Şah
10.04.2007, 14:14
“Sahabelerin sena-i Kur'aniyeye (Kur’an’ın medih etmesi) mazhar olan isar hasletini kendine rehber etmek, yani, hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek…” (20. Lem’a)
Gerçekten yüksek bir haslet, ulvi bir his ve insanlar arasındaki sevgi ve kardeşliğin hakiki bir görüntüsüdür.
İsar: Muhtaç olduğu halde başkalarını kendine tercih etmek manasına gelir. Sahabe efendilerimizin en güzel ve örnek almamız gereken huylarındandır.
İsar, Kur’an’ın medhettiği yüksek hasletlerden biridir ve ensarın bir vasfı olarak zikredilir. (Haşir, 9) Ensar, Mekke’den Medine’ye göç eden muhacirlere tam sahip çıkmış, her şeylerini onlarla paylaşmış, hatta kendileri muhtaç olsalar bile, muhacirleri tercih etmişlerdir.
Ayetin iniş sebebi hakkında şu rivayetlere yer verilir:
Hz. Peygamber devrinde, ancak kendisine ve çocuklarına yetecek kadar yiyeceği olan bir zata bir misafir gelir. Adam hanımına der: “Çocukları uyut, lambayı söndür, yiyeceği de misafirin önüne koy.” Onların bu hali Cenab-ı Hakk’ı razı eder, bu ayetiyle onları medheder. Bu hadise şöyle olmuştur:
Ebu Hureyre (RA) anlatıyor:
Bir adam Peygamber (ASM)’e geldi ve:
- Ben açım, dedi.
Allah'ın Resulü hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini istedi.
O da:
- Seni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, dedi.
Fahr-i Kainat (ASM), bir başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı verdi. Daha sonra Resul-i Ekrem'in öteki hanımları da:
- Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, diye haber gönderince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashabına dönerek:
“- Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu .
Ensar'dan biri:
- Ben misafir ederim, ya Resulallah, diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca karısına:
- Resulullah (ASM)’ın misafirini ağırla, dedi ve:
- Evde yiyecek bir şey var mı, diye sordu.
Hanımı:
- Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var, dedi.
Sahabi:
- Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım, dedi.
Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar.
Sabahleyin bu sahabi Peygamber (ASM)'in yanına gitti. Onu gören Resul-i Ekrem (ASM):
“- Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teala memnun oldu” buyurdu. ( Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 10, Tefsir, 59/6; Müslim, Eşribe, 172)
Sahabe-i kiramdan birine bir koyun başı hediye edilir. “Falan kardeşimiz ve ailesi buna bizden daha muhtaç” diye düşünür, ona gönderir. O da aynı düşünceyle başkasına götürür... Böylece koyun başı yedi ev dolaşıp tekrar ilk geldiği eve döner.
Beni Nadir’den elde edilen ganimet taksiminde Resullullah, Ensara “İsterseniz muhacirler ev ve mallarınıza ortak olmaya devam etsinler, ganimeti aranızda paylaştırayım. İsterseniz ev ve mallarınızdaki tasarruf artık size ait olsun, ganimetten size bir şey vermeyeyim” der. Ensar, “Hem ev ve mallarımıza ortak olsunlar, hem de ganimet onların olsun” cevabını verirler.
Ayetin inişinden sonraki dönemde olan şu ibretli olay da isara güzel bir örnektir:
Yermük Harbinde ölmek üzere olan bir yaralıya su getirilir. Tam içeceği sırada “Su!” diye bir inleme sesi duyar, ona götürülmesine işaret eder. Götürülen kişi tam içeceği sırada, bir başka yaralıdan “Su!” feryadı gelince içmez, “Ona götürün!” diye işaret eder. Su, üçüncü yaralıya ulaşıncaya kadar o zat ruhunu teslim eder. Diğerlerine getirildiğinde onlar da ruhlarını teslim etmişlerdir.
Gerçekten yüksek bir haslet, ulvi bir his ve insanlar arasındaki sevgi ve kardeşliğin hakiki bir görüntüsüdür.
İsar: Muhtaç olduğu halde başkalarını kendine tercih etmek manasına gelir. Sahabe efendilerimizin en güzel ve örnek almamız gereken huylarındandır.
İsar, Kur’an’ın medhettiği yüksek hasletlerden biridir ve ensarın bir vasfı olarak zikredilir. (Haşir, 9) Ensar, Mekke’den Medine’ye göç eden muhacirlere tam sahip çıkmış, her şeylerini onlarla paylaşmış, hatta kendileri muhtaç olsalar bile, muhacirleri tercih etmişlerdir.
Ayetin iniş sebebi hakkında şu rivayetlere yer verilir:
Hz. Peygamber devrinde, ancak kendisine ve çocuklarına yetecek kadar yiyeceği olan bir zata bir misafir gelir. Adam hanımına der: “Çocukları uyut, lambayı söndür, yiyeceği de misafirin önüne koy.” Onların bu hali Cenab-ı Hakk’ı razı eder, bu ayetiyle onları medheder. Bu hadise şöyle olmuştur:
Ebu Hureyre (RA) anlatıyor:
Bir adam Peygamber (ASM)’e geldi ve:
- Ben açım, dedi.
Allah'ın Resulü hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini istedi.
O da:
- Seni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, dedi.
Fahr-i Kainat (ASM), bir başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı verdi. Daha sonra Resul-i Ekrem'in öteki hanımları da:
- Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, diye haber gönderince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashabına dönerek:
“- Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu .
Ensar'dan biri:
- Ben misafir ederim, ya Resulallah, diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca karısına:
- Resulullah (ASM)’ın misafirini ağırla, dedi ve:
- Evde yiyecek bir şey var mı, diye sordu.
Hanımı:
- Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var, dedi.
Sahabi:
- Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım, dedi.
Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar.
Sabahleyin bu sahabi Peygamber (ASM)'in yanına gitti. Onu gören Resul-i Ekrem (ASM):
“- Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teala memnun oldu” buyurdu. ( Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 10, Tefsir, 59/6; Müslim, Eşribe, 172)
Sahabe-i kiramdan birine bir koyun başı hediye edilir. “Falan kardeşimiz ve ailesi buna bizden daha muhtaç” diye düşünür, ona gönderir. O da aynı düşünceyle başkasına götürür... Böylece koyun başı yedi ev dolaşıp tekrar ilk geldiği eve döner.
Beni Nadir’den elde edilen ganimet taksiminde Resullullah, Ensara “İsterseniz muhacirler ev ve mallarınıza ortak olmaya devam etsinler, ganimeti aranızda paylaştırayım. İsterseniz ev ve mallarınızdaki tasarruf artık size ait olsun, ganimetten size bir şey vermeyeyim” der. Ensar, “Hem ev ve mallarımıza ortak olsunlar, hem de ganimet onların olsun” cevabını verirler.
Ayetin inişinden sonraki dönemde olan şu ibretli olay da isara güzel bir örnektir:
Yermük Harbinde ölmek üzere olan bir yaralıya su getirilir. Tam içeceği sırada “Su!” diye bir inleme sesi duyar, ona götürülmesine işaret eder. Götürülen kişi tam içeceği sırada, bir başka yaralıdan “Su!” feryadı gelince içmez, “Ona götürün!” diye işaret eder. Su, üçüncü yaralıya ulaşıncaya kadar o zat ruhunu teslim eder. Diğerlerine getirildiğinde onlar da ruhlarını teslim etmişlerdir.