PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Amentü'nün Tanimi!


albay_hasan
01.04.2007, 18:06
Saygıdeğer Forum Katılımcıları


Arama butonunda aramamıza rağmen İmanın Esasları'nı bize anlatan, Amentü hakkında bir başlık açılmadığını farkettik. İslam dininin en önemli ve temel kavramı olan İMAN ve İTİKAD bahsinin açılımı olan Amentü'nün, çok büyük çoğunlukla MÜSLÜMAN'ım diyen katılımcıların arasında bulunan İLİM ehli tarafından buraya taşınmamış olmasına hayret ediyoruz. Ki Amentü ''Elhamdülillah Müslümanım'' diyen her ferdin, mutlaka ama mutlaka bilmesi gereken farz-ı ayn mesele olduğu halde...

Niyetimiz, müslümanın imanının gerekliliği olan ve bu imanın sıhhatini ortaya koyan bu başlığı açarak, hepimizin istifadesine sunmaktır.


Böylece enazından,( içimizde Amentü şartlarını kabul etmeyen katılımcılar olsa da)
''Müslümanım'' diyen kardeşlerimizi, Amentü çerçevesinde kelam ve hitaplarına dikkat ederek, imanın sıhhatine gölge düşüren kelamlardan sakındırmak, karşısındaki insanın Amentüye dahil olup olmadığını (düşünsel anlamda, kalbi değil) anlamasını sağlamak, münazaranın boyutlarının bu ölçüde tutulmasına yardımcı olmaktır.


Eğer konu daha önce işlendiyse, belki başlığı değişik olabilir düşüncesiyle bir müddet bekliyor, katılımcı arkadaşlardan fikir beyan etmelerini rica ediyor, bu esnada idareci arkadaşlardan bu konunun işlenip işlenmediğini yazmalarını rica ediyoruz.(Başka bir başlıkta olabilirimi?)

Öncelikle Elfaz-ı Küfür Bölümünden başlıyoruz.

Bakalım ki müslümanım diyen bir insan hangi hallerde dinden çıkıyor. Kimler takfir ediliyor.



saygılarımla

albay_hasan
11.05.2007, 14:48
Burada aktaracaklarımız;


Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretlerinin;

Camiu'l-Mütun Fi Hakki Envai's-Sıfati'l-İlahiyye ve Elfazi'il-Küfri ve Tashihi'l-A'mali'l-Acibiyye

adlı eserindendir.

Bu zat ehl-i sünnetin büyüklerinden olup Maturidi akaidine göre içtihadlar koymuş büyük bir Alimdir.

Bismihi Subhanehu


Küfür; Şüphe, cehalet ve inkar gibi sebeplere iman edilmesi gereken şeylere iman etmemektir. Küfür üç nev'idir;


1- CEHLİ KÜFÜR : Kafirlerin ve cahillerin küfrü gibi

2- İNKARİ VE İNADİ KÜFÜR : Fir'avn ve ona benzeyenlerin küfrü

3- HÜKMİ KÜFÜR : Şer'an iman edilmesi gereken şeyleri tahfif etme neticesinde meydana gelen küfürdür.

İşte bizim ele alacağımız küfür mevzuu, sonuncu maddede zikr edilendir.

albay_hasan
11.05.2007, 14:49
BİRİNCİ KISIM

Sapık Mezheplerin Halleri;


DALALETTE OLAN MEZHEPLER YEDİYE AYRILIR;


1- Mutezile mezhebi; Bu da kendi aralarında 20 gruba ayrılmıştır.

2- Şia mezhebi ; Bu da 22 gruba yarılmıştır.

3- Hariciyye Mezhebi ; 20 gruba ayrılmıştır.

4- Murcie mezhebi ; 5 gurba ayrılmıştır.

5- Cebriyye mezhebi.

6- Müşebbihe mezhebi.

7- Neccariyye mezhebi ; 3 gruba yarılmıştır.

ATTAR
11.05.2007, 14:54
ALlah razı olsun kardeşim.sabırsızlıkla takip ediyoruz.

albay_hasan
11.05.2007, 14:56
Sapık Mezheplerin halleri;

1- KADERİYYE MEZHEBİ ;

Bunlar, ''şer Allah'ın takdiri ile değildir ve herkes yaptığının failidir'' dedikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİPTİR.


Kaderiyye, Mutezile mezhebinden ayrılmış bir fırkadır. Bunlara göre şer, Allah'ın takdiri ile meydana gelmez. kulun veya şeytanın işidir. Peygamber (s.a.v) şu hadisi şerifleri ile bunları işaret etmiştir.

''Onlar bu ümmetin mecusileridir. Hastalıklarında ziyaret, öldüklerinde de şehadet etmeyin. Onlar kader mevzuunda Allah'ın düşmanlarıdır.''

albay_hasan
11.05.2007, 14:58
2- KEYSANİYYE MEZHEBİ;

''Allah (c.c) hakkında pişmanlık ve yanılma caizdir.'' dedikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİPTİR.

keysaniyye ŞİA mezhebinden bir gruptur.

albay_hasan
11.05.2007, 15:13
3- RAFİZİLER :

Bunlarında TEKFİRİ VACİBDİR. Ölüler tekrar dünyaya dönerler. Ruhlar bir cesetten diğer cesede geçmek suretiyle ebedileşirler. Allah'ın ruhu ise 12 imama girer derler. 12 imamın ilah olduğunu iddia ederler. Batıni imamın yani (mehdi muntazarın) bir gün çıkacağını iddia ederler. Bekledikleri mehdi çıkıncaya kadar emir ve nehiyleri yerine getirmeyi tehir etmişlerdir. Cebrail (a.s) vahyi Hz. Ali'ye getireceği yerde yanlışlıkla Hz. Muhammed'e (s.a.v) getirmiştir derler. Bu sebepler onların tekfirini gerektirmiştir.


Rafizilerin itikadına göre ruhlar tenasuh halindedir. Yani ruhlar bir cisimden diğer bir cisme intikal ederler. Ruhların bu intikali devamlıdır. Ayrıca bunlar Allah'ın ruhunun 12 imama intikal etiğine inanırlar. Zikri geçen bu 12 imam Hz. Ali'nin soyundandır ve isimleri şöyle sıralanabilir;

--Aliyyü'l Murteza
--Hasan
--Hüseyin
--Zeynü'l Abidin
--Muhammed bakır
--Cafer-i Sadık
--Musa Kazım
--Ali Rıza
--Muhammed Takıyy
--Ali b. Muhammed
--Ali Hasen El-Askeri
--Bekledikleri mehdi

Bunlara göre bu bekledikleri mehdi geldiğinde bütün kötülükler yeryüzünden silinecek ve emir-nehiy de kalkacak.

albay_hasan
11.05.2007, 15:20
4. HARICİLER :


Bunlarında TEKFİR EDİLMELERİ VACİPTİR. Hz. Osman, Hz. Ali, Hz.Talha, Hz.Zübeyr, Hz.Aişe ve kendilerinin dışındaki bütün müslümanlara kafir dedikleri için küfre gitmişlerdir.



Hariciler, bunlar Hz.Ali ile Hz.Muaviye arasında meydana gelen ''tahkim meselesinden'' dolayı Hz.Ali'ye itaattan vazgeçtiler. Böylece müslümanlardan ayrılan ilk gurp oldular. Hz.Ali bunları ikna için Abdullah İbni Mesud'u gönderdi, fakat bir netice alınamadı. Savaşmak mecburiyetinde kaldı. Hulasa olarak bunların görüşleri şöyledir:

Büyük günah işleyenler cehennemde ebedi kalırlar. Kendilerinin dışındaki bütün müslümanları kafir kabul ederler.

Minhac_
11.05.2007, 15:28
Kaderiyye, Mutezile mezhebinden ayrılmış bir fırkadır. Bunlara göre şer, Allah'ın takdiri ile meydana gelmez. kulun veya şeytanın işidir. Peygamber (s.a.v) şu hadisi şerifleri ile bunları işaret etmiştir.

''Onlar bu ümmetin mecusileridir. Hastalıklarında ziyaret, öldüklerinde de şehadet etmeyin. Onlar kader mevzuunda Allah'ın düşmanlarıdır.''

Konuyu bölmek gibi olmaz ise bir kac eklenti de ben yapmak istiyorum:



Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:” Kaderiye
(Kadere inanmayanlar) bu Ümmetin Mecusileridir (yani putperestleridir). Hastalanırlarsa ziyaretlerine gitmeyin ölürlerse de onların cenazelerine katılmayınız.” Bu Hadis-i İmam Ebu Davud ve İmam Beyhaki “ El-Kader” adlı kitabında rivayet etmişlerdir.

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:”Altı kişiye lanet
ettim. Allâh da lanet etmiş ve her Peygamber
lanet etmiştir. O Altı kişiden biri Kader’in Allâh’tan olduğunu inanmayandır…”

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:”Ümmetimden iki grup vardır ki, İslâm’dan hiç payları yoktur, biri Kaderiye, diğeri ise Murci’edir.”

İbn-u Cerir et-Tabari’nin rivayet ettiği bu Hadis’ten Kader’e inanmayanlar açıkça kâfir oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü onlar :”Kul kendi isteğiyle yaptığı iyilik ve kötülükleri Allâh değil, kulun kendisi yaratıyor.” Diyorlar.
Onların inancına göre kul galip (hâşâ) Allâh mağlup oluyor çünkü bu halde Allâh’ın kendi mülkünde istememesine rağmen, kulun istekleri oluyor. Üstelik kulun, kendi amelinin yaratıcısı olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki Allâh Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
﴿ وَالله ُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ﴾
Yusuf Sûresi, 21. âyet.
Meali:” Şüphesiz ki, Allâh’ın emri(isteği) galiptir.”

Başka bir âyet-i kerimede Allâh şöyle buyuruyor:

﴿ وَمَا تَشَاءُون إِلا أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبُّ الْعَالِمِينَ﴾
Et-Tekvir Sûresi, 29. âyet.
Meali:”Âlemlerin Rabbi olan Allâh dilemedikçe, dileğiniz gerçekleşmez.”

Ayrıca bunların çirkin iddialardan bir bozuk mana daha çıkıyor:” Allâh tek yaratıcı değildir ondan başka milyarlarca yaratıcı vardır.”
İmam Ebu Hanife “ Vasiyyeh” adlı eserinde:” Kul, kulun ameli, ikrarı ve marifeti de yaratılmıştır.” Hal böyleyken fail (yapıcı) mahlûk ise, ondan hâsıl olan fiillerin öncelikle mahlûk olması gerekiyor.” Diye buyurmuştur. Yani amellerinin de yaratılmış olduğu aşikârdır.
İmam Ebu-l Hasan el-Basri de şöyle buyuruyor: “
Her kim Kader’e inanmazsa kâfir olur.”

İbn-i Abbas de şöyle buyurdu:”Kaderciler
( Kader’e inanmayanlar)ın sözleri küfürdür.”

albay_hasan
11.05.2007, 15:30
5. YEZİDİLER

Acem diyarında zuhur edecek bir peygamberin, Muhammed (s.a.v) ümmetini ortadan kaldırmasını bekledikleri ve buna inandıkları için TEKFİR EDİLMELERİ VACİPTİR.


Yezidiler, haricilerden bir fırkadır. Acemden bir peygamber geleceğine, gökten bir kitap ineceğine, Hz.Peygamber'in ümmetini ortadan kaldıracağına inanırlar. Liderleri Yezid b.Ünsiyye'dir.

Minhac_
11.05.2007, 15:31
Kadere iman imanin sartlarindandir, yani kadere iman etmeyen imanin sartlarindan birisini reddetmis oluyor.

albay_hasan
11.05.2007, 15:35
6. NECCARİYYE MEZHEBİ


Allah'ın sıfatlarını inkar, ''Kur'an-ı Kerim yazıldığı zaman cisim,okunduğu zaman a'razdır'' dedikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİBDİR.

Hüseyin b. Neccar tarafından ihdas edilmiştir.

albay_hasan
11.05.2007, 15:40
7. ŞEYTANİYYE MEZHEBİ


''Allah ancak murad ve takdir ettiği zaman bilir.Ondan önce birşey bilmez'' dedikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİBDİR.

Liderleri Muhammed b. Numan'dır. Şianın veya rafizilerin ileri gidenlerindendir. Allah, eşyanın yaratılmadan önceki durumunu bilmez diyerek, Allah'a cehalet isnat etmektedirler.

albay_hasan
11.05.2007, 15:50
8. MUTEZİLEDEN BİR GRUP

Bunlar ''Allah ne görür ne de görülür'' dedikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİBDİR.


Mutezileden bir grup, Allah hiçbirşeyi görmez diyere, Basar sufatını inkar etmektedirler. Şu ayet-i celile onların bu görüşünü reddetmektedir;

''(O adam) Allah'ın muhakkak (herşeyi) görüp durduğunu hiç de bilmemişmi?'' (Alak suresi: 14) Yine bunlar, Allah görülmez diyerekde rü'yeti inkar ederler. Şu ayet-i celile ise, rü'yetin hak olduğunu bildirmektedir. ''Yüzler (vardır) o gün ter ü tazedir, Rablerine bakacaktır.'' (Kıyame suresi : 22-23)

albay_hasan
11.05.2007, 15:55
9. ALLAH'IN zat ve sıfatları hadise mahaldir. Yani Allah'ın sıfatları Kadim değildir diyenleride TEKFİR ETMEK VACİBDİR.

albay_hasan
11.05.2007, 15:59
10. ALLAH alimdir, fakat ilim sıfatı yoktur. Kaadirdir, kudret sıfatı yoktur. Bu minval üzere hareket ederek Allah'ın bütün sıfatlarını inkar ettikleri için TEKFİR EDİLMELERİ VACİPTİR.

''Tatarhaniyye'' isimli kitapta şöyle denilmektedir;

- Bir kimse, Allah alimdir, ilim sıfatı yoktur. Kaadirdir, kudret sıfatı yoktur derse, bu adam kafir olurmu, olmaz mı?

-Evet bu adam kafir olur. Çünkü Allah'ın sıfatını inkar küfürdür.

albay_hasan
11.05.2007, 16:06
11. ''ALLAH cisimdir, başka cisimlere benzemez'' diyenlerde kafirdir. Bazılarına görede bid'at ehlidir.

Bir kimse, Allah cisimdir, fakat diğer cisimler gibi parçalardan terekküp etmez, derse bazılarına göre bid'at ehlinden olur. ŞAYET MAKSADI ALLAH'A MEKAN VE CİHET İSNAD ETMEKSE KAFİR OLUR.

antioxidan
11.05.2007, 16:07
buradaki kafirdir ibareleri bir kesinlik ifade eden ibareler değil.

ahmed ziyaeddin rahimehullah cumhurun sözünü almamış. sebebi korkutmak olabilir. iyi de yapmış olabilir ama bakın sadece bir örnek olsun diye aktarayım.

yukarda hariciler kafirdir deniliyor.


mesela ziyadeeddin hazretlerini destekleyen söz şudur::

hafız ibnu hacer diyor ki: imam rafii ve ardınca giden imam subki dediler ki: havarici mürted hükmündedir. zira hadis i şerifte '.. dine girip çıkacaklar. bir daha dine dönmezler...' buyrulmuştur.

ama hattabi diyor ki: ehli sünnet, haricilerin, müslümanlardan bir taife olduğuna hükmettiler.

imam münavi diyor ki: öyle ise, küfür kelimesini kullanmak ve tekfirden sakınmak ihtiyattır.

etteferruka adlı eserinde imam gazali diyor ki: haricilerin küfrüne mutlak olarak hükmedilmez.

ibnu battal dedi ki: cumhuru ulemaya göre, havarici, büsbütün islam dininden çıkmazlar. zira bir kimsenin yakin üzere müslümanlığına hükmedildiği gibi, mürtedliğine de yakin üzere hükmedilir. çünkü hazreti ali havariciden sorulduğu zaman, dedi ki: bunlar küfürden kaçtılar; büyük hataya girdiler.

amma havarici olsun olmasın, islam şeriatını, zamanına kifayetsiz gören yahud şer'i bir hükmü hafife alan yahud şeriattan bir hükmü inkar edenin küfründe ihtilaf yoktur.

kaynak: tabakatu ibn-i subki c.1 s.45 , el farku beyn-el firak s.24-124 arası seçmeler. irşad-us-sari c.10 s.80-90 arası seçmeler. feth ul bari c.12 s.150 ve devamı, şerh-ul mevakıf s.661-622, el milelu vennihal c.1 s.157 ve devamı, makalat-ul islamiyyin c.1 s.141, el fisalu beyn el mileli velehvali vennihal c.5 son kısımdan, en nihaye c.2 s.268, teysir ul vusul c.2, s.52, c.4 s.38, feyz ul kadir c.4 s.127 umdet ul kari c.11 s.241, mucem ul mufehrest li elfaz il hadis c.6 s.203-204, tarih ul hulefa s.174, feyz ul bari c.4 s.473, şezerat c.1 s.44-50

ATTAR
11.05.2007, 16:30
şiiden de havaricden de mutezileden de tamamen islam dışına çıkan grublar vardır.

antioxidan
11.05.2007, 16:35
şiiden de havaricden de mutezileden de tamamen islam dışına çıkan grublar vardır.

gruplar dine girip çıkmaz azizim, insanlar dine girip çıkar...

tabi ki vardır, hem de belki en çok ben ehli sünnetim diyenlerden hem de...

neden?

gavur olmayana gavur demek meselesi olabilir belki :)

albay_hasan
11.05.2007, 16:40
gruplar dine girip çıkmaz azizim, insanlar dine girip çıkar...

tabi ki vardır, hem de belki en çok ben ehli sünnetim diyenlerden hem de...

neden?

gavur olmayana gavur demek meselesi olabilir belki :)


Konuyu kaynatma ismailarslan

Gruplardanda dinden çıkan vardır. yazarım birazdan.

senin yukardaki zatın kelamlarına verdiğin cevaplara dikkat etmeni öneririm. Birazdan başka ulemanınkileride aktardığım zaman cumhurun görüşüne toslama .

antioxidan
11.05.2007, 16:45
Konuyu kaynatma ismailarslan

Gruplardanda dinden çıkan vardır. yazarım birazdan.

senin yukardaki zatın kelamlarına verdiğin cevaplara dikkat etmeni öneririm. Birazdan başka ulemanınkileride aktardığım zaman cumhurun görüşüne toslama .

tos mos ağır ol artık... uslubunu bozma!

bak yukarda senin ve sen gibi söyleyenlerin araştırman için kaynakları verdim.

o kaynaklardakiler ehli sünnetin en eski ve en dev imamlarıdır.

mesele sadece dediğiniz gibi değil...

ehli sünnet bu konuda ittifak etmiş islam olarak tanımlanan bazı insanların cehennem kapıcılığını yapıyor gibi sunmayın.

daha çok şey yazacağım inşallah bu konuda yazın siz buyrun...

albay_hasan
11.05.2007, 17:08
Neyse kardeş anlaşılan sen bugün sinirlisin. Bizim uslübumuz bellidir, hakeden hakettiğini veririz. Ama seni bugünlük muaf tutalım. Belliki derdin var.

meseleyi bu zatın nakillleriyle bitirdikten sonra senin verdiğin diğer mevzulara geçeriz. Biraz sabret..

antioxidan
11.05.2007, 17:13
Neyse kardeş anlaşılan sen bugün sinirlisin. Bizim uslübumuz bellidir, hakeden hakettiğini veririz. Ama seni bugünlük muaf tutalım. Belliki derdin var.

meseleyi bu zatın nakillleriyle bitirdikten sonra senin verdiğin diğer mevzulara geçeriz. Biraz sabret..

dikkat edin de tosunuz imam gazali'ye çarpıyor.

toslaştırmayın ulemayı diye gırtlağımı yırtıyorum.

ahmed ziyaeddin rahimahullah'ın yazdığı tek doğru değil. o küfr kelimesini ne manada kullanmış o da belli değil. hepsi birden itham ediliyor ya sizin yazım tarzınızdan gavurmuş gibi, bakın ben yazdım sadece bir fırkayı... kimlerden yazdım onu da belirttim en ana kaynaklarıyla...

yani bu tekfir meselesinde aşırılık doğru değil. ana kaideler var. yapmayın etmeyin lütfen. lütfen değer verdiğiniz ulema vardır sorun Allah aşkına.

verdiğimiz kaynaklara ulaşabilecek insanlar vardır, okutun lütfen.

sevgilerimle

albay_hasan
11.05.2007, 17:13
12. ''ALLAH'ın yaptığı işlerde hikmet olmayabilir'' diyenlerde kafirdir.



Faydası olmayan her iş abestir. Allah'ın yaptığı işlerde hikmet yoktur diyenler, Allah'ı abesle iştigal eder durumda vasfettikleri için kafir olurlar.

albay_hasan
11.05.2007, 17:19
13. CEBRİYYE Mezhebininde tekfiri vaciptir. Bunlara göre kulun kudreti, kazanması ve tesiri yoktur, o cansız bir varlık gibidir.


Cebriyye görüşünde olanlar kafirdir. Kulun, meydana gelen herhangi bir işte dahli yoktur. O cansız bir varlık mesabesindedir. Hal böyle olunca, kul emir ve nehye muhatap olmaktan kurtulmuş olur.

antioxidan
11.05.2007, 17:22
http://www.hicretonline.com/Elfaz-i%20Kufur/Elfaz-i%20Kufur.htm

kaynak bu


yazdıklarınız buradan sanırım. elle yazıyorsanız , yorulmayın yazmışlar...
oradan kopyalayın

Sabr-el-Hayat
11.05.2007, 17:22
albay_hasan güzel bilgiler vermissiniz lakin yanilmiyorsam yazdiklarinizi hangi kaynaktan alinti yapitiginizi belirtmemissiniz, kaynak verirseniz memnun oluruz...

selam ve dua ile insallah...

antioxidan
11.05.2007, 17:25
albay_hasan güzel bilgiler vermissiniz lakin yanilmiyorsam yazdiklarinizi hangi kaynaktan alinti yapitiginizi belirtmemissiniz, kaynak verirseniz memnun oluruz...

selam ve dua ile insallah...


http://www.hicretonline.com/Elfaz-i%20Kufur/Elfaz-i%20Kufur.htm

albay_hasan
11.05.2007, 17:25
İmam Tirmizi’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ لا يَرَى بِهَا بَأْسًا يَهْوِي بَِها فِي النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا

Anlamı:“ Kul kendince zarar görmediği öyle bir söz söyler ki bu sebeple Cehennemin içinde yetmiş sene düşer”.

Bu yetmiş yıllık düşme mesafesi cehennemin dibine varma süresidir. Cehennemin sonu kâfirlere has bir mekandır. Bu hadis-i, İmam Tirmizi rivâyet edip isnad-ı hasendir demiştir. İmam Buĥari ve İmam Müslim’in rivâyet ettikleri ve aynı manayı veren başka bir hadis daha vardır. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مَا يَتَبَيَّنُ فِيهَا يَهْوِي بِهَا فِي النَّارِ أَبْعَدَ مِمَّا بَيْنَ
الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ "

Anlamı:“ Kul dikkat etmediği, önemsemediği öyle bir söz söyler ki, bu sebeple, doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzun bir mesafe Cehennemin içinde düşer”.
El-Hafız İbnu Hacar “Fethül Bâriy” adlı kitabında zikredilen hadis hakkında şöyle demiştir: “Bu da, Allâh’ı veya şeriatını hafife alan sözlerdir.” Bu iki hadis, küfre düşen kişinin hükmü bilmesini, kalbinin memnun olmasını veya küfür olan sözün manasına itikad etmeyi şart koşmamıştır. “Fıkhus-Sunne” adlı kitabın sahibi, bunu şart koşmuştur. Fakat bu fasıd yani aslı olmayan bir iddiadır.

Minhac_
11.05.2007, 17:26
Küfür meseleleri bilmek herkes icin gerekli olan birseydir.

Alimleri kitaplarinda bizlerin bilmesi ve kendimizi küfürden korumamiz icin bunlari zikretmislerdir.

Zira birisi bir küfür isler de imani gecersiz olursa yaptigi ibadetler kabul olmaz, o esnada meydana gelen cocuk veledi zina olur, mirasi alinmaz, miras alamaz ve ölürse mürted olarak ölür vs.

Serri bilmeyen ona düser, o yüzden bu meseleleri bilmemizde fayda vardir.

albay_hasan
11.05.2007, 17:30
albay_hasan güzel bilgiler vermissiniz lakin yanilmiyorsam yazdiklarinizi hangi kaynaktan alinti yapitiginizi belirtmemissiniz, kaynak verirseniz memnun oluruz...

selam ve dua ile insallah...


Kaynağı yazımızın başında belirttik. Şu an elimizdeki kitaptan aktarmaktayız. O nedenle tek tek yazdığımız için biraz geç oluyor.

Kitabın türkçeye tercemesi;

Abdülkadir kabakçı- Fuad Günel

Bedir yayınevi- 1994

Ehl-i Sünnet İtikadı

saygılarımla

şahmaran
11.05.2007, 17:32
Vacibi sünneti inkar eden dinden çıkmaz inş.Tekfir noktasında değildir yani.

Buğün şiiler bile kendi aarsında 23 fırkadır. Bunlar asında bir grup vardır ki anlayışları ehli sünente çok yakındır. O yüzden şiilik de derken bunlarında farkında oalrak konuşursak daha sıhhatli olacaktır inş

UBEYDUN
11.05.2007, 17:36
bunları bilmeliyiz elbette akıbetimizi sağlama almalıyız şüphesiz
lakin şöyle desek bu sayılıp dökülenler genel kabule .cumhura, ehli sünnete mugayir sözler ve davranışlardır
nasıl olur?
bir şey kaybetmeyiz ama çok şey kazanırız kanaatindeyim
hem ismail kardeş sizden farklı düşünmediğini inanmadığını zannediyorum birazda onu anlamaya çalışsak nasıl olur
Allah razı olmadığı davranışlar ve sözlerden bizleri arındırsın inşaallah

albay_hasan
11.05.2007, 17:37
14 -İnsan cesed değildir, o diridir, kaadirdir, ihtiyar sahibidir, hareket halinde olmadığı gibi sakin de değildir. Başka cisimler için caiz olan sıfatlar onlar için caiz değildir diyenler 'de kafirdirler.

antioxidan
11.05.2007, 17:42
bunları bilmeliyiz elbette akıbetimizi sağlama almalıyız şüphesiz
lakin şöyle desek bu sayılıp dökülenler genel kabule .cumhura, ehli sünnete mugayir sözler ve davranışlardır
nasıl olur?
bir şey kaybetmeyiz ama çok şey kazanırız kanaatindeyim
hem ismail kardeş sizden farklı düşünmediğini inanmadığını zannediyorum birazda onu anlamaya çalışsak nasıl olur
Allah razı olmadığı davranışlar ve sözlerden bizleri arındırsın inşaallah

ubeydun,

tekfir meselesinde çok basit bir örnek ile 18. mesajda meseleyi izah ettiğim kanaatindeyim.

ikna etme mecburiyetimiz yok. söyleme mecburiyetimiz var. sözümüzü de yeterince söyledik.

kim neyi dilerse ona inanır. dünya bir imtihan alanıdır.

bu gibi konularda yazdığımda artık, tiksindiğim fitneye benim de alet olduğum inanışına kapılıyorum. yazmayayım diyorum.

burada yazan kişi tabi ki kötü niyetli değil, penceresinden gördüğü manzara bu. bir şey demiyorum. başka pencereler de var. o kadar.


sevgilerimle

Minhac_
11.05.2007, 17:44
lakin şöyle desek bu sayılıp dökülenler genel kabule .cumhura, ehli sünnete mugayir sözler ve davranışlardır
nasıl olur?



Sevgili Ubeydun,

burada bunu böyle de diyebiliriz. Ama burada bizi ilgilendiren bir mevzuu var. Yani küfür kelimesini konusanin imani gecersiz olur. Bu kisi kendisi bunlardan korumali ve küfre düsmüs ise geregini yapmali. Estagfirullah diyerek küfürden dönülmez.

Küfürden dönmek icin o küfrü terketmek gerekir, bir daha ona dönmemeye niyet etmek gerekir ve küfürden dönme kasti ile sahadeti getirmeli.

Ayrica mezheplere göre farkliliklar da var bazilarina göre namazlar geri kaza edilmeli. Ehli sünnete mensup olan arkadaslarimiz bu konuda kendileri icin bunlara dikkat göstermelilerdir.

ATTAR
11.05.2007, 17:44
konunun takipçisiyiz.

Minhac_
11.05.2007, 17:47
İmam Tirmizi’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ لا يَرَى بِهَا بَأْسًا يَهْوِي بَِها فِي النَّارِ سَبْعِينَ خَرِيفًا

Anlamı:“ Kul kendince zarar görmediği öyle bir söz söyler ki bu sebeple Cehennemin içinde yetmiş sene düşer”.

Bu yetmiş yıllık düşme mesafesi cehennemin dibine varma süresidir. Cehennemin sonu kâfirlere has bir mekandır. Bu hadis-i, İmam Tirmizi rivâyet edip isnad-ı hasendir demiştir. İmam Buĥari ve İmam Müslim’in rivâyet ettikleri ve aynı manayı veren başka bir hadis daha vardır. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:

إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مَا يَتَبَيَّنُ فِيهَا يَهْوِي بِهَا فِي النَّارِ أَبْعَدَ مِمَّا بَيْنَ
الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ "

Anlamı:“ Kul dikkat etmediği, önemsemediği öyle bir söz söyler ki, bu sebeple, doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzun bir mesafe Cehennemin içinde düşer”.

El-Hafız İbnu Hacar “Fethül Bâriy” adlı kitabında zikredilen hadis hakkında şöyle demiştir: “Bu da, Allâh’ı veya şeriatını hafife alan sözlerdir.” Bu iki hadis, küfre düşen kişinin hükmü bilmesini, kalbinin memnun olmasını veya küfür olan sözün manasına itikad etmeyi şart koşmamıştır. “Fıkhus-Sunne” adlı kitabın sahibi, bunu şart koşmuştur. Fakat bu fasıd yani aslı olmayan bir iddiadır.



Albay Hasanin bu iletisine de dikkat etmek gerekir.

Yani hadisten anlasildigi üzere insan zarar görmedigi bir kelime söyler ve o kelime yüzünden cehennemin dibine düser, yani kafirlerin gidecegi yere. Yani zarar görmeden söyleyip de cehenneme gitmemize vesile olacak sözleri ögrenmekte ve bunlardan sakinmakta büyük fayda vardir.

antioxidan
11.05.2007, 17:50
konunun takipçisiyiz.


http://www.hicretonline.com/Elfaz-i%20Kufur/Elfaz-i%20Kufur.htm

ahmed ziyaeddin rahimehullah'tan yazılanlar yukarda attar.

bizim yazdıklarımız ise nette yok, eserleri bulabileceğini umuyorum. yazmayacağım. araştır kardeşim :)

tabakatu ibn-i subki c.1 s.45 , el farku beyn-el firak s.24-124 arası seçmeler. irşad-us-sari c.10 s.80-90 arası seçmeler. feth ul bari c.12 s.150 ve devamı, şerh-ul mevakıf s.661-622, el milelu vennihal c.1 s.157 ve devamı, makalat-ul islamiyyin c.1 s.141, el fisalu beyn el mileli velehvali vennihal c.5 son kısımdan, en nihaye c.2 s.268, teysir ul vusul c.2, s.52, c.4 s.38, feyz ul kadir c.4 s.127 umdet ul kari c.11 s.241, mucem ul mufehrest li elfaz il hadis c.6 s.203-204, tarih ul hulefa s.174, feyz ul bari c.4 s.473, şezerat c.1 s.44-50

buraları okursan meselenin öyle kestirip atılacak bir mesele olmadığını göreceksin. ilim de budur zaten, tahkik!

sevgilerimle

UBEYDUN
11.05.2007, 17:55
Sevgili Ubeydun,

burada bunu böyle de diyebiliriz. Ama burada bizi ilgilendiren bir mevzuu var. Yani küfür kelimesini konusanin imani gecersiz olur. Bu kisi kendisi bunlardan korumali ve küfre düsmüs ise geregini yapmali. Estagfirullah diyerek küfürden dönülmez.

Küfürden dönmek icin o küfrü terketmek gerekir, bir daha ona dönmemeye niyet etmek gerekir ve küfürden dönme kasti ile sahadeti getirmeli.

Ayrica mezheplere göre farkliliklar da var bazilarina göre namazlar geri kaza edilmeli. Ehli sünnete mensup olan arkadaslarimiz bu konuda kendileri icin bunlara dikkat göstermelilerdir.
minhaç kardeş
kendi görüşünü ayet ve hadise dayandıran ve bunu samimiyetle yapan tabiki ehliyet sahibi kadrodan bahsediyorum durumları Allah'a havale
biz rahmeti herşeyi kuşatan Allah'a iman ettik
bu sebeble kendi akıbetimizi düşünerek geniş caddede yürüme gayreti ve tebliği yapalım
küfür isnadı çok keskin ve çok abartılı zaman zaman mesela bir örnek vermek istiyorum
namazın terki mevzu
çok uzağa girmeyin ehli sünnet mezheblerinde bile ittifak yok bir mürted ilan eder kafir hükmü verirken digeri onun kafir dediğine müslüman der
bu söz nereye götürür?
demek istediğimi tekrarlayayım bir cahil olarak
amacı Allah'a iman ,kulluk
yeterliliği var ehliyet liyakat sahibi
görüşleri genele mugayir
akibeti bizce meçhul
Allah'a havale

Minhac_
11.05.2007, 17:56
Meşhur olan alimlerden olan İbni Asakir Dimeşk tarihini ele aldığı “Târihu Dimeşk” isimli eserinde bir zamanlar Hz. Osmanın kölelerinden olan Medinede insanlara Dinden anlatan dimeşk asıllı Ğaylan ed-Dimeşkî’den söz eder ve kaderi ve mutezilî olduğunu bildirir. Ğaylan, kullar yaptıkları işlerini Allâh’tan bağımsız olarak yaratırlar dediği için (ki bu söz İslam dairesinden çıkaran bir sözdür) Ömer ibnu Abdulaziz onu yanına çağırtır ve halifenin huzurunda Ğaylan yalan söyler ve “Hakkımda yalan söylüyorlar” diyerek asıl inancını gizler. Bunun üzerine salihlerden olan halife Ömer ibnu Abdulaziz ona: ”Kalbinde dediğinin hılafı (aksi) varsa, Allâh sana kılıcın keskinliğini tattırsın” der ve onu bırakır.

Ğaylan bir zaman boyunca anlattıklarını sürdürmez ancak Hişam ibnu Abdulmelik döneminde sapıklığını anlatmaya tekrar başlar. Bu sefer o dönemin halifesi onu yanına getirtir ve icabına bakar. Sonunda Ğaylan halifeye der ki benimle münazara edecek birini getirin bana galip gelirse bana yapılacak uygulamayı yaparsın ancak ben ona galip gelirsem beni bırakacaksın. Bunun üzerine halife kim bu kaderi kimseyle baş edecek diye sorar cevaben de Beyrutta kalan İmam Evzaînin bunu yapabileceğini söylerler. Dolayısıyla İmam Evzaî gelir ve Ğaylan ile konuştuğunda halinin ne olduğu kendisine belli olur ve halifeye Ğaylan hakkında der ki ”Kabenin Rabbine yemin olsun ki o kafirdir ey müminlerin emiri” Bunun üzerine öldürülmesine karar verilir ve öldürülmeden önce Ğaylan Ömer ibnu Abdulaziz’in duasını hatırlar ve der ki salih olan kulun duası (bedduası) başıma geldi.

DarulErkam
11.05.2007, 18:05
Bir sual...

Zemahşeri ve Cessas nasıl alimlerdir ? Ve itikatte hangi mezhebe dahildirler ? İmam-ı Eş'ari'yi ve İmam-ı Maturidi'nin muarızları olan Mu'tezile ile ilgili tartışmalarını ve bunlara yönelttikleri tenkitleri okumadan, onları küfür ile suçlamak yanlıştır. Nazzam tekfir edilmiştir, kendisi Mu'tezile görüşüne sahip olsada gulat olmuştur..


"el-İbâne an Usûli’d-Diyâne" (Haydarabat 1322-Kahire 1978). el-Eş’arî’nin, Mu’tezilî düşünceyi reddettikten sonra ilk önce kaleme aldığı bir eserdir.




El-Eş'ari "el-Lūma‘ fi’r-Reddi alâ Ehli’z-Zeygi ve’l-Bid’a" Bu eser kelâm ilminin bazı bahisleriyle birlikte imamet meselesini ele alır. Kelâmî bir üslûp taşır.

Kelam-i mezheblerin ortaya çıkma sebeplerinden en önemlisi Mu'tezile'dir. Lakin bize kadar ulaşan ve tilmizleri tarafından tahriç edilen görüşlerinde hiç Mu'tezile'yi tekfir ettiklerini görmedik. Gören bilen kardeşlerimiz var ise iktibas ederseler bizde müstefit olmuş oluruz..

Yukarıdaki sualimize de yanıt alabilirsek, konuyu bağlantılayacağız..

Selam ve dua ile..

albay_hasan
11.05.2007, 18:08
15 -Mürci'e Mezhebini şu görüşlerinden dolayı tekfir etmek vacibdir:

Mü'min ve kafirleri Allah'a bırakırız. Mü'min cennetlik, kafir cehennemliktir diyemeyiz. Dünya ve ahiret Allah'ındır; iki alemde de dilediğini mağfiret eder, dilediğini de cezalandırır. Bunlardan bazıları da,' 'iyi amellerimiz makbul kılınmış, kötü amellerimiz ise aff edilmiştir. Ameller farz değil, fazilettir. Yapanlar için iyidir, yapmayanlara bir şey yoktu'' der. Bu görüşte olanlar da kâfirdir. Diğer bazıları da'' Mü'minler günahkarlarla dost olama'' der. Bunlar bid'at ehlidir.

Mürcie mezhebinden bir grup,''dünya ve ahiret Allah'ındır. İstediğini affeder, istediğini de cezalandırır. Kafir cehennemlik, mü'min cennetliktir denemez'' görüşündedir.
Diğer bir grup,''İyiliklerimiz kabul kılınmış, günahlarımız affedilmiştir. İmanla beraber günahın zararı, küfürle beraber de iyiliğin faydası yoktur. Yaptığımız ameller farz değil, nafiledir'' derler.
Üçüncü bir grub ise şöyle demektedir:''Günahkâr bir kimse dost edinilmez''
Bunların hepsi bid'at ehlidir.

Minhac_
11.05.2007, 18:11
....

ATTAR
11.05.2007, 18:14
bismillahi teala.

zemahşeri hakkında vefatından önce ehli sünnete döndüğüne dair rivayet vardır.ehli sünnet uleması bilhassa belagatda kendisinden çokca istifade etmişdir.keşşaf tefsirine ise onlarca haşiye yazılmışdır.

cessas rahimehullah dahi tam anlamıyla mutezile ile örtüşen birisi değildir.hanefi mezhebinin büyük alimlerindendir.lakin maturidi itikadının bağdat civarına inmesine mani olmuşdur.imam el kerhide dahildir bu guruba.

ayrıca ulemanın büyüklerinden hiç biri mutezileyi filan kafir ilan etmediler.kuran mahlukdur diyenleri bile dahil.

bazı meselelerde mutezile ve ya diğer mezheblerin görüşleri ile örtüşen ehli sünnet alimleride vardır.ama bu onalrı kesinlik ile ehli sünnet dışı yapmaz.

bu meselelerde dikkat etmek gerekir.

fi emanillah.

albay_hasan
11.05.2007, 18:16
16. ''Mizan yoktur, o adalettir. Büyük günah itaat edilmesi gereken şeyler imandır. Amel imandandır. Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe iman eden mü'mindir, fakat amel edilmesi gereken şeylerden birini terk ederse kafirdir. Zina eden,zina ederken; içki içen, içerken; bunun gibi bütün kötü fiilleri işleyenler o fiilleri işlerken kafirdir'' diyen kimse bid'atçıdır.

''Mest üzerine mesh yoktu'' diyenler ve cemaatten ayrılanlar...

İşte yukarda zikredilen görüşleri iddia edenlerin hepsi bid'at ehlidir...

Haricilere göre büyük günah işleyen kafirdir. Hz. Ali de Haricileri katledip büyük günah işlediği için kafir olmuştur. Onların delillerinden biri şu Ayet-i caliledir:''... Filhakika şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına mutlaka telkinlerde bulunurlar. Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz ki siz de Allah'a eş tanıyanlardansınızdır.'' (En'am: 121)

Bize göre, bu itaat, Allah'a şirk koşmakta onlara uymak manasındadır.

Haricîlerin diğer bir delili ise şu ayet-i celiledir: ''Kim Allah'a ve Peygamberine isyan ederse şüphesiz onun için Cehennem ateşi vardır, kendileri orada ebedî, daim kalıcılar olmak üzere'' (Cin: 23)

Bize göre bu ayet-i celîlenin muhatabı kafirlerdir.

Haricilerin bir başka delili ise şu hadis-i şeriftir:''Zina eden, zina anında mümin değildir''

Bize göre, zina çirkin bir fiil olduğu için, zikredilen hadis-i şerif tehdid makamında söylenmiştir.

Bir diğer delilleri de şu hadis-i şeriftir:''Namaz dinin direğidir. Kim namazı terk ederse dinini yıkmış olur''

Bize göre,''inanmadığı halde'' terkederse dinini yıkmış olur.

ATTAR
11.05.2007, 18:18
mahmud efendi hazretlerim ruhul furkanda bu hususa dikkat çeker.tebreveşti rahimehullahdan nakil ile ehli sünnet dışı fırkaları tekfir edilmesine dayanak olan hadisler hakkında ihtiyatlı davranılması gerekdiğini beyan eder.

yani acele edilmemeli.yukarda nakiledilmiş yakin lazım.

yanlış fikirlerini beyan etmekde ise fayda vardır.

fi emanillah.

albay_hasan
11.05.2007, 18:19
17 .Rafızilerden Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'e küfredenler ve lanetleyenler kafirdir. ''Hz. Ali bu ikisinden üstündür'' diyenler ise bid'atçidir.


Şiiler ve Rafıziler, mest üzerine meshi kabul etmiyorlar. Onlara göre çıplak ayak üzerine mesh meşrudur. Bu görüşleri ile Resulullah'in sünnetinden çıkmış oluyorlar ki küfürlerinden korkulur.

ATTAR
11.05.2007, 18:19
albay kardeşim ALlah razı olsun senden.ama keşke madde madde bunları ulemadan şerh eylese idik.sen bitirince haber ver inşallah.

Minhac_
11.05.2007, 18:20
albay kardeşim ALlah razı olsun senden.ama keşke madde madde bunları ulemadan şerh eylese idik.sen bitirince haber ver inşallah.

Attar mutezilenin kader hakkindaki görüsünü o zaman kadar arastirabilir misin?

ATTAR
11.05.2007, 18:24
Attar mutezilenin kader hakkindaki görüsünü o zaman kadar arastirabilir misin?


şöyle yapalım.nakşi hulefasından ve de alleme ismail çetin hazretlerinin şerhi mişkatından bir kaç sayfalık bir nakil eylemiş idim.o kısım da izah vardır.

ayrıca bu eseri öneririm.

Murat Yazıcı
11.05.2007, 18:25
Bu konunun en sonunda müellif şöyle diyor:

Bezzâziyye isimli kitapta şöyle varid olmuştur: Bazı sefil kimseler, fetvalardaki küfür hükümleri korkutmadır, hakikat değildir derler. Bu sözler bâtıldır. Helâli, haramı, küfrü, İslâmı beyan eden âlimler, Allah'ın emin kulları böyle bir durumdan uzaktırlar. Onlar sadece Allah'ın Resulünün tebliğ ettiği hakikatlerden bahsederler.

Minhac_
11.05.2007, 18:25
şöyle yapalım.nakşi hulefasından ve de alleme ismail çetin hazretlerinin şerhi mişkatından bir kaç sayfalık bir nakil eylemiş idim.o kısım da izah vardır.

ayrıca bu eseri öneririm.

Ben sadece mutezilenin kader hakkindaki görüsnü bilmek istiyorum kisa ve net olarak.

Kitap okumak degil amacim.

albay_hasan
11.05.2007, 18:27
18. Mücessime Mezhebini tekfir etmek vacibdir. Zira bu mezhebi benimseyenler, ''Allah'ın hususi mekanı vardır, o da Arş'tır'' demektedirler.

Müşebbihe, Keramiyye, Mutezile ve Cehmiyye mezhebleri, Mücessime ile aynı görüştedirler.

Cehmiyye mezhebinin delilleri şu ayet-i celilelerdir:

1 -''O, gökte de ilah, yerde de ilah olan (bir Allah) dır. O yegane hüküm ve hikmet sahibidir, herşeyi hakkı ile bilendir.'' (Zuhruf: 84)
Bize göre bu ayet-i celile, Allah'ın takdir ve tedbirine delalet eder.

2 -''O, göklerde de, yerde de (ibadete müstehak olan) Allah'dır. Sizin içinizi de bilir O, dışınızı da. (Hayır ve şer) ne kazanacağınızı da bilir O.'' (En'am: 3)

Bize göre bu ayet-i celile Allah'ın kudret ve eserlerine delalet etmektedir.

3 -''O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra (hükmü) arşı istila edendir. Yere giren, oradan çıkan, gökten inen, oraya yükselen şeyleri O bilir. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Ne yaparsanız Allah hakkıyla görücüdür.'' (Hadîd: 4)
Bize göre, bu ayet-i celiledeki ''istila'', Allah'ın ''ilmi ile istila'' etmesidir.

hirahos
11.05.2007, 18:27
Sn katılımcı.. :D

Verdiğiniz en temel ve en luzumlu bilgiler için çok çok teşekkürler..:flowers:

Önce akaid.. Akaid sahih olmadan çok ibadetin de çok iyiliğin de bir faydası yok.. Yani akaid sahih olacak ki amel de sahih olabilme aşamasına gelsin.. Şüphesiz tek başına sahih düzgün doğru akaid dahi amelin sahih ve salih olacağını garanti etmez..

ATTAR
11.05.2007, 18:29
Ben sadece mutezilenin kader hakkindaki görüsnü bilmek istiyorum kisa ve net olarak.

Kitap okumak degil amacim.


bu işler kısa ve öz olmuyor malasef.kısa ve öz direk kafir ilan ediliveriyor

Minhac_
11.05.2007, 18:30
18. Mücessime Mezhebini tekfir etmek vacibdir. Zira bu mezhebi benimseyenler, ''Allah'ın hususi mekanı vardır, o da Arş'tır'' demektedirler.



İbni Muallim el-Kuraşî’nin “Necmu’l-muhtedî”(1) kitabının 551. sayfasında şöyle geçmektedir: “

Kur’anın (2) mahluk (yaratık) olduğunu,

Allâh’ın yoklukta olanları var oluşlarından önce bilmediğini söyleyenler

ve Kader’e iman etmeyenler gibi ehl-i kıbleden olup (kendilerini müslüman görenlerden olup) da tekfir ettiklerimiz icma ile küfrüne hükmedilmiş kimselerdir.

Aynı şekilde Allâh’ın arşın üzerinde oturduğuna inanan da küfre girmiş birisidir.

Nitekim bunu Kadı Hüseyin imam Şafiînin sözü olarak bildirmiştir”

.................................................. ...........
(1) Bu el yazması olan kitap; Fransa’daki Paris şehrinin Milli Kütüphanesinde bulunmaktadır.
(2) Kur’an iki anlamda kullanılır, bir anlamı vahiy yoluyla indirilen lafızdır, diğer anlamı ise Allâh’ın Zatının kelamıdır ki bu harf ve ses ile değildir yaratık da değildir. İşte burada bu ikinci anlam kastedilmektedir.

Kadı Hüseyin İmam Şafiînin ashabının en büyüklerinden birisiydi. İmam Abdu’l-Kerim Er-Rafiî onun hakkında şöyle demiştir: “Ona ümmetin habri (âlimi) lakabını verirlerdi.

Minhac_
11.05.2007, 18:31
bu işler kısa ve öz olmuyor malasef.kısa ve öz direk kafir ilan ediliveriyor

BEn sadece sizden mutezilenin kader hakkindaki görüsünü beyan etmenizi istedim. Dilerseniz yazarsiniz...

ATTAR
11.05.2007, 18:32
yukarda nekletdiğiniz görüşü (birde icma var denmiş.) red ediyoruz.

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=19164&page=2

albay_hasan
11.05.2007, 18:33
İmdi


Tabi olduğumuz akaidin büyüklerinden olan bu zatın bu bölümdeki yazdıkları burda bitiyor.

Attar kardeşim.. İstediğiniz yerden başlayabiliriz..

Meseleye diğer alimlerden ve bakılması gereken yerlerden madde madde bakalım. Katılacak arkadaşlar ilmi, dayanıklı, ulemalardan görüşler bildirsinler. Kimse heva ve hevesinden konuşmasın.

Birinci maddeden başlayalım isterseniz;

Kaderiyye mezhebi..

Katılmak isteyen arkadaşlar buyursunlar..

Yüce Allah bizi yanlışlarda birleşmekten muhafaza buyursun. Sevdiklerinin ve sevenlerinin hürmetine..

Amin!

ATTAR
11.05.2007, 18:33
BEn sadece sizden mutezilenin kader hakkindaki görüsünü beyan etmenizi istedim. Dilerseniz yazarsiniz...


ben sen değilim..!!

bu arada ruh halimi değiştirsem mi ne etsem..:O

ATTAR
11.05.2007, 18:37
ibni Abidin rahimeahullah şu mühim açıklamaları nakleder eserinde.

Nuru'l-Ayn de zikredilmiştir ki;âyeti kerime veya mütevatir haberin delaleti kesin olmazsa yahut haber mütevatir olmazsa yahut haber kesin olup fakat kendisinde şüphe bulunursa yahut icmâsı bütün müctehidlerin icmâsı olmazsa yahut bütün müctehidlerin icmâsı olup fakat sahabenin icmâsı olmazsa yahut sahabenin icmâsı olup fakat bütün sahabenin icmâsı olmazsa yahut bütün sahabenin icmâsı olup fakat tevatür yoluyla sâbit olmadığı için kesin olmazsa yahut kesin olup fakat sukûti icmâsı olursa, bu suretlerin her birinde inkâr eden kâfir olmaz.

Bunu usûl-ı fıkıh kitablarını okuyan kimseler bilir. Bu kaideyi ezberle.

Fıkıh meselelerini çıkarmada sana fayda verir. Hatta fıkıh kitablarında "Şunu söyleyen veya işleyen kâfir olur. Şunu söyleyen veya işleyen kafir olmaz" diye zikredilenlerden hangisinin sahih olup olmadığını bilirsin.[12]

--

şimdi bu sözden kim ne anlar.? minhac kardeşim misal sen ne anladın.?

Murat Yazıcı
11.05.2007, 18:38
Bahsin hepsini okumadım (basılı kitapda 95. sayfadan, 185. sayfaya sürüyor).

Yalnız, en başta Mutezile'nin 20 grub olduğu ifade edilmiş. Bunlardan "Allahü teala görmez" diyenler hakkında "tekfir edilmeleri vaciptir" diyor. Yani, Mutezile'nin hepsinin tekfir edildiğini görmedim.

ATTAR
11.05.2007, 18:40
ben bu nakle göre hareket ediyorum.kıstasım budur.ibni abidinden yapdığım .

bu zatda mevlana halidi bağdadinin halifelerinden birisidir ayrıca.!!

burda ne denmek istediğini anlayabilen varsa buyursun munzaraya..!!!


buna göre munazara ederim.

fi emanillah.

albay_hasan
11.05.2007, 18:44
KADERİYYE mezhebinden başlayım arkadaşlar.

Belli bir usulle gidelim.

Sonrada uzlaştığımız konuları başka bir başlık altında forumda yayınlayalım

Sizcede güzel olmazmı?

Minhac_
11.05.2007, 18:44
Kaderiyye mezhebi..

Katılmak isteyen arkadaşlar buyursunlar..





Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

” Kaderiye (Kadere inanmayanlar) bu Ümmetin Mecusileridir (yani putperestleridir). Hastalanırlarsa ziyaretlerine gitmeyin ölürlerse de onların cenazelerine katılmayınız.”

Bu Hadis-i İmam Ebu Davud ve İmam Beyhaki “ El-Kader” adlı kitabında rivayet etmişlerdir.

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

”Altı kişiye lanet ettim. Allâh da lanet etmiş ve her Peygamber lanet etmiştir. O Altı kişiden biri Kader’in Allâh’tan olduğunu inanmayandır…”

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

”Ümmetimden iki grup vardır ki, İslâm’dan hiç payları yoktur, biri Kaderiye, diğeri ise Murci’edir.”

İbn-u Cerir et-Tabari’nin rivayet ettiği bu Hadis’ten Kader’e inanmayanlar açıkça kâfir oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü onlar :”Kul kendi isteğiyle yaptığı iyilik ve kötülükleri Allâh değil, kulun kendisi yaratıyor.” diyorlar.

Onların inancına göre kul galip (hâşâ) Allâh mağlup oluyor çünkü bu halde Allâh’ın kendi mülkünde istememesine rağmen, kulun istekleri oluyor. Üstelik kulun, kendi amelinin yaratıcısı olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki Allâh Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
﴿ وَالله ُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ﴾ Yusuf Sûresi, 21. âyet.

Meali:” Şüphesiz ki, Allâh’ın emri(isteği) galiptir.”

Başka bir âyet-i kerimede Allâh şöyle buyuruyor:

﴿ وَمَا تَشَاءُون إِلا أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبُّ الْعَالِمِينَ﴾

Et-Tekvir Sûresi, 29. âyet.

Meali:”Âlemlerin Rabbi olan Allâh dilemedikçe, dileğiniz gerçekleşmez.”

Ayrıca bunların çirkin iddialardan bir bozuk mana daha çıkıyor:” Allâh tek yaratıcı değildir ondan başka milyarlarca yaratıcı vardır.”

İmam Ebu Hanife “ Vasiyyeh” adlı eserinde:” Kul, kulun ameli, ikrarı ve marifeti de yaratılmıştır.” Hal böyleyken fail (yapıcı) mahlûk ise, ondan hâsıl olan fiillerin öncelikle mahlûk olması gerekiyor.” Diye buyurmuştur. Yani amellerinin de yaratılmış olduğu aşikârdır.

İmam Ebu-l Hasan el-Basri de şöyle buyuruyor: “
Her kim Kader’e inanmazsa kâfir olur.”

İbn-i Abbas de şöyle buyurdu:”Kaderciler ( Kader’e inanmayanlar)ın sözleri küfürdür.”

Ayrıca İmam Malik, İmam Evza-i ve Hulefa-i Raşidi’in beşincisi olan Ömer B. Abdülaziz şöyle
dediler:” “Kaderiye” fırkası istitabe (tövbeye davet etmek) edilirler. Kabul etmezlerse öldürülürler.”

antioxidan
11.05.2007, 18:45
Kaderiyye mezhebi..



ma'bed el cüheni ve ğaylan ed dimeşki kadercilikle tanınmışlardır. ilk kez kader bahsini açan ve söz eden ma'bed el cüheni'dir. hadis ilminde de çok ileridir. darakutni diyor ki: adamın hadisi güzel, mezhebi kötüdür. ebu hatem er razi de: ilk kez medine'ye gelip inanların itikadlarını bozan kimse cüheni'dir der.


elimde ittiba ehli sünnetedir isimli üstaz'ın bir eseri var. imkan olsa da satır satır aktarsam. fırkaları takriben 360 kadar izah ediyor teker teker. görüşlerini dayanak noktalarını, hatalarını...

kaderiyye hakkında 30 sayfa var mesela tek başına. mutezile bütün kolları ile teker teker izah edilmiş.

ama ben yazmayacağım hatırladım yazmayacağım dediğimi....

sevgilerimle

Minhac_
11.05.2007, 18:51
KADERİYYE mezhebinden başlayım arkadaşlar.





Meşhur olan alimlerden olan İbni Asakir Dimeşk tarihini ele aldığı “Târihu Dimeşk” isimli eserinde bir zamanlar Hz. Osmanın kölelerinden olan Medinede insanlara Dinden anlatan dimeşk asıllı Ğaylan ed-Dimeşkî’den söz eder ve kaderi ve mutezilî olduğunu bildirir. Ğaylan, kullar yaptıkları işlerini Allâh’tan bağımsız olarak yaratırlar dediği için (ki bu söz İslam dairesinden çıkaran bir sözdür) Ömer ibnu Abdulaziz onu yanına çağırtır ve halifenin huzurunda Ğaylan yalan söyler ve “Hakkımda yalan söylüyorlar” diyerek asıl inancını gizler. Bunun üzerine salihlerden olan halife Ömer ibnu Abdulaziz ona: ”Kalbinde dediğinin hılafı (aksi) varsa, Allâh sana kılıcın keskinliğini tattırsın” der ve onu bırakır.

Ğaylan bir zaman boyunca anlattıklarını sürdürmez ancak Hişam ibnu Abdulmelik döneminde sapıklığını anlatmaya tekrar başlar. Bu sefer o dönemin halifesi onu yanına getirtir ve icabına bakar. Sonunda Ğaylan halifeye der ki benimle münazara edecek birini getirin bana galip gelirse bana yapılacak uygulamayı yaparsın ancak ben ona galip gelirsem beni bırakacaksın. Bunun üzerine halife kim bu kaderi kimseyle baş edecek diye sorar cevaben de Beyrutta kalan İmam Evzaînin bunu yapabileceğini söylerler. Dolayısıyla İmam Evzaî gelir ve Ğaylan ile konuştuğunda halinin ne olduğu kendisine belli olur ve halifeye Ğaylan hakkında der ki ”Kabenin Rabbine yemin olsun ki o kafirdir ey müminlerin emiri”
Bunun üzerine öldürülmesine karar verilir ve öldürülmeden önce Ğaylan Ömer ibnu Abdulaziz’in duasını hatırlar ve der ki salih olan kulun duası (bedduası) başıma geldi.

albay_hasan
11.05.2007, 18:57
Ne alakası var ismailasrlan? Yazmayacağım ne demek? Bizler kafamızdan ayet ve hadis yorumu yapmadıktan sonra farklı görüşlere haiz ulemanın koyduğu fikirler ayrı olsa bile kabulümüzdür. Amel babında ayrılırız o kadar. Ama yeterki bu zatlardan olsun.

Ama ricamız şudur;

Bir arkadaşın yazdığını iyi okuyalım.. Anlamaya çalışalım. değerlendirmeyi yaptıktan sonra sorumuz varsa veya cevabımız varsa yazalım. Ağır ağır gidelim.. İsterse aylar sürsün.

Reddetmiyelim.. Tabi olamayız diyelim.. Ama görüşleri koyan ehl-i sünnet büyüklerine buğuzda etmeyelim Allah muhafaza.

Yazmanı bekliyoruz gerektiği yerlerde

ATTAR
11.05.2007, 18:58
İmam Ebu Hanife “ Vasiyyeh” adlı eserinde:” Kul, kulun ameli, ikrarı ve marifeti de yaratılmıştır.” Hal böyleyken fail (yapıcı) mahlûk ise, ondan hâsıl olan fiillerin öncelikle mahlûk olması gerekiyor.” Diye buyurmuştur. Yani amellerinin de yaratılmış olduğu aşikârdır.


imamı azam hazretleri cenabı hakkın kulllarının fiillerini yaratmadığına inananları tekfir etmişmidir.?

hirahos
11.05.2007, 18:58
Geniş ve fakat inşallah çok yararlı bir başlık olacak.. Zevkle ve ilgiyle takip edeceğim inşallah.. Sebeb olanlardan ve katkısı bulunanlardan Allah razı olsun efendim..

:flowers:

antioxidan
11.05.2007, 19:00
Ne alakası var ismailasrlan? Yazmayacağım ne demek? Bizler kafamızdan ayet ve hadis yorumu yapmadıktan sonra farklı görüşlere haiz ulemanın koyduğu fikirler ayrı olsa bile kabulümüzdür. Amel babında ayrılırız o kadar. Ama yeterki bu zatlardan olsun.

Ama ricamız şudur;

Bir arkadaşın yazdığını iyi okuyalım.. Anlamaya çalışalım. değerlendirmeyi yaptıktan sonra sorumuz varsa veya cevabımız varsa yazalım. Ağır ağır gidelim.. İsterse aylar sürsün.

Reddetmiyelim.. Tabi olamayız diyelim.. Ama görüşleri koyan ehl-i sünnet büyüklerine buğuzda etmeyelim Allah muhafaza.

Yazmanı bekliyoruz gerektiği yerlerde


30 sayfa yaz yaz bitmez :) ki bu sadece kaderiyye babı

nette filan da yok, kitap mahdud...

bir meselede önce anlaşalım. ehli sünnet velcemaatın büyüklerinden bir nakil yaptık yanılmıyorsam 18. mesaj.

kaynakları verdik. siz o nakiller hakkında ne söylediğinizi hatırlamışınızdır. ben nasıl yazayım şimdi :)

ATTAR
11.05.2007, 19:01
İbn-u Cerir et-Tabari’nin rivayet ettiği bu Hadis’ten Kader’e inanmayanlar açıkça kâfir oldukları anlaşılmaktadır.



bu yorum kime aitdir.?

ağaşıda yapılan nakillerde hangi küfürden bahsedilmekdedir.?

ATTAR
11.05.2007, 19:02
30 sayfa yaz yaz bitmez :) ki bu sadece kaderiyye babı

nette filan da yok, kitap mahdud...

bir meselede önce anlaşalım. ehli sünnet velcemaatın büyüklerinden bir nakil yaptık yanılmıyorsam 18. mesaj.

kaynakları verdik. siz o nakiller hakkında ne söylediğinizi hatırlamışınızdır. ben nasıl yazayım şimdi :)

ehli sünnetden bazıları tekfir etmişdir bunları.ekserisi tekfir etmemişdir.

mesele şu..doğru olan tavır nedir.??

yoksa kafiri zorla müslüman etmiyoruz.haşa.!!!illa kafir olanlar vardır.!!

Minhac_
11.05.2007, 19:02
Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

” Kaderiye (Kadere inanmayanlar) bu Ümmetin Mecusileridir (yani putperestleridir). Hastalanırlarsa ziyaretlerine gitmeyin ölürlerse de onların cenazelerine katılmayınız.”

Bu Hadis-i İmam Ebu Davud ve İmam Beyhaki “ El-Kader” adlı kitabında rivayet etmişlerdir.

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

”Altı kişiye lanet ettim. Allâh da lanet etmiş ve her Peygamber lanet etmiştir. O Altı kişiden biri Kader’in Allâh’tan olduğunu inanmayandır…”

Bir başka Hadis-i Şerifte mealen:

”Ümmetimden iki grup vardır ki, İslâm’dan hiç payları yoktur, biri Kaderiye, diğeri ise Murci’edir.”

İbn-u Cerir et-Tabari’nin rivayet ettiği bu Hadis’ten Kader’e inanmayanlar açıkça kâfir oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü onlar :”Kul kendi isteğiyle yaptığı iyilik ve kötülükleri Allâh değil, kulun kendisi yaratıyor.” diyorlar.

Onların inancına göre kul galip (hâşâ) Allâh mağlup oluyor çünkü bu halde Allâh’ın kendi mülkünde istememesine rağmen, kulun istekleri oluyor. Üstelik kulun, kendi amelinin yaratıcısı olduğunu iddia ediyorlar. Hâlbuki Allâh Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
﴿ وَالله ُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ﴾ Yusuf Sûresi, 21. âyet.

Meali:” Şüphesiz ki, Allâh’ın emri(isteği) galiptir.”

Başka bir âyet-i kerimede Allâh şöyle buyuruyor:

﴿ وَمَا تَشَاءُون إِلا أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبُّ الْعَالِمِينَ﴾

Et-Tekvir Sûresi, 29. âyet.

Meali:”Âlemlerin Rabbi olan Allâh dilemedikçe, dileğiniz gerçekleşmez.”

Ayrıca bunların çirkin iddialardan bir bozuk mana daha çıkıyor:” Allâh tek yaratıcı değildir ondan başka milyarlarca yaratıcı vardır.”

İmam Ebu Hanife “ Vasiyyeh” adlı eserinde:” Kul, kulun ameli, ikrarı ve marifeti de yaratılmıştır.” Hal böyleyken fail (yapıcı) mahlûk ise, ondan hâsıl olan fiillerin öncelikle mahlûk olması gerekiyor.” Diye buyurmuştur. Yani amellerinin de yaratılmış olduğu aşikârdır.

İmam Ebu-l Hasan el-Basri de şöyle buyuruyor: “
Her kim Kader’e inanmazsa kâfir olur.”

İbn-i Abbas de şöyle buyurdu:”Kaderciler ( Kader’e inanmayanlar)ın sözleri küfürdür.”

Ayrıca İmam Malik, İmam Evza-i ve Hulefa-i Raşidi’in beşincisi olan Ömer B. Abdülaziz şöyle
dediler:” “Kaderiye” fırkası istitabe (tövbeye davet etmek) edilirler. Kabul etmezlerse öldürülürler.”



nakiller burada

ATTAR
11.05.2007, 19:04
ayrıca hasanı basri kendinden ayrılan vasıt bin atayı tekfir etmişmidir.?

her mutezile bir değildir arkadaşlar dikkat edin.!!!

el mihel ven nihala bakınız.!!

ATTAR
11.05.2007, 19:05
sorduğum yerdeki nakil derlemeyi yapana aitdir deseniz kafidir..!!kimdir bu derlemeyi yapan..!!!

imamı azam ne demiş bilginiz varmıdır.?

ATTAR
11.05.2007, 19:06
bu arada bu fakirin munazara dahil olması için kıstas ekledim ibni abidinden.

bu nakli anlayabilenler ile munazara ederim.

gerisi ile değil.

selam ve dua ile.

Minhac_
11.05.2007, 19:06
Meşhur olan alimlerden olan İbni Asakir Dimeşk tarihini ele aldığı “Târihu Dimeşk” isimli eserinde bir zamanlar Hz. Osmanın kölelerinden olan Medinede insanlara Dinden anlatan dimeşk asıllı Ğaylan ed-Dimeşkî’den söz eder ve kaderi ve mutezilî olduğunu bildirir. Ğaylan, kullar yaptıkları işlerini Allâh’tan bağımsız olarak yaratırlar dediği için (ki bu söz İslam dairesinden çıkaran bir sözdür) Ömer ibnu Abdulaziz onu yanına çağırtır ve halifenin huzurunda Ğaylan yalan söyler ve “Hakkımda yalan söylüyorlar” diyerek asıl inancını gizler. Bunun üzerine salihlerden olan halife Ömer ibnu Abdulaziz ona: ”Kalbinde dediğinin hılafı (aksi) varsa, Allâh sana kılıcın keskinliğini tattırsın” der ve onu bırakır.

Ğaylan bir zaman boyunca anlattıklarını sürdürmez ancak Hişam ibnu Abdulmelik döneminde sapıklığını anlatmaya tekrar başlar. Bu sefer o dönemin halifesi onu yanına getirtir ve icabına bakar. Sonunda Ğaylan halifeye der ki benimle münazara edecek birini getirin bana galip gelirse bana yapılacak uygulamayı yaparsın ancak ben ona galip gelirsem beni bırakacaksın. Bunun üzerine halife kim bu kaderi kimseyle baş edecek diye sorar cevaben de Beyrutta kalan İmam Evzaînin bunu yapabileceğini söylerler. Dolayısıyla İmam Evzaî gelir ve Ğaylan ile konuştuğunda halinin ne olduğu kendisine belli olur ve halifeye Ğaylan hakkında der ki ”Kabenin Rabbine yemin olsun ki o kafirdir ey müminlerin emiri”
Bunun üzerine öldürülmesine karar verilir ve öldürülmeden önce Ğaylan Ömer ibnu Abdulaziz’in duasını hatırlar ve der ki salih olan kulun duası (bedduası) başıma geldi.

Burada da Ömer ibnu Abdulaziz Ğaylani, kullar yaptıkları işlerini Allâh’tan bağımsız olarak yaratırlar dediği için (ki bu söz İslam dairesinden çıkaran bir sözdür) Ömer yanına çağırtır [/B][/: ”Kalbinde dediğinin hılafı (aksi) varsa, Allâh sana kılıcın keskinliğini tattırsın” der.

Sonra İmam Evzaî Ğaylan hakkında der ki ”Kabenin Rabbine yemin olsun ki o kafirdir ey müminlerin emiri” [/COLOR][/B]

Bunun üzerine Halife öldürülmesine karar verir.

antioxidan
11.05.2007, 19:07
ehli sünnetden bazıları tekfir etmişdir bunları.ekserisi tekfir etmemişdir.

mesele şu..doğru olan tavır nedir.??

yoksa kafiri zorla müslüman etmiyoruz.haşa.!!!illa kafir olanlar vardır.!!

çok hızlı akıyor konu, ben şimdi çıkacağım, Allahu alem geldiğimde bir 20 sayfa akmış olacak :)

ehli sünnet velcemaatın tekfirde umum prensiblerini siz aktarmışınız.

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=19164

biz aktarmışız

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=23407

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=14232

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=23586

aslında bütün konular birleştirilebilse bu hususta daha güzel olacak.

hüsnü zan ile bir delil tutturarak -yanılıp- bir gavura müslüman demekten daha tehlikelidir bir müslümana gavur demek...

sevgilerimle

ATTAR
11.05.2007, 19:07
sorduğum soruya cevab lütfen..

Minhac_
11.05.2007, 19:08
sorduğum yerdeki nakil derlemeyi yapana aitdir deseniz kafidir..!!kimdir bu derlemeyi yapan..!!!



Derlemeyi yapan nakil de vermistir, attar lütfen okur musun.

ATTAR
11.05.2007, 19:08
bende çıkdım yarına inş.

s.a

Minhac_
11.05.2007, 19:14
İbni Muallim el-Kuraşî’nin “Necmu’l-muhtedî”(1) kitabının 551. sayfasında şöyle geçmektedir: “

Kur’anın (2) mahluk (yaratık) olduğunu,

Allâh’ın yoklukta olanları var oluşlarından önce bilmediğini söyleyenler

ve Kader’e iman etmeyenler gibi ehl-i kıbleden olup (kendilerini müslüman görenlerden olup) da tekfir ettiklerimiz icma ile küfrüne hükmedilmiş kimselerdir.

Aynı şekilde Allâh’ın arşın üzerinde oturduğuna inanan da küfre girmiş birisidir.

Nitekim bunu Kadı Hüseyin imam Şafiînin sözü olarak bildirmiştir”

.................................................. ...........
(1) Bu el yazması olan kitap; Fransa’daki Paris şehrinin Milli Kütüphanesinde bulunmaktadır.
(2) Kur’an iki anlamda kullanılır, bir anlamı vahiy yoluyla indirilen lafızdır, diğer anlamı ise Allâh’ın Zatının kelamıdır ki bu harf ve ses ile değildir yaratık da değildir. İşte burada bu ikinci anlam kastedilmektedir.

Kadı Hüseyin İmam Şafiînin ashabının en büyüklerinden birisiydi. İmam Abdu’l-Kerim Er-Rafiî onun hakkında şöyle demiştir: “Ona ümmetin habri (âlimi) lakabını verirlerdi.





Aşağadaki verilen adreste İbni Muallim el-Kuraşî’nin “Necmu’l-muhtedî ve recmu'l-mu'tedî” kitabının ilgili sayfalarını görebilirsiniz.

Link: http://www.ahlussunah.org/docs/Libra...llem_index.htm

İbni Muallim el-Kuraşî'nin hal tercemesi hakkında

Hadis hafızı ibni Hacer el-Askalânî “Edduraru’l-kâmine fî e’yân el-mi’etus-samine” isimli kitabının 4. cildinin 197. sayfasında İbni Muallim el-Kuraşî’nin hal tercümesini yaparak şöyle demiştir: “Muhammed b. Muhammed b. Osman b. Ömer b. Abdu’l-Hâlik b. Hasan el-Kuraşî el-Mısrî Fahruddîn b. Muhyiddîn ibni Muallim el-Kuraşî olarak tanınmaktadır. O, h. 660 senesinde doğmuş, ibni Allâk, ibnu Ennahhâs ve daha başkalarından ilim almış ve anlatmıştır. Halilullâh’ın (İbrahîm aleyhisselâm’ın) beldesinde ve Ezriatta kadılığı üstlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca kitapları ve manzumesi olan cömert birisiydi ve 725 senesinde cumade’l ahira ayında Dimeşkte ölmüştür.

albay_hasan
11.05.2007, 19:46
ibni Abidin rahimeahullah şu mühim açıklamaları nakleder eserinde.

Nuru'l-Ayn de zikredilmiştir ki;âyeti kerime veya mütevatir haberin delaleti kesin olmazsa yahut haber mütevatir olmazsa yahut haber kesin olup fakat kendisinde şüphe bulunursa yahut icmâsı bütün müctehidlerin icmâsı olmazsa yahut bütün müctehidlerin icmâsı olup fakat sahabenin icmâsı olmazsa yahut sahabenin icmâsı olup fakat bütün sahabenin icmâsı olmazsa yahut bütün sahabenin icmâsı olup fakat tevatür yoluyla sâbit olmadığı için kesin olmazsa yahut kesin olup fakat sukûti icmâsı olursa, bu suretlerin her birinde inkâr eden kâfir olmaz.

Bunu usûl-ı fıkıh kitablarını okuyan kimseler bilir. Bu kaideyi ezberle.

Fıkıh meselelerini çıkarmada sana fayda verir. Hatta fıkıh kitablarında "Şunu söyleyen veya işleyen kâfir olur. Şunu söyleyen veya işleyen kafir olmaz" diye zikredilenlerden hangisinin sahih olup olmadığını bilirsin.[12]

--

şimdi bu sözden kim ne anlar.? minhac kardeşim misal sen ne anladın.?


Şimdi bu konu çok önemli bir mesele oldu.

Attar burda birşey sormak istiyorum. Yukardaki kelamın çevirimi sağlıklımıdır? Yani güvenebilirmiyiz? Çünkü meseleye çok farklı bir bakışla bakmamızı gerektirecek bir açılım getiriyor. İtiraf edeyim ben kavrayamadım...


''imamı azam hazretleri cenabı hakkın kulllarının fiillerini yaratmadığına inananları tekfir etmişmidir.? ''


Etmemişmidir? Fiilerin yaratıcısı kimdir? Burayı bilenler açıklasın ki aydınlanalım.. Eğer fiilerin yaratıcısının Allah olmadığını inanları müslümanlardan kabul edersek, fiileri yaratanın Allah olduğunu kabul edenlere vesvese ve sorular doğmazmı?

Mesele çok hızlı akıyor.. Biraz ağır gidelim lütfen. Kafalarımız karışmasın.

Minhac_
11.05.2007, 20:01
“Kul, ittirarî (isteğe bağlı olmayan) yaptıklarını değil, ihtiyarî (isteğe bağlı) yaptığı fiilleri yaratır.“ diyenlere karsi bir reddiye


Böylece Allâh’ın buyurduğu şu ayet i kerimeye muhalif oldular:

(الله خَالِق كُلِّ شَئ)

Ez Zumer suresi, 62. ayet

Manası: “Allâh her şeyin yaratıcısıdır.”

Çünkü bu ayette zikredilen “شيء (şey)“ kelimesi hem cismi hem de cismin amelini içermektedir.

Şu ayete de muhalefet etmişlerdir:

(هَلْ مِنْ خَالِق غَيرُ الله)

Fâtir suresi, 3. ayet

Manası: “Allâh’tan başka Yaratıcı yoktur.”

Ayrıca şu ayete de muhalif oldular:

(قُلْ إِنَّ صَلاتِي وَنُسِكِي وَمَحْيَاى وَمَمَاتِى لله ربِّ العَالمين لا شَريكَ لَه)

El Enaâm suresi, 162. ayet

Manası: “Namaz kılmak ile hac ameli kulun yaptığı ihtiyarî fiillerdendir. Doğmak ile ölmek ise kulun ittirarî fiillerindendir. İşte bunların hepsini, Allâh kendisine ait yaratmasıyla varlığa getirmiştir. Bunda ise O’nunla hiç kimse ortaklaşamaz, yani onları yoktan var eden O’dur.

Dolayısıyla bu ayetler gösteriyor ki, varlığa giren bütün her şey: cisim, hareket, durgunluk, renk, düşünce, acı, zevk, anlayış, güçsüzlük, zayıflık... başkasının yaratmasıyla değil, Allâhu Teâlâ’nın yaratmasıyla meydana gelmiştir. Kullar, ancak yaparlar; fakat yaratmazlar. Bu da, seleften halefe kadar günümüze kadar gelen bütün Müslümanların icmasıdır.

Kulun, mutlak olarak ihtiyarî yaptığı ve ihtiyarî olmaksızın yaptığı fiilleri yaratmadığını gösteren ayetlerden birisi de, Allâhu Teâlâ’nın şu Kelâmı’dır:

(فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَكِنَّ اللهَ قَتَلَهُمْ)

El Enfâl suresi 17. ayet

Allâh, bu ayette onların (sahabelerin, öldürme eylemini yaratmamaları açısından) öldürmediklerini, sadece kendisinin onları (yaratma bakımından) öldürdüğünü bildiriyor.

Hâlbuki Müslümanlar savaşıp öldürmüşlerdir. Fakat Allâh, onların hakikat bakımından öldürmediklerini bildiriyor. Sahabelerin bu öldürmeleri hâsıl olmuştur. Fakat onların bu öldürmelerini, onlar değil Allâh yaratmıştır. Onlar, onu kesib(1) ve zahir bakımından yapmışlardır. Allâh ise onu yaratmıştır, yani onu yoktan var etmiştir. Sonra Allâhu Teâlâ bu ayetin devamında şöyle buyuruyor:

(وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَكِنَّ اللهََ رَمَى)

Allâhu Teâlâ, hakikat ve varlığa getirme bakımından –o da yoktan var etmektir- Resulullâh’ın atmadığını bildiriyor, yani meydana gelen atışı Resulullâh yaratmamıştır. Bilakis onu Allâh yaratmıştır, yani ondaki hâsıl olan o atışı Allâh varlığa getirmiştir. Allâhu Teâlâ bir bakımdan atışı Efendimiz Muhammed’in yaratmadığını bildiriyor bir bakımdan da onun o atışı yerine getirdiğini bildiriyor. Yani o atışın, Resulullâh tarafından yaratılmadığını, ancak onun kesib etmesi bakımından, yani onu yaratmış olmaması bakımından o atışı yerine getirdiğini bildiriyor.
O hâlde Tahrircilerin bu ayetlere karşı muhalefeti açıktır. İmam Ebu Hanife şöyle demiştir: “Kulların amelleri, kendilerinin bir fiili, Allâh’ın da yarattığı bir şeydir.“ Ümmetin selefi (geçmişleri) ile halefi (sonraki gelenleri) işte bu inanç üzerindedirler. Buna karşı muhalif olan inanç ise, Allâh’ın kitabına ve Resulullâh’ın hadisine muhalefet etmiş olur.

Buharî ile daha başkalarının rivayetine göre Resulullâh sallallâhu âleyhi vesellem umreden veya savaştan geri dönündükten sonra mealen şöyle derdi: “Tek olup ortağı olmayan Allâh’tan başka İlâh yoktur. O, kuluna yardım etmiş, savaşan kullarını aziz kılmış ve tek O, düşmanları yenilgiye uğratmıştır.“

Resulullâh, düşmanların yenilgiye uğramasının, ancak Allâhu Teâlâ’nın yaratmasıyla olduğunu ve yaratmada O’nun ortağı olmadığını bildiriyor.

Hâlbuki zahirde düşmanları yenilgiye uğratmak, onlardan (sahabelerden) meydana gelmiştir. İşte bu, delillerin en açık olanıdır.

Kulların, mutlak olarak amellerini yaratmadıklarına delâlet eden başka ayetler daha vardır. Allâh’ın şu Kelâmı gibi:

(وَاصْبِرْ ومَا صبرُكَ إِلا بِالله)

En Nahl suresi, 127. ayet

Manası: “Kulun sabır göstermesi, ancak Allâhu Teâlâ’nın onu sabırlı kılmasıyladır.“

Ve şu Kelâmı gibi:

(وَمَا تَوْفِيقِي إِلا بِالله)

Hûd suresi, 88. ayet

Manası: “Kulun muvaffakiyeti, ancak Allâhu Teâlâ’nın muvaffak kılmasıyladır.“
…………………………………………………………………….
(1) Kesib: Kulun, kastini ve isteğini bir amele doğru yöneltmesidir.

Bu “خَلَقَ (Ĥaleka)“ kelimesi, yoktan var etme anlamında kullanıldığında sadece Allâh hakkında kullanılır. Ancak “خَلَقَ (Ĥaleka)“ kelimesinden şekil vermek, yalan söylemek veya bir şey kararlaştırma kast olunursa o zaman kullar hakkında kullanılması doğru olur.

Allâhu Teâlâ Ĭîsâ aleyhisselâm hakkında şöyle buyuruyur:

(وإذْ تخلُقُ منَ الطِّينِ كهَيْئَةِ الطَّير)

El Mâideh suresi, 110. ayet

Buradaki “تَخْلُقُ (Teĥluku)“ Ĭîsâ’nın şekil vermesi manasına gelir, o, yarasayı yoktan var eder manasına gelmez.

Allâhu Teâlâ’nın buyurduğu şu ayet de aynı şekildedir:

(َتَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِين)

El Mu´minûn suresi, 14. ayet

Bu ayetteki “خلق (Ĥalk)“ kelimesinin manası takdir etmektir; yoktan var etmek manasına gelen “خلق (Ĥalk)“ değildir. O hâlde ayet “Allâh, takdir edenlerin en iyisidir.“ manasına gelir.

Ayrıca Allâhu Teâlâ şöyle buyuruyor:

(وَتَخْلُقُونَ إِفْكا)

El Ankebût suresi, 17. ayet

Allâhu Teâlâ bu ayette, müşriklere “خلق (Ĥalk)“ etmeyi, yani yalan söylemeyi isnat etmiştir. Bu, yoktan varlığa getirmek manasında yalan söylemeyi yaratıyorlar manasına gelmez.

“خلق (Ĥalk)“ kelimesinin, bir şeyi kararlaştırma manasında kullanılması da eski zamanın Araplarında bilinmiş bir şeydir. Şairlerden birisi şöyle der:
ولأنت تفرِي ما خلقتَ وبعــضُ القومِ يخلُقُ ثم لا يفري

Yani bu şair methettiği kişiye diyor ki: “Sen kararlaştırdığını gerçekleştirirsin, bazı insanlar ise kararlaştırır sonra gerçekleştirmez.“

Minhac_
11.05.2007, 20:12
Not: Yukarda ayet ve hadislerin manalari verilmistir.

DarulErkam
12.05.2007, 08:34
Bismihi Teala

Öyle bir konuya girdiniz ki, hakkında binlerce kitap neşredilmiş ve yanlış bir kelamın kişinin imanını götüreceği ihtilaflı , alimlerin tevakkuf ettiği bir konu. Birde doğru tercümelerden ziyade veyahut copy-paste lerden ziyade, kaynak verilen kitaplara bakılmasını istirham ediyoruz.

İrade ve ihtiyar. irade-i cüz'iye, İrade-i külliye...

İki kelam mezhebde "insanın kâsib", ALLAH'ın yaratıcı olduğu görüşünde ittifak etmektedirler

Eş'ariler "cüz'i iradenin" yani "kesb"in yaratılmış olduğunu vurgularlar. Mâturidiler onun yaratılmış olduğunu kabul etmezler. Eğer Cüz'i iradenin yaratılmış olduğu kabul edilirse, o zaman insan kendi kudretini sarf etme suretiyle bir mecburiyete doğru itilerek, sonuç cebre varmaz mı ?

Varmaz denirse, bu halde "cüz'i irade" ALLAH tarafından yaratılmayıp sırf insanın kendi fiiliyle yaratılmış olmaz mı ? İşte bu noktada insanın fiilinin yaratıcısı olması gerekmez mi ?

Bir de bu konu hakkında, eğer bulabilirseniz İmam-ı Maturidi'ye ait olan "Beyânü vehmi’l-Mu’tezile" Mu'tezile'nin vehimlerine dair yazdığı reddiye işinize oldukça yarayacaktır.


Selam ve dua ile...

ATTAR
12.05.2007, 09:11
Şimdi bu konu çok önemli bir mesele oldu.

Attar burda birşey sormak istiyorum. Yukardaki kelamın çevirimi sağlıklımıdır? Yani güvenebilirmiyiz? Çünkü meseleye çok farklı bir bakışla bakmamızı gerektirecek bir açılım getiriyor. İtiraf edeyim ben kavrayamadım...


''imamı azam hazretleri cenabı hakkın kulllarının fiillerini yaratmadığına inananları tekfir etmişmidir.? ''


Etmemişmidir? Fiilerin yaratıcısı kimdir? Burayı bilenler açıklasın ki aydınlanalım.. Eğer fiilerin yaratıcısının Allah olmadığını inanları müslümanlardan kabul edersek, fiileri yaratanın Allah olduğunu kabul edenlere vesvese ve sorular doğmazmı?

Mesele çok hızlı akıyor.. Biraz ağır gidelim lütfen. Kafalarımız karışmasın.



bismillahi teala.

muhterem arzu eden olursa orjinalden ekleyelim tercume yapabilcek olan varsa kaşrılaştırır.tercumeyi merhum allame ahmed davudoğlu hocamdan aldım .

şimdi albay ağabeyim.

mesela imam azamdan kendi görüşlerine destek mahiyetinde görüş naklediliyor ama imamı azamın tekfir edip etmediği meçhul .? bakın tekfir etmemişdir.tekfir edebilmek için o adamın bu görüşe nereden vardığını bilmek lazım.bu işler bu kadar basit ve kolay değil.burda ki uslub aynı vahabilerinkine benziyor ne yazık ki..!!

albay ağabeyim.

burda bir zihniyet var ..!!

ehli sünnet dışı bütün fırkaları tekfirdir.dinden çıkarmakdır.ben buna şiddetle karşıyım.

dün ebubekir sifil hocamızı aradım.rahatsız etdim malesef.özür diledim dedimki hocam bazıları ehli bidat fırkalarını tamamen tekfir ediyorlar bu caizmi.

el cevab..caiz değil..

dedim hocam kuran mahlukdur diyen kafirmdir.? dedi hayır ama bidat ehlidir dedi.

daha ne diyeyim...

fi emanillah.

ATTAR
12.05.2007, 09:40
bismillahi teala.

zemahşeri hakkında vefatından önce ehli sünnete döndüğüne dair rivayet vardır.ehli sünnet uleması bilhassa belagatda kendisinden çokca istifade etmişdir.keşşaf tefsirine ise onlarca haşiye yazılmışdır.

cessas rahimehullah dahi tam anlamıyla mutezile ile örtüşen birisi değildir.hanefi mezhebinin büyük alimlerindendir.lakin maturidi itikadının bağdat civarına inmesine mani olmuşdur.imam el kerhide dahildir bu guruba.

ayrıca ulemanın büyüklerinden hiç biri mutezileyi filan kafir ilan etmediler.kuran mahlukdur diyenleri bile dahil.

bazı meselelerde mutezile ve ya diğer mezheblerin görüşleri ile örtüşen ehli sünnet alimleride vardır.ama bu onalrı kesinlik ile ehli sünnet dışı yapmaz.

bu meselelerde dikkat etmek gerekir.

fi emanillah.


bismillahi teala.

dün darulerkam kardeşimiz zemahşeri ve de cessas gibi büyük allameleri sormuş idi.aslında bu listeye daha pek çok zatı muhteremi ilhak edebiliriz.

ben ama bilhassa cessas rahihehullah üzerinde durmak isterim.

bu zat büyük alimdir.arzu ederseniz hakkında kısa bir malumat verelim.

Cessas Ebû Bekir Ahmed İbni Ali Râzî


Ebû Bekir Râzi el-Cessas; zamanında tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde en meşhur âlim olan Cessas, hanefî mezhebinde idi.

İsmi: Ahmed İbni Ali er-Râzî,; künyesi: Ebû bekir; meşhur la­kabı ise: Cessas'tır. Hem Cessas, hem de Râzî diye anılır.

Cessas merhum, hicrî 305 (milâdî 917) tarihinde Rey Şehri'-nde doğmuş: 370 (milâdî 980) senesinde Bağdad'da vefat etmiştir.

Cessas, zâhid ve muttaki bir zat idi. Bu yönlerde de Kerhî merhumun yolunda idi.
Cessas merhum, Zâhid İbni Ahmet el-Fakıyh, îbni Muhammed Ebû Muhammed el-Mehledî, Ebû Sehl Zeceac, Ebû Hasan Kerhî gibi âlimlerden ilim tahsil etmiş ve hadîs-i şerif rivayetinde bulunmuştur.

Cessas merhumdan da, Ebû Salih el-Müezzin, Muhammed İbni Yahya Cürcânî, Ebû Hasan Muhammed İbni Ahmet Za'ferânî gibi bir çok âlimler ilim öğrenmiş ve hadîs-i şerîf rivayet etmişlerdir.

Cessas, zamanında hanefî mezhebinin imâmı, yani en büyük, en önde gelen âlimi idi.
Cessas merhum hakkında, Hatîb-i Bağdadî şöyle demektedir: —"Zamanında hanefi mezhebinin reisi olan Cessas, zühd ve vera'da da meşhurdu. Ona, defalarca kadılık teklif edildi; ancak o, hiç birinde bu teklifi kabul etmedi.

Ahmed İbni Ali Ebû Bekir Râzî merhum, Bağdad'da ikâmet etmiştir. İlim tahsili için Hâkim Nişabûrî ile beraber Ehvaz, Nişa-bur ve daha başka yerleri dolaşıp, 25 yaşında iken tekrar Bağdad'a döndü ve oraya yerleşti. Burada tedrise başladı ve pek çok kişiye fı­kıh, hadis ve tefsir ilimlerini öğretti.

Âlimlerin bir kısmı, Cessas merhumu ashâb-ı tahrîc'ten saymaktadırlar. Ancak Cessas'ın müctehid R'1-mezheb mertebesini elde etmiş olduğuna ilmi eserleri şehâdet etmektedir. Bundan dolayı, bu zatı sadece ashâb-ı tahric'den sayanlar; bu yüksek üstadın kadrini tenzil etmiş olurlar.

Şemsü'l-Eimme ve diğer bazı zâtlar müctehidler sırasındadırlar ve bunlar, Ebû Bekiri'l-Cessas'ın ilim ve faziletinden istifâde etmiş ve onun iyâlinden sayılmışlardır.

--

bu kadarbüyük bir alim bu zat.amam misal sihrin hakikatı ,cenabı hakkın ahiretde görülüp görülemeyeceği hakkında ki görüşleri mutezile ile örtüşük.tam anlamı ile mutezile ilan edebilirmiyiz.?

bu hususda böyle iken misal hz.ali r.a ile savaşan diğer sahabe efendilerimizide bagi olarak görür ve hatda hz.muaviye r.a tenkit eder.şimdi acaba şii-rafizi ilan edebilirmiyiz kendisini.?

mutezile ve de şia tabakat kitaplarına bakın bu alimi kendilerinden gösterirler.!!

bu hususda kendisi ile aynı görüşde çok ehli sünnet alimi vardır.ne edeceğiz şimdi.?

cessas rahimehaullah imamı azama o kadar bağlıdır ki onun içtihadlarına aykırı görüş bildiren herkese laf eder.imam şafii imam malik r.a gibi zatlara bile..!!

aynı durum diğer 3 hak mezheb içinde geçerlidir.cessas kategorisine sokacağız çok alim bulmak mümkün.

o zaman ne edeceğiz.?

sorarım cessas sahip olduğu bu görüşlerden dolayı kafirmidir.? hangi baba yiğit bunu iddia ediyor..varsa iddia eden delidir..!!

haa bizler bu işlere dalmayacağız kardeşlerim.ihtilafları onlara bırakacağız.

ahmet vanlı hocam imam maturidi r.a nın tefsirini çıkarmakda elhamdulillah.ilmi kontroluda bekir topaloğlu hoca yapmakda.orda mukaddimede cessas mutezile idi demekde.ismail cerrahoğlu var.onunda tefsir tarihi adlı eseri var.tavsiye ederim.!!orda mevlut güngör hocadan nakille cessas mutezile değildi denmekde.bunu sorduğumda hocama olabilir.bakış açısı farklıdır dedi.ne kadar güzel cevab..!!

işde..!!bu işler cumburlop ayet ve hadis yazmak ile olmuyor.hadi o zaman namaz kılmayanları toptan kafir niye ilan etmiyoruz imam ahmed bin hanbele uyarak ha...??

o zaman dışarda çok kafir adam var kendisi müslüman sayan.?? biz peki ahmed bin hanbel r.a tenkit edebilirmiyiz ..hayır..!!!o müçtehid..!!!

bu işler ayağa düşmüş ne yazık ki..bir şeyler bildiğini göstermek isteyenler ya da kendini öyle sananlar ile dolmuş forumlar..hakketen bir şeyler bilenlerde arada kaynıyor ne yazık ki..!!


ben reelde bu işleri nasıl yapıyorum bilirmisiniz.bakarım atıp tutan kesen varsa.

gel bakim ..oku bana subhaneke yi.

biz medresede subhanake yi doğru okuyamayanı kuran' a geçirmiyoruz malesef..

yaşlılardan kayırdıklarımız müstesna..!!!

fi emanillah..!!!

Murat Yazıcı
12.05.2007, 10:42
dedim hocam kuran mahlukdur diyen kafirmdir.? dedi hayır ama bidat ehlidir dedi.


Kitaplarda ne yazıyor?

ATTAR
12.05.2007, 10:57
Kitaplarda ne yazıyor?


ebubekir sifil hocadan yeri geldikçe alıntı yapan siz kardeşime yine ondan yapacağpınzı alıntılar sorunuza kendiniz cevab verme durumundasınız diyorum.

muhterem kardeşim benim.

ama şunu nakil edeyim ki imam subki rahimehullah cemul cevaminde biz Allahın bazı sıfatlarını ,cenabı hakkın görülmesini ve de Allahın kullarının fiiilerini yaratması hususlarını red etmesini inkar edenler bidatları sebebi ile tekfir etmeyiz velhasıl bazıları tekfir etdi isede..!! demekdedir.ismail çetin hocadan da uzunca nakil yapmış idik.yukardada resim oalrak mevcutdur tıklayalım bir zahmet.

antioxidan
12.05.2007, 11:04
söz dönüp dolaşıp tekfire geliyor.

tekfir hususunda bu acelecilik müslümanların birbirleri hakkında nefretine vesile olması hasebiyle -ki bazılarınca tekfire muhatabın canını malını ırzını caiz görme derecesinde- kanaatimce muhyiddin arabi'nin kitablarını okumaktan daha tehlikeli bir mevzudur.

bu işler görüyorsunuz işte tarhana çorbasına benzemiyor. karıştırtıkça kıvam bulunmuyor, kıvamı bozuluyor!

Murat Yazıcı
12.05.2007, 11:07
ebubekir sifil hocadan yeri geldikçe alıntı yapan siz kardeşime yine ondan yapacağpınzı alıntılar sorunuza kendiniz cevab verme durumundasınız diyorum.


Doğru, Ebubekir Sifil Hoca yazılarından çok istifade ettiğim bir yazardır. Mesela, bir seri yazısını biraz evvel ekledim:

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=26137 (http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=26137)

Benim sormak istediğim şuydu: Okuduğunuz, yani size okutulan kitaplarda "Kur'an mahlukdur" diyenin hükmü hakkında bilgi var mı?

Diğer meseleleri değil, özellikle bu meseleyi merak ettim. Merak ettiğim için soruyorum, herhangi bir iddiada bulunmak maksadıyla değil.

ATTAR
12.05.2007, 11:14
değerli kardeşim.bizim okuduğumuz kitaplarda tekfir edilmiyor ama okuduğumuz kitaplarda tekfir edenlerinde olduğu söylenmekde.hatda tekfir edenlerin bu hususda aşırıya gitdiği belirtilmekde.Allah'u alem.bizim tercihimiz tekfir hususunda acele etmemek ihtiyatlı davranmak zerre şüphe olsa tekfirden kaçınmak.

inşallah 'u rahman pazartesiye ruhul furkan tefsirindende nakillerde bulunacağım.zira aynı şekilde tekfir hususunda aceleye gidilmemesi hususunda nakillerde bulunacağım tefsirden.

evet bidat fırkalarını tanımak bilmekde lazımdır.onların zararlı fkirlerinden arslandan kaçar gibi kaçmak lazımdır.ahiret saadeti ehli sünnet vel cemaatdır.

Murat Yazıcı
12.05.2007, 11:22
Kur'an-ı kerime mahluk diyenin hükmü için, biraz evvel kendi kütüphanemden iki kitaba baktım. Bulduğum bilgileri buraya yazmayacağım, sadece araştıranlar için kitapların isimlerini vereyim:

İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.3, m.89.
Hakim Semerkandi, Sevad-ı A'zam, 12. mesele.

Bu ikinci kaynakta konuyla alakalı hadis-i şerifler de mevcut.

ATTAR
12.05.2007, 12:10
Kur'an-ı kerime mahluk diyenin hükmü için, biraz evvel kendi kütüphanemden iki kitaba baktım. Bulduğum bilgileri buraya yazmayacağım, sadece araştıranlar için kitapların isimlerini vereyim:

İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.3, m.89.
Hakim Semerkandi, Sevad-ı A'zam, 12. mesele.

Bu ikinci kaynakta konuyla alakalı hadis-i şerifler de mevcut.

bismillahi teala.

şimdi bu hususu ahmed vanlı hocama sordum ismailağa kuran kursundan.

kendisi imamı maturidi hazretlerinin tefsirini yayınlamakdadır.

dedi ki hocam bana.

evladım ehli sünnet alimleri buyurdular ki ehlı kıble küfre nisbet edilmez kesin islam dairesinden çıkartılamaz.!! tercumelerde kesin hata vardır dedi.

izim dedi kaynak eserlerimiz şerhu'l akaid şerhu'l mevakıf gibi eserlerdir dedi.ben imam subkiden söyleyince nakil doğrudur dedi.tevil kapısı açıkdır dedi.tevile edilebilen ibareler var dedi bu meselede.mutezilenin ekserisi bu tartışmalar kızışınca asabiyetde bu lafzi kullandılar dedi.bunların teviller var ve de kesinlike küfre nispet etmek hatadır dedi.imam semerkandinin lafzınında tevili vardır.tercumede hata vardır dedi.kafir diyenler hata etdiler.

imam azam ile ebu yusuf r.a dayandıranlar ise bu hususda detaya niye inmezler dedi.?

arzu eden olursa telini vereyim konuşabilirler.

ilmin gözünü seveyim.elhamdulillah.

ATTAR
12.05.2007, 12:17
Kur'an-ı kerime mahluk diyenin hükmü için, biraz evvel kendi kütüphanemden iki kitaba baktım. Bulduğum bilgileri buraya yazmayacağım, sadece araştıranlar için kitapların isimlerini vereyim:

İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.3, m.89.
Hakim Semerkandi, Sevad-ı A'zam, 12. mesele.

Bu ikinci kaynakta konuyla alakalı hadis-i şerifler de mevcut.

bismillahi teala.

şimdi bu hususu ahmed vanlı hocama sordum ismailağa kuran kursundan.

kendisi imamı maturidi hazretlerinin tefsirini yayınlamakdadır.

dedi ki hocam bana.

evladım ehli sünnet alimleri buyurdular ki ehlı kıble küfre nisbet edilmez kesin islam dairesinden çıkartılamaz.!! tercumelerde kesin hata vardır dedi.

izim dedi kaynak eserlerimiz şerhu'l akaid şerhu'l mevakıf gibi eserlerdir dedi.ben imam subkiden söyleyince nakil doğrudur dedi.tevil kapısı açıkdır dedi.tevile edilebilen ibareler var dedi bu meselede.mutezilenin ekserisi bu tartışmalar kızışınca asabiyetde bu lafzi kullandılar dedi.bunların teviller var ve de kesinlike küfre nispet etmek hatadır dedi.imam semerkandinin lafzınında tevili vardır.tercumede hata vardır dedi.kafir diyenler hata etdiler.

imam azam ile ebu yusuf r.a dayandıranlar ise bu hususda detaya niye inmezler dedi.?

arzu eden olursa telini vereyim konuşabilirler.

ilmin gözünü seveyim.elhamdulillah.

ATTAR
12.05.2007, 12:24
bismillahi teala

benim sizlere tavsiyem bu meselelere hiç girmeyin.toptan kafir ilan etdiğiniz fırkalar arasında bi tane bile müslüman var ise kafir olursunuz.

aklınızı başınıza alın.

ilim ucuz değildir.

yapmayın etmeyin.

kendinizi harcarsınız.ahiretde zelil ve de rezil duruma düşersiniz.

zerre şüphe olsa bir kişyi kafir ilan etmek büyük hatadır vebaldir.

site yönetimine tavsiyem bu konu kapansın.

yoksa açık söylüyorum ruh halimi olgun dan asabiyete çevirecem yoksa ister istemez

selam ve dua ile.

ATTAR
12.05.2007, 12:26
http://www.hicretonline.com/Elfaz-i%20Kufur/Elfaz-i%20Kufur.htm

ahmed ziyaeddin rahimehullah'tan yazılanlar yukarda attar.

bizim yazdıklarımız ise nette yok, eserleri bulabileceğini umuyorum. yazmayacağım. araştır kardeşim :)

tabakatu ibn-i subki c.1 s.45 , el farku beyn-el firak s.24-124 arası seçmeler. irşad-us-sari c.10 s.80-90 arası seçmeler. feth ul bari c.12 s.150 ve devamı, şerh-ul mevakıf s.661-622, el milelu vennihal c.1 s.157 ve devamı, makalat-ul islamiyyin c.1 s.141, el fisalu beyn el mileli velehvali vennihal c.5 son kısımdan, en nihaye c.2 s.268, teysir ul vusul c.2, s.52, c.4 s.38, feyz ul kadir c.4 s.127 umdet ul kari c.11 s.241, mucem ul mufehrest li elfaz il hadis c.6 s.203-204, tarih ul hulefa s.174, feyz ul bari c.4 s.473, şezerat c.1 s.44-50

buraları okursan meselenin öyle kestirip atılacak bir mesele olmadığını göreceksin. ilim de budur zaten, tahkik!

sevgilerimle


işde kaynak eserler bunlar..!!!

Murat Yazıcı
12.05.2007, 12:32
imam semerkandinin lafzınında tevili vardır.tercumede hata vardır dedi.


Tamam da, belki sen hocayla telefonda konuşurken hatta parazit vardı, doğru anlamadın.

Belki hocanın sözünün te'vili vardır, belki başka türlü söylemek istemiştir.

Belki konuştuğun hocan değildi, birisi sesini taklid ederek seni kandırdı.

Belki sen bizim bildiğimiz Attar değilsin, başkasısın.

Belki sen "Attar"sın, ama yukarıdaki sözlerinin bir te'vili vardır. Belki elma derken armut kasdediyorsun.

Nasıl, ilmi bir cevap oldu mu?

:O

Kusura bakma, benim bazen böyle muziplik damarım kabarır.

İşin daha ciddi yönü: bahsettiğim iki kaynaktaki yazıları aktarmadım, çünkü öyle veya böyle bir iddiada bulunmak niyetinde değilim. Ama, iddialı olan kişinin kaynak göstererek bizi bilgilendirmesi lazımdır. Alimler arasında ihtilaf varsa, bunun da adı konur ve hiçbir alime dil uzatmayız. Mesela, namazın terki konusunda ihtilaf vardır ve bunu hepimiz biliyoruz.

Ancak, "herhalde tercüme hatası vardır" gibi tahmini izahatlar beni tatmin etmez. Sevad-ı A'zam kitabındaki yazı gayet detaylı ve uzun; tercüme hatası olabilecek bir tarafı yok.

Amma, buna rağmen, tercüme hatası olduğunu veya başka bir te'vilinin mevcudiyetini gösterecek olan varsa, kendisine ancak müteşekkir oluruz. Doğruyu gösterene asla ve kat'a itiraz etmeyiz.

antioxidan
12.05.2007, 12:34
kaynaklardan kur'an mahluk mu meselesini hatırlatın yazacağım ama sonra... şimdi başka işlerim var

ATTAR
12.05.2007, 12:38
murat kardeş telefon veriyim abi..:)

hocamız sana müziplik yapsın muhaha ahaha

herhalde demedim.vardır dedim..!!

ATTAR
12.05.2007, 12:39
kaynaklardan kur'an mahluk mu meselesini hatırlatın yazacağım ama sonra... şimdi başka işlerim var

birde tevilsen bahsedersen muhterem iyi olur.

Minhac_
12.05.2007, 12:45
başka bir te'vilinin mevcudiyetini gösterecek olan varsa


Murat abi,

sizin bahsettiginiz mesele hakkinda degil, ama Allah'in kelami hakkinda iki türlü kullanis vardir. Sunlari sizin icin ekliyorum:


KELAM SıFATı

Kelam, ALLAH Teala'nın Ezeli ve Ebedi bir sıfatı olup ALLAH bu sıfatla konuşmakta, mahlukatına emirler vermekte yasaklar koymakta, vaad ve tehditlerde bulunmaktadır. Ancak O'nun konuşması mahlukatın ki gibi hava akımı veya uzuvların birbirlerine sürtünmesiyle meydana gelen bir sesle olmadığı gibi dudaklarını kapatıp açmak veya dili hareket ettirmek suretiyle çıkarılan harfler vasıtasıyla da değildir(*). Yani, ALLAH'ın konuşması mahlukata benzemez.

Biz Musa Aleyhisselam'ın ALLAH Teala'nın Kelam'ını harfsiz ve sessiz olarak duyduğuna inanmaktayız. Nitekim Mü'minler de ALLAH Teala'nın zat'ı Uluhiyyetini Ahirette görecekler; fakat bir cevher veya araz olarak değil.. Üstelik akıl harf ve sesin dışındaki şeylerin duyulabileceğini kabul eder.
ALLAH Teala'nın zat'ı Ahadiyyetine ait Kelam'ı, bizlerin ki gibi harflerin peşpeşe sıralanmasından meydana gelmez. Bizler ALLAH'ın Kelam’ını harf ve sesle okuduğumuzdan bizim bu okuyuşumuz Ezeli olmaz.

Kur'an kelimesinden iki mana anlaşılır. Bunlardan biri ALLAH tarafından indirilen sözlerdir, diğeri ise Ezeli olan zat'ı İlahiyyenin Kelamı'dır ki, bunun ne harfle ilgisi vardır, ne sesle, ne arapçayla ve ne de diğer dillerle ilişkisi vardır.

Netice olarak " ALLAH'ın Kelam'ı " ifadesiyle eğer ALLAH tarafından indirilen sözler kas d olunuyarsa bu hadis'tir. ALLAH'ın yaratmasıyla meydana gelmiştir. İndirilen bu sözlerin bir kısmı Arapça, bir kısmı İbranice ve bir kısmı Süryanice olup Arapça olanına Kur'an, İbranice olanına Tevrat, Süryanice olanına ise İncil denilmiştir. Her ne kadar Davud Aleyhisselam'a indirilene Kur'an denildiği hakkında Hadis varsa da (isimlendirme genelde böyledir). Ancak ALLAH tarafından indirilen bu sözler ne bir Melek tarafından tasnif olmuştur ve ne de insanoğlu tarafından!. Bu sözler zat'ı Uluhiyyetin Kelamından ibaret olup bu İlahi Sıfatın Arapçayla, İbranice ve Süryanice ile tavsifi doğru olmaz. Hepsine
" ALLAH'ın Kelam'ı " denir.

Yani ALLAH'ın zatıyla kaim olan sıfata da, ALLAH tarafından indirilen ve O'nun Kelamında ibaret bulunan sözlere de, "ALLAH'ın Kelam'ı" denir. Bu her iki isimlendirme de hakiki manadır. Çünkü hakikat ya Luğavi, ya Şer'i, yahut da Örfi olur.

Sözümüzü bir örnekle açıklamak gerekirse şöyle söyleyebiliriz; Mesela,
" ALLAH" Lafza-İ Celali söylendiğinde, Ezeli ve Ebedi olan ALLAH Teala anlaşılır. ALLAH'a ibadet ederiz dediğimizde kasdolunan bu Zat'ı İlahi'dir. Lafza-İ Celali yazıp da bu nedir diye sorulduğunda ALLAH'tır denilir ki kasd olunan şey Lafza-İ Celali oluşturan bu harfler, kendisine ibadet ettiğimiz ALLAH'tır, demek olmayıp bu kelime O Ezeli ve Ebedi olan Zat'ı Uluhiyyete işaret ediyor demektir.

-------------------------------------------------

Benzer bir aciklama daha:

"Allâh’ın Kelâmı, diğer sıfatları gibi kadimdir; çünkü O Subhanehu, tüm yaratıklara zatta, sıfatlarda ve fiillerde benzemeyendir. Zalimlerin dediklerinden de büyük bir ulviyetle yücedir."

Açıklama:

Allâh’ın Kelâmı da, diğer sıfatları gibi kadimdir(...) " bunun manası ise Allâh’ın zatının sıfatı olan kelâmı kadimdir, ezelidir, başlangıcı yoktur. Böyle olan da, harf, ses ve lisan ile olmaz; başlamaz ve bitmez. O hâlde Kur’an, Tevrat, İncil, Zebur ve Allâh’ın diğer kitaplarından, Allâh’ın zatının kelâmı kastedilirse, o zaman o, ezelidir, ne harfledir ne de sesledir.

Ancak bunlardan, bazısının Arapça, bazısının İbranice, bazısının da Süryanice dilinde olan indirilmiş lâfız kastedilirse, o zaman o, hadistir, Allâh’ın mahlûkudur; fakat bir meleğin ya da bir insanın telifi değildir. O hâlde bunlar, Arapça, Süryanice ve İbranice olmakla vasıflanmayan Allâh’ın zatının kelâmına delalet ederler. Bunların ikisine de Allâh’ın Kelâmı denir.

Yani, hem Allâh’ın zatıyla kaim, yani kendisi hakkında sabit olan kelâm sıfatına hem de ona delalet eden indirilmiş lâfza Allâh’ın Kelâmı denir. Böylece Kur’an hakkkında iki türlü kullanılışın olduğu belli olur.

"(...) O Subhanehu, tüm yaratıklara zatta (...) benzemeyendir." Yani O’nun zatı yaratıkların zatına, yani hakikati yaratıkların hakikatine benzemez

"(...) O Subhanehu, tüm yaratıklara (...) sıfatlarda (...) benzemeyendir." Yani O’nun sıfatı, yaratıkların sıfatlarına benzemez.

"(...) O Subhanehu, tüm yaratıklara(...) fiillerde benzemeyendir." Yani O’nun fiili, yaratıkların fiiline benzemez. Allâhu Teâlâ’nın fiili başlangıçsız ve sonsuzdur; meful ise hadistir. Allâhu Teâlâ, fiili, bir şeye dokunmadan, ezeli kudreti ve ezeli tekviniyle yapar.

Var olmasını dilediği şeyi de yorulmadan, zorluk çekmeden ve dilediği vakitten geçikme olmadan vücuda getirir.

"O Subhanehu (...) zalimlerin dediklerinden de büyük bir ulviyetle yücedir." sözünün manasına gelince, yani Allâhu Teâlâ zalimlerin, yani kâfirlerin dediklerinden münezzehtir.

-----------------------------------------

İbni Muallim el-Kuraşî’nin “Necmu’l-muhtedî”(1) kitabının 551. sayfasında şöyle geçmektedir: “

Kur’anın (2) mahluk (yaratık) olduğunu,

Allâh’ın yoklukta olanları var oluşlarından önce bilmediğini söyleyenler

ve Kader’e iman etmeyenler gibi ehl-i kıbleden olup (kendilerini müslüman görenlerden olup) da tekfir ettiklerimiz icma ile küfrüne hükmedilmiş kimselerdir.

Aynı şekilde Allâh’ın arşın üzerinde oturduğuna inanan da küfre girmiş birisidir.

Nitekim bunu Kadı Hüseyin imam Şafiînin sözü olarak bildirmiştir”

.................................................. ...........
(1) Bu el yazması olan kitap; Fransa’daki Paris şehrinin Milli Kütüphanesinde bulunmaktadır.
(2) Kur’an iki anlamda kullanılır, bir anlamı vahiy yoluyla indirilen lafızdır, diğer anlamı ise Allâh’ın Zatının kelamıdır ki bu harf ve ses ile değildir yaratık da değildir. İşte burada bu ikinci anlam kastedilmektedir.

Kadı Hüseyin İmam Şafiînin ashabının en büyüklerinden birisiydi. İmam Abdu’l-Kerim Er-Rafiî onun hakkında şöyle demiştir: “Ona ümmetin habri (âlimi) lakabını verirlerdi.

Aşağadaki verilen adreste İbni Muallim el-Kuraşî’nin “Necmu’l-muhtedî ve recmu'l-mu'tedî” kitabının ilgili sayfalarını görebilirsiniz.

Link: http://www.ahlussunah.org/docs/Libra...llem_index.htm

İbni Muallim el-Kuraşî'nin hal tercemesi hakkında

Hadis hafızı ibni Hacer el-Askalânî “Edduraru’l-kâmine fî e’yân el-mi’etus-samine” isimli kitabının 4. cildinin 197. sayfasında İbni Muallim el-Kuraşî’nin hal tercümesini yaparak şöyle demiştir: “Muhammed b. Muhammed b. Osman b. Ömer b. Abdu’l-Hâlik b. Hasan el-Kuraşî el-Mısrî Fahruddîn b. Muhyiddîn ibni Muallim el-Kuraşî olarak tanınmaktadır. O, h. 660 senesinde doğmuş, ibni Allâk, ibnu Ennahhâs ve daha başkalarından ilim almış ve anlatmıştır. Halilullâh’ın (İbrahîm aleyhisselâm’ın) beldesinde ve Ezriatta kadılığı üstlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca kitapları ve manzumesi olan cömert birisiydi ve 725 senesinde cumade’l ahira ayında Dimeşkte ölmüştür.

Minhac_
12.05.2007, 13:08
Allahin sifatlarina (örnegin kelam sifati gibi) yaratiktir denmemesi icin su kelami da yazmayi uygun buluyorum:

İmam Ebu Hanife şöyle buyuruyor:



فَصِفَاتُهُ غَيْرُ مَخْلُوقَةٍ وَلا مُحْدَثَةٍ، وَالتَّغَيُّرُ وَالاِخْتِلافُ فِي الأَحْوَالِ يَحْدُثُ فِي الْمُخْلُوقِينَ، وَمَنْ قَالَ إِنَّـهَا مُحْدَثَةٌ أَوْ مَخْلُوقَةٌ أَوْ تَوَقَّفَ فِيهَا أَوْ شَكَّ فِيهَا فَهُوَ كَافِرٌ

O halde O'nun sifatlari mahluk ve hadis degildir.Hallerdeki degisiklik ve farklilik mahlukatta meydana gelir.ve kim onlarin hadis ve mahluk oldugunu söylerse, bunda duraklarsa veya bundan süphe ederse kafir olur.

antioxidan
12.05.2007, 15:06
kaynaklardan kur'an mahluk mu meselesini hatırlatın yazacağım ama sonra... şimdi başka işlerim var

yazdım:

azıcık ilme aşinalığı olan görecek ki mesele öyle ham yaptım hum yedim meselesi değil...

ah ilim ah....

http://www.ihvan-forum.com/showthread.php?t=26171

DarulErkam
12.05.2007, 15:37
Kur'an-ı kerime mahluk diyenin hükmü için, biraz evvel kendi kütüphanemden iki kitaba baktım. Bulduğum bilgileri buraya yazmayacağım, sadece araştıranlar için kitapların isimlerini vereyim:

İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.3, m.89.
Hakim Semerkandi, Sevad-ı A'zam, 12. mesele.

Bu ikinci kaynakta konuyla alakalı hadis-i şerifler de mevcut.

Peki bu iki kaynakta konuya dair sonuç nedir ? Bu iki kaynağı ele alıp, şerh eden kurul "Darul Hikme" derneğidir. Talha Hakan ALP hocam "Sevadü'l-A'zam"a şerh ve tercüme ettiler (Yasin Kitabevinden çıkanlar). Açıklama kısmı kendilerine aittir ve şuanda eserler orijinal dilleriyle ve tercüme halleriyle elimizde mevcuttur.

Mu'tezile'yi "Kulların hasen ve kabih fiillerinde" ALLAH'ın bir iradesinin bulunmaması sebebi;ALLAH'ın "Adl" sıfatına uygun olmadığı içindir. Bu noktadan hareket eden Mu'tezile, akli yaklaşarak netice itibariyle bu görüşte kail olmuşlardır. Ebu Ali El Cübbai "Adl" in hasen olan her çeşit fiili kapsadığını söylerken Kadi Abdulcebbar bu tanımın eksin olduğunu kaydeder ve "ALLAH'ın bütün fiillerini güzel oluşu, zulüm ve çirkin fiilleri asla yapmaması" şeklinde tanımlar. Dolayısıyla beşerin işlediği kabih fiillerin ALLAH tarafından yaratılması caiz değildir. ALLAH insana eylem gerçekleştirme gücünü önceden vermiş olup kişi hürriyetini kullanarak istediğini yapar. Esasen irade hürriyeti bulunmayan bir insanın ALLAH tarafından sorumlu tutulması O'nun adalet ve hikmetiyle bağdaşmaz.

Mu'tezile'nin bu konudaki görüşü budur ve ALLAH'ın adalet sıfatını korumak adına yapılmış bir yorumdur.

Esas konumuza dönmemiz gerekirse daha demin bir soru yöneltmiştik, bu sorunun cevabını "Minhac_", "Murat Yazıcı" kardeşlerimizden istirham ediyorum. Diğer kardeşlerimiz de cevaplayabilirler. Sorumuzu aşağıya alıntıladık..

İrade ve ihtiyar. irade-i cüz'iye, İrade-i külliye...

İki kelam mezhebde "insanın kâsib", ALLAH'ın yaratıcı olduğu görüşünde ittifak etmektedirler

Eş'ariler "cüz'i iradenin" yani "kesb"in yaratılmış olduğunu vurgularlar. Mâturidiler onun yaratılmış olduğunu kabul etmezler. Eğer Cüz'i iradenin yaratılmış olduğu kabul edilirse, o zaman insan kendi kudretini sarf etme suretiyle bir mecburiyete doğru itilerek, sonuç cebre varmaz mı ?

Varmaz denirse, bu halde "cüz'i irade" ALLAH tarafından yaratılmayıp sırf insanın kendi fiiliyle yaratılmış olmaz mı ? İşte bu noktada insanın fiilinin yaratıcısı olması gerekmez mi ?


Albay_Hasan hocamızın sormuş olduğu sorulara da inşaallah vaktimiz oldukça,bilgimiz yettikçe cevap vermeye çalışacağız. Lakin, kelam sahasında "avam (benim)" tarafımdan yapılacak her türlü tartışma, zemin çok kaygan olduğu için, islam dairesinin sınırlarını zorlamaktır. Fıkıh konusunda yapacağınız bir tartışma sizi İslam dairesinden çıkarmaya bilir ama itikada dair yapılacak bir tartışma sonuçları nereye dayanır bilmiyorum..

Değineceğimiz diğer bir nokta ise; Matematik,Kimya vb. sahalarında yani mütehassıs olmadığımız sahalarda, kendimizi söz sahibi görmez iken, her türlü yanlış bilginin,sonucun doğabileceği,ahirete tealluk eden ve başlı başına bir "İlim" olan "Ulumu'l İslam" konusunda söz sahipliğimiz, kesin hüküm vermemizin cesareti nereye dayanıyor ? Eğer ki bu konuda kendini ehil gören ve kariyer yapmış kardeşlerimiz/hocalarımız mevcut ise lütfen kariyerlerini bizlere özel mesaj yoluyla veyahut buradan açıklasınlar..Ona göre muhatabımızı tanıyalım, yüzyüze veyahut buradan orijinal kaynaklardan müteala edelim konuları..

Konu dışı bir konu ; Te'vilatü Ehl-i's-Sünne (Te'vilatü'l-Kur'an) tefsirinin mizanpajını yapan ve ismail ağada görevli olan Ali HAYDAR kardeşimizle yaptığımız görüşmemizde, Kitapta bazı sorunların (tercüme ve açıklamalarda) olduğunu ve bu konuda Bekir Topaloğlu'nu uyardıklarını lakin aynı hatalar ile neşredildiğini belirttiler. Kimbilir belki yeni baskılarda düzeltirler...Kadının aklı ve dini yarım rivayetine dair açıklamasına bakabilirsiniz, elinizde mevcut ise...

Selam ve dua ile..

ATTAR
12.05.2007, 15:59
Konu dışı bir konu ; Te'vilatü Ehl-i's-Sünne (Te'vilatü'l-Kur'an) tefsirinin mizanpajını yapan ve ismail ağada görevli olan Ali HAYDAR kardeşimizle yaptığımız görüşmemizde, Kitapta bazı sorunların (tercüme ve açıklamalarda) olduğunu ve bu konuda Bekir Topaloğlu'nu uyardıklarını lakin aynı hatalar ile neşredildiğini belirttiler. Kimbilir belki yeni baskılarda düzeltirler...Kadının aklı ve dini yarım rivayetine dair açıklamasına bakabilirsiniz, elinizde mevcut ise...

Selam ve dua ile..

eser fakirde mevcutdur bakacağım.

şevahidül azamı ali rıza kaşeli de tercume eylemiş.ahmet vanlı hocamıza sorduğumuzda hata vardır dediler.

antioxidan
12.05.2007, 16:10
Sorumuzu aşağıya alıntıladık..

Alıntı:
İrade ve ihtiyar. irade-i cüz'iye, İrade-i külliye...

İki kelam mezhebde "insanın kâsib", ALLAH'ın yaratıcı olduğu görüşünde ittifak etmektedirler

Eş'ariler "cüz'i iradenin" yani "kesb"in yaratılmış olduğunu vurgularlar. Mâturidiler onun yaratılmış olduğunu kabul etmezler. Eğer Cüz'i iradenin yaratılmış olduğu kabul edilirse, o zaman insan kendi kudretini sarf etme suretiyle bir mecburiyete doğru itilerek, sonuç cebre varmaz mı ?

Varmaz denirse, bu halde "cüz'i irade" ALLAH tarafından yaratılmayıp sırf insanın kendi fiiliyle yaratılmış olmaz mı ? İşte bu noktada insanın fiilinin yaratıcısı olması gerekmez mi ?

..

soru, üstaz'ın ehli sünnetin nazarı itikadın ölçüsüdür adlı eserinde irdelenmiş; ama yazmak zor geliyor bana :) siz de varsa yeni baskı 428 ve devamı üstad.

sevgilerimle

ATTAR
12.05.2007, 16:15
İrade ve ihtiyar. irade-i cüz'iye, İrade-i külliye...

İki kelam mezhebde "insanın kâsib", ALLAH'ın yaratıcı olduğu görüşünde ittifak etmektedirler

Eş'ariler "cüz'i iradenin" yani "kesb"in yaratılmış olduğunu vurgularlar. Mâturidiler onun yaratılmış olduğunu kabul etmezler. Eğer Cüz'i iradenin yaratılmış olduğu kabul edilirse, o zaman insan kendi kudretini sarf etme suretiyle bir mecburiyete doğru itilerek, sonuç cebre varmaz mı ?

Varmaz denirse, bu halde "cüz'i irade" ALLAH tarafından yaratılmayıp sırf insanın kendi fiiliyle yaratılmış olmaz mı ? İşte bu noktada insanın fiilinin yaratıcısı olması gerekmez mi ?

fark hocam her iki kelami ekolun kesbe yüklediği mana farkından ileri gelmekde.

antioxidan
12.05.2007, 16:19
darulerkam'ın buradan geleceği bir yer var asıl attar; ama önce bir yokluyor :) muhatabları ilimde ne? ne kıvamda...

ATTAR
12.05.2007, 16:37
darulerkam'ın buradan geleceği bir yer var asıl attar; ama önce bir yokluyor :) muhatabları ilimde ne? ne kıvamda...


:O

soru zaten bir