PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Büyü veya cin girdiği nasıl anlaşılır



co.
18-10-2011, 04:31
"Büyü veya cin girdiği nasıl anlaşılır – Salih Memişoğlu (http://www.ismailaga.info/yazi/2011/10/10/buyu-veya-cin-girdigi-nasil-anlasilir-salih-memisoglu/)

İşinin erbabı Salih Hoca Arifan Dergisi Ekim 2011 sayısında üzerimizdeki cin veya büyü şüphesini nasıl giderebileceğimizi yazdı, verdiği misallerle sahte hocalara karşı uyardı. İşte Salih Memişoğlu’nun o yazısından önemli kesitler:
Eskilerden beri sihirler, büyüler ve cinler vardı ama az ama çok vücudumuza nüfuz ederler biz de onlardan korunmak için belirli metodlar kullanırız. Ama hep kendimiz düşünürüz oysa sihir ve büyüden korunmak için belirli metodlar kullanırız. Ama hep kendimiz düşünürüz. Oysa sihir ve büyüden korunmak için yaptığımız işlemler bizi daha fena yapabilir. Aynen doktora gidersiniz ve doktor size ilaç verir bazen öyle yan tesiri olur ki hasta kendini daha fena hisseder.
Mesela öyle hastalar olur ki içine bazı varlıklar girer biz de o varlıklardan korunmak için (Ayetl Kürsiyi) okuruz. Oysa hastanın içinden çıkmak isteyen varlık okunan Ayetel Kürsiden dolayı çıkamaz ve hasta kendini yerden yere vurur ağzından köpükler gelerek bayılır. İçindeki cin okunandan zarar gördükçe hasta da çırpınır. İşte burada bilmek lazım.
Bu tür hastalar üzerine önce Fatiha Suresi, Felak, nas sureleri okunur. (Cezallahü anha Muhammedin Sallallahu Aleyhi ve Sellem) denir ki içinden cin çıksın gitsin.
Birde o kişin içine giren her hangi bir cin ise ona da hemen zarar vermek doğru değildir. Çünkü onlarda anlamadan yanlış yapabilirler onları uyarırsak ve gerçekten onlarda halis cin ise kendiliğinden çıkıp giderler.
Başka bir şey daha var ki bir kişi bir hocaya gider benim üzerimde cin var der. Hoca da ona ayet veya halk dilinde muska yazar. İçinde cin suresi yazarsa yine hasta fenalaşır daha kötü hale gelebilir. Bunun için ayetlerden size bir örnek vereyim. Eczanedeki bütün ilaçlar hastalar içindir ama doktorun öngördüğü veya reçetesinde yazdığı ilaçları alırız. Eğer başka ilaçları alırsak zehirlenebiliriz. Bu işte böyledir. Hastanın üzerindeki cinlerle ilgili ve onlarla bağlı ayetler verilir.
Şimdi günümüzde her yerde bu tür kitaplar vardır. İnsanlarımız onlara bakıp kendilerini daha hasta görüyorlar ve etkileniyorlar.
Şu metod önemlidir. Bir hasta üzerinde cinlerle ilgili bir şüphe varsa önce doktora gidecek ama kendisi de bir bardak suya Felak-Nas ve Fatiha surelerini okuyup içecek. O kişi kendisinin hal ve hareketlerinden kendisini içinde ne var ne yok anlar.
SAHTE HOCALARA DİKKAT
Bir gün kadının biri hocaya gidiyor. Hocaya “Bana bende cin var” diyor. Hoca da ona “ben bunu çıkartırım” deyip “idrarını bir bardak suya koy iç, onlar necisten hoşlanır ve giderler” deyip kadına veriyor. O saf diyelim kadıncağız da idrarı içiyor ve mide ağrısı başlıyor. Acile gidiliyor. Doktor ona içtiği idrarın midesini deldiğini söylüyor.
Bunları hep yaşıyoruz. Bir gün bir evin oğluna cinler musallat olduğunu söylerler ve ben araştırmak üzere o eve giderim. Bir gün önce oğlu ezan okunurken bayılıyor ve eskiden “cinlere mermi atın” derlerdi diyerek adamda silahı çıkarıyor evin tavanına mermi atıyor. Seken mermi yatan oğlunu 20 cm yanındaki vazoya isabet ediyor. Az daha çocuğu kafasından vuruyordu. Bu tür bilinçsiz ve cahil işlerden uzak duralım ne olursa olsun önce doktora götürelim.
Yine bir gün beni bir eve davet ettiler ve bana: “Hocam evimizdeki bir kız var, bu kız günde 2 sefer bir şeyler görüp bayılıyor.” Onlara önce Nöroloğa gitmelerini söyledim ve doktora gönderdim. Doktora gittikten sonra bir hocaya gidiyorlar ve hoca da onlara “7 parmaklarından tırnak ve etek tarafından 7 kıl bir parça nohutu ezip bunları ona karıştır sonra onları bir çorbaya ilave ederek yedirin” diyor. Bu sefer kız gerçekten büyüleniyor ve görmeler krizler başlıyor. Tekrar bir hocaya gidiyorlar bu hoca da “necisi necis temizler” diyerek ona “dışkısını yemesini” söylüyor. O da midesi bulana bulana onu da yapıyor. O kız 75 gündür mide bulantısından dolayı yemek yiyemiyor. Bütün yemeklerden midesi bulanıyor.
İşte bunlar Allah’ın izin vermediği şeylerdir.
KOCASINI BAĞLAYIM DERKEN
Bir de acaba bende büyü var mı? Deyip şüpheyle kendine ipler düğüm yapıp içenler veya kocasına düğüm yapıp iç çamaşırına okuyup onu kocasına içirenler.. Onlar kocalarını eve bağlamak için uğraşıyorlar ama ters tepki vereceğini anlamıyorlar. Bunları yaptıktan sonra kocalarına krizler geliyor kadını görmek dahi istemiyorlar.
SİHİR VE BÜYÜ NASIL ANLAŞILIR?
Bunun içinde sihir ve büyü şüphesi olanlar şu metodu yapmalıdır. Önce bir bardak suya 101 sefer “La İlahe İlla ente subhaneke inni küntü minez zalimin” okur ve 1 Ayetel Kürsi ve 1 Fatiha suresini okuyup içerse içinde yanma varsa anlayın ki o büyüdendir.
Başka bir işlemse şudur. 7 adet defne yaprağı üzerine 3 Ayetel Kürsi ve 1 Fatiha okunup, demlenip içilirse o gece rüyanızda eğer büyü varsa çözüldüğünü gösterirler.
Ama pratik ve hemen olsun derseniz o zaman kişi üzerine Rahman suresi, Cin suresi 1-13 ayetler okunur. Eğer kişide daralma sıkılma olursa onda büyü var demektir.
BENDE CİN VAR DİYE ŞÜPHE EDENLER
Çok önemli bir metod vermek isterim. Üzerinde sihir, büyü veya cin var diye şüphe duyan insanlara tavsiyem şudur. Bir sabah ezan okunurken bir bardak suya 11 Ayetel Kürsi, 11 Fatiha suresi, 11 Felak -Nas suresi, 11 defa da “La İlahe İlla ente subhaneke inni küntü minez zalimin”, 11 “La havle vela kuvvete illa billah il aliyyil azim” diyerek suya okur ve namazını kıldıktan sonra evinin penceresini açıp gökyüzüne 3 dakika baktıktan sonra niyetini tutup içerse o gün üzerinde o sihrin veya musallat olan vrlıkalrın gittiğini bir saat içinde anlayacaktır.
Biz bunları en az 100 kişi üzerinde deneme yaptık 90 kişi fayda buldu. Amma bizim insanımız bunu bilip de kolaya kaçıp doktoru ihmal etmesin. Çünkü doktordan sonra olursa isabetli ve etkili olur.
Salih Memişoğlu Hoca her ay Arifan Dergisinde yazmaktadır. Takip etmek isteyenlere duyrulur.."
www.ismailaga.info

Cenan
18-10-2011, 07:20
Allah bu illete yakalananların yardımcısı olsun.

Yakın arkadaşım vardı karı-koca bu durumda olan.

Görüyor ve duyuyorlar :(

PUTKIRAN
18-10-2011, 07:50
Cin büyü tılsım işleriyle uğraşan hocaların (!) hepsi sahtekar.

Yeni-OSMANLI
18-10-2011, 09:08
Allah korusun ama olurya,bizimde basimiza gelebilir veya yakinlarimizin...böyle durumlarda ne yapacagiz?
Yazida doktora gidin diyor.
Peki bu islerden anlayan doktoru nereden bulacagiz?

_Berceste_
18-10-2011, 09:12
doktor degil de bu islerden anlayan iyi bir hoca bulmak gerekir diye düsünüyorum.

Cenan
18-10-2011, 09:22
Güvenilir, takva sahibi büyükler genelde derde derman olacak hocaları bilirler.

Çünkü bu tip hastaların tedavisi için bu insanlara sürekli danışırlar ve onlarda işin erbabını, sağlam gvenilir kaynakları bilir, söylerler Allah'ın izniyle.

Cenan
18-10-2011, 09:24
A.R ablamızdan alıntılamıştım, kendisine tekrar burdan teşekkür ederim.

Bunları okuyarak güne başlarsanız, hem kendinizi zırh içine almış oluyorsunuz, hemde insi ve cinnilerin şerlerinden emin oluyorsunuz. nazar, sihir vb.

Bir kağıda yazıp ya da print edip görebileceğiniz bir yere asıp, gidip gelip okursanız ezberlersiniz inşallah.

Aktif korunma ayetleri:

"Rabbi inni messeniyeş şeytanu binusbin ve azab
Rabbi euzu bike min hemazatiş şeyatıyni ve euzu bike rabbi en yahdurun.
Ve hifzan min külli şeytanin marid”

(Sad:41 – Müminun:97-98 – Saffat7)


1 Kez; Asbahna ala fıtratil İslam ve kelimâtil ihlas ve ala dini nebiyyina Muhammedin sallalahu aleyhi ve sellem ve ala milleti ebîna İbrahima hanifa vema kane minel muşrikin

7 Kez; Hasbiyallahu la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltu ve huve rabbıl arşıl azim..

3 Kez; Bismillahillezi la yedurru ma'asmihi şeyun fil ardi ve la fissemai ve huves-semi'ul alim

3 Kez; Allahumme inni euzu bike minel kufr velfakr ve azabil kabr Lailahe illa ente

3 Kez akşamları; Euzu bikelimatillahittâmmât min şerri ma khalaq

1 Kez; Allahumme ma esbaha bî min ni’metin ev bi ehadin min halkıke, fe minke vahdeke lâ şerîke leke, felekel hamdu ve lekeşşukr

1 Kez; Allahumme ente rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abduk ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tu euzubike min şerri mâ sana’tu ebûu leke bini’metike aleyye, ve ebûu bizenbî fağfirlî feinnehu lâ yağfiruz-zunube illa ente

4 Kez; Allahumme inni asbahtu eşheduke ve eşhedu hamelete arşik ve melâiketik ve cemi’i halkik inneke enteAllahi lailahe ente vahdek la şerikeleke ve enne Muhammeden abduke ve resuluk

Akşamlayınca şöyle değiştirin duanın baş kısmını; Allahumme inni emseytu

1 Kez; Allahumme âfinî fî bedenî, Allahumme âfinî fî sem'î, Allahumme âfinî fî basarî, Allahumme innî eûzu bike mine'l-kûfri ve'l fakri, Allahumme innî eûzu bike min azabil kabri lâ ilâhe illâ ente.

1 Kez; Allahumme inni eseluke ilmen nâfian, ve rızkan tayyiben ve amelen muteqabbilen

3 Kez: Subhânallahi ve bihamdihî adede halkıhî ve rıdâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelîmâtih...


1 kez; Subhanallahi ve bihamdihi

1 kez- 10 Kez- 100 Kez -yüreğe kalmış

La ilahe illalahu vahdehu la şerike leh lehul mulku velehul hamdu ve huve ala kulli seyin qadir

10 Kez; Ve sallallahu ala Muhammed ve âlihi ve sahbihi ve sellim

Ayrıca: Ayetelkursi- felak-nas-ihlas-kafirun-fatiha-kevser

talib
18-10-2011, 09:24
Manevi ders alsınlar, bir şeycikler olmaz. Tarikimizden dersli çok cin vardır, onlara vekalet edenler vardır derler.. Ondan cinler karışamazlar..

türkü
18-10-2011, 09:47
din dersi ögretmenimiz birgün istediginiz herhangi bir konuda bana özel olmak üzere bir kagıda merak ettiginiz ama sormaya çekindiginiz şeyi yazın, ders bitimine 5 dk kala toplayacagım demişti. isminizi de yazmayabilirsiniz. yeter ki sorun. yazdık verdik. neyse. hoca haftaya geldi. girdigim bütün sınıfların "nerdeyse tamamı" aynı soruyu sormuş, o da nedir biliyor musunuz; anlaşılan herkes bu "cin" mevzuna kafayı takmış görünüyor dedi.:P sonra anlattı bişeyler..hatırımda kalan: bununla meşgul olmamak ve hatta üzerine düşünmemenin gerektigi felan.. bir de kendi deneyimini anlatmıştı ki orası benim aklımı epeyce meşgul etmişti bir dönem :)

cin tanımını yabancı, oralı olmayan "kişi" veya "kişiler" olarak izah eden mutezile :P yorumuna da denk geldikten sonra biraz daha makul bir anlayışa sahip olduk aslında. tavsiye de edemem ama öyle yani :P

talib
18-10-2011, 09:49
Mutezileye göre şu ayeti nasıl anlayacağız:

"Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım."

İnsanlardan başka buralı olmayan kimler var :)

türkü
18-10-2011, 09:52
ben bir cevap buldum talib. mesele benim için tümüyle bundan ibaret :) bu ne ki hem daha neler var da onlara tamamiyle aklımız yatmış degil merak etme :D hehe

talib
18-10-2011, 09:59
E hani benim cevabım? :) İnsanlar ve cinler denmiş. Siz ve cinler dese idi, onlardan ayrı insanları düşünelim ama...

Bir şeyi aklın kabul edeceği bir noktaya getirmek onu doğru kılmaz ki. Bu da çok yanlış bir şey.

Allah'ı aklım almıyor diyen birine, -haşa- efendim uzaylıların reisidir, koca alem uzaylılar olması akla uygundur, onların reisinin ismidir, genel adıdır, kral, padişah gibi deseler hımm mantıklı deyip kabul mu edilecek?

leylinur
18-10-2011, 10:06
Soru: Burada kimi insanlara isabet eden ve cinlere atfettikleri bir takım hastalıklar var. Keza cinleri gördüğünü, onları işittiğini, onlara emirler verdiğini, pek çok işi onların yardımıyla gerçekleştirdiğini veya onların insanların hizmetine verildiğini iddia eden kimseler de var. O halde insanlar ile cinler arasında hissedilen somut bir ilişki var mıdır?

Cevap:

1. Bizler açısından cinler mugayyibattandır. Dolayısıyla bizler onları göremeyiz. Allah Subhânehu şöyle buyurmuştur:

يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَ تَرَوْنَهُمْ“Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler.”[el-Arâf 27]

Yani İblis ve onun taifesi demektir. Diğer bir ifadeyle cin demektir. Zira iblis, cindendir.

إِلاَّ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ“İblis cinlerdendi.” [Kefh 50]

2. Onlarla olan ilişkimizde asıl olan şudur ki onlar, vesvese vermeye muktedirdirler. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ“Derken şeytan onlara vesvese verdi.” [el-Araf 20]

Ve şöyle buyurmuştur:

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ“Derken şeytan ona vesvese verdi.” [Taha 120]

Burada şeytan, iblistir ki o, cinlerdendir.

3. Şeytanların, isteyerek şeytana uyması dışında insanın üzerinde mücbir bir hakimiyeti yoktur. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الأَمْرُ إِنَّ اللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ إِلاَّ أَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي“(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaadetti, ben de size vaadettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir hakimiyetim yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz.” [İbrahim 22]

Ve şöyle buyurmuştur:

فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآَنَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ إِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذِينَ هُمْ بِهِ مُشْرِكُونَ“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır.” [en-Nahl 98-100]

4. Allah Subhânehu'nun açıkladığı bu aslın dışında herhangi somut bir ilişki, kendisine has olan bir nassa muhtaçtır. Dolayısıyla böylesi bir duruma ilişkin bir nass olduğunda bu nass uyarınca bu duruma iman ederiz.

Mesela Süleyman aleyhisselamın cinler üzerindeki hakimiyeti, onlara emretmesi ve nehyetmesi gibi… Bu durum hakkında nass varit olmuştur ki dolayısıyla ona imana ederiz. Nitekim Allahuteala, en-Neml suresinde Süleyman aleyhisselam hakkında şöyle buyurmuştur:

قَالَ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَنْ يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ قَالَ عِفْريتٌ مِنَ الْجِنِّ أَنَا آَتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ“(Sonra Süleyman) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir. Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.” [en-Neml 38-39]

Ve şöyle buyurmuştur:

وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آَلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ“Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş)leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!” [Sebe 11-12]

5. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], bir muamelenin cinle ilişkisi olduğuna dair “vahiy” yoluyla özel bir nass varit olmadığı sürece herhangi bir somut vakıayı beşeri muameleler babına göre çözerdi ve her vakıa bu şekildeydi. Mesela öldürülmüş bir adam bulunduğu zaman hakkında bir nass varit olmadığı sürece dikkatler onu cinin öldürdüğüne çekilmez. Hakeza Hayber'deki öldürülen adamın olayında insanlardan onu kimin öldürdüğüne dair araştırılma yapılmış ve dikkatler cinlere çekilmemiştir:

Muslim, Sahih'inde şunu tahriç etmiştir: Abdullah İbn-u Sehl ve Muhayyisa, telaşlı bir şekilde Hayber'e doğru yola çıktılar. Derken Abdullah İbn-u Sehl, bir kimsenin öldürülüp bir kuyuya yada dağa atıldığını haber verdi. Bunun üzerine bir Yahudi gelerek vallahi onu siz öldürdünüz dedi. Onlar dediler ki: Vallahi onu biz öldürmedik… Ardından mesele Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e intikal edince şöyle dedi:

إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذِنُوا بِحَرْبٍ فَكَتَبَ رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْهِمْ فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ“Ya arkadaşınızın diyetini öderler yada savaş açmış olurlar. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], onlara bu hususta bir mektup yazdı. Onlar da vallahi onu biz öldürmedik şeklinde bir mektup yazdılar.”

Kıssa meşhurdur ve olayın araştırılması hususunda ne yakından ne de uzaktan bunun bir cin işi olduğu konusuna girilmemiştir.

6. Binaenaleyh madem ki herhangi bir olay hakkında cinlerle somut bir ilişkinin olduğunu zikreden bir nass varit olmamıştır o halde cinler ile insan arasındaki ilişki bir vesvese ilişkisinin ötesine geçemeyecek şekilde kalır.

Madem ki Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in rısaleti, risaletlerin sonuncusudur ve ondan sonra vahiy kesilmiştir o halde yeni bir nass yoktur. Bunun içindir ki bizler ile cinler arasında somut bir ilişki yoktur. Bilakis sadece vesvese ilişkisi vardır. Ayrıca dediğimiz gibi kişi isteyerek icabet etmediği sürece kişi üzerinde cinlerin vesvesesinin bir hakimiyeti de yoktur.

Raşit Halifeler dönemindeki somut hususlar da bu şekilde çözülmekteydi. Zira öldürme veya hırsızlık veya hastalık veya dolandırıcılık gibi herhangi bir somut vakıada dikkatler cinlere çekilmezdi. Bilakis insana çekilirdi. Çünkü özel bir nass varit olmadıkça cinlerin ilişkisi bizzat vesvese ilişkisidir. Madem ki Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'den sonra özel bir nass yoktur o halde somut vakıaların hepsi cinlerden değil insandadır. Zira onların dünyası bizim dünyamızdan farklıdır ve bizlerle olan ilişkileri sadece vesvese ilişkisidir.

Binaenaleyh insan hastalandığında konunun cinlerle bir ilgisi yoktur. Bilakis hastalık, İslam'da geçene göre, yani tedavi ile tedavi edilir:

İster deva hadiste geçtiği gibi somut olsun ki Usame İbn-u Şerik kanalıyla şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e geldim ve adeta ashabından çıt çıkmıyordu. Selam verdim sonra da oturdum. Derken oradan buradan Arabiler gelerek dediler ki: Ey Allah'ın resulü tedavi olmalı mıyız? O da dedi ki:

تَدَاوَوْا فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلاَّ وَضَعَ لَهُ دَوَاءً غَيْرَ دَاءٍ وَاحِدٍ الْهَرَمُ“Tedavi olunuz. Zira Allah [Azze ve Celle], bir tek yaşlılık dışında şifasını yaratmadığı hiçbir dert yaratmamıştır.”Yani ölüm dışında demektir. [Ebu Davud tahriç etti]

İster deva, Muslim'in müminlerin annesi Aişe [Radıyallahu Anhe]'den tahriç ettiği hadiste geçtiği gibi dua ve rukâ (efsun) yaptırmakla olsun.

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ كَانَ يَرْقِي بِهَذِهِ الرُّقْيَةِ أَذْهِبْ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ بِيَدِكَ الشِّفَاءُ لاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ“Resulullah, şu şekilde efsun yapardı: Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifa senin elindedir. Senden başka onu keşfedici yoktur.”

İsterse Kur'an'dan veya sünnetten benzeri dualar veya onlara uygun herhangi bir dua ile olsun.

Ancak hastalığın şifa bulması amacıyla kendilerinin cinlerle ilişkisi olduğunu iddia eden kimselere başvurmak dolandırmak ve paralarını batıl yolla yemek amacıyla sıradan insanları kandıran deccallerin yaptığı, bir dolandırıcılık ve aldatmadır.

türkü
18-10-2011, 10:07
sevgili talib hocam :) Allah'ın hitabında kimleri nasıl, bir veyahut ayrı anmasında kendine ait tasarrufu olabilecegini de düşünmeyelim mi yani. ben müfessir degilim böyle de düşünebilirim ama. herşeyi akla uygun hale getirmeye çalışmıyorum. ama tekrar yazıyorum bu benim için bir cevap niteligindedir. tavsiye de etmiyorum zehirlenmeyin korkmaya felan devam edin yani.

talib
18-10-2011, 10:12
İnsanları genel bir ifadedir. Hem cinlerin varlığı neden bizi rahatsız eder ki :) İspatı yok diye mi? Halbuki herşey ilmen olabilirliği ispatlanıyor, farklı boyutlardan bahsediliyor. Bir yorumu kabul edecek isek, konu hakkında tüm ayet ve hadisi de dikkate almamız lazımdır. Ki bunun farkındasınızdır :)

türkü
18-10-2011, 10:15
gelenege saygım sonsuz. sende bunun farkındasın.. etme talib bu bir görüş ve çıkarımdır. farzet ki isabet edememiştir ama beni vurmuştur diyelim. kabul sözkonuysa herhalükarda, bırak tercih hakkım bana kalsın dimi :)

talib
18-10-2011, 11:18
Doğruların "gelenek" adı altına basitleştirilmesine de karşıyım :P O niyetle söylemedin bilirim ama şimdi öyle bir hal de var sanki. Tercih hakkımızın her yerde her konuda olduğuna inananlardan değilim :) İhtisas, uzmanlık diye bir şey var. Ortak akıl (icma) diye bir şey var. Bu da benim fikrim :P Cinleri görenler var, Efendimiz'den bu yana çok nakil var. Asrı saaddette İslamiyeti kabul eden vardı, şimdi tarikat alanları işitiyoruz. İki adil şahit kafi iken yüzlerce, binlerce isim var. Hadi basit insanları geçtim, İslam büyüklerinden nakiller var. Az biraz itimad etmesini de bilmek lazım diye düşünüyorum. Ben gördüm diyene -ki sayıları pek çok demiş idik- hayır siz görmediniz demek ne kadar geçerli olacaktır..

türkü
18-10-2011, 11:28
sende benimle ve kamuoyu ile :P buldugun cevabı paylaştıgın için çok teşekkür ederim.. tamam mıyız ? :)

talib
18-10-2011, 11:40
Değiliz :) biz gelenikçiler yenilikçilere hayat hakkı tanımıyoruz :P

türkü
18-10-2011, 11:42
e bizde yenilikçiler dövsenizde, sövseniz de elinizi öpmeye devam edecegiz.. hadi buna bişey desene :D hehe

talib
18-10-2011, 12:33
Benim gördüğüm kökleri asrı saadete dayanan gelenekçi büyükler dövmez, sövmez hep yüzlerinde tebessüm ile tatlı tatlı anlatırlar ve el de öptürmezler :) Bazen uzanırız ama.. Kemalettin Efendi h.leri ile ayak üstü 5 dk konuşmuş idik geçende, hazret tatlı tatlı anlattı ve Kemalettin Hoca ne yapsın, herşeyi Allah'tan isteyelim dedi. Gerçekten isteyelim, Rabbim istediğimize kavuştursun bizleri dedi öyle ayrıldı. Tavırları böyle.

türkü
18-10-2011, 13:09
anlaşılan deveden düşen şeyhin akıbetini bilmiş, akıllı adammış ne güzel söylemiş bak. umut bu işte talib.:)
de'yi dahi diye kullandık bu arada. anlaştık, kabul. iyi olasın :gl

yusufsaid
18-10-2011, 13:25
başlığın 'büyü'süne kapılanlar:) ardarda bu kadar mesaj yazdığını görmemiştim ablacım, git bi okun üflen:)

türkü
18-10-2011, 13:34
talib'in kerameti de bu işte:P onunla yazışabiliyorum. melamiligi anlasam bir şansımı denemek isterdim ama abi, sahiden o başka bir derya :)

PUTKIRAN
18-10-2011, 14:15
Soru: Burada kimi insanlara isabet eden ve cinlere atfettikleri bir takım hastalıklar var. Keza cinleri gördüğünü, onları işittiğini, onlara emirler verdiğini, pek çok işi onların yardımıyla gerçekleştirdiğini veya onların insanların hizmetine verildiğini iddia eden kimseler de var. O halde insanlar ile cinler arasında hissedilen somut bir ilişki var mıdır?

Cevap:

1. Bizler açısından cinler mugayyibattandır. Dolayısıyla bizler onları göremeyiz. Allah Subhânehu şöyle buyurmuştur:

يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَ تَرَوْنَهُمْ“Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler.”[el-Arâf 27]

Yani İblis ve onun taifesi demektir. Diğer bir ifadeyle cin demektir. Zira iblis, cindendir.

إِلاَّ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ“İblis cinlerdendi.” [Kefh 50]

2. Onlarla olan ilişkimizde asıl olan şudur ki onlar, vesvese vermeye muktedirdirler. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ“Derken şeytan onlara vesvese verdi.” [el-Araf 20]

Ve şöyle buyurmuştur:

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ“Derken şeytan ona vesvese verdi.” [Taha 120]

Burada şeytan, iblistir ki o, cinlerdendir.

3. Şeytanların, isteyerek şeytana uyması dışında insanın üzerinde mücbir bir hakimiyeti yoktur. Allahuteala şöyle buyurmuştur:

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الأَمْرُ إِنَّ اللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ إِلاَّ أَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي“(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vaadetti, ben de size vaadettim ama size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir hakimiyetim yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz.” [İbrahim 22]

Ve şöyle buyurmuştur:

فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآَنَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ إِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذِينَ هُمْ بِهِ مُشْرِكُونَ“Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır.” [en-Nahl 98-100]

4. Allah Subhânehu'nun açıkladığı bu aslın dışında herhangi somut bir ilişki, kendisine has olan bir nassa muhtaçtır. Dolayısıyla böylesi bir duruma ilişkin bir nass olduğunda bu nass uyarınca bu duruma iman ederiz.

Mesela Süleyman aleyhisselamın cinler üzerindeki hakimiyeti, onlara emretmesi ve nehyetmesi gibi… Bu durum hakkında nass varit olmuştur ki dolayısıyla ona imana ederiz. Nitekim Allahuteala, en-Neml suresinde Süleyman aleyhisselam hakkında şöyle buyurmuştur:

قَالَ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَنْ يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ قَالَ عِفْريتٌ مِنَ الْجِنِّ أَنَا آَتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ“(Sonra Süleyman) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir. Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.” [en-Neml 38-39]

Ve şöyle buyurmuştur:

وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ وَمِنَ الْجِنِّ مَنْ يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَنْ يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آَلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ“Sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş)leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!” [Sebe 11-12]

5. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], bir muamelenin cinle ilişkisi olduğuna dair “vahiy” yoluyla özel bir nass varit olmadığı sürece herhangi bir somut vakıayı beşeri muameleler babına göre çözerdi ve her vakıa bu şekildeydi. Mesela öldürülmüş bir adam bulunduğu zaman hakkında bir nass varit olmadığı sürece dikkatler onu cinin öldürdüğüne çekilmez. Hakeza Hayber'deki öldürülen adamın olayında insanlardan onu kimin öldürdüğüne dair araştırılma yapılmış ve dikkatler cinlere çekilmemiştir:

Muslim, Sahih'inde şunu tahriç etmiştir: Abdullah İbn-u Sehl ve Muhayyisa, telaşlı bir şekilde Hayber'e doğru yola çıktılar. Derken Abdullah İbn-u Sehl, bir kimsenin öldürülüp bir kuyuya yada dağa atıldığını haber verdi. Bunun üzerine bir Yahudi gelerek vallahi onu siz öldürdünüz dedi. Onlar dediler ki: Vallahi onu biz öldürmedik… Ardından mesele Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e intikal edince şöyle dedi:

إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذِنُوا بِحَرْبٍ فَكَتَبَ رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْهِمْ فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ“Ya arkadaşınızın diyetini öderler yada savaş açmış olurlar. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], onlara bu hususta bir mektup yazdı. Onlar da vallahi onu biz öldürmedik şeklinde bir mektup yazdılar.”

Kıssa meşhurdur ve olayın araştırılması hususunda ne yakından ne de uzaktan bunun bir cin işi olduğu konusuna girilmemiştir.

6. Binaenaleyh madem ki herhangi bir olay hakkında cinlerle somut bir ilişkinin olduğunu zikreden bir nass varit olmamıştır o halde cinler ile insan arasındaki ilişki bir vesvese ilişkisinin ötesine geçemeyecek şekilde kalır.

Madem ki Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in rısaleti, risaletlerin sonuncusudur ve ondan sonra vahiy kesilmiştir o halde yeni bir nass yoktur. Bunun içindir ki bizler ile cinler arasında somut bir ilişki yoktur. Bilakis sadece vesvese ilişkisi vardır. Ayrıca dediğimiz gibi kişi isteyerek icabet etmediği sürece kişi üzerinde cinlerin vesvesesinin bir hakimiyeti de yoktur.

Raşit Halifeler dönemindeki somut hususlar da bu şekilde çözülmekteydi. Zira öldürme veya hırsızlık veya hastalık veya dolandırıcılık gibi herhangi bir somut vakıada dikkatler cinlere çekilmezdi. Bilakis insana çekilirdi. Çünkü özel bir nass varit olmadıkça cinlerin ilişkisi bizzat vesvese ilişkisidir. Madem ki Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'den sonra özel bir nass yoktur o halde somut vakıaların hepsi cinlerden değil insandadır. Zira onların dünyası bizim dünyamızdan farklıdır ve bizlerle olan ilişkileri sadece vesvese ilişkisidir.

Binaenaleyh insan hastalandığında konunun cinlerle bir ilgisi yoktur. Bilakis hastalık, İslam'da geçene göre, yani tedavi ile tedavi edilir:

İster deva hadiste geçtiği gibi somut olsun ki Usame İbn-u Şerik kanalıyla şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'e geldim ve adeta ashabından çıt çıkmıyordu. Selam verdim sonra da oturdum. Derken oradan buradan Arabiler gelerek dediler ki: Ey Allah'ın resulü tedavi olmalı mıyız? O da dedi ki:

تَدَاوَوْا فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمْ يَضَعْ دَاءً إِلاَّ وَضَعَ لَهُ دَوَاءً غَيْرَ دَاءٍ وَاحِدٍ الْهَرَمُ“Tedavi olunuz. Zira Allah [Azze ve Celle], bir tek yaşlılık dışında şifasını yaratmadığı hiçbir dert yaratmamıştır.”Yani ölüm dışında demektir. [Ebu Davud tahriç etti]

İster deva, Muslim'in müminlerin annesi Aişe [Radıyallahu Anhe]'den tahriç ettiği hadiste geçtiği gibi dua ve rukâ (efsun) yaptırmakla olsun.

أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ كَانَ يَرْقِي بِهَذِهِ الرُّقْيَةِ أَذْهِبْ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ بِيَدِكَ الشِّفَاءُ لاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ“Resulullah, şu şekilde efsun yapardı: Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifa senin elindedir. Senden başka onu keşfedici yoktur.”

İsterse Kur'an'dan veya sünnetten benzeri dualar veya onlara uygun herhangi bir dua ile olsun.

Ancak hastalığın şifa bulması amacıyla kendilerinin cinlerle ilişkisi olduğunu iddia eden kimselere başvurmak dolandırmak ve paralarını batıl yolla yemek amacıyla sıradan insanları kandıran deccallerin yaptığı, bir dolandırıcılık ve aldatmadır.


Cin adı mahiyeti farklı birden fazla varlığın adı gibi sanki.Sadece vesvese verebilen bir varlık nasıl Hz.Süleymanın ağır işlerini yapabilir.

İblis cinnlerdendi ifadesinden de başka cin sınıfına giren varlıklar var olduğu anlaşılıyor.

6-128- Allah hepsini toplayacağı gün, «Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız» der, insanlardan onlara uymuş olanlar, «Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık» derler. «Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır» der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.

Bu ayette sanki cin vasfında insanlardan bahsediyor gibi.Çünkü böyle bir işbirliği veya diyalog görülmüş duyulmuş değildir.