PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : şehadet eylemi


yenibeyin
02.12.2006, 13:43
arkadaşlar izlemiş olduğum bir filimde şehadet eyleminin yanlış olduğu anlatılıyordu sizler bu konu da ne dersiniz

kişinin canlı bomba olması intihar etmekmiş diye anlatıyordu

sizce şehadet eylemi doğru mu yanlış mı

Örneğin Filistinde

h@myde
02.12.2006, 14:14
yanlış olduğunu düşünüyorum

Allah sana verdiği canı bütün sıkıntılara sabretmen için vermiş

o sıkıntıyıda kendini öldürerek sabrettiğini gösteremesin ben ce öyle yani

.Mesut.
02.12.2006, 20:49
Bende yanlış olduğunu düşünüyorum.
Düşmanla savaşılmalıdır ancak kendini yok ederek değil.

dagcan_33
02.12.2006, 21:12
askeri olmayan hedefler dinimizce zaten yasak


ancak çanakkalede insanlar 3 saniye önünde öldügünü görerek hucum ediyordu

ordada hucum etmek intihar gibi gözüküyor ama onlar öyle mücadele etmese canlarını feda etmese bize bu vatanı bırakabilir lermiydi.

saldırının nereye yapıldıgı ve bireysel degilde gerçekten yurdunu düşmandan korumak için top yekün cihad ediliyorsa intihar diyemem


ancak bu konuyu nekadar iyi niyetli bir konu görsemde tehlikeli konular bunlar.
eminim birileri takip ediyordur.

intihar dinimizde haramdır.yani bunu türkiyedeki bütün müminler bilir

h@myde
02.12.2006, 21:18
haklısın dagcan fakat bazı konuları insanlar merak eder

bu güne kadar dogrudur dedigim

görüştü ama biraz düşününce doğru olmadıgımı anladım

XaberDar
02.12.2006, 21:19
Yanlış bence.

Müslümanların dünyada terörist diye adlandırılmasına en büyük sebeptir. Dünya müslümanları terörist olarak görüyor ve bunu yanılmıyorsam okuttukları kitaplarda barbar millet olarak adlandırıyor, gösteriyor.

(Sürç-ü lisan olduysa affola)

Selametle!...

HARIS
02.12.2006, 22:01
DN1wul78yXQ

eaUkfaAwWI8

dagcan_33
02.12.2006, 22:16
bu sitede bence konuşulmayacak tuzak konular dan biri

.BeYzA.
02.12.2006, 22:17
:confused1[1]: :confused1[1]: :confused1[1]: bana göre de yanlış geliyor, intiharla şehadete ulaşılır mı??

HARIS
02.12.2006, 23:15
Yukarıdaki Videoları İzlemek zor mu ? yoksa kör müyüz ?

Bu İşkencelere Karşı Başka Oturduğu yerden Önerisi olan varsa Konuşsun ! Yada Hucurat suresi 6,12 yi Okusun ve suküt edip sussun !

d_t7P0WY9BY

D-zA6fzgIAU

.BeYzA.
02.12.2006, 23:18
Bİlgİsayirmda (sadece İhvanda KarŞilaŞtiĞim) Bİ Sorun YÜzÜnden Vİdeolari İzleyemİyorum...benİmkİsİ Sadece DÜŞÜnce İdİ...yanliŞ İsede SÜkut Edİyorum!!!

HARIS
02.12.2006, 23:23
Prof. Dr. Hayrettin Karaman

Filistinlilerin ülkeleri yahudiler tarafından, güç ve şiddetin her çeşidi kullanılarak işgal edilmiştir, işgal edilmeyen yerlerde de Filistinlilerin devlet kurmalarına, hak ve özgürlüklerden yararlanarak yaşamalarına ve gelişmelerine engel olunmuştur. İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı şiddet tam anlamıyla bir "devlet terörü"dür. Müslüman ve gayr-i müslim halklar tarafından -gösteriş ve slogandan ibaret olan desteklemeler dışında- Filistinliler yalnız bırakılmışlardır. Bu durumda onların önünde iki yol kalmıştır: Ya birer birer ve gurup gurup imha edilmelerini beklemek, yahut da güçleri neye yetiyorsa onu kullanarak ve yaparak kendilerini (canların, mallarını, yurtların, nesillerini, dinlerini, akıllarını, ahlaklarını...) korumak. Böyle bir durum karşısında kalan fertlerin ve gurupların, kendilerini korumak, savunmak ve zulmü ortadan kaldırmak amacıyla yapabilecekleri ve amaca ulaşmada yarar sağlayacağı sanılan her şey "meşru savunma hakkı"nı kullanma çerçevesine girer ve terör olarak değerlendirilemez; tam aksine bunlar, teröre maruz kalmış insanların kurtuluş için başvurduklar zorunlu (başka çaresi, seçeneği olmayan) eylemlerden ibarettir. Fıkıhta (İslam Hukukunda) bu eylemlerin meşru olmasının dayanağı "zaruret" ilkesidir. Zaruretler, bazı yasaklar ortadan kaldırır.


http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00230.htm

HARIS
02.12.2006, 23:30
v6Bx7DPOsQc

XaberDar
02.12.2006, 23:31
Yukarıdaki Videoları İzlemek zor mu ? yoksa kör müyüz ?

Bu İşkencelere Karşı Başka Oturduğu yerden Önerisi olan varsa Konuşsun ! Yada Hucurat suresi 6,12 yi Okusun ve suküt edip sussun !


Biraz daha açarsan sevinirim!

dagcan_33
02.12.2006, 23:33
yav kardeşim onlar cennete gidecekte biz nereye sen nereye gideceginden eminmisin?

yaşınızı bilmiyorum ama birşeyden çok eminim

müslüman kanını akıtanlar

en fazla yine müslümanlar allah rızası için biraz sorun soruşturun


istatik yapalım

8 sene süren iran ırak savaşında ölen kaç kişidir

ruslar çekilince afganistanda kaç kişi ölmüştür mezhep yada ırk çatışmasından

yıllardır keşmirde ölenler

ya ülkemizde sag sol savaşında ölenler

niye ırakta

filistinde düşman birken birleşmiyolar

çare canlı bomba degil ilk önce kendimizi sorgulayacagız

müslümanları ayn çatı altında toplayacagız.

kafirin öldürdügü cennete de ya müslümanın öldürdügü müslüman nereye

her mümin kendini sorgulamalı la ilahe illallah diyeni kardeş bilmeli

elbette canım yanıyor filistine ama unutma sen etrafına akrabana komşuna sahip çıkarsan sahipsiz kimse kalmaz

XaberDar
02.12.2006, 23:34
:confused1[1]: :thinking:

HARIS
02.12.2006, 23:41
Söyledikleriniz Ön yargılar üzerine sorgulamalardır... İran-Irak savaşı Tarihin Zilletitir... Müslümanın Müslüman ile savaşması Fitnedir... Lakin İslami Hükümler ile Sahih Bilgi ile Konulara hakim olmak zorundasınız... ''Canlı Bomba'' değildir onun adı İstişadi eylemdir... İslam Alimlerini Dinlemelisin Öncelikle...

İslami Hükümlerde ;

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Enfal 72 - Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyor.

Hz. Ebu Bekr r.a. halka hitap ettiği bir konuşmasında bu noktaya şöyle parmak basmı ştır:

“Ey insanlar! Sizler şu ayeti okuyor fakat yanlış anlıyorsunuz: Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda iseniz, sapıtan kimse size zarar veremez. ( Maide , 105) Biz Rasul -i Ekrem s.a.v.'in, İnsanlar zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah'ın hepsini içine alacak umumi bir bela göndermesi yakındır, buyurduğunu işittik. Yine ben Rasul -i Ekrem s.a.v.'in şöyle buyurduğunu işittim: Aralarında kötülükler işlenen bir toplum, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah'ın hepsini saran umumi bir bela göndermesi yakındır.” ( Ebu Davud , Tirmizî , İbn Mace )

HARIS
02.12.2006, 23:46
Müslüman ve Masum Kanı üzerine konuşmak gerekir... Deccali Medyalardan bazı Müslüman Kardeşlerimizde etkilenmekte ve Batı sorgulamalarına kanmaktalar...

Öncelikle Abd Irak'a Saldırmıştır... Harici Tecavüz ve Harici Cihad belde erkeklerine Farz-ı Ayn, Diğer Müslümanlara Farz-ı Kifayedir... !

Abd Askerlerine Yardım ve Yataklık eden Müslüman İRTİDAT ETMİŞ VE MÜRTED Olmuştur... Onun Hükmü Ölümdür... Lakin Hükmün Açık ve Sabit olmasına karşın Televizyon'da İzlediğiniz haberlerin Hakiki ve Sahih şekilde Hucurat suresi 6-12nci Ayet uyarınca Sonuna kadar Araştırılması gerekir... Yoksa Kafir ve Fasıkların Bildirdiklerini Doğru sanabilirsiniz... !

dagcan_33
02.12.2006, 23:50
eeee senin yazdıklarını kabul etmeyecek yigit var mı kopmuş anlamıyorsun kardeş bizde aynı şeyi yazıyoruz. hatta afrikada hutularla tutular birbirini bir katletmişti ben mümin olarak oraya ulaşamadıgımız için sorumlu hissetmiştim
onlar çoluk çocuk demeden öldürebilir .

onlar mümin degil

ancak bizler intihar bombacısı olup otobüs duragında sivillerin öldürülmesini

anlamıyoruz

pislik pislikle temizlenmez

biz yahudi degiliz ki sivillerin içinde bomba patlatalım

XaberDar
02.12.2006, 23:53
Eleman, anladığım kadarıyla 3 israilli öldürmek için bedenime bomba bağlayıp bombaları patlatmamı istiyorsun.

Peki 3 israilli asker ölsün diye 30 tane Filistinliyide mi katledelim. Bana sadece israil askeri ölecek gibi bir garanti verebilir misin?

Filistinli bir müslümanın ölmeyeceğini bana garantiler misin? Hadi ölmese bile böyle bişeyi gözönüne alabilir misin?

3 İsrailli asker öldü hadi. 30 Filistinli nin bana hesabı sorulmayacak mı?

dagcan_33
02.12.2006, 23:59
kardeş bu kadar etrafında yaktıgın bir mumdan bahset de feyz lenelim yetişemeyecen yerlerden konuşuyorsun

dagcan_33
03.12.2006, 00:02
Bomba yüklü araç Bağdat'ı kana buladı
Irak'ın başkenti Bağdat'ın merkezindeki Sadriye semtinde bomba yüklü 3 araçla düzenlenen saldırıda 43 kişi öldü, 91'i de yaralandı.»»


daha yeni şimdi zaman gazetesinden kopyaladım

Zeynep Özmen
03.12.2006, 10:27
bencede yanlış.

HARIS
03.12.2006, 15:42
İslami İstişadiye Eylemleri sadece Düşman'a karşı kullanılmaktadır... ! ''Zaruret İlkesi'' ile Müçtehid alimler içtihad etmişlerdir... Buna Karşın Deccali Medyalarda kullanılan ve yukarıdaki örnek haberdeki gibi caiz olmadığı gibi Onları Yapanlar Abd-İsrail ve İngiltere Ajanları ve Avaneleridir... Kaos Ortamından siyasi amaç gayesi taşıyanlardır...

Örneğin Şii Bir Alim olan Mukteda Sadr şöyle demektedir ;

Bugün Irak’ta İşgal güçlerine karşı direniş gösterilmekte ve işgal güçlerine ağır darbeler vurulmaktadır. Siz bu direnişi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu direniş hareketlerini tasvip ediyor musunuz?

Irak'ta ister Sünni ister Şii -ki Şia'ya ait olanlar; özellikle Irak'ın güneyinde Şiiler tarafından gerçekleştirilen olaylar medyaya hiç yansımıyor, nedense oralara medya pek uğramıyor- silahlı, silahsız her türlü direniş gösterilmektedir. Tabi ki sivillere, mescitlere, dini merasimlere yönelik terör saldırılarıyla meşru direnişi birbirinden ayırmak gerekir. İşgal güçlerinin eliyle, direniş hareketi, terör hareketi gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Gizli eller aracılığıyla bir yerler patlatılıyor sonra Zerkavi'ye, bilmem kime mal ediliyor

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=1809

İslami Akideye göre Bilmediğimiz Şeyden dolayı Hüküm vermeyelim ! Yoksa Göz Kulak vebal olur !

HARIS
03.12.2006, 15:44
İstişadiye Caizdir... !

Bilindiği üzere cihad yaşanılan dönemin şartlarına ve gereklerine göre yapılır. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde: "İyi bilin ki kuvvet atmaktır" diye buyurmuştur. (Bu hadisi Müslim, İmare 168'de; Ebu Davud, Cihad 23'te; Tirmizi, Enfal suresi tefsirinde; İbnu Mace, Cihad 19'da; Darimi, Cihad, 14'te; İbnu Hanbel, 4/157'de rivayet etmiştir.) İlim adamları bu hadisi, savaşı yaşanılan çağın gereklerine ve şartlarına göre yapmak gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Bu bütün cihadi ameller için geçerlidir. Bu itibarla savaşta yasaklar sınırının aşılmaması şartıyla yaşanılan çağın gereklerine göre yeni metotlar geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bir metot geliştirilirken dikkat edilmesi gereken onun yasaklar dairesine girip girmediğinin tespit edilmesidir. Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.

Batılıların literatürlerinde "şehadet" kavramı olmadığından, Müslümanların cihad esnasında şehadeti göze alarak gerçekleştirdikleri eylemleri onlar "intihar" olarak adlandırıyorlar. Bu isimlendirme bizim İslami yayın organlarına da aynen yansıyor ve halkın dilinde "intihar saldırısı" ismi dolaşmaya başlıyor. Bu kez: "İntihar etmek haram olduğuna göre bu insanlar bu fiilleri neye dayanarak yapıyorlar?" sorusu akla geliyor. Bazıları bu eylemleri zulüm karşısındaki bıkkınlığa karşı bir patlama şeklinde anlamaya çalışıyor ve: "Her ne kadar şer'an bir izahını bulamazsak da başlarındaki zulmü göze olarak bu fiillerini anlayışla karşılamak zorundayız" tarzında birtakım izahlar bulmaya çalışıyorlar. Oysa bizim için her konuda ölçü ve terazi Allah'ın şeriatıdır. Allah'ın şeriatına göre izahını bulamadığımız bir ameli belli bir sebebe dayandırsak bile geçerli ve meşru göremeyiz. Bir amelin ne derece meşru olduğunu ortaya koymak için yapacağımız izahlarda önemli olan olayın sosyolojik veya psikolojik boyutlarını izah etmemiz değil şer'i yönden geçerliliğini ortaya koyabilmemizdir.

Aşağıda siretten, bir insanın cihad esnasında kesin şekilde öldürüleceğini bildiği halde, Müslüman tarafın maslahatı veya karşı tarafın zayıf düşürülmesi için bir eyleme atılmasıyla ilgili örnekler ve fıkıh alimlerimizin bu konudaki görüşlerini sıralayacağız. Bu bilgilerin derlenmesinde, Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Abdurrezzak Halife eş-Şayci'nin haftalık el-Muctema dergisi, sayı: 1192, sh. 44-45'te yayınlanan bir araştırmasından, yine Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nin dekanı Prof. Dr. Acil Casim en-Neşemi'nin el-Kabas gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan fetvasından, Ezher Alimleri Cephesi'nin konuyla ilgili fetvaları hakkında eş-Şa'b gazetesinin 13 Nisan 1996 tarihli sayısında yayınlanan geniş haberden, değişik üniversitelerin Şeriat fakültelerinde görev yapan bazı öğretim görevlilerinin "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlığıyla ortaklaşa yayınladıkları fetvalarından, İbrahim el-Ali'nin, Filistin el-Muslime, Ekim, Kasım ve Aralık 1995 sayılarında (üç sayı arka arkaya) yayınlanan bir araştırmasından ve bunların dışındaki değişik İslami kaynaklardan yararlandık. (Yararlandığımız kaynaklardan bazılarını metin içinde zikrettik.)

* Yüce Allah, bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır." (Ahzab, 33/23)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, Tirmizi ve daha başkalarının Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet ettiklerine göre, Enes ibnu Malik (r.a.)'in amcası Enes ibnu Nadr (r.a.) Bedir savaşında bulunamayınca: "Resulullah (a.s.)'ın girdiği ilk çarpışmada bulunamadım. Eğer Allah bana Resulullah (a.s.) ile birlikte bir çarpışmaya katılmak nasip ederse, mutlaka nasıl (kahramanca) hareket edeceğimi görecektir" dedi. Bu kişi Uhud savaşında şehid edildi. Bu savaşta öldürülünceye kadar kahramanca savaştı. Bedeninde kimi gürz, kimi kılıç, kimi de ok yarası olmak üzere seksen küsur yara görüldü. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi. (Bu konudaki rivayeti Buhari, Cihad, 12; Tefsir, Ahzab suresi tefsiri, 3; Tirmizi, Ahzab suresi tefsiri, 2,3'de rivayet etmiştir.)

Dikkat edilirse ayetin metninde Yüce Allah, Allah yolunda şehid oluncaya kadar çarpışmayı adayanlardan ve bu adağını yerine getirenlerden övgüyle söz etmektedir ki, bu onların intihar edenler gibi olmadıklarını gösterir. Ayetin nüzul sebebiyle ilgili rivayet de, şehid olmayı göze alarak kahramanca çarpışmanın övgüye değer bir amel olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bilmek gerekir ki, cihadın gayesi ölmek değildir. Ama düşmanın zayıf düşürülmesi veya İslam kuvvetlerinin bir zarardan korunması mücahitlerden birinin veya birkaçının öldürülmesiyle ancak mümkün olacaksa bundan dolayı bazılarının kendilerini şehadete atmaları intihar değil aksine büyük bir kahramanlıktır. Aşağıda vereceğimiz rivayetler de bunu ortaya koymaktadır.

* Müslim'in naklettiği bir hadise göre Enes ibnu Malik (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.s.) Uhud gününde ensardan yedi ve Kureyş'ten iki kişiyle birlikte yalnız bırakıldığında, müşriklerin onun üzerine ok yağdırmaları ve kendilerine doğru yaklaşmaları üzerine: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Sonra yeniden üzerine ok atmaya başladılar. Resulullah (s.a.s.) tekrar: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Bu şekilde tam yedi kişi şehid oluncaya kadar devam etti. Daha sonra Resulullah (s.a.s.) yanındaki iki sahabisine: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" diye buyurdu." (İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde hadisin sonundaki: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" ibaresini şu şekilde açıklamıştır: "Yani Kureyşliler, ensara insaf etmedi. Kureyşliler çarpışmaya çıkmazken ensardan olanlar teker teker çarpışmaya çıkarak şehid edildiklerinden böyle denmiştir.")

Bu olayda dikkat edilirse yedi sahabi Resulullah (s.a.s.)'a zarar gelmesini önlemek için müşriklerin üzerine atılmış ve geleceği kesin olan bir ölüme kendilerini atarak müşriklerin Resulullah (s.a.s.)'a yaklaşmalarını engellemişlerdir.

Kurtubi, Tefsir'inde bu olaydan, cesaretli bir kimsenin yalnız başına da olsa ölümü göze alarak kalabalık bir düşman grubunun arasına dalıp onlara zarar vermesinin caiz olduğu hükmünü çıkarmıştır.

* Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet edildiğine göre Bedir'de müşrikler Müslümanlara yaklaşınca Resulullah (s.a.s.): "Genişliği göklerle yer kadar olan cennet için kalkın" diye buyurdu. Ensardan Umeyr ibnu'l-Humam: "Genişliği göklerle yer kadar olan bir cennet mi ey Resulullah?" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Evet" dedi. O da: "Tamam, tamam" dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.): "Seni "tamam, tamam" demeye yönelten ne oldu?" diye sordu. O da: "Vallahi, oranın (o cennetin) ehlinden olma arzusundan başka bir şey değil, ey Resulullah!" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Sen oranın ehlindensin!" diye buyurdu. (Umeyr) sonra heybesinden birkaç hurma çıkardı ve onları yemeye başladı. Sonra: "Ben eğer bu hurmaları yiyinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayat olur" dedi ve yanındaki hurmaları attı. Sonra öldürülünceye kadar onlarla çarpıştı." (Bunu Müslim, İmare, 145'te rivayet etmiştir.)

İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde bu hadisle ilgili açıklamasında şöyle der: "Buradan bir kişinin kafirlerin birliklerinin arasına dalmasının ve kendisini şehadete atmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu hareket ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre caizdir ve hiçbir keraheti yoktur."

* Taberi Tefsiri'nde rivayet edildiğine göre Ebu İshak, Bera ibnu Azib (r.a.)'e: "Bir adam yalnız başına düşmandan bin kişilik bir grubun içine dalarsa, Yüce Allah'ın: "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın" derken kastettiği kimselerden olur mu?" diye sordu. Bera (r.a.) da şöyle cevap verdi: "Olmaz. Öldürülünceye kadar çarpışsın. Allah, peygamberine: "Allah yolunda savaş. Sen sadece kendinden sorumlusun." (Nisa, 4/84) diye buyurdu."

Burada Bera (r.a.), söz konusu ayeti fetvasına delil gösterirken şunu demek istemiştir: "Allah, peygamberine: "Sen sadece kendinden sorumlusun" diyerek yalnız başına bile kalsa Allah yolunda çarpışması gerektiğini ona bildirmiştir." Ayrıca rivayetten şunu anlıyoruz: "Bir kişi yalnız başına kalabalık bir düşman grubunun içine daldığında onlarda bir şaşkınlık ve dağınıklık meydana getireceğini, bu arada içlerinden birkaç kişiyi öldürebileceğini ve böylece düşman tarafına zarar verebileceğini ama buna rağmen öldürüleceğini biliyorsa bu eylemi yapabilir." İşte bu bir istişhadi eylem yani şehadeti göze alarak gerçekleştirilen eylemdir. Geçmişte bu tür eylemler bir mücahidin kılıcını alarak düşman kuvvetlerinin arasına dalması suretiyle gerçekleştiriliyordu. Bugün de vücuduna bomba bağlayarak veya arabasına bomba yerleştirerek düşman kuvvetlerinin arasında patlatması suretiyle yapılıyor. Esasta benzerlik, şekilde ise farklılık söz konusu. Şekilde farklılığın kıyasın geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını çünkü çağın şartlarına ve gereklerine göre şekilde farklılık olabileceğini daha önce söylemiştik. Eğer cihad uygulamalarında sadece esasta değil şekilde de aynılık ararsak bugün toplarla, otomatik tüfeklerle ve benzeri savaş aletleriyle cihad etmeyi caiz görmememiz gerekir.

* Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İbnu Hibban ve Hakim'in rivayet ettiğine göre Eslem ibnu Yezid şöyle demiştir: "İstanbul'daydık. Birden karşımıza Bizans kuvvetlerinden büyük bir asker birliği çıktı. Bu arada bir mücahit Bizans güçlerinin arasına daldı. Ta ortalarına kadar girdi. Sonra aralarından sıyrılıp çıktı. İnsanlar bunu görünce: "Subhanallah! Bu adam kendini tehlikeye atıyor" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) şöyle dedi: "Ey insanlar! Siz bu ayeti (yani "kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara, 2/195) ayetini) böyle mi yorumluyorsunuz. Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah İslam'ı kuvvetlendirince ve destekçileri de çoğalınca biz kendi aramızda gizlice: "Mallarımız zayi oldu. Yüce Allah da zaten İslam'a güç kazandırdı. Artık mallarımızın başında durup da onlardan zayi olanları düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savaştan geri kalarak malların başında durup onları düzeltmeye çalışmaktır."

İlim adamları bu rivayetten yola çıkarak bir kişinin öldürüleceğini bilse bile düşman birliklerine zarar vermek için onların saflarına dalmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. İlim adamları bu hadisin şerhinde şöyle demişlerdir: "Şayet bir kişinin hücumu son derece cesaretinden doğuyorsa ve bununla düşmanı korkutacağını yahut Müslümanları düşmanlara karşı teşvik edeceğini veya buna benzer sahih bir maksat umuyorsa bütün alimlerce bunun iyi bir şey olduğu tasrih edilmiştir." (Bkz. Nimeti İslam'ın İslam mecmuası tarafından yapılan baskısına konulan "Cihad bölümü" ilavesi, sh. 948)

* Bir rivayette bildirildiğine göre, Müslümanlar İran tarafına doğru sefere çıktıklarında Müslümanların atları İranlıların fillerinden ürktü. Bunun üzerine Müslümanlardan bir mücahit, çamurdan bir fil yaptı. Sonra kendi atını o file alıştırdı. Daha sonra atıyla İranlıların fillerine doğru saldırıda bulundu. Etrafındakiler: "Onlar seni öldürürler" dediler. O da: "Müslümanlar fetih gerçekleştirecek olduktan sonra benim öldürülmem önemli değil" dedi.

Bu olayda da dikkat edilirse bir mücahit, İslam ordularının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırmak için kendini şehadete atıyor. İşte bu da bir istişhadi eylemdir.

* Yemame olayında, Hanife oğulları kaleye sığınınca Bera ibnu Malik (r.a.) arkadaşlarından kendisini bir tulum içine koyarak kalenin duvarından içeri bırakmalarını istedi. Onlar da öyle yaptılar ve tek başına kalenin içine girip düşman kuvvetleriyle çarpışarak içerden kale kapısını açmayı başardı ve böylece Müslümanlar kaleye girdiler.

Bu olayda da Bera ibnu Malik (r.a.)'in Müslümanların kaleye girmelerini sağlamak için şehadeti göze alarak bir eylem yaptığı görülüyor.

Sireti ve genelde İslam tarihini incelediğimizde bu olayların benzeri birçok şehadet eylemi gerçekleştirildiğini görürüz. Ulubatlı Hasan'ın yaptığı da bir istişhadi eylem değil midir? Ulubatlı Hasan sırf Osmanlı bayrağını düşman surlarına asabilmek için kendini şehadete atmıştır. Onu bu eyleminden dolayı sürekli övgüyle anıyor, yaptığı eylemi büyük bir kahramanlık olarak zikrediyoruz da, Filistinli bir mücahidin daha büyük gayeler için gerçekleştirdiği benzer bir eylem karşısında neden: "Öyle şey mi olur, bu bir intihardır" diyoruz. Lütfen sürekli başkalarını çifte standartçılıkla suçlarken kendi değerlendirmelerimizde aynı hataya düşmeyelim.

Aslında İslam tarihinden, istişhadi eylemlere daha pek çok örnek gösterebiliriz. Ama sözü bu rivayetlerle uzatmak istemiyoruz. Meselenin anlaşılması ve yapılanın delilsiz olmadığının bilinmesi için bu kadarının yeterli olacağını sanıyoruz. Şimdi ilim adamlarının konuyla ilgili görüşlerine ve fetvalarına bakalım:

* İbnu Arabi (Muhyiddin İbnu Arabi değil fıkıh alimi İbnu Arabi) bir kişinin kalabalık bir düşman grubuna saldırıda bulunması hakkında şöyle demiştir: "Bana göre doğru olan bunun caiz olduğudur. Çünkü bunda dört husus vardır: Birincisi: Şehadeti istemek. İkincisi: Düşmana zarar vermek. Üçüncüsü: Müslümanları onlara karşı cesaretlendirmek. Dördüncüsü: Düşmanları moral yönünden zayıflatmak. Çünkü onlar: "Bu bir kişi böyle yaparsa hepsi birden neler yaparlar!" diye düşüneceklerdir."

Bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna saldırıda bulunması demek İbnu Arabi'nin yukarıda zikrettiği gayeleri ve İslam kuvvetlerinin yararına düşman kuvvetlerinin zararına olacak daha başka gayeleri gerçekleştirmek için kendini şehadete atması demektir. Çünkü bir kişinin kalabalık bir gruba saldırıda bulunmasının sonucunun o bir kişinin öldürülmesi olacağı kesindir. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi geçmişte bu tür şehadet eylemlerinin kılıçla gerçekleştirilmesi bugün bombayla veya benzeri şeylerle gerçekleştirilemeyeceğini göstermez.

* Maliki mezhebi alimlerinden Kasım ibnu Muhaymere, Kasım ibnu Muhammed ve daha başka fakihler, Allah için halis niyetle olması ve kişinin kendinde bir güç olduğunu hissetmesi halinde bir kişinin kalabalık bir düşman birliğine saldırmasının sakıncalı olmadığını söylemişlerdir.

* Şevkani de Neylu'l-Evtar'da düşmana esir olmak istemeyen bir Müslümanın öldürülünceye kadar çarpışmasının caiz olduğunu söylemiştir. Bazı ilim adamları da düşmana esir olduğu takdirde kendisine işkence edileceğinden dolayısıyla bu işkence altında Müslümanların sırlarını verebileceğinden endişe duyan bir kişinin kendini ölüme atmasının intihar sayılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu yöndeki fetvalar kişinin kendini ölüme atmasının her zaman intihar hükmünde olmadığını, bu konuda niyet ve gayeye bakılması gerektiğini göstermektedir.

* Ünlü tefsir alimi Cassas'ın Ahkamu'l-Kur'an, C.1, sh. 309'da naklettiğine göre hanefi alimlerinden Muhammed ibnu Hasan eş-Şeybani şöyle demiştir: "Eğer sonuçta kurtulabileceğini veya öldürülse de düşmana zarar verebileceğini tahmin ediyorsa bir kişinin bin kişiye karşı saldırı gerçekleştirmesinde sakınca yoktur... Sonuçta kurtulamayacağını hatta düşmana da bir zarar veremeyeceğini ama Müslümanlara cesaret kazandıracağını, böylece onların kendisini örnek alarak düşman karşısında aynı cesaretle çarpışacaklarını hesap ediyorsa yine de saldırıda bulunmasında bir sakınca yoktur. Allah'ın izniyle bu hareketinden dolayı sevap alacağını umarım."

* Ebu Hamid el-Gazali, İhya'da, bir Müslümanın öldürüleceğini bile bile bir düşman birliğine saldırmasının caiz olduğunda ihtilaf olmadığını bildirmiştir.

* İmam Nevevi de cihad esnasında belli bir gaye için kişinin kendini tehlikeye atmasının caiz olduğunu söylemiştir. Nevevi'nin şehadet eylemleriyle ilgili açıklamasını yukarıda vermiştik.

* Beyhaki de Sünen'inde, Avf ibnu Afra ile Umeyr ibnu Humam'ın Bedir'de, Enes ibnu Nadr'ın Uhud'da ve Bera ibnu Malik'in Yemame'de yaptığı hareketleri delil göstererek bir kimsenin kendini şehadete atmasının veya şehadeti göze alarak bir eylem düzenlemesinin caiz olduğunu bildirmiştir.

* Kurtubi, Tefsir'inde, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) ayetini bir kimsenin düşmana zarar vermek veya Müslümanlara güç kazandırmak amacıyla şehadete atmasının caiz olduğuna delil göstermiştir. (Bkz. Kurtubi Tefsiri, C. 3, sh. 21)

* Maliki alimlerinden Ebu Abdillah Muhammed ibnu Ahmed bir kimsenin kalabalık bir düşman topluluğuna veya saldırgan grubuna yahut isyancılara karşı eylem düzenlemesi hakkında şöyle demiştir: "Saldırıda bulunacağı kimseleri öldürüp de kurtulacağına kanaat ederse bu hareketi yapması iyidir. Öldürüleceğine ancak yine de karşı tarafa zarar vereceğine yahut Müslümanların yararına olacak bir etki yapacağına kanaat ederse o zaman yine caizdir." Ebu Abdillah bu görüşüne Bera ibnu Malik'in Yemame'deki hareketini delil göstermiştir.

* Yine Maliki alimlerinden İbnu Huveyz Mikdad şöyle demiştir: "Bir kişinin bir gruba yahut kalabalık bir asker topluluğuna saldırması konusuna gelince: Bu kişi eğer kendisinin öldürüleceği ama bununla birlikte düşmana zarar verebileceği veya başarılı çarpışma yapabileceği ya da Müslümanların yararına olacak bir etki yapabileceği kanaatini taşıyorsa bu hareketi caiz olur." İbnu Huveyz, bu görüşüne, bizim yukarıda verdiğimiz ve İranlıların fillerine karşı bir Müslüman mücahidin atını alıştırması ve tek başına bir orduya saldırması olayını delil göstermiştir.

Bu aktardıklarımız Allah yolunda, düşmana zarar vermek veya Müslümanların yararına olacak bir etki bırakmak için kendini şehadete atmanın caiz olduğu konusunda söylenenlerin sadece bir kısmı. Sonuç itibariyle, İslam fıkhına göre intihar genellikle, bir insanın dünya sıkıntılarından bıkarak ölümü tercih etmesi ve herhangi bir yolla kendi kendini öldürmesidir. Bir tek ilim adamı bile cihad esnasında düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla kendini ölüme atmanın intihar sayılacağını söylememiştir. Sadece ölümü göze alarak gerçekleştirilecek eylemlerde gözetilmesi gereken birtakım kurallar belirlemişlerdir. Çağımızın ileri gelen alimleri de aynı şeyi vurgulamaktadırlar. İşte Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi'nin konuyla ilgili hutbesinden birkaç cümle: "Ne yazık ki HAMAS'taki kardeşlerimiz yoğun bir baskıya maruz kalınca bütün herkes bıçaklarını onlara doğru çevirdi. Böylece herkes onlara sövmeye, ağır tenkitler ve lanetler yağdırmaya başladı... Böylece suçlular ve terör hamlesi başlatan teröristler topluluğu haline geldiler. Oysa daha düne kadar intifadanın fedaileri, kendilerini şehadete atan büyük kahramanlardı. Bu hareketin geçmişte kahramanca eylemler olarak nitelenen eylemleri nasıl oldu da birden bire "intihar saldırıları" haline geldi? Bunun tek sebebi Arap toplumlarının kafalarının yahudileştirilmesidir. İsrail zihinleri yahudileştirdi. Medya, Rabbimizin merhamet ettiklerinin dışında kalanların kafalarını yahudileştirdi. Rabbimizin koruduklarının -ki onların sayıları da azdır- dışında kalan politikacıları yahudileştirdi. Böylece kahramanları teröristler, onların eylemlerini de cinayet eylemleri olarak adlandırmaya başladık..."

Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi dekanı Prof. Acil Casim en-Neşemi de, Kuveyt'te çıkan el-Kabes gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan konuyla ilgili fetvasında özetle şu bilgileri veriyor: "Üzerine bomba bağlayarak veya arabasına bomba koyarak düşmanların arasına dalan bir genç bu hareketiyle düşman tarafında ölüme yol açmayı ve düşmana herhangi bir şekilde zarar vermeyi amaçlıyorsa bu hareketinden dolayı intihar etmiş sayılamaz. Fakat bunun belli şartları var: Birinci olarak: Bu hareketiyle Allah'ın kelimesini yüceltmeyi (i'layi kelimetillah), Allah yolunda ölümü ve Allah'ın dininin yücelmesini amaçlamış olmalı. İkinci olarak: Düşmana zarar vermek için başka bir seçeneğin bulunmadığı yahut bu seçeneğin diğer seçeneklerden daha çok düşman üzerinde etki yapacağı bilinmeli. Üçüncü olarak: Bu tür bir eylemin fert üzerindeki etkisine değil cemaat üzerindeki etkisine itibar edilmeli, böyle bir eylemin nasıl bir sonuç getireceği cemaat açısından değerlendirilmelidir. Böyle bir eylemin ne gibi sonuçlar getireceği üzerinde araştırma yapılmadan ferdi olarak bu tür bir eyleme girişilmesi ise caiz olmaz." Prof. en-Neşemi bunlara dikkat çektikten sonra ilim adamlarının istişhadi eylemlerin cevazıyla ilgili görüşlerini ve bu konuda dayandıkları delilleri sıralıyor. Biz bunların çoğunu yukarıda verdiğimizden burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Ancak şunu belirtelim ki, en-Neşemi, ilim adamlarının bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna, düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla saldırıda bulunmasının cevazına delil olarak gösterdikleri rivayetlerin Filistin cihadı esnasında gerçekleştirilen istişhadi eylemler için de delil sayılacağını ifade etmektedir.

Ezher Alimleri Cephesi de, Filistinli mücahitlerin eylemlerine yöneltilen tenkitler üzerine yayınladığı fetvada bu eylemlerde şehid olanların şehitlerin üstünleri arasında yer almalarının umulduğunu dile getirdi. Ezher Alimleri Cephesi'nin fetvasında da bizim yukarıda sıraladığımız rivayetler ve görüşler delil olarak gösterilmekte, ardından da şöyle denmektedir: "Bu itibarla, Filistin'de ve daha başka yerlerde, Allah'ın kendi üzerindeki hakkını ve Müslümanların haklarını düşünerek kendilerini ölüme atanlar, Allah'ın izniyle, şehadet sevabından mahrum olmayacaklardır... Filistin toprağı canların ve malların uğrunda feda edilmesine en layık topraklardandır. Dolayısıyla, orası için şehid olanlar inşallah şehitlerin en üstünlerinden olacaklardır. Ahmed ibnu Hanbel, Müsned'inde Ebu Umame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup sürekli hak üzere hareket edecek, düşmanlarına üstün geleceklerdir. Allah'ın emri gelinceye kadar (onların bu cihadları devam eder), kendilerine muhalefet edenlerin muhalefetleri onlara bir zarar vermez." "Onlar nerededirler ey Resulullah?" diye soruldu. O da şöyle buyurdu: "Beyti Makdis'de (Kudüs'te) ve Beyti Makdis'in (Kudüs'ün) çevresindeki bölgelerde."... Burada şunu ifade etmeliyiz ki, gasp edici gaspını sürdürdüğü sürece onun gözetilmesi gereken hiçbir mahremiyeti yoktur. Kanının ve canının da dokunulmazlık hakkı (ismeti) kalmaz."

Prof. Dr. Hemmam Said, Prof. Dr. Yasin Deradine, Prof. Dr. Muhammed Amr, Prof. Salah Abdulfettah el-Halidi, Prof. Dr. Muhammed Uveyde, Prof. Dr. Mahmud Salih Cabir, Prof. Dr. Rasih el-Kurdi gibi tanınmış ilim adamları başta olmak üzere şeriat ilimlerinde otorite sayılan onlarca ilim adamının imzasını taşıyan, "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlıklı bir fetvada da şöyle denmektedir: "İlim adamlarının ileri gelenleri tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında bir kişinin şehid olmayı göze alarak kalabalık bir düşman kitlesine saldırmasının caiz olduğuna ve bu eylemiyle Allah'ın rızasını, düşmana zarar vermeyi gaye edinmesi, niyetini de halis tutması halinde eylem esnasında şehid olmasının saygın bir şehadet olduğuna hükmetmişlerdir." Fetvada daha sonra konuyla ilgili rivayetler ve görüşler naklediliyor. Sonuçta da şu ifadelere yer veriliyor: "Sonuç itibariyle bilinmelidir ki intihar şer'an reddedilen bir harekettir. İntihar, intihar eden kişinin Allah'ın rahmetinden ümit kestiğine, O'nun kaderine rıza göstermediğine, kaza ve imtihanına sabretmediğine delalet eder... Allah'a olan bağlılığı, O'nun dininin yücelmesi, Peygamberinin isra ve mirac

topraklarının işgalden kurtarılması için cihad ettiği, düşmana karşı verdiği cihadda ve düşmana zarar verme konusunda bağlı kalmak zorunda olduğu şeriatın kendini ne ile yükümlü kıldığının bilincinde olduğu bilinen, kendisi Allah'a gönülden boyun eğmiş ve yalnız Allah'ın rızasını gözeterek Müslümanların zaferi için kendini şehadete atan bir genç için aynı şeylerin söylenmesi mümkün müdür? Bu durumdaki kişi Yüce Allah'ın şu ayetinde kastettikleri arasına girer: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) İlim ehli böyle konuşurken ilimden nasipleri olmayanlar ne yazık ki, Filistin'deki fedakar kardeşlerimizin, kutsal Filistin topraklarını siyonizm kirinden temizlemek için cesaretle gerçekleştirdikleri eylemler hakkında ulu orta konuşuyorlar. Düşünmüyorlar ki, İslam adabı insanın bilmeden konuşmamasını, bilmediği bir konuda en azından susmayı tercih etmesini gerektirir. Düşünmüyorlar ki, intihar Allah'ın haram kıldığı bir şeydir ve bu insanlar Allah yolunda canlarını feda ediyorlar. İşin şer'i delillerini bulmadan böyle bir hareketi yapacak, dolayısıyla hem dünya hem de ahiret hayatlarını mahvedecek kadar ***** değiller. Ne yazık ki son zamanlarda, Batı'dan geçme o "bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan ve hiç sevmediğim "ben" merkezli anlayış iyice moda oldu. Artık İslami anlayış sahiplerinin bile çoğunun, bir konuda Allah'ın hükümlerini, ilim ehlinin açıklamalarını araştırma zahmetine katlanmadan: "Bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan uzun yorumlar yaptıklarını görüyor ve ciddi şekilde rahatsız oluyorum. Zaten bu kadar farklı gruplara ayrılmamız da hep böyle "ben" merkezli düşünmemizden ileri gelmiyor mu? Oysa Yüce Allah: "Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (yani ilim sahiplerine) sorun." (Nahl, 16/43) demiyor mu? Ve yine Yüce Allah: "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa, 4/59) diye buyurmuyor mu? Lütfen Allah'ın kitabını ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetini her zaman ölçü ve terazi olarak kabul edelim ve kardeşlerimiz hakkında insaflı olalım. Bilmeden başkalarının oyunlarına alet olmayalım.

mustafa
03.12.2006, 15:44
Harıs kardeş sana göre mehdi Usame ve bazen silahsız insanların ölümü ile sonuçlanan şehadet eylemi doğru.

İslamda intihar edenin hükmünü bilmeyen yoktur. Peki bu eylemin intihardan farkı nedir?.

HARIS
03.12.2006, 15:47
Yukarıdaki İlim Alimlerin İçtihadlarını Oku Sonra İlmin yetiyor ise Münazara edelim İnşaAllah...

mustafa
03.12.2006, 15:48
Yukarıdaki İlim Alimlerin İçtihadlarını Oku Sonra İlmin yetiyor ise Münazara edelim İnşaAllah...

kardeş bi zahmet sen okuduysan anladıklarını yazsam mazur görün göz ağrısı yapıyor.

HARIS
03.12.2006, 15:49
Prof.Dr.Yusuf El-Kardavi

Filistin Halkı ve Zulm Altında kalmış müslüman ülkelerin ,haklarını savunmak adına intihar komandolarıyla karşılık vermeleri ,yani intihar komandosu olmak şeriat-din bakımından meşrumu değil mi?
Kudüs,Telaviv,Askanlan,Irak ta buzamana kadar birçok patlamalar meydana geldi bu patlamalarda bir çok israil vatandaşı öldürüldü.Bu olaylar Şahadet gönüllülerinin yaptıkları operasyonlar sonucunda meydana gelmiştir.Bu olayları Hamas ,El-Kaide gibi direnişçi müslümanlar gerçekleştirmiştir.
İşte bu olayların meydana gelmesinden ve operasyonların gerçekleşmesinden sonra çok fazla sorular gelmeye başladı.Genelde intihar komandosu diye adlandırılan bu tür operasyonlar gerçekten Allah yolunda cihat etme hükmü içinde yer alırmı almazmı?Yaksa terörist bir hareketmi.?
Bu operasyonlarda hayatını kaybedeb intihar komandoları ,şehit olarak değerlendirilebilirler mi?Yoksa bunlar intehirmı etmiş sayılırlar? Çünkü bu kimseler kendi canlarına kendi elleriyle kıyıyorlar veya kendi hayatlarına kendi elleriyle son vermiş oluyorlar.Acaba bu şekilde yapılmış bir eylem ,Kur'an'da yasaklanmış olan "Kendi Elleriyle Kendilerini Tehlikeye" atma hükmünün içinde yer alıyorlar mı?Çünkü yüce Allah Kur-an'da şöyle buyurmaktadır:
"Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın." (2,Bakara ,192)
Burada şunu söylemek isterim :Şurası bilinmelidirki bu operasyonlar,Allah Yolunda yapılan cihat nevilerinin en büyüğü ve üstünüdür.Bu karşı tarafı yani düşmanı korkutma ile alakalı meşru bir ürkütme ve korkutma hareketidir ki, Kur'an buna yüce Allah'ın şu kavliyle işaret buyurmaktadır.
"Ey Müminler! Gücünüz yettiği kadar düşmanlarınıza karşı maddi ve manevi her alanda kuvvet ve Allah yolunda cihad için bağlanıp beslenen atlar/kullanıma hazır,bakımı yapılmış silahlar hazırlayın/stoklayın.Bu hazırlıkla Allah'ın düşmenını ve sizin düşmanınızı ,birde onlar dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği her çağdaki başkaca düşman güçleri korkutup çaydırırsınız."(8,Ebfal 60)
Bu harekete veya bu manadaki operasyona "intihar" adının verilmesi hatalı ve yanlış bir adlandırmadır.Bir saptırmadır.Bu hareket ve operasyon şehit olmak için yapılan bir şahadet kahramanlığıdır.İntihar olaylarından yakından veya uzaktan hiç bir alakası yoktur.Bunu üstlenip yerine getiren kişinin yani şehit düşen kişinin kendiside intihar etmiş olmaktan en uzak olan kimsedir.
Çünkü çünkü intihar eden kimse ,sırf kendi nefsi ve kendi çıkarı adına intihar eder. Oysa bunlar kendileri adına,dinleri,inançları ve ümmetleri adına kendi canlarını feda ediyor.kurban ediyorlar.Bu itibarla bu kimseler intihar edenle aynı şekilde değerlendirilemezler.Çünkü intihar eden kimse, kendi hayatından bıkmış,umudunu kesmiş ve Allah'ın Rahmetinden de umut kesmiş olan kişidir.Şu mücahit olan kimse ,bütünüyle umudunu, Allah'a ve O'nun Rahmet ve Merhametine bağlamış, asla umutsuzluk taşımayan kimsedir.İntehar eden kimse kendini öldürmekle dertlerinden ve tasalarından güya kurtuluyor.Oysa mücahit kişi ise ,Allah'ın düşmanlarına karşı bu yeni silahla karşı koymaktadır.Ki bu savaş türü ,müstekbir yani güçlü ve zalim kuvvetlere karşı,mustazafların-güçsüzlerin ve haksızlığa uğramış kimselerin elinde mukavemet etmek için ellerinde var olan yegane savunma aracıdır.Böyle yapmakla bu şahadet komandoları kendilerini birer canlı bomba haline getirerek Allah'ın ve vatanlarının düşmanı olan kimselere karşı belli yer ve zamanda kendilerini feda ederek düşmana karşı koyabiliyorlar.Bu canlı şahadet bombaları ki ,canlarını Allah'a satmışlar ve düşmanları bu şahadet komandoları karşısında ,artık ne yapacaklarını şaşırır duruma gelmişlerdir.Bu şahadet komandoları başkalarını kollarının arasına alarak ,Allah'tan şehit olmayı isteyen kimselerdir.
Topraklarını -ki bunlar islam toprağıdır-,dinlerini,ırzlarını ve ümmetlerini savunan bu gençler bu davranışlarıyla intihar eden kimseler değiller.Aksine bunlar intihar etmiş olmaktan en uzak olan kimselerdir.Bunlar gerçek manada Şehittirler.Bunlar Allah yolunda canlarını ortaya koyan ve bundan memnun olan kimselerdir.Yeterki niyetleri Allah Rızası için devam etmiş olsun.Yeterki bunu yapmak ve ancak bu şekilde düşmanı korkutmak mecburiyetinde kalmış olsunlar.Çünkü o islam düşmanları kendi güç ve kuvvetlerine güvenerek ,o güce mağrur olarak Müslümanlara karşı meydan okumaktadırlar.Yine bu kendini beğenmiş güç ,dayanışma içinde olduğu diğer güçlerle bu zulmü ve haksızlığı yürütmektedirler.Durum tıpkı çok eskiden Arap bir şaiirn söylediği gibi ;

Eğer kılıçtan sinekten başka yoksa binilecek
Naçar ona biner zavallıcık
Kendilerini inaçları uğruna feda eden şahadet komandoları bu davranışlarıyla ellerinden gelen ve yapabilecekleri başka bir yol olmadığı için bu yolu seçmek zorunda kaldıklarından ,intihar etmiş olmuyorlar.Aynı zamanda bunlar terörist de değiller.Bunlar Şer'i-dini manada bir karşı koymak demek olan bir mukavemet gösteriyorlar.
Çünkü toprakları işgal edilmiş ,hem kendileri hem aileleri buralardan uzaklaştırılarak göçmen ve mülteci konumuna getirilmişlerdir.Hakları ellerinden zorbalıkla alınarak gasb edilmiştir.Gelecekleri karartılmış müsadere altına alınmıştır.Mesele sadece bununla kalmamış ,halen Yahudilerin düşmanlıkları devam etmektedir.Dinleri yani İslam Dinide onlara canlarını ,mallarını ve ırzlarını koruma hakkını vermiştir.Filistin ve İşgal altındaki diğer müslüman halkların yaptığı bundan başka bir şey değildir.Dolayısıyla bu masum ve madur insanların kendi istekleriyle ve seçimleriyle yada rızalarıyla buraları terk etmeleri onlara caiz görülmez.Çünkü bu topraklar sadece onlara ait değil,Darul İslam'a ait topraklardır.
Ayrıca bu kahramanların giriştikleri eylemler ,kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atma hükmü içinde değerlendirilemez ve öyle sayılmaz. Yani kimi basit kimselerin ileri sürdükleri gibi değildir.Aksine bu hareket çok önemli,meşru ve cihad bakımındanda övgüye değer bir harekettir,bir eylemdir.Çünkü bu eylemden amaçlanan şey düşmanı yıldırmak ve sindirmektir,onlara zarar vermektir,onların kimilerini öldürmek suretiyle bertaraf etmektir.Dolayısı ile bu eylemlerle diğer düşman güçlerini korkutmak ve kalplerine korku salmaktır.
Kaldıki İsrail toplumu aslında bütünüyle asker olan,silahlı bir toplumdur.Onların sivilleride askerdir.Onlar yani yahudiler, erkekli ve kadınlı olarak hepsi orduda askerdirler.Gerektiğinde her an sivil olanları hemen silah altına çağırabilirler.Dolayısıyla herhangi bir durumda ,konumda veya operasyonda yahudilerden bir çocuğun veya yaşlı birinin öldürülmesi halinde,aslında bu istenmeden olan birşeydir.Bu olay hata veya yanlışlıkla meydana gelmiştir.Zaten buda savaşın zorunlu sonuçlarından birisidir.Dolayısıyla savaşta bu gibi durumların meydana gelmesi olağandır.Çünkü Zaruretler sakıncaları yani yasak ve haram olan şeyleri ortadan kaldırır,yani mubah kılar.

yenibeyin
04.12.2006, 08:50
Arkadaşlardan allah razı olsun daha önce olayı tam olarak geniş bi şekilde düşünmediğim için olay doğru gibi geliyordu bana ben sadece filistini göz önüne alıp düşünüyordum ve başka çareleri yok diye bakıyordum ama kardeşlerim allah razı olsun olayı genişleterek örnekler verince yanlış düşündüğümü anladım çünkü netice müslüman ölüyor ve müslüman kanı akıtılıyor herkese teşekkürler

HARIS
04.12.2006, 09:00
İslami Hükümlerden bir haber olan ve İslam Coğrafyasındaki Savaş Hızla devam ederken Diğer Müslümanlara da Farz-ı Kifaye olduğunu bilmesine rağmen !

Sadece Şeytan ve Nefsinin Telkiniyle Yanlış-Doğru şeklinde ve Oturduğu yerden konuşanlara edepten suküt ediniz sözümüz bile ağar geldi demek ! Defalarca Hucurat Suresi'ni işaret ettim !

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

HUCURAT 6 - Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.

ISRA 36 - Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.

HARIS
04.12.2006, 09:04
Yanlış Diyenler İyi Dinlesin !

LM4MuYunQeA

adD5X9bRJ5U

HARIS
04.12.2006, 09:05
8oOlc1MY54I

HARIS
04.12.2006, 09:15
YZc5IpMvT1k

EbRu
04.12.2006, 09:45
Bencede yanlış hem islami kötü lanse ediyor.

HARIS
04.12.2006, 10:47
Bu Yorum Yapanlar Nasıl Vebal aldıklarını anlamıyor olmalılar ! Bilmediğinizin Üzerine gitmekten vazgeçin ! Bu Acizane Emri bil Mağruf ve Nehyi Anil Münkerdir... İslam Haksız yere saldırmayı caiz görmez ! Lakin Nefse göre haklı-haksız seçilmez... ! Vukuları İlmi delilleriyle Açıklayamazsanız Allah'a karşı sorumlu olursunuz ! Sizin nefsiniz İslam'ı kötü gösteriyor diye Yanlış diyen zihin İslam'a teslim olmuş anlayış olamaz... ! O zaman Afganistan, Çeçenistan, Irak, Keşmir, Pakistan, Ürdün, Somali, Esaam v.s. bölgelerde Abd-İsrail ve Avaneleri tarafından Katledilen, İşkence gören, Tecavüze Uğrayan Müslümanları yok sayarsınız O zaman bilin ki siz yoksunuz !

HARIS
04.12.2006, 10:50
Abd-İsrail ve Mürtedlerin, Münafıkların Fitnelerini bilmeden Yorum yapmak doğru değildir...

Sadr kenti canavarı yakalandı-Video

http://dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=6207

Sadr kentinde meydana gelen patlamaların ardında kimin olduğu ortaya çıktı.

03/12/2006 - 07:53


Dünya Bülteni Haber Merkezi



23 Kasım Perşembe günü Mukteda Es-Sadr’a bağlı Şiilerin yoğun olarak yaşadığı Sadr kentinde meydana gelen ve yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan patlamaların ardında bir başka Şii grubu çıktı.


Er-Rabıtatu’l-Irakıyye (Irak Birliği) sitesinde yer alan habere göre, patlamanın ardından kentte Abdülaziz El-Hekim’e bağlı Şii Bedir Tugayları’ndan bir kişi yakalandı. Mukteda Es-Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu mensupları tarafından sorgulanan Firas Muhammed Abdüzzehra Er-Rukkabi, Şii olduğunu ve patlayıcıları kendisinin koyduğunu itiraf etti.


Firas Muhammed Abdüzzehra Er-Rukkabi, sorgulamasında patlayıcıları kendisine Sadr kenti yakınlarındaki Er-Reşad mahallesinde oturan Hakem isimli bir Şii’nin verdiğini söyledi.



Er-Rukkabi’nin Mehdi Ordusu üyesi tarafından sorgulanması ve itiraflarıyla ilgili görüntüleri yayınlayan Er-Rabıtatu’l-Irakıyye sitesi, Hakem’in Şii Bedir Tugayları mensubu olduğu nun belirlendiğini ve halen Mehdi Ordusu tarafından aranmakta olduğunu bildirdi.



Er-Rukkabi, sorgulamada patlayıcıları 55 numaralı bölgede pazar yerine nasıl koyduğunu ve karşı caddeye geçip düğmeye bastığı anlattı.



Firas Muhammed Abdüzzehra Er-Rukkabi’nin, sorgulamasının ardından Mehdi Ordusu tarafından idam edildiği bildirildi.


Abdülaziz El-Hekim kimdir ?

http://www.dunyabulteni.net/resimler/haberler/6218.jpg

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=6218

HARIS
04.12.2006, 10:55
Sünni ve Şia savaşı yoktur... ! Batı bu Kaosu istediği için lanse eder... İşgal Güçlerinin Ajanlarının Arap kıyafetleri giymek suretiyle Uzaktan kumandalı Araçlar ile Sünni ve Şia şekline girip birbirlerine Düşman etmek istemetedir... Bunlara Münafıklar ve Mürtedlerde çıkarları için katılınca Olay büyür ! Lakin Şiddet gibi gösterilmek istenen Haklı Direniş çürütülmeye çalışılır Amaç'ta budur ! Abd'yi girdiği Yenilgiden ve Bataklıktan kurtarmak ve İsrail'in Arz-ı Mevud(Vaad edilmiş toprakları) vermektir... Üzücü ki Hucurat Suresi'ni defalarca ifade edilmesine karşı Konudan ve Dünyadan haberi olmayanların Sadece nefsi açıklama yapıp vebal almalarıdır... !

HARIS
04.12.2006, 11:18
d_t7P0WY9BY

D-zA6fzgIAU

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

A'raf-179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.

Necm-11.(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

En'am-104. (Doğrusu) size Rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

Fatir-19. Körle, gören bir olmaz.

Furkan-73. Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar;

Hud-24. Bu iki zümrenin (müminlerle kâfirlerin) durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların hali hiç eşit olur mu? Hâla ibret almıyor musunuz?

isra-72. Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.

Maide-71. Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Neml-81. Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin.

Rum-53. Körleri de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.

Yunus-43. Onlardan sana bakan da vardır. Fakat -hele (gerçeği) göremiyorlarsa- körleri sen mi doğru yola ileteceksin?

insan-24. Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

Tevbe-64. Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.

HARIS
04.12.2006, 12:17
http://tevhidhaber1.sitemynet.com/istishad.jpg

Zeynep Özmen
05.12.2006, 10:19
Harıs kardeşim gözden kaçan bir şey var bu eylemlerde masumlarda ölüyor.

HARIS
06.12.2006, 13:46
Masumların öldüğüne dair İlmi delillerinizi sunun ? İstişadiye Yapan kişi isimle aktarın ! Ayrıca masumların isimlerini de aktarınız ! Yada Deccali Medyalara inanmaya gıybet ve iftiraya devam edin !

XaberDar
06.12.2006, 14:00
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

A'raf-179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.

Necm-11.(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

En'am-104. (Doğrusu) size Rabbiniz tarafından basiretler (idrak kabiliyeti) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.

Fatir-19. Körle, gören bir olmaz.

Furkan-73. Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar;

Hud-24. Bu iki zümrenin (müminlerle kâfirlerin) durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların hali hiç eşit olur mu? Hâla ibret almıyor musunuz?

isra-72. Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.

Maide-71. Bir belâ olmayacak zannettiler de kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine kör ve sağır oldu. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

Neml-81. Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin.

Rum-53. Körleri de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.

Yunus-43. Onlardan sana bakan da vardır. Fakat -hele (gerçeği) göremiyorlarsa- körleri sen mi doğru yola ileteceksin?

insan-24. Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip) sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.

Tevbe-64. Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin müminlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.

Yazdığın bunca ayetten sonra herhalde son olarak yazacağın bize kafirsiniz demek! (töwbe töwbe) En iyisi susmak! Çünkü heybetin bunu gösteriyor. Çok merak ettiğim birşey var sevgili HARIS: Bunca yazı vede videoyu sana KİM VERDİ vede Kimlerlesin yada nereden buluyorsun?

SeNoL
06.12.2006, 15:06
Peygamber efendimiz (s.a.v.) ve ashabının onca savaşa rağmen yapmadığını yapıp bunu güzel doğru bir davranış gibi göstermek kimin haddine.. Sen git kalabalık bir çarşıda bomba patlat sonra orada suçsuz masum insan,çoluk çocuk yok de...neyse konu yeterince tartışılmış zaten...S.A

HARIS
06.12.2006, 20:40
rQkxR2NNJJo

h@myde
06.12.2006, 20:48
zaten doğru bildiğimiz doğru olmayabiliyor

şahsen ben müslüman yapıyosa doğrudur diyordum

yanılıyomuşum

HARIS
06.12.2006, 21:32
20zm7phzkqw

HARIS
08.12.2006, 09:40
kPuxNaaYw_M

MiHRiMaH
08.12.2006, 13:02
Değerli kardeşim... Oradaki zulümler Rabbim korusun bizlerinde başına gelebilirdi veya gelebilir... Ancak herşeyin bir usulü ve adabı olduğu gibi savaşın ve mücadeleninde bir adabı vardır dinimizde!... Oradakiler çaresiz ve zulüm görenler evet... Rabbim yardımcıları olsun!... Yazdığınız ayetlerin asla konuyla alakası yoktur kardeşim... Rastgele yazılar yazmakla ve de galeyana gelmekle ne bir galibiyet elde edilir ne de muaffak olunabilecek bir iş yapılabilir!!!!... Canlı bomba olarak gidenlerin hiçbirnin geri dönemediğini biliyoruz! Öldürdüğü kişi sayısı??? Belki bazen masumlar daha fazla!... Ahirette herşeyin hesabı verilecekken... Ve fakir bir zatın yeni aldığı ipliğin hesabını veremediğini gören Peygamberimiz(s.a.v.) hüznünü de biliyorken... Nereye bu kör gidişat?!?!? Ve herzaman herşeyde ya öyle değilse yi düşünerek temkinli olmak lazım gelmezmi??? Canlı bomba olan kişinin bir ailesi varsa da cabası!!! Kime emanet ediyor karısını, çocuğunu??? Kendi ailesine mi? Eşinin tarafına mı? Yoksa öylece ortada mı bırakıyor şehadet aşkıyla!!!!!!!!!??????? Eşinden ve çocuğundan mesul değilmiydi oysa? Cihadı devlet ilan eder... Bir de tabii cihad dindeki önemli esaslardandır mesela bazı hadisler ve ayetler vardır cihadla alakalı... Ama bunların içerisinde hiç "kendinizi patlatın, kısa yoldan cennetlik olun" diye bir yer yoktur!!! Öyle olsa bizde gidelim hepimiz kendimizi patlatalım o zaman!!!! Oh ne ala memleket hem şehit oluruz hem de dünyada ne mümin kalır ne birşey!!!!! E ne de olsa patlarken yanımızda bir kafir, on mümin de götürüyoruz ya!!!!! Peygamberimizin(s.a.v.) yapmadığı, yaptırmadığı, bahsetmediği, hiçbir alimin kitabında meşru olduğu beyan edilmeyen bir fiile itibar etmek ancak büyük bir gaflet olacaktır... Tabii ki herşeyin en iyisini ve doğrusunu Allah bilir... Ancak temkinli olmak ve yoldan şaşmamak için de akıl verilmiş... Mücadele her daim doğru ve meşru yapıldı bu dinde!!! Yapamıyorsan, buradan yetişemiyorsan da kendini tut, hakiki mümin olmaya gayret et ki ağzın "Allah" desin ki duanda kabul olsun ve herşeye kadir olan Allahımız da belki göklerden yine bir kuş sürüsü göndererek, belki yerlerden insanlar haşrederek, belki de meleklerini yollayarak bu zulümleri kaldırsın onlardan!!! Ve unutmayın "Haşa kuluna zulmetmez Huda'sı, kulun çektiği kendi cezası" dır... Bİzler sadece görünenle muamele ediyoruz!!!!!!!!!!! Bİlmediklerimiz çokken susmak ve de duaya durmak en iyisidir... Allah, zalim ve de adaletsiz değildir haşa!!!!!!!!! Tevekkülü bir yan gelip yatma, bir beyhudelik olarak görmek yerine büyük bir ilim ve de gayret olarak görmeliyiz ki hakiki manaya erişelim!!!!... Öyle haldur huldur heryere dalmakla, saldırmakla, bağırışmakla ne biz ne de karşımızdaki birşey olmaz!... Mümin kimse akl-ı selim istemeli ve de yapabiliyorsa bu zamana göre mücadelesini sürdürmelidir! Bu zaman akıl ve çalışma zamanıdır!!! Uzaydan ordu yönetenleri patlatmaya çalışsanda başaramazsın!... Ama Allah'ın verdiği bu aklı yerinde ve zamanında kullanırsan, maddi manevi gücü veren Allah'ın o verdiği güçle iyi işler yapıp, adaletli ve de merhametli olursan öyle bir kalkınırsın ki, mümini de kalkındırırsın ve o zaman işte cihadın denk boyutuna gelirsin!... Onlarda ışın kılıcı sende tahta bıçakla bu işler çözülmez!!!! Allah tabii ki dilerse herşeyi biranda bizim lehimize de çevirir... Onları da yokeder... Ama hikmetler ve ilahi adaletin tecellisi çok farklıdır işte bu sebeple cennet ve cehennem var ve bu yüzden dinde birçok kavram var! Mümin, kafir, münafık, zındık, mürted, müşrik, sapık, dönme, mezhepsiz, Bİd'at ehli.......................................

Nasıl ki kimin ne olduğunu bilmiyoruz... Kime, neden, ne olduğunu da bilemeyiz... Selametler...

Genç İmam
08.12.2006, 23:29
bence iyi bir çözüm gibi gözüksede alimlerimiz ne buyurursa o doğru olur

HARIS
08.12.2006, 23:57
Filistinlilerin ülkeleri yahudiler tarafından, güç ve şiddetin her çeşidi kullanılarak işgal edilmiştir, işgal edilmeyen yerlerde de Filistinlilerin devlet kurmalarına, hak ve özgürlüklerden yararlanarak yaşamalarına ve gelişmelerine engel olunmuştur. İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı şiddet tam anlamıyla bir "devlet terörü"dür. Müslüman ve gayr-i müslim halklar tarafından -gösteriş ve slogandan ibaret olan desteklemeler dışında- Filistinliler yalnız bırakılmışlardır. Bu durumda onların önünde iki yol kalmıştır: Ya birer birer ve gurup gurup imha edilmelerini beklemek, yahut da güçleri neye yetiyorsa onu kullanarak ve yaparak kendilerini (canların, mallarını, yurtların, nesillerini, dinlerini, akıllarını, ahlaklarını...) korumak. Böyle bir durum karşısında kalan fertlerin ve gurupların, kendilerini korumak, savunmak ve zulmü ortadan kaldırmak amacıyla yapabilecekleri ve amaca ulaşmada yarar sağlayacağı sanılan her şey "meşru savunma hakkı"nı kullanma çerçevesine girer ve terör olarak değerlendirilemez; tam aksine bunlar, teröre maruz kalmış insanların kurtuluş için başvurduklar zorunlu (başka çaresi, seçeneği olmayan) eylemlerden ibarettir. Fıkıhta (İslam Hukukunda) bu eylemlerin meşru olmasının dayanağı "zaruret" ilkesidir. Zaruretler, bazı yasaklar ortadan kaldırır.
http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00230.htm

HARIS
09.12.2006, 00:09
d_t7P0WY9BY

09 Eylül 2005
Yok "intihar komandosu", yok "intihar eylemi", vesaire...
Filistin'deki İstişhad operasyonları ve o operasyonların müsteşhidleri için
Türkiye medyası bu türden nitelemeler kullanıyor.
Sadece malum medya değil, onun dışındaki duyarlı medyada da bu türden yanlış
anlamaya açık bir dil sorunu yaşanıyor. Bu en azından istişhad
operasyonlarında hayatlarını feda eden Filistinlilerin hatırasına
hakarettir.
Çünkü bu gençlerin hemene hepsi de "intihar"ın haram olduğuna inanan,
islam'ın temel esaslarını bilen, bu haberleri çala kalem yazanları İslami
bilgi açısından ceplerinden çıkaracak kadar iyi bir donanıma sahip olan
gençler...
Onların İslami bilgi dağarcığı konusunda bir fikir verir diye söyleyeyim:
İlkokul mezunu bir Filistinli'nin Kur'an'î bilgisi, Türkiye'deki vasat bir
imamın fersah fersah ötesindedir. Yine aynı kişi, daha çocuk yaşta, asgari
300 hadislik bir dağarcığa sahip olur. Bu aldıkları eğitimin doğal
sonucudur.
Peki, bütün bunlara rağmen, hayatlarını imanlarına şahit kılmak için çok az
insanın becerebileceği bir fedakarlık sergileyen bu gençlere "intihar
komandosu" olarak nitelemek, en azından onların inançlarına "Fransız kalmak"
olmaz mı?
Bir kere onlar, topraklarını işgal eden, canlarına kasteden, mallarına ve
kutsal tüm değerlerine tecavüz eden saldırgan ve zalim bir güce karşı
mazlumiyeti, mağduriyeti, hakkı ve fedakarlığı temsil ediyorlar...
Onlara dil uzatanlara sorulacak tek soru var:
"Siz hiç öldünüz mü?.."
Türk-Yunan savaşında düşman cephaneliğine gizlice dalıp havaya uçuran ve bu
arada kendi canını da feda eden Küçük Ali'lerin, Zeyno'ların yaptığı neydi?
Onlara "intihar ettiler" diyebilir miyiz?
İstişhad, "şehadete davetiye çıkarmak", "kendi kendini şehid etmek" anlamına
gelir. Yani "şahid olacağını bile bile, ölüme gitmektir".
İntihar İslam'da cezayı, şehadet ise ödülü getiren bir eylemdir. İstişhad
ise, ödülü getiren şehadet eyleminin, en zor olanıdır.
Peki, mukaddeslerini canları pahasına savunan Filistinli gençlerin bu
eylemlerini, şu ayetle nasıl telif edebiliriz
"Kendi kendinizi öz ellerinizle tehlikeye atmayınız." (2.195)
Bu ayet, daha o zamandan yanlış anlaşılmış ayetlerden biridir.
Bu ayetin tefsiri sadedinde Tirmizi ve Ebu Davud'un naklettikleri şu olaya
bakın:
Emevi hanedanı döneminde Abdurrahman b. Velid komutasında bir islam ordusu
Konstantiniyye (İstanbul) üzerine bir sefer düzenledi. Sahabeden hayatta
olanlar ve onlardan biri olan Ebu Eyyüb el-Ensari de ordudaydı. İşte bu
savaş sırasında müslüman ordusundan bir kahraman kaleye sırtını dayamış olan
Rum ordusuna karşı tek başına taarruza geçti. Bu sonucu mutlak ölüm olan bir
saldırıydı. Ve tabi ki o zat şehid oldu. Bu durumu gören müslümanlar
içerisinden kimileri bu ayeti okuyarak "Vah vah! Kendisini elleriyle
tehlikeye attı!" dediler. Orada olan Ebu Eyyub el-Ensari, bu yanlışa anında
müdahale ederek dedi ki: "Ey müslümanlar, bu ayet biz Ensar hakkında indi.
Allah, Rasulüne fethi ve zaferi ihsan ettiği zaman, biz artık işimize
gücümüze bakıp, malımız melalimizle uğraşalım demiştik. Allah işte o zaman
bu ayeti indirdi. "kendini tehlikeye atmak" demek, mal sevdasıyla
cihadı/mücadeleyi terk etmektir." (Tüm tefsirler)
Bizans surları önünde kendini feda eden ilk nesle mensup o müslümanla,
İstişhad operasyonlarında can veren Filistinli gençler arasında hiçbir fark
yok.

Mustafa İslamoğlu

HARIS
09.12.2006, 00:20
Hadis No : 5007
Ravi: İbnu Ömer
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!" diyecek."

Kaynak: Buhari, Cihad 94, Menakıb 25; Müslim, Fiten 79, (2921); Tirmizi, Fiten 56, (2237)

Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu savaşta müslümanlar Yahudileri öldürürler. Hatta bir Yahudî taşın, ağacın arkasına gizlenir. Bunun üzerine o taş, o ağaç, “Ey müslüman, Ey Allah’ın kulu! İşte arkamda bir Yahudi. Gel, onu öldür” der. Yalnızca garkad bir şey söylemez. Zira o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”2

Kaynakları

Hadis-i şerif, “muttefakun aleyh” yani Buhârî(v. 256) ve Müslim’in (v. 261) Sahih’lerinde bulunan bir rivâyettir. Ayrıca Abdurrezzak b. Hemmam’ın (v. 211) el-Musannef’i,3 Ahmed b. Hanbel’in (v. 241) Müsned’i,4 Tirmizî’nin (v. 279) Câmi’i5, İbn Hıbbân’ın (v. 354) Sahih’i6, Taberâni’nin(v.360) el-Mu’cemü’l-evsat’ı7 gibi tasnif devri hadis kaynaklarında ya aynen ya da sonucu değiştirmeyen ve fakat hadisteki asıl mesajın anlaşılmasını kolaylaştırıcı biraz farklı ifadelerle yer almaktadır. Ayrıca pek tabiî olarak, bu kaynaklardan seçmelerle gerçekleştirilmiş olan el-Beğavî’nin (v. 516) Mesâbihü’s-sünne’si,8 ve Şerhu’s-sünne’si9, en-Nevevî’nin (v. 676) Riyâzü’s-sâlihin’i,10 M. Ali Nasıf’ın, et-Tâcü’l-câmi’i11 gibi sonraki dönem ve çağdaş hadis kitaplarında da hadisimiz yerini almış bulunmaktadır.

477/1. Kıyamet kopmaz, siz yahudilerle harp etmedikçe... Hatta taşlar bile, "Ey müslüman şu benim arkamdaki yahudidir, onu öldür." diye arkasındaki yahudiyi haber verir.

Hz. Ebû Hüreyre RA


256/6. Yahudilerle mukatele eder ve onlara musallat olursunuz. Öyle durum olur ki, onlardan biri bir taşın arkasına gizlendiğinde, taş şöyle der: "Ey Allah'ın kulu, şu arkamdaki yahudidir. Onu öldür!"

Hz. İbn-i Ömer RA


19mpJRq11Hg

HARIS
09.12.2006, 00:44
O günlerde araları bozuk olan müminler Deccalin hedefi olmaktan kurtulamazlar. (Hakim, Müstedrek, 4:529-530; Mehdi ve Deccal, s. 93)

“Deccal, Beytül Makdis’de müminleri muhasara altına alır ve onlara (müminlere) öylesine şiddetli bir açlık icabet eder ki açlıktan yaylarının kirişini bile yemek zorunda kalırlar.
Onlar bu halde iken, âniden karanlığın içinden bir ses işitirler ve: ‘Bu tok bir adamın sesidir!’ derler. Bir de bakarlar ki o, İsa bin Meryem’dir. Namaza kalkarlar, müslümanların imamı Mehdi geri çekilir. Bunun üzerine İsa bin Meryem; ‘Geç öne namaz senin için ikâme olundu!’ der. Mehdi de onlara namaz kıldırır ve bundan sonra İsa Aleyhisselâm imam olur.” (İmam-ı Suyûtî)

HARIS
09.12.2006, 00:50
"İsrail'i Asla Tanımayacağız"


Filistin Başbakanı İsmail Haniye, İsrail'i asla tanımayacaklarını, Kudüs'ü kurtarmak için de mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=6357

OFuJL8PsDaM

HARIS
09.12.2006, 01:11
İntihar Terorizminin Mantığı-R.Pape

Açık Gazete
Sharm al-Sheikh
27/07/2005

"Bu, köktencilik değil işgalin sonucu."

TAC: Amerikan seçimleri sırasında Bush'un politikalarını destekleyenler tarafından ileri sürülmüş bir iddia vardı. Teroristlerle burada savaşmamak için orada savaşmamız gerekiyor diyorlardı. Oysa, bulgularınız bu iddiaların tam aksini gösteriyor.
RP: İntihar terorizmi temelde İslamî köktenciliğe değil de yabancı işgaline bir cevapsa, oradaki Müslüman toplumları dönüştürmek için kullandığımız ağır askerî güç -tabii eğer dönüştürülebilirlerse- sadece bize karşı düzenlenen intihar saldırılarını artırmaya yarıyor gibi görünüyor.

1990'dan itibaren Birleşik Devletler (ABD) onbinlerce askerini Arabistan Yarımadası'nda konuşlandırıldı. Bu, Usame Bin Ladin ve El Kaide'nin seferberlik için temel çekim noktası oldu. Onların bize orada saldırmalarının daha iyi olduğu önermesini ileri süren insanlar, şunu gözden kaçırıyorlar: İntihar terorizmi tüm dünyada sayıları birkaç yüz kadar olan köktendincinin buna talip olduğu, kısıtlı insan kaynağına sahip bir olgu değil. Bu, talebe dayalı, itici gücünü talebin oluşturduğu bir fenomen.
Yani, teroristlerin anavatan olarak gördükleri topraklarda yabancı güçlerin varlığıyla harekete geçen bir süreç. Irak'taki operasyon, intihar terorizmini kışkırttı ve ona yeni bir yaşam kaynağı sağladı.

TAC: Irak'ın işgalinden biraz geriye, 11 Eylül saldırılarına dönecek olursak, Usame Bin Laden ve El Kaide'nin yaptığı ajitasyon ve propagandanın insanları çeken yönü neydi?
RP: Usame Bin Laden'in konuşma ve vaazları 40, 50 sayfa uzunluğunda olur.
Hepsinin girişinde de Arabistan Yarımadası'na savaşmak üzere gelmiş onbinlerce Amerikan askeri bulunduğunun altı kalın kalın çizilir.

Bin Laden 1996'da ABD'nin büyük bir planı olduğunu söylemeye başladı. Buna göre, Amerikalılar, savaş güçleriyle Irak'ı fethedecek, ülkeyi 3 parçaya ayırıp birini İsrail'e verecek, böylece İsrail topraklarını genişletecek, ardından aynı plan Suudi Arabistan'da uygulanacaktı. Gördüğünüz üzere, biz de onun öngörülerini yerine getiriyoruz ve bu durum, onun davasını yayma amacına muazzam fayda sağlıyor.

http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=27841

eaUkfaAwWI8

mustafa
09.12.2006, 15:51
Yani Haris kardeş alladın pulladın intihar etmeyi helal ettin. hem bu usame nin konu ile alakası nedir çözemedim.

MiHRiMaH
09.12.2006, 20:32
Hiçbir zaman, hiçbirşey, """biz onu yapıyoruz""" diye, """biz istiyoruz""" diye helal kılınamaz!!!!!!!!!! Haşa, sen, Allah'ın takdirinden hesap mı soruyorsun kardeş?!? Bana bir tane asr-ı saadet canlı bombası ismi ver!!!! Yok!... "Zaman değişti, şindi bu lazım" mı diyorsun?!?!?! O zaman tüm kapalılar açılsın, birsürü haram ve günah değişsin, zamana uyalım!!!!!!!!!!!! Estağfurullah... Kardeşim, sen neyi savunduğunu dahi bilmiyorsun bence! Yazdığın ayetler, hadisler ne zaman, ne için indirilmiş biliyormusun?!?!?! Lütfen ya... Bakınız böyle kolay fetva vermeyelim!!!!! Böyle kolay dini konularda ahkam kesmeyelim lütfen!!!! Kur'an ayetlerini kendi kafamıza göre yorumlarsak, çıkamayız işin içinden!!!!!! Uyarıyorum son kez burdan sizi kardeşim... Artık bu konuda yazmayacağım... Olur ya bende yanlış bir ifade kullanırım, Allah korusun...

HARIS
10.12.2006, 00:25
Baştan Sona Okuyun, izleyin ! İlmi Delilleri İnceleyin ! Daha sonra Nefislerinizle Konuştuğunuzu fark edin ! İslam Fıkhında Zaruret İlkesi Vardır ! Düşman Maslahatına Zarar vermek için Kendini feda etmedir İstişadiye ! Şekil farkı Kıyası geçersiz kılmaz ! EĞER ÖYLE OLSA İDİ SİLAH YERİNE KILIÇLA SAVAŞMAK ZORUNDA KALIRDIK ! Yusuf El Karadavi, Mustafa İslamoğlu ve Hayrettin Karaman ve Diğer verdiğimiz Profosörler'den daha iyi bildiğini iddia eden var ise Buyursun Yok ise Edep Susmaktır !

MiHRiMaH
10.12.2006, 16:18
Cihadında bir uslubu vardır... Kılıçla savaşmak örneğiniz çok manasız ve yersizdir... Doğru konuşulacak birşey yok... Söylememiz gerekeni söyledik... Selametler.......

HARIS
13.12.2006, 09:11
uictgw73MVQ

HARIS
13.12.2006, 09:28
Savaşacak Silahlarımız Taşlarımızdır... Ona da Caiz değil demessiniz ! Doğru Ya İstişadiye Caiz değildir diyenler Acaba Kendilerine Vacip Olanı Bilirler mi ?

Bir Mu'min Grup Acı İçersinde Katledilip Öldürülüyor, Tecavüze Uğruyorsa O Mu'minleri Silahlandırmak Diğer Muslimanlara Vacip olur ! Hem Silahlandırmayacaksın ! Hem Ayeti Kaale Almayacaksın ! Hem Zaruretten İçtihad eden Alimlere Dil Uzatacaksın ! Birde Fıkıhsız İslam Bilgisi ile İstişadiyeye Laf uzatacaksın ! Ahir Zamanda Sabır ! Başka Söz yok ! Göz Kulak Vebal Olacaktır Zaten !

Vaciplik Ayeti ;

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

ENFAL 72 - Gerçekten de iman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad veren, onları barındırıp yardım edenler, işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İman ettiği halde henüz hicret etmemiş olanlar, hicret edinceye kadar onlar üzerinde herhangi bir velayet hakkınız yoktur. Bununla beraber dinde sizden yardım isterlerse, sizinle arasında antlaşma bulunanlar aleyhine bir durum olmadıkça, onlara yardım etmeniz de üzerinize borçtur. Allah bütün yaptıklarınızı görüp duruyor.

ONLARA YARDIM ETMENİZ ÜZERİNİZE BORÇTUR ! ALLAH C.C. HER SÖZÜ İŞİTİR...!

HARIS
13.12.2006, 09:49
Abc5gSudWFk

HARIS
13.12.2006, 10:58
Cihad Sadece İstişadiye'den ibaret değildir... O Büyük Zarurettendir... Ayrıca Silahlı Cihad İslami Hükümlere Göre Devam etmektedir... !

http://www.youtube.com/v/rvhgBDVVRpM

kul emir
13.12.2006, 11:35
arkadaşlar içinde bulunduğunuz durumla karıştırmayın lütfen şöyle düşünün çaresizlik içerisindesiniz yapacağınız fazla bir şey yok birde şu var o insan kendini yok etmek içinmi yoksa düşmana zarar vermek içinmi yapıyor lütfen biraz daha objektif bakalım

fisebilillah
08.01.2007, 18:19
Selamun Aleykum Ve Rahmetullahİ Ve Berekatuh
Allah Senden Razi Olsun Harİs KardeŞİm....sen Elİnden Gelenİ YapmiŞsin GetİrebİleceĞİn TÜm İlmİ Delİllerİ GetİrmİŞsİn..nefsİmİzle KonuŞmaktan Allah Subhanehuya SiĞiniriz...
Bİr KardeŞ Nasil Bu Kadar Rahat Fetva Verİyor DemİŞ...bende Derİm Kİ Sİz Öncelİkle Bİr Okuyun KardeŞİn Yazdiklarini Sonra Bu Yorumu Yapin Kİ Haksiz Yere Bİr MÜslÜmani SuÇlamayin......
KardeŞ Kendİ Fİkrİnden Zİyade EĞer Yazilari OkumuŞ Olsaydiniz En Azindan Üstten Bİr GÖz Gezdİrseydİnİz Alİmlerİn Verdİklerİ Fetvalari YazmiŞ....
Ve DemİŞkİ Yİne Bİr MÜslÜman KardeŞİm; Asri Saadetten Bİr İntİhar Eylemcİsİ(abİ Ve Ablalarim Benİ Affetsİn Mecburen Bu Tabİrİ Kullandim İstİŞhadİ Eylem Elhamdulİllahj) İsmİ Verİn.....Şİmdİ Onlar DÜŞmana Zarar Vermek İÇİn Yaptiklarei Bu Şeylere İntİhar Eylemİ Demedİklerİnden Dolayi Örnek VeremİyeceĞİm....
Fakat Alİmler Kiyas Yoluyla Asri Saaddetten Örnekler VermİŞ Ve Şuan YaĞilan İstİŞhadİ Eylemlerİn MeŞru Olduklari Fetvasioni VermİŞtİrler..... Ancak Bİr KİŞİ DÜŞman TopluluĞuna Zarar Veremeycekse BÖyle BİrŞey Yapmaasi YanliŞtir DemİŞtİrler...

TÜm Bunlar KardeŞİn VerdİĞİd Yazilarda AÇiiklanmiŞti Zahmet Edİp Okursaniz Bİr Çok MÜslÜmanin YaptiĞi Kafİrler Tarafindan İntİhar Dİye Kabul Edİlen SÖzÜ Sİzde SÖylemezsİnİz.ve Zan Yapip YanliŞa İnŞ.dÜŞmezsİnİz....(hepİmİxz)
Allah Bİze Hakki Hak Gİbİ GÖsterİp Hak Yolda Olmayi,batili Batil Gİbİ GÖsterİp Ondan UzaklaŞmayi Nasİb Etsİn.... Amİn..
Allah Bİzİ Affetsİn..
Selametle

Selamun Aleykum..

MiHRiMaH
09.01.2007, 14:18
Anlayışlar ve kabuller farklıdır... Yazdıklarım benim düşüncelerimdir... Ben neticede aciz bir kulum... Bir bildiğim, Rabbim tektir ve ona iman etmek bize bir nimettir... Rabbim yolundan ayırmasın... Üzülmeyin, kızmayın, yılmayın... Ne siz bizim yazdıklarımızla yargılanacaksınız, ne biz sizin yaptıklarınızla... Burada görüşler paylaşılır... Bu eylemi gerçekleştirenlere aleni bir hüküm vermek bizim elimizde değildir... En iyi ve doğruyu Allah bilir... Eğer bu eylemi tasdikleyen kardeşleri kırdıysam özür dilerim... Neticede benim yapabileceğim birşey değil bu ve bildiğim kadarıyla da doğru değil dedim, Rabbimde, o hallere ve beterine de düşürmesin... İlmi noktada ise hiçbirimiz alim de değiliz veli de bu sebeple kendimize göre de hüküm veremeyiz... Yazılarımda yine hükümler verdimse de bunlardan vazgeçtim ki Rabbim affetsin... Her halimizi Rabbim en iyi bilendir... Bİz de sorup soruşturup, araştırıp buluyoruz ilmi... İlim öğrenmek ve uygulamak nasib olsun cümlemize... Selametle...

fisebilillah
09.01.2007, 21:00
allah Razi Olsun KardeŞİm.....allah Bİzlerİ Faydasiz İlİmden Sakionsin..

KÖRDÜĞÜM
14.01.2007, 16:47
Harıs kardeş Allah senden razı olsun.
Bu konuda emin olamadığım yerler vardı.
Bunları çok güzel açıklamışsın, akli değil nakli deliller sunmuşsun.

islambuli_el_se
26.07.2007, 11:39
şehadet eylemi caizdir.

fetvayı bir çok alim vermiştir.

işte bazıları====

ehli şiadan====MUHAMMET HÜSEYİN FADLULLAH

ehli sünnetten =====ŞEYH AHMET YASİN VE ŞEYH KARDAVİ,

ŞEYH ABDULLAH AZZAM

VE İSİMLERİNİ ANAMAYACAĞIM NİCE ALİMLER.


ALLAH CC HEPSİNDEN RAZI OLSUN.

çeçenfedai
26.07.2007, 12:38
Yok "intihar komandosu", yok "intihar eylemi", vesaire...
Filistin'deki İstişhad operasyonları ve o operasyonların müsteşhidleri için Türkiye medyası bu türden nitelemeler kullanıyor.
Sadece malum medya değil, onun dışındaki duyarlı medyada da bu türden yanlış anlamaya açık bir dil sorunu yaşanıyor. Bu en azından istişhad operasyonlarında hayatlarını feda eden Filistinlilerin hatırasına hakarettir.
Çünkü bu gençlerin hemene hepsi de "intihar"ın haram olduğuna inanan, islam'ın temel esaslarını bilen, bu haberleri çala kalem yazanları İslami bilgi açısından ceplerinden çıkaracak kadar iyi bir donanıma sahip olan gençler...
Onların İslami bilgi dağarcığı konusunda bir fikir verir diye söyleyeyim: İlkokul mezunu bir Filistinli'nin Kur'an'î bilgisi, Türkiye'deki vasat bir imamın fersah fersah ötesindedir. Yine aynı kişi, daha çocuk yaşta, asgari 300 hadislik bir dağarcığa sahip olur. Bu aldıkları eğitimin doğal sonucudur.
Peki, bütün bunlara rağmen, hayatlarını imanlarına şahit kılmak için çok az insanın becerebileceği bir fedakarlık sergileyen bu gençlere "intihar komandosu" olarak nitelemek, en azından onların inançlarına "Fransız kalmak" olmaz mı?
Bir kere onlar, topraklarını işgal eden, canlarına kasteden, mallarına ve kutsal tüm değerlerine tecavüz eden saldırgan ve zalim bir güce karşı mazlumiyeti, mağduriyeti, hakkı ve fedakarlığı temsil ediyorlar...
Onlara dil uzatanlara sorulacak tek soru var:
"Siz hiç öldünüz mü?.."
Türk-Yunan savaşında düşman cephaneliğine gizlice dalıp havaya uçuran ve bu arada kendi canını da feda eden Küçük Ali'lerin, Zeyno'ların yaptığı neydi? Onlara "intihar ettiler" diyebilir miyiz?
İstişhad, "şehadete davetiye çıkarmak", "kendi kendini şehid etmek" anlamına gelir. Yani "şahid olacağını bile bile, ölüme gitmektir".
İntihar İslam'da cezayı, şehadet ise ödülü getiren bir eylemdir. İstişhad ise, ödülü getiren şehadet eyleminin, en zor olanıdır.
Peki, mukaddeslerini canları pahasına savunan Filistinli gençlerin bu eylemlerini, şu ayetle nasıl telif edebiliriz
"Kendi kendinizi öz ellerinizle tehlikeye atmayınız." (2.195)
Bu ayet, daha o zamandan yanlış anlaşılmış ayetlerden biridir.
Bu ayetin tefsiri sadedinde Tirmizi ve Ebu Davud'un naklettikleri şu olaya bakın:
Emevi hanedanı döneminde Abdurrahman b. Velid komutasında bir islam ordusu Konstantiniyye (İstanbul) üzerine bir sefer düzenledi. Sahabeden hayatta olanlar ve onlardan biri olan Ebu Eyyüb el-Ensari de ordudaydı. İşte bu savaş sırasında müslüman ordusundan bir kahraman kaleye sırtını dayamış olan Rum ordusuna karşı tek başına taarruza geçti. Bu sonucu mutlak ölüm olan bir saldırıydı. Ve tabi ki o zat şehid oldu. Bu durumu gören müslümanlar içerisinden kimileri bu ayeti okuyarak "Vah vah! Kendisini elleriyle tehlikeye attı!" dediler. Orada olan Ebu Eyyub el-Ensari, bu yanlışa anında müdahale ederek dedi ki: "Ey müslümanlar, bu ayet biz Ensar hakkında indi. Allah, Rasulüne fethi ve zaferi ihsan ettiği zaman, biz artık işimize gücümüze bakıp, malımız melalimizle uğraşalım demiştik. Allah işte o zaman bu ayeti indirdi. "kendini tehlikeye atmak" demek, mal sevdasıyla cihadı/mücadeleyi terk etmektir." (Tüm tefsirler)
Bizans surları önünde kendini feda eden ilk nesle mensup o müslümanla, İstişhad operasyonlarında can veren Filistinli gençler arasında hiçbir fark yok.

Mustafa İslamoğlu

islambuli_el_se
26.07.2007, 12:58
Yok "intihar komandosu", yok "intihar eylemi", vesaire...
Filistin'deki İstişhad operasyonları ve o operasyonların müsteşhidleri için Türkiye medyası bu türden nitelemeler kullanıyor.
Sadece malum medya değil, onun dışındaki duyarlı medyada da bu türden yanlış anlamaya açık bir dil sorunu yaşanıyor. Bu en azından istişhad operasyonlarında hayatlarını feda eden Filistinlilerin hatırasına hakarettir.
Çünkü bu gençlerin hemene hepsi de "intihar"ın haram olduğuna inanan, islam'ın temel esaslarını bilen, bu haberleri çala kalem yazanları İslami bilgi açısından ceplerinden çıkaracak kadar iyi bir donanıma sahip olan gençler...
Onların İslami bilgi dağarcığı konusunda bir fikir verir diye söyleyeyim: İlkokul mezunu bir Filistinli'nin Kur'an'î bilgisi, Türkiye'deki vasat bir imamın fersah fersah ötesindedir. Yine aynı kişi, daha çocuk yaşta, asgari 300 hadislik bir dağarcığa sahip olur. Bu aldıkları eğitimin doğal sonucudur.
Peki, bütün bunlara rağmen, hayatlarını imanlarına şahit kılmak için çok az insanın becerebileceği bir fedakarlık sergileyen bu gençlere "intihar komandosu" olarak nitelemek, en azından onların inançlarına "Fransız kalmak" olmaz mı?
Bir kere onlar, topraklarını işgal eden, canlarına kasteden, mallarına ve kutsal tüm değerlerine tecavüz eden saldırgan ve zalim bir güce karşı mazlumiyeti, mağduriyeti, hakkı ve fedakarlığı temsil ediyorlar...
Onlara dil uzatanlara sorulacak tek soru var:
"Siz hiç öldünüz mü?.."
Türk-Yunan savaşında düşman cephaneliğine gizlice dalıp havaya uçuran ve bu arada kendi canını da feda eden Küçük Ali'lerin, Zeyno'ların yaptığı neydi? Onlara "intihar ettiler" diyebilir miyiz?
İstişhad, "şehadete davetiye çıkarmak", "kendi kendini şehid etmek" anlamına gelir. Yani "şahid olacağını bile bile, ölüme gitmektir".
İntihar İslam'da cezayı, şehadet ise ödülü getiren bir eylemdir. İstişhad ise, ödülü getiren şehadet eyleminin, en zor olanıdır.
Peki, mukaddeslerini canları pahasına savunan Filistinli gençlerin bu eylemlerini, şu ayetle nasıl telif edebiliriz
"Kendi kendinizi öz ellerinizle tehlikeye atmayınız." (2.195)
Bu ayet, daha o zamandan yanlış anlaşılmış ayetlerden biridir.
Bu ayetin tefsiri sadedinde Tirmizi ve Ebu Davud'un naklettikleri şu olaya bakın:
Emevi hanedanı döneminde Abdurrahman b. Velid komutasında bir islam ordusu Konstantiniyye (İstanbul) üzerine bir sefer düzenledi. Sahabeden hayatta olanlar ve onlardan biri olan Ebu Eyyüb el-Ensari de ordudaydı. İşte bu savaş sırasında müslüman ordusundan bir kahraman kaleye sırtını dayamış olan Rum ordusuna karşı tek başına taarruza geçti. Bu sonucu mutlak ölüm olan bir saldırıydı. Ve tabi ki o zat şehid oldu. Bu durumu gören müslümanlar içerisinden kimileri bu ayeti okuyarak "Vah vah! Kendisini elleriyle tehlikeye attı!" dediler. Orada olan Ebu Eyyub el-Ensari, bu yanlışa anında müdahale ederek dedi ki: "Ey müslümanlar, bu ayet biz Ensar hakkında indi. Allah, Rasulüne fethi ve zaferi ihsan ettiği zaman, biz artık işimize gücümüze bakıp, malımız melalimizle uğraşalım demiştik. Allah işte o zaman bu ayeti indirdi. "kendini tehlikeye atmak" demek, mal sevdasıyla cihadı/mücadeleyi terk etmektir." (Tüm tefsirler)
Bizans surları önünde kendini feda eden ilk nesle mensup o müslümanla, İstişhad operasyonlarında can veren Filistinli gençler arasında hiçbir fark yok.

Mustafa İslamoğlu







mustafa hocayı tebrik ediyorum.

korkulan doğruları söylemiş.

ayşe_fakirullah
26.07.2007, 13:39
ebu hureyre radiyallahü anh'dan rivayyet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v) buyurduki;Allah (c.c) kendi yolunda cihada çıkan kimseye;onu evinden çıkaran şey yalnız bana iman ve peygamberlerimi tasdik ise,nail olduğu ecir ve ganimetle (salimen yurduna geri getireyim yahut cennete girdireyim" diye kefil olmuştur.Ümmetime meşakat verecek olmasaydım,hiçbir cihad birliğine iştirak etmekten geri kalmazdım.YEMİN OLSUN Kİ ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLÜP DİRİLTİLMEMİ,ONDAN SONRA ÖLÜDÜRÜLÜP DİRİLTİLMEMİ,ONDAN SONRA ÖLDÜRÜLMEMİ NEKADAR İSTERDİM!-Hadis-i şerif
cihada çıkmak farzı kifayedir.Harb meydanlarında ölmeyi temenni etmekte caizdir.
MEVLA TEALA CENNET EHLİNE BÜTÜN DÜNYAYI SİZE VEREYİM DÖNERMİSİNİZ?DİYE BUYURDUKLARINDA ONLAR İSTEMEYİZ YARABBİ DİYECEKLER.BİRTEK ŞEHİTLER,YARABBİ BİZİ DÜNYAYA DÖNDÜR SENİN YOLUNDA ÖLDÜRELİMÖLELİMVE SEN GENE TEKRAR DÜNYAYA DÖNDÜR BİZLER GENE SENİN YOLUNDA ÖLDÜRELİM VE ÖLELİM,ÇÜNKÜ ŞAHADET ŞERBETİNİN TADI ÖYLE BİR DAMAĞIMIZDA KALDI Kİ,BİZLER GENE O LEZZETİ TADALIM diyecekler.

GÖZ YASI
26.07.2007, 13:47
"Siz hiç öldünüz mü?.." soru tek, cevap tek..

islambuli_el_se
26.07.2007, 15:11
şu An Yazdiğima Göre Galiba

Canliyim.


Ve öldüğümü Hatirlamiyorum.:d