PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fatiha Suresi'nin 7 Tefsiri ya da Geçmez Akçe



hirahos
14-12-2006, 10:57
Somuncu Baba (Şeyh Hamideddin-i Aksarayî)

Hacı Bayram Veli Hazretlerinin de mürşidi olan Hamideddin-i Aksarayi Hazretleri yani bilinen adıyla Somuncu Baba, Yıldırım Beyazıt zamanında Bursa'da kendi küçük fırınında ekmek yapar, çarşı pazar satardı. Şehir halkı, Onun ekmeklerini âdeta kapışırcasına alırdı. Nasıl bir hamur yoğuruyordu da bu derece lezzetli ekmek yapıyordu, hiç kimsenin malumu değildi.. O, "Somunlar, Mü'minler!" diye sokak aralarında, tatlı tatlı söyleyerek gezinirdi..

Bursa'daki Ulu Camii yapılırken, orada çalışan işçilere de somunlarından getirir ve günlük dağıtırdı. O küçücük fırınında yapılan somunlar işçilere yeter ve herkes o somunlardan rızıklanırdı. Camide çalışan işçiler, Somuncu Babaları'nın kendilerine taze, sıcacık ve leziz somunlarından getirmesini dört gözle bekler, öğle saatini kollarlardı.

Nihayet Ulu Camii inşaatı bittiğinde, bir Cuma gününe ayarlamak üzere; Yıldırım Beyazıt Han, Şehrin meşhur ulusu Emir Sultan Hz.lerinden açılış hutbesini okumasını rica etti. Emir Sultan Hz., Padişah'a burada Hamidettin-i Aksarayi Hazretlerinin ikamet ettiğini, Onun zamanın en büyük Evliyası olduğunu ve O varken hutbeyi okumanın kendisine düşmeyeceğini, edebe aykırı olduğunu söyledi.

İşin garip tarafı şu ki Halk Somuncu Baba'yı kör olarak tanımış; Somuncu Baba da kör olmadığını söylemediği için uzun yıllar Kör olarak bilinmişti.. Mübarek, kör olarak tanındığı için bazı ahlakı düşük kimselerin para yerine verdikleri teneke, cam parçası vs. ne varsa hepsini bile bile alır; onları cinsine göre ayrı keselerde biriktirirdi..

Padişahın, Emir Sultan Hz.leri nezdinde Somuncu Baba'ya Cuma Hutbesi okutmak isteği duyulunca herkes çok şaşırmıştı.. Çünkü mübarek "ilmi yok" diye de bilinmekteydi.. Hatta bazıları, haberle olan şaşkınlıklarının peşine hasede ve çekemezliğe sürüklenmişlerdi.. Bunlar diyorlardı ki:

"Olacak iş değil, bizler ve emsali yıllarca Medreselerde, İlim meclislerinde rahlelerde diz çürütelim, böyle güzel ve layık bir işe bula bula bir kör somuncuyu bulsunlar!"

Padişahın emriyle Emir Sultan Hazretleri, Somuncu Baba'dan ilk hutbeyi okumasını rica etti. Önce yanaşmayan Somuncu Baba neticede kabul etmek durumunda kalmıştır..

Ve nihayet Somuncu Baba Ulu Camiinin açılışında hutbeye çıktı. Hutbe'de Fatiha süresinin tam yedi farklı tefsirini yaptı. Padişah dahil herkes sessizce pür dikkat mübareğin Tefsirini dinlediler.. Tefsirler bittikten sonra buyurdu ki;

"Fatiha süresinin ilk tefsirini bütün cemaat anlar, ikinci tefsirini cemaatin büyük bir kısmı anlar, üçüncü tefsirini cemaatin yarısı anlar, dördüncü tefsirini cemaatin küçük bir kısmı anlar, beşinci tefsirini cemaatin çok azı anlar, altıncı tefsirini birkaç kişi anlar ve yedinci tefsiri ise anlayan olmamıştır!"

Tefsirler devam ederken, Ona "Kör Somuncu, ilimden ne anlar" diyenlerin mahcup olup yüzlerinin kızardığı rivayet edilir..

Cemaat, Somuncu Baba'nın, ekmek satan garip bir kimseden öte, Şanı yüce bir Evliya olduğunu anlayınca Cami çıkışında elini öpüp duasını almak istediler... O vakitte büyük bir kalabalık Camiye yığılmıştı.. Somuncu Baba Hazretleri, Ulu Caminin üç kapısından birinden çıktı.. Böylece Hazret'in elini öpme şerefine nail olanlar oldu.

Artık dağılmaya başlayan cemaat kendi aralarında bütün olanları konuşurken, kendilerinin Somuncu Baba'nın elini öptüğünü sevinçle eklediler de öyle anlaşıldı! Meğer üç kapıda ayrı ayrı bekleyen bütün Cemaat Somuncu Baba'nın elini öpmüştü.. Yani Somuncu Baba üç kapıdan aynı anda çıkmış ve herkesin isteğini karşılayabilmişti..

Bu hadiseden sonra namı duyulan Somuncu Baba, biraz da şöhretten kaçınmak niyetiyle çok geçmeden Bursa'yı terk etmiş, o zamandan sonra bir daha Bursa yakınlarında dahi görülmez olmuştur. Hamidettin-i Aksarayi Hazretleri Bursa'dan sonra memleketi olan Kayseri'ye yerleşir..

Orda da çobanlık yapmış ve kendini gizlemiştir.. Daha sonra, güttüğü hayvanlar ile konuştuğunu gören bir kadının, haberi şehre yayması üzerine Kayseri'den de ayrılmış ve ömrünü Aksaray'da tamamlamıştır.. Bir ara Malatya'ya da gittiği bilinir..

Kabr-i Şerifleri, Aksaray Ervah Kabristanlığındadır..

***

Tabi soracaksınız, keselerde biriktirdiği para harici nesneler ne oldu?

Mübarek, ecel şerbetini içmeye hazırlandığı demlerde hasta yatağına bu keselerin tamamını getirmelerini söyler.. Keseler getirilir.. Epey yığılmıştır.. Taşlar ayrı, tenekeler ayrı, camlar ayrı..

Mübarek bunları, yatağın yanına koyarak:

"Ya Rabbi, ben kullarının geçmez akçelerini geçer eyledim; sen de benim geçmez amellerimi geçer eyle, Habibin hürmetine!"

diye dua ederek ağlamış ve bu halde son nefeslerini iman ile vermişlerdir..

EbRu
14-12-2006, 16:19
Allah razı olsun hirahos abi ilgi ile okuyorum yazılarınızı inşallah.

EbuMahir
14-12-2006, 16:47
Allah razi olsun kurbanim...

Arifane
14-12-2006, 16:56
sevgili hirahos somuncu babanın menkıbesini bizlere baışladığın için teşekkür ederim. yanlız fatiha suresinin tefsirini herkes kendi istidatına göre anlamış bu doğru dostum sen fatihanın hangi bölümündesin dostum.

hirahos
14-12-2006, 17:02
Besmelesindeyim efemm..

Arifane
14-12-2006, 17:17
dostum bismillah,ta mısın yoksa bismillahirahmanirrahim de misin,

hirahos
15-12-2006, 10:23
Besmelenin de "be"sindeyiz..

Yani yolun daha başında..

hattap
15-12-2006, 15:40
Allah razı olsun hocam

zelal
16-12-2006, 15:58
Rabbim razı olsun yazılarınız çok güzel.