Orijinalini görmek için tıklayınız : FiTNECi!
antioxidan
07.04.2007, 13:59
türkiye'de iki grubu son derece zararlı görüyorum.
abdulkadir geylani gibileri tekfir edenler
onları tekfir edenleri tekfir edenler...
ikisi de Allah'ın dininin cehennem kapıcılığına kendini şartlandırmış fikri sabit (anlayışı dar) insanlardan müteşekkil oluyor umumen.
ikisi de kendini ehli sünnet velcemaat olarak adlandırıyor.
ama iki fırkanın da ehli sünetin en temel kaidesine muhalefeti söz konusu; o da:
ehli kıble tekfir edilmez.
abdulkadir geylani veya benzerlerine din dışı gören kim adına bu tekfiri yapıyor?
din adına!
onları tekfir edenleri tekfir eden kim adına bunu yapıyor?
din adına!
halbuki din, müslümanlara sadece Allah'ı hakkıyla bilip, Ona kul olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Allah'a kul olmak ise 'bana iman'ı anlat, bana islam'ı anlat, bana ihsan'ı anlat' sorularına rasulu muhterem aleyhisselam'ın verdiği cevaplardan ibarettir.
dolayısıyla
bu iki zararlı akımın müslümanların kardeşliğinin önünde ciddi engel teşkil ettiğini farkediyorum.
seyyid kutub'a düşman olan ile abdulkadir geylani'ye düşman olanlar aynı yerden besleniyor.
şahıslarını tanrılaştırıyorlar! Rabb azze ve celle'ye değil, anlayışlarına tabi oluyorlar.
cennet ve cehennem fedailiği rolü üstleniyorlar.
halbuki bu ikisinin ve temsillerinin müslümanlığı hakkında milyonlarca ayrı ayrı şehadet mevcuttur.
öyleyse onlardan birini kafir gören, kendi arzularını dinleştirmiş ve Allah'ın dinine savaş açmıştır.
fikirleri konuşmak ayrıdır, şahısları tekfir etmek ayrıdır.
insan hatalı söz söyleyebilir Kur'an'ı yorumlarken.
nitekim aleyhisselam:
kim Kur'an'da kendi görüşü ile hüküm çıkarırsa gerçekte o hata etmiştir buyuruyor.
bu iki taifede kur'andan delil aldığını beyan ile birbirini ve şahıslarında fikirlerini gayrı islam görüyor.
seyyid kutub'u severim, o bir şehit...
abdulkadir geylani'yi daha fazla severim, o bir mürşid.
tam tersini de başka biri söyleyebilir der ki:
abdulkadir geylani'yi severim, o bir mürşid
seyyid kutub'u daha fazla severim, o bir şehit...
bu yaklaşımlarda zarar yok; ama
seyyid kutub'u sevmem abdulkadir geylani'yi severim denilince veya tam tersi sorunlar çıkıyor.
bizi islam dairesine birbirimiz sokmadık. bizi birbirimiz o daireden çıkaramayız.
aynı yöne secde eden insanların ortak adı müslümandır.
bu cevapta endişeniz varsa gavura sorun, onun vereceği cevap doğru olacaktır.
kabe'ye yönelenlere ne diyorsunuz siz diye sorun gavura!
müslümanlar kardeştir.
müslüman birbirinin şerefini korur.
kim müslümanlardan herhangibirinin şerefini alçaltmaya çalışırsa Allah indinde şerefinden olabilir.
seyyid kutub'un hatalı sözleri vardır. hatalarını ifşa eder, doğrusunu izah ederiz. eyvallah
abdulkadir geylani'nin hatalı yönleri mi var, hatalarını söyleyin, doğruda buluşalım inşaallah...
ama birine olan sevginiz veya kızgıntınız dininizi bina etmesin.
ola ki sevdiğinize darılınca, onun hak sözleri size tesir etmez.
ola ki sevmediğinizle barışınca, onun batıl sözleri sizi sarabilir.
ölçü şahıslar değildir.
ölçü, ayet hadis icmadır....
havadis (dedi denildi) değil, ehadistir...
dolayısıyla kim fethullah gülen'i, abdulkadir geylani'yi, seyyid kutub'u, ibn teymiye'yi, imam rabbani'yi direkt hedef alır, yanlış olan görüşü delili ile, ıslah için bildirmez ve şahısları hakkında asab bozucu abuk sabuk laf söylerse benim için aynı kategoridedir:
fitneci!
selametle
Her zaman olduğu gibi sapla-samanı birbirine karıştırmışsın azizim.
Senin yerinde olsam kimse hakkında konuşmaz ve kimseye de bir kulp takmaya çalışmazdım.
Çünkü, sözlerin tutarsızlık ve çelişki dolu !
antioxidan
07.04.2007, 14:11
sözümüz ümmetin içinde ümmeti birbirine düşürerek bundan rant elde edenleredir. her böyle kişi üstüne alınabilir.
rant nedir?
-şöhret, şehvet, enaniyet tatmini-
seyyid kutub'un Rabbi ile Abdulkadir Geylani'nin Rabbi aynıdır.
onları Rabb'leri kulluğuna kabul etmiş iken, kim ne üstüne vazife o kulluktan onları aforoz etmek ister?
bunun adı nedir?
fitne en hafif tabirle...
fitneciliğe açık bir ortam olan bu forumlarda yada internet ortamında ne gibi savunma araçlarımız olabilir...?
Her zaman olduğu gibi sapla-samanı birbirine karıştırmışsın azizim.
Senin yerinde olsan kimse hakkında konuşmaz ve kimseye de bir kulp takmaya çalışmazdım.
Çünkü, sözlerin tutarsızlık ve çelişki dolu !
Ben ümmiyim bu konuda gerçekten bir ümminin anlayacağı şekilde çelişkileri gösterebilirmisin ben de aydınlanayım
antioxidan
07.04.2007, 14:14
fitneciliğe açık bir ortam olan bu forumlarda yada internet ortamında ne gibi savunma araçlarımız olabilir...?
çok basit bir metodumuz var:
birinin sözleri, sizi başka bir müslümandan nefret ettirmeye yönelik ise, ilgilenmeyin o sözlerle...
çok basit bir metodumuz var:
birinin sözleri, sizi başka bir müslümandan nefret ettirmeye yönelik ise, ilgilenmeyin o sözlerle...
ilgilenmemek ne ala ama birde nefrette sınırları zorluyorlarsa ...yani hem yanlış bilgi hemde ukalalık ile...
burda biliyorsak cevap vermekde sorum olmaz ama bilmiyorsak ..!!!!
tabi yine susmak kalıyor bize...öyle mi oluyor...?
çok basit bir metodumuz var:
birinin sözleri, sizi başka bir müslümandan nefret ettirmeye yönelik ise, ilgilenmeyin o sözlerle...
Bence bu mesaj haftanın kapak olacak mesajı Allah razı olsun
alınıt- agbi
Ben ümmiyim bu konuda gerçekten bir ümminin anlayacağı şekilde çelişkileri gösterebilirmisin ben de aydınlanayım
Mesajımın içeriği kimin mesajına bir cevap olduğu belli. Siz "ümmiyim" diyerek müdahil olmanızdakiş amcınız ne ? Üstelik sizi hemen her konuya yorum yapan bir üye olarak
"ümmi" değil belki de herşeyi bildiğini zanneden bir kişi ola
rak tanıyoruz. Müslümanlar birbirlerine böyle bir takım ayaklar yapmazlar ! Vesselâm.
hin
antioxidan
07.04.2007, 14:25
ilgilenmemek ne ala ama birde nefrette sınırları zorluyorlarsa ...yani hem yanlış bilgi hemde ukalalık ile...
burda biliyorsak cevap vermekde sorum olmaz ama bilmiyorsak ..!!!!
tabi yine susmak kalıyor bize...öyle mi oluyor...?
azizim fitne zamanında en güzel şey, aç bir adamın ağacın kütüğünü ısırdığı gibi sünnete sarılmaktır.
bakacağız, peygamber aleyhisselam ve şerefli ashabı ne yapmış ise onu yapacağız.
aleyhisselamın şerefli ashabı birbiri ile savaşmıştır. birbirlerine taraf olmuşlardır; ama hiçbir yekdiğerinin şerefine müteceviz söz söylememiştir.
anlaşmazlık illa ki olacak!
ama
anlaşmazlık, şahısların birbirine buğz etmesine, kin beslemesine, şahısları lanetlemeye sevk ediyor ise
o anlaşmazlık din ilişikli değildir.
nefsidir.
nefsin oyunudur.
iş müslümandan nefrete sirayet etti mi yapılacak en güzel şey, nefret ettiğin müslümanın müslüman olduğunu ve onun müslümanlığının sahibinin Allah olduğunu hatırlamak ve müslüman kardeşine dua etmektir...
ta ki içindeki buğz dinene kadar...
alınıt- agbi
Ben ümmiyim bu konuda gerçekten bir ümminin anlayacağı şekilde çelişkileri gösterebilirmisin ben de aydınlanayım
Mesajımın içeriği kimin mesajına bir cevap olduğu belli. Siz "ümmiyim" diyerek müdahil olmanızdakiş amcınız ne ? Üstelik sizi hemen her konuya yorum yapan bir üye olarak
"ümmi" değil belki de herşeyi bildiğini zanneden bir kişi ola
rak tanıyoruz. Müslümanlar birbirlerine böyle bir takım ayaklar yapmazlar ! Vesselâm.
hin
Bak kardeşim sorduğum sorulara cevap ver konuyu başka mecralara çekme.
Ben birçok mesajımda bahsettim fazla dini bilgim veya fikir üretecek ilmim yok diye.Bakın girdiğim konulara ve mesajlara bir kaç ayet dışında ayet örnek göstermişmiyim.Herzamanda söylediğim birşey vardır nefsimi yenebildiğim kadarı ile.
Fakat Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde sebataistlerin masonların evangalistleri siyonistleri anlat dersen bak bu konuda ilmim fazla siyasi mi oda var.
Diyeceksinki Neden İslami bilgin az diye elhamdülüllah bilirim ama hiçbir zaman kendimde bu ayet bunu anlatıyor sen bu ayette göre yanlışsın deme fikir yürütme hakkını kendimde bulmuyorum zaten ilmim de yok.
Şimdi sorularıma cevap ver birde diyalog meyvaları yazında yeğenlerden bahset.
Benim bilgisayarı kapatma zamanım geldi .
Sabr-el-Hayat
07.04.2007, 14:59
...bir fitne karşısında tepki koymak, bu fitne konusunda milletimizi ayıktırmak, bu fitneye alet olanların niyetlerini açığa çıkarmak yanlış değil, bilakis Cenab-ı Hakk’ın ve Resulüllah (SAV) efendimizin tavsiyesidir, hatta bir ibadettir... selametle insallah...
antioxidan
07.04.2007, 15:01
konuyu mecrasında tutalım...
müslümanların birbirinden nefret etmesi doğal değildir.
müslümanda hatalı bir söz, fiil var ise ondan ikrah edilir. hata bertaraf edilmeye çalışılır.
neden?
müslümana zarar vermesin diye...
hata onu kaplamış, o hastalığının farkında değil diye...
neden?
şefkatimiz sebebiyle
neden?
merhametimiz gereği...
neden tokat atılır?
ayılsın diye! ölsün diye değil!...
peki uygulama nasıl oluyor?
hatalı söz sahibini açıkça bir aforoz etmediğimiz kalıyorsa eğer
kusura bakılmasın bunun adı sahte tanrı tiyatrosu figüranlığıdır.
albay_hasan
07.04.2007, 15:09
Sn. Katılımcı
Müslümanların hatalarını merhametinizden, şefkatinizden dolayı men etmeye çalıştınız;
--- İlmi
---Fikri
---Tarihi
---Kültürel
---v.s
Buna rağmen bundan dönmedi! Şimdi yapılması gereken;
a) Kabuğunuza çekilmek..Çünkü bundan sonra ona anlatacak birşey kalmamıştır.
b) Böylece onun zehirlemeye devam edeceği insanları seyretmek.
c) Hala onun sadece HATALI BİR MÜSLÜMAN olarak görmeye devam edip dua etmek.
d) hiçbiri
O zaman Sultan-ana hanımefendinin ortaya koyduğu şuurlu düşünceyi gözardı edelim. Hadisi şerifteki ELİNİZLE tabirini görmemezlikten gelelim..
Bu çıkmazmı ortaya? (her ne kadar böyle olmasını istemesekte)
Sabr-el-Hayat
07.04.2007, 15:11
...alinti...
ENFÂL SÛRESİ. ÂYET: 73
“Kâfir olanlar bile birbirlerinin dostlarıdırlar. Eğer siz bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesad (kargaşalık) olur.”
Bugün olduğu gibi.
Allah-u Teâlâ müminlerin birbirlerinin dostu olduğunu zikrettikten sonra, onlarla kâfirler arasındaki dostluğu da kesmiştir.
Müminler birleşip birbirlerine destek vermezlerse, birbirlerinin dostu olan kâfirler fitne ve fesad çıkarmaktan geri kalmazlar.
Bugün bütün bölücülerin, İslâm’dan ayrılarak kendi başlarına din kuranların birbirlerine dost olduklarını görüyoruz. Allah-u Teâlâ’nın emir ve hükümleri yüzlerine karşı okunduğu zaman yekvücud oluyorlar.
İşte Allah-u Teâlâ onlara karşı birliği, beraberliği ve onlara karşı mücadeleyi emrediyor. Şayet bu yapılmazsa, fitneye müdahale edilmezse, fitne ve fesad alır başını yürür. Umumun helâkına da vesile olur.
Bunun içindir ki bu Din-i mübin’i parçalamak isteyenlere müdahale etmemiz, bu türeme imamlara ve onlara tâbi olanlara yol vermememiz, ifsadlarına set olmamız gerekiyor. Aksi halde Allah-u Teâlâ’nın azabı bize de dokunur.
Diğer bir Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:
“Öyle bir fitneden sakının ki, aranızdan sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz. (Hepinize sirayet eder.) Bilin ki Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Enfal: 25)
Allah-u Teâlâ fitne çıkınca herkese isabet edeceğini beyan ediyor. Ya bu fitneyi bastırmamız lâzım, veya bu fitneden gelen azaba bizim de uğrayacağımızı unutmamamız lâzım.
Nitekim görülüyor ki Allah-u Teâlâ’nın Âyet-i kerime’leri birleşmemizi emrederken, bu bölünmeler başımıza büyük felâketler getirebilir.
Ümmü Seleme -radiyallahu anhâ- vâlidemizden rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Ümmetim içinde açıktan kötülükler işlenirse, o zaman Allah-u Teâlâ katından hepsine birden azap eder.
–Yâ Resulellah! Onların içinde sâlih insanlar yok mudur?
–Evet vardır.
–O halde onlara bunu nasıl yapar?
–İnsanların başına gelen onların da başına gelir. Sonra Allah’tan bir bağışlanma ve hoşnudluğa ulaşırlar.” (Ahmed bin Hanbel)
çok basit bir metodumuz var:
birinin sözleri, sizi başka bir müslümandan nefret ettirmeye yönelik ise, ilgilenmeyin o sözlerle...
Bu söz değil haftanın, Hz. Adem'den (AS) kıyamete kadar tüm imtihan zamanını ihata eden bir sözdür ki birçok ayet-i kerimenin ve hadis-i şerifin bir nevi tefsiridir.
Ama aynı zamanda içinde sorunun (problemin) da nedeni gizlenmiş.
O da kişilerin karşı tarafı müslüman olarak görmemeleri.
Şiddetli ihtilafların da asıl kaynağı ve nedeni de budur.
Bu neden de aslında konuya asıl ehemmiyeti veren nedendir.
Aslında bunu küçümsememek ve hatta hata olarak telakki etmemek evla olsa gerektir.
Zira tekfir eden alim Din adına yapıyorsa bunu ve delili de varsa (ki zikredilen alimlerin mutlak var delili) bize düşen illa biri haklı diğeri haksızdır ve o da ehl-i küfürdür demek değil kısaca ehliyetim yok vardır bir bildikleri deyip saygıda kusur etmemektir.
Zira o alim ictihat dahi etse tutarsa iki sevap tutmazsa bir sevap alıyor.
Biz ne alıyoruz o konuları deşeleyince.
Havamızı.
antioxidan
07.04.2007, 15:19
efendim,
hadisi şerifi şerhlerinden okudum:
el ile düzeltmek idarenin işidir yazıyor.
dil ile düzeltmek alimin
kalb ile buğz ise avamın...
açıkçası mevzu burada açıldığı için ifade etmek gerekirse
buranın bir idaresi var. birbirini müslüman saymayan müslümanları tespit ettiği anda kapı dışı etmek ellerinde
ya da bilenlerin ellerine teslim etmek de
peki bilen kim?
eğer her mevzuya katılan bir bildiğini paylaşmaya katılıyorsa
bilgiler birbirine giriyor, mevzular çorba oluyorsa
hak ile batıl içiçe karışıyorsa
okuyucunun son derece zeki ve firasetli olması gerekiyor mevzudan hak ile nasibince faydalanması için.
bu sebeble
bu gibi her görüşten insanın serbestçe yazabildiği forumlarda biz küçük bir kaide hatırlattık.
hangi söz müslümanların bir müslümana nefretine vesile oluyorsa o söz dikkate alınmamalı.
söz haddizatında şahsı değil de bir fikri hedef alabilir, iyiniyetli söylenmiş olabilir; ama
herkesin aklı ve algısı bir değildir.
herkes okuduğundan nasibince alacaktır.
öyleyse
çok dikkatli yazmak gerekiyor.
müslümanlara nefret telkin eden cümleler fitnedir.
gavurun bu denli güçlü üzerimize geldiği bu zamanlarda
müslümanları müslümanlardan nefrete teşvik etmek doğru değildir.
FİTNECİ !!!
Böyle bir başlık atarak herkesi töhmet altında bırakan arkadaş hata yapmıştır. Çünkü, Müslüman hiçbir zman "fitneci" olamaz ve değildir. Çünkü, her müslüman ve iman sahibi çok iyi bilir ki, fitne katilden daha eşed bir ameliyedir. Bakınız Yahûdilerin kendileri için çok geçerli zannettikleri bir taktiği vardır. Size bunu açılıyorum. Ona göre ne demek istedğimi anlayınız !
Yahûdiler, herhangi bir toplu niza-kavga sırasında düşman veya hasım belledikleri şahıslara olanca güçleri ile darbe indirirler, ondan sonra da "Ne vuruyorsun ?" diye nara atarlar.
Murat Sâki
07.04.2007, 15:22
türkiye'de iki grubu son derece zararlı görüyorum.
abdulkadir geylani gibileri tekfir edenler
onları tekfir edenleri tekfir edenler...
ikisi de Allah'ın dininin cehennem kapıcılığına kendini şartlandırmış fikri sabit (anlayışı dar) insanlardan müteşekkil oluyor umumen.
ikisi de kendini ehli sünnet velcemaat olarak adlandırıyor.
ama iki fırkanın da ehli sünetin en temel kaidesine muhalefeti söz konusu; o da:
ehli kıble tekfir edilmez.
abdulkadir geylani veya benzerlerine din dışı gören kim adına bu tekfiri yapıyor?
din adına!
onları tekfir edenleri tekfir eden kim adına bunu yapıyor?
din adına!
halbuki din, müslümanlara sadece Allah'ı hakkıyla bilip, Ona kul olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Allah'a kul olmak ise 'bana iman'ı anlat, bana islam'ı anlat, bana ihsan'ı anlat' sorularına rasulu muhterem aleyhisselam'ın verdiği cevaplardan ibarettir.
dolayısıyla
bu iki zararlı akımın müslümanların kardeşliğinin önünde ciddi engel teşkil ettiğini farkediyorum.
seyyid kutub'a düşman olan ile abdulkadir geylani'ye düşman olanlar aynı yerden besleniyor.
şahıslarını tanrılaştırıyorlar! Rabb azze ve celle'ye değil, anlayışlarına tabi oluyorlar.
cennet ve cehennem fedailiği rolü üstleniyorlar.
halbuki bu ikisinin ve temsillerinin müslümanlığı hakkında milyonlarca ayrı ayrı şehadet mevcuttur.
öyleyse onlardan birini kafir gören, kendi arzularını dinleştirmiş ve Allah'ın dinine savaş açmıştır.
fikirleri konuşmak ayrıdır, şahısları tekfir etmek ayrıdır.
insan hatalı söz söyleyebilir Kur'an'ı yorumlarken.
nitekim aleyhisselam:
kim Kur'an'da kendi görüşü ile hüküm çıkarırsa gerçekte o hata etmiştir buyuruyor.
bu iki taifede kur'andan delil aldığını beyan ile birbirini ve şahıslarında fikirlerini gayrı islam görüyor.
seyyid kutub'u severim, o bir şehit...
abdulkadir geylani'yi daha fazla severim, o bir mürşid.
tam tersini de başka biri söyleyebilir der ki:
abdulkadir geylani'yi severim, o bir mürşid
seyyid kutub'u daha fazla severim, o bir şehit...
bu yaklaşımlarda zarar yok; ama
seyyid kutub'u sevmem abdulkadir geylani'yi severim denilince veya tam tersi sorunlar çıkıyor.
bizi islam dairesine birbirimiz sokmadık. bizi birbirimiz o daireden çıkaramayız.
aynı yöne secde eden insanların ortak adı müslümandır.
bu cevapta endişeniz varsa gavura sorun, onun vereceği cevap doğru olacaktır.
kabe'ye yönelenlere ne diyorsunuz siz diye sorun gavura!
müslümanlar kardeştir.
müslüman birbirinin şerefini korur.
kim müslümanlardan herhangibirinin şerefini alçaltmaya çalışırsa Allah indinde şerefinden olabilir.
seyyid kutub'un hatalı sözleri vardır. hatalarını ifşa eder, doğrusunu izah ederiz. eyvallah
abdulkadir geylani'nin hatalı yönleri mi var, hatalarını söyleyin, doğruda buluşalım inşaallah...
ama birine olan sevginiz veya kızgıntınız dininizi bina etmesin.
ola ki sevdiğinize darılınca, onun hak sözleri size tesir etmez.
ola ki sevmediğinizle barışınca, onun batıl sözleri sizi sarabilir.
ölçü şahıslar değildir.
ölçü, ayet hadis icmadır....
havadis (dedi denildi) değil, ehadistir...
dolayısıyla kim fethullah gülen'i, abdulkadir geylani'yi, seyyid kutub'u, ibn teymiye'yi, imam rabbani'yi direkt hedef alır, yanlış olan görüşü delili ile, ıslah için bildirmez ve şahısları hakkında asab bozucu abuk sabuk laf söylerse benim için aynı kategoridedir:
fitneci!
selametle
(...)
Elinize,yüreğine sağlık abi.
Buna benzer bir yazı hazırlamayı düşünüyordum.Hatta bu amaçla serbest kürsüye girdim "Fitneci" başlığını son mesajlar da gördüm lâkin konuyu sizin açtığınız hakkında bir fikrim,yoktu.Nitekim çok güzel izâh etmişsiniz.Benim kişisel görüşlerimde bu doğrultudadır.
Hakikatlar keyfiyettir. Kemmiyet değil !
Toplumu bölme fitnesi çıkaranlar...
Kimi insanlar bal yapan arı gibidirler. Hep güzel şeyler yapmaktan lezzet alırlar, topluma hizmet etmekten huzur duyarlar. Kimileri de zehirden gıda alan yılan gibidirler.
Hep kötülükten lezzet alır, topluma huzursuzluk vermekten mutluluk duyarlar. Çevrenizde her iki tipten de örnek görebilirsiniz. Hatta öylelerini de görebilirsiniz ki, işleri güçleri çöplük eşeleyip koku yaymak, fitne ateşi yakıp yangın çıkarmak olur. Toplumda kucaklaşıp kaynaşma başlarsa bundan rahatsızlık duyarlar. İtişip kakışma, kavga, dalaşma başlatabilirlerse bundan da sevinip lezzet alırlar. Çünkü menfaatlerini toplumda çıkaracakları kavga ve karışıklık üzerine kurmuşlardır.
İslam kültüründe kardeşliği bozarak topluma anarşi körükleyen bu tiplere, fitne adam denir. Yaptıkları da fitne çıkarmak diye tarif edilir, bedduaya layık görülürler.
Nitekim şahsına karşı yapılan zulüm ve haksızlıklara asla beddua etmeyen Efendimiz (sas) Hazretleri, fitne adamların topluma verdikleri zararın büyüklüğünü görünce bedduaya müstahak görerek demiş ki:
-Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin!..
Evet, kendine reva görülen nice zulüm ve eziyetlere beddua etmekten hep kaçınmış olan Efendimiz, toplumda fitne çıkaranlara lanet okumaktan kaçınmamış, onları böylesine ağır bir bedduaya müstahak görmüştür. Çünkü toplumda büyük felaketler, bu tiplerin yaktığı fitne ateşiyle başlar, sonra içinden çıkılmaz yıkımlara, cinayetlere bunlar sebep olur. Nitekim arz edeceğimiz fitne adam örneği de, bunu anlatmak için yazılmıştır kitaplarımıza.
Hep karışıklık çıkarmak için fırsat bekleyen bir fitne adam, komşusunun mutlu ve huzurlu yaşayışından rahatsız olur, haset duyar. Bu sebeple bir fitne ateşi yakmayı hemen planlar. Yaptığı şey aslında basittir, ama sonucu bir yuvanın sönmesine sebep olacak dehşettedir.
Gider komşusunun bahçesinde bağlı duran koçun ipini çözüp koçu serbest bırakır. Bundan sonra da bir kenara çekilerek meydana gelecek fitne sonucunu haince bir zevkle beklemeye başlar. İpi çözülerek serbest kalan koç ise doğruca evin içine girer, duvarda asılı duran koca aynaya bakıp da kendi gibi heybetli bir koçun karşısında dimdik durduğunu görünce, geriye çekilerek olanca hızıyla bir kafa koyar aynada gördüğü koça... Bir anda tuz buz olan aynanın şangırtıları üzerine koşarak gelen evin hanımı, hatıra aynayı koçun vurduğu bir kafayla tuz buz ettiğini görünce hiddete kapılır, derhal bir adam çağırıp koçu hemen oracıkta kestirir...
Mesele bu kadarla bitse iyidir. Ama bitmez. Çünkü uykuda olan fitne uyandırılmıştır bir defa... Akşam işinden eve dönen bey de, sevimli koçunu kestiren hanımına karşı öfkeye kapılır, tabancasını çekip, ‘Bir ayna için bir koç kesilir mi?’ diyerek tek kurşunla hanımı yere serer. Bu defa olayı duyan hamının ailesi gelip de kızlarının kanlar içinde yerde yatan cesedini görünce, ‘Bir koç için bir cana kıyılır mı?’ diyerek aynıyla karşılık verirler, tek kurşunla onu yere sererler.
Olayları geriden zevkle seyreden fitneci adam ise omuzlarını silkerek söylenir:
-Ben bir şey yapmadım ki, benim yaptığım sadece bir koçun ipini çözmekten ibarettir. Ne yaptılarsa kendileri yaptı.
Halbuki o koçun ipini çözmekle mutlu bir aileyi yok etti...
Evet, Allah Resulü Efendimiz (sas) Hazretleri hak söylemiştir:
-Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin!.. Çünkü yakılan o fitne ateşiyle nice masum insanların ciğerleri yanmakta, toplumdaki birlik, beraberlik parçalanmaktadır. Halbuki bizler asırlar boyu kardeş kardeşe hep kucaklaşarak yaşadık. Yine de öyle yaşamak azim ve aşkındayız.
Bizim bu mutlu kardeşliğimizi bozmaya çalışan fitne adamlar şimdilerde görev başındalar anlaşılan. Bizi bölmek, parçalamak, kardeşi kardeşe düşman yapmak istiyorlar. Biz de Allah Resulü Efendimiz (sas)’in duasını tekrarlamaktan çekinmiyoruz artık:
-Fitne uykudadır; uyandırana Allah lanet etsin!..
Ahmed Şahin
İslami hayata konu açmıştım ama bu başlık var oki ordan silerek buraya ekliyorum
antioxidan
07.04.2007, 15:39
Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme gömleğini baş münafık Abdullah b. Übeyy b. Selûl'e niçin verdiği ve onun cenaze namazını niçin kıldığı sorulduğu zaman,
Peygamberimiz Aleyhisselam:
Gömleğim ve onun üzerine kıldığım namazım onu Allah (Azze ve Celle)'tan, Rabbimden gelecek azabdan kurtarmayacaktır! Fakat, ben bu sayede onun kavminden bin kişinin Müslüman olmasını umuyorum. buyurdu.
Taberî, Tefar,c.10, s. 206, İbn Hacer, Fethu'l-bâri, c. 8,s. 254, Diyaribekri, Târıhu'l-hamis
peygamber aleyhisselam nerede, ümmeti nerede?
efendim,
hadisi şerifi şerhlerinden okudum:
el ile düzeltmek idarenin işidir yazıyor.
dil ile düzeltmek alimin
kalb ile buğz ise avamın...
açıkçası mevzu burada açıldığı için ifade etmek gerekirse
buranın bir idaresi var. birbirini müslüman saymayan müslümanları tespit ettiği anda kapı dışı etmek ellerinde
ya da bilenlerin ellerine teslim etmek de
peki bilen kim?
eğer her mevzuya katılan bir bildiğini paylaşmaya katılıyorsa
bilgiler birbirine giriyor, mevzular çorba oluyorsa
hak ile batıl içiçe karışıyorsa
okuyucunun son derece zeki ve firasetli olması gerekiyor mevzudan hak ile nasibince faydalanması için.
bu sebeble
bu gibi her görüşten insanın serbestçe yazabildiği forumlarda biz küçük bir kaide hatırlattık.
hangi söz müslümanların bir müslümana nefretine vesile oluyorsa o söz dikkate alınmamalı.
söz haddizatında şahsı değil de bir fikri hedef alabilir, iyiniyetli söylenmiş olabilir; ama
herkesin aklı ve algısı bir değildir.
herkes okuduğundan nasibince alacaktır.
öyleyse
çok dikkatli yazmak gerekiyor.
müslümanlara nefret telkin eden cümleler fitnedir.
gavurun bu denli güçlü üzerimize geldiği bu zamanlarda
müslümanları müslümanlardan nefrete teşvik etmek doğru değildir.
Allah razı olsun herzaman söylediğim ben avamım ve ümmiyim ama İsmail aslanın mesajlarıno kuduktan sonra ki uzun süredir takipteyim.
Artık İsmail aslanın yanında benim yazmam abesle iştigaldir.
Bu forum a geldiğimden beri hep ortak noktaların üzerine gidip tarafgirliklerin bırakılması üzerine yazdım.
Ama alıntı yaptığım İsmail in yazısı benim binleri geçen msj larımın ana fikrini tek mesajda toplaması.Dünyevi teşekkür etmyeyim Ruhani olsun. ALLAH RAZI OLSUN
Evet, Allah Resulü Efendimiz (sas) Hazretleri hak söylemiştir:
-Fitne uykudadır, uyandırana Allah lanet etsin!.. Çünkü yakılan o fitne ateşiyle nice masum insanların ciğerleri yanmakta, toplumdaki birlik, beraberlik parçalanmaktadır. Halbuki bizler asırlar boyu kardeş kardeşe hep kucaklaşarak yaşadık. Yine de öyle yaşamak azim ve aşkındayız.
Bizim bu mutlu kardeşliğimizi bozmaya çalışan fitne adamlar şimdilerde görev başındalar anlaşılan. Bizi bölmek, parçalamak, kardeşi kardeşe düşman yapmak istiyorlar. Biz de Allah Resulü Efendimiz (sas)’in duasını tekrarlamaktan çekinmiyoruz artık: [/B]
Fitne uykudadır; uyandırana Allah lanet etsin!..
. (nokta)
antioxidan
07.04.2007, 16:51
bir tespitimiz de şu:
özellikle vefat eden ulemamızın eserlerindeki bazı ibareler siper edinilip, müslümanlardan bir kısım diğer bir kısmı vasıflar uyuyor kanaatiyle tekfir ediyor; ya da gözden düşürmeye çalışıyor.
vallahi o ulemamız böyle bir fitneye alet olacaklarını bilseler yazmazlardı.
ben bu yeminimde sabitim.
vallahi, eğer ulemamız samimi deva için yazılmış sözlerinin islam ümmetinde hastalığa, bozgunculuğa, fitneye vesile olduğunu görselerdi, o ibareleri tırnakları ile kazırlardı satırlardan.
peki ulemamız neden birbiri hakkında yazdı?
ilim ehli, münazara adabını bilen ve sözlerin maksadına vakıf olacaklara birbirlerini tanıtmış oldular.
eğer bir alim hakkında illa da bir nakil yapılacaksa
o alim hakkında söz söylemiş alimin sözü eğilip bükülmeden, kesilip kuşa çevrilmeden metin nerede geçiyorsa olduğu gibi konu aktarılarak bu nakil yapılmalı ve yorum yapılmamalı.
aksine davranışlar, görünen o ki nefslere malzeme olmaktan öte bir işe yaramıyor.
müslümanlar arasında nefret yaygınlaşıyor ve düşmanlıklar başlıyor.
Sofuoglu
07.04.2007, 17:06
son gunlerde en basit karsindakini katakulle etme sekli,"seni fitneci seni,senin amacin fitne cikartmak ",
halbuki karsisindakinide hice sayarak bir nevi onuda tekfir etme sekli,
herkes kendi soylediklerini tek dogru,karsindakinin fikirlerinide fitne olarak goruyor malesef,
Eger birileri soyledikleri sozlerle daire-yi islamdam ciktiklari halde muslumanlari dunya saltanatlari ve menfaatlerii icin kandirmaya ve uyutmaya devam ediyorlarsa, onlarin serlerinden muslumanlari korumak ve bu yonde uyarmak uzerimize vaciptir.
Muslumanlarin biribirlerine karsi hukuklarindan biri de din ve itikad konusunda birbirlerini uyarmak ve uyandirmaktir.
Bu hususta Nasreddin Hocanin yaptigi gibi herkese mavi boncuk verilerek hosgorude bulunulamaz.
imami Azam ebu hanefi hazretlerinin su sozu yeterlidir sanirim...
"Insanlarin hatalarinin ardina düsme, aksine onlarin güzelliklerini gör. Ancak dini konularda hatalarini gördüklerini diger insanlara bildir ki ondan sakinsinlar ve ona uymasinlar.
Bu konuda hiç kimsenin makam ve mevkisinden çekinme ki, hiç kimse dini bozmaya, bidatleri hortlatmaya cesaret edemesin. Çünkü bu konuda Allah(c.c) senin ve dinin yardimcisidir." IMAM-I AZAM.
iman Nuru ile Münevver olan “Hakikat Ehli”, iman Yolunu Seçtigi için
Dünya Saâdetine, Ahiret Selâmetine Kavusacaktir.
“Kim Tâgut’u inkâr Edip de Allah’a inanirsa Muhakkak ki O, Kopmasi Mümkün Olmayan En Saglam Bir Kulpa Simsiki Sarilmis Olur.
Allah isitendir, Bilendir.
Allah iman Edenlerin Dostudur.
Onlari Karanliklardan Kurtarip Nura Çikarir...”
(Bakara: 256-257)
Küfür Karanliginda Kalan “Dalâlet Ehli” ise
Dünyada ve Ahirette Ceza ve Mücâzat Görecektir.
“...inkâr Edip Kâfir Olanlarin Dostlari ise Tâgut’tur.
Onlari Nurdan Alip Karanliklara Götürür.
iste Onlar Cehennemliklerdir, Orada Ebedî Kalacaklardir.”
(Bakara: 257)
Allah(c.c)in hukmu uzerine hukum olmaz,kimse hickimseye kafir vs diyemez,hukumler ortadadir,Allah(c.c) kimlerin kafir kimlerin mumin oldugunu (olabilecegini)yuce kitabimiz kurani kerimde bildirmisdir,
ama ne acidirki, birakin muslumanim diyenleri ;Allah(c.c)'a sirk kosmus yahudi ve hristiyanlarin dahi imanini kurtarma cabasina giriliyor ,
hele once bi kendimizi kurtarsak, ne mutlu bize vesselam
surci lisan olduysa affola
Seyyid Kutubun sirf müslümanlari allahin hükmünden baska bir hüküm ile hükmettileri icin onlarin ilahlik iddiasinda bulunduklarini söylerek onlara kafir demesini dogru bulmuyorum.
Hak dilarama katiliyorum demis ki:o alim hakkında söz söylemiş alimin sözü eğilip bükülmeden, kesilip kuşa çevrilmeden metin nerede geçiyorsa olduğu gibi konu aktarılarak bu nakil yapılmalı ve yorum yapılmamalı.
O nakil yapildiktan sonra o konuda baska alimler neler söylemisler beyan edilmeli.
Örnegin su sekilde onun görüslerini beyan ettik:
Minhac_´isimli üyeden Alıntı
Buyurun bir konudan baslayalim, tek tek konulari ele alalim. Gecmisteki iletimi oldugu gibi alintiliyorum:
Sn. Zınar,
"Şimdi tefsirin-de tutarsız bulduğunuz yerleri sahife numaraları ile birlikte belirterek yorumlarınız ile sunun bize.Ona göre tümevran şeklinde bir değerlendirme yapalım" demistiniz. Ayrı iletiler altında Seyyid Kutub'un ehli sünnet alimlerin sözlerine muhalif gördüğüm hususları ele alacağım. Hepsine bir anda cevap vermenizi beklemiyorum.
Seyyid Kutub Maide suresinin tevsirinde şöyle diyor:'Zira, Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen, Allah'ın ilahlığını reddediyor demektir. Oysa ilahlık zorunlu olarak, egemenliği ve yasamayı da içermektedir. Allah'ın :ayetlerine göre hüküm vermeyen bir kimse ise bir yandan, Allah'ın ilahlığını ve ilahlığının niteliklerini reddetmekte, diğer yandan da ilahlık hakkını ve ilahlığın niteliklerini kendisine mal etmeye kalkışmaktadır. Gerçekten de küfür bu değil de nedir? Pratik -ki bu teoriden çok daha önemlidir- sırf küfür kokuyorsa, dil ile mümin ya da müslüman olduğunu savlamanın anlamı nedir?'
"Bu yeni nitelik, daha önce geçen "kafirler" biçimindeki nitelikten farklı bir durumun olduğu anlamında değildir. Bu, Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen kişiye sadece yeni bir niteliğin eklenmesinden ibarettir. Allah'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen kişi, Allah'ın ilahlığını ve kullar üzerindeki yasama yetkisinin ona özgü olduğunu reddetmesinden ve de insanlar üzerinde yasama yetkisini kendisine mal ederek ilahlık iddiasına kalkışmasından ötürü kafirdir. Yine, insanları, -onlar için en uygun olan- Allah'ın şeriatından koparıp başka bir şeriata uymaya zorlamasından ötürü de zalimdir. Aslında bu tür bir kişi, tehlikeli bir yola atılmakla, küfrün cezasına çarpılmayı haketmekle ve -aralarında yaşadığı- insanların yaşamlarını kargaşaya, bozguna maruz bırakmakla, bizzat kendisine de zulmetmektedir"
Seyyid Kutub Allah'ın hükmünden başka bir hüküm ile hükmedeni Allah'ın ilahlığını reddetmek ve Ilahlık ıddiasında bulunmak ile itham ederek kafir olduğunu söylüyor.
Oysa ki bu ayetin tefsirini ehli sünnet vel cemaat bu sekilde yapmamislar ve bu ayetin tefsirini yapan iki sahabeye tabi olmuşlardır.
Ayrıca sadece bu ayeti bu şekilde yorumlamak ile kalmıyor, bu ayeti kendisi gibi yorumlamayanlara da gönderme yapıyor. Söyle devam ediyor:"Son derece kesin olan bu hüküm konusunda demagoji yapmak, gerçekten kaçmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Böylesi bir hükmü tevil etmeye Çabalamak, ayeti çarpıtmaktan başka bir şey olamaz. Bu bağlamda yapılan demogojiler ya da teviller, söz konusu ayetin muhatabı konumundaki kimseler hakkında Allah'ın koyduğu hükmü hiçbir biçimde değiştiremez."
Bu ayeti tevil edenlerin basinda iki sahabe olan Efendimizin amcasinin oglu Abdullah ibnu Abbas ile El-Bera (Allah onlardan razı olsun) gelir.
Bu sekilde bir davranis sadece o düsüncenin islam dinine mal olmamasi adina yapilmis bir davranistir.
Buradaki amacimiz sadece Müslümanlarin iki sahabenin yorumuna tabi olarak Müslümanlari sirf kanunlar ile hükmettikleri icin tekfir edilmemelerini beyan icindir.
Ibni teymiye de hakkinda da sunlari naklettik
Enbiya ve evliya ile onlarin vefatindan sonra veya onlar hayatta iken onlarin huzurunda (yaninda) bulunmadikca tevessül etmenin sirk oldugunu ilk söyleyen Ibni Teymiye'dir. Ayrica onlar ve eserleri (onlara ait seyler) ile teberrükte bulunmanin ve Efendimiz'in kabrini tebberrük icin ziyaret etmenin de sirk oldugunu iddia etmistir. (Tabi ki bu görüs yanlistir)
Bu konuda Ibni Teymiye'ye ait olan Ettevessül velvesile adli kitap 24. ve 150. sayfaya
ayrica yine kendisine ait olan Erraddu alelmantikiyyin adli kitap 536. sayfaya dileyen bakabilir
sonrada onun bu iddiasina cevap verdik su sekilde:
Alıntı:
NUHUN_GEMISI´isimli üyeden Alıntı
vesile vardır , ölüden vesile olmaz . .
Bu görüs ibni teymiye kaynakli bir görüstür.
Birisi bir yazisinda sunu nakletmisti:
"İbni Teymiyye'nin kelamındaki çekişme ve çelişmeye delalet eden şeylerden birisi de, kitaplarından bir kısmında söylediğinin, diğer eserlerinde ifade ettiğini nakzeder mahıyette olmasıdır.
Ben de ona cevaben sunu yazmistim:
Buna bir örnek de el-Kelimuttayyib adli kitabinda ayaginda hader rahatsizligi meydana geldiginde ibni Ömer'in Ya Muhammed demis oldugu hadisi zikretmesidir.
El-Kelimuttayyib adli kitabinin 73. Sayfasinda "Faslu firraculi iza hadirat ricluhu" bölümünde bu meseleyi zikretmistir
Ayrica Sevkani Tuhfetuzzakirin adli kitabinin 267. sayfasinda Abdullah bin Ömer'in (radiyALLAHu anhu) ayaginda hader rahatsizligi meydana geldiginde Ya Muhammed demis oldugu hadisi zikrediyor.
Bu rivayeti bir arakadas su sekilde aktarmisti:
Abdurrahman bin Sa’d (r.a.) şöyle anlatmıştır: İbn-i Ömer (r.a.) ile beraber oturuyordum. Ayağı birden kasıldı.
Ya Eba Abdirrahman, ayağına ne oldu?” dedim.
"Kramp girdi” dedi.
“En çok sevdiğinin adını an da iyi olsun” dedim. İbn-i Ömer:
“Ya Muhammed!” diye nida etti. Ayağı hemen düzeldi.
İbn Sa’d, et-Tabakatü’l-Kübra, IV/154.
Asagida da Arapca nakiller mevcut, Imam Buhari de bu hadisi rivayet ediyor:
Orjinal boyutları.
Alintidir:
Ashab'ın uygulamasına dair başka rivayetler ise ;
Osman b. Huneyf kendisine Resulüllah’ın öğrettiği bir duada şöyle demiştir: “Allah’ım Rahmet Peygamberi, senin Peygamber’in Muhammed ile sana yöneliyor ve istiyorum...” (Beyhaki, Tirmizi, İbn Mace)
Fatıma bt. Esed hadisinde bizzat Resulüllah: “Peygamber’in ve benden önceki peygamberlerin hakkı için...” (Hâkim, Tabarani, Heysemi'de geçmektedir)
Bu gibi rivayetler hayatta ve vefattan sonra Hz.Peygamber ve salih kişiler ile tevessülün caiz olduğuna delalet eder.
-------------
Kevseri bu nakli deliller dışında Allame Teftazani (v.793/1391), Fahruddin er-Razi (v. 606/1209), ve Seyyid Şerif el-Cürcani (v. 816/1413)’nin eserlerinden tevessülün cevazına, enbiya ve evliyaların kabirlerini ziyaretten maddi, manevi bir takım faydaların hâsıl olmasının mümkün ve vaki olduğuna dair ifadeler nakletmiştir. (Kevseri, Muhiggu’t Tagavvul, s.5–9)
-----------------------
Bence bu sekildeki beyanatlar din adina hakikatleri aciklama adina anlayisla karsilanmali.
Cünkü eger hatalar belirtilmez ise bu hatalar zaman ile islam dinindenmis gibi görünür.
biz ise bunu istemiyoruz.
selametle...
antioxidan
07.04.2007, 17:09
imami Azam ebu hanefi hazretlerinin su sozu yeterlidir sanirim...
"Insanlarin hatalarinin ardina düsme, aksine onlarin güzelliklerini gör. Ancak dini konularda hatalarini gördüklerini diger insanlara bildir ki ondan sakinsinlar ve ona uymasinlar.
Bu konuda hiç kimsenin makam ve mevkisinden çekinme ki, hiç kimse dini bozmaya, bidatleri hortlatmaya cesaret edemesin. Çünkü bu konuda Allah(c.c) senin ve dinin yardimcisidir." IMAM-I AZAM.
vallahi, eğer ulemamız samimi deva için yazılmış sözlerinin islam ümmetinde hastalığa, bozgunculuğa, fitneye vesile olduğunu görselerdi, o ibareleri tırnakları ile kazırlardı satırlardan.
eğer bir alim hakkında illa da bir nakil yapılacaksa
o alim hakkında söz söylemiş alimin sözü eğilip bükülmeden, kesilip kuşa çevrilmeden metin nerede geçiyorsa olduğu gibi konu aktarılarak bu nakil yapılmalı ve - nakleden alim değil ise -yorum yapmamalı.
aksine davranışlar, görünen o ki nefslere malzeme olmaktan öte bir işe yaramıyor.
müslümanlar arasında nefret yaygınlaşıyor ve düşmanlıklar başlıyor.
Sofuoglu
07.04.2007, 17:19
vallahi, eğer ulemamız samimi deva için yazılmış sözlerinin islam ümmetinde hastalığa, bozgunculuğa, fitneye vesile olduğunu görselerdi, o ibareleri tırnakları ile kazırlardı satırlardan.
eğer bir alim hakkında illa da bir nakil yapılacaksa
o alim hakkında söz söylemiş alimin sözü eğilip bükülmeden, kesilip kuşa çevrilmeden metin nerede geçiyorsa olduğu gibi konu aktarılarak bu nakil yapılmalı ve - nakleden alim değil ise -yorum yapmamalı.
aksine davranışlar, görünen o ki nefslere malzeme olmaktan öte bir işe yaramıyor.
müslümanlar arasında nefret yaygınlaşıyor ve düşmanlıklar başlıyor.
samimiyet olcunuz nedir ismail abi,o vakit tum ulemanin sozlerini,hatta efendimiz s.a.v in sozlerini dahi elekden gecirelim,
yani bu sozu sadece soyleyenmi yapacak,ayetleri kendi heva ve heveslerine gore tevil edenler,hadisleri kendi cikarlarina gore anlayanlara laf yok,bu sozun geregini yerine getirelim diyenlerde samimiyet aramak,
cok yaman bir celiski malesef....
burda herkes bir metin ekliyor konunun tamamini nerde gectigini vs eklemeyen tek kiside ben degilimdir herhalde, bu husudada elestirmeninde luzumu yok....
muslumanlar arasinda nefret yayginlasiyorsa bunun sorumlusu kim sizce?
neden bu haldeyiz? bu sorulara yillardir sorulur ama net bir sonuca hicbir zaman varilmaz,
bu sekilde olmasindada bir hayir vardir mutlaka
selametle
Bu kadar alim varken benim gibi Ümmi birşeyler yazıyor.
Bana müsade.
vallahi, eğer ulemamız samimi deva için yazılmış sözlerinin islam ümmetinde hastalığa, bozgunculuğa, fitneye vesile olduğunu görselerdi, o ibareleri tırnakları ile kazırlardı satırlardan
Bu düşünceye tüm benliğimle katılıyorum
antioxidan
07.04.2007, 17:42
samimiyet olcunuz nedir ismail abi,
aziz kardeşim,
ıslah ile ifsad kadar bariz bir şey var mı?
seyyid kutub'u eleştirmek, eğer onu kafir görmeye sirayet ediyorsa - hatta seyyid kutub (faraza) kendi gibi düşünmeyenleri küfürle itham etmiş olsa bile-
bu yanlış olur.
hiç bir yetkisiz kimse ehli kıbleyi tekfir edememeli.
ölçümüz bu...
ehli kıbleden hatalı sözler çıkmaz mı?
çıkabilir.
hatta o hatalı sözler onu dinden çıkarabilir mi?
çıkarabilir.
peki kim buna karar verir?
işte bütün mesele bu!
kadılık makamı!
var mı bu makam?
yok!
o halde mesele ne?
bu makam ki, hallac'ı dinden çıkardı, biz hallac'ı buna rağmen sahiplenmiş insanlarız.
nasıl oluyor da kendisini müslüman olarak tanımlayan insanlara gavur damgasını bu rahatlıkla vurabiliriz.
firaset azizim firaset.
Sofuoglu
07.04.2007, 17:49
aziz kardeşim,
ıslah ile ifsad kadar bariz bir şey var mı?
seyyid kutub'u eleştirmek, eğer onu kafir görmeye sirayet ediyorsa - hatta seyyid kutub (faraza) kendi gibi düşünmeyenleri küfürle itham etmiş olsa bile-
bu yanlış olur.
hiç bir yetkisiz kimse ehli kıbleyi tekfir edememeli.
ölçümüz bu...
ehli kıbleden hatalı sözler çıkmaz mı?
çıkabilir.
hatta o hatalı sözler onu dinden çıkarabilir mi?
çıkarabilir.
peki kim buna karar verir?
işte bütün mesele bu!
kadılık makamı!
var mı bu makam?
yok!
o halde mesele ne?
bu makam ki, hallac'ı dinden çıkardı, biz hallac'ı buna rağmen sahiplenmiş insanlarız.
nasıl oluyor da kendisini müslüman olarak tanımlayan insanlara gavur damgasını bu rahatlıkla vurabiliriz.
firaset azizim firaset.
abi burda benim gibi bir avam bunu yapamaz zati,bunu yapabilecek olanin aklina sasarim,
varsa bu gucu kendinde hisseden ilmine guvenen buyursun,
biz boyle birseyi idda etmedik zaten,
iman ile Küfür Arasinda Bocalayan;
Müslüman Olduklarini iddiâ Ettikleri Halde
Hazret-i Kur’an’in Hükümlerini Kabul Etmeyen;
Kendi Zannina Göre Tefsir ve Te’vil Eden,
Bu Suretle Tahrip ve Tahrife Yeltenen;
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin Hükmüne
Hosnutluk Gösterip Teslim Olmayan;
Kalplerinde Hastalik Bulunan;
Allah-u Teâlâ’nin Lânetledigi;
ifsatçi, Fesatçi, Fitneci, Reformcu, ikiyüzlü musluman gibi gecinenlere ne yapalim peki?
nasil davranalim? nasil kazanalim? buyurun siz yol gosterin o vakit......
Bir insanın (müslümanın) dinden çıkışı iki türlü gerçekleşebilir.
1- Amden yani bilerek zarurat-ı diniyyeden bir şeyi inkar etmekle,
2- Bilmeden veya sehven zarurat-ı diniyyeden bir şeyi inkar etmekle...
Şimdi bu her iki hâlde de dinden çıkılmış olur. Şayet bilmeden yapılan hatadan dolayı çıkılmışsa kendisine bu durum hatırlatılan insan tevbe ve rücu ederse tekrar ihtida etmiş olur. bunun için kadılık makamının onayına ihityaç yoktur. Eğer, böyl birşey olsa, o zaman küfredenlerin küfrettiklerine dair bir belgeyi kadılardan alması gibi bir garip durum ortaya çıkar ki bu gülünç bir manzara olur. Bu sebeple iki adil şahidin şehadetiyle bu işler -yani, ihtida ve mulhidlik- gerçekleşir. Hüküm böyledir.
Ayrıca kadılara ihtiyaç yoktur.
Kafasına estiği gibi konuşanlara duyrulur.
Önemli bir not: Forumdaki şıracı ve bozacıların biribrlerine desteği hiç esirgemediklerini herkes nasıl da gözlüyor değil mi ?
Zeynep Özmen
07.04.2007, 17:53
türkiye'de iki grubu son derece zararlı görüyorum.
abdulkadir geylani gibileri tekfir edenler
onları tekfir edenleri tekfir edenler...
ikisi de Allah'ın dininin cehennem kapıcılığına kendini şartlandırmış fikri sabit (anlayışı dar) insanlardan müteşekkil oluyor umumen.
ikisi de kendini ehli sünnet velcemaat olarak adlandırıyor.
ama iki fırkanın da ehli sünetin en temel kaidesine muhalefeti söz konusu; o da:
ehli kıble tekfir edilmez.
abdulkadir geylani veya benzerlerine din dışı gören kim adına bu tekfiri yapıyor?
din adına!
onları tekfir edenleri tekfir eden kim adına bunu yapıyor?
din adına!
halbuki din, müslümanlara sadece Allah'ı hakkıyla bilip, Ona kul olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Allah'a kul olmak ise 'bana iman'ı anlat, bana islam'ı anlat, bana ihsan'ı anlat' sorularına rasulu muhterem aleyhisselam'ın verdiği cevaplardan ibarettir.
dolayısıyla
bu iki zararlı akımın müslümanların kardeşliğinin önünde ciddi engel teşkil ettiğini farkediyorum.
seyyid kutub'a düşman olan ile abdulkadir geylani'ye düşman olanlar aynı yerden besleniyor.
şahıslarını tanrılaştırıyorlar! Rabb azze ve celle'ye değil, anlayışlarına tabi oluyorlar.
cennet ve cehennem fedailiği rolü üstleniyorlar.
halbuki bu ikisinin ve temsillerinin müslümanlığı hakkında milyonlarca ayrı ayrı şehadet mevcuttur.
öyleyse onlardan birini kafir gören, kendi arzularını dinleştirmiş ve Allah'ın dinine savaş açmıştır.
fikirleri konuşmak ayrıdır, şahısları tekfir etmek ayrıdır.
insan hatalı söz söyleyebilir Kur'an'ı yorumlarken.
nitekim aleyhisselam:
kim Kur'an'da kendi görüşü ile hüküm çıkarırsa gerçekte o hata etmiştir buyuruyor.
bu iki taifede kur'andan delil aldığını beyan ile birbirini ve şahıslarında fikirlerini gayrı islam görüyor.
seyyid kutub'u severim, o bir şehit...
abdulkadir geylani'yi daha fazla severim, o bir mürşid.
tam tersini de başka biri söyleyebilir der ki:
abdulkadir geylani'yi severim, o bir mürşid
seyyid kutub'u daha fazla severim, o bir şehit...
bu yaklaşımlarda zarar yok; ama
seyyid kutub'u sevmem abdulkadir geylani'yi severim denilince veya tam tersi sorunlar çıkıyor.
bizi islam dairesine birbirimiz sokmadık. bizi birbirimiz o daireden çıkaramayız.
aynı yöne secde eden insanların ortak adı müslümandır.
bu cevapta endişeniz varsa gavura sorun, onun vereceği cevap doğru olacaktır.
kabe'ye yönelenlere ne diyorsunuz siz diye sorun gavura!
müslümanlar kardeştir.
müslüman birbirinin şerefini korur.
kim müslümanlardan herhangibirinin şerefini alçaltmaya çalışırsa Allah indinde şerefinden olabilir.
seyyid kutub'un hatalı sözleri vardır. hatalarını ifşa eder, doğrusunu izah ederiz. eyvallah
abdulkadir geylani'nin hatalı yönleri mi var, hatalarını söyleyin, doğruda buluşalım inşaallah...
ama birine olan sevginiz veya kızgıntınız dininizi bina etmesin.
ola ki sevdiğinize darılınca, onun hak sözleri size tesir etmez.
ola ki sevmediğinizle barışınca, onun batıl sözleri sizi sarabilir.
ölçü şahıslar değildir.
ölçü, ayet hadis icmadır....
havadis (dedi denildi) değil, ehadistir...
dolayısıyla kim fethullah gülen'i, abdulkadir geylani'yi, seyyid kutub'u, ibn teymiye'yi, imam rabbani'yi direkt hedef alır, yanlış olan görüşü delili ile, ıslah için bildirmez ve şahısları hakkında asab bozucu abuk sabuk laf söylerse benim için aynı kategoridedir:
fitneci!
selametle
Allah razı olsun ismail abi fitneden kurtulanlardan oluruz inşallah...
Sofuoglu
07.04.2007, 18:01
Bu kadar alim varken benim gibi Ümmi birşeyler yazıyor.
Bana müsade.
vallahi, eğer ulemamız samimi deva için yazılmış sözlerinin islam ümmetinde hastalığa, bozgunculuğa, fitneye vesile olduğunu görselerdi, o ibareleri tırnakları ile kazırlardı satırlardan
Bu düşünceye tüm benliğimle katılıyorum
bende katila katila guluyom:)
gunduzalp
07.04.2007, 18:03
Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor: "Ey Ebu Sa'lebe, dedim, şu ayet hakkında ne dersin?" (Mealen): "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez.." (Maide 105).
Bana şu cevabı verdi:
"Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sormuştum: Demişti ki:
"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir." [Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).
Vakid İbnu Muhammed babasından, o da Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhümâ)'dan anlattığına göre demişti ki:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) parmaklarını kenetledi ve dedi ki:
"Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen bir kısım ayak takımı (hezele) kimselerle başbaşa kalırsan ne yaparsın?"
"Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah'ın Resulü!" dedim. Buyurdular ki:
"Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terkedersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaatı ile de (uğraşmayı) terkedersin." [Buhârî, Salat 88, Fiten 13; Ebu Davud, Melâhim 17, (4342); İbnu Mace, Fiten 10, (3957).]
Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun, Ey Allah'ın Resulü, emrinizdeyim!" dedim.
"İnsanlara (kitle halinde) ölüm isabet edip, kabirlerin (ücretli) hizmetçiler tarafından kazılacağı zaman ne yapacaksın?" buyurdular.
"Benim için Allah ve Resulü neyi ihtiyar buyurursa onu yaparım!" dedim.
"Sabrı tavsiye ederim!" buyurdular -veya, sabredersin! dediler- ve sonra bana tekrar seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun ey Allah'ın Resûlü, sizi dinliyorum!" dedim.
"Zeyt mıntıkasının taşları kanda boğulduğunu gördüğün zaman ne yapacaksın?"
"Allah ve Resûlü benim için neyi ihtiyar buyurursa onu!" dedim
"Sana kendilerinden olduğun yakınlarını tavsiye ederim!" dedi. Ben sordum:
"Ey Allah'ın Resulü! (O zaman) kılıcımı alıp omuzuma koymayayım mı?"
"Böyle yaparsan (fitneci) kavme ortak olursun!" buyurdular.
"Bana ne emredersiniz!" dedim."Evine çekil!" buyurdular.
"Evime girilirse?" dedim.
"Eğer kılıcın parıltısının seni şaşırtacağından korkarsan, elbiseni yüzüne ört. Gelen hem senin günahınla, hem de kendi günahıyla dönsün!" buyurdular." [Ebu Davud, Fiten 2, (4261); İbnu Mace, Fiten 10, (3958).]
Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)" [Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205).]
bende katila katila guluyom:)
Neye gülüyon alıntı yaptığın mesajımıma yoksa buradaki durumama.
N e diyeyim Allah güldürsün.
Sofuoglu
07.04.2007, 18:08
Neye gülüyon alıntı yaptığın mesajımıma yoksa buradaki durumama.
N e diyeyim Allah güldürsün.
senin durumuna guluyom elbet,sende benim durumuma gul tabi
bak ben suan pc yi kapatip cikiyom buda son mesajim simdilik,
senin gibi yoruldum pc yi kapatip pazartesiye kadar yokum diye en azindan tribunlere oynamiyom
ummiyim cahilim diyerek, her seyi en iyi ben bilirim demiyom
hadi ben cikdim,sen pazartesiye kadar devam et bakalim,:)
:shake2: :flowers: :)
senin durumuna guluyom elbet,sende benim durumuma gul tabi
bak ben suan pc yi kapatip cikiyom buda son mesajim simdilik,
senin gibi yoruldum pc yi kapatip pazartesiye kadar yokum diye en azindan tribunlere oynamiyom
ummiyim cahilim diyerek, her seyi en iyi ben bilirim demiyom
hadi ben cikdim,sen pazartesiye kadar devam et bakalim,:)
:shake2: :flowers: :)
Sen çıkarsın ben çıkmazmıyım zaten ben inkar etmiyorum bazı kişiler için bu forumdayım bunların birde sensin ben imalı hiç söylemem bak sensin diyorum.
Evet bunları da biz hatırlatalım:
"Emâneti sana emanet eden (sahibine) ver. Sana hıyanet edene dahî hıyanet etme" (Ebû Davud c. 3, s. 290).
Değerli Gençler!
Emânete riâyet, imanın kemâl derecesine ulaşmasına ve insanlar arasında itimat ve mahabbetin devamına sebeptir. Emânete hıyanet, imanın zevaline ve halkın arasında güvensizliğin yayılmasına müessir olmaktadır.
Emânet "korunup saklanması ve eksiksiz olarak sahibine iâde edilmesi gereken şey" demektir. Korunması gereken şey, bir mal olabileceği gibi, bir namus ve milletin geleceğiyle ilgili bir devlet sırrı da olabilir. Hangi çeşit emanet olursa olsun, onu korumamak hıyanet suçu işlemek olur.
Emâneti muhafaza, imanın ayrılmaz bir lâzımıdır. Bir şahsın emânete hıyanet etmesi, iman direklerinden birini çökertmesi demektir. Bu iddiamızı gün ışığına çıkaran bir hadisi nebevide şöyle buyrulmaktadır.
Üç (şey) kimde (toplanmış) olursa oruç tutsa, namaz kılsa, hac ve umre yapmış olsa ve ben müs-lümanım dese de- o kimse münafıktır: "(Bir şey) haber verdiğinde yalan söyler. (İyilik yapmayı) vadet-se sözünde durmaz. (Kendisine bir şey) emanet olunduğu vakit hıyanet eder" (et-Tergib ve't-Terhib c. 3, s. 594).
Asr-ı saadette sözünde durmayan bir kimse parmakla gösterilecek kadar azdı. Aradan geçen zaman içinde İslâm'ın ruhundan o derece uzaklaşma oldu ki, büyük şehirlerde bile emânete riâyet eden ve sözünde duran insanlar, parmakla gösterilecek kadar azaldı. O derecede ki, çok kere, yaşayanlardan örnek vermek mümkün olamamakta ve "vaktiyle filan sülâle içinde sözüne güvenilir bir adam varmış" denilmektedir.
Emânete hıyanet edenlerin güvenilir bir insan gibi itibar görüşü, emin kişilerin hâinmiş gibi hor görülmesi, İslâm şuuruna ne kadar yabancı kaldığımızın acı bir delilidir. Akılların muallimi ve İslami hükümlerin mübelliği bulunan Resûl-i âlişan Efendimiz şu mühim uyarıyı yapmaktadır:
"Emânet(e riâyet)i olmayanın imanı yoktur. Sözleşmesine sadâkat) olmayanın dini(ne bağlılığı) yoktur" (feyz'ül-kadir c. 6, s. 381).
antioxidan
07.04.2007, 18:12
Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor:
"Ey Ebu Sa'lebe, dedim, şu ayet hakkında ne dersin?" (Mealen): "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez.." (Maide 105).
Bana şu cevabı verdi:
"Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sormuştum: Demişti ki:
"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir." [
Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).
Vakid İbnu Muhammed babasından, o da Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhümâ)'dan anlattığına göre demişti ki:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) parmaklarını kenetledi ve dedi ki:
"Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen bir kısım ayak takımı (hezele) kimselerle başbaşa kalırsan ne yaparsın?"
"Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah'ın Resulü!" dedim. Buyurdular ki:
"Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terkedersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaatı ile de (uğraşmayı) terkedersin."
[Buhârî, Salat 88, Fiten 13; Ebu Davud, Melâhim 17, (4342); İbnu Mace, Fiten 10, (3957).]
Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun, Ey Allah'ın Resulü, emrinizdeyim!" dedim.
"İnsanlara (kitle halinde) ölüm isabet edip, kabirlerin (ücretli) hizmetçiler tarafından kazılacağı zaman ne yapacaksın?" buyurdular.
"Benim için Allah ve Resulü neyi ihtiyar buyurursa onu yaparım!" dedim.
"Sabrı tavsiye ederim!" buyurdular -veya, sabredersin! dediler- ve sonra bana tekrar seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun ey Allah'ın Resûlü, sizi dinliyorum!" dedim.
"Zeyt mıntıkasının taşları kanda boğulduğunu gördüğün zaman ne yapacaksın?"
"Allah ve Resûlü benim için neyi ihtiyar buyurursa onu!" dedim
"Sana kendilerinden olduğun yakınlarını tavsiye ederim!" dedi. Ben sordum:
"Ey Allah'ın Resulü! (O zaman) kılıcımı alıp omuzuma koymayayım mı?"
"Böyle yaparsan (fitneci) kavme ortak olursun!" buyurdular.
"Bana ne emredersiniz!" dedim."Evine çekil!" buyurdular.
"Evime girilirse?" dedim.
"Eğer kılıcın parıltısının seni şaşırtacağından korkarsan, elbiseni yüzüne ört. Gelen hem senin günahınla, hem de kendi günahıyla dönsün!" buyurdular."
[Ebu Davud, Fiten 2, (4261); İbnu Mace, Fiten 10, (3958).]
Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)"
[Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmizî, Fiten 33, (2205).]
cezakallahu hayr...
türkiye'de iki grubu son derece zararlı görüyorum.
abdulkadir geylani gibileri tekfir edenler
onları tekfir edenleri tekfir edenler...
ikisi de Allah'ın dininin cehennem kapıcılığına kendini şartlandırmış fikri sabit (anlayışı dar) insanlardan müteşekkil oluyor umumen.
ikisi de kendini ehli sünnet velcemaat olarak adlandırıyor.
ama iki fırkanın da ehli sünetin en temel kaidesine muhalefeti söz konusu; o da:
ehli kıble tekfir edilmez.
abdulkadir geylani veya benzerlerine din dışı gören kim adına bu tekfiri yapıyor?
din adına!
onları tekfir edenleri tekfir eden kim adına bunu yapıyor?
din adına!
halbuki din, müslümanlara sadece Allah'ı hakkıyla bilip, Ona kul olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Allah'a kul olmak ise 'bana iman'ı anlat, bana islam'ı anlat, bana ihsan'ı anlat' sorularına rasulu muhterem aleyhisselam'ın verdiği cevaplardan ibarettir.
dolayısıyla
bu iki zararlı akımın müslümanların kardeşliğinin önünde ciddi engel teşkil ettiğini farkediyorum.
seyyid kutub'a düşman olan ile abdulkadir geylani'ye düşman olanlar aynı yerden besleniyor.
şahıslarını tanrılaştırıyorlar! Rabb azze ve celle'ye değil, anlayışlarına tabi oluyorlar.
cennet ve cehennem fedailiği rolü üstleniyorlar.
halbuki bu ikisinin ve temsillerinin müslümanlığı hakkında milyonlarca ayrı ayrı şehadet mevcuttur.
öyleyse onlardan birini kafir gören, kendi arzularını dinleştirmiş ve Allah'ın dinine savaş açmıştır.
fikirleri konuşmak ayrıdır, şahısları tekfir etmek ayrıdır.
insan hatalı söz söyleyebilir Kur'an'ı yorumlarken.
nitekim aleyhisselam:
kim Kur'an'da kendi görüşü ile hüküm çıkarırsa gerçekte o hata etmiştir buyuruyor.
bu iki taifede kur'andan delil aldığını beyan ile birbirini ve şahıslarında fikirlerini gayrı islam görüyor.
seyyid kutub'u severim, o bir şehit...
abdulkadir geylani'yi daha fazla severim, o bir mürşid.
tam tersini de başka biri söyleyebilir der ki:
abdulkadir geylani'yi severim, o bir mürşid
seyyid kutub'u daha fazla severim, o bir şehit...
bu yaklaşımlarda zarar yok; ama
seyyid kutub'u sevmem abdulkadir geylani'yi severim denilince veya tam tersi sorunlar çıkıyor.
bizi islam dairesine birbirimiz sokmadık. bizi birbirimiz o daireden çıkaramayız.
aynı yöne secde eden insanların ortak adı müslümandır.
bu cevapta endişeniz varsa gavura sorun, onun vereceği cevap doğru olacaktır.
kabe'ye yönelenlere ne diyorsunuz siz diye sorun gavura!
müslümanlar kardeştir.
müslüman birbirinin şerefini korur.
kim müslümanlardan herhangibirinin şerefini alçaltmaya çalışırsa Allah indinde şerefinden olabilir.
seyyid kutub'un hatalı sözleri vardır. hatalarını ifşa eder, doğrusunu izah ederiz. eyvallah
abdulkadir geylani'nin hatalı yönleri mi var, hatalarını söyleyin, doğruda buluşalım inşaallah...
ama birine olan sevginiz veya kızgıntınız dininizi bina etmesin.
ola ki sevdiğinize darılınca, onun hak sözleri size tesir etmez.
ola ki sevmediğinizle barışınca, onun batıl sözleri sizi sarabilir.
ölçü şahıslar değildir.
ölçü, ayet hadis icmadır....
havadis (dedi denildi) değil, ehadistir...
dolayısıyla kim fethullah gülen'i, abdulkadir geylani'yi, seyyid kutub'u, ibn teymiye'yi, imam rabbani'yi direkt hedef alır, yanlış olan görüşü delili ile, ıslah için bildirmez ve şahısları hakkında asab bozucu abuk sabuk laf söylerse benim için aynı kategoridedir:
fitneci!
selametle
Böyle bir yazıya çok ihtiyacımız vardı elinize sağlık Allah razı olsun...
Sofuoglu
07.04.2007, 21:03
Sen çıkarsın ben çıkmazmıyım zaten ben inkar etmiyorum bazı kişiler için bu forumdayım bunların birde sensin ben imalı hiç söylemem bak sensin diyorum.
isde senin nicin burda oldugun asikar ortada
ne diyelim bizi onure ettiniz efendim.....
siz kilisiden donme evleri,yahudileri,misyonerleri,ajanlari provekoterleri,masonlari birakin bizim icin burda olmaya devam edin...
ha sonrada cikipda sakin ha siz benim kardesimizsiniz sizin tirnaginiza birsey olsa benim icim acir vs diyerek samimiyetsizlik yapma birdaha
hic ima yapmazmis:lac: :)
bizim icin burdaymis :)
ben imalı hiç söylemem bak sensin diyorum.
"Genelinde çevremizde bu tip İnsanları görürüz Kralcıdan Kralcıdırlar bu insanların karekteristik özelliklerinden bazıları.
Fikir üretemezler çünkü karıştırmak için Beyinleri poroglanmıştır.
Bağlı bulundukları sosyal toplum oluşum yoktur veya vardır saklarlar.
Tüm bulundukları ortamda negatif enerji saçarlar toplumu negatif yaparlar.
Bazıları bir oluşuma bağlıdır bazıları ise Cahildir "
Siz hiç ima yapmazsınız öyle mi?İşte bu mesaj sizin.Baştan sona imalarla dolu.Bunun gibi yüzlerce mesajın var..İma çirkin bir şeyse önce kendin bu alışkanlığından vazgeç..
antioxidan
07.04.2007, 21:57
Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretleri, rahmetullahi aleyh, birgün, beraberlerinde namaza yetişememekten fevkalade üzüntü duyan, adeta harap olan birine, büyük bir veliden bir beyit okurlar:
O günah ki, insana , küçüklük ve sığınma duygusunu verir,
Büyüklük ve kibir veren ibadetten daha hayırlıdır.
O ve ben / Necip Fazıl, b.d yayınları
Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)"
Buna göre diyalog yapmayan, yapandan hayırlı mıdır?
Sabaha veya akşama kafir olarak çıkmamak için; İbrahimi Dinler, yok aslında birbirimizden farkımız, amentüde ittifak içindeyiz gibi sözler söylemekten uzak kalmak gerekir mi?
antioxidan
07.04.2007, 22:08
" Kul din kardişinin yardımında olduğu müddetçe Allah da o kulun yardımındadır. " şeklinde buyrulan cümlenin emri çok mühimdir. Rasûl-u Muhterem aleyhisselam iki elin parmaklarını birbirine geçirerek :
" Mü'minler birbirine bir binanın duvarı gibidirler. Birbirlerini ( böylece ) kenetlerler. " buyrulmuştur.
Mal ile yardım, devlet kapılarındaki işleri görmekle yardım ve her hususta yardım etmekle kardeş kardeşi ve dost dostunu var gücüyle tutmalıdır, hizmetlerini görmelidir.
Nitekim bu hususta İmam Rağıb İsfehânî diyor ki: Eğer düşünülürse, ağzımıza götürdüğümüz bir tek lokmanın tahsilini tek başımıza yapamayacağız. Çünkü bir insan hem çiftçi, hem aşçı, hem değirmenci bir anda olamaz. Böylece her mesleği karşı karşıya getir. Her insan kendi mesleği ile gayrına yardım etmelidir ve kendini gayrına yardım etmelidir ve gayrına bir hizmetçi bilmelidir. Çünkü kendinde bulunmayan mesleklerde birçok meslekçilere muhtacdır. Halbuki en büyük yardım mü'min kardeşinin ihtiyacını gidermek için gayret göstermektir.
Mü'min mü'minin kardeşinin aynasından kendini görüp temizlemelidir. Öyleyse onun kusurundan göz kapatmalıdır. Demek her ni'metleri ve güzellikleri gayrına ve her kusuru kendi nefsine isnad eden, kardeşlik hukukuna son derece riayet etmiştir. Görülmez mi hadîs-i şerîfte:
" Mü'min mü'minin aynasıdır. Mü'min mü'minin kardeşidir. Malını, mülkünü ona toplar ( bununla işini görür ) ve arkasından onu ( kardeşinin malını, mülkünü, ırz ve namusunu ) korur. " buyrulmaktadır.
Bu hadîs-i şerîf, mü'min mü'min kardeşinden ne kadar güzellik görürse ondan ve ne kadar fenalıkları görürse nefsinden bilinmesine de işaret etmektedir. Mü'min mü'min kardeşini canından, malından daha fazla muhafaza ederse iman kardeşliği ve dostluk hakkını ifâ etmiş olur. hatta Eflatun'a birisi sormuş : " Sen anne babadan kardeşini mi, yoksa meslek kardeşi ve dostunu mu seviyorsun? " Derhal şu cevabı vermiştir:
Elbette ben dostumu kardeşimden daha fazla severim; kardeşimi de bana dost olursa severim.
Hakiki dostluk felsefî görüşlere mebnî değil, hakiki dostluk iman kardeşliğine bina edilir. Bu dostluğun alameti de yüzünde ve yalnız olarak ona nasihat etmek ve kardeşinden nasihatı kabul etmek, büyükse ona hürmet, küçükse ona şefkat etmek, halktan ayıplarını gizlemek, gıybetini yaptırtmamak ve onu müdafaa etmek, bir de her halukarda onu ve her şeyini, namusunu, malını, ırzını gıyabında bile korumaktır. İşte mü'min kardeşliğinin hakikati bu. Onun için ayet-i kerîmede :
" Ancak mü'minler birbirine kardeştir... " ( El-Hucurat 10 ) Bir hadis-i şerîfte de en genel manada şöyle buyrulmuştur:
" Kim din kardeşine gıyabında yardım ederse Allah ona dünya ve ahirette yardım eder. "
Şeyh Ahmed Gümüşhanevî diyor ki: Eğer yardım eden yardım edilenden daha fazla zarara uğramıyorsa, bu mazlum kardeşe yardım farz-ı kifayedir. Aksi takdirde mendubdur. Eğer iki ihtimal aynı seviyede ise yine yardım hayrlıdır. Ancak şart, yardım edenin zulme uğramaması, yardım edilenin de masun olmasıdır. çünkü zalime yardım haramdır. Mazlumun da acizliği kendisi hakkında mazeret sayılmaktadır.
" Kim borçlusuna mühlet verirse yahud ondan silerse kıyamet gününde Arş'ın gölgesinde haşrolunur. " buyrulan hadîs-i şerîfe binaen denilir ki: Her şeyden evvel mü'minin Fenâ Fil'ihvan olması lazımdır. Aksi takdirde maksada ulaşmak zordur. Çünkü İslam dîni esas itibarıyla bu babda iki noktada toplanır:
Birincisi Allah Teâlâ'ya ibadet etmekte O'nun hakkını korumaktır. İkincisi de O'nun kuluna yine O'nun için hizmet etmektir. Hizmetin de en a'lâsı İslam kardeşliğinin haklarına riayet etmekledir. Fenâ Fil'ihvan da budur. Nitekim Rasûlu Muhterem aleyhisselam :
" Mü'minler hepsi bir adam gibidirler. Eğer başı ağrırsa tümü müşteki olur ( her bir ferd, kardeşinin rahatsızlığını kendi bedeninde hisseder ) ve eğer gözü ağrırsa hepsi ağrır, incinir. " buyrulmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte yine bu Fenâ Fil'ihvan hakîkati şöyle beyan olunur:
" Birbirlerini sevmekte, birbirine acımakta ve birbirine şefkat etmek hususunda mü'minlerin misali, bir cesedin misalidir. Ondan bir uzuv şikayet ederse, cesedin sair uzuvları uykusuzluk ve şiddetli ateşle ona ( acıyı hissedene acısına iştirak etmekle ) çağrışırlar. "
Bu hadis-i şerîflerde müslüman topluluğun böyle bir Fenâ'yı bulmadıkça hakimiyeti ele geçirmeleri hayaldır diye ifade olunmaktadır.
Çünkü particilik, meşrebçilik, fikir ayrılığı ve tefrikayı meydana getirir. İş böyle olunca İslam davasını yüklenenler de davalarında muvaffak olamazlar. Öyleyse hiç olmazsa onda altı, yedi, sekiz, mümin kardeşlerin bu hadislerle amel etmeleri gerekmektedir
mufassal medeni ahlak
antioxidan
07.04.2007, 22:12
" Kardeşinin tutulmuş olduğu beladan sevinip açığa vurma. Aksi takdirde Allah onu esirger ve seni aynı bela ile imtihan eder. "
" Mü'min dil uzatıcı değildir, ( gayrını gözden düşürmek maksadıyla yahud nefsini temize çekerek ) lanet okuyucu değildir. Çirkin iş yapacak da değildir ve kötü söz söyleyecek de değildir. "
" Çirkin laf söyleyen ve onu yayan günahta eşittir. "
" Bir arkadaşının ayıblarını söylemek istediğin zaman, kendi ayıblarını hatırla. "
" Mü'mine sövmek fısk, öldürmek de küfürdür. "
" Zandan sakının, çünkü muhakkak ki zan sözün en yalanıdır. başkalarının sözlerini ( izleyip gizlide ) dinlemeyin. Asla ayıbları araştırmayın. ( Hırs ve oburluktan dolayı ) Menfaatleri yalnız nefsinize istemeyin. ( İleriye ben varayım diye gayrının hizmetini engelleyerek ) Rekabet etmeyin. Hasedleşmeyin ve buğzetmeyin. ( Ufak tefek hatadan dolayı ) Birbirinize sırt çevirmeyin. Allah size emrettiği gibi kardeş olun ey Allah'ın kulları! Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu terk edip de yardımcısız bırakmaz, ( gözden düşürüp ) onu tahkir etmez. ( Göğsüne işaret ederek ) Takva buradadır, takva buradadır. kişinin müslüman kardeşini tahkir etmesi günah olarak ona yeter. müslümanın her şeyi, kanı, malı ve ırzı ( diğer ) müslümana haramdır. Muhakkak Allah sizin bedeninize ve sûretlerinize bakmaz ( çünkü bu O'nun sanatıdır ), ancak kalbinize, ( iman ve semeresi olan ) amelinize bakar. "
" İnsanın amelleri pazartesi ve perşembe günü olmak üzere her hafta iki defa ( dergâh-ı İlâhiyye'ye yahud Peygamber'e ) arz olunur. her iman eden kulun günahı örtülür, ancak aralarında kin ve düşmanlık bulunan kimsenin günahı müstesnadır. ( Allah tarafından şu emr verilir: ) " bunlar barışıncaya kadar bırakın yahud mühlet verin. " denilir.
" Gıybet zinadan daha şiddetli bir fenalıktır. "
" Haber dolaştıran cennete girmez. "
" Ne kötü kavimdir o kavim ki mü'min aralarında korunarak ve ( bilgilerini) gizleyerek yürür. "
" Her kim mü'min kardeşinin şerefini koruyarak ( ona gelecek ) zararları reddederse, Allah da kıyamet gününde onun yüzünden ateşi döndürür. "
" Ey insanlar! Rabb'iniz birdir, babanız da birdir, hepiniz Âdem'in evladısınız, Âdem ise topraktandır. Allah nezdinde en kıymetli olanınız en çok O'na saygı göstereninizdir. ARABIN ARAB OLMAYANA ALLAH SAYGISI ÖLÇÜSÜNDEN BAŞKA BİR ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR. "
" Hepiniz Âdem oğullarısınız, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Babalarıyla iftihar edip böbürlenen herhangi bir kavim, ya buna son verecek yahud da Allah nazarında necaseti yuvarlayan böcekten de alcak olacaktır. "
" Gerçek imanlı cana yakın olur, ( kardeşini ) severek birleşir ve sevilir. Cana yakın olmayan ve ( güzel sözlü güler yüzlü olmayıp ) sevilmeyende hayr yoktur. Halbuki insanlara en hayrlısı insanlara faydalı olandır. "
" Muhakkak iki müslüman karşılaştıkları vakit birbirinden hal sorarlarsa Allah aralarına yüz rahmeti indirir. Yüzden doksan dokuzu, onlardan en çok güler yüzlü, en çok hayrlı ve en çok samimi olarak güzelce kardeşinin halini soranadır. "
" Ey diliyle teslim olup da imanı kalbine nüfuz etmemiş cemaat ! Müslümanlara eza ve cefa vermeyin ve onlara sövmeyin, gizliliklerini araştırmayın. Çünkü kim müslüman bir kardeşinin gizli ayıblarını araştırırsa muhakkak Allah Teâlâ da onun gizli ayıblarını araştırır. Allah da kimin ayıblarını araştırırsa onu örtmez ve kendi ehli içinde olsa bile onu rezil eder. "
hadis mealleri
gunduzalp
07.04.2007, 22:25
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bir kısım hadislerine göre, fitne yoksa çıkaran, çıkmış ise büyütüp geliştiren ve fertleri fitnenin getireceği şerlerin içine atan en mühim amillerden biri de "dil"dir. Fitneye karşı mü'minleri uyarmak maksadıyla varid olan bir kısım hadislerde dilin rolüne dikkat çekilerek, dilin kılıç gibi, hatta kılıçtan da beter olduğu ifade edilmiştir.
Ebu Davud'da gelen Ebu Hüreyre rivayetinde: "Sağır, dilsiz ve kör fitne gelecek. Fitneye azıcık meyledenin üzerine o, süratle gelir (kendine çeker). Fitnede dilini oynatmak aynen kılıç oynatmak gibidir" denir. Abdullah İbnu Amr'ın rivayetinde ise, dilin kılıçtan daha beter tesir icra edeceği ifade edilir: "Haberiniz olsun ki, ilerde Arapları darmadağın edecek fitne çıkacak. O yüzden ölenlerin hepsi ateştedir. O zaman dil(i kullanmak) kılıç kullanmaktan beterdir."
Yine Abdullah İbn-i Amr'dan gelen bir rivayette, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in gelecek fitne ile alâkalı tasvir ve ihbarları üzerine, "O çıktığı zaman ne yapalım?" diye soranlara: "Evine çekil, diline sahip ol, maruf ile amel et, münkeri terket, kendi çoluk çocuğunla ilgilen, başkasıyla meşgul olma" şeklinde cevap verdiğini görmekteyiz.
Hadiste yasaklanmış bulunan "fitnede dil oynatmak" tan maksad nedir?
Aliyu'l-Kârî'nin Mirkat'ta naklettiği açıklamalara göre, halkın dedikodusunu yapmak, fitneye karışanların lehinde veya aleyhinde konuşmak, bir tarafı kötülerken bir tarafı övmek suretiyle iki gruptan birini ta'n etmek, hep bu yasağa girmektedir. Hatta zalim idarecilere haber götürüp (ispiyonculuk yapmak) da bu yasağın tahtındadır. Zîra bu davranış idarecinin öfkesini kabartarak öldürme, hapis, sürgün vesair pek ciddi öyle fenalıklara sebep olur ki, kılıç kullanmak bu kadarını yapamaz.
Münâvî, "dilini tutmak" emrinden, "konuşmazdan önce iyice düşünerek sadece lehine olacak hususlarda konuşup, kendini ilgilendirmeyen hususlarda hiç konuşmamayı" anlar.
Yukarıda kaydettiklerimizden öyle anlaşılıyor ki, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Hz. Muaz'a bir vesileyle söylemiş bulunduğu: "Ey Allah hayrını veresice Muaz, insanları yüzüstü ateşe atan şeyin, dilleriyle haset etiklerinden başkası olduğunu mu zannediyorsun?" sözü fitne hakkında da aynen doğrudur: İnsanı fitneye atacak veya fitneden koruyacak en mühim amillerden biri dildir./İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/390-391.
Eyvallah gündüzalp kardeşim :)
Hatırlatmakta fayda var o zaman insanlara.. Yanaşmasınlar o türlü laflara..
Ne demek İbrahimi Dinler, amentüde ittifaklar..
Çağırsak ya tevhide, Hak yol olan İslam'a..
:flowers:
antioxidan
08.04.2007, 11:35
iSLAM BİRLİĞİ İLE ALAKALI KONULARDA RİSALE-İ NURDAN BAZI KISIMLAR
Cây-ı teessüf bir halet-i içtimaiye ve kalb-i İslâmı ağlatacak müdhiş bir maraz-ı hayat-ı içtimaî:
"Haricî düşmanların zuhur ve tehacümünde dâhilî adavetleri unutmak ve bırakmak" olan bir maslahat-ı içtimaiyeyi en bedevi kavimler dahi takdir edip yaptıkları halde, şu cemaat-ı İslâmiyeye hizmet dava edenlere ne olmuş ki; birbiri arkasında tehacüm vaziyetini alan hadsiz düşmanlar varken, cüz'î adavetleri unutmayıp, düşmanların hücumuna zemin hazır ediyorlar. Şu hal bir sukuttur, bir vahşettir. Hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyeye bir hıyanettir.» (Mektubat sh: 269)
« Madem bu ittifaksızlıktan gelen za'fiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin politikasına ve ehemmiyetsiz muvakkat yardımlarına karşı bu acib manevî rüşvetler veriliyor. Dörtyüz milyon kardeşin uhuvvetine, milyarlar ecdadın mesleğine ehemmiyet verilmiyor gibi bir mana hükmediyor. Ve asayiş ve siyasete zarar gelmemek için bu kadar israfat ile bol maaşlar suretinde kuvvet teminine kendilerini mecbur zannederek rüşvetler veriliyor; milletin fakr-ı hali nazara alınmıyor.
Elbette ve elbette ve kat'î olarak şimdi bu memleketteki ehl-i siyaset garba ve ecnebiye verdiği siyasî ve manevî rüşvetin on mislini âlem-i İslâm'ın ileride cemahir-i müttefikası hükmünde olacak olan dörtyüz milyon müslüman kardeşlere, memleket ve milletin ve bu devlet-i İslâmiyenin selâmeti için gayet azîm bir bahşiş ve zararsız rüşvet vermesi lâzım ve elzemdir.
İşte o makbul, lâzım ve çok menfaatlı caiz ve vâcib rüşvet ise: Teavün-ü İslâm'ın esası ve hediye-i Kur'anın semavî bir düsturu ve rabıtası ve kudsî kanun-u esasîsi olan
İnnemel mu’minune ikhvetun...ve’tesimuu bi hablillahi cemian.....vela teziru vaziratun vizra uhra.......vela tenazeuu fetefsheluu vetezhebe rihukum......
kudsî, esasî kanunlarını düstur-u hareket etmektir.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 83)
Rahmet-i İlahiyeden ümid kesilmez. Çünki Cenab-ı Hak bin seneden beri Kur'anın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat ârızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir...» (Mektubat sh: 326)
«Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: "Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zındıka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm'ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev'-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.
Ey ehl-i iman! Zillet içinde esaret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilafınızdan istifade eden zalimlere karşı innemel mu’minune ihvetun kal'a-i kudsiyesi içine giriniz; tahassun ediniz. Yoksa ne hayatınızı muhafaza ve ne de hukukunuzu müdafaa edebilirsiniz. Malûmdur ki; iki kahraman birbiriyle boğuşurken; bir çocuk, ikisini de döğebilir. Bir mizanda iki dağ birbirine karşı müvazenede bulunsa; bir küçük taş, müvazenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir.
İşte ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. Hayat-ı içtimaiyenizle alâkanız varsa, el mu’minu lil mu’mini kel bunyanil mersus yeshuddu ba’duhu ba’den düstur-u âliyeyi düstur-u hayat yapınız, sefalet-i dünyeviyeden ve şekavet-i uhreviyeden kurtulunuz!..» (Mektubat sh: 270)
derleyen: Orhan EREN İNCİLER E-MAİL GRUBU
Sofuoglu
08.04.2007, 11:45
" Kardeşinin tutulmuş olduğu beladan sevinip açığa vurma. Aksi takdirde Allah onu esirger ve seni aynı bela ile imtihan eder. "
" Mü'min dil uzatıcı değildir, ( gayrını gözden düşürmek maksadıyla yahud nefsini temize çekerek ) lanet okuyucu değildir. Çirkin iş yapacak da değildir ve kötü söz söyleyecek de değildir. "
" Çirkin laf söyleyen ve onu yayan günahta eşittir. "
" Bir arkadaşının ayıblarını söylemek istediğin zaman, kendi ayıblarını hatırla. "
" Mü'mine sövmek fısk, öldürmek de küfürdür. "
" Zandan sakının, çünkü muhakkak ki zan sözün en yalanıdır. başkalarının sözlerini ( izleyip gizlide ) dinlemeyin. Asla ayıbları araştırmayın. ( Hırs ve oburluktan dolayı ) Menfaatleri yalnız nefsinize istemeyin. ( İleriye ben varayım diye gayrının hizmetini engelleyerek ) Rekabet etmeyin. Hasedleşmeyin ve buğzetmeyin. ( Ufak tefek hatadan dolayı ) Birbirinize sırt çevirmeyin. Allah size emrettiği gibi kardeş olun ey Allah'ın kulları! Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu terk edip de yardımcısız bırakmaz, ( gözden düşürüp ) onu tahkir etmez. ( Göğsüne işaret ederek ) Takva buradadır, takva buradadır. kişinin müslüman kardeşini tahkir etmesi günah olarak ona yeter. müslümanın her şeyi, kanı, malı ve ırzı ( diğer ) müslümana haramdır. Muhakkak Allah sizin bedeninize ve sûretlerinize bakmaz ( çünkü bu O'nun sanatıdır ), ancak kalbinize, ( iman ve semeresi olan ) amelinize bakar. "
" İnsanın amelleri pazartesi ve perşembe günü olmak üzere her hafta iki defa ( dergâh-ı İlâhiyye'ye yahud Peygamber'e ) arz olunur. her iman eden kulun günahı örtülür, ancak aralarında kin ve düşmanlık bulunan kimsenin günahı müstesnadır. ( Allah tarafından şu emr verilir: ) " bunlar barışıncaya kadar bırakın yahud mühlet verin. " denilir.
" Gıybet zinadan daha şiddetli bir fenalıktır. "
" Haber dolaştıran cennete girmez. "
" Ne kötü kavimdir o kavim ki mü'min aralarında korunarak ve ( bilgilerini) gizleyerek yürür. "
" Her kim mü'min kardeşinin şerefini koruyarak ( ona gelecek ) zararları reddederse, Allah da kıyamet gününde onun yüzünden ateşi döndürür. "
" Ey insanlar! Rabb'iniz birdir, babanız da birdir, hepiniz Âdem'in evladısınız, Âdem ise topraktandır. Allah nezdinde en kıymetli olanınız en çok O'na saygı göstereninizdir. ARABIN ARAB OLMAYANA ALLAH SAYGISI ÖLÇÜSÜNDEN BAŞKA BİR ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR. "
" Hepiniz Âdem oğullarısınız, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Babalarıyla iftihar edip böbürlenen herhangi bir kavim, ya buna son verecek yahud da Allah nazarında necaseti yuvarlayan böcekten de alcak olacaktır. "
" Gerçek imanlı cana yakın olur, ( kardeşini ) severek birleşir ve sevilir. Cana yakın olmayan ve ( güzel sözlü güler yüzlü olmayıp ) sevilmeyende hayr yoktur. Halbuki insanlara en hayrlısı insanlara faydalı olandır. "
" Muhakkak iki müslüman karşılaştıkları vakit birbirinden hal sorarlarsa Allah aralarına yüz rahmeti indirir. Yüzden doksan dokuzu, onlardan en çok güler yüzlü, en çok hayrlı ve en çok samimi olarak güzelce kardeşinin halini soranadır. "
" Ey diliyle teslim olup da imanı kalbine nüfuz etmemiş cemaat ! Müslümanlara eza ve cefa vermeyin ve onlara sövmeyin, gizliliklerini araştırmayın. Çünkü kim müslüman bir kardeşinin gizli ayıblarını araştırırsa muhakkak Allah Teâlâ da onun gizli ayıblarını araştırır. Allah da kimin ayıblarını araştırırsa onu örtmez ve kendi ehli içinde olsa bile onu rezil eder. "
hadis mealleri
eyvaAllah guzel bir yazi Allah(c.c) razi olsun,insaAllah herkes;) bunlara uyarda sadece yazip birilerini uyarmakta kalmaz
selametle
antioxidan
08.04.2007, 12:27
efendim bir ince husus şudur:
fikirlerini tasvip etmediğimiz görüş sahipleri tabii ki olabilir. tabiidir ki bizim fikirlerini tasvip etmediklerimiz, bizim fikirlerimizi tasvip etmeyebilirler.
farklı farklı donanımlarla yaratıldık zira.
ama eğer hepimizin ortak bir hedefi varsa ve o hedefe Kabe deniliyorsa, işte orada bir nefes almak icab ediyor.
demek ki bütün fikri ayrı ayrı olanlar aslında kabe için gayret ediyor.
kimisi tekerlekli sandalye ile, kimisi jet ile, kimi topal, kimi aksak, kimi koşarak, kimi emekleyerek
ama hepsi kabe'ye ulaşmak için var.
hepsi sözlerini ayet ve hadise dayandırıyor.
kimi yanlı ve yanlış kimi doğru anlıyor olabilir.
ama hepsi Kur'an ve hadis ile referans gösteriyor.
öyleyse 'ancak müminler kardeştirler' diyenin beyanınca:
hepimiz kardeşiz.
ve birbirimizi sevmek/kollamak mecburiyetindeyiz.
bazı kardeş haylaz, bazısı yaramaz, bazısı düzenbaz, bazısı kaliteli, bazısı, kamil, bazısı uçarı olabilir.
ama nasıl ki baba bütün kardeşleri aynı sofrada görmek ister.
Allah Teala da kime sofra teşbihindeki gibi hangi kuluna 'kabe tutkusu' vermiş ise onu kardeşlikten atma hakkımız yoktur.
haylazlığı, yaramazlığı bahane olamaz.
atacaksa o
zamanı gelecek, hesaplar ortaya konulacak, herkesin eteğindekiler ortaya nasıl olsa saçılacak, o zaman sözünü söyleyecek. böyle beyan ediliyor zira.
ki la ilahe illallah diyene ebedi azabın söz konusu olmadığını da peşinen belirtelim, belki Allah dilerse cezası nisbetinde azablanır; ama son son yeri cennettir.
o ana kadar, yanlışı deşifre et, gücün kadar
doğruyu telkin et azimle
ama yönü kabe olanın şahsına dokunma
onu telin etme, onun şerefine dokunma!
işte beni şahsen deli eden budur.
sapla samanın birbirine karıştırılması kısaca...
müslümanın yanlışına düşman olmak yerine - ki o yanlış onu hedefine varmada engelliyor-
müslümana düşmanlık!
bunu sindiremiyorum.
kabullenemiyorum.
ve bende bu sefer bunu yapana verip veriştiriyorum
-bir hata bu da haliyle-
dilimizi doğru kullanmayı öğreneceğiz inşaallah.
Allah affetsin.
müslümanın hesabı Allah'a havale...
selametle
Sofuoglu
08.04.2007, 12:36
Parmak izlerinin ayri ayri olusu gibi, her insanin hemcinsinden ayri, farkli bir yasami vardir.
Kisinin, hayatini dengeli ve uyum icinde yasayabilmesinin tek yolu farkliliklari farkedip, nazarina baskasini uydurmak yerine, nazarinca gorenlerle iklim paylasmaktir.
Emelince olmayana zorlayan, dayatan, hesap soran, soven, kizan, cezalandiranlar sahte tanri tiyatrosunun figuranlaridir. O sahnede basrol oynayanlar, ahirette cife tasiyicilaridir.
siz bu yazinizdan muslumanlari kastedmediniz degilmi?
antioxidan
08.04.2007, 12:39
siz bu yazinizdan muslumanlari kastedmediniz degilmi?
cevabı aynı soruyu sorduğunuz başlıkta vermiştim kardeşim, tekrarlayalım inşaallah:
bu yazıda sahte ilahlar hedef alınmıştır.
yani kendini ilah görenler, ilah gibi davrananlar...
ben hiçbir sahte ilahın -tevbe etmezse ve Allah affetmezse- cehennem görmeden, cennette keyf edeceğini düşünmüyorum.
müslümanların hesabı Allah'a havale.
mesele budur.
ilginiz için de kalbi teşekkürlerimi sunarım.
Sofuoglu
08.04.2007, 12:51
tamam ben o yazinizi gormeden yazdim,oraya bu mesajiniza binayen gerekli aciklamayi yaptim
ordan devam edelim insaAllah
çok basit bir metodumuz var:
birinin sözleri, sizi başka bir müslümandan nefret ettirmeye yönelik ise, ilgilenmeyin o sözlerle...
Bence konunun özü bu fazlada yazmaya gerek yok bu sözü açsan Onbinlerce mesaj yetmez kitaplar almaz.
antioxidan
09.04.2007, 11:03
Kabe'de namaz kıldınız mı?
orada her fırka ve görüşten müslümanlar belki itikadını beğenmediği veya huyunu suyunu tanımadığı bir imamın arkasına saf bağlar ve namaz kılarlar.
Allah'a namaz kılarlar. kafalarında ve kalblerindeki tek şey Allah'tır çünkü.
şia, vahabi, sünni, mutezili v.s v.s sair zamanlarda birbirlerini fikirlerinden dolayı tenkid edenler, iş orada namaz kılmak oldu mu, yanyana, omuz omuza, aynı saftadırlar.
belki hemen yanındakini kafir gören ile omuz omuza aynı Allah'a secde eden bu insanlar, oradan ayrılınca birbirinin arkasında namaz kılmaz ve yanyana safa durmaz.
bu şu demek ise, büyük problem vardır:
birbirlerini kardeş görmezler.
müslüman görmezler!
ancak müslümanlar birbirlerine kardeştirler ayeti ve
müslümanlar bir bedenin azaları gibidir. azalardan biri rahatsızlık hissedince diğer azalarda o rahatsızlığı hissederler hadisinin beyanınca
müslümanların başına gelen zulum, bu hal sürdükçe devam edebilir.
selametle
ey aziz sen çok zikr ede gel.
ehli bida-ı bil tez kaç gel
cefa çok ehli zikre görde gel
sen gönül ver ekmele yan gel...
antioxidan
09.04.2007, 16:34
ümmetim 73 fırkaya ayrılacak biri müstesna hepsi ateştedir.
ashab sordu:
kimdir kurtulan fırka?
el cemau ( Benim ve ashabımın ardınca gidenler) buyurdu.
'ümmetim' kelimesi çok önemlidir.
hadisi şerheden alimler, hesapsız cennete girecek olan fırkanın 'Benim ve ashabımın ardınca gidenler' cümlesine dahil olduklarını, diğer ümmetin ise suçuna göre azablanacağını veya şefaate uğrayacağını beyan etmişlerdir.
ama son son tevili mümkün olmayan derecede inkarı söz konusu olmayan bütün ümmet 'ümmetim' kelimesine dahil olanlar ergeç cennette yerlerini alacaklardır.
cibril hadisinde cebrail aleyhisselam aleyhisselam'a sordu: bana islamdan bahset... bana imandan bahset... bana ihsandan bahset...
bu sorulara rasulu muhterem aleyhisselam bildiğiniz cevapları verdi:
o cevaplarda ne dediyse, onlara inanan müslümandır.
bize hani islamın şartları, imanın şartları diye öğrettiler ya, işte onlar.
müslüman için aleyhisselam buyurdu ki:
kim bizim kıblemize yöneliyor, bizim kestiğimiz yiyor ise onun canı malı ırzı haramdır.
Satuk Buğra
09.04.2007, 16:41
Ramuzul Ehadiste bir Hadisi Şerfi vardır. Senedide sahihtir. Rasulullah şöyle buyuruyor. "Ahirette kurtuluşa erenler Ali ve Şiasıdır" Şia demek İmam Aliyi seven herkestir. Bu ashabımın yoluna uyan hadisle çelişmemektedir, çünkü İmam Ali Raesulullahın hemde Ehli Beyt olan, onun soyunu sürdüren ashabıdır.
Yani İslamı yaşayıp Hazreti Almiyi seven her müslüman cennete girecektir. Hazreti Aliyi sevmeyende çok az bulunmaktadır, Nasibiler mesela.
antioxidan
09.04.2007, 16:55
hazreti ali radıyallahu anh'ı sevmek imandandır.
çok enteresan bir durum aktarayım size:
bazı mevzular niye asırlık kinlere vesile oluyora bir izah olsun.
bir böcek var:
hamam böceği!
ona memleketimizde niye 'kara fatma' derler, hiç düşündünüz mü?
kim hazreti rasulullah'ın güzide evladını bir böceğe isim koymuştur.
alevi köylerinde hala köpeklerine 'yavuz' derler, bilir misiniz?
'arap' diye çağırırlar köpekleri sünni köylerde de...
bunlar derin yaralardır.
çok acıdır.
yazık günahtır.
yavuz, arap, fatma bizimdir.
bu tefrika bitmeli...
öz unutulmamalı...
yangın bu topraklarda başladı, bu topraklarda sönmeli.
antioxidan
09.04.2007, 17:25
bütün ihtilaflı meselelerde ölçü şu:
kim dayanağını ayet hadis (Nass) eksenine dayandırıyorsa, orada 'islam' söz konusu demektir.
bize göre hatalı olan, başkasına göre doğru ise
ölçü 'islamlık' hususunda çok basit:
sözünü nereye dayandırmış?
ayet-hadis
hata mı etmiş, etmiştir...
yanlış mı yapmış, yapmıştır...
ama dayanağı, istimdat noktası, delili Nass ise, batıni hükmü Allah'a aittir.
biz zahirde hatalı sözü/fiili gücümüzü sarfeder ve 'bu söz hatadır' diyerek deşifre ederiz.
ama şahsiyete dokunmayız.
alimler eserlerinde '... söyleyen kafirdir, .... sözü küfürdür' derler.
bakarız
bu söze muhatab olan bir müslüman mı?
müslüman ise deriz ki:
'buradaki küfr, -hakikati gizledi, gerçeği örttü- manasında küfürdür'
çok açık, tevili mümkün olmayan, Nasslara katiyyen uygun düşmeyen bir ibare mi var?
böyle bir ibareyi mümkün değil aslında bir müslüman alimden duyabilmek!
hatalar burada başlıyor işte...
hükmi küfr, çok sıkıntılı bir iştir.
sahibinin can mal ve ırz emniyetini iptal eder. miras hukuku, ceza hukuku, neseb v.s çok değişik yerlere intikal eder.
dolayısıyla bizim harcımız değildir bu hükmü vermek.
kadılık makamı işidir.
kadı sorgular, tevil yollarını araştırır. son son tevili mümkün değil ise ve söz sahibi sözünden ya da fiilinden dönmüyor ise hükmü verir.
antioxidan
09.04.2007, 18:28
sürekli ehli sünnet kavramı geçiyor, farkındasınızdır.
size üstaz ismail çetin rahimehullah'ın dilinden ehli sünnetin beş alametini aktarıyoruz.
---------------------------
1- Hiç birini diğeri tekfir etmez. Her biri diğerini takdir eder.
2- Emr-i ma'ruf ve nehy-i an-il-münkeri, bir araya gelirlerse birbirlerine tebliğ eder. Farz, vacibleri öğretir, günahlardan vazgeçirmeye çalışırlar.
3- Beş vakit namazı ta'dil-i erkanla cemaat ile kılmaya çalışırlar.
4- Şeriat ahkamını icra etmeye çalışırlar. Kendi nefsinde, iyalinde veyahut da toplumda Allah'ın hükümlerini tatbik etmeye çalışırlar.
5- Kendisinden olmayanları dahi, ehli kıble olanları da iman çerçevesinde görürler. Büyük günah işleyen kimseye kafir demezler. Nitekim İmam Azam radıyallahu anh zamanında bir soru kendisinden sorulmuştur. İmam şöyle cevap veriyor:
" Yüzde doksan dokuz küfür ihtimali olan bir kimsenin, ( yüzde bire binâen) imanı hakkında hükmeder; mü'mindir deriz."
Bundan gayrı, Ehli sünnet velCemaati parçalayacak olan hal hareket ve sözler, tefrikaya sebeb olur; tefrika denir.
€G€LI €F€
09.04.2007, 21:40
Abiler, ablalar biraz daha sakin lütfen..Bu tarz şeyleri burada herkesin içinde tartışmak biraz garip değilmi..
İki kişi arasında geçmiş bir olayı forumda herkesin içinde tartışarak kişileri küçük düşürücü hareketlerden uzak duralım lütfen..
arkadaşlar konuyu bir süreliğine kilitli tutuyorum...böyle kişisel problemleri burda tartışmak çok yanlış...ayrıca özellikle başka bir forumdaki yazıyı buraya getirerek tartışmak çok yanlış...hepimiz kardeşiz...kırmayalım birbirimizi....konu gayet güzeldi, böyle sonuçlanmasına üzüldüm...konudaki bazı mesajları sildim...
bilginize...
antioxidan
29.12.2007, 23:31
türkiye'de iki grubu son derece zararlı görüyorum.
abdulkadir geylani gibileri tekfir edenler
onları tekfir edenleri tekfir edenler...
ikisi de Allah'ın dininin cehennem kapıcılığına kendini şartlandırmış fikri sabit (anlayışı dar) insanlardan müteşekkil oluyor umumen.
ikisi de kendini ehli sünnet velcemaat olarak adlandırıyor.
ama iki fırkanın da ehli sünetin en temel kaidesine muhalefeti söz konusu; o da:
ehli kıble tekfir edilmez.
abdulkadir geylani veya benzerlerine din dışı gören kim adına bu tekfiri yapıyor?
din adına!
onları tekfir edenleri tekfir eden kim adına bunu yapıyor?
din adına!
halbuki din, müslümanlara sadece Allah'ı hakkıyla bilip, Ona kul olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Allah'a kul olmak ise 'bana iman'ı anlat, bana islam'ı anlat, bana ihsan'ı anlat' sorularına rasulu muhterem aleyhisselam'ın verdiği cevaplardan ibarettir.
dolayısıyla
bu iki zararlı akımın müslümanların kardeşliğinin önünde ciddi engel teşkil ettiğini farkediyorum.
seyyid kutub'a düşman olan ile abdulkadir geylani'ye düşman olanlar aynı yerden besleniyor.
şahıslarını tanrılaştırıyorlar! Rabb azze ve celle'ye değil, anlayışlarına tabi oluyorlar.
cennet ve cehennem fedailiği rolü üstleniyorlar.
halbuki bu ikisinin ve temsillerinin müslümanlığı hakkında milyonlarca ayrı ayrı şehadet mevcuttur.
öyleyse onlardan birini kafir gören, kendi arzularını dinleştirmiş ve Allah'ın dinine savaş açmıştır.
fikirleri konuşmak ayrıdır, şahısları tekfir etmek ayrıdır.
insan hatalı söz söyleyebilir Kur'an'ı yorumlarken.
nitekim aleyhisselam:
kim Kur'an'da kendi görüşü ile hüküm çıkarırsa gerçekte o hata etmiştir buyuruyor.
bu iki taifede kur'andan delil aldığını beyan ile birbirini ve şahıslarında fikirlerini gayrı islam görüyor.
seyyid kutub'u severim, o bir şehit...
abdulkadir geylani'yi daha fazla severim, o bir mürşid.
tam tersini de başka biri söyleyebilir der ki:
abdulkadir geylani'yi severim, o bir mürşid
seyyid kutub'u daha fazla severim, o bir şehit...
bu yaklaşımlarda zarar yok; ama
seyyid kutub'u sevmem abdulkadir geylani'yi severim denilince veya tam tersi sorunlar çıkıyor.
bizi islam dairesine birbirimiz sokmadık. bizi birbirimiz o daireden çıkaramayız.
aynı yöne secde eden insanların ortak adı müslümandır.
bu cevapta endişeniz varsa gavura sorun, onun vereceği cevap doğru olacaktır.
kabe'ye yönelenlere ne diyorsunuz siz diye sorun gavura!
müslümanlar kardeştir.
müslüman birbirinin şerefini korur.
kim müslümanlardan herhangibirinin şerefini alçaltmaya çalışırsa Allah indinde şerefinden olabilir.
seyyid kutub'un hatalı sözleri vardır. hatalarını ifşa eder, doğrusunu izah ederiz. eyvallah
abdulkadir geylani'nin hatalı yönleri mi var, hatalarını söyleyin, doğruda buluşalım inşaallah...
ama birine olan sevginiz veya kızgıntınız dininizi bina etmesin.
ola ki sevdiğinize darılınca, onun hak sözleri size tesir etmez.
ola ki sevmediğinizle barışınca, onun batıl sözleri sizi sarabilir.
ölçü şahıslar değildir.
ölçü, ayet hadis icmadır....
havadis (dedi denildi) değil, ehadistir...
dolayısıyla kim fethullah gülen'i, abdulkadir geylani'yi, seyyid kutub'u, ibn teymiye'yi, imam rabbani'yi direkt hedef alır, yanlış olan görüşü delili ile, ıslah için bildirmez ve şahısları hakkında asab bozucu abuk sabuk laf söylerse benim için aynı kategoridedir:
fitneci!
selametle
bu yazıyı güncelleme zamanı gelmiş...
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.