PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Resulullah Hakkinda Bunlari Bİlİyor Muydunuz?


EbRu
19.06.2006, 17:31
***İmam Malik'in kendisi için "ilim deryası" tespitinde bulunduğu Tabiin'in büyük alimi İmam Zühri'nin, Hudeybiye anlaşması için: "İslam tarihinde Hudeybi'yeden önce onun kadar büyük bir zafer olmamıştır” dediğini..

***Beşyüz sahabe ile görüştüğü bilinen tabiin alimi Abdurrrahman bin Ebi Leyla'ya göre Hayber fethinin Hudeybiye sulhünden 20 gün sonra vukuu bulduğunu ve Fetih Suresindeki: "Ve onlara yakın bir fetih verdi" ayetindeki "yakın fetih'in" Hayber zaferi olduğunu..

***Resulullah'ın(SAV) Hayber fethinden sonra Yahudi ölüleri arasında kayıplarını arayan Safiyye ve kızkardeşi ve onların yanında umursamazca gezinen Bilal-i Habeşi'yi gördüğünü. Sonra Hz. Bilal'e sertçe: “Senin kalbinde hiç merhamet yok mudur? Kendi akrabalarından olup ölmüş bulunan kimselerin cesedleri arasında dolaşmakta olan iki genç kızın yanından böyle geçiyorsun" diyerek insan hissiyatını dikkate almakta nasıl zirve olduğunu gösterdiğini..

***Habibullah'ın(ASM) Hayber'de Selam bin Mişkem'in karısı Zeynep'in eliyle gerçekleşen zehirlenmenin etkisini ömrü boyunca taşıdığını.Vefat hastalığı sırasında kendisini ziyaret gelen Ümm-ü Bişr binti Bera'ya: “Ey Ümm-ü Bişr! Şu anda Hayber'de kardeşinle beraber yediğim zehirli etten dolayı kalp damarlarımın koptuğunu hissediyorum" buyurduğunu..Bazı Siyer ulemasının Allah Resulunün(SAS) vafatında bu zehirin de tesiri olduğundan dolayı kendisinin aynı zamanda şehid olduğunu kabul ettiklerini..

***Amr bin As'ın Hudeybiye sulhünden sonra yerleşmek için gittiği Habeşistan'da, öldürmek için kendisine teslim etmek üzere Resul-i Ekrem'in(SAV) bir elçisini Habeş Necaşisinden istediğini..Bunun üzerine Necaşi'nin Amr'ın burnuna şiddetli bir darbe indirip, onu kan revan içinde bıraktığını ve sonra: “Ey Amr! Demek sen Musa ve İsa peygamberlere gelmiş olan Namus-u Ekber'in(Cebrail) kendisine gelip durduğu bir zatın elçisini öldürmek üzere sana vermemi isyorsun ha? Vallahi eğer onu öldürmüş olsaydın sizden hiçbirinizi sağ bırakmazdım. Resulullah'ın elçisi öldürülür mü hiç?" dediğini..Bu hadiseden çok etkilenen Amr'ın kısa bir zaman sonra Müslüman olduğunu..

***Bedir savaşının Arap topraklarında İslam ordunun ilk savaşı olduğu gibi Mute muharebesinin de Arap toprakları dışındaki ilk çatışma olduğunu...

*** Mute savaşında İslam ordusunun kaybının sadece 12 olduğunu...Bu durumun Bizans ve onun müttefiki Arapların gözünü korkuttuğunu...

*** Halid Bin Velid'in Müslüman olduğunda Kureyş büyüklerine: “Aklı başında olan herkes artık Muhammed'in sihirbaz ve şair olmadığını, onun söylediği sözleriin de Alemlerin Rabbinin sözü olduğunu anlamıştır. Akıl ve basiret sahiplerinin ona tabi olmaları hak olmuştur" dediğini. Bu sözleri duyunca öfkelenen Ebu Süfyan'ın Halid'in üzerine atılmak istediğni. Onu durduran İkrime bin Ebu Cehil'in: "Yavaş ol bakalım ey Ebu Süfyan! Bu görüşünden dolayı Halid2i öldürmek mi istiyorsun? Aslında bütün Mekkeliler bu görüştedirler. Vallahi korkarım ki bir sene geçmeden bütün Mekke halkı bu görüşe uyacaktır" dediğini..

***Peygamberimiz hakkında Bizans hükümdarı ile görüşen Ebu Süfyan'ın bu görüşmeden sonra yanındaki arkadaşlarına: “Muhammed'in davası önüne geçilemeyecek kadar duyulup güçlenmiştir. Baksanıza Ben-i Asfar(Bizanslılara Araplar böyle derdi) hükümdarı bile ondan korkuyor." dediğini..

***Bizans hükümdarı Heraklius'un Astronomi'den anlayan biri olup birgün yüzünün renginden bie şey olup olmadığını soran Rum patriklerine: “Yıldızlara bakarken sünnetlilerin hükümdarının zuhur ettiğini gördüm" cevabını verdiğini..

***Nebi(ASM)'ın mektubu kendise ulaştığında Heraklius'un bu mektubu Başpiskopos'una gösterdiğinde ondan; “Allah'a andolsun ki bu Musa ve İsa'nın bize müjdeledikleri ve bizim beklemekte olduğumuz peygamberdir. Ben kendim o Peygamberi tasdik edip, ona uyacağım" cevabını aldığını..Bunun üzerine kendisini de: "Evet o Peygamberdir. Ancak onu tasdik etmeye ve tabi olmaya muktedir değilim. Eğer bunu yaparsam hükümdarlığım elden gider ve Bizanslılar da beni öldürür." dediğini...

KAYNAK:

Son Peygamber- Prof. dr. M. Ebu Zehra- Kitabevi Yayınları-İst-1997-

ayışığım
23.07.2008, 12:59
SALEVAT'IN FAYDALARI

"ALLAH ve mellekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve içtenlikle ona selam verin."[1]
"Ant olsun, ALLAH'ı ve ahiret gününü umanlar için ALLAH'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır."[2]
Salâvat, Kur'an ve sünnette önemli bir yere sahip olan ve her Müslüman'ın günlük namazlarının teşehhüdünde sürekli olarak tekrarladığı bir zikirdir. Salâvatla ilgili olarak bir makalemizde salâvatın önemi üzerinde durduk ve onun Umeyye oğulları tarafından tahrife uğradığını ve günümüzde de ne yazık ki bazı Müslümanların salavatı tahrife uğramış şekliyle söylemeye adet ettiklerini açıkladık ve salavatın doğru şeklinin "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve Âl-i MUHAMMED" olduğuna değindik.
Şimdi ise ilk önce Kur'an ve hadisler ışığında salâvatın faydalarına değineceğiz ve sonra da Ehl-i Sünnet kaynaklarında salâvatla ilgili olarak var olan hadislere yer vereceğiz.
Konuya girmeden önce salâvat getirmenin Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyt'i için de manevî bir faydasının olup olmadığı üzerinde duracağız.
Acaba salavatın sadece salavat getirene mi faydası var, yoksa Hz. Peygamber (s.a.a.) ve onun Ehl-i Beyt'ine de faydası olur mu? Bu konuda âlimlerin görüşleri farklıdır.
Şehid-i Sanî, Şerh-i Lüm'a adlı kitabında şöyle der:
"Peygamber (s.a.a)'e salavat getirmenin faydası salavat getirenedir. Çünkü ALLAH Teala Peygamber (s.a.a)'e o kadar yüksek bir makam ve mevki vermiştir ki, artık onun makamını yüceltecek bir şey yoktur. Hadislerde ve alimlerin sözlerinde Peygamber'in o yüce makamı açıklanmıştır."[3]
MUHAMMED Taki Meclisî'den şöyle nakledilmiştir:
"Ümmetinin dua ve salavatı sonucu Peygamber'in (s.a.a) kemali artacak olursa, kâmil nâkıstan faydalanmıştır demektir. Bu ise, aklen muhaldir." [4]
Bunların karşısında Cemaleddin Hansarî (r.a) Şerh-i Lüm'a kitabının hamişinde şöyle der:
"Salavat getirmenin, Peygamber ve Ehl-i Beyt'inin derecelerinin yükselmesinde etkili olması uzak bir ihtimal değildir. Çünkü ALLAH Teala'ya yakınlık dereceleri ve O'nun yanında makam sahibi olmak sınırsızdır. Dolayısıyla Peygamber (s.a.a)'e gönderilen salavatın, onu olduğu dereceden daha yüksek dereceye yükseltmesi mümkündür."[5]
Allame Seyyid Ali Han, Sahife-i Seccadiye'nin şerhinde bu konu hakkında şöyle der:
"Salavatın mânası, dünyada İslam'ın yayılıp yerleşmesini ve böylece Resulullah'ın şanının yücelmesini istemektir; ahirette ise onun manevî mevki ve derecesinin yükselmesini talep etmektir."
Sözünün devamında ise şöyle der:
"Bazıları derler ki: "Salavatın faydası sadece salavat getirenedir. Çünkü ALLAH Teala, ona öyle yüce bir makam vermiştir ki salavat getirenin salavatı ve dua edenin duasının artık bir etkisi olmaz." Bazları da derler ki: "Salavattan amaç, onun kemalinin çoğalmasını talep etmektir. Bu da onun ALLAH'a daha fazla yakınlaşmasına sebep olur. Çünkü ALLAH'ın nimetlerine layık olmanın mertebeleri sonsuzdur."[6]
Her halükârda, salavatın salavat gönderene faydası olmasında hiçbir şüphe yoktur. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt'inin dostluğunu kazanabilmemiz ve onların pâk nefeslerinden yardım alabilmemiz için melekutî bir zikir olan salavatı sürekli söylememiz gerekir.
Bizim Peygamber ve Ehl-i Beyt'ine salavat getirmemiz, ALLAH ve meleklerinin bize salat etmelerine sebep olur. ALLAH ve meleklerinin salatı ise, bizi karanlılardan nura çıkarır. Nitekim ALLAH Teala şöyle buyuruyor:
"Öyle bir mâbuttur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için O ve melekleri size salat ederler."[7]
el-Camiat'ul-Kebîre ziyaretinde salavatla ilgili olarak şöyle geçer: "ALLAH Teala, bizim size salavat getirmemizi, fıtratımız için güzellik, nefsimiz için temizlik kılmıştır."

ayışığım
23.07.2008, 12:59
Salavatın Faydası Hakkında Elde Ettiğimiz Hadis ve Rivayetlerin Özeti:

1- İlahî Ahlakla Ahlaklanmak

Ahzab Suresi'nin 56. ayetinde ALLAH Teala, Peygamber'e salavat göndermeyi emrederek kendisi de ona salat etmektedir. Bu emri yerine getirmek, "ALLAH'ın ahlakıyla ahlaklanın" emrini yerini getirmek sayılır.

2- İlahî Emre İtaat

Peygamber (s.a.a)'e salat ve selam etmek, ALLAH'ın; "Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin." şeklindeki emrine itaattir.
Bu itaat ise kurtuluşa vesiledir; ALLAH Teala buyuruyor ki:
"ALLAH ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşla kurtulmuştur."[8]

3- ALLAH'ın Salat ve Selamına Hak Kazanmak

Cami'ul-Ahbar'da Resulullah (s.a.a)'den şöyle bir hadis nakledilmiştir:
"Cebrail yanıma gelerek, ALLAH Teala'nın şöyle buyurduğunu müjdeledi: "Kim sana salat ederse, ben ona salat ederim; kim sana selam verirse, ben ona selam veririm." Ben de buna karşılık şükür secdesi yaptım."[9]
Bu konuda hadis çoktur. Sadece bir hadis de Ehl-i Sünnet kitaplarından naklediyoruz:
Sahih-i Müslim'de Resulullah (s.a.a)'den şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
"Kim bana bir salat ederse, ALLAH Teala ona on salat eder."[10]

4- Meleklere Eşlik Etmek ve Onların Bağış Dilemelerinden Yararlanmak

Salavat ayetindeki "yusallune" (salat ederler) ibaresinin hükmünce melekler daima Peygamber (s.a.a)'e salavat getirmektedirler. Salavat getiren kimse, bu ameliyle kendisini meleklere benzetmekte ve onlara eşlik etmektedir. Nebevî bir hadiste şöyle buyurulur:
"Kim bir kavme benzerse, o kavimden olur."[11]
Cami'ul-Ahbar kitabında rivayet edilen bir hadiste Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Cebrail benim yanıma gelerek, ALLAH Teala'nın şu sözüyle beni müjdeledi: "Kim sana salat ederse, yetmiş bin melek ona salat eder; kendisine yetmiş bin melek salat eden kimse de cennet ehlinden olur."[12]

5- ALLAH'a Yakın olmak

İbn-i Babeveyh, İlel'uş-Şerâi' adlı kitabında kendi senediyle İmam Hasan Askerî (a.s)'dan şöyle rivayet etmiştir:
"ALLAH Teala, Hz. İbrahim'i, MUHAMMED ve Âl-i MUHAMMED'e çok salavat getirdiğinden dolayı kendine dost kıldı."[13]

6- ALLAH Teala'nın Rızasını Kazanmak

Cemal'ül-Üsbû' kitabında nakledildiği üzere Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Sizin bana salat etmeniz, hacetlerinizin kabul olmasına sebep olur, ALLAH'ı sizden razı eder ve amellerinizin temiz olmasını sağlar."[14]

7- Resulullah'a Yakın Olmak

Cami'ul-Ahbar kitabının nakline göre Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:
"Kıyamet günü bana daha yakın olan, dünya hayatında bana daha çok salat eden kimsedir."[15]

9- Resullah'ın Şefaat Etmesi

Nakledildiğine göre Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Kim bana salat ederse, şefaatim onu bulur."[16]

10- Sevap ve Mükâfat Kazanmak

Uyun-u Ahbar'ır-Rıza ve Şeyh Saduk'un Emalî'sinde İmam Rıza (a.s)'dan, şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
"MUHAMMED ve Âl-i MUHAMMED'e salat etmek, ALLAH katında (sevep bakımından), tesbih, tehlil ve tekbir ile eşittir."[17]

11- Başlı Başına Bir İbadet Oluşu

el-İhtisas adlı kitapta Resulullah (s.a.a)'den, şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
"ALLAH'ı anmak, ibadettir; Ali ve evlatlarını anmak da ibadettir."[18]

12- Günahların Keffareti

Şeyh Saduk, kitaplarının çoğunda İmam Rıza (a.s)'dan, şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"Günahlarının keffaretlerini ödemeye gücü yetmeyen kimse, MUHAMMED ve Âl-i MUHAMMED'e çok salat etsin. Çünkü onlara salat etmek, günahları temizler."[19]

13- Duanın İcabete Erişmesi

Usul-u Kâfi'de Hişam bin Salim'den, İmam Sadık (a.s)'ın şöyle buyurduğu nakledilir:
"MUHAMMED ve Âl-i MUHAMMED'e salavat getirilmedikçe duanın icabete erişmesi engellenir."[20]

14- Elestu Günü Alınan Ahde Vefa Etmek

İmam Musa Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Kim Resulullah (s.a.a)'e salat ederse, (Âlem-i Zer'de) "Elestu bi Rabbikum?" sorusuna verdiği "Kalu bela!"[21] ahdinin üzerinde olduğunu gösterir."[22]

15- Nifakı Gidermek

Şeyh Saduk, İmam Sadık (a.s)'dan Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
"Bana salavat getirdiğinizde sesinizi yükseltin. Çünkü salatvat getirirken sesi yükseltmek, nifakı giderir."[23]

ayışığım
23.07.2008, 13:00
16- Amellerin Arınması

Resulullah (s.a.a)'dan şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
"Sizin bana salavat getirmeniz, duanızın icabete erişmesine ve amellerinizin arınmasına sebep olur."[24]

17- Esenliğe Sebep Oluşu

Cami'ul-Ahbar'da Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Kim bana bir defa salavat getirirse, ALLAH Teala esenlik kapısını onun yüzüne açar."[25]

18- Rahmete Nail Olmak

Şeyh Saduk, Emalî adlı kitabında şöyle nakleder:
Emir'ül-Müminin Ali (a.s), Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra okuduğu hutbede şöyle buyurdular:
"Şahadeteyni söylemekle cennete girersiniz; Resulullah (s.a.a)'e salavat getirmekle rahmete erişirsiniz. Öyleyse Peygamberinize çok salavat getirin; şüphesiz ALLAH ve melekleri ona salat etmekteler; ey imam edenler, siz de ona salat ve selam edin."[26]

19- Fakirlikten Kurtulmak

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki:
"ALLAH'ı çok anmak ve bana salavat getirmek, fakirliğin giderir."[27]

20- Unutulanı Hatırlamak

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Bir şeyi unuttuğunuzda bana salavat getirin. Zira bana salavat getirmek, onu hatırlanmanıza sebep olur, inşaALLAH."[28]

21- Hayır Amellerin Ağır Olması

İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:
"Kıyamet günü teraziye bırakılan en ağır şey, Peygamber (s.a.a.)'e ve O'nun Ehl-i Beyt'ine salavat getirmektir."[29]

22- Sırat Köprüsünün Işıklı Olması

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: "Bana salavat getirmek, sıratın ışığıdır; sıratta ışığı olan cehennem ehlinden olmayacaktır."[30]

23- Cehennem Ateşinden Kurtulmak

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
"Bana salavat getiren, kesinlikle cehenneme girmeyecektir." [31]

24- Kabrin Işıklı Olması

Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: "Bana çok salavat getirin. Çünkü bana salavat getirmek kabirde, sırat köprüsünde ve cennette nurdur."[32]