PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Araplar Osmanlı'yı arkadan vurdu mu?



Zeynep Özmen
07-12-2006, 16:53
Araplar Osmanlı'yı arkadan vurdu mu?


Türklere 80 yıldır anlatılan bir masalı tekrar ediyorlar. Bu masal, "Araplar ve diğer 'Müslüman kardeşleriniz' I. Dünya Savaşı'nda sizi sattı" diye başlar ve "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diye de noktalanır. Türk'ün özellikle de Müslüman dostu yoktur...

Masal budur. Peki gerçek nedir?

Gerçek şudur: Osmanlı'nın çöküş döneminde Türk olmayan Müslüman unsurlar arasında gerçekten isyanlar başgöstermişse de, bu unsurların bir bütün olarak "ihanet ettikleri" kesinlikle söylenemez. Hatta Araplar sözkonusu olduğunda, Osmanlı'ya isyan edenlerin küçük bir azınlık olduğunu, buna karşılık Arap kabilelerinin çoğunun Osmanlılık ve Müslümanlık bağıyla İstanbul'a sadakat gösterdiklerini söyleyebiliriz.

Kürtler ise, daha da belirgin bir sadakatle önce Osmanlı İmparatorluğu'nu ardından da Milli Mücadele'yi desteklemişler ve Müslümanlık bağının getirdiği "kardeşlik"ten asla taviz vermemişlerdir. Ankara'nın kendisi bundan taviz verene kadar...

Önümüzdeki Ocak veya Şubat ayında Doğan Kitap tarafından yayınlanacak olan "Kürtler Nereye? Türkiye'nin Kürt Sorununun Geçmişi, Bugünü ve Geleceği" isimli kitabımda, bu konuyu detaylı olarak inceliyorum. Burada, o kitabın ilgili bölümünden kısa bir pasaj aktarmakta yarar gördüm.

Evet, gerçek, Murat Bardakçı'nın gösterdiği gibi değil. Aşağıdaki gibi...


"Araplar" Osmanlı'yı Arkadan Vurdu mu?

Her Türk genci "Araplar'ın I. Dünya Savaşı'nda bize ihanet ettiğini" öğrenerek büyür. Oysa bu, ancak kısmen doğrudur. I. Dünya Savaşı'nda Mekke Şerifi Hüseyin'in İngilizler ile anlaşarak Osmanlı'ya isyan ettiği ve ordumuzu arkadan vurduğu doğrudur. Ama hep atlanan nokta Şerif Hüseyin'in "Araplar"ın tümünü temsil etmediği, aksine bir istisna olduğudur. Ortadoğu uzmanı tecrübeli gazeteci Cengiz Çandar, "Arapların ihaneti" söylemi ile tarihsel gerçek arasındaki önemli farka şöyle işaret ediyor:

"Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in Hicaz'da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916'da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği 'bağımsızlık vaadi' ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin'in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani 'asıl cephenin gerisi'nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.
'Asıl cephe', önce Şüveyş Kanalı ve Kanal Harbi'nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin'de kurulmuştur. Filistin'de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye'de, Irak'ta, Lübnan'da Türk kuvvetlerini 'arkadan vuran' herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul'a yani Türkiye'ye sadık kalmıştır... Arabistan Yarımadası'nın Hicaz bölümünden Akabe'ye kadar olan 'cephe gerisi' dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt yoktur."(1)


Aynı gerçek, American-Israeli Cooperative Enterprise (Amerikan-Israil İşbirliği Girişimi) adlı düşünce kuruluşunun başkanı, Ortadoğu analisti Mitchell G. Bard tarafından da, sözkonusu kuruluşun sitesinde şöyle vurgulanıyor:

"O dönemin romantik kurgusunun aksine, Arapların çoğu I. Dünya Savaşı'nda Türklere karşı müttefiklerin yanında savaşmadılar. İngiliz Başbakanı David Lloyd George'un belirttiği gibi, Arapların çoğu, Türk yöneticileri için savaştı. [Osmanlı İmparatorluğu'na isyan eden] Faysal'ın Arabistan'daki taraftarları, bir istisnaydı."
Araplar'ın topluca ihanet etmesi bir yana, bazıları Osmanlı ordularını fiilen desteklemiştir de. Konu hakkındaki uzmanlardan biri olan Dr. Zekeriya Kurşun'un ifadesiyle, "I. Dünya Savaşı'nda Türk ordusu ile beraber çeşitli cephelerde Türklerle omuz omuza çarpışan Arapların büyük yararlıklar gösterdikleri bir hakikattir." (2)


Arap Milliyetçiliğinin Öncüsü Hıristiyan Araplardı

Üstteki hakikati teslim etmekle birlikte, Arap milliyetçiliğinin Osmanlı'da Türk milliyetçiliğinden daha önce geliştiğini belirtmek gerekir. Arap milliyetçiliği, 1860'larda, Suriyeli Arap entellektüeller arasında doğmuştu. Osmanlı İmparatorluğu'na ve yönetimindeki "Türklere" karşı ciddi bir antipati besleyen bu entellektüellerin dikkat çekici bir yönü ise, çoğunun Hıristiyan oluşuydu. Butros El-Bustani, Faris Şadyak, Nakkaş, Corci Zeydan gibi Hıristiyan Arapların öncülüğünde başlayan bu harekete katılan Müslüman Araplar ise, çoğunlukla Batılı fikirleri benimsemiş seküler aydınlardı. Arap milliyetçiliğini geliştirirken "Arapların İslam öncesi tarihlerine" ilgi duymaları, bundan kaynaklanıyordu.

Buna karşılık muhafazakar Müslüman Arapların çoğu, Osmanlı'ya sadakat duyguları içindeydiler. Hatta sadece Sünni Araplar değil, Irak ve Suriye'deki Şii Araplar arasında bile Osmanlı'ya ve Hilafet'e bağlılık duygusu vardı. (3) Bu konuda büyük bir otorite olan Prof. Kemal Karpat, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Arap milliyetçiliğinin, Hıristiyan Araplarınki hariç, aslında en son noktaya kadar "ayrılıkçı" olmadığına dikkat çekerek şöyle demektedir:

“Görülüyor ki Arapların 'milli' hareketi esasında ayrılıkçı bir hareket değildi. Arapların birçoğu Osmanlı hükümdarlarını yabancı bir sömürgeci güç olarak değil, sadece Arap kökeninden olmayan, iktidarda bir hanedan olarak görüyorlardı ve Osmanlı Devleti ve hanedanı Müslüman kaldıkça ve Arapların hayat tarzına saygılı oldukça, özlemlerini yerine getirmeye söz verdikçe ve onları Avrupa işgaline karşı korudukça, itaat etmekten geri kalmıyorlardı. Geçmişte şan ve şereflerini ilk hatırlayan veya hayal edenler ve tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar Müslüman değil Hıristiyan Araplardı.(4)

....../.....

Kısacası yakın tarihimiz, "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" anlayışını doğrulayacak şekilde gelişmedi.



1) Cengiz Çandar, "Sharon'cu Vicdansızlar-Filistin Yalanları", Yeni Şafak, 5 Nisan 2002
2) Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, İrfan Yayınevi, İstanbul. 1992, s. 153
3) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004, s. 379
4) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, s. 594

Yazan: Mustafa Akyol

doğuhan
01-01-2007, 15:39
güzel bir konuya temas etmişsin kardeş eline sağlık

Güle Sevdalı
01-01-2007, 16:12
Maalesef Türkiye'de bu gerçek bilinmiyor. Milliyetçiyim diye geçinen insanlar ağızlarında hikayeden öteye geçmeyen saçma sapan iftiralarla kin güdüyorlar araplara. Ama şunu bilmiyorlar ki arap ülkelerine gittikleri zaman kendilerine gösterdikleri hürmeti başkalarına göstermezler.

Şu gerçeğide görmemiz lazım ki bu kadar milliyetçilik ayaklarına kapılanlar neden sadece arapları arkalarında vurduklarını iddia ediyorlarda bir Amerika'nın, İngiltere'nin,Fransa'nın... daha nice batı ülkelerinin yaptıkları ihanetlerini söylemiyorlar. Neden batı hayranlığı içerisine giriyorlar?

siyah_nur
02-01-2007, 21:35
bu konuyu çok merak ediyordum ve arapların böyle bişey yapacağına ihtimal vermek istemiyordum
çok sağol bu konuyu açtığın için

Ebu Zerr
02-01-2007, 22:18
Sayın Nurfer!! Çok önemli bir konuya temas etmişsiniz..Sizi gerçekten tebrik ederim..Çok faydalandık..Kaynaklarını vererek aktarmanızsa ayrı bir güzellik..

Bu konu es geçilmemeli..Her Müslüman Türk ve Kürt genci Arap kardeşlerinin kendilerini sevdiğini bilmeli ve buna tüm kalbiyle inanmalıdır...

Şunu unutmayalım ki başta Müslüman Arap dünyası olmak üzere tüm İslam Alemi Anadolu'nun Müslüman Türk ve Kürt evlatlarından İslam Birliğine önderlik etmelerini beklemektedir...


Evet..Düşünce ve beklentiler Anadolu üzerinde yoğunlaşmaktadır...Çünkü Anadolu gerek tarihi misyonu gerekse bütün baskı ve dayatmalara rağmen İslami şuurun yeniden filizlendiği büyük bir toprak parçasıdır...Cemaat ve tarikatlerin bu denli yoğunlaştığı,hali hazırdaki bozuk durumda bile Mürşid-i Kamillerin, Allah dostlarının, Müfessir , Muhaddis ve Fakihlerin bu denli fazla olduğu başka bir İslam diyarı olduğunu zannetmiyorum...


Gerçekten de tüm dünyayı zulümlerin aldığı, masumların kanlara boyandığı şu bahtsız zaman diliminde Anadolu'nun Mücahid insanlarının omuzlarında büyük bir manevi yük vardır..Bu yük tesbih taneleri misali dağılmış İslam ümmetini tekrar tek çatı altında birleştirip sadece Müslümanların değil tüm mazlum insanların haklarını ellerine verme, Dünyayı idare ettiğini sanan Gizli Dünya Devleti'ine karşı büyük mücadelesini etme görevidir....BU görevin en başında Anadolu insanı vardır...


Ama ne acıdır ki böyle büyük bir görevi omuzlarında taşıyan Müslüman Türk ve Kürt Anadolu halkı parçalara ayrılmaya çalışılmakta;


Müslüman Mücahid Kürt halkı Güneydoğuda ayaklandırılarak Komünist bir devlet oluşturulmaya çalışılmakta, Siyonist güçlere maşa yapılmaya çalışılmakta ve bir kısmı dağlarda kafire maşa yapılmak istenmektedir..


Ve yine Müslüman ve Mücahid Türk halkı siyonistler tarafından ortaya atılan ırkçılık rüzgarıyla çalkalanmakta, yanlış milliyetçilik akımları ile öz kardeşi olan Kürtlerden kopartılarak ve Avrupa Birliği ve ABD gibi güçlere yaklaştırılmaya, onlara maşa yapılmaya çalışılmaktadır....


Milli ve Manevi duygularından soyutlanarak maddeye bağımlı, dolar kölesi;
üç beş kağıt parçası için babasının katilliğini , anasının satıcılığını, vatanının işportacılığını yapabilecek alçak ve ateist bir nesil yetiştirilmeye çalışılmaktadır...


Ey Müslüman Türk evladı... sen ki yüzyıllarıdr bu topraklarda Haçlı zihniyete karşı vücudunu siper yaptın..İslam aleminin cesaret abidesi, şehadet sevdalısı Muhafız Milleti idin...


Ey Müslüman Kürt evladı... Sen ki yüzyıllardır bu vatanın manevi bekçiliğini yaptın, Allah dostları yetiştirdin, Selahaddinler çıkardın...İslam milletlerinin sadakatta ve vefada timsali olan Muallim Milleti idin...


Ey Müslüman Arap evladı... sen ki yüzyıllardır Allah Resulü'nün (sav) davasının savunuculuğunu yaptın...Tüm İslam alemine İslam'ı ilk götürme şerefine nail oldun...İçinden Tarık Bin Ziyadlar çıkardın...İçinden Halid Bin Velidler çıkardın...
Seyyidler , Şeriflerle bu ümmetin Manevi Sorumluluğunu yüklenen İslam'ın Aziz Milleti idin...


Haydi bırakın bu siyonist tuzaklarına kanmayı...Bırakın şucu bucu olmayı..Hep birden Muhammedi (sav) olun..Aynı İslamın ilk zamanlarındaki gibi....

Kolkola verip pederiniz olan Yüce İslam'ın bayrağını göklere çıkarın..
Kandan gözyaşları döken bu bebeklerin yaşlarını silmek için...:cray:
Yüreği parça parça olan anaların sinesine merhem sürmek için...:cray:
Namusları tehlikede olan bacıların yardım çığlıkları için...:cray:
Ne olur haydi..Kurun artık şu İslam Birliğini....Yeter artık şucu bucu olmak...

Yok mu , kalmadı mı benim önderim Hazreti Muhammed (sav) diyenler..Nerdesiniz hani, beni daha fazla bağırtmayın gösterin kendinizi....:confused1[1]:


Not: Daha fazla yazamayacağım...Diyeceğim çok şey vardı ama gerisini siz anlayın artık.....Bazı şeyleri de kendiniz çıkarın...Daha açık konuşamıyorum çünkü...Siz anlarsınız beni...



..

Bedrin_Aslanı
03-01-2007, 10:22
her kim arapları severse beni sevdiği için sever, her kim onlara buğz ederse bana buğz ettiği için, bana karşı olan düşmanlığı için buğz eder...

Bu sözden sonra denilecek birşeyin kalmaması gerekir...

EHLİ-SUNNET
03-01-2007, 18:51
Esselamualeykum..arkadaŞlar BaŞlikta Araplar Bİzİ Arkadan Vurdu Denİyor.araplar Arasinda 4 Tane Peygamber Var Bu Peygamberlerde Bu BaŞliĞin İÇİne Gİrermİ???

Ebu Zerr
03-01-2007, 19:06
Esselamualeykum..arkadaŞlar BaŞlikta Araplar Bİzİ Arkadan Vurdu Denİyor.araplar Arasinda 4 Tane Peygamber Var Bu Peygamberlerde Bu BaŞliĞin İÇİne Gİrermİ???

Açıklar mısın Ehl-i Sünnet kardeş, merak ettim doğrusu?

gumus_Tesbih
03-01-2007, 22:20
-Araplarla Müslüman Türkler Arasına Sokulmak İstenen Nifak Tohumları

İslamın iki bahâdır kahraman milleti olan Araplar ve Türkler arasında, sun‘î bir ihtilâf çıkararak İslam zaferlerini gölgeleme gayretleri, Avrupalılar tarafından XVII. asırdan beri sürdürülegelen fesâd faaliyetlerinin başında gelmektedir. Maalesef bu fesâd faaliyetlerinin acı meyveleri, I. Dünya Harbi'nde görülmüş ve bir çok müslüman millet, kahraman ağabeyi olan Türkleri arkadan vurmuşlardır. Gerçekten Hindistanlılar, paralı veya parasız İngiliz askerleri olarak ve düşman zannederek, gerçekte manevî pederi olan Türkleri öldürmüşler; şimdi başında oturmuş ağlıyorlar; zira babasız kaldıkları her hallerinden belli oluyor. İşte Araplar, yanlışlıkla ve düşmanın tahrikleriyle kahraman kardeşi Türkleri arkadan vurarak öldürüp hayretlerinden ağlamayı da bilmiyorlar. İşte Afrikalı bir kısım müslümanlar, tanımadan kurşun sıktıkları birâderlerinin başında şimdi vâveylâ ediyorlar. Kısaca âlem-i islam, İslamın bin yıllık bayraktarı olan oğlunu gafletle bilmeyerek öldürülmesine yardım etti. Şimdi anneler gibi saçlarını çekip ah-u fizâr ediyor. Kısaca Osmanlı Devleti, yakalarından ellerini çekti çekeli, hiç bir İslam ülkesinin iki yakası, yaklaşık bir asırdır, bir türlü bir araya gelmiyor[1].

Bu fesât faaliyetlerini hâlâ devam ettiğini, 1985 baharında doktora tezim ile alakalı araştırmalarda bulunmak üzere gittiğim Kuveyt'de de müşâhede ettim. Osmanlı Devletinin Arap ülkelerini işgal ettiklerini (işgal etmek demek olan "ihtilâl" kelimesini, 1990 baharında gittiğim Suudi Arabistan'da da maalesef yetkililerin ağzından duyma acısını tattım) ve kendilerini sömürdüğünü müdafaa eden bir kısım serseri mayınlara orada da rastladım. Daha da ötesi, dikkatinizi çekerek belirteyim. Arapça öğretmek üzere açılan Lisan Okullarında okutulan ve ancak Amerikalı ve Kanadalı ilim adamları tarafından hazırlanan Arapça Gramerinde de "Osmanlı işgal etti" "Osman sömürdü" gibi cümlelerin, başka misal yokmuş gibi kâideleri açıklayan misaller olarak zikredildiğini esefle okudum ve gördüm.

Böyle bir durumda değerli araştırmacı Prof. Dr. Muhammed Harb gibi meseleye vâkıf insanların bu fesâd şebekelerini durdurmaları gerektiğine kanaat getirdim ve bu vazifeyi ifaya çalıştıklarını da yazdıkları makaleleri okuyarak anladım. Muhammed Harb "El-Osmâniyyûn" adlı değerli eserinde haklı olarak şu soruları soruyor? Araplar Osmanlı hâkimiyetini nasıl karşılamışlardır? Buna mukâvemet etmişler midir? Nasıl bakmışlardır? Sevinmişler mi yoksa nefret mi etmişlerdir? Sömürgeci mi yoksa kurtarıcı nazarıyla mı bakmışlardır?

Kuzey Afrika veya bir diğer adıyla Mağrib yani Batı Arap Aleminin Yavuz'a ve Kanunî'ye mektuplar göndererek, Osmanlı Devleti'nin şemsiyesi altına girmeyi can ü gönülden istediklerini ve hatta Osmanlı Devleti'nin bir eyâleti olmayı teklif ettiklerini biz, daha önceki bir makalemizde belgeleriyle isbat etmiştik[2]. Muhammed Harb de aynı şekilde değerlendirme yapıyor ve değerli ilim adamı Dr. Abdülcelil Et-Temîmî'nin konuyla ilgili bir araştırmasından iktibaslar yapıyor. Ortadoğudaki Araplar açısından ise, bu sualleri şöyle cevaplıyor:

"Evet! Doğudaki Araplar da tıpkı Mağrib'dekiler gibi, Osmanlı Devleti'ni davet etmişler ve onlara merhaba demişlerdir. Bu durum, Mısır fethinden kısa zaman öncesinden değil, belki çok daha evvel başlamıştır. Özellikle Mısır'daki müslüman ahali, İslam'ı tatbik eden kuvvetli bir devlete tabi‘ olmayı başından beri istemektedir. Ortadoğudaki Araplar, tıpkı Mağribliler gibi, Osmanlı Devleti'ni, kendilerini Memlüklü devletinin zulmünden kurtaran bir kurtarıcı olarak görmüşlerdir.

Abdullah bin Rıdvan "Tarih-i Mısır" adlı eserinde, Mısır âlimlerinin, Mısır'a gelen Osmanlı sefiriyle gizliden gizliye görüştüklerini ve ona Sultan Gavri'nin şer‘-i şerife muhâlif hareket ettiğini şikâyet ettiklerini ve kendilerinin Osmanlı sultanının Mısır'ı fethetmesini beklediklerini ifâde eylediklerini kaydetmektedir[3]. Suriye bölgesi de Mısır'dan farklı değildir. Mısır'dan yola çıkarak Şam'a gelen ve oradan da Haleb'e varan Kansu Gavri'nin Haleb girişinde, çocukların "Yüce Allah sana yardım eylesin ey Sultan Selim" sesleriyle şaşkına döndüğünü tarihçiler kaydetmektedir[4].

II- Halep İleri Gelenlerinin Yavuz'a Gönderdikleri Mektup

Burada Halep âlimleri, kadıları ve halkın ileri gelenleri tarafından kaleme alınan ve Yavuz Sultan Selim'e takdim edilen bir Arîza yani dilekçeyi de aslına uygun olarak takdim etmek ve bu dediklerimizi belgelendirmek istiyoruz. Muhammed Harb tarafından özeti Arapçaya tercüme edilen bu belgenin aslı, Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır. Gerçekten Halep'de âlimler, kadılar, a‘yânlar, eşrâf ve ileri gelenler bir araya gelmişler ve kendi durumlarını aralarında tartışmışlardır. Neticede dört mezhebin kadısının ve şehrin ileri gelenlerinin, bütün halka vekâleten bir arîza yazmalarını ve arîzada Osmanlı Sultanı Selim'e hitâben istediklerini dile getirmelerini kararlaştırmışlardır. Alınan kararlara göre, Suriye halkı Memlûklu zulmünden bıkmıştır. Memlûklu idarecileri şer‘-i şerife muhâlefet etmektedirler. Sultan Selim, Memlûklu saltanatına son vermek isterse, Suriye halkı kendisine hoş geldiniz demeye hazırdır. Kendisini karşılamak üzere Anteb'e kadar gelecektir. Bununla da yetinilmeyerek Yavuz'dan güvenilir bir vezirini kendilerine idareci olarak göndermesi istenecektir.
Mektubun Kısa Özeti

"Mevlânâ Sultanımıza,

Biz Haleb'in ileri gelen âlimleri, eşraf ve a‘yânıyız. Bütün Halep ahalisinin izniyle size bu mektubu ve arîzayı yazıyoruz. Haleb ahalisi Sultan'a itâatkâr, kendi arzumuzla emirlerine hazırız ve bağlıyız. Ahalinin izniyle bu mektup yazılarak hazretlerine gönderildi. Haleb ahalisi, Sultanlarından ahd ü emân talep eyledik ki, canlarımız, mallarımız ve ehl ü iyâllerimiz mahfûz kalsın. Siz isterseniz, Memlûklüleri yakalar sizin elinize veririz. Sultanım Anteb'e geldiklerinde Haleb ahalisi sizi orada karşılamaya hazırdır. Eğer Memlûklüler önce davranırsa, ne olur, biz onların elinde esir olarak bırakmayın. Onların elinden kurtarmak kâfir elinden kurtarmak gibidir. Sultanım bile ki, şerî‘at asla uygulanmaz, malımızdan ve iyâlimizden dilediklerini zulmen alırlar. Kimse hesap soramaz. Her biri ayrı bir sultan gibidir. Bizden asker istediler, vermedik, bizi Sultanlarına şikâyet ettiler.

Sultanımızın devletlü başı için, bizi Memlûklüler elinde esir bırakma. Güvenilir bir vezirini bize gönder. Gizli gelsin, bizim başımıza geçsin ve bizi kurtarsın.

Halep Kadısı

Şemseddin Cemâleddin"

Mazide İslamın iki bahadır kahramanı Araplar ve Türkler, elele vererek, Kur‘an'ın sadâsını aktâr-ı âlemde en yüksek gür sadalarıyla herkese duyurmaya çalışmışlardır. "İnşaallah yine, Araplar, ümitsizliği bırakıp, İslamiyetin kahraman ordusu olan Türklerle hakiki bir tesânüd ve ittifak ile elele verip, Kur‘an'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilan edeceklerdir

aHuZaR
03-01-2007, 23:18
her kim arapları severse beni sevdiği için sever, her kim onlara buğz ederse bana buğz ettiği için, bana karşı olan düşmanlığı için buğz eder...

Bu sözden sonra denilecek birşeyin kalmaması gerekir...

bu söz hazreti haticenin evini yikip umumi hela yapan hazreti ebubekirin evini yikip oto park yapan ve simdi peygamberimiz s.a.w evini yikip otel yapmak isteyen suidiler icin icin gecerli degil sanirim degilmi?

EHLİ-SUNNET
04-01-2007, 00:27
ebu zer kardeşim başlık şu şekilde yazılsa olmazmıydı. günümüzdeki araplar bizi arkadan vurdu??

Ebu Zerr
04-01-2007, 11:50
bu söz hazreti haticenin evini yikip umumi hela yapan hazreti ebubekirin evini yikip oto park yapan ve simdi peygamberimiz s.a.w evini yikip otel yapmak isteyen suidiler icin icin gecerli degil sanirim degilmi?

Belli bir azınlığa bakarak tüm Arap toplumunu öyle görmeyiniz...
Bugün dünyada çoğu İslam ülkesinde iktidar ve güç zorba azınlık güçlerin elindedir..Ve bu tür zulümleri yapanlar da o zorba güçlerdir..Halklar böyle değildir..Onun için Suudi yönetimini veya Baas rejimini bu tür konularda örnek vermemelisiniz...

Bizim için örnek halktır...

Eğer sizin dediğiniz mantıktan hareket edersek Allah'ın dinine (haşa) saldıran bi sürü Türk ırkından olan insan vardır..Onlar ne olacak? Bugün Türk televizyonlarını uydudan izleyen ve müstehcenliğin ahlaksızlığın daniskasını gören dindar Araplar "vayy Türklere bak..Bunlarla kardeş olunmaz..Bunlar karı oynatıyor" deseler ne denli doğru bir hüküm olmazsa aynı şekilde halihazırda medyada gördüğümüz yanlış uygulamalarla da Araplar hakkında genel bir hükme varılamaz..

arşivist
14-02-2007, 08:08
güzel bir hatırlatma oldu.

GÖNÜL İKLİMİ
14-02-2007, 08:18
Gümüş tesbih kardeşim gerekeni açıklamış.Kendisine teşekkür ediyorum.

EHLİ-SUNNET
12-08-2007, 03:29
Osmanlıyı arkadan vuranlar vahabi zihniyetidir..

Murat Yazıcı
12-08-2007, 08:39
Şu tespiti yapmakda fayda var: Vehhabiler en çok Müslüman Arapları katlettiler. Vehhabi hareketi "Arapların Türklere karşı bir hareketi" değildir; bilakis, Vehhabilerin tüm Müslümanlara (Arap veya Türk) ve Halifeye ve Ehl-i sünnete karşı bir hareketidir.

Suudilerin I. Cihan Harbi'nde İngilizlerle işbirliği yaptığını unutmamak lazım. Ancak Suudilerin genel olarak Arapları temsil etmediği izahtan varestedir. "Türk" İttihadçıların da tüm Müslümanlara (Araplara ve Türklere ve diğerlerine) büyük zararlar verdiğini hatırlayalım.

Konu hakkında bazı yazıları şu bağlantılarda bulabilirsiniz:

http://muratyazici.blogspot.com/2007/07/ibni-suud-ailesi-vehhabilik-ingilizler.html (http://muratyazici.blogspot.com/2007/07/ibni-suud-ailesi-vehhabilik-ingilizler.html)

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/ibni-suuda-ingiltere-hindistan.html (http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/ibni-suuda-ingiltere-hindistan.html)

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/vehhabi-vaheti.html (http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/vehhabi-vaheti.html)

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/suudi-arabistan-ve-vehhabilik.html (http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/suudi-arabistan-ve-vehhabilik.html)

Türkiye'de son 70-80 senedir aşılanmış olan Arap düşmanlığının menşeinde ise Peygamber (aleyhisselam) düşmanlığı ve İslam düşmanlığı vardır. Şunu da ekleyeyim: "İşler Arap saçına döndü..." gibi ifadeleri kullanmamak lazım; hamam böceklerine "kara Fatma" denmesi ve kara köpeklere "Arap Arap..." diye seslenilmesi imanı olan bir insanın tahammül edemeyeceği çirkin işlerdir.

cicikagan
01-09-2007, 23:52
her kim arapları severse beni sevdiği için sever, her kim onlara buğz ederse bana buğz ettiği için, bana karşı olan düşmanlığı için buğz eder...

Bu sözden sonra denilecek birşeyin kalmaması gerekir...

Sanırım bunada Sahih hadis diyeceksin :-)
Haşa Peygamber Irkcılık mı yapıyor?

Bu hadisin doğru olma ihtimali var mı acaba?
İnsan bir sorgular.
Merak ediyorsan Prof.İbrahim Sarmış hocanın Hadis İlmi adlı kitabını oku.

Arabın içindende iyiside çıkar kötüsüde aynen Türklerin içinden bir Orhan Pamuk nasıl çıkıyorsa Onlardada Şerif Hüseyin çıkmıştır.

Uzağa gitmeyede gerek yok Ebu Cehil çıkmıştır.

Peygamberin söylemediği söyleme ihtimali dahi olmadığı sözleri ona atfetmeyelim.

cicikagan
02-09-2007, 00:04
Filistin topraklarına yahudilerin yerleştirilmesine imkan sağlayan ve yahudilerin bu topraklar üzerinde devlet kurmalarına kapı açan ilk ihanet Şerif Hüseyin tarafından yapılmıştır. Şerif Hüseyin 7 Şubat 1999 Pazar günü hayata gözlerini yuman (artık) eski Ürdün kralı olan Hüseyin ibnu Talal'ın dedesinin babasıdır.
İngiltere'nin Mısır elçisi Henri Mikmahun 1915'te Şerif Hüseyin'e bir teklif götürdü. Bu teklifte, Şerif Hüseyin'e Arapların Osmanlılardan ayrılarak bağımsız devlet kurmalarına yardımcı olacağını, kendisine de halifelik verileceğini vaad ediyordu. Yani İslam ümmetinin halifesini haçlı zihniyetinin başını çekenlerden İngiltere belirleyecekti. Bu vaadlerine karşılık Şerif Hüseyin'den de Filistin topraklarına yahudilerin yerleştirilmesine ve bu topraklarda bir yahudi devleti kurdurulmasına yardımcı olma sözü almıştı. Şerif Hüseyin İngilizlerin vaadlerine kanarak 10 Haziran 1916'da Osmanlılara karşı isyan başlattı. Aynı yıl İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Filistin toprakları üzerinde bir yahudi devleti kurdurulması için gerekli şartların oluşturulmasını öngören Sykes-Picot anlaşması adı verilen bir anlaşma imzalanmıştı. Çok geçmeden Şerif Hüseyin'in de muvafakat ve destekleriyle 1917'de İngiliz orduları Filistin topraklarına girdi ve yahudilerin bu topraklara yerleştirilmesi işlemi hız kazanmaya başladı. 24 Temmuz 1922'de de şimdiki BM konumunda olan Milletler Cemiyeti, Filistin topraklarını resmen İngiltere'nin vesayetine verdi.
Şerif Hüseyin, Filistin'e ihanet konusunda İngilizlere verdiği sözü yerine getirdi ama İngilizler ona verdikleri sözü yerine getirmediler. Kendisine bütün Arap yarımadasının yönetimini vermeyi vaad ettikleri halde daha sonra şimdiki Ürdün topraklarına razı olmasını istediler.
Olaylar birbirini izledi ve 1947'de İngiliz güçlerin kademeli olarak Filistin'den çekilmesinden sonra 1948'in başlarında İsrail'in kuruluşu ilan edildi. İsrail'in kurulmasıyla birlikte Filistin halkıyla yahudiler arasında bir savaş başladı. Bu kez Filistin halkına Şerif Hüseyin'in oğlu zamanın Ürdün kralı Abdullah ihanet etti. Kral Abdullah, Filistin halkına destek amacıyla (!) İngiliz kumandan Glop Paşa'nın emrindeki ordusunu Filistin topraklarına soktu. Bizzat 1948 olaylarını yaşayanların anlattıklarına göre İngiliz Glop Paşa'nın emrindeki Ürdün birlikleri Filistinlilere: "Artık biz düzenli bir ordu olarak olaylara müdahale ettik. Sizin böyle dağınık bir mücadeleye devam etmenize gerek kalmadı" diyerek, onların yahudi işgalinden kurtardıkları bölgeleri ellerinden alıyor, sonra oraları tekrar yahudilere teslim ediyorlardı. Bu sayede yahudiler 1948 olaylarında sınırlarını daha da genişleterek bugün yeşil hat olarak adlandırılan hattın içinde kalan bölgelerin tamamına hakim oldular.

cicikagan
02-09-2007, 00:39
Yıl 1918. Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmek üzereyiz.
Suriye, Irak, Filistin, Arabistan cephelerindeki ordularımız, İngilizler karşısında çökmek üzere. İngilizler, Arapları çil çil altınlarla satın almış. Araplar, Türk ordusunu, dindaşlarını arkadan ve kalleşçe vuruyor.

30 Ekim 1918. Bu cephelerde on binlerce şehit veren Osmanlı yenilmiş, Mondros Antlaşması'yla teslim olmuş.

Peygamberimizin Ravza-i Mutahhara adıyla bilinen mezarı, kutsal Medine kentinde. Komutanlığını Fahrettin Paşa'nın yaptığı Medine garnizonu, aylardan beri Arap ve İngilizler tarafından korkunç bir kuşatma altında. Açlık, susuzluk, silahsızlık, her şey felaket. Çaresiz kalan Fahrettin Paşa ordusuna emir yayınlıyor: "Evlatlarım, çekirgeleri tavada pişirip yiyin. Ben yiyorum, çok güzel oluyor."

Fahrettin Paşa, Arap ihanetini ve olacakları önceden görüyor, Medine'nin elden çıkacağını anlıyor. Peygamberimizin mezarına Osmanlı tarafından armağan edilen bütün değerli eşyaları (hazineyi) son trenlerden birine bir muhafız kıtası eşliğinde yükleyip İstanbul'a gönderiyor. İşte bazıları:

Hazreti Osman'ın ceylan derisine el yazmalı Kuran'ı, pırlanta ve incilerle Peygamberimizin adı yazılı levhalar, pırlantalı, incili ve amberli tespihler, Kevkebi Dürri adlı 4 parça büyük elmas, her biri 50 kiloluk altın şamdanlar ve daha niceleri.

Medine, demiryolunun son durağı. Demiryolu, cephelerdeki ordumuzun tek can damarı. Araplar bu hatta sürekli sabotaj düzenleyip asker, yiyecek içecek, cephane sevkini engelliyor. İngiliz altınları doğrusu çok işe yarıyor!

***

Mondros imzalanıyor, devlet teslim oluyor. Fakat o ne? Fahrettin Paşa Medine'de teslim olmayı reddediyor. Aylar boyu Arap-İngiliz kuşatmasına direniyor.

Haçlı-Arap işbirliği, Türk ordusuna karşı sürüp gidiyor.

İstanbul hükümeti, Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Haydar Molla'yı Medine'ye İngiliz zırhlısıyla gönderip, direnen Fahrettin Paşa'dan teslim olmasını istiyor. Paşa yine reddediyor. Verdiği yanıt hep aynı: "Ben Peygamberimizin mezarını bunlara bırakmam. Al bayrak burada dalgalanacak."

Dünya askerlik tarihinde böyle bir olay yaşanmadı. Devlet teslim olmuş, Fahrettin Paşa 3 ay daha Medine'de direniyor. İngilizler ve işbirlikçi Araplar, Medine'yi bir türlü ele geçiremiyor.

Ocak 1919. Sonunda olan oluyor. Bir sabah erken saatlerde Paşa, Peygamberimizin mezarında namaz kılarken, teslimden başka çıkar yol kalmadığını savunan bazı subaylar onun üzerine atılıp yaka paça yakalıyor.
( Savaşı kaybetmiyor kazanamayacağına inanmayanlar yüzünden bu savunma hattı kırılıyor )
Fahrettin Paşa, tabancasıyla kılıcını Peygamberimizin mezarına bırakıyor ve kuşatmacılara esir düşüyor.

Paşa bir süre Mısır'daki esir kamplarında kaldı. Sonra bütün yurtseverler gibi, İngilizler tarafından Malta Adası'na sürüldü. Esirliği boyunca çizmelerini ve üniformasını bir gün olsun üzerinden çıkarmadı.

2.5 yıl sonra serbest kalınca 1921 yılında İtalya-Almanya-Rusya-Batum-Kars yoluyla yurda girip vatan toprağını öptü ve Kazım Karabekir Paşa ordusuyla Batı cephesine gidip İstiklal Harbi'ne katıldı.

Ankara'da Mustafa Kemal Paşa, Fahrettin Paşa için "daha sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdırmış kumandanımızdır" dedi.

Çöl kaplanı ve Medine kahramanı olarak bilinen, düşmanlarının bile hayranlıkla söz ettiği Fahrettin Paşa, 1922 yılında Mustafa Kemal Paşa tarafından Afganistan'a, Kábil Büyükelçisi olarak atandı. Afganistan o yıllarda da bizim için çok önemli. Yeni rejimi tanıyan birkaç ülkeden biriydi.

Fahrettin Paşa sonraki yıllarda "Türkkan" soyadını aldı. Hakkında yazılmış iki nefis kitap var. İkisinin de adı "Medine Müdafaası". Birinin yazarı Paşa'nın personel subayı Naci Kaşif Kıcıman, öteki ise Medine'de Kızılay görevlisi Feridun Kandemir. Her ikisi de Medine'de Paşa ile birlikte görev yapmışlar.

Aradan yıllar geçiyor, Kandemir bir gün Fahrettin Paşa'ya İstanbul'da sokakta rastlıyor ve kendisinden, anılarını yazmasını istiyor. Yanıtını kitaptan aynen aktarıyorum: "Evladım, herkes vatana karşı borçlu olduğu vazifeyi yapar ve orada iş biter."

Fahrettin Türkkan, 1948 yılında vefat etti. Ebedi uykusunu İstanbul'da, Rumelihisarı Mezarlığı'nda uyuyor.

Fahrettin Paşa olayı, dünyada eşi olmayan bir ibret belgesidir. İngilizlerle para uğruna işbirliği yapan dindaşımız Arapların ihanetine uğrayan, devlet teslim olduğu halde Peygamberimizin mezarını onlara kaptırmamak için kelle koltukta, aç susuz direnen gerçek bir Müslüman'ın öyküsüdür.

Ben bu kahramanlara büyük saygı duyuyorum. Bugün onlar sayesinde özgürüz. Allah hepsine rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar. Gerçek dindar, gerçek Müslüman, işte onlardı. Onlar aynı zamanda yurtseverdi. Bir Fahrettin Paşa ve benzerlerine bakın, bir de Müslümanlık tüccarlığı yapan din bezirgánı sahtekárlara!


Fahrettin Paşa'nın hazinesi

Fahrettin Paşa'dan, Paşa'nın Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz altınlarıyla satın alınıp ordumuzu Medine'de kuşatan ve arkadan vuran Araplardan kaçırdığı görkemli hazineden kısaca söz etmiştim.

şimdi onları açıklama vakti sıkı durun ....

Fahrettin Paşa, dindaşlarına ihanet eden, Türk askerini çöllerde kesip donuna kadar yağmalayan Araplarla boğuşuyor. Medine'nin elden çıkacağını gören Paşa, Peygamberimizin bu kentteki mezarına Osmanlı padişahları tarafından gönderilen hediyeleri, bir muhafız kıtası eşliğinde ve mühürlü sandıklarla İstanbul'a gönderip ülkemize kazandırıyor. Allah rahmet eylesin, ne iyi yapıyor. Aksi takdirde bu değerli eşyalar, şimdi din bezirganı Suudi'lerin elinde olacaktı.

İşte bu yurtsever insanın o koşullarda ülkemize kazandırdığı hazinenin listesi:

- Hazreti Osman'ın ceylan derisine elyazmalı Kuran'ı.

- 5 adet eski elyazması Kuran ve 4 adet Kuran cüzleri.

- Değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet Kuran kabı.

- Hilye-i Şerif (Peygamberimizin yazı ile yapılmış portresi). Gümüş çerçeveli, yeşil kadife üzerine pırlanta ve incilerle Peygamberimizin adı yazılı, gümüşten güneş resimli.

- Bir adet som altın üzerine pırlanta ile Kelime-i Şehadet yazılı levha.

- Pırlantalı, incili, mercanlı 7 adet tespih.

- Gümüş işlemeli 2 adet rahle.

- Sultan Abdülaziz'in pırlantalı ve altın işlemeli tuğrası.

- 4 adet sancak başı ve 3 adet değerli kılıç.

- Kevkeb-i Dürri adlı 4 parça büyük elmas. Altın üzerine oturtulmuş, çevresi elmas ve yakutlarla bezenmiş.

- 14 adet pırlanta ve zümrütlerle bezenmiş altın askı.

- Pırlanta, inci, yakut ve zümrütlerle bezenmiş 11 adet altın kandil askısı.

- Değerli taşlarla bezenmiş 1 adet altın kandil.

- 1 adet altın kahve askısı.

- Değerli taşlarla bezenmiş 7 adet altın şamdan. İkisi 1.55 metre boyunda ve 50 kilo ağırlığında. Her birinin üzerinde 2.680 pırlanta var.

- 1 adet altın makas.

- Değerli taşlarla bezenmiş 8 adet altın gülabdan (gülsuyu kabı) ve 12 adet altın buhurdan (tütsülük).

- Pırlanta, zümrüt, yakut ve incilerle bezenmiş 2 adet çelenk, 10 adet yıldız çiçek, bir yaprak. Hepsi altın.

- 1 adet pırlanta yüzük.

- Altın ve gümüş zincirler, altın mücevher kutuları ve çekmeceleri.

- 84 karat inci taneleri, 15 parça zümrüt, 27 parça yakut, 53 parça pırlanta ve elmas, 3 kilo 985 gram altın, 908 kilo gümüş.

- 49 parça şal ve sırma işlemeli perde.

- Medine'de Sultan Mahmut kütüphanesi ve diğerlerindeki değerli eserler.

Bu inanılmaz hazine şimdi Topkapı Sarayı'nda. Bir bölümü sergileniyor.

***

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Türk askeri, İngilizlerle işbirliği yapan Araplar tarafından arkadan vuruldu. O savaşta Arap ihaneti unutulacak şey değildir. Ortadoğu'nun dört bir yanında, Filistin, Hicaz, Irak, Suriye cephelerinde bu ihanet olmuştur.

İngilizlerle savaşan on binlerce Türk askeri, satılmış Araplar tarafından öldürülmüş, cesetleri yağmalanmış, belki altın yutmuşlardır diye cesetlerin mideleri bile bıçakla deşilmiştir.

Naci Kaşif Kıcıman'ın Medine Müdafaası isimli eserini, 1976 yılında İslamcı bir yayınevi olan Sebil çıkarmış. Bakınız önsözünde İslamcı Sebil Yayınevi bile ne diyor:

"Rica: Sevgili okuyucu! Bütün İslam Alemini Türk'ün liderliği altında tek bir devlet olarak birleştirmek ve bu birliği devam ettirebilmek uğrunda dayanılmaz eza ve cefalara katlanan şehit ve gazilerimizin örnekleri arasında en talihsizleri, Medine savunucularıdır. Çünkü Peygamberimizin mübarek mezarını İngilizlerin aldatmasına kapılmış sözde Müslüman Arap reislerine (başkanlarına) karşı yetersiz yiyecek-içecek ve silah imkanlarıyla, amansız çöl sıcakları altında savunma mecburiyetinde kalmışlardır. Bu acı fakat şerefli savunmanın aziz şehit ve gazilerinin ruhlarını bir Fatiha ile hoş etmek, halen sağ bulunanları ise sağlık ve selamet dilekleriyle anmak, din ve vatan borcundur."

İçimizden bazıları o günleri ya hiç öğrenmemiş, ya da Arap ihanetini görmezden geliyorlar.

İstediklerini yapsınlar da, yakın tarihimizi cahilce göz ardı etmesinler. Bilmemek ayıp değil, biraz okuyup öğrensinler. Fahrettin Paşa gibi nice kahramanların ruhlarını sızlatmasınlar.

Yemenden dönen askerlerimizin karınlarında altın var diye deşildiğini dedelerinizden hiç dinlemediniz mi?

Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekle gercekler yok olmaz.
Ve Arapları İslamiyetle nasıl özdeşleştirirsiniz.Akıl alacak şey değil.

Ahi Evran
02-09-2007, 02:02
Üç-beş arap çapulcusunun yaptıklarını Arap kavmine genellemek İslam'a ve müslümalara ihanettir...Kaldı ki Osmanlıya ihanet eden türkler'de vardır, biraz tarih araştirin, hangi türkler osmanlıya ihanet etmiştir??? Osmanlı arkadan vurulmamış, yahudi dönmelerince içerden hançerlenmiştir...Cumhuriyet döneminde ise araplar nasıl ve kimler tarafından hançerlenmiştir, bir zahmet araştırın???

dunyada_islam
02-09-2007, 02:08
Müslümanlar Kardeştir

Araplar satsa ne satmasa ne olur

Biz araplarla farslarla türklerle kardeş değiliz

müminlerle kardeşiz

İbrahim Tevhidi
02-09-2007, 16:16
Tanışıp kaynaşmak için milletlere bölündük. Öncelikle bunu bilmemiz gerekir. İkinci husus ise şudur, bu arkadan vurma olayı bir ırk değil mezhep taassubundan ileri gelir. Bizm savaştığımız mezhep taassubu. Suudilerin yaptığı tam olarak bir mezhep faşizanlığıdır. Vehhabi olmayanları öldürüp mallarını paylaşmışlar, sahabe kabirleri yerle bir etmişler, Ravza-ı Mutahharaya bile saygısızlık etmişlerdir. Hepsinide din için yapmışalrdır.

Bu yüzden ırk ve mezhep taassubunu red ediyor, islam kardeşliğini ve birliğini savunuyoruz.

Bu olay bir arap isyanı değil bir vehhabi isyanıdır, bundan araplar değil o zamanki mezhep mensubları sorumludur. Bu günki suudi ailesi hala vehhabidir bu yüzden Mescidi nebevinin altına otoparkta yapar, sahabe mezarıda yıkar. Başka mezheplere saygı duymayıp onların mukaddesleri saygı göstermemek böyle bişeydir.

Herkez kendine çeki düzen versin inş.. Kardeşlik baltalanmasın......

andemirkan
02-09-2007, 22:51
Araplar Osmanlı'yı arkadan vurdu mu?


İyi de Osmanlının Arabistanda Mısırda ne işi vardı?
S.S.C.B den ayrılan Türki Cumhuriyetlerin Rusyaya veya Cezayirin ,Suriyenin Fransaya ihanetinden niçin bahsedilmiyor?
Nasıl bir mantık bu?

mutluluk-ixsiri
03-09-2007, 01:20
şimdi diyorsunuz ki araplar hain değil vs vs

ve bunu bir kaç kitaba ve örnege dayalı olarak söylüyorsunuz peki madem dediğiniz gibi bu yanlıstı araplar hain değildi bu yalanı bize neden senelrce yedirdiler amaçları neydi ??

demissiniz arapların bikısmı hainlik yaptıve bunu bi kaç kaynak (üstelik u kaynaklarda oldukça yeni ve taraflı oldugunu düşündüğüm kaynlaklar ) peki o halde bende size soruyorum birinci dünya savasından beri biz bunu böle bilioruz ve böle okuduk bu kitablar neden yalan söylesin çok uzun zaman önce yazılmıs ve arapların hain oldugunu söyleyen bu kitablarınm siyasi yada herhangi bi amaç güdmesi mümkün olmayacagına göre bence araplar haindir ve verdiğiniz örnekte dediğiniz isyankarlar arap toplulugunun az kısmı değil bence çok kısmıdır

tşkler güsel bi konu olmus açilmis her ne kadar katılmasamda


İyi de Osmanlının Arabistanda Mısırda ne işi vardı?
S.S.C.B den ayrılan Türki Cumhuriyetlerin Rusyaya veya Cezayirin ,Suriyenin Fransaya ihanetinden niçin bahsedilmiyor?
Nasıl bir mantık bu?


şimdi sen diosun ki ne işi vardi osmanlı buraları feth etmemiş buralar kendi istekleri ile osmanlı devletinin himayesi altına girrmeyi kabul etmişlerdir bu konu ile sscb arasında bi benzerlik var diosan ya sen körsün ya da ben

DaLokay
03-09-2007, 01:40
kitaplara geçmeyen ve bizlere öğretilmeyen bunca şey varken ön yargı iyi olmasa gerek.

EGELI EFE
03-09-2007, 02:06
Arapların Osmanlıyı arkadan vurup vurmadığını sorgulamanın bir getirisi yok sanırım..Emir Hüseyin ve Oğullarının İngiliz kışkırtması sonucu çıkardığı büyük çapta bir ayaklanma..Genel olarak Arap Dünyasını suçlayamayız..Bir grup isyancı arap ve vehhabi zihniyetidir buna sebep olan..

Bu savaşta önemli olan asıl nokta bir Osmanlı Paşası'nın, bir kahramanın, Medine Fatihi lakaplı Fahrettin Paşa'nın, tarih kitaplarına fazla yansımayan, ordusuyla birlikte ortaya koyduğu büyük mücadeledir diye dünüyorum..En azından örnek alınması gereken bir gerçektir bu mücadele..

alihoca19
03-09-2007, 05:47
esselamunaleykum dini ihvanıkum arabların türklere karşı düşmanlığı adı altında bir yazı yazılmış ve sorulmuş evet kısmen arablardan türklere düşman olanlar var ama hangitaraf da olanları malumunuzdur ingilizcasuzu lorıns denilen ne yaptı arabcayı çok iyi bildiği için arabların arasına girip evvela hırıstiyan arablardan başlayarak türklere karşı bir kışkırtma politikası yaptı ve yine malumunuzdur filistin davasında yahudi arablarlada birleşip filistin i bölüp israil denilen bir ülke kurdular bunda hiristiyan ve yahudi arablar baş rol de idiler bakın birinci dünya harbinde olsun bu günki libya devlet başknı olan muhammer kaddafi nin dedesi dahi osmanlı ordusunda askerdi ve nice arab osmanlı askeri vardı bu arablar haindir lafı kısmen doğru olup müslümanları bağlamaz hain olanlar hiristiyan ve yahudi arablardır ve batıdır bizim hiç batı ile akrabalığımız varmı?hayır yok ama arablarla ve kürtlerle var isimlerimiz dahi aynı asırlardır kız alıp verdik ve halada aynı bunlar batı emperyalizminin bölücü politikasıdır bir bütün kolay kolay yutulmaz ama parçalarsan kolay yutulur ingilizler hr zaman kendilerinini üstün bir millet olarak görmüşler tıpkı yahudilerin kendilerini üstün ırk olarak gördüklerigibi oysa bunlar zelil bir toplumdurlar kendi zeliliklerini başka millete finanse ederler <zelil> <aşşağılık demektir>ALLAHcc hazretleri buyuruyor SİZ YAHUDİ VE NASARALARI <hırıstiyan>DOST EDİNMEYİN ANCAK ONLAR BİRİ BİRİLERİNİN DOSTUDUR onun için herzaman müslüman müslümanın dostudur gerek türk gerek kürt gerekse arab RABBİMİZcchazreleri bir ayet i celilede İNNEMELMÜĞMİNİNE İHVATÜN manası müğminler kardeşdir oysa avrupa ve batı her zaman bizim düşmanımızdır bu gün metfaadler karşılığı dost görünüyorlar hiç bir zaman ne yahudi ne de bir hıristiyan aslında bizim dostumuz değildir türkünde dostu arablardır ve kürtlerdir bir arab memleketine gidinbakalım sizin türk olduğunuzu öğrendiklerinde nasıl davranıyorlar birde avrupaya gidin bakalım nasıl davranıyorlar çünki ben uzun zaman arablarla ve kürtlerle birlikdeyim ve hala hazırda gerek bizim evde olsun gerekse başka bir mekanda bizler fevkalade arab türk kürt bir arada oluyoruz yiyiyoruz oysa askeriyde dahi arab olsun kürt olsun subayımız ast subayımız erimiz var hiç bir gayrimüslim varmı?sohbet ediyoruz ve birlikde ibadetimizi de yapıyoruz benim ilk hocam bir arab ve annesi bir kürt daha bunun hainliği nerede? oysa hain olanlar ta kendileridir yani hırıstiyan ve yahudi olanlarbunu RABBİMİZ ALLAHcc hazretleri diyor onun için değerli kardeşlerim müğmin müğmine hainlik yapamaz VESSELAM

bekirtufana
03-09-2007, 06:32
Kİmİn Kİmden BaŞka Dostu Yok

Bilinen geçmişe dönüyor ve kimlerin kimleri mıhladığını, mızrakladığını, okladığını, topladığını, kurşunladığını araştırıyoruz.

Göktürklere son veren Uygurlardır. Yani birçok Göktürk'lüyü büyük ihtimal oklamışlardır.

Anadolu beyliklerinin durumunu bilenler vardır.

1402-Ankara Savaşı. Batıya yüzünü dönen Osmanlı Doğudan gelen bir güçle bozguna uğrar. Timur imparatorluğu bir Türk Devletidir. Ve Türkleri Türkler arkadan vurmuşlardır. Her ne ise, tarih ilerler Osmanlı eski ihtişamına ve daha ötesine yönelir. Mercidabık ve Ridaniye, Memlükler üzerine seferler yapılır ve bir Türk devleti son bulur. Bu devleti tarihten silen başka bir Türk devleti Osmanlı'dır...

Tarih ilerler 1909'a gelir. Abdulhamid'in yanında bulundurduğu ve memleketine gitmesine izin vermediği gözünün önünde durmasını istediği Şerif Hüseyin İttihad ve Terakki mensuplarınca koyverilir.

"Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in Hicaz'da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916'da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun 'askeri açıdan' tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği 'bağımsızlık vaadi' ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin'in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani 'asıl cephenin gerisi'nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur."

"Üstteki hakikati teslim etmekle birlikte, Arap milliyetçiliğinin Osmanlı'da Türk milliyetçiliğinden daha önce geliştiğini belirtmek gerekir. Arap milliyetçiliği, 1860'larda, Suriyeli Arap entellektüeller arasında doğmuştu. Osmanlı İmparatorluğu'na ve yönetimindeki "Türklere" karşı ciddi bir antipati besleyen bu entellektüellerin dikkat çekici bir yönü ise, çoğunun Hıristiyan oluşuydu. Butros El-Bustani, Faris Şadyak, Nakkaş, Corci Zeydan gibi Hıristiyan Arapların öncülüğünde başlayan bu harekete katılan Müslüman Araplar ise, çoğunlukla Batılı fikirleri benimsemiş seküler aydınlardı. Arap milliyetçiliğini geliştirirken "Arapların İslam öncesi tarihlerine" ilgi duymaları, bundan kaynaklanıyordu."

Mekke Şerifi Hüseyin'in bu hareketi tarihe bir Türk-Arap düşmanlığı kazandırır. Ya da bazıları sürekli Araplar Türkleri arkadan vurdu söylemini tekrarlatır.

Araplar'dan sadece bir kısmının Türkleri arkadan vurmuş olması ne Araplar'a ne de Türklere birşey kazandırmamıştır bu edebiyatın sürmesi ise herkese zarar vermektedir.


Üç küz

Bir zamanlar dağda bayırda hep birlikte gezen üç öküz varmış. Akçaöküz, sarı öküz ve kara öküz hiçbir sürüye katılmazlar ve birbirlerinden ayrılmazlarmış. Birlikte otlar, yemeklerini paylaşır, aralarında zaman zaman anlaşmazlık çıksa da herhangi bir düşman saldırısı karşısında birlikte savaşırlarmış. Karşısında altı sivri boynuz gören saldırgan da fazla uzatmadan arkasını döndüğü gibi kaçarmış. Ünleri iyice yayıldığından fazla saldıran da olmaz, üçöküz istedikleri çayıra gider, rahat rahat otlarlarmış.

O sıralardaormanlar kralı aslan biraz sıkıntılıymış. Bölgesindeki av hayvanlarının sayısı iyice azalıyor, kurtulanlar uzaklara kaçıyormuş. Üstelik başka yırtıcı hayvanlar da aslana rakip olmaya başlamışlar. Bir gün aslanın yolu üç öküzün otladığı çayıra düşmüş. Üçü de birbirinden besili öküzleri görünce aslanın ağzı iyice
sulanmış, “Bunların her biri beni bir hafta idare eder” diye düşünmüş. Öküzler de tehlikeyi hissedip birbirlerine sokulmuş, boynuzları ileri çıkarmışlar. İşinin kolay olmayacağını kestiren aslan yumuşak ve barışçı bir sesle “Merhaba öküz arkadaşlar, nasılsınız?” diye seslenmiş. Öküzler de tedbiri elden bırakmadan “İyiyiz sayın kralımız, sağolun” diye cevap vermişler. Öküzlerin yine de gevşemediklerini gören aslanın aklına bir fikir gelmiş. “Korkmayın öküz arkadaşlar” demiş “Buraya sizi yemek içingelmedim… ” Sonra inandırıcı sesiyle devam etmiş: “Tam tersine, siz bu otlaktayken dışarda beliren tehlikelere karşı sizi uyarmaya geldim. Haberiniz olsun, son günlerde kaplan, panter ve sırtlan çok azdı. Herkese saldırıyorlar. Üstelik insanoğlu da buraları keşfetti ve yiyecek bulmak için hergün gelmeye başladı. Ben de kralınız
olarak sizleri uyarmaya geldim.”

Bu sözler üç öküzün üzerinde gereken etkiyi yapmış, öküzler gevşemiş ve dışardan gelecek tehlikelere karşı kendilerini koruma planları yapmaya başlamışlar. Birkaç gün sonra aslanın midesi iyice kazınmaya başlamış. O sırada akça öküz ilerdeki dereden su içmeye gitmiş. Aslan kara öküzle sarıöküzü yanına çağırıp fısıldayarak ve sesine korku ifadesi vererek şöyle demiş: “Arkadaşlar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bu akça öküzün beyazlığı çok uzaklardan dikkat çekiyor, geceleri bile görünüyor. Düşmanlarımız bunu görür ve yerimizi bulursa mahfoluruz. Benim düşüncem şu ki, bu akça öküzden kurtulalım, böylece kendimizi
güvenceye alalım. Ne dersiniz ?” Uzun süredir aynı otlakta kaldıkları için yiyecekleri de azalmaya başlamış olduğundan sarı öküzle kara öküz hemen aslanın fikrine katılmışlar.”Aslan kralımız haklıdır” derken bundan sonra otlakların ikiye bölüneceğinidüşünüyorlarmış. Aslan devam etmiş: “Şimdi bunu otlaktan dışarı
gönderirsek hem yerimizi belli etmiş oluruz hem de akça öküz düşmanlara yem olur. Yani hem tehlike yaratmış hem de düşmanlarımıza iyilik yapmış olacağız. Diyorum ki akça öküzü ben yiyeyim de
düşmanlara yar olmasın.” Kara öküzle sarı öküz bu fikre de katılmışlar ve akça öküz hemen aslanın midesine göçüvermiş.

Aradan birkaç gün daha geçmiş, bu kez kara öküz ırmağa su içmeye gittiğinde aslan sarı öküzle konuşmuş ve kara öküzün karalığının yarattığı tehlikeleri anlatmış. Sarı öküz çabuk ikna olmuş ve kara
öküz de aslanın midesine gitmiş. Birkaç gün sonra aslan yine acıkmış ve sarı öküzü yanına çağırmış. Sarı öküz gelmiş ve meraklı bakışlarla aslanın karşısında durmuş. Aslan kükremiş: “Ey öküz oğlu
öküz! Niye öyle bakıyorsun? Sıranın sana geleceğini hiç düşünmedinki? Üstelik sana renginin sarılığıyla ilgili hikaye anlatmama da gerek yok!” Sonra bir pençede sarı öküzü devirmiş ve midesine
indirmiş.

ARAPLARIN TÜRKLERİ VEYA TÜRKLERİN ARAPLARI BİR ŞEKİLDE HALLETMESİ KİMİN İŞİNE YARIYOR...FİLİSTİN VE ORTADOĞU MESELESİNİ DE BU AYRIM NOKTASINDA BİR DÜŞÜNELİM...

leyla_
03-09-2007, 08:44
öncelikle gayet tabii mü'minler kardeştir arapmı farslımı farketmez.fakat bu nifak amaçlı iftiraların aslını bilmeliyiz.bu linki okuyunuz anlayacaksınız :

http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2002/nisan/05/ccandar.html (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2002/nisan/05/ccandar.html)
http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/12/araplar_osmanliya_ihanet_etti_mi.php (http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/12/araplar_osmanliya_ihanet_etti_mi.php)

Türk toplumunun onyıllardır beynini yıkayan klasik 'Araplar bizi Birinci Dünya Savaşı'nda arkadan vurdu' iddiası. Dolayısıyla, bundan, İsrail'in Araplara yaptığı her zulmü mazur görebilir ve görmeliyiz sonucu çıkarılmak isteniyor.

İsrail'in kurucu kadroları olacak unsurların, Filistin'de İngiliz ordularının 'içinde' Türklere karşı savaştığını biliyor musunuz?

Bunu Yahudi tarihçiler anlatıyor. Yahudi kökenli ünlü İngiliz tarihçisi Martin Gilbert, yine ünlü (Birinci Dünya Savaşı'nın Tam Tarihi) adlı anıtsal kitabının 305. sayfasında "Birçok Yahudi Türkiye'nin yenilgisinin Filistin'de bir Yahudi özerkliğine yol açmasını umuyordu. O kış (1917) Londra'da bir Romanya doğumlu Filistin Yahudisi Alex Aaronsohn, Türkleri Filistin'den çıkartmanın bir yolunu bulmak amacıyla İngilizlere hizmet sundu. Ailesi, Filistin'de bir casus şebekesi kurmuştu bile. O, bu şebekeyi İngilizlerin hizmetine verdi. Gazze ve Birüssebi arasındaki çöldeki kuyuları ve su kaynaklarını iyi biliyorlardı. Bu bilgi, İngiliz kuvvetleri ileri harekata geçecekleri vakit, çok işe yaradı..." Kitabın 373. sayfasında Balfour'a yazılan bir mektuptan şu satırlar: "Rusya'daki hemen her Yahudi bir Siyonist ve eğer Siyonist emellerin başarıya ulaşmasının Müttefikleri desteklemeye ve Türkleri Filistin'den kovmaya dayandığına ikna edilirlerse, kendi lehimize çok önemli bir unsuru kazanmış olacağız." Bu 'misyon'u gerçekleştirmek için öne atılan, Sharon'un mensup bulunduğu Likud'un 'pir'i olan Vladimir Jabotinsky idi...

andemirkan
03-09-2007, 09:31
şimdi sen diosun ki ne işi vardi osmanlı buraları feth etmemiş buralar kendi istekleri ile osmanlı devletinin himayesi altına girrmeyi kabul etmişlerdir bu konu ile sscb arasında bi benzerlik var diosan ya sen körsün ya da ben

Madem kendi istekleriyle Osmanlının himayesine girmişler sonrada kendi istekleriyle himayesinden çıkmışlar.Niye ihanet oluyor?
Rusyada Kazakaistanın ,Kırgızıistanı,Çerkezistanın vs....kendi istekleri(!) ile Rusyaya katılımlarının yıl dönümlerinin kutlandığını bilmiyorsunuz anlaşılan...

Bunlar tek yönlü değerlendirmeler.İstanbulda rehin tutulan arap prenslerini duymuşsundur.Bunlar sana göre misafir tabii.
Ridaniye merci dabık savaşları neydi?
Kılıç kalkan ekibinin gösterilerimiydi?

gecemavisi
03-09-2007, 10:08
bence türk geçinipte aramızda yaşayan bölücüler tarafından uydurulmuş bir söz olarak görüyorum çünki halen içimizde yaşıyan ve günümüz türkiyesinde bir gerçek varki oda 75 -80 milyon türkiye insanı özgür bir şekilde yaşama hakkı varmı önce buna bir cevap bulunması lazım elalemin ülkelirinde inanç özgürlügü var sözde degil uygulamalı herkez kendi dinini yaşıyor peki türkiyede varmı bayan başını ötrmüş bu bir suç olarak görünüyor adam camiye gidiyor neymiş efendim dinci ne alakası var burası adı üzerinde müslüman bir ülke ben bir müslamanın diger bir müslüman kardeşine düşman olacagını sanmam bence arplara atılan bir iftira filistin-bosna-ırak -suruye-iran-buna benzer bir çok müslüman ülke var kim gidiyorda bunlara yardım ediyor türkiye yardım ediyormu ediyorsa da nasıl arkadaşlar inanç ve özgürlükler ülkesi olmak istiyorsak saygılı ve anlayışlı olmak zorundayız

bimemed
03-09-2007, 10:44
Toplumları bir şekilde yönlendirmek isteyenlerin elinde çok çeşitli enstrümanlar mevcuttur.

Özellikle bizim gibi okumayı sevmeyen bir milleti yönlendirmek çok kolaydır.
Okumayı seven batı toplumlarında ise ne yazık ki bizimle ilgili olumlu eser sayısı çok azdır.
Tabii bunun suçunu sadece o toplumlarda aramamak lazım.
Okumayı sevmediğimiz gibi yazmayı da sevmiyoruz.

Arap' lar Osmanlı' yı arkadan vurdu mu vurmadı mı???
Bence çok anlamsız bir soru.

Vursa ne olur vurmasa ne olur.
Tarihte hiç bir toplumun ebedi dostu ya da ezeli düşmanı yoktur.
Olayların gelişimine göre tavır alır toplumlar veya devletler.

Arabistan yarımadasında yabancılar tarafından öldürülen müslümanların kat be kat fazlası müslümanlar tarafından öldürülmüştür.

Yakın tarihe bakarsanız İran - Irak savaşında ölenlerin ABD' nin öldürdüklerinin kaç katı olduğunu göreceksiniz.

Tarih ona bakıp ders almasını bilenler için önemlidir ancak bunun dışında bir önem taşımaz. Tarihe bakarak günümüzü yorumlamaya kalkarsanız ileriye gidemezsiniz.

Arap' lar dost mu düşman mı... Anlamsız bir soru... Zamana göre değişir...

İnsanlar başını örtmeli mi örtmemeli mi... Anlamsız bir soru... Kişisel tercihtir.

Laik' lik gerekli mi gereksiz mi??? Anlamsız bir soru... Türkiye Cumhuriyet' inin temel yapı taşı laikliktir. Devletleri oluşturan temel ilkeler ancak savaş, ihtilal vb... koşullarda değiştirilebilir. Bunun dışında değiştirilemez.

Daha pek çok şey sayabilirim güncel olan, gündemimizi sürekli meşgul eden, bizleri oyalayan.

Bizleri oyalaması belki de bazı güçlerce istenen.

Oysa bizim gündemimiz farklı olmalı.

Bizler nasıl daha iyi yaşayabileceğimizin mücadelesini vermeliyiz.
Bu mücadeleyi yapmak için de silaha ihtiyacımız yok. İnsan olduğumuzu farketmemiz ve buna göre yaşamamız yeterli.

Dünyanın en pahalı elektriğini kullanmamıza rağmen en ufak rüzgarda, yağmurda neden elektriklerimizin hemen kesildiğini sorgulamalıyız. Buna neden olanlardan hesap sormalıyız.
Benzeri şekilde bahçemize açtığımız kuyu için bile vergi alan zihniyeti sorgulamalıyız.
Dünyanın en pahalı internet servisinin neden dünyanın en yavaş internet servislerinden biri olduğunu sorgulamalıyız.

Bu ülkede başbakanlık, bakanlık yapan hemen herkesin açıklanamayan büyük servetlerinin kaynağını sorgulamalıyız.
(Son örnek başbakanımız Tayyip Erdoğan' ın 23 - 24 yaşında oğlunun nasıl olup ta milyonlarca dolarlık serveti olduğunun hiç kimse tarafından izah edilememesi ve halkımızın seçimlerde bunu ödüllendirmesi).

Asgari maaşın artması için hep birlikte mücadele vermeliyiz. Bununla ilgili hiç bir şey yapmayan insanları ve partileri değişimli olarak iktidara getirmemeliyiz.
Ve daha pek çok alanda insan olmamız dolayısı ile elde etmemiz gereken haklarımızı savunmalıyız.

Bize sunulan boş işlerle uğraşmak yerine insan gibi yaşamamızı sağlayacak hakların peşinde koşmalıyız.

Başı örtülü olanın hakkını savunurken, başını açan herkese bazı basın organlarında neden hafif meşrep kadın muamelesi yapıldığını sorgulamalıyız.

Dinimizi en içten şekilde kalbimizde yaşatırken, dinimizi bizi sömürmek için kullananlara gereken cevabı vermeliyiz.

Dinimizi sömürenler sadece AKP ve benzeri partiler değildir, olaya ters açıdan bakarsanız CHP ve benzeri partilerde dinimizi sömürüyor.

Allah' la aramıza kimseyi sokmamalıyız. Peygamberimiz bile kendi ağzından sıradan bir insan olduğunu ve bütün insanlar gibi bir gün toprak olacağını söylemesine rağmen kitabımızda adı geçmeyen bir takım insanları gereksiz yere yüceltip dinimizi kirletmemeliyiz.

Yüce kitabımızda yazdığı gibi Allah' tan başka inanacak, sığınacak, medet umacak varlıklar yaratmamalıyız.

Dini anlamda okumamız gereken tek kitap Kur'an-ı Kerim'dir. Ötesi keyfe girer.
İster okursun ister okumazsın.

Dolayısı ile tamamen bölücü bir zihniyetle dindar - dindar olmayan ayırımını ve diğer tüm ayırımları bir kenara bırakarak birlik olmalıyız.

Allah bizi kendi suretinde yaratmıştır. Allah' a yakın olmak için bir takım insanlara ve tarikatlara ihtiyacımız yok.

Dinimizi göstermelik olarak değil gerçekten inanarak, kalbimizde yaşatalım.

Bu anlamda Allah' ın isminin başına bir takım sıfatlar eklememize de gerek yok. O isim zaten başlı başına büyük bir isimdir. Ve isminin başına konulacak sıfatlara ihtiyacı yoktur. Bizim onu yüceltmemize ihtiyacı yoktur. O zaten yücedir.

Bir arkadaşımız "Vatan çok şeydir ama din herşeydir. Herşeyine sahip ÇIK" yazmış. İnancına saygı duyarım ama kendisine Kur'an-ı Kerim' i iyi okumasını öneririm.
Kur'an-ı Kerim' de din herşeydir kelimelerinin geçtiği her hangi bir ayet, sure yoktur.

Mesela OKU der kitabımız, ÇALIŞ der, BAŞKALARINA SAYGILI olmayı emreder, HARAM yememeyi emreder, ve daha bir çok güzel öğütte bulunur.

Bunları yerine getirdiğiniz zaman zaten dininize sahip çıkmış olursunuz.
Bunun dışında şeyler yaptığınızda dinden kopmuş olursunuz.
Yaşamınızda iyiyi seçmek ve hedeflemek zaten büyük oranda dinin kendisidir.

Bırakın Allah' la aramıza kimse girmesin çünkü buna kimsenin hakkı ve yetkisi yok. Allah bize akıl vermiş, başkalarının aklına ihtiyacımız yok.

Bir diğer arkadaşımız yok mu "benim önderim Hazreti Muhammed diyenler" demiş. Hazreti Muhammed peygamberimizdir. Önderlik çok daha basit bir sıfattır. Lütfen bilmeden konuşmayalım.

Bir başka arkadaşımız birilerini yüceltmekten bahsetmiş. Bu yüceltmemizi istediği şahıs Kur'an-ı Kerim' de geçiyor mu? HAYIR...

Bunun adı Allah' a eş koşmaktır ve en büyük günahlardan biridir. Unutmayınız ki Allah' tan başka yüceltilecek varlık yoktur.

Saygıdeğer biri olarak görüyorsanız saygı duyarsınız ama yüceltmek asla yapılmaması gereken bir şeydir.
Cehaleti aşınız ve aşmak için okuyunuz.

Bir diğer arkadaşımız Arap' lar bizi arkamızdan vurdu deniyor bu Arap' lar içinde 4 peygamberde var mı diye sormuş.
Okuduğunu anlamamak ve anlamaya çalışmadan sabit fikirlerini savunmak ne kadar anlamsız bir çaba.
Bunu yazan arkadaşta gayet iyi biliyor ki bahsedilen devirler farklı devirler.
Ama niyet farklı. Bunu yapmayın arkadaşlar.

Herkes herşeyi kendine göre yontarsa gidebileceğimiz fazla yol kalmaz.

Bunları neden yazdım ve neden bu kadar uzun yazdım.

Anlatmak istediğim şu;

İnsan olmanın, daha iyi yaşamanın mücadelesini verirsek geri kalan herşey kendiliğinden düzelecektir.

Sömürülmemize neden olan toplumun içinde bulunduğu cehalet' tir.

Devletin daha az vergi aldığı, verilen hizmetlerin karşılığında makul bedeller talep edildiği, yasaların gerçek anlamda uygulandığı, dinin ve vicdanın hür olduğu, insanların emeklerinin karşılığını aldığı bir ülkede karışıklık olur mu.

Okuyan bir toplumu koyun gibi gütmek mümkün mü???

Allah' a inanırsak ve onun bize yolladığı kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim' den başka kaynaklarda dini kurallar aramazsak her hangi bir sorunumuz olabilir mi?

SİZLERE VERİLEN AKLI İYİ KULLANINIZ VE ONUN BUNUN PEŞİNDE KOŞUP KLİŞELERLE VAKİT KAYBETMEYİNİZ...
Herkese saygılarımla,

şehidabisi
03-09-2007, 13:37
s.a
Öncelikle diğer kardeşlerim gibi çok önemli bir konuya parmak basmışsınız diyemem. Niye derseniz? Öncelikle savaşta arkadan vurma eylemın hangi ırk tarafından yapıldığı önemli değildir. Önemli olan arkadan vurma eylemidir. Bunu ha Arap ha Kürt ha Yunan ha İngiliz yapsın. Ne önemi var? Hem arkadan vurma eylemi Araplar tarafından yapıldığını farz edelim. Bir çoğumuzun aklına Arap deyince hemen İslam geliyor.
1- islam arap yaramadasından doğmuş olabilir
2 peygamber efendımız Arap da olabilir
Kalkıp bu sebeplerden dolayı arapları, baş tacı etmemızın anlamı var mı? ya da onların vermesı gereken cevabı; onlar adına bizim vermeiz gerekir mı?

İslam dini bütün varlığa inmiştir.
Müslümanlık yada islamiyet arapların tekelınde değildir. Yanlış anlaşılmasın Araplara antipatim yok. Antipatim yasaklanan yanı haram kılınan ırkçılık üzerinden kardeşlerimin ahkam kesmesidir. Üstünlük takva iledir. Araplar da Türkler de tarihinde yanlış yapabilir. Adem a.s bile yanlış yapmişken biz neyi tartışıyoruz.

İslam aleminin,ilmine ilim katmaktan geri olan faydasız ilim denilen ilimden Allah' a sığınırım.
sevgili kardeşimin hakkını helal etmesi dileklerimle...

Eğitimci/Süleyman Atak

alemdar1985
03-09-2007, 14:28
şimdi milliyetçilere laf atmayı bırakın ve o insanları ırkçılıkla suçlamayın gerçeği anlamadan. neden her fırsatta onlara saldırılır onu anlamıyorum. milliyetçi geçinen diyorsun o zaman milliyetçilik senin mantığında iyi birşey ve onu suçlayamazsın bunu bil. çünkü sadece kendi kafanda geçinenlerden bahsediyorsun ve milliyetçiliğin sana göre iyi bir şey olduğu anlaşılıyor. ayrıca arapların ne mal olduğunu herkes biliyor, taa kalemizi yıkıncaya kadar (Ecyad Kalesi).. şimdi bana demeyin Arapların bahanesi şu : "siz Osmanlı değilsiniz," bununla alakası yok çünkü bu devlet de Osmanlı'nın takipçisi. sizin gibi düşünen insanlar Atatürk'e laf atar bilmem diğerine atar ama kendisine bakmaz ben de derimki, siz Müslüman geçinen insanlar zaten bu dini bu hale getirmedimi? herkes kendisine baksın, kendisini düzeltsin ondan sonra diğer insanları eleştirsin veya kendi kafasınca saldırsın. çok şükür müslümanız ama yok milliyetçi geçinen yok faşist bunlara kafa yorarsanız ne bu ülke gelişir ne de İslam'a bir katkımız olur.. şimdiye kadar ne yaptın Allah aşkına söylermisin? Akıllı olun, Araplar'ın İsrail ve ABD'nin gerçek uşakları olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın. bu ne İngiliz'in ne yahudinin oyunudur. gerçekler ortada ve şimdi de Türkler'e yaptıkları ihanetin cezasını çekiyorlar. ayrıca cahiliye devrini de hatırlayın, ne kadar düşük karakterli insanlar olduğunu anlayın. (bu arada, Efendimiz ve ashabın bu konuyla uzaktan yakından alakası yok) şimdi bana ahmak diyenlerde çıkar elbette ama müslüman diye Arapları da sevecek değilim. bu kimseyi ilgilendirmez sadece beni bağlar. sen araştır ve gerçeği öğren bence!!!

andemirkan
03-09-2007, 15:13
Akıllı olun, Araplar'ın İsrail ve ABD'nin gerçek uşakları olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın...

Başbakanı Büyük Ortadoğu Projesinin eşbaşkanı,İsraili ilk tanıyan bir ülkenin vatandaşı olarak bu sözleri söyleyebeilmen beni gerçekten çok güldürdü.:D
Söylediğin yanlıştır demiyorum.Ama bunu bizim söylemeye yüzümüz var mı meselesi?
Allah selametlik versin.

tevhidul_hareket
03-09-2007, 15:34
Müslümanlar Kardeştir

Araplar satsa ne satmasa ne olur

Biz araplarla farslarla türklerle kardeş değiliz

müminlerle kardeşizkardesim sen çok çeliskili laflar kullaniyosun yani araplarin içerisinde müslüman yokmu farslarin içerisinde müslüman yokmu aslinda anladigim kadariyla senin demek istedigim müslümanlik kardesligi gerisi fasa fiso

tevhidul_hareket
03-09-2007, 15:41
şimdi diyorsunuz ki araplar hain değil vs vs

ve bunu bir kaç kitaba ve örnege dayalı olarak söylüyorsunuz peki madem dediğiniz gibi bu yanlıstı araplar hain değildi bu yalanı bize neden senelrce yedirdiler amaçları neydi ??

demissiniz arapların bikısmı hainlik yaptıve bunu bi kaç kaynak (üstelik u kaynaklarda oldukça yeni ve taraflı oldugunu düşündüğüm kaynlaklar ) peki o halde bende size soruyorum birinci dünya savasından beri biz bunu böle bilioruz ve böle okuduk bu kitablar neden yalan söylesin çok uzun zaman önce yazılmıs ve arapların hain oldugunu söyleyen bu kitablarınm siyasi yada herhangi bi amaç güdmesi mümkün olmayacagına göre bence araplar haindir ve verdiğiniz örnekte dediğiniz isyankarlar arap toplulugunun az kısmı değil bence çok kısmıdır

tşkler güsel bi konu olmus açilmis her ne kadar katılmasamda




şimdi sen diosun ki ne işi vardi osmanlı buraları feth etmemiş buralar kendi istekleri ile osmanlı devletinin himayesi altına girrmeyi kabul etmişlerdir bu konu ile sscb arasında bi benzerlik var diosan ya sen körsün ya da ben sen simdi her yazilan tarih kitaplari dogrumu diyosun yazik sana senin kafani ne güzel yıkamislar bak sana seyh sait isyanin tarih kitaplarindaki yalan yanlis yazilanlarini aktarayim
Sözde seyh sait hain sözde seyh sait ülkesini bölmek isteyen bir hain dimi kitaplardan benim okudugum bu
ama gel gelemim üstad bediüzzamanin kitapina üstad diyoki sirf ben saide yardim etmedim diye ALLAH(c.c) beni sürgüne tabi tuttu diyo bunu kitaplarinda bilmeyen yok sanirim seyh saite hain diyen kitap araplarada hain diyo gelde sen bu kitaplara inan inanmiyorum kardesim inanmayacamda tarihin yarisi yalan bu kitaplarda ingiliz firansiz kitaplarini çeviriyolar alin size salata ögütün diye önümüze sunuyolar sizde yiyorsunuz

rojhelat
03-09-2007, 15:51
araplara güvenilmez kürtleride koynumuzda beslenmiştik 1992 de ne yaptılar pkknın eline silah verdiler:sav:

tevhidul_hareket
03-09-2007, 15:53
araplara güvenilmez kürtleride koynumuzda beslenmiştik 1992 de ne yaptılar pkknın eline silah verdileracaba kürtler neden pkk nin eline silah verdi bunu hiç sorgulamiyorsunuz kürtlşere yapilan ayrimcilik simdide müslümanlara karsi yapilmaya çalisiliyor sen kardesine güvenmeyecende kime güvenecen hem diyosun müslüman kardesim hem diyosun ben güvenmem bu ne tezattir sizin gibiler degilmi bu ülkeyi bölen

rojhelat
03-09-2007, 16:00
allah bilir biz mi ülkeyı bölüyoruz yoksa her zaman müslümanım diyen sonra el-kaide teröristlerine şehit diyen birilerimi mi allah aşkına uyanalım adım da kürtçe( rojhat) şu anda ırak ta yaşıyorum ama kürtlerin ne yaptığını iyi görüyorum türkler ermeni katlıyamını yaptı atalarımıza da kafir diyorlar ama senin bundan haberin yok.

tevhidul_hareket
03-09-2007, 16:05
allah bilir biz mi ülkeyı bölüyoruz siz yoksa her zaman müslümanın diyen sonra el-kaide teröristlerine şehit diyen birilerimi mi allah aşkına uyanalım adım da kürtçe rojhat şu anda ırak ta yaşıyorum ama kürtlerin ne yaptığını iyi görüyorum türkler ermeni katlıyamını yaptı atalarımıza da kafir diyorlar ama senin bundan haberin yok.kürtler diyor ama hangi kürtler diyo benim tanidigim kürtlker demyor ama senin tanidigin kürtlere görede ben benim tanidiklarimi bir kenara atarsam onlarda elbet siz bölücülük yapiyorsunuz derler kürtlerin bölücülük yapmasindaki nedenlerin basinda askeriye var bak sana olay anlatamda sonra yanit ver bingölün genç ilçesine bir asker taburu baskin yapiyo ve köylüleri hep topluyo ancak yasli bir adami döverek öne çikariyolar diyolar ssen pkk lilara neden erzak verdin adam diyo komutanim senin basinada silah dayasalar sende verirsin can tatlidir tabi bunun üzerine komutan hayir vermeyeceksin deyip adamin kafasina vurup bayiltiyo bumu adalet madem öle sen o pkk grubna o köyü bastirma iyi koruda dimi ama

cüneytkaya
03-09-2007, 16:05
Birinci Dünya Harbinin başında, daha önceden İngiliz casusu Lawrwence’in kandırdığı ve Vehhabilerin tarafına geçen bedevi kabileleri, Arab yarımadasında isyanlar çıkarıyıorlardı. İlk isyanı, 3 Haziran 1916’da Medine civarındaki demiryolu ve telgraf hatlarını tahrip ederek başlattılar. 5-6 Haziran gecesi de karakollara saldırdılar, fakat Hicaz’daki Osmanlı kuvvetleri nin kumandanı Fahreddin Paşa’ nın aldığı tedbirler sayesinde geri püskürtüldüler. Fakat başlan gıçta sayıları 50.000’i bulan isyancılar, gün geçtikçe çoğalıyorlardı. Üstelik İngilizler’den devamlı silah ve para yardımı alıyorlardı. Buna karşılık Osmanlı askerinin mevcudu ise sadece 15.000 idi ve İstanbul’dan hiçbir yardım alamıyordu. Çünkü Osmanlı 7. Ordusu, Filistin, Irak ve Kanal cephelerinde İngilizlerle savaş halindeydi. Fahreddin Paşa, elindeki yetersiz kuvvetlerle, Medine’ye saldırmaya hazırlanan Vehhabileri, Bi’r-i Ali ve Bi’r-i Mâşî mevkilerinde mağlub etti. Fakat hızla sayıları artan ve İngiliz desteği ile güçlenen asiler, 9 Haziran’da Cidde, 7 Temmuz’da Mekke, 22 Eylül’de Taif’i zaptetti ler. Böylece Fahreddin Paşa’nın müdafaa ettiği Medine dışındaki bütün Arabistan şehirleri isyancıların eline geçmiş oldu. Artık Medine her taraftan kuşatılmıştı. İşte bütün bu zor şartlar altında Medine tam 2 sene 7 ay düşmana dayandı. Bu arada Fahreddin Paşa, herhangi bir yağma ihtimaline karşı şehirdeki bütün Mukaddes Emanetleri İstanbul’a nakletmeye karar verdi. Bir komisyon kurularak tesbit edilen 30 parça Emanet-i Peygamberî, 2000 kişilik bir muhafız birliği refakatinde İstanbul’a doğru yola çıkarıldı. Bu son derece tehlikeli bir işti. Çünkü Filistin ve Şam civarında İngilizlerle savaş devam ediyordu ve her an düşman eline geçme ihtimali vardı. Fakat Emanetler, salimen İstanbul’a ulaştırılarak Topkapı Sarayına teslim edildi.Geçen bu zaman zarfında, Hicaz demiryolu ve telgraf hatları Vehhabi isyancıları tarafın dan tamamen tahrip edildiğinden, İstanbul ile hiçbir bağlantı kalmadı. Nihayet müttefikimiz olan Almanya’nın teslim olmasından sonra 30 Ekim 1918’ de Osmanlı Devleti de Mondros müta rekesi ile savaşa son verdi. Bu mütareke ile Arabistan İngiliz himayesine bırakılıyordu. İlk olarak Mekke Emiri Şerif Haydar, İngiliz hükûmeti adına buraya gelen Vehhabi emirine şehri teslim ederek ailesi ile birlikte şehri terketti. Fakat bunlardan Fahreddin Paşa hâlâ şehri müdafaaya devam ediyordu. Nihayet İngiliz subaylarının idaresindeki Vehhabi birlikleri Medine kalesini kuşattılar. Şehirde açlık ve susuzluk başlamıştı. Bu arada İstanbul’dan gelen bir subay İtilaf devletleriye mütareke imzalandığı ve Hicaz’ın da onlara teslim edileceği emrini Fahreddin Paşa’ya iletti. Fakat Paşa, “Ben burada dalgalanan Türk bayrağını kendi elimle indiremem. Mutlaka indirilecekse buraya başka bir kumandan tayin etsinler” dedi. , Fahreddin Paşa’nın bu sözü derhal İstanbul’a telgrafla bildirildi. İstanbul’daki işgal kuvvetleri kumandanlı ğı, henüz tahta çıkmış olan Sultan Vahidedin’e, Fahreddin Paşa’nın vazifeden alındığına dair bir emir yazdırdılar ve Adliye Nazırı Haydar Bey ile Medine’ye gönderdiler. Padişahın imzasını gören Paşa, derhal şehrin idaresini Haydar Bey’e bıraktı ve Ravza-i Mutahhara yanındaki bir medresede, daha önceden hazırlatmış olduğu bir odaya girdi. Herkes merakla ne olacağını bekliyordu. Onun maksadı, orada ölünceye kadar inzivaya çekilmek idi. Fakat kumandan vekili Necib Bey, İngiliz işgal kuvvetleri kumandanlığının emri üzerine birkaç asker gönderip, onu karargah daki çadırına getirtti. 10 Ocak 1919. Buraya gelen İngiliz askerleri Paşa’yı alarak savaş esiri sıfatıyla Mısır’a ve oradan da Malta’ya getirdiler. Böylece Mondros mütarekesinden sonra düşmana en son teslim olan şehrimiz Medine-i Münevvere oldu.

Vehbi Tülek

shadow
03-09-2007, 16:38
Seni severim bilirsin Allahu ekber,

ama,
2 dk.dik dur be kardeşim ...

İran gibisin yaw...

Rojhelata kulak verin!

Trdeki Kürtlerle,Iraktakileri birbirine karıştırmayın...
Tr ile Irakı da..

Not:Rojhelat siz Irakta nerede yaşıyorsunuz?
Bi Iraklı kardeş görmüşüm dur seni bi kucaklıyım:hug:

rojhelat
03-09-2007, 16:45
sagol shadow ben ıragın zaho ılcesınde yasıyorum sen

shadow
03-09-2007, 16:48
sagol shadow ben ıragın zaho ılcesınde yasıyorum sen

Zaho..

Zor bir kent...

Irakın tümü şuanda çok zor dönemde aslında...

Ben Irakta değilim...
Ankara...

Ayıp olmzsa etnik köken neydi?Trde olsaydınız sormazdım ama Irak/Zaho deyince merak ettim...:)

rojhelat
03-09-2007, 16:56
aslinda biz turk asiliyiz ama maalesef 55 yil once dedemler buraya gelmisler bir mulk alip buraya yerlestiler sey msn i bana verir misin eger mahsulu yoksa dertlesiriz diyarbakir asiliyim bismil den

Benimturkulerim
03-09-2007, 18:41
Çok güzel bir konu ben çoktandır burada online olmadim ama bana gellen meili okuyunca Bu konu hakında yorum yazmak istedim Bana derseniz benim fikrimi soracak olursaniz evet araplar nankör ve hayin neden osmanli arkasinda kuyusunu kazan araplardir ve Bugün irana bakarsaniz bakma başımıza erkek kesilmesine aslında amerikanın bir numaralı uşakları onlar bugün amerika orta doğuda istediyi gibi at koşturuyor israil gelip filistini yok ederken iran nerdedi ahmedi nejatmisin nesin müslüman kimligin altina gizlenmis Amerikan uşagı seni senin gercek yüzünü milet biliyor ne oldugunu aklı sıra amerikan irani ıraqı bir birine düşürüp onlar bir birini yok etsin bende kaymağını yiyeyim yok öyle 2 ci pilanıda şu türkiyedeki kürdü ve türkü bir birine düşürelim orta doğuda istediyim gibi at kuşturayım bugün türkiye demokrtasi den bahsediyor bu demokrasi ayak ne demokrasisi bunlar laf demokrasi denen birşey yok türkiyede türkiyede hanımı türbanli diye cumhur başkanı ollamayan bir adam ve hanımı kizi türbanli diye ünüversitelere giremeyen bir öğrenci bu nasil demokrasi müslüman bir ülke hayret ediyorum sizler tv izlemiyor musunuz allah aşkına türkiye cumhuriyeti islama karşı ben bunu düşünür bunu bilirim örneyin türkiyede en büyük basin medya sitesin adresi vereyim sizlere hüriyet gazetesi ve onun gibi niceleri Bakin sitenin icerisine müslümanlıktan bahsediyormu veee.. Bugün türk basını masonların elinde türkiyede masonlar el üzerinde tutuluyor ne saçma neyimiz müslüman acın artık gözlerinizi .....:confused1:

hirahos
03-09-2007, 19:03
Evvela Araplarla Farisileri birbirinden ayırabilmen gerekiyordu..

Sırf ırkından dolayı insanlara düşman olmak Hak değildir..

Bizde bir tabir vardır; her memleketin iyisi de var kötüsü de..

Uyarlarsak, her ırkın iyisi de var kötüsü de.. Şimdi Türk bilinenlerin cümlesi dört dörtlük mü? Hepimiz Evliya mıyız? Osmanlı'ya "Türk" bilinenlerden ihanet hiç mi olmamıştır? Viyana Kuşatmasının kaybedilmesinde Türk beylerinin hiç mi kabahati yoktu?

Sahi Avşar beyleri Osmanlı'ya niçin ayak diremişlerdi de Dadaloğlu çıktı aralarından.. Ferman Padişahınsa dağlar bizimdir oy..

Takva sahibi bir Arap, facir belki 100 Türkten daha kıymetlidir.. Tersi de doğru: Takva sahibi bir Türk, takvalı olmayan fasık belki 100 Araptan yeğdir..

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamıyor malesef..

Benimturkulerim
03-09-2007, 19:16
rojhelat senin şu son yazdigin mesaji na hiç katilmiyorum osmanli doneminde türkçe denen bir dil yoktu canım kardeşim ok osmanli döneminde Kendisine has Bir kültürü ve dili vardi türkce denen bir dil yoktu ve osmanli türk kürt alevi süni topraklari için hükmetmedi osmanli imparatorlugu hak için hukuk için adalet için ve iman için hükmeti allah için hükmeti allah yolunda hükmeti osmanli döneminde türk denen birşey yoktu osmanli döneminde kimse kendine türk demezdi ozamanlar bir birine sorarlardi Kürt müsün alevimisin şafi misin hanifi misin bu vardi türkce denen bil dilde yoktu ozaman türkce dili 90 seneliktir cumhuriyetin kurulusu 90 seneliktir Ben istiklal marşini mehmet akif ersoydan okumam fatih sultan selimden ferman okurum istiklal marşını deyil haa ben ayrimci dilim kesinlikle sadece fikir ve düşüncelerimi ortaya koydum

kalandar53
03-09-2007, 22:51
Kürtler ise, daha da belirgin bir sadakatle önce Osmanlı İmparatorluğu'nu ardından da Milli Mücadele'yi desteklemişler ve Müslümanlık bağının getirdiği "kardeşlik"ten asla taviz vermemişlerdir. Ankara'nın kendisi bundan taviz verene kadar...
1) Cengiz Çandar, "Sharon'cu Vicdansızlar-Filistin Yalanları", Yeni Şafak, 5 Nisan 2002
2) Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk-Arap İlişkileri, İrfan Yayınevi, İstanbul. 1992, s. 153
3) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2004, s. 379
4) Kemal Karpat, İslam'ın Siyasallaşması, s. 594

Yazan: Mustafa Akyol
Bu yazıyı kimden alıntı yaptıysan ona de ki
Kürtler madem çok vatansevermiş neden Cumhuriyet döneminde 98 tane isyan yapmış ve Türk devletini 300 milyar dolar borca sokmuş ve de kadın yaşlı çocuk demeden katliam yapmışlar ?

MEHMET HAKAN
03-09-2007, 22:58
bu arapları sevmekle ilgili hadis mevzudur

FAŞİST EMEVİLER TARAFINDAN DİĞER MİLLETLERDEN OLAN MÜSLÜMANLARA ÖZELLİKLE FARSLAR VE TÜRKLERE MEVALİ ADINI TAKIP DALGA GEÇEN ONLARI UZUN YILLAR KÖLE GİBİ KULLANAN

RESULULLAHIN MAKAMINI GASP EDEN ALÇAK EMEVİLERİN KEMİK YALAYICISI SÖZDE ALİMLERE DİĞER MÜSLÜMANLARI KÖLELEŞTİRMEK İÇİN UYDURTULAN BİR SÖZDÜR

haa bunun yanında resulullahı sadece arap olduğu için sevmemek ise zaten küfürdür


ayrıca osmanlıyı arkadan vuran müslüman arap kardeşlerimiz değil

ingiliz altınlarıyla semiren ahmak ve barbar vehhabilerdi

soztu®k
03-09-2007, 23:00
Türklere 80 yıldır anlatılan bir masalı tekrar ediyor. Bu masal, “Araplar ve diğer ‘Müslüman kardeşleriniz’ I. Dünya Savaşı’nda sizi sattı” diye başlar ve “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” diye de noktalanır. Türk’ün özellikle de Müslüman dostu yoktur…Masal budur. Peki gerçek nedir?

Gerçek şudur: Osmanlı’nın çöküş döneminde Türk olmayan Müslüman unsurlar arasında gerçekten isyanlar başgöstermişse de, bu unsurların bir bütün olarak “ihanet ettikleri” kesinlikle söylenemez. Hatta Araplar sözkonusu olduğunda, Osmanlı’ya isyan edenlerin küçük bir azınlık olduğunu, buna karşılık Arap kabilelerinin çoğunun Osmanlılık ve Müslümanlık bağıyla İstanbul’a sadakat gösterdiklerini söyleyebiliriz.

Kürtler ise, daha da belirgin bir sadakatle önce Osmanlı İmparatorluğu’nu ardından da Milli Mücadele’yi desteklemişler ve Müslümanlık bağının getirdiği “kardeşlik”ten asla taviz vermemişlerdir. Ankara’nın kendisi bundan taviz verene kadar…

Her Türk genci “Araplar’ın I. Dünya Savaşı’nda bize ihanet ettiğini” öğrenerek büyür. Oysa bu, ancak kısmen doğrudur. I. Dünya Savaşı’nda Mekke Şerifi Hüseyin’in İngilizler ile anlaşarak Osmanlı’ya isyan ettiği ve ordumuzu arkadan vurduğu doğrudur. Ama hep atlanan nokta Şerif Hüseyin’in “Araplar”ın tümünü temsil etmediği, aksine bir istisna olduğudur. Ortadoğu uzmanı tecrübeli gazeteci Cengiz Çandar, “Arapların ihaneti” söylemi ile tarihsel gerçek arasındaki önemli farka şöyle işaret ediyor:

“Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Hicaz’da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916′da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak, Birinci Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes, bunun ‘askeri açıdan’ tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği ‘bağımsızlık vaadi’ ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin’in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri, Mekke-Maan hattında, yani ‘asıl cephenin gerisi’nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.’Asıl cephe’, önce Şüveyş Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin’de kurulmuştur. Filistin’de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da Türk kuvvetlerini ‘arkadan vuran’ herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu, İstanbul’a yani Türkiye’ye sadık kalmıştır… Arabistan Yarımadası’nın Hicaz bölümünden Akabe’ye kadar olan ‘cephe gerisi’ dışında, Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt yoktur.”(1)

Aynı gerçek, American-Israeli Cooperative Enterprise (Amerikan-Israil İşbirliği Girişimi) adlı düşünce kuruluşunun başkanı, Ortadoğu analisti Mitchell G. Bard tarafından da, sözkonusu kuruluşun sitesinde şöyle vurgulanıyor:

“O dönemin romantik kurgusunun aksine, Arapların çoğu I. Dünya Savaşı’nda Türklere karşı müttefiklerin yanında savaşmadılar. İngiliz Başbakanı David Lloyd George’un belirttiği gibi, Arapların çoğu, Türk yöneticileri için savaştı. [Osmanlı İmparatorluğu’na isyan eden] Faysal’ın Arabistan’daki taraftarları, bir istisnaydı.”

Araplar’ın topluca ihanet etmesi bir yana, bazıları Osmanlı ordularını fiilen desteklemiştir de. Konu hakkındaki uzmanlardan biri olan Dr. Zekeriya Kurşun’un ifadesiyle, “I. Dünya Savaşı’nda Türk ordusu ile beraber çeşitli cephelerde Türklerle omuz omuza çarpışan Arapların büyük yararlıklar gösterdikleri bir hakikattir.” (2)
Arap Milliyetçiliğinin Öncüsü Hıristiyan Araplardı

Üstteki hakikati teslim etmekle birlikte, Arap milliyetçiliğinin Osmanlı’da Türk milliyetçiliğinden daha önce geliştiğini belirtmek gerekir. Arap milliyetçiliği, 1860′larda, Suriyeli Arap entellektüeller arasında doğmuştu. Osmanlı İmparatorluğu’na ve yönetimindeki “Türklere” karşı ciddi bir antipati besleyen bu entellektüellerin dikkat çekici bir yönü ise, çoğunun Hıristiyan oluşuydu. Butros El-Bustani, Faris Şadyak, Nakkaş, Corci Zeydan gibi Hıristiyan Arapların öncülüğünde başlayan bu harekete katılan Müslüman Araplar ise, çoğunlukla Batılı fikirleri benimsemiş seküler aydınlardı. Arap milliyetçiliğini geliştirirken “Arapların İslam öncesi tarihlerine” ilgi duymaları, bundan kaynaklanıyordu.

Buna karşılık muhafazakar Müslüman Arapların çoğu, Osmanlı’ya sadakat duyguları içindeydiler. Hatta sadece Sünni Araplar değil, Irak ve Suriye’deki Şii Araplar arasında bile Osmanlı’ya ve Hilafet’e bağlılık duygusu vardı. (3) Bu konuda büyük bir otorite olan Prof. Kemal Karpat, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Arap milliyetçiliğinin, Hıristiyan Araplarınki hariç, aslında en son noktaya kadar “ayrılıkçı” olmadığına dikkat çekerek şöyle demektedir:

“Görülüyor ki Arapların ‘milli’ hareketi esasında ayrılıkçı bir hareket değildi. Arapların birçoğu Osmanlı hükümdarlarını yabancı bir sömürgeci güç olarak değil, sadece Arap kökeninden olmayan, iktidarda bir hanedan olarak görüyorlardı ve Osmanlı Devleti ve hanedanı Müslüman kaldıkça ve Arapların hayat tarzına saygılı oldukça, özlemlerini yerine getirmeye söz verdikçe ve onları Avrupa işgaline karşı korudukça, itaat etmekten geri kalmıyorlardı. Geçmişte şan ve şereflerini ilk hatırlayan veya hayal edenler ve tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar Müslüman değil Hıristiyan Araplardı.(4)

Abdülhamid’in Bilgeliği

İngiliz tarihçi Peter Mansfield’e göre, Osmanlı’daki Arap milliyetçiliğinin sınırlı kalmasının iki nedeni vardı: “Birincisi, bu Avrupa kökenli milliyetçilik fikirlerinin bu yerlere (henüz) işlememiş olması; ikincisi de, Sultan II. Abdülhamid’in İmparatorluğun elinde kalanını bir arada tutmak için uyguladığı başarılı ve kurnazca yöntemlerdi.”(5)

Tarihçi Zekeriya Kurşun da “Abdülhamid’in saltanatı boyunca Arap milliyetçiliğinin… önceki hızını kaybettiğine” dikkat çeker ve “Abdülhamid, Arap milliyetçiliğinin harekete geçmesini geciktirmiştir” yorumunu yapar.(6)

Sultan Abdülhamid’in politikasının temeli, 19. yüzyılda hâlâ devam eden dini bağlılık ve geleneksel siyasi sadakat faktörünü canlandırarak Osmanlı devletini ve ülke bütünlüğünü kurtarmaktı. Kürtler arasında kurulan Hamidiye Alayları bu büyük siyasetin uygulamalarından biriydi. Sultan, alaylar yoluyla “Kürtlerin babası” olarak anıldığı gibi, Arapların da hamisi oldu. Abdülhamid, uyruğundaki Arapların kalbini kazanmak için Arap ülkelerindeki dinsel kuruluşlara, tarihi camilerin onarım ve süsleme işlerine önemli bir fon ayırmış… çevresindeki danışmanları arasında Arap düşünürlerine her zaman iyi davranmış, değer vermişti. Bedevi Şeyhlerinin çocuklarını eğitmek için özel okullar açmış, bu yolla onlara Osmanlılık bilinci aşılamıştı. Bu politikanın siyasi meyvelerini de almıştı. Örneğin Peter Mansfield’a göre:

“1904′te Osmanlı Padişahı Sina üzerinde hak iddia ettiğinde, Mısırlı milliyetçi lider Mustafa Kamil, İslamcılık ruhu içinde, onun yanında ve Mısır’ın çıkarlarını savunan Lord Cromer’in karşısında yer almıştır.” (7)

Kurtuluş Savaşı’nda da ne kitlesel bir “Arap ihaneti” ne de “Kürt ihaneti” yaşandı. Aksine Kürtler, Kurtuluş Savaşı’nı canla başla desteklediler. Mustafa Kemal Paşa, “Müslüman kardeşliği” temasına dayalı propagandasıyla onları kazandı.

Murat Bardakçı’nın sözünü ettiği Şeyh Said isyanı ise, ancak Kurtuluş Savaşı’nın bitmesi ve “Müslüman kardeşliği” temasının hızla yok olup, yerine “herkes Türk’tür” anlayışının belirmeye başlamasından sonra patlak verdi…

Kısacası yakın tarihimiz, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışını doğrulayacak şekilde gelişmedi.
Kaynak (http://sozturk55.blogspot.com/2007/08/araplar-osmanlya-ihanet-etmedi.html)

rojhelat
04-09-2007, 08:02
tamam belki turkce yoktu ama kurtlugu bir kultur olarak gormek boyuk yanlislik bence ama bir millet olabililrler ama din ve ya kultur olamazlar.

fakiri
04-09-2007, 08:38
Bu konuda sağlıklı fikir yürütmek ve doğru bir sonuca ulaşabilmek için öncelikle Orta Doğuda sanki bir Arap gibi görev yapan İngiliz Casuslarının icra ettikleri görevleri ve misyonlarının çok iyi bilinmesi gerekmektedir.
Özellikle casus Lawrens'in hayatı bu hususta çok büyük bir öneme haizdir. İşte size aydınlatıcı bazı ipuçlarının verildiği bir site :

http://www.karatekin.net/8dusunceyazilari/Araplar.htm

rojhelat
04-09-2007, 09:03
sagol capan

AynAlı
04-09-2007, 09:20
tamam belki turkce yoktu ama kurtlugu bir kultur olarak gormek boyuk yanlislik bence ama bir millet olabililrler ama din ve ya kultur olamazlar.
kürtlerin kendilerine has kültürleri var...kültür anlayışın nedir bilemem ama biz var diyoruz...nolcak şindi..

agbi
04-09-2007, 09:50
Bu şekilde düşünürsek daha sağlıklı fikir yürütebilirmiyiz.

ABD İSTESEYDİ SADDAM I KADDAFİ Yİ ELİNDEKİ TEKNOLOJİ İLE DÜNYEVİ OLARAK ORTADAN KALDIRAMAZMIYDI.???

ACABA O ZAMAN ARAPLARIN BAŞINDA HANGİ VASIFLARA SAHİP LİDERLER VARDI ????

ARAPLARI OSMANLIYA KARŞI KIŞKIRTMA ÖĞELERİNDEN BASKINLARINDAN BİRİDE KAVİMCİLİK YANİ IRKÇILIK DEĞİLMİYDİ???????

MEHMET HAKAN
04-09-2007, 10:12
bu arapları sevmekle ilgili hadis mevzudur

FAŞİST EMEVİLER TARAFINDAN DİĞER MİLLETLERDEN OLAN MÜSLÜMANLARA ÖZELLİKLE FARSLAR VE TÜRKLERE MEVALİ ADINI TAKIP DALGA GEÇEN ONLARI UZUN YILLAR KÖLE GİBİ KULLANAN

RESULULLAHIN MAKAMINI GASP EDEN ALÇAK EMEVİLERİN KEMİK YALAYICISI SÖZDE ALİMLERE DİĞER MÜSLÜMANLARI KÖLELEŞTİRMEK İÇİN UYDURTULAN BİR SÖZDÜR

haa bunun yanında resulullahı sadece arap olduğu için sevmemek ise zaten küfürdür


ayrıca osmanlıyı arkadan vuran müslüman arap kardeşlerimiz değil

ingiliz altınlarıyla semiren ahmak ve barbar vehhabilerdi


KONU BÖYLE

ANCAK BU KONUNUN KÜRTLÜK LE NE ALAKASI VAR BU NOKTAYA NASIL GETİRİLİYOR ÇOK İLGİNÇ

birtanesi91
04-09-2007, 10:22
bence deil çünkü hz. Muhammed (s.a) zamanını da da araplar savaş sırasında karşı tarafta yer almışlardı.hz.Muhammed (s.a)de onun üzerine benim en hayırlı ümmetim türlerdir diyor.sonuçta buda bir gerçek.:confused1:

MEHMET HAKAN
04-09-2007, 10:43
Kardeş Peygamber Efendimizin Araplarla Ilgili Olduğu Söylenen Hadislerinin çoğusu Gerçek Değildir
Bunlar Islam ümmetinin Altini Oymaya And Içmiş emevi(L.A) Alçaklarinin Kemik Yalayicisi Alim!! Lerinin Uydurmalaridir
hele hele Türkler Le Ilgili Hadislere Hiç Cevap Bile vermem Gülüyorum Sadece

shadow
04-09-2007, 15:00
Soru:Araplar ihanet ettimi?

El-cevap:Evet etti

Hıristiyan Arap/Vahabi/Bedevi çapulcu kim olursa olsun evet...

Eee n'apalım düzen bu...
Araplar 918 de sırtımızdan vurdu biz Son Irak savaşından başlarsak Gölbaşından verilen talimatlarla İncirlik tesisinden kalkan uçaklarla Irakı,1.Körfez savaşında yine Irakı,Irak Kuveyti vururken aktif tarafsızlıkla Arapları habire vuup duruyoruz..

İran Azerbaycanlıları...

Yani olan olmuş...
Şu anda düşmanımız bir...

Akıllı ol,güvenme,çıkarını düşün...

Ama mağduru da vurma,vurana da destek verme...

rojhelat
04-09-2007, 15:35
bu konuyu kapatma zamani gelme di mi

agbi
04-09-2007, 15:43
bu konuyu kapatma zamani gelme di mi

ASLINDA GELMEDİ

BUGÜN ARAPLAR İHANET BETTİ DEDİĞİMİZ ZAMAN ZANNA GİRERİZ FAKAT OGÜNKÜ ARAPLARIN BAŞINDA KİMLER VARDI DEDİĞİMİZ ZAMAN İŞTE SORUNLARA PARMAK BASARIZ.

BUGÜN VATAN HAİNİ BEBEK KATİLİ KÜRTLER HAİN DERSEK GERÇEKTEN BU VATANI SEVEN İSLAMİYETİ YAŞAYAN KÜRT HALKININDA VEBALİNE GİRERİZ.

BİLMEM ANLATABİLDİMMİ.

YALNIZ ŞURADA DİKKATİMİ ÇEKİYOR TAYYİB BEY İN DEDİĞİ GİBİ NEGATİF KÜRT IRKI İÇİN YAZILARDA ORTAYA ÇIKANLAR NEDENSE BAZI KONULARDA GÖZÜKMÜYORLAR NEDENKİ ??????

VATAN HAİNİ BEBEK KATİLİ AVAM CAHİL KÜRTLERİ KULLANAN LİDERLERİ YASAL OLARAK PASİFİZE EDEMEZSEK KONULAR BÖYLE UZAR.

AynAlı
04-09-2007, 15:52
agbi konu neydi..? olay ne..? pkk ya baktığında içinde doktor mühendis,hukukçu kürt,ermeni,arap,hatta avrupalılar bile var....