PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kapitalizm Ölüm Saçıyor



leylinur
07-07-2011, 09:02
Kapitalizm Ölüm Saçıyor
Sümeyye Avcı
Sermaye sahiplerinin iktisadi sahada serbest faaliyet etmeleri esasına dayanan Kapitalizmin kendi adına altın çağını yaşadığını ve bundan kaynaklanan kibirle kendini zirvede düşündüğünü görmekteyiz. İnsanlıktan nasibi olmayan insanı kapital kazancın aracısı olarak gören bir zihniyet ekonomik ve teknik olarak geliştiğini söylemekle birlikte insanlık adına dibe çöktüğünü de görmezlikten gelmek ahmaklık olur.
Bilindiği gibi Kapitalizm dünyada hâkimiyetini sürdürmeye devam etmektedir. Ama kapitalizm şuan kendi adına erişebileceği en üst noktada bulunmaktadır. Baktığımızda kurulmasından bu yana hızlı bir kalkınmanın olduğunu görmek mümkün ama şuan ki durumundan daha fazla kalkınması ve ilerlemesi düşünülemez. Yani Kapitalimin ilerisi yok. Çünkü Kapitalizmin zirvesi ölüm saçıyor ve yaşattığı yıkımların haddi hesabı yok. Bu acı yıkımlarda ideolojisini devam ettirmesi imkansızdır.
Kapitalizm kalkınırken neleri öldürdüğü ve zirvesi neden ölüm saçtığı aslında çok açık ortada. Bunu illakide delillendirmeye gerek yok ama bu yazı hem bir hatırlatma hemde göremeyenler için bir ispat olsun.
Üç ideolojilerin kalkınmalarını incelediğimizde komünizm yarı yolda yıkıldı, İslam çok büyük bir kalkınma gerçekleştirdi ve zirvesi sadece huzur ve mutluluk oldu. Kapitalizm de kalkındı ama zirvesi acı, sıkıntı getirdi, ölüm saçtı, öldürdü ve öldürttü. Yani Kapitalizmin zirvesi adeta bir ölüm makinesi oldu.. Akidesi insan fıtratına ters olduğu için en başta insanların aklını ikna edemedi ve içgüdülerini tatmin edemedi ki bunun sonucunda da hem mutsuz hemde sınır tanımayan bir insan tipini ortaya çıkardı.
Evliliklerde, insanlar arasındaki ilişkilerde, gıdalarda, sağlıkta kısacası insanı ilgilendiren bütün alanlarda ölüm ve mutsuzluk saçan Kapitalizm işe en başta eğitimden başlıyor. Bu mutsuzluk saçmaya destek olan eğitim sadece okullarda değil dizilerde, sokaklarda asılan afişlerde, reklamlarda vs. her alanda verilmektedir. Daha önce gençlere sunulan bu necis eğitimin nasıl olduğunu, gençlerin hangi fikirlerle eğitildiğini ve bu fikirlerin sonucunda nasıl bir nesilin yetiştirildiğine değinmiştik.
Kapitalizmin eğittiği gençler çok erken yaşlarda alkol, uyuşturucu ile tanışıyorlar. Küfrün tanımıyla erkek/kız arkadaş veya dost hayatının olması yani İslam’ın tanımıyla zina (nikâhsız beraberlik) artık normal olarak görülmekte. Kız çocukları 15 yaşlarında hamile kalıyorlar ve okul tuvaletlerinde çocuklarını aldırıyorlar. Ailelerin haberleri dahi olmuyor bundan. Anne babaya baş kaldırmaları, küfürlü konuşmaları, bellerinde silah taşımaları, sırf birinin sadece ‘niye bakıyorsun bana’ demesiyle öldürülmesi vs. bunlar artık gençlerin bir parçası olmuş.
Okullarda ve özelliklede dizilerde öğretilen özgürlükler sonucunda evlilikler tıpkı örümcek ağı gibi çok hafif bir darbeyle çabucak yıkılıyorlar. Yıkılması çok normal çünkü evlilikte zaten dayanılan temelin kendisi bozuk bundan dolayı evlilikler niye bozulmasın ki? Eşlerin birbirlerini aldatması erkeğin otoritesizliği veya kadının itaatsizliğinden dolayı boşanmalar oluyor. Sadece bir saatlik evli kalan çiftler dahi olabiliyor. Burda asıl düşünülmesi gereken şu; Kadın ve erkek bu duruma nasıl geliyor? Kadını itaatsiz, erkeği otoritesiz yapan fikir ne? Sonuçta bunlar hem kadının hemde erkeğin yaratılışına ters durumlar. Buna rağmen eşler bu duruma geliyor. Kapitalizim insanı bu kadar bozabiliyor. Zaten kapitalizmin işi bu; yıkmak, bozmak, yok etmek, zulmetmek, sömürmek...
Birde sağlık meselesine bakalım; Avrupa dâhil olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun insanların hiç bir değeri, önemi yok. İnsanlar adeta ölüme terk ediliyor. Daha yeni olan bir olaydan bahsetmek istiyorum, maddi durumu iyi olmayan bir Müslüman bacımız Avrupa’da tek başına yaşıyor ve gece aniden rahatsızlanıyor. Gece doktorunu arayıp bir ambulans istiyor. Doktor (ambulans göndermenin pahalılığından ötürü) ambulans gönderemeyeceğini çok acilse bir taksiye atlayıp kendisinin gelmesini söylüyor. Taksiye binecek param yok diyen bacı ‘bu benim sorunum değil’ yanıtını alıyor. Bunun üzerine bacı ‘Siz ve sizin sisteminiz işte bu! Menfaata dayalı olan bu düzen elbet yıkılacak’ deyip telefonu kapatıyor.
Bu olayda da gördüğünüz üzere Kapitalizmin bağı sadece çıkar olduğu için söz konusu insanların sağlıkları olsa dahi onları ölüme terk ediyor. Çünkü Kapitalizm üç, beş kuruşun hesabını yapar ve her şeyin fiyatını bilir ama insanın değerini bilmez.
Kapitalizmin: “Dünyanın servetleri sınırlıdır, insanların ihtiyaçları ise sınırsızdır. Bundan dolayı; sınırsız ihtiyaçları karşılayabilmek için çok çok üretmek gerekir” düşüncesi, insanlarda büyük üretim ihtirasını doğurmuştur. Bu hırs ile doğal dengeleri bozma pahasına da olsa çok üretim yarışına gidilmiştir. İşte bu yarışın gereği, teknolojik gelişmeler gıda üretiminde dahi kullanılmış, hormonlama sistemi ile bitkisel ve hayvansal gıdalarda bahsedilen sağlıksız neticeleri doğurarak, insan neslinin sağlığı ve geleceği tehdit edilir bir konuma gelmiştir.
2003 yılı rakamlarına göre dünya genelinde 67,6 milyon hektarlık alanda GDO’lu bitkiler yetiştiriliyor. Bu rakamın %65 e yakın kısmı ABD’de yetiştiriliyor. Konuyu sağlık açısından ele alan bazı bilim adamları, GDO içeren yiyeceklerin insan sağlığına zararlı olabileceğini savunuyor. Gen bitkinin içine yerleştirildiği için, onu tüketenlerin de risk altında olacağı, sağlık konusundaki eleştirilerde sık sık dile getiriliyor. GDO’ların hedef olan ürün hariç diğerlerinde nasıl bir etki yaptığı halen bilinmiyor. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları yaygın bir halde dir. GDO’lu bitkilere getirilen eleştiriler önemli bir bölümü de doğal çevreye olan etkileri ile ilgili. Karşıt görüştekiler GDO içeren ürünlerinin tohumları çevreye karışarak doğal ürünleri etkileyip yapısını bozabileceğini savunuyor. GDO’lu ürünlerin doğal ortama yayılıp yaygınlaşması sonucunda böcek nüfusunun olumsuz etkilenmesi ve tüm ekosistemin çökme olasılığı da dile getirilen bir başka eleştiri. GDO’lu ürünlerin biyo çeşitliliği tehlikeye sokacağı ve biyolojik kirliliğe neden olacağı da yaygın endişeler arasında yer almaktadır. Geleneksel tarımda kullanılan bitkilerin tohumlarıyla bir sonraki yıl yenide ürün alınabiliyor. GDO’lu tarında ise bu mümkün değil; üreticiler, firmalardan her sene tohum alınmak zorunda. Bu şekilde hem tekelcilik hemde insan sağlığının geleceği belli ellere teslim edilmiş olmaktadır. Şayet siz o menfaati yada onun dediklerini yerine getirmezseniz sizi açlıkla tehdit edebilecektir.
Dünyada üç saniyede bir kişi, yılda bir milyon kişi intihar ediyor. Türkiye’de de, her yıl yaklaşık 2800 kişi intihar ediyor. Bunlar çok korkunç rakamlar ve intiharların büyük çoğunluğu 15-25 yaş arasındaki gençler oluşturuyor. Peki, neden bunca intihar? Bu intiharlara son verebilmek için çözüm aranıyor hatta ‘mutluluk hapları’ üretiliyor ama çözüm intiharlara neden olan sistemde aranmıyor. Bu sistem var olduğu sürece intihar edenlerin sayısı gün geçtikçe artacak.
Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki, bu düzen insanları sadece intiharlara sürüklemiyor. Binlerce, onbirlerce kişi intihar etmiyor. Fakat fuhuşu, ahlaksızlığı kabul ediyor, uyuşturucu batağına batıyor. Kimisi mafya oluyor, kimisi köşeyi dönmek için her türlü namussuzluğa evet diyecek hale getiriliyor. Bunların ismi intihar değil, ama intihar insanı nasılki ölüme sürüklüyorsa bunlarda insanı ölüme sürüklemekte.
Sosyal hayattaki alakalarda saçtığı mikroplar yalancılık, dolandırıcılık, yolsuzluk, eşkıyacılık, başkalarının mal ve servetlerini almak için yani sömürmek için çıkartılan savaşlar insandaki doğruluğu, dürüstlüğü, hamd etmeyi şükretmeyi öldürmektedir.
Daha çok zengin olmak, tüm servete el koymak ve petrolun ana kaynağına tamamen sahib olabilmek için İslam beldelerinde yüz binlerce insanı nasıl acımasızca katlettiklerini ve ülkelerini nasıl işgal ettiklerini gördük ve ve halen görmekteyiz. Bütün bu yaşananlara diğer devletlerinin hiç ses çıkarmamalarının da, onların Kapitalist zihniyete nasıl sahib olduklarını göstermektedir.
Kapitalzm sistemi kesinlikle sağlık bir toplum oluşturamaz. Çünkü bir toplum fertlerden, düşüncelerden, duygulardan ve nizamdan oluşur. Sağlıklı bir toplum içinde doğru bir nizam olmazda olmazlardandır. Nizam bozuk olursa fertlerin ve onların duygu ve düşüncelerininde bozuk olması beraberinde gelir ki, Kapitalizmin cani, merhametsiz, adeta kapitalist düzeni üzerinde taşırcasına vuran, kıran, öldüren şahsiyetler yetiştirmekte.
Kapitalizmin ileri yok dedik çünkü, bir sistem insanların sorunlarını giderebildiği, sorularına yanıt verdiği ve kalblerine huzur verdiği sürece devamlılığını koruyabilir. Kapitalizm bunların hiç birini sağlayamadı. Dünyanın neresine bakarsanız bakın sorunsuz tek bir insan dahi kesinlikle göremessiniz. Örnek gösterilen Avrupa’da dahi insanlar mutsuz ve insanların bütün sorunlarının kaynağı Kapitalist sistemdir.

veri
07-07-2011, 09:05
kominizmden evladır

leylinur
07-07-2011, 09:11
ama islamdan evla değil :)

veri
07-07-2011, 09:43
islam ın evla olması için müslümanların çok yol olması lazım
kendi sofrasına bile sahip çıkamıyorsak
nasıl dünyaya şifa olucak

bakış
07-07-2011, 09:47
kominizmden evladır
Akılcı veri,yine tosladın.
Kominizm hiç olmazsa" herkes eşittir der".kapitalizm ise "gücü olan haklıdır" der.90'lı yıllarda kominzm çökmesiyle batı dünyası"artık kominizm çökmüştür yeni tehlike artık kırmızı değil,yeşildir,yani islamdır."demişlerdir.Ve şu 20,30 sene içerisinde onca islam ülkelerine girilmiştir.

islamdan başka her akım ayaklarımızın altındadır ama şer güçlerin doğu avrupa ve ortadoğu ve afrikaya girmelerinin tek engeli kominizmdi ve çöktüken sonra islam alemine saldırılar iyice artmıştır.Çünkü dünya tek kutuplu oldu ve enbüyük düşmanını bertaraf etti amerika.

Şimdi kominist gençlerin filistin davasına nasıl sahip çıktıklarını görmüşsündür veri.yeşil kominzm tabiri iyiden iyiye kendine yer edinmeye başladı.Sen hangi akla göre kapitalizmi savundun hele anlat bakalım....:)

veri
07-07-2011, 10:02
kominizm nesi evla
dinsizlik cereyanı hiçbir yanı iyi olamaz

koministliği iyi öğren. yazdıkların anlaşılmaz

bakış
07-07-2011, 10:13
kominizm nesi evla
dinsizlik cereyanı hiçbir yanı iyi olamaz

koministliği iyi öğren. yazdıkların anlaşılmaz
veri kapitalizmin dini mi var,oda dinsiz.kapitalizmin fikir babaları yahudiler.Ve bu öğretiye göre yeryüzünün tek efendisi yahudilerdir ve tüm insanlık yahudiliğin kölesidir.
Sen sağlam bir mümin olursan komizm hiç birşey yapamaz sana.Ama kapitalizm veya siyonizm seni kendine köle yapar farkına varmassın.

veri
07-07-2011, 11:12
kominizmi de yanlış biliyorsun kapitalizmi de

slogan atmayı bırak
ikisinin arasında çok fark var.
ikisinin arasında tercih edilecekse kapitalizm daha iyi

agbi
07-07-2011, 11:15
Bakış

İyice ÇARŞAFLIYORSUN

Bari bilmediğin konularda sus ta seni değerlendirsinler.

KOMİZM de herkes eşit miş NEREDE EŞİT

Ayrıca KOMİZİM i çıkaran da bir SİYONİST tir.

Ahhhhh

Bilgisi olmayıpta bilgisi varmış diye ahkam kesen Milli görüşçüyüm diyen kişileri görünce ÜZÜLÜYORUM

bakış
07-07-2011, 11:46
agbi ve veri,şu son mesajlarınıza bakıyorum.Hiçbirşey yazmamışsınız.ikinizde AKILCISINIZ.Aklın yakıtı BİLGİDİR.
Şu son 300 yılda hiçbir şerre hizmet eden "izm"kendinden önce gelen izmden daha masum değildir.

Kominizm fikir üzerinden tahrip etmiştir,kapitalizm ise siyaset üzerinden.
şu kapitalist veri,kapitalizmi kominizme tercih ettiği için öyle yazdım.yoksa derdim kominizmi savunmak değil.

Kominizmin eşitlik kavramına örnek olarakda kominiztlerin filistin davasına sahip çıktıklarıdır.

Şimdi koministler filistin davasına sahip çıkıyorlar,islamcı gülenizmciler de köstek oluyorlar,buda kapitalizmin siyaset üzerindeki etkisine örneğimdir.

İşte görüldüğü gibidirki,kapitalizm insanları köle yapıyor ve müslümanlar bunu GÖREMİYOR.İşte en büyük tehlikede budur.

veri
07-07-2011, 11:57
koministelr kimseye sahip çıkmaz tek sıkıntıları kendi sistemleri içinde refah oluşturmak.

hangi kominist bir yere sahip çıkmış çok iyidiler de devletler niye ayrılıp koministlikten kapitalizme geçti.

kominizmde seçim şansın yok devlet senin tanrın olur
ama kapitalizm de seçim şansın vardır
aza kanaat getirir dinine göre yaşar ölürsün.

kominizmi biraz öğren be

agbi
07-07-2011, 11:58
agbi ve veri,şu son mesajlarınıza bakıyorum.Hiçbirşey yazmamışsınız.ikinizde AKILCISINIZ.Aklın yakıtı BİLGİDİR.
Şu son 300 yılda hiçbir şerre hizmet eden "izm"kendinden önce gelen izmden daha masum değildir.

Kominizm fikir üzerinden tahrip etmiştir,kapitalizm ise siyaset üzerinden.
şu kapitalist veri,kapitalizmi kominizme tercih ettiği için öyle yazdım.yoksa derdim kominizmi savunmak değil.

Kominizmin eşitlik kavramına örnek olarakda kominiztlerin filistin davasına sahip çıktıklarıdır.

Şimdi koministler filistin davasına sahip çıkıyorlar,islamcı gülenizmciler de köstek oluyorlar,buda kapitalizmin siyaset üzerindeki etkisine örneğimdir.

İşte görüldüğü gibidirki,kapitalizm insanları köle yapıyor ve müslümanlar bunu GÖREMİYOR.İşte en büyük tehlikede budur.

Riya değil sana değer veriyorum ama bıkkınlık getirmeye başladın artık.

KOMİZİM in diğer silahı ATE dir çünkü kapitalizm sisteminde halka iniş te ATE lik yoktur.

KÖLE lik Dünya var olduktan sonra vardı vede Kıyamete kadar olacaktır.

Haa versionları değişecek diyelim Örnek Almanyadaki Türk işçileri veya Türkiye deki Yabancı işçiler ANA FİKİR olarak sınıf değişmiş köle dir.

veya

Bugün Yabancı şirketlerde çalışan İşçilerimiz de köledir tek farkı SINIF DEĞİŞMESİ

leylinur
07-07-2011, 13:40
neyseki islamı kabul ediyosunuz. tartışmaya konu olmamış ne güzel bakın bu paydada birleşebiliyoruz :)

veri
07-07-2011, 13:47
seninle hiçbir paydada birleşmem.
şükür biz varız
İslam benimle gelişecek.
sizinle değil.

leylinur
07-07-2011, 14:07
bide bana diyosun kibirli diye....:dancing:

veri
07-07-2011, 14:10
bugün pek kibirli değilsin
hayır mı yaptın ne

leylinur
07-07-2011, 14:15
selamet ile...

Mahabad
07-07-2011, 14:23
Müslüman bir ülke, hatta şeriatla yönetilen müslüman bir ülkede kapitalist ilişkiler bulunur. Helal çalışma, çarpma-çırpma, hırsızlık, yolsuzluk, faizcilik dışında kapitalizme özgü her kural Şeriat hükümlerine uygun gelebilir.

Unutmayalım ki kapitalizmi en barbar en vahşi kurallarla yürüten ülkeler bile çarpma-çırpma ve hırsızlığı ya tümüyle yada mümkün olduğunca engellemeye çalışmaktadır.

Kapitalizmde faizci uygulamalar dışında İslama aykırı ilişkileri yoktur. Çünkü islam, mal edinmeyi, mülk edinmeyi, işyeri-imalathane fabrika açanlara engel koymaz, elinde bir miktar para olan ve işletmelerle kar ortaklığına dayalı ilişkileri ret etmez.
Fransızcadan gelen kom yani toplum ile izm tamlamasıyla Kominizm özel mülkiyete karşıdır. Marksizmin teorisyenlerinden Engels'in devletin, özel mülkiyetin ve ailenin kökeni isimli kitabında kominizm anlatılmaktadır. Kominizm yer altı ve yer üstü zenginliklerini toplumun ortak mülkü saymaktadır. Tabi bu aşamada kaynakları işleyen işletmelerde toplumun (devletin) elindedir.
Kadınlar ve çocuklar kominist sistemde makina parçaları, yeraltı yerüstü zenginlik kaynakları ile eş tutulmuştur. Anne baba ve çocuklardan oluşan aileyi ret etmektedir. kominist sistemde kadın toplumun ortak malıdır. Çocuklar kreşlerde kominist öğretilerle büyütülmesi gereken bir canlı şekilde tasvir edilmektedir.
Aslında, kapitalizme yönelik eleştirilerin geri planında kominizm propagandası vardır.

leylinur
07-07-2011, 21:17
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Saglikli_Kalkinma/index.htm

okuyun fikirde derinleşin görüşelim :)
yani kapitalizmde islamda parçalar olması yada kominizmde islamda parçalar olması gibi düşünceler malesefki islamın anlaşılmamasındandır ...
saygılar....:Cool:

Mahabad
07-07-2011, 21:38
...kominizmde islamda parçalar olması gibi düşünceler...
Bu ne demek şimdi?
İslamda üretim, tüketim, ekonomik faaliyetler, iş ve işveren ilişkileri, sosyal doku vs. kominizmde de aynısıyla var diyen oldu mu?

kominizmde islamda parçalar olması gibi düşünceler... size bu düşünceyi söyleten ilham kaynağınız nedir?, kimdir?

veri
08-07-2011, 08:08
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Saglikli_Kalkinma/index.htm

okuyun fikirde derinleşin görüşelim :)
yani kapitalizmde islamda parçalar olması yada kominizmde islamda parçalar olması gibi düşünceler malesefki islamın anlaşılmamasındandır ...
saygılar....:Cool:

ilgi alanım değil
ben daha nefsimi kurtaramadım onun tasasındayım.
fikrim olsa ne olucak
güç ve kuvvet arkanızda olmadıkça ancak ölümünüzü hızlandırır fikir dediğiniz

agbi
08-07-2011, 08:18
Akılcı veri,yine tosladın.
Kominizm hiç olmazsa" herkes eşittir der".kapitalizm ise "gücü olan haklıdır" der.90'lı yıllarda kominzm çökmesiyle batı dünyası"artık kominizm çökmüştür yeni tehlike artık kırmızı değil,yeşildir,yani islamdır."demişlerdir.Ve şu 20,30 sene içerisinde onca islam ülkelerine girilmiştir.

islamdan başka her akım ayaklarımızın altındadır ama şer güçlerin doğu avrupa ve ortadoğu ve afrikaya girmelerinin tek engeli kominizmdi ve çöktüken sonra islam alemine saldırılar iyice artmıştır.Çünkü dünya tek kutuplu oldu ve enbüyük düşmanını bertaraf etti amerika.

Şimdi kominist gençlerin filistin davasına nasıl sahip çıktıklarını görmüşsündür veri.yeşil kominzm tabiri iyiden iyiye kendine yer edinmeye başladı.Sen hangi akla göre kapitalizmi savundun hele anlat bakalım....:)


Riya değil sana değer veriyorum ama bıkkınlık getirmeye başladın artık.

KOMİZİM in diğer silahı ATE dir çünkü kapitalizm sisteminde halka iniş te ATE lik yoktur.

KÖLE lik Dünya var olduktan sonra vardı vede Kıyamete kadar olacaktır.

Haa versionları değişecek diyelim Örnek Almanyadaki Türk işçileri veya Türkiye deki Yabancı işçiler ANA FİKİR olarak sınıf değişmiş köle dir.

veya

Bugün Yabancı şirketlerde çalışan İşçilerimiz de köledir tek farkı SINIF DEĞİŞMESİ

BAKIŞ okudunmu ?


neyseki islamı kabul ediyosunuz. tartışmaya konu olmamış ne güzel bakın bu paydada birleşebiliyoruz :)

Siz kendinizi ne sanıyorsunuz ki

neyseki islamı kabul ediyosunuz BU SÖZLERİ SÖYLEME HAKKINI KENDİNİZ de buluyorsunuz

Neyseki İslam ı kabul ediyorsunuz u demek BANA GÖRE ABESLE İŞTİGALDİR bu Forum da üyelere söylemek.

leylinur
08-07-2011, 11:37
kapitalizmin çarkları arasında nekadar kurtarırsan nefsini kar sayıyosun:confused1: ben ise sistemin değişmesi için azmederek nefsimi en temize çıkarmanın azmini yaşıyorum..:Cool:
mesele ahiretteki kazanç olunca kusura bakmayın aza kanaat edemiyorum....???!!!

agbi
14-07-2011, 13:18
kapitalizmin çarkları arasında nekadar kurtarırsan nefsini kar sayıyosun:confused1: ben ise sistemin değişmesi için azmederek nefsimi en temize çıkarmanın azmini yaşıyorum..:Cool:
mesele ahiretteki kazanç olunca kusura bakmayın aza kanaat edemiyorum....???!!!

Azimi yaşıyorsanız o zaman birlşeyler yapıyorsunuz demektir.

Bizlerede anlatın ki

Bilgilenelim.

Kapitalizmin çarklarından kurtulmak için

Neler yapıyor neleri boykot ediyor neleri boykot yaptıklarınızın karşılığında yaşama geçiriyorsunuz.

İttihad-ı İslam
14-07-2011, 16:19
Her ikiside iğrenç sistemler ikiside faşizmi doğuran sistem inşaAllah...
Komünizmi savunmak kapitalizme karşı bile olsa iğrençliktir yada cahilliktir, çünkü kimse herşeyini paylaşmak istemez heralde ister misiniz?...

muhammedkafadar
22-07-2011, 08:09
olaya kapitalizm değilde liberalizm olarak baksak, çünkü insanlara kapitalizm öyle empoze edilmişki korkulası bi öcü sanki, halbuki sosyalizm yada ilk mesajlarda bi kominizm gördüm onunla kıyasladığımız zaman liberal devletlerin ve halkının refah düzeyinin çok daha ileride olduğu aşikar. bugün kapitalizmi başta ABD gibi tırnak içinde 'zalim gördüğümüz' devletler uyguladığı için bu sistem tamamen zararlıymış gibi kabul görüyor malesef. halbuki İLİM ÇİN'de de OLSA ALIN hadisin tam metnini hatırlayamadım ama bu manaya geliyordui Peygamberimiz (sav) bu öğüdü (en doğrusunu Allah cc. bilir) 'nü unutmamak gerek kanısındayım. kapitalizm yada diğer bir değişle liberal ekonomi başarısını kanıtlamıştır. bunun biincine son 8 yılda vardık sanırım ve sosyalizme yakın karma ekonomi uygulayan devletimiz ağırlığı liberalizme verdi. refah düzeyi yeterince iyileşmemiş olan halkını mağdur etmemek için ise eğitim ve sağlığı bu politikanın çok uzağında tuttu.

reis
22-07-2011, 08:23
Kapitalizm, Sosyalizm, Faşizm, Nazizm, Darwinizm, Komünizm, Nihilizm, Kemalizm, Laisizm, şu izm, bu izm...;
Bütün karanlıklar aynı siyahtan dokunmuştur...

leylinur
22-07-2011, 08:25
olaya kapitalizm değilde liberalizm olarak baksak, çünkü insanlara kapitalizm öyle empoze edilmişki korkulası bi öcü sanki, halbuki sosyalizm yada ilk mesajlarda bi kominizm gördüm onunla kıyasladığımız zaman liberal devletlerin ve halkının refah düzeyinin çok daha ileride olduğu aşikar. bugün kapitalizmi başta ABD gibi tırnak içinde 'zalim gördüğümüz' devletler uyguladığı için bu sistem tamamen zararlıymış gibi kabul görüyor malesef. halbuki İLİM ÇİN'de de OLSA ALIN hadisin tam metnini hatırlayamadım ama bu manaya geliyordui Peygamberimiz (sav) bu öğüdü (en doğrusunu Allah cc. bilir) 'nü unutmamak gerek kanısındayım. kapitalizm yada diğer bir değişle liberal ekonomi başarısını kanıtlamıştır. bunun biincine son 8 yılda vardık sanırım ve sosyalizme yakın karma ekonomi uygulayan devletimiz ağırlığı liberalizme verdi. refah düzeyi yeterince iyileşmemiş olan halkını mağdur etmemek için ise eğitim ve sağlığı bu politikanın çok uzağında tuttu.
ah bu kavramlar :(.isim değiştirince yada isim ekleyince hiç bir şey düzelmiyor kardeşim...
refah düzeyi yeterince iyileşmiş halk mı?!siz halk olarak kimi görüyosunuz sadece iş adamları ve çevresini mi?
kapitalizm başarısını kanıtlamış öylemi?!dünyadan bir kaç haber:
Türkiye’ye gelince 16 10 2010 tarihli devlet başkanı ve başbakan yardımcısı ali Babacanın, CNBC-e'nin 10. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Geleceği Görmek: Ekonomide 1000 günde neler olacak?” konulu konferansta yaptığı konuşmada “Önümüzdeki dönemde maalesef merkez bankalarının daha aktif olmak zorunda kaldıklarını göreceğiz. Hükümetler paralize olunca, parlamentolar hareket edemeyince, adımlar atmakta güçlük çektikçe merkez bankalarına 'Haydi sen bir şey yap' denilecek. Merkez bankalarıyla ilgili de soru işaretleri oluşmaya başladığında istikrarın kaynağı ne olacak, bu bizi gerçekten ürkütüyor. Son birkaç ayda hem FED hem Avrupa Merkez Bankası'nın uzun vadeli devlet kağıtlarını ve büyük miktarlarda alıyor oluşu önemli bir endişe kaynağı. Böylesine kritik bir dönemde ülkelerin hükümetlerine büyük görev düşüyor. Hiçbir ülke hak etmediği refahı yaşamamalı.”
"Avrupa Birliği'nde borç krizi yaşayan çok sayıda ülke var. Ekonomik kriz bitmedi, yeni bir safhaya girdi. 'Kim kimi nasıl kurtaracak?' sorusunun cevabı yok.”
15 12 2010 tarihinde haberlerde; Yunanistan'ın başkenti Atina'da, hükümetin bütçe açığının daraltılması için uygulamayı kararlaştırdığı reformları protesto eden göstericiler şehri birbirine kattı.atinada sokaklar kan gölüne döndü şeklinde haberler ile ülkede gerginliğin hala devam ettiği anlaşılmaktadır
Dünyanın iki dev ekonomisi Rusya ve Çin, ruble ve yuanla ticaretin önündeki engelleri kaldırdı. Dolarla ticarete alternatif olarak geliştirilen yerel para birimleri ile ticarete Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve Çinli meslektaşı Wen Jiabao tam destek verdi. Daha iyi ekonomik koşullar oluşturmak ve ikili ticaretin önünü açmak için çok önemli bir adım olarak görüyoruz." diyen Putin, St. Petersburg'da gerçekleşen toplantıda ruble ve yuanla ticaretin hemen başlayacağını açıkladı.

Yenilenen Mart 1992 tarihli 'Rusya ve Çin İkili Ticaret Anlaşması'na Rusya adında Maliye Bakan Yardımcısı Aleksey Savatyugin, Çin adına da Ticaret Bakan Yardımcısı Gao Hucheng imza koydu. Törende açıklamada bulunan Putin, "Bundan sonra, ruble yabancı para birimi olarak Çin'de, yuanda yabancı para birimi olarak Moskova'da kullanılabilecek." dedi. Anlaşma aralık ayının başından itibaren uygulamaya girecek.23 11 2010

bataklıktan çıkma çabaları ekonomi haberi izleyen herkesce malumdur vesselam...

muhammedkafadar
22-07-2011, 08:49
ah bu kavramlar :(.isim değiştirince yada isim ekleyince hiç bir şey düzelmiyor kardeşim...
refah düzeyi yeterince iyileşmiş halk mı?!siz halk olarak kimi görüyosunuz sadece iş adamları ve çevresini mi?
kapitalizm başarısını kanıtlamış öylemi?!dünyadan bir kaç haber:
Türkiye’ye gelince 16 10 2010 tarihli devlet başkanı ve başbakan yardımcısı ali Babacanın, CNBC-e'nin 10. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Geleceği Görmek: Ekonomide 1000 günde neler olacak?” konulu konferansta yaptığı konuşmada “Önümüzdeki dönemde maalesef merkez bankalarının daha aktif olmak zorunda kaldıklarını göreceğiz. Hükümetler paralize olunca, parlamentolar hareket edemeyince, adımlar atmakta güçlük çektikçe merkez bankalarına 'Haydi sen bir şey yap' denilecek. Merkez bankalarıyla ilgili de soru işaretleri oluşmaya başladığında istikrarın kaynağı ne olacak, bu bizi gerçekten ürkütüyor. Son birkaç ayda hem FED hem Avrupa Merkez Bankası'nın uzun vadeli devlet kağıtlarını ve büyük miktarlarda alıyor oluşu önemli bir endişe kaynağı. Böylesine kritik bir dönemde ülkelerin hükümetlerine büyük görev düşüyor. Hiçbir ülke hak etmediği refahı yaşamamalı.”
"Avrupa Birliği'nde borç krizi yaşayan çok sayıda ülke var. Ekonomik kriz bitmedi, yeni bir safhaya girdi. 'Kim kimi nasıl kurtaracak?' sorusunun cevabı yok.”
15 12 2010 tarihinde haberlerde; Yunanistan'ın başkenti Atina'da, hükümetin bütçe açığının daraltılması için uygulamayı kararlaştırdığı reformları protesto eden göstericiler şehri birbirine kattı.atinada sokaklar kan gölüne döndü şeklinde haberler ile ülkede gerginliğin hala devam ettiği anlaşılmaktadır
Dünyanın iki dev ekonomisi Rusya ve Çin, ruble ve yuanla ticaretin önündeki engelleri kaldırdı. Dolarla ticarete alternatif olarak geliştirilen yerel para birimleri ile ticarete Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve Çinli meslektaşı Wen Jiabao tam destek verdi. Daha iyi ekonomik koşullar oluşturmak ve ikili ticaretin önünü açmak için çok önemli bir adım olarak görüyoruz." diyen Putin, St. Petersburg'da gerçekleşen toplantıda ruble ve yuanla ticaretin hemen başlayacağını açıkladı.

Yenilenen Mart 1992 tarihli 'Rusya ve Çin İkili Ticaret Anlaşması'na Rusya adında Maliye Bakan Yardımcısı Aleksey Savatyugin, Çin adına da Ticaret Bakan Yardımcısı Gao Hucheng imza koydu. Törende açıklamada bulunan Putin, "Bundan sonra, ruble yabancı para birimi olarak Çin'de, yuanda yabancı para birimi olarak Moskova'da kullanılabilecek." dedi. Anlaşma aralık ayının başından itibaren uygulamaya girecek.23 11 2010

bataklıktan çıkma çabaları ekonomi haberi izleyen herkesce malumdur vesselam...


ısınan ekonomiyi liberalizmin üzerine atmak doğru olmaz. çok uzun zamandır yapılan yanlışların (kağıt ekonomisi) patlak vereceği an'a doğru hızla yaklaşıyoruz ve ciddi değişimler beklentisi içindeyim. lakin şahsi kanaatimdir, bu beklenilen yeni krizin ardından liberalizme olan eğilim daha da artıcaktır. halk ekonomiyi kendisi idare etsin, işletmeleri kendisi çalıştırsın ister.

leylinur
22-07-2011, 08:56
ısınan ekonomiyi liberalizmin üzerine atmak doğru olmaz. çok uzun zamandır yapılan yanlışların (kağıt ekonomisi) patlak vereceği an'a doğru hızla yaklaşıyoruz ve ciddi değişimler beklentisi içindeyim. lakin şahsi kanaatimdir, bu beklenilen yeni krizin ardından liberalizme olan eğilim daha da artıcaktır. halk ekonomiyi kendisi idare etsin, işletmeleri kendisi çalıştırsın ister.
afedersiniz ama biz deneme tahtasımıyız o olmadı bunu deneyelim o olmadı şunu deneylimm..daha önceden uygulanmış ve başarı elde edilmiş bir ekonomik sistem var neden ona geri dönülmüyor..islamın iktisadi siyasetine:confused1:...yani sadece bazı çevrelerin beslenmesi engenlenmiyor.:confused1:.o çevrelerce zaten harşey aynı..tabanda ne değişti...şekere ve yağa yeni zam yapıldı hayatımızdaki yerini biliyormusunuz?!:confused1:rica ediyorum yani ekonomi konusunda zaten çok doluyum bide bana gelip bu ekonomiyi övmeyin...buraya atacağım haberlerle diliniz uçuklar ama tabi siz ekonomi deyince belli kesimin ekomomisini anlamıyorsanız:Cool:doların ve altının düşmesi ve çıkması hala amerikan ekonomisine yada bilmem hangi sömüren ülkeye bağlı:(üzgünüm ama kapitalizm ipini kendi çekiyor devam da edecek ve ölecek Allahın izni ile...:Cool:

veri
22-07-2011, 09:01
yine bilmediğin konularda konuşuyorsun.
epey zaman önce dünya bankası başkanı müslümanlardan ekonomik sistemleri hakkında bilgi istedi
sonuç fiyasko
ortada sistem yok

muhammedkafadar
22-07-2011, 09:04
afedersiniz ama biz deneme tahtasımıyız o olmadı bunu deneyelim o olmadı şunu deneylimm..daha önceden uygulanmış ve başarı elde edilmiş bir ekonomik sistem var neden ona geri dönülmüyor..islamın iktisadi siyasetine:confused1:...yani sadece bazı çevrelerin beslenmesi engenlenmiyor.:confused1:.o çevrelerce zaten harşey aynı..tabanda ne değişti...şekere ve yağa yeni zam yapıldı hayatımızdaki yerini biliyormusunuz?!:confused1:rica ediyorum yani ekonomi konusunda zaten çok doluyum bide bana gelip bu ekonomiyi övmeyin...buraya atacağım haberlerle diliniz uçuklar ama tabi siz ekonomi deyince belli kesimin ekomomisini anlamıyorsanız:Cool:doların ve altının düşmesi ve çıkması hala amerikan ekonomisine yada bilmem hangi sömüren ülkeye bağlı:(üzgünüm ama kapitalizm ipini kendi çekiyor devam da edecek ve ölecek Allahın izni ile...:Cool:

ve kabullenmemiz gerek bir husus daha varki oda KÜRESEL EKONOMİ GERÇEĞİ. bireysel devlet diye birşey yok artık. elbetteki ABD, AB vb. ne olursa bizi etkileyecek. orda kulağı ağrıyan bi lider burda doları fırlatacak, burda dişi sızlayan bi patron orda borsayı sarsacak. küresel ekonomi bi gerçek ve ona adapte olmak durumundayız. mevcut sıkıntıları aşmanın yoluda sosyalizmin tersine hareket etmek, devletleri sadece denetleyici konumunda tutmak.

muhammedkafadar
22-07-2011, 09:12
şekere ve yağa yeni zam yapıldı hayatımızdaki yerini biliyormusunuz?!:

e doğal olarak biliyorum, bende herkes gibi tüketiyorum bunları, ücretleri filan tartışacak değilim bu konuda söylenecek herşeyide kabul ederim ama bu apayrı bi konu. zamanla aşılacak sorunlar olarak görüyorum bunları. sizin için söylemiyorumda kimileri sırf hükümeti eleştirmek adına batılı devletlerde verilen maaşları övüyor, lakin göz ardı ettikleri şey İtalyada %21, Almanya'da %23 ABD'de %25 olan KDV oranları!! üstelik buranın halkı bunları ödüyor, mükafatınıda gerek yatırımlar gerek maaş zamları olarak alıyor. biz %18' i ödemiyoruz,yarımızdan fazlası vergi kaçırıyor, teröristten ne farkı kaldı şimdi bunların!!! batıyı eleştiriyoruz ama BENCE ne kadar Türk şirket var devret gitsin yabancıya, böyle dediğim zaman kızıyorlar lakin en azından vazifelerinden kaçmıyorlar. maaşa zammı, ödensin vergiler o zaman. vergide indirimmi, ödensin o zaman vergiler.

leylinur
22-07-2011, 09:20
ve kabullenmemiz gerek bir husus daha varki oda KÜRESEL EKONOMİ GERÇEĞİ. bireysel devlet diye birşey yok artık. elbetteki ABD, AB vb. ne olursa bizi etkileyecek. orda kulağı ağrıyan bi lider burda doları fırlatacak, burda dişi sızlayan bi patron orda borsayı sarsacak. küresel ekonomi bi gerçek ve ona adapte olmak durumundayız. mevcut sıkıntıları aşmanın yoluda sosyalizmin tersine hareket etmek, devletleri sadece denetleyici konumunda tutmak.

bu böyle devam edemez etmicek Allahın izniyle sizde bunu göreceksiniz...arjantindeki patlama sadece bir örnek..siz kabullenin koyun gibi güdülün ama bendende yada başkalarındanda koyun olmasını beklemeyin...yukarda verdiğim haberler sizin dediğiniz gerçeğe karşı duruş sergileyerek kalkınmak isteyen ülkelerdendir..ve dünyanın bir çok yerinde bu ekonomiyi kurtarmak adına çabalar sürüyor.veri ne demiş bak dünya bankası müslümanlardan yardım istemiş ne kadar doğru bilmiyorum kaynağıyla haberi atsaydı daha iyi olurdu:( ama uygulayamazlar öncelikle faizi kaldırmaları lazım çünkü:Cool:hangi banka kabul eder..bide veri fiyasko diyo uygulamadan nerden bilcekler :Cool:beşeri çözümleri hepsi fiyaskoyla sonuçlanacak
"zalimler nasıl bir inkılab ile devrileceklerini yakında görecekler"

veri
22-07-2011, 09:24
burası arjantin değil...
oranın yerli halkı mı desem göç edip artık oranın sahipleri sanan zevat mı desem dedeleri zatenhırsız dı müslümanlarla karıştırmayın.

dünya bankası başkanı açıklamam yerinde.
cevabı da üç aşağı beş yukarı belli.

ha tut faizi kaldırdın buyur kaldır.
faizi kaldırmak ekonomik model midir hayır

ortada islami veya bir başka dinin olsun ekonomik modeli yok.

muhammedkafadar
22-07-2011, 09:29
bu böyle devam edemez etmicek Allahın izniyle sizde bunu göreceksiniz...arjantindeki patlama sadece bir örnek..siz kabullenin koyun gibi güdülün ama bendende yada başkalarındanda koyun olmasını beklemeyin...yukarda verdiğim haberler sizin dediğiniz gerçeğe karşı duruş sergileyerek kalkınmak isteyen ülkelerdendir..ve dünyanın bir çok yerinde bu ekonomiyi kurtarmak adına çabalar sürüyor.veri ne demiş bak dünya bankası müslümanlardan yardım istemiş ne kadar doğru bilmiyorum kaynağıyla haberi atsaydı daha iyi olurdu:( ama uygulayamazlar öncelikle faizi kaldırmaları lazım çünkü:Cool:hangi banka kabul eder..bide veri fiyasko diyo uygulamadan nerden bilcekler :Cool:beşeri çözümleri hepsi fiyaskoyla sonuçlanacak
"zalimler nasıl bir inkılab ile devrileceklerini yakında görecekler"

konudan konuya atlıyoruz ya hadi hayırlısı :) faiz meselesi başka, aslında o faiz değil RİBA'dır. faiz arapçada kazanç manasına gelir ve HELAL'dir. bizim bildiğimiz anlamda faizin gerçek adı ise RİBA'dır ve HARAM olan o dur. dinin emir ve yasaklarını sorgulamaya kimsenin hakkı yok, haramsa haram itirazda yok. bizim tartıştığımız konunun burada liberalizm mi,sosyalizm mi olması gerek. müslüman toplumlarda liberal olabilir. liberalizm ekonominin bireye dayalı olduğu bir sistemdir. çalışan kazanır, kazanan patron olur, daha çok çalışan daha çok kazanır, rekabet esastır ve bu halk açısından oldukça olumlu bir şeydir, tekelleşme olmaz. bunda ne sakınca var?

leylinur
22-07-2011, 09:37
konudan konuya atlıyoruz ya hadi hayırlısı :) faiz meselesi başka, aslında o faiz değil RİBA'dır. faiz arapçada kazanç manasına gelir ve HELAL'dir. bizim bildiğimiz anlamda faizin gerçek adı ise RİBA'dır ve HARAM olan o dur. dinin emir ve yasaklarını sorgulamaya kimsenin hakkı yok, haramsa haram itirazda yok. bizim tartıştığımız konunun burada liberalizm mi,sosyalizm mi olması gerek. müslüman toplumlarda liberal olabilir. liberalizm ekonominin bireye dayalı olduğu bir sistemdir. çalışan kazanır, kazanan patron olur, daha çok çalışan daha çok kazanır, rekabet esastır ve bu halk açısından oldukça olumlu bir şeydir, tekelleşme olmaz. bunda ne sakınca var?

kusura bakmayın o sizin düşünceniz islam öyle demiyor islamın bütün kurum ve kuruluşları için kendine ait şeri uygulamaları vardır ..şeri anlamıyla riba örfi anlamıyla faiz :) kapitalist sitemin ekonomisinin temellerindendir?!!islamda bu haramdır islam ekonomisi alternatifini hiç konuşmuyor düşünmüyor yada yok sayıyorsunuz liberalizm mi sosyalizm mi olsun diyorsunuz...ikiside olmasın ikiside çürük islam olsun diyorum bende...
veri sende biraz araştır bakalım islamın ekonomisi yok muş muş...cehalete bak...sen islam devletinin "i" sini bilmiyorsun demiştim işte yine kanıtladın :):Cool:

veri
22-07-2011, 09:41
asıl sen bilmiyorsun hizbutçu
sadece sana aferin demeyenleri suçluyorsun.

nerde bu islami ekonomik model hadi soru sordum faiz i kaldırmak mı modelmiş:)
git işine ya bildiğin konularda konuş bari de adam yerine koyalım

alanyali07
22-07-2011, 09:47
ekonomik terimlerden, ekonomik yönetimlerden pek anlamam..ama izlenim edindiğim kadarıyla bu ekonomik düzen hakkında "zenginler daha zengin, fakirler daha fakir oluyor" gibi bir gözlemim oldu..yani ekonomik sistem, zenginleri daha zengin yapma üzerine kurulu sanki..somut örnek olarak şunu vereyim : kredi kartları..kredi kartlarına böyle taksit, şöyle avantajlar, hediyeler, kuponlar, bedava tatiller, bedava uçak biletleri felan,bedava benzin felan.. Peki bu kredi kartlarından bu imkanları en çok kim kullanır ? elbette zenginler.. Ben hiç bir fakirin kredi kartından harcama yapıp bedava birşey kazandığına şahit olmadım..adı üstünde fakir..onu kazanması için harcamayı çok yapması lazım..
Fakat bu imkanlar zenginlere yarıyor.. Yani sadece bu küçük örnekten bile bu ekonomik sistemin zenginleri daha zengin ,fakirleri ise ya yerinde sayan veya gerileyen yapıyor..

bilmiyorum gözlemim yanlışmı hatalımı.. ??? ekonomi profesörü değilim :)

veri
22-07-2011, 09:52
hangi ekonomikdüzeni getirirseniz getirin.
her model de zengin daha zengin getirir.
zaten o yüzden zekat gibi bir düzenleme var. veya buna vergi de diyenler var.

asıl mesele bu toplanan vergilerin ihtiyaç sahipleri gözetilerek harcanmaması.
yani kurallarda değil uygulamada sorun var.

özellikle malların 12 saatlik mesafeyi birkaç günde aşıp satışa sunulabilen bir ortamda
global ekonomik etkilerin fakirlere etkileri iyice arttı günümüzde.

alanyali07
22-07-2011, 10:02
Güzel bir röportaj olmuş, güzel bilgiler mevcut..



Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu ile Bir Röportaj (http://islamekonomisi.org/prof-dr-ahmet-tabakoglu-ile-bir-roportaj/)


Prof. Ahmet Tabakoğlu, İslam ekonomisinin İslamî bir zihniyetin ve yaşam tarzının ürünü olabileceğini vurgularken hem kurumsal olarak ve hem teorik olarak zengin bir mirasının olduğunu ifade etti. İslamî ilke ve değerlere dayanmayan bir ekonominin fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan kapitalist sistemin parçası olacağının altını çizen Tabakoğlu gayri adil olan kapitalizmin kendini tehlikeye attığını savundu.
İslam ekonomisi dediğimizde ne anlamalıyız?Doğuşundan günümüze süreklilik arz eden temel ilke ve kurumları var mıdır?
İslam ekonomisi, ekonominin doğduğu tarihlere kadar indirgenebilir. 18. yüzyılın sonlarında Batıda kapitalist iktisat bilimi doğdu. Daha sonraki dönemlerde de İslam iktisadı ortaya çıktı. İslam iktisadının nüvelenme ve ortaya çıkış dönemi de yaklaşık bir yüzyıl sonrasına, yani 1900`lü yıllara rastlar. 1800`lerde modern kapitalizm doğdu ve iktisat ilmi modern kapitalizmin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde gelişirken bundan aşağı yukarı bir yüzyıl sonra da İslam dünyasında İslam iktisadı ile ilgili çalışmalar başlamıştır.
Bununla İslam iktisadı teorisini kastediyorsunuz, değil mi?
O, İkinciMeşrutiyet dönemine rastlar. Biliyorsunuz, “Batılıların yaptığı şeyler İslam`da da vardır” diye genel bir kabul vardır. Buna uygun olarak onlar neyi iyi yapıyorlarsa biz de yaparız yaklaşımıyla İslam iktisadı ile ilgili çalışmalar başlamıştır. “İslam sosyalizm ve kapitalizmi hüsn-i telif edebilir” gibi kitaplar, makaleler yazılmıştır.Yani İslam’ın adil bir ekonomik sistem getirdiğini ortaya koyan çalışmalar yapılmıştır.
Daha Tanzimatdöneminden başlayarak kapitalizm karşısında İslam hakkında yorumlar yapılmaya başlanmıştır. Burada esas düşüncenin İslam`ın terakkiye veya kalkınmaya engel olmadığı fikri olduğunu söyleyebiliriz. İslâm`ın geri kalmışlıkta, daha doğrusu az-kapitalistleşmekte bir rolü olmadığı genellikle kabul görmüş, Batının ahlâkını değil sadece tekniğini, kültürünü değil medeniyetini almamızın mümkün ve muteber olduğu safdilliği yerleşmiştir.
İLK İKTİSAT KİTAPLARIMIZDA YERLİ VE DOLAYISIYLA İSLAMİ OLMAK ENDİŞESİ VARDI
İslâm dünyası da, aslında yeni iktisat bilimini veri olarak almıştı. Oysa ilk iktisat kitaplarımızda yerli ve dolayısıyla İslamî olmak endişesi vardı. Mesela, Ahmet Mithat Efendi, eserinde bir iktisat kitabını aynen tercüme etmenin büyük bir hata olacağını ve bu yüzden “bizim için mutavassıt bir yolda ve hal ve şanımıza münasib bir surette bir ekonomi-politik yazmak lüzum ve mecburiyeti”ni duyduğunu belirtmişti. Bugün Türkçe`deki iktisat kitaplarının pek azı bu türden bir “lüzum ve mecburiyet” duymaktadır.
İslam dünyasında ilk başlangıç Türkiye`de, Osmanlı Devletinde olmuştur. Bunu net olarak biliyoruz. İkinci Meşrutiyet döneminde başlamıştır. Meşrutiyet döneminde çıkartılan gazete ve mecmualarında konu ile ilgili çok sayıda yazı bulabilirsiniz. Bu dönemle birlikte Müslüman-Türklerin ticarete atılmaları oluşmaya başlayan millî iktisat düşüncesinin de etkisiyle teşvik edilmeye başlamıştı.
İkinci Meşrutiyet`in İslamcı dergilerinde artık ticaret ve sanatla ilgili yazılara rastlanıyor, kâr, faiz gibi kavramlar yeniden yorumlanıyordu. İslam`ın temelde dünya hayatına değer vermediği görüşünün yanında bunun çalışmayı ve ticarete atılmayı engellemeyeceği vurgulanıyordu.
Daha sonra Cumhuriyet döneminde “yerli malı kullanmalı” kampanyaları bile İslam iktisadıyla desteklenmişti. Hep bunlar İslam`a atfedilerek yapılmaya çalışılmıştır. İslam`da da bunların esası var şeklinde yazılıp çizilmiştir.
Fakat asıl İslam ekonomisi tabirinin ortaya çıkışı 1945`ten sonradır. O tarihte ortaya çıkışının sebebi de Hindistan alt kıtasındaki bağımsızlık hareketleri, Hindistan`ın bağımsızlığını kazanması ve o sırada Müslüman Hint aydınlarının yeni bir sistem oluştururken İslam`dan nasıl faydalanacaklarını düşünmeleridir. Bu çerçevede İslam ekonomisi ortaya çıkmıştır. Bunların çoğu İngilizce yazmıştır. İngilizce kitaplar, makaleler neşrediyorlar. Bunların başında Mevdudi gelir. Hindistan halkı dediğimiz zaman Pakistan`ı da dikkate almak lazım. Fakat Mevdudi başlangıçta Pakistan`ın kurulmasına karşıydı. Yani Hindistan bölünmeyip, Pakistan ayrı bir devlet olmadan konfederasyon şeklinde olabilirdi. Sonuçta kendi içlerinde bölünme oldu. Fakat yeni kuracakları devlette, Müslümanların olduğu devlette İslam`dan faydalanmak gerekti. O yüzden İslam ekonomisi çalışmaları ortaya konmuştur.
Daha sonra Hint alt kıtasından çok sayıda ilim adamı ortaya çıkmıştır. Ve bunların bir kısmı Hindistan`ın ve ardından Pakistan`ın bağımsızlığından sonra dünyaya yayılmış, bir kısmı Türkiye`ye gelmiştir. Mesela bunların başında Muhammed Hamidullah gelir. İslam ekonomisi tarihinin önemli isimlerinden biridir. Çalışmaları, eserleri oldukça kapsamlı ve derindir. Bunların arasında ilim adamı özelliğini taşıyan belki en önemli isim Muhammed Hamidullah`dır. Ama iktisatçı dağil hukukçu ve tarihçidir. Daha sonra Hindistan kökenli olup hala yaşayan sırf iktisatçı olan ilim adamları var. Bunların başında Muhammed Necatullah Sıddiki gelir. 1950`li yıllardan itibaren hala İslam ekonomisi konusunda yazar. Yine Abdulmennan var. Ama fıkıh ve tarih endişesi de olan Necatullah Sıddiki hariç bunlar daha çok modern kapitalist iktisat bilgiyle İslam`a yaklaşan yazarlardır. Demek ki, bugün İslam ekonomisi olarak bildiğimiz disiplinin kökeninde Hintli Müslüman aydınların eserleri vardır.
Arap diyarında Hasan el Benna hareketiyle yani Müslüman Kardeşler hareketi çerçevesinde olmuştur. Mesela Seyyid Kutub bu alanda yazdı. Bunlar, Nasır`ın etkisi ve Nasır`a tepki mahiyetinde ortaya çıktı. Başlangıçta etkisiyle meydana geliyor ama daha sonra Nasır`a karşı cephe olmuşlardır. Bu çalışmalarda İslam toplumculuğu ağırlığı vardır. Pakistan ve Hindistan`dakilerde biraz daha kapitalizm etkisi hakimdir.
Yine günümüzün Müslüman iktisatçılarının veri olarak kabul edip benimsedikleri bazı iktisadî yaklaşımlar çok kere Batı sisteminden kaynaklanmıştır.
Teorik gelişme bu şekilde olmuş. Peki, uygulama sahasında doğuşundan günümüze İslam ekonomisinde süreklilik arz eden ilke ve kurumlar var mıdır?
Evet, asıl problem de odur şu noktada. Çünkü İslam iktisadı tabiri yaklaşık bir tabirdir yani göreceli bir tabirdir. Batılıların iktisat bilimi varsa bizim de İslam iktisadımız var demektir. Fakat bu kabataslak bir yaklaşım. Gerçekte İslam tarihi içinde birçok ilke ve kurum oluşmuştur. Bunlar üzerinden tırnak içerisinde bile olsa bir İslam ekonomisinden bahsedebiliyoruz. Bu alanın bir sürü birikimi var. Mesela Osmanlının başlangıcından itibaren görülen toprak sistemini nasıl açıklayacağız. Mutlaka İslam iktisadı içerisinde konu edeceğiz. Bir İslam toprak sistemi oldukça önemlidir. İslam maliye bürokrasisi, Osmanlılarda, Selçuklularda, Abbasilerde, Emevilerde müthiş bir birikimdir. Yine “divan” kurumu, ahkam defterleri, şikayet defterleri bunlara baktığımız zaman İslam ekonomisiyle ilgili büyük bir birikimin olduğunu görürüz.
İSLAM TARİHİ BOYUNCA SERVET VE MÜLKİYET YAYGINLAŞTIRILMIŞTIR
O halde İslam`ın doğuşundan itibaren Müslümanların kurduğu siyasi oluşumlarda ekonomi alanında İslami ilkeleri ve kurumları takip edebiliyor muyuz? Veya İslam ekonomisinin bir ilkesinin tarihi serüvenini takip etsek bir süreklilikle karşılaşır mıyız?
Mesela İslam`ın ekonomik ilkelerinden servet ve mülkiyetin yaygınlaştırılması ilkesini vurgulayabiliriz. Gerçekten de İslam tarihi boyunca servet ve mülkiyet yaygınlaştırılmıştır. Orta sınıflaşma, tabakalaşma gerçekleştirilmiştir. Örnekleri Ahiler. Ahilerden sonra bir yönüyle esnaf teşkilatının oluşması. Diğer yönüyle toprak sistemi, çifthane sistemi bunlar orta sınıflaşmayı gösteren, servet ve mülkiyetin yaygınlaştırılmasını gösteren örnekler.
Yaygınlaştırma , tekelleşmeyi önleme anlamında, değil mi?
Evet, ne yüksek gelirli insanlar vardır, ne düşük gelirli insanlar vardır. Orta sınıflaşma esastır. İşte İslam tarihinde bunu çifthane sistemiyle, esnaf sistemiyle gerçekleştirmişlerdir. En önemlisi budur ve bu orta sınıflaşma olayı sosyal yapının da ekonomik yapının da bel kemiğidir. Bu yüzden Batılı toplumlarda gördüğümüz burjuvalaşma veya aristokratlaşma gibi bir sınıflaşma da yoktur. Bir proleter sınıf görülmemiştir. Burjuva-proleter çatışması veya feodal dönemlerin serf-senyör çatışması yoktur İslam tarihinde. Her karmaşık toplumda olan idare eden ve edilenler vardır. Batı toplumlarında gördüğümüz tabakalaşmaya rastlanmaz.
İslam tarihinde farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda aynı ilkelerle benzer kurumların oluşturulmuş olması İslam ekonomisi için bir teori ve sistem üretilmesini sağlamaz mı? İslam ekonomisinin 1945`lerden sonra meydana geldiğini söylediğiniz için soruyorum bunu .
Modern anlamda kapitalizme tepki olarak dedim onu. Ama gerçekten İslam tarihinde büyük bir birikim vardır. Kurumsal anlamda da bir birikim vardır. Ve bu sistemleştirilebilir. Zaten yapılıyor da.
İkincisi düşünce anlamında da bir birikim var. Mesela 7. 8. yüzyıllar biliyorsunuz, Şarlman devrinden sonra Avrupa`nın feodal döneme girdiği yüzyıllardır. 13. yüzyıla kadar, yaklaşık beş yüzyıl Avrupa entelektüel bir boşluk içine girmiştir. Buna The Great Gap(büyük boşluk) diyorlar. Oysa bu dönemde İslam dünyasında büyük bir entelektüel birikim yaşanmıştır. İslam iktisadı diyebileceğimiz saha dahi vardır. Abbasiler döneminde Yunan`dan çevrilen eserler de var. Onun yanında özgün eserler de var. Kaldı ki, Yunan`dan çevrilen eserlere de İslami renk verilmiştir. O kadar büyük bir birikim ki, bunun sınıflandırılmasında bile güçlük çekiyoruz. Fiyat tarihinden ticaret tarihine, toprak tarihine kadar düşünce alanında bir sürü eser yazılmıştır.
Yine evrensel olabilecek iktisadî tahlillere ve ilkelere ulaşabilmek için İslâm bilginlerinin bu eserlerine başvurmak gerekecektir. Bu eserler bizim için “İslâm iktisadı”, İslâm iktisadî düşünce tarihi” ve “iktisat teorisi” alanlarında çok verimli kaynaklardır.
KAPİTALİZMİ ORTAYA ÇIKARAN OLAYLAR İSLAM TOPLUMUNDA NİYE ORTAYA ÇIKMADI DİYE ÜZÜLEMEYİZ
İslam iktisadının olmazsa olmaz diyebileceğiniz temel ilkeleri nelerdir? Mesela asr-ı saadette bu alanda ilk uygulamalar arasında neler vardır ?
Emeğin yüceltilmesi durumu var. En yüce değer emektir. Bu çok açık bir şekilde görülebilir. Hz. Peygamber emekle geçinmeyi ön planda tutuyor. İnsanın en önemli kazanç sahası emeğiyle olandır. Yani sermaye diye bir değer yoktur. Yani sermaye de bir noktada birikmiş emek olarak görülebilir ama asıl önemli olan emektir. Toplumsal alanda da kul hakkı kavramı çok önemlidir. Yani insanların birbirlerinin haklarını yememesi önemlidir. Hz. Peygamber`in emek uygulamaları da bunu yani kul hakkı yememeyi esas almıştır. Mesela fiyat konusunda başkasının hakkını geçirmemek gerekir. Böyle bir yaklaşım vardır. Kul hakkı yememek İslam ekonomisinde çok önemlidir.
Oysa kapitalizm kul hakkı yiyerek ve ahlaksızlıkla gelişmiştir. Ahlaksızlığın en üstünde insan öldürme vardır. Kapitalizm insan öldürerek gelişmiştir. İnsanları köleleştirerek gelişmiştir. Sombar`ın o ünlü sözünü biliyorsunuzdur: “Zengin olduk, çünkü kıtalar ve ülkeler bizim için ıssızlaştı. İnsanlar bizim için öldüler.” Katliamlar, köleleştirme, kıtaların boşaltılması olmasaydı, Aztek ve İnka medeniyetleri yok edilmeseydi kapitalizm olmazdı. Bu yüzden kapitalizmi ortaya çıkaran olaylar için, mesela sanayi devrimi İslam toplumunda niye ortaya çıkmadı diye üzülemeyiz. Çünkü o kendi süreci ve mantığı içinde ve belirtilen yollarla gerçekleştirilen sermaye birikimi ile ortaya çıkmıştır. Bu Müslümanların kabul edemeyeceği bir olgular zinciridir.
İSLAM FARKLI KÜLTÜRLERİ YOK ETMEMİŞ SİSTEMLE BÜTÜNLEŞTİRMİŞTİR
İslam`ın uluslararası ilişkilerde hakim olduğu dönemlerde Akdeniz ticareti canlanmış ve Batının iktisadi gelişmesine zemin hazırlanmışken bugün Batı hakimiyeti altındaki dünyada ekonomik göstergeler hep Batı lehinde oluyor ve en çok Afrika ülkelerinin bazılarında ortaya çıktığı gibi ülkelerin kendi gelişimlerini gerçekleştirmelerine izin verilmiyor. Bu iki durum arasındaki zıtlık nereden kaynaklanıyor?
Merkantilist dönemler tüccarla devletlerin işbirliği yaptığı dönemlerdir. Mesela İngiliz tüccarları yabancı sahalarda, denizlerde çaba sarf ederken bunun garantisi İngiliz krallığı idi. Fransızlar ve İspanyollar için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Yani devlet destekli ticaret söz konusuydu. Ve bu noktada üretim olayının çok fazla olmadığını söyleyebiliriz. İngiltere yavaş yavaş üretim aşamasına geçiyor ama asıl üretimi gerçekleştiren Osmanlı sistemidir. Hem sanayi ve hem tarımsal üretim anlamında Osmanlı “üretimi” önemli bir olgu olarak görür. Sistemli bir ekonomisi vardır. Bütçelere baktığınızda en önemli gelir kalemlerinin hiçbir zaman ganimet olmadığını görürsünüz. Bu ancak Batı toplumları için geçerlidir. Batı devletleri savaş yapar, savaşta ya galip gelir ya mağlup olur. Galip olursa bir ganimet elde eder. Mağlup olursa ekonomi biter. Oysa Osmanlılarda birçok mağlubiyet olmasına rağmen varlığını sonuna kadar sürdürmüştür. 1918`e kadar sürdürmüştür diyebiliriz. Hatta 1908`de Meşrutiyet ilan edildiği sıralarda bile Osmanlı bütçesinde açıklar azalmıştır. Yani II. Meşrutiyet dönemi açıkların azaldığı, ekonominin iyiye gittiği zamanlardandır. Başından sonuna kadar varlığını üretim yapısıyla, serbest ticaret yapısıyla ve sağlam bürokratik yapısıyla devam ettirir. Bürokratik yapı kendini kanun-i kadim anlayışıyla sürdürür. Osmanlı gücünü bu anlayışa borçludur.
Peki, bu iki medeniyeti kültürel olarak ve zihniyet olarak karşılaştırdığımızda İslam`ın hakim olduğu dönemlerde Batı`da durum neydi ve Batı`nın hakim olduğu dönemlerde Doğu`da durum nedir? Bu iki medeniyet karşı medeniyetin ekonomik gelişimine nasıl tepki veriyor?
İslam medeniyeti kendi dışındaki güçlerin hakim olduğu dönemde gelişmiştir. Mesela İran-Sasani İmparatorluğunu yıkarak gelişti. Bizans İmparatorluğunu gerileterek gelişti. Fakat şöyle düşünmek lazım. İslamiyet bunların kültürlerini ve geleneklerini yok etmemiştir. Biraz önce kanun-ı kadim demiştik. Geçmişten gelen gelenek İslam tarafından devam ettirilmiştir. Yani İslamiyette devrimci bir anlayış yoktur. İyi gelenekleri devam ettirme anlayışı vardır. Kendi ilkelerine uygun gelenekleri devam ettirir. Kendi ilkelerine uygun değilse değiştirir. Bunu çok net olarak söyleyebiliriz.
Bu noktada devrimci oluyor?
Orda devrimci diyebiliriz ama devrim makbul bir kelime değildir. Son zamanlarda makbul karşılanıyor. Devrim dendiğinde karışıklık, kaos anlaşılır. Oysa İslamiyet istikrar ister. İslamda religion (din) ile tradition (gelenek) arasında doğrusal ilişki vardır. Devrim anlayışı aydınlanma çağının getirmiş olduğu bir şeydir. Temelde dini devre dışı bırakır. Mesela ansiklopedide “tanrı” “t” harfindedir. Tanrı o alanla sınırlıdır. Ama İslamiyette sistemin bütün esasını Allah inancı oluşturur. Siyasi yapıyı da Allah inancı şekillendirir. Tevhid inancının siyasi yansıması da vardır. Üniter ve merkezi devlet anlayışı bunun, vahdet (birlik) anlayışının bir yansımasıdır büyük ölçüde. Bunları çok net görebiliyoruz. Bu olgu Batı için bir örnek teşkil etmiştir. Yani nasıl üniter ve merkezî bir devlet oluşturabiliriz diye bir örnek aradıklarında karşılarında Osmanlıyı bulmuşlardır. Üniter devlet anlayışı bakımından Osmanlıyı örnek almışlardır.
Aslında iki medeniyetin de iktidar mücadelesi vardır. Bunu kesin olarak söylememiz lazım. Müslümanlar 18. yüzyıldan sonra bu iktidar mücadelesini kaybediyorlar. Batılılar kazanıyor. Ama daha önce Müslümanlar iktidar mücadelesini kazanmışlar ve fakat karşılarındakilerin haklarını yememişlerdir. Onları da bir şekilde sistemle bütünleştirmişlerdir.
İSLAM TOPLUMLARINDA SÖMÜRGE-ANAVATAN AYRIMI OLMAMIŞTIR
İslam tarihinde Müslümanlar büyük bir coğrafi alanda hakim oldular, fetihler gerçekleştirdiler. Batı medeniyeti de 19. yüzyılda bilfiil, daha sonra yerel aygıtları kullanarak dünyada hakim olmaya çalışıyor. Bu iki medeniyet arasında hakim oldukları bölgelerin maddi kaynaklarını kullanma açısından ne tür farklar vardır?
Şunu net olarak söylememiz lazım. Mehmet Genç`in vurguladığı bir şey vardır. İslam toplumlarında sömürge anavatan ayrımı yoktur. Bu ayrım Batıda vardır. İslam toplumlarında darulharb ve darulislam vardır. Sömürge anavatan ayrımı yoktur. Dolayısıyla Müslümanlardaki fetih harekatı kurtarma harekatıdır. Bunu bu şekilde vurgulamamız lazım. Yani sömürgeleştirme harekatı, kolonizasyon harekatı değil bir kurtarma harekatıdır. İlk fetihlerde bunu çok net olarak görüyoruz. Osmanlı fetihlerinde de, özellikle Balkan fetihlerinde de bunu görüyoruz. Eğer öyle olmasaydı önce ilk Müslüman devletlere karşı sonra Osmanlı devletine karşı gizli kapaklı harekat başlardı. Oysa Osmanlı devletine, İstanbul`a karşı harekatın başlatılması sonradan olmuştur.
Buradan maddi kaynakların kullanımında adil olduklarını çıkarıyoruz?
Sömürü değil oraya hizmet götürmüşlerdir. Ta Selçuklulardan beri görüyoruz. Selçuklular halkı muhayyer bırakıyor. İsterseniz Bizans idaresine geçebilirsiniz, isterseniz burada kalabilirsiniz diyorlar. Gayrimüslim halk Selçuklu idaresini tercih ediyor. Nedeni daha adil olmalarıdır. Osmanlılar için de aynı durumu söyleyebiliriz. Balkanlarda Osmanlıya karşı bir kin nefret uyanmıyor. Çünkü daha adil bir düzen getiriyor. Adalet kaybolunca da problem ortaya çıkmıştır.
İNSAN -İ KAMİL KUL HAKKINA ÖNEM VEREN KENDİ EMEĞİYLE GEÇİNENDİR
Osmanlı ekonomik sisteminin merkezinde duran ahiliği zihniyet yapısı açısından değerlendirdiğinizde Homoekonomikus`dan farkı ve Homoislamikus`a yakınlık derecesi nedir?
Şöyle diyelim isterseniz. Osmanlı sistemini veya İslam ekonomik sistemini ahilik yapmıştır. Oysa Batı ekonomik sistemini, kapitalizmi burjuva yapmıştır. Buna homoekonomikus yapmıştır diyebiliriz.
Yani burjuva zihniyeti eşittir homoekonomikus diyorsunuz.
Evet. Veya şöyle diyebiliriz. Burjuvazi, homoekonomikusun muşahhas, somut halidir.
Peki, ahiliğin homoislamikusla örtüştüğü ve ayrıştığı durumlar nasıl ortaya çıkmıştır?
Homoislamikus lafı bana ağır geliyor. Mümkün olduğu kadar kendi tabirlerimizi tercih ediyorum. Ahilik, kanun-i kadim veya kanun-i kadimin tercümesi olan klasik dönem bizim kendi tabirimiz sayılabilir. Ama homoislamikus dediğimizde soyutlama oluyor. Mesela insan-i kamil diyebilirsiniz. Yani kul hakkına önem veren kendi emeğiyle geçinen bir insan tipi olarak düşünebilirsiniz. Yani kendi emeğini kazanç vesilesi olarak gören ve başkalarının hakkına saygı gösteren rekabetten öte dayanışmayı öngören bir insan tipi. İsterseniz homoislamikus demenizde bir sakınca yok. Ama ben bu lafı kullanma taraftarı değilim.
Siz “ Tanzimat bir noktada ticari kapitalizmi, yani merkantalizmi yaşamadan sanayi kapitalizmine geçme arzusunu ifade ediyor” diyorsunuz. Bununla ne demek istiyorsunuz?
Tanzimat liberalist bir harekettir. Tanzimat bir devletleştirme ve merkezleştirme hareketidir. Devletin her şeye karışma, her şeyi tekeline alma hareketidir Tanzimat aslında. Çünkü modern kapitalist devlet her şeye karışan devlettir. Yani kendi bilgisi dışında hiçbir şey olmamasını isteyen devlettir. Tanzimat da büyük ölçüde bunu hedef almıştır. Mesela bugün devlet her şeye karışıyor diyoruz. Her şey devletten bekleniyor diyoruz. Buna karşın özelleştirme söz konusu olmaya başlıyor. İşte bunun temelinde aslında Tanzimat vardır. Tanzimat, burjuva oluşturulmasını hedeflemesine rağmen, bireysel teşebbüs gücünü dışlayan anlayışı getirmiştir. Çelişkili gibi görünür ama klasik dönemde ekonomik faaliyetlerin çoğunu sivil toplum örgütleri yapıyordu. Vakıflar yatırımları gerçekleştiren tek kurumdu. Osmanlı döneminde devlet yatırım yapmıyordu. Kamu yatırımını yapan, sosyal hizmetleri yürüten vakıflardı. Fakat Tanzimat bunları devlete mal ederek sivil toplum örgütlerini bertaraf etti. Vakıflar 1826`dan itibaren yavaş yavaş ortadan kalkmıştır ve gücünü yitirmiştir. Sivil toplum örgütleri ekonomiden yavaş yavaş geri çekilmişlerdir.
Tanzimat sivil toplum örgütlerini devre dışı bırakıp kapitalist ekonomiyi yerleştirmek için mi devletçi yapıyı kurmaya çalışmıştır?
Devletçi yapı sonradan ortaya çıktı. Tanzimatçılar liberalist yaklaşıma sahipler. Mesela Osmanlılarda niye sanayi devrimi diye sorulduğunda burjuva sınıfı olmadığı için cevabını veriyorlar ama burjuva sınıfı nasıl yetiştirilir? Tanzimat devletçi yaklaşımla burjuva sınıfı yetiştirmeye çalışmıştır. Liberal sınıf yetiştirelemediği için de eski sivil toplum örgütlerinden istifade etmeniz gerekiyor ki bunların başında da esnaf geliyor. Mesela İttihat-Terakki şirketleri esnafa kurduruyor. Demirciler esnafı, dericiler esnafı, vs. yani Osmanlıda tek örgütlü halk teşebbüsü esnaftan ibarettir. Burjuva yoktur. Ama Tanzimat`ın daha sonra Jöntürklerin sonra da 30`lardan itibaren Cumhuriyetin oluşturmak istediği şey, devlet eliyle burjuva. Bunun da ne kadar başarılı olduğunu günümüzde görüyoruz.
Sizce neden başarılı değil?
Çünkü burjuvanın geleneği yok. Mesela Sabancı bile “bu mülk bana emanettir” diyordu. Burjuvada emanet zihniyeti olmaz. Bu zihniyetle burjuva olunmaz. Ancak biliyorsunuz burjuva tarihi başka bir olaydır. Kültürel ve geleneksel tarafı vardır. Bir nesilden bir nesile burjuva olunmaz. Birkaç neslin geçmesi lazım.
O halde bir geleneği olmadığı halde bu süreçler yine kapitalistleşmemizi sağlar diyebiliyor musunuz?
Olayı globalizasyon süreci içerisinde ele almak lazım. Kapitalizm eski tanımlarını kaybetti. Yeni tanımlar yapılıyor. Türkiye`de bir zamanlar ağır sanayi tartışması vardı. Şimdi bakıyorsunuz, öyle bir şey yok. Ağır sanayi hamlesi gibi bir durum yok artık. Dünyada bize biçilen bir rol var. O rol de nedir? Dünyada ileri kapitalist ülkeler finans sektörüne hakimdirler. Bize de sanayi düşüyor. Türkiye otomobil, beyaz eşya üretecek bunları satacak. Biz de sizin zenginliğinizi kontrol edeceğiz. Finans sektörüne hakim olacağız. Dünyadaki kapitalizmin vardığı nokta şu an finans kapitalizmidir. Yani ileri kapitalist ülkeler şu anda finans kapitalizmini temsil ediyorlar.
KAPİTALİST SİSTEM ADİL BİR SİSTEM DEĞİLDİR VE KENDİSİNİ TEHLİKEYE ATMIŞTIR
Bu adil bir işbölümü müdür? Herkes pastadan payını adil bir şekilde alıyor mu?
İstersen olaya yukardan, uzaktan bakalım. Günümüzde açlıktan ölenlerle tokluktan ölenler bir arada yaşıyor. Tokluktan ölenlerle mide fesadından değil kalp ve damar hastalıklarından ölenleri kastediyorum. Bir yandan Batı dünyasında kalp ve damar hastalıkları artıyor bir yandan Afrika`da açlık oranı. Böyle bir çelişki var. Bireysel bazda bir çelişki var. Bir de toplumsal bazda bir çelişki var. Gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler var. Evvelden medeniler ve barbarlar vardı. Şimdi onun yerini gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler aldı. Ama bir süre sonra aradaki mesafe kapanacak ve gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkeler olacak değiller. Çünkü gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasındaki mesafe gün be gün büyüyor. Azgelişmişlik bir süreç değil, bir kategoridir. Dolayısıyla kapitalist sistem adil bir sistem değildir ve kendisini tehlikeye atmıştır.
Küreselleşme de devamı olarak aynı şekilde&
Aynı şekilde. Terör, vs olaylarının temel sebebi budur. Sistemin kendisini tehlikeye atmasından kaynaklanıyor.
Sistemin kendisini tehlikeye atmasıyla ne kastediyorsunuz?
Yani adaletsiz bir sistemdir. Gelişmekte olmak bir kategoridir. Ülkelerin bir kısmı bir süre sonra gelişmişlik düzeyine ulaşacak diye bir olay yoktur.
Çünkü yarışa aynı çizgiden başlamıyorlar&
Hem ondan kaynaklanıyor. Hem de gelişmekte olan ülkeler için bir rol biçilmiştir. O rolü oynamaktalar. Şimdi burada problem şudur; bu rol yanlış bir roldür. Yani gelişmekte olmak veya kalkınmak bir aldatmacadır. Kendimize uygun yeni bir sistem oluşturmalıyız. Yeni bir uygarlık oluşturmalıyız. İşte bunlar gündeme gelmeye başladığı zaman adil bir sistem gerçekleşebilir. Evvela bu soruları sormak lazım. Bir tuzak içerisindeyiz. Kalkınma sloganı altında aldatılmışlığı oynuyoruz. Bundan vazgeçip kendimize yeni bir uygarlık oluşturma niyetlerini teorileştirirsek o zaman ilk adımı atmış oluruz.
BATININ İSTEDİĞİ İSLAMIN EHLİLEŞTİRİLMESİDİR
Avrupa İstikrar Girişimi, geçtiğimiz günlerde hazırladığı raporda Kayseri`yi “İslam Kalvinizmi”nin merkezi olarak gösterdi. Weberci görüşe istinaden İslam`ın tasarruf ilkesi ve yine çalışmayı manevi bir değer olarak görmesi İslam`ın kapitalizmle bağdaşmasını sağlayabilir mi? Yani İslam`ın bazı değerleri araçsallaştırılarak İslam kapitalizmi oluşturulabilir mi? Bu durumu İslam ekonomisinin ilkeleri açısından değerlendirir misiniz?
Evet, tam olarak bunu yapmak istiyorlar. Yani Batının istediği İslamın ehlileştirilmesi, İslam kapitalizmi, İslam kalvinizmidir. Batının İslama biçtiği değer budur.
Bu bağlamda İslam dünyasındaki durumu nasıl görüyorsunuz?
Bu da bir aldanıştır. Teorik olarak İslam kapitalizmi var belki ama fiilen İslam kapitalizme dönüşmüş durumda. İslam bankacılığı bunun en somut örneğidir.
Bu bankalar faizsiz bir sistem kuruyorlar&
Kredi mekanizması hakimken faizsiz sistem uygulamışsınız uygulamamışsınız hiç önemli değildir. Orada bir aldatmaca var.
O noktada İslami ilkeler hayata geçmiyor diyorsunuz.
Hayır. Bunun İslam ekonomisiyle hiçbir ilgisi yok. Bu bir aldatmacadır.
Hangi ilke ve değerlerle çelişir?
İslam bankacılığı veya katılım bankacılığı az kapitalistleşmiş bir sistemin ürünüdür. Yani İslam ekonomisinin bir ürünü değildir. İslam tarihinde mesela Emeviler, Abbasiler& dönemlerinde cehbezler, sarraflar var. Fakat bunlar marjinal kurumlardır. Ticareti geliştirmek için sistemin dayandığı kurumlar değildir.
Ama belli dönemlerde devletin bile kredi aldığı kurumlar olmuşlar&
Sâsânîler döneminden beri Ortadoğu`da bilinen Cehbezlerin mevduat topladıklarını ve bazen devlete kredi verdiklerini biliyoruz. Ancak bunlar nicelikle ticaretin kolaylaştırılmasını sağlayan bazı kurumlardır. Yani sistemin kalbinde yer almamışlardır. Osmanlıda bu tür kurumlar da yoktur. Para vakıfları gibi benzer kurumlar var ama sosyal güvenlik amacıyla çalışıyorlar. Bari bu gelenekten kopamıyoruz toplumsal yarar adına kullanalım anlayışı var. Oysa günümüzde İslam bankacılığının böyle bir derdi yoktur. Veya ikinci planda vardır. Birinci planda olan kar maksimasyonudur. Katılım bankacılığı ticari kurumlardır. Yani hayır kurumları veya vakıf kurumları değiller. Dolayısıyla adil gelir dağılımını sağlayıcı bir mekanizmaya sahip değillerdir. Fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan mekanizmanın kurumlarıdır.
İSLAM EKONOMİSİ FAİZSİZ VE ZEKATLI KAPİTALİZM HALİNE GELMİŞTİR
Buradan şu sonuca varabilir miyiz: İslamın bir sistem olarak hayata geçirilmesinin yerine bir ilkesinin kapitalist sistem içinde uygulanmaya çalışılması kapitalizmi daha işler kılıyor.
Aynen öyle. Başka bir deyişle, günümüzde İslam ekonomisi faizsiz ve zekatlı kapitalizm haline gelmiştir. Teorik anlamda buna İslam kapitalizmi diyebilirsiniz. Maalesef böyle bir durum var. Fiili durum budur. Oysa İslam ekonomisinde adil gelir dağılımını öngören, emeği önemseyen, işsizliği yok etmeye çalışan sosyal bir ekonomi anlayışı vardır. Yoksa fakiri daha fakir yapan zengini daha zengin yapan bir ekonomi anlayışı kesinlikle yoktur.
İslam tarihinde ve özelde Osmanlıda üretim-tüketim dengesi nasıl sağlanmıştı?
İhtiyaca göre üretim ekonomisi vardır. Kitlevî üretim anlayışı söz konusu değildir.
Asıl olan az tüketmek midir?
Kanaatkarlık da diyebiliriz. Kanaatkar insan tipi ön plandadır. Kitlevi üretim zaten sanayi devriminin bir sonucudur. Osmanlıda kitlevi üretim yok. Fakat çok net olarak şunu söyleyebiliriz; yüksek bir üretim potansiyeli vardır Osmanlıda. Esnaf sisteminde de, tarım sisteminde de. Tarımda ikta ve tımar sistemi vardır. Bu sistemler içerisinde yüksek bir üretim potansiyeli oluşturulmuştur. Ve şunu da vurgulamamız lazım, 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar, yani 1770`lere kadar Osmanlı ihracatı ithalatından fazladır. Ancak yüksek üretim potansiyeli bunu gerçekleştirebilir. Dışarıdan mal getiren tüccar para değil mal götürmek zorundadır. Özellikle dokuma ürünleri ihraç edilirdi.
16. yüzyılda, Kanuni zamanında dört türlü malın ihracatı yasaktı. Ondan evvel şunu söyleyelim; Osmanlılarda ihracat seferberliği kavramı yoktu zaten. İthalat seferberliği, piyasanın mala doyması anlayışı vardır. Bu yasak olan maddelerden biri; temel gıda maddeleridir. Bunların başında buğday, zeytinyağı gelir. Sonra sabun gibi temel temizlik maddelerinin ihracatı kısıtlanmıştır. Sonra pamuk ipliği gibi sanayi hammaddelerinin ihracatı yasaktır. Ve savaş araçlarının ihracatı yasaktır. Bir de altın, gümüş gibi kıymetli maden ihracatı yasaktır. Üretim arttıkça bu yasaklarda daralmalar olduğunu görüyoruz. Mesela 17. yüzyılda üretimde artış vardır. 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar ihracatın fazla olduğunu söylemiştik. İşte o dönemde üretim artışları var. Maliyede bir gelişme var. Bütçelerde açıklar azalmış. Hatta bazen fazla veriyor. Osmanlı devletinin ekonomik anlamda yükselme dönemi 17-18. yüzyıldır. Sanırım Mehmet Genç hoca da aynı fikirde. Lale devrini içine alan dönem Osmanlı ekonomisinin ve maliyesinin zirve yaptığı dönemdir diyebiliriz.
OSMANLI İNSANI HİÇBİR İHTİRASI OLMAYAN İNSAN OLARAK TANIMLANIR
Osmanlıda insanın kendisiyle, doğayla, toplumla barışık yaşamasını sağlayan zihni yapıdan bahseder misiniz?
Osmanlı insanı kanaatkardır. Dünyada görevlerinin olduğunu bilen ve öbür dünyada hesap vereceği bilincinde olan insan tipi vardır. Dolayısıyla dünyaya bakışında ihtiras, daha çok kazanmak, kar maksimasyonu veya tüketiciysen fayda maksimasyonu diye bir şey yok. İncelmiş bir anlayış vardır. Özellikle sanat eserlerinde bunu görebilirsiniz. Ama bu ihtiras anlamında değildir. Kanaatkarlık ön plandadır. Dingin, durağan bir insan tipi ortaya çıkmıştır. Dışarıdan gelen gözlemciler öyle söylüyor. Osmanlı insanını hiçbir ihtirası olmayan insan olarak tanımlıyorlar. Mesela Edmondo De Amicis diye meşhur bir İtalyan yazar vardır. “Çocuk kalbi” adlı kitabın yazarı. Onun bir gözlemi var; bir Osmanlı kahvehanesine giriyor. Sanki mumya müzesine girdim diyor. İnsanlarda hareket yok. Yarım fincan kahveyi bütün gün içiyorlar. Durgun bir insan tipi. Ama bu hayattan bezmiş bir insan tipi değil. Yani ihtiyaçsız& Buradan hareketle diyorlar ki, bunun sebebi vakıflardır. Teşebbüs gücünü öldürmüştür diyorlar. Aslında böyle değildir. Vakıflar bir yandan insanların güvencesiyken bir yandan da sanayi altyapısını oluşturmuşlardır. Yani esnaf çalıştığı, iş yaptığı dükkanları vakıflardan almıştır. Vakıflar dükkanları hazırlamışlar ve onlardan elde ettikleri gelirlerle kamu hizmetlerini finanse etmişlerdir. Sistem farklı bir sistemdir. Bu sistemi anlamak gerekiyor. Anlamak için de önümüzdeki buzlu camların kaldırılması gerekiyor. Bu yine Mehmet Genç`in bir sözüdür. Tanzimat insanının önünde klasik Osmanlı zihniyetini anlamalarına engel bir buzlu cam vardı der. O buzlu camın arkasından bakıyorlardı. Her dönemde bu buzlu camlar artmıştır. Günümüzde beş on tane buzlu cam var herhalde. Arkasında görülen hayaletlere bakarak durumu tahmin etmeye, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyoruz. Problemimiz budur.
Osmanlıda kendiyle barışık bir insan modeli var. İhtirassız yapısıyla üretim ve tüketimde dengeyi sağlayarak doğayla ve toplumuyla da barışık yaşamış bu insan. Peki, bu modelden kalkarak günümüze yönelik bir İslam ekonomisi teorisi üretmek mümkün müdür?
Tabi, bu bireylere bağlıdır. Mesela insanlar kendileri kul hakkı yemeyecek, kötülük düşünmeyecek, birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışmayacak, rekabet yerine dayanışmayı ön planda tutacak, az yiyecek, az konuşacak& bunların hiç birisi bizde yok. Bu gerçekleştirilirse yeni bir uygarlık oluşuyor demektir.
İYİ BİR MÜSLÜMAN OLUNMADAN İSLAM EKONOMİSİ HAYATA GEÇMEZ
Önce bireyden başlar diyorsunuz.
Tabii. Bireyden başlar. Başkasına bakıp da kendimizi unutmamamız lazım. Kuran da bu duruma işaret eder biliyorsunuz; başkalarına iyiliği emrediyorsunuz ama kendinizi unutuyorsunuz diyerek. İnsanların önce kendilerinden başlaması lazım. Bu iş böyledir. Kendileri ne kadar gerçekleştirebiliyorlar? Yani iyi bir Müslüman olmadan İslam ekonomisi filan olmaz.
Peki, bunlar yapılırken siyasi örgütlenme de paralel olarak yürütülmeli midir? İslam ekonomisinin ilkelerinin hayata geçirilebilmesi için mesela D8 uygulaması veya İslam Ortak Pazarı düşüncesi birer adım olabilirler mi?
Belli bir hedefe doğru arayışlar içinde olmak önemlidir. Hatta faizsiz bankacılığı bile bu açıdan değerlendirebiliriz. Ancak hedefin çok net olmadığı ve sonuçta az kapitalistleşmiş bir sistemin öğesi olunduğu görülüyor. Bu yüzden belirttiğiniz uygulamalara pek inanmıyorum. Yine de önemli olan bu uygulamaların sonuçta modern kapitalizmin dışına çıkmadığıdır.
Onun dışına nasıl çıkılır?
Bireysel olarak çıkılır. Mesela Gandhi insanlarla savaşmadı ama onları rahatsız etti. Çıkrıkla, dokuma tezgahıyla bağımsızlık hareketini örgütledi. Bu önemli bir şeydir. Şöyle diyelim; Müslümanlar örnek alınacak. Bu adamdan bana zarar gelmez deniyorsa bu önemlidir işte.
Siyasi örgütlenme bazında düşündüğümüzde&
Bunun dışındakiler daha sonra gelir. Yani kafamızı, zihnimizi bu noktaya yoğunlaştırıp da asıl görevlerimizi unutmamalıyız. Benim görüşüm şudur; hep siyasi örgütlenmeye ağırlık veren insanlar kendilerini unutuyorlar. Dünyayı kurtarmaya çalışırken kendilerini unutuyorlar maalesef.
Yani o yönde bir model arayışına gerek yoktur mu diyorsunuz? Bireyler kendilerini düzelttiklerinde bu da kendiliğinden gerçekleşecek midir?
Tabii. Kendiliğinden olur bunlar. Başkaları örnek alır. Şimdi İslam hızla yayılıyor diyemezsiniz. Entelektüel bazda bir gelişme vardır ama Müslümanları örnek alarak bir İslamlaşma yok dünyada. Eğer bu olursa bir takım gelişmeler yaşanır.
MÜSLÜMANLARIN TEMEL ÇEKİNECEKLERİ GÜÇ ALLAH OLMALIDIR
Ama şöyle bir handikap var hocam. Kapitalizm ve onun ürettiği kültürel ortam bütün aygıtları kullanarak bireyin üzerinde tahakküm kuruyor. Medya aracılığıyla, eğitim aracılığıyla ve hatta sokağa çıktığınız anda reklam panoları aracılığıyla hakimiyet sağlıyor. Bu nasıl aşılır? Birey bu ortamda kendini nasıl özgürleştirir?
Bu hepimizin başında. Ben üniversitede öğrenciyken şimdiki gibi değildi. Hocaların karşısında şimdiki gibi konuşamazdık. Bir ayet vardır: “İnsanlardan korkmayın Ben`den korkun” der Allah Teala. Günümüzde tam tersidir. Müslümanlar, insanlar ne der diye yaşıyor, bütün korkuları insanlar. Oysa Müslümanların temel çekinecekleri gücün insanlar değil Allah olması lazım. Eğer bu yer değiştirirse işte hal böyle olur.
İslam ekonomisi bazında düşündüğümüzde, insanların bu sistemden bağımsız ve bu sistemin içinde İslam ekonomisinin ilkelerine bağlı kalarak faaliyet göstermeleri mümkün müdür?
Mümkündür tabii.
Kurtarılmış adacıklar oluşturmak gibi bir şey mi?
Çok basit bir şey. Hz. Peygamber tüccarlık yaptı. Bir sıfatı vardı onun. Hatırlıyor musunuz?
“Emin”
Evet. Müslümanlar emin insanlar olurlarsa biter bu iş. Bu Müslümandır, bundan yamuk iş çıkmaz dendiği zaman tamamdır. Mesela elini vicdanına koy söyle, “hacı” tipinin olumlu bir çağrışımı mı var olumsuz mu?
Medyada olumsuz bir çağrışıma sahip.
Bütün sorun bu işte. Müslümandan zarar gelmemesi lazım, bu imajın oluşturulmaması lazım. Demek ki, yapılacak çok iş var. Hz. Peygamber “Allah doğru tüccarı Peygamberlerle birlikte haşreder” diyor. Allah, Peygamberlerin yanına koyduğuna göre tüccar çok önemli bir şeydir. Öyle bir tüccar varsa ben gidip elini öperim. Çok önemli bir şeydir. Peygamberin yanında çünkü. Böyle tüccar yok maalesef. Geçen cumartesi İGİAD`da ekonomi ve iş ahlakı çerçevesinde yaptığım konuşmada bu tür şeyler söyledim. Rahatsız olanlar oldu. Birisi “hocam zihnimizi allak bullak ettiniz” dedi. Ben kolay konuşuyorum ama kolay değil tabii. Hatta İlahiyat Fakültesinde iktisat dersi verdim bir ara. Öğrencilerden biri dedi ki, iktisat okuyoruz, çünkü nasıl zengin olunur öğrenmek istiyoruz. Siz burada bize fakrı tavsiye ediyorsunuz. Dedim ki, ekonomide zengin olmayı öğrenerek zengin olunamaz. O başka bir şey. Kul hakkı yiyerek zengin olunabilir belki ama bunu yapmadan nasıl zengin olunur, önemli olan budur işte.


Alıntı Kaynağı: Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu ile Bir Röportaj | ..:: İslam Ekonomisi Ta'lim ve Tedkik Merkezi ::.. (http://islamekonomisi.org/prof-dr-ahmet-tabakoglu-ile-bir-roportaj/#ixzz1Sp5GxjYD) http://islamekonomisi.org/prof-dr-ahmet-tabakoglu-ile-bir-roportaj/#ixzz1Sp5GxjYD

leylinur
22-07-2011, 10:05
veri bak islam ekonomisinin anlatıldığı bir kitaptan başlıklar sunuyorum..bu günün bütün ekonu--omi uygulamalarına şeriatın ne dediğine dair durumlar anlatılıyor içinde zahmet et oku..islamın iktisadi siyasetini ve ne var ne yok öğren...bilmediği konuya atlayan sensin..üstelik islamın ekonomik modelinin olmadığını söyleyerek islama hakaret ediyorsun seni yine kınıyorum:Cool:
bak sana bir örnek devlet bütcesi ...

Devlet Bütçesi

Demokratik Parlamenter Nizam ile yönetilen ülkelerde Devlet için her sene genel bir bütçe hazırlanır. Demokratik devletlerin parlamentolarında her sene hükümet tarafından bir bütçe kanun tasarısı hazırlanarak parlamentonun görüşüne sunulur. Bütçe parlamentoda tartışılarak görüşüldükten sonra kanun teklifi halinde parlamentonun oyuna sunulur ve parlamentonun onaylamasının ardından “Bütçe Kanunu” ismi altında tatbike konur.
Bütçe bölümlere ayrılır ve her bölüm için parlamentoda bir bütün olarak oylama yapılır. Her ne kadar her bölümün içerdiği alt bölümler üzerinde de tartışılsa yine de bütçe tasarısı olarak bir bütün halinde oylamaya sunularak ya kabul, ya da reddedilir.
Bütçe, bilindiği gibi gelir ve gider bütçesi olarak iki kısımdan oluşur. Gelir bütçesi, Devlet’in, bütçenin hazırlandığımalî sene içindeki elde edeceği gelirleri, gider bütçesi ise yine Devlet’in o malî sene içinde yapacağı harcamaları kapsar. Bütçe Kanunu’ndaki bazı mallar çeşitli teşkilatların gelirlerini tahmin etmek için, bazı mallar da, Devlete bağlı çeşitli teşkilatların yapacakları harcama miktarının tespiti için konur. Bütçe Kanunu’nda ayrıca, Maliye Bakanlığı’na yetki veren maddeler de bulunur. Her malda, bütçe bölümlerinin içerdiği cetveli gösteren işaretler yer alır. O madde, ister gelirleri, isterse giderleri kapsasın fark etmez. Her cetvelde o bölümün teferruatları yer alır. Daha sonra her bölüme, o bölümün teferruatları için icmalî meblağlar konur. Bütçe, her sene meydana gelebilecek ufak tefek değişikliklere rağmen bu genel esaslara göre hazırlanır.
İslâm Devleti’nde ise, Demokratik ülkelerde olduğu gibi bütçe bir senelik değildir. Bu sebeple senelik olarak bütçe ile alâkalı bir kanun teklifinin Ümmet Meclisi’nde üyelerin oylamasına sunulmasına da gerek yoktur. Demokratik nizamlarda bütçe, ister bölümleri, ister esasî kaideleri ve isterse kapsadığı meblağ itibarıyla geçerliliğini bir sene için koruyabilen bir kanundur ve kanunları ancak parlamento yapar. Yani Bütçe Kanunu Tasarısı’nın parlamentoya sunulması zorunludur. İslâm Devleti’nde bunların hiç birine gerek yoktur. Çünkü Beytu’l-Mal gelirleri, delillerle (nasslarla) sabit olan Şer’î hükümlere göre tahsil edilir. Gelirlerde olduğu harcamalar da, Şer’î hükümlere göredir. Bu Şer’î hükümler sabit olduğundan kalıcı ve süreklidir. Bütçede gelir ve giderler için kesinlikle içtihada ve oylamaya gerek yoktur. Gelir ve gider bölümleri değişmez, Şer’î hükümlerin belirlediği daimî bölümlerdir.
Bu izahatlar, bütçenin geneli için geçerlidir. Bütçenin bölümlerine gelince; bu bölümlerin içereceği meblağ ve bunların tahsili ile alâkalı hâller ise Halife’nin rey ve içtihadına bağlıdır. Bunlar Şeriat’ın Halife’ye verdiği vazifeler içindedir. Halife, bütçenin bu kısımlarıyla alâkalı uygun gördüğü kararı alır. Halife’nin aldığı karara uymak da farzdır.
Bu izahatlardan da anlaşılıyor ki, Demokratik devletlerde olduğu gibi senelik bütçe hazırlanmasına İslâm’da gerek yoktur. Ne bütçenin geneli, ne bölümleri ve ne de bölümlerin teferruatları ve miktarları için senelik bütçe hazırlanmasına gerek yoktur. Nitekim bütçenin gelir ve giderlerine dair genel bölümlerini Şeriat belirlemiş, onun bölümlerini, teferruatlarını ve gereken meblağları belirleme işlerini de Halife’ye bırakmıştır.

leylinur
22-07-2011, 10:11
ve bir başka örnek şirketleşme:
İslâm’da Şirket




Lügatte şirket; biri diğerinden ayırt edilemeyecek şekilde iki veya daha fazla hissenin birbirine karışmış olmasıdır.
Şeriat’a göre şirket; iki veya daha fazla şahsın, kazanç sağlamak amacı ile mâlî bir iş yapmak üzere aralarında yaptıkları bir akittir.
Diğer akitler gibi şirket akti de “icab” ve “kabul”ün bir arada bulunmasını gerektirir. İcab, ortak olacaklardan birisinin diğerine; “Şu hususta seninle ortak oldum” demesidir. Kabul ise, diğerinin “Kabul ettim” demesidir.
Ancak bu lafızların aynen söylenmesi gerekmez. Önemli olan manadır. Yani ortakların icab ve kabul manasını ifade edecek şekilde sözlü veya yazılı bir davranış içerisinde olmalarıdır. Bu sebeple sadece ortaklık yapmak üzere anlaşmaya varmak akit sayılmaz. Aynı şekilde ortaklık için malın ödenmesi de akit sayılmaz. Akit, bir mal üzerinde ortaklık manasını içermelidir. Şirket akdinin sahih olmasının iki şartı vardır:
a- Üzerinde akdedilen husus “tasarruf” olmalıdır.
b- Bu tasarruf, vekil edinmeye elverişli olmalıdır. Böylece aralarında tasarruftan ortaklaşa istifade etme imkânı bulunsun.
Şirket Şer’an caizdir. Çünkü Rasul olarak gönderildiğinde, insanların ortaklaşa iş yapmalarına şahit olan Allah’ın Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem onların bu davranışlarına ses çıkarmadı. Dolayısıyla Allah’ın Rasulü’nün herhangi gibi bir şey hakkındaki ikrarı, yapılan işin Şer’î zaviyeden caiz olduğunun delilidir.
Buharî, Ebu el-Minhâl’in şöyle dediğini rivayet eder:
“Ben ve benim ortağım peşin ve veresiye bir şey aldık. Bize Berâe ibni Azib geldi. Ona bunu sorduk. Bunun üzerine şöyle dedi: “Ben ve ortağım Zeyd ibni Erkam da aynı şekilde ticaret yapıyorduk. Bu faaliyetimiz hakkında Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e sorduğumuzda bize şöyle dedi:
مَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ فَخُذُوهُ وَمَا كَانَ نَسِيئَةً فَذَرُوهُ
“Peşin olanı alın, veresiye olanı geri verin.”[1] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn1)
Ebu Hurayra Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediğini rivayet eder:
إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ أَنَا ثَالِثُ الشَّرِيكَيْنِ مَا لَمْ يَخُنْ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ فَإِذَا خَانَهُ خَرَجْتُ مِنْ بَيْنِهِمَا
“Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Bir diğeri arkadaşına ihanet etmediği müddetçe, ben iki ortağın üçüncüsüyüm. İhanet edince ben aralarından çıkarım.”[2] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn2)
Müslüman’ın Müslüman’la, zimmînin zimmîyle, Müslümanların zimmîlerle şirketleşmeleri caizdir. Bir Müslüman’ın Nasranî, Mecusî veya diğer dinlerden olan zimmîlerle ortaklaşa iş yapmaları caizdir. Abdullah ibni Ömer’den:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem, Hayber halkı ile -ki onlar Yahudi idiler- Hayber’in meyve ve ekinlerinin yarısına karşılık akit yaptı.”[3] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn3)
Aişe RadiyAllahu Anha’dan:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir Yahudi’den yiyecek satın aldı ve ona zırhını rehin olarak verdi.”[4] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn4)
İbni Abbas RadiyAllahu Anh’tan:
“Nebi SallAllahu Aleyhi ve Sellem, zırhını ailesi için almış olduğu yirmi ölçek yiyecek karşılığı rehin vermiş olduğu halde vefat etti.”[5] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn5)
Aişe RadiyAllahu Anha’dan:
“Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem bir Yahudi’ye, bedelini vaktinde ödemek üzere iki takım elbise ısmarladı.”[6] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftn6)
Bu hadislere göre; Yahudi, Nasranî ve diğer zimmîlerle ortaklık yapmak caizdir. Çünkü yukarıdaki delillerde de görüldüğü gibi zimmîlerle muamelede bulunmak caizdir. Ancak Müslümanlarla ortaklık halindeyken zimmîlerin şarap ve domuz gibi haram kılınmış şeylerin alım-satımını yapmaları caiz değildir. Fakat Müslümanlarla ortak olmadan önce şarap ve domuz satmışsa, karşılığında almış olduğu bedeli şirkete koyması caizdir. Ancak caiz tasarrufta bulunması halinde şirket sahih olur. Çünkü şirket, malda tasarrufa dayalı olarak yapılan bir akiddir. Malda tasarrufta bulunması kendisine caiz olmayan şahıs ile şirket kurulması sahih olmaz. Bu sebeple hacr altına alınan (tasarruftan men edilen) kimseler ve tasarrufta bulunmaları caiz olmayan kimselerle şirket kurulması caiz değildir.
Şirket, ya emlak şirketi olur ya da akit şirketi olur. Emlâk şirketi aynı zamanda mal şirketidir. İki adamın, miras düşen veya satın aldıkları veya birisi tarafından bunlara hediye edilmesi gibi bir “ayn”da ortak olmaları şeklindeki ortaklıklar.
Mülkün geliştirilmesi ile alâkalı hususlarda ise akit şirketi söz konusu olur. İslâm’daki akit şirketleri, bunlarla alâkalı Şer’î hükümler ve Şer’î deliller derinlemesine incelendiğinde akit şirketlerinin beş gruba ayrıldığı görülür.
1- İnân Şirketi,
2- Ebdân Şirketi,
3- Mudarebe Şirketi,
4- Vücuh Şirketi,
5- Mufavaze Şirketi.

[1] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref1) Buharî, Kitabu’ş-Şerikeh, 2317

[2] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref2) Ebu Davud, Kitabu’l-Buyu’, 2936; Darekutnî

[3] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref3) Muslim

[4] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref4) Buharî

[5] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref5) Tirmizî

[6] (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=103649&p=960714&posted=1#_ftnref6) Tirmizî

veri
22-07-2011, 10:14
alanyalı teşekkür ederim güzel bir çalışma
üç aşağı beş yukarı benim söylemek istediklerimi uzuncana anlatılmış

okunması dileğimizdir.

leyla saçmalamaya devam et:)
evinin bütçesini kendi mesajına göre ayarlıyorsan :)

muhammedkafadar
22-07-2011, 10:15
[FONT="Arial"][COLOR="Black"][SIZE="3"][B]hangi ekonomikdüzeni getirirseniz getirin.
her model de zengin daha zengin getirir.
zaten o yüzden zekat gibi bir düzenleme var. veya buna vergi de diyenler var.

asıl mesele bu toplanan vergilerin ihtiyaç sahipleri gözetilerek harcanmaması.
yani kurallarda değil uygulamada sorun var.

kesinlikle katılıyorum, kurallar net uygulama hatalı. bu aksaklığıda islam' ın getirdiği yükümlülüklerle aşmak mümkün. aslında hepimiz aynı şeyi söylüyoruz lakin hareket noktalarımız farklı. ekonomik düzelmemi istiyorsunuz VERGİ ÖDENSİN, ZEKAT VERİLSİN.
!!!ÇARPICI Bİ ÖRNEK!!!
leylinur kardeş;
TUİK VERİLERİNE GÖRE; Borç geri ödemede İzmir (bir çok kimse tarafından dinsiz kabul edilen) Türkiye birincisi. amaa dinin en yoğun yaşandığı doğu ve iç anadoludan bi örnek birde, Konya (şeyhlerin, önderlerin memleketi), aynı araştırmada neredeyse son sıralarda. Hani Müslümanlık, borcunu ödemeyen müslümanmı olurmuş. sistem doğru uygulama hatalı.

leylinur
22-07-2011, 10:27
kesinlikle katılıyorum, kurallar net uygulama hatalı. bu aksaklığıda islam' ın getirdiği yükümlülüklerle aşmak mümkün. aslında hepimiz aynı şeyi söylüyoruz lakin hareket noktalarımız farklı. ekonomik düzelmemi istiyorsunuz VERGİ ÖDENSİN, ZEKAT VERİLSİN.
!!!ÇARPICI Bİ ÖRNEK!!!
leylinur kardeş;
TUİK VERİLERİNE GÖRE; Borç geri ödemede İzmir (bir çok kimse tarafından dinsiz kabul edilen) Türkiye birincisi. amaa dinin en yoğun yaşandığı doğu ve iç anadoludan bi örnek birde, Konya (şeyhlerin, önderlerin memleketi), aynı araştırmada neredeyse son sıralarda. Hani Müslümanlık, borcunu ödemeyen müslümanmı olurmuş. sistem doğru uygulama hatalı.
size tavsiyem ferleri ve devleti birbirine karıştırmamanız.fertlerden yola çıkarak islamı küçümsemeyiniz:confused1:..ikincisi uyumun tam yaşandığı ecdadımızı hakkıyla araştırmanız...üçüncüsü bundan bir kaç sene sonra buda olmadı şimdi yeni şeyler deniyoruz bu sefer tutacak demiceniz ne malum...güven bitmiştir:Cool:...onun için zenginler türlü türlü alternatifler arıyor olmuştur...ha bu arada altına yatırım artıyor ben sebebin ilerde islam devleti kurulursa karlı çıkalım düşüncesinden olduğunu düşünüyorum:Cool:..zira siz beklemesenizde batı heran bir islam devletinin kurulacağı endişeesini yaşıyor..bakınız batılılar gözünde islam kitabına...kitaptan bazı alıntılar yapmış burda konu olarak açmıştım o alıntılarıda okuyabilirsiniz...:Cool:
selam ve dua ile...şimdilik bu kadar yeter tefekkürünüz bol olsun :)

muhammedkafadar
22-07-2011, 10:34
ha bu arada altına yatırım artıyor ben sebebin ilerde islam devleti kurulursa karlı çıkalım düşüncesinden olduğunu düşünüyorum

bağışlayın, altının bununla ne gibi bi ilişkisi var, bi bağlantı kuramadım, açıklama yaparsanız sevinirim.

muhammedkafadar
22-07-2011, 10:37
YA BİRDE ÇOK RİCA EDİYORUM BANA İSLAM DÜŞMANIYMIŞIM GİBİ DAVRANMAYIN. RABBİMİ SEVİYORUM VE HER BUYRUĞUNA ELİMDEN GELDİĞİNCE SIKI SIKIYA SARILIYORUM. EVET ABD' yi VE ONUN SİSTEMİNİ ÖVÜYORUM. AMA RİBA ve HARAM' dan KORKUYOR, KAÇINIYORUM. BUGÜNE DEK RİBA SİSTEMLİ İŞ YAPAN TEK BİR KURUMLADA ÇALIŞMADIM! REFAH GETİRECEK ZENGİN BİR MİLLET MODELİ KİMDE VARSA ONU ÖVÜYORUM. RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ...

leylinur
22-07-2011, 10:42
islamın para sistemi altın ve gümüş üzerine kuruludur;

Altın Sistemi
Devletin iç ve dış ekonomik ilişkilerindeki paranın kullanım politikası değişik şekillerde olabilir.
İçerde ve dışarıda ödemelerin altın ile yapılması,İçeride ve dışarıda altın endeksli para kullanımı,Yalnızca dış ödemelerde altına endeksli kağıt para kullanımı.
Bu şıkların tamamı o ülkenin altına endeksli ve konvertibilesi olan para kullanımı olduğunu göstermektedir. Kağıt paranın altına olan konvertibilesi sabit kur ile mümkündür. Doğal olarak ülke parasının altın değerine endekslenmesi (altın destekli olması) diğer mallardaki fiyat artışlarının ancak altına karşı olan değer dalgalanmalarına bağlı kalmasını sağlayacaktır.
Altın esasına göre ayarlanmış paralar, kanuni olarak belirli bir ölçüyle altına bağlanmış olur. İnsanın nakit olarak paraya sahip olması veya külçe altın veya gümüşe sahip olması ve bunları ihraç etmesi caiz olduğu için altının ihraç ve ithali serbest bırakılır.
Altın; uluslararası serbest dolaşımı olması nedeniyle kişilerin yabancı para veya altın bulundurma ve ödemelerini bunlarla yapabilme imkanı olacaktır. Bu konuda transfer maliyeti daha düşük olan ödeme şekli göz önüne alınır. Altının kur değeri dövize nisbeten piyasada yüksek ise ödemelerin altınla yapılması avantajdır. Tersi durumda ise ödemelerin dövizle yapılması uygun olacaktır.
Altın Sisteminin Faydaları
Kağıt para veya benzeri sistemlerle karşılaştırıldığında sistemin faydalarının başında, bütün dünyaya para sistemi olarak kendisini kabul ettirmiş olması gelmektedir. Bu faydanın altın ve gümüşten başka bir sistem için geçerliliğinin söz konusu olması düşünülemez. Çünkü tüm Dünya, paranın kullanılmasına başlanılmasından 1. Dünya Savaşına kadar geçen süre zarfında altın ve gümüşe dayalı para sistemini kullanmıştır. Fakat sömürgeci devletler, ekonomik ve mali sömürü vasıtalarını kullanmaya başlayıp, parayı da bir sömürü aracı olarak başka sistemlere bağladılar. Banka mevduatları, altın ve gümüşe dayalı olmayan kağıt paralara itibar etmeye başladılar. Böylece uygulanan para sistemi yerini başka sistemlere bırakmış oldu. Bu sistemlerde altın ve gümüşü diğer paralar gibi birer nakit aracı olarak görmeyerek para değerinin tespitinde altın ve gümüşü temel ölçü olarak almaz oldular.

geniş bilgi için bkn...
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ekonomik_Sistem/index.htm
havada kalmasın sorunuz diye cevapladım selamet ile...

muhammedkafadar
22-07-2011, 10:45
yok sorum bu değildi, benim kasteddiğim islam devleti ile olan doğrudan ilişkisi nedir. yani ben altına yatırım yaparken niye islam devletini düşünmeliyim?

veri
22-07-2011, 12:19
leyla ya bakmayın.
kafasında kurgular var ona göre öyledir.
zaten dini bir grup olduklarından da artık şüpheli hale getirdi leyla

sorularıma cevap veremeyen bir zat.tan ne beklenir ki

altın ın islam dini ile bir alakası yok
altın ve din ile sıkı bir bağ kurulcaksa ancak yahudilikle kurulur.
altın sisteminin bugün kullandığımız kağıt para ile arasında bir fark yok zaten.

hele hele gümüşün hiç değeri yok
eskiden bir değeri vardı enflasyon olduğunda altının içine gümüş katılırdı.
teknik olarak o zaman değer kazanmıştı :)
tek başına zaten ne altının ne de gümüşün değeri olmaz
kağıt paranın olmadığı gibi.

ticaret yapmak istediğiniz insanın elinizdeki takas değerini kabul etmedikten sonra ne yapabilirsiniz ki.

muhammedkafadar
22-07-2011, 12:21
tek başına zaten ne altının ne de gümüşün değeri olmaz
kağıt paranın olmadığı gibi.

ticaret yapmak istediğiniz insanın elinizdeki takas değerini kabul etmedikten sonra ne yapabilirsiniz ki.

kesinlikle :clap2:

İttihad-ı İslam
22-07-2011, 12:48
Kardeşler tartışmak yerine İttihad-ı İslam için dua edelim inşaAllah...
İttihad-ı İslam olduğunda ne ABD ne AB'nin sözü geçmez, Müslümanların sözü geçer ve dünyadaki zulümler durur inşaAllah...

Sadece dua edip Allah'a yalvaralım bizlere İttihad-ı İslam'ı nasip etsin...
Olacak inşaAllah...

ABD ve AB gibi beşeri sistemleri övmek yerine Allah'a hamd edip İttihad-ı İslam için yalvaralım inşaAllah...

İnşaAllah ve maşaAllah zikirlerini dilimizden kalbimizden eksik etmeyelim inşaAllah, Allah'ın emridir..

muhammedkafadar
22-07-2011, 13:01
kardeşim çok iyi çok hoş söylüyorsun DA hiç birşey yapmadan açılan el makbul olurmu? tevekkül bu mudur? önce çalışmalı gayret etmeli, onlara rakip olmalı işte o zaman islam devletinin mimarları zaten bizler oluruz, temelleri biz atarız. bakın şöyle bir örnek; kabul millet olarak üst üste talihsizlikler yaşadık tarih sahnesinde. ama aynını yaşayan japonya, güney kore gibi ülkeler bugün devler sahnesinde mücadele ediyorlar. Güney Kore' yi hep bize model olarak görmüşümdür. kısacası ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK ÇALIŞMAK...noldu peygamber (sav) iki günü eşit olan bizden değildir (yaklaşık bu anlama geliyor) sözü. müslümanlık Rabbim abd'nin cezasını verdeyip yan gelip yatmak yahut iki yürüyüş yapıp daha ne için slogan attığını bile bilmemek değildir. islam ÇALIŞ, OKU der.

yusufsaid
22-07-2011, 20:42
mal-paranın, satıanlma fonksiyonunu yerine getiren ya da değer biriktiren ya da zor günler için yastık altı yapılan kağıt paradan farklı bi değeri yok-belki sadece altını yastık altı yapması biraz güç:). Ancak bahsettiğimiz mal-para altın ise bu manada belki tek fark enflasyonu para basma yoluyla önleyebilmektir -çünkü altın kıt kağıt çok ve maliyeti altın çıkarmaya göre çok düşük- ve kur riskinden kaçınabilinir -tek para birimi ve kurun her ülke için sabit olduğunu düşünürsek-.
Kendi sistemimiz olması gerektiğine ben de katılırım, ancak 'olmalı' demek ne kadar yeterli? 'hadi kalkın ayağa' diyip yapılıverilecek iş değil bence bu. Öncelikle islam iktisat alimlerinin gerçekten tamamen sisteme alternatif bir çözüm öne sürebilmeleri, bu anlamda taaaa 'ihtiyaçlar sınırsızdır', 'azalan marjinal fayda', 'ürünler arasında farksız seçim' gibi konularda daha gerçekçi ve haklı olarak insan doğasına aykırı bulduğumuz gayriislami sistemlerin insan doğası ve sosyoloji hakkındaki önermelerini ilmi olarak çürüten hiç değilse teorik manada mükemmel bir alternatif getiren yepyeni 'x'-'y' düzlemlerine ve 'hiperbol eğrilerine':) ihtiyaç var.
Velhasılı kelam, ayaklar yere basmalı, uçmamalı, ancak sadece islam ülkeleri için değil küresel manada çözümler getirebilecek iktisadi sistemleri yeşertmek gerekiyor, artık koca bi köyde yaşıyoruz...çooook çalışmalı çoooook...

leylinur
22-07-2011, 21:23
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ekonomik_Sistem/index.htm
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ideal_Ekonomi/index.htm

yusuf said kardeşim samimiyseniz bu iki kitabı okuyun.kapitalizm kominizm ve islam sisteminin günümüze dair tüm yönleri incelenmiş ve islami alternatifler boşluksuz doldurulmuştur...veri yeterrrr bilmediğin konuda sus...kitabları oku altının islamla alakasını öğren onca hadise hakaret etme:Cool:

muhammedkafadar
22-07-2011, 21:26
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ekonomik_Sistem/index.htm
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ideal_Ekonomi/index.htm

yusuf said kardeşim samimiyseniz bu iki kitabı okuyun.kapitalizm kominizm ve islam sisteminin günümüze dair tüm yönleri incelenmiş ve islami alternatifler boşluksuz doldurulmuştur...veri yeterrrr bilmediğin konuda sus...kitabları oku altının islamla alakasını öğren onca hadise hakaret etme:Cool:

tek soru;
biz size net cevaplar verirken, niçin siz yanıtı başka adresler göstererek veriyorsanuz. sizin kaleminizden okumak daha doyurucu olur kanımca

lafzen
23-07-2011, 06:46
Kapitalizm nedir? Öyle akademik bir yazıya falan gerek yok!
Kapitalizm güce tapan parayı her şey olarak gören hakikatte tanrısı para olan bir sistem, bana göre.İnsanı insanlığında çıkaran yükselmek için kardeşin dahi olsa sırtına basıp çık! deyen bir sistem.Paranın dini olmayan akrabağlık ve komşuluğu olmayan karşılıksız hiç bir şeyin olmadığı yaşlanınca işinin bitttiği artık üretmediğin için çok fazlada tüketemeyeceğin için işinin bittiği bir sistem(gençler gözbebeği oluyor bu durumda).Güzel bir sistem otoriteler için çünkü daha kolay yönetilebilir bir sistem.Yükselme için ilkin (lafzen manasına bakınız) ***liği kabul etmeniz gereken sonra faiz ve rüşveti içselleştirmeniz gereken karmaşık ve basit bir sistem.İnsanın erdemli bir hayat süürmesinden daha çok köle bir hayat sürmesini ister.Bu kölelik günüllük esasına dayanır.Kapitalizm köleleştirici aynı zamanda kölelerin de azat olacaklarını sandığı ve bu yüzden desteklediği (mechul çelişki) dinin kesin çizgilerle sistemden çıkarıldığı ancak işne geldiğinde para için dinide kullandığı bir değersizlikler bütünüdür.Başka nedir desem; Paran varsa saygı duyulursun felsefesi hakimdir.Adam derler bu sistemin mahkumları parası olana.Sistemin köleleri kendileri köleliği içselleştirdi için herkesin sistemi kutsamasını ve çıkış noktalarının olmadığını empoze ederler.Fikri ve vicdani reddi bile kümçümser gibi olurlar.İsterlerki herkes kötüyü içselleştirsin ve aynı onlar gibi olsun böylece bir kötülüğe ortak bulmanın hazzını yahut vicdan rahatlığını hissederler.Biz çalışmayalım dünya yan gelip yatma yeridir demiyoruz.Sadece pisliği reddediyoruz.Ve daha güzele gitmek istiyoruz inşaAllah...

Mahabad
23-07-2011, 07:46
Kapitalizm nedir? Öyle akademik bir yazıya falan gerek yok!
Kapitalizm güce tapan parayı her şey olarak gören hakikatte tanrısı para olan bir sistem, kavramlar üzerinden sonuç çıkarmayalım. batıda kapitalizmin kötü uygulanışı nedeniyle tepkici davranıp sistemin temelini suçlamak doğru değildir.
Kapitalizm kanunlarla kurallarla denetimlerle terbiye edilebilir.

Aslında kapital'ın sözlük anlamından hareket etmiş olsaydınız koministlerin kapitalizme karşı öfke derecesine yükselmiş olmazdınız. Kapital sermaye demektir. sınıfsız toplum özleminde olan kominizm sermayeye, özel mülkiyete karşı düşmandır.
Bir kısım Müslümanların, kapitalizme söylem düzeyinde olan düşmanlığı abesle iştigaldir. Koministler kapitalizme karşı çıkıyor evet ama sosyalist devrimi başardıklarında özel mülkiyeti ortadan kaldıracaklar. Peki Müslümanların kapitalizm karşıtığı hangi noktada son bulacak. Özel mülkiyeti ve sermaye sahiplerini ortadan kaldıracakmısınız.
Kapitalizmi yani sermaye düzenini yani para akışını dolaşımını yani değişim değerini kaldırırsanız yerine devlet kapitalizmini ikame edersiniz. Bu da yeşil sosyalizm gibi sapkın bir sonuca götürür.
Peygamber Efenedimiz SAV döneminde de tüccar sınıfı vardı. O dönem feodal üretim ilişkisine dayanıyordu. Ortada büyük toprak sahipleri yoktu, toprak sahiplerine bağlı köle sınıfı yoktu. ticaret esasında çevre ülkelerle kervanlarla yapılan ticarete dayanıyor.
gelişmiş kapitalist ülkelerde vahşi kapitalizmin uygulanışından hareketle antikapitalistlik ilkesine sarılmak müslümanları yanlışa iter. kapitalist üretim sistemini sömürüden arındıracak önlemlerle yolsuzluğu hırsızlığı önleyecek önlemlerle idame ettirirseniz kapitalizm ile İslami hükümler arasında uyumsuzluk kalmaz.

muhammedkafadar
23-07-2011, 09:37
ele almamız gereken sistemler olmalı, uygulamadaki hatalar değil. bu bir müslümanın hatası yüzünden tüm dini kötülemek gibi bir şey. sapık bir şeyh azgınlık yaptı diye tüm din alimlerine o gözlemi bakıcaz.
liberal ekonomi rekabeti doğurur, rekabet daha çok çalışmayı beraberinde getirir. alternatifler doğar. çalışan emeğinin karşılığını alır. oysa sosyalizm yanılgısı emeğin karşılığını kesinlikle veren bir sistem değil. herkes işçi konumunda adeta. liberal ekonomi düzgün denetlenirse -ki aslında pekte bir sıkıntı görmüyorum, sömürgecilikle hangi akla hizmet bağdaştıra biliyorsunuz anlamış değilim, o bambaşka bi hadise, bi ekonomi politikası değil ya- en yararlı sistem olur.

leylinur
23-07-2011, 15:56
muhammedkafadar kapitalizm kominizm ekonomilerini anlatıyosun ama islamınkine hiç deyinmiyosun..veride yok diyor:rtfm:şu saydığın maddeler kapitalist ve kominist ideolojiyi karşılaştırma adına öğrendiklerin kadar,islam bu konuda bişeyeler demişmi diye sorgulasaydın bir çok bilgiye ulaşırdır?!:Cool:...siz bilmiyorsunuz diye siz öğrenmemişsiniz diye islamın alternatifi yok değil.:Cool:kaynaklara özellikle yönlendiriyorum..verdiğim kaynaklarda üç sistemde ayrı ayrı inceleniyor...akli ve şeri delilleriyle hakikat ortaya konuyor...en basit örneği..altın ve gümüş sistemiyle piyasada yer alan osmanlıyı bir inceleyin...batı osmanlıyı zayıflattıktan sonra para piyasından altın sistemini kaldırmış sümürdüğü ülkeleri dolara bağlamıştır..eğer bu sistem devam etse idi dünya piyasasında bu kadar dengesizlik olmazdı yukarda izah etmek istediğim şey delilleriyle buydu. ekonomi ile ilgili verdiğim haberleri inceleyin ve bu doğrultuda haber arayın bakın daha neler neler var:Cool:..altın gümüş sistemi kağıt para sisteminden çok daha doğru bir sistemdir...aklende naklende bu böyledir...çünkü altın gümüş sisteminde dengeyi ve piyasayı bir ülke belirlemez...ülkelerin kendi gelir kaynakları belirler:Cool:.altın gümüş sistemi islam ekonomisinin bir cüzüdür yine şeri delilleri ile link verdiğim kitaplarda bu beyan edilmiştir:Cool:..sistem olarak bir ülkeye bağlı kalmayı bir mecburiyet olarak görüp kabullenmek kadar düşünceden mahrum olanlar için acıyorum çok yazık:agla::Cool:...yineliyorum..söylenmesine ilan edilmesine izin verilmesede sizler öğrenmiş olmasanızda bu gün islamın hayata dair her konuyla ilgili çözümü vardır.islamı evrensel yapan budur...kapitalizmin çürüdüğünü ise artık kapitaller bile kabul etmekte ve arayışlarını sürekli artırmaktadır...yani siz bunu görmüyosanız gözlerinize rağmen o sizin tercihiniz...ama bu tercihiniz asla kapiitalizmin eridiği islamın yükseldiği ve yakında sistem olarakta varlığını ilan edeceği hakikatinin önüne geçemez...

Mahabad
23-07-2011, 16:51
İslamı sosyalizm ile özdeşleştiren, İslamın sosyalizme yakın olduğunu iddia eden pek çok cahil ortaya çıkmıştır.
Kaddafiden tutun, Türkiyede İslam orjinli örgüt ve yapılar ve onların yayın organı niteliğinde gazete ve dergi çevrelerinin ekonomi ile ilgili çözümlemelerinde sanki sosyalist bir teorisyenin ideolojik mesajlarını okuyormuşsunuz izlenimi edinirsiniz.
Sosyalizm ideolojisi temel uzlaşmaz çelişkiyi açıklarken, sömürünün ortadan kaldırılması için sermaye ve özel mülk sahiplerinin mülksüzleştirilmesi gerektiğine bağlar. Oysa İslami ekonomik düzende sermaye sahibine de mülk sahiplerine de yer vardır.

Kapitalistin yani sermaye sahibinin İslami kurallara uymak şartıyla fabrika açması, işçi çalıştırması, ithalat ve ihracaat faaliyetleri, hatta sermaye açığını kapatmak için faiz dışında kar payı dağıtmak yoluyla müslümanların işletmeye veya kara bir yıl veya daha fazla ortak edilmesi seçeneklerinin İslami hiç bir kurala ters düşmediğini ifade etmiştim.
Kapitalizm eleştirilirken müslümanların, batıda uygulanan kapitalist sisteme duydukları tepkiyi genelleştirerek suçu özel mülkiyette aradıklarını gözlemliyoruz. Bu sebepledir ki anti-kapitalist ilkeye sahip olan İslami hareketler ;
1- sosyalist düşüncelerin etkisiyle
2- Kapitalizmin avrupa ve abd'de uygulandığı şekline duydukları tepkiyle, kapitalizm karşıtlığına soyunduklarını biliyoruz.

17. 18. yy. ingilteresinde başta olmak hindistan üzere sömürgeleştirilen ülkelerden ingiltereye getirilen pamuk ve diğer hammadeleri işleyen atölye manifaktür sistemi daha da palazlanarak büyük işletmeler fabrikalar haline dönüşmeye başladı. Bu da ingilteredeki feodal sistemi çökertmeye başladı.
Büyük toprak sahiplerinin köle statüsünde çalıştırdıkları köylüler bir yolunu bulup şehirlere firar ettiklerinde, mesken olarak tuttukları sokakta çoluk çocuk kadın erkek çok rezil ortamlarda aç ve sefil bir hayat sürdürmüşlerdir. Yaşam güvencesi dahil hiç bir insani ve kanuni hakka sahip olmayan ucuz el emeğiyle karın tokluğuna ingiliz burjuvasine hizmet etmeye başladılar.
Hem sömürge topraklarında köle çalıştıran, hemde kendi yurttaşlarını köle gibi çalıştıran kapitalist sınıfı için haklı olarak
vahşi kapitalistler / vahşi kapitalizm kavramı ile ifade edilmeye başlandı. Vahşi kapitalizm ve vahşi kapitalist tanımlamaları amerikada ve avrupadaki kapitalistler için de kullanıldı.
Türkiye ve diğer müslüman ülkelerde ise kapitalizm hem batıya göre daha geç girdi, hemde böylesine açlık ve sefalet içinde hayatları körelen insan yığınlarını oluşturmadığı gibi insanlık tarihine çok büyük lekeler bırakılmadı.
Biz Müslümanlar, avrupalı halkların yaşadığı veba salgını gibi büyük afetler, ortaçağda yaşanan kabus ve işkenceler gören atadan gelmiyoruz,
biz müslümanlar, avrupalıların ronesans diye nitelendirdikleri resim şarkı beste heykel alanlarında yaşanan patlamanın saraylaraa ve şatolarda yaşayan belli bir zümrenin ahlaksızlıklarına hizmet eden yalakacı bir kesimin eğlendirdiği kral-padişah sultan yöneticilerin kaprislerini atalarımız çekmedi.
Aynı şekilde vahşi kapitalizm sürecini de yaşamadık.
Ama fikrimizi ,düşüncemizi, ideolojik duruşumuzu sanki avrupada tüm bu kara lekeleri yaşamışız gibi biçimlendiriyoruz. Maalesef İslamcı gruplarımız da tıpkı avrupa kominist partileri seviyesinde antikapitalistlik hezeyanlarına girmişler. Buna özenti diyerek geçelim.
kapitalizmin Faizci yapısını budayarak, yolsuzluk usulsuzluk ve sömürüyü ortadan kaldıracak yol ve yöntemlerle Müslümanların genel akidelerine uygun, İslami kurallar çerçevesinde kapitalizm İslama aykırı değildir.

muhammedkafadar
23-07-2011, 18:58
İslamı sosyalizm ile özdeşleştiren, İslamın sosyalizme yakın olduğunu iddia eden pek çok cahil ortaya çıkmıştır.
Kaddafiden tutun, Türkiyede İslam orjinli örgüt ve yapılar ve onların yayın organı niteliğinde gazete ve dergi çevrelerinin ekonomi ile ilgili çözümlemelerinde sanki sosyalist bir teorisyenin ideolojik mesajlarını okuyormuşsunuz izlenimi edinirsiniz.
Sosyalizm ideolojisi temel uzlaşmaz çelişkiyi açıklarken, sömürünün ortadan kaldırılması için sermaye ve özel mülk sahiplerinin mülksüzleştirilmesi gerektiğine bağlar. Oysa İslami ekonomik düzende sermaye sahibine de mülk sahiplerine de yer vardır.

Kapitalistin yani sermaye sahibinin İslami kurallara uymak şartıyla fabrika açması, işçi çalıştırması, ithalat ve ihracaat faaliyetleri, hatta sermaye açığını kapatmak için faiz dışında kar payı dağıtmak yoluyla müslümanların işletmeye veya kara bir yıl veya daha fazla ortak edilmesi seçeneklerinin İslami hiç bir kurala ters düşmediğini ifade etmiştim.
Kapitalizm eleştirilirken müslümanların, batıda uygulanan kapitalist sisteme duydukları tepkiyi genelleştirerek suçu özel mülkiyette aradıklarını gözlemliyoruz. Bu sebepledir ki anti-kapitalist ilkeye sahip olan İslami hareketler ;
1- sosyalist düşüncelerin etkisiyle
2- Kapitalizmin avrupa ve abd'de uygulandığı şekline duydukları tepkiyle, kapitalizm karşıtlığına soyunduklarını biliyoruz.

17. 18. yy. ingilteresinde başta olmak hindistan üzere sömürgeleştirilen ülkelerden ingiltereye getirilen pamuk ve diğer hammadeleri işleyen atölye manifaktür sistemi daha da palazlanarak büyük işletmeler fabrikalar haline dönüşmeye başladı. Bu da ingilteredeki feodal sistemi çökertmeye başladı.
Büyük toprak sahiplerinin köle statüsünde çalıştırdıkları köylüler bir yolunu bulup şehirlere firar ettiklerinde, mesken olarak tuttukları sokakta çoluk çocuk kadın erkek çok rezil ortamlarda aç ve sefil bir hayat sürdürmüşlerdir. Yaşam güvencesi dahil hiç bir insani ve kanuni hakka sahip olmayan ucuz el emeğiyle karın tokluğuna ingiliz burjuvasine hizmet etmeye başladılar.
Hem sömürge topraklarında köle çalıştıran, hemde kendi yurttaşlarını köle gibi çalıştıran kapitalist sınıfı için haklı olarak
vahşi kapitalistler / vahşi kapitalizm kavramı ile ifade edilmeye başlandı. Vahşi kapitalizm ve vahşi kapitalist tanımlamaları amerikada ve avrupadaki kapitalistler için de kullanıldı.
Türkiye ve diğer müslüman ülkelerde ise kapitalizm hem batıya göre daha geç girdi, hemde böylesine açlık ve sefalet içinde hayatları körelen insan yığınlarını oluşturmadığı gibi insanlık tarihine çok büyük lekeler bırakılmadı.
Biz Müslümanlar, avrupalı halkların yaşadığı veba salgını gibi büyük afetler, ortaçağda yaşanan kabus ve işkenceler gören atadan gelmiyoruz,
biz müslümanlar, avrupalıların ronesans diye nitelendirdikleri resim şarkı beste heykel alanlarında yaşanan patlamanın saraylaraa ve şatolarda yaşayan belli bir zümrenin ahlaksızlıklarına hizmet eden yalakacı bir kesimin eğlendirdiği kral-padişah sultan yöneticilerin kaprislerini atalarımız çekmedi.
Aynı şekilde vahşi kapitalizm sürecini de yaşamadık.
Ama fikrimizi ,düşüncemizi, ideolojik duruşumuzu sanki avrupada tüm bu kara lekeleri yaşamışız gibi biçimlendiriyoruz. Maalesef İslamcı gruplarımız da tıpkı avrupa kominist partileri seviyesinde antikapitalistlik hezeyanlarına girmişler. Buna özenti diyerek geçelim.
kapitalizmin Faizci yapısını budayarak, yolsuzluk usulsuzluk ve sömürüyü ortadan kaldıracak yol ve yöntemlerle Müslümanların genel akidelerine uygun, İslami kurallar çerçevesinde kapitalizm İslama aykırı değildir.

kesinlikle, mükemmel bir açıklama :clap2:


leylinur; ..altın gümüş sistemi kağıt para sisteminden çok daha doğru bir sistemdir..

bir soru daha :)
tartıştığımız hususu unuttunuz sanırım, sistemlerden bahsediyoruz, altın gümüşten değil. benim anlatmak istediğim liberal ekonominin islama oldukça uygun bir model olduğu ve sağlıklı bir ticaret ortamı doğurduğudur.

leylinur
23-07-2011, 20:17
bir soru daha :)
tartıştığımız hususu unuttunuz sanırım, sistemlerden bahsediyoruz, altın gümüşten değil. benim anlatmak istediğim liberal ekonominin islama oldukça uygun bir model olduğu ve sağlıklı bir ticaret ortamı doğurduğudur.

sizde islamı unutuyorsunuz :(bende diyorumki islamda ne liberal ekonominin nede kapital ekonominin yeri yoktur..islamın şeri naslar ile kayıtlı kendine ait ekonomisi vardir..eğer benzerlik varsa islam onlardan önce var olduğu için çalmışlardır vesselam :)

muhammedkafadar
23-07-2011, 21:26
sizde islamı unutuyorsunuz :(bende diyorumki islamda ne liberal ekonominin nede kapital ekonominin yeri yoktur..islamın şeri naslar ile kayıtlı kendine ait ekonomisi vardir..eğer benzerlik varsa islam onlardan önce var olduğu için çalmışlardır vesselam :)

e anlatın biraz bu sistemi, ama sakın altın gümüş filan deyip beynimi sulandırmayın. liberal özel mülkiyet esaslıdır. sizin bahsettiğiniz sistem hangi temele dayanıyor, rica etsem açın biraz

lafzen
24-07-2011, 00:09
Kapitalizm diyorum mevcut sisteme isterseniz adınıdeğiştirip korilenco da diyebilirim ismin şu durumda hiçbir önemi yok.Bu birdin değilse eğer din ile karşılaştırılması yanlış yok eğer dediğimiz gibi tanrıolarak kabul ediliyorsa evet karşılaştırılabilir.(İslam “gayba imanı” şartkoşar.)Şu durumda korilenco ne istiyor şartlarınedir ne vadediyor bencesini sıraladım.İsteyen isteği yaftayı atabilir.Müminlersakın yaftalardan korkup hakikati dile getirmekten korkmasınlar.Kominstler bir uçta biz diğer uçta.Hiç bir öğretisini okumamışken sadece Ali şeriati nin Marksizm hakkında makalelerini okumuş olmak hariçken biz kim kominizm kim?siz kimsiniz?

Ali şeriati Marksizm hakkında ne diyordu; en özetle”insan,kapitalizmde “kayıtsız” iken marksizmde “tutsak”tır.Birinde aldatan diğerinde aldatılan! Hangisi daha trajik dersiniz.”

Biz sermayeye falan düşman değiliz.Adamın bin bir emekleortaya koyduğu şeyi alın terini hiç saymak insanlık değildir.Fakat sizlerde biliyorsunuz ki faiz alıp vermemiz de insanlık değil.insanın insan yerine konulmaması da… Kaldı ki sistemin çıkış noktası batı aklı insani erdemleri sermayenin önüne geçirecek bir sistem kurmaktan acizdir.Biz her şeyiyle sistemin içinde olduğumuz için kominzm hakkında bilgi sahibi olmasakta korilenco hakkında gözlem,tecrübe,okuma yapabiliyoruz.Herkes de yapıyordur.Aslında herkes sezgisel olarak sistemden hoşnut olmadığının farkında,fikri olarak farkına vardığında işte tam bu noktada buhranlar başlıyor…

Kominizm ne? madem uzman bakış açısı isteniyor buyurun bakalım;

*sihirli modern teknoloji ile donatılmış,bilim ilesilahlanmış kapitalizm: Duygusuz makinizm ve tekno bürokratik şartların ağır ve acımasız çarkları arasında kalan insanın modern esareti!

*İnsan bu cennette sadece “otlamak zorunda olan ekonomik bir hayvan”

*tüketim felsefesi tüketim felsefesi tüketim felsefesi

*Slogan! Liberalizm! Yani “bağımlı” olan insanın bağımsız ve yükümsüz olması!

*Demokrasi, yani SENİN MAHİYETİNİ SEÇEN KİMSELERİN SEÇİLMESİ!

*Yaşam? Metaryalizm.

*Ahlak? Menfaatçilik ve bencillik

*Hedef? Tüketim

*Yaşam fesefesi? İçgüdülerin tatmini.

*ülkü? Refah ve pay alma.

*iman? İdeal

*Aşk? Varlığın anlamı?

*İnsan kavramı? Hiçbir şey

Bunları illa da uzman görüşü isteyenler için(alıntı : Alişeriati; insan;s:67)

Ben romantik davranmak istemiyorum öyle pkk ve sol örgütler gibi bir sistemin kanla yada gökten bir anda ineceğine de inanmıyorum.(medineyi kuranın fethettiği gibi hayallerimde gönlümü ve ülkemizin fethetmesini istiyorum onun,zorbalıkla değil…)Fakat bir şeyler yanlış gidiyor bu dünyada.Bunu biliyorum çünkü bende herkes gibi yaşayan bir insanım.Fakat şu nokta da insanın sadece konuşarak yol alamayacağınıda biliyorum.Öyleyse ne yapmalı sorusu gündeme gelmeli ve benim gibi düşünenler ve nefsim bir an önce bir şeylerin ucundan da olsa yük alarak yolda olmaları gerektiğine inanıyorum… dahası nefsimle…

Ne bela bir şey aslında yaklaşık bir iki sayfa yazı yazmıştım ama baktım bir çoğu nefsimin hırıltısından başka bir şey değil.İçimde slogan cumhuriyeti kuruluyor gibi ancak dur demessem!!!

Demeliyiz vesselam,

lafzen
24-07-2011, 00:45
KAPİTALİZM ne? madem uzman bakış açısı isteniyor buyurun bakalım;

*sihirli modern teknoloji ile donatılmış,bilim ilesilahlanmış kapitalizm: Duygusuz makinizm ve tekno bürokratik şartların ağır ve acımasız çarkları arasında kalan insanın modern esareti!

*İnsan bu cennette sadece “otlamak zorunda olan ekonomik bir hayvan”

*tüketim felsefesi tüketim felsefesi tüketim felsefesi

*Slogan! Liberalizm! Yani “bağımlı” olan insanın bağımsız ve yükümsüz olması!

*Demokrasi, yani SENİN MAHİYETİNİ SEÇEN KİMSELERİN SEÇİLMESİ!

*Yaşam? Metaryalizm.

*Ahlak? Menfaatçilik ve bencillik

*Hedef? Tüketim

*Yaşam fesefesi? İçgüdülerin tatmini.

*ülkü? Refah ve pay alma.

*iman? İdeal

*Aşk? Varlığın anlamı?

*İnsan kavramı? Hiçbir şey

Bunları illa da uzman görüşü isteyenler için(alıntı : Alişeriati; insan;s:67)

NOT: düzelme yapmama izin verilmediği için, yapılmış hali.

leylinur
24-07-2011, 12:06
islâm'ın iktisadi politikası ; bir bütün olarak her bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması ve toplumun yaşam standartlarına bağlı olarak lüks sayılan ihtiyaçları karşılama imkanının da bireye sunulmasıdır. İslam, ülkesinde yaşayan bireylerin tümünü birden değil tek tek ele alır. Yani İslâm, bireyin öncelikle bütün temel ihtiyaçlarının mutlaka toptan doyurulması gerektiğine inanarak insanı ele alır.
Dolayısıyla İslâm'daki iktisadi politika: her bireyin hayattan yararlanmasını garanti altına almada sadece ülkenin genel anlamda yaşam seviyesinin yükseltilmesini amaçlamadığı gibi belli bir sınıf insanların güçlenmesi için değil, belirli ilişkiler içerisinde yaşayan insanın temel ihtiyaçlarını çözüme kavuşturmak ve yaşam standartlarını yükseltme imkanı sağlayarak onu özel yaşamı içerisinde refaha ulaştırmaktır. İşte bu yönü ile İslâm'ın iktisadi politikası diğer iktisadi politikalardan ayrılır.
Bunun için İslâm devletinin kanunlarında, kendi bireylerinin yiyecek, giyecek ve mesken gibi tüm temel ihtiyaçlarını toptan karşılaması gerektiğini ifade eden şer’i hükümler vardır Çalışacak gücü olan kimseye, kendisine ve bakmakla zorunlu olduğu kimsenin temel ihtiyaçlarını karşılaması için çalışmayı zorunlu kılar. Eğer kişi çalışmaya muktedir değilse, onun temel ihtiyaçlarının karşılanmasını çocuğuna ve varisine bırakır. Bununla İslâm, insan olarak giderilmesi zorunlu olan giyinme, barınma, yeme gibi ihtiyaçların karşılanmasını her birey için garanti etmiştir Bunlardan da anlaşıldığı gibi İslâm bireyi insan oluşundan, bunu da kişiliğinde (bireysel özelliklerden) ayrı tutmamıştır. Aynı zamanda toplumun üzerinde bulunması gerekli konumunu da her bireyin temel ihtiyaçlarını bir bütün olarak doyurulmasından ve lüks ihtiyaçlarını tatminine imkan sağlanmasından ayrı tutmamıştır. Lüks ihtiyaçların karşılanabilmesi ise insanların elerindeki ekonomik değerleri artırabilmeleri ile mümkündür. Bu da çalışmadan gerçekleştirilmez. Bunu için İslâm, kazanç ve rızk aramayı ve bu yolda çalışmayı farz kılmıştır. Allah şöyle buyuruyor:"Yerin sırtlarında yürüyün (dolaşın) ve Allah'ın rızkında yiyin.”(Mülk 15)İşte bu ve benzeri ayetler, iktisatla ilgili şer’i hükümlerin mal kazanmayı, temiz ve helal olan maldan gereği gibi faydalanılmayı ifade ede açık delillerdir.
İslâm, mülk edinme sebeplerini, mülkiyetin el değiştirilmesine dair sözleşme türlerini, bünyesinde birtakım şer'i kuralları ve şer’i hükümleri, barındıracak şekilde ilgili bir çok konuyu kendisine kıyas edilerek çözülebilecek nitelikte genel hatları ile vermiştir. insanların şeriatta geçen muamelatla sınırlı olmaları farzdır. onun için mülkiyette de çeşitli sınırlar vardır mesela kumarhane mülkünün islamda yeri yoktur. Bundan dolayı Müslüman, temiz ve helal olmak şartı ile mal edinme konusunda hiçbir engelle karşılaşmadan süratle amacına ulaşmaya çalışabilir. Böylelikle her bireyin karşılanması gerekli ihtiyaçlarını karşılayacak ortam ve şartlar sağlanmıştır. İslâm, bireyi çalışmaya teşvik etmekle yetinmediği gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını sadece bireylerin kendi kazancına da bağlı kılmamıştır. Bilakis gerektiği zaman beytülmalda bireylere harcanma yapılmasını da gerekli kılmıştır. Çalışma gücünden yoksun aciz kimselerin geçimini devlete yüklediği gibi ümmetin ihtiyaçlarını karşılamayı da devletin görevlerinden biri olarak kabul etmiştir. Çünkü vatandaşların bu devlet üzerinde hakları vardır.
İslam iktisadının ilkeleri:
Mülkiyet,Mülkiyetin kullanımı,Servetin insanlar arasında dağılımı...
Mülkiyet:
Mülkiyet hakkı tümüyle Mâlikül Mülk (Mülkün Sahibi) olması ve malı kendisine ait kılmış olması itibariyle Allah'a aittir. Allahu Teâla şöyle dedi:"Size vermiş olduğu Allah'ın malından onlara veriniz.”(Nur 33)Dolayısı ile insanlar mallar üzerinde temsili yetkiye sahiptir. öyle ya kimine miras kalıyor kimi elindeki malı deprem yangın vs olaylar ile kaybediyor .
Ancak temsil yetkisi ile gelen bu mülkiyet hakkı insanoğlunun bütün bireylerine genel olarak gelmiştir. Böylece insanlar bununla fiilen değil temsilen mülkiyet hakkına sahip oluyorlar. Zaten insanlar ancak mülk edinebilme hakkında temsilen bir yetkiye sahiptirler.
Mülkiyetin kullanımı:
Eğer mülkiyet, kamu mülkiyeti ise ümmetin vekili olmasından dolayı devlet bu türlü mülkiyetin kullanım hakkına sahiptir. ancak devlet bu mülkiyet üzerinde şeriatın belirlediği kadar değiştirme hakkına sahiptir. Şari’, devlet ve özel mülkiyette, şeriatın sınırları dahilinde değiştirme ve bağış gibi taraflara istedikleri kullanımı yapabilme yetkisini vermiştir.
Servetin insanlar arasındaki dağılımı ise:
Şüphesiz bu konu, mülk edinme nedenleri ve bir dünya görüşünün ilkleri çerçevesinde şekillenir. Ancak insanların güç ve ihtiyaçları birbirlerinden farklı olduklarından servetin dağılımı da insanlar arasında çeşitli farklılıklara uğrar. Servet dağılımının yanlış ve hatalı uygulanması, malın belli bir sınıfın elinde birikmesi ve diğer bir sınıfın ondan yoksun kalması sonucunu doğurur. Örnek olarak sabit mübadele aracı olan altın ve gümüşün belli ellerde toplanması gibi. Bundan dolayı şeriat servetin yalnızca zenginler arasında dolaşan bir güç olmasını yasaklamış, bütün insanlar arasında dolaşan bir ekonomik güç olmasını emretmiştir.

muhammedkafadar
24-07-2011, 14:06
bu anlattıklarınız liberal ekonomiyle de mümkün ki. kişi zekatını verirse bu söyledikleriniz kendiliğinden olu verir. islamın ekonomi politikası zekat üzerine kuruludur. toplumsal refah ancak bu şekilde sağlanabilir. liberal ekonomi ''kanunları'' 'nda zekat veremezsin ibaresi yer alıyor değil ya :)

leylinur
24-07-2011, 14:17
bu anlattıklarınız liberal ekonomiyle de mümkün ki. kişi zekatını verirse bu söyledikleriniz kendiliğinden olu verir. islamın ekonomi politikası zekat üzerine kuruludur. toplumsal refah ancak bu şekilde sağlanabilir. liberal ekonomi ''kanunları'' 'nda zekat veremezsin ibaresi yer alıyor değil ya :)
:swoon:boşuna çabalamayın:)
açık örnek kumarhane özel mülkiyettir liberalizm de, islamda ise bu haramdır ve mülk edinemezsiniz.islamda içkinin alımı satımı fabrikası yoktur libaralizmde vardır...boşuna uğraşmayın birleştirmek için bilmem anlatabildim mi :Cool:önceki mesajda beyan ettiklerim liberalizmde varsa islamdan çalmış olmasındandır..çünkü islam tüm izmlerden önce vardı :):Cool:

muhammedkafadar
25-07-2011, 05:22
:swoon:boşuna çabalamayın:)
açık örnek kumarhane özel mülkiyettir liberalizm de, islamda ise bu haramdır ve mülk edinemezsiniz.islamda içkinin alımı satımı fabrikası yoktur libaralizmde vardır...boşuna uğraşmayın birleştirmek için bilmem anlatabildim mi :Cool:önceki mesajda beyan ettiklerim liberalizmde varsa islamdan çalmış olmasındandır..çünkü islam tüm izmlerden önce vardı :):Cool:

bugün alkol ve kumarın yasaklandığı liberal bi ülke sırf bunu yaptı diye liberal olmaktan çıkacak değil ya. sığ düşünüyorsunuz yanlış anlamayın beni ama, liberal ekonomik sistem demiyor ya alkol al, kumar oyna. bu sistemin uygulandığı ülkelerde insanların sorunu, suçu sistemlere atamazsın. bu sistem ne kumar oynattı diye oluşmuştur, nede oynatmaz ise yok olacaktır. bu bireylerin sorunu, sistemin bundan haberi bile yok o her işletmeye aynı gözle bakar.

veri
25-07-2011, 06:12
islâm'ın iktisadi politikası ; bir bütün olarak her bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması ve toplumun yaşam standartlarına bağlı olarak lüks sayılan ihtiyaçları karşılama imkanının da bireye sunulmasıdır. İslam, ülkesinde yaşayan bireylerin tümünü birden değil tek tek ele alır. Yani İslâm, bireyin öncelikle bütün temel ihtiyaçlarının mutlaka toptan doyurulması gerektiğine inanarak insanı ele alır.
Dolayısıyla İslâm'daki iktisadi politika: her bireyin hayattan yararlanmasını garanti altına almada sadece ülkenin genel anlamda yaşam seviyesinin yükseltilmesini amaçlamadığı gibi belli bir sınıf insanların güçlenmesi için değil, belirli ilişkiler içerisinde yaşayan insanın temel ihtiyaçlarını çözüme kavuşturmak ve yaşam standartlarını yükseltme imkanı sağlayarak onu özel yaşamı içerisinde refaha ulaştırmaktır. İşte bu yönü ile İslâm'ın iktisadi politikası diğer iktisadi politikalardan ayrılır.
Bunun için İslâm devletinin kanunlarında, kendi bireylerinin yiyecek, giyecek ve mesken gibi tüm temel ihtiyaçlarını toptan karşılaması gerektiğini ifade eden şer’i hükümler vardır Çalışacak gücü olan kimseye, kendisine ve bakmakla zorunlu olduğu kimsenin temel ihtiyaçlarını karşılaması için çalışmayı zorunlu kılar. Eğer kişi çalışmaya muktedir değilse, onun temel ihtiyaçlarının karşılanmasını çocuğuna ve varisine bırakır. Bununla İslâm, insan olarak giderilmesi zorunlu olan giyinme, barınma, yeme gibi ihtiyaçların karşılanmasını her birey için garanti etmiştir Bunlardan da anlaşıldığı gibi İslâm bireyi insan oluşundan, bunu da kişiliğinde (bireysel özelliklerden) ayrı tutmamıştır. Aynı zamanda toplumun üzerinde bulunması gerekli konumunu da her bireyin temel ihtiyaçlarını bir bütün olarak doyurulmasından ve lüks ihtiyaçlarını tatminine imkan sağlanmasından ayrı tutmamıştır. Lüks ihtiyaçların karşılanabilmesi ise insanların elerindeki ekonomik değerleri artırabilmeleri ile mümkündür. Bu da çalışmadan gerçekleştirilmez. Bunu için İslâm, kazanç ve rızk aramayı ve bu yolda çalışmayı farz kılmıştır. Allah şöyle buyuruyor:"Yerin sırtlarında yürüyün (dolaşın) ve Allah'ın rızkında yiyin.”(Mülk 15)İşte bu ve benzeri ayetler, iktisatla ilgili şer’i hükümlerin mal kazanmayı, temiz ve helal olan maldan gereği gibi faydalanılmayı ifade ede açık delillerdir.
İslâm, mülk edinme sebeplerini, mülkiyetin el değiştirilmesine dair sözleşme türlerini, bünyesinde birtakım şer'i kuralları ve şer’i hükümleri, barındıracak şekilde ilgili bir çok konuyu kendisine kıyas edilerek çözülebilecek nitelikte genel hatları ile vermiştir. insanların şeriatta geçen muamelatla sınırlı olmaları farzdır. onun için mülkiyette de çeşitli sınırlar vardır mesela kumarhane mülkünün islamda yeri yoktur. Bundan dolayı Müslüman, temiz ve helal olmak şartı ile mal edinme konusunda hiçbir engelle karşılaşmadan süratle amacına ulaşmaya çalışabilir. Böylelikle her bireyin karşılanması gerekli ihtiyaçlarını karşılayacak ortam ve şartlar sağlanmıştır. İslâm, bireyi çalışmaya teşvik etmekle yetinmediği gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını sadece bireylerin kendi kazancına da bağlı kılmamıştır. Bilakis gerektiği zaman beytülmalda bireylere harcanma yapılmasını da gerekli kılmıştır. Çalışma gücünden yoksun aciz kimselerin geçimini devlete yüklediği gibi ümmetin ihtiyaçlarını karşılamayı da devletin görevlerinden biri olarak kabul etmiştir. Çünkü vatandaşların bu devlet üzerinde hakları vardır.
İslam iktisadının ilkeleri:
Mülkiyet,Mülkiyetin kullanımı,Servetin insanlar arasında dağılımı...
Mülkiyet:
Mülkiyet hakkı tümüyle Mâlikül Mülk (Mülkün Sahibi) olması ve malı kendisine ait kılmış olması itibariyle Allah'a aittir. Allahu Teâla şöyle dedi:"Size vermiş olduğu Allah'ın malından onlara veriniz.”(Nur 33)Dolayısı ile insanlar mallar üzerinde temsili yetkiye sahiptir. öyle ya kimine miras kalıyor kimi elindeki malı deprem yangın vs olaylar ile kaybediyor .
Ancak temsil yetkisi ile gelen bu mülkiyet hakkı insanoğlunun bütün bireylerine genel olarak gelmiştir. Böylece insanlar bununla fiilen değil temsilen mülkiyet hakkına sahip oluyorlar. Zaten insanlar ancak mülk edinebilme hakkında temsilen bir yetkiye sahiptirler.
Mülkiyetin kullanımı:
Eğer mülkiyet, kamu mülkiyeti ise ümmetin vekili olmasından dolayı devlet bu türlü mülkiyetin kullanım hakkına sahiptir. ancak devlet bu mülkiyet üzerinde şeriatın belirlediği kadar değiştirme hakkına sahiptir. Şari’, devlet ve özel mülkiyette, şeriatın sınırları dahilinde değiştirme ve bağış gibi taraflara istedikleri kullanımı yapabilme yetkisini vermiştir.
Servetin insanlar arasındaki dağılımı ise:
Şüphesiz bu konu, mülk edinme nedenleri ve bir dünya görüşünün ilkleri çerçevesinde şekillenir. Ancak insanların güç ve ihtiyaçları birbirlerinden farklı olduklarından servetin dağılımı da insanlar arasında çeşitli farklılıklara uğrar. Servet dağılımının yanlış ve hatalı uygulanması, malın belli bir sınıfın elinde birikmesi ve diğer bir sınıfın ondan yoksun kalması sonucunu doğurur. Örnek olarak sabit mübadele aracı olan altın ve gümüşün belli ellerde toplanması gibi. Bundan dolayı şeriat servetin yalnızca zenginler arasında dolaşan bir güç olmasını yasaklamış, bütün insanlar arasında dolaşan bir ekonomik güç olmasını emretmiştir.

yukarda anlattıkların kapitalist sistemin kopyası.
güya anayasınız da nedense ülkemizin anayası gibi:)
yönetim şekli nin de elle tutular bir farkı yok

bir sonraki mesajında kumarhane ve içki satışından bahsetmişsin.
söyle bakalım bunu genel bir yasak haline getiren bir uygulama mı var.
kişinin haram işlemesi başka birşeydir
devletin haramdır diye ona zorbalık yapması başka birşey
sanki tüm dünya müslümanmış gibi konuşuyorsun:)

hizbutçu yerine taklitçi leyla mı demeliyiz artık

yusufsaid
25-07-2011, 07:57
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ekonomik_Sistem/index.htm
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ideal_Ekonomi/index.htm

yusuf said kardeşim samimiyseniz bu iki kitabı okuyun.kapitalizm kominizm ve islam sisteminin günümüze dair tüm yönleri incelenmiş ve islami alternatifler boşluksuz doldurulmuştur...veri yeterrrr bilmediğin konuda sus...kitabları oku altının islamla alakasını öğren onca hadise hakaret etme:Cool:

Tabiiki, zaten bu konuda okuma yapmak istiyordum. Teşekkür ederim...

leylinur
25-07-2011, 13:55
muhammed kafadar sen bağlantı kurmaya devam et...islam reddediyor ve içki dükkanı açtırmıyor fabrikasını kurdurmuyor..gay'leri kabul etmiyor vergiyi veriyor diye insanın her konuda serbest bırakmıyor...yineliyorum...kapitalizm ve kominizmden önce islam vardı ve yeryüzünde hakimliğimliğini iki izmdende fazla sürdürdü,sürdürecek..çünkü islam evrensel bir dindir ve islam fıtrata uygundur...

“Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü istiyorlar?Yakinen inanan bir kavim için Allah’tan daha iyi (güzel)
hüküm veren kimdir?"

veri
25-07-2011, 14:01
güya devletinizde gaylere birşey yapamazsınız.
neyle tespit ediceksin gayleri Allah aşkına:)
hadi yaptın naneyi yedin sen neye dayanarak yaptırım yapıcaksın.

cahilce konuşuyorsunuz.

kapitalizm ve sosyalizm aslında aynı ekonomik sistem in parçalanmış modeli ve ezelden beri var.
habil kabil neyi paylaşamadı.

leylinur
25-07-2011, 14:07
:swoon:kurulunca görürsün:Cool:
cahilce konuşan kim aceba:thinking:
habil ile kabile sosyalizmi ve kapitalizmi dayandırdır:swoon::oleyo::Cool:
bişi derdim ama demeyim kalsın...:Cool:
selamet ile....

muhammedkafadar
25-07-2011, 14:09
muhammed kafadar sen bağlantı kurmaya devam et...islam reddediyor ve içki dükkanı açtırmıyor fabrikasını kurdurmuyor..gay'leri kabul etmiyor vergiyi veriyor diye insanın her konuda serbest bırakmıyor...yineliyorum...kapitalizm ve kominizmden önce islam vardı ve yeryüzünde hakimliğimliğini iki izmdende fazla sürdürdü,sürdürecek..çünkü islam evrensel bir dindir ve islam fıtrata uygundur...

anlamadığın, anlamamakta ısrar ettiğin ne biliyormusun! liberalizmin ne olduğunu ANLAMAMAKTA ISRAR EDİYORSUN! bu bi ekonomi politikası, şer-i hükümlerle yönetilen bi ülkenin eline verirsen ona uyar, ABD, AB gibi ülke veya toplulukların eline verirsen ona. bu sistem yaygın olarak batida uygulanıyor diye SİSTEMİN GÜNAHI NE? O MU DEDİ GAYLAR KAFASINA GÖRE TAKILSIN, KUMAR OYNANSIN, İÇKİ İÇİLSİN? LİBERAL EKONOMİ ÖZEL MÜLKİYET ESASLIDIR. CEZA KANUNUNA ALKOL, KUMAR, EŞCİNSELLİK YASAK İBARESİ KOYARSAN BU PİSLİKTEN ARINMIŞ OLURSUN. AMA SİSTEMDE DEĞİŞEN BİRŞEY OL MAZ!!! LİBERAL EKONOMİNİN BUNUNLA UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI YOK! BUNLAR OLMASADA LİBERALİZM YİNE AYNI LİBERALİZM'DİR.

veri
25-07-2011, 14:18
:swoon:kurulunca görürsün:Cool:
cahilce konuşan kim aceba:thinking:
habil ile kabile sosyalizmi ve kapitalizmi dayandırdır:swoon::oleyo::Cool:
bişi derdim ama demeyim kalsın...:Cool:
selamet ile....

birşey bilmiyorsun ki zaten ezberletmişler papağana sanki sayıklıyorsun.
ekonomik sistem yüzünden habil ile kabil kavga etmedi mi:)
kurulunca görücekmişim.
yersen.
sen kim oluyorsun ki benim devletime kafa tutuyorsun etin budun ne

leylinur
25-07-2011, 14:45
anlamadığın, anlamamakta ısrar ettiğin ne biliyormusun! liberalizmin ne olduğunu ANLAMAMAKTA ISRAR EDİYORSUN! bu bi ekonomi politikası, şer-i hükümlerle yönetilen bi ülkenin eline verirsen ona uyar, ABD, AB gibi ülke veya toplulukların eline verirsen ona. bu sistem yaygın olarak batida uygulanıyor diye SİSTEMİN GÜNAHI NE? O MU DEDİ GAYLAR KAFASINA GÖRE TAKILSIN, KUMAR OYNANSIN, İÇKİ İÇİLSİN? LİBERAL EKONOMİ ÖZEL MÜLKİYET ESASLIDIR. CEZA KANUNUNA ALKOL, KUMAR, EŞCİNSELLİK YASAK İBARESİ KOYARSAN BU PİSLİKTEN ARINMIŞ OLURSUN. AMA SİSTEMDE DEĞİŞEN BİRŞEY OL MAZ!!! LİBERAL EKONOMİNİN BUNUNLA UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI YOK! BUNLAR OLMASADA LİBERALİZM YİNE AYNI LİBERALİZM'DİR.
sizinde anlamadığınız islamın kendisine ait politikasının olduğu esas dediğiniz mülkiyette haram helal dairesi yoktur oysa islam ekonimi politikasında haram helal dairesi esaslardandır.liberalizmde liberallerin iyi güzel dediği olur...islamda ise şarinin iyi dediği iyi kötü dediği kötüdür...fayda ve zararın belirleyicisi şaridir...anlıyorda anlamamazlıktanmı geliyorsunuz:thinking:

leylinur
25-07-2011, 14:49
birşey bilmiyorsun ki zaten ezberletmişler papağana sanki sayıklıyorsun.
ekonomik sistem yüzünden habil ile kabil kavga etmedi mi:)
kurulunca görücekmişim.
yersen.
sen kim oluyorsun ki benim devletime kafa tutuyorsun etin budun ne
etimi budumu devletine sor o söylesin daha cevap alamazsan batıya sor söylesin neden korkuyor sana bir bir izah etsinler...bizde kalite konuşur vesselam :)
http://www.dailymotion.com/video/xgbhtc_eyref-ziya-terzy-yman-konuyur-www-rotafor-com_music

muhammedkafadar
25-07-2011, 14:49
sizinde anlamadığınız islamın kendisine ait politikasının olduğu esas dediğiniz mülkiyette haram helal dairesi yoktur oysa islam ekonimi politikasında haram helal dairesi esaslardandır.liberalizmde liberallerin iyi güzel dediği olur...islamda ise şarinin iyi dediği iyi kötü dediği kötüdür...fayda ve zararın belirleyicisi şaridir...anlıyorda anlamamazlıktanmı geliyorsunuz:thinking:

şer-i hükümlerin liberalizme ne gibi bi manisi var inanın anlamış değilim.

leylinur
25-07-2011, 15:05
şer-i hükümlerin liberalizme ne gibi bi manisi var inanın anlamış değilim.
liberalizmde şeri hükümlerin ne gibi bir yeri var bende onu anlamış değiilim :)

muhammedkafadar
25-07-2011, 15:09
liberalizmde şeri hükümlerin ne gibi bir yeri var bende onu anlamış değiilim :)


liberalizm ekonomi politikasıdır. E K O N O M İ !!! haram-helal, yasak vb. bunları ceza kanunu ile bi konu açıp tartışabiliriz. o zaman sizi desteklerim, bu ne biçim ceza kanunu şunu adam etmek gerek derim.

leylinur
25-07-2011, 15:12
liberalizm ekonomi politikasıdır. E K O N O M İ !!! haram-helal, yasak vb. bunları ceza kanunu ile bi konu açıp tartışabiliriz. o zaman sizi desteklerim, bu ne biçim ceza kanunu şunu adam etmek gerek derim.

o politikanın için islamın naslarını koyarsanız o liberalizm olmaktan çıkar islam olur,ayrıca islamın nasları tartışılmaz vesselam...

muhammedkafadar
25-07-2011, 15:17
o politikanın için islamın naslarını koyarsanız o liberalizm olmaktan çıkar islam olur,ayrıca islamın nasları tartışılmaz vesselam...

islamı tartışan yok elbet. böyle birşeyden rabbime sığınırım. anlatmak istediğim içki içme,kumar oynama,eşcinsel olma bunları bu başlık altında tartışmak çok komik :D

leylinur
25-07-2011, 15:23
:swoon:ben öyle düşünmüyorum konuyla birebir ilişkisi var diyorum:Cool: bu gün içerik açıklanmadan refendumdan bir anayasa çıktı insanlar içerisi bilmediler bilseler belki kabul etmicekleri çok şey vardı:thinking::confused1:...bu gün demokrasinin tam manasını insanlar bilseler hemen reddederler:thinking:..sizde liberalizm diye çıkıp insanara bir politika kabul ettirmek isterseniz bende içeriliğinisorgularım...sorgulattırırım..:Cool:biz im dinimiz bize yeter başka şeylere gerek yok :Cool:
selam ve dua ile....

muhammedkafadar
25-07-2011, 15:25
[ı][sıze=3]:swoon:ben öyle düşünmüyorum konuyla birebir ilişkisi var diyorum:cool: Bu gün içerik açıklanmadan refendumdan bir anayasa çıktı insanlar içerisi bilmediler bilseler belki kabul etmicekleri çok şey vardı:thinking::confused1:...bu gün demokrasinin tam manasını insanlar bilseler hemen reddederler:thinking:..sizde liberalizm diye çıkıp insanara bir politika kabul ettirmek isterseniz bende içeriliğinisorgularım...sorgulattırırım..:cool:biz im dinimiz bize yeter başka şeylere gerek yok :cool:[/sıze][/ı]
[ı][sıze=3]selam ve dua ile....[/sıze][/ı]

cahiiiiiiilllll :O içerik açıklanmadıda ne demek. Aylarca yeni maddeler tartışıldı, eskisiyle kıyaslaması yapıldı. O hukukçu çıktı, bu profesör çıktı tartıştı, sağır sultan duydu be

leylinur
25-07-2011, 16:27
lüzümsuzluk yapma islama aykırı maddelerin hangisi söylendi ilan edildi ne demek istediğimi anlıyosun...neyse seni affettim küçüklüğüne?!:thinking: veriyorum:Cool:

muhammedkafadar
25-07-2011, 17:11
lüzümsuzluk yapma islama aykırı maddelerin hangisi söylendi ilan edildi ne demek istediğimi anlıyosun...neyse seni affettim küçüklüğüne?!:thinking: veriyorum:Cool:

kimsenin affına ihtiyacım yok, o kadar cahilsinizki ANLAYAMADIĞINIZİ YORUMLAYAMADIĞINIZ HERŞEY İÇİN KOMPLO TEORİLERİ ÜRETİYORSUNUZ. o çalışmaların tamamını elimde 82 anayasası bizzat karşılaştırarak izledim. konuyla ilgili dinlemediğim hukukçu, profesör kalmadı. uyanık olun biraz. KENDİNİZİ SALAK YERİNE KOYMAKTAN VAZGEÇİN. İLLA HERKES SİZİ KANDIRCAK PEHH. KİMSENİN KİMSEYİ KANDIRDIĞI YOK, HERŞEY AÇIK VE NET BİR BİÇİMDE TARTIŞILDI VE ONAYLANDI.

leylinur
25-07-2011, 18:27
kimsenin affına ihtiyacım yok, o kadar cahilsinizki ANLAYAMADIĞINIZİ YORUMLAYAMADIĞINIZ HERŞEY İÇİN KOMPLO TEORİLERİ ÜRETİYORSUNUZ. o çalışmaların tamamını elimde 82 anayasası bizzat karşılaştırarak izledim. konuyla ilgili dinlemediğim hukukçu, profesör kalmadı. uyanık olun biraz. KENDİNİZİ SALAK YERİNE KOYMAKTAN VAZGEÇİN. İLLA HERKES SİZİ KANDIRCAK PEHH. KİMSENİN KİMSEYİ KANDIRDIĞI YOK, HERŞEY AÇIK VE NET BİR BİÇİMDE TARTIŞILDI VE ONAYLANDI.
tabi tabi görürsem söylerim :)
seçilmiş insanların seçilmiş konuları konuştuğu seçilmiş fikirleri sunduğu kapital/izmde siz kandırılmadığınızı düşünmeye devam edin...:Cool:
liberalizm ve islam ekonomisini birbirinden ayıklayamayarak ne kadar kandırılmadığınızı ispat ettiniz zaten :Cool:

muhammedkafadar
25-07-2011, 20:30
[sıze=3]tabi tabi görürsem söylerim[/sıze] :)
[ı][sıze=3][color=darkred]seçilmiş insanların seçilmiş konuları konuştuğu seçilmiş fikirleri sunduğu kapital/izmde siz

belkide bende o seçilmişlerdenimdir :P

veri
26-07-2011, 06:17
tabi tabi görürsem söylerim :)
seçilmiş insanların seçilmiş konuları konuştuğu seçilmiş fikirleri sunduğu kapital/izmde siz kandırılmadığınızı düşünmeye devam edin...:Cool:
liberalizm ve islam ekonomisini birbirinden ayıklayamayarak ne kadar kandırılmadığınızı ispat ettiniz zaten :Cool:

dinler kişiler üzerine durur şu tüccar böyle davranmalı der.
ekonomik sistem yok veya başka bir sistem
günün şartlarına göre sistemler değişir.
siz daha islam ın ne olduğunu ne olmadığın bilmiyorken
kapitalizm gibi bir konuya hiç girmeyin.
copy yap. ile alim olunmuyor:)

leylinur
26-07-2011, 07:47
belkide bende o seçilmişlerdenimdir :P

orası kesin dermişim...ALLAH affetsin :)

muhammedkafadar
26-07-2011, 07:49
orası kesin dermişim...ALLAH affetsin :)

yok sizin temennilerinize ihtiyacım yok, Rabbim'le arama girmeyin lütfen.

veri
26-07-2011, 07:51
yok sizin temennilerinize ihtiyacım yok, Rabbim'le arama girmeyin lütfen.

kendisi kurtulmuş da sizi kurtamaya çalışıyor ya
Allah akıl versin bu tiplere

leylinur
26-07-2011, 07:53
dinler kişiler üzerine durur şu tüccar böyle davranmalı der.
ekonomik sistem yok veya başka bir sistem
günün şartlarına göre sistemler değişir.
siz daha islam ın ne olduğunu ne olmadığın bilmiyorken
kapitalizm gibi bir konuya hiç girmeyin.copy yap. ile alim olunmuyor:)
sen öyle sanmaya devam et,
yakında göreceksin...görecekler:Cool:
sonradan gözleriyle mekkenin feth olunduğuna şahit olunca:"bu kadarmı yanılmışız" diyen ebu süfyan ve karısı gibi,bu kadar mı yanılmışız dersiniz bende yaa malesef öyle derim:Cool:
ama Allah şahit ben size anlattım:Cool:

leylinur
26-07-2011, 07:54
yok sizin temennilerinize ihtiyacım yok, Rabbim'le arama girmeyin lütfen.
sizin için üzgünüm ama var malesef :(
RabbilNe arana ben girmiyorum kapitalizm ve liberalm giriyor :Cool:

leylinur
26-07-2011, 07:56
[sıze="3"]

kendisi kurtulmuş da sizi kurtamaya çalışıyor ya
allah akıl versin bu tiplere[/sıze]
dünyada aklederek kendimi kurtaran nizama teslim oldum...sende teslim olsan...huzur bulur kurtulursun...kafan bu kadar karışık olmaz :Cool:

veri
26-07-2011, 07:56
Allah şahit sizin için akıl istedim.
ben de size anlattım.
ortada bir tarih yok kemikleriniz toprakla karışınca mı
olmayan bir tarih te olmayan bir olay için bu ne gurur kibir.
haklı olmak sizin için bu kadar mı önemli.
peygambirimizin davası haklılık davası mı idi.
hak davası mı.
veya ekonomik sistem davası mı:)

veri
26-07-2011, 07:57
dünyada aklederek kendimi kurtaran nizama teslim oldum...sende teslim olsan...huzur bulur kurtulursun...kafan bu kadar karışık olmaz :Cool:

seni tanıyana kadar kafam karışıktı acaba dini bütün bir ülkede mi yaşıyoruz ülkemiz dine aykırı mı filan diye
sizin yalancı devlet anlayışınızı ve uyduruk ekonomik sisteminizi okuyunca
kafam rahatladı :)

leylinur
26-07-2011, 07:59
Allah şahit sizin için akıl istedim.
ben de size anlattım.
ortada bir tarih yok kemikleriniz toprakla karışınca mı
olmayan bir tarih te olmayan bir olay için bu ne gurur kibir.
haklı olmak sizin için bu kadar mı önemli.
peygambirimizin davası haklılık davası mı idi.
hak davası mı.
veya ekonomik sistem davası mı:)
Allah şahitki ben NİZAMA teslimiyetimle aklımı ispat ettim:Cool:
PEYGAMBERİMİZ hak davasında haklı çıkmıştır :Cool:
VE DAVASI: ekonomi hukuk eğitim vs hayata dair herşeyi kaplayan kapsayıcı bir davadır:Cool:

muhammedkafadar
26-07-2011, 08:30
sizin için üzgünüm ama var malesef :(
RabbilNe arana ben girmiyorum kapitalizm ve liberalm giriyor :Cool:

o zaman bırakın o benim Rabbimle aramdaki kişisel mesele olsun, EN NEFRET ETTİĞİM HUSUS BAŞKALARININ BİR BAŞKA MÜSLÜMANIN GÜNAHKAR OLDUĞUNU İDDİA ETMESİDİR.

muhammedkafadar
26-07-2011, 08:34
leylinur;
DUR ŞUNU BAŞTAN ALALIM,
LİBERALİZM DEYİNCE NE ANLIYORSUN?
AMA SAKIN KONUYU BAŞKA SAFLARA FİLAN ÇEKMEYE, NE OLDUĞUNU KENDİN BİLE BİLMEDİĞİN İÇİN İÇİNİ DOLDURAMADIĞIN EKONOMİ POLİTİKANDAN BAHSETMEYE BAŞLAMA YİNE, SADECE LİBERALİZMDEN NE ANLADIĞINI, NEYİ ELEŞTİRDİĞİNİ SÖYLE.

veri
26-07-2011, 08:44
Allah şahitki ben NİZAMA teslimiyetimle aklımı ispat ettim:Cool:
PEYGAMBERİMİZ hak davasında haklı çıkmıştır :Cool:
VE DAVASI: ekonomi hukuk eğitim vs hayata dair herşeyi kaplayan kapsayıcı bir davadır:Cool:

hala aynı lakırdı.
aklınızı değil kopyala yapıştırcılığınızı ispat ettiniz
ne anayasanız anayasa
ne kurumlarınız kurum
ne de sizin tek bir sözünüz doğru
yalan dolan
sen yeme ben yiyeyim türü bir fantaziniz ortada sadece
bilmediğiniz konuda son lafı söylemek uğruna bile selametle deyip geçiştiriyorsunuz.

ne benim ne de kafadar ın tek soruna cevap vermiş değilsiniz.
işiniz gücünüz cak cuk

leylinur
26-07-2011, 12:51
leylinur;
DUR ŞUNU BAŞTAN ALALIM,
LİBERALİZM DEYİNCE NE ANLIYORSUN?
AMA SAKIN KONUYU BAŞKA SAFLARA FİLAN ÇEKMEYE, NE OLDUĞUNU KENDİN BİLE BİLMEDİĞİN İÇİN İÇİNİ DOLDURAMADIĞIN EKONOMİ POLİTİKANDAN BAHSETMEYE BAŞLAMA YİNE, SADECE LİBERALİZMDEN NE ANLADIĞINI, NEYİ ELEŞTİRDİĞİNİ SÖYLE.
kardeşim sen islamdan ne anlıyosun :thinking::confused1:nesini eksik görüyosunda başka bir politikaya ihtiyaç duyuyorsun:Cool:

leylinur
26-07-2011, 12:53
hala aynı lakırdı.
aklınızı değil kopyala yapıştırcılığınızı ispat ettiniz
ne anayasanız anayasa
ne kurumlarınız kurum
ne de sizin tek bir sözünüz doğru
yalan dolan
sen yeme ben yiyeyim türü bir fantaziniz ortada sadece
bilmediğiniz konuda son lafı söylemek uğruna bile selametle deyip geçiştiriyorsunuz.

ne benim ne de kafadar ın tek soruna cevap vermiş değilsiniz.
işiniz gücünüz cak cuk
veri senin limitin doldu:Cool:

muhammedkafadar
26-07-2011, 13:27
[sıze=3]kardeşim sen islamdan ne anlıyosun :thinking::confused1:nesini eksik görüyosunda başka bir politikaya ihtiyaç duyuyorsun[/sıze]:cool:

islamdan ne anladığımı sorgulamak ne senin nede kimsenin haddine değil, bi kere olsun soruma yanıt ver olurmu, başka bişey söylemene filan gerek yok sadece soruma yanıt ver. liberalizmden ne anlıyorsun, sence liberalizm nedir

Mahabad
26-07-2011, 15:43
sence liberalizm nedir
madem internette geziniyorsunuz googleden arayıverin. değil mi yani:)
lisede ticaret hukuku dersinde solcu ayaklarıyla çıkıp sınıfa anlatmıştım.
aklımda kaldığı kadarıyla Liberalizm, Adams Smith'in kısaca bırakın yapsınlar, bırakınız etsinler mantığıyla ifade ediliyordu.
Liberalizm devletin, piyasaya, işçi ve işveren ilişkilerine müdahalede bulunmasına karşıdır.Liberalizme göre devletin tek görevi, girişimciye para - sermaye temin etmek, fabrika/işletmesini açabilmesi için her türlü kolaylığı sağlamak, kanunların kapitalist sınıfın lehine düzenlemeleri içermesi, devletin sadece savunma ve iç güvenlik işlerine bakan kurumlar dışında diğer hizmet ve yatırımlardan elini çekmesi talepleri sistemin temel özellikleri arasında gösterilebilir.
Liberalistler aynı zamanda sosyal darwinist akımında savunucularıdır. C.Darwin'in doğadaki güçsüz ve hasta canlıların sert mücadele koşullarına dayanıksız oldukları bu nedenle elendikleri, yerlerine daha güçlü ve sağlıklı nesillere bıraktığı şeklindeki tezleri aynen sosyal hayata ve ekonomiye uyarlamışlardır.
Kapitalist sisteme zamanla kapitalist teoriyenler yeni fikirler ve yeni uygulamalar kazandırmışlardır. Ve her yeni tanım (teori) ve uygulama (pratik) farklı ülkelerde farklı şekilde uygulamaya sokulmuştur. Kapitalizmin bünyesinden liberalizmi ayıklayarak, kapitalist sisteme büyük ölçüde işlerlik kazandıran üretim ve tüketim kredlerini faizlendirme çarkını ortadan kaldırarak, devletin etkin bir denetim mekanizması altında yolsuzluk ve usulsuzluklerin önüne geçilerek kapitalizm islami bir devlet içinde uygulanabilir. İran, Endonezya, Arap yarımadasında ekonomik ilişkiler bu şekilde zaten yürümüyor mu?

leylinur
26-07-2011, 21:28
madem internette geziniyorsunuz googleden arayıverin. değil mi yani:)
al bendende o kadar şimdi tarifi alcam koycam aslında öyle değil şöyledir diye fikri ortaya koyandan çok savunacak,fikri ortaa çıkaran bile bu ne diyo dicek:Cool:hayır sen ben ne anlıyoruz çok önemli sanki:thinking: önemli olan islam ile uyuşmuyor olması:thinking: müslümanın kendi ekonomi politikası dururken böyle politikaları islama uygunmuş gibi göstermesi islama olan güvensizliğin neticesidir:Cool:kardeş rica ediyorum şu liberalizme yorduğun kafanı bir de islama yor emin ol islamın ekonomi politikası daha tatmin edici..:Cool:

agbi
27-07-2011, 07:46
Allah şahitki ben NİZAMA teslimiyetimle aklımı ispat ettim:Cool:
PEYGAMBERİMİZ hak davasında haklı çıkmıştır :Cool:
VE DAVASI: ekonomi hukuk eğitim vs hayata dair herşeyi kaplayan kapsayıcı bir davadır:Cool:

Birşey sorucam

Peygamberimiz sav zamanında oluşan ticari Deve Kervanları bugünkü sosyal ismi ile Hangi Tür Şirket oluyor ?

leylinur
27-07-2011, 09:59
Birşey sorucam

Peygamberimiz sav zamanında oluşan ticari Deve Kervanları bugünkü sosyal ismi ile Hangi Tür Şirket oluyor ?
islamda şirketleşme;
İSLÂM'DA ŞİRKET
Lügatta şirket; Biri diğerinden ayırt edilemeyecek şekilde iki veya daha fazla hissenin birbirine karışmış olmasıdır.
Şeriata göre şirket: İki veya daha fazla kişinin, kazanç sağlamak amacı ile mâli bir iş yapmak üzere aralarında yaptıkları bir akittir (sözleşmedir).
Diğer sözleşmeler gibi şirket sözleşmesi de “icab” ve “kabul”ün bir arada bulunmasını gerektirir. “İcab” ortak olacaklardan birisinin diğerine; “Şu hususta seninle ortak oldum” demesidir. “Kabul” ise, diğerinin “Kabul ettim” demesidir.
Ancak bu lafızların aynen söylenmesi gerekmez. Önemli olan manadır. Yani ortaklardan birisinin icab ve kabul anlamını ifade edecek şekilde sözlü veya yazılı bir davranış içerisinde olmalarıdır. Bu nedenle sadece ortaklık yapmak üzere anlaşmaya varmak akit sayılmaz. Aynı şekilde ortaklık için malın ödenmesi de akit sayılmaz. Sözleşme, bir nesne üzerinde ortaklık anlamını içermelidir. Şirket sözleşmesinin sahih olmasının iki şartı vardır.
a- Üzerinde sözleşilen husus “tasarruf” olmalıdır.
b- Bu tasarruf, vekil edinmeye elverişli olmalıdır. Böylece aralarında tasarruftan ortaklaşa istifade etme imkanı bulunsun.
Şirket şeran caizdir. Çünkü peygamber olarak gönderildiğinde insanların ortaklaşa iş yapmalarına şahit olan Allah'ın Rasülü (sas) onların bu davranışlarına ses çıkarmadı. Dolayısıyla Allah'ın Rasülünün herhangi gibi bir şey hakkındaki ikrarı, yapılan işin şer'i açıdan caiz olduğunun delilidir.
Buhari, Ebu el-Minhâl'in şöyle dediğini rivayet eder: “Ben ve benim ortağım peşin ve veresiye bir şey aldık. Bize Berâe b. Azib geldi. Ona bunu sorduk. Bunun üzerine şöyle dedi: Ben ve ortağım Zeyd b. Erkam da aynı şekilde ticaret yapıyorduk Bu faaliyetimiz hakkında Nebi (sas)'e sorduğumuzda bize şöyle dedi:
“Peşin olanı alın, veresiye olanı geri verin.”
Ebu Hureyre Nebî (sas)'in şöyle dediğini rivayet eder:
“Yüce Allah şöyle buyuruyor: Bir diğerine ihanet etmediği sürece, ben iki ortağın üçüncüsüyüm. Birisi ihanet edince ben aralarından çıkarım.”
Müslümanın Müslümanla, zımminin zimmiyle, Müslümanların zimmilerle şirketleşmeleri caizdir. Bir Müslümanın Hıristiyan, Mecusi veya diğer dinlerden olan zimmilerle ortaklaşa iş yapmaları caizdir. Abdullah b. Ömer'den: “Rasulullah (sas) Hayber halkı ile -ki onlar Yahudi idiler- Hayber'in meyva ve ekinlerinin yarısına karşılık anlaşma yaptı.”
Aişe (r.anha)'dan: “Rasulullah (sas) bir Yahudiden yiyecek satın aldı ve ona zırhını rehin olarak verdi.”
İbn Abbas (ra)'tan: “Nebî (sas) zırhını ailesi için almış olduğu yirmi ölçek yiyecek karşılığı rehin vermiş olduğu halde vefat etti.”
Aişe (r.anha)'dan: “Rasulullah (sas) bir Yahudiye, bedelini vaktinde ödemek üzere iki takım elbise ısmarladı.”
Bu hadislere göre; Yahudi, Hıristiyan ve diğer zımmilerle ortaklık yapmak caizdir. Çünkü yukarıdaki delillerde de görüldüğü gibi zımmilerle muamelede bulunmak caizdir. Ancak Müslümanlarla ortaklık halindeyken zımmilerin şarap ve domuz gibi haram kılınmış şeylerin alım-satımını yapmaları caiz değildir. Fakat Müslümanlarla ortak olmadan önce şarap ve domuz satmışsa, karşılığında almış olduğu bedeli şirkete koyması caizdir. Ancak caiz tasarrufta bulunması halinde şirket sahih olur. Çünkü şirket, malda tasarrufa dayalı olarak yapılan bir sözleşmedir. Malda tasarrufta bulunması kendisine caiz olmayan kişi ile şirket kurulması sahih olmaz. Bu nedenle hacr altına alınan (tasarruftan men edilen) kimseler ve tasarrufta bulunmaları caiz olmayan kimselerle şirket kurulması caiz değildir.
Şirket, ya emlak şirketi olur ya da akit şirketi olur. Emlâk şirketi aynı zamanda mal şirketidir. İki adamın miras düşen veya satın aldıkları veya birisi tarafından bunlara hediye edilmesi gibi bir “ayn”da ortak olmaları şeklindeki ortaklıklar.
Mülkün geliştirilmesi ile ilgili konularda ise akit şirketi söz konusu olur. İslâm'daki akit şirketleri, bunlarla ilgili şer'i hükümler ve şer'i deliller derinlemesine incelendiğinde akit şirketlerinin beş gruba ayrıldığı görülür.
1- İnân Şirketi,
2- Ebdân Şirketi,
3- Mudarebe Şirketi,
4- Vücuh Şirketi,
5- Mufavaze Şirketi.

İnan Şirketi
İnan şirketi, iki bedenin mallarıyla ortaklaşmalarıdır. Yani iki kişinin bedenleriyle çalışmak ve kazancı aralarında paylaşmak üzere ortaya koydukları malda ortaklaşmalarıdır

Ebdân Şirketi
Bu şirket, ortaya mal koymaksızın iki veya daha fazla kişinin sadece bedenleriyle yani elleriyle yani emekleriyle kazanmak hususunda belli bir işi yapmak üzere ortaklık kurmalarıdır.
Mudarebe Şirketi
“Kırad” şeklinde de isimlendirilen bu şirket, beden ve malın ortaklığı anlamına gelmektedir. Yani bir kişinin bir başka kişiye ticaret yapması, elde edilen kazancın da aralarındaki anlaşmaya göre paylaşılması için mal vermesidir. Ancak mudarebe şirketinde zarar ortakların anlaşmalarına göre değil, şeriatın belirttiği hususa göredir. Bu türlü şirkette zarar, özel olarak malın üzerinde olur. Mal sahibi ile çalışan kendi aralarında kâr ve zarar üzerinde ittifak etmiş olsalar da zarar çalışana değil mala yüklenir.
Vücuh Şirketi
Bu şirket, iki bedenin kendileri dışında bir başka birisine ait mal ile ortaklaşmasıdır. Yani bir kişinin malını iki ya da fazla kişiye mudarib (çalışan ortakları) olarak vermesidir. Böylece iki mudarib (çalışan ortak) başkasının malı ile elde edilecek olan kârda ortak olurlar.
Şeriatın ortaklarda aradığı şartlar şunlardır :
a- Mal ortaklığı
b- Beden ortaklığı (emek)
c- Doğrulukla hasıl olan ticarî güvenle aldığı malı işletmeye bizzat katılması.
Mufavada Şirketi
Mufavada şirketi, yukarıda adı geçen inan, ebdan, mudarabe, ve vucuh şirketlerinin tümünü bir araya getiren şirkete denir. Buna göre; bir kişinin çalışmalarını ve mallarını katacak olan iki mühendise, konutlar yapıp satmaları için mudarebe ortaklığı ile mal verir. Mühendisler ise aralarında, ellerindeki sermayenin üstünde bir gayretle çalışmak üzere ittifak ederler ve tüccarların kendilerine olan güvenine binaen bedelini ödemeden mal almaya başlarlar. Bu şekilde faaliyet gösteren bir şirket mufavada şirketi olur.

sizin için özetledim geniş bilgi için;
http://www.rasidihilafet.org/kitaplar/Ekonomik_Sistem/index.htm
unutulmamalıdır ki: bu gün islam devleti olmasada namaz kılıyor oruç tutuyorsak şirketleşme konusundada Allah'ın naslarına göre hareket etmeliyiz...sadece şirket değil hayata dair bir çok konunun şeriatta yerini olduğunu unutmamalılıyız..,imza ile işlerin yürüdüğü günümüzde attığımız imzaların islamdaki yerini mutlaka araştırmalıyız:thinking::confused1::Cool:

muhammedkafadar
27-07-2011, 18:03
[ı][sıze=3]al bendende o kadar şimdi tarifi alcam koycam aslında öyle değil şöyledir diye fikri ortaya koyandan çok savunacak,fikri ortaa çıkaran bile bu ne diyo dicek:cool:hayır sen ben ne anlıyoruz çok önemli sanki:thinking: önemli olan islam ile uyuşmuyor olması:thinking: Müslümanın kendi ekonomi politikası dururken böyle politikaları islama uygunmuş gibi göstermesi islama olan güvensizliğin neticesidir:cool:kardeş rica ediyorum şu liberalizme yorduğun kafanı bir de islama yor emin ol islamın ekonomi politikası daha tatmin edici..:cool:[/sıze][/ı]

cahilsin işte, tek bir soruma yanıt vermedin, veremedin. ne anladığını, hangi noktayı eleştirdiğini söyle. verdiğin örneklere bakacak olursak (kumar-alkol-eşcinsellik) hiç bi halt anladığın yok, üstelik ekonominin ne olduğunuda bilmiyorsun. bilsen bu örnekleri bi ekonomi politikasını eleştirirken vermezdin. korkaksın, sorularımı yanıtlamaktan, yanıtlayamamaktan korkuyorsun!!!

muhammedkafadar
27-07-2011, 18:06
madem internette geziniyorsunuz googleden arayıverin. Değil mi yani:)

siz merak buyurmayın ben gayet iyi biliyorum, sorumun maksadından bi haber arada 3. Olmayın

Mahabad
27-07-2011, 18:42
madem internette geziniyorsunuz googleden arayıverin. değil mi yani:)

siz merak buyurmayın ben gayet iyi biliyorum, sorumun maksadından bi haber arada 3. Olmayın

cahilsin işte, tek bir soruma yanıt vermedin, veremedin.:D madem internettesiniz googleden arayıverin demem seni bayağı kızdırmış.
arada 3. olma, cahilsin bilmem neler,
bu yaptığın doğru mu şimdi?

muhammedkafadar
27-07-2011, 19:38
:D madem internettesiniz googleden arayıverin demem seni bayağı kızdırmış.
arada 3. olma, cahilsin bilmem neler,
bu yaptığın doğru mu şimdi?

cahilsin sana değil leylinur'a yazılmış bi mesaj. kendisi sorduğum hiçbir soruya yanıt veremediği için bu sıfatı hak etmiştir kanımca.
internetten araştır mesajına tepki gösterdim çünkü soruyu hangi maksatla sorduğumu göz ardı edip yazdınız o mesajı.

leylinur
28-07-2011, 07:49
muhammedkafadar:bu gün bir çok kavram için o öyle değil böyledir denilerek islamla bağdaştırma çabaları sürmektedir sen mesajlarımı hiç okumuyosun galiba...dedim daha önceden bu gün "demokrasi islamdandır"gibi fasit bir fikrin yayılma sebebi demokrasi için bir değil bir çok tarifin yapılmasındandır,müslüman laik olabilir gibi bir safsatanın yayılması laikliğin kişilerin kafalarında değişmesidir..liberalizmde aynı şekildedir onun için senin sınırsız sorunu sınırlandırmak gerekir,cevabı onun için vermiiyorum,ben buraya bir tarif koysam ve o tarifin islam ile bağdaşmayan yerini söylesem,liberalizm bu değildir diye çıkışabilirsin...onun için sorunu sınırlandıralım sen tarifi yap islama uygun mu değil mi delilleriyle tartışalım .cahil falan demene gerek yok ben araştırmacıyım bilmediğim konu olursa araştırır öğrenir doğruya tabi olurum...yaftalamaya gerek yok.:Cool:sorusunu düzgünce sorana cevap veriyorum şirketleşme ile ilgili cevapta olduğu gibi :)islam ekonomi politikasınıda özetledim birisi dedi bu kapital ideoloji :(ama islam tüm izm'lerden öncedir :)

muhammedkafadar
28-07-2011, 10:13
leylinur;
peki tamam sorumu sınırlandırarak soruyorum.
kumar, alkol ve eşcinselliğin serbest ekonomi politikası ile ne gibi bir ilişkisi var?
liberalizm SİSTEMİ mi gidin bu günahlara girin diyor.
liberalizmin uygulandığı bir ülkede bu haramlar olmasa bu sistem liberalizm olmaktan mı çıkacak?

veri
28-07-2011, 12:25
veri senin limitin doldu:Cool:


senin limitin bile yok:)
kafadar ın sorduğu benim sorduğum sorulara niye cevap vermiyorsun.
bak sana öğüt abinden
sakın ha sakın bilgiçlik taslama
bilmediğin konuda BİLMİYORUM DE

veri
28-07-2011, 13:36
al bendende o kadar şimdi tarifi alcam koycam aslında öyle değil şöyledir diye fikri ortaya koyandan çok savunacak,fikri ortaa çıkaran bile bu ne diyo dicek:Cool:hayır sen ben ne anlıyoruz çok önemli sanki:thinking: önemli olan islam ile uyuşmuyor olması:thinking: müslümanın kendi ekonomi politikası dururken böyle politikaları islama uygunmuş gibi göstermesi islama olan güvensizliğin neticesidir:Cool:kardeş rica ediyorum şu liberalizme yorduğun kafanı bir de islama yor emin ol islamın ekonomi politikası daha tatmin edici..:Cool:


İran, Endonezya, Arap yarımadasında ekonomik ilişkiler bu şekilde zaten yürümüyor mu?
bir de yazıları okusan
veya yazılanı anlayabilsen
bugünlük ağlaman bu kadar yeter gari.

leylinur
28-07-2011, 18:12
leylinur;
peki tamam sorumu sınırlandırarak soruyorum.
kumar, alkol ve eşcinselliğin serbest ekonomi politikası ile ne gibi bir ilişkisi var?
liberalizm SİSTEMİ mi gidin bu günahlara girin diyor.
liberalizmin uygulandığı bir ülkede bu haramlar olmasa bu sistem liberalizm olmaktan mı çıkacak?
evet bunlar daha sınırlı sorular teşekkürler...
asıllara gidermisiniz burdan bilmiyorum cevabınızla göreceğiz:Cool: yinede ben liberal ekonomiyi tarif ederek başlamınızı isterdim :(
şimdi cevap lara geçelim;
1. ekonomi politikaları için fayda ve zarar tarifi ile bütçe önemlidir,ve içerilikleri ekonomik gelişme için gereklidir...
islam ne kadar para getirirse getirsin bütçesine kumarhanenin vergisini içki fabrikalarının yada dükkanlarının vergisini eşcinsellerin kuracağı kuluplerin vergisini yada fuhuş evlerinin vergilerini bütçesine katmaz ...fayda ve zarar şari tarafından belirlenir.ve müslüman olarak bizler buna iman ederiz.doğal olarak böylesi yerlerin liberalizmde bütçeye katkısından dolayı yeri olsada islamda yeri yoktur...:Cool:
2.liberal sistem gidin bu günahlara girin demez ama vergisini verdiği süece bu günahlara girenlere engel olmaz...mülkiyet özgürlüğü ile değerlendirerek bilakis bunların açılmasını getirdiği gelir oranında faydadan görür..islam ise geliri ne olursa olsun bunlara izin vermez...:Cool:
3.bu haramların uygulanmadığı ülkede; kumarhane yada içki fabrikası talebi olduğu halde bu karşılanmazsa liberalizmin politikasına aykırı davranmış olursunuz..çünkü fertleri mülkiyette özgür bırakmamış olursunuz.mesela islam devletinin olduğu toplumlarda hiristiyan ve yahudiler olabilir bunların sayısı çokta olabilir ama içkilerini temin edecekleri bir dükkanları yada fabrikalarının olmasına islam izin vermez ..amma liberalizm için böyle değildir yoksa yanılıyormuyum :confused1::Cool:
dünyada hiç bir ülkede ekonomik politika islama göre düzenlenmiyor,kısmi olarak islami özellikler uygulansada tam anlamıyla islam ekonomi politikasının uygulandığı ülke yada ülkeler yoktur vesselam....

veri sende limitini zorlama hizbutçu deme bilgilerimi seninlede paylaşayım eminim öğrenecek çok şeyin varr:):Cool:

muhammedkafadar
28-07-2011, 18:30
leylinur;
liberalizmi sadece kumarhane, alkol vb.ye indirgemek sisteme haksızlık etkmektir. kumarhane açmayı yasaklamakta liberalizme zerre kadar zarar vermez. liberalizm özel yatırımcı esaslı bir politikadır. kumarhane açmayan gider başka bir yer açar, özel yatırım yapmaya devam etmiş olur. ABD'nin birçok eyaleti ve AB'nin birçok ülkesinde uyuşturucu yasak. e adam uyuşturucu imalathanesi açamadı diye liberalizm sistemi zarar mı görüyor?

leylinur
28-07-2011, 18:46
muhammed kafadar
hristiyan ve yahudilerin yaşadığı bir ülkede, içki fabrikası talebi olduğu halde,liberal ekonomi ben bu fabrikalara izin vermiyorum derse.fabrika açacaklar bütçeye katkılarını artırarak taleblerini dile getirse,yinede izin verilmese.liberalizmin temeline aykırı davranılmazmı ve bu liberalizmdir yada değildir şeklinde tartışılmaz mı?!kavram hakkında yeni tarifler ortaya atılmaz mı?!bunu yaptığınız taktirde liberalizme aykırı harekket etmiş olmazmısınız??
ideolojiyi ideolojiyi yapan sağlam temeller üzerine oturmasıdır:Cool::confused1:

muhammedkafadar
28-07-2011, 20:14
leylinur;
kesinlikle liberalizmle çakışmaz böyle bir durum. bunun liberalizmle uzaktan yakından ilgisi yoktur çünkü. bu ceza kanunu vs. işidir. bi madde koyar bu faaliyetlere son verirsiniz. bu durum insanların özel yatırım yapmasına nasıl mani olsun inanın anlamıyorum? sırf alkollü içecek üretemicem diye özel yatırımdanmı vazgeçeyim yani?

leylinur
28-07-2011, 22:15
leylinur;
liberalizmi sadece kumarhane, alkol vb.ye indirgemek sisteme haksızlık etkmektir. kumarhane açmayı yasaklamakta liberalizme zerre kadar zarar vermez. liberalizm özel yatırımcı esaslı bir politikadır. kumarhane açmayan gider başka bir yer açar, özel yatırım yapmaya devam etmiş olur. ABD'nin birçok eyaleti ve AB'nin birçok ülkesinde uyuşturucu yasak. e adam uyuşturucu imalathanesi açamadı diye liberalizm sistemi zarar mı görüyor?
:swoon::)biliyordum...tüm beşeri "izm"ler içeriliği tam bilinmeyen ve her dönem müslümanların yeryüzündeki çoğunluğu nedeni ile islama mal edilmeye çalışılan tabir caizse dönek izmlerdir...kimi zaman kominizimle kimi zaman islam ile kimi zamanda kapitalizm ile birlikte olabileceğini savunduğunuz liberalizmde bu dönekliği fazlasıyla gerçekleştirebilmektedir...:Cool:
islam insan için indirilmiş ve hayatın her yönünü tanzim eden bir dindir...bana diyorsunuz ama sizin cevap vermediğiniz çok sorum oldu tarifinden tutun neden islamın ekonomik politikası değil soruma kadar:thinking:...müslümanlar olarak bizler rabbimizin buyruğuna boyun büker o bizden neyi istedi ise onunla amel ederiz. şirketleşme örneğinde verdiğim gibi ve daha önceden özetlediğim islamın ekonomik politikası gibi rabbimizin ekonomi ile ilgili buyrukları vardır ve bizler bundan sorumluyuz.eğer sizin liberalizm mi tercih etmedeki sebebbiniz özel yatırım ise islam helal dairesi içerisindeki tüm özel yatırımlara açıktır...bu bağlamda islam ekonomi politikasını tercih etmeme gibi bir durum neden olsun??!!!islamın evrenselliği ve tüm izmlerden önce varolduğunu yine yeniden hatırlatmak ve müslümanlar olarak islamın emirlerine uymak zorunda olduğumuzu hatırlatmak istiyorum.ayrıca bilinmelidir ki islamın naslarından bir iki tanesi uygulanıyorsa sistem olarak o sisitem islam sistemi değildir...bütünüyle islam nizamı uygulandığı zaman islami sistem uygulanmış olur ki bunun içinde ekonomik nizamda vardır,ve şuanda yeryüzünde islam nizamının ugulandığı hiç bir ülke yoktur.islamÎ hayatın yeniden tecellisi için,islam nizamı ve bu nizamın ıstılah açılımı hilafet elzemdir....
saygılarımla.

veri
29-07-2011, 06:25
evet bunlar daha sınırlı sorular teşekkürler...
asıllara gidermisiniz burdan bilmiyorum cevabınızla göreceğiz:Cool: yinede ben liberal ekonomiyi tarif ederek başlamınızı isterdim :(
şimdi cevap lara geçelim;
1. ekonomi politikaları için fayda ve zarar tarifi ile bütçe önemlidir,ve içerilikleri ekonomik gelişme için gereklidir...
islam ne kadar para getirirse getirsin bütçesine kumarhanenin vergisini içki fabrikalarının yada dükkanlarının vergisini eşcinsellerin kuracağı kuluplerin vergisini yada fuhuş evlerinin vergilerini bütçesine katmaz ...fayda ve zarar şari tarafından belirlenir.ve müslüman olarak bizler buna iman ederiz.doğal olarak böylesi yerlerin liberalizmde bütçeye katkısından dolayı yeri olsada islamda yeri yoktur...:Cool:
2.liberal sistem gidin bu günahlara girin demez ama vergisini verdiği süece bu günahlara girenlere engel olmaz...mülkiyet özgürlüğü ile değerlendirerek bilakis bunların açılmasını getirdiği gelir oranında faydadan görür..islam ise geliri ne olursa olsun bunlara izin vermez...:Cool:
3.bu haramların uygulanmadığı ülkede; kumarhane yada içki fabrikası talebi olduğu halde bu karşılanmazsa liberalizmin politikasına aykırı davranmış olursunuz..çünkü fertleri mülkiyette özgür bırakmamış olursunuz.mesela islam devletinin olduğu toplumlarda hiristiyan ve yahudiler olabilir bunların sayısı çokta olabilir ama içkilerini temin edecekleri bir dükkanları yada fabrikalarının olmasına islam izin vermez ..amma liberalizm için böyle değildir yoksa yanılıyormuyum :confused1::Cool:
dünyada hiç bir ülkede ekonomik politika islama göre düzenlenmiyor,kısmi olarak islami özellikler uygulansada tam anlamıyla islam ekonomi politikasının uygulandığı ülke yada ülkeler yoktur vesselam....

veri sende limitini zorlama hizbutçu deme bilgilerimi seninlede paylaşayım eminim öğrenecek çok şeyin varr:):Cool:

en alttan başlıyalım bundan sonra hizbutçu demicem söz çünkü üstteki mesajların faşiştlik sen faşistsin :)

kumarhaneden gelen paraları bütçeye katmazsın zaten dikkatinizi çekerim kumarhane gelirler ülkemizde zaten bütçeye dahil edilmiyor.
bu vergi toplanmadığı anlamını gelmiyor
buraya kadar çuk oturdu mu:)
neyse bu kumarhaneleri kapatamıyacağınıza göre oralara giden para akışından vergi almayacağınız anlamına mı geliyor:) bunu rüşvet olarak mı sözde memurlarınız alıcak:)
abd sizin beğenmediğiniz amerika devleti kumar ve içkiyi uzun süre yasaklamıştı:) sonuç ortada.
kaybeden abd vergi dairesi oldu.

bu arada GAY larden filan bahsetmiştini bir mesajınızda bunları nasıl saptıcağınızı merak ettim sünnet kontrolü filan mı yapıcaksınız:) hani faşist dostlarınız hitler mussolini de yahudileri öyle saptamışlardı:)
sonuçta sizin helal bütçenize bir şekilde bunlardan para akışı olucağı muhakkak

aksine ekonomik sistemlerin hepsinde helal haram ilişkisi vardır.
yani bir hırsızdan vergi alındığına nerde şahit oldunuz.

haramların uygulanmadığı abd örneği vermiştim madde üçte yattı:)

içkileri kumarhaneleri kapatmanız bir işe yaramaz sonuçta onlar Allah ın imtihanı ulaşımı güçleştirmeniz onlara müptela kişilerin ailelerinin perişaniyetini artırır. vebalinizi artırmış olursunuz o kadar..

sonuç fiyaskonuz
faşistliğinizden ülkemizi hatta dünyayı korumaya devam edicez

leylinur
29-07-2011, 08:59
tabi faşizm diceksin çünkü sana göre islamın emirleri faşistlik kokuyor...sen osmanlıyı iyice bir incele bakalım...daha bilemedin raşid halifeleri incele..sanırım sana göre hırsızın elinin kesilmeside faşistlik bana göre ise bize yaratan güce teslim olmak :Cool::thinking:evet yada hayırları var elbette ama beşeri ideolojilerde bunun belirleyicisi insan ken...islam ideolojisinde bunun belirleyicisi Allahtır...bu da teslimiyet gereken bir konu sanırım seni aşıyor:Cool:akleden bir insan derimki bizi yaratan gücün hayatımıza dair söylediklerini uygulamak ve huzur bulmak varken neden ben bir insanın koymuş olduğu sınırlar dahilinde yaşamak durumunda kalayım...Allahın emirlerini: o, güçlü kudretli ve hakim olduğu için benimserim...ama bilmem kimin aklından çıkmış bir ideolojjiyi neden benimseyim..neden kabul edeyimm..üstelik deneme yanılma yolu ile hem kapital ideolojinin hem kominist ideolojinin fiyasko olduğu çıkan ekonomik kriz ilede aşikarken..insan haddini bilmeli dünyayı yaratan güce teslim olup o teslimiyetin gereğini yerine getirmeli aksinin getirdiği netice ortada:Cool:Allah'ın izniyle hilafet kurulduğunda içki dükkanı ve kumarhane gibi şeyler olmayacak çok istersen onların olduğu topraklara gidersin vesselam..bu seni rahatsız ediyor olabilir şuanda içki dükkanlarının varlığıda beni rahatsız ediyor:Cool:vergi ekonomi ile ilgili bir durumdur bunu öğrenmiş ol:Cool:gaylere gelince şuan kendileri kendileri söylüyorlar zaten o zaman saklanmak zorunda kalacaklar ve hak teleb etme gibi bir cüretleri olmayacak :Cool:veri senin öncelikli olarak temel kaidelerler bir sorunun var önce onları halletmen lazım:thinking:
saygılar...

veri
29-07-2011, 09:14
osmanlı da kaç tane alkol fabrikası var bilgin var mı:)

devletinizi bu topraklarda kuramayacağına göre. sana güle güle:)
faşist hizbutçu:)

Allahın emirleriymiş yesinler
daha dininin emirlerini bilmiyorsun

muhammedkafadar
29-07-2011, 10:12
leylinur;
NEDEN LİBERALİZM?
ülkemiz dini kurallara göre yönetilmiyor, yönetilemez. çünkü bu topraklarda yaşayan yaklaşık 73 milyon kişinin tamamı müslüman değil.

Türkiye’de müslüman nüfus 70.5 milyon kişi.
Müslüman nüfusun çoğunluğu Sünni Hanefi mezhebine bağlı. Müslümanlar içinde 10 ila 20 milyonu Alevi.
Müslümanlar içinde yaklaşık 500 bin kişi Şii Caferi mezhebine bağlı.
Türkiye’de yaşayan Yahudi sayısı 23 bin.
Hıristiyanlara gelince; Ermeni Ortodoks mezhebine bağlı yaklaşık 65 bin kişi yaşıyor
15 bin Suriyeli Ortodoks Hıristiyan, Süryani var.
Yunan Ortodoks Hıristiyan sayısı ise 3 binden biraz fazla.
Irak’tan kaçan 3 bin Kaldean Hıristiyan da Türkiye’de sürdürüyor yaşamını.
Hıristiyanlar içinde sayıları belli olmayan küçük Bulgar, Nesturi, Gürcü, Roma Katolik ve Maruniler de var.
Protestan sayısı ise 3 bin.
Türkiye’de üç büyük dinden olmayan dini gruplar da var. Bunların sayıları ise şöyle sıralanmış; 10 bin Bahai, 3 bin 300 Yehova Şahidi, 5 bin Yezidi.

bu tabloyu görmezden gelip herkesi müslüman mı kabul ediceksin.
müslümanlar içinde bile mezhepler arası uygulama farklılıkları var.
osmanlıda bunlar ciddi bir sorun olmamışmıydı.
senin dediklerin çok doğru lakin herkesin müslüman olduğu bir devlette.
bizim devletimiz laiktir. dini uygulamalar devlet idaresine dahil edilemez malesef.
tabi biz laikliği başka tarafımızdan anladığımız için (sözüm kesinlikle sana değil kardeş, sözde laiklere) birkere kişi laik olamaz bunu söyleyenlere çok gülüyorum. kişinin dine mesafeli durması diye birşeymi var :) bunun için dinsiz olmak gerek, hatta o bile uymaz bu yapıya.
işte o sözde laikler bu kavramı dinsizlik olarak görüyor. halbuki herkes ve herşeye aynı mesafede durmaktır. devletler laik olur, nüfusun tamamına adaletli davrana bilmek adına.
neyse laikliği başka bi konuda tartışırız :)

işte böyle bir ortamda ekonomiyide evrensel bir ilkeyle idare etmek gerekir. tabi uyuşturucu (zaten yasak) alkol, kumar (zaten yasak) bunlara izin verilmemeli, bunlara yasak koymakta liberalizme zarar vermez.

Muhammed Kafadar

leylinur
29-07-2011, 16:52
müslümanlar içinde bile mezhepler arası uygulama farklılıkları var.
osmanlıda bunlar ciddi bir sorun olmamışmıydı.

senin dediklerin çok doğru lakin herkesin müslüman olduğu bir devlette.

işte böyle bir ortamda ekonomiyide evrensel bir ilkeyle idare etmek gerekir. tabi uyuşturucu (zaten yasak) alkol, kumar (zaten yasak) bunlara izin verilmemeli, bunlara yasak koymakta liberalizme zarar vermez.

Muhammed Kafadar
muhammed kafadar öncelikle teşekkür ederim dediklerimin doruluğunu kabul ettiğiniz için,ikinci olarak şu iki mesele üzerinde durmak isterim birincisi herkesin müslüman olması gerek islami ekonomik politikayı uygulamak için?!sözünüz,ikincisi mezheb ayrılıkları?ile ilgili söyledikleriniz
birde şu yasaklarla ilgili konuyu veriyede benimsetirseniz sevinirim:)
birinci hususa gelince ...
islam nizamının uygulandığı ülkelerde herkesin müslüman olması şart değildir...bunun delili Rasulullahın hayatı ve sonraki halifelerdir:thinking:..hilaft sistemi ile ilgili ayrı bir kulvarda tartışmak isterim çünkü bazı mesajlarınızdan o konuyla ilgili bilginizin eksik olduğunu gözlemledim acizane:confused1:şuan demokrasi islam ile zıt bir ideoloji olması rağmen müslümanlar üzerinde uygulanmaktadır...tıpkı onun gibi islam şeriatıda demokratlar,koministler faşitler vs tüzm istler üzerinde uygulanacaktır..medine nusret geldinkten sonra civarlardaki müslümanlar medineye toplanmış ve ensar muhacir kardeşliği doğmuştur...o günün şartlarında böylesi bir vakıa anlatılsa nerede ise imkansız gibi görülmüşve o nedenle ilk etapta rasulun daveti dikkate alınmamıştır sonra ise gücü artmaya başlayınca baskılara maruz kalınmışştır somut ve soyyut baskılar:confused1:bu gün hakiki islamın anlatıldığı ve uygulanabillirliği sizce mümkün olmasada yeryüzünde müslümanların fazlalığı ve gittikçe çoğalmaları ve demokrasinin müslümanların bünyesinde tam anlamıyla yer almaması nedeni ile bu gerçekleşecektir allahın izni ile ve hatta tıpkı osmanlı hilafetinin yükselişindeki gibi hristiyan ve yahudiler islamın adaletine yeniden ihtiyaç hissedecektir..çünkü asıl budur..kapitalizmin aslı ise insanı ve insallığı sıkıntıya sürmüştür:(unutmayınki osmanlıyı osmanlıyı gerileme dönemine sokan jön türkler aracılığı ile batıdan gelen fasit fikir ve kültürlerdir milliyetçilik gibi:confused1:bu fikirler olmadan saf islam fikri ile osmanlı gücüne güç katmıştır:thinking:
ikinci hususa gelince mezhep ayrılıkları tevhit tarihinde sorun olmamış bilakis Allahın sınırlarını ictihada bıraktığı konularda farklılıklar ile gelişim sağlamıştır..yani hiç bir dönemde hanifi fıkhını uygulayan ile şafi fıkhını uygulayan arasında bri tartışma söz konusu değildir..zira zaten ictihadın açık olduğu yerde kişilerin zannı galibince istediği ictihada abi olması konusu usul ile belirlenmiştir...bu konudaki muazzam birlikteliği bir mesele ile ilgili bir sual sorulduğunda bu konudaki tüm imamların görüşlerinin yada tüm mezheblerin görüşlerinin getirilmesinden anlayabiirsiniz:thinking:bütünlüğün olması gerektiği halde ayrılığı olduğu konulara gelince muhkemller üzerine olduğunu idrak etmek ve kuran ve sünnete tabi olmak ile hallolacak bir meseledir..sadece baş örtüsünü örneleyerk bu konuyu izah etmek istiyorum..a b c cemaati hangi cemaat olursa olsun başörtüsünün farz olduğu konusunda hem fikirlerdir.örtülmelimi evet örtülmeli ve emirdir der her cemaat,ama bazı cemaatler vakıadan yola çıkarak örtünmeni n şekli konusunda yada yeri konusunda yada vs gibi bazı sebepler ile bu hükmü tevil ederler:confused1:ama her müslümanım diyen başörtüsünün farz olduğunu söyler kabul eder...tıpkı her müslümanın şeriat konusunda ortak düşünmesi gibi..vs bir çok örnek verilebilir...şimdi amerika ingiltere ve fransa ayrı ayrı kulvarları olan ayrı ayrı çıkarları olan ama islam konusunda ortak hareket eden zzihniyettedir yada hiristiyanlardaki çeşitli mezhebler...burda müslümanların uyanık olup yada ortaklarımız ve ortak düşmalarınmız ifşası konusunda uyandırılıp:thinking::confused1:ümmet olarak talebimizi aşikarca ifade etmek gibi bir mesele kalıyor.buda allahın izni ile hızlanarak devam edne çalışmalarla kendini gösteriyor:Cool:müslümanlar olarak batının islamdan korktuğu kadar bizler islama güvenmeliyiz diyorum..islamın hakim olacağı konusunda emin olan bizler bu uğurda bir tanede olsa hayır yaparsak ne mutlu bizlere...
Ve de ki: "Çalışın! Çünkü yaptıklarınızı hem Allah görecek, hem Resulü, hem de mü'minler; ve hepiniz mutlaka o gizli ve açığı bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz; o zaman O, size neler yaptığınızı haber verecek.(tevbe-105)

muhammedkafadar
29-07-2011, 17:11
islam nizamının uygulandığı ülkelerde herkesin müslüman olması şart değildir...
şuan demokrasi islam ile zıt bir ideoloji olması rağmen müslümanlar üzerinde uygulanmaktadır.

şarttır, peygamber efendimiz döneminde ve osmanlıda tüm azınlıklar kendi kurallarına muhatap tutuluyorlardı. lakin bu sistem karmaşayıda beraberinde getirmiştir. peygamberimiz (sa) döneminde sorun çıkmıyordu çünkü nüfus azdı ama bu uygulama şekli osmanlıda sorunlara sebep oldu.

demokrasi bizzat islam ile ilişkilidir. islamda babadan oğula yönetim yoktur, bu yönüyle osmanlı yönetim şekli bakımından dine uygun değildir.
örnek vermek gerekirse peygamberimiz (sa) bir çok konuyu etrafındakileriyle istişare eder, ortak bir karar alınması için çabalardı. ve bizlerede birçok kez böyle öğütlemiştir.
mesela hendek savaşında bi meclis kurup istişare yapmamışmıydı, en sonunda iranlı selman-ı farisinin önerisini benimsememişmiydi?
yada uhud savaşında kendisi istememesine rağmen,çoğunluk meydan savaşı istediği için savunma savaşı yapmaktan vazgeçmemişmiydi?
bunlar demokrasiye örnekler değilde nedir?

leylinur
29-07-2011, 17:47
muhammedkafadar;
osmanlıda azınlıklar zaman zaman problem çıkarsada osmanlının gerilemesinde azınlıkların katkısı yoktur ?!,jön türklerin getirdiği batı kültürü arapçaya ehemmiyetin azalması ve ictihat kapılarının kapanması gibi bilakis islamın asıllarının terkedilmesidir osmanlıyı zayıflatan...bilakis azınlıkların güven içinde osmanlıda yaşadığı ve osmanlının adaletine güvendikleri tarihte kayıtlıdır..hristiyanların hiristinlarla savaşta osmanlının yanında olduğuna dair rivayetler bile vardır:thinking:
demokrasi islamdan değildir. demokrasinin hiç bir maddesi islam ile uyuşmamaktadır..bunu "seçmece bunlar" konusunda izah ettim dilerseniz burada demokrasinin tarifinden başlayarak aykırıklılarını izah ederim..demokrasiyi demokrasi yapan seçimler değildir,hilafetide hilafet yapan seçim değildir..seçim sadece bir cüzdür.genel yapı kanun kural ve temel ilkelerde islam demokrasiden ayrıdır..hilfet babadan oğula geçtiğinde sadece yönetici değişir kanun ve kurallar islam olarak kalmaktadır.hilafet makamına zalim yönetici otursada sadece kendisine verilen hakların olduğu sınırları ümmet aleyhilene kullanır,bilal ve hizbi gibi hizblerle uyarılarak düzeltilebilir,yada ümmet başkasını seçebilir,ama bu gün başa gelenler değişsede uygulanan politika aynıdır...şuan değişmesi gerekenler ile hilafetin saltanat şeklinde sürdüğü dönemlerde değişenler arasında çok fark vardır gördüğünüzü düşünüyorum:thinking:birinde anayasa,kurum ve kuruluşlar diyerinde ise sadece şahıslar değişecektir...:thinking:islamda var olan ümmet meclisi ile bu günkü tbmm meclisi arasında dağlar kadar farklar vardır..çünkü islam bazı naslar ile meclis anayasanının temen kanunlarını belirlemiştir ve o kanunların dışında kalan ictihadi meselelerde ki bunların böyle olduğunu belirleyende yine şaridir..yani şari izin verdiği için o konu hakkında iştişare yapılmaktadır...ama demokrasilerde çıkacak olan kanunlarda şarinin çizgileri değil halkın, insanların talebleri dinlenir hatta bu gün bu halkın değil sadece güç sahiblerinin sözü geçer olmuştur,vakti zamanında seçimlere şaibeler bile bulaşmıştır:thinking:verdiğiniz örnek vakıaya butabık değildir:thinking:ancak şunun gibidir örneğiniz; mesela kırmızı ışıkta müslümanlarda durur kafirlerde bu bir fikirden çıkan bir kanun değildir çünkü.ama diyer kanunlar böyle değildir bankalar arası sözleşmeler özel mülkiyet,şirketler bütçe,eğitim hiçbiri ile ilgili kanunlarda islam dikkate alınmaz islamın bu konudaki söylediği dikkate alınmaz...bilemem açıklaya bildim mi:thinking::Cool:kırmızı işıkta üslüamnların geçebilmesi ise hakkında nasolmayan eşy aile ilgili hususlarda usul olarak "eşyada aslolan mübahlıktır" ilkesinden dolayıdır..yani yin ebir insanın kendiliğinden verdiği karar ile değildir..islamda hayatı tanzim eden allah,demokraside ise beşer yada beşerlerdir:confused1::thinking::Cool:

muhammedkafadar
02-08-2011, 08:00
islamda hayatı tanzim eden allah,demokraside ise beşer yada beşerlerdir

bi süredir vakit ayıramadım foruma, unuttum sanmayın konuyu :)
beşer iman doluysa tanzim ettiği hayat Allah'ın kanunlarına aykırı olabilir mi? böyle bir durumda bile demokrasi islama aykırı mı olmuş olur?
esas sorumda, islamda hayatı yüce Allah tanzim eder elbet ama devlet başkanını da Allah mı tayin ediyor? kurduğunuz cümlelerin nereye çekilebileceğine dikkat etmek gerek. o zaman firavunluk yapmış oluruz. onlarda kendilerini tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak görmüyormuydu?
liderleri, devlet yöneticilerini demokrasi olmadan nasıl tayin edicez?
krallık vb. monarşi sistemlerinin islamla bağdaşır bi tarafı varmı ki?
halkın memnun olmadığı, benimsemediği birinin yöneticilik yapması peygamber efendimiz (sa) 'nın bu yöndeki görüşlerine ne denli uymaktadır?
halife örneğini verdim size, bu açık bir delil değil mi?

veri
02-08-2011, 08:33
kafadar arkadaşım
hizbutçu leyla nın mesajlarını takip edersen
zaten öngördükleri yönetim biçimi ile günümüz yönetimi arasında yüzde yüz uyum gözlenmekte.

anaysaları yasaları şirket yapıları her biri kopya
isimleri değiştirmişler kalanı aynı

leylinur
05-08-2011, 14:42
kafadar arkadaşım
hizbutçu leyla nın mesajlarını takip edersen
zaten öngördükleri yönetim biçimi ile günümüz yönetimi arasında yüzde yüz uyum gözlenmekte.

anaysaları yasaları şirket yapıları her biri kopya
isimleri değiştirmişler kalanı aynı
o halde neden mustafa kemal halifeyi ihrac etti?

leylinur
05-08-2011, 14:51
bi süredir vakit ayıramadım foruma, unuttum sanmayın konuyu :)
beşer iman doluysa tanzim ettiği hayat Allah'ın kanunlarına aykırı olabilir mi? böyle bir durumda bile demokrasi islama aykırı mı olmuş olur?
esas sorumda, islamda hayatı yüce Allah tanzim eder elbet ama devlet başkanını da Allah mı tayin ediyor? kurduğunuz cümlelerin nereye çekilebileceğine dikkat etmek gerek. o zaman firavunluk yapmış oluruz. onlarda kendilerini tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak görmüyormuydu?
liderleri, devlet yöneticilerini demokrasi olmadan nasıl tayin edicez?
krallık vb. monarşi sistemlerinin islamla bağdaşır bi tarafı varmı ki?
halkın memnun olmadığı, benimsemediği birinin yöneticilik yapması peygamber efendimiz (sa) 'nın bu yöndeki görüşlerine ne denli uymaktadır?
halife örneğini verdim size, bu açık bir delil değil mi?
unutmadığınıza sevindim :)zihninizi yormanıza gerek yok bağdaştırma çabalarınada seçmece bunlar konusunda ifade ettim seçim değil...karşı olduğum demokrasinin kendisi..liberalizm içinde demokrasi içinde kendinizce tariifler yapıyorsunuz :(batı dini hayattan ayırarak kalkındığını söylemiş ve laikliği uygulamaya girmişti ümmet nezdinde bu tutmayınca şimdi kendisinden fışkıran fasit fikirleri islamdan olabileceği görüşünü ortaya atıyor...demokrasi ve islam ayrı akideleri olan sistemlerdir...ve ortaya koydukları çözümler birbirinden tamamen farklıdır...safları netleştirmek lazım.bu gün ali bulaç ve mehmet barlaş ikiside temelden farklı inanışları olmasına rağmen akp ye oy veriyosa bi durup düşünmek lazım kim kime benziyor benzetiliyor diye??...mehmet pamağın bir sözü varı demokrasi için;"gerektiğinde müslüman ile gerektiğinde kapital ile yata afedersiniz fhş gibidir demokrasi...bu artk aşikar sizde anlasanız hayır olur...imanlı biri imanında samimi ise oraya geldiğinde ilk yapacağı iş "hakimiyet kayıtdız şartsız Allah'ındır" demek olmalı,yok imanında sabit değil ise "ey iman edenler! iman ediniz" ayetide nihayetinde iman eden için öyle değilmi:agla:

muhammedkafadar
05-08-2011, 15:30
@leylinur (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=26897) soru 1: verdiğim örneklerdeki peygamberimizin uygulamaları demokrasi değilde nedir?
soru 2: devlet başkanını, apartman yöneticisini vb. seçerken başvurduğumuz demokratik yöntem niçin islamla çelişsin?

leylinur
05-08-2011, 16:32
muhammedkafadar;
verdiğin örnek demokratik yöntem değil,çünkü "demokrasi"islamdan çok sonra kendisini göstermiştir:thinking: seçim örfi bir uygulamadır,islam bu uygulamadan akidesine ters düşmediği için yararlanmıştır:Cool:sen seçime demokratik yöntem demekle
kaybediyorsun,demokrasi yokken seçim vardı:confused1::thinking:"demokrasi"fransız ihtilali ile ortaya çıkan bir ideolojidir:thinking:ve bu ideolojinin akide islama tersdir.:Cool:

muhammedkafadar
05-08-2011, 16:46
leylinur demokrasi nedir o zaman?
seçim demokrasiden önce vardı diye ona demokratik yöntem diyemicekmiyiz?
elma ismini almadan önce yaratılmış bir meyveydi, o zaman ona da elma diyemeyiz.

leylinur
05-08-2011, 19:58
@leylinur (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=26897) demokrasi nedir o zaman?
seçim demokrasiden önce vardı diye ona demokratik yöntem diyemicekmiyiz?
elma ismini almadan önce yaratılmış bir meyveydi, o zaman ona da elma diyemeyiz.
çok güldüm teşekkür ederim düz mantığın bu kadarına pess:)
felsefe dersinden öğrendiniz galiba:thinking::confused1:
elmaya neden elma diyoruz,önceden öğretildiği için..öncül bilgilerin kaynağı nedir?!"biz ademe eşyanın isimlerini öğrettik"bakara 31:confused1:dolayısıyla islam:Cool:seçim önceden insanlara öğretilmiş bilgilerden olup insanlık tarihinde kullanılan örfi bir durumdur...yani sizin örneğiniz demokratik yöntem olabileceği için değil malesef :(üstelik demokrasi sadece halkın seçimi değil,bir ideoloji hayat dair her mesele hakkında fikir beyan eder,demokrasininde hayata dair meselelri için çözümleri vardır ancak bu çözümler islamdan değildir..kaynağı beşerdir..ve müslümanlar bu nedenle demokrasiye itibar etmemelidir...çünkü hakimiyet ALLAHINDIR.
gelelim asıl soruya demokrasi nedir?buyrun buna siz yanıt verin çünkü liberalizmdeki gibi dallandıkça dallanmış bir demokrasi var,ama bence gerek yok demokrasiye islam hepsinden öncedir ve en çok hakim olan islamdır:thinking: ve yine hakim olacağı vaadi vardır.siz islamın yönetim şekli olan hilafet ile sorununuz ney neden kabul etiyorsunuz onu bir söyleyin:)neden illa demokrasiyi islamdan gibi gösterme çabası içerisindeyiz bizim dinimiz bize yetmiyormu:confused1:bunlarada cevap verirseniz sevinizim:Cool:

muhammedkafadar
06-08-2011, 02:52
leylinur müslümanın aldığı beşeri bir karar islamla neden çelişşin?
bu durumda demokrasi yinede sakıncalımıdır?
sorduğum sorulara yine kaçamak cevaplar veriyorsunuz. hz.Adem'e nesnelerin isimlerinin öğretildiğini bende en az sizin kadar iyi biliyorum. cümlemi iyi okuyup kavrayın, geçmişe ait olgular sonradan adlandırılamaz mı demek istiyorum.

leylinur
06-08-2011, 11:21
muhammed kafadar;ben ifadelerine gayet net cevap veriyorum ama zorlayarak demokrasiyi islama bağlamaya çalışan sensin :)geçmişe ait olgular aldığı isim ile kalır neden demokratik yöntem diyorsunuz ki seçiime bu çaba neden?!
müslümanın aldığı beşeri karar islam ile neden çelişsin?!bu güzel soru olmuş tebrikler :)
müslümanın hayatında helal vardır haram vardır...birde kendisinin serbest bırakıldığı mübah dairesi vardır...uyumak,eylenmek gibi ancak bu mübahlarda sınırlandırılmıştır mesela 24 saat hastalık harici uyumak haramdır,yada eylence için bara gitmek,yada oyun oynarken namazı terk etmek vs...örnekler çoğaltılabilir.beşer olarak bizler hayat ile ilgili konularda sadece izin verilen yerlerde kendi insiyatifimizi kullanırız..izin verilmeyen durumlarda şeri hükme tabi oluruz....bunu hayatımızın her noktasında uygularız...zalim idareciye karşı ne yapacağız,Allahın hükMü yeryüzünde uygulanmıyorsa ne yapacağız vs tüm konularla ilgili uymamız gerek şeriattır.
çelişki kendisine izin verilmeyen alanda beşerin karar vermesi ile gerçekleşir,aynı zamanda bu aldığı karar şeriatta yeri olan bir konuda ise o şeri hükmede muhalif karar vermiş olur :(malesef bu anlamda bir çok cürüm işlenmekte,:confused1::thinking:
Allah'a rağmen kurallar inşa etmek:thinking:

veri
08-08-2011, 06:52
demokrasinin nesi haram ki.
kopyala yapıştır devletçiğniz in temel taşı zaten demokrasi.
meclis seçimle oluşmucak mıydı:)
güya halifeniz babadan oğula mı geçicek
hadi babadan oğula geçicek ya ilk baba nasıl seçilecek kanla mı:)

Allah'ın hiçbir hükmünün uygulanmadığı hiçbir topluluk olmaz olamaz mutlaka hüküm uygulanmıştır
uygulama yanlışlıkları ferdidir.

Efendimizin seçim şekli
Hz. Ebubekir in seçim şekli
Hz. Ömer in seçim şekli
Hz. Osman'ın seçim şekli
Hz. Ali'nin seçim şekli
Hz. Muaviyenin seçim şekli

her biri onlardan önceki seçim şekilleri ile
onlardan sonraki seçim şekilleri aynıdır.
değişen birşey yok.
kitabımızda da ferdi planda öneriler var. ferd önemlidir.

ne alaka ise Atatürk'ün halifeyle ilgili bir soru sormuşsun
cevabını kabullenmeyeceğin için
kısaca fransaya tatile gönderilmiş demekle iktifa edicem

leylinur
08-08-2011, 08:26
sormak istediğim;abdulhamid niye gitmiş değil,neden halifelik ilga edilmiştir:confused1: madem aynıydı ümmetin sandığı gibi:thinking: mustafa kemal halife olsaydı:thinking:,hadi bunu geçtim madem aynı neden biz hilafet deyince ban yiyoruz.mesela islam devleti kitabı neden yasaklanıyor:thinking:,hadi bunuda geçtim demokrasi sadece seçim demek mi?seçimin ne olduğunu ifade ettim okursan:)
"islam devletini" bilmediğini öğrenmiştik demokrasiyi bilmediğinizide anlamış olduk..:Cool:

Mahabad
08-08-2011, 12:12
Eski Yunancada "demos’ halk, ‘kratos’ iktidar ya da egemenlik anlamında kullanılırdı. Buna göre, demokrasi halkın egemenliğini ifade eder.
Demokrasi kavramının sözlük anlamını hatırlatmakla başlıyalım. Diktatörlük rejimlerinin önünü kesmek, halkın hiç olmazsa yönetici tabakalarının üzerinde bir parça etkisinin olması, alınan kararlarda halkın direkt (seçim ve referandum) veya dolaylı olarak (sivil toplum kuruluşları aracılığıyla müdahil olması) Demokrasi sistemi içinde mümkün olabilmektedir.
Ancak, Demokrasiye duyulan bu ihtiyaç beraberinde bir çok sorun doğurmuştur.
Mesela sivil toplum kuruluşları :
- Ziraat odaları mensuplarını kayırarak, çıkar ve menfaatlerini korurken toplumun diğer tabakalarını iliklerine kadar soyabilecek denli poliitikaları sivil toplum kuruluşu maskesi altında gizleyebilir.
- Tabip odaları ve sağlık çalışanları sendikaları kendi meslektaşlarının özlük ve menfaatlerini koruyayım derken hasta ve yakınlarına karşı gayriahlaki tavırlar içine girebilir.
Yukarıdaki iki örneği verirken anlatmak istediğimiz şey şudur : toplumun tüm bileşenlerine ilaç derecesinde lazım olan merhamet, vijdan gibi hassaiyetleri demokrasi kültürü içinde bulamazsınız.
Demokrasinin mekanizmasında işleyişi kısaca özetlersek : toplumsal tabakalar arasında mal, mülk zenginliği paylaşma savaşı, her istediğini rahatça yapabilmesine izin verilmesi, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar üzerinde mücadele sürdürme, her türlü sapkın hareketi özgürlük taleb meşruluk kazandırma zemini, iyileri ve kötüleri bir arada tutma gayretinden ibarettir.
Dediğimiz gibi demokrasinin olumlu yönleri olduğu (ki bu görecelidir) olumsuz yönleri de vardır.
Diktatörlükleri de belli bir çizgide tutma iradesi, toplumsal tabakalar arasındaki sonu gelmez menfaatler çatışmasına da son verebilecek tek irade İslami esaslara dayalı şeriat'tır.
Yönetimden bağımsız, idarecilerle herhangi bir organik bağı olmayan tamamen islami içtihatlarla hareket eden bir ulemalar meclisi, hakkın, hukukun, çiğnenmediği, zulümün ve sömürünün olmadığı düzeni sağlayabilir.

muhammedkafadar
08-08-2011, 14:04
demokrasiyi bile tartışıyorsak yazıklar olsun bize ne diyeyim? meğer diktatör kırbacının şaplağına hasretmişizde haberim yokmuş. demokrasi neyinize gerek sizin. peygamber sıkça istişare eder, çoğulcu kararlar alırdı, yanlış bir karara bile itiraz etmezdi (uhud savaşının şekli gibi) ama bakıyorumda aman hata ederiz diye tartışmaktan, konuşmaktan ödünüz patlıyor. size firavunun kırbacı yaraşır ne diyeyim.

leylinur
08-08-2011, 18:54
demokrasiyi bile tartışıyorsak yazıklar olsun bize ne diyeyim? meğer diktatör kırbacının şaplağına hasretmişizde haberim yokmuş. demokrasi neyinize gerek sizin. peygamber sıkça istişare eder, çoğulcu kararlar alırdı, yanlış bir karara bile itiraz etmezdi (uhud savaşının şekli gibi) ama bakıyorumda aman hata ederiz diye tartışmaktan, konuşmaktan ödünüz patlıyor. size firavunun kırbacı yaraşır ne diyeyim.
eşya değil ki;eşyada aslolan mübahlıktır deyip alalım,putpereslik neyse demokraside o dur:thinking:hem sonra demokratlar henüz demokrasinin ne olduğu konusunda mütabakat sağlamadılar ki:Cool: biz ele alalım konuyu :),sen önce yukarda izah ettiği üzere seçim ile demokrasiyi anla sonra izin verilen sahalar ile verilmeyen sahalar konusunu bir incele yoksa sanada halifenin haddi gerekecek...:):Cool:

muhammedkafadar
08-08-2011, 19:05
leylinur hangi halife? anlaşamadığımız bir husus daha :) dört halifeden sonrasını tanımıyor ve inkar ediyorum, belki yeni bir tartışma konusu doğar :D

leylinur
08-08-2011, 19:41
@leylinur (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=26897) hangi halife? anlaşamadığımız bir husus daha :) dört halifeden sonrasını tanımıyor ve inkar ediyorum, belki yeni bir tartışma konusu doğar :D

hangi firavunsa,o na karşı duracak halife:thinking:senin saymaman onların halifeliğine bir zarar vermiyor merak etme,zalimde olsa halife halifedir,cumhuriyet contasından idir:Cool:

muhammedkafadar
09-08-2011, 02:02
leylinur müslümana kılıç çeken halife olamaz, kusura bakmayın.

leylinur
09-08-2011, 08:43
:swoon:muhammed bey;ben savunmuyorum o nları dikkat ederseniz,ancak sizde savunmayın cumhuriyet yada demokrasi yada liberalizmi çünkü bu sistem müslümana sadece maddi değil manevi zararda veriyor :Cool:zaten raşid halifeler dönemine vuruyu bizde yapıyoruz:thinking:ancak siz maddi manevi zararına rağmen bu sistemi hoş görüp ve islama mal etmeye çalışırken sadece maddi zararı olan diyer halifeleri silebiliyorsanız ben bunda samimiyetin olmadığına yada ciddi bir kafa karışlığı olduğuna kanaat ederim:Cool:münazara sonlanabilir kanaatindeyim.saygılarımla.

muhammedkafadar
09-08-2011, 09:44
:swoon:muhammed bey;ben savunmuyorum o nları dikkat ederseniz,ancak sizde savunmayın cumhuriyet yada demokrasi yada liberalizmi çünkü bu sistem müslümana sadece maddi değil manevi zararda veriyor :Cool:zaten raşid halifeler dönemine vuruyu bizde yapıyoruz:thinking:ancak siz maddi manevi zararına rağmen bu sistemi hoş görüp ve islama mal etmeye çalışırken sadece maddi zararı olan diyer halifeleri silebiliyorsanız ben bunda samimiyetin olmadığına yada ciddi bir kafa karışlığı olduğuna kanaat ederim:Cool:münazara sonlanabilir kanaatindeyim.saygılarımla.

sadece maddi değil manevi zararı da çoktu. kardeşe çekilen kılıç sadece maddi hasar verir demek yürek ister. ABD'nin ırak'ı katli caiz denilmesine itirazınız olamaz böyle bir durumda çünkü ırak'ta iranı katletti, ona itiraz yoksa bu sakıncalı olamaz. kusura bakmayın konudan konuya atlamış gibi oldum maksadım örnekle izah. liberalizm ve seçim, eşitlik, laiklik(gerçek anlamıyla, kemalistlerin doğurduğu anlamda değil) bunların şu koşullarda ne gibi bir zararı var anlamış değilim ve anlamamaktada ısrarcıyım.önceki mesajlarımda ayrıntılı bir tablo vermiştim.tekrar incelerseniz görüceksiniz ki 73 milyon müslüman yaşamıyor bu topraklarda. ve siz bilirsiniz tartışma sonlana bilir.

leylinur
09-08-2011, 10:59
muhammed bey:anlamamakta ısrar edin :),manevi zarardan kastım islama bulaştırılan batıl fikirlerdir anlamamanız normal çünkü bu illetten etkilenmişsiniz,islamın aklığı ve paklığı ile ilgili netlikleriniz yerini demokrasi vb ideolojilerle doldurmuş,ali şeriati mısıra gittiğinde sizin atalarınız köleydi bizim ise zihinlerimiz demiş;ne güzel söylemiş:thinking:.bu gün müslümanaların durumu,afrikadaki açlığın sorumlusu o saydığınız fikirlerdir ama görmek için derin bakmak lazım :(,daha önce linklerini verdiğim islam devleti kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...ve ALLAH ondan razı olsun nebhaninin aydın düşünme kitabınıda okuyunuz...seviyeli tartışma için teşekkür ediyorum...

muhammedkafadar
09-08-2011, 15:06
kitabı okumayı istiyorum, fırsat buldukça bölüm bölüm okuyacağım inşAllah. ben teşekkür ederim. zaten tartışmanın kuralıdır kimsenin görüşü değişmez :)