allah__u_ekber
06.04.2007, 14:30
İslam alimlerinin büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani Hazretleri (kuddise sirruh) mektubat isimli eserinin bir yerinde şöyle buyurmaktadır:
Bu zamânda insanların çoğu namâz kılmakda gevşek davranıyor. Tumânînete ve ta’dîl-i erkâna ehemmiyyet vermiyorlar. Bunun için, siz sevdiklerime, bu noktayı belirtmeğe mecbûr oldum. İyi dinleyiniz! Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”: “En büyük hırsız, kendi namâzından çalan kimsedir” buyurdu. Yâ Resûlallah! Bir kimse, kendi namâzından nasıl çalar? diye sordular. “Namâzın rükü’unu ve secdelerini tamâm yapmamakla” buyurdu.
Bir def’a da buyurdu ki, “Rükü’da ve secdelerde, belini yerine yerleşdirip biraz durmayan kimsenin namâzını Allahü teâlâ kabûl etmez”. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir kimseyi namâz kılarken, rükü’unu ve secdelerini tamâm yapmadığını görüp, “Sen namâzlarını böyle kıldığın için, Muhammedin “aleyhissalâtü vesselâm” dîninden başka bir dinde olarak ölmekden korkmuyor musun? ” buyurdu.
Yine buyurdu ki, “Sizlerden biriniz, namâz kılarken, rükü’dan sonra tamâm kalkıp, dik durmadıkca ve ayakda, her uzv yerine yerleşip durmadıkca namâzı tamâm olmaz”.
Bir kere de buyurdu ki, “İki secde arasında dik oturmadıkca, namâzınız tamâm olmaz”.
Birgün Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birini namâz kılarken, namâzın ahkâm ve erkânına riâyet etmediğini, rükü’dan kalkınca, dikilip durmadığını ve iki secde arasında oturmadığını görüp, buyurdu ki, “Eğer namâzlarını böyle kılarak ölürsen, kıyâmet günü, sana benim ümmetimden demezler”. Bir başka yerde de buyurdu, “Bu hâl üzere ölürsen, Muhammedin “aleyhisselâm” dîninde olarak ölmemiş olursun”.
Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyurdu ki, “Altmış sene, bütün namâzlarını kılıp da, hiçbir namâzı kabûl olmıyan kimse, rükü’ ve secdelerini tamâm yapmıyan kimsedir”. Zeyd ibni Vehb “rahmetullahi teâlâ aleyh” birini namâz kılarken rükü’ ve secdelerini tamâm yapmadığını gördü. Yanına çağırıp, ne kadar zamândır böyle namâz kılıyorsun, dedi. Kırk sene deyince, sen kırk senedir namâz kılmamışsın. Ölürsen Muhammed Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünneti [ya’nî dîni] üzere ölmezsin, dedi.
O hâlde, namâzları tamâm kılmağa çalışmalı, ta’dîl-i erkânı yapmalı, rükü’u, secdeleri, (Kavme) yi [ya’nî rükü’dan kalkıp dikilmeği] ve (Celse) yi [ya’nî, iki secde arasında oturmağı] iyi yapmalıdır. Başkalarının da kusûrlarını görünce söylemelidir. Din kardeşlerinin namâzlarını tamâm kılmalarına yardım etmelidir. Tumânînet [ya’nî uzvların hareket etmemesi] ve ta’dîl-i erkânın [Bir kerre sübhânallah diyecek kadar hareketsiz durmak] yapılmasına çığır açmalıdır. Müslümânların çoğu, bunları yapmak şerefinden mahrûm kalıyor. Bu ni’met, elden çıkmış bulunuyor. Bu ameli meydâna çıkarmak çok mühimdir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Unutulmuş bir sünnetimi meydâna çıkarana, yüz şehîd sevâbı verilecekdir”...
EsSelam Aleykum...
Bu zamânda insanların çoğu namâz kılmakda gevşek davranıyor. Tumânînete ve ta’dîl-i erkâna ehemmiyyet vermiyorlar. Bunun için, siz sevdiklerime, bu noktayı belirtmeğe mecbûr oldum. İyi dinleyiniz! Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”: “En büyük hırsız, kendi namâzından çalan kimsedir” buyurdu. Yâ Resûlallah! Bir kimse, kendi namâzından nasıl çalar? diye sordular. “Namâzın rükü’unu ve secdelerini tamâm yapmamakla” buyurdu.
Bir def’a da buyurdu ki, “Rükü’da ve secdelerde, belini yerine yerleşdirip biraz durmayan kimsenin namâzını Allahü teâlâ kabûl etmez”. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir kimseyi namâz kılarken, rükü’unu ve secdelerini tamâm yapmadığını görüp, “Sen namâzlarını böyle kıldığın için, Muhammedin “aleyhissalâtü vesselâm” dîninden başka bir dinde olarak ölmekden korkmuyor musun? ” buyurdu.
Yine buyurdu ki, “Sizlerden biriniz, namâz kılarken, rükü’dan sonra tamâm kalkıp, dik durmadıkca ve ayakda, her uzv yerine yerleşip durmadıkca namâzı tamâm olmaz”.
Bir kere de buyurdu ki, “İki secde arasında dik oturmadıkca, namâzınız tamâm olmaz”.
Birgün Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birini namâz kılarken, namâzın ahkâm ve erkânına riâyet etmediğini, rükü’dan kalkınca, dikilip durmadığını ve iki secde arasında oturmadığını görüp, buyurdu ki, “Eğer namâzlarını böyle kılarak ölürsen, kıyâmet günü, sana benim ümmetimden demezler”. Bir başka yerde de buyurdu, “Bu hâl üzere ölürsen, Muhammedin “aleyhisselâm” dîninde olarak ölmemiş olursun”.
Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” buyurdu ki, “Altmış sene, bütün namâzlarını kılıp da, hiçbir namâzı kabûl olmıyan kimse, rükü’ ve secdelerini tamâm yapmıyan kimsedir”. Zeyd ibni Vehb “rahmetullahi teâlâ aleyh” birini namâz kılarken rükü’ ve secdelerini tamâm yapmadığını gördü. Yanına çağırıp, ne kadar zamândır böyle namâz kılıyorsun, dedi. Kırk sene deyince, sen kırk senedir namâz kılmamışsın. Ölürsen Muhammed Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünneti [ya’nî dîni] üzere ölmezsin, dedi.
O hâlde, namâzları tamâm kılmağa çalışmalı, ta’dîl-i erkânı yapmalı, rükü’u, secdeleri, (Kavme) yi [ya’nî rükü’dan kalkıp dikilmeği] ve (Celse) yi [ya’nî, iki secde arasında oturmağı] iyi yapmalıdır. Başkalarının da kusûrlarını görünce söylemelidir. Din kardeşlerinin namâzlarını tamâm kılmalarına yardım etmelidir. Tumânînet [ya’nî uzvların hareket etmemesi] ve ta’dîl-i erkânın [Bir kerre sübhânallah diyecek kadar hareketsiz durmak] yapılmasına çığır açmalıdır. Müslümânların çoğu, bunları yapmak şerefinden mahrûm kalıyor. Bu ni’met, elden çıkmış bulunuyor. Bu ameli meydâna çıkarmak çok mühimdir. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Unutulmuş bir sünnetimi meydâna çıkarana, yüz şehîd sevâbı verilecekdir”...
EsSelam Aleykum...