PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kendi Dilinden Kisaca üstadin Hayati Ve Risale-i Nura Bu Ismin Veriliş Sebebi.


serdengeçti
24.03.2007, 16:41
( Aşağıdaki yazıyı Üstad Bediüzzaman Afyon hapsinde mevkuf iken kaleme almıştır.)
Başbakanlığa, Adliye Bakanlığına, Dâhiliye Bakanlığına

Hürriyet ilânını, Birinci Harb-i Umumîyi, mütareke zamanlarını, Millî Hükûmetin ilk teşekkülünü ve Cumhuriyet zamanını birden derkeden bütün hükûmet ricali beni pek iyi tanırlar. Bununla beraber müsaadenizle hayatıma bir sinema şeridi gibi sizinle beraber göz gezdirelim.
Bitlis vilâyetine tâbi Nurs köyünde doğan ben.. talebe hayatımda rastgelen âlimlerle mücadele ederek ilmî münakaşalarla karşıma çıkanları inâyet-i İlahiye ile mağlub ede ede İstanbul'a kadar geldim. İstanbul'da bu âfetli şöhret içinde mücadele ederek, nihâyet rakiblerimin ifsadatıyla merhum Sultan Abdülhamid'in emriyle tımarhaneye kadar sürüklendim. Hürriyet ilânıyla ve 31 Mart Vak'asındaki hizmetlerimle İttihad ve Terakki hükûmetinin nazar-ı dikkatini celbettim. Câmi-ül Ezher gibi Medreset-üz Zehra namında bir İslâm üniversitesinin Van'da açılması teklifi ile karşılaştım. Hattâ temelini attım. Birinci harbin patlamasıyla talebelerimi başıma toplayarak gönüllü alay kumandanı olarak harbe iştirak ettim. Kafkas cephesinde Bitlis'te esir düştüm. Esaretten kurtularak İstanbul'a geldim. Dâr-ül Hikmet-il İslâmiyeye a'za oldum. Mütareke zamanında istila kuvvetlerine karşı bütün mevcudiyetimle İstanbul'da çalıştım. Millî hükûmetin galibiyeti üzerine yaptığım hizmetler Ankara hükûmetince takdir edilerek, Van'da üniversite açmak teklifi tekrarlandı. Buraya kadar geçen hayatım bir vatanperverlik hali idi. Siyaset yoluyla dine hizmet etmek hissini taşıyordum.
Fakat bu andan itibaren dünyadan tamamen yüz çevirdim. ve kendi ıstılahıma göre Eski Said'i gömdüm. Büsbütün âhiret ehli Yeni Said olarak dünyadan elimi çektim. Tam bir inziva ile bir zaman İstanbul'un Yuşa Tepesi'ne çekildim. Daha sonra doğduğum yer olan Bitlis ve Van tarafına giderek mağaralara kapandım. Ruhî ve vicdanî hazzımla başbaşa kaldım. "Eûzü billahi mineşşeytani vessiyase"deyip yani Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım düsturuyla kendi ruhî âlemime daldım. Ve Kur'ân-ı Azîmüşşan'ın tedkik ve mütalaasıyla vakit geçirerek Yeni Said olarak yaşamağa başladım. Fakat kaderin cilveleri beni menfî olarak muhtelif yerlerde bulundurdu. Bu esnada Kur'ân-ı Kerim'in feyzinden kalbime doğan füyuzatı yanımdaki kimselere yazdırarak Risale-i Nur külliyatı vücuda geldi. Bu risalelerin heyet-i mecmuasına Risale-i Nur ismini verdim. Hakikaten Kur'ânın nuruna istinad ettiği için bu isim vicdanımdan doğmuş. Ve Bunun ilham-ı İlahî olduğuna bütün imanımla kaniim. ve bunları istinsah edenlere Bârekâllah dedim. Çünki iman nurunu başkalarından esirgemeye imkân yoktur. Bu risalelerim bir takım iman sahibleri tarafından birbirinden alınarak istinsah edildi. Bana böyle bir kanaat verdi ki: müslümanların zedelenen imanlarını takviye için bir sevk-i İlahîdir. Bu sevk-i İlahîye hiç bir sahib-i iman mani olamayacağı gibi teşvike de dinen mecbur bulunduğumu hissettim.. Zâten bugüne kadar yüzotuzu bulan bu risaleler tamamen âhiret ve iman bahislerine aid olup siyasetten ve dünyadan kasdî olarak bahsetmez. Buna rağmen bir takım fırsat düşkünlerinin de iştigal mevzuu oldu. Üzerinde tedkikat yapılarak Eskişehir, Kastamonu, Denizli'de tevkif edildim. muhakemeler oldu. Neticede hakikat tecelli etti adalet yerini buldu. Fakat bu düşkünler bir türlü usanmadılar. Bu defa da beni tevkif ederek Afyon'a getirmişlerdir. Mevkufum. isticvab altındayım. Bana şunları isnad ediyorlar.
1- Sen siyasî bir cem'iyet kurmuşsun.. 2- Sen rejime aykırı fikirler neşrediyorsun.. 3- Sen Siyasî bir gâye peşindesin.?
Bunların esbab-ı mûcibeleri ve delilleri de risalelerimin iki-üçünden on-onbeş cümleleridir.
Sayın bakan.. Napolyon'un dediği gibi "Bana tevili kabil olmayan bir cümle getiriniz sizi onunla i'dam edeyim." Beşerin ağzından çıkan hangi cümle vardır ki: tevillerle cürüm ve suç teşkil etmesin. Bilhassa benim gibi yetmişbeş yaşına varmış. ve bütün dünya hayatından elini çekmiş. sırf âhiret hayatına hasr-ı hayat etmiş bir âdemin yazıları elbette serbest olacaktır. Hüsn-i niyete makrun olduğu için pervasız olacaktır. Bunları tedkikle altında cürüm aramak insafsızlıktır. Başka birşey değildir. Binaenaleyh bu yüzotuz risalemden hiç birisinde dünya işini alâkalandıran bir maksad yoktur. Hepsi de Kur'ân nurundan iktibas edilen âhirete ve imana taalluk eder. Ne siyasî ve ne de dünyevî hiç bir gâye ve maksad yoktur. Nitekim hangi mahkeme işe başlamış ise: aynı kanaatla beraet kararını vermiştir. Binaenaleyh lüzumsuz mahkemeleri işgal etmek.ve masum iman sahiblerini işlerinden güçlerinden alıkoymak.vatan ve millet namına yazıktır. Eski Said bütün hayatını vatan ve milletin saadeti uğrunda sarfetmişken..bütün bütün dünyadan el çekmiş yetmişbeş yaşına gelmiş Yeni Said nasıl olur da siyasetle iştigal eder.bu halime tamamen siz de kanisiniz.
Benim birtek gâyem vardır..O da..
Mezara yaklaştığım bu zamanda.İslâm memleketi olan bu vatanda bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz. Bu ses âlem-i İslâmın iman esaslarını zedeliyor. Halkı.bilhassa gençleri imansız yaparak kendisine bağlıyor. Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücadele ederek gençleri ve müslümanları imana davet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu mücahedem ile inşâallah. Allah huzuruna girmek istiyorum bütün faaliyetim budur. Beni bu gâyemden alıkoyanlar da korkarım ki bolşevikler olsun. Bu iman düşmanlarına karşı mücahede açan sizin gibi dindar kuvvetlerle el ele vermek benim için mukaddes bir gâyedir. Beni serbest bırakınız. El birliğiyle komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin imanına ve Allah'ın birliğine hizmet edeyim.
Afyon Hapihanesinde Mevkuf Said Nursî:
ŞUA’LAR c.2 : S:524

MİLLİ GÖRÜŞ
29.03.2007, 17:49
sağol kardeş Allah razı olsun

Zeynep Özmen
29.03.2007, 19:23
Allah razı olsun bu yazıyı arkdaşlarıma meil yoluyla ulaştıracağım çok değerli bir yazı.