bangir
03.04.2007, 12:42
TAKKE
Üsve-i hasene (en mükemmel ahlak)
Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- umumiyetle başına, “kalansuve” adı verilen bir külâh üzerine sarığını sarar ve ucunu da iki omuzu arasına sarkıtırdı. (Tirmizî, Libâs, 12) Allâh Resûlü, sarığı dâimî olarak kullanır ve bunu meleklerin de kullandığını belirtirdi. Efendimiz Miraç'ta meleklerin çoğunu sarıklı şekilde görmüştür. (Heysemî, V, 120) 1
Fahr-i Kâinât Efendimiz çoğunlukla beyaz renkli sarık kullanırdı. Zâten o, ümmetine bilhassa beyaz renkli giysileri tavsiye etmekteydi. (Tirmizî, Edeb, 46) Mekke'nin fethi sırasında ve fetihten sonra yaptığı bir konuşmada ise başında siyah renkli bir sarık bulunduğu rivâyet edilmektedir. (Müslim, Hac, 451) Ayrıca, Resûlullâh'ın sarığını bazen za'feranla (sarı, safran rengine) boyadığı da olurdu. (İbn-i Sa'd, I, 452; İbn-i Ebî Şeybe, V, 160)
Hadislerden anlaşıldığı gibi Efendimiz sarık kullanmada bile sâdeliğe riâyet etmektedir.
İSLAM ANSİKLOPEDİSİ
Dipnotlar:
1.Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in dâimâ başı örtülü bulunduğu ve namazlarını böyle kıldığı bilinmektedir. Bu sebeple fakihlerimiz namazda tembellik veya önem vermeme sebebiyle başı açık bulundurmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zîrâ bu Peygamber Efendimiz'in tatbik ettiği fiilî bir sünnetidir. Âyet-i kerimede mescidlere giderken giyilmesi emredilen zinete, erkeklerin başlarını örtmesi de dâhildir. Bu bakımdan namazda takke giyilmesi bütün mezheblere göre müstehap kabul edilmiştir. Dolayısıyla namazda başı, secdeye engel olmayacak şekilde takke ve benzeri uygun bir örtü ile örtmek daha faziletlidir. Hatta secdede iken baştan düşen takkenin fazla hareket yapmadan tekrar giyilmesi bile tavsiye edilmiştir. Ancak bir özür sebebiyle veya alçak gönüllülük ve huşû maksadıyla baş açık kılınabileceği de söylenmiştir. (Kevserî, s. 258-259; Hamdi Döndüren, s. 270-271)
TAKKE
Yarım küre biçiminde ince, hafif, siperliksiz başlık.
Takke kelimesi Arapçadır. Aslı "takiyye"dir. Takiyye'nin kök harfleri "v-k-y"dir. O da korumak, düzene koymak demektir. Takke, başı terden koruduğu için, bu isimle isimlendirilmiştir .
Namaz için kullanılan takkeye namaz takkesi dendiği gibi, yatarken kullanılan takkeye de, yatak takkesi ya da şeb takkesi denir. Eskiden külah, fes, kavuk vb. başlıkların içine, başlığın terden kirlenmesini önlemek için kullanılan takkelere de, arakçin ya da terlik denirdi.
İslâm aleminin çeşitli yerlerinde, değişik takkeler kullanılmaktadır. Genelde beyaz renk tercih edilmekle beraber, diğer renklerden de takkeler kullanıldığı olur. Ekseriyetle takkeler iplikten örme olurlar. Bununla berâber, çeşitli kumaşlardan dikilerek yapılanları da vardır. Bunun en güzel görünümü, hac mevsiminde Mekke, Medine, Arafat vb. mukaddes topraklarda meydana gelmektedir. Değişik renk ve yapıda olan takkeler, oralarda bir arada görülmektedirler.
Dinî kaynaklarda adı geçen kalensöve hem takke ve hem de fes, kalpak, külah gibi başa giyilen diğer bazı giysiler için de kullanılır.
Rukâne b. Abdi Yezid el-Haşimî'nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Müşriklerle aramızdaki fark, kalensövenin üzerine sardığımız sarıktır" (Tirmiz, Libâs, 42). İbn Kayyim'in dediğine göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) kalensövenin üzerine sarığı sarıp kullandığı gibi, sarıksız kalensöveyi ve kalensövesiz sarığı da kullanmıştır (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Beyrut, tsz., II, 108).
Bu rivâyete göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) sarık sarmaya önem vermiştir. Takkeyi de kapsamına alan kalensöveyi hem sarıklı hem de sarıksız olarak kullandığı vaki olmuştur.
Bu ve benzeri rivâyetlerin bildirdiğine göre, hem namazda hem de namazın dışında sünnet olanı, sarık sarmaktır. Yalnız takke veya benzeri şeyleri kullanma alışkanlığı, müslüman olmayan milletlerden müslümanlara geçmişse de, bugün takke bir nevi müslümanlara mal olmuştur. Yukarıda ifâde edildiği gibi hac mevsiminde, dünyanın her tarafından gelen hacıların ekseriyetinin bunu kullandıklarını görüyoruz. Önemli olanı, namazı kılmaktır. Baş kısmı, erkekler için örtülü olması gereken avret yerinin dışındadır. Nitekim, hac veya umreye gidenler, ihramda iken başlarını örtemezler, başlarının açık olması gerekir. Bunun dışında takke kullanmak insana bir huşu ve huzur veriyorsa, kullanılması, bas açık namaz kılmaktan daha iyidir. Yukarıda işâret edildiği gibi, sarık kullanmanın sünnet olduğunu unutmamak gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.v.)'in kalensöveyi kullandığı, çeşitli hadis kaynaklarında geçmektedir. Takke de bu kalensövenin kapsamına girmektedir (Bak. Buhârî, el-Amelu fi's-Sala, 1; Salat, 23; Tirmizî, Libâs, 10, 42; Fedâilu'l-Cihâd, 14; Müslim, Cenâiz 13; Ebû Davud, Salat, 102, 173; Libâs, 22, 51).
Üsve-i hasene (en mükemmel ahlak)
Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- umumiyetle başına, “kalansuve” adı verilen bir külâh üzerine sarığını sarar ve ucunu da iki omuzu arasına sarkıtırdı. (Tirmizî, Libâs, 12) Allâh Resûlü, sarığı dâimî olarak kullanır ve bunu meleklerin de kullandığını belirtirdi. Efendimiz Miraç'ta meleklerin çoğunu sarıklı şekilde görmüştür. (Heysemî, V, 120) 1
Fahr-i Kâinât Efendimiz çoğunlukla beyaz renkli sarık kullanırdı. Zâten o, ümmetine bilhassa beyaz renkli giysileri tavsiye etmekteydi. (Tirmizî, Edeb, 46) Mekke'nin fethi sırasında ve fetihten sonra yaptığı bir konuşmada ise başında siyah renkli bir sarık bulunduğu rivâyet edilmektedir. (Müslim, Hac, 451) Ayrıca, Resûlullâh'ın sarığını bazen za'feranla (sarı, safran rengine) boyadığı da olurdu. (İbn-i Sa'd, I, 452; İbn-i Ebî Şeybe, V, 160)
Hadislerden anlaşıldığı gibi Efendimiz sarık kullanmada bile sâdeliğe riâyet etmektedir.
İSLAM ANSİKLOPEDİSİ
Dipnotlar:
1.Allâh Resûlü -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in dâimâ başı örtülü bulunduğu ve namazlarını böyle kıldığı bilinmektedir. Bu sebeple fakihlerimiz namazda tembellik veya önem vermeme sebebiyle başı açık bulundurmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir. Zîrâ bu Peygamber Efendimiz'in tatbik ettiği fiilî bir sünnetidir. Âyet-i kerimede mescidlere giderken giyilmesi emredilen zinete, erkeklerin başlarını örtmesi de dâhildir. Bu bakımdan namazda takke giyilmesi bütün mezheblere göre müstehap kabul edilmiştir. Dolayısıyla namazda başı, secdeye engel olmayacak şekilde takke ve benzeri uygun bir örtü ile örtmek daha faziletlidir. Hatta secdede iken baştan düşen takkenin fazla hareket yapmadan tekrar giyilmesi bile tavsiye edilmiştir. Ancak bir özür sebebiyle veya alçak gönüllülük ve huşû maksadıyla baş açık kılınabileceği de söylenmiştir. (Kevserî, s. 258-259; Hamdi Döndüren, s. 270-271)
TAKKE
Yarım küre biçiminde ince, hafif, siperliksiz başlık.
Takke kelimesi Arapçadır. Aslı "takiyye"dir. Takiyye'nin kök harfleri "v-k-y"dir. O da korumak, düzene koymak demektir. Takke, başı terden koruduğu için, bu isimle isimlendirilmiştir .
Namaz için kullanılan takkeye namaz takkesi dendiği gibi, yatarken kullanılan takkeye de, yatak takkesi ya da şeb takkesi denir. Eskiden külah, fes, kavuk vb. başlıkların içine, başlığın terden kirlenmesini önlemek için kullanılan takkelere de, arakçin ya da terlik denirdi.
İslâm aleminin çeşitli yerlerinde, değişik takkeler kullanılmaktadır. Genelde beyaz renk tercih edilmekle beraber, diğer renklerden de takkeler kullanıldığı olur. Ekseriyetle takkeler iplikten örme olurlar. Bununla berâber, çeşitli kumaşlardan dikilerek yapılanları da vardır. Bunun en güzel görünümü, hac mevsiminde Mekke, Medine, Arafat vb. mukaddes topraklarda meydana gelmektedir. Değişik renk ve yapıda olan takkeler, oralarda bir arada görülmektedirler.
Dinî kaynaklarda adı geçen kalensöve hem takke ve hem de fes, kalpak, külah gibi başa giyilen diğer bazı giysiler için de kullanılır.
Rukâne b. Abdi Yezid el-Haşimî'nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuş:
"Müşriklerle aramızdaki fark, kalensövenin üzerine sardığımız sarıktır" (Tirmiz, Libâs, 42). İbn Kayyim'in dediğine göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) kalensövenin üzerine sarığı sarıp kullandığı gibi, sarıksız kalensöveyi ve kalensövesiz sarığı da kullanmıştır (eş-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Beyrut, tsz., II, 108).
Bu rivâyete göre, Hz. Muhammed (s.a.v.) sarık sarmaya önem vermiştir. Takkeyi de kapsamına alan kalensöveyi hem sarıklı hem de sarıksız olarak kullandığı vaki olmuştur.
Bu ve benzeri rivâyetlerin bildirdiğine göre, hem namazda hem de namazın dışında sünnet olanı, sarık sarmaktır. Yalnız takke veya benzeri şeyleri kullanma alışkanlığı, müslüman olmayan milletlerden müslümanlara geçmişse de, bugün takke bir nevi müslümanlara mal olmuştur. Yukarıda ifâde edildiği gibi hac mevsiminde, dünyanın her tarafından gelen hacıların ekseriyetinin bunu kullandıklarını görüyoruz. Önemli olanı, namazı kılmaktır. Baş kısmı, erkekler için örtülü olması gereken avret yerinin dışındadır. Nitekim, hac veya umreye gidenler, ihramda iken başlarını örtemezler, başlarının açık olması gerekir. Bunun dışında takke kullanmak insana bir huşu ve huzur veriyorsa, kullanılması, bas açık namaz kılmaktan daha iyidir. Yukarıda işâret edildiği gibi, sarık kullanmanın sünnet olduğunu unutmamak gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.v.)'in kalensöveyi kullandığı, çeşitli hadis kaynaklarında geçmektedir. Takke de bu kalensövenin kapsamına girmektedir (Bak. Buhârî, el-Amelu fi's-Sala, 1; Salat, 23; Tirmizî, Libâs, 10, 42; Fedâilu'l-Cihâd, 14; Müslim, Cenâiz 13; Ebû Davud, Salat, 102, 173; Libâs, 22, 51).