kalbin zümrüt tepesi
05.04.2007, 09:50
Sekeratta namaz kılan kahraman
“Sabah saat 09.00 sularında sekerat dediğimiz ölüm moduna girdi. Şuurunu kaybetmişti. Ama dudakları, duâ eder gibi sürekli kıpırdıyor, 'Allah' diyordu. Öğle ezanı okunmadan önce, yattığı yerde abdest alır gibi yaptı. Sonra ezan okununca namaza durur gibi hareketlerde bulundu. Böylece ruhunu teslim etti.”
Bu ifadeler Üsküdar Hospital Türk başhekimi Dr. Said Çeleğen’e ait. Böylesine kutlu ve ibretlerle dolu vefatın kahramanı ise Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebelerinden Mehmet Emin Birinci. Herkesin diline ve gönlüne “Birinci” olarak yerleşen “Birinci Ağabey.”
Tıpkı 80 yıla yaklaşan ömrünü iman ve Kur'an hizmetinde geçiren Üstad Bediüzzaman gibi, o da “İman”dan sonra en büyük hakikatin “Namaz” olduğunu vücudunun bütün zerreleriyle, ruhunun bütün hisleri ve latifeleriyle hazmetmişti. Namazı meleke haline getiren bir kahramandı. Şuurunun tamamen kapalı olduğu bir anda dahi öğle ezanı okunmasından hemen önce abdest hareketleri yapacak; ezan okunur okunmaz da yine hareketleriyle namaz kıldığını dışa yansıtacak kadar bir “Namaz Kahramanı”ydı.
...
Yazının devamını şu adresten okuyabilirsiniz:
http://www.moralhaber.net/yazi_detay.php?Yazi_id=2305&yazar=117 (javascript:ol('http://www.moralhaber.net/yazi_detay.php?Yazi_id%3d2305%26amp;yazar%3d117'); )
“Sabah saat 09.00 sularında sekerat dediğimiz ölüm moduna girdi. Şuurunu kaybetmişti. Ama dudakları, duâ eder gibi sürekli kıpırdıyor, 'Allah' diyordu. Öğle ezanı okunmadan önce, yattığı yerde abdest alır gibi yaptı. Sonra ezan okununca namaza durur gibi hareketlerde bulundu. Böylece ruhunu teslim etti.”
Bu ifadeler Üsküdar Hospital Türk başhekimi Dr. Said Çeleğen’e ait. Böylesine kutlu ve ibretlerle dolu vefatın kahramanı ise Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebelerinden Mehmet Emin Birinci. Herkesin diline ve gönlüne “Birinci” olarak yerleşen “Birinci Ağabey.”
Tıpkı 80 yıla yaklaşan ömrünü iman ve Kur'an hizmetinde geçiren Üstad Bediüzzaman gibi, o da “İman”dan sonra en büyük hakikatin “Namaz” olduğunu vücudunun bütün zerreleriyle, ruhunun bütün hisleri ve latifeleriyle hazmetmişti. Namazı meleke haline getiren bir kahramandı. Şuurunun tamamen kapalı olduğu bir anda dahi öğle ezanı okunmasından hemen önce abdest hareketleri yapacak; ezan okunur okunmaz da yine hareketleriyle namaz kıldığını dışa yansıtacak kadar bir “Namaz Kahramanı”ydı.
...
Yazının devamını şu adresten okuyabilirsiniz:
http://www.moralhaber.net/yazi_detay.php?Yazi_id=2305&yazar=117 (javascript:ol('http://www.moralhaber.net/yazi_detay.php?Yazi_id%3d2305%26amp;yazar%3d117'); )