PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Her Güne Bir Hadis (inşAllah)



Sayfa : 1 2 3 [4] 5 6 7

grozny
01-01-2008, 18:31
Alıntı....

Selam,
Huriler hakkındaki mevcut rivayetler beni tatmin etmediği için daha doğrusunu bulabilir miyim diye Kur'ani bir araştırma yapmıştım. Müslümanlar arasında yaygın olan HURİ inanışın tersine bir neticeye vardım. Her şeyin en doğrusunu Yüce Allah bilir. Biz de bunu O'nun kitabından anlamaya çalıştık, umarım ki, inşaallah isabet ettirmişizdir.
[029.069] [E0] Bizim uğurumuzda mücahede edenlere gelince elbette biz onlara yollarımızı gösteririz ve şübhesiz ki Allah her halde muhsinlerle beraberdir
Faydalı olması ümidiyle aşağıya alıyorum. Selam ve saygılarımla.

HURİLER
Hurilerle ilgili ayetlere geçmeden önce “huri” kelimesiyle birlikte kullanılan kelimelerin de K.Kerimde hangi manada kullanıldığına bir göz atmakta fayda vardır.

Hurilerle ilgili ayetlerde geçen kelimelerin, Ragip İsfehaninin Mufredatındaki açıklamaları: حور : Mihver=Eksen, bizzat veya fikren gidip gelme, tereddüt. Döngü, bir şeyin etrafında devamlı dönmek.
-الحور: التردد إما بالذات؛ وإما بالفكر، وقوله عز وجل: {إنه ظن أن لن يحور} [084.014] [TK] Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.

والمحاورة والحوار:Muhavere= Karşılıklı konuşma
والحور قيل: ظهور قليل من البياض في العين من بين السواد، وأحورت عينه=Denildi ki HUR; gözün içinde siyahların arasında az bir beyazlık belirmesi.

عين:Ayn ve ayni kökten gelen “În “ göz demektir. Su gözesine de “ayn” denir.
{قاصرات الطرف عين} <الصافات/48>، {وحور عين} <الواقعة/22>.‏ Bazen mustear olarak “ayn yani göz” kelimesi güzel bayan manasında kullanılır; “We indehum qasiratut-tarfi în= Onların yanında bakışlarını (eşlerine) hasretmiş gözler (yani iri gözlü güzeller) vardır” örneğinde olduğu gibi. Burada “göz” kelimesi “ güzellerden” müstear kılınmıştır.


زوج =EŞ, EŞLEŞTİRMEK. Zevc veya ezvac kelimesini “çift” olarak manalandırıyorlar.Bu ise yanlıştır. Örneğin “ enam suresindeki ayeti 8 çift enam (davar) indirdik diye tercüme etmek yanlıştır, o zaman bunların adedi onaltıya çıkar. Halbuki orada anlatılan koyun, keçi, sığır ve deve cinsiden 8 eştir. Diğer bütün ayetlerde de “zevc” kelimesini “eş” olarak tercüme etmek gerekir
وقوله: {وزوجناهم بحور عين} <الدخان/54>، أي: قرناهم بهن، ولم يجئ في القرآن زوجناهم حورا، كما يقال زوجته امرأة، تنبيها أن ذلك لا يكون على حسب المتعارف فيما بيننا من المناكحة.‏ =Ayeti kerimede dikkat edilirse ( zavvecnahum huren” 0huri ile evlendirdik”) denmiyor; (ve zevvwcnahum bihurin i’n = onları huri i’n ile eşleştirdik) deniyor.

قصر: “KASARE” Uzatmanın zıddıdır, kısaltmak, kısmak demektir. “Kasiratut-tarfı= bakışını kısaltanlar, yani uzaktakilere değil, yakınındakilere bakan, bakışlarını yakınlarına, başka bir ifadeyle eşlerine hasredenler” demektir.

عرب: “ARİBE”= Açık ve düzgün konuşmak, meramını gerek lafız ve gerekse mana bakımından mükemmel ifade etmek” demektir. “URUB, ‘ARUB, URUBE” :Kocaları tarafından sevilen kadın demektir. Yani güzel bir söz gibi kendini ifade eden ve kendisini kocasına kabul ettiren, kocasını kendine meftun eden kadın demektir “urub veya uruben”.

ترب“TERAİB= Göğüs omurgalarına denir. Ayni kökten gelen “ETRAB” da yaşıt, akran, her konuda birbirine muadil manasında kullanılır. Nasıl ki göğüs omurları bir birine eşit ve birbirine benzer ve birlikte iş biriliği içinde hareket ederler, ayni şekilde birbiriyle uyumlu eşler için de bu tabir kullanılır. Türkçede de eşitliği ifade için “tarağın dişleri gibidir” deriz ya, K.Kerimde de Cenabi Hak, bunun gibi her konudaki denkliği ifade için “ETRAB” kelimesini kullanmıştır: “URUBEN ETRABEN, VE KEVAİBE ETRABEN” şeklinde.

طرف:“TARF”= Canip, yan demektir. K.Kerimde ise bu kelime, “kasır” ile birlikte olduğu yerlerde “bakış” manasında kullanılmıştır.


كعب:”KEVAİB”= Keabe kökünden gelir. Küp şeklinde yapmak demektir. “KÂBE” ismi de bundan dolayı verilmiştir. Türkçede bir işin mükemmeliyetini ifade etmek için “o iş dört dörtlük oldu” dediğimiz gibi arapçada da “kâ’b veya çoğulu olan kevaib” kelimesi kullanılır. “VE KEVAİBE ETRABEN=HER KONUDA TAMAMİYLE BİR BİRİNE DENK” manasında kullanılmıştır.

Huri kelimesiyle birlikte kullanılan kelimelere kısaca değindikten sonra şimdi esas konumuz olan , cennete giden erkeklere mükafat olarak ikram edileceğine inanılan cennet kızları olarak nitelenen “hurilerin” ne olduğu hakkında, K.Kerimin ışığı altında bir inceleme yapmağa çalışacağız.
* * * * * *
Huri nedir, insan cinsinden midir, yoksa ahirette yaratılacak olan bir yaratık mıdır? Bunlar insan cinsinden değilse bunlarla ülfet nasıl olacaktır? Halbuki K.Kerimde “[030.021] [DI] Kendi cinsinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.” Buyurulıyor.

Kendi cinsimizden olmayanla huzura kavuşmak mümkün müdür, bu ayeti kerimeye göre? Üstelik bu hurileri bayan olarak kabul ediyorlar. Huriler kadın cinsindense, bunlar sadece erkeklere verilecekse ve bu büyük bir nimetse, mümin kadınların böyle bir nimetten mahrum edilmesi Yüce Allah’ın adaletine uyar mı? Çünkü, kadınla erkek arasında dini teklifatta fark yoktur, ikisi de aynı ibadetlerle mükellef tutulmuştur. İş böyleyken nasıl olur da mükâfatta farklılık olur? Yine aynı şekilde, eğer huri cenette yaratılan bir varlıksa, aynı nimetleri paylaşan insanla huri arasında da bir eşitsizlik doğmaz mı? Birisi dünyada meşakkat çekerek, nefsiyle mücadele ederek oraya gelmiştir, diğeri ise hiçbir meşakkat çekmeden oraya yerleştirilmiştir. Bütün bunların cevabı muhakkak ki K.Kerimde mevcuttur, yeter ki onu anlamağa çalışalım, ön kabullerden, gelişi güzel rivayetlerden uzak duralım.
İslamiyeti maalesef hurafeler dini haline getiren bu rivayetlerdir. Hz. Peygambere sahip çıkma namına zındıkların, dini tahrif etmek isteyenlerin uydurduklarını Peygamberin sözü olarak kabul ederek en büyük saygısızlığı da saygı namına o Peygamberi Zişan efendimize reva görmüşüzdür. Dini, bu gibi hurafelerden temizliyebilmek için Kurana, sadece Kurana dönmeliyiz zor da olsa. Çünkü Hz. Peygamberin açıklamaları işimizi iyice kolaylaştırıyordu. Ama ne yazık ki, hadis uydurucular tarafından doğruyla yanlış karıştırılmış, hangi söz Hz. Peygamberin, hangisi uydurma, bunları ayırmak hiç de kolay olmuyor. Ama derseniz ki;”İslam aleminde sahih kabul edilen kütübü sitede varsa doğrudur” bunda uzun uzadıya düşünmeye ne gerek var? Ben de derim ki, esas hastalık burada başlıyor. Biz, yüzde yüz doğru olan K.Kerimi bıraktık, hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu kesin bilmediğimiz rivayetlere sarıldık, sanki Kuran bize indirilmemiş de hadis indirilmiş gibi.Allah aşkına, bu ne biçim cehalet? Ağzını açan hoca efendi hadisle başlar söze. Bunun Hz. Peygamberin sözü olduğunu nerden biliyorsun? “Kim bana söylemediğim bir sözü isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın” mealindeki mütevatir hadisi şerifini bile tahrifata uğratmışlar, rahatça uydurma hadisleri söyleyebilmeleri için ve araya bir “müteammiden” kelimesini eklediler.Öyle ya, yarın kıyamet gününde Hz. Peygamber:”Bu sözü ben söylemediğim halde niçin bana isnat ederek söyledin derse” bu hoca efendi de “ya rasulallah, bunu ben sana isnat etmedim, senin söylediğini söylüyorlardı, ben de buna dayanarak söyledim, ben kasten senin adına bir şey uydurmuş değilim, bunun suçlusu, bunu ilk uydurandır, ben ne bileyim uydurulup uydurulmadığını” diye cevap verebilmek için. Her neyse, bu konuda lafı fazla uzatmayalım, bu “huri” konusunu K.Kerimden çözmeğe çalışalım.

SAFFAT SURESİ:
وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَاكُنْتُمْ تَعْمَلُونَ (39) اِلَّا عِبَادَ اللّهِ الْمُخْلَصينَ (40) اُولئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌ (41) فَوَاكِهُ وَهُمْ مُكْرَمُونَ (42) فى جَنَّاتِ النَّعيمِ (43) عَلى سُرُرٍ مُتَقَابِلينَ (44) يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَاْسٍ مِنْ مَعينٍ (45) بَيْضَاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِبينَ (46) لَا فيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ (47) وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عينٌ (48) كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ (49) فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلى بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ (50)
قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ اِنّى كَانَ لى قَرينٌ (51) يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقينَ (52) ئَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَدينُونَ (53) قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ (54) فَاطَّلَعَ فَرَاهُ فى سَوَاءِ الْجَحيمِ (55) قَالَ تَاللّهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْدينِ (56) وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّى لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرينَ (57) اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتينَ (58) اِلَّامَوْتَتَنَا الْاُولى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبينَ (59) اِنَّ هذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ (60) لِمِثْلِ هذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ (61) اَذلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ (62)
39. Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
40. (Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek. [Buradaki halis kullar ifadesi içinde kadınlar da vardır, bunlar sadece erkekler demek değildir.]
41. Bunlar için bilinen bir rızık vardır.
42. (Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar.
43. Naîm cennetlerinde .
44. Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar. [Burada da tahtlar üzerinde oturanlar sadece erkekler değildir, çünkü burada oturanlar Allah’ın halis kullarıdır, halis kulları ise sadece erkekler değildir.]
45. Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
46. Berraktır, içenlere lezzet verir.
47. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.
48. Onların yanlarında bakışlarını (eşlerine) tahsis etmiş, gözler vardır. [Burada geçen “KASİRAT” hasretmek, tahsis etmek manasınadır. “TARF” kelimesi de yan, canip manasına gelmekle beraber K.Kerimde hep bakış manasında kullanılmıştır. “ÎN” kelimesi de “göz” manasına gelir. Burada hayran gözlerle bakan, gözlerini sevdiği kişiden (eş olarak verildiği kimseden) ayıramayan güzel bayanları ifade eder. Çünkü diğer ayetler de bunu takviye etmektedir.]
49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
50. İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
51. İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.
52. Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
53. Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
54. (O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
55. ( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
56. "Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
57. Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
58. Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
59. Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!"
60. Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
61. Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar.
62. Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?.
SAD:
مُتَّكِينَ فيهَا يَدْعُونَ فيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثيرَةٍ وَشَرَابٍ (51) وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ (52) هذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ (53)
51. Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.
52. Yanlarında, bakışlarını (eşlerine) hasretmiş, yani eşlerinden başkasına bakmayan, her bakımdan kendilerine uygun güzeller vardır. [Burada geçen “KASİRAT” kelimesi, hasreden, tahsis eden demektir. “TARF” da bakış manasına gelir. “ETRAB” da “TERAİB” gibi “TIRB” kökünden gelir, “teraib” göğüs omurga kemiklerine denir. Etrab da gögüs omurgalarının bir birine uygun ve uyumlu oluşana benzetilerek mükemmel bir uyumu ifade için mecaz olarak kullanılmaktadır. Özet olarak” Yanlarında , bakışlarını (eşlerine) hasretmiş, kendilerine her bakımdan tam uygun güzeller vardır.” diye meal verebiliriz. ]
53. İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.
VAKİA:
وَحُورٌ عينٌ (22) كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ (23) جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (24) لَايَسْمَعُونَ فيهَا لَغْوًا وَلَا تَاْثيمًا (25) اِلَّا قيلًا سَلَامًا سَلَامًا (26) وَاَصْحَابُ الْيَمينِ مَا اَصْحَابُ الْيَمينِ (27) فى سِدْرٍ مَخْضُودٍ (28) وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ (29) وَظِلٍّ مَمْدُودٍ (30) وَمَاءٍ مَسْكُوبٍ (31) وَفَاكِهَةٍ كَثيرَةٍ (32) لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ (33) وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ (34) اِنَّا اَنْشَاْنَاهُنَّ اِنْشَاءً (35) فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا (36) عُرُبًا اَتْرَابًا (37) لِاَصْحَابِ الْيَمينِ (38)
22. Göz eksenleri, yani, gözlerin cazibe merkezleri, gözlerin bir türlü ayrılmak istemediği çekici (güzeller) vardır. [“HUR” kelimesi “HAWERE, Yani HARE” kökünden gelir.”Hare” dönmek manasına gelir.Muhavare, karşılıklı söz teatisinde bulunmaya denir. Ayni kökten gelen “Mihver” de dönüş ekseni manasında kullanılır. Buna göre “HURUN ÎN” terkibine “göz çekicisi, gözleri cezb eden, gözlerin ayrılamadığı güzeller vardır” şeklinde meal verebiliriz. Doğrusunu en iyi Allah (cc) bilir.]
23. Saklı inciler gibi.
24. Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
26. Söylenen, yalnızca "selâm, selâm" dır.
27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
28. Düzgün kiraz ağacı,
29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,
30. Uzamış gölgeler,
31. Çağlayarak akan sular,
32. Sayısız meyveler içindedirler;
33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan.
34. Ve yüceltilmiş yataklar içinde [Yani bir birine şeref kazandıran bir birliktelik içinde] 35.Ki, gerçekten biz onları apayrı bir yaratışla yeniden yarattık.
36. Onları, bâkireler kıldık.
37. Bir birine yakışan ve bir birine denk ve mükemmel uyumlu olarak. [“URUB” ki arapçadaki irap da bu kökten gelir, “güzel, muntazam” demektir.]
38. Bütün bunlar sağdakiler içindir..

DUHAN SURESİ:
فى جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ (52) يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِلينَ (53) كَذلِكَ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عينٍ (54) يَدْعُونَ فيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍامِنينَ (55) لَايَ ذُوقُونَ فيهَا الْمَوْتَ اِلَّا الْمَوْتَةَ الْاُولى وَوَقيهُمْ عَذَابَ الْجَحيمِ
52. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
53. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
54. İşte böyle.Biz onları göz alıcısıyla eşleştirdik [“ZEVC” eşleştirmek demektir. Güzellik izafidir, herkesin güzeli başkadır. Dolayısıyla Cenab-ı Hak buyruyor ki, biz herkesi, kendi göz alıcısıyla eşleştirdik. Bir şairin, “dünya dolusu yar olsa benim alacağım bir tane” dediği gibi diyen kimseleri eşleştirdik, kendi eşinin dışında başka hiç birisini gözleri görmez. Eşler bir birine aşıktır. Eşlerden hiç birisi eş olarak kendi eşinden başkasını görmez.
55. Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.
56. İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).
TUR
مُتَّكِينَ عَلى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عينٍ (20) وَالَّذينَ امَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِايمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَا اَلَتْنَاهُمْ مِنْ عَمَلِهِمْ مِنْ شَىْءٍ كُلُّ امْرِئٍ بِمَا كَسَبَ رَهينٌ (21)

20." Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Ve Biz onları, göz alıcılarıyla (cazibedarlarıyla) eşleştirdik. [Yani, bir birini çeken, bir birlerinden başkasını görmeyen, her bakımdan bir birine uygun ve çekici gelenleri eşleştirdik ki yaşamlarından tam zevk alsınlar diye]
21. İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tâbi olanlar (var ya)! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir rehindir.
NEBE
اِنَّ لِلْمُتَّقينَ مَفَازًا (31) حَدَائِقَ وَاَعْنَابًا (32) وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًا (33) وَكَاْسًا دِهَاقًا (34)
31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.
32. Bahçeler,bağlar,
33. Dört dörtlük tam bir birine uygun eşler .[ “KEVAİB” Dört köşe, dört dörtlük, mükemmel demektir. Kâbe’ye de kare şeklinde bir zemine oturduğu için aynı kökten “Kâbe” denir.]
34. Ve içki dolu kâse(ler) .
RAHMAN
فيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ (70) فَبِاَىِّ الَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (71) حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِى الْخِيَامِ (72) فَبِاَىِّ الَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ (73) لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَاجَانٌّ (74) فَبِاَىِّ الَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
70. İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır.
71. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
72. Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş gözlerin ve gönüllerin odağı çekici (alımlı, güzel) ler vardır.
73. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
74. Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
75. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Özet olarak söylersek, bütün bunlardan çıkan mana; bu hurilerin, iman ve takva ehli olarak bu dünyada yaşayıp da ahirette cennete giden kadınlardan olduğudur. En doğrusunu Allah (cc) bilir. Benim bu ayetlerden anlayabildiğim budur. Daha doğrusunu ortaya koyan olursa onu da kabul etmeğe hazırız, gaye en doğrusunu bulmak ve ona inanmaktır, Dinimizi hurafelerden temizlemektir. Cenabı Hak mümünin karakterini şöyle tanıtıyor: “Onlar ki sözü dinlerler, en güzeline uyarlar…
اَلَّذينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ اُولئِكَ الَّذينَ هَديهُمُ اللّهُ وَاُولئِكَ هُمْ اُولُو الْاَلْبَابِ (18)
Müşriklerin de karakterini şöyle bildiriyor Cenabi Hak:
25/42 اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ الِهَتِنَا لَوْلَا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَا وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ حينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَبيلًا (42) 42. "Şayet tanrılarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanrılarımızdan saptıracaktı" diyorlar. Azabı gördükleri zaman, asıl kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler! [NOT:Mademki ikna ediyordu, öyleyse o söylenenler doğruydu, doğruyu kabul etmemekten insan iftihar eder mi? Ama müşrikler bundan iftihar ediyorlar, inancımızı kurtardık diye.]

KELİMELER VE AÇIKLAMALAR:
“HUR”= Mihver, etrafında dönülen, döngü merkezi
“ÎN “ = “Ayn “ kökünden gelir, “göz” demektir. İkisi birlikte:
“HUR’UN ÎN “ =Göz mihveri, gözün cazibe merkezi, Meşhur şair Fuzuli’nın bir şirinde: “Aşiyan-i murğ-i dil zülf-i perşanındadır=gönül kuşunun yuvası saç tellerinizin üzerindedir.” “Kande olsam ey peri, gönlüm senin yanındadır” dediği gibi, gözün ve gönlün üzerinde olduğu, meftunu olduğu kişi demektir.
“KASİRAT”= “KASARE” Kökünden gelir, “kasare”=kısa oldu demektir, uzunun zıddıdır.
“TARF” =Taraf, canip, yön demektir.K.Kerimde bu kelime bakış, gözü açıp kapama zamanı gibi manalarda kullanılmıştır. İkisi birlikte:
“KASİRATU-TARFI “= Bakışını kısaltmış, yanı hep yakınına, yakınındakine bakar, gözü, gönlü uzaklarda, başka yerlerde değil, hep kendi eşindedir, ondan başkasını gözü görmez, onun gözünde bir güzel , bir sevgili vardır, o da kendi yanındaki yani kendi eşidir” demektir.
“ETRAB” ve “TERAİB”:ayni kökten gelir. “Teraib” göğüs omurgalarına denir. Omurgalardaki nizam, eşitlik ve uyumdan dolayı mecaz olarak da birbirine uyumu ifade için kullanılır. “KEVAİB” de kare bir zemin üzerinde oturan binaya, dört köşeye denir. “VE KEVAİBE ETRABEN”= Dört dörtlük bir birine uyumlu” demektir. Türkçede de mükemmeliyeti ifade için “dört dörtlük” ifadesini kullanırız.
“URUB” de her şeyiyle yerli yerinde, kaidelere uygun demektir. Arap dilinde de, cümledeki görevine göre, kelimelerin son harflerinin alacağı harekeyi bildiren kaideye “irap” denir. Bu irap kaidelerine uyulmazsa cümledeki mana, kast edilenin tam tersi de olabilir. Bir ibarede maksudun tam tahakkuku için irab kaidelerine uymak şarttır. Aynı şekilde ahirette, cennete gönderilenler için de gaye onların tam bir mutluluk içinde yaşamalarıdır. Bu gayenin tahakkuku için de eşlerin her bakımdan bir birine uygun ve uyumlu olmaları, gözlerinin başka yerlerde olmaması gerekir ve dolayısıyla mutlak manada tam mutluluk ancak bu şekilde sağlanabilir. ). İşte bu, K.Kerimde; “uruben etraben= mükemmel uygun ve uymlu eşler” şeklinde ifade edilmiştir.

Onun için Cenabı Hak Cennetlikleri tarif ederken buyuruyor ki; biz onları bakışlarını bir birinden ayıramayan (kasıratu-tarfı), gözlerinin etrafında dolaştığı, gözlerinin mihveri (hurun în ) olanları eşleştirdik.Öyle ki her eş de birbirine mükemmel uyumlu ve birbirine tam uygun (“uruben etraben” ve “ve kevaibe etraben” buyurulduğu gibi. Türkçede: “iki gönül bir olursa samanlık seyranlık olur” derler. Gerçek ve mükemmel mutluluk da ancak böyle sağlanır. Ama bu eşler dünyadayken bir birine eş olup da ikisi de cennete gidenlerden mi olur, yoksa değişik çağlarda yaşamış olduğu halde birbirine hayran olacak olanlardan mı? Bu konu ayetlerden net anlaşılamamaktadır veya biz anlayamıyoruz. her şeyin en doğrusunu Allah (cc) bilir.

zülcenah
01-01-2008, 22:42
Ehl-i Beyt Hakkındaki Bazı Hadis-i Şerifleri

- Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin’e karşı savaş içinde olanlara karşı, ben de savaş içindeyim.

- Allah’a and olsun ki bizi sevmeyenleri, şanı yüce Allah cehenneme dökecektir.

- Benim “Ehl-i Beyt’im”, kendinize ehlinizden daha sevgili olmadıkça, kesin îman sahibi olamazsınız.

- Ben sizin aranızda iki paha biçilmez şey bırakıyorum. İkisi de birbirinden büyüktür. Bunlardan birisi Allah’ın kelâmı «Kur’ân-ı Kerîm» diğeri ise «Ehl-i Beyt’im»dir. Bu ikisi Kevser havuzunun kıyısında bana ulaşıncaya kadar birbirinden ayrılmaz; bunu Rabbim’den ben diledim. Bu ikisine yapışır, sarılırsanız benden sonra ebedî olarak sapmazsınız, yol yitirmezsiniz.

- “Ehl-i Beyt’im”e buğz eden münâfıktır.

- “Ehl-i Beyt’im”e eziyet eden, Allah’a eziyet eder.

- “Ehl-i Beyt’im”e karşı davranışlarınızdan dolayı, Allah’ın azâbını sizlere şimdiden hatırlatmak istiyorum.

- “Ehl-i Beyt’im”in peşinden gidiniz, sakın onların önüne geçmeyiniz, aksi taktirde helâk olursunuz. Onlara bir şey öğretmeye de kalkışmayınız, çünkü onlar sizlerden daha bilgililerdir.

- Ey Fâtıma! Kıyamet gününde; Ben, sen, oğulların Hasan ve Hüseyin ile eşin Ali aynı makamda olacağız.

- İçinizde “Ehl-i Beyt’im”in misali, Nûh Aleyhisselâmın gemisi gibidir. Her kim gemiye binerse kurtulur ve her kim muhalefet ederse boğulup helâk olur.

- İslâm’ın esası beni ve “Ehl-i Beyt’im”i sevmektir.

- Kıyamet gününde; her kul iki şey hakkında sorulmadan Sırat köprüsünden geçemeyecek;
Birincisi: «Ben sizinle idim, siz kiminle oldunuz?»
İkincisi : «“Ehl-i Beyt’e” kurbiyyetiniz (sevginiz, yakınlığınız) ne derece?»

- Sizleri nimetleri ile beslediğinden Allah’ı seviniz, Allah’ı sevdiğinizden beni seviniz ve beni sevdiğinizden de “Ehl-i Beyt’im”i seviniz.

- Şefâatım, “Ehl-i Beyt’im”i sevenedir.
__________________

adalı
01-01-2008, 23:39
“Allah’ın gönderdiği her peygamber, ümmetini onunla korkuttu. Nuh Aleyhisselâm ümmetini onunla korkuttu, ondan sonra gelen peygamberler de korkuttular.

O sizin aranızdan çıkacak. Onun hali sizden gizli kalmayacak. Rabbinizin tek gözlü olmadığı size gizli değildir. O ise sağ gözü kör birisidir. Onun gözü dışa fırlamış üzüm danesi gibidir.” (Buhârî - Müslim)

adalı
01-01-2008, 23:40
Allah-u Teâlâ Hadis-i kudsî’de şöyle buyuruyor:

“Âhir zamanda öyle kimseler türeyecektir ki, bunlar dinlerini dünyalığa âlet edeceklerdir. İnsanlara karşı koyun postuna bürünmüş gibi yumuşak ve güzel huylu görünürler. Dilleri şekerden bile tatlıdır, amma kalpleri kurt gönlü gibidir.

Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ (bu gibi kimseler için) şöyle buyurur:

‘Bunlar acaba benim sonsuz affediciliğime mi güveniyorlar, yoksa bana karşı meydan mı okuyorlar? Ululuğum hakkı için, onlara öyle ağır bir musibet vereceğim ki, aralarında bulunan yumuşak başlılar şaşakalacaklardır.’” (Tirmizî)

adalı
01-01-2008, 23:41
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Fâiz yetmiş çeşit günaha sebeptir. Bunların en hafifi, kişinin anası ile zinâ etmesi gibidir.” (İbn-i Mâce: 2274)

adalı
01-01-2008, 23:42
“Ayrılık yapan bizden değildir.”

(Münavi)

Alper...
02-01-2008, 00:32
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah bir kavme azap indirdi mi, o azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (Kıyamet gününde) herkes niyetlerine (ve amellerine) göre diriltilirler."

Buhari, Fiten 19; Müşlim, Sıfatu'l-Cenne 84, (2879).

elif7
03-01-2008, 14:12
“Hiç şüphesiz siz, kendinizden önceki milletlerin yoluna adım adım, karış karış, tıpatıp uyacaksınız. Öyle ki onlar keler deliğine girseler, siz de girmeye kalkışacaksınız.” Bunun üzerine sahabe Rasulullah’a Hıristiyan veya Yahudileri ima edip etmediğini sorunca, Rasulullah (s) da sesini yükselterek ya kim olacaktı? diye cevap vermiştir.( Buhari.Tecrid 9/1410)


* * *

hiba_nur
03-01-2008, 14:19
Ya Hayır Konuş Ya Da Sus..
Hz.Muhammed s.a.v

elif7
03-01-2008, 15:42
Şeytan ordusu

Resulullah (s.a.v): “Allah’ım Şam’ı bizim için mübarek kıl. Allah’ım Yemen’imizi bizim için mübarek kıl” diye buyurdu. Oradakilerden biri: “Ey Allah’ın Resulü: Irak’ımızı da söyle” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v): “Orada zelzeleler ve fitneler çıkacaktır. Şeytanın ordusu da oradan hareketle ortaya çıkacaktır” buyurdu. (Buhari Fiten ve İstiska–Fethu’l Bari 16/56. Tirmizi’de sahih olduğu belirtilmiş ve Ahmet B. Hanbel rivayet etmiştir). ABD ordusunun Irak’ta yaptıklarını görüp de “İşte şeytanın ordusu zuhur etti” dememek mümkün mü? Gerçekten, ABD ordusu ancak şeytanın ordusu ve şeytanlaşmış insanların aklına gelebilecek işkenceleri ve zulümleri Iraklı müslüman kardeşlerimize yapıyor. Böyle bir ordu hiçbir zaman zafer kazamanaz. Zaferi ancak ve ancak Müslümanların ordusu kazanabilir.

kızılkasırga
04-01-2008, 06:47
*rasulullah efendimiz buyuruyorlarki;kimin arzusu ahiret olursa.allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar.artık dünya ona hakir gelmeye başlar.kimin hedefide dünya olursa,allah 2 gözünün arasına (dünyanın)fakirliğini koyar,işlerini de darmadağınık eder.netice olarak,dünyadan da eline,kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez.
(tirmizi)

adalı
04-01-2008, 16:18
Ebu Said-i Hudrî -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet günü bir nidâcı: ‘Her ümmet dünyada neye tapmışsa onun arkasına takılsın.’ diye ilân edecek. Bunun üzerine Allah-u Teâlâ’dan başka şeylere, putlara ve heykellere tapmış olanlardan hiçbiri kalmayacak, hepsi cehenneme düşecekler.

Nihayet yalnız Allah’a tapan iyi ve kötülerle Ehl-i kitab’ın bakiyyeleri kalacak ve evvelâ yahudiler çağırılarak kendilerine: ‘Siz dünyada neye ibadet ederdiniz?’ diye sorulacak. ‘Biz Allah’ın oğlu Üzeyr’e tapardık.’ diyecekler.

Kendilerine:

‘Yalan söylediniz! Allah’ın hiçbir zevcesi ve çocuğu yoktur. Şimdi siz ne istiyorsunuz?’ denilecek.

Yahudiler: ‘Susadık Yâ Rabbi, bize su ver!’ diyecekler. Bunun üzerine kendilerine işaretle: ‘Suya buyurmaz mısınız?’ denilecek ve yahudiler cehenneme o serap gibi (alev dalgaları) birbirini târumar eden ateşe haşrolunarak oraya düşecekler.

Sonra hıristiyanlar çağrılarak kendilerine: ‘Siz dünyada neye ibadet ederdiniz?’ diye sorulacak. ‘Biz Allah’ın oğlu Mesih’e tapardık.’ diyecekler.

Onlara da:

‘Yalan söylediniz! Allah hiçbir zevce ve çocuk edinmemiştir. Şimdi siz ne istiyorsunuz?’ denilecek.

Hıristiyanlar da: ‘Susadık Yâ Rabbi, bize su ver!’ diyecekler. Bunun üzerine kendilerine işaretle ‘Suya buyurmaz mısınız?’ denilecek ve hıristiyanlar ateşe haşrolunarak oraya düşecekler.” (Müslim: 183)

sinedecan ışığı
10-01-2008, 20:36
ALLAHrazı olsun tebrik ederim gayretinizden dolayı....

adalı
13-01-2008, 10:31
Peygamberimiz (a.s.), bir Hadis-i şeriflerinde:

"Kim namazları vaktinde kılar ve onun abdestlerini tam ve güzelce alır, kıyamını, huşûunu, rükûunu ve secdelerini tam yaparsa, o namazlar ışık saçarak bembeyaz bir şekilde yükselirken:

'Sen beni koruduğun gibi, Allah da seni korusun!' diye dua eder.

Kim de namazı vaktinin dışında kılar, onun abdestini tam ve güzelce almaz, huşûunu, rükûunu ve secdelerini tam yapmazsa, onlar da simsiyah bir şekilde yükselirken:

'Sen nasıl özenmeyip beni yitirdinse, Allah da seni (senin amelini) yitirsin!' der. Allah'ın dilediği yere varınca, paçavra gibi dürülüp, o kimsenin üzerine atılır!" buyurmuşlardır. (Münzirî, et-Tergıb vet-terhıb, c. 1, s. 258, H eysem f, M ecm au'z-zevâi d, c. 2, s. 122, Al âüddin Al i, Kenzu'l-um mâl, c. 7, s. 316.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/245-246.)

adalı
13-01-2008, 10:32
Peygamberimiz (a.s.), başka bir Hadis-i şeriflerinde de:

"Beş vakit namazı Allah farz kıldı.
Her kim bu namazların abdestini tam alır, onları vaktinde kılar, rükû ve huzûlarını eksiksiz yaparsa, Allah'ın, onu bağışlayacağı hakkında va'di vardır.
Her kim de bunu yapmazsa, Allah'ın ona bir va'di yoktur. İsterse onu bağışlar, isterse azaba uğratır!" buyurmuşlardır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 317, Ebu Davud, Sünen, c. 1, s. 115, Nesaî, Sünen, c. 1, s. 230, Beyhakî, Sünenü'l-kübrâ. c. 3. s. 366.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 2/246.)

adalı
18-01-2008, 01:41
"Allah altmış yaşına kadar ömür verdiği halde, (yaratanı ve yaşatanı tanımayan) kimsenin mazeretini kaldırmıştır."

(Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 2020)

adalı
18-01-2008, 01:42
Şeddâd bin Evs -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Akıllı kimse, kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır.

Âciz de, nefsini hevâsının peşine takan ve Allah'tan temennide bulunan kimsedir." (Tirmizî: 2461)

adalı
18-01-2008, 01:43
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir duâlarında şöyle buyurmuşlardır:

"Allah'ım! Senden itminana kavuşmuş bir nefs-i mutmainne dilerim ki, sana kavuşmaya iman etsin, takdirine râzı olsun, verdiklerine kanaat etsin." (Taberânî)

adalı
18-01-2008, 01:45
"Bir ölü tabuta konulup taşınırken, iyi bir kişi ise 'Beni bir an evvel yerime ulaştırın!' der.

Kötü bir kişi ise 'Eyvah! Beni nereye götürüyorsunuz?' diye feryat eder.

Bu sesi insanlardan başka her mahlûk duyar. Eğer insan da bunu duymuş olsa, derhal bayılırdı." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 658)

berraksu
23-01-2008, 10:30
"Bir musibet sebebiyle (din) kardesine taziyede bulunan hicbir mü'min yoktur ki,
Cenab-i Hakk ona kiyamet günü keramet elibesesi giydirmesin."
(Hadis-i Serif, Ibn-i Mâce)

Turkbeyi
28-01-2008, 10:33
Cenab-i Hakka cok sukredeniniz, insanlara tesekkurde kusur etmeyeyenizdir.

hadisi serif

kaynak erkam takvimi 25ocak cuma yapragi

berraksu
29-01-2008, 10:38
"Ezan ile kamet arasinda yapilan dua reddolunmaz"

(Hadis-i Serif, Ebu Davud)

serair
01-02-2008, 22:01
Kasten hadis uydurmanın cezası da büyüktür. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
Kasten bana izafeten yalan söyleyen (hadis uyduran) cehennemdeki yerine hazırlansın. Buhari
(“Kim bilerek ve kasten benim üzerime yalan söylerse, Cehennemdeki yerine hazırlansın”)

adalı
03-02-2008, 16:36
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir duâlarında şöyle buyurmuşlardır:

"Allah'ım! Senden itminana kavuşmuş bir nefs-i mutmainne dilerim ki, sana kavuşmaya iman etsin, takdirine râzı olsun, verdiklerine kanaat etsin." (Taberânî)

UBEYDUN
05-02-2008, 21:59
İbnu Ömer radıyallahu anhuma merfuan rivayet ediyor;
“Süleyman aleyhisselam’ın bağlamış olduğu bazı şeytanların insanları din konusunda bilgilendirmek üzere ortaya çıkmalar yakındır.”

Müslim(mukaddime;7 ,1/2) Darimi(434) Deylemi(3463) İbni Mace(4076) Kenzul Ummal(38864) Cem’ül Fevaid(7943) Lealiul Masnua(1/228) İbni Adiy elKamil(1/208) Ukayli Duafa(2/213) Nuaym Bin Hammad Fiten(s391)

SIR
05-02-2008, 22:04
İbnu Ömer radıyallahu anhuma merfuan rivayet ediyor;
“Süleyman aleyhisselam’ın bağlamış olduğu bazı şeytanların insanları din konusunda bilgilendirmek üzere ortaya çıkmalar yakındır.”



bu hadisi ilk defa görüyorum Allah razı olsun , şeytanların din konusunda bilgilendirmesinden kasıt kinaye midir acaba ,? ya'ni iblislerin din kosunda yanıltması mı
düşündüğüm kadarıyla iblis din konusunda yardım etmez

UBEYDUN
05-02-2008, 22:18
Allah teala sizden de razı olsun
bu hadisin şerhini şuan buraya nakledemem lakin
kinaye ile anlamak mümkündür. din hususunda ehliyet sahibi olmadan konuşanların
kendisini dinleyenleri cehenneme sürüklemesi kastedilir Allahu alem
şeytanda aleyhillane binlerce fısıltı ile yanaşmazmı
fetva vermede pek heveslidir
Kitaba ve sünnete uymayan her düşünce gizlide bu fitneyi barındırır

adalı
06-02-2008, 21:07
Huzeyfe bin Esid -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardir:


“Akşamleyin şu odanin yaninda ümmetim bana gösterildi. Öyle ki ümmetimden her bir kişiyi birinizin arkadaşini tanidigindan daha fazla tanirim.” (C. Sağîr: 5422)

berraksu
11-02-2008, 14:57
"Kim (bütün) mü'min erkek ve kadinlar icin istigfar ederse,
Allahü Teala onun icin, mü'min erkek ve kadinlar adedince sevap yazar."

(Hadis-i Serif, el Mu'cemü'l Kebir)

berraksu
12-02-2008, 08:28
"Size iyilik yapanlara karşı iyilik yapmak,
fenâlık yapanlara da fenalık yapmak meziyet değildir.
Asıl meziyet, size fenalık yapanlara karşı aynı şekilde
mukabelede bulunmayıp iyilik yapabilmektir."

(Tirmîzî, Birr, 63)

UBEYDUN
12-02-2008, 22:02
عَن أبي الدرداءِ قَالَ:قَالَ النَّبِيّ صَلَّى اللَّهُ عليهِ وسلَّم:
أَلَا أُنَبِّئُكُمْ بِخَيْرِ أَعْمَالِكُمْ وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ وَأَرْفَعُهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ إِنْفَاقِ الذَّهَبِ وَالْوَرَقِ وَخَيْرٌ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقَكُمْ؟ قَالُوا بَلَى، قَالَ:ذِكرُ اللَّهِ.الترمذي

Ebu’d-Derda radıyallahu anhtan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına:


“Size en hayırlı,
Allah katında en değerli,
Derecenizi en fazla yükseltecek,
Sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı,
Düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?’’
diye sordu. Onlar da: “Evet, söyle.
dediler. Resul-i Ekrem de:
“Allah Teala’yı zikretmektir.” buyurdu. Tirmizi

UBEYDUN
13-02-2008, 20:52
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ilerigeri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resûlullah(aleyhissalâtü vesselâm): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti..." [Müslim, Birr 79, (2594).

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/293.

UBEYDUN
13-02-2008, 20:54
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: "Rıfk bir şeye girdimi onu mutlaka tezyîn eder, bir şeyden de çıkarıldı mı onu mutlaka çirkin kılar."

[Müslim, Birr 78, (2594); Ebû Dâvud, Cihâd 1, (2578), Edeb 11 (4808).

UBEYDUN
13-02-2008, 20:59
Ka'b İbnu Mâlik (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kim âlim geçinmek, sefihlerle münâzara yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksadlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi cehenneme atar."

[Tirmizî, İlm 6, (2656).

UBEYDUN
13-02-2008, 21:00
ـ3ـ وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال رسولُ اللّه # تَعَوَّذُوا بِاللّهِ مِنْ جُبِّ الحَزَنِ. فقَالَُوا يَارسولَ اللّهِ: وَمَا جُبُّ الحَزَنِ؟ قالَ: وَادٍ في جَهَنَّمَ تَتَعَوَّذُ مِنْهُ جَهَنَّمُ كُلَّ يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ. قِيلَ يَا رسُولَ اللّهِ: وَمَنْ يَدْخُله؟ قال: الْقُرَّاءُ المُرَاءُونَ بِأعْمَالِهِمْ[. أخرجه الترمذي .

3. (2004)- Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün: "Hüzün kuyusundan Allah'a sığının!" buyurdular. Oradakiler:
"Ey Allah'ın Resûlü! Hüzün kuyusu da nedir?" diye sordular.
"O, dedi, cehennemde bir vâdidir; cehennem, o vâdiden her gün yüz kere Allah (c.c)'a sığınma taleb eder."
"Ey Allah'ın Resûlü! denildi, oraya kimler girecek?"
"Oraya dedi, amellerinde riya yapan kurrâlar girecektir!..."

UBEYDUN
13-02-2008, 21:02
ـ4ـ وعن أبى هريرة وابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قا: ]قال رسول اللّه #: يَكُونُ في أخِرِ الزَّمَانِ رِجَالٌ يَخْتِلُونَ الدُّنْيَا بِالدِّينِ، يَلْبَسُونَ لِلنَّاسِ جُلُودَ الضَّأْنِ مِنَ اللِّينِ، ألْسِتَنُهُمْ أحْلَى مِنَ الْعَسَلِ وَقُلُوبُهُمْ قُلُوبُ الذِّئَابِ. يَقُولُ اللّهُ تَعَالى: أبِى تَغْتَرُّونَ أمْ عَلَىَّ تَجْتَرِؤونَ. فَبِى حَلَفْتُ ‘بْعَثنَّ عَلى أولئِكَ مِنْهُمْ فِتْنَةً تَذَرُ الحَلِيمَ فِيهِمْ حَيْرَانَ[. أخرجه الترمذي.»الختل« الخدع.»وَا“جْتِرَاءُ« الجسارة على الشئ .

4. (2005)- Ebû Hüreyre ve İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ahir zamanda, dinle dünyayı taleb eden insanlar zuhur edecek. Bunlar, insanlar(a iyi görünüp, onları aldatmak) için öyle bir yumuşaklığa bürünürler ki koyun postu yanlarında kaba kalır. Diller de baldan daha tatlıdır. Ancak kalbleri kurtlarınkinden vahşidir. Cenâb-ı Hakk (bunlar için) şöyle diyecektir: "Beni aldatmaya mı çalışıyorsunuz, yoksa bana karşı cürete mi yelteniyorsunuz? Zât-ı Akdesime yemin olsun, bunlar üzerine, kendilerinden çıkacak öyle bir fitne göndereceğim ki, içlerinde halîm olanlar bile şaşkına dönecekler."
[Tirmizî, Zühd 60, (2406, 2407).

adalı
13-02-2008, 21:25
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Âdem ile Musâ münakaşa ettiler. Musa Aleyhisselâm ‘Hata etmen seni cennetten çıkardı.’ deyince Âdem Aleyhisselâm ‘Sen peygamber olarak seçilmiş Allah kelâmına muhatap olmuş Musâ’sın. Sonra da ben yaratılmadan önce Allah’ın takdir etmiş olduğu şeyde beni mi yeriyorsun?’ diye cevap verdi. Âdem iki kat kuvvetli delil getirdi.” (Buharî-Müslim)

UBEYDUN
14-02-2008, 19:29
Sehl İbn Sa’d (RA) şöyle haber verdi:
Rasulüllah (SAV) Hayber gününde:

- “Müslümanların şu bayrağını yarın bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber’in fethini onun iki elinde muyesser kılacaktır.
O Allah’ı ve Allah’ın Rasulü’nü sever, Allah ve Rasulü de onu sever!”buyurdu.

Ravi devamla dedi ki: Bunun üzerine orada bulunan sahabiler gecelerini bayrak onlardan hangisine verilecek diye bir karışıklık ve ihtilaf içinde geçirdiler. Sabaha girdiklerinde insanların hepsi bayrağın kendilerine verilmesini umarak Rasülullah’ın huzuruna gittiler. Fakat Rasülullah SAV:

- “Ali ibn Ebi Talib nerededir?” diye sordu.

- Ya Rasülallah, o, iki gözünden şikayet ediyor, denildi.

Rasulüllah SAV:
- “Ona haber gönderin (gelsin)” buyurdu.

Akabinde Ali huzura getirildi. Rasülullah Ali’nin gözlerine tükürdü ve dua etti. Ali hemen iyileşti, hatta kendisinde hiç ağrı yokmuş gibi oldu. Rasülullah sancağı Ali’ye verdi. Ali RA:

- Ya Rasülallah! Hayber Yahudileri’yle onlar da bizim gibi (Müslüman) oluncaya kadar cenkleşecek miyim? diye sordu.
Rasülullah SAV:

- Ya Ali, yavaş yavaş ilerleyip onların açık ve geniş meydanlarına ininceye kadar içlerine girip sokul.
Sonra onları İslam’a da’vet et. Ve İslam içinde üzerlerine vacib olan Allah haklarını onlara haber ver.

Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın senin irşadınla bir tek kişiyi hidayete erdirmesi, senin için kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır” buyurdu. B U H A R İ

adalı
14-02-2008, 19:44
Enes bin Malik -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Cehennem: ‘Daha var mı?’ demekte devam edecek. Nihayet izzet sahibi Rabb Tebâreke ve Teâlâ ayağını onun üzerine koyacak. O da: ‘İzzet hakkı için yeter yeter!’ diyecek ve bir kısmı bir kısmına kavuşacak.” (Müslim: 2848)

SIR
14-02-2008, 19:58
Abdullah Bin Amr As :
Rasulullah saw ile birlikte Ezahir (dağ yolu) denilen dağ yolundan iniyorduk. Bir ara Rasulullah saw dönüp bana baktı. Benim üzerimde aspurla boyanmış tek desenli sade bir giysi vardı.
-Üzerindeki bu giysi de nedir? diye sordu.
Ben onun bundan hoşlanmadığını hemen anlamıştım. Doğru tandırları yakmakta olan ev halkımın yanına vardım ve bu elbiseyi tandıra attım. Sonra ertesi gün Hz Peygamberin yanına vardım.
-Ey Abdullah! O elbiseyi ne yaptın?.. buyurdu
Ben de yaptıklarımı teker teker ona anlattım
Keske Onu aile halkına giydirseydin çünkü bunda kadınlar için bir sakınca yoktur buyurdu... (İbni Mace,libas)

Asfur elbiseye kırmızı-kızıl renk veren bir boya ..

adalı
16-02-2008, 18:26
Cenâb-ı Fahr-i Kâinat -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Kulun mâsiyetlerinde devam ve ısrar etmesine rağmen Allah’ın onu dünyadan ne arzu ederse vermekte olduğunu görürsen, bil ki bu ona Allah’tan bir istidractır.” (Ahmed bin Hanbel)

adalı
17-02-2008, 08:36
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:

“Andolsun ki kıyamet kopacaktır. O kadar ki, alıcı ile satıcı aralarındaki elbiseyi açacaklar, amma alım-satım henüz tamamlanmadan ansızın kıyamet kopacak, açık kalan elbiseyi katlayıp dürmek mümkün olmayacaktır.

Yemin ederim ki elbette kıyamet kopacaktır. Öyle ki, sağmal devesinin sütünü sağıp gelen kişiye ondan içmek nasip olmadan ansızın kopacaktır.

Hiç şüphe yok ki, kıyamet mutlaka kopacaktır. Öyle ki, kişi havuzunu sıvayıp onaracak, amma kıyamet ansızın kopacak da havuzun suyunu kullanmak mümkün olmayacaktır.

Kıyamet elbette kopacaktır. O kadar ki yemek yemeğe başlayan kişi lokmasını ağzına götürecek, derken ansızın kıyamet kopacak, o lokmayı yemek nasip olmayacaktır.” (Buhârî-Müslim: 2954)

SIR
28-02-2008, 05:53
Kişi arkadaşının dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine (iyi) dikkat etsin.
(tirmizi,zuhd;45)

adalı
05-03-2008, 08:32
Ebu Derda -radiyallahu anh-der ki:

“Ben Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şöyle buyurduğunu işittim:

“Teraziye ilk konulacak şey güzel ahlâk ve cömertliktir.
Allah-u Teâlâ imanı yarattığı zaman, iman dedi ki: ‘Ey Allah’ım, beni kuvvetlendir.’
Allah-u Teâlâ imanı güzel ahlâk ve cömertlikle kuvvetlendirdi.
Allah-u Teâlâ küfrü yarattığı zaman, küfür dedi ki: ‘Allah’ım beni kuvvetlendir.’
Allah-u Teâlâ kötü ahlâk ve cimrilikle kuvvetlendirdi.” buyurdu.”

adalı
07-03-2008, 17:02
Kıyamet günü insanın yeniden yaratılışı “Acbu’z-zeneb” adı verilen ve çürümeyen kuyruk sokumu kemiğinden başlatılacaktır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Bir kemik hariç, insanın çürümeyecek hiçbir yeri yoktur. Çürümeyen bu kemik, acbu’z-zeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet gününde halk bundan derlenip toplanacaktır.” (Buhari, Tefsir - Müslim: 2955)

SIR
07-03-2008, 18:31
Muhakkak ki ihtiyar muslumana,Kuran'ı terk etmeyen ve yasaklarını çiğnemeyen Kuran hafızlarına ve adaletli devlet başkanına hürmet ,Allah'a saygıdandır.
(Tirmizi,birr,75)

adalı
08-03-2008, 07:52
“Fitneler, tıpkı (kamışlardan örülen) hasır gibi, (insanların kalbine) çubuk çubuk atılır. Hangi kalbe bir fitne nüfuz ederse onda siyah bir leke hasıl olur. Hangi kalp de onu reddederse onda beyaz bir benek hasıl olur. Böylece iki ayrı kalp ortaya çıkar: Biri cilalı taş gibi bembeyazdır; dünyalar durdukça buna hiçbir fitne zarar vermez. Diğeri ise, alaca siyahtır. Tepetaklak duran testi gibidir; bu kalp, ne iyiyi iyi bilir, ne de kötüyü kötü. O, hevadan kendisine ne yutturulmuşsa onu (hak veya batıl) bilir.” (Müslim)

Sabr-el-Hayat
15-03-2008, 09:50
Çok ziyaret usandırır, az ziyaret dostluğa zarar verir.

Hz. Ömer (R. A.)

adalı
21-03-2008, 09:16
“Su içinde yürüyen bir kimse, ayaklarını ıslanmaktan kurtaramadığı gibi, dünya işlerini (ahîret işlerinden daha) üstün tutan bir kimse de kendini günah işlemekten kurtaramaz.”

(C. Sağir)

adalı
21-03-2008, 22:05
Utbe b. Abd es-Sülemi’den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu:

“(Savaşta) öldürülenler üç çeşittir:

Canıyla, malıyla Allah yolunda cihad eden mümin. O düşmanla karşılaştığında savaşır, nihayet öldürülür! İşte bu şehid, Allah’ın arşının altındaki çadırındadır! Peygamberler ona sadece peygamberlik derecesiyle üstün gelirler.

(Öldürülenlerin ikinci çeşidi) iyi bir amelle diğer bir kötüsünü birbirine karıştıran mü’mindir. O, canıyla malıyla Allah yolunda cihad etmiş, düşmanla karşılaştığında öldürülünceye kadar savaşmıştır.
(Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunun hakkında sözüne şöyle devam etti): Günahlarını ve hatalarını silip süpüren bir yıkama ve temizleme! Muhakkak ki, kılıç hataları çok silip süpürücüdür! Bu kimse, Cennet’in kapılarının hangisinden isterse oradan Cennet’e girdirilir.

(Öldürülenlerin üçüncü çeşidi) canıyla, malıyla cihad eden münafıktır. O da düşmanla karşılaştığında öldürülünceye kadar savaşmıştır. Ama bu kimse (Cehennem) ateşindedir! Zira kılıç münafıklığı silemez!” (Dârimî)

rıdvanuyan
26-03-2008, 10:43
"Benden sonra Müslümanlar arasında çok ayrılık olacaktır.
O zamanlarda yaşayanlar benim yoluma veHulefa-i raşidinin(r.aleyhim) yoluına yapışsın.
Sonradan meydana çıkan moda olan şeylerden kaçınsın !!
Çünki,dinde yenilik reform yapmak,doğru yoldan çıkmaktır.
Benden sonra,dinde yapılacak değişiklerin hepsi
bid'addır.

Hadis-i Şerif:lac:

adalı
26-03-2008, 11:25
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:

“Amelleri Tihame dağı kadar büyük olan nice topluluklar vardır ki kıyamet günü haşredilecekler ve cehenneme atılmaları emredilecek.”

Ashâb-ı kiram: ‘Namaz kıldıkları halde mi ya Resulellah?’ diye sorunca şöyle devam ettiler;

“Evet bunlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, geceleri çok az uyurlardı. Ama kendilerine azıcık bir dünyalık arz edildi mi dört elle sarılırlardı.” (Irakî, Muğni lll. 204)

grozny
26-03-2008, 18:38
"Benden sonra Müslümanlar arasında çok ayrılık olacaktır.
O zamanlarda yaşayanlar benim yoluma veHulefa-i raşidinin(r.aleyhim) yoluına yapışsın.
Sonradan meydana çıkan moda olan şeylerden kaçınsın !!
Çünki,dinde yenilik reform yapmak,doğru yoldan çıkmaktır.
Benden sonra,dinde yapılacak değişiklerin hepsi
bid'addır.

Hadis-i Şerif:lac:

Hulefa-i Raşidin'in yolundan sapma o uğursuz emevilerle başlamıştır.

adalı
27-03-2008, 22:40
“Dünya mal ve şerefine karşı kişinin içinde beslediği hırsı; dinine, koyun sürüsüne saldıran iki kurttan daha zararlıdır.”

(C. Sağir)

adalı
04-04-2008, 08:23
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar:

“Ben ümmetim hakkında ne mü’minden ne de müşrikten korkmam. Çünkü mü’mini imanı fenalık yapmaktan alıkor. Müşrik ise, onun küfrü açık olduğu için müslümanlar ondan sakınırlar.

Ama, benim en çok korktuğum münafıklardır. Zira onlar dıştan göründükleri gibi inanmazlar, onlar sizin iyi gördüğünüz gibi konuşurlar, tasvip etmediğiniz tarzda amel ederler, sizi dilleriyle aldatırlar.” (Camiu’s-Sağir)

adalı
08-04-2008, 20:04
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivâyete göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:


"Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet." (Tirmizî.)

adalı
11-04-2008, 09:41
Muaz İbnu Cebel (ra) Resulullah (sav)'la birlikte namaz kılar, sonra gelir, kavmine imamlık yapardı. Bir gece Resulullah (sav)'la birlikte yatsıyı kıldı. Sonra kavmine geldi ve onlara imamlık yaptı ve Bakara süresiyle kıraate başladı. Bir adam cemaatten ayrılarak selam verdi. Namazını tek başına kılarak çekip gitti.

Adama: "Ey filan, nifak mı çıkarıyorsun?" dediler.

Adam: "Vallahi hayır, Resulullah (sav)'a gidip (Muaz'ın yaptığını) haber vereceğim." dedi.

Yanına varıp: "Ey Allah'ın Resulü, biz sulama devesi besleyen insanlarız. Gündüz çalışırız. Muaz sizinle yatsıyı kıldı. Sonra bize gelip bakara süresi ile namaz kıldırmaya başladı" dedi.

Resulullah (sav) Muaz'a yönelerek: "Ey Muaz, sen fitneci misin? Veşşemsi ve duhaha'yı, Vedduha'yı, Velleyli iza yağşa'yı, Sebbihi's-me Rabbike'l-a'la'yı oku" buyurdu.

[ Buhari, Ezan 60, 63, 66, 74; Müslim, Salat 178, (465); Ebu Davud, Salat 127, (790, 791, 793,); Nesai ]

13-04-2008, 11:24
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :


Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah'a yükselmez.
Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın.
Bana, duanızın başında, ortasında ve salat okuyun.


Tirmizi, Salat 532

adalı
13-04-2008, 11:39
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmaktadırlar:

"Benim misâlimle sizin misâliniz şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe koşuyorsunuz." (Buhâri, Müslim)

Sabr-el-Hayat
14-04-2008, 12:49
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Gece ve gündüzde bir kısım melekler nöbetleşe aranızda bulunurlar. Bunlar sabah namazı ile ikindi namazında toplanırlar. Sonra sizi geceleyin takip eden melekler (hesabınızı vermek üzere huzur-u ilahiye) yükselir. Sizi çok iyi bilen Allah, bu meleklere sorar: "Kullarımı nasıl bıraktınız?" "Biz onları namaz kılıyorlarken bıraktık, biz onlara namaz kılarlarken vardık!" derler."

(Buhari, Mevakitu's-Salat 16, Bed'ü'l-Halk 6, Tevhid 23, 33; Müslim, Mesacid 210, (632); Muvatta, Kas)

Selam ve dua ile inşallah...

Ehlisunnet
14-04-2008, 13:33
Fasıl:ŞAHÂDET BAHSİ

Konu:Ana babaya isyan;Büyük günahlar;Şirk

Başlık:PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN, YALAN YERE ŞAHÂDETİ, ALLÂHU TEÂLÂ'YA ŞERİK KOŞMAKLA, ANA VE BABAYA ÂSÎ OLMAKLA MÜSÂVİ VE BÜYÜK GÜNAHLARIN EN BÜYÜĞÜ OLDUĞUNU BİLDİRDİĞİ EBÛ BEKRE HADÎSİ

Ravi (r.a.):Ebû Bekre Nufey' b. Hâris

Hadis:Şöyle rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem (Ashâb'a) üç defa: - Büyük günahların en büyüğünü size bildireyim mi? buyurdu. Ashâb: - Evet bildir, yâ Resûla'llah! dediler. Resûlullah: - Allah'a şirktir, anaya babaya ezâdır, buyurdu. (Sonra) dayanmakta iken doğrulup oturdu. Hemen: - İyi dinleyin, bir de: yalan yere şehâdettir, buyurdu. Resûlullah bu sözü durmayıp tekrâr ediyordu. (O derece tekrarladı ki) hattâ biz (Resûl-i Ekrem'e acıyarak) keşke sussa, diyorduk.

Kaynak:Sahihi Buhari

Ehlisunnet
14-04-2008, 13:39
Hulefa-i Raşidin'in yolundan sapma o uğursuz emevilerle başlamıştır.

Hulefa-i Raşidin'in yolundan sapanlar kimlerdi?

Emeviler bir hanedanlık onları savunma gibi bir mecburiyetimiz yok ancak genelde Emevi düşmanlığını geleneksel bir düşmanlık olarak sürdüren Şiiler'dir ve Hulafea-i Raşidin'in yolundan sapanlar da bu kesimdir.Bu yüzden Emeviler'den çok Şiiler'i suçlamak daha isabetli olur.

Ehlisunnet
15-04-2008, 14:09
Fasıl:KİTÂBÜ'L-ÎMÂN
Konu:Allah yolunda savaş;Allâh'a îman;Amellerin efdâli;cihat;Hacc-ı Mebrûr
Başlık:AMELLERİN EN FAZÎLETLİSİNİ BEYÂNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Ravi (r.a.):Ebû Hüreyre
Hadis:Şöyle demiştir: Resûlu'llâh sall'llâhu aleyhi ve sellem'e: "Amelin hangisi efdâldir?" diye sordular. "Allâha ve Resûlüne îmân." buyurdu. "Ondan sonra hangisi?" dediler. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. "Ondan sonra da hangisi?" diye sordular. "Makbûl (olmuş, içine günah ve riyâ karışmamış) Hac." cevâbını verdi.

Fasıl:KİTÂBÜ'L-HAC
Konu:Allah yolunda savaş;cihat;Hacc-ı Mebrûr;Kadınların cihâdı
Başlık:HAZRET-İ ÂİŞE'NİN, EFDAL-İ CİHÂD HACC-I MEBRÛRDUR, HADÎSİ
Ravi (r.a.):Ümmü'l-mü'minîn Âişe
Hadis:Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: Bir kere ben: - Yâ Resûla'llâh biz cihâdı, ibâdetlerin efdali biliyoruz. Biz, cihâda iştirâk edemez miyiz? diye sordum. Resûlullâh: - Hayır, siz cihâd edemezsiniz. Siz kadınlar için efdal-i cihâd, her halde hacc-ı mebrûr olur, buyurdu.

Kaynak:Sahihi Buhari

Arafat
16-04-2008, 17:22
Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir..

adalı
18-04-2008, 22:20
Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Müslümanın aldığı her yara Allah yolundadır. Sonra kıyamet gününde bu yara, vurulduğu günkü kılığında olacak, kan fışkıracaktır. Renk kan rengi, koku misk kokusudur.” (Müslim: 1876)

m-angel
19-04-2008, 16:35
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur.:sav: Kim kalbini Allah’a bağlarsa, Allah mü’minlerin kalbinde ona sevgi ve merhamet yaratır
Hadis-i Şerif (Taberani).

SIR
22-04-2008, 19:24
Mümin sövüp sayıcı, lanet edici,hayasızca konuşucu ve edepsiz değildir.
(tirmizi,birr.48)

SIR
05-05-2008, 09:25
Muhakak ki ihtiyar müslümana ,Kur'an'ı terk etmeyen ve yasaklarını çiğnemeyen Kur'an hafızlarına ve adaletli devlet başkanlarına hürmet etmek,Allah'a saygıdandır.
(tirmizi,birr75)

okur
20-05-2008, 14:02
"Kim şöhret için bir elbise giyerse, Allah, Kıyamet Günü onun yerine zillet elbisesi giydirir. Sonra da o elbiseyi ateşle alevlendirir."
(Hadis meali) Ebu Dâvud, Libas 5, (4029, 4030)

okur
22-05-2008, 14:18
Fasil
:
İMAN VE İSLAM HAKKINDA (http://hadis.ihya.org/?t2=konu&sn=1) Konu
:
İman ve İslam`ın Fazileti (http://hadis.ihya.org/?t2=hadis&kn=1) Ravi
:
Ubade İbnus-Samit el-Ensari (http://hadis.ihya.org/?t2=hadis&g=1) Hadis
:
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim Allah`tan başka ilah olmadığına Allah`ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed`in onun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsa`nın da Allah`ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem`e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır."
HadisNo
:
1

SessizGemi
14-08-2009, 21:40
Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder."

Buhârî, Rikâk 10; Müslim, Rikak 116, (1048); Tirmizî, Zühd 27, (2338).

SessizGemi
16-08-2009, 19:05
Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."

Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978).

mckare
17-08-2009, 06:57
Rasulullah ( Sallallahü Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu:

"şeytan sizden birine yaklaşır ve (vesvese vermek için) şöyle sorar:
"gökyüzünü kim yarattı?"
o kişi "Allah yarattı" der.

şeytan tekrar sorar:
"yeryüzünü ki yarattı?"
o kişi "Allah yarattı" der

şeytan bir daha sorar:
"peki, Allahı kim yarattı?.."

İşte biriniz böyle bir şey hissettiğinde: "Ben Allah'a ve O'nun peygamberine iman ettim." desin!


Ebu Hüreyre (Radıyallahü Anh)

SessizGemi
17-08-2009, 09:45
İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir keresinde, "Hanginiz, vârisinin malını kendi malından daha çok sever?" diye sordu. Cemaat: "Ey Allah'ın Resûlü içimizde, herkes kendi malını vârisinin malından daha çok sever" dediler. Bunun üzerine: "Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da vârislerinin malıdır."

Buhârî, Rikak 12; Nesâî, Vesâyâ 1, (6, 237-238).

Asr-ı Seâdet
17-08-2009, 16:45
Hazreti Huzeyfe (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte,
her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:


Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya “emr-i bi'l-maruf, nehy-i ani'l-münker” vazifenizi yerine getirerek insanları sürekli iyiliklere sevkeder ve kötülüklerden de sakındırırsınız ya da Cenâb-ı Allah, üzerinize umumî bir belâ gönderiverir. İşte o zaman, yalvarıp yakarsanız da duanız kabul edilmez.


(Tirmizî, Fiten: 9)

Bekkâ
17-08-2009, 16:59
Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.

(Buhari, İman 28, Savm 6; Müslim, Sıyam 203, Müsafirîn 175. Aynca bk. Ebu Davüd, Ramazan l, Savm 57; Tirmizî, Savm l. Cennet 4; Nesaî, Sıyam 39; İbni Mace, İkamet 173, Sıyam 2, 33)

SessizGemi
17-08-2009, 19:11
Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Ümmetimden birkısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez)."

Sevban dedi ki : "Ey Allah'ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!" Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:

"Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aIdığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhâda başbaşa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler."

mckare
18-08-2009, 06:57
Enes b. Malik'ten (Radıyallahü anh)

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)

"Ne mutlu, beni görüp de iman edenlere!" dedi ve bunu bir kere söyledi, sonra;

"Ne mutlu beni görmeden iman edenlere!" dedi ve bunu yedi kere tekrarladı

Bekkâ
18-08-2009, 12:20
Hz. Muhammed s.a.v buyurdu ki:

Akıllı kimse, sürekli kendi nefsini sorgulayan ve durmadan ölüm ötesi hayat için çabalayandır.
Nefsini hevâsının peşinde koşturan ve buna rağmen Allah Teâlâ’dan beklentileri olan kimseye gelince o zavallının tekidir.

(Tirmizi, Kıyame,25; İbn Mace, Zühd, 21; Müsned, 4/124

SessizGemi
18-08-2009, 16:32
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah: "Ey Adem!" diye seslenir. Adem:

"Ey Rabbim buyur, emrindeyim, bütün hayırlar senin elindedir!" der. Şöyle bir nidada bulunulur:

"Allah sana, cehennem hey'etini çıkarmanı emrediyor!" Adem sorar:

"Ey Rabbim, cehennem hey'eti ne kadardır?"

"Her binden dokuzyüzdoksandokuzu!"

İşte "hamilelerin çocuğunu düşürdüğü, çocukların ihtiyarladığı, insanların sarhoş olmadıkları halde, azabın şiddetinden sarhoşa döneceklerini göreceğin zaman bu zamandır." Bu haber Ashab'a çok ağır geldi. Öyle ki yüzlerinin rengi değişti.

"Ey Allah'ın Resûlü! dediler, bu binde bir içine hangimiz gireceğiz?"

"Ye'cüc ve Me'cüc'dan binde dokuzyüzdoksandokuz, sizden ise bir olacak. Şunu da bilin: Siz insanlar arasında, beyaz bir öküzde siyah bir kıl veya siyah bir öküzde beyaz bir kıl durumundasınız."

Buhari, Tefsir, Hac, 1, Enbiya 7, Rikak 46, Tevhid 32; Müslim, İman 379, (222).

.şüheda.
18-08-2009, 16:36
3223 - Ebi'l-Cevzai rahimehullah anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma)'ye:
"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan ne ezberledin?" diye sordum.Şu cevabı verdi:
"Aleyhissalatu vesselam'dan "Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir."
Tirmizi, Kıyamet 61, (2520); Nesai, Eşribe 50, (8, 327, 328).

.şüheda.
19-08-2009, 19:07
930 - Ebü Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar.
Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.
Burada "el", Allah'ın ihsan ve fazlından kinayedir.
Müslim, Tevbe 32, (2760).

.şüheda.
20-08-2009, 18:40
7234 - İbnu Abbâs (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri buyurdular ki:
"Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa, onu cehenıneme atarım."

efruz
20-08-2009, 18:44
Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi. Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.

Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.


İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.


Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah'a yalvarırlar.


Dördüncüsü: Allah o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: 'Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.'


Beşincisi: Ramazan'ın son gecesi gelince de, Allah oruç tutan kullarının hepsini affeder.


Sahabilerden bir zat sordu: "Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?"
Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellem "Hayır," dedi, "bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?" (et-Tergib ve't-Terhib, 2:92)

.şüheda.
21-08-2009, 19:01
3268 - Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.''

Tirmizi, Radâ 10, (1161).

Bekkâ
21-08-2009, 21:18
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur;

Enes'in (r.a.) haber verdiğine göre: Allah Resulü (a.s.): "Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır" buyurmuştur.

Müslim Sıyam45 (l 770)

efruz
22-08-2009, 09:41
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde mealen şöyle buyuruyor:
“Kıyamet günü oruç ve Kur’ân, kula şefaat edeceklerdir. Oruç şöyle diyecek: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleyin yemesinden ve nefsânî isteklerinden alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!’ Kur’ân da şöyle diyecek: ‘Ey Rabbim! Ben onu geceleyin uykusundan alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!’ İkisinin de şefaati kabul edilir.”

.şüheda.
22-08-2009, 12:39
7243 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür."

Berre Tuna
22-08-2009, 23:32
Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
(Tirmizi, Cihâd 3, (1624))

Bekkâ
22-08-2009, 23:36
şifa veren ALLAHtır.. (Allahüttabib)

FATIMA ZEHRA
23-08-2009, 09:59
*Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) :
“Sahurda yemek yeyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” Buyurmuştur.

(Riyazü’s –Salihin,cilt II, s.495)


*Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Oruçlu için iki sevinç vardır:Biri iftar ettiği vakit,diğeri de Allah’a kavuştuğu zamandır.””


(Et-Tergib ve’t-terhib,cilt ,s.81)

.şüheda.
24-08-2009, 22:41
5419 - Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Cenazede çabuk olun. Eğer sâlih biri ise, kendisine iyilik yapmış olursunuz. Böyle biri değilse, belayı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz."

mavi sessizlik
24-08-2009, 22:50
Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu--Sadaka veren kimse,sadakasını neden müslüman olan anne vebabasının ruhu içinvermez.Halbuki böyle yapsa verdiği sadakanın sevabı,onların ruhuna gideceği gibi,onlardan bir şey eksilmemek şartıyla,onlarınsevabı gibi bir sevabda kendisine yazılır.--

.şüheda.
25-08-2009, 11:33
4303 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kıyamet günü, Allah, öncekileri ve sonrakileri birleştirip topladığı zaman her vefasız için, onu tanıtan bir bayrak dikilir ve: "Bu falan (oğlu falanın) vefasızlığıdır" denilir."

FATIMA ZEHRA
27-08-2009, 13:10
*Ebu Hureyre Ve Ebu Said (r.a)nın anlattıklarına göre ,Resulullah :sav: şöyle buyurmuştur:
"Mü'min kişiye bir ağrı ,bir yorgunluk,bir hastalık,bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle Mü'minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur."

(Müslim,Birr 52)

.şüheda.
27-08-2009, 23:25
4537 - Ebu Bürde, babası Ebu Musa el-Eş'ari radıyallahu anh'tan naklediyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın:
"Cum'adaki icabet saati imamın minbere oturduğu anla, namazdan çıkması anına kadar geçen vakittir" dediğini işittim."
Müslim, Cum'a 16, (853); Ebu Davud, Salat 208, (1049).

.şüheda.
28-08-2009, 13:01
5872 - Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatıyor:
"Ademoğlu sabaha erdimi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikâmette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!" derler."
Tirmizi, Zühd 61, (2409).

emustafa
28-08-2009, 14:08
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ (يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟) قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ



Allah Rasûlû “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu.
“Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk.
O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara”
diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

Lodos_Rüzgarı
28-08-2009, 14:27
Kişi Sevdiğiyle beraberdir!...

mavi sessizlik
28-08-2009, 15:01
Ana babaya iyilik ömrü artırır.Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır,dua kazaya siper olur.

emustafa
29-08-2009, 00:26
Enes (r.a) anlatıyor: "Ramazan ayı yaklaşınca, Hz. Peygamber (asm) bir akşam namazı bize bir konuşma yaparak şöyle dedi: 'Ramazan geliyor. Onu karşılayınız. Bilmiş olun ki Ramazanın ilk gecesinde affedilmeyecek tek bir Müslüman kalmayacak."


Resûlullah Efendimiz (asm) Ramazan ayı yaklaştığında bu ayın hikmeti ve semereleri hakkında ashabına müjdeli haberler verirlerdi. Selman-ı Farisî (ra) anlatıyor:"Şaban ayının son gününde Resûlullah (asm) bize şöyle bir konuşma yaptı:

'Ey insanlar! Büyük mübarek bir aya giriyoruz. O ayda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kılmıştır. Geceleri ibadet etmeyi de müstehab kılmıştır. Kim bu ayda bir hayır işlerse, diğer aylarda bir farz işlemiş gibidir. Kim bu ayda bir farz işlerse diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibidir. Bu ay sabır ayıdır, sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır, mü'minlerin rızıklarının arttırıldığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluyu iftara dâvet ederse günahları affedilir, cehennem ateşinden kurtulur. İftara dâvet eden, oruç tutanın mükâfatı kadar mükâfat alır, oruç tutanın mükâfatından da bir şey eksilmez.' İçimizden biri: 'Ya Resûlallah hepimiz oruçluya iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz' dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Allah Teâlâ bu sevabı oruçluya bir hurma ile iftar ettirene de, bir yudum su ile iftar ettirene de, su katılmış süt ile iftar ettirene de verir. Bu ay evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluşa vesîle olan bir aydır."


Cenab-ı Hak bizleri Ramazan ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.

FATIMA ZEHRA
29-08-2009, 11:07
Bir hadisi şerifte Hz.Peygamber ;"ezan okunurken yapılan dua ile savaşta askerler birbirine girdiği sırada yapılan dua reddedilmez."buyurmuştur.

Muvatta,salat,1/7;Ebu Davud,cihad,41/2540

Asr-ı Seâdet
29-08-2009, 13:25
Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Her kim inanarak ve karşılığını sadece Allahü teâlâdan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.)

[Buhari, Müslim]

Asr-ı Seâdet
29-08-2009, 13:27
Hazreti Ebû Hureyre radiyallahü anh’ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem şu şekilde çokça dua ederlerdi:

''Allah’ım! Her an Sen’i görüyormuşum gibi beni hep haşyet içinde tut!''

(Mu’cemü’l-Evsat, 6/121; Şuabü’l-İman, 5/314)

Lodos_Rüzgarı
29-08-2009, 13:35
Bir adam Rasulullah'(s.a.v.)e gelerek:
''Ya Rasulullah!İnsanların dünyaya en az rağbet edeni kimdir?''diye sordu.
Rasulullah(s.a.v.)Efendimiz:
''Kabiri ve kabirde çürümeyi unutmayan,aşırı dünya zinetini terkeden,ecir ve sevabı baki olan ahiret amellerini fani olan dünyaya hayatına tercih eden,bugünün işini yarına bırakmayan ve kendisinide ölülerden sayan kimsedir''buyurdu..

mavi sessizlik
29-08-2009, 15:08
Mümin ,günahlarını,bir dağ altında oturup da üzerine dağın hemen çöküvereceğinden korkan bir kimse gibi görür.Facir ise günahlarını burnunun üzerine konup uçmuş bir sinek gibi görür.

mckare
30-08-2009, 08:32
Hazreti Ebû Zerr (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

İyilik hesabına hiçbir şeyi küçük görme! Bu, bir kardeşini güleryüzle karşılama olsa bile...

(Sahîh-i Müslim, 4/2026)

mckare
30-08-2009, 08:38
Adiyy b. Hâtim radiyallahü anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:

Bir hurmanın yarısını ikram etmekle bile olsa Cehennem ateşinden sakının. Şayet sizden biriniz buna da muvaffak olamayacaksa, hiç olmazsa bir kardeşine onu memnun edecek güzel bir söz söylesin!

(Buhari, 3/1316)

mckare
30-08-2009, 08:41
Hazreti Enes b. Malik (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:




Üç haslet vardır ki, kimde bulunursa o kişi imanın tadına ermiş sayılır: İlki, Allah’ı ve Rasulü’nü her şeyden daha çok sevmesi; ikincisi, sevdiklerini sadece Allah için sevmesi ve üçüncüsü, bir kere imanı vicdanında duyduktan sonra küfür bataklığına düşmekten ateşe atılmaktan ürperdiği gibi ürperti duyması.




(Sahih-i Buhari, 1/14)

mavi sessizlik
30-08-2009, 10:35
Birbirlerini sevmekte,birbirlerine acımakta vebiribirlerini görüp gözetmekte müminler,tek bir vücut gibidirler.O vücudun bir organı rahatsız olunca,öteki organların tamamı uykusuzluk ve derin bir rahatsızlık hisseder,hasta organın ızdırabını paylaşırlar.

.şüheda.
30-08-2009, 11:00
1646 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır."
Tirmizî, Rad 11, (1162); Ebu Dâvud, Sünnet 16, (4682).

emustafa
30-08-2009, 23:17
http://img215.imageshack.us/img215/8713/40bl2.gif


sadaka ya rasulAllah:sav:

mckare
31-08-2009, 15:03
Muaz b. Cebel (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:




Kim başkasında gördüğü bir ayıbı kınarsa, o ayıp onun da başına gelmeden ölmez.




(Tirmizî, Kıyame, 53)






http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

mckare
31-08-2009, 15:04
Hazreti Ebû Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır:



Başkaları hakkında hüsn ü zan beslemek, kişinin kulluğunun güzelliğindendir.

(Ebû Davud, 2/716;Müsned, 2/297)

mavi sessizlik
31-08-2009, 15:22
Sevban(ra)'dan ,Hazreti Peygamber(sav)'in şöyle buyurduğu rivayet edildi:
''Üç şey vardır ki onlarla beraber hiçbir amel fayda vermez:

1)Allah' şirk koşmak

2)Ana-babaya asi olmak

3)Düşmanla savaşırken harb meydanından kaçmak

Berre Tuna
31-08-2009, 21:39
Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.
(Buhârî, "Savm", 9)

.şüheda.
31-08-2009, 21:41
1911 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. BorçIuları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece AIIah'ın da bizim günahIarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti."


Buhâri, Sulh 10; Müslim, Müsâkaât 19, (1557); Nesâi, Büyü 104, (7, 318).

mavi sessizlik
31-08-2009, 22:03
Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi ferah evidir.Buraya ancak çocukları sevindirenler girer.
Hadis-i Şerif (ibn-i Addy).

mckare
01-09-2009, 09:41
http://i19.tinypic.com/5y8laox.jpg

mckare
01-09-2009, 09:46
Abdullah bin Abbas (radiyallahü anh) hazretleri Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:


“Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet say:
İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin,
hastalıktan evvel sıhhatin,
fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın,
meşguliyetten evvel boş zamanın
ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunları güzel değerlendir!”

(Hakim, Müstedrek, 4/341)

http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

emustafa
01-09-2009, 11:53
http://img25.imageshack.us/img25/7805/54be0.gif




:sav:

FATIMA ZEHRA
01-09-2009, 13:15
*İyne (faiz) ile alışverişe başladığınız , öküzün kuyruğuna takıldığınız ve çiftçilikle yetinip Allah yolunda Cihadı terk ettiğiniz zaman Allah ,size öyle bir zillet verirki dininize dönene kadar da onu üzerinizden kaldırmaz.

(imam Ahmed)

mckare
02-09-2009, 10:26
Hazreti Ebû Hureyre radiyallahü anh’ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem şu şekilde çokça dua ederlerdi:

Allah’ım! Her an Sen’i görüyormuşum gibi beni hep haşyet içinde tut!

(Mu’cemü’l-Evsat, 6/121; Şuabü’l-İman, 5/314)



http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

.şüheda.
02-09-2009, 12:27
4280 - Yine Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Safiyye radıyallahu anha gibi güzel yemek yapanı görmedim. (Bir defasında) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm benim odamda iken, Safiyye ona yemek yapıp (göndermişti). Çok şiddetli bir kıskançlık hissettim. Öyle ki beni bir titreme sardı. (Gidip) kabını kırdım, sonra da pişman oldum ve:
"Ey Allah'ın Resûlü dedim, yaptığım bu hareketin keffâreti nedir?"
"Tabağa aynıyla tabak, yemeğe misliyle yemek!" buyurdular."

sâlik
03-09-2009, 09:14
"Çok secde etmeye bak!Zira senin Allah için yaptığın her secde karşılığında Allah seni bir derece yükseltir ve bir hatanı siler."

Müslim. Salat. 225: Ebu Davut.Tatavvu. 22

umeyme
03-09-2009, 09:17
Bizim orucumuz ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir.
(Müslim,Sıyâm,46)

mckare
03-09-2009, 11:42
http://i191.photobucket.com/albums/z89/hhinnuend0/hadis.jpg


Abdullah bin Abbas (radiyallahü anh) hazretleri Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:


“Beş şey gelmeden evvel şu beş şeyi ganimet say:
İhtiyarlık gelip çatmadan evvel gençliğin,
hastalıktan evvel sıhhatin,
fakir düşmeden evvel varlıklı olmanın,
meşguliyetten evvel boş zamanın
ve ölüm gelmeden evvel hayatın kıymetini bil, bunları güzel değerlendir!”

(Hakim, Müstedrek, 4/341)

http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

FATIMA ZEHRA
03-09-2009, 15:44
*Allah Rasulu :sav:e bir adam gelerek;"Ey Allah'ın Rasulü hangi sadakanın sevabı daha büyüktür."diye sordu.
Resulullah :sav::"Sadakanın en hayırlısı ;vücudun sıhhatli ve mala düşkün olduğu,fakirlikten korkup dünyada ebedi kalacakmış gibi olduğun anda verilendir."buyurdu ve devam etti."Sadaka vermeyi can boğaza geldiği ve sende;şu malım şu kimseye şu malımda şu kimseye aittir diyeceğin güne kadar erteleme."
(Neseî)

Bekkâ
03-09-2009, 17:03
Kim, İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır. “
(Buhari)

fakiri
03-09-2009, 17:12
Hıristiyan ve Yahudilere selam vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınızda onları yolun dar yerine mecbur ediniz, yolun kıyısından geçmeye mecbur edin, siz ortadan gitmeye bakın.

(Sahih-i Müslim)

mckare
04-09-2009, 02:30
http://i191.photobucket.com/albums/z89/hhinnuend0/adsz-5.jpg

Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:

“Çok gülmeyiniz! Zira çok gülmek kalbi öldürür."

(İbn Mace, Zühd, 19)

http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

mavi sessizlik
04-09-2009, 03:22
Ümmetimin bana en yakın olanları, bana en çok salavat getirenleridir.
Devamlı herkesle kavga ve çekişme halinde olman, günah olarak sana kafidir.
Hadis (Ramuz).Hadis (Beyhaki).

FATIMA ZEHRA
04-09-2009, 09:15
Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer
Definden sonra herkes evine döner, Münker ve Nekir adlı iki özel Melek gelir,öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek üzere ,göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.Güzel kişi der ki.”O benim refakatim,O benim dostumdur hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz,görevinizi yapınız.Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar terk edemem.
Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, ”Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kur’anım.Endişe etme,Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın.Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan(semadaki meleklerden)misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
Allahın Resulu(SAV) demiştir ki:Hesap gününde ne bir Peygamber,ne de bir melek, Allahın indinde Kur’andan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.

mckare
04-09-2009, 10:19
Ebu'd-Derda (radiyallahu anh) Hazretleri’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Hikmetin Lisân-ı Fasîhi Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:


Cenâb-ı Allah, ilim tahsil etmek maksadıyla yola çıkan kimseyi sonu varıp Cennet’e ulaşan yollardan birine dahil eder. Melekler, ilim tâlibinden öyle memnun olurlar ki, onun önünde kanatlarını yerlere sererler. Yerde ve göklerdeki bütün varlıklar ve hatta denizlerdeki balıklar âlim için istiğfar eder, Allah’tan rahmet dilerler. Âlimin âbide üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Şüphesiz, âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakmışlardır, onların mirası ilimdir. O ilimden nasibini alan insan, büyük bir bereket ve hayır kaynağına ulaşmış olur.



{Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)}

mckare
04-09-2009, 10:23
Hazreti Ümmü’d-Derdâ (radiyallahu anhâ) Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Kıyamet günü
mîzana ilk konulacak olan şey
güzel ahlaktır.”


(Taberâni, el-Mu’cemü’l- kebîr, 24/253)

mckare
05-09-2009, 02:02
http://i31.tinypic.com/2afflno.jpg


Şeddâd ibn Evs (radıyallahü anh) hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte, Kainatın Medar-ı İftiharı Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:

Akıllı kimse, sürekli kendi nefsini sorgulayan
ve durmadan ölüm ötesi hayat için çabalayandır.
Nefsini hevâsının peşinde koşturan
ve buna rağmen Allah Teâlâ’dan beklentileri olan kimseye gelince o zavallının tekidir.

(Tirmizi, Kıyame,25; İbn Mace, Zühd, 21; Müsned, 4/124)

http://i11.tinypic.com/5y7z2mp.jpg

mckare
05-09-2009, 02:03
http://i19.tinypic.com/4qros44.jpg

http://i22.tinypic.com/ffct48.jpg

Hazreti Ümmü’d-Derdâ (radiyallahu anhâ) Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Kıyamet günü
mîzana ilk konulacak olan şey
güzel ahlaktır.”


(Taberâni, el-Mu’cemü’l- kebîr, 24/253)

sevgiÇiçeği
05-09-2009, 07:18
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.”
Buhârî, Müslim

Hikem
05-09-2009, 10:12
İbnu Abbas radıyallahu anhuma der ki: ''Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, gösteriş sebebiyle fiilleriyle yarış yapanların, yahud musabaka ve kumar oynayanların yemeğinin yenmesini yasakladı.''

Zamanımızda halkın kumardan saymadıkları kumarın bir çeşidi de şudur: <iki kişi herhangi oyun oynar; galib olan mağlupdan çay, yemek, ufak tefek şeyleri alır.Bu gibi menfaatler haramdır.

mavi sessizlik
05-09-2009, 10:56
Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
Hadis (Müsned).

Hamra_
05-09-2009, 20:23
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kim yatsıyı bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş olurhttp://www.izafet.com/images/smilies/smilev.gif kim de sabah namazını bir cemaat içinde kılarsa sanki gecenin tamamını ihya etmiş gibi olur..."

(Müslim)

FATIMA ZEHRA
06-09-2009, 14:54
Nesai ve Hakim Peygamber :sav:den şöyle rivayet etmektedirler:
"Bir insan serçe veya daha küçük bir hayvanı haksız yere öldürürse,Allah kıyamet günü ona bunu mutlaka sorar."

fakiri
06-09-2009, 14:59
"Ehl-i Kitap'a bir şey sormayınız. Çünkü onlar sapıtmış oldukları için sizi hidayete eriştiremezler. Eğer siz böyle yaparsanız, ya batıl sözü doğrular ya da doğru bir sözü yalanlamış olursunuz. Allah'a yemin olsun ki, eğer Musa bile hayatta olsaydı O'nun bile bana tâbi olmaktan başka yapacağı bir şey yoktu".

a- Ahmed bin Hanbel, Müsned, III. 338 b- İbni Kesir Tefsirin Kuran-il Azim, I- 386 c- ed Dürrül Mansur, II- 85 d- Alûsî, Ruhu'l Meanî III- 210.

sâlik
06-09-2009, 19:26
Rasulullah (s.a.s), şöyle buyurdu:
"Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların selâmette kaldığı kimsedir. Muhacir de, Allah’ın nehyettiği şeyi terk edendir."

Buhârî-Müslim

mavi sessizlik
06-09-2009, 22:14
Kişi (kabrinde) cennetteki derecesinin yükseltildiğini görür. Sebebini Rabbine sorar: Ya Rabbi, bu ödüllenme nereden? Ona şöyle cevap verilir: Çocuğunun arkandan senin için Allah’a yaptığı af isteği ve dualardan...
Hadis-i Şerif (İbn-i Mace).

fakiri
07-09-2009, 16:02
"Muhammed'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki, eğer Musa peygamber sizin aranızda olsaydı da O'na tâbi olup Beni terk etseydiniz sizler bu halde kesinlikle sapıtanlardan olurdunuz. Halbuki Musa (as) hayatta olup yaşasaydı O'nun bile Bana tâbi olmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu".

a- Darimi, Sünen, Mukaddime bab, 46
b- ed Dürrü'l Mansur, II. 84
c- Alûsî Ruhu'l Meanî I. 244.


Not : Dikkat ediniz ! Rasulullah' (s.a.v.) ı bırakıp Musa Aleyhisselâma tabi olmanın bile sapıtmak olduğu ve O'nun dahi Rasulullah'a (s.a.v.) tabi olamk zorunluluğu vurgulanmış...

edepyolu
07-09-2009, 20:29
Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs..

mavi sessizlik
07-09-2009, 20:37
Biriniz Kur’anı hatmettiğinde şöyle dua etsin: Allah’ım, kabrimde yalnız kaldığımda korku ve yalnızlığımı (Kur’anla) gider.
Hadis (Deylemi).

mckare
08-09-2009, 09:02
Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:



Kim bir mü'minin dünyevî sıkıntılarından birini giderirse, Allah Teâlâ da onun Kıyamet gününe ait meşakkatlerinden birini giderir. Kim darda kalmış bir insana kolaylık gösterirse, Cenâb-ı Allah da onun hem dünyadaki hem de ahiretteki işlerini kolaylaştırır. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah (celle celalühu) da onun kusurlarını gizler, onu dünyada ve âhirette rezil rüsvay olmaktan muhafaza eder. Bir mü’min, kardeşinin yardımına koştuğu müddetçe, Mevlâ-yı Müteâl’de onun yardımcısı olur.

Cenâb-ı Allah, ilim tahsil etmek maksadıyla yola çıkan kimseyi sonu varıp Cennet’e ulaşan yollardan birine dahil eder ve o yolda yürümeyi o kimseye kolaylaştırır. Bir grup insan, Allah'ın kitabını okumak, aralarında tedris etmek ve Cenâb-ı Hakk’ın kelamından O’nun marziyatını öğrenmek üzere Allah Teâlâ'nın evlerinden herhangi birinde toplanırsa, müzakere esnasında üzerlerine mutlaka sekîne iner, rahmet onları her yandan kuşatır, melekler çevrelerini sarar ve Mevlâ-yı Müteâl, huzurunda bulunan mukarreb meleklere onlardan bahseder.

Ne var ki, bir kimse amellerindeki kusurlar yüzünden yavaşlar ve ilim yolunda geride kalırsa, soyu-sopu ve ecdadının fazileti onu hızlandıramaz; öyleyse, hiçkimse nesebine güvenip de salih amelleri ihmal etmemelidir.



{Müslim, Zikr: 38, (2699); Ebû Dâvud, Edeb: 68, (4946)}

m-angel
08-09-2009, 12:09
Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:

Kıyamet günü oruç ve Kur'an, kula şefaat edeceklerdir.

Oruç şöyle diyecek: "Ey rabbim! Ben onu gündüzleyin yemesinden ve nefsani isteklerinden alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!"

Kur'an da şöyle diyecek: "Ey Rabbim! Ben onu geceleyin uykusundan alıkoydum. Hakkında şefaatimi kabul eyle!"

İkisinin de şefaati kabul edilir.

Hz. Muhammed (asm)

(Camiü's-Sağir)

mavi sessizlik
08-09-2009, 12:57
En üstün sadaka, aç bir canlıyı doyurmaktır.(Beyhaki).En üstün sadaka, iki kişinin arasını düzeltmektir.(Beyhaki). En üstün sadaka, dili (yalan, gıybet, iftiradan) korumaktır.(Deylemi).En üstün sadaka, fakire gizlice verilen sadakadır.
Hadis-i Şerif (Taberani).

Lodos_Rüzgarı
08-09-2009, 13:21
-Kim ilmi başka niyetlerle elde etmeye başlarsa bilsinki ilim onu elinde sonunda iyi niyete ve hakiki gerçeğe götürür.Yeterki onda iyiliğe yönelme arzusu olsun..

umeyme
08-09-2009, 16:48
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
(Müslim, Sıyam 2, (1079))

sâlik
09-09-2009, 14:07
Ahirete göre dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer.O kişi parmağının ne kadarcık bir su ile döndüğüne baksın.

Müslim. Cennet 55

FATIMA ZEHRA
09-09-2009, 14:39
*Ebu Hureyre 'den Allah Rasulü :sav: şöyle buyurdu:
"Kim bir oruçluya iftar ettirirse,kendine onun sevabı kadar sevap yazılır.Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz."(Tirmizi,Savm:82)

Berre Tuna
09-09-2009, 22:12
Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir Ramazan diğer Ramazana hep kefarettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.

(Tirmizi, Salat 160, (214))

mavi sessizlik
09-09-2009, 22:18
Allah bana farzları yerine getirmemi emrettiği gibi, insanlarla “müdara”yı, yani iyi ve güzel geçinmeyi de emretti.
Hadis (Deylemi

umeyme
11-09-2009, 14:20
Kadir gecesi ile ilgili rüyalarınızın, Ramazan'ın son yedi gecesi üzerinde toplandığını görüyorum. O halde Kadir gecesini arayan onu Ramazan'ın son yedi gecesinde arasın!
(Buhârî, "Leyletü'l-Kadr", 2)

mavi sessizlik
11-09-2009, 14:27
Kişi cennete girdiği zaman, Rabbından anne ve babasını ve çocuklarını soracak. Allah ona: Onlar senin makam ve derecene ulaşamadılar ki! diye seslenecek. O da: Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar için amelde bulundum, diyerek (şefaat edecek). Bunun üzerine onların da ona katılması için Allah emir verecek.
Hadis-i Şerif (Ramuz).

mckare
11-09-2009, 15:34
Hazreti Ebû Imare Berâ İbn Âzib (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:


Ey uyumaya niyetlenen kimse, yatağına uzandığın zaman şöyle de: “Allahım nefsimi Sana teslim ettim, bütün benliğimle Sana yöneldim; işlerimi Sana emanet ettim, sırtımı Senin kudretine dayadım. Senin rahmetinden ümitvârım, gazabından da korkuyorum. Senin dergahından başka ne iltica edilecek bir yer var, ne de güvenilir bir mekan; Senin merhametine sığınıyor ve Senden eman diliyorum.. diliyor ve indirdiğin Kitab'a, gönderdiğin Peygamber'e (aleyhissalâtu vesselâm) imanımı ikrar ediyorum.”
Şayet bunu okuduğun gece ölecek olursan fıtrat üzere (mü’mince) ölmüş olursun; eğer sabaha erersen, hayır bulursun.


[Buhârî, Daavât 7,9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, (2710); Tirmizî, Daavât

76, (3391)]


http://i182.photobucket.com/albums/x182/innuend0/hadis.jpg

SessizGemi
11-09-2009, 22:06
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah, Kıyamet günü, büyüklenerek elbisesini sürüyenin yüzüne bakmayacaktır."

Bir diğer rivayette: "Elbisesini çalımla sürüyene bakmayacaktır" denmiştir.

Buhâri, Libas 1, 2, 5, Fezâilu'l-Ashab 5, Edeb 55; Müslim, Libas 42, (2085); Muvatta, Libas 11; (2, 914);.Tirmizi, Libas 8, (1730); Nesâi, Zinet 102, (8, 206); Ebu Dâvud, Libas 28, (4085). :flw

Berre Tuna
12-09-2009, 14:04
Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan'da diğer aylardan daha fazla (kulluk yapmaya) çalışırdı. Ramazan'ın son on gününde de Ramazan'ın öteki günlerinden daha fazla ibadet ederdi.

(Müslim, "İtikâf", 8)

SessizGemi
12-09-2009, 22:32
İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah bir kavme azap indirdi mi, o azab, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder. Sonra, (Kıyamet gününde) herkes niyetlerine (ve amellerine) göre diriltilirler."

Buhari, Fiten 19; Müşlim, Sıfatu'l-Cenne 84, (2879). :flw

mavi sessizlik
12-09-2009, 22:56
Allah buyuruyor ki: “Şüphesiz ben, yer yüzünde yaşayanların isyanlarından dolayı onlara ceza vermek istediğimde: Evlerim olan mescidleri maddi ve manevi onarıp şenlendirenlere; Sırf benim hoşnut olmam için birbirini çıkarsız sevenlere; Seherlerde gerek kendilerinin, gerek diğer insanların işledikleri günahlar için Allah’tan (bağışlanma) dileyenlere bakıyorum ve azabımı yeryüzünden (bunlar sebebiyle) çeviriyorum.
Hadis (Beyhaki).

mavi sessizlik
12-09-2009, 22:58
Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir. Birlikte yürüdüğünde, sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında, (en doğru ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik düşünmez) sana kazanç sağlar. O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa) faydadan ibarettir.
Hadis-i Şerif (Ebu Nuaym)

SessizGemi
13-09-2009, 17:12
İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayasızdır."

Tirmizî, Birr 48, (1978).


Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Lâneti çok yapanlar Kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehid de olamazlar."

Müslim, Birr 85, (2598); Ebu Dâvud, Edeb 53, (4907). :flw:flw:flw

efruz
13-09-2009, 22:06
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular:

"Üç kişi vardır ki, Allah Kıyamet gününde onlarla ne konuşur, ne onlara nazar eder, ne de onları günahlarından arındırır, onlara elim bir azab vardır:

- Sahrada, fazla suyu bulunduğu halde ondan yolcuya vermeyen kimse. Kıyamet günü Allah onun karşısına çıkıp: "Bugün ben de senden fzlımı (lütfumu) esirgiyorum, tıpkı senin (dünyada iken) kendi elinin eseri olmayan şeyin fazlasını esirgediğin gibi" der.

- İkindi vaktinden sonra, bir mal satıp müşterisine Allah Teâlâ'nın adını zikrederek bunu şu şu fiyatla almıştım diye yalandan yemin ederek, muhatabını inandıran ve bu suretle malını satan kimse.

- Sırf dünyevi bir menfaat için bir imama biat eden kimse; öyle ki, dünyalıktan istediklerini verirse biatında sadıktır, vermezse sadık değildir."

Buhari, Şirb 2, Hiyel 12; Müslim, İman 173, (108); Ebu Dâvud, Büyü' 62, (3474, 3475); Nesâi, Büyû', 6, (7, 247).

büşraber
14-09-2009, 00:21
*Kattat(söz taşıyan) cennete giremeyecektir.

*Öfke şeytandandır,şeytan ateşten.ateşi su söndürür öyleyse abdest alın.

*Ümmetimin hali yağmura benzer,başlangıcının mı sonunun mu hayırlı olacağı belli değildir.

Hadis-i Şerifler

mckare
14-09-2009, 02:35
Sahabe efendilerimizin önde gelenlerinden Abdullah ibn-i Ömer (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

Sırf ahiret mülahazasıyla yapılması gereken bir işte dünyevî beklentilere giren kimsenin ötede o amelle elde edebileceği hiçbir kazanç yoktur.

(Müsnedü’ş-Şihab, 1/293; Ez-zühd ve sıfatü’z-zâhidîn, 1/67)

mckare
14-09-2009, 02:37
Ebû Mûsâ (radıyallahu anh) hazretlerinden rivayet edildiğine göre;
Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Saçı–sakalı ağarmış müslümana,
Kur'an-ı Kerim’i usûlüne uygun olarak okuyan, içindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan âlime
ve herkesin hakkını gözetmeye çalışan âdil idareciye hürmet etmek,
Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve ta’zimden ileri gelir.

[Ebû Dâvud, Edeb: 23, (4843)]

mavi sessizlik
14-09-2009, 16:52
Allah (tedbir almakta) yetersiz (aciz) davranmayı kınar. Sen yapmak istediğin işin gereklerini yerine getir. Buna rağmen o işi neticelendirmeye gücün yetmezse, şöyle de: Hasbiyallahu ve ni’me’l-vekil... Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.
hadis (Ebu Davud).

FATIMA ZEHRA
14-09-2009, 18:59
*Yarım hurma ile olsa dahi ateşten sakının,bunu da bulamazsanız tatlı sözle...


(Buhari,Müslim,Riyazüssalihin cilt 2,sf:109)

mckare
14-09-2009, 20:38
Dahhâk bin Kays (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve selem) şöyle buyurur:

Yaptıklarınızı Allah için yapma hususunda teyakkuz halinde olun ve bilin ki, Allah halis olmayan ameli kabul etmez.

(Ed-Dârakutnî, es-Sünen, 1/51; el-Beyhakî, Şuabü’l-İman, 5/336; el-Makdisî, el-Ehâdîsü’l-Muhtâra, 8/90)

mckare
14-09-2009, 20:39
Hazreti Ebû Hureyre (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Sizden biriniz uyuduğu vakit şeytan, onun ense köküne üç düğüm atar;
her düğümün bulunduğu yere, “Haydi uyu, gecen uzun ola!” (diyerek) vurur. Eğer o kimse uyanır ve Allah’ı zikrederse bir düğüm çözülür; abdest alacak olursa bir düğüm daha çözülür; namaz kılarsa bütün düğümler çözülür. Böylece, o insan gönül inşirahı içinde, canlı ve hoş bir halet-i ruhiye ile sabaha erer; aksi halde, kalbi kararmış, içi daralmış ve iyice uyuşuklaşmış bir halde sabahlar.


[Buhari, Teheccüd 12.]

SessizGemi
14-09-2009, 21:58
Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm aramızda ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi:

Allah Teâla Hazretleri uyumaz, zaten O'na uyku da yakışmaz. Kıstı (tartıyı, rızkı) indirir ve kaldırır. Geceleyin yapılan amel, gündüzleyin yapılandan önce; gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah'a yükseltilir. O'nun hicâbı nurdur. Eğer o perdeyi açacak olsa, veçhinin sübuhâtı, basarının ihâta ettiği bütün mahlükatını yakardı."

Müslim, İmân 293 (179).:flw

mavi sessizlik
15-09-2009, 14:29
Şeytanlar, elbiselerden faydalanırlar. Onun için, biriniz elbisesini çıkardığı zaman, onu katlasın. Çünkü şeytan, katlanmış elbiseyi giyemez.
Hadis (Ramuz).

mavi sessizlik
15-09-2009, 14:31
Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını sağlamak için yola çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Eğer insanlara gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah yolunda değil, şeytanın yönlendirdiği yoldadır.
Hadis-i Şerif ( Taberani )

mckare
15-09-2009, 14:50
Hazreti Ebû Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır:

Başkaları hakkında hüsn ü zan beslemek, kişinin kulluğunun güzelliğindendir.

(Ebû Davud, 2/716;Müsned, 2/297)

mckare
16-09-2009, 02:34
Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte,
her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:

İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.

(Beyhakî, Sünen, 7/136, 10/195; Dârekutnî, 3/303)

mckare
16-09-2009, 02:38
Hazreti Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Rasûlü (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurmuştur:

İman iki kısımdan müteşekkil bir bütündür; onun bir yarısını sabır, diğer yarısını da şükür oluşturur.

(Şuabü’l-İman, 123/7; Feyzu’l-Kadîr, 188/3)

Hamra_
16-09-2009, 03:24
Hazreti Ümmü’d-Derdâ (radiyallahu anhâ) Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Kıyamet günü mîzana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.”

(Taberâni, el-Mu’cemü’l- kebîr, 24/253)

mavi sessizlik
16-09-2009, 12:20
Din kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman, bir sadakadır.Yolunu kaybetmiş kişiye doğru yol göstermen bir sadakadır.İnsanların gelip geçtiği yoldan, taşı, dikeni, kemiği, (eziyet verici her türlü nesneyi) kaldırman bir sadakadır. Kuyudan kova ile çektiğin sudan,din kardeşinin kovasına su dökmen, yine senin için bir sadakadır.
Hadis-i Şerif (Kütüb-ü Sitte).

FATIMA ZEHRA
16-09-2009, 12:55
*İbn-i Ömer r.a.dan.Hz.Peygamber :sav: "İkindinin farzından önce dört rekat namaz kılan kimseye Allah merhamet etsin." buyurmuştur.
(Tirmîzi,Ebu Davud)

mckare
16-09-2009, 20:29
Ubade bin Sâmit (radıyallahü anh) hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte Kainatın Medar-ı İftiharı Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:


Kim Allah’a kavuşma arzusu içinde olursa Allah (azze ve celle) de –Zat-ı Ecell-i A’lâsına yakışır şekilde– ona kavuşmayı ister;
kim de Allah’a vuslat özlemi içinde bulunmazsa Cenab-ı Allah da onunla karşılaşmayı istemez.


Buhari, rikâk, 41; Müslim, zikir, 14,16; Tirmizî, cenâiz, 67, zühd, 6; Nesâî, cenâiz, 10; Müsned, 2/313



http://i31.tinypic.com/52s7b.jpg

mavi sessizlik
16-09-2009, 20:56
Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

mavi sessizlik
16-09-2009, 20:58
Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

mckare
18-09-2009, 01:27
Abdullah ibn-i Abbas (radıyallahü anh) hazretlerinin naklettiği bir hadis-i şerifte, Kainatın Medar-ı İftiharı Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Kim sadece Allah rızası mülahazasıyla kırk gün sabah namazını (cemaatle) kılarsa kalbinden lisanına hikmet pırlantaları akmaya başlar.

(Müsnedüş- Şihab, 1/285)

mckare
19-09-2009, 02:37
Abdullah bin Mesud (radiyallahü anh) hazretleri Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Zekatını vermek suretiyle mallarınızı koruyup takviye edin..
hastalarınızın tedavisinde sadakanın belaları defediciliğini de değerlendirin..
bela ve musibetlere karşı da her zaman Allah’a duaya yönelin!”


(Mecmeu`z-Zevâid, 3,63; Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 10,128)

Berre Tuna
19-09-2009, 04:55
Ramazan orucunu tutan ve buna şevval ayında altı oruç daha ekleyen kişi, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.

(Müslim, "Sıyâm", 204)

mckare
20-09-2009, 19:44
Ka’b bin Ucre (radiyallahü anh) hazretleri Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Su nasıl ateşi söndürüyorsa sadaka da hataları öyle siler süpürür.”

(Tirmizi, İman, 8, Cuma, 79; İbn Mace, Zühd, 22, Fiten, 12; Müsned, 3/321, 399, 5/231)

SessizGemi
20-09-2009, 19:58
Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber oturuyorduk. Üzerinde, deri yamalı bir hırkadan başka bir şey bulunmayan Musâb bin Umeyr geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun Mekkedeki depdebeli hâlini hatırlayarak ağladı. Sonra şöyle buyurdu:
"Biriniz sabahleyin ayrı, öğlenden sonra ayrı elbise giydiği, önüne bir tabak konup öteki kaldırıldığı , evlerinizi bu Kâbenin örtüldüğü gibi örtülere büründürdüğünüz zaman hâliniz nice olur?"
"Ey Allahın Resûlü! Elbette o gün bugünkünden daha iyi olur. Çünkü, o zaman geçim sıkıntımız olmaz, kendimizi tamamen ibadete veririz."
Şöyle buyurdu: "Tersine, bugün siz o günkünden daha iyi durumdasınız."
Ali radıyallahu anh. Tirmizî.:flw

efruz
20-09-2009, 21:43
Bir zat Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Veselleme geldi ve sordu:

"-Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"

Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem,

"-Muharrem ayında oruç tut Çünkü o, Allah’ın ayıdır Onda öyle bir gün vardır ki,
Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu


(Tirmizî, Savm: 40)

mckare
21-09-2009, 22:41
http://i41.tinypic.com/330skkx.jpg



Abdullah bin Ömer (radiyallahü anh) hazretleri şöyle demiştir: Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) beni tuttu ve şöyle buyurdu:


“Dünya gurbetinde olduğunu unutma ve hep bir garip gibi davran ya da bir yolcu gibi yaşa..
Asıl ve ebedî vatanına gideceğine öylesine inan ki, ölmeden önce ölmüş ol ve kendini kabir ehlinden say!”


(Tirmizi, Zühd, 25; İbn Mace, Zühd, 3; Müsned, 2/24, 41, 131)

mckare
21-09-2009, 22:48
Hazreti Ebû Zerr (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

İyilik hesabına hiçbir şeyi küçük görme! Bu, bir kardeşini güleryüzle karşılama olsa bile...

(Sahîh-i Müslim, 4/2026)

:flw

Ah Min'el AŞK
21-09-2009, 23:04
"Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur."

emustafa
22-09-2009, 06:53
2 melek vardır. Biri şiddeti emreder, diğeri yumuşaklığı... Her ikisi de haklıdır. Şiddeti emreden Cebrail, yumuşaklığı emreden Mikaildir. İki peygamber vardır.Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Her ikisi de haklıdır. Yumuşaklığı emreden Hz. İbrahim, şiddeti emreden Hz. Nuh’tur. İki arkadaşım vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Bunlar da haklıdır. Yumuşaklığı emreden Ebu Bekir, şiddeti emreden Ömer’dir.
Hadis (Taberani).

mckare
22-09-2009, 07:26
Hazreti Ali (radiyallahü anh) Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“İnsanların en kerimi olmak isteyen Allah'a karşı takva duygusuyla dopdolu olsun.. en kuvvetli olmayı dileyen Allah'ın havl ve kuvvetine sığınıp O'na mütevekkil bulunsun.. ve her kim de insanların en zengini olmayı murad ederse kendi elindekinden çok Allah'ın bitip tükenmeyen hazinelerine güvensin.”

Müsnedü'ş-Şihab, 1/234; (az farkla) el-Müstedrek, 4/301; Mecmeu'z-Zevaid, 2/967

emustafa
22-09-2009, 07:44
Allah, Cehennemde cezası en hafif olanlardan birine şöyle der: Eğer yer yüzündeki her imkan (güç ve servet) senin elinde olsaydı, bu cezadan kurtulmak için, verir miydin?
O kişi hiç tereddütsüz: verirdim, der. Allah şu açıklamayı yapar: Sen dünyada yaşarken, ben senden bu dediğimden daha kolayını, yani bana inanmanı ve hiçbir şeyi ortak koşmamanı istedim. Ama sen ise bana ortak koşmakta direttin.
Hadis (Tirmizi).

mavi sessizlik
22-09-2009, 20:56
Hz. Peygamber: Biriniz hergün Uhud Dağı gibi bir amelde bulunmaktan aciz mi olur? buyurdu. Buna kimin gücü yeter ki? diye soruldu. Allah Resulü: Hepinizin gücü yeter buna! Cevabını verdi. Nedir o amel? Denildi. Allah Resulü şu açıklamayı yaptı: Sübhanallah sözünün sevabı Uhud’dan büyüktür. La ilahe illallah sözünün sevabı Uhuddan büyüktür. Allahü Ekber sözü de uhuddan büyüktür.
Hadis (Ramuz

emustafa
23-09-2009, 15:49
Allah Resulü, bir gün ashabına sordu: Size en sevimsiz ve en yararsız insanın kim olduğunu söyleyeyim mi? Ashap: Söyle ya Resulallah! dediler.

Allah Resulü şöyle buyurdu: Kendisinden Allah için yardım istenildiğinde vermeyen (yok diyen cimri) kimsedir.
Hadis (İbn-i Ebi’d-Dünya).

sâlik
23-09-2009, 18:40
Eğer dünya, Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bir değere sahip olsaydı, Allah hiçbir kafire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.

Tirmizi. Zühd 13: İbni Mace. Zühd 3

mavi sessizlik
23-09-2009, 19:23
Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
Hadis (Müsned).

mckare
23-09-2009, 20:38
Sahabe-i güzîn Efendilerimizden Abdullah İbn-i Selâm (radiyallahü anh) Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam)’ın şöyle dediğini nakleder:

Ey İnsanlar!
Selamı aranızda yaygın hale getirin..
Sofranız herkese açık olsun, çokça ikram edin..
sıla-ı rahimde de kusur etmeyin..
bir de insanların uykuya daldıkları anlarda,
gecelerin karanlığını namazla delin..
böylece selametle Cennet’e girin!.”

(İbn-i Mâce, Et’ime, 1; Dârimî, Salât, 156)

SessizGemi
23-09-2009, 22:50
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir."
Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

emustafa
24-09-2009, 09:02
Allah Resulü bir gün ashabına:
Cennetliklerin kimler olduğunu size bildireyim mi? diye sordu. Bildir ya Resulallah! dediler. Halk arasında hor görülüp hiçe sayılan mütevazi her mü'mindir ki,o bir hususta Allah'a yemin etse, muhakkak Allah onun yeminini boşa çıkarmaz, doğrular.

Peygamberamiz ashabına tekrar sordu:
Size Cehennem ehlini de bildireyim mi? Bildir ya Resulallah, dediler. Onlar iri vücutlu, katı yürekli, kaba davranışlı, gururlanarak yürüyen, kibirli kimselerdir.
Hadis (Buhari-Müslim).

Hamra_
24-09-2009, 09:43
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

"Allah'ım! Korkaklıktan sana sığınırım. Ömrün en düşük çağının zorluklarından,dünya fitnelerinden ve kabir azabından da sana sığınırım."

(Buhârî, "Cihad", 25)

umeyme
24-09-2009, 10:42
"Dünya, mü'mine hapishâne, kâfire cennettir."

[Müslim, Zühd 1, (2956); Tirmizî, Zühd 16, (2325).]

mavi sessizlik
24-09-2009, 19:17
Cennete çok ağaç dikin. Çünkü onun suyu tatlı, toprağı güzeldir.(Yani verimi çoktur.Çok sevap meyvesi alınır). Cennetin ağaçlarından biri olan La havle ve la kuvvete illa billah cümlesini çok söyleyin.
Hadis (Taberani).

mckare
24-09-2009, 20:30
Fedâle ibn-i Ubeyd (radiyallahü anh) hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendiler Efendisi (aleyhi ekmelüttehâyâ) Veda Haccı esnasında şunları söylemiştir:

Size gerçek mü’minin kim olduğunu söyleyeyim mi?
O, diğer kimselerin malları ve canları hususunda kendisinden emin bulunduğu insandır. Doğru müslüman başka insanların, onun dilinden ve elinden gelebilecek zararlardan salim olduğu kimsedir. Hakikî mücahid nefsinin engellemelerine rağmen ömrünü Allah’a itaatla geçiren yiğittir.. ve hâlis muhacir de hata ve günahlardan uzak duran iman eridir.

(Müsned, 6/21)

SessizGemi
24-09-2009, 22:37
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim her namazın ardından otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah ve ötuzüç kere Allahuekber deyip, yüzüncüsünü "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve âlâ külli şeyin kadîr," diyerek tamamlarsa, deniz köpükleri kadar da olsa günahları bağışlanır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

emustafa
25-09-2009, 13:47
Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali.....

bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.
(Kütübü Sitte, 7233)

mckare
26-09-2009, 13:49
Adiyy b. Hâtim radiyallahü anh’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselam) şöyle buyurmuşlardır:

Bir hurmanın yarısını ikram etmekle bile olsa Cehennem ateşinden sakının. Şayet sizden biriniz buna da muvaffak olamayacaksa, hiç olmazsa bir kardeşine onu memnun edecek güzel bir söz söylesin!

(Buhari, 3/1316)

umeyme
26-09-2009, 14:13
Resulullah (sav) buyurdular ki: Yeryüzünde, masiyet veya sıla-i rahmi koparıcı olmamak kaydıyla Allah`tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin."HadisNo:1752

mümine
26-09-2009, 15:25
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Sana sıkıntı zamanında okuyacağın bir duayı öğreteyim mi?:

Allahu, Allahu Rabbi, la üşriku bihi şey'en.

(Rabbim Allah'tır, Allah! Ben ona hiçbir şeyi ortak koşmam!)

Ebu Davud, 1525

mckare
26-09-2009, 21:28
Ebu Hureyre hazretleri Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:


Ahiret hesabıyla alâkalı endişeleri olan kimse yola erken çıkar ve yol boyu teyakkuz halinde olur. Yola erken çıkan da varacağı menzile mutlaka ulaşır.


(Tirmizi, Kıyamet, 18; Müstedrek, 4/343)


:gul

mckare
26-09-2009, 21:28
Sahabe-i güzîn efendilerimizin Hadis ilminde herkesçe hüccet kabul edilen seçkinlerinden Hazreti Ebû Hureyre (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (aleyhi efdalüssalavâti vetteslîmât) şöyle buyurur:


“Aklın gereği,
Allah’a imandan sonra, O’nun için
sevmek, sevilmek ve insanlarla dost
geçinmektir.”


(Mecmeu’z-Zevâid, 8/17; Biraz farkla, Beyhakî, Sünen, 10/109; Taberanî, el-Mu’cemü’s-Sağîr, 2/21)

:gul

emustafa
27-09-2009, 09:24
Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı:

"Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının ziynetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."

(Tirmizi, Kıyamet 25)

mckare
27-09-2009, 19:49
Hazreti Abdullah İbn Ömer (radıyallâhu anhüma)’dan rivayet edildiğine göre,



Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz bir sefere çıkarken biniti üzerine oturunca önce üç defa tekbir getirir, sonra şu ayeti okur ve akabinde şöyle dua ederdi:

“Bunları bizim hizmetimize veren Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ve takdis ederiz; O yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz.” (Zuhruf, 43/13-14)

Allahım, bu yolculuğumuzda Senden her türlü iyilik, hayır, takva ve hoşnut olacağın ameller istiyoruz. Allahım, bu seyahatimizde bize kolaylıklar ihsan eyle, mesafeleri bize yaklaştır. Allahım yolculuk boyunca yegâne koruyucumuz ve geride kalan aile fertlerini görüp gözeten vekilimiz Sensin. Allahım, sefer meşakkatinden, çirkin manzaralarla ve üzücü hadiselerle karşılaşmaktan, mal, aile ve çoluk-çocuğun kötü bir akıbete uğramasından Sana sığınırım.



[Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45–46.]


:gul

emustafa
27-09-2009, 20:13
Peygamber efendimiz (S.A.v) buyuruyor ki; Din kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman, bir sadakadır...
Yolunu kaybetmiş kişiye doğru yol göstermen bir sadakadır. İnsanların gelip geçtiği yoldan, taşı, dikeni, kemiği, (eziyet verici her türlü nesneyi) kaldırman bir sadakadır. Kuyudan kova ile çektiğin sudan,din kardeşinin kovasına su dökmen, yine senin için bir sadakadır.
Hadis-i Şerif (Kütüb-ü Sitte).

mckare
27-09-2009, 21:58
Hazreti Ebû Imare Berâ İbn Âzib (radıyallâhu anh)’ın rivayet ettiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Ey uyumaya niyetlenen kimse, yatağına uzandığın zaman şöyle de: “Allahım nefsimi Sana teslim ettim, bütün benliğimle Sana yöneldim; işlerimi Sana emanet ettim, sırtımı Senin kudretine dayadım. Senin rahmetinden ümitvârım, gazabından da korkuyorum. Senin dergahından başka ne iltica edilecek bir yer var, ne de güvenilir bir mekan; Senin merhametine sığınıyor ve Senden eman diliyorum.. diliyor ve indirdiğin Kitab’a, gönderdiğin Peygamber’e (aleyhissalâtu vesselâm) imanımı ikrar ediyorum.”
Şayet bunu okuduğun gece ölecek olursan fıtrat üzere (mü’mince) ölmüş olursun; eğer sabaha erersen, hayır bulursun.



[Buhârî, Daavât 7,9; Tevhid 34; Müslim, Zikr 56, (2710); Tirmizî, Daavât 76, (3391)]

:gul

Berre Tuna
28-09-2009, 06:37
Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye iştirak etmek, dâvete icabet etmek, aksırana 'yerhamukellah' demek.

(Buhârî, "Cenâiz" , 2)

emustafa
28-09-2009, 10:33
Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen!" diye cevap verdi. Adam: "Sonra kim?" dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar: "Sonra kim?" dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Sonra kim?" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu dördüncüyü: "Baban!" diye cevapladı."



(Müslim, Edeb 2)

efruz
28-09-2009, 12:53
İnsanda üç durum vardır: Biri kötüye yorma, biri zan, biri de haseddir.
Kötüye yormadan kurtuluş; işinden geri durmamakla,
zandan kurtuluş; onu gerçek saymamakla,
hasedden kurtuluş da; hased ettiği kimseye karşı haddi aşmamakla olur.
Hz. Muhammed (asm)

(Camiü's-Sağir)

emustafa
28-09-2009, 14:19
İbni Abbas'tan (r.a.) rivayetle:
Dinin felâket kaynakları üçtür: (1) günah işleyen âlim, (2) zâlim idareci, (3) ibâdete gayretli câhil.

Hadiste dine zarar veren şeylerden üçü sayılmaktadır. İlk bakışta günah iş­leyen âlimle zâlim idarecinin felâkete sebep oldukları anlaşilabildiği halde ibâde­te gayretli olmantn dine zarar vereceği pek anlaşılmamaktadır. Fakat mesele üzerinde biraz düşünüldüğünde ibâdete gayretli câhil birisinin dine zarar verdiği­ni anlamak güç olmaz. Böyle birisi ibâdete düşkündür, fakat neyi nasıl yapaca­ğını bilemez. Dine ters şeyleri dinin emri diye yapar, bunları savunur. Karşısın­daki kişi de dini bilmiyorsa, böylelerin dinden diye savunduğu yalan yanlış şeylerin, bid'atların İslâmiyetten olduğunu zanneder, "Böyle de olur rnu?" diye­rek İslâmiyete karşı cephe alır. Bu bakımdan, dini bilmediği halde ibâdete düş­kün olan câhil kimseler, din için büyük bir felâket kaynağı olmuş olurlar. Böylelerinin dine verdiği zararı önlemek, başlı başına bir iştir ve oldukça da zordur,
CAMİ’ÜS SAGİR-11

hiçim
28-09-2009, 17:55
Allah razı olsun
Hayırlı işlerin sıralaması

1898- İbn Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e hangi amel daha değerlidir? Diye sordum. Buyurdular ki: “Vaktinde kılınan namazdır.” Sonra hangisi Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. “Anne ve babaya iyilik etmektir” buyurdu. Sonra hangisi Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim. “Allah yolunda cihattır” buyurdular. Sonra benimle konuşmayı kesti eğer daha soracak olsaydım cevap vermeye devam edecekti. (Buhârî, Mevakît: 5)
ž Tirmizî: Ebû Amr eş Şeybânî’nin ismi Sa’d b. İyas’tır. Bu hadis hasen sahihtir. Şeybânî, Şu’be ve pek çok kimse bu hadisi Velid b. Ayzar’dan rivâyet etmişlerdir.

Bu hadis aynı zamanda Ebû Amr eş Şeybânî vasıtasıyla İbn Mes’ûd’tan değişik şekillerde rivâyet edilmiştir

sâlik
29-09-2009, 16:24
Nebi(s.a.v) Rabbinden rivayet ettiği bir hadis-i kudside Allah teala şöyle buyurmuştur:
"Kul(um) bana bir karış yaklaştığı zaman ben ona bir arşın yaklaşırım.O bana bir arşın yaklaşınca ben ona bir kulaç yaklaşırım.O bana yürüyerek geldiği zaman, ben ona koşarak varırım."

Buhari. Tevhid. 50: Müslim. Zikir. 2. 3. 20-22. Tevbe. 1

.şüheda.
29-09-2009, 22:29
Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatıyor: "Ademoğlu sabaha erdimi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikâmette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!" derler."
Tirmizi,

emustafa
30-09-2009, 14:48
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı: "Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):"Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim.
Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."
(Tirmizi, Kader 7)

.şüheda.
30-09-2009, 20:52
İmran İbnu Huseyn (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir. İmran radıyallahu anh der ki: "Kendi asrını zikrettikten sonra iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum." bu sonuncuları takiben öyle insanlar gelir ki kendilerinden şahidlik istenmediği halde şahidlikte bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimad olunmazlar. Nezirlerde (adak) bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık zuhûr eder." Bir rivayette şu ziyade var: "Yemin taleb edilmeden yemin ederler."

UBEYDUN
30-09-2009, 22:11
ـ5363 ـ1ـ وعن أبي إدْرىسِ الْخَوَْنِى عَنْ أبي ذَرٍّ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # فِيمَا يَرْوِى عَنْ ربِّهِ عَزَّ وَجَلَّ أنَّهُ قَالَ: يَا عِبَادِي إنِّي حَرَّمْتُ الظُّلْمَ عَلى نَفْسِي، وَجَعلْتُهُ بَيْنَكُمْ مُحَرَّماً، فََ تَظَالَمُوا. يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ ضَالٌّ إَّ مَنْ هَدَيْتُهُ فَاسْتَهْدُونِي أهْدِكُمْ. يَا عِبَادِى كُلُّكُمْ جَائِعٌ اَِّ مَنْ أطْعَمْتُهُ، فَاسْتَطْعِمُونِي أطْعِمُكُمْ. يَا عِبَادِي كُلُّكُمْ عَارٍ إَّ مَنْ كَسَوْتُهُ، فَاسْتَكْسُونِي أكَسِكُمْ. يَا عِبَادِي إنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَأنَا أغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً فَاسْتَغْفِرُونِى أغْفِرْ لَكُمْ. يَا عِبَادِى، إنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضُرِّي فَتَضُرُّونِي. وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونِي. يَا عِبَادِي، لَوْ أنَّ أوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلى أتَقِى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ مَازَادَ ذلِكَ في مُلْكِي شَيْئاً. يَا عِبَادِي لَوْ أنَّ أوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإنْسَكُمْ وِجِنَّكُمْ كَانُوا عَلى أفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ مَا نَقَصَ ذلِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئاً. يَا عِبَادِي، لَوْ أنَّ أوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وإنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ قَامُوا في صَعِيدٍ وَاحِدٍ وَسَألُونِى، فَأعْطَيْتُ كُلَّ إنْسَانٍ مَسْألَتَهُ، مَا نَقَصَ ذلِكَ مِمَّا عِنْدِي إَّ كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إذَا أُدْخِلَ فِي الْبَحْرِ. يَا عِبَادِي، إنَّمَا هِيَ أعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ، ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إيَّاهَا. فَمَنْ وَجَدَ خَيْراً فَلْيَحْمَدَ اللّهَ وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذلِكَ فََ يَلُومَنَّ إَّ نَفْسَهُ[. أخرجه مسلم والترمذي .
»الصَّعيدُ« وجه ا‘رض، وقيل التراب وحده.و»الخيطُ« بكسر الميم ا“برة .


1. (5363)- Ebu İdris el-Havlânî, Ebu Zerr (radıyallahu anh)'den anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), aziz ve celil olan Rabbinden naklen anlattığına göre, Rabb Teala şöyle buyurmuştur:
"Ey kullarım! Ben nefsime zulmü haram ettim, onu sizin aranızda da haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyin.
Ey kullarım! Hidayet verdiklerim dışında hepiniz dall (doğru yoldan sapmışlar)sınız. Öyleyse benden hidayet isteyin de sizi hidayet edeyim!
Ey kullarım! Benim yedirdiklerim hariç, hepiniz açlarsınız. Öyleyse benden yiyecek isteyin de size yiyecek vereyim!
Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç hepiniz çıplaklarsınız! Öyleyse benden giyinme talep edin de sizleri giydireyim!
Ey kullarım! Sizler gece ve gündüz hata işliyorsunuz. Ben ise bütün günahları affederim. Öyleyse benden mağfiret talep edin de sizleri bağışlayayım.
Ey kullarım! Bana zarar verme mevkiine ulaşamazsınız ki bana zarar veresiniz! Bana fayda sağlama mertebesine de ulaşamazsınız ki bana menfaat sağlayasınız.
Ey kullarım! Şayet sizlerin öncekileri, sonrakileri; insî olanları, cinnî olanları hepsi de sizden en muttaki bir insanın kalbi üzere olsaydınız, bu benim mülkümde hiç bir şeyi zerre miktar artırmazdı.
Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insî olanlarınız, cinnî olanlarınız sizden en facir bir kimsenin kalbi üzere olsaydınız, bu benim mülkümden zerre kadar bir eksiklik hasıl etmezdi.
Ey kullarım! Eğer sizlerin öncekileri ve sonrakileri insî olanları, cinnî olanları bir düzlükte toplanıp bana talepte bulunsaydınız, ben de her insana istediğini verseydim, bu, benim nezdimde olandan, iğnenin denize batırıldığı zaman hasıl ettiği eksilme kadar bir noksanlık ancak meydana getirirdi.
Ey kullarım! Bunlar sizin amelleriniz, onları sizin için sayıyorum. Sonra bunların karşılığını size ödeyeceğim. Öyleyse sizden kim bir hayırlakarşılaşırsa Allah'a hamd etsin. Kim de hayır değil de başka bir şey bulursa, kendinden başka bir şeyi levmetmesin (kınamasın, başına geleni kendinden bilsin)." [Müslim, Birr 55, (2577); Tirmizî, Kıyamet 49, (2497).][1] (http://www.ihvanforum.org/islam-i-hayat/224-her-gune-bir-hadis-insallah-98/#_ftn1)

AÇIKLAMA:

1- Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bu hadislerinde Rab Teala'dan naklen bazı İslamî hakikatları beyan etmektedir. Bu çeşit, manası Cenab-ı Hak'tan elfazı Aleyhissalâtu vesselâm'dan olan hadislere hadis-i kudsî denmiştir. Sıhhat yönünden bu hadisin diğerlerinden bir farkı yoktur. Bunlar da senedlerine göre değerlendirilir. Sahih, hasen, zayıf ve hatta mevzu olabilir. Hüküm yönüyle de diğer hadislerden farklı bir imtiyaz taşımazlar. Zira, diğer hadislerin de Resulullah'a vahyi, gayr-ı, metluv olarak geldiği alimlerin müşterek görüşüdür. Hadis-i kudsilerde "Rabbim buyuruyor" üslubuyla medar-ı bahs edilen meselelerin diğer hadislerle de ifade edildiği gözönüne alınırsa iki hadis çeşidi arasında temelde bir üslub farklılığından başka bir şeyin olmadığı anlaşılır: Kudsî hadis daha çarpıcı, daha dikkat çekici bir beyan üslubuna sahiptir.

2- Bu hadis, mühim esaslara şamil olduğu için usul-i İslam'dan mühim bir asıl kabul edilmiştir. İslam'ı öz olarak ifade eden mühim rivayetlerden biridir. Bunun üzerine müstakil şerh te'lif edenler olmuştur. Ebu İdris el-Havlânî'nin bunu rivayet ederken, hürmeten, ta'zimen diz çöktüğü, Ahmed İbnu Hanbel merhumun "Şam ehlinin bundan daha şerefli başka bir hadisleri yoktur" dediği rivayet olunur.

3- Hadiste, Cenab-ı Hakk'ın zulmü kendisine haram kıldığı belirtilmektedir. Alimler, Allah'ın zulme yer vermesini akıl dışı kabul ederler, "müstahildir" derler. Nasıl müstahil olmasın ki, bütün kâinatın mülkü Allah'a aittir. Kendi mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Allah Teala hazretlerinin bir eksiği, bir ortağı yok ki, onu, ortağının mülkünden alarak, zulmederek tamamlasın.
Allah kendisi zulmetmediği gibi, insanların da zulümden kaçınmalarını emretmektedir. Allah'ın en ziyade sevmediği şeylerden biri zulümdür. Öyle ki, bu, bazı hadislerde cezası derhal verilecek amel olarak ifade edilmiştir. Allah'ın hoşlanmadığı zulüm mutlaktır. Mü'mine karşı işlenmiş, kâfir veya fasığa karşı işlenmiş farketmez, hepsi haramdır.

4- Hadiste geçen "Hepiniz dalalettesiniz" tabiri "Her çocuk fıtrat üzere doğar" hadisine muhalif görünüyor ise de, bu hadiste peygamber gelmezden önceki durumun kastedilmiş olabileceği veya "insanlar tabiatlarındaki şehvet, rahat düşkünlüğü gibi zaafları ve adem-i tefekkür halleri üzerine bırakılsalardalalete düşerlerdi" manası kastedilmiş olabileceği belirtilerek arada bir tezadın olmayacağı gösterilmiştir.

5- Denize batırılan iğneye bulaşacak suyun denizde meydana getireceği azalma, Cenab-ı Hakk'ın zenginliğini ifadede bir temsildir. İdraki zor hakikatlerin bu tarz temsillerle ifadesi, ayet ve hadiste sıkça yer verilen bir üsluptur. Deniz, bilinen şeylerin en büyüğü, iğne ise en küçüğüdür. Aslında iğne batırmakla denizde hiçbir eksilme hasıl olmaz. Bu örfî teşbih Cenab-ı Hak'ın zenginliğinin sonsuzluğnu ifadede gayet muvafıktır.

6- Hadisin son kısmı, fevkalâde ehemmiyet taşıyan bir İslam telakkisi veriyor: Mazhar olunan her hayrı Allah'tan bilip hamdetmek, maruz kalınan bütün şer ve kötülükleri kendinden bilip tevbe etmek. Bu ölçüyü hakkıyla anlayıp, istenen seviyede hayatına tatbik edemeyen kimseler dinimizce ciddiyeti belirtilen bir kısım vartalara düşebilirler: Hayrı kendinden bilen ucba ve fahra düşer; şerri kendinden bilmeyen, kendini düzeltme istikametinde bir aksiyona geçme yerine, kaderi tenkid, içtimâî, fizikî şartları itham gibi ataletlere düşer, başını kayalara vurur. Her iki halden de Allah'a sığınırız

[1] (http://www.ihvanforum.org/islam-i-hayat/224-her-gune-bir-hadis-insallah-98/#_ftnref1) İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/168-169.

mckare
01-10-2009, 12:26
Ebû Hureyre (radıyallahu azze ve celle anh) insanlık âleminin şeref tablosu Efendimiz (aleyhi ekmelüttehayâ)’nın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Mümin, aldansa da aldatmayı asla düşünmeyen ve şartlar ne olursa olsun her zaman kendi karakterini sergileyen bir asil; fâcir ise, türlü türlü ayak oyunlarına teşebbüs etmekten hiçbir zaman sıkılmayan seviyesiz bir zelildir.”

Ebû Davud, Edep, 5; Tirmizî, Birr, 41; Müsned, 2/294


:gul

umeyme
01-10-2009, 13:28
Resulullah (sav) "Allah`tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah`ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah`tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah`tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah`tan hakkıyla haya etmiş olur.

emustafa
01-10-2009, 13:32
Peygamber efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki; Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin:
Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir.
Duanın karşılığını ahirete erteler.
Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir.
Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur.
Hadis (Müsned).

Bekkâ
01-10-2009, 14:45
Allah'ım! Günahlarımın küçüğünü büyüğünü, öncesini sonunu, açığını ve gizlisini, hepsini bağışla. Müslim, "Salât", 216

GÜL-İ RANA
01-10-2009, 14:56
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

emustafa
01-10-2009, 16:22
Cerh bin abdullah-Radıyallahu anh anlatıyor:Bir gece resul-i Ekrem efendimiz'le birlikte oturuyorduk.Dolunaya bakarak şunları söyledi:
"-Şu dolunayı birbirnizi itip kakmadan rahatça nasıl gorüyorsanız,Rabbinizi de öyle rahatça göreceksiniz.Artık güneşin doğmasından ve batmasından önceki bütün namazları kılabilmek için elinizden gelen çabayı gösteriniz.."
Ardından da şu ayet-i kerimeyi okudu:
"...Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et;gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin."(Taha,130)Buhari,Mevakit,16,26)
Demek ki yüce Rabbimiz'i görebilmemiz için en büyük vesile,farz namazlara gösterilen titizliktir.

Berre Tuna
01-10-2009, 22:19
Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder.

(Tirmizî, "Birr" , 75)

hiçim
01-10-2009, 22:30
"Kolaylaştırınız,güçleştirmeyiniz,müjdeleyiniz,nefr et ettirmeyiniz"

emustafa
02-10-2009, 06:30
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor ki; Kul tövbe ettiğinde, Allah onun günahlarını amelleri kaydeden hafaza meleklerine unutturur.Aynı şekilde onun günahı işleyen organlarına da unutturur.Günahı işlediği yerdeki suç, delil ve izlerini de yok eder. Ta ki, Allah’ın huzuruna vardığında günah işlediğine dair, aleyhinde şahitlik edecek hiçbir şey bulunmasın.
Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).

mckare
02-10-2009, 19:25
İbn-i Ömer ve Sehl ibn-i Sa’d (radıyallâhu anhümâ) hazretleri, Efendiler Efendisi’nin şöyle buyurduğunu naklederler:

Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin.
Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın.
Dilediğin gibi davran, lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.

Hâkim, Müstedrek, 4/360; Taberânî, Mu’cemu’l-Evsad, 4/306;
Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 2/252

:gul

emustafa
03-10-2009, 11:51
"Ümmetimden birkısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler.
Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez)."Sevban radıyallahu anh dedi ki : "Ey Allah'ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!" Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:
"Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhâda başbaşa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler."
(Kütüb-i Sitte, 7269)

edepyolu
03-10-2009, 12:32
"akılllı şu kimsedir ki,açıkta yapınca utnacağı işi

edepyolu
03-10-2009, 12:38
"akıllı kimse şudur ki,açıkta yapınca utanacağı işi
gizli yerde de yapmaz."

.şüheda.
04-10-2009, 21:05
3293 - Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Birgün Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanımıza geldi, elinde de bir âsa (değnek) vardı. Biz ayağa kalktık.
"Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!'' buyurdu.''
Ebu Dâvut

emustafa
05-10-2009, 06:23
Resülullah aleyhissalatu vesselam'a: "En efdal insan kimdir?" diye sorulmuştu. "Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes" buyurdular. Ashab: "Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu'l-kalb ne demektir?" diye sordu.

"(Mahmüm kalb), Allah'tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur" buyurdular."
(Kütüb-i Sitte, 7256)

Asr-ı Seâdet
05-10-2009, 08:29
Ebu Hureyre Hazretleri Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

Sevdiğin kişiyi ölçülü sev.
Yoksa, bir gün gelir o insan gözünde sevimsizleşir de önceki aşırı muhabbetinden dolayı elemin iyice ziyadeleşir.
Kızdığın kimseye karşı da ölçülü ol ve nefret hissinin önünü kes. Aksi halde, gün döner de o şahıs dostun oluverirse evvelki öfkeli tavırlarının mahcubiyeti seni çok üzer.


(Tirmizi, Birr, 59)

emustafa
06-10-2009, 16:02
îbni Ömer (r.a.) rivayet ediyor:
Sizi çok çok övenlerin yüzüne toprak saçın.

camiü's sagir :234

Asr-ı Seâdet
07-10-2009, 07:49
Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte,
her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:


İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.


(Beyhakî, Sünen, 7/136, 10/195; Dârekutnî, 3/303)

tevhid_yolcusu
07-10-2009, 08:09
http://img57.imageshack.us/img57/5164/1266hr.jpg (http://img57.imageshack.us/img57/5164/1266hr.jpg)

emustafa
07-10-2009, 11:09
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:
Kişi öfkelendiğinde "Allah'a sığınıyorum" derse öfkesi gider.
cami'üs sagir :770