ladini cagirdilar,ne oldu sonra?
Ladin geldide kime karsi savasdi?
Ruslara karsi cihhad eden mücahidler zaten birlik icindeydi.Taliban denen grub mücahidlere karsi savasdi,ladini cagiran mücahid grublar "gel bize karsi savas" demediler herhalde,neden cagirdilar? ve onun gelmesiyle ne degisdi?

Ne değişecek Taliban Tek yürek oldu... Abd ve Suud yenildi... Ama şimdi anlayamassın bir iki sene sabret... Çöküşler birden görünmez... Yakında bileceksin Allhaulem...

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:42
Bu Deccali Medyaların anlattıkları Ülkelerin desteklediği yalanlar serisi hikaye anlatanlara katılan sensin... Allah'tan hakkıyla korkuyorsan Allah üzerine yemin et bakalım bundan eminim diye...

Öncelikle Ahmed Şah Mesud'u ayırırım... Lakin Rabbani dediğin adam Dün Rusya'nın Adamı idi bugünde Amerikanın Onlar ülkelerinde Emperyal devlet kurmak isteyen Kumarhanenin, Fuhşun ve Uyuşturucunun Devletler arası devamından yana adamlardır ! Ülkeler tabi Deccale boyun eğecekler ! Mücahidler etmez ! Uyan !

Taliban ne zaman fuhşa, kumara, uyuşturucuya karşı olduğunu bildirdi o zaman Afganiler, Sosyalistler Talibana karşı çıktı... Bugün Afgan Mücahidler Taliban altında toplandı ! Tek yürek oldu senin bundan bile haberin yok ! Senin Ülken Türkiyenin Amerika Deccaline hayır demeye gücü mü var Sözde Terörist İlan edilen Molla Ömerle bağlantı kurabilsin ! Rabbani diye tutturuyor Amerika sen kendi zilletine yanmıyorsunda ! Mücahidlerin bilmediğin konuları hakkına giriyorsun !
ne diyon sen ya,ne yani "Rabbani dediğin adam Dün Rusya'nın Adamı" derken sen bunu isbat edebilirmisin?
Rabbani ruslara karsi savasmadimi demek istiyorsun?
Git Allah askina yahu,bende seni ciddiye alarak gece vakti zamanimi bosa harciyormusum...


ne oldugu belli olmayan örgütleri degil Afgan Mücahitlerinin Sovyetler Birliği'ne karşı verdiği cihadın önde gelen simge isimlerinden biri olan Burhaneddin Rabbaninin sözleri benim icin cok daha önemlidir.

Afganistanin gercek sahibleri bunlar,ruslari dize getiren mücahidlere karsi savasan taliban veya terör faaliyetleriyle kafirlerin ekmegine yag süren el-kaida degil.
Burhaneddin Rabbani Afgan Mücahitlerinin Sovyetler Birliği'ne karşı verdiği cihadın önde gelen simge isimlerinden biri. Sovyet kuklası Necibullah rejiminin düşmesi ardından cumhurbaşkanı olmuş ama Taliban'ın başkent Kabil'i ele geçirmesi ardından ülkenin kuzeyinde hükümetini devam ettirmişti.

Bana göre afganistanin gercek lideri olan Burhaneddin Rabbani ileriyi düsünebilen,keskin zekali,akli seliim,zihni acik tam bir vatansever,gercek bir mücahid.

http://resim.ihlassondakika.com/www.ihlassondakika.com%2836596%29.jpg

http://www.bbc.co.uk/worldservice/assets/images/2009/08/12/090812183450_rabbani203.jpg

bakin ne diyor,ne istiyor,nasil projeleri var,birlikte okuyalim:

"Biz Afganistan sorununun çözümünün savaş olmadığını daha önceden de inanıyorduk ve hala da aynı kanaati taşıyoruz. Afganistan meselesinin, Afganistan buhranının çözümünün asıl yolu görüşmeler ve siyasi müzakerelerdir. "Ulusal Uzlaşı Şurası" oluşturulduktan sonra, biz de bu prensipten hareketle şura başkanı olarak görevimize ve faaliyetlerimize başladık.

Bu çerçevede iki program başlattık:

Bunlardan birincisi Afganistan'ın içerisi ile ilgilidir. Afganistan'ın içerisi ile ilgili stratejimiz barış, uzlaşı ve diyalog kültürünü tüm ülkede yaygınlaştırmaktır. Bu konuda programımızı hazırladık. Programımızda tüm ülke çapında, tüm vilayetlerde barış konusu âlimler, ileri gelen şahsiyetler, eski cihad komutanları, gençler, kültürel gruplar, sivil toplum kuruluşları ve toplumun her kesimi ile tartışılacak.

Bununla ilgili olarak ben şahsen Kandehar, Herat ve Nengerhar vilayetlerine gittim. Görüşmelerimiz oldukça etkili de oldu.

Programımız tabiî ki halen devam ediyor. Diğer vilayetler de heyetler gönderdik. Ben de zaman zaman gideceğim.

"Ulusal Uzlaşı Şurası" bağlamında, barış ve Taliban sorunu sadece iç bir sorun değildir: Hem Taliban'ın ortaya çıkmasında destek olan ve hem de halen desteklerini devam ettiren bazı ülkeler var. Bununla ilgili ben bazı bölgesel görüşmeleri de başlattım.

Bu çerçevede ilk görüşmeleri Pakistan'da başlattım: Pakistan Taliban'ın ortaya çıktığı ve daha sonra desteklendiği ülkedir. Halen de Pakistan'da bir çok Taliban mensubu bulunmaktadır.....


Tek bir Taliban yok... çeşit çeşit Taliban var. Talibanı kendi yayınları üzerinden dikkate aldığımızda uzlaşma çalışmalarına zahiren karşı çıkıyorlar.


Barış ve güvenliğin temini her şeyin temeli ve önceliğimizdir. Bizim asıl politikamız ülkeyi savaş durumundan barış durumuna çekmektir. İkinci adımda ise, barıştan sonra bizim milli birliğe ihtiyacımız vardır. Bizim etnik bazdaki, parti bazındaki anlaşmazlıkları bir kenara koyup, halkı, partileri, grupları, etnik grupları yaygın bir milli programa ikna etmeliyiz.


Bundan sonra bizim yapacağımız iş cehalet, fakirlik, eğitimsizlik, hastalıklarla mücadeledir. Sosyal hizmetler geliştirilmelidir. Milli menfaatler çerçevesinde Komşu ülkeler ve dünya ülkeleri ile oldukça samimi ve dostça ilişkiler sağlamaktır. Ülke içerisindeki tabii kaynaklardan istifade edilebilecek ve yatırım çekecek bir ortam oluşturmalıyız.

Bölgede bulunan ve Türkiye gibi dostça ilişkilere sahip olduğumuz ülkelerin, Pakistan gibi diğer İslam ülkelerinin ve hatta ülkemizde yatırımlarının faydalı olabileceğini düşündüğümüz ülkelerin Afganistan'da yatırım yapmalarını temin etmeliyiz.

Bütün bunlar bizim ülkede güvenlik ve barışı sağladığımız andan itibaren yapmamız gereken işlerdir.

Biz başından beri savaşın bir çözüm olmadığını söyleyegeldik. Hala da savaşın bir çözüm yolu olmadığını söylüyoruz. Barışın hâkim olması gerekir. Biz halkın, sivillerin öldürülmesinin kabul edilemez olduğunu, bunun Afganistan'ın mazlum halkına haksızlık olduğunu ve Afganistan halkının bu musibetten kurtulması gerektiğini söylüyoruz. Bu yüzden "Ulusal Uzlaşı" sürecini çok ciddi bir şekilde yürütüyoruz


Biz Taliban ve diğer cihad gruplarının aynı tavrı sergilediği bir iç birlik ve beraberlik sağlamanın gereğine inanıyoruz. Diğer taraftan, bizim Afganistan ordusu ve polisini güçlendirmeye ihtiyacımız vardır. Her bölgede güvenlik ve istikrarı sağlayacak güçlü bir polis örgütüne ihtiyaç vardır.

Ancak tüm bunların en önemlisi, şu an savaşmakta olan gruplar ve daha önceki Cihad grupları arasında bir birlik ve beraberlik oluşturmaktır.

Peki bu mümkün müdür?

Evet, bizim tüm çabamız da zaten buna yöneliktir. Neden mümkündür diyecek olursanız, hepimizin hedefi Afganistan'ın bağımsız olması, özgür olması, yabancıların bizim geleceğimiz üzerinde hâkimiyetlerinin olmaması, dini ve milli değerlerin hâkim olmasıdır. Bunlar hepimizin üzerinde ittifak ettiği hususlardır. O halde neden anlaşmazlığa düşelim ki!


Son sorumuz Sovyetler Birliği'ne karşı verilen Cihad ile ilgili. Afganistan halkı Sovyetler Birliği'ne karşı destansı bir savaş verdi. Bu savaşı zaferle de taçlandırdılar. Afganistan Cihadından istifade edemeyen tek halk ise Afganistan halkı oldu. Sizce, Afganistan Cihadının rotasından çıkması ve istenilen menzile ulaşmamasının nedeni ne idi?

Bunun tabii ki bir sebebi vardır. En önde gelen sebeplerden birisi şu idi: Mücahitler başkent Kabil'i ele geçirmeden önce bazı ülkeler, bugün İslamafobia olarak da isimlendirilen bir yaklaşımla, insanlarını korkutmak için "komünizmi yenen bu büyük güç karşısında hiç kimse duramaz" diyerek Mücahitlerin zaferini bir kâbus olarak göstermeye çalıştılar. Bu gücün yok edilmesi için de Mücahitler başkent Kabil'e girmeden planlar yapmaya başladılar. İşbaşına geldiğimizde bize karşı tehlikeli bir komplonun kurulduğunu açıkça gördük.

Cihad döneminde, bizim kurtardığımız bölgelerde çeşitli faaliyetler yapan, klinik açan, okul açan kişiler, ülkeler, hatta İslam ülkeleri Rusların yenilip geri çekilmesiyle birlikte, daha iç savaşlar başlamadan önce, onlar da faaliyetlerini durdurdular ve Afganistan'dan çıktılar.

Bu bir komplo idi. Hepsi çekip gittiler ve bizi bir yığın sorunla baş başa bıraktılar. Bizim sorunlar yumağı içinde boğulmamızı istiyordular. Zaten burada bir yönetim olması için çaba gösteriyordular. Müslüman ülkelerin büyükelçiliklerinin bulunduğu bir dönemde, meclisin oluşmaması, yönetimin oluşmaması için çaba gösteriyorlardı. Bu çalışmalarını açıkça yapıyorlar. Bir büyükelçiden diğerine koşuyorlardı.

Yani başarısızlığın ilk sebebi dış komplo idi. İyi bilenen, meşhur olmuş ve açıkça ortada olan bir komplo.

Diğeri ise, Mücahitlerin tecrübesizliği idi. Kadroları yoktu; Zafere ulaştıktan sonra nasıl hükümet edeceklerine dair bir program yapmamışlardı. Çünkü hükümet etmek öyle basit bir iş değildir. Özellikle de baştan aşağı yanmış ve yıkılmış bir ülke de; küçük tabancadan tutun stinger füzesine kadar, RPG roketatardan tutun Scud füzelerine kadar, savaş helikopterlerinden SU 26 savaş uçaklarına ve envai çeşit tanklara kadar halkın elinde birkaç milyon silahın bulunduğu bir ülkede hükümet etmek hiç de kolay değildi.

O dönem Sovyetler Birliği tarafından finanse edilen yenilmiş gruplar Mücahit gruplar içerisine sızdılar. Çeşitli Mücahit gruplar içerisine sızdılar. Bunda bazı ırkçı konular etkili oldu. Bunda bazı yakın çevremizdeki ülkelerinde açıkça parmağı vardı. Afganistan ne kadar uzun süre savaş sahnesi olarak kalsa o kadar mutlu idiler. Savaşı teşvik ediyorlar, finanse ediyorlardı. Çok silah vardı. Oldukça silahlı bir ordunun çöküşünden sonra silahların dağınık bir şekilde Mücahitlere karşı bazı kesimlerin elinde kalması ve bunların bazı gruplara katılması daha sonraki savaşların da bir sebebi oldu.

Bazı tecrübesizlikler, bazı grupların bencillikleri Afganistan'da yakılan iç savaşa yakıt sağladı ve başarısız olduk.

http://www.haberpan.com/haber/rabbani-mucahit-gruplara-sizmalar-oldu


Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Suresi, 39)

Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak cehd edenleri (mücadele edenleri) sever. (Saff Suresi, 4)

HERSEYDEN ÖNCE BIRLIK VE BERABERLIK SARTTIR.

Iste bu yüzden Rabbani ittifak calismalarina agirlik vermis.



Talibanin nasil kuruldugunu iyi biliyoruz.
Afganli mücahidler farkli farkli grublardan olussada Ruslara karsi birlik beraberlik icinde olduklarindan dolayi zafer kazanmislardi.Ozamanlar taliban adinda bir örgüt yoktu.Sonralari iktidar kavgasi sebebiyle birbirlerini yemeye basladilar ve amerikan gizli güclerinin destegi ile taliban örgütü kuruldu,bunlara para ve silah yardimini yapan ser gücler olmusdur,amaclari dengesizleri iktidara getirip islam dinini vahsi terörist ruhlu kesip kiran magra dini gibi tanitip dengesiz eylemleriyle siyonist amerikanin kirli emellerine ulasmasina bahane bulma acisindan dolayli yoldan yardimci olmasidir.Bu kirli emel afganistanin isgaliydi.
Aslinda afganistanda adam gibi cihad eden grublarin taliban ile ilgisi yoktur.Onlar bildigimiz afganli mücahidlerdir,fakat dünya medyasinin kontrolünü elinde bulunduran ser gücler bunlara toptan taliban diyor,bunu böyle yapmasinin sebebide mücahidlere terörist damgasi vurup saldirilarina ve isgallerine kilif bulmaktir.

eski diplomat, günümüzün kültür elçisi, Taliban öncesi dönemde Afganistan'ın Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan
Dr. A.Selam Asım:
"Türkiye'de bazıları Taliban ile mücahitleri karıştırıyor. Mücahitler 1979'da Ruslara karşı mücadele vermek, vatanını savunmak için, milletin kendi iradesiyle kuruldu. Dolayısıyla Sovyetlerin çekilmesinin ardından Mücahitler Hükümeti kuruldu. Taliban ise 1994'te Pakistan'da bazı dış ülkelerin yardımı ile kuruldu. Bence Taliban'ın kim olduğu açık açık kamuoyuna anlatılmıyor. Taliban aslında sadece eline verilen senaryoyu oynuyor. Kendisine verilen görevleri yerine getiriyor."

O dönemi hatirlayin.Mücahid grublar birbirleriyle savasmis olsalarda sonunda ittifak saglanmisdi...tam o esnada taliban ortaya cikti ve savas yine kizisdi...Kim kurdu bu talibani,silahlari nereden aldi,kim destekledi???
Cevabi hayrettin karaman versin:


Hayrettin karaman:
"Taliban'ın ortaya çıkışı Afganistan'ın Sovyetlere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıktıktan sonraki iç savaş sırasında olmuştur...
İç savaşta taraflar arasındaki çıkar çatışmasının etkisinin olduğu kanaatindeyim. Çıkarları birbiriyle çatışan taraflar Afganistan'daki farklı gruplara destek verdiler ve bu gruplar arasındaki çatışmayı körüklediler. Amerika Pakistan'la işbirliği yaparak çoğu Afganlı ama aynı zamanda Pakistanlı ve dünyanın başka yerlerinden olan Pakistan'da ve Deyubent medreselerinde tahsil gören ve mezun olmuş insanların çekirdeğini teşkil ettiği bir güç oluşturdular ve bu güce destek verdiler. Amerika Pakistan aracılığıyla bu işi yaptı. Pakistan olmasa bunu yapamazlardı. Hem Amerika hem Pakistan Taliban'a destek verdiler....."


Taliban hakkinda daha fazla bilgi icin tikla:
http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00246.htm

Bir arastir bakalim,taliban kabile saldirmaya basladiginda afgan mücahidler arasindaki durum neydi...ittifak saglanmisdi,barisa dogru ciddi adim atilmisdi....ve nereden geldigi,silahlari nereden aldigi belli olmayan (aslinda belli,amerikan istihbaratinin destegi vardi arkalarinda) taliban cikti ortaya,basladi saldiriya,fitne atesini tekrar körükledi,kendi halkina bombalar yagdirdi.

Afganistanin ruslara karsi elde ettigi zaferden sonra iyi veya kötü bir hükümet vardi.

yani Taliban kabile saldirdiginda orada bir hükümet vardi.
Yanlis hatirlamiyorsam rabbani devlet baskani,hikmetyar basbakaniydi.


iste böyle devam ederken pakistandan silahlandirilmis bir grup(taliban) afganistana girip hizla gelisip ilerledi..Talibani kimler ve neden destekledi?
Var olan bir hükpümete,devlet baskanina silah cekmistir bunlar,böyle yaparak fitne cikarmislar,kan akitmislardir.
Sonra 11 eylül olaylari oldu...
Amerikaya ve siyonizme hizmet eden kirli gücler bu talibani desteklemis olamazmi?
Bir düsün...mnasil böyle emin konusbiliyorsun???


Ahmet şah mesut Afgan cihadının efsanevi lideriydi
eski Savunma Bakanı olan Tacik komutan, ABD'de 11 Eylül'de meydana gelen saldırılardan 2 gün önce öldürüldü.Neden ve kimler tarafindan?
11 Eylül olayları ile Ahmet Şah Mesutun katledilmesi arasında önemli bir bağ vardır. O büyük bir komutandı ve Sovyet Rusyanın Afganistandaki kayıplarının %70i onun kuvvetleri tarafından verilmişti. Onun şehadeti ile Afganistan işgal edildi.

Böyle birine karsi savas acmis taliban...neden? Nereden almis bu gücü taliban?

Talibanin getirdigi sistem seriat sistemimiydi???
Talibanin kurdugu rejimin seriat ile yönetildigini iddia etmek gercek seriat sistemine hakarettir ,böyle birsey olamaz.
Amaclari islami olmayan cirkin bir seriat sistemi kurdurtup islami lekelemek olamazmiydi?
Kafirler hislama saldirmak icin taliban gibi ,al-kaida gibi dengesizleri kullanmistir hep.
Cecenistandada buna benzer bir durum vardi.
Aslan mashadov bagimsiz cecenistani kurmak üzereydi,bir adim kalmistiki,vahabilere katilan basayev aslan mashadovun itirazina ragmen rus oyununa gelerek dagistani isgal etmeye kalkistilar,sonra cecenistan isgal edildi.Kafirler radikalleri kullanmasini biliyor.
Bunlarda cihad ettiklerini sanarak islama ve müslümanlara zarar vermistir.

iste Afgan cihadinin gercek mücahidleri:

http://www.konyayenigun.com/img/nNOZl7ke.jpg
Ahmet şah mesut

http://www.s9.com/images/portraits/24805_Rabbani-Burhanuddin.jpg
Burhanuddin Rabbani

http://i.ytimg.com/vi/-7bqGeyREL0/0.jpg
gulboddin hekmatyar

Taliban iste bunlara karsi savas acdi...
Ahmet şah mesutu sehid ettiler,rabbani ve hekmatyar suan yasiyorlar ve ne talibana baglilar nede el kaidayi destekliyorlar...
bu sizi düsündürmüyormu?

Saidler karışmış..Taliban afganistan'ın işgal nedeni..saddam ırak'ın işgal nedeni..kaddafi de libyanın işgal nedeni olma yolunda.
Çok sempatim yoktur ama müslümanlıklarına bir şey diyemem.
yanlış yoldalar..
işgale karşı savaş dedikleri şey işgali meşrulaştırmaktan öte gidemedi yıllardır.

er güclerin dünyayi kandirmak icin kullandiklari oyuncak bunlar...


Tüm Müslümanlar ilgilendiren ve etkileyen adimlari atmadan önce tüm müslümanlari temsil eden grublarla,cemaatlerle,tarikatlarla istisare sarti vardir.Bu ittifaki saglamadan kimse kendi kafasina göre islam adina hareket edemez.Ederse dengesiz eylemleriyle sürekli kafirin ekmegine yag sürer müslümanlara ve islama zarar verir ve bunu cihad sanar...

Cihad ediyorum diye meydana cikarsiniz,bildiginizi okursunuz,isinize gelmeyeni tekfir edersiniz,fitneye alet olursunuz,kafirlerin ekmegine yag sürersiniz...
Cecenistan sizin gibi dengesizler yüzünden isgal edildi,afganistanda öyle,iraktaki birlik beraberlige engel olanlarda sizlersiniz...

Cihaddan önce cihadin kurallarini ögrenin.
Cihaddan önceki cihadin sartlarini uygulayin.
Cihaddan önce cihad ITTIFAKI saglamaktir.

Ehli-Sünnet eserlerinde yaziyor:

cihaddan önce farz olan cihad vardir...
Bu ihmal edildigi sürece basaridan cok zarar kazaniriz...

Ismail cetin hocamizin ölcüler kitabindaki cihaddan önce cihad kismini okumani tevsiye ederim.

Kisaca ögrendiklerimi aktariyorum:

- nefsi yasaklardan alikoymak cihaddan önce cihaddir...
- taat ve ibadetlerde devam etmek cihaddan önce cihaddir...
- seytanla cihad cihaddan önce cihaddir...
- seytanla cihad cihaddan önce cihaddir...
- nifakla cihad cihaddan önce cihaddir...
- masiyetle cihad cihaddan önce cihaddir...
- sonuncusu silahla cihad...

1. Nefis ile mücahede daha üstün sayilmisdir...cihaddan önce cihaddir...
2. Baskumandanin savasa cikmadan önce emri altindakilere neyin helal neyin haram oldugunu bildirmesi...cihaddan önce cihaddir...
3. Itikad,takva,helal ve haram ilimlerinin tahsili ve tatbiki konusunda dini ilimleri tahsil etmek...cihaddan önce cihaddir...
4. Güclenmek,kuvvetlenmek...cihaddan önce cihaddir...
5. savasdan önce talim,teblig ve tatbik...cihaddan önce cihaddir...
6. Müminlerin hak ve dogrulukta birlesmeleri,ittifak saglamalari...cihaddan önce cihaddir...
7. Fitneye sebebiyet vermemek icin hertürlü tedbiri almak...cihaddan önce cihaddir...

Bu fitne meselesi belli basli bir konudur aslinda.
(Ölcüler kitabinin 494. sayfasindan alinti)
"Rabbimiz bizi zalim kavim icin fitne kilma" manasinda ayet var yunus suresinin 85. ayetinde.
Müfessirlerin beyanina göre zalim ve kafirlere fitne olmak 3 cesittir:
1.islamiyetin tatbikatindan imtina etmek sebebiyle kafirlerin müslümanlara musallat olmalari ve azab vermeleri...
2.kafirlerin ve zalimlerin birtakim yaldizli sözlerine kapilmak...
3.Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla kafirlerin serlerine maruz kalmak,yahud onlara avci olmakla dini-mübini onlara av yapmakdir (nitekim ebu miclez,ebu-d-Duha ve bircok müfessirlerin sözüde budur)

Bunlarin herbiri ihmal ediliyor...

Suan atilmasi gereken ilk adim ittifaki saglamaktir.

Bir Islam beldesi düsman saldirisina ugrarsa onlara karsi cihad etmek öncelikli olarak o beldede yasayan topluma farz olacagi icin ittifak etmek ve birligi saglamak cihaddan önce farzdir.

Burhaneddin rabbani "Ulusal Uzlaşı Şurası" calismalariyla iste bunu yapiyor.
ITTIFAKI saglamaya calisiyor,.
Böyle hayirli bir is icin mücadele edeni tekfir etmeniz cok anlamlidir.
ABD nin kuklalarisiniz cünkü vesselam.

SaddbinMuaz
23-06-2011, 00:46
Amerikan ajanslarının attığı yalan bilgilerin yerini silenenler almıyacak sanma... O gün gelecek Allahualem... O gün biz yazacağız siz susacaksınız... Ama biz sabretmeyi biliriz...

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 00:48
Ne değişecek Taliban Tek yürek oldu... Abd ve Suud yenildi... Ama şimdi anlayamassın bir iki sene sabret... Çöküşler birden görünmez... Yakında bileceksin Allhaulem...

taliban tek yürek oldu ve onun icin afganli mücahidlere karsi savasdi:) öylemi?
Ahmet sah mesud,rabbani gibi isimler hep talibana karsiydilar.
taliban bunlara karsi savasdi,ben taliban denen örgütün kabili bombaladigi zamanlari bile cok iyi hatirliyorum...
11 eylül olaylarindan 2 gün önce sah mesudun sehid edilmeside cok ilginc...
usameyi neden cagidmislar hala ögrenemedik,afganli mücahidlere savassin diyemi?
Yani fitneye alet olsun diyemi?

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 01:03
Hikmetyar:
Taliban'ın ülkeyi 1996 yılında ele geçirmesinden sonra İran'ın başkenti Tahran'da yıllarca sürgün hayatı yaşadı...

Ahmet Sah mesud:
Bir subayın oğlu olan Tacik kökenli Şah Mesud, Özbek ve Hazara azınlıkların desteğiyle muhalefeti örgütledi ve Taliban'ın kuzeye ilerlemesini durdurdu.
1996'da Taliban hareketi ortaya çıkıp başkenti ele geçirdiğinde Şah Mesud, yanına devrik lider Rabbani ve Afgan ordusunun geri kalanını alıp dağlara çekildi.

Burhanettin Rabbani:
Rabbani, Sovyet işgalinin ardından mücahit gruplarınca kurulan koalisyon tarafından 1992'de cumhurbaşkanlığına seçilmişti. Taliban'ın Kabil'i ele geçirmesiyle Tacikistan'a geçti.


Iste gercek Afgan mücahidleri bunlar ve hepside talibana karsi mücadele etmisler.

veri
23-06-2011, 06:42
osmanlı
o saydığın isimleri herkes biliyor
birileri onlar abd uşağı satılmış filan der şimdi...

fakiri
23-06-2011, 06:53
ben tum dünyada kim mumin oluyor olmuyor hesabını tuta bilcek göre bilcek kudrede sahıp degilim kardeş
ALLAH bilir kaç tanesi müsluman oldu yada olmadı sende varmı yoksa o kudret ?
ben sorunun ve belkide daha bir cok sorunun cevabın fazlasıyla verdim kenaatindeyim
şunu diyim şahsen diyalog kurdugum 2 hollandalı kardeşim müslüman oldu elh.
siz bir şahışla diyalog kurmadan yani karşılıklı konuşmadan nasıl tebliğ yapmayı düşünüyorsunuz koklayarak mı?

Peki kaç kişi de Hiristiyanlığa kadem bastı bunu biliyormusun ? Bilemezsin çünkü, bilsen böyle ucube bir işi savunmazdın !

veri
23-06-2011, 07:05
Peki kaç kişi de Hiristiyanlığa kadem bastı bunu biliyormusun ? Bilemezsin çünkü, bilsen böyle ucube bir işi savunmazdın !

hristiyanlığını gizleyenler hariç yeni din olarak islam seçenler var sadece...

yıllar önce izmir de hristiyanlığı seçen 70 kişilik grub vardı tamamının sülalesi hristiyanmış cumhuriyet öncesi

DeliŞair
23-06-2011, 14:46
Peki kaç kişi de Hiristiyanlığa kadem bastı bunu biliyormusun ? Bilemezsin çünkü, bilsen böyle ucube bir işi savunmazdın !

bir şeyden adım gibi eminim ki
müslüman olanların sayısı hiristiyan olanlardan kat kat fazladır
ve her gecen gün bu sayı dahada artmaktadır
aksini idda edecek olan en buyuk yalancı sahtekar ve iftiracıdır !!!!

DeliŞair
23-06-2011, 14:49
diyalog bir terimdir francıza olmasının ne önemi var
internantional bir terim olmuş
bisiklette fransızca siz bisiklete baska bir seymi diyorsunuz yoksa
tablo büro hepsi fransızca terimler her neyse
diyalog
hollandalısıda bu terimi bilir almanıda
kelime manası Karşılıklı konuşma.

alimlerin bilginlerin profesorlerin
karşılıklı konuşmasında ne zarar vardır ?
siz bundan bahsedin ?
mesela bir fransız beyin cerrahı ile türk beyin cerrahı bilgilerini paylassa karşılıklı konusup yani diyalog kursa bunada mı karşısınız yoksa?

Fethullah gülen ilmini bildiklerini
baska din mensuplarıyla paylaşınca
İSLAM dini nasıl zarar görecek ?
bu bir nevi teblig değilmidir?
İslam dinine avrupalı öcü gibi bakıyor
Fettullah hocada konfrenslar verip
İslam hakkında bildiklerinin dogru olmadıgını aktarmıyormu mesela

ne yani karşı taraf Fetullah hocasyı yoksa ikna edip

14 asırdır belli olan islamın şartlarını imanın şartlarınımı değiştirecek
sizde biliyorsunuz ki böyle bir şey olması mumkun değildir

bu yüzden insanların ayrı dinden olanların karşılıklı konuşmasını (yani diyalog kurmasında )fikir bilgi alış verişi yapmasına
neden niye karşı cıkıyorsunuz ?

ki kuranda ehli kıtapada söyle uyar demiyormu
hatta tüm insanları uyar bilgilendir demiyormu
bu kitap sadece türke arabamı mi indi?
sonucta 4 kıtapı indirende ALAH değil mi
onlara gelin ALLAHIN bize verdigi ahlaka uyalım sirkten uzak duralım
insani ahlaki degerlerin kaybolmasina göz yummayalim demesinde ne zarar var?
ibrahimin dinine tabi olanlardan olalım demesinin neresi yanlıştır

siz önce bunlardan bir bahsedin !!!


insanlar konuşa konuşa /dialogla
hayvlanlar koklaşa koklaşa anlaşır

fakiri
23-06-2011, 15:36
insanlar konuşa konuşa /dialogla
hayvlanlar koklaşa koklaşa anlaşır

Gördünüz mü öğretiyi !
Okuyun ve öğrenin de cahil kalmayın ! :))))

agbi
23-06-2011, 16:12
insanlar konuşa konuşa /dialogla
hayvlanlar koklaşa koklaşa anlaşır

Gördünüz mü öğretiyi !
Okuyun ve öğrenin de cahil kalmayın ! :))))

Çok merak ettim CAHİL olmayıp AKILLI olan Fakiri

Bence Belgeselleri izleyin

Birde bunu neden yazdınız açıklatyında CAHİL kalmayalım

DeliŞair
23-06-2011, 16:34
sözün bittiği yede alay dalga başlar

fakiri
23-06-2011, 17:01
Rabbimiz Usame Bin Ladin'e gani gani rahmet eylesin. Amerikalı kafirlerin kurşunlarıyla şehit olarak noktaldığı hayatı şüphesiz bizim gibi forum ve klavye mücahidleri (!) için çok önemli örnek bir hayattır. Onun hayatını teröristlerle karıştıranlara da Allah akıl-fikir versin !

fakiri
23-06-2011, 17:09
Bu da Mehmet Şevket EYDİ Bey'in Bin Ladin hakkındaki yorumu :

Bin Laidn Şehit midir ?

Bin Ladin öldü, öldürüldü... Bin Ladin katl edildi... Bin Ladin yargısız idam edildi... Bu idam hukuka, adalete uygun mudur? Olmadığını bütün vicdanlı ve insaflı insanlar kabul ediyor.
Bin Ladin'in ölümüyle ilgili ABD'nin açıklamaları büyük ve çarpıcı çelişkilerle doludur.
Bin Ladin ölünce terör ve ABD düşmanlığı biter mi? Yoksa daha da artarak sürer mi?
Bin Ladin şehid mi olmuştur?
Bu soruyu Diyanet'e sorsam cevap verilmez.
İcazetli ulema, fukaha ve müftüler bu konuda ne derler acaba?
Şehid olsun veya olmasın, yargısız şekilde idamından sonra cesedinin ailesine verilmesi ve İslami usullere göre defn edilmesi gerekmez miydi?
ABD ne diri Müslümanların ne de ölü Müslümanların hukukuna riayet ediyor.
Emperyalizmin ve sömürgeciliğin şakşakçıları işlerine gelmeyen açıklamaları hemen komplo teorisi olarak karalıyor. Bu dünyada komplo yok mudur?
Bin Ladin ölmüş olabilir ama bu kaçıncı ölümü ve öldürülüşüdür onun?
ABD rejimi, dirilerden korkuyor, ölülerden de.
ABD 1945'te biri Hiroşima'ya, öteki Nagazaki'ye iki atom bombası atıyor, yüz binlerce masum sivili bir anda katl ediyor, bunun adı terör olmuyor ama Bin Ladin İkiz Kuleleri yıktırınca dehşetli bir terör oluyor.
Birkaç gün önce iki amerikan vatandaşı Müslüman, İslami kıyafetlerinden dolayı uçaktan indirildi. Amerika iliklerine kadar korkuyor.
Amerikan toplumu dehşetli bir korku paranoyası içindedir.
ABD'yi terör değil, bu korku yıkıp yere serecektir.
Soruyorum:
Bin Ladin öldürüldü ama ölmeden önce yapacağını yaptı mı, yapmadı mı?
Sovyetler Birliği'nin yıkılışının ve çöküşünün altı sebebinden biri Afganistan'a saldırıp Müslüman halka zulm etmesi olmuştur.
ABD'nin listesi daha uzundur: Afganistan, Irak, Filistin, Somali...
ABD'nin dediği mi olacak, Allah'ın dediği mi?
Allah adaleti emr ediyor. ABD ise adaletsiz. Bu savaşı kaybetmeye mahkum.

Yeni-OSMANLI
23-06-2011, 17:11
eger 11 eyllül olaylarini düzenlediyse ve terör olaylarini üstlendiyse dini-mübini kafirlere av yaparak islam ülkelerini isgaline alet olup binlerce müminin katledilmesine alet olduysa Allah onun b ...

fakiri
23-06-2011, 17:18
eger 11 eyllül olaylarini düzenlediyse ve terör olaylarini üstlendiyse dini-mübini kafirlere av yaparak islam ülkelerini isgaline alet olup binlerce müminin katledilmesine alet olduysa Allah onun b ...

Sen bu kafayla belâların başkalrı üzerine gitmesine sebep olmak şöyle dursn bizatihi kendi üzerine paratoner gibi çekersin ahbab ! Benden söylemesi...

manifesto
23-06-2011, 19:45
Rabbimiz Usame Bin Ladin'e gani gani rahmet eylesin.


Bin Ladin..
Afganistan ve Irak'ın işgaline sebep olan zevat
Allah onu ebedi cehennemine alsın
Milyonlarca masumun vebali ve sebebi bu adamın boynundadır.

TakVa
23-06-2011, 19:47
Bin Ladin..
Afganistan ve Irak'ın işgaline sebep olan zevat
Allah onu ebedi cehennemine alsın
Milyonlarca masumun vebali ve sebebi bu adamın boynundadır.

Amiiin. İsteyenleride onunla haşretsin.

fakiri
23-06-2011, 21:32
Bin Ladin..
Afganistan ve Irak'ın işgaline sebep olan zevat
Allah onu ebedi cehennemine alsın
Milyonlarca masumun vebali ve sebebi bu adamın boynundadır.

Yok ya !.... Neredeyse kan içici vampir efendiniz ABD'yi masum ilân edeceksiniz ! Sizin yatacak yeriniz mi var acaba ?
Zavallılar ! Afganistan ve Irak'ın işgalini Bin Ladinin nefsine bağlamak kadar bir kemâl-i hamakati nasıl da gösteriyorlar ? Oysa, bugün çocuklar bile ABD'nin dünya üzerindeki yayılma politikası ahkkında bilgi sahibi... Ama, bu forumdaki çocuklar henüz bu bilgiye ve seviyeyey ulaşmadılar !

fakiri
23-06-2011, 21:34
Amiiin. İsteyenleride onunla haşretsin.

Senin bu duana yürekten amin diyorum. Çünkü, kişiler sevdikleriyle beraberdir. Herhalde sizler de papazlarla haşır-neşir olmaktan oldukça memnun olursunuz ! Neuzubillâh !

DeliŞair
23-06-2011, 21:53
bu kadar sacma duadan sonra bu konunun kapanma vakti cokten gelmiş catmış sanırım

DeliŞair
23-06-2011, 21:57
eger 11 eyllül olaylarini düzenlediyse ve terör olaylarini üstlendiyse dini-mübini kafirlere av yaparak islam ülkelerini isgaline alet olup binlerce müminin katledilmesine alet olduysa Allah onun b ...


yine aranızda en akıllısı Yeni Osmanlı cıkmış düzenlediyse üstlendiye diye

peki fakiri ey mucahid ?
sen burada bu kardeşlerin ne zaman nerede gördün o saydıgın zatları sevdiklerini idda ettiklerini
yakışıyormu mucahide iftira atmak ve
musluman kardesine beddua okumak !!!
ve bir bedduaya amin demek bedduaya seytanlar amin der !!!
sende sadece bir sözde sanal mucahidsin iste

fakiri
23-06-2011, 22:03
yine aranızda en akıllısı Yeni Osmanlı cıkmış düzenlediyse üstlendiye diye

peki fakiri ey mucahid ?
sen burada bu kardeşlerin ne zaman nerede gördün o saydıgın zatları sevdiklerini idda ettiklerini
yakışıyormu mucahide iftira atmak ve
musluman kardesine beddua okumak !!!
ve bir bedduaya amin demek bedduaya seytanlar amin der !!!
sende sadece bir sözde sanal mucahidsin iste

Ben mücahid olduğumu hiç bir zeminde ve yerde zikretmedim. Bu senin yakıştırman olmuş. Ama, mücahidlere de laf söyletmeyiz!

DeliŞair
23-06-2011, 22:05
yanlış okumuşum kendinide onlardan saymışın zaten özür !! (forum klavye mucahitleri )

SaddbinMuaz
24-06-2011, 00:41
Olimpiyat Mücahidleri daha uygun... Milliyetçiliği Irkçılığı Üreten İngiliz masonlardı... Şimdikilerde Amerikan tellallığından başka bir şey yok onları olimpiyatlarıyla başbaşa bırakmak lazım... Müslümanların veballerinden bahsediyorlar... Allah c.c. Akıl fikir versin başka söze hacet yok... Cahillerle başa çıkılmaz... İmam-ı Azam misali yeniliriz...

fakiri
24-06-2011, 08:06
Usame Bin Ladini -Allah için ve kardeşim olduğu için- seviyorum.

:good:

MÜTEŞEKKÜR
24-06-2011, 08:18
"Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
Bizim elimizde incil, onların elinde topraklarımız vardı.(Kenya Kurucu Devlet Başkanı, Jomo Kenyatta)

İşte siyonizmin emelleri bu kadardır. DİNLERARASI DİALOGCULAR BU SÖZÜ İYİ BELLESİNLER.

veri
24-06-2011, 08:19
kapitalizmin taktiği bir cümleyi ezberlesen ne olucak hadis mi ayet mi:)

Enes
24-06-2011, 08:24
sivil ve masum insanları acımasızca öldüren

İslam dininin mukkades ismini terörle yanyana anılmasını sağlayan

daha önce amerika piyonu olup sonradan çöp tenekesine atılan

dünyaya İslam'ı hakim kılacağını iddia edip kendi çocuğuna laf geçiremeyen

bin ladinden

ben de nefret ediyorum!

fakiri
24-06-2011, 08:36
sivil ve masum insanları acımasızca öldüren

İslam dininin mukkades ismini terörle yanyana anılmasını sağlayan...



Sayın aLi'ce,
Bu tarifin sanki dünaydaki en büyük terörist devlet ABD'yi tarif ediyor sanki ... Ama siz, bir şahsa atfetmişsiniz !
Bir tuhaflık yok mu dersin ?

veri
24-06-2011, 08:37
Sayın aLi'ce,

alice ye neden sayın diyorsun da bizlere babanın oğlu gibi hitap ediyorsun:)
kıskandım bak

fakiri
24-06-2011, 08:40
alice ye neden sayın diyorsun da bizlere babanın oğlu gibi hitap ediyorsun:)
kıskandım bak

Sayın veri...
Sorularım bütün forum üyeleri için geçerlidir. :)

ORHANCAN
24-06-2011, 09:30
sivil ve masum insanları acımasızca öldüren

İslam dininin mukkades ismini terörle yanyana anılmasını sağlayan

daha önce amerika piyonu olup sonradan çöp tenekesine atılan

dünyaya İslam'ı hakim kılacağını iddia edip kendi çocuğuna laf geçiremeyen

bin ladinden

ben de nefret ediyorum!

Allah (CC) razı osun alice kardeş..

Aklın yolu birdir... dünya üzerinde oynanan oyunları görmeyenler başkalarını çatarlar..

Üsame bin LA-Din (arapcası dinsiz oluyor herhalde) güzel bir bahane oldu ve afganistanın elmas yatakları abd nin eline geçti..binlerce müslüman şehit edildi..

Aynen saddamın bahane edilerek ırakın işgali ve petrollerin abd li şirketlere peşkeş çekilmesi ve 2 milyon müslümanın şehid edilmesi gibi...

Rabbim (CC) görmeyen gözlere feraset versin..

Yeni-OSMANLI
24-06-2011, 10:38
Allah (CC) razı osun alice kardeş..

Aklın yolu birdir... dünya üzerinde oynanan oyunları görmeyenler başkalarını çatarlar..

Üsame bin LA-Din (arapcası dinsiz oluyor herhalde) güzel bir bahane oldu ve afganistanın elmas yatakları abd nin eline geçti..binlerce müslüman şehit edildi..

Aynen saddamın bahane edilerek ırakın işgali ve petrollerin abd li şirketlere peşkeş çekilmesi ve 2 milyon müslümanın şehid edilmesi gibi...

Rabbim (CC) görmeyen gözlere feraset versin..

amiin

"La din" meseleside cok ilginc...

fakiri
24-06-2011, 11:53
Bin Ladin, mazlumların ve işgale uğramış müslümanlra ne güzel örneklerden bir bayraktır. <kasfirlere ve müstevlilere vermiş olduğu korku yeter de artar bile ...
Rabbimiz rahmet etsin.

Yeni-OSMANLI
24-06-2011, 11:58
Bin Ladin, mazlumların ve işgale uğramış müslümanlra ne güzel örneklerden bir bayraktır. <kasfirlere ve müstevlilere vermiş olduğu korku yeter de artar bile ...
Rabbimiz rahmet etsin.

bu bahsetmis oldugun korku kafir medyasi tarafindn suni üretilen bir korku.
Bin ladin ve el kaida isimleri bilincli sekilde canlis tutularak islam dinine ve müslümanlara saldirmak icin malzeme olarak kullaniliyor,yani islam dinini korku dini,vahset dini,terör dini gibi tanitip insanlarin beyinlerini bulandirmak icin alet ediliyorlar.
ne kadarda cahilsiniz yaw,bukadarina pes!

fakiri
24-06-2011, 12:14
bu bahsetmis oldugun korku kafir medyasi tarafindn suni üretilen bir korku.
Bin ladin ve el kaida isimleri bilincli sekilde canlis tutularak islam dinine ve müslümanlara saldirmak icin malzeme olarak kullaniliyor,yani islam dinini korku dini,vahset dini,terör dini gibi tanitip insanlarin beyinlerini bulandirmak icin alet ediliyorlar.
ne kadarda cahilsiniz yaw,bukadarina pes!

Müşrikelrin korkusu asla suni değil, hadis-i şerifle sabittir.

Yeni-OSMANLI
24-06-2011, 12:18
Müşrikelrin korkusu asla suni değil, hadis-i şerifle sabittir.

müsriklerin islam korkusu var evet,islamiyeti kötülemek icin medyalari araciyla bu korkuyu körükleyip tüm insanlari korkutup islama ve müslümanlara saldirmak icin sizin alkis tuttuklarinizi alet ediyorlar.
Allah sizlere akil fikir versin yoksa hidayetiniz iyice kararacak Allah korusun!

Hasan
24-06-2011, 12:19
Konunun başında bir narkadaş fetullah ghülen hocanın evi güya villası ile usame nin yaşadığı barakaları kıyaslamış,yahu usame nerde vuruldu 15 odalı bir villada yuh yani,bırakın bu gariban fedakar edebiyatlarını,hem ki gariban yada değil islama hizmeti nedir ondan bahset seni,nmefret mi topladı kan ve savavş mı çekti yoksa dünyaya sempati mi yaydı heryerde adını iftaharla mı söyletti işte ölçü bu ,SELAMETLE.

ORHANCAN
24-06-2011, 15:07
Bin Ladin, mazlumların ve işgale uğramış müslümanlra ne güzel örneklerden bir bayraktır. <kasfirlere ve müstevlilere vermiş olduğu korku yeter de artar bile ...
Rabbimiz rahmet etsin.

Bin LA-din aynı zamanda mesleği olan inşaatcılık konusunda da mükemmel..

aşağıdaki bilgilere bakınca abd ile ortaklaşa çalışmalaı ve şirketlerini göreceksiniz..



Usame'nin ortakları arasında bulunduğu Binladin Şirketler Grubu,Suudi Arabistan'da yönetimin hasbahçesi.Tüm devlet ihaleleri onlardan geçiyor.

Aralarında Mekke ve Medine'dekiler de olmak üzere cami yapım ve onarım işleri,yollar,oteller,havaalanları ve her türlü tesisleri inşaatı başlıca faaliyet alanı.

Usame'nin bombalattığı iddia edilen ABD askerlerinin kaldığı konaklama tesislerinin 150 milyon dolarlık yeniden inşası ve ABD askerleri için barakalar ve havaalanı pistleri inşası,yine bu grup tarafından gerçekleştirildi.Böylece ABD,bir ABD'li diplomatın söylediği gibi,''Usame'nin bombaladığını,yine Usame'ye yaptırmış'' oldu!

Binladin Şirketler Grubu,başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki şirketlerle de ortak,ya da çok yakın işbirliği içerisinde.Bunların bilinen bir kısmı şöyle özetlenebilir:
ABD'de,Başkan Bush'un da aralarında bulunduğu petrol arama,üretim,pazarlama şirketleri.

İngiliz Multitone Electronics PLC,Suudi Baud Telecommunications Ltd.ile ortak.

Baud Telecomunivations LTD.bir Binladin Grubu yatırımı.

Hollanda bankası ABN Amro
Amerikan Citigroup Inc.
Amerikan General Electric Co.,Cidde Elektrik Dağıtım Şirketi ile ortak.Cidde Elektrik Dağıtım Şirketi bir Binladin Grubu yatırımı.
Suudi Snapple alkolsüz içecekler şirketi,Schweppes PLC ile ortak.Snapple Şirketi bir Binladin Grubu yatırımı.
Kanadalı Nortel Networks Corp.,Binladin Grubu'nun Baud Telecommunivations Ltd.'i ile ortak.
Amerikan PictureTel Corp.,Binladin Grubu'nun Baud Telecommunications Ltd.'i ile ortak.
Amerikan Tellabs Inc.,Binladin Grubu'nun Baud Telecommunications Ltd.'i ile ortak.
Çokuluslu Iridium uydu telekominikasyon şirketi,bir Binladin Grubu yatırımı.
Amerikan Motorola,Binladin Grubu'nun Iridium şirketi ile ortak.
Amerikan Loral Corp,Binladin Grubu'nun Iridium şirketi ortak.
Amerikan Hughes Electronics,Binladin Grubu'nun Iridium şirketi ile ortak.
Çin H.C.Uzay Ajansı,Binladin Grubu'nun İridium şirketinin uydularını uzaya fırlatan kuruluş.
Kanadalı Canaren Electronics,Binladin Grubu'nun Iridium şirketi ile ortak.
Boston sahil evleri pazarlama şirketi (tanesi 300.000 ile 2 milyon dolar arasında satılıyor),bir Binladin Grubu yatırımı.
Amerika'nın gururu Harvard Üniversitesi'ne,Binladin Grubu'ndan verilen 2 milyon dolarlık yardım karşılığında hukuk ve güzel sanatlar bölümlerinde iki ayrı kürsü.

fakiri
24-06-2011, 15:27
Atma ORHANCAN, din kardaşıyız ya !
Madem ABD ile ortak bu şahıs , şu halde ABD ortağını neden öldürdü ?
Siz ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız !

leylinur
24-06-2011, 17:11
....Senin bu duana yürekten amin diyorum. Çünkü, kişiler sevdikleriyle beraberdir. Herhalde sizler de papazlarla haşır-neşir olmaktan oldukça memnun olursunuz ! ...

:clap2: ala ala ala....
Allahın ayetlerinden bir kısmını alıp bir kısmını terk edenlerin bir kısmını kendi nefislerine göre tedric edenlerin Allah'ın dostlarını sevmemeleri kadar normal bir durum yoktur.üsame bin ladin fetullah gülen tarafından sevilmediği için çok memnundur eminim :Cool:

fakiri
24-06-2011, 17:17
Sevmek ve nefret etmekte de ne varmış deyip sakın ola ki, geçmeyin arakdaşlar ... Allah için Buğz ve muhabbet, amel-i salih cümlesinden amellerdendir. Bu değerleri yerli yerinde kullanmamak yani aksi halinde amel-i salih nasıl ki, cenneti vacib kılıyorsa, tersi halinde cehennem vacib olur kişiye... Neuzubillâh !
Uydum kalabalığa demeyin, sonr açok pişman olacağınız sonuçları ortaya çıkabilir. Benden söylemesi !

Yeni-OSMANLI
25-06-2011, 09:48
Allah için Buğz ve muhabbet, amel-i salih cümlesinden oldugu icin Hak ve gercek yol üzerinde olmak zanniyla islama aykiri hareket ederek kafirlerin serlerine maruz kalip müslümanlari ve dini-mübini onlara av yapanlari sevmiyorum...
Din adına yanlış yapip, onun yanlış tanınmasına sebep olduklari icin sevmiyorum...
Dinimizin terör dini gibi tanitilmasina alet olduklari icin,insanlari dinimizden korkutmak isteyenlerin ekmegine yag sürdükleri icin,islam ülkelerini isgal etmek isteyenlerin kirli amaclarina malzeme sunduklari icin sevmiyorum!

Fethullah gülen hoca ne güzel ifade etmis:

"Din adına yanlış yapan, onun yanlış tanınmasına sebep olan her kimse, eğer bunu bir de bazı nefsanî sebepler altında bilerek, şuurunda olarak yapıyorsa, böylesi ancak nefret çeker. Bir ağaçta bir çürük meyve, gerçi o ağacın çürük olduğunu göstermez; fakat ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verir. Üzerinde milyarlarca meyve bulunan ve dünyanın her tarafına dal salmış mübarek ve sağlam bir ağaç düşünün. Bu ağaç yalnız yeni meyve vermiyor; asırlardır meyve veriyor. Bu meyveler içinde pek çok çürük meyve bulunabilir. Fakat bilhassa temsil mevkiindeki, tanınmış bazı meyveler şuurunda olarak kendilerini çürütür ve ağacın da, milyarlarca diğer meyvelerinin de sağlamlığı konusunda zihinlerde şüphe, hattâ bazı zihinlerde netice hâsıl edecek olurlarsa, bu, milyarlarca meyveye ve o ağaca büyük ve affedilmez bir cinayet olur. Bu cinayeti işleyen de korkunç ve affedilmez bir cânidir."

barayev
25-06-2011, 09:51
Fethullah Hocanın yerinde olmanın eziyeti, bedeli ağırdır...koskoca Ceberrut Devlet Hizmet adamı olduğu için Düşmanlık yapıyor...

bi husben
25-06-2011, 10:15
Fethullah gülen hoca ne güzel ifade etmis:

"Din adına yanlış yapan, onun yanlış tanınmasına sebep olan her kimse, eğer bunu bir de bazı nefsanî sebepler altında bilerek, şuurunda olarak yapıyorsa, böylesi ancak nefret çeker. Bir ağaçta bir çürük meyve, gerçi o ağacın çürük olduğunu göstermez; fakat ağacı çürük olarak görmek isteyenlere koz verir. Üzerinde milyarlarca meyve bulunan ve dünyanın her tarafına dal salmış mübarek ve sağlam bir ağaç düşünün. Bu ağaç yalnız yeni meyve vermiyor; asırlardır meyve veriyor. Bu meyveler içinde pek çok çürük meyve bulunabilir. Fakat bilhassa temsil mevkiindeki, tanınmış bazı meyveler şuurunda olarak kendilerini çürütür ve ağacın da, milyarlarca diğer meyvelerinin de sağlamlığı konusunda zihinlerde şüphe, hattâ bazı zihinlerde netice hâsıl edecek olurlarsa, bu, milyarlarca meyveye ve o ağaca büyük ve affedilmez bir cinayet olur. Bu cinayeti işleyen de korkunç ve affedilmez bir cânidir."

bize görede islam agacının en büyük çürük meyvesi fethullah gulendir.tamda kendini tarif etmiş

barayev
25-06-2011, 10:35
Emin Çölaşan, Tansel Çölaşan çiftiyle, Bedri Baykamla, ÇYDD,ÇEV ,ADD ve BDP, CHP,MHP,PKK ile ayni SAFLARDASINIZ...Onlarda sizin gibi Fethullah Hoca ve Cemaatine Kin ve Nefret kusuyorlar... safınız Belirlemişsiniz ..Kıble ve Kitap ve Kuran ehlini HEDEF yapmışsınız yazık

leylinur
25-06-2011, 10:41
bence fetullah gülen ve akp safını batıdan yana!,batıl dan yana?! belirlemiş,takibatınızı iyi yapın?!,o kadarki onları kardeşlerinin üzerlerine salıyorlar,gıg çıkarmadan saldırıyorlar bu taifedekiler kardeşlerine???!!!,bide ne acıdır ki Allahın ayetlerini kullanıyorlar,evet onların yerinde olmak zor,eyip bükmede uzman olmak lazım:confused1:

barayev
25-06-2011, 10:45
Allah biliyor ya siz ne derseniz deyin..Emin Çölaşanlarla ayni SAFTASINIZ...Ayağınız KAYMIŞ...

bi husben
25-06-2011, 11:00
Emin Çölaşan, Tansel Çölaşan çiftiyle, Bedri Baykamla, ÇYDD,ÇEV ,ADD ve BDP, CHP,MHP,PKK ile ayni SAFLARDASINIZ...Onlarda sizin gibi Fethullah Hoca ve Cemaatine Kin ve Nefret kusuyorlar... safınız Belirlemişsiniz ..Kıble ve Kitap ve Kuran ehlini HEDEF yapmışsınız yazık

seni bu ıftıralarını ıspatlamaya davet edıyorum .sen mufterı bır ınsansın.mahfolan apacık bır delıl uzere mahfolsun yasayanda apacık delıl udere yasasın

bızler o saydıgın zındıkların safındaysak Allahın lanetı uzerımıze olsun değilsek Allahın lanetı iftira edenlerın ustune olsun

bızler ne laik takımın ne demokrası zırvasının nede ehlı kıtabın taftarıyız bız Allah ve resulunun taraftarıyız

Allah ve resulune ıtaat edın basınızdakı ulul emrede Anlasamadıgınız konularda ısı Allaha Ve Resulune goturun

Biz işi Allaha ve resulune havale ettik yanı kuran ve sunnete va baktıkkı fethullahın yaptıkları ne kuran suzgecınden gecebılıyor nede sunnet suzgecınden

Musluman kuran ve sunnete uymak zorundadır kuran ve sunnete muhalıf dusuncelerede uymak zorunda değildir hele bu dusunceler ehlı kıtap safı oldumu kokten rededilir .

emın colasan ve avanesının tarafı bellıdır takıye yapmadan inançlarını gözler onune sermekten kaçınmamıslardır fethullah ve avanesı ısıe islamı kendıne kalkan yaparak ehlı kıtap muhabbetı ıcıne dusmus yoldan cıkmıs bır sahıstır avanesıde onu kendıne rab edınmışçesıne ne derse ister doğru ıster yanlıs ıman etmektedırler

saglıkcı
25-06-2011, 11:05
Bu fethullah cemiyetinin şerrinden Allahü Teala Hazretleri muhafaza eylesin.Bunlar Ehli Sünnet cizgisinden kaymışlardır.Her yazdıklarında bozuk fikirler görülmekte.

barayev
25-06-2011, 11:09
hadi ordan be..Müselmansan Kafirlerin SAFINDA işin ne ? orda ne arıyorsun ? Kimi seviyorsanız onunla haşrolacaksınız..
Benden bi acizana Nasihat..İmanını yokla yanılmış olmayasın benden hatırlatması..
TC iktidarını Dünyanın bütün Mazlum Halkları seviyor ve bütün Müselmanları da seviyor sadece Laikçiler, Çağdaşlar, Din ve Allah Düşmanları sevmiyor...sende Sevmiyorsan ? ben her Kıble ve Kuran ehlini severim mezhebi tarikati her ne olursa olsun ,Lailaheillallah diyeni Kardeşim biliri...

fakiri
25-06-2011, 11:54
Emin Çölaşan, Tansel Çölaşan çiftiyle, Bedri Baykamla, ÇYDD,ÇEV ,ADD ve BDP, CHP,MHP,PKK ile ayni SAFLARDASINIZ...Onlarda sizin gibi Fethullah Hoca ve Cemaatine Kin ve Nefret kusuyorlar... safınız Belirlemişsiniz ..Kıble ve Kitap ve Kuran ehlini HEDEF yapmışsınız yazık

Aynı safta değiliz mirim ! Onlar, Fethullah Güleni ve cemaatini müslüman görünüp dünyalık devşirdiği ve siyasete-memleket yönetiminin kademelerine sızdığı ve müdahil için sevmiyorlar; biz ise, onları İslâma zarar verdikleri için sevmiyoruz. Yoksa, kazançalrının ve haketmekdikleri yerlerin hesabını kendileri vercektir. Bu hususlar bizi hiç iliglendirmiyor ! Sanırım aradaki bu dağlar kadar farkı anlayabilecek bir terazin vardır ...

barayev
25-06-2011, 14:01
Biz Bize bizden HEDEF koyanlara MÜNAFIK deriz.. Fethullah Hocayı vallahi sırf sizin gibiler tarafından saldırıya uğrağı için Sahipleniyorum ve Sehipleneceğim..çünkü sizler kime Düşmanlık sergilerseniz ben onları SEVECEĞİM... aslında ben Fethullah hocaya yakın zamana kadar önemsemezdim... ama sizin gibilerin saldırdığına göre Müselmandır... Adam zaten eski bir Vaizmiş yani Hocaymış,,yoksa sırf HOCA diye mi SALDIRIYORSUNUZ ? farkındayım

fakiri
25-06-2011, 14:06
Biz Bize bizden HEDEF koyanlara MÜNAFIK deriz.. Fethullah Hocayı vallahi sırf sizin gibiler tarafından saldırıya uğrağı için Sahipleniyorum ve Sehipleneceğim..çünkü sizler kime Düşmanlık sergilerseniz ben onları SEVECEĞİM... aslında ben Fethullah hocaya yakın zamana kadar önemsemezdim... ama sizin gibilerin saldırdığına göre Müselmandır... Adam zaten eski bir Vaizmiş yani Hocaymış,,yoksa sırf HOCA diye mi SALDIRIYORSUNUZ ? farkındayım


Yaw, sen kimsin ki herhangi bir kimse sana hedef koysun !Senin bir insanı sevmenle, ondan nefret etmek kimi ırgalar ki, buradakileri ırgalasın ? Yoksa, sen kendini FASULYE mi zannediyorsun ?

saglıkcı
25-06-2011, 14:06
Senin gibi birine aslında onlar cevab vermeli ama.Bu hoşlarına gidiyor.Çünkü bunlarda sadece beğenilmek arzusu var.Halbuki sana demeli idilirki biz Ashabı severiz.Ashab küfredenleri ise asla sevmeyiz.Sen ilk önce Ashabı Kiramı sev,sonra bizi seversin.

barayev
25-06-2011, 14:11
ben Lailahe illallah ben müselmanlardanım diyen herkesi Kardeşim bilir ve SEVERİM.... aklınızca AYRIŞMA ve DÜŞMANLIK Üretme derdindesiniz ama BAŞARAMIYACAKSINIZ...
İslam Devrimci Harekettir...

becerikli
25-06-2011, 14:12
1. Neden işine geldiği yerde yazılı işine geldiği yerde video kaydı açıklaması yapıyor. Ki bu tepki çekmemek için ve istediği mesajı vermek için.
2.Bir çok açıklama yapılcak konu varken neden bu gibi Amerika , siyonist, israil kaynaklarının kalbini hoşnut edici açıklamalar yapılıyor.
3.Bize yardımcı tek güç Allah olduğunu söylüyoruz yaptıklarımızla söylediklerimiz neden çelişiyor.
4. Hiç bir alim , Allah dostu böyle bir yöntem izlemişmidir. Yok eşi ve örneği yoktur. Kendini mağdur gösterme politikalarıyla kendi aklı yolunda ilerleyip gittiğini zannediyor. Daha ne diyeyim....

barayev
25-06-2011, 14:32
bakın DİN de bir Siyasettir ve Peygamberlerde Devlet Başkanlarıdırlar ..Hz Peygamber niye Habeşistan Kralı Hırıstıyan Necaşinin yanına gönderdi ashablarını ?
HER DOĞRU HER YERDE SÖYLENMEZ... siyaset budur.. Amerika ve İngiliz Devlet adamları Suudi Krallarının önünde EĞİLİRLER niye ? neden ? onlar Suudi Krallarını çok mu SEVİYORLAR ?
Fethullah Hoca ilim ve irfan vede Birikim sahibidir ve neyin nerde nasıl konuşulacağını bilir..
Ahmedinnejat da Amrikaya gitti ve görüşmeler yaptı ,Hain mi oldu ? Önemli olan İnandığın Dava için sonucunda eziyet de Zahmetde LİNÇ edilme de olsa FEDAKARLIKTA bulunmaktır bu işler BENCİLLİKLE asla algılanamaz, Ego ile anlaşılamaz...
Adam VATAN HASRETİ Çekiyor 70 veya 80 li Yaşlarda...
Hz Müsa Peygamberde Firavunun sarayında yaşadı ve büyüdü şimdi Musa Peygamberden Şüphe mi edeceksiniz ?

fakiri
25-06-2011, 15:36
bakın DİN de bir Siyasettir ve Peygamberlerde Devlet Başkanlarıdırlar ..Hz Peygamber niye Habeşistan Kralı Hırıstıyan Necaşinin yanına gönderdi ashablarını ?
HER DOĞRU HER YERDE SÖYLENMEZ... siyaset budur.. Amerika ve İngiliz Devlet adamları Suudi Krallarının önünde EĞİLİRLER niye ? neden ? onlar Suudi Krallarını çok mu SEVİYORLAR ?
Fethullah Hoca ilim ve irfan vede Birikim sahibidir ve neyin nerde nasıl konuşulacağını bilir..
Ahmedinnejat da Amrikaya gitti ve görüşmeler yaptı ,Hain mi oldu ? Önemli olan İnandığın Dava için sonucunda eziyet de Zahmetde LİNÇ edilme de olsa FEDAKARLIKTA bulunmaktır bu işler BENCİLLİKLE asla algılanamaz, Ego ile anlaşılamaz...
Adam VATAN HASRETİ Çekiyor 70 veya 80 li Yaşlarda...
Hz Müsa Peygamberde Firavunun sarayında yaşadı ve büyüdü şimdi Musa Peygamberden Şüphe mi edeceksiniz ?

E yuh yani ! Musa Aleyhiseelâmla kimi mukayese etmeye çalışşmış ! San hakkaten bir zat-i sungursun ! Böyle bir naneyi de ancak şia tayfası yiyebilir !

barayev
25-06-2011, 15:40
Musa Peygamber neye göre hesaba çekilecekse bizlerde ayni hesaba çekileceğiz...
tıpkı Atatürkçüler gibi yazmışsın yoksa onlardan mısın nesin ? soru soruyorsun cevap veriyorum..
Peygamberlerde bizler gibi kullardır onlara Günah olmayan bizede Günah değildir, Onlara Günah olan Bizede Günahdır ..DOKUNULMAZLIK YOK ..
GENERALLER Hesabı yok