PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : fatihayı kırk günde okuyacağım



ömerusta
14-02-2012, 12:06
1 -ci gün
Fatiha ile kırk gün

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


ALEMLER TÜM YARATILMIŞ VAR EDİLMİŞ GÖRÜLEN GÖRÜLMEYEN BİLDİĞİMİZ BİLMEDİGİMİZ HER ŞEY
İNSAN OĞLUNUN DÜŞÜNMESİ VE İDRAK ETMESİ GEREKEN HUSUS
EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH
ŞAHİTLİK EDERİMKİ ALLAHTAN BAŞKA İLAH YOKTUR
DEDİĞİ ANDA ALLAHI KABULLENMİŞ OLUR
VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMEDEN ABDUHU VE RESULUHU
DEDİGİ ANDA ŞAHİTLİK EDERİM Kİ MUHAMET ONUN KULU VE ELCİSİDİR
YANİ İSLAM DİNİ İLE MÜŞERREF OLUR
BUNDAN SONRA ALLAHTAN GELEN EMİR VE YASAKLARA UYMA DURUMUNDADIR
PEYGAMBEREDE İMAN ETMİŞTİR ONUN BUYURDUGU EMİR VE YASAKLARADA İTAAT ETME DURUMUNDADIR
GELEN AYETLERE DE UYMASI GEREKİR
BURADAN FATİHAYLA BAŞLAYIP BU SUREYİ KIRK GÜNDE ANLAMAYA VE SİZLERE ANLATMAYA ÇALIŞACAĞIM:

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA

RAHMAN- NEDİR ?
ÇOK MERHAMETLİ ESİRGEYEN DİR
Hani soruyoruz ya inanmayanlar neden suçları üzerine hemen ceza görmüyorlar neden bol bol rızıklanıyorlar Biz mü’minlerden daha zenginler
Daha rahat yaşıyorlar oysaki ALLAHA cc karşı geliyorlar kendilerine başka tanrı ediniyorlar ALLAHA cc eş koşuyorlar çocuk isnat ediyorlar
İşte Rahman olan ALLAH cc çok merhametli olan ya bu merhametin tecelli etmesidir
ALLAH cc yarattıklarına merhametlidir bütün yaratılmışlar ve yaratılacak olanlar bu merhametin içindedir
Biz mümin kullarında rahman sıfatı nasıl tecelli etmelidir sorusu sorulmalı ve de cevaplan malı diye düşünürsek
Biz mümin ler yaratılmışlara yaratandan ötürü merhametli olma durumundayız
Hani soruyoruz ya bir felakette kafire neden yardım ediyoruz
Kafirlere neden zulüm etmiyoruz oysa onlar bize ediyor
Neden saldırıp kökünü kurutmuyoruz neden diyalog kuruyoruz
Neden namuslarına mallarına haklarına dinlerine inançlarına saldırmıyoruz?
Oysa ki onlar bizlere hiç çekinmeden saldırıyor bütün kötü fiiliyatlarda bulunuyorlar hani biz iman ettik ya rahman olana hani rahmana uyduk ya
İşte o rahman tecellisi bizde nüksetmektedir
Tüm yaratılana dedik ya o zaman hayvanat ve mahlukattı da düşünmek zorunluluğumuz vardır örnek verecek olursak görülen her yılan tehlikeli ve zararlı kabul edip öldürülmesi mi gerekir?
Hayır efend[/COLOR]im öldürülmesini belirten hadis var diyeceksiniz evet öyle bir hadis var ama nereden görülürse değil siz bir dağa gezmeye gittiniz oradan
Bir yılan gördünüz öldüremezsiniz zira siz onunun mekanında onu rahatsız ediyorsunuz o size zarar verme faliyetinde de bulunmamıştır yani zararı dokunma olasılığı bulunmayanı da öldüremezsiniz ancak size zarar verebilecek yerde ve durumda ise öldürün ruhsatı vardır
Hayvanların üremesini kısıtlayıcı yok edici hareketler dede bulunamazsınız
Örnek yumurtalarının kırılması yer değiştirmek gibi
Eve bağladığınız ev hayvanlarını beslemek korumak mükellefiyeti de size verilmiştir onlardan da mesulsünüz yani hülasa yer yüzünde sizin görebildiğiniz göremediğiniz tüm yaratılana rahman sıfatı tecellisi ile bakmak gereklidir diye düşünüyorum saygılar
Not kırk günde Fatiha suresini okumaya çalışacağım eleştiriye açıktır
Yanlışım olurda uyarmaz sanız sizde yanlışıma ortak olursunuz ALLAHA cc emanet olun devamı yarin

fakiri
14-02-2012, 12:29
Böyle güzel paylaşımlar varken, ne diye hiristiyan ve mezhepsizlerle vakitlerinizi heba edip-öldürüyorsunuz ?

:good::clap2:

ömerusta
15-02-2012, 08:33
2 ci günYukarıda demiştik ya yaratılana merhamet diye ne kadarda muhtacız merhamete merhamet etmeyene merhamet edilmez buyurdu
(Semud Kavmi’ne Salih (sav) peygamber olarak gönderildi dediler ki ; eğer sen hakikaten peygamber isen dua ette şu taşın içinde bir dişi deve çıksın peygamber olduğuna inanırız dediler Salih (sav) dua etti taşın içinde istedikleri
gibi bir deve verildi bu mucizeyi görenin bir kısmı inandı bir kısmı küfürde
İnat etti Salih (sav); bu deveye dokunmayın yeryüzünde yesin içsin dolaşsın dedi
Oysa ki onlar deveye zulümde geri durmadılar o mübarek hayvana suyu bile çok
gördüler su vermediler hayvan ağzını havaya kaldırıp merhamet merhamet dercesine bağırıyordu bakmadılar sonunda ayaklarını kestiler hayvan sürüne sürüne can verdi Salih (sav) hicret etti kavmi depremle helak oldu
Bunu niçin anlatıyoruz hani biz kurban kesiyoruz diye kaçan kurbanın ayaklarını keseni günlerce medyada seyrettik ya hani Müslüman’ız ya hani merhamet bizde nüksetmeliydi hani kırk vakit namazda Fatiha’yı okuyorduk ya !
İbret olsun diye açıklıyoruz hani namaz kötülükten alıkoyardı ya neden yapıyoruz öyleyse? Ya okuduğumuz ayeti anlamıyoruz ya küfürde ısrar ediyoruz!
Eğer merhamet sıfatı olmasın helakımız kaçınılmaz olurdu
Böyle örnekler çoktur vermeye devam etsek değil kırk günde Fatiha’yı okumak anlamak kırk yılda anlatacağımıza güman veremiyorum
Kısa kısa anlatmaya çalışıyorum dağlardan taşlardan da örnek vermeden edemeyiz …
Keyfe keder bir kayayı yerinde oynatıp yuvarlayamazsınız neden?
Müslüman dengeye riayet etme durumundadır Lüzumsuz yere yuvarladığınız kayadaki canlıların yuvalarının bozulmasına kendilerinin ölmesine sebep olursunuz o da yetmez yuvarlanma esnasında ezdiği otları böcekleri de yuvalarını da hesaba katarsanız nelere nasıl zulüm ettiğimizi nasıl canlara kıydığımızı biliyor muyuz ?
Nevşehir’de gerçekleşen yanlış uygulamanın nelere sebebiyet verdiğini anlatalım ibret olur inşallah
Avcılardan birisi bir tilki vurduğunu derisinin çok para ettiğini gelen turistlere
kürk olarak satıldığını ballandıra ballandıra anlatır Bunu duyan tüfeği olan insanlar o beldedeki araziye dağılırlar ne kadar tilki varsa katleder bahar gelince tarlaları yılanlar sarar bütün köylü yılanları katleder aradan bir ay geçmez ki tarlaları fareler istila eder buğdayları yerle bir eder değil yemeye geri ekmek için tohum dahi bulamazlar başlarlar fareleri katletmeye akil insanlar duruma el korlar derler ki; dengeyi bozdunuz yeniden tilki toplayın araziye salın üremelerine yardımcı olun yuva yapın Ve denileni yaparlar
arazilerini kurtarırlar merhamete ibret olur dengeyi yaratan merhamet sahibi olan ALLAHA (cc) karşı durmanın neleri nasıl yok ettiği daha beş yıl önce gerçekleşmiştir
Bunları anlamak için Kuran-ı insan vücudu gibi düşünürsek; Fatiha Suresi Kuran’ın kafası konumundadır iyi okuyup iyi anlamak gerekir diye düşünüyorum Fatiha Suresi’nde Kuran’da bulunan bütün surelerden en az bir ayet bulunur ALLAHIN cc bütün güzel isim sıfatları mevcuttur bunları tek tek işlemek durumundayız
O nedenle kırk gün düşündük yetmeyeceğini biliyorum belki kırk yılda yetmez
Ama kısa kısa anlamaya ve anlatmaya çalışırsak kırk gün sonunda yazanında okuyanında namazlarında hayatlarında güzel değişikler olacaktır Takip etmeniz dilek ve arzusu içindeyim Saygılar yarin Rahim-i işleyeceğiz inşallah Allah’a (cc) emanet olun kardeşlerim…

ömerusta
15-02-2012, 15:45
Böyle güzel paylaşımlar varken, ne diye hiristiyan ve mezhepsizlerle vakitlerinizi heba edip-öldürüyorsunuz ?

:good::clap2: teşekür ederim kardeşi

ömerusta
16-02-2012, 16:39
3 cü gün
Rahim
Ahirette nimetlerini sadece müminlere verendir
İşte burada Kuranın tamamı ve Fatiha suresi ile iç içe geçmektedir doğru ile yanlışın iyi ile kötünün inanan ile inanmayanların ayrıldığı noktasındayız
Size apaçık kuranı gönderdik akledmez misiniz düşünenler için öğüt vardır
Tüm muhatabı insanlara ve cinleredir herkim şahadet getirdi Müslüman oldu kuranı kabul etti
Kuranda bulunan emir ve yasakları da kabul etmiş olur işte hesap gününde inanan kurana uyanlar ALLAHIN (cc) rahim sıfatı şemsiyesi altına girmiş olur
İnanmayan ret edenlerse rahim sıfatında mahrum olacaklardır
İşte bu çizgi ümit ve korku çizgisidir müminlerin iman üzerinde yaşama ve ölme çizgisi müminler kardeştir

Hani müminler bir birini sevmedikçe iman etmiş olmazlar hadisi şerifi
Mekkelilerin Medinelilerle kardeşliğini hatırlatmalı ve öyle olmamızı istemektedir veda hutbesinde Peygamber (sav) efendimiz siyahın beyazda beyazın siyahta üstünlüğü yoktur üstünlük takvada dır buyurduğu gibi
Dünyanın neresinde rengimiz ne olursa olsun kardeş kabul edip bir bütün
Olduğumuzu bileceğiz ki küfrün karşısında iman galip gelsin yarin hesap gününde ALLAHA cc layık kul olalım ahret nimetlerine talipsek rahim sıfatının bizde tecelli etsin

zulk@rneyn
16-02-2012, 20:58
çok güzel ve faydalı bir paylaşım...
teşekkürler...

ömerusta
17-02-2012, 13:43
4 Gün
Mümin takva kullarına vaat olunan cennetin özelliği şudur:
Onun zemininde ırmaklar akar Yemişleri ve gölgesi süreklidirİşte bu (kötülüklerden) sakınanların (mutlu) sonudurKafirlerin sonu ateştir
Ra’d Suresi 35 Ayet
İşte inanan yaşayan mümine vaat edilen cennet inanmayan küfre gidene vaat edilen cehennem
Bu kadar açık ayet mevcutken hangi akıl hangi fikir insanı namazda alı kor
Günde 40 vakit namaz kılan bir mümin en az 40 kere Fatiha okur
Besmeleyi de sayarsak tesbihat tan sonraki Fatihaları da sayacak olursak
100 ila 150 kere ALLAHIN cc Rahman ve Rahim sıfatın zikretmiş oluruz
Eyer samimi isek dört gündür yukarda Rahman ve Rahim sıfatlarını anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz biraz düşünür aklımızı ve dimağımızı zorlarız
Terk ettiğimiz vakitlerde yol ayrımının neresindeyiz
Biraz daha kaybettiğimizi idrak ederiz inşallah aklımızı zorlarsak namazda hızlıca idrak etmeden dilimizin okuduğu
Gibi okuduğumuz Fatihalardan ne kazandığımız ne KAYBETTİĞİMİZ
AŞİKARDIR
Bu güne kadar işlediğimiz konu besmeleden geçen Rahman ve Rahim kelimesi idi yarinden sonra Fatiha suresini işleyeceğiz ALLAHA EMANET OLUNUZ

z£LaL
17-02-2012, 14:22
durmak yok devam ; )

ömerusta
17-02-2012, 17:44
çok güzel ve faydalı bir paylaşım...
teşekkürler... ben teşekür ederim kardeşim ALLAH c.c. razı olsun

ömerusta
18-02-2012, 10:43
http://www.ihvanforum.org/images/misc/quote_icon.png Mekkem Nickli Üyeden Alıntı http://www.ihvanforum.org/images/buttons/viewpost-right.png (http://www.ihvanforum.org/showthread.php?p=1040765#post1040765)
Fatiha yı tefsir etmeniz çok güzel .Allah razı olsun....



sevgili kardeşim tevsir ettiğimi falan söylemedim bir yanılgıya düşmeyelim ALLAH c.c. razı olsun biz kim tevsir kim
biz sadece okumaya çalıştık tevsirlerden meaallerden faydalandık bir yıl gibi bir çalışma yaparak yüz kusür kaynaktan faydalandık iki yıldır değişik sitelerde paylaştık anladıkki doğru yoldayız buradan da paylaşalım istedik
yine diyorum her kim okurda yanlışımızı yanılmamızı düzeltmez bizi uyarmazsa iki elim yakasında olur her türlü eleştiriye düşünceye açık tır yardımı olacak kardeşlerim katkı sağlamak adına eksik bulduğu yerlerde bize yazsın
değerlendirelim selamlar ALLAH c.c. razı olsun

ömerusta
18-02-2012, 10:55
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 5 Gün
Hamd (övme ve övülme) alemlerin Rabbi ALLAH’A (cc) mahsustur
Alemlerin Rabbi ALLAH cc ne yücedir bütün varlığın eğildiği hiçlik arz ettiği
Tek yaratıcı eşi benzeri bulunmayan her şeyi kuşatan her şeye hakim olan
Açığı ve gizliyi bilen ALLAHA (cc) hamd olsun diyoruz ya ne kadarda az şükür ediyoruz bize verilen bunca nimetler karşısında
Müminin namazı miracı gibidir ALLAH (cc)la baş başa olduğu an övgüsü
Tazimi hamd –i şükürü kıyamda rüküde ve secdede tahiyad ta en güzel yapma biçimidir ancak yaratana secde edilir secde anında mümin ile hak arasında
Hiçbir aracı yoktur ALLAH (cc) bizleri yaradanla baş başa olan kullarından eylesin amin
Not –devamı yarin inşallah

ömerusta
19-02-2012, 08:42
http://www.muslumannesil.com/forum/images/icons/icon1.gif Cevap: Fatiha ile kırk gün


[COLOR=black]"]Fatiha ile 6gün
Yukarıdaki verilen ayet hadisler ALLAHIN (cc) yüceliğini
Kudretini varlığını yeterince anlatı sanırım
Kul nasıl olmalı ? onuda yeterince anlatı umarım
Şimdi sıra başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim
Ve soralım bakalım nereden yanlış yapıyoruz?

Soru?işyerinde namaz kılamıyoruz iş veren karşı çıkıyor
Cevap İş yerinin verdiği ücret ALLAHIN (cc) verdiği nimetler ey akıl sahipleri sana apaçık kuran indirildi akletmez misiniz


Soru ? çocuklarım var muhannet var geçinmek zorundayım işimi bırakayım iş mi var aç mı kalayım
Cevap hani ALLAH (cc) rezzah tı rızkı dağıtıcı idi inandık iman ettik idi yoksa şüphemizmi var

Soru? Namazı vaktinde kılamıyorum kılsam da huşu ile
Kılamıyorum
Cevap Namazı insan bedeni gibi düşünürsek namaz başı gibidir Fatiha suresini de insan bedeni gibi düşünürsek o da kuranın başı
Cevap ya namaz kılmıyoruz ya Fatiha yı okuyacak
Başımız yok oysaki ALLAH (cc) biz ayetleri dön dere dön dere anlatıyoruz anlayasınız diye düşünmüyor musunuz yer yüzünde ayetler vardır gök yüzünde her şey döne döne bir birini doğrular (yani takipeder)
Düşünenler için öğüt vardır
Soru? Namazı kılıyorum ama kötü hasletlerimden kurtulamıyorum

Cevap( Namaz kötülüklerden alı kor alıkoymuyorsa
ALLAH( cc)Ayetinde buyuruyor ki Namazı dosdoğru kılın
O zaman düşünelim ALLAHA (cc) nasıl hamd ediyoruz
Nasıl şükrediyoruz nasıl secde ediyoruz nasıl okuyoruz
Fatihayı nasıl anlıyoruz yani nasıl aklediyoruz
Oysaki ayağımıza aldığımız bir ayakkabıyı kırk kere konturol ediyoruz camide çalarlar mı diye kilitli yere koyuyoruz
Oysaki kuranın başı olan Fatiha yı kırklar kere okuyorda
Beynimize kalbimize kilitliyemiyoruz ALLAH (cc) hamd edebilen
Kuranı iyi okuya bilen namazı dosdoğru kılan kullarından eylesin amin
Notyarin rab kelimesini işliyeceğiz[/SIZE]

ömerusta
19-02-2012, 19:01
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile (7gün
Alemlerin rabbi olan
On sekiz bin alemin rabbi idrak ettiğimiz edemediğimiz alemler gördüğümüz göremediğimiz alemler
Yaratılanın rabbi yerin altında üstünde açıkta kayıpta
Olanın rabbi olan ALLAHTIR cc bizde onun kuluyuz
Ne kadar aciziz ne kadar nankörlük ediyoruz
Yaratılana kusur bulmakla deliye delisin demişler
Deli bana mı? diyorsun rabbime mi ? demiş
Bir birinizi aşağılamayın bir birinize kötü isim takmayın
(lakap)takmayın onları kendi isimleri ile seslenin
Kimse kimseye üstünlük taslamasın kadını erkeği
Bir birini tamamlasın diye yaratık üstünlük takvadadır
Yaradan hiçbir şeyi boş yaratmaz hikmet yaratılanda değil yaratandadır
Siz gördüğünüz her şeyi başı boş mu? Zannediyorsunuz
Her şeyin sahibi ALLAHTIR (cc)
Onlar ne kadar zalimler bir yetimden fakirden mi peygamber olacaktı oysa bizler daha da soyca çok uz
Zenginiz bizden olmalıydı dediler ve zalimlik ettiler rabbim bilir demediler
Vede küfürde inat etiler ebedi cehennemi hak etiler
ALLAH( cc)her şeyin iyisini bilendir
Diyor devamını yarin işleyeceğiz inşallah
ALLAHA (cc)emanet olun kardeşlerim

ömerusta
20-02-2012, 07:45
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 8 Gün
Konu= Rab alemlerin rabbi
Yarattıklarının rabbi hani bazen diyoruz ya çok büyük
Günah işledim ALLAH cc beni af etmez veya tersi ALLAH cc onu af etmez ne kadar acı ne kadar ızdırap
Verici bir söz alemleri yaratana bütün sıfatlarına şirktir
Çünkü ALLAH cc her şeyi yaratan dır
Yaradığı her şeyi kuşatandır
Allahın rahmeti merhameti sizi kuşatmıştır
ALLAH cc çok merhametli bağışlayan dır
Hani dedik ya Fatiha suresi kuranın kafası konumunda
Bir örgü düşünün hanım kardeşlerimiz daha iyi bilir
İpin bir ucunu bulunca bütün örgüyü koparmadan
Sökersiniz modeli deseni ne olursa olsun nasıl oluyor
Siz ipi koparmaz sanız tek parça da ondan
Çünkü öyle örülmüştür de ondan bir ipten döndüre döndüre pek iyi ayet bize ne diyor
ALLAH cc birdir başka ilah yoktur
Biz ayetleri döndüre döndüre anlatıyoruz anlayasınız diye
Şunu iyi anlamamız lazım bizler ALLAHLA cc ile ipimizi
Koparmaz isek iman ve itikat ta devam eder isek
Allahın ipine sım sıkı sarılır sak bir bütün olarak parçalanmadan bölünmeden bir bütün olarak
Ümmeti Müslüman olarak huzura varırız
ALLAH cc bizleri bütün olan Müslümanlar dan eylesin
Amin
Not= besmeleden gecen rahman ve rahim i yukarda yüzeysel geçmiş idik yarin Fatiha dan gecen rahman
Kelimesinin derinliklerine ineceğiz rahmanda ne anlıyoruz saygılar ALLAHA cc emanet olun

ömerusta
21-02-2012, 15:35
Fatiha ile 8http://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif Gün
Konu= Rab alemlerin rabbi
Yarattıklarının rabbi hani bazen diyoruz ya çok büyük
Günah işledim ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif beni af etmez veya tersi ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif onu af etmez ne kadar acı ne kadar ızdırap
Verici bir söz alemleri yaratana bütün sıfatlarına şirktir
Çünkü ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif her şeyi yaratan dır
Yaradığı her şeyi kuşatandır
Allahın rahmeti merhameti sizi kuşatmıştır
ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif çok merhametli bağışlayan dır
Hani dedik ya Fatiha suresi kuranın kafası konumunda
Bir örgü düşünün hanım kardeşlerimiz daha iyi bilir
İpin bir ucunu bulunca bütün örgüyü koparmadan
Sökersiniz modeli deseni ne olursa olsun nasıl oluyor
Siz ipi koparmaz sanız tek parça da ondan
Çünkü öyle örülmüştür de ondan bir ipten döndüre döndüre pek iyi ayet bize ne diyor
ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif birdir başka ilah yoktur
Biz ayetleri döndüre döndüre anlatıyoruz anlayasınız diye
Şunu iyi anlamamız lazım bizler ALLAHLA chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif ile ipimizi
Koparmaz isek iman ve itikat ta devam eder isek
Allahın ipine sım sıkı sarılır sak bir bütün olarak parçalanmadan bölünmeden bir bütün olarak
Ümmeti Müslüman olarak huzura varırız
ALLAH chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif bizleri bütün olan Müslümanlar dan eylesin
Aminhttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif
Not= besmeleden gecen rahman ve rahim i yukarda yüzeysel geçmiş idik yarin Fatiha dan gecen rahman
Kelimesinin derinliklerine ineceğiz rahmanda ne anlıyoruz saygılar ALLAHA chttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gifchttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif emanet olunhttp://www.islamseli.com/images/smilies/nokta.gif

ömerusta
22-02-2012, 07:36
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 9cu gün
Konu = ikinci kelime rahman
Sevgili kardeşlerim bu güne kadar olan yazıları yüzeysel
Geçtik sizleri ısındırmak babında konuyu biraz ağırlaştıralım diyoruz şimdiye kadar ses verdik şimdi silkeleme zamanı
Rahman =tüm yaratılmışlara merhamet eden demiştik
Yaratılmayan ne olacak? demeyecek miyiz diyeceğiz
ALLAH cc Rahman sıfatıyla yokluğa bakmasa var olmazdık
Rahman sıfatı yokluğu var eden sıfatıdır
Varlığa rahmet edendir
İnsana daha fazla rahmet etmiştir insan yaratarak
Yetmez halifesi seçerek yetmez tüm mahlukatı emrine
Vererek yetmez kendini anlatmak için peygamberler
Ve kitaplar göndererek bu da yetmez akıl denen nimeti de verdi akıl edip anlayasınız diye bu kadar rahmete karşılık
Biz insanlar ne yaptık bir kısmımız inandı bir kısmımız
İnanmadı bir kısmımızda inandık dedi ama küfre inkara
Devam etti
ALLAH cc önceyi ve sonrayı bilendir bilgisi her şeyi
Kuşatmıştır
Kavimlere rahmet ederek kavim kavim helaklar verdi
Hemen soracaksınız helak diyorsun rahmet diyorsun
Evet eyer rahmet olmasa idi insanlığı yok ederdi oysaki
Helak ettiği kavimin yerine başka bir kavim getirdi
Son peygambere kadar böyle devam etti son olarak
Bütünleyici tamamlayıcı olarak Muhammet Mustafa (sav)gönderdi ona da yüce kuranı vahi etti (indirdi)

Buraya kadar bütün insanlığın geçmişini bizlere kuranla
Nakletti örnekler verdi
Düşünenler için akıl edenler için nice hikmetler vardır
Peygamber efendimizin miraca çıktığında ümmetimin
Hali ne olacak ya rabbi diye dua etti
Üzülme ya resulüm kıyamete kadar senin ümmetine
Helak ı kaldırdım buyurdu sana uyanları müjdele
ALLAH A cceş koşmadıkları müddet ce cennetime
Girecekler buyurdu herkes hesaba çekilecek yaptıklarının hesabını verecek hardal tanesi kadarda
Günahı olsa cezasını çekecek ALLAH cc Rahmandır Rahimdir Rahmetime sığınsınlar buyurdu
O inanmayanlar var ya gidecekleri yer cehennemdir
Ne azap verici yerdir orası

Devamı yarin inşallahALLAHA cc emanet olun

ömerusta
22-02-2012, 18:17
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 10gün
Konu=rahman konusunun devamı
Sevgili kardeşlerim rahman sıfatı insanlarda da teceli
Eder yalnız yaratanda ederse rahmet merhamet olur
Kulda ederse merhamet olur bu sayfayı kullarda nasıl
Zuhur ettiğini okuyacak ve anlayacağız ve anlatacağız
ALLAH cc çok merhametlidir merhametlileri sever
Peygamber efendimiz buyurdu ki içinizden en hayırlınız
Ahlakı en güzel olanınız en merhametli olanınız olarak
Seçildim ve size peygamber olarak gönderildim

İnsanlarda merhamet
Yaratılan her şeye merhamet le emir olundunuz
Tüm varlığın ALLAHTAN ccrahmet ve merhamettir bir birinde dilediği şey
Merhamettir merhamet peygamberinin ümmetiyiz ya
Ne kadar ediyoruz dere yatağına ev yapıyor beton dolduruyoruz dengeye suya toprağa en kötüsü de
İnsana merhamet etmiyoruz sel rahmeti gelip
İnsana afet oluyor canlar gidiyor felaket felaket diye
Küfre gidiyoruz felaket insanın şirkle küfre gitmesine
Denir oysaki olan şey afettir felaket deyil
Ormanı kesiyoruz yakıyoruz yağmur yamıyor yağarsa da
Şiddetli yağıyor sel oluyor can gidiyor mal gidiyor
ALLAHIN cc vermiş olduğu rahmete biz bunu yaparsak
Rahmet afet olarak bize dönüyor

Afrika nın insan girmemiş ormanlarında her sene yangın
Çıkar yağmur yadı zaman güneşin kavurup çatlattığı toprakları göl haline getirir bütün mahlukat suyunu oradan içer ormanda daha güçlü çıkar hani bize göre
Yangın sel bize afetti niye oraya rahmet oluyor diye
Düşünüp akıl etmez miyiz
Merhametli miyiz
Sivri sineği yaradan boşa mı yarattı hani yaradan bütün
Mahlukatı emrimize verdi ya vurun öldürün yok mu edin dedi öyleyse sular neden çekiliyor neden kirleniyor
Hayvanlar neden kuru dere kenarlarında leş oluyor
Hani rahmanı zikrediyor hani namaz kılıyorduk
Hani namaz bizi kötülükten alı koyacaktı bu saydıklarımızı uzaydan başkalarımı gelip yapıyor

Yedi yaşındaki çocuğumuz yetmiş yaşındaki dedemiz
Kuran okudum diyor kuran okudum diyemeyiz okudum dersek okunmuş bitmiş olur okuyorum demeliyiz oysa ki kuran
Kıyamete kadar okunacak kitaptır öyleyse okuyacağız
Anlatacağız ki anlayalım
Rahmanın bize verdiği rahmete birde şöyle bakalım da
Biz insanlar nelere garg olmuşuz oluyoruz görelim
ALLAH cc rahmetini yüze böldü birini yaratılana ihsan etti o bir rahmet bizlerde merhamet olarak nukseder
Bir anne yavrusu için ateşe girer bir baba yavrusu için
Kurşunun önüne set olur hayat tercihse kendi hayatını
Yavrusuna tercih eder ya yaradan rahmeti her şeyi kuşatan yarattığına zulüm eder mi ?
ALLAH cc zulüm edici değildir zalimleri de sevmez
Çok merhametli ve bağışlayıcıdır
Bizler kendi kendimize zulüm ediyoruz zalimlerden
Oluyoruz rahmana uyup onun amentüsüne itatsizlik ediyoruz düşünmüyoruz
Oysaki ALLAH cc bize ayetleri döndere döndere anlatıyor
Kuranı anlayan onu hayatına geçiren onu kendine ölçü
Koyan kullarından eylesin ALLAH cc rahmet eylesinde
ALLAH cc diye diye canımızı alsın amin
Yarin rahim i işleyeceğiz saygılar

ömerusta
23-02-2012, 19:21
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile11gün
Konu=rahim
Sevgili kardeşlerim rahim sıfatını yukarda üçüncü günde kısa kısa işledik bu gün biraz daha derinliklerine inecegiz
Rahim sıfatı inanan la inanmayanı ayıran bir sıfattır
Ahrette Müslümanlara ne nimetlerle müjdelediğine bakalım
O inanan kullarım var ya onlara korku yoktur onlara
Cennetler vaat etmişizdir o gün onlara gir cennetime diyeceğiz işte cennete girmeyi hak eden mümine
Verilecek nimetler bu konuyu yorumsuz olarak alıntı
Şekli ile sunuyorum çünkü üstadım saygı değer hocam
Kader ve cennetten mehdiden konuşmayınız yazılanlara
Bağlı kalın güvenilir kaynaktan sunum yapın buyurdu
Aynen 20 yıl önce verdiğim söze bağlı kalmak adına
Cennette Allah’ın nimetleri sonsuzdur Dünya yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi olduğu halde nimetlerinin ne derece sonsuz olduğunu yaşayarak görmekteyiz Cennet ise yüce Allah’ın isim ve sıfatlarının temessülüdür Temessül tecelliden ne derece yüksek ise Cennet de dünyadan o derece yüksektir (Sözler 2004 s 1058)
Biz burada cennetin nimetlerini sayamayız Ancak Kur’ân-ı Kerimde ve Hadis-i Şeriflerde geçen hususları bir parça anlamak için maddeler halinde bazı hususlara işaret ederiz
1 Cennete en son girecek bir mü’mine dünyanın on misli büyük bir cennet verilir (Tecrid-i Sarih 2:845; 4: 264–275) Bu cennet mü’minin haremi ve özel yeridir Ayrıca yüce Allah umumî cennetten 500 yıllık bir cenneti o mü’minin emrine tahsis eder Burada m’minler ruh hafifliğinde ve hayal hızında bulunacaklardır (Sözler 814; Tirmizi Cennet 17)
2 Bu derece büyük ve geniş cennetin dağları denizleri ormanları ülkeleri şehirleri kasabaları ve köyleri vardır Buralarda saraylar köşkler evler bulunmakta ve altından ırmaklar akan bahçelerde mü’min istediği gibi hareket edebilecektir
3 Yüce Allah bu cenneti dolduracak şenlendirecek ve düzenleyecek olan melekleri cinleri hurileri ve gılmanları o mü’minin emrine verir Bunlar cennetin ve mü’minin emrinde dolaşan cennet ehli hizmetkârlardır Dünyada göremediği bu nurani ve ruhâni varlıkları mü’min cennette görebilecektir
4 Cennetteki bu nimetlerden daha önemli olan burada ebedi olarak kalabilmektir Çünkü nimetin zevali elemdir Nimetin elden çıkması büyük bir azaptır Bunun için cennette ebediyet cennetten değerlidir Yüce Allah bu nimeti ve bununla beraber ebedi bir gençlik nimeti verecektir
5 Her mü’min milyonlar sakini ve hizmet edeni bulunan bu cennet ülkesinin padişahı olacaktır Gittiği yerde törenle karşılanacak ve törenle uğurlanacaktır Yüce Allah her mü’mine padişahlık zevki ve lezzetini cennette ebedi olarak tattıracaktır Bazı rivayetlerde cennette bir mü’ine bütün dünya krallarına verilen mülkün ve saltanatın tamamı verileceği ifade edilmiştir
6 Mü’minlerin eşleri de cennetin hurilerinden çok daha mükemmel olarak ebedi bir eş ve arkadaş olarak cennette kraliçe durumunda bulunacaktır Cennette bütün güzel ahlaklar ve faziletler kâmil manada olduğu için namus ve iffetli bir hayat da kâmil manada olacaktır Huri ve gılmanlar cennetin hizmetçileridir Buradan yola çıkarak hurilerin ve gılmanların durumu anlaşılabilir
7 Cennette her şey canlıdır Bu husus Kur’ân-ı Kerim ile sabittir (Ankebut 29:64) Böyle olunca cennetin taşı da sözü anlar ve dinler Ağaçları insanlar gibi emri anlar ve dinlerler Bir ağaca ‘yanıma gel ve şu meyveyi bana ver’ derseniz verir Hayvanları insanlar gibi akıllı ve şuurludur Evleri emre itaat eder istediği yere gider ve sahibini götürür Canlı olduğu için devamlı değişir Bundan dolayı asla bir defa girdiğin yere hiç girmezsin bir yediğini bir daha yemezsin Tadı da şekli de değişir ve insan şunu der: “Ben daha önce bunu asla görmedim bunu daha önce asla tatmadım” Bir defa girdiğin saraya bir daha aynı şekilde girilmez çünkü tamamen değişmiştir Bu durumda cennette asla usanma olmaz
8 Cennette o kadar büyük zenginlik ve refah olacaktır ki bir kişi bütün cennet ehlini kendi hususi cennetine davet eder ziyafet verir ve giderlerken her birisine taşıyamayacağı kadar hediyeler verir Buna cennetin en fakiri denir (İnsan 76:20; Münziri Terğib ve Terhib 4:508-509 )
9 Cennette kişi sevdiği ile beraberdir (Buhari Edeb 96; Müslim Birr 165; Tirmizi Zühd 50) Çünkü bir kişi bir anda pek çok yerlerde bulunur bulunduğu yerlerden istifade eder bir işi diğerine karışmaz Meleklere ait bu özellik cennette mü’minlere verilecektir Ruh hafifliğinde ve hayal hızında olan insan bendi ile bütün bu imkânsız gibi görünen hususları yaşayacaktır Dünyada imkânsız olan şeyler cennetin adiyatından sayılacaktır Dünyada televizyon aracılığı ile sureten olan bu durum cennette bedenen ve aynen vaki olacaktır Ancak istifade kabiliyetlere ve kişinin imanı ve ameline göre farklı olacaktır (Sözler 2004 s 811) Peygamberimizin (sav) ile bir mü’min aynı yerde bulunduğu halde istifade farklı olacaktır Bu bilinen bir husustur
10 Mü’minler her Cuma günü rü’yete mazhar olacaklardır Bu Cuma namazı kılan mü’minlerdir Kişinin Allah’a olan yakınlığına göre her gün ve her an rü’yete mazhar olanlar elbette olacaktır Bu ayrı bir husustur (Heysemi Mecmauzzevâid 10:422)
11 Cennette yok yoktur Yüce Allah vermek istemezse istemek vermez Allah vermek istediklerini ihtiyaç olarak insana verir İnsan da Allah’tan ister Allah da verir Allah’ın dünyada da ahirette de âdeti budur Allah dünyada insana gücü yettiği kadar verirken ahirette hayal ettiği kadar verecektir
12 Cennette bizim dünyada mükellef tutulduğumuz şekilde bir ibadet yoktur Ancak Kur’ân-ı Kerim Allah’ın ezelî kelâmı olduğu için cennette okunacaktır Hatta biz Kur’ân-ı Kerimi yüce Allah’tan bizzat dinleme şerefine de ereceğiz Bunun dışında ibadet Allah’ın razı olacağı amelleri işlemek anlamına gelince cennette yapılan her şey itaat ve rıza kapsamında olduğu için ibadet sayılacaktır
Yukarıda sayılan nimetleri sayarken dünyadaki varlıklardan örnekler
Verilmektedir bizlerin anlaması babındadır kafamızda böyle yorumlayalım inşallah
Yarin bunları hak edebiliyor muyuz diyeceğiz inşallah ALLAHA cc emanet olun

ömerusta
24-02-2012, 16:14
Fatiha ile 12ci gün
Konu= rahim sıfatı
Yukarıdaki yazıyı cennetin nimetlerini okuyunca
İçimiz kıpır kıpır ediyor değil mi ?
İnşallah hak edenlerden oluruz diyor ve soruyoruz kendimize
Hani dedik ya inanan la inanmayanın ayrıldığı nokta diye
Şimdi onlar ve biz olduk biz bize ne yapıyoruz ?(yani Müslümanlar)
Birinci görevimiz ALLAHIN cc dinini yaymak ümmete ümmet katmak
Bu nasıl olacak her fert bir temsilci bilincinde gayri müslüme dinini
Anlatacak bilmeyen ne anlatacak ?eksiğimiz kendinden çıktı değil mi
Öğrenmek birinci sıraya geçmiş oldu peki tatsız tuzsuz bir yemek ziyafeti
Olsa yirmiyiz hayır yiyemeyiz hatta ziyafeti verene de kızarız hani bu yemeğin
Tadı tuzu yok deriz pekiyi Fatiha yı örgendik Fatiha namaz kılar mı ?Fatiha
Düşünür tefekkür eder rahmanı Rahimi rabbini bilir secde şükür hamd dua
Eder mi ?kocaman bir hayır değil mi ikinci sıraya hayata geçirmek geldi
Bakın tadımız tuzumuz yerine geldi şimdi isterse yemesin yemeyen o
Lezzetten mahrum olur yetmez esas ziyafeti kaçırmış olur yani cenneti
Cemali ) ALLAH cc bizleri muhafaza eylesin
Yav kardeşim sen ne diyorsun biz bize laf anlatamıyoruz doğru
Bilmiyoruz biliyor yaşamıyoruz karşıdakine sözümüz tesir etmiyor
Bırakın insana söz geçirmeyi emrinize verilen hayvana eşyaya söz
Geçiremiyoruz çekiç neye yarar bir tanesini diyelim çivi çakmaya
Hiç çivi çakmayanın yapacağı ilk iş parmağına vurmak olur neden çekici
Nasıl kullanacağını bilmiyor bir bilenden eğtimini alsa idi hem çekice hem
Tahtaya hem çiviye hükmederdi birde adının önüne ün kordu usta deyilmi
Be kardeşim sen bize Fatiha yı anlatıyorsun tahtadan çividen bahsediyorsun
Evet ben böyle döne döne anlıyorum döndüre döndüre anlatıyorum
Hani yaradan biz size kuranı döndüre döndüre anlatıyoruz düşünüp akletmez misiniz diyor ya ona uyuyorum
Ta ki kalbimize çivi çakar gibi
Dördüncü eylemimiz bir birimizi sevmemiz nasıl olacak o iş kendimizi bile
Sevmez ken bir birimizi nasıl seveceğiz kendimizi seviyoruz da neden yalan
Söylüyoruz neden gıybet ediyoruz faiz kumar içki zina küfür iftira kibir ucup
Gibi haramları işliyoruz kendini seven ateşe atar mı ?
Elinize bir çakmak alın yakın elinizi tutun üstüne ne kadar dayana biliyoruz
Dayanamayız değimli pekiyi bir çakmağın ateşine dayanamayan bizler
Kat kat hararetli cehennem ateşine nasıl dayanacağız
Cehennem bir rahmettir demiş miydim demediysem diyeyim rahmettir
Müslüman a rahmettir çünkü onun azabına inanmıştır da kötülüklerde
Kendini alı koymuştur inan mayana felakettir onun azabı çok çetin olacaktır
Buyurmuyor mu yaratan
Dördüncü eylemimiz kendimizi sevmekmiş
Pekiyi bir birimizi nasıl seveceğiz yukarda saydığım kötü faliyet leri yapmayan
Başkasına zarar verir mi örnek namuslu bir adam benim namusuma bakar mı
Bakmaz bakmazsa beni sevindirir değil mi ve de sevgimi kazanır
Zekat veren biri size zekat verse ihtiyacınızı giderseniz o adamı sever siniz değil mi
Beşinci eylemimiz bir birimizi sevmekmiş
Bir hadisi şerifte beni ananızdan babanızdan mal ve evlatlarınızdan canınızdan
Çok sevmedik ce iman etmiş olmazsınız ne diyordu sahabe canımız sana feda olsun ya Resul Allah bir biriniz de sevmedikçe imam etmiş olmazsınız
Bütün müminler kardeştir kardeşini kendi nefsinize tercih edin ki sevmiş olasınız
Nasıl olacak şimdi elimizi yanağımıza koyup düşünüp aklımızı zorluya cağız
Örnek arayacağız nerde ya ayette ya hadiste
En'am Suresi ayet 92:

"Bu Kitap (Kur'ân) kendinden önceki kitapları tasdik eden şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar"
Evet anlıyoruz ki Mekkeli Müslümanların daha önceki kitaplara sadık kaldıkları ve uydukları
İçin oraya hicret edildiğini oradaki insanların iman üzere olduklarını son peygamber Muhammet sav efendimizi beklediklerini çölde su bekler gibi gelince canları ile malları ile her şeyleri
ile karşıladıklarını idrak ediyoruz ya Mekkeli Müslümanları nasıl karşıladılar mallarını mirascı
gibi bölüştüler bir rivayette iki eşli olan birini boşadığı Mekkelilerle evlenmesi için
buradan bakarsak kardeşini nevsinden önce düşün çıkmaz mı İslam kardeşliği bu olsa
gerek değil mi
bu günlük burada noktalayıp yarin inşallah malik sıfatını işliyeceğiz ilerledikce yine bu raya
gelecek konumuz ALLAHA cc emanet olun

ömerusta
25-02-2012, 07:49
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 13cü gün
Konu=maliki kelimesini işliyoruz
Bu ayet malik kelimesi (sahip)anlamına gelir sahip
Demek eli altında tutmak elinde bulundurmak
Anlamına gelir kul kendini başı boş mu görür ALLAH cc görendir
Bilendir
Yani şunu anlamamız babında göz kapanınca siz görmüyorsunuz
Gizliye çekilince sizi görmüyorlar mı zannediyorsunuz gören
Rabim var
ALLAH cc açığı ve gizliyi bilendir ayeti açık ca bir uyarıdır
Örnek verecek olursak haset kibir Riyadaha sayamayacak kadar
Gizli nefis oyunları vardır örneğin (haset) öyle kötü bir hastalık ki
Teşisi ancak kişinin kendisi koyuyor karşıdan tesbit etmek cok zor
Fakat bu melun bir hastalık sinsi vede acımasız sahibine hiçbir faydası da yoktur haset eden hem kendini hem karşıdakini yakar hiçbir suçu
Olmayan bir insan bilmeden gizli bir düşman kazanmış olur velev ki
En yakın kardeşi de olsa örnek verirsek Habil ile kabil meselesini
Hatırlarız ilk insan cinayeti gerçekleşti hem de ilk peygamber adem sav in çocukları ne oldu bir insan canından oldu bir insan katil oldu
Çaresi ne?diye baktığımızda alimlerin müşterek kanatları kişinin
Kendisinde olduğunu bildirmişler çok tövbe istifar etmesi ALLAHIN cc rahman sıfatına rahmetine sığınarak af dilemesi vede bol bol zikretmesi yaratılanı sevmesi olarak bildirmişler dir
Gördünüz mü geriye döndük mü hani yukarıdaki yazımızda demiştik ya ALLAH cc ayetlerini dön dere dön dere anlatıyor
Bir birinizi sevmedik ce iman etmiş olamazsınız buyurmadı mı ?
Kibirbu insanın kendi kendini helak etmesi dir tüm ibadet ve taatını
Yok etmesi ve de gizli şirk büyüklük taslaması ne diyor ayette
Biz iblise insana secde et dedik o ilmine güvendi büyüklük tasladı
Kovulanlardan oldu cehennemi hak etti ALLAHIN cc düşmanı olarak
Ve bizim düşmanımız olarak bizlere açık açık bildirildi
Şeytan sizin en açık düşmanınızdır buyurdu gördük mü ALLAHIN cc
Bize emanet olarak verdiği nimetlere şişinmenin gururlanmanın kibirlen menin ne olduğunu?
Riya=iki yüzlülük göründüğü gibi olmamak münafıklığın baş harfi
Belki bilmeden yaptığımız kötü haslet kuran okurken bile düşe bildiğimiz pis bir çukur ALLAH cc dima mızı uyandırsın birkaç örnek
Verelim bir hadiste buyuruluyor ki siz onların namazına mı bakıyorsunuz onların namazı sizi aldatmasın
Onlar namazı kılarken eyilir bükülür ayetleri duyurmak için sesli okurlar namazdan sonra yine aynı yerden başlarlar gösteriş yapar
çalım satarlar söyledikleri zaman doğru söylemezler yalanlarını
süslerler malları ve çocuklarının çokluğu ile övünürler konuşmaları
yürümeleri bile süslüdür
bir ayette buyuruluyor ki bir kısım ları var ki onlar sana geldiler inandık iman ettik dediler sonrada uzaklaşınca kendi aralarında
güldüler ileri geri konuştular onların yeri cehennemin en derin yeri
orası ne azap verici bir yerdir
peygamberimize bile yalan söylediler
nefsin bir oyunu olduğunu şeytanın bir tuzağı bilmediler kendilerine
zulüm ettiler ALLAH cc zalimleri sevmez ALLAH cc bizleri muhafaza
buyursun diyorum yarin aynı yerden devam edeceğim inşallah
not=ayetleri ve hadisleri verirken fihrist bildirmiyorum sebebi
sizlerin beni takip ederken kurana muracat etmenizi ve birde kuran
okumak ve onunla meşğül olma sevabı almanız ve de kafanıza daha iyi girmesi yazılanı tasdikinizin kolaylaşması içindir saygılar ALLAHA cc emanet olun

ömerusta
25-02-2012, 14:22
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 14 üncü gün
Konu=malik i kelimesinin devamı
Hani yukarda dedik ya sahip diye biz insan olarak nelere sahip iz
İşte en çok aldandığımız ve kedimizi kandırdığımız helak olmamıza
Sebep olacak yanlış düşünce kavramımız
Baştan söyledik iman ettik her şeyin sahibi ALLAH cc dedik
Hiçbir şeyin sahibi deyiliz bizde sahibe muhtaç olan yaratığız
Haydi düşünelim bakalım günümüzde organ nakli diye bir uygulama var helal mı haramı mı bağışlaya bilir miyiz ? sizin olmayan size emanet
Edilen edilirken de sadece ve sadece ALLAH cc için kullanmanız
Emredilen bir uzvunuzu nasıl vereceksiniz emanete ihanet mi
Edeceğiz bir ayette şöyle buyurulmuyormu onlar kendilerine bir
Şey emanet edildiğinde ihanet ederler onlar fasıkların ta kendileridir
Kendilerine zulüm etmektedirler
Bu mesele kan bağışı gibi bir mesele olmadığı aşikardır kan aldırmak
Kan vermek ayrı bir meseledir alıp vermekte bahis yoktur
Sebebi ise kan bir organ değil dir akıl alıp vermek gibi siz birine akıl
Verince aklınız eksiliyormu efendim kanımız eksiliyor diyeceğiz değil mi sizde bulunan kan fazlası mevcut t ur onu alıyorlar eğer yeterince
Kanınız bulunmuyorsa zaten alamazlar vucut yeniden üretiyor
Ya kardeşim şimdi bunun Fatiha ile ne alakası var diye düşünüyorsunuz değil mi bir daha bir daha soracak düşünecek akıl edeceğiz ALLAH cc bütün yarattığını birde toplar yani kendinde
Biride yani kendini de bütün yarattığında gösterir kafamız karışmasın
Açalım bu konuyu
Kurana bakalım ne diyor yer yüzüne bakmıyor musunuz ap acık ayetler vardır her şey ALLAHI cc zikreder bizi hatırlatır onlara
Bakan bizim varlığımızı bilir biz her şeyi iç içe yarattık
İç içe ne demek? Burası çok hassas bir konu çok dikkatli okunmalı
Gerekiyorsa tekrar tekrar okunmalı ki yanılma olasılığı fazla
ADEM sav insanlığın babası topraktan yaratıldı ondanda bizler
Yaratıldık bizler ölünce toprağa gömülüyoruz pekiyi yaşarken ne
Yiyoruz topraktan yetişeni zepze meyve tahıl yani onlarda bizim
Ham mademiz den yaratılıyor değil mi toprakta biriz değimli
Birde hayvan ürünü değil mi onlar neyle besleniyor ot ile
Ot nereden topraktan deme ki onlarla da toprak müşterekiyiz
Pekiyi bu yer yüzünde gözümüzün gördüğü ne varsa hepsi ölünce
Toprağa garg oluyor değil mi ALLAHcc buyuruyor ki biz ölüden diri
Diriden ölü çıkartırız düşünenler için öğüt vardır
İnsan ruhu teslim edince geriye ceset kalıyor et ve kemik can gidiyor
Toprağa gömülen beden ne oluyor ALLAH cc o ölü bedenden kurt cuk lar yaratıyor daha dünyada kalan hiçbir ölü beden boşa gitmemiştir ölüden diriyi çıkarmayı akıl ediniz mi ?
İşte kulların yanıldığı nokta buradan başlıyor dikkat edilmesi gereken yer burası
İşte bir kısmımız burada yanılarak reyalkarnosyon denilen ölüp ölüp
Dirilme denen insandan insan veya insandan hayvan yaratılıyor yanılgısına düşmekte ler ben şu zaman öldüm şu kişi olarak dirildim
Gibi veya benim babam veya ben at idim veya herhangi bir hayvan
İdim gibi veya maymundan töredik veya zaman aşamasına uğradık gibi sapkın anlayışa gitmişler dir bunlar tamamen yanlış ve yanıltıcı
Düşünce akımıdır
Böyle bir düşünceye sakın kapılmayın diye izaha çalıştım
Bizim anlattığımız ölü bedende dünyada kurtların yaratıldığı dır ölüden nasıl diri çıkrtıldığının dünyada bize tarif edildiği öğretildiğidir
Yoksa ruhumuzun bedenimize geri girmesi ve dirilmemiz ahrete olacaktır
Ölüydünüz diriltik öldürüp dirilteceğiz ayeti ruhun bize ana karnında
Veril mesi dirilmemizi yani doğmamızı anlatır öldüreceğiz ölümümüzü
Yeniden dirileceksiniz ahrette (öbür dünyada) dirileceğimizi anlatır
Eee pekiyide kardeşim Fatiha ile bu anlatığın konunun ne alkası var derseniz diye hani biz sizi iç içe yaratık diyor ya yaratan hani beni hatırlarsınız yer yüzündeki yaratılana bakınca onlarda ayetler vardır
Diyor ya
Hani bizler riyaya düşmeyecektik hani namazı dos doğru kılacaktık
Kılıyor mu yuz bakalım sabah namazını vaktinde uykudan kakıp
Kılıyor mu yuz yoksa sabahı ne zaman kalkarsak mı kılıyoruz öyleni ikindiyi akşamı insanlar görür diye vaktinde birde cami demi kılıyoruz
Ya yatsı namazını uyku basınca kılıyormuyuz sorun ruhunuza bunları
Böyle yapıyorsanız hastasınız ilacınız yukarda anlatmaya calıştığım
Ayetlerde açık ve seçik gözükmektedir örnek
Ey rahmanın kendisine sağlık gibi nimeti bahşedilen kardeşim
Sağlığına bakmaz mısın ölünce bak bir kurda yem oluyorsun bir saçıyın telini bile koruyamayacak kadar acizsin diriliğin gitmeden
Vazifeni yapmamaktan hala direniyormusun yoksa gösteriş yaparak
Büyük lük mü taslıyorsun
Öyle ise bayram namazı camiler neden dolup taşıyorda normal zamanda boş veya boş denecek kadar az gösteriş yapmıyorsun da
Neden oğlun bayram namazında yanında da başka zaman yatakta
Yoksa oğulları yın varlığını mı gösteriyorsun sorumlu deyimlisin?
Eşin namaz kılıyor mu kızın kılıyor mu onlara örnek olamadın mı
Olamadıysan onları nasıl koruduğunu idda ediyorsun
Bu sorular bizi ilgilen diriyorsa bu soruların karşısında boynumuz
Bükülüyorsa verilen emanete sahip olamadıgımız çıkmıyormu hani yukarda dedikya malik in manası sahip diye işte ALLAH cc böyle ölünüzede dirinizede sahiptir ölünüzden diri dirinizden ölü çıkarır Fatiha yı iyi okumamız hatta iyi okutmamız lazım
Siz buradan okudunuz nasiplendiniz ya çocuklarınıza eşinize dostunuza okuttunuz mu alın bu yazılanı dağıtın eşinize dostunuza
Sitenin adresini verin okusunlar sizden teşekür bile beklemiyorum
Tek amacım ALLAHIN cc rızasını kazanmak cümlemizi razı olduğu
Kullarından eylesin ALLAHA cc emanet olun …
Yarin inşallah din günü nü işleyeceğiz saygılar…

ömerusta
26-02-2012, 09:49
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatihaile 15cigün
Konu=yövmi’d_din
Manası din günü yukarda malik_i kelimesi ile birleşince din gününün sahibi manası çıkar iki gündür sahibi işledik bugün din gününü işleyeceğiz okuyalım anlayalım ne kadar nasıl anlıyoruz?

Din günü dediğimizde sadece hesap sorulacağı günü anlamak yanış
Anlamak olur bize düşen iyi anlamak ve iyi yaşamaksa şöyle anlamak
Ve anlatmak durumundayız yaradılıştan kıyamete kadar yapmış
Olduğumuz yanlışların ve doğruların hesabının verileceği gün dersek
Doğru anlar doğru dersler çıkartırız
Onun için biraz geriye dönüp bakmamız verilen nimetler karşısında
Yapılan övülen doğruları yanlışları ALLAH cc bize yüce kitabımız
Kuranda nasıl anlatıyor yüce peygamberimiz neler söylemiş neler yapmış onları okuyalım ve anlayalım ders çıkarmaya çalışalım
En geriye ilk başa dönüp baktığımızda ilk insan adem( sav) efendimizin yaradılışını görürüz
Rabim ben yeryüzünde bir halife yaratacağım demişti onlarda orada
Bozgunculuk yapacak kan dökecek biri nimi yaratacaksın?oysaki biz sana hamd ederek daima seni tebih ve taktis ediyoruz demişlerdi
ALLAH ccda ben bilmediğinizi bilirim demişti
Orada meleklerin itirazını görüyoruz fakat ALLAH cc ademe bütün isimler öğretti ve meleklere sordu bilmediğinizi adem biliyor buyurdu
Adem sav Efendimiz bir bir saydı melekler secde ettiler
Ama iblis etmedi ALLAHA cc karşı geldi kafirlerden oldu
ap açık düşman ilan edildi bize de ap açık düşmanınız buyuruldu
Kim ona uyarsa sapkınlığa düşer denildi iki kural konulmuş oldu
Ya ALLAHIN cc emirlerine ya şeytana o günden itibaren doğru ile
Yanlış kıyamete kadar devam edecektir bizlere de örnek olsun diye
Anlatılmış yaşanmış olaylar kuranda dön dere dön dere anlatılmıştır
Birde hz İbrahim sav efendimizin hayatına bakalım
Deyin ki biz ALLAHA cc iman ettik ve bize ne indirildiyse ibrahime
İsmail e isak a yakub a ve torunlarına ne indirildi ise musa ya ve isa ya ne indirildiyse ve bütün peygamberlere rablerinden ne verildiyse hepisine iman ettik biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak ona boyun eğen Müslümanlar ız
Ayeti celilesin de görüyoruz ki bütün peygamberlere verilen emirler
Aynı İslam üzeredir pek iyi şeytan ve ona uyanlar boşmu duracaklar
Kıyamete kadar görevleri olan yoldan saptırmaya devam ettiklerini
Kurandan muşaide ediyoruz hz İbrahim e ilk karşı çıkan anzer oluyor
Bir rivayet babası bir rvayette amcası oldugu söyleniyor hz İbrahim e
Ben senin taptığın ALLAHA cc tapmam buyuruyor ve kendisinin taptığı putlara tapması için zulüm ediyor hz İbrahim putları kırıyor
Ve savaş başlıyor
Eyer buradan devam edersek hz İbrahim in uğradığı zulümleri anlatırsak deyil kırk gün kırk yıl yetmez biz sadece örneklendirmek için anlatıyoruz yarin hz musa hz isa dan ve onların baş düşmanlarından bahsedeceğiz ALLAHA cc emanet olun
Not bu konuyu üç gün işleyecegiz saygılar

ömerusta
27-02-2012, 14:21
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 16cı gün konunun devamı
Sevgili kardeşlerim hz İbrahim sav efendimizi anlatırken kısa anlattık
Kabenin yapılması kabeye olan saldırılar hz İbrahim efendimizin ateşe
Atılması ve daha daha neleri yazmadık çünkü bunlar tek tek açıla bilecek konular ama bize düşen her allahu ekber sözünün karşısında
Mutlaka bir düşman olduğunu bilmektir yani şöyle okursak doğru okumuş oluruz her tekbirde yıkılan bir şeytan tahtı var her tekbirinizde kafire bir hançer saplamış oluyorsunuz yeter ki bunu bilinçli ve niyetli yapınız kalbinizde hep şu olsun yarap senin birliğini
Ve varlığını verdiğin ömür boyunca dünyaya ve inanmayana haykıra haykıra (bağıra bağıra) duyurdum yaşadım anlatım ben sana sığınırım
Ancak seni sen anlatırsın bizler seni anlatmaktan aciziz bizi bağışla amin
Namazlarımızı kılarken de aynı şeyler oluyor her aldığımız tekbir her
Yaptığımız secde küfrün kalelerini yıkıyor neden vesvese namazda çok
Geliyor sorusunu binler kere sormuşuzdur kendi kendimize neden?
Bu konuyu biraz açalım vede bu muzdarip sıkıntıya çare arayalım diyorum
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashabından bir kısmı ona sordular: "Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz" Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?" diye sordu Oradakiler Evet! deyince: "İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi "Müslim İman 209 (132); Ebu Dâvud Edeb 118 (5110)

Diğer bir rivayette: "(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah'a hamdolsun" demiştir

Müslim'in İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'dan kaydettiği bir rivayet şöyledir: "Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulû bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh eder (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)" Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir" cevabını verdi"
B akın bize nasıl anlattı şeytanın hile ve tuzağını tabi kalesi yıkılan savaşacak o zaman bize düşen her halimiz her salisemiz savaş halinde bulunmak bir ayeti kerimde şöyle buyuruluyor onlar ALLAHI cc anmaktan hiçbir an geri kalmazlar onlara korku yoktur
Soruyor sahabe kim onlar ALLAH cc ın Resulü?
Onlar takvalı olanlarınızdır takvalı nasıl oluruz ya Resulullah?
Her anını ALLAHIN cc zikriyle geçiren ve ibadet lerinde gevşeklik
Bulunmayan larınızdır buradan anlıyoruz ki namaz bir zikir dir
Ama ALLAHIN cc ismini zikretmek yani tembihat vede ayreten
Dilimizle kalbimizle zikretmek zikri günlük ders haline sokmak işte
Burada Tasavvuf İslâm ahlâkı ile ahlâklanmak için lâzım olan bilgileri öğreten bir ilimdir Tıp ilmi beden sağlığına âit bilgileri öğrettiği gibi tasavvuf da kalbin rûhun kötü huylardan kurtulmasını öğretir kalb hastalıklarının alâmetleri olan kötü işlerden uzaklaştırır Allah rızâsı için güzel iş ve ibâdet yapmayı sağlar Zaten dinimiz önce ilim öğrenmeyi sonra buna uygun iş ve ibâdetin Allah rızâsı için yapılmasını emreder Kısaca din ilim amel ve ihlâstan ibârettir
Şimdi fatihadan buralara nerden geldik derseniz fatihayı anlamanın namazı dosdoğru kılmanın ibadetten zevk almanın yolu buradan geçer yukardan beri anlattığımız konular
Sunduğumuz ayet ve hadisler olan geçmiş olaylar anlatacağımız konuların tamamı buradan
Geçer yoksa aciz kardeşinizin bu yazıları yazacak fatihayı okuyacak bir medrese mektep
İlmi yemin ederimki yoktur bir gavsun gözlerinden başka şimdi konumu okuyan böyle okusun
Yoksa niçin benim gibi bir aciz kulun yazısıyla zamanınızı harcıyorsunuz internette bir sürü tevsir meal var kitap derseniz milyonlarca okuya bilirsiniz yüzlerce yazarlar var
Baştan beri yazılarımda söyledim döndere döndere anlayacagız cünkü ALLAH cc bizlere
Ayetlerini döndere döndere anlatıyor bizde okuyor anladığımızı anlatmaya çalışıyoruz
Hz Musanınsav kavmini ve firavunun zulmünü hz isa sav kavmini ve düşmanlarını
Kıyamet olaylarını ve hesap gününü anlatmaya çalışacağız
ALLAH cc anlayan yaşayan kullarından eylesin Fatiha kardeşlerim
Not yarin yine aynı konuyu işleyeceğiz inşallah saygılar

cemaliii
27-02-2012, 16:25
bu konunun açılacağı 50tane yer varken, bu bölüme niye açılır.
bu konunun yeri islami konularla ilgili bölümlerden birine açılması uygun olur.

ömerusta
27-02-2012, 18:21
bu konuyu başlı başına bir eğtim konusu olarak görmekteidim onedenle buraya açtım madem cemalii kardeşim
itiraz ediyor yerine değiştirinde itirazlara kurban gitmesin böyle bir konu

ömerusta
28-02-2012, 15:21
Cevap: Fatiha ile kırk gün

17ci günün devamı18 - Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi

19 - Melek: "Ben sana temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi

20 - Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır Ben iffetsiz de değilim" dedi

21 - Melek: "Bu dediğin gibidir Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek) bana pek kolaydır Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız Hem bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir" dedi

22 - Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi

23 - Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi

24 - Melek Meryem'e aşağı tarafından şöyle seslendi "Sakın üzülme Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı"

25 - "Hurma dalını kendine doğru silkele üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün"

26 - "Ye iç gözün aydın olsun Eğer insanlardan birini görürsen ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de

27 - Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın"

28 - "Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi annen de iffetsiz bir kadın değildi"

29 - Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler

30 - (Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı"

31 - "Beni nerede olursam olayım mübarek kıldı Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti"

32 - "Beni anneme hürmetkar kıldı Beni zorba ve isyankar yapmadı"

33 - "Doğduğum gün öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir"

34 - İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur

35 - Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz O bundan münezzehtir O bir şeyin olmasını dilerse ona sadece "ol" der o da oluverir

36 - "Şüphesiz benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır O halde ona ibadet edin işte dosdoğru yol budur"

37 - Ne var ki fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!

38 - Bize gelecekleri gün neler işitecekler neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler

39 - (Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar Onlar hâlâ gaflet içindedirler onlar iman etmezler

40 - Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdirİşte budur ta beşikten tekrar dirilmesine kadar öyle doğan ve o sözleri söyleyen bir kuldur Hakk (olan Allah)ın bildirdiğine göre Meryem'in oğlu İsa ki hakkında tartışıp duruyorlar Görülüyor ki sûrenin başından beri ve buradan da sonuna kadar âyetler hep elif fâsılasıyla biterken sûrenin bu bölümünde yalnız yedi âyet "Nûn ve Mim" fâsılasıyla işlenmiş bir çerçeve içine alınmıştır Bu da gösterir ki bu âyetler bu sûrenin asıl maksadını anlatan karar mahiyetindeki âyetlerdir ki başta Allah'a çocuk isnadını "Allah'ın çocuk edinmesi hiçbir zaman olur şey değildir O'nu tenzih ederiz" âyetiyle reddedip Allah'ı tenzih etmekte ve İsa'nın dilinden de "Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir O'na kulluk ediniz İşte bu doğru bir yoldur" demek suretiyle tevhide davet etmektedir Bu âyet ta yukarıdaki"Ben Allah'ın kuluyum" (19/30) cümlesine atfedilmiştir Dolayısıyla Allah benim Rabbimdir dedi" demek olup İsa'nın konuşmasının bir devamıdır (Âl-i İmran Sûresi'nde geçen benzeri âyetin tefsirine de bkz: 3/51) Eldeki İncillerde de kendisine yer verilen bu söz onun peygamberliğinde davetinin özünü teşkil ettiği ve tevhid inancını net bir şekilde ifade ettiği için burada tekrar sözkonusu yapılmıştır Sonra fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler Yahudiler bir türlü söyledi Hıristiyanların kendi fırkaları da değişik tartışmaların içine girdiler; bir kısmı Allah'ın oğlu dediler bir kısmı da Allah'ın kendisidir yere indi sonra göğe çıktı dediler; diğer bir kısmı ise üçün biri dediler Sağlam bir grup da Allah'ın kulu ve peygamberi olduğunu tasdik ettiler "Vay haline o küfreden kimselerin"haline
Hesap günü ne çetin bir gündür
- Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle sıddıklarla şehidlerle iyilerle birliktedir Bunlar ne güzel arkadaştır!

70 - Bu lütuf Allah'tandır Bilen olarak Allah yeter

71 - Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz

72 - Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki pek ağır davranır Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım" der

73 - Ve eğer Allah'tan size bir lütuf ve zafer erişecek olsa sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi bu sefer de hiç şüphesiz şöyle diyecek: "Ah ne olurdu onlarla beraber olaydım da büyük murada ereydim"

74 - O halde geçici dünya hayatını ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar Allah yolunda savaşsınlar Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz

75 - Hem size ne oluyor ki Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?

76 - İman edenler Allah yolunda savaşırlar İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın Çünkü şeytanın hilesi zayıftır

77 - Kendilerine "Ellerinizi savaştan çekin namazı kılın zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan Allah'tan korkar gibi hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır ahiret Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez"

78 - Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız Onlara bir iyilik erişirse "Bu Allahtandır" derler bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu senin yüzündendir" derler Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tandır" Bu topluma ne oluyor ki hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar?

79 - (Ey insanoğlu!) sana gelen her iyilik Allah'tandır sana ne kötülük dokunursa kendindendir Ey Muhammed! Biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik Buna şahit olarak da Allah yeter

80 - Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur Kim de yüz çevirirse biz seni onlara bekçi olarak göndermedik

81 - Sana "Peki" derler fakat senin yanından çıktıklarında içlerinden birtakımı geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor Sen onlara aldırma Allah'a güven Vekil olarak Allah yeter

82 - Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı

83 - Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler onu anlarlardı Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç şeytana uyardınız

84 - (Ey Muhammed) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun Müminleri de savaşa teşvik et Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü ve cezası daha çetindir

85 - Kim güzel bir işte aracılık ederse ona o işin sevabından bir pay vardır Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa ona da o kötülükten bir pay vardır Allah her şeyi gözetip karşılığını verir

86 - Siz bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır

87 - Kendinden başka ilâh olmayan Allah sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır Bunda asla şüphe yoktur Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

88 - O halde siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın

89 - Onlar küfür işledikleri gibi sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler Onun için onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin

90 - Ancak o kimselere dokunmayın ki sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar Yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir Eğer Allah dileseydi onları size musallat kılardı onlar da sizinle savaşırlardı Eğer onlar sizden uzak dururlar sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse Allah sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştir

91 - Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak hem de kavimlerinden emin olmak isterler Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar Eğer bunlar sizden çekinmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik

92 - Hata dışında bir mümin diğer bir mümini öldüremez Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır Eğer öldürülen mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise o zaman öldürenin bir köle azad etmesi gerekir Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise öldürenin ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir Allah Alimdir (her şeyi bilendir) Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir)

93 - Kim bir mümini kasten öldürürse cezası içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir Allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır

94 - Ey İman edenler! Allah yolunda cihada çıktığınız zaman mümini kâfirden ayırmak için iyice araştırın Size selam veren kimseye dünya hayatının menfaatini gözeterek "Sen mümin değilsin" demeyin Allah katında çok ganimetler var İslâm'a ilk önce girdiğiniz zaman siz de öyle idiniz Sonra Allah size lutufta bulundu Onun için iyice araştırın Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır

95 - Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar Allah mallarıyla canlarıyla cihad edenleri derece itibariyle oturanlardan üstün kıldı Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir Bununla beraber Allah mücahitlere oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir

96 - Kendi katından derece derece rütbeler bir mağfiret ve rahmet vermiştir Öyle ya O çok bağışlayıcı çok merhamet edicidir

97 - Melekler kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında onlara "Ne işte idiniz?" derler Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik" derler Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler İşte bunların varacakları yer cehennemdir O ne kötü gidiş yeridir

98 - Ancak gerçekten aciz ve zayıf olan çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler kadınlar ve çocuklar hariç

99 - Umulur ki Allah bu kimseleri affeder Allah çok affedici çok bağışlayıcıdır

100 - Her kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde gidecek çok yer de bulur genişlik de bulur Her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse kuşkusuz onun mükafatı Allah'a düşer Allah çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir

ömerusta
28-02-2012, 19:24
sevgili kardeşlerim buradan direk ayetleri veriyoruz burası tamamen bilği edinme olarak düzenlendi
18 ci konuda kafanızda belki yüzlerce soru oluşacak onlara cevapverilecek inşALLAH c.c.

ömerusta
29-02-2012, 08:45
Fatiha ile kırk gün
101 - Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır

102 - Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun Silahlarını da yanlarına alsınlar Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar silahlarını yanlarına alsınlar Kâfirler arzu ederler ki silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır

103 - O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah'ı zikredin Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkanı ile kılın Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır

104 - Düşman topluluğunu takip etmede gevşeklik göstermeyin Eğer siz acı duyuyorsanız kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı çekiyorlar Oysa siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir hikmet sahibidir

105 - Biz sana Kitab (Kur'ân)ı hak olarak indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin Sakın hainlerin savunucusu olma!

106 - Allah'tan bağışlanmanı dile Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır esirgeyicidir

107 - Kendilerine hainlik edenleri savunma Muhakkak Allah hain günahkârları sevmez

108 - Bunlar insanlardan (hainliklerini) gizlerler de Allah'tan gizlemezler Oysa O geceleyin istemediği şeyi kurarlarken onların yanı başlarındadır Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır

109 - Haydi siz dünya hayatında onları savunuverdiniz (diyelim) Peki kıyamet gününde Allah'ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır?

110 - Kim bir kötülük işler yahut nefsine zulmeder sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur

111 - Kim bir kötülük işlerse kendi nefsine kötülük etmiş olur Allah her şeyi hakkıyle bilendir hikmet sahibidir

112 - Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur

113 - Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı Halbuki onlar ancak kendi nefislerini saptırırlar sana hiçbir zarar veremezler Allah sana Kitab (Kur'an)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir Allah'ın sana olan lütfu büyüktür

114 - Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa yakında ona büyük bir mükafat vereceğiz

115 - Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız Orası ne kötü bir gidiş yeridir

116 - Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz Bunun dışında dilediğini bağışlar Allah'a ortak koşan muhakkak ki derin bir sapıklığa düşmüştür

117 - Onlar Allah'ı bırakırlar da yalnız dişilere taparlar Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar

118-119 - Allah o şeytana lanet etti Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım onları mutlaka saptıracağım onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o apaçık bir ziyana uğramış olur

120 - Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar Oysa şeytanın onlara vaadi aldatmadan başka bir şey değildir

121 - Bunların varacakları yer cehennemdir Ondan kurtulmak için çare bulamazlar

122 - İman edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız orada ebedî olarak kalacaklardır Bu Allah'ın gerçek vaadidir Allah'dan daha doğru sözlü kim olabilir?

123 - (İş) ne sizin kuruntunuza ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir Kötülük yapan o yüzden cezalandırılır O kendisine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilir

124 - Erkek veya kadın kim mümin olur da güzel amellerden işlerse işte onlar cennete girerler Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar

125 - İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim eden ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmişti

126 - Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır Allah her şeyi kuşatıcıdır

127 - Kadınlar hakkında senden fetva isterler De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap'ta size okunan âyetler vardır Sizin her yaptığınız iyiliği muhakkak Allah bilir

128 - Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse aralarında bir sulh yapmalarında onlara bir günah yoktur Sulh hep hayırlıdır Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

129 - Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir

130 - Eğer karı-koca birbirlerinden ayrılacak olurlarsa Allah onların her birini geniş lutfuyla muhtaç bırakmaz Allah'ın lutfu geniştir hikmeti büyüktür

131 - Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır Sizden önce kendilerine kitap verilenlere ve size Allah'tan korkmanızı emrettik Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır Allah hiçbir şeye muhtaç değildir hamd ve senâ O'na yakışır

132- Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır Vekil olarak Allah yeter

133 - Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir Ve Allah buna kadirdir

134 - Kim dünya nimetini isterse bilsin ki dünya ve ahiret nimeti Allah katındadır Allah her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi görendir

135 - Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz Zira zengin de olsa fakir de olsa Allah ikisine de (sizden) daha yakındır Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer bükerseniz veya çekinirseniz şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır

136 - Ey iman edenler! Allah'a Peygamberine Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman edin Kim Allah'ı meleklerini kitaplarını peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna düşmüş olur

137 - İman edip sonra inkâr eden sonra iman edip tekrar inkâr eden sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacak ne de doğru yola eriştirecektir

138 - Münafıklara da haber ver ki kendileri için çok acı bir azab vardır

139 - Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Halbuki bütün izzet ve şeref Allah'a aittir

140 - Allah size Kitab (Kur'an)da: "Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman başka bir söze geçmedikleri müddetçe o kâfirlerle oturmayın Aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirdi Muhakkak ki Allah münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır

141 - Onlar sizi gözetleyip dururlar Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler Şayet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: (Bu defa da onlara): "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler Allah kıyamet gününde aranızda hükmünü verecektir Allah müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir

142 - Münafıklar Allah'ı aldatmaya çalışırlar Halbuki Allah onların oyunlarını başlarına geçirecektir Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar İnsanlara gösteriş yaparlar Allah'ı pek az anarlar

143 - Münafıklar küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar Ne bu müminlere bağlanırlar ne de şu kâfirlere Allah kimi doğru yoldan saptırırsa sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın

144 - Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

145 - Şüphesiz ki münafıklar cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar Onlara bir yardım edici de bulamazsın

146 - Ancak tevbe edenler durumlarını düzeltenler Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna İşte bunlar müminlerle beraberdirler Allah müminlere büyük bir mükafat verecektir

147 - Eğer şükreder ve iman ederseniz Allah size azabı ne yapar? Allah şükredenlerin mükafatını veren ve her şeyi bilendir

148 - Allah zulme uğrayanların dışında çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz Allah her şeyi hakkıyla işiten hakkıyla bilendir

149 - Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız biliniz ki Allah da çok bağışlayıcıdır her şeye hakkıyla kadirdir

150 - Onlar Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler "Kimine inanırız kimini inkâr ederiz" derler Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterler

151 - İşte onlar gerçek kâfirlerdir Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır

152 - Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir Allah çok bağışlayıcıdır çok merhametlidir

153 - Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi Onları bundan dolayı da affettik Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik

154 - Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık

155 - Verdikleri sözden dönmeleri Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri haksız yere peygamberlerini öldürmeleri ve "kalblerimiz kılıflıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik) Doğrusu Allah inkârları sebebiyle onların kalplerini mühürlemiştir Pek azı hariç onlar inanmazlar

156 -(Kalblerinin mühürlenmesinin diğer bir sebebi de İsa'yı) inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarıdır

157 - Bir de "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleridir Oysa onu ne öldürdüler ne de astılar Fakat öldürdükleri kimse onlara İsa gibi gösterildi Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler ondan yana tam bir kuşku içindedirler O hususta bir bilgileri yoktur Sadece zanna uyuyorlar Onu kesinlikle öldürmediler

158 - Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir Allah aziz (daima üstün)dir hikmet sahibidir

159 - Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki ölmeden önce ona (İsa'ya) iman etmiş olmasın Kıyamet gününde o onlara şahitlik edecektir

160-161 - Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık

162 - Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve iman edenler sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ederler Onlar namazı kılan zekatı veren Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerdir İşte onlara büyük bir mükafat vereceğiz

163 - Muhakkak biz Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakub'a torunlarına İsa'ya Eyyûb'a Yunus'a Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik Davud'a da Zebur'u verdik


(http://clesto.com/submit.php?phase=2&url=http%3A%2F%2Fwww.muslumannesil.com%2Fforum%2Ff orum%2Fshowthread.php%3Ft%3D37779&page=3)
http://www.muslumannesil.com/forum/mnc/misc/progress.gif

ömerusta
03-03-2012, 17:42
Cevap: Fatiha ile kırk gün
[SIZE=4]Fatiha ile 18 ci gün
Konu=din gününün devamı
Sevgili kardeş lerim konu yerine oturdu gibi gözükse de
Şimdi aklın durduğu parça parça olduğu idrak bile etmeye
Güçünün yetmediği noktadayız hani dedik ya akıl kurana
Teslim olmaz ise akıl olmaz diye gördük değil mi ardı ardına
Gelen ayetleri kıyameti bize nasıl anlatıyor ne oldu çöktü
Değil mi aklınız hani gücünüz makamınız zenginliğiniz hani
Oğullarınız hani kızlarınız ne oldu ?toz tanesinden ne farkınız
Kaldı nasıl saman çöpü gibi savruldunuz yele karşı nasılda
Benziniz sarardı yapmış olduğunuz günahlar gözünüzün önünde film şeridi gibi geçti değil mi bakın kendi kendinize
Bile hesap veremez oldunuz değil mi hani namazda
Fatiha yı okurken iki saniyede okuyordunuz iki rekat namazınız iki dakika sürmüyordu ?daha yarısını okumadık
Buraya kadar okuduğumuz din gününe gidişimizi anlatıyor
Bakalım o gün hesap günü ne olacak ?
Tek sınağınız kaldı değil mi oda ALLAHIN cc geniş rahmet
Ve merhameti işte rahim sıfatına teslim olanların tek umudu
Müslümanın korku ile ümit arasında olduğu o an
Haydi görelim o anda neler olacak nasıl hesap sorulacak
Tövbelerin geçersiz olduğu pişmanlığın fayda vermediği
Anı okuyalım


gün kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin
O gün Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz
O önlerindekini de arkalarındakini de bilir Onlar ise bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar
(Artık bütün) Yüzler diri kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir (Taha Suresi 108-111)
Kafirlerin bütün bir ömür boyu göz ardı ettiği müminlerin ise şevkle hazırlanıp beklediği hesap anı gelmiştir Bu büyük mahkeme için görkemli bir mekan yaratılır O gün ayette bahsedildiğine göre "Gök yarılıp-çatlamıştır; artık o gün 'sarkmış-za'fa uğramıştır' Melek(ler) ise onun çevresi üzerindedir O gün Rabbinin arşını onların da üstünde sekiz (melek) taşır" (Hakka Suresi 16-17) Bir başka ayette ise o gün " Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün" (Nebe Suresi 38) olarak tarif edilir
Alemlerin Rabbi olan Allah o gün yarattığı kullarından hesap soracaktır Beraberinde inkar edenler için Allah'ın azamet ve şanına yakışır bir azap kaynağı da yaratılmıştır Cehennem cayır cayır yanmaktadır Herşeyin benzersiz ve mükemmel şekilde yaratıcısı olan Allah kafirler için aynı mükemmellikte bir azap hazırlamıştır Kimse o gün O'nun vereceği acının bir benzerini veremez Bir ayette şöyle denir:
Hayır; yer parça parça yıkılıp darmadağın olduğu Rabbin (in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman; O gün cehennem de getirilmiştir İnsan o gün düşünüp-hatırlar ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim" Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz (Fecr Suresi 21-26)
İnsan eğer dünyadaki yaşamında Allah'a kul olmamışsa ve bu büyük güne iman edip ona hazırlık yapmamışsa pişmanlığın en büyüğünü yaşayacaktır Toprak olmayı dirilmeye bin kere tercih edecektir Ancak bu pişmanlığın faydası yoktur; onu azaptan kurtaramayacaktır Aksine bu pişmanlık onun için yeni bir azap kaynağı olacak cehennemde çekeceği fiziksel acıların üzerine bir de manevi işkence olarak eklenecektir

KİTAPLARIN VERİLİŞİ TERAZİLER VE HESABA ÇEKİLME
Dirilmenin şaşkınlığı henüz atlatılmadan hesaba çekilecek olmanın verdiği korku ve sıkıntı başlar İnsanın dünyadaki yaşamı sırasında her yaptığı her düşündüğü gözler önüne serilir En ufak bir ayrıntı bile unutulmaz Bir ayete göre yapılan iş "Gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da (bu) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile Allah onu getirir Şüphesiz Allah latif olandır (herşeyden) haberdardır" (Lokman Suresi 16)
Cehennemin ve cennetin en yakın olduğu bu anda herkes kendi amel defterinden dünyada ahiret için neyi hazırladığını öğrenir Kuran'da o an şöyle anlatılır:
O gün insanlar amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse onu görür (Zelzele Suresi 6-8)
Kuran'da bildirildiğine göre hesap defterleri inkarcılara sol ellerinden müminlere ise sağ ellerinden verilecektir "Sağın adamları" bir ayette şöyle anlatılır:
Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiçbir gizli (şey) gizli kalmaz Artık kitabı sağ-eline verilen kişi der ki: "Alın kitabımı okuyun" "Çünkü ben gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım" Artık o hoşnut bir yaşama içindedir Yüksek bir cennette Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün) leri pek yakındır "Geride kalan günlerde 'peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere' afiyetle yiyin ve için" (Hakka Suresi 18-24)
Müminlerin bu sevinç ve coşkusuna karşın kafirler öldürücü bir utanç içindedirler Ölmeyi hatta yok olmayı isterler Üstteki ayetin devamında kafirlerin çaresizlikleri şöyle anlatılır:
Kitabı sol eline verilen ise; o da der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi Hesabımı hiç bilmeseydim Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı Güç ve kudretim yok olup gitti" (Hakka Suresi 25-29)
Başka ayetlerde sağın ve solun adamları arasındaki fark yine çarpıcı bir üslupla anlatılır:
Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse O kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır Kimin de kitabı ardından verilirse O da helak (yok olmay)ı çağıracak Çılgın alevli ateşe girecek Çünkü o (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi Doğrusu o (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı Hayır; gerçekten Rabbi kendisini çok iyi görendi (İnşikak Suresi 7-15)
Kitaplardaki ameller hesap günü için özel hazırlanmış duyarlı terazilerde tartılır Bu gün Allah'ın adaleti karşısında kimse zerre kadar haksızlığa uğratılmaz:
Biz ise Kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz Hesap görücüler olarak Biz yeteriz (Enbiya Suresi 47)
Dünya hayatında yapılan her amel en küçük ayrıntılar bile eksik kalmaksızın bu tartıya konulmuştur Bu tartının ibresi sonsuz azaba veya sonsuz kurtuluş ve mutluluğa götürecek kararı belirler Eğer tartı ağır basarsa cennete hafif kalırsa ateş çukuruna girilecektir Hiçbir güç veya yardımcı o anda insana yardım edemez:
İşte kimin tartıları ağır basarsa artık o hoşnut olunan bir hayat içindedir Kimin tartıları hafif kalırsa artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum) Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O kızgın bir ateştir (Kaaria Suresi 6-11)
Ardından tüm insanlar tek tek hesaba çekilirler Artık dünyadaki makamların mevkilerin hiçbir anlamı kalmamıştır Bir devlet başkanı da sıradan bir insan da Allah katında aynı hesapla karşı karşıya kalır Herkese kendisini yaratmış olan Allah'a kulluk edip etmediği O'nun emirlerine uyup uymadığı sorulur Kafirin tüm günahları tüm pislikleri tüm kötülükleri aklından kalbinden bütün geçirdikleri tek tek ortaya dökülür:
Sırların orta yere çıkarılacağı gün Artık onun ne gücü vardır ne yardımcısı (Tarık Suresi 9-10)
Dünyadaki yaşamlarını Allah'ın gösterdiği şekilde değil de kendi istek ve tutkularına ya da içinde bulundukları toplumun çarpık değer ve inançlarına göre yönlendirmiş olanların hesabı zorludur Bir ayette o büyük hesap şöyle anlatılır:

(http://clesto.com/submit.php?phase=2&url=http%3A%2F%2Fwww.muslumannesil.com%2Fforum%2Ff orum%2Fshowthread.php%3Ft%3D37779&page=3)


http://www.muslumannesil.com/forum/mnc/misc/progress.gif

ömerusta
04-03-2012, 10:01
Cevap: Fatiha ile kırk gün

Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman:
"Hangi suçtan dolayı öldürüldü?"
Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman
Gök sıyrılıp-yüzüldüğü zaman
Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman
Cennet de yakınlaştırıldığı zaman
(Artık her) Nefis neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir (Tekvir Suresi 8-14)
Bir kulun Rabbimizin huzurunda yaptıklarını inkar etmeye fırsatı yoktur İşlediği bütün hayır ve şer ortaya çıkarılmıştır İnkar etse bile şahitler onu yalanlar Dünya hayatında kendisine şahit olan insanlar da hesap sırasında şahitlik yapmak için ortaya getirilir Bir ayette şöyle denir:
Yer Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; Peygamberler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi onlar haksızlığa uğratılmazlar (Zümer Suresi 69)
Hesap sırasında inkarcıları bekleyen başka şahitler de vardır İşitme görme duyuları ve derileri Allah'ın izniyle dile gelip konuşur kendi aleyhlerinde şahitlik ederler Bütün bir ömür boyunca kullandıkları kendilerine ait sandıkları uzuvlarının bile insana ihanet etmesi o gün yaşanacak olan psikolojik yıkımı daha da artırır Bir ayette yaşanacak olan bu gerçek şöyle açıklanır:
Allah'ın düşmanlarının biraraya getirilip-toplanacakları gün işte onlar ateşe bölükler halinde dağıtılırlar Sonunda oraya geldikleri zaman işitme görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah bizi konuşturdu Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz Siz işitme görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz Aksine yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız sizi bir yıkıma uğrattı böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız" Şimdi eğer sabredebilirlerse artık onlar için konaklama yeri ateştir Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse artık hoşnut olacaklardan değildirler (Fussilet Suresi 19-24)
Kafirler kendilerini yaratan ve yaşatan Allah'a isyan etmekle olabilecek en büyük suçu işlemişlerdir Bu yüzden hesap günü kendilerini savunmalarına dahi izin verilmez Hatta seslerini çıkarmalarına dahi fırsat tanınmaz Aşağılanmış ve zavallı bir şekilde haklarındaki hükmün verilmesini beklerler:
O gün yalanlayanların vay haline Bu onların konuşamayacakları bir gündür Ve onlara özür beyan etmeleri için izin verilmez O gün yalanlayanların vay haline Bu hüküm günüdür; sizi ve öncekileri 'birarada topladık' Şayet kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa durmaksızın bana karşı kurun O gün yalanlayanların vay haline (Mürselat Suresi 34-40)
Kafir o gün kendi yaptıklarından şiddetle nefret eder ve kendi nefsine karşı da büyük bir öfke duyar Fakat Allah'ın onlara karşı duyduğu öfke çok daha büyüktür Küfredenlere şöyle seslenilir:
Allah'ın gazablanması elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür Çünkü siz imana çağrıldığınız zaman inkar ediyordunuz (Mümin Suresi 10)
Allah'ın gazabıyla karşı karşıya kalan inkarcıyı büyük bir umutsuzluk ve üzüntü kaplamış durumdadır Öldürücü bir utanç içindedir ve hiç dirilmemiş olmayı ister Ölümün kendisini ebediyen yok etmiş olmasını diler Oysa artık anlamaktadır ki ölüm bir son değil yalnızca bir başlangıçtır Bundan sonra başka bir ölüm de yoktur Allah'ın "O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler" (Hicr Suresi 2) ayeti de inkarcılar üzerinde tecelli etmeye başlar
Buna karşın müminler için de kolay bir hesap olacaktır Mümin hesaptan sonra büyük kurtuluş ve mutluluğun coşkusuyla sevinç içindedir Dünyadaki yaşamını kendisini yaratan ve doğruya yönelten Allah'ın istediği şekilde sürdürmüştür Günahlarını ise sonsuz rahmet sahibi Allah affeder Böylece Allah'ın sınırsız nimetleriyle dolu cennete kavuşur sonsuz ateş azabından da uzak tutulur:
Ey insan gerçekten sen hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın
Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse
O kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek
Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır (İnşikak Suresi 6-9)

İNKARCILARIN ÇARESİZLİĞİ
İnkarcı o gün kendisinden her isteneni yapmak ister ama başaramaz; gücü kuvveti alınmıştır Secdeye davet edildiğinde secde etmek ister ancak bunu bile başaramaz Tıpkı insanın kabus görürken bir şeyi yapmak isteyip de yapamaması bağırmak isteyip de sesinin çıkmaması gibi Eli ayağı tutmaz hale gelir Korku dehşet ve çaresizlikten adeta felç olmuştur:
Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün artık güç yetiremezler Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' kendilerini de zillet sarıp-kuşatmış Oysa onlar (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi (Kalem Suresi 42-43)
Kafirin secdeye davet edilmesinin amacı onun bunu dünyadayken yapmamasından dolayı üzüntü ve pişmanlığının artması bir daha da sonsuza kadar ne kadar çok istese de bunu yapıp telafi etmesinin imkansız olduğunu görmesi bunun keder ve ümitsizliğini ebediyen içinde taşıması içindir
Kuran'da mahşer günü müminlerin ve kafirlerin nasıl bir çehreye sahip olduklarından da haber verilir Müminlerin içlerindeki coşku yüzlerine yansımış ışıl ışıl bakmaktadırlar İnkarcılar ise yaptıkları nankörlüğün ve akılsızlığın farkına varır ve kendilerine isabet edecek azabı beklerler Müminlerin coşkulu ışıltılı ifadelerine karşılık onların yüzlerine karartı ve pislik çökmüştür:
Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz Ve ahireti terkedip-bırakıyorsunuz O gün yüzler ışıl ışıl parlar Rablerine bakıp-durur O gün öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir Kendisine beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır (Kıyamet Suresi 20-25)

CEHENNEMİN GÖSTERİLİŞİ
Genellikle ahirette cehennemle yalnızca inkarcıların muhatap olacağı sanılır Oysa bu ancak kısmen doğrudur Meryem Suresi'ndeki ayetler mümin ya da kafir tüm insanların cehennemin çevresinde diz çökeceğini haber vermektedir:
İnsan demektedir ki: "Ben öldükten sonra mı gerçekten diri olarak çıkarılacağım?" İnsan önceden hiçbir şey değilken gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? Andolsun Rabbine biz onları da şeytanları da mutlaka haşredeceğiz sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız Sonra her bir gruptan Rahman'a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız Sonra biz ona girmeye kimlerin en çok uygun olduğunu daha iyi biliriz Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur Bu Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır Sonra takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz (Meryem Suresi 66-72)
Ayetlerden anlaşıldığı gibi mahşer günü tüm insanlar "cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak" hazır bulundurulacaklardır Tüm insanlar mümin ya da kafir cehennemin korkunç uğultusuna ve içindeki akıl durdurucu görüntülere şahit olacaklardır Ancak sonra müminler kurtarılır ve kafirler diz üstü çökmüş olarak bırakılır Daha sonra da cehennemin içine atılırlar
Müminlerin de o topluluk içinde olmalarının hikmetlerinden birinin Allah'ın azametini daha iyi kavramaları ve O'na şükretmeleri olduğu düşünülebilir Cehennem ortamını yakından gören mümin Allah'ın kendisine verdiği imanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu iyice kavrar Çünkü şahit olduğu cehennem o kadar korkunçtur ki yalnızca o azaptan kurtulmuş olmak bile insan için büyük bir mutluluktur
Mümin cehenneme şahit olmakla kıyas yapma imkanına sahip olur Böylece insana verilecek en güzel nimetleri barındıran içinde ebedi kalacağı cennetin değerini daha iyi anlar Dünyada da acıdan kurtulmak büyük bir nimettir Örneğin dağ başında soğuktan donma tehlikesi geçiren biri için içinde ateş yanan köhne bir baraka o an için en lüks otel odasından daha güzeldir Günlerce yemek yememiş birisi için kuru bir ekmek normal zamanda yiyeceği en mükellef ziyafetten daha lezzetli gelir Acının sona ermesi başlı başına büyük bir sevinç neşe huzur ve dolayısıyla şükür kaynağıdır
Cehennemi yakından görüp ondan kurtulan mümin işte bu sevince ulaşır Bir de bunun üzerine cennet ile ödüllendirilmesi Kuran'da sözü edilen "felah"ı (büyük kurtuluş ve mutluluk) eksiksiz bir biçimde tadmasını sağlar Var olan en büyük azabı gördükten sonra cennete girip hayal gücünün alamayacağı nimetlere kavuşan mümin cennetin değerini çok iyi bilir Geri kalan sonsuz hayatı boyunca da cehennem ortamını hiç unutmaz bu sayede cennetten aldığı zevk aynı oranda fazlalaşır
Mahşer gününde insanlar Araf (burçlar) üzerinde bulunan mümin ve kafirleri yüzlerinden tanıyan kimselerin şu sözleriyle karşılaşırlar:
İki taraf arasında bir engel ve burçlar (A'raf) üstünde hepsini yüzlerinden tanıyan adamlar vardır Cennete gireceklere: "Selam size" derler ki bunlar henüz girmeyen fakat (girmeyi) 'şiddetle arzu edip umanlardır' Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler
Burcun üstündeki adamlar kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı Kendilerine Allah'ın bir rahmet eriştirmeyeceğine yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı? (Cennettekilere de) Girin cennete Sizin için korku yoktur ve mahzun olmayacaksınız" (A'raf Suresi 46-49)

ömerusta
05-03-2012, 16:07
Fatiha ile kırk gün

Artık yaratılmışların en hayırlıları olan müminler (Beyyine Suresi 7) ile yaratılmışların en aşağılığı (Beyyine Suresi 6) olan inkarcıların birbirlerinden sonsuza kadar ayrılmaları vaktidir Ayırma günü Kur'an'da şöyle belirtilmiştir
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman (Bu) Hangi gün için ertelenmişti? Ayırma günü için Bu ayırma gününü sana ne bildirdi? O gün yalanlayanların vay haline Biz öncekileri helak etmedik mi? Sonra arkadan gelenleri onların izinde yürüteceğiz İşte Biz suçlu-günahkarlara böyle yapıyoruz O gün yalanlayanların vay haline (Mürselat Suresi 11-19)
Bu ayırma günü ölümle başlar dirilişle ve hesapla devam eder ve insanların ebedi yurtlarına yollanmasıyla son bulur Kaf Suresi'nde kafirlerin ve müminlerin ebedi yurtlarına yaptıkları yolculuk şöyle anlatılır:
O ölüm sarhoşluğu bir gerçek olarak gelip de (insana) "İşte bu senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da)
Sur'a da üfürülmüştür İşte bu tehdidin (gerçekleştiği) gündür
(Artık) Her bir nefis yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir
"Andolsun sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık Artık bugün görüş-gücün keskindir"
Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu yanımda hazır durumda olan şey"
Siz ikiniz (ey melekler) her inatçı nankörü atın cehennemin içine
Hayra engel olan saldırgan şüpheciyi
Ki o Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti Artık ikiniz onu en şiddetli olan azabın içine atın
Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz ben onu kışkırtıp-azdırdım Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi"
(Allah buyurur "Benim huzurumda çekişip-durmayın Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim
Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim"
O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek
Cennet de muttakiler için uzakta değildir (o gün) yakınlaştırılmıştır
Bu size vaat olunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan
Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir
Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin Bu ebedilik günüdür (Kaf Suresi 19-34)


Ölüm ile Başlayan Asıl Hayat

Ortalama 60-70 sene kadar kısa bir ömrü İslam'ın hükümlerini koruyarak geçiren müminler ile tutkularının peşi sıra koşarak Allah'ı ve din gününü unutan kafirlerin alacağı karşılık çok farklıdır Bu farklılık ilk olarak ölüm anında ortaya çıkar Melekler müminlerin canlarını güzellikle alırken kafirlerin canını zorluk içinde çıkarırlar Melekler müminlere selam verip onları cennetle müjdelerler Ayetlerde bildirildiğine göre ruhları bedenlerinden yumuşakça çekilip alınır İnanan her kişi kaçınılmaz olduğunu bildiği ve bu yüzden yaşamı süresince hazırlık yaptığı sonsuz hayatın giriş kapısı olan ölümle artık karşılaşmıştır
İnkarcılar ise hayatı boyunca kendisinden kaçıp durdukları varlığını bildikleri halde gözardı etmeye çalıştıkları ölümle şiddetli sarsıntılar içinde karşılaşırlar Zebaniler ellerini onlara doğru uzatır yüzlerine ve sırtlarına vurarak ruhlarını en derinden acıyla sökerler ve onları alçaltıcı yakıcı bir azaba gönderirler Bir ayette şöyle buyrulur:
Melekleri onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: "Yakıcı azabı tadın" diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin (Enfal Suresi 50)
Müminler hayatları boyunca bu gün için hazırlanmışlar ve Allah'a din gününde kendilerini küçük düşürmemesi için dua etmişlerdir Al-i İmran Suresi'nin 194 ayetinde müminlerin bu duaları şöyle haber verilmektedir:
Rabbimiz elçilerine va'dettiklerini bize ver kıyamet gününde de bizi 'hor ve aşağılık kılma Şüphesiz Sen va'dine muhalefet etmeyensin (Al-i İmran Suresi 194)
Din gününde yaşanacaklar müminlerin Allah'a karşı korkularını artırmaktadır Ancak Allah müminleri o zorlu günün şerrinden koruduğunu ayetinde şöyle bildirmektedir:
Çünkü biz asık suratlı zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz Artık Allah onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir (İnsan Suresi 10-11)
Ayette de görüldüğü gibi Allah'tan korkan ve ahiret günü için hazırlık yapan müminler yaptıkları hazırlığın bir karşılığı olarak din günü yaşanacak zorluklara karşı korunacaklardır Zorlu azap ise inkarcıları beklemektedir

Din Gününde Müminlerin Durumu Fiziki Durumları
O gün mü'min erkekler ile mü'min kadınları nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün "Bugün sizin müjdeniz içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz) altından ırmaklar akan cennetlerdir" İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur (Hadid Suresi 12)
Din gününün korkusuna karşılık büyük bir güven içinde olan müminlerin yüzleri bekledikleri karşılığı almanın güveni ve sevinci ile nurludur; onlar mutluluk içindedirler (Abese Suresi 39) Kuran'da müminler ile kafirlerin yüz ifadeleri arasındaki fark şu şekilde anlatılmaktadır:
Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır Onların yüzlerini ne bir karartı sarar ne bir zillet işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır Kötülükler kazanmış olanlar ise; her bir kötülüğün karşılığı kendi misliyledir Bunları bir zillet sarıp kaplar Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok Onların yüzleri sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir İşte bunlar ateşin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır (Yunus Suresi 26-27)
İnkarcılar ise iman edenlere yalvarmaktadırlar Dünya hayatında mücadele halinde oldukları müminlerin nurlarından istemektedirler Bu nurun anlamı bir aydınlık güven ve bir sevinçtir Sadece cenneti hak eden insanlar üzerinde var olan bu nurdan inkarcılar ne kadar isteseler de faydalanamayacaklardır Bu nurun kaynağı dünyada yapılan iyi işler olduğundan arkalarında hiçbir salih davranışı olmayan inkarcının buna sahip olması imkansızdır Bu yüzden müminler tarafından onlara "Dünyaya dönün de bir nur arayıp bulmaya çalışın" cevabı verilir Konu ile ilgili olarak Kuran'da geçen ayet şu şekildedir:
O gün münafık erkekler ile münafık kadınlar iman edenlere derler ki: " (Ne olur) Bize bir bakın sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım" Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet dış yanında o yönden azab vardır (Hadid Suresi 13)
Müminler dünyada Allah rızası için gösterdikleri çabaların karşılığını almışlardır Bu çabadan dolayı da hoşnutturlar (Gaşiye Suresi 9) Allah kendilerine tüm yaptıklarının en güzeliyle karşılık vermiştir Zaten beklentileri ve umut ettikleri de budur Bundan dolayı Allah'a şükrederler "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz" (Zümer Suresi 74) derler

Müminlerin Alacağı Karşılık
İnkar edenlere dünya hayatı çekici kılındı (süslendi) Onlar iman edenlerden kimileriyle alay ederler Oysa korkup sakınanlar kıyamet günü onların üstündedir Allah dilediğine hesapsız rızık verir (Bakara Suresi 212)
Ayette de görüldüğü gibi görmedikleri halde Rabbimizden yana korku içinde olan ve kıyamet saatini içleri titreyerek bekleyen müminler o gün Allah'ın koruması altında olacaklardır Müminlerin din gününde güvenlik içinde olacaklarını müjdeleyen bir diğer ayet şu şekildedir:
O gün Allah peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir Nurları önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla bizi bağışla Şüphesiz Sen herşeye güç yetirensin" (Tahrim Suresi 8)
İnkar edenler benzeri görülmemiş bir aşağılanma içindeyken müminler din gününde hiçbir korku yaşamazlar Allah'ın kendilerine vaat ettiğine kavuşmanın sevinç ve neşesi içindedirler Sağ ellerinden defterlerini alıp huzur içinde cennete sevk edilecekleri anı beklerler Allah onlara dünyada ve ahirette hiçbir nimeti yasaklamamış tam tersine sonsuz nimetlerle cevap vermiş canlarını güzellikle almış ve din gününde de onları korumuştur Araf Suresi'nin 7 ayetinde Allah'ın tüm nimetleri müminlere bahşettiği şöyle bildirilir:
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenler içindir kıyamet günü ise yalnızca onlarındır" Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız (Araf Suresi 32)
Hesap anı bitip ateşi çılgınca kızıştırılmış olan cehennem kendilerine gösterildikten sonra müminler cennete sevk olunurlar:
Rablerinden korkup-sakınanlar da cennete bölük bölük sevkedildiler Sonunda oraya geldikleri zaman kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: "Selam üzerinizde olsun hoş ve temiz geldiniz Ebedi kalıcılar olarak ona girin" (Zümer Suresi 73)
Kuran'da müminlerin sonsuz ahiret hayatında alacakları mükafatlar ayrıntılı olarak anlatılmaktadır Tur Suresi'nde ebedi yurdun nimetleri şöyle sayılmaktadır:
Hiç şüphesiz muttakiler cennetlerde ve nimet içindedirler; Rablerinin verdikleriyle 'sevinçli ve mutludurlar' Rableri kendilerini 'çılgınca yanan cehennemin' azabından korumuştur Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için" Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz İman edenler ve soyları kendilerini imanda izleyenler; Biz onların soylarını da kendilerine katıp-ekledik Onların amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir Onlara istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki onda ne 'boş ve saçma bir söz' ne günaha sokma yoktur Kendileri için (hizmet eden) civanlar etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz pırıl pırıl' Kimi kimine dönüp sorarlar Dediler ki: Biz doğrusu daha önce ailemiz (yakın akrabalarımız) içinde endişe edip-korkardık Şimdi Allah bize lütufta bulundu ve 'hücrelere kadar işleyen kavurucu' azabdan korudu Şüphesiz biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik Gerçekten O iyiliği bol esirgemesi çok olanın ta kendisidir (Tur Suresi 17-28)

Kafirler Zor Müminler Kolay Bir Hesaba Çekilirler
Dünyadaki yaşamlarını Allah'ın gösterdiği yolu bırakarak kendi istek ve tutkularına uyan ya da içinde bulundukları toplumun çarpık değer ve inançlarına göre yaşayan inkarcıların hesabı çok zorlu olacaktır O gün onlara karşı ne bir acıma ne bir şefkat vardır ne de azabı üstlerinden hafifletecek bir güç Bunun en büyük sebebi kendilerine dünyada Allah'ın varlığına dair hatırlatıcılar gelmesine rağmen Allah'ın sınırlarını korumamaları ve dünyaya tekrar gönderilseler de korumayacak olmalarıdır Bu Kuran ayetleri ile haber verilmiş kesin bir gerçektir:
Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık Hayır önceden saklı tuttukları kendilerine açıklandı Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir Çünkü onlar gerçekten kafirlerdir (En'am Suresi 27 28)
Hesaplarını verirken bir yandan kızıştırılan cehennem onları bekler Hiçbir yaptıkları gözardı edilmeden yaptıklarının karşılığını görmek üzere cehenneme yollanırlar Bir ayette o büyük hesap şöyle anlatılır:
Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman Gök sıyrılıp-yüzüldüğü zaman Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman Cennet de yakınlaştırıldığı zaman (Artık her) Nefis neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir (Tekvir Suresi 10-14)
Müminler için ise oldukça kolay bir hesap olacağı İnşikak Suresi'nde bildirilmiştir:
Ey insan gerçekten sen hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse O kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır (İnşikak Suresi 6-9)
Müminler dünyadaki yaşamlarını kendilerini yaratan ve doğruya yönelten Rabbimiz'in istediği şekilde sürdürmüşlerdir Günahlarını ise sonsuz rahmet sahibi olan Allah affedecektir Allah pek çok ayette iman edip salih amellerde bulunanların günahlarını iyiliklere çevirip bağışlayacağını bildirmiştir O gün Rabbimiz'in vaat ettiklerine kavuşan müminlere Allah şu şekilde buyurmaktadır:
Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis Rabbine hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön Artık kullarımın arasına gir Cennetime gir (Fecr Suresi 27-30)
Böylece müminler Allah'ın kendilerine olan fazlı ve ihsanı sayesinde sonsuz ateş azabından kurtulur ve Rabbimiz'in sınırsız nimetleriyle dolu olan cennete kavuşurlar Kendisine "Cennete gir" denilen müminin cevabı Kuran'da şu şekilde haber verilmektedir:
(Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir (Zümer Suresi 74)






Sevgili kardeşlerim buraya kadar okuduk anlaya bildiğimiz her konuyu akdardık şimdi Fatiha nın tam ortasındayız
Buraya kadar olankısmı okuduysak vede anladıysak namazlarımızda değişiklik olması gerekir kendi halimizdede
Degişiklik olması gerekir ne gibi değişiklik olması lazım bir sıralıyalım bakalım okumuş muyuz okuduğumuzu
Anlamışmıyız yoksa okumak içinmi okumuşuz kendimizi sınava tutalım

1 Vakitleri kaçırıyormu yuz 2 Kaçırıyor sak bizi çok rahatsız ediyor mu 3 namaz kılarken titreme ürperme
Ağlama duygusu va ya ağlama oluyor mu cezbelenme dediğimiz kalbin ani vuruşu istemeden ses çıkarma
Oluyor mu 4ezan vaktini beklemektemiyiz yoksa okununcamı duyuyoruz 5namazda üşenme oluyormu
Namazda fatihayı okurken gelişen yanlış ve doğrular hafızanızdan geçiyormu 6 namazdan kalkınca televizyon
Seyretmek eskisi gibi rahatlık veriyormu 7 sabah ve yatsı namazınız nasıl huşu buluyormusunuz
8 namaza ayırdığınız zaman uzadımı 9 eşinizle ve yalnızken yapmış olduğunuz yanlışlıklar varsa kaçını
Bıraktınız 10 veya kaç yanlış hareket ve halinizi değiştirdiniz ?
Bu soruları kendinize sorun cevabınızı yüzdeye bölün yüzde elli ise sizde yolu yarı etmişsiniz deyil ise
Ya okumamış ya anlamamış yada sizin öyle bir meseleniz yok
Sorular sizin cevaplar sizin kendinizi kandırmayın
Artık iki insan oldunuz ruh ve nefis cedelleşme başladı (yani savaş başladı) kendinizle kavgalısınız deyilmi?
Deyilse baştan başlayıp yeniden yeniden okuyun ta ki kavga çıkana kadar
Kavganız hayırlı olsun zafer inananın olacaktır ALLAH cc nefsi ile kavgalı ve kavgasında galip gelen
Kullarından eylesin ALLAHA cc emanet olun sevgili kardeşlerim
Not yarin inşallah ( İN YA KENABUDÜ )konusunu işleyeceğiz saygılar

ömerusta
06-03-2012, 22:39
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 19cu gün
Konu inyakenabud ü
( kulluk etmek )manasına gelmektedir yani ALLAHIN cc sevdiği kul olmak
Önce kul nedir ? onu anlayalım kul ALLAHIN cc yarattığı her şey Kafir Müslüman hayvanat nebat cin aklınıza ne gelen

Gelmeyen yaradılan her şey kul dur neden bu konuyu iyice vurguluyarak anlatıyoruz derseniz
Geçen kendi sitemizde bir yazı çıktı başlık veriyorum
ALLAHA cc kul olmak
Böyle bir başlık atılması yanlıştır eksiktir hatadır
Gelelim kulluk nedir ?ALLAHIN cc emir ve yasaklarına uymak
Ve yaşamaktır
Gavs hz ksa soruyorlar neden sofilerin boynu eğri dolaşıyor
Diye mubarek buyuruyor onlar kulluklarını yapmaya calışıyorlar sonrada ALLAHA cc boyun büküyorlar
Buyurmuştur demeki kulluk görevlerini yapmaya calışmak
Vede boyun büküp merhametine sığınmakmış…
ALLAHIN cc sevdiği kul olmak nasıl olur ?gelin kurana sünnete bir bakalım
[2]195 - Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever
Yukarda ki ayette ALLAH cc yolunda malımızla cihatı bildirmektedir mallarımızla cihat konusu geniş kavramlı
Bir konudur zekat gibi düşünmeyelim zekat bize farzdır
Onu vermekle zaten yükümlüyüz zekat dışında düşünmek
Zorundayız örneğin camilerin yapımında okulların yapımında
Ceşmelerin yolların yapımında hastanelerin yapımında
Ve ya oraların ihtiyaç larının giderilmesinde örgencilerin tahsilinde veya yetimler veya yoksullara yardım maksatlı
Verilen desdekler gibi buradan kafanıza bir şey takıla bilir
Ülke savunması neden yok diye öyle bir ihtiyaç görülüyorsa
Zaten onu gidermekle mesulüz o konu bizlere emirle bildirilmiş konulardandır
(3)31 - De ki siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır
Bu ayet bize peygamber efendimize uymamızı emretmektedir
Bazen yazarlardan veya vatandaşlardan şu sünneti terk edebiliriz bu sünneti terk etmekle bir şey olmaz gibi yazılar
Sözler duyuyoruz vede okuyoruz nerden olursa olsun kim
Yazarsa yazsın kim söylerse söylesin hiçbir kıymeti değeri
Olmayan yazılar ve sözlerdirkim ki sünneti terk etti kimki
Gevşeklik gösterdi kendine zulüm etti bunları derken kati
Sünnetten bahzediyoruz örnek

Kitab ve Sünnet denilince buradaki sünnet hadis-i şerifler demektir Farz ve Sünnet denince buradaki sünnet Peygamber efendimizin farz olmayarak yaptığı işler demektir Sünnet yalnız olarak kullanılınca (İslamiyet) demektir Bu sünnete uyanlara (Ehl-i sünnet) denir (Cevhere)
Şeyh-ul-islam İbni Kemal Paşazade hazretleri (Şerh-ı hadis-i erbain) kitabında (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki: Bu hadis-i şerifteki sünnet İslamiyet demektir Çünkü mümin büyük günah işlese de şefaatten mahrum kalmaz Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim) [Ebu Davud]
Görüldüğü gibi Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefaate kavuşamayacaklardır (Şir’a)














(3)134 - O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar öfkelerini yutarlar insanları affederler Allah iyilik edenleri sever


Bakın yukarıdaki yazımızı desdekleyen bir ayet karşımızda bolluk vede darlıkta
Harcarlar diyor burada şu hadis aklımıza geliyor
Komşusunun karnı aç ken tok gezen bizden değildir
Yani bir ekmeği ikiye bölmek gibi düşünürsek inşallah doğruyu yapmış oluruz
Birde öfkelerini yutarlar insanları af ederler iyilik ederler buyurmakta
Hemen bir hadis daha aklımıza geliyor öfke şeytan dan dır öfkelenen hemen
Otursun geçmez ise abdest alsın hani derlerya abdest suyu ALLAH cc için akan göz suyu ateşi söndürür diye
Öfkeyi yenmek birde öfkelendirene dua etmek iyilik etmek müminin şiyarındandır dersek vede böyle okur böyle anlarsak doğruyu anlamış ve doğruyu yapmış oluruz diyor ALLAH cc bizi doğru kullarından vede doğru yolda olanlarla eylesin diyorum amin
ALLAHA cc emanet olun kardeşlerim
Not=yarin inşallah yine aynı konuyu işleyeceğiz

ömerusta
07-03-2012, 16:55
Fatiha ile 19cu gün
Konu inyakenabud ü
( kulluk etmek )manasına gelmektedir yani ALLAHIN cc sevdiği kul olmak
Önce kul nedir ? onu anlayalım kul ALLAHIN cc yarattığı her şey Kafir Müslüman hayvanat nebat cin aklınıza ne gelen

Gelmeyen yaradılan her şey kul dur neden bu konuyu iyice vurguluyarak anlatıyoruz derseniz
Geçen kendi sitemizde bir yazı çıktı başlık veriyorum
ALLAHA cc kul olmak
Böyle bir başlık atılması yanlıştır eksiktir hatadır
Gelelim kulluk nedir ?ALLAHIN cc emir ve yasaklarına uymak
Ve yaşamaktır
Gavs hz ksa soruyorlar neden sofilerin boynu eğri dolaşıyor
Diye mubarek buyuruyor onlar kulluklarını yapmaya calışıyorlar sonrada ALLAHA cc boyun büküyorlar
Buyurmuştur demeki kulluk görevlerini yapmaya calışmak
Vede boyun büküp merhametine sığınmakmış…
ALLAHIN cc sevdiği kul olmak nasıl olur ?gelin kurana sünnete bir bakalım
[2]195 - Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever
Yukarda ki ayette ALLAH cc yolunda malımızla cihatı bildirmektedir mallarımızla cihat konusu geniş kavramlı
Bir konudur zekat gibi düşünmeyelim zekat bize farzdır
Onu vermekle zaten yükümlüyüz zekat dışında düşünmek
Zorundayız örneğin camilerin yapımında okulların yapımında
Ceşmelerin yolların yapımında hastanelerin yapımında
Ve ya oraların ihtiyaç larının giderilmesinde örgencilerin tahsilinde veya yetimler veya yoksullara yardım maksatlı
Verilen desdekler gibi buradan kafanıza bir şey takıla bilir
Ülke savunması neden yok diye öyle bir ihtiyaç görülüyorsa
Zaten onu gidermekle mesulüz o konu bizlere emirle bildirilmiş konulardandır
(3)31 - De ki siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır
Bu ayet bize peygamber efendimize uymamızı emretmektedir
Bazen yazarlardan veya vatandaşlardan şu sünneti terk edebiliriz bu sünneti terk etmekle bir şey olmaz gibi yazılar
Sözler duyuyoruz vede okuyoruz nerden olursa olsun kim
Yazarsa yazsın kim söylerse söylesin hiçbir kıymeti değeri
Olmayan yazılar ve sözlerdirkim ki sünneti terk etti kimki
Gevşeklik gösterdi kendine zulüm etti bunları derken kati
Sünnetten bahzediyoruz örnek

Kitab ve Sünnet denilince buradaki sünnet hadis-i şerifler demektir Farz ve Sünnet denince buradaki sünnet Peygamber efendimizin farz olmayarak yaptığı işler demektir Sünnet yalnız olarak kullanılınca (İslamiyet) demektir Bu sünnete uyanlara (Ehl-i sünnet) denir (Cevhere)
Şeyh-ul-islam İbni Kemal Paşazade hazretleri (Şerh-ı hadis-i erbain) kitabında (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki: Bu hadis-i şerifteki sünnet İslamiyet demektir Çünkü mümin büyük günah işlese de şefaatten mahrum kalmaz Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim) [Ebu Davud]
Görüldüğü gibi Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefaate kavuşamayacaklardır (Şir’a)














(3)134 - O (Allah'tan hakkıyla korka)nlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar öfkelerini yutarlar insanları affederler Allah iyilik edenleri sever


Bakın yukarıdaki yazımızı desdekleyen bir ayet karşımızda bolluk vede darlıkta
Harcarlar diyor burada şu hadis aklımıza geliyor
Komşusunun karnı aç ken tok gezen bizden değildir
Yani bir ekmeği ikiye bölmek gibi düşünürsek inşallah doğruyu yapmış oluruz
Birde öfkelerini yutarlar insanları af ederler iyilik ederler buyurmakta
Hemen bir hadis daha aklımıza geliyor öfke şeytan dan dır öfkelenen hemen
Otursun geçmez ise abdest alsın hani derlerya abdest suyu ALLAH cc için akan göz suyu ateşi söndürür diye
Öfkeyi yenmek birde öfkelendirene dua etmek iyilik etmek müminin şiyarındandır dersek vede böyle okur böyle anlarsak doğruyu anlamış ve doğruyu yapmış oluruz diyor ALLAH cc bizi doğru kullarından vede doğru yolda olanlarla eylesin diyorum amin
ALLAHA cc emanet olun kardeşlerim
Not=yarin inşallah yine aynı konuyu işleyeceğiz

ömerusta
08-03-2012, 21:05
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 20 ci gün
Konu =dünkü konunun devamı
Sev gili kardeşlerim biraz hızlı işliyoruz gibi konuları onun için
Biraz daha geniş bakıp daha fazla ayetler ve daha fazla hadis ler le konuyu zenginleştireceğiz birde hep sanki yer yüzünde insan yaşıyormuş gibi insanlardan bahsediyoruz bu gün
Birazda başka canlılardan ve bizlere düşen görevlerden bahzedelim bakalım gerçekten değil Müslüman insan gibi
Davrana biliyor muyuz yaratılana hani yaratılan her şey kul
Dur dedik ya insan ve cinler harici bütün yaratılan ALLAHIN cc emirlerine harfiyen uymakta ve yaşamaktadır yalnız şeytan tam muhaliflik etmekte ona uyan insanlar ve cinlerde
Muhalif etmektedirler onların yeri de cehennem buyurulmak ta dır bize düşen kulluklarını yerine getirmeye çalışan mahluka
Engel (mani)oluyormuyuz olmuyormuyuz ona bakmak istiyoruz
Şimdi şöyle bir tefekkür etmemiz gerekmektedir yaradan her şeyi yerli yerinde nasıl yaratmış yaratılan her şey bir birine muhtaç hepside yaradan a muhtaç hani bazen dua ediyoruz ya ya rap bi bizi senden gayrisine muhtaç eyleme ne diyoruz?
Bize verdiklerine bizi muhtaç eyleme aldığımız havaya içtiğimiz suya etinden yediğimiz sütünü içtiğimiz hayvana güneşe aya sayın aklınıza ne geliyorsa neye muhtaç değilsiniz ki ?ne kadar acizleştik değil mi ?bakın ince bir tefekkürle yaratılanın aciz olduğunu nasıl anlatı bize kuran
Ettiğimiz dua dua mı? Yoksa bed dua mı?haydi geri dönelim yaptığımız hatayı anladık değil mi ?o zaman şöyle dua edelim
Ya rabbi bize verdiğin sonsuz nimetlere hamd olsun nimetlerini esirgeme bizden muhtaç olduğumuz nimetleri artır bizi de verdiğin nimetlere nankörlük eden lerden sapkın
Lardan eyleme bizi layıkıyla şükür eden kullarından eyle hamd
Sana mahsustur sana hamdolsun amin
Şimdi dua oldu değil mi pek iyi o nimet dediğimiz varlıklar bize muhtaç değil mi ?bakın denizlerimiz can çekiştiriyor içinde yaratılan bütün mahlukat can çekişiyor denizlerimizden
Balık yerine pet şişe poşet teneke cam petrol atığı laam
Pisliği topluyoruz sorumlu biz değimliyiz ?
biz her gün daha da kirletiyoruz hani nimetlere nankörlük etmeyecektik?
Ozan tabakasını deldik sırf güzelleşelim diye kullandığımız parfüm ve sayri gibi maddelerle oysaki ALLAH cc bizi en güzel sıfat ve surete yaratı o zaman bu güzelleşme çabası nedir ?şirk olmasın ?güzel koku sürünmek kadınların kına yakması sünnet değil mi ?sorusu karşımıza çıkar evet sünnettir fakat ince bir ayrıntıyı kaçırmamak lazım doğal dediğimiz gül kekik reyhan kına gibi güzel kokan sürüldüğünde
Bizde güzel görünen malzemeler dirbakın bizi güzelleştiren değil bizde güzel görünen kokan şeyler diyoruz burayı iyi analiz etmemiz gerekir örneğin üzerinize giydiğiniz bir elbise sizin avretinizi kapat sın diye giyilir sizi güzel kılsın diye değil pekiyi üzerinizdeki elbise sizi imanlı veya imansız kılarmı tabiyiki hayır değil mi fakat niçin güzel giyiniriz bizde güzel görünsün diye bakın biraz daha geniş alalım konuyu kadınlarımız sırf ALLAHIN cc emri diye başını örtmekte oysa bunu başka bahanelerle yasaklayan zihniyetin kime hizmet ettiği ALLAHAMI cc yoksa şeytana firavuna ebu cehile mi bu yapılan zulüm değil de nedir kula zulümden başka nedir eğer bizi güzel kılsın bize güzellik versin bizi güzel göstersin diye kullanıyorsak bu şirktir bu ALLAHIN cc verdiği güzelliği yok saymaktır eksik bulmaktır
Oysaki ALLAH cc her şeyi yerli yerinde ve tam yaratandır
Kardeş kendine gel bunların Fatiha ile ne alakası var diye bilirsiniz
Eğer Fatiha suresine gözümüzle bakar sak hiçbir şey okuyamayız kalbimizle bakarsak ki o en geniş pencere öteyi bile bize gösterir oysaki biz şu anda gözümüzün önüne bakıyoruz kula bakıyoruz kullara bakıyoruz ve bizim kendimize
Ve karşımızdaki yaratılana nasıl zulüm ettiğimizi görüyoruz
Akıl etmiyor musunuz her şey gözünüzün önünde dönüp duruyor her şey ALLAHI cc tesbih ediyor hiçbir eksiklik göremez siniz
Buyurmuyor mu ayette
İşte Fatiha yı böyle okumadığımız zaman yaptığımız zalim liğin
Yapılan zulmün farkına varmaz sırf ALLAH cc emretti diye başını kapatan kadınlara ve onun eşlerine çocuklarına hizmet
Edeceği eğitim vereceği tüm insanlara zulüm etmiş ve zalim ler den oluruz
ALLAH cc kullarına zulüm etmez zalimleri de sevmez ayeti kerime bunu ne güzel anlatıyor değil mi ?ALLAH cc bizi zalimlerden ve zulüm etmekten bizleri korusun amin
Diyor konuyu yarin kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah diyor buradan noktalıyoruzALLAHA ccemanet olun
Amentü kardeşlerim
Not =inya kenabüdü konusunu (yani kulluk )4 gün işleyeceğiz
Birde bu gün Fatiha nın yarısını okumaya çalıştık yani yarı ettik
Şimdi siz kardeşlerimden bir ricam var yardımcı olursanız sevinirim
Bu güne kadar konu hakkında ne bir eleştiri nede bir öneride bulun madınız
Konuyu bölmediniz hepinize teşekür ederim ALLAH cc razı olsun
Yalnız bu gün eleştirilerinizi önerilerinizi kafanıza takılan sorularınızı
Yanlış veya eksik bulduğunuz konuları uyarmanızı arzu ediyorum
Çünkü sizlerden alacağım bilgiler doğrultusunda okumam vede yazmam
Daha doğru ve güzel olacağını düşünüyorum her sorunuzu cevaplamaya
Çalışacağım yarin akşam saat 17 ye kadar saygılar

ömerusta
10-03-2012, 06:53
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 21. Ci gün
Konu=inya kenabüdü nün devamı
Yukarda bahsettiğimiz gibi ALLAHA c.c. kulluk yapmak ve diğer
Kullara nasıl davranacağız ki kulluk vazifemizi yerine getirelim
Hani toplumda şöyle bir yanlış anlama var önce bu yanlışı biraz irdeleyelim .
Domuz adını anmayın neden ?ALLAH c.c. bizlere helal ve haramı acık açık bildirdi domuz da kan leş üzerine ALLAHIN c.c. adı anılmadan boğazlanmış hayvanlar gibi yenmesi yasak
Haram olan hayvan lar arasında bildirildi pek iyi bu hayvan cağızın neden adını anmayın diyoruz bir birimize tamamen
Yanlış anlama ve hayvanın hak etmediği bir buğuz ediyoruz
Efendim onu kafirler yiyor domuz eşini kıskanmıyor deniliyor
Evet kafir ler yiyor diye eşini kıskanmıyor diye ALLAHIN c.c. yarattığı bir varlığa buğuz niye eşini çok hayvan kıskanmaz
Hayvanlarda namus kavramı yoktur oda geçerli bir sebep değil o zaman bu hayvanı dışlamak hor ve hakir görmekte
Yanlış bir davranıştır bütün hayvanlar gibi görevini yerine getiren bir kul dur.
Baykuş dediğimiz hayvanda buğuz ettiğimiz hayvan listesinde
Neden efen dim o hayvanın konduğu ve üzerinde öttüğü ev
Virane olur . bay kuş gece avlanan bir hayvan gündüzde insanlardan uzak yerleri seçen bir hayvan virane yıkık yerleri seçmesi kalabalık tan uzak durmasından kaynaklanır dolayısı ile buğuz etmekte yanlıştır .yani o hayvanda kulluk görevini
Yapmaktadır.
Her bölge halkına göre böyle yadırganan horlanan hayvanlar
Mevcuttur ama yanlıştır haramdır.kul hakkıdır.şimdi hayvanlar hakındaki ayetlere şöyle bir bakalım kuran bize ne diyor.
Kuranda hayvanlar ile alakali tahmini 37 ayet geçiyor
2:171 -
O kâfirlerin hali sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar dilsizdirler kördürler akıl da etmezler.

3:14 -
İnsanlara kadınlar oğullar yüklerle altın ve gümüş yığınları salma atlar davarlar ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.

5:1 -
Ey iman edenler! Sözleşmeleri yerine getirin. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartıyla çeşitli hayvanlar size helal kılındı. Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir.

5:2 -
Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine haram aya kurbanlık hediyelere gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

5:3 -
Leş kan domuz eti Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş vurulmuş yukardan düşmüş boynuzlanmış canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa ona günah yoktur. Çünkü Allah bağışlayan merhamet edendir.

5:4 -
Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." Allah'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin) Allah'tan korkun. Muhakkak Allah hesabı çabuk görendir.

5:95 -
Ey iman edenler ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse yaptığı işin vebalini tatması için öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki ya o nisbette fakirleri doyurmak yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir intikam sahibidir.

6:136 -
Allah'ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah'a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: "Bu Allah'a ait; şu da ortaklarımıza ait" demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah'a ulaşmamakta fakat Allah'a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.

6:138 -
Zanlarınca dediler ki:"Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.

6:139 -
Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir her şeyi bilendir.

6:142 -
Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

7:179 -
Andolsun ki cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.

10:24 -
Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada geceleyin veya gündüzün ona emrimiz gelivermiştir ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.

16:5 -
Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.

16:10 -
Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.

16:66 -
Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz.

16:80 -
Allah size evlerinizden bir huzur ve dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden gerek yolculuğunuzda ve gerekse konaklama zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız hafif evler (çadırlar v.s.) ve yünlerinden yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (giyinecek kuşanacak serilecek ve döşenecek) bir eşya ve ticaret malı yaptı.

20:54 -
Hem siz yiyin hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!

21:78 -
Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı biz onların hükmüne şahittik.

22:18 -
Görmedin mi göklerdeki kimseler yerdeki kimseler güneş ay ve yıldızlar dağlar ağaçlar bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar.

22:28 -
Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere şahid olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken O'nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin yoksulu fakiri de doyurun.

22:30 -
Emir budur Allah'ın yasaklarına kim saygı gösterirse bu kendisi için Rabbinin katında şüphesiz hayırdır. Size bildirilegelenden başka bütün hayvanlar helal kılınmıştır. O halde o pis putlardan kaçının ve yalan sözden sakının.

22:34 -
Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir mabed yapmışızdır. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah'a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele.

23:21 -
Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.

23:27 -
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!

25:44 -
Yoksa sen onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir hatta gidişçe daha sapıktırlar.

25:49 -
Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım diye.

26:119 -
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri o dolu gemide taşıyarak kurtardık.

26:133 -
"Davarlar oğullar "

32:27 -
Ya hiç görmediler mi ki biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz. Ondan hayvanları da yiyor kendileri de. Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?

35:28 -
Yine insanlardan hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah'tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür. Hüküm ve hikmet sahibidir.

36:71 -
Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

43:12 -
Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.

47:12 -
Şüphesiz ki Allah iman edip salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. İnkâr edenler ise dünyada zevk edip geçinirler. Hayvanların yediği gibi yerler. Onların varacakları yer ateştir.


Bakın otuz tane ayetle nasıl bize ders veriyor yaradan ..bize düşen emir olunan ayetlere uymaktır işte bu kulluk yapmaktır
Yani şunu kafamıza kalbimize iyi yerleştirmemiz gerekir bütün
Yaratılmış olan kuldur ve bu yaratılan her şey insanın emrine verilmiştir Fatiha yı böyle okuma ve anlamak durumundayız

ömerusta
11-03-2012, 13:22
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 22 .gün
Konu =inya kenabüdü (kulluk )ALLAH c.c.ya sevgili
kul olmak onun yaratığı kularına ve onların haklarına
riyayet etmek.
Yukardan beri okuduğumuz yazdığımız konuları kafamızdan
Bir tasarlar düşünürsek ALLAHIN c.c. yaradan yarada nın kul
Olduğunu öğrendik peki yaratılan kul sa kafirlerinde de kul olduğunu kabul ettiğimizi de görürüz onlarında hakkı hukuku
Da oldugunu kabul etmek durumundayız mallarına canlarına
Irzlarına dillerine ve dinlerine saldırma hakkımızın olmadığını da bilmek ve onlara karşıda İslam anlayışı ile mumele etmek
Mecburiyetimiz vardır . ayeti kerimde buyrulmaktadır.
Size sizin dininize malınıza topraklarınıza canınıza saldır madıkca
Onlara saldırmayınız eğer onlar size saldırır ise bulduğunuz yerde öldürünüz tövbe edip aman dileyinceye kadar .onlarla
Savaşınız gevşeklik göstermeyin ALLAH c.c.bilendir hakimdir.
Burada anlaşılıyor ki vay efendim bu kafir malını alalım çalalım
Hakını yiyelim gibi bir faliyet yanlış ve haramdır .
Burada ince bir mevzuyu iyi bilmek gerekir bilmeden istemeden
Hatta şeytana uyup bilerek bir Müslüman ın hakkına tenezül edilse Müslüman da helallik almanız kolay olur hatta akıllı Müslüman Salih bir mümin daha ölmeden bütün haklarını bir
Müslüman a helal eder neden .?bir hadiste peygamberimiz sav
Buyuruyor ki ey müminler mahşere huzura çıkmadan bu dünyada helalleşiniz zira siz bir hakkınız da vaz geçer helal eder seniz ALLAH c.c. en az bire on verir böyle bir alış veriş sizin için
Daha hayırlıdır .
Şimdi ölçü konmuştur hangi mümin hangi müminin cehenneme
Gitmesini ister ama bir kafir sizin imanınızdan ister yani kendi
Yanına arkadaş ister onun için kafirlerin haklarına riyayet te
Çok dikkatli olmak durumun dayız .
Kendilerine zulüm etmediğiniz gibi mallarına da zulüm edemezsiniz zira onların hayvan ları ile sizin hayvanlarınızın
Bir birinde hiç farkı yoktur yani bazen görüyoruz bir hayvana
Kafir malı diye hakaret ediyoruz böyle hakaretli konuşma bize
Günah olarak yeter neden kafir malına söylüyoruz kafirin malı
Değil emaneti dir ve de ALLAHIN c.c. kulu dur.onların din seçme
Din edinme gibi mecburiyeti ve mesuliyeti yoktur.
Şimdi sırayla belirliyelim hangi haklarla kafir ve Müslüman müşterektir yani eşittir .
Hayat hakı yani yaşama ilim hakkı eytimsağlık hakkı yani tedavi korunma emniyethakkı ibadet hakı seyhat yani yeryüzünü dolaşma hakkıüreme yani doğurma evlenme hakkı
Hürriyet özgürlükhakkı bu hakları ne kafir Müslüman a ne Müslüman kafire kısıtlayamaz engelliye mez yok sayamaz
Savaş durumu hariç.
Sevgili amentü kardeşlerim buraya kadar kulluk yani kularına nasıldavranacağız onlara karş vazifelerimizi
Anlattık yarin inşallah ve inya kenasta in kelimesini kulluğun
Sadece ALLAHA c.c. yapılacağı konusunu işleyeceğiz
ALLAH c.c. kendine kulluk yapa bilen kullardan eylesin amin.

ömerusta
12-03-2012, 15:15
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 23. Gün.
Konu=iyya kenabudü ve inya kenasta in

(Rabbim ancak sana kulluk eder ancak senden yardım dileriz.)
Yukarda işlediğimiz inya kenabudü kelimesinden kullar arasındaki vazifeler ve mecburiyetleri işledik maksat ALLAHIN c.c.sevdiği ve istediği kulluktur
Bu gün kelimeleri birleştirip ayeti tam okumak durumundayız buradan okuyucu
Kardeşlerimin çok dikkatli okumaları ve ince bir çizgiyi iyi anlamaları gerekir
Kafalarında değişik sorular oluştuğu noktadayız şöyle bir karışıklık varmış ğibi
Algılaya bilirler yukarda kulluğu işlemedik mi?hayır ALLAHIN c.c. istediği kulların
Bir biri ile olması gereken münasebetleri işledik.
Bu gün tüm bireyler halini yani top yekün yaratılan kulların sadece ALLAHA c.c. kulluk etme ve ondan yardım dilenmesinin şart (yani farz)olduğunu işleyeceğiz
Sevgili kardeşlerim şimdi biraz geriye yaslanıp şöyle bir tefekkür edersek konuyu
İçimize sindirmek ve kafamıza kalbimize yerleştirmek için iyi bir örnek olacağı
Kanısındayım.
Şimdi size bahşedilen vucutunuzu ve organlarınızı sacınızın kılına kadar bir düşünün
Hepsinin ayrı ayrı görevi ni bir düşünün ayağın yürüme taşıma organı olduğunu
Gözün görme organı olduğunu düşünürsek beynin hissetme düşünme akıl etme organı olduğunu düşünürsek diğer organlarımızıda düşünün hepsine ayrı ayrı bir
Görev yüklendiğini görüyoruz değilmi?pek iyi bu ayrılığı görüp düşüne biliyoruz değil mi işte taa başlarda işlediğimiz ayete bir bakalım .
(Size ap açık kuranı gönderdik düşünüp akıl etmez misiniz ayetleri dön dere dön dere
Anlatıyoruz düşünen akıl edenler için bunda büyük hikmetler vardır.)
Haydi bizde dönelim bakalım hani ayrı ayrı vazifesi olan organlarımıza bakalım
Ayrı ayrımı ?beynimizin yürü komutu vermeyen bir ayak yürüye biliyor mu?
Pekiyi gözün görmediği hislerin görevini yapmadığı bir ayak yürüye bilir mi?
Elinizin götürdüğü dişlerinizin çiğnediği bir yiyeceği yuttuğunuz lokmayı eritmeyen
Bir mideniz olsa bir daha lokma göndere bilir mi siniz ?
Kocaman bir hayır değilmli ? demek ki ayrı ayrı görünseler de hepsi bir birine bağlı
Bir vucuta hizmetli olarak yaratılmıştır. Pek iyi vucut tek başına bir fertse yani tek tek
Yaratılmış insan hayvan nebat aklınıza ne geliyorsa düşünün hepsi ayrı ayrı yaratık
Ayrı ayrı vucut değil mi?evet ayrı ayrı yaratık pekiyi o zaman et yemeyen ot yemeyen
Hava almayan su içmeyen güneş görmeyen bir insan düşüne bilirmiyiz?veya başka
Bir kul düşünün .hani ayrı ayrı yaratıktı bakın nasıl bağlandı bir birine odlumu kullar
Tek vucut .?pek iyi bu kullar arasında biri birine banane senden dese örnek su
Baş kaldırsa içmeyin beni dese gücüne hangi insanın gücü yeter yeter diyorsak
Az bir yağmurda oluşan sele niye baş gelemiyoruz o kadar hayvanat nebat telef
Oluyor insanlar ölüyor cevap?hayır yetmez . değil mi? Yok yok suyun gücü kudreti
Fazla misalde denklik yok diye bilirsiniz o zaman denkliği ters çevirelim bakalım
Gözümüzün dahi görmeye aciz kaldığı camdan medet umduğumuz mercekle
Göre bildiğimiz hatta vucutumuzun kendi ürettiği küçücük bir mikroptan bakalım
Ne oldu benziniz mi geçti ne yani küçücük bir vürüstemi korktunuz ?
Bir düşünün hele ne yapar insanı sayalımı?yeter be kardeşim mi diyorsunuz
Yok yok yetmez yetse idi okumayı yazmayı bırakır secdeye kapanır dınız
Değimli?nefis öyle mikroptan falan korkmazmı?
Bakalım yarin devam edeceğiz korkar mı korkmaz mı ?ALLAH c.c. nevsini korkutan
Kullarından eylesin amin.

ömerusta
19-03-2012, 14:55
Fatiha ile kırk gün

fatiha ile 24. gün.
Konu =iyya kenabüdü ve iyya kenastağin. Konunun devamı
Konumuza kald
ığımız yerden devam ediyoruz .
Nevsimizin korkup korkmadığında kalmıştık bakalım
Evet kardeşlerim bir tane mikrobada baş gelemeyen nefis iki ye ayrılır
Bir kısmı biraz tırsır ruhun direncine baş eğer kendini yaratanın her şeye
Hakim olduğunu kabullenir boyun eğer ve ALLAHI c.c. kabul eder fakat tam
Manasıyla pes etmez yinede ara sıra baş kaldırır bu nefis Müslüman nevsidir.
Bir kısım nefislerde direnç leri dahada çirkinleşir kendinin güçlü ve kudretli
Olduğunu savunur ALLAHIN c.c. verdiği nimetler ve varlıkları ile ilahlık tanrılık
İdda sını devam ettirir buda kafir olan nefistir biz şimdi burada kafir olan nevsin
Yaptıklarını bırakacağız çünkü bu ayetin sonun daki gelen ayet bunlardan geniş
Bir şekilde bahsediyor.sırası gelince okuyacağız. Şimdi okumaya çalıştığımız
Mümin olannefsin (yani insanın)yapması gerekenleri ve yaptıklarını okuyacağız
ALLAHIN c.c. varlığını ve birliğini kabul eden kullar kulluğun yalnız ALLAHA c.c.
Yapılacağını bilir ve diz çöker acizliğini beyan eder yardım diler .
yarabbi senden başka mabut yoktur senden başka ilah yoktur sen yaradan var edensin bense kulum var edilenim sen her şeye hakim olansın bütün yarattık larıyın
sahibi de sensin hay olan sensin baki olan sensin fani olan biz kullarınız rahman olan
sensin bütün kularına rızık dağıtan sensin rahim olan sensin ancak biz inanan kularına cennet rızıklarını veren sensin bizleri cemalinle şeref lendir ya rap der ve
secde eder . ve ondan gelen her emre tabi olur yalnız ölmeyen nefis yine baş kaldırmaya ve asilik etmeye meyilli olduğundan ibadet ve tağatlarda gevşeklik
gösterir örnek verecek olursak şunlar nevsin kullara yaptırdığı hallerdendir.
Ve kulun kendi nevsi ve kendi ruhunun kavgası başlar .ruh hakkı tebli eder ve doğru
Olanı emreder nefis şeytandan dır kötülüğü ve karşı koymayı emreder yani ikisi arasında gidip gelmeler bizdeki halimizi gösterir yani korku ile ümit yan yana bizlerde teceli eder ALLAHA c.c. kulluk vazifemiz olan ibadetleri ALLAHIN c.c. merhametine sığınarak yapar ve ondan yardım dileriz ki yarap bi bizi nevsimiz le baş başa bırakma çünkü nevsini bilen ALLAHI c.c. bilir buyurulmakta nevsimizin ilk
Yaptığı şey günahı küçük ibadeti büyük gösterir ve sahibini yanıltma yoluna gider
Kuran okumayı ALLAHIN c.c. emirlerini öğrenmeyi kesmeye çalışır eğer kul iradeli olurda nevsini kırar öğrenirse ibadetlerini yaptırmamaya çalışır yaşın genç kılarsın
Sen kalbine bak .hele şu işlerini bitir .kıyamet gelmedi ya .sen çok insandan daha iyisin. Bak falan namaz kılıyorda ne yapıyor kılma daha iyi .kul bunlara da meyil etmez ise ters döner ve başlar .sen namazı güzel kılıyorsun güzel kuran okuyorsun
Sen cennetliksin bak falan kişiler senin gibi değil onlar cehennemlik gibi şeytanın
Ves vesvesesini kulaklarımıza üfürür kibir gurur uyandırarak kulları hakir gösterir
Bizleride cehenneme hazırlar eğer kul bunada kulak asmaz ise kendine maldan mülkden evlattan eşlerden girer yaptığınız işi maddi gücünüzü makamınızı gözünüzden büyütür aklı olduğunuzu bu malları evlatları bu güç ve kudreti
Çabalarınız ve aklınız sayesinde kazandığınızı bildirerek karşınıza fakirleri güczüzleri
çocuksuz eşsiz işsiz insanları örnek koyarak sizi yüceltir nevsiniz kabarır gurur kibir
ve ucup gibi kötü hasletleri uyandırır malınızdan zekat vermeyi maldan eksilme
gibi gösterir sen çalıştın fakir yattı çalişsın kazansın açmı doyuracaksın böyle tembel
ve böyle akılsız insanlar varken çok aç gezen olur gibi karşıdaki kulları hor ve hakir
gösterir zekat vermenize mani olmaya çalışır .kul o sözlerin şeytandan geldiğini
bilirde kulluk vazifesi olan zekatı verir ise burdanda ters döner size çok cömert
olduğunuzu ve fakir fukara babası olduğunuzu söyler sizi yine büyüklük taslamaya
yani tanrılaştır maya iter yani sizi hiç rahat bırakmaz .

ömerusta
20-03-2012, 16:56
Fatiha ile kırk gün


Fatiha ile 25 .ci gün
Konu =iyya kenabüdü nün devamı.
Nefis ile ruhun çatışmasında kalmış idik yalnız sizler sora bilirsiniz
Kardeşim sen ALLAHA kulluk yapmayı ve yardım dilemeyi
Anlatıyorsun iki gündür nefisten bahsediyorsun diye bilirsiniz
Kardeşlerim fatihanın tevsirini veya mealini okuyup anlatmıyoruz
Burada sadece bizim gibi sıradan halkın anlayacağı dille okumaya
Ve anlatmaya çalışıyoruz nefisin oyunlarını anlamadan ne ben okuya bilirim ne yaza bilirim nede sizler içinize sindire sindire
Anlaya bilirsiniz benim davam günümüzün alimlerinin anlatığı
Fakat bizim anlayamadığımız konuların derinliğine inmektir.
Bir örnek verelim .kuranda bulunan ayetleri ayırıyorlar efendim
Ticaret ayetleri efendim dua ayetleri efendim ibadet ayetleri.
Pek iyi şimdi ben size soruyorum bu okumaya çalıştığımız Fatiha
Ne ayetlerinden sayılacak okuyorsunuz 24 gün dür ALLAH c.c.
Aşkına içine girmeyen kaç ayet kaldı eğer biraz daha konuları
Açsak kuranın tamamına yakınını alacak onun için şu nefisi
İyice irdeliyelimde kavgamız büyük olsun bizler onu tam manası ile anlayamazsak o bizi öyle büyük bir çukura atarki esvseri safilin
Dediği yere ALLAH c.c. cümlemizi korusun amin.
Hani derlerya düşmanıyın gücünü bilmek zaferin yarısıdır.
Ayette buyuruluyor ya (ey inananlar şeytan sizin en açık düşmanınızdır. Herkim ona uyarsa yeri cehennemdir ne azap verici bir yerdir orası) o zaman nefiste şeytandan dır buyurulmakta demekki düşman içimizde gücünü savaş sitreşesini
Bilmek durumun dayız .kardeşlerim bizler ne alim ne ülema değiliz öyle bir çabamızda yok bizler bize emredilen ibadetleri
Yaparken zevk almak huşu duymak ALLAH c.c. adını duyunca
Kalbimiz çarpsın ezan okunmadan bizde bekleme nöbeti başlasın
Seccademiz ıslansın istiyoruz gafil olmayalım öleceğimiz günü
Bilelim öyle hazırlık yapalım istiyoruz çabamız bu ALLAHTANc.c.
Korkmak emirlerine uymak.ALLAHA c.c. kulluk yapmak dediğimiz
Anda bütün faliyetimiz yaptığımız şükürler hamd lar ibadetler ve
Güncel işlerde mutlak olan ALLAHA c.c. için yapmaktır ondan gayrisi
Şeytanın ve nevsin işidir.yani buradan yola çıkarsak nefis oyun larının iyi tanımlanması gerekir gençlerimizin böyle bozulması
Anne babaya asi gelmesi ibadet lerinde gevşeklik göstermesi
Evlenmeden zorluk çekmeleri evlenen gençlerin anlaşma sıkıntısı
Çekmesi bunların başlıca sebebi nevsin anlatılmaması ve öğretilmemesinden kaynaklan maktadır

ömerusta
21-03-2012, 16:55
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 26 .gün
Sevgili kardeşlerim bugün gençler ve biz anne babaların ayleler
Arasındaki yaşantıların dan nasıl nevsin oyunlarına düştüğü
Ve dini vazifelerinde ALLAHA c.c. kulluk etmekten nasıl uzak kaldıklarını okuyup anlamaya çalışacağız .
Her anne babanın ortak noktaları çocukların gözlerinde büyümemesi işte bu yanlış duygunun ceremesini hem bu dünyada hemde ahrette çekmektedir bir ayette buyurulmaktaki
Kadın larınız çocuklarınız ve mallarınız fitnenizdir .
İşte ayetin bizi nasıl uyarmak için fitne kelimesini açmaya çalışalım .
Bakalım evlatlarımız nasıl fitnemiz oluyor oy sa ki ALLAHIN c.c.
Verdiği büyük nimetlerden biridir.vede insan neslinin devamı için
Şart tır. çocuk larımızın çokluğu ile övünmek onlara yeterli İslami
Bilgileri öğretmemek kötü alışkanlıklardan uzak tutmamak
Bunlar bize günah ve fitne olarak yeter sanırım örnek verecek
Olur isek ALLAH c.c. korkusu olmayan sevgisi olmayan bir genç
Yetiştirir iseniz neler yapar bir kaçını şöyle bir sayalım bakalım
Önce size anne babaya asi olur komşu akraba tanımaz haram
Helal bilmez devletine karşı gelir terör estirir insan ların canına malına zarar verir siz ne kadar dindar yaşar sanız yaşayın ne şerefiniz kalır ne hasiyet ne onurunuz nede çokluğun dan övündüğünüz ve gururlandığınız evlatlarınız sizin fitneniz olur
Çıkar. Onları kendi ellerinizle cehenneme atı verirsiniz.
Hani mallarınız da fitneniz diyor ya birde mallarınıza bakalım
Nasıl fitne oluyor. Zekatını vermediğiniz o mallarınızla şımartığınız nevsiniz ve evlatlarınız sizde ve evlatlarınızda güç
Ve kudret hissi uyandırır sizden fakir ve güçsüz insanlara karşı
Küçük görme aşşağlama onlara sahip olma hırs kibir vede gurur
Uyandırır. Oysaki size bu malı veren de güç ve kudret hakim
Vede sahip olan ALLAHI c.c. unutursunuz evlatlarınız da unutur.
Fitneniz oluverir malınız . birde kadın larınız buyrulmakta yani
Hanımınız veya (hanım larınız) veya kızlarınız gereken dini terbiye
Verilmez ise iffet lerini korumaz ahlak kurallarına uymaz avret
Yerlerini korumaz örtmez hem toplumun hemde sizin fitneniz olur .yani nevsinizin ve nefislerinin oyuncağı olur ALLAHA c.c.
Kulluk yapması gerekirken şeytanın kulu olursunuz buda bir müslümanı münafık yapmaya yeterli bir sebep tir

ömerusta
22-03-2012, 15:27
ha ile kırk gün

Fatiha ile 27 .gün
Konu== iyya kenastağin
Manası yalnız senden yardım dileriz
Geçen konumuzda geniş olarak anlatamadık kafam karışıktı vede yolculuk ta idim konuyu biraz daha açalımda kafamıza biraz daha konu otursun .
Şöyle ayete bir göz atalım bakalım.
Siz karanlık üç perdeli bir yerde (ana rahminde idiniz)ALLAH c.c. dilemese idi sizi kim kurtarır size kim can vere bilirdi hağla
Düşünmez ve de şükretmez misiniz.
Demek ki daha doğmadan el amanımız yardımcımız o yüce yaratan ne kazandık ki kendi kendimize yetecek durumamı geldik sanıyoruz bu direniş bu asilik neden? Kullardan imdat umuyoruz kendimizi kurtarıcı iylan ediyoruz bize bahşedilen zerre bile kabul edilmeyen azcık bir ilim veya maddi bir güçle
Şu binayı ben yarattım şu hasta nın gözü benim eserim .veya
Olmazsa yaratırım gibi şirk koşmalar dinden çıkaran bu sözler
Nereden geliyor kafirin bile kullanmadığı bu kelimeleri müslümanım diyen bizler nasıl kullanıyoruz?
İlmedilen sanatı icra ederken bunca gurur kibir ucup nerden
Geliyor velhasılı kelam bu düşünceler ve görüşler nevse uymak ve ona kulluk etmek tir.
Şeytanda ilmine güvenerek ALLAHA c.c. asilik etmiş karşı koymuş ilminin esiri ve ilmine kul olma yolunu seçerek kendine yazık etmişti .
Bize emrolunan nevsimize uymamak ALLAH c.c. nevsine uymayan kullarından eylesin amin
Fatiha ile 28. gün .
Konu =sıratel mustağim.
Manası ALLAHIN c.c. yolu doğru yol doğruların yolu anlamına gelmektedir .
Sevgili kardeşlerim 28 gündür fatihayı okumaya vede anlamaya çalışıyoruz bizleri doğru yola davet etmektedir yani
Kendi yoluna kendi younuda bize peygamber efendimiz sav. Efendimiz vede kuranı azimu şanla açık açık bildirmiştir bu yol
Kıyamete kadar izlenmesi istenen yoldur. Şöyle biraz açalım bakalım.
Bu yola giren doğru gayesine gider. Hatta denilebilir ki bunların hepsi de Allah Teâlâ'ya götürür. Fakat birisi rızasına götürür biri de öfkesine götürür. Bundan dolayı hak yol "Allah Teâlâ'nın rızasına götüren yol" diye tefsir edilmedikçe burada matlub olmaması gerekir. Gerçekten yüce âyeti bize mutlaka hak yol kavramından daha hususî ve daha açık bir mânâ telkin ediyor. İşte sözün bütün bu kapalı yönlerini gidermek için bedelin ilave edilmesi ile kavramın delalet ettiği mânâ tefsir veya tahsis olunmuş ve İslâm dininin tam bir sınırlama ile anlatılmasına uygun bir kalıba dökmek için v.d. buyurulmuştur.
Bu bize ilk önce her istenilen şeyde Allah Teâlâ'nın bir doğru yolu bulunduğunu gösteriyor ve "ihdinâ" onu istememizi bize telkin ediyor ve bu şekilde en mühim ve en önemli yardımın da başlangıçta onun doğru yoluna hidayet olduğunu anlatıyor. Gerçekten Allah Teâlâ âlemlerin Rabbi olduğundan kâinatın hepsinde onun kanunları geçerlidir. Kanunlar bazen kanun koyanlarına ve bazen konularına ilişkisi bulunan şeylere nisbet olunur. Mesela Solon kanunu koyucusuna nisbet olduğu gibi Akar (para getiren taşınmaz mallar) kanunu da konusuna mahkumlarına nisbet edilmiştir. Tabiat da Hak (Allah) kanunlarının mahkumu (hükmü altında) olması itibariyle bunların irade kanunundan başkasına "tabiat kanunları" ismi de verilir. Fakat hepsinin koyucusu Allah Teâlâ olduğundan bunlara Allah kanunları ve ilahî nizam demek elbette daha doğrudur. Bu kanunları bilmeğe ilim ve fen denildiği gibi onların iyiliğe götürenlerine de din millet ve şeriat denilir. Allah'ın koyduğu ve Allah'ın kanunu dışında din aramak batıldır ve bununla beraber Allah'ın her kanunu da din değildir. Mesela beynine kuvvetli bir tabanca sıkanın ölmesi bir hak kanunudur. Allah Teâlâ'nın özel bir iradesi engel olmazsa o kurşunu kendine sıkan ölür. Fakat intihar etmek bir iyilik bir din değildir isyandır kötülüktür. Kendi mülkü olmayan Allah'ın binasını (bedeni) yıkıp bozmaktır. Yani hüküm
Sahibi olan ALLAH c.c. dır

ömerusta
28-03-2012, 12:46
Fatiha ile kırk gün

--------------------------------------------------------------------------------

Fatiha ile 29.Gün
Sıratel mustağim manası doğruyol ALLAHIN c.c. çizdiği vede yaşamımızı sürdürmemizi emrettiği yol insanların yaptığı işlerinden hangisi ele alınsa onun bir iyi veya kötü yönü ile uygun olacağı bir Allah kanunu vardır. İyilik yönü ile uygun olan Allah kanunu din kötü yönüyle uygun olan Allah kanunu dinin zıddıdır. İki yönden de Allah'ın kanununa uygun düşmeyen iş kötü ve batıldır.
Özetle Allah'ın her kanunu Allah tarafından konmuş olduğundan dolayı doğrudurlar. İnsan tarafından konulmuş kanunlar ne ilim ne din hiç biri olamazlar. Bunlar ilim açısından batıl din açısından kötülük meydana getirirler ve doğru değildirler. Bunun için insanlığın hakkı gerek ilimde ve gerek dinde kanun koymak değil Allah'ın kanunlarını arayıp bulmak ve bu kanunları keşfedip ortaya çıkarmaktır. Arşimed hidrostatik kanununu Nevton yerçekimi kanununu Aristo çelişme kanununu koydular demek doğru olmadığı gibi Ebu Hanife Hazretleri de kıyası fıkıh (İslâm hukuku) kanunlarını koydu demek doğru değildir. Bunlar onlar tarafından konmuş olsaydı eğri ve yalan olurlardı. Doğru olmaları Allah'ın kanununun keşf edilmesine nail olmalarından ileri gelir. Bunun için âlimler icat eden değil keşf eden ve ortaya çıkaran kimselerdir. Çünkü Allah'ın kanunları içinde gizli olanları da vardır. ise açık mânâsını da içerdiğinden dolayı bunları ortaya koymaya vesile olacak apaçık ve işlek bir esas yolu anlatıyor ve Allah'ın kanunu olmayan Allah'ın yardımı ile hiç ilgisi bulunmayan eğri büğrü yolların hepsinden sakındırdığı gibi hidayet de iyiliğe yorumlanacağından doğrudan doğruya kötülüğe götürmekte hak olan kanunlardan da sakındırılmış oluyor. Fakat bu son sakındırmada bir dayanak aramak gerekir. Çünkü kötülükten sakındırmak için onu tanımak ve tanıtmak da bir iyiliktir. Yılanı bilmeyen ondan nasıl sakınır? Bundan dolayı hidayet kelimesindeki iyilik mânâsı doğru yol hak yol kavramından kötülük kanunlarının mutlaka uzaklaştırma ve çıkarmasını değil belki iyilik kanunlarını emirler olarak olumlu ve kötülük kanunlarını yasaklar olarak olumsuz bir ölçüyle kayıt ve şarta bağlamayı gerektirecektir. İşte hemen ardından bedel yolu ile "O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; ne o gazaba uğramışların ne de sapmışların yoluna değil." âyetleri bu olumsuz ve olumlu yönleri de ortaya çıkarıyor. Demek ki "es-sırata'l-müstakîm" lâm-ı ahd (belli bir şeye işaret eden el takısı) ile hak dinin tam tarifidir. Ondan sonrası da bunun açıklamasıdır. İn'âm nimet vermek nimeti ulaştırmaktır. Aslında müteaddî (geçişli)dir. Fakat en üstünlük mânâsına gelmekle nimet verenin yüceliğini ve nimetin yükselmesine işaret etmek için "" ile sılalanmıştır (bağlanmıştır). Nimet aslında insanın tad aldığı durum yani güzel durumdur ki mutluluk tadı demektir. Bundan alınarak bu tad almaya sebep olan şeylere ad olmuştur. Aslı yumuşaklık demek olan nüûmet ile ilgilidir. Arapçada ilk mânâda daha çok üstün ile (na'met) olarak kullanılır. Çünkü " " denilmiştir. Yani nice nimet sahibi vardır ki nimet ve bolluk içinde yaşaması yoktur. Mesela ekmeği vardır yiyemez yerse tadını bulamaz. Allah'ın nimet vermesi esas tadını bulmadadır. Allah Teâlâ'nın nimetleri ise sayılamaz. "Eğer Allah'ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız.

ömerusta
29-03-2012, 10:33
Fatiha ile kırk gün
]Fatiha ile 30 gün
Sevgili kardeşlerim görüyoruz vede okuyoruz anlıyoruzki yol belli yolcu belli bize düşen yola uymak vede kılavuz ları iyi takip etmek gerekliliğidir yine kurana muracaat ettiğimizde şu ayet açikca bize göstermektedir.
. İbrahîm 14/34). Fakat başlıca dünya ve ahiretle ilgili olmak üzere iki kaynak da düşünülebilir. Dünyaya ait nimetler iki kısımdır. Vehbî (Allah vergisi) ve çalışarak elde edilenler. Vehbî ya ruh ile ilgili veya cisim ile ilgilidir başka bir ifade ile ya manevi veya maddidir. Ruhla ilgili olanlar ruhun bedene üfürülmesi akıl ve zekanın parlaması ve bunlara tabi olan anlayış düşünce konuşma vicdanın (iç duygunun) sağlam olması; cisim ile ilgili olanlar vücut ve vücut organları ve bunlardaki sinirler kaslar hazm ve diğer maddî kuvvetler yaratılış ve onu tamamlayan durumlar ve şekillerden oluşan şeyler gibi. Çalışılarak kazanılanlar da nefsi utanılacak şeylerden temizleme ilim ve marifet üstün ahlâk ve cömertlik yiğitlik doğruluk ve namus ile süslemek vücudu güzel şekiller ve beğenilen ahlâklar ile süslemek câh yani mevki ve sosyal onur sahibi olmak mal ve servet kazanmak gibi şeylerdir. Ahiret nimetleri dünyada meydana gelen ifrat (aşırı gitme) ve tefrit (tersine aşırılık)lerini bağışlayarak rızasına erdirmek ve Allah'a yakın meleklerle beraber cennetin en yüksek tabakasında sonsuza dek huzur ve sükuneti elde etmektir ki bu da Allah tarafından verilen ve çalışma ile kazanılan ruhanî ve cismanî kısımlara ayrılır. Bunların hepsi başlı başına ve hemen düşünüldükleri zaman şüphesiz birer nimettirler. Fakat her biri geleceğine ve kendisinden sonrakine göre göz önünde bulundurulunca başlangıçta nimet zannedilen birçok şeylerin gerçekte şiddetli ceza ve bela çıktığı da bir gerçektir. Bunun aksine de başlangıçta acı ve şiddetli ceza görünen bazı musibetlerin daha sonra büyük bir nimete ve mutluluğa vesile olduğu da bir gerçektir. Ve safâdan (gönül şenliğinden) sonra sıkıntı ne kadar acı ise sıkıntıdan sonraki gönül şenliği de o kadar tatlıdır. Bu sebeple ciddi ve gerçek olan nimet ve mutluluğun sonu her halde sağlam olanlardır. Bundan dolayı esas istenecek şey yalnız nimetin başlangıcı değil sonuca selametle yetiştiren nimetler olmalıdır. İslâm kelimesinin de ilham ettiği bu husus vasfı ile anlatılıyor. Bu şekilde "en'amte aleyhim"de nimet ve nimet verme her şeyi kapsayan ve genel bir mânâ ifade eden bir kelime olmamakla beraber mânâsının kayıtsız ve şartsız olması ile her türlü nimet için muhtemel olup her türlü nimeti kapsayabileceğinden kapsamına giren nimetler tahsis olunmak için öfke ve sapıklıktan sâlim olma kaydı ile şarta bağlanmış ve tam anlamıyla nimet ifade edilmiştir ki bu da ahiretle ilgili nimetleri ve ona vesile olan vehbî (Allah vergisi) kesbî (çalışma ile elde edilen) ruhanî (ruhla ilgili) cismanî (cisimle ilgili) dünya nimetleri demektir. Bunların başı da yaşama hakkı hürriyet hakkı iman vicdan sağlığı güzel ahlâk sosyal düzelme faydalı ilim ve iyi ameldir. İslâm literatüründe hürriyet kişi haklarına sahip olma diye tanımlanır. (Keşf-i Pezdevî). Bunun tam tersi (kişinin) haklarına başkasının sahip olması demek olan esirlik ve köleliktir. Hakların aslı ise Allah'ın koymuş olduğudur. Bundan dolayı herhangi bir kişi Allah'ın koyduğu hukuku kendi rızası olmaksızın başka bir insanın yaptığı diğer bir hukuk ile değiştirmeye bozmaya veya tasarrufta bulunmaya mahkum olabiliyorsa o artık yalnız Allah'ın kulu değildir ve onda bir esirlik payı vardır. Artık onun vecibeleri ve vazifeleri yalnız hakkın gereği için değil şunun bunun heves ve isteğine tabidir. Bundan dolayı Allah Teâlâ'yı tanımayan kimsede haklarına sahip olma anlamında hürriyet hakkını farz etmek bir çelişki olduğu gibi Allah Teâlâ'dan başkasına kul olanlarda da hürriyet farzetmek imkansızdır. Ve bunun için hürriyete kefil olma yalnız Allah'a kulluktadır. Ve doğru yolun başlangıç noktası bu kulluk ve dünya ile ilgili ilk maksadı da en büyük nimet olan bu hürriyet hakkıdır. Bunun başı da Allah vergisi nimetlerden olan hayat ve kazanılan nimetlerden olan imandır. İşte bu ikisi nimetlerin asıllarıdır. Bunların başlangıcı da Allah'ın yardımı ve hidayetidir. İstenen yol da bu yardımın doğru yoludur. Ve işte İslâm nimeti bu doğru yoldur. de iki yorum şekli mümkündür: Birisi yukarıda olduğu gibi hiçbir mef'ûl (nesne) gözetmeyerek mutlak şekilde onlara nimet verdin yani onları bahtiyar kıldın mânâsı diğeri de gibi mef'ûl-i bih (nesne olan) bir zamir takdir (itibar) etmektir. Keşşâf sahibi öncekini İbnü Cerir Taberî ikinci yorumu tercih etmişlerdir. Cümleden bir şeyi düşürmekten kurtulmak açısından birinci yorum daha iyi ve açık fakat bir kinaye (kapalı anlatım) mahiyetindedir. Bu sebeple fiilin gereği olan ikinci yorum açıktır. Ancak İbnü Cerir Taberî karinesi ile itaat ve ibadete geri çevirerek "sen onlara itaat ve ibadetini nimet olarak verdin" şeklinde göstermiştir. Acizane anlayışıma göre bu durumda zamiri "sırata" çevirmek ile "sen onlara o yolu nimet olarak verdin" mânâsını vermek daha açıktır. Ve en doğrusu burada zamiri takdir etmeksizin kayıtsız nimet verme fiilini doğru yolu nimet vermekten yani = en'amte'yi = en'amte bih'ten kinaye yapmaktır ve meânî ilminde belli olan özel nesneye ilgisi olmaktan kinaye üslûbu burada pek açıktır.

Bunda doğru yol nimetini vermenin kayıtsız nimet verme ve hatta her türlü nimeti verme yerinde olduğu anlaşılır. Burada dikkati çeken üç nokta vardır. İlk önce bizzat yol sıratın en önemli nimetlerden olduğu en büyük nimet olduğu anlaşılır. İkinci olarak sırat (doğru yolu gösterme) nimeti en mühim yardım olduğu anlaşılır. Üçüncü olarak onlara nisbet edilen bu sırat (yol) kendilerinin hazırladıkları bir yol olmayıp Allah'ın hazırladığı ve nimet olarak vermiş olduğu ve onların yolu olması nail olma ve o yola girmeleri itibariyle bulunduğu anlaşılır. Ve bu vasıflar ile Allah'a nisbet edilen ve doğru nimetlere ve Allah'ın yardımına götüren doğru yola uygun gelir. Gerçekten yol nimeti en büyük nimettir. Çünkü herhangi bir nimetin (elde ediliş) yolunu kanununu elde etmek o nimeti bir defa değil daima elde etme sonucunu doğurur. İlimlerin ve fenlerin önemi de bundandır. Birisinden on liralık bir yardım istemekle devamlı on lira getirecek bir yol bir sebep (vasıta) istemek arasında ne kadar fark vardır. Yüce Allah'tan; "Ey Rabbim bana yardım et de falan nimeti ver." diye dua etmek ve yardım dileğinde bulunmak pek küçük bir istek olur. Hatta "her nimeti ver" demek bile böyledir. Çünkü bu dua kabul olunmakla o nimetlerin her zaman devam etmesi ve sürüp gitmesi temin edilmiş olmaz. Fakat "falan nimetin (elde ediliş) yolunu ihsanda bulun ve o yolda sebat nasib eyle." diye istek ve araştırmada bulunulacak olursa bu dua kabul olunduğu zaman o nimet bir kerre değil bin kerreler ve sonsuza kadar elde edilmiş olur. Yolun en büyüğü de Allah'ın yardımının yoluna girmedir. Bunun en kısası da doğru olan yoldur. Bu bulununca nimet yollarının hepsi bulunur. Nimet yolu bulununca nimetlerin hepsine sürekli olarak erilir ve burada başlangıçta bize nimet ver denmeyip de duası ile doğru yol istemenin öğretilmesi bu mânâyı ne güzel destekler. Fâtiha'ya (ta'lim-i mesele: istemeyi öğretme) isminin verilmesinde de bu nüktenin büyük bir payı olduğunu hatırlamalıyız. Halbuki bu özel bağlantı gözönünde bulundurulmadığı takdirde cümleden bu mânâları çıkarmak zor olacak ve sıratın (yolun) onlara Allah'ın bir ihsanı olduğu gizli kalacaktır. Bu yönden birinci durumdaki kayıtsız nimetin belağati (güzelliği) bile bundan aşağı derecededir demektir. Gerçi onda sıratın (yolun) gayesi kayıtsız şartsız nimet olduğuna dair açık bir işaret vardır ve bu mânâ halk için çekici ve sevimlidir. Fakat başlangıçta sözün gelişinde istenilen maksadın Allah'ın yardımı olduğu apaçıktır. Ve bundan dolayıda yolun maksadıda budur .buraya kadar doğru
Yolu anlamaya vede anlatmaya çalıştık yani fatihayı okurken öyle bir dakikaya sıgdırdığımız gibi okumak deyil gaye ne dendiğini ne istediğimizi vede nelerin biz lere bahşedildiğini anlamak tır namazı da öyle kılmaktır ALLAH c.c. cümlemizi
Fatihayı iyi okuyan iyi anlayan iyi taybik eden ve yaşayan kullarından eylesin
Amentü kardeşlerim .[/SIZE]

ömerusta
01-04-2012, 19:05
fatiha ile 31 .gün
Konu sıratellezine en amte aleyhim gayrulmaduğu bi aleyhim.
Yani sapıtmışların sapmışların kafirlerin yolu na deyil
Sevgili kardeşlerim buraya kadar doğru yoldan bahis konusunu işledik
Buradan sonra eğri yolu ALLAH c.c. ret ettiği yolu işleyelim bakalım
Ne anlayacağız işte fatihanın neden her namazda okunduğunu anlamak
Biraz daha kolay olacak hani namazımızı gafletle gazaya bırakıyoruz diyorum terk ediyoruz demeye dilim varmıyor ama ya hiç kılamayan diyorum içim acıyor kılmayan demeyi müslümana yakıştıramadığımdan
Dolayı .çünkü namaz iman la iman sızlık arasını belirleyen köprüdür
Fatihada bu köprünün direğidir. Geçtiğimiz bir kaçgündür yorumsuz
Yazılar sundum sesziz sessiz yazdım celallenme olmasın okuyan kardeşlerim ağırlaşmasın diye artık sonuna geldik öyle sakin sakin anlatmak doğru deyil kanısındayım artık iyneleme hatta kafalarımıza çivi
Çakar casına vura vura nevsimize ağırda gelse namazın imanlı ile imansızın göstergesi baro metresi olduğunu söylemek vede anlamak anlatmak zorundayız. Namazı kimler kılmaz şöyle bir sıralıyalım herkes
Kendini hangi sıraya yerleştirecek bir baksın
1.deliler .2.cocuklar yani akıl bali olmayanlar.3.ay hali yani hayız kanı günleri olan kadınlar.günü müddedince.4.ölüler. 5. İnanmayan kafirler.
Bakın namaz kılmama gerekcelerini sıraladık sizde bu sıralardan yer alıyorsanız buyurun kılmayın .
Değilse buyazıyı okuyup vede anlamanın anlatmanın ne kadar önemli vede vahim olduğunu görmek zorundayız yoruma ara vererek konumuzu işleyelim
. Şimdi bunların kimler olduğunu anlamaya çalışalım. Bunların hepsi topluca bize ahd-i haricî ile gösteriliverecek sınırlı bir topluluk değildir. İnsanlığın başlangıcından bu ana kadar birbiri ardınca gelmiş ve Allah'ın terbiyesi ile zaman zaman olgunluk göstermiş ardarda yaygın ve sınırsız zatlar ve topluluklardır. Biz bunları yalnız "mün'amün aleyhim" yani Allah'ın nimetine ermiş olanlar adıyle tanır ve hakka ulaşanlar erenler diye düşünürüz ve bu cinsin dünyada var olduğunda hiç şüphe etmeyiz. Bu nokta kesin ve kat'îdir. Ve mutlaka bunların yolunu istemek de bu kesin bilgi ile hareket etmektir. Fakat etraflıca açıklamasına ve bu cinsin fertlerinden ve çeşitlerinden bir örnek almak için dışarda tayinlerine gelince: Bunu nimetin mânâsını takdir etmemiz oranında bir ahd-ı zihnî (zihinde belli olan nesne) ile düşünebiliriz. Bunun için de ya cinsî belirtme veya ahd-i zihnî (zihinde belli olan şeyler) mülahaza edilir. Cins olduğuna göre bedel; ahd-i zihnî olduğuna göre de sıfat olması bellidir. Bundan dolayı bunları başlangıçta ahd-i zihnî ile tasarlayıp bu vasıflara sahip bir mutlu topluluk arayacağız ve Allah Teâlâ'dan onların yoluna hidayet etmesini isteyeceğiz ve başarılı olduğumuz anda biz de o yolda o cinsten âleme örnek olacak bir cemaat zümresi teşkil etmiş bulunacağız. Kur'ân bize bu cinsten birçok topluluklar gösterecektir ki "Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse işte onlar Allah'ın nimet verdiği peygamberler sıddîkler şehidler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne güzel arkadaştır." (Nisâ 4/69) âyeti bu babta en kapsamlı âyetlerden biridir. Yani tam anlamıyla kendilerine nimet verilmiş olan gerçek bahtiyarlar peygamberler sıddîklar şehidler salihler ve bunlara arkadaş olan iman ehlidir. Fakat bu açıklama İslâm'ın başlangıcına göredir. Bize gelince: Bu örneğin bütün anlaşılmayan şeylerden uzak bir ahd-i hâricisi (daha önce ismi geçmiş olanı) vardır ki o da peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz'le Ashab-ı Kiram'ıdır. Az zaman içinde bunlarda tecelli eden başarı nimetinin dünya ve ahiret mutluluğunun bir örneğini daha insanlık tarihi bugüne kadar kaydetmemiştir. Umumî tarihi okuyunuz ve bugün dünyadaki milletlere bir göz atınız. Bakınız bunların içinde mesela bir Hz. Ömer siretinin benzeri olabilecek hiçbir örnek bulabilecek misiniz? Bir taraftan fetihler elektrik hızı ile doğu ve batıya yayılırken diğer taraftan bütün ilâhî adalet yerleri ve gökleri dolduruyor ve bu nimetlerin içinde hakkın zevkine dalmış olan Ömer'in sırtındaki yamalı bir gömlek âlemin gözüne Kisraların Kayserlerin haşmetli taclarından çok yüksek bir sevinç duygusu saçıyordu. Fakat dünyanın bu teveccühü (yönelmesi) içinde hiç bir gün şaşırmayan metanetini kaybetmeyen Hazreti Ömerü'l-Faruk Peygamber'in vefat günü Faruk olması (hak ile batılı birbirinden ayırması)nı kaybeder gibi göründüğü zaman Hazreti Ebu Bekr es-Sıddîk bütün sadakati ile varlığını ortaya koyarak onu ve herkesi irşad etmiş ve İslâm cemaatini önceden olduğu gibi Hazreti Muhammed'in yolunda yürütmüştü. Daha önce hicret günü Hazreti Peygamberle arkadaşlığı ile gizlendikleri mağarada müşriklerin baskınına uğradıkları zaman Hazreti Ebu Bekir Sıddîk'a da üzüntü ve gevşeklik gelmiş iken "Üzülme Allah bizimle beraberdir!.." (Tevbe 9/40) diye onu teselli ve tatmin eden ancak Hazreti Muhammed olmuş idi. İşte o zamanlar bir ahd-i zihnî (zihinde belli olan) mahiyetinde olan o mutlu toplum bütün insanlığa en mükemmel bir misal olmak üzere belirmiş olduğundan bize göre ahd-i harici (önce geçmiş olanlar) ile bellidir. Bunun için selefler ve halefler (eskiler ve yeniler)den birçok müfessir âyetini Hazreti Muhammed'in ve ashab-ı kiram'ının yolu ve sünneti ile tefsir etmişlerdir. Fakat başlangıç ve sonuç beraber gözönünde bulundurulduğu zaman bu mânâda kendilerine nimet verilmiş olanlar cinsinden bir toplum diye ahd-i zihnî mahiyetinde olmuş olur. "ellezine"nin sıfatıdır ve İslam'daki takva hasletinin esasını gösterir. Arapçada sıfat (niteleyen) ile mevsûf (nitelenen) arasında tarif (belirlilik) veya tenkir (belirsizlik) açısından da uygunluk şarttır. Halbuki = gayr kelimesi "el-âlimü gayrü'l-câhil" "el-hareketü gayrü's-sükûn" (âlim cahil olmayandır; hareket durmakdan başka bir şeydir) şeklinde tam zıddı olan bir şeye müzaf (tamlama halinde) olmadıkça belirli olamayacağı gibi (ellezine) ism-i mevsûlü (ilgi zamiri) de belirli olduğundan ahd-i zihnî mânâsına yorumlanmadıkça belirsiz bir kelime ile nitelenemez. Bundan dolayı bunun sıfat olması mevsûlün (ilgi zamirinin) ahd-i zihnî mânâsına açık bir ipucudur. Çünkü (mağdûbi aleyhim) ve (dâllîn) vasıflarının mutlaka kendilerine nimet verilmiş olanların vasfına tam zıd olması düşünülecek noktadır. Kendilerine nimet verilmiş olarak görünenler içinde gerçekten öfkeye mahkum olan veya sapıtmış olan nice kimseler de bulunur. Ve dünyada nimetler içinde yüzer gibi görünen birçok şahıs ve toplum buna misal gösterilebilir. Bu itibarla (gayr) sıfatı öfke ve sapıklığı olumsuz kılarak kendilerine nimet verilen kimseleri bunlardan başkasına tahsis ediyor ve o halde sağlam nimetler ile nimetten faydalananlar bunların tam zıddı olurlarsa da mutlak surette nimetten faydalananlar böyle değildirler. Bundan dolayı nimet verme kayıtsız olarak göz önünde bulundurulur ve (ellezine) de bu sıla (ilgi zamirini açıklayan cümle) ile cins olarak veya ahd-i harici ile (önce zikredildiği için bilinen) belirli tanılır ise (gayr) ona sıfat olamaz belki bedel olabilir

ömerusta
01-04-2012, 19:06
sevgili kardeşlerim bazı yerlere hiç dokunmadan tevsirde aldığımız gibi verdik nedeni ise sahabe zamanı vede şimdiki zaman olarak tevsir etmiş alimler şimdi benimgibi bir aciz kardeşinizde kalkıp bu nasıl bir bakış açısı kardeşim diyemiyeceğinden olduğu gibi vermekte işime geldi kolaycılık olsun dedim
fakat yinede içimi kemirdi durdu evet hiç bir nimet peygamberimizi sav görmeye denk olamaz hiç bir nimet sahabeyi görmeye denk olamaz fakat onlarında zamanında olmayan bazı nimetler söz konusu değildi örnek elektirik
yoktu vede elektirile çalışan hiçö bir alet yoktu makina denen hiç bir alet vede yakıtları yoktu yiyecek gıdalardan domates patates gibi bir çok üründe yoktu
fakat bu nimet farklılıkları hiç bir şeyi değiştirmez zira akıl denen nimet cennetten daha evliya bir nimet bütün nimetlerin üzerindedir bu nimette her kime verilmiş ise o kişi dini islamla mecburdur vedehi kurallarıyla mecburdur
çünkü aklı olmayanın dini olmaz dinsizde hiç bir şeyden mesul değildir
aman ha şöyle bir yanlış düşünceye garg olmayınız keşke banada akıl verilmesede yaşasam gitse idim doğru cennete diye bilirsiniz tamamen yanlış bir düşünce vede küfürdür çünkü akıl nimetini ret etmek vede akılsızlığı secmek insan makamını rediye olur hayvanata teneziül dür yani vasıfsız sıfatsızlıktır bu konuları bölece açmış olduk hayırlı paylaşımlar bu arada yukardaki yerinizi seçtiniz sanırım ALLAHA c.c. emanet olunuz bundan sonraki konular bir gün arayla vede yorumları biraz daha geniş olarak gelecek selamlar

ömerusta
06-04-2012, 21:08
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 32.gün
Konunun devamı
Sevgili amentü kardeşlerim konu muz sona yaklaştıkca iyi ile kötüyü tüm açıklığı
Ve sadeliği ile göz önüne sermekte ve bizlerin ne okuduğumuzu ne anladığımızı
Biraz daha geniş anlatıyor bakalım bize kuran neler anlatacak.
.
Dalal ve dalalet doğru yoldan kasıtlı olarak veya hata ederek sapmaktır ki hüdâ (doğru yolu gösterme)nın karşıtıdır. Türkçe'de bunlara sapmak sapıklık ve sapkınlık da denilir. Dalal bazen gafletten ve şaşkınlıktan meydana gelir. Ve çoğunlukla da ondan sonra şaşkınlık gelir. Sonra yitmekle ve daha sonra yok olmakla biter. Bu vesilelerle dalal; gaflet hayret yok olma helak olma mânâlarına da kullanılır. Aslında hissedilen maddi yoldan sapmaktır. Sonra maneviyatta ve akıl ile bilinen şeylerde de meşhur olmuştur. Ve biz çoğunlukla dalalet ve sapkınlığı yalnız dinde; dalal ve sapıklığı da akılda ve sözde kullanıyoruz. Bundan dolayı (dâllîn) tam anlamıyla sapkınlar demektirKeşşâf ve ona uyarak Kadı Beydâvi ve diğerleri bu bedel olmayı caiz görmüşlerdir. Fakat Ebu's-Suud tefsirinde bunu haklı olarak reddetmiştir. Çünkü bedel cümledeki nisbette esas kasdolunan olur. Mübdelü minh (kendisinden bedel getirilen) büsbütün ihmal ve terkedilmiş halde olmamakla beraber cümlede kasdedilen hedef olarak da kalmaz. O halde (gayr) bedel ise (sırat) kelimesinden esas gaye nimet değil öfke ve sapıtmanın olmaması olacaktır. Ve bu şekilde kendilerine nimet verilmiş olanlar demek Allah'ın gazabından ve sapıtmakdan kurtulmuş olanlar demek olacağını Keşşâf sahibi açıkça belirtmiştir. Gerçi def-i mazarrat (zararı ortadan kaldırma) celb-i menfaat (menfaati celbetmek)ten daha iyi ise de esas gaye yalnız zararı ortadan kaldırmak değil o zarardan emniyette olan nimet ve menfaattir. Bu ise bedelin değil ancak sıfatın mânâsı olabilecektir. Bundan dolayı sözün hedefi (en'amte aleyhim)dedir. Ve gazab (öfke) ile sapıtmanın ortadan kaldırılması ona tabi olarak (uyarak) kasdolunmuş olur. Ve kendilerine nimet verilmiş olanlar demek mutlak nimet ile öfke ve sapıtmadan kurtulmayı birarada elde edenler demek olur ki İslâm da budur. Ve gerçekten İslâm'daki takva budur ve Ebu's-Suûd tamamen haklıdır. Bundan dolayı (gayr) kelimesinde sıfat ve kelimesinde ahd-i zihnî mânâsı açıktır. Bununla beraber mutlak nimetten sağlam nimet veya söylediğimiz gibi sırat (yol) nimeti İslâm nimeti kasdedilirse (gayr) bunun tam zıddına muzaf ve bundan dolayı belirli olmuş olacağından cins veya ahd-i harici şeklinde sıfat olabilecektir.
Gazab nefsin bir iğrenç şey karşısında intikam isteği ile heyecanıdır ki rızanın tam tersidir. Türkçe'de öfke bir fark ile hiddet hışım da denilir. Allah'a nisbet edildiği zaman gazab nefsî etkilenmelerden tecerrüd edilmekle en son haddi ve gayesinde kullanılır da intikam iradesi veya ceza verme mânâsı kasdolunur. Bu da Rububiyet-i Rahimiyenin gereğidir. Yani öfke mutlak surette rahmetin zıddı değildir. Mesela zalime öfkelenmek mazluma rahmetin gereğidir. teriminde bu ünvan kendilerine âdeta isim olmuş gibi bir kuvvet vardır ki öfkeye mahkûm öfke altında kalmış gitmiş demek olur. Bundan dolayı bazan bir cezaya uğramak kendisine öfkelenilmiş olmak değildir ve hele gerçekten birtakım gelecek nimetlerin başlangıcı ve vesilesi olan acılar hiçbir zaman ceza ve öfke değildir. "Andolsun sizi korku açlık mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltme gibi şeylerle deneriz; sabredenleri müjdele." (Bakara 2/155). Çünkü her işte değer sonuca göredir.
Dalal ve dalalet doğru yoldan kasıtlı olarak veya hata ederek sapmaktır ki hüdâ (doğru yolu gösterme)nın karşıtıdır. Türkçe'de bunlara sapmak sapıklık ve sapkınlık da denilir. Dalal bazen gafletten ve şaşkınlıktan meydana gelir. Ve çoğunlukla da ondan sonra şaşkınlık gelir. Sonra yitmekle ve daha sonra yok olmakla biter. Bu vesilelerle dalal; gaflet hayret yok olma helak olma mânâlarına da kullanılır. Aslında hissedilen maddi yoldan sapmaktır. Sonra maneviyatta ve akıl ile bilinen şeylerde de meşhur olmuştur. Ve biz çoğunlukla dalalet ve sapkınlığı yalnız dinde; dalal ve sapıklığı da akılda ve sözde kullanıyoruz. Bundan dolayı (dâllîn) tam anlamıyla sapkınlar demektir.yarin kaldığımız yerden devam edeceğiz sapkın lığın sadece fikirde olmadığını gördük nasıl geriye götürdü ayet bizi on sayfa geriye evlatlarınız ve mallarınız fitneniz olmasına işte kuran bize kafamıza vura vura nasılda anlatıyor http://www.muslumannesil.com/forum/islami-konular/37779-fatiha-ile-kirk-gun/images/smilies/Smiley%20(85).gif

ömerusta
07-04-2012, 16:57
Fatiha ile kırk gün

[/SIZE[SIZE=4]]Fatiha ile 33. Gün
Konunun devamı
Sevgili fatiha kardeşlerim konumuza yorumsuz kaldığımız yerden devam edelim bakalım neler okuyup anlayacagız
Burada gerek ve gerek deki tarif (belirlilik) edatının istiğrak (her şeyi içine alan) veya cins için olduğu açıktır. Çünkü nimetin tam salim olması bundadır. Birçok tefsirciler de böyle cinsi olumsuz kılma şeklinin tefsirlerini seçmişlerdir ki bu şekilde nimet ve doğruluğun zıddı olan öfke ve sapıklık kitaplı ve kitapsız müşrik (Allah'a şirk koşan) ve müşrik olmayan bütün küfür ehlinin yollarından açık olarak sakınılmış olur. Bununla beraber tarif edatlarının en önde olan ahd-i haricî mânâsına yorumlanmalarında da aynı mânâyı dolayısıyla elde etme mümkündür. Ve bunda ayrıca bir belağat da vardır. Çünkü ve vasıfları kat'î olarak bilinen en alçak ve en azlarına sarfedilmiş olursa bunlardan sakınmak öbürlerinin hepsinden sakınmayı öncelikle gerekli kılar. Bu da İslâm milleti dışındaki milletler arasında bir farklılığın bulunduğunu göstermek belağatini içerir.
Acaba her ikisinin en az mertebesi ile böyle bir ahd-i haricî var mıdır? Evet gerek Kur'ân'da ve gerek Peygamber'in hadislerinde ve genellikle İslâm şeriatında bununla ilgili deliller vardır. Ve bunlar Kitap ehli olan yahudi ve hıristiyanlardır. Gerek Allah'a şirk koşan ve gerek şirk koşmayan bütün kâfirler hakkında yüce Kur'ân'da "....Fakat küfre göğüs açan (küfürle sevinç duyan) kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar için büyük bir azab vardır." (Nahl 16/106) âyetinde olduğu gibi öfkeyi ve "(Sana gelenleri) inkar edip Allah yolundan menedenler gerçekten derin bir sapıklık içine düşmüşlerdir." (Nisâ 4/167) âyetinde olduğu gibi sapıklığı genelleştirerek açıkça ifade etmekle beraber yahudiler hakkında çoğunlukla "Üzerlerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar." (Bakara 2/61) gibi gazabı hıristiyanlar hakkında da "Ey Kitab ehli dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış birçoklarını da saptırmış düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın." (Mâide 5/77) gibi sapıklığı açıkça ifade buyurmuştur.
Bununla beraber yahudiler ile hıristiyanların kestiklerini yemek ve kızlarıyla evlenebilmek gibi yakın muamelelerde diğer müşriklerden farklarını da göstermiştir. Bunlardan anlaşılır ki kitap ehli olan yahudi ve hıristiyanlar gazab ve sapıklıkta diğer müşriklerden dinsizlerden ve diğer batıl din sahiplerinden daha ehvendir. Ve bunlar İslâm'ın yakın zıddıdırlar. Bundan dolayı Fâtiha'da "kendilerine gazab olunan kimselerden" maksat ahd-i harici ile yahudiler "sapıtmışlardan" maksat da hıristiyanlardır diye tefsir olunursa (gayr) ve (lâ) ile ilk önce ve metin ile bunların yolu olumsuz kılınmış ve dolayısıyla öncelikle (yani dâl bi'd-delâle: delaletiyle delalet edici) olarak da bütün diğer kâfirlerden sakınılmış olur. Ve bu tefsirin naklinde senedler kuvvetlidir. İbnü Cerir Taberî epeyce hadis nakletmiştir. "Dürrü Mensûr"un açıklamasına göre; İbnü Ebi Hâtim: " (mağdûbi aleyhim)in yahudiler ve "dâllîn"in hıristiyanlar olduğu şeklindeki tefsirde tefsirciler arasında ihtilaf olduğunu bilmiyorum." demiştir. Nasıl ki İbnü Hibbân ve Hâkim (Neysâburî) bu konuyla ilgili hadislerin sıhhatına; Tirmizî de hasen olduklarına hükmetmiş ve bunları birçok muhaddisler tahriç etmişlerdir.

Nassın görünürde bu genelliğini iki çeşitte toplayacak tarzda kayıt ve şarta bağlamak usûl açısından caiz olmayacağı düşüncesiyle bazı tefsirciler buna ilişmiş ve âyet metninin umumî mânâ üzere bırakılması ile yahudiler ve hıristiyanları birer örnek olarak kabul etmeyi uygun görmüştür. Yahudiler ve hıristiyanlar en zararsız ve kat'i olarak bilinen en yakın kimseler olarak düşünülmeyecek olursa bu itiraz haklı olarak akla gelebilir. Çünkü sakınmayı onlara tahsis etmenin mânâsı İslâm'da hem akla ve hem kesin nakillere aykırı olduğundan böyle bir ahd-i hâriciye imkan yoktur. Söylediğimiz gibi bunlar kat'i olarak bilinen en yakın kimseler olarak düşünülürse diğerlerinden genel olarak sakınmak öncelikle sabit olacağından dolayı bir gruba tahsis etmek bir tarafa atılmış ve sakıncası atlatılmıştır ve zaten de şirkleri açıkça belli olan diğer müşriklerden ve bunlara göre hafif olan Yahudiler ve Hıristiyanlardan da dolayısıyla sakınılmış olduğundan burada da; bunlardan açıkça ve diğerlerinden dolayısıyla sakınılmış olmasında da belağat vardır. O halde bu konuyla ilgili hadislerden de biraz bahsedelim:
Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in "Yahudiler kendilerine gazab edilmişler Hıristiyanlar da sapıklardır." buyurduğunu Tirmizî "Sahihi" bu bölümü tefsirinde ünlü Hâtim et-Tâî'nin oğlu Hz. Adî'den senedi ile bir hasen hadis olmak üzere rivayet etmiştir ki meâli şöyledir: "Adî b. Hâtim (r.a.) demiştir ki: Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'e gittim mescidinde oturuyordu. Cemaat: "İşte bu Adî b. Hâtim'dir." dediler. Ben ise aman dilemeden ve yazışma yapmadan gelmiştim. Hemen huzuruna atıldım. Derhal elimi tuttu: "Başlangıçta Allah'tan ümit ederim ki onun elini benim elime koyacak." buyurmuştu. Daha sonra kalktı. O sırada bir kadın beraberinde bir çocuk ile huzuruna geldiler ve: "Bizim sana ihtiyacımız var." dediler. Onlarla beraber kalkıp onların ihtiyaçlarını giderdi. Sonra elinden tutup beni mübarek evine götürdü. Bir kız çocuğu ona bir yastık yere koydu ve o üzerine oturdu. Ben de huzurunda oturdum. Bunun üzerine Allah'a hamd ve sena etti ve şöyle buyurdu: "Allah'tan başka ilâh yoktur." demekten niye kaçıyorsun ondan başka bir ilâh mı biliyorsun?" Ben: "hayır" dedim. Ondan sonra biraz konuştuktan sonra "Sen her halde (Allahü Ekber = Allah en büyüktür) denilmesinden kaçıyorsun demek ki Allah'tan daha büyük birşey biliyorsun." buyurdu. Ben yine "hayır" dedim. Buyurdu ki; yani "Yahudiler gazaba uğramış mağdubi aleyhim olmuşlar Hıristiyanlar da sapıtmış sapıklığa düşmüşler". Bunun üzerine ben de: "Ben müslüman oldum geldim." dedim. Ve baktım ki mübarek yüzü sevincinden açılıyordu. Daha sonra emretti. Ensar'dan bir zatın yanına verildim. Akşam-sabah hep peygamberin huzuruna gelir dururdum. Yine bir akşam yanında idim. Bir insan topluluğu geldi. Üzerlerinde yün elbise vardı. Allah'ın elçisi kalktı namaz kıldı sonra onları teşvik etmeye başladı. Diyordu ki; "Bir sa' (dört avuç yaklaşık 3 kg.) olsa bile yarım sa' olsa bile bir tutam olsa bile bir tutam parçası olsa bile bununla her biriniz yüzünü cehennemin -yahut ateşin- hararet (sıcaklığı)'inden korusun hatta bir hurma tanesi olsa bile yarım hurma tanesi olsa bile. Her biriniz Allah'a varacak O da size şu söyliyeceğimi söyliyecektir: "Ben size göz kulak vermedim mi? Evet verdin der. Mal ve çocuklar vermedim mi? Evet verdin der. O zaman Allah Teâlâ: "O halde hani sen kendin için önceden ne hazırlık gördün der" ve insan işte o vakit önüne arkasına sağına soluna bakar da cehennemin sıcaklığından yüzünü koruyacak hiçbir şey bulamaz. Her biriniz yüzünü ateşten korusun da yarım hurma ile olsa bile. Bunu bulamazsa tatlı sözle bile olsun. Çünkü ben artık sizin hakkınızda fakirlik ve yoksulluktan korkmam. Çünkü Allah yardımcınız ve vericinizdir. Sizin için fakirlik korkusu nihayet Medine ile Hiyre arasında kervan giderken bineğinin çalınması korkusu ne ise ondan fazla değildir." buyurdu.
Adî b. Hâtim (r.a.) bunu rivayet ettikten sonra şunu da ilave etmiş: "Bunu dinlerken ben gönlümden; bu nerede? Tay dağlarının eşkiyası nerede? diyordum." demiştir.

ömerusta
08-04-2012, 16:24
Fatiha ile kırk gün

Fatiha ile 34. Gün
Konunun devamı
Sevgili fatiha kardeşlerim konumuza yorumsuz kaldığımız yerden devam edelim bakalım neler okuyup anlayacagız
Burada gerek ve gerek deki tarif (belirlilik) edatının istiğrak (her şeyi içine alan) veya cins için olduğu açıktır. Çünkü nimetin tam salim olması bundadır. Birçok tefsirciler de böyle cinsi olumsuz kılma şeklinin tefsirlerini seçmişlerdir ki bu şekilde nimet ve doğruluğun zıddı olan öfke ve sapıklık kitaplı ve kitapsız müşrik (Allah'a şirk koşan) ve müşrik olmayan bütün küfür ehlinin yollarından açık olarak sakınılmış olur. Bununla beraber tarif edatlarının en önde olan ahd-i haricî mânâsına yorumlanmalarında da aynı mânâyı dolayısıyla elde etme mümkündür. Ve bunda ayrıca bir belağat da vardır. Çünkü ve vasıfları kat'î olarak bilinen en alçak ve en azlarına sarfedilmiş olursa bunlardan sakınmak öbürlerinin hepsinden sakınmayı öncelikle gerekli kılar. Bu da İslâm milleti dışındaki milletler arasında bir farklılığın bulunduğunu göstermek belağatini içerir.
Acaba her ikisinin en az mertebesi ile böyle bir ahd-i haricî var mıdır? Evet gerek Kur'ân'da ve gerek Peygamber'in hadislerinde ve genellikle İslâm şeriatında bununla ilgili deliller vardır. Ve bunlar Kitap ehli olan yahudi ve hıristiyanlardır. Gerek Allah'a şirk koşan ve gerek şirk koşmayan bütün kâfirler hakkında yüce Kur'ân'da "Fakat küfre göğüs açan (küfürle sevinç duyan) kimselere Allah'tan bir gazab iner ve onlar için büyük bir azab vardır." (Nahl 16/106) âyetinde olduğu gibi öfkeyi ve "(Sana gelenleri) inkar edip Allah yolundan menedenler gerçekten derin bir sapıklık içine düşmüşlerdir." (Nisâ 4/167) âyetinde olduğu gibi sapıklığı genelleştirerek açıkça ifade etmekle beraber yahudiler hakkında çoğunlukla "Üzerlerine alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah'ın gazabına uğradılar." (Bakara 2/61) gibi gazabı hıristiyanlar hakkında da "Ey Kitab ehli dininizde haksız yere aşırılığa dalmayın ve önceden sapmış birçoklarını da saptırmış düz yoldan şaşmış bir milletin keyiflerine uymayın." (Mâide 5/77) gibi sapıklığı açıkça ifade buyurmuştur.
Bununla beraber yahudiler ile hıristiyanların kestiklerini yemek ve kızlarıyla evlenebilmek gibi yakın muamelelerde diğer müşriklerden farklarını da göstermiştir. Bunlardan anlaşılır ki kitap ehli olan yahudi ve hıristiyanlar gazab ve sapıklıkta diğer müşriklerden dinsizlerden ve diğer batıl din sahiplerinden daha ehvendir. Ve bunlar İslâm'ın yakın zıddıdırlar. Bundan dolayı Fâtiha'da "kendilerine gazab olunan kimselerden" maksat ahd-i harici ile yahudiler "sapıtmışlardan" maksat da hıristiyanlardır diye tefsir olunursa (gayr) ve (lâ) ile ilk önce ve metin ile bunların yolu olumsuz kılınmış ve dolayısıyla öncelikle (yani dâl bi'd-delâle: delaletiyle delalet edici) olarak da bütün diğer kâfirlerden sakınılmış olur. Ve bu tefsirin naklinde senedler kuvvetlidir. İbnü Cerir Taberî epeyce hadis nakletmiştir. "Dürrü Mensûr"un açıklamasına göre; İbnü Ebi Hâtim: " (mağdûbi aleyhim)in yahudiler ve "dâllîn"in hıristiyanlar olduğu şeklindeki tefsirde tefsirciler arasında ihtilaf olduğunu bilmiyorum." demiştir. Nasıl ki İbnü Hibbân ve Hâkim (Neysâburî) bu konuyla ilgili hadislerin sıhhatına; Tirmizî de hasen olduklarına hükmetmiş ve bunları birçok muhaddisler tahriç etmişlerdir.

Nassın görünürde bu genelliğini iki çeşitte toplayacak tarzda kayıt ve şarta bağlamak usûl açısından caiz olmayacağı düşüncesiyle bazı tefsirciler buna ilişmiş ve âyet metninin umumî mânâ üzere bırakılması ile yahudiler ve hıristiyanları birer örnek olarak kabul etmeyi uygun görmüştür. Yahudiler ve hıristiyanlar en zararsız ve kat'i olarak bilinen en yakın kimseler olarak düşünülmeyecek olursa bu itiraz haklı olarak akla gelebilir. Çünkü sakınmayı onlara tahsis etmenin mânâsı İslâm'da hem akla ve hem kesin nakillere aykırı olduğundan böyle bir ahd-i hâriciye imkan yoktur. Söylediğimiz gibi bunlar kat'i olarak bilinen en yakın kimseler olarak düşünülürse diğerlerinden genel olarak sakınmak öncelikle sabit olacağından dolayı bir gruba tahsis etmek bir tarafa atılmış ve sakıncası atlatılmıştır ve zaten de şirkleri açıkça belli olan diğer müşriklerden ve bunlara göre hafif olan Yahudiler ve Hıristiyanlardan da dolayısıyla sakınılmış olduğundan burada da; bunlardan açıkça ve diğerlerinden dolayısıyla sakınılmış olmasında da belağat vardır. O halde bu konuyla ilgili hadislerden de biraz bahsedelim:
Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in "Yahudiler kendilerine gazab edilmişler Hıristiyanlar da sapıklardır." buyurduğunu Tirmizî "Sahihi" bu bölümü tefsirinde ünlü Hâtim et-Tâî'nin oğlu Hz. Adî'den senedi ile bir hasen hadis olmak üzere rivayet etmiştir ki meâli şöyledir: "Adî b. Hâtim (r.a.) demiştir ki: Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'e gittim mescidinde oturuyordu. Cemaat: "İşte bu Adî b. Hâtim'dir." dediler. Ben ise aman dilemeden ve yazışma yapmadan gelmiştim. Hemen huzuruna atıldım. Derhal elimi tuttu: "Başlangıçta Allah'tan ümit ederim ki onun elini benim elime koyacak." buyurmuştu. Daha sonra kalktı. O sırada bir kadın beraberinde bir çocuk ile huzuruna geldiler ve: "Bizim sana ihtiyacımız var." dediler. Onlarla beraber kalkıp onların ihtiyaçlarını giderdi. Sonra elinden tutup beni mübarek evine götürdü. Bir kız çocuğu ona bir yastık yere koydu ve o üzerine oturdu. Ben de huzurunda oturdum. Bunun üzerine Allah'a hamd ve sena etti ve şöyle buyurdu: "Allah'tan başka ilâh yoktur." demekten niye kaçıyorsun ondan başka bir ilâh mı biliyorsun?" Ben: "hayır" dedim. Ondan sonra biraz konuştuktan sonra "Sen her halde (Allahü Ekber = Allah en büyüktür) denilmesinden kaçıyorsun demek ki Allah'tan daha büyük birşey biliyorsun." buyurdu. Ben yine "hayır" dedim. Buyurdu ki; yani "Yahudiler gazaba uğramış mağdubi aleyhim olmuşlar Hıristiyanlar da sapıtmış sapıklığa düşmüşler". Bunun üzerine ben de: "Ben müslüman oldum geldim." dedim. Ve baktım ki mübarek yüzü sevincinden açılıyordu. Daha sonra emretti. Ensar'dan bir zatın yanına verildim. Akşam-sabah hep peygamberin huzuruna gelir dururdum. Yine bir akşam yanında idim. Bir insan topluluğu geldi. Üzerlerinde yün elbise vardı. Allah'ın elçisi kalktı namaz kıldı sonra onları teşvik etmeye başladı. Diyordu ki; "Bir sa' (dört avuç yaklaşık 3 kg.) olsa bile yarım sa' olsa bile bir tutam olsa bile bir tutam parçası olsa bile bununla her biriniz yüzünü cehennemin -yahut ateşin- hararet (sıcaklığı)'inden korusun hatta bir hurma tanesi olsa bile yarım hurma tanesi olsa bile. Her biriniz Allah'a varacak O da size şu söyliyeceğimi söyliyecektir: "Ben size göz kulak vermedim mi? Evet verdin der. Mal ve çocuklar vermedim mi? Evet verdin der. O zaman Allah Teâlâ: "O halde hani sen kendin için önceden ne hazırlık gördün der" ve insan işte o vakit önüne arkasına sağına soluna bakar da cehennemin sıcaklığından yüzünü koruyacak hiçbir şey bulamaz. Her biriniz yüzünü ateşten korusun da yarım hurma ile olsa bile. Bunu bulamazsa tatlı sözle bile olsun. Çünkü ben artık sizin hakkınızda fakirlik ve yoksulluktan korkmam. Çünkü Allah yardımcınız ve vericinizdir. Sizin için fakirlik korkusu nihayet Medine ile Hiyre arasında kervan giderken bineğinin çalınması korkusu ne ise ondan fazla değildir." buyurdu.
Adî b. Hâtim (r.a.) bunu rivayet ettikten sonra şunu da ilave etmiş: "Bunu dinlerken ben gönlümden; bu nerede? Tay dağlarının eşkiyası nerede? diyordum." demiştir. yarin
inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz ALLAHA c. c .emanet olunuz.

ömerusta
09-04-2012, 21:35
Fatiha ile kırk gün





Fatiha ile 35 gün
Konunun devamı
Konuyu biraz hızlandıralım istiyorum çünkü epey ara verdik böylece agır
Takip eden kardeşlerimizde takip ettiler sanırım kafamızda dağılmaması açısından biraz hızlanalım istedik .
Fakat Yahudiler gazaba uğramışlar demekle Yahudilerdir demek arasında büyük bir fark vardır. Bundan dolayı bu ve benzeri hadislere göre Yahudilerin ve Hıristiyanların Fâtiha'daki (mağdubi aleyhim) ve (dâllînden) birer örnek oldukları anlaşılırsa da âyetin kelimelerinin delalet ettiği mânânın bunlardan ibaret olduğu anlaşılmaz. Bununla beraber ikinci şekilde de sağlam rivayet vardır. Tarif (belirtme) edatının en önde gelen mânâsı ahd-i hariciye göre yorumlanması yukarıdaki açıklama ile kolaylık dairesinde mümkün olunca mütevatir olmayan hadislerle âyeti kayıt ve şarta bağlamanın sakıncası vârid olmayacağından dolayı bu hadislerin de kullanılması vacib olur. Bundan dolayı iki tefsir arasındaki fark birisinde yani cinste hepsinden sakınmanın söz ve metin ile; diğerinde de mânâ ve delaletle olmasındadır. Birincisine göre İslâm açısından müşrikler ile kitab ehli arasındaki fark Fâtiha'da ifade edilmemiş ikincide ise bu fark bile gösterilmiş olur ki biz bunu Kur'ân'ın üslubuna daha uygun buluyoruz.
Bunda bizi düşündürecek çok önemli noktalar vardır. Acaba Resulullah Efendimiz "Yahudiler gazaba uğramış Hıristiyanlar sapıtmışlardır." buyurduğu zaman bunlar ne durumda idiler? Yahudiler daha çok zaman önce dünya sevgisi ve bencillik ile Tevrat'ın hükümlerini ihmal ederek ve bozarak Hak yolundan bile bile ayrılmışlar ve bunun neticesinde nice yüce peygamberlere ve özellikle Zekeriyya Yahya ve İsa (a.s.)'a olan haksızlıklarıyla da hem Allah'ın gazabını ve hem halkın nefretini kazanmışlardı. Ve çoktan siyasi hürriyetlerini tamamiyle kaybetmişler ve darma dağınık olmuşlardı. Ve bu şekilde kaybettikleri zahiri toplulukları yerine ta Hz. Süleyman (a.s.) zamanından beri takip edegeldikleri gizli cemiyetlerle uğraşmışlar ve uğraştıkça da bütün milletleri kuşkulandırmışlar ve dünyadaki insanlar gözünde içleri dışlarına uymayanların başı sayılmışlardı. Bununla beraber aslında dünyayı aydınlatmış bir kitaba harikalarla dolu bir tarihe mensup olduklarından dolayı bir dereceye kadar aydın ve en azından geçmişleri ile şimdiki durumları arasındaki oranlama itibariyle de pek fazla dikkate değer idiler. Geçmişte Allah'a dayanması dolayısıyle çok feyizli ve bereketli olan dinlerini zamanımızda milliyetçilik çemberi ile bağlayarak devamlı hakkın üzerine çıkmak (hakkı ezmek) istiyorlar ve bunu istedikçe düşüyorlardı.
Yarin kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah ALLAHA c.c. emanet olun

ömerusta
11-04-2012, 17:20
Fatiha ile kırk gün

1.Fatihaile :36:gün
2. Konu:veletdalin
3. Manası:sapmışların yolunadeğil dogruların yoluna
eveet yukarda okuduk hani bazı yazar çizer islami provoterler hiristiyan ve yahudilerde cennete gidecekler sözünü saptırarak şimdiki yahudi ve hırıstiyanı gösteriyorlar oysaki yukarda açıkca anlatılmaktaki bozulmayanlar yani o günkü peygambere itat edenler doğru yolda olanlar dan bahistir bu konuyu fetullah gülen hoca efendi genişce izah etmişti bir sohbetinde fakat onu saptıranlar vay efendim herkes cennete nutukları attılar bakın aşağıda nasıl tarifler gelecek : Fâtiha sûresi baş tarafında kâinatın başlangıç ve sonucuna ait bütün istenen özellikleri ile Allah'ı bilme bahislerini Kur'ân ilminin ve İslâm dininin konusunu prensiplerini; orta kısmında ise Kur'ân ilminin özel konusunu ve gayesini ve İslâm dininin başlangıcı olup en büyük yaratılış kanunu olan Allah'la bağlılıkları ile bütün sosyal sırları ve hukukla ilgili prensipleri tebliğ ve kaydettikten sonra üç âyette de hak yolun İslâm dininin efradını câmi (fertlerini içine alan) ağyârını mâni (yabancıları çıkaran) kesin sınırını tasvirine doyulmaz bir belağat ile tesbit etmiş ve bunların hepsini başındaki bir belağatlı cümlesinde toplayarak geçerliliğini Allah'ın adı ile ilan etmiştir.
6.İslâm dininin bu tarifi şu oluyor: Gazaba uğratmadan sapıklığa düşürmeden doğruca ve selametle Allah'a ve Allah'ın nimetlerine götürüp "el-hamdü lillâh = Allah'a hamd olsun" dedirten ve bu temiz nimetlere tam selametle ermiş gerçekten mutlu ve övülmüş öfkeye uğramamış ve sapıtılmamış zatlar tarafından takip edildiği tarih tarafından görülmüş ve tecrübe ile bilinen büyük aşikar düz doğru hak yolu ve istikamet yolu.
7.Bu dini kabul etmenin dindarlığın başlangıcı ilk önce Allah Teâlâ'yı tanımak ve ona diye Allah'tan başka ilâh olmadığına tam bir şekilde söz vermek ve anlaşma yapmak ve ondan sonra da tam bir sebat ve samimiyet ile gereğini yerine getirmek için hak ve vazifelerin bütün sınırlarını bildiren ve üzerinde kolaylık ve selametle yürünmek mümkün olan dosdoğru bir şeriat caddesine hidayet yani bilimsel olarak doğru yolu göstermek ve pratikte başarılı olmayı istemektir ki bu şuurlu isteğin cevabı Bakara sûresinin başında başlayacaktır.yarin kaldığımızyerden başlıyacağız inşallah

ömerusta
12-04-2012, 17:10
Fatiha ile kırk gün





FATİHAİLE 37GÜN KONUNUNDEVAMI Demek ki istemek ve dindarlık bizden; din şeriat ve doğru yolu göstermek Allah'tandır. Ve bu hidayet (doğru yolu göstermek) iki çeşittir. Biri ilmî olan irşad diğeri fiilî (pratik) olan Cenab-ı Hakk'ın kuluna yardım etmesidir. Yüce Kur'ân ilmî irşadı istemenin cevabıdır. Fiilî olarak başarılı kılmayı istemenin cevabı da bu irşadı kabul etmekle etraflıca dindarlıkta her an ve her lahza meydana gelecektir.
İşte İslâm dini böyle bir Allah kanunudur. Fâtiha bunu tanımlarken mânâsını isbatlamak için başlangıçtaki aklî ve kalbî irşadlardan sonra gözlem ve tarihin şehadet ettiği tecrübeyi gösterivermiş ve başka delil ve vesikaya bile ihtiyaç bırakmamıştır.
Bunda şüphe edenler gözlem ve tecrübe ile sabit olan örneği peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizle yüce ashabının bu sayede nail oldukları Allah nimetlerinin büyüklük ve mukaddesliğini tarihte gözleri kamaşa kamaşa okuyabilirler. Elhamdülillah Allah'ın kitabı bir harfi bile bozulmaksızın olduğu gibi elimizde mevcut ve Peygamberimize ait sünnetler korunmuş olduğundan İslâm dininin hakikatında hiçbir sapma hiçbir sapıklık arız olmamıştır. Bunun için Kur'ân Hazreti Muhammed'in mu'cizelerinin en derini tarih de onun hak olduğuna davasının doğruluğuna şahittir. Ve bu şekilde bizim için din ilmi akıl ve nakil ile karışıktır. Bunları doğruluk ve içten sevgi ile uygulayacak olan toplumların tecrübe ile sabit olan aynı sonuçları elde edeceklerinden şüphe etmek için hiçbir hak yoktur. İlim ve fen adına böyle bir şüphe ortaya atmak dün beni aydınlatan güneşin yarın aydınlatamayacağını iddia etmek gibi tümevarım kanununu inkâr etmektir. Fakat ilim ve fende tecrübe ve tümevarım kanununa pek büyük önem veren Avrupalılar bu istikra (önerme)yı yerinde yapmayarak fikirleri karıştırıyorlar. Çünkü İslâm dininin mahiyetini şimdiki zaman ile geçmiş zamanın karşılaştırmasından çıkacaktır. O zaman görülür ki o doğru yol üzerinde gerçekten yürüyenlerle yürüyemiyenler arasında büyük fark vardır. Ve bu fark bir ilerleme ile bir gerileme farkıdır. Demek ki sadıklar yükselmiş sadık olmayanlar gerilemişlerdir. Demek ki din hak kanunudur fakat din adına yapılanlar noksandır ve doğru değildir. İlim ve fendeki her hak kanunu da böyle değil midir? Mesela iyi matematik bilen bir adam muamelelerinde o hesabı yapmaya üşenir de uygulamazsa kabahat matematiğindir denebilir mi? Ve mesela pis mikropların zararlarını bilen kimse sokaklarda gezdiği papuçlarla oturduğu veya yattığı odanın içine kadar girmeyi alışkanlık haline getirirse sonunda etkisinde kalacağı felaketten mikrop ve koruyucu hekimlik ilmini sorumlu tutmaya hak kazanabilir mi? İnsanlar kendilerini hakkın kanununa uydurmakla yükümlü iken o hak kanununu kendilerine uydurmaya çalışırlarsa kusur o kanunun değil o insanın olur ve zararına katlanan da insandır. Allah'ın gazabı ilk önce bunu bilerek yapanlar içindir. Bilmeyerek yapanlar da sapıklardır. Bunlar da sonunda o akibete mahkumdurlar. Ne yazık ki asrımız insanlarında özellikle din hususunda hakkın kanununu kendilerine uydurmak sevdası üstün gelmiş görünmektedir. İlim fen ve sanayideki bu kadar ilerlemelere rağmen bütün dünyada insanlığın sıkıntılarının genel bir şekilde gittikçe artmasının sebebi de budur. Bu sıkıntıları ancak doğru yolda yürümek kesebilir aslından ve hakkıyla dindarlığına sahip olan kaynaklardan araştırmıyorlar da; çöküş içinde yuvarlanan şimdiki müslümanlarda arıyorlar. Halbuki gerçek.

ömerusta
13-04-2012, 18:04
Fatiha ile kırk gün

FATİHAİLE 38 gün "Allahım! Bizi doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazabına uğrayanların ve sapanlarınkine değil." Âmin "kabul et" mânâsına gelen bir ism-i fiil (fiil mânâsına gelen isim)dir. Âmin demeye de te'min (emniyet hissi vermek) denilir. Bu Kur'ân nazmının bir parçası değildir. Bunun için Mushaf'a yazılmaz. Fakat Buharî ve Müslim'de de rivayet edildiği üzere Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurmuştur ki; "İmam veleddâllîn dediği zaman hepiniz âmin deyiniz. Çünkü melekler âmin derler. Âmin demesi meleklerin âminine rastgelenin geçmiş günahları affedilir." Diğer mevkuf bir hadiste de: "Dünya halkının saflarının hizasında göktekilerin safları bulunur." Bundan dolayı yerdeki "âmin" gökteki "âmin"e rastgelirse ibadet edenin günahları affedilir." buyurulmuştur. Bundan dolayı "âmin" sünnet ile sabittir. Hem imam ve hem cemaat tarafından gizlice yapılmalıdır. İmam gibi yalnız başına namaz kılan da gizlice söyler.
Sevgilikardeşlerim bugün okumayı vede anlamayı tamamlıyoruz yarin konunun
Tamamı hakında kendi yorumumu vede yapacagım sizlerin yorumlarınızı eleştirilerinizi bekliyorum sorusu olan kardeşleriminde sorularına cevap vermeye çalışacağım kırkıncı günde duasını ederek fatiha ile kırk günü tamamlayacağız inşallah

ömerusta
14-04-2012, 18:50
Fatiha ile kırk gün

fatiha ile 39 gün
sevgili fatiha kardeşlerim yorumlarınızı bekledim fakat hiç bir kardeşim ne yorum ne eleştiri ne soru yönlendirmedi buda demek oluyorki konu gereğince takip edilmemiş yani edilir nitelikte değil yada gerek duyulmamış her neyse okuyan kardeşlerime teşekür eder saygılarımı sunarım başından beri konuya teşekür eden kardeşlerimede ayrıca teşekür ederim kırkıncı günü bir duayla tamamlıyalım inşALLAH c.c.

ömerusta
15-04-2012, 15:39
Fatiha ile kırk gün

fatiha ile kırkıncı gün
bismillahirrahmanirrahim

La ilahe illellahül pelikül hak kul mümin. La ilahe illellahül hakemül adlül metin. Rabbüna ve rabbü abainel evvelin. La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez zalimin.

La ilahe illellahü vehdehu la serike leh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümitü ve hüve hayyül la yemutü ebeden biyedihil hayru veileyhil masiru ve hüve ala küllü sey´in kadir. La ilahe illellahü sükran li ni´metih. La ilahe illellahü ikaran bi rububiyyetih. Ve sübhanellahi tenzihen li azametih Es´elükellahümme bi hakkismikel mektubi ala cenahi cibrile aleyhe ya rab.

Ve bihakkismikel mektubi ala cenatubi ala cenahi cibrile aleyhe ya rab. Ve bihakkismikel mektubi ala cenahi mikaile aleyhe ya rab. Ve bihakkismikel mektubi ala cebheti israfile aleyhe ya rab: Ve bihakkismikel mektubi ala keffi azraile aleyhe ya rab. Ve bi hakkismikellezi semmeyte bihi münkeran ve nekiran aleyhe ya rab. Ve bihakkismike ve esrari ibadike aleyhe ya rab.

Ve bihakkismikellezi temme bihil islamü aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi telekkahü ademü lemma hebeta minel cenneti fe nadake fe lebbeyte düaehü aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi sitü aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi kavveyte bihi hameletel arsi aleyhe ya rab. Ve bihakkismikelmektubi fittevrati vel incili vezzeburi vel fürkani aleyhe ya rab. Ve bihakkismikeila münteha rahmetike ala ibadike aleyhe ya rab.

Ve bihakki temami kelamike aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi ibrahimü fecealtennara aleyhi berden ve selamen aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi ismailü fe necceytehü minezzebhi aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi hudü aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi deake bihi ya´kubü fe ra.dedte aleyhi basarahu yusufe aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi davüdü fe cealtehü halifeten fil ardi ve elente lehül hadide fi yedihi aleyhe ya rab.

Ve bihakkismikellezi deake bihi süleymanü fe a´taytehül mülke fil ardi aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi eyyubü fe necceytehu minel gammillezi kane fihi aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi isebnü meryeme fe ahyeyte lehül mevta aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi musa lemma hatabeke aletturi aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadetke bihi asiyetümraetü fir´avne fe razaktehel cennete aleyhe ya rab. Ve bihakkismikellezi nadake bihi benu israfile lemma cavezulbahra aleyhe ya rab.

Ve bihakkismikellezi nadake bihil hidiru lemma mesa alel mai aleyhe ya rab. Ve Bihakkismikellezi nadake bihi muhammedün sallallahü aleyhi ve selleme yevmel gari fe necceytehu aleyhe ya rab. Inneke entel kerimül kebiru. Hasbünellahü ve ni´mel vekil. Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim.
Ve sallallahü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi vesellem
amin.

ömerusta
15-04-2012, 15:44
http://www.youtube.com/watch?v=2Yr1-AgAomg&feature=player_embedded
Cevap: Fatiha ile kırk gün

MelikKenz-ül Arş Duası Tercümesi:

melik (kral), Hakk, Mübin Allah’tan başka ilah yoktur. Hakem, Adl ve Metin Allah’tan başka ilah yoktur. Bizim ve eski atalarımızın Rabbidir. Senden başka İlah yoktur. Sen arınıksındır. Ben zalimlerden oldum. Allah’tan başka ilah yoktur. Onun ortağı yoktur. Yönetim onundur. Övgüler onun içindir. Diriltir ve öldürür. O diridir ve ebediyen ölmez. Hayır onun kontrolündedir, dönüş onadır. Ve O her şeye gücü yetendir. Ve onunla yardım isteriz. İyilik yapmaya, kötülükten kaçmaya güç kuvvet sadece yüce ve her şeyi bilen Allah’tandır.
Nimetlere şükür olarak, ondan başka ilah yoktur. Rabblığının ikrarı olarak, ondan başka ilah yoktur. Yüceliğini arındırmak için, Allah noksanlıklardan arınıktır.
Ey Allahım! Ya Rabbi! “Cebrail’in kanadında yazılı ismin hürmetine, Mikail’in kanadı üzerinde yazılı ismin hürmetine, İsrafil’in alnında yazılı ismin hürmetine, Azrail’in avucunda yazılı ismin hürmetine, ve senin verdiğin Münker ve Nekir ismi hürmetine, ve kullarının sendeki sırları hürmetine, İslam’ı kendisiyle tamamladığın ismin hürmetine, ve Adem’in senden öğrenip cennetten indirildiği zaman kendisiyle sana seslendiği ve senin de kabul ettiğin ismin hürmetine, Şit’in sana seslendiği ismin hürmetine, arşı taşıyan melekleri kendisyle güçlendirdiğin ismin hürmetine, Tevrat’ta, İncil’de, Zebur!da ve Furkan’da yazılı ismin hürmetine, kullarına rahmetini sonsuza kadar ulaştırdığın ismin hürmetine, sözlerin tamamı hürmetine, İbrahim ateşe atıldığında hangi isminle sana seslendi de ateş soğuk ve selamet olduysa işte o ismin hürmetine, İsmail kesilirken hangi isminle seslendi de onu kesilmekten kurtardıysan işte o ismin hürmetine, İshak hangi isminle sana yalvardı da sen onun ihtiyaçlarını karşıladıysan işte o ismin hürmetine, Hud hangi isminle sana seslendiyse işte o ismin hürmetine, Yakup sana hangi isminle dua etti de sen onun gözlerini ve çocuklarını ona geri verdiysen işte o ismin hürmetine, Davut hangi isminle sana seslendi de sen onu yeryüzüne halife yaptıysan ve demiri onun elinde yumuşattıysan işte o ismin hürmetine, Süleyman hangi isminle sana dua etti de sen onu yeryüzüne kral yaptıysan işte o ismin hürmetine, Eyyüb hangi isminle sana seslendi de sen onu içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtardıysan işte o ismin hürmetine, Meryem oğlu İsa hangi isminle sana seslenip de onunla ölüyü dirilttiysen işte o ismin hürmetine, Musa hangi isminle sana seslendi de sen ona Tur’da hitap ettiysen işte o ismin hürmetine Firavunun karısı Asiye sana hangi isminle seslendi de sen onu cennette rızıklandırdıysan işte o ismin hürmetine, israiloğulları sana hangi isminle seslendiler de denizi geçirdiysen işte o ismin hürmetine, Hızır hangi isminle seslendi de onu suda yürüttüysen işte o ismin hürmetine, Muhammed SAV sana mağarada hangi isminle seslendi de sen onu kurtardıysan işte o ismin hürmetine” senden istiyorum. Hiç şüphesiz sen cömertsin, büyüksün. Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir. İyilik yapmaya da kötülükten kaçmaya da güç kuvvet sadece yüce ve büyük Allah’tandır. Allah efendimiz Muhammed’e, ailesine ve arkadaşlarına destek versin, güvenliklerini sağlasın!
FAYDASI;

Kenz-ül Arş Duası gibi duaları okumak bir ibadettir. Bu duaları ibadet amacıyla okumak gerekir. Taki ondan netice alınabilsin.
Kitaplarımızda geçer, şu duayı okuyan şu işi olur gibi. Biz sırf o neticeyi elde etmek için o duayı okuduğumuz zaman o neticeye ulaşmayabiliriz. O duayı ibadet maksadıyla okuyacağız. Bunun yanında o duanın feyzinden bazı meyvelerde gelse buda Allahın bir ikramı olarak değerlendireceğiz.
İslam alimleri Kenzül Arş duasını okumuş ve çeşitli faideler görmüş. Ama o bu faydaları için değil, ibadet maksadıyla bu duayı okumuş ve neticede Allah bu duasına mukabil bazı ikramlarda bulunmuştur. Bundan dolayı alimlerde bu duayı insanlara tavsiye etmiştir.
Bizlerde bu duaları sırf ibadet maksadıyla okursak inşallah o duanın meyvelerini bizlerde kendi ölçümüzde göreceğiz.
Hadis ve dua kitaplarında geçen bu gibi sözlerin bazıları zayıf olabilir. Ancak son derece güvenilir olanları da vardır. Bu nedenle bu gibi sözlerin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde durmak istiyoruz:
1- Bir kaide vardır: Bir söz mutlak söylendiğinde en mükemmeli anlaşılır. Örneğin “insan” denilince akla peygamberimiz gelir. Fizikçi denilince en meşhuru aklımıza gelir. Bunun gibi Şu duayı okuyan şu sevabı alır sözünden aklımıza ilk gelecek olan o duanın zirvesidir, en son neticesidir. Yani bu duanın en mükemmel sonucu budur, anlamına gelmektedir.
2- Her sözün bazı şartları vardır. Örneğin bir arabanın katalogunda 200 hız yapabileceği yazılı olsun. Sadece bunun yazılmış olması o arabanın her zaman ve her sürücünün 200 yapacağı anlamına gelmez. Stabilize bir yolda, benzinine su karışmış, ön düzeni bozuk, gece vakti farları yanmayan veya başka yere bakan, üstelik de şoförü acemi olan bir araba aynı hızı yapmayınca bu sözün yanlış olduğu anlamına gelmez. Tam tersine söz doğrudur ama bazı gerekli şartları yerine getirilmediği söz konusudur. Bu nedenle araba bize fayda verecektir fakat istediğimiz hıza ulaşamayacaktır. Bunun gibi biz de Allah’ın yarattığı mükemmel ve canlı bir arabayız. Bu arabanın farları olan gözler, yedikleri, içtikleri, gezdikleri, düşündükleri, ayakları gibi her şeyiyle mükemmel olacak ki o duayı okuduğu zaman o neticeyi alabilsin. Demek ki söz doğrudur. Ancak o şartları yerine getirmek kaydıyla.
3- “Her çekirdek bir ağaçtır.” sözü doğrudur. Ancak her çekirdek bir ağacın programını taşıdığı halde şartlarına uyarak ekilmezse ağaç olamaz. Bunun gibi her dua da insanı Allah’a götüren ve günahlarının silinmesine sebep olan bir sır vardır. Ancak çekirdek gibi olan bu sırrın açılması için de bazı şartlar lazımdır. İman, ibadet, niyet ve haramlardan sakınma gibi şartları yerine getiren onu ağaç gibi açacaktır. Geçmiş günahlarının silinmesine vesile olacaktır. Yoksa çekirdek olarak kalacak ve neticeye ulaşamayacaktır. Hatta hayatını yanlış yerde harcadığı için aynı zamanda sorumlu da olacaktır işte bu aciz kardeşinizde böyle yorumluyor sizlerde nasıl yorumlarsanız size kalmıştır
sivaslı kardeşim fatiha ile kırk gün aciz kardeşiyin okuyup anladığını anlatmasından ibarettir
bu konunun yazılmasında 250 yakın kaynak araştırıldı genelde elmalı tevsir ve mealinden faydalandık kalem bizim yazı bizim kusuru bizim cezası bizim sevabı tüm müslüman kardeşlerimizin olsun in şALLAH c.c. amin

Son Düzenleyen maydonos (http://www.muslumannesil.com/forum/posthistory.php?p=306986); 15-04-2012 at 12:43

ömerusta
15-04-2012, 18:52
amin ALLAH razı olsun

Ehl-i Sünnet
15-04-2012, 18:56
Amin amin amin...

ömerusta
15-04-2012, 19:42
ALLAH c.c. razı olsun aziz kardeşim vede seyir kardeşim

ömerusta
22-08-2013, 20:44
Böyle güzel paylaşımlar varken, ne diye hiristiyan ve mezhepsizlerle vakitlerinizi heba edip-öldürüyorsunuz ?



:good::clap2:
teşekür ederim

lafons7275
22-08-2013, 21:16
Fatiha ile kırk gün





Elhamdülillah Allah'ın kitabı bir harfi bile bozulmaksızın olduğu gibi elimizde mevcut ve Peygamberimize ait sünnetler korunmuş olduğundan İslâm dininin hakikatında hiçbir sapma hiçbir sapıklık arız olmamıştır. .

Maksut oku da gör, kardeşim bize geri döndü...

nefahtü
22-08-2013, 21:56
ne güzel bir paylaşım..Allah razı olsun..Bizim 40 gün bugün başlar..2012 de açılmış konu, kısmet..

ömerusta
22-08-2013, 22:07
evet açtığım günlerde ne eleştiri nede yorum gelmedi konunun sonunda
duaya davet ettim hiç kimse katılmadı ne acı değilmi ?_
hiçmi yanlışım yok hiçmi yanılmadım
bir müslüman bu kadarmı yalnız bırakılır o günlere çok üzüldüm
çünkü gaydırı gubak cemilem türkülerine gösterilen iltifat
böyle bir konuya gösterilmedi
hemde üç formda yayımlandı islamseli. müslümannesil,ihvan form,
üçündede garip bir konu olma başarısını gösterdi çünki islam garipti müslüman garipti anladımki konu yerine oturmuş gerçekten islami bir konuydu
tüm okuyucu kardeşlerime vebal atıyorum yanlışım varda görürde yazmazsanız vebalim kalır sorunuz varsa yazın ayetle cevap vereyim

nefahtü
22-08-2013, 22:14
peki hiç düşündünüz mü o günler belki de beklemeniz gerekiyordu? bazen hayatımızda cevabı çok sonra bazen de daha sormadan alıyoruz.
insanoğlu sorusuna cevap alamadığında kendini garip terkedilmiş hissediyor.
Fatihayı uzun zamandır farklı bir anlatım ve dilde okumak istiyordum, zaman şimdi imiş.
gaydın gubulak cemilem türkülerinde uykuya daldığından dürtülmek ister insan hatta sarsılmak ..

lafons7275
22-08-2013, 22:14
evet açtığım günlerde ne eleştiri nede yorum gelmedi konunun sonunda
duaya davet ettim hiç kimse katılmadı ne acı değilmi ?_
hiçmi yanlışım yok hiçmi yanılmadım
bir müslüman bu kadarmı yalnız bırakılır o günlere çok üzüldüm
çünkü gaydırı gubak cemilem türkülerine gösterilen iltifat
böyle bir konuya gösterilmedi
hemde üç formda yayımlandı islamseli. müslümannesil,ihvan form,
üçündede garip bir konu olma başarısını gösterdi çünki islam garipti müslüman garipti anladımki konu yerine oturmuş gerçekten islami bir konuydu
tüm okuyucu kardeşlerime vebal atıyorum yanlışım varda görürde yazmazsanız vebalim kalır sorunuz varsa yazın ayetle cevap vereyim

Efendimiz sav. Buyurdu: Âhir zamanda iki şey çok zor bulunacak; helal para ve din kardeşi...

nefahtü
22-08-2013, 23:13
bu gece başladım okumaya ve şuan 11. gündeyim ..
bu günlere kadar ki suallerimiz şunlardır;
*namazı terkettiğimiz vakitlerde yol ayrımının neresindeyiz? derken kişi namaz ile kötü hasletlerden temizleniyorsa ancak genede belli vakitleri kaçırıyorsa bu fatiha suresinde ki(8. günde bahsettiğiniz örgünün ipinin ucunu kaçırdığını mı göstermektedir) ? sizin anlatımınıza göre..
* 9. günde ki anlatımda peygamberimize ümmetine helak kaldırıldı demişsiniz? Burasını anlayamadım, helak olanlar yok mu şu an dünya da İslam aleminde?

devam edeceğiz inşallah..
Allah razı olsun emeğinize sağlık..okuması insana şevk vermekte.

nefahtü
22-08-2013, 23:32
15.güne geldik ve diğer günlere ve ayetlere geçmeden sormak isterim;
ölüden diri diriden ölü çıkardık anlatımınıza aynı zamanda şunuda ekleyebilirmiyiz;
bazen ne babalar anneler oluyor ölü gibi evlat İslama uyan ümmetten oluyor yani ölüden diri çıkıyor.
bazen de takva sahibi bir baba ve anneden ölü gibi bir evlat oluyor ne farzlar ne Kuran ne iman olmuyor..

nefahtü
23-08-2013, 00:31
20. günü bitirdik çok şükür. Bugünün sonunda eleştiri yorum beklemişsiniz. Bir kaç şey ekleyeceğim.
Tamamı karşımıza çıktığından ve bu şekilde içimizden geldiğinden ara vermeden okumaktayız. Uykumuz gelmedikçede bu gece inşallah bitiririz.

Ara ara tekrardan döndüre döndüre anlatmaya değiniyorsunuz siz onu yazdıkça gözümün önüne sadece sema etmek geliyor. Aslında Kuran da kendi içinde hiç durmadan sema etmekte.
Fatiha suresini anlatırken şimdi bu konudada nereden çıktı dersiniz gibi yazılarınız olmuş bir kaç defa; Fatiha Kuranın başı ise beyni ise eee herşey zaten Fatiha da Yani her ne örnek versenizde mutlaka mevcuttur idrak edelim etmeyelim göremiyorsak idrak etmediğimizdendir.
inşallah devam edebilelim...

nefahtü
23-08-2013, 01:21
40.günü bitirdik lakin yarın son günleri tekrarokursak daha sağlıklı olacak.
Kısmet sizin açıklamalı anlatımınızı okumak imiş. Bu kadar okumanın üstüne namaza gitmek farz oldu.yaklaşık 3 saati geçti okumamız.
Sorumuz daha çok özellikle 20 . günden sonra kendimze nefsimize o yüzden size sualiimiz yok.

İlk günlerde İbrahim as İsa as ve Musa as dan bahsederek açıklarken Nuh as dan da örnek vermenizi bekledim sanki daha pekiştiren bir hal alırdı.

Çok yorulduk daha fazla uzatmadan çıkalım..

Hakkınızı helal edin ömer usta..

ömerusta
23-08-2013, 19:08
güncel bakışta öyle düşünsekte onları ölü sayamayız ölü saymak onlara
bahşiş olur neden
ölüler deliler akılbağli olmayan çocuklar dinden sorumlu olmazlar
onlara ölü dediğimizde dinin dışında kalırlar sorumluda olmazlar

fakat biz onların kalplerini mühürledik ayetini yanlış yorumluyanlar
onların kalpleri ölü demektedirler fakat öyle değil öyle olur ise şöyle bir yanlış doğar tövbe kapısı kapanmış olur şahadet kapısı kapanmış olur bu yanlıştır
ALLAH c.c. çok merhametli vede çok bağışlayıcı dır af edicidir iman kapısı ölene kadar açıktır fakat sekaratı beklememek gerekir diye biliriz

oysaki biz onların kalplerini mühürledik değildir orada sanki kelimesini
genel tefsircilerimiz kaçırmıştır

doğrusu şudur sanki biz onların kalplerini mühürledik iman etmezler

şimdi bu anlamda sizin dediğiniz olmaz ölü değilde hasta kalpli diye biliriz birde yüzeyselde namazlı abdestli islami görünen tüm olguları göstren ama imansız nice insanlar vardır
günahların içinde yüzen fakat bundan nedamet duyan pişman olanların imana kavuşması elzemdir

ölüden diri dirden ölü konusunu geniş anlatım fakat bir kaç daha örneklemeler şöyle vere biliriz bir ceset düşünün ölü kurt düşmüş bir cesette kurt diridir nerden çıktı ölüden fakaaat şöyle bir yanılgıya sakın düşmeyin reyalkarnosyon gibi düşünmeyin sadece ALLAH c.c. murat ederde ol derse ölüden diri diriden ölü olur saygılar teşekür ederim

ömerusta
25-08-2013, 20:23
40.günü bitirdik lakin yarın son günleri tekrarokursak daha sağlıklı olacak.
Kısmet sizin açıklamalı anlatımınızı okumak imiş. Bu kadar okumanın üstüne namaza gitmek farz oldu.yaklaşık 3 saati geçti okumamız.
Sorumuz daha çok özellikle 20 . günden sonra kendimze nefsimize o yüzden size sualiimiz yok.

İlk günlerde İbrahim as İsa as ve Musa as dan bahsederek açıklarken Nuh as dan da örnek vermenizi bekledim sanki daha pekiştiren bir hal alırdı.

Çok yorulduk daha fazla uzatmadan çıkalım..

Hakkınızı helal edin ömer usta..

helal olsun kardeşim ne hakkımız varki ?biz okuduk ne anladığımızı yazdık
bu gün yeniden yazsak aynısını yazardık fakat o kader mevzusunu bu gün açar kader nedir kaderle insanların direk veya dolaylı bağlantısı nedir bu mevzuyu işlerdim
ama inşALLAH c:c. kışın bu kader mevzu mehti vede hz isa mevzu hakkında geniş bir araştırma yapmayı sokakta bire bir halka sorarak
halkın bilişini inancını bu mevzudaki görüşünü alacağım yayılıyacağım
selametle kalın teşekür ederim hakınızı helal edin sorunuz varsa sormaktan eleştiriniz varsa eleştirmekten çekinmeyin lutven
ALLAH c.c. razı olsun

ömerusta
25-08-2013, 20:54
lafons7275 (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=100302) (Bugün) Bu mesajı beğendi

teşekür ederim

nefahtü
25-08-2013, 21:08
helal olsun kardeşim ne hakkımız varki ?biz okuduk ne anladığımızı yazdık
bu gün yeniden yazsak aynısını yazardık fakat o kader mevzusunu bu gün açar kader nedir kaderle insanların direk veya dolaylı bağlantısı nedir bu mevzuyu işlerdim
ama inşALLAH c:c. kışın bu kader mevzu mehti vede hz isa mevzu hakkında geniş bir araştırma yapmayı sokakta bire bir halka sorarak
halkın bilişini inancını bu mevzudaki görüşünü alacağım yayılıyacağım
selametle kalın teşekür ederim hakınızı helal edin sorunuz varsa sormaktan eleştiriniz varsa eleştirmekten çekinmeyin lutven
ALLAH c.c. razı olsun

sorum var aslında , var ancak namaz ile bağlantılı fatiha ile ilgili;
namaz da imama uyduğumuzda (camide) neden fatiha yı okumuyoruz? tamam zamlı sureler okunmuyor ancak Fatiha neden okunmuyor?

ömerusta
25-08-2013, 21:17
uydum imama dediğinizde kendinize o imamı vekil tayin ediyorsunuz
o vekilde uydum kurana diyor cömate imamlık yapmaya diyor niyet ediyor sizlerden biriniz okurda imamdan hızlı okursa imamın önüne geçmiş olur kendi seçtiği vekili yok saymış olur onun için okumaz lar

birde fatihayı okumak farz değil namazda en az üç ayet miktarı kuran okumak farzdır

Dadaş
25-08-2013, 21:21
birde fatihayı okumak farz değil namazda en az üç ayet miktarı kuran okumak farzdır

Nasıl yani namazda fatiha okumasak ta onun yerine en az 3 ayet miktarı Kur'an okusak olur mu?

nefahtü
25-08-2013, 21:23
birde fatihayı okumak farz değil namazda en az üç ayet miktarı kuran okumak farzdır

anlaşılmadı bu kısmı ..

ömerusta
25-08-2013, 21:30
Nasıl yani namazda fatiha okumasak ta onun yerine en az 3 ayet miktarı Kur'an okusak olur mu?

yok öyle birşey olurmu ? namazın direğidir fatiha üç ayet miktarı kuran
onun peşinde okumak farzdır

ömerusta
25-08-2013, 21:33
anlaşılmadı bu kısmı ..

hani sen zamısureden fatihayı ayırarak en azından fatihayı niye okumuyoruz gibi itam edince namazda fatihanın farz olmadığını vurgulamaya çalıştım anlatım bozukluğumdan dolayı özür dilerim

Dadaş
25-08-2013, 21:34
yok öyle birşey olurmu ? namazın direğidir fatiha üç ayet miktarı kuran
onun peşinde okumak farzdır

Yaw ustacım yine anlayamadım.

Benim bildiğim namazda kıraat farzdır. Fatiha okumak vaciptir. Farz namazların ilk 2 rekatında ve sünnetlerin bütün rekatlarında fatihadan sonra zammı sure okumak ta vaciptir.

nefahtü
25-08-2013, 21:35
hani sen zamısureden fatihayı ayırarak en azından fatihayı niye okumuyoruz gibi itam edince namazda fatihanın farz olmadığını vurgulamaya çalıştım anlatım bozukluğumdan dolayı özür dilerim

ben hala anlamadım fatiha nasıl farz olmaz? Fatihasız namaz olmaz ki?

ömerusta
25-08-2013, 21:41
ben hala anlamadım fatiha nasıl farz olmaz? Fatihasız namaz olmaz ki?

fatiha namazda farz değil vaciptir en az üç ayet miktarı kuran okumak
farzdır ha buna fatihada zamı surede tabidir
yani şunu anlaya bilirsiniz bir insan namazda en az üç ayet miktarı
kuran okusa dadaşın dediği gibi kıraat etse namaz sahih olur
fakat fatihayı terk etse sevih secdesi gerekir zamı sureyi terk etse yine gerekir
yani ana konu en az üç ayet miktarı kuran okumaktır
anlata bildim işALLAH

nefahtü
25-08-2013, 21:46
fatiha namazda farz değil vaciptir en az üç ayet miktarı kuran okumak
farzdır ha buna fatihada zamı surede tabidir
yani şunu anlaya bilirsiniz bir insan namazda en az üç ayet miktarı
kuran okusa dadaşın dediği gibi kıraat etse namaz sahih olur
fakat fatihayı terk etse sevih secdesi gerekir zamı sureyi terk etse yine gerekir
yani ana konu en az üç ayet miktarı kuran okumaktır
anlata bildim işALLAH

Siz anlattınız biz de anladık İnşallah ancak bu konuyu ararştıracağım...Biz namazı öğrenip kılmaya başladığımızda fatihayı terk diye bir şey duymadık..Hatta fatihasız namaz olmaz dendi hep..

Dadaş
25-08-2013, 21:52
Biz namazı öğrenip kılmaya başladığımızda fatihayı terk diye bir şey duymadık..Hatta fatihasız namaz olmaz dendi hep..

Tamam mübarek doğru diyosun, fatihasız namaz olmaz çünkü fatiha okumanın hükmü vaciptir. Yani eğer fatiha okunmazsa (yani vacip terk edilirse) sehiv secdesi gerekir. Sehiv secdesi yapılmamışsa veya fatiha bilerek terkedilmişse namazı tekrar kılmak icab eder.

ömerusta
25-08-2013, 21:58
Siz anlattınız biz de anladık İnşallah ancak bu konuyu ararştıracağım...Biz namazı öğrenip kılmaya başladığımızda fatihayı terk diye bir şey duymadık..Hatta fatihasız namaz olmaz dendi hep..

elbette fatihasız namaz olmaz fakat yanılarak sehven okunmazsa sevih secdesi gerekir kardeşim
ama bilerek okumaz ise o kasten terktirki namazolmaz secde olmaz