PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "La ilahe illallah" demek necat ehli olmak için yeterli mi?



manifesto
21-12-2011, 20:59
Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.

Kadimden beri bazı kimseler Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı anlamsız bir inat içindedirler. Kaldı ki, Efendimiz onlara kapalı da değildi. Bu sebeple bilinip kabul edilmemesi çok garip düşmektedir.

Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, O'nu kabul etmeyenlerin hepsi aynı ölçüde mülhit değildir. O'na açıktan karşı çıkanlar ve getirdiklerine savaş ilan edenler akibetlerini bütün bütün karartmış ve azab-ı ilahiyi hak etmiş sayılırlar. Çünkü bunlar tam mülhittirler ve her türlü mesaviye de açıktırlar. ALLAH , eski devirlerde bu türlü mülhidlerden, Lut kavmi gibi bazılarını yerin dibine batırmış, Ad kavmi gibilerini fırtınayla cezalandırmış, Semud kavmi gibi inatçıları da bir sayha ile hâk ile yeksân etmiştir. Günümüzde Müslümanlar, Hz. Muhammed gibi bir kaptana dayandıkları, O'nun mesajını neşrettikleri için geçmiş kavimlerde olduğu gibi toptan helak olmayacaklardır

Mevzuyla alakalı ikinci bir husus da, biz Müslümanlar olarak, dünyaya İslam mesajını olması gerektiği şekilde duyuramadık. İslâmî hak ve hakikati bütün güzelliğiyle onlara ulaştıramadık. Bu sebeple hakikat onlara karşı kapalı kaldı. ALLAH , onları hesaba çekerken, bizi de İslam'ı onlara götüremedik diye hesaba çekecektir

Üçüncüsü, insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar. Çünkü onlar ötede diyebilirler ki: "Bize İslam hakikatini getirmediler; ya Rabbi, getirseler inanırdık." ihtimal, Cenab-ı Hak da onlara farklı muamelede bulunur

Lâ ilahe illallah" diyen cennetlik mi?

Gönülden "Lâ ilâhe illallah" diyen, bunu iz'an eden, muktezasını kabullenen ve tasdik eden kimse mümin demektir ve böyle bir kimse Allah'ı mabudu mutlak, maksudu bi'l-istihkak olarak kabullenmiş demektir. Efendimiz böyle bir kimsenin cennete gireceğini pek çok sahih hadisinde ifade buyurmuşlardır. Bunun manası şudur: Bir insan "Lâ ilâhe illallah" der, Allah'a karşı ahd ü peymanda bulunur ve mazmuna sadakat içinde ruhunu O'na teslim ederse, ALLAH böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse cennete koyar. Başka bir hadiste bu husus şöyle dile getirilmektedir: "Lâ ilâhe illallah" diyen ve bununla ışığında imandan, irfandan nasipdar olan kimseyi ALLAH , sonsuz rahmeti gereği ebedi cehennemde bırakmaz. Bazı mezheplerden, bu türlü kimselerin ebediyen cehennemde kalacağına kâil olanlar da az değildir.

Bu arada "Lâ ilâhe illallah" ile kurtulan bir zümre de olacaktır. Bu zümreye ait insanlar hayatlarında ibadet ü taat yapacak kadar değil, sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır. Ben biraz da bu yoruma temayül ederek bu hadisin bu zümreye mahsus olabileceğini düşünüyorum. Yoksa bu, uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez. Ancak bunlar, ikrar ve tasdiklerinde sadakat içinde olurlarsa ALLAH da dilerse onları affeder. Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır. Diğerlerine gelince ALLAH dilerse affeder, dilerse azap eder. Evet, "Lâ ilâhe illallah"ı küçük görmemek gerekir.

ÖZETLE

1- Kaynaklarımızda, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu tanımadan necat söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.

2- Efendimiz'i hiç duymayan, yada çevresi ve şartları itibari ile yanlış tanıyan kötü tanıtılan ve çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olabilirler.

3- Bir insan "Lâ ilâhe illallah" der ve bu inanca sadakat içinde ruhunu Cenab-ı Hakk'a teslim ederse, ALLAH böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse cennete koyar.

F.Gülen

Hikem
21-12-2011, 21:08
Üstadın bu konuda kelamı varken başkasına hele diyalogculara lüzüm görmüyorum.

Üstad Hazretleri 26. MEKTUP 4. MEBHAS (BEŞİNCİ MESELE) KISMINDA ( Sayfa : 344)


Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred (sadece) Lâ ilâhe illâllah kâfi midir? Yani, Muhammedür'-Resulullah demezse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olabilir mi?"

diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:


Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü

Vesselâm Hâtemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu

olamaz.''

cemaliii
21-12-2011, 21:21
manifestoyu diğer konu kesmemiş olacakki, biraz daha tartışılsın daha çok provakatif konu olsun diye birde böyle bir başlıkta deniyor şansını.
manifesto sen bu provakasyon konularını açarken amacın ne?
zaten bu konular 100 kere tartışıldı.

Hikem
21-12-2011, 21:25
Konu konuyu açıyor, belki faydası da oluyor..Böylece diyalogcuların , Üstadda diyalogcuydu iftiralarına, üstaddan nefis açıklamalar sunmuş oluyoruz...

manifesto
21-12-2011, 21:26
stadın bu konuda kelamı varken başkasına hele diyalogculara lüzüm görmüyorum.

Madem üstadı referans alabiliyorsun.Cihan harbinde mazlum olan sabiler için (15 yaş altı ve 15 yaş üstü) meşhur olan sözünü de bilirsin sanırım.
Bu sözü bu itirazın neresine koyacaksın?
Üstada Üstad mı itiraz ediyor?

Hikem
21-12-2011, 21:30
Üstadın bazı mücmel ifadelerinin açıklamasını yine üstad kendi yapıyor..Bizim açıklamamıza gerek yok...!5 yaş meselesi imam Eş'ari mezhebine göre açıklanır...bu konu buralarda konuşuldu..tekarraına gerek yok..

Yeni-OSMANLI
21-12-2011, 22:40
konuyu farkli yönlere cekmeyin,anlamaya calisin,ben ehli-sünnet anlayisina aykiri bir ifade göremedim.

Hocaefendi demiski:

"Bu arada "Lâ ilâhe illallah" ile kurtulan bir zümre de olacaktır. Bu zümreye ait insanlar hayatlarında ibadet ü taat yapacak kadar değil, sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır. Ben biraz da bu yoruma temayül ederek bu hadisin bu zümreye mahsus olabileceğini düşünüyorum. Yoksa bu, uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez.

Yeni-OSMANLI
21-12-2011, 22:42
hoaefendi demiski:

"Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.

Yeni-OSMANLI
21-12-2011, 22:43
hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.

Yeni-OSMANLI
21-12-2011, 22:45
hocaefendi demiski:

"Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır.

Ercan Tekin
21-12-2011, 23:51
La ilahe illallah diyen Cennete girer mi?


Sual: İhlâsla bir defa La ilahe illallah diyerek imanla ölen herkesin Cennete gireceğine, Resulullahın şefaat edeceğine dair hadis yok mu? Yine bir hadiste (İhlâsla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer) denmiyor mu? Hiçbir ibadeti yapmasak da, hiçbir haramdan kaçmasak da, Resulullahın bu sözlerine göre Cennete girmeyecek miyiz? Hâşâ Resulullah yalan mı söylüyor? La ilahe illallah diyen İsevi ve Musevi Müslümanlar da Cennete girmeyecek mi?

CEVAP
Yazdığınız hadis-i şerifler doğrudur ama bunların açıklaması vardır. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Şartsız bildirilen bir hüküm şartlı olarak anlaşılır) buyuruyor. Mesela koyun eti yemek caizdir. Hüküm şartsız bildirilmiştir. Koyun eti caiz diye canlı bir koyunun bir budunu kesip yiyemeyiz. Ehl-i kitap hariç, gayrimüslim keserse veya kendiliğinden ölürse, leş olur, yenmez. Besmelesiz kesilirse de yenmez. Bu anlaşılınca hangi şartlar altında Cennete girileceği anlaşılır.


Mesela Resulullah efendimiz, (İhlâsla La ilahe illallah diyen Cennete girer) buyurunca (İhlâsla ne demektir?) diye sual ettiler. Cevaben, (Söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır) buyurdu. (Taberani)


Cennete girebilmek için birkaç şart var:


1- Birincisi kelime-i tevhidi ihlâsla söylemek gerekiyor. İhlâs ise ibadetleri yaparak haramlardan kaçmaktır. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekât vermeyen, hacca gitmeyen de haram işlemiş oluyor. İçki, zina, kumar, yalan, gıybet, hırsızlık, kul hakkına girmek de zaten haramdır.


2- Sadece La ilahe illallah demek yetmez. Peygamber efendimize de iman etmek, son Peygamber olduğuna şehadet getirmek şarttır. Yani Muhammedün Resulullah demek de gerekir.


Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:


(İhlâs ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer.) [Taberani, Deylemi]


(La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.) [Müslim]


(Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.)


[B](Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.) [Ebu Davud]


(Kitap ehli olan bir kavme [İsevi veya Musevilere] görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekâtı farz kıldığını söyle.)


[B](Size şu beş şeyi emrediyorum. Birincisi Allah’a imandır. Allah’a iman nedir biliyor musunuz? Allah’tan başka mabut olmadığına ve benim son Peygamber olduğuma şehadet etmektir.)


Netice:


Müslüman olan Allah’a inanır. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:


[B](Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]


(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]


(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]


(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]


(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

veri
22-12-2011, 06:14
Debreli gülen i mi destekliyorsun:)
hangi deliği çöp soksam şimdi:)

yine yazıyı okumadan ekledim deme de:)

Hikem
22-12-2011, 07:04
hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.


YOsmanlı Vatikan Devletinin Türkiye temsilciliğini yapan papaz Marowitch de mi, Efendimizi hiç duymamış, çok ücra yerlerde yaşayan bir gariban! Ayaaaa!!! adam diyorki, ''Fethullah Hocamız diyorki, Müslümanlar haddini bilsin sadece kendilerimi cennete girecek''

Hadi cevab ver bakalım..?(Veya hadi burdan yak derler ya)

veri
22-12-2011, 07:17
YOsmanlı Vatikan Devletinin Türkiye temsilciliğini yapan papaz Marowitch de mi, Efendimizi hiç duymamış, çok ücra yerlerde yaşayan bir gariban! Ayaaaa!!! adam diyorki, ''Fethullah Hocamız diyorki, Müslümanlar haddini bilsin sadece kendilerimi cennete girecek''

Hadi cevab ver bakalım..?(Veya hadi burdan yak derler ya)
yalan söylemiş olabilir mi:)

Hikem
22-12-2011, 07:30
Adam bunu Tv den milyonlara söyledi! Cemattan ses yok! TISSSSSS!! Ayrıca bu adamın söyledikleri kabul ediliyorki ,Cemaatın yayınlarından çıkan ''Küresel Barışa doğru'' kitabında sayfa 131 de M arowitch in ismi geçmeden ''Bir katolik din adamı tarafından (Fasıldan Fasıla kitabından alınmış olan bu prağraf(yukarıda verilen müslümanlar haddini bilsin cümleleleri..) fotokopi ile çoğaltılarak ..dağıtılmıştır'' ifadeleri yeralıyor...Yani adam atmıyor...Cemaatın kitabında da aynı ifadeler var...Evet Veri hadi burdan yak!!

veri
22-12-2011, 07:36
Adam bunu Tv den milyonlara söyledi! Cemattan ses yok! TISSSSSS!! Ayrıca bu adamın söyledikleri kabul ediliyorki ,Cemaatın yayınlarından çıkan ''Küresel Barışa doğru'' kitabında sayfa 131 de M arowitch in ismi geçmeden ''Bir katolik din adamı tarafından (Fasıldan Fasıla kitabından alınmış olan bu prağraf(yukarıda verilen müslümanlar haddini bilsin cümleleleri..) fotokopi ile çoğaltılarak ..dağıtılmıştır'' ifadeleri yeralıyor...Yani adam atmıyor...Cemaatın kitabında da aynı ifadeler var...Evet Veri hadi burdan yak!!
kardeş 3. şahısların sözleri ile yargılamayı bırakın
yalanlama kısmına gelince hocalar tarikattan gelen hocaların hangisi başkasını müşkül duruma düşürecek bir cümle sarfetmiş ulu orta
f. gülen şu an nurcu olabilir ama yetiştiği ortam ailesi tarikatçı tarikat eğitimini nesiller boyu olmış bir aile hocalarının bir kısmı tarikatçı insandan bahsediyoruz.

o kitab piyasada yok ben görmedim adamlar inkar ediyor
ve sen kanıtlayamadın.
aynı nakarat sıkmaya başladı.

sana mı inanıcam
kitabı inkar eden nurculara mı

Hikem
22-12-2011, 07:42
Senin 3. Şahıs dediğin adamın sözleri genel olarak Cemaatın yayınlarından çıkmış mezkur kitabda var diyorum, aktarıyorum, ama Veri bildiğini okuyor...Kendi kitablarınada mı inanmıyorsun.!??? Kime inanıyorsun?Kitabı neden görmedin , ben buluyorumda sen niye bulamıyorsun..Ara bulursun..

veri
22-12-2011, 07:47
Senin 3. Şahıs dediğin adamın sözleri genel olarak Cemaatın yayınlarından çıkmış mezkur kitabda var diyorum, aktarıyorum, ama Veri bildiğini okuyor...Kendi kitablarınada mı inanmıyorsun.!??? Kime inanıyorsun?Kitabı neden görmedin , ben buluyorumda sen niye bulamıyorsun..Ara bulursun..
piyasada yok diyorum hala zırlıyorsun
senin her zırladığın kitabı satın alacak da değilim
madem iddianda sabitsin
İSPATLA
olmayan kitaptan neyi ispatlıcaksan.

Hikem
22-12-2011, 07:49
Yahu ben iddia makamında değilim neyi ispatlıyacam Kitabın ismini sayfa numarasını veriyorum..Böyle br kitab ve yazılanlar yok diyen varsa çıksın ortaya..Gazeteciler ve yazrlar vakfı yayınları diye bir kuruluş yokmu?Rica edrim...Netten araştır böyle kitab varmı yokmu? Çok gerilerden takip ediyorsun..

Ercan Tekin
22-12-2011, 08:11
Veri senin işin provakasyon değilmi o yüzden bu tavırların çok normal.
Eklediğim yazıyı konuyla direk alakalı ekledim ve ne yazdığını belkide sen anlamadın :)
Hikem kardeşimizide ilmi yaklaşımlarından sebep tebrik ederim.

Hikem
22-12-2011, 08:17
Bazı aklıevveller Peygamberimizin Lailahe ilallah diyen cennete giren sözünü , hadis şarhlerinden okumadan , meal okyan zevat gibi yanlış anlıyorlar..İslam bütündür, bölünüp parçalara ayırıp, bazılarına inanırız bazılarına inanmayız denemez...Bu tipik bir küfür tipolojisidir...Hazreti Muhammed aleyhisselam inamayanın ,Lailahe ilallalah demesi gerçekleşmez..Yani kabul edilmez. Üstadın dediği gibi imanın 6 rüknü tefrik (ayrılma) kabul etmez...İmanı Billah Resule imanı ittiba etmeyi isbat eder..Mesele bukadar açıktır..

veri
22-12-2011, 08:20
Veri senin işin provakasyon değilmi o yüzden bu tavırların çok normal.
Eklediğim yazıyı konuyla direk alakalı ekledim ve ne yazdığını belkide sen anlamadın :)
Hikem kardeşimizide ilmi yaklaşımlarından sebep tebrik ederim.


Mesela Resulullah efendimiz, (İhlâsla La ilahe illallah diyen Cennete girer) buyurunca (İhlâsla ne demektir?) diye sual ettiler. Cevaben, (Söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır) buyurdu. (Taberani)
gerisi teferruat:)

Ercan Tekin
22-12-2011, 08:30
gerisi teferruat:)

Senin dinin nasıl biliyormusun işine geleni kabul eden işine gelmeyeni kabul etmeyen din simsarlarının itikadı var sende! Şuanda İslami müslüman kimliğinin teferruat kelimesiyle dinden çıkma tehlikesiyle başbaşa olduğunu sana hatırlatırım. GERİSİ TEFERRUAT DEDİKLERİN ALLAH'IN VE RESULÜLLAH'IN SÖZLERİDİR.

Bu teferruatmı?


(İhlâs ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer.) [Taberani, Deylemi]



(La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.) [Müslim]



(Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.)



[B](Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.) [Ebu Davud]



(Kitap ehli olan bir kavme [İsevi veya Musevilere] görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekâtı farz kıldığını söyle.)



[B](Size şu beş şeyi emrediyorum. Birincisi Allah’a imandır. Allah’a iman nedir biliyor musunuz? Allah’tan başka mabut olmadığına ve benim son Peygamber olduğuma şehadet etmektir.)



Netice:



Müslüman olan Allah’a inanır. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:



[B](Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]



(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]



(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]



(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]



(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

veri
22-12-2011, 08:40
Debreli niye o zaman yazının tamamını tekrar yayınlamadın:) okumadın değil mi yazıyı okusaydın eklemezdin:)
yazının üst tarafını niye eklemedin tekrar:)

cahid
22-12-2011, 08:43
Bir kimse "Lâ İlâhe İllallah , Muhammedu'r-Rasûlullah " dese ve haram kılındığı bildiği halde meselâ içkiyi helal addetse necât ehli olur mu? Buradan yola çıkılarak sorunun cevabı anlaşılmış olur..

"Lâ İlâhe İllallah diyen cennete girer" hadisinin şerhi "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet, namazı ikame, zekatı eda edinceye kadar insanlarla muharebe etmek bana emrolundu. Onlar bunları yapınca kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslam'ın hakkı mukabili olmak müstesna. İnsanların (gizli işlerinden dolayı olan) hesapları da Allah'a aittir." hadisidir.. Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) zekat vermeyenlerle harp ettiğini unutmamak gerekir.

Ercan Tekin
22-12-2011, 08:52
@Debreli (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=27253) niye o zaman yazının tamamını tekrar yayınlamadın:) okumadın değil mi yazıyı okusaydın eklemezdin:)
yazının üst tarafını niye eklemedin tekrar:)

Ayet ve hadislere olan teferruat ifadenin tehlikesine dikkat çektim.
Sen bu konuda kendi ayağına kurşun sıkmaya devam ediyorsun.
Eklediğim yazı senin yalanlıyor halen anlayamamışsın.
Bu konular magazin konuları gibi değildir ilmin yoksa çok kurcalama yoksa ayağına devamı kurşun sıkarsın maneviyatını topal gezdirirsin.
Anla artık lütfen anla! herşeyi anlamamak üzere yorumluyorsun ne diyeyim yahu ! Nas ayet ve hadisler var halen neyi inkar ediyorsun sen? Apaçık ayetlere teferruat diyerek imanını tehlikeye attığının bile farkında değilsin!

veri
22-12-2011, 09:05
yazını anlamayan sensin Debreli

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 12:27
Adam bunu Tv den milyonlara söyledi! Cemattan ses yok! TISSSSSS!! Ayrıca bu adamın söyledikleri kabul ediliyorki ,Cemaatın yayınlarından çıkan ''Küresel Barışa doğru'' kitabında sayfa 131 de M arowitch in ismi geçmeden ''Bir katolik din adamı tarafından (Fasıldan Fasıla kitabından alınmış olan bu prağraf(yukarıda verilen müslümanlar haddini bilsin cümleleleri..) fotokopi ile çoğaltılarak ..dağıtılmıştır'' ifadeleri yeralıyor...Yani adam atmıyor...Cemaatın kitabında da aynı ifadeler var...Evet Veri hadi burdan yak!!
M arowitchin söyledikleri F.Gülen hocayi ve cemaatini baglamaz,hocaefendi ne söylemis ben ona bakarim,buyur sende burdan yak...

Yillardan beri fethullah gülen hocaefendi hakkinda "laa ilahe illallah demek yeter,muhammeden resullullah demeye gerek yok,laa ilahe illallah diyenlerde cennete girer" iftirasina cevab:


Muhterem din kardeşlerim hizmetimize karşı yapılan tenkidlerin en ehemmiyetli olanı Efendimiz Aleyhissalatu Vesselamı kelime-i tevhidden ayırdığımız iddiasıdır.Haşa ve kella asla hizmetimiz ne böyle bir hezeyana girer ne de savunur.Bununla ilgili yazı ve beyanları sizlerle paylaşmak istiyorum.


Her fırsatta, Peygamber Efendimiz'e (aleyhissalatu vesselam) salât u selam getirmemiz ona karşı vefamızın gereğidir. Çünkü salât u selamlarla onu her anışımız, hem onun peygamberliğini bir tebrik, hem getirdiği saadet-i ebediye müjdesine karşı bir teşekkür ve hem de bildirdiği fermanlara itaatimizi ve biatımızı yenilememiz manasına gelmektedir.

Evet, Efendiler Efendisi'ne salât u selam okumakla, ahd-ü peymanımızı yenilemiş, ümmeti arasına bizi de dâhil etmesi isteği ile kendisine müracaat etmiş oluyoruz. "Seni andık, Seni düşündük; Allah Teala'ya Senin kadrini yüceltmesi için dua ve dilekte bulunduk." demiş ve "Dahîlek ya Resûlallah - Bizi de nurlu halkana al ey Allah'ın Resûlü!.." talebimizi tekrar ederek onun engin şefkat ve şefaatine sığınmış oluyoruz. Dolayısıyla, salât u selama Efendimiz'den daha çok biz muhtaç bulunuyoruz. Ona müracaatımızla mevcudiyetini, büyüklüğünü kabullenmiş ve küçüklüğümüzü, hiçliğimizi ilan etmiş; aczimiz ve fakrımızla beraber, şiddetli ve çok büyük bir günün endişesiyle melce ve mencâ olarak Resûl-i Ekrem'e dehâlet etmiş, arz-ı ihtiyaç ve arz-ı halde bulunmuş oluyoruz.
Bildiğiniz gibi, "salât", tebrik, dua, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelmektedir. Salât kelimesinin çoğulu "salavât" gelir. Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Allah ve O'nun melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey mü'minler, siz de Ona salât (ve dua) edin ve samimiyetle selam verin." (Ahzab, 33/56) Bu âyeti kerimeyle, Peygamberimiz'e salât ve selamlar getirerek hürmetlerini arz etmek her Müslüman'ın yapması gerekli olan bir görevdir. Her Müslüman en azından "Allahümme salli alâ Muhammed - Allah'ım rahmet ve bereketin Efendimiz Hazreti Muhammed üzerine olsun." diyerek salât getirmek mecburiyetindedir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, "Yanında benim adım anılıp da bana salât getirmeyen kişinin burnu sürtülsün, hakarete uğrasın." buyurmuştur. Bununla beraber, Peygamberimiz'in ismi her işitildiğinde veya anıldığında salât getirilip getirilmeyeceği hususunda; bazı âlimler, "Bir yerde, Hz. Peygamber'in adı ne kadar anılırsa anılsın bir defa salât edilmesi yeterlidir." derken, âlimlerin çoğunluğu ise, "Efendimiz'in mübarek adı her anıldığında salât u selam getirilmesi gereklidir." demiştir. Bazıları, insanın, ömründe bir kere salât u selam getirmesinin vâcib olduğunu söylerken, İmam Şâfi gibi kimseler de nâm-ı celil-i Muhammedî ne zaman anılırsa anılsın hemen salât u selamla O'na senâda bulunmak gerektiği kanaatindedirler.
Nitekim hadis ilmiyle uğraşanlar, hadisleri rivayet ederken, O'nun adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her anılışında, "Sallallahu aleyhi ve sellem" diyerek hürmet ve vefalarını ifade etmişlerdir. Hatta bazı yerlerde, ezanda Efendimiz'in ism-i şerifi de anıldığı, "Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah" dendiği için, ezandan sonra da salât u selam okuna gelmiştir. Erzurum da bu yerlerden birisidir. Orada da, ezanı müteakip "es-Salâtu ve's-selamu aleyke ya Resûlallah, es-salâtu ve's-selamu aleyke ya Habîballah, es-salâtu ve's-selamu aleyke ya hateme'n-nebiyyîne" şeklinde salât okurlar. Aslında, ezan kelimelerinin içinde böyle bir salât u selam yoktur, fakat bir vefa borcu olarak söylerler.
O'nun caddesİnden başka yol yok
Evet, salât u selam meselesine bir vefa borcu nazarıyla bakmak lazım. Biz Efendimiz'e karşı borçluyuz. Allah, bazılarımız için ağır gelebilecek şekilde her an o borcu ödüyor olma şuuru içinde bulunmakla bizi mükellef kılmamış. Hayatımızın her saniyesinde O'nu hatırlıyor olma, O'na hiç durmadan salât u selam getirme teklifinde bulunmamış. Fakat biz zaten O'nun getirdiği dinin hükümlerine riayet ettiğimizde bir yönüyle O'na karşı medyuniyetimizi de sürekli ve fasılasız dile getirmiş oluyoruz.
Günde beş defa minarelerimizden olduğu gibi gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün.. her namaza yürüyüşümüzde,
"Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden,
Şehbâl açınca rûh-u revân-ı Muhammedî;
Ervah cümleten görür "Allahu Ekber"i,
Aks eyleyince arşa lisân-ı Muhammedî." (Yahya Kemâl) sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve önce ezanla vefamızı ilan ediyoruz. Zât-ı Ulûhiyet'in yanında Efendimiz'in nâm-ı celîlini de anıyoruz. "Lâ ilahe illallah"ın, "Muhammedün Resûlullah"tan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini beraber söylemekle gerçekleşmiş olacağını gösteriyoruz. Üstad Hazretleri'nin de Mektubât'ta belirttiği gibi, kelime-i şehadetin iki kelâmının birbirinden ayrılamayacağını, onların birbirini tazammun ve isbat ettiğini, biri birisiz olmayacağını ifade ediyoruz. Evet, madem Peygamberimiz (aleyhissalâtü vesselâm) Hâtemü'l-Enbiya'dır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette O, bütün vusûl yollarının başındadır. O'nun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Umum ehl-i marifetin ve tahkikin imamları, Sadi-i Şirazî gibi derler: "Ey Sâdî! Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sellem) örnek almadan bir kimsenin selâmet ve safâ yolunu bulması imkânsızdır."
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=895866&keyfield=6B656C696D652D6920C59F656861646574


Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davasını duymuş, davetini işitmiş, O'nun neşrettiği nura şahit olmuş kimseler, inatlarından bu işi kabul etmiyor ve kulaklarını kapıyorlarsa, evet bunlar Cehennem'e gireceklerdir. Burada Allah'ın merhametinden daha fazla merhamet ileri sürerek, başka türlü iddialarda bulunmak ukalâlıktan başka bir şey değildir. Evet, Cehennem'e gireceklerdir. Hem Kur'ân'a ve hadis-i şeriflere göre; sadece yabancı ülkelerde olanlar değil, Müslümanların yaşadığı memleketlerde de, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) davasını işitip O'na icabet etmeyenler, getirdiği esaslarda O'na başkaldırıp arkasından gitmeyenler de Cehennem'e girecek ve ebedî hüsrana uğrayanlardan olacaklardır.
Rabbin sonsuz rahmetinden ümit ediyoruz ki, bizleri O'nun davetine icabet eden, arkasından koşan, herkesin O'nu terk ettiği dönemde O'na sahip çıkan kimselerden eylesin!..
http://sonsuznur.net/fethullah-gulen-buhranlar-anaforunda-insan/155-fethullah-gulen-asrin-getirdigi-tereddutler-ecnebi-memleketlerinde-doganlarin-durumlari-otede-nasil-olacaktir.html?qh=YToxMjp7aTowO3M6MjoibGEiO2k6MTtz OjY6Imlsw6JoZSI7aToyO3M6ODoiaWxsYWxsYWgiO2k6MztzOj ExOiJtdWhhbW1lZMO8biI7aTo0O3M6MTE6InJlc8O7bHVsbGFo IjtpOjU7czoxMDoibMOiIGlsw6JoZSI7aTo2O3M6MTk6ImzDoi BpbMOiaGUgaWxsYWxsYWgiO2k6NztzOjE1OiJpbMOiaGUgaWxs YWxsYWgiO2k6ODtzOjI4OiJpbMOiaGUgaWxsw6JsbGFoIG11aG FtbWVkw7xuIjtpOjk7czoyMToiaWxsw6JsbGFoIG11aGFtbWVk w7xuIjtpOjEwO3M6MzM6ImlsbMOibGxhaCBtdWhhbW1lZMO8bi ByZXPDu2x1bGxhaCI7aToxMTtzOjIzOiJtdWhhbW1lZMO8biBy ZXPDu2x1bGxhaCI7fQ%3D%3D


Söz gelmişken bir farklılığa dikkat çekmek istiyorum: Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in risâletini ilan etmesi onun vazifesi cümlesindendir. Farz-ı muhal, o kelime-i Tevhidi söylese ama “Muhammedün Rasûlullah” demeseydi, vazifesini yapmamış olurdu. Nitekim, Rehber-i Ekmel Efendimiz bir münasebetle “Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allah’a yemin olsun ki, Musa (aleyhisselam) çıka gelseydi, siz de ona ittiba edip beni bıraksaydınız, doğru yoldan sapıtmış olurdunuz. Eğer Musa (aleyhisselam) hayatta olsaydı ve benim nübüvvetime yetişseydi, muhakkak ki, o da bana tabi olurdu!” buyurmuştur. Bu söz hem bir tahdis-i nimettir hem de Peygamber Efendimiz’in tebliğ misyonunun edasıdır.
http://www.herkul.org/kiriktesti/index.php?view=article&article_id=5170


Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b489.gif kâfi midir? Yani, http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b723.gif demezse ehl-i necat olabilir mi?" diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:
Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Umum ehl-i marifetin ve tahkikin imamları, Sadi-i Şirazî gibi derler:


http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b724.gif

Hem


http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/mekt/b725.gif

demişler. Fakat Bazen oluyor ki, cadde-i Ahmediyede (a.s.m.) gittikleri halde, bilmiyorlar ki cadde-i Ahmediyedir ve cadde-i Ahmediye dahilindedir.
http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1025&a=kelime-i şehadet




Soru: Bir kitabınızda yer alan 'Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah et­melidir. Hatta kelime-i tevhidin ikinci bölümünü, yani 'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere bile rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır." söyleriniz bazı kesimler tarafından ten­kit ediliyor. O sözü şerh eder misiniz?
Evvela, bir sözü doğru değerlendirmek için o sözün siyak ve sibakına (öncesine ve sonrasına) da bakmak gerekir. (Söz konu­su yazının yer aldığı kitabı isteyip alakalı bölümü açıyor) Bakın size o bölümü okuyayım da kendiniz değerlendirin: “Bu konuda bana, başkaları tarafından anlatılan bir vakayı arzetmek istiyo­rum. Çok eski yıllarda birisi gelmiş bana İslami cemaatlerden bi­risini sormuş. Ben de: "Onlar, ufkumuzda yalancı bir şafağın bi­le olmadığı dönemde, Edirne'den Ardahan'a kadar ülkemizin her tarafını köy-kent demeden dolaşarak kurslarla, yurtlarla, pansiyonlarla donattılar." demişim. Aradan bir iki ay geçmiş. Bornova'da akşam sohbetleri sırasında yine aynı soruyu sor­muşlar, ben yine benzer şeyler söylemişim. Belki aradan birkaç ay geçmiş o zat tekrar gelmiş, yine aynı soruyu sormuş. Ben de ilk söylediğime benzer şeylerle soruya cevap vermişim. Bu mese­lenin bir de öteki yüzü var. -Bilmiyorum söylesem mi?- O zat benim, haklarında böyle konuştuğum cemaate gitmiş, dediklerimi aktarmış. İhtimal bu hususta ölçüyü tam anlamıyla kavrayamayan birisi benim için "Aktörlük yapıyor." demiş. İkinci ve üçüncü seferlerde de aynı şekilde cevap alınca "Bir insanın beni tanıma­dan, nereden geldiğimi bilmeden, farklı zamanlarda ne niyetle sorulduğunu bilmediği bir soruya hep aynı şekilde cevap vere­bilmesi mümkün değildir ve bu katiyen aktörlük olamaz" demiş. Evet bizim için temel ölçü, din ve diyanete, hangi yolla olur­sa olsun, hizmet etmektir. Biz az veya çok bu uğurda katkısı bu­lunan herkesi, ama herkesi alkışlar, başlarımızı ayaklarının altı­na kaldırım taşı gibi koyabiliriz. Kaldı ki bu ölçüyü biz koymuyo­ruz ki? Allah ve Resulü bu hususla alakalı ölçüyü asırlar önce koymuşlar: "La ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah diyen herkes, bizim din kardeşimizdir. Ayrıca kabirde Münker-Nekir, "Rabbin kimdir, nebin kimdir, dinin nedir?" diye soracak. O so­rular arasında falanı filanı kabul etme yoktur. Yani onları kabul etme iman esasları arasında değildir. O halde ben, ne diye şu ya da bu sebeple beni tasvip etmeyen din kardeşlerime cephe alayım ki?"
İşte bunlar söylendikten sonra söz konusu cümle yer alıyor ve deniyor ki: "Hasılı, herkes kelime-i şehadeti esas alarak et­rafındaki insanlara bakış açısını yeniden ayarlamalı. Hatta onun birini söyleyip diğerini, yani "Muhammedün Resûlullah"ı söylemeyen insanlara bile, rahmet nazarıyla bakmalı. Çünkü hadis­lerde anlatıldığına göre, Allah'ın o engin rahmeti ahirette öyle tecelli edecektir ki, şeytan bile: "Acaba ben de istifade edebilir miyim?" diye ümide kapılacaktır. Şimdi böyle bir rahmet engin­liği karşısında, cimrilik yapma ve o cimriliği temsil etme bize ya­raşmaz. Hem bize ne? Mülk Onun, hazine Onun, kul O'nun...Öyleyse herkes haddini bilmeli...'"
Kaldı ki, tenkit ettikleri o cümleden hemen sonra şu parag­raf yer alıyor ve kelime-i tevhidin bütününe dikkat çekiliyor: "Söz buraya gelmişken bir düşüncemi arzederek bu faslı da ka­patmak istiyorum. 70li yıllardan beri beni ve hizmetimizi yakın plana alan ve yakaladığı her fırsatı değerlendirerek gam­mazlayan, hatta devlet ricalini iğfal eden ve bir gazetede sahibi olduğu sütunu çoğunlukla bunlara ayıran bir yazar bir gün "Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah" dese inanın bana, o gün benim için bayram olur. O şahsın bana yıllardan beri durmadan, usanmadan, yılmadan düşmanlık yapmasını hiç önemsemeden onu bağrıma basarım. Evet, önemli olan o zâtın Allah ile arasındaki düşmanlığı aşabilmesi ve O'na yakın olabilmesidir."

Soru: Yani, tenkit edilen sözleriniz ınücerred "Lâ ilahe illal­lah" demenin kurtuluş için yeterli olduğu manasına gelmiyor; onu söyleyen bir insanın "Muhammedün Resûlullah" demese de ahiret azabından kurtulacağını söylemiş olmuyorsunuz; öyle mi?

Tabii ki... Bediüzzamanın ifadeleriyle söyleyecek olursak, "Kelime-i şahadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini is­pat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber (aleyhissalâtü vesselam) Hâtemül-Enbiyadır, bütün en­biyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu olamaz." Ben hayatım boyunca herkese karşı cennet hâzinleri gibi yumuşak edalı olup, yarım kelimeyle dahi olsa insanlara bir ümit vererek bir kurtuluş yolunun olabileceğini hatırlatmaya çalıştım. Bazen mükellefiyetlerin tam-tekmil edasının bile in­sanın kurtuluşu için yetmeyeceğini söyleyip asıl meselenin Rahmet-i İlahiye ye iltica olduğunu anlattım. Bu sözü de Efendimizin bir hadis-i şeriflerine dayanarak söyledim: “Bir gün Allah Resulü 'Hiç kimse ameliyle kurtulamaz." deyince, Sahabe Efendilerimiz: "Sen de mi ey Allah'ın Resulü?" diye sorarlar. Efendimiz, "Evet, ben de kendi amelimle kurtulamam. Ancak Allah rahmet ederse kurtulabilirim." cevabını verir. Ama aynı Allah Resulü bir başka hadislerinde, "Lâilahe illallah deyin kurtulun." buyurur. Zanne diyorum, havf ve reca dengesini anlamayanlar en masumane sözleri de kendi anlayışlarına göre bir yerlere çekiyor ve keyifle­rine göre yorumluyorlar.
Soru: Peyganıberimiz'in risaletinin ilk senelerinde kelime-i tevhidin sadece ilk kısmım söylediğini iddia ettiğiniz hususu tenkit ediliyor?
Önce şunu ifade edeyim ki; bu benim iddiam değil; insanla­rı, az da olsa bildikleri ulûhiyet inancına ve tevhit düşüncesine çağırmak ve daha sonra söyleyeceklerine alıştırmak için Efen­dimizin kullandığı bir tebliğ yoludur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah (celle celâluhu) tarafından bütün in­sanlığa son elçi olarak gönderilmiş ve kendisinden önceki pey­gamberler gibi başta tevhid (Allah'ın varlığı ve birliği) olmak üzere itikada ve amele müteallik değişik esasları insanlara teb­liğ etmekle vazifelendirilmiştir. Evet, diğer elçiler gibi o En Büyük Elçinin de ilk vazifesi, insanları değişik putlara tapmak­tan, onların esaretinden kurtarmak suretiyle bütün kâinatta farklı eser ve tecellileriyle varlığını ve birliğini apaçık gösteren bir tek Yaratıcıya inanmalarını; dolayısıyla da her türlü zihni, ruhî ve kalbi dağınıklıktan kurtulmalarını sağlamaktır.
Efendimiz risalet vazifesiyle tavzif edilir edilmez, adeta ma­halle mahalle, çarşı çarşı, kapı kapı dolaşarak muhataplarına Al­lah'ın tek yaratıcı olduğunu, dünya saadetinin ve ahirette kurtu­luşun buna inanmakla mümkün olabileceğini anlatmaya çalışmıştır. Haddizatında, bu teklifte bulunan belli ki bir pey­gamberdir ve O'nun tevhid davetini kabul eden de Ona inan­mak suretiyle nübüvvetini de kabul etmiş demektir.
Başta Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i olmak üzere değişik pek çok kaynakta geçen bir hadis-i Şerif şöyledir; Rabîa bin Abbâd an­latıyor: “Allah Resûlü'nü Zü'1-Mecaz panayırında gördüm. İnsan­ların arasında dolaşıp onları Allah'a inanmaya çağırıyor ve dur­madan tekrar ederek "Kûlû lâ ilahe illallah, tüflihû - Allah'tan başka ilâh yoktur deyin, kurtulun!" diyordu. (Yani kurtuluşu la ilahe illallah demeye bağlıyordu.) İnsanlar da sükûnetle dinliyor­lardı. Yalnız Allah Resûlü'nün arkasında saçları örülü ve aynı za­manda da şaşı birisi vardı ki, Allah Resulünü susturmaya uğ­raşıyor, etrafındakilere de "Bu adama inanmayın, -hâşâ- o bir ya­lancıdır; sizi atalarınızın dininden döndürmek istiyor!" deyip du­ruyordu, Oradakilere adamın kim olduğunu sordum. Bana "Allah Resûlü'nün amcası Ebû Leheb'tir." dediler.
Efendimizin peygamberliğinin ilk yıllarında gerçekleşen bu hadise ve Onun “Lâ ilahe illallah deyin kurtulun!"”demesi, Ebû Cehil’in orada bulunması ve Efendimizin mübarek yüzüne top­rak savurması gibi değişik ek ve nüanslarıyla Müstedrek’te. İmam Buharî'nin Tarihu'l-Kebîr'inde, Beyhakînin Sünen'inde ve daha başka eserlerde anlatılmıştır. Sahih-i Buharı şerhi Fet-hu'î-Barî'de İbn-i Hacer, Efendimizin "Allah'tan başka ilah yok­tur deyin, kurtulun" ifadesinin. O'nuın kavmine ilk çağrısı oldu­ğunu ve Yemen'e gönderdiği Hazreti Muaz'a da, “Onları davet edeceğin ilk şey Allah'ın birliğine şehadet etmeleri olsun.” dedi­ğini nakleder.

Soru: Yani Resûl-ü Ekrem Efendimiz bunu bir tebliğ meto­du olarak mı yapmış?

Bu üslupta aslında Peygamber Efendimizin tevazu ve mahvi­yetini görmek gerekir. Ben hu konudaki hadis-i şerifleri ne za­man zikretsem hep gözlerim dolmuş ve "Ya Resûlallah, senin is­min olmadan bu söz eksik kalıyor; ama zannediyorum sen in­sanları kendine çağırmadığını, onları Allah'a davet ettiğini ifade etmek ve onları alıştırmak için kendi adını zikretmiyorsun. Se­nin mülahazalarının ötesinde bir şey söylemek haddimiz değil­dir; fakat, orada senin adını geçmemesi bana çok giran geliyor; çünkü, sensiz bu yollar aşılmaz, sensiz sahil-i selamete ulaşıl­maz!" demişimdir.
Doğrusu, Kelime-i Tevhidin ancak Efendimizin peygamberli­ğini ikrarla tamam olacağı hususundaki inancıma -ki bu her Müslümanın inancıdır- kitaplardan ve eski sözlerimden deliller göstermeyi de çok gereksiz buluyorum. Fakat, adeta cımbızla se­çip hem de anlamadıkları sözleri kendi anlayışlarına göre yo­rumlayanlar mesela şu cümlelerimi hiç mi görmediler diye düşünmeden de edemiyorum: "Artık bugün eşya ve hâdiseleri didik didik eden pek çok kimse mutlak hakikat olan Allah'a ulaş­ma yolunda; buna karşılık pozitivizm ve rasyonalizmin getirmiş olduğu 'inkâr-ı ulûhiyet' anlayışı da yavaş yavaş yıkılıyor. Batı alemindeki ferdî hâdiselerle başlayan, yani James Jean, Eddington, Einstein gibi kimselerin dine yönelişi, şimdilerde kitlevî hüviyet kazanmak üzere.. fakat ben ne kadar arzu ederdim, 'Lâ ilahe illallah' diyen bu insanlar 'Muhammedun Resûlullah' de­sin ve tam kurtuluşa ersin! Mesela, Jean deli gibi aşık bir insan. Ama Muhammedi vapura binememiş. Eddington, astro-fizikçi. Devasa bir kamet. James Jean Pakistanlı bir dostundan 'Al­lah'tan hakkıyla korkan âlim kullardır.' (Fâtır Sûresi, 35/28) âyetini duyunca "Bu başka değil, bu bir Allah kelâmı' itirafında bulunur; bulunur ama bu Hazreti Peygamberi de ikrar anlamına gelir mi? Bunu bilemeyeceğim ama Einstein bu kâinatı, içinde işleyen müthiş nizam ve ahengi görüp de Allah'ı kabul etmemeyi ap­tallık sayar. Fakat o da Hazreti Muhammenin kaptanlığını yap­tığı gemiye bin dileyenlerden biri.. ve daha niceleri.. (Fasıldan Fasıla-2, 255)
Evet, en masumane sözlerden hiç olmayacak mânâlar çıka­ranlar; keşke bir kez olsun, cami kürsülerinde Peygamber Efen­dimizi anlatmaya çalıştığım, aylarca devam eden vaazlarıma ve daha sonra Sonsuz Nur adıyla kitaplaştırılan, belki yirmi değişik dile tercüme edilen, bugün yurtdışında üniversitelerde ders ki­tabı olarak okutulan ifadelerime de baksalardı.
http://iftiralar.blogcu.com/diyalog-hakkinda-son-mulahazalar/8045971


Teferruata ait meselelerde peygamberler, bir evvelki şeriatı neshedip hükmünü kaldırabilir. Bu gibi meselelerde hep değişiklik olagelmiştir. Bu da beşerin biraz olgunlaşması ve kemale ermesiyle alâkalıdır. Hz. Âdem döneminde beşer çocukluk devrini yaşıyordu. Hâlbuki Efendimiz kendini ikindi sonrası güneşine benzetmektedir.[10] Demek ki O'nun devrinin insanı olgunluk ve kemal devrini yaşamaktadır. Bu devrede haktan sonra bâtıl çok iyi fark ediliyor ve bâtıldan sonra gelen hakka sımsıkı tutunuluyordu. Gelen dinin teferruata ait kısımları da bu düşünce ve fikir merhalesine göre ayarlanmıştı. Fakat bunu yapan da yine Hakîm olan Allah'tır. Bu dinin bütün ibadet şekillerinde yüzlerce maslahat vardır. Yani ondaki ibadet şekli olgun bir cemaate münasip ibadet tarzıdır. Diğer dinler ise, daha sonra zaten tahrife uğramış ve asıl hüviyetlerini kaybetmişlerdir. Eski hâllerini muhafaza etselerdi dahi bugün için geçerli olamazlardı.[11] Çünkü Allah, din olarak kendisinin razı olacağı dini tespit buyurmuş ve bunun İslâm dini olduğunu söylemiştir.[12]
[10] Peygamber Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Tevrat ehlinin Tevrat'la gün ortasına kadar, Hıristiyanların da İncil'le ikindi vaktine kadar amel ettiklerini belirtmiş, önceki ümmetlere nazaran kendi ümmetinin ömrünü de ikindi vakti ile güneşin batması arasındaki müddete benzetmiştir: Buhârî, mevâkîtü's-salât 17; enbiyâ 50; fezâilü'l-Kur'ân 17; tevhid 31, 47; Tirmizî, edep 82; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 2/121, 124, 129.
[11] Bkz.: Âl-i İmrân sûresi, 2/19.
[12] Bkz.: Mâide sûresi, 5/3.
http://tr.fgulen.com/content/view/444/3/


Merhum Hulusi Yahyagil, Bediüzzaman merhuma, "Sadece 'lâ ilahe illallah' kâfi midir? Yani, 'Muhammedün Resulullah' demezse ehl-i necat/ehl-i cennet olabilir mi?" diye soruyor. Bediüzzaman da ona şüpheleri ortadan kaldırıcı ve ikna edici bir cevabî mektup gönderiyor. (26. Mektup, Beşinci Mesele)

Bediüzzaman, Kelime-i Şehadet'in iki sözünün yani "Lâ ilahe illallah" ve "Muhammedün resulullah" sözlerinin "birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eden, birbirini tazammun eden (ihtiva edip, gerektiren) sözler olduğunu belirtiyor. Sonra da O'nun "hatemü'l-enbiya son peygamber" oluşuna dikkat çekerek, "Elbette bütün yolların başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve kurtuluş yolu olamaz." diyor.
Dünyanın büyüklüğüne nisbeten iletişim imkânlarının olmadığı dönem ve bölgelerde yaşayan bazı insanlar için de Eş'ari ve Maturidi ulemasının şu istisna hükümlerini hatırlatıyor: Fakat bazen oluyor ki, cadde-i Ahmediye'de (sas) gittikleri halde, bilmiyorlar ki cadde-i Ahmediye'dir ve cadde-i Ahmediye dahilindedir. Hem bazen oluyor ki, Peygamber'i bilmiyorlar; fakat gittikleri yol, cadde-i Ahmediye'nin cüzlerindendir. Hem bazen oluyor ki, bir meczubâne hal veya bir münzevi hayat ve bedevicesine yaşamayı tercih ettikleri için cadde-i Muhammediye'yi düşünmeyerek, yalnız Lâ ilâhe illallah onlara kâfi geliyor."
Bediüzzaman bunu izah ettikten sonra can alıcı noktaya gelerek, "fakat" diyor: "Fakat bununla beraber, en mühim cihet şudur ki: Adem-i kabul (kabul hükmünün olmaması), kabul-ü adem (yokluğu, olmadığını kabul etmek) başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar, Peygamber'i bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlâhiye'ye karşı yalnız Lâ ilâhe illallah'ı biliyorlar. Bunlar kurtuluş ehli olabilirler. Fakat Peygamber'i işiten ve dâvâsını bilen adamlar O'nu tasdik etmezse, Cenâb-ı Hakk'ı tanımaz. Onun hakkında yalnız Lâ ilâhe illallah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilâne adem-i kabul değil; belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mu'cizeleriyle, eserleriyle kâinatın medar-ı fahri ve insanlığın medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nûra mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz." http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=165204&keyfield=65686C2D69206E65636174


Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.
Kadimden beri bazı kimseler Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı anlamsız bir inat içindedirler. Kaldı ki, Efendimiz onlara kapalı da değildi. Bu sebeple bilinip kabul edilmemesi çok garip düşmektedir.
Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, O'nu kabul etmeyenlerin hepsi aynı ölçüde mülhit değildir. O'na açıktan karşı çıkanlar ve getirdiklerine savaş ilan edenler akibetlerini bütün bütün karartmış ve azab-ı ilahiyi hak etmiş sayılırlar. Çünkü bunlar tam mülhittirler ve her türlü mesaviye de açıktırlar. Allah, eski devirlerde bu türlü mülhidlerden, Lut kavmi gibi bazılarını yerin dibine batırmış, Ad kavmi gibilerini fırtınayla cezalandırmış, Semud kavmi gibi inatçıları da bir sayha ile hâk ile yeksân etmiştir. Günümüzde Müslümanlar, Hz. Muhammed gibi bir kaptana dayandıkları, O'nun mesajını neşrettikleri için geçmiş kavimlerde olduğu gibi toptan helak olmayacaklardır.
Mevzuyla alakalı ikinci bir husus da, biz Müslümanlar olarak, dünyaya İslam mesajını olması gerektiği şekilde duyuramadık. İslâmî hak ve hakikati bütün güzelliğiyle onlara ulaştıramadık. Bu sebeple hakikat onlara karşı kapalı kaldı. Allah, onları hesaba çekerken, bizi de İslam'ı onlara götüremedik diye hesaba çekecektir.
Üçüncüsü, insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar. Çünkü onlar ötede diyebilirler ki: "Bize İslam hakikatini getirmediler; ya Rabbi, getirseler inanırdık." ihtimal, Cenab-ı Hak da onlara farklı muamelede bulunur.
"Lâ ilahe illallah" diyen cennetlik mi?
Gönülden "Lâ ilâhe illallah" diyen, bunu iz'an eden, muktezasını kabullenen ve tasdik eden kimse mümin demektir ve böyle bir kimse Allah'ı mabudu mutlak, maksudu bi'l-istihkak olarak kabullenmiş demektir. Efendimiz böyle bir kimsenin cennete gireceğini pek çok sahih hadisinde ifade buyurmuşlardır. Bunun manası şudur: Bir insan "Lâ ilâhe illallah" der, Allah'a karşı ahd ü peymanda bulunur ve mazmuna sadakat içinde ruhunu O'na teslim ederse, Allah böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse cennete koyar. Başka bir hadiste bu husus şöyle dile getirilmektedir: "Lâ ilâhe illallah" diyen ve bununla ışığında imandan, irfandan nasipdar olan kimseyi Allah, sonsuz rahmeti gereği ebedi cehennemde bırakmaz. Bazı mezheplerden, bu türlü kimselerin ebediyen cehennemde kalacağına kâil olanlar da az değildir.
Bu arada "Lâ ilâhe illallah" ile kurtulan bir zümre de olacaktır. Bu zümreye ait insanlar hayatlarında ibadet ü taat yapacak kadar değil, sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır. Ben biraz da bu yoruma temayül ederek bu hadisin bu zümreye mahsus olabileceğini düşünüyorum. Yoksa bu, uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez. Ancak bunlar, ikrar ve tasdiklerinde sadakat içinde olurlarsa Allah da dilerse onları affeder. Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır. Diğerlerine gelince Allah dilerse affeder, dilerse azap eder. Evet, "Lâ ilâhe illallah"ı küçük görmemek gerekir.
Burada bahsedilmesi gereken son bir husus da şudur: Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, biri birisiz olmaz. Madem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hâtemül Enbiya'dır, O'nun cadde-i kübrasından hariç hakikat ve necat yolu olamaz.
Günde beş defa minarelerimizden olduğu gibi, gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün.. Her namaza yürüyüşümüzde,
"Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden,
Şehbâl açınca rûh-ı revân-ı Muhammedî;
Ervah cümleten görür "Allahu Ekber"i,
Aks eyleyince arşa lisân-ı Muhammedî" (Yahya Kemâl)
sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve O'na (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefamızı önce ezanla ilan ediyoruz. Zât-ı Uluhiyet'in yanında Efendimiz'in nâm-ı celîlini de anıyoruz. "Lâ ilahe illallah"ın, "Muhammedün Resûlullah"dan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini beraber söylemekle gerçekleşmiş olacağını gösteriyoruz.
http://tr.fgulen.com/content/view/13770/18/


“Sonsuz Nur”la Efendim’i buldum
Rebecca Köktürk; 23 yaşında, üniversite öğrencisi, evli ve bir çocuk annesi. 4 yıl önce Müslüman oldu. Eşi Türk ve eğitim alanında çalışıyor. Kopenhag’ta oturuyorlar. Danimarkalı bir Müslüman olarak, yaşananlar konusundaki duygu ve düşüncelerini merak ediyoruz:

“Tabii ki ilk duyduğumda çok üzüldüm, bir Müslüman olarak incindim. Müslümanların en fazla değer verdiği, hayatını örnek almaya çalıştığı Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (sas) böyle tasvir etmeleri bir Danimarkalı olarak beni de üzdü. Merak edip bakmadım da. Maalesef O (sas) ve İslam buralarda çok az ve yanlış biliniyor. Bir de kasıtlı yaklaşımlar işin içine girince!” Rebecca Hanım, “Hz. Muhammed’in (sas) resimlerle tasvirinin yapılmaması gerektiğini bilmeli böyle bir şey yapmamalıydılar. ‘Kutsallara saygı’ açısından bu çok yanlış oldu.” diyor ve ekliyor: “Çoğu Danimarkalı da işin aslını öğrendiğinde yapanları kınadı; ama basında pek yer bulamadı.”
Rebecca Köktürk, kendi insanlarının Efendimiz (sas) ve İslamiyet konusundaki derin bilgisizliğine üzülüyor: “Keşke O’nu (sas) tanısalardı... O’nun insanlığını, şefkatini, ahlakını bir bilselerdi, kesinlikle böyle bir şey yapmazlardı. Dediğim gibi O (sas) burada çok yanlış biliniyor maalesef. Bu yüzden de O’nu (sas) her yerde tanıtmaya ihtiyacımız var!” Rebecca Hanım, ‘Efendimiz’i tanımasına vesile olan Türk bayan arkadaşını minnetle anıyor. Çünkü “Sonsuz Nur” adlı eserin İngilizcesini okumuş:
“O kitabı bitirdikten sonra Müslüman olmaya karar verdim, müthiş bir kitaptı. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Şimdi düşünüyorum da; model bir insan olan Hz. Muhammed’in (sas) hayatından alacağımız güzel ahlakı insanlara göstersek, herkes; ‘Evet bu gerçekten muhteşem bir insan’ diyecektir. Dolayısıyla da, asıl model olan Hz. Muhammed’e (sas) yöneleceklerdir. Buradaki Türkler, “Sonsuz Nur”u Danimarka diline çevirip yakınlarda kitapçılara dağıttılar. Kitaba olan çok ilgi var.”
http://www.diyalogsitesi.com/forum-o...man_oldum.html













Eyyüh-el Muhterem elbette aslı var amma maalesef yine su-i zanna sebebiyet verecek şekilde eksik iktibas edilmiş.Devamında şöyle deniliyor:

Burada bahsedilmesi gereken son bir husus da şudur: Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, biri birisiz olmaz. Madem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hâtemül Enbiya'dır, O'nun cadde-i kübrasından hariç hakikat ve necat yolu olamaz.
Günde beş defa minarelerimizden olduğu gibi, gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün.. Her namaza yürüyüşümüzde,
"Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden,
Şehbâl açınca rûh-ı revân-ı Muhammedî;
Ervah cümleten görür "Allahu Ekber"i,
Aks eyleyince arşa lisân-ı Muhammedî" (Yahya Kemâl) sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve O'na (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefamızı önce ezanla ilan ediyoruz. Zât-ı Uluhiyet'in yanında Efendimiz'in nâm-ı celîlini de anıyoruz. "Lâ ilahe illallah"ın, "Muhammedün Resûlullah"dan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini beraber söylemekle gerçekleşmiş olacağını gösteriyoruz.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=543852



Hıristiyanlıkta, bu türlü daha bir çok tağyir, tahrif ve yanlış anlamalar mevcuttur. Örneğin Yuhanna İncil'inde, Eğer yüzüne bir tokat vururlarsa, dön diğer yüzüne de bir tokat vursunlar' diye bir ifade vardır. Günümüzde bu mana ve ruh, belli ölçüde değerlendirilebilir. Bu bir nevi, 'Dövene elsiz, sövene dilsiz' sözünün değişik bir versiyonudur. Ancak insanların zulümlere karşı teslimiyetçi bir şekilde davranmaları yanlışlığa açık bir durumdur. Zira, zulmedenler hiçbir zaman zulmetmeye doymazlar. Hıristiyanlık, zuhur ettiği zaman itibariyle, değişik baskılar altında kendini anlatma ve kendini ispat etme imkanını elde edememişti. Bu baskı ve zulümlere karşı onlara, 'mukabele etmeme' fikri aşılanmış ve bu, daha sonra onlarda bir karakter haline gelmiştir. Bu düşüncenin uzantısı olarak onlar; harp etmemeyi, kendilerine ne yapılırsa yapılsın, karşı koymamayı ve dünya zevklerinden uzak kalarak ruhbanca bir hayat yaşamayı vs. bir disiplin olarak benimsemişlerdi. Ne var ki, bu disiplinlerin pratik hayattaki yansımalarına bakıldığında manzaranın hiç de aslına uygun ve iç açıcı olmadığı görülecektir. Çünkü onlar, bugün dünyanın değişik yerlerinde -esefle müşahede etmekteyiz- benimsedikleri bu prensiplere aykırı olarak, yer yer hayatın karşılarına çıkardığı ve insan fıtratının bir gereği olan ihtiyaçlarını gayr-i meşru yollardan giderme ve duygularını tatmin etme yollarına girmişler; uzantıları günümüze kadar gelen kanlı savaşlar yapmışlar ve birçok insanın haksız yere ölmesine sebep olmuşlardır.
Hz. İsa'nın (as) materyalist bir topluma uyguladığı ıslah hareketi, aynı zamanda kendisinden sonra gelecek olan ve müjdesini de bizzat kendisinin verdiği 'İnsanlığın İftihar Tablosu'na giden yolları da açmıştır. Ancak, başta da ifade ettiğimiz gibi daha sonraki müntesipleri, Yahudi ifratına karşı tefrite düşerek, bütün bütün fiziği de maddeyi de inkar etmişlerdi. Fetih suresinin en sonunda yer alan uzunca âyet, bu mevzuya ışık tutmaktadır. Burada o âyetle alakalı bir kaç hakikati arzetmek istiyorum:
Ayet, 'Muhammedun Rasulullah' diye başlamaktadır. Ayetin başındaki bu ifade ile Peygamber Efendimizin (sav) risaleti vurgulanmış ve değişik yerlerde geniş olarak bu hakikat ifade edildiği için de, icmâlen geçilmiştir. Bu ayette, daha ziyade Kur'an, Efendimizin (sav) etrafındaki insanlara dikkat çekmekte ve değişik evsaf ve kategoriler halinde, birbirinden farklı maddeye ve manaya bakan yanları ile onları nazara vermektedir. 'Muhammedun Rasulullah', önemli ve hayâtî bir gerçektir. Bunun için Sâdî, Üstad'ın da Mektubat'ta ifade ettiği gibi, 'Muhammedun Rasulullah demeden râh-ı selamet muhaldir' der. Necip Fazıl da bu hakikati ifade adına, Pascal'ı koştura koştura rıhtıma kadar getirir; ancak 'Muhammedun Rasulullah' demediği için onun gemiyi kaçırdığını söyler. Evet, bu manada Efendimizin (sav) rasat noktasına ulaşmayanın sahil-i selamete ulaşması mümkün değildir. Şimdi tekrar âyetin mevzumuzla alakalı yönüne dönelim:
Peygamberle beraber maiyet-i nebevîye eren herkes, maiyet-i İlahîye'ye de ermiş demektir. Bir yönüyle âlem-i cismaniyet ve âlem-i halka ait Efendimiz'le maiyet, aynı zamanda âlem-i emre ait Cenab-ı Hakk'la maiyetin bir izdüşümüdür. İşte ayet-i kerimede, 'Vellezîne maahû' derken bahsettiğimiz bu beraberlik anlatılmaktadır; ayetin devamında ise, bu ufku yakalayan insanların özelliklerinden bahsedilmektedir.
Bu özelliklerden biri, onların 'Eşiddâu ale'l-küffâr' olmalarıdır. Yani mahiyetlerindeki inanma istidadını körelten, bunca delail Allah'ın varlığını ilan ederken bütün bütün onları tekzip edip inkara sapan ve İlâhî meş'aleyi söndürmeye çalışan insanlara karşı şedittirler. İkinci özellikleri ise, 'Ruhamâu beynehüm'; kendi aralarında fevkalade şefkatli ve merhametlidir. Bu özellikler, 'Terâhum rükkean, sücceden, yebteğûne fadlen minallâhi ve rıdvânâ; ''Sen, onları sürekli rükû ve secde halinde görürsün. Allah'ın lütuf ve rızasını ister dururlar''. Demek ki onlar, ayaklarını koydukları yere başlarını da koyarak bir halka haline gelmiş ve böylece Allah'a en yakın bulunma halini ihraz etmişler. Aynı zamanda onlar, her şeylerini Allah'ın fazlından bilirler. Zaten neticede onların istedikleri sadece ve sadece Allah rızasıdır. 'Sîmâhum fî vücûhihim min eseri's-sücûd; onların nişanları yüzlerindeki secde izidir''.
http://tr.fgulen.com/content/view/2723/3/




http://www.youtube.com/watch?v=E_w9faSVoEU



http://video.google.com/videoplay?docid=7191678095772036444#



http://www.youtube.com/watch?v=YCMv4VjNwfc&feature=related



http://www.youtube.com/watch?v=cWXNagehQS4&feature=related



http://www.youtube.com/watch?v=Aw1wKryXdK8&feature=related



http://vimeo.com/18364560

Ayrica asagdaki hadisleride göz önünüzde bulundurun:

“Kim La ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer.”

“Kim “La ilahe illallah” derse ve Allah’tan başka tapılanları reddederse malı ve kanı haram olur. Onun hesabı Allah’a aittir.”

veri
22-12-2011, 12:30
birileri yalancı olduklarını biliyorlar da:)
bulundukları yer çok mu yüksek kaldı ne
daha aşağıya inmek istiyorlar sanırım

Son.Fedai
22-12-2011, 12:35
Yillardan beri fethullah gülen hocaefendi hakkinda "laa ilahe illallah demek yeter,muhammeden resullullah demeye gerek yok,laa ilahe illallah diyenlerde cennete girer" iftirasina cevab:
Peki neden dolayı iftira atmışlar?

Dayanakları neymiş bunu diyen kişilerin?

Ercan Tekin
22-12-2011, 12:49
Peki neden dolayı iftira atmışlar?

Dayanakları neymiş bunu diyen kişilerin?

Bu kişilerin dayanağı bu kitaptır.
http://t0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSFTOqYe5k0elDWVzu6QtXX1EBmwlUfC JkiiCNOWl7HrvFolj99

Ben bunu F.GÜLEN cemaatine ait NT Mağazalarında o kadar aradım bulamadım. İnternette aradım hep satışa kapandı mesajı gördüm ve birinden duydum ki Türkiye'de satışı kaldırılmış.
Acaba bu doğrumu?

Peki bu kitapta ne yazıyor?
http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bclen-kitabc4b1-muhammedc3bcn-resulc3bcllah-yokk-kopya.jpg?w=584&h=414


.................

Fethullah Gülen’in sözlerinden: “Muhammedun Resulüllah yok” (http://dintahrifcileri.wordpress.com/2011/10/13/fethullah-gulenin-sozlerinden-muhammedun-resulullah-yok/)

Posted on Ekim 13, 2011 (http://dintahrifcileri.wordpress.com/2011/10/13/fethullah-gulenin-sozlerinden-muhammedun-resulullah-yok/)
12 (http://dintahrifcileri.wordpress.com/2011/10/13/fethullah-gulenin-sozlerinden-muhammedun-resulullah-yok/#comments)
http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/317893_120548808052939_100002934620431_126296_4622 74363_n.jpg?w=210&h=300 (http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/317893_120548808052939_100002934620431_126296_4622 74363_n.jpg)Bu bölümde Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin sözlerinden oluşan bir kitaptan, hoşgörü ve diylaog adına nasıl tavizlerin verildiğini ve Kur’an ayetlerinin nasıl yanlış yorumlandığını göreceğiz. Dileyenler bu kitaplarda tarihi, günü belli olan o sözleri bulabilirler ve bakabilirler. Dolayısıyla bizi hakısz yere itham etmek ve anlatılanlara “iftira” deyip sıyrılmaya çalışmak yerine bu yazıları araştırabilirler.http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bceln-kitabc4b1-kuran-ayetleri-sert-kopya.jpg?w=584 (http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bceln-kitabc4b1-kuran-ayetleri-sert-kopya.jpg)
Sayfada da okuduğunuz gibi “Kur’an ayetleri çok sert” deniliyor. Ne demek bu? Ne manaya geliyor? Ne olursa olsun, yaratıcımız ve yegane hüküm sahibi Allah’ın kelamına “sert ifade” demek ne manaya geliyor? Bunu sokaktan geçen bir insana sorsak o bile kabul etmeyecektir. Neden? Çünkü o “Hikmet sahibidir”, “yaratandır”, “yoktan var edendir”… Seni ve senin kalem tutan elini, diyaloğa girdiğin dilini yaratan O Allah’tır.
Bir işçi bile müdürüne bu tarz bir çıkış yapsa “maaşına zam, işine son” derler.
(Hocaefendi “söylerler” dese de buna karşı çıkmak yerine tasdik edip sebep sıralıyor)

Ama gelin görün ki bir Hocaefendi böyle talihsiz bir çıkış yapabiliyor. Ve bunu gündeme getirince biz suçlu oluyoruz.
Diyor ki: “Bu (sert) üslup her zamanki yahudi ve hıristiyanlar için geçerli sayılamaz.”
Neye döndü bu biliyor musunuz? Kur’anda bulunan deyn (sözleşme) ayetinde bir erkeğe karşılık iki kadının şahit olarak istenmesine ne demişti bazıları: “Yok efendim o zamanın kadınları okuma yazma bilmezdi, şimdikiler aydınmış da iki kadın yerine bir olurmuş”
Aynısı değil mi? Aynı tahribat, tahrifat değil mi? O halde bir çok ayeti yeni baştan eleyelim. Bu o zaman geçerliydi de şimdi geçmez, çünkü şartlar değişmiştir… diyelim haşa!!!
Bu sözler “Kur’an çöl kanunu, bu güne uymuyor” diyenlere destektir bir bakıma. Onlarda dün için geçerli olup, bu gün için geçerli olmadığını savunuyorlar. Ha bir ayetin böyle olduğunu söylemişsiniz ha bütün Kur’an’ın böyle olduğunu söylemişsiniz farketmez ki. Ne buyuruyor Yüce Rabbimiz:
“Muhakkak o kimseler ki, Allah Teâlâ’yı ve O’nun peygamberlerini inkar ederler ve Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve, «Bazısına imân eder ve bazısını inkâr eyleriz,» derler, ve bunun arasında bir yol tutmak isterler. İşte onlar hakiki kafirdirler.”(Nisa 151)

Ayeti kerimede zikredildiği gibi ayetlerin bazısına iman etmek yani kabul etmek ve bazısını kabul etmemek çok büyük tehlikeye sebebiyet veriyor. Bunu zaten ayet beyan etmiş. Bu ayeti kerimeyi aşağıda da zikredeceğiz.
http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bclen-kitabc4b1-muhammedc3bcn-resulc3bcllah-yokk-kopya.jpg?w=584&h=414 (http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bclen-kitabc4b1-muhammedc3bcn-resulc3bcllah-yokk-kopya.jpg) Şu altı çizili cümleyi bile bir kitapta, bir sayfada, bir kağıtta yazılı görmek bizi derinden yaralıyor. Bunu bir müslümanın midesi nasıl kaldırır! Nasıl!!! Yada O Nebinin hürmetine yaratılan o el nasıl yazabilir bu cümleyi! Bunu sizin yorumunuza bırakıyoruz ama burada şu hususu belirtmek isteriz.
Hocaefendi okuduğu ayeti tefsir ederken “Allaha kul olan başkalarına kul olmaktan kurtulur, İşte gelin sizinle bu mevzu üzerinde birleşip bütünleşelim” diyor ve sonunda “dikkat edin burada Muhammedun Resulüllah yok” diyor.
Yani Allah’ın Resulünü, habibini bir kenara itip Hıristiyan ve yahudilerle birleşecek bütünlecekler. Bu olacak işmidir?
Yukarıdaki ayeti kerimede ne buyuruyordu: “Muhakkak o kimseler ki, Allah Teâlâ’yı ve O’nun peygamberlerini inkar ederler ve Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler…”
Çok önemli bir ayettir ve bütün bu iddiaları yerle bir eder aslında… Yani ayetin sonunda “gerçek kafirler” olarak nitelendirilen insanları “Allah Teâlâ ile peygamberlerinin arasını ayıran”lar olarak ifade ediyor Rabbimiz…
BİRLEŞMEK VE BÜTÜNLEŞMEK
“Birleşmek” oturup konuşmaktır da peki “bütünleşmek” de ne oluyor? Nasıl bir bütünlük bu? Bir yahudi bir Müslümanla nasıl bütünleşir? Gazze’de görüyoruz silah ve bomba ile müslümanlarla nasıl bütünleşiyorlar!!!
KUR’AN BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLİR
Kur’an bir bütün olarak değerlendirilir. Yani biz “MUHAMMEDUN RESULÜLLAH” cümlesini bu ayette göremedik diyelim, Kur’anın tamamını inceleyip de kafirler için peygamberimize itaatin şart koşulmamış olduğunu görsek, yine tamam. Ama böyle bir şey söz konusu bile değil. Kur’an-ı Kerimde Allah’a itaat nerede zikrediliyorsa peşinden Resulüne itaat zikredliyor.
AYETİ KERİMELERDEN
“(Habîbim ! Seninle diğer peygamberler arasında farkı açıklama üzere tüm kullara) De ki : “Ey insanlar ! Şüphesiz ki ben,O Allâh’ın sizin hepinize (döndermiş olduğu) elçisiyim ki,göklerin ve yerin (saltanat ve) mülkü sadece Kendisine aittir,O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur,O diriltir ve öldürür.! O halde Allâh’a da,o Nebiyy-i Ümmî olan Rasûlüne de îmân edin ki,o da Allâh’a ve (hem kendisine,hem de diğer peygamberlere indirmiş olduğu) kelimelerin(in tümün)e inanmaktadır.
Bir de (kuru bir tasdikle yetinmeyip,dînini yaşamakla yükümlü olduğunuzu kabullenerek) ona hakkıyla tabî olun,tâ ki siz (hakka ve hakikate) dihâyet bulabilesiniz.!” (A’râf Sûresi : 158)
24/52- Kim Allah’a ve Resülüne itaat eder, Allah’tan korkar ve O’na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.
24/54- “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.
24/56- Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resüle itaat edin ki size merhamet edilsin.
ÂL-İ İMRÂN SÛRESİNDE DE
31. De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
32. De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.
Sen haşa “Muhammedun resulüllah yok” dediğin zaman bunlar ve daha nicesini yok saymış olursun ki yukarıdaki son ayette “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.” buyuruyor. Demek ki Mevla Teala Resulünden yüz çevireni sevmiyor! Peki, siz Allahın sevmediği insanlar ile nasıl “birleşmeden” ve “bütünleşmeden” bahsedebiliyorsunuz?
http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bceln-kitabc4b1-bedic3bczzamanc4b1alet-etme-kopya.jpg?w=584&h=536 (http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bceln-kitabc4b1-bedic3bczzamanc4b1alet-etme-kopya.jpg)Bediüzzaman hazretleri’de diyaloğa sanki bir yol vermiş ve böyle açık beyanları varmış gibi gösteriliyor. Yani yukarıda gördüğünüz gibi ayetleri yanlış yorumlayanlardan beklenebilecek bir harekettir. Kur’an böyle yorumlamalar ile tahrif ediliyorsa Üstad Hazretlerinin risalelerini kendi amaçları doğrultusunda yorumlamaları normaldir.

http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bclen-kitabc4b1-mc3bcc59ftrekleri-artc4b1rc4b1n-kopya.jpg?w=584 (http://dintahrifcileri.files.wordpress.com/2011/10/gc3bclen-kitabc4b1-mc3bcc59ftrekleri-artc4b1rc4b1n-kopya.jpg)Şimdi bakın! İyi bakın! Bütün adımlar tamam. Kur’an ayetleri yumuşatıldı, projeye uygun bir ayet yorumlandı. Üstad hazretlerinden sözde izin alındı. Sıra geldi “müşterekleri artırmaya”
Bu bir emirdir aslında. Zaman yazarı Ahmed Şahin ne diyordu “Amnetüde ittifak etmekteyiz” Demek ki herkes araştırıp müşterekleri artırma derdine düşmüş.
Hayrettin Karaman da fırsattan istifade: “Yahudi ve hıristiyanlar cennete girebilirler”(polemik değil diyalog s35) diyebilmişti. Çünkü nede olsa alt yapı hazırdı. Düşünsenize o kadar müşterek varsa ve “birleşip bütünleşilmişse” onlarda girsinler cennete değil mi?
İşte yüzyılın tahribatının bütünüyle perde arkası. Biz kelimeleri alıp eğip bükmedik, olduğu gibi sayfasını koyduk ki kimsenin aklında şüphe kalmasın istedik.

Son.Fedai
22-12-2011, 12:53
İyi de kitapta kendisi böyle yazmışsa nasıl iftira oluyor?

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 14:54
Peki neden dolayı iftira atmışlar?

Dayanakları neymiş bunu diyen kişilerin?

F.Gülen hocaefendinin cihad metodu bu yahudi dönmelerinin saltanatini salliyorda ondan

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 14:56
digerleride cehaletleri ve hasedleri sebebiyle iftira atiyorlar

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 15:06
FETHULLAH GÜLEN E BÜYÜK İFTİRA

Muhammed Allah'ın Resulüdür hükmüne gerek yok İFTİRASI

M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Küresel Barışa Doğru adlı eseri Sh.131'de, şu cümleleri sarfetmektedir: 'Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve islah etmelidir. Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümüne, yani 'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır...' sözünü insanlarımız nasıl çarpıtıyor.

Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi 'merhamet' nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde 'Bir demet Sosyal Mesele' bahsinde dile getirmektedir:

'Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz’in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır'


İŞTE TEBLİĞ STARTEJİSİ, bize Dialog konusunda ki muhterem Hocaefendinin niyetini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. 'Allah birdir' diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) 'nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) 'i kabul etmeleri daha kolay olur!
Diğer yandan , Allah'ın isimlerinden olan "Rahman" İsm-i Celilesi , Dünyadaki Kafirlere "Merhamet" sureti ile bakması açısından Cay-ı dikkattir. Yani , Allah (C.C.) , kendisine iman etmeyen hatta inkar eden kuluna bile , dünyada Rızkını vermekte ve Hayat Hakkı tanımaktadır.

Yani, muhterem Hocaefendinin birtakım husulardaki cümlelerinin cevapları yine kendi eserlerinde verildiğinden, oraya bakmalı ve bir mümin olarak hemen su-i zanna kapılmamalıyız.

Konuyu Hocaefendinin, 'Muhammederresulullah 'ın önemi ile ilgili diğer yazıları ile noktalıyalım:


“La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli. Artık bugün eşya ve hâdiseleri didik didik eden pek çok kimse mutlak hakikat olan Allah’a ulaşma yolunda, buna karşılık pozitivizm ve rasyonalizmin getirmiş olduğu “inkâr-ı ulûhiyet” anlayışı da yavaş yavaş yıkılıyor. Batı âlemindeki ferdi hâdiselerle başlayan, yani James Jean, Eddington, Einstein gibi kimselerin dine yönelişi, şimdilerde kitlevî hüviyet kazanmak üzere.. Fakat ben ne kadar arzu ederdim, “La ilahe illallah” diyen bu insanlar, “Muhammedun Resûlullah” desin ve tam kurtuluşa ersin! Meselâ, Jean deli gibi âşık bir insan. Ama Muhammedî vapura binememiş. Eddington, astro-fizikçi. James Jean Pakistanlı bir dostundan “Allah’tan hakkıyla korkan âlim kullardır.” ayetini duyunca “Bu başka değil, bu bir Allah kelâmı...” itirafında bulunur; bulunur ama bu Hz. Peygamber’i de ikrar anlamına gelir mi? Bunu bilemeyeceğim; ama Einstein bu kâinâtı, içinde işleyen müthiş nizam ve ahengi görüp de Allah’ı kabul etmemeyi aptallık sayar. Fakat o da Hz. Muhammed (sas) ’in kaptanlığını yaptığı gemiye binemeyenlerden biri. (Fasıldan Fasıla, 2/255-56)

Günah ve hataların ötesinde Cenâbı Hakk’ın rahmeti var, O dilerse çok küçük şeylerden dolayı da affeder. Hem Üstad’ın, hem İmam Gazalî’nin ve hem de Muhasibî’nin dediği gibi hayattayken insan korkuyla tir tir titremeli; ama çaresiz kaldığı ölüm anında ümide ve recaya sarılmalı ve “Ya Rab, benim hiç sermayem yok; sadece ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedun Rasûlullah’la Sana geliyorum.” demeli. Sekerât-ı mevtte recaya sığınmalı ve “Artık elimden bir şey gelmez; fakat Senin rahmetin melceimdir (sığınılacak yerdir) , rahmeten lilâlemîn olan Habîbin de şefaatçim.” duygusunda olmalı. Ne var ki, o zorlu dakikalarda bu hali yakalayabilmek her şeyi yerli yerine koymaya ve temiz olup temiz kalmaya bağlıdır. (Kırık Testi, s.111)


Hz. İsa’nın (as) materyalist bir topluma uyguladığı ıslah hareketiyle kendisinden sonra gelecek olan ve müjdesini de bizzat kendisinin verdiği “İnsanlığın İftihar Tablosu”na giden yolları da açmıştır. Ancak daha sonraki müntesipleri, Yahudi ifratına karşı tefrite düşerek, bütün bütün fiziği de maddeyi de inkar etmişlerdi. Fetih Suresi’nin en sonunda yer alan uzunca âyet, bu mevzuya ışık tutmaktadır. Ayet, “Muhammedün Rasulullah” diye başlamaktadır. Ayetin başındaki bu ifade ile Efendimiz’in (sas) risaleti vurgulanmış ve değişik yerlerde geniş olarak bu hakikat ifade edildiği için de, icmâlen geçilmiştir. Bu ayette, daha ziyade Kur’an, Efendimiz’in (sas) etrafındaki insanlara dikkat çekmekte ve değişik evsaf ve kategoriler halinde, birbirinden farklı maddeye ve manaya bakan yanları ile onları nazara vermektedir. (Prizma, 3/120-21)

İslâm dininde, inanç ve amel adına mükelleflere teklif edilen hususlar “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır. Diğerleri bu usûl üzerine bina edilir. Buna göre “Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Resûlullah” başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. İman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Ancak fürûât demek, “olmasa da olur” gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir. (Prizma, 2/162)
(alıntı)

Not: Burada boş beleşten, duyumlardan,-mış -miş lerden, rivayetlerden, iddialardan, hala yüzeysel şeylerden bahsederek bir nevi cevizin içi ile değilde kabuğu ile uğraşarak temiz gönülleri kirletmek kimsenin haddi değildir..

Bazı alimler vardır ki bir kelimesinin bile altında büyük tıynetler yatar.. Ve her insan bu sözleri anlayamaz.. Misalen Hallac-ı Mansur tasavvuf hususunda öyle raddeye gelmiştir ki ''Enel Hak''(Ben Allah'ım) demiştir.. Lakin bunu demesinin sebebi Cenab-ı Allahın tüm azametinin, tüm kudretinin biz insanlarda tecelli ettiğini, böylelikle bizim Allah'ın(c.c) bir halıkı olduğumuzu belirtmeye çalışmıştır.. Fakaat.. Şu zamanda olduğu gibi, 10. yüzyılda da at gözlüğü takarak dolaşanlar az değildi ve bu sözünden dolayı Hallac-ı Mansuru idam ettiler ve o idam edenler ki ancak belli bir raddeden sonra Mansurun ne demeye çalıştığını idrak edebildiler..

Sözün özü.. Bu millet doğruyu yanlışı görüyor.. Yapılan hizmetleri görüyor.. Yıllardan bu yana belli ayrıcalıkları ile halka tahakküm kuran zihniyetlerin namübeşeri hareket ve sözlerini görüyor.. vee ona göre değerlendirip bu zihniyetleri 'belhüm adal' kisvesine yerleştiriyor..

Siz siz olun.. Belli cımbızvari oyunlar ile kitapların belli kısımlarından çıkarılarak kamuoyuna sunulan -akılları karıştırıcı, insanları kandırıcı, kendi oyunlarına alet edici ve ayrıca kendilerine çıkar sağlayıcı- haber niteliği bile olmayan iddia, duyum, -mış -miş ve rivayetlerden kaçının.. Bir naçizane tavsiye..

Allah'a emanet..
Selametle..

http://iftiralar.blogcu.com/muhammed-allahin-resuludur-hukmune-gerek-yok-iftirasi/9044604

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 15:13
Hocaefendi "Herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli" diyor. Türkçeyi 1. sınıf seviyesine kadar okuyan herkes bu cümleyi okuduğunda çevresine bakışını gözden geçirmelidir olarak anlar. Ama nadanlar bilerek Kelime-i Tevhid e bakışını gözden geçirmelidir olarak anlamaya uğraşıyorlar. Bu onların lafları evirmeye çevirmeye nasıl beyhude uğraştıklarının bir delilidir.

'Muhammed Allah'ın Resulüdür' kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır. Yani Allah tan başka İlah yoktur diyenlere merhamet nazarıyla bakın diyor. Allah 3 diyenlere merhamet nazarı ile bakın demiyor.

Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki, Gece saatlerinde Allah’ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.

Bunlar Allah’ı ve âhireti tasdik eder, iyiliği yayar, kötülükleri önler ve hayırlı işlere yarışırcasına koşarlar. İşte onlar salihlerdendirler.

Yaptıkları hayır ve iyiliklerden, mükâfatsız kalan bir tek iyilik bile bulunmayacaktır. Allah günahlardan korunan takvâ ehlini pek iyi bilir. (Ali İmran 113-114-115)

İşte merhamet edeceğimiz insanlar Kuranı kerimde bahsedilen bu ehli kitaptır. Yoksa zalimlere merhametten bahsedilmiyor.

hirahos
22-12-2011, 15:23
Peygamber efendimize inanmayan Allah'a da inanamaz. Peygamberimizi sevmeyen Allah'ı da sevemez. Peygamber efendimizin sevmediğini Allah da sevmez. Nokta. Bu durumdaki Yahudi, Hıristiyan dahi olsa fark etmez.

Bir yaratıcıya (Allah'a) inanan, Peygamberimize tabi olmasa da olur şeklinde özetlenebilecek bu tarz zırvalar, İslam'ı sulandırarak, İslam (Kitap+Sünnet+alimler) ile Müslümanların sımsıkı bağını gevşetmeyi hedefleyen çevrelerin yumurtalarıdır. Hedefleri, İslam'ı dolayısıyla Müslümanları zayıflatarak her "inanca" hazır hale getirtmektir. Ondan sonra daya Hıristiyanlığı, daya Budizmi, daya bilmem neyi...

Az bir kısmı belki de birkaçı hariç Müslümanlardan kimse bu zokayı yutmaz. :) Dolayısıyla bu zırvaların arkasında duranlar aslında kendilerini ele veriyorlar.

Not: Bazı Ayetleri delil olarak getirenler, eğer bu Ayetlerin Peygamber efendimizden önceki "Müslümanlar" için indirilmiş olduğunu bilmiyorlarsa, öğrenmedikleri, rastgele davrandıkları için suçludurlar. Yok bile bile bu Ayetlere yanlış mana veriyorlarsa maalesef, Peygamber efendimizin TEHDİDİNE kendilerini şimdiden hazırlasınlar. :)

hirahos
22-12-2011, 15:47
Çok vaktim yok, şimdi uğraşamayacağım:

Keşke Gülen'in "Eski Gülen" döneminde yaptığı konuyla ilgili konuşmalarından örnekler getiren olsa da o bari BAZI forumdaşları uykusundan kaldırsa... :)

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 16:07
Peygamber efendimize inanmayan Allah'a da inanamaz. Peygamberimizi sevmeyen Allah'ı da sevemez. Peygamber efendimizin sevmediğini Allah da sevmez. Nokta. Bu durumdaki Yahudi, Hıristiyan dahi olsa fark etmez.

hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.




Not: Bazı Ayetleri delil olarak getirenler, eğer bu Ayetlerin Peygamber efendimizden önceki "Müslümanlar" için indirilmiş olduğunu bilmiyorlarsa, öğrenmedikleri, rastgele davrandıkları için suçludurlar. Yok bile bile bu Ayetlere yanlış mana veriyorlarsa maalesef, Peygamber efendimizin TEHDİDİNE kendilerini şimdiden hazırlasınlar. :)

bu Ayetlerin Peygamber efendimizden önceki "Müslümanlar" için indirilmiş olduğuna dair delilin nedir?

mesela bu ayet "Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki, Gece saatlerinde Allah’ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.
Bunlar Allah’ı ve âhireti tasdik eder, iyiliği yayar, kötülükleri önler ve hayırlı işlere yarışırcasına koşarlar. İşte onlar salihlerdendirler."
Bu ayet gecmnisden bahsetmiyor.gecmisden bahsetseydi
"hepsi bir değildir." degil "degildi" olmaliydi,"Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki,vardir yerie VARDI denilmeliydi " secdelere kapanırlar" degil KAPANIRLARDI" olmaliydi...
Asil sizmi carpitiyorsunuz banami öyle geliyor?
sana göre bu ayetin hükmü kalmis,bu zaman icin gecerli degilmi?
hatta efendimiz dönemi icin bile gecerli degil öylemi?
Bu ayet gecmisden bahsetmiyor,efendimiz dönemi

hirahos
22-12-2011, 16:29
Yeni-OSMANLI, tefsir oku... Kendine yazık etme. Kafandan manalar uydurma. ok?

Hikem
22-12-2011, 16:47
M arowitchin söyledikleri F.Gülen hocayi ve cemaatini baglamaz,hocaefendi ne söylemis ben ona bakarim,buyur sende burdan yak...

Yillardan beri fethullah gülen hocaefendi hakkinda "laa ilahe illallah demek yeter,muhammeden resullullah demeye gerek yok,laa ilahe illallah diyenlerde cennete girer" iftirasina cevab:






































Ayrica asagdaki hadisleride göz önünüzde bulundurun:

“Kim La ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer.”

“Kim “La ilahe illallah” derse ve Allah’tan başka tapılanları reddederse malı ve kanı haram olur. Onun hesabı Allah’a aittir.”


bukadar tenakuz içeren bir yazı daha hatırlamıyorum..El_Cevaz nikli şahıs maalesef iktibas ettiği yazıları dahi anlamadan , belki okumadan naklediyo.r..Yahu elinsaf''!!!!! Hem üstaddan

bi husben
22-12-2011, 16:51
hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.




Bu ayetlerin peygamber efendimizden önceki "müslümanlar" için indirilmiş olduğuna dair delilin nedir?

Mesela bu ayet "ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki, gece saatlerinde allah’ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar.
Bunlar allah’ı ve âhireti tasdik eder, iyiliği yayar, kötülükleri önler ve hayırlı işlere yarışırcasına koşarlar. Işte onlar salihlerdendirler."
bu ayet gecmnisden bahsetmiyor.gecmisden bahsetseydi
"hepsi bir değildir." degil "degildi" olmaliydi,"onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki,vardir yerie vardı denilmeliydi " secdelere kapanırlar" degil kapanırlardı" olmaliydi...
Asil sizmi carpitiyorsunuz banami öyle geliyor?
Sana göre bu ayetin hükmü kalmis,bu zaman icin gecerli degilmi?
Hatta efendimiz dönemi icin bile gecerli degil öylemi?
Bu ayet gecmisden bahsetmiyor,efendimiz dönemi

tamam örnek ver bize kımmş bu gece vaktı kalkıp secdeye kapan kitap ehli.delilsiz idaa gecersizdir yahu varmı boyle kıtap ehlı bu zamanda
bılakıs fethullah diyorki ehlı kıtap ıcın ahkam kesen ayetler şımdıkıler ıcın değil eski yahudı ve hrıstıyanlar ıcınmı vay be alıme bak
hizaya gel.
Arkadaşlar ne zaman allah ve resulunun hatrını ustun tutup kurana ve sunnete muhalıf olan gorsulerı red etmeyı başaracaz

vallahı kuran ve sunnete teslım olmadıkca buyuklerınız sizi kurtaramaz buyuklerın peşinden kosup husrana uğrayanları kuran bıze bıldrımıstır
aklınızı ıyı kullanız

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 17:01
siz bu ayetleri inkarmi ediyorsunuz?
Allah var diyorsa var,nokta!

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 17:46
"insanlık içinde, efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar."

Hocaefendinin bu sözlerini eklememin sebebi efendimiz'i hiç duymama sartidir,yani oda bunu kabul ediyor,bu konuda ihtilaf yok.Dolayisiyla konuyu ikidebir "duysada cennete girebilir" manasina getirmeyin.
iste ehli-kitabin kendilerine teblig ulasmamis olanlari icinde ayetin tarifine göre secdelere kapananlar,Allah’ı ve âhireti tasdik edenler olamazmi???
neden olmasin?
Bunlarin icinde Allahi üclemeyenlerde var,islamiyetten habersiz olanlarda var,neden olmasin?
olsa bile kendisine yanlis teblig edilmisde olabilir,islamiyet yanlis tanitilmis olabilir,bu yanlis tanitilma olayi günümüzde cok yaygin...böylelerine yanlis ve bozuk "teblig" ulasmis olsada bunlar kendilerine teblig ulasmislardan sayilirlar ve kesin cehennemliktir diyerek bu konuda nasil emin olabilirsiniz?
Insanlarin kalblerini okuma kabuiliyetimi var sizde?

Allah bunlarin icinde böyleleri var diyor,siz VARDI artik yok diyorsunuz ve böylece bu ayetlerin artik hükmü kalmamisdir manasina getiriyorsunuz...diyorsunuzki bu ayetler peygamber efendimizden önceki insanlar icin gecerliydi...bu ayetleri inkar etmis olmuyormusunuz?
Bu ayetler Peygamber efendimiz döneminde yasayan ehli-kitab icin gecerli degilmiydi yani?

Hikem
22-12-2011, 17:49
[QUOTE=Yeni-OSMANLI;1007078]M arowitchin söyledikleri F.Gülen hocayi ve cemaatini baglamaz,hocaefendi ne söylemis ben ona bakarim,buyur sende burdan yak...

Yillardan beri fethullah gülen hocaefendi hakkinda "laa ilahe illallah demek yeter,muhammeden resullullah demeye gerek yok,laa ilahe illallah diyenlerde cennete girer" iftirasina cevab:






































Ayrica asagdaki hadisleride göz önünüzde bulundurun:

“Kim La ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer.”

“Kim “La ilahe illallah” derse ve Allah’tan başka tapılanları reddederse malı ve kanı haram olur. Onun hesabı Allah’a aittir.”




bukadar tenakuz içeren bir yazı daha hatırlamıyorum..El_Cevaz nikli şahıs maalesef iktibas ettiği yazıları dahi anlamadan , belki okumadan naklediyo.r..Yahu elinsaf''!!!!! Hem üstaddan
Bahsedilecek , hemde Fasıldan <fasıla yazarının Küresel <barişa <Doğru kitabında yapılan alıntıları es geçilecek, sonrada iftira var denecek..Bu kadar pişkinliğe ne denir acaba<* ??? Bu rada problemli bir durum var: Ya cemaat taassubu gözleri kör ediyor, yada okuma- anlama problemi söz konusu..

Küresel Barışa doğru kitabında nakledilen ''Herkes kelime-i tehvidi esas alarak çevresine bakışı yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.Hatta kelime-i tehvidin ikinci bölümüne , yani "Muhammed Allah'ın resuludur" kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselerede merhamet nazarıyla bakılmalıdırZira hadisler e göre kıyamet günü Allahın sonsuz rahmeti öyle tecelli edecekki şeytan bile umuda kapılacak...Böylesine alicenab bir merhamet karşısında bizim cimrilik etmemiz ve bu cimriliği temsil etmemiz tasavvur edilemez.. ..Öyleyse herkes haddi aşmaktan sakınmalıdır..

Fethullah Gülenin bir kitabından (Fasıldan fasıla) alınmış olan bu prağraf , bir katolik dinadamı(Marowitch) fotokopi ile çoğaltılarak müslüman dostlarına _tıpkı kendi cemaatından kimselere dini resimler dağıtır gibi -dağıtılmıştır.Bu parağraf dinlerarası diyalod konusunda en aktif rol oynayan Fethullah Gülen hereketinin kalkış noktasını özetlemektedir.(Emre Öktem) '' Küresel Barışa Doğrudan iktibasımız bitti...


Şimdi iftira iftira yaygarası koparanlar acaba burada yazılanları anlayarak , sindirerek iyice okusunlar , ondan sonra kim iftira atmış cevablandıralım...

soru 1: Fethullah hoca bu yasında Kelimei Şehadeti ikiye ayırıp, ayrı ayrı mütalaada bulunuyormu ,bulunmuyormu?

1400 küsür yıllık İslam tarihinde bid'a mezheblerde dahil ümmetin kahir ekseriyetinde kelimei şehadetin ayrı ayrı mütalaa edilebileceğine dair tek bir görüş varmı? Varsa bilmek isteriz...Fethullah Hoca Kelimei şehadetin 1. rüknünü yani imanı billahı kabul edip, 2. rüknünü yani Muhammede Resulullah'ı kabul etmeyenlere rahmet nazarıyla bakılmalı derken, kelimei şehadetin 1.rüknünün 2. rükün olmadan (Muhammeden Resulullah) gerçekleşebileceğini yani bu rükünlerin bağımsız mütalaa edilebileceği gibi, şimdiye kadar hiçbir islam aliminin şöyle dursun, sıradan bir avamın dahi söyleyemeyeceği büyük bir iddiada bulunuyor! Bu iddiada bulunan şahıs daha sonrada söylediklerimin siyak sibakına bakılmadığından şikayet ediyor! haydaaaa!! Ayaaaa! bu iştir...hadi bakalım siyak sibakına diyoruz, yukarda bir arkadaşın naklettiklerini okuyoruz, hiç alakasız şeyler...Hem alakalı olsa ne farkeder...Böyle çirkin bir sözün söylenebilmesinin hiç bir mazereti olamaz...Üstelik birde sanki Üstad Bediüüzamannın gerek Mektubatta gerek şualarda vb. yerlerde bulunan Kelimei Şehadetin birbirinden asla ayrılamayacağı şeklindeki ehli sünnetin açıklamalarını veriyorlar! Bu ne perhzi bu ne lahana turşusu! Yahu bunlar birbirini takviye eden sözler mi? tam ters,ne üstad Fasılda Fasıla yazarını tekzib ediyor!Acaba anlama özrümü var, cemaat taaasubumu veya ?
Üstadın sözünü naklettik bir daha nakledelim, üşenmeden de okuyucu iki söz arasındaki farkı fark etsin.

Üstad Bediüzzaman hazretleri Şualar da 11 şua 9. meselede kısaca şunları söylüyor:''

İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdani hakikattırki tefrik kabul etmez ve öyle bir külldür ki, tecezzi kaldırmaz..Ve öyle bir külldürki, kabili inkisam olmalar....

Demek imanı billah, katiyetle ve hadisz hüccetleriyle ''Ve kütübihi ve rüsulih'' yani peygamberlere ve mukaddes kitablara imanı isbat eder...

Demek,''Eşhedü en lailahe illallah '' , ''Eşhedü enne m<uhammeden Resulullah'' hakikatını isbat eder..

demek imanı Billah, bütün hüccetleriyle ,Kur'anın kelamullah olduğunu isbat ediyor..

Rükünler birbiriyle zincirlenmiş, Muhammed aleyhisselamı tanımayan tasdik etmeyen bir müslüman,Allahıda tanımaz ve ahiretide bilmez..''

Mekrubatta da ''Kelime-i şahadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtem-ül Enbiya'dır, bütün enbiyanın vârisidir; elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrasından hariç, hakikat ve necat yolu olamaz''

''Fakat Peygamber'i işiten ve davasını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenab-ı Hakk'ı tanımaz. Onun hakkında, yalnız Lâ ilahe illallah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilane adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mu'cizatıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev'-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz. (26.mektub–4.mebhas''


Şimdi isteyen arkadaşlar üstadın sözüyle ,Fasıldan <fasıla yazarının yukarıya almış olduğumuz sözlerini kıyaslasınlar..İftira varmı yok mu ,ondan sonra konuşalım..

Burada ismi geçen papaz Marowitch bir Tv proğramında cebinden bir kağıt çıkararak''Fethullah hocamız dediki, müslümanlar haddini bilsin, sadece müslümanlarmı cennete gidecek'' dedi...İftira iftira naraları atanlara ithaf edilir..Mubarek olsun!!! adam bu müjdeyi alınca fotokopi yoluyla çoğaltarak müslüman dostlarına göndermiş..

soru2.Şimdiye kadar mezkur kitabdaki anlatılan sözleri veya papazın söylediklerinin tekzib edildiğini matbuattan duyan veya Küresel Barışa doğru kitabındaki benzer ifadelerin yeni baskılarda düzeltildiğini duyan bilen varmı? yoksa bu ifira narasına son verin, lütfen...sorular daha var ama kısa kesiyoruz isteyen olursa devam ederiz..

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 18:03
"Fethullah Hoca Kelimei şehadetin 1. rüknünü yani imanı billahı kabul edip, 2. rüknünü yani Muhammede Resulullah'ı kabul etmeyenlere rahmet nazarıyla bakılmalı derken, kelimei şehadetin 1.rüknünün 2. rükün olmadan (Muhammeden Resulullah) gerçekleşebileceğini yani bu rükünlerin bağımsız mütalaa edilebileceği gibi, şimdiye kadar hiçbir islam aliminin şöyle dursun, sıradan bir avamın dahi söyleyemeyeceği büyük bir iddiada bulunuyor! " demissin...

Altini cizdigim bölüm senin carpitmandir.
"merhamet nazari" bu manaya gelmez.
Eklemis oldugumuz yazilarinda görebilöeceginiz gibi aksine “La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli seklinde yaziyor.

Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi 'merhamet' nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde 'Bir demet Sosyal Mesele' bahsinde dile getirmektedir:

'Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz’in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır'


İŞTE TEBLİĞ STARTEJİSİ, bize Dialog konusunda ki muhterem Hocaefendinin niyetini bariz bir şekilde ortaya koymaktadır. 'Allah birdir' diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) 'nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) 'i kabul etmeleri daha kolay olur!

Hikem
22-12-2011, 18:05
bukadar tenakuz içeren bir yazı daha hatırlamıyorum..El_Cevaz nikli şahıs maalesef iktibas ettiği yazıları dahi anlamadan , belki okumadan naklediyo.r..Yahu elinsaf''!!!!! Hem üstaddan
Bahsedilecek , hemde Fasıldan <fasıla yazarının Küresel <barişa <Doğru kitabında yapılan alıntıları es geçilecek, sonrada iftira var denecek..Bu kadar pişkinliğe ne denir acaba<* ??? Bu rada problemli bir durum var: Ya cemaat taassubu gözleri kör ediyor, yada okuma- anlama problemi söz konusu..

Küresel Barışa doğru kitabında nakledilen ''Herkes kelime-i tehvidi esas alarak çevresine bakışı yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.Hatta kelime-i tehvidin ikinci bölümüne , yani "Muhammed Allah'ın resuludur" kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselerede merhamet nazarıyla bakılmalıdırZira hadisler e göre kıyamet günü Allahın sonsuz rahmeti öyle tecelli edecekki şeytan bile umuda kapılacak...Böylesine alicenab bir merhamet karşısında bizim cimrilik etmemiz ve bu cimriliği temsil etmemiz tasavvur edilemez.. ..Öyleyse herkes haddi aşmaktan sakınmalıdır..

Fethullah Gülenin bir kitabından (Fasıldan fasıla) alınmış olan bu prağraf , bir katolik dinadamı(Marowitch) fotokopi ile çoğaltılarak müslüman dostlarına _tıpkı kendi cemaatından kimselere dini resimler dağıtır gibi -dağıtılmıştır.Bu parağraf dinlerarası diyalod konusunda en aktif rol oynayan Fethullah Gülen hereketinin kalkış noktasını özetlemektedir.(Emre Öktem) '' Küresel Barışa Doğrudan iktibasımız bitti...


Şimdi iftira iftira yaygarası koparanlar acaba burada yazılanları anlayarak , sindirerek iyice okusunlar , ondan sonra kim iftira atmış cevablandıralım...

soru 1: Fethullah hoca bu yazısında Kelimei Şehadeti ikiye ayırıp, ayrı ayrı mütalaada bulunuyormu ,bulunmuyormu?

1400 küsür yıllık İslam tarihinde bid'a mezheblerde dahil ümmetin kahir ekseriyetinde kelimei şehadetin ayrı ayrı mütalaa edilebileceğine dair tek bir görüş varmı? Varsa bilmek isteriz...Fethullah Hoca Kelimei şehadetin 1. rüknünü yani imanı billahı kabul edip, 2. rüknünü yani Muhammede Resulullah'ı kabul etmeyenlere rahmet nazarıyla bakılmalı derken, kelimei şehadetin 1.rüknünün 2. rükün olmadan (Muhammeden Resulullah) gerçekleşebileceğini yani bu rükünlerin bağımsız mütalaa edilebileceği gibi, şimdiye kadar hiçbir islam aliminin şöyle dursun, sıradan bir avamın dahi söyleyemeyeceği büyük bir iddiada bulunuyor! Bu iddiada bulunan şahıs daha sonrada söylediklerimin siyak sibakına bakılmadığından şikayet ediyor! haydaaaa!! Ayaaaa! bu nasıl iştir...hadi bakalım siyak sibakına diyoruz, yukarda bir arkadaşın naklettiklerini okuyoruz, hiç alakasız şeyler...Hem alakalı olsa ne farkeder...Böyle çirkin bir sözün söylenebilmesinin hiç bir mazereti olamaz...Üstelik birde sanki Üstad Bediüüzamannın gerek Mektubatta gerek şualarda vb. yerlerde bulunan Kelimei Şehadetin birbirinden asla ayrılamayacağı şeklindeki ehli sünnetin açıklamalarını veriyorlar! Bu ne perhzi bu ne lahana turşusu! Yahu bunlar birbirini takviye eden sözler mi? tam ters, üstad,, Fasılda Fasıla yazarını tekzib ediyor!Acaba anlama özrümü var, cemaat taaasubumu veya ?
Üstadın sözünü naklettik bir daha nakledelim, üşenmeden de okuyucu iki söz arasındaki farkı fark etsin.

Üstad Bediüzzaman hazretleri Şualar da 11 şua 9. meselede kısaca şunları söylüyor:''

İman altı rüknünden çıkan öyle bir vahdani hakikattırki tefrik kabul etmez ve öyle bir külldür ki, tecezzi kaldırmaz..Ve öyle bir külldürki, kabili inkisam olmalar....

Demek imanı billah, katiyetle ve hadisz hüccetleriyle ''Ve kütübihi ve rüsulih'' yani peygamberlere ve mukaddes kitablara imanı isbat eder...

Demek,''Eşhedü en lailahe illallah '' , ''Eşhedü enne m<uhammeden Resulullah'' hakikatını isbat eder..

demek imanı Billah, bütün hüccetleriyle ,Kur'anın kelamullah olduğunu isbat ediyor..

Rükünler birbiriyle zincirlenmiş, Muhammed aleyhisselamı tanımayan tasdik etmeyen bir müslüman,Allahıda tanımaz ve ahiretide bilmez..''

Mekrubatta da ''Kelime-i şahadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtem-ül Enbiya'dır, bütün enbiyanın vârisidir; elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrasından hariç, hakikat ve necat yolu olamaz''

''Fakat Peygamber'i işiten ve davasını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenab-ı Hakk'ı tanımaz. Onun hakkında, yalnız Lâ ilahe illallah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilane adem-i kabul değil, belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mu'cizatıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev'-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz. (26.mektub–4.mebhas''


Şimdi isteyen arkadaşlar üstadın sözüyle ,Fasıldan <fasıla yazarının yukarıya almış olduğumuz sözlerini kıyaslasınlar..İftira varmı yok mu ,ondan sonra konuşalım..

Burada ismi geçen papaz Marowitch bir Tv proğramında cebinden bir kağıt çıkararak''Fethullah hocamız dediki, müslümanlar haddini bilsin, sadece müslümanlarmı cennete gidecek'' dedi...İftira iftira naraları atanlara ithaf edilir..Mubarek olsun!!! adam bu müjdeyi alınca fotokopi yoluyla çoğaltarak müslüman dostlarına göndermiş..

soru2.Şimdiye kadar mezkur kitabdaki anlatılan sözleri veya papazın söylediklerinin tekzib edildiğini matbuattan duyan veya Küresel Barışa doğru kitabındaki benzer ifadelerin yeni baskılarda düzeltildiğini duyan bilen varmı? yoksa bu ifira narasına son verin, lütfen...sorular daha var ama kısa kesiyoruz isteyen olursa devam ederiz..

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 18:09
tartismanin tek sebebi "merhamet nazari" sözünün kurtulanlar veya cennetlik manasina geldigine dair carpitilmasindan kaynaklaniyor.
Yok öyle birsey,bir önceki mesajima bakiniz...

Hikem
22-12-2011, 18:14
Hayır anlamamışsın..Tartışma kelimeişehadetin iki rüknünün ayrı ayrı mütalaa edlebileceğine dair iddadan kaynaklanıyor..Şimdiye kadar duyulmamaış büüyük cesaret isteyen bir iddiaa..Hoca İmanı billahın imanı resul olmadan gerçekleşebileceği gibi bir iddiada bulunuyıor...

fakiri
22-12-2011, 18:39
Bence Üstad dedikleri Said-i Nursi Hz.leri yattığı yerden kalkıp gelse, bugün en önce kendi adını kullanarak arz- ı endam edenleri ve müslümanalrın kafalarını bulandıranları güzel bir falakaya yatıırdı diye düşünüyorum.

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 18:46
YOsmanlı Vatikan Devletinin Türkiye temsilciliğini yapan papaz Marowitch de mi, Efendimizi hiç duymamış, çok ücra yerlerde yaşayan bir gariban! Ayaaaa!!! adam diyorki, ''Fethullah Hocamız diyorki, Müslümanlar haddini bilsin sadece kendilerimi cennete girecek''

Hadi cevab ver bakalım..?(Veya hadi burdan yak derler ya)

Vatikan'ın İslam konusundaki resmi pozisyonunun dışına çıkarak Hz. Muhammed'i "Hz. İsa'dan sonra gelen peygamber" olarak tanımlayan Marowitch hem Yaratıcı olarak Allaha (CC) ve peygamber olarak da Hz.Muhammedin (SAV) son peygamber olduguna inandım diyor..

Eski dininden vazgecmedigi sürece bu onu cennetlik yapmaz,müslümanda yapmaz.
Kendisini cennetlik zanetmesi kendi inanci geregidir.
fethullah Gülen hocanin böyle bir aciklamasida yoktur zaten.
Bizim inancimizin SINIRLARI belli.
Kabul ederse eder,etmezse kendi bilecegi sey...

Asil önemli olan bu kisinin sizinde belirttiginiz gibi Papaz olmasi...papazlar simdiye kadar nasil düsünürlerdi?Bu adam nasil düsünüyor...konuya bu acidan bakin...

Yeni-OSMANLI
22-12-2011, 18:57
Hayır anlamamışsın..Tartışma kelimeişehadetin iki rüknünün ayrı ayrı mütalaa edlebileceğine dair iddadan kaynaklanıyor.. ..

sende anlamamışsın,"merhamet nazari" bu manaya gelmez.
fethullah Gülen hocanin "laa ilahe illallah dersende kurtulursun2 manasinda hicbir sözü yoktur,,dolayisiyla kelimeişehadetin iki rüknünün ayrı ayrı mütalaa edlebileceği anlamina gelmez.

Eklemis oldugumuz yazilarinda görebilöeceginiz gibi aksine “La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli seklinde yaziyor.

Dikkat edilirse, muhterem Hocaefendi 'merhamet' nazarı ile bakılmalıdır, diyor ama ehl-i necattır (kurtulan zümredendir) demiyor. Neden merhamet nazarı ile bakılmaldır derseniz, onun cevabınıda Muhterem Hocaefendi Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde 'Bir demet Sosyal Mesele' bahsinde dile getirmektedir:

'Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz’in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır'

Son.Fedai
22-12-2011, 19:28
F.Gülen hocaefendinin cihad metodu bu yahudi dönmelerinin saltanatini salliyorda ondan
Allah Allah

İlginç

Aynı Fethullah Hoca İsrail (yahudiler) için "OTORİTE" dememiş miydi?

Onlardan (yahudilerden) izin alınmalı dememiş miydi?

Bu nasıl cihad?


"insanlık içinde, efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar."

Amazon ormanlarında böyle bir kabile çıktı. Evet böyleleri var

Ama yanlarında diyalogcular yok

Hakikaten

Neden yanlarında değiller?


iste ehli-kitabin kendilerine teblig ulasmamis olanlari icinde ayetin tarifine göre secdelere kapananlar,Allah’ı ve âhireti tasdik edenler olamazmi???

Şu anda tarifinize uyan kimse yok maalesef

Muhyiddin Arabi KS ın bir kitabına o tarihlerde Muhammed Mustafa SAV ın isminin gitmediği yer kalmadı dediği yazılı

O tarihten bu tarihe kadar gitmediği yer değil duyulmadık ev bile kalmamışdır



Bunlarin icinde Allahi üclemeyenlerde var,islamiyetten habersiz olanlarda var,neden olmasin?

İslamiyetten habersiz bir kişi gösterebilir misin?



Bu ayetler Peygamber efendimiz döneminde yasayan ehli-kitab icin gecerli degilmiydi yani?
Kuranın hükmleri evrenseldir

Zamana ve mekana bağlı değildir

Yanlış mıyım?

saglıkcı
22-12-2011, 19:51
Yahu bu taife, bir caresiz derde düşmüşler,ne yapsanız kar etmez.Bunları tedavi etmeye kalkmak boşunadır.Bunlara bir iyilik nasıl olur diyorsanız,bunları uyutmak lazım.O zaman daha az acı ve ızdırap çekmiş olurlar.Yani bunları kendi hallerinde bırakmak uyutmak demektir.

Hikem
22-12-2011, 20:01
bizm sağlıkçı haklı galiba..Yahu ne iktibaslar yaptım...Yosmanlı bildiğini okuyor, yok demedi diyor..Hala diyorki, yok bu, kelimeişehadetin iki rüknünün ayrı mütalaa edileceği anlamına gelmez....Fe sübhanallah!..Bu kadar yazıyı boşunamı yazdık...sağlıkçının dediği gibi iyi uykular..Yalnız Bu papaz Marowitch bunlar gibi uyumuyor..Hocasının fetvasını almış, fotokopisini dostlarına postalamış...Acaba Yosmanlıyada postalasa, Yosmanlı hala uyurmuydu, bilmem...Amma derin uykuları var...Allah bu dünyada uyandırsın..Amin.

cemaliii
22-12-2011, 20:39
F.Gülen hocaefendinin cihad metodu bu yahudi dönmelerinin saltanatini salliyorda ondan

ondanmıydı yahudilere otorite demesi:boxing:

manifesto
22-12-2011, 20:42
Şimdi bazıları uyanıklık peşinde.
Kur'an da Yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin ayetlerini büyük bir iştahla ele alıp bak gördün mü sen onların tevhidinden bahsediyorsun deyip ayetle nizam vermeye çalışır.
Ehli Kitap ile ilgili ayetleri okuduğun zaman da suratına bön bön bakar.Onlar o eski ehli kitaptı artık kalmadı derler.

Eeee yahudiler o eski yahudiler değil mi :)

Yani meseleyi bir bütünlük ve saflık içinde ele alamıyoruz.Bilinçli bir inkar red ve karşı durma ayrıdır,bilinçsiz gürültüler ayrıdır.

TEVHİD yani Allah'ın birliği herşeyden önemlidir.Kimileri Peygamberimizi = Allah diye takdim etsede mesele öyle değildir.
Önce iman sonra din inanç ibadet.

İNSANLARIN BİR OLAN YARATICIYA GERÇEKTEN VE GÖNÜLDEN KAYITSIZ İNANMASINI HAFİFE ALMAYIN.

Hikem
22-12-2011, 20:50
İNSANLARIN BİR OLAN YARATICIYA GERÇEKTEN VE GÖNÜLDEN KAYITSIZ İNANMASINI HAFİFE ALMAYIN.(manifesto, böyle buyurdu!)

Acaba bu insanlardan kasdınız ehli kitab olan nasara ve yahudilermi? beyefendi?!

cemaliii
22-12-2011, 20:52
İNSANLARIN BİR OLAN YARATICIYA GERÇEKTEN VE GÖNÜLDEN KAYITSIZ İNANMASINI HAFİFE ALMAYIN.(manifesto, böyle buyurdu!)

Acaba bu insanlardan kasdınız ehli kitab olan nasara ve yahudilermi? beyefendi?!

yok tahminimce koyu katolik cizvitler olmalı:oleyo::D

Son.Fedai
22-12-2011, 20:52
TEVHİD yani Allah'ın birliği herşeyden önemlidir.Kimileri Peygamberimizi = Allah diye takdim etsede mesele öyle değildir..
Sizin bunu anlamanız için bir kainat dolusu ekmek yemeniz lazım

Hikem
22-12-2011, 20:54
yok tahminimce koyu katolik cizvitler olmalı:oleyo::D

Hocalarıda , cimrilik etmeyin, haddinizi bilin demişti...Manifesto biraz daha kibarcasını söylemiş...

Ercan Tekin
22-12-2011, 20:56
Diyalog görüslü arkadaslar sizden net cevap alabilirmiyiz?
Islam dini ilan edildiginden sonra Allah'a iman eden ama Resulüllah'a iman etmeyen yahudi ve hristiyanlar cennete girebilirmi?
Aciklama yapmayin gerek yok sadece girermi girmezmi tek kelimeyle cevap verinde karmasa ortadan kalksin. F.gülenden önce sizin görüsünüzü tartisalim

manifesto
22-12-2011, 21:00
kaç tane din vardıki.tahribata uğramış şeriatlar semavi olamazlar.onları hala ehli kitab olarak saymakda doğru değil

Sen Rabbinden daha iyi mi biliyorsun? Kur'an nazşl olmaya başladığında Hristiyanlık Yahudilik tahrip olmamışmıydı,Kur'anda kaç yerde kaç kez ehli kitap diye ifade ve tasdik olunuyorlar farkında bile değilsin sanırım.
Yazmadan önce azıcık düşünün bence ortaya doğru dürüst şeyler çıkabilsin.

Marowitch den sözünden bahsedilmiş,Gülen güya Müslümanlar bencil daravmasın sadece onlar Cennete gitmeyecek demiş,demiş.
Arkadaş fotoğrafın bütününe bakamıyormusunuz.
Gülen'den önce bunu Bedizzaman dememiş mi? Cihan harbinde mağdur olan mazlum olan katledilen masumlar sabiler insanlar için umulur ki kurtulmuşlardır sözü yeni mi? bu söz ile Gülen'in sözü arasında fak mı var?

Yaşadığınız toplum itibari ile İman kolay bir iş,her gün islamın terör müslümanın terörist olduğunun anlatıldığı Hz.Muhammed'in haşa yüzbin defa haşa kadın düşkünü bir insan olduğu bilmem kaç tane karısının olduğunun anlatıldığı propaganda edildiği bir toplumda bütün bu olumsuzluklara rağmen YARATICIYA inanmış ise bunu hiçkimse hafife almamalı.

Hala falanlar filanlar cennete girer mi demektesiniz.Arkadaş Bediüzzaman'ın düsturu duruşu ne ise ben şahsen aynı görüşteyim ki bu mevzularda bu denli isabetli bir görüşe ben başkaca yerde şahit olmadım.

Daha demir perde ineli 20 yıl oldu.İnsanların koloni gibi komunism propagandasında dinsizleştiği bir toplumda vay efendim sen kitabın şurasına niye böyle inanmadın diye hesap sormayı ben kendi adıma ar sayarım.Eğer Allah'a inancı var ise umarım kurtuluşuna vesile olmuştur şeklinde bahsi özetler ve kapatırım.

Hikem
22-12-2011, 21:05
Manifesto gibi düşünen eşhas şunu anlamıyorlar zannediyorum: '' Allaha nübüvvvet müessesi olmadan şöyle yada böyle inanılabilir...Felsefede bunun örnekleri çoktur..Hatta mekkeli müşriklerin dahi yeri ve göğü Alllahın yarattığına inandıklarını Kur'an haber veriyor..Ama bektaşi gibi arkasını makaslamayalım..Devamında Onlar Allaha Şirkle beraber iman ediyorlar....İşte şimdiki Ehli Kitabında İmanı şirk bulaşmış bir iman yani geçerliliği yok!

Bir çok ayet ve hadis ehli kitabdan resule iman etmeyenleri açıkça küfürle ,şirkle suçlamaktadır...İşte diyalogcuların bu toprakların çocuklarına en büyük kötülüğü şirk bulaşmış imanın geçerli olabileceği, merhamete uğrayabileceğini söylemeleri..Hocaları buna delil olarak kıyamette şeytanın dahi rahmete uğramayı umduğunu söylemesi.Ayaaa! Bu ne biçim delil!!! Şeytanın rahmete merhamete uğramayı umması, sonucu değiştirmiyorki! Bunların delilleri örümcek ağından yapılmış ev gibi çok çürük!!!!

Manifesto , üstadın bu konudaki ifadelerini açıkladık...sen bundan bir şey kazanamazsın? Üstadın mücmel ifadelerini, yine üstad açıklıyor..Ayrıca edillei erbaada burada ölçüdür....

manifesto
22-12-2011, 21:15
Manifesto gibi düşünen eşhas şunu anlamıyorlar zannediyorum: '' Allaha nübüvvvet müessesi olmadan şöyle yada böyle inanılabilir...Felsefede bunun örnekleri çoktur..Hatta mekkeli müşriklerin dahi yeri ve göğü Alllahın yarattığına inandıklarını Kur'an haber veriyor..Ama bektaşi gibi arkasını makaslamayalım..Devamında Onlar Allaha Şirkle beraber iman ediyorlar....İşte şimdiki Ehli Kitabında İmanı şirk bulaşmış bir iman yani geçerliliği yok!

Bir çok ayet ve hadis ehli kitabdan resule iman etmeyenleri açıkça küfürle ,şirkle suçlamaktadır...İşte diyalogcuların bu toprakların çocuklarına en büyük kötülüğü şirk bulaşmış imanın geçerli olabileceği, merhamete uğrayabileceğini söylemeleri..Hocaları buna delil olarak kıyamette şeytanın dahi rahmete uğramayı umduğunu söylemesi.Ayaaa! Bu ne biçim delil!!! Şeytanın rahmete merhamete uğramayı umması, sonucu değiştirmiyorki! Bunların delilleri örümcek ağından yapılmış ev gibi çok çürük!!!!

Manifesto , üstadın bu konudaki ifadelerini açıkladık...sen bundan bir şey kazanamazsın? Üstadın mücmel ifadelerini, yine üstad açıklıyor..Ayrıca edillei erbaada burada ölçüdür....

Hikem boş yazıyorsun,yazmadan önce isabetli bir kaç tesbit yap da biz de tasdik edelim.
Bediüzzaman dedin ,dedik ki onun görüşü göürüşümdür şimde sen de aynısını diyebiliyormusun.
Yok diyemiyor bu noktada ona katılmıyorum diyorsan bunu da izah ediver ki referansın olsun.
Cihan harbinin mazlumları yada onun gibi mazlumlar Üstad Bediüzzaman 15 yaşın altındakiler zaten masumdur müslüman mı değil mi bakılmadan bu mazlumiyetlerinden dolayı umulur ki kurtulmuşlardır ve devamında 15 yaşın üzerindekiler ise masum iseler ki bu masmiyetten kasıt müslümansalar demek olmasa gerek kurtuldukları ümid edilir şeklinde meseleyi özetlemiş.
Yani tüm insanlık bir kaosu mazlumiyeti yani olağanüstü şartları yaşıyorken olağan şartlara göre hüküt vermek doğru olmaz.
Yok örümcek ağı yok karıca anteni..

Gülen farklı bir üslup ile aslında tüm ehli kitap'a gelin Tek bir yaratıcıya inanalım diyor ve bunu yüksek bir ses ile dile getiriyor.

Sizler hep sözü ters taraftan okumakta inat ettiğiniz için hitabın muhataplarına ne manaya geldiğini henüz algılama noktasında sıkıntı içindesiniz.

Hikem
22-12-2011, 21:16
Diyalogda ne zarar var diyenlere, diyaloğun ehli kitabı cennete sokuyor dememize itiraz edenler olmuştu.Şimdi Manifesto örneği önüm üzde duruyor...Diyorki Bunu sadece fethullah hoca demedi, üstadda dedi...İşte bu diyaloğun acı meyvelerine muşahhas bir misaldir...

Hikem
22-12-2011, 21:20
Manifesto üstad 15 yaş üstündekiler necat bulur dememiş...Cehennemde tabaka tabakadır...Hatta üstadın Ebu Talible ilgili aktardıklarını okursan meseleyi anlarsın.Üstadın Necat konusundaki çok açık görüşü Mektubatta bir soruya verilen cevabda vardır ki,, biz bunu aktardık...Hala meseleyi kaşımaya çalışıyorsun..Bu meselede Üstad Ve Fethullah hoca ayrı kulvarlarda gidiyorlar..Bunu burada isbatladık..Diyalogcuların ehli sünnetin itikadını buharlaştırdıklarını gören gözler görüyor..

alanyali07
22-12-2011, 21:25
Bazı arkadaşlar hatalı ve yanlış olarak bazı ayetlerde geçen ehli kitab hakkında "hepsi bir değildir" gibisinden ayetleri yanlış anlıyorlar sanırım..muteber tefsirlere bakılırsa görülecekki müfessirler genel olarak bu tür övücü hitaplar Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olan ehl-i kitap hakkında olduğunu görecekler..
Maide suresindeki şu bölümler konuyu aydınlığa kavuşturur herhalde.

Maide 77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın. 78. İsrailoğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.
79. Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!
80. Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazabetmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!
81. Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
82. İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak yahudiler ile, şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler ve râhipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.
83. Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."
84. "Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?"
85. Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin mükâfatı işte budur.
86. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar cehennemliklerdir.

Hikem
22-12-2011, 21:29
Bazı arkadaşlar hatalı ve yanlış olarak bazı ayetlerde geçen ehli kitab hakkında "hepsi bir değildir" gibisinden ayetleri yanlış anlıyorlar sanırım..muteber tefsirlere bakılırsa görülecekki müfessirler genel olarak bu tür övücü hitaplar Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olan ehl-i kitap hakkında olduğunu görecekler..
Maide suresindeki şu bölümler konuyu aydınlığa kavuşturur herhalde.Alanyali

Alanyali arkadaşımız doğruyu söylüyor...Analşılmayan husus budur..Zira bu arkadaşlar mealciler gibi mealden hüküm çıkarmaya çalışıyorlar.Tefsir okunursa mesele kalmaz...Alanyaliya teşekkür ederiz

Son.Fedai
22-12-2011, 21:30
Üstad Bediüzzaman 15 yaşın altındakiler zaten masumdur müslüman mı değil mi bakılmadan bu mazlumiyetlerinden dolayı umulur ki kurtulmuşlardır ve devamında 15 yaşın üzerindekiler ise masum iseler ki bu masmiyetten kasıt müslümansalar demek olmasa gerek kurtuldukları ümid edilir şeklinde meseleyi özetlemiş.

Merak ettim nerede demiş bunu

Bi yazar mısınız?

manifesto
22-12-2011, 21:35
alanyalı,hatalı ve yanlış olan bir şey yok bana kalsa.Ehli kitap içinde Allah'ın da hoşuna giden vaziyetleri olan insanlar da var aksine lanetlediği cehennemliktir dedikleri olanlar da var.Bu demek değildir ki aldık Cennete koyduk.Bu konuyu Cennete girdi girmedi meselesinde bugüne kadar düşünmedim bugünden sonra da girer girmez papatya falı bakacak değiliz.

Ve üstadın sözlerini bir kenara bırakıp aslında öyle değil de böyle demek istedi gibi KOMİK gerekçelerle yazı yazmak zor olsa gerek.Oysa Üstad fevkelade bir tesbit yapmıştır.Nice mazlum ve masum insanlığın zalim ve zındık tayfasında vahşice katledilmiş hunharca öldürülmüş.Tüm bu mağduriyet yaşanırken bu onları bir imtihanıdır şeklinde bir tesbit ve neticesinde bir kaç cilt ile yazılabilirliği olan kısa ve net duruş.


O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.
On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır . Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir

Yukarıda ki sözlerin neresini nasıl anlamadınız? Demek ki Gülen'den çok önce mazlum ve masum insanların da müslümanlığına bakılmaksızın Allah'ın merhametinin kurtuluşlarına VESİLE olabileceğini(kesindir hükmü haşa ki yok) ifade etmiş..

Burada kimsenini haddi değildir ki cennete girdiler girerler demek,umulur ki kurtuluşlarına vesile olur.Rabbin iradesine gem vurmak haşa.
Ancak bu sözlerin hangi şartlarda hangi durumlarda söylendiği de apaçıktır buradan genelleme yapılması da zaten kimsenin aklına gelmemeli.

Hikem
22-12-2011, 21:36
Kardeşim bu üstadın mücmel ifadelerindendir...Keşfe istinaden yazılmıştır...kalbime geldi diyor...Üstadın bu mücmel ifadeleri Eş'ari mezhebine göre anlaşılır, birde cehennemin tabakaları meselesi vardır...Fakat önemli olan mektubattaki açık görüşü bunu şerh etmiş oluyor...Açık görüş varken mücmel ifadeleri kendi açık görüşüne göre anlamamız gerekir..üsül bunu icab ettiriyor..Diyalogcular Üstadın ifadelerini bektaşi misali anlıyorlar veya işlerine öyle geliyor..Üstad Mektubatta Hazreti Peygamberin dışında bir necat yolu yoktur diyor..Bunu kaşımaya gerek varmı?...Ama diyalog virüsü bulaşmışsa kaşımaya devam edersin...

Son.Fedai
22-12-2011, 21:43
Allah Allah daha neler duyacağız yaw

Hikem
22-12-2011, 21:44
Eşari mezhebine göre İslam davasını duymayanlar için necat yolu vardır..Üstad bunu söylemiş..Konuyla ne alakası var...İslam Dinini işitenler için necat varmı yokmu? Üstada göre yok..Diyalogculara göre umud var..

Üstad Hazretleri 26. MEKTUP 4. MEBHAS (BEŞİNCİ MESELE) KISMINDA ( Sayfa : 344)


Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred (sadece) Lâ ilâhe illâllah kâfi midir? Yani, Muhammedür'-Resulullah demezse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olabilir mi?"

diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:


Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü

Vesselâm Hâtemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu

olamaz.''

Diyalogcular üstadın anlattığı çok açık olan bu hususları buharlaştırıyorlar...Bu onların risalei nur meşrebinden olmadıklarına açıkbirdelildir.Ehli sünnet itikadında olmayan Nurcu addedilemez..Hoş, öyle addeden de yok ya!!

manifesto
22-12-2011, 21:49
Konuyla ne alakası var mı :) vay arkadaş ya bunca sayfadır yazıyoruz sen hala konu ile alakasını kuramamışsın. Eşari mezhebi şu mezhebi değil.Üstadın kendisi zaten bir mezheptir.Eşari de madem haktır.
İslamdan sonra islamın nuzulü peygamberin teşrifi tebliğinden sonra hatta 1400 yıl sonra dahi canice katledilmiş bunca masum müslüman dahi olmasalar umulur ki kurtulumuşlardır şeklinde köy imamı değil Bediüzzaman gibi daha birnbir sırrı olan bir Üstad-ı Azam'ın tesit görüş ve fetvasının konu ile alakasını kavradığın zaman yazalım bence.Hani Gülen'i Cennete gidecekler falanlar diye eleştirmiyor muyuz?
Bu ifadelerin mücmel bir tarafı yok
Belli özel şartta belirli bir zaman diliminde muhatapları belirli olan bir topluluk için ifade buyurmuş.Yoksa bugün genelleyene rastlamadık.
Irak savaşında ölen abd li 15 yaşından küçük ise umulur ki kurtulmuştur diyen bir kuş beyinliye rastladın mı?

alanyali07
22-12-2011, 21:51
Manifesto arkadaşım, bilmiyorum belki sen başka birşey demeye çalışıyorsun da, şunu da gözönünde bulunduruyorsun inşaAllah, Allah'ın en hoşuna giden şey kendisine iman ve resullerine kitaplarına iman..bunları birbirinden ayırmak olmaz..Allah ayırmıyorki biz nasıl ayıralım..Her elçiye peygambere iman etmek kesin emirdir..

Havârilere: "Bana ve elçime iman edin!" diye vahyetmiştim ; "İnandık, bizim Müslümanlar olduğumuza şâhid ol!" demişlerdi.Maide 111

ahkaf 158 - De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.
Maide .111

Hikem
22-12-2011, 21:54
Anlaşılan Manifesto Tarhana çorbasını çok seviyor...İslami ilimlerde alt yapısı olmayanların ,hususen diyalog virüsü bulaşmış insanların bu meseleleri tarhana çorbası kabilinden anlamalarına, bir şey denmez...Sen öyle inanmaya devam et.Mubarek olsun...afiyet olsun!

Hikem
23-12-2011, 05:06
إِنَّ الَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِاللّهِ وَرُسُلِهِ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُواْ بَيْنَ اللّهِ وَرُسُلِهِ وَيقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُواْ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً
İnnellezîne yekfurûne billâhi ve rusulihî ve yurîdûne en yuferrikû beynallâhi ve rusulihî ve yekûlûne nu’minu bi ba’din ve nekfuru bi ba’dın, ve yurîdûne en yettehızû beyne zâlike sebîlâ(sebîlen

Nisa/150-151) Doğrusu o kimseler ki Allah ve Peygamberini inkâr ederler ve bir de Allah ile Peygamberini birbirinden ayırmak isterler: Bunlardan kimine inanırız, kimini inkâr ederiz, derler de bu ikisi (imân ile küfür) arasında bir yol tutmayı arzularlar; işte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirler için horlayıcı, aşağılayıcı bir azâb hazırlamışızdır


Elçiyi inkar etmenin Allahı da inkar olduğu açık değilmi? Ayaaa! Bir hükümdarın filan yere gönderdiği elçisini red edenlerin, hükümdarı da red ettikleri bir hakikat iken, bu diyalogcu taifesinin itikadlarına şaşmamak elde mi?!

veri
23-12-2011, 06:09
çakma nurcu Hikem
üstadları ne diyorsa tüm nurcular da aynı şeyi söylüyor
burda ne gülen mevzubahis ne diğerleri
hepsi bir
hepsi aynı ağızdan konuşuyor
aynı şeyi söylüyor

tüm nurcuların başı imiş gibi sadece gülen e çullanmak ergenekoncuların oyununa düşen zavallıların işidir.

cahid
23-12-2011, 07:04
Konuyla ilgili cevabı müfessirlere bırakalım... Âl-i İmran 113.âyetini ve daha iyi anlaşılması açısından öncesini ve sonrasını ekleyelim..

KURTUBİ TEFSİRİ

112. Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine zillet vurulmuş*tur. Allah'tan bir ahde ve insanların ahdine sığınmış o intakı rı müstesna. Allah'ın hışmına uğradılar. Üzerlerine de miskin*lik vuruldu. Bu, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız ye*re peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, onların isyan etme*leri ve taşkınlık yapmalarındandır.
113. Hepsi bir değildir. Kitap ehlinden secdeye vararak geceleri Al*lah'ın âyetlerini okuyup duran bir topluluk vardır.
114. Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar. Mârufu emrederler, münkerden vazgeçirirler. Hayırlara koşuşurlar. İşte onlar sa-lihlerdendir.
115- Yaptıkları hayırlardan asla mahrum bırakılmazlar. Allah tak*va sahiplerini en iyi bilendir.

Yüce Allah'ın: "Nerede bulunurlarsa bulunsunlar" nerede ele geçirilir ve onlarla karşılaşılırsa karşılaşılsın; "üzerlerine zillet vurulmuştur" buyruğu
Üt kastedilenler, yahudilerdir. İfade burada tamam olmaktadır.
Bakara Sûresî'nde onlara zilletin vurulmasının anlamına dair açıklamalar (2/61. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
Allah'tan bir ahde ve insanların ahdine sığınmış olmaları müstesna" buyruğu ise, bir önceki buyruktan yapılmış, munkatı' bir istisnadır. Yani, fa*kat onlar Allah'tan gelen bir ahde sığınırlar, demektir. İnsanların ahdinden kasıt İse, onlara verdikleri zimmet ahdidir. "İnsanlarla kastedilenler, Muham-med (sav) ile müminlerdir. Onlar, Muhammed (sav)'e ve mü'minlere haraç verirler, onlar da kendilerine cman verirler. İfadede bir ihtisar vardır. Yani: Allah'tan bir ahde bağlı olarak korunmaları hali müstesna; şeklindedir ki, bu hazf edilmiştir. Bu açıklamayı da el-Ferrâ yapmıştır.


"Allah'ın hışmına uğradılar" buyruğunda ki: Döndüler," demek*tir. Bunun, yüklenip taşıdılar anlamına geldiği de söylenmiştir. Sözlükte bu*nun asıl anlamı ise, öyle bir hışım onİardan aynlmaz bir şeydir, manasmda-dır Bakara Sûresi'nde de (2/61, âyetin tefsirinde) bu açıklamalar geçmiş bu*lunmaktadır.


Daha sonra Yüce Allah onları neden bu şekilde cezalandırdığını da: "Bu, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürme-lerindendir. Bu» onların isyan etmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır" di*ye buyurarak açıklamaktadır. Yine buna dair yeterli açıklamalar Bakara Sû*resi'nde (2/61. âyette) geçmiş bulunmaktadır.


Daha sonra şanı yüce Allah: "Hepsi bir değildir" diye Vıabeı -veTirrektt-din İfade burada tamam olmaktadır. Buyruğun anlamı da şudur; Kitap ehli ile Muhammed (sav)'ın ümmeti eşit değildir. Bu şekildeki açıklama İbn Mes'ud'dan nakledilmiştir. Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Kitap eh*linden iman edenlerle kâfirler birbirine eşit değildirler. [1] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn1) [56]

Bu Âyetlerin Nüzul Sebebi:


Ebû Hayseme Züheyr b. Harb şunu nakletmektedir: Bize, Haşim b. el-Ka-sim anlattı. Bize, Şeyban anlattı; O, Âsım'dan, o, Zir'den, o da İbn Mes'ud'dan dedi ki: Rasûhjllah (sav) bir gece yatsı namazını geciktirdi. Daha sonra Mescide çıktı, herkesin bu namazı beklemekte olduğunu gördü. Şöyle buyur*du: "Din sahiplerinden yüce Allah'ı bu saatte sizden başka zikreden hiçbir kimse yoktur." (İbn Mes'ud) der ki: Ve şu âyet: "Hepsibir değildir, kitap eh*linden... bir topluluk vardır... Allah takva sahiplerini en iyi bilendir" buyruklarım indirdi. [2] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn2) [57] İbn Vehb de buna benzer bir rivayet nakletmektedir,
İbn Abbas der ki: Yüce Allah'ın: "Kitap ehlinden secdeye vararak gece*leri Allah'ın âyetlerini okuyup duran bir topluluk vardır" buyruğu, Pey*gamber (sav) ile birlikte iman edenler hakkındadır.
İbn İshak da İbn Abbas'tan şöyle dediğini nakleder: Abdullah b. Selâm, Sa'lebe b. Sa'ye, Esid b. Sa'ye, Esid b. Ubeyd ve yalıudilerden İslâm'a giren diğerleri müslüman olup iman ve tasdik ederek İslâm'a yönelip, İslâm kalp*lerinde yerleşince, yahudilerin alimleriyle küfre sapanları şöyle demişlerdi: Muhammed'e îman edip tabi olanlar, ancak bizim kötülerimizdir. Eğer bun*lar bizim hayırlılarımız olsalardı, atalarının dinini terkedip bir başkasına gitmezlerdi. Bunun üzerine şant yüce Allah: "Hepsi bir değildir, kitap eh*linden secdeye vararak geceleri Allah'ın âyetlerini okuyup duran bir topluluk vardır... İşte onlar salihlerdendir" buyruklarını İndirdi.
el-Ahfeş der ki: İfade; kitap ehlinden öyle ümmete mensup kimseler, ya*ni öyie güzel yol izleyen kimseler vardır ki... takdirindedir. Bu takdire, de*lil olarak da şu mısrayı zikretmektedir:
"Kendisi (emre) itaatkâr olduğu halde, bir ümmet sahibi {güzel bir yola sahip bir kimse) hiç günahkâr olur mu?"
İfadede İıazif olduğu ve ifadenin takdirinin şöyle olduğu da söylenmiş*tir: Kitap ehlinden (emirleri) uygulayıp duran bir topluluk da vardır. Bu şe*kilde olmayan bir topluluk da vardır. Yüce Allah, birisini zikretmekle yeti*nip, ötekini sözkonusu etmemiştir. Ebû Züeyb'in şu beyitinde olduğu gibi:
"Kalbim ona gitmek hususunda bana karşı çıktı. Ben de onun emrine itaat ediyorum.
Ama bilemiyorum onun arkasından gitmek doğru mudur?"
O, bununla doğru mudur, yanlış mıdır demek istemiş, fakat ikincisi (an*laşıldığından) hazf edilmiştir.
el-Ferrâ der ki: Allah'ın âyetlerini okuyup duran bir topluluk ile kâfir olan bir topluluk birbirine eşit olamaz.
en-Nehhâs ise der kî: Bu, çeşitli bakımlardan yanlış bir görüştür. Birinci*si, bu Topluluk" kelimesinin; Bir, eşit" kelimesi ile reF et*mektedir. Bu durumda; Değil" kelimesinin ismine herhangi bir şey avdet etmemekte, buna karşılık fiil gibi değerlendirilmeyen kelime ile reP et*mekte ve gerek olmayan ifadeleri de takdir etmektedir. Zira daha önceden kâfirlerden söz edilmiştir. O halde, bunu takdir edip malızûf kabul etmenin uygun bir yönü de yoktur.
Ebu Ubeyde ise der ki: Bu, Arapların Pi*reler beni yediler ve arkadaşların gittiler11 şeklindeki sözlerini andırmaktadır. [3] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn3) [58] en-Nehhâs der ki: Bu da yanlıştır. Çünkü, onlardan daha önce söz edilmiş*tir. Halbuki, "pireler beni yediler" anlamındaki kullanımda ve benzerlerin*de, bunlardan daha önceden söz edilmemiş olmalıdır.
Yüce Allah'ın: uGeceleri" yani, gecenin çeşitli zamanlan an*lamındadır. Bunun tekili; şeklinde gelir, Bu kelime burada zarf olarak nasb edilmiştir.
"Secdeye vararak” buyruğu ise, namaz kıldıklarını anlatmaktadır. Bu açıklama el-Ferrâ ve ez-Zeccâc'dan nakledilmiştir. Çünkü Kur'ân okumak, rü*kû ve sücud halinde sözkonusu değildir. Bunun bir benzeri de Yüce Allah'ın: "Ve O'na secde ederler" (el-A'raf, 7/206) buyruğudur. Yani, ona namaz kılar*lar, demektir. Furkan Sûresi'nde de; "Onlara Rahman (olan Allah)'a secde edin, denildiğinde..." (el-Furkan, 25/60); en-Necm Sûresinde de: "Artık Allah'a secde edip ibadet edin" (en-Necm, 53/62") diye buyuru İma ktadır.
Şöyle de açıklanmıştır: Bu buyrukla özellikle bilinen secde anlatılmak is*tenmiştir. Ancak âyetin nüzul sebebi bu görüşü reddetmekledir. Diğer taraf*tan önceden, İbn Mes'ud'dan gelen hadiste zikrettiğimiz gibi maksat, yatsı na*mazıdır. Puta tapıcılar ise, akşam karardı mı, hemen uyurlar. Muvahhidler ise, yatsı namazında Allah'ın âyetlerini okuyarak Allah'ın huzurunda ayakta du*rurlar. Nitekim yüce Allah, onların ayakta duruşlarını sözkonusu ecmekle bir*likte: "Secdeye vararak...” diye de buyurmaktadır. Yani onlar, kıyamla bir*likte secde ederler anlamındadır.
es-Sevrî der ki: Burada sözkonusu edilen, akşam ite yatsı namazı arasın*daki namazdır. Maksadın gece namazı olduğu da söylenmiştir. Önceki kitaplan okuyan Şeybeoğullanııdan birisinin de şöyle dediği nakledilmektedir: Biz, aziz ve celil olan Rabbin sözleri arasında şunu da buluyoruz: Gece karardı rnı, tek başına kalan bir deve veya bir koyun çobanının, hiç gece saatlerin*de ayakta durarak, secde ederek ibadet eden kimse gibi olduğu mu zanne*dilir?
"Onlar Allah'a... inanırlar." Yani, Allah'ın varlığını ikrar ve kabu] eder*ler. Muhammed (sav)'ı da tasdik ederler.
"Mâruftı emrederler." Bunun, umum ifade ettiği söylendiği gibi bunun*la, Peygamber (sav)'a tabî olmanın emredilmek maksadında olduğu da söy*lenmiştir,
"Münkerdea vazgeçilirler." Münkerden vazgeçirmek, Allah'ın emirlerine muhalefetten vazgeçirmek dernektir, "Hayırlara koşuşurlar." İşledikleri hayır*lara, sür'atlice ve herhangi bir şekilde ağırdan almaksızın yönelirler. Çünkü on*lar, bu hayırlann sevaplannın ne kadar çok olduğunu bilirler. Vakit geçmeden önce amellerini işlemekte ellerini çabuk tutarlar, diye de açıklanmıştır.
"İşte onlar, sâlihlerdendir." Yani, salihlerle birlikte olanlardır, Salihler ise, Muhammad (sav)'ın ashabı olup, cennettedirler.
"Yaptıkları hayırlardan asla mahrum bırakılmazlar" buyruklarında ge*çen Yaptıkları" kelimesi ile "Ondan mahrum bıra*kılmazlar" anlamındaki kelimeleri, el-A^meş, İbn Vessâb, Hamza, el-Kisaî, Hafs ve Halef, her ikisinde de "yâ" ile, "Allah'ın âyetlerini okuyup duran topluluğ"a dair haber olmak üzere okumuşlardır. Aynı zamanda bu, İbn Ab-bas'ın da kıraatidir, Ebu Ubeyd'in tercih ettiği kıraat de budur. Diğerleri ise, her İki yerde de (.ne hayır yaparsanız ondan mahrum bırakılmazsınız anla*mında) muhatap sığası ile okumuşlardır. Çünkü daha önce yüce Allah 'in: "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz" buyruğu geçmiştir. Ebu Hatim'in tercih ettiği kıraat de budur. Ebû Arar ise hem "ya" ile, hem de "te" ile okunuşun uygun olacağı görüşünde idi. Buyruğun anlamı da: Siz, hayır namına ne yaparsanız asla onun sevabından mahrum bırakılmazsınız. Aksi*ne size hayırlarınızın sevabı verilir ve onun karşılığında mükâfat göreceksi*niz, demektir. [4] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn4) [59]

[1][56] İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 4/333.
[1] [57] Müsned, I, 396; ei-Vâhidî, Esbâbu Nüzttli'l-Kur'&n, s. 122-123. Benzer bir rivayet: Bu-kârî, Mevkâkiîuhs-5alâî 24; Müslim, Mesâcid 220r 221.
[1] [58] Arapça'da fiil cümlesinde, failin tesniye ya da çoğu] olması halinde bile fiil, çoğunluk*la mufrcd olarak kullanılır. Fiile tesniye ya da çoğula alrânet zamirlerin bitişmesi nâdir*dir Ebû Ubeyde buna temas etmektedir. Mesela bk. İbn Hişpnı, Şerhti. Şuzâri'z-Zeheb, Mısır 1385/1965, s. 176 vd.
[1] [59] İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 4/333-336.

[/URL]

(http://www.ihvanforum.org/#_ftnref1)



[URL="http://www.ihvanforum.org/#_ftnref4"] (http://www.ihvanforum.org/#_ftnref3)

UBEYDUN
23-12-2011, 07:04
Eşari mezhebine göre İslam davasını duymayanlar için necat yolu vardır..benimde bu noktada aslen kafam karışık.
ifade duyanlar.acaba duyanlar kelimesi İslamın isbatı olarak mı anlaşılmalı.hamza radiyallahu anhın müslüman olma sürecini okumuştum kırk gün kadar sürmüştü.medineye öncesinde musab bin umeyr gitmişti...
İslam diye bir din varmş haberi yeterli olurmu acaba.veya usamenin işledikleri ile İslamı duyan kişinin İslamı kabul etmesi düşünülebilirmi.
hususen davetçilerin ikna etmediği biri ne kadar sorumludur?
aslında hocama sorayım bu konuyu bilenlerde iktibaslar yapalarsa sevinirim.

cahid
23-12-2011, 07:06
110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarsınız, Allah'a iman edersiniz. Ehl-i kitab da iman etmiş olsalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır ama pek çoğu/âşıklardır.


İkrime ve Mukâtil der ki: İbn Mes'ûd, Ubeyy ibn Ka'b, Muâz ibn Cebel ve Ebu Huzeyfe'nin kölesi Salim hakkında nazil olmuştur. Yahudi Mâlik ibnu'd-Dayf ve Vehb ibn Yahûzâ onlara: "Bizim dinimiz, sizin bizi çağırmakta olduğunuz dinden daha hayırlı, biz de sizden daha hayırlıyız." demişler de Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi inzal buyurmuş.[105] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn105) İbn Cureyc'den gelen rivayette ise müslüman olan bu yahudilerin isimleri "Abdullah ibn Selâm, kardeşi Sa'lebe İbn Selâm, Şa'ye, Mubeşşir ve Ka'b'in oğullan Esed ve Useyd olarak verilmektedir.[106] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn106)

111. Onlar size eza vermekten başka hiçbir zarar yapamazlar. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da olunmaz.

Mukâtil der ki: Yahudilerin ileri gelenlerinden Ka'b, Adiyy, Yahrâ, Nu'mân, Ebu Râfi\ Ebu Yâsir, Kinâne ve tbn Sûriyâ, yahudi iken İslâm'a gelen Abdullah ibn Selâm ve arkadaşlarına müslüman olduklarından dolayı eziyet verince Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.[107] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn107)

113. Hepsi bir değildirler. Ehl-i kitabdan, secdeye vararak geceleri Allah 'in âyetlerini okuyup duran bir topluluk vardır.
114. Onlar Allah'a ve âhiret gününe iman ederler, iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar sâlihlerdendir.
115. Onlar ne hayır işlerlerse elbette ondan mahrum bırakılmıyacaklardır. Allah müttakileri çok iyi bilendir.

l. İbn Abbâs ve Mukâtil der ki: Abdullah ibn Selâm, Sa'lebe ibn Sa'ye, Useyd ibn Sa'ye, Esed ibn Ubeyd ve diğer bazı yahudiler müslürnan olunca yahudi hahamları: "Muhammed'e ancak bizim kötülerimiz iman ettiler. Eğer onlar bizim hayırlılarımızdan olsalardı atalarının dinini terkedip başka bir dine gitmezlerdi." deyip onlara hitaben: "Dininizi başka bir dinle değiştirmekle ihanet ettiniz (hâinler oldunuz), kâfir olup hüsrana düştünüz." dediler de Allah Tealâ bu âyet-i kerimeleri indirdi.[108] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn108) İbn Cureyc'den rivayete göre ise müslüman olan bu yahudiler: Abdullah ibn Selâm ve kardeşi Sa'lebe ibn Selâm, Sa'ye, Mubeşşir, Ka'b'ın oğulları Esed ve Useyd'dir.[109] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn109)

[/URL]
2. Atâ'dan rivayete göre Hz. İsa'nın dini üzere iken Hz. Muhammed (sa)'i tasdik eden 40 Necranlı, 32 Habeşli ve 3 (bir rivayette 8) Rum hakkında nazil olmuştur Bu kimselerin aynı sûrenin 199. âyetinin de nüzul sebebi olduğu söylenir.[110]
(http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn109)

3. Rasûlullâh (sa)'ın Medine-i Münevvere'ye gelmesinden önce Ansar arasında Es'ad ibn Zürâre, Berâ ibn Ma'rûr, Muhammed ibn Mesleme ve Ebu Kays ibn Sırme ibn Enes gibi muvahhidîer vardı. Bunlar cünüblükten gusleder ve bildikleri kadar hanîflikle amel ederlerdi. Allah'ın Rasûlü (sa) Medine'ye gelince hemen İman ettiler.[111] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn110)


4. İmam Ahmed'in Abdullah ibn Mes'ûd'dan rivayetine göre bir gece Hz. Peygamber yatsı namazını geciktirmiş, sonra Mescid-i Nebevî'ye inmişti. Ashabının mescidde namazı beklediklerini görünce "Bu dinlere mensup olanlardan sizin dışınızda kimse bu saatte Allah'ı zikretmiyor." buyurmuş ve "Onlar ne hayır işlerlerse elbette ondan mahrum bırakılmıyacaklardır. Allah takvaya erenleri en iyi bilendir."e kadar olmak üzere "Hepsi eşit değildirler..." âyetleri nazil oldu.[112] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn111) Yine Musned'de Hz. Aişe'den gelen bir rivayette de Hz. Peygamber (sa)*in, Hz. Ömer'in "Namaz!" diye seslenmesi üzerine Mescid-i Nebevî'ye indiği ayrıntısına yer verilmektedir.[113] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn113)


ibn Mes'ûd der ki: Bu âyet-i kerimeler müslümanların kıldığı, diğer ehl-i kitabın kılmadığı "Ateme Namazı" hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki: Bir ak*şam Hz. Peygamber (sa) yatsı namazını te'hir etti, sonra mescid-i nebeviye ge*lip bir de baktı ki ashabından bazıları yatsı namazını bekliyor. Onları müjdeliyerek: "Diğer dinler halkından sizin dışınızda bu saatte Allah'ı zikreden kimse yoktur." buyurdu ve "Allah takva sahiplerini en iyi bilendir."e kadar ol*mak üzere "Hepsi bir değildirler. Ehl-i kitabdan, secdeye vararak geceleri Al*lah'ın âyetlerini okuyup duran bir topluluk vardır..." âyetleri nazil oldu. Başka bir kanaldan yine tbn Mes'ûd'dan gelen bir rivayette de Hz. Peygamber'in ha*nımlarından birinin yanında gecenin üçte biri geçinceye kadar oyalanıp yatsı namazını kıldırmaya Mescid-i nebeviye inmediği, o ateme namazını kılmak ü-zere indiğinde bazılarının namaz kılmakta olduğu, bazılarının beklediği, diğer bazılarının da beklerken uzandıkları ayrıntılarına yer verilmektedir.[URL="http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn114"][114] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftn113)

[105] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref105) el-Vâhıdî en-Neysâbûrî, Esbâbu'n-Nuzûi, s. 84.
[106] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref106) Taben, Câmiul-Beyân, rv,35.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 1/161.
[107] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref107) el-Vahidî, age, s. 84, el-Kurtubî, el-câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'ân, IV, 112.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 1/161.
[108] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref108) el-Vâhıdî, age. s. 84-85.
[109] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref109) Suyûtî, ed-Dumı'i-Mensûr, 11,296.
[110] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref110) Râzî, Mefâtîhu't-Ğayb, VIII, 187; IX, 154.
[111] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref111) Elmalıh Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1960,11,1160.
[112] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref112) Ahmed ibn Hanbei, Musned, I,396
[113] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref113) Musned, VI, 199.
[114] (http://www.darulkitap.com/oku/kuran/tefsirler/tefsirkulliyati/003aliimran/004.htm#_ftnref114) Taberî, Câmiui-Beyân, IV.36; el-Vahidî, age., s. 85.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 1/162-163.

cahid
23-12-2011, 07:08
113- Onların hepsi bir değildir. Ehl-i Kitaptan bir cemaat vardır ki, dosdoğrudurlar. Gece vakitlerinde Allahın âyetlerini okurlar ve secdeye varırlar.
Kitap ehlinin hepsi eşit değildir. Bir kısmı müslüman, diğerleri gayri-i müslimdif. Kitap ehlinden bazdan hakta kararlıdır, doğru yol üzeredir. Allahın nizamına bağlıdır. Gece vakitlerinde ibadetlerinde Allahın âyetlerini okurlar. Ve secdeye kapanırlar.


Bu âyet-i kerimenin kimleri anlattığı hususunda iki görüş zikredilmiştir.


a- Abdullah b. Abbas, Katade ve İbn-i Cüreyce göre bu âyet-i kerime, bundan önce, iki sınıfa ayrıldıkları belirtilen ehl-i kitabı beyan etmekte, onlar*dan, mümin olanların sıfatlarını zikretmektedir. Zira, yüz onuncu âyette ehl-i ki*tabın bir kısmının mümin olduğu, çoğunluğunun ise İslamı kabul etmeyerek kendi dinlerinden dahi çıktıklan beyan edilmiş, bu âyet-i kerimede de ehl-i kita*bın müminlerinin sıfatları zikredilmiş ve övülmüşlerdir. Bu hususta Abdullah b. Abbas diyor ki: "Yahudilerden Abdullah b. Selam, Sa'lebe b. Saye, Üseyd b. Saye, Esed b. Übeyd ve benzeri kişiler müslüman olunca Yahudilerin Hahamla-n ve iman etmeyen kâfirleri, müslüman olanlar hakkında şunları söylemeye baş*ladılar. "Muhammede ancak şerlilerimiz iman edip tabi olmuşlardır. Şayet onlar seçkinlerimiz olsalardı atalarının dinini bırakıp başka bir dine gitmezlerdi" İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.


b- Abdullah b. Mes'ud ve Süddiye göre ise bu âyet-i kerime, İslamı kabul etmeyen ehl-i kitap ile Muhammed ümmetini anlatmaktadır. Ehl-i kitabın, Mu-hammed ümmetine eşit olmayacağım ve Muhammed ümmetinin, âyette zikredi*len sıfatlan taşıdıklarını beyan etmektedir.


Taberi, daha önceki âyetlerle irtibatlı olması bakımından birinci görüşün tercihe şayan olduğunu söylemiştir. Çünkü yüz onuncu âyette ehl-i kitabın, mü*min ve dinden ayrılan fasıklar olarak iki sınıfa ayrıldıkları zikredildikten sonra bu âyette de ehl-i kitabın hepsinin eşit olmadığı, mümin olanlarının, zikredilen sıfatlarla kâfirlerden üstün oldukları beyan edilmiştir.
Âyet-i kerimede geçen ve "Dosdoğrudurlar" diye tercüme edilen sıfatı, MUcahid tarafından "Adaletlidirler." şeklinde, Katade, Rebi b. Enes ve Abdullah b. Abbas tarafından "Allanın kitabı ve emirleri üzeredirler." şeklinde, Süddi tarafından ise "İtaatkârdırlar." şeklinde izah edilmiştir.
Taberi, "Alahın kitabı ve emirleri üzeredirler." şeklindeki izahı tercih et*miş, diğer görüşlerin de buna yakın olduklarını söylemiştir. Zira, Allahın kitabı ve dini üzere olanlar, aynı zamanda adaletli ve itaakâr olurlar.


Taberi, Numan b. Beşirin Resulullahtan rivayet ettiği şu hadisin ifadesi*nin bu âyetteki kelimesinin ifade şekline benzediğini söylemiştir. Ha-dis-i Şerifte buyuruluyor ki:


"Allahın koyduğu sınırların önünde durup öteye geçmeyenlerle, o aşanla*rın misali, bir geminin çeşitli bölümlerine binmek isteyen şu topluluk gibidirler. Kavimden bazıları kur'a neticesinde geminin üst tarafına bazıları da alt tarafına düşmüşlerdir. Alt tarafta olanlar su almaya gittiklerinde üst tarafta bulunanların yanından geçmek zorundadırlar. Bu nedenle onlar "Bizler, kendi bulunduğumuz yerde bir delik açsak ta üstümüzde bulunanlara sıkıntı vermesek nasıl olur?" derler, Şayet üstte bulunanlar, altta bulunanları, bu isteklerinde serbest bıraka*cak olurlarsa (Gemi delinmiş olacağı için) hepsi birden helak olurlar. Şayet üst*te bulunanlar alttakilere engel olacak olurlarsa hem kendileri kurtulmuş hem de onlar kurtulmuş olurlar. [1] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn1)[226]



Ayet-i kerimede, ehl-i kitaptan olan müminlerin sıfatlan zikredilirken "Gece vakitlerinde Allahın âyetlerini okurlar..." buyurulmaktadır. Bu ifadeden maksat, Katade, Rebi1 b. Enes ve İbn-i Cüreyce göre, "Gecenin belli vakitlerin*de Allahın âyetlerini okurlar." demektir.


Süddiye göre, bundan maksat, "Gecenin içinde Allahın âyetlerini okur*lar." demektir. Abdullah b. Mes'uda göre "Yatsı namazını kılarlar." demektir. Mansura göre "Akşamla yatsı arasında namaz kılarlar." demektir,
Taberi diyor ki: "Bu görüşler, zahirde farklı iseier de gerçekte birbirlerine yakındırlar. Zira, Allahın âyetlerini, yatsı namazında okuyan da, yatsıyla akşam namazı arasında kılmış olduğu herhangi bir-namazın içinde okuyan da Allahın âyetlerini gecenin bir anında veya içinde okumuş olandır. Taberi sözlerine de*vamla diyor ki: "Bu görüşlerin birbirlerine çok yakın olmalarıyla birlikte, görü*nürde tercihe şayan olanı "Yatsı namazını kılarken AHahın âyetlerini okumak*tır." diyen görüştür. Zira, hiçbir ehl-i kitap, yatsv vaktinde namaz kılmamakta*dır. Allah teaîa, bu âyette özellikle Muhammed Ümmetini yatsı namazını kıl*makla övmektedir. [2] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn2)[227]


[3] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn3)[226] Buhari, K. eş-Şerike, bab: 6
[4] (http://www.ihvanforum.org/#_ftn4)[227] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 2/341-343.


[/URL]

(http://www.ihvanforum.org/#_ftnref1)



[URL="http://www.ihvanforum.org/#_ftnref4"] (http://www.ihvanforum.org/#_ftnref3)

veri
23-12-2011, 07:11
benimde bu noktada aslen kafam karışık.
ifade duyanlar.acaba duyanlar kelimesi İslamın isbatı olarak mı anlaşılmalı.hamza radiyallahu anhın müslüman olma sürecini okumuştum kırk gün kadar sürmüştü.medineye öncesinde musab bin umeyr gitmişti...
İslam diye bir din varmş haberi yeterli olurmu acaba.veya uasmenin işledikleri ile İslamı duyan kişinin İslamı kabul etmesi düşünülebilirmi.
hususen dvetçilerin iknaetmediği biri ne kadar sorumludur?
aslında hocama sorayım bu konuyu bilenlerde iktibaslar yapalarsa sevinirim.

ilginç bir soru.
cevabını bekliyorum

veri
23-12-2011, 07:17
cahid bildiğin varsa yaz olsun bitsin onca uzun yazının neresini okucam
cevap bu de mümkünse tek kelime olmadı bir cümle ile

cahid
23-12-2011, 07:27
@cahid (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=23218) bildiğin varsa yaz olsun bitsin onca uzun yazının neresini okucam
cevap bu de mümkünse tek kelime olmadı bir cümle ile

Tefsirlerin özetle ifadesi Taberî'den aşağıda alıntıladığım bölümdür. Âl-i İmran 113.âyette geçen Ehl-i Kitap'tan kastın bir görüşe daha önce Yahûdi veya Nasrâni iken müslüman olan Abdullah b. Selam v.b. kimseler olduğu , diğer görüşe göre ise müslümanlarla islamı kabul etmeyenlerin mukayese edildiği ve bunların birbirine eşit olmadığı ifade edilmiştir.



a- Abdullah b. Abbas, Katade ve İbn-i Cüreyce göre bu âyet-i kerime, bundan önce, iki sınıfa ayrıldıkları belirtilen ehl-i kitabı beyan etmekte, onlar*dan, mümin olanların sıfatlarını zikretmektedir. Zira, yüz onuncu âyette ehl-i ki*tabın bir kısmının mümin olduğu, çoğunluğunun ise İslamı kabul etmeyerek kendi dinlerinden dahi çıktıklan beyan edilmiş, bu âyet-i kerimede de ehl-i kita*bın müminlerinin sıfatları zikredilmiş ve övülmüşlerdir. Bu hususta Abdullah b. Abbas diyor ki: "Yahudilerden Abdullah b. Selam, Sa'lebe b. Saye, Üseyd b. Saye, Esed b. Übeyd ve benzeri kişiler müslüman olunca Yahudilerin Hahamla-n ve iman etmeyen kâfirleri, müslüman olanlar hakkında şunları söylemeye baş*ladılar. "Muhammede ancak şerlilerimiz iman edip tabi olmuşlardır. Şayet onlar seçkinlerimiz olsalardı atalarının dinini bırakıp başka bir dine gitmezlerdi" İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.


b- Abdullah b. Mes'ud ve Süddiye göre ise bu âyet-i kerime, İslamı kabul etmeyen ehl-i kitap ile Muhammed ümmetini anlatmaktadır. Ehl-i kitabın, Mu-hammed ümmetine eşit olmayacağım ve Muhammed ümmetinin, âyette zikredi*len sıfatlan taşıdıklarını beyan etmektedir.

Sonuç olarak bu âyeti delil getirip Hz. Muhammed'in (s.a.v.) daveti kendisine ulaştığı halde bi'setini kabul etmeyenin imanının makbul olduğu şeklindeki görüşün bâtıl olduğu açıktır.

Yukarıda Lâ İlâhe İllallah diyen cennete girer şeklinde rivâyet edilen hadisin başka bir hadisle şerh edildiğini ifade etmiştik ki daha birçok hadiste benzer açıklamalar mevcuttur.

veri
23-12-2011, 07:36
Sonuç olarak bu âyeti delil getirip Hz. Muhammed'in (s.a.v.) daveti kendisine ulaştığı halde bi'setini kabul etmeyenin imanının makbul olduğu şeklindeki görüşün bâtıl olduğu açıktır.

aksini söyleyen kim peki.

cahid
23-12-2011, 07:42
aksini söyleyen kim peki.

Orasını ben bilemem.. "La İlahe İllallah demek necat ehli olmak için yeterli mi?" diye konu açılmış.. Ben de ona cevaben yazdım.. Demek ki aksini söyleyenler var ki böyle bir konu açılıyor. Aksini söyleyen varsa sebepleriyle birlikte bu böyle değildir diye yazar biz de gereken cevabı veririz..

UBEYDUN
23-12-2011, 07:42
Abdullah b. selamdan sonraki inkarcıların hallerini küfrü inkari değil belki küfrü inadi olarak değerlendirmek lazım değilmi ?genel olarakda ehli kitab olarak bahsedilen taifelerin (ben bu sıfatı kabul etmiyorum)cehli küfür diye bir yakıştırması olabilirmi.eğer olursa cehli küfrün imana tebdili İslamı duyması ilemi olacak yoksa isbatı ile mi?

cahid
23-12-2011, 07:53
Abdullah b. selamdan sonraki inkarcıların hallerini küfrü inkari değil belki küfrü inadi olarak değerlendirmek lazım değilmi ?genel olarakda ehli kitab olarak bahsedilen taifelerin (ben bu sıfatı kabul etmiyorum)cehli küfür diye bir yakıştırması olabilirmi.eğer olursa cehli küfrün imana tebdili İslamı duyması ilemi olacak yoksa isbatı ile mi?

İmanın başı kalp ile tasdiktir. Kalben tasdike götüren meleke de akıl değil midir? İnsanlar fıtrî olarak bir yaratıcının varlığını kabule müsait olarak yaratılmıştır.Bu noktadan yola çıkarsak Allah'ın (c.c.) varlığını bilmeyen için varlığının aklen isbatı iledir. Ama ehl-i kitap diye tâbir edilen yahûdî ve nasrânîlerin Allah'ın (c.c.) varlığını bildikleri açık olduğu için İslamı duydukları zaman tâbii olmaları gerekir. Günümüzde hiçbir mazeretleri kalmamıştır. Misal olarak Hristiyanların Barnabas incili diye bilinen kitaplarında Hz. Muhammed (s.a.v.)'den haber verilmektedir.

veri
23-12-2011, 07:53
cahid
imam gazali bu konuda evet diyorsa ne olucak.

cahid
23-12-2011, 07:55
cahid
imam gazali bu konuda evet diyorsa ne olucak.

Kapalı yazmışsın ne demek istediğini tam olarak anlayamadım.. İmam-ı Gazâlî'nin (rahimehullah) hangi beyânında ne söylediğini aktarırsan ona göre cevap verebilirim..

veri
23-12-2011, 07:59
Kapalı yazmışsın ne demek istediğini tam olarak anlayamadım.. İmam-ı Gazâlî'nin (rahimehullah) hangi beyânında ne söylediğini aktarırsan ona göre cevap verebilirim..
ehli necat konusunda
Allah a inanan ama EFendimizi tanıma bahtiyarlığına ermeyen insanlar duysa bile menfi propaganda vb. sebeplerden uzak kalmışlarsa meseleye

UBEYDUN
23-12-2011, 08:01
İmanın başı kalp ile tasdiktir. Kalben tasdike götüren meleke de akıl değil midir? İnsanlar fıtrî olarak bir yaratıcının varlığını kabule müsait olarak yaratılmıştır.Bu noktadan yola çıkarsak Allah'ın (c.c.) varlığını bilmeyen için varlığının aklen isbatı iledir. Ama ehl-i kitap diye tâbir edilen yahûdî ve nasrânîlerin Allah'ın (c.c.) varlığını bildikleri açık olduğu için İslamı duydukları zaman tâbii olmaları gerekir. Günümüzde hiçbir mazeretleri kalmamıştır. Misal olarak Hristiyanların Barnabas incili diye bilinen kitaplarında Hz. Muhammed (s.a.v.)'den haber verilmektedir.
sorun şu.Onlar allahın varlığını biliyorlar diyorsunuz ama diyelimki öyle onlar kendi inanışlarını aslı semavi olan kitaba dayandırdıklarından ne farkeder diyebilirler.siz onları Kur'anla emrolundaklarına dair ikna etmek zorunda değilmisiniz?
mesela İbrahim aleyhisselam zamanında diyelim Lut aleyhisselamda vardı ve insanların kimi ona kimide diğerine tabi oluyorlardı. bugünde bize bu yüzden ilişme diyene isbat lazım değilmidir.
ben tabi genel olarak cehli küfür içinde olanlardan bahsediyorum

Hikem
23-12-2011, 08:13
çakma nurcu Hikem
üstadları ne diyorsa tüm nurcular da aynı şeyi söylüyor
burda ne gülen mevzubahis ne diğerleri
hepsi bir
hepsi aynı ağızdan konuşuyor
aynı şeyi söylüyor

tüm nurcuların başı imiş gibi sadece gülen e çullanmak ergenekoncuların oyununa düşen zavallıların işidir.



Yahıu sen ne laf anlamaz birisin...Üstaddan bu kadar nakil yaptık, aklın basmadımı? Mektubattaki cümleleri ben mi yazdım? Bir daha oku...Şuaları oku..Kastomonu lahikasında bahse medar olan cümleler keşfe istinaden söylenmiş ve Eş'ari mzhebine göre açıklaması var..Sen Mücmel ifadeleri bırakta, açık olan ifadleri gör...Diyalogcular İslamı işiten, bilen Papazları bile sırattan cennete gönderirken, buna üstadı alet etmek dürüstlük değildir..Üstad Ehli sünnet, diyalogcular değil...

cahid
23-12-2011, 08:15
sorun şu.Onlar allahın varlığını biliyorlar diyorsunuz ama diyelimki öyle onlar kendi inanışlarını aslı semavi olan kitaba dayandırdıklarından ne farkeder diyebilirler.siz onları Kur'anla emrolundaklarına dair ikna etmek zorunda değilmisiniz?
mesela İbrahim aleyhisselam zamanında diyelim Lut aleyhisselamda vardı ve insanların kimi ona kimide diğerine tabi oluyorlardı. bugünde bize bu yüzden ilişme diyene isbat lazım değilmidir.
ben tabi genel olarak cehli küfür içinde olanlardan bahsediyorum

Hz. İsa'nın (a.s.) veya Hz. Musa'nın (a.s.) son peygamber olduklarına dâir herhangi bir beyânı var mı Ehl-i kitap kaynaklarında? Bildiğimiz kadarıyla yoktur.. Aklen düşündükleri zaman 4 tane farklı incilin olmasının açıklaması yoktur zaten. Bugün Hristiyanlar bilmiyorlar mı İznik konsili meselesini? Tabii tüm küffar açısından değerlendirecek olursak yukarıda dediğimiz gibi önce Allah'ın (c.c.) varlığını aklî delillerle ispat ettikten sonra Hak dinin İslam olduğunun ve diğer dinlerin tahrif edildiğinin ispatı yapılır.

Sonuç olarak semâvî diye inandıkları kitabın tahrif edildiği ispat edilir ki bu İslam tarihi boyunca birçok eserle yapılmıştır. Abdullah-ı Tercüman (r.h.) örneği var mesela. Kendi içlerinden iman edip önceden batıl üzere olduklarını anlatan günümüzde de birçok davetçi vardır.. Örneğin http://fenadanbekaya.wordpress.com/2011/12/04/amerikali-islam-davetcisi-seyh-khalid-yasin/

veri
23-12-2011, 08:16
Yahıu sen ne laf anlamaz birisin...Üstaddan bu kadar nakil yaptık, aklın basmadımı? Mektubattaki cümleleri ben mi yazdım? Bir daha oku...Şuaları oku..Kastomonu lahikasında bahse medar olan cümleler keşfe istinaden söylenmiş ve Eş'ari mzhebine göre açıklaması var..Sen Mücmel ifadeleri bırakta, açık olan ifadleri gör...Diyalogcular İslamı işiten, bilen Papazları bile sırattan cennete gönderirken, buna üstadı alet etmek dürüstlük değildir..Üstad Ehli sünnet, diyalogcular değil...
çakma nurcu
nurcu olup olmadığın da belli değil
şayet nurcu değilsen bu iktibas filan neyin nesi tabi olduğun alimlerden alıntı yapman kafi. olmadı gazaliye filan bakarsın.

üstadın başka kitapları da var ve siteleri de mevcut
tekrar etmekte can sıkıcı ama
onların sitelerinden bu iş böyledir doğrudur diyalog doğrudur filan derlerse
fetret devri vardır şöyledir filan hatta gazali de üstad gibi söylemiştir filan derlerse
sana niye inanayım

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 08:19
Allah Allah

İlginç

Aynı Fethullah Hoca İsrail (yahudiler) için "OTORİTE" dememiş miydi?


ondanmıydı yahudilere otorite demesi:boxing:

otoritenizi yesinler,tipki bu laa ilehe illallah konusunda oldugu gibi "otorite" aciklamasindan dolayi yaptiginiz giybetlerin ve iftiralarin haddi hesabi yok...

Otorite dedigin nedir?
ben sadece israilin otoritesini degil,basta abd,ab ülkeleri ve islama aykiri kanunlarla yönetilen diger ülkelerin otoritesini kabul etmiyorum TÜRKIYE DAHIL.
Peki ne olacak simdi?
kabul etmemek isyan etmek,baskaldirmak,kanunlari cignemek,fitne cikarmak anlaminami gelir?

Otorite güc demektir,hâkimiyet ve emretme kudreti; yaptırım koyma ve kullanma gücü.
Sevsende sevmesende,istesende istemesende abd,rusya,israil,siyonizim,masonluk ismini verdigimiz gücler islama aykiri olsalarda,müslümanlara karsi olsalarda,islam düsmani olsalarda OTORITEDIR.

F.Gülen ülkemizi etkileyen ve daha büyük zararlara sebeb olma potansiyeli bulunan bir olay hakkinda görüs belirtme hakkini kullanmis ve "faydalı sonuçlar doğurmayacak şekilde otoriteye baş kaldırmak..” sözüyle islamin ölcüsü olan faydalı sonuçlar doğurmayacak davranislardan uzak durma sartina dikkat cekmis ve otoriteye bas kaldirmadan önce bir isin faydali olup olmadigina bakilmasi gerektigini tavsiye etmisken yani aslinda "otoriteye baş kaldırma" manasindan cok "faydali olup olmadigi" manasini tasiyan cümleyi ajanlar carpitarak faydali sonuclar getirse bile "otoriteye hicbirzaman bas kaldirilmaz" manasina yormuslar ve böyle yaparak müslüman milletimizi siyonistlerin uzantisi olan ergenekoncularin bir numarali düsmanina karsi kiskirtip fitne tohumu ekmeye calismistir.Bir kisim müslümanlarda bu fitneye maalesef alet olmuslardir.

Gülen cemaatini yerden yere vuranlar,kafirle dost oldugunu söyleyenler "cihad" adina kendi kuyularini kazarak yapilan yardimlarin bu müslüman kardeslerimize ulastirmakta siyasi becerisizlik gösterirken "israil dostu" gülen cemaati gazzeye sessiz sedasiz reklam yapmadan,dikkat cekmeden yilani uyandirmadan fitneye alet olmadan yillardan beri yardim ulastiriyorlar...gemi olayindan sonra bizim slogan mücahidleriyle gülen cemaatinin yardimlarini kiyasladigim zaman kat kat fark görüyorum,kat kat diyorum cünkü ihh nin yardimlari engelli suan,hatta almanya ihh kapatildi (daha dogrusu ihh nin adini istismar eden yardim kurulusu) ve ihh ya yakin olan derneklerede zorluklar cikartiliyor.

"“Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız.” (Enfal:60)

Efendimiz (SAV) ‘min Mekke döneminde yapmayı çalıştığı , İslam’ın gönüllere girmesinim yanında , işte bu güç dengesinin kurulması ve Müslümanların kendi dinlerini yaşayıp , yaşatmasına imkan sağlanabilme cehdidir. Yoksa , acaba Ebu Cehil’lerin istediği , zulüm karşısında 70-80 Sahabenin habeşistana Hicret etmesi değil , kendilerine “Don Kişat” vari bir saldırı yapıp , Müslümanları öldürmek idi. Efendimiz (SAV) bu oyuna düşmedi , “güç dengesini” kuruncaya kadar , Temsil , Tebliğ ve aktif sabır ile –sebebler planında- Medine dönemini inşa etti.

Ayagini yorganina göre uzatmadan isin ucunu düsünmeden adimlar atilirsa bunlar faydadan cok zarar verir.
Fethullah gülen hocanin cok begendigim bir sözü var:
""Kuvvet dengesi olmadığı bir yerde belli bir noktaya ve kıvama gelmeden ,gereken mesafe alinmadan erken vurus yaparak kuvvete basvurulursa...
dünya başimizi ezer...
Firavunlar cagini yasiyoruz...böyle bir durumda özümüzü bulacagimiz,kivama erecegimiz ana kadar,gerekli olan güc ve kuvvete ulasacagimiz ana kadar her vurus
20 gününü doldurmadan yumurtayi kirma gibi birseydir,
civcivleri terk eden kulucka gibi civcivleri doluya,firtinaya terketme gibi erken sayilir."

veri
23-12-2011, 08:19
Hz. İsa'nın (a.s.) veya Hz. Musa'nın (a.s.) son peygamber olduklarına dâir herhangi bir beyânı var mı Ehl-i kitap kaynaklarında? Bildiğimiz kadarıyla yoktur.. Aklen düşündükleri zaman 4 tane farklı incilin olmasının açıklaması yoktur zaten. Bugün Hristiyanlar bilmiyorlar mı İznik konsili meselesini? Tabii tüm küffar açısından değerlendirecek olursak yukarıda dediğimiz gibi önce Allah'ın (c.c.) varlığını aklî delillerle ispat ettikten sonra Hak dinin İslam olduğunun ve diğer dinlerin tahrif edildiğinin ispatı yapılır.

Sonuç olarak semâvî diye inandıkları kitabın tahrif edildiği ispat edilir ki bu İslam tarihi boyunca birçok eserle yapılmıştır. Abdullah-ı Tercüman (r.h.) örneği var mesela. Kendi içlerinden iman edip önceden batıl üzere olduklarını anlatan günümüzde de birçok davetçi vardır.. Örneğin http://fenadanbekaya.wordpress.com/2011/12/04/amerikali-islam-davetcisi-seyh-khalid-yasin/

yahudiler hz. isa yı yahudilerin kurtarıcısı ve tüm dünyayı fethecek yahudi komutan olarak bekliyorlar hala
nasraniler ise Efendimizi tüm dünyaya hristiyanlık dinini hakim kılacak komutan olarak halen bekliyorlar.

soruya dönecek olursak
şu veya bu şekilde araştıran zaten müslüman oluyor
ama çevresel koşullara rağmen mü'min gibi yaşayıp Efendimizden bihaber olan insanların durumu kitabımızda net olarak bildirmiş midir?
GAZALİ bu mevzuda ne demektedir.

ÜSTAD ın ne dediğini biliyoruz:) çakma nurcu aksini söylese de

Hikem
23-12-2011, 08:21
İmanın başı kalp ile tasdiktir. Kalben tasdike götüren meleke de akıl değil midir? İnsanlar fıtrî olarak bir yaratıcının varlığını kabule müsait olarak yaratılmıştır.Bu noktadan yola çıkarsak Allah'ın (c.c.) varlığını bilmeyen için varlığının aklen isbatı iledir. Ama ehl-i kitap diye tâbir edilen yahûdî ve nasrânîlerin Allah'ın (c.c.) varlığını bildikleri açık olduğu için İslamı duydukları zaman tâbii olmaları gerekir. Günümüzde hiçbir mazeretleri kalmamıştır. Misal olarak Hristiyanların Barnabas incili diye bilinen kitaplarında Hz. Muhammed (s.a.v.)'den haber verilmektedir(Cahid)


Bütün semavi kitablarda Muhammed aleyhisselama iman bahsi vardır..Dolayısıyla aslı hak olan bu dinlerin Muhammed aleyhisselam iman etmeleri dinleri gereğidir, aynı zamanda...Bu bile dinlerine şirk bulaştığını gösteriyor...Eşari mezhebindeki görüş, hiç bir şekilde islamı, peygamberini işitmemiş, çok ücra yerde yaşayanlar içindir..Günümüz dünyasında böyle bir durum sö konsu değil..Kaldıki diyalogcular, İslamı bilen, inceleyen papazları bile cennete gönderiyor, onların Hazreti İsanınyolunda gittiklerini açıkça söylüyorlar...Bunların söyledikleriyle üstadın veya Eşari mezhebindeki bir meselenin alakası yoktur, istismar vardır..Kelimei şehadet bir bütündür ayrı mutalaa edilemez..'. 2. rükne iman edilmeden Allaha iman iddiaları geçerssizdir..Bütün islam ümmetinin görüşü, caddei kübra budur..

UBEYDUN
23-12-2011, 08:21
Hz. İsa'nın (a.s.) veya Hz. Musa'nın (a.s.) son peygamber olduklarına dâir herhangi bir beyânı var mı Ehl-i kitap kaynaklarında? Bildiğimiz kadarıyla yoktur.. Aklen düşündükleri zaman 4 tane farklı incilin olmasının açıklaması yoktur zaten. Bugün Hristiyanlar bilmiyorlar mı İznik konsili meselesini? Tabii tüm küffar açısından değerlendirecek olursak yukarıda dediğimiz gibi önce Allah'ın (c.c.) varlığını aklî delillerle ispat ettikten sonra Hak dinin İslam olduğunun ve diğer dinlerin tahrif edildiğinin ispatı yapılır.

Sonuç olarak semâvî diye inandıkları kitabın tahrif edildiği ispat edilir ki bu İslam tarihi boyunca birçok eserle yapılmıştır. Abdullah-ı Tercüman (r.h.) örneği var mesela. Kendi içlerinden iman edip önceden batıl üzere olduklarını anlatan günümüzde de birçok davetçi vardır.. Örneğin http://fenadanbekaya.wordpress.com/2011/12/04/amerikali-islam-davetcisi-seyh-khalid-yasin/
cahid kardeşim anadoluda bir köye git.orada bir dedeye neneye deki allah nerde?
bakalım ne cavab verecekler.
bu kadar basit değil herhalde.akletmek fikretmek bilmekle çok yakın ilişkilidir.
büyükler derki bilmezki sorsun sormazki bilsin..
arayanın bulacağı kesinde kendilerini belki türlü istidraclarla taraftarlarına yakınlaştırmış bir kiliseyi sinelerden çıkarmak o kadar kolay değil sanırım.ben iktifa edeyim de hocama sorayım bakalım.burayada yazarım

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 08:29
.Hala diyorki, yok bu, kelimeişehadetin iki rüknünün ayrı mütalaa edileceği anlamına gelmez.... .

hadi ordan,iftira atiyorsun carpitiyorsun,gelmez tabi.
Ayri manaya getiren ,üstelik kurtulanlar zümrtesinden olacaklari iftirasini atan sensin.
F.Gülen hoca merhamet nazariyla bakilmali demis,sebebinide belirtmis.bu söz sana göre onlarinda hak oldughui,cennetlik oldugu anlami tasiyorsa sana yiginla aksini isbat eden ifadelerini gösterdiik,daha hala inkar ediyor damgayi vuruyorsun.

islam hukukunda bir ölcü var:
"Şek ile yakîn zâil olmaz." Yani kesin bilinen husus şüphe ile bozulamaz.
Sizler hocanin sözlerini carpitiyorsunuz,tahmin ve süphe üzerine kendi kafaniza göre mana veriyorsunuz.Oysa aksini ifade eden sözleri kesin,haram isleyerek HAKKI savunuyorsunuz ,Allahin belasina ugrarsiniz,benden hatirlatmasi!

Hikem
23-12-2011, 08:32
Kelimei şehadetin 1. rüknü kabul edip, 2. rüknünü kabul etmeyene.....sözü ne demek...Bu ayrı mutalaa demek değilmi...Birbirinden tefriki mümkün olmayan, 2 rüknü başka nasıl tefrik edeceksin..Noterden tasdik mi istiyorsun..Hayatında hiç akaid kitabı okudunmu, okudunsa ismini ver de münazaraya ordan devam edelim, okumadıysan sus da , bilen konuşsun,sende anlamaya çalış...klavye kahramanlığı yapma...

veri
23-12-2011, 08:35
Hikem kafandaki kurguları başkası söylemiş gibi yutturmaya çalışıyorsun.
YEMEZLER

Hikem
23-12-2011, 08:43
Sana cevab vermeye değimez sadece::):laugh:

veri
23-12-2011, 08:46
çakma nurcu:)
cevap vermişsin işte

kim ne söylüyorsa
kitapta yazanı söyle
Efendimiz de kitapta yazanın aksini söyleyemez
Gazali de
Üstad da
Gülen de
diğerleri de

bu böyle biline

yukardaki çakma nurculara itibar etmeyin.

veri
23-12-2011, 08:47
Bediüzzaman da zikrettiğimiz âyet-i kerimeyi delil getirerek şöyle der:

"Ehl-i fetret ehl-i necattırlar. Bil-ittifak teferruattaki hatîatlarından (hatalarından) muahazeleri yoktur. İmamı Şafiî ve İmam Eş'arîce küfre de girse, usûl-u imânîde bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlâhî irsal (peygamber göndermek) ile olur ve irsal dahi, ıttıla (bilmek) ile teklif (mesuliyet) tekarrur eder. Madem gaflet ve mürûr-u zaman (geçen zaman) enbiya-i sâlifenin (geçmiş peygamberlerin) dinlerini setretmiş (örtmüş); o ehl-i fetret zamanına hüccet olamaz. İtaat etse sevap görür, etmezse azap görmez. Çünkü mahfi (gizli) kaldığı için hüccet (delil) olamaz"(5)


Peygamberimizin (a.s.m.) gönderilmesinden sonra, davetini duymayanlarla ilgili olarak İmam Gazalî'nin insanları üç sınıfta incelediğini görmekteyiz:

1. Peygamberin (a.s.m.) davetini duymamış, kendisinden haberdar da olmamıştır. Bu sınıfa giren insanlar kesin olarak ehl-i necat olup Cennetliktir.
2. Peygamberin (a.s.m.) davetini, gösterdiği mucizeleri ve güzel ahlâkını duymuş olmakla beraber îman etmemiştir. Bu sınıf kesin olarak azaba uğratılacaktır.
3. Peygamberin (a.s.m.) ismini duydukları halde, aleyhinde yapılan menfî propagandalardan başka bir şey duymadıklarından, kimse onlara doğruyu söyleyip onları teşvik etmediğinden alâka duymamaktadırlar. Bunların da ehl-i necat olacaklarını, yani Cennete gireceklerini umarım.

Âhir zamanda bir çeşit fetret devrinin yaşandığını belirten Bediüzzaman umumî harplerde ölen böyle birtakım masumların da ehl-i necat olacaklarına dikkati çekmektedir. Bediüzzaman'ın ifadesi aynen şöyledir:

"Âhir zamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammediyeye (a.s.m.) bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhirzamanda Hz. İsa'nın din-i hakikisi hükmedecek ve İslâmiyet ile omuz omuza gelecek. Elbette şimdi fetret gibi karanlıkta kalan Hz. İsa'ya mensub Hıristiyanların çektikleri felâketler, onlar hakkında bir nevi şehadettir."(6)

ALIN SİZE ŞİDDETLİ TOKAT:)

cahid
23-12-2011, 08:49
yahudiler hz. isa yı yahudilerin kurtarıcısı ve tüm dünyayı fethecek yahudi komutan olarak bekliyorlar hala
nasraniler ise Efendimizi tüm dünyaya hristiyanlık dinini hakim kılacak komutan olarak halen bekliyorlar.

soruya dönecek olursak
şu veya bu şekilde araştıran zaten müslüman oluyor
ama çevresel koşullara rağmen mü'min gibi yaşayıp Efendimizden bihaber olan insanların durumu kitabımızda net olarak bildirmiş midir?
GAZALİ bu mevzuda ne demektedir.

ÜSTAD ın ne dediğini biliyoruz:) çakma nurcu aksini söylese de

Hz. Muhammed'in (s.a.v.)Peygamberliği haberi kendine ulaşmamışsa fetret devrinde yaşayanların durumu gibidir şeklinde bir görüş var. Eş'arîlere nisbet ediliyor diye biliyorum. İmam-ı Gazâlî (r.h.) de itikâdî olarak Eş'arî mezhebinde olduğu için kendisinin görüşü de bu minvalde olsa gerek. Bu noktada kimsenin itirazı olduğunu sanmıyorum. Peygamber (s.a.v.) ile alakalı haber ulaştığı halde menfî ise mâzur görülemezler. Doğruluğunu araştırmakla mükelleftirler.

Bu noktadan yola çıkarak UBEYDUN abinin sorusuna gelelim. Hristiyan papazların istidraçlar ile halkını kandırdıklarını ifade etmişsiniz. Özet olarak bunlara inanan cahil halkın durumu ne olacak demişsiniz. Soruya bir kıyasla cevap verilebilir. Müslüman olduğunu söylediği halde çeşitli istidraçlar gösteren ve "kâmil insan" olunca namazın üzerlerinden sâkıt olduğunu iddia eden bozuk tasavvufî ekollere uyanlar bu fikirleri nedeniyle mâzur görülebilir mi? Eğer mâzur görülseydi "âlimin kaymasıyla birlikte cemaatin kayacağı" manasına gelen hadis v.b. hadisler vârid olmazdı. Nasıl ki müslüman tâbii olduğu kimsenin doğruluğunu araştırmakla mükellef ise Hristiyan ve Yahûdiler de araştırmak zorundadır.

veri
23-12-2011, 09:05
CEVAP: İslâmî ölçülere göre bu zat kâfirdir. Kâfir,Arapça ?Gerçeği örten ve gizleyen? demektir. Biliyor ama iman etmiyor...
SORU: Böyle bir kimseyle Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü yapılabilir mi?
CEVAP: Kesinlikle yapılamaz,böyle bir şey İslâm?a ihanet olur.

Tahlil:
Muhterem Hocamız,burdada kafir birisi ile Diyalog kurulamıyacağını,hoşgörü ile muamele yapılamıyacağından bahsediyor ! hatta ileri giderek bunun ihanet olduğundan bahsediyor ! Tebliğ yapmak nezamandır İhanet ile eşdeğer zikredilmektedir ? Siz Kafir birisi ile Diyalog kurup Tebliğ yapmıyacaksanız,o halde İrşad vazifenizi yapmadan Allah'ın huzurunda nasıl cevab vermeyi düşünüyorsunuz ? Firavun gibi birisine Hz.Musa (AS) mı gönderirken Allah:" Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır,yahut korkar.? (Taha,44) demektedir. Allah?ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ?i yalanlayanlar için:?Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.? (Hicr,85) demektedir.Affedip,kusurlarını başlarına vurmamaya,hoşgörü ile yaklaşmayı tavsiye etmesi (Teğabun,64/14),sizin tesbitlerinizi çürütmektedir.
SORU: Diyalogcular ve hoşgörücüler fırak-ı dalleden bir fırka mıdır?
CEVAP: Lügavî mânâda değil de,bir doktrin ve ideoloji olarak buna inanıyorlar ise yoldan çıkmışlardır. İleride ilm-i kelam kitaplarında anlatılan bozuk fırkalardan biri olacaklardır.
Tahlil:
Diyalogcuları Dalalet fırkasından yapan nedir acaba ? Mesela:"Günümüz Ehl-i Kitabı,Kelimeyi Tevhid getirmeden ehl-i necattır " dediklerini duydunuz mu ? HAYIR ! "Günümüz Ehl-i Kitabın teslis başta olmak üzere tüm itikatları ile bir ittifakımız var" dediklerine şahitmisiniz ? HAYIR ! "Günümüz Yahudilik ve Hıristiyanlık Hak Dindir" demişlermi ? HAYIR !
O zaman,lütfen Ehl-i Sünnet anlayışına uymayan yanını net bir şekilde ya dile getirin,ya da İleride Tarihin çarkları arasında "İslam'ın Yayılmasına engel teşkil edenler " güruhundan sizin isminizden de bahsedilmesin !

http://www.iftiralar.org/gonulluler-hareketine-atilan-iftirlar/dinlerarasi-diyalog-faaliyetlerine-atilan-iftiralar/783-m-sevket-eyginin-milli-gazetede-qehli-necat-ve-selamet-kimlerdirq-baslikli-16092005-tarihli-yazisina-cevaptir.html

Son.Fedai
23-12-2011, 09:34
otoritenizi yesinler
Bizim otoritemiz yok ki yesinler

Fethullah Hocanın otoritesi var hem de israil gibi bir otorite

Yiyeceksen onu ye

İftira gıybet diyorsun

Ya HU adam boy boy gazetelerde demedi mi "İSRAİL OTORİTEDİR" diye

Kendi cemaatinde bile çatlak çıktı

Kime yutturuyorsunuz ya HU

veri
23-12-2011, 11:32
demedi...:)

manifesto
23-12-2011, 11:40
Konuyu hala ısrarla cennete girerler girmezler dedikodusuna çekmemek gerek.
Şunu ifade ediyor konunun bunca zamanlık kısmı.
Demek ki Hz.Peygamberden sonra dahi müslüman olmadığı halde akıbette kurtuluşa ulaşabilme ihtimali olanlar var.
Bunu hem Bediüzzaman hem Gazali hem Eşari hem Gülen açık beyan ile dile getirmiş.
Hal böyle iken peygambere inanmamış ise kur'ana inanmamış ise hiçkimse kurtulamaz diye ayak diremenin manasını anlamış değilim.
Ve elbette bu kurtuluş ihtimali olanların hangi şartlarda bu kurtuluşu yani mazeretli kurtuluşu müjdelenebileceği de açıkça beyan edilmiş.

alanyali07
23-12-2011, 11:52
Bunu hem Bediüzzaman hem Gazali hem Eşari hem Gülen açık beyan ile dile getirmiş.
Hal böyle iken peygambere inanmamış ise kur'ana inanmamış ise hiçkimse kurtulamaz diye ayak diremenin manasını anlamış değilim.

Ben kısaca anlatmaya çalışayım kardeşim..gerçi o kadar sayfa konuşuldu :)
Hani dedinizya Gazali Eşari dile getirmiş belli şartlar ile kurtulabilirler felan diye..
Burada genel hüküm ile istisna durumları ayrı tutmak lazım..
Mesela İmam-ı Eşariye göre Eşari itikadına göre kişi bir Peygambere ulaşmadan Allah'a inanmakla da yükümlü değil..
İmam Eş'arî'ye göre ise, fetret ehli Allah'a inanmakla mükellef değildir. Zira kendilerine bir peygamber gelmemiştir.(sorularlaislamiyet)

Yani kendi aklı ile bulmak gibi bir yükümlülüğü yok,eğerki kendisine tebliğ ulaşmadı ise..
Peki böyle istisna bir hüküm var diye
"Allaha inanmayanlar da kurtulabilirler" diye genel bir hüküm verilebilinir mi..Nekadar hakikatten uzak bir hüküm olur..
Önemli olan genel naslardır..Bir kişi iman esaslarıyla yükümlüdür,Allaha iman,Resulullah(sav)'a iman,kitaplarına iman ile yükümlüdür..Aksi takdirde kurtuluş olmaz denir..Ama istisnaların olması bu kaideyi bozmaz..eğerki istisnaları gözönüne çkarıp,onlarla millete hüküm vermeye kalkarsak "merak etmeyin İmam Eşarice de Allaha inanmayan da kurtulabilir, günümüzde nice iyi ateist var,İmam-ı Eşariye göre o iyi ateistler de kurtulabilir" denilebilinir mi sizce ??

Ercan Tekin
23-12-2011, 12:08
Konuyu hala ısrarla cennete girerler girmezler dedikodusuna çekmemek gerek.
Şunu ifade ediyor konunun bunca zamanlık kısmı.
Demek ki Hz.Peygamberden sonra dahi müslüman olmadığı halde akıbette kurtuluşa ulaşabilme ihtimali olanlar var.
Bunu hem Bediüzzaman hem Gazali hem Eşari hem Gülen açık beyan ile dile getirmiş.
Hal böyle iken peygambere inanmamış ise kur'ana inanmamış ise hiçkimse kurtulamaz diye ayak diremenin manasını anlamış değilim.
Ve elbette bu kurtuluş ihtimali olanların hangi şartlarda bu kurtuluşu yani mazeretli kurtuluşu müjdelenebileceği de açıkça beyan edilmiş.

Ne ihtimali kardeşim?
Resulüllah'a iman etmeyen cennete giremeyeceğine dair nas ayetler var. Halen o ayetleri inkar edebiliyorsunuz.
Bir insanı savunacağız derken itikadınızı sıkıntıya sokuyorsunuz gözünüzü açın bir zahmet bu mesele ciddi bir konudur ahiretinizi direk etkiler. Bilmiyorum ayetleri görmezden gelmenizi anlayamıyoruz!

(De ki, “Allaha ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32]

(Allaha ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allaha ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]


Resulullaha (s.a.v.)uymakla ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir:

(ALLAHtan başka ilah olmadığına ve benim de, Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet eden, Cennete girer.) [Deylemi]

(ALLAHın Rab, benim de peygamber olduğuma kesin olarak inanana, Cehennem haram olur.) [Hakim]

(Beni duyup da iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan [ve diğer kâfirler] elbette Cehenneme girecektir.) [Hakim]

(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]


Bunları hakikatlerin hangisini anlamıyorsunuz hangilerini inkar edebiliyorsunuz yahu.
Nas ayetler hadisler var halen Peygamberimize iman etmeyenlerin cennete girebileceğini savunuyorsunuz.
Doğrusu sizin gibi nice insanları bu batıl görüşlerle aldattıklarını düşünürsek dinlerarası diyalog fitnesinin ne derece tehlikeli olduğunu anlamamak zor değil.
Demek ki ehli sünnet hassasiyetindeki insanların bu konulara tepkisi gayet normal.
ALLAH c.c. İslam'da olmayan görüşlerle müslümanları aldatanların şerrinden müslümanları korusun hidayet eylesin.amin

manifesto
23-12-2011, 12:17
alanyalı,zaten konunun tümünde istisna durumdan bahsediliyor.Genelleme hiç yapılmadı.
Yani Allah'a inanmayıet k bir yaratıcıya inanmayı hafife almayın derken bu özel durumlar dile getirildi

Ayetleri inkar etmek kim? İnkar bir iradedir,ancak fetret derecesinde perde ve lakaytlık tam bir irade sayılmayabilir.

(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]


Bunları kopyala yapıştır yaparken dahi Eşariye Gazaliye Bediüzzaman'a yalancı demeye devam ediyorsunuz.Çünkü özel durumlarda müslümanlardan daha başka kimselerinde necata reişebileceğine işaret var.

veri
23-12-2011, 12:17
Debreli kitabın veya hadislerin tamamını alsana
bak geçen gün okumadan aktardığın yazıyı sonra sansürleyerek yayınladığın gibi yapma:)

artı kime ne Allah tuttu kafiri cennete koydu İTİRAZ MI ediceksin.

veya gazaliden bu yana çeşitli alimlerin olabilir Allah bilir dedikleri mevzuda Debreli ye ne söz düşer

Ercan Tekin
23-12-2011, 12:41
VERİ Önce lakayıt uslubunu değiştir sonra BİLMEDİĞİN konuları kurcalayıp bilmişlik yapma ki saygı göresin!

Veri sen müteşabih olmayan ayetleri dahi okuma anlama ve idrak etmekte gayet gafilsin.

ALLAH c.c. açık şekilde Kur'anında Resulüme inanmayan cennete giremez diyor halen birşeyler geveleyip duruyorsun.

Şunu bil ki ben senin inandığın dine değil İslam dinine inanıyorum.

Okuma ve anlama problemi çekenlere istediği dilden çeviri yapabilirim.
Ves'selam

Ercan Tekin
23-12-2011, 12:47
manifesto biz kimseye yalancı demiyoruz bunu bil. Biz Ayet ve hadislerin müteşabih olmayan şekliyle asıl ALLAH'ı ve Resulünü s.a.v. yalanlamaktan korkuyoruz.
ASIL siz bu mantığınızla AYET VE HADİSLERİ yalanladığınızın farkında dahi değilsiniz.
Allah Resulüne inanmayanın kafir olduğunu ve cehenneme gireceğini ayetiyle nas olarak belirtmiş halen kurcalayıp durduğunuz meseleler alimlerin yorumlarıdır.
O alimlerin yorumları Resulüllah s.a.v öncesi dönemlerine ait diğer resullere iman eden ehli kitaptan bazıları için geçerlidir diye sanıyorum. Eğer Resulüllah s.a.v'den sonra Resulüllah'a inanmayıpta yahudi ve hristiyanları cennete sokacak kim varsa zaten ayetleri inkar etmiş ve kafir olmuştur.
Eğer saydığınız alimlerin söylediğiniz yönde ifadeleri varsa o ifadeleri sadece belirtirseniz değerlendiririz. Ama hüküm belli durum belli fazla açıklanacak durumda yok.

manifesto
23-12-2011, 13:02
Eğer Resulüllah s.a.v'den sonra Resulüllah'a inanmayıpta yahudi ve hristiyanları cennete sokacak kim varsa zaten ayetleri inkar etmiş ve kafir olmuştur.
Eğer saydığınız alimlerin söylediğiniz yönde ifadeleri varsa o ifadeleri sadece belirtirseniz değerlendiririz. Ama hüküm belli durum belli fazla açıklanacak durumda yok.


Bütün bu yazılanlardan hiçbirşey anlamadın mı?
Birinci cihan harbi malum ki hz.peygamberden sonradır.
Ve Bediüzzaman ne diyor bu konuyla alakalı.Mealen ;
Beşerin zalim kısmının işlediği cinayet bunca masum için yüreğimde bir acıma hissi uyandırdı,diyerek ekliyor ; eğer mazlum ve mahsun olanlar 15 yaşlarına kadar iseler müslüman mığil mi bakılmadan şehit sayılırlar.Çektikleri ızdırap ve acı boşa gitmemiştir.
Eğer 15 yaşın üzerinde iseler o vakit musam iseler umulur ki bunca vahşet ve ızdırap onların kurtuluşuna necat olur.
Çünkü bu şiddetli devirde islam inancına büyük bir perde inmiş bir nevi ahir zaman fetret devri yaşanmıştır.
Ve bununla ilgili diğer başkaca önemli zatların gazali eşari .vs. görüşlerini tam bir anlamalı sonra insanları cehenneme doldurmalı..

veri
23-12-2011, 13:07
Debreli kardeşim lütfen şaka yı anla bu bir
ikincisi itiraz ettiğim metni sansürleyen sensin:)

şunları anlarsın bunları anlamazsın filan hikayeleri geç

anlamadığımı zaten sorularla islamiyet sitene bakarak
anlama noktasına geliyorum:)
gerisi boş
bazılarının yaptığı gibi kendi anlayışımı veya şeyhimin hocamın anlayışı diye olaya bakmıyorum.

Son.Fedai
23-12-2011, 13:10
Bunları kopyala yapıştır yaparken dahi Eşariye Gazaliye Bediüzzaman'a yalancı demeye devam ediyorsunuz.Çünkü özel durumlarda müslümanlardan daha başka kimselerinde necata reişebileceğine işaret var.
İmam Eşari KS, İmam Gazali KS ve Bediüzzaman KS "gayri müslimler özel durumlarda cennete girebilir" diye bir şey söylemiş mi?

Eğer söylemişlerse buraya alıntı yapın biz de bilelim.

Sayenizde birşey öğrenmiş oluruz

veri
23-12-2011, 13:16
Orasını ben bilemem.. "La İlahe İllallah demek necat ehli olmak için yeterli mi?" diye konu açılmış.. Ben de ona cevaben yazdım.. Demek ki aksini söyleyenler var ki böyle bir konu açılıyor. Aksini söyleyen varsa sebepleriyle birlikte bu böyle değildir diye yazar biz de gereken cevabı veririz..
konu açılmış filan deyip sıvışıyor musun:)

inadı kenara bırakırsak eminim ortak noktalarda buluşucaz.
kimse kafiri cennete sokarım diyemez.
ama hiç kimse de müslümanlar dışında kimse cennete giremez demesin.

Allah bilir kimin son nefesinde şehadet getirip getiremeyeceğini.

veri
23-12-2011, 13:18
İmam Eşari KS, İmam Gazali KS ve Bediüzzaman KS "gayri müslimler özel durumlarda cennete girebilir" diye bir şey söylemiş mi?

Eğer söylemişlerse buraya alıntı yapın biz de bilelim.

Sayenizde birşey öğrenmiş oluruz

Allah bilir
hiç kimse şunlar cennete girer diyemez.
dememiştir

internetteki çarpuk çurpuk bilgelerle kimseyi suçlamayalım

MECZUP
23-12-2011, 13:21
Bir insan müslüman olmuş diyorsun yani kelime-i şahadeti zaten getirmiş olması lazım. Dil ile ikrar kalp ile tasdik... Ama mevzuu sadece la ilahe illallah deyil, Muhammederrasulullah dememesi... Buyrun hocam :)

(yeni Osmanlı)

Son.Fedai
23-12-2011, 13:22
internetteki çarpuk çurpuk bilgelerle kimseyi suçlamayalım
Kimi suçluyoruz kardeşim?

Soru sorduk, suçlamadık...

Ayrıca internetteki çapuk çurpuk bilgi diyorsunuz

Adamlar Temsili sırat köprüsünden geçişi, bunları sitelerinde yayınlamaları da mı çarpık çurpuk bilgi

veri
23-12-2011, 13:26
Kimi suçluyoruz kardeşim?

Soru sorduk, suçlamadık...

Ayrıca internetteki çapuk çurpuk bilgi diyorsunuz

Adamlar Temsili sırat köprüsünden geçişi, bunları sitelerinde yayınlamaları da mı çarpık çurpuk bilgi
suçlamam genele idi.

kendi sitelerinde yayınlamışlarsa o zaman bilgiyi yanlış değerlendirmiş yanlış anlamışsındır
iyice araştırmanı tavsiye ederim
mesela nedir şu köprü meselesini:)

Son.Fedai
23-12-2011, 13:30
mesela nedir şu köprü meselesini:)



Üç dinin temsilcilerinin oluşturduğu koro ilahi söylerken toplantının finali görülmeye değerdi. Dinî önderler havuz üzerine kurulan temsili 'sırat köprüsü'nden geçti. Daha sonra bir grup çocuk törene katılanlara zeytin dalı uzatırken üzerlerinden güvercin uçuruldu.

http://tr.fgulen.com/content/view/7937/11/

Yahudiler, histiyanlar ve müslümanlar temsili sırat köprüsünden geçmiş...

Yani cennete gitmiş

Olay budur

bi husben
23-12-2011, 13:32
konu açılmış filan deyip sıvışıyor musun:)

inadı kenara bırakırsak eminim ortak noktalarda buluşucaz.
kimse kafiri cennete sokarım diyemez.
ama hiç kimse de müslümanlar dışında kimse cennete giremez demesin.

Allah bilir kimin son nefesinde şehadet getirip getiremeyeceğini.

veri ne haber nasıl gidiyor şirk işleri gelişme varmı tahrifatlar ne alemde ilerleme varmı ilerleme

veri
23-12-2011, 13:32
VERİ Önce lakayıt uslubunu değiştir sonra BİLMEDİĞİN konuları kurcalayıp bilmişlik yapma ki saygı göresin!

Veri sen müteşabih olmayan ayetleri dahi okuma anlama ve idrak etmekte gayet gafilsin.

ALLAH c.c. açık şekilde Kur'anında Resulüme inanmayan cennete giremez diyor halen birşeyler geveleyip duruyorsun.

Şunu bil ki ben senin inandığın dine değil İslam dinine inanıyorum.

Okuma ve anlama problemi çekenlere istediği dilden çeviri yapabilirim.
Ves'selam

yazıklar olsun sen müslüman kalanı değil öyle mi
aklıma PATATES DİNİ GELİYOR hani inkar edilen söz cümle

lütfen tanımadığın insanları hatta islam alimlerini bu patates dini diye dışlıyorsunuz.? kendinize gelin zaten küçülüyorsunuz yakında milli görüşçü kalmıcak
aklınızı başınıza alınız LÜTFEN:)

Ercan Tekin
23-12-2011, 13:36
Manifesto alimin yorumu islam'da hüküm sebebi olarak ayet ve hadisden önce gelmez. S.Nursi r.a elbette bulurum Resulüllah'a inanmayanlarin cennete giremeyeceklerine dair görüslerini.
S.Nursi islam tebligi mesaji ulasamadan zulme maruz kalanlara Allah rahmet edebilir demis diye anladim. Bu zaten normal bir görüs . Bak iyi oku biz diyoruz ki islam mesaji ulastigi halde hakki bulabilecegi halde Resulüllah'i inkar eden asla cennete giremez diyoruz. Bunun aksini düsünen acik yaziyorum Kafirdir. Cünkü ayete karsi gelmistir.

Birde sormali neden bu ehli kitabi zorla cennete sokma cabalari Kur'andaki nas ayetlere ragmen var? Durum bu!
Oysa Resulüllah'i s.a.v yalanlayan zaten Allah'a karsi gelmis olur ve kim bu halde cennete girer noktayi koymali Kimse! .
Biz isterizki herkes cennete girsin ama bir kisim insanlar nankör inkarci ve zalimken herkese cennet kapilari dogal acilamaz.

Veri bana saka yapma ilmi konuda saka yapan ilk sensin adaba uyarsan sevinirim.
Bu arada seninle kisisel sorunumda yok sürekli sahislar üzerinden polemik yapmaya calismanda dogru degil fikirsel daireyi asmadan yazarsan dogru davranis icinde olursun.

bi husben
23-12-2011, 13:36
yazıklar olsun sen müslüman kalanı değil öyle mi
aklıma PATATES DİNİ GELİYOR hani inkar edilen söz cümle

lütfen tanımadığın insanları hatta islam alimlerini bu patates dini diye dışlıyorsunuz.? kendinize gelin zaten küçülüyorsunuz yakında milli görüşçü kalmıcak














aklınızı başınıza alınız LÜTFEN:)

veri allah senı ecevıtle hasredecek sonrada gittiği yere gonderecek haberın olsun
cunku kişi sevdiğiyle beraber haşr olur sevdıği kişilerin gideceği yerlerde aynı olur

veri
23-12-2011, 13:38
http://tr.fgulen.com/content/view/7937/11/

Yahudiler, histiyanlar ve müslümanlar temsili sırat köprüsünden geçmiş...

Yani cennete gitmiş

Olay budur

gazete haberi ile mi geliyorsun:)

salla gitsin.

o tür organizasyonların bir kısmı zaten saçmalıktı.
sebepleri de kendilerince vardır.
dini bir mevzu değil
sadece onları ilgilendirir.
geldi gitti o meseleler zaten:)

veri
23-12-2011, 13:39
veri allah senı ecevıtle hasredecek sonrada gittiği yere gonderecek haberın olsun
cunku kişi sevdiğiyle beraber haşr olur sevdıği kişilerin gideceği yerlerde aynı olur

SEN KİMSİN Kİ VEYA KİM OLDUĞUNU SANIYORSUN
hadi yoluna kardeşim. Allah şifa versin :)

bi husben
23-12-2011, 13:42
SEN KİMSİN Kİ VEYA KİM OLDUĞUNU SANIYORSUN
hadi yoluna kardeşim. Allah şifa versin :)

aa unuttunmu verı ask olsun sahı bu tahrıfat calısmaları ne alemde varmı bı gelısme

Son.Fedai
23-12-2011, 13:42
gazete haberi ile mi geliyorsun:)

salla gitsin.

o tür organizasyonların bir kısmı zaten saçmalıktı.
sebepleri de kendilerince vardır.
dini bir mevzu değil
sadece onları ilgilendirir.
geldi gitti o meseleler zaten:)

Gazete haberi mi

FGulen diye gazete mi var?

Ercan Tekin
23-12-2011, 13:43
Veri yani bir yolunu bulup isi Milli Görüse bagladin degilmi? Senin gibi samimiyetsiz ve müfteri insanlarla yazismak vakit kaybindan baska birsey degil. Alakasiz konuyu dahi siyasi taassubuna cekmen bu hallerinin ispatidir.

Sen Resulüllah'a inanmayip inkar eden kafirleri cennete sokan diyalog dinine inaniyorsun bende bu batil görüslerden uzak olan islama inaniyorum varmi itirazi olan?
Bunu siyasete mal edende fitnecinin tekidir !

veri
23-12-2011, 13:43
Gazete haberi mi

FGulen diye gazete mi var?

aksiyon da yayınlanmış bir haber
f. gülen öyle söylemiş
veya herhangi bir nurcu söylemiş değil

bir tiyatro da öyle yapılmış diye nurcu camiayı suçlayacak değilim.

veri
23-12-2011, 13:44
Veri yani bir yolunu bulup isi Milli Görüse bagladin degilmi? Senin gibi samimiyetsiz ve müfteri insanlarla yazismak vakit kaybindan baska birsey degil. Alakasiz konuyu dahi siyasi taassubuna cekmen bu hallerinin ispatidir.

Sen Resulüllah'a inanmayip inkar eden kafirleri cennete sokan diyalog dinine inaniyorsun bende bu batil görüslerden uzak olan islama inaniyorum varmi itirazi olan?
Bunu siyasete mal edende fitnecinin tekidir !

Elhamdülillah Müslümanım
başka türlü bilen bildirene
Allah şifa versin.

MECZUP
23-12-2011, 13:45
Veri hangi islam aliminden bahsediyorsun . Debreli gereken açıklamayı güzel bir uslup ile anlattı sanırım . Dahamı açık konuşalım istiyorsun :)

veri
23-12-2011, 13:47
Veri hangi islam aliminden bahsediyorsun . Debreli gereken açıklamayı güzel bir uslup ile anlattı sanırım . Dahamı açık konuşalım istiyorsun :)

patates dini ile suçlaması mı iyi açıkladı
Allah şifa versin

Son.Fedai
23-12-2011, 13:47
aksiyon da yayınlanmış bir haber
f. gülen öyle söylemiş
veya herhangi bir nurcu söylemiş değil

bir tiyatro da öyle yapılmış diye nurcu camiayı suçlayacak değilim.

Aksiyon kimin?

Neden fethullah Gülen kendi sitesinde yayınlıyor?

veri
23-12-2011, 13:51
Aksiyon kimin?

Neden fethullah Gülen kendi sitesinde yayınlıyor?
aksiyon nur cemaatinin
diğer medya kuruluşları gibi
son dönemde dost tv yi ayrı bir grup kursa da genelde ortak kuruluşlar

neden yayınlanıyor
sakınca görmedekleri içindir.
sonuçta tiyatro.
zamanında işe yaramıştır.

MECZUP
23-12-2011, 13:51
Amiin cümlemize ama başta manevi zayıflara :)

Patates dini mi? :):):) ilk defa senden duyuyorum.

veri
23-12-2011, 13:53
Amiin cümlemize ama başta manevi zayıflara :)

Patates dini mi? :):):) ilk defa senden duyuyorum.

debrelinin yazdığı sen şu dindensin ben müslüman demesini onaylıyorsan

Allah şifa versin kardeşim tez zamanda

Son.Fedai
23-12-2011, 13:54
aksiyon nur cemaatinin
diğer medya kuruluşları gibi
son dönemde dost tv yi ayrı bir grup kursa da genelde ortak kuruluşlar

neden yayınlanıyor
sakınca görmedekleri içindir.
sonuçta tiyatro.
zamanında işe yaramıştır.
Yaw hakkaten ilginç insanlarsınız

Önce gazete haberi dedin urcular ya da hoca demedi dedin

Sonra gazete nurcuların sakınca görmemiş yazmışlar dedin

Yani Nurcular bu olayda sakınca görmedilr, yazdılar ve Fethullah Hoca da sakınca görmedi kendi sitesinde yayınladı.

Ama yayınlamakla demiş olmadılar...

Ve siz buna tiyatro diyorsunuz

Bu nasıl tiyatro madam?

İtikadı bozan tiyatro mu olur

Çocuk kandırıyorlar heralde

veri
23-12-2011, 13:56
Yaw hakkaten ilginç insanlarsınız

Önce gazete haberi dedin urcular ya da hoca demedi dedin

Sonra gazete nurcuların sakınca görmemiş yazmışlar dedin

Yani Nurcular bu olayda sakınca görmedilr, yazdılar ve Fethullah Hoca da sakınca görmedi kendi sitesinde yayınladı.

Ama yayınlamakla demiş olmadılar...

Ve siz buna tiyatro diyorsunuz

Bu nasıl tiyatro madam?

İtikadı bozan tiyatro mu olur

Çocuk kandırıyorlar heralde

birilerini kandırdıkları kesin:)
nurcuların kendi iç işleri

şayet fıkhı açıdan tüm hristiyanlar cennetlik derlerse o zaman gerekeni konuşalım.
diyene rastlamadım

MECZUP
23-12-2011, 13:58
Sen burada düşüncelerini inancıının gereğine göre savunmuyormusun ? Bu da senin islamiyete bakış açını gösterir.

Sen tüm dini konular da muhalefet eden biri olarak neye inandığını tam kestiremiyoruz... VESSELAM !!

sayın VERİ...

veri
23-12-2011, 13:59
Sen burada düşüncelerini inancıının gereğine göre savunmuyormusun ? Bu da senin islamiyete bakış açını gösterir.

Sen tüm dini konular da muhalefet eden biri olarak neye inandığını tam kestiremiyoruz... VESSELAM !!

tüm dini konulara muhalefet etmem etmiyorum
muhalefet ettiğim birbirini yakan yıkan müslümanlaradır.
neden ortak noktanız yok. neden hep kötü işleri konuşuyorsunuz kime hizmet ediyorsunuz

neye inandığım beni ilgilendirir bir de Rabbimi sorana Müslümanım diyorum
eğer birileri beni başka DİN ile suçlarsa
Allah şifa versin.

MECZUP
23-12-2011, 14:06
Başka din meselesini kendin çıkardın . Biz buna inanıyoruz sen de ona denildi. Yok patates dini falan. Zaten böyle saçmalıkları ancak sen ve senin gibilerden duyabiliriz değil mi ?

Alllah cc sizlere acil şifalar versin.. :) En yakın zaman da islam dininde neler var, neler yok, hangi sözler insanı küfre götürür, bir müslüman nasıl davranmalıdır, en önemlisi neye inanmalıdır? bu konuları içeren ders görseniz iyi olur.

Yoksa habire böyle herkese bilip bilmeden muhalefet eder durursunuz.. !!!

Son.Fedai
23-12-2011, 14:08
birilerini kandırdıkları kesin:)
nurcuların kendi iç işleri

Evet birilerini kandırıyorlar...

Keni kendilerini kandırıyorlar...


şayet fıkhı açıdan tüm hristiyanlar cennetlik derlerse o zaman gerekeni konuşalım.
diyene rastlamadım
Peki yukarıda anlatınan tensili sırat köprüsünden geçenler ile kasdedilen kimler?

Sadece orada olanlar mı sizce?

veri
23-12-2011, 14:10
Başka din meselesini kendin çıkardın . Biz buna inanıyoruz sen de ona denildi. Yok patates dini falan. Zaten böyle saçmalıkları ancak sen ve senin gibilerden duyabiliriz değil mi ?

Alllah cc sizlere acil şifalar versin.. :) En yakın zaman da islam dininde neler var, neler yok, hangi sözler insanı küfre götürür, bir müslüman nasıl davranmalıdır, en önemlisi neye inanmalıdır? bu konuları içeren ders görseniz iyi olur.

Yoksa habire böyle herkese bilip bilmeden muhalefet eder durursunuz.. !!!

tekrar oku.
suçlamana da dikkat et
Debreli ile aynı çukura düşme müslümanı neyle suçladığınızı öğrenin ve cezasını

veri
23-12-2011, 14:11
Evet birilerini kandırıyorlar...

Keni kendilerini kandırıyorlar...

Peki yukarıda anlatınan tensili sırat köprüsünden geçenler ile kasdedilen kimler?

Sadece orada olanlar mı sizce?

alt tarafı tiyatro büyütmeyin derim.
rahat olun dinin sahibi var o değerlendirir
yanlış sa Allah şifa versin diyelim olsun bitsin
tasvip etmiyorum bu durumu derim olur biter
ama başka yere çekmem

MECZUP
23-12-2011, 14:18
Hiçbirşeyle suçlamıyorum sadece sizn cahilliinize veriyorum. Bu sözü sıkça söyletiyorsunuz insana,

İmam-ı Azam Efendimiz;
"Cahillerle girdiğim her tatışmayı kaybettim" diye buyurmuştur...

cemaliii
23-12-2011, 14:19
manifestoyu diğer konu kesmemiş olacakki, biraz daha tartışılsın daha çok provakatif konu olsun diye birde böyle bir başlıkta deniyor şansını.
manifesto sen bu provakasyon konularını açarken amacın ne?
zaten bu konular 100 kere tartışıldı.

başka zaman biz cemaati eleştirdiğimiz zaman bize olmadık hakaretler eden,bizi cemaat düşmanı olarak görenler,
zaten daha önce defalarca tartışılan bu ve benzeri konuların,manifesto tarafından neden tekrar böyle bir konu açıldığını,manifestonun ne yapmak istediğini sorgulamaları gerekmektedir. özellikle agbi yi manifestonun bu konusunu ve amacını sorgulamasını bekliyorum.

biz böyle bir konu açsak hemen tepkiler gelir, kadrolu cemaat muhallifleri işiniz gücünüz cemaati kötülemek denirdi.
peki cemaatiniz mensubu manifestonun amacı nedir* bu ve benzeri konular 50 kere tartışılmıştır. neden manifesto tekrar ısıtıp önümüze koyarak böyle bir konu açar. ?

cevaplar
1--manifesto forumdaki hararetli tartışmalar seviyor ve koltuğundan zevkle tartışmaları izliyor?
2-manifesto provakasyonu seviyor?
3-manifesto cemaatten gözüküyor ama aslında cemaatçi değil?
4-manifesto kalbi temiz saf bir üye.olayların amacını ve neticelerini algılamakta güçlük çekiyor
5-bize nasihat eden agbi ve diğer cemaatçiler manifesto tarafından böyle provakatif bir konu açılmasına ne gözle bakıyor? biz açsak kadrolu cemaat düşmanı tarafgir olurduk. yöneticiler 50 kere tartışıldı kilit derler miydi?

veri
23-12-2011, 14:21
Hiçbirşeyle suçlamıyorum sadece sizn cahilliinize veriyorum. Bu sözü sıkça söyletiyorsunuz insana,

İmam-ı Azam Efendimiz;
"Cahillerle girdiğim her tatışmayı kaybettim" diye buyurmuştur...

Allah şifa versin

MECZUP
23-12-2011, 14:24
Amiin cümlemize ! :) ALLAH'IM;

Bozuk olan kalpleri Huzur-u İklimine çevir....

bi husben
23-12-2011, 14:39
[sıze="3"]

allah şifa versin[/sıze]

veri ne haber nasıl gidiyor tahrifat çalışmaları
şu an hangi ayetleri tahrf etmekle uğraşıyorsunuz varmı yenı gelışmeler varmı

cahid
23-12-2011, 16:54
konu açılmış filan deyip sıvışıyor musun:)

inadı kenara bırakırsak eminim ortak noktalarda buluşucaz.
kimse kafiri cennete sokarım diyemez.
ama hiç kimse de müslümanlar dışında kimse cennete giremez demesin.

Allah bilir kimin son nefesinde şehadet getirip getiremeyeceğini.

Konuyla ilgili görüşlerimi yukarıda yazdım zaten.. Son nefesinde "La İlahe İllallah Muhammedu'r-Rasûlullah" ya da "Eşhedü En Lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhu ve Rasûlüh" diye iman ve ikrar eden kimsenin cehenneme gideceğine dâir herhangi bir ifademiz olmadı.

Daha açığı bir cemaatin fiillerine dâir görüşlerimi soruyorsan ona dâir de defalarca fikirlerimi ifade ettim. Temsili Sırat köprüsü meselesi ve Odessalı Hristiyanlar.. diye başlayıp devam eden sözlerin hiçbir izâhı olamaz. Bu fiilleri icrâ eden kimselerin tevbe etmeleri gerekir. Gizli yapılan fiillere nasıl gizli tevbe ediliyorsa , açıktan yapılan fiiller için de açıkça tevbe etmek gerekir. Çünkü bu yapılanlar ihvan forumdaki bazı kimseler de dahil birçok safdil insanın itikâdi olarak ifsâdına sebep teşkil edebilecek fiillerdir.

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 18:45
Bir insan müslüman olmuş diyorsun yani kelime-i şahadeti zaten getirmiş olması lazım. Dil ile ikrar kalp ile tasdik... Ama mevzuu sadece la ilahe illallah deyil, Muhammederrasulullah dememesi... Buyrun hocam :)

(yeni Osmanlı)


ne demek istedigini anlamadim...

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 18:54
http://tr.fgulen.com/content/view/7937/11/

Yahudiler, histiyanlar ve müslümanlar temsili sırat köprüsünden geçmiş...

Yani cennete gitmiş

Olay budur

sen hala ordamisin...bu konuyu defalarca tartisdik,sana yiginla yazilar yazdik,dönüp dolasip illa damgani vuracaksan asagdaki ölcüyü iyi oku:

islam hukukunda bir ölcü var:
"Şek ile yakîn zâil olmaz." Yani kesin bilinen husus şüphe ile bozulamaz.
sizler carpitiyorsunuz,kesin delillere dayanmayan meseleler hakkinda tahmin ve süphe üzerine kendi kafaniza göre mana verip koca cemaatin itikadi durumu hakkinda damgayi vuruyorsunuz.,kesin konusuyorsunuz,oysa bu sirat köprüsü olayinin itikad ile ilgisi yok,var diyorsan kimlerin sirattan gececegi,kimlerin cennete girecegine dair ehli-sünnetin görüslerine göre aksini isbat eden deliller var.
Hicbir zaman kafirlerde cennete girer,hristiyanlikta hak vs gibi görüs belirttikleri görülmemesine ragmen bu sekilde kesin konusmaniz iftiradir,haramdir kendinize gelin!

Son.Fedai
23-12-2011, 19:00
sen hala ordamisin...bu konuyu defalarca tartisdik,sana yiginla yazilar yazdik,dönüp dolasip illa damgani vuracaksan asagdaki ölcüyü iyi oku:

Senin okuman/yazman var mı?

Yazılanları okuyup ona göre mi yazıyorsun yoksa sırf eleştiri mi amacın?

Sorulan soruya cevap vermeyelim mi yani?

Yazının üstüne git kim ne soırmuş ta yazılmış bak ona göre yaz


Hicbir zaman kafirlerde cennete girer,hristiyanlikta hak vs gibi görüs belirttikleri görülmemesine ragmen bu sekilde kesin konusmaniz iftiradir,haramdir kendinize gelin!
Haa

Şimdi adamlar hristiyanı, yahudiyi sırattan geçirecek yani cennete sokacak "adam yaptı" deyince de iftira olacak öyle mi?

Cemaat bu sırattan geçirme olayını yaptı mı yapmadı mı?

Cemaate göre, Fethullah Hocanın sitesine göre, aksiyon dergsine göre, boy boy resimlere göre yaptı.

Biz ne dedik

Adamlar gayrimüslimleri sırattan geçirdiler dedik.

Yaptıkları bu değil mi?

Neden iftira olsun

Hikem
23-12-2011, 19:07
Şanlıurfa ve İstanbul'dan sonra gerçekleşen 'Harran Toplantısı'nın üçüncüsü, bin yıl önce eczacılık, tıp ve mimari eğitiminin yapıldığı üniversite olan Kasımiye Medresesi'ndeydi. Çan sesleri eşliğinde ezan okunmasıyla başlayan toplantının sürprizi ünlü sanatçı Mahsun Kırmızıgül'ün jestiydi. Seslendirdiği şarkıyla ayakta alkışlanan Kırmızıgül, yeni şarkısını ilk kez okudu. Kırmızıgül, şarkısında günün anlamını veciz biçimde ifade ediyordu: İnsan sevmeyen/Allah'tan korkmayan/Kul hakkı yiyen/bizden değildir.

Üç dinin temsilcilerinin oluşturduğu koro ilahi söylerken toplantının finali görülmeye değerdi.

Dinî önderler havuz üzerine kurulan temsili 'sırat köprüsü'nden geçti. Daha sonra bir grup çocuk törene katılanlara zeytin dalı uzatırken üzerlerinden güvercin uçuruldu.

 

 

Not: Yazıyı Fethullah Hocanın sitesinden yorumsuz aldık.

Soru : , Ğazaliden , Üstaddan, kendilerine güya delil aldıklarını zannedenler, bu temsili sırat köprüsünden geçen zevatın , Dünyanın çok uzak bir köşesinde kalmış ,İslamı hiç duymamış zavallı kimseler olduğunu söyleyebilirlermi acaba?

Hikem
23-12-2011, 19:14
Soru 2: Saniyen şu cümleyi nasıl anlamalıyız: ''
''

Üç semavî dinin müntesiplerinden oluşan 300 insan, kadim medeniyetin beşiği olan Mardin'deki bin yıllık Kasımiye Medresesi'nin avlusunda toplandı''

 

burada zikredilen üç semavi din tabiri sizde nasıl bir çağrışım yapıyor?

 

soru3 )salisen bu tabir(üç semavi dinin müntesibleri) Hak din islamdır, hakikatının buharlaşmasına zemin hazırlıyormu

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 20:46
Şimdi adamlar hristiyanı, yahudiyi sırattan geçirecek yani cennete sokacak "adam yaptı" deyince de iftira olacak öyle mi?


sizler "adam yaptı" demiyorsunuz,"kafirlerde cennete girer,hristiyanlikta hak din görüsünü savunuyorlar" diyorsunuz.
Bu tartismalarin sebebi bu...
Oysa aksine bu konuda ehli-sünnete muhalif olmayan kesin ve sabit deliller var.
Kesin ve sabit görüsleri varken bazi amelleri sebebiyle imanlarini sorgulamaniz ,itikadlarinin bozuk oldugu damgasini vurmaniz ehli-sünnete aykiridir ve haramdir.
Daha öncede belirttigim gibi:
""Şek ile yakîn zâil olmaz."
"ameller imandan bir cüz degildir"
Saldirmadan önce bu ölcüleri göz önünde bulundurarak hareket edin.

Son.Fedai
23-12-2011, 20:55
sizler "adam yaptı" demiyorsunuz,"kafirlerde cennete girer,hristiyanlikta hak din görüsünü savunuyorlar" diyorsunuz.

Biz ADAM YAPTI diyoruz

Yaptığının sonucunda şu ya da bu şekilde 3 dinin mensuplarını cennete sokuyor diyoruz

3 dinin mensuplarını cennet sokmuyor mu yani sizce bu temsili sırat köprüsü ile?


Oysa aksine bu konuda ehli-sünnete muhalif olmayan kesin ve sabit deliller var.

Neymiş bu kesin ve sabit deliller.


Kesin ve sabit görüsleri varken bazi amelleri sebebiyle imanlarini sorgulamaniz ,itikadlarinin bozuk oldugu damgasini vurmaniz ehli-sünnete aykiridir ve haramdir.

İmanını sorgulayan yok Lakin gayri müslimin cennete gireceğini sananın itikadı da pek sağlam değildir zannımca...

Ayrıca haram da helal da bellidir.

Siz haramı helali belirleyemezsiniz


"ameller imandan bir cüz degildir"
Bu söz ile u konunun ne alakası var?

İyi ben o zaman dilediğim gibi amel edeyim o zaman

Nasılsa imana bişey olmuyor

Olur mu?

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 21:12
Dünyanın çok uzak bir köşesinde kalmış ,İslamı hiç duymamış zavallı kimseler olduğunu söyleyebilirlermi acaba?
[/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR][/SIZE][/FONT][/COLOR][/SIZE][/FONT]

Temsili sırat köprüsü mostar köprüsü yada boğaz köprüsü semboliktir.Umulur ki herkes hidayete erer.
Ne yapmak gerekirdi ben bilemiyorum
O gece de Yahudi ve Hristiyanların elinden tutup fırının içine mi atmak gerekirdi temsil doğru olsundu diye.

İnsanlarım özellikle batılı dünyanın müslüman algısının çarpık olduğu bir dünyada doğru bir algı oluşturmak heralde canlı bombalar yetiştirerek olmaz.

Temsili sirat köprüsünün isim benzerligi disinda ahirette bizi bekleyen gercek sirat köprüsüyle hicbir alakasi yok.
gayri müslimlerin cennete girmesini istiyorsaniz bu dünyada müslümnanlara yaklasmalarini saglamalisiniz.Müslümanlari dinlemelerini saglamalisiniz...
Bunu basarmanin yolu korkulari,önyarguilari,endiseleri almak,baris ortamini saglamaktan gecer,bu ilk adimdir.
Bu köprünün vazifesi ön yargilari kirmaktir,aradaki buzlari eritmektir,aradaki duvari yikmaktir,baris ve diyalog ortami olusturup dinlemelerini saglamaktir...bunun sonu iman ve dolayiyla cennet olabilir.

Dolayisiyla "temsil" bu vesileyle insaAllah gerceklesmis olur.

"temsili sırat köprüsü" dedigin sey baris köprüsüdür.Bu onlarinda hak oldugu anlamina gelmez,bu carpitmadir,islam dini baris dinidir,savas son caredir.
"Allah size, sizinle din hususunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve kendilerine adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adalet gösterenleri sever."
mumtehine suresi 8. Ayet

Eger "temsili sirat köprüsüyle" kafirlerin cennetlik oldugu,hristiyanligin ve yahudiligin hak oldugu mesaji verilmek isteniyor diyorsan isbat et!

Günümüzde İslam dan başka bir hak din yoktur,Fethullah Gülen hocanin veya cemaatinin bunun tersini ifade eden bir beyanı da yoktur. Günümüzde de "Hristiyanlık ve Yahudilik hak dindir" dediklerini iddia eden sinsi iftiracılar hiç bir ifadelerini kaynak göstererek bunu ispat edemiyor ve dünyanın en zındıkane müfterileri durumuna düşmekten kurtulamıyorlar.
Ehl-i Kitabı cennetliktir, ehl-i necatır diye bir şey denmişmi?

Son.Fedai
23-12-2011, 21:26
O gece de Yahudi ve Hristiyanların elinden tutup fırının içine mi atmak gerekirdi temsil doğru olsundu diye.
Böyle olması gerekmese de onları da sırattan geçirmek gereksizdi.


"temsili sırat köprüsü" dedigin sey baris köprüsüdür.Bu onlarinda hak oldugu anlamina gelmez,bu carpitmadir,islam dini baris dinidir,savas son caredir.

Neden adı sırat köprüsü o zaman?

Başka isim mi kalmadı da u ismi koymuşlar


Eger "temsili sirat köprüsüyle" kafirlerin cennetlik oldugu,hristiyanligin ve yahudiligin hak oldugu mesaji verilmek isteniyor diyorsan isbat et!

Belli olan şeyin nesini ispat edecek

SIRAT nereye çıkar bunu bilmiyor musun?


Ehl-i Kitabı cennetliktir, ehl-i necatır diye bir şey denmişmi?
Direk denmese de dolaylı yoldan söyleniyor zaten

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 21:39
3 dinin mensuplarını cennete sokuyor
hani nerede cennet?
3 dinin mensuplarının cennete girecegi görüsleri nerede?




Neymiş bu kesin ve sabit deliller.

"Hıristiyanlık Hak bir din idi ve elinde Allah'tan gelme hak bir kitap vardı. Fakat zamanla bir anlamda muvazene bozuldu. Yaratıcı Allah'tır dedikleri halde,Hz. Mesih'e de ulûhiyet isnat etmeye durdular. Allah "Göklerin ve yerin yaratıcısı,ezeli ve ebedi Hâlıktır." dedikleri halde Hz. Meryem'i -hâşâ- Allah'ın hanımı gibi gösterdiler ve Hz. Mesih'e Allah'ın oğlu deyiverdiler. Bütün bunlar tevhitte muvazeneyi bozma manasına geliyordu."
Fethullah Gülen
TIKLA: http://tr.fgulen.com/content/view/18663/18/
TIKLA: http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=109082&p=1007078&viewfull=1#post1007078
TIKLA: http://iftiralar.blogcu.com/tek-hak-din-islam-demek-yerine-tek-din-islam-diyenlere-cevap/9052123
TIKLA: http://www.diyalogsitesi.com/Forum.asp?konuyu=oku&konune=22
TIKLA: http://www.iftiralar.org/fethullah-gulen-hocaefendiye-atilan-iftiralar/764-hristiyanlar-da-cennete-girecek-dedik-mi.html





Ayrıca haram da helal da bellidir.
Siz haramı helali belirleyemezsiniz

ben belirleyemem ama islam dini belirler.
"Şek ile yakîn zâil olmaz." Yani kesin bilinen husus şüphe ile bozulamaz.
sizler carpitiyorsunuz,kesin delillere dayanmayan meseleler hakkinda tahmin ve süphe üzerine kendi kafaniza göre mana verip koca cemaatin itikadi durumu hakkinda damgayi vuruyorsunuz.,kesin konusuyorsunuz

iste isbati:


İmanını sorgulayan yok Lakin gayri müslimin cennete gireceğini sananın itikadı da pek sağlam değildir

ondan sonra bir ehli-sünnet ölcüsü olan "ameller imandan bir cüz degil" sözünün konuyla ne alakasi var diyebiliyorsun.ne alakasi olsun,adamlari bazi amelleri sebebiyle itikaden sapik mührünü vuruyorsunuz,oysa buna hakkiniz yok.


Bu söz ile u konunun ne alakası var?

manifesto
23-12-2011, 22:06
başka zaman biz cemaati eleştirdiğimiz zaman bize olmadık hakaretler eden,bizi cemaat düşmanı olarak görenler,
zaten daha önce defalarca tartışılan bu ve benzeri konuların,manifesto tarafından neden tekrar böyle bir konu açıldığını,manifestonun ne yapmak istediğini sorgulamaları gerekmektedir. özellikle agbi yi manifestonun bu konusunu ve amacını sorgulamasını bekliyorum.

biz böyle bir konu açsak hemen tepkiler gelir, kadrolu cemaat muhallifleri işiniz gücünüz cemaati kötülemek denirdi.
peki cemaatiniz mensubu manifestonun amacı nedir* bu ve benzeri konular 50 kere tartışılmıştır. neden manifesto tekrar ısıtıp önümüze koyarak böyle bir konu açar. ?

cevaplar
1--manifesto forumdaki hararetli tartışmalar seviyor ve koltuğundan zevkle tartışmaları izliyor?
2-manifesto provakasyonu seviyor?
3-manifesto cemaatten gözüküyor ama aslında cemaatçi değil?
4-manifesto kalbi temiz saf bir üye.olayların amacını ve neticelerini algılamakta güçlük çekiyor
5-bize nasihat eden agbi ve diğer cemaatçiler manifesto tarafından böyle provakatif bir konu açılmasına ne gözle bakıyor? biz açsak kadrolu cemaat düşmanı tarafgir olurduk. yöneticiler 50 kere tartışıldı kilit derler miydi?

İtirazları yazılan cevapları okuyorum,ancak bu ne itiraz nede cevap.Saçmalamışsın.Manifesto'ya değil konuya dair yazmak gerekiyor.Bu tartışmaları manifesto başlatmadı ki o da bitirmeyecek yada onunla da bitmeyecek.Daha uzun süre ihvanforumda veya başkaca yerlerde konuşulmaya devam edecektir.Ortada bir provakasyon falan yok.


Bak iyi oku biz diyoruz ki islam mesaji ulastigi halde hakki bulabilecegi halde Resulüllah'i inkar eden asla cennete giremez diyoruz. Bunun aksini düsünen acik yaziyorum Kafirdir. Cünkü ayete karsi gelmistir.
Buna itiraz eden olduğunu sanmıyorum.İslamı ve paygamberi reddetme inkar etme bir irade işidir bunu daha önce de söyledik seviyeli bir tebliğ ve perdesiz bir islam mesajı ulaşmış ve buna rağmen red inkar ve görmezden gelme var ise bu tam manası ile KÜFÜRDÜR, ancak muhatabına ne doğrudürüst islam ne de peygamber mesajı ulaşamamış ise burada eşit şartlardan söz etmiyoruz.Haa tutup cennete de koymuyoruz ki haşa bu Rabbin işi dilerse yapar, ancak şartların eşit olmadığı aşilkar.

Temsili sırat köprüsü çok şık olmamış ve biraz da ecemice hazırlanmış bir senaryo gibi ancak kötü niyet olduğunu sanmıyorum,tüm bunca meseleyi köprüden geçti hanım muhabbetine indirmemeliyiz.

Bu konuda üstad Bediüzzaman çok güzel özetliyor Ehli Kitap'a islam ağır gelmez çünkü dinlerini büsbütün terketmeleri gerekmiyor onda ki noksanlıkları islam ortadan kaldırıyor.
Hem ahir zaman'da İsevilik hakikisi zuhur edecek aslına dönecek tevhide yaklaşacak ve tam bir tevhid dini olacak diye inanıyoruz.
Bu zaman isevilerin dinleride ki şirklerden kurtulup gerçek bir iman sahibi olmaları demektir.

Son.Fedai
23-12-2011, 22:13
hani nerede cennet?
3 dinin mensuplarının cennete girecegi görüsleri nerede?

Kardeşim SIRAT KÖPRÜSÜNÜ GEÇEN NEREYE ÇIKAR?



"Hıristiyanlık Hak bir din idi ve elinde Allah'tan gelme hak bir kitap vardı. Fakat zamanla bir anlamda muvazene bozuldu. Yaratıcı Allah'tır dedikleri halde,Hz. Mesih'e de ulûhiyet isnat etmeye durdular. Allah "Göklerin ve yerin yaratıcısı,ezeli ve ebedi Hâlıktır." dedikleri halde Hz. Meryem'i -hâşâ- Allah'ın hanımı gibi gösterdiler ve Hz. Mesih'e Allah'ın oğlu deyiverdiler. Bütün bunlar tevhitte muvazeneyi bozma manasına geliyordu."

Sen neyin delili var deyip neye delil sunuyorsun?

Demişsin ki


Oysa aksine bu konuda ehli-sünnete muhalif olmayan kesin ve sabit deliller var.

Ben bunu soruyorum

Bu Konuda (temsili sırat köprsü ve 3 din mensubunun sıratı geçme konusu)I Ehli sünnete muhalif olmayan kesin ve sabit deliller neler?



ben belirleyemem ama islam dini belirler.

İslam GENELDE Zahire bakar. Kalplerde olanı ise ancak Allah CC bilir

Zahiren yapılan amel nedir?

Amel ne ise ona göre sonuca varılır.

Zahirde görünen o ki yapılam amel ehli sünnet terstir, tarihte eşi benzeri görülmemiştir

Zahirde bunun böyle olduğunu söylemek haram mıdır ki haram diyorsunuz?


"Şek ile yakîn zâil olmaz." Yani kesin bilinen husus şüphe ile bozulamaz.

Biz kesin bir şey göremiyoruz

Şüpheli durumlar var


sizler carpitiyorsunuz,kesin delillere dayanmayan meseleler hakkinda tahmin ve süphe üzerine kendi kafaniza göre mana verip koca cemaatin itikadi durumu hakkinda damgayi vuruyorsunuz.,kesin konusuyorsunuz

Kardeşim SIRAT KÖPRÜSÜNÜ GEÖMENİN nesini çarpıtalım

Herşey ortada


ondan sonra bir ehli-sünnet ölcüsü olan "ameller imandan bir cüz degil" sözünün konuyla ne alakasi var diyebiliyorsun.ne alakasi olsun,adamlari bazi amelleri sebebiyle itikaden sapik mührünü vuruyorsunuz,oysa buna hakkiniz yok.
BU İmamı Azam KS ın görüşüdür

İnsan neye inanıyorsa ona inanıyordur

İnsanın ameli demekle herşeyi yapar denmek istemiyor

Mesela adam namaz kılmayabilir ama imanlı birisidir

Adam oruç turmayabilir ama imanlı birisidir

Adam haccetmeyeblir, zekat vermeyebilir, vs vs ama imanlı birisidir

Yaptığı konusunda değil yapmadıkları konusunda söylenilen bir sözdür

İmanlı biriysen, imanın şartlarına inanıyorsan her istediğini yaparsın demek değildir

Mesela cemaat müslüman diye her istediğini yapamaz...

3 dinin adamlarını toplayıp ta sözüm ona temsili sırat köprüsünden geçiremez

Adamı yumuşatalım, yaklaşalım diye dinden itikaddan taviz veremez

Ehli Sünnetin ölçüsü bellidir

Ama cemaate mensup birisi namaz, oruç, zekat, hac gibi görevlerini yerine getirmese de gene müslümandır

Bu kısmı anlayabildin mi?

Ercan Tekin
23-12-2011, 22:16
Arkadaslar bence konuyu uzatmaya gerek yok. Hak ve Batil birbirinden ayridir herkes secimini yapmis, yolunu secmis.
Sonucta yarin herkes hesap verecek. O zaman bazilari: ''iyiki dogru insanlara uyup dogru iman etmisiz Allah'a sükürler olsun.'' diyecekler bazilarida ''felancaya uyduk bizi saptirmis eyvahlar olsun bize'' diye kendilerini paralayacaklar.
Allah bizleri dogru istikametindem ayirmasin.amin

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 22:19
TEVHİD yani Allah'ın birliği herşeyden önemlidir.Kimileri Peygamberimizi = Allah diye takdim etsede mesele öyle değildir.
Önce iman sonra din inanç ibadet.

[COLOR="red"]İNSANLARIN BİR OLAN YARATICIYA GERÇEKTEN VE GÖNÜLDEN KAYITSIZ İNANMASINI HAFİFE ALMAYIN.

Aynen öyle.
Allah (C.C) ilk teblig emri olan ´´Ey örtülere bürünen (Resulüm), kalk ve insanlari uyar.´´ Ayeti celilesi gelince Peygamberimiz teblig görevine baslamis ve insanlari Allahin birligine, davet etmeye baslamisti.
Nasilki Allaha inanmayan bir insana Allahin varligini ve birligini teblig etmek öncelikliyse ayni sekilde teslis inancina sahib olanlarin "ücleme" inancindan vazgecirip Allahi dogru bir sekilde tanimalarini saglayip birligini teblig etmek önceliklidir.
Nasilki Allaha inanmayan bir insana peygamberden bahsetmenin bir tesiri olamayacaksa ücleme inanci sebebiyle son peygamberi inkar edeni önce bu yanlis ücleme inancindan vazgecirmek gerekirki Peygamberimizin peygamberligini kabule yanasabilsin...

manifesto
23-12-2011, 22:25
Nasilki Allaha inanmayan bir insana Allahin varligini ve birligini teblig etmek öncelikliyse ayni sekilde teslis inancina sahib olanlarin "ücleme" inancindan vazgecirip Allahi dogru bir sekilde tanimalarini saglayip birligini teblig etmek önceliklidir.

Aynen katılıyorum ki Gülen ile diğer alimler arasında ki en önemli fark budur esasen.Gülen tam bir metodoloji uzmanıdır.Tebliğ önemli olduğu kadar tebliğ metodun da önemlidir.
Hasta bir insanla yakınlaşmak sağlıklı insanları da hasta edebilir.Öncelik onda ki o hastalığı ortadan kaldırmaktır.Gülen Papalığın meylettiği diyalog çalışmalarına bu yüzden önem vermiş ve bundan yıllar önce bu çabanın önemine vurgu yapmış tüm bu şartlar içinde yani hristiyan dünyasına yönelik mesajlarının tümünde Allah'ın yani Yaratıcının birliği meselesini ön plana çıkarmış Hz.İsanın Mesihiyetine vurgu yapmış ve onun önemine işaretler etmiştir..Dikkat ederseniz Hz.Peygamberimizin peygamberliği meselesini çoğu kez geride tutarak evet bir olan Yaratıcıya iman etmeliyiz sözünü daha da kuvvetli bir şekilde seslendirmiştir.
Bu metodun birkaç on yıl içinde nasıl neticeler getireceğini ömrümüz var ise hep beraber göreceğiz.

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 22:53
Bazı arkadaşlar hatalı ve yanlış olarak bazı ayetlerde geçen ehli kitab hakkında "hepsi bir değildir" gibisinden ayetleri yanlış anlıyorlar sanırım..muteber tefsirlere bakılırsa görülecekki müfessirler genel olarak bu tür övücü hitaplar Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olan ehl-i kitap hakkında olduğunu görecekler..


Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olanlar zaten ehli-kitab sayilmazlar,onlar mümindir.
yanlismi?

Hristiyanların teslis anlayışları Peygamber efendimiz zamanından öncesine aittir. Buna rağmen Kuran-ı Kerim onlar için aynı ayetlerde ehl-i kitap tabirini kullanır. Bu nedenle teslis inancına sahip olanlar ehl-i kitaptır,kestikleri yenilir ve ehl-i kitap kadınla evlenmek de helaldir.

http://www.iftiralar.org/dinlerarasi-diyalog-faaliyetlerine-atilan-iftiralar/631-teslis-inancina-sahip-olan-hristiyanlar-ehl-i-kitap-midir.html

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 23:13
İslam Dinini işitenler için necat varmı yokmu? Üstada göre yok..Diyalogculara göre umud var..

!
isin gücün carptmak.

asagdaki mesajlari Fethullah Gülenin konu basindaki sözlerini farkli yönlere cekmeyin diye ekledim,özellikle altini cizdigim bölümlere dikkat ediniz:


konuyu farkli yönlere cekmeyin,anlamaya calisin,ben ehli-sünnet anlayisina aykiri bir ifade göremedim.

Hocaefendi demiski:

"Bu arada "Lâ ilâhe illallah" ile kurtulan bir zümre de olacaktır. Bu zümreye ait insanlar hayatlarında ibadet ü taat yapacak kadar değil, sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır. Ben biraz da bu yoruma temayül ederek bu hadisin bu zümreye mahsus olabileceğini düşünüyorum. Yoksa bu, uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez.


hoaefendi demiski:

"Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.


hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.


hocaefendi demiski:

"Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır.

" İslam Dinini işitenler için necat varmı yokmu? Üstada göre yok..Diyalogculara göre umud var.." demissin...
hani nerede var?
Resmen " O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir..." diyor, "Efendimiz'i hiç duymayan..." diyor, "bir şahıs Müslüman olmuş..." diyor, "sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır..." diyor, "uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez..." diyor...DAHA NE DESIN???
Bu sözlerin neresi ehli-sünnete aykiri???

alanyali07
23-12-2011, 23:17
Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olanlar zaten ehli-kitab sayilmazlar,onlar mümindir.
yanlismi?



yanlış değil ama eksik..ehl-i kitap için "hepsi bir değildir" gibi ayetlerin ehl-i kitaptan iman edenler için olduğu tefsir edilmektedir..Muteber tefsirlere bakarsan daha iyi görebilirsin.. Cahid arkadaş yazmıştı tefsirlerden..

Ercan Tekin
23-12-2011, 23:23
Kurana ve Resulullaha(sav) iman etmiş olanlar zaten ehli-kitab sayilmazlar,onlar mümindir.
yanlismi?

Hristiyanların teslis anlayışları Peygamber efendimiz zamanından öncesine aittir. Buna rağmen Kuran-ı Kerim onlar için aynı ayetlerde ehl-i kitap tabirini kullanır. Bu nedenle teslis inancına sahip olanlar ehl-i kitaptır,kestikleri yenilir ve ehl-i kitap kadınla evlenmek de helaldir.

http://www.iftiralar.org/dinlerarasi-diyalog-faaliyetlerine-atilan-iftiralar/631-teslis-inancina-sahip-olan-hristiyanlar-ehl-i-kitap-midir.html



Resulüllah s.a.v Efendimiz zamanında Habeşistana hicret esnasında Resulüllah'ın s.a.v elçileri olan sahabeyle Hristiyan olan Necaşi arasında geçen konuşmalarda Necaşi ile söyleşilerinde ne geçmişti: ''Necâşî’: “Meryem oğlu İsa hakkında ne dersiniz?” sorusuna müslümanların sözcüsü sıfatıyla Ca’fer şu karşılığı verdi:

“Biz onun hakkında yalnızca Hz. Peygamber’in getirdiklerini söylüyoruz ki o da şudur: İsa, Allah’ın kulu ve Rasûlü’dür. O Allah’ın, hiç bir erkek elinin değmediği bakire Meryem’in rahmine ilkâ ettiği kelimesi ve ruhudur”. Bu sözlerden sonra Necâşî yerden bir çöp alarak

“Allah’a yemin ederim ki, sizin Meryem oğlu İsa hakkındaki sözlerinizde şu çöp kadar bile fazlalık veya eksiklik yoktur” dedi.
***
Demek ki ehl-i kitaptan teslis inancına sahip olmayan zümreler halen o zaman varmış değilmi?

Son.Fedai
23-12-2011, 23:32
Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm

Özet
Bu makalede bütün dinlerin aynı olduğunu ve her dinin aynı Allah tasavvuruna sahip olduğunu demek için, dinlerarası diyoloğa angaje olan bazı Müslüman bireylerin, cemaatlerin ve kurumların İslamın iman ilkelerini ve yerleşik İslami görüşleri değiştirmeye çalıştıklarını anlattık.

Prof.Dr. Mehmet BAYRAKDAR

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Felsefe ve Din Bilimleri
İslam Felsefesi Bölümü, ANKARA

Burada dinlerarası diyalog faaliyetlerine katılan ve bunları yürüten Türkiye’deki dini cemaatlerin, resmi kurumların, sivil toplum örgütlerinin ve kişisel temsilli katılımcıların diyalog sürecinde İslâm adına yaptıkları yorumlarını ve beyanlarını, genel bir isimlendirmeyle “Hıristiyanlaştırılan İslâm” dememek için “Başkalaştırılan İslam” adıyla tanıtmaya çalışacağız. Türkiye’de oluşmaya başlayan bu dinlerarası diyalogçu İslâm anlayışı, gerçekten sadece her hangi bir Müslümanın veya bir mezhebin İslâm anlayışına ters değil, bugün bizzat doğrudan İslâm’ın temel kaynağı olan Kur’an’a ve Sünnet’e aykırı duruma gelmiştir.


http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/53d20e16c5d956a.pdf

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 23:42
yanlış değil ama eksik..ehl-i kitap için "hepsi bir değildir" gibi ayetlerin ehl-i kitaptan iman edenler için olduğu tefsir edilmektedir..Muteber tefsirlere bakarsan daha iyi görebilirsin.. Cahid arkadaş yazmıştı tefsirlerden..

peki alanyali kardes,seni "diyalogcu" karsitlarinin en seviyelisi ve en ILIMLISI olarak kabul ettigim icin meseleye at gözlügü,kin ve nefret ile degilde objektiv ve önyargisiz bir sekidle yaklastigina inandigim icin birkac soru sormak istiyorum...
" ehl-i kitaptan iman edenler için olduğunu" söylemissin...
bende böyle biliyordum fakat asagdaki ayetleri görünce kafam karisdi...
Bu konuyu cemaatin görüsünü yansitma adina veya diyalog adina girmiyorum,sadece ögrenmek icin...

Öyleyse buna ne diyeceksin?

"Şüphe yok ki mü'minler ile yahudilerden ve nesara ile sabir taifesinden herhangi kimseler Allahu Teala'ya, ahiret gününe iman edip salih amellerde bulunmuş olurlarsa onlar için Rabb'leri indinde mükafatları vardır ve kendilerine asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Sure-i Bakara, Ayet 62)

1- Bu mübarek ayet bir İsa (Aleyhis-selam), Musa (Aleyhis-selam) zamanında onlara iman edenleri

2- Onların içinde kendi dininde olduğu halde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e ve onun yaptıklarına itiraz etmeyip yukarda yazdığımız gibi olanlar vardır.

veya buna:

"Ve şüphe yok ki ehli kitaptan öyleleride vardır ki, Allahu Teala'ya ve size indirilmiş olana ve kendilerine indirilmiş olanlara iman ederler. Allah için korkar bulunurlar Allahu Teala'nın ayetleri ile az bir bahayı satın almazlar. İşte onlar için Rableri nezdinde mükafatları vardır. Muhakkak Allahu Teala hesabını pek çabuk görendir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 199)

(Bizzat Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala şöyle buyuruyor) : Ehl-i kitaptan Allahu Tealaya sevilen hem kendilerine hem size indirilmiş olana iman ederler. Allah için korkarlar. Dünya menfaati karşılığında Allah'ın kitabını okumaz, almaz, satmaz ancak Allah için, ahiret için yaparlar. (Çünkü dünyalık için dünya menfaatı için olanın hepsi azdır. ayette az bir pahaya satmazlar dediği dünya malının hepsi azdır ahiret için olan çoktur.) Allahu Teala mahşerde onların mükafatlarını verecektir. (Allahu Teala'nın verdiği mükafat cennettir.)

Veya buna:

“Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, maruf ile emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allah'u Teala'ya iman ediyorsunuz. Eğer ehl-i kitapta iman etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan mü'min olanlar vardır, en çoğu ise fasık kimselerdir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 110)

Ehl-i kitaptan mü'min olanlarda vardır. Mü'minler cennete girer. Ehl-i kitabın çoğu ise fasık kimselerdir. Ehli kitaptan olan kafirlerin içinde de mü'minlerin olup cennete girebileceklerini söylüyor.

Veya buna:

“Onlar ki haksız yere ancak Rabbimiz Allah'tır demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer nasın bazılarını bazıları ile Allah'ın def etmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah'ın adı çok zikredilen mescidler elbetteki yıkılırdı ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki Allah elbette pek kuvvetlidir pek izzetlidir.” (Sure-i Hac, Ayet 40)

Manastırlar, kiliseler, havralar, mescidler bunların içinde Allahu Teala'yı zikr edip Allahu Teala'ya sevilenlerin olduğunu Kur'an-ı Kerim'de haber veriyor. Atasözü: «Kafire kafir demek doğru değildir.» Yani kafirlerin içinde kafir görünüp müslüman olanlarda vardır. Fatih İstanbul'u alacağı zaman Fatihe yardım eden « Ya Vedüd» ismine mazhar olan kilisedeki papaz meşhurdur. Fatih İstanbul'u alınca Ayasofya kilisesinin içinde araştırdı, bulamadı. Hocası Ak Şemseddin Hazretlerine sordu. O ölülere bakın onun sırtında nurla ya Vedüd yazılıdır. Ya Vedüd ismine mazhardır dedi, aradılar birisinin sırtında ya vedüd isminin Allah tarafından sırtına naks edildiğini gördüler. Bazı alimlere göre bu papazın müslüman olup gizli din taşıdığını söylerler.

Veya buna:

“Ve ehl-i kitap ile en ziyade güzel sûretten başkasıyle mücadele etmeyin. Onlardan zulm edenler ise müstesna ve deyiniz ki: Bize indirilmiş olana biz iman ettik ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir ve biz ancak ona teslim olmuş olanlarız.” (Sure-i Ankebut, Ayet 46)

Çünkü onlar Allah bir diyor. Biz de Allah bir diyoruz. Onlarda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanma var, ümmet olarak amel etme yok. Abdest, namaz, oruç vs.. en çok onlar cehennemde bunları yapmadıklarının cezası miktarınca yanar cennete gider. Cennet sekizdir. Bizim Peygamberimizin ümmeti

1- Firdevsi ala'da

2- Cenneti naimde olacak. Geriye altı cennet kalıyor. Sadece Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti bu altı cennete girse içinde kaybolurlar. Bunlar evvelki peygamberler zamanında olan ümmetlerdir.

Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in cennet ehli 120 saftır. Her safın uzunluğu bir at gidişiyle 100 senelik yoldur. Bunun 80 safı benim ümmetim 40 safı diğer peygamberlerin ümmetidir. (Sünen-i Tirmizî, Cild 4, Hadîs No: 2670)

Yine eski peygamberlere sağlığında iman edenler 40 saf değil bir safı bile dolduramaz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) benim ümmetimden 70bin kişi hesabsız, sualsiz cennete girer. Her birisi de cehennemde yanan yetmişbin kişiyi cehennemden kurtarır cennete girdirir. (Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadis No: 2554) İşte yetmişbin ile yetmişbin çarpılırsa o saflardan bir çok saf doldurur. Onlar Allah bir, sizin Allah'ınız bizim Allah'ımız birdir derler. Cehennemde Allah bir diyen ebedi kalmayacak. (Kütüb-i Sitte, Cild 14, Hadis No: 5091, Cild 2, Sayfa: 263)

NOT: Bu yorumlari kadiri tarikatinin bir sitesinden alintiladim:
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/bize-sorulan-sorular-ve-cevablari/109?etiket=%C3%B6yleleri
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/110

Ercan Tekin
23-12-2011, 23:43
Dinlerarası Diyalog ve Başkalaştırılan İslâm

Özet
Bu makalede bütün dinlerin aynı olduğunu ve her dinin aynı Allah tasavvuruna sahip olduğunu demek için, dinlerarası diyoloğa angaje olan bazı Müslüman bireylerin, cemaatlerin ve kurumların İslamın iman ilkelerini ve yerleşik İslami görüşleri değiştirmeye çalıştıklarını anlattık.

Prof.Dr. Mehmet BAYRAKDAR

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Felsefe ve Din Bilimleri
İslam Felsefesi Bölümü, ANKARA

Burada dinlerarası diyalog faaliyetlerine katılan ve bunları yürüten Türkiye’deki dini cemaatlerin, resmi kurumların, sivil toplum örgütlerinin ve kişisel temsilli katılımcıların diyalog sürecinde İslâm adına yaptıkları yorumlarını ve beyanlarını, genel bir isimlendirmeyle “Hıristiyanlaştırılan İslâm” dememek için “Başkalaştırılan İslam” adıyla tanıtmaya çalışacağız. Türkiye’de oluşmaya başlayan bu dinlerarası diyalogçu İslâm anlayışı, gerçekten sadece her hangi bir Müslümanın veya bir mezhebin İslâm anlayışına ters değil, bugün bizzat doğrudan İslâm’ın temel kaynağı olan Kur’an’a ve Sünnet’e aykırı duruma gelmiştir.


http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/53d20e16c5d956a.pdf

Gayet yerinde tespitler olmuş. Allah razı olsun. inşaallah diğer arkadaşalarımızda bu tehlikeyi anlarlar ve bu tehlikeye karşı onlarda Allah için mücadele ederler. Sonuçta imanımıza kasteden her fitneye karşı müslümanların birlik olması esastır.
Birbirimizi kırmadan incitmeden bu meseleleri görüşmemiz karşıt görüşlülerin nefis yapıp hakkı görsede inkarına sebep verebilir.
Bu yüzden hassas olmamız gerektiğininde altını çiziyorum.
Allah kime dilerse o hidayet bulur kime dilemezse o hidayet bulamaz. Bizim vazifemiz hakkı bildiğimiz kadarıyla anlatmak gerisi Allah'ın takdiridir.
ves'selam

Son.Fedai
23-12-2011, 23:45
Okurlarsa öğrenecekler neyin ne olduğunu ama hakaretten fırsat bulamıyorlar

Yeni-OSMANLI
23-12-2011, 23:49
[SIZE=3][B]

Prof.Dr. Mehmet BAYRAKDAR

http://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/53d20e16c5d956a.pdf
sözde "diyalog karsitlari" nin iftira ve carpitmalarini gördükce artik kimseye güvenim kalmadi.

Yinede kitabi yükledim ve inceleme niyetiyle arsivledim.

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 00:01
Resulüllah s.a.v Efendimiz zamanında Habeşistana hicret esnasında Resulüllah'ın s.a.v elçileri olan sahabeyle Hristiyan olan Necaşi arasında geçen konuşmalarda Necaşi ile söyleşilerinde ne geçmişti: ''Necâşî’: “Meryem oğlu İsa hakkında ne dersiniz?” sorusuna müslümanların sözcüsü sıfatıyla Ca’fer şu karşılığı verdi:

“Biz onun hakkında yalnızca Hz. Peygamber’in getirdiklerini söylüyoruz ki o da şudur: İsa, Allah’ın kulu ve Rasûlü’dür. O Allah’ın, hiç bir erkek elinin değmediği bakire Meryem’in rahmine ilkâ ettiği kelimesi ve ruhudur”. Bu sözlerden sonra Necâşî yerden bir çöp alarak

“Allah’a yemin ederim ki, sizin Meryem oğlu İsa hakkındaki sözlerinizde şu çöp kadar bile fazlalık veya eksiklik yoktur” dedi.
***
Demek ki ehl-i kitaptan teslis inancına sahip olmayan zümreler halen o zaman varmış değilmi?

tamam kabul,aksini iddia eden yok.Fethullah gülen hocanin kimlere merhamet nazariyla bakilmali dedigini anladiniz degilmi?
(Allahi birleyenlere...)
'Allah birdir' diyenler, Hz.Muhammedin(SAV) peygamberliğini şimdilik kabul etmeseler bile, Hz.İsa (AS) 'nın Allahın oğlu değil, Allahın bir Resulu olduğunu kabul etmiş olacaklardan (teslis inancından vazgeçmiş olacaklarında dolayı) , buna bir geçiş dönemi nazarı noktasında merhametle bakılmalı. Niye? Çünkü, umuyoruzki, bu vesile ile Efendimiz (SAV) 'i kabul etmeleri daha kolay olur!
http://iftiralar.blogcu.com/muhammed-allahin-resuludur-hukmune-gerek-yok-iftirasi/9044604

fakat bu söz dahi onlarin hak oldugu veya cennete girecegi anlamina gelmedigine ve hangi sebebden dolayi böyle düsündügüne dair görüsünüde ekledik gördünüz degilmi?
(teblig icin...)
"'Hz. İsa (a.s) ’nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s) ’in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır. Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz’in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz’in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır"
(Fasıldan Fasıla -3 isimli eserinde 'Bir demet Sosyal Mesele'"

teslis inancina sahib olanlar hakkindaki görüsünü anladiniz degilmi?
(Bunlara BATIL diyor...)
"Hıristiyanlık Hak bir din idi ve elinde Allah'tan gelme hak bir kitap vardı. Fakat zamanla bir anlamda muvazene bozuldu. Yaratıcı Allah'tır dedikleri halde,Hz. Mesih'e de ulûhiyet isnat etmeye durdular. Allah "Göklerin ve yerin yaratıcısı,ezeli ve ebedi Hâlıktır." dedikleri halde Hz. Meryem'i -hâşâ- Allah'ın hanımı gibi gösterdiler ve Hz. Mesih'e Allah'ın oğlu deyiverdiler. Bütün bunlar tevhitte muvazeneyi bozma manasına geliyordu."
Fethullah Gülen
http://tr.fgulen.com/content/view/18663/18/

Ercan Tekin
24-12-2011, 08:23
YOsmanlı şimdi F.Gülen'in diyalog toplantılarında bir araya geldikleri Hristiyanlar teslis inancına sahip değillermi onumu demek istiyorsun?

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 08:59
YOsmanlı şimdi F.Gülen'in diyalog toplantılarında bir araya geldikleri Hristiyanlar teslis inancına sahip değillermi onumu demek istiyorsun?

olanda var,olmayanda var...
Teslis inancina sahib olanlardaki ilk amac Allahi birlemeleridir,Allahi birleyenlerdeki amacda Peygamber efendimizi kabul etmelerini saglamak...
Mesela marowitch gibilerinde yok,daha baskalarida var,teslis inancina sahib olmayan hristiyan mezheblerde var.

Diyalogun tek amaci teblig ortamini saglamak degildir,ayni zamanda baris ortamini saglayip müslümanlara güc dengesini kurabilmeleri icin zaman kazandirmaktir,önyargilarin,korkularin önüne gecip serlerinden emin olmaktir.

Onlarla masaya oturanlar sadece Fethullah Gülen cemaati degildir.benim görebildigim kadariyla sizin "diyalogcu" dediginiz kesimin icinde gülen cemaati azinlik durumda,asil diyalogcular diyanettedir,ayrica milli-görüse bagli olan yüzlerce camidede her yil diyalog yapilmaktadir,senin tabirinle bunlarla masaya oturulmaktadir,bunlari neden görmezsinizde sürekli siyonistlerin türkiye kolu olan ergenekon misali cetelerin kiskirtmalarina
Diyalog=cemaat kandirmacasina alet olursunuz?

alanyali07
24-12-2011, 09:30
peki alanyali kardes,seni "diyalogcu" karsitlarinin en seviyelisi ve en ILIMLISI olarak kabul ettigim icin meseleye at gözlügü,kin ve nefret ile degilde objektiv ve önyargisiz bir sekidle yaklastigina inandigim icin birkac soru sormak istiyorum...
" ehl-i kitaptan iman edenler için olduğunu" söylemissin...
bende böyle biliyordum fakat asagdaki ayetleri görünce kafam karisdi...
Bu konuyu cemaatin görüsünü yansitma adina veya diyalog adina girmiyorum,sadece ögrenmek icin...

Öyleyse buna ne diyeceksin?

"Şüphe yok ki mü'minler ile yahudilerden ve nesara ile sabir taifesinden herhangi kimseler Allahu Teala'ya, ahiret gününe iman edip salih amellerde bulunmuş olurlarsa onlar için Rabb'leri indinde mükafatları vardır ve kendilerine asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Sure-i Bakara, Ayet 62)

1- Bu mübarek ayet bir İsa (Aleyhis-selam), Musa (Aleyhis-selam) zamanında onlara iman edenleri

2- Onların içinde kendi dininde olduğu halde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e ve onun yaptıklarına itiraz etmeyip yukarda yazdığımız gibi olanlar vardır.

veya buna:

"Ve şüphe yok ki ehli kitaptan öyleleride vardır ki, Allahu Teala'ya ve size indirilmiş olana ve kendilerine indirilmiş olanlara iman ederler. Allah için korkar bulunurlar Allahu Teala'nın ayetleri ile az bir bahayı satın almazlar. İşte onlar için Rableri nezdinde mükafatları vardır. Muhakkak Allahu Teala hesabını pek çabuk görendir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 199)

(Bizzat Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala şöyle buyuruyor) : Ehl-i kitaptan Allahu Tealaya sevilen hem kendilerine hem size indirilmiş olana iman ederler. Allah için korkarlar. Dünya menfaati karşılığında Allah'ın kitabını okumaz, almaz, satmaz ancak Allah için, ahiret için yaparlar. (Çünkü dünyalık için dünya menfaatı için olanın hepsi azdır. ayette az bir pahaya satmazlar dediği dünya malının hepsi azdır ahiret için olan çoktur.) Allahu Teala mahşerde onların mükafatlarını verecektir. (Allahu Teala'nın verdiği mükafat cennettir.)

Veya buna:

“Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, maruf ile emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allah'u Teala'ya iman ediyorsunuz. Eğer ehl-i kitapta iman etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan mü'min olanlar vardır, en çoğu ise fasık kimselerdir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 110)

Ehl-i kitaptan mü'min olanlarda vardır. Mü'minler cennete girer. Ehl-i kitabın çoğu ise fasık kimselerdir. Ehli kitaptan olan kafirlerin içinde de mü'minlerin olup cennete girebileceklerini söylüyor.

Veya buna:

“Onlar ki haksız yere ancak Rabbimiz Allah'tır demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer nasın bazılarını bazıları ile Allah'ın def etmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah'ın adı çok zikredilen mescidler elbetteki yıkılırdı ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki Allah elbette pek kuvvetlidir pek izzetlidir.” (Sure-i Hac, Ayet 40)

Manastırlar, kiliseler, havralar, mescidler bunların içinde Allahu Teala'yı zikr edip Allahu Teala'ya sevilenlerin olduğunu Kur'an-ı Kerim'de haber veriyor. Atasözü: «Kafire kafir demek doğru değildir.» Yani kafirlerin içinde kafir görünüp müslüman olanlarda vardır. Fatih İstanbul'u alacağı zaman Fatihe yardım eden « Ya Vedüd» ismine mazhar olan kilisedeki papaz meşhurdur. Fatih İstanbul'u alınca Ayasofya kilisesinin içinde araştırdı, bulamadı. Hocası Ak Şemseddin Hazretlerine sordu. O ölülere bakın onun sırtında nurla ya Vedüd yazılıdır. Ya Vedüd ismine mazhardır dedi, aradılar birisinin sırtında ya vedüd isminin Allah tarafından sırtına naks edildiğini gördüler. Bazı alimlere göre bu papazın müslüman olup gizli din taşıdığını söylerler.

Veya buna:

“Ve ehl-i kitap ile en ziyade güzel sûretten başkasıyle mücadele etmeyin. Onlardan zulm edenler ise müstesna ve deyiniz ki: Bize indirilmiş olana biz iman ettik ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir ve biz ancak ona teslim olmuş olanlarız.” (Sure-i Ankebut, Ayet 46)

Çünkü onlar Allah bir diyor. Biz de Allah bir diyoruz. Onlarda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanma var, ümmet olarak amel etme yok. Abdest, namaz, oruç vs.. en çok onlar cehennemde bunları yapmadıklarının cezası miktarınca yanar cennete gider. Cennet sekizdir. Bizim Peygamberimizin ümmeti

1- Firdevsi ala'da

2- Cenneti naimde olacak. Geriye altı cennet kalıyor. Sadece Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti bu altı cennete girse içinde kaybolurlar. Bunlar evvelki peygamberler zamanında olan ümmetlerdir.

Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in cennet ehli 120 saftır. Her safın uzunluğu bir at gidişiyle 100 senelik yoldur. Bunun 80 safı benim ümmetim 40 safı diğer peygamberlerin ümmetidir. (Sünen-i Tirmizî, Cild 4, Hadîs No: 2670)

Yine eski peygamberlere sağlığında iman edenler 40 saf değil bir safı bile dolduramaz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) benim ümmetimden 70bin kişi hesabsız, sualsiz cennete girer. Her birisi de cehennemde yanan yetmişbin kişiyi cehennemden kurtarır cennete girdirir. (Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadis No: 2554) İşte yetmişbin ile yetmişbin çarpılırsa o saflardan bir çok saf doldurur. Onlar Allah bir, sizin Allah'ınız bizim Allah'ımız birdir derler. Cehennemde Allah bir diyen ebedi kalmayacak. (Kütüb-i Sitte, Cild 14, Hadis No: 5091, Cild 2, Sayfa: 263)

NOT: Bu yorumlari kadiri tarikatinin bir sitesinden alintiladim:
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/bize-sorulan-sorular-ve-cevablari/109?etiket=%C3%B6yleleri
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/110

kardeşim evvela şunu diyeyim ,ben diyalogçu karşıtı değilim, ,ama gördüğüm bu itikadi yanlışlıkları karşıtıyım...
ayrıca kadiri tarikatı sitesinden aldığın bilgiler Galibilerin söylediği şeylere çok benziyor..hani derlerya her sakallıyı hacı sanma diye, her kadiriyim diyeni hakiki ehl-i sünnet itikadında sanıp da güvenme bence..Mesela Galibilerde kendilerini kadiri rufai olarak tanıtırlar..
onlar da aynı bu ayetleri ele alıp bakın illaki "Muhammedi" olmak şart değil derler..bu tamamen bi batıl itikad..meallerden cımbızla ayetleri seçip "bakın işte böyle" diyorlar..halbuki o ayetlerin önünde arkasında kesinlikle Kurana iman edilmesini emreden ayetler var..fakat bunları kesip sadece o mücmelo ayeti bozuk manaya hamletmek istiyorlar..
ve ayrıca sözkonusu ayetlerin tefsirleri muteber tefsirlerde yer alıyor ve senin aktardığın şekilde bi tefsir yok..yani kendi dinlerinde kalma gibi bir seçenek orada yok.."bizi itiraz etmiyoruz ama kendi dinimizde kalıcaz" gibi bir tefsir asla yok..bunlar son yüzyılda ortaya çıkan İslam düşmanlarının bir fitnesi,malesef birkaç hocada bunlara alet oluyor..
istersen bi fahrettin razi tefsirine bak göreceksin..

Hikem
24-12-2011, 09:44
peki alanyali kardes,seni "diyalogcu" karsitlarinin en seviyelisi ve en ILIMLISI olarak kabul ettigim icin meseleye at gözlügü,kin ve nefret ile degilde objektiv ve önyargisiz bir sekidle yaklastigina inandigim icin birkac soru sormak istiyorum...
" ehl-i kitaptan iman edenler için olduğunu" söylemissin...
bende böyle biliyordum fakat asagdaki ayetleri görünce kafam karisdi...
Bu konuyu cemaatin görüsünü yansitma adina veya diyalog adina girmiyorum,sadece ögrenmek icin...

Öyleyse buna ne diyeceksin?

"Şüphe yok ki mü'minler ile yahudilerden ve nesara ile sabir taifesinden herhangi kimseler Allahu Teala'ya, ahiret gününe iman edip salih amellerde bulunmuş olurlarsa onlar için Rabb'leri indinde mükafatları vardır ve kendilerine asla korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Sure-i Bakara, Ayet 62)

1- Bu mübarek ayet bir İsa (Aleyhis-selam), Musa (Aleyhis-selam) zamanında onlara iman edenleri

2- Onların içinde kendi dininde olduğu halde Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e ve onun yaptıklarına itiraz etmeyip yukarda yazdığımız gibi olanlar vardır.

veya buna:

"Ve şüphe yok ki ehli kitaptan öyleleride vardır ki, Allahu Teala'ya ve size indirilmiş olana ve kendilerine indirilmiş olanlara iman ederler. Allah için korkar bulunurlar Allahu Teala'nın ayetleri ile az bir bahayı satın almazlar. İşte onlar için Rableri nezdinde mükafatları vardır. Muhakkak Allahu Teala hesabını pek çabuk görendir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 199)

(Bizzat Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala şöyle buyuruyor) : Ehl-i kitaptan Allahu Tealaya sevilen hem kendilerine hem size indirilmiş olana iman ederler. Allah için korkarlar. Dünya menfaati karşılığında Allah'ın kitabını okumaz, almaz, satmaz ancak Allah için, ahiret için yaparlar. (Çünkü dünyalık için dünya menfaatı için olanın hepsi azdır. ayette az bir pahaya satmazlar dediği dünya malının hepsi azdır ahiret için olan çoktur.) Allahu Teala mahşerde onların mükafatlarını verecektir. (Allahu Teala'nın verdiği mükafat cennettir.)

Veya buna:

“Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz, maruf ile emredersiniz, münkerden nehy eylersiniz ve Allah'u Teala'ya iman ediyorsunuz. Eğer ehl-i kitapta iman etselerdi elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan mü'min olanlar vardır, en çoğu ise fasık kimselerdir.” (Sure-i A'li İmran, Ayet 110)

Ehl-i kitaptan mü'min olanlarda vardır. Mü'minler cennete girer. Ehl-i kitabın çoğu ise fasık kimselerdir. Ehli kitaptan olan kafirlerin içinde de mü'minlerin olup cennete girebileceklerini söylüyor.

Veya buna:

“Onlar ki haksız yere ancak Rabbimiz Allah'tır demelerinden dolayı yurtlarından çıkarıldılar. Eğer nasın bazılarını bazıları ile Allah'ın def etmesi olmasa idi manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah'ın adı çok zikredilen mescidler elbetteki yıkılırdı ve elbette ki Allah kendi dinine yardım edenlere yardım eder. Şüphe yok ki Allah elbette pek kuvvetlidir pek izzetlidir.” (Sure-i Hac, Ayet 40)

Manastırlar, kiliseler, havralar, mescidler bunların içinde Allahu Teala'yı zikr edip Allahu Teala'ya sevilenlerin olduğunu Kur'an-ı Kerim'de haber veriyor. Atasözü: «Kafire kafir demek doğru değildir.» Yani kafirlerin içinde kafir görünüp müslüman olanlarda vardır. Fatih İstanbul'u alacağı zaman Fatihe yardım eden « Ya Vedüd» ismine mazhar olan kilisedeki papaz meşhurdur. Fatih İstanbul'u alınca Ayasofya kilisesinin içinde araştırdı, bulamadı. Hocası Ak Şemseddin Hazretlerine sordu. O ölülere bakın onun sırtında nurla ya Vedüd yazılıdır. Ya Vedüd ismine mazhardır dedi, aradılar birisinin sırtında ya vedüd isminin Allah tarafından sırtına naks edildiğini gördüler. Bazı alimlere göre bu papazın müslüman olup gizli din taşıdığını söylerler.

Veya buna:

“Ve ehl-i kitap ile en ziyade güzel sûretten başkasıyle mücadele etmeyin. Onlardan zulm edenler ise müstesna ve deyiniz ki: Bize indirilmiş olana biz iman ettik ve bizim ilahımız ile sizin ilahınız birdir ve biz ancak ona teslim olmuş olanlarız.” (Sure-i Ankebut, Ayet 46)

Çünkü onlar Allah bir diyor. Biz de Allah bir diyoruz. Onlarda Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'e inanma var, ümmet olarak amel etme yok. Abdest, namaz, oruç vs.. en çok onlar cehennemde bunları yapmadıklarının cezası miktarınca yanar cennete gider. Cennet sekizdir. Bizim Peygamberimizin ümmeti

1- Firdevsi ala'da

2- Cenneti naimde olacak. Geriye altı cennet kalıyor. Sadece Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in ümmeti bu altı cennete girse içinde kaybolurlar. Bunlar evvelki peygamberler zamanında olan ümmetlerdir.

Yine Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem)'in cennet ehli 120 saftır. Her safın uzunluğu bir at gidişiyle 100 senelik yoldur. Bunun 80 safı benim ümmetim 40 safı diğer peygamberlerin ümmetidir. (Sünen-i Tirmizî, Cild 4, Hadîs No: 2670)

Yine eski peygamberlere sağlığında iman edenler 40 saf değil bir safı bile dolduramaz. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) benim ümmetimden 70bin kişi hesabsız, sualsiz cennete girer. Her birisi de cehennemde yanan yetmişbin kişiyi cehennemden kurtarır cennete girdirir. (Sünen-i Tirmizi, Cild 4, Hadis No: 2554) İşte yetmişbin ile yetmişbin çarpılırsa o saflardan bir çok saf doldurur. Onlar Allah bir, sizin Allah'ınız bizim Allah'ımız birdir derler. Cehennemde Allah bir diyen ebedi kalmayacak. (Kütüb-i Sitte, Cild 14, Hadis No: 5091, Cild 2, Sayfa: 263)

NOT: Bu yorumlari kadiri tarikatinin bir sitesinden alintiladim:
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/bize-sorulan-sorular-ve-cevablari/109?etiket=%C3%B6yleleri
http://www.kadiritarikati.com/haki-payi-fahri-alem-mustafa-1/110


Y Osmanlı bu nakleddiğin ayetlerin tefsirlerine bakıldığında şu hususlar açık olarak görülür..Kur'anda Ehli Kitabı öven bazı ayetlerde(ki yukarıda var) şu iki durum söz konusudur: 1: Ya bu ehli kitabın aynı dönemde yaşadıkları Peygamberlerine iman ve ittiba eden ehli kitab oldukları,2) yada Hazreti Peygamber dönemeinde yaşayıp, Resule ittiba eden ler oldukları anlaşılır..İstersen tefsirler bak yada aliimran suresi 64. ayetinin açıklmasına yönelik yazılan ''Rumuzul Kur'an 4. seri ve senin yukarıda mealini yazdığın Bakara 62. ayetin açıklmasına yönelik yazılan aynı serinin Rumuzul Kur'an 5'e bak..İstersen Elmalı merhuma bak...Hangisine bakarsan bak mezkur hıristiyan ve yahudilerden iman edenlerden kasdın yukarıda yazdığımız iki şıktan oldukları yazılıdır..Alanyali dostumuzda sanıyorum bir mesajında kısaca yazmıştı galiba..

İmam Eşarinin ictihadını bahene edip, şimdiki ''ehli kitabın necatında umud olabilir, şeytan dahi umuda kapılacak, böyle alicenab bir yaratıcının karşısında cimrilik etmeyin, haddinizi bilin '' diyen diyalogcu hocalar maalesef kendileri haddlerini aşmışlardır...Siz onların söylediklerine değil, ehli sünnetin muhakik ulemasının söylediklerine ittiba edin..Mesela sizin tanıdığınızı söylediğiniz allame şeyh İsmail Çetin hocamızın muhalled eseri olan ve kanatimce sahasında aşılamamış olan bir şahaser olan ''Ehli Sünnetin Nazarı'' isimli eser sizde varsa ilgili kısımları okuyun yoksa almanızı tavsiye ederim...Anladığım kadarıyla diyalogcuları savunmamız bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor..

Hikem
24-12-2011, 10:03
Bakara Sûresinin 62. Âyet-i Kerîmesinin Tahlil ve Tefsiri







 

İlk olarak şunu beyan edelim ki: Bakara Sûresinin 62. âyet-i kerimesi olan:







Şüphesiz o kimseler ki îmân etmiştirler, bir de o kimseler ki Yahudi olmuşturlar, ayrıca Hristiyanlar ve Sâbiîler; her kim Allâh’a ve o son güne inanmış, sâlih bir amel de işlemişse; onlar için Rableri nezdinde ecirleri vardır.

Onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”




Âyet-i celîlesini tefsir eden müfessirlerin hiçbiri, bu âyet-i celilde geçen Yahudi ve Hristiyanlardan, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in zamanına yetişmiş olduğu halde ona inanıp tâbi olmayan kimselerin kastedildiğini söylememiştir.

Burada bütün müfessirlerin görüşlerini birer birer nakledemeyeceğimize göre, geçmiş tüm müfessirlerin görüşleri arasında Ehl-i Sünnet’e göre muhâkeme yapılabilecek ilmî seviyede bulunması hasebiyle Hâtimetü’l-müfessirîn (müfessirlerin sonuncusu) lakabını hakkıyla taşıyan Alusî (Rahimehullah)’





ın bu âyet-i kerimenin tefsirinde naklettiği şu iki görüşü nakledelim:

Birinci görüş:
Bu âyet-i kerimede ilk olarak zikredilen “Îmân etmiş olan kimseler” tabiriyle münâfıklar kastedilmiştir. Nitekim Süfyan-i Sevrî (Rahimehullah)’dan nakledildiğine göre :

“Bunlar sadece dilleriyle inandıklarını açıklayan, fakat kalplerinde îman taşımayan münafıklardır, zÎrâ kâfirler sırasında zikredilmişlerdir.”

Onların “Münafık” unvanıyla değil de, mümin olarak anılmaları şunu ifade etmektedir ki, kalpte tasdik olmadan sadece dille ikrarda bulunmak, görünüşte îmân sayılırsa da âhirette onlara hiçbir fayda vermeyecek ve onları kâfirlik felâketinden asla kurtaramayacaktır.

Âyet-i kerimede geçen “Yahudiler” ve “Hristiyanlar” ise, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e kavuştukları halde ona îmân etmemiş ve tâbî olmamış Ehli Kitab kâfirleridir.

İmam-ı A’zam
(Radıyallâhu Anh)’a göre; Sâbie fırkası Ehli Kitab’tan sayılmaktaysa da Ebû Bekr er-Râzî (Rahimehullâh) gibi birçok âlime göre bu fırka Ehli Kitab değildir.

Bu görüşe göre âyet-i kerîme:







Şüphesiz o
(münafık) kimseler ki (sadece dilleriyle) iman etmiştirler, bir de o kimseler ki Yahudi(likte sabit) olmuşturlar (da sonraki peygamberlere inanmamıştırlar), ayrıca (Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e ve Kur’ân’a inanmamış olan) Hristiyanlar ve (yıldızlara tapan) Sâbiîler; (işte bunların içerisinden) her kim (tevbe eder de, İslâm’a girerek) Allâh’a ve (inanılmasını şart koştuğu diğer îman şartlarına, özellikle de) o son güne inanır, (Kur’ân’ın beyanına göre hareket ederek) salih bir amel de işlerse; onlar için Rableri nezdinde (kendilerine ait) ecirleri vardır.

(Kâfirler korkuya düştüğünde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (günahkârlar, kaçırdıkları mükâfatlara üzülecekleri zaman) ancak onlar mahzun olmayacaklardır.” Şeklinde tefsir edilmiştir.

Bu mânâya göre; Allâh-u Te’âlâ’nın bu âyet-i kerîmede anlatmak istediği husus, münafık olsun, Ehli Kitab olsun, ya da Sâbie gibi yıldızlara tapan müşrik fırkalar olsun, bunlardan her kim Allâh’a ve âhiret gününe muteber bir îman ile inanır da, sonra sâlih amelde bulunursa onların korkudan ve üzüntüden vâreste kalacaklarıdır.

İkinci görüş:
Âyet-i kerimede geçen ”Îmân etmiş kimseler”den maksat, geçmiş peygamberlere îmân edenlerdir.

Bu görüşe göre “Yahudi ve Hristiyanlar’dan maksat, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’den önce ona inanıp yolunu gözlemiş fakat kendisine yetişememiş olan yahut yetişip îmân edebilen kimselerdir.

Nitekim İmâm-ı Süddî (Radıyallâhu Anh)’dan nakledildiğine göre: “Bunlar Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in gönderilmesini bekleyen Necâşi ve arkadaşları ile, Veraka ibni Nevfel, Buhayrâ, Kuss İbni Sâ’ide ve Ebû Zerr gibilerdir.”

İbni Abbâs
(Radıyallâhu Anhhümâ)’dan rivâyet edilene göre ise: “Bunlar Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gönderilmeden evvel Îsa (Aleyhisselam)’a inanmış kişilerdir.”

İmâm-ı Mücâhid
(Radıyallâhu Anh)’a göre ise bunlar Selmân-ı Fârisi (Radıyallâhu Anh)’





ın adamlarıdır. Nitekim İmân-ı Mücâhid (Radıyallâhu Anh)’ın, Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh)’dan rivâyetine göre; Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh) onların haberlerini Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e anlatınca Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ilk başta ona:

“Onlar ateştedir.”
Buyurmuş, bunun üzerine yeryüzü Selmân-ı Fârisî’ye karanlık gelmiş, işte o zaman bu âyet-i celîle inince Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh):

“Sanki sırtımdan bir dağ kaldırıldı.” Demiştir. (Vâhidî, sh:a5, a6; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensur: 1/389)

Bu kıssanın tafsilatını nakleden İbni Cerîr ve İbni Ebî Hâtim’in, Süddî (Rahimehullah)’dan rivayetlerine göre:

Bu âyet-i Celîle Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu Anh)’





ın adamları hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki Selmân (Radıyallâhu Anh) Nîsabur ordusunun eşrafından biriydi. Kralın oğlu samimi dostuydu, hiç biri diğerine sormadan hiçbir şeye karar vermezdi ve ikisi beraber ava giderlerdi.

Bir kere avlanırken karşılarına çadırdan bir ev çıktı. O eve girdiklerinde, önüne Mushafı koymuş okuyup ağlayan biriyle karşılaştılar.

Onlar ona: “Bu okuduğun nedir?” diye sorunca o : “Bunu öğrenmek isteyen sizin gibi at üzerinde durmaz. Eğer bu kitapta bulunanları öğrenmek istiyorsanız inin de size öğreteyim” dedi. Onlar da hemen indiler. Bunun üzerine o zat kendilerine:

“Bu, Allâh tarafından gelmiş bir kitaptır. Bu kitabında O, Kendisine itaat edilmesini emretmiş, isyan edilmesini nehyetmiştir. Bu kitapta, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, haksız yere insanların mallarını almamak gibi hükümler beyan edilmektedir.” Dedi ve onlara o kitapta olan diğer meseleleri beyan etti ki o kitap Allâh-u Te’âlâ’nın Îsâ (Aleyhisselam)’a indirdiği İncil kitabıydı.

O zatın sözleri bunlara çok tesir etti ve hemen tövbe edip İslâm’a girdiler. O zaman o zat onlara: “





Şüphesiz sizin kavminizin kestiğini yemek size haramdır.” Dedi. Böylece onlar o zatın yanına gelip giderek ondan dînî meseleleri öğrenmeye devam ediyorlardı.

Derken kralın bayram günü geline yemek ziyafeti hazırladı ve bütün insanları bâhusus eşrafı topladı. Oğluna da haber göndererek insanlarla yemek yemeğe iştirak etmesini istedi. Delikanlı davete icabet etmeyerek: “Ben çok meşgulüm, sen adamlarınla beraber ye” dediyse de kral bir çok elçiler göndererek ısrar edince, oğlu onların yemeğinden yemeyeceğini kendilerine haber verdi.

Bunun üzerine kral oğluna haber göndererek onu yanına çağırttı ve ona: “Senin bu yaptığın nedir?” dedi. O da : “Biz sizin kestiklerinizi yiyemeyiz, çünkü siz kâfirlersiniz, kestikleriniz bize helâl olmaz.” Dedi.

Kral: “Bunu sana kim emretti.” Deyince o bunu kendisine o rahibin emrettiğini söyledi. Bunun üzerine kral rahibi çağırarak: “Oğlum ne diyor?” dedi.

O da: “Oğlun doğru söylüyor.” Deyince kral ona: “Eğer kan dökmek bizce büyük bir suç sayılmasaydı elbette seni öldürürdüm, lâkin bizim topraklarımızdan çık!” dedi ve ona bir süre tayin etti.

Selmân-ı Fârisî
(Radıyallâhu Anh) sözlerine şöyle devam etti: biz ona ağlamaya başladık. O da bize:

“Eğer siz sâdıksanız, biz altmış kişiyiz. Musul’da bir mâbedde Allâh’a ibadet etmekteyiz, siz de oraya gelin.” Dedi ve o rahip çıktı gitti, böylece Selman ile kralın oğlu kalakaldı. Selmân ona: “Haydi gidelim.” Deyince o: “Olur.” Dedi ve hazırlık yapmak üzere eşyalarını satmaya başladı.

Kralın oğlu gecikince Selman tek başına yola çıktı ve o mabede gelerek yöneticisinin yanında konakladı. O mâbedin adamları rahiplerin en üstünlerindendiler. Kısa zamanda onlara ayak uyduran Selman onlarla beraber son derece ibadet ediyor ve kendini yoruyordu.

Bunun üzerine o şeyh efendi ona: “Sen henüz gençsin, gücünün yetmeyeceği kadar ibadet yapmaya çalışıyorsun.

Ben senin yorularak ibadetlerinden âciz (güçsüz) kalmandan korkuyorum, kendine acı ve nefsine kolaylık göster.” Dedi.

Selman
ona: “Söyler misin, senin bana emrettiğin mi üstün yoksa benim yaptığım mı?” dediğinde o: “Senin yaptığın daha üstün.” Dedi. Selman da ona: “O hâlde beni serbest bırak, istediğimi yapayım.” Dedi.

Sonra mâbedin yöneticisi onu çağırarak: “Biliyor musun bu mâbed benim, buraya insanların en lâyıkı benim, istesem içinde bulunanların hepsini buradan çıkarırım. Lâkin ibâdette onlardan zayıfım, ben bu mâbedden ayrılmayı ve buradakilerden daha az ibâdet edenlerin bulunduğu başka bir mabede göçmeyi düşünüyorum. Sen burada durmak istiyorsan dur, benle gelmek istiyorsan da yanımda gel!” dedi.

Selman
ona: “Hangi mâbedin ehli daha üstün.” Diye sorunca o: “Bu mâbedin ehli daha efdal” dedi. Selman da:

“O zaman ben burada kalayım.” Dedi ve kaldı. Mâbedin sahibi (oradan ayrılırken Selman’





ın onlarla beraber ibâdet etmesi hususnda)mâbedn âlimine tavsiyelerde bulundu.

Böylece Selman da onlarla birlikte ibâdete devam etti.

Sonra bu âlim şeyh efeni Beyt-i Mukaddes’e gitmek istiyorum benimle gelmek istiyorsan gel, burada durmak istersen dur.” Dedi.

Selman
: “Hangisi daha üstün?” deyince o: “Tabii ki benimle gelmen.” Dedi. Selman da onunla beraber yola çıktı.

Giderlerken yola atılmış bir kötürüme rastladılar. O bunları görünce: “Ey rahiplerin efendisi! Bana acı, Allâh da sana acısın. Dedi. O şeyh efendi onunla hiç konuşmadı ve tarafına bakmadı, böylece yollarına devam ederek Beyt-i Mukaddes’e geldiler.

Şeyh efendi Selman’a: “Ç





ık, ilim talep et. Çünkü yeryüzünün bütün âlimleri bu mescide gelirler.” Dedi. Selman da âlimlerin sohbetlerini dinlemek üzere şeyh efendinin yanından ayrıldı, bir gün üzüntülü bir hâlde şeyh efendinin yanına döndü.

Şeyh efendi ona: “Ey Selman! Sana ne oldu?” dedi.

Selman
: “Bizden önce geçen peygamberler ve adamları bütün hayırları alıp gitmişler, yani bize bir şey bırakmamışlar.” Dedi.

Bunun üzerine şeyh efendi ona: “Üzülme çünkü bir peygamber daha kaldı ki hiçbir peygamberin tâbileri ona uyanlardan daha üstün olamayacaklar, işte bu zaman onun çıkacağı zamandır. Ben ona kavuşacağımı zannetmiyorum ama sen gençsin belki ona kavuşursun. O Arap topraklarında çıkacaktır. Eğer ona kavuşursan, ona iman et ve uy!” dedi.

Selman
ona: “Bana onun alâmetlerinden bir şey söyle” dedi. O da: “Peki söyleyeyim: onun sırtında nübüvvet (peygamberlik) mührü bulunmaktadır ve o hediye alır, sadaka almaz” dedi. Sonra dönerlerken o kötürümün yanına uğradılar. O yine onlara: “Ey rahiplerin efendisi!

 

Bana acı, Allâh da sana acısın” dedi. Şeyh efendi merkebini ona doğru döndürdü ve elin den tutarak onu kaldırdı, tekrar yere vurdu. Sonra ona dua ederek: “Allâh’





ın izniyle kalk.” Dedi o da sapa sağlam kuvvetli bir şekilde ayağa kalktı. Selman hayretler içinde o adama bakarken o rahip yürüyüp gitti ve Selman farkında olmadan kayboldu.

Sonra Selman telâşa kapılarak rahibi aramaya başladı. O sırada Araplardan kelb kabilesinin iki adamına rastladı ve onlara: “Rahibi gördünüz mü?” diye sordu.

Onlar birbirlerine işaret ederek: “Bundan iyi deve çobanı olur” dediler ve birisi bineğini çökerterek: “Evet gördük” dedi ve böylece onu kandırıp yanına alarak Medine’ye götürdü.

Selman
bu hususta şöyle demiştir: “Rahibin kaybolmasından dolayı bana öyle bir hüzün ve keder isabet etti ki, o zamana kadar onun bir benzeri başıma gelmemişti.”

Sonra Cüheyne kabilesinden bir kadın onu satın aldı ve Selman kadının diğer kölesiyle beraber bir gün o, bir gün bu, nöbetleşe koyunlarını otlatmaya başladı.

Bu arada Selman para biriktirerek Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in çıkmasını bekliyordu. Bir gün yine koyunlarını otlatırken arkadaşı gelerek:

“Duydun mu, bu gün Medîne’ye peygamber olduğunu iddia eden bir kişi geldi” deyince Selman ona:

“Ben gelinceye kadar sen koyunları bekle” dedi ve Medîne’ye inerek " Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’i gördü de etrafında dolaşmaya başladı.

Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) onu görünce ne istediğini anlayarak elbisesini aşağı sarkıttı ve nübüvvet mührü meydana çıktı.

Selman bunu görünce Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelerek onunla konuştu. Sonra gidip bir dinarın bir kısmıyla bir koyun aldı ve pişirdi, bazısıyla da ekmek alarak Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e getirdi.

Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Bu ne?” diye sorunca Selman: “Sadaka” dedi.

O zaman Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): “Benim buna ihtiyacım yoktur. Götür bunu Müslümanlar yesin.” Buyurdu.

Sonra Selman tekrar gidip diğer bir dinarla et ve ekmek alarak Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e getirince Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):

“Bu da ne?”
dedi. O: “Bu bir hediyedir” deyince Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):

“Otur”
buyurdu. O da oturdu ve Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’le beraber getirdiğinden yediler.

Selman
, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile konuşma esnasında o mâbeddeki arkadaşlarından bahsederek Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e onların haberini verdi ve:

“Onlar namaz kılarlardı, oruç tutarlardı, sana inanırlardı ve senin peygamber olarak gönderileceğine şâhitlik ederlerdi.” Dedi

Selman
onları medh-u senâ ettikten sonra Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):

“Ey Selman! Onlar cehennem ehlindendir.”
Buyurunca bu söz Selman’a çok ağır geldi. Hâlbuki hemen öncesinde Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e:

“Onlar sana kavuşsaydılar, seni tasdik ederlerdi ve sana uyarlardı.” Demişti.

Bunun üzerine Allâh-u Te’âlâ bu âyet-i celîleyi indirerek onların da cennet ehli olduğunu haber verdi.

İşte Selman geride geçen: “Sanki sırtımdan bir dağ kaldırıldı.” Sözünü o zaman söyledi. (Ebû Cafer Muhammed İbn-i Cerîr et-Taberî, Câmi’u’l-Beyân fi Tefsîri’l-Kur’ân:2/40-44; İbni Ebî Hâtim, no:636, 1/127; Süyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr: 1/389, 394)

İkinci görüş sahiplerine göre:
âyet-i kerimede bahsedilen Sâbie fırkası, Nûh ile İbrâhîm (Aleyhisselam) döneminde o peygamberlerin hak dînî üzere bulunan dindar kimselerdir. İşte bu ikinci görüşte olan müfessirler âyet-i kerimeyi:







Şüphesiz o kimseler ki
(önceki peygamberlere) iman etmiştirler, bir o kimseler ki Yahudi (olarak, yeni bir şerî’at gelinceye kadar Mûsâ (Aleyhisselam)’ın tahrif ve neshe uğramamış olan şerî’atına tâbi) olmuşturlar. Ayrıca (Kur’ân gelinceye kadar Îsâ (Aleyhisselam)’ın değişime mâruz kalmamış olan dînine uyan) Hristiyanlar ve (Nûh ile İbrâhîm (Aleyhisselam) döneminde o peygamberlerin dîni üzere bulunan) Sâbiîler; (bunların içerisiden) her kim (o günkü şerî’atın emrine göre) Allâh’a ve o son güne inanmış, salih bir amel de işlemişse; onlar için Rableri nezdinde (kendilerine ait) ecirleri vardır.

(Kafirler korkuya düştüğünde) onlar üzerine hiçbir korku yoktur ve (günahkârlar, kaçırdıkları mükâfatlara üzülecekleri zaman) ancak onlar mahzun olmayacaklardır.” Diye tefsir etmişlerdir.

Bu mânâlardan hangi birini kabul edecek olsak da bunların hiçbirinde Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e yetiştiği halde, kendi dîniniden uzaklaşıp İslâm’a girmeyen ve Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e îmân edip Kur’ân-ı Kerîm’e uymayan bir Yahudi ve Hristiyanın cennete girebileceğine dair en ufak bir işaret bile mevcut değildir.

Bu mânâlardan ve tefsirinde varid olan rivâyetlerden çıkarabileceğimiz ana fikir ancak şu olabilir.

Kendi peygamberleri döneminde yeni bir peygamber ve kitap gelinceye kadar, kendi dînine ve kitabına hiçbir şey katıp çıkarmaksızın Allâh’tan geldiği şekilde inanıp yaşayan Yahudi ve Hristiyanlar kurtuluşa erecektir.

Nitekim Mûsâ (Aleyhisselam)’a inanıp Tevrat’la amel eden ve Îsâ (Aleyhisselam) gönderilinceye kadar gelen tüm peygamberlere inanıp getirdikleri hükümlere uyanların bu âyet-i kerîmelerde belirtilen müjdelere kavuşacaklarında hiçbir şüphe yoktur.

Yine böylece Îsâ (Aleyhisselam) geldiğinde ona inanıp İncil’le amel eden ve Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) gelinceye kadar bu din üzere sebat edenlerin kurtulacakları hakkında hiçbir ihtilâf söz konusu değildir.





Ancak Mûsâ (Aleyhisselam)’dan sonra Tevrât’





ın hükümlerini değiştiren Îsâ (Aleyhisselamâm) geldikten sonra onu inkâr eden Yahudilerin, yine böylece Îsâ (Aleyhisselâm) dan sonra onu Allâh’ın oğlu îlân edip, İncil’i değiştiren ve Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) geldikten sonra onu reddedip getirdiği (Kur’ân)ı inkâr eden Hristiyanların kurtulmaları ve cennet yüzü görmeleri asla düşünülemez.

Ancak tövbekar olup, Allâh tarafından gönderilen bütün kitaplara inanmaları ve İslâm’a girip onunla amel etmeleri hali müstesna.





Zaten Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e inanmayan Yahudi ve Hristiyanların kendi kitaplarına da îmânı geçerli değildir.





 





Zîrâ Tevrat ve İncil Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in isim ve sıfatları ile dolu olup, o peygamber geldiğinde ona inanmalarına emretmiştir. Dolayısıyla bu emri tutmayanların kendi kitapların da îmanları olmadığından her hâl-ü kârda cennete girmeleri düşünülemez





.

Nitekim yukarıda zikredildiği gibi; Selman (Radıyallâhu Anh) arkadaşlık ettiği ruhban taifesinin güzel hâllerini (ibadet ve tâatlarını) Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e anlatınca, Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem):

“Onlar ateşte oldukları hâlde öldüler.”
Buyurmuş, bunu duyan Selman (Radıyallâhu Anh)’a da dünya kararmıştı. Sonra Allâh-u Te’âlâ bu âyet-i kerimeyi indirince Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) Selman (Radıyallâhu Anh)’





ı çağırarak:

“Bu âyet senin arkadaşların hakkında indi. Kim beni duymadan (ve bana kavuşmadan) önce Îsa (Aleyhisselâm)’





ın da dîni olan İslâm üzere ölürse, o hayır üzeredir (cennete girecektir).

Ama her kim bugün beni duyduğu




(ve bana kavuştuğu) hâlde bana inanmazsa, muhakkak ki o helâk olmuştur (cennete giremeyecektir).” Buyurmuştur. (Muhammed ibni Cerir et-Taberî, Cami’u’l-Beyân, Fî Tefsiri’l-Kuran:2/45; Süyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr:1/394



Şimdi biz bütün bu anlattıklarımızdan sarf-ı nazar ederek farz-ı muhal ve irhâ-i ınân kabilinden olmak üzere Yahudi ve Hristiyanların bu iki şarta inanmakla cennete girebileceklerini farz edelim ve:

“Bu melunlar bu iki şarta Allâh-u Te’âlâ katında muteber olacak bir îmanla inanmışlar mıdır?” sorusunun cevabını bundan sonra zikredilecek bablarda arayalım.

Hikem
24-12-2011, 10:04
Şu cümleler ne kadar manidar değil mi:'' Zaten Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’e inanmayan Yahudi ve Hristiyanların kendi kitaplarına da îmânı geçerli değildir.

 


Zîrâ Tevrat ve İncil Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)’in isim ve sıfatları ile dolu olup, o peygamber geldiğinde ona inanmalarını emretmiştir. Dolayısıyla bu emri tutmayanların kendi kitaplarına da îmanları olmadığından her hâl-ü kârda cennete girmeleri düşünülemez ''

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 11:07
Anladığım kadarıyla diyalogcuları savunmamız bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor..

hayir,savunma mavunma yok,carpzmalariniza karsiyim okadar.
Ehli-Kitab hakkinda kadirilerin sitesinden alintiladigim yorumlarinda cemaat ile ilgisi olmadigini hatirlatirim.Sizin yaptiginiz sey herseyi cemaate yüklemeniz,bazi amelleri sebebiyle itikadlari hakkinda kesin hüküm vermeniz ve söylenenleri carpitarak damgalayici olmaniz...,oysa bu konudaki görüsleri sizin zan ettiginiz gibi olmadigina dair defalarca deliller sunduk,kafirlerinde cennete girecegini söylediniz,aksini isbat ettik,hristiyanliginda hak bildiklerini iddia eddiniz ,aksini iisbat ettik,efendimize (SAV) iman etmeye gerek olmadigini iddia ettiklerini söylediniz,carpittiniz,iftira attiniz,kiskirttiniz,damgaladiniz ama hicbirzaman kesin deliller sunamadiniz,zan ile hareket ederek haram ilsediniz.
Benim karsi oldugum seyde budur.
Ehli-Kitabin durumu hakkinda yazdiklariniza sonra gelecegim,hele biraz arastirmam lazim meseleyi.
Bu devirde yasayanlarin ehli-kitab hükmünde olmadigi görüsünüz ve efendimize iman etmeleri gerektigi sartiniz mantigima yatmiyor cünkü iman etseler zaten ehli-kitab degil mümin olurlar,efendimiz zamaninda yasayan hristiyanlarda ehli-kitabdi ve bügün kendilerine ehli-kitab dedigimiz kesim ile inanc acisindan bir farklari yoktu...
Neyse biraz arastirmam lazim.

bi husben
24-12-2011, 11:20
müslümanlarda ehli kitaptır vesselam

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 11:41
müslümanlarda ehli kitaptır vesselam
alanyali nickli kardesde efendimiz öncesinde yasayanlar icin gecerli oldugunu söyledi...
sende sadece müslümanlar icin gecerli oldugunu söylüyorsun...
Bu yüzden bende bu ayetleri ekledim.
Allah ehli-kitabi müminlerden ayri zikrediyor,ve gecmis zamandan bahsedilmiyor,yani "VARDI" demiyor,"VAR" diyor, dikatinizi cekerim.

alanyali07
24-12-2011, 12:20
alanyali nickli kardesde efendimiz öncesinde yasayanlar icin gecerli oldugunu söyledi...
sende sadece müslümanlar icin gecerli oldugunu söylüyorsun...
Bu yüzden bende bu ayetleri ekledim.
Allah ehli-kitabi müminlerden ayri zikrediyor,ve gecmis zamandan bahsedilmiyor,yani "VARDI" demiyor,"VAR" diyor, dikatinizi cekerim.

kardeş bu "var diyor vardı demiyor" türü savunmalar mealcilik taifesine özgüdür genelde..mealde geçen kelimelere göre yorum yapmaktan bence en çok uzak durması gerekenlerden bir taneside sensin diye düşünüyorum,bu forumda İslam alimlerinin ehli sünnet alimlerine uymak lazım gerektiğini en başta söyleyenlerden birtanesi sendin diye hatırlıyorum :)
bazı ayetlerde geçen ehl-i kitapın yani övücü manalar içeren hitapların müslümanları kapsadığı da tefsirlerde yer alır,fahrettin razide okumuştum..
ama hiçbir muteber tefsirde "hristiyan ve yahudiler,ehli kitap İslama girmeselerde olur" denmez..bu çok önemli..
tefsirlere ve itikad kitaplarına bakman gerekiyor..

cemaliii
24-12-2011, 12:25
İtirazları yazılan cevapları okuyorum,ancak bu ne itiraz nede cevap.Saçmalamışsın.Manifesto'ya değil konuya dair yazmak gerekiyor.Bu tartışmaları manifesto başlatmadı ki o da bitirmeyecek yada onunla da bitmeyecek.Daha uzun süre ihvanforumda veya başkaca yerlerde konuşulmaya devam edecektir.Ortada bir provakasyon falan yok.


tartışmayı bal gibide manifestı başlatıyor. konuyu açan benmiyim. sensin arkadaşım.
diyoruzki bu konu 50 kere tartışıldı. daha ne diye açıyorsun. kendi cemaatine saldırmaları hoşunamı gidiyor.
demekki cemaatle ilgili saldırılar gayet hoşuna gidiyorki böyle bir konu açıyorsun.

bence sen cemaatçi değilsin.
hatta cemaate karşı antipati oluşturmak için buradasın.
yoksa böyle 50 kere tartışılmış bir konuyu getirmezdin.

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 13:28
kardeş bu "var diyor vardı demiyor" türü savunmalar mealcilik taifesine özgüdür genelde..mealde geçen kelimelere göre yorum yapmaktan bence en çok uzak durması gerekenlerden bir taneside sensin diye düşünüyorum,bu forumda İslam alimlerinin ehli sünnet alimlerine uymak lazım gerektiğini en başta söyleyenlerden birtanesi sendin diye hatırlıyorum :)
bazı ayetlerde geçen ehl-i kitapın yani övücü manalar içeren hitapların müslümanları kapsadığı da tefsirlerde yer alır,fahrettin razide okumuştum..
ama hiçbir muteber tefsirde "hristiyan ve yahudiler,ehli kitap İslama girmeselerde olur" denmez..bu çok önemli..
tefsirlere ve itikad kitaplarına bakman gerekiyor..

uzak durmasina uzak durmak isterimde anlamak istiyorum,"körü körüne" usulü bana göre degil,vesveseye sebeb oluyor,seytana acik akpi birakamam...
sizler yenilik cikariyorsunuz,ehli-kitab artik yok,bunlar efendimiz zamanindada yoktu,bu ayetler sadece efendimiz öncesi icin gecerli diyorsan kusura bakma ama kafama yatmiyor,bu bu ayetlerin hükmü kalkmis anlamina gelir,böyle bir seyi düsünmek bile tehlikelidir,,bu tarz bir düsünce aklada ters,mantigada ters,fetvalarada ters.
Misal:
Ehli-Kitabin "Allah'ın adıyla" kestikleri et yenir diye fetva vermişler.Bunlarin kizlariyla evlenilir diye bir baska fetva daha var...senin mantigina göre bunlar BATIL.
oysa bierak efendimiz öncesi dönemi,eygamber efendimiz bizzat bunlarin etlerini yemis,fetvayi verenler buna dayanarak vermisler,.
sen kacamak cevablar vermeye basladin,lütfen ya sorularimi cevabla yada artik ehli-kitab yok,bu ayetler peygamber efendimiz zamanindan öncekiler icin gecerli veya mümin olanlar icin gecerli gibi mantiksiz aciklamalarla karsima cikma.
Islama iman eden zaten ehli-kitab sayilmaz,yok sayilir diyorsan Allah kuranda bunlari müminlerden ayri zikrediyor.Bu ayetler peygamber efendimiz zamaninda yasayan ehli-kitab icin inmisdir ,islam tarihi boyunca uygulama böyle olmus,ayetler hicbirzaman inkar edilmemis,gecersiz oldugu söylenmemis, hristioyanlar ve yahudiler ehli-kitabdan sayilmisdir,yok sayilmadi diyorsan delil sun.

alanyali07
24-12-2011, 14:58
uzak durmasina uzak durmak isterimde anlamak istiyorum,"körü körüne" usulü bana göre degil,vesveseye sebeb oluyor,seytana acik akpi birakamam...
sizler yenilik cikariyorsunuz,ehli-kitab artik yok,bunlar efendimiz zamanindada yoktu,bu ayetler sadece efendimiz öncesi icin gecerli diyorsan kusura bakma ama kafama yatmiyor,bu bu ayetlerin hükmü kalkmis anlamina gelir,böyle bir seyi düsünmek bile tehlikelidir,,bu tarz bir düsünce aklada ters,mantigada ters,fetvalarada ters.
Misal:
Ehli-Kitabin "Allah'ın adıyla" kestikleri et yenir diye fetva vermişler.Bunlarin kizlariyla evlenilir diye bir baska fetva daha var...senin mantigina göre bunlar BATIL.
oysa bierak efendimiz öncesi dönemi,eygamber efendimiz bizzat bunlarin etlerini yemis,fetvayi verenler buna dayanarak vermisler,.
sen kacamak cevablar vermeye basladin,lütfen ya sorularimi cevabla yada artik ehli-kitab yok,bu ayetler peygamber efendimiz zamanindan öncekiler icin gecerli veya mümin olanlar icin gecerli gibi mantiksiz aciklamalarla karsima cikma.
Islama iman eden zaten ehli-kitab sayilmaz,yok sayilir diyorsan Allah kuranda bunlari müminlerden ayri zikrediyor.Bu ayetler peygamber efendimiz zamaninda yasayan ehli-kitab icin inmisdir ,islam tarihi boyunca uygulama böyle olmus,ayetler hicbirzaman inkar edilmemis,gecersiz oldugu söylenmemis, hristioyanlar ve yahudiler ehli-kitabdan sayilmisdir,yok sayilmadi diyorsan delil sun.
kardeşim sana başından beri muteber tefsirlere bakarsan göreceksin diyoruz o ayetlerin manasını..o tefsirlerden nakiller yapıldı..
Peygamber efendimizin(sav) zamanında yaşayan ehli kitabın içinde Kurana ve Peygamberimize iman edenler oldu, ve bunlar anlatılırken yani iman etmeyen ehl-i kitaba davet yapılırken "bakın sizden iman edenler var,siz ne bekliyorsunuz" deniyor..
Tefsirlere bakarsan göreceksin..
O iman eden ehl-i kitap anlatılırken onların önceden ehli kitap olduğuna vurgu yapılıyor sadece..tefsirlerde aynen böyle anlatılır..

Maide suresinin şu ayetlerini bir bütün olarak oku mesela,
69 - Muhakkak ki inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan kim Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. 70 - Andolsun biz, İsrailoğulları'ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.
71 - Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tevbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.
72 - Andolsun, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: "Ey İsrailoğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehenemdir. Zalimlerin yardımcıları da yoktur" demişti.
73 - "Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâhtan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktır.
74 - Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
75 - Meryem'in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!
76 - De ki: "Allah'ı bırakıp da size ne zarar, ne de fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir, bilendir".
77 - De ki: "Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve böylece doğru yolu kaybetmiş bir kavmin keyiflerine uymayın".
78 - İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud ve Meryem'in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.
79 - Onlar, yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü idi.
80 - Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır.
81 - Eğer onlar, Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilen Kur'ân'a inanmış olsalardı, kâfirleri dost tutmazlardı. Fakat onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
82 - İman edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah'a ortak koşanları bulursun. Ve yine iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun. Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.
83 - Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: " Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz" derler.
84 - "Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!".
85 - Böyle demeleri sebebiyle Allah onları altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükafatlandırmıştır. Orada ebedî olarak kalacaklardır. İşte iyilik yapanların mükafatı budur.
86 - İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlar da cehennem ehlidir.


Bu ayetlerde ehl-i kitab anlatılırken , Kurana iman edenlerde anlatılmıştır..Yani benzeri ayetlerde "hepsi bir değildir" denilerek övülen ehli kitap bu şekilde iman eden kısmıdır..iman eden ehli kitaptır kısacası.."iman eden mümin olur ehli kitap olmaz" demek işin başka boyutu..onların önceki durumlarına vurgu yapılıyor..teşbihte hata olmaz,"Fenerli olan galatasaraylılar" desek,"onlara galatasaraylı denemez onlar artık fenerlidir" denemez, burada amaç önceki hallerine vurgudur..
tefsirlere bakarsan göreceksin..

hirahos
24-12-2011, 15:04
Yeni-OSMANLI için Tefsire, Hadis'e vs. gerek yok. Hatta onun gibi kör gözüne parmağım tarzında yuvarlananlar için de gerek yok... Cemaatin medyasında geçiyorsa doğrudur. BİTTİ. Cemaatin medyasını tenkid eden de düşman, hain, görevli, iftiracı, yalancı, YAHUDİ vs... vs... Ne gerek var tefsire filan...

Boşuna uğraşıyorsunuz. Birkaç sene önce Yeni-OSMANLI'yla bir kere (DF'de) müzakere ettim. O yetti. Tevbe. :)

Hikem
24-12-2011, 16:55
Aslında ehli Kitabdan kafir olanlara(yani peygamberler iman ve ittiba' etmeyenlere) ehli kitab diye hitab edilmesi, onların gerçekten kitaba bağlı kimseler olduğundan değil, kendilerini öyle tarif ettiklerinden veya o semavi kitaba kendilerini nisbet ettiklerinden dir..Yani kuranı Azimüşşan onlara , madem kendinizi o semavi kitaba izafe ediyorsunuz, o kitablarda Muhammed aleyhisselamada iman şartı vardı,

,bütün semavi kitablarda Tevhid akidesi, peygamberlerin hepsine iman şartı var, binaenaleyh sizde resulume ittiba edin '' demektir..

Yeni-OSMANLI
24-12-2011, 19:56
Cemaatin medyasında geçiyorsa doğrudur. BİTTİ. :)

her yamuklukta cemaati suclama hastaligindan hala kurtulamadinmi sen?
Buradaki tartisma konusu cemaat degil kadiri tarikatindan alintiladigim ehli-kible ile ilgili ayetlerin yorumlari.
Bu konudaki sorulari cemaat adina degil,kendim icin sordum:


Bu konuyu cemaatin görüsünü yansitma adina veya diyalog adina girmiyorum,sadece ögrenmek icin...


cemaatin bu konuda ne düsündügünü ejkledim,ehli-sünnete muahlif bir mesele yok,delillerinide sundum,sen hala carpitma derdindesin...nedir senin derdin,alinti yap,katilmadigin bölümü söyle,cemaat nerede ve nezaman ehli-kitabda hakdir,onlartda cennete girecektir demis???
isbatlayamazsan sana hirahos degil kiro-hos damgasini vuracagim:)!

Ben sizlere acikcasi güvenmiyorum.Cok yalan konusuyorsunuz ve carpitiyorsunuz.
Cok sey bildiklerinizi iddia ediyorsunuz ama en basit sorularima cevab alamiyorum.
madem ehli-kitab yok,madem ehli kitab hakkinda inen ayetlerin hükmü kalkdi,madem bu ayetler efendimiz öncesi icin gecerli,ohalde islam alimleri ehli-kitabin kestikleri etleri yiyebilecegimiz fetvasini neden verdi?
neden bunlarin kizlariyla evlenmek caiz?
hani ehli-kitab artik yoktu?
Burada birileri yenilikciyse oda sizlersiniz.

Ehl-i Sünnet
24-12-2011, 20:02
Üstadın bu konuda kelamı varken başkasına hele diyalogculara lüzüm görmüyorum.

Üstad Hazretleri 26. MEKTUP 4. MEBHAS (BEŞİNCİ MESELE) KISMINDA ( Sayfa : 344)


Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred (sadece) Lâ ilâhe illâllah kâfi midir? Yani, Muhammedür'-Resulullah demezse ehl-i necat (kurtuluş ehli) olabilir mi?"

diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:


Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü

Vesselâm Hâtemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın vârisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrâsından hariç hakikat ve necat yolu

olamaz.''

Allah razı olsun hikem kardeş. Risaleleri elinden düşürmeyen Gülen cemaaetinin önderi ve mensupları diyalog yapacaz diye uğraşıyorlar ama üstad diye kabul ettikleri kişilerin mektuplarına, yazılarına hiç mi bakmıyorlar acaba?

Ya da ikinci bir şık olarakta Üstad Bediüzzaman'ın gölgesine sığınmış süsümü veriyorlar?

Gülen cemaatinden olan arkadaşlardan samimi bir cevap bekliyorum.

Hikem
24-12-2011, 21:11
Üstadın bu kadar açık görüşleri ortadayken, Kastomonu lahikasında yazılan mücmel , ifadeleri , kendi şaz görüşlerine dayanak yapmak isteyenler, fena halde yanılıyorlar...Müeelifi muhteremin Eski Said diye tesmiye ettiği ve ikinci Meşrutiyet 'in ilanı zamanlarına tesadüf eden devrede yazdığı bazı gazetelerde yer alan makalelerindeki mücmel ifadeleri ve daha sonra Yeni Said döneminde yazdığı Risalei Nur Külliyatındaki bazı mücmel cümleleri ve bir kısım Lahika mektublarını okuyan kişi, eğer zaman ,zemin ve makamın şartlarını nazara almadan ve kitab ,sünnet ve icamai ümmet ve kıyası fukaha dan ibaret edillei şer'iyyeyi ve Risale Nurun mufassal yerlerini(Yukarıda aldığımız 26. mektub 4. mebhas vb. gibi) mihenk yapmadan ( ki üstad dahi böyle emrediyor, benim sözüm olsa dahi mihenge vurun diyor) o mücmel yerleri (Kastomonu Lahikasında verilen örnek gibi) sathi bir nazar ile mütalaa ederse , bu usulsüz mütalaa ve sathi nazar , bazı yanlış anlamalara(diyalogcu çevrelerin yaptığı gibi) sebeb olabilmektedir..
Risalei Nur okumalarında bu usule dikkat etmek önemli bir meseledir...Müellifin dahi bunu böyle söylemesine rağmen bu usule riayet edilmediği, buradaki bazı iktibaslardan ve yorumlardan anlaşılmaktadır...

yuksel34
24-12-2011, 21:20
Aziz bey siz risale falan okur musunuz... yada sorduğunuz soruyu soracak kadar hakimmisiniz risalelere çünkü Alıntı yaptığınız parça sizin iddia ettiğiniz fikrin tam tersini destekliyor da...Arama motorlarından Alıntınızın devamını okursanız sorunuza samimi bir cevap bulabilirsiniz...

Hikem
24-12-2011, 21:31
Aziz bey siz risale falan okur musunuz... yada sorduğunuz soruyu soracak kadar hakimmisiniz risalelere çünkü Alıntı yaptığınız parça sizin iddia ettiğiniz fikrin tam tersini destekliyor da...Arama motorlarından Alıntınızın devamını okursanız sorunuza samimi bir cevap bulabilirsiniz...

Yüksel Bey siz mevzuya hakimseniz bu işi niçin yapmıyorsunuz...Saniyen Risalei Nur okumalarında usul hakkındaki üstteki mesajıda yorumlarsanız sevinirim..

yuksel34
24-12-2011, 22:28
Ben hakim değilim ne yazık ki...Ama az çok hangi konuda ne var ne yok bilirim...Mesajımda bir usulden bahsetmedim...

O alıntı şöyle devam eder...
Marifet-i ilahiyeye karşı, yalnız la ilahe illallah biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler. Fakat peygamberi (A.S.) işiten ve davasını bilen adamlar O'nu tasdik etmezse, Cenab-ı Hakkı tanımaz. O'nun hakkında yalnız La İlahe İllallah kelamı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilane adem-i kabul değil, belki o, kabul-ü ademdir ve o inkardır. Mu'cizatiyle, asariyle kainatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed a.s'ı inkar eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz.

alanyali07
24-12-2011, 23:05
O alıntı şöyle devam eder...
Marifet-i ilahiyeye karşı, yalnız la ilahe illallah biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler. .
kimler ????

cımbızla çekmeyin mübarek..
"Fakat bununla beraber, en mühim cihet budur ki: Adem-i kabul başkadır, kabul-ü adem başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar, Peygamberi bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlâhiyeye karşı yalnız Lâ ilâhe illallah biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler.
(bu açıklamalar itikad kitaplarında da yer alır zaten,Üstad yeni birşey söylemiyor,konumuz işitmeyen bilmeyen uzlet hayatı yaşayanlar değil ki )
konumuz devamında geliyor )

Fakat Peygamberi işiten ve dâvâsını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenâb-ı Hakkı tanımaz. Onun hakkında yalnız Lâ ilâhe illâllah kelâmı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. Çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilâne adem-i kabul değil; belki o kabul-ü ademdir ve o inkârdır. Mucizâtıyla, âsârıyla kâinatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı inkâr eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter."

Yeni-OSMANLI
25-12-2011, 00:20
alanyali,iyide,neyin tartismasini yapiyorsunuz anlamiyorum,
manifestonun eklemis oldugu fethullah gülen hocaya ait olan yazidan alinti yapiyorum,bunlarin senin söylediklerine neresi ters?
neresi ehli-sünnete ters???
Hikem,ates,debreli ve kIRO-Hos gibi dengesizlerin isleri gücleri carpitmak,damgalamak,elestirmek,saldirmak...fakat hicbiryerde fethullah gülen nerede hangi cümlesiyle hata yapmis gösterdikleri yok,sadece cap cap ve damga,sui zan ve damga,oysa gitsinler kendi kapilarinin önünü süpürsünler,kadiri tarikatinin düsüncelerini ekledik,dilerseniz seyh nazima ait olan kitablardanda alinti yapabilirim...

haydi aciklayin asagdaki ifadelerin neresi BATIL???


hoaefendi demiski:

"Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir.


hoaefendi demiski:

"insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar.




hocaefendi demiski:

"Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır.

Yeni-OSMANLI
25-12-2011, 00:28
Gülen cemaatinden olan arkadaşlardan samimi bir cevap bekliyorum.

Sanki Fethullah Gülen hoca sadece laa ilahe illallah diyenler kurtulur demis gibi iftira atanlara nasil samimi bir cevab verilebilirki?
ben gülen cemaatinden degilim ama sana yinede tüm samimiyetimle HADI ORDAN diyorum.
HADI ORDAN HADI ORDAN HADI ORDAN!!!

alanyali07
25-12-2011, 09:00
alanyali,iyide,neyin tartismasini yapiyorsunuz anlamiyorum,
manifestonun eklemis oldugu fethullah gülen hocaya ait olan yazidan alinti yapiyorum,bunlarin senin söylediklerine neresi ters?
ben FEthullah Gülen hocaya yönelik bi itiraz yapmadım farkındaysan kardeşim :) O kendi içinde ayrı değerlendirilmesi gereken birisi..Kendisini büyük bir veli ve kutup olarak gördüğümü söylemiştim sanırsam :) Fakat cemaat içinde bazı sözleri yanlış anlayarak itikadi yönden hatalı duruma düşmeler olabiliyor..bizim sözümüz o itikadi yanlışlıklara..Mesela Mehmet Ali Bulut cemaatten..ama tntde de çok açık ve net olarak bugünkü hristiyanlar yahudiler de haktır,onların incilleri tevratları da haktır,sadece bizimkisi hak değilki türünden ifadeler söyledi..Programın sunucusu Ömer çelakıl bile çok şaşırdı ,hocam yanlış mı anlıyorum dedi,yani bugünkü incil tevrata göre yaşayan hristiyanlar yahudiler de kurtulurmu dedi..evet tabiki dedi..işte bu tip şeylere bizim sözümüz..yoksa Fethullah Gülen hocaya değil..
o programı bulabilirsem o bölümünü kesip internete yükliyim inşaAllah..şimdi Mehmet Ali bulut öyle demek istemedi dersek dahi, öyle anlaşıldığı kesin,ömer çelakıl bile şaşırdı çünkü..öyle anlaşılacak ifadelerden bile kaçınmak lazım..bu itikad konusu..

yuksel34
25-12-2011, 13:16
Mehmet Ali bulut cemaatten mi???

Yeni-OSMANLI
25-12-2011, 19:40
ben FEthullah Gülen hocaya yönelik bi itiraz yapmadım farkındaysan kardeşim :) O kendi içinde ayrı değerlendirilmesi gereken birisi..Kendisini büyük bir veli ve kutup olarak gördüğümü söylemiştim sanırsam :) Fakat cemaat içinde bazı sözleri yanlış anlayarak itikadi yönden hatalı duruma düşmeler olabiliyor..bizim sözümüz o itikadi yanlışlıklara..Mesela Mehmet Ali Bulut cemaatten..ama tntde de çok açık ve net olarak bugünkü hristiyanlar yahudiler de haktır,onların incilleri tevratları da haktır,sadece bizimkisi hak değilki türünden ifadeler söyledi..Programın sunucusu Ömer çelakıl bile çok şaşırdı ,hocam yanlış mı anlıyorum dedi,yani bugünkü incil tevrata göre yaşayan hristiyanlar yahudiler de kurtulurmu dedi..evet tabiki dedi..işte bu tip şeylere bizim sözümüz..yoksa Fethullah Gülen hocaya değil..
o programı bulabilirsem o bölümünü kesip internete yükliyim inşaAllah..şimdi Mehmet Ali bulut öyle demek istemedi dersek dahi, öyle anlaşıldığı kesin,ömer çelakıl bile şaşırdı çünkü..öyle anlaşılacak ifadelerden bile kaçınmak lazım..bu itikad konusu..


Mehmet Ali Bulut cemaattenmidir bilmiyorum ama eger gercekten böyle seyler söylemisse resmen sacmalamis.
Bence yanlis anlasilmisdir cünkü bu konudaki bir yazisinda bak neler söylemis:

"...Hristiyanlık, Hz. İsa dinine sonradan verilen bir isimdir. İslâm inancına göre Hz. İsa, diğer peygamberler gibi bir peygamberdir. Allah, kendisine İncil isimli bir kitap indirmiştir. Hz. İsa, insanları tek Allah'a, îmâna ve ibadete davet etmiştir. Hz. İsa'nın dini, tek Allah'a inanılan bir hak din idi. Ama sonradan bozuldu, değiştirildi..."

"...Hristiyanlıkta, îmân esasları deyince ilk akla "Teslis" gelir. Hristiyanlığa sonradan giren Teslis inancı, Tanrı'nın üç öğeden (ekânîm-i selâse) oluştuğu inancıdır ki bunlar da Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tur. Oğul'la "kelam" kastedilir..."

"...Kur'ân-ı Kerîm'de Ehl-i Kitap'la ilgili çok âyet vardır. Bu âyetlerle Ehl-i Kitab'ın îmân durumuyla ilgili farklı açıklamalar yer almaktadır. Bazı âyetler, Ehl-i Kitap'dan bir kısmının kâfir olduğunu bildirirken diğer bazı âyetler de Ehl-i Kitab'ın hepsinin bir olmadığını, onlar içerisinde istikâmet sahibi kimselerin olduğunu, bunların Allah'a ve âhirete inandıklarını, iyiliği emredip, kötülükten men'ettiklerini, bunların sâlih kimseler olduklarını bildirir..."

"...Daha Önce açıkladığımız gibi Yahudilikte ve Hristiyanlıkta Tanrı, Âhiret, Melek, Kitap, Peygamber vb. inancı vardır. Ancak Yahudilerin ve Hristiyanların inançları, Müslümanlarınki gibi değildir. Kur'ân'a göre bunlar, inançlarına şirk bulaştırmışlardır..."

"...Ehl-i Kitap'la ilgili Kur'ân âyetleri incelendiği zaman bu âyetlerden bir kısmında Ehl-i Kitab'ın bir bütün olarak değerlendirildiğini görürüz.Bu tür âyetlerde Ehl-i Kitap'Ia ilgili verilen hükümlerin çoğunlukla olumsuz olması dikkât çekicidir. Şu âyetlerde olduğu gibi: "Eğer Ehl-i Kitap îmân edip (kötülüklerden) sakınsalardı, herhalde (geçmiş) kötülüklerini örter ve onları nimetli Cennetlere sokardık" (Maide, 5/65). Bu âyet, Ehl-i Kitab'ın mü'min sayılmadığına delâlet etmektedir..."

"...Ehl-i Kitap'tan bahseden bir kısım âyetler ise onları ikiye ayırıyor. Bu tür âyetlerde Ehl-i Kitap'dan bazılarının Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğini ve Kur'ân'ı kabul etmedikleri için kâfir oldukları,bazılarının da Hz. Muhammed (sav)'e ve Kur'ân'a inanarak mü'min oldukları bildirilir...."

"..."Ehl-i Kitap'tan öyleleri vardır ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene, tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek îmân ederler. Allah'ın âyetlerini az bir pahaya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır"(Al-i İmrân, 3/199). Bu âyet, Ehl-i Kitap'dan bazılarının beş vasfını zikretmektedir ki şunlardır: 1) Allah'a inanmaları, 2) Allah'ın Hz. Muhammed (sav)'e indirdiği Kur'ân'a inanmaları, 3) Allah'ın Hz. Muhammed (sav)'den önceki peygamberlere indirdiği kitaplara inanmaları, 4) Allah'a karşı huşûlu olmaları, yani Allah'ın emirlerine itaatkâr olmaları, 5) Allah'ın âyetlerini az bir pahaya satmamaları, yani Ehl-i Kitap'dan bazılarının yaptığı gibi Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğinin doğruluğunu gizlememeleri.91 Bundan dolayı Yüce Allah onlara mükâfat vereceğini haber veriyor: "Ondan (Kur'ân'dan) önce kendilerine Kitap verdiklerimiz, ona da îmân ederler"'(Kasas, 28/52) âyeti de önce Ehl-i Kitap'tan iken Hz. Muhammed (sav)'e inanıp Müslüman olanları kasdetmektedir.
Bundan sonra gelen âyet de bunu teyid etmektedir.93 "İşte sana bu kitabı indirdik. Onun için kendilerine Kitap verdiklerimiz buna îmân ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona îmân eden nice kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası bilerek inkâr etmez" (Ankebût, 29/ 47). Yine bu âyette zikredilenler de Ehl-i Kitap'dan, Müslüman olanlardır..."

"...Burada bir nokta üzerinde durmak gerekiyor. Yüce Allah bu tür âyetlerde önce Ehl-i Kitap'dan iken Hz. Muhammed (sav)'e inanıp Müslüman olmuş kimselerden bahsederken "Ehl-i Kitap'dan... şöyleleri var" buyuruyor ki burada "mecâz-ı mürsel" san'atı vardır. Mecâzın bir çeşidi "İ'tibâru mâ kân= önceki durumuna itibar" dır ki burada da aynı şey sözkonusudur.
Bunlar, Müslüman olmadan önce Ehl-i Kitap'tan oldukları için yüce Allah onlardan bahsederken "Ehl-i Kitap'tan..." ifadesini kullanmıştır.

Bu açıklamalardan sonra, "Hepsi bir değildir. Ehl-i Kitap içinde istikâmet sahibi bir topluluk vardır ki gece saatlerinde secde ederek Allah'ın âyetlerini okurlar. Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten men'ederler; hayırlı işlere koşuşurlar, İşte bunlar, sâlih insanlardandır" (Âl-i İmrân, 3/113-114) âyetinin ifade ettiği manâyı doğru bir şekilde anlayıp değerlendirebiliriz.
Bu ve benzeri âyetler, Hz. Muhammed (sav)'in dinine girip Müslüman olan Ehl-i Kitap'dan bahsetmektedir. Ayette geçen, "Ehl-i Kitap içinde istikâmet sâhibi bir topluluk vardır" dan maksat, Yahudi İken Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğine inanan Abdullah b. Selâm ve arkadaşlarıdır ki Yahudi ileri gelenleri bunlar için "kâfir, fâsık oldular" deyince, bu âyet, bunların fazileti hakkında nâzil oldu.96 Diğer bir görüşe göre bu âyet; Necranlılardan kırk, Habeşlilerden otuziki ve Rumlardan üç kişi hakkında nâzil olmuştur ki, bunlar önce Hz. İsa dîni üzere idiler, akşam ve yatsı arasında namaz kılarlardı. Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğini duyunca hemen onu tasdik ettiler.97 İşte bu âyet, Hz. Muhammed (sav)'e inanan mü'minleri övmek için inmiştir; "Öyle ya, mü'min olan, yoldan çıkmış kimse (fâsık) gibi midir? Bunlar elbette bir olmazlar" (Secde, 32/18) âyetiyle işaret edildiği gibi "Gece saatlerinde secde ederek Allah'ın âyetlerini okurlar" kısmına gelince; çok açıktaki önce Ehl-i Kitap'dan iken Hz. Muhammed (sav)'e ve Kur'ân'a inanıp Müslüman olan bu kişiler, beş vakit namaza ilâveten geceleri, çoğu insanın uykuda olduğu zamanlarda secde eder, yani teheccüd namazı kılarlar. Allah'ın âyetlerini, yani Kur'ân'ı okurlardı.98 "Onlar, Allah'a ve âhiret gününe inanırlar" lâfz-ı celîlesi ile sadece Allah'a ve âhirete îmân, kasdedilmez; bütün îmân esaslarına îmân kasdedilir. Zira Allah'a samimî olarak îmân; Allah'ın peygamberlerine, kitaplarına meleklerine vb. îmânı gerektirir. Âhirette îmân da günahlardan uzak durmayı gerektirir..."

http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/iman-acisindan-ehli-kitap-2

Yeni-OSMANLI
25-12-2011, 19:44
not:
yeni fark ettim,yazinin sahibi Mehmet Bulut.
Bu kisi mehmet ali bulut olup olmadigina emin degilim fakat dergi Fethullah Gülen cemaatinin cikardigi dergi.

Hani iftiracilar hep derlerya bunlar kafirleride cennetlik yapiyor,ehli-kitabi hak zanediyor,bu fitnecilere tokad gibi cevab vermis dergi.

alanyali07
25-12-2011, 19:48
http://www.yeniumit.com.tr/konular/detay/iman-acisindan-ehli-kitap-2
Buradaki Mehmet Bulut farklı bir kişi sanırsam :)
Mehmet Ali Buluttan bahsediyordum ben, "Ruhun deşifresi" kitabının yazarı :)

alanyali07
25-12-2011, 19:54
not:
yeni fark ettim,yazinin sahibi Mehmet Bulut.
Bu kisi mehmet ali bulut olup olmadigina emin degilim fakat dergi Fethullah Gülen cemaatinin cikardigi dergi.

Hani iftiracilar hep derlerya bunlar kafirleride cennetlik yapiyor,ehli-kitabi hak zanediyor,bu fitnecilere tokad gibi cevab vermis dergi.
evet bu yazıda ayrıca dün senin sorduğun soruyada cevap var, hani demiştinya, iman edenlere ehl-i kitap denmez diye :)

"Yüce Allah bu tür âyetlerde önce Ehl-i Kitap'dan iken Hz. Muhammed (sav)'e inanıp Müslüman olmuş kimselerden bahsederken "Ehl-i Kitap'dan... şöyleleri var" buyuruyor ki burada "mecâz-ı mürsel" san'atı vardır. Mecâzın bir çeşidi "İ'tibâru mâ kân= önceki durumuna itibar" dır ki burada da aynı şey sözkonusudur.95 Bunlar, Müslüman olmadan önce Ehl-i Kitap'tan oldukları için yüce Allah onlardan bahsederken "Ehl-i Kitap'tan..." ifadesini kullanmıştır."

Yeni-OSMANLI
25-12-2011, 20:18
evet bu yazıda ayrıca dün senin sorduğun soruyada cevap var, hani demiştinya, iman edenlere ehl-i kitap denmez diye :)

"Yüce Allah bu tür âyetlerde önce Ehl-i Kitap'dan iken Hz. Muhammed (sav)'e inanıp Müslüman olmuş kimselerden bahsederken "Ehl-i Kitap'dan... şöyleleri var" buyuruyor ki burada "mecâz-ı mürsel" san'atı vardır. Mecâzın bir çeşidi "İ'tibâru mâ kân= önceki durumuna itibar" dır ki burada da aynı şey sözkonusudur.95 Bunlar, Müslüman olmadan önce Ehl-i Kitap'tan oldukları için yüce Allah onlardan bahsederken "Ehl-i Kitap'tan..." ifadesini kullanmıştır."

Allah cemaatten razi olsun,güzel misaller vererek delilleriyle aydinlatti bizi:)

veri
26-12-2011, 06:07
Konuyla ilgili görüşlerimi yukarıda yazdım zaten.. Son nefesinde "La İlahe İllallah Muhammedu'r-Rasûlullah" ya da "Eşhedü En Lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhu ve Rasûlüh" diye iman ve ikrar eden kimsenin cehenneme gideceğine dâir herhangi bir ifademiz olmadı.

Daha açığı bir cemaatin fiillerine dâir görüşlerimi soruyorsan ona dâir de defalarca fikirlerimi ifade ettim. Temsili Sırat köprüsü meselesi ve Odessalı Hristiyanlar.. diye başlayıp devam eden sözlerin hiçbir izâhı olamaz. Bu fiilleri icrâ eden kimselerin tevbe etmeleri gerekir. Gizli yapılan fiillere nasıl gizli tevbe ediliyorsa , açıktan yapılan fiiller için de açıkça tevbe etmek gerekir. Çünkü bu yapılanlar ihvan forumdaki bazı kimseler de dahil birçok safdil insanın itikâdi olarak ifsâdına sebep teşkil edebilecek fiillerdir.

bence sorulmayan kısmına cevap verilmemeliydi
sorulsa dahi bilmiyorum demek en eftali

hacda kulak misafiri olduğum olayı kısaca anlatayım
bir tarikat lideri hakkında hacılardan biri olumsuz birşey söyledi.
bir hacımız da aynen şunu ilave etti

o dediğin şahıs peygamber soyundan gelmiştir bir bakışıyla en bahtsız insanı aylarca doğru yola erdirir.
söylediğiniz fiili işlediyse dinde bir kolaylık bir izin bulmuştur da yapmıştır.

HEPİMİZİN KULAĞINA KÜPE OLMASI DİLEĞİMİZDİR.

Yeni-OSMANLI
27-12-2011, 10:00
Bu ayetlerde ehl-i kitab anlatılırken , Kurana iman edenlerde anlatılmıştır..Yani benzeri ayetlerde "hepsi bir değildir" denilerek övülen ehli kitap bu şekilde iman eden kısmıdır..

demissin...bir baska mesajinda bu ayetlerin sadece ozamana ait oldugunu yazmisdin,cok iyi hatirliyorum,oysa bugünkü ehli-kitabin arasindada o övülenler gibileri olabilir, kesinlikle olamayacagi konusunda nasil böyle kesin konusabiliyorsunuz siz?

Yeni-OSMANLI
03-01-2012, 21:34
iftiracilara tokat gibi cevablar gelmeye devam ediyor,iste bunlardan biri:

http://www.youtube.com/watch?v=E_w9faSVoEU&feature=related


ne söylemis fethullah Gülen hoca?
Tek Din İslam Dini Değildir,kafirlerde cennete girermi demis?

yahu bunun aksini ifade eden yazilari ve videolari görmene ragmen hangi yüzle hala böyle bir iftirada bulunabiliyorsun sen?
yüzlerce delil sunabilirim sana...bunlardan bir kaci asagda...peki sen aksini isbat eden birtanecik delil gösterebilirmisin???
Sui-Zanla hareket ediyorsunuz.
Süpheyi gercekmis gibi sunup gercegi inkar ediyorsunuz
oysa dinimizde sui zan haramdir ve Şek ile yakîn zâil olmaz. Yani kesin bilinen husus şüphe ile bozulamaz.

Dindar gecinip tarikatcilik adina acikcana haram isleyip insanlari tarikattan ve dolayisiyla dinimizin özü olan tasavvufdan sogutanlara YAZIKLAAR OLSUN!


http://www.youtube.com/watch?v=LmWmj96hmaw

"Hıristiyanlık Hak bir din idi ve elinde Allah'tan gelme hak bir kitap vardı. Fakat zamanla bir anlamda muvazene bozuldu. Yaratıcı Allah'tır dedikleri halde,Hz. Mesih'e de ulûhiyet isnat etmeye durdular. Allah "Göklerin ve yerin yaratıcısı,ezeli ve ebedi Hâlıktır." dedikleri halde Hz. Meryem'i -hâşâ- Allah'ın hanımı gibi gösterdiler ve Hz. Mesih'e Allah'ın oğlu deyiverdiler. Bütün bunlar tevhitte muvazeneyi bozma manasına geliyordu."
fethullah Gülen
http://tr.fgulen.com/content/view/18663/18/


Peygamber olmayana "peygamberdir" demek küfür olduğu gibi,peygamber olana da "değildir" demek yine küfürdür.(Fethullah Gülen)


Eğer islamdan başka hak din yoksa nasıl oluyorda hristiyanla yahudide cennete girebiliyor?
CEVAP:Hristiyanlarla yahudilerin hepsi cennete gider diyen yok. Ama hristiyanlarla yahudilerin hiçbiri cennete gitmez diyen de yok. Cennete giden hristiyanlar şunlardır.
a) Bebek yaşta ölen hristiyan yahudi cehenneme gitmeyecek... Çünkü hristiyan ve yahudinin çocuğu da olsa her bebek islam fırtatında günahsız doğar.
b) Hristiyanın yahudinin çocuğuda cehenneme gitmeyecek. Çünkü reşit olamyanın dini sorumluluğu yoktur.
c) Doğuştan veya çocukken zeka olan özürlü hristiyan yahudilerde cehenneme gitmeyecek çünkü aklı olmayanın dini sorumluluğu yoktur.
c) Yahut Hz Muhammedin daveti ulaşmamış gayrimüslümler fetret ehli sayıldıkları için cehenneme gitmeyecek. Çünkü Allah uyarıcı göndermeden azap edecek değildir.
Ehli sünnet mezhep imamlarından Eşarilere göre bu saydığım kişiler ehli necat olarak kabul edilirler cennete giderler denilir.,Ehli sünnet mezhep imamlarından maturidiler ise yine ehli necat olarak kabul edilip cehenneme gitmeyecekler arafta kalırlar denilir. Allah ın rahmeti geniştir inşallah cennete gideceklerini umut ediyorum.
Bu saydıklarımının dışındaki hristiyan yahudi kurtulan zümreden değildir,ehli necat değildir,Allah ın söz verdigi gibi cehenneme gidecekler.
http://www.iftiralar.org/fethullah-gulen-hocaefendiye-atilan-iftiralar/764-hristiyanlar-da-cennete-girecek-dedik-mi.html

MÜTEŞEKKÜR
28-01-2012, 12:57
Hıristiyan ve yahudilerin, büluğa ermemiş çocukLarının cehenneme gitmeyecEğini biliyoruz.Anlaşılan o ki artık Fethullah Gülen gerçekleri görmeye başlamıştır.Hayırlsı Allah'tandır.O söylediği sözler eski sözler olabilir.Buna da dikkat etmek lazımdır...