Orijinalini görmek için tıklayınız : BIRINCI ABI, VEFAT, 14:29 --- Zübeyir Abi'den 1 gun sonra (2 nisan)
Bediüzzaman'ın talebelerinden Mehmet Emin Birinci vefat etti
80 yıla yaklaşan ömrünü iman ve Kur'an hizmetinde geçiren Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Mehmet Emin Brinci, Hak'kın rahmetine kavuştu.
Alınan bilgiye göre Mehmet Emin Birinci, Üsküdardaki Hospital Türk hastanesi'nde kanser tedavisi görüyordu.
Merhum'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyoruz.
Mekanı cennet olsun...Kalanlara Allah sabır versin.....
antioxidan
05.04.2007, 11:37
inna lillahi ve inna ileyhi raciun... Allah rahmet eylesin, mekanı cennet, derecesi ali olsun. şefaat makamı nasib edilsin, ondan şefaat dileyenlere şefaatçi olsun amin.
Allah rahmet etsin. Makamı Cennet-ül Firdevs olsun.
terennum
05.04.2007, 12:51
Cenazeden fotolar
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6381.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6399.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6391.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6377.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6364.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6353.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6338-1.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p234/terennumm/IMG_6337.jpg
sedefkar
06.04.2007, 11:35
'Birinci Ağabey'in cenazesinde onbinler buluştu
Salı günü aramızdan ayrılan, Bediüzzaman Said Nursi'nin yakın talebesi ve hizmerkarı olan Mehmet Emin Birinci'nin cenazesi on binlerce kişiyi buluşturdu. Birinci hakkında sevenleri neler söyledi:
http://www.sentezhaber.com/images1/birincicenaze2.jpg
Sevenleri Birinci'yi anlattı
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin yakın talebe ve hizmetkârlarından Mehmet Emin Birinci Ağabey, önceki gün Fatih Camii’nde, on binlerce kişi tarafından kılınan cenaze namazın ardından Eyüp Sultan Mezarlığı’na, Zübeyir ve Tahirî Ağabeylerin yakınına defnedildi. on binleri buluşturan cenaze, şeb-i arus havasındaydı.
Ölümün yokluk değil kavuşma olduğuna inanan binlerce insan, onu Eyüp’teki kabrine kadar uğurladı. Bülbül-ü Kur’ânlar tarafından okunan Yasin, Tebâreke, Amme ve pekçok sûrenin tilâveti eşliğinde gerçekleşen defin işlemleri sona erdiğinde ufûle meyleden güneş, mânâ âleminde yeni bir güneşin doğuşuna şahitlik ediyordu.
Vakit akşamdı... Oldukça kalabalık bir cemaatin son vazifesini yaparak ayrıldığı esnada Eyüp Camii’nin minarelerinden yükselen akşam ezanı sesleri, âdetâ Birinci Ağabeyin, teşyîcilerine son bir ‘Namazı vaktinde kılın’ ikazı gibiydi. Eyüp Camii binlerce insanla doldu taştı. Namaz için civardaki başka camilere gitmek zorunda kalanlar oldu.
Böyle bir atmosferde uğurlandı Birinci Ağabey. Mehmet Fırıncı, onun için, takvasına vurgu yaparak “Biz onu, Tahirî Ağabeyin vekili gibi kabul ederdik” diyordu.
Ve işte Tahirî’nin vekili, tıpkı onun gibi, bir 3 Nisan günü vedâ etti bu dünyaya. O şimdi sevdikleriyle...
Şüphesiz onu pekçok insan seviyordu. Biz ancak bir kısmıyla görüşebildik tabii... Gelin onu, bir de sevdiklerinin ağzından dinleyelim:
Mustafa Sungur:
Birinci, kabre müteveccih oldu, gitti. Arkadaşları olan Ahmet Aytimur, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kutlular, vs. talebelerin hepsine ve bu zamana kadar beraber olduğu bütün arkadaşlarına başsağlığı diler, hepsinin iman-Kur’ân hizmetinde daim olmalarını temenni ederim. Bu kardeşimiz, Risâle-i Nur’da idealini buldu, elhamdülillah o şekilde bir hayat yaşadı. Dünya kirlerinden uzak olarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu inşallah. Biz hep beraber onun hizmetini devam ettireceğiz. O da kabir tarafında hizmetini devam ettirecek inşallah.
Mehmet Kutlular:
Birinci Ağabey, kendi halinde, inanmış, inandığından hayatı boyunca hiç sapmamış, kendi inancına göre taviz vermemiş ve hakikaten takvâ içerisinde yaşamış bir insandı. İnsanlarla olan münasebetinde de, hiç kavgalı, gürültülü, münakaşalı şeyleri sevmezdi Birinci Ağabey. Devamlı ibadet hassasiyeti içerisinde yaşayan birisiydi. Yani sadece farzlara değil, sünnetlere uyma hususunda da çok hassastı. Allah rahmet eylesin, Tahir Ağabey de böyleydi. Birinci Ağabey de buna dikkat ederdi.
Tabiî daha ziyade münzevî gibiydi o. Çok fazla dışarıyla ilgisi yoktu. Ama Risâlesini okur, derslere giderdi.
Üstad zamanında da İstanbul’da neşriyatla meşgul olmuştu. Ayrıca Zübeyir Ağabey, onu, Bekir Ağabeyin yanında görevlendirmişti. Çünkü Bekir Ağabey yalnız, sekreteri yok, Anadolu’ya gidiyor, bir takım şeylerin takip edilmesi lâzım tabiî. Seneler boyu, 12-13 seneden fazla o görevi de yapmıştır.
Mehmet Fırıncı:
Birinci Ağabeyle elli yedi sene beraberdik. Hep hizmette bulundu, başka hiçbir şey düşünmedi. İnsanlardan tek birşey isterdi: Devamlı namazını vaktinde kılmalarını. Biz onu Tahir Ağabeyin vekili gibi kabul ederdik. Üstadı hüve hüvesine yaşamak isterdi. Hamdolsun, Resûlullahın talebesi olarak ahirete gitti inşallah. Resûlullah ve Üstadımız onu karşılamışlardır.
İhsan Atasoy:
Son anında yanındaydım. Hastanede Dr. Said Bey, beni bir saat kala çağırmıştı. Tabiî sekerat halindeydi, nefes alış verişleri bir hayli zayıflamış vaziyette yatıyordu. Ben Yasin-i Şerif’i okudum. ondan sonra Cevşenü’l-Kebir’in sonuna geldim. Yasin’i okurken Said Bey şunu dedi: “Normalde bir saat önce, kalbi, iki kez durdu. Ve çalışması mümkün değil. Ben doktor olarak ilk defa böyle bir olaya şahit oluyorum. Kalp, tekrar başladı çalışmaya.” Sonra “Namazı bekliyor” dedi Said Bey. “Ezana ne kadar var?” diye sordu çevresine. ona bakarken, bir yandan da ekrana bakıyor, kalp atışlarını takip ediyordu. Ve gerçekten de ben Cevşen’in sonuna geldiğimde, Üsküdar’dan çok güzel ezan sesleri gelmeye başladı. Camları açtırdı Said Bey. Ezan sesleri sırasında, ‘olmayacak’ şey gördük. Normalde hareketsiz yatarken, hareket başladı. Ellerini, teyemmüm eder gibi birbirine vurmaya başladı. Sonra çok zor bir şekilde yüzüne getirdi. Derken ellerini birleştirdi önünde. Sonra bir anda, son nefes bile yoktu, tam bir sükûnet ve huzur haliyle gözleri belli bir noktaya dikilmiş olarak ruhunu teslim etti. “Tamam mı?” dedim doktora. “Tamam” dedi. Ancak o zaman anlayabildik. Yani o kadar sükûnet haliyle Rabbine mülâki oldu.
Safa Mürsel:
Az konuşan, fakat çok iş yapılmasını isteyen biriydi. Namaza, ibadete, evrad ve ezkâra olan hassasiyeti, hiçbirimizle kıyaslanmayacak derecedeydi. Çok sıkıntılı günlerde, metanatiyle, teşvikleriyle, arkamızda mânen müzahir olmasıyla bizim için önemli bir güç kaynağı idi.
İsmetullah Güler:
Kendisinden çok istifade ettik. Takvasıyla, Risâle-i Nur’a olan vukufiyetiyle önde olan ve bilhassa namaza verdiği ehemmiyet ile herkese örnek bir ağabeyimizdi. İkindi namazlarında Amme Sûresinin yarısını okuduğumuzda “Niye tamamını okumuyorsunuz?” diye ikaz ederdi.
Faris Kaya:
İnanan bir insandı. Üstada, hizmete sadık bir insandı. İnandığı gibi yaşadı ve yaşadığı gibi de vefat etti. Hayatının son saniyesine kadar İman ve Kur’ân hizmetine sadakatle yaşadı.
Erdoğan Esenkal:
Ben kendisinden sadece manevî hayatımla ilgili değil, üniversite ve iş hayatımla ilgili de çok önemli tavsiyeler aldım. Daima ondan ubudiyet, takva ve hizmet noktasında fevkalâde faydalı dersler aldık. Allah ebeden razı olsun.
Mevlüt Polat:
Ağabeyler içerisinde nadire-i fıtrat olan, takvalı olarak yaşamaya gayret eden ve Nur hizmetlerini kendisine gaye-i hayat edinen bir ağabeyimizdi. Hatta Mustafa amcamız, daha ona, yedi yaşındayken yazmış olduğu bir tebriki on sekiz sene sakladıktan sonra onun cenazesinde getirip tekrar bize vermek sûretiyle ne kadar hatırşinas ve kadirşinas olduğunu da bize göstermişti.
Hamdi Sağlamer:
Çok şahane Risâle-i Nur okurdu. Ve yokluklar içerisinde, yemek yapamadıkları günlerde, teksirle Risâle-i Nur’ları basarak sıkıntılar içerisinde hizmet etti. Ömür boyu böyle geçti.
Ali Demirel:
Risâle-i Nur’a onun kadar ferâgatle hizmet eden çok az insan vardır. Bütün hayatını bu işe vakfetmişti.
Yavuz Bahadıroğlu:
Evvelâ ailemizin büyüğü idi. İkinci olarak; Bediüzzaman’a sadık, eserlerine sahip, Kur’ân yolunda Kâbeyi yüreğinde taşıyarak yürüyen bir insandı. Bir kutup yıldızı olarak algılıyorum. Namaza iptilâ derecesinde bağlı bir insandı. İnandığı gibi yaşadı. Uğradığı hiçbir zulüm ve baskından şikâyet etmeyerek yaşadı. İnancının bedelini ödedi. Birinci Ağabey için şeb-i arustur bugün. Bekir Ağabeyler, Tahiri Ağabeyler, Zübeyir Ağabeyler sanırım onu bekliyor. Peygamberi, Üstadı onu bekliyor, onu karşılayacaklar.
İslâm Yaşar:
Herkes tarafından iyi bilinen bir insandı. İyi bilinmesinin ötesinde, iyi bilinmekten ziyade iyi bilmeyi ve bildirmeyi isteyen bir insandı. Hem kendisi iyi bilindi, hem onu iyi bilenler hep iyi bilindiler, inşallah hep iyi bilinecekler. Mahşerde bu kalabalıkla yine baraber olacağız inşallah.
Ömer Tuncay:
Birinci Ağabey, meşakkat içerisinde Bekir Berk Ağabeyle mahkemeden mahkemeye dolaşan, hizmete her yönüyle sahip çıkan bir insandı. Sünnete tam mânâsıyla ittibâ ederdi. Çok müstesna bir insandı.
Zeynep Birinci:
Ağabeyim, Risâle-i Nur’u eniştemiz vasıtasıyla tanıdı. Yoksa nerede bulacaktık. Kimsede görmemişiz. Karın üzerinde namaz kılıyordu o. Bize de ders verdi. Her tarafta birinciydi.
Birinci'yi, Bizim Radyo’da konuştular
Mehmet Fırıncı ve Mehmet Kutlular, Bizim Radyo'da, hizmette senelerce birlikte oldukları merhum Mehmet Emin Birinci'yi konuştular.
İsmail TEZER
Yeni Asya
Mustafa Sungur:
Birinci, kabre müteveccih oldu, gitti. Arkadaşları olan Ahmet Aytimur, Mehmet Fırıncı, Mehmet Kutlular, vs. talebelerin hepsine ve bu zamana kadar beraber olduğu bütün arkadaşlarına başsağlığı diler, hepsinin iman-Kur’ân hizmetinde daim olmalarını temenni ederim. Bu kardeşimiz, Risâle-i Nur’da idealini buldu, elhamdülillah o şekilde bir hayat yaşadı. Dünya kirlerinden uzak olarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu inşallah. Biz hep beraber onun hizmetini devam ettireceğiz. O da kabir tarafında hizmetini devam ettirecek inşallah.
fazla o görevi de yapmıştır.
Mehmet Fırıncı:
Birinci Ağabeyle elli yedi sene beraberdik. Hep hizmette bulundu, başka hiçbir şey düşünmedi. İnsanlardan tek birşey isterdi: Devamlı namazını vaktinde kılmalarını. Biz onu Tahir Ağabeyin vekili gibi kabul ederdik. Üstadı hüve hüvesine yaşamak isterdi. Hamdolsun, Resûlullahın talebesi olarak ahirete gitti inşallah. Resûlullah ve Üstadımız onu karşılamışlardır.
İhsan Atasoy:
Son anında yanındaydım. Hastanede Dr. Said Bey, beni bir saat kala çağırmıştı. Tabiî sekerat halindeydi, nefes alış verişleri bir hayli zayıflamış vaziyette yatıyordu. Ben Yasin-i Şerif’i okudum. ondan sonra Cevşenü’l-Kebir’in sonuna geldim. Yasin’i okurken Said Bey şunu dedi: “Normalde bir saat önce, kalbi, iki kez durdu. Ve çalışması mümkün değil. Ben doktor olarak ilk defa böyle bir olaya şahit oluyorum. Kalp, tekrar başladı çalışmaya.” Sonra “Namazı bekliyor” dedi Said Bey. “Ezana ne kadar var?” diye sordu çevresine. ona bakarken, bir yandan da ekrana bakıyor, kalp atışlarını takip ediyordu. Ve gerçekten de ben Cevşen’in sonuna geldiğimde, Üsküdar’dan çok güzel ezan sesleri gelmeye başladı. Camları açtırdı Said Bey. Ezan sesleri sırasında, ‘olmayacak’ şey gördük. Normalde hareketsiz yatarken, hareket başladı. Ellerini, teyemmüm eder gibi birbirine vurmaya başladı. Sonra çok zor bir şekilde yüzüne getirdi. Derken ellerini birleştirdi önünde. Sonra bir anda, son nefes bile yoktu, tam bir sükûnet ve huzur haliyle gözleri belli bir noktaya dikilmiş olarak ruhunu teslim etti. “Tamam mı?” dedim doktora. “Tamam” dedi. Ancak o zaman anlayabildik. Yani o kadar sükûnet haliyle Rabbine mülâki oldu.
Erdoğan Esenkal:
Ben kendisinden sadece manevî hayatımla ilgili değil, üniversite ve iş hayatımla ilgili de çok önemli tavsiyeler aldım. Daima ondan ubudiyet, takva ve hizmet noktasında fevkalâde faydalı dersler aldık. Allah ebeden razı olsun.
Birinci'yi, Bizim Radyo’da konuştular
Mehmet Fırıncı ve Mehmet Kutlular, Bizim Radyo'da, hizmette senelerce birlikte oldukları merhum Mehmet Emin Birinci'yi konuştular.
İsmail TEZER
Yeni Asya
Allah razı olsun paylaşım için...Burda bu abilerimin yorumlarını görmek güzeldi...Erdoğan Esenkal eski işyerimdeki patronumdur...Yorumunu görmek beni mutlu etti....
Birinci abimizin ailesine ve yakınlarına Rabbim sabır versin...Mekanı cennet olsun....
ALLAH RAHMET EYLESİN, MEKANI CENNET OLSUN
emrahdemir
06.04.2007, 17:10
Allah rahmet eyLesin .. Mekanı Cennet oLsun ...
SeLametLe
kalbin zümrüt tepesi
06.04.2007, 17:14
rAHMAN RAHMET EYLESİN..
inna lillahi inna ileyhi raciun..
Alper...
06.04.2007, 22:53
allah rahmet eylesin
Mehmet Emin Birinci Ağabeyin ardından
2 Nisan, 3 Nisan günleri Nur Talebelerinin ahirete intikal tarihleri oldu.
2 Nisan 1971 Zübeyir Gündüzalp Ağabey, 3 Nisan 1977 Tahiri Mutlu Ağabey Hakka yürüdüler.
3 Nisan 2007’de ise Mehmet Birinci Ağabey Hakka yürüdü.
Bu bir nurânî silsilenin ıttıradına (devamlılığına) işaret eden dikkat çekici bir haldir diye düşünüyorum.
Birinci Ağabeyi, ilk olarak seksenli yılların başında tanımıştım. Daha sonra da sık sık Antalya’ya gelir, gazete temsilcisi arkadaşımızın evinde kalırdı. O mikrofonik ve net sesiyle çok güzel dersler okurdu. Onun hakkında hayalimde kalan portreler şunlar:
Çok ciddî ve vakur bir duruş.
Allah vergisi sesiyle okuduğu etkileyici ve tesirli dersler. Dâvâsından taviz vermeyen bir metanet kahramanı.
Namazı vaktinde kılmayı her şeyin önüne geçiren bir dikkat ve ihlâs abidesi.
Zamanını hiç boşa geçirmeyen, müdakkik, gayretli ve sabırlı bir hizmet eri.
Sünnete uymada azamî gayret gösteren, Resûlullaha hakikî ümmet olmaya çalışan bir fedakâr!
İki yıl önce Malatya’da iki gün beraber olmuştuk. Elazığ’a grup halinde derse ve ziyarete gittik. Hulusi Ağabeyin mezarı başında Yasin-i Şerif bana okutturmuştu. O civarda kaldığı müddet zarfında Risâle-i Nur’u okuyan ve tatbik eden haliyle çok güzel örnek olmuş ve oradaki cemaati bu yönde çok etkilemişti.
Aynı sene içerisinde İstanbul’da uzun müddet kaldığı Nurtaşı’nda, Üstad ve hizmetlerle ilgili görüntülü hatıralarını almaya gittiğimde beni çok etkileyen bir görüntü ile karşılaşmıştım. Kapı açıldıktan sonra bodrum katta olduğunu öğrendiğim merhum Birinci Ağabey, orada mutfakta yerde oturmuş bir şeyler yiyordu. Selâm verdikten sonra ne yaptığını sorunca beni donduran şu ifadeleri kullanıştı: “Sünneti tatbik ediyorum. Sirkeyle ekmek yiyorum!” Evet mutfakta yiyecek başka şeyler vardı. Ama o “sünnete” uyarak sirke ekmek yiyordu. Çok etkilenmiştim.
Daha sonra yukarı odasına çıktık ve o meşhur ciddiyeti ve samimiyetiyle Üstadı nasıl gördüğüne, hizmeti nasıl tanıdığına ait sorularıma uzun uzun cevaplar vermişti.
En son görüşmemiz ise 25-26 Kasım 2006 tarihlerinde Denizli Mevlidi esnasında olmuştu.
Muhterem Mehmet Fırıncı Ağabey ile beraber gelmişler ve o akşam oradakiler namına benim tevcih ettiğim soruları beraberce cevaplandırmışlardı.
İşte merhum Mehmet Birinci Ağabeyin o günkü anlattıklarından bazı hatıralar:
“Üstad; beni övmek, bana tokat vurmak gibidir” derdi.
“Üstad; namaz vakitlerinde, ezan vakti girmeden yarım saat önce abdest alır. Derin derin tefekküre dalardı. Bunu Sungur Ağabeyden duydum. Onun için kardeşlerim, namazları mutlaka vaktinde kılalım.”
“1952 yılında Üstad; Fırıncı Ağabeyin evinde Şeyh Sanan tepesi hadisesini anlatıyor. Ve arkasından da; ‘Sungur’u Tiflis’e göndereceğim’ diyor. Muhsin Alev Ağabey de orada. O da, ‘Keşke beni gönderse’ diye içinden geçiriyor. O sırada Üstad: ‘Yüksek sesle! Hayır seni değil Sungur’u göndereceğim!’ diyor. Hakikaten, sonra Sungur Ağabey oraya gitti ve dershane açmak ona nasip oldu.”
“Üstad zamanında biz dakikanın hesabını verirdik. ‘Eminönü’nden Beyazıt’a giderken, bu kadar dakikada ne yaptın?’ diye muaheze edilirdik.”
“Zübeyir Ağabey, Üstad’la bir geziye giderken gür çıkmış buğday başaklarını görünce ‘Bunlardan ne güzel ekmek olur!’ diye düşünüyor. O sırada Üstad: ‘Ekmek sizin olsun tefekkürü bana yeter!’ diyor.”
“1953 yılında ecnebi bir filozof, İstanbul’da verdiği bir konferansında ‘seb’a semâvât’ (yedi kat gökler) âyetini inkâr ediyor. Ziya ve Muhsin Ağabeyler de o konferansı dinlemişler. Üstad bunu duyunca: ‘Onlar niye o filozofa cevap vermediler? Risâle-i Nur’da bunlar var’ diyor. Ardından hemen bu konuyla ilgili bahsi tab edip dağıtıyor. O filozof bu dağıtılan bahisleri okuyunca hemen Türkiye’yi terk ediyor.”
“Zübeyir Ağabey, sağlığında, Papa’nın Türkiye’yi ziyaretinde İttihat gazetesinin sürmanşetine: ‘Sizinle bizim aramızda müşterek olan şey haktır’ âyetini koydurarak bir tavır alıyor”
“Eşref Edip; ‘Biz 1925 yıllarında kalemleri kırdık, kenara çekildik. Üstad ise, kalemi kırmadı. Hizmete devam etti. 1950’den sonra biz de muhafazadan çıktık’ derdi.”
Şimdi o Rahman olan Allah’ın gayb âlemlerinde, sünnetine ittiba ettiği Peygamberine, hayatını dâvâsına feda ettiği Üstadına kavuştu. Aynı safta dâvâsına devam ettiği Zübeyir, Tahirî, Bekir Ağabeylerinin kollarında, kucaklarında Eyüp Sultan’ın himmet ve şefaatiyle haşrin sabahını bekleme salonuna gitti. Ruhu şâd olsun, makamı Cennet olsun. (Âmin)
Daha uzun hatıraları ileriki zamanlara bırakarak şimdilik bu kadarla yetinelim. Nurun bu büyük ve fedakâr kahramanına Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyorum. Fatihalarımızı da eksik etmeyelim
Allah rahmet etsin. Nur içinde yatsın.
Satuk Buğra
10.04.2007, 14:57
İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun. Mevla Rahmet eyleye.
MEHMET EMİN BİRİNCİ AĞABEY
1994 İlk baharında Çağrışan köyüne Risale-i Nur sohbeti için bir iki abla ile( birisi yüksel abla Erdoğan Esenkal'ın kayınvalidesi) gitmiştik. çağrışan'a Sami Kaya abinin evine arasır a gelirdi Birinci abi. Yine orada idi . Dersi o yaptı. Dersten sonra biz e kitaplar hediye etti. Bana da Hastalar Risalesini hetdiye etti.Üzerine " hizmette devamını dilerim" yazmıştı. Bu ders benim katıldığım ilk Risale-i Nur dersi idi. Birinci Abiyi il de ilk defa o derste gördüm, tanıdım.
Oğlum Muhammed beş yaşında idi. O günlerde bizim eve Mehmet Emin Birinci Abide gelmişti.Hava sıcak olduğu için, ders terasta yapıldı. Muhammed o gece güzel bir rüya görmüştü. Rüyasında bizim eve Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hz. gelmiş. Oğlum, Muhammed önce Kuran-ı Kerimi göstererek , önce Peygambrimizin kitabını okudu. Sonra da Risale-i Nurları göstererek bu kitabı üstad okudu diye bize gösterdi.
Yine evimiz de bir günde öğleden sonra ve akşam Risale-i Nur derslerinin( kadın ve erkeklerin ayrı ayrı) yapıldığı bir günde de eşim rüyasında Peygamber Efendimizi görmüştü. Ve o rüyada da Peygamber Efendimiz , evimize gelmiş ve dersin yapıldığı odada masada duran Risale-i Nurları eline alıp, açıp baktığını görmüştü.
2003 yılının Mart ayında annem vefat etmişti . İstanbul'daki Cumartesi dersinde annem için hatim cüzleri dağıtılmış. Ben o günlerde bir rüya gördüm. Şöyle:" Annemin cenazesine Birinci ve haşim Abiler de gelmişlerdi. Birinci Abi Haşim Gayberi abile odaya bir battaniye göndermiş Birinci abi, bu Üstadın battaniyesi . Bunu tabutun (cenazenin) üstüne örtün diyor, Haşim abide getirdi tabutun üstüne örttü".Rüya böyle bitti. Daha sonra Üsküdarda Haşim Abi ile karşılaşınca , yenge :"Başınız sağolsu, annenize dua ettik Cumartesi dersinde" demişti.Allah razı olsun, nur talebelerinden amin.
2004 yılında Kumburgazda'ki evini ziyaret etmiştik. Okuma proğramı vardı. Dersi Birinci Abi yapıyordu kırk kişiden fazla hanım vardı. Ders te namazdan bahsediyordu : Birinci Abi bana bakarak:"Bazıları namazlarını TV. dizileri bitince kılıyorlar" demişti. Ben o günlerde o yanlışı gerçekten yapıyordum.
Kızım Hatice, Rotterdam İslam Ünv.. Prof Dr. Bünyamin Duran teklifi ile Arapça pratiğini geliştirmek için Şam'a gidecekti. Hatice'yi Birinci ve Fırıncı Abiler Kumburgazdan beraber uğurlamışlardı. Allah razı olsun.
Hollanda da okuyan kızım Hatice'yi İslam Üniversitesindeki sınıfına koridor çok uzun olmasına ve hasta olmasına rağmen yanına gidip hal ve hatırını sormuştu.Hatice, sınavlarda Birinci Abiyi telefonla arayıp dua istiyordu. Birinci Abi bizim ailenin dua istediği ender insanlardandı.O bizim ailemizin de dua hazinesi idi.
2005 yılındaki ziyaretimizde de Hatice yanımızda yoktu. Hatice nerede diye sormuştu rahmetli abi.Allah gani gani rahmet eylesin, Birinci Abi Kızım Hatice'ye çok dua etti.
Kumburgazdaki evinin bahçesi çok güzeldi Duvarın dibinde bir kayısı ağacı vardı. Ağaçta tek bir tane kayısı kalmış, yakınlarına bunu kimse almasın onun sahibi gelecek, demiş. Ve o kayısıyıda bana ikram etti.Bizim memlekette çok kayısı ağacımız vardı. Ama bu kayısının tadını hala unutamıyorum.
Yine Birinci abinin vefat haberini, bir salı günkü mahalli Risale-i Nur dersinde aldım ve hemen bir hatim dağıttım. Hatim cenazeye yetişti, elhamdülillah.
Vefat haberini duyduğumda ço üzüldüm.Kan bağım olan bir yakınık vefat etse belki bu kadar üzülmezdim. Birinci abi bize dua eden Üç Mehmet'ten biridi. Çocuklarımın başarısının arkasında bu güzel insanların manevi desteği vardı. Mekanı cennet, Peygamberimiz , sahabeler , Üstadımız Bediüzzama Said Nursi ve nur talebeleri komşuları olsun . Amin.
Durdane AKDEMİR
BURSA
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.