PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Merhamet Pinari


Mevlüde Yıldız
19.06.2006, 22:10
MERHAMET PINARI

Çocukları çok severdi. Onlarla şakalaşır, çocukların saçlarını mübarek elleriyle okşar, saçlarını düzeltirdi. Hele öksüz çocuklara çok acırdı. Onlara çok yardım ederdi. Öksüz çocuklara yardım edenleri çok severdi.

Bir bayram sabahı yoldan geçerken çocukların oynadığını, eğlendiklerini fakat bir tane çocuğun üzgün, elbiselerinin de eski ve yıpranmış olduğunu gören peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hemen o çocuğun yanına giderek niçin üzgün olduğunu arkadaşlarıyla oynamadığını sordu ve onunla hemen ilgilendi. Çocuk niçin üzgün olduğunu neden oyuna katılmadığını, şöyle açıkladı. Anne ve babasının olmadığını böyle güzel bir günde bütün arkadaşlarıyla anne ve babalarının ilgilendiğini kendisinin ise yapayalnız olduğunu peygamberimize anlattı. Peygamberimiz canımız cananımız da hemen o kardeşimize yeni elbiseler aldı. Tertemiz güzelce giyindirdi ve bundan sonra Babanın Haz. Muhammed (s.a.v.) annenin Hz. Aişe olmasını ister misin? Hemen kabul ederek Peygamberimize sarıldı ve sevinçle koşarak arkadaşlarıyla oynamaya gitti. Arkadaşlarına başından geçenleri anlattığında arkadaşları bu çocuğa imrendiler neredeyse biz de öyle olsak demeyi istediler.

İşte bizim Peygamlberimizin çocuk sevgisi ve merhameti böyleydi can dostlarım. Çünkü o merhamet pınarıydı. Merhametlilerin en merhametlisiydi. Peygamberimiz çocuklara sevgi ve şefkat göstermeyenlerden hoşlanmazdı.

Birbirimize kardeşlerimize özellikle de küçüklerimize merhamet edelim, sevgi ve şefkat gösterelim.

Peygamberimiz buyuruyor ki: “Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.”

ayışığım
23.07.2008, 13:02
Hz. Peygamber Efendimize Nasıl Salavat Getirilmelidir?

Kenz'ül-Ummal'de şöyle geçer:

1- Ebu Talip oğlu Ali'den (a.s.) şöyle rivayet olunur:
"Hz. Reslullah'tan (s.a.a.) "Size nasıl salavat getirelim?" diye sorulduğunda; "Şöyle söyleyin:" buyurdu, "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd. Ve barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm ve ala âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[43]
Yâni: "ALLAH'ım! MUHAMMED'e ve soyuna salat et, tıpkı İbrahim'e ve soyuna salat ettiğin gibi; şüphesiz sen övgüye ve hamda layıksın, pek de yücesin. Aynı şekilde, MUHAMMED'e ve soyuna hayır ve berket ver, tıpkı İbrahim'e ve soyuna hayır ve berket verdiğin gibi; şüphesiz sen övgüye ve hamda layıksın, pek de yücesin."

Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, Muvatta-ı Malik, Müsned-i Ahmed ve Sünen-i Daremi'de şöyle geçer:

2- Ebu Mes'ud-i Ensari şöyle rivayet eder:
"Sa'd bin Ubade'nin meclisnde Hz. Resulullah (s.a.a.) ile birlikteydik. Beşir bin Sa'd (Ebu Nu'man bin Beşir); "Ey Allh'ın Resulü!" dedi, "ALLAH Teala sana salat ve selam göndermenizi emrediyor; sana nasıl salat göndereceğimizi öğretir misiniz bize?" Hazret, bir süre sustu. Biz keşke bu soruyu sormasaydık diye düşünürken başını kaldırıp şöyle buyurdu: "ALLAHumme salli ala MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm, ve barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm fi'l-âlemîn, inneke Hamîdun Mecîd." İşte bunu söyeleyin, daha önce de size böyle öğretmiştim."[44]

Sahih-i Buhari, Sünen-i Nesai, İbn-i Mace ve Müsned-i Ahmed'de şöyle geçer:

3- Ebu Said Hudri şöyle rivayet eder:
"Hz. Resulullah'a (s.a.a.); "Size selam olsun ya Resulullah." dememiz gerktiğini biliyoruz, ama size salavat getirmenin nasıl olacağını bilmiyoruz." dedik. Resulullah (s.a.a.); "Şöyle deyin:" buyurdu, "ALLAHumme salli ala MUHAMMED, abdike ve Resulik, kema salleyte ala İbrahîm ve barik ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm."[45]

Taberi ve Suyuti'nin Tefsirinde şöyle geçer:

İbn- i Abbas'tan şöyle rivayet olunur:
"(...) Ey ALLAH Resulü! Sana selam vermeyi biliyoruz, nasıl salavat getireceğimizi de öğretir misin bize?" diye sorduk. Resulullah (s.a.a.) şöyle salavat getirmemizi buyurdular: "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd. Ve barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[46]

Sünen-i Nesai'de şöyle geçer:

5- Zeyd bin Harice, Hz. Resulullah'ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Bana salavat getirin ve elinizden geldiğince dua ederek şöyle deyin: "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, ve barik ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm ve ala âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[47]

Sünen-i Nesai ve Müsned-i Ahmed'de şöyle geçer:

6- Ebu Talha'dan şöyle rivayet olunur:
"ALLAH Resulü'nden (s.a.a.); "Ya Resulellah! Size nasıl salavat getirilmeli?" diye sordum. Hazret, şöyle söylemenizi buyurdu:
"ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd. Ve barik ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."

Bir başka rivaytte de şöyle geçer:

"Adamın biri Hz. Resulullah'tan (s.a.a.), kendisine nasıl salavat getireceğini sordu. Hazret; "Şöyle söyleyin:" buyurdular, "ALLAHume salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd. Ve barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[48]

Kenz'ül-Ummal'de şöyle geçer:

7- Talha'dan şöyle rivayet olunur:
"Hz. Resulullah'a (s.a.a.); "Size nasıl selam verceğimizi bildik; size nasıl salavat getireceğimizi de bize öğretininiz." dedik. Hazret; "Şöyle deyin:" buyurdular, "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, ve barik ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema salleyte ve barekte ala İbrahîm ve ala âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[49]

Sahih-i Buhari, Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Daremi, Nesai, Tirmizi, İbn-i Mace, Müsned-i Ahmed ve Taberi ile Suyuti Tefsirlerinde şöyle geçer:

8- Ka'b bin Acze şöyle rivayet eder:
"ALLAH Resulü'nün (s.a.a.) yanındaydık, bir adam içeri girerek; "Ya Reaulullah! Sana selam vermeyi bildik; peki nasıl salavat gönderceğiz?" diye sordu. Hazret; "Şöyle söyleyin:" buyurdular, "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm ve ala âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd. ALLAHumme barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[50]

Müsned-i Ahmed ve ed-Dürr'ül-Mensur'da şöyle geçer:

9- Büreyde-i Huzai, Hz. Resulullah'ın (s.a.a.) şöyle getirilmesini buyurduğunu rivayet eder:
"ALLAHumme'c'al salavateke ve rahmeteke ve berekateke ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema cealtehu ala İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd."[51]

Kenz'ül-Ummal'de şöyle geçer:

10- MUHAMMED bin Abdullah bin Zeyd, Hz. Resulullah'tan (s.a.a.) şöyle rivayet eder:
"Hazret kendisine şöyle salavat getirilmesini buyurdu: "ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm. Ve barik ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm fi'l-âlemîn, inneke Hamîdun Mecîd." Selam da bildiğiniz gibidir."[52]

Taberi ve Suyuti Tefsirlerin şöyle geçer:

11- "ALLAH ve mellekleri Peygamber'e salat ederler.…" ayet-i şerifesi hakkında İbrahim'den şöyle naklolunur:
"ALLAH Resulü'ne (s.a.a.); "Size selam vermeyi bildik; size nasıl salavat getireceğmizi de öğretiniz bize." dedik. Hazret, şöyle söylenmesini buyurdu:
"ALLAHumme salli ala MUHAMMED ve ala âl-i MUHAMMED, kema salleyte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, ve barik ala MUHAMMED ve âl-i MUHAMMED, kema barekte ala İbrahîm ve âl-i İbrahîm, inneke Hamîdun Mecîd." Sonra ekledi: "Bana nasıl selam vereceğinizi de biliyorsunuz."[53]
Aynı hadis, Kenz'ül-Ummal'de Aişe'den de rivayet edilmiştir.[54]

____________________
1- Ahzab/56.
2- Ahzab/21.
3- Sırr'us-Saadet, s. 16.
4- Sırr'us-Saadet, s. 16.
5- Sırr'us-Saadet, s. 16.
6- Rıyaz'us-Salikin, c. 1,s. 420.
7- Ahzab/43.
8- Ahzab/71
9- Cami'ul-Ahbar, s. 69.