kalbin zümrüt tepesi
29.03.2007, 12:49
Kutlu doğum büsbütün insanlığın doğumu sayılır. Çünkü varlık Efendimizle (ASM) anlam kazandı. Kudsi hadisde "Habibim, Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" şeklinde ifade edilen kainatın yaratılış sebebi olan Efendimizin (ASM) dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesi münasebetiyle, "O' nu daha iyi tanımak adına neler yapabiliriz ?" sorusuna birlikde cevap arayalım istedik. Çünkü bugün insanlığın asıl problemi, Allah Resulünü (ASM) tanıyamamakdır.
Bizim acizane tavsiyelerimizi aşağıdaki gibi sunuyoruz :
1. Efendimiz' i (ASM) daha iyi tanımak adına O' nun hayat-ı seniyyelerinin anlatıldığı eserleri okumak (javascript:ol('http://www.resulullah.org/altsayfa.php?s%3dsiyer');),
2. Nubuvvetini ispatlayan eserleri okuyarak O'na olan imanımızı bir kere daha tar-ü taze bir hale getirmek (javascript:ol('http://www.resulullah.org/altsayfa.php?s%3dyazi_oku%26amp;id%3d268');)
3. O' nun bizim adımıza hissettiği hadsiz teessürlerine selamet ve ümmeti hakkında ettiği dualarına bir nevi amin demek olan salavat-i şerifeyi bol bol okumak,
4. O' nun ezeli mu'cizesi olan Kur'an-ı Kerim' in okuyarak, anlayarak insanlığa getirdiği ebedi saadet programını hayatımıza tatbik etmek
Kutlu doğum büsbütün insanlığın doğumu sayılır. Çünkü varlık Efendimizle (ASM) anlam kazandı. Kudsi hadisde "Habibim, Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" şeklinde ifade edilen kainatın yaratılış sebebi olan Efendimizin (ASM) dünyaya teşriflerinin sene-i devriyesi münasebetiyle, "O' nu daha iyi tanımak adına neler yapabiliriz ?" sorusuna birlikde cevap arayalım istedik. Bizim acizane tavsiyelerimizi aşağıdaki gibi sunuyoruz :
1. Efendimiz' i (ASM) daha iyi tanımak adına O' nun hayat-ı seniyyelerinin anlatıldığı eserleri okumak (http://javascript<b></b>:ol('http://www.resulullah.org/altsayfa.php?s%3dsiyer');),
2. Nubuvvetini ispatlayan eserleri okuyarak O'na olan imanımızı bir kere daha tar-ü taze bir hale getirmek (http://javascript<b></b>:ol('http://www.resulullah.org/altsayfa.php?s%3dyazi_oku%26amp;id%3d268');)
Allah razı olsun, paylaştığınız için teşekkür etmek istiyorum lakin birde küçük sitemim olacak.(bu konu için geçti aslında ama bundan sonraki paylaşımlarınızda inş.dikkate alırsınız.)
yukarıdaki iki madde için söylüyorum.belli bir zaman öncesinden bu konuyu açıp bizleri O'nu :sav: tanımak adına bilgilendirseydiniz. (forumda :sav: i tanıtan,anlatan güzel bir bölüm her nekadar olsada)O'nun :sav: bu gelişine kalbi olarak daha hazır olmamızı sağlamak adına daha güzel bir paylaşım olabilirdi.tabi bu benim nacizane bir talebim.Rabbim şevkinizi ve azminizi artırsın,inş.
selametle...
kalbin zümrüt tepesi
29.03.2007, 14:21
insanogullarından en esfeli safilinde olan ben düşünemiyorum.. rahman razı olsun eylül.. inşallah kendimiz gayrette olursak saten daha iyi şekilde öğreniriz.
30 MART CUMA AKŞAMI PEYGAM ERİMİZ(S A V ) MEVLİD KANDİLİDİR
KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN
naat
seccaden kumlardı...
....................................
devirlerden, diyarlardan
gelip göklerde buluşan
ezanların vardı!
mescit mü'min, minber mü'min...
taşardı kubbelerden tekbir,
dolardı kubbelere "amin!"
ve mübarek geceler, dualarımız,
geri gelmeyen dualardı...
geceler ki pırıl pırıl,
kandillerin yanardı!
kapına gelenler, ya muhammed,
uzaktan, yakından-
mü'min döndüler kapından!
besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
iki dünyada aziz ümmet,
muhammed ümmetiydi.
konsun -yine- pervazlara
güvercinler;
"hu hu" lara karışsın
aminler...
mübarek akşamdır;
gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
şimdi seni ananlar,
anıyor ağlar gibi...
ey yetimler yetimi,
ey garipler garibi;
düşkünlerin kanadıydın,
yoksulların sahibi...
nerde kaldın ey resul,
nerde kaldın ey nebi?
günler, ne günlerdi, ya muhammed;
çağlar ne çağlardı;
daha dünyaya gelmeden
müminlerin vardı...
ve birgün, ki gaflet
çöller kadardı,
halime'nin kucağında
abdullah'ın yetimi,
amine'nin emaneti ağlardı!
hatice'nin koncası,
aişe'nin gülüydün.
ümmetinin gözbebeği,
göklerin resulüydün...
elçi geldin, elçiler gönderdin...
ruhunu allah'a,
elini ümmetine verdin.
beşiğin, yurdun, yuvan
mekke'de bunalırsan
medine'ye göçerdin.
biz dünyadan nereye
göçelim ya muhammed?
yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
altın devrini yaşıyor...
diller, sayfalar, satırlar
(ebu leheb öldü) diyorlar:
ebu leheb ölmedi, ya muhammed;
ebu cehil, kıtalar dolaşıyor!
neler duydu şu dünyada
mevlid'ine hayran kulaklarımız:
ne adlar ezberledi, ey nebi,
adına alışkın dudaklarımız!
artık, yolunu bilmiyor;
artık, yolunu unuttu
ayaklarımız!
kabe'ne siyahlar
yakışmamıştır, ya muhammed,
bugünkü kadar!
haset, gururla savaşta;
gurur, kafdağı'nda derebeyi...
onu da yaralarlar kanadından,
gelse bir şefkat meleği...
iyiliğin türbesine
türbedar oldu iyi!
vicdanlar sakat
çıkmadan yarına.
iyilikler getir, güzellikler getir
adem oğullarına!
şu gördüğün duvarlar ki
kimi taif'tir, kimi hayber'dir...
fethedemedik, ya muhammed,
senelerdir!
ne doğruluk, ne doğru;
ne iyilik, ne iyi...
bahçende en güzel dal,
unuttu yemiş vermeyi...
günahın kursağında
haramların peteği!
bayram yaptı yabanlar:
semave'yi boşaltıp
save'yi dolduranlar...
atını hendeklerden -bir atlayışta-
aşırdı aşıranlar...
ağlasın yesrib,
ağlasın selman'lar!
gözleri perdeleyen toprak,
yüzlere serptiğin topraktı...
yere dökülmeyecekti, ey nebi
yabanların gözünde kalacaktı!
konsun -yine- pervazlara
güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
aminler...
mübarek akşamdır;
gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
ne oldu, ey bulut,
gölgelediğin başlar?
hatırında mı, ey yol,
bir aziz yolcuyla
aşarak dağlar taşlar,
kafile kafile, kervan kervan
şimale giden yoldaşlar?
uçsuz bucaksız çöllerde,
yine, izler gelenlerin,
yollar gideceklerindir.
şu tekbir getiren mağara,
örümceklerin değil;
peygamberlerindir, meleklerindir...
örümcek ne havada,
ne suda, ne yerdeydi...
hakkı göremiyen
gözlerdeydi!
şu kutu, cinlerin mi;
perilerin yurdu mu?
şu yuva-ki bilinmez,
kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-
kuşlarını, bir sabah,
medine'ye uçurdu mu?
ey abva'da yatan ölü
bahçende açtı dünyanın
en güzel gülü;
hatıran, uyusun çöllerin
ilık kumlarıyla örtülü!
dinleyene hala,
çöller ses verir:
"yaleyl!" susar,
uğultular gelir.
mersiye okur uhud,
kaside söyler bedir.
sen de, bir hac günü,
başta muhammed, yanında ebubekir;
gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
destan yap, ey şehir!
ebubekir'de nur, osman'da nurlar...
kureyş uluları karşılarında
meydan okuyan bir ömer bulurlar;
ali'nin önünde kapılar açılır,
ali'nin önünde eğilir surlar.
bedir'de, uhud'da, hayber'de
hak'kın yiğitleri, şehid olurlar...
bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
yerde kalmazdı ruh... kanadlıydı.
konsun -yine- pervazlara
güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
aminler...
mübarek akşamdır;
gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
vicdanlar, sakat çıkmadan,
ya Muhammet, yarına;
iyiliklerle gel, güzelliklerle gel
adem oğullarına!
yüreklerden taşsın
yine imanlar!
itri, bestelesin tekbir'ini;
evliya, okusun Kuran'lar!
ve Kuran'ı göz nuruyla çoğaltsın
kayış zade Osmanlar!
na'tini gaalip yazsın,mevlidi'ni Süleyman'lar!
sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
geri gelsin Sinan'lar!
çarpılsın, hakikat niyetine
cenaze namazı kıldıranlar!
gel, ey Muhammed, bahardır...
dudaklar ardında saklı
aminlerimiz vardır!..
hacdan döner gibi gel;
miraç'tan iner gibi gel;
bekliyoruz yıllardır!
bulutlar kanad, rüzgar kanad;
Hızır kanad, Cibril kanad;
nisan kanad, bahar kanad;
ayetlerini ezber bilen
yapraklar kanad...
açılsın göklerin kapıları,
açılsın perdeler, kat kat!
çöllere dökülsün yıldızlar;
dizilsin yollarına
yetimler, günahsızlar!
çöl gecelerinden, yanık
türküler yapan kızlar
sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i Habeşi sustuysa
ezanlarını Davut okusun!
konsun -yine- pervazlara
güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
aminler...
mübarek akşamdır;
gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.