PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : HULUSi BAYBAL AGABEY


antioxidan
21.02.2007, 11:00
Bu alemde gerçek maksad, biricik gaye Allah Teâlâ Hazretleridir. Bu yüce gayeye götüren yollar yaratıkların nefesleri sayısıncadır.


Bu yolların en sağlam en zor en yüce ve en doğru olanı riyazat mücahade ve şiddet yoludur.


Kalb temizliği ve batın tasfiyesi zikir ve tevhid ile olur.


Çünkü Allah Teâlâ uzak değil belki şah damarından daha yakındır; uzaklık perdelerin kalınlığındandır.


Bu perdelerin en büyüğü ise nefis perdesidir.


Muhlis kulların daima büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduklarını unutmamak gerekir.

Gerçek kurtuluş ve saadet ihlasa erdirilenlerindir.


Kurtuluşa erebilenler ehli kemal - ancak Allah'ın ihlasa erdirip, manen güçlendirdiği kimselerdir.


Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: " Biz onları ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık."


Bu da fan-i tam ve mahv-ı külli ile Hakk'ın varlığında fani olmakla gerçekleşir.

Muhtelif ilim ve irfan meclislerinden derlenen şu ifadelerin tatbik edilmesini Cenâb-ı Hakk celle celâluhu Hazretlerinden dua ve niyaz ederim.

1- Kul hakları ve kul borçlarımızı acele ödemeye çalışmak. Üzerimizde kul hakkı olanlarla helalleşip ahirete bırakmamaya gayret etmeliyiz.

2- Namaz borçlarımızı şartlarına uygun kılabilmek. Namaz borçları ile ahirete gitmemek için çok dua, çok gayret etmek; nefs ve şeytanın tuzaklarına düşmemek için çok dua etmek.

3- kimseyi incitmemek; kimseden incinmemeye gayret etmek.

4- Kalb-i selime ulaşmaya çalışmak. hiç bir mevzudan dolayı kalbinde kin, buğz, hıkıt, adavet, hased v.s. kötü huylar bulunmamasına gayret edebilmek.

5- Ölmeden önce ölebilmekiçin dua ve gayret edebilmek.

6- Dünyanın varlığı, bolluğu; genişliği ve darlığı ile yokluğunun müsavi olabilmesi için halimizde ne sevinç ne de keder, sıkıntı olmamasına gayret edebilmek.

7- seven, iltifat edenle; hakir gören, tekdir edenin musavi olmasına gayret edebilmek.

8- İyi şeyler yaptım, hayır hasenat yaptım saymayıp itibar son nefese olduğundan son nefeste iyi hal ile imanı kamil ile hüsn-i hatime ile ahirete gitmek için çok dua etmek; çok ağlamak.

9- Bir mü'min 24 saatini ibadetle, taatla meşru' ticaret ile çalışmakla, zikirle, ilimle ve altı saatini uyku, yemek, içmek, abdest tazelemekle geçirirse kurtulanlardan oluyor. onsekiz saatten aşağı olursa hali tehlikede oluyor.

10- Dünyada iken tahayyül etmediğimiz, hatırımıza gelmeyen kul hakları ve günahların karşımıza çıkma ihtimali olduğundan Cenâb-ı Hakk'a çok yalvarmak, çok ilticâ etmek lazımdır.

Rahmetli Doktor Hulûsî BAYBAL kuddise sırrıhu Sevenleri'nin Doktor Ağabey'i

abla
21.02.2007, 12:14
DR. Hulusi Baybal (KS) ufak bir hatıra.Üstadı Sami efendi hk.

: İlk haccımızda Ârif Hikmet kütüphanesinde kalıyorlardı. Öğlenin sıcağında orada sohbet buyururlardı. Sohbetleri o zaman çok daha dinç, enerjik, heyecanlı oluyordu. Bir sohbetinde iki dizi üzerine gelerek ayağa dikilip: "İnsan ölmez, insan ölmez, insan ölmez. Ölen hayvandır. Ehli Zikir ölmez. Kalbini ihya eden ölmez." buyurmuşlardı. O sohbet bugünkü gibi hala kulağımda çınlar.

Gülzar-ı İrfan
22.11.2008, 18:35
Hep birlikte nazarlarımızı şu muazzam kainata, mülk-ü saltanata çevirirsek görülebilen her ne varsa hepsinin en güzeli, en mükerremi, en üstünü olarak insanın halk edildiğini Kur'an'ı Kerim'imiz haber veriyor.
İnsanın bir et, kemik, sinir, damar birleşimini havî bedenden ibaret maddi-cismanî, bir de ruh, kalb ve nefisten müteşekkil manevi-ruhani cephesi vardır ki teşekkülatı itibari ile iki cepheli olan insanın takip edeceği hayat yolu da maddi ve manevi olmak üzere iki cepheli olacaktır.
İNSAN, maddi kıvamını, neşv-ü nemasını ve sıhhatini muhafaza için gıda almak, nesil yetiştirmek cihetiyle bir nebat'a, yemek içmek ve nefsani hislerini tatmin etmek ve kendi ihtiyarıyla hareket eder bir duygu sahibi olmak itibarıyla bir hayvana benzer ki, insanın bu hayatına Adî Hayat-Maddi Hayat tabir edilir. Bu adi hayat için lazım olan bedenin maddi değeri Avrupalı meşhur bir kimyagerin kendi zamanındaki fiyatlarla hesabına göre 575 TL den fazla değildir Çünkü vücudumuzda kimyagerin tahliline göre;
"7 kalıp sabun yapacak kadar yağ,
Orta boyda bir çivi yapacak kadar demir,
Bir kahve fincanını dolduracak kadar şeker,
Bir tavuk kümesini badanalayacak kadar kireç,
2000 kibrit yapacak kadar fosfor,
Bir topun atımına yetecek kadar barut malzemesi vardır."
İNSAN en güzel ve ün üstün varlık olarak halk edilmekle kalmamış, mükerremliği nedeniyle kainatta her şey onun emrine verilmiş ve hizmetine amade kılınmıştır. Bütün tasarruflar ona verilmiştir.
Gündüzlerin sultanı Güneşten fışkıran hararet ve ziya,
Gecelerin sultanı olan Kamerden akseden mehtaplar,
Dalga dalga çağlayan sular,
Sînelere inşirah veren bad-ı saba,
Milyonlarca mesafelerden kainata nurlar yağdıran yıldızlar,
Gecelerle gündüzlerin muntazam birbirini takibi,
Sayısız hayvanatın süt misali abı hayat gibi leziz gıdaları takdimi,
Kainatı dolduran rengarenk çiçeklerin latif kokuları,
Ağaç dallarından sarkan ayrı ayrı lezzetleri havî meyvaların: "Ben sizin için yaratıldım, gel beni al" diye çağırışı. Daha saymakla bitmeyen nimetlerin hepsi insan İçin değil mi?
Bu kadar nimet, bu kadar ihsan elbette 575 liralık bir insan değeri için olamaz Muhakkak insandan murat, onun manevi varlığı ve manevi hayatı olmalıdır.


DR. M .HULUSİ BAYBAL




ALLAHA EMANET OLUN

Gülzar-ı İrfan
22.11.2008, 18:43
Şeyh Sadi Şirazî:
- Bulut, rüzgar, ay, toprak her şey seferber olmuş senineline bir lokma ekmeği vermek için çalışmaktadır. Ta ki o lokmayı vereni bilmeden yemeyesin. İşte insanın bu büyük kıymeti ve mükerrerliğinden dolayıdır ki manevi mesuliyeti de dağların, taşların yervegöklerinkaldıramayacağı kadar büyük ve ağırdır.
O halde insanın yaradılış ve yaşamındaki gayesinin en evvel ve birincisi yaradanını ve bunca nimetleri ihsan edeni tanıyarak ona teslim olmasıdır. İnsanın, kainatın akıllara hayret veren beşer kaleminin ve insan hançeresinin ifadesine ne zemin ve ne de zamanın müsait olamayacağı, hakikat ve harikaları bilmesi ve yaratıcının kuvvet ve kudretinin idraki içinde olması gerekir. İnsan gafletle heba edilecektek nefesedahi sahip değildir. Zira nefesler sayılıdır.
Mevlana der ki: "İnsanlık aleminin hak ve selahiyetine mazhar olup da hayvanlıktan kurtulamamak ne elim bir akıbettir, ne acıdır."
Yine Mevlana: "İnsanlık meziyetlerinden uzak olan bir kimse şeklen bizim sûretimizde olsa bile Peygamberimizle Ebu Cehil birbirinden ne kadar uzaksa o da insanlıktan o kadar uzak, hayvanlığa o kadar yakındır." der.
İmam-ı Gazali de: "Yaşayışındaki ve yaradılışındaki gayesi yalnızca karnını doyurmak olan kimsenin kıymeti kendinden çıkan gibidir " der.
Bu kainat, bu dünya Allah'ın mülküdür Bu Mülk'te onun kanunları, onun nizamı hüküm sürer. Bu nizam ve kanunlara uyanlar nimet-i Haktan müstefit olurlar, gaflet edenler ise mülkü ilahide eşkıyalık yaparak geçinenler gibidir. Bunların sonu felaket ve hüsran, reisleri iblis ve Şeytandır. Şeytan da imansızların dostudur.
İNSAN, Allah' u Telâlanın emanetini muhafaza etmeye söz veren yegane varlıktır. Bu nedenle mahlûkat, onun için musahhar kılınmıştır.
Ebul Fethi Busti:
"Nefsine dikkat edip kesbi fezail eyle.
Çünkü cisminle değil ruhunla insansın" der.
İNSAN görünüşte bir et, kemik, sınır ve kandan örülme acaip bir mahlüksa da hakikatte ilahî sırların, rabbani füyüzatın dalgalandığı esrarı Hudaya mazhar, muazzam bir umman gibidir. Çok güzel bir hilkat nümunesi olan insanı şairler bile vasfede vasfede bitirememişlerdir. Hatta, Kazi Yahya ibni Eksam bazı Hanefiyye alimleri: "Zevcesine, -Sen kamerden daha güzel olmamış isen boşsun" diyen kimseye talak vaki olmaz" diye fetva vermişlerdir.
Bir de onun manevi evsafını ve ruhani meziyetleriniterennüme kalkışsalar işte o zaman, tamamen imkansızlıklarlakarşılaşacaklar, insanı tarifte güçlük çekeceklerdir.




DR. M .HULUSİ BAYBAL




ALLAHA EMANET OLUN

Gülzar-ı İrfan
26.11.2008, 09:41
Elmalıh Hamdİ Yazır, Büyük Tefsir Sahibi...
"İnsan gizli ve aşikar gayb ve şehadet akışlarının toplandığı, ifade ve istifade güneşlerinin tanyeri, hak kalemiyle hilkat kitabına yazılmış bedii -satırların metin ve nasları havi, olmuş ve olacak manaları açan cemiyetli bir kitaptır" der.
İNSAN, kibri gururun şeytanî görüşüne nazaran bir topraktan ibaretse de rahmanî nazarlara göre de Allâmül Esma mektebinin ezelî şehadetnamesine mazhar bir cilvei ebediyettir.
İNSAN, kalbiyle malumat alaylarının meydanı, meleküt yıldızlarının seması, envai tecelliyatın arşıdır.
M. Sami Ramazanoglu Hazretleri: İnsan maziye bağlı, hale aldanmış istikbali gözler bir muhtaçtır" diye tarif eder.
İNSAN, iki mezar taşı arasına sıkıştırılmış bir nedamet ve akibet olmaktan münezzeh ve beridir.
İNSAN, güneşten üstün bir cihan feneridir.
İNSAN, hilkat çölünün serabı, mezar gecesinin mehtabı, hakikat sabahının güneşidir.
İNSAN, arifleryatağı, kamiller kaynağıdır.
İNSAN, kalbiyle arşı rahmaniyi taşır bir kıymettir.
İNSAN, ilahi cereyanların toprak oluğudur.
İNSAN, nurla zulmet arasında bir fecir gibidir. Bütün hakikatler o fecirden doğar.
İNSAN, feylesoflara göre nefsi natıkanın kılıfıdır.
İNSAN, büyük alemin küçük modelidir.
Hz. Ali bu inceliği:
"Sanırsın ki sen bir küçükcirimsin
O alemi ekberse sende dürülü" diye ifade eder.
İNSAN, Mekkesinde kalb bir beytullah gibidir ki ruhaniyetin ve ledunniyatın tavaf mahalli ve ziyaretgahıdır.
İNSAN, ahlakçılara göre Hak Telâlanın kamil bir icadı ve ilahî ahlakın hamilidir.
İNSAN, ilahî emanetlerin hamili bir merdi kamildir.
İNSAN, şehevat hücumlarına karşı bir cihadı ekberdir.
İNSAN, zıdlar mahşeri bir nümune icaddır.
İNSAN, sofiyeye göre mazharı nur bir kemali zuhurdur.
İNSAN, mazharı füyuzat, mastarı şüünat ve vukuat mecraıdır.
İNSAN, nurla zulmet arasında hakikat fecridir.
İNSANIN cildi, mushafın kabına benzer. Gönlü Kur'an'ın sır ve hakikatleriyle dolu bir hazinedir.


DR. M .HULUSİ BAYBAL




ALLAHA EMANET OLUN