PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "En İyi Direniş Metodu İslami Vahdettir"


Sabr-el-Hayat
07.04.2007, 14:21
http://img263.imageshack.us/img263/6501/islamivahdetiy7.jpg (http://imageshack.us)

"En İyi Direniş Metodu İslami Vahdettir":good: :good: :good:

İslam İnkılabı Rehberi Seyyid Ali Hamaney, Hz.Peygamber Efendimiz Muhammed (S) veladetleri ve 'Vahdet Haftası' münasebetiyle, dün Tahran’da, İran’daki İslam ülkelerinin büyükelçileri, Uluslararası Vahdet Konferansı’na katılan misafirler ile ülke yetkililerinin katıldığı topluluğu kabulünde, “Bugün İslam ümmetinin bütün sorunlarının en önemli ilacı, ittihad ve İslami dayanışmadır” dedi.

İmam Hamaney, Müslümanlar arasında vahdetin sağlanmasında İslam ülkeleri liderleri ve alimlere çok büyük vazife düştüğünü belirterek, “Bugün İslam alimleri tarafından, ‘İslami Vahdet Bildirgesi’ hazırlanmalı ve eğer bu çerçevede alimler üzerlerine düşeni yerine getirmezse gelecek nesiller bizi bu konuda yargılayacaklar” diye konuştu.

Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, bugün dünyada, İslami hüviyetin ve İslami dirilişin inkar edilmeyecek şekilde yükselmekte olduğunu belirterek, İslam dünyasının bugün izzet, istiklal ile ilerleme ve kalkınmaya doğru hareket ettiğini belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Haçlı Seferi, İslam Peygamberine hakaret içeren karikatürler gibi onlarca girişim, tamamen Müslümanları ve İslam dinini hedef alan ve daha önceden planlanmış İslam düşmanlarının komplolarıdır. Çıkarcı, zorba emperyalizm, İslam'ın gücü karşısında ağır yenilgiye uğramaktadır.”

İslam İnkılabı rehberi Ayetullah Hameney, dünya emperyalizminin başını çeken ABD ile müttefiklerinin, özellikle Filistin, Irak, Lübnan ve genelde ise Ortadoğu’da, siyasetlerinin büyük bir yenilgiye uğradığını hatırlatarak, İslam dünyasının gücü karşısında maddi güce sahip zorbalık yanlısı emperyalist güçlerin, şimdi Müslümanları en zaaf noktalarından vurmak için harekete ve bu çerçevede Müslümanlar arasında etnik ve mezheplerarası çatışma çıkarmaya çalıştığını bundan dolayı da İslam alimleri ve müslümanların oynanan oyunlar karşısında son derece uyanık olmaları gerektiğine vurgu yaptı ve 'düşmanın bu fitneci siyasetlerine karşı en iyi direniş metodunun da İslami Vahdet olduğunu' söyledi.

İslam düşmanlarının İslam’a karşı düşmanlıkta Sünni ve Şii Müslümanlar arasında hiçbir fark gözetmediğini belirten Ayetullah Hameney, “Müslümanlar arasında vahdet, müslümanların ve aynı zamanda İslam ülkelerinin yararına olacaktır. Eğer İslam ülkeleri kendi halklarına güvenir Amerika gibi emperyalist dış güçlere bel bağlamaktan vazgeçerlerse asıl güçlerini o zaman göreceklerdir" dedi.


Düşmanlar Şii ve Sünni Müslümanların Vahdetini Bozmak İçin Çabalıyor

Cuma namazı hutbesinde, İslam dünyasında ciddi bir uyanışın olduğuna vurgu yapan Ayetullah Cenneti, İran’da 1979’da gerçekleşen İslam İnkılabı zaferinden sonra, bütün dünyada Amerikan emperyalizmi ve siyonizme karşı çok ciddi bir muhalefetin olduğunu söyledi. Peygamber Efendimizin mübarek kutlu doğumunu ve bu münasebetle anılmakta olan ‘Vahdet Haftası’nı tebrik eden Cenneti, İslam dünyasının bugün en büyük ihtiyacının ‘vahdet ‘ olduğunu söyleyerek, düşmanların, şom emellerini gerçekleştirmek için müslümanların arasında birlik ve beraberliği bozmak için çeşitli fitne peşinde olduklarını söyledi.

Mehr Haber Ajansından alınan bilgiye göre, Tahran Cuma namazı hatibi, Amerika ve Siyonistlerin bölgedeki emperyalist siyasetlerinin yenilgiye uğradığını belirterek, Lübnan’a yönelik İsrail saldırısında, direniş gücü Hizbullah’ın, işgalci rejime ibret alacağı bir ders verdiğini ve aynı zamanda İslam dünyasına da, direnişin düşmanlar karşısında en önemli unsur olduğunu gösterdiğini söyledi. Ayetullah Cenneti, İslam düşmanlarının her türlü entrikalarının önlenmesi için başta alimler olma üzere İslam ülkelerinin liderleri ve Müslüman düşünürlerin son derece uyanık olmaları ve ortak hareket etmelerinin gerektiğini söyledi.

Amerika ve İsrail’in, Lübnan’da İsrail’in Hizbullah karşısında aldığı ağır yenilgiyi telafi etmek için, bölgede ve İslam ülkelerinde, Sünni ve Şii Müslümanlar arasında tefrika çıkarmak için yoğun çaba harcadıklarına temas etti. İran’ın nükleer faaliyetlerine de temas eden Tahran Cuma namazı hatibi, İran’ın nükleer çalışmalarının NPT konvansiyonu ve uluslar arası atom enerjisi kurumu çerçevesinde yasal olduğunu belirterek, 9 Nisan’da nükleer şenliğin düzenleneceğini söyledi.

7. Nisan 2007

http://img263.imageshack.us/img263/6501/islamivahdetiy7.jpg (http://imageshack.us)

DaLokay
07.04.2007, 14:37
İmam Hamaney, Müslümanlar arasında vahdetin sağlanmasında İslam ülkeleri liderleri ve alimlere çok büyük vazife düştüğünü belirterek, “Bugün İslam alimleri tarafından, ‘İslami Vahdet Bildirgesi’ hazırlanmalı ve eğer bu çerçevede alimler üzerlerine düşeni yerine getirmezse gelecek nesiller bizi bu konuda yargılayacaklar” diye konuştu

evet bunun için yargılanacak sayıçok...

birde helal olsun İRAN' a demekten alamıyorum kendimi....

o çalışmaları mutlaka sürdürmeleri gerekir....

Sabr-el-Hayat
07.04.2007, 15:38
irani tam anlamis degilim ama yinede evet, bende irana helal olsun demeden edemiyorum, nedense:confused1:

Sabr-el-Hayat
09.04.2007, 23:08
İşte Irak'ta Özlenen Vahdet Tablosu!:clap2: :clap2: :clap2:

Bugün Necef'te yüzbinlerce Iraklı'nın katılımıyla gerçekleşen Amerikan işgalini protesto gösterilerinde, Şiisiyle Sünnisiyle bütün Iraklıların ortak bir tavır ve dayanışma içine girmesi, Irak'ta mezhepler arası çatışma ve kardeş kavgası çıkarmaya çalışan ABD ve İngiltere'nin suratına güçlü bir şamar olarak indi.

http://img413.imageshack.us/img413/2623/vahdetog3.jpg (http://imageshack.us)

Ehl-i Sünnet ve Şia alimlerinin omuz omuza birlikte ön saflarda yürüşüyüş kortejinde yer alması, tüm dünya müslümanlarının Irak'ta görmeyi arzuladığı en anlamlı tablo oldu.

http://img115.imageshack.us/img115/2549/vahdetislamivahdetirak1yk9.jpg (http://imageshack.us)

Iraklı müslümanlar arasında böylesine izzetli ve şerefli tabloların oluşmasına vesile olan Irak İslami direniş önderi Seyyid Mukteda es Sadr'ı bütün kalbimizle selamlıyor, "vahdet" ve "direniş" ile haçlı emperyalistlerin tez zamanda belinin kırılmasını ve Irak'ın Amerika'ya mezar yapılmasını Allah Tebareke ve Teala'dan niyaz ediyoruz.

VELFECR
9. Nisan 2007

Sabr-el-Hayat
12.04.2007, 17:19
Şia ve Ehli Sünnet Şurası Kurulsun...

Şia'nın önde gelen Taklit Merciilerinden Ayetullah Mekarim Şirazî, "Şia ve Sunni âlimlerinin oluşturacağı bir şura, çeşitli İslami mezhepler arasındaki ihtilafları çözmek için iyi bir fırsattır. Bu birlik İslam’ın ve Müslümanların yücelmesine neden olacaktır" diyerek ihtilafları gidermek için bir yöntem önerdi. İran Kurân Haber Ajansı İkna’nın bildirdiğine göre, Ayetullah Mekarim Şirazi Müslüman milletler arasında birlik ve kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi gerektiğine değinerek “Bugün İslam ümmetinin uyanış zamanıdır. Müslümanlar sadece birlik içerisinde eski azametine ulaşabilirler” dedi.

Dünya halkının dini düşünce ve inançlara doğru yönelmesinin, halkın İslam dinini kabul etmeye hazır olduğunun göstergesi olduğunu söyleyen Ayetullah Mekarim Şirazi “Amerika’da en çok satan kitap Kurân’dır. Bu, halkın hakikatleri öğrenmek istediğini gösteriyor. Böyle bir dönemde İslam dininin öğretilerini dünya halkına ulaştırmamız gerekir” diye konuştu.

Şii ve Sünnilerden oluşan bir şuranın, Müslüman mezhepler ve guruplar arasındaki ihtilafları çözmek için çok iyi bir fırsat olduğunu söyleyen Ayetullah Mekraim Şirazi, bunun Müslümanların ve İslam dininin yücelmesine, değer kazanmasına sebep olacağını belirtti.

Mezhepler arası yakınlaştırma konferanslarını önemine değinen Ayetullah Mekarim Şirazi “İslam ümmeti ancak, birlik içerisinde Amerika ve İsrail’in karşısında durabilir. Eğer Müslümanlar güçlerini birbirlerine karşı kullanırlarsa zayıflayacak ve düşmanların en çok bu işten çıkar sağlamasına sebep olacaklardır” söyledi.

Ümmetin kaderi Guluvculara ve tekfircilere terkedilmesin!

Kum İslami İlimler Havzası Eğitim ve Öğretim Müdürü Hüccetu’l İslam Abdulkerim Behcetpur, İkna Muhabirinin sorularını verdiği cevapta “Milli birlik ve İslami bütünlük” gücümüzü bir araya toplamanın ve düşman tarafından gelen tehlikelere odaklanmanın en önemli iki temelidir” diye konuştu.

Son dönemlerde hem İslam ümmetinin hem İran’ın gücünün gözle görülür bir ilerleme kaydetmesi nedeniyle, düşmanın hem İran içerisinde hem de İslam ümmeti arasında fitne oluşturmaya çalıştığını söyleyen Behçetpur “Birçok farklı yöntemle ümmetin içerisine sızmaya ve bölücülük yapmaya çalışıyorlar. Hedefleri bütünlüğümüzü ve birliğimizi bozmaktır” diye konuştu.

Günümüzdeki tehlikenin sadece bir mezhebi değil bütün ümmeti tehdit ettiğini söyleyen Behçetpur “Müslümanların bütün alanlarda ilerleme kaydetmeye başlaması, İslam düşmanlarının ve zorba güçlerin tedirgin olmasına ve korkuya kapılmasına neden oldu. Bunun karşısında en iyi yolun mezhep farklılıklarından yararlanarak Şiileri Hanefilerden, Hanefileri Malikilerden ve Şafiilerden, sonuç olarak; Şiileri Ehl-i Sünnet kardeşlerinden ayırdılar” dedi.

Behçetpur sözlerine şöyle devam etti:

“İslami vahdet sloganları pratiğe dökülmedikçe bu hedefin gerçekleşmesi mümkün değildir. Sonuç olarak da düşmanlarımız batıl inançlarıyla bizleri zayıflatmaya gücümüzü azaltmaya muvaffak olacaklardır.”

Bazı aşırı uçlara da değinen Behçetpur “Eğer Ehl-i Sünnet, küçük bir azınlık olan ve kendisinden başka hiç kimseyi Müslüman saymayan tekfircilere İslam'ı teslim ederse ve eğer Şiiler de guluv ve aşırıcı kesimlere işi bırakırlarsa, kesinlikle İslami bütünlüğün olması mümkün değildir” dedi.

Tahram Cuma Hatibi: Günümüzde Peygamberimiz Kurân gibi yanlızlığa itilmiştir

Tahran Cuma İmamı Ahmet Cenneti, bu haftaki Cuma hutbesinde, Peygamberimizin doğum gününü kutlayarak “Peygamberimiz en mukaddes mekanda ve büyük bir mucizenin gerçekleştiği yılda dünyaya gelmiştir” diye konuştu.

Peygamberimizin birçok kemal sıfatlara sahip olduğunu ve bunları zahirde gördüklerimiz dışında anlamamızın mümkün olmadığının söyleyen Ayetullah Cenneti sözlerine şöyle devam etti:

“Peygamberimiz 23 yıllık Peygamberlik müddetinde halis bir güç oluşturdu. Bu güç hem maddi açıdan hem de manevi açıdan eşsiz bir güçtü. Bu güç kıyamete kadar insanları hidayet etmeye devam edecektir.”

İslam dininde birçok guruplar olduğunu söyleyen Ayetullah cenneti “Kurân’a amel eder ve Peygamberin dediği şekilde davranırsak, bütün bu gurupların Müslüman olduklarını görürüz. Peygamberimizin de açık beyanıyla hepsinin malı, canı ve namusu muhteremdir” dedi.

Kurân’la aramızdaki uzaklığın çoğaldığını söyleyen Ayetullah Cenneti “Kurân Kitap Ehli’ gayri Müslüman’a da iyilik etmemizi emretmektedir. Bununla beraber biz kendi aramızda niçin birlik içinde olamıyoruz” diye konuştu.

“Şii Hilali” tabirinin Müslümanlar içerisinde fitne çıkarmak, Ehli Sünnet’le beraber yaşayan Şiileri de korktumak için ortaya atıldığını söyleyen Ayetullah Cenneti “Bu fitneye genellikle üç gurubun kapılır. Birinci gurup bilerek ve bilinçli bir şekilde düşmana hizmet eden guruptur. İkici gurup ise kör taassuplarından dolayı tefrikaya adet eden kimselerdir. Üçüncü gurup ise diğerlerinden etkilenen ve kurban edilen avam kesimidir” diye konuştu.

İQNA
11. Nisan 2007

Sabr-el-Hayat
17.04.2007, 16:27
Irak'lı Sünni Liderler Sistani'yi Ziyaret Etti...

Bir grup Iraklı Sünni lider, Şii toplumu lideri Seyyid Sistani'yi ziyarek ederek, Iraktaki Şii-Sünni müslümanların birlik içinde olmaları çağrısı yaptı.

Önde gelen Sünni liderler ile Seyyid Sistani arasında Necef'te gerçekleşen görüşmede, Irak'taki Şii ve Sünni müslümanların birbiriyle kardeş olduğu vurgulanarak bütün Iraklı müslümanlara vahdet çağrısı yapıldı.

Kürdistan Ehli Sünnet uleması başkanı Şeyh Muhammed Talabani "Herkes ülkemizdeki fitne ateşinin sönmesini istiyor. Bu herekese yaptığımız bir çağrıdır" derken, Sünni Irak müftüsü Şeyh Cemaleddin el Dabban, Seyyid Sistani'nin bütün Ehl-i Sünnet ulemasına selam ve saygılarını sunduğunu belirterek "biz buradan herkese vahdet çağrısındu bulunuyoruz" dedi.

Erbil kenti ulemasından şeyh Ali el Hafaci de görüşme sonrası yaptığı açıklamada "bizim amacımız Irak'ın birliği ve bütünlüğüdür, şiilerle sünniler arasında bir fark yoktur, şii sünni kardeştir" dedi.

Irak Ehl-i sünnet uleması son zamanlarda sık sık Şii toplumu mercisi olan Seyyid Sistani'yi ziyaret ediyor. Irak Ehl-i Sünnet uleması Seyyid sistani'nin dışında Şii ulemasının önde gelenlerinden üç alimi de ziyaret ettikleri bildirildi.

Irak el Kaide: Silahlarımızı Kendimiz Üretiyoruz

El Kaide önderlikli "Irak Mücahidler Şurası" örgütü lideri Ebu Ömer el Bağdadi tarafından yayınlanan ve örgütün sitelerine gönderilen mesajda, "silalarımızı kendimiz üretiyoruz" denildi.

Ebu Ömer el Bağdadi tarafından gönderilen ses bandında, gruba bağlı savaşçıların "el Kuds 1" adlı füzeyi üretme aşamasına geldiklerini belirtti.

Irak'taki direnişçiler genellikle Rus yapımı Katyuşa füzeleri, omuzdan havya atılan atılan Sam 7 füzeleri ile İran yapımı silahlar kullanıyor. İran yapımı silahların Şii savaşçıların yanısıra bazı Sünni savşaçılara da verildiği ileri sürülüyor.

17. Nisan 2007

İBRAHİM
17.04.2007, 19:31
insan Bir Yolcudur Kilavuzu Rasulullah Haritasi Kuran Pusulasi Akil Sermayesi Iman Aziği Amel Yakiti Sevgi Karakteri Ahlak Aksesuari Edep Sifati Merhamet Adi şeref Ve Izzet Modeli Müebbet Parolasi Sabir Ve sebat Olmalidir

emmargah
17.04.2007, 21:58
çok güzel yaa
müslümanları tek bi çatı da görmek:)
Rabbim razı olsn

Sabr-el-Hayat
17.04.2007, 22:13
evet, dilegimiz tüm müslümanlar kardesce birlik beraber olmalaridir, Allah razi olsun insallah...selam ve dua ile...

Sabr-el-Hayat
23.04.2007, 14:43
20. Uluslararası İslami Vahdet Konferansının Sonuç Bildirgesi


Katılımcılar 3 gün süren ve 8 ayrı çalışma oturumu çerçevesinde gerçekleşen oturumlarında konferansın ana gündemi ile ilgili konuları ele aldılar ve sonunda karar ve tavsiyelerini içeren bir bildirge yayınladılar

Yüce Allah’ın lütuf ve yardımıyla ve İslam peygamberi (sav) ve imam Cafer Sadık (sa)’ın doğum günü yıl dönümü dolaysıyla düzenlenen İslami vahdet haftasında ve yine milli vahdet ve İslami birlik yılında uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumu 20. uluslar arası İslami vahdet konferansını 17 – 19 rebiyülevvel tarihine denk gelen 6 – 8 nisan 2007 tarihinde aşağıda adı geçen dünyanın 46 ülkesinden katılan çok sayıda alim, bilgin, İslami kurum ve kuruluşun katılımı ile gerçekleştirdi:

http://img144.imageshack.us/img144/7646/islamivahdetkonferansi2gx9.jpg (http://imageshack.us)

Etiyopya, Azerbaycan cumhuriyeti, Ürdün, Avustralya, Afganistan, Arnavutluk, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika, Endonezya, Pakistan, Brezilya, İngiltere, Bosna, Tataristan, Türkiye, Tunus, Cezayir, Çin, Danimarka, Rusya, Suudi Arabistan, Umman krallığı, Senegal, Suriye, İsveç, Irak, Fransa, Kırgızistan, Katar, Kanada, Kuveyt, Kenya, Gambiya, Malezya, Mısır, Fas, Makedonya, Nijerya, Hindistan, Yemen.

Konferansa ayrıca uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumu genel kurul üyeleri de dünyanın çeşitli bölgelerinden katıldı.

Konferans 20. oturumunda İslam peygamberi (sav)’in siyerinin özelliklerini ele aldı.
Konferansın açılışı İran İslam cumhuriyeti nizamının maslahatını belirleme kurumu başkanı Ayetullah Haşimi Rafsancani’nin değerli konuşmasıyla gerçekleşti. Konferansa katılanlar ayrıca İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei’yi ziyaret ederek kendilerinin tavsiyelerinden yararlandılar. İslam inkılabı rehberi konferansa katılanlara hitaben İslam ümmeti liderlerini, İslami kurumları ve ulemayı İslami vahdet bildirgesi hazırlamaya ve ona bağlı kalmaya ve tüm alanlarda uygulamaya davet etti.

Katılımcılar 3 gün süren ve 8 ayrı çalışma oturumu çerçevesinde gerçekleşen oturumlarında konferansın ana gündemi ile ilgili konuları ele aldılar ve sonunda karar ve tavsiyelerini içeren bir bildirge yayınladılar:

1 – Konferansa katılanlar İslam peygamberi (sav)’in siyeri ve nebevi sünnetin en önemli özelliklerinin aşağıda belirlenen hususlar olduğuna vurgu yaptılar:

a – Kişisel özellikler:

- İman ve kulluk,
- Yüce insani ahlak,
- Samimi aile davranışı,
- Liderlik ve sosyal, siyasi, askeri ve diplomatik yöneticilik,
- Korku ve rica, kesinlik ve duygusallık, adalet ve sevmek, din ve dünya şahsiyeti arasında denge.

b – Sosyal özellikler:

- Tüm işlerde istişare ilkesine bağlılık,
- Din, renk, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin insan haklarını savunmak,
- Sosyal adaleti gerçekleştirmek,
- Bilimsel, teknolojik ve iktisadi kalkınma, öyle ki insan ve yer kürenin gelişmesi ve evrimini kaysasın,
- Hikmet ve iyi vaaz ile İslami talim ve terbiye ve çağrıya vurgu yapmak,
- Vahdet ve karşılıklı sorumluluk kültürünü pekiştirmek,
- Dil, kalem, mal ve canla cihada çağrı, İslami ümmetin varlığını savunmak,

- c – Kültürel ve medeni özellikler:

- Ahlak ve adalette cihanşumul olmak,
- Dünya mustaz’aflarını savunmak,
- Barış ve barış içinde yaşama kültürünü yaygınlaştırmak,
- Geleceğe bakış ve semavi dinlerin izleyicileri arasında akılcı ilişki kurmak,
- Mantıklı diyalog kültürünü güçlendirmek,
- Çevreye insani açıdan bakmak,
- İnsani maneviyatı yüceltmek.

2 – Konferansa katılanlar İslam peygamberi (sav)’in şahsiyetine sarılmak ve onunla dostluk etmenin aile, kabile, mal, vatan,...dan önce geldiğine vurgu yaptılar, ki bu da müslümanların bireysel veya toplu imanları ve kişisel dostluklarının en yüce ve en değerli simgesidir. Bunun için ulema ve İslam tebliğçileri ümmeti sürekli bilgilendirmeye özen göstermeli ve sürekli İslam peygamberinin şahsiyet, sünnet ve siyerinin boyutlarını hatırlatmalı ve özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere müslümanların gönüllerinin derinlerinde aşk ve dostluk fidanını sulandırmalıdır.

3 – Katılımcılar ilk, orta, lise ve üniversitelerin ders kitaplarında geniş kapsamlı bir programın hazırlanmasına, öyle ki söz konusu metinlerde bilimsel ve dakik bir şekilde İslam peygamberi (sav)’in sünnet ve siyerinin özelliklerinin incelenmesine ve onları çocuklara ve gençlere açıklanmasına ve onların hazrete karşı sadakat dolu duygularının filizlenmesine yardımcı olmasına vurgu yaptılar.

4 – Katılımcılar bilimsel merkezlerden, üniversitelerden ve dini ilimler merkezlerinden sürekli nurani nebevi siyerin çeşitli boyutları üzerinde geniş araştırmalar yapmalarını ve elde ettikleri sonuçları çeşitli dillerde ve muhtelif görsel ve duysal araçlar ve yöntemlerle yayınlamalarını ve bu amaca ulaşmak için tüm gelişmiş araçlar ve bilgi teknolojisi ve sanatları kullanmalarını istediler.

5 – Katılımcılar batı medyasında veya bazı batılı yazar ve düşünürlerin yazılarında – Papa’nın son ifadeleri gibi – yer alan konuların İslam peygamberi (sav)’in siyeri ve şahsiyetinin insani boyut ve yönlerini bilmemekten kaynaklandığını veya haçlıların eski kinlerine bir kanıt olduğuna inanıyor. Bu yüzden İslam peygamberi (sav)’in şahsiyetini tanıtma süreci ve boyutu geliştirilmeli ve tüm dünyayı kapsamalı ki insanlar bilinçli olarak İslam peygamberi (sav)’in önceki peygamberler gibi tüm beşeriyete sunulan bir rahmet olduğunu anlasın ve yine insani ahlak mekarimini tamamlayan odur ve o, insanı doğru yola hidayet eden nurdur ve insanın yaratılışından gayeyi gerçekleştirmiş ve gerçek saadeti ilahi nur sayesinde insanlar için hazırlamıştır.

6 – Katılımcılar Kuran'ı Kerim ve hadis-i şerif-i nebevinin kesin hükümleri gereği İslam’ın tüm kıble ehlini kapsadığına inanmakta ve sebebini de Müslümanların mal, can ve haysiyetini dokunulmaz yapan ve uhrevi hesaplarını yüce Allah’a bırakan şahadetleri söylemekte görmektedir. Katılımcılar ayrıca İslami mezhepler arasında takribi Müslümanların pratik tutumlarında İslami vahdete kavuşmak için önemli bir yol olarak saymakta ve İslam’ın ilkelerine inanan ve ortak temellerine saygı gösteren tüm İslami mezheplerin izleyicilerini gönülleri bir ve hepsi yüce İslami amaçlar uğruna çalışan tek bir İslam ümmetinin parçası saymaktadır. Asla inanç, tarihi ve fıkhi ihtilaflardan siyasi tefrika yaratma yolunda yararlanmamalıdır, çünkü her türlü etnik veya ırka dayalı fitnecilik ümmet düşmanlarına hizmet eder ve İslam ümmeti karşıtı kandırıcı planları gerçekleştirerek onların İslami topraklardaki işgalciliğini pekiştirir.

7 – Konferansa katılanlar kıble ehli Müslümanlar arasında vahdeti gerçekleştirmek ve İslami mezhepler arasında takribi sağlamak amacıyla onları karşılıklı saygıya davet etmekte ve kitle iletişim araçlarında veya konuşmalarda birbirinin inanç veya dini şiarları veya fıkıhlarına saldırmamalarını ve açık sözlü olma bahanesiyle birbirinin hürmetini kırmamalarını istemektedir. Ve ayrıca karşı tarafın şahsiyetleri ve mukaddesatına saygısızlık içeren her türlü sözün sarf edilmesine izin verilmemesini istemektedir. Bu durum özellikle Ehl-i Beyt (as) fertleri veya imamları ve sahabeyi ve her türlü küfürlü konuşmayı veya onların konumunu küçük düşürecek veya onlara saldırı sayılacak veya onları ilgilendiren her türlü meseleyi kapsamakta ve her tür işareti veya sözlü, manevi ve maddi saygısızlığı bu cümleden onlara mensup olan mekanlara saldırmayı ve mukaddesata ve camilere ve Hüseyniyeler veya mezarlarına saygısızlığı kapsamakta ve vakıflara göre vakıf şartlara uymayı şer’i olarak gerekli bilmektedir.

8 – Konferansa katılanlar başta Çeçenistan, Kaşmir, Filipinler, Somali ve dünyanın diğer bölgeleri olmak üzere dünyanın her yerinde Müslümanlara taciz konusunda yapılan her türlü hareketi kınamaktadır.

9 – Konferansa katılanlar Siyonist rejimin sabırlı Filistin milletine yönelik Beyt’ul Mukaddes’te ve çevresindeki her türlü saldırısını kınamakta ve kahraman Filistin milletinin cihadını ve çeşitli gruplarının vahdetini selamlamakta ve intifada ve direnişe yardımcı olacak ve Filistin’in gaspçı Siyonist rejimin elinden kurtulmasına sebep olacak bu milletin cihadını desteklemeye davet etmektedir. Ayrıca Siyonistlerin Mescid-ül Aksa’ya yönelik niyetleri ve kötülüklerini kınamakta ve Siyonistleri İslam ve İslam ümmetine saldırmaktan sakındırmaktadır.

10 – Konferansa katılanlar Lübnan’ın İslami direnişi ile onur duymakta ve Siyonist düşmana karşı parlak zaferini takdir etmekte ve Filistin, Irak, Afganistan ve işgal edilen diğer İslam topraklarındaki İslami direnişi selamlamakta ve tüm Müslümanlardan güçleri yettiği kadar İslam topraklarının bütünlüğünü ve özellikle Irak’ın toprak bütünlüğü başta olmak üzere bu toprakların sağlığını korumalarını ve o ülkenin bölünmesiyle sonuçlanacak her türlü plana muhalefet etmelerini istemekte ve Filistin, Lübnan ve Suriye ve diğer İslam topraklarındaki İslami toprakların kurtuluşu için çaba sarf etmelerini istemekte ve işgal edilen toprakları kurtarmak ve direnişin milletlerin meşru hakkı olduğunu bildirmekte ve bu meselenin terörizm olarak adlandırılan bahane aramalardan açıkça farklı olduğunu vurgulamaktadır. Terörizm İslami ve insani açıdan ister ferdi, ister toplu veya resmi halde kınanmaktadır ve İslam devletlerinden İslam topraklarına saldırının tüm İslam ülkelerine ve çıkarlarına saldırı şeklinde algılamalarını istemektedir.

11 – Zirveye katılanlar Mekke-i Muazzama bildirgesinde Müslümanların kanına her mezhepten olursa olsun saygı gösterilmesi ile ilgili konuya vurgu yapmakta ve Müslümanların kanının akıtılmaması ve Iraklı grupların etnik veya cinayet saiklerle bireysel veya toplu halde hedef alınmaması için ciddi çaba sarf edilmesine vurgu yapmakta ve Müslümanların katillerinin sonunun ilahi vaad gereği cehennem ateşi olacağını hatırlatmakta ve tüm İslami mezheplerin izleyicilerini birlik ve vahdetini ve düşmana fırsat vermemelerini istemektedir.

12 – Zirveye katılanlar Irak’ta devam eden gelişmeleri araştırmanın yanısıra yüce Allah’tan Irak milletine kendi kaderini belirleme ve yapıcı yasal kurumları kurmaya ve tamamen açık bir ortamda tüm halk kesimlerinin katılımı ile parlak İslami geleceğini çizmekte ve bu ülkenin işgaline son vermekte başarılı olmasında yardımcı olsını dilemektedir.

13 – Konferansa katılanlar Müslüman nüfusunun üçte birini oluşturan gayri Müslim ülkelerde yaşayan İslami azınlıklara ilgi göstermenin önemine vurgu yapmakta ve onları meşru haklarına kavuşturmak için çaba sarf etmeye davet etmekte ve ayrıca onların başkalarıyla diyalog çabalarını takdir etmektedir.

14 – Konferansa katılanlar İran milleti ve bu ülkenin yetkililerinin Allah’ın şeriatını yaşamın tüm alanlarında uygulama yolunda sürdürdüğü cihadını selamlamakta ve bu ülkenin meşru haklarına kavuşmasını engellemek için uluslar arası yasaları da çiğneyen tüm çifte standart yöntemleri kınamakta ve İslam ülkelerini bu deneyimden yararlanmaya davet etmektedir.

15 – Oturuma katılanlar medyayı milletleri bilgilendirme ve kamuoyunu aydınlatmada ifa ettiği rolünden ötürü takdir ederken uzmanlık ve bilimsel şuralar aracılığı ile ihtilaf konularını bir kenara bırakma zaruretini açıklama ve her türlü hassasiyetleri tahrik etmekten ve Müslümanlar arasında tefrika yaratacak konulardan uzak durulmasına da vurgu yapmaktadır.

16 – Zirveye katılanlar İran İslam cumhuriyeti ve İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei’ye şükran duygularını sunmakta ve uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumuna da bu bereketli zirveye takdire şayan ev sahipliği için ayrıca teşekkür etmekte ve bu tür zirvelerin yapılmasını çok yararlı bulmaktadır.


وصلي الله علي سيدنا محمد النبي الامي و علي آله وصحبه وسلم.

20. Nisan 2007
Alinti