PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Beyin ölümü gerçekleşen kimse Allah katında da ölü sayılırmı?



KUZAT
23-03-2013, 20:12
Beyin ölümü gerçekleşen kimse Allah katında da ölü sayılırmı?

Fişinin çekilmesi caizmi?

Organları nakledilebilirmi?


Arkadaşlar bu konu hakkında paylaşımlarınızı bekliyorum,selametle kalın..

Kafkas Kartali
23-03-2013, 20:28
https://www.youtube.com/watch?v=3khi5uDlAmY

Kafkas Kartali
23-03-2013, 20:30
Ayrıca Seyda Muhammed KONYEVİ (k.s) hazretlerinin "(Hanefi ve şafiler için) FETVALAR" isimli kitabından da bakılabilir..

Fakr
23-03-2013, 20:32
Selam

''Beyin ölümü gerçekleşti'' denilen kişinin kalbi halen çalışır ve kişi damardan beslenir ve sindirim devam eder.Yani kişi ölmemiştir, hale her açıdan sağdır...

Selametle..

(((__meftun__)))
27-03-2013, 14:40
Beyin ölümü gerceklesenlerin icersinde bir tane örnek numune var midir, ki o kisi tekrar sagligina dönmüs olsun...

Su ana kadar bir örnek yoktur...

NOT: Bildigim bir hususu paylastim, organ nakline cevaz icin bir paylasimda bulunmadim...

Dut_agaci
27-03-2013, 14:46
Fetva, şu demektir.

Benim ağzımdan çıkan laf ile seni, beni, tüm alemleri Yaratadan Cenab-ı Hakka AMEL edeceksin, lafımla KULLUK edeceksin demektir.

Bunun vebâli çok büyük ve sakıncalıdır.

Bence Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Hattı'nı arayınız, size daha ayrıntılı yardımcı olurlar muhterem.

ehlinimet
27-03-2013, 16:39
Beyin ölümü gerceklesenlerin icersinde bir tane örnek numune var midir, ki o kisi tekrar sagligina dönmüs olsun...

Su ana kadar bir örnek yoktur...

NOT: Bildigim bir hususu paylastim, organ nakline cevaz icin bir paylasimda bulunmadim...
http://i.radikal.com.tr/480x325/2012/11/13/fft64_mf1199617.Jpeg

On yılı aşkın süredir bitkisel hayatta olan Kanadalı hasta Scott Routley bilim adamlarına 'acı içinde olmadığı' mesajını iletmeyi başardıBu, çevresiyle iletişim kuramayan ve ileri düzeyde beyin tahribatı geçirmiş olan bir hastanın, tıbbi durumuyla ilgili sorularını yanıtlayabildiği ilk vaka.
39 yaşında olan Scott Routley'e, beyinsel faaliyetleri fMRI cihazında incelenmekteyken sorular yöneltildi.

TIP KİTAPLARININ BAŞTAN YAZILMASI ANLAMINA GELİYOR
Routley'in doktoru, elde ettikleri bu yeni bilginin, tıp ders kitaplarının yeni baştan yazılması anlamına geldiğini söyledi.
Bitkisel hayata giren hastalar, komadan çıktıktan sonra uyanık halde ve gözleri açık dönemler geçiriyor ama kendileri ya da dış dünya hakkında hiçbir şey algılayamıyor.

12 YIL ÖNCE KAZA GEÇİRDİ
Routley'in bundan 12 yıl önce geçirdiği bir otomobil kazasında, beyninde ileri düzeyde hasar meydana gelmişti.
O zamandan bu yana geçirdiği tüm incelemelerde hiçbir bilinç ya da iletişim kurabilme işareti göstermemişti.

'SCOTT DÜŞÜNEBİLİYOR'
İngiliz nöroloji uzmanı Western Ontario Üniversitesi'nde Beyin ve Akıl Enstitüsü ekibine başkanlık eden Prof. Adrian Owen, Routley'in kesinlikle bitkisel hayatta olmadığını belirtiyor.

Prof. Owen, "Scott bilincinin açık olduğunu, düşünebildiğini gösterdi. Beynini defalarca taramadan geçirdik. Beyinsel faaliyetleri, sorularımıza bilerek cevap verdiğini gösteriyor. Nerede ve kim olduğunu biliyor." dedi ve bunun tıpta çığır açacak bir saptama olduğunu kaydetti.
Prof. Adrian Owen, "yıllardır bitkisel hayattaki bir hastaya kendisi açısından önem taşıyan birşey sorabilmek istiyorduk. Gelecekte hastanın yaşam düzeyini geliştirebilmek için neler yapabileceğimizi de sorabiliriz. Bu kendilerine sağladığımız eğlendirici faaliyetler veya günün hangi saatlerinde yıkanmak, beslenmek istedikleri gibi şeyler olabilir." dedi.

Scott Routley'nin anne ve babası, bitkisel hayattaki oğullarının bilincinin her zaman yerinde olduğuna ve başparmağını kaldırarak ya da gözlerini hareket ettirerek iletişim kurabildiğine inandıklarını söylüyor. Ancak tıp görevlileri, anne babanın bu görüşünü kabul etmiyordu.

Routley'nin on yıl boyunca nöroloğu olan, halen Londra (http://www.radikal.com.tr/index/Londra) 'da çalışan Prof. Bryan Young da, beyin görüntüleme sonuçlarının yılladır yapılan davranış değerlendirmelerinin tümünü değiştirdiğini ve tıp kitaplarının, Prof. Owen'ın teknikleri de eklenerek güncelleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
BBC (http://www.radikal.com.tr/index/BBC) 'nin Panorama programında, İngiltere (http://www.radikal.com.tr/index/Ingiltere) ve Kanada'da bir yılı aşkın süredir bitkisel hayatta bulunan ve en düşük düzeyde bilinci açık durumda olan hastaların gelişimi izlendi.

Steven Graham adlı bir başka Kanadalı hasta da, geçirdiği beyin tahribatı sonrasında yeni bilgileri hatırlayabildiğini ortaya koydu. Graham, kız kardeşinin bir kızı olup olmadığı sorusuna "evet" cevabını verdi. Hastanın yeğeni 5 yıl önce geçirdiği otomobil kazasından sonra dünyaya gelmişti.

bbctürkçe

Bu konu hakkın da yeni bilgilere ulaştıkça buraya ekleyeceğim.

ehlinimet
27-03-2013, 16:48
Beyin ölümü gerceklesenlerin icersinde bir tane örnek numune var midir, ki o kisi tekrar sagligina dönmüs olsun...

Su ana kadar bir örnek yoktur...

NOT: Bildigim bir hususu paylastim, organ nakline cevaz icin bir paylasimda bulunmadim...
http://www.herbalistatabay.com/img/doktorhale_neslihan.jpg
Bitkisel hayata giren kızını 5 yıllık mücadele sonucu hayata döndüren doktor, yılın annesi seçildi.

Bursa'da şofbenden zehirlenerek bitkisel hayata giren üniversite öğrencisi kızını 5 yıllık mücadeleden sonra yürütmeyi ve konuşturmayı başaran doktor anne Hale Kabacaoğlu,Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi tarafından yılın annesi seçildi.

Zafer Plaza Alışveriş Merkezi'nde düzenlenen ödül törenine kızı Neslihan ile birlikte katılarak herkesi hayrete düşüren Bursa Zübeydehanım Doğumevi Radyoloji Uzmanı Dr. Hale Kabacaoğlu, kızının tek eksiğinin baba sevgisi olduğunu söyledi. 5 yıl önce yaşanan olay şöyle gelişmişti. Yıl başı tatili için geldiği evinde duşa giren Anadolu Üniversitesi (AÜ) Seramik Mühendisliği öğrencisi Neslihan Köse, 30 Aralık 2001 tarihinde şofbenden çıkan karbonmonoksit gazından zehirlendi. Annesi tarafından yarı baygın halde bulunan genç kız, Bursa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Komaya giren genç kız, ilk önce Uludağ Üniversitesi'ne ardından da Haydarpaşa GATA'da oradan da Ankara Bilkent TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'ne yatırıldı.

Doktorların umudu kesmesine rağmen yılmayan anne, tıpta 'atrofi' denilen beyin hücrelerinin tamamına yakını ölü olmasına rağmen ümidini yitirmedi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı doçentlik tezini, mesleğini ve özel hayatını bir kenara bırakan Dr. Kabacaoğlu, 2 yıl yoğun bakımda kızıyla birlikte yaşadı. Bu sırada kızına hikayeler okuyup Mozart'ı kulaklıkla kızına dinleten Kabacaoğlu, yattığı yerde vücudunda yaralar çıkmaması ve felç olmaması için sürekli kızının pozisyonunu değiştirdi,ayaklarına ve kollarına masaj yaptı. Geri çekilen dilini dudaklarına sürdüğü çikolatayla çözdürdü. 5 yıllık çabanın sonunda anne Dr. Kabacaoğlu, üniversiteli Neslihan'a yeniden okumayı öğreterek onu anaokulundaki çocukların seviyesine getirdi.

Evine astığı yazı ve yönlendirme levhalarıyla üniversiteli kızına önce yürümeyi, ardından tuvalet alışkanlığını, son olarak da konuşma ve okumayı öğreten anne Dr. Kabacaoğlu, bunları yaparken, otistik oğlunu hayata kazandıran Lorenzo'nun Yağı' filminden ilham aldığını söyledi.

Diğer yandan Dr. Hale Kabacaoğlu, bu arada "Dünyaya bir kere gelinir" diyen eşi tarafından terk edilince, evinin ve çocuğunun masraflarını karşılamak için mesleğine geri döndü.

Kadavra olan kızını hayata döndürmenin sevincini yaşayan anne, tıp otoritelerini de hayretler içinde bıraktı. İstanbul Yeditepe Üniversitesi ve Eskişehir'de düzenlenen konferansta Neslihan'ın hayatı 5 Amerikalı ve yüzden fazla bilim adamı ve profesörü hayrete düşürdü. Kızının yeniden üniversiteye başlayacağı günleri iple çektiğini söyleyen Kabacaoğlu'nun bu gayreti, Türk Anneler Birliği Bursa Şubesi tarafından ödüllendirildi. Konuşabilen, söyleneni anlayan ve rahatlıkla yürüyen Neslihan ile birlikte ödül törenine katılan anne, buruk bir sevinç yaşadığını söyledi.

Yaptığı işin takdir görmesinin kendisini çok sevindirdiğini söyleyen Kabacaoğlu, "Bir anne olarak yapmam gerekeni yaptığım inancındayım. Çocuğumu çok seviyorum. Onu eski haline kavuşturmak ise tek hedefim. O günleri de göreceğime inanıyorum. Şu an Neslihan fiziksel olarak çok iyi. Ancak kızımın tek eksiği baba sevgisi" diyerek evi terk eden eşine geri dönmesi çağrısında bulundu.

2007'de yılın annesi seçilen Dr. Hale Kabacaoğlu'na plaketi, Anneler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Ceyda Derin tarafından verildi.
KaynaK : İHA

(Arena ekibi Güveloğlu'nun iyileştirme haberi üzerine 2. kez Kasım 2007 de tekrar gelerek ve Hale hanım ve Yasemin' in iyileşmiş durumunu görerek yeni çekim yapmış ve 16 Mayıs 2008 de Arena Programı'nda bunu yayınladılar.Doktor anne mucizeyi anlattı.)

ehlinimet
27-03-2013, 17:00
Beyin ölümü gerceklesenlerin icersinde bir tane örnek numune var midir, ki o kisi tekrar sagligina dönmüs olsun...

Su ana kadar bir örnek yoktur...

NOT: Bildigim bir hususu paylastim, organ nakline cevaz icin bir paylasimda bulunmadim...
İŞTE BİTKİSEL HAYATTAKİLERİ YAŞAMA DÖNDÜREN MUCİZE TEDAVİ!..İngiltere'de belgesellere konu olan bir olay gerçekleşti. Eroin bağımlılığı sonucu beyninde oluşan zedelenme nedeniyle 6 yıldır komada olan genç kız uyku hapıyla uyandı.
İngiltere'de belgesellere konu olan bir olay gerçekleşti. Eroin bağımlılığı sonucu beyninde oluşan zedelenme nedeniyle 6 yıldır komada olan genç kız uyku hapıyla uyandı.

Doktorların yaşam destek ünitesi fişinin çekilmesini önerdikleri genç kız komadan mucizevi şekilde çıktı. Uyuşturucu bağımlısı olan Amy Pickard, 6 yıl önce eroinin vücudunda yarattığı tahribatla komaya girdi. 6 yıldır bitkisel hayatta olan genç kızın annesi kızının son çare olarak yeni bir tedavi yöntemini denemeyi kabul etti. Doktorlar henüz deneme aşamasında olan kalıcı bitkisel hayat durumundaki Amy Pickard'a uyku hapı verdiler.

TEPKİ VERMEYE BAŞLADI

Düzenli aralıklarla hastaya Zolpidem isimli uyku hapını veren doktorlar gelişme karşısında gözlerine inanamadı. Doktorlar uyku hapının verilmesinin ardından dört hafta sonra Pickard'ın tepki vermeye başladığını söyledi. Genç kızın annesi Thelma Pickard, ilacın verilmesinin ardından Amy Pickard'ın yaşam fonksiyonlarının yerine gelmeye başladığını belirterek günden güne iyileştiğini söyledi. Anne Thelma "Kızımın ilk ilacı almasının ardından yüzünde bir rahatlama gördüm. İlacı ikinci alışında ise gözleri açıldı. Bu inanılmaz bir şey" dedi. Bilinci tamamen yerine gelen Anna Thelma şu anda yürüyemese de etrafında olup biteni algılayabiliyor ve konuşabiliyor.

360 KİŞİDE DENENDİ

Geçtiğimiz yıl İngiltere'de kalıcı bitkisel hayat durumundaki 30 hastaya uyku hapı verilerek uyandırılmaya çalışılmıştı. Tedavi, üç yıldır komada olan Louis adında bir gence sakinleştirici etkisi nedeniyle bir uyku hapı verilmesiyle başlamıştı. Louis ilacı aldıktan sonra bir saat içinde kendine gelmiş ve yeniden konuşmaya başlamış fakat daha sonra yeniden komaya girmişti. Uzmanlar şimdiye kadar komada olan 360 kişiye Zolpidem isimli uyku hapının verildiğini ve bu çalışmadan yüzde 60 oranında başarı beklediklerini kaydetti.
bbc

ehlinimet
27-03-2013, 17:09
Beyin ölümü gerceklesenlerin icersinde bir tane örnek numune var midir, ki o kisi tekrar sagligina dönmüs olsun...

Su ana kadar bir örnek yoktur...

NOT: Bildigim bir hususu paylastim, organ nakline cevaz icin bir paylasimda bulunmadim...

Nükhet Kalmuk, Hacettepe Üniversitesi'nin Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okurken sosyoloji, pedagoji, felsefe ve psikoloji dersleri de almış. Ardından Boğaziçi Üniversitesi'nin İnsan Kaynakları Programı'nı bitirmiş. Şu an Henkel'de çalışan Kalmuk, ilk romanını gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak yazmış. Aylarca yoğun bakımda, bitkisel hayatta kalan Kalmuk, o süreçte yaşadığı duyguları ve gördüklerini anlatırken yaşamı, mutluluğu, mutsuzluğu sorguluyor ve insanın hayatını anlatıyor. İyileşen ve gazeteci Mehmet Altan'ın da telkinleri sonucu yazarlığa adım atan Nükhet Kalmuk'la konuştuk...

× Romanınızı gerçek hayat hikayenizden yola çıkarak oluşturmuşsunuz. Yaşamla ölüm arasında kalmanıza neden olan hastalığınız neydi?
Pankreas iltihaplanması geçirdim ama en ağır olanından. 6 ay sürekli hastanede yaşadım, bunun üç ayı yoğun bakımda bitkisel yaşamdı. Bu bitkisel yaşam sürecinde iki kez kalbim durdu. Sonra taburcu oldum ancak iki ay arayla iki kez daha hastaneye yatırıldım. Toplam 22 ameliyat geçirdim. 1,5 yılım bu şekilde geçti, son 7-8 aydır hastane dışında normal bir yaşam sürmeye çalışıyorum.

× Bitkisel hayatta geçen günlerinizden hatırladığınız, dışarıdan anlaşılmasa da hissettiğiniz duygular oldu mu?
Yoğun bakım doktorları, hemşireleri ve hasta yakınları için şunu söylemek isterim; bitkisel hayattaki bir hastaya beş duyusu tamamen kapalı ve hiçbir şeyi algılamıyor diye düşünerek davranılmamalı. Evet, tat alma, görme gibi duyular kapanıyor ama siz bilinç olarak varlığınıza devam ettiğiniz için, her şeyi algılıyorsunuz. Sadece bedeni artık kumanda edemez hale geliyorsunuz. Yoksa o anda odanızda çalan rahatlatıcı melodi, kendini duvardan duvara fırlatıp ağlayanlar, telkinler, hepsi algılanıyor ancak ve ancak olumlu davranışlar bitkisel yaşamda olan hastaya güç veriyor.

× Bu süreç hayatınızda ne gibi değişikliklere yol açtı?
'Artık tıbbi olarak yapılacak bir şey kalmadı' denilen ve ailemin perişan bir şekilde bana mezar araştırmaya başladığı bir noktadan geri gelebilmem... Bunca şeyden sonra fiziksel olarak minimum da olsa bazı aksaklıklar var. Ama önemli olan beden hapishanesinde sınırlı bir varlık olmadığımızın bilincine varmamız. 'İnsancık' veya 'insansı' gibi değil de 'insan' olarak, tüm bilinenlerin aksine arınmış bir şekilde, bilinç olarak varlığımızı idrak ve teyit ederek, bu sonsuzluğu ve sınırsızlığı yaşayabilmek ve yaşadıklarını seyredebilmek gerekiyor ki zaten bu hal sürekli bir mutluluk halidir.

× Ölümden dönenlerin gördüğü 'ışığı' ya da farklı şeyler gördünüz mü?
Valla Şaka bir yana bitkisel hayattayım, beş duyum kapalı, 3 ay sürekli uyuyorum. Nefes boruma hortum gibi bir şey takılmış çünkü doğal bir şekilde kendi kendime nefes alamıyorum, o yüzden yaşam destek ünitesiyle tüm organlarımın faaliyetleri desteklenip yerine getirilmeye çalışılıyor. Yani bir nevi taşıma suyla değirmen döndürülüyor. O süreçte ilk önce nefes almak zorlaşmaya başladı. Derin nefes almaya çabaladıkça bir damla oksijen bile gelmez oldu ve bu boğulma süreci çok ıstırap vericiydi. Sonra birden bu acı durdu; çünkü kalbim durdu. Bir müddet yatan bedenime baktım, gördüm. Gözle görmekten ziyade 'idrak etmek' anlamında bir görme halini yaşıyorsunuz. Ve ben sanki çok kuvvetli bir enerji alanının içinden girdapla birlikte döne, döne, döne en dibe çekildim, iyice dibe. En sonunda o enerji alanında bir yere fırladım. Garip duygulardı, bunu dile dökmek zor. Yine de dile dökebildiğim kadarını net ve açık bir üslupla tüm detaylarıyla kitabımda yazdım.

× 'Mantık üzmez, duygusal kararlar yanıltıcı olabilir ve üzebilir insanı' diyorsunuz, peki hangisi insanı mutlu eder?
Bana göre herkes her şeyi çok duygusal hale getiriyor ve duygularının esiri oluyor. Tabii ki duygusuz ve robot gibi yaşamayacağız. Asıl olan duygularımızın esiri olmadan hayatımız için iyi ve doğru olanı yapmak. Ama bu iyi-doğru veya mutluluk-mutsuzluk gibi tanımlamalar bizim öznel tanımlarımız olmamalı. Çünkü sana göre iyi olan bana göre kötü olabilir. Mutluluk veya mutsuzluk sonsuz ve sınırsız olan evrende, bu bilinçte mevcut olduğumuzu bilmek ve bu sınırsızlık içindeki mevcudiyetimizin farkına varmaktır. Zaten bunun farkına varınca ve bu sınırsızlığını görüp yaşamaya başlayınca tanımlamaların ötesine geçebiliyorsun.
http://www.aksam.com.tr/guncel/bitkisel-hayatta-her-seyi-algiliyorsun/haber-149518

saglıkcı
27-03-2013, 18:23
Beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı şey değildir.
Bunu goglede aradığınızda uzmanların ve yetkili kimselerin aynı şey olmadığını belirttikleri görüleçektir.Hala beyin ölümü ile bitkisel hayatı birbirine karıştırmanın bir manası olmasa gerektir.

zulk@rneyn
27-03-2013, 18:53
Beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı şey değildir.
Bunu goglede aradığınızda uzmanların ve yetkili kimselerin aynı şey olmadığını belirttikleri görüleçektir.Hala beyin ölümü ile bitkisel hayatı birbirine karıştırmanın bir manası olmasa gerektir.

bende aynı şeyi söyleyecektim.
beyin ölümü ve bitkisel hayat ayrı şeylerdir.
tıp ta bitkisel hayata girmiş kişi ölü olarak kabul edilmez...
makinaların yardımıyla beyin ölümü oluncaya kadar makinalarla gerekli destek sağlanır. şifa bulur yada... Allah (c.c.) bilir.
beyin ölümü gerçekleşen kişinin ise ailesi çağrılır. beyin ölümünün gerçekleştiği kendisine bildirilir. 24 saat içinde fiş in çekileceği kendisine bildirilir. organlarını bağış yapması hakkında kendisinden istekde bulunur. kişinin vasiyeti yada yakınlarının isteği üzerine organ nakli gerçekleşir yada gerçekleşmez.

forumlar fetva makamı değildir. vebal büyüktür.
fetva yetkili yerlerden almak lazım.

Ahmet
27-03-2013, 19:55
Fişi çekince ölecek mi vatandaş? Evet. Aslında tıbben ölü fakat makinalar vasıtasıyla nefes üfleniyor, kan pompalanıyor vesair.
Müslüman doktorlar beyin ölümü gerçekleşmiştir dedikten sonra sorun olmamalı.

Fakr
27-03-2013, 20:12
Selam

http://www.medimagazin.com.tr/authors/sahin-aksoy/tr-20-yuzyilin-en-buyuk-yanilgilarindan-biri-beyin-olumu-72-60-953.html


Konuyla ilgili bir yazı var...

Selametle...

(((__meftun__)))
28-03-2013, 16:18
Ben bir hastanede bu işin içersindeyim... Bir doktor yanıma yaklaştı konuşmamın akabinde, sen de bundan çok rahat değilsin ki sesin bana titrek geldi dedi. Ben de ona beyin ölümü gerçekleştikten sonra, bir numune de olsa insan olarak hayata dönen var mı dedim yok dedi. O da inançlı biri, o da bu mes'eleye farklı bakıyor çıkış yolu da bulamıyor...

Bitkisel hayat bambaşka bir şey beyin ölümü çok daha farklı bir şeydir...

Ölüyle dirinin durumu gibidir neredeyse...

Çünkü beyin ölümünde ölüm olmayıp sağlık da olsa yine de hayata tutunmak zordur... Çünkü düşünün beynin saatlerce oksijensiz kaldığını...

zebih
28-03-2013, 18:34
Beyin Ölümü Nedir?
Beyin ölümü; beyin sapı da dahil tüm beyin fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak sonlanmasıdır. yapılacak herhangi bir medikal tedavi süreci değiştiremez. Kısa bir süre sonunda (genellikle 1-2 hafta içinde) verilen bakımdan bağımsız olarak kardiyovasküler kollaps meydana gelir (1,2).

Beyin Ölümü Niçin Gerçekleşir?
Kafa travması veya serebrovasküler olaylar beyin ödemine neden olabilirler. Beyin oldukça sert ve esnek olmayan bir kemik yapı içerisinde korunur. Herhangi bir travma sonucunda oluşan ödem kafa içi basıncın artmasına neden olur. Kafa içi basıncındaki artış kritik bir seviyeye ulaşıp beyine olan kan akımını sağlayan basıncı aştığında, beyinin kan dolaşımı sonlanır ve beyinde aseptik nekroz ortaya çıkmaya başlar. Artmış kafa içi basıncının olumsuz etkileri sadece serebral korteksle sınırlı kalmaz serebellum ve beyin sapı da dahil olmak üzere tüm beyinin infarktına neden olur. Kafa travması veya kanama sonucu gelişmeye başlayan beyin ölümü tablosunda, ödem sonucu intrakranial basınç artar, beyin sapına olan bası sonucu ciddi hipertansiyon ve bradikardi gözlenebilir. Beyin ölümü gerçekleştiğinde ise serebellar tonsiller herniye olur, kan basıncında ani düşme gözlenir. Bir süre sonra spinal kordun otomasite kazanması sonucu kan basıncı göreceli olarak artabilir (1,3).

Serebral ölüm (kalıcı bitkisel hayat) ve beyin ölümü farklı mıdır?
Serebral ölüm, kalıcı bitkisel hayatta denilebir, serebral korteksin fonksiyonlarının sonlanmasıdır. Beyin sapı fonksiyonları ya çok az hasarlıdır ya da tamamen korunmuştur. Beyin ölümünden tamamen farklıdır ve ölümle eş değer değildir (1,2,4). Beyin ölümü ve kalıcı bitkisel hayat durumu arasındaki fark şöyle izah edilebilir:

Beyin ölümü durumu; koparılıp vazoya konan bir çiçeğe benzetilebilir. Ne yapılırsa yapılsın çiçek bir süre sonra solacaktır. Kalıcı bitkisel hayat durumu ise saksıdaki bir çiçeğe benzetilebilir, gereksinimleri karşılandığında bir süre yaşatılabilir.

Prof. Dr. Melek Tulunay

ehlinimet
28-03-2013, 18:50
Allahu tealanın verdiği canı bilerek isteyerek almak...Asla kabul edilemez bir durum.Biz elimizden geldiğince tebliğ ettik anlattık vebal bizden çıkmıştır.Her kez cüz-i iradesinin meyl ettiği yöne gidecek.
Rabbim den niyazım bu hakikatleri bu iyi niyetli arkadaşlarımızın gönüllerine ilham eylesin.

manifesto
28-03-2013, 22:32
ölü ölüdür
Ölünün Allah katında Kul katında olanı da mı var :)
Beyin ölümü dediğiniz şeyden ne anlıyorsunuz ben anlamadım
Anladığım sizin anlamadığınız

fakiri
13-04-2013, 16:04
Elbetteki kimsenin ağzı torba değil ki, çuvaldızla dilkesin de konuşamaz olsun ! Böyle bir imkâna sahip değiliz...Şu hâlde herkes, her konuda bir şey söyler de asıl mesele o konunun mütehassıs ve uzmanalrı ne diyor o konuda onu bulup, ortaya çıkarmak lazım. İşte biz de araştırdık ve konunun uzamnı olan bir şahsı bulduk ve onun bu "beyin ölümü"denilen tuhaf ifade hakkındaki görüşlerini sizlerin istifadesine sunduk...











· 20. Yüzyılın en büyük yanılgılarından biri: Beyin Ölümü
Prof. Dr. Şahin AKSOY, Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı











Sıcak Ölüler

Ölüm her aklına geldiğinde ah edip vah edip inleme, bu halinle Tanrıyı incitmiş olacaksın.
Ecel kapını çaldığında evi telaşa verme,
o geldiği zaman sen gitmiş olacaksın.
(Anonim)

Bu haftaki Medimagazin’de Sağlık Bakanlığı’nın, beyin ölümü raporu verilen hastaların yaşam destek ünitesinden çıkarılıp çıkarılmaması karanını aile onayına bırakan yasada değişiklik yapma hazırlığı ile ilgili bir haber var. Bu da yetmiyormuş gibi, hazırlanılan yeni yasa taslağında, beyin ölümü raporu 4 uzman yerine 2 uzman onayıyla verilecekmiş. Habere göre Organ Nakli Koordinatörleri Derneği kurucularından Dr. Engin Çelik, “Kanuna göre, beyin ölümü olunca yakınlarına önce organ bağışı yapıp yapmayacakları soruluyor. Aile ‘hayır’ dediğinde hekimler, ‘O zaman yaşam destek ünitesinden çıkaralım mı?’ diye sormak zorunda kalıyor. Böyle olduğunda aile, sağlık personelini kişi ölmeden organlarını almaya çalışmakla suçluyor” demiş.

Haberi hazırlayan muhabir arkadaşımız beni arayarak konu hakkındaki görüşümü istedi, ben de; “Bunun yersiz ve yanlış bir çaba olacağını, aile onayını yasadan çıkarmanın organını bağışlamış kişilerin kurtarılması için hekimlerin yeterince çaba harcamadıklarına dair hasta yakınlarının şüphelerini kuvvetlendireceğini, bunun tıbba ve hekimlere olan güveni sarsacağını ve bu yasanın, zaten az olan organ bağışı sayısını azaltacağını” söyledim. Ancak konunun önemine ve beyin ölümü ile organ nakilleri konusundaki ciddi kafa karışıklığına binaen bu haftaki yazımı bu konuya ayırmak istedim. Yazının devamında her biri bilimsel dergilerden alınmış bazı bilgiler ile bazı kanaatlerimi dile getireceğim.

* Beyin ölümü kavramı 1968 yılında başarılı kalp nakli ameliyatlarının yapılmasından sonra Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından ortaya atılmış ve bugün tıp çevreleri ve hükümetler tarafından hüsnükabul görmüş, 20. yüzyılın en büyük yanılgısından birisidir.

* Beyin ölümü kavramının organ nakillerine ‘malzeme’ sağlama ile yoğun bakımdaki belli hastaları ‘sessiz gemi’ye vakitsizce bindirme dışında hiçbir pratik faydası bulunmamaktadır.

* Beyin ölümü teşhisi koyulan hastalar organları alınana kadar ‘yaşam destek makinesi’nde tutulur, idrar takibi yapılır, enfeksiyon ihtimaline karşı antibiyotik verilir, hatta kalbi durursa kalp masajı yapılır.

* Eğer anestezi yapılmazsa, beyin ölümü gerçekleşen hastalar organları alınırken neşter darbelerine tepki verir ve kan basıncı ile kalp atımı belirgin şekilde yükselir. İngiltere’de Norfolk ve Norwich Hastaneleri uzman anesteziyoloğu Dr. Phillip Keep 19 Ağustos 2000 tarihli Guardian gazetesine verdiği beyanatta “Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin organlarını alırken bıçağı vurduğunuzda nabız ve kan basıncı fırlar. Eğer hastaya anestezi vermezseniz hasta kımıldamaya başlar, kıvranır ve ameliyat etmek imkansız bir hal alır” demiştir.

* Literatürde beyin ölümü teşhisi konulan hamile kadının aylarca bu durumda kaldığı ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirdiği ile beyin ölümü gerçekleşen bir çocuğun ‘yaşam destek makinesi’ne bağlı olarak ve gerekli beslenmesi yapılarak 14 yıla kadar hayatta kaldığı rapor edilmiştir.

* Beyin ölümü teşhisinde hata yapmak mümkündür. Örneğin GuillianBarre sendromu, hipotermi ve bazı ilaçlar ve toksinler beyin ölümü belirtileri verebilmektedir.

* Beyin ölümünün mutlak ölüm olduğunu savunan yazarlarının en temel savlarından birisi, beyinin bedendeki “en üst düzenleyici” olduğu, onun geri dönüşümsüz olarak hasarlanması ile yaşamın da sona ermiş olacağıdır. Oysa en az beyin kadar, kalp, karaciğer, böbrek ve diğer organlarda bedensel bütünlüğün ve hayatiyetin devamı için şarttır. Bunlardan her hangi birisinin “ölmesi” de diğer bütün organların iflası, dolayısı ile canlının hayatının sona ermesine yol açar.

* Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Pediatrik Nöroloji profesörü Shewmon, beyin ölümü kriterleri savunucularının temel dayanaklarından birisi olan, beyinin “bedenimizi bir arada tutan ana unsur” olduğu iddiasının tamamen tartışmalı olduğu, çünkü beyin ölümünün bedenin “dağılmasına” neden olmayacağını, dolayısı ile, klinik beyin ölümü durumunun ölümün biricik belirteci olarak tanıda kullanılmaması gerektiğini söylemiştir. Bedenimizi ‘bir arada tutan’ unsur kalptir. Ancak kalp öldüğü zaman, veya bedeni terk ettiği zaman beden ‘dağılır’.

* Yıllar geçtikçe organa ihtiyaç duyanların sayısı ile organını bağışlayanların sayısı arasındaki farkın daha da açılması, bütün çabalara rağmen ne dünyada ne de ülkemizde insanların beyin ölümünü gerçek ölüme denk görmediğini, bu yüzden de organını bağışlamadığını göstermektedir. Avrupa’da organ bağışlama oranı %15-20 iken, Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de %1’de kalmaktadır. Türkiye genelinde 2002 yılında 1073, 2003’de 984 kişi organ bağışlarken, Ankara’da 2002’de 77, 2003’de 43, 2004’de 9 kişi organını bağışlamıştır. Yine Sağlık Bakanlığı’nın internet sayfasında 2005 yılında yayınladığı verilere göre organ bağışlarının oranı ilden ile de farklılık göstermektedir. Organ bağışlarının %21.8’i İzmir, %13.4’ü İstanbul, %8.3’ü Aydın, %6.8’i Denizli’den yapılırken, Şanlıurfa’nın da içinde bulunduğu pek çok ilde son 2 yıl içinde hiç organ bağışı yapılmamıştır.

* 29.05.1979 tarih ve 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun”un 5. maddesi “On sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır” der. Ancak ülkemizde on sekiz yaşın altındaki beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin organları, bu yasağa rağmen, hekimlerin teşviki ve anne-babalarının onayı ile alınır ve medya da bunu ‘çarşaf-çarşaf’ haber yapar.

* Mevcut pek çok bilimsel veri ile beyin ölümünün mutlak ölüm olmadığı son derece açıktır. Aslında beyin ölümü sadece, böbrek yetmezliği veya karaciğerin iflası gibi bir prognoz göstergesidir.

* Beyin ölümü tanısı konulan hastalardan alınan organlar, esasında halâ canlı olan, kalbi atan, yardımla bile olsa nefes alıp-veren, kan dolaşımı devam eden, insan sıcaklığını taşıyan, hatta belki de ağrı duyan insanlardan alınmaktadır.

* Öyleyse, daha fazla organ kaynağı oluşturmak adına bu ‘varsayımsal’ ölüm tanımından vazgeçilmesidir. Eğer beyin ölümünün mutlak ölüm olduğu varsayımına devam edilecek ve bu hastalardan organ alınmaya devam edilecekse en azından organ bağışı yapan kişilere ve kamuoyuna, onlara organları alınırken anestezi (ve analjezi) verilmesi gerektiği, aksi takdirde irkilme ve kıvranmanın söz konusu olacağı, nabız ve tansiyonlarının yükseleceği söylenmelidir. Aksi takdirde, organlarını başkalarının yaşamını kurtarmak için verme fedâkarlığında bulunan bu insanların uygun şekilde bilgilendirildiğinden söz edilemez. Bu haksız bilgilendirmeme ve samimiyetsizlik devam ettiği sürece insanların gönül rahatlığı ile organlarını bağışlamalarını beklemek boşunadır. Sağlık Bakanlığı’nın hazırlık içinde olduğu yasa değişikliği de toplum nazarındaki şüpheleri artırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.

Haftaya: Organ nakline karşı mıyım? Organ yetmezliklerinin tedavisinde ne öneriyorum? Kişilerin canlıyken veya öldükten sonra organlarını bağışlamasını teşvik için neler yapılmalı?

Dadaş
13-04-2013, 22:36
Sayılmaz, kalbi çalışan insanın daha ruhu çıkmamıştır.

(((__meftun__)))
14-04-2013, 07:02
Beyin ölümü gerçekleşen biri ölmüş demektir...

Lakin Tıb İlmi'nin alet ve edavatları gelişince, beyin ölümü gerçekleşen hastanın beyin hariç diğer azaları bu aletler yardımıyla çalışması sağlanmıştır...

Nice hastalar, velilerinin müsade etmemesiyle, hasta aletlerden alınmıyor ve belli bir zaman sonra hastanın diğer organları da çalışmıyor ve ölüm gerçekleşiyor...

Burada yapılması gerekli olan şey:

1- Tıp İlmi alimleriyle Fıkıh İlmi'nin alimleri bu mes'eleyi enine boyuna tartışacaklardır...

2- Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan bir istisna var mıdır ki, beyni normal hale gelmiş ve alet ve edavatlar kendisinden alınmış ve de belli bir dönem yaşamıştır..?

Tanıdığım doktor arkadaşlara bu mes'eleyi sordum, şu ana kadar bir istisna olmamış...

Domuz eti yemek haramdır, yasaklayan Allahü Teala...

Ölmeyecek kadar yenilmesine müsade eden de Allahü Teala...

Organ nakli de böyle bir şey...

NOT: Rahmi iflas etmiş bir kadına kadavradan rahim nakli yapılacağı kimin aklına gelirdi? Caiz midir..? Konu tartışıla dursun hanım kardeşimiz hamile.. ---))))
İslam Alimleri tartışmaktan Fıkhı bir öne alamadılar... Ne kadar gericiyiz anlayın...

NOT: Elbet nakil, bir hastayı öldürmek diğer hastayı iyileştirmek olmamalıdır...

ehlinimet
14-04-2013, 20:41
2- Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan bir istisna var mıdır ki, beyni normal hale gelmiş ve alet ve edavatlar kendisinden alınmış ve de belli bir dönem yaşamıştır..?

Tanıdığım doktor arkadaşlara bu mes'eleyi sordum, şu ana kadar bir istisna olmamış...

Bağlı olduğu makinenin fişi çekilince hayata döndü
http://www.kenthaber.com/Resimler/2007/06/29/00209062.jpgKastamonu'da 1 aydır yoğun bakımda yatan ve beyin ölümü gerçekleşen Hamdi Mantar, bağlı olduğu yaşam destek makinesinin fişleri çekilince hayata döndü.

Geçtiğimiz Mayıs ayında askerlik sülüsünü almak için yola çıkan Hamdi Mantar, Kastamonu Süt Fabrikası mevkiinde motosikletiyle bir kamyonun altına girmesi sonucu ağır yaralandı. Kaldırıldığı Kastamonu Doktor Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi'ndeki 3 günlük yoğun bakımın ardından Mantar, doktorların "Yapabileceğimiz başka bir şey yok" demesinin ardından Kastamonu Özel Anadolu Hastanesi'ne sevk edildi. Vücudunda çok sayıda kırık, iç organlarında ve beyninde hasar meydana gelen Hamdi Mantar'ın yoğun bakımındaki 12'inci gecesinde doktorlar, Hamdi'nin beyin fonksiyonlarının yüzde 90'ının durduğunu ve ailesine makinelerin fişinin çekileceğini söyledi. Bunun üzerine Mantar ailesi, Hamdi'nin mezarını kazdırarak, kabir kurbanını kestirdi ve belediyeden yapılacak vefat ilanını hazırladı. Baba Hasan Mantar, doktora Hamdi'yi makineden çıkartmamasını, annesinin hasta olduğunu ve Hamdi'yi sabah son bir kez burada yatarken görmesini istediklerini belirtti. Anne Ferda Mantar oğlunu son kez gördükten sonra hastane görevlileri, Hamdi Mantar'ın bağlı olduğu yaşam destek makinesinin fişini çekti ve fişin çekilmesiyle birlikte Hamdi Mantar yeniden hayata döndü. Dışarıda oğullarının ölüm haberini beklerken hemşirelerin Hamdi'nin hayata döndüğünü ve yaşam ünitelerinin yeniden çalışmaya başladığını söylemesi üzerine aile, mutluluk gözyaşlarına boğuldu.

Yaklaşık 1 ay boyunca yoğun bakımda kalan ve 12 gün boyunca da yaşam destek ünitesinde bağlı olan Hamdi Mantar'ın durumunu öğrenen Kastamonu Askerlik Şubesi, tedavinin devamı için Hamdi Mantar'ı GATA Hastanesi'ne kaldırdı. Hamdi Mantar'ın 20 gündür GATA Hastanesi'nde tedavisi sürüyor.

Oğlunun tedavisi boyunca hastaneden hiç ayrılmayan Hasan Mantar, Hamdi için kestirilen kabir kurbanını yetiştirme yurduna bağışladığını belirterek, "Özel Anadolu Hastanesi'nin bütün çalışanlarına her şey için çok teşekkür ediyorum. Oğlumu hayata döndürmek için ellerinden gelen tüm gayreti gösterdiler. Halen bile her gün bizi arayarak, oğlumun durumu hakkında bilgi alıyorlar. Doktorundan hemşiresine, hasta bakıcısından kat görevlisine ve idari personeline kadar herkes oğlum için çok ilgilendi hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.

"MESLEK HAYATIMIN EN GÜZEL OLAYI"
Hamdi'nin doktoru Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Ali Şemşit, Mantar ailesine hiçbir zaman ümitlerini kaybetmemeleri gerektiğini belirterek, "Bunun en güzel örneği 12 gün boyunca yaşam destek makinelerinde bağlı olan ve beyin ölümü gerçekleşen Hamdi Mantar'ın yeniden hayata dönmesidir. Bu olay tüm hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan hayata sarılmaları gerektiğini gösterir" diye konuştu.
Op. Dr. Şemşit, "Hamdi, Devlet Hastanesi'nde tedavisi yapıldıktan sonra yoğun bakım cihazının olmaması ve emboli atmasından dolayı bize sevk edildi. İlk geldiğinde şuuru kapalıydı ve kandaki oksijen seviyesi yüzde 40'lardaydı. Normalde olması gerekenin yarısından daha az bir seviyedeydi. Yaklaşık 12 gün ciddi bir tedavi yaptık. Bu dönem zarfında Hamdi'nin şuuru hep kapalıydı. Ben ailesine hiçbir zaman ümitlerini kaybetmemeleri gerektiğini her zaman bir ümidin var olduğunu söylemiştim. Yoğun bakımdaki 12'nci gününde hayatımın en güzel olayları arasında yer alan bir şey gerçekleşti ve hayat destek makinelerinin fişini çektiğimiz Hamdi, yeniden hayata döndü" şeklinde konuştu.

Şemşit, "Biz ailesine her şeye hazırlıklı olmalarını söyledik. Anestezi uzmanı ve kardiyoloji uzmanıyla birlikte cihazdan çekelim, kendi soluk alıp vermesine bakalım dedik. Hamdi o güne kadar hiç kendi soluk alamıyordu. Yavaş yavaş cihazdan çektik. İlk başlarda durumu kötüydü. Hatta bir ara solunumu durdu. Ancak ondan sonra Hamdi'nin direnç gösterdiğini fark ettik. 10 saat içinde ciddi gelişme oldu. Şuuru yerine geldi ve Hamdi'yi yoğun bakımdan çıkartarak servise aldık. Yoğun bakımdaki tedaviler genelde ölümcül ve risklidir.Hamdi'nin kafa travması, genel vücut travması, çok sayıda kırıkların olması, kendisinin handikabıydı. Bunlara rağmen direnç göstermesi ve yeniden hayata dönmesi bizleri çok sevindirdi" dedi.

Hamdi Mantar'ın hastanede kaldığı süre içerisinde yanından bir an olsun ayrılmayan Yoğun Bakım Hemşiresi Birsen Özkan ise, "3 yıldır yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapıyorum. Hamdi'nin beyini çok fazla etkilenmişti. Kurtulacağını hiç düşünmüyordum. Tepki vermesi gereken zamanlarda hiçbir tepki vermiyordu. Uyanmasını beklemediğimiz bir zamanda uyandı ve hepimizi çok şaşırttı. Gözlerini açtıktan sonra çok kısa sürede kendini toparladı, GATA'ya gitmeden önce birkaç kelime konuşabiliyordu. Hastamızın düzelmesi ve sağlığına kavuşması bizi mutlu etti" diye konuştu.

Hamdi'nin solunumu durduğunda ve solunum cihazından söküldüğü esnada yanında olan Yoğun Bakım Hemşiresi Zeynep Ateş ise, olaydan çok fazla etkilendiğini belirterek, "Bir yıldır yoğun bakımda görevliyim. Hamdi tedavisi süresince ilk defa cihazlar söküldükten sonra tepki verdi. O ana kadar hiçbir hayat belirtisi yoktu. Ben yaşamaz diyordum. Çünkü hiçbir belirti yoktu. İnanamadım" dedi.



Tıp ilerliyor her gün yeni bir gelişme oluyor.gelişmeleri takip ederseniz her derdin devasını veren Yüce Rabbimiz in bu derde de deva yaratacağından ümitlerimizi kesmeyelim.

(((__meftun__)))
14-04-2013, 20:46
Yukarıdaki örnekte beyin ölümünden bahsedilmiyor...

Yoğun bakım ünitesinde kalmak, bitkisel hayat, aylarca komada kalmak, bunların beyin ölümleriyle ilgi ve alakası yoktur...

Yukarıdaki örnekte de aynı durum sözkonusudur...

ehlinimet
14-04-2013, 20:47
2- Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan bir istisna var mıdır ki, beyni normal hale gelmiş ve alet ve edavatlar kendisinden alınmış ve de belli bir dönem yaşamıştır..?

Tanıdığım doktor arkadaşlara bu mes'eleyi sordum, şu ana kadar bir istisna olmamış...









http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/logo_home.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/default.aspx)


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif







Son güncelleme: 14.04.2013 17:04:09 http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/WebSiteImeges/rssK.png http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/WebSiteImeges/facebookK.png (http://www.facebook.com/tgrthabertv) http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/WebSiteImeges/twitterK.png (http://www.twitter.com/tgrthabertv)


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif





http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif














http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_anasayfa_on_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_turkiye_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=4)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_ekonomi_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=1)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_dunya_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=5)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_spor_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=2)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_aktualite_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=3)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/category_yasam_off_trk.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/category_view.aspx?CatID=7)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif









http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




TGRT Haber HAKKINDA (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=99745a6a-c89d-4f35-bc3e-3fdf47fcbb09)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
YAYIN AKIŞI (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=1e5a74a5-7c59-4798-96b8-57c23c916201)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
PROGRAMLAR (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=7e2da33b-7104-478b-85b2-784b61463e7e)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
UYDU BİLGİLERİ (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=c96f4408-37fd-43a9-acb1-06f4a49c2d92)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
REKLAM (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=54a75627-277b-4479-afbd-dc972585a36b)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
ENGLISH (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=cfd3ec88-204d-4794-949f-528ca989ae66)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
HABER BÜLTENLERİ (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=e626b633-81b3-4590-b6ca-a2396569658a)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
İLETİŞİM (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=a5725e92-07f8-4262-9af2-2caf9cb9bd97)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
KÜNYE (http://www.tgrthaber.com.tr/Controls/section_view.aspx?guid=4174a800-fa6b-43b4-9c0b-7464f81a8e39)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/sections_separator.gif
İZLEYİCİ TEMSİLCİSİ (http://www.tgrthaber.com.tr/izleyici_temsilcisi.aspx?guid=a5725e92-07f8-4262-9af2-2caf9cb9bd97)





http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif

http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




















http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
Fişi çekilirken hayata döndü
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




http://www.tgrthaber.com.tr/tgrt_haber/content/images/2007/06/30/inanilmaz.jpg
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
Kastamonu'da 1 aydır yoğun bakımda yatan Hamdi Mantar, bağlı olduğu yaşam destek makinesinin fişleri çekilmek üzereyken hayata döndü. Hastaneye cenazeyi almaya giden Mantar Ailesi, oğullarının yaşadığını duyunca büyük sevinç yaşadı.
Kastamonu, 30 Haziran 2007 18:41

http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif




Görüntü (http://www.tgrthaber.com.tr/video_preview.aspx?guid=d333d1d8-d094-4bcb-be02-82db09e0372a)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/icon_tv_blue.gif (http://www.tgrthaber.com.tr/video_preview.aspx?guid=d333d1d8-d094-4bcb-be02-82db09e0372a)
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif













http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif


http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif
http://www.tgrthaber.com.tr/images/spacer.gif

(((__meftun__)))
14-04-2013, 20:50
Habere inanmıyorum... Oradaki doktorlarla görüşmek gerekli...

ehlinimet
14-04-2013, 20:51
2- Beyin ölümü gerçekleşen hastalardan bir istisna var mıdır ki, beyni normal hale gelmiş ve alet ve edavatlar kendisinden alınmış ve de belli bir dönem yaşamıştır..?

Tanıdığım doktor arkadaşlara bu mes'eleyi sordum, şu ana kadar bir istisna olmamış...


08 Temmuz 2007 22:11
[900643]
http://www.haberler.com/static/organ_logo/%C4%B0HA_Logo.jpg

Yaşam Destek Makinasının Fişi Çekildikten Sonra Hayata Dönen Şahıs Taburcu Oldu


Geçirdiği Trafik Kazası Sonrasında Yaklaşık 1 Ay Yoğun Bakımda Kalan ve Yaşam Destek Makinasının Fişi Çekildikten Sonra Tekrar Hayata Dönen Hamdi Mantar Taburcu Edildi. Mantar, Yürüyerek Evine Döndü.


Geçirdiği trafik kazası sonrasında yaklaşık 1 ay yoğun bakımda kalan ve yaşam destek makinasının fişi çekildikten sonra tekrar hayata dönen Hamdi Mantar taburcu edildi. Mantar, yürüyerek evine döndü. Mantar ailesi, 20 yaşındaki oğullarının hayata dönmesinin mutluluğunu yaşarken, Hamdi'nin kaza anı ve yoğun bakımda kaldığı günlerin dışında her şeyi hatırlaması ise ailenin sevincini ikiye katladı. 44 gün sonra evine dönen Hamdi, ailesini çok özlediğini ifade etti. Hamdi Mantar'ın ilk mesajı ise motosiklet sürücülerine "Motosiklet kullanırken kask takın, hız yapmayın ve ehliyetsiz motosiklet kullanmayın" uyarısı oldu. Doktorların hayatından umut kestiği ve yaşam destek makinasının fişinin çekilmesiyle birlikte yeniden hayata dönen Hamdi, duygularını şöyle anlattı: "Ailemle birlikte olmaktan mutluyum. Kaza anını hatırlamıyorum. Yoğun bakımda kaldığım günleri hatırlamıyorum. Onun dışında her şeyi hatırlıyor ve biliyorum. Gözlerimi açtığım ilk anı hatırlamıyorum ancak annem, babam, hemşireler ve doktorum başımda olduklarını hatırlıyorum. Kaza anı hariç geçmişe dönük yaşadıklarımı hatırlıyorum. Hastanede yattığım süre içerisinde biran önce ayağa kalkmak ve evime dönmek istedim." Mutluluktan konuşmakta güçlük çeken anne Nevin Mantar ise, "Çok mutluyum. Allah kimsenin başına böyle bir acı vermesin. Bize destekçi olan herkese teşekkür ederim. Ben çok mutluyum. Ben durumunun ağır olduğunu bilmiyordum. Gördüm içim rahatladı. Daha sonra Ankara'ya yanına gittim, iyi olduğunu gördüm. Şimdi ise çok mutluyum" diye konuştu. Oğlunun yanından hiç ayrılmayan baba Hasan Mantar ise, "Allah kimsenin başına böyle bir kaza vermesin. Oğlumuzun sağ salim dönüşüyle noktalandı. 44 gün çok stres yaşadık. Tüm hastaneler de kendi çocuklarıymış gibi ilgilendi. Şu an çok mutluyuz. Acıyla tatlının biraraya karışması gibi bir şey. İlk yoğun bakımdan çıktığında konuşmuyordu. Doktor geldi, 'seni konuşturacağım' dedi ve omzunu sıktı. Hamdi "of" dedi. Biz de mutlu olduk. Yoksa karamsarlığa düşüyorduk. Ankara'da konuşması daha da düzeldi. Ben Ankara'da Hamdi'yi konuşturmak için durmadan soru sordum. Başına gelen kazayı da yavaş yavaş anlattım. Bana doktorlar 'tıbbın yapa bileceği kalmadı. Yaşam ünitesinden çekelim mi dedi?' 'Çekmeyin hocam' dedim. Çünkü umudum vardı. Ancak, mezarına varıncaya kadar da tüm hazırlıkları yaptık. Ben eve geldim, durumu annesine çaktırmamak için kendimi çok zor tutum. Namaz kılarken seccade bile yaş oldu. Biz sabah hastaneye gittik. Ben annesine iğne vuracaklar diye beklerken, doktor 'gözleri reaksiyon verdi' dedi. Bu arada da öldü diye duyanlar hastaneye geliyor. Mutlu haber (http://www.haberler.com/) gelince sevinmeye başladım. Cenaze beklerken yaşadığını öğrendik. Mutluyuz" diyerek mutluluk gözyaşları döktü. Hamdi'nin en küçük kardeşi olan Remzi Mantar ise "Ağabeyim geldiği için çok mutluyum. Sapa sağlam geldi. Ben geldiğinde şaşırdım. Yürüyordu. Ben tekerlekli sandalyede geleceğini düşünüyordum, çok mutlu oldum" dedi.

Bu konu da fetva verenlere güzel bir numune .
Arkadaşlar anadolu da güzel bir atasözü vardır:

Çıkmadık candan ümit kesilmez.

ehlinimet
14-04-2013, 20:52
Habere inanmıyorum... Oradaki doktorlarla görüşmek gerekli...

Ay yarıldı yine inanmayan inanmadı...

(((__meftun__)))
14-04-2013, 20:53
Onu bilmeyenimiz yoktur...

Allah her şeye kadirdir...

Beynin saatlerce oksijensiz kaldığını düşünün hayata dönmeniz mümkün değildir...

Doktor zaten beyin ölümü bağlamında konuşmamış haber bir anlamda süslenmiş...

(((__meftun__)))
14-04-2013, 20:54
Ay neden yarılsın..?

Söyler misin..?

ehlinimet
14-04-2013, 21:00
Ay neden yarılsın..?

Söyler misin..?

Ayın yarılma hadisesini müşrikler kendileri istemiştiler.İman edip hakikati bilmemiz için şu ayı ikiye ayırda bizde iman edelim dediler.
Delil istediler.Ay yarıldı delil isteyenler yine iman etmedi.Tabi ki her şey nasip işi.Hidayet Allahu tealadan daha ne diyelim.
Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.

ehlinimet
14-04-2013, 21:05
Beynin saatlerce oksijensiz kaldığını düşünün hayata dönmeniz mümkün değildir...

Doktor zaten beyin ölümü bağlamında konuşmamış haber bir anlamda süslenmiş...

http://www.haberler.com/yasam-destek-makinasinin-fisi-cekildikten-sonra-haberi (http://www.haberler.com/yasam-destek-makinasinin-fisi-cekildikten-sonra-haberi/)

Yaşam Destek Makinasının Fişi Çekildikten Sonra Hayata Dönen Şahıs Taburcu Oldu
Geçirdiği Trafik Kazası Sonrasında Yaklaşık 1 Ay Yoğun Bakımda Kalan ve Yaşam Destek Makinasının Fişi Çekildikten Sonra Tekrar Hayata Dönen Hamdi Mantar Taburcu Edildi. Mantar, Yürüyerek Evine Döndü.







Geçirdiği trafik kazası sonrasında yaklaşık 1 ay yoğun bakımda kalan ve yaşam destek makinasının fişi çekildikten sonra tekrar hayata dönen Hamdi Mantar taburcu edildi. Mantar, yürüyerek evine döndü. Mantar ailesi, 20 yaşındaki oğullarının hayata dönmesinin mutluluğunu yaşarken, Hamdi'nin kaza anı ve yoğun bakımda kaldığı günlerin dışında her şeyi hatırlaması ise ailenin sevincini ikiye katladı. 44 gün sonra evine dönen Hamdi, ailesini çok özlediğini ifade etti. Hamdi Mantar'ın ilk mesajı ise motosiklet sürücülerine "Motosiklet kullanırken kask takın, hız yapmayın ve ehliyetsiz motosiklet kullanmayın" uyarısı oldu. Doktorların hayatından umut kestiği ve yaşam destek makinasının fişinin çekilmesiyle birlikte yeniden hayata dönen Hamdi, duygularını şöyle anlattı: "Ailemle birlikte olmaktan mutluyum. Kaza anını hatırlamıyorum. Yoğun bakımda kaldığım günleri hatırlamıyorum. Onun dışında her şeyi hatırlıyor ve biliyorum. Gözlerimi açtığım ilk anı hatırlamıyorum ancak annem, babam, hemşireler ve doktorum başımda olduklarını hatırlıyorum. Kaza anı hariç geçmişe dönük yaşadıklarımı hatırlıyorum. Hastanede yattığım süre içerisinde biran önce ayağa kalkmak ve evime dönmek istedim." Mutluluktan konuşmakta güçlük çeken anne Nevin Mantar ise, "Çok mutluyum. Allah kimsenin başına böyle bir acı vermesin. Bize destekçi olan herkese teşekkür ederim. Ben çok mutluyum. Ben durumunun ağır olduğunu bilmiyordum. Gördüm içim rahatladı. Daha sonra Ankara'ya yanına gittim, iyi olduğunu gördüm. Şimdi ise çok mutluyum" diye konuştu. Oğlunun yanından hiç ayrılmayan baba Hasan Mantar ise, "Allah kimsenin başına böyle bir kaza vermesin. Oğlumuzun sağ salim dönüşüyle noktalandı. 44 gün çok stres yaşadık. Tüm hastaneler de kendi çocuklarıymış gibi ilgilendi. Şu an çok mutluyuz. Acıyla tatlının biraraya karışması gibi bir şey. İlk yoğun bakımdan çıktığında konuşmuyordu. Doktor geldi, 'seni konuşturacağım' dedi ve omzunu sıktı. Hamdi "of" dedi. Biz de mutlu olduk. Yoksa karamsarlığa düşüyorduk. Ankara'da konuşması daha da düzeldi. Ben Ankara'da Hamdi'yi konuşturmak için durmadan soru sordum. Başına gelen kazayı da yavaş yavaş anlattım. Bana doktorlar 'tıbbın yapa bileceği kalmadı. Yaşam ünitesinden çekelim mi dedi?' 'Çekmeyin hocam' dedim. Çünkü umudum vardı. Ancak, mezarına varıncaya kadar da tüm hazırlıkları yaptık. Ben eve geldim, durumu annesine çaktırmamak için kendimi çok zor tutum. Namaz kılarken seccade bile yaş oldu. Biz sabah hastaneye gittik. Ben annesine iğne vuracaklar diye beklerken, doktor 'gözleri reaksiyon verdi' dedi. Bu arada da öldü diye duyanlar hastaneye geliyor. Mutlu haber (http://www.haberler.com/) gelince sevinmeye başladım. Cenaze beklerken yaşadığını öğrendik. Mutluyuz" diyerek mutluluk gözyaşları döktü. Hamdi'nin en küçük kardeşi olan Remzi Mantar ise "Ağabeyim geldiği için çok mutluyum. Sapa sağlam geldi. Ben geldiğinde şaşırdım. Yürüyordu. Ben tekerlekli sandalyede geleceğini düşünüyordum, çok mutlu oldum" dedi. (MK-OK-OK-Y)

ehlinimet
14-04-2013, 21:11
http://yenisafak.com.tr/gundem-haber/kaza-ani-haric-her-seyi-hatirliyorum-10.07.2007-55177

Kaza anı hariç her şeyi hatırlıyorum'Öldü' diye mezarı bile kazılan ve yaşam destek ünitesinin fişi çekildiği an hayata dönen Hamdi Mantar taburcu edildi. Hamdi 'Kaza hariç her şeyi hatırlıyorum' dedi

ehlinimet
14-04-2013, 21:13
http://www.kenthaber.com/Haber/saglik/Normal/hayata-mucizevi-donus--/5435c7af-2996-4911-8f19-3ae0ccd32bfb




http://www.kenthaber.com/Resimler/2007/07/01/00209474.jpgKastamonu'da yaklaşık bir ay yoğun bakım servisinde kaldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşen, yaşam destek ünitesinin fişinin çekilmesinin ardından yeniden hayata dönen Hamdi Mantar'ın ailesi büyük sevinç yaşıyor.
Ölüm haberini beklediği oğlunun yeniden hayata döndüğüne inanamayan anne Nevin Mantar, "Oğlum her geçen gün iyileşiyor, Allah'ım onu bize bağışladı, şükürler olsun" dedi. İHA muhabirine oğluyla ilgili olarak yaşadıklarını anlatan Nevin Mantar, "Askerlik kağıdını muhtarlıkta bulamayan Hamdi, sülüsünü almak için askerlik şubesine gitti. Eve dönerken trafik kazası yaptığı haberi geldi. Kaza haberini alınca bir anda dünyam yıkıldı, oğlum ölümle pençeleşiyordu. Önce Devlet Hastanesi'nde ardından da özel hastanede 12 gün yoğun bakımda makineye bağlı olarak yaşam mücadelesi verdi. Son gün beni aradılar ve hastaneye gelmemi söylediler. Hastaneye gittim ve beni özel bir odaya aldılar. Eşim benden her şeye hazırlıklı olmamı istedi. Oğlumun ölüm haberini duymayı beklerken doktor geldi ve Hamdi'nin tedaviye cevap verdiğini söyledi. Hamdi'yi yeniden makineye bağlamışlar ve şuuru yerine gelmiş. Adeta dünyalar benim oldu" dedi.
Yoğun bakımda bulunan oğlunun yeniden hayata dönmesi için günlerce dua ettiğini ve dualarının kabul olduğunu belirten anne Nevin Mantar, "Oğlumun hayata döndüğüne hala inanamıyorum. Her gün bir ümit daha diyerek, oğlumun hayata dönmesini bekliyordum ancak yaşama döneceğine inanamıyordum. Kendimi onun ölümüne hazırlamaya çalışıyordum, ancak yüreğim bunu hiç kabul etmedi ve dualarım kabul oldu. Hamdi yeniden sağlığına kavuştu" diyerek gözyaşlarına boğuldu.
Ağabeyinin yeniden hayata dönmesiyle büyük mutluluk yaşayan Remzi Mantar ise, "Ağabeyimi ameliyattan çıktığında odaya aldığında gördüm. 'Ağabey çabuk iyileş ve gel' dedim. İnternette ağabeyimle araba yarışı oynardık. Onun için çabuk gel yarış yapacağız dedim. Şimdi ağabeyim her geçen gün daha da iyileşiyormuş, onu çok seviyorum" şeklinde konuştu.