PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kelime-i şehadeteyni Bozan Durumlar


NUHUN_GEMISI
23.03.2007, 20:01
MÜSLÜMANLIKTAN ÇIKARAN SÖZ VE FİİLLER

بسم الله الرحمن الرحيم



Hakimiyet Mefhumu ve Teşrii(Yasama)’nin sadece Allah’a has olması..

Allah Subhanehu ve Teala kainatı yaratan,insanı yaratıp onlara rızık verendir.Nasıl ‘er-Rezzak’,‘el-Halık’ sıfatları Allah’ın sıfatlarından ise ve bu da Esma ve’s Sıfat Tevhidine giriyorsa, ‘El-Hakim’ sıfatı da Allah’ın sıfatlarındandır.Bilindiği üzere Esma ve’s Sıfat’tan bir tanesini inkar eden kim olursa olsun Allah’ın sıfatlarından bir tanesini inkar etmiş ve kafirlerden olmuştur.Allah Subhanehu ve Teala nasıl bizi yaratıp,rızıklandırdı ise aynı şekilde bizim üzerimizdeki tek hakimdir.Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyuruyor:

“الا له الخلق والأمر”
“Yaratma da emir de yalnızca O’nundur”(Araf/54)
Kim Allah’ın şeriatından yüzçevirirse, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse bilin ki onlar kafirlerin ta kendileridir.Her ne kadar kendini Müslüman diye isimlendirseler de bu böyledir.

“ومن لم يحكم بما أنزل الله فأولئك هم الكافرون”
“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir”(Maide/44)
Üzerimizde tek hakim Allah olduğuna göre onun koyduğu emir ve yasaklar,kanunlar ile hareket etmek farzdır.Bunun dışındaki bütün hükümler,kanunlar cahiliyyenin ürünüdür.
“أفحكم الجاهلية يبغون ومن أحسن من الله حكما لقوم يوقنون”
“Yoksa onlar cahiliye hükümlerini mi istiyorlar? İyi anlayan bir toplum için, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim vardır?”(Maide/50)
Allah Subhanehu ve Teala bizleri cahiliyyenin hükümlerinden sakındırmış,sadece ve sadece kendisine ibadet etmemizi emretmiştir.Anlaşmazlığa düşüldüğünde tek mercii olarak Allah ve Rasulu’nu göstermiş ve bunu imandan saymıştır.Bunun zıddını yapıp da kendini cennet ehlinin akidesine nispet eden yalancıdan başka bir şey değildir.Allah Subhanehu ve Teala bunların iman ettik demelerine ayette taaccüp ediyor:

الم ترى الى الذين يزعمون أنّهم آمنوا بما أنزل اليك وما أنزل من قبلك يريدون أن يتحاكم الى الطاغوت وقد أمروا أن يكفروا به ويريد الشيطان أن يضلهم ضلالا بعيدا
“Sana indirilene ve senden önce inidirilenlere; iman ettiklerini zannedenleri görmedin mi?Tağutun önünde muhakeme olmak istiyorlar.Oysa onu (tağutu) inkar etmekle emrolunmuşlardı.Halbuki şeytan, onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor.”(Nisa/60)


فلا وربك لا يؤمنون حتى يحكّموك فيما شجربينهم ثمّ لا يجدوا في أنفسهم حرجا ممّا قضيت ويسلموا تسليما

“Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.”(Nisa/65)

Allah Subhanehu ve Teala kendi zatına yemin ederek (ki bu muazzam bir durum),Allah ve Rasulu’nun hükmüne başvurmayanların imanını geçerli saymıyor.Ayette geçen “لا يؤمنون ” ifadesi ile de bunu kesin olarak bildirmiş ve bununla da kalmayıp içlerinde hiçbir sıkıntının olmaması ve tam bir teslimiyetle de bu şartları sıralamıştır.

Allah Subhanehu ve Teala başka bir ayette ise şöyle demektedir:

“فليحذر الذين يخالفون عن أمره أن تصيبهم فتنة أو يصيبهم عذاب أليم ”
“Onun (Peygamberin) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitnenin veya acı bir azabın gelmesinden sakınsınlar”(Nur/63)
İmam Ahmed b.Hanbel (r.a) bu ayetteki “فتنة” kelimesinden kastın şirk olduğunu söylemiştir.

Ehl-i Sünnet akidesinde hatta bütün diğer dalalet fırkalarınında icması ile Allah’ın hükmünü terk edip,onunla hükmetmeyen kafirdir.İbni Teymiyye (r.h)’nin bu konuda bu konudaki icması ise meşhurdur:

“Allah (c.c)’ın rasulleriyle gönderdiği emir ve yasakları iptal eden kişi, müslümanların, yahudilerin ve hristiyanların ittifakıyla kafirdir.” (Fetvalar c: 8 s: 106)

Diğer bir konu ise Allah’ın haram hükmünü verdiğine helal demektir.Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyuruyor:
“اتخذوا أحبارهم ورهبانهم أربابا من دون الله”
“Onlar hahamlarını ve papazlarını Allah’tan başka rabler edindiler”(Tevbe/31)
Bu ayetin tefsirinde ise Taberani’nin sahih rivayetle bildirdiğine göre;Bir gün Adiyy B.Hatim(r.a) Rasulullah(sav)’a müslüman olmak için geldiğinde,Rasulullah(sav) bu ayeti okumakta idi.Adiyy ise:”Ya Rasulullah biz onları rab edinmiyorduk” deyince,Rasulullah(sav): “Onlar Allah’ın haram kıldığını helal,helal kıldığını haram sayıyor ve sizde onlara itaat ediyordunuz” Adiyy “Evet” deyince, Rasulullah(sav); “İşte bu sizin onları rab edinmenizdir” buyurdu.
Günümüzdeki asrın tağutları,şirk parlamentolarında yasama yaparak Allah’ın haram hükmünü verdiği meseleleri helal sayıyorlar.Bunlara itaat eden,oy verip destekleyenler de Allah ve Rasulu’nün hükmüyle onları birer ilah edinmişlerdir.

Allah Subhanehu ve Teala,Rasulu’nun sahabesine indirdiği hükümler bizim için en güzel örnektir.Mekkeli müşrikler,sahabelere ölü eti hakkında şüphe attıkları zaman sahabenin kafasını karıştırmışlardı.Müşrikler,sahabelere; “Siz kendi ellerinizle kestiklerinizi yiyorsunuz fakat Allah’ın kendi kestiğini,öldürdüğünü yemiyorsunuz?”.Sahabeler (Allah onlardan razı olsun) bu konuda tereddüde kapıldılar ve Allah(cc) şöyle ayet indirdi :
“وإن أطعتموهم إنكم لمشركون”
“Eğer siz onlara itaat ederseniz muhakkak ki müşriklerden olursunuz”(En’am/121)
Allah Rasulu(sav)’nün yanında bütün çileleri,işkenceleri,zorlukları çekmiş ve onun yanında cihad etmiş sahabelere sadece bir meselede onlara(müşriklere) itaat etmesi halinde,Allah Subhanehu ve Teala muhakkak ki müşrikler zümresinden olacağını haber veriyor.Meseleyi günümüzde tasavvur ettiğimizde ise işin korkunç boyutu ortaya çıkacaktır.Avrupa Birliği,Birleşmiş Milletler ve NATO gibi Allah ve Rasulu’ne savaş açan kafirlere itaat edenlerin,millet meclislerinde 550 tane rab edinerek onlara itaat edip,destekleyip oy verenlerin durumunu siz bu hükümleri gözlerinizin önüne getirip de bir düşünün.?!O zaman bunların hükmü ne olur siz karar verin..
Bakın Osmanlı’nın son Şeyhülislam’ı Mustafa Sabri Efendi,atatürk kafirinin zulmünden mısıra kaçınca t.c hakkında ne hükmü veriyor:

“Laiklik ilkesini kabul eden bir siyasi rejim İslam hükümlerine başkaldırmış demektir. Dolayısı ile öncelikle bu hükümet irtidad etmiş, sonra da bu idareye itaat edenler tek tek mürtedleşmişlerdir. Siyasi idarede görev alanlar tek tek mürted hükmünü aldıkları (İslam dininden çıktıkları) gibi bu hükümete itaat eden kitlelerde irtidada düşmüş olurlar. Bu kestirmeden toplu küfre giriş kadar daha korkunç bir olay tasavvur edilemez.

Birimiz fert olarak İslam’ın her hangi bir hükmünü kabul etmediğimiz, dinin sultasını reddettiğimiz, helal ve haramdan, emir ve nehiyden birini inkar ettiğimiz takdirde küfre girmiş oluruz. Peki toptan Allah’ın sultasını, emir ve nehiylerini, helal ve harama ilişkin ölçülerini reddeden ve dolayısı ile kafir olduğu şüphe götürmeyen bir idarenin üyeleri hakkındaki hükmünüz ne olacaktır? Cevap… Yalnızca mürted ve kafir olmak değil midir? ” (Mustafa Sabri Efendi, Mevkıf’ül Akıl.... 4/280)

Müslümana düşen heva ve hevese göre hükmetmek değil sadece ve sadece Allah’ın indirdiği ile hükmetmektir.Allah Subhanehu ve Teala,Rasulu’ne bunu açıkça beyan etmiştir :

“ثمّ جعلناك على شريعة من الأمر فاتّبعها ولاتتبع أهواء الذين لا يعلمون”
“Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.”(Casiye/18)

“إن الحكم إلا لله أمر ألاّ تعبدوا إلا إياه ذلك الدين القيم ولكنّ أكثر الناس لا يعلمون”
“Hüküm ancak Allah’ındır.O kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretti.İşte dosdoğru din budur.Fakat insanların çoğu bunu bilmezler”(Yusuf/40)alıntı

cenk11
23.03.2007, 20:17
Şimdi yukarıdaki yazıya göre insanları (müslümanları) elekten geçirmeye başlayalım. Sizce acaba kaç tane müslüman tesbit edebiliriz ? Bence bu mantık ve süzgeçleme yöntemiyle müslümanların sayısı yeryüzünde 1 Milyonu geçmez diye düşünüyorum. Peki ya, bu eleme neticesinde elemeyi yapanların müslüman kabul etmeyip kafir saydığı bir tek imanlı şahıs bile olsa, elemeyi yapanların durumu ne olur Neûzûbillâh ?
İşte, bunun için bilmeden konuşmamak ve yatarak desteksiz atmamak lâzımdır.
Çünkü, Rabbimiz hiçbir müslümanı siyasi görüşleriyle ve devlet ricallerini belirlemede neden etkin rol oynamadın diye yargılamayacaktır.

Minhac_
23.03.2007, 21:15
Mehmet Paksu'nun bu ayetin tevsiri hakkinda yazdigi makalesi:




Mâide Sûresi, 44. ayette geçen; "ALLAHın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir" ayetini nasıl anlamalıyız?

(51)http://www.sorularlaislamiyet.com/images/tezhip-line-1.gif İslamın sosyal hayata bakan yönlerini yanlış değerlendiren bazı kişiler, o yüce dinin bir kısım hüküm ve meselelerine sathi olarak baktıklarından hataya düşmekten kendilerini alamıyorlar. Açmış oldukları bu yanlış çığıra başkalarını da sürüklediklerinden hata genişliyor, neticede zihinlerin karışmasına sebep oluyorlar. İşte bu meselelerden birisi de "Kim ALLAH'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir"(l) Mealindeki ayet-i kerimeden çıkarılan hükümdür. Bu ayetin mealinden hareket edenler, İlahi hükümleri tatbik etmeyen kişilerin "kafir" olduklarını, dolayısıyla bunların Müslüman sayılmayacağını söylemektedirler. Gariptir ki, bu ayet-i kerime İslamın ilk yıllarında da tartışmaya konu teşkil etmiş, Hariciye ve İbadiye gibi sapık mezhepler, günah işleyen Müslümanları küfürle itham etmişlerdir. Hatta Hariciler bu ayete dayanarak "Hakem Hadisesinden" dolayı Hz. Ali'yi tekfir etme cüretini bile göstermişlerdir. Halbuki ümmetin cumhuru, imam ve müçtehidleri, onların bu iddialarını çürütmüş ve bir Müslümanın günah işlemesiyle kafir olmayacağını açıklamışlardır.(2)

Bu ayetin tefsirinde Camiu'l Beyan isimli 30 ciltlik tefsirin müellifi İmam Cerir et-Taberi, ayette geçen "küfr"ün islamdan çıkma manasında değil, ALLAH'ın nimetini inkar, yani nankörlük manasında" olduğunu ve bid'at ehli olan İbadiye grubunun bu ayeti,yönetimi elinde bulunduranların küfrüne delil gösterdiklerini izah eder ve ibni Abbas'tan (r.a.) şöyle bir rivayette bulunur: "Kasden inkar ederek ALLAH'ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kafirlerdir. Kabul ettiği halde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur."

Nitekim, hemen bundan sonraki ayetlerde ALLAH'ın hükmüyle hükmetmeyenlerin zalim ve fasıklar olduğuna dikkat çekilmektedir.Aynı rivayeti İbni Abbas'tan (r.a.) İmam Nesefi de nakletmektedir. İmam Fahrüddin Razi de 32 ciltlik Tefsir-i Kebir isimli eserinde bu ayetin tefsirini yapmakta, Haricilerin bu husustaki görüşlerinin yanlış olduğuna işaret ederek şöyle demektedir: "Bir kimse ALLAH'ın hükümleriyle hükmetmezse dahi, kalbiyle o hükümlerin doğruluğuna inanırsa kafir olmaz. Zira küfür, hak olan hükümleri kalbiyle inkar ve lisanıyla reddetmektir . Fasık, kalbiyle tasdik ettiği için mü'mindir. İmanla beraber ALLAH'ın hükümlerinin aksi ile hüküm vermek diğer günahlar kabilindendir. En doğru olan görüş budur." (3)

Kadı Beyzavi ise ALLAH'ın hükümlerini inkar edip onlara hakaret edenlerin kafir olacaklarım açıklamaktadır. (4) İbni Kesir, bu ayetin Yahudiler hakkında nazil olduğunu ifade ederken,(5) Osmanlı devletinin şeyhül islamlarından olan Ebu's-Suud Efendi, ayette geçen hükmetmemeyi inkar manasında almakta ve "ALLAH'ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkar eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar" demektedir.(6) Diğer çağdaş müfessirler de, ayette geçen "hükmetmeyenler" ifadesinin, "inkar edenler," yani "tasdik etmeyenler" manasına geldiğini söylemektedirler. Konyalı Vehbi Efendi, "Eğer ayetten maksat bu olmasa Kur'an'ın hilafında birşey irtikap edenlerin (işleyenlerin) kafir olmaları lazım gelirdi. Halbuki, hak olduğuna imanla beraber hilafını irtikap küfür değildir ve olamaz" der. "Çünkü, bilumum günahlar Kur'an'ın hilafıdır. Günahtan hali (hiç günahı olmayan) bir fert tasavvur olunamaz. Eğer her günahı irtikap eden kafir olsa, alemde mü'min bulunmamak gerektir."(7) Vehbi Efendi, Ebu's-Suud Efendiye ve Fethul Beyan'a atıfta bulunarak, "ALLAH'ın inzal ettiği ahkamla [ALLAH'ın indirdiği hükümlerle> hükmetmemek" hususunda, "istihfaf veya istihlal veya inkar tarıklariyle [bu hükümleri küçük görmek yahut helal saymak veya inkar etmek suretiyle)hilafında hükmün (İlahi hükümlerin aksine hüküm vermenin) küfür olduğunu, ancak bu ahkamın (ALLAH'ın indirdiği hükümlerin) hak olduğunu tasdik ve ikrarla beraber hilafında hükmün küfür olmadığını belirtir.(8)

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ayetteki "hükmetmeme"nin, "Onun hakimiyetini tanımamak" durumunda küfre gireceğine işaret eder.(9) Ömer Nasuhi Bilmen de şu izahı getirir: "Bir kimse hükm-ü İlahiyi kalben kabul etmez, onu bile bile lisanen inkar ederse o takdirde kafir olur. Fakat onu kalben tasdik ettiği halde terk eylerse kafir olmaz, günahkar olur." (10) Bilmen, büyük İslam alimi İkrime'den de şu iktibası yapar: "Her kim ALLAH Teala'nın hükmettiği ile, onu bilerek inkar ettiği halde hükmetmezse kafir olur. Fakat her kim onu ikrar ettiği halde onunla hükmetmezse, o fasıktir, zalimdir, yoksa kafir değildir." (11)

Görüldüğü gibi, bütün müfessirler ayetin tefsirinde görüş birliği içindedir. Hepsi, bir kimse ALLAH'ın hükümlerini inkar etmediği, onlara hakarette bulunmadığı müddetçe kafir olmayacağı görüşündedir. Nitekim, Bediüzzaman da Münazarat isimli eserinde, bazı kimselerin Kanun-u Esasiyi ve hürriyetin ilanından dolayı idarecileri tekfir ettiklerini belirtmekte ve onların "ALLAH'ın hükmüyle hükmetmeyenler" ifadesinin "ALLAH'ın hükmünü tasdik etmeyenler" manasında olduğunu bilmediklerini beyan etmektedir.(12)

O halde, mü'min olarak Ehl-i Sünnet ve Cemaat görüşüne sımsıkı sarılmamız, bid'at ehline iltifat etmememiz gerekir. Büyük imam ve müçtehidlerin tefsir ve izahlarına dikkat edip onlardan istifade etmemiz şarttır. Her hususta olduğu gibi, tekfir meselesinde de bu imamların görüşlerini esas almalıyız. İmam Suyuti'nin "Tekfire yeltenmek, kendini beğenen cahil kişilerin işidir" ikazını da unutmamalıyız.(13)

Kaynaklar
1. Maide Sûresi, 44.
2. et-Tefsirû'l-Kebir
3. et-Tefsirü'l-Kebir, 12:6
4. Tefsir-i Beydavi, 2:295
5. İbni Kesir, 2:61.
6. Tefsir-i Ebu's-Suûd, 3:42.
7. Hülasatü'l-Beyan,3:1231.
8. A g. e.
9. Hak Dini Kur'an Dili, 3:1690.
10. Kur'an-ı Kerimin Türkçe MeaH Alisi ve Tefsiri, 2:772.
11. A. g. e.
12. Münazarat, s. 69.
13. İ'cazü'l-Kur'an, 3:5/7.

NUHUN_GEMISI
24.03.2007, 01:25
Şimdi yukarıdaki yazıya göre insanları (müslümanları) elekten geçirmeye başlayalım. Sizce acaba kaç tane müslüman tesbit edebiliriz ? Bence bu mantık ve süzgeçleme yöntemiyle müslümanların sayısı yeryüzünde 1 Milyonu geçmez diye düşünüyorum. Peki ya, bu eleme neticesinde elemeyi yapanların müslüman kabul etmeyip kafir saydığı bir tek imanlı şahıs bile olsa, elemeyi yapanların durumu ne olur Neûzûbillâh ?
İşte, bunun için bilmeden konuşmamak ve yatarak desteksiz atmamak lâzımdır.
Çünkü, Rabbimiz hiçbir müslümanı siyasi görüşleriyle ve devlet ricallerini belirlemede neden etkin rol oynamadın diye yargılamayacaktır.

Senin gibi düşünenler Asrı saadette müslümanlara azınlık diye saldırıp reddediyor , Peygamberi ve müslümanları tanımak isteyenler tabi olanları kaç kişiler , zenginler var mı gibi cahili kriterlere önem veriyorlardı . Yukarıda ayet ve hadislere verdiğin cevap cahilane . Senden de bu beklenirdi .


Müslüman belli bir sayıya ulaşmayı değil , Allahın bildirdiği keyfiyette (tevhid akidesine ) ulaşmakla mükelleftir .

NUHUN_GEMISI
24.03.2007, 01:27
minhac , sapık Haricileri müslümanlarla kıyaslaman senin amellerini boşa çıkartır . kendine dikkat et.
Yukarıdaki aktardığım ayetleri ve yorumları okumadan inkar mı ediyorsun ?
Gösterdiğim ayet ve hadislerin hatalarını ve yanlış delillerini göster iftiradan önce ..

cenk11
24.03.2007, 11:52
alıntı-ŞAŞKINLARIN_GEMİSİ
Müslüman belli bir sayıya ulaşmayı değil , Allahın bildirdiği keyfiyette (tevhid akidesine ) ulaşmakla mükelleftir .

Bu konu şimdiye kadar birçok forumda gündeme getirilmiş olup, gerekli cevabı verilen bir konudur. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi ve müslümanları küfre düşmekle yaftalayıp, güyâ ve böylelikle siyasi şuurlandırma yaptığını zanneden cahiller aynı konuyu temcid pilâvı gibi ısıtıp-ısıtıp önünmüze koymaktadırlar.Yani şimdi, bu zatın hiçbir nassa dayanmayan bu görüşü ne demek biliyor musunuz ? Önüne geleni "küfür" ile damgala ve "kafir" ilan et. Kalan sağlar bizimdir!!!!!
Mâide Sûresindeki 44. ayet-i celile ile başlayan beyanlar bütün ehl-i sünnet ulemasının görüşüne göre “Allah’ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkar eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar” demektedir.
Ayetleri çarpıtarak bunlara başka türlü anlam vermek kişiyi dinden eder. Çünkü, herhangi bir dini konuda ilimden nasibi olmayan kişilerin kendi kafalarına göre hüküm vermeleri yasaktır. Herkesi dinin bu koyduğu bu önemli yasağa uymaya davet ederiz.

Minhac_
24.03.2007, 12:09
minhac , sapık Haricileri müslümanlarla kıyaslaman senin amellerini boşa çıkartır . kendine dikkat et.



el-Maide suresinin 44.ayetini alimler nasil aciklamis ben ona bakarim.


Bu ayeti simdiye kadar Hariciler böyle aciklamislardi. Simdi de Seyyid Kutub onlarin görüsünü benimsedi. Siz de o görüsü devam ettiriyorsunuz.


Peki bir Müslümani haksiz yere tekfir etmek amelleri bosa cikarmaz mi?

NUHUN_GEMISI
24.03.2007, 12:14
Tabi ki çıkarır Minhac. Ama şunu bil ki Dinden çıkana da hala müslüman demekte çıkarır .

Bu yüzden her iki tarafta delillerini sunmalı . Bir taraf delil sunarken , diğeri haricilik olur demesi delil değildir.
hariciler sapıkların tekiydi ve hatalıydılar.

Burada Allahın haramı helal denilmesini , helaline haram denilmesini müdafa ettiğinizi anlayamıyormusnuz?

Minhac_
24.03.2007, 12:34
Tabi ki çıkarır Minhac. Ama şunu bil ki Dinden çıkana da hala müslüman demekte çıkarır .

Tabi islami küfür küfrü de islam olarak adlandirmayiz. Müslümana kafir, kafire de Müslüman denilmez.

Hangi seylerin insani Islam dininden cikardigini alimler bize bildirmislerdir. Bu konuda onlara tabi olmak gerekir.



Bu yüzden her iki tarafta delillerini sunmalı . Bir taraf delil sunarken , diğeri haricilik olur demesi delil değildir. hariciler sapıkların tekiydi ve hatalıydılar.

Burada Allahın haramı helal denilmesini , helaline haram denilmesini müdafa ettiğinizi anlayamıyormusnuz?



Nuhun Gemisi el-Maide suresinin 44. ayetini alimler nasil aciklamislar onu naklettim size. Alimlerin, sahabelerin tevsirleri delil niteliginde degil midir?

Kim derse ki her hangi bir hüküm Allah'in hükmü ile esittir Islam ile alakasi kesilir.

Kim derse ki her hangi bir hüküm Allah'in hükmünde daha iyidir Islam ile alakasi kesilir.

Ama herhangi bir hükmü Allah'in hükmü ile es tutmayan veya ondan üstün görmeyen birisine ise kafir demek dogru degildir.

Alimlerimiz bu konuya dikkat cekmislerdir. Bizler de onlara bu konuda tabiiyiz.

Allahin hükmü her hükmün üzerindedir ve onun hükümü ile ayni seviyede olacak hicbir hüküm yoktur.

NUHUN_GEMISI
24.03.2007, 14:19
Nuhun Gemisi el-Maide suresinin 44. ayetini alimler nasil aciklamislar onu naklettim size. Alimlerin, sahabelerin tevsirleri delil niteliginde degil midir?
Kim derse ki her hangi bir hüküm Allah'in hükmü ile esittir Islam ile alakasi kesilir.Ama herhangi bir hükmü Allah'in hükmü ile es tutmayan veya ondan üstün görmeyen birisine ise kafir demek dogru degildir.Allahin hükmü her hükmün üzerindedir ve onun hükümü ile ayni seviyede olacak hicbir hüküm yoktur.

Allah diğer hükümleri kendine rakip olarak görmüyorki daha üstün , biraz daha iyisi olsun . Tek Hüküm ALLAHındır .
Üstelik küfür kanunlarını ihdas edenlere TAĞUT sıfatını verdiği ayetle sabittir (nisa60)


1.Allah’tan başka hiçbir kimsenin hüküm koymak hakkı yoktur.

Enam 57- De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz
ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde değildir, hüküm ancak Allah'a aittir, gerçeği O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır".

Yusuf 40- Hüküm ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." ( Allahın koyduğu kanuna muhalif olarak kanun çıkartanlara itaatin ona tapınmak (ibadet etmek) olduğunu bildiriyor. Ve bunun ibadet anlamına geldiğini ise insanların çoğunun bilmediğini bildiriyor)


Yusuf 67 -Hüküm yalnızca Allah'ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler."


Kasas 70- İşte O, Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. Önünde de, sonunda da hamd O'nundur, hüküm O'nundur. Ve ancak O'na döndürüleceksiniz.



Kasas 88- Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O'ndan başka ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey helak olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na döndürüleceksiniz.
(Hükmüne uymanın ibadet olduğunu görmüştük . Bu yüzden Allah aynı zamanda başkalarının hükümlerine itaat ederek ona tapınmayın demiştir )


Şura 10 -İhtilaf ettiğiniz herhangi birşey hakkında da hüküm Allah'a aittir. "İşte" de "o Allah benim rabbim, ben O'na (güvenip) dayanmaktayım ve hep O'na sığınırım".

2.Allah’ın hükmü dışında kalan bütün hükümler cahili hükümlerdir ve bu hükümleri kabul etmek,hüküm koyanları Allah’a şirk koşmak ile aynı anlama gelir

NUHUN_GEMISI
24.03.2007, 14:31
İbn Kesir Tefsiri

Berâ İbn Âzib der ki:
Allah Teâlâ, bunun üzerine yukardaki âyeti indirdi. Onlar diyorlardı ki: Muhammed'e varın. Eğer size sopa ve yüz karartma hükmü verirse, uygulayın. Ama recm hükmü verirse, uygulamaktan kaçının. Âyetin devamındaki «Kim de Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse; işte onlar, kâfirlerdir» kavli Yahudiler hakkındadır. «Kim de Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse; işte onlar, zâlimlerdir.» kavli, yine Yahudiler, hakkındadır. «Kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmezse; işte onlar fâsıklardır.» kavli debütünüyle kâfirleri içine alır.

İbn Cerîr der ki: Bize İbn el-Müsennâ... Şa'bî'den nakletti ki; «Kim de Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse; işte onlar, kâfirlerin kendileridir.» âyeti müslümanlar hakkındadır. «Kim de Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse; işte onlar, zâlimlerin kendileridir.» âyeti yahûdîler hakkındadır. «Kim de Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse; işte onlar, fasıkların kendileridir.» âyeti de hıristiyanlar hakkında nazil olmuştur


47 — İncil ehli, Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Kim de Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar; fasıkların kendileridir.
İncil Ehli de Allah'ın Hükmüyle Hükmetmelidir
îsrâiloğullannın peygamberlerinin ardından; Meryem oğlu İsa'yı Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. O'na inanan ve hükmeden biri olarak. Ve o'na İncil'i verdik. O'nda; hidâyet ve nûr vardır. Hakka götüren, .şüpheleri giderip müşkilleri halletmekte yolu aydınlatan bir nûr vardır. Kendinden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı, hidâyet ve müttakîler için bir öğüt olarak. Tevrat'a uyan, onda bulunan pek az ahkâm dışında hiçbir hükme muhalefet etmeyen, İsrâiloğularının kendi aralarında ittifak ettikleri bazı konularda, ondan farklı görüşler getiren bir peygamber olarak. Nitekim Allah Teâlâ, Hz. îsâ'nın İsrâiloğullarma «Allah'ın size haram kıldığı bazı şeyleri size helâl kılmak üzere.» diye buyurduğunu bildirmektedir. Bunun için bilginlerin meşhur olan görüşüne göre; İncil, Tevrat'ın bazı hükümlerini neshetmiştir.
«İncil ehli Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.» Yani İncil ehline İncil'i verdik ki; kendi zamanındaki milletler ona göre hüküm versin. Ve o zaman İncil'de bulunan hükümlerin hepsine îmân etsinler, buyruklarını yerine getirsinler, anlamına gelir. Kendi kitaplarında Hz. Muhammed'in gönderileceğine dâir beşareti görünce; onu doğrulayıp uysunlar, demektir. Nitekim Allah Teâlâ bir başka âyet-i kerîme'de şöyle buyurur: «De ki, ey ehl-i kitâb, Tevrat'ı, İncil'i ve size Rabbmız tarafından indirilmiş olanı uygulayıncaya kadar siz bir şey üzerinde değilsiniz...»
Bir başka âyet-i kerîme'de ise şöyle buyurur : «Onlar ki kendi yanlarındaki Tevrat'ta yazılı buldukları ümmî peygambere tâbi olurlar.» Bunun için âyetin devamında «Kim de Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse; işte onlar, fâsıkların kendileridir.» buyuruluyor. Yani onlar bâtıla meyleden, haktan kaçan, Rablarına itaatin dışına çıkan kimselerdir.


İBN KESÎR Cüz: 6= sûre: 5 sayfa 2358




Maide 47- İncil ehli de Allah'ın ona indirdikleriyle hükmetsinler. Kim, Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.

ELMALILI HAMDİ YAZIR TEFSİRİ :

47- İncil ehli de Allah'ın bunda indirdiği tasdik, hidayet ve öğüt ile hükmetsin. Hamze kırâetinde (lâm) ın esresi ve (mim)in fethasıyle şeklinde okunur ve mef'ûlün leh olmak üzere e atfolur ki," muttakilere hidayet ve öğüt olmak üzere ve İncil ehlinin bundaki tasdik, hidayet ve ilâhî öğüt ile hükmetmeleri için verdik" demektir. Demek ki İsa, geçmiş peygamberlerin izinde olmakla beraber, bağımsız bir şeriat ile gönderilmiş bir resuldür. Ve yahudilik bununla son bulmuş yani neshedilmiş (hükmü kaldırılmış)tir. Bundan böyle İsa ve İncil'in tasdikini düşünmeden Tevrat ile doğrudan doğruya ve genel olarak amel etmek caiz değildir. İsa ve İncil'i tanımayıp yahudilik iddia edenler, gerçekte kâfir ve zalimdirler. Fakat bunlar kendi dava ve inançlarına göre İncil hükümleri ile mutlak olarak sorumlu tutulamazlarsa da Tevrat hükümleriyle mutlaka yükümlü tutulurlar. Hâlâ mutlak amel edilmesi gerekli Allah'ın kitabı olduğuna imanın lüzümunu iddia eden yahudiler Tevrat ile hükmetmedikleri veya Tevrat gereğince aleyhlerine verilen hükme itiraz ettikleri takdirde kendi davalarını bozmuş, küfürlerini ve zulümlerini itiraf etmiş ve kendilerinin kendi nazarlarında da kâfir ve zalim olduklarını ispatlamış olurlar.
Şu halde Tevrat ile yahudiler aleyhine hüküm ve yükümlülük böyle olduğu gibi hıristiyanlar hakkında da İncil böyledir. O halde İncil ehli, yani hıristiyanların hakkı da İncil ile mutlak, Tevrat ile de İncil'in tasdiki dairesinde mukayyed olarak hükmetmek ve bu şekilde verilen hükümleri kayıtsız şartsız kabul etmektir. Ve her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse işte bunlar da o fasıklardır. Yani Allah'ın hükmünden veya imandan çıkmış kimselerdir.
Mesela Tevrat'taki kısas hükümlerinden sonra İncil'de mukabele bi'l-misil (yapılan muameleyi aynen tekrarlama suretiyle) yapmayıp her halde affetmeyi emreden bir hüküm nazil olmuş ise, İncil ehli kısas talep edememeli değil, fakat sabit olmasından sonra affetmelidir. Etmediği takdirde kendi nazarında da zarûri olarak fasıktır. Ya Allah'ın hükmüne iman ettiği halde, o hükümden dışarıya çıkmış isyan eden bir fasıktır. Veya o gün onu kalben de tanımamak veya küçümsemekle imandan çıkmış kâfir bir fasıktır, ve her iki halde fasık cezasına layıktır. Şu halde Tevrat'a uygun hükmü kabul etmeyen yahudiler, İncil'e uygun hükmü kabul etmeyen hıristiyanlar kendi görüşlerinde ve inançlarında da kâfir veya zalim veya fasıktırlar veya hepsidirler. Aynı şekilde bunlara benzeyenler de bunlar gibidirler. Küfürleri, ilâhî hükmü inkâr etmelerinden veya hakir görmelerinden; zulümleri, ölçüsü hak olan ilâhî hükmü atıp, başka hükümler ile hükmettiklerinden; fasıklıkları da hak hükümden çıktıklarından dolayıdır. Şu halde ya bu üç vasfın hepsi birliktedir veya her biri hükümden çekinmeye ilave olan bir hâle göre bağımsız sıfatlardandır.