Orijinalini görmek için tıklayınız : Bediüzzaman Haftası Etkinlikleri Devam Ediyor...
http://img150.imageshack.us/img150/6226/bsnhaftasoc7.png
1. İSTANBUL
Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı
Ali BULAÇ, Salih TUĞ
Mustafa ULUSOY, Vehbi VAKKASOĞLU
18 Mart 2007 Pazar
13:30
2. NEVŞEHİR
Kapadokya Kültür Merkezi
Şaban Döğen
18 Mart 2007 Pazar
13:00
3. DİYARBAKIR
Hotel Dedeman
Risale-i Nur Arama Konferansı
18 Mart 2007 Pazar
4. GİRESUN
Özel İdare Kültür Sitesi
İsmail BENEK
22 Mart 2007 Perşembe
19:00
5. BURSA
Tayyare Kültür Merkezi
Mehmet KUTLULAR, Senai DEMİRCİ,
İslam YAŞAR
23 Mart 2007 Cuma
20:00
6. ISPARTA
Belediye Konferans Salonu
Bestami Said ÇİFTÇİ
23 Mart 2007 Cuma
7. TRABZON
Zorlu Grand Otel - Otantik Salon
İsmail BENEK
23 Mart 2007 Cuma
19:00
8. ANTALYA
AKM Perge Salonu - Cam Piramit yanı
Bedrettin ERGÜL, Halil ELİTOK
23 Mart 2007 Cuma
20:00
PUTYIKAN
15.03.2007, 18:32
İy arkadaş,siz bildiğinizi yapın.Biz diyeceğimizi dedik.
nur_Sahra
15.03.2007, 18:53
insallah bu sehirler haric diger sehirler ve ülkelerdede olurda bizde katiliriz ins.
terennum
15.03.2007, 18:53
Allah razı olsun meyve kardeşim paylaşım için.
9. MALATYA
Belediye Konferans Salonu
Sami CEBECİ, Atilla YARGICI
24 Mart 2007 Cumartesi
20:00
10. SAMSUN
İslam Vakfı Konferans Salonu Site Camii altı
Halil USLU
24 Mart 2007 Cumartesi
13:00
11. BİRECİK
Birecik Belediye Kültür Salonu
Tahir ÜNVERDİ
24 Mart 2007 Cumartesi
19:30
12. RİZE
Rize Kültür Merkezi
İsmail BENEK
24 Mart 2007 Cumartesi
19:00
13. ADANA
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu
Seyfettin BULUT, Ali OKTAY
25 Mart 2007 Pazar
11:00
14. ANKARA
Sürmeli Otel Konferans Salonu
Mehmet KUTLULAR, Hüseyin KARA,
Hasan TANRIVERDİ
25 Mart 2007 Pazar
20:00
15. BURDUR
Burdur Ticaret Odası Konferans Salonu
Dr. Hakan YALMAN
25 Mart 2007 Pazar
20:00
16. ÇORUM
Kültür Düğün Salonu
Senai DEMİRCİ
25 Mart 2007 Pazar
12:00
İy arkadaş,siz bildiğinizi yapın.Biz diyeceğimizi dedik.
Ya, işte böyle.
Ne demiş ünlü Baduh hocaefendi vakti zamanında: "Zira senin yazdıklarından ziyade karşındaki okuyanların anladıkları önemli."
Tabi bir de üstüne yersin kilidi.
Hem de ne kilit. Denizci kilidi (o da neyse).
Neyse hakkını helal et. Burası "İHVAN" forum.
Yani ''innemel mü'minune ihvetün'' ayet-i celilesindeki gibi (mealini öldürseler yazmam) bir ihvanlık... diyebilmeyi çok arzulardım lakin ne aklım ne fikrim ne yaşadıklarım ne de gördüklerim buna müsade etmiyor.
Ama "Ya nasip" diyoruz.
Ya nasip.
KONU: Bediüzzaman'a Göre Sevgi
BAŞAKŞEHİR/İSTANBUL
Çınar Koleji Kongre Merkezi
Dr. Hakan YALMAN - Raşit HAYLAMAZ
Şaban DÖĞEN - Doç. Dr. Şadi EREN
Sinevizyon
23 Mart 2007 Perşembe
20:00
FATİH/İSTANBUL
Zübeyde Hanım Kültğr Merkezi
24 Mart 2007
15:00-18:00
SULTANBEYLİ/İSTANBUL
Atlas Kongre Salonu
Senai DEMİRCİ - Şaban DÖĞEN
24 Mart 2007
13:00-17:00
PUTYIKAN
16.03.2007, 12:59
Ya, işte böyle.
Ne demiş ünlü Baduh hocaefendi vakti zamanında: "Zira senin yazdıklarından ziyade karşındaki okuyanların anladıkları önemli."
Tabi bir de üstüne yersin kilidi.
Hem de ne kilit. Denizci kilidi (o da neyse).
Neyse hakkını helal et. Burası "İHVAN" forum.
Yani ''innemel mü'minune ihvetün'' ayet-i celilesindeki gibi (mealini öldürseler yazmam) bir ihvanlık... diyebilmeyi çok arzulardım lakin ne aklım ne fikrim ne yaşadıklarım ne de gördüklerim buna müsade etmiyor.
Ama "Ya nasip" diyoruz.
Ya nasip.
Baduh efendi,iy söylersinde ,bilmezmisin haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır,biz bu allameleri, yanlış gördüğümüz hareketlerini düzeltmeleri için uyardık,bunu yaparken amacımız ;
"Festakim kemâ ümirte = Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" (Hûd: 112)
Emr-i şerif mucibince İslâmiyet'in nezâfeti O'nun hükmü altındaki doğrulukla kâimdir. Bu emir, imanda böyle, İslâm'da böyle, abdestte böyle, gusülde böyle, namazda böyle, zekâtta böyledir. O'nun emri olduğu için!
Ancak ,biz kimseyi zorlayamayız,kendi kararlarını kendileri verirler ve sonuçlarınada kendileri katlanırlar.Vesselam
NurTalebesi
18.03.2007, 22:50
Bugün diyarbakırda muhteşem bir konferans oldu...
Allah yapanlardan razı olsun
terennum
18.03.2007, 23:29
Bugün İstanbulda gerçekleşen Panel harikaydı tek kelimeyle.
Organizasyonu sağlayanlardan Allah razı olsun.
Panel metinleri yakında Yeni Asya gazetesinde çıkar.
Selamlar.
“Bediüzzaman Haftası” çerçevesinde İstanbul’da düzenlenen panelde, nefret, kin ve husumet üreten ideolojilerle demokrasinin kurulamayacağı vurgulandı. Gazetemizin imtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın açış konuşmasıyla başlayan “Sevgi ve Muhabbet” konulu paneli Av. Kadir Akbaş yönetti. Panelde; Prof. Dr. Salih Tuğ, Vehbi Vakkasoğlu, yazar Ali Bulaç, Cüneyt Ülsever, Kâzım Güleçyüz ve Dr. Mustafa Ulusoy birer konuşma yaptı.
Prof. Dr. Salih Tuğ: “Sevgi ve muhabbet, insanlığın kaybettiği ve peşinde koşmak için de gayret sarfetmediği bir alan. Bediüzzaman da eserlerinde ve talebelerine yaptığı tavsiyelerle sevgi ve muhabbeti nakşetmeye çalışmıştır.
Vehbi Vakkasoğlu: “Köleleşmiş ruhlarda sevgi kalmaz. Çocuğumuza sevgi dersi vermek istiyorsanız eşlerinize sevgiyle yaklaşın. Evler sevgi okulu olmalı.”
Ali Bulaç: “Sevginin bedensel hazlara indirgendiğini görüyoruz. Sevgi kavramının içini yeniden doldurarak kullanmalıyız. Onu yeniden ele almak zorundayız. Allah’tan koparılmış bir sevgi, putçuluğu doğurur.”
Cüneyt Ülsever: “Bediüzzaman, 20. yüzyılın en büyük mütefekkirlerindendir. Batının Max Weber’i varsa, bizim de Bediüzzaman’ımız vardır ama biz bunun farkında değiliz.”
Kâzım Güleçyüz: “Nefret, kin ve husumet üreten ideolojilerle demokrasi kurulamaz. ‘Biz muhabbet fedaileriyiz’ sözünün çizdiği çerçevede topyekûn bir sevgi seferberliği başlatalım.”
Dr. Mustafa Ulusoy: “Acilen vurgulanması gereken şey, sevginin bir histen ibaret olmadığı. Kur’ân-ı Kerim, Allah’ı sevmenin sadece kalbimizde taşınan hissin çok ötesinde olduğunu ifade eder.”
19.03.2007/YENİ ASYA
küçük abdestle büyüğünü temizlerseniz bu taharet olmaz, olmaaaaaz. Hasbunallahu ve ni'mel vekil.
"Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler." Furkan Sûresi: 25:72.
sedefkar
21.03.2007, 09:32
GEBZE
Konuşmacı: Dr. Senai DEMİRCİ
"Kalbimizi yeniden yazmak için..."
Konser : Ali OKTAY
Tarih : 31 Mart 2007 Cumartesi
Saat : 20:00
Yer : Gebze Belediyesi Kültür Salonu
İrtibat Tel: (262) 644 34 81--641 14 28
Kullu bid'atin dalaletun ve kullu dalaletun finnar.
Bütün bid'atler dalalet ve bütün dalaletlerin sonu ateştir. Her bid'at gayet çirkindir, her bid'at Kur'an ve Sunnetten desteğini almadığı için boş sözlerdir. Allah razı olsun meyve kardeş, artık izzet ve şerefimizi muhafaza edip bu bid'âtten uzak durun demekten de vazgeçiyoruz.
sedefkar
21.03.2007, 17:54
ya pek anlayamadım ama bir bidat lafı dolaşıyo merakımı gıdıkladı bidat nedir ve kimler yapıyo beni aydınlatırsanız sevinirim. Aklıma bişeyler geliyo ama yok diyorum bukadarıda olmaz diyorum ve susuyorum. hakkınızı helal edinde bu bidat konusunda bi aydınlatın ya
NurTalebesi
21.03.2007, 17:58
Mart ayında üstatla ilgili programlar daha çok yapılır...
Yapılan sadece bu..
Sabır yarabbi..
Şimdi 18 martta diyarbkırda konferans vardı...
Risaleinur hakkında 5 abi konuştu gidip bid'atkarmı oldum..
El-insaf...
ORHANCAN
21.03.2007, 19:43
Üstad (RA) asrımızda Efendiler Efendisinin (RA) temsilcisi ise Onun
şeriatını ve sünneti seniyyesini yaşatma arzusunda ise başkalarının
veya MÜSLÜMANIM diyen kişilerin söz söyleme hakkı yoktur....
Üstadın anıldığı her konuşma güzeldir, her hareket yerindedir....emeği
geçenlerden Rabbim (CC) razı olsun.....
-
Kullu Bid'atin Dalaletun Ve Kullu Dalaletun Finnar.
BUTUN BID'ATLER DALALETTIR VE BUTUN DALALETLERIN SONU ATEŞTIR.
ORHANCAN
22.03.2007, 10:49
Asrımızın önemli bir alimini hatırlamak, verdiği mücadeleyi devam etttirmek amacıyla yapılan ve yapılacak tüm çalışma ve faaliyetlere can-ı gönülden katılıyorum....
Emeği geçenlerden Rabbim (CC) razı olsun...
Bu yapılanlardan rahatsız olanlar elbette olacaktır..... bazıları müslüman kılığında gayr-i müslim... bazıları etki ve yetkisini kullanacak... bazıları omuzundaki apaletler nedeniyle engellemeye çalışacak.... ve bazı saf dil kardeşlerimiz de bid'at olduğunu yapmamamız gerektiğini anlatacak.....
Ama ameller niyetlere göredir..... biz bid'at işlemek için yapmıyoruz.....yapılan bir islam alimini farklı zamanlarda anmaksa anlayışlı olmak gerekir..... şimdi bizlerde birilerinin yaptığını bir çerçeveye oturtup şöyledir...böyledir avcılığına mı çıkmamız lazımdır....biraz da hoşgörülü olmak gerek...
.... ve bazı saf dil kardeşlerimiz de bid'at olduğunu yapmamamız gerektiğini anlatacak.....
Ama ameller niyetlere göredir..... biz bid'at işlemek için yapmıyoruz.....yapılan bir islam alimini farklı zamanlarda anmaksa anlayışlı olmak gerekir..... şimdi bizlerde birilerinin yaptığını bir çerçeveye oturtup şöyledir...böyledir avcılığına mı çıkmamız lazımdır....biraz da hoşgörülü olmak gerek...
hasbunallahu ve ni'mel vekil. Biz diyeceğimiz dedik, hakka tabi olana selam olsun. Ama şurası komikti gerçekten;
...ve bazı saf dil kardeşlerimiz de bid'at olduğunu yapmamamız gerektiğini anlatacak..... :D:D
ORHANCAN
22.03.2007, 11:31
bazı kardeşlerimiz kendilerini allem-i cihan biliyorlar...
sorularlislamiyette ehliyetli kişilerin yaklaşımını okusunlar bir zahmet...
*****
Hz. Peygamber ve Ashâb-ı Kirâm dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hattâ bir benzeri olmayan ve İslâm'dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibâdet kabûl edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlar.Bid'at'ın kapsamı konusunda farklı bakış açılarının olmasından dolayı İslâm bilginleri tarafından farklı tarifler yapılmıştır.
Kimi âlimlere göre bid'at, Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra meydana gelen her şeydir. Bu tarifi yapan âlimler bid'ate sözlük anlamından daha geniş bir anlam yüklemişlerdir. Bu sebeple de sonradan çıkan amel ve inançları iyi ve kötü olmak üzere ayırmak mecburiyetinde kalmışlardır. Sonradan ortaya çıkıp Kur'ân ve Sünnet'e muhâlif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan şey(ere bid'at-i hasene (güzel bid'at); muhâlif olanlara ise, bid'at-i seyyie (kötü bid'at) ismini vermişlerdir. Ayrıca bid'at-i haseneyi kendi arasında, bid'at-i seyyieyi de kendi arasında ayrı kısımlara tabi tutmuşlardır.
Böylece bid'at, vacib, mendub, mübah, mekruh ve haram olmak üzere beş kısma ayrılmaktadır. Meselâ Kur'ân ve Sünnet'in anlaşılması için zorunlu olan Arap gramerini bilmek, fıkıh, fıkıh usûlü gibi ilimlerle uğraşmak vâcib; Ehl-i Sünnet itikadına muhalif sapık fırkaların ileri sürdükleri görüşler ise, bu âlimlere göre, haram bid'at kapsamında mütalaa edilmektedir. (Tahânevî, Keşşâfu İstilahâti'l-Funûn, İstanbul 1984 I, 133).
Bid'ati bu şekilde tarif edip taksimata tabi tutanlar, Kur'an ve Sünnete muhalif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan"şeylere bid'at isminin verilmesine dayanak olarak, Hz. Ömer'in şu sözünü ileri sürerler:Hz. Ömer, Übey b. Ka'b'in, (r.a.) sekiz rekât olan terâvih namazını yirmi rekât olarak kıldığını ve Rasûlüllah (s.a.s.) döneminde münferiden kılınan bu namazın cemaat halinde kılındığını gördüğünde: "Bu ne güzel bid ât"demiştir. (Muhammed Revvâs Kal'acî, Mevsüatu Fıkhı Umar b. e!Hattâb, Kuveyt 1984, s. 125).
Diğer âlimlerin bid'at tarifleri ise şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra ortaya çıkan, din ile alâkalı olup bir ilâve veya eksiltme mahiyetinde olan her şeydir. (Hayreddin Karaman, İslâmın Işığında Günün Meseleleri, İstanbul 1982, II, 248).
Bu âlimlere göre önceki gruptakilerin "bid'at-i hasene" kapsamına soktukları şeyler haddi zatında bid'at değildir. Onlara bid'at ismini vermek yanlıştır. Çünkü bu gibi şeylerin Kur'ân ve Sünnet'te dayanakları vardır. Bunlara sonradan çıkmış şeyler nazariyle bakılamaz. Rasûlullah (s.a.s.), şu hadislerinde bid'atin tarifini yapmışlardır: "Sonradan ortaya çıkan herşey bid'attir; her bid'at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler. "(Müslim, Cumua, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7).
Huzeyfe b. el-Yamân'ın rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte: "Allah bid'at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, sarfını (maddi yardımını), şehadetini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkar. " (İbn Mace, Mukaddime, 7/49). Bu ikaz karşısında müslümanların dikkatli davranacakları ve bid'atın ne olduğunu araştıracakları muhakkaktır. Abdullah b. Abbâs (r.a.)'dan rivâyet edilen bir hadiste şöyle buyrulur: "Allah, bid'at sahibinin amelini, bid'atından vazgeçinceye kadar kabul etmez." (İbn Mâce, Mukaddime, 7/50). Amellerinin kabul edilmeyeceğini bilen bir müslüman korkar ve neyin bid'at olup, neyin olmadığını araştırır.
Aslında her iki gruba göre de dinin aslına olan ilâve ya da aslından yapılan eksiltmeler yasaklanmış olup, kötü bir bid'attir. Ancak ikinci grup âlimlerin bid'atin tarifi konusunda daha tutarlı oldukları görülmektedir. Çünkü ilk grubun bid'at-i hasene kapsamına soktukları şeyler, aslında sonradan çıkmış şeyler değildir; onların Kur'an ve Sünnet'te dayanakları vardır.
Şu da bir vakıadır ki, birinci gruba tâbi olan fakat bu âlimlerin ne demek istediklerini hakkıyla anlamayan mukallidleri, dinde eksiltme ya da fazlalık durumunda olan şeyleri de bazen bid'at-i hasene kapsamına sokmuşlar; ikinci gruptakilerin mukallidleri ise, bid'at sayılmaması gereken bazı hususları bid'at kapsamına sokarak onlara karşı çıkmış ve hemen hemen her ictihada bid'at demeye başlamışlardır.
Kur'ân-ı Kerîm'i bir mushaf içerisinde toplamak, hadisleri derleyip toplayarak kitap haline getirmek, camilerin yanında minare yapmak, her ne kadar Hz. Peygamber (s.a.s.)'den sonra olmuş birer bid'at iseler de, bunlar bid'at kapsamına girmeyen güzel şeylerdir, İslâm'a aykırı değildir.
Bid'atlar alanları itibariyle de kısımlara ayrılmaktadır. İtikadî konularla ilgili olanlara "itikadî bid'atler", iş ve hareketle ilgili olanlara da "amelî bid'atler" denir. Ayrıca mahiyetleri itibariyle küfrü gerektiren ve gerektirmeyen bid'atler vardır.
-
Çok Guzel Bir Izah Olmuş, Allah Hazirlayandan Razi Olsun.
Hristiyan Adeti Olan Ve Bizimde Bu Yuzden Karşi çiktiğimiz ölüm Yildonumlerinde Toplanmak Bid'atinden Umarim Artik Vazgecersiniz;..
ORHANCAN
22.03.2007, 11:45
Çok Guzel Bir Izah Olmuş, Allah Hazirlayandan Razi Olsun.
Hristiyan Adeti Olan Ve Bizimde Bu Yuzden Karşi çiktiğimiz ölüm Yildonumlerinde Toplanmak Bid'atinden Umarim Artik Vazgecersiniz;..
sağolun tavsiyenizi uymaya çalışırız ...ama sizin
yaklaşımınız gibi düşünmeyen binlerce ehl-i fıkıf
kardeşimiz münasip görmüşler ki yapıyorlar....
sağolun tavsiyenizi uymaya çalışırız ...ama sizin
yaklaşımınız gibi düşünmeyen binlerce ehl-i fıkıf
kardeşimiz münasip görmüşler ki yapıyorlar....
Kardeşim, bakın ben sizin samimiyetinize inanıyorum zaten de bu binlerce ehl-i fıkıf kimmiş, gerçekten merak ettim. Ben haşa Ustadımız yadedilmesin demiyorum ki, bilakis her fırsatta risalei nurlar vasıtasıyla anlatılmalı. Amma şer'i şerif dairesinde. Bakınız Hz Rasulullah bize en guzel ornektir, O 'nun(asm) vefatında hiçbir faaliyetimiz yok, yapılması en layık olan odur halbuki. Neden yok hiç düşündünüzmü?
Israrla sordum, kimse bişey demedi. Ölüm yıldönümlerinde toplanmak ile iligli Kur'an, hadis, sahabenin icması ve kıyas-ı müctehidinde bir delil varsa rica ediyorum buraya yazın, bizde bilelim.
Bu arada sizin elh-i fıkıh zannettikleriniz zamane fıkıhçılarıdır, bize Ustadımın dediği gibi, müctehidlerin geniş fikirleri yeterlidir kardeşim.
PUTYIKAN
22.03.2007, 14:55
Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz'in bu husustaki bir hutbeleri ne kadar arza şayandır.
Şöyle buyurmuşlardır:
"Ey insanlar! Sizden önce helâk olanlar, günahlara dalmaları, yol göstericilerinin ve dinde derinleşen âlimlerinin de onları men etmemeleri yüzünden helâk olmuşlardır.
Onlar günah işlemeyi aralıksız sürdürüp, diğerleri de onları men etmeyince, kötü bir sonuç onları yakalayıvermiş, başlarına cezalar gelmiştir.
Öyleyse onlara gelen azabın bir benzeri sizin başınıza gelmeden önce iyilikle emredin, kötülükten de men edin.
Bilmiş olun ki iyilikle emretmek ve kötülükten men etmek; ne rızkı keser, ne de eceli yaklaştırır." (İbn-i kesir)
Kardeşim, bakın ben sizin samimiyetinize inanıyorum zaten de bu binlerce ehl-i fıkıf kimmiş, gerçekten merak ettim. Ben haşa Ustadımız yadedilmesin demiyorum ki, bilakis her fırsatta risalei nurlar vasıtasıyla anlatılmalı. Amma şer'i şerif dairesinde. Bakınız Hz Rasulullah bize en guzel ornektir, O 'nun(asm) vefatında hiçbir faaliyetimiz yok, yapılması en layık olan odur halbuki. Neden yok hiç düşündünüzmü?
Israrla sordum, kimse bişey demedi. Ölüm yıldönümlerinde toplanmak ile iligli Kur'an, hadis, sahabenin icması ve kıyas-ı müctehidinde bir delil varsa rica ediyorum buraya yazın, bizde bilelim.
Bu arada sizin elh-i fıkıh zannettikleriniz zamane fıkıhçılarıdır, bize Ustadımın dediği gibi, müctehidlerin geniş fikirleri yeterlidir kardeşim.
Bediüzzaman'ın sakal-ı şerif hakkındaki yorumunu oku, geniş düşün, sonra da gel cevap yaz.
Ey usame.. sadece risaleforum da sanırdım... Her yerde cahilsin. Şu muhalif olduğun konuya bak. Bediüzzaman'ı anmak, hatırlamak. Onu belde belde insanlata tanıtmak. Bilmiyorum bu cahilliğinin bedelini nasıl ödersin...
Bediüzzaman'ın sakal-ı şerif hakkındaki yorumunu oku, geniş düşün, sonra da gel cevap yaz.
Ey usame.. sadece risaleforum da sanırdım... Her yerde cahilsin. Şu muhalif olduğun konuya bak. Bediüzzaman'ı anmak, hatırlamak. Onu belde belde insanlata tanıtmak. Bilmiyorum bu cahilliğinin bedelini nasıl ödersin...
Burası risale forum değil tosunum, burda fikir serbestiyeti var, tabiki ehl-i sunnet dairesinde olmak kaydıyla. Sizin gibi site adını risaleforum koyup, iki üç kişi kendi arasında top çeviren, yapmacık, naylon muhabbet fedaileri yok burda. Mutaassıb bir forum değil burası. Girdiğiniz bid'atlara muhalafet edenleri hemen şutlayabileceğiniz bir yer değil. O bakımdan once haddini bil..
Evvela bu hengam gibi anlama özrü olan zevata tekrar be tekrar izah ediyorum ki;
bizim karşı olduğumuz husus Ustadın anılması hatırlanması değil, bilakis bunu arzu ediyoruz. Karşı olduğumuz şey, hristiyan adeti olan ve bid'at olan ölüm yıldönümlerinde toplanmak hadisesi. Gidin Ustadın doğum gununde toplanın, bizde destek olalım...
Ama aklınız abilerinizin cebinde olduğu için anlamazsınız. Gözünüzü taassub köretmiş, iz'an alınmış sizden, ben ne yapayım.
Saniyen; Sendeki akla hayret ediyorum ki, Ustad sakal sunnetinin terkinden dolayı çektiği hapis sıkıntılarını inşallah kefaret olur diye dua ederken, sen bu ölüm yıldonumlerinde toplanmak bid'anıza Ustadın sakallarını da alet ettin ya, bravo yani, hakkaten beceri ister bu iş. Sen başardın, tebrik ederim.
Bakın görün bunları, bir bid'ati terk etmemek için ne kadar çırpınıyorlar, ama çırpındıkça batıyorlar. Siz bu bid'ate Ustadı alet ettininiz ya, asıl bunun hesabını nasıl vereceksiniz, bedelini ahirette neyle ödeyeceksiniz onu bi düşünün bakalım.
Delil getirin kardeşim, sadece bir tane delil istiyorum. Çok mu zor yahu? Benim gibi Cahillerden olmadığınızı isbat edin bana, hadi bekliyorum. Boş konuşmayalım, delille konuşalım. Ustadın hayatı da dahil olmak kaydıyla, bir tane delil istiyorum, hepsi bu.
PUTYIKAN
22.03.2007, 17:48
Getiremezler kardeşim,getiremezler.Yokki getirsinler.
Bediüzzaman'ın sakal-ı şerif hakkındaki yorumunu oku, geniş düşün, sonra da gel cevap yaz.
Ey usame.. sadece risaleforum da sanırdım... Her yerde cahilsin. Şu muhalif olduğun konuya bak. Bediüzzaman'ı anmak, hatırlamak. Onu belde belde insanlata tanıtmak. Bilmiyorum bu cahilliğinin bedelini nasıl ödersin...
:clap2:
Allah razı olsun abi. Tercüman oldunuz duygularımıza :shake2:
Sakal ile ilgili Ustadın izahatını ayrı bir topicte yazdım, siz bana cahillerden olmadığınızı bi gosterin, Allah rızası için bir tane delil getirin.
Getiremiyorsanız susun da adam sansınlar...
Sevgi ve muhabbet haftası
İslâmın engin ve derin muhabbet sevdası, imanın ve Kur’ân’ın sevgi mesajı, “Bediüzzaman’ın sevgi pratiği” anlatılacak insanımıza, onun Hakka yürüdüğü ayda.
Evet, bu hafta boyunca, Türkiye’de caddelerde, sokaklarda, salonlarda, yollarda “Muhabbet güvercinleri” dolaşacak.
Dillerde, gönüllerde, yüreklerde “Sevgi bülbülleri” şakıyacak.
Güller ve gülümsemeler yankılanacak güzel yurdumun beldelerinde, ilçelerinde, illerinde, salonlarında.
Sadece bir haftalık değil, aylık değil, yıllık değil, hatta ömürlük değil! Asırlık, ebedîlik bir serüven bu. “Sevgi ve muhabbet” seli çağlayacak, Türkiye’mde, Anadolu’mda.
Sevgi ve muhabbet çınlayacak salonlardan, mikrofonlardan gökkubbeye, asumana doğru.
Gönüller sevgiyle dolacak, yürekler sevgiyle atacak.
Dudaklar “muhabbet” gülücükleriyle şenlenecek.
Yüzler gülecek.
Ümitler yeşerecek.
Kuraklığa rağmen!
Karanlığa rağmen!
Öfkeye ve kine rağmen!
Kötülüklere rağmen!
Çünkü, “Muhabbet fedaileri” gündemlerine bu konuyu aldılar bu yıl. Yıl boyunca devam edecek bu “muhabbet ve sevgi” şöleni.
Yüz yıldır beklenen bir hasret bu!
“Ümitvâr” olmanın tabiî neticesidir bu!
Gerçek “muhabbet ve sevginin” gereği ve sonucudur bu!
Asrın büyük manevî tabibi, kabrinde “bahar nesîminin” kokusunu alıyor artık. İşte bu vaad edilen ve işaret edilen müjde! Muhabbet fedaisi olmak!
Evet, “muhabbetin sebeplerinin, iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insâniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve mânevî kaleler” olduğu anlatılacak toplumumuza.
“Tecavüz edenlere bile bedduâyla mukabele etmememiz” gerektiğinin önemi ve gereği vurgulanacak.
“Kim olursa olsun, imanı varsa, o noktada kardeşimizdir” mesajı ulaştırılacak herkese.
“Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz” manevî reçetesi sunulacak topluma.
“Benim mezhebim, muhabbete muhabbet etmektir, husumete husumet etmektir. Yani dünyada en sevdiğim şey muhabbet ve en darıldığım şey de husumet ve adâvettir” düsturu izah edilecek, kitlelere.
“İnsanın en lezzetli ve tatlı ve kıymetli hissi olan muhabbet, sevgi, eğer Allah namına olursa, bu küçücük insanı, kâinat kadar büyüttürür ve genişlik verir ve yaratılanlara nazlı bir sultan yapar” müjdesi sunulacak topluma.
“Yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşrûanın (meşrû olmayan sevginin) cezası, merhametsiz bir musîbettir” gerçeğinin yorumu yapılacak muhataplara.
“Bütün mevcudâtın harekâtı, muhabbetledir” parolasıyla, karamsarlık, kin, nefret ve düşmanlığın insanlarımızdan ve toplumumuzdan uzaklaştırılmasına çalışılacak.
“Muhabbetin, hem lezzet, hem ibâdet, hem de tefekkür olduğu” müjdesi paylaşılacak milletimizle, halkımızla.
“Muhabbetin, gerçek mahbublarda bahane ve kusur aramadığı” izah edilecek.
“Muhabbet ve sevginin büyük bir hazine ve büyük bir nimet olduğu” idraki ve şuuru ekilecek gönül ve kalplere inşallah.
Muhabbet ve sevgimizin ebediyete kadar devam etmesi dilek ve temennisiyle, hepinizin Bediüzzaman Haftasını tebrik ediyorum. Hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
NurTalebesi
23.03.2007, 14:37
Harika bir yazı arzu abla ayrı konu açacağım müsaadenle..
Usame abimin yazdıklarının samimiyetinden kuşkum yok.. Sözleri gönlüme işliyor, sözün samimi olanı ancak içeri girer..
Ne yapmaya çalıştığını da idrak ediyorum.. Kardeşlerini kayırdığından onları uyarıyor..
Bir netice:
Nur mesleği demek her övgüye amenna; her eleştirene de ne pahasına olursa olsun karşı çıkmak (bu pahaya sağlam delilleri, diğer güzide alimleri feda etmek de dahildir); hatta eleştireni hadsizlik, anlamazlık, kötü niyet, garazkarlık ve çekemezlikle vs. vs. suçlamak demek.. Bugüne kadar aksini görmedim..
Bir gün olsun rastlamadım "arkadaşım bu konuda delilimiz yok; sen haklısın" diyen bir Nur mensubuna.. Ya da "arkadaşım getirdiğin deliller başımız üstündedir, biz yanlış anlamış ve uygulamışız; inşallah en azından kendi çapımda bu getirdiğiniz delillere uymaya çalışacağım" diyen bir Nur mensubuna da şahid olmadım..
Hep karşı çıkma, hep karşı taarruz, hep karşıdakini tahkir, hep tevil, hep haklılık havası, hep yapan bizsek öyleyse doğrudur savunması..
Ne meslekmiş abilerim sizinki be yahu..
Bedrin_Aslanı
25.03.2007, 14:29
Şimdi abi ben ustat hzlerini çok seviyorum sende hiç sevmiyorsun ve onu kötülemek adına herşeyi yapıyorsun. Sen kötü birisin anlayacağın. En azından ben bir nur talebesi olarak bunu böyle görüyorum. Binlerce kişi üstadı bir türlü anıyor veya birşey yapıyor sende bunu çekemediğin için bu kutlamaları kaldıramadığın için çamur atmaya kalkışıyorsun.
Bu açıdan bakarsak ki bu açıdan bakıyorlar, sen istedeğin kadar Kurandan sünnetten icmadan kıyasdan delil getir. Seni dinlemezler bile. Sen artık onlar için bir nevi düşman olmuşundur görüşlerinin onlar için bir önem teşkil etmez. Olayı bu açıdan düşünün bide...
Geçen sene kutlu doğum haftasında hava-i fişekli kutlamalar vardı. Buna yanlış desen seninle aly geçiyorlar. Biz yapıyorz sizde yapın. Kıskamayın. Bir ilahiyatçı getirdi bir cemaat. koskoca bir konferens salonunda bizde gittik bir arkadaşla, sarık cübbe sakala demediğini bırakmadı. Salonda ki herkesde bu adamı alkışladı.
Buna yalış desem ne diyon kardeşim sen desem tüm salon üstüme yürür fitneci fesatçı kıskanç biri olarak belik linç edilirim. O yüzden isteyen istediğini yapacak. Yorumları okudum biraz buna deliliniz ne sünnet icma vb... Yok.. Ama onların yolu bizim anlayamayacağımız yol. Mehdi AS veya büyük zatlar oradan zuhur edince bizde oraya dahil olacağız. Zamanı gelince hepimiz göreceğiz.
Bu yazıyı kimseye özel yazmadım yanlış anlaşılma olmasın inşa'allah...
Arkadaşlar,
Şu bir gerçek ki, aramızdaki bazılarımızla şeytan hiç mi hiç uğraşmamaktadır. Çünkü, bir insan veya gurup bütün yaptıklarını ve amellerini, düşüncelerini ve tutturmuş olduğu yolu en güzel, doğru ve hatadan salim bir şekilde görmeye başlayınca artık şeytanın onunla veya onlarla bir işi kalmamış demektir.
Çünkü, şeytan inananları önce böyle bir noktaya getirmek için uğraşır ve getirdikten sonra da artık ondan uzaklaşır. Çünkü, o artık kendisinden daha şerli bir yaratık olmuştur.
Vesselâm
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.