Orijinalini görmek için tıklayınız : İhvanlılar Değişirmiyiz sizce?
kalbin zümrüt tepesi
24.04.2007, 10:01
Sıkça sorulan sorulardan biri; karakter- huy değişir mi? Tabii buna paralel olarak Kaderin değişip değişemeyeceği. Kader konusunu ehline bırakalım. O konuda değil hüküm vermek, fikir yürütmek dahi haddim değil. Kişi; birtakım gayretlerle karakterini değiştirebilir mi? Bu konularda biraz sohbet edelim istiyorum. Çok sevdiğim Asr- ı Saadet iklimine uzanıp Hulefa-i Raşidinin karakteristik özelliklerini seyredelim:
1- Hz. Ebubekir; Halim, Selim- Ağırbaşlı- Oturaklı- Sadık- Sırdaş ve İçsel.
2- Hz. Ömer; Asabi- Müdahaleci- Hırçın ve Aceleci.
3- Hz. Osman; Sakin- Yumuşak huylu- Akraba, Dost canlısı- İnfak edici.
4- Hz. Ali; Güçlü- Delikanlı- Alim- Akıl ve Mantık Küpü! Ölümüne Cesur!..
Bu dört karakteri hatırdan çıkarmayın. Burçlar da dört ana grup! Şimdi bildiklerimizle birlikte tefekkür edelim. Mümin olmak; 4 Halifenin karakterinde neyi değiştirdi?.. Hz. Ömer cahiliye devrinde asabi idi. İslam' la halim- selim oldu mu? Hayır! Hz. Osman yumuşak huylu idi. İslam' la demir yumruk haline geldi mi? Hayır! Hz. Ebubekir sadık ve içseldi. Dışa açıldı mı? Hayır! Hz. Ali; güçlü idi. Aklı öne alır, sorgulardı. Sorgulamaksızın teslimiyetçi olabildi mi? Hayır!..
Neyi anlatmaya çalışıyorum? Karakter değişimi yok, sadece dönüşüm var! Huyu değiştirmek hayal, iyiye kanalize var o kadar! Değiştirmek mümkün olsa Rasülullah: "Huyunuzu değiştirin" buyururdu. Oysa şöyle buyurdu: "Huyunuzu güzelleştiriniz!" Güzelleştirmek; değiştirmek demek değil!
Asabiyet ve acelecilik Adaletle süslenince Ömer' den Faruk çıktı! Sadakat MuhammedîAşkla birleşince Ebubekir'de Sıddıyk' ı seyrettik! Haya; Kur'anla süslenince Zinnureyn Osman'ı tanıdık! Akıl; İslam'la bütünleşince Şah- ı Velayet Ali ile nurlandık!
...
İster kabul edin ister sırt çevirin; genetik miras ve astrolojik etkiler eğitim- öğretimin hep üstünde! Coğrafya ve aile; tahminimizden daha önemli. Bir panel izlemiştim. Konuşmalar bitince sorulara geçildi. Panelistlerden biri gayet nazik cevaplar verirken diğeri soranı sorduğuna pişman edecek terslikte aksi, alaycı cevaplar veriyordu. Yanımdakine sordum;
" Profesör nereli? " Memleketini söyledi. Alacağımı almış, " Profesör olmak bile coğrafyanın önüne geçemiyormuş!" diye mırıldanmıştım.
Buğdaydan arpa çıkmaz! Elma ağacından armut alamazsınız! Merhum babam iyi aşı yapardı; çocukça ısrarıma dayanamayıp; elmanın bir dalına armut aşıladı tek kalem. O armutun meyvesi zehir gibi acı çıktı! Aşı; tohumda olmayanı veremez! Asırlık çınarın gelişimine dair kodlar, önceden kayıtlıdır çekirdekte. İklim, ağaca sağlık katar fakat olmayanı ekleyemez! Bazı kişilerde ummadığınız haller seyrederseniz şaşırmayın! İlmi, tecrübesi var, yakıştı mı yani demeyin! Herkesin yaşadığı; kendine yakışandır! Her birim yaratılış programını yaşar, istese de istemese de! Delil mi? İşte ayet, işte hadis ve işte tecrübe imbiğinden süzülen sözler:
- Allah Sisteminde asla değişiklik bulamazsın! (Fetih-23) De ki, Hepsi de kendi programları doğrultusunda davranışlar ortaya koyarlar. (İsra-84)
- Bir dağın yerinden kayıp gittiğini duyarsanız inanın, ama bir insanın huyunun değiştiğini duyarsanız inanmayın! (Hadis)
- İnsan adam olamaz gitmek ile Mekke' ye / Eşek yine eşektir taş taşısa Tekkeye! (Z.Paşa) - - İnsan 7'sinde ne ise 70'inde de Odur! (Atasözü)
- Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar aslı ayrandır! ( Halk Deyişi)
Nasibinde bulunanları, en güzeliyle açığa çıkaranlardan olmanızı diliyor, saygılar sunuyorum.
14.11.2006
MEHMET DOĞRAMACI
MiHRiMaH
25.04.2007, 18:56
Allah razı olsun kardeşim...
Sual: Kendimizde bulunan kötü huyları tespit için nasıl hareket etmeliyiz?
CEVAP
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin, müminin aynasıdır.) [Taberani]
İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık olan dost, onu tehlikelerden, korkulardan muhafaza eden kimsedir. Böyle bir arkadaş bulmak çok zordur. Bunun içindir ki, İmam-ı Şafii hazretleri buyurdu ki:
Sadık dost ve halis kimya
Az bulunur, hiç arama!
Hz. Ömer de buyurdu ki:
Arkadaşım aybıma uyardı beni,
Kardeşlik sünnetinin budur temeli!
Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. İyi arkadaşlar ise, insanın ayıplarını pek görmezler. Birisi İbrahim Ethem hazretlerine aybını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin, hareketlerin, bana güzel görünüyor. Aybını başkalarına sor) dedi.
Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak da, kötü huyların ilaçlarındandır. (Mümin müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. Hz.İsa’ya, güzel ahlakını kimden öğrendin, dediklerinde; (Birinden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen huylarından kaçınıp, beğendiklerimi ben de yaptım) buyurdu.
Hz.Lokman’a da (Edebi kimden öğrendin) dediklerinde, (Edepsizlerden) dedi.
Eshab-ı kiramın velilerin hayat hikayelerini okumak da iyi huylu olmaya sebep olur.
(Allah katında kötü huydan büyük günah yoktur.) Çünkü, bunun günah olduğunu bilmez. Tevbe etmez. İşledikçe, günahı kat kat artar.
(İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır.)
(Her günahın tevbesi vardır. Kötü ahlakın tevbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tevbesini yapmayıp, daha kötüsünü yapar.)
(Sıcak su, buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke, balı bozduğu gibi, kötü ahlak da, hayratı, hasenatı mahveder.)
kalbin zümrüt tepesi
26.04.2007, 14:22
rahman senden de razı olsun.
Huy sonradan elde edilir ve değiştirilebilir. Âlimlerinin çoğu bu üçüncü görüşü benimsemişlerdir. Onlara göre;
(Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!),
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de
evinizde ve emriniz altındakileri Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz) hadis-i şerifleri gösteriyor ki, insanlar iyiliğe elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlakı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, çevrenin etkisiyle kötü huyları meydana getirir.
Kötü alışkanlık, haram işlemeye alışmak demektir. Haram olmayan şeyi kullanmaya, mesela çay içmeye kötü alışkanlık denmez. İçki, kumar, esrar, zina alışkanlığı [bağımlılığı] birer kötü alışkanlıktır. Kötü alışkanlıklara elini veren kolunu alamaz. Onun için alışmış kudurmuştan beterdir denir.
Kötü alışkanlıklara çevrenin etkisi büyüktür. Çevreyi değiştirmeli, iyi insanlarla beraber olmalı, her haramdan kaçmaya çalışmalı ve bilhassa namazı asla aksatmamalıdır. Çünkü cenab-ı Hak, (Namaz insanı fahşa ve münkerden, [yani her türlü kötülükten] alıkoyar) buyuruyor. Salih kimselerin kontrolü altında namaza devam eden kimse, her türlü kötü alışkanlıktan kurtulur, tertemiz insan olur.
Oruç ile, insan güçlü bir irade kuvveti kazanır. Alkol, uyuşturucu gibi, kötü alışkanlıklardan oruç vesilesi ile kurtulanlar çok görülmektedir. Allah’ın emri olduğu için, ramazanda bir ay oruç tutan bir Müslüman, Allahü teâlânın emirlerini yapmak alışkanlığını da kazanır. Böylelikle, Onun başka emirlerini yapmaya da gayret ve kabiliyet elde eder.
Tembellikten kurtulmak için, önce bunun kötülüğünü bilmeli, ondan sonra da tedavisine bakmalıdır. (İnsan, ancak çalıştığının faydasını görür) mealindeki âyet-i kerimeyi düşünmelidir. Resulullah efendimiz tembellikten Allahü teâlâya sığınmış, (Ya Rabbi, beni, tembellikten koru!) diye dua etmiştir. Tembelliğin ilacı, çalışkanlarla konuşmak, tembel, uyuşuk kimselerden kaçınmak, Allahü teâlâdan
haya etmek lazım geldiğini ve azabının şiddetli olduğunu düşünmektir. Dinini iyi bilen salih kimselerle görüşmelidir. Sabah namazına uyanmak için çalar saat gibi bir tedbir almalı. Birkaç gece kalkınca, artık âdet olur, uyanmak kolaylaşır. Bir insan bir işin kendisi için faydalı olacağına inanmadıkça, yeni bir şeyi kabul etmez, eski alışkanlığından da vazgeçemez.
İyi işleri yapmaya kendini zorlayan, güzel huyları elde edebilir. Mesela hat kabiliyeti olan, hiç hat ile uğraşmazsa, gizli kabiliyeti meydana çıkmaz. Fakat bu sanatla uğraşmaya çalışırsa, güzel yazı yazabilir. Güzel huyları itiyat hâline getirmek, güzel huylu olmayı kolaylaştırır. Cimri bir kimse, hayır yapmayı, tanıdıklarına ziyafet vermeyi âdet hâline getirirse, cimrilikten kurtulması mümkündür. Alışkanlık hâline gelen küçük günah da, büyük günah olabilir. Büyük günaha alışan da küfre düşebilir.
Herkesin ahlakı değişebilir. Hiçbir kimsenin huyu, yaratılıştaki gibi kalmaz, sonradan değişebilir. Ahlak değişmeseydi, Peygamberlerin gönderilmesi hâşâ faydasız, lüzumsuz olurdu. Terbiye ve ceza usulleri abes olurdu. İlmin ve terbiyenin fayda sağladığı her zaman görülmüştür. O halde, ahlakın değiştiği güneş gibi
meydandadır. Ancak, bazı huylar pek yerleşmiş, ruhun özelliği gibi olmuştur. Böyle huyları değiştirmek, yok etmek pek zor olur. Böyle ahlak, en çok, cahil, kötü kimsede bulunur. Bunu değiştirmek için ağır riyazet ve çok mücahede gerekir. Nefsin isteklerini yapmamak için çalışmaya Riyazet, nefsin istemediği şeyleri yapmaya Mücahede denir.
İnsanlar iyiliğe, yükselmeye elverişli olarak doğar. Sonra, nefsin kötü arzuları ve güzel ahlakı öğrenmemek ve kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, kötü huyları meydana getirir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her çocuk, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları babaları, yahudi, hıristiyan veya dinsiz yapar.) [Taberani]
Can çıkar, huy çıkmaz sözü, gazap, şehvet gibi insanın fıtratında olan şeylerin tamamen yok edilemeyeceğini bildirmek için söylenmiştir. Terbiye etmek başka, yok etmek başkadır. Nasihat ile insan terbiye edilebilir. Onun için Kur'an-ı kerimde
mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat et, nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]
Huyu değiştirmek mümkün olduğu için, çocuk terbiyesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Çocuğu güzel terbiye, evladın babasındaki haklarındandır.) [Beyheki]
(Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!) [İbni Mace]
(Çocuğu terbiye etmek, tonlarla sadakadan daha sevaptır.) [Tirmizi]
(Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altındakileri Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz.) [Müslim]
Peygamber efendimiz, (Ahlakınızı güzelleştirin) buyurdu. (Din nedir) diye sual edilince de, (Din, güzel ahlaktır) buyurdu.
Şu halde dinin emirlerine uyup yasak ettiklerinden kaçan kimse, huyunu değiştirip güzel ahlaka sahip olur. Güzel ahlakın ne olduğu sorulduğu zaman da buyurdu ki:
(Güzel ahlak, gelmeyene gitmek, vermeyene vermek ve zulmedeni affetmektir.) [Hakim]
Akılsız hayvanı bile ehlileştirmek, bazı alışkanlıklar kazandırmak mümkündür. Mesela av hayvanına, avını yememesi, tuttuğu avı getirmesi öğretilebiliyor. Akıllı insanın terbiyesi ise daha kolaydır. Dinimiz de, nefsimizi terbiye etmemizi, nefsini
terbiye edenlerin iki cihan saadetine kavuşacağını bildiriyor. Nefsimizle cihadın önemi büyüktür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Asıl mücahid, Allahü teâlâya itaat uğrunda nefsi ile cihad edendir.) [Tirmizi]
Bir erik çekirdeği, ne elmadır, ne de eriktir. Bu çekirdek, toprağa konur, sulanıp gübrelenirse erik ağacı olabilir. Bu ağaçtan da erik alınabilir. Bu ağaca ne kadar bakılırsa bakılsın, erik çekirdeğinden elma olmaz.
İşte bunun gibi, gazap ve şehvet terbiye ile yok edilemez. Zaten dinimiz de bunların yok edilmesini değil, terbiye edilmesini emrediyor. Terbiye edilince de zararları önleniyor. Mesela gazabı saldırganlık derecesinde olmak kötü olduğu gibi, gazabın
tamamen yok olması da zararlıdır. Tehlikelere karşı koyamaz. Terbiye ile itidal sahibi olunabilir. İsraf da, cimrilik de kötüdür. İkisinin ortası cömertliktir. Terbiye ile, dine uymakla insan cömert olabilir. Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(İşlerin hayırlısı vasat olanıdır.) [Beyheki]
[Vasat, ifrat ve tefritten, her türlü aşırılıklardan uzak olan demektir.]
Kötü niyet ile olmayan hikmet, adalet, iffet ve şecaat, iyi ahlakın kaynağıdır. İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Kurtulmanın tek çaresi vardır, o da kurtulanlarla beraber olmaktır.)
İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Ahlak, hastalık gibi bulaşıcıdır. Kötü huylu ile arkadaşlık etmemelidir. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmaktan ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır.
Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren seks, fuhuş kitapları okumamalı, böyle radyo ve televizyondan sakınmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır.
Mal mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur.
Mal, mevki gaye olmamalı, hayra vasıta olmalıdır. Mal mevki, bir deryaya benzer. Çok kimse, bu denizde boğulmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşamalı! Öleceğini hiç unutmamalı!) buyuruldu. İnsan, dünyada baki değildir. Dünya zevklerine daldıkça, dertler, üzüntüler, güçlükler artar.
Aşağıdaki hadis-i şerifleri hiç unutmamalıdır:
(Kişi, az ibadet etse de, güzel ahlakı ile en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani]
(İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani]
(İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebid-dünya]
Birinin gündüzleri oruç tuttuğu, geceleri namaz kıldığı, fakat kötü huylu olduğu, dili ile komşularına, arkadaşlarına eziyet ettiği söylendiğinde, Peygamber efendimiz cevabında, (Böyle olmak iyi değildir. Gideceği yer, Cehennem ateşidir) buyurdu.
İnsan günahını ne kadar çok büyük görürse o kadar iyidir. Fakat günahı yüzünden Allahü teâlânın sonsuz rahmetinden ümit kesmek caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ buyurdu ki: İşlediği günahı affımın yanında büyük görene gazaplanırım. Eğer acele etmek şanımdan olsaydı, acele ceza verseydim, rahmetimden ümit kesenlere acele ceza verirdim.) [Deylemi]
Allahü teâlâ, tevbe edilen günahları affeder.alıntı
ebuhatim
03.05.2007, 15:35
ŞEYTAN ŞAŞIRTMADIĞI VE MEVLADA BUNA İZİN VERMEDİĞİ MÜDDETÇE İHVANLILAR DEĞİŞMEZ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAH'A SIĞINALIM TAM BİR AŞK İLE KALBİMİZİ MEVLAYA YÖNLENDİRİRSEK ALLAH'IN İZNİYLE KALBİMİZ BOZULMAZ.MEVLA'NIN OLDUĞU KALBDE ŞEYTANIN ETKİSİ OLMAZ HUYUMUZ VE KARAKTERİMİZ KÖTÜ OLSADA!!!!
kalbin zümrüt tepesi
09.05.2007, 17:05
ŞEYTAN ŞAŞIRTMADIĞI VE MEVLADA BUNA İZİN VERMEDİĞİ MÜDDETÇE İHVANLILAR DEĞİŞMEZ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAH'A SIĞINALIM TAM BİR AŞK İLE KALBİMİZİ MEVLAYA YÖNLENDİRİRSEK ALLAH'IN İZNİYLE KALBİMİZ BOZULMAZ.MEVLA'NIN OLDUĞU KALBDE ŞEYTANIN ETKİSİ OLMAZ HUYUMUZ VE KARAKTERİMİZ KÖTÜ OLSADA!!!!
ayrı ve güzel bi boyut...
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.