PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuranda Allahın "biz" diyerek ifadelerde bulunması çokluğu ifade etmez mi?


aHuZaR
11.03.2007, 19:39
Cenab-ı Hak Kur'ân-ı Kerimde, her zaman "ben" yerine "biz" diye hitap etmiyor. Âyetler hep bu şekilde sıralanmıyor. Yerine göre, "Ben", mevzuunun gelişine, meselenin anlatılışına göre hitap tarzları da değişiyor.

Nitekim meallerini vereceğimiz şu âyet-i kerimelere dikkat edilirse bu husus açıkça görülür:
"Ey İsrailoğulları! Size ihsan ettiğim nimetlerimi hatırlayın ve son peygambere iman edeceğinize dair Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, Ben de size verdiğim sözü yerine getirip mükâfatınızı vereyim. Ve sadece Benden korkun." 1

"Kullarım senden Beni sordukları vakit de ki, muhakkak Ben çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına cevap veririm. Öyle ise onlar da Benim davetime uysunlar. Bana iman etsinler ki, doğru yolu bulmuş olsunlar."2

"Bana dua edin, icabet edeyim." 3

"Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım"4

Evet, sadece birkaç misal olması bakımından meallerini verdiğimiz bu âyetler gibi daha pek çok âyet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz, kendi zâtından "Ben" mânâsına gelen zamirlerle ifade etmektedir. Bu âyetlere dikkat edilirse, "Bana verdiğiniz sözü", "Kabul ederim", "Beni sordukları vakit", "Benden korkun" gibi ifadelerin doğrudan Cenab-ı Hakkın zâtıyla ilgili olduğu ve arada hiçbir vasıta kabul etmeyeceği görülür. İşte Allah'ın "Ben" diye hitap ettiği âyetlerin büyük ekseriyeti hep zâtıyla ilgilidir.

"Biz" diye hitap edilen âyet-i kerimelerde ise, umumiyetle arada bir vasıta vardır. Meselâ Kur'ân'ın indirildiğini haber veren bütün âyet-i kerimelerde "Biz indirdik" buyurulur. Bütün âyetler vahiy kanalıyla indirildiğine göre, burada Allah ile Peygamber (a.s.m.) arasındaki vasıta, bir melek olan Cebrail'dir (a.s.). Yine "Bulutla gölge yaptık"5 gibi âyetlerde işi yaptıran Allah, işi yapan "Allah'ın memurları" mesâbesindeki meleklerdir. Ancak burada, meleklerin "memur" olarak vasıflandırılmasını, insanların işlerini kolaylaştırmak için kullanma zorunda kaldıkları memurlarla kıyaslamaktan kaçınmak lâzımdır. İnsanlar acizliklerinden dolayı memur tutuyorlar; Cenab-ı Hak ise kâinatta hükmeden kudretinin icraatını ilân etmek, onlar vasıtasıyla azametini bildirmek için melekleri istihdam ediyor.

Zaten birçok müfessirimiz, bu çeşit âyet-i kerimelerde Cenab-ı Hakkın kendi azamet ve kudreti, ulûhiyet ve kibriyâsı ile hitap ettiğini bildirirler. Yâni Cenab-ı Hak, Esmâü'l-Hüsnâsı ve sıfatlarıyla birlikte hitap ederek, kendi büyüklüğünü ve celâlini bildirmektedir.
Meselâ, "Kur'ân'ı kesinlikle Biz indirdik, elbette onu yine Biz koruyacağız"6 mealindeki âyet-i kerimenin metninde "biz" mânâsına gelen dört kelime vardır. Burada hem Cenab-ı Hakkın kibriya ve azametinin ifadesi bahis mevzuudur, hem de meselenin ehemmiyeti zamirlerle kuvvetlendirilmektedir.

Müfessir Ebu's-Suûd Efendi, bu âyetin tefsirinde, "Biz azamet-i şânımız ve uluvv-i cenabımızla Kur'ân'ı indirdik" der.

Kevser Sûresinde geçen "Biz" mânâsına gelen "İnnâ"nın tefsirinde ise Fahrüddin Râzi, "buradaki 'Biz'den murad, Cenab-ı Hakkın azametini göstermektir" der. "Çünkü Kevser'i Peygamber Efendimize (a.s.m.) hediye olarak veren, yerin ve göğün sahibi olan Cenab-ı Haktır. Hediye edilen şey de verenin büyüklüğüne göre bir kıymet ve azamet kazanır."

Bediüzzaman, Bakara Sûresinin 34. âyetinin tefsirinde "Ben" mânâsına gelen "İnnî" ve "Biz dedik" mânâsına gelen "Kulnâ" kelimelerini ele alır ve şöyle der:
"Cenab-ı Hakkın halk ve îcat fiilinde vasıtanın bulunmadığına, kelâm ve hitabında vasıtanın bulunduğuna işarettir."

Devamında ise Nisa Sûresinin 105. âyetindeki "Biz" mânâsına gelen "nâ" zamirinin tefsirinde şu hususları dikkate verir:
"Bu âyette azamete delalet eden 'nâ' zamir-i cem'i vahiyde vasıtanın bulunduğuna işaret olduğu gibi, 'Allah'ın sana gösterdiği' mealindeki cümlede müfred hükmünde olan lafz-ı celâl mânâları ilham etmekte vasıtanın bulunmadığına işarettir."7

O halde, Allah'ın bazı âyetlerde "Biz" diye hitap etmesinden, hâşâ, Cenab-ı Hakkın birden fazla olduğu akla gelmemelidir. Zaten gelmez de.
Bazan biz de kendi yaptığımız bir işten bahsederken bile "Biz yaptık" demez miyiz?
1. Bakara Sûresi, 40-41.
2. Bakara Sûresi, 186.
3. Mü'minûn Sûresi, 60.
4. Zâriyat Sûresi, 56.
5. Bakara Sûresi, 57.
6. Hicr Sûresi, 9.
7. İşaratü'l-îcaz, s. 230.

cenk11
22.03.2007, 20:23
BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHÎM

Ortağı, eşi ve benzeri olmaktan ve bulunmaktan münezzeh olan Allah-u Tealâ Kuran-ı Azimüşlan'da bir çok yerde ; "BİZ" buyuruyor. "BİZ YARATTIK-BİZ GÖNDERDİK" v.b. gibi...
Bunun hikmeti şu ki; Hazret-i Allah Habib-i Ekrem --sallallahu aleyhi vesellem--ini kasdediyor. O Hazret-i Allah'ın bir nûrudur. Bizzat kendi nûrundan Habibi'nin nûrunu yarattı. Nûrundan nûr kattı. O nûr ile kâinatı donattı. Yani, kâinattan O'nun yaratmadı, ondan kâinatı yarattı.
Allah-u Tealâ "BİZ" buyurmakla Habibini de katıyor, nasıl ki Kelime-i Şehâdette kattığı gibi... "LÂİLAHE İLLALLAH" demekle insan iman etmiş olmaz. "MUHAMMEDURRASULULLAH" da deyince kelime-i Tayyibe tamamlanmış olur ve iman tahakkuk eder. O'na -yani Rasulullah'a- iman etmek tevhidin iki rüknünden biridir.
Nasıl ki, ezanda kattığı gibi... "EŞHEDUELLÂİLÂHE İLLALLAH" demekle ezan olmaz. "EŞHEDUENNEMUHAMMEDERRASULULLAH" demeyince...
Bunun içindir ki, dikkatle bakarsanız şunu görürsünüz : Kâinatın ismi MUHAMMED ALEYİSSELÂM'dır.
Delilini mi istiyorsunuz ? Bizzat Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Hadis-i Kutsi'sinde :
"Levlâke levlâk lemâ halaktu'l-eflâk" --Yani, SEN olmasaydın felekleri yaratmazdım--
buyuruyor. (Keşfu'l-Hafa C.2 Sh: 164)
Demek ki, O eflâktan değil eflâk O'nun nûrundan yaratılmıştır. O Sebeb-i Mevcûdât'tır; hem de Ebu'l-Ervâh'tır. Aynı zamanda da Alemlere Rahmettir. Allah-u tealâ ayet-i kerimeisnde :
"Biz Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik" (Enbiyâ : 107) buyuruyor.
Alemdeki hger zerrede hayat var. o hayat da Habib-i Ekrem --sallallahu aleyhi vesellem--ile kâimdir.
bu sebeptendir ki, eğer okuyabilirseniz "Kâinatın ismi Muhammed Aleyhisselâm'dır." yazısını göreceksiniz. Bizlerin gözünde görme bozukluğu varsa, körsek, güneşin bir suçu olabilir mi ?
Peygamber Aleyhimusselâm Efendilerimizin hepsi birer nûrdur. Nûr olduklarından Allah-u Tealâ onların cesedlerin toprağa haram kılmıştır, toprak onların cesedlerini çürütemez.
"VESELÂMUN ÂLEL MURSELİN" Selâm olsun onlara ve onlara tabi olanlara...

selam
29.03.2007, 01:27
Yazdıklarınıza katılmakla beraber,naçizane bir şeyde biz söylemek isteriz.
Hani hasta oluruzda Doktora. gideriz.Doktorun yapmış olduğu tedavinin
Neticesinde iyi oluruz. Doktora teşekkür ederiz. Oysa Şafi olan Allah'tır cc.
Doktordan şifayı biz sana vermedikmi. (Tabi bu biraz aleni oldu.)
O zaman beni unuttunda doktoramı teşekkür ediyorsun.
Tabiki o böyle söylemez ama, biz anlaşılsın diye yazdık.
Hem doktor teşekkür et. Hemde şifayı verene. İşte "İNNA"