PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuran yetersiz mi?Hadise muhtaç mıyız?



Sayfa : [1] 2 3 4 5

çelebiler
17-10-2013, 08:25
İlk hadisçinin (Buhari) ölümü Hicret’ten 256 yıl sonraya geliyor!
Yaklaşık 230 yıl boyunca hiç hadis kitabı yok!
Buhari ise Buhara’da gelme bir Türk veTirmizi’de Türk.
Diğer dört hadisçide Fars’i.
Bu hadisçilerin usta çırak ilişkilerini de unutmayalım!.
Şimdi soruyoruz:

1. Sahabeler neden bir hadis kitabı yazmadı?Hadis Kuran'ın anlaşılmasında gereklilik ise sahabeler bu gerekliliği neden anlamadı?

2. İki Türk dördü Fars hadisçiler olmasa dinimiz yarım mı kalacaktı?

3. Altı hadis imamının da işin UZMANLARI OLDUĞU HALDE hadisleri ayıklayamadığı bir gerçek, şimdi sizler bu hadisleri ayıklayabileceğinizi düşünüyor musunuz?

4. Madem bu hadisler bu kadar önemli peki Şii’lerin hadis kitaplarına neden bakmıyorsunuz?

5. Bilindiği gibi hadisçiler kitaplarına aldıkları hadislerin 99% ‘unu çöpe attıkları hadislerin arasından seçtiklerini söylüyorlar. Sizin de kabul ettiğiniz gibi bu adamların seçemedikleri/ayıklayamadıkları ve hadislerin içinde iğrenç İFTİRALAR OLDUĞU ortada, peki ya önemli olan bazı hadisleri almadıysalar ve yanlışlıkla çöpe attıysalar; DİNİMİZ YARIM MI KALACAK?

6. Allah kitabın da insanın tamamlayacağı bir eksik bırakır mı?

7. Allah dinini bizlere anlatamıyor mu?

8. Kuran harici bir kitaptan hesaba çekilmeyeceksek, hadislerin dindeki konumu önemsiz hale gelmesi gerekmez mi?

9. Kuran’daki (45:6)Allah’ın ayetlerinden başka hadis aramayın ifadesini neden umursamıyorsunuz?

ALLAH'A DİN Mİ ÖĞRETİYORSUNUZ ?
49:16 De ki, "ALLAH'a dininizi mi öğretiyorsunuz? ALLAH göklerde ve yerde olanı bilir. ALLAH her şeyi bilendir."

45:6 Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH'tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?

DİN ADAMLARINA ALLAH İZİN VERMEDİ:
42:21 Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.

**Mezheplerin uydurmalarından uzak durmalıyız..Din için Kuran Yeter.
Karşı çıkarak dinlerini şu veya bu yolla bozan kardeşlerimiz lütfen Kuran'ı anlamak için acele etmeyin.

20:114 Gerçek Yönetici olan ALLAH çok yücedir. Sana vahyi tamamlanmadan önce Kuran'ı (anlamak için) acele etme ve, "Rabbim, bilgimi arttır," de.

Alıntıdır.

lafons7275
17-10-2013, 08:31
Çelebi kardeşim Kuran'da Allah'ın biz kullarına emrettikleri nelerdir?

Mesela bir tanesi oruçtur:

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.


Gerisini bize Kuran ayetleriyle haber verir misin?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 08:39
Benim demem şudur.

Düşünün 100 kişi var. Bu insanların elinde de Kur'an var ve bu yüz kişi Kur'an'dan başka bir şey bilmiyor.

Hadis yok, fetva yok, kitap yok, ilim yok... Sadece Kur'an var...

Bu yüz kişinin her biri, bazı ayetleri, ayrı ayrı birbirlerinden bağımsız yorumlayacakları, anlayacakları, uygulayacakları kaçınılmazdır...

Bunu engellemek asla mümkün değildir...

Ve bu gerçekle mücadele etmek de asla mümkün değildir...

Bunlarla mücadele edecem diye, ta öteden beri gelen bütün bir ülemayı karşına alıp, onlara verip veriştireceksin, Kur'an'a uymamışlar diye,

Bu ise daha farklı bir durumdur...

Herhalde Allah bu kimseleri sevmez, diye düşünüyorum...

muallim08
17-10-2013, 08:50
Nerden alıntıladın bu yazıyı kaynağını verebilir misin çelebiler

muallim08
17-10-2013, 08:56
http://hadis.resulullah.org/index.php?s=oku&id=3 Sağ alttaki bir sonraki başlık linkini tıklayarak sayfa sayfa okuyabilirsiniz. Böyle turfanda sorulara ihtiyaç kalmayacağını umuyorum.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:01
Başlık "Şeytan"ın da aklına gelmez.

Çünkü, ben bugüne kadar daha,

"Kur'an yetersizdir" diyeni ne duydum ne de biliyorum..?

Bu insanlar, rahatlıktan rahatsız oluyorlar ki böyle anlamsız ve manasız konu başlıklarıyla tatmin oluyorlar.

Kur'an yeterlidir elbet doğrudur.

Doğrudur da, O'nu anlamada, yorumlamada ve uygulamada bir takım bilgilere ve izahatlara muhtaçlık vardır.

Hadis var ya da yok bu o kadar önemli değil.

Lakin nihayetinde sadece Kur'an da olsa,

Bir zaman sonra o insanların Kur'an'ı farklı algılamaları, yorumları ve uygulamaları,

Büyük bir ilmi külliyat olarak karşımıza çıkacaktır.

---)))

Kıyamet koparsa, korkmayın, o zaman farklılık bulamazsınız.

çelebiler
17-10-2013, 09:02
Benim demem şudur.

Düşünün 100 kişi var. Bu insanların elinde de Kur'an var ve bu yüz kişi Kur'an'dan başka bir şey bilmiyor.

Hadis yok, fetva yok, kitap yok, ilim yok... Sadece Kur'an var...

Bu yüz kişinin her biri, bazı ayetleri, ayrı ayrı birbirlerinden bağımsız yorumlayacakları, anlayacakları, uygulayacakları kaçınılmazdır...

Bunu engellemek asla mümkün değildir...

Ve bu gerçekle mücadele etmek de asla mümkün değildir...

Bunlarla mücadele edecem diye, ta öteden beri gelen bütün bir ülemayı karşına alıp, onlara verip veriştireceksin, Kur'an'a uymamışlar diye,

Bu ise daha farklı bir durumdur...

Herhalde Allah bu kimseleri sevmez, diye düşünüyorum...

O yüz kişi aklını Kuran haricinde uydurmalarla doldurmaz ise Kuranı Allah ın istediği gibi kendine yetecek kadar anlar.


Çelebi kardeşim Kuran'da Allah'ın biz kullarına emrettikleri nelerdir?

Mesela bir tanesi oruçtur:

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.


Gerisini bize Kuran ayetleriyle haber verir misin?


İbadetlerin nasıl yapılacağı ise tarih boyunca tün insanlar tarafından bilirnidiği için detaylı olarak kuran da açıklanmamıştır.İbadetleri insanlar birbirinden görerek yaptılar.Bu söylediğim yukarıdaki ayette de bildiriliyor.

çelebiler
17-10-2013, 09:03
Nerden alıntıladın bu yazıyı kaynağını verebilir misin @çelebiler (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=100153)

Bir sosyal paylaşım sitesinden.

çelebiler
17-10-2013, 09:06
Başlık "Şeytan"ın da aklına gelmez.

Çünkü, ben bugüne kadar daha,

"Kur'an yetersizdir" diyeni ne duydum ne de biliyorum..?

Bu insanlar, rahatlıktan rahatsız oluyorlar ki böyle anlamsız ve manasız konu başlıklarıyla tatmin oluyorlar.

Kur'an yeterlidir elbet doğrudur.

Doğrudur da, O'nu anlamada, yorumlamada ve uygulamada bir takım bilgilere ve izahatlara muhtaçlık vardır.

Hadis var ya da yok bu o kadar önemli değil.

Lakin nihayetinde sadece Kur'an da olsa,

Bir zaman sonra o insanların Kur'an'ı farklı algılamaları, yorumları ve uygulamaları,

Büyük bir ilmi külliyat olarak karşımıza çıkacaktır.

---)))

Kıyamet koparsa, korkmayın, o zaman farklılık bulamazsınız.

Şeytanlık "Kuran yetersiz mi" diye sormak değildir.

"Kuran yetersizdir" demediğiniz halde Kuran ı anlamak için insanları Kuran dışı,Kuran la alakası olmayan hadislere yönlerdirmek asıl şeytanlıktır.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:08
O yüz kişi aklını Kuran haricinde uydurmalarla doldurmaz ise Kuranı Allah ın istediği gibi kendine yetecek kadar anlar.




İbadetlerin nasıl yapılacağı ise tarih boyunca tün insanlar tarafından bilirnidiği için detaylı olarak kuran da açıklanmamıştır.İbadetleri insanlar birbirinden görerek yaptılar.Bu söylediğim yukarıdaki ayette de bildiriliyor.

Her bir yüz kişi de Allah'ın emrini en iyi uygulamak için bunu yapıyor zaten.

Bu usul Allah'ın insanlara doğuştan verdiği bir fıtrattır.

Onlar gayet doğru yoldadırlar da, sen Şeytan'ın yolundasındır, bilinmez.

Bu sadece Kur'an ilminde olan bir şey değil.

100 Dahili Göğüs Cerrahisi varsa, aynı hastanın akciğerinden ameliyat olup olmaması noktasında ihtilaf ettikleri gibi nasıl ameliyat edecekleri, kesim ve ameliyat şekilleri de farklıdır.

Bunu engellemek olsa olsa Çelebiler'in düz mantığı olur.

Bunu ise Allah hoş görmez..!!!

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:16
Müslümanın anlamadığını Allah'ın Sevgili Rasülü'ne danışması,

Şeytanlıksa...

Bu sözün bittiği yerdir...

Yolun açık olsun...

lafons7275
17-10-2013, 09:17
İbadetlerin nasıl yapılacağı ise tarih boyunca tün insanlar tarafından bilirnidiği için detaylı olarak kuran da açıklanmamıştır.İbadetleri insanlar birbirinden görerek yaptılar.Bu söylediğim yukarıdaki ayette de bildiriliyor.

kastım o değil kardeşim, kastım Allah'ın bize emrettikleri. Alimler Kuran'a bakarak 54 farzı çıkarmışlar. Bunları bilmek ve yapmak her müslümana farzdır diyorlar. Sen ne dersin?

serhen
17-10-2013, 09:17
Allah Kuran'da zaten peygambere uyulmasını emrediyor,hadislere muhtaçmıyız değilmiyiz artık siz düşünün,sen ibadetlerin nasıl yapılacağını "insanlar birbirinden görerek tarih boyunca yapmış", bunu doğru yöntem olarak kabul ediyorsun da , hadisleri kabul etmemen büyük bir çelişki


Allah (http://www.forumlord.org/allaha-iman/)’a ve Peygamber (http://www.forumlord.org/peygamberlere-iman/)e itaat edin ki, size merhamet edilsin” (Al–i İmran Suresi:132)
“Kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah (http://www.forumlord.org/allaha-iman/)’a itaat etmiştir” (Nisa Suresi:80)

Peygamberimize (sav) itaatin farz olduğunu bildiren bazı ayet–i kerimeler mealen şöyledir:
”Kendilerini iyilikle emir ve münkerden nehy eyler, iyi şeyleri onlara helal, fena şeyleri haram kılar” (El– A’ raf Suresi:156)
“Peygamber’in size verdiğini alın, sizi kendisinden nehy ettiği şeyden de sakının” (Haşr Suresi:7)
“Allah’a ve Peygambere itaat edin ki, size merhamet edilsin” (Al–i İmran Suresi:132)
“Kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah’a itaat etmiştir” (Nisa Suresi:80)
“Ey iman (http://www.forumlord.org/imanin-alti-sarti/) edenler, size hayat verecek şeye sizi davet ettiklerinde, Allah ve Rasulü’ne icabet edin” (El–Enfal Suresi:24)
“De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin” (Al–i İmran Suresi:31)

“Peygamberin emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne veyahut elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar” (Nur Suresi:64)
“ De ki, Allah’a ve Rasulü’ne itaat edinizEğer yüz çevirirseniz kafir olursunuz” (Al–i İmran Suresi:32)
“Allah ve Rasulü bir işe hüküm verdiği zaman, mü’min bir erkekle, mü’min bir kadın (http://www.forumlord.org/yasam-kadin-ve-aile/) için, kendi işlerinde muhayyerlik hakları yoktur” (Ahzap Suresi:36)
“Sizin için Allah Rasulü en güzel örnektir” (Ahzap Suresi:21)

çelebiler
17-10-2013, 09:27
Her bir yüz kişi de Allah'ın emrini en iyi uygulamak için bunu yapıyor zaten.

Bu usul Allah'ın insanlara doğuştan verdiği bir fıtrattır.

Onlar gayet doğru yoldadırlar da, sen Şeytan'ın yolundasındır, bilinmez.

Bu sadece Kur'an ilminde olan bir şey değil.

100 Dahili Göğüs Cerrahisi varsa, aynı hastanın akciğerinden ameliyat olup olmaması noktasında ihtilaf ettikleri gibi nasıl ameliyat edecekleri, kesim ve ameliyat şekilleri de farklıdır.

Bunu engellemek olsa olsa Çelebiler'in düz mantığı olur.

Bunu ise Allah hoş görmez..!!!

Benim söylediklerim herkes aynı şekilde anlasın meselesi değil ki.Herkes Kuran ı Ondan başka birşey karıştırmadan anlasın meselesi.Bunun sonunda insanların anlayışlarında farklılık en aza iner ve herkes kendine gerekeni anlar.

Kuran ı farklı anlamak Kuranın mucize yönüdür zaten.Gelişen zaman ve ihtiyaçlara göre anlaşılanlarda değişebilir.Bu muamelat konularıdır.

Ancak hadisler Kuran ı anlamada referans olunca itikadi konuları insanoğlu bozuyor.Çünkü hadisleri istediği gibi düzenliyor.Bu yüzden hadisler Kuran ı anlamada referans olamaz.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:30
Benim söylediklerim herkes aynı şekilde anlasın meselesi değil ki.Herkes Kuran ı Ondan başka birşey karıştırmadan anlasın meselesi.Bunun sonunda insanların anlayışlarında farklılık en aza iner ve herkes kendine gerekeni anlar.

Kuran ı farklı anlamak Kuranın mucize yönüdür zaten.Gelişen zaman ve ihtiyaçlara göre anlaşılanlarda değişebilir.Bu muamelat konularıdır.

Ancak hadisler Kuran ı anlamada referans olunca itikadi konuları insanoğlu bozuyor.Çünkü hadisleri istediği gibi düzenliyor.Bu yüzden hadisler Kuran ı anlamada referans olamaz.

Peygamber hayatta olsa idi, ben O'na bir şey danışsaydım Kur'an'ı anlamada, O da bana izahat yapmış olsa idi,

Herhalde sen, Peygamber'in yanında beni de O'nu da azarlayacaktın değil mi..?

Doğru mu anladım..?

çelebiler
17-10-2013, 09:32
kastım o değil kardeşim, kastım Allah'ın bize emrettikleri. Alimler Kuran'a bakarak 54 farzı çıkarmışlar. Bunları bilmek ve yapmak her müslümana farzdır diyorlar. Sen ne dersin?

Sayı değişebilir.Kimileri de farzlar,Kuran daki ayet sayısı kadardır derler.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:35
Sayı değişebilir.Kimileri de farzlar,Kuran daki ayet sayısı kadardır derler.

Hep ihtilaf.

--)))

lafons7275
17-10-2013, 09:36
Sayı değişebilir.Kimileri de farzlar,Kuran daki ayet sayısı kadardır derler.

Senin düşüncen nedir kardeşim?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:37
Düz mantık, Harici'lerin mantığıdır...

---)))

Onlara aşık olan var mı aramızda..?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:39
Senin düşüncen nedir kardeşim?

Ne oldu, Kur'an'ı anlamada "birlik" sağlanamıyor mu..?

---))))

Siz sağlayamayınca aliyyü'l ala...

Öncekiler sağlayamayınca "tu kaka..."

Öyle iyi yoldasınız ki sorma gitsin..

çelebiler
17-10-2013, 09:39
Peygamber hayatta olsa idi, ben O'na bir şey danışsaydım Kur'an'ı anlamada, O da bana izahat yapmış olsa idi,

Herhalde sen, Prygamber'in yanında beni de O'nu da azarlayacaktın değil mi..?

Doğru mu anladım..?

Yanlış anladın.

İstersen Kuran ın soru sorma için ne dediğine bakalım.

Maide 99-100-101

Resûl'ün üzerinde tebliğden (bildirmekten) başka bir sorumluluk yoktur. Ve Allah, açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.

De ki; "Habisin (haram, murdar ve fesadın...) çokluğu senin hoşuna gitse bile, habis (haram ve kötü olan) ile tayyib (helâl ve temiz olan) bir değildir. Ey Ulûl Elbâb! Artık Allah'a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Ey âmenû olanlar (yaşarken Allah'a teslim olmayı, ulaşmayı dileyenler)! Açıklandığında sizi üzecek şeylerden sormayın. Eğer, Kur'ân indirilirken ondan sorarsanız, size açıklanır. Allah, onlardan (bu kuralı bilmeden önce sorduğunuz şeylerden) dolayı sizi affetti. Allah Gafur'dur, Halîm'dir.

çelebiler
17-10-2013, 09:41
Hep ihtilaf.

--)))

Bunda bir ihtilaf yok.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:42
Yanlış anladın.

İstersen Kuran ın soru sorma için ne dediğine bakalım.

Maide 99-100-101

Resûl'ün üzerinde tebliğden (bildirmekten) başka bir sorumluluk yoktur. Ve Allah, açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.

De ki; "Habisin (haram, murdar ve fesadın...) çokluğu senin hoşuna gitse bile, habis (haram ve kötü olan) ile tayyib (helâl ve temiz olan) bir değildir. Ey Ulûl Elbâb! Artık Allah'a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Ey âmenû olanlar (yaşarken Allah'a teslim olmayı, ulaşmayı dileyenler)! Açıklandığında sizi üzecek şeylerden sormayın. Eğer, Kur'ân indirilirken ondan sorarsanız, size açıklanır. Allah, onlardan (bu kuralı bilmeden önce sorduğunuz şeylerden) dolayı sizi affetti. Allah Gafur'dur, Halîm'dir.

Senin bu yorumundan şunu anladım:

"Evet, seni de Allah'ın Rasülü de azarlardım..!!!"

Ne diyeyim ki Çelebiler öyle iyi yoldasın ki, anlatamam...

"Bilmediklerinizi (anlayamadıklarınızı) bilenlere sorunuz..." emri sanırım,

Sonradan alimler tarafından eklendi Kur'an'a...

Bilemiyorum ama yolun süper...

--))))

İyi yürüyüşler...

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:44
Bunda bir ihtilaf yok.

Doğru ihtilaf yok,

Biri der 54 farz,

Biri der 6236 farz...

Hiç ihtilaf yok...

--))))

Espritüel misiniz..?

lafons7275
17-10-2013, 09:46
Bir keresinde İmam-ı Azam hazretleri, oğlu Hammad’ı itikadî bir konuda birileriyle tartışırken görür ve susturur. Orada bulunanlar sorar:


– Biz seni başkalarıyla bu tür konuşmalar yaparken görüyoruz. Bizi neden engelliyorsun?


İmam-ı Azam hazretleri şu cevabı verir:


– Biz konuşurken arkadaşımız kayıp düşmesin, yanılmasın korkusuyla başımızda kuş taşır gibi dikkat ediyoruz. Siz ise arkadaşınızın yenik düşmesini istiyorsunuz. Arkadaşının düşmesini isteyen, (konu itikadî olduğu için) onu tekfir etmek istiyor demektir. Arkadaşının dinden çıkmasını isteyen kişinin ise kendisi küfre girer.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:49
Bir keresinde İmam-ı Azam hazretleri, oğlu Hammad’ı itikadî bir konuda birileriyle tartışırken görür ve susturur. Orada bulunanlar sorar:


– Biz seni başkalarıyla bu tür konuşmalar yaparken görüyoruz. Bizi neden engelliyorsun?


İmam-ı Azam hazretleri şu cevabı verir:


– Biz konuşurken arkadaşımız kayıp düşmesin, yanılmasın korkusuyla başımızda kuş taşır gibi dikkat ediyoruz. Siz ise arkadaşınızın yenik düşmesini istiyorsunuz. Arkadaşının düşmesini isteyen, (konu itikadî olduğu için) onu tekfir etmek istiyor demektir. Arkadaşının dinden çıkmasını isteyen kişinin ise kendisi küfre girer.

Güzel de sen bunu neden yazdın...

Peygamber'e bilmediğimi danışmam'ı dahi hoş görmeyen biriyle ancak,

Yorumlarımda, mesajlarımda ve paylaşımlarımda latifemi geçerim.

Latifelik olana latifelik yapmak kadar daha doğru olan nedir..?

Latifelik olana Ciddi ilim yelpazesinde görüşlerini arzedersen sen latifelik olursun..!!!

lafons7275
17-10-2013, 09:54
Güzel de sen bunu neden yazdın...

Peygamber'e bilmediğimi danışmam'ı dahi hoş görmeyen biriyle ancak,

Yorumlarımda, mesajlarımda ve paylaşımlarımda latifemi geçerim.

Latifelik olana latifelik yapmak kadar daha doğru olan nedir..?

Latifelik olana Ciddi ilim yelpazesinde görüşlerini arzedersen sen latifelik olursun..!!!

Bu forumdaki en bilge kişi sensin. En cahili de benim.

çelebiler
17-10-2013, 09:55
Senin bu yorumundan şunu anladım:

"Evet, seni de Allah'ın Rasülü de azarlardım..!!!"

Ne diyeyim ki Çelebiler öyle iyi yoldasın ki, anlatamam...

"Bilmediklerinizi (anlayamadıklarınızı) bilenlere sorunuz..." emri sanırım,

Sonradan alimler tarafından eklendi Kur'an'a...

Bilemiyorum ama yolun süper...

--))))

İyi yürüyüşler...

benim yolumu beğenmediğin halde sen neden herşeyi yanlış anlıyorsun.Biraz da kendine sor.

Maide 103-104-105

Allah, ''bahîre, sâibe, vasîle ve hâm” diye bir şey yapmamıştır (meşru kılmamıştır). Ama o kâfirler (inkâr edenler), Allah'a karşı yalan iftirada bulunuyorlar (uyduruyorlar). Onların çoğu aklını kullanmıyor.

Ve onlara: “Allah'ın indirdiğine (Kur'ân'a) ve Resûl'e (itaate) gelin.” denildiğinde; “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey (dîn) bize yeter (kâfi)” derler. Ya onların babaları (bu gerçeklere ait) bir şey bilmiyorlarsa ve hidayete ermemişlerse de mi...?

Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

Malesef bugünde bu ayetlerdeki gibi bir durum var.Kuran da olmayan kuralları hadisler aracılığıyla dine katarak Allah a iftira ediyorlar.Bunu anlamak için insanların çoğu da aklını kullanmıyor.

İnsanları Kuran ve Resule davet edince de geçmişlerin yazdığı hadislere uyarak "sen onlardan daha mı iyi biliyorsun" diyorlar.resule itaat etmenin Kuran a uymak olduğunu anlayamıyorlar hadislerle Resule uyulduğunu zannediyorlar.

(((__meftun__)))
17-10-2013, 09:56
Ben kimsenin yenik falan düşmesini istemiyorum bu beni ırgalamıyor.

100 kişinin elinde Kur'an varsa, bazı ayetler üzerinde 100'de 100 birlik sağlayacakları gibi

Bazı ayetler üzerinde de 100'de 100 farklı ihtilaf edeceklerdir...

Bunu engellemeye matuf burada yazı ve yorum geçenden daha latifelik bir kimse olabilir mi..?

Peygamber hayatta olmasına rağmen Kur'an'ı anlamada ve yorumlamada 100'de 100 birlik sağlanamamış,

Ama o dönemde Peygamber hayatta olduğundan ihtilaf edenler Peygamber'e danıştıklarında bir sorun olmuyordu O'nun cevabı karşısında...

Sen Çelebiler'e bakarsan,

Sahabiler'in Peygamber'e danışması dahi,

1- Kötü ve çirkindir...

2- Bu danışmalar günümüze gelmişse onların tamamı da yalandır...

Böyle bir ruh halinde olan bir insan cidden sana göre "normal" bir insan mıdır..?

çelebiler
17-10-2013, 09:58
Doğru ihtilaf yok,

Biri der 54 farz,

Biri der 6236 farz...

Hiç ihtilaf yok...

--))))

Espritüel misiniz..?

6236 farz var diyen,54 farz var diyene "hayır onlar farz değil" demiş mi?Dememiş.

Anlayışsız mısınız?

lafons7275
17-10-2013, 10:02
Böyle bir ruh halinde olan bir insan cidden sana göre "normal" bir insan mıdır..?

Ne olursa olsun insanları alaya alamam. Allah kalpleri evirip çevirendir. Yarın ineğe secde etmeyeceğimi kim garanti edebilir?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 10:04
benim yolumu beğenmediğin halde sen neden herşeyi yanlış anlıyorsun.Biraz da kendine sor.

Maide 103-104-105

Allah, ''bahîre, sâibe, vasîle ve hâm” diye bir şey yapmamıştır (meşru kılmamıştır). Ama o kâfirler (inkâr edenler), Allah'a karşı yalan iftirada bulunuyorlar (uyduruyorlar). Onların çoğu aklını kullanmıyor.

Ve onlara: “Allah'ın indirdiğine (Kur'ân'a) ve Resûl'e (itaate) gelin.” denildiğinde; “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz şey (dîn) bize yeter (kâfi)” derler. Ya onların babaları (bu gerçeklere ait) bir şey bilmiyorlarsa ve hidayete ermemişlerse de mi...?

Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

Malesef bugünde bu ayetlerdeki gibi bir durum var.Kuran da olmayan kuralları hadisler aracılığıyla dine katarak Allah a iftira ediyorlar.Bunu anlamak için insanların çoğu da aklını kullanmıyor.

İnsanları Kuran ve Resule davet edince de geçmişlerin yazdığı hadislere uyarak "sen onlardan daha mı iyi biliyorsun" diyorlar.resule itaat etmenin Kuran a uymak olduğunu anlayamıyorlar hadislerle Resule uyulduğunu zannediyorlar.




Ayetlerle bizim bir poblemimiz yoktur.

Lakin ayetlerde ifade edilen hükümleri, kelimeleri, vurgu ve icra edilen sanatları anlama noktasında eksikliklerim olabilir,

Eksikliklerimi giderme anlamında, Sahabi'ler gibi benim de Peygamber'e danışmam neden yukarıda ifade ettiğin ayetlere karşı gelmek olsun.

Dikkat edersen, yukarıdaki ayetler, Allah'ın Kitabı'na düşman olan ve O'na yanaşmayan kafirlerle alakalıdır...

Ben ve sual eylediğim alimler, Kur'an'a başvuruyoruz ve bu başvurumuz da bizim olmazsa olmazımızdır, yani bu ayetleri bize karşı kullanman da bir latifelik...

Çünkü alim, kendisine tevdi edilen soruyu Kur'an'a arzeden anlamındadır.

O Kur'an'dan rahatsız olmaz. O Kur'an'a tabi olur. Ve onun için Kur'an olmazsa olmazıdır.

Kafirler ise asla Kur'an'a yaklaşmazlar.

Ama kafirlerin başka özellikleri de var.

Onlar Peygamber'e danışmayı da sevmezler...

Alimleri ve alimlere danışmayı da sevmezler...

--))))

Birisi birileriyle örtüşüyor ama kim..???

--)))

(((__meftun__)))
17-10-2013, 10:07
6236 farz var diyen,54 farz var diyene "hayır onlar farz değil" demiş mi?Dememiş.

Anlayışsız mısınız?

Biri der 54 farz ve biri der 6236 farz...

Aralarında hiç ihtilaf yok...

---))))

Anlayamayan kim acaba..?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 10:10
Bu forumdaki en bilge kişi sensin. En cahili de benim.

Ben bilge kişi olsam, "alimlere riayet esas olmalıdır" demem.

Allah onlardan razı olsun.

lafons7275
17-10-2013, 10:12
Ben bilge kişi olsam, "alimlere riayet esas olmalıdır" demem.

Allah onlardan razı olsun.

Bu forumdaki dedim.

çelebiler
17-10-2013, 10:13
Ayetlerle bizim bir poblemimiz yoktur.

Lakin ayetlerde ifade edilen hükümleri, kelimeleri, vurgu ve icra edilen sanatları anlama noktasında eksikliklerim olabilir,

Eksikliklerimi giderme anlamında, Sahabi'ler gibi benim de Peygamber'e danışmam neden yukarıda ifade ettiğin ayetlere karşı gelmek olsun.

Danış,danış da Resul nerede?Sahabe nerede?Hadislerle danışacaksan boşa uğraşma doğruluğu kesin olmayan bilgi seni yanlışa götürür.

Resule danışmak istiyorsan yine tek doğru bilgi olan Kuran a müracaat etmelisin.Var mı bunda bir yanlış?


Dikkat edersen, yukarıdaki ayetler, Allah'ın Kitabı'na düşman olan ve O'na yanaşmayan kafirlerle alakalıdır...

Dikkat edersen Kuran tüm insanlığa öğüt alsınlar diye indirilmiştir.Bu ayet,kafirlerden bahsetese de sana,bana,hepimize bu örneklerden ibret alalım,orada bahsedilenlerin yaptıklarını yapmayalım diye bizlere ikazdır.


Ben ve sual eylediğim alimler, Kur'an'a başvuruyoruz ve bu başvurumuz da bizim olmazsa olmazımızdır, yani bu ayetleri bize karşı kullanman da bir latifelik...

Ne güzel o zaman bana niye anlamsız itirazlarda bulunuyorsun latifelik kardeşim.


Çünkü alim, kendisine tevdi edilen soruyu Kur'an'a arzeden anlamındadır.

O Kur'an'dan rahatsız olmaz. O Kur'an'a tabi olur. Ve onun için Kur'an olmazsa olmazıdır.

Kafirler ise asla Kur'an'a yaklaşmazlar.

Ama kafirlerin başka özellikleri de var.

Onlar Peygamber'e danışmayı da sevmezler...

Alimleri ve alimlere danışmayı da sevmezler...

--))))

Birisi birileriyle örtüşüyor ama kim..???

--)))

İnşallah bu başkalarına hakaret eden,tekfir eden mürit kafasından en kısa zamanda kurtulursun.

çelebiler
17-10-2013, 10:15
Biri der 54 farz ve biri der 6236 farz...

Aralarında hiç ihtilaf yok...

---))))

Anlayamayan kim acaba..?

Sensin.

Kimse kimsenin görüşüne ters birşey söylememiş.

6236 farz 54 farzı kapsar.Hiç kimse bir diğerinin görüşüne aykırı birşey söylememiş.

Ahter
17-10-2013, 10:16
İbadetlerin nasıl yapılacağı ise tarih boyunca tün insanlar tarafından bilirnidiği için detaylı olarak kuran da açıklanmamıştır.İbadetleri insanlar birbirinden görerek yaptılar.Bu söylediğim yukarıdaki ayette de bildiriliyor. /çelebiler .Çelebiler, '' tüm insanlar'' dediğin zümre , ibadetlerin keyfiyetini kimden öğrenmişler?.....imanları şirkle bulaşık insanların sahih ibadetleri bildikleriniiddia etmek, akıl sağlığı problemi olanların iddiası olabilir!!!O günün arabları tevhidi Resulu ekremden öğrendikleri gibi, ibadetleride resulden öğrendiklerini dağdaki çoban bilirde, çelebiler bilmez!!!! .Hayatımdan bundan daha uçuk bir açıklama görmedim....Kurandan başka açıklamalara hatta hadislere ihtiyaç duymayanlar, nasılda kıvırtıyorlar...Cahiliye arabları veya diğerleri namaz kılmayı, zekat vermeyi vb. ibadetleri biliyorlarmış ??!! Aynen kabeyi çıplak olarak tavaf etmeyi bildikleri gibi ,bunlarıda biliyorlardır!!! Hadislere iman etmeyenlerin, düştükleri çukur ne acib bir çukur!!!!Fesubhanallah!

muallim08
17-10-2013, 10:19
Bir sosyal paylaşım sitesinden.

Adı sanı yok muydu sitenin. Bi zahmet linkiyle beraber yazar mısın.

çelebiler
17-10-2013, 10:21
İbadetlerin nasıl yapılacağı ise tarih boyunca tün insanlar tarafından bilirnidiği için detaylı olarak kuran da açıklanmamıştır.İbadetleri insanlar birbirinden görerek yaptılar.Bu söylediğim yukarıdaki ayette de bildiriliyor. /çelebiler .Çelebiler, '' tüm insanlar'' dediğin zümre , ibadetlerin keyfiyetini kimden öğrenmişler?.....imanları şirkle bulaşık insanların sahih ibadetleri birbirlerinden öğrendiklerini iddia etmek, akıl sağlığı problemi olanların iddiası olabilir!!!O günün arabları tevhidi Resulu ekremden öğrendikleri gibi, ibadetleride resulden öğrendiklerini dağdaki çoban bilirde, çelebiler bilmez!!!! .Hayatımdan bundan daha uçuk bir açıklama görmedim....Kurandan başka açıklamalara hatta hadislere ihtiyaç duymayanlar, nasılda kıvırtıyorlar...Cahiliye arabları veya diğerleri namaz kılmayı, zekat vermeyi vb. ibadetleri biliyorlarmış ??!! Aynen kabeyi çıplak olarak tavaf etmeyi bildikleri gibi ,bunlarıda biliyorlardır!!! Hadislere iman etmeyenlerin, düştükleri çukur ne acib bir çukur!!!!Fesubhanallah!

Ben sana demedim mi ben doktor değil diye.Yine de yardımcı olayım belki kafan çalışmaya başlar.


http://www.youtube.com/watch?v=xwrdgIBH05g

çelebiler
17-10-2013, 10:24
http://www.youtube.com/watch?v=Ef4xPfLFP68

lafons7275
17-10-2013, 10:28
Çelebi kardeşim sen verdiğin videolardan hangi gurubunkine bakıp da namaz kılıyorsun?

çelebiler
17-10-2013, 10:28
Adı sanı yok muydu sitenin. Bi zahmet linkiyle beraber yazar mısın.

reklam olmasın diye yazmamıştım.buyrun

https://www.facebook.com/KuranYeterHasbunaKitabullah?fref=ts

çelebiler
17-10-2013, 10:29
Çelebi kardeşim sen verdiğin videolardan hangi gurubunkine bakıp da namaz kılıyorsun?

:) halen aynı yer mi ??sin

Ahter
17-10-2013, 10:32
İmanı sahih olmayan cahiliye arabları vb. için , ibadetleri zaten biliyorlardı deyip, Yahudilerin ibadet örneklerini buraya delil olarak getirilmesi ,düştükleri çukurun derinliğini gösteren en tipik bir örnek değilmi?!!!Yahudilerden kendilerine delil alma kepazeliğine düşenlerin Resulu Ekremin şu hadislerine iman etmemeleri şaşırtıcı gelmedi: "Beni namaz kılarken nasıl gördüyseniz, siz de öyle kılın."

"Haccınızın ibadet şeklini benden alın." Hadislere iman etmeyenlerin resule iman etmedikleri gibi açık bir gerçeği bir kez daha iki kere iki dört derecesinde, çelebilerin sayesinde öğrendik..Bu açıdan kendisine teşekkür ederiz!!!!

lafons7275
17-10-2013, 10:32
:) halen aynı yer mi ??sin

Malesef, anlama güçlüğü çekiyorum. İnşaAllah bu halimi alaya almaz da bana yardımcı olursun.

Verda
17-10-2013, 10:35
İlk hadisçinin (Buhari) ölümü Hicret’ten 256 yıl sonraya geliyor!
Yaklaşık 230 yıl boyunca hiç hadis kitabı yok!



Hadis tedvini (toplanma) hicri 1. asrın son çeyreğinde başlamıştır. Yazıcam inş.

çelebiler
17-10-2013, 10:37
Malesef, anlama güçlüğü çekiyorum. İnşaAllah bu halimi alaya almaz da bana yardımcı olursun.

Tamam ama namaz kılmam için yoga resimleri göndermeyeceğine söz ver.

Ahter
17-10-2013, 10:39
Hadis tedviniyle , hadis yazımı arasındaki farkı birisi herhalde çelebilere anlatmalı!!!Zira kendisi ikisi arasındaki farkı fark etmediğinden , hadis yazımının Buhariyle başladığı gibi garib şeyler yazmaya başladı....Sanal ortamda maalesef herkes bir şeyler yazıyor...

Verda
17-10-2013, 10:41
Esasen ben hadis usulu, tarihi ve edebiyatı ile ilgili bi başlık açmayı düşünüyordum, hala düşünüyorum ve düşünücemde sanırım =)

muallim08
17-10-2013, 10:46
reklam olmasın diye yazmamıştım.buyrun

https://www.facebook.com/KuranYeterHasbunaKitabullah?fref=ts Sende E-dip YÜKSEL in kapsama alanında olanlardan mısın.:) Kurana bakıpta kendi kafasındakileri okuyabilen az sayıda insan var dünyada. Ender şahsiyetlerdensiniz. Kutlanmanız gerekir. Allah cc insana irade vermiştir ama bu ikramı kendi iradesini kısıtlamamıştır. Kuranda Rasul aleyhisselama hareket alanı tanımıştır ve bu Kuranı yetersiz kılmaz. 6 veya 9 hadis kitabına ve müelliflerine savaş açmanız kendi ayaklarınıza sıkmak olur. Çünkü hadisleri yazanlar ve toplayanlar ile Kuranı yazan ve toplayanlar üç aşağı beş yukarı aynı insanlardır. Hadisler sahabe zamanında yazılmış ve sonraki dönemde ise tasnif edilerek kitaplar oluşturulmuştur. Kuran ile karıştırılmaması arzulanan bir dönemde hadis yazımı Peygamber a.s tarafından kısıtlanmıştır ama ortadan kaldırılmamıştır. Hadislere gölge düşürmeniz akabinde ayetlerin tartışılacağı bir ikinci adımı doğuracaktır. Cesaretiniz varsa buyrun... Sizde Reşat HALİFE gibi önce Tevbe suresinin son iki ayetini daha sonra 19 sırrına uyduramadığı ayetleri inkar edersiniz. Şimdi sıra size gelmiş gibi. Tercih sizin...

lafons7275
17-10-2013, 10:50
Tamam ama namaz kılmam için yoga resimleri göndermeyeceğine söz ver.

Söz kardeşim, ayrıca da özür dilerim resimler için. :flw

RedveKabul
17-10-2013, 11:15
İlk hadisçinin (Buhari) ölümü Hicret’ten 256 yıl sonraya geliyor!
Yaklaşık 230 yıl boyunca hiç hadis kitabı yok!
Buhari ise Buhara’da gelme bir Türk veTirmizi’de Türk.
Diğer dört hadisçide Fars’i.
Bu hadisçilerin usta çırak ilişkilerini de unutmayalım!.
Şimdi soruyoruz:

1. Sahabeler neden bir hadis kitabı yazmadı?Hadis Kuran'ın anlaşılmasında gereklilik ise sahabeler bu gerekliliği neden anlamadı?

2. İki Türk dördü Fars hadisçiler olmasa dinimiz yarım mı kalacaktı?

3. Altı hadis imamının da işin UZMANLARI OLDUĞU HALDE hadisleri ayıklayamadığı bir gerçek, şimdi sizler bu hadisleri ayıklayabileceğinizi düşünüyor musunuz?

4. Madem bu hadisler bu kadar önemli peki Şii’lerin hadis kitaplarına neden bakmıyorsunuz?

5. Bilindiği gibi hadisçiler kitaplarına aldıkları hadislerin 99% ‘unu çöpe attıkları hadislerin arasından seçtiklerini söylüyorlar. Sizin de kabul ettiğiniz gibi bu adamların seçemedikleri/ayıklayamadıkları ve hadislerin içinde iğrenç İFTİRALAR OLDUĞU ortada, peki ya önemli olan bazı hadisleri almadıysalar ve yanlışlıkla çöpe attıysalar; DİNİMİZ YARIM MI KALACAK?

6. Allah kitabın da insanın tamamlayacağı bir eksik bırakır mı?

7. Allah dinini bizlere anlatamıyor mu?

8. Kuran harici bir kitaptan hesaba çekilmeyeceksek, hadislerin dindeki konumu önemsiz hale gelmesi gerekmez mi?

9. Kuran’daki (45:6)Allah’ın ayetlerinden başka hadis aramayın ifadesini neden umursamıyorsunuz?

ALLAH'A DİN Mİ ÖĞRETİYORSUNUZ ?
49:16 De ki, "ALLAH'a dininizi mi öğretiyorsunuz? ALLAH göklerde ve yerde olanı bilir. ALLAH her şeyi bilendir."

45:6 Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir. ALLAH'tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?

DİN ADAMLARINA ALLAH İZİN VERMEDİ:
42:21 Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.

**Mezheplerin uydurmalarından uzak durmalıyız..Din için Kuran Yeter.
Karşı çıkarak dinlerini şu veya bu yolla bozan kardeşlerimiz lütfen Kuran'ı anlamak için acele etmeyin.

20:114 Gerçek Yönetici olan ALLAH çok yücedir. Sana vahyi tamamlanmadan önce Kuran'ı (anlamak için) acele etme ve, "Rabbim, bilgimi arttır," de.

Alıntıdır.


Ben bu soruları önemsiyorum ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım inş.


1- Tevhid inancının gereği olarak, Allah kelamı ile kul kelamı arasında çok keskin bir sınır vardır kardeşler. İşte ilk dönemde hadislerin yazılmasının yasaklanması tavrı da bu sınırı netleştirmek ve Kuran ile karışması tehlikesine karşı bizzat Peygamber tarafından alınmış bir karardı.

Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden dile dolaşırken anlamları değiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunu gören Peygamberimiz bu sebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz. Bu tehlike ortadan kalktıktan sonra da sahabelerin yazdıklarını ve Peygamberin buna izin verdiğini biliyoruz.

Belki bugün kendimize sormamız gereken soru şudur; Peygamberimizin o gün tehlikeli olarak gördüğü bu durum yani Peygamber sözlerinin Kuran ile karışması tehlikesi bugün de hala geçerliliğini koruyup korumadığıdır.

Bugün de maalesef Allah kelamı ile Peygamber de olsa kul kelamını eşitlemeye çalışanların varlığını görüyoruz. Eşitlemeye çalışanlar Peygamberin “karışma tehlikesi” karşısındaki yasaklama tavrına ne açıklama getirirler çok merak ediyorum.

Soruya gelirsek; Peygamber hayatta iken fıkıh kitapları yoktu. Peygamber onlara imanın şartı altıdır, abdestin şartı 12’dir, namaz şöyle kılınır vs şeklinde yazılı olarak bildirmiyordu. “Ben nasıl namaz kılıyorsam, nasıl abdest alıyorsam sizde öyle yapın” şeklinde bizzat uygulamalı olarak gösteriyordu. Bu anlamda yazmaya ihtiyaç kalmıyordu. Burada şöyle bir soru akla gelebilir. Pekala peygamber hayatta iken böyle bir ihtiyaç yoktu fakat 4 Halife döneminde de böyle bir uygulamaya gidilmediğini görüyoruz, bunun sebebi nedir? Oysa isteselerdi bunu yapabilirlerdi.

Bu anlamda İbn-i Sad’ın Tabakat’ında Hz Ömer’den naklettiği şu söz çok manidardır; “Kitap Ehli’nin Mişnası gibi Müslümanların Mişnasıdır bunlar.”
Malum Yahudilerin Tevrat dışında kendi oluşturdukları mişna adlı kitapları vardı ve bu kitabı da dini bir kaynak olarak kabul ediyorlardı. İşte kendi döneminde hadislerin çoğalması karşısındaki Hz Ömer’in bu benzetmesi ve hadisler konusundaki başka tavırları konunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor bize.

Ta Hz Adem’den beri İslam dininin, yeni yeni şeriatların hep bu şekilde, Kuran’ın ifadesiyle “kitapların yanına kitaplar eklemek suretiyle” tahrif edildiğini görüyoruz. Bu anlamda aynı tehlikenin bizim için de söz konu olabileceğini görmek zorundayız. Bunları konuşmak, gündeme getirmek birilerinin iddia ettiği gibi “art niyetli kimselerin, kasıtlı olarak şüphe tohumları ekmek için ortaya attığı iddialardır” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Evet bunu kendi bozuk akidelerine malzeme yapmak isteyenler vardır ve olacaktır da ama Allah şahidimdir ki bizim gibi meselelere gözünü kapatmak istemeyen, tamamen dini kaygılarla yanlışa düşmeme adına hakikatin peşinde olanların varlığını da lütfen göz ardı etmeyelim.

Velhasıl; 4 Halife döneminde, toplumda yer etmiş, yaygınlık kazanmış ve hiç kimsenin şüphe etmediği “fiili sünnetin” şifahen titiz bir şekilde korunmaya çalışıldığını ve bunun dışında Kuran’ın temel kaynak olarak kabul edildiğini görüyoruz.

Fakat daha sonra siyasi fırkaların ortaya çıkması, topraklarının Müslümanlar tarafından işgal (!) edilmesini hazmedemeyen Müslüman görünen İslam düşmanlarının yani münafıkların türemesi, ırk, dil, mezhep ve bölge tarafgirliğinin tekrar nüksetmesi, idarecilere güzel görünüp şahsi menfaat temin etme düşüncesi gibi sebeplerle uydurma hadislerin çoğalması, hadislerin toplanması, ayıklanması, tasnif edilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. İlk dönem ve 4 halife döneminde bu tür uydurma hadislerin önüne bir şekilde geçilebiliyordu ama İslam topraklarının hızla yayılması ve yukarıda saydığımız hususların eklenmesiyle artık bunun önüne geçilemeyeceği görüldüğünden hadis tedvin dönemi bir gereklilik üzerine başlatıldı. Sahabeler içerisinde hadislerin yazılmasına “Peygamberin yapmadığını biz yapmayız” şeklinde karşı çıkanlar olduysa da bunlar ikna edilmiş ve bu işe el atılmıştır.

Hakkınızı helal edin biraz uzun oldu ama konunun önemine binaen ancak bu kadar özetleyebildim.

lafons7275
17-10-2013, 11:25
Ben bu soruları önemsiyorum ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım inş.


1- Tevhid inancının gereği olarak, Allah kelamı ile kul kelamı arasında çok keskin bir sınır vardır kardeşler. İşte ilk dönemde hadislerin yazılmasının yasaklanması tavrı da bu sınırı netleştirmek ve Kuran ile karışması tehlikesine karşı bizzat Peygamber tarafından alınmış bir karardı.

Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden dile dolaşırken anlamları değiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunu gören Peygamberimiz bu sebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz. Bu tehlike ortadan kalktıktan sonra da sahabelerin yazdıklarını ve Peygamberin buna izin verdiğini biliyoruz.




kardeşim ilk dönemde yasaklandığına dair bilgiye nasıl ulaştık? Mantık mı yoksa alimlerin sözleriyle mi?

bu konuda farklı ve senin savunduğun kadar tutarlı başka görüş de şöyle; peygamber sav. hadislerin yazıldığını görünce bu yazımı herkesin değil belli kişilerce belli kurallar dahilinde yapılması gerektiğine kanaat getirmiştir. Yani her önüne gelen vahiy katipliği yapmıyor idiyse aynı şekilde her önüne gelen de hadis katipliği yapmamalıydı.

Böyle de bir görüş var. Sen ne düşünürsün?

Ahter
17-10-2013, 11:32
Hadislerin şu kadar sene sonra tedvin edilmesini bazıları(ki buna şii geçinen haydar başta dahil..) hadislerin çok sonra yazıldığı yani uydurulduğu gibi '' müşteşrik kokusu'' belli olan bir dil kullanıyorlar..Hadisler resulü ekrem zamanında bazı sahabilere verilen izinle yazıldığını bir ara geçici olarak yasaklandığı daha sonra tekrar izin verildiğini ilgilenenler bilir...İslama direk saldıramayan veya bunu teknik olarak amaca ulaşmaya faydalı bulmayan müşteşrikler, , hadisler güvenilmez diyerek, surda önemli bir gedik açma metodunu seçtiler..>Kesin itikadım varki, Kuranın korunmuşluğu, mantıken , zaruri olarak hadislerinde korunmuşluğu anlamına gelir..Yoksa kimseye faydası olmayacak, sadece lafzen kuranın korunmuşluğu gibi bir manayı haşa Allaha izafe edemyiz..Allah teala hazretleri bundan münezzehtir..Kuranın anlam olarak korunmuşluğunu Allah azze ve celle sünnetin korunmuşluğu üzerinden gerçekleştirmiştir...

lafons7275
17-10-2013, 11:34
Kesin itikadım varki, Kuranın korunmuşluğu, mantıken , zaruri olarak hadislerinde korunmuşluğu anlamına gelir..Yoksa kimseye faydası olmayacak, sadece lafzen kuranın korunmuşluğu gibi bir manayı haşa Allaha izafe edemyiz..Allah teala hazretleri bundan münezzehtir..Kuranın anlam olarak korunmuşluğunu Allah azze ve celle sünnetin korunmuşluğu üzerinden gerçekleştirmiştir...

Ben de bu itikad üzereyim.

RedveKabul
17-10-2013, 11:38
kardeşim ilk dönemde yasaklandığına dair bilgiye nasıl ulaştık? Mantık mı yoksa alimlerin sözleriyle mi?

bu konuda farklı ve senin savunduğun kadar tutarlı başka görüş de şöyle; peygamber sav. hadislerin yazıldığını görünce bu yazımı herkesin değil belli kişilerce belli kurallar dahilinde yapılması gerektiğine kanaat getirmiştir. Yani her önüne gelen vahiy katipliği yapmıyor idiyse aynı şekilde her önüne gelen de hadis katipliği yapmamalıydı.

Böyle de bir görüş var. Sen ne düşünürsün?

Yasağa rağmen bazı sahabelerin mushafı yazarken kenarına bazı hadislere ve izahatlara yer vermesi daha sonra sorun teşkil etmesi bize bu yasağın dediğin gibi sadece ehli olmayanlara yönelik bir yasak olmadığını gösterir. Sonuçta mushafa bu notları ekleyenler de vahiy katipleriydi. Fakat ne zaman ki vahiy nihayete erdi ve kitap tamamlandı artık bu karışma tehlikesi de ortadan kalkmış oldu ve yasak da kalktı.

lafons7275
17-10-2013, 11:41
Fakat ne zaman ki vahiy nihayete erdi ve kitap tamamlandı artık bu karışma tehlikesi de ortadan kalkmış oldu ve yasak da kalktı.

Son vahiy indikten sonra peygamberimiz ne kadar daha yaşadı?

RedveKabul
17-10-2013, 11:45
Son vahiy indikten sonra peygamberimiz ne kadar daha yaşadı?
Muhtelif rivayetler var, tam olarak ben de bilmiyorum.

RedveKabul
17-10-2013, 11:53
@Ahter (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=24051) kardeşimiz hadislerin de Kuran gibi korunduğuna ve hadislere de Kuran gibi muamele edeceğimize dair açıkça bunu ortaya koyan tek bir ayet getirsin bize.

Sonra başka sorularım da olacak inş.

muallim08
17-10-2013, 12:35
Ben bu soruları önemsiyorum ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım inş.


1- Tevhid inancının gereği olarak, Allah kelamı ile kulkelamı arasında çok keskin bir sınır vardır kardeşler. İşte ilk dönemdehadislerin yazılmasının yasaklanması tavrı da bu sınırı netleştirmek ve Kuranile karışması tehlikesine karşı bizzat Peygamber tarafından alınmış birkarardı.

Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden dile dolaşırken anlamlarıdeğiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunu gören Peygamberimiz busebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz. Bu tehlike ortadan kalktıktan sonrada sahabelerin yazdıklarını ve Peygamberin buna izin verdiğini biliyoruz.

Belki bugün kendimize sormamız gereken soru şudur; Peygamberimizino gün tehlikeli olarak gördüğü bu durum yani Peygamber sözlerinin Kuran ilekarışması tehlikesi bugün de hala geçerliliğini koruyup korumadığıdır.

Bugün de maalesef Allah kelamı ile Peygamber de olsa kul kelamını eşitlemeyeçalışanların varlığını görüyoruz. Eşitlemeye çalışanlar Peygamberin “karışmatehlikesi” karşısındaki yasaklama tavrına ne açıklama getirirler çok merakediyorum.

Soruya gelirsek; Peygamber hayatta iken fıkıh kitaplarıyoktu. Peygamber onlara imanın şartı altıdır, abdestin şartı 12’dir, namazşöyle kılınır vs şeklinde yazılı olarak bildirmiyordu. “Ben nasıl namazkılıyorsam, nasıl abdest alıyorsam sizde öyle yapın” şeklinde bizzat uygulamalıolarak gösteriyordu. Bu anlamda yazmaya ihtiyaç kalmıyordu. Burada şöyle birsoru akla gelebilir. Pekala peygamber hayatta iken böyle bir ihtiyaç yoktufakat 4 Halife döneminde de böyle bir uygulamaya gidilmediğini görüyoruz, bununsebebi nedir? Oysa isteselerdi bunu yapabilirlerdi.

Bu anlamda İbn-i Sad’ın Tabakat’ında Hz Ömer’den naklettiği şu söz çokmanidardır; “Kitap Ehli’nin Mişnası gibi MüslümanlarınMişnasıdır bunlar.”
Malum Yahudilerin Tevrat dışında kendi oluşturdukları mişna adlı kitaplarıvardı ve bu kitabı da dini bir kaynak olarak kabul ediyorlardı. İşte kendidöneminde hadislerin çoğalması karşısındaki Hz Ömer’in bu benzetmesi vehadisler konusundaki başka tavırları konunun ne kadar önemli olduğunugösteriyor bize.

Ta Hz Adem’den beri İslam dininin, yeni yeni şeriatların hep bu şekilde,Kuran’ın ifadesiyle “kitapların yanına kitaplar eklemek suretiyle”tahrif edildiğini görüyoruz. Bu anlamda aynı tehlikenin bizimiçin de söz konu olabileceğini görmek zorundayız. Bunları konuşmak, gündeme getirmek birilerinin iddia ettiği gibi“art niyetli kimselerin, kasıtlı olarak şüphe tohumları ekmek için ortayaattığı iddialardır” şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Evet bunu kendibozuk akidelerine malzeme yapmak isteyenler vardır ve olacaktır da ama Allahşahidimdir ki bizim gibi meselelere gözünü kapatmak istemeyen, tamamen dinikaygılarla yanlışa düşmeme adına hakikatin peşinde olanların varlığını dalütfen göz ardı etmeyelim.

Velhasıl; 4 Halifedöneminde, toplumda yer etmiş, yaygınlık kazanmış ve hiç kimsenin şüpheetmediği “fiili sünnetin” şifahen titiz birşekilde korunmaya çalışıldığını ve bunun dışında Kuran’ın temel kaynak olarakkabul edildiğini görüyoruz.

Fakat daha sonra siyasi fırkaların ortaya çıkması, topraklarının Müslümanlartarafından işgal (!) edilmesini hazmedemeyen Müslüman görünen İslamdüşmanlarının yani münafıkların türemesi, ırk, dil, mezhep ve bölgetarafgirliğinin tekrar nüksetmesi, idarecilere güzel görünüp şahsi menfaattemin etme düşüncesi gibi sebeplerle uydurma hadislerin çoğalması, hadislerintoplanması, ayıklanması, tasnif edilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. İlkdönem ve 4 halife döneminde bu tür uydurma hadislerin önüne bir şekildegeçilebiliyordu ama İslam topraklarının hızla yayılması veyukarıda saydığımız hususların eklenmesiyle artık bunun önüne geçilemeyeceğigörüldüğünden hadis tedvin dönemi bir gereklilik üzerine başlatıldı. Sahabeleriçerisinde hadislerin yazılmasına “Peygamberin yapmadığını biz yapmayız”şeklinde karşı çıkanlar olduysa da bunlar ikna edilmiş ve bu işe el atılmıştır.

Hakkınızı helal edin biraz uzun oldu ama konunun önemine binaen ancak bu kadarözetleyebildim.

Giresunda da söyleniyor mu bilmem ama aklıma gelen bir halk sözü :SAM ÜSTÜMDE DAKSAAN KUR BELİNE VAZMAYI…
Bu soruları önemsemek, soran kafası karışıklara acımak açısından önem arz edebilir ama cevabı senin yazdıkların değil kesinlikle. Mantık hataları ve tartışmalı ifadelerle cevap yazmışsın. Şöyleki; Peygamber aleyhisselamın hadis yazımını Allah kelamı ile karışmasın diye yasakladığını söyledikten sonra ’’ Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden diledolaşırken anlamları değiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunugören Peygamberimiz bu sebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz.’’ Demişsin. O zaman Allah kelamıyla karışmasından ziyade kendi aslını koruyamadığı için kaybolup gittiği ve bu sebeple de yazılmaması gerektiği gibi kendi içinde çelişik bir mantığa ulaşılıyor. Bu makul bir mantık olmadığı gibi kaba saba cahil bir toplumun sözü anlamadığı,yamulttuğu gibi bir ithamı da zımnında taşır ve bu ortamda ayetlerin de bozulma, eklenme ve çıkarma yapılmaksızın sağlam kaldığına nasıl inanıyorsunuz? sorusu akıllara gelir.Ayetleri yazanlarla hadisleri yazmaları yasaklandı dedikleriniz farklı insanlar mı? Red kardeş…
Ayrıca;Ben abdestin 4 farzı olduğunu biliyorum. Siz 12 derken hangi ayete veya hadise dayanıyorsunuz. Fıkıh kitabı da olur… Kaynağınız nedir.
Anlamadığım bir başka nokta da şudur. 23yıl gece gündüz yaşayan ve konuşan Peygamberin sözlerinin derlendiği hadis kitaplarında mükerrerleri çıkarsanız 30-35 bin hadis mevcut. Bunlarında kritiği yapılmış elenmiş çöpü ayıklanmış. Mevzuat kitaplarına virüslüler hapsedilmiş. Buna rağmen halen daha tamamını çöpe atmayı savunmanın mantığı, getirisi ve hedeflediği kazanım nedir ? Hadi 30-35 binden 5 binini daha kenara ayırın kalanıyla sıkıntınız nedir? Kurana sahip çıkma reflkesinizi anlıyorum ama hangi ayetin nerede indiğini bilen bizzat yaşayan insanlar evet derken sizin hayır demenizi Arapça bilmez, fıkıh bilmez, Usul bilmezliğinize bağlasak ayıp etmiş olur muyuz…

serhen
17-10-2013, 12:37
Hadislere inanmayan adam Kuran'a nasıl inanacak , sizin bu mantığınızla o adam sormaz mı haşa" Kuran uydurmadır" derse ne diyeceksin,inanacaksan ya tam inanacaksın yada hiç inanmayacaksın, öyle işine geleni alırımla din olmaz, sen namazını orucunu hadislere göre tatbik ediyorsun sonra ben hadislere inanmıyorum diyorsun, o zaman hadise gerek yoksa kem küm etmeden namazın nasıl kılınacağını Kuran'dan getir bakalım,

muallim08
17-10-2013, 12:46
Hadislerin şu kadar sene sonra tedvin edilmesini bazıları(ki buna şii geçinen haydar başta dahil..) hadislerin çok sonra yazıldığı yani uydurulduğu gibi '' müşteşrik kokusu'' belli olan bir dil kullanıyorlar..Hadisler resulü ekrem zamanında bazı sahabilere verilen izinle yazıldığını bir ara geçici olarak yasaklandığı daha sonra tekrar izin verildiğini ilgilenenler bilir...İslama direk saldıramayan veya bunu teknik olarak amaca ulaşmaya faydalı bulmayan müşteşrikler, , hadisler güvenilmez diyerek, surda önemli bir gedik açma metodunu seçtiler..>Kesin itikadım varki, Kuranın korunmuşluğu, mantıken , zaruri olarak hadislerinde korunmuşluğu anlamına gelir..Yoksa kimseye faydası olmayacak, sadece lafzen kuranın korunmuşluğu gibi bir manayı haşa Allaha izafe edemyiz..Allah teala hazretleri bundan münezzehtir..Kuranın anlam olarak korunmuşluğunu Allah azze ve celle sünnetin korunmuşluğu üzerinden gerçekleştirmiştir...

haydar amca Şianın hadis kitaplarına baksın 110 ciltlik BİHAR-UL ENVAR (http://www.caferilik.com/sahsiyetler/meclisi.htm) nasıl derlenmiş. Kulayni, Tusi ve Kummi (Şeyh Saduk) kitapları nasıl derlenmiş onları açıklasın sonrası kolay. Bunlar kafasına yatıyorsa her şey kafasına yatar...

lafons7275
17-10-2013, 13:16
@Ahter (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=24051) kardeşimiz hadislerin de Kuran gibi korunduğuna ve hadislere de Kuran gibi muamele edeceğimize dair açıkça bunu ortaya koyan tek bir ayet getirsin bize.

Sonra başka sorularım da olacak inş.

Namazı kılın zekatı verin.

Ayetinde Allah namazı emrediyorsa namazın kılınışıyla ilgili teferruatı Kuran'da da vermiyorsa o vakit hadisleri de korumayı üzerine almıştır. Aksini düşünürsek ve hadislerin korunmadığına dair kapıyı açarsak namaz kılmayan birisi Allah'ın huzuruna vardığında bu bahaneyi Allah'a sunduğunda Allah o kula haklısın demek zorunda kalacaktır.

RedveKabul
17-10-2013, 13:37
Giresunda da söyleniyor mu bilmem ama aklıma gelen bir halk sözü :SAM ÜSTÜMDE DAKSAAN KUR BELİNE VAZMAYI…
Bu soruları önemsemek, soran kafası karışıklara acımak açısından önem arz edebilir ama cevabı senin yazdıkların değil kesinlikle. Mantık hataları ve tartışmalı ifadelerle cevap yazmışsın. Şöyleki; Peygamber aleyhisselamın hadis yazımını Allah kelamı ile karışmasın diye yasakladığını söyledikten sonra ’’ Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden diledolaşırken anlamları değiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunugören Peygamberimiz bu sebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz.’’ Demişsin. O zaman Allah kelamıyla karışmasından ziyade kendi aslını koruyamadığı için kaybolup gittiği ve bu sebeple de yazılmaması gerektiği gibi kendi içinde çelişik bir mantığa ulaşılıyor. Bu makul bir mantık olmadığı gibi kaba saba cahil bir toplumun sözü anlamadığı,yamulttuğu gibi bir ithamı da zımnında taşır ve bu ortamda ayetlerin de bozulma, eklenme ve çıkarma yapılmaksızın sağlam kaldığına nasıl inanıyorsunuz? sorusu akıllara gelir.Ayetleri yazanlarla hadisleri yazmaları yasaklandı dedikleriniz farklı insanlar mı? Red kardeş…
Ayrıca;Ben abdestin 4 farzı olduğunu biliyorum. Siz 12 derken hangi ayete veya hadise dayanıyorsunuz. Fıkıh kitabı da olur… Kaynağınız nedir.
Anlamadığım bir başka nokta da şudur. 23yıl gece gündüz yaşayan ve konuşan Peygamberin sözlerinin derlendiği hadis kitaplarında mükerrerleri çıkarsanız 30-35 bin hadis mevcut. Bunlarında kritiği yapılmış elenmiş çöpü ayıklanmış. Mevzuat kitaplarına virüslüler hapsedilmiş. Buna rağmen halen daha tamamını çöpe atmayı savunmanın mantığı, getirisi ve hedeflediği kazanım nedir ? Hadi 30-35 binden 5 binini daha kenara ayırın kalanıyla sıkıntınız nedir? Kurana sahip çıkma reflkesinizi anlıyorum ama hangi ayetin nerede indiğini bilen bizzat yaşayan insanlar evet derken sizin hayır demenizi Arapça bilmez, fıkıh bilmez, Usul bilmezliğinize bağlasak ayıp etmiş olur muyuz…

Peygamberin hadisleri yasaklaması tavrı salt Kuran'la karışır endişesiyle değildi. Aynı zamanda sözlerinin yanlış, eksik anlaşılması ve ilaveler yapılmasını görmesi nedeniyledir de. Bunda anlamayacak ne var veya buradaki çelişki nerede?


Bu makul bir mantık olmadığı gibi kaba saba cahil bir toplumun sözü anlamadığı,yamulttuğu gibi bir ithamı da zımnında taşır ve bu ortamda ayetlerin de bozulma, eklenme ve çıkarma yapılmaksızın sağlam kaldığına nasıl inanıyorsunuz? sorusu akıllara gelir.Ayetleri yazanlarla hadisleri yazmaları yasaklandı dedikleriniz farklı insanlar mı?

Yanlış bir sahabe telakkin var. Ayrıca söylemediğimiz şeyi söylüyorsun. Sahabenin kaba saba insanlar olduğu, sözü anlamadığı, yamulttuğu şeklindeki bize yönelik ithamına da bir anlam vermiş değilim.

Peygamberin insan olması hasebiyle, kendine mahsus bir takım fiillerinin bazı sahabeler tarafından aynen uygulanması bize bazı sahabelerin bu fiilleri yanlış anladığını gösterir. Burada bunun sayısız örneklerini verebilirim ama en çarpıcı olan bir tanesi ile yetineyim. İbn-i Ömer Peygamberin bevlettiği yerleri tespit edip orada bevletmesi, Peygamberin dinlendiği altında gölgelendiği ağacı sulaması, sahabelerin bazılarının Peygamberin söylediği sözlerinin, yaptığı fillerinin, çeşitli şekilde tavır ve davranışlarının onlar tarafından nasıl da farklı, yanlış ve kendi anlayışına göre yorumlayıp değerlendirdiklerini göstermesi açısından ibretliktir.

Bir örnek daha vereyim. Allah'ın Resulü namaz esnasında terliklerini çıkarıyor. Namaz sonunda aynı şekilde bütün cemaatin de terliklerini çıkardıklarını görünce neden böyle yaptıklarını soruyor. "Sen çıkardın biz de çıkardık" diyorlar. Yahu size ne oluyor, bana melek "terliklerime pislik bulaştığını" bildirdiğinden çıkardım diyor.

Aynı şekilde, ibn-i Ömer bir gün berbere gidiyor ve saçlarını kestiriyor, kolları ve göğsü çok kıllı olduğu için onları da tıraş ediyor fakat Peygamberin, vahyi ilgilendiren alanlarda olsun beşeri bütün uygulamaları olsun her yönünü örnek alan ve onu her anlamda taklit eden ibn-i Ömer'in toplumdaki "Peygamberin Sünnetine harfiyen yerine getiren" imajından dolayı, yanlış anlaşılmaları bertaraf etmek için çıkıyor; "Bilesiniz ki bu Peygamberin Sünneti değildir ha ona göre" deme ihtiyacı hissediyor. Neden? Çünkü biliyordu ki Peygamberi taklit konusunda bu kadar titiz olan ve bu konuda nam salmış İbn-i Ömer diğer Müslümanlar için adeta bir model teşkil ediyordu. Bu açıklamayı yapmadığı takdirde "kılların tıraş edilmesi" sünnet olarak algılanabilirdi.

Dediğim gibi duymaya hazırsan örnekleri çoğaltabilirim.

Kabul etmeliyiz ki anlayış, kavrayış bakımından sahabeler birbirlerinden farklıydı. İslam'ı doğru kavramış olanlar kadar eksik anlayanlar da vardı. Peygamberin söylediği bir sözü ne maksatla söylediği veya yaptığı bir fiilin hangi amaca göre yaptığı tespitini doğru yapamamış, maksadı anlayamamış sahabeler vardı. Yaptığı her işi sünnet telakki eden sahabeler vardı.

Abdest konusuna gelince, senin gibi birinin bunun klavye sürçmesi olduğunu anlaması gerekiyordu ama anladığım kadarıyla bana karşı bir önyargın var. Zaten yazının son cümlesinden de bu açıkça anlaşılıyor. Her neyse seninle laf dalaşına girecek değilim.

Ahter
17-10-2013, 13:46
@Ahter (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=24051) kardeşimiz hadislerin de Kuran gibi korunduğuna ve hadislere de Kuran gibi muamele edeceğimize dair açıkça bunu ortaya koyan tek bir ayet getirsin bize.

Sonra başka sorularım da olacak inş. aslında yukarıdaki mesajlarımda cevabını verdim, sorunuzun..ama belki dikkatınızden kaçmış olabilir diye tekrar ifade edeyim., Kuranın Korunduğu ayetle sabit olduğuna göre bende-niz bu hükmün hadislerede raci olduğunu, mantuken, zarureten söylüyorum..Yani delilim ilgili ayettir... .Neden ? Çünkü Kuranın korunmuşlugunun sadece lafzla kayıtlı olmasının Müslümanlar açısından, insanlık açısından bir anlamı yoktur!Eğer Kuran sadece lafzen korunmuşsa buna korunmuş olmak denirmi? Bize mahiyeti bazı cihetlerden meçhul bir metnin( mesela namazın vakitleri ve keyfiyeti, zekatın nisabı, /en-Nisâ; 23-4 ayetlerinde kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar zikredilmiş ve sonunda da, “Bunların dışındakiler size helal kılındı” buyurulmuştur, nedir dışındakilerden anlaşılan.. vb. mesleler kasdediliyor) korunmuş olsa bile ,faydası olmayacağından hiç bir anlamı yoktur..Peygamber efendimizin görevlerinden birisininde Kuranı beyan etyme olduğunda ümmet ittifak halindedir.Bu konuda yani sünnetin Kuranı beyan/ tefsir,açıklama ya dair nette bir çok bilgiler mevcut olduğundan tekrarına ihtiyaç yok diye düşünüyorum, istenirse açıklama yaparız inş....

RedveKabul
17-10-2013, 13:51
Namazı kılın zekatı verin.

Ayetinde Allah namazı emrediyorsa namazın kılınışıyla ilgili teferruatı Kuran'da da vermiyorsa o vakit hadisleri de korumayı üzerine almıştır. Aksini düşünürsek ve hadislerin korunmadığına dair kapıyı açarsak namaz kılmayan birisi Allah'ın huzuruna vardığında bu bahaneyi Allah'a sunduğunda Allah o kula haklısın demek zorunda kalacaktır.

Hiç ağzımızdan sünnet lafı çıktı mı? Biz hadislerden bahsediyoruz.

Dediğin anlamdaki fiili sünnetler elbette vahye uygun düşen hususlardır ve korunarak da günümüze kadar gelmiştir. Burada bir sıkıntı yok en azından benim açımdan yok başkalarını bilemem.

Hadis ile Sünnet aynı kavramlar değildir. Sünnet doğruluk derecesi çok yüksek bir değeri ifade ederken hadislerin hepsi böyle değildir. Sahihi, mevzusu, uydurulmuş olanları vardır.

RedveKabul
17-10-2013, 13:59
aslında yukarıdaki mesajlarımda cevabını verdim, sorunuzun..ama belki dikkatınızden kaçmış olabilir diye tekrar ifade edeyim., Kuranın Korunduğu ayetle sabit olduğuna göre bende-niz bu hükmün hadislerede raci olduğunu, mantuken, zarureten söylüyorum..Yani delilim ilgili ayettir... .Neden ? Çünkü Kuranın korunmuşlugunun sadece lafzla kayıtlı olmasının Müslümanlar açısından, insanlık açısından bir anlamı yoktur!Eğer Kuran sadece lafzen korunmuşsa buna korunmuş olmak denirmi? Bize mahiyeti bazı cihetlerden meçhul bir metnin( mesela namazın vakitleri ve keyfiyeti, zekatın nisabı vb. mesleler kasdediliyor) korunmuş olsa bile ,faydası olmayacağından hiç bir anlamı yoktur..Peygamber efendimizin görevlerinden birisininde Kuranı beyan etyme olduğunda ümmet ittifak halindedir.Bu konuda yani sünnetin Kuranı beyan/ tefsir,açıklama ya dair nette bir çok bilgiler mevcut olduğundan tekrarına ihtiyaç yok diye düşünüyorum, istenirse açıklama yaparız inş....


Tamam işte biz de, buna hadis diyerek bütün hadisleri de bu kapsama dahil edemeyeceğimizi söylüyoruz. Sünnetin bu fonksiyonunu elbette biz de kabul ediyoruz ama dediğim gibi hadis ile sünnete aynı anlamı vermiyoruz ve ikisi arasında bir farkın olduğunu söylüyoruz.

Eğer hadisler de kuran gibi korunmuş der ve Kuran ile aynı kefeye koyarsanız bu sefer size "uydurma kuran ayeti var mı da" bunları eşitliyorsunuz diye sorarız.

Ahter
17-10-2013, 14:08
Tamam işte biz de, buna hadis diyerek bütün hadisleri de bu kapsama dahil edemeyeceğimizi söylüyoruz. Sünnetin bu fonksiyonunu elbette biz de kabul ediyoruz ama dediğim gibi hadis ile sünnete aynı anlamı vermiyoruz ve ikisi arasında bir farkın olduğunu söylüyoruz.

Eğer hadisler de kuran gibi korunmuş der ve Kuran ile aynı kefeye koyarsanız bu sefer size "uydurma kuran ayeti var mı da" bunları eşitliyorsunuz diye sorarız.

ehli hadis nezdinde hadis ve sünnet birbirleri yerine kullanılabilen teknik terimlerdir .Kur’an’ın beyanı sadedinde varit olan ve hüküm bildiren sünnetlerin vahiy kaynaklı olduğu gerçeği kabul edilmeden sağlıklı bir Kur’an ve Sünnet tasavvuruna sahip olmak mümkün değildir. Sünnet’i sadece Kur’an’da yer alan hükümlerin tefsiri sahasıyla sınırlandırmak, her şeyden önce Kur’an’a aykırı bir tutumdur. Zira Sünnet’in fonksiyonunun bu şekilde sınırlandırılabileceğini Kur’an’a dayanarak isbat etmek mümkün olmadığı gibi, vakıa da bunun tersini göstermektedir Vahiyden aldığı bu yetkiye istinadendir ki Sünnet, haram-helal konusunda olduğu gibi ibadetler ve muamelat sahasında da hüküm koyma mevkiindedir. Yukarıda zikrettiğimiz (kadının, halası, teyzesi, erkek ve kız kardeşinin kızı üzerine nikâhlanamayacağını belirten) hadis dışında, mesela ehlî eşek etlerinin yenmesini yasaklayan hadis de aynı özelliktedir. Usul kitaplarında daha fazla örnek görülebilir.

muallim08
17-10-2013, 14:10
Peygamberin hadisleri yasaklaması tavrı salt Kuran'la karışır endişesiyle değildi. Aynı zamanda sözlerinin yanlış, eksik anlaşılması ve ilaveler yapılmasını görmesi nedeniyledir de. Bunda anlamayacak ne var veya buradaki çelişki nerede?



Yanlış bir sahabe telakkin var. Ayrıca söylemediğimiz şeyi söylüyorsun. Sahabenin kaba saba insanlar olduğu, sözü anlamadığı, yamulttuğu şeklindeki bize yönelik ithamına da bir anlam vermiş değilim.

Peygamberin insan olması hasebiyle, kendine mahsus bir takım fiillerinin bazı sahabeler tarafından aynen uygulanması bize bazı sahabelerin bu fiilleri yanlış anladığını gösterir. Burada bunun sayısız örneklerini verebilirim ama en çarpıcı olan bir tanesi ile yetineyim. İbn-i Ömer Peygamberin bevlettiği yerleri tespit edip orada bevletmesi, Peygamberin dinlendiği altında gölgelendiği ağacı sulaması, sahabelerin bazılarının Peygamberin söylediği sözlerinin, yaptığı fillerinin, çeşitli şekilde tavır ve davranışlarının onlar tarafından nasıl da farklı, yanlış ve kendi anlayışına göre yorumlayıp değerlendirdiklerini göstermesi açısından ibretliktir.

Bir örnek daha vereyim. Allah'ın Resulü namaz esnasında terliklerini çıkarıyor. Namaz sonunda aynı şekilde bütün cemaatin de terliklerini çıkardıklarını görünce neden böyle yaptıklarını soruyor. "Sen çıkardın biz de çıkardık" diyorlar. Yahu size ne oluyor, bana melek "terliklerime pislik bulaştığını" bildirdiğinden çıkardım diyor.

Aynı şekilde, ibn-i Ömer bir gün berbere gidiyor ve saçlarını kestiriyor, kolları ve göğsü çok kıllı olduğu için onları da tıraş ediyor fakat Peygamberin, vahyi ilgilendiren alanlarda olsun beşeri bütün uygulamaları olsun her yönünü örnek alan ve onu her anlamda taklit eden ibn-i Ömer'in toplumdaki "Peygamberin Sünnetine harfiyen yerine getiren" imajından dolayı, yanlış anlaşılmaları bertaraf etmek için çıkıyor; "Bilesiniz ki bu Peygamberin Sünneti değildir ha ona göre" deme ihtiyacı hissediyor. Neden? Çünkü biliyordu ki Peygamberi taklit konusunda bu kadar titiz olan ve bu konuda nam salmış İbn-i Ömer diğer Müslümanlar için adeta bir model teşkil ediyordu. Bu açıklamayı yapmadığı takdirde "kılların tıraş edilmesi" sünnet olarak algılanabilirdi.

Dediğim gibi duymaya hazırsan örnekleri çoğaltabilirim.

Kabul etmeliyiz ki anlayış, kavrayış bakımından sahabeler birbirlerinden farklıydı. İslam'ı doğru kavramış olanlar kadar eksik anlayanlar da vardı. Peygamberin söylediği bir sözü ne maksatla söylediği veya yaptığı bir fiilin hangi amaca göre yaptığı tespitini doğru yapamamış, maksadı anlayamamış sahabeler vardı. Yaptığı her işi sünnet telakki eden sahabeler vardı.

Abdest konusuna gelince, senin gibi birinin bunun klavye sürçmesi olduğunu anlaması gerekiyordu ama anladığım kadarıyla bana karşı bir önyargın var. Zaten yazının son cümlesinden de bu açıkça anlaşılıyor. Her neyse seninle laf dalaşına girecek değilim.

Ön yargım falan yoktur. Klevyenizi sürçtürürken dikkatli olun. Sahabe söze ekleme çıkarma yapıyordu o yüzden hadis yazımı yasaklandı diyen sen değil misin. hadisi yazamayan ayeti nasıl yazar diye de ben soruyorum. Adım adım düşünürsen yazdıklarının karşıdan nasıl anlaşıldığını sende anlarsın... Ayrıca sadece sana hitaben değildi sözlerim genel olarak bu tarza sahip çıkan herkesi kast ediyorum ki biride çelebiler ....

lafons7275
17-10-2013, 14:17
Dediğin anlamdaki fiili sünnetler elbette vahye uygun düşen hususlardır ve korunarak da günümüze kadar gelmiştir. Burada bir sıkıntı yok en azından benim açımdan yok başkalarını bilemem.

.

bu konuyu hallettik. Sıradaki mesele korunarak günümüze kadar gelen nebevi SÜNNET'i biz nereden öğrendik? Kurandan mı? Hadislerden mi?

RedveKabul
17-10-2013, 14:28
ehli hadis nezdinde hadis ve sünnet birbirleri yerine kullanılabilen teknik terimlerdir .Kur’an’ın beyanı sadedinde varit olan ve hüküm bildiren sünnetlerin vahiy kaynaklı olduğu gerçeği kabul edilmeden sağlıklı bir Kur’an ve Sünnet tasavvuruna sahip olmak mümkün değildir. Sünnet’i sadece Kur’an’da yer alan hükümlerin tefsiri sahasıyla sınırlandırmak, her şeyden önce Kur’an’a aykırı bir tutumdur. Zira Sünnet’in fonksiyonunun bu şekilde sınırlandırılabileceğini Kur’an’a dayanarak isbat etmek mümkün olmadığı gibi, vakıa da bunun tersini göstermektedir

Valla birilerinin nezdinde neyin kabul neyin kabul edilmediği beni çok bağlayan bir durum değildir. Ben bir Müslüman olarak "dini sadece Allah'a has kılmakla" emrolundum.

Allah'ın Kuran'da çatısını oluşturduğu, genel konseptini ana hatlarıyla oluşturduğu ve sınırlarını çizdiği, belirlediği hususların Peygamberimiz tarafından açıklaması, detaylandırması benim kabulümdür ve bunlar vahye birebir uygun düşer. Bunun dışında yeni bir hüküm getiren, bu çerçeveyi aşan, detaylandırmayı ve tafsil etmeyi değil de yeni bir hüküm getiren hususları da kabul etmem mümkün değil.

lafons7275
17-10-2013, 14:32
Bunun dışında yeni bir hüküm getiren, bu çerçeveyi aşan, detaylandırmayı ve tafsil etmeyi değil de yeni bir hüküm getiren hususları da kabul etmem mümkün değil.

Bilgili biriyle sohbet etmek gerçekten faydalı. Aptal arkadaşım olacağına akıllı düşmanım olsun daha iyi. Tabi lafın gelişi...

Şimdi sevgili kardeşim 2. Sorum da şu, yukardaki yazdığına bir tane örnek verebilir misin?

RedveKabul
17-10-2013, 14:36
Ön yargım falan yoktur. Klevyenizi sürçtürürken dikkatli olun. Sahabe söze ekleme çıkarma yapıyordu o yüzden hadis yazımı yasaklandı diyen sen değil misin. hadisi yazamayan ayeti nasıl yazar diye de ben soruyorum. Adım adım düşünürsen yazdıklarının karşıdan nasıl anlaşıldığını sende anlarsın... Ayrıca sadece sana hitaben değildi sözlerim genel olarak bu tarza sahip çıkan herkesi kast ediyorum ki biride @çelebiler (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=100153) ....

Olur bundan sonra dikkat ederim, başka?

Sahabenin söze ekleme ve çıkarma yaptığına, ve kendi anladığını Peygamberin muradıymış gibi aktardığına dair yine hadislerden delil getirirsem ne yapacaksın sen onu söyle.

muallim08
17-10-2013, 14:41
Olur bundan sonra dikkat ederim, başka?

Sahabenin söze ekleme ve çıkarma yaptığına, ve kendi anladığını Peygamberin muradıymış gibi aktardığına dair yine hadislerden delil getirirsem ne yapacaksın sen onu söyle. Bir şey yapmam... Karar ver bu insanlar sözü anlamaz, ekleme çıkarma yapmadan duramaz insanlar mıdır ? Yoksa Abdullah ibni ömer gibi dikkaaaat bu peygamber sünneti değildir diyecek kadar titiz insanlar mıdır diye sorarım sadece... :gl

RedveKabul
17-10-2013, 14:43
Bilgili biriyle sohbet etmek gerçekten faydalı. Aptal arkadaşım olacağına akıllı düşmanım olsun daha iyi. Tabi lafın gelişi...



:D


Bilgili biriyle sohbet etmek gerçekten faydalı. Aptal arkadaşım olacağına akıllı düşmanım olsun daha iyi. Tabi lafın gelişi...

Şimdi sevgili kardeşim 2. Sorum da şu, yukardaki yazdığına bir tane örnek verebilir misin?

Elbette veririm. Mesela recm meselesi, Hz İsa'nın nüzulü meselesi, kabir azabı, müziğin ve resmin haram oluşu gibi Kuran'ın açıkça ortaya koymadığı hususların hadisler tarafından ortaya konması gibi.

RedveKabul
17-10-2013, 14:50
Bir şey yapmam... Karar ver bu insanlar sözü anlamaz, ekleme çıkarma yapmadan duramaz insanlar mıdır ? Yoksa Abdullah ibni ömer gibi dikkaaaat bu peygamber sünneti değildir diyecek kadar titiz insanlar mıdır diye sorarım sadece... :gl

Israrla demediğim şeyleri bana izafe ediyorsun. Nerede "Sözü anlamaz, ekleme çıkarma yapmadan duramaz" demişiz?

Dediğimiz "Sözü yanlış anlamış, ekleme çıkarma yapmış" hepsi bu. Sözü yanlış anlayınca anladığını da buna katınca "ekleme, çıkarma" yapmış olmuyor mu?

Sanki ben bunu onlara husumetimden dolayı söylemişim şeklinde lanse ediyorsun. Yapma sevgili abim, seni böyle bilmezdim valla.

Neyse hayır olsun inş. ne diyelim başka.

çelebiler
17-10-2013, 14:51
Bir şey yapmam... Karar ver bu insanlar sözü anlamaz, ekleme çıkarma yapmadan duramaz insanlar mıdır ? Yoksa Abdullah ibni ömer gibi dikkaaaat bu peygamber sünneti değildir diyecek kadar titiz insanlar mıdır diye sorarım sadece... :gl
Halife Ömer in Ebu Hureyre yi "seni Allah ın düşmanı" diyerek dövdüğünü, Ayşe validemizin "Ebu Hureyr'de çok oldu" dediğini bilmiyormusunuz?

lafons7275
17-10-2013, 14:52
bu konuyu hallettik. Sıradaki mesele korunarak günümüze kadar gelen nebevi SÜNNET'i biz nereden öğrendik? Kurandan mı? Hadislerden mi?

Kardeşim red bir de bu sorum var cevap bekleyen. Bu arada bayramın nasıl geçiyor?

RedveKabul
17-10-2013, 15:01
:D



Elbette veririm. Mesela recm meselesi, Hz İsa'nın nüzulü meselesi, kabir azabı, müziğin ve resmin haram oluşu gibi Kuran'ın açıkça ortaya koymadığı hususların hadisler tarafından ortaya konması gibi.

Çok uzattım, bir şey daha ilave edeyim bitireyim.

Bu hususların açıkça Kuran'da var olduğunu hiç kimse iddia etmemiştir edemez de. Açıkça değil de zımmen bunlara işaret edildiğini iddia edenler var mı? Var. O halde Allah'ın açıkça ortaya koymadığı bir hususta insanları bunlara inanmaya mecbur etmenin doğru olmadığına inanıyoruz. Sen inan kardeşim kime ne ama ben inanmıyorum sana ne. Sana demiyorum lafons lafın gelişi. :)

Kuran'ın bir ayetini inkar eden kafir olur ama kişilere göre değişkenlik arz eden bir hadisi inkar insanı kafir yapar mı? Her zaman söylüyoruz, bir hadisi inkar Peygamberi veya onun Sünnetini inkar değildir.

RedveKabul
17-10-2013, 15:14
Kardeşim red bir de bu sorum var cevap bekleyen. Bu arada bayramın nasıl geçiyor?


Bayram iyi gidiyor hamdolsun. İşler de iyiydi çok şükür. İlk defa kurbanı kendi ellerimle kestim bu da güzel bir gelişmeydi kendi açımdan.

Günümüze kadar gelen nebevi Sünnetin önemli kısmını elbette "fiili mütevatır" dediğimiz yoldan öğrendik. Namaz, kurban, haç vs gibi. Bunun dışında hadisler kanalıyla gelenler de var. Fiili mütevatır sünnet aynı zamanda hadisler yoluyla da gelmiştir. Biz bu hadisleri inkar etmiyoruz zaten.

Müslüman olmaya karar veren biri hiç bir hadise, kitaba bakmasına ihtiyaç duymadan namazın nasıl kılınacağını, orucu nasıl tutacağını, kurbanı nasıl keseceğini çevresindeki Müslümanlara bakarak pekala yerine getirebilir değil mi?

lafons7275
17-10-2013, 15:17
Allah'ın Kuran'da çatısını oluşturduğu, genel konseptini ana hatlarıyla oluşturduğu ve sınırlarını çizdiği, belirlediği hususların Peygamberimiz tarafından açıklaması, detaylandırması benim kabulümdür ve bunlar vahye birebir uygun düşer. Bunun dışında yeni bir hüküm getiren, bu çerçeveyi aşan, detaylandırmayı ve tafsil etmeyi değil de yeni bir hüküm getiren hususları da kabul etmem mümkün değil.

kırmızılı sözlerinin kurandan dayanağı hangi ayettir kardeşim? Yani Allah peygambere itaati emrederken yukardaki şartları ileri sürmüş müdür? Şu şu şartlar sağlanırsa resûlüme itaat edin şu şu şartlar da sağlanmamışsa itaat etmeyin gibisinden bir kuralı hangi ayete dayanarak getirdin?

lafons7275
17-10-2013, 15:20
Fiili mütevatır sünnet aynı zamanda hadisler yoluyla da gelmiştir. Biz bu hadisleri inkar etmiyoruz zaten.



:flw :ppty :clap2:

serhen
17-10-2013, 15:28
Halife Ömer in Ebu Hureyre yi "seni Allah ın düşmanı" diyerek dövdüğünü, Ayşe validemizin "Ebu Hureyr'de çok oldu" dediğini bilmiyormusunuz?

Kaynak ?

lafons7275
17-10-2013, 15:30
Kuran'ın bir ayetini inkar eden kafir olur ama kişilere göre değişkenlik arz eden bir hadisi inkar insanı kafir yapar mı? Her zaman söylüyoruz, bir hadisi inkar Peygamberi veya onun Sünnetini inkar değildir.

Sevgili red kardeşim kabir azabına sen inanmadığını söyledin az evvel. Ama bu konuda bir ayet var birlikte inceleyelim mi:

Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı. Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun' denir."

RedveKabul
17-10-2013, 15:36
kırmızılı sözlerinin kurandan dayanağı hangi ayettir kardeşim? Yani Allah peygambere itaati emrederken yukardaki şartları ileri sürmüş müdür? Şu şu şartlar sağlanırsa resûlüme itaat edin şu şu şartlar da sağlanmamışsa itaat etmeyin gibisinden bir kuralı hangi ayete dayanarak getirdin?

Kuran tafsilat kitabı değildir. Aynı zamanda bir takım şeyleri açık açık söylemez, bunu imtihan vesilesi kılar. Yoksa ümmetin bu parçalanmışlığını başka nasıl izah edebilirdik? Tabi bunun tek gerekçesi bu değil.

Allah Kuran'ın birçok yerinde hükmünde kimseyi ortak kılmadığını belirtiyor. Dini sadece kendisine has kılmamızı istiyor. Hıristiyan ve yahudilerin nasıl yoldan saptıklarını, alimlerini, haham ve rahiplerini nasıl rab (hüküm koyan) edindiklerini uzun uzun anlatıyor. Keza Peygambere görevinin sadece tebliğ etmek olduğunu söylüyor. Kitabın kolaylaştırılmış ve anlaşılır olduğunu ve aklı kullanmayı emrediyor. "Ey Muhammed sen kitap nedir iman nedir bilmezken","seni şaşırmış halde bulmadık mı" şeklindeki sözleriyle de Peygamberin de İslam'ı, imanı Kurandan öğrendiğini açıkça gözler önüne seriyor. "Eğer Muhammed bize karşı ona karşı bir söz katmış olsaydı biz onu kuvvetle yakalardık sonra onun şah damarını koparırdık" diyerek Peygamberin Kuran dışında kendiliğinden bir tasarrufunun olamayacağını anlıyoruz. "Biz hiç bir şeyi kitabın dışında bırakmadık" buyruğuyla da Kuran dışında hiç birşeyin olamayacağını anlıyoruz. Bu hiçbir şeyden kastın da "Kuran'ın ortaya koymadığı" hususları kapsar. Peygamberin görevlerinden birisi olan onu açıklama görevine aykırı bir durum değildir. Zira ona böyle bir görev de zaten tevdi edilmiştir.

Biliyorum ki bu sana cevap olmadı. Sen bire bir açık bir ayet istiyorsun belki ama böyle bir ayet yok. Bütün bunlar ve şu anda aklıma gelmeyen daha nice ayetlerden biz bunu böyle kabul ediyoruz.

RedveKabul
17-10-2013, 15:40
Lafons inan ekran karşısında oturmaktan başıma ağrılar girdi az müsaade et de biraz dışarı çıkayım bir çay içeyim. offline'ken kolaydı bu :D

lafons7275
17-10-2013, 15:41
Kuran tafsilat kitabı değildir. Aynı zamanda bir takım şeyleri açık açık söylemez, bunu imtihan vesilesi kılar. Yoksa ümmetin bu parçalanmışlığını başka nasıl izah edebilirdik? Tabi bunun tek gerekçesi bu değil.




güzel kardeşim bu cümleler çok doğru ve yerinde. Lakin aynı cümleleri kabir azabı ve İsa'nın inişi meselesinde de uygulasan olmaz mı?

muallim08
17-10-2013, 15:54
Israrla demediğim şeyleri bana izafe ediyorsun. Nerede "Sözü anlamaz, ekleme çıkarma yapmadan duramaz" demişiz?

Dediğimiz "Sözü yanlış anlamış, ekleme çıkarma yapmış" hepsi bu. Sözü yanlış anlayınca anladığını da buna katınca "ekleme, çıkarma" yapmış olmuyor mu?

Sanki ben bunu onlara husumetimden dolayı söylemişim şeklinde lanse ediyorsun. Yapma sevgili abim, seni böyle bilmezdim valla.

Neyse hayır olsun inş. ne diyelim başka.

Peygamber bir söz söylüyor ve söylediği bu söz dilden dile dolaşırken anlamları değiştiriliyor ve ilave ve eklemeler yapılıyordu, bunu gören Peygamberimiz bu sebepten bu yasağı getirdiğini görüyoruz.( 53. mesaj) .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. ......................Aynı şekilde, ibn-i Ömer bir gün berbere gidiyor ve saçlarını kestiriyor, kolları ve göğsü çok kıllı olduğu için onları da tıraş ediyor fakat Peygamberin, vahyi ilgilendiren alanlarda olsun beşeri bütün uygulamaları olsun her yönünü örnek alan ve onu her anlamda taklit eden ibn-i Ömer'in toplumdaki "Peygamberin Sünnetine harfiyen yerine getiren" imajından dolayı, yanlış anlaşılmaları bertaraf etmek için çıkıyor; "Bilesiniz ki bu Peygamberin Sünneti değildir ha ona göre" deme ihtiyacı hissediyor. Neden? Çünkü biliyordu ki Peygamberi taklit konusunda bu kadar titiz olan ve bu konuda nam salmış İbn-i Ömer diğer Müslümanlar için adeta bir model teşkil ediyordu. Bu açıklamayı yapmadığı takdirde "kılların tıraş edilmesi" sünnet olarak algılanabilirdi. (65. Mesaj)
YORUM YOK... Orta yolu bulmak lazım sadece...

Verda
17-10-2013, 16:12
İlk hadisçinin (Buhari) ölümü Hicret’ten 256 yıl sonraya geliyor!
Yaklaşık 230 yıl boyunca hiç hadis kitabı yok!




Arkadaşlar peygamberin yazım yasağı bazılarınca biraz yanlış anlaşılmıştır. Evet peygamber "Kim benden Kur'an dışında bir şey yazarsa onu imha etsin" diyerek bir yasak getirmiştir fakat bu Kur'an ile karışma tehlikesi üzerine söylenmiştir bunun beraberine teşvik olarak "Kim benden duyduğu bir sözü olduğu/işittiği gibi naklederse Allah onun yüzünü ak etsin" demiştir. Ve yine "Kim benim üzerime kasıtlı olarak yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın" demiştir. Baktığımızda yasak, teşvik ve tehdit hadislerini görüyoruz bazı sahabiler mesela Ebu zer el Gıfari: kılıcı başıma vursanızda ben Rasulden duyduğum bir hadisi nakledeceğim diyerek teşvik hadisince hareket etmiş, Zübeyir b. Avvam ise tehdit hadisinden çekinerek sorulanlar dışında hiç hadis rivayet etmemiştir. Bunun ötesinde Peygamber, Amr b. As'a bu ağızdan yalan çıkmaz yaz demiştir ve yine Yemenli ebu Şah gelip bu hutbeyi bana yazar mısın demesi üzerine Peygamber yazdırmıştır.

Yazım yasağı konusunda İbn Kuteybe; yazıyı iyi bilmeyenler yüzünden demiştir. Hatip Bağdadi ise; Kur'anla karışma tehlikesi, yasağın kişiden kişiye değişmesi kimine izin kimine yasak verilmesi üzerinde durmuştur.Tarihe bakıldığında hz. Ebubekir ve Ömer'in hadis yazma denemeleri olmuştur hatta hz. Ali'nin yanılmıyorsam 40 hadisten oluşan "Alinin sahifesi" isimli bi sahifesi bulunmaktadır. Dahası Amr b. As'ın 1000 hadisten oluşan sahifesi mevcuttur Ebu Hureyre kendisi için ben hadis yazmazdım fakat o yazardı demiştir. Ve yine Hemmam b. Münebbih'in 140 hadisten oluşan es-Sahifetü's Sahiha isimli eseri hiç bozulmadan yani her hangi bi kitap içine girmeden dağılmadan günümüze kadar sahife olarak gelmiştir ben birebir gördüm =). Yine Semure b. Cundeb peygamberden dinlediği hadisleri oğullarına öğretmek için yazmıştır.

Sahabe rivayetleri tesebbüt (kesin emin olmak) ilkesine dayanır. Nedir o ? iklal (az rivayet), müzakere yapılarak eksiklerin tamamlanması, şahit isteme, yemin ettirme ve rıhle mesela Eyyub el Ensari bildiği bir hadisten emin olmak için 1 aylık bir yolculuk yapmıştır. Veee esas noktaya yaklaşıyoruz sanırım =)

Şimdi hadisler peygamber zamanında yazılmaya başlanmış mı başlanmış ortaya çıkan ürünlere de sahifeler denmiştir şöyle bir şey var ki sahabe birbirlerinin sahifelerini çoğaltmamış her kesin kendine özel yazdıkları mevcut mesela öncesinde yazıp sonrasında cihad veya her hangi bir sebepten dolayı uzağa giden, yine biri Rasulu farklı bir mekanda dinlerken diğeri farklı bir mekanda dinlemesi vs. şunu da söylemek gerekir ki bazı sahabeler kendileri yazmış olsa da kitabete sıcak bakmamışlardır hatta sahifelerinin ehil olmayan kişilerin eline geçmesi düşüncesiyle ölümlerine yakın ya kendilerinin imha etmesi ya da bunu vasiyet ettikleri de vakıadır.

Sonrasında ise sahabelerin vefatı, fırkaların zuhuru ve hadis senetlerinin uzaması neticesinde yavaş yavaş tedvin hareketleri başlamıştır ve bu hareket İbn. Şİhab ez Zühri döneminde yaygınlaşmıştır (124) bunun sonrasında ise Ömer b. Abdulaziz tarafından resmi olarak tedvin başlatılmıştır hicri 75-125 arası. Sonrasında ise tasnif yani konularına göre hadis ayrımları başlamıştır ve dahası üzerine oluşan hadis terminolojisi..

Sewgili Çelebiler çok titizlikle günümüze getirilmeye çalışılan hadislere binlerce belki daha fazla uydurmalar katılsa bile bizi hepsini yok saymaya itmemeli ki bu" isnad" kavramı insanoğlunun bulduğu en güzel şeylerden biridir denilmiştir, ve bu kavram sadece İslam dünyasının bulup uyguladığı bir gerçektir, bazı şarkiyatçıların/oryantalstlerin bunun sonradan olduğunu söylemeleri de aslında isnad oluşumuna duydukları hayranlıktır diye düşünüyorum..

muallim08
17-10-2013, 16:16
Halife Ömer in Ebu Hureyre yi "seni Allah ın düşmanı" diyerek dövdüğünü, Ayşe validemizin "Ebu Hureyr'de çok oldu" dediğini bilmiyormusunuz?
Ayşe Validemiz Hz. Alinin de karşısında idi. Hz. Ömer Nev-i şahsına münhasır bir şahsiyettir. En başarılı döneminde Halid Bin Velidi görevden alan Farklı kıraat eden sahabeyi yakasından tutup Peygambere götüren odur ama biz Hz. Ömer değiliz... O yüzden Ebu Hureyreyi şiiler sevmiyor diye bende sevmeyecek değilim...

çelebiler
17-10-2013, 16:26
Arkadaşlar peygamberin yazım yasağı bazılarınca biraz yanlış anlaşılmıştır. Evet peygamber "Kim benden Kur'an dışında bir şey yazarsa onu imha etsin" diyerek bir yasak getirmiştir fakat bu Kur'an ile karışma tehlikesi üzerine söylenmiştir bunun beraberine teşvik olarak "Kim benden duyduğu bir sözü olduğu/işittiği gibi naklederse Allah onun yüzünü ak etsin" demiştir. Ve yine "Kim benim üzerime kasıtlı olarak yalan söylerse cehennemdeki yerini hazırlasın" demiştir. Baktığımızda yasak, teşvik ve tehdit hadislerini görüyoruz bazı sahabiler mesela Ebu zer el Gıfari: kılıcı başıma vursanızda ben Rasulden duyduğum bir hadisi nakledeceğim diyerek teşvik hadisince hareket etmiş, Zübeyir b. Avvam ise tehdit hadisinden çekinerek sorulanlar dışında hiç hadis rivayet etmemiştir. Bunun ötesinde Peygamber, Amr b. As'a bu ağızdan yalan çıkmaz yaz demiştir ve yine Yemenli ebu Şah gelip bu hutbeyi bana yazar mısın demesi üzerine Peygamber yazdırmıştır.

Yazım yasağı konusunda İbn Kuteybe; yazıyı iyi bilmeyenler yüzünden demiştir. Hatip Bağdadi ise; Kur'anla karışma tehlikesi, yasağın kişiden kişiye değişmesi kimine izin kimine yasak verilmesi üzerinde durmuştur.Tarihe bakıldığında hz. Ebubekir ve Ömer'in hadis yazma denemeleri olmuştur hatta hz. Ali'nin yanılmıyorsam 40 hadisten oluşan "Alinin sahifesi" isimli bi sahifesi bulunmaktadır. Dahası Amr b. As'ın 1000 hadisten oluşan sahifesi mevcuttur Ebu Hureyre kendisi için ben hadis yazmazdım fakat o yazardı demiştir. Ve yine Hemmam b. Münebbih'in 140 hadisten oluşan es-Sahifetü's Sahiha isimli eseri hiç bozulmadan yani her hangi bi kitap içine girmeden dağılmadan günümüze kadar sahife olarak gelmiştir ben birebir gördüm =). Yine Semure b. Cundeb peygamberden dinlediği hadisleri oğullarına öğretmek için yazmıştır.

Sahabe rivayetleri tesebbüt (kesin emin olmak) ilkesine dayanır. Nedir o ? iklal (az rivayet), müzakere yapılarak eksiklerin tamamlanması, şahit isteme, yemin ettirme ve rıhle mesela Eyyub el Ensari bildiği bir hadisten emin olmak için 1 aylık bir yolculuk yapmıştır. Veee esas noktaya yaklaşıyoruz sanırım =)

Şimdi hadisler peygamber zamanında yazılmaya başlanmış mı başlanmış ortaya çıkan ürünlere de sahifeler denmiştir şöyle bir şey var ki sahabe birbirlerinin sahifelerini çoğaltmamış her kesin kendine özel yazdıkları mevcut mesela öncesinde yazıp sonrasında cihad veya her hangi bir sebepten dolayı uzağa giden, yine biri Rasulu farklı bir mekanda dinlerken diğeri farklı bir mekanda dinlemesi vs. şunu da söylemek gerekir ki bazı sahabeler kendileri yazmış olsa da kitabete sıcak bakmamışlardır hatta sahifelerinin ehil olmayan kişilerin eline geçmesi düşüncesiyle ölümlerine yakın ya kendilerinin imha etmesi ya da bunu vasiyet ettikleri de vakıadır.

Sonrasında ise sahabelerin vefatı, fırkaların zuhuru ve hadis senetlerinin uzaması neticesinde yavaş yavaş tedvin hareketleri başlamıştır ve bu hareket İbn. Şİhab ez Zühri döneminde yaygınlaşmıştır (124) bunun sonrasında ise Ömer b. Abdulaziz tarafından resmi olarak tedvin başlatılmıştır hicri 75-125 arası. Sonrasında ise tasnif yani konularına göre hadis ayrımları başlamıştır ve dahası üzerine oluşan hadis terminolojisi..

Sewgili Çelebiler çok titizlikle günümüze getirilmeye çalışılan hadislere binlerce belki daha fazla uydurmalar katılsa bile bizi hepsini yok saymaya itmemeli ki bu" isnad" kavramı insanoğlunun bulduğu en güzel şeylerden biridir denilmiştir, ve bu kavram sadece İslam dünyasının bulup uyguladığı bir gerçektir, bazı şarkiyatçıların/oryantalstlerin bunun sonradan olduğunu söylemeleri de aslında isnad oluşumuna duydukları hayranlıktır diye düşünüyorum..

Hadisleri Kuran ile karışmasın diye değilde Allah kitabından başka kitap edinme endişesi ile, Peygamberimizin hadis yazılmasını yasaklamasını ve Ondan sonraki halifelerinde yasaklayıp buldukları hadisleri yaktırıp yok etmelerini ne yapacağız? Herşeyden önce kendi sözünden başka sözleri kabul etmeye Allah ın ayegtlerini nasıl anlayacağız.Bunları yok sayabilir miyiz?

abdullah birisi
17-10-2013, 16:31
kanıt ne kadar önemli......



http://youtu.be/ObFwqN-Tz70

Ahter
17-10-2013, 16:59
Çelebiler peygamberin Kuranı beyan yani tefsir etme görevinin olmadığını, sadece olduğu gibi tebliğ etme görevinin blunduğunu daha önceki mesajında ifade etmişti, bzde cevabını verdik..Şimdi kendisine şunu sormak istiyorum./en-Nisâ; 23-4 ayetlerinde kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlar zikredilmiş ve sonunda da, “Bunların dışındakiler size helal kılındı” buyurulmuştur. acaba bu dışındakiler kelimesi ne demek..? Peygamberin dahi tefsir etme yetkisi yoksa, bu işin içinden nasıl çıkılacak?Çelebiler bize bir yol göstersin?

Verda
17-10-2013, 17:03
Hadisleri Kuran ile karışmasın diye değilde Allah kitabından başka kitap edinme endişesi ile, Peygamberimizin hadis yazılmasını yasaklamasını ve Ondan sonraki halifelerinde yasaklayıp buldukları hadisleri yaktırıp yok etmelerini ne yapacağız? Herşeyden önce kendi sözünden başka sözleri kabul etmeye Allah ın ayegtlerini nasıl anlayacağız.Bunları yok sayabilir miyiz?

Kötü emsal olmaz diye bi söz vardır ewet durum üzerinden olumsuzlukların oluşması üzerine faydalı olanın yok edilmemesi Kur'an perspektifinden değerlendirilmesi, verdiğiniz örnekler aslında yozlaşan zihniyete verilmiş tepkidir vaya başka bi şey bugüne baktığımızda benzer örnekleri görülebilir fakat bu durumlar her zamanda olmuş ve olacaktırda. Allah'ın sözü üzerine söylemi (niz) kişilerin zihniyetlerince paralel olduğu açıktır yoksa ki bizler Kur'an'ın bazı noktalarını anlamamız için bakacağımız ilk kaynak elbette hadisler olmalıdır.

çelebiler
17-10-2013, 18:52
Kötü emsal olmaz diye bi söz vardır ewet durum üzerinden olumsuzlukların oluşması üzerine faydalı olanın yok edilmemesi Kur'an perspektifinden değerlendirilmesi, verdiğiniz örnekler aslında yozlaşan zihniyete verilmiş tepkidir vaya başka bi şey bugüne baktığımızda benzer örnekleri görülebilir fakat bu durumlar her zamanda olmuş ve olacaktırda. Allah'ın sözü üzerine söylemi (niz) kişilerin zihniyetlerince paralel olduğu açıktır yoksa ki bizler Kur'an'ın bazı noktalarını anlamamız için bakacağımız ilk kaynak elbette hadisler olmalıdır.

Kuranı anlamak için yararlanacağımız kaynak yine Kuran olmalıdır..Doğruluğundan emin olamayacağınız bir kaynaktan dininizi oluşturmak istemezsiniz değil mi?

Bizler doğrulugundan ve Allah tan geldiğine emin olmadığımız bilgi ile dinimizi oluşturur isek diğer batıl dinlerden bir farkımız kalır mı?

çelebiler
17-10-2013, 19:14
Ayşe Validemiz Hz. Alinin de karşısında idi. Hz. Ömer Nev-i şahsına münhasır bir şahsiyettir. En başarılı döneminde Halid Bin Velidi görevden alan Farklı kıraat eden sahabeyiakasından tutup Peygaìmbere götüren odur ama biz Hz. Ömer değiliz... O yüzden Ebu Hureyreyi şiiler sevmiyor diye bende sevmeyecek değilim...

Sevip sevmeme meselesi değil.Öyle bile olsa şiiler hz.ömeri de sevmiyor.şiilerle de alakası yok niye şiilerden bahsettiniz anlayamadım.Bu örnek sahabelerin de yalan söyleyebileceği ile alakalıydı.

Ali
17-10-2013, 19:22
Selamün aleyküm
Hadis ilmi ile ilgili toptan kabul ve toptan red akli ve nakli izahat isteyen bir durumdur. Şöyleki bütün hadislerin Resulün(asm) ağzından çıktığını söylemek Resule iftira ve Hadis yoktur demek Resule(asm) zulümdür.
Zira öyle hadisler vardır ki bu hadisler Resulün söyleyebileceği türden değildir. Sayfa ve cilt sayısını hatırlamadığım bir hadis paylaşmak isterim tirmizi den;
"Allah cehennemi yaratığından cehennem ateşi öyle yakıcıydıki Allah( haşa) cehennem ateşinin alevini azaltmak için ayağıyla onun üzerine bastı."

Yukardaki hadis incelenirse Allah ın cisim olduğu gerçeği görülür. İkinci bir hususta Allah ın yarattığının sonucunu bilmediği görülür. Çünkü cehennem ateşini yaratmıştır ama onun nasıl olacağını bilememiştir(haşa). Bu durum tevrattaki tekvin bölümünün ademin kovulması babına benzer. (Haşa) Allah cennetin içinde gezinirken Hz Adem ve Hz Havva nın yanlış bir iş yaptığını görür.Bu Hz Ademin ve Hz Hvva nın kovulmasına kadar gider.

Yukarıdaki hikayede de aynen nakledilen hadis gibi Allah(haşa) insana benzetilmiştir. İkinci hususta nakledilen hadis gibi Allah (haşa) ademin durumundan haberdar değildir ve bu durumu tesadüfen görür. Dikkat edilirse bu hadis yukarıda geçen tevrattaki hikaye gibi şirk doludur. Peki hadis ilmini red etmek mi gerekir?
Hayır.
Çünkü Resulullah (asm) ın öyle hikmetli ve öyle öğüt veren nasihatleri vardır ki bu hadisler yolumuzu aydınlatan birer nurdur.
Örnek olarak şu verilebilir;
"Acemin Araptan, Arabın Acemden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir."
şimdi bu hadisi rededen bir zihniyet ne kadar doğru bir yol üzeredir. Dünya tarihine bakılırsa çoğu zulmün bu ırk ve soy yüzünden çıktığı aşikardır. Bunu red edebilen bir zihniyet ya ırkçıdır yada faşist. Hadis ilmini toptan red eder isek bu ve bunun gibi birçok hadisi de red etmiş ve Allah Resulünün değerini insanların gözünde küçültmüş oluruz.
vesselam...

Verda
17-10-2013, 21:02
Kuranı anlamak için yararlanacağımız kaynak yine Kuran olmalıdır..Doğruluğundan emin olamayacağınız bir kaynaktan dininizi oluşturmak istemezsiniz değil mi?

Bizler doğrulugundan ve Allah tan geldiğine emin olmadığımız bilgi ile dinimizi oluşturur isek diğer batıl dinlerden bir farkımız kalır mı?

Durumun müsbet veya menfi taraflarının ele alınması dikkatten uzak birebir kabul veya red edeceğimizi göstermez, Kur'anı düşünerek okuyan her insan hadisler ile bağlantıyı doğru değerlendirir bi maraza varsa o kendini zaten gösterir. Esasen hadis literatüründe hadisler Ku'an'a arz edilmez bu tartışılır tabi. Kur'an öncelikle kendi kendini tefsir eder buna paralel Peygamber de bazen kıraat esnasında bazen ayet inzal olduğunda veya hutbe irad ettiğinde yeri geldikçe ihtiyaca binaen açıklamalar yapmıştır, bazen sahabeler kendisine sorular sorar bazen de kendisi sahabelere sorular sorarak bütünlüğü sağlamıştır. Mesela Enam 82. ayette geçen zulum ifadesini şirk olarak açıklamıştır, ve dahası mücmel, müphem, müşkil, mutlak gibi ifadeleri de açıklamıştır.

çelebiler
17-10-2013, 21:30
Durumun müsbet veya menfi taraflarının ele alınması dikkatten uzak birebir kabul veya red edeceğimizi göstermez, Kur'anı düşünerek okuyan her insan hadisler ile bağlantıyı doğru değerlendirir bi maraza varsa o kendini zaten gösterir.

Zina cezasının hükmü verenler ya da zinanın cezasının recm olduğuna inananlar hiç mi Kuran'a bakmamış?Maraza kendini gösterecekse bu insanlar Neden Allah'ın ayetlerine aykırı inanış içindeler?



Esasen hadis literatüründe hadisler Ku'an'a arz edilmez bu tartışılır tabi. Kur'an öncelikle kendi kendini tefsir eder buna paralel Peygamber de bazen kıraat esnasında bazen ayet inzal olduğunda veya hutbe irad ettiğinde yeri geldikçe ihtiyaca binaen açıklamalar yapmıştır, bazen sahabeler kendisine sorular sorar bazen de kendisi sahabelere sorular sorarak bütünlüğü sağlamıştır. Mesela Enam 82. ayette geçen zulum ifadesini şirk olarak açıklamıştır, ve dahası mücmel, müphem, müşkil, mutlak gibi ifadeleri de açıklamıştır.

Bunlar bize dinimizi hadislere göre düzenleyip Kuran ın hükümlerine aykırı davranma hakkı vermez değil mi?

Verda
17-10-2013, 21:56
Zina cezasının hükmü verenler ya da zinanın cezasının recm olduğuna inananlar hiç mi Kuran'a bakmamış?Maraza kendini gösterecekse bu insanlar Neden Allah'ın ayetlerine aykırı inanış içindeler?


"Varise vasiyet yoktur" sözünün bir ayeti nesh etmesi vs. bunlar bambaşka tartışma konusu tartışmak isteyen varsa buyursun.


Bunlar bize dinimizi hadislere göre düzenleyip Kuran ın hükümlerine aykırı davranma hakkı vermez değil mi?

Kur'an okurken herhangi bir kelimede veya cümlede tam olarak ne kast edildiği veya başkaları bu ayet için ne düşünmüştür diyerek baktığımız tefsirlere hadisleri de eklememiz sorun olmamalı değil mi?

çelebiler
17-10-2013, 22:10
"Varise vasiyet yoktur" sözünün bir ayeti nesh etmesi vs. bunlar bambaşka tartışma konusu tartışmak isteyen varsa buyursun.

Bu konu nedir bilmiyorum.Bahsettiğim zinanın cezası yanlışı hadisten çıkmadır siz de biliyorsunuzdur.Konumuzla alakası da var.Hadislerin nasıl bir faciaya yol açtıklarını görmek için en çarpıcı örnektir.




Kur'an okurken herhangi bir kelimede veya cümlede tam olarak ne kast edildiği veya başkaları bu ayet için ne düşünmüştür diyerek baktığımız tefsirlere hadisleri de eklememiz sorun olmamalı değil mi?

Hadisler din oluşturmak için dinin delili olarak kabul edilirse yukarıda belirttiğim gibi faciadır.

Söylediğiniz makul gibi görünse de hadis kesin bilgi içermediği için bir ayeti anlamak için kullanılamaz.

çelebiler
17-10-2013, 23:04
Yukarıdaki hikayede de aynen nakledilen hadis gibi Allah(haşa) insana benzetilmiştir. İkinci hususta nakledilen hadis gibi Allah (haşa) ademin durumundan haberdar değildir ve bu durumu tesadüfen görür. Dikkat edilirse bu hadis yukarıda geçen tevrattaki hikaye gibi şirk doludur. Peki hadis ilmini red etmek mi gerekir?
Hayır.
Çünkü Resulullah (asm) ın öyle hikmetli ve öyle öğüt veren nasihatleri vardır ki bu hadisler yolumuzu aydınlatan birer nurdur.
Örnek olarak şu verilebilir;
"Acemin Araptan, Arabın Acemden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir."
şimdi bu hadisi rededen bir zihniyet ne kadar doğru bir yol üzeredir. Dünya tarihine bakılırsa çoğu zulmün bu ırk ve soy yüzünden çıktığı aşikardır. Bunu red edebilen bir zihniyet ya ırkçıdır yada faşist. Hadis ilmini toptan red eder isek bu ve bunun gibi birçok hadisi de red etmiş ve Allah Resulünün değerini insanların gözünde küçültmüş oluruz.
vesselam...
YUkarıda örneğini verdiğiniz hadis gibi pekçok yanlış bilgi,yalan,iftira içeren hadisler vardır.Bunu hepimiz biliyoruz.Yanlışlarla dolu sözlerin içinden hangisinin hikmetli olduğunu nasıl anlayacaksınız?Öğüt veren ve hikmetli sözler Allah ın sözleridir.Kurandan daha hikmetli söz olmayacağına göre neden Resulün söylediğine emin olmadığımız sözlere kutsal muamelesi yapıyorsunuz?

Yolunuzu aydınlatan hikmetli sözler tüm dünyadaki atasözlerinde de mevcut.Atasözlerini de yolumuzu aydınlatan sözler olarak din oluşturmada ya da Kuran ı anlamak için kullanabilir miyiz?

"Acemin Araptan, Arabın Acemden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir." Bu hadisi Allah Resulü söylememiştir dediğimizde ya da söylemiştir dediğimizde,bu manayı Kuran da bulamıyormuyuz da ırkçı ve faşist olalım?

Allah Resulünün değerini Onun söylediğine emin olamadığımız sözlerle mi yücelteceğiz?Bu Onun tebliğ ettiği dine yalan karıştırmak,emin olan Resulullah a hakaret etmek değil midir?

abdullah birisi
17-10-2013, 23:15
YUkarıda örneğini verdiğiniz hadis gibi pekçok yanlış bilgi,yalan,iftira içeren hadisler vardır.Bunu hepimiz biliyoruz.Yanlışlarla dolu sözlerin içinden hangisinin hikmetli olduğunu nasıl anlayacaksınız?Öğüt veren ve hikmetli sözler Allah ın sözleridir.Kurandan daha hikmetli söz olmayacağına göre neden Resulün söylediğine emin olmadığımız sözlere kutsal muamelesi yapıyorsunuz?

Yolunuzu aydınlatan hikmetli sözler tüm dünyadaki atasözlerinde de mevcut.Atasözlerini de yolumuzu aydınlatan sözler olarak din oluşturmada ya da Kuran ı anlamak için kullanabilir miyiz?

"Acemin Araptan, Arabın Acemden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir." Bu hadisi Allah Resulü söylememiştir dediğimizde ya da söylemiştir dediğimizde,bu manayı Kuran da bulamıyormuyuz da ırkçı ve faşist olalım?

Allah Resulünün değerini Onun söylediğine emin olamadığımız sözlerle mi yücelteceğiz?Bu Onun tebliğ ettiği dine yalan karıştırmak,emin olan Resulullah a hakaret etmek değil midir?

hocan.YNÖ Allah tan belasını buldu sen de takipçiliğini yapıyorsun.... daha taharet almasını bilmessiniz gelip burda inanmadığınız din hakkında ahkam kesiyorsunuz.....
baktınız olmuyor işi sahtekarlığıa vurup, toplum o zamandan bu yana namazı birbirine bakarak kılıyor gibi kılıfa dolandırıyorsunuz... yahu öyle olsa sahtekarlığınız dahada katmerleşiyor... toplumun birbirinden bakarak kıldığı namaz şeklini kabul ediyorsunuz ( kılmasanızda) aynı toplumun aktardığı Hadisi Şerifleri cahil aklınızla inkar yoluna gidiyorsunuz.... siz ne Kur an a ne namaza inandınız ne de Hadisi Şeriflere.....ayn YNÖ gibi...

salat kelimesine bu ayette destek verme manasını YNÖ den başka hangi sapık verebilir...bütün alimler övme ve dua manasını vermişken.... Peygmbere düşmanlık yapılacakya....bir Peygamber niye övülsünki... hemde devam eden bir övme ile.... sizin inancınızda, haşa Peygamberlerin bir değeri olamaz değilmi... zaten sizin gibi insandı öldü gitti..zaten postacıydı da haşa... neyse...

(((__meftun__)))
17-10-2013, 23:28
Mes'ele Kur'an'ın haricinde Kur'an aramak değildir, böyle bir niyyet hiç bir müslüman alimde olmamış zaten.

Lakin günümüzün Kur'an'cıları, olur bir gerekçe bulmak için ve arkasından da birilerine sataşmak ve kendi dediklerini ispatlamak için,

Alimlerin; Sünnet'i, icma'yı ve de kıyas'ı Kur'an'ın karşısında Kur'an olarak gördüklerini ifade ederler.

Böyleleri ya haindir, ya da cahildir.

Çünkü hiç bir alim Kur'an'ın karşısında Kur'an aramaz, o bilir ki Kur'an tek'tir O da Allah'ın Kitabıdır...

Lakin, alimler de kendilerine gelen soruları ve de ümmetin güncel mes'elelerini Kur'an'la çözüme kavuştururlarken,

İlmen daraldıkları yerlerde, bilgiye muhtaç olduklarında ve de izahat ve açıklama bazında zorlandıklarında,

Peygamber'e müracaat etmişler...

Sahabi'lere müracaat etmişler...

Sahabi'lerin, görüşlerine, uygulamalarına ve yorumlarına müracaat etmişler...

Kendilerinden daha bilgice alimlere müracaat etmişler... Vs...

Ve akabinden de "USUL"leri ekseninde güvendikleri ve de itimat ettikleri deliller muvacehesinde Kur'an'ı ve O'nun genel emir ve yasaklarını anlamaya çalışmışlardır...

Müslümanların büyük bir kısmı, bu ilmi muktesebattan yararlanmaya ve bilgi edinmeye gayret ediyorlar...

Bu şekilde bilgi edinme usulu yanlış mıdır doğru mudur, öldüğümüzde anlayacağız...

Çelebiler'e göre zinhar yanlıştır.

Bu da bir görüştür, dolayısıyla Çelebiler'in ifade ettiği usulü benimseyenler de olacaktır.

Var mıdır, bilemiyorum..?

abdullah birisi
17-10-2013, 23:34
Çelebiler'e göre zinhar yanlıştır.

Bu da bir görüştür, dolayısıyla Çelebiler'in ifade ettiği usulü benimseyenler de olacaktır.

Var mıdır, bilemiyorum..?

böyle bir Usul varmıdır diye soracağım zira böyle bir Usul doğrumudur diye sormak şüpheden kaynaklanır oda insanı islamdan çıkartır......

çelebiler
17-10-2013, 23:35
Bana kafir demiş Müfti Efendi

Tutalım Ben diyem ana müselman

Vardıkta yarın ruz-i cezaya

İkimizde çıkarız o sözde yalan

Nef'i

(((__meftun__)))
17-10-2013, 23:41
böyle bir Usul varmıdır diye soracağım zira böyle bir Usul doğrumudur diye sormak şüpheden kaynaklanır oda insanı islamdan çıkartır......

Benim hiç bir şüphem yoktur...

Kendisine tevdi edilen bir soruyu ya da ümmetin, iman, ibadet, muamelat, ukubat ve feraiz noktasındaki mes'elelerini,

Kur'an'la çözüme kavuşturmak isteyen bir alimin,

Bilemediğini, anlayamadığını, hüküm veremediğini ve de yorumlayamadığını,

"BİLEN"e danışması kadar doğru olan bir şey yoktur...

Benim bu bağlamda "ZERRE" kadar bir şüphem yoktur.

Hatta daha ileri bir şey söyleyeyim,

Bu usul "doğru"dan ziyade,

"ALLAH'IN EMRİDİR...!!!!!!!!"

abdullah birisi
17-10-2013, 23:42
tabi RUzi cezaya çıktığımız vakit Allah Rasulunun sözlerini nasıl inkar ettiğinin hesabını vereceksin....nasıl postacı seviyesine çeken imansızların safında olduğununda hesabını vereceksin... öldü gitti işi bitti muamelesininde...nasıl ayeti kerimelere işkembenden mana verme cehaletini gösterdiğininde.....

abdullah birisi
17-10-2013, 23:46
Benim hiç bir şüphem yoktur...

Kendisine tevdi edilen bir soruyu ya da ümmetin, iman, ibadet, muamelat, ukubat ve feraiz noktasındaki mes'elelerini,

Kur'an'la çözüme kavuşturmak isteyen bir alimin,

Bilemediğini, anlayamadığını, hüküm veremediğini ve de yorumlayamadığını,

"BİLEN"e danışması kadar doğru olan bir şey yoktur...

Benim bu bağlamda "ZERRE" kadar bir şüphem yoktur.

Hatta daha ileri bir şey söyleyeyim,

Bu usul "doğru"dan ziyade,

"ALLAH'IN EMRİDİR...!!!!!!!!"

hangi zamanın aliminden ve hangi konudan bahsediyorsun..

(((__meftun__)))
17-10-2013, 23:51
Tıb bir ilimdir.

Tıp doktoru da o ilmin müctehididir.

Ben doktor değilim ama Tıb ilmine müracaat edebilirim.

O ilme müracaat ettiğimde, anlayamadığım mes'eleleri,

Tıb ilminde ilmi müktesabata şamil olmuş bir doktora müracaat etmem yanlış mıdır..?

Çelebiler'e göre yanlıştır.

Herkes Tıb ilminden hareketle hastalığını iyileştirecektir.

Sonuç ne olur düşünebiliyor musunuz..?

(((__meftun__)))
17-10-2013, 23:57
hangi zamanın aliminden ve hangi konudan bahsediyorsun..

Burada ifade etmeye çalıştığım husus,

Bilemeyenin "bilen"e danışmasının Kur'an'ın özüne uygunluğudur.

Mesela, İmam Azam Ebu Hanife (R.alh), Kur'an'ı anlamada ve yorumlamada,

Peygamber'den faydalanmışsa.

Sahabi'lerden faydalanmışsa.

Sahabi'lerin icma gibi görüşlerinden faydalanmışsa.

Kendinden evvel gelip geçmiş müctehidlerin ilmi müktesabatından faydalanmışsa.

Ki faydalanmıştır...

İşte bu usul Allah'ın açık bir emridir...

abdullah birisi
17-10-2013, 23:59
dahada ilerisi, hastalığın yüzde yüz ilacını veren Hekimin reçetesini inkar ediyor.... yüzyıllardır kullanılıyor ve deva oluyor sen inkar etsen ne olur etmesen ne olur.. gözünü kapatan yalnız kendine karanlık yapar.... yahu bunlar zerre kadar Kur an ı bilseler içim gam yemeyecekte ...zaten Kur an ı hakiki manasını bilseler Peygambere iman şartınıda bilecekler ya...bunlar herhalde Peygambere imandan anladıkları evet böyle biri gelmiş tamam bu ismin peygamber olduğuna kerhende olsa mecburiyetten inanıyoruz..ama o kadar O nun söylediklerine iman etmiyoruz... işte bunlar bu kadar......

(((__meftun__)))
18-10-2013, 00:05
Sadece Kur'an derler de,

Kur'an'ın ne dediğini anlamak için,

Kur'an'ın Türkçe tercümesine riayet ederler...

Kim terceme etti...

Ahmet ya da Mehmet...

Sen Ahmet'e müracaat ettiğinde şahane oluyor değil mi..?

---)))))

abdullah birisi
18-10-2013, 00:09
Sadece Kur'an derler de,

Kur'an'ın ne dediğini anlamak için,

Kur'an'ın Türkçe tercümesine riayet ederler...

Kim terceme etti...

Ahmet ya da Mehmet...

Sen Ahmet'e müracaat ettiğinde şahane oluyor değil mi..?

---)))))

bunlarınki ahmet mehmet değil direk..YNÖ... :)

çelebiler
18-10-2013, 08:12
Sadece Kur'an derler de,

Kur'an'ın ne dediğini anlamak için,

Kur'an'ın Türkçe tercümesine riayet ederler...

Kim terceme etti...

Ahmet ya da Mehmet...

Sen Ahmet'e müracaat ettiğinde şahane oluyor değil mi..?

---)))))

Bu konuda söylediğiniz en büyük yalan, Kuranı tercümesinden, anlamaya çalıştığımız yalanıdır.Kuranı mealinden anlamaya çalışanların sizler olduğunuzu da zina ayetindeki sopa için sorduğunuz sorudan anladık.

Sizler hadisleri savunurken bizleri mealcilikle suçladığınız halde Allah için söyleyebilir misiniz hayatınız boyunca bir meseleyi merak edipte bir hadisin Arapçasını okudunuz mu? Yoksa bizlere bu kadar yalan yere mealcilikle suçladığınız halde ömür boyu mealcilik yapan sizler misiniz?

RedveKabul
18-10-2013, 09:32
Sevgili red kardeşim kabir azabına sen inanmadığını söyledin az evvel. Ama bu konuda bir ayet var birlikte inceleyelim mi:

Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı. Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun' denir."

Yasin Suresi;

"Ve (sonra yeniden diriliş) sûru üflenecek; işte o zaman tümü kabirlerinden çıkarak Rablerine doğru koşacaklar!" 51

"Eyvah!” diyecekler, “Kim bizi (ölüm) uykumuzdan uyandırdı?” (Bunun üzerine onlara şöyle denecek “İşte Rahmân’ın vaad ettiği budur! Demek ki O’nun elçileri doğru söylemişlerdi!" 52


Ehl-i Sünnete göre kabir azabına inanmak vaciptir. Hani burada nerede kabir azabı? Eğer kabirde azap varsa Ahirete "hesap günü" denmesinin manası nedir? İki ayrı hesap mı olur.

Delil olarak getirdiğin "Firavunun sabah akşam ateşe sunulması" ayetine gelince. Bildiğim kadarıyla kabir azabına delil getirilen hiç bir hadiste kabirde yanmaktan hiç bir şekilde bahsedilmemektedir. Varsa böyle bir hadis görmek isterim. Olmadığından hareketle demek ki buradaki ateşten kasıt kabirdeki ateş değil ahiretteki cehennem ateşidir. Allah-u Alem.

Ayrıca Yasin suresi de çok açık bir şekilde kabir azabın'ın olamayacağını gösteriyor. Kabirde, yıllarca kalan insanların, herhangi bir ceza ve mükafata çarptırılmadıklarını anlıyoruz. Tam tersi dirilttikleri gün şaşkın şaşkın bakıyorlar. "Noluyo yaa..."diyorlar. "Bizi uykumuzdan kim uyandırdı" diyorlar. Allah için elini vicdanına koy, aklını kullan, bildiklerini bir kenara bırak; kabirde azap çeken birinin tepkisi böyle mi olur? Ne bileyim, "eyvah azap bitti ama hesap günü geldi çattı, daha büyük bir azap bizi bekliyor" derler. Hem adam kabirde azap görecek hem de uyandırıldıklarında "bizi uykumuzdan kim uyandırdı" diyecekler, yapmayın abim.

İnfitar suresi 4. ve 5. ayetleri, insanların gerçeği kabirde değil yeniden diriltecekleri gün anlayacaklarını açı açık ortaya seriyor. Kıyamet kopuyor, kabirlerin içi dışında getiriliyor ve kişi neyi kazanıp neyi kayıp ettiğini işte o gün anlıyor. Kabir azabı varsa bu ayetin anlamı kalmıyor demektir. Öyle ya "kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukur" ise kişi zaten burada daha hesap günü gelmeden neyi kazanıp neyi kaybettiğini biliyor demektir.

“Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman, her can ne öne sürdüğünü ne geri bıraktığını bilir.” İnfitar 4.5.

Kişi zaten kabirde başına gelecekleri, cennetlik veya cehennemlik olacağını biliyorsa mahşerde yeniden sorgulamanın ne anlamı olabilir ki? Zaten nereye gideceği belli, kabirde bunu öğrendi, gideceği yere gönder gitsin.

çelebiler
18-10-2013, 09:53
Kabir azabına delil olduğu düşünülen ayetler zamanla alakalı ifadelerdir.Düşünün ki ölen kişi için zaman bizim algıladığımız gibi işlemiyordur herhalde.

lafons7275
18-10-2013, 10:14
Kişi zaten kabirde başına gelecekleri, cennetlik veya cehennemlik olacağını biliyorsa mahşerde yeniden sorgulamanın ne anlamı olabilir ki? Zaten nereye gideceği belli, kabirde bunu öğrendi, gideceği yere gönder gitsin.





bu mantıklı cümleler akıl süzgeciyle yapılmış açıklamalardır. Lakin kişi öldüğü an zaten nerenin adamı olduğu kendisine ayan oluyor. Bunu Kur'an ayetlerinden anlıyoruz:

Enfal

50,51. Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.


Bu ayetten açıkça anlıyoruz ki kişi eğer inkârcıysa ölüm anında bu kendisine belli oluyor. Şimdi sevgili kardeşim bu ayetle beraber açıklamalarını bir daha akıl süzgecinden geçirmeni rica ediyorum. Allah ayetlerini razı olduğu şekilde anlamayı nasip etsin. Âmin.

serhen
18-10-2013, 10:21
Bu nasıl bir savunmadır ,ateş azap değil miş ::D ayette : (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. ,bunu hangi mealden okursanız okuyun , kıyamette asıl büyük azabın olacağını, kıyametten önce de sabah akşam azap olacağını Allah bildiriyor

Kabir azabının varolduğuna dair , hadisleri ekleyelim

1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Herhangi biriniz son rekâtte ki teşehhüdü bitirdiği zaman dört şeyden:
1) Cehennem azabından,
2) Kabir azabından,
3) Hayat ve ölümün fitnelerinden ve
4) Deccal’in şerrinden Allah’a sığınsın’ buyurdu.”
Müslim 588/130, Nesei 1309, Albânî İrva 350

2) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçerken:
‘Dikkat edin! Muhakkak ki bunlara azap ediliyor. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap edilmiyorlar. Onlardan biri söz taşırdı. Diğeri ise bevlinden (küçük abdestinden) çekinmez, sakınmazdı’ dedi.
Ravi dedi ki:
Sonra Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaş bir hurma dalı istedi ve bu dalı iki parçaya bölüp, şunun üzerine bir parçasını ve ötekinin üzerine de bir parçasını dikti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Umulur ki bu hurma dallar kurumadıkça onlardan azapları hafifletilir’ buyurdu.”
Müslim

3-Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Hz. Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girince Yahudi kadının söylediklerini anlattı ve kabir azabından sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim." [6] ] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115

Bera bin Âzib (R.A.)’ın anlattığına göre Rasulullah (S.A.V.) bir gün güneşin battığı sırada dışarı çıkmıştı ki bir ses işitti. “Bunlar Yahudiler! kabirlerinde azap çekiyorlar” buyurdu.
Buhârî, Cenaiz 86; Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.

Kabir azabıyla ilgili daha çok hadis var, gerçi ayetle bile ikna olmayana hadis neyleyecek, sen olmadığına dair bir ayet ve hadis getirebiliyor musun , hayır , yasin süresinin o ayeti kabir azabı olmadığını sen kendin uydurdun,hani nerde olmadığına dair kelam var,bu kadar ayet ve hadise rağmen inkar edenin akından da şüph edilir, bu kabir azabını inkar eden zekeriyya beyazdı , hani şu tavuktan kurban olur diyen :D

lafons7275
18-10-2013, 10:36
Bu nasıl bir savunmadır ,ateş azap değil miş ::D ayette : (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. ,bunu hangi mealden okursanız okuyun , kıyamette asıl büyük azabın olacağını, kıyametten önce de sabah akşam azap olacağını Allah bildiriyor

Kabir azabının varolduğuna dair , hadisleri ekleyelim

1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Herhangi biriniz son rekâtte ki teşehhüdü bitirdiği zaman dört şeyden:
1) Cehennem azabından,
2) Kabir azabından,
3) Hayat ve ölümün fitnelerinden ve
4) Deccal’in şerrinden Allah’a sığınsın’ buyurdu.”
Müslim 588/130, Nesei 1309, Albânî İrva 350

2) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçerken:
‘Dikkat edin! Muhakkak ki bunlara azap ediliyor. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap edilmiyorlar. Onlardan biri söz taşırdı. Diğeri ise bevlinden (küçük abdestinden) çekinmez, sakınmazdı’ dedi.
Ravi dedi ki:
Sonra Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaş bir hurma dalı istedi ve bu dalı iki parçaya bölüp, şunun üzerine bir parçasını ve ötekinin üzerine de bir parçasını dikti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Umulur ki bu hurma dallar kurumadıkça onlardan azapları hafifletilir’ buyurdu.”
Müslim

3-Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Hz. Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girince Yahudi kadının söylediklerini anlattı ve kabir azabından sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim." [6] ] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115

Bera bin Âzib (R.A.)’ın anlattığına göre Rasulullah (S.A.V.) bir gün güneşin battığı sırada dışarı çıkmıştı ki bir ses işitti. “Bunlar Yahudiler! kabirlerinde azap çekiyorlar” buyurdu.
Buhârî, Cenaiz 86; Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.

Kabir azabıyla ilgili daha çok hadis var, gerçi ayetle bile ikna olmayana hadis neyleyecek, sen olmadığına dair bir ayet ve hadis getirebiliyor musun , hayır , yasin süresinin o ayeti kabir azabı olmadığını sen kendin uydurdun,hani nerde olmadığına dair kelam var,bu kadar ayet ve hadise rağmen inkar edenin akından da şüph edilir, bu kabir azabını inkar eden zekeriyya beyazdı , hani şu tavuktan kurban olur diyen :D

güzel kardeşim bu uslüpla kabul edeceği varsa da kabul etmez. Biraz yumuşak yazalım. Döver gibi değil, sever gibi okşaya okşaya yazalım.

çelebiler
18-10-2013, 10:42
Bu nasıl bir savunmadır ,ateş azap değil miş ::D ayette : (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyametin kopacağı günde de, “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun” denilecektir. ,bunu hangi mealden okursanız okuyun , kıyamette asıl büyük azabın olacağını, kıyametten önce de sabah akşam azap olacağını Allah bildiriyor

Kabir azabının varolduğuna dair , hadisleri ekleyelim

1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Herhangi biriniz son rekâtte ki teşehhüdü bitirdiği zaman dört şeyden:
1) Cehennem azabından,
2) Kabir azabından,
3) Hayat ve ölümün fitnelerinden ve
4) Deccal’in şerrinden Allah’a sığınsın’ buyurdu.”
Müslim 588/130, Nesei 1309, Albânî İrva 350

2) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki kabrin yanından geçerken:
‘Dikkat edin! Muhakkak ki bunlara azap ediliyor. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap edilmiyorlar. Onlardan biri söz taşırdı. Diğeri ise bevlinden (küçük abdestinden) çekinmez, sakınmazdı’ dedi.
Ravi dedi ki:
Sonra Allah Rasulu (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaş bir hurma dalı istedi ve bu dalı iki parçaya bölüp, şunun üzerine bir parçasını ve ötekinin üzerine de bir parçasını dikti. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Umulur ki bu hurma dallar kurumadıkça onlardan azapları hafifletilir’ buyurdu.”
Müslim

3-Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, bir Yahudi kadın, yanına girdi. Kabir azabından bahsederek: "Seni kabir azabından Allah korusun!" dedi. Hz. Aişe de Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanına girince Yahudi kadının söylediklerini anlattı ve kabir azabından sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Evet, kabir azabı haktır. Onlar kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir!" buyurdu. Hz. Aişe der ki: "Bundan sonra Aleyhissalâtu vesselâm'ın namaz kılıp da, namazında kabir azabından istiaze etmediğini hiç görmedim." [6] ] Buhârî, Cenaiz 89, Müslim, Mesacid 123; Nesâî, Cenaiz 115

Bera bin Âzib (R.A.)’ın anlattığına göre Rasulullah (S.A.V.) bir gün güneşin battığı sırada dışarı çıkmıştı ki bir ses işitti. “Bunlar Yahudiler! kabirlerinde azap çekiyorlar” buyurdu.
Buhârî, Cenaiz 86; Müslim, Cennet, 17; Nesai, Cenaiz, 114.

Kabir azabıyla ilgili daha çok hadis var, gerçi ayetle bile ikna olmayana hadis neyleyecek, sen olmadığına dair bir ayet ve hadis getirebiliyor musun , hayır , yasin süresinin o ayeti kabir azabı olmadığını sen kendin uydurdun,hani nerde olmadığına dair kelam var,bu kadar ayet ve hadise rağmen inkar edenin akından da şüph edilir, bu kabir azabını inkar eden zekeriyya beyazdı , hani şu tavuktan kurban olur diyen :D

Bu konu hadisleri dinin kaynağı olarak kabul etmemek için çok güzel bir örnek olmuş.

Kuran'da bahsedilmeyen kabir azabı meselesi hadisler ile uydurularak dine girmiş ve bu konuda pek çok hadis ve hikaye uydurulmuş.

Bu uydurulan hikayelerle insanlar korkutarak dine yaklaşmaları sağlanmak istenmişse de din dışı uydurmaların insanları dine yaklaştırmak yerine daha çok uzaklaştırdığı görülmektedir.

lafons7275
18-10-2013, 10:45
Kuran'da bahsedilmeyen kabir azabı meselesi hadisler ile uydurularak dine girmiş ve bu konuda pek çok hadis ve hikaye uydurulmuş.

.

Çelebi kardeşim aşağıdaki ayetten ne anladığını bize yazar mısın?





Enfal


50,51. Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.

lafons7275
18-10-2013, 10:46
Çelebi kardeşim bir de nisa 97:

Muhakkak ki melekler, kendi nesflerine zulmedenleri öldürürken : "Siz nerede (ne işte) idiniz?" dediler. (Onlar da): "Biz yeryüzünde zayıf (güçsüz) kimselerdik." dediler. (Melekler): "Allah'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Öyleyse oraya hicret etseydiniz!" dediler. İşte onlar, onların varacağı yer cehennemdir ve (o) kötü bir varış yeridir.

RedveKabul
18-10-2013, 11:01
bu mantıklı cümleler akıl süzgeciyle yapılmış açıklamalardır. Lakin kişi öldüğü an zaten nerenin adamı olduğu kendisine ayan oluyor. Bunu Kur'an ayetlerinden anlıyoruz:

Enfal

50,51. Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.


Bu ayetten açıkça anlıyoruz ki kişi eğer inkârcıysa ölüm anında bu kendisine belli oluyor. Şimdi sevgili kardeşim bu ayetle beraber açıklamalarını bir daha akıl süzgecinden geçirmeni rica ediyorum. Allah ayetlerini razı olduğu şekilde anlamayı nasip etsin. Âmin.

İlgili ayetle ilgili 4 tefsire baktım ve İmam Kurtubiden alıntıyı getiriyorum. Demek ki farklı teviller varmış. Ama sen kesin böyledir diyorsun.

50. Meleklerin, o kâfirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura ve: "O yakıcı azabı tadın” diye diye canlarını alırken bir görseydin.

51."Bu, ellerinizin daha önce yaptıkları yüzündendir. Ve biç şüp*hesiz Allah'ın kullarına zulmedicl olmadığındandır."

Denildiğine göre, bununla yüce Allah, Bedir günü öldürülmeyip geriye kalan kimseleri kastetmektedir. Bir diğer görüşe göre bu, Bedir günü öldürülen kâfirler hakkındadır.

"...Se, ...sa" şart edatının cevabı muhzuftur. Takdiri de: ... görseydin, sen çok büyük bir iş görmüş olacaktın, şeklindedir. Mücahid ve Said b. Cü-beyr'e göre, "Yüzlerine ve arkalarına” buyruğundaki "arkalarından kasıt, kinaye yoluyla onların ***-larıdır. el-Hasen'e göre ise sırtlarıdır. "Vura vura” anlamındaki kelime de hal mevkiindedir. el-Hasen ayrıca şöyle demektedir: Bir adam, Rasûlullah (sav)'a: Ey Allah'ın Rasulü dedi. Ben, Ebu Cehilin sırtında ayakkabı bağı gibi birşey gördüm. Hz. Peygamber: "İşte o, meleklerin vurmasıdır" buyurdu.

Şöyle de denilmiştir: Buradaki vurmak ölüm esnasında olur. Kıyamet gününde ateşe götürülecekleri vakit olması da muhtemeldir. "O yakıcı azabı tadın" buyruğu ile ilgili olarak el-Ferrâ şöyle demektedir: Yani, "melekler... tadın, derler" takdirinde olup, bu "derler" fiili lıazfedilmiştir.

el-Hasen der ki: Bu söz kıyamet günü söylenecektir. Cehennem bekçileri onlara: Yakıcı (ateş) azabı(m) tadın diyeceklerdir. Rivayete göre, kimi tefsirlerde şöyle kaydedilmektedir: Melekler ile birlikte demirden tokmaklar vardı. Onlar, darbe indirdiler mi, yaralarında ateş alev alırdı. İşte yüce Allah'ın: "O yakıcı azabı tadın" buyruğu ile anlatılan budur.

RedveKabul
18-10-2013, 11:02
Ayrıca kabir azabı ile ilgili rivayetlerde "yanmak" ile ilgili hadisler yoktur diye biliyoruz varsa getirin dedik, hani Firavun kabirde gece gündüz ateşe arz olunuyordu ya ama birileri dışarıdan gazel okudu.

çelebiler
18-10-2013, 11:26
lafons7275 Kardeşim kopya çekmek gibi olacak ama ben de bu ayetlerde kabir azabının varlığına dair bir bilgi göremedim.

Ali
18-10-2013, 11:49
YUkarıda örneğini verdiğiniz hadis gibi pekçok yanlış bilgi,yalan,iftira içeren hadisler vardır.Bunu hepimiz biliyoruz.Yanlışlarla dolu sözlerin içinden hangisinin hikmetli olduğunu nasıl anlayacaksınız?Öğüt veren ve hikmetli sözler Allah ın sözleridir.Kurandan daha hikmetli söz olmayacağına göre neden Resulün söylediğine emin olmadığımız sözlere kutsal muamelesi yapıyorsunuz?

Yolunuzu aydınlatan hikmetli sözler tüm dünyadaki atasözlerinde de mevcut.Atasözlerini de yolumuzu aydınlatan sözler olarak din oluşturmada ya da Kuran ı anlamak için kullanabilir miyiz?

"Acemin Araptan, Arabın Acemden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takva iledir." Bu hadisi Allah Resulü söylememiştir dediğimizde ya da söylemiştir dediğimizde,bu manayı Kuran da bulamıyormuyuz da ırkçı ve faşist olalım?

Allah Resulünün değerini Onun söylediğine emin olamadığımız sözlerle mi yücelteceğiz?Bu Onun tebliğ ettiği dine yalan karıştırmak,emin olan Resulullah a hakaret etmek değil midir?

Selamün aleyküm kardeşim
"Bir konu hakkında çekişiğinizde onu Allah' a ve Resulüne götürün." Ayeti gereği bir değerlendirme yapalım. Yukarıdaki ayette Allah tan kasıt kuran dır. Resulün den kasıt ise sünnet ve hadislerdir. Diğer bir ayette "O,( Muhammed) heva ve hevesinden konuşmaz." Ayeti gereği Resulün ağzından çıkan bütün sözlere kefil olan Allah değilmidir. Şimdi şöyle bir mantıkla cevap vereceksin; bu ayet ayetlerin sıhhati için vahyedilmiştir.Lakin dikkat edersen risalet döneminde söylediği bütün sözlere kefil olma durumudur bu ayet. Aslında toptan red etme yerine sorgulamak daha sıhhatli olacaktır. hadis ilmini sorgulamak için bir ilim dalı geliştirilmiştir. Bu lim dalının adı 'Rical' dir. Rical ilmi hadis ravilerini soyolojik açıdan inceleyen bilim dalıdır. Ravinin siyasi görüşünü, nefsi zaafiyetlerini, yalan ve yalancı şahitllik edip etmediğini ve onunda rivayet ettiği ravinin yukarıdaki kriterlere göre değerlendirmeye tutulduğu bir inceleme şeklidir. Bu ilimden yola çıkarak hadis beş gruba ayrılmışır;
1) sahih; rivayet eden ravilerin yalan ve yalancı şahiliğine rastlanmayan, ve kuran ile tezat teşkil etmeyn hadis türüdür.
2) kudsi; Allah ın Resulullah(asm) a vahiy yoluyla bildirdiği ve Allah ın kelamı olup ayet olmyan hadis trüdür.
3) mütevatır; 60 tan fazla ravisinin olduğu ve anlam değişikliği olmadan ortak rivayet edilen hdis türüdür. Bu hadis türü çok nadir bulunur.
4)merdud; ravilerinin nefsi eğilimi olup, yalan ve yalancı şahitliğine rastlanılan güvenilmeyen hadis türüdür.
5) yalan hadis; kuran la ters düşen hadis türüdr.(Resulullah kurana ters bir kelime bile söylememiştir)

hadis kavramını islamın içinden çıkarır isek Resulullah ın kendine özgü karakterini, kendine özgü bakış açısını ve kendine özgü huylarını( bunları yapmak sünnettir) yok saymış oluruz ki bu Resulullah ı pasifize etmek demektir. Birde bunları yok saymanın başka bir sonucu olarak kuran ayetlerinin tevilinin kişiye göre yorumlanması ortaya çıkar ki bugün ayet çarpıtmalarının katliam fermanı olduğu bir dünya da yaşıyoruz.Müslümanın müslümanı öldürdüğü bir ortamda öldürenin kaynağı "sadece kur an" demesidir.

RedveKabul
18-10-2013, 11:58
Aslında toptan red etme yerine sorgulamak daha sıhhatli olacaktır. hadis ilmini sorgulamak için bir ilim dalı geliştirilmiştir. Bu lim dalının adı 'Rical' dir. Rical ilmi hadis ravilerini soyolojik açıdan inceleyen bilim dalıdır. Ravinin siyasi görüşünü, nefsi zaafiyetlerini, yalan ve yalancı şahitllik edip etmediğini ve onunda rivayet ettiği ravinin yukarıdaki kriterlere göre değerlendirmeye tutulduğu bir inceleme şeklidir.

Öyledir de bu durum yani ravilerin güvenirliği meselesi herkesin üzerinde ittifak ettiği bir mesele değildir ki. Birine göre sika/güvenilir olan bir ravi bir başka muhaddise göre, bakın dikkat edin "yalancının biri" olabiliyor.

Demek ki burada dikkatli olmak ve salt bununla yetinmeyip diğer kriterleri de dikkate almak zorundayız.

lafons7275
18-10-2013, 12:12
Çelebi kardeşim bir de nisa 97:

Muhakkak ki melekler, kendi nesflerine zulmedenleri öldürürken : "Siz nerede (ne işte) idiniz?" dediler. (Onlar da): "Biz yeryüzünde zayıf (güçsüz) kimselerdik." dediler. (Melekler): "Allah'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Öyleyse oraya hicret etseydiniz!" dediler. İşte onlar, onların varacağı yer cehennemdir ve (o) kötü bir varış yeridir.

RedveKabul kardeşim bu ayet ile ilgili tefsirlere de bir ara bakıp bizimle paylaşır mısın?

Ali
18-10-2013, 12:23
Öyledir de bu durum yani ravilerin güvenirliği meselesi herkesin üzerinde ittifak ettiği bir mesele değildir ki. Birine göre sika/güvenilir olan bir ravi bir başka muhaddise göre, bakın dikkat edin "yalancının biri" olabiliyor.

Demek ki burada dikkatli olmak ve salt bununla yetinmeyip diğer kriterleri de dikkate almak zorundayız.
Selamün aleyküm
Nakli delilin önemi olduğu kadar akli delilin de önemi vardır.Bir önceki mesajımda belirtmiş olduğum hadis hakkında nakli bir reddiye ye ihtiyaç duymaksızın akla aykırı ve Allah ın sıfatlarına aykırı bir durum olduğu görülür. Böyle bir hadis için rical ilmine gerek kalmaksızın redetme yetisine sahibiz.
Bir hadis te medine sarımsakları hakkındadır;
"Medine sarımsağından yiyen kişiye Allah hastalık vermez ömrü boyunca"
şimdi yukarıdak hadisin nakli bir reddiyeye ihtiyacı varmıdır?
başka bir hadis;
" hz Musa nın kavmi Hz Musa nın erkekliğinden şüphe etmiştir. Hz musa bir gün nehirde yıkanırken elbisesini üstüne koyduğu taş hareket etmeye başlamış ve israil kvminin içine kadar gitmiştir. Hz Musa da elbisesini yakalamak için taşın peşine düşmüştür. Ve kaminin içine kadar gitmiştir. Ve bu durumda kavmi hz Musa nın erkek olduğunu o zaman anlamıştır!"
Şimddi bu bağlamda birinci hadisi bir sarımsak tüccarının uydurduğunu hiçbir kaynağa dayanmadan söyleyebiliriz.ikinci hadiste ise Allah ın peygamberini küçük düşürme eğilimi olduğunu ve bu hadisin israiliyat olduğunu nakli bir delile gerek duymaksızın söyleyebiliriz.

lafons7275
18-10-2013, 12:23
@RedveKabul (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=78040) kardeşim bu ayet ile ilgili tefsirlere de bir ara bakıp bizimle paylaşır mısın?

Bir de bu ayet kardeşim:

“Allah’a yalan iftira edenden yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahyolundu.” Diyenden, bir de: “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indiririm.” diyenden daha zalim kim olabilir? Sen zalimleri ölümün sıkıntıları içinde meleklerin de ellerini uzatarak: “Canlarınızı çıkarın! Allah’a karşı hak olmayanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerine karşı kibirlendiğiniz için bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.!” derlerken bir görsen!” (En’am: 6/93)

RedveKabul
18-10-2013, 12:26
Ooooo lafons, ona bak buna da bak, yahu bu gidişle bayram seninle geçecek :)

Hani sen cuma namazından sonra çocukları AVM'ye götürecektin?

lafons7275
18-10-2013, 12:29
Sevgili RedveKabul kardeşim bir ayet daha:

23:99 - Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,"

lafons7275
18-10-2013, 12:30
Ooooo lafons, ona bak buna da bak, yahu bu gidişle bayram seninle geçecek :)

Hani sen cuma namazından sonra çocukları AVM'ye götürecektin?

yarın inşaAllah :)

lafons7275
18-10-2013, 12:34
Sevgili RedveKabul kardeşim bir ayet daha:

50:19 - Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir.

RedveKabul
18-10-2013, 12:42
Ayetleri getirerek haklı çıkmış olmuyorsun sevgili lafonscuğum. Bak az önce bunun böyle olmadığını ortaya koyduk. Hepsine tek tek bakmak gerek. Siyak, sibak, anlam bütünlüğü, tefsir vs.

çelebiler
18-10-2013, 12:43
lafons7275 kardeşim bu ayetler kabir azabı ile alakalı değil.Vefat etmiş kişi için zaman bize göre farklıdır.Bu ayetlere bu gözle bakmalısın.O zaman anlarız.

Ayetleri bir görüşe göre değil de anlatılmak istenen ne ise ona göre anlamaliyiz

lafons7275
18-10-2013, 12:46
Ayetleri getirerek haklı çıkmış olmuyorsun sevgili lafonscuğum. Bak az önce bunun böyle olmadığını ortaya koyduk. Hepsine tek tek bakmak gerek. Siyak, sibak, anlam bütünlüğü, tefsir vs.

Güzel kardeşim ben haklı çıkmak adına o ayetleri koymuşsam Rabbim beni affetsin. Ben senin akıllı biri olduğuna güvenerek ayetleri yazıyorum. Fırsat buldukça tefsirlere bakarsın. Zaten en önemli işimiz Kur'an değil mi?

lafons7275
18-10-2013, 12:52
Kişi zaten kabirde başına gelecekleri, cennetlik veya cehennemlik olacağını biliyorsa mahşerde yeniden sorgulamanın ne anlamı olabilir ki? Zaten nereye gideceği belli, kabirde bunu öğrendi, gideceği yere gönder gitsin.





Haklısın:


Kehf 105:

Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.

çelebiler
18-10-2013, 13:47
Selamün aleyküm kardeşim
"Bir konu hakkında çekişiğinizde onu Allah' a ve Resulüne götürün." Ayeti gereği bir değerlendirme yapalım. Yukarıdaki ayette Allah tan kasıt kuran dır. Resulün den kasıt ise sünnet ve hadislerdir. Diğer bir ayette "O,( Muhammed) heva ve hevesinden konuşmaz." Ayeti gereği Resulün ağzından çıkan bütün sözlere kefil olan Allah değilmidir. Şimdi şöyle bir mantıkla cevap vereceksin; bu ayet ayetlerin sıhhati için vahyedilmiştir.Lakin dikkat edersen risalet döneminde söylediği bütün sözlere kefil olma durumudur bu ayet. Aslında toptan red etme yerine sorgulamak daha sıhhatli olacaktır. hadis ilmini sorgulamak için bir ilim dalı geliştirilmiştir. Bu lim dalının adı 'Rical' dir. Rical ilmi hadis ravilerini soyolojik açıdan inceleyen bilim dalıdır. Ravinin siyasi görüşünü, nefsi zaafiyetlerini, yalan ve yalancı şahitllik edip etmediğini ve onunda rivayet ettiği ravinin yukarıdaki kriterlere göre değerlendirmeye tutulduğu bir inceleme şeklidir. Bu ilimden yola çıkarak hadis beş gruba ayrılmışır;
1) sahih; rivayet eden ravilerin yalan ve yalancı şahiliğine rastlanmayan, ve kuran ile tezat teşkil etmeyn hadis türüdür.
2) kudsi; Allah ın Resulullah(asm) a vahiy yoluyla bildirdiği ve Allah ın kelamı olup ayet olmyan hadis trüdür.
3) mütevatır; 60 tan fazla ravisinin olduğu ve anlam değişikliği olmadan ortak rivayet edilen hdis türüdür. Bu hadis türü çok nadir bulunur.
4)merdud; ravilerinin nefsi eğilimi olup, yalan ve yalancı şahitliğine rastlanılan güvenilmeyen hadis türüdür.
5) yalan hadis; kuran la ters düşen hadis türüdr.(Resulullah kurana ters bir kelime bile söylememiştir)

hadis kavramını islamın içinden çıkarır isek Resulullah ın kendine özgü karakterini, kendine özgü bakış açısını ve kendine özgü huylarını( bunları yapmak sünnettir) yok saymış oluruz ki bu Resulullah ı pasifize etmek demektir. Birde bunları yok saymanın başka bir sonucu olarak kuran ayetlerinin tevilinin kişiye göre yorumlanması ortaya çıkar ki bugün ayet çarpıtmalarının katliam fermanı olduğu bir dünya da yaşıyoruz.Müslümanın müslümanı öldürdüğü bir ortamda öldürenin kaynağı "sadece kur an" demesidir.
Aleykümselam Ali Kardeş

"Bir konu hakkında çekişiğinizde onu Allah' a ve Resulüne götürün." Bu ayeti istersen bir daha düşünelim.Bu ayet nazil olduğundan İslam toplumunun için Allah Resulü yaşamakta ve vahiy devam etmektedir değil mi?Evet öyleyse Kuran kitap olarak toplanmamış ve Müminlerin pek çoğunun gideceği bir kitap henüz ortada yok.Öyleyse Allah'tan kasıt Kuran değildir değil mi?Kitap ortada yok.Vahiy katipleri ezberliyor.Çeşitli metaryaller üzerinde yazılan ayetler farklı sahabelerde saklanıyor.Öyleyse İnsanlar ne yapacaklar?Resule gidecekler.Resule gitmek Allah'a gitmektir.Çünkü peygambere vahiy geliyor.Allah güncel meseleler ile alakalı olarakta vahiyle müslümanlara yardım ediyor.

Burada görüyoruz ki insanlar meselelerin çözümü için Peygambere gitmelerinin sebebi vahiydir.Öyleyse günümüzde bizlerin Peygamberi görme ve Ona müracaat etme şansı olmadığına göre bizim için Allah ve Resulüne gitmek Kuran'a yani yine o dönemdeki gibi vahye gitmektir.Ayetin manasından bugünümüzde anlayacağımız mana budur.

Ayrıca hadis,vahiy gibi doğru bilgi değildir.Hadisler zan'dır.Resulullah'ın söylediği farz edilen sözlerdir.Hiçbiri vahiy gibi kesin ve doğru değildir.Bahsettiğiniz hadisin sıhhat kriterlerini belirleyenler insanlardır.Birbirlerinin görüşlerine pek çok yerde muhalefet etmişlerdir.Buradanda hadislerin doğruluk derecelerinin sağlam olmadığı ortaya çıkar.

Din Allah'tan gelen doğruluğundan şüphe olmayan kurallardır.Şüpheli kimin söylediği belli olmayan sözleri dinimize karıştırırsak bu dinin Allah'tan geldiğini söyleyemeyiz.

Hadisleri ayıklama konusu ise tamamen kandırmaca ve büyük bir yanılgıdır.Hiçbirimizi çöpten ekmek toplayıp yemek istemeyiz değil mi?Çünkü bulacağımız bizi doyuracak ekmek mutlaka mikroplu olacak bizi hasta edecektir.

Allah'tan gelen tertemiz ve şüphesiz ayetler varken neden kimin söylediği belli olmayan,doğruluğu şüpheli olan sözlere inanalım?

lafons7275
18-10-2013, 13:56
Ayrıca hadis,vahiy gibi doğru bilgi değildir.Hadisler zan'dır.

Resulullah'ın söylediği farz edilen sözlerdir.




ayetler de Resulun söylediği farz edilen sözler değil midir?

ayetlerin sahabeye intikali resulun ağzıyla olmadı mı?

manifesto
18-10-2013, 14:03
Mezheplerin uydurmalarından uzak durmalıyız..Din için Kuran Yeter.

Din için kur'an yeter peygambere de gerek yok :)
La havle..
Buhari din için kur'an yetmez diye düşündüğü için mi hadisleri toplamış

Kur'an da dine dair her teferruat yer almaz alamaz da zaten
Eğer böyle olsaydı onbinlerce sayfalık bir kitap olurdu.

Kur'an İslam'ın Anayasa kitabıdır diğer yasalar Anayasa esas alınarak ortaya konur.

Madem yazıyı yazan yazara göre Kur'an yetiyormuş, kur'ân dışında bir yere bakmadan cevap versin bu zırtaboz yazar.

Sabah namazı öğlen namazı yatsı namazını nasıl ve kaç rekat kılacağız

Haydi bakalım cevap versin

çelebiler
18-10-2013, 14:11
ayetler de Resulun söylediği farz edilen sözler değil midir?

ayetlerin sahabeye intikali resulun ağzıyla olmadı mı?
En azından hadisler gibi 250 sene sonra toplanıp yazılmadı.Farkı anlamamız bu bir örnek bile yeterlidir değil mi?

hirahos
18-10-2013, 14:11
Kur'an-ı Kerim lafzen tahrif edilemez. Ona eklenip ondan çıkarılamaz. İmkanı yok. Milyonlarca hafız, hiç bir zaman yeryüzünde eksik olmaz.

Ve lakin, bütün sapıtanlar, Kur'an'ı mana olarak bozmakla işe başlamışlardır.

Kur'an'ı mana olarak bozmanın en birinci yolu da Sünneti (Hadisleri) iptal etmek ya da Sünnet diye bid'atleri kabul ettirmektir. Sonrasında İcmadan ayrılır, batıl kıyaslar yaparsınız; olur biter! :)

Bütün sapıtanlara bakınız: MUTLAKA ve İSTİSNASIZ bu yolu izlediklerini göreceksiniz.

Bu işi ilk yapanlar Hariciler olmuştur. Sonra Şia, yapmıştır. Sonra arkasından türeyen bütün bid'atçiler...

Bid'atçilerden kopya çeken KÜFFAR (Batılılar; Hıristiyan ve Yahudiler), bu tahrif yolunu, bu yöntemleri, 19. Yüzyıldan beridir ısrarla körüklemektedirler. Alim görünen zalimler eliyle bu işi yapmaktadırlar. Medyada cirit atarlar.

Küffarın ve bi'datçilerin maksatları farklı da olsa, hepsi aynı kapıya çıkar: Kur'an'ı yeryüzünden kaldırmak... Müslümanların Kur'an ile irtibatını kesmek... (Bid't ehli, kendini Kitap ve Sünnette göremeyince, gösterebilmek için bu yollara sapmıştır. Küffar ise Kitap ve Sünnete bağlı olan Müslümanlara boyun eğdiremeyeceğini asırlar boyunca tecrübe etmiştir)

Uzun söz bıktırabilir. Anlayan için bir kelam yeter. Vesselam.

Ali
18-10-2013, 14:11
Aleykümselam Ali Kardeş

"Bir konu hakkında çekişiğinizde onu Allah' a ve Resulüne götürün." Bu ayeti istersen bir daha düşünelim.Bu ayet nazil olduğundan İslam toplumunun için Allah Resulü yaşamakta ve vahiy devam etmektedir değil mi?Evet öyleyse Kuran kitap olarak toplanmamış ve Müminlerin pek çoğunun gideceği bir kitap henüz ortada yok.Öyleyse Allah'tan kasıt Kuran değildir değil mi?Kitap ortada yok.Vahiy katipleri ezberliyor.Çeşitli metaryaller üzerinde yazılan ayetler farklı sahabelerde saklanıyor.Öyleyse İnsanlar ne yapacaklar?Resule gidecekler.Resule gitmek Allah'a gitmektir.Çünkü peygambere vahiy geliyor.Allah güncel meseleler ile alakalı olarakta vahiyle müslümanlara yardım ediyor.

Burada görüyoruz ki insanlar meselelerin çözümü için Peygambere gitmelerinin sebebi vahiydir.Öyleyse günümüzde bizlerin Peygamberi görme ve Ona müracaat etme şansı olmadığına göre bizim için Allah ve Resulüne gitmek Kuran'a yani yine o dönemdeki gibi vahye gitmektir.Ayetin manasından bugünümüzde anlayacağımız mana budur.

Ayrıca hadis,vahiy gibi doğru bilgi değildir.Hadisler zan'dır.Resulullah'ın söylediği farz edilen sözlerdir.Hiçbiri vahiy gibi kesin ve doğru değildir.Bahsettiğiniz hadisin sıhhat kriterlerini belirleyenler insanlardır.Birbirlerinin görüşlerine pek çok yerde muhalefet etmişlerdir.Buradanda hadislerin doğruluk derecelerinin sağlam olmadığı ortaya çıkar.

Din Allah'tan gelen doğruluğundan şüphe olmayan kurallardır.Şüpheli kimin söylediği belli olmayan sözleri dinimize karıştırırsak bu dinin Allah'tan geldiğini söyleyemeyiz.

Hadisleri ayıklama konusu ise tamamen kandırmaca ve büyük bir yanılgıdır.Hiçbirimizi çöpten ekmek toplayıp yemek istemeyiz değil mi?Çünkü bulacağımız bizi doyuracak ekmek mutlaka mikroplu olacak bizi hasta edecektir.

Allah'tan gelen tertemiz ve şüphesiz ayetler varken neden kimin söylediği belli olmayan,doğruluğu şüpheli olan sözlere inanalım?
Kardeşim
Allah ın sözleri zaman ve olay mefhumunun ötesindedir. Allah ve Resulune danışma bu gün için de geçerlidir. Sadece belli zaman için geçerli olsaydı nesh edilmesi gerekmezmiydi? Yani bu ayet sadece sahabe çin değil bu günün müslmanları içinde geçerlidir. Kuran bize yeter dediğimiz zaman belirli sorunlar ortaya çıkmış olur. İbadet noktasında noksanlıklar, fıkhi meselelerde noksanlıklar, akaid noktasında noksanlıklar, ahiret noktasında noksanlıklar ve daha sayamayacağım birçok eksik nokta
meydana gelir. Şöyle bir düşünce ile pekiştirelim; bektaşiler nmaz kılmazlar bunu kurandan çıkardıkları belli hükümlere göre yaparlar. Oruç tutarlar ama sadece dolunayı gördüklerinde tutarlar bunu yine kuran dan kanıtlayıp yaparlar. zekat sadaka infak vs vs gibi konularda da aynı şekilde muamele ederler.
yani sünnet(uygulama) ve hadis(uyarı) olmadan herkes kafasına göre tevil edip yaşamaya başlar
vesselam

Ali
18-10-2013, 14:19
Kur'an-ı Kerim lafzen tahrif edilemez. Ona eklenip ondan çıkarılamaz. İmkanı yok. Yeryüzünde milyonlarca hafız hiç bir zaman eksik olmaz.

Ve lakin, bütün sapıtanlar, Kur'an'ı mana olarak bozmakla işe başlamışlardır.

Kur'an'ı mana olarak bozmanın en birinci yolu da Sünneti (Hadisleri) iptal etmek ya da Sünnet diye bid'atleri kabul ettirmektir. Sonrasında İcmadan ayrılır, batıl kıyaslar yaparsınız; olur biter! :)

Bütün sapıtanlara bakınız: MUTLAKA ve İSTİSNASIZ bu yolu izlediklerini göreceksiniz.

Bu işi ilk yapanlar Hariciler olmuştur. Sonra Şia, yapmıştır. Sonra arkasından türeyen bütün bid'atçiler...

Bid'atçilerden kopya çeken KÜFFAR (Batılılar; Hıristiyan ve Yahudiler), bu tahrif yolunu, bu yöntemleri, 19. Yüzyıldan beridir ısrarla körüklemektedirler. Alim görünen zalimler eliyle bu işi yapmaktadırlar. Medyada cirit atarlar.

Küffarın ve bi'datçilerin maksatları farklı da olsa, hepsi aynı kapıya çıkar: Kur'an'ı yeryüzünden kaldırmak...

Uzun söz bıktırabilir. Anlayan için bir kelam yeter. Vesselam.

Selamün aleyküm kardeşim şiiler hadis redetmezler. Hadis toplayabilmek için çok can veren ve çok zahmet çeken bir fırkadır şiiler. Şiilik tarihini araştırabilirsin hatta şifreleme yöntemi ile hadis saklamışlardır.islam tarihinde çok önemli örnrkleri mevcuttur.

çelebiler
18-10-2013, 14:22
Din için kur'an yeter peygambere de gerek yok :)
La havle..
Buhari din için kur'an yetmez diye düşündüğü için mi hadisleri toplamış

Kur'an da dine dair her teferruat yer almaz alamaz da zaten
Eğer böyle olsaydı onbinlerce sayfalık bir kitap olurdu.

Kur'an İslam'ın Anayasa kitabıdır diğer yasalar Anayasa esas alınarak ortaya konur.

Madem yazıyı yazan yazara göre Kur'an yetiyormuş, kur'ân dışında bir yere bakmadan cevap versin bu zırtaboz yazar.

Sabah namazı öğlen namazı yatsı namazını nasıl ve kaç rekat kılacağız

Haydi bakalım öküz yazar cevap versin

Lütfen hakaret etmeden yazın.

çelebiler
18-10-2013, 14:27
Selamün aleyküm kardeşim şiiler hadis redetmezler. Hadis toplayabilmek için çok can veren ve çok zahmet çeken bir fırkadır şiiler. Şiilik tarihini araştırabilirsin hatta şifreleme yöntemi ile hadis saklamışlardır.islam tarihinde çok önemli örnrkleri mevcuttur.

Hadis Kuranın anlaşılmasında, dinin yaşanmasında bu kadar önemli ise şii ve sunniler neden birbirlerinin hadislerini kabul etmezler?

hirahos
18-10-2013, 14:30
İbni Teymiyye de şöyle demektedir: Nakil, rivayet ve isnad ilimleriyle ilgilenen alimlerin ittifakıyla Şiiler, bu konuda yalan uyduranların en yalancılarıdır ve yalanları eskilere dayanmaktadır. Bu sebeple İslam önderleri (imamları) onları, diğerlerinden yalanlarının çokluğuyla ayırırlar. (İbni Teymiyye, minhacu’s-sünne, 1/13)

Bu sebeple, durumlarını inceleyip deneyerek öğrenen bütün hadis, cerh ve ta’dil alimleri onların bütün rivayetlerini reddederek hiçbirini kabul etmemiştir.

Şüphesiz (ileri gelenlerin uydurdukları yalanlar, sadece onlarla sınırlı kalmamış, bil’akis bu) yalanlar onları seçen halka da sirayet etmiştir. Çünkü “insanlar, hükümdarlarının dini üzerindedir” bu sebeple de halkın onlara (baştaki imamlarına) muhalefet edenleri “hain” ve “Amerikacı” diye damgaladıklarını görürsün. Tıpkı “hem kel, hem fodul” veya “hem suçlu, hem güçlü” deyimlerinde vurgulanmak istendiği gibi, yalancı ve iftiracı oldukları halde, bundan uzakmış gibi davranırlar, dahası dürüst insanları yalancı ve iftiracı olarak suçlarlar.

Muhammed Salih Ekinci

hirahos
18-10-2013, 14:35
Mısıroğlu'nun bir iddiası var, doğru mudur, bilmem:

Şia'yı resmi mezheb eden İran'da bugün bir tane bile Hafız-ı Kur'an yokmuş.

Sebebi: Haşa, Kur'an'ın eksiltildiğine inandıklarından mushaf-ı şerifi ezberlemenin HAFIZLIK sayılamayacağına hükmetmişler.

Şiilere soruyorsun: Kur'an'ın korunduğuna inanıyor musun? Çünkü, yine Kur'an'da Allah'ın "koruyacağız" vaadi var!

Yok inanmıyorum dese kafir olacak... :)

İnanıyorum diyor.

Soruyoruz: Bu sözünün takiyye olmadığını (yalan söylemediğini) nerden bileceğiz? Çünkü sizde, bize yalan söylemek, güya üzerinize vacip! Nerden anlarız?

El cevap: tısss...

Şiilik: Dibi olmayan girdap. Allah, kurtarsın cümlesini...

Ali
18-10-2013, 14:39
Hadis Kuranın anlaşılmasında, dinin yaşanmasında bu kadar önemli ise şii ve sunniler neden birbirlerinin hadislerini kabul etmezler?

Hiç şii hadis kitablarından birini okudunmu kardeşim?
Şiiler sünni ulemanın hadislerini red etmez bilakis sünn kardeşlerine sünni hadis kitaplarını iyice araştırmasını önerir. Bir şii alim( allame muhammed musavi) şöyle diyor;
" Ben şiiliği şii kitapların hepsi yok olsa dahi sünni hadis kitaplarından çıkarırım" bu söz çok iddialı ve çok düşündürücü bir sözdür.
Sünni ulema şii hadislerini kabul etmez yoksa şiiler Ahmed bin hanbel in müsned ve menakıbını çok iyi bilir ve diğerlerini tabi.

RedveKabul
18-10-2013, 14:41
Haklısın:


Kehf 105:

Onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece amelleri boşa çıkan, o yüzden de kıyamet gününde amelleri için bir terazi kurmayacağımız kimselerdir.

Bak az önce dedik ki öyle ayetleri buraya almakla olmaz, tefsirlere bakmak lazım. Zira başka ayetlerde Rabbimiz;

"kimseye zerre haksızlık etmeyeceğiz ve teraziyi kuracağız" diyor.

Bakalım mı?

Bakalım;

Kehf 105;

"Bunlar, Rabb'lerinin ayetlerini ve O'nun huzuruna çıkaracaklarını inkâr edenlerdir. Bu yüzden onların iyi işleri geçersiz olmuştur. Kıyamet günü onların yaptıkları işleri tartıya almayız, kendilerine değer vermeyiz."

Onlar ihmal edilirler. "Kıyamet günü" ortaya konacak gerçek ve yanılmaz terazide onlar bir değer ifade etmezler, yaptıkları iyi işler tartıya alınmaz. Bundan başka bir de cezaya çarptırılırlar. Seyyid Kutup

*

İmam Kurtubi de tefsirinde diyor ki; Nitekim mücahid de aynı şekilde; "Kıyamet gününde hiçbir ağırlıkları olmayacaktır" diye okumuştur. Ebu Said el-Hudrt der ki: Tihâme dağlan gibi ameller getirilecek fakat bunların hiçbir ağırlığı olmayacaktır.

Şöyle de açıklanmıştır; Buyruğun mecaz ve istiare kastı ile zikredilmiş olma ihtimali de vardır, O gün onların bizim yanımızda hiçbir kıymetleri olmayacaktır, denilmiş gibidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

çelebiler
18-10-2013, 14:42
İbni Teymiyye de şöyle demektedir: Nakil, rivayet ve isnad ilimleriyle ilgilenen alimlerin ittifakıyla Şiiler, bu konuda yalan uyduranların en yalancılarıdır ve yalanları eskilere dayanmaktadır. Bu sebeple İslam önderleri (imamları) onları, diğerlerinden yalanlarının çokluğuyla ayırırlar. (İbni Teymiyye, minhacu’s-sünne, 1/13)

Bu sebeple, durumlarını inceleyip deneyerek öğrenen bütün hadis, cerh ve ta’dil alimleri onların bütün rivayetlerini reddederek hiçbirini kabul etmemiştir.

Şüphesiz (ileri gelenlerin uydurdukları yalanlar, sadece onlarla sınırlı kalmamış, bil’akis bu) yalanlar onları seçen halka da sirayet etmiştir. Çünkü “insanlar, hükümdarlarının dini üzerindedir” bu sebeple de halkın onlara (baştaki imamlarına) muhalefet edenleri “hain” ve “Amerikacı” diye damgaladıklarını görürsün. Tıpkı “hem kel, hem fodul” veya “hem suçlu, hem güçlü” deyimlerinde vurgulanmak istendiği gibi, yalancı ve iftiracı oldukları halde, bundan uzakmış gibi davranırlar, dahası dürüst insanları yalancı ve iftiracı olarak suçlarlar.


Muhammed Salih Ekinci

Bir şiilerin dilinden sunnilri dinlemek gerek ama yine de yazdıklarınızdan bu birbirini red etmenin sebebinin siyasi olduğu anlaşılıyor.

Öyleyse hadisler siyasi gurupların bibirlerine üstünlük sağlamak, karşı guruba üstünlük sağlamak, kendilerine meşruiyet kazandırmak için uydurdukları sözlerdir de diyebiliriz.

Ali
18-10-2013, 14:43
İbni Teymiyye de şöyle demektedir: Nakil, rivayet ve isnad ilimleriyle ilgilenen alimlerin ittifakıyla Şiiler, bu konuda yalan uyduranların en yalancılarıdır ve yalanları eskilere dayanmaktadır. Bu sebeple İslam önderleri (imamları) onları, diğerlerinden yalanlarının çokluğuyla ayırırlar. (İbni Teymiyye, minhacu’s-sünne, 1/13)

Bu sebeple, durumlarını inceleyip deneyerek öğrenen bütün hadis, cerh ve ta’dil alimleri onların bütün rivayetlerini reddederek hiçbirini kabul etmemiştir.

Şüphesiz (ileri gelenlerin uydurdukları yalanlar, sadece onlarla sınırlı kalmamış, bil’akis bu) yalanlar onları seçen halka da sirayet etmiştir. Çünkü “insanlar, hükümdarlarının dini üzerindedir” bu sebeple de halkın onlara (baştaki imamlarına) muhalefet edenleri “hain” ve “Amerikacı” diye damgaladıklarını görürsün. Tıpkı “hem kel, hem fodul” veya “hem suçlu, hem güçlü” deyimlerinde vurgulanmak istendiği gibi, yalancı ve iftiracı oldukları halde, bundan uzakmış gibi davranırlar, dahası dürüst insanları yalancı ve iftiracı olarak suçlarlar.


Muhammed Salih Ekinci

Muhammed Salih ten örnek vermen şaşırtıcı değil. Bu yazar şiileri kafir görür. İki kitabını okudum bu iki kitabını okuyan bir taasub sahibi biri olsa emin ol silah alıp şiilerin içinde canlı bomba olup onları öldürürdü. İstersen kitapların adını özrl mesaj yoluyla gönderebilirim.

Ali
18-10-2013, 14:48
Mısıroğlu'nun bir iddiası var, doğru mudur, bilmem:

Şia'yı resmi mezheb eden İran'da bugün bir tane bile Hafız-ı Kur'an yokmuş.

Sebebi: Haşa, Kur'an'ın eksiltildiğine inandıklarından mushaf-ı şerifi ezberlemenin HAFIZLIK sayılamayacağına hükmetmişler.

Şiilere soruyorsun: Kur'an'ın korunduğuna inanıyor musun? Çünkü, yine Kur'an'da Allah'ın "koruyacağız" vaadi var!

Yok inanmıyorum dese kafir olacak... :)

İnanıyorum diyor.

Soruyoruz: Bu sözünün takiyye olmadığını (yalan söylemediğini) nerden bileceğiz? Çünkü sizde, bize yalan söylemek, güya üzerinize vacip! Nerden anlarız?

El cevap: tısss...

Şiilik: Dibi olmayan girdap. Allah, kurtarsın cümlesini...
Yalandır kardeşim yalandır. Koca bir şii tarihi var elimde ve o kadar da hafız kuran vardır ki hafız kuran dışında hadis hafızı vardır. örnek Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai..
binden fazla hadis hıfzeden ve yanısıra kuran hafızı olan bir şahsiyettir sadece diğer örneklerinide verebilirim...

lafons7275
18-10-2013, 14:50
Bak az önce dedik ki öyle ayetleri buraya almakla olmaz, tefsirlere bakmak lazım. Bakalım mı?

Bakalım;





tefsirlere bakmak çok iyi bir karar kardeşim. Lakin işimize geldiği, bizi haklı çıkartan kısımları seçip almak, işimize gelmeyenleri görmezden gelmek bizi Allah katında haklı çıkartır mı?

mesela tefsirlerine müracaat ettiğin büyük alimlerden imam Kurtubi kabir azabının varlığı hakkında getirdiği delillere gözlerini yummak ama başka bir meselede Imam Kurtubi şöyle buyurdu diyerek bize delil getirmen ne derece mantıklı?

çelebiler
18-10-2013, 14:50
Hiç şii hadis kitablarından birini okudunmu kardeşim?
Şiiler sünni ulemanın hadislerini red etmez bilakis sünn kardeşlerine sünni hadis kitaplarını iyice araştırmasını önerir. Bir şii alim( allame muhammed musavi) şöyle diyor;
" Ben şiiliği şii kitapların hepsi yok olsa dahi sünni hadis kitaplarından çıkarırım" bu söz çok iddialı ve çok düşündürücü bir sözdür.
Sünni ulema şii hadislerini kabul etmez yoksa şiiler Ahmed bin hmanbel in müsned ve menakıbını çok iyi bilir ve diğerlerini tabi.
Musavi nin söylediği sunni kaynakları kabul etmek manasına gelmez.Bu manada anlıyorsanız yanliş anlamışsınız demektir.siiler, sunnilerin İslam ı kendilerinden öğrendiklerini sonra da İslamı bozduklarina inandiklari için böyle söylerler.Bunu bizzat bir iranlı şii imamdan dinlemiştim.

hirahos
18-10-2013, 14:53
Muhammed Salih ten örnek vermen şaşırtıcı değil. Bu yazar şiileri kafir görür. İki kitabını okudum bu iki kitabını okuyan bir taasub sahibi biri olsa emin ol silah alıp şiilerin içinde canlı bomba olup onları öldürürdü. İstersen kitapların adını özrl mesaj yoluyla gönderebilirim.

İmam Zehebi'nin bir Şii alime reddiyesinden:

Ondan sonra Rafızilerin, gerçekte tertemiz olan imamlara ettikleri iftira zaten haddi aşmıştır. Bilhassa Cafer es-Sadık Hz.leri hakkında yapılan iftiraları epeyce çoktur. Onun “harflerden hesap çıkarma ve hüviyeti belirleme”, “azaların hareketi”, “şimşeklerin hükmü”, “Kur'an'ın faydaları” gibi eserler yazdığını iddia ediyorlar. Bu kitaplar onların maişetine kaynak olmuştur. Habercinin doğruluğu, senedinin durumu bilinmeyen ve kendilerinden çokça yalan sudur eden Şiilere nasıl güvenilebilir?

Şiilerin bu şerleri Kufe ve Irak ehline bile sirayet etmiştir. Öyle ki Medine ehli onların hadislerinden sakınıyorlardı.

Hatta İmam Malik (r.a.): “Irak ehlinin hadislerini ehli kitabın haberleriyle denk tutunuz. Onları ne tasdik ediniz ve ne de yalanlayınız.” demiştir.

Abdurrahman b. Mehdi (Ebu Said El-Lu'lui el-Masri'dir. Hadiste hafızdır. Malik ve Süfyan-ı Sevri’nin talebelerindendir. İmam Ahmed ve İbni Mübarek Ondan hadis rivayet etmişlerdir. Hadiste insanların en alimi idi. Her sene Hac eder. İki günde de Kur'an’ı hatmederdi) İmamı Malik'e şöyle dedi:

“Beldenizde - Medine'de- kırk günde dört yüz hadis dinledim. Irak'ta ise bir tek günde bu kadarını dinliyoruz.” bunun üzerine İmam Malik şöyle cevap verdi:

“Ey Abdurrahman, sizin darphaneniz gibi bizim nereden darphanemiz olacak? Öyle bir darphaneniz var ki gece basıyor, gündüz dağıtıyorsunuz.”

Halbuki Kufe'de güvenilir büyük muhaddisler vardı. Abdurrahman b. Mehdi de bunlardandır. Şiilerden meydana gelen bu mübalağalı yalandan dolayı artık iş o kadar karmaşık oldu ki hak batıldan ayırt edilemez hale geldi. Onun için tenkid ve temyiz kabiliyeti olmayanın, içinde yalan rivayetler, sapık görüşler bulunan bid'at kitaplarını mütalaa etmesi uygun görülmemiştir. Aynı şekilde naklettikleri haberlerde çok yalan söyledikleri için, bazı konularda doğru olsalar dahi, ilmi habercilerden almak da uygun görülmemiştir. Rivayetçilerin durumunu bilen alimler, Rafızilerin bütün fırkalardan daha yalancı olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir.

Ali
18-10-2013, 15:00
Musavi nin söylediği sunni kaynakları kabul etmek manasına gelmez.Bu manada anlıyorsanız yanliş anlamışsınız demektir.siiler, sunnilerin İslam ı kendilerinden öğrendiklerini sonra da İslamı bozduklarina inandiklari için böyle söylerler.Bunu bizzat bir iranlı şii imamdan dinlemiştim.

Şiiler sünni kaynakları tamamen sahih kabul etmez. Tamamen red etmez. Araştırır rical ilmine tabi tutar akli ve nakli delilleri sağlam olanları ayırır diğer rivayet edilen hadisleri (mevzu veya merdud hadis) diye niteler.
Ehli sünnetin en büyük imamı Ebu hanife (ra) İmam Cafer es sadık ın iki sene öğrenciliğini yapmıştır. Yani şii imamın söylediği yanlış birşey değildir.

Ali
18-10-2013, 15:02
İmam Zehebi'nin bir Şii alime reddiyesinden:

Ondan sonra Rafızilerin, gerçekte tertemiz olan imamlara ettikleri iftira zaten haddi aşmıştır. Bilhassa Cafer es-Sadık Hz.leri hakkında yapılan iftiraları epeyce çoktur. Onun “harflerden hesap çıkarma ve hüviyeti belirleme”, “azaların hareketi”, “şimşeklerin hükmü”, “Kur'an'ın faydaları” gibi eserler yazdığını iddia ediyorlar. Bu kitaplar onların maişetine kaynak olmuştur. Habercinin doğruluğu, senedinin durumu bilinmeyen ve kendilerinden çokça yalan sudur eden Şiilere nasıl güvenilebilir?

Şiilerin bu şerleri Kufe ve Irak ehline bile sirayet etmiştir. Öyle ki Medine ehli onların hadislerinden sakınıyorlardı.

Hatta İmam Malik (r.a.): “Irak ehlinin hadislerini ehli kitabın haberleriyle denk tutunuz. Onları ne tasdik ediniz ve ne de yalanlayınız.” demiştir.

Abdurrahman b. Mehdi (Ebu Said El-Lu'lui el-Masri'dir. Hadiste hafızdır. Malik ve Süfyan-ı Sevri’nin talebelerindendir. İmam Ahmed ve İbni Mübarek Ondan hadis rivayet etmişlerdir. Hadiste insanların en alimi idi. Her sene Hac eder. İki günde de Kur'an’ı hatmederdi) İmamı Malik'e şöyle dedi:

“Beldenizde - Medine'de- kırk günde dört yüz hadis dinledim. Irak'ta ise bir tek günde bu kadarını dinliyoruz.” bunun üzerine İmam Malik şöyle cevap verdi:

“Ey Abdurrahman, sizin darphaneniz gibi bizim nereden darphanemiz olacak? Öyle bir darphaneniz var ki gece basıyor, gündüz dağıtıyorsunuz.”

Halbuki Kufe'de güvenilir büyük muhaddisler vardı. Abdurrahman b. Mehdi de bunlardandır. Şiilerden meydana gelen bu mübalağalı yalandan dolayı artık iş o kadar karmaşık oldu ki hak batıldan ayırt edilemez hale geldi. Onun için tenkid ve temyiz kabiliyeti olmayanın, içinde yalan rivayetler, sapık görüşler bulunan bid'at kitaplarını mütalaa etmesi uygun görülmemiştir. Aynı şekilde naklettikleri haberlerde çok yalan söyledikleri için, bazı konularda doğru olsalar dahi, ilmi habercilerden almak da uygun görülmemiştir. Rivayetçilerin durumunu bilen alimler, Rafızilerin bütün fırkalardan daha yalancı olduklarını ittifakla kabul etmişlerdir.

Vahhabi misin hirahos?

hirahos
18-10-2013, 15:11
Kur'an-ı Kerim lafzen tahrif edilemez. Ona eklenip ondan çıkarılamaz. İmkanı yok. Milyonlarca hafız, hiç bir zaman yeryüzünde eksik olmaz.

Ve lakin, bütün sapıtanlar, Kur'an'ı mana olarak bozmakla işe başlamışlardır.

Kur'an'ı mana olarak bozmanın en birinci yolu da Sünneti (Hadisleri) iptal etmek ya da Sünnet diye bid'atleri kabul ettirmektir. Sonrasında İcmadan ayrılır, batıl kıyaslar yaparsınız; olur biter! :)

Bütün sapıtanlara bakınız: MUTLAKA ve İSTİSNASIZ bu yolu izlediklerini göreceksiniz.



Şiileri ilgilendiren kısım kırmızı yerlerdir. Tam anlatamamışsak, şimdi vurgulayalım ki zihin başka yönlerle meşgul olmasın...

hirahos
18-10-2013, 15:14
Vahhabi misin hirahos?

Vehhabi değilim. Hanefi-Maturidiyim...

Vehhabiler, İbni Temiyye ve öğrencilerini tam takip etmezler aslında...

İbni Teymiyye, 60 kadar meselede bid'at çıkarmışsa da ilmi vardır ve biz Ehli Sünnet, ondan attıklarımız olur aldıklarımız olur. Ves'selam.

Ali
18-10-2013, 15:17
Şiileri ilgilendiren kısım kırmızı yerlerdir. Tam anlatamamışsak, şimdi vurgulayalım ki zihin başka yönlerle meşgul olmasın...güzel kardeşim kaynaklarının çoğu ya selefi yada selefi görüşe yakın olanlar olunca böylebir dşünce aklıma geldi hakkını helal et. Allah tan af diliyorum bu zandan dolayı.

abdullah birisi
18-10-2013, 15:18
tam müşrik ve kafirlerin inancı gibi....Kabir azabı yok..El kesme yok... Recm yok... tesettür yok... Haremlik selamlık yok.... Kur an haricindeki vahiy ler yok... Peygamber e gereği gibi iman yok...Din ilimleri yok...

kusura kalmasın kimse, bunlara inanmayanın kendini müslüman görmesi, corc buschun kendini müslüman görmesi ile aynı...

çelebiler
18-10-2013, 15:20
Şiiler sünni kaynakları tamamen sahih kabul etmez. Tamamen red etmez. Araştırır rical ilmine tabi tutar akli ve nakli delilleri sağlam olanları ayırır diğer rivayet edilen hadisleri (mevzu veya merdud hadis) diye niteler.
Ehli sünnetin en büyük imamı Ebu hanife (ra) İmam Cafer es sadık ın iki sene öğrenciliğini yapmıştır. Yani şii imamın söylediği yanlış birşey değildir.

Evet şii imam da" Cafer i Sadık Ebu Hanife ye islamı dini bozsun diye öğretmemişti ama O ve diğerleri dini bozdular" dedi.

Doğrudur ama sunni mezhepleri onlar da kabul etmiyor.

Bu her ikitarafın kaynaklarının kendi uydurmaları olduğunu göstermez mi?

Ali
18-10-2013, 15:27
Evet şii imam da" Cafer i Sadık Ebu Hanife ye islamı dini bozsun diye öğretmemişti ama O ve diğerleri dini bozdular" dedi.

Doğrudur ama sunni mezhepleri onlar da kabul etmiyor.

Bu her ikitarafın kaynaklarının kendi uydurmaları olduğunu göstermez mi?

kendi uydurmaları olduğunu söylemek için akli ve nakli delillerle desteklenmesi gerekir. yani tespit. Şimdi tespit yapmak için iyi bir tarihçi, iyi bir araşırmacı, iyi bir sosyolog, ve inanç taasubundan sıyrılmış tarafsız olwbilme yetisine sahip bir bilim adamı olmak gerekir. bu niteliklere sahip birinin olabileceğini düşünmüyenlerdenim. Sen vardır diyorsan birşry diyrmem.

abdullah birisi
18-10-2013, 15:29
Evet şii imam da" Cafer i Sadık Ebu Hanife ye islamı dini bozsun diye öğretmemişti ama O ve diğerleri dini bozdular" dedi.

Doğrudur ama sunni mezhepleri onlar da kabul etmiyor.

Bu her ikitarafın kaynaklarının kendi uydurmaları olduğunu göstermez mi?

sen şimdi İmamı Azam hz.lerine dini bozdumu diyorsun..

(((__meftun__)))
18-10-2013, 15:35
Bu konuda söylediğiniz en büyük yalan, Kuranı tercümesinden, anlamaya çalıştığımız yalanıdır.Kuranı mealinden anlamaya çalışanların sizler olduğunuzu da zina ayetindeki sopa için sorduğunuz sorudan anladık.

Sizler hadisleri savunurken bizleri mealcilikle suçladığınız halde Allah için söyleyebilir misiniz hayatınız boyunca bir meseleyi merak edipte bir hadisin Arapçasını okudunuz mu? Yoksa bizlere bu kadar yalan yere mealcilikle suçladığınız halde ömür boyu mealcilik yapan sizler misiniz?

Ben kimseyi mealcilikle falan suçlamadım. Arkadaşların sana itirazı ile benim itirazlarım arasında fark vardır.
Arapça bilmeyen bir müslüman, "Kur'an ne diyor?"dan hareketle, Arapça bilen ve Kur'an tercemesi de yapmış bir müslümandan faydalanacaktır. Bu gayet normal.

Bu hal İmam Azam Ebu Hanife için de geçerli.

O da, ilmi müktesabatı ekseninde Kur'an'ı anlamaya çalışacak, kendi ilmi ekseninde Kur'an'la bütünleşecek ama;

İlmi müktesabatının elvermediği durumlarda da, bazı ayetlerin hükümlerini, vurgusunu, mesajını anlayabilmek, bazı kelimelerde var olan edebi sanatlardan kastedilen nedir anlamında o da,

Yer yer Allah'ın Rasülü'nden,

Rasül'ün Sahabe arkadaşlarından,

Sahabi'lerin görüşlerinden,

Sahabi'lerin kararlarından (ittifak ettikleri hususlardan/icma),

Kendinden daha bilgice olan alimlerden,

Faydalanacaktır.

İllaki, her bir insanın elinde Kur'an da olsa, o Kur'an'ı anlamaya çalışan insanın,

Aklı, ilmi müktesabatı, düşüncesi, anlayış ve izan'ı olacağına göre, ki zaten öyle,

İnsanlar arasında görüş farklılıkların olacağı, "İnsanın var olması kadar" gerçektir, hakikattir.

Benim söylemeye çalıştığım husus budur.

Sizler ise, Kur'an'a gelelim Kur'an harici ne varsa yerle bir edelim demeye çalışıyorsunuz,

Bu söylem,

Geliniz insanların tamamını öldürelim'le eş değerdedir...

Bu da benim Kur'an merkezli anlayışım.

Ben sana, sen de bana saygılı olacaksın.

İnsanların görüşlerine saygılı olmayan Allah'a da saygılı olmayacaktır.

Selamlar.

çelebiler
18-10-2013, 15:36
Kardeşim
Allah ın sözleri zaman ve olay mefhumunun ötesindedir. Allah ve Resulune danışma bu gün için de geçerlidir. Sadece belli zaman için geçerli olsaydı nesh edilmesi gerekmezmiydi? Yani bu ayet sadece sahabe çin değil bu günün müslmanları içinde geçerlidir.

Bugünden de bahsetmiştim yazıyı tam okumadınız mı yoksa?O gün için de bugün için de Allah a ve Resulüne gitmek demek,vahye gitmek demekti.Kuran henüz kitap haline gelmediği için o gün insanlar vahye göre meselelerini çözmek için Resule gidiyorlardı.

Bugün içinde Resule ve Allah a gitmek vahye gitmektir.Bu da Kurana gitmekle gerçekleşir.sadece Kuran vahiy kaynaklıdır.Bu yüzden hadisler vahiy kaynaklı olmadığı için dinin kaynağı değildir.





Kuran bize yeter dediğimiz zaman belirli sorunlar ortaya çıkmış olur. İbadet noktasında noksanlıklar, fıkhi meselelerde noksanlıklar, akaid noktasında noksanlıklar, ahiret noktasında noksanlıklar ve daha sayamayacağım birçok eksik nokta
meydana gelir.
Hiçbir noksanlık meydana getirmez.Çünkü zaten tüm fıkıh kuralları insanların uydurdukları hadisler ile uydurdukları kurallardır.Bu kurallar olmasada din daha kolay ve yaşanılır olur.Tüm insan ilişkileri gelişir müspet akıl İslam aleminde yayılır ve pekçok mesele halolur.


Şöyle bir düşünce ile pekiştirelim; bektaşiler nmaz kılmazlar bunu kurandan çıkardıkları belli hükümlere göre yaparlar. Oruç tutarlar ama sadece dolunayı gördüklerinde tutarlar bunu yine kuran dan kanıtlayıp yaparlar. zekat sadaka infak vs vs gibi konularda da aynı şekilde muamele ederler.
yani sünnet(uygulama) ve hadis(uyarı) olmadan herkes kafasına göre tevil edip yaşamaya başlar
vesselam

Yaşasınlar Aleviler namaz kılmaya başlasa,oruç tutsa,zekat verse bana ne yararı var?Şimdi bunları yapmıyorlarsa bana ne zararı var herkes Allah a hesabını verecek.Din Allah'ındır kimse kimseyi ibadet etmeye zorlayamaz.Zorlama yapılan ibadetten de hayır gelmez zaten.

çelebiler
18-10-2013, 15:43
kendi uydurmaları olduğunu söylemek için akli ve nakli delillerle desteklenmesi gerekir. yani tespit. Şimdi tespit yapmak için iyi bir tarihçi, iyi bir araşırmacı, iyi bir sosyolog, ve inanç taasubundan sıyrılmış tarafsız olwbilme yetisine sahip bir bilim adamı olmak gerekir. bu niteliklere sahip birinin olabileceğini düşünmüyenlerdenim. Sen vardır diyorsan birşry diyrmem.


Ben iki tarafın birbirlerine siyasi çıkarları sebebiyle itiraz ettiklerini birbirlerini bu yüzden kabul etmediklerini görüyorum ve aslında bu insanların derdi Allah a kul olmak Allah ın rızasını kazanmak değil siyasi güç ve ve mal elde etme çabası olduğuna inanıyorum.

(((__meftun__)))
18-10-2013, 15:48
"Hiçbir noksanlık meydana getirmez.Çünkü zaten tüm fıkıh kuralları insanların uydurdukları hadisler ile uydurdukları kurallardır.Bu kurallar olmasada din daha kolay ve yaşanılır olur.Tüm insan ilişkileri gelişir müspet akıl İslam aleminde yayılır ve pekçok mesele halolur."

Çelebiler...

Sen çok doğru konuşuyorsun değil mi..???

Yalan konuştuğun nasıl da belli...

Senin karşı çıktığın durum Rasülüllah'ın yaşadığı dönem içersinde Sahabi'ler arasında var olan bir durumdur.

O günden bu güne Hadis, Fıkıh, Kelam, Akaid, Tefsir gibi ilmi sahalarda ümmetin mes'elelerine çözüm üretmeye çalışanların olduğu dönemler içersinde,

Kıytırıktan, Kur'an'la bu güzide insanların üzerine yürüyen olmamış.

Hariciler müstesna.

Onlar da Kur'an'cıdırlar. Kur'ancı olduklarından dolayı Hz Ali'yi kafirlikle (HAŞA) suçlayacaklardır.

Madem, Kur'an'a gelinince her şey kolay olacak,

Burada neden gırgır, şamata ediyorsun ve slagon üretiyorsun, çocuk musun sen, çünkü ifade ettiğin ve önemli de gördüğün husus burada zikredilemez, senin yaptığın ancak çelik çomak oynamak...

Kur'an'dan çıkardığın ilmi müktesabatını bu ümmetin önüne koyda her şey hallolsun...

Buyur...

Burada çelik çomak oynamayı bırak çocuklar gibi,

Düşüncenle ilgilen ve akabinde de önümüze devasa Kur'an'dan neş'et eden bir ilmi müktesabat koy...

Buyur.

çelebiler
18-10-2013, 15:51
Ben kimseyi mealcilikle falan suçlamadım. Arkadaşların sana itirazı ile benim itirazlarım arasında fark vardır.




Sadece Kur'an derler de,

Kur'an'ın ne dediğini anlamak için,

Kur'an'ın Türkçe tercümesine riayet ederler...

Kim terceme etti...

Ahmet ya da Mehmet...

Sen Ahmet'e müracaat ettiğinde şahane oluyor değil mi..?

---)))))

???????

MÜTEŞEKKÜR
18-10-2013, 15:52
Çelebiler!.

Sen bu site de herkesin aklı başında olduğu ve yaşlarının hayli yüksek olduğunu mu sanırsın?.Kaç kere söyledim bu sitede çocuk yaşta olanlarımız var diye.Ama sen ve senin gibiler habire böyle derin mevzular açıp kafaları kurcalamakla meşgulsün.Oysa bu gibi mevzuları ehli olan ancak anlar ve anlatabilir.Maksadın Yaşar Nuri gibi sapıklık edip hadis inkarcılığı yapmakla bir yere varamazsınız."Sadece Kur'an bize yeter" demek hem mezhepsizliği hem de dinsizliğe doğru köprü oluşturulmuş olur.

Son zamanlarda İslam'da reform yapmak isteyen bir çok reformcu, bid'atçı, mason ve münafıklar peydahlanmışlardır ki asıl bizim onlara karşı şedid bir mücadele etmek üzerimize farz olmuştur.Daha Kur'an'da namaz yoktur diyen bir kimse burada ahkam kesilmesin.Zira o binamazsızlık fısk-ı fücaratını burada yaymak istiyorsan başka sitelerde dolaş.Burası normal müslümanların sitesidir.Boyundan büyük mevzulara girersen bu işin altından kalkamazsın.Bütün veballer hep senin üzerine olur.Aklını başına devşir, vazgeç bu hadis inKarcılığından...Sana bir faydası da olmaz.SAHİH HADİSLER KUR'AN'DAN SONRA EN BÜYÜK SENETTİR.HÂLA NE DİYE İNKARCILIKTAN VAZGEÇMİYORSUN?...

(((__meftun__)))
18-10-2013, 15:53
"İnsanların uydurdukları hadisler.."

Çelebiler...

Ülemanın hadislerden neş'et ederek ortaya koyduğu senin deyimine göre yalanlarını bir bir kaleme al, kitaba döksene, buyur,

Bir görelim...

Geçmişteki ülemanın tamamını zem edecek şekilde cümle kullanandan daha zalim, daha fasık ve daha echel biri var mıdır..?

(((__meftun__)))
18-10-2013, 15:59
Geçmişteki ülemanın tamamını yalancılıkla suçlayan birine gel de bilmediğini sor..!!!

Allah buyuruyor "Bilen"e danış diye.

Ben sana nasıl danışayım...

Geçmişteki ülemanın tamamını yalancılıkla suçlayan biri, yarın Allah'ı ve O'nun gönderdiği Kur'an'ını da yalanlayacaktır.

Bunun örneklerini ölmeden de gördük çok şükür...

(((__meftun__)))
18-10-2013, 16:04
Bir de şu vardır.

Sen ne kadar oradan nara atsan da,

Bu ümmet, Kur'an'a, Peygamber'e, Sahabi'lere, ülemaya, ortaya konan ilmi müktesabata sarılacaktır.

Bunu önlemenin yolu, "ihvanforum.org"ta çelik çomak oynamak olmamalı,

Bu ilmi müktesabatın karşısına Kur'an'dan neş'et eden bir şeyler konmalı, ki sarılmakta bir gevşeme olsun.

Ama sen bunu yapmaktan ziyade,

Geçmişteki ülemanın tamamını yalancılıkla suçluyorsun, iftira atıyorsun,

Kusura bakma ama bu millet sana rağbet etmez..!!!

Ali
18-10-2013, 16:08
Bugünden de bahsetmiştim yazıyı tam okumadınız mı yoksa?O gün için de bugün için de Allah a ve Resulüne gitmek demek,vahye gitmek demekti.Kuran henüz kitap haline gelmediği için o gün insanlar vahye göre meselelerini çözmek için Resule gidiyorlardı.

Bugün içinde Resule ve Allah a gitmek vahye gitmektir.Bu da Kurana gitmekle gerçekleşir.sadece Kuran vahiy kaynaklıdır.Bu yüzden hadisler vahiy kaynaklı olmadığı için dinin kaynağı değildir.





Hiçbir noksanlık meydana getirmez.Çünkü zaten tüm fıkıh kuralları insanların uydurdukları hadisler ile uydurdukları kurallardır.Bu kurallar olmasada din daha kolay ve yaşanılır olur.Tüm insan ilişkileri gelişir müspet akıl İslam aleminde yayılır ve pekçok mesele halolur.



Yaşasınlar Aleviler namaz kılmaya başlasa,oruç tutsa,zekat verse bana ne yararı var?Şimdi bunları yapmıyorlarsa bana ne zararı var herkes Allah a hesabını verecek.Din Allah'ındır kimse kimseyi ibadet etmeye zorlayamaz.Zorlama yapılan ibadetten de hayır gelmez zaten.
yazınız tam okumuştum. Anlaşamadığımız durum Resulün ağzından çıkan her sözün risalet görevini üstlendikten sonra vahye dayalıbolmasıdır. Nitekim Allah necm suresi 3. Ayette "O (Muhammed) heva ve hevesinden konuşmaz" buyuruyor. Yani hadis dediğimiz kavram gerçekten resulullah ın ağzından çıkmış ve bize kadar ulaşmış ise bu sözlerin necm suresinin 3. Ayeti gereğince ayet hükmünde olmazmı?
Resulullah sadece ayet inen bir insan değildi. Eğer böyle olsaydı Allah Bir elçiye ihtiyaç duymaz kitabı mormanların inancında olduğu gibi bir tepeye indirirdi. Mormonizm kutsal kitabında önsöz de buna benzer bir düşünce vardır.
Yani risalet kitabın tebliğ edicisi olduğu kadar uygulayıcısı da olmuştur. Uygulama noktasında yine Allah Resulullah a kefil olmuştur. Her sözününnkendi kelamı kadar değerli olduğu vurgusunu yapmıştır.

Üçüncü pragrafta söylediğiniz ise bu günün en büyük yarasıdır. Biz kendimizden ne kadar sorumlu isek kardeşlerimizden de o kadar sorumluyuz. Emri bil maruf nehyi anil münker ayeti gereği bu sorumluluk bize yüklenmiştir. Şimdi istedikleri gibi yorumlayıp yaşasınlar dediğimiz zaman kuranın bize yüklediği görevi yerine getirmemiş oluruz. İnanmasanda bir hadis vardır ki lginçtir;
"Mümin müminin aynasıdır" yani sen v senin ben ve benim temsil ettiğimiz ideoloji gereği yaptıklarımızdan ve kardeşlerimizin yaptıklarından sorumluyuz. Bize ne diyemeyiz.
vesselam

lafons7275
18-10-2013, 16:37
Kuran yetersiz mi?Hadise muhtaç mıyız?


Evet hadise muhtacız çünkü

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Namaz mü'minler üzerine vakitleri belli bir farz olmuştur.
(Nisa/103)


Çelebi ve çelebiler gibi düşünen kardeşlerime soruyorum, namazın vakitlerini hadislerden öğreniyoruz. Kur'anda namaz vakitleri açıkça belli değildir.

Bu bu sebeple İranda 3 vakit namaz kılınmaktadır. İranlı âlimlerin kurandan anladığı budur.

nefahtü
18-10-2013, 17:27
Kuranı Kerim yeterli ancak biz yetersiz olduğumuz da hadislerin yardımını alıyoruz..

ömerusta
18-10-2013, 20:20
hadisler elbette ilmi açıdan yardımcı olurlar fakat kurana aykırı olamazlar olurlarsa hadis olamazlar

lafons7275
18-10-2013, 20:23
hadisler elbette ilmi açıdan yardımcı olurlar fakat kurana aykırı olamazlar olurlarsa hadis olamazlar

Kurana aykırı olduğunu zannettiğin bir hadis getirir misin?

ömerusta
18-10-2013, 20:34
KUR’AN ‘A AYKIRI HADİSLER

1) Kadında, atta ve evde uğursuzluk vardır. [1995-6617-İbn Mace-1995/1993 c.17 s.218 /6617], Bk. Kur’an-27/47 7/131
2) Namazın önünden kadın, eşek, siyah köpek, Yahudi veya domuz geçerse namaz bozulur. [2732-Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî] [2743-[Müslim-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî-İbnu Mâce] [6237- Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai-İbn Mace] Bkz. Kur’an-107/4-6
3) Erkeğe karısını niçin dövdüğü sorulmaz. [3299-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-33/58
4) İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.[3293-Tirmizî] Bk. Kur’an-27/24
5) Kadınların akılları kıt ve dindarlıkları eksiktir. [3307-Ebu Dâvud-Müslim-Buharî-İbnu Mâce] Bkz. Kur’an-39/18 4/1 49/11
6) Cehennemdekilerin çoğu kadınlardır. [5374-Buhârî-Müslim-Nesâî-Muvatta-İbn Mace] [2075-Buhârî-Müslim] Bkz. Kur’an-7/179 72/15 33/35
7) Cennette en az kadınlar vardı. [3309-Müslim] Bkz. Kur’an-7/179
8 ) Kadınlar sizin yanınızda esirler gibidirler [3303-Tirmizî] Bkz. Kur’an-4/1 49/11
9) Ey kadınlar, sizler cehennem odunusunuz. [3039-Buhârî-Müslim-Ebû Dâvud-Nesâî] Bkz. Kur’an-72/15
10) Kız bebeğin sidiğini temizlemek için birkaç kez su serpin; erkek bebeğin sidiğini temizlemek için çiteleyin. [3506-Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî] [3507-Ebû Dâvud] [527-6162-İbn Mace] Bkz. Kur’an-6/139 16/58 43/17
11) Oğlan çocuğu için birbirine denk iki kurban, kız çocuğu için bir kurban gerekir. [3970-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî] Bkz. Kur’an-6/139 16/58 43/17
12) Erkeklere kadınlardan daha zararlı fitne bırakmadım. [3308-Buharî-Müslim-Tirmizî] Bkz. Kur’an-4/1 49/11
13) Kadın bir günlük yola mahremi olmadan seyahat edemez. [2194-Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-] Bkz. Kur’an-33/35
14) Kadın avrettir, dışarı çıktı mı şeytan muttali olur. [3443-Tirmizî]
15) Altın ve ipek, erkeklere haramdır. [3597-7071-Ebu Dâvud- Nesâi-İbn Mace] Bkz. Kur’an-7/31-32 22/23
16) Altın ve ipek iman eden herkese yasaktır. [143-Buhârî-Müslim-Ebu Dâvud-Nesâî-Buhârî-Müslim-Tirmizî-Ebu Dâvud-Nesâî-İbnu Mâce] [2159-Buhârî-Müslim-Tirmizî-Nesâî] Bkz. Kur’an-7/31-32 22/23
17) Ey kadınlar süs eşyanız altın ve ipek değil, gümüş olmalıdır. [2104-Nesâî] [2106-Ebû Dâvud-Nesâî] Bkz. Kur’an-7/31-32 22/23
18) Ayakta su içmeyin. Biriniz ayakta su içerse, hemen kussun. [2246-Müslim] Bkz. Kur’an-7/31
19) Eti bıçakla kesmeyin. [3188-Ebu Davud]
20) Biriniz kötü bir rüya görürse, uyanınca sol tarafına üç kez tükürsün. [3910-7169-İbn Mace]
21) Ateşte pişeni yiyince abdest alın. [481-6147-İbn Mace] Bkz. Kur’an-5/6 4/43
22) İçinizin irinle dolması şiirle dolmasından iyidir. [Buhari-Müslim-Ebu Davud-Tirmizi- İbn Mace-Darimi] Bkz.Kur’an-26/224-227
23) Yönetici, Kureyş ‘ten olmalıdır. [4544-Tirmizî] [Buhari-Müslim-Tirmizi] Bkz.Kur’an -4/58
24) İki yöneticiye birden onay verildi mi, birini öldürün. [1710-Müslim] [1711-Müslim] Bkz.Kur’an-5/32
25) Toplum içinde casusvari gizli bir şey söyleyeni öldürün. [1118-Buhârî-Müslim-Ebu Dâvud-İbnu Mâce] Bkz. Kur’an-5/32
26) Çoktanrıcıların yaşlılarını öldürün. [1048-Ebu Dâvud-Tirmizî] Bkz. Kur’an-2/256 10/99
27) Hırsızlıkta ısrar edenleri öldürün. [1631-Ebû Dâvud-Nesâî] Bkz.Kur’an-5/38
28) İçki içmede beşinci kez ısrar edenleri öldürün. [1643-Ebû Dâvud-Tirmizî] Bkz.Kur’an-2/219 4/43 5/90
29) Kur’an okudukları halde traş olanları öldürün. [4816-Buhâri-Müslim-Muvatta-Nesâî-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-4/93 5/32
30) Zina edenleri öldürün. [1623-Tirmizî] [1601] Bkz.Kur’an-24/1-3 4/93 5/32
31) Evliyken zina edenleri taşlayarak (recmederek) öldürün. [1111-Buhârî] [1606-Buhari-Müslim-Tirmizi-Ebu Davud-Nesai-İbn Mace] Bazı nedenlerden dolayı vazgeçildi. [1609-Muvatta] [1597-Ebu Davud] [1598-Tirmizî-Ebu Dâvud-Nesâî-İbnu Mâce] Bkz.Kur’an-24/1-3 4/93 5/32
32) Namazı terkedenler öldürülebilir. [2117-Ebû Dâvud] Bkz.Kur’an-19/59 4/93 5/32
33) Dinden dönenleri öldürün. [1585-Muvatta] [1558-Ebu Dâvud-Nesâî] [676-Nesâî] [1586-Ebu Dâvud-Nesâî] Bkz.Kur’an-5/54 2/256 5/32 10/99
34) Eşcinsellik yapanları öldürün. [1614-Tirmizî-Ebû Dâvud] Bkz.Kur’an-27/55-56
35) Birliği bozanı, tefrika çıkaranı öldürün. [1711-Müslim] [4775-Müslim-Ebu Davud-Nesâî] Bkz.Kur’an-3/103-105 30/32 6/159
36) Müslüman cinlere üç gün süre verin. Yine de görünürlerse, onları öldürün. [4941-Müslim-Muvatta-Ebu Davud] Bkz.Kur’an-72/1-19
37) Namazı terkeden kafir olur. [2356-Tirmizî-Nesâî-İbnu Mâce] [2357-Tirmizî] [2355-Tirmizî-Ebû Dâvud-İbnu Mâce] Bkz.Kur’an-19/59
38) Namazı terkeden müşrik(Allah ‘a ortak eden) olur. [2354-Müslim-Ebû Dâvud-Tirmizî] [1080-6307] Bkz.Kur’an-19/59
39) 10 yaşında namazı terkeden çocuklarınızı dövün. [2336-Ebû Dâvud-Tirmizî] Bkz.Kur’an-2/256
40) Yüz sene sonra yeryüzünde kimse kalmayacak. [5029-Müslim-Tirmizî-Buhari-Ebu Davud] Bkz. Kur’an-31/34 46/9
41) Güvercin şeytandır. [5331-Ebu Davud-İbnu Mace]
42) Av, koyun ve çoban köpekleri dışındaki köpekleri öldürün. [4949-Buhârî-Müslim-Muvatta-Tirmizî-Nesâî] Bkz.Kur’an-18/18
43) Peygamber hainlerin yakılmalarını emretti, sonra caydı. [1060-Buhârî-Ebu Dâvud-Tirmizî] Bkz.Kur’an-4/107
44) Peygamber teröristlerin gözlerinin oyulmasını emretti ve deve sidiğini içmeyi uygun gördü. [1587-Buhârî-Müslim-Tirmizî-Ebû Dâvud-Nesâî-İbnu Mâce] [1588-Ebu Dâvud-Nesâî] Bkz.Kur’an-2/190 9/10
45) Yılanı öldürmeyen bizden değildir. [4944-Ebu Davud] Bkz.Kur’an-2/29
46) Yılanları ve kertenkeleyi öldürün. [4948-Müslim-Ebu Davud-Tirmizî] [4943-Ebu Davud-Nesâî] Bkz.Kur’an-2/29
47) vücudu irin olsa, kadın da onu yalasa yine hakkını ödeyemez. Müsned, V, 239


[B]ÖLDÜRMEYLE İLGİLİ UYDURMA HADİS ÖRNEKLERİ
1. Namazı terk eden dinden çıkar-2354-2355-2356-2357-1080/6307
2. On yaşında namaz kılmayan çocuklarınızı dövün-2336
3. İslam ‘dan döneni öldürün-1585-1586-1558-676
4. Beşinci kez ısrarla içki içeni öldürün-1643
5. Peygamber deve sütünü ve sidiğini içmeyi tavsiye etti-1587(Buhari-Müslim)
6. Yaşlı müşrikleri öldürün-1048
7. Sahabeyi öldüren ve İslam’dan dönenlerin gözlerinin oyulmasını, ellerinin kesilmesini ve öylece ölüme terk edilmelerini emretti-1587
8. İki kişi yöneticilik iddiasına girerse ikincisini öldürün-1710
9. Birliği bozanı öldürün-1711
10. İhtilaflı günlerde Kur’an’a çağıranları –ki onlar traş olurlar- öldürün-4816-4817(Buhari-Müslim)
11. Yılanları öldürün-4943
12. Hırsızı önce öldürün dedi, sonra vazgeçti elini kesin dedi, sonra öldürün dedi ve öldürüldü-1631
13. Üç kez uyarıdan sonra görünen cinleri öldürün-4941(Müslim)
14. Peygamber iki kişiyi önce yakmalarını emretti, sonra vazgeçti onları öldürün dedi-1060(Buhari)
15. Evliyken zina edeni taşlayaürak(recm) öldürün-1611-1606(Buhari-Müslim)
16. Eşcinseli öldürün-1614
17. Yakın akrabasıyla birlikte olanı öldürün-1601- 1623

PUTKIRAN
18-10-2013, 20:36
Eti bıçakla kesmeyin. [3188-Ebu Davud]

Ateşte pişeni yiyince abdest alın. [481-6147-İbn Mace]

Üç kez uyarıdan sonra görünen cinleri öldürün-4941(Müslim)

Enteresan hadisler (!) :)

lafons7275
18-10-2013, 20:44
KUR’AN ‘A AYKIRI HADİSLER


2) Namazın önünden kadın, eşek, siyah köpek, Yahudi veya domuz geçerse namaz bozulur. [2732-Buhârî-Müslim-Muvatta-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî] [2743-[Müslim-Ebû Dâvud-Tirmizî-Nesâî-İbnu Mâce] [6237- Müslim-Ebu Davud-Tirmizi-Nesai-İbn Mace] Bkz. Kur’an-107/4-6





2 Nolu hadis Kuran'ın hangi ayetine aykırıdır?

ömerusta
18-10-2013, 20:46
Bkz. Kur’an-107/4-6

lafons7275
18-10-2013, 20:51
Bkz. Kur’an-107/4-6

Bakalım;

4- İşte (şu) namaz kılanların vay haline,


5- Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,


6- Onlar gösteriş yapmaktadırlar.


Nerde aykırılık?


Namazın önünden kadın, eşek, siyah köpek, Yahudi veya domuz geçerse namaz bozulur.



Şöyle bir ayet olsaydı sana hak verirdik: namazda önünüzden ne geçerse geçsin namaz bozulmaz.

lafons7275
18-10-2013, 20:52
Eti bıçakla kesmeyin. [3188-Ebu Davud]




hangi ayete aykırı yukardaki hadis?

ömerusta
18-10-2013, 20:57
3) Erkeğe karısını niçin dövdüğü sorulmaz. [3299-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-33/58
4) İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.[3293-Tirmizî] Bk. Kur’an-27/24

Bk. Kur’an-27/24

lafons7275
18-10-2013, 21:00
Bakalım;

4- İşte (şu) namaz kılanların vay haline,


5- Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,


6- Onlar gösteriş yapmaktadırlar.


Nerde aykırılık?


Namazın önünden kadın, eşek, siyah köpek, Yahudi veya domuz geçerse namaz bozulur.



Şöyle bir ayet olsaydı sana hak verirdik: namazda önünüzden ne geçerse geçsin namaz bozulmaz.

ömerusta burayı halletmeden diğerlerine atlama lütfen.

lafons7275
18-10-2013, 21:08
3) Erkeğe karısını niçin dövdüğü sorulmaz. [3299-Ebu Dâvud] Bkz. Kur’an-33/58
4) İnsanın insana secde etmesi uygun olsaydı, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.[3293-Tirmizî] Bk. Kur’an-27/24

Bk. Kur’an-27/24


27- NEML SURESİ

24. Ayet : “Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.”


12:4 - Hani bir vakitler Yusuf, babasına demişti ki: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı bana secde ederken gördüm."






12:100 - Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "İşte bu durum, o rüyamın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hak rüya kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doğrusu Rabbim dilediğine lutfunu ihsan eder. Şüphesiz O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."

lafons7275
18-10-2013, 21:09
Ali Bulaç Meali


Hani meleklere: 'Adem'e secde edin' demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.

ömerusta
18-10-2013, 21:15
Yılanı öldürmeyen bizden değildir. [4944-Ebu Davud] Bkz.Kur’an-2/29
bir istedin kırktane hadis yazdık kurana aykırı öbür aykırılıkları göremiyorsun
bak bu açıkca aykırı
O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

lafons7275
18-10-2013, 21:19
Yılanı öldürmeyen bizden değildir. [4944-Ebu Davud] Bkz.Kur’an-2/29
bir istedin kırktane hadis yazdık kurana aykırı öbür aykırılıkları göremiyorsun
bak bu açıkca aykırı
O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Ne oldu, secde ve namazın bozulma hadislerini halledemedin de yılana mı sarıldın?

ömerusta
18-10-2013, 21:27
Ne oldu, secde ve namazın bozulma hadislerini halledemedin de yılana mı sarıldın?
yavhuuu sen birtane istemedinmi al bunu kabul et hepsini inkar ediyorsun

lafons7275
18-10-2013, 21:34
yavhuuu sen birtane istemedinmi al bunu kabul et hepsini inkar ediyorsun

Bana desen ki bazı hadisleri aklıma yatmadığı için inkar ediyorum Kuran'a aykırı olduğundan değil. O vakit çekilirim kenara.

ömerusta
18-10-2013, 21:42
kurandan başka delil isteme sapkınlıktır yukarda uydurma hadisler belli ayetler belli işinrastgelsin

(((__meftun__)))
18-10-2013, 22:07
Siz kendi kendinize neden gelin güvey oluyorsunuz..?

Mesela, Peygamberimiz Dönemi'nden bu yana, bir tane ülema çıkmış mı ki,

O ülema, "Kur'an yetersizdir" demiştir..!

İnsan, kavil anlamında nasıl bu kadar zalim ve gaddar olabilir..?

Sen ne kadar Kur'an'ı tek kaynak olarak belirlemede titiz isen alimler Ankara misket oynamıyorlardı..!!! Onlar da titizdirler diyeceğim ama,

İşin garip tarafı, ülema karşısında, seni adam yerine koyup onlarla anmış olacağım da ülema benden hak talep edecek...

Ne günlere kaldık Allah'ım...!!!

Falan'ın soytarılığı, Kur'an'da titizlik oldu da,

Ülemanın titizliği haşa soytarılık oldu...

Kıyamet yaklaşıyor, herkes hesabını çok çetin verecektir...

(((__meftun__)))
18-10-2013, 22:14
Kur'an'da, BAYINDIR'ın ifade ettiği şekliyle bir "kader" algılamasından bahsedilmemesine rağmen,

SİFİL ile giriştiği "münazaraya" bir sıfır önde galip başladı derken,

SİFİL'in karşısında BAYINDIR bocalayıp durdu ve de sinirlerine de hakim olamadı ve dahi münazaraya yenik başlayan SİFİL de gayet rahat idi.

Aslında ben de BAYINDIR'ın kadere bakışını uygun buluyorum,

Buluyorum ama elin oğlu da karşımıza cahilce gelmiyor...

Okkalı bir ilimle geliyor...

Diyeceğim o ki,

Ülema, hükümlerini Kur'an'a arzetme noktasındaki titizliğini nakış nakış, gergef gergef kitaplarına derçetmiştir...

Kısakananlar çatlasın da patlasın da...

Verda
18-10-2013, 22:29
Kur'an'da, BAYINDIR'ın ifade ettiği şekliyle bir "kader" algılamasından bahsedilmemesine rağmen,

SİFİL ile giriştiği "münazaraya" bir sıfır önde galip başladı derken,

SİFİL'in karşısında BAYINDIR bocalayıp durdu ve de sinirlerine de hakim olamadı ve dahi münazaraya yenik başlayan SİFİL de gayet rahat idi.

Aslında ben de BAYINDIR'ın kadere bakışını uygun buluyorum,

Buluyorum ama elin oğlu da karşımıza cahilce gelmiyor...

Okkalı bir ilimle geliyor...

Diyeceğim o ki,

Ülema, hükümlerini Kur'an'a arzetme noktasındaki titizliğini nakış nakış, gergef gergef kitaplarına derçetmiştir...

Kısakananlar çatlasın da patlasın da...

Bu tür münazaraları kelami cedellere benzetiyor ve yersiz buluyorum..

çelebiler
18-10-2013, 23:34
Çelebiler!.

Sen bu site de herkesin aklı başında olduğu ve yaşlarının hayli yüksek olduğunu mu sanırsın?.Kaç kere söyledim bu sitede çocuk yaşta olanlarımız var diye.

Biraz da o çoluk çocuklara terbiyeli olmalarını söyleseydin daha iyi olmaz mıydı?Çelebiler Abinize küfür etmeyin deseydin daha iyi bir iş yapmış olurdun ama görüyorum ki sen de fısk ı fücur yaymak ve namazsızlıkla suçlamışsın.Ne kadar cesursunuz şaşırıyorum.Allah'ın varlığına ahiret gününe hesap gününe inanmıyor gibi iftiralar atıyorsunuz çok cesursunuz.



Ama sen ve senin gibiler habire böyle derin mevzular açıp kafaları kurcalamakla meşgulsün.Oysa bu gibi mevzuları ehli olan ancak anlar ve anlatabilir.Maksadın Yaşar Nuri gibi sapıklık edip hadis inkarcılığı yapmakla bir yere varamazsınız."Sadece Kur'an bize yeter" demek hem mezhepsizliği hem de dinsizliğe doğru köprü oluşturulmuş olur.

Artık derin mevzulara dalma zamanın gelmedi mi?Halen din baronlarının sizleri kandırdığı dine inanarak efendilerinizin çıkarları doğrultusunda mı çalışmaya devam edeceksiniz?Allah'ın dinini inanarak tüm sizleri Allah a gitmekten alıkoyan takıntılarınızdan kurtulmak aklınıza gelmeyecek mi?Dal biraz dal korkma kimse seni Allah ın dininden alıkoyma istemiyor.Sadece Allah a kul olmayı öğrenmeni istiyorum.Allah tan başka kimseyi otorite kabul etme istiyorum.Bunu sadece sözde değil aklen ve kalben de anlamanı istiyorum.


Son zamanlarda İslam'da reform yapmak isteyen bir çok reformcu, bid'atçı, mason ve münafıklar peydahlanmışlardır ki asıl bizim onlara karşı şedid bir mücadele etmek üzerimize farz olmuştur.Daha Kur'an'da namaz yoktur diyen bir kimse burada ahkam kesilmesin.Zira o binamazsızlık fısk-ı fücaratını burada yaymak istiyorsan başka sitelerde dolaş.Burası normal müslümanların sitesidir.Boyundan büyük mevzulara girersen bu işin altından kalkamazsın.Bütün veballer hep senin üzerine olur.Aklını başına devşir, vazgeç bu hadis inKarcılığından...Sana bir faydası da olmaz.SAHİH HADİSLER KUR'AN'DAN SONRA EN BÜYÜK SENETTİR.HÂLA NE DİYE İNKARCILIKTAN VAZGEÇMİYORSUN?...

Reformcu tabiri seni kandıran din baronlarının,din tüccarlarının sözüdür.Böylece sizleri Allah ın dininden kitabından uzak tutup köleliğinizin devam etmesini istiyorlar ki kendi dünyevi saadetleri,kazançları devam etsin.korkma reformist dediğin insanlar Kuran a çağırıyorlar.

gördün mü din baronlarının marifetini?Seni Kuran ı anlamaya dinini kuran a göre tahsis etmeye çağıran kişilere karşı "şedid bir mücadeleyi farz görmüşsün" bir farz daha uydurmuşlar sen de düşünmeden efendilerinin çıkarları için şiddeti göze almışsın.Din baronlarının askeri olmuşsun.uyanmalısın dostum.Bu İslam değil müslüman müslümana şiddetli değildir.

Biliyorum beni müslüman kabul etmediğin için böyle söylüyorsun.Bu düşüncen de din baronlarının uydurduğu dine göre bir inanıştır.
İnsanları Kuran a davet eden Kuran ı anlayalım Onunla aramızı hiçbirşey sokmayalım diyen kişi müslüman değil çünkü uydurma hadislerle oluşturulan dine göre uydurulan din baronlarına karşı geliyor.

Demek dinden çıkmak için Kuranı kabul etmek ve ondan başka bir kaynağı kabul etmemek yetiyormuş.Bu dine girmenin şartı değil miydi?Komediye bak ne hale düşürmüşler müslümanları.

"Normal müslümanlık" bu mudur?Sen de boyundan büyük mevzulara gir artık hep küçük ve güdük kalma.

abdullah birisi
18-10-2013, 23:42
Müslüman olmak için Kur an a ve Sünnete iman etmeleri gerekiyor... işkembesinden sallayanların sapık inançları kendilerini bağlar...

çelebiler
19-10-2013, 00:24
yazınız tam okumuştum. Anlaşamadığımız durum Resulün ağzından çıkan her sözün risalet görevini üstlendikten sonra vahye dayalıbolmasıdır.
Mutlaka vahye dayalıdır.Resul din adına ne söylemişse vahiydir ama bugün elimizde olan hadisler Resulün sözleridir diyemeyiz.



Nitekim Allah necm suresi 3. Ayette "O (Muhammed) heva ve hevesinden konuşmaz" buyuruyor. Yani hadis dediğimiz kavram gerçekten resulullah ın ağzından çıkmış ve bize kadar ulaşmış ise bu sözlerin necm suresinin 3. Ayeti gereğince ayet hükmünde olmazmı?
Ben bu yüzden Kuran daki peygamber ile hadislerdeki peygamber farklıdır diyorum.Hadislere baktığınızda Kuran daki peygamberin söylemeyeceği o kadar çok acayip sözler varki siz de biliyorsunuz örneğini vermiştiniz.Şimdi bu hadisler "heva ve hevesinden konuşmaz" olan peygambere uyuyor mu?Ben de Kuran da anlatılan Peygamberin din adına söylediği tüm sözlerin Allah ın bildirmesi ve öğretmesi ile söylendiğini kabul ediyorum fakat yine söylüyorum hadislerin hiçbiri Resulün sözleri olduğuna emin olamayız.Doğruluğundan emin olmadığımız sözleri de Resul söyledi diyemeyiz.Dinin kaynağı göremeyiz.


Resulullah sadece ayet inen bir insan değildi. Eğer böyle olsaydı Allah Bir elçiye ihtiyaç duymaz kitabı mormanların inancında olduğu gibi bir tepeye indirirdi. Mormonizm kutsal kitabında önsöz de buna benzer bir düşünce vardır.
Yani risalet kitabın tebliğ edicisi olduğu kadar uygulayıcısı da olmuştur. Uygulama noktasında yine Allah Resulullah a kefil olmuştur. Her sözününnkendi kelamı kadar değerli olduğu vurgusunu yapmıştır.
Resul sadece ayet inen bir insandı fakat yüce bir ahlak üzereydi.Ahlak vahiyle birleşti ve kemale erdi.

Kehf 110



De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor.

İsra 93
De ki: “Benim Rabbim, Sübhan'dır (O, noksan sıfatlardan münezzehtir). Ben, insan resûlden başka bir şey miyim?”




Üçüncü pragrafta söylediğiniz ise bu günün en büyük yarasıdır. Biz kendimizden ne kadar sorumlu isek kardeşlerimizden de o kadar sorumluyuz. Emri bil maruf nehyi anil münker ayeti gereği bu sorumluluk bize yüklenmiştir. Şimdi istedikleri gibi yorumlayıp yaşasınlar dediğimiz zaman kuranın bize yüklediği görevi yerine getirmemiş oluruz. İnanmasanda bir hadis vardır ki lginçtir;
"Mümin müminin aynasıdır" yani sen v senin ben ve benim temsil ettiğimiz ideoloji gereği yaptıklarımızdan ve kardeşlerimizin yaptıklarından sorumluyuz. Bize ne diyemeyiz.
vesselam

Eyvallah anlatılmalı tabi.Benim sözlerim kimseye dini yaşama konusunda zorlama yapılamayacağı yönündeydi.

gunduzalp
19-10-2013, 06:25
Eti bıçakla kesmeyin. [3188-Ebu Davud]

Ateşte pişeni yiyince abdest alın. [481-6147-İbn Mace]

Üç kez uyarıdan sonra görünen cinleri öldürün-4941(Müslim)

Enteresan hadisler (!) :)


Cahil herifler, internetten buldukları propaganda yazıları ile çok matah birsey yapıyormuş gibi ahkam kesiyorlar. Öbür ömerusta denen idrak yoksunun da aktardığı bütün rivayetler için net açıklamalar aktarılabilir ama şunlara yazalım evvelen :

Ateşte pişen yiyecek Prof. Dr İbrahim Canan:


Ateşte pişen bir nesne yenilince abdest tazelemek gerektiği hususu münakaşa edilmiştir. Selef ve halef ülemâsı ekseriyetle ateşte pişen şeyin abdesti bozmayacağına hükmetmiştir. Ancak bir grup ülemâ da sadedinde olduğumuz hadisle amel ederek ateşte pişen yenilince abdest tazelemenin vacib olduğuna hükmetmiştir. İbnu Ömer, Ebû Talha, Enes İbnu Mâlik, Ebû Musa, Hz. Âişe, Zeyd İbnu Sâbit, Ebû Hüreyre, Ömer İbnu Abdilaziz, Ebû Kılâbe, Hasan Basrî ve bazıları bu görüştedir.

Abdest gerekmeyeceğine kâni olan ekseriyet, bunlara birkaç açıdan cevap vermişlerdir.

* Nesh: 2684 numaralı Câbir hadisini gösterilerek sadedinde olduğumuz hadisin neshedildiği söylenmiştir. İşaret ettiğimiz hadisin bazı vecihlerinde Hz. Câbir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın en son iki icraatından biri, ateşin değiştirdiğinden abdest alma mecburiyetinin terkidir" demiştir.

* Ateşin değiştirdiğinden abdest emri istihbab ifade eder, vücub değil. Hattâbî ve İbnu Teymiye bu kanaattedir.

* Abdestten murad, bu meselede ağız ve ellerin yıkanmasıdır, namaz abdesti değil. Bu yorum zayıf bulunmuştur.

* Meseleyi Hülefayı Râşîdîn'in tatbikatına bakarak çözmeyi esas alan muhakkik âlimler, onların ateşte pişen birşey yedikleri zaman abdest tazelemediklerini tesbit ederler. Bir rivayette Hz. Câbir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la, Hz. Ebû Bekr ve Hz. Ömer (radıyallahu anhümâ) ile ekmek, et yedim; namaz kıldık, onlar abdest almadılar" der.

Ateşte pişen yenilince abdestin terkiyle ilgili başka rivayetler de var. Bazılarını müteakiben zikredeceğiz. Abdesti gerekli görmeyenler arasında Hz. Ebû Bekr, Hz.Osman, Hz. Ali, Hz. Ömer, İbnu Mes'ud, İbnu Abbâs, Âmir İbnu Rebî'a, Ebû Ümâme, Muğire İbnu Şu'be, Câbir, (radıyallahu anhüm); Tâbiîn'den Ubeyde es-Selmânî, Sâlim İbnu Abdillah, Kasım İbnu Muhammed, Mâlik, Şafiî ve ashabı, Hicaz ehli, Süfyân Sevrî, Ebû Hanîfe ve Ehl-i Kûfe, İbnu'l-Mübârek, Ahmed İbnu Hanbel, İshak İbnu Râhûye vs. vardır.

Râcih olan, ekseriyetin tercihi olduğu açıktır.

Veya bu linke bakılabilir :

http://www.ilimdunyasi.com/suneni-ebu-davud/ateste-pisen-seve-dokunmaktan-dolayi-abdest-alma/?imode

Eti bıçakla kesmek :

.8. (3881)- Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu, sıhhat ve âfiyet için daha iyidir." [Ebu Davud, Et'ime 21, (3778).]

AÇIKLAMA:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hadislerinde pişmiş eti bıçakla kesmeyi yasaklamakta ve ön dişlerle kemirerek yemeyi tavsiye etmektedir. Sebep olarak yabancıların böyle yaptığı gösterilmiştir. Yani et yeme tarzında bile gayr-ı müslimlere benzememek istenmektedir.

Şârihler, etin bıçakla kesilmesini mütekebbir ve mütereffih olan İranlıların yaptığını, dolayısiyle bıçakla kesmede kibirlenme bulunduğunu belirtirler. Şârihler ayrıca pişmemiş eti bıçakla parçalamanın mekruh olmadığını da belirtirler. Nitekim Sahîheyn'de Resûlullah'ın bıçakla et kestiği rivayet edilmiştir. Bu, sadedinde olduğumuz hadise muarız değildir, çünkü, Resûlullah (aleyhissalâtuvesselâm) çiğ eti kesmiş ve ihtiyaç halinde etin bıçakla kesilebileceğini, bunun caiz olduğunu böylece göstermiştir. Nitekim Beyhakî der ki: "Etin bıçakla kesilmesi ile alakalı yasak, pişmesi mükemmel olan et hakkındadır."

Cin meselesinin aslı :

Hişam ibni Zuhre’nin himayesinde bulunan Ebu Saib (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

“Bir gün Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh)’ın yanına gittim ve onu namaz kılıyor buldum. Onu beklemek üzere oturdum. Derken evin bir köşesinde hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm. Onu öldürmek için yerimden sıçradım. Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) oturmam için bana işaret etti. Bende yerime oturdum. Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) namazdan çıkınca bana evinin karşısında bir eve işaret etti ve:

–Bu evi görüyor musun? diye sordu.

Ben:

–Evet, deyince Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle devam etti:

–Bu evde, bizden yeni evli bir genç vardı. Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hendek Harbine gittik. Genç, gün ortasında, ehline uğramak için Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istiyordu. Bir gün yine o genç, Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istedi.

Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona:

–‘Silahını yanına al! Beni Kureyza Yahudilerinin sana bir zarar vermesinden korkuyorum!’ buyurdu.

Adam silahını aldı ve sonra ailesinin yanına gitti. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu. Elindeki mızrağı ile dürtmek üzere kadına eğildi. Adama kıskançlık gelmişti.

Kadın ona:

–Mızrağını geri çek! Hele eve gir, beni dışarı çıkaran şeyi bir gör! dedi. Adam içeri girdi, bir de ne görsün; yatağın üzerine büyük bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı. Sonra çıkıp, mızrağı avluya dikti. Derken yılan üzerine atıldı. Bilemiyoruz, hangisi da evvel öldü; yılan mı, genç mi?

Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip, bu durumu anlattık ve:

–Allah’a dua edin de Allah onu tekrar diriltsin! dedik.

Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

–‘Arkadaşınız için Allah’a istiğfar edin! Kuşkusuz ki Medine’de Müslüman olmuş bir takım cinler vardır. Onlardan birini görürseniz, kendisine üç gün mühlet verin! Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün! Çünkü o bir şeytandır!’ buyurdu.”


Müslim 2236/139, Muvatta 2/976, Ebu Davud 5257, Tirmizi

çelebiler
19-10-2013, 08:31
gunduzalp

Kuran apaçık olarak bizlere bildirilmişken böyle uydurma hadisleri açıklasan ne olacak açıklamasan ne olacak?Allah bizleri Kurandan sorumlu tutmuyor mu?

Bu hadisler sebebiyle insanlar kendilerine Kuran dışı bambaşka uydurmaktalar birinin haram dediğine diğeri helal diyerek dinlerini parça parça ediyorlar.Biraz düşünün hakaret etmek marifet değil.

Enam 159



:
Muhakkak ki; onlar, onların dînini tefrik ettiler (parça parça ayırdılar) ve grup grup oldular. Senin onlarla bir ilgin yok. Onların işi sadece Allah'a aittir. Sonra yapmış oldukları şeyleri, onlara haber verecek.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 08:36
Bu tür münazaraları kelami cedellere benzetiyor ve yersiz buluyorum..

Burada ben, münazara olsun, iyidir güzeldir, demek istemiyorum,

Senin elinde ilim varsa, muhatabının elinde de ilim vardır demek istiyorum.

Yani elbet haklısınız.

Geçmişte müctehidlerin bu bağlamda münazarada bulundukları pek vaki değildir, ilimlerine, hükümlerine, fetvalarına olabildiğince saygılı olmuşlardır.

Bunu başarabilirsek güzel olacaktır.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 09:03
Eti bıçakla kesmeyin. [3188-Ebu Davud]

Ateşte pişeni yiyince abdest alın. [481-6147-İbn Mace]

Üç kez uyarıdan sonra görünen cinleri öldürün-4941(Müslim)

Enteresan hadisler (!) :)


Mesela neden enterasan bu hadisler. Sen enterasan olmayasın. Hiç onu düşünüp bir aynaya baktın mı? Bir aynaya bak bakalım hadisler mi enterasan sen mi?

Anlayacaksın ki, hadisler gayet anlamlı sen ise anlamsız, manasız ve bir o kadar da enterasansın..!

Ne demek istedim, bunu anlayabildin mi, sanmıyorum, çünkü düz kontak Harici yelpazesinde şaşırmış gibisin.

Sana bir dini soru sorulduğunda, o soruyu cevaplarken,

1- Karşıındaki şahsın "özelleri" önemlidir.

2- Karşındaki şahsın ilmi müktesabatı önemlidir.

3- Karşındaki şahsın düşünce yelpazesi önemlidir.

4- Verdiğin cevap sana soru soran için "özel" bir cevap olabilir.

5- Verdiğin cevap "genel"i bağlamayabilir.

6- Verdiğin cevao o anlık "kendi ictihadın" olabilir.

7- Verdiğin cevap, kişinin bazı rahatsızlıklarına havi olabilir.

Bu maddeler uzayıp gider.

Ama düz kontak Harici yelpazesinde yolunu şaşırmışlar için bu gibi maddeler akla gelmez.

Gelelim hadisin birincisine,

Bugün doktorlar bazı hastalıklar için çok özel olmak şartıyla karşısındaki o özel hasta için, ekmek ve diğer meyve gibi gıdalarda, bu tür bir madde kullanılmamasını önerirler geçici bir zaman için...

Gelelim hadisin ikincisine.

5, 10 arkadaş ateşte pişirilmiş etleri tükettikten sonra (ya da başka çeşit yemekleri), içlerinde biri oldu ya, sesli olarak yellendi, namaz kılacaksınız, işte tam da burada böyle bir "ÖZEL" cümle kurabilirsiniz, bu cümle de sadece "oranın özeli" olabilir.

Bunu ben de yaşadım. Camide, bir arkadaşa ders veriyorum, Kur'an okuyor ben de dinliyor ve takip ediyorum, tecvit kaidelerini öğretiyorum. Oldu ya, bir anda arkadaş yellendi, hafiften oldu ama duydum, bir şey demedim, o da hiç bir şey olmamış gibi devam etti, namaz vakti yaklaştı, dedim ki, "abdest alalım, nur üzerine nur olsun..."

Benim bu özel sözümü duyan başka birileri, bunu "genel"e şamil de kılabilir. Olur mu olur!

Cin'e gelince, benim çok yakınım biri var, aynı odayı paylaşıyoruz, bir anda o resmen benim görmediğim birisiyle konuşuyor, ona sesli sesli bir şeyler söylüyor ve arkasından da karşılıklı gülüyorlar. Vs.

Yani, hadisteki ifadeleri enterasan bulabilirsiniz lakin unutmayın, onların bir çoğu "özel" olarak, "özel insan"a arzedilmiş olabilir, onlar "genel"i bağlamayabilir.

Bunu unutmayın!

Dolayısıyla, enterasan dediğiniz şey, normal olabilir. Şu da mümkündür, sen kendini normal görürken bu gibi şeylerde aslında enterasan olmuştursun da haberin dahi yoktur.

Bir de şu vardır,

Hiç bir hadis Kur'an'ın hilafına değildir, hadisler, bizim yetersizliğimizden neşet etmiştir. Bizim yetersizliğimizi de Peygamberimiz, sorduğumuz sorularda yeterli hale getirmiştir. (Bu hususta öncü Sahabi'lerdir..)

NOT: Yukarıdaki sözlerle bir anlamda dalganızı geçiyorsunuz. O sözlerin Peygamberimiz'den neş'et etmeyeceğine 100'de 100 emin gibisiniz. Emin olduğunuz ve de dalganızı geçtiğiniz o sözlerin Peygamber'e ait olduğu sizlerin önüne konulursa ne yapacaksınız Kıyamet Günü'nde. Ya bugün! Peygamberimiz'in sözünü dalgaya alacağınıza ve Peygamberimiz'le dalga geçeceğinize, O'nu anlamaya çalışsanız ve ilminizle, engin bilgi ve ilmi müktesabatınızla, hadisi, metin, ravi, özel ve genel'i ile açıklasanız ve arkasından, zayıf ya da mevzu olduğunu dillendirseniz daha iyi olmaz mı?

Verda
19-10-2013, 09:33
Burada ben, münazara olsun, iyidir güzeldir, demek istemiyorum,

Senin elinde ilim varsa, muhatabının elinde de ilim vardır demek istiyorum.

Yani elbet haklısınız.

Geçmişte müctehidlerin bu bağlamda münazarada bulundukları pek vaki değildir, ilimlerine, hükümlerine, fetvalarına olabildiğince saygılı olmuşlardır.

Bunu başarabilirsek güzel olacaktır.

Yok ya hu size bişey dediğim yok. Hem geçmişte de münazaralar olurdu ki en şiddetlilerinden hoca talebe eksenli de hatta Eşari'nin mutezile ekolünden ayrılmasını hocasıyla yaptığı münazara esnasında bi sorusuna hocasının cevap verememesindendir de denmiştir. Beğenirim ben Eşari görüşlerini kadından peygamber olabilir diyor ya hu nasıl beğenmem =)

(((__meftun__)))
19-10-2013, 09:55
Tamam mes'ele yok o zaman.

Yani, Eş'ari o görüşte, "Kadından Peygamber gelebilir, mümkündür..." şeklinde.

Beğeniyorsun ben de sizlerin yanındayım ama Hz Muhammed (SAV) "Hatemü'l Enbiya" onu da söyleyeyim...

Geçmişte gelmiş mi benim bu bağlamda bilgim yok. Sizlerin var mı..?

Verda
19-10-2013, 09:57
Tamam mes'ele yok o zaman.

Yani, Eş'ari o görüşte, "Kadından Peygamber gelebilir, mümkündür..." şeklinde.

Beğeniyorsun ben de sizlerin yanındayım ama Hz Muhammed (SAV) "Hatemü'l Enbiya" onu da söyleyeyim...

Geçmişte gelmiş mi benim bu bağlamda bilgim yok. Sizlerin var mı..?

Yok ama olabilirliliği de güzel =) hem kelami meselelere girersek yandık söyliyim =)

manifesto
19-10-2013, 10:41
Bu konu .... yarışına dönmüş anlaşılan
Bir taraf hadis kitaplarını kutsama hatasızlık ile yüceltme telaşında
Öte taraf Peygamberin hiç bir sözüne nasihatına itibar etmeme telaşında.

Uydurulmuş hadislerin ayıklanması ciddi manada gerekli Buhari bir peygamber değil bir insan ve yazdığı kitap da Kur'an değil bir kitap.
İçinde Kur'anın mesajına muhalif uydurma veya manasız hadisler olabilir
Bunlara itibar etmek insanın dinini yüceltmeyeceği gibi Hadisleri toptan inkar etmek de kişiye merhale katmaz.

çelebiler
19-10-2013, 11:48
NOT: Yukarıdaki sözlerle bir anlamda dalganızı geçiyorsunuz. O sözlerin Peygamberimiz'den neş'et etmeyeceğine 100'de 100 emin gibisiniz. Emin olduğunuz ve de dalganızı geçtiğiniz o sözlerin Peygamber'e ait olduğu sizlerin önüne konulursa ne yapacaksınız Kıyamet Günü'nde. Ya bugün! Peygamberimiz'in sözünü dalgaya alacağınıza ve Peygamberimiz'le dalga geçeceğinize, O'nu anlamaya çalışsanız ve ilminizle, engin bilgi ve ilmi müktesabatınızla, hadisi, metin, ravi, özel ve genel'i ile açıklasanız ve arkasından, zayıf ya da mevzu olduğunu dillendirseniz daha iyi olmaz mı?

Dalga geçilecek sözler olduğunu anlaman da güzel birşey.İnşallah bu sözleri Peygamberin söylediğine inanmak ve bu sözleri doğru çıkarmaya çalışmanın da Resule iftira olduğunu da anlarsınız.

Bu sözleri anlamaya çalışacağına Kuran ı anla daha iyi değil mi?vaktine yazık oturup bir sayfada yazı yazmışsın.

abdullah birisi
19-10-2013, 12:07
inkar etmenin yeni yöntemidir Hadis i Şerifler hakkında şüphe uyandıracak laflar etmek....

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:09
Dalga geçilecek sözler olduğunu anlaman da güzel birşey.İnşallah bu sözleri Peygamberin söylediğine inanmak ve bu sözleri doğru çıkarmaya çalışmanın da Resule iftira olduğunu da anlarsınız.

Bu sözleri anlamaya çalışacağına Kuran ı anla daha iyi değil mi?vaktine yazık oturup bir sayfada yazı yazmışsın.

Ben Peygamber'le ve O'nun sözleriyle dalga geçemem bu olsa olsa senin eserin olur.

Peygamber bugün hayatta olsa, O'na bazı şeyleri danışmamdan dolayı rahatsızlığını alenen beyan ettin,

Bu anlayış senin ne gibi bir karakter içersinde olduğunu gösterdi zaten.

Geçmişte Allah'a inandığını beyan edip de Peygamber'i'ne azılı bir düşman olandan ne farkın var ki..!

Peygamber Kur'an'ı tebliğ etti de ne oldu.

O'na ve tebliğine inanan ve iman eden olduğu gibi,

O'nun okuduğunu ve anladığını okuduğu ve anladığının hilafına anlayanlar ve yorum yapanlar oldu ve Allah bunları Kur'an'ında haber veriyor.

Bu gibi kafirler Peygamberimiz'in döneminde kalmadı,

Halan da var,

İşin garip tarafı bizim bahçede gezinip de bunları dost edinenler de var.

Nice insanların tepkileri, rahmetinden gelir...

Nice insanların "adil" olmaları, rahmetinden gelir.

Nice insanların cezadan yana olmaları, rahmetinden gelir.

Sen, Allah'a rahmet öğretecek kadar, insanların Allah'ın şekillendirdiği fıtratlarına karışıyorsun,

Sen ve senin gibiler, Allah'a Allahlık taslayan zalimlerdir,

Uydurukçu üfürücüklerdir,

Laiklerin maskaracısıdırlar...

Öylesiniz de zaten!!!

İslam'a "sosyal hayat" tanımayan sosyete kokanalarından bir farkınız yok...

Unutma:

"Allah zalimleri sevmez..."

çelebiler
19-10-2013, 12:22
Ben Peygamber'le ve O'nun sözleriyle dalga geçemem bu olsa olsa senin eserin olur.
Bu sözler Peygamberin sözleri değil yine de anlamıyorsun değil mi


Peygamber bugün hayatta olsa, O'na bazı şeyleri danışmamdan dolayı rahatsızlığını alenen beyan ettin,
Bu senin sürekli yaptığın yanlış anlaman.Düzeltsemde yanlış anlıyorsun.Uğraşmaya değmiyor.


Bu anlayış senin ne gibi bir karakter içersinde olduğunu gösterdi zaten.
Bunu da yanlış anladın.Ne karakter içerisinde kabul ediyorsan et kimin umurunda?


Geçmişte Allah'a inandığını beyan edip de Peygamber'i'ne azılı bir düşman olandan ne farkın var ki..!
kim Allah inanıp Peygamberine düşman mış?Bu da yine yanlış anlamandır.


Peygamber Kur'an'ı tebliğ etti de ne oldu.

O'na ve tebliğine inanan ve iman eden olduğu gibi,

O'nun okuduğunu ve anladığını okuduğu ve anladığının hilafına anlayanlar ve yorum yapanlar oldu ve Allah bunları Kur'an'ında haber veriyor.

Bu gibi kafirler Peygamberimiz'in döneminde kalmadı,

Halan da var,

İşin garip tarafı bizim bahçede gezinip de bunları dost edinenler de var.

ee?


Nice insanların tepkileri, rahmetinden gelir...

Nice insanların "adil" olmaları, rahmetinden gelir.

Nice insanların cezadan yana olmaları, rahmetinden gelir.
Allah rahmetinizden korusun.


Sen, Allah'a rahmet öğretecek kadar, insanların Allah'ın şekillendirdiği fıtratlarına karışıyorsun,
Ben kimsenin birşeyine karışmadığım için Kuran ı tek kaynak olarak görüyorum.Kimseye uyduruk hadislerle fıkıh üretmiyorum ama sen bunu bile anlayamıyorsun.


Sen ve senin gibiler, Allah'a Allahlık taslayan zalimlerdir,

Uydurukçu üfürücüklerdir,

Laiklerin maskaracısıdırlar...

Öylesiniz de zaten!!!

İslam'a "sosyal hayat" tanımayan sosyete kokanalarından bir farkınız yok...

Unutma:

"Allah zalimleri sevmez..."

Bu sözlerin ne mal olduğunu gösteriyor.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:30
Bu sözler Peygamberin sözleri değil yine de anlamıyorsun değil mi


Bu senin sürekli yaptığın yanlış anlaman.Düzeltsemde yanlış anlıyorsun.Uğraşmaya değmiyor.


Bunu da yanlış anladın.Ne karakter içerisinde kabul ediyorsan et kimin umurunda?


kim Allah inanıp Peygamberine düşman mış?Bu da yine yanlış anlamandır.



ee?


Allah rahmetinizden korusun.


Ben kimsenin birşeyine karışmadığım için Kuran ı tek kaynak olarak görüyorum.Kimseye uyduruk hadislerle fıkıh üretmiyorum ama sen bunu bile anlayamıyorsun.



Bu sözlerin ne mal olduğunu gösteriyor.

Peygamberimiz de dahil, o dönem içersinde bulunan Peygamberimiz'in arkadaşları da dahil ve arkasından gelen ülemanın tamamı da dahil, Kur'an'ı merkeze alıp, ilmi müktesabat ortaya koymuşlar,

Bunların tamamı uydurma diyeceksin...

Bu senin ne gibi bir mal olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Kur'an'a bakan sadece senin gibi zalim değil ki!

Her müslümanın olmazsa olmazıdır Kur'an.

O olmazsa bizim hiç bir özelliğimiz yoktur.

O merkezde olmak kaydıyla, hayatımıza, yaşantımıza, sosyal düzenimize, hukukumuza yön veririz,

Yön verirken de,

Allah'ın emrine uyarak,

Peygamberimiz'i dinleriz,

Sahabi'lerimizi dinleriz,

Ülemamızı dinleriz...

Ben dinlemem diyebilirsin, bu senin sorunun deriz bizi ilgilendirmez,

Ama sen kalıp bütün bunlara uydurma dersen ve Allah'ın emrine uyarak Peygamber'e danışanları maskaralıkla suçlarsan deriz ki buna hakkın yok,

Asıl maska sensin deriz cevap hakkı doğar.

Peygamber'in cevabına dahi ateş püskürenden daha zalim daha kafir kim vardır...

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:35
Daha düne kadar, İstanbul'un caddelerinde, kadınların ve erkeklerinden giyimlerinden dolayı, kadınlar ve erkekler sürek avlarına alınıyor caddelerde, sokaklarda, insanların gözü önünde derdest edilip zalimce işkenceden geçiriliyordu.

Seni acıma hissi olan adam,

Kime acıdın nankör..!!!

Rahmetliymiş, sen de haklısın,

Elin adamı gücünü zalimce nazik bölgelerinde gezdirince sesin soluğun çıkmıyor,

Hani rahmetin nerede, acıma hissin nerede.

Allah'a gelince O'na haşa Allah'lık öğretiyorsun!!!

Senden daha zalim biri var mı ki!!!

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:50
Hiç bir müslüman Kur'an yetersiz dememiştir...

Ama ne garip ki,

İslam', Kur'an'ı ve de Allah'ın Dini'ni sosyal hayattan kaldıran, lağveden ve de asla kabül etmeyen Laik ve de azgın zalimler,

"KUR'an YETERSİZDİR" demişlerdir,

Ve mer'i hukuk, eğitim ve öğretimde modernleşme, giyim kuşamdaki gelişme, yani aklınıza ne geldiyse oralarda yapılan değişiklerin tamamı bir gayeye matuftur:

"Kur'an yeresizdir.."

Çelebiler'in arkadaşları, dosları, laik hokkabaz yarenleri, bütün bunları Kur'an'ın yetersizliğine bağlarlar da,

Çelebiler bunları görmez de,

Kur'an merkezde olmak kaydıyla ortaya konan ilmi müktesabatı;

"Kur'an yetersizliğinden" ortaya koymuşlar hükmünü sardeder.

Görüyor musun hainliği, zalimliği ve de gavurluğu...

çelebiler
19-10-2013, 12:51
Peygamber'in cevabına dahi ateş püskürenden daha zalim daha kafir kim vardır...

Sürekli yanlış anlayan ve söylemediğimi söyledin diyen var.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:53
Peygamber'in cevabına ateş püskürenden daha kafir kim vardır...

Bizim Allah'ın sözüyle de bir problemimiz yok,

Peygamberimiz'le de bir problemimiz yoktur...

Allah, zalimleri ve Peygamber'ine düşman olanları sevmez..!!!

çelebiler
19-10-2013, 12:55
Senden daha zalim biri var mı ki!!!

Anlattığın hikayedeki adamın,hırsızı öldürme isteğini delil göstererek Allah ın hırsızın elini kesilmesini istemesini rahmet ilan ederek Allah a iftira attığın için en zalim sensin.

çelebiler
19-10-2013, 12:57
Peygamber'in cevabına ateş püskürenden daha kafir kim vardır...



sen varsın tüm uydurmaları peygamber sözü ilan ederek Peygambere iftira atıyorsun.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 12:58
sen varsın tüm uydurmaları peygamber sözü ilan ederek Peygambere iftira atıyorsun.

Laik yobaz kokanaların sözleriyle Kur'an'ı anlamaya kalkan biri olarak da hem Allah'a ve hem de Peygamberimiz'e iftira atıyorsun...

Ben,

Allah'ın sözlerine de,

Peygamber'in sözlerine de itaat eylerim...

Peygamber'in verdiği cevaba ateş püskürenden daha zalim daha kafir kim vardır.

çelebiler
19-10-2013, 13:01
Daha düne kadar, İstanbul'un caddelerinde, kadınların ve erkeklerinden giyimlerinden dolayı, kadınlar ve erkekler sürek avlarına alınıyor caddelerde, sokaklarda, insanların gözü önünde derdest edilip zalimce işkenceden geçiriliyordu.

Seni acıma hissi olan adam,

Kime acıdın nankör..!!!

Rahmetliymiş, sen de haklısın,

Elin adamı gücünü zalimce nazik bölgelerinde gezdirince sesin soluğun çıkmıyor,

Hani rahmetin nerede, acıma hissin nerede.

Allah'a gelince O'na haşa Allah'lık öğretiyorsun!!!

Senden daha zalim biri var mı ki!!!

Sen ne acayip bişeysin biri bişey mi yaptı sana acısını burada mı çıkarıyor ne yapıyorsun ne anlatıyorsun kardeşim sen

muallim08
19-10-2013, 13:03
Kuranı Kerimin nasıl anlaşılıp nasıl yaşanacağının örneği Peygamber uygulamasıdır. Peygamber uygulamasına benzemeyen yaklaşımlar bidattır sapmadır. Dolayısıyla başlıktaki çelişki Kuran ve Sünnetin birbirinin zıddıymış gibi gösterilmeye çalışılmasıdır. Kuran bizzat kendisi olarak Peygambere onurlu ve önemli bir yer ayırır. Onlarca ayet Allah'a giden yolun peygamberden geçtiğini ifade eder. Allah'a sahip çıkıp Allah Rasulune sahip çıkmamanın mantığı olabilir mi ? Hadis diye uydurulan şeyleri kapsamın dışına iterek Hadislere evet demek akıllı insanların yadırgamayacağı bir zorunluluktur. çelebiler

(((__meftun__)))
19-10-2013, 13:06
Anlattığın hikayedeki adamın,hırsızı öldürme isteğini delil göstererek Allah ın hırsızın elini kesilmesini istemesini rahmet ilan ederek Allah a iftira attığın için en zalim sensin.

Cezalar bir "rahmet"in, bir "adalet"in ürünüdür.

Bizler, rahmet ehli insanlarız. Malımızla, dini yaşantımızla, saygımızla, sevgimizle, sokağımızda huzur istiyoruz, adalet istiyoruz, rahmet istiyoruz...

Herkesin kendi malıyla, kendisine ait olanla ilgilenmesini istiyoruz. Öyle bir insan olun ki, size ait olmayan zerre kadar bir malı dahi alıp himayenize geçirmeyin diyoruz. Günahtır diyoruz, insanlara ve onların malına acıyın diyoruz.

Ve dediğimiz gibi de yaşıyoruz...

Rabb'im'in rahmetinden, adaletinden ve azabından hareketle,

Kendi malımla ilgilendim kimsenin malıyla ilgilenmedim...

Kim falan'ın malını çalmış, onu üzmüş, onu ağlatmış ve onu sızlatmış ve de sokakta, caddede huzur bırakmamışsa,

Allah da o eylem sahibine rahmetinden ve adaletinden mütevellit bir ceza öngörmüş Kur'an'ında.

O ceza rahmet ve adalet eksenli uygulanmaya koyulur.

Sen ise insanların malını çalana rahmet kapılarını açarken, malı çalınana ise rahmet kapılarını kapatıyorsun.

Allah zalimleri sevmez..!!!

(((__meftun__)))
19-10-2013, 13:13
Sen Kur'an'ı nasıl yaşıyorsan yaşa...

Ona asla karışmam hakkım da yok...

Lakin, anlayamadığım bir mes'eleyi,

Peygamber'e arzetmem,

Sahabe'ye arzetmem,

Ülemaya arzetmem,

Benim için önemlidir,

Bu önemde Allah'ın amrinden gelmektedir...

Dolayısıyla ben böyle hareket ediyorum,

Bunun hesabını ben Allah'a veririm,

Oradan bu tutumu alaya alır da,

Peygamber'e, Sahabe'ye ve ülemaya zalim bir söz söylersen bunu asla kabül edemem...

İnandığınla ilgilen ve yaşa...

çelebiler
19-10-2013, 13:21
Kuranı Kerimin nasıl anlaşılıp nasıl yaşanacağının örneği Peygamber uygulamasıdır.
Doğrudur ancak Peygamber uygulamasını hadislerden değil Kuran dan öğrenebiliriz.

Hadislerin bizlere ulaşmasındaki güvenilmez yöntem ve Allah ın kendi sözünden başka sözü din olarak kabul etmemesi ve hadisi inkar eden hadislerin olması sebebiyle günümüzdeki hadisleri dinin kaynağı olarak kabul edemeyiz.

Hadisleri kaynak kabul ettiğimizde hep örneğini verdiğim zinanın cezası Kuran da 100 değnek vurulan dayak iken hadisler ile taşlayarak insan öldürmeye dönüşmüştür.Bu Allah ın emirlerinin uydurma hadislere feda edildiği bir faciadır.


Peygamber uygulamasına benzemeyen yaklaşımlar bidattır sapmadır. Dolayısıyla başlıktaki çelişki Kuran ve Sünnetin birbirinin zıddıymış gibi gösterilmeye çalışılmasıdır.
Hadisi kaynak alarak birşeyin bidat olup olmadığına karar veremezsiniz hadisler dinin kaynağı değildir.Tüm hadisler sonuçta Peygamberin söylediği varsayılan sözlerdir.tamamı zandır.Bu yüzden bir hadis okunduktan sonra "fi ma kal ev kema kal" denir Peygamber bu veya buna benzer söyledi manasındadır.

Ayrıca Kuran da Allah ın sünnetinden bahsedilir Peygamberin sünnetinden bahsedilmez.Sünnet Allah a mahsus bir kavramdır.


Kuran bizzat kendisi olarak Peygambere onurlu ve önemli bir yer ayırır. Onlarca ayet Allah'a giden yolun peygamberden geçtiğini ifade eder. Allah'a sahip çıkıp Allah Rasulune sahip çıkmamanın mantığı olabilir mi ? Hadis diye uydurulan şeyleri kapsamın dışına iterek Hadislere evet demek akıllı insanların yadırgamayacağı bir zorunluluktur. @çelebiler (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=100153)

Hadislerin Peygamberden çıkmadığını söylemek Peygambere yapılan iftiralara karşı Onu savunmaktır.Peygamberi red etmek değildir.Kuran daki doğruluğundan emin olduğumuz Peygamberi insanlara tanıtmaktır.

hadisleri Peygamberin söylediğini kabul etmek hadislerdeki tüm iftiraları Peygamberin üzerine atmaktır.6 yaşında çocukla evlenip 9 yaşında cinsel ilişkiye girdiğini kabul etmek gibi.

Bunca uydurulmuş Peygambere iftira niteliğindeki hadisler içinden sağlamlarını ayırmak mümkün değildir.

Üstelik ne Allah ne de Allah Resulü hadislerin korunmasını yayılmasını istememiş biz neden bunda ısrarcı olalım Kuran dan daha doğru bir söz mü var?

Lucky Strike
19-10-2013, 13:43
@gunduzalp (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=6432)

Kuran apaçık olarak bizlere bildirilmişken böyle uydurma hadisleri açıklasan ne olacak açıklamasan ne olacak?Allah bizleri Kurandan sorumlu tutmuyor mu?

Bu hadisler sebebiyle insanlar kendilerine Kuran dışı bambaşka uydurmaktalar birinin haram dediğine diğeri helal diyerek dinlerini parça parça ediyorlar.Biraz düşünün hakaret etmek marifet değil.

Enam 159



:
Muhakkak ki; onlar, onların dînini tefrik ettiler (parça parça ayırdılar) ve grup grup oldular. Senin onlarla bir ilgin yok. Onların işi sadece Allah'a aittir. Sonra yapmış oldukları şeyleri, onlara haber verecek.





Bu da kuran:


(1) “De ki: Eğer siz ALLAH’ı seviyorsanız bana uyun ki, ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH bağışlayandır, esirgeyendir.”


Âl-i İmran 31


قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ


(2) “De ki: ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ALLAH kâfirleri sevmez.”


Âl-i İmran 32


أَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ


(3) “ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin; umulur ki merhamet olunursunuz.”


Âl-i İmran 132


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ


(4) “...Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.”


Nisâ 13


وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُهِينٌ


(5) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.”


Nisâ 14


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً


(6) “Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu ALLAH’a ve Rasulüne döndürün. Şayet ALLAH’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, bu daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”


Nisâ 59


وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إلا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللَّهِ


(7) “Biz, Rasullerimizden hiç birini, ancak ALLAH’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik.”


Nisâ 64


فَلاَ وَرَبِّكَ لا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لا يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا


[8) “Hayır, Rabbine and olsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”


Nisâ 65


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنْ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا


(9) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, işte onlar ALLAH’ın nimet verdiği Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar.”


Nisâ 69


مَنْ يُطِعْ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا


(10) “Kim Rasule itaat ederse ALLAH’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara koruyucu olarak göndermedik.”


Nisâ 80


أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاغُ الْمُبِينُ


(11) “ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir.”


Mâide 92


فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنتُمْ مُؤْمِنِينَ


(12) “...Eğer mümin iseniz ALLAH’tan korkun, aranızı düzeltin, ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin.”


Enfâl 1


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنْتُمْ تَسْمَعُونَ


(13) “Ey iman edenler! ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin ve siz işitiyorken ondan yüz çevirmeyin.”


Enfâl 20


وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ




(14) “ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin; (yoksa) çözülüp ayrılığa düşersiniz ve gücünüz gider. Sabredin, şüphesiz ALLAH sabredenlerle beraberdir.”


Enfâl 46


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ


(15) “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi davet ettiği zaman ALLAH’a ve Rasulüne icabet edin. Bilin ki, ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakikaten yalnız Ona dönüp toplanacaksınız.”


Enfâl 24


وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَقُّ أَنْ يُرْضُوهُ إِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ


(16) “…Eğer mümin iseler, ALLAH ve Rasulü razı edilmeye daha hak sahibidir.”


Tevbe 62


وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ سَيَرْحَمُهُم اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ


(17) “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederler. İşte ALLAH’ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır. ALLAH Aziz’dir, Hakîm’dir.”


Tevbe 71


إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُم الْمُفْلِحُونَ


(18) “Aralarında hükmetmesi için ALLAH’a ve Rasulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözü ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felaha erenler bunlardır.”


Nûr 51


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمْ الْفَائِزُونَ


(19) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat eder ve ALLAH’tan korkup sakınırsa, işte kurtuluşa erenler bunlardır.”


Nûr 52


وَأَنذِرْ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمْ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِع الرُّسُلَ


(20) “İnsanları, kendilerine azabın geleceği günden uyar.(O gün) zalimler: ‘Rabbimiz bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin davetine icabet edelim ve Rasullere uyalım’ derler...”


İbrahîm 44


ياقَوْمَنَا أَجِيبُوا دَاعِىَ اللَّهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ


(21) “Ey kavmimiz! ALLAH’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki (ALLAH) günahlarınızı bağışlasın ve sizi elim azaptan korusun.”


Ahkâf 31


وَمَنْ لا يُجِبْ دَاِعىَ اللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الأرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ أَولِيَاءُ أُولَئِكَ فِي ضَلالٍ مُبِينٍ


(22) “Kim ALLAH’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde (başına inecek belaya) engel olamaz. Kendisinin Ondan başka velileri de yoktur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”


Ahkâf 32


إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ فِي الأَذَلِّينَ


(23) “ALLAH’a ve Rasulüne düşman olanlar en alçak olanlardır.”


Mücâdele 20


ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(24) “Böyle, çünkü onlar ALLAH’a ve Rasulüne karşı geldiler. Kim ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelirse muhakkak ki ALLAH cezası çetin olandır.”


Enfâl 13


قُلْ أَطِيعوُا الله َوَأَطِيعوُا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَاحُمِّلْتُمْ وَ إِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلاَّ الْبَلاَغُ الْمُبِينُ


(25) “De ki: ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, artık Rasulün sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Rasule düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.”


Nûr 54


وَمَا آتَاكُم الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(26) “...Rasul size neyi verdiyse onu alın, sizi neden sakındırdıysa artık ondan sakının ve ALLAH’tan korkun. Şüphesiz ALLAH cezası pek şiddetli olandır.”


Haşr 7


وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاغُ الْمُبِينُ


(27) “ALLAH’a itaat edin ve Rasule itaat edin. Eğer yüz çevirecek olursanız artık Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir.”


Teğabün 12


الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا أَجْرٌ عَظِيمٌ


(28) “Yara aldıktan sonra yine ALLAH’ın ve Rasulünün çağrısına uyanlar, bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.”


Âl-i İmran 172








يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّى بِهِمُ الأَرْضُ وَلا يَكْتُمُونَ اللَّهَ حَدِيثًا


(29) “Küfür yoluna sapıp Rasule asi olanlar o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve ALLAH’tan hiçbir haberi gizleyemezler.”


Nisâ 42


وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا


(30) “Onlara ‘ALLAH’ın indirdiğine ve Rasule gelin’ denildiği vakit münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.”


Nisâ 61


الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمْ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالأَغْلالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ


(31) “Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o Rasule, o ümmi Nebiye uyanlar (var ya) işte o Rasul onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır. O Rasule iman edip saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen Nur’a uyanlar var ya, işte felaha erenler onlardır.”


A’raf 157


قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلا هُوَ يُحْيِ وَيُمِيتُ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ


(32) “De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan ALLAH’ın Rasulüyüm. O’ndan başka ilah yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyle ise ALLAH’a ve ümmi Nebi olan Rasulüne ki O ALLAH’a ve O’nun sözlerine iman eder iman edin ve O’na itaat edin umulur ki, doğru yolu bulursunuz.”


A’raf 158


قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنْ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ


(33) “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size ALLAH’tan, Rasulünden ve ALLAH yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık ALLAH emrini getirene kadar bekleyin. ALLAH fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”


Tevbe 24


قَاتِلُوا الَّذِينَ لا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلا بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلا يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ


(34) “Kendilerine kitap verilenlerden ALLAH’a ve ahiret gününe iman etmeyen, ALLAH ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”


Tevbe 29


وَمِنْهُمُ الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ


(35) “(Yine o münafıklardan) ‘O (Rasul her söyleneni dinleyen) bir kulaktır’ diyerek Rasulü incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o ALLAH’a iman eder, müminlere güvenir ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir. ALLAH’ın Rasulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.”


Tevbe 61


أَلَمْ يَعْلَمُوا أَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَأَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذَلِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ


(36) “Bilmediler mi ki, kim ALLAH ve Rasulüne karşı koyarsa elbette onun için içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvaylıktır.”


Tevbe 63


فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلافَ رَسُولِ اللَّهِ وَكَرِهُوا أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَقَالُوا لا تَنفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ


(37) “ALLAH’ın Rasulüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla ALLAH yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve ‘Bu sıcakta sefere çıkmayın’ dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı.”


Tevbe 81


وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ


(38) “ALLAH’a ve Rasule iman ettik ve itaat ettik’ diyorlar, sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar iman etmiş değillerdir.”


Nur 47


وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا


(39) “Sizden kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat eder ve salih amel işlerse ona mükâfatını iki kat veririz ve ona bol rızık hazırlamışızdır.”


Ahzâb 31


وَأَقِمْنَ الصَّلاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ


(40) “...Namazı kılın, zekâtı verin, ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin...”


Ahzâb 33


إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا


(41) “ALLAH ve Rasulünü incitenlere ALLAH, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.”


Ahzâb 57


يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَالَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَ


(42) “Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: “Eyvah bize! Keşke ALLAH’a itaat etseydik, Rasule itaat etseydik!” derler.”


Ahzâb 66


إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الهُدَى لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَالَهُمْ


(43) “İnkâr edenler, ALLAH yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Rasule karşı gelenler, ALLAH’a hiçbir zarar veremezler, ALLAH onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.”


MUHAMMED 32


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ


(44) “Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin de, amellerinizi boşa çıkarmayın.”


MUHAMMED 33


إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ


(45) “Muhakkak ki sana biat edenler ancak ALLAH’a biat etmektedirler...”


Fetih 10


وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الأَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا


(46) “...Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, ALLAH onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu elim bir azaba uğratır.”


Fetih 17


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ


(47) “Ey iman edenler! ALLAH ve Rasulünün önüne geçmeyin. ALLAH’tan korkun, şüphesiz ALLAH işitendir, bilendir.”


Hucurât 1


وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لا يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ


(48) “...Eğer ALLAH ve Rasulüne itaat ederseniz, ALLAH amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü ALLAH çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”


Hucurât 14




وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلا وَحْيٌ يُوحَى


(49) “Rasul hevasından konuşmaz. O’nun konuşması vahyedilen vahiyden başkası değildir.”


Necm 3-4


إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ


(50) “ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır.”


Mücâdele 5


ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(51) “Bu onların ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelmelerinden dolayıdır...”


Haşr 4


وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا


(52) “...Artık kim ALLAH ve Rasulüne karşı gelirse, elbette onun için içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır…”


Cin 23

(((__meftun__)))
19-10-2013, 13:45
"Kur'an yetersizdir" diyenler hiç bir zaman müslüman olmadılar ki...

Bu söylem hep Kur'an'a düşman olanlardan neş'et etmiştir...

ömerusta
19-10-2013, 16:02
http://www.youtube.com/watch?v=qh9p3OC0u4M

MÜTEŞEKKÜR
19-10-2013, 17:31
Bu hadis inlarcılarına bakınız ki Y.Nuri Öztürk, Zekeriyya Beyaz, İhsan Eliaçık,,Haluk Gümüştabak,Eren Erdem,Mustafa islamoğlu,Muhammed Abduh,Cemaleddin Efganî gibi reformcu bid'at ehli zevatın toplamış olduğu hadislerin kendi işlerine gelmediği gibi bu hadisleri inkar ederler.Evet, uyduruk hadisler vardır.Lakin hepsi uyduruk değildir.
.................................................. ..................................
Mezhep İmamları'nın içtihatlarının büyük bir kısmının Sünnet'e dayanıyor olması ve Sünnet'in ve hadislerin birçok noktada rasyonel bakış açısına aykırılıklar arz ettiğinin kabul edilmesi, temelde akılcılığa (rasyonalizm) dayanan reformist/modernist hareketi, Sünnet'i ve hadisleri de "sorgulamaya" itmiştir. Tabiatiyle modern akla ve bugünkü bilimsel verilere uymadığı kabul edilen birçok hadis, bu bakış açısı tarafından "uydurma" olarak kabul edildi. Bu yaklaşımı desteklemek için, sadece Kur'an'ın ilahî garanti altında olduğu ve Sünnet için böyle bir garantiden söz edilemeyeceği temel bir tez olarak ısrarla işlendi. Zira işin içine beşer unsuru girdiği anda şüpheci davranmak "bilimsel" davranışın bir gereği idi. Geçmiş alimler tarafından sahih olarak kabul edilmiş olsa da, pek çok hadis, reformist/modernist çevreler tarafından "uydurma" olarak damgalandı.

Böylece Sünnet'in büyük bir kısmından kurtulma imkânı doğmuş oluyordu. Burada, alimlerin (buradaki "alimler"den kastımız, özellikle Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh alimleridir), mütevatir ve meşhur kategorisine girmeyen hadisleri "ahad hadis" (veya "haber-i vâhid") olarak değerlendirmeleri ve bu tür hadislerin ilim bildirmeyeceğini söylemeleri de, reformist/modernist çevreler tarafından iddialarını destekleyici bir unsur olarak kullanıldı. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da, "Kur'an'a aykırı hadis olamayacağı" söylemidir. Bu söyleme göre eğer herhangi bir hadis –isterse eski alimler tarafından mütevatir olduğu söylenmiş olsun, Kur'an'a aykırılık teşkil ediyorsa, onun sahih olarak kabul edilmesi söz konusu olamaz.

Oysa Kur'an'a aykırı görüldüğü gerekçesiyle uydurma olduğu söylenen hadisler hakkında, meseleyi bütün veçheleriyle araştırmadan verilen bu hükümler, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'nin büyük bir kısmının iptal edilmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Meselenin bir diğer yönü de, Sünnet'in yol göstericiliğine baş vurmadan Kur'an'a doğrudan gitme söyleminin bünyesinde barındırdığı tehlikeler ile karşımıza çıkmaktadır. Tam bu noktada ile öyle karşı karşıya geliyoruz ki, meselenin en can alıcı noktasını da burası oluşturmaktadır.

GENİŞ BİLGİ AŞAĞIDADIR.

HADİS İNKARCILARI VE MEZHEPSİZLER!.BURAYI ZAHMET OLMAZSA OKUYUN.. (http://www.zehirli.org/konu/mezhepsizlik-nicin-dinsizligin-koprusudur.html)



.

ömerusta
19-10-2013, 18:07
Bu hadis inlarcılarına bakınız ki Y.Nuri Öztürk, Zekeriyya Beyaz, İhsan Eliaçık,,Haluk Gümüştabak,Eren Erdem,Mustafa islamoğlu,Muhammed Abduh,Cemaleddin Efganî gibi reformcu bid'at ehli zevatın toplamış olduğu hadislerin kendi işlerine gelmediği gibi bu hadisleri inkar ederler.Evet, uyduruk hadisler vardır.Lakin hepsi uyduruk değildir.



sen uyduruk hadis var dedinya tamam gayri sözüm yok sana

MÜTEŞEKKÜR
19-10-2013, 18:19
Bu hadis inlarcılarına bakınız ki Y.Nuri Öztürk, Zekeriyya Beyaz, İhsan Eliaçık,,Haluk Gümüştabak,Eren Erdem,Mustafa islamoğlu,Muhammed Abduh,Cemaleddin Efganî gibi reformcu bid'at ehli zevatın toplamış olduğu hadislerin kendi işlerine gelmediği gibi bu hadisleri inkar ederler.Evet, uyduruk hadisler vardır.Lakin hepsi uyduruk değildir.



sen uyduruk hadis var dedinya tamam gayri sözüm yok sana

Uyduruk hadis hiç yoktur diyemeyiz.Zira her asırda hadisler üzerinde nice zındıklar, münafıklar, müşteşrikler,bid'atçılar,mezhepsizler ve reformcular oyun oynamıştır.Asıl bu dinin yıkıcıları bunlardır.Sahih hadislerle uyduruk hadisleri çok iyi irdelemek gerekir.Bu da arif kişilerin işidir.Meselenin arşiv tarafına bakılmalıdır.

çelebiler
19-10-2013, 18:35
Bu hadis inlarcılarına bakınız ki Y.Nuri Öztürk, Zekeriyya Beyaz, İhsan Eliaçık,,Haluk Gümüştabak,Eren Erdem,Mustafa islamoğlu,Muhammed Abduh,Cemaleddin Efganî gibi reformcu bid'at ehli zevatın toplamış olduğu hadislerin kendi işlerine gelmediği gibi bu hadisleri inkar ederler.Evet, uyduruk hadisler vardır.Lakin hepsi uyduruk değildir.

.
Sevgili kardeşim eleştirirken biraz daha araştırarak eleştirin.

Mustafa İslamoğlu hadisleri red etmez.

çelebiler
19-10-2013, 18:36
Uyduruk hadis hiç yoktur diyemeyiz.Zira her asırda hadisler üzerinde nice zındıklar, münafıklar, müşteşrikler,bid'atçılar,mezhepsizler ve reformcular oyun oynamıştır.Asıl bu dinin yıkıcıları bunlardır.Sahih hadislerle uyduruk hadisleri çok iyi irdelemek gerekir.Bu da arif kişilerin işidir.Meselenin arşiv tarafına bakılmalıdır.

Niye müslümanlara ayrı ayrı isimler takıyorsunuz böyle isimler takmak günah değil mi?

lafons7275
19-10-2013, 18:40
Kuran yetersiz mi?Hadise muhtaç mıyız?


Evet hadise muhtacız çünkü

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Namaz mü'minler üzerine vakitleri belli bir farz olmuştur.
(Nisa/103)


Çelebi ve çelebiler gibi düşünen kardeşlerime soruyorum, namazın vakitlerini hadislerden öğreniyoruz. Kur'anda namaz vakitleri açıkça belli değildir.

Bu bu sebeple İranda 3 vakit namaz kılınmaktadır. İranlı âlimlerin kurandan anladığı budur.

çelebiler bana Kuran'da namaz vakitlerini belirten ayetleri getirir misin?

Sadece Kur'an ile yola çıkanlar günde kaç kez namaz kılıyor?

çelebiler
19-10-2013, 19:01
Bu da kuran:


(1) “De ki: Eğer siz ALLAH’ı seviyorsanız bana uyun ki, ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH bağışlayandır, esirgeyendir.”


Âl-i İmran 31


قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ


(2) “De ki: ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz ALLAH kâfirleri sevmez.”


Âl-i İmran 32


أَطِيعُوا اللهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ


(3) “ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin; umulur ki merhamet olunursunuz.”


Âl-i İmran 132


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ


(4) “...Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, onu altından ırmaklar akan içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.”


Nisâ 13


وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَارًا خَالِدًا فِيهَا وَلَهُ عَذَابٌ مُهِينٌ


(5) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.”


Nisâ 14


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الأَمْرِ مِنْكُمْ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً


(6) “Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu ALLAH’a ve Rasulüne döndürün. Şayet ALLAH’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, bu daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.”


Nisâ 59


وَمَا أَرْسَلْنَا مِنْ رَسُولٍ إلا لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللَّهِ


(7) “Biz, Rasullerimizden hiç birini, ancak ALLAH’ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik.”


Nisâ 64


فَلاَ وَرَبِّكَ لا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لا يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا


[8) “Hayır, Rabbine and olsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”


Nisâ 65


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنْ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا


(9) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, işte onlar ALLAH’ın nimet verdiği Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar.”


Nisâ 69


مَنْ يُطِعْ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا


(10) “Kim Rasule itaat ederse ALLAH’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara koruyucu olarak göndermedik.”


Nisâ 80


أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَاحْذَرُوا فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُوا أَنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاغُ الْمُبِينُ


(11) “ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir.”


Mâide 92


فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْ وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنْ كُنتُمْ مُؤْمِنِينَ


(12) “...Eğer mümin iseniz ALLAH’tan korkun, aranızı düzeltin, ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin.”


Enfâl 1


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَأَنْتُمْ تَسْمَعُونَ


(13) “Ey iman edenler! ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin ve siz işitiyorken ondan yüz çevirmeyin.”


Enfâl 20


وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ




(14) “ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin; (yoksa) çözülüp ayrılığa düşersiniz ve gücünüz gider. Sabredin, şüphesiz ALLAH sabredenlerle beraberdir.”


Enfâl 46


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ


(15) “Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi davet ettiği zaman ALLAH’a ve Rasulüne icabet edin. Bilin ki, ALLAH kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakikaten yalnız Ona dönüp toplanacaksınız.”


Enfâl 24


وَاللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَقُّ أَنْ يُرْضُوهُ إِنْ كَانُوا مُؤْمِنِينَ


(16) “…Eğer mümin iseler, ALLAH ve Rasulü razı edilmeye daha hak sahibidir.”


Tevbe 62


وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ سَيَرْحَمُهُم اللَّهُ إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ


(17) “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederler. İşte ALLAH’ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır. ALLAH Aziz’dir, Hakîm’dir.”


Tevbe 71


إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَنْ يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُولَئِكَ هُم الْمُفْلِحُونَ


(18) “Aralarında hükmetmesi için ALLAH’a ve Rasulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözü ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte felaha erenler bunlardır.”


Nûr 51


وَمَنْ يُطِع اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَخْشَ اللَّهَ وَيَتَّقْهِ فَأُولَئِكَ هُمْ الْفَائِزُونَ


(19) “Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat eder ve ALLAH’tan korkup sakınırsa, işte kurtuluşa erenler bunlardır.”


Nûr 52


وَأَنذِرْ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمْ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا أَخِّرْنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِع الرُّسُلَ


(20) “İnsanları, kendilerine azabın geleceği günden uyar.(O gün) zalimler: ‘Rabbimiz bizi yakın bir süreye kadar ertele de senin davetine icabet edelim ve Rasullere uyalım’ derler...”


İbrahîm 44


ياقَوْمَنَا أَجِيبُوا دَاعِىَ اللَّهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ


(21) “Ey kavmimiz! ALLAH’ın davetçisine uyun ve ona iman edin ki (ALLAH) günahlarınızı bağışlasın ve sizi elim azaptan korusun.”


Ahkâf 31


وَمَنْ لا يُجِبْ دَاِعىَ اللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الأرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ أَولِيَاءُ أُولَئِكَ فِي ضَلالٍ مُبِينٍ


(22) “Kim ALLAH’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde (başına inecek belaya) engel olamaz. Kendisinin Ondan başka velileri de yoktur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”


Ahkâf 32


إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ أُولَئِكَ فِي الأَذَلِّينَ


(23) “ALLAH’a ve Rasulüne düşman olanlar en alçak olanlardır.”


Mücâdele 20


ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِقِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(24) “Böyle, çünkü onlar ALLAH’a ve Rasulüne karşı geldiler. Kim ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelirse muhakkak ki ALLAH cezası çetin olandır.”


Enfâl 13


قُلْ أَطِيعوُا الله َوَأَطِيعوُا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّوْ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَاحُمِّلْتُمْ وَ إِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ إِلاَّ الْبَلاَغُ الْمُبِينُ


(25) “De ki: ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, artık Rasulün sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Rasule düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.”


Nûr 54


وَمَا آتَاكُم الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(26) “...Rasul size neyi verdiyse onu alın, sizi neden sakındırdıysa artık ondan sakının ve ALLAH’tan korkun. Şüphesiz ALLAH cezası pek şiddetli olandır.”


Haşr 7


وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ فَإِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاغُ الْمُبِينُ


(27) “ALLAH’a itaat edin ve Rasule itaat edin. Eğer yüz çevirecek olursanız artık Rasulümüze düşen apaçık bir tebliğdir.”


Teğabün 12


الَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلَّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا أَجْرٌ عَظِيمٌ


(28) “Yara aldıktan sonra yine ALLAH’ın ve Rasulünün çağrısına uyanlar, bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.”


Âl-i İmran 172








يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوَّى بِهِمُ الأَرْضُ وَلا يَكْتُمُونَ اللَّهَ حَدِيثًا


(29) “Küfür yoluna sapıp Rasule asi olanlar o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve ALLAH’tan hiçbir haberi gizleyemezler.”


Nisâ 42


وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا


(30) “Onlara ‘ALLAH’ın indirdiğine ve Rasule gelin’ denildiği vakit münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.”


Nisâ 61


الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالإِنجِيلِ يَأْمُرُهُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنْ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمْ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالأَغْلالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ أُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ


(31) “Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o Rasule, o ümmi Nebiye uyanlar (var ya) işte o Rasul onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır. O Rasule iman edip saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen Nur’a uyanlar var ya, işte felaha erenler onlardır.”


A’raf 157


قُلْ يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ لا إِلَهَ إِلا هُوَ يُحْيِ وَيُمِيتُ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ


(32) “De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan ALLAH’ın Rasulüyüm. O’ndan başka ilah yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyle ise ALLAH’a ve ümmi Nebi olan Rasulüne ki O ALLAH’a ve O’nun sözlerine iman eder iman edin ve O’na itaat edin umulur ki, doğru yolu bulursunuz.”


A’raf 158


قُلْ إِنْ كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُمْ مِنْ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتَّى يَأْتِيَ اللَّهُ بِأَمْرِهِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ


(33) “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size ALLAH’tan, Rasulünden ve ALLAH yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık ALLAH emrini getirene kadar bekleyin. ALLAH fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.”


Tevbe 24


قَاتِلُوا الَّذِينَ لا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلا بِالْيَوْمِ الآخِرِ وَلا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَلا يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حَتَّى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ


(34) “Kendilerine kitap verilenlerden ALLAH’a ve ahiret gününe iman etmeyen, ALLAH ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”


Tevbe 29


وَمِنْهُمُ الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ


(35) “(Yine o münafıklardan) ‘O (Rasul her söyleneni dinleyen) bir kulaktır’ diyerek Rasulü incitenler de vardır. De ki: O, sizin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o ALLAH’a iman eder, müminlere güvenir ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir. ALLAH’ın Rasulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.”


Tevbe 61


أَلَمْ يَعْلَمُوا أَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَأَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذَلِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ


(36) “Bilmediler mi ki, kim ALLAH ve Rasulüne karşı koyarsa elbette onun için içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvaylıktır.”


Tevbe 63


فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلافَ رَسُولِ اللَّهِ وَكَرِهُوا أَنْ يُجَاهِدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَقَالُوا لا تَنفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ


(37) “ALLAH’ın Rasulüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla ALLAH yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve ‘Bu sıcakta sefere çıkmayın’ dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı.”


Tevbe 81


وَيَقُولُونَ آمَنَّا بِاللَّهِ وَبِالرَّسُولِ وَأَطَعْنَا ثُمَّ يَتَوَلَّى فَرِيقٌ مِنْهُمْ مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ وَمَا أُولَئِكَ بِالْمُؤْمِنِينَ


(38) “ALLAH’a ve Rasule iman ettik ve itaat ettik’ diyorlar, sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar iman etmiş değillerdir.”


Nur 47


وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا


(39) “Sizden kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat eder ve salih amel işlerse ona mükâfatını iki kat veririz ve ona bol rızık hazırlamışızdır.”


Ahzâb 31


وَأَقِمْنَ الصَّلاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ


(40) “...Namazı kılın, zekâtı verin, ALLAH’a ve Rasulüne itaat edin...”


Ahzâb 33


إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُهِينًا


(41) “ALLAH ve Rasulünü incitenlere ALLAH, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.”


Ahzâb 57


يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَالَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَ


(42) “Yüzleri ateşte evirilip çevrildiği gün: “Eyvah bize! Keşke ALLAH’a itaat etseydik, Rasule itaat etseydik!” derler.”


Ahzâb 66


إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الهُدَى لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَالَهُمْ


(43) “İnkâr edenler, ALLAH yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Rasule karşı gelenler, ALLAH’a hiçbir zarar veremezler, ALLAH onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.”


MUHAMMED 32


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ


(44) “Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin, Rasule itaat edin de, amellerinizi boşa çıkarmayın.”


MUHAMMED 33


إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ


(45) “Muhakkak ki sana biat edenler ancak ALLAH’a biat etmektedirler...”


Fetih 10


وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الأَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا


(46) “...Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse, ALLAH onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu elim bir azaba uğratır.”


Fetih 17


يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ


(47) “Ey iman edenler! ALLAH ve Rasulünün önüne geçmeyin. ALLAH’tan korkun, şüphesiz ALLAH işitendir, bilendir.”


Hucurât 1


وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لا يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ


(48) “...Eğer ALLAH ve Rasulüne itaat ederseniz, ALLAH amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü ALLAH çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”


Hucurât 14




وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى إِنْ هُوَ إِلا وَحْيٌ يُوحَى


(49) “Rasul hevasından konuşmaz. O’nun konuşması vahyedilen vahiyden başkası değildir.”


Necm 3-4


إِنَّ الَّذِينَ يُحَادُّونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ


(50) “ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır.”


Mücâdele 5


ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ شَاقُّوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَمَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ فَإِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ


(51) “Bu onların ALLAH’a ve Rasulüne karşı gelmelerinden dolayıdır...”


Haşr 4


وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا


(52) “...Artık kim ALLAH ve Rasulüne karşı gelirse, elbette onun için içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır…”


Cin 23

Allah razı olsun Kardeşim.

Peygamberimiz hayatta iken Kuran inzal oluyordu tamamı indirilmiş ve insanlara yayılmış değildi.

Bir meseleyi sormak için insanlar Peygambere gitmek zorundaydılar meselelerinin hal olması için de Peygambere uymak zorundaydılar.

Peki bu zorunluluk neden di?Çünkü Peygamberimize vahiy geliyordu.Allah Onunla insanlarla konuşuyor isteklerini bildiriyordu.

Bu durumda insanlar vahye ulaşmak,işlerini Allah'ın rızasına uygun yapabilmek için Resulullah a uymak zorundaydılar.Çünkü Resulün sözleri Allahtan gelen vahiy ya da Allah ın rızası olan sözlerdi.

Yani Resule uymanın,itaat etmenin,karşı gelmemenin sebebi vahiydi,vahiydir.

Günümüzde bizim de vahye uymamız Kuran ile olur.İşlerimizi kuran a göre düzenlememiz vahye uymaktır.Böylece Resule de uymuş oluruz çünkü bize vahyi o bildirdi.

Yukarıdaki ayetlerin manası budur.vahye uymaktır hadislere uymak Resule uymak değildir.

Casiye 6

İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah'tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?!

çelebiler
19-10-2013, 19:15
@çelebiler (http://www.ihvanforum.org/member.php?u=100153) bana Kuran'da namaz vakitlerini belirten ayetleri getirir misin?

Sadece Kur'an ile yola çıkanlar günde kaç kez namaz kılıyor?

Araştırırsan kendinde bulabilirsin.

Kuran da öğle ve ikindi vakitleri ile akşam ve yatsı vakitleri birbiri içinde olan vakitlerdir.onun için Peygamberimiz zaman zaman namazları cem ederdi.Yolculukta olduğunda yada yolculukta olmadığında da cem ederdi.

Namazını cem eden kişi beş vakit namazı üç kerede kılabilir.hayatı boyunca böyle yapsa günaha girmez.

Kuranda namaz üç vakitmiş gibi anlaşılmasının sebebi budur.daha teferruatlı anlamak istersen Abdülaziz Bayındır Hoca Kurandaki namaz vakitlerinin 5 vakit olduğunu bir videosunda çok detaylı bir şekilde tarif ediyor.O videoyu izleyip öğrenebilirsin.

lafons7275
19-10-2013, 19:18
Araştırırsan kendinde bulabilirsin.

Kuran da öğle ve ikindi vakitleri ile akşam ve yatsı vakitleri birbiri içinde olan vakitlerdir.onun için Peygamberimiz zaman zaman namazları cem ederdi.Yolculukta olduğunda yada yolculukta olmadığında da cem ederdi.

Namazını cem eden kişi beş vakit namazı üç kerede kılabilir.hayatı boyunca böyle yapsa günaha girmez.

Kuranda namaz üç vakitmiş gibi anlaşılmasının sebebi budur.daha teferruatlı anlamak istersen Abdülaziz Bayındır Hoca Kurandaki namaz vakitlerinin 5 vakit olduğunu bir videosunda çok detaylı bir şekilde tarif ediyor.O videoyu izleyip öğrenebilirsin.

Bırak insanların dini anlatmasını, senin elinde Kur'an duruyor. Getir ayetleri...

çelebiler
19-10-2013, 19:27
Bırak insanların dini anlatmasını, senin elinde Kur'an duruyor. Getir ayetleri...
Senin elinde Kuran yok mu?

lafons7275
19-10-2013, 19:37
Senin elinde Kuran yok mu?

Ben ilmihal kitaplarından dinimi öğrendim. Ama sen sadece Kur'an ile ibadet yapılabileceğini idda ediyorsun. Ayetleri de getiremediğine göre iddan yersizmiş. Kardeşim inşaAllah dosdoğru yolu buluruz.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 19:39
Araştırırsan kendinde bulabilirsin.

Kuran da öğle ve ikindi vakitleri ile akşam ve yatsı vakitleri birbiri içinde olan vakitlerdir.onun için Peygamberimiz zaman zaman namazları cem ederdi.Yolculukta olduğunda yada yolculukta olmadığında da cem ederdi.

Namazını cem eden kişi beş vakit namazı üç kerede kılabilir.hayatı boyunca böyle yapsa günaha girmez.

Kuranda namaz üç vakitmiş gibi anlaşılmasının sebebi budur.daha teferruatlı anlamak istersen Abdülaziz Bayındır Hoca Kurandaki namaz vakitlerinin 5 vakit olduğunu bir videosunda çok detaylı bir şekilde tarif ediyor.O videoyu izleyip öğrenebilirsin.

Peygamberimiz'in namazları cem ettiği Kur'an'ın hangi ayetinde yazıyormuş ben bulamadım?

çelebiler
19-10-2013, 19:40
Ben ilmihal kitaplarından dinimi öğrendim.

Öyleyse yanlış öğrenmişsindir.Onun için Kuran ı anlamıyor olabilirsin.


Ama sen sadece Kur'an ile ibadet yapılabileceğini idda ediyorsun. Ayetleri de getiremediğine göre iddan yersizmiş. Kardeşim inşaAllah dosdoğru yolu buluruz.

Ayetlere bakmıyorsun yoksa anlarım diye korkuyor musun?

lafons7275
19-10-2013, 19:44
Ayetlere bakmıyorsun yoksa anlarım diye korkuyor musun?


Uzatmaları oynuyoruz kardeşim. Geri pas yapacağına ayetleri getirsen tartışma daha faydalı hale gelir. Lütfen üste çıkmak altta kalmak endişesi taşımadan sadece hak yolun ortaya çıkması için çabalayalım. Sen beni ilmi bilginle cebinden çıkartırsın.

çelebiler
19-10-2013, 19:50
Uzatmaları oynuyoruz kardeşim. Geri pas yapacağına ayetleri getirsen tartışma daha faydalı hale gelir. Lütfen üste çıkmak altta kalmak endişesi taşımadan sadece hak yolun ortaya çıkması için çabalayalım. Sen beni ilmi bilginle cebinden çıkartırsın.
Eyvallah sağol ama ben tokum.Sen araştır bul.

lafons7275
19-10-2013, 19:51
Eyvallah sağol ama ben tokum.Sen araştır bul.

Maksat hasıl oldu kardeşim. Allah'a emanet ol.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 19:55
Çelebiler'den...


"Peygamberimiz namazları zaman zaman cem ederdi.."

(Kur'an-ı Kerim, kaçıncı ayeti..???)

çelebiler
19-10-2013, 19:58
Maksat hasıl oldu kardeşim. Allah'a emanet ol.
Eyvallah Kardeşim sen de emanet ol.

(((__meftun__)))
19-10-2013, 20:04
1923'ten bu yana, müslüman evladının çocukları,

Merdivan altlarında...
Rütubetli mekanlarda...
İllegal kurslarda...
Gizli gizli Kur'an'la bütünleşmeye çalışıyor...

Elin adamı zaten Kur'an'ı müslümanlardan uzaklaştırmış...

Hoca ya da imam daha çok sevinmeli çiftetelli oynamalı, göbek atmalı değil mi..?

Hocalar, imamlar müslümanları Kur'an'dan uzak tuttular diyor da ondan dedim...