PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mezhep ne demektir?



Ehl-i Sünnet
12-02-2012, 19:05
MEZHEP NE DEMEKTİR?

Kelime olarak mezhep, takip edilen, gidilen yoldemektir. Mecazen de şahsî/ferdî (kişisel) görüş, inanç ve doktrin manalarında kullanılmaktadır.

Din açısından ise müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine mahsus kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ve hukuk sistemini ifade eder. Bir başka deyimle; müctehid sıfatını kazanmış bir İslam aliminin, hüküm bakımından kapalı veya kesin olmayan (zannî) ayet ve hadisleri İslam’ın temel esaslarına aykırı olmayacak şekide yorumlayarak getirdiği çözümler topluluğuna mezhep adı verilir. İslâm tarihinde mezhep kelimesi genel olarak itikadî, fıkhî, siyasî görüşlerin hemen hepsi için kullanılmıştır.

Mezhepler tarihi ile meşgul olan alimler, İslâm mezheplerini Peygamberimizden (s.a.v.) rivayet olunan bir hadise göre tasnif etmişlerdir. Bu hadiste Yahudilerin yetmiş bir, Hıristiyanların yetmiş iki fırkaya ayrıldığı, İslâm ümmetinin ise yetmiş üç fırkaya ayrılacağı; cehennemden kurtulacak Müslümanların, Resûlüllah’ı ve ashabının yolunu takip eden fırka –başka bir rivayette de, birlik ve beraberlikten ayrılmayan cemaat- olduğu belirtilmektedir.(1)
***

MEZHEPLERİN ÇIKIŞ SEBEPLERİ

İslam dünyasında mezheplerin oluşumunu, ortaya çıkmasını etkileyen pek çok sebep saymak mümkün. Ancak meseleyi uzatmadan şöyle özetleyebiliriz:

Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) hayatta iken sahabiler arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu değildi. Dinden gerek inanç, gerek ibadet ve muamele ve gerekse âdap ve ahlâka dair anlayamadıkları/anlaşamadıkları bir mesele çıkarsa, Resûlüllah’a (s.a.v.) sorarlar, o da açıklardı. Râşit halîfeler döneminde de bu hususlarda herhangi bir sıkıntı olmamıştı. Sahabe ve tâbiîn devirlerinde ise, akaid ve amele dair bir mesele ortaya çıkarsa, hemen güvenilir alimlere müracaat edilir, cevabı alınır, karışıklık çıkmasına fırsat verilmezdi. Ancak daha sonraki devirlerde, kendilerine güvenilir zatların yavaş yavaş azalmaları sebebiyle, Müslüman halkın sıkıntılarını gören bazı alim ve müctehidler, akaid ve fıkıh alanındaki görüşlerini açıklayıp yaymaya başladılar. Nitekim hicrî birinci asrın sonlarından itibaren mezheplerin kurucuları, gerek akaid ve gerekse fıkıh sâhasındaki çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Onların bu görüşlerini dinleyen, okuyup yazan insanlar da, bunlara uyarlardı. Böylece bu zatların görüş ve ictihatları, halkın anlayışında bir mezhep olarak yerleşti. Bununla birlikte hemen ifade etmeliyiz ki, bu büyük alim ve imamlardan hiçbirisi, ””Ben bir mezhep kuruyorum, bana uyunuz!”” diye, halkı kendi görüşlerine tâbi olmaya çağırmamışlardır. Devlet adamlarının, makam-mevki ve nüfuz sahibi kimselerin davet ya da emirleriyle de bir mezhep kurmaya yeltenmemişlerdir.

Bilindiği üzere insanların anlayış-kavrayış ve idrak seviyeleri farklıdır, istek ve ihtiyaçları çeşitlilidir. Dolayısiyle dinin esasına uygun olmak kayıt ve şartıyla fıkhî ihtilafların/farklılıkların da caiz olması bir kenara, ümmet için bir rahmettir, kolaylıktır. Onun içindir ki Peygamber Efendimiz, müctehid ictihadında isabet ederse iki sevap, iyi niyetle Allah rızası için yaptığı bu ictihadında hata ederse bir sevap alacağını söylemiştir.(2)
***

Ehl-i Sünnet
12-02-2012, 19:05
KAÇ ÇEŞİT MEZHEP VARDIR?

İslâm’da ki türlü mezhep vardır:

1. İtikadi Mezhepler: İmanla-inançla ilgili konulardaki görüşler.

2. Ameli Mezhepler: İbadet ve muamelelerle ilgili konulardaki görüşler.

İTİKADİ MEZHEPLER

İman esaslarını kabul etme konusunda bir çok görüş ve mezhep vardır. Bunlar da iki gruba ayrılır:

a) Hak Mezhepler veya Ehl-i Sünnet Mezhepleri.

b) Batıl Mezhepler veya Ehl-i Bid’at Mezhepleri.

Ehl-i Hak veya Elh-i Sünnet, dinî yorumlarda Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ve sahabenin (r.anhüm) yolunu takip edip onları örnek alan, sahabe arasında ayrım yapmadan onları bütün olarak seven ve kabul eden mezheplerin adıdır.

Ehl-i bit’atise, yorumlarını daha ziyade kendi görüş ve fikirlerine dayandıran, ashaptan bazılarını sevgide aşırıya kaçan, bazılarına karşı da nefret duyan mezheplerin adıdır.
***

HAK MEZHEPLER(EHL-İ SÜNNETE MENSUP MEZHEPLER)

İtikatta Ehl-i Sünnet Mezhepleri ikidir:

1. Eş’arî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Eş’arî’dir. Basra’da doğmuş, Bağdat’da vefat etmiştir. İmanla ilgili mevzularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikle bunların anlaşılmasında akla da yer veren bir mezhep anlayışıdır. Şâfiîler, Malikiler genelde Eş’ari mezhebindendir. Mezhep, Kuzey Afrika, Endonezya ve Hicaz’da yaygındır.

2. Maturîdi mezhebi

Mezhebin kurucusu, İmam Mâtüridî’dir. Kendisi Türkistan’ın Semerkant şehrinin Mâtürid köyündendir. Mâtüridilik, imanla ilgili mevzularda ayet ve hadisleri temel almakla birlikte dinin anlaşılması konusunda aklı temel kabul etmiş bir mezheptir.

Mâtürîdî akaidinin temelini İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh. 80/699 – 150/767) içtihatları-görüşleri, bilhassa onun Fıkhu’l-ekber isimli eseri teşkil eder.

Mâtürîdîler fıkıhta İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh.) yolunu takip etmiştir. Hanefilerin büyük çoğunluğu Mâtüridî mezhebine bağlıdır.

Mezhep, Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.

Çoğunlukla Türkler fıkıhta Hanefi, itikatta ise Mâtüridi mezhebindendir.
***

İtikatta bu iki hak mezhebe üçüncü olarak “Selefiye”yi ilave edenler olsa da buna gerek yoktur. Çünkü Ehl-i Sünnet’in tuttuğu, takip ettiği yol zaten selefin yoludur. Kaldı ki sonraları “Selefilik”, selefin yolu ve görüşleri olmaktan çok İbn Teymiyeve Muhammed b. Abdülvahhab’ın mugalatalarını-düşüncelerini yansıtır hale gelmiştir.

Selefîler, ilk olarak Hicri 4. yüzyılda ortaya çıkmışlardır. Bunlar, amelde Hanbelî mezhebine mensuplardı. Görüşlerinin, Selefiye inancını canlandıran ve bu inanca ters düşen görüşlere karşı mücadele eden İmam Ahmed İbn Hanbel´e (rh.) ait olduğunu söylüyorlardı. Ancak Hanbeli mezhebinden olan bazı zatlar; onların bu görüşlerinin, Ahmed İbn Hanbel´e (rh.) ait olduğu hususundaki sözlerine katılmamışlardır.

Selefiye inancı Hicrî 7. yüzyılda tekrar ortaya çıkmış ve bu de¬fa bu görüş, İbn Teymiyyetarafından ihya edilmeye çalışılmıştır. İbn Teymiyye, Müslümanları yoğun bir şekilde bu görüşü kabul etmeye davet etmiş ve kendine göre, zamanının gerektirdiği bazı düşünceleri (!) de Selefiye görüşüne ilave etmiştir.

Daha sonra Selefiye inancı Hicrî 12. yüzyılda Muhammed b. Abdülvahhab tarafından Arap yarımadasında yeniden ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde de Vehhabîler, Müslümanları bu Ehl-i Sünnet dışı görüşe davet etmekte ve bu görüşleri şiddetle savunmaktadırlar.

Hanbelîmezhebinde olduklarını iddia eden bu insanlar, bazı çok temel mevzularda Ehl-i Sünnetçizgisinden ayrı görüş ve inançlara sahiptirler. Mesela tevhid inancıyani Allah’ın birliğimeselesi, şefaat, tevessül, rabıta, kabir ziyaretleri… gibi hususlarda işi, Sünnîleri tekfire kadar götürmüşlerdir. Bu akım Hicri 4. yüzyılda ortaya çıkmış ve bu görüşü benimseyenler, görüşlerinin, Ahmed İbn Hanbel´e ait olduğunu söylemişlerdir. Ancak Hanbelimezhebinden olan bazı zatlar bu görüşlerin, Ahmed İbn Hanbel´e ait olduğu hususunda bunlara katılmamışlardır.

Bâtıl Mezhepler(Ehl-i Bit’at Mezhepleri)

Ehl-i bid‘at mezhepleri de ikiye ayrılır:

a) Küfre düşmeyenler,

b) Küfre düşenler.

Küfre düşen bid‘at mezheplerinin temeli, İslam’ın ana esası olan âyet ve hadislerin görüşlerine uymayan, genellikle kişilerin kendi arzu ve hevesleri doğrultusunda uydurdukları iddialardır ki, bunların sayıları çoktur.
***

AMELDE HAK MEZHEPLER

Fıkıhtaki (ibadet ve amele dair olan konularda) ihtilaflar, akaitteki ihtilaflar gibi insanı bid‘at ve dalâlete götürmez. Nitekim fıkhî meselelerde ictihatların farklılığı ümmet için rahmat sayılmıştır. Böylece zaman ve mekânlara göre Müslümanlara genişlik-rahatlık ve kolaylıklar sağlanmıştır.

Amelde hak olan dört mezhep sırasiyle şunlardır:

1. Hanefî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe’dir (rh.). Hicri 80 (M. 699) yılında Kufe’de doğmuş, 150’de (M. 767) Bağdat’ta vefat etmiştir. Aslen varlıklı bir aileden gelen İmâm-ı A‘zam hazretleri, ilim öğrenme ve öğretmenin yanında ticaretle de meşgul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesine, ihtiyaçları yakından tanıyıp problemleri kolay ve isabetli çözmesine yardımcı olmuştur.

İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.) ictihatlarında daima insanların ihtiyaçlarını, dinin inanç ve ameldeki maksadını, temel kriterleri dikkate alarak hareket etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir dengenin oluşudur. Dört ana şer‘î delilin yanında örf ve âdet gibi fer’î delilleri, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını düstur (ilke) edinmiştir.

Kaynaklarda, İmâm-ı Azam’ın (rh.) dört bine yakın talebesinin olduğu ifade edilir. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyeye gelmiştir. İmam Ebû Yusufve İmam Muhammed(İmameyn) rahımehümallah en meşhur iki talebesidir. Ebû Hanîfe (rh.), Ehl-i Irak fıkhının temsilcisidir. Mezhep ekseriyetle Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.


2. Mâlikî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Malik’tir (rh.). Hicri 93 (M. 711) yılında Medine’de doğmuş, 179 (M. 795) yılında yine Medîne’de vefat etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, İmam Mâlik’in, o günün ilim merkezi durumunda olan Medine halkının uygulamasına büyük ehemmiyet vermesidir. Ona göre, Medinelilerin ameli, mütevatir sünnet (en kuvvetli sünnet) hükmündedir. Mezheb genellikle Mısır ve Kuzey Afrika’da yaygındır. İmam Mâlik, ehl-i hadis veya ehl-i Hicaz fıkhının temsilcisidir.

3. Şâfiî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hicri 150 tarihinde (M. 767) Filistin’in Gazze şehrinde doğmuş, 204’te (M. 819) de Mısır’da vefat etmiştir (rh.). İmam Mâlik’ten Hicaz fıkhını, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan İmam Muhammed’den de Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, âdeta Hanefî ile Mâlikî fıkhının terkibi/sentezi (birleşimi) niteliğinde olmasıdır. Şâfiî mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yaygındır. Ayrıca Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de epeyce mensubu bulunmaktadır.

4. Hanbelî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel’dir (rh.). Hicri 164’te (M. 780) Bağdat’da doğmuş, 204’te (855) de yine Bağdat’ta vefat etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbelibadet ve muamelat konularında iki ayrı usûl benimsedi. İbadetle ilgili hususlarda ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte, muamelat(3) konularında (günlük hayatın icapları) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde açık bir delil yoksa, onun mubah olduğuna hükmederek daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.

Bu dört hak mezhepten başka daha otuza yakın amelde hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Ancak bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri vardır.

Ehl-i Sünnet
12-02-2012, 19:06
HAK BİR MEZHEBE UYMAK GEREKİR Mİ?

Müctehid olmayan Müslümanlara, müctehidleri taklid eden anlamında mukallid denir. Mukallid durumunda olan her Müslümanın, Hak mezheplerden birine, mutlaka bağlı kalması gerekir. Onun için en emin, en güvenli yol budur.

İmâm-ı Rabbanî (k.s.) hazretleri buyuruyorlar ki:

“Kitap ve Sünnet’in îcabına göre inanmak (Müslüman olabilmek için) nasıl zarûri ise, müctehid imamların onlardan istinbat ve istihraç ettiği (Kur’an ve hadislerden çıkartıp ortaya koyduğu) hükümlerin gereğince amel etmek de zarûridir. Hâl böyle olunca; helâl-haram, farz-vâcib, sünnet-müstehab gibi hükümleri bilmek de aynı şekilde zarûri olmaktadır.

“Müctehidlere uymak durumunda olan (mukallid) bir kimsenin, Kur’an ve hadisten, müctehidin görüşüne aykırı olarak hükümler çıkartıp alması ve onunla amel etmesi câiz değildir. (Mukallid bir Müslüman için) gereken; kendisinin, tâbi olarak taklid ettiği mezhebinin müctehidi tarafından ihtiyar edilen kavil (seçilip alınan hüküm)ile amel etmeyi tercih etmektir.” (4)

Meselâ, ülkemizde yaşayan Müslümanların çoğunluğu Hanefî mezhebine mensuptur. Bu mezhebe göre namazları cem etme ameli (iki vakti birarada kılmak), sadece hac esnasında tatbik edilir.

O da Arafat’ta cem‘-i takdim yapılarak, öğle vaktinde öğle ile ikindi namazları birleştirilir; önce öğle sonra da ikindi namazı birbiri ardınca kılınır.

Müzdelife’de ise, akşam namazı te’hir edilerek yatsı ile birleştirilir ki, buna da cem‘-i te’hir denir. Bunların dışında –ister hac sırasında, ister haccın hâricinde– hiçbir zaman ve mekânda, şartlar ne olursa olsun, iki vaktin namazını birleştirmekHanefîmezhebine göre câiz değildir.

Ashâb-ı kirâmdan Abdullah b. Mes‘ûd, Sa‘d b. Vakkas ve Abdullah b. Ömer (r.anhüm) gibi bazılarından da bu görüş rivâyet edilmiştir.

Hasan-ı Basrî, İbn Sîrîn, İbrahim Nehâî, Esved (rahımehümüllah) gibi bir kısım selef-i sâlihîn de bu görüştedir. Bir rivâyette İmâm Mâlik’in (rh.) tercihi de bu yöndedir.

Bu durumda, Hanefî mezhebine mensup olan bir Müslüman’ın, yukarıda belirtilen zaman ve mekânların dışında, hiçbir hâl ve şartı bahane edip iki vaktin namazını bir vakitte birleştirerek kılması câiz olmaz. Diğer meseleler de aynen bunun gibidir.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin açıkladığı üzere, mukallid durumundaki Müslümanların, mensubu bulundukları mezhebin görüşlerine göre amel etmeleri şarttır, zarûridir. Şuurlu bir Müslüman, aksi yöndeki iddialara kulak vermez.

Bizim dinimizde, sıradan herkesin kendi kafasına göre âyet ve hadislerden hüküm çıkarma ve keyfine göre amel etme gibi bir saçmalığa yer yoktur.

Hatta, değil İlâhi bir dinde, hiçbir beşerî sistemde bile kanunları her önüne gelenin kendi kafasına göre yorumlaması, ictihad etmesi gibi bir karmaşaya izin verilmez.

Çünkü böyle bir uygulamanın sonucu, toplumda rahatlık ve huzur değil, aksine anarşidir, terördür. Bu da, aklı başında hiçbir fert ve toplumun kabul ve tasvip edebileceği bir durum değildir.

Ayrıca belirtmek gerekirse, dinî meselelerde ihtiyaç yeni ictihadlara değil, tefekküredir; fikir plânında yapılacak çalışmalaradır. Bunlar da hiçbir sûrette kat‘î nasslarda ve hakkında icma‘ bulunan mevzûlarda olmamalıdır. Zira bu noktalarda değil “düşünce üretmek”, hakiki bir müctehidin ictihad etmesi dahi câiz değildir. Meselâ namazın, orucun, zekâtın, haccın farziyeti; onların rükünleri, vakitleri hususunda ictihâda asla yer yoktur. İslâm’ın fıkıh usûlü bunu böyle ortaya koymuştur. Nitekim Mecelle’de de bu husus, “Mevrid-i nassda ictihâda mesağ yoktur” kâidesiyle belirtilmiştir.

Ama üzülerek ifade edelim ki günümüzde, namazda olduğu gibi, haccın, kurbanın da vakitlerinin değiştirilerek yılın 12 ayına yayılabileceği, yani senenin her mevsiminde yapılabileceği icitihâd(!)ında bulunma cür’etini bile gösteren sözde müctehidlere rastlamak mümkün. Hem de isimlerinin önünde kocaman kocaman ünvanlarıyla… Ve bunu da “bilimsellik!” adına yaptıklarını söylüyorlar ki, Allah’tan –şayet kabilse, istidatları varsa– hidâyetlerini istemekten başka ne dileyebiliriz!
* * *

Peki, günümüzde bir Müslümanın mutlaka bu dört mezhepten birine bağlı kalması şart mıdır?

Bu sorunun cevabı ve bu husustaki daha pek çok meselenin halli için, dilerseniz Prof. Dr. Faruk Beşer Bey’e kulak verelim. O, “Bir Mezhebe Bağlanma” başlığı altındaki yazısında dikkat çekici şu açıklamalarda bulunmaktadır:

“İslâm’ın asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerim ve onun açıklayıcısı olan hadîs-i şeriflerdir. İcma, kıyas ve diğer şer’î deliller de aslında Kur’ân’a tabi olduklarından, aslolan yine Kur’an’dır ve bu anlamda Kur’an İslâm’ın tek ve yegâne kaynağıdır. Her müslüman fert için asıl olan da Kur’ân’a göre yaşamaktır.

“İslâm bütün insanlara ve geldiği andan itibaren bütün zamanlar için gönderilmiştir. Bu süre içinde olacak olanlar sürekli ve sonsuzdur. Oysa, Kur’ân-ı Kerim’in ifade ettiği hükümler; bu hükümlerin esası olan ve bizim telaffuz ettiğimiz kelimeler itibariyle, sınırlıdır. Sınırlı olan hükümler sınırsız olayları anlatamayacağına göre, yenilenen olaylara paralel hüküm üreten bir kaynağın bulunması gerekir ki, bu da içtihat’tır. İçtihat, İslâmî hükmü belli olmayan bir olayın hükmünü Kur’ân’a uygun olarak ortaya koyma çabası olduğuna göre, içtihat yapacak şahsın, esas kaynak olan Kur’ân-ı Kerim’i, onun açıklaması olan sünneti ve bu ikisinin onayladığı icmaı yeterince bilmesi gerekir. Ta ki asıl kaynaklarda belirtilen bir hükümden habersizce ve kendi görüşü ile, asıl olana zıt bir hüküm ortaya koymasın ve olaylar arasındaki ilgiyi görerek isabetli hüküm verebilsin…..

“… Allah Rasûlü (s.a.v.) hayatta iken vahiy devam ettiği için, yeni yeni ortaya çıkan meselelerin hükmünü öğrenmek problem değildi. Rasûlüllah’ın vefatından sonra ve ona yetişenarkadaşlarının (sahabe) varolduğu sürede ortaya çıkan meselelerin hükmü, onlara soruldu ve onlarınmüçtehit olanları, ayetler ve hadisler ışığında görüşlerini açıkladılar. Arkasından onları izleyenler (tâbiûn) geldi. Meseleler de çoğaldıkça çoğaldı. Bu meseleleri de tabiûnun müçtehitleri cevaplandırdılar, bunlar hakkındaki görüşlerini, yani mezheplerini açıkladılar ki, işte İmam Ebû Hanife ve İmam Malik bunlardandır ve o dönemde onlar gibi daha yüzlerce müçtehit vardır. Meselesi olan vatandaş, gidip onlardan herhangi birisine sordu ve davranışını ona göre ayarladı. O dönem bu açıdan çok zengin bir dönem oldu ve bu dönemin müçtehitleri on binlerce meselenin hükmünü tesbit etme başarısını gösterdiler.

“Büyük imamlar olan Ebû Hanîfe, Malik, Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel (Allah onlardan razı olsun) hem birçok meziyetleriyle halk tarafından benimsendikleri, hem de daha çok mesele hallettikleri için onların görüşlerine, yani mezheplerine daha çok başvurulur oldu ve onların görüşleri yazılıp tesbit edilebildi. Diğerlerinin görüşleri ya unutulup gitti veya başkalarının ağzından çok sıhhatli olmayan yollarla ve tek tük aktarılabildi. Dolayısile içtihat adına en önemli dönem olan o dönemden bize bütünüyle sağlıklı olarak sadece bu ‘Dört İmam’ın ve arkadaşlarının görüşleri aktarılabildi.

“Onlardan sonra da yüzlerce müçtehit gelmiş olmakla beraber, henüz onlar kadar kapsamlı müçtehitler çıkmadığı kabul edilir. Çünkü onlar işin kaynağına yakın idiler, hadislerin sahih olan ve olmayan yollarını tanıyor, kendilerinden önceki sahabenin ittifak ettikleri noktaları iyi biliyorlardı. Sonradan zorunlu olarak ortaya çıkan bir sürü hadis ilmine ihtiyaçları yoktu. Arapça’nın henüz bozulmadığı bir dönemde yaşıyorlardı ve Kur’an’ı anlamak için çok önemli olan Arapça’yı, bir çaba göstermeksizin iyi biliyorlardı. Ve belki de bütün bunlardan ve daha benzeri meziyetlerden ötürü Allah Rasûlü Efendimiz (s.a.v.), onların da ‘hayırlı asır’da bulunduklarını haber vermişti.. Oysa, daha sonra gelen müçtehitlerin sözünü ettiğim konularda ilave ve fazla bilgiye ihtiyaçları oldu. İşleri arttığından ötürü seviyeleri de öncekilere göre küçük kaldı, içtihat etmelerine rağmen onlar kadar kapsamlı olamadılar. Ve o ‘dört imam’ hep zirvede kalmaya, tabir caizse rekoru ellerinde tutmaya devam ettiler.

“Böyle bir özetten sonra başlıkla ilgili soruya dönelim: Madem ki, esas olan Kur’ân-ı Kerim ve onu açıklayan sünnet-i seniyyedir; öyleyse bir müslümanın ille de ‘dört imam’dan birini taklit etmesi ve ‘Kitab’a ve ‘sünnet’e değil de onun görüşlerine uyması şart mıdır? Hatta bu uygun olur mu?

“Böyle bir soruya cevap olarak söyleyeceğimiz ilk şey, onlara uymanın Kitap ve Sünnete uymaktan başka bir şey olduğu izlenimini vermenin, yanılgı ya da yanıltmaca olduğudur. Çünkü onlara uymak ve onları taklit etmek, Kitap ve Sünnet karşısında, onların görüşlerini benimsemek demek değil, Kitap ve Sünnete onların yorumu ve anlayışı ile bağlanmak demektir. Tabi olunan/uyulan, yine Kitap ve Sünnettir. Herkesin Kitap ve Sünneti yeterince bilip kavraması zor (imkansız değil) olduğundan, herhangi bir büyük imamı (müçtehit) taklit etmek, pratik anlamda vacip, yani gerekli görülmüştür.

“Ancak bu gerekliliği, dinî anlamda ‘farz’ görme yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Çünkü bir şeyin farz ya da haram olduğuna hüküm verme hakkı, sadece Allah’a ve Onun kendi adına hüküm koyma yetkisi verdiği Rasûlüne aittir….

“Öyleyse [bir müslümanın] Kitabı ve Sünneti yaşamada bir mezhep imamını rehber edinmesi gereklidir ve bunun dört mezhepten biri olması konusunda da âdeta icma vardır. Çünkü belli bir dönemden bize sıhhatli olarak aktarılan içtihatlar onların içtihatlarıdır. Bu, onların özellikle ibadet ve akide ile ilgili herhangi bir meselede bu dört görüş mecmuasının dışında bir görüşün olamayacağındaittifak yani icma etmeleri anlamına gelir ki, fıkıh usûlünde ‘mürekkep icma’ diye tabir edilir. İcma ise genel kabul gören görüşe göre bağlayıcı bir delildir….

“… Şunu da itiraf etmeliyiz ki, herkesi rehbersiz olarak Kitabı ve Sünneti yorumlama hatasına düşüren sebeplerden biri de, hiçbir mezhebin ve mezhep imamının kabul etmediği ‘mezhep taassubu’ olur.…

“Mezheplerin kolay taraflarını araştırmak ve ihtiyaç yokken sırf nefsinin arzusuyla işine gelenleri almak… caiz değildir. Çünkü bu dine değil nefse uymaktır. Delilsiz hareket etmektir. Bizi, kabul edilmeyen toplamacılığa/telfike ve ‘mürekkep icma’ ile caiz olmadığında ittifak edilen sonuçlara götürür….

“[Hâsılı], mezhep, Kur’an’da veSünnette bulunup açık olmayan ya da hiç bulunmayan konular hakkında görüş demek olduğuna göre, ‘Dört mezhep de nereden çıktı?’ deyip herkesi güya Kur’ân’a ve Sünnete göndermek, aslındadört değil, dörtyüz milyon mezhep kabul etmek demektir. Çünkü her şey Kur’ân’da açıkça bulunsaydı zaten mesele olmazdı. Bu yüzden, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, meselâ Hanefîmezhebine bağlı yaşamak,Kur’ân’ı ve Sünneti bırakıp Ebû Hanîfe’ye uymak değil, belki Kur’ân’ı ve Sünneti onun anlayışı ile kabullenmek, yani Kur’ân’a ve Sünnete Ebû Hanîfe penceresinden bakmak demektir.”(5)
***

Ehl-i Sünnet
12-02-2012, 19:06
MEZHEPSİZLİK NEREYE GÖTÜRÜR?

Büyük âlimMuhammed Zâhid el-Kevserî rahmetullâhi aleyh, mezhep tanımama, kabul etmeme tehlikesi ile ilgili olarak, “Mezhepsizlik dinsizliğe köprüdür”(6) başlıklı makalesinde bakınız neler söylüyor:

“Mezhepler sağlam temeller üzerine oturtulmuştur… Peki son zamanlarda liderlik sevdasıyla biri ortaya çakır da müctehidlerin ictihadlarının yerine kendi görüşünü ikâme edip, insanları, mezhepleri bırakmaya çağırır; mezheplerin mensuplarını şaşkınlık içerisinde bırakmaktan ve gösteriş budalalığından öte bir esasa dayanmayan kendi imamlığını (müctehidliğini) mezhepsizlik üzerine oturtmaya çalışırsa eğer, siz kendisini böyle bir vesvese ve kuruntuya kaptıran birine ne dersiniz?..

“Böyle birine, ya deli teşhisi konulmamış fakat tımarhâneye götürülmemekle hata edilmiş bir mecnûn dersiniz; yahut da böyle bir adamın delilerin akıllılarından mı, yoksa akıllıların delilerinden mi olduğunu kestiremezsiniz her halde…

“Bir müddetten beri bazılarından buna benzer nâralar duymaya başladık. Ki bunlar, akıllarınca müctehid imamların ictihadlarını ortadan kaldırmaya yönelik olarak şer‘î sâhalarda ictihâda yelteniyorlar... Bu kuruntularına kulak asmadan önce, bana kalırsa, bunların akıllarından bir zorlarının olup olmadığı hususunda bir tıp doktoruna muâyene ettirilmeleri gerekir.

“Kendilerinde birazcık akıl bulunduğu tesbit edildiği takdirde, bunların, İslâm ümmetini din ve dünya işlerinde parçalamaya yönelik hedefler peşinde koştukları ve üzerlerineİslâm güneşi doğduğundan beri aralarında devam eden uzunca bir kardeşlik döneminden sonra bu ümmeti birbirleriyle didişmeye ve boğazlaşmaya sevk edecek mel‘unca gâyeler güttükleri ve kesinlikle bu dinin düşmanlarından oldukları ortaya çıkar.

“Basîretli ve akl-ı selim sahibi bir Müslüman bu gibi propagandalara kanmaz. Evet, böyle birMüslüman, tâbiûn devrinden beri bu dînin usûl ve furûunu Efendimiz’den (s.a.v.) tevârüs ettikleri gibi koruyan müctehid imamların etrafından ayrılmaya çağıran bir nâra işittiğinde, yahut kulağına mezheplerden birine yönelik bir böğürtü çalındığında, mutlaka bu meş‘ûm (uğursuz) sesin çıkış yerini aramalı, bu fitne yuvasını muhakkak keşfetmelidir.

“İslâmî ilimleri hakkıyla okuyan samimi bir Müslüman’dan böyle bir ses duyulmaz. Bu ses, olsa olsa İslâmî ilimleri üstünkörü, başlıklar hâlinde ve kendi emellerine hizmet edecek kadar öğrenip, İslâm âlimleri arasında gizlenmiş sahte bir Müslüman’dan duyulabilir.Akl-ı selim sâhibi bir Müslüman, kendisinde mevcut basîret nûruyla araştırdığında, bu nâranın çıkış yerinde, Müslümanlar’ın dertleriyle sadece gösteriş olsun diye dertlenen birine rastlayacaktır. Öte yandan bu adamın, Müslümanlar’ın dert ve sıkıntılarına aldırış etmeyen bir takım kimselerle sarmaş dolaş olduğunu, ancak fazilet güneşinin batış yerinden (Batı’dan) gelen eskiler hâriç, önüne gelen her eskiye düşman kesilen bir kimse olduğunu görecektir.

“İmam Ebû İshak el-İsferâyinî’nin buyurduğu gibi, ‘Bu işin önü safsata, sonu zındıklıktır…’

“Bu meş‘um dâvet, yalnızca dinsizliğe uzanan bir köprüdür. Böyle bir dâvetin istilâ ettiği diğer ülkeler, küfür bataklığına saplanarak mahv olmuşlardır.

“Mü’min, parmağını bir delikten iki kere ısırttırmaz…

“Akıllı o kimsedir ki, başkasının uğradığı musîbetlerden ders alır.

“Doğruyu Allah söyler (ve söyletir), doğru yolu gösteren de odur.”


DİPNOTLAR
1) Tirmizî, Sünen, İman, 18; Ebû Dâvud, Sünen, Sünnet, 1; İbn Mâce, Sünen, Fiten, 17; Dârimîmî, Sünen, Siyer, 75.
2) Buhârî, Sahîh, İ‘tisâm, 21; Müslim, Sahîh, Akdiye, 6;
3) Muamelat: Muameleler, işlemler demektir. Fıkıhta fert ve aile hukuku, aynî haklar, mîras, ticaret, borçlar ve iş hukukuyla ilgili konular.
4) el-Mektûbât, 1, 286.
5) Sorular ve Cevaplarla Günlük Hayatımız, Bilge Yayıncılık, İstanbul 2003, s. 15-21
6) Said Ramazan el-Bûtî, Mezhepsizlik İslâm Şerîatını Tehdit Eden En Tehlikeli Bid‘attir.

Havas
12-02-2012, 19:58
ümmetim 72 fırka hadisi...

Alimin yanlış içtihaidında 1 sevab..hadisi

ikiside mevzu hadisdir...


Sana bir soru ,alim içtihad ederken yanlış içtihadla küfre düştü ne olacak????

bir sevabmı alacak..

talib
12-02-2012, 20:04
İctihad ile nasıl küfre düşülür acaba :) İctihad nerelerde yapılır bir daha oku. Bilmiyorum yazıda var mı ama..

saglıkcı
12-02-2012, 21:05
ümmetim 72 fırka hadisi...

Alimin yanlış içtihaidında 1 sevab..hadisi

ikiside mevzu hadisdir...


Sana bir soru ,alim içtihad ederken yanlış içtihadla küfre düştü ne olacak????

bir sevabmı alacak..


Yahu bu dini siz oyunçakmı sandınız.Cahil cesur olurmuş sizdeki cesaret kühan kabadayısında bile yok. Sizin gibiler şeytana papucu ters giydirirsiniz.

Havas
12-02-2012, 21:58
İctihad ile nasıl küfre düşülür acaba :) İctihad nerelerde yapılır bir daha oku. Bilmiyorum yazıda var mı ama..
küfre düşülmüyormu?Şianın alt gurublarında h.z aliyi peygamber tanıyan,h.z muhammedi peygaberliği çalmiş gibi anlatan fırkalar ne olacak??

Bİrde zamanın entellektuel müctehidleride çok türedi.Tv lerde görürsünüz..efendim ben müsülümanım ama cinlere inanmıyorum der..

Ben müslümanım ama ,nuh tufanına inanmıyorum der..

Hatta allahın azabına bile inanmayanlar var.... Bu şimdi onların şahsi ictihadı deyilmi?

(((__meftun__)))
12-02-2012, 22:43
Arkadaslar kusura bakmayiniz ama ben bazi seyleri anlayamiyorum...
Müctehid Ülema'nin "mezhep kurduguna" ya da "kuracagina" dair bir sözünü okuyan var mi...?
Imam Azam Ebu Hanife mezhep kurmadigi halde ve mezhep kurma adina da ictihat etmedigi halde, ve böyle bir sey de yokkken,
Sen mezhepsizsin, bundan dolayi, zindiksin, sapiksin, bidatcisin, ehl-i sünne disisin gibi hitaplarda bulunup da kavga etmenin bir anlami ve mantigi var midir...
Imam Azam Ebu Hanife hayatta olsa, birbirlerine karsi mezhep icin bu kadar hakaret dolu kelamlari sarfedenleri asasiyla kovalar ve kendi ictihadina da dahil etmezdi...
Müctehid mezhep kurmaz, müctehid ictihad eder...
Sen de, ictihat edemiyorsan, bilmiyorsan yapilan ictihattan da bilgi sahibi olursun...
Allah buyurmus:
"Bilmediklerinizi bilenlere sorunuz..."
Bilmiyor musunuz, müctehitlere arzedersiniz... Bu Imam Azam olur Imam Safii olur...
Bir bütünlük arzetsin dye bir müctehidi de takip edebilirsiniz...

NOT: Bir müslüman, elinde bir kriter olmadigi halde, Dinen hayatina ve yasamina yön veremez... Dolayisiyla her bir müslümanin takip ettigi bir usulü ve yöntemi vardir....

talib
12-02-2012, 22:43
Onlar ictihadlarından değil sapıklıklarından dolayı bu hale geldiler.

İctihad yapmanın, yapabilmenin şartları vardır. O şartları taşıyan birisinin ictihadı ancak değer kazanır. Buna rağmen bazı ictihadlar uygulama sahası bulamamış ve kitaplarda kalmışlardır sadece. Ümmetin ittifakı da önemli burada.

fakiri
14-02-2012, 09:41
Nisa Sûresi115. ayet-i celilesinin gereği müminlerin yolundan asla ayrılmayan kişi demektir. Müslüman olmak demek, serseri mayın gibi dolaşmak ve başıboş bırakılmak veya dinin kural ve kaidelerini kendi kafasına göre takmak veya takmamak demek değildir. Bu yüzden yukarıda tarif edilen serserilerden olmayın, adam gibi müslüman olun diyorum !

fakiri
14-02-2012, 16:08
Mezhepten elbettekii soru gelecek ! Sen öte alemi ne zannediyorsun ? Aylak ve serseri takımlarının mekânı mı ? Orada, yaptığın ibadetlerin en ince noktlarına kadar sual olunacağız ...
Örneğin; namazda ellerini neden göbeğinin üstüne bağladın ? diye sorulduğunda cevaben "Mezheb İmamımızın öğretisiydi." diyeceğiz. Ama, bir mezheb uymayan sivri zekâlılar bu sorunun cevabını veremezler. Çünkü, vermiş olsalar , mezhebi işaret etmek zorundalar, vermemiş olsalar bu kez "madem mezhebe uymadın neden bağladın?" sorusuna makul bir cevap vermezler.
Hoş mezhepsizler bu kadar ince sorulara kadar dahi varmadan kendilerne nar-ı cahimin yolu gösterilecektir ya !..
Ne demek mezhepsizlik yaw ? Böyle bir naneyi yiyen bu dünyada nasıl olur da biz de müslümanız diye gezer ?

saglıkcı
14-02-2012, 18:43
(O gün her fırkayı imamları ile çağırırız) mealindeki İsra suresinin 71. âyet-i kerime

saglıkcı
14-02-2012, 18:45
Bu gün için,Mezhebsizler en ahmak kimselerdir.

Ehl-i Sünnet
14-02-2012, 18:48
Yaw sen kimsin ki müçtehid misin de kitapları açıp bilmediğin konulardan hüküm çıkaracaksın. İmam Azam Ebu Hanife gibi Kabe'nin içinde 2 rekatta namazda Kur'an-ı hatmedip, 40 yıl boyunca yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kılabilecek misin??? . İmam Şafii Hz. gibi 1 haftada Kur'anı ezberleyebilecek misin.

Kahrolun gidin ya nasıl amel edersen et. kimse size bir mezhebe uyun diye zorlamıyor ki. Ne biçim adamsınız siz yaw. gavs ve cengizhan adlı kişiler siteye fitne sokmaktan başka hiçbirşey yapmıyorlar. Allah böyle zihniyetli kişilerden ümmeti muhafaza eylesin...

fakiri
14-02-2012, 19:00
Sen sadece işkembe-i kubrandan sallayıcısın javs ! aslında senin msülüman olup-olamdıüın dahibilinmiyor bu forumda ! Çünkü, inandığın imanın şartlarını bir türlü saymıyorsun ! Mezhepsiz olduğun aşikar oldu. Beğenmediğin o Mezheb İmamları ne kadara Kurana ve Sünnete bağlı müslümanlar olduğundan dahi haberin yok ! Bak senin nerede sapıttığını sna ayetle bildiriyorum ...
" Ve eğer bir kimse kendi için doğru yol taayyün ve tebeyyün ettikten sonra resûle muhalefet ve münazaa eder ve müminlerin ittiba ettikleri tarik-ı hakkın ve din-i İslâmın gayrı bir tarıka ittiba ederse biz onun mütevelli olduğu dalâl ve ihtiyar ettiği fesada onu velî kılar ve Cehennem'e ithal ederiz. Varılacak mahal yönünden Cehennem ne çirkin oldu?] Yani,
"Her kim, HUDA kendisine beyan olunduktan sonra, peygambere muhâlefet eder ve mü'minlerirı yolundan başka bir yola tabi olursa onu döndüğü yola bırakır. Ve onu cehenneme sokarız, orası ne kötü bir yerdir" (Nisa 115. ayet)
İşte sen müslümanların yolundan ayırlfdığın ve kendi başına bir yol tutturduğun için sapıksın ve sapıttın !
Ayrıca, kullandığın "teşke" kelimesi "teşke" değil; "keşke" dir. Diğer yandan At eti haram değildir.Ezber ekonuştuğun nasıl da belli oluyor ! Çok cahil kalmışsın !

fakiri
15-02-2012, 09:08
Bu mesajı, herkes çok iyi okusun ve sahibinin ne mal olduğunu düşünsün ve bilsin ! Ve şayet yönetiminyüksek ve engin hoşgörüsü (!) ile hala forumdan uzaklaştırılmayacaksa, ona bundan böyle kendisine bu mesajı gözönüne alınarak cevap verile !..
Tasavvuf ve Tarikat Büyükleriyle başlayan Düşmanlığı gördüğünüz gibi, İMAN ve MEZHEB İMAMI düşmanlıklarıyla sürmektedir.Biz daha önce sıranın mezheb İmamlarına da geleceğini bildirmiş ve yazmıştık...
Ama,ne hikmetse kimse dinlemedi ve neticede bu nokaya gelindi. İşin enteresan tarafı bu mesaj,yönetime raporlanmasa kimsenin hiç bir şeyden haberi olmayacağı da çok açık bir şekildegörülüyor.Oysa,
bendenizin mesajları ise, anında işlem görmekle meşhur !.. Artık, yönetim öyle bi rişlem yapmalıki, hoşgörü sınırlarını ya ardına kadar herkese açık (MÜMİN-KAFİR-MUNAFIK)- olduğunu ilân etmeli, yahutta en azından bu kadar müslüman insanı bir araya toplayan "İHVAN" ismini hatırlamasını umuyoruz. İnsnaları güzel isim ve cümlellerle biraraya toplamak marifet değildir ! Marifet, biraraya topladığın
insanlara en azından "forum kuralları" olarak listelediğin kuralları fiilen uygulayarak forum disiplinini ve İslâmın izzetini koruyabilmektir. Yoksa, internette hergün İslâm Dinine küfür ve saldırı yapılan yüzlerce
forum vardır.Netice itibariyle, bizim gayretimiz bu forumun da oforumalrdan biri olmamsı yönündedir. Umamrız anlaşılmışızdır.

giriftar
15-02-2012, 09:11
İmanın esaslarını reddeden bu adamın hükmü nedir...

Havas
15-02-2012, 09:53
İşinizi gücünüz yaygara.!:D.forumun kalitesini düşürüyorsunuz..

Havas
15-02-2012, 09:58
Kuranın tasdiklediğin tasdikleyen kafir oluyor ha????????:swoon::swoon::swoon:

fakiri
15-02-2012, 10:03
Yönetim neden susuyor?
İmanın şartlarını kabul etmediğini söylemek, biz müslümanlara hakaret değil mi?

Büşra Betül
15-02-2012, 10:07
gavs meramını çok iyi anlıyorum.
Mesele mezhepler değil onları tabulaştıran insanoğlunun bakış hatasıdır.
İnsanlar yanlış yapıyorlar diye bir metodu yok saymak tüm insanlığın hatalarından asla beri olamayacağının kanıtıdır.
İfadelerinize dikkat edin,neşriyatlarınızı genişletin inş..
Allah bağnaz bakış açılarından hepimizi muhafaza etsin...

Büşra Betül
15-02-2012, 10:16
@fakiri (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=25965) müslüman olduğunu söyleyen bir insana kafir diyemezsin.

talib
15-02-2012, 10:19
Mezhep avam (kendimi orada görüyorum) için şarttır. Ben yetkin bir insanım diyen için yollar açıktır. Dilerse birileri onu takip eder 5. bir mezhep bile ortaya çıkabilir. Zira pek çok mezhep vardı ama malumdur 4'ü bu zamana erişti.

Mezhep olmasa ne olur? Çok sıkıntılar ortaya çıkar. Mezhepleri kaldırırsak ne kazanırız? Hiç bir şey. Sadece kargaşa olur. Peki meshep düşmanlığı nedendir? Onu halen anlayabilmiş değilim. Kimse devletin gücü ile sizi bir mezhebe zorlamıyor. Dine dahi zorlamıyor. Özgürsün!

Şu şu sebeplerden mezheplere itiraz ederiz. Onlar ne ise, beraber konuşalım. Sorun mezheplerde değil, bizim dini yaşamamızdadır. Yani sen hak olan bir mezhebe uy da hangisine uyarsan uy. Bugün Türkiye'de en kolay yaşayabileceğin Hanefi mezhebidir. Diyanet ona göre şekil almış malum. Şafii de vardır, olabilir.

Mezhep gereklidir. Her insan her işte uzman olamaz. Sen 20 sene oku, bilgisayar mühendisi ol, din namına belki bir ilmihal dahi tam okumadın, sonra çık ben ictihad edicem de. Keyfin bilir. Biz uzmanları dinleriz. Hasta olur dikkate gideriz, yemeklik kıymadan anlamam, kasaba yemeklik olanı ver derim, hangi okul iyidir der, bilene sorarım, bağdat nerde bilmem, sora sora giderim... İtikadımı da o işte uzmanlaşmış olanlardan ve artık ekol haline gelimiş bir mezhepten alırım, amelimi onlardan sorarım, nasıl yapacağım diye, ihsan nasıl elde edilir, mürşidi kamillere varırım. İlla ihtisas, uzmanlık.. Ama ben de o işte uzmanım diyen sormaz tabi. Kendi bilir kendini.

Büşra Betül
15-02-2012, 10:24
Her insan hak olduğunu iddia ederse kargaşa çıkar.
Hacdan dönen insanlardan duymuşsunuzdur tahıyyatta kimisi şehadet getirirken parmağını kaldırınca bunu
reddenen parmağını indirirmiş namaz esnasında.İşte yanlış olan bu bakış açısıdır.
Mezhepleri körü körüne taklid ederek diğer görüşü red etmek batıl görmek,ahkam kesmek yanlıştır.
Eğer müçtehid selahiyetine sahipse bir müslüman Allah isabetli içtihadlar nasip etsin sorumluluk ağır iş
hesabı daha çok.Yalnız ameli delilleriyle öğrenip yaşamak istyenlerede kimse sen mezhebi ilah edinmişsin deme hakkına sahip değil!

PUTKIRAN
15-02-2012, 10:41
Mezhep avam (kendimi orada görüyorum) için şarttır. Ben yetkin bir insanım diyen için yollar açıktır. Dilerse birileri onu takip eder 5. bir mezhep bile ortaya çıkabilir. Zira pek çok mezhep vardı ama malumdur 4'ü bu zamana erişti.

Mezhep olmasa ne olur? Çok sıkıntılar ortaya çıkar. Mezhepleri kaldırırsak ne kazanırız? Hiç bir şey. Sadece kargaşa olur. Peki meshep düşmanlığı nedendir? Onu halen anlayabilmiş değilim. Kimse devletin gücü ile sizi bir mezhebe zorlamıyor. Dine dahi zorlamıyor. Özgürsün!

Şu şu sebeplerden mezheplere itiraz ederiz. Onlar ne ise, beraber konuşalım. Sorun mezheplerde değil, bizim dini yaşamamızdadır. Yani sen hak olan bir mezhebe uy da hangisine uyarsan uy. Bugün Türkiye'de en kolay yaşayabileceğin Hanefi mezhebidir. Diyanet ona göre şekil almış malum. Şafii de vardır, olabilir.

Mezhep gereklidir. Her insan her işte uzman olamaz. Sen 20 sene oku, bilgisayar mühendisi ol, din namına belki bir ilmihal dahi tam okumadın, sonra çık ben ictihad edicem de. Keyfin bilir. Biz uzmanları dinleriz. Hasta olur dikkate gideriz, yemeklik kıymadan anlamam, kasaba yemeklik olanı ver derim, hangi okul iyidir der, bilene sorarım, bağdat nerde bilmem, sora sora giderim... İtikadımı da o işte uzmanlaşmış olanlardan ve artık ekol haline gelimiş bir mezhepten alırım, amelimi onlardan sorarım, nasıl yapacağım diye, ihsan nasıl elde edilir, mürşidi kamillere varırım. İlla ihtisas, uzmanlık.. Ama ben de o işte uzmanım diyen sormaz tabi. Kendi bilir kendini.

Mezhep dinleştirildiği için karşıyız.5.mezhep demek 5.din demektir.4 hak mezhep demek, 4 ayrı dinin bir birileriyle anlaşması şiiliğe ve diğer mezheplere karşı ittifak kurması demektir.Yoksa 4 tane bir biriyle çelişen hak olmaz.
Mezheplerin ihtilaf ettikleri konuları Kurana arz edersek hiç bir mezhep ayakta kalamaz.Biz burda genelleme yaparak soyut tartıştığımız için anlaşamıyoruz.Somut olarak maddeler halinde mezheplerin ihtilaf konularını tartışmalıyız.Hakemimiz de Kuran olsun.
Mesela en çok örnek verilen konyu ele alalım.
Kan abdesti bozar m bozmaz mı?
Kurana ne diyor ona bakalım.
Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda; Yıkayınız: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayınız: başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz ayak yolundan geldi ise, ya da kadınlara dokunduysanız, ve de su bulamamışsanız: Temiz bir toprakla yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayın. Allah size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki; şükredersiniz.

5- Maide Suresi 6

Bu ayete göre kan abdesti bozmaz.Bir mezhep ihtilafı ortadan kalkmıştır....diye düşünüyorum.
Bunu örnek olarak verdim....Tabiiki bu ihtilafları biz değil alimlerin çözmesi gerekir....

Büşra Betül
15-02-2012, 10:47
PUTKIRAN o zaman namazı üç yada beş ya da yedi vakit kılanlar haklılar Kuranda net vakit yok
yav insanlar dinleştiriyor diye mezhep yoktur diyebilirmiyiz,insanlar düzelsin
ben elim kanayınca abdest alsam nolur yani sakıncası var mı?
siz bırakın abdestin hallerini adam namaz kılmıyor mubarek,
subhanallah ....

ihvan23
15-02-2012, 10:47
İslam ayrı mezhep ayrı değildir

Mezhebe uymam Kur'anla amel ederim demek, Kanunlara uymam, yalnız Anayasaya göre hareket ederim demek gibi yanlıştır. Çünkü Anayasada bütün hükümler, bütün cezalar bildirilmemiştir. Anayasa, kanunlara havale etmiştir. Kanunlardan başka tüzükler, yönetmelikler de çıkmıştır. (Anayasa varken, kanuna lüzum yok) demek ne kadar yanlış ise, (Kur'an varken, mezhebe lüzum yok) demek, bundan daha yanlıştır. Kur’an-ı kerimi hadis-i şerifler, hadis-i şerifleri de mezhep imamları açıklamıştır. Kanunlar, Anayasanın gösterdiği istikamette hazırlanmış, mezhepler de, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin gösterdiği istikamette teşekkül etmiştir.

Hiç kimse, Madem, mezhep, Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin açıklamasıdır. Ben de açıklar bir mezhep kurarım diyemez. Çünkü bir kimsenin Madem doktor olmak, tıp kitabı okumaya bağlıdır. Kimyager olmak için de kimya kitabı okumak kâfidir diyerek eline aldığı bir tıp ve kimya kitabı ile doktorluk yapmaya, ilaç imal etmeye kalkışması ne kadar gülünç ise, (Ben de Kur'andan, hadisten hüküm çıkarırım) demek daha gülünçtür.

Ben İslam’a göre hareket ederim, mezhebe uymam demek, Ben devletin emrine uyarım. Fakat, kanunu, polisi, hakimi dinlemem demeye benzer. Çünkü İslam’a uymak demek, dört hak mezhepten birine uymak demektir. İslam ayrı, mezhep ayrı değildir


http://www.ihvanforum.org/images/misc/progress.gif mevlamız mezhepsizlerin şerrinden islam alemini korusun

talib
15-02-2012, 10:51
Ya Hu birisinin yazmış olduğun bir meal ile geldin ve hüküm verdin. Mezhep imamları o ayeti bilmiyor muydu?

Bak şimdi. İki mesele var.

Çok yetkin insanlar, büyük alimler, diğerleri ile birlikte bu ayeti kerime ve konuyla ilgili hadisi şerifleri değerlendirmişler ve doğruyu bulmak adına çaba göstermişler. Ve birileri bozar derken, başka birileri bozmaz demiş. Eğer senin gibi doğru budur diğerleri sapıklık içerisindedir deselerdi, o zaman görüşünü, mezhebini din edinmiş olurdu. Yani asıl görüşünü din haline getiren sen oldun. Çünkü kesin böyledir dedin. Bir daha oku, değerlendir ve düşün ne ettiğini. Ama bir mezhepteki alimler bizim görüşümüz budur derken, diğer mezhepteki ulema da böyle demiş der. Ve kendi görüşünü din haline getirmez. Kimse diğerini çürütmek adına hareket etmez ama bize göre doğru budur der.

Ve bu iş usul işidir. Önce usulünü ortaya koyman gerekir. O yüzden mezheplerden birine uymak en selametli yoldur. Zorda kalınırsa diğer mezheple amel edilmesi bundandır. Her mezhep kendi içinde daha tutarlıdır çünkü bir usulü vardır. Sen hepsinin kolayını alayım dersen, birbirine katarsın işi. Zemini yıkarsan bina ayakta kalmaz. Usül de mezheplerin dayandıkları zeminlerdir.

En selametli yol, bir usule dayanan bir mezhebin görüşü ile amel edip, ehli sünnet içerisinde yer alan diğer mezhepleri kınamamaktır. 4'ü de haktır doğrudur. 4'ü dışında kalanların ehli bidat olması daha çok ameli yönlerden değil itikadi problemlere dayanmasındandır.

alanyali07
15-02-2012, 10:55
Kurana ne diyor ona bakalım.
Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda; Yıkayınız: yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayınız: başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, veya biriniz ayak yolundan geldi ise, ya da kadınlara dokunduysanız, ve de su bulamamışsanız: Temiz bir toprakla yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayın. Allah size zorluk çıkarmak istemez. Allah sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor. Umulur ki; şükredersiniz.

bu ayete göre de kadınlara dokunmak abdesti bozar diyorsun dimi..? yani şafilere katılıyorsun..
eğer "o şafilerin manasına gelmez" diyorsan..senin anladığın mananın hakemi kim olacak ?????
buyur somut konuya devam edelim..

Mahabad
15-02-2012, 10:58
Mesaj Gönderme Kuralları

3- Topluluklar hakkında tahrik ve taciz edici, küçük düşürücü, tehdit edici, küfürlü, örf ve adetlere karşı, nefret dolu, argo ve sokak ağzı olarak tabir edilen bozuk lisanla mesajlar göndermek, din, dil, ırk ayrımına yönelik iletiler göndermek ve materyaller kullanmak; forum yöneticilerini ve kullanıcılarını küçümser davranışlar sergilemek yasaktır.

İslami Fikir Paylaşım Kuralları




1- İhvan Forum'da hiç bir akıma, hiç bir mezhebe; bunların değerlerine, hiç bir âlim ve fâzıl bilinen kişiye, hiç bir tarîkâte, cemaate veya mensublarına aşağılayıcı, hakâret edici, alaya alıcı, tekfir edici, müşrik ve sapık ilân edici üslûb ve ithâm kullanılamaz.

2-İhvan Forum'da Müslüman olduğunu söyleyen hiç bir üyeye kâfir, müşrik sıfâtı ya da Müslüman'a yakışmayacak başka bir sıfât, îmâ dahi edilemez.

3-Cemaatler, şahıslar, şahsiyetler değil; fikirler, görüşler, tezler; usûl ve üslûbuna dikkat edilerek tenkid edilebilir.

4- Dini konularda bilgisiz, belgesiz, kaynaksız yazılar ile suçlamada bulunanlara, dayanaksız iftira edenlere kesinlikle geçit verilmez. ....(...)

5- İhvan Forum'da Mezhep adına hiç bir Sahabe'ye dil uzatılamaz, hiç bir Sahabe tenkid edilemez. Belgeli dahi olsa, Fedek vakâsı gibi Sahabeler arasında ihtilâfı içeren bahisleri, Ehl-i Sünnetin ittifâkla tartışmaktan kaçındığı konuları yazanlar uyarılır. Uyarıları dikkate almayanlar gereken yaptırım için idari kadroya bildirilir.
6- Âyet - hadîs yorumlamalarında ehliyet aranılır. Yetkisiz ve kaynaksız, donanımsız kişilerin yorumları Yönetim kararı ile silinebilir. Özellikle hadîs-i şerif'lerde sahihtir değildir tarzı tartışmalar veya forumumuzun ana işlevi olmayan ihtilâflara dâir akademik münâzaralar ve fitne olabilecek menkıbe veya görüşler, umûmu rahatsız edecek, ihtilâflara vesile olabilecek ne varsa; Yönetim, değerlendirmeler neticesinde konuyu kapatabilecektir.
__________________________________________________ ____________

Yukarıda belirtilen kuralları ihlal edici nitelikte tüm mesajlar silinmiştir.
Özellikle bu konu içerisinde dini konularda kural dışı davranışların sergilendiği mesajlar; muhatabını kafir ilan etmek, lanet ve bela okumak, Mezhepleri ve Mezhep İmamları (r.a) hakkında bilgisizce tutum sergilemek ve haddi aşan cümleler kurmak şeklinde görülmüştür.

ihvan23
15-02-2012, 11:15
bu forma ilk girdiğimde ERDEM efendiye söylemiştim tekrar diyorum ve yazıyorum.islami forum açmak bir zorluk değildir...ZOR olan EHL-i sünet çizgisinde sapık ve saptıranlara fırsat vermeden formu devam ettirebilmektir...malesef bunu başaramamışsınız.manevi anlamda büyük bir vebal altına girmişssiniz...yetmemiş.hırıstıyanlara kapıları açmışsınız...yoksa medeniyetler itifakınamı girdiniz.yetmedi diyaloğamı başladınız...esef

CENGİZHAN
15-02-2012, 22:38
Mezhepler arasındaki 100 fark...

Hanefi - Maliki - Şafii - Hanbeli


1 Ölü Hayvanın derisi helal midir? Haram Helal Haram Helal
2 Pislikle beslenen hayvanların eti helal midir & Helal & Haram
3 Yılan balığı yemenin hükmü nedir? Helal & & Haram
4 Erkeğin kırmızı elbise giymesinin hükmü nedir? Mekruh Helal Haram Mekruh
5 Erkeğin sarı elbise giymesinin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
6 Ud, zurna, dümbelek, boru davul çalmak nedir? Mekruh Helal Helal Haram
7 Karga eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
8 At eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
9 Midye yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
10 İstiridye yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
11 Istakoz yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
12 Kırlangıç eti yemenin hükmü nedir? Helal Helal Haram Haram
13 Kartal eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
14 Yarasa eti yemenin hükmü nedir? Haram Mekruh Haram Haram
15 Beyt-i Tavaftan öne abdest almak nedir? Vacip Farz Farz Farz
16 İlk iki rekatta Fatiha okumanın hükmü nedir? Vacip Farz Farz Farz
17 Rüku ve secdelerde tesbih etmek nedir? Sünnet & Sünnet Vacip
18 İlk iki rekatta Fatiha’dan sonra sure okumak nedir? Vacip Mübah Sünnet Sünnet
19 Fatiha’dan evvel Besmele çekmek nedir? Sünnet Mekruh Farz &
20 Namazda ayakların arası ne kadar açık olmalı? 4 parmak 2 karış 1 karış 2 karış
21 Vitir namazının hükmü nedir? Vacip Sünnet Sünnet Sünnet
22 Tüysüz bir delikanlıya değen erkeğin abdesti bozulur mu? Hayır Evet Hayır Hayır
23 Namazda selam almak abdesti bozar mı? Evet Hayır & &
24 Namaz kılan kimsenin önünden geçilmesinin haram olduğu mesafe ne kadardır? 40 kulaç 1 kulaç 3 kulaç 3 kulaç
25 Namaz içinde unutarak konuşmak namazı bozar mı? Evet Hayır Hayır Evet
26 Namazda hatayla yanlış bir kelime geçerse namaz bozulur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
27 Namazda af ve of demek namazı bozar mı? Evet Hayır Evet Evet
28 Eti yenen hayvanların sidiği ve artığı necis midir? Evet Hayır Evet Hayır
29 Eti yenen hayvanların menisi necis midir? Evet Evet Hayır Hayır
30 Abdestin farzları kaçtır? 4 7 6 7
31 Abdesti belli bir sıra ile almak farz mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
32 Abdesti ara vermeksizin almak farz mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
33 Abdestin sünnetlerinin sayısı kaçtır? 18 8 30 20
34 Misvak kullanmak sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
35 Abdestte ellerin, yüzün ve kolların üçer kere yıkanması sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
36 Abdestte başın üç defa mesh edilmesi sünnet midir? Hayır Hayır Evet Hayır
37 Abdestte kulakların içten ve dıştan meshi sünnet midir? Evet Evet Evet Hayır
38 Abdestte kulaklar kaç defa mesh edilmelidir? 1 1 3 1
39 Abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır? 12 3 5 8
40 Cinsellik organına dokunmak abdesti bozar mı? Hayır Evet Evet Evet
41 Namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
42 Deve eti yemek ve cenazeyi yıkamak abdesti bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
43 Abdest şüphe ile bozulur mu? Hayır Hayır Hayır Evet
44 Kan akması abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
45 Delikli meshin üzerinden mesh etmek caiz midir? Evet Evet Hayır Hayır
46 Gusül abdesti almayı gerektiren sebeplerin sayısı kaçtır? 7 4 5 6
47 Gusül abdestinin farzları kaç tanedir? 11 5 3 &
48 Umursamazlıktan veya tembellikten dolayı namaz kılmayanın hükmü nedir? Hapsedilir Tevbe etmezse öldürülür tevbe etmezse öldürülür tevbe etmezse öldürülür
49 Ezanın sözleri peşpeşe okunmasa da geçerli olur mu? Evet Evet Hayır Hayır
50 Arapça bilmeyen kimsenin kendisi için ezanı kendi dilinde okuması caiz midir? Hayır Hayır Evet Hayır
51 Ezanda niyet şart mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
52 Ezan ve kamet esnasında selam almak caiz midir? Hayır Hayır Hayır Evet
53 Fatiha suresi okunmadan kılınan namaz geçerli olur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
54 Namazı bitirirken selam vermenin farz olduğu miktar nedir? Farz değildir 1 tarafa vermek farzdır 1 tarafa vermek farzdır 2 tarafa vermek farzdır
55 Erkeğin avret yeri neresidir? Göbek ile diz kapağı arası Ön ve arka uzuvları Göbeğiile diz kapağı arası Göbeğiile diz kapağı arası
56 Ölünün yıkanmasının farz olması için cesedin ne kadarının bulunması gereklidir? 1.2 2.3 Az da olsa olur Az da olsa olur
57 Ölüyü yıkarken ağzına ve burnuna su vermek gerekir mi? Hayır Evet Evet Hayır
58 İhramlı iken hacda ölen kişinin üstüne hoş koku sürülüp başı örtülür mü? Evet Evet Hayır Hayır
59 Cenaze namazını kimin kıldırması gerekir? Sultan Devlet Başkanı Kaldırması vasiyet edilen Velisi Kaldırması Kaldırması vasiyet edilen kişi
60 Cenaze namazı, namaz kılmanın yasak olduğu kaç vakitte kılınmaz? 5 3 Her vakitte kılınabilir 3
61 Ölü gömülmek için, öldüğü yerden başka bir yere nakledilebilir mi? Evet Evet Hayır Hayır
62 Oruç için dil ile söyleyerek niyet etmek şart mıdır? Evet Evet Hayır Evet
63 Ramazan orucu için hergün ayrı ayrı niyet etmek şart mıdır? Evet Hayır Evet Evet
64 Kan aldırmak orucu bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
65 Zekatın farz olması için hangi mallardan borçlu olmamak şarttır? Zirai ürün dışındaki mallardan Altın ve gümüş Böylebir şart yoktur Bütün mallardan
66 Erkek ve kadının ziynet eşyalarından zekat vermeleri farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
67 Kâğıt paradan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Evet Hayır
68 Madenlerden ne kadar zekat verilmesi gereklidir? 1/5 1/5 1/40 1/40
69 Ticarî bir eşyanın zekatının şartları kaçtır? 4 5 6 2
70 Topraktan çıkan her şey için zekat vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
71 Balın zekatını vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Evet
72 Vakfedilen topraktan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Hayır Hayır
73 Kiralanan veya emanet alınıp ekilen toprağın zekatını vermek farz mıdır? Hayır Evet Evet Evet
74 Zeytinin zekatını vermek gerekli midir? Evet Evet Hayır Evet
75 Yem ile beslenen ve çalıştırılan hayvanlardan zekat vermek farz mıdır? Hayır Evet Hayır Hayır
76 Koyun ile keçi kaç yaşlarında olursa zekatı farzdır? Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 2 Koyun 1/2 Keçi 2
77 Kadın yanında kocası olmadan hacca gidebilir mi? Hayır Evet Evet Hayır Hayır Evet Evet Hayır
78 Acizlik veya zaruret yüzünden hacca gidemeyen kişinin kendi yerine başkasını göndermesi caiz midir? Evet Hayır Evet Evet
79 Haccın şartı kaç tanedir? 2 4 5 4
80 Şeytan taşlarken atılan taşın cemreye düşmemesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
81 Müslüman olmayan bir fakire yemek verilmesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
82 İpeğin üzerine oturmak, yaslanmak, yastık olarak kullanmak, duvar örtüsü yapmak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
83 Erkek çocuğa ipek giydirmek caiz midir? Hayır Hayır Evet Evet
84 Gümüş ile süslenmiş kaptan su içmek ya da abdest almak caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
85 Sakalı kesmek haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
86 Tavla oynamak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
87 Satranç oynamak haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
88 Ölen bir kişinin borçları ödenmeli midir? Hayır Evet Evet Hayır
89 Kişi kendi arazisinde bulunan maddenin ne kadarını devlete vermelidir? 1/5 Hiç Hiç Hiç
90 Bir araziyi gasp edip eken kimse çıkan ürünün sahibi midir? Evet Evet Evet Hayır
91 Yapılan bir sözleşmeyi değiştirme veya feshetme süresi ne kadardır? 3 gün İhtiyaç gereği kadar 3 gün Anlaşma ile belirlenir
92 Cinsi tecavüzde bulunulan hayvanın hükmü nedir? Öldürülür, eti yenmez Öldürül mez, etiyenebilir Öldürülmez, etiyenebilir Öldürülmesi gerekir
93 Şarap ve diğer sarhoş edici maddelerin içilmesinin cezası kaç değnektir? 80 80 40 80
94 Şarap kokan veya şarap kusan kişiye değnek cezası uygulanır mı? Hayır Evet Hayır Hayır
95 Dinden döndüğü için öldürülen bir kişinin malı mirasçıla-rına verilebilir mi? Evet Hayır Hayır Hayır
96 Dinden dönen kadın öldürülür mü? Hayır Evet Evet Evet
97 Terketmek, hapsetmek, aç ve susuz bırakmak suretiyle bir kişiyi öldürmek, kasten öldürmek gibi midir? Hayır Evet Evet Evet
98 Bir kadının hakimlik yapması caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
99 Köpek necis bir hayvan mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
100 Müezzin okuduğu cezandan dolayı ücret alabilir mi? Hayır Evet Evet Hayır


Alıntı : http://www.islamiforum.com/index.php?showtopic=66689&st=0

cemaliii
16-02-2012, 15:24
bu forma ilk girdiğimde ERDEM efendiye söylemiştim tekrar diyorum ve yazıyorum.islami forum açmak bir zorluk değildir...ZOR olan EHL-i sünet çizgisinde sapık ve saptıranlara fırsat vermeden formu devam ettirebilmektir...malesef bunu başaramamışsınız.manevi anlamda büyük bir vebal altına girmişssiniz...yetmemiş.hırıstıyanlara kapıları açmışsınız...yoksa medeniyetler itifakınamı girdiniz.yetmedi diyaloğamı başladınız...esef

manevi anlamda vebali olduğunu düşünmüyorum. herkes kendi yazdığından,kendi fikirlerinden sorumludur. foruma hristiyan birinin girmesini de sorun olarak görmüyorum. belki ileride müslüman olur kimbilir. hatta bence bir tanede musevi olmuş olsa fena olmazdı.
bırakın herkes özgürce düşüncelerini ifade etsin.

(((__meftun__)))
16-02-2012, 15:33
Mezhepler arasındaki 100 fark...

Hanefi - Maliki - Şafii - Hanbeli


1 Ölü Hayvanın derisi helal midir? Haram Helal Haram Helal
2 Pislikle beslenen hayvanların eti helal midir & Helal & Haram
3 Yılan balığı yemenin hükmü nedir? Helal & & Haram
4 Erkeğin kırmızı elbise giymesinin hükmü nedir? Mekruh Helal Haram Mekruh
5 Erkeğin sarı elbise giymesinin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
6 Ud, zurna, dümbelek, boru davul çalmak nedir? Mekruh Helal Helal Haram
7 Karga eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
8 At eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
9 Midye yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
10 İstiridye yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
11 Istakoz yemenin hükmü nedir? Haram Helal & &
12 Kırlangıç eti yemenin hükmü nedir? Helal Helal Haram Haram
13 Kartal eti yemenin hükmü nedir? Haram Helal Haram Haram
14 Yarasa eti yemenin hükmü nedir? Haram Mekruh Haram Haram
15 Beyt-i Tavaftan öne abdest almak nedir? Vacip Farz Farz Farz
16 İlk iki rekatta Fatiha okumanın hükmü nedir? Vacip Farz Farz Farz
17 Rüku ve secdelerde tesbih etmek nedir? Sünnet & Sünnet Vacip
18 İlk iki rekatta Fatiha’dan sonra sure okumak nedir? Vacip Mübah Sünnet Sünnet
19 Fatiha’dan evvel Besmele çekmek nedir? Sünnet Mekruh Farz &
20 Namazda ayakların arası ne kadar açık olmalı? 4 parmak 2 karış 1 karış 2 karış
21 Vitir namazının hükmü nedir? Vacip Sünnet Sünnet Sünnet
22 Tüysüz bir delikanlıya değen erkeğin abdesti bozulur mu? Hayır Evet Hayır Hayır
23 Namazda selam almak abdesti bozar mı? Evet Hayır & &
24 Namaz kılan kimsenin önünden geçilmesinin haram olduğu mesafe ne kadardır? 40 kulaç 1 kulaç 3 kulaç 3 kulaç
25 Namaz içinde unutarak konuşmak namazı bozar mı? Evet Hayır Hayır Evet
26 Namazda hatayla yanlış bir kelime geçerse namaz bozulur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
27 Namazda af ve of demek namazı bozar mı? Evet Hayır Evet Evet
28 Eti yenen hayvanların sidiği ve artığı necis midir? Evet Hayır Evet Hayır
29 Eti yenen hayvanların menisi necis midir? Evet Evet Hayır Hayır
30 Abdestin farzları kaçtır? 4 7 6 7
31 Abdesti belli bir sıra ile almak farz mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
32 Abdesti ara vermeksizin almak farz mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
33 Abdestin sünnetlerinin sayısı kaçtır? 18 8 30 20
34 Misvak kullanmak sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
35 Abdestte ellerin, yüzün ve kolların üçer kere yıkanması sünnet midir? Evet Hayır Evet Evet
36 Abdestte başın üç defa mesh edilmesi sünnet midir? Hayır Hayır Evet Hayır
37 Abdestte kulakların içten ve dıştan meshi sünnet midir? Evet Evet Evet Hayır
38 Abdestte kulaklar kaç defa mesh edilmelidir? 1 1 3 1
39 Abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır? 12 3 5 8
40 Cinsellik organına dokunmak abdesti bozar mı? Hayır Evet Evet Evet
41 Namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
42 Deve eti yemek ve cenazeyi yıkamak abdesti bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
43 Abdest şüphe ile bozulur mu? Hayır Hayır Hayır Evet
44 Kan akması abdesti bozar mı? Evet Hayır Hayır Hayır
45 Delikli meshin üzerinden mesh etmek caiz midir? Evet Evet Hayır Hayır
46 Gusül abdesti almayı gerektiren sebeplerin sayısı kaçtır? 7 4 5 6
47 Gusül abdestinin farzları kaç tanedir? 11 5 3 &
48 Umursamazlıktan veya tembellikten dolayı namaz kılmayanın hükmü nedir? Hapsedilir Tevbe etmezse öldürülür tevbe etmezse öldürülür tevbe etmezse öldürülür
49 Ezanın sözleri peşpeşe okunmasa da geçerli olur mu? Evet Evet Hayır Hayır
50 Arapça bilmeyen kimsenin kendisi için ezanı kendi dilinde okuması caiz midir? Hayır Hayır Evet Hayır
51 Ezanda niyet şart mıdır? Hayır Evet Hayır Evet
52 Ezan ve kamet esnasında selam almak caiz midir? Hayır Hayır Hayır Evet
53 Fatiha suresi okunmadan kılınan namaz geçerli olur mu? Evet Hayır Hayır Hayır
54 Namazı bitirirken selam vermenin farz olduğu miktar nedir? Farz değildir 1 tarafa vermek farzdır 1 tarafa vermek farzdır 2 tarafa vermek farzdır
55 Erkeğin avret yeri neresidir? Göbek ile diz kapağı arası Ön ve arka uzuvları Göbeğiile diz kapağı arası Göbeğiile diz kapağı arası
56 Ölünün yıkanmasının farz olması için cesedin ne kadarının bulunması gereklidir? 1.2 2.3 Az da olsa olur Az da olsa olur
57 Ölüyü yıkarken ağzına ve burnuna su vermek gerekir mi? Hayır Evet Evet Hayır
58 İhramlı iken hacda ölen kişinin üstüne hoş koku sürülüp başı örtülür mü? Evet Evet Hayır Hayır
59 Cenaze namazını kimin kıldırması gerekir? Sultan Devlet Başkanı Kaldırması vasiyet edilen Velisi Kaldırması Kaldırması vasiyet edilen kişi
60 Cenaze namazı, namaz kılmanın yasak olduğu kaç vakitte kılınmaz? 5 3 Her vakitte kılınabilir 3
61 Ölü gömülmek için, öldüğü yerden başka bir yere nakledilebilir mi? Evet Evet Hayır Hayır
62 Oruç için dil ile söyleyerek niyet etmek şart mıdır? Evet Evet Hayır Evet
63 Ramazan orucu için hergün ayrı ayrı niyet etmek şart mıdır? Evet Hayır Evet Evet
64 Kan aldırmak orucu bozar mı? Hayır Hayır Hayır Evet
65 Zekatın farz olması için hangi mallardan borçlu olmamak şarttır? Zirai ürün dışındaki mallardan Altın ve gümüş Böylebir şart yoktur Bütün mallardan
66 Erkek ve kadının ziynet eşyalarından zekat vermeleri farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
67 Kâğıt paradan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Evet Hayır
68 Madenlerden ne kadar zekat verilmesi gereklidir? 1/5 1/5 1/40 1/40
69 Ticarî bir eşyanın zekatının şartları kaçtır? 4 5 6 2
70 Topraktan çıkan her şey için zekat vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Hayır
71 Balın zekatını vermek farz mıdır? Evet Hayır Hayır Evet
72 Vakfedilen topraktan zekat vermek farz mıdır? Evet Evet Hayır Hayır
73 Kiralanan veya emanet alınıp ekilen toprağın zekatını vermek farz mıdır? Hayır Evet Evet Evet
74 Zeytinin zekatını vermek gerekli midir? Evet Evet Hayır Evet
75 Yem ile beslenen ve çalıştırılan hayvanlardan zekat vermek farz mıdır? Hayır Evet Hayır Hayır
76 Koyun ile keçi kaç yaşlarında olursa zekatı farzdır? Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 1 Koyun 1 Keçi 2 Koyun 1/2 Keçi 2
77 Kadın yanında kocası olmadan hacca gidebilir mi? Hayır Evet Evet Hayır Hayır Evet Evet Hayır
78 Acizlik veya zaruret yüzünden hacca gidemeyen kişinin kendi yerine başkasını göndermesi caiz midir? Evet Hayır Evet Evet
79 Haccın şartı kaç tanedir? 2 4 5 4
80 Şeytan taşlarken atılan taşın cemreye düşmemesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
81 Müslüman olmayan bir fakire yemek verilmesi caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
82 İpeğin üzerine oturmak, yaslanmak, yastık olarak kullanmak, duvar örtüsü yapmak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
83 Erkek çocuğa ipek giydirmek caiz midir? Hayır Hayır Evet Evet
84 Gümüş ile süslenmiş kaptan su içmek ya da abdest almak caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
85 Sakalı kesmek haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
86 Tavla oynamak haram mıdır? Hayır Evet Evet Evet
87 Satranç oynamak haram mıdır? Evet Evet Hayır Evet
88 Ölen bir kişinin borçları ödenmeli midir? Hayır Evet Evet Hayır
89 Kişi kendi arazisinde bulunan maddenin ne kadarını devlete vermelidir? 1/5 Hiç Hiç Hiç
90 Bir araziyi gasp edip eken kimse çıkan ürünün sahibi midir? Evet Evet Evet Hayır
91 Yapılan bir sözleşmeyi değiştirme veya feshetme süresi ne kadardır? 3 gün İhtiyaç gereği kadar 3 gün Anlaşma ile belirlenir
92 Cinsi tecavüzde bulunulan hayvanın hükmü nedir? Öldürülür, eti yenmez Öldürül mez, etiyenebilir Öldürülmez, etiyenebilir Öldürülmesi gerekir
93 Şarap ve diğer sarhoş edici maddelerin içilmesinin cezası kaç değnektir? 80 80 40 80
94 Şarap kokan veya şarap kusan kişiye değnek cezası uygulanır mı? Hayır Evet Hayır Hayır
95 Dinden döndüğü için öldürülen bir kişinin malı mirasçıla-rına verilebilir mi? Evet Hayır Hayır Hayır
96 Dinden dönen kadın öldürülür mü? Hayır Evet Evet Evet
97 Terketmek, hapsetmek, aç ve susuz bırakmak suretiyle bir kişiyi öldürmek, kasten öldürmek gibi midir? Hayır Evet Evet Evet
98 Bir kadının hakimlik yapması caiz midir? Evet Hayır Hayır Hayır
99 Köpek necis bir hayvan mıdır? Hayır Hayır Evet Evet
100 Müezzin okuduğu cezandan dolayı ücret alabilir mi? Hayır Evet Evet Hayır


Alıntı : http://www.islamiforum.com/index.php?showtopic=66689&st=0


Cengiz Kardeşim teşekkür ederim... Tabi ki bu teşekkür, iktibasınız içindi... 4 müctehid imama göre bazı mes'elelerin hükümlerini öğrenmiş olduk...
Aslında bana sorarsanız bu ihtilaflarda bir problem yoktur...
Usullerini ortaya koymuşlar o şekilde hükümlerini vermişlerdir...
Elbette Cengiz olarak sizlerin de bu mes'elelere bir bakış açısı ve hükmü vardır...
Ona da saygımız vardır...

ihvan23
17-02-2012, 13:55
manevi anlamda vebali olduğunu düşünmüyorum. herkes kendi yazdığından,kendi fikirlerinden sorumludur. foruma hristiyan birinin girmesini de sorun olarak görmüyorum. belki ileride müslüman olur kimbilir. hatta bence bir tanede musevi olmuş olsa fena olmazdı.
bırakın herkes özgürce düşüncelerini ifade etsin.
yani diyorsunuzki.Müslüman mahallesinde salyangoz satılır..bu kadar rıza küfür getirir fazla ileri gitme cemalii.onun müslüman olmasını umarken.YA BİRİNİN KALBİ HIRISTIYANLIGA MEYİL EDERSE.bu vebal cehenneme girmeye yeter(.İNNE DİNE İNDELLAHEL İSLAM)ALLAH cc KATINDA TEK DİN İSLAMDIR