PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sadaka Ayetindeki Cezalet


Şah
05.04.2007, 12:26
Kur’an-ı Kerim’de öyle bir üslup var ki beşer onun taklidini yapmaktan acizdir. Kur’an-ı Kerim’in bu özelliğine “İ’câz” denilir.

İ’câz: Mucize derecesinde düzgün ve veciz söz söylemek. Benzerini yapmada herkesi acze düşürmek. Güzel söz söylemekte insanların muktedir olamadıkları derece manalarına gelmektedir.
Kainat, Cenab-ı Hakk’ın büyük bir Kur’an’ı olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim dahi kainat kitabının bir numunesi ve bir hülasasıdır. İnsan nasıl ki Cenab-ı Hakk’ın kainat kitabındaki sanatlarından olan bir arıyı, bir tohumu, bir çiçeği yapmaktan acizdir. Öyle de Cenab-ı Hakk’ın kelam sıfatından gelen Kur’an-ı Kerim’in dahi taklidini yapmaktan acizdir.

İ’câz’ın bir şubesi de “cezalet”dir.
Cezalet: Tutuk olmayan, ahenkli, akıcı ve güzel ifâde.
Cezalet-i Nazmiye: Kur`ân`daki kelime ve harflerin hârika bir âhenk ve münâsebet ile nazım ve tertibindeki cezâlet manalarına gelmektedir.
Risale-i Nur’da 25. Söz’de sadaka hakkında Bakara Suresi’nin 3. ayeti çok güzel bir misaldir.
“ve mimma razeknahum yunfikun” (… ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak (nafaka, sadaka vermek) ederler. (Bakara, 3)
Bu ayette sadakanın kabulünün beş şartına işaret vardır.

Birinci Şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, “ve mimma” lâfzındaki “min”-i teb'îz ile o şartı ifade eder.
Bütün malını sadaka vermek değil, ancak zaruri ihtiyacını ayırdıktan sonra geri kalanın sadaka olarak verilebileceğini ifade eder.

İkinci Şart: Ali'den alıp Veli'ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. Şu şartı “razekna” lafzı ifade ediyor. "Size rızık olandan veriniz" demektir.
Borç alıp, bu para ile sadaka ve zekat vermek doğru değildir.

Üçüncü Şart: Minnet etmemektir. Şu şarta “razekna”'daki “na” lafzı işaret eder. Yâni "Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan benim abdime vermekte minnetiniz yoktur."
Zaten zekat ve sadakanın en büyük özelliği, şahsın minnetsiz vermesidir.

Dördüncü Şart: Öyle adama veresin ki, nafakasına sarfetsin. Yoksa sefahete sarfedenlere sadaka makbûl olmaz. Şu şarta “yunfikun” lâfzı işaret ediyor.

Beşinci Şart: Allah nâmına vermektir ki, “razekna” ifade ediyor. Yâni "Mal benimdir, benim namımla vermelisiniz." Şu şartlarla beraber bir tevsi' de var. Yâni: Sadaka nasıl mal ile olur. İlim ile dâhi olur. Kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. İşte şu aksâma “mimma” lâfzındaki “ma” umumiyetiyle işaret ediyor. Hem şu cümle de bizzât işaret ediyor. Çünki; mutlaktır, umumu ifade eder. İşte sadakayı ifade eden şu kısacık cümlede, beş şart ile beraber geniş bir dairesini akla ihsan ediyor. Heyetiyle ihsas ediyor. İşte heyette böyle pek çok nazımlar var.

İşte bu kısacık ayette sadakanın kabul şartının 5 tanesine işaret vardır. Şimdi bir düşünelim. İnsanlar bu kadar kısa ifade içinde herhangi bir şeyin 5 şartını yerleştirebilirler mi?
Mesela: Foruma üye olmanın 5 şartını veya milletvekili olmanın 5 şartını veya memur olabilmenin 5 şartını veya askerlikten muaf olmanın 5 şartını 3-4 kelime içinde yerleştirebilirler mi? İşte insanlar Kur’an-ı Kerim’in bu i’cazına karşı acze düşmüşlerdir. Bu kadar kısacık ifadede bu kadar geniş manaları yerleştirmek ancak Kur’an’a mahsustur.