PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Risale-i Nurun Diğer Kitaplardan Farki.


serdengeçti
24.03.2007, 16:36
Evliya divanlarını ve ülemanın kitablarını çok mütalaa eden bir kısım zâtlar taraflarından soruldu: "Risale-i Nur'un verdiği zevk ve şevk ve iman ve iz'an onlardan çok kuvvetli olmasının sebebi nedir?"
Elcevab:
(1) Eski mübarek zâtların ekser divanları ve ülemanın bir kısım risaleleri imanın ve marifetin neticelerinden ve meyvelerinden ve feyizlerinden bahsederler. Onların zamanlarında imanın esasatına ve köklerine hücum yoktu ve erkân-ı iman sarsılmıyordu. Şimdi ise köklerine ve erkânına şiddetli ve cemaatli bir surette taarruz var. O divanlar ve risalelerin çoğu has mü'minlere ve ferdlere hitab ederler, bu zamanın dehşetli taarruzunu def' edemiyorlar. Risalet-in Nur ise, Kur'an'ın bir manevî mu'cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor ve mevcud imandan istifade cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhanlar ile imanın isbatına ve tahkikine ve muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden; herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar.
(2) O divanlar derler ki: "Veli ol, gör; makamata çık, bak; nurları, feyizleri al." Risalet-in Nur ise der: "Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar."
(3) Hem Risalet-in Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna' eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve hâlistir ki, bu zamanda cemaat şekline girmiş dehşetli bir şahs-ı manevî-i dalalet karşısında tek başıyla galibane mukabele eder.
(4) Hem Risalet-in Nur, sair ülemanın eserleri gibi, yalnız aklın ayağı ve nazarıyla ders vermez ve evliya misillü yalnız kalbin keşf ü zevkiyle hareket etmiyor; belki akıl ve kalbin ittihad ve imtizacı ve ruh vesair letaifin teavünü ayağıyla hareket ederek evc-i a'lâya uçar; taarruz eden felsefenin değil ayağı, belki gözü yetişmediği yerlere çıkar; hakaik-i imaniyeyi kör gözüne de gösterir.

NurTalebesi
24.03.2007, 16:46
O divanlar derler ki: "Veli ol, gör; makamata çık, bak; nurları, feyizleri al." Risalet-in Nur ise der: "Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar."
Rahman razı olsun

allah__u_ekber
24.03.2007, 16:53
ALLAH razi olsin

cenk11
24.03.2007, 17:43
Efendim, İslâm'ın adab-ı muaşeretindendir ki, bir kimsenin evladını, eserini veya kendisiyle ilgili herhangi bir şeyi övmesi kendisini övmesi gibidir. Bu sebeple müslümanlar kendilerine ait her ne ki var onları insanların istifadesine sunarlar takdir ve övgüyü, başkalarından beklerler. Şüphesiz hamd-u sena ve her türlü övgü Cenab-ı Rabbu'l_Alemine aittir. Bu konuyu böylece ortaya koyduktan sonra bilesiniz ki, tevazu insanları yükselten ve büyüten bir özelliktir.

Vaktiyle bir şeyhin ağzı çorba tutmayan bir müridi varmış... Bu mürid günü birinde bir başka şeyhin meclisinde bulunmuş ve o şeyhe ;"Efendim, benim şeyhim hakkınızda --Bir tas darı biz isek, o da bir tek darıdır.-- " diyor demiş. Bu sözle nuhatab olan mutevazi şeyh de cevaben ; " Kardeş, şeyhine selâm söyle ! O tek darı da odur. " demiş.
Alan alacağını alsın, alamayan darıları toplamaya devam etsin.
Kalın sağlıcalıkla ...

Murat Sâki
24.03.2007, 17:51
Efendim, İslâm'ın adab-ı muaşeretindendir ki, bir kimsenin evladını, eserini veya kendisiylas ilgili herhangi bir şeyi övmesi kendisini övmesi gibidir. Bu sebeple müslümanlar kendilerine ait her ne ki var onları insanların istifadesine sunarlar takdir ve övgüyü, başkalarından beklerler. Şüphesiz hamd-u sena ve her türlü övgü Cenab-ı Rabbu'l_Alemine aittir. Bu konuyu böylece ortaya koyduktan sonra bilesiniz ki, tevazu insanları yükselten ve büyüten bir özelliktir.

Vaktiyle bir şeyhin ağzı çorba tutmayan bir müridi varmış... Bu mürid günü birinde bir başka şeyhin meclisinde bulunmuş ve o şeyhe ;"Efendim, benim şeyhim hakkınızda --Bir tas darı biz isek, o da bir tek darıdır.-- " diyor demiş. Bu sözle nuhatab olan mutevazi şeyh de cevaben ; " Kardeş, şeyhine selâm söyle ! O tek darı da odur. " demiş.
Alan alacağını alsın, alamayan darıları toplamaya devam etsin.
Kalın sağlıcalıkla ...


Yazıda enaniyet kabartacak bir övgü varmıdır?Bunu tefekkür etmemiz gerekiyor sanırım ilk olarak.

Diğer bir açıdan bakarsak üstad Bediüzzaman Bu eseri Telif ederken Kendisine Kuran-i Kerim'den başka bir kaynak almamıştır.Tamamen Kuran'dan anladığını sahifelere yazmıştır.Dolayısıyla bir övgü var ise o ne üstad'a nede Risale-i Nur'adır Doğrudan bu övgü Kuran-i Kerim'edir.

Ayrıca isterseniz daha detaylı bir araştırma yaparak Eserlerde herhangi bir övgü varmıdır bakabilirsiniz.Yok eğer bulamayağınızı fikrederseniz yahut düşünürseniz hangi konuyu isterseniz tartışabiliriz.Çamur at izi kalsın edebiyatı yapmayalım.Ve ön yargı duvarlarının bir nebze arkasına geçelim.Saygılarımla.

cenk11
24.03.2007, 18:01
Bir arkadaş herkesin görüşlerine açık bu foruma bir yazı astı ve biz de bu konudaki görüşlerimizi aktardık. Yaptığımız budur. Kimsede bir şuç ve hata aramıyoruz.
Bizim de görüşümüz mesajımızda belittiğimiz mahiyettedir.
Ayrıca, sadece sizinle tartışmak değil de, mümkün olan herkesle fikir teatisinde bulunmak isteriz.
Evvel-Ahir selâm.

serdengeçti
24.03.2007, 18:05
Ben hiçbirinizede cevap vermek istemiyorum.İçimdeki ene'yi söküp atmaya çalışıyorum.Lütfen birazcıkta siz çaba harcayın....

Murat Sâki
24.03.2007, 18:08
Bir arkadaş herkesin görüşlerine açık bu foruma bir yazı astı ve biz de bu konudaki görüşlerimizi aktardık. Yaptığımız budur. Kimsede bir şuç ve hata aramıyoruz.
Bizim de görüşümüz mesajımızda belittiğimiz mahiyettedir.
Ayrıca, sadece sizinle tartışmak değil de, mümkün olan herkesle fikir teatisinde bulunmak isteriz.
Evvel-Ahir selâm.

Tabiki fikr-i nokta da hürsünüz.Aksine bazı görüşlerinizden bende faydanlaktayım.Kabulcülük güzel değildir.Ben de son derece tenkitsel yaklaşımlar içersinde her konuyu ele alırım ama bunu yaparken bir tümevran şeklinde yapmalıyız.

Fakat bir şeyi,bir insanı,bir kitabi insan anlamamış olabilir.Biri okur,okur ama anlamaz.Diğer ise hiç okumaz dolayısı ile anlamaz.Birinciye saygı duyarım.Ama ikinci için aynı şey söz konusu değildir.Toprağa bakıp buradan su çıkmaz demekle,orayı kazıp buradan su çıkmaz demek farklıdır.Sorunu kendi dimağımızda arıyormuyuz buda ayrı bir tartışma konusu.

Meramımız anlaşılmıştır umarım.Duâ ile...

cenk11
24.03.2007, 18:18
Risale-i Nûrların külliyatını satın alalı bir hayli sene geçti. Ve onlardan istifademi halâ sürdürüyorum. Üstelik birçok beyinsizin tuhaf sorularına en güzel cevaplarını onların içinde buluyorum. Lâkin durum, bir çiçeğin kendisine has kokusunun, diğer çiçeklerin kokusuna rüçhaniyetini göstermeyeceği gibi bir durumdur. Çünkü, gül kokusu ne kadar güzel ise de, akasya, karanfil, sümbül, leylâk ve diğer bir çok çiçeğin kokularının da kendilerine munhasır güzel kokuları vardır. Hiç bir çiçek "sadece beni koklayınız" diyemez, dememelidir. Çünkü, kendisinden başka bir çiçeği sevenler de bulunabilir.
Konuya bakışımızın özeti budur.

Ahmedihsan
18.05.2007, 14:18
risale-i nuru kıymettar bir eser olarak tesmiye edebilirsiniz.her meşrebin has hususları kendi mabeyninde güzeldir

tunahan
18.05.2007, 14:20
Ben çok az bir bölüm okumaya çalıştım. Zahir birşey anlamadım.

Ama o kadar okuyan boşuna okumuyordur. Vardır içinden aldıkları.

BADUH
19.05.2007, 15:53
Niye Kimse Cevap Yazmiyo

Cevabı zaten sorunda aşikar (gizli değil).

Okumak var, okuyor olmak var.

Adamın biri birini öldürmüş.

Sen öldüren için katildir diyorsun.

Ama öldüren o adamı muharebede öldürmüş ve ölen de düşman saflarından bir kefereymiş.

Seninki de bunun gibi olmuş.

Cenk11'in gül-karanfil-sümbül yorumu gibi.

Özetle risale-i nurlar iman-ı tahkiki dersi veriyor. İman kurtarma derdinde.

Diğerleri zaten imanı kavi olanlara hitap ediyor diyor.

Tarikat meselesi de buna bakıyor daha ziyade.

Mesaj yazmaya başlarken YASAKLI değildi arkadaş.

Mesajı bitirdim gönderdim.

Arkadaş YASAKLI.

"YASAK" kelimesinden nefret ediyorum.

Askerlik geliyor aklıma.

Bu kapıdan girmek YASAK.

Çıkmak da YASAK.

E peki nerden girip çıkacaz.

Arka kapıdan.

İyi de oradan girip çıkmak için her defasında 250 metre fazladan yürümek gerekiyor.

"YASSAK HEMŞERİM YASSAK!"

Burada da darbe mi oldu ne?

usame49
19.05.2007, 23:32
Sevgili Cenk kardeşim, dönmüşsün, sevindim. Yazını okuduktan sonra Hz Peygamberin zamanı ile bu zamanı nasıl kıyas edebiliriz diye düşünüyorum da, o devrin insanları ile bu devrin insanları, o devirdeki Allah inancı ile bu devirdeki Allah inancı, o devirdeki küfür ile bu devirdeki küfür, o devirdeki inançsızlık ile bu devirdeki inançsızlık ve hakeza, kıyas edilecek nokta çok.

Acaba diyorum,

yunus suresi 31 - De ki, "size gökten ve yerden kim rızık veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?" Hemen "Allah'dır" diyecekler. De ki, "O halde Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

ayetini okuyunca ve o devirdeki kafirlerin Allah'a inandıkları ama Rububiyetine ortak koştuklarını görünce bu zamanın kafirleri aklıma geldi, heriflerde hiç Allah inancı yok ki... Dinsiz fen ve felsefe ile tamamen ateist olmuşlar, zira sistemleri, rejimleri, okulları a dan z ye herşeyleri dinsizliği emrediyor.

Ustadın bu devirdeki kafirlere ve zamanının en buyuk dinsizlik akımı olan komunizmin dinsizliğine ve surekli dikkat çektiği dinsiz felsefe ve onun temsilcilerine karşı memleketin gafillerini uyandırmak adına yine Kur'ani olan ve Kur'andan süzülmüş ve Kur'an'ın akletmezmisiniz, düşünmezmisiniz emirlerini uygulamaya koyduran risalei nurlara Peygamberi tebliğin bir cüz'üdür denilmezmi?

Zira bizzat Allah yine yunus suresinde mesela;

yunus
5 - O Allah'dır ki, senelerin sayısını ve hesabını bilesiniz diye güneşi bir ışık, ayı da bir nur yaptı. Ve aya menziller tayin etti. Allah bunu hak olarak yarattı. O, bilecek olan bir kavim için âyetlerini ayrıntılı olarak açıklar.

6 - Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delil vardır.

gibi ayetlerle bize kainattan örnekler vererek kendini tanıttırıyor ve akletmemizi istiyor.

Benim anladığım bu misal verme ve akla yaklaştırma metodu Kur'ani bir metoddur, Ustad da güzelce kullanmış. Zira bir mes'elede misal vererek anlatmak o mes'elenin zorluğuna delalettir.
Hz Peygamberin elinde Kur'an vardı, apaçık bir arapçayla indirilmiş olan ve o kavmin lisanına direk hitap eden bir kitap. Ve Rasulullah onlara ayetleri okuyordu, onların küfrüne direkt ayetlerle karşılık veriyordu.
Kanaatimce o devrin küfrü şimdikinden daha katmerli değildi, o devirde cahillik ve cahiliye adetleri daha öncelikliydi, bu zamanda ise hem cahiliye, hem kafirlik, hem dinsizlik, munafıklık, ne ararsan var.
Sen ne dersin?

girdap
29.10.2007, 20:55
Risale-i Nur,kaynaklardan bir kaynaktır."Said Nursi yazmadı,ona yazdırıldı!" gibi sonu nereye varacağı belli olmayan lakırdıları bir kenara bırakıp, (isteyenlerin)ondan azami derecede istifade etmesi lazımdır.

abdal21
02.11.2007, 21:04
Her devirde Allah Dostlarının İslâm Düşmanlarının sstratejilerine ve saldırılarına karşı eserleri vardır ve olmuştur. Keza günümüzde de bu babda eserler vardır. Bir devire kilitlenip o devrin eserini öne çıkarmaya çalışmak gereksizidir diye düşünüyorum. İmam-ı gazali'nin İhya'sı, Kimya-yı Saadeti ve Tehâfüt el-Felâsife'si Mevlâna Celâleddin-i Rûmî'nin Mesnevi'si, Yunus Emre'nin Divan'ı, vb. daha aklımıza gelmeyen acdada ait eserler nasıl ki kendi devirlerinde maruf olmuşlar ve el üstünde tutulmuşlar ise , aynen öyle de 55 ve 60'lı yılların Risale-i Nurları böyle bir misyona sahiptir.
Günümüzde ise, piyasada çok daha başka aktüel eserler vardır ve müslümanlara ışık tutmakta ve saf beyinleri aydınlatmaktadır.