PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : hangi takvim daha güvenilir? (sahur ve yatsi vakti)



Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 02:30
Selamunaleykum.
arkadaslar,hepimiz müslümaniz,hepimiz ehli-sünnetiz fakat farkli farkli cemaatler var.
Bu forumda dahi milli-görüsden tutun nurcusuna,tarikatcisina kadar bircok kardesler var.
Benim merak ettigim sey bu farkli cemaatlerin ve grublarin uyduklari tavmimlerle ilgili...
Ben almanyada yasadigimdan diolayi türkiyedeki durumu bilmiyorum,yani mesela bir Mahmut efendi cemaati hangi takvimi uyguluyor,diyanete güveniyorlarmi,veya milli-görüscü kardesler diyanetimi uyguluyor veya fethuillah gülen cemaati ne yapiyor...tarikat ehli kime uyuyor,kime güveniyor ...vs...

Bizim almanyada durum cok karisik.
gelen giden bana takvim getiriyor,önümde suan 5 farkli takvim var.
Diyanetin var,suleymanci kardeslerin var,Menzil tarikatinin var (semerkant) ,türkiye gazetesinin var ve Milli-Görüsün var.
Hepsininde özellikle sahur vaktiyle yatsi vakti arasinda fark var,bu fark birlikte cemaat ile namaz kilmamiza engel oluyor.
Ben simdiye kadar gönül rahatligi ile Milli-Görüsünküne uyuyordum,diyanet ile aralarinda pek bir fark yok zaten,sadece 10 dakika...
Milli-Görüsde aksam ile yatsi arasi 1,30 saat var,.Diyanet 1,20 dakika....benim kafami asil kurcalayan tarikatlilar oldu.
ben tarikatlari severim,sayarim,aramizdaki en takvalilari ve titizleri olarak tarikat ehlini bildigim icin onlarin uygulamalarini cok önemsiyorum.
Bölgemizdeki menzil tarikati (semerkant) bana bir takvim getirdiler,cok ciddi farklar var,aksam ile yatsi arasi 2 saat 45 dakika,yani güvenilir bildigimiz milli-görüsden ve diyanetten bir saatten fazla fark var...imsak vaktinide cok erkene almislar,milli-görüs ve diyanet 3-ile 3,30 arasiyken semerkant takvimi 1,30 da.

halbuki simdiye kadar diyanete uyuyorlardi,gecen yillardan hatirliyorum,birlikte teravih namazlari kilardik camide.Yatsi namazlarinida birlikte kilardik...fakat türkiyeden haber gelmis diye duydum,namazlarinizi kaza edin denmis.
Bu sefer iskenderpasa cemaatini aradim (bölgemizde dernekleri var),onlar diyanete güvendiklerini ve diyanete uyduklarini söylediler.
Fethullah gülen cemaati ve nur cemaatide diyanet bildigim kadariyla...

ismailagayi bilmiyorum,seyh nazimcilari ve ismail cetin hocanin dergahlarini henüz arastirmadim.

Bu konularda sizin görüslerinizi almak istiyorum.

Bildiginiz herseyi paylasin.

yaz aylarinda Vakit girmiyor,buna ragmen neden yatsi namazini aksamdan sadece 1 bucuk saat sonra kidiriyorlar???
cevablarinizi merak ediyorum,siz cevablayadurun,bende arastirmalarima devam edecegim.

Dut_agaci
26-07-2011, 07:02
Semerkand Takviminde anormal bir durum yok
Takvimler basılırken Diyanet İşleri Başkanlığından verilen namaz vakitlerine göre basılır.
Hatta Türkiye'deki bazı resmi kurumlar, güneş doğuş ve batış saatlerini de diyanetten sorar.
Semerkand Takvimi Türkiye basımı ile Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesinden kontrol ettiğime göre
Takvim ile diyanet arasında herhangi bir zaman farkı görülmüyor.
İmsak ile Güneş arasının uzun olması ise yaz saati uygulaması olduğundan dolayı uzundur.

Yine Semerkand Takvimin akşam - yatsı arası uzunluğu ile diyanet ile aynıdır
Almanya için özel bir uygulama yapılmış olabilir.
Teravih namazına yetişebilmeleri için akşam yatsı arası uzun tutulmuş olabilir
Zira bu Türkiye'de Ankara'da da uygulanmaktadır.
Akşam - yatsı arası uzun tutulur, akşam vakti çıktığı halde yatsı ezanı okunmaz, yaklaşık bir saat sonra okunur.
Yine almanya için imsağın erken yazılması, gecenin ilk fecrinin doğuş vaktine denk getirilmesidir.
Müslüman ve mü'minler gecenin ilk fecrinde kalkıp teheccüd namazlarını eda edebilsinler diye.

Bulunduğunuz konumda daha emin olabilmesiniz için diyanetin namaz vakitleri linkini veriyorum.

Saygılar.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-AnaMenu-haftalik---aylik-463.aspx

NOT : Bu arada hiçbir kardeşim bizim takvim daha iyi, sizinkisi fitneci, bilmem kim hoca şöyle demişti, belge göster muhabbeti yapmasın. Lütfen bu başlığa siyaset bulaştırmayınız.

veri
26-07-2011, 07:03
ben diyanet işleri nin hazırladığı takvimi kullanıyorum ordaki asıl sıkıntı saatlerimizin doğru olup olmadığı
adamlar temkini asgariye indirmişler bazı günler temkin yok gibi.

iyi de bu durumda saatimiz birkaç dk gerideyse.
tv lere bakıyorum aralarında 3dk fark olanlar bile var.

hadi ramazan da ezanlar filan okunuyor diyoruz ülkemizde
orda da bazen hatalar olabiliyor
yurtdışında başka sıkıntılar da olabiliyor

sahurda erken bitirilmesi sünnettir. diye biliyorum
son dakikaya bırakılmaz.

yatsı namazı ise ertelenebilir ciddi saat farkları sanırım ondan kaynaklanıyor.

kısaca önerim kafana göre takıl.

sahurda sıkıntı yok yatsıda sıkıntı yok

ama bence asıl sıkıntı iftarda
orucu erken bozup tekrarlamak la
iftarın vaktinde bozulması sünneti ile arada kalıyoruz.

leylinur
26-07-2011, 07:11
diyanet hanifi fıkhına göre saatleri ayarlıyor şafi fıkhında zamanlar farklı şafi fıkhını uygulayanlar biraz daha dikkatli olmalı :(

Erdem
26-07-2011, 07:18
diyanet varken diyanet.

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 09:44
Semerkand Takviminde anormal bir durum yok
Takvimler basılırken Diyanet İşleri Başkanlığından verilen namaz vakitlerine göre basılır.
Hatta Türkiye'deki bazı resmi kurumlar, güneş doğuş ve batış saatlerini de diyanetten sorar.
Semerkand Takvimi Türkiye basımı ile Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesinden kontrol ettiğime göre
Takvim ile diyanet arasında herhangi bir zaman farkı görülmüyor.
İmsak ile Güneş arasının uzun olması ise yaz saati uygulaması olduğundan dolayı uzundur.

Yine Semerkand Takvimin akşam - yatsı arası uzunluğu ile diyanet ile aynıdır
Almanya için özel bir uygulama yapılmış olabilir.
Teravih namazına yetişebilmeleri için akşam yatsı arası uzun tutulmuş olabilir
Zira bu Türkiye'de Ankara'da da uygulanmaktadır.
Akşam - yatsı arası uzun tutulur, akşam vakti çıktığı halde yatsı ezanı okunmaz, yaklaşık bir saat sonra okunur.
Yine almanya için imsağın erken yazılması, gecenin ilk fecrinin doğuş vaktine denk getirilmesidir.
Müslüman ve mü'minler gecenin ilk fecrinde kalkıp teheccüd namazlarını eda edebilsinler diye.

Bulunduğunuz konumda daha emin olabilmesiniz için diyanetin namaz vakitleri linkini veriyorum.

Saygılar.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-AnaMenu-haftalik---aylik-463.aspx

NOT : Bu arada hiçbir kardeşim bizim takvim daha iyi, sizinkisi fitneci, bilmem kim hoca şöyle demişti, belge göster muhabbeti yapmasın. Lütfen bu başlığa siyaset bulaştırmayınız.
Simdiye kadar yapmis oldugum arastirmalara göre hangisine uyarsan dogru cevabini aliyordum hep,tarikatlilari önemsememin sebebiide dedigim gibi bu konulardaki titizlikleri fakat asiri titizlik varsa,yani vakit girdigi ghalde sirf temkinli davranmak icin zamanlarda oynama yapiliyorsa bu durum birlik beraberligimize zarar veriyor.
Ayrica namazlari kaza edilmesi istenmesi haberide kafa karistiriyor...

Benim icin önemli olan cemaat ile namaz kilmak.
Bu takvimler arasi fark sebebiyle birlik beraberlik icinde namaz kilamaz olduk.
Ben sahsen yakininmda oldugu icin ve acikcasi güvendigim icin Milli-Görüs camisine gidiyorum,menzilden arkadaslarda geliyorlar,birlikte yatsi namazini kiliyoruz ...fakat durum biraz degisti galiba...

Milli-Görüsün takvimi diyanetinkiyle asaga yukari ayni,milli-görüs birazdaha temkinli fakat Menzilcilerin namaz vakti cok farkli bu sene.

Ramazannin ilk günü icin misal vermek istiyorum:

ALMANYA/BREMEN bölgesi

Milli-Görüs:
imsak:3.46
Günes:5.36
Ögle:13.38
ikindi:17.44
aksam:21.26
yatsi:22.56

Diyanet
imsak:4 06
Günes:5 36
Ögle:13 38
ikindi:17 48
aksam:21 28
yatsi:22 48

Semerkant
imsak:1 31
Günes:5 37
Ögle:13 38
ikindi:17 48
aksam:21 29
yatsi:00 13

menzilcilerin takvimine uyacak olursam camide kilinan teravih namazlarindan mahrum kalacagim,bu durum benim maneviyatima ciddi zarar verebilir.
daha net aciklamalarinizi bekliyorum.

veri
26-07-2011, 09:48
kafana göre takıl. sonuç değişmiyor
git teravihini kıl

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 09:57
kafana göre takıl. sonuç değişmiyor
git teravihini kıl
bana göre degisiyor cünkü semerkantcilara göre yatsi namazlarimizi vakit girmeden kiliyoruz,oruclarimizda kabul olmuyor cünkü milli görüs veya diyanete göe uygulasam semerkanti acisindan vakit girdigi halde biz daha sahur yapmis oluyoruz.

Bu durum cidden cok kafa karistiriyor.

Kime uyacagima henüz karar veremedim.

iskenderpasa cemaati daha öncede dedigim gibi almanya dahil diyanete uyacaklarmis,onlara güveniyorlarmis...ismailagayida merak ediyorum,ismail cetin hocanin dergahini bugün yarin arayacagim , seyh nazim cemaatini henüz arastirmadim.

bana göre tarikatlar daha güvenilir cünkü bunlar ehli-sünnet konusunda daha titizler,daha takvalar,silsileleleri saglam,liderleri icazetle basa gelmis...diyanet ve milli-görüste durum biraz farkli,namaz vakitlerini nasil ayarladiklarini bilmiyorum,milli-görüse son zamanlarda güvenim yara aldi,suudi arabistana göre ayarladiklarini duydum fakat emin degilim,eger öyleyse orasi vahabi,ben vahabi degilim.

veri
26-07-2011, 10:04
kafan karışmasın
en net diyanetin takvimi tek endişem saatimin geri kalması iftar vakti için.

kalan saat farkları önemsiz özellikle yatsı namazındaki
takva yönlerine göre saatleri ileri alabilirler
yatsı namazı zaten geç kılınır ama işlerini ona göre ayarlaman lazım
akşam namazından sonra bir süre kafayı kestirir
gecenin belli bir vaktini aşmamak kaydıyla yatsı namazını da kılarsın gece namazını da eda etmiş olursun vesile ile

bence tek sıkıntı akşam namazında

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:07
neden aksam namazi?
aksam namazi vakti hepsinde asaga yukari ayni.
Ben aksamdan sonra kestirmem,yemekten sonra camiye giderim.
Semerkanta uyacak olursam gidemem cünkü vakit girmemis oluyor...

veri
26-07-2011, 10:16
semerkant tehir ediyor yatsıyı sünneti yerine getiriyor
ama diyanet tehirsiz ilk vaktini söylüyor

akşam namazı iftar vaktidir diyanetin temkini yok
saatin geri de olduğunu varsay erken açar orucun bozulmuş olur kazasını etmen lazım olur
yok ben temkin yapayım der tehir edersen de
iftar etmekte acele edin sünnetini yerine getiremez olursun.

leylinur
26-07-2011, 10:19
en önemli şey halife olmadığı için müslümanlar olarakbizlerin bazen ortak bir şekilde hilal ile ramazana başlayıp hilal ile bayram edemememiz :( ümmet olarak bu ikilemi islama muhalifliği ile bilinen bir haber ajansında "müslümanlar yine ayrı ayrı bayram ett"i şeklindeki sunumuyla okuduğumda yüreğim acıdı...işte bu mesele asıllardan...çünkü bir kısım müslümanlar bayram ederken bir kısım müslümanlar oruçlu :( ve şeran bayramda oruç tutmak kadar ramazanda orucu terk etmekte haram :(

veri
26-07-2011, 10:27
git işine.
şarlatanlığın lüzumu yok.
biz müslümanız biribirimize yeteriz
halife de neymiş:) dolandırıcılığın bir başka yönü .
leyla senden halife filan olmaz.
ne konuştuğunu bile bilmiyorsun
kopyala yapıştır o kadar.

leylinur
26-07-2011, 10:30
git işine.
şarlatanlığın lüzumu yok.
biz müslümanız biribirimize yeteriz
halife de neymiş:) dolandırıcılığın bir başka yönü .
leyla senden halife filan olmaz.
ne konuştuğunu bile bilmiyorsun
kopyala yapıştır o kadar.
hayırdır sizin kaliteli yazılarla bir sorununuz mu var:Cool:

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:31
semerkant tehir ediyor yatsıyı sünneti yerine getiriyor
ama diyanet tehirsiz ilk vaktini söylüyor

akşam namazı iftar vaktidir diyanetin temkini yok
saatin geri de olduğunu varsay erken açar orucun bozulmuş olur kazasını etmen lazım olur
yok ben temkin yapayım der tehir edersen de
iftar etmekte acele edin sünnetini yerine getiremez olursun.

aradaki fark tehir farkir yani temkin farki oldugu kesin degil.
Eger öyle olsaydi bunu belirtmeleri gerekirdi.
Bizde gönül rahatligi ile gerektiginde diyanete veya milli-görüse uyardik...

veri
26-07-2011, 10:33
hayırdır sizin kaliteli yazılarla bir sorununuz mu var:Cool:

defalarca soru sorduk cevap selametle veri:)
kalan sözleriniz iddialarınız dolandırıcılığı anımsatıyor

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:34
Konuyla ilgili bir yazi buldum.

Soru

Avrupa'da yaşıyorum: bu sene'den itibaren yatsı namazı çok geç kılınıyor.Geçen seneler akşam ile yatsı arası 1 saat 20 dakika fark ediyordu (en fazla 1 buçuk saat). Bu günlerde yaşadıüım şehirde yatsı saat 00:20'de kılınıyor. Ben 2 haftadır eski uygulamaya göre yatsı namazını kılıyorum (çok cemaat öyle yapiyor) Bu sene Diyanet'in yatsı namazındaki yaptığı değişikliklerini nerden kaynaklaniyor? Eski uygulamaya göre yatsı namazı kılınır mı?

Cevap
Değerli kardeşimiz;

Konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulunun açıklaması -teknik terimler zor anlaşıldığından bir kenara bırakılarak- özetle aşağıya alınmıştır:

Gündüz veya Gecenin Oluşmadığı Bölgeler

Vakit, namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler olmuştur. Ancak İslâm bilginlerinin çoğunluğu, vakit, namazın şartı ve sebebi olmakla birlikte, namazın asıl sebebinin ilâhî hitap olduğunu söylemişlerdir. İlâhî hitabın gereği bütün Müslümanlar, günde (24 saatte) 5 vakit namazı kılmakla mükelleftirler. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, kutuplara yakın bölgelerde günlerce, hatta aylarca güneş doğmasa veya batmasa da bir gün 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır.

Deccal hadisi olarak bilinen hadiste Hz. Peygamber, Deccal yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır. deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz. buyurmuştur (Müslim, Kitabu'l-Fiten ve Eşrâtu's-Sâat, 20).

Bu hadis, vakitlerin oluşmamasının namazı düşürmeyeceğini ve vakit oluşmayan bölge ve zamanlarda vakitlerin takdir edilerek namazın kılınması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Yatsının çok geç oluşup çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabilecektir.

Hz. Peygamber (a.s.) normal şartlardan farklı olan yolculuk, yağmur, çamur gibi durumlarda öğle ile ikindi ve akşam ile yatsıyı cem-i takdîm ve cem-i tehir ile birleştirerek kıldığı sahih hadislerde yer almaktadır (Buhârî, Taksîru's-Salât, 15; Müslim, Salatu'l-Müsâfir, 5-6; Tirmizî, Salât, 282; Ebû Dâvûd, Salât, 274).

Abdullah b. Abbas, Rasulullah (a.s.)ın ümmetine sıkıntı olmadığını göstermek amacıyla korku, yağmur gibi bir illet olmaksızın, Medine'de öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldığını nakletmiştir (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 6; Tirmizî, Salât, 26; Ebû Dâvûd, Salât, 274; Ahmed, Müsned, I/223, 251, 283, 346, 354, H.No:1953, 2265, 2557, 3235, 3323).

Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde, yolculuk, hastalık, yağmur, kar, dolu, korku gibi durumlarda, zorluk ve meşakkat bulunduğundan, öğle ile ikindi ve akşamla yatsının cem-i takdim veya cem-i tehir ile kılınabileceği, küçük farklılıklarla kabul edilmiştir (Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/271 vd.; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I/104; İbn Kudâme, Muğnî, 2/112; Derdîr, eş-Şerhu'l-Kebîr, I/368; İbn Hazm, el-Muhallâ, III/165-166).

Kabul etmek gerekir ki, şafak normalden çok geç kaybolan yerlerde yatsı namazı için şafağın kaybolmasını beklemekte karşılaşılan zorluk ve meşakkat, müçtehitlerin namazların cem edilerek kılınmasına (birleştirilerek bir vakitte kılınmasına) cevaz verdikleri zorluklardan çok daha ağırdır. Namazların cem edilerek kılınmasının gayesi zorluğu kaldırmak olduğuna göre, bu bölgelerde yaşayan Müslümanlar gerektiğinde namazlarını cem edebilirler.

Buna göre durumu müsait olanlar yatsı namazını takvimde belirtilen saatte kılarlar. Durumu uygun olmayanlar Akşam Namazı ile cem ederek kılabilirler.

Ayrıca müslümanların çoğunluğunun kabul ettiği uygulamalara uyarak namaz kılanlar olursa onlara da saygılı olmak gerekir.

T: C: Din İşleri Yüksek Kurulunun konuyla ilgili detaylı bilgileri İnternet üzerinden "diyanet.gov.tr" sitesinden bakılabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu fetvaya göre hareket edebilirmiyiz?
diyanetin fetvalarina tarikatlardan onay gelmedigi ve ittifak olmdigi sürece pek güvenmiyorum artik maalesef.

veri
26-07-2011, 10:34
aradaki fark tehir farkir yani temkin farki oldugu kesin degil.
Eger öyle olsaydi bunu belirtmeleri gerekirdi.
Bizde gönül rahatligi ile gerektiginde diyanete veya milli-görüse uyardik...

belirtmişlerdir türkiye gazetesinin uyarısı vardı bu konuda neden farklı olduklarına dair

leylinur
26-07-2011, 10:41
defalarca soru sorduk cevap selametle veri:)
kalan sözleriniz iddialarınız dolandırıcılığı anımsatıyor
ha sen daha o sorudasın :)hizbutçu deme vereyim cevap dedim devam ediyorsun amacın cevap vermem değil ki ben ne yapım:Cool:konu orda duruyo cevaplarımı açacam sen sadece "tamam demicem" yazcaksın konunun altına o kadar :)cesaretin yokta neyse...

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:46
Hizbuttahrirci kardeslerin görüslerini ciddiye almadigimi ve okumadigimi belirtmek isterim...

veri
26-07-2011, 10:47
hizbutçu verecek cevabın yok ki veresin.

veri
26-07-2011, 10:48
Hizbuttahrirci kardeslerin görüslerini ciddiye almadigimi ve okumadigimi belirtmek isterim...
okudum ciddiye aldım
ortaya birşey çıkmadı
bunlar dindar bir kitle değil
mevki makam peşinde koşuşan bir kaç kişi

leylinur
26-07-2011, 10:48
Hizbuttahrirci kardeslerin görüslerini ciddiye almadigimi ve okumadigimi belirtmek isterim...
teşekkür ederiz efendim memnun olduk bilmukabele :Cool:

leylinur
26-07-2011, 10:49
hizbutçu verecek cevabın yok ki veresin.

sen önce nefsini yen bi deme hizbutçu sonra görürsün varmı yok mu?!
ekonomi konusunda ki gibi alırsın boyunun ölçüsünü :)

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:50
Konuyla ilgili bir kafa karistirici yazi daha buldum fakat yazari kim bilmiyorum.
Alinti yaptigim site:
http://www.zehirli.org/konu/yatsi-namazi-niye-cok-gec-oluyor.html

Soru: Yatsı namazının vaktinde, Fazilet Takvimi ile IGMG Takvimi arasında yaklaşık bir saatlik bir fark var. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Yatsı namazının vakti, ufuktan kızıllığın kaybolmasıyla başlar. Bu da güneşin ufuktan belli bir açıda aşağı inmesine bağlıdır. Bu açı İmam-ı Azam’a göre -19° derece olup, İmameyn’e (İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed) göre -17° derecedir. -17° derece hususunda diğer üç mezhep imamları da aynı görüştedirler.

Tabii bu meselede imamların kavillerinin yanısıra, bazı islami kuruluşlar da söz sarfetmişlerdir. Öyle ki Mısır’da “Egyptian General Authority of Survey“ bunu -17,5° olarak, Kanada’da “Muslim World League “ -17° olarak, Pakistan’da “University Of Islamic Sciences“ -18° olarak ve Amerika’da “Islamic Society of North America” -15° olarak ve Arabistan’da “Ummu’l-Kura Üniversitesi” de akşam namazı vaktine 90 dakika ekleyerek bu vakti hesaplamaktadırlar.

Görüldüğü gibi konuyla alakalı görüşler çok olmakla beraber, en sağlam görüşlerin müctehidlere ait olduğunu söylemek ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesine sahip müslümanlar için tabii olmalıdır.

Şimdi de bir kaç veri ile vakit hesaplaması yapalım. Bu hesaplamayı Avusturya/Viyana için yapıyoruz.

Viyana: 16.37° Doğu, 48.22° Kuzey

7 Temmuz 2006 senesi Cuma günü:

İmâm-ı Azam (-19°) der, İmameyn ise (-17°) der. -17 derece ile hesaplanırsa yatsı namazı en erken saat 23:39’da girer. Buna 10 dakika temkin eklenirse 23:49 olur. İkisinin ortası alınmış olsa (-18°) namaz saat 23:49’da girer. Buna 10 dakika eklenirse 23:59 olur. Fazilet Takvimi’nde bu gün için yatsı namazı vakti saat 23:57’de giriyor yazmaktadır. Akşam namazı ise temkinli olarak 21:07’de girmektedir.

Milli Görüş’ün hesaplamasına göre ise Viyana’da yatsı namazı 22:34’de girmektedir. Akşam namazı ise 21:04’de girer. Eğer bunu biz hesaplamaya kalkarsak, bu kurumun kesinlikle müctehid imamlara uymadığını görürüz. Zira 22:34’ü çıkarabilmek için açı olarak -12’yi almamız gerekir ki, bu ne imamların ictihadına ve ne de ulemanın beyanına uyar. En düşük açıyı kabul eden “Islamic Society of North America” bile -15° derecenin aşağısına inmemiştir.

Vehhabi sevdalısı bu insanlar diğer birçok hususta olduğu gibi bu meselede de Arabistan’ı taklit ediyorlar. Ama yanlış taklit ediyorlar. Bizim bazı avrupa sevdalılarının avrupa'yı yarım-yamalak taklit etmesi gibi.

Suudi Arabistan’da "Ummu’l-Kura Üniversitesi", akşam namazına 90 dakika ekleyince yatsının vakti hesaplanmış olduğu sonucuna varmıştır. Peki bu doğru mudur? Tabii ki doğrudur. Ama neresi için doğrudur? Suudi Arabistan’ın kuzeyinden güneyine kadar her şehri için. Hatta o kadar doğrudur ki, ister siz Arabistan’da yatsı namazı’nın vaktini en sağlam metodla, yani İmam-ı Azam’ın ictihadında bulunan -19° derece ile hesaplayın, ister akşam namazına 90 dakika ekleyin aynı zaman çıkmaktadır.

Unutmamak lazım ki, Arabistan yaklaşık 17° derece ile 32° derece Kuzey arasında bulunmaktadır. Viyana ise neredeyse 50° derece Kuzey’dedir. Oraların hesaplaması ile buranın hesaplaması bir olur mu? Medine’de namaz kılarken güney’e dönen bir müslüman, Konya’ya gidince hala güney’e dönse kıbleye mi yönelmiş olur, yoksa Firavun’un Mısır’daki piramitlerine mi? Orda öğrendiğini burada sat ama, önce bir bak doğru mu diye..

Suudi Arabistan’ın en kuzeyinde bulunan şehirlerden Tebük’de (36.58° Doğu, 28.42° Kuzey) akşam namazı saat 20:44’de, yatsı namazı da -19° derece ile hesaplandığında (İmam-ı Azam’a uyulduğunda) 22:16’da girmektedir. Bu hesaplamanın yerine siz 90 dakika eklemiş olsanız 22:14 çıkar, ki bu da doğrudur.

En güneyinde bulunan şehirlerden Jizan’da (42.55° Doğu, 16.93° Kuzey) akşam namazı 19:57’de, yatsı namazı da da -19° derece ile hesaplandığında (İmam-ı Azam’a uyulduğunda) 21:16’da girmektedir. Bu hesaplamanın yerine siz 90 dakika eklemiş olsanız 21:27’de girmektedir. Bu bile yeterince ihtiyatlı bir vakittir ve doğrudur.

Not: Dikkat edilirse, ekvator çizgisinden uzaklaştıca, akşam ile yatsı arasındaki fark 90 dakika ile hesaplandığında daha erken girmeye başlamaktadır. Tebük'de, hesaplamadan 2 dakika erken olduğu görülmekte olup, bu İmameyn'in kavlince yine doğru zamana denk gelmektedir.

Ocak ayı için bile hesaplasak durum aynıdır. İster -19° ile hesaplayın, ister 90 dakika ekleyin, Arabistan'da durum yaz-kış aynıdır. Buralarda öyle değildir.

Görüldüğü gibi Suudi Arabistan’ın usulü, kendi ülkesi için geçerli olduğu takdirde pek iyi ve çok doğrudur. Ancak kuzeye ve güneye doğru uzaklaştıkca hesap bozulmaktadır. Bu uygulamanın Viyana ve sair şehirler için uygulanamayacağı ortadadır. Uygulayanların da astronomik hesaplamalara 100% zıt konustuğu görülmektedir.

Fazilet Takvimi ve bu hususta ehli sünnet ulemasının beyanatını kaynak olarak kullanan takvimler doğrudur. Diğerleri ise müslümanların ibadeti ile uğraşmaktan başka birşey değildir. Müslüman ibadetinin kıymetini bilmeli ve boşa harcatmamalı. Usul ilminde vakti girmeden kılınan namazın kabul olmayacağı ve bunun özrünün olmadığı açıkca belirtilmiştir.

Bu cevabda Milli-Görüs elestiriliyor.Milli-Görüsü elestiren diyanetide elestirmeli cünkü milli-görüs ile diyanet arasinda fark yok,daha dogrusu diyanetin vakitleri daha az temkinli

Bu cevaba göre BIZ YANDIK!

leylinur
26-07-2011, 10:51
okudum ciddiye aldım
ortaya birşey çıkmadı
bunlar dindar bir kitle değil
mevki makam peşinde koşuşan bir kaç kişi
:swoon:biz makam peşinde koşansak sizde makama yapışansınız sizinki daha tehlikeli vesselam :))

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:54
Lütfen yaw,tartismayi kesin,konu mahvoluyor.

Kim daha önce keserse o daha büyük sevab kazanacak,Bakin hadis var:

Enes bin Malik hazretleri bildiriyor: Biz bir gün dini bir konuda tartışırken, Resulullah efendimiz yanımıza geldi. Bize öyle öfkelenmişti ki, hiç böylesini görmemiştik. Buyurdu ki:
(Bırakın tartışmayı! Sizden öncekiler sırf bunun yüzünden helak oldu. Tartışmanın faydası yoktur, tartışma zararlıdır. Mümin münakaşa etmez. Münakaşa edene şefaat etmem.) [Taberani]

Haklı olduğu halde tartışmayı terk etmek, haksız olduğu halde, tartışmayı terk etmekten daha zordur. Bu bakımdan haklı olduğu halde münakaşayı terk etmek daha çok sevaptır.

Dostlar arasındaki kin ateşini körükleyen münakaşadır. Münakaşa, karşıdaki insanı cahil yerine koymak, sen bilmezsin, ben bilirim demektir. Cahillikle suçlanan herkes az veya çok kızar. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlânın en çok buğzettiği kul, tartışmada ileri gidendir) buyurulmaktadır.

Münakaşa, kendisinin akıl, fazilet ve ilimde üstünlüğünü ispata çalışmaktır. Bu ise karşıdakini cehalet ve ahmaklıkla itham etmektir. Bu da düpedüz düşmanlıktır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Münakaşa etmeyen, kimseyi incitmeyen kimse Cennete girer.) [Tirmizi]

(Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.) [Taberani]

(Haklı da olsa, münakaşayı terk etmeyen, hakiki imana kavuşamaz.) [İbni Ebiddünya]

veri
26-07-2011, 10:55
koltuğu dolandırıcılara bırakırsak Allah a nasıl hesap vericez.

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 10:57
koltuğu dolandırıcılara bırakırsak Allah a nasıl hesap vericez.

(Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.)

leylinur
26-07-2011, 10:58
koltuğu dolandırıcılara bırakırsak Allah a nasıl hesap vericez.

dolandırarak aldığınız koltuğun hesabını nasıl verecekseniz :Cool:

veri
26-07-2011, 11:00
(Konuşurken itiraz etmeyene veya haklı olduğu halde, münakaşayı terk edene, Cennette bir köşk verilir.)

nokta.
nasılsa cevabını verdim:)

Ahd
26-07-2011, 11:01
Bana göre en güvenilir Diyanet takvimi..
Adamların ellerinde uydfu var teleskop var araç edevat ne lazımsa var
Diğerlerinin elinde ne var ? Neredeyse hiçbişey..

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 11:03
Asagdaki yazilar hakkimnda yorumlarinizi merak ediyorum:


Konuyla ilgili bir yazi buldum.

Soru

Avrupa'da yaşıyorum: bu sene'den itibaren yatsı namazı çok geç kılınıyor.Geçen seneler akşam ile yatsı arası 1 saat 20 dakika fark ediyordu (en fazla 1 buçuk saat). Bu günlerde yaşadıüım şehirde yatsı saat 00:20'de kılınıyor. Ben 2 haftadır eski uygulamaya göre yatsı namazını kılıyorum (çok cemaat öyle yapiyor) Bu sene Diyanet'in yatsı namazındaki yaptığı değişikliklerini nerden kaynaklaniyor? Eski uygulamaya göre yatsı namazı kılınır mı?

Cevap
Değerli kardeşimiz;

Konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulunun açıklaması -teknik terimler zor anlaşıldığından bir kenara bırakılarak- özetle aşağıya alınmıştır:

Gündüz veya Gecenin Oluşmadığı Bölgeler

Vakit, namazın şartı ve sebebi olduğundan, namaz vakitlerinden biri veya ikisi oluşmayan bölgelerde bu namazların farz olmadığını ileri sürenler olmuştur. Ancak İslâm bilginlerinin çoğunluğu, vakit, namazın şartı ve sebebi olmakla birlikte, namazın asıl sebebinin ilâhî hitap olduğunu söylemişlerdir. İlâhî hitabın gereği bütün Müslümanlar, günde (24 saatte) 5 vakit namazı kılmakla mükelleftirler. Dünyada, bazı bölgelerde bazı vakitler tam olarak oluşmasa da, kutuplara yakın bölgelerde günlerce, hatta aylarca güneş doğmasa veya batmasa da bir gün 24 saattir ve tarih değişimi de buna göre olmaktadır. Bu sebeple, bir bölgede herhangi bir namazın vakti gerçekleşmiyorsa veya tam olarak belirlenemiyorsa, takdir yapılarak namazlar kılınır.

Deccal hadisi olarak bilinen hadiste Hz. Peygamber, Deccal yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır. deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz. buyurmuştur (Müslim, Kitabu'l-Fiten ve Eşrâtu's-Sâat, 20).

Bu hadis, vakitlerin oluşmamasının namazı düşürmeyeceğini ve vakit oluşmayan bölge ve zamanlarda vakitlerin takdir edilerek namazın kılınması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Yatsının çok geç oluşup çalışanların sıkıntıya düşmeleri durumunda akşam ile yatsı namazının akşam namazının vaktinde birleştirilerek kılınabilecektir.

Hz. Peygamber (a.s.) normal şartlardan farklı olan yolculuk, yağmur, çamur gibi durumlarda öğle ile ikindi ve akşam ile yatsıyı cem-i takdîm ve cem-i tehir ile birleştirerek kıldığı sahih hadislerde yer almaktadır (Buhârî, Taksîru's-Salât, 15; Müslim, Salatu'l-Müsâfir, 5-6; Tirmizî, Salât, 282; Ebû Dâvûd, Salât, 274).

Abdullah b. Abbas, Rasulullah (a.s.)ın ümmetine sıkıntı olmadığını göstermek amacıyla korku, yağmur gibi bir illet olmaksızın, Medine'de öğle ile ikindi ve akşamla yatsıyı birleştirerek kıldığını nakletmiştir (Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn, 6; Tirmizî, Salât, 26; Ebû Dâvûd, Salât, 274; Ahmed, Müsned, I/223, 251, 283, 346, 354, H.No:1953, 2265, 2557, 3235, 3323).

Hanefî mezhebi dışındaki mezheplerde, yolculuk, hastalık, yağmur, kar, dolu, korku gibi durumlarda, zorluk ve meşakkat bulunduğundan, öğle ile ikindi ve akşamla yatsının cem-i takdim veya cem-i tehir ile kılınabileceği, küçük farklılıklarla kabul edilmiştir (Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/271 vd.; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I/104; İbn Kudâme, Muğnî, 2/112; Derdîr, eş-Şerhu'l-Kebîr, I/368; İbn Hazm, el-Muhallâ, III/165-166).

Kabul etmek gerekir ki, şafak normalden çok geç kaybolan yerlerde yatsı namazı için şafağın kaybolmasını beklemekte karşılaşılan zorluk ve meşakkat, müçtehitlerin namazların cem edilerek kılınmasına (birleştirilerek bir vakitte kılınmasına) cevaz verdikleri zorluklardan çok daha ağırdır. Namazların cem edilerek kılınmasının gayesi zorluğu kaldırmak olduğuna göre, bu bölgelerde yaşayan Müslümanlar gerektiğinde namazlarını cem edebilirler.

Buna göre durumu müsait olanlar yatsı namazını takvimde belirtilen saatte kılarlar. Durumu uygun olmayanlar Akşam Namazı ile cem ederek kılabilirler.

Ayrıca müslümanların çoğunluğunun kabul ettiği uygulamalara uyarak namaz kılanlar olursa onlara da saygılı olmak gerekir.

T: C: Din İşleri Yüksek Kurulunun konuyla ilgili detaylı bilgileri İnternet üzerinden "diyanet.gov.tr" sitesinden bakılabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu fetvaya göre hareket edebilirmiyiz?
diyanetin fetvalarina tarikatlardan onay gelmedigi ve ittifak olmdigi sürece pek güvenmiyorum artik maalesef.


Konuyla ilgili bir kafa karistirici yazi daha buldum fakat yazari kim bilmiyorum.
Alinti yaptigim site:
http://www.zehirli.org/konu/yatsi-namazi-niye-cok-gec-oluyor.html

Soru: Yatsı namazının vaktinde, Fazilet Takvimi ile IGMG Takvimi arasında yaklaşık bir saatlik bir fark var. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Yatsı namazının vakti, ufuktan kızıllığın kaybolmasıyla başlar. Bu da güneşin ufuktan belli bir açıda aşağı inmesine bağlıdır. Bu açı İmam-ı Azam’a göre -19° derece olup, İmameyn’e (İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed) göre -17° derecedir. -17° derece hususunda diğer üç mezhep imamları da aynı görüştedirler.

Tabii bu meselede imamların kavillerinin yanısıra, bazı islami kuruluşlar da söz sarfetmişlerdir. Öyle ki Mısır’da “Egyptian General Authority of Survey“ bunu -17,5° olarak, Kanada’da “Muslim World League “ -17° olarak, Pakistan’da “University Of Islamic Sciences“ -18° olarak ve Amerika’da “Islamic Society of North America” -15° olarak ve Arabistan’da “Ummu’l-Kura Üniversitesi” de akşam namazı vaktine 90 dakika ekleyerek bu vakti hesaplamaktadırlar.

Görüldüğü gibi konuyla alakalı görüşler çok olmakla beraber, en sağlam görüşlerin müctehidlere ait olduğunu söylemek ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesine sahip müslümanlar için tabii olmalıdır.

Şimdi de bir kaç veri ile vakit hesaplaması yapalım. Bu hesaplamayı Avusturya/Viyana için yapıyoruz.

Viyana: 16.37° Doğu, 48.22° Kuzey

7 Temmuz 2006 senesi Cuma günü:

İmâm-ı Azam (-19°) der, İmameyn ise (-17°) der. -17 derece ile hesaplanırsa yatsı namazı en erken saat 23:39’da girer. Buna 10 dakika temkin eklenirse 23:49 olur. İkisinin ortası alınmış olsa (-18°) namaz saat 23:49’da girer. Buna 10 dakika eklenirse 23:59 olur. Fazilet Takvimi’nde bu gün için yatsı namazı vakti saat 23:57’de giriyor yazmaktadır. Akşam namazı ise temkinli olarak 21:07’de girmektedir.

Milli Görüş’ün hesaplamasına göre ise Viyana’da yatsı namazı 22:34’de girmektedir. Akşam namazı ise 21:04’de girer. Eğer bunu biz hesaplamaya kalkarsak, bu kurumun kesinlikle müctehid imamlara uymadığını görürüz. Zira 22:34’ü çıkarabilmek için açı olarak -12’yi almamız gerekir ki, bu ne imamların ictihadına ve ne de ulemanın beyanına uyar. En düşük açıyı kabul eden “Islamic Society of North America” bile -15° derecenin aşağısına inmemiştir.

Vehhabi sevdalısı bu insanlar diğer birçok hususta olduğu gibi bu meselede de Arabistan’ı taklit ediyorlar. Ama yanlış taklit ediyorlar. Bizim bazı avrupa sevdalılarının avrupa'yı yarım-yamalak taklit etmesi gibi.

Suudi Arabistan’da "Ummu’l-Kura Üniversitesi", akşam namazına 90 dakika ekleyince yatsının vakti hesaplanmış olduğu sonucuna varmıştır. Peki bu doğru mudur? Tabii ki doğrudur. Ama neresi için doğrudur? Suudi Arabistan’ın kuzeyinden güneyine kadar her şehri için. Hatta o kadar doğrudur ki, ister siz Arabistan’da yatsı namazı’nın vaktini en sağlam metodla, yani İmam-ı Azam’ın ictihadında bulunan -19° derece ile hesaplayın, ister akşam namazına 90 dakika ekleyin aynı zaman çıkmaktadır.

Unutmamak lazım ki, Arabistan yaklaşık 17° derece ile 32° derece Kuzey arasında bulunmaktadır. Viyana ise neredeyse 50° derece Kuzey’dedir. Oraların hesaplaması ile buranın hesaplaması bir olur mu? Medine’de namaz kılarken güney’e dönen bir müslüman, Konya’ya gidince hala güney’e dönse kıbleye mi yönelmiş olur, yoksa Firavun’un Mısır’daki piramitlerine mi? Orda öğrendiğini burada sat ama, önce bir bak doğru mu diye..

Suudi Arabistan’ın en kuzeyinde bulunan şehirlerden Tebük’de (36.58° Doğu, 28.42° Kuzey) akşam namazı saat 20:44’de, yatsı namazı da -19° derece ile hesaplandığında (İmam-ı Azam’a uyulduğunda) 22:16’da girmektedir. Bu hesaplamanın yerine siz 90 dakika eklemiş olsanız 22:14 çıkar, ki bu da doğrudur.

En güneyinde bulunan şehirlerden Jizan’da (42.55° Doğu, 16.93° Kuzey) akşam namazı 19:57’de, yatsı namazı da da -19° derece ile hesaplandığında (İmam-ı Azam’a uyulduğunda) 21:16’da girmektedir. Bu hesaplamanın yerine siz 90 dakika eklemiş olsanız 21:27’de girmektedir. Bu bile yeterince ihtiyatlı bir vakittir ve doğrudur.

Not: Dikkat edilirse, ekvator çizgisinden uzaklaştıca, akşam ile yatsı arasındaki fark 90 dakika ile hesaplandığında daha erken girmeye başlamaktadır. Tebük'de, hesaplamadan 2 dakika erken olduğu görülmekte olup, bu İmameyn'in kavlince yine doğru zamana denk gelmektedir.

Ocak ayı için bile hesaplasak durum aynıdır. İster -19° ile hesaplayın, ister 90 dakika ekleyin, Arabistan'da durum yaz-kış aynıdır. Buralarda öyle değildir.

Görüldüğü gibi Suudi Arabistan’ın usulü, kendi ülkesi için geçerli olduğu takdirde pek iyi ve çok doğrudur. Ancak kuzeye ve güneye doğru uzaklaştıkca hesap bozulmaktadır. Bu uygulamanın Viyana ve sair şehirler için uygulanamayacağı ortadadır. Uygulayanların da astronomik hesaplamalara 100% zıt konustuğu görülmektedir.

Fazilet Takvimi ve bu hususta ehli sünnet ulemasının beyanatını kaynak olarak kullanan takvimler doğrudur. Diğerleri ise müslümanların ibadeti ile uğraşmaktan başka birşey değildir. Müslüman ibadetinin kıymetini bilmeli ve boşa harcatmamalı. Usul ilminde vakti girmeden kılınan namazın kabul olmayacağı ve bunun özrünün olmadığı açıkca belirtilmiştir.

Bu cevabda Milli-Görüs elestiriliyor.Milli-Görüsü elestiren diyanetide elestirmeli cünkü milli-görüs ile diyanet arasinda fark yok,daha dogrusu diyanetin vakitleri daha az temkinli

Bu cevaba göre BIZ YANDIK!

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 11:07
Bana göre en güvenilir Diyanet takvimi..
Adamların ellerinde uydfu var teleskop var araç edevat ne lazımsa var
Diğerlerinin elinde ne var ? Neredeyse hiçbişey..

iyide,vakit girmeyen yerlerde uydununda teleskopunda faydasi yok.
Bu durumda dini bilgi daha önemli,ehli-sünnet ölcüleri daha önemli...Almanya gibi ülkelerde vakit yaz aylarinda girmiyor,veyxa cok gec giriyor.Bu durumda milli-görüs ile diyanet aksam ile yatsi arasi bir bucuk saat fark koyuyor.Bu yetermi yetmezmi,eklemis oldugum cevablar güvenilirmi,neye dayanarak bu farki koyuyorlar vs...

kafam allak bullak olduk yaw.InsaAllah ramazana kadar bu karisikligi düzene sokarim...

alanyali07
26-07-2011, 11:46
GErçekten kafayı karıştıran bir durum.. İnsan ikilemde kalabiliyor..
Vakit girmediği durumda takvimleri hazırlayanlar fıkhi tabirle "takdir" yapıyorlar sanırım..Peki en iyi takdiri kim yapıyor onu nasıl bileceğiz :)
Ben öyle bir durumda kalsam semerkandın takvimine uyardım sanırım..Bana daha güvenilir gibi geliyor..ama belli vakitler konusunda ise diyanetin takvimi elbette güvenilirdir..

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 12:08
GErçekten kafayı karıştıran bir durum.. İnsan ikilemde kalabiliyor..
Vakit girmediği durumda takvimleri hazırlayanlar fıkhi tabirle "takdir" yapıyorlar sanırım..Peki en iyi takdiri kim yapıyor onu nasıl bileceğiz :)
Ben öyle bir durumda kalsam semerkandın takvimine uyardım sanırım..Bana daha güvenilir gibi geliyor..ama belli vakitler konusunda ise diyanetin takvimi elbette güvenilirdir..

sana göre neden semerkant daha güvenilir?
tarikat ehli olduklari icinmi?
Peki simdiye kadar neden diyanete göre ayarliyorlardi kendilerini?
ne degisti?
Yillardan beri menzilci kardeslerle yatsiyi ayni safta birlikte kiliyorduk,ne olduda vakti uzattilar?

Peki iskenderpasa cemaatide tarikat ve bunlar diyanete güveniyorlar,ismailaga cemaatide,ismail cetin (ra) ve seyh nazim cemaatide tarikat...bunlari henüz arastirmadim...

alanyali07
26-07-2011, 12:32
sana göre neden semerkant daha güvenilir?
tarikat ehli olduklari icinmi?
Peki simdiye kadar neden diyanete göre ayarliyorlardi kendilerini?
ne degisti?
Yillardan beri menzilci kardeslerle yatsiyi ayni safta birlikte kiliyorduk,ne olduda vakti uzattilar?

Peki iskenderpasa cemaatide tarikat ve bunlar diyanete güveniyorlar,ismailaga cemaatide,ismail cetin (ra) ve seyh nazim cemaatide tarikat...bunlari henüz arastirmadim...

durumu tam ayrıntısıyla bilmediğim için ne oldu ne bitti bilmiyorum..Senin için hangi takvimle rahat ediyor,sana şüphe vermeyen hangisi ? hadiste diyorya sana şüphe vermeyeni al diye ..

Dut_agaci
26-07-2011, 12:58
Muhakkak matbaalarda kul yapısı, hata yapabilir, yapılabilir
Size yurt dışında Semerkand Takvimi'ni kim vermişse ilgili vakıf yetkilileriyle görüşüp, takvimi neden bu saat dilimine göre bastırdıklarını sorabilirsiniz
Hiç yurt dışına çıkmamış bir insan olarak, yurt dışındaki uygulamaları veya saat dilimini bilemiyorum.

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 19:52
durumu tam ayrıntısıyla bilmediğim için ne oldu ne bitti bilmiyorum..Senin için hangi takvimle rahat ediyor,sana şüphe vermeyen hangisi ? hadiste diyorya sana şüphe vermeyeni al diye ..

isin püf noktasi tamda burasi... simdiye kadar,takvaya göre yasadiklari icin tarikatlara güvenim daha coktu,halen de öyle fakat artik hepsinden süpheliyim cünkü simdiye kadar yillardan beri diyanete ayarliyorlardi kendilerini,birden bire saatleri ileri almislar,ne bir aciklama var nede duyuru.
Bu durum birlik beraberligimize zarar veriyor.
Bunlara uyarsam teravihleri camide kilamayiz,dergahta kilarsin diyorlar.Yahu müslümanlarin merkezi camilerdir,biz bu camileri neden kurduk?
Nurcusu kendi derneginde kilarsa,tarikatcisi kendi dergahinda kilarsa yani kisacasi aramizdaki en takvalilarla ayni safta cemaat olamayacaksak camileri kim dolduracak?
cami kültürünü ayakta tutmak lazim.
Bu kültüre avrupada sahib cikan süleymancilar,milli-görüscüler ve diyanet fakat isin kötüsü namaz vakitleri farkli,süleymancilar vakit girmiyor diye hic kilmiyorlarmis,onlari gecelim,fetvalari varmis,ayri konu...benim konum diyanetle milli-görüsün takvimleriyle Menzil tarikatinin takvimi arasindaki fark.
yahu koskoca hocalarsiniz,isin ehlisiniz,sorumluluk sahibisiniz,bu islerin vebalini biliyorsunuz...adam gibi bir araya gelsenizde su meseleyi bir masaya yatirip ortak bir takvim cikarsaniz COKMU ZOR YAHU?

Diyanetin bu konuda arastirmasi var,sitelerindede aciklamislar,nerede yanlislari var aciklayin,madem yanlis bir uygulama kendileriyle diyalog kurun,istisare yapin,SEBEB BELIRTIN,bir su su su sebebden dolayi saatlerimizi ileriye aldik...üstelik simdiye kadar kilinan yatsi namazlarini kaza edilmesini söylemisler...dergahtan geldi bu haber.
Bu habere göre is ciddi
Bu habere göre benim gibi tarikatlarin görüslerini isi garantiye alma acisindan önemseyenler bundan sonra yatsi namazlarini camide kilamayacaklar,teravih namazlarini ya dergahta yada evde kilacagiz...fakat baska tarikatlarda var ve bunlar diyanete güvendiklerini söylüyorlar.
kafa bulandiran asil meselede iste budur....

Bugün igmg yi aradim,bu islerle ilgilenen hocalarinin tel numarasini aldim,aradim fakat ulasamadim,aksama tekrar deneyecegim insaAllah.
Norvecte konuyla ilgili bir toplanti düzenlenmis,bu hocada oraya gitmis bakalim ne diyecek...

Yeni-OSMANLI
26-07-2011, 20:38
Seyh ismail cetin hocayi (ra) tanirsiniz.Bircok tasavvufi ve itikadi eserleri var ve gecenlerde vefat etti,Allah rahmet eylesin.
Onun vefaatindan sonra vasiyetnamesinde yerine oglu Said efendi (seyh muhammed said) gecmisdir.
Bu bilgiyide bu vesileyle vermis olayim...
Bu tarikatin almanyada vekilleri var.
Simdi kölndeki vekiliyle görüsdüm (adem abi) ve "biz gönül rahatligi ile Milli-Görüsün hicret takvimine uyuyoruz sende gönül rahatligi ile uyabilirsin" dedi.
Bende zaten simdiye kadar böyle yapiyordum böyle yapmayada devam edecegim.zaten milli-görüs ile diyanet arasinda pek fark yok.
Adem abi diyaneti sürekli vakitlerde oynama yapiyorlar diye güvenilir bulmuoyr,vakti uzun tutanlarida "ihtiyat payina" bagliyor ve bunu dogru bulmuyor yinede herkes kendi bilir diyor,önemli olan gönlün rahat olmasi diyor,isin icine süphe girmemmeli diyor,süphe girmesse sorun olmaz insaAllah diyor..
Bu bilgiyide böylece paylasmis olayim.

Kölndeki vekil adem abi bu konuyu kesinlikle tartisma konusu yapma demis olsada ben tartisma niyetiyle degilde bilgi edinme ve sebebini ögrenme niyetiyle simdi menzil tarikatiyla temasa gecip bu vaktin böyle farkli olmasinin sebebini sormak istiyorum insaAllah..

alanyali07
27-07-2011, 09:47
Seyh ismail cetin hocayi (ra) tanirsiniz.Bircok tasavvufi ve itikadi eserleri var ve gecenlerde vefat etti,Allah rahmet eylesin.
Onun vefaatindan sonra vasiyetnamesinde yerine oglu Said efendi (seyh muhammed said) gecmisdir.
Bu bilgiyide bu vesileyle vermis olayim...
Bu tarikatin almanyada vekilleri var.
Simdi kölndeki vekiliyle görüsdüm (adem abi) ve "biz gönül rahatligi ile Milli-Görüsün hicret takvimine uyuyoruz sende gönül rahatligi ile uyabilirsin" dedi.
Bende zaten simdiye kadar böyle yapiyordum böyle yapmayada devam edecegim.zaten milli-görüs ile diyanet arasinda pek fark yok.
Adem abi diyaneti sürekli vakitlerde oynama yapiyorlar diye güvenilir bulmuoyr,vakti uzun tutanlarida "ihtiyat payina" bagliyor ve bunu dogru bulmuyor yinede herkes kendi bilir diyor,önemli olan gönlün rahat olmasi diyor,isin icine süphe girmemmeli diyor,süphe girmesse sorun olmaz insaAllah diyor..
Bu bilgiyide böylece paylasmis olayim.

Kölndeki vekil adem abi bu konuyu kesinlikle tartisma konusu yapma demis olsada ben tartisma niyetiyle degilde bilgi edinme ve sebebini ögrenme niyetiyle simdi menzil tarikatiyla temasa gecip bu vaktin böyle farkli olmasinin sebebini sormak istiyorum insaAllah..

Vekil Adem Beyin de tavsiyesi içi rahatlatan bir tavsiye olmuş bence.. Deylemi veya Darimide bir hadis görmüştüm bir zaman,şu manadaydı "yeni bir mesele çıkarsa ümmetin alimleri o konuda karar versin" (ev kema kal)
Bu takvimleri hazırlayan kişilerin eften püften kişiler olmadığı kanaatindeyim, hepside kendilerine göre bu işte ehildirler..Nasıl ki kıble konusunda ehil bir kişi olarak güvendiğin kişinin gösterdiği yöne döndükten sonra kıble yanlış olsa da namaz kabul oluyor..Bence bu takvimlerdeki farklılık olması da namaza zarar vermez diye düşünüyorum..çünkü hepsininde dayandığı bir delil var..Bir kişi hangi takvimle içi rahat ediyorsa ona göre kılmalı elbette..En doğrusunu Allah bilir..

Dut_agaci
27-07-2011, 09:56
Kölndeki vekil adem abi bu konuyu kesinlikle tartisma konusu yapma demis olsada ben tartisma niyetiyle degilde bilgi edinme ve sebebini ögrenme niyetiyle simdi menzil tarikatiyla temasa gecip bu vaktin böyle farkli olmasinin sebebini sormak istiyorum insaAllah..

ilk başta yapmanız gereken buydu aslında
sonra burada paylaşabilirdiniz :)

Yeni-OSMANLI
27-07-2011, 22:27
ilk başta yapmanız gereken buydu aslında
sonra burada paylaşabilirdiniz :)

olsun,forum üyelerininde görüslerini önemsiyorum,belki bildikleri baska seylerde vardir,ekleyebilöecekleri yazilar olabilir,deliller sunabilirler vs...
Yani bu konu öyle bir konuki,özellikle avrupada/almanyada herkesin kafasina takildigi,üzerinde cok tartisildigi ve fitneye alet edilen bir konu.Bir cözüme kavusturulmali düsüncesindeyim.Sevdigimiz ve güvendigimiz tarikatlar bile ihtilaf halinde olm,asi üzücü,kimi diyanet diyor,kimi milli-görüs...derken arkadaslar (menzil) kendi takvimlerini cikartiyorlar,üstelik tarikata bagli olanlara namazlarinizi kaza edin diyebiliyorlarsa düsünmek lazim.
Hepsi yaniliyorda birtek onlarmi dogru yolda?
madem öyle delil sunmalari lazim,isbat etmeleri lazim,öyle kuru iddialarla kafa karistirmanin bir anlami yok,tarikatta olsan usule uymak lazim.
Tamam fitne cikmasini istemedikleri icin kendi aralarinda konusuyorlar sadece ama fitne zaten cikmis,her kafadan bir ses cikiyor,böyle önemli konularda ittifak saglanmali degilmi?
Diyanet,milli-görüs,isikcilar (tgrt),menzil,hepsininde takvimi farkli.Bu ihtilafi engellemenin yolu diyalogdan ve istisareden gecer.


Bu meselenin pesini birakmayacagim.

Yeni-OSMANLI
27-07-2011, 22:28
ilk başta yapmanız gereken buydu aslında
sonra burada paylaşabilirdiniz :)

yarin kendileriyle temasa gececegim insaAllah:)

Yeni-OSMANLI
29-07-2011, 19:11
menzil tarikatina bagli bir arkadasla görüsdüm bugün,semerkant dergisinin mart ayinda Semerkant yayin kurulu baskani Dr. Mustafa bahadiroglu "Semerkant takvimi ve namaz saatleri" baslikli bir yazi yayinlamis fakat yaziyi semerkant dergisinin internet sitesinde bulamadim.dolayisiyla cogunluga uyma karari aldim.
Böyle önemli kararlar karsilikli görüsme ve delillerle aciklanmali düsüncesindeyim.diyanetin ve Milli-görüsün bu konuda ciddi arastirmalari var,bunlarin uygulamasini yanlis bulanlar nerede hata yapilmis,nerede yanlis var,bunlari göstermeli ve kendilerine cevab hakki tanimali düsüncesindeyim.
karsilikli diyalog kurulmadigi ve delilleri masaya yatirilmadigi sürece menzil tarikatinin uygulamasinin baglayiciligi yok bana göre,yindede uygulamalarinin yanlis oldugu düsüncesinde olmadigimi bilmenizi isterim.

Türkiyedeki ismailaga cemaatinide aradim fakat avrupadaki uygulamalari hakkinda bilgi alamadim.Buradaki vekilleriylede irtibatim yok maalesf...Böylgemizdeki iskenderpasa cemaatine bagli olanlar daha önce dedigim gibi diyanete göre uygulayacaklarmis,ismail cetin hocanin tarikatina mensub vekil milli-görüs dedi.bende bu konu acikliga kavusanakadar cogunluga göre uygulayacagim.Hem is hemde cemaatle namaz acisindan böylesi benim icin daha hayirli kanaatindeyim,yinede herkes kendi bilir,Allah kusurlarimizi ve eksiklerimizi affeder insaAllah.

Yeni-OSMANLI
29-07-2011, 20:11
Birazevvel igmg nin bu islerden ehil olan ilhan bilgi ismindeki bir hocasiyla görüsdüm,görüslerini aldim,arastirmalarini sordum,"40 yildir bu isin icindeyiz" dedi...
igmg nin cikardigi derginin 3. sayfasinda
"namaz vakitlerine bir katki" isminde bir yazisini tavsiye etti:

http://www.igmg.de/fileadmin/magazine/perspektif/TR/2011-08/index.html

Telefonu kapattiktan sonra derginin 3. sayfasini acdim ve abdülaziz bayindir hocanin resmini görünce acikcasi üzüldüm.
Böyle acikca ehli-sünnete aykiri görüsler savunan hocalarin pesinden gitmemeliler.InsaAllah bu yanlisin farkina varirlar.

alanyali07
29-07-2011, 20:44
Evet bende buakşam tvde habertürkte gördüm, açtığın konu aklıma geldi :)
Abdülaziz Bayındırdan başka hoca kalmadımı da "Milli görüş" adı altında yayınlandığını söylediğin bu dergi böyle bir seçim yaptı,şaşırdım açıkçası..

Yeni-OSMANLI
29-07-2011, 21:08
Evet bende buakşam tvde habertürkte gördüm, açtığın konu aklıma geldi :)
Abdülaziz Bayındırdan başka hoca kalmadımı da "Milli görüş" adı altında yayınlandığını söylediğin bu dergi böyle bir seçim yaptı,şaşırdım açıkçası..

sasirmakmi?
ben SOK oldum resmen.

Bu herif kendini alim sanan ve gerektiginde mezheblere muahelefet edebilen mezhebsizin teki,iste isbati:
http://www.youtube.com/watch?v=qMYeHBSXvM4

Milli-Görüs nereye?

Yeni-OSMANLI
29-07-2011, 21:19
Ben yinede cogunlugun görüsüne uymak istiyorum.Cocunluk diyanet diyor,milli-görüsün takvimi daha ihtiyatli oldugu icin Milli-Görüsün takvimine uymak istiyorum.Bu kararimin bayindir ile ilgisi yoktur.
Semerkant takvimine gelince:
ramazanin ilk gününde diyanete göre imsak vakti 04:06
Milli-Görüse göre:3:46
Semerkant takvimine göre: 1:31

Problem su:

Semerkant takviminde ayrica birde sabah namazi vaktini belirlemisler:
misal 1 ramazanda sabah namazinin vakti 2:22...

Günes ise hepsinde hemen hemen ayni yani 5:35 civari.

Semerkant sabah namazini kilarken ben daha sahur bile yapmamis olacagim.
Yani yatsi namazinin vakti hem cok gec giriyor hemde cok erken bitiyor,sabah namazinin vaktinin girmeside cok erken.

Merak ettigim soru su:
neye dayanarak böyle uyguluyorlar?
ya vakit girmediyse ne olacak?

iste bu soruya mantikli ve güvenilir cevab bulamadigim icin bana göre en güveniliri Milli-Görüs takvimi (hicret takvimi).

alanyali07
29-07-2011, 21:25
Valla kardeş senin yerinde olsam bende senin yaptığın tercihi yapardım bu şartlar altında sanırım ..

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 00:31
ihya.org sitesinde konuyla ilgili bir aciklama buldum fakat kim yazmis,kim karar vermis belli degil:

TAKVİMDEKİ NAMAZ VE İMSAK VAKİTLERİ HAKKINDA AÇIKLAMALAR
http://takvim.ihya.org/temkin-vakti-nedir.php

Aciklamalar cok agir.Bunlara göre diyanet hatali...

uyguladiklari takvim semerkant takvimine cok yakin,
Misal Bremen:

01 Agustos 2011: imsak 01:31 günes 05:37 israk 06:36 ögle 13:38 ikindi 17:48 aksam21:29 yatsi 00:26

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 00:32
fazilet takvimiymis

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:03
asagdaki bilgiler fazilet takviminden alinti.

En alttaki linklerdeki vakitler ayni semerkant takvimi gibi...

Bu bilgiler dogrumu?

Bugün ülkemizde, iki çeşit imsakiye dağıtılmaktadır. Bir kısmı, yüz senedir kullanılmakta olup, doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hasıl olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da, 1983’ten sonra, çok oruç tutuyoruz diyenleri susturmak gayesiyle, imsak vaktini uzatan takvimlerdir.

1983 yılından önce bütün takvimler aynı idi. Fakat 1983’ten itibaren Diyanet İşleri temkin vakitlerini kaldırdığından, böyle farklı iki durum ortaya çıkmıştır. 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf yoktur. Nitekim, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamimde şöyle denilmektedir:

“1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.”

Türkiye Takvimi ve Fazilet takvimi ile diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan 1983 öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanetin tamiminde bildirdiği gibi, 1983 yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimler ile bu takvimlere dayanılarak hazırlanan “Ramazan imsakiyeleri” yanlış değil, sadece temkinlidir. Temkin nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuştur? Kısaca bunu da izah edelim:

Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney, genişlik gibi durumlarının göz önüne alınması gereklidir.

Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hali düşünülerek, bütün bu şartların hepsini karşılayarak, vakti emniyet altında tutacak zamana, vaktin temkini denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Temkinsiz yapılan ibadet, vaktin dışına taşmış olabilir.
Bilindiği gibi, namazları vaktinde kılmak şarttır. Birkaç dakika önce kılınsa namaz sahih olmaz. Oruç da böyledir. Güneş batmadan önce yiyip içilince, oruç sahih olmaz. Namazları vakit girdikten üç-beş dakika sonra kılmakta hiç mahzur yoktur. Güneş battıktan 5-10 dakika sonra orucu açmakta da mahzur yoktur. Hatta yıldızlar görülünceye kadar geciktirmek caizdir. Nur-ül izâh şerhinde; “Bulutlu gecelerde, orucun bozulmasından korunmak için, ihtiyatlı davranarak oruç açmayı biraz geciktirmelidir. Yıldızlar görülmeden önce iftar eden acele etmiş olur” buyuruluyor.
Yeni takvimlerde, imsak vakti 10-15 dakika geciktirilmektedir. Böyle olunca, oruç tehlikeye sokulmaktadır. İmsak vaktinde eski cetvelleri esas alıp, yeni takvimlerden 10-15 dakika önce yiyip içmeyi kesmekte hiç mahzur yoktur. Hatta çok iyi olur, tedbirli ve temkinli hareket edilmiş olur. Tedbirsizlik ve temkinsizlik sebebiyle namaz ve oruçları ifsat etmemek gerekir. İki takvim arasında fark, biri temkinli, öteki temkinsizdir.

Türkiye Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir şekilde hazırlanmıştır. Bu hususta takvimimizde her ay, “Mühim Tenbih” başlığı altında ikaz yapılmaktadır.

Mevcut takvimler içinde, Türkiye Takvimi ve bu takvim esas alınarak hazırlanan “Ramazan imsakiyeleri” temkinli olup, en uygun olanıdır.

İl ve ilçlere ait doğru namaz vakitlerine burdan ulaşabilirsiniz:

www.namazvakti.com

www.turktakvim.com

DeliŞair
30-07-2011, 01:13
namaz iftar vakitlerini bırak
avrupada maalesef bayram namazlarını bile farklı günlerde kılanlar var
düşüne biliyormusunuz
baba diyanete uyuyor misal cuma gunu bayram namazı kılıyor
aynı evde yaşayan oğlu.. neyse rencide olmasınlar diye isimini vermeyin
filan cemaatte bağlı bayram namazını başka camide cumartesi günü kılıyor

babayla oğul farklı camilerde farklı vakitlerde farklı saflarda namaz kılıyor
sonrada birlikten beraberlikten bu kadar cok cemaatlerin rahmet olmasından bahsediyorlar !!!!!
oysa alakası yok resmen azaptır azap !!!!!!!!!!!!!!!

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:20
Bayram namazi meselesi ayri konu,buna girmeyelim.
Konumuz namaz saatleriyle ilgili.

AşkŞairi sen hangi takvime göre namazlarini kiliyorsun?

Bak asagdaki bilgide ne diyor:

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamimde şöyle denilmektedir:

“1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.”

Semerkant ve fazilet takvimleri anladigim kadariyla 1983 öncesini esas almis.
1983 sonrasi diyanet temkin farkini kaldirmis,milli-görüs temkin farkini 10-15 dakika eklemis,aradaki farklar bu sebebden dolayi anladigim kadariyla.
Ozaman hepsi dogru diyebilirmiyiz?

DeliŞair
30-07-2011, 01:29
şu cemaat konuları zaten biraz karışık

ben diyanete uyuyorum
hata varsa günahları boynuna !!!

ama şu bir gerçek ki
ay tutulması günlerin uzaması kısalması olsun nice şeyi aylar yıllar öncesinden var olan teknolijiyle tespit edildiği halde
bundan şüphe edenlerde biraz yobazlık var sanırım !!!!

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:33
hata varsa günahları boynuna !!!

!!!!
böyle bir ölcü varmi islamda?
eger varsa rahatlayacagim be:)
Söyle,eger diyanet hata yapiyorsa,bende bunlara uyuyorsam günahtan kurtulurmuyum?
(zanetmiyorum ama neyse)
bence dogruyu bulma konusunda elimizden gelen gayreti göstermemiz lazim.

isi garantiye almak icin fazilet ve semarkant takvimlerine uymak isterdim fakat bunlarda cok agir yahu...
Ayrica bunlara göre sabah namazi vakti diyanetin imsak vaktinden önce girmis oluyor.
semerkant takviminde sabah namazi vaktinide yazmislar.Bu durumda garanti olmaktan cikiyor,tehlikeli oluyor.en iyisi sabah namazini vaktinde kilmak,yani günes dogmadan 45 dakika önce...
camide cemaat ile yatsi ve teravihdende mahrum kalmak istemedigim icin milli-görüsün takvimine uymayi daha isabetli buluyorum.

DeliŞair
30-07-2011, 01:40
dediğim gibi
adamlar şu günde şu saatte ay tutulması olacak diyor oluyor .. olmuyor mu?
ee bunu diyenler şu günde hilal görüncek dese neden inanılmıyor?
millet hala çıplak gözle tespit etmeye çalışıyor
bu var olan teknolijiyle (diyanetinde kabul ettiği)
namaz vakitleri neden doğru tespit edilmesin !

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:43
bu var olan teknolijiyle (diyanetinde kabul ettiği)
namaz vakitleri neden doğru tespit edilmesin !

ne bileyim?
yatsinin vakti gecedir fakat namaz icin sart olan gece olmuyorsa nezaman kilacaksin?
ya erteleyeceksin erteleyebildigin kadar yada aksamdan 1saat 20 -1 saat 30 dakika sonra kilacaksin.
Bu ayarlamayi hangi delile dayandirdiklarinida bilmiyorum...

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:47
ayrica imsak vakti konusunda ihtilaf var düsüncesindeyim.
Düsünsene arada neredeyse 2,5 saat fark var.
Semerkant ve fazilet takviminde ramazanin ilk gününde imsak 1.31,milli-görüs 3.46,diyanette 4.06
Saniyorum SAFAK konusunda ihtilaf var...

DeliŞair
30-07-2011, 01:48
gece ne zamandır illa 12 den sonra mı olması gerekir ?
ay ve gunes her an dönerek geceyle gunuduz uzatıp kısaltmıyor mu?

yatsı namazı var birde gece namazı var (nafile kılınan) yoksa o sözde geceyi bekleyip
nafile namaz olan gece namazını sabaha karşımı kılacaksınız :-)

DeliŞair
30-07-2011, 01:52
neyse ben bu konuda düşüncemi söylemedim daha derin bir bilgi sahibi olmadığım ehli olmadığım bu olayda artık bana susmak düşer !!!

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 01:52
gece derken yatsi namazinin vaktini kastetmisdim.
yatsinin vakti kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar ve fecr-i sadığın doğmasından biraz önceki zamana kadar devam eder.
Sanirim bu zamanin tesbiti konusunda ihtilaf var...

Yeni-OSMANLI
30-07-2011, 23:27
İmam-ı Rabbani hazretleri (Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalı. Allahü teâlâ güç gelen şeyleri değil kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insan zayıf dayanıksız yaratılmıştır) buyuruyor.

İmam-ı Şarani hazretleri de (İhtiyaç halinde ruhsatla amel etmeli) buyuruyor. Üç hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlânın verdiği kolaylıklardan ruhsatlardan faydalanın!) [Buhari]
(Ruhsatlardan faydalanmayan Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberani]
(Allahü teâlâ azimeti sevdiği gibi ruhsatla amel edilmesini de sever.) [Beyheki]

forumdayim
06-08-2011, 01:12
Asagdaki yazilar hakkimnda yorumlarinizi merak ediyorum:

biz almanyada 73 den beri yasiyoruz... yine biz biliyoruzki 1980 yilina kadar bütün takvimler fazilet takviminin bu günkü hali gibiydi... 80 den sonra ramazanin yaz aylarina denk gelmesi ramazan müslümanlarininin!! bazi yerlere cesitli sorularlla zorlama fetvalarla diyaneti o günkü baskani tayyar altikulac zamaninda reforum yapilarak aksam namazinin arkasina 1saat 30 dakika eklemek suretiyle yatsi tesbit etmislerdir...

benim söyliyecegim öz olarak her müslüman cemaatleri incelesin kalpleri hangisinde kanaat getiriyorsa ona uysunlar... yoksa bir cok konudada fikir ayriligi oldugunda ya zorlanirsiniz yada esgecersiniz...

bulut_bey79
06-08-2011, 15:26
1.İmsâk ve namaz vakitlerinin hesâbında esâs alınan usûl ve kâideler.
Türkiye Takviminin Türkçe ve muhtelif lisânlardaki baskılarında, Ramezân-ı şerîf imsâkiyelerimiz ile İnternetteki www.namazvakti.com ve www.turktakvim.com adreslerimizde neşr olunan namaz vakitlerini, Osmânlı âlimlerinin en yüksek makamı olan (Meşîhat-i İslâmiyye)nin hazırladığı 1334 [m.1916] senesinin (İlmiyye sâl nâmesi) ismindeki takvim ile İstanbul Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin 1958 tarih ve 14 sayılı (Türkiye’ye Mahsûs Evkât-ı Şer’iyye) kitâbındaki usûllere göre hesâbladık.

İbâdetlerin vakitlerini tayin ve tesbit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini (Fıkh) kitâblarında yazmışlardır. Bildirilmiş olan vakitleri, hesâb etmek câizdir. Hesâb ile bulunanların, din âlimleri tarafından tasdik edilmesi şarttır. Bunlardan 1926 senesindeki Takvim-i Ziyâ’da diyor ki: “İşbu takvim, Diyânet İşleri Riyâseti Heyet-i Müşâveresi tarafından tetkik edilip, riyâset-i celîlenin tasdiki ile tab’ edilmiştir.” Din işlerinde İslâm âlimlerinin ve İslâm astronomi mütehassısının tasdik ettiği namaz vakitlerini kullanmalıdır. Elmalılı Hamdi Yazır, (Sebîl-ür-reşâd) mecmuasının 22. cildinde, bu hususta tafsilât vermiştir.

Hakîkî din adamlarından ve hey’et (astronomi) ilmi mütehassıslarından meydana gelen takvim hey’etimizin, en modern âletlerle yaptığı rasad ve hesâblarla bulunan namaz vakitlerinin, İslâm âlimlerinin asırlardan beri bulup bildirdikleri (Rub’-ı dâire) ile yapılan hesâblarla aynı olduğunu gördük.


İbâdetlerin kabul olması için, doğru vakitlerinde yapılması şarttır.Elbette doğru olan vakitlere uyularak oruclarımızı tutmamız ve namazlarımızı kılmamız lâzımdır. Çünkü, doğru olduğunda hiç tereddüde yer olmayan vakitlerden evvel kılınan namaz sahîh olmaz, hem de büyük günâh olur. Nitekim, İbni Nüceym Zeyn-ül-Âbidîn, (Kebâir ve segâir) kitâbında buyuruyor ki, (Farz namazları [yanlış vakitleri veren takvîmlere uyarak] vakti girmeden önce kılmak ve vakti çıkdıkdan sonra kılmak büyük günâhdır.)

İslâm âlimleri ve İslâm astronomi mütehassısları, kıymetli kitâblarında, namaz ve oruc vakitlerinin tayinine âid hesâb usûlünü ve kâidelerini bildirmişlerdir. Bu usûl ve kâideler, asırlardan beri kullanılagelmiştir. Tereddüde, şübheye düşülecek hiçbir husus bırakmamışlardır. Biz de bu vakitleri bildiriyoruz ve yayınlıyoruz.

Namazın sahîh olması için, hem vaktinde kılmak ve hem de vaktinde kıldığını bilmek, şübhe etmemek lâzımdır ve farzdır. İbni Âbidîn'in (Redd-ül-muhtâr)ının, Matbaa-yı âmire hicrî 1307 baskısının, 342. sayfasında ve bunun Ahmed Davudoğlu tercümesinin 2. cildinin 40. sayfasında ve (Feth-ul-kadîr)de bir fıkh kâidesi yazılıdır: (Namazın sahîh olması için, vakti girdikten sonra kılınması ve vaktinde kılındığını bilmek şarttır. Vaktin girdiğinden şübhe ederek kılıp, sonra vaktinde kılmış olduğunu anlarsa, bu namazı sahîh olmaz). İbni Âbidîn bunu zikrederken, (Nûr-ul-îzâh ve diğer kitâblarda da böyle denilmiştir. El-Eşbâh'ın niyet bahsinde de böyle denilmektedir.) diye yazmıştır. Ayrıca Şâfi’î (El-Envâr) ve Mâlikî (El-Mukaddemetül-izziyye) şerhinde ve (Mîzân-ül-kübrâ)da da böyle yazılıdır.

Oruc ve namaz vakitlerinin farklı olması durumunda, doğru vakitlere göre ibâdetlerimizi yapmamız îcâb ettiği, İslâm âlimlerininin buyurdukları şübhesiz bir kâide ve hükümdür. Doğru tekdir. Ölçüsü de, İslâm âlimlerinin buyurdukları usûl ve kâidelerdir. Bu usûl ve kâidelere uygun hesâbların yapılması halinde, aynı neticelerin çıkacağı da, ilmî bir hakîkattir. Bunlara harfiyyen uyularak ve yoruma sapmadan yapılan uygulamaların doğru olacağı, bazı doğru bilgileri bildirerek, bu bildirilenlere ters, şahsî görüş, düşünce ve kanaâtlerle yapılacak uygulamaların ise yanlış olacağı âşikârdır.


Temkin Müddeti:Herhangi bir namazın, astronomik formüllerle, hakîkî ufka göre bulunan vaktinden (astronomik hesâbla bulunan vaktinden), doğru vakit olan şer’î vaktini bulmak için “Temkin Müddeti” kullanılır. Yani, Temkin Müddeti: Hakîkî ufka göre, astronomik formüllerle bulunan vakitleri, İslâm âlimlerinin eserlerinde namaz vakitleri için buyurdukları, semâ küresindeki alâmetlerin olduğu, şer'î vakitlere getiren müddettir.

Her şehir için bütün namaz vakitlerinde kullanılan, vasatî bir “Temkin Müddeti” vardır. Her namaz vakti için, ayrı ayrı temkinler yoktur. Güneşin doğuşu ve batışında kullanılması zarûrî olduğu bildirilen Temkin müddetinin, aynen imsâk, yatsı ve diğer bütün namaz vakitlerinde de kullanılması zarûrîdir. Temkin miktarını bir ihtiyat zamanı zan ederek, imsâk vaktini 3-4 dakika geciktirenin orucu ve gurûbu (akşam vaktini) 3-4 dakika öne alanın orucu ve akşam namazının fâsid olacağı (bozulacağı) (Dürr-i yektâ)da da yazılıdır.

Bir şehrin en yüksek mahalline mahsûs olan temkin zamanı değişdirilemez. Temkin zamanı azaltılırsa, öğle ve daha sonraki namazlar, vakitlerinden evvel kılınmış olur. Oruca da, sahûr vakti geçtikten sonra başlanılmış olur. Bu namazlar ve oruclar sahîh olmazlar. 1982 senesine kadar, temkin zamanını ve güneşin namaz vakitlerine âid olan ufuktan yükseklik açılarını kimse değiştirmemiş, bütün Âlimler, Velîler, Şeyh-ülislâmlar, Müftüler, bütün müslümanlar, asırlar boyunca namazlarının hepsini, daima temkinli vakitlerinde kılmışlar ve oruclarına temkinli vakitlerinde başlamışlardır. Şimdi de bütün müslümanların, bu icmâ-i müslimînden ayrılmayarak, namazlarını şer'î vakitlerinde kılmaları ve oruclarına bu şer'î vakitlerinde başlamaları lâzımdır.

1983 senesinden önceki takvimlerde bildirilen imsâk ve namaz vakitlerinin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu husûsta hiçbir ihtilâf da yoktur. Nitekim, Diyânet İşleri Başkanlığı’nın 30 Mart 1988 tarih ve 234-497 sayılı bütün müftülüklere gönderdiği tamimde, “1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.” şeklinde bildirilmiştir.

Temkin Müddeti” hakkında teferruatlı malûmat için tıklayınız,

(http://www.turktakvim.com/8/Takvim_ve_Vakit_Bilgileri/Temkin_Muddeti.html?ID=30)
TÜRKİYE TAKVİMİ (http://www.turktakvim.com/8/Takvim_ve_Vakit_Bilgileri/Mühim_Tenbih.html?ID=9)

bulut_bey79
06-08-2011, 15:29
FAZİLET TAKVİMİ (http://www.fazilettakvimi.com/) ÖNCE TÜRKİYE TAKVİMİ EN DOĞRUSU SONRA FAZİLET TAKVİMİ GELİYOR BU İKİ TAKVİME GÜVENEBİLİRSİNİZ ÇÜNKİ NAMAZ VE ORUÇ ÇOK ÖNEMLİ İBADETLERDİR VAKİT ŞART TIR

Yeni-OSMANLI
23-08-2011, 17:44
Büyük islam ilmihali

Eserin yazarı Ömer Nasuhi Bilmen

Namaz Vakitleri

48- Sabah namazının vakti, ikinci fecrin doğuşundan güneşin doğuşuna kadar olan namazdır. İkinci fecir, sabaha karşı doğu tarafın ufkundan yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir. Bununla sabah vakti gerçek olarak girmiş olur.
Bunun için buna "Fecr-i Sâdık" denir.

Bunun karşılığı, birinci fecirdir ki, gökte iki tarafı karanlık dörtgen bir çizgi şeklinde beliren bir beyazlıktır. Bu az sonra kaybolur. Arkasından bir karanlık gelir. Bundan sonra ikinci fecir meydana gelir. Bu birinci fecre, sabahın gerçekten girdiğini göstermediğinden ve yalancı bir aydınlık olduğundan, Fecr-i Kâzib (yalancı fecir) adı verilmiştir. Bu fecir gece hükmündedir. Onun için bu vakitle ne yatsı vakti çıkmış, ne de sabah vakti girmiş olur. Öyle ki, bu vakit içinde yiyip içmek de, oruç tutan kimseye haram olmaz.

Orucun Vakti

40- Orucun vakti ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar devam eden müddettir.
Bununla beraber, ikinci fecrin ilk doğuşu anına mı, yoksa aydınlığının ufukta uzanıp dağılmaya başladığı zamana mı itibar olunacaktır meselesinde ihtilâf yardır. Bazı alimlere göre, ikinci fecrin ilk doğuşu anı esastır. İhtiyata en yakın olan görüş de budur. Diğer bazı alimlere göre, aydınlığın biraz uzayıp dağılmaya başladığı zamana itibar edilmelidir. Oruç tutacaklar hakkında daha elverişli olan da budur.

Bunun için birinci görüşe göre ikinci (gerçek) fecrin ilk doğuşundan itibaren, ikinci görüşe göre de bu fecrin doğuşundan sonra aydınlığının dağılmaya başlaması anından itibaren oruca başlamak gerekir.

41- Fecrin doğuşunda şüpheye düşen kimse için faziletli olan, yeyip içmeyi bırakmaktır. Bununla beraber yeyip içse, orucu yine tamamdır. Ancak fecirden sonra yeyip içtiği anlaşılırsa, o zaman kaza etmesi gerekir. Fecirden sonra sahur yapıldığında zan kuvvetli olsa ve başka bir delil de bulunmasa, sağlam olan rivayete göre, buna itibar olunmaz. Fakat bu halde tutulan orucun kaza edilmesi ihtiyata uygundur.


http://kitap.mollacami.com/buyuk-islam-ilmihali/oruc/ramazan-hilali-ile-diger-hilallerin-subutu.html

Yeni-OSMANLI
23-08-2011, 17:57
Hatirlatma:
Ömer Nasuhi Bilmenin ilmihali güvenilir kaynak eserlerdendir.
Birinci ve ikinci fecrirden bahsediyor, oruca baslama zamani hakkinda yazilanlara dikkat edin.
Bu aciklamalara göre diyanet yanlis yapmiyor.
Hatta bana öyle geliyorki sanki fazilet ve semerkant takvimi imsak vaktini birinci fecre göre ayarlamis gibi geliyor bana.Takvaya göre yasayalim derken vakitleri sasirmayalim insaAllah.
Bu arkadaslar imsak vaktinden kisa bir zaman sonra sabah namazini kiliyorlar,halbuki diyanetin takvimine göre ikinci fecr olmamisdir.
Hatirlatma:
İkinci fecir, sabaha karşı doğu tarafın ufkundan yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir. Bununla sabah vakti gerçek olarak girmiş olur

Yeni-OSMANLI
23-08-2011, 18:31
Buara bir bilgiyi daha sizlerle paylasmak istiyorum:
Altinoluk dergisine telefon acmisdim bundan yaklasik 15 gün önce.Konuyla ilgili görüslerini almak istedim:
Altinoluk dergisi Osman Nuri Topbaş Hocaefendiye bagli olan cemaatin cikardigi dergi.
Bunlara tel acdim,ve beni özellikle bu takvim meselesiyle ilgilenen hocalariyla bagladilar.
Cemaatin takvim meselesiyle ilgilenen hocalaeriymis kendisi.
Selam Tan Hocaefendi.
Diyanete göre uygulayacaklarini söyledi.En güvenilir ve ehil ekibin orada oldugunu söyledi.
Zorlastirmayiniz kolaylastiriniz manasindaki ölcüye göre hareket ettiklerini söyledi.
Bazi hadisi serifler söyledi,mesela "ümmetim yanlisda ittifak etmez" manasindaki hadisi söyledi.
Cogunluga göre uyulmasini tavsiye etti.

Bu vesleyle tekrar asagdaki ölcüleri ekliyorum:

İmam-ı Rabbani hazretleri (Gerektiğinde en kolay fetvaya uymalı. Allahü teâlâ güç gelen şeyleri değil kolay olanların yapılmasını istiyor. Çünkü insan zayıf dayanıksız yaratılmıştır) buyuruyor.

İmam-ı Şarani hazretleri de (İhtiyaç halinde ruhsatla amel etmeli) buyuruyor. Üç hadis-i şerif meali:
(Allahü teâlânın verdiği kolaylıklardan ruhsatlardan faydalanın!) [Buhari]
(Ruhsatlardan faydalanmayan Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberani]
(Allahü teâlâ azimeti sevdiği gibi ruhsatla amel edilmesini de sever.) [Beyheki]

talha6161
09-04-2013, 11:47
Konuyu kısaca şöyle izah edelim:

Yatsı vakti ayet, hadis ve dört mezhebin içtihadına göre batı ufkunda akşam şafağının kaybolup gece karanlığının çökmesiyle başlıyor. Sabah ise, doğu ufkunda karanlıktan sonra ince yatay bir beyazlığın ortaya çıkmasıyla giriyor. Ayet, hadis ve dört mezhebe göre, bu alametler zuhur ettiğinde namaz farz oluyor. Bu alametler zuhur etmeden kılınan yatsı ve sabah namazı, ayrıca oruç fasit oluyor hiç kılınmamış veya oruç tutulmamış gibi oluyor. Tabiat olaylarından dolayı bu alametlerin zuhur etmediği zaman ve mekânlarda ise, hadis-i şerif ve dört mezhebe göre vakit takdir etmek gerekiyor. Vakit takdiri de fukahanın bildirdiğine göre, ya en yakın bölgeye göre ya da en son oluşan vakti sabitlemekle yapılabiliyor. Takvimde gördüğünüz yıldızlı vakitler işte bu takdir yapılan vakitlerdir.

Ekvator bölgelerinde gündüz-gece farkı son derece mutedil iken ekvatordan kuzeye ve güneye ilerledikçe bu fark açılıyor. Yaz aylarında gündüzler alabildiğine uzayıp geceler son derece kısalıyor. 66. Enleme yaklaştıkça geceler daha da kısalıp 2.5 saate kadar düşüyor. (Bakınız, 60. Enlemde bulunan İsveç’in Gavle şehri 5. Temmuz). Kuzeye çıktıkça gecelerin kısalmasına ters orantılı olarak akşamla yatsının arası da açılıp uzuyor. Yani güneş battıktan sonra batı ufkunda kızıllığın (kırmızı akşam şafağının) kaybolup beyazlığın çıkması ardından da karanlığın çökmesi geç oluyor. 47. Enlemden sonra kuzeye doğru en sonunda öyle bir vakit geliyor ki, batı ufkunda kırmızılık kaybolup karanlık çökmeden doğu ufkunda fecir (tan yeri) ağarıyor. Dolayısıyla yatsı ve karanlıktan sonra aydınlık olmadığı için de imsak vakti oluşmuyor ve bu dönemlerde takdire başlanıyor. (Yıldız konan dönem) Nihayet 66° Kuzey enleminde 13-27 Haziran arası 17 gün Güneş devamlı ufkun üstünde kalıyor hiç batmıyor. 30 Haziranda güneş yuvarlağının alt kısmı ufkun altına giriyor, üst kenarı hiç batmıyor. 2 Temmuzda saat 23:44'de batıyor, 00:24'de doğuyor. Bu tarihte güneşin doğuşuyla batışı 40 dakikadır. Kutba yaklaşıldıkça güneşin batmadığı günlerin sayısı çoğalmakta, 90° Enlemde ise, yazın 6 ay güneş ufkun üstünde; kışın 6 ay ufkun altında dolaşmaktadır.

Yukarıdaki izahtan da anlaşılacağı gibi akşamla yatsının arasındaki süre sabit, değişmeyen bir süre hiçbir zaman olamaz. Çünkü bu bizim elimizde değil. Allahu Teâlâ dünyanın ve Güneşin hareketlerini öyle yaratmış. Bu konuda çok sayıda ayet, hadis ve dört mezhebin icmaı (fikir birliği olduğu için) vakitleri değiştirenler orada yaşayan bütün namaz ve oruç ehlinin namazından orucundan sorumlu olur. Bir vakit namazın ahretteki hesabı hadislerde belirtildiğine göre –Allah korusun- 500 bin sene ateştir. Bilerek bu vakitlere göre namaz kılıp oruç tutan da bunlardan sorumlu olur.

Buna rağmen maalesef 2009 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı büyük bir hata işlemiş ve vaktin oluştuğu zamanlarda bile geç vakte kalıyor diye yatsıyı geriye çekmiş, şubat-mart aylarından itibaren güneş battıktan 1 saat 20 dakika sonra sabit, hayali, değişmeyen bir yatsı vakti oluşturmuştur. İmsak (Sabah) vaktini ise, kimi zaman 2.5 saat ileriye alarak güneşin doğmasına yaklaştırmış, güneşin doğmasına 1.5 saat kalacak şekilde ayarlamış ve oruç süresini kısaltmıştır. Üstelik bunu bir de sabitleştirmiştir.

Diyanet bu uygulamayla 2009 yılında diğer Türk takvimlerinden ayrılmıştır. Şimdi şu soruyu sormak gerekir: Diyanetin önceki takvimine gör hareket edenler mi namazlarını ve oruçlarını kaza etmelidir yoksa sonraki takvimine göre hareket edenler mi? İkisi birden doğru olamayacağına göre elbette ki birisi yanlıştır. Bu yanlışlığın mutlaka ortadan kaldırılması gerekir.

Konuyla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanı ve yardımcıları ile görüşmeler sürüyor. Onlar da bu konuda çok açık bir şekilde dört mezhepten ayrıldıklarını itiraf ediyorlar. Umarız ki bunu bir gurur meselesi yapmayıp hatalarından dönerler. Ancak hata da yapsa bizim Diyaneti yıpratmamamız gerekmektedir. Özellikle de fitneden sakınmamız şarttır.




Aşağıda Diyanet’in kendi takvimi ve diğer takvimlere göre ne kadar ayrıldığını gösteren tablolar var. Dikkatle incelemenizi istirham eylerim.

İMSAK VAKTİNİN TEŞEKKÜL ETMEDİĞİ DÖNEMDE


KURUM
ŞEHİR
TARİH
İMSAK
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
STOCKHOLM
19 AĞUSTOS
01:05
2:34 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
STOCKHOLM
19 AĞUSTOS
03:39



İMSAK VAKTİNİN TEŞEKKÜL ETTİĞİ DÖNEMDE


KURUM
ŞEHİR
TARİH
İMSAK
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
STOCKHOLM
20 AĞUSTOS
01:13
2:28 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
STOCKHOLM
20 AĞUSTOS
03:41



İMSAK VAKTİNİN TEŞEKKÜL ETMEDİĞİ DÖNEMDE


KURUM
ŞEHİR
TARİH
İMSAK
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
AMSTERDAM
25 TEMMUZ
01:49
2:26 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
AMSTERDAM
25 TEMMUZ
04:15



VAKTİN TEŞEKKÜL ETTİĞİ KIŞ AYLARINDA


KURUM
ŞEHİR
TARİH
YATSI
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
AMSTERDAM
01 OCAK
18:04
35 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
AMSTERDAM
01 OCAK
18:39



VAKTİN TEŞEKKÜL ETTİĞİ KIŞ AYLARINDA


KURUM
ŞEHİR
TARİH
YATSI
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
STOCKHOLM
22 ARALIK
16:15
1:09 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
STOCKHOLM
22 ARALIK
17:24


Aşağıdaki örnekler de Diyanet’in hem kendi takvimleri hem de diğer takvimler arasındaki farkları göstermektedir.
DİYANET 2010 TAKVİMİNİN KENDİSİYLE VE DİĞER TAKVİMLERLE FARKI


KURUM
ŞEHİR
TARİH
İMSAK
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2009
03:48
1 SAAT



DİYANET 2010 TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
04:48


RABITA TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
03:48
1 SAAT


MISIR KADASTRO TAK.
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
03:28
1:20 DAKİKA


TÜRKİYE TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
03:28
1:20 DAKİKA


FAZİLET TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
03:33
1:15 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİNİN KENDİSİYLE VE DİĞER TAKVİMLERLE FARKI


KURUM
ŞEHİR
TARİH
YATSI
FARK


DİYANET 2009 TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2009
23:25
51 DAKİKA



DİYANET 2010 TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
22:34


RABITA TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
23:31
57 DAKİKA


MISIR KADASTRO TAK.
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
23:31
57 DAKİKA


TÜRKİYE TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
23:35
1:01 DAKİKA


FAZİLET TAKVİMİ
AMSTERDAM
15 AĞUST. 2010
23:59
1:25 DAKİKA

Yeni-OSMANLI
21-05-2013, 00:24
Buna rağmen maalesef 2009 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı büyük bir hata işlemiş ve vaktin oluştuğu zamanlarda bile geç vakte kalıyor diye yatsıyı geriye çekmiş, şubat-mart aylarından itibaren güneş battıktan 1 saat 20 dakika sonra sabit, hayali, değişmeyen bir yatsı vakti oluşturmuştur. İmsak (Sabah) vaktini ise, kimi zaman 2.5 saat ileriye alarak güneşin doğmasına yaklaştırmış, güneşin doğmasına 1.5 saat kalacak şekilde ayarlamış ve oruç süresini kısaltmıştır. Üstelik bunu bir de sabitleştirmiştir.


















































45. Enlemin Ötesinde Namaz Vakitleri

Tarih: 10-11/06/2009
DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU KARARI


Din İşleri Yüksek Kurulu, 10-11.06.2009 tarihlerinde Prof. Dr. Hamza AKTAN'ın başkanlığında toplandı. Namaz vakitlerini belirlemede ölçü olarak başvurulan fecrin doğuşu, akşam şafağının sona ermesi vb. atmosferik belirtilerin kısmen veya tamamen oluşmadığı ya da bu belirtilerin yatsı vakti açısından çok geç, fecir/imsak açısından ise çok erken oluştuğu bölgelerde namaz vakitlerinin belirlenmesi konusunu görüştü. Konuya ilişkin olarak daha önceki 15.06.2006 tarih ve 105 sayılı kararı ile bu kararda kısmi değişiklik yapan 31.05.2007 tarih ve 48 sayılı kararını, uygulamada ortaya çıkan sorunları göz önüne alarak yeniden değerlendiren Din İşleri Yüksek Kurulu, müzakereler sonunda aşağıdaki hususları kararlaştırdı:

1. İslâm'ın beş temel esasından biri olan namaz, günün belli zaman dilimleri içerisinde yerine getirilmesi gereken bir farzdır. Yüce Allah, "Şüphesiz namaz Müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır" (Nisa (4): 103) buyurmaktadır. Dolayısıyla vakit, namazın en önemli şartlarından birisidir. Bu nedenle, normal şartlarda namazların vakitlerinden önce kılınması caiz olmadığı gibi, vakitlerinden sonraya bırakılması da caiz değildir. Kur'an-ı Kerim'de mücmel olarak işaret olunan namaz vakitleri, [el-Bakara (2): 238; Hud (11): 114; el-İsra (17): 78; Rum (30):17?18; Kaf (50): 39?40; el-İnsan (76): 25?26] Hz. Peygamber'in hadisleri ve uygulamalarıyla açıklanmıştır. Hadis rivayetlerinde namaz vakitleri açıklanırken; doğu ufkunda şafağın belirmeye başlaması (fecr), güneşin doğması, güneşin öğleyin tepe noktasına gelip batıya meyletmeye başlaması (zevâl), gölgelerin fey-i zevalden hariç, bir misli veya iki misli olması, güneşin batması (gurûb), batı ufkunda akşam şafağının kaybolması (gaybûbet-i şafak) vb. dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan atmosferik alametler ölçü olarak verilmiştir.

2. Normal vakitlerin oluştuğu dönemlerde ve bölgelerde namazlar, sünnette belirtilen bu vakitlerde kılınacaktır. Bu ölçülerin kısmen veya tamamen oluşmadığı bölgelerde ise namaz vakitlerinin "takdir edilerek" belirlenmesi gerektiği hususu, günümüzde bütün fetva kurullarının üzerinde görüş birliği içerisinde oldukları bir meseledir. Şu kadar var ki henüz herhangi bir takdir yöntemi üzerinde birlik sağlanamamıştır. Bu durum, bu bölgelerde namaz vakitlerinin belirlenmesi meselesinin geçmişten günümüze hep gündemde kalmasına sebep olmuş, İslam âlimleri ve çeşitli ilmi kuruluşlar bu hususta çözümler ortaya koymuşlardır. Ancak bu çözümler arasında da takdir yöntemindeki farklılıklardan kaynaklanan bazı görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

3. Normal vakitlerin oluşmadığı dönemlerde namaz ve oruç vakitleri hususunda takdir yöntemine başvurulması kaçınılmazdır. Bazı hadislerde de ifade edildiği gibi vakitlerin oluşmadığı yerlerde "takdir yöntemi" ile ibadet edilmesinde dinen bir sakınca yoktur. Fakat İslam Dininin birlik beraberlik ve kardeşliğe verdiği önem gereği bu bölgelerde uygulanacak olan takdir yönteminde belli bir birliğin sağlanması gerekmektedir. Bu birlik de, ancak ilgili tarafların bir araya gelerek meseleyi görüşmeleri ve ortak bir karara varmalarıyla mümkün olacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu birliğin sağlanabilmesi için öteden beri gayretlerini sürdürmektedir.

4. Kurulumuzun çeşitli dini delillere istinaden aldığı 15.06.2006 tarih ve 105 sayılı kararı ile bunda kısmi değişiklik yapan 31.05.2007 tarih ve 48 sayılı kararının uygulanması birtakım sorunların yaşanmasına yol açmıştır. Bundan dolayı Din İşleri Yüksek Kurulu, ilgili bölgelerin şartlarını, buralarda yaşayan işçi, öğrenci, memur, esnaf vb. çeşitli kesimlerin karşılaştıkları güçlüklerle oradaki ihtiyaçları dikkate alarak İslam dininin "kolaylaştırma/zorlaştırmama" ilkesi, "istihsan" ve "maslahat" delillerinin ışığında:

a. 45. Enlemin ötesinde Yatsı namazı vakti hesaplanırken 31.05.2007 tarih ve 48 sayılı Din İşleri Yüksek Kurulu kararında belirtildiği şekilde şer'î gecenin(Güneşin batışı ile fecri sadık arasındaki sürenin) üçte biri ile yatsı vaktinin belirlenmeye devam edilmesine oybirliği ile, ancak;

b. 45. Enlemden sonra, Şer'î gecenin üçte birinin 1 saat 20 dakikadan sonraya kaldığı bölgelerde ve dönemlerde yatsı namazı vaktinin başlangıcının akşam namazı vaktinden itibaren 1 saat 20 dakikayı geçmeyecek şekilde takdir edilmesine oy çokluğu ile,

c. İmsak vaktinin, Mart-Eylül ayları arasında zaruret ve ihtiyaca binaen günün (a ve b maddeleri doğrultusunda) takdir edilmiş akşam-yatsı aralığına derece farkı dolayısıyla 10 dakika eklenerek bu sürenin güneşin doğuş saatinden çıkarılmak suretiyle takdirle belirlenmesine, takdire geçişin de tedrici olarak sağlanmasına oy birliği ile,

d. 62. Enlemin ötesinde 62. enlemin vakitlerinin kullanılmasına oy birliği ile karar vermiştir.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/diyanetyeni/KurulDetay.aspx?ID=1160

Yeni-OSMANLI
21-05-2013, 00:28
25 Temmuz 2012
Diyanet'ten İmsak Vakti Açıklaması Diyanet İşleri Başkanlığı'nca, öteden beri İslam astronom ve muvakkitlerinin imsak vaktini belirlerken en az 18 dereceyi esas aldığı, ilk anda çıplak gözle fark edilemese dahi bu vaktin sabah şafağının başlama zamanı olduğu belirtilerek, namaz vakitleri konusunda hiçbir tereddüt yaşanmaması istendi.
Başkanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan yazılı açıklamada, son günlerde bazı yayın organlarında yer alan imsak vakti tartışmalarının ardından Başkanlık'a sorular iletildiği, bunun üzerine açıklama yapma gereği duyulduğu belirtildi.

Başkanlığın ibadet vakitlerinin doğru şekilde belirlenmesi hususunda öteden beri gerekli titizlik ve hassasiyeti gösterdiği vurgulanan açıklamada, bu doğrultuda gerek halktan gerek ilim adamlarından gelen eleştiri, değerlendirme ve tekliflerin de daima ciddiyetle ele alındığı ve incelendiği bildirildi.

Açıklamada, Başkanlığın imsak vakitlerinden temkini kaldırarak, imsakı vaktinden daha sonraya bıraktığı ve böylece imsak vakti girmiş olmasına rağmen insanların yemeye içmeye devam etmelerine yol açarak oruçlarını tehlikeye attığı; imsaki vaktinden öne alarak insanları daha vakit varken bir saat öncesinden oruca başlattığı ve sabah namazını vaktinden önce kılmalarına yol açtığı ve böylece namazlarının batıl hale gelmesine sebebiyet verdiği yönünde eleştirilere maruz kaldığı belirtildi.

Ankara Üniversitesi ile işbirliği

Diyanet'in, imsak ve yatsı vakitleriyle ilgili hesaplarının yerindeliğini ölçmek ve muhatap olduğu iddiaların doğruluk derecesini tespit etmek üzere geçen yıl ramazan ayından sonra yatsı ve sabah vakitlerinin tespitine yönelik yeni bir gözlem çalışması yapmaya karar verdiği belirtilen açıklamada, bu karar çerçevesinde Ankara Üniversitesi ile protokol imzalandığı kaydedildi.

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sacit Özdemir'in başkanlığında, 2011 Eylül' ayında başlatılan projenin, bir gözlem heyetince yürütüldüğü ifade edilen açıklamada, gözlemlerin hem gelişmiş astronomik aletler hem de denek gözlemcilerle yapıldığı belirtildi.

Projenin halen devam ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Şu ana kadar ulaşılan sonuçları şöyle özetlemek mümkündür; hata payları da göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde aletle yapılan gözlemlerden kabaca elde edilen sonuçlar, Başkanlığımız takvimlerinde verilen akşam/yatsı ve imsak/sabah vakitleriyle örtüşmektedir.

Gözlem yeri, şehir ışıklarının yansıması, havanın berraklık durumu, gözlemci denek sayısı, insan gözüyle aletin algılama gücü farkı vb. etkenlerden kaynaklandığı düşünülen sebeplerle gözle yapılan gözlemlerle Başkanlığımız takviminde verilen akşam/yatsı ve imsak/sabah vakitleri arasında bir miktar farklılıklar izlenmiştir. Ancak bu farklılıklar büyük ölçüde temkin payları kapsamında değerlendirilebilecek niteliktedir.''

''Güneşin 18 derece ufka yaklaşmasını esas''

İmsak vakti belirlenirken güneşin 18 derece ufka yaklaşmasını esas alan ölçünün, bütün İslam dünyasında imsak vakitlerinin belirlenmesinde esas alınan en düşük derece olduğu bildirilen açıklamada, bazı İslam ülkeleri ve Müslüman toplulukların daha ihtiyatlı hareket etmek için güneşin 19 derece ufka yaklaşmasını esas aldığı belirtildi.

İslam dünyasında imsak vakitlerinin belirlenmesinde 18 dereceden daha düşük bir ölçüyü esas alan herhangi bir ülke bulunmadığı vurgulanan açıklamada, ''Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'deki uygulama da böyledir. Ancak yaz aylarında yatsı ve imsak vakitlerinin oluşmadığı ileri enlemler bunun dışındadır'' ifadesine yer verildi.

Öteden beri İslam astronom ve muvakkitlerinin imsak vaktini belirlerken en az 18 dereceyi esas aldığına işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Bu vakit, -ilk anda çıplak gözle fark edilemese dahi- sabah şafağının başlama vaktidir. Diğer taraftan dört mezhebin de dahil olduğu İslam alimlerinin büyük bir çoğunluğuna göre yatsı vaktiyle sabah namazı/imsak vakti arasında mühmel bir vakit yoktur. Yatsı vakti çıkar çıkmaz sabah namazı vakti girer. Dolayısıyla imsakın sabah tanının bilimsel olarak başlangıç vaktinden daha sonraya bırakılması, yatsı namazı vaktinin sonu konusunda başka tereddütler ortaya koyacaktır. Netice itibariyle bu saatten sonra kılınan sabah namazı ve başlanan oruçlara ilişkin olarak herhangi bir tereddüt uyandırılması doğru değildir. Halkımız, Başkanlığımızın büyük bir hassasiyetle üzerinde durduğu namaz vakitleri konusunda hiçbir tereddüt yaşamadan ibadetlerini gönül huzuru içerisinde yapmaya devam edebilirler.''

http://www.ixirhaber.com/guncel/diyanetten-imsak-vakti-aciklamasi-h31893.html

Yeni-OSMANLI
21-05-2013, 00:30
"İmsak Vakitlerinin Belirlenmesi Usulü" ile İlgili Açıklama

Tarih: 25.08.2010

İslam dininde ibadet vakitleri belirlenirken herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bazı astronomik ve atmosferik alametler esas alınmıştır. Sabah doğu ufkunda şafağın belirmeye başlaması/fecr, güneşin doğuşu, güneşin öğleyin tepe noktasına gelip batıya meyletmeye başlaması, gölgelerin fey-i zevalden hariç bir misli veya iki misli olması, güneşin batması, batı ufkunda akşam şafağının kaybolması... gibi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan bu tür alametler fark edilebilir ve kişi ibadetlerini buna göre yapabilir.

Nitekim takvim ve saatin bulunmadığı dönemlerdeki uygulama böyle idi. Ancak günümüzde namaz ve imsak vakitlerinin saat ve takvimle belirlenmesinin, şafak ve fecr gibi atmosferik alametleri gözlemekten çok daha kolay hale geldiği de bir gerçektir. Özellikle şehir hayatında insanların söz konusu astronomik ve atmosferik olguları gözlemesi oldukça zordur. Ayrıca aynı yerleşim birimi veya coğrafyada yer alan Müslümanlar arasındaki birliğin sağlanması bakımından da vakitlerin hesapla belirlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.

Namaz ve oruç gibi ibadet vakitleri İslam fakih ve astronomlarının incelemeleri doğrultusunda asırlardır hesapla belirlenmektedir. Astronomi ilmindeki gelişmelerle günümüzde bu hesaplar daha dakik bir şekilde yapılabilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı da, namaz ve oruç ile ilgili vakitleri hesapla belirlemektedir. Hz. Peygamberin açıklamaları ve bu bağlamda İslam âlimlerinin içtihatları, söz konusu hesaplarda esas alınacak şer’î ölçülerin temel dayanağını teşkil etmektedir.

Kur’ân-ı Kerim’de imsak vakti şu şekilde anlatılmaktadır: “…Şafağın beyaz ipliği-aydınlık- siyah iplikten –karanlık- ayırt edilinceye kadar yiyin için…” [el-Bakara 2/187] Bu ayeti kerimede geçen beyaz iplikle, sabahleyin doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan beyazlığın, siyah iplikle de gecenin karanlığının kastedildiği, hem ayeti kerimede yer alan ‘mine’l-fecr/şafağın’ kaydındaki ifadeden hem de hadisi şeriflerdeki açıklamalardan anlaşılmaktadır. [Bak. Ebu Bekr er-Razi Cessas, Ahkamü’l-Kur’an, Daru’l-Mushaf, Beyrut I/283–285]

Fıkıh âlimlerimiz, bu ayeti kerime ve sünnet çerçevesinde imsakin fecr-i sadık ile başladığını ifade etmişlerdir. Buna göre imsak vakti, fecr-i sadık ile başlar. Fecr-i sadık, sabahleyin doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan beyazlığın/sabah şafağının başladığı andır. Güneş doğmadan önce doğu ufkunda yatay olarak belirmeye başlayan ve gittikçe yayılarak yükselen beyazlığın görülmeye başlaması, fecri sadığın başlangıcıdır. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Astronomik olarak sabah şafağının başlangıcı, güneşin 18° ufka yaklaşma vakti olarak tespit edilmiştir. Buna astronomik tan denilmektedir. Bu vakitte astronomik olarak sabah şafağı başlamaktadır. Ancak bu şafağın çıplak gözle görülebilmesi, kişinin bulunduğu yere göre farklılık gösterebilir. Işık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin olmadığı çok berrak bir havada ve yüksekçe bir yerden şafağın başlangıcı çok daha erken fark edilebildiği halde ışık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda şafağın başlangıcının fark edilmesi çok daha geç olabilmektedir. Dolayısıyla özellikle günümüzde yerleşim birimlerinin ışık ve pus yoğunluğu dikkate alındığında çıplak gözle yapılacak gözlemlerle sağlıklı sonuçlara varılması oldukça zordur.

Astronomik olarak sabah şafağı, güneşin 18° ufka yaklaşması ile başlamakla birlikte bazı İslam ülkeleri ve Müslüman topluluklar daha ihtiyatlı hareket etmek için güneşin 19° ufka yaklaşmasını esas alarak imsak vaktini daha erkene almaktadırlar. Nitekim Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi gibi Müslümanlar açısından çok önemli iki merkezde de uygulama buna göredir. Diğer taraftan bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Prof. Fatin Gökmen bu hususta şöyle söylemektedir: ‘…muhtelif yerlerde uzun müddet yapılan rasatlar neticesinde her yerde ve her zamanda şafakı ahmerin gaybubeti güneşin tahtel’ufuk 17 derece inhıtatında ve şafakı abyazın gaybubetiyle imsak vakti olan fecrin tulûu dahi 19 derece inhıtatında vuku bulduğunu tespit eylemişler, sonra gelen rasıtlar dahi bu tespiti tasdik ve teyit ederek 17 ve 19 dereceler üzerinde müttefik kalmışlardır.’ [Prof. Fatin Gökmen, Sebilürreşad, Cilt. III, sayı. 61] Ancak Din İşleri Yüksek Kurulu imsak vaktinin başlangıcı olarak biraz daha kolaylık olması açısından bilimsel bir ölçüt olan astronomik tanı yani 18° yi esas almaktadır. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında imsak vakti, 19° yi esas alan takvimlere göre güneşin doğuşuna biraz daha yakın olmaktadır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında esas aldığı 18° astronomik olarak şafağın başlangıcıdır. Bunun çeşitli yerleşim birimlerinde çıplak gözle fark edilmesi daha geç olabilir. Ancak imsak vakti hesapla belirlendiğine göre hesabın çeşitli yerleşim birimlerine göre değişken olmayan ve bilimsel temeli olan bir ölçüte dayanması daha isabetlidir. Bunun için de en uygun kriter, astronomik tanın başlangıcı olan 18° dir. İşte imsaki belirlerken Din İşleri Yüksek Kurulu bu ölçütü esas almıştır.

Vakitlerin yukarıda belirtilen şekilde hesaplanıyor olması, güneşin hareketleri gözlenerek hadisi şeriflerde belirtildiği biçimde oruç ve namaz vakitlerinin belirlenmesi alternatifini asla ortadan kaldırmaz. Bulunduğu ortam uygun olduğu takdirde astronomik ve atmosferik belirtileri bilen bir Müslüman’ın bireysel olarak güneşin hareketlerini gözlemleyerek namaz vakitlerini ve bu çerçevede sabahleyin doğu ufkunu gözleyerek imsak vaktini tespit etmesi mümkündür. Ancak şafağın izlenmesi, usulüne uygun olarak yapılabildiği takdirde bir anlam ifade eder. Usulüne uygun yapılamayan gözlemlerle, namaz ve oruçla ilgili vakitler konusunda tereddütler uyandırmak doğru değildir.

Sonuç olarak Din İşleri Yüksek Kurulunun vakitlerin hesaplanmasında esas aldığı 18 derecede astronomik olarak şafak başlamış olmaktadır. Şafağın başlamasıyla da imsak vakti girmiş olacağından söz konusu andan itibaren sabah namazı kılınabilir. Şu kadar var ki Hanefi mezhebine göre sabah namazının ortalık aydınlandıktan [isfâr] sonra kılınmasının müstehap olduğu belirtilmiştir. Yaygın olan diğer üç mezhebe göre ise, sabah namazının ilk vaktinde ortalık henüz karanlık iken [taglîs] kılınması daha faziletli kabul edilmiştir. (İbn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, Dâru’l-Marife 1978, I/97; İbn Kudame, el-Muğni, Dâru'l-Fikr, Beyrut 1984, I/439, Madde No:540)


_Diyanet İşleri Başkanlığı _

karamurat
27-05-2013, 11:39
buradaki butun yazilari tek tek okudum . iyice kafam karisti. foruma da internette namaz vakitleri ile bilgileri arastirirken gordum ve uye oldum.

peki norvec icin simdi hangi takvime uymamiz gerekiyor.

Yeni-OSMANLI
27-05-2013, 13:42
buradaki butun yazilari tek tek okudum . iyice kafam karisti. foruma da internette namaz vakitleri ile bilgileri arastirirken gordum ve uye oldum.

peki norvec icin simdi hangi takvime uymamiz gerekiyor.

bana soracak olursan cogunluga uy derim.

“Ümmetimin ekseriyeti dalâlette ittifak etmez." (Tirmizi)

Cogunluk diyanettir, hatta butür konularda cok hassas olan tarikatlarin cogu arastirmalarima göre namaz ve oruc ibadetlerini diyanetin takvimine göre uyguluyor.

bulut_bey79
27-05-2013, 21:11
TÜRKİYE TAKVİMİ1 (http://www.turktakvim.com/1/ana_sayfa/27/Mayis/2013/5/) FAZİLET TAKVİMİ2 (http://www.fazilettakvimi.com/tr/2013/5/27.html) BİRİNCİ TÜRKİYE TAKVİMİ İKİNCİ FAZİLET TAKVİMİNE GÖRETEMKİM MÜDDETİ ÇOK ÖNEMLİ (http://www.turktakvim.com/8/Takvim_ve_Vakit_Bilgileri/Temkin_Muddeti.html?ID=30)

karamurat
30-05-2013, 10:52
bana soracak olursan cogunluga uy derim.

“Ümmetimin ekseriyeti dalâlette ittifak etmez." (Tirmizi)

Cogunluk diyanettir, hatta butür konularda cok hassas olan tarikatlarin cogu arastirmalarima göre namaz ve oruc ibadetlerini diyanetin takvimine göre uyguluyor.

yurtdisinda cogunluk diyanet degil maalesef yani norvecte milli gorus, suleymaniye, gulen, bediuzzaman gibi bir cok cemaat var. hepsi ayni takvimi kullanmiyor. milli gorus daha fazla gibi diyanete yakin 10-15dk en fazla farkediyor. farkli cemaatteki arkadaslar ile konustugumuzda genel kani diyanetin tam dogru olmadgini soyluyorlar yani. bu konuda da yazilmisti diyanet kutuplara yaklin yerlerde ki yerleri hesaplamiyor en yakin yeri aliyor diyorlar. tarikatlar ise hesap yapinca artik takdir edip te mi bu kadar imsakta erkene cekiyorlar bilmiyorum. zaten gunese bakarak uyacak olursak norvecte osloda bile namaz vakitleri aksam yatsi ve imsak tutmuyor yani takvimde yazili vakitte gunese baktigimizda surekli bir aydinlik gozukuyor. bulutlu yagmurlu gunde bile. turkiyede ki gibi kesin degil.
misirdan gelenlerle gorustugumde ise kabeye uyduklarini o sekilde oruc namaz vakitlerini ayarladiklarini soylediler gecen senenin yazinda oradan fetvalari varmis.
pakistanlilar ise onlara uymuyor kendi takvimleri var. kime neye gore uyup takdir edecegimizi sasirabiliyor insan. buradaki konuda da kaynaklari ile beraber yazmis arkadaslar. ama net degil yani birine uysan digerine gore olmuyor.
hele cuma konusuna gormiyorum bile. osloda 1.30 2, 2.30, 3 te kiliniyor her ulkeye gore farkli saat uygulamasi var.

Bu hadisi serifide unutmamak lazim. Deccal yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır.” deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber “Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz.”
buyurmuştur (Müslim, Kitabu’l-Fiten ve Eşrâtu’s-Sâat, 20).

zaten gunese gore hareket etmeyip takdir etmemiz lazim ama bu takdiri nasil belirleyecegiz peki. !sayfalardir yazilan sorulan mevzu bu. tam net bir cevap alamadik.

Yeni-OSMANLI
30-05-2013, 11:27
yurtdisinda cogunluk diyanet degil maalesef yani norvecte milli gorus, suleymaniye, gulen, bediuzzaman gibi bir cok cemaat var. hepsi ayni takvimi kullanmiyor. milli gorus daha fazla gibi diyanete yakin 10-15dk en fazla farkediyor. farkli cemaatteki arkadaslar ile konustugumuzda genel kani diyanetin tam dogru olmadgini soyluyorlar yani. bu konuda da yazilmisti diyanet kutuplara yaklin yerlerde ki yerleri hesaplamiyor en yakin yeri aliyor diyorlar. tarikatlar ise hesap yapinca artik takdir edip te mi bu kadar imsakta erkene cekiyorlar bilmiyorum. zaten gunese bakarak uyacak olursak norvecte osloda bile namaz vakitleri aksam yatsi ve imsak tutmuyor yani takvimde yazili vakitte gunese baktigimizda surekli bir aydinlik gozukuyor. bulutlu yagmurlu gunde bile. turkiyede ki gibi kesin degil.
misirdan gelenlerle gorustugumde ise kabeye uyduklarini o sekilde oruc namaz vakitlerini ayarladiklarini soylediler gecen senenin yazinda oradan fetvalari varmis.
pakistanlilar ise onlara uymuyor kendi takvimleri var. kime neye gore uyup takdir edecegimizi sasirabiliyor insan. buradaki konuda da kaynaklari ile beraber yazmis arkadaslar. ama net degil yani birine uysan digerine gore olmuyor.
hele cuma konusuna gormiyorum bile. osloda 1.30 2, 2.30, 3 te kiliniyor her ulkeye gore farkli saat uygulamasi var.

Bu hadisi serifide unutmamak lazim. Deccal yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Bu kırk günün bir günü bir yıl gibi, bir günü bir ay gibi, bir günü bir hafta gibi, diğer günleri ise normal günleriniz gibi olacaktır.” deyince ashab, uzun günlerde bir günlük namazın yeterli olup olmadığını sormuşlar, bunun üzerine Hz. Peygamber “Hayır bir günlük namaz yeterli değildir; namaz vakitlerini takdir edersiniz.”
buyurmuştur (Müslim, Kitabu’l-Fiten ve Eşrâtu’s-Sâat, 20).

zaten gunese gore hareket etmeyip takdir etmemiz lazim ama bu takdiri nasil belirleyecegiz peki. !sayfalardir yazilan sorulan mevzu bu. tam net bir cevap alamadik.



kardes, norvec konusunda birsey diyemem, bu isin ehilde degilim zaten. sadece kendi arastirmalarimi aciklarim, bu arastirmalarimin neticesinde cogunluk diyanetin takvimini uyguluyor. Milli-Görüste zaten sizinde ifade ettiginiz gibi diyanete cok yakin, temkin vakti kullaniyorlar, misal imsak vakti bitince aslinda hemen sabah namazinin vakti girmis olur ama milli-görüsün hocalarina belirledikleri imsak vaktinden sonra hemen namaz kilabilirmiyiz diye sorunca 15-30 dakika beklenilmesini tavsiye ediyorlar.
Nurcular ve gülen cemaatine gelince, bunlar diyanete göre uyguluyor, tarikatlara gelince, naksi tarikatlardan seyh ismail cetin hocaefendinin almanyadaki vekiline sormustum, almanyada milli-görüse göre uyguladiklarini söylemisti, ismailaga cemaati, iskenderpasa cemaati ve erenköy cemaati ise diyanete göre uyguluyor, süleymancilarin son takvimlerindede ciddi degisimler var, yatsi namazini erkene almislar mesela, menzil tarikatiyla türkiye gazetesi fazilet takvimini uyguluyor, bunlar benim arastirmalarim, bu arastirmalarimin neticesinde cogunlugun diyanete göre uyguladigini anladim , aksi bir durum varsa delillendirilmeli, yani cemaatin liderleri aciktan aciklamali, bu olmadigi sürece ben aynen simdiye kadarki uygulamalarima devam ederim, ben sahsen milli-görüsün takvimini uyguluyorum cünkü yatsi namazinin vaktini diyanetten biraz daha gec almislar, imsak vaktinide biraz erkene almislar, bu daha temkinli oldugu icin bende böyle uyguluyorum ama bu diyanetin takvimi yanlistir anlamina gelmez, icdihad icdihadi bozmaz biliyorsun. Diyanetteki görevliler kafadan uydurmayal vakit belirlemesi yapmiyorlar, isin ehli var orada, benim vicdanim kabul ediyor, güvenen güvenir,güvenmeyende fazilet takvimine göre uygulasin.

fakat fazilet takvimiyle ilgili birsey merak ediyorum:
islami uygulamalara göre imsak vakti bittigi an sabah namazi vakti girer fakat bu kardeslerimizin takvimlerinde böyle degil, sabah namazinin vaktinide ayrica belirlemisler, yani gec kiliyorlar, neden acaba?
kendi takvimlerine güvenmiyorlarmi?

talib
30-05-2013, 15:16
Temkin vaktinden dolayı. Temkin uygulayınca, oruç için belli bir süre koymuşlar ve o ildeki en erken vakte göre saati bitirmişler, ondan imsak vakti daha erken. Sabah namazı için de o ildeki en son giriş vaktine göre bir temkin süresi koymuşlardır ve ona göre de daha geç saat olmuştur. O arada bir boşluk olmuştur ondan dolayı.

Diyanet takvimi sağlamdır. Siz de ona göre tam saat olmadan bir iki dk evvel oruca başlayabilirsiniz, namazı da bi on-on beş dk sonra kılabilirsiniz ki böylesi daha sağlam olur.

karamurat
28-06-2013, 14:56
peki farkli takvimleri bir arada kullanabilir miyiz. olabilir mi oyle bir sey

karamurat
08-07-2013, 14:56
diyanet su anda aksam ve imsak vakitlerinde tekmin uyguluyor mu uygulamiyor mu ?

kücük
18-07-2013, 14:44
Semerkand Takvimi ve Namaz Saatleri

Ebedî hayatımız açısından son derece önemli olan namazı terk etmenin mesuliyeti büyük olduğu gibi, onu doğru vakitte kılmanın mesuliyeti de çok büyüktür. Kur’an-ı Kerim’de: "Şüphesiz namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır." buyrulmaktadır (Nisa, 4/103). Bu bakımdan Allahu Teâlâ’nın belirlediği vakitte namazı kılmayan bir kimse, farzı yerine getirmemiş, haram işlemiş olur. Namaz için belirlenen bir vakit olduğu inkâr edilirse bu da –Allah korusun- küfür olur.
Hiç şüphesiz namazın vakitlerini tayin edip belirleyen Allahu Teâlâ’dır. Kur’an-ı Kerim’de bazı vakitler açıkça belirtilmiş, bazı vakitlere ise, mücmel olarak işaret edilmiştir. Bu işaretler Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Cebrail Aleyhiselâm Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi veselleme gelip her vaktin başında ve sonunda birer defa namaz kıldırarak vakitleri göstermiş ve: "İşte bu iki vakit arasında geçen zamanlar, namazların vakitleridir" buyurmuştur. (Tirmizî, Salât, 1; Ebu Dâvûd, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît, 10; Müslim, Mesâcid ve Mevâdiu's-Salât, 31).
Kur’an-ı Kerim’i insanlara tebliğle görevli olan Peygamber sallallahu aleyhi vesellem beş vakit namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağını öğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Böylece namaz vakitlerinin alametleri “nass” ile yani ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle sabit olmuştur. Gerek kılınış şekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür olarak, günümüze kadar devam etmiştir. Hz. Peygamber ve Sahabe Efendilerimiz döneminden itibaren toplumda yaygın bir şekilde uygulanan, her devirde binlerce, yüz binlerce şahidi olan böylesine mütevatir haberlerin inkârını Resulullah sallallahu aleyhi vesellemi yalanlama veya ona karşı gelme anlamına geleceğinden dolayı âlimler küfür saymışlardır.
(Ahmed Naim, Tecrid-i Sarîh Tercümesi, Ankara 1976, Mukaddime, s. 102)
Yatsı, İmsak ve Orucun Şer'i Vaktini Değiştiren Takvimler
Buna rağmen ne yazık ki, yatsı vaktini, sabah namazını ve oruç vakitlerini değiştiren yerli-yabancı takvimler ortaya çıkmıştır. Bu vakitler ayet, hadis, mütevatir uygulama ve dört mezhebin içtihadıyla sabit iken, Allahu Teâlâ’nın kimseye tanımadığı bir yetkiyi kendilerine tanıyan bazı kuruluşlar vakitleri değiştirmekte bir mahzur görmemişlerdir. Sebep olarak da yaz aylarında yatsı vaktinin geç saatlere denk geldiğini, oruç süresinin uzun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu takvimlerden biri, yatsı vaktini akşam ezanından 80 dakika sonraya, imsak vaktini de güneşin doğmasından 90 dakika önceye alarak aradaki süreyi sabitlemiştir. Böylece yatsı erken bir vakte alınmış, imsak vakti de güneşin doğduğu zamana yaklaştırılmak suretiyle oruç süresi 2–2,5 saat kısaltılmıştır. Üstelik bu uygulama, sadece vakitlerin oluşmadığı bazı aylara değil, senenin tamamına yayılmıştır. Böylece namaza göre mesaiyi ayarlamak yerine mesaiye göre namazı ayarlamak şeklinde bir uygulama başlatılmıştır.
Dikkate değer bir başka husus ta şudur: Orucun süresini kısaltmak için meselâ güneşin batış vaktini geriye çekmemişlerdir, çünkü bu herkes tarafından fark edilir. Onun yerine kimsenin fark etmeyeceği gece saatlerinde değişiklik yapmayı tercih etmişlerdir.
Oysa imsakin (fecrin) gerçek vakti, doğu ufkunda şafağın belirmeye başlamasıyla, yatsının da batı ufkunda akşam şafağının kaybolmasıyla başlar. Bu konuda hiçbir mezhebin, hiçbir müçtehidin görüş ayrılığı yoktur. Diğer bir ifadeyle üzerinde ittifak (icma) edilen bir konudur.
Bir Kimse Allahü Teâlâ’dan Daha Merhametli Olabilir Mi?
Vakitlerin oluştuğu normal yerlerde insanlara kolaylık olsun diye oruç süresini kısaltmaya çalışmak, bazı namazları öne almak, merhametlilerin merhametlisi Cenabı Erhamü’r-Rahimîn’den zımnen daha fazla merhamet taslamak anlamına gelir ki, böyle bir düşünce açıkça beyan edilseydi küfür olurdu. O bakımdan Allahu Teâlâ’nın tanıdığı kolaylığın daha ötesine geçmek büyük bir cüret ve cürümdür. Cenabı Mevlâ, uzun süre oruç tutmaya mani olabilecek, dinen kabul edilebilir, (hastalığın artma endişesi, yolculuk, düşkünlük derecesinde ihtiyarlık, kendisine ve çocuğuna bir zarar gelme ihtimalinden korkuluyorsa hamilelik ve emziklilik veya aşırı açlık ve susuzluktan dolayı sağlığının bozulma ihtimali olanlar gibi ) özrü olanlara zaten ruhsat tanımıştır. Böyle bir özrü yok iken sadece süre uzunluğu müstakil bir özür olarak kabul edilemez.
Bu coğrafyada vakitlerin meydana geldiği zaman ve mekânlarda Allahu Teâlâ’nın yarattığı tabii kanunlara göre en uzun oruç süresi 20 saattir. Ancak Allahu Teâlâ’nın yarattığı tabiat kanunlarına göre batı ufkunda akşam şafağının kaybolmadığı ve doğu ufkunda şafağın belirmediği zaman ve mekânlarda hadis-i şerifte belirtildiği üzere namaz ve oruç vakti takdir edilir. Vakit takdiri de mezheplerin ve fıkıh âlimlerinin bildirdiği şekilde, ya en yakın bölgeye göre ya da en son oluşan vakit sabitlenerek yapılır. Takvimde gördüğümüz yıldızlı vakitler işte bu takdir yapılan vakitlerdir. Yaz aylarında takdir yapılan dönemlerde 66. Enlemin altında oruç süresi biraz daha artmakta, 21-21.5 saate kadar çıkan yerler olmaktadır.
Ancak hemen belirtelim ki, Singapur gibi ekvator bölgesinde yaşayan Müslümanlar, yaz-kış 14 saat civarında oruç tutmakta, aşırı nem ve sıcaklık teri artırmakta, susuzluğu had safhaya çıkarmaktadır. Buna rağmen oradaki Müslümanlar sabredip oruçlarını tutmaktadırlar. Kanaatimizce Kuzey Avrupa’da tutulan 20-21 saatlik oruç, ekvator bölgesinde tutulan 14 saatlik oruçtan çok daha kolaydır, çünkü bu bölgelerin iklimi ekvatora göre çok daha mutedildir. Ayrıca Ramazan kış aylarına denk geldiğinde Avrupalı Müslümanların tuttuğu oruç süresi 9-10 saate kadar düşerken, ekvator bölgesindeki Müslümanlar, yaklaşık 14 saat oruca devam etmektedirler.
Hiç şüphesiz Cenabı Mevlâ celle celâlühu dünyanın birçok yerindeki insanı selle, hortumla, çığla, sıcakla, soğukla, az bir gıdayla imtihan ettiği gibi, dilediği bölgenin halkını da açlık-susuzlukla imtihan eder. Kur’an-ı Kerim’de: “And olsun sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele” (Bakara, 155) buyrulmaktadır. Dolayısıyla vakitlerin oluştuğu normal yerlerde oruç süresini kısaltmak imtihan sırrına ve Allahu Teâlâ’nın koyduğu dengelere de aykırıdır.
Kuzey Bölgelerde Vakitler Sabitlenebilir Mi?
Ekvator bölgelerinde gece ile gündüz eşit iken ekvatordan kuzeye ve güneye doğru ilerledikçe bu fark açılıyor. Yaz aylarında gündüzler alabildiğine uzayıp geceler son derece kısalıyor. 66. Enleme yaklaştıkça geceler daha da kısalıp 2.5 saate kadar düşüyor. (Bakınız, 60. Enlemde bulunan İsveç’in Gavle şehri 5. Temmuz). Kuzeye çıktıkça gecelerin kısalmasına ters orantılı olarak akşamla yatsının arası da açılıp uzuyor. Güneş battıktan sonra batı ufkunda kızıllığın (kırmızı akşam şafağının) kaybolup beyazlığın çıkması, sonra da karanlığın çökmesi geç oluyor. Yani bir taraftan gece kısalırken diğer taraftan akşamla yatsının arasındaki süre artıyor.
Yukarıdaki izahtan kolaylıkla anlaşılacağı gibi, geceler kısalıp akşamla yatsının arası açılırken bu sürenin, yani akşamla yatsı arasının 80 dakikayla sabitlenmesi imkânsızdır, çünkü bu bizim elimizde değildir. Allahu Teâlâ dünyanın ve güneşin hareketlerini öyle yaratmış. Bu konuda çok sayıda ayet, hadis ve dört mezhebin icmaı (fikir birliği olduğu için) vakitleri değiştirenler, orada yaşayan Müslümanların bütün namaz ve orucundan sorumlu olurlar. Bilerek bu vakitlere göre namaz kılıp oruç tutan da bunlardan sorumlu olur. Sonradan öğrenenlerin ise kaza etmeleri gerekir.
Şu halde herhangi bir takvimin yanlış olduğunu akşamla yatsı arasındaki vaktin sabitlenmesinden anlayabiliriz. Aynı şekilde imsakle güneş arasındaki sürenin sabitlenmesinden de rahatlıkla anlayabiliriz. Gündüzlerin uzayıp gecelerin kısalması imsak için de geçerli olacağına göre, imsak vaktiyle güneşin doğuşu arasındaki süre de sabitlenemez. Fakat maalesef bu süreyi de 1.5 saatle sabitleyen takvimler olmuştur.
Fitneden Kaçınılmalıdır
Müslümanlar doğruyla amel etmeli fakat fitneden alabildiğine uzak durmalıdır. Müminler doğruyu yumuşaklıkla, dostane bir şekilde ve kesinlikle tartışmaya girmeden anlatmalı, karşılıklı itham ve iddialardan kaçınmalıdır. Aksi halde tefrikaya sebebiyet verilmiş, Müminler arasındaki birlik-beraberlik büyük darbe almış olur. Araya –Allah korusun- kin ve nefret girip fitne çoğalır. Kur’an-ı Kerim’de, “Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür” (Bakara, 191) buyrulmaktadır.


Neden Takdir Yapılmaktadır?
Mayıs-Ağustos arasında 47. enlemin kuzeyine doğru çıktıkça öyle bir vakit gelir ki, batı ufkunda kırmızılık, sonra da beyazlık kaybolup karanlık çökmeden doğu ufkunda fecir (tan yeri) ağarmaya başlar. Dolayısıyla kırmızılık kaybolmadığı için yatsı ve karanlıktan sonra aydınlık olmadığı için de imsak vakti oluşmaz. Vaktin oluşmadığı günlerin sayısı kuzeye doğru çıktıkça artar. İşte bu dönemlerde takdire başlanır. Takdir yapılan dönemler yıldız işaretiyle belirlenmiştir.
Nihayet 66° Kuzey enleminde 13-27 Haziran arası 17 gün Güneş devamlı ufkun üstünde kalır, hiç batmaz. 30 Haziranda güneş yuvarlağının alt kısmı ufkun altına girer, üst kenarı hiç batmaz. 2 Temmuzda saat 23:44'de batar, 00:24'de tekrar doğar. Bu tarihte güneşin doğuşuyla batışı 40 dakikadır. Kutba yaklaşıldıkça güneşin batmadığı günlerin sayısı çoğalır, 90° enlemde yazın 6 ay güneş ufkun üstünde kalır, kışın 6 ay ufkun altında dolaşır. Bu yerlerde de vaktin oluştuğu en yakın yere göre takdir yapılır.
Vaktinde Eda Edilmeyen Oruç ve Namaz Geçerli Olmaz
Bir konu “nass” yani ayet veya hadis ile sabit olunca o konuda ayet veya hadise aykırı içtihat yapılamaz. “Mevrîd-i nassta içtihada mesağ yoktur” Yani nassın olduğu yerde içtihat söz konusu olamaz. Bu bir fıkıh kaidesidir. O bakımdan müminlerin işini kolaylaştırmak niyetiyle bile olsa, Allahu Teâlâ’nın belirlediği vakitler değiştirilemez. Değiştirilmesi caiz olmadığı gibi, değiştirilen bir vakitte kılınan namaz ve tutulan oruçlar sahih olmaz, kaza edilmeleri gerekir.
Meselâ bilerek ya da bilmeyerek akşam vaktinde yatsı namazını kılan bir kimsenin, bunu fark ettiğinde namazını kaza etmesi gerekir. Çünkü bütün mezhep ve müçtehitlere göre yatsı vakti, şafağın kaybolmasıyla başlar. İhtilaf sadece, kırmızı şafak mı, yoksa beyaz şafak mı kaybolunca yatsı vaktinin gireceğindedir. Ancak gerek Hanefî Mezhebi’nde gerekse diğer mezheplerde büyük çoğunluk kırmızı şafağın kaybolmasıyla yatsı vaktinin gireceğini söylemişlerdir.
Mekke-Medine ve kısmen Türkiye’nin güney-doğusu gibi, saatleri fazla değişkenlik arz etmeyen mutedil bölgelerde akşam güneş battıktan 75-80 dakika sonra ekseriyetle kırmızı şafak batmakta ve yatsı namazı kılınabilmektedir. Fakat namaz saatlerinin çok hareketli olduğu kuzey bölgelerde ve hususan yaz aylarında kırmızı şafağın batması 3 saati geçebilmektedir. Dolayısıyla istisna edilen bölgelerin haricinde güneşin batışından 75-80 dakika sonra yatsı namazını kılmak hiçbir mezhep ve müçtehide göre caiz değildir. Bu konuda icma vardır.
Yine meselâ imsak vaktinin daha geç bir vakitte olduğunu düşünüp fecri sadığın ortaya çıktığı bir vakitten 3-4 dakika sonra yiyip içen bir kimsenin orucunu kaza etmesi gerekir. Çünkü vakit namazın ve orucun şartıdır. Buna göre dört mezhebe aykırı olan vakitlerde kılınan namazların ve tutulan oruçların tamamının kaza edilmeleri gerekir.

Temkin Süresi
Namaz ve oruç vaktinin belirlenmesinde asıl olan ölçü, çıplak gözle vaktin alametlerini rasat (gözetleme) yapmaktır. Fakat günümüz dünyasında beş vakit namazın vaktini gözetlemek ışıklara boğulmuş yerleşim birimleri ve çalışma şartları açısından neredeyse imkânsızdır. O yüzden dinimizce belirlenen vakitler mecburen hesapla tespit edilmektedir. Hesap yapılırken de birçok faktörü göz önüne almak şarttır. Meselâ bir şehrin en çukur yeri ile o şehrin en yüksek dağında bulunan yerleşim biriminin namaz vakitleri arasında fark meydana gelmekte ve bu fark, şehrin bulunduğu enleme göre değişmektedir. Bundan başka ışığın atmosferde kırılmasına etki eden faktörlerden nem, sıcaklık ve basıncın da dikkate alınması gerekmektedir. Şehrin doğu-batı mesafesi, güneşin ve dünyanın görünen yarıçapı da hesaba katılmak mecburiyetindendir. İşte bu gibi, coğrafî ve astronomik etkenlerden dolayı ortaya bir “temkin süresi” çıkmaktadır.
Temkinin konulmadığı bir takvimde vaktin evvelinde ve sonunda namaz kılanların namazları, imsak vaktinde oruca başlayanların oruçları tehlikeye girmektedir. O yüzden Semerkand Takvimi bölgenin astronomik ve coğrafi şartlarını da dikkate alarak ihtiyatlı bir anlayışla temkin sürelerini koymuş ve bu temkin sürelerinde ne uzun ne kısa orta yol tutmuştur.
Vakitlere ilave edilen temkinler imsak vaktinde daha fazla önem arz eder. Bir şehrin çukur bölgesinde yaşayan kimseyle o şehrin dağında yaşayan kimsenin imsak vakti bir değildir. Aynı husus büyük bir şehrin doğusu ile batısı için de söz konusu olabilir. Dolayısıyla her ikisinin de orucunu, sabah namazını ve diğer vakitlerini tehlikeye sokmayacak bir temkin süresine ihtiyaç vardır. İşte bunun için gerçek imsak vaktinin öncesine ve sonrasına temkin konulmuştur. Temkin müddeti bulunduğu enleme ve mevsime göre azalıp çoğalabilmektedir. Vakit girmeden, yani fecri sadık doğmadan namaz kılmış olmamak için, tespit edilen imsak vaktinden belirli bir müddet sonra sabah namazı kılmakta büyük fayda vardır. Bu sürenin ne kadar olacağı ise, bulunulan mekân ve mevsime göre değişmektedir.
Semerkand Takvimi’ni kullanan siz değerli kardeşlerimizin namazlarının tehlikeye girmemesi ve herhangi bir karışıklığın ortaya çıkmaması için takvimde sabah namazının kılınabileceği en erken vakti de ayrı bir sütunda gösterdik. Böylece oruç tutan kardeşlerimizin yeme-içmeyi hangi saatte bırakmaları gerektiği ve hangi saatte namaz kılabilecekleri açık bir şekilde ortaya çıkmış oldu.




İbadette Sabır
Kur’an-ı Kerim’de müminlere sabır tavsiye edilerek şöyle buyrulmaktadır: “Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (Asr,103/1-3) Bu ayette geçen “Sabrı tavsiyeyi” müfessirler ibadetin meşakkatine sabretmek şeklinde açıklamışlardır. Hiç şüphesiz bu sabrı göstererek Allah’ın celle celâlühu ermine boyun eğenler kazanacaktır.
Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan astronomik ve atmosferik şartlardan dolayı Kuzey Avrupa, Kanada ve Kuzey Asya’da yaşayan müminler, Mayıs-Ağustos arası yaklaşık 3,5 ay yatsı vaktini geç, imsak vaktini ise erken vakitlerde idrak ediyorlar. Yatsı ve imsak vakti birbirine yakın olduğu için yatsı, teravih ve sahuru dar bir zamanda eda etmek mecburiyetinde kalıyorlar. Ramazan-ı şerif kış aylarına denk geldiği zaman Türkiye’den bir-kaç saat daha az oruç tutan Avrupalı kardeşlerimiz, Ramazan-ı şerif yaz aylarına denk geldiğinde, meselâ İstanbul’a göre bir-kaç saat fazla oruç tutuyorlar. Hiç şüphesiz onların karşılaştıkları bu güçlükler, sabretmek ve hamd etmek kaydıyla amel defterlerine hasenat olarak geçiyor ve inşallah günahlarına kefaret oluyor. Bu konuda Cenabı Hak celle celalühu şöyle buyurmaktadır: “Her kim zerre kadar bir hayır yapmışsa onu görecek” (Zilzal, 99/7)
Yüz binlerce insanın namaz ve oruç vakitlerini belirleme işi elbette ki büyük bir sorumluluktur. Allah korusun bu konuda yapılacak küçük bir yanlışlığın çok büyük vebale sebep olacağı meydandadır. Bu yüzden bütün müminlerin gönül rahatlığıyla kullanabileceği, tamamıyla dört mezhebe uygun bir takvim hazırlamak için, yaklaşık iki yıl araştırma yapılmış, en ihtiyatlı, en temkinli, namaz ve oruç vakitlerinin belirlenmesi, arızalardan salim olması için gayret sarf edilmiştir.
Doğru vakitlerin etrafında birlik-beraberlik sağlama hususunda diğer bazı takvimlerle önemli bir yakınlaşma kaydedilmiştir. Bu birlik ve beraberliğin daha da genişlemesini diler, yapacağımız bütün ibadet ve teatin Cenabı Erhamu’r-Rahîmîn’in rızasına uygun olması için O’nun merhametine sığınırız.

mustafayildiz15
18-07-2013, 14:51
http://www.semerkandtakvimi.com/

Dua Nur
18-07-2013, 14:52
Diyanetten şaşmayın derim.

kücük
18-07-2013, 23:21
Diyanet takvimine göre bir kac dk. orucu kurtarmaz, Düsün 1,30 da grubta tan atmis oluyorsa oruca baslanmasi gerekir, peki Diyanete göre baslarsam 3,30 -4,00 e kadar yiyebilirim 2,00 saat önce orucun vakti basladiysa ben 2 saat yiyorum bu orucun sahihi kalirmi?