PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ustad Neden Sakal Birakmadi


usame49
22.03.2007, 17:26
Emirdağ Lâhikası, Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır:

.............
Sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmi hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlahiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.


Bazı alimler "Sakalı tıraş etmek caiz değildir" demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebireden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.


Hem bunu katiyen ilan ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur’ân ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, ta ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hadimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellalıyım. Benim karma karışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur’un bize verdiği ders de, hakikat-i ihlâs ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene-fakat hakikat olmak şartıyla-minnettar oluyoruz, "Allah razı olsun" deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu -fakat garaz ve inat olmamak şartıyla ve bid’alara ve dalalete yardım etmemek kaydıyla- kabul edip minnettar oluyoruz.

Said Nursi

usame49
22.03.2007, 17:40
Ustadımızın kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzre, sakal bırakamamış, çektiği hapis sıkıntılarının da keffaret olmasını ümid etmiştir. Bu bakımdan, sakalsızlık hususunda Ustadın durumu şahsına özeldir, aslolan sünnettir ve sünnete ittiba lazımdır vesselam..

NurTalebesi
22.03.2007, 17:50
Allah razı olsun

cenk11
22.03.2007, 18:05
Üstadın sadece sakal bırakmaması değil, birçok hareket ve davranışı nev-i şahsına munhasırdır. Ve biz müslümanlar için ölçü değildir. Ama, ne garip ve tuhaftır ki, kendisini "nurcu" olarak gören insanların kahir ekseriyeti Bediüzzaman sakal bırakmadı diye -işlerine öyle geldiğinden-bunlar da sakal bırakmamkta buna mukabil diğer terkettiği önemli sünnet olan evliliği (nikâhı) ise terkeden hemen hemen yok gibidir. Yani, şimdi bu mantık kabul edilebilir mi ? İşte bunların çoğu hemen her meselede böyle eksantrik düşüncelerle doludurlar.
Sahibi- Hakikimizi kandıracaklarını zannediyorlar !

oflaz
22.03.2007, 18:23
Kendi bölümüne defol git cenk.

cenk11
22.03.2007, 21:09
HAKİKATLAR ACIDIR AMA MEYVELERİ TATLIDIR. NE YAZIK Kİ SEN BUNU İDRAKTEN ACİZSİN.

oflaz,
Sana, içinde bulunduğun durumun ne kadar vahim bir durumolduğunu anlatabilmek için bizzat kendi abilerinin yazdığı bir yazıyı armağan ediyorum.

HİDDET
Öfkelenmek, şiddetli kızgınlık, sertlik. Kuvvet de demek olan bu kelime, gazap ile aynı anlamda kullanılır.
Hiddet (öfke) bizi faaliyete sürükleyen rûhî sebeplerden psikolojik motiflerden biridir. Psikolojide, "temayüllerimizi giderirken bize engel olmak isteyen kimseye elem vermek için içimizden gelen itilme" diye tarif edilmiştir.
Hiddet, rûhî bir olay olmakla beraber, bedende de birçok belirtileri görülür. Öfkelenen insanın yüz hatları değişir, gözleri kızarır. Kendini tutamayarak, utandırıcı ve söyleyeni küçük düşüren sözler söylemeğe başlar. Ses tonu ve konuşma tarzı bozulur. Neticede, başkalarının yanında gülünç bir durumu düşer. Bundan dolayı Peygamber efendimiz "Öfke şeytandandır" (Ahmed b. Hanbel, IV, 226) ve "Öfkeden sakınınız" (Ahmed b. Hanbel, V, 408) buyurmuştur.

Görülüyor ki, öfke insanı sabırlı, şuurlu ve olgun biri olmaktan çıkarır, onu sinirli, karşısındakine düşman kesilmiş, tahribat yapıcı, kıncı ve dökücü biri haline çevirmektedir. Bunun içindir ki, öfkeli olmak hem kişinin kendisi için, hem de cemiyet için istenilmeyen, reddedilen bir özelliktir. Böyle bir huya sahip olan kişi, hem kendisine hem de başkalarına olmadık büyük zararlar verebilir. Öfkeli kişilerden oluşan toplumlar da hem kendi aralarında, hem de öteki toplumlara karşı zararlı olabilirler.

Hiddet, kişinin nefis terbiyesiyle ve ahlâkî durumuyla yakından ilgili olduğuna göre, sağlam ve mükemmel bir imana ve bu imanın verdiği bir ahlâka ve güzel bir nefis terbiyesine sahip olan kişiler, öfkelerini yenmesini, onu dizginleyip idare etmesini, istedikleri gibi kullanmasını bilirler. Nitekim yüce Allah "Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah, iyilik yapanları sever" (Alu İmran, 3/134) ayet-i kerimesinde mü'minlerin bu özelliklerini açıklar.

Hz. Peygamber (s.a.s.): "Asıl yiğit, güreşte kuvvetli olan değil, öfkelendiği zaman kendine hakim olabilendir" (Buhârî, Edeb, 76) buyurmaktadır.

Öfke hafindeki insan, şiddetli kasırgalar altında büyük fırtınalara tutulan bir gemiye benzer. Artık o, dengesini kaybetmiştir. Böyle öfke ve hiddet içinde olan kişi, kendisini başka bir işe yöneltmelidir. Böylece, yaptığı bu hareket değişikliği onu kötü düşüncelerden ve olumsuz ortamdan uzaklaştırır. Peygamberimiz "Biriniz hiddetlenip öfkelendiğinde abdest alsın" (Ahmed b. Hanbel, IV, 226) buyurmuştur.

Aslında en güzel olanı hiddete kapılmamaktır. Abdurrahman b. Avf şöyle rivayet ediyor: "Rasûl-i Ekrem'e bir kişi geldi ve: Yâ Rasûlallah, bana bir kaç kelime öğret ki, onlarla mes'ud olayım. Çok olmasın ki, unuturum, dedi. Sevgili Peygamberimiz de: "Hiddetlenme" diye buyurdular" (el-Buharî, el-Edeb, 76).

Ayrıca Hazret-i Ali hakkında şöyle bir hikâye anlatılır. O, cihad hareketlerinin birinde bir müşrikle teke tek dövüşürken, hasmını yere yatırıp göğsü üzerine oturur ve onu önce imana davet eder. Fakat bu davete müşrik, Hz. Ali'ye tükürmekle cevap verir. Bunun üzeni Hz. Ali hasmını bırakıp üzerinden kalkar. Bu duruma çok şaşan putperest: "Beni niye öldürmedin" diye sorar. Hz. Ali de cevaben "Eğer seni öldürseydim, öfke ve hiddete kapıldığım için öldürecektim, yoksa Allah'ın dinini kabul etmediğinden dolayı değil" Bu cevap üzerine putperest, Lâ ilâhe illâllah Muhammedu'r-Rasûlullah diyerek iman eder.

Hiddet müslümana yakışmayan bir tavırdır. Ancak Allah'a, Rasûlüne ve İslâm'â bir saldın söz konusu olduğu takdirde müslümanın kızması ve hiddetlenmesi caiz hatta İslam'ı korumak maksadıyla gerekli bir tavırdır (Buhârî, Edeb, 75).

NurTalebesi
22.03.2007, 21:29
Üstadın sadece sakal bırakmaması değil, birçok hareket ve davranışı nev-i şahsına munhasırdır. Ve biz müslümanlar için ölçü değildir. Ama, ne garip ve tuhaftır ki, kendisini "nurcu" olarak gören insanların kahir ekseriyeti Bediüzzaman sakal bırakmadı diye -işlerine öyle geldiğinden-bunlar da sakal bırakmamkta buna mukabil diğer terkettiği önemli sünnet olan evliliği (nikâhı) ise terkeden hemen hemen yok gibidir. Yani, şimdi bu mantık kabul edilebilir mi ? İşte bunların çoğu hemen her meselede böyle eksantrik düşüncelerle doludurlar.
Sahibi- Hakikimizi kandıracaklarını zannediyorlar !

Sakal sünnetir amenna bunu hiç bir nurcu inkar etmez...
Bırakmayanın ise özel tercihidir..
Müslümanlar inanırki sakal sünnettir ama herkes uygulamaz...
Kimse kimseyide itham edemez...
Nebi böylemi yapardı...

avrasya
22.03.2007, 22:30
Sakal sünnetir amenna bunu hiç bir nurcu inkar etmez...
Bırakmayanın ise özel tercihidir..
Müslümanlar inanırki sakal sünnettir ama herkes uygulamaz...
Kimse kimseyide itham edemez...
Nebi böylemi yapardı...




Rasûlullah (s.a.), "Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.) Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler (İbn Hacer, Fethu'l-Bârî). Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir (el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes'elûnek, c. II, s. 23-25).

Bedrin_Aslanı
22.03.2007, 22:33
Kendi bölümüne defol git cenk.

yazıları biraz oku. Bölüm ne demek. Ehli Tarikat risale okumasınmı. Kusura bakma ama burası hepimizin bölümü...

Ayrıca kısa yazmış. Bi oku haklı olduğunu göreceksin...

NurTalebesi
22.03.2007, 22:34
Kafana göre konuşma

Rasûlullah (s.a.), "Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın" buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.) Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler (İbn Hacer, Fethu'l-Bârî). Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir (el-Helâl ve'l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes'elûnek, c. II, s. 23-25).

Yahu sakal sünnet dedim...Yanlışmı dedim...Ve bırakmayanalar '..... şu cemaat bırakmıyor''Demek...
Ne kadar büyük bir hata....
Sanki cemaat inanmıyor...
Her cemaatten bırakmayanlar var...Bırakan var...
Kafana göre konuşma diyorsun mü'min argo dil konuşmaz....
Kafaam görde konuşmadım üstat sünnet diyor ...

Bedrin_Aslanı
22.03.2007, 22:38
Sakal sünnetir amenna bunu hiç bir nurcu inkar etmez...
Bırakmayanın ise özel tercihidir..
Müslümanlar inanırki sakal sünnettir ama herkes uygulamaz...
Kimse kimseyide itham edemez...
Nebi böylemi yapardı...


kardeşim bence burada söylemek istediğini anlamamışsınız. Bazı hataya düşen kardeşlerimizi uyarıyor. Biraz daha yumuşak olabilirdi. Ama mizacı bu yönde sanırım.

Şimdi üstat Hzleri sakal bırakmadı, evlenmedi vb... şeyleri o yapmıyor diye yapmamak yanlış olur. Eğer onun gibi bir yaşam sürüyorsanız amenna. Ama yok öyle değilse bunları yapmak en güzelidir.

Burada yapmadı mecbur yapacak diye bir olay yok. Nasip işleri bu işler. Ama Efendimiz :sav: bizlere neyi tavsiye ettiyse öncelik ondadır. O yapılır o istenir. Üstat yapmamış bende yapmam olayına girmek yanlıştır.

avrasya
22.03.2007, 22:38
özür dilerim biraz ayıp ettim ama insanların da sakalı kesmenin hükmünü bilmesi lazım.zaten sildim şimdi

NurTalebesi
22.03.2007, 22:39
özür dilerim biraz ayıp ettim ama insanların da sakalı kesmenin hükmünü bilmesi lazım.

Estağfırullah kardeşim olur böyle durumlar...

NurTalebesi
22.03.2007, 22:43
kardeşim bence burada söylemek istediğini anlamamışsınız. Bazı hataya düşen kardeşlerimizi uyarıyor. Biraz daha yumuşak olabilirdi. Ama mizacı bu yönde sanırım.

Şimdi üstat Hzleri sakal bırakmadı, evlenmedi vb... şeyleri o yapmıyor diye yapmamak yanlış olur. Eğer onun gibi bir yaşam sürüyorsanız amenna. Ama yok öyle değilse bunları yapmak en güzelidir.

Burada yapmadı mecbur yapacak diye bir olay yok. Nasip işleri bu işler. Ama Efendimiz :sav: bizlere neyi tavsiye ettiyse öncelik ondadır. O yapılır o istenir. Üstat yapmamış bende yapmam olayına girmek yanlıştır.
Ben üstat yapmamış bende yapmam sakal bırakmam diyen talebe görmedim...
Ve evlilik ahirzamanla ilgili hadislerde bekarlığın ahirzamanda evlilikten daha iyi olabileceği söyleniyor..Dikkat olabileceğiYani dengi olmazsa bekar kalmak hizmette aktif şekilde davam etmek hem islamidir hem hizmet açısından iyidir...
Hadiste zaten bu noktaya temas ediyor...
Ve bildiğiniz üzere bir çok talebe evleniyor...Dengini bulduğunu düşünerek...

Bedrin_Aslanı
22.03.2007, 22:48
Kardeşim ben talebelere laf etmek istemedim. Allah a sığınırım. Bu tarz olaylardan uzak durmak gerekir bunu belirtmek istedim. Üstat olarak da düşünme sadece bunu. Bir şeyh olarak veya başka bir alim olarak düşün.

Hadis içinse dengi olmayan biriyle evlenirsek herzaman iyi gitmeme olasılığı yüksek.

cenk11
22.03.2007, 22:58
Bazı nûr taifesini anlamak gerçekten çok zor bir zanaat!!!!
Adamlar, "Risale-i Nûr- Üstad" diyorlar , başka bir şey demiyorlar . Eğer, günlük sözlerini sayacak olursanız "Üstad" sözleri "Rasulullah" (S.A.V.) Efendimizden ; "Risale-i Nûr" sözleri de "Kuran-ı Kerim" den şüphesiz sayı olarak daha çoktur. Başkalarını ve sizleri bilmem ama, bence bu durumda bir çarpıklık var.

İmandanihsana
22.03.2007, 23:33
bu konuyu bir amcam vardır o söledi...kendisi bizim ihvanımızdır..üstadı görmüşte..cok bilgili bi insandır...dediki üstad sadece 2 sünneti yapamamıştır dedi..biri evlilik biride sakal...evlenmemiş çünki Mevla tarafından malum olmuştı biliyordu başına gelecekleri..evlense hanımı ne yapacaktı...sakalıda bırakmamış demişki hapishanede efendimiz(as) sünneti çignetmem demiş...gene biliyordu..hapishanede başına gelecekleri o nedenle bırakmadı sakal..Sünneti ayaklar altında çiğnetmemek için...Allah razı olsun mübarekten

manifesto
23.03.2007, 00:07
İslam dini sakal yada sarık dinimidir?
Bundan ibaretmidir?
Kadınlar bu sünnetleri yerine getiremedikleri için dinen eksikler mi?
Efendim niye sakal brakmıyorsun..?
Sanane..Günaha mı giriyorum ki beni uyarıyorsun..?
Sünneti terketmek GÜNAHMIDIR?
Ayna taşımak,Tarak taşımak Bıçak taşımak bütün bunlarda sünnettendir..
Hanginiz bıçak taşıyor..Lütfen yani..
Sakal belki kıyaslanmaz ama falan insanlar sakal bırakmıyorlar işte dinleri eksik veya hassasiyetleri kalmamış demek nesi..
Sünneti terketmek fıkhi olarak kefaret gerektirmez..
Bu sünneti seniyyeyi hafife almak olarakta algılanmasın..
Yazısında üstad Takva ve hassasiyetine binaen keffaretten bahsetmiş..Yoksa zaten sakal traş etmenin eksiklik yada günah yada dinen caiz olmayan birşey olmadığını zaten ifade etmiş.

avrasya
23.03.2007, 00:24
İslam dini sakal yada sarık dinimidir?

Sanki Bediüzzaman Hz. sarık giymiyormuş gibi konuşuyorsun.
İslam dini sakal yada sarık dinimidir?
Yoksa zaten sakal traş etmenin eksiklik yada günah yada dinen caiz olmayan birşey olmadığını zaten ifade etmiş.

daha demin Hadis-i Şerif verdim ona bi bak istersen.

avrasya
23.03.2007, 00:27
Bence boşuna tartışıyoruz burada.Herkesin yaptığı kendini ilgilendirir.

EbuMahir
23.03.2007, 00:38
Biraz daha zorlarsaniz sakalin hukmunu belki gayri muekked sunnete dondurebilirsiniz ha gayret. Yahu her kes tutturmus sakal sunnettir de sunnettir diye. Hic bir tane akillida cikip demiyor ki: Kardesim sakal uc mezhebe gore VACIBDIR. Sadece safii mezhebine gore sunnettir.

Burda sorsak simdi sunnettir diyenlerin cogu hesapta hanefi mezhebindendir. Said Nursi Hz.leri sakala sunnet demesinin sebebi safii mezhebinden oldugu icindir. Sizler hanefi mezhebinden oldugunuza gore sizler vaciptir demelisiniz...

nurefşan_26
23.03.2007, 01:37
Üstadın sadece sakal bırakmaması değil, birçok hareket ve davranışı nev-i şahsına munhasırdır. Ve biz müslümanlar için ölçü değildir. Ama, ne garip ve tuhaftır ki, kendisini "nurcu" olarak gören insanların kahir ekseriyeti Bediüzzaman sakal bırakmadı diye -işlerine öyle geldiğinden-bunlar da sakal bırakmamkta buna mukabil diğer terkettiği önemli sünnet olan evliliği (nikâhı) ise terkeden hemen hemen yok gibidir. Yani, şimdi bu mantık kabul edilebilir mi ? İşte bunların çoğu hemen her meselede böyle eksantrik düşüncelerle doludurlar.
Sahibi- Hakikimizi kandıracaklarını zannediyorlar !
Akıllı insanlar fikirleri tartışırlar,
normal insanlar sonuçları tartışırlar,
küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar...
:yahoo:

A.R
23.03.2007, 01:50
Ustad Neden Sakal Birakmadi (http://www.ihvan-forum.com/ustad-neden-sakal-birakmadi-p220750.html#post220750)?

-Hala oralarda mısınız:thinking:

nurefşan_26
23.03.2007, 01:58
Bazı nûr taifesini anlamak gerçekten çok zor bir zanaat!!!!
Adamlar, "Risale-i Nûr- Üstad" diyorlar , başka bir şey demiyorlar . Eğer, günlük sözlerini sayacak olursanız "Üstad" sözleri "Rasulullah" (S.A.V.) Efendimizden ; "Risale-i Nûr" sözleri de "Kuran-ı Kerim" den şüphesiz sayı olarak daha çoktur. Başkalarını ve sizleri bilmem ama, bence bu durumda bir çarpıklık var.
üstad sözleri rasulullah sözünden ve risale i nur sözü de kuranı kerim sözünden daha çoktur demişsin

üstadın sözleri hangi konuları içeriyor peki?
risaleinur neyi anlatıyor?

RABBİMİZİ ANLATMIYOR MU?
PEYGAMBERİMİZİ ANLATMIYOR MU?
İMANIMIZI AHİRZAMAN FİTNELERİNE KARŞI NASIL KORUYACAĞIMIZI ANLATMIYOR MU?



ARTIK ŞU "AT GÖZLÜKLERİ" NİZİ ÇIKARTIN!!!

Sofuoglu
23.03.2007, 02:15
İslam dini sakal yada sarık dinimidir?
Bundan ibaretmidir?
Kadınlar bu sünnetleri yerine getiremedikleri için dinen eksikler mi?
Efendim niye sakal brakmıyorsun..?
Sanane..Günaha mı giriyorum ki beni uyarıyorsun..?
Sünneti terketmek GÜNAHMIDIR?
Ayna taşımak,Tarak taşımak Bıçak taşımak bütün bunlarda sünnettendir..
Hanginiz bıçak taşıyor..Lütfen yani..
Sakal belki kıyaslanmaz ama falan insanlar sakal bırakmıyorlar işte dinleri eksik veya hassasiyetleri kalmamış demek nesi..
Sünneti terketmek fıkhi olarak kefaret gerektirmez..
Bu sünneti seniyyeyi hafife almak olarakta algılanmasın..
Yazısında üstad Takva ve hassasiyetine binaen keffaretten bahsetmiş..Yoksa zaten sakal traş etmenin eksiklik yada günah yada dinen caiz olmayan birşey olmadığını zaten ifade etmiş.


manifesdo kardes bu yazi sanami ait

yoksa yasar nuriden veya zekeriya beyazdan vs alintimi yaptin

nedir bu yahu,sasirdim inan eger seninse......

BADUH
23.03.2007, 03:42
manifesdo kardes bu yazi sanami ait

yoksa yasar nuriden veya zekeriya beyazdan vs alintimi yaptin

nedir bu yahu,sasirdim inan eger seninse......


Hocam fazla şaşırmamak mukteza-i haldir. Aksi ise muhaldir.

Dün "Erdi332" şok etti derken bugün de "Manifesto".

Çoğu zaten oldu tarih.

Kala kala bir-ikisi kaldı.

Onlar da olur mukteza-i hal.

Kalır elde sıfır.

Sonra ister üçle çarp ister binle. Sıfır her daim sıfır.

Aha şu adildir, hakkaniyetlidir, ehlidir, bilir. diyemeden o dahi su koyverir.

Yahu çok mu zor "ben Rasulullah'ın (SAV) yolundayım arkadaş. O'na (SAV) bin Said feda olsun" demek.

Hem bu İman'ın olmazsa olmazı değil midir ki?

Neyse.

İhtişamlı gidişatı izlemeye devam.

cenk11
23.03.2007, 08:41
alıntı-nurefşan_26
üstadın sözleri hangi konuları içeriyor peki?
risaleinur neyi anlatıyor?


"Allah" veya "Rasulullah" zikri başka isimler altında yapılamaz .
Biz bunu demek istemiştik. İnsan neyi konuşursa onu zikretmiş demektir.
Örneğin "Kuran" da bir kitap ismidir. Hem de ilâhi bir kitap ismidir. Lâkin, bir insan "Kuran, Kuran" diye diye akşamı etse, o Allah'ı zikretmiş olmaz.
Şimdi analtabildik mi efendim ?

cenk11
23.03.2007, 08:51
alıntı-Talabe
Ve evlilik ahirzamanla ilgili hadislerde bekarlığın ahirzamanda evlilikten daha iyi olabileceği söyleniyor..Dikkat olabileceğiYani dengi olmazsa bekar kalmak hizmette aktif şekilde davam etmek hem islamidir hem hizmet açısından iyidir...


Bizse, bunun tam aksini biliyoruz. Yani, evlenmenin teşvik edildiğini ve bekârlıktan çok daha faziletli olduğunu...Delil mi istiyorsunuz ? Buyrun :
İslam alimleri evlenmenin fazileti konusunda ittifak etmişlerdir. Hz. Ömer (r.a.) "insanı evlilikten ancak, acizlik ve facirlik meneder"buyurmuştur.
Allah Kuran'da şöyle buyurmuştur: Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl"diyenlerdir. (Furkan Suresi, 74)
Abdullah İbn Abbas ise "kişinin ibadeti ancak evlenmek ile kemal bulur" demiştir.
Resul-i Ekrem: "Evlenen kimse dinin yarısını korumuşolur. Artık diğer yarısında da Allah'a karşı gelmekten sakınsın"buyurmuştur. (Beyhaki)
Peygamber Efendimizin evliliği teşvik eden hadisleri şöyledir: "Evlenmek benim sünnetimdir. Benim sünnetimi yerine getirmeyen benden değildir. Evlenin! Zira ben, diğer ümmetlere sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim."(İbn-i Mace)
"Gençlerden ailesini geçindirecek kadar geliri olanlar derhal evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan daha fazla sakındırır, nefsi daha fazla korur. Evlenmeye gücü yetmeyenler oruç tutsun. Zira oruç şehveti kırar." (Buhari-Müslim)
Resulullah Efendimiz müminlerin kendilerine eşseçerken nelere dikkat etmeleri gerektiğini bize şöyle açıklıyor: "Kadını güzelliği dolayısıyla alma, çünkü güzelliğinin kendisini helaka sürüklemesinden korkulur. Kadını malı yüzünden de alma; çünkü servetinin kendisini azdırmasından korkulur. Ancak dindar olan kadını al."(İbn-i Mace)
"Kadın dört vasfı için nikahlanır: Malı, asaleti, güzelliği ve dindarlığı için. Sen bunlardan dindar olanını seç. Böyle yapmazsan yoksulluğa düşersin." (Buhari, Ebu Davud)
"Dünya bir metadır. Dünya metaının en iyisi salih bir kadındır." (Müslim)
Müminler evlendiği kişinin her şeyden önce müslüman olduğunu unutmamaları gerekir. Bu yüzden müminlerin aile hayatında, bu önemli unsuru unutmamaları gerekir. Zira Resulullah Efendimiz, "müminlerin iman yönünden en kamili ahlakı en güzel ve ailesine karşı en lütufkar davrananıdır" (Tirmizi) buyurmuştur.
Bir diğre hadis-i şerifte evlenip evliliğin zorlukalrına katlanmak, bekâr kalıp nafle etmekten hayırlıdır.

oflaz
23.03.2007, 09:18
Cenk sen hala burda mısın? Sana defol git demiştim değil mi? Bi günde şu bölüme milleti karalamak için hakaret etmek için değilde insan gibi gel.Hayır için gel doğruluk için gel.Kardeşane gel.Yazık be!!

dilhuba
23.03.2007, 09:18
oflaz demişki Kendi bölümüne defol git cenk.

kimsenin kimseye böyle deme hakkı yoktur kardeş müslümana yakışmaz

oflaz
23.03.2007, 09:31
...

dilhuba
23.03.2007, 09:44
oflaz demişki
Beni bu hale getirenler utansın kardeş.Tarikatçıların gerçek yüzünü bu forumlarda gördüm.Allah rızası içinkaç tanesi geldide şuraya Nurcu kardeşlerine güzelce katkıda bulundu.Hirahos geldi Üstadın yaşayan vefat etmiş bütün talebelerini DÜZENBAZLIKLA suçladı.Cenk geldi üstadı kendibaşınacılıkla suçladı akıl vermeye çalıştı.Hocaefendinin sinekkaydı traşından bahsedildi dalga geçildi ve bunun gibi bir sürü şey.Koskoca bir cemaatin kollarıyla nasıl bu kadar kolay dalga geçilebilir ya hu.Tamam hocaefendiye tabi değilim ben ondan farklı bir yol izliyorum ama bu benim onunla dalga geçme nedenim olamaz.Çektiği sıkıntıları ben biliyorum...Zübeyr Gündüzalp; bak onada tabi değilim kendimce ondan farklı izlediğim yollar var.Ama bu benim onu Düzenbazlıkla Yalancılıkla suçlamam anlamına gelmezki.Çektiği sıkıntıları işkenceleri yediği falakalaı ben biliyorum.Vallahi duygu sömürüsü falan yapmıyorum artık bu adamlara bakış açım tamamendeğişti.Bu benim sorunumdur artık düzeleceğimide sanmıyorum......Bu da son mesajım olsun.Selametle....

kardeş sen ne yapmaya çalışıyorsun tarikatçıların yüzünü gördüm flan gibi ifadeler yanlış biz burada oncu buncu davası güdmüyorsun senin burada kişilere yaptığın kullandığın kelimeler bilki büyük allah cc dostlarına gidiyor yazık gerçekten yazık kullandığımız kelimelere DİKKAT kimse kimsenin bağlı olduğu tarikata ve cemaate söz söyleme hakkı yoktur bu böyle biline

hirahos
23.03.2007, 09:46
.........

oflaz
23.03.2007, 09:54
...

talib
23.03.2007, 10:07
Olayın başlangıcında nurcu abilerinin yanlış tavırlarının olduğu kanaatini taşıyorum. Onların müşteri bulmak adına ipe sapa gelmez lafları bunları doğurmuştur. Eğer yeni bir yol çıkmış ise müşteri bulmak adına eski yoldan üstün olduğunu söyleyecektir. Buna itirazım yoktur. İster Mehdi bilsinler üstadlarınıi isterlerse sahabe mesleği bilsinler mesleklerini.. Bunlar bizi ilgilendirmez. Ama ne zaman ki müşteri bulmak adına bunlar özellikler ehli tasvvufa karşı silah olarak kullanılmaya başladı, ehli tasavvuf incitildi, onlar da bunun böyle olmadığını bir iki misalle ispatlamak zorunda kaldılar. Nurlar ve Üstad, abilerin yanlış tutumlarından dolayı dar bir çerçeveye (nurcu kesime) hapsedildi.

Üstad hatasız değildi. Hataları bizi ilgilendirmez. Bizim onun kabına varmamız mümkün değildir. Bu durumun hazırlayanı ne yaptığını bilmeyen ya da sayıca çokluğun şımarttığı abilerdir.. Mürşid yokluğu nelere sebep oluyor..

antioxidan
23.03.2007, 10:08
oflaz kuyuya taş atıyor, millet taşa bakıyor. atın kuyuya oflaz'ı kendi attığı taşı kendi çıkarsın. :)

bir mesele konuşulurken tarikatçılar, nurcular şöyle böyle yazmak hayrlı netice vermeyebilir.

şunu farkediyorum.

aidiyetlik iddiamız meşreblerimize zarar veremez de bize fayda vermiyor en azından...

herkes kendi adına konuşsun.

oflaz kendi adına, hirahos kendi adına, ismailarslan kendi adına, cenk11 kendi adına v.s...

Bedrin_Aslanı
23.03.2007, 10:27
Cenk gibiler tarafından Üstada o kadar laf edilirken ortada yoktunuz şimdi birbirinize teşekkür yarışına girişiyorsunuz.Kendimi bloke ediyorum hocam buyrun istediğiniz gibi devam edin

Kardeşim Allah rızası için olayları sakın kafayla bi düşün. Benim haddime değil bunları söylemek biliyorum ama cahilliğime ver. Acizane tavsdiyen şu bir haft forumlara yazma. Her gece istiğfar hatmi yap. Allah a yönel. Şuanda yaptıklarının yazdıklarının hepsi nefsani, şeytana uyma inşa'Allah. Allah rızası için kardeşim. Allah rızası için.

oflaz
23.03.2007, 11:00
Abim biraz önce dışarı çıkıp bi hava aldımda kendime geldim.Beyne oksijen gidince hatamı anladım.Gidip risale okuyarak geçirmem gereken zamanımı burada kardeşlerime laf yetiştirmekle harcadığım için sağlıklı düşünemiyorum artık.Hakkınızı helal edin ben sözlerimi geri alıyorum.İsmail abi çok haklı.Bana mı düşümüş Nurları savunmak.Şu abi abi abi diyen kardeşimede derimki bana o zatlar bu konu hakkında zerre bir yönlendirmede bulunmadılar haklarına girip durmasın lütfen.Tekrar kusura bakmayın hakkınızı helal edin.Cumadır mubarek gündür.Rabbim affetsin beni.Benim yerim değil burası.Selametle,

usame49
23.03.2007, 11:20
Abi ben bu konuyu başka bir topicte, ölüm yıldonumlerinde toplanmak hadisesinin bid'at oldugu hakkında yazdığımız bir cevaba, Hengam denen üyenin Ustadın sakal bırakmamasını delil olarak göstermesi gibi alakasız bir cevabına istinaden açmıştım. Taki Ustad neden sakal bırakamamış, ve bu sunneti terkinden dolayı çektiği sıkıntıları keffaret olarak umid etmiş olduğu anlaşılsın.
Gelin görün ki bazı kardeşlerim meseleyi başka yerlere çekmişler, konu rayından çıkmış, tasvib etmediğimiz yerlere gelmiş.
Bu şekilde muzakare hiç hoş değil, ilmi değil ve bize bir şey kazandırmaz.

cenk11
23.03.2007, 11:27
oflaz,
Şahsıma duyduğunuz kin, nefret ve -olmuşsa- gıyabımdaki her türlü konuşmalarınızdan dolayı almış olduğunuz doğru karara bir destek olur düşüncesi ile , bendeniz de hakkımı -sen müdana etmeye gerek göremdiğin hâlde- sana helâl ediyorum.

Neticede insanız ve hatadalardan salim değiliz.
Ah ! Bir de bu hakikatı herkes ve sevdiklerimiz için de geçerli olduğunu bir bilebilsek !

usame49
23.03.2007, 15:38
FETIH SURESI 29 - Muhammed Allah'ın rasuludur. O ve O'nun yanında bulunanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametli, alçakgönüllüdürler. Onları rükûa varırken secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ziraatçıların da hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.

Hakka tabi olana selam olsun...

antioxidan
23.03.2007, 15:45
Emirdağ Lâhikası, Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır:

.............
Sakal meselesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmi hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlahiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.


Bazı alimler "Sakalı tıraş etmek caiz değildir" demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebireden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur’un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.


Hem bunu katiyen ilan ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur’ân ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, ta ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur’un kusurlu bir hadimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellalıyım. Benim karma karışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur’un bize verdiği ders de, hakikat-i ihlâs ve terk-i enaniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene-fakat hakikat olmak şartıyla-minnettar oluyoruz, "Allah razı olsun" deriz. Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu -fakat garaz ve inat olmamak şartıyla ve bid’alara ve dalalete yardım etmemek kaydıyla- kabul edip minnettar oluyoruz.

Said Nursi








şakirtlerini vesveseden kurtarmak için beyan ediyorum ki:
Gizli bir komitenin desisesiyle safdil bazı hocalar veyahut bid'a taraftarları bazı muarızlar, Risale-i Nur'un hiç zedelenmez bazı hakikatlerine karşı gelmek için, benim çok kusurlu ve-itiraf ediyorum-çok hatalı şahsımın noksanlarını ve hatalarını işâa etmek ve beni onlar ile çürütmekle Risale-i Nur'a ilişmek ve darbe vurmak istediklerinin bu yirmi senedir yirmi ehemmiyetli hâdisesi var. Hattâ iki defa hapsimize de bir nevi vesilesi olduğundan, dostlarıma ve Risale-i Nur'un şakirtlerine ilân ediyorum ki:

Ben Cenab-ı Hakka şükrediyorum ki, nefsimi kendime beğendirmemiş ve kusurlarımı kendime bildirmiş. Değil kendimi satmak, hodfuruşluk etmek, belki kemâl-i mahcubiyetle Risale-i Nur'un mübarek şakirtleri içinde onların samimiyet ve ihlâsıyla kendimi affettirmek ve onların mânevî şefaatiyle günahlarıma bir kefaret aramaktır.

Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahirî bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nur'u benim malım zannedip Risale-i Nur'un nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: " sakal bırakmıyor"

Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmî hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inayet-i İlâhiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur'a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.

Bazı âlimler "Sakalı tıraş etmek caiz değildir" demişler. Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok günah-ı kebîreden çekinmek için, bu terk-i sünnete mukabil, Risale-i Nur'un irşadıyla, yirmi sene haps-i münferit hükmünde işkenceli bir hayat geçirdik; inşaallah o sünnetin terkine bir kefarettir.

Hem bunu kat'iyen ilân ediyorum ki: Risale-i Nur, Kur'ân'ın malıdır. Benim ne haddim var ki, sahip olayım, tâ ki kusurlarım ona sirayet etsin. Belki o Nur'un kusurlu bir hâdimi ve o elmas mücevherat dükkânının bir dellâlıyım. Benim karma karışık vaziyetim ona sirayet edemez, ona dokunamaz. Zaten Risale-i Nur'un bize verdiği ders de, hakikat-i ihlâs ve terk-i enâniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir. Kendimizi değil, Risale-i Nur'un şahs-ımânevîsini ehl-i imana gösteriyoruz. Bizler, kusurumuzu görene ve bize bildirene-fakat hakikat olmak şartıyla-minnettar oluyoruz, "Allah razı olsun" deriz.

Boynumuzda bir akrep bulunsa, ısırmadan atılsa, nasıl memnun oluruz; kusurumuzu-fakat garaz ve inat olmamak şartıyla ve bid'alara ve dalâlete yardım etmemek kaydıyla-kabul edip minnettar oluyoruz.


Emirdağ Lâhikası (1) - Mektup No: 25 - s.1696

not: bu husustaki tam metin bu değil midir efendim?

usame49
23.03.2007, 17:08
EVET BUDUR AMA BEN SADECE SAKAL İLE İLGİLİ KISMINI ALMIŞTIM.

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3467