serdengeçti
24.03.2007, 11:53
Ben kimse ile tartışmak kavga etmek istemiyorum.Hele hele sizin gibi birisi ile asla!!
Benim üstadıma laf etmek sizin haddiniz değildir.
Kargalar ötünce bülbüller susarmış.Buyrun meydan sizin!!!!
5.Risale-i Nur’dan a’zami derecede istifade edebilmenin beşinci şartı üveysiliktir :
Üveysilik, Veysel Karanî Hazretleri gibi, sevdiği ve kendisine bağlı olduğu zatı görmeden ve gaybî olan, muhabbet ve bağlılık; ve bu muhabbetle bağlı olduğu zattan manevî feyz almak tarzıdır.
Ebul Hasan Şazeli şöyle der: “evliyadan bazıları vardırki, sadık müride, vefatından sonra, hayattayken olduğundan daha fazla menfaat eriştirir. Yine evliyadan bazılarının, ruhaniyetleri vasıtasıyla ilahi emirleri takip ve tatbik ettirdiği kimseler vardır. İsterse o veli kabrinde meyyit olsun… kabrinde iken müridini yetiştirir. Müridi kabrinden onun sesini işitir. Nitekim Ebul Hasan-ül Harkani şeyhi Eba Yezidi Bestamiden bu şekilde feyz almıştır.” (Rabıta-i şerife: s.19)
Üstad Bediüzzaman hazretleri imam-ı Ali (ra) ve Abdulkadir Geylani hazretlerine bağlı üveysi bir zattır ve onların manevi feyz ve irşadlarına mazhar olmuştur.
"Risale-i Nur'un mesleği tarîkat değil, hakikattır; sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Bu zaman, tarîkat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır." Risale-i Nur, bu hizmeti lillahilhamd en müşkil ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor. Risale-i Nur dairesi, Hazret-i Ali ve Hasan ve Hüseyn'in (R.A.) ve Gavs-ı A'zam'ın (K.S.) -ihbarat-ı gaybiyeleriyle- şakirdlerinin bu zamanda bir dairesidir. Çünki Hazret-i Ali, üç keramet-i gaybiyesiyle Risale-i Nur'dan haber verdiği gibi; Gavs-ı A'zam (K.S.) da kuvvetli bir surette Risale-i Nur'dan haber verip tercümanını teşci' etmiş. Bu mahrem dört risale, Keramet-i Aleviye ve Gavsiyeye ait dört risale inşâallah bir vakit size gönderilebilir. (…) Zâten Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı A'zam'dan (K.S.) ve Zeynelâbidîn (R.A.) ve Hasan Hüseyin (R.A.) vasıtasıyla İmam-ı Ali'den (R.A.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir. ( emirdağ: 69)
Bu husus 8, 18 ve 28. lemalarda bahsedilmiştir. Arzu edenler oradan tafsilatlı bir şekilde okuyabilirler.
Risale-i Nur talebeleri de üstadları gibi, üveysidirler. Onlarda bazı şartlar dahilinde hem İmam Ali, hem Abdülkadir Geylani, hem de bizzat üstadları Bediüzzaman hazretlerinden manevi feyz ve ilim devşirebilirler...
O şartlarda ihlas, risaleleri kuran harfleriyle yazmak ve okumak ve üstadlarına dua etmektir.
Üstad bu hususta şöyle der:
Aziz, gayretli, ciddî, hakikatlı, hâlis, dirayetli kardeşim!
Bizim gibi hakikat ve âhiret kardeşlerin, ihtilaf-ı zaman ve mekân sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mani' teşkil etmez. Biri şarkta, biri garbda, biri mazide, biri müstakbelde, biri dünyada, biri âhirette olsa da beraber sayılabilirler ve sohbet edebilirler. Hususan birtek maksad için bir tek vazifede bulunanlar, birbirinin aynı hükmündedirler. (23. mektubun başı)
Ben sizi yazılarınızda ve hatırımdan çıkmayan hidematınızda günde müteaddid defalar görüyorum ve size olan iştiyakımı tatmin ediyorum. Siz de bu bîçare kardeşinizi risalelerde görüp sohbet edebilirsiniz. Ehl-i hakikatın sohbetine zaman, mekân mâni' olmaz; manevî radyo hükmünde biri şarkta biri garbda, biri dünyada biri berzahta olsa da rabıta-i Kur'aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur. ( Kastamonu Lahikası. Birinci mektup)
Şimdi âlem-i melekût ve ervahta, ölmüş, vefat etmiş insanların ervâhı pek çok kesretle vardır ve bizimle münasebettardırlar. Mânevî hedâyâmız onlara gidiyor; onların nuranî feyizleri de bizlere geliyor. (Sözler. 29. söz. Ruh bahsinden)
Ben kasemle temin ederim ki, bir küçük risaleyi kendine bilerek yazan adam, bana büyük bir hediye hükmüne geçer; belki herbir sayfası bir okka şeker kadar beni memnun eder. (Kastamonu Lahikası: )
Üstad hayatı boyunca kimseden hediye kabul etmemiştir. Halbuki yukarda “yazılan risalelerin kendisine büyük bir hediye” olduğunu söylüyor. Yani üstad böyle bir hediyyeyi canü gönülden kabul ediyor. Bir önceki parağrafta ise “ölmüş zatlara bizim manevi hediyyelerimizin gittiğini, onların manevi feyzlerinin de bize geldiğini” ifade ediyor. Buna göre bizim yazdığımız yazılar manevi bir hediyye olarak vefat etmiş olsa bile üstada takdim edilir, ona ulaştırılır ve bunun karşılığında yazan şahıslarla üstad arasında manevi bir münasebet tesis edilir ve ondan manevi feyzler de gelir.
Buraya kadarki kısımda üstadla talebeler arası manevi irtibatla ilgili yerleri kaydettik. Bundan sonraki kısımda ise İmam Ali ve Gavsı A’zam’ın nur talebeleriyle olan manevi bağlarına işaret edeceğiz. :
Üstad İhlas risalesinde şöyle der:
Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (R.A.) o mu'cizevari kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı A'zam (K.S.), o hârika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlasa binaen iltifat ediyorlar ve himayetkârane teselli verip hizmetinizi manen alkışlıyorlar. Evet hiç şübhe etmeyiniz ki, onların bu teveccühleri, ihlasa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlası kırsanız, onların tokadını yersiniz. Onuncu Lem'adaki şefkat tokatlarını tahattur ediniz. Böyle manevî kahramanları arkanızda zahîr, başınızda üstad bulmak isterseniz ²v¬Z¬KS²9«!ö|«V«2ö«-:I¬$ÌY<ö«-ö sırrıyla ihlas-ı tâmmı kazanınız.
Bunlar büyük iddialardır ve yanlış bilgilerdir.. Şöyle ki:
1- Said Nursi, Tasarruf sahibi Kamil Mükemmil bir Mürşid-i Kamil değil, kendisi de Meşayihe bağlanmış yani Tasarruf altına girmiş bir muhterem İslam Alimidir.. Kendisinin Mürşide ve manevi tasarrufa ihtiyacı ortadayken, onu takip edenlerin Mürşidsiz manevi yetişmesinden söz edilemez..
2- Kişi, yaşayan Mürşid-i Kamillerden daha fazla istifade eder.. Hele bu ahir zamanda mutlaka Arz üzerinde bulunan Meşayihe bağlanmak şarttır..
Orada Hz. Ali Efendimizin ve Abdulgadir Geylani Hazretlerinin ismi verilmiş.. Bir insanın Üveysi olarak yetişmeyi beklemesinden evla ve hayırlı olanı, bu mübarek Zatların silsilelerine, yaşayan halifelerine bağlanmaktır.. Arz üzerinde hiç Halifeleri kalmamış olsaydı belki manevi yetişme gibi bir ümid makul ve makbul görülebilirdi..
3- Üveysilik, evet Veysel Karani Efendimizden gelen bir yol.. Ama bu umumu, herkesi kapsayan bir yetişme usulü değildir.. Çok nadir seçilmiş kimselere nasip olmuştur..
Bunun delili şudur: Peygamber Efendimiz irtihal buyurduklarında bir rivayet 40 bin, diğer rivayet 120 bin Ashab Efendimiz vardı.. Peygamberimiz zamanında Onu görmeden Üveysi olarak yetişen de sadece Veysel Karani Hazretleridir.. Yani oranladığınızda 40 bin kişide 1 kişiye, ya da 120 bin kişide 1 kişiye nasip olacağının delili budur ki bu rakam dahi çok iyimser bir rakamdır.. Ehlullah buyurmuştur ki bu zamanda Mürşidi olsun ya da üveysi olsun Velilik insanların ancak 100 binde birine nasip olmaktadır.. 100 bin Nur Mensubundan biri manen yetişecek diye diğer insanları Tarikat ve Meşayih nimetlerinden sakındırmak ve mahrum etmek hem doğru değildir, hem de diğerlerine zulümdür..
(Kardeş seninle tartışmak için değil, yanlış bilgilerini düzeltesin diye bunları yazdım.. Yazını niye sildin ki? Bizim gibi?)
Ben kimse ile tartışmak kavga etmek istemiyorum.Hele hele sizin gibi birisi ile asla!!
Benim üstadıma laf etmek sizin haddiniz değildir.
Kargalar ötünce bülbüller susarmış.Buyrun meydan sizin!!!!
:D Peki güzel kardaşım nasıl arzu edersen.. Üstadına laf etmedim.. Yazına laf ettim.. :flowers:
serdengeçti
24.03.2007, 12:49
:D Peki güzel kardaşım nasıl arzu edersen.. Üstadına laf etmedim.. Yazına laf ettim.. :flowers:
Smiley'ler dalga geçmek için değildir.Bırakın yazarken yüzünüzün aldığı şekil side kalsın.Buraya aktarmanın lüzumu yok.Ben ihlaslı bir şekilde kardeşlerimle bir paylaşıma ortak olmak istedim o kadar.Tarikata falanda laf ettiğim yok.Sizin yanıtınız tasavvuf dairesi içinde alınan eğitime isnad edilmiştir.Ortaya koyduğunuz
Meşayihe bağlanmak şarttır
gibi kesinlik içerdiği kanaatına vardığınız kurallar sizi ve cemaatinizi bağlar.Bana görede Risale okumak şarttır.Yani cemaatinizdeki formülleri diğer cemaatlere uygulayamazsınız.Vallahi sizinle tartışmak falan istemiyorum.Dilerseniz diğer bütün mesajlarımı silebilirim.Zira siz insanların aklını karıştırmaktan başka bişey yapmıyorsunuz.Allah'a emanet olunuz...
Smiley'ler dalga geçmek için değildir.Bırakın yazarken yüzünüzün aldığı şekil side kalsın.Buraya aktarmanın lüzumu yok.Ben ihlaslı bir şekilde kardeşlerimle bir paylaşıma ortak olmak istedim o kadar.Tarikata falanda laf ettiğim yok.Sizin yanıtınız tasavvuf dairesi içinde alınan eğitime isnad edilmiştir.Ortaya koyduğunuz
gibi kesinlik içerdiği kanaatına vardığınız kurallar sizi ve cemaatinizi bağlar.Bana görede Risale okumak şarttır.Yani cemaatinizdeki formülleri diğer cemaatlere uygulayamazsınız.Vallahi sizinle tartışmak falan istemiyorum.Dilerseniz diğer bütün mesajlarımı silebilirim.Zira siz insanların aklını karıştırmaktan başka bişey yapmıyorsunuz.Allah'a emanet olunuz...
Bizim söylediklerimiz filan yolun, filan cemaatin görüşleri değildir efendim.. Kur'an-ı Kerimin, Hadis-i Şeriflerin, Ümmetin icmasının, İslam alimlerinin görüşleridir.. Size, bizim başlığımzı incelemenizi tavsiye ediyorum
İnsaf sahibi her müslüman isnadı olan bilgiyi baş tacı eder..
"Evliyaullah, Rabıta, Hadis-i Şeriflerle+Alimlerin Görüşleriyle Tasavvuf" başlığına buyrun..
Bulamazsanız linkini vereyim, bilahare bildiriniz..
serdengeçti
24.03.2007, 13:03
Tabi efendim eminim.Öyledir.Hayırlı günler.....
İyice emin olmadan bir inceleseydiniz efendim.. Yine emin olmaya devam ederdiniz.. :flowers:
Buyrun:
http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=15927
serdengeçti
24.03.2007, 13:42
"Alim-i mürşid koyun olmalı, kuş olamamalı. Koyun yavrusuna süt, kuş yavrusuna kay verir"
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.