PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : bir muhabbet fedaisi


NurTalebesi
24.03.2007, 17:13
http://www.yeniasya.com.tr/2007/03/23/resim/01a.jpgBir Muhabbet Fedaisi

Hazret-i Üstad, bundan tam 47 yıl önce dar-ı bekaya irtihal etmiş. Arkasında bıraktığı Risâle-i Nur hizmeti ise, bir şecere-i âliye-i Nuriye misâli günden güne büyümekte ve nurânî meyveler vermektedir.

Üstad Bediüzzaman bu muazzam hizmet ağacının ilk tohumlarını Isparta’nın Barla kasabasında atmış. Fedakârlık, gayret, tevazu zemininde yeşeren bu tohum, ihlâs, samimiyet, uhuvvet suyu ile sulanmış, ilim ve hikmet nuru ile ışıklanmış, sevgi ve muhabbet cezbesi ile yanmış ve Anadolu’ya kök salarak muazzam bir nurânî ağaç haline gelmiştir. Kökleri Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar uzanan bu nurânî ağacın, dal ve kolları ülke sınırlarını aşmış, başta Avrupa ve Amerika olmak üzere dünyanın dört bir yanına uzanarak, yüzlerce, binlerce nurânî meyveler vermiş ve gün be gün vermeye de devam etmektedir.

İnşallah bu nurânî ağaç, bir gün gelecek bütün dünyayı saracak ve gölgesi altına alacak, en mühim gayesi olan İslâmî ve imânî meyveler vermeye devam edecek, böylece beşeri dalâlet ve küfür girdabından kurtararak, bir sulh-u umumiyi temin edecek, yani bütün dünyada kardeşliği, barışı, muhabbeti hâkim kılıp düşmanlığı, zorbalığı, haksızlığı ortadan kaldıracaktır.

İşte vefatının 47. yıldönümü sebebiyle rahmetle andığımız Hazret-i Üstadın en büyük gaye ve maksadı budur. Yani, insanlığı dalâlet-i mutlakadan kurtarmak, bütün sosyal ve şahsî hastalıkların devası olan İman ve Kur’ân hakikatlerini en güzel bir şekilde insanlığa sunmaktır. Risâle-i Nur’un hedef ve maksadı da budur. İnsanların hem dünya, hem de uhrevî hayatının kurtulmasına yardım etmektir.

Büyük bir fedakârlık ve feragat ile bütün insanlığın ebedî hayatlarının kurtulması için kendi hayatını feda eden Hazret-i Üstad’ı bir kez daha rahmetle anarken, onun bir asra yaklaşan iman mücadelesi ile geçmiş hayatından bazı kesitler sunmak istiyoruz.


Üstad Bediüzzaman bir dâvâ adamıdır
Dâvâsı ise iman, Kur’ân, İslâm ve vatan dâvâsıdır.

Dâvâsı uğruna hayatını feda etmekten çekinmeyen kahraman bir dâvâ adamıdır Bediüzzaman. Van kalesinde ayağı kayıp boşluğa düştüğü zaman, “Dâvâm!” diye feryat edip kâinatı titreten bir insandır o. Nasıl ki o anda hayatı yerine “Dâvâm” diyerek dâvâsını tercih etmiş, Cenâb-ı Hak da dâvâsı uğruna hayatını ona bağışlamış. İşte Hazret-i Üstad da ömrü boyunca dâvâsı uğruna hayatını hiçe saymış. İslâmın ve Kur’ân’ın en küçük meselesi için hayatını feda etmekten çekinmemiş.

Meselâ Rusya’da esarette iken İslâmın ve Osmanlının izzet ve şerefi için kampı ziyarete gelen komutana karşı kıyam etmemiş. Neticede idama mahkûm olmuş, ama o hayatı pahasına da olsa dâvâsından geri dönmemiş.

31 Martta, Divan-ı Harpte mahkeme reisinin tehditlerine beş para ehemmiyet vermemiş, imanla yargılanırken berat etmiş, ama o “Yaşasın zalimler için Cehennem” diyerek zalimlerin yüzüne zulümlerini haykırmaktan geri durmamıştır. Bu iki misâl gibi hayatı boyunca İman ve İslâm dâvâsı uğruna yüzlerce kez hayat imtihanı yaşamıştır Üstad.



Üstad Bediüzzaman âlim ve hakim bir feylesof, asr-ı hazır fen ilimlerine vakıf dahi bir fen ulemasıdır

Öyle ki Merhum Mehmet Akif’e “Aristo ve Eflatunlar felsefede Bediüzzaman’ın ancak bir talebesi olabilir” sözünü söylettiren Hazret-i Üstadın fen ve felsefe ilimlerine ait derin vukufiyetidir. Bediüzzaman Hazretleri üç ay gibi kısa bir dönem içinde eğitimini tamamlayıp, çok zorlu bir heyetin önünde çetin bir imtihandan geçerek icazetini, yani bu günkü dille diplomasını almaya hak kazanmıştır. Bu üç aylık dönem içinde daha çok dini ilimlere ait meseleler üzerine çalışmış. Fakat ardından gerek Bitlis, gerekse Van’da ikamet ettiği ortalama on yıllık süre içinde bütün fen ilimlerini tahsil etmiş, zamanın fen uleması ile yaptığı münâzarâlardan hep galibiyetle ayrılmıştır. Bediüzzaman Hazretleri fen ilimlerinde öyle bir derinlik kazanmıştır ki, bu derin ilmi Risâle-i Nur’a da yansımıştır. Öyle ki, Risâle-i Nur’daki bazı fennî tabirleri ancak o ilimde mütehassıs olan bir âlim anlayabilir. Aynı zamanda, Risâle-i Nur’da ileri seviye fennî meselelere de işaret edilmiştir. Zamanın izafiyeti, big bang teorisi, esir maddesi, eşyanın ışınlanması ve nakli gibi.


Bediüzzaman Hazretlerinin belki de en farklı yönü teorik olarak ortaya koymuş olduğu fikirleri tatbikat sahasına koymak için mücadele edip, faaliyet göstermesidir. Onun bir ömürlük dâvâsı da, fen ilimleri ile din ilimlerini birleştirmek, her iki ilmin bir arada okutulabileceği bir üniversite kurmak ideali idi. Bu yolda çok emek vermiştir Üstad. Van’da temelini bile atmış böyle bir üniversitenin, ama zamanın şartları maddî olarak tesise müsait olmamış. Lâkin Risâle-i Nur yolu ile bütün vatan sathını bir üniversiteye çevirmiş. Onun içindir ki bu gün Risâle-i Nur’u okuyan insanlar din ilimleri ile fen ilimlerini beraber okuyarak Üstadın idealini gerçekleştirme yolunda ilerlemeye devam ediyorlar.


Üstad Bediüzzaman dahi bir sosyolog ve hakim bir siyaset bilimcidir


Bediüzzaman Hazretleri zamanın şartlarını ve İslâm âleminin içinde bulunduğu içtimâî problemleri çok iyi tesbit edip, siyasî, idarî ve içtimâî prensiplerle topluma yol göstermiştir. O fiilî bir siyasetçi değildir, ama siyasete yön veren dahi bir sosyolog, hakim bir siyaset bilimcidir. Bediüzzaman Hazretleri hak ve hürriyetler, adalet ve kanun gücü temeline istinat eden meşrûtî, yani cumhurî bir sistemin her zaman güçlü bir müdafii olmuş, her zeminde cumhuriyet sisteminin İslâm’ın malı olduğunu ifade etmiştir. İslam ve demokrasi konusunda eserler neşretmiş, bununla yetinmeyerek bizzat millete giderek cumhuriyet ve demokrasinin halka mal olmasını temin etmiştir.

Aynı zamanda Bediüzzaman bir hürriyet aşığıdır. “Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam” sözü, onun hayat boyunca takip ettiği bir düstur olmuştur.


Bediüzzaman, müsbet hareketi düstur ittihaz etmiş bir muhabbet fedaisidir


“Sonra, ben, cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistân olur.”

Üstad Bediüzzaman hayatı boyunca en ağır baskı ve zulümlere uğramasına rağmen müsbet hareket düsturundan ayrılmamış, milletin selâmeti uğruna her türlü sıkıntı ve cefaya göğüs germiş bir muhabbet fedaisidir.

Evet, Üstad Bediüzzaman bir muhabbet fedaisidir.

Vatanını, milletini, insanını seven, bu uğurda her şeyini feda eden bir muhabbet fedaisi.

Cemiyetin iman selâmeti yolunda dünya ve ahiretini feda eden bir muhabbet fedaisi.

Kendisine en ağır zulümleri reva görenlere “Biz muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yok” diyerek, binlerce, milyonlarca muhabbet fedaileri yetiştiren bir muhabbet fedaisi.

Kendisini zehirleyip öldürmek istedikleri zaman “Dostlarım intikamımı almasın, cemiyet karışıklığa uğramasın” diye vasiyet eden bir muhabbet fedaisi.

Afyon mahkemesinde savcı tarafından en ağır ithamlara maruz kaldığı bir anda, bedduâya niyetlendiği bir zamanda, bahçede oynayan savcının küçük çocuğunu görüp, o çocuğa şefkatinden bedduâ bile etmekten vazgeçen bir muhabbet fedaisi.

“Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz” diye vatana ve millete milyonlarca faydalı insan yetiştiren bir muhabbet fedaisi.

Evet, Hazret-i Üstad bu milletin çimentosudur. Risâle-i Nur, bu milleti birbirine bağlayan kopmaz ve koparılmaz bir bağdır.

Allah, Hazret-i Üstadımıza sonsuz rahmetler eylesin. Âmin.

Halil AKGÜNLER

23.03.2007



kaynak; www.yeniasya.com.tr



http://www.nurpenceresi.com/image/Be...atYildonum.jpg


http://www.nurpenceresi.com/image/Be...atYildonum.jpg

serdengeçti
24.03.2007, 17:26
“Sonra, ben, cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de fedâ ettim. Gözümde ne Cennet sevdâsı var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin îmânı nâmına bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmânını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya râzıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistân olur.”
Rahman sendende razı olsun...

EbuMahir
24.03.2007, 17:45
Once Said Nursi hazretlerini metheden bu yazi icin tesekkur ederim. Aktarmis oldugun yazida anlayamadigim iki konu var, musadenle bunlari sormak istiyorum.

1. Said Nursi hazretleri feylosofluk hakkinda ne dusunurdu. Oda kendisini senin aktardigin yazidaki gibi feylosof olarak gorurmuydu?

2. Yine aktarmis oldugun yazida İslam ve demokrasi konusunda eserler neşretmiş, bununla yetinmeyerek bizzat millete giderek cumhuriyet ve demokrasinin halka mal olmasını temin etmiştir. diyorsun. Demokrasi konusunda Said Nursi hazretleri hangi eserleri nesretmistir ve bu aktardiklarin gibi Said Nursi hazretleri gercekten hilafete karsi cumhuriyeti ve demokrasiyimi savunmustur?

NurTalebesi
24.03.2007, 18:15
Once Said Nursi hazretlerini metheden bu yazi icin tesekkur ederim. Aktarmis oldugun yazida anlayamadigim iki konu var, musadenle bunlari sormak istiyorum.

1. Said Nursi hazretleri feylosofluk hakkinda ne dusunurdu. Oda kendisini senin aktardigin yazidaki gibi feylosof olarak gorurmuydu?

2. Yine aktarmis oldugun yazida [/B] diyorsun. Demokrasi konusunda Said Nursi hazretleri hangi eserleri nesretmistir ve bu aktardiklarin gibi Said Nursi hazretleri gercekten hilafete karsi cumhuriyeti ve demokrasiyimi savunmustur?

Cevap1-)Üstat felsefeyi ikiye ayrıyor...Hikmeti anlayan kavrayan..Ve dalalete sapan ...Üstat van valisinin evind ekalınca bir müsbet ilmi kitapraını okuduğu için bu benzetme yapılmuştır...Ve tefsiri akle hitap ettiği içinde bu benzetme yapılmış olabilir...
Cevap-2)Münazarat ve divan-ıharbi örfi
Selametle...

serdengeçti
24.03.2007, 18:36
Cumhuriyet kısmınada cevap verecek olursak tam ve doyurucu bir bilgi edinmek istiyorsanız Risale-i Nur arama motorlarından bu kelimeyi sorgulatınız.Bence çok faydasını görürüsünüz...

EbuMahir
24.03.2007, 19:27
Delil olarak zikrettiginiz munazarat risalesi hakkinda Said Nursi hazretleri kastomonu lahikasi'nda bunun 1. Said doneminde ve hatalar, yanlisliklar oldugunu ve tevbe ettigini bildiriyor. Said Nursi Hazretlerinin yanlis oldugunu ve tevbe ettigi risaleyi bu gun sizin dogruymus gibi gostermeniz ve bunu delil olarak sunmaniz ne kadar dogru?

Zeynep Özmen
24.03.2007, 19:32
Once Said Nursi hazretlerini metheden bu yazi icin tesekkur ederim. Aktarmis oldugun yazida anlayamadigim iki konu var, musadenle bunlari sormak istiyorum.

1. Said Nursi hazretleri feylosofluk hakkinda ne dusunurdu. Oda kendisini senin aktardigin yazidaki gibi feylosof olarak gorurmuydu?

2. Yine aktarmis oldugun yazida [/B] diyorsun. Demokrasi konusunda Said Nursi hazretleri hangi eserleri nesretmistir ve bu aktardiklarin gibi Said Nursi hazretleri gercekten hilafete karsi cumhuriyeti ve demokrasiyimi savunmustur?

Zannedersem bediüzzaman'ın bahsettiği ile günümüz demokrasısi arasında farklar var.

NurTalebesi
24.03.2007, 20:55
Delil olarak zikrettiginiz munazarat risalesi hakkinda Said Nursi hazretleri kastomonu lahikasi'nda bunun 1. Said doneminde ve hatalar, yanlisliklar oldugunu ve tevbe ettigini bildiriyor. Said Nursi Hazretlerinin yanlis oldugunu ve tevbe ettigi risaleyi bu gun sizin dogruymus gibi gostermeniz ve bunu delil olarak sunmaniz ne kadar dogru?

Üstta 1, said döneminde yazdığım eserler hatalımı diyor?
Her insan gibi hatalı kulum diyor neyse...
işiniz gücünüz üstatı yargılamak...
Bir kitap okuyan üstadı eleştiriyor..
2 kitap okuyan risaleyi...
Sıkıldım sıkıldım sıkıldım...
Selametle...

usame49
25.03.2007, 01:12
Kardeşim Ustad asla demokrasi taraftarı olmamıştır. Ustadın taraftar olduğu şey; şurayı şer'i ile yonetilen islam cumhuriyetidir. Munazarat ve divan-ı harbi örfi de bundan bahseder.

Parti destekleyecez diye Ustadı buna alet etmeyin, ayıptır yahu. Ustadın demokrasiyi desteklediği bir tek yer gösteremezsiniz.

Hayatını şeriate feda etmiş bir zata bu kadar ağır bir iftira olamaz. Reddediyorum.

Hem Ustad dahilde maddi cihad olmayacağı için, muslumanlara ayet emriyle hilm ile, tevazu ile, merhametle yaklaşmıştır. Tum dunyayı kardeş yapmak istemesi de ne demektir? Ancak mü'minler kardeştir. Boşuna mı 500 talebesini şehid verdi? Dahilde ve hariçte cihad nedir nasıl yapılır bi araştırın, Ustadı fıkhı bilmeden, edille-i şeriyyeden haberi olmadan yorumlayan yanlış yapar, kafire oyuncak olur. Bilmem anlatabiliyormuyum..

terennum
25.03.2007, 12:40
Delil olarak zikrettiginiz munazarat risalesi hakkinda Said Nursi hazretleri kastomonu lahikasi'nda bunun 1. Said doneminde ve hatalar, yanlisliklar oldugunu ve tevbe ettigini bildiriyor. Said Nursi Hazretlerinin yanlis oldugunu ve tevbe ettigi risaleyi bu gun sizin dogruymus gibi gostermeniz ve bunu delil olarak sunmaniz ne kadar dogru?

Üstad Hz.leri daha önce neşrettiği (1.said döneminde) tüm eserler için "musırrım" ifadesini kullanır külliyatta. Google'dan aratabilirsiniz. Yani herhangi bir hata ya da tevbe söz konusu değildir. Yine Üstad 1. 2. ve 3. said dönemlerini zamanın iktizasına göre, değişmeyen hakikatlere libas giydirmek olarak değerlendirir.
Biraz daha bütünsel bakarsak külliyata ve müdakkik ve müteharrir olursak sanırım bazı şüpheler ve eksiklikler gidecektir.
Selamlar.

EbuMahir
25.03.2007, 14:20
Üstad Hz.leri daha önce neşrettiği (1.said döneminde) tüm eserler için "musırrım" ifadesini kullanır külliyatta. Google'dan aratabilirsiniz. Yani herhangi bir hata ya da tevbe söz konusu değildir. Yine Üstad 1. 2. ve 3. said dönemlerini zamanın iktizasına göre, değişmeyen hakikatlere libas giydirmek olarak değerlendirir.
Biraz daha bütünsel bakarsak külliyata ve müdakkik ve müteharrir olursak sanırım bazı şüpheler ve eksiklikler gidecektir.
Selamlar.

Diyorsun kardesim. Peki o zaman Said Nursi Hazretleri burda ne demis bana tercume edermisin ben yanlis anliyorum herhalde:

Telifinden otuz dört sene sonra, Münâzarât nâmındaki esere baktım, gördüm ki, Eski Said'in o zamandaki inkılâptan ve o muhitten ve tesirât-ı hâriciyeden neş'et eden bir hâlet-i rûhiye ile yazdığı bu gibi eserlerinde hatîat var. O kusurât ve hatîattan nedâmet ediyorum. Cenâb-ı Hakkın rahmetinden niyâzım odur ki, ehl-i îmânın me'yusiyetlerini izâle niyetiyle ettiği hatîât hüsn-ü niyetine bağışlansın, affedilsin..."

Kastamonu Lâhikası
HATÎÂT [hatiat] : Hatâlar; günahlar; kötülükler; yanlışlar.

terennum
26.03.2007, 22:16
Buyur kardeşim:

"Gazetelerde neşrettiğim umum makalâtımdaki umum hakaikta nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi cânibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletnâme-i şeriatla dâvet olunsam; neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa o zamanın ilcâatının modasına göre bir libas giydireceğim."
Sünuhat | Mukaddeme | 14

Demek ki neymiş. Risale-i Nur'a daha sıkı sarılmalıyız ve her hakikatini anlamak için okumalıyız. Bütünsel bir bakış sergilemeliyiz.

EbuMahir
27.03.2007, 03:23
Peki kardesim yukarda yaptigin alintiyi Said Nursi Hazretleri ne zaman yazmis. 1. Said donemimi 2. Said donemindemi. Bunu hic arastirdinmi? Koylu kurnazligi yaparcasina tarihlere dikkat etmeden alinti yapiyorsun. Senin o alintiyi yaptigin yazi Kastomonu lahikasi yazilmadan cok cok onceydi...

Bakin sizin bu yaklasiminiz bir dedigi bir dedigini tutmayan Said Nursi ortaya cikarir ki Said Nursi Hazretleri boyle birisi degildi. Yazilanlari koylu kurnazligi yapmadan daha iyi okuma ve kafa yorma dilegiyle...

terennum
27.03.2007, 08:01
Araştırdım tabi ki.
1. said döneminde yazıyor bu yazıyı.
Ama ben sizin gibi bakmıyorum.
Önemli olan, Üstadın musırrım ifadesini kullanmasıdır.
Demek ki Üstad Hz.leri yazdığı düşündüğü bir fikirden vazgeçmek gibi bir olgu içinde bulunan bir zat değil.
Bu hakikati diğer konulara da uygulayabiliriz.

cenk11
27.03.2007, 09:11
alıntı-EbuMahir
Yazilanlari koylu kurnazligi yapmadan daha iyi okuma ve kafa yorma dilegiyle


Kardeş EbuMahir,
Bana öyle geliyor ki, bahsettiğin bu hadise köylü kurnazlığından çok ZAT-İ SUNGUR'luğa benziyor !

hirahos
27.03.2007, 09:21
İki Nur mensubu profili.. Biri Tarikatleri küçümsüyor, zamansız ve gereksiz gösteriyor.. Risaleden sözüne uygun alıntılar yapıyor.. Diğeri, Tarikatlerin de çok önemli müesseseler olduğunu söylüyor, Risaleden "demiştim ama şimdi" kelimelerini belirginleştirerek görüşlerini destekleyen alıntılar yapıyor.. Bakıyorsun Said Nursi Hazretleri iki çelişkili görüşte imiş gibi.. Nasıl oluyorsa?!!

EbuMahir abim sayesinde işin sırrını anladım.. Allah razı olsun.. Demek farklı zamanlarda farklı görüşler bildirmiş; önceki görüşlerinden dönmüş ve tevbe etmiş Said Nursi'yi bir bütün olarak aldıkları içinmiş.. Ondan görüş nakledenler bunu ne zaman söyledi diye dikkat etmiyorlarmış..

Bu nedenle, hakkında bilgi sahibi olmayıp (ya da bilerek) ortalığa görüş yayanlar; birbiriyle çelişkili, bir dediği bir dediğini tutmaz bir Said Nursi algısına neden oluyorlar..

Her fırsatta, kendisi eleştirildiğinde dahi Said Nursi'ye saldırıyorsunuz zannıyla sağa sola laf atanlar var ya.. Kimsenin saldırmasına gerek yok ki.. Siz zaten yeterince yapıyorsunuz.. Ve asıl Said Nursi'yi sizden kurtarmak gerekiyor..

usame49
27.03.2007, 11:22
Buyur kardeşim:

"Gazetelerde neşrettiğim umum makalâtımdaki umum hakaikta nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi cânibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletnâme-i şeriatla dâvet olunsam; neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa o zamanın ilcâatının modasına göre bir libas giydireceğim."
Sünuhat | Mukaddeme | 14

Demek ki neymiş. Risale-i Nur'a daha sıkı sarılmalıyız ve her hakikatini anlamak için okumalıyız. Bütünsel bir bakış sergilemeliyiz.


buraya dikkat ;

"umum hakaikta nihayet derecede musırrım."

Ustadın yazdığı makaleleri mesela reddul evham makalelerini okuyanlar göreceklerdirki, şeriatten başka bir şey soylememiş genel olarak. Elbette musır olacak. Terkmi edecekti yani? Siz munazaratın başındaki ifadeye takıldınız, orası başka.

serdengeçti
27.03.2007, 11:23
İki Nur mensubu profili.. Biri Tarikatleri küçümsüyor, zamansız ve gereksiz gösteriyor.. Risaleden sözüne uygun alıntılar yapıyor.. Diğeri, Tarikatlerin de çok önemli müesseseler olduğunu söylüyor, Risaleden "demiştim ama şimdi" kelimelerini belirginleştirerek görüşlerini destekleyen alıntılar yapıyor.. Bakıyorsun Said Nursi Hazretleri iki çelişkili görüşte imiş gibi.. Nasıl oluyorsa?!!

EbuMahir abim sayesinde işin sırrını anladım.. Allah razı olsun.. Demek farklı zamanlarda farklı görüşler bildirmiş; önceki görüşlerinden dönmüş ve tevbe etmiş Said Nursi'yi bir bütün olarak aldıkları içinmiş.. Ondan görüş nakledenler bunu ne zaman söyledi diye dikkat etmiyorlarmış..

Bu nedenle, hakkında bilgi sahibi olmayıp (ya da bilerek) ortalığa görüş yayanlar; birbiriyle çelişkili, bir dediği bir dediğini tutmaz bir Said Nursi algısına neden oluyorlar..

Her fırsatta, kendisi eleştirildiğinde dahi Said Nursi'ye saldırıyorsunuz zannıyla sağa sola laf atanlar var ya.. Kimsenin saldırmasına gerek yok ki.. Siz zaten yeterince yapıyorsunuz.. Ve asıl Said Nursi'yi sizden kurtarmak gerekiyor..
Konu döndü dolaştı yine getirilmek istenen yere Tarikatlara getirildi.Sayın Hirahos kardeşim.Sizlere Levent Bağ kardeşimin msn'de bana yazdığı kısa bir mesajla veda ediyorum.Forum sizin ..... Ve aşağıdaki tavsiye tüm Nur kardeşlerim için geçerlidir sanırım.Hakk'ka tabi olana selam olsun......



Selamet i kalb isteyen forumu bırakmalı.. Yalnız İmam ı Rabbani Mektubatıyla ilgili bir sözüm vardı. Zamanı gelince -takriben sene sonlarında- onu neşredeceğiz inşaallah.. Onun dışında ilgilenmiyorum. Bazı emarelerle kat'i kanaatim geldi ki, forum ortamları esaslı bir hizmete medar olamıyor.. Onun için ben de vazifeye hizmete daha münasip tarzlarda mesaimi sarf etmeye karar verdim..

Evet kardeşim doğru söyledin.Şu an itibari ile forumdan ayrılıyorum.Hakkımda sarfedeceğiniz her cümle seyyie olarak kaydedilecektir hatırlatırım.Selametle...

hirahos
27.03.2007, 12:53
Ben msn mesajını şöyle şerh edeyim:

"Yalan yanlış, doğru eğri bildirdiğimiz görüşleri düzelten kimseler oldukça biz forumlarda dilediğimiz gibi davranamıyoruz.. Bizim bildirdiğimiz bilgilerin doğrusunu gösterenlere, düzeltmek isteyenlere tahammülümüz yoktur.. Halbuki meydan bizim olmalı ki gönül rahatlığıyla hizmet ettik kanaatinde olalım.. Bizim hatırımıza doğrusunu bilenler dahi sessiz kalmalıydı ki biz de ortalıkta gerine gerine gezinelim.. Öyle ya fitne çıkarmaya ne gerek vardı?"

Kardeşim, meseleyi Tarikate getirdiğimiz yer var, getirmediğimiz yer var.. Ama amacımız sadece netice bunu dile getirmek değildir.. Bir çok konuda Üstad adına yalan yanlış görüşler ortaya sürüldüğü açığa çıkmıştır.. Mehdilik, Seyyidlik konularına bakınız; orda da yazılarım görüşlerim vardır.. Ya da başka konulara..

Kaçmak, forumlardan çekilmek elbette sizin bileceğiniz iş; ama lütfen beni bahane etmekten vazgeçiniz..

Sizinle hiç bir şahsi meselem olmadı, olmaz da..

Sizden sonra sizin gibi yanlış fikirler yazan olursa inşallah onları da gerektiği usulde uyarmaya, görüşlerini düzeltmeye çalışacağız.. (Kaldı ki bunu sadece size de yapmadım; Ehli Tarike de, Mezhepsizlere de, başka Mezhepten olanlara da, kendi Mezhebimden, meşrebimden olanlara da gerektiğinde karşı çıkmışımdır.. Buna Allah şahittir.. Forumdan dostlarım da buna şahittirler)

EbuMahir
27.03.2007, 13:00
Eh sanirsam devam etmeye gerek kalmadi gercekler gun gibi acik...

Allah'a sukurler olsun ki bize Said Nursi hazretleri ile ilgili gercegi bu sayede gosterdi. Said Nursi Hazretlerinin sozlerinin nasil carpitildigi anlasildi...