Orijinalini görmek için tıklayınız : "vakit namazını kıldın mı "kampanyası
asilyeşil
28.04.2007, 15:36
günümüzde namaz ihmali, bir çok müslümanda kanayan bir yara olduğu gerçeğini kimse reddedemez..o yüzden bizde de naçizane" bir çalışma başlatalım" düşüncesi oluştu..amaç burada birbirimize destek olmak, dürtüklemek ve de hatırlatmak..çalışmamız hayırlara vesile olur inşallah..
kampanya şartları..
1-msn sohbetlerini kampanyamıza vesile yapabiliriz..nasıl mı...namaza kalkacaz mesela,diyelimki "ben namaza kalkıyorum,sen vakit namazını kıldın mı "diye soralım..eğer kılmadıysa "hadi geçirme sende kalk kıl diyebilelim"(hatta iletilerimize bile ekleyebiliriz)..burada emri bil maruf emrini eda ettiğimizi ve sevap kazandığımızı unutmayalım..bunu evlerimiz ve diğer çevremizde de yapalım inşallah..
2-bu konuyu sürekli portaldan geçirelim..nasıl mı??güncelleme kelimemiz sabit olacak.."vakit namazını kıldın mı "şeklinde..ve bunu sadece namaz kılanların sorma yetkisi olacak..işte size çok önemli ve çok sevaplı basit bir çalışma..
3-bu soruyu sormadan önce namazla ilgili ayet ,hadis,özlü söz,resim,kısa bilgilerle destekliyebiliriz..hatta namazla ilgili çarpıcı anılarımızı bile ekleyebiliriz inşallah..tabii sadece namaz kılanlar..lütfen diğerleri yazı yazmasın..sadece suçlu suçlu okusun..
4-bu kampanyayı elimizden geldiğince tüm nete yayalım inşallah..bunun için de, herkes üye olduğu foruma bu konuyu alıntılayıp eklerse büyük bir çalışma başlatacağımızı düşünüyorum inşallah..
5- namazla ilgili uzun yazılara rastladığımızda bu konuya ekleyebiliriz ...ama tüm yazıyı değilde içinden önemli yerleri 1 ya da 2 paragraf kadar alıntılayabiliriz ya da linkini verebiliriz..
inaşllah bu kampanya hayırlara vesile olur..sizlerde kampanyamızı fikirlerinizle destekleyebilirsiniz..
asilyeşil
28.04.2007, 15:36
günümüzde namaz ihmali, bir çok müslümanda kanayan bir yara olduğu gerçeğini kimse reddedemez..o yüzden bizde de naçizane" bir çalışma başlatalım" düşüncesi oluştu..amaç burada birbirimize destek olmak, dürtüklemek ve de hatırlatmak..çalışmamız hayırlara vesile olur inşallah..
kampanya şartları..
1-msn sohbetlerini kampanyamıza vesile yapabiliriz..nasıl mı...namaza kalkacaz mesela,diyelimki "ben namaza kalkıyorum,sen vakit namazını kıldın mı "diye soralım..eğer kılmadıysa "hadi geçirme sende kalk kıl diyebilelim"(hatta iletilerimize bile ekleyebiliriz)..burada emri bil maruf emrini eda ettiğimizi ve sevap kazandığımızı unutmayalım..bunu evlerimiz ve diğer çevremizde de yapalım inşallah..
2-bu konuyu sürekli portaldan geçirelim..nasıl mı??güncelleme kelimemiz sabit olacak.."vakit namazını kıldın mı "şeklinde..ve bunu sadece namaz kılanların sorma yetkisi olacak..işte size çok önemli ve çok sevaplı basit bir çalışma..
3-bu soruyu sormadan önce namazla ilgili ayet ,hadis,özlü söz,resim,kısa bilgilerle destekliyebiliriz..hatta namazla ilgili çarpıcı anılarımızı bile ekleyebiliriz inşallah..tabii sadece namaz kılanlar..lütfen diğerleri yazı yazmasın..sadece suçlu suçlu okusun..
4-bu kampanyayı elimizden geldiğince tüm nete yayalım inşallah..bunun için de, herkes üye olduğu foruma bu konuyu alıntılayıp eklerse büyük bir çalışma başlatacağımızı düşünüyorum inşallah..
5- namazla ilgili uzun yazılara rastladığımızda bu konuya ekleyebiliriz ...ama tüm yazıyı değilde içinden önemli yerleri 1 ya da 2 paragraf kadar alıntılayabiliriz ya da linkini verebiliriz..
inaşllah bu kampanya hayırlara vesile olur..sizlerde kampanyamızı fikirlerinizle destekleyebilirsiniz..
asilyeşil
28.04.2007, 15:36
günümüzde namaz ihmali, bir çok müslümanda kanayan bir yara olduğu gerçeğini kimse reddedemez..o yüzden bizde de naçizane" bir çalışma başlatalım" düşüncesi oluştu..amaç burada birbirimize destek olmak, dürtüklemek ve de hatırlatmak..çalışmamız hayırlara vesile olur inşallah..
kampanya şartları..
1-msn sohbetlerini kampanyamıza vesile yapabiliriz..nasıl mı...namaza kalkacaz mesela,diyelimki "ben namaza kalkıyorum,sen vakit namazını kıldın mı "diye soralım..eğer kılmadıysa "hadi geçirme sende kalk kıl diyebilelim"(hatta iletilerimize bile ekleyebiliriz)..burada emri bil maruf emrini eda ettiğimizi ve sevap kazandığımızı unutmayalım..bunu evlerimiz ve diğer çevremizde de yapalım inşallah..
2-bu konuyu sürekli portaldan geçirelim..nasıl mı??güncelleme kelimemiz sabit olacak.."vakit namazını kıldın mı "şeklinde..ve bunu sadece namaz kılanların sorma yetkisi olacak..işte size çok önemli ve çok sevaplı basit bir çalışma..
3-bu soruyu sormadan önce namazla ilgili ayet ,hadis,özlü söz,resim,kısa bilgilerle destekliyebiliriz..hatta namazla ilgili çarpıcı anılarımızı bile ekleyebiliriz inşallah..tabii sadece namaz kılanlar..lütfen diğerleri yazı yazmasın..sadece suçlu suçlu okusun..
4-bu kampanyayı elimizden geldiğince tüm nete yayalım inşallah..bunun için de, herkes üye olduğu foruma bu konuyu alıntılayıp eklerse büyük bir çalışma başlatacağımızı düşünüyorum inşallah..
5- namazla ilgili uzun yazılara rastladığımızda bu konuya ekleyebiliriz ...ama tüm yazıyı değilde içinden önemli yerleri 1 ya da 2 paragraf kadar alıntılayabiliriz ya da linkini verebiliriz..
inaşllah bu kampanya hayırlara vesile olur..sizlerde kampanyamızı fikirlerinizle destekleyebilirsiniz..
asilyeşil
28.04.2007, 15:37
vakit namazını kıldınız mı??
asilyeşil
28.04.2007, 15:37
vakit namazını kıldınız mı??
asilyeşil
28.04.2007, 15:37
vakit namazını kıldınız mı??
" Namaz Dinin Direğidir " h.ş
" Namaz Dinin Direğidir " h.ş
" Namaz Dinin Direğidir " h.ş
PFZh9P2iFDo&eurl=http%3A%2F%2Finamaz%2Ewordpress%2Ecom%2F
nupelda ya bakın resim yerine ne güzel BOŞLUK eklemiş :D
PFZh9P2iFDo&eurl=http%3A%2F%2Finamaz%2Ewordpress%2Ecom%2F
nupelda ya bakın resim yerine ne güzel BOŞLUK eklemiş :D
PFZh9P2iFDo&eurl=http%3A%2F%2Finamaz%2Ewordpress%2Ecom%2F
nupelda ya bakın resim yerine ne güzel BOŞLUK eklemiş :D
vaktin namazını kıldınız mı?
vaktin namazını kıldınız mı?
vaktin namazını kıldınız mı?
ahmedifaruk
28.04.2007, 21:05
yatsi Okunuyor
Hayirli Geceler
ahmedifaruk
28.04.2007, 21:05
yatsi Okunuyor
Hayirli Geceler
ahmedifaruk
28.04.2007, 21:05
yatsi Okunuyor
Hayirli Geceler
Senai Demirci'nin Kıl beni Ey Namaz adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim..
kitaptan bir alıntı:
Elbette ki sabırsızdır insan… Hele de gençler… Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza..
“Namaz dediğin sadece bir gün kılınır” demek isterdik sana… “O da bugündür.” Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. “Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma!” diyecek kalenderliği gösteremedik sana… Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra…. Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat… Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda… Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: “Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki…” Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek… Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak… Rabbin diyecek ki, “Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın..” Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni..
özür dilerim delikanlı
bağışla beni genç hanım
seni anlamadım, namazla arana girdim!
Senai Demirci'nin Kıl beni Ey Namaz adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim..
kitaptan bir alıntı:
Elbette ki sabırsızdır insan… Hele de gençler… Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza..
“Namaz dediğin sadece bir gün kılınır” demek isterdik sana… “O da bugündür.” Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. “Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma!” diyecek kalenderliği gösteremedik sana… Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra…. Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat… Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda… Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: “Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki…” Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek… Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak… Rabbin diyecek ki, “Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın..” Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni..
özür dilerim delikanlı
bağışla beni genç hanım
seni anlamadım, namazla arana girdim!
Senai Demirci'nin Kıl beni Ey Namaz adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim..
kitaptan bir alıntı:
Elbette ki sabırsızdır insan… Hele de gençler… Biz yaşımızı başımızı aldık, ırmağın öbür yakasına geçtik. Durulduk. Sakinleştik. Ama sen! Beri yakasındasın hayatın. Hırçın yanındasın şehrin. Kıpır kıpır tenin. Duygu kasırgalarında savruluyor saçların. Sana varlığın müziğini aktaramadık. Namazın yüzümüze tebessümler kattığına tanıklık edemedik. Kıldık namazları kılmasına, ama seccadeyi toplarken namazın gerçeğini de bir kenara dürdük. Namaz kıldıkça güzelleşseydik, neşelenseydik, incelseydik, sen de imrenirdin bize. Sanki bir büyü var burada diye, sen de sokulurdun yanımıza..
“Namaz dediğin sadece bir gün kılınır” demek isterdik sana… “O da bugündür.” Bak, dün gitti; yarın da gelmedi. “Sen sadece bugün kıl, gerisine karışma!” diyecek kalenderliği gösteremedik sana… Bitmeyecek sandın namazı. Yarın, yarından sonra, yarından sonradan da sonra…. Derken yığıldı üzerine binlerce vakit, binlerce rekat… Ezildin kılacağın namazlar altında. Şimdiden üşümeye başladın soğukta alacağın abdestlerin suyunda… Kulağına fısıldayıverseydik ya Rabbimizin sözünü: “Ben senden yarının ibadetini istemiyorum ki…” Bugün kıl, yeter.. Hatta bu vaktin hakkını ver, yeter! Hem sonra, ne biliyorsun, o kadar uzun süre yaşayacağını.. Belki bitecek ömrün; namazların da bitecek… Sana bugün kıldığın namazın ışığı kalacak… Rabbin diyecek ki, “Madem ki bugün kıldın, yaşasaydın bir ömür boyu kılacaktın..” Bir güne verdiğin namaz rengi, bir ömrüne taşacak; bin ömürlük bir sonsuzluğa taşıyacak seni..
özür dilerim delikanlı
bağışla beni genç hanım
seni anlamadım, namazla arana girdim!
Sofuoglu
28.04.2007, 23:14
Bütün ibadetlerine yerine getirmeye çalışan bir adam varmış. Orucunu tutar, zekatını verir, insanlara yardım elini uzatmaktan hiç geri kalmazmış.
Yalnız bu adamın bir kusuru varmış: Namaz kılmak ona çok ağır gelirmiş, üşenirmiş.
Bir gün varmış gitmiş çok büyük bir hocanın yanına.
Demiş ki:Hocam ne yap et beni şu namazdan kurtar. Namaz kılmamak için ne yapmam gerekse söyle yapayım. Yeter ki şu namazdan kurtulayım demiş.
Hoca:Ya evlat ben hiçbir yerde ne duydum ne işittim bu namazdan kurtuluş yok, borcun kılacaksın demiş.
Adam yalvarmış bul hocam diye. Hoca müddet istemiş adam gitmiş. Aradan haftalar geçmiş, adam gelmiş.
Buldun mu hocam demiş,kurtulacak mıyım?
Hoca:Buldum evladım eğer şu 5 şarttan biri sana uyuyorsa NAMAZ dan mesul değilsin:
1: ÖLÜ İSEN
2: DELİ İSEN
3: ÇOCUK İSEN
4: HAYVAN İSEN
5: KAFİR İSEN
tercih senin..
Sofuoglu
28.04.2007, 23:14
Bütün ibadetlerine yerine getirmeye çalışan bir adam varmış. Orucunu tutar, zekatını verir, insanlara yardım elini uzatmaktan hiç geri kalmazmış.
Yalnız bu adamın bir kusuru varmış: Namaz kılmak ona çok ağır gelirmiş, üşenirmiş.
Bir gün varmış gitmiş çok büyük bir hocanın yanına.
Demiş ki:Hocam ne yap et beni şu namazdan kurtar. Namaz kılmamak için ne yapmam gerekse söyle yapayım. Yeter ki şu namazdan kurtulayım demiş.
Hoca:Ya evlat ben hiçbir yerde ne duydum ne işittim bu namazdan kurtuluş yok, borcun kılacaksın demiş.
Adam yalvarmış bul hocam diye. Hoca müddet istemiş adam gitmiş. Aradan haftalar geçmiş, adam gelmiş.
Buldun mu hocam demiş,kurtulacak mıyım?
Hoca:Buldum evladım eğer şu 5 şarttan biri sana uyuyorsa NAMAZ dan mesul değilsin:
1: ÖLÜ İSEN
2: DELİ İSEN
3: ÇOCUK İSEN
4: HAYVAN İSEN
5: KAFİR İSEN
tercih senin..
Sofuoglu
28.04.2007, 23:14
Bütün ibadetlerine yerine getirmeye çalışan bir adam varmış. Orucunu tutar, zekatını verir, insanlara yardım elini uzatmaktan hiç geri kalmazmış.
Yalnız bu adamın bir kusuru varmış: Namaz kılmak ona çok ağır gelirmiş, üşenirmiş.
Bir gün varmış gitmiş çok büyük bir hocanın yanına.
Demiş ki:Hocam ne yap et beni şu namazdan kurtar. Namaz kılmamak için ne yapmam gerekse söyle yapayım. Yeter ki şu namazdan kurtulayım demiş.
Hoca:Ya evlat ben hiçbir yerde ne duydum ne işittim bu namazdan kurtuluş yok, borcun kılacaksın demiş.
Adam yalvarmış bul hocam diye. Hoca müddet istemiş adam gitmiş. Aradan haftalar geçmiş, adam gelmiş.
Buldun mu hocam demiş,kurtulacak mıyım?
Hoca:Buldum evladım eğer şu 5 şarttan biri sana uyuyorsa NAMAZ dan mesul değilsin:
1: ÖLÜ İSEN
2: DELİ İSEN
3: ÇOCUK İSEN
4: HAYVAN İSEN
5: KAFİR İSEN
tercih senin..
Arkadaşlar ya ben şu sabah namazlarını acayip kaçırmaya başladım okulda dershanede çok yoruluyorum bide antremanlar var. eve geliyorum bi yatıyorum son 4 gündür bazen okula bile kalkamıyorum uyandırabilene aşk olsun. Gece dua da ediyorum ama olmuor. Sizce ne yapmalıyım??
Arkadaşlar ya ben şu sabah namazlarını acayip kaçırmaya başladım okulda dershanede çok yoruluyorum bide antremanlar var. eve geliyorum bi yatıyorum son 4 gündür bazen okula bile kalkamıyorum uyandırabilene aşk olsun. Gece dua da ediyorum ama olmuor. Sizce ne yapmalıyım??
Arkadaşlar ya ben şu sabah namazlarını acayip kaçırmaya başladım okulda dershanede çok yoruluyorum bide antremanlar var. eve geliyorum bi yatıyorum son 4 gündür bazen okula bile kalkamıyorum uyandırabilene aşk olsun. Gece dua da ediyorum ama olmuor. Sizce ne yapmalıyım??
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
nurefşan_26
29.04.2007, 03:04
Bol bol su iç.
ewet kesin kalkarsın. kalkmazsan durum vahim olur :ıslık:
nurefşan_26
29.04.2007, 03:04
Bol bol su iç.
ewet kesin kalkarsın. kalkmazsan durum vahim olur :ıslık:
nurefşan_26
29.04.2007, 03:04
Bol bol su iç.
ewet kesin kalkarsın. kalkmazsan durum vahim olur :ıslık:
asilyeşil
29.04.2007, 15:00
vakit namazını kıldın mı???
asilyeşil
29.04.2007, 15:00
vakit namazını kıldın mı???
asilyeşil
29.04.2007, 15:00
vakit namazını kıldın mı???
NuRuDiLara
29.04.2007, 15:41
ezanı bekliyorum :)
NuRuDiLara
29.04.2007, 15:41
ezanı bekliyorum :)
NuRuDiLara
29.04.2007, 15:41
ezanı bekliyorum :)
Hayyal el-felah
Öğlen namazı vaktiiiii :)
Dualarda buluşalım.....:)
Hayyal el-felah
Öğlen namazı vaktiiiii :)
Dualarda buluşalım.....:)
Hayyal el-felah
Öğlen namazı vaktiiiii :)
Dualarda buluşalım.....:)
asilyeşil
01.05.2007, 17:24
Namazla ilgili en kapsamlı FORUM:
"NAMAZIM" (http://www.namazim.com)
asilyeşil
01.05.2007, 17:24
Namazla ilgili en kapsamlı FORUM:
"NAMAZIM" (http://www.namazim.com)
asilyeşil
01.05.2007, 17:24
Namazla ilgili en kapsamlı FORUM:
"NAMAZIM" (http://www.namazim.com)
asilyeşil
01.05.2007, 22:47
http://img340.imageshack.us/img340/2130/00000000000000000wd0iw4.jpg
asilyeşil
01.05.2007, 22:47
http://img340.imageshack.us/img340/2130/00000000000000000wd0iw4.jpg
asilyeşil
01.05.2007, 22:47
http://img340.imageshack.us/img340/2130/00000000000000000wd0iw4.jpg
İkindi Namazı :)
Namaz yolda komaz ;)
İkindi Namazı :)
Namaz yolda komaz ;)
İkindi Namazı :)
Namaz yolda komaz ;)
Hamdu senalar YARADAN'a nasib etti kıldık şu ana dek, devamı da gelsin yaşadıkça bu nasibin...
Tüm inananların musallinden olması duamızdır....
Hamdu senalar YARADAN'a nasib etti kıldık şu ana dek, devamı da gelsin yaşadıkça bu nasibin...
Tüm inananların musallinden olması duamızdır....
Hamdu senalar YARADAN'a nasib etti kıldık şu ana dek, devamı da gelsin yaşadıkça bu nasibin...
Tüm inananların musallinden olması duamızdır....
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
11'er Felak ve Nas sureleri de etkili...
Ve o su içme neticesi ezandan önce uyanırsanız kesinlikle kalkmayın biraz daha bekleyin :)
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
11'er Felak ve Nas sureleri de etkili...
Ve o su içme neticesi ezandan önce uyanırsanız kesinlikle kalkmayın biraz daha bekleyin :)
Önce Mevlana hazretlerinin dediği gibi:
"İçinin saatini namaza kur"
Saatini, telefonunu vb evde ne varsa kur sonra :)
7 Kevser Suresi oku..
Evdekilere sıkı sıkı tenbih et, kaldıırn diye..
Bol bol su iç.
Bir hafta sürekli kalkarsan, ne kadar geç yatarsan yat, yorgun bile olsan, artık vücut bu sisteme alıştığından hemen kalkacaksın inşaAllah ;)
11'er Felak ve Nas sureleri de etkili...
Ve o su içme neticesi ezandan önce uyanırsanız kesinlikle kalkmayın biraz daha bekleyin :)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
Allah kabul etsin, Kabe'de kılasın inşaAllah ;)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
:flowers: Amin, cem'an inşaAllah :)
Mısırlılar namazını bitirenlere dua babında; "Haramen inşaAllah" derler :) Yani "İnşaAllah Haremda kılasın" anlamına yani Kabe'de:) Hani bizdeki" Allah kabul etsin" nin yerine :D
O da der ki: "Gem'an -cem'an" inşaAllah" Yani "hepbirlikte inşaAllah" :)
Benim de çok hoşuma gider;)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
:flowers: Amin, cem'an inşaAllah :)
Mısırlılar namazını bitirenlere dua babında; "Haramen inşaAllah" derler :) Yani "İnşaAllah Haremda kılasın" anlamına yani Kabe'de:) Hani bizdeki" Allah kabul etsin" nin yerine :D
O da der ki: "Gem'an -cem'an" inşaAllah" Yani "hepbirlikte inşaAllah" :)
Benim de çok hoşuma gider;)
Bu ne güzel duaydı sağolasınız aynına müyesser olasınız inşaallah... aaamiiiinnn, amin, amin... :)
:flowers: Amin, cem'an inşaAllah :)
Mısırlılar namazını bitirenlere dua babında; "Haramen inşaAllah" derler :) Yani "İnşaAllah Haremda kılasın" anlamına yani Kabe'de:) Hani bizdeki" Allah kabul etsin" nin yerine :D
O da der ki: "Gem'an -cem'an" inşaAllah" Yani "hepbirlikte inşaAllah" :)
Benim de çok hoşuma gider;)
Namazlarımı en vaktinde kıldığım zamanlar benim çocukların doğduktan sonraki 6 ay süren bebeklikleri devresinde oldu.:D Ne sabah ne yatsı uyutmadı keratalar:D bizde namazları zamanında kıldık elhamdülillah:D ,tabii sonra acık zaman sarkmaları oldu ama ,aklını bu işe takarsan oluyor kardeşim hemde tam zamanında .Niyetinize sağlam koyun.SELAMETLE.
Namazlarımı en vaktinde kıldığım zamanlar benim çocukların doğduktan sonraki 6 ay süren bebeklikleri devresinde oldu.:D Ne sabah ne yatsı uyutmadı keratalar:D bizde namazları zamanında kıldık elhamdülillah:D ,tabii sonra acık zaman sarkmaları oldu ama ,aklını bu işe takarsan oluyor kardeşim hemde tam zamanında .Niyetinize sağlam koyun.SELAMETLE.
Namazlarımı en vaktinde kıldığım zamanlar benim çocukların doğduktan sonraki 6 ay süren bebeklikleri devresinde oldu.:D Ne sabah ne yatsı uyutmadı keratalar:D bizde namazları zamanında kıldık elhamdülillah:D ,tabii sonra acık zaman sarkmaları oldu ama ,aklını bu işe takarsan oluyor kardeşim hemde tam zamanında .Niyetinize sağlam koyun.SELAMETLE.
Namazları vaktinde kılmayınca, vakitten sonra her geçen dakikada ecri azalıyor..
Akıllarda olsun ;)
Namazları vaktinde kılmayınca, vakitten sonra her geçen dakikada ecri azalıyor..
Akıllarda olsun ;)
Namazları vaktinde kılmayınca, vakitten sonra her geçen dakikada ecri azalıyor..
Akıllarda olsun ;)
vaktin namazını kıldınız mı...
vaktin namazını kıldınız mı...
vaktin namazını kıldınız mı...
vaktin namazını kıldınız mı...
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :) Sabah namazında buradan biri bağırsa da kalsak :)
vaktin namazını kıldınız mı...
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :) Sabah namazında buradan biri bağırsa da kalsak :)
vaktin namazını kıldınız mı...
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :) Sabah namazında buradan biri bağırsa da kalsak :)
Sabr-el-Hayat
02.05.2007, 23:24
güzel bir baslik, acanlara tesekkürler...:D
burada yatsiya 45 dakika var, insallah bir manilik cikmaz ise kilacagim...
selam ve dua ile insallah...
Sabr-el-Hayat
02.05.2007, 23:24
güzel bir baslik, acanlara tesekkürler...:D
burada yatsiya 45 dakika var, insallah bir manilik cikmaz ise kilacagim...
selam ve dua ile insallah...
Sabr-el-Hayat
02.05.2007, 23:24
güzel bir baslik, acanlara tesekkürler...:D
burada yatsiya 45 dakika var, insallah bir manilik cikmaz ise kilacagim...
selam ve dua ile insallah...
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :)
Nerden bu bilgi ;)
Her namazı, ezan okunup, namazın vakti girdikten sonra kılmak en iyisi..Bedene de ruha da hafif gelir böylece..
Yatsıyı dahi, okununca hemen kılmak lazım. Belki son sünnet ve vitir sonraya bırakılabilir..Erkekler için de ille cemaat.
Gece 12 den sonra artık yatsı kılmak -sanırım- mekruh olur, bilen biri varsa aydınlatsın bizleri inşaAllah.
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :)
Nerden bu bilgi ;)
Her namazı, ezan okunup, namazın vakti girdikten sonra kılmak en iyisi..Bedene de ruha da hafif gelir böylece..
Yatsıyı dahi, okununca hemen kılmak lazım. Belki son sünnet ve vitir sonraya bırakılabilir..Erkekler için de ille cemaat.
Gece 12 den sonra artık yatsı kılmak -sanırım- mekruh olur, bilen biri varsa aydınlatsın bizleri inşaAllah.
Yatsının vakti epeyce geniş kardeş :)
Nerden bu bilgi ;)
Her namazı, ezan okunup, namazın vakti girdikten sonra kılmak en iyisi..Bedene de ruha da hafif gelir böylece..
Yatsıyı dahi, okununca hemen kılmak lazım. Belki son sünnet ve vitir sonraya bırakılabilir..Erkekler için de ille cemaat.
Gece 12 den sonra artık yatsı kılmak -sanırım- mekruh olur, bilen biri varsa aydınlatsın bizleri inşaAllah.
sefere_niyet
03.05.2007, 08:56
Ebu Katade İbnu Rıb'i anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. Kim de bunu vaktinde kılmaya devam etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur." (kütübü sitte- 6371)
Allah razı olsun, güzel bir konu...
sefere_niyet
03.05.2007, 08:56
Ebu Katade İbnu Rıb'i anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. Kim de bunu vaktinde kılmaya devam etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur." (kütübü sitte- 6371)
Allah razı olsun, güzel bir konu...
sefere_niyet
03.05.2007, 08:56
Ebu Katade İbnu Rıb'i anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum. Kim de bunu vaktinde kılmaya devam etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur." (kütübü sitte- 6371)
Allah razı olsun, güzel bir konu...
Namaz vakitleri, güneşin durumuna göre değişir. Eğer gün uzun olur ve güneş geç batarsa, namaz vakti güneşin durumuna bağlı olduğundan geç okunur. Başka bir değişle, yılın her zamanı aynı vakitte namaz vakti olmaz. Örneğin yazın ikindi namazı vakti ile kışın ikindi namazı vakti "aynı saat biriminde" olmaz. Her bölgede, her ülkede namaz vakti değişik olduğundan hepsini söyleyebilmemiz mümkün değil. Birde hergün namaz vakitleri güneşe göre değişmektedir. Bu yüzden, evinizdeki takvimlerden kendi yaşadığınız ülke/il'e göre namaz vaktinizi bilmelisiniz. Elinizin altında takvim bulunması çok faydalıdır.(önerilir)
Sabah namazı vakti
İmsak vaktinden (30dk gibi) bir süre sonra, fecrin doğuşuyla(beyazlığın ortaya çıkmasıyla) başlayıp güneşin doğuşuna kadar olan vakittir.
BİLGİLENDİRME : Güneş doğarken namaz kılınmaz. Sabahın kerahat vakti çıktıntan sonra (güneş doğup 45dk geçtikten sonra) öğlen vaktinin kerahatine kadar (öğle namazı vaktinden 30dk (veya yaklaşık 45dk) öncesine kadar, yani kuşluk vaktinde) sabah namazı (sünnetiyle beraber) kaza olarak kılınır.
Öğle namazı vakti
Güneş tam tepe noktasını az miktar batıya doğru yönelmesi sırasında öğle namazı vakti başlayıp İkindi vaktine kadar süren zamandır.
İkindi namazı vakti
Dik bir cismin gölgesi, kendi boyunun iki katına ulaşınca ikindi vakti başlar ve akşam namazı vaktine 45dk. kalana dek sürer. Güneş batarken namaz kılınmaz. Eğer o günün ikindi namazını kaçırdıysanız ve güneş batmak üzere ise, sadece o günün ikindi namazının farzını kılabilirsiniz.
Akşam namazı vakti
Güneş battıktan hemen sonra başlar ve yatsı namazı vaktine kadar devam eder.
Yatsı namazı vakti
Güneş battıktan sonra hava hafif beyazlık içinde olur. Bu beyazlık tamamen kaybolunca yatsı namazı vakti başlar ve sabah namazı vaktine kadar devam eder.
Vitir namazı vakti
Vitir namazı vakti yatsı namazı vaktidir. Ancak vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınır.
Cuma namazı vakti
Öğle namazı vaktidir. Her Cuma günü, müslümanların bayramıdır. Bu yüzden müslümanlar bugünde toplanarak cemaat ile birlikte namaz kılar.
Kuşluk vakti
Güneş doğup sabah kerâheti çıktıktan (güneş doğduktan yaklaşık iki saat) sonra başlar, öğle kerâheti ile sona erer. Yani sabah ile öğle kerâhetinin arasındaki vakittir. Bu vakitte Duha (Kuşluk) Namazı kılmak menduptur.
Bayram namazı vakti
Kuşluk namazı vaktidir.
Seher vakti
Gecenin son altıda bir vaktidir. Bu vakit şöyle hesaplanır. Akşam namazı vakti (güneş battıktan sonra) ile imsak vakti arasındaki saat farkı 6 ya bölünür. Bu sonuç imsak vaktinden çıkarıldığında seher vakti başlamış olur. imsak vakti girince seher vakti çıkmış olur.
Örnek : akşam 17:30 - imsak 05:30
akşam vakti ile imsak vakti arası (örneğe göre) 12 saat olduğuna göre 12/6=2 (geceyi 6 ya böldük 2 saat belirdi). Bu 2 saati imsak vaktinden çıkaralım 05:30 - 02:00 = 03:30 (yani saat 03:30 seher vakti başladı) bitişi ise (05:30 imsak vakti).
Sonuç olarak : 03:30 - 05:30 arası (örneğe göre) seher vaktidir.
Terâvih namazı vakti
Yatsı namazı vaktidir. Yatsı namazından sonra "Terâvih" namazı, sonrasında da "Vitri Vacib" namazı kılınır.
Kerâhet Vakitleri
1. Sabah Kerâheti : Güneş doğarken başlar, 45 dak. sonra sona erer.
2. Öğle Kerâheti : Güneş tepedeyken: Öğle namazı vaktinden 30 dak. (veya yaklaşık 45 dak.) önce başlar, öğle ezanı okununca sona erer.
3. Akşam Kerâheti : Güneş batarken, yani akşam namazından 45 dak. önce başlar, akşam ezanı okununca sona erer.
Kısaca güneş doğarken,tepedeyken ve batarken namaz kılınmaz. Kılınması tahrîmen (harama yakın) mekruhtur.
Kerâhet vaktinde kılınan farz namaz sahih değildir. Nâfileler sahih olsa da, usûlen mekruh olur.
Bu üç vakitte başlanan nâfileleri bozmalı, ancak başka bir zamanda kazâ etmelidir.
(Akşam kerâhat vaktinde ikindi namazının farzı hariç) bir farz namaz kılınsa dahi sahih (doğru) olmaz. Bu yüzden kerâhat vaktinde kılınan farz namazın, kerâhat vakti çıktıktan sonra o namazın tekrar kılınması daha doğru olur.
Tilavet secdesi vaciptir ve kerahat vakti kılınmaz. Kılınsa dahi sahih değildir. Kısacası kerâhat vakti hiçbir şekilde namaz ve secde yapılmaz. Yalnızca (o günün ikindi namazının farzına) izin vardır.
Namaz vakitleri, güneşin durumuna göre değişir. Eğer gün uzun olur ve güneş geç batarsa, namaz vakti güneşin durumuna bağlı olduğundan geç okunur. Başka bir değişle, yılın her zamanı aynı vakitte namaz vakti olmaz. Örneğin yazın ikindi namazı vakti ile kışın ikindi namazı vakti "aynı saat biriminde" olmaz. Her bölgede, her ülkede namaz vakti değişik olduğundan hepsini söyleyebilmemiz mümkün değil. Birde hergün namaz vakitleri güneşe göre değişmektedir. Bu yüzden, evinizdeki takvimlerden kendi yaşadığınız ülke/il'e göre namaz vaktinizi bilmelisiniz. Elinizin altında takvim bulunması çok faydalıdır.(önerilir)
Sabah namazı vakti
İmsak vaktinden (30dk gibi) bir süre sonra, fecrin doğuşuyla(beyazlığın ortaya çıkmasıyla) başlayıp güneşin doğuşuna kadar olan vakittir.
BİLGİLENDİRME : Güneş doğarken namaz kılınmaz. Sabahın kerahat vakti çıktıntan sonra (güneş doğup 45dk geçtikten sonra) öğlen vaktinin kerahatine kadar (öğle namazı vaktinden 30dk (veya yaklaşık 45dk) öncesine kadar, yani kuşluk vaktinde) sabah namazı (sünnetiyle beraber) kaza olarak kılınır.
Öğle namazı vakti
Güneş tam tepe noktasını az miktar batıya doğru yönelmesi sırasında öğle namazı vakti başlayıp İkindi vaktine kadar süren zamandır.
İkindi namazı vakti
Dik bir cismin gölgesi, kendi boyunun iki katına ulaşınca ikindi vakti başlar ve akşam namazı vaktine 45dk. kalana dek sürer. Güneş batarken namaz kılınmaz. Eğer o günün ikindi namazını kaçırdıysanız ve güneş batmak üzere ise, sadece o günün ikindi namazının farzını kılabilirsiniz.
Akşam namazı vakti
Güneş battıktan hemen sonra başlar ve yatsı namazı vaktine kadar devam eder.
Yatsı namazı vakti
Güneş battıktan sonra hava hafif beyazlık içinde olur. Bu beyazlık tamamen kaybolunca yatsı namazı vakti başlar ve sabah namazı vaktine kadar devam eder.
Vitir namazı vakti
Vitir namazı vakti yatsı namazı vaktidir. Ancak vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınır.
Cuma namazı vakti
Öğle namazı vaktidir. Her Cuma günü, müslümanların bayramıdır. Bu yüzden müslümanlar bugünde toplanarak cemaat ile birlikte namaz kılar.
Kuşluk vakti
Güneş doğup sabah kerâheti çıktıktan (güneş doğduktan yaklaşık iki saat) sonra başlar, öğle kerâheti ile sona erer. Yani sabah ile öğle kerâhetinin arasındaki vakittir. Bu vakitte Duha (Kuşluk) Namazı kılmak menduptur.
Bayram namazı vakti
Kuşluk namazı vaktidir.
Seher vakti
Gecenin son altıda bir vaktidir. Bu vakit şöyle hesaplanır. Akşam namazı vakti (güneş battıktan sonra) ile imsak vakti arasındaki saat farkı 6 ya bölünür. Bu sonuç imsak vaktinden çıkarıldığında seher vakti başlamış olur. imsak vakti girince seher vakti çıkmış olur.
Örnek : akşam 17:30 - imsak 05:30
akşam vakti ile imsak vakti arası (örneğe göre) 12 saat olduğuna göre 12/6=2 (geceyi 6 ya böldük 2 saat belirdi). Bu 2 saati imsak vaktinden çıkaralım 05:30 - 02:00 = 03:30 (yani saat 03:30 seher vakti başladı) bitişi ise (05:30 imsak vakti).
Sonuç olarak : 03:30 - 05:30 arası (örneğe göre) seher vaktidir.
Terâvih namazı vakti
Yatsı namazı vaktidir. Yatsı namazından sonra "Terâvih" namazı, sonrasında da "Vitri Vacib" namazı kılınır.
Kerâhet Vakitleri
1. Sabah Kerâheti : Güneş doğarken başlar, 45 dak. sonra sona erer.
2. Öğle Kerâheti : Güneş tepedeyken: Öğle namazı vaktinden 30 dak. (veya yaklaşık 45 dak.) önce başlar, öğle ezanı okununca sona erer.
3. Akşam Kerâheti : Güneş batarken, yani akşam namazından 45 dak. önce başlar, akşam ezanı okununca sona erer.
Kısaca güneş doğarken,tepedeyken ve batarken namaz kılınmaz. Kılınması tahrîmen (harama yakın) mekruhtur.
Kerâhet vaktinde kılınan farz namaz sahih değildir. Nâfileler sahih olsa da, usûlen mekruh olur.
Bu üç vakitte başlanan nâfileleri bozmalı, ancak başka bir zamanda kazâ etmelidir.
(Akşam kerâhat vaktinde ikindi namazının farzı hariç) bir farz namaz kılınsa dahi sahih (doğru) olmaz. Bu yüzden kerâhat vaktinde kılınan farz namazın, kerâhat vakti çıktıktan sonra o namazın tekrar kılınması daha doğru olur.
Tilavet secdesi vaciptir ve kerahat vakti kılınmaz. Kılınsa dahi sahih değildir. Kısacası kerâhat vakti hiçbir şekilde namaz ve secde yapılmaz. Yalnızca (o günün ikindi namazının farzına) izin vardır.
Namaz vakitleri, güneşin durumuna göre değişir. Eğer gün uzun olur ve güneş geç batarsa, namaz vakti güneşin durumuna bağlı olduğundan geç okunur. Başka bir değişle, yılın her zamanı aynı vakitte namaz vakti olmaz. Örneğin yazın ikindi namazı vakti ile kışın ikindi namazı vakti "aynı saat biriminde" olmaz. Her bölgede, her ülkede namaz vakti değişik olduğundan hepsini söyleyebilmemiz mümkün değil. Birde hergün namaz vakitleri güneşe göre değişmektedir. Bu yüzden, evinizdeki takvimlerden kendi yaşadığınız ülke/il'e göre namaz vaktinizi bilmelisiniz. Elinizin altında takvim bulunması çok faydalıdır.(önerilir)
Sabah namazı vakti
İmsak vaktinden (30dk gibi) bir süre sonra, fecrin doğuşuyla(beyazlığın ortaya çıkmasıyla) başlayıp güneşin doğuşuna kadar olan vakittir.
BİLGİLENDİRME : Güneş doğarken namaz kılınmaz. Sabahın kerahat vakti çıktıntan sonra (güneş doğup 45dk geçtikten sonra) öğlen vaktinin kerahatine kadar (öğle namazı vaktinden 30dk (veya yaklaşık 45dk) öncesine kadar, yani kuşluk vaktinde) sabah namazı (sünnetiyle beraber) kaza olarak kılınır.
Öğle namazı vakti
Güneş tam tepe noktasını az miktar batıya doğru yönelmesi sırasında öğle namazı vakti başlayıp İkindi vaktine kadar süren zamandır.
İkindi namazı vakti
Dik bir cismin gölgesi, kendi boyunun iki katına ulaşınca ikindi vakti başlar ve akşam namazı vaktine 45dk. kalana dek sürer. Güneş batarken namaz kılınmaz. Eğer o günün ikindi namazını kaçırdıysanız ve güneş batmak üzere ise, sadece o günün ikindi namazının farzını kılabilirsiniz.
Akşam namazı vakti
Güneş battıktan hemen sonra başlar ve yatsı namazı vaktine kadar devam eder.
Yatsı namazı vakti
Güneş battıktan sonra hava hafif beyazlık içinde olur. Bu beyazlık tamamen kaybolunca yatsı namazı vakti başlar ve sabah namazı vaktine kadar devam eder.
Vitir namazı vakti
Vitir namazı vakti yatsı namazı vaktidir. Ancak vitir namazı, yatsı namazından sonra kılınır.
Cuma namazı vakti
Öğle namazı vaktidir. Her Cuma günü, müslümanların bayramıdır. Bu yüzden müslümanlar bugünde toplanarak cemaat ile birlikte namaz kılar.
Kuşluk vakti
Güneş doğup sabah kerâheti çıktıktan (güneş doğduktan yaklaşık iki saat) sonra başlar, öğle kerâheti ile sona erer. Yani sabah ile öğle kerâhetinin arasındaki vakittir. Bu vakitte Duha (Kuşluk) Namazı kılmak menduptur.
Bayram namazı vakti
Kuşluk namazı vaktidir.
Seher vakti
Gecenin son altıda bir vaktidir. Bu vakit şöyle hesaplanır. Akşam namazı vakti (güneş battıktan sonra) ile imsak vakti arasındaki saat farkı 6 ya bölünür. Bu sonuç imsak vaktinden çıkarıldığında seher vakti başlamış olur. imsak vakti girince seher vakti çıkmış olur.
Örnek : akşam 17:30 - imsak 05:30
akşam vakti ile imsak vakti arası (örneğe göre) 12 saat olduğuna göre 12/6=2 (geceyi 6 ya böldük 2 saat belirdi). Bu 2 saati imsak vaktinden çıkaralım 05:30 - 02:00 = 03:30 (yani saat 03:30 seher vakti başladı) bitişi ise (05:30 imsak vakti).
Sonuç olarak : 03:30 - 05:30 arası (örneğe göre) seher vaktidir.
Terâvih namazı vakti
Yatsı namazı vaktidir. Yatsı namazından sonra "Terâvih" namazı, sonrasında da "Vitri Vacib" namazı kılınır.
Kerâhet Vakitleri
1. Sabah Kerâheti : Güneş doğarken başlar, 45 dak. sonra sona erer.
2. Öğle Kerâheti : Güneş tepedeyken: Öğle namazı vaktinden 30 dak. (veya yaklaşık 45 dak.) önce başlar, öğle ezanı okununca sona erer.
3. Akşam Kerâheti : Güneş batarken, yani akşam namazından 45 dak. önce başlar, akşam ezanı okununca sona erer.
Kısaca güneş doğarken,tepedeyken ve batarken namaz kılınmaz. Kılınması tahrîmen (harama yakın) mekruhtur.
Kerâhet vaktinde kılınan farz namaz sahih değildir. Nâfileler sahih olsa da, usûlen mekruh olur.
Bu üç vakitte başlanan nâfileleri bozmalı, ancak başka bir zamanda kazâ etmelidir.
(Akşam kerâhat vaktinde ikindi namazının farzı hariç) bir farz namaz kılınsa dahi sahih (doğru) olmaz. Bu yüzden kerâhat vaktinde kılınan farz namazın, kerâhat vakti çıktıktan sonra o namazın tekrar kılınması daha doğru olur.
Tilavet secdesi vaciptir ve kerahat vakti kılınmaz. Kılınsa dahi sahih değildir. Kısacası kerâhat vakti hiçbir şekilde namaz ve secde yapılmaz. Yalnızca (o günün ikindi namazının farzına) izin vardır.
Sahabiden Ukbe b. Amir r.a. şöyle anlatmıştır:
Rasulullah s.a.v. üç vakitte namaz kılmamızı ve cenazemizi defnetmemizi yasakladı. Bu vakitler:
* Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar.
* Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, batıya meyledinceye kadar.
* Güneş batmaya meylettiği andan batıncaya kadar.
Müslim, Müsâfirîn 293;
Hadiste zikredilen üç vakit, gündüzün uzunluk ve kısalığına göre değişmekle birlikte, yaklaşık olarak kırk beşer dakikalık sürelerdir. Bu vakitlerde namaz kılınması, yukarıdaki hadis ve aynı anlamda olan daha başka hadisler dolayısıyla mekruh görülmüştür.
Şuna da dikkat çekmek lazımdır: Bir kimsenin ikindi namazını kerahet vaktine bırakmaması esastır. Fakat her nasılsa kerahet vaktine kalmışsa, güneş batıncaya kadar ikindi namazını yine de mutlaka kılmalıdır. Çünkü namazı kerahet vaktine bırakmak mekruh, kazaya bırakmak ise haramdır.
Bu üç vaktin dışında iki vakit daha vardır ki, o vakitlerde nafile namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* Sabah namazının vakti girdikten sonra güneş doğuncaya kadar sadece sabah namazının iki rek'at sünneti kılınabilir. Bunun dışında nafile bir namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* İkindi namazı kılındıktan sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınması mekruhtur.
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, bu vakitlerde vaktin namazının dışında namaz kılmayı yasaklamıştır.
Sahabiden Ukbe b. Amir r.a. şöyle anlatmıştır:
Rasulullah s.a.v. üç vakitte namaz kılmamızı ve cenazemizi defnetmemizi yasakladı. Bu vakitler:
* Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar.
* Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, batıya meyledinceye kadar.
* Güneş batmaya meylettiği andan batıncaya kadar.
Müslim, Müsâfirîn 293;
Hadiste zikredilen üç vakit, gündüzün uzunluk ve kısalığına göre değişmekle birlikte, yaklaşık olarak kırk beşer dakikalık sürelerdir. Bu vakitlerde namaz kılınması, yukarıdaki hadis ve aynı anlamda olan daha başka hadisler dolayısıyla mekruh görülmüştür.
Şuna da dikkat çekmek lazımdır: Bir kimsenin ikindi namazını kerahet vaktine bırakmaması esastır. Fakat her nasılsa kerahet vaktine kalmışsa, güneş batıncaya kadar ikindi namazını yine de mutlaka kılmalıdır. Çünkü namazı kerahet vaktine bırakmak mekruh, kazaya bırakmak ise haramdır.
Bu üç vaktin dışında iki vakit daha vardır ki, o vakitlerde nafile namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* Sabah namazının vakti girdikten sonra güneş doğuncaya kadar sadece sabah namazının iki rek'at sünneti kılınabilir. Bunun dışında nafile bir namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* İkindi namazı kılındıktan sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınması mekruhtur.
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, bu vakitlerde vaktin namazının dışında namaz kılmayı yasaklamıştır.
Sahabiden Ukbe b. Amir r.a. şöyle anlatmıştır:
Rasulullah s.a.v. üç vakitte namaz kılmamızı ve cenazemizi defnetmemizi yasakladı. Bu vakitler:
* Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar.
* Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, batıya meyledinceye kadar.
* Güneş batmaya meylettiği andan batıncaya kadar.
Müslim, Müsâfirîn 293;
Hadiste zikredilen üç vakit, gündüzün uzunluk ve kısalığına göre değişmekle birlikte, yaklaşık olarak kırk beşer dakikalık sürelerdir. Bu vakitlerde namaz kılınması, yukarıdaki hadis ve aynı anlamda olan daha başka hadisler dolayısıyla mekruh görülmüştür.
Şuna da dikkat çekmek lazımdır: Bir kimsenin ikindi namazını kerahet vaktine bırakmaması esastır. Fakat her nasılsa kerahet vaktine kalmışsa, güneş batıncaya kadar ikindi namazını yine de mutlaka kılmalıdır. Çünkü namazı kerahet vaktine bırakmak mekruh, kazaya bırakmak ise haramdır.
Bu üç vaktin dışında iki vakit daha vardır ki, o vakitlerde nafile namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* Sabah namazının vakti girdikten sonra güneş doğuncaya kadar sadece sabah namazının iki rek'at sünneti kılınabilir. Bunun dışında nafile bir namaz kılınması mekruh görülmüştür.
* İkindi namazı kılındıktan sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınması mekruhtur.
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, bu vakitlerde vaktin namazının dışında namaz kılmayı yasaklamıştır.
Ama İslam dini Cemaat dini cemaat olma dinidir bir anlamda dolayısı ile mümkün olduğunca namazları camide kılmaya özen göstermeli camiye de sadece namazı kılıp çıkmak için koşa koşa girip çıkmamalı camii (cem olunan tolanılan yer) manasına binaen en azından oradaki mü'minlere gülümsemeli selam vermeli hal hatır sormalı v.b.... aynı camilere devam eden insan bir süre sonra selamlaştığı insanlar ile aralarında -en azından- güzel bir muhabbetin başladığını göreceklerdir.... cami önemlidir, namazlarını eda eden ama hiç camiye gitmeyen mü'minler kendilerini sigaya çekmeliler diye düşünüyorum ...... :)
Ama İslam dini Cemaat dini cemaat olma dinidir bir anlamda dolayısı ile mümkün olduğunca namazları camide kılmaya özen göstermeli camiye de sadece namazı kılıp çıkmak için koşa koşa girip çıkmamalı camii (cem olunan tolanılan yer) manasına binaen en azından oradaki mü'minlere gülümsemeli selam vermeli hal hatır sormalı v.b.... aynı camilere devam eden insan bir süre sonra selamlaştığı insanlar ile aralarında -en azından- güzel bir muhabbetin başladığını göreceklerdir.... cami önemlidir, namazlarını eda eden ama hiç camiye gitmeyen mü'minler kendilerini sigaya çekmeliler diye düşünüyorum ...... :)
Ama İslam dini Cemaat dini cemaat olma dinidir bir anlamda dolayısı ile mümkün olduğunca namazları camide kılmaya özen göstermeli camiye de sadece namazı kılıp çıkmak için koşa koşa girip çıkmamalı camii (cem olunan tolanılan yer) manasına binaen en azından oradaki mü'minlere gülümsemeli selam vermeli hal hatır sormalı v.b.... aynı camilere devam eden insan bir süre sonra selamlaştığı insanlar ile aralarında -en azından- güzel bir muhabbetin başladığını göreceklerdir.... cami önemlidir, namazlarını eda eden ama hiç camiye gitmeyen mü'minler kendilerini sigaya çekmeliler diye düşünüyorum ...... :)
Namazın EdebîHz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).
1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldırırlar.
2) Namaz kılan kişinin ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnunun iki kanadına otururken kucağına selam verirken omuzlarına bakması menduptur. Bunu yaparken hûşu içinde ve ihsan derecesinde namaz kılma gayreti olmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif etmiştir: "Allah'a, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da o seni görmektedir. (bk. Ebû Davud, Sünnet 16).
3) Esnerken ağzı açmamaya çalışmak menduptur. Buna güç yetmezse, elin arkası veya yeni ile ağzı kapamak gerekir.
4) Gücü yettiği ölçüde öksürüğü gidermek menduptur.
5) Kamet alınırken, müezzin "Hayye ale'l-Felah" deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması menduptur. İmam mihraba yakın bulunmazsa, her saf, imam aralarından geçeceği sırada ayağa kalkar.
6) "Kad kâmeti's salâh (Namaz başladı)" denildiği zaman İmam, namaza başlar. İmam bu hareketi ile müezzini doğrulamış olur. Bununla birlikte kâmet bittikten sonra namaza başlanmasında da bir sakınca bulunmaz. Hatta, Ebû Yusuf ile, hanefiler dışındaki üç mezhebe göre uygun olan da budur.
Kaynak: Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, Delilleriyle İslam ilmihali, Erkam Yayınları.
Namazın EdebîHz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).
1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldırırlar.
2) Namaz kılan kişinin ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnunun iki kanadına otururken kucağına selam verirken omuzlarına bakması menduptur. Bunu yaparken hûşu içinde ve ihsan derecesinde namaz kılma gayreti olmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif etmiştir: "Allah'a, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da o seni görmektedir. (bk. Ebû Davud, Sünnet 16).
3) Esnerken ağzı açmamaya çalışmak menduptur. Buna güç yetmezse, elin arkası veya yeni ile ağzı kapamak gerekir.
4) Gücü yettiği ölçüde öksürüğü gidermek menduptur.
5) Kamet alınırken, müezzin "Hayye ale'l-Felah" deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması menduptur. İmam mihraba yakın bulunmazsa, her saf, imam aralarından geçeceği sırada ayağa kalkar.
6) "Kad kâmeti's salâh (Namaz başladı)" denildiği zaman İmam, namaza başlar. İmam bu hareketi ile müezzini doğrulamış olur. Bununla birlikte kâmet bittikten sonra namaza başlanmasında da bir sakınca bulunmaz. Hatta, Ebû Yusuf ile, hanefiler dışındaki üç mezhebe göre uygun olan da budur.
Kaynak: Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, Delilleriyle İslam ilmihali, Erkam Yayınları.
Namazın EdebîHz. Peygamberin bir veya iki kere yaptığı ve devam etmediği şeye edep, mendup veya müstehap denir. Rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması, sünnet olan okuyuştan fazla kıraatte bulunulması gibi. Edepler sünnetleri tamamlamak için meşru kılınmıştır. Hanefilere göre namazın edepleri şunlardır (bk. Buhari, Salat, 9; Ebû Davud, 106,107).
1) Erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri alırken yenlerinin içinden çıkarması menduptur. Bu durum da tevazua daha yakındır. Ancak soğuk gibi zaruret hali müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmamsı için ellerini elbisenin altından kaldırırlar.
2) Namaz kılan kişinin ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnunun iki kanadına otururken kucağına selam verirken omuzlarına bakması menduptur. Bunu yaparken hûşu içinde ve ihsan derecesinde namaz kılma gayreti olmalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsanı şöyle tarif etmiştir: "Allah'a, sanki O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O'nu görmüyorsan da o seni görmektedir. (bk. Ebû Davud, Sünnet 16).
3) Esnerken ağzı açmamaya çalışmak menduptur. Buna güç yetmezse, elin arkası veya yeni ile ağzı kapamak gerekir.
4) Gücü yettiği ölçüde öksürüğü gidermek menduptur.
5) Kamet alınırken, müezzin "Hayye ale'l-Felah" deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması menduptur. İmam mihraba yakın bulunmazsa, her saf, imam aralarından geçeceği sırada ayağa kalkar.
6) "Kad kâmeti's salâh (Namaz başladı)" denildiği zaman İmam, namaza başlar. İmam bu hareketi ile müezzini doğrulamış olur. Bununla birlikte kâmet bittikten sonra namaza başlanmasında da bir sakınca bulunmaz. Hatta, Ebû Yusuf ile, hanefiler dışındaki üç mezhebe göre uygun olan da budur.
Kaynak: Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, Delilleriyle İslam ilmihali, Erkam Yayınları.
NAMAZIN ESRARI
Namazın bir şekli bir de ruhu vardır ki, her bir şartını rüknünü yerine getirmekle ruhuna eriler. Mesela namazın şartlarından birisi olan abdestin her bir farzında, sünnetinde, edebinde namazın dosdoğru kılınmasına insanı hazırlayan bir sır ve işaret vardır.
Abdestle dış organları temizleyen ve günahlardan arındıran kul, namazda nefsini ma'siyetlerden tezkiye, kalbini de kin, nefret, haset... gibi manevi hastalıklardan tasfiye eder. Namazda vücudunu Kabe-i Muazzama'ya çevirdiği gibi, kalbini de bütün varlığıyla Allah'a yöneltir. Hangi namazı kıldığını ve kimin huzurunda bulunduğunu hatırlar.
Namazda "Allahü Ekber" diye tekbir alarak başlarken, "en büyük" vasfıyla Allah'ın büyüklükte eşsiz olduğunu, hiçbir mahlukun ibadetine olmadığını düşünür ve Allah'ın büyüklüğünü ve azametini de kalbinde hisseder.
Ellerini kulaklara kadar kaldırmak, kulun dünya işlerinin hepsini geriye atarak, dünyaya sırt çevirdiğine ve bütünüyle Allah'ın huzuruna vararak ilahi münacata yöneldiğine işarettir.
Tekbirden sonra kulun, efendisi önünde dikildiği gibi Allah'ın huzurunda durur. Ellerini bağlayarak gözlerini yere diker. Hiçbir uzvu kımıldamadan tam bir edeple "Sübhaneke" duasını okur. Tekbir Allah'ın huzuruna girmeye bu dua da Onunla konuşmaya başlamak olur.
Daha sonra şeytanlar, vesveseleriyle kalbi huzurdan ayırmaya, insanı şaşırtmaya çalıştıklarından; namaza girişin arkasından " Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" diyerek gizli düşmanlar olan bu varlıkların şerrinden Allah'ın himayesine sığınır ve rahman ve rahim olan Allah'ın yüce ismiyle Fatiha suresini okumaya başlayarak Allah ile konuşmak şerefini kazanır. Artık kul, Allah ile mükâlemenin sonsuz lezzetini tadar. Bu süredeki mübarek duaların kabulü için "Amin" diyerek sözünü bitirir.
Biraz daha Kur'an okuduktan sonra onu yüce zatını saygıyla anıp tekbir getirerek rükûa varır. Rükûda kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayıp, bütün varlıkların kendisine muhtaç olarak sığındığı yüce rabbini "sübhane rabbiyel-azim" yani (yüce rabbimi tenzih ederim) diyerek azamet ve vakar duygusu ile üç defa tespih eder. Kul, bu hareketiyle "Rabbim! Günahkar vücudum senin huzurunda ve önünde eğilmiştir. Şüphesiz Sen ululuk sahibisin, Senin ululuğun önünde ben başımı eğiyorum." Demek ister.
sonra rükûdan doğrulur Rabbine hamdını sunar, tekrar tekbir alarak alnını yere koyar. Saygısı son haddine varınca üç defa "sübhane rabbiyel-ala" yani (en yüce olan rabbimi tenzih ederim) diyerek yüce rabbinin büyüklüğünü düşünerek arkası arkasına tespihlerle anar. Bunun arkasından, Rabbine, büyüklüğüne layık bir şekilde hakkıyla ibadet edemediğini itiraf ederek tekbirle başını secdeden kaldırır (Hüseyin Cisri Efendi, Risale-i Hamidiyye, s 115).
Fakat secdeden başını kaldırınca, secde halinde daha şerefli ve faziletli bir ibadet olmayacağını düşünerek bir kere daha secdeye varır ve secde etmekten kaçınan şeytana tabi olmayacağını kuvvetle ifade etmek ister. Kul bu secdeleriyle şöyle söylemiş olur. "Ey rabbim! Benim bu en değerli ve şerefli organlarım senin huzurunda, senin bana lütfedip merhamet etmen için yerlere kapanmıştır."
Artık başını secdeden kaldırarak ta'zimle oturur. Ettahiyyatü'yü okurken; bir taraftan ondaki engin manaları tefekkür eder, diğer taraftan Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in miracından bir nasip almaya çalışır. Zira secdeden sonra teşehhüdde, enaniyyet perdelerinden kurtulmaya işaret olduğu gibi, Rabbani cezbelerle Hakkın cemalini görmeye vasıl olma işareti de vardır. (Ramazanoğlu Mahmut Sami, Bakara suresi tefsiri, 28)
Daha sonra , namazı ümmetine bir hibe olarak getiren Peygamber-i zişana selam okur. Selam verirken sağdaki ve soldaki meleklere de selam verdiğini hatırlar. Sağa, sola selam verişte iki dare selam vermeye işaret bulunduğu gibi, sağdan cennet nimetlerine, soldan da lezzet ve şehvetlere davet eden her cahil davetçiye selama işaret vardır. Şekilciler namazı edadan selamla çıkarlar. Hakikat ehli ise, selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Allah Teala: Onlar namazlarına devam ederler. Buyurmaktadır. (Mearic, 23)
Kulun Allah karşısında acizliğini sunan ilk hareketi, ellerini bağlayarak saygıyla durmasıdır. Bu ilerleyerek Allah'ın huzurunda baş eğme (Rükû) şeklinde gelişir. Bu, daha da ilerleyerek onun huzurunda yere kapanmak, başını yere koymak, alnını yere yapıştırmak (secde) şeklini alır. Namazın tamamı işte bu saygı ve duygudan ibarettir. Namazın dış görünüşü içersindeki ruh budur. Bu yüzden de namaz, dünya ve ahiret saadetinin, huzurunun esasıdır.
Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz
NAMAZIN ESRARI
Namazın bir şekli bir de ruhu vardır ki, her bir şartını rüknünü yerine getirmekle ruhuna eriler. Mesela namazın şartlarından birisi olan abdestin her bir farzında, sünnetinde, edebinde namazın dosdoğru kılınmasına insanı hazırlayan bir sır ve işaret vardır.
Abdestle dış organları temizleyen ve günahlardan arındıran kul, namazda nefsini ma'siyetlerden tezkiye, kalbini de kin, nefret, haset... gibi manevi hastalıklardan tasfiye eder. Namazda vücudunu Kabe-i Muazzama'ya çevirdiği gibi, kalbini de bütün varlığıyla Allah'a yöneltir. Hangi namazı kıldığını ve kimin huzurunda bulunduğunu hatırlar.
Namazda "Allahü Ekber" diye tekbir alarak başlarken, "en büyük" vasfıyla Allah'ın büyüklükte eşsiz olduğunu, hiçbir mahlukun ibadetine olmadığını düşünür ve Allah'ın büyüklüğünü ve azametini de kalbinde hisseder.
Ellerini kulaklara kadar kaldırmak, kulun dünya işlerinin hepsini geriye atarak, dünyaya sırt çevirdiğine ve bütünüyle Allah'ın huzuruna vararak ilahi münacata yöneldiğine işarettir.
Tekbirden sonra kulun, efendisi önünde dikildiği gibi Allah'ın huzurunda durur. Ellerini bağlayarak gözlerini yere diker. Hiçbir uzvu kımıldamadan tam bir edeple "Sübhaneke" duasını okur. Tekbir Allah'ın huzuruna girmeye bu dua da Onunla konuşmaya başlamak olur.
Daha sonra şeytanlar, vesveseleriyle kalbi huzurdan ayırmaya, insanı şaşırtmaya çalıştıklarından; namaza girişin arkasından " Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" diyerek gizli düşmanlar olan bu varlıkların şerrinden Allah'ın himayesine sığınır ve rahman ve rahim olan Allah'ın yüce ismiyle Fatiha suresini okumaya başlayarak Allah ile konuşmak şerefini kazanır. Artık kul, Allah ile mükâlemenin sonsuz lezzetini tadar. Bu süredeki mübarek duaların kabulü için "Amin" diyerek sözünü bitirir.
Biraz daha Kur'an okuduktan sonra onu yüce zatını saygıyla anıp tekbir getirerek rükûa varır. Rükûda kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayıp, bütün varlıkların kendisine muhtaç olarak sığındığı yüce rabbini "sübhane rabbiyel-azim" yani (yüce rabbimi tenzih ederim) diyerek azamet ve vakar duygusu ile üç defa tespih eder. Kul, bu hareketiyle "Rabbim! Günahkar vücudum senin huzurunda ve önünde eğilmiştir. Şüphesiz Sen ululuk sahibisin, Senin ululuğun önünde ben başımı eğiyorum." Demek ister.
sonra rükûdan doğrulur Rabbine hamdını sunar, tekrar tekbir alarak alnını yere koyar. Saygısı son haddine varınca üç defa "sübhane rabbiyel-ala" yani (en yüce olan rabbimi tenzih ederim) diyerek yüce rabbinin büyüklüğünü düşünerek arkası arkasına tespihlerle anar. Bunun arkasından, Rabbine, büyüklüğüne layık bir şekilde hakkıyla ibadet edemediğini itiraf ederek tekbirle başını secdeden kaldırır (Hüseyin Cisri Efendi, Risale-i Hamidiyye, s 115).
Fakat secdeden başını kaldırınca, secde halinde daha şerefli ve faziletli bir ibadet olmayacağını düşünerek bir kere daha secdeye varır ve secde etmekten kaçınan şeytana tabi olmayacağını kuvvetle ifade etmek ister. Kul bu secdeleriyle şöyle söylemiş olur. "Ey rabbim! Benim bu en değerli ve şerefli organlarım senin huzurunda, senin bana lütfedip merhamet etmen için yerlere kapanmıştır."
Artık başını secdeden kaldırarak ta'zimle oturur. Ettahiyyatü'yü okurken; bir taraftan ondaki engin manaları tefekkür eder, diğer taraftan Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in miracından bir nasip almaya çalışır. Zira secdeden sonra teşehhüdde, enaniyyet perdelerinden kurtulmaya işaret olduğu gibi, Rabbani cezbelerle Hakkın cemalini görmeye vasıl olma işareti de vardır. (Ramazanoğlu Mahmut Sami, Bakara suresi tefsiri, 28)
Daha sonra , namazı ümmetine bir hibe olarak getiren Peygamber-i zişana selam okur. Selam verirken sağdaki ve soldaki meleklere de selam verdiğini hatırlar. Sağa, sola selam verişte iki dare selam vermeye işaret bulunduğu gibi, sağdan cennet nimetlerine, soldan da lezzet ve şehvetlere davet eden her cahil davetçiye selama işaret vardır. Şekilciler namazı edadan selamla çıkarlar. Hakikat ehli ise, selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Allah Teala: Onlar namazlarına devam ederler. Buyurmaktadır. (Mearic, 23)
Kulun Allah karşısında acizliğini sunan ilk hareketi, ellerini bağlayarak saygıyla durmasıdır. Bu ilerleyerek Allah'ın huzurunda baş eğme (Rükû) şeklinde gelişir. Bu, daha da ilerleyerek onun huzurunda yere kapanmak, başını yere koymak, alnını yere yapıştırmak (secde) şeklini alır. Namazın tamamı işte bu saygı ve duygudan ibarettir. Namazın dış görünüşü içersindeki ruh budur. Bu yüzden de namaz, dünya ve ahiret saadetinin, huzurunun esasıdır.
Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz
NAMAZIN ESRARI
Namazın bir şekli bir de ruhu vardır ki, her bir şartını rüknünü yerine getirmekle ruhuna eriler. Mesela namazın şartlarından birisi olan abdestin her bir farzında, sünnetinde, edebinde namazın dosdoğru kılınmasına insanı hazırlayan bir sır ve işaret vardır.
Abdestle dış organları temizleyen ve günahlardan arındıran kul, namazda nefsini ma'siyetlerden tezkiye, kalbini de kin, nefret, haset... gibi manevi hastalıklardan tasfiye eder. Namazda vücudunu Kabe-i Muazzama'ya çevirdiği gibi, kalbini de bütün varlığıyla Allah'a yöneltir. Hangi namazı kıldığını ve kimin huzurunda bulunduğunu hatırlar.
Namazda "Allahü Ekber" diye tekbir alarak başlarken, "en büyük" vasfıyla Allah'ın büyüklükte eşsiz olduğunu, hiçbir mahlukun ibadetine olmadığını düşünür ve Allah'ın büyüklüğünü ve azametini de kalbinde hisseder.
Ellerini kulaklara kadar kaldırmak, kulun dünya işlerinin hepsini geriye atarak, dünyaya sırt çevirdiğine ve bütünüyle Allah'ın huzuruna vararak ilahi münacata yöneldiğine işarettir.
Tekbirden sonra kulun, efendisi önünde dikildiği gibi Allah'ın huzurunda durur. Ellerini bağlayarak gözlerini yere diker. Hiçbir uzvu kımıldamadan tam bir edeple "Sübhaneke" duasını okur. Tekbir Allah'ın huzuruna girmeye bu dua da Onunla konuşmaya başlamak olur.
Daha sonra şeytanlar, vesveseleriyle kalbi huzurdan ayırmaya, insanı şaşırtmaya çalıştıklarından; namaza girişin arkasından " Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" diyerek gizli düşmanlar olan bu varlıkların şerrinden Allah'ın himayesine sığınır ve rahman ve rahim olan Allah'ın yüce ismiyle Fatiha suresini okumaya başlayarak Allah ile konuşmak şerefini kazanır. Artık kul, Allah ile mükâlemenin sonsuz lezzetini tadar. Bu süredeki mübarek duaların kabulü için "Amin" diyerek sözünü bitirir.
Biraz daha Kur'an okuduktan sonra onu yüce zatını saygıyla anıp tekbir getirerek rükûa varır. Rükûda kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayıp, bütün varlıkların kendisine muhtaç olarak sığındığı yüce rabbini "sübhane rabbiyel-azim" yani (yüce rabbimi tenzih ederim) diyerek azamet ve vakar duygusu ile üç defa tespih eder. Kul, bu hareketiyle "Rabbim! Günahkar vücudum senin huzurunda ve önünde eğilmiştir. Şüphesiz Sen ululuk sahibisin, Senin ululuğun önünde ben başımı eğiyorum." Demek ister.
sonra rükûdan doğrulur Rabbine hamdını sunar, tekrar tekbir alarak alnını yere koyar. Saygısı son haddine varınca üç defa "sübhane rabbiyel-ala" yani (en yüce olan rabbimi tenzih ederim) diyerek yüce rabbinin büyüklüğünü düşünerek arkası arkasına tespihlerle anar. Bunun arkasından, Rabbine, büyüklüğüne layık bir şekilde hakkıyla ibadet edemediğini itiraf ederek tekbirle başını secdeden kaldırır (Hüseyin Cisri Efendi, Risale-i Hamidiyye, s 115).
Fakat secdeden başını kaldırınca, secde halinde daha şerefli ve faziletli bir ibadet olmayacağını düşünerek bir kere daha secdeye varır ve secde etmekten kaçınan şeytana tabi olmayacağını kuvvetle ifade etmek ister. Kul bu secdeleriyle şöyle söylemiş olur. "Ey rabbim! Benim bu en değerli ve şerefli organlarım senin huzurunda, senin bana lütfedip merhamet etmen için yerlere kapanmıştır."
Artık başını secdeden kaldırarak ta'zimle oturur. Ettahiyyatü'yü okurken; bir taraftan ondaki engin manaları tefekkür eder, diğer taraftan Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in miracından bir nasip almaya çalışır. Zira secdeden sonra teşehhüdde, enaniyyet perdelerinden kurtulmaya işaret olduğu gibi, Rabbani cezbelerle Hakkın cemalini görmeye vasıl olma işareti de vardır. (Ramazanoğlu Mahmut Sami, Bakara suresi tefsiri, 28)
Daha sonra , namazı ümmetine bir hibe olarak getiren Peygamber-i zişana selam okur. Selam verirken sağdaki ve soldaki meleklere de selam verdiğini hatırlar. Sağa, sola selam verişte iki dare selam vermeye işaret bulunduğu gibi, sağdan cennet nimetlerine, soldan da lezzet ve şehvetlere davet eden her cahil davetçiye selama işaret vardır. Şekilciler namazı edadan selamla çıkarlar. Hakikat ehli ise, selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Allah Teala: Onlar namazlarına devam ederler. Buyurmaktadır. (Mearic, 23)
Kulun Allah karşısında acizliğini sunan ilk hareketi, ellerini bağlayarak saygıyla durmasıdır. Bu ilerleyerek Allah'ın huzurunda baş eğme (Rükû) şeklinde gelişir. Bu, daha da ilerleyerek onun huzurunda yere kapanmak, başını yere koymak, alnını yere yapıştırmak (secde) şeklini alır. Namazın tamamı işte bu saygı ve duygudan ibarettir. Namazın dış görünüşü içersindeki ruh budur. Bu yüzden de namaz, dünya ve ahiret saadetinin, huzurunun esasıdır.
Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz
Öğle namazı Vakti.............. Hayyal el-felah :)
Öğle namazı Vakti.............. Hayyal el-felah :)
Öğle namazı Vakti.............. Hayyal el-felah :)
Namazlara Ait Niyetler
Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.
Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.
Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber "şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim" demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.
Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: "Bugünkü sabah namazına" veya "Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına" diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: "Bu vaktin farzını kılmaya" diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.
Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: "Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir, ihtiyat olan budur.
Cemaate yetişip de, imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldığını bilmeyen kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kılıyordu ise, uyanın da farzı sahih olur. Eğer imam teravih namazını kılıyordu ise, ona uyan o kimsenin namazı nafile yerine geçer. Yatsı namazından önce teravih kılınamayacağı için, teravih yerine geçmez.
Niyetin Tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir; yeter ki, niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmuş olmasın.
Örnek: Bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kılmaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan namaz yerine varıp namaza başlasa sahih olur. Bu arada hatırına o niyet gelmese dahi yine namazı sahih olur. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre, tekbir aldıktan sonra, Sübhaneke ve Eüzü'den önce yapılacak niyetle de namaz caiz olur. (İmam Şafiî'ye göre, niyetin tekbire yakın yapılması şarttır.)
Farz namaz yerine getirilirken kazayı niyet etmek, kaza namazı kılınırken farza niyet etmek suretiyle namaz caiz olur. Örnek: Bir kimse öğle namazının vakti çıkmamıştır inancı ile öğlenin farzını yerine getirmeye niyet etse ve namazı tamamladıktan sonra öğle vaktinin çıkmış bulunduğunu anlasa, farza niyet ederek kılmış olduğu namaz kaza yerine geçer.
Bir kimse öğle gibi vakit içinde hem öğle, hem de ikindi namazına niyet etse, bu niyet vakti girmiş olan namaz için geçerli olur. Vakti girmemiş olan namaz buna engel olmaz.
Bir kimse, bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlayıp da sonra nafile kılıyormuş gibi bir zanla namazı tamamlasa, bu namazı o farzdan sayılır. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir.
Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farz namaza başlamış olur. Aksi de böyledir.
Yine bir kimse öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra, ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş olur ve ikinci niyete göre namaza başlamış sayılır.
Cemaat halinde imama uyulduğu zaman da niyet edilmesi lâzımdır. "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim; uydum bu imama" denir. Bu şekilde bir niyet yapılmazsa, imama uymak sahih olmaz.
Bir kimse namaza tek başına başlamışken imama uymaya niyet ederek diliyle tekrar tekbir alsa önceki namazını bozmuş ve imama uymuş olur.
İmama uyan kimsenin kılacağı namazı belirtmeksizin yalnız: "İmama uydum" veya "iktida ettim" diye niyet etmesi, üstün tutulan görüşe göre yeterli değildir. "İmamla beraber namaz kılmaya niyet ettim" denilmesi de böyledir.
Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyuş, sahih olmamış olur. Hatta "Allah" veya "Ekber" kelimesini imam daha bitirmeden kendisi bitirse yine imama uymuş olmaz. Fakat ikinci kere olarak tekbir alsa bununla imama uymuş olur.
Cemaatin imama uymaya niyeti, imam "Allahu Ekber" deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olmak ihtimali kalmasın. Bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Azam'a göre, cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır; çünkü bunda ibadete acele etme fazileti vardır. O halde niyetin önce olması gerekir. Bununla beraber imam, daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah (başlangıç) tekbirinin sevabına kavuşmuş olur.
Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Hasan olduğu sanılan imamın, Bekir olduğu anlaşılsa, yapılan imama uyma niyetine bir engel teşkil etmez. Ancak Hasan'a uydum diye tayinde bulunarak niyet edildiği halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa, iktida (imama uyma) sahih olmamış olur; çünkü bu kayda bağlanmış bir niyettir.
İmam olan şahsın, imamete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için imamete niyet etmesi gerekir. Bunun için bir imam: "Ene imamun limen tebianî = Ben bana uyanlara imamım" diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamet bahsine bakılsın.
Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
Namazlara Ait Niyetler
Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.
Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.
Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber "şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim" demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.
Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: "Bugünkü sabah namazına" veya "Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına" diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: "Bu vaktin farzını kılmaya" diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.
Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: "Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir, ihtiyat olan budur.
Cemaate yetişip de, imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldığını bilmeyen kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kılıyordu ise, uyanın da farzı sahih olur. Eğer imam teravih namazını kılıyordu ise, ona uyan o kimsenin namazı nafile yerine geçer. Yatsı namazından önce teravih kılınamayacağı için, teravih yerine geçmez.
Niyetin Tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir; yeter ki, niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmuş olmasın.
Örnek: Bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kılmaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan namaz yerine varıp namaza başlasa sahih olur. Bu arada hatırına o niyet gelmese dahi yine namazı sahih olur. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre, tekbir aldıktan sonra, Sübhaneke ve Eüzü'den önce yapılacak niyetle de namaz caiz olur. (İmam Şafiî'ye göre, niyetin tekbire yakın yapılması şarttır.)
Farz namaz yerine getirilirken kazayı niyet etmek, kaza namazı kılınırken farza niyet etmek suretiyle namaz caiz olur. Örnek: Bir kimse öğle namazının vakti çıkmamıştır inancı ile öğlenin farzını yerine getirmeye niyet etse ve namazı tamamladıktan sonra öğle vaktinin çıkmış bulunduğunu anlasa, farza niyet ederek kılmış olduğu namaz kaza yerine geçer.
Bir kimse öğle gibi vakit içinde hem öğle, hem de ikindi namazına niyet etse, bu niyet vakti girmiş olan namaz için geçerli olur. Vakti girmemiş olan namaz buna engel olmaz.
Bir kimse, bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlayıp da sonra nafile kılıyormuş gibi bir zanla namazı tamamlasa, bu namazı o farzdan sayılır. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir.
Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farz namaza başlamış olur. Aksi de böyledir.
Yine bir kimse öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra, ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş olur ve ikinci niyete göre namaza başlamış sayılır.
Cemaat halinde imama uyulduğu zaman da niyet edilmesi lâzımdır. "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim; uydum bu imama" denir. Bu şekilde bir niyet yapılmazsa, imama uymak sahih olmaz.
Bir kimse namaza tek başına başlamışken imama uymaya niyet ederek diliyle tekrar tekbir alsa önceki namazını bozmuş ve imama uymuş olur.
İmama uyan kimsenin kılacağı namazı belirtmeksizin yalnız: "İmama uydum" veya "iktida ettim" diye niyet etmesi, üstün tutulan görüşe göre yeterli değildir. "İmamla beraber namaz kılmaya niyet ettim" denilmesi de böyledir.
Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyuş, sahih olmamış olur. Hatta "Allah" veya "Ekber" kelimesini imam daha bitirmeden kendisi bitirse yine imama uymuş olmaz. Fakat ikinci kere olarak tekbir alsa bununla imama uymuş olur.
Cemaatin imama uymaya niyeti, imam "Allahu Ekber" deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olmak ihtimali kalmasın. Bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Azam'a göre, cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır; çünkü bunda ibadete acele etme fazileti vardır. O halde niyetin önce olması gerekir. Bununla beraber imam, daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah (başlangıç) tekbirinin sevabına kavuşmuş olur.
Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Hasan olduğu sanılan imamın, Bekir olduğu anlaşılsa, yapılan imama uyma niyetine bir engel teşkil etmez. Ancak Hasan'a uydum diye tayinde bulunarak niyet edildiği halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa, iktida (imama uyma) sahih olmamış olur; çünkü bu kayda bağlanmış bir niyettir.
İmam olan şahsın, imamete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için imamete niyet etmesi gerekir. Bunun için bir imam: "Ene imamun limen tebianî = Ben bana uyanlara imamım" diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamet bahsine bakılsın.
Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
Namazlara Ait Niyetler
Namazlarda niyet de şarttır. Şöyle ki: Niyet aslen bir azimden ve kesin bir iradeden ibarettir. Kalbin bir şeye karar vermesi ve bir işin ne için yapıldığını düşünmeksizin bilmesi demektir.
Namazla ilgili niyet, Yüce Allah'ın rızası için ihlasla namazı kılmayı istemek ve hangi namazın kılınacağını bilmektir. Yapılan işlerin önemleri ve sevapları niyetlere göredir. İnsanın niyeti halis (sırf Allah rızası için) olmalıdır. İnsan yapacağı bir ibadeti şuurlu bir halde yapmalıdır. Yapacağı işle, Allah rızası gibi, yüksek bir gaye gözetmeli ve gaflet içinde bulunmamalıdır.
Niyet kalbe aittir. Bununla beraber kalp ile niyet yapıldıktan sonra dil ile de söylenmesi daha iyidir. Bir insan başlayacağı bir namaza, kalp ile niyet edip de dili ile bir şey söylemese, o namazı caiz olur. Fakat kalp ile niyet etmekle beraber "şu vaktin farzını veya sünnetini kılmaya niyet ettim" demesi, daha iyidir. Bu şekilde, hem kalp, hem de dil ile niyet edilmesi, sahih olan görüşe göre müstehabdır. Kalben niyet olmaksızın dil ile yapılan niyet sahih değildir.
Farz namazlarla bayram ve vitir namazlarından bunları yerine getirirken hangi vakitler olduğunu belirlemek gerekir: "Bugünkü sabah namazına" veya "Bugünkü cuma namazına, bugünkü vitir namazına, bugünkü bayram namazına" diye niyet edilir. Yalnız farz namaza niyet etmek yeterli değildir. Böyle bir niyetle farz namazları tayin edilmiş olmaz. Fakat hangi namaz olduğu belirlenmeksizin vakit içinde: "Bu vaktin farzını kılmaya" diye niyet edilmesi kafi gelir. Rekatların sayısını anmaya gerek yoktur. Yalnız cuma namazı böyle değildir; onu vaktin farzı niyeti ile kılmak olmaz; çünkü asıl vakit öğlenindir, cumanın değildir.
Nafile namazlara gelince: Bunlarda sadece namaza niyet etmek kafidir. Fakat şu vaktin ilk sünnetine veya son sünnetine niyet ettim, diye de kılınırlar. Bu namazların müekked veya gayri müekked olduklarını belirlemeye de gerek yoktur. Ancak teravih namazı için: "Teravih namazını veya vaktin sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir, ihtiyat olan budur.
Cemaate yetişip de, imamın farzı mı, yoksa teravihi mi kıldığını bilmeyen kimse, farza niyet ederek imama uyar. Eğer imam farzı kılıyordu ise, uyanın da farzı sahih olur. Eğer imam teravih namazını kılıyordu ise, ona uyan o kimsenin namazı nafile yerine geçer. Yatsı namazından önce teravih kılınamayacağı için, teravih yerine geçmez.
Niyetin Tekbir alma zamanına yakın olması daha faziletlidir. Daha önce de niyet edilebilir; yeter ki, niyet ile tekbir arasında namaza aykırı bir hal bulunmuş olmasın.
Örnek: Bir kimse abdest alırken herhangi bir namazı kılmaya niyet etse, sonra namaza aykırı düşen yiyip içmek ve konuşmak gibi bir işte bulunmadan namaz yerine varıp namaza başlasa sahih olur. Bu arada hatırına o niyet gelmese dahi yine namazı sahih olur. Fakat tekbirden sonra yapılacak bir niyet ile namaz sahih olmaz. Tercih edilen görüş budur. Diğer bir görüşe göre, tekbir aldıktan sonra, Sübhaneke ve Eüzü'den önce yapılacak niyetle de namaz caiz olur. (İmam Şafiî'ye göre, niyetin tekbire yakın yapılması şarttır.)
Farz namaz yerine getirilirken kazayı niyet etmek, kaza namazı kılınırken farza niyet etmek suretiyle namaz caiz olur. Örnek: Bir kimse öğle namazının vakti çıkmamıştır inancı ile öğlenin farzını yerine getirmeye niyet etse ve namazı tamamladıktan sonra öğle vaktinin çıkmış bulunduğunu anlasa, farza niyet ederek kılmış olduğu namaz kaza yerine geçer.
Bir kimse öğle gibi vakit içinde hem öğle, hem de ikindi namazına niyet etse, bu niyet vakti girmiş olan namaz için geçerli olur. Vakti girmemiş olan namaz buna engel olmaz.
Bir kimse, bir vaktin farzına niyet ederek namaza başlayıp da sonra nafile kılıyormuş gibi bir zanla namazı tamamlasa, bu namazı o farzdan sayılır. Çünkü namazın sonuna kadar niyetin hatırlanması şart değildir.
Bir kimse nafileye niyet ederek tekbir aldıktan sonra farza niyet ederek tekrar tekbir alsa, farz namaza başlamış olur. Aksi de böyledir.
Yine bir kimse öğle namazının farzına niyet ederek bir rekat kıldıktan sonra, ikindi namazının farzına veya bir nafile namaza niyet ederek tekrar tekbir alsa, öğle namazını bozmuş olur ve ikinci niyete göre namaza başlamış sayılır.
Cemaat halinde imama uyulduğu zaman da niyet edilmesi lâzımdır. "Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya niyet ettim; uydum bu imama" denir. Bu şekilde bir niyet yapılmazsa, imama uymak sahih olmaz.
Bir kimse namaza tek başına başlamışken imama uymaya niyet ederek diliyle tekrar tekbir alsa önceki namazını bozmuş ve imama uymuş olur.
İmama uyan kimsenin kılacağı namazı belirtmeksizin yalnız: "İmama uydum" veya "iktida ettim" diye niyet etmesi, üstün tutulan görüşe göre yeterli değildir. "İmamla beraber namaz kılmaya niyet ettim" denilmesi de böyledir.
Bir kimse imama uymaya niyet edip namaza başladığı halde imam henüz namaza başlamamış bulunsa bu uyuş, sahih olmamış olur. Hatta "Allah" veya "Ekber" kelimesini imam daha bitirmeden kendisi bitirse yine imama uymuş olmaz. Fakat ikinci kere olarak tekbir alsa bununla imama uymuş olur.
Cemaatin imama uymaya niyeti, imam "Allahu Ekber" deyip namaza başlamasından sonra olmalıdır ki, bir namaz kılana uyulmuş olsun ve imamdan önce tekbir alınmış olmak ihtimali kalmasın. Bu, İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Azam'a göre, cemaatin tekbirleri imamın tekbirine yakın olmalıdır; çünkü bunda ibadete acele etme fazileti vardır. O halde niyetin önce olması gerekir. Bununla beraber imam, daha Fatiha suresini bitirmeden tekbir alıp imama uyan kimse, iftitah (başlangıç) tekbirinin sevabına kavuşmuş olur.
Kendisine uyulan imamın kim olduğunu bilmek gerekmez. Hasan olduğu sanılan imamın, Bekir olduğu anlaşılsa, yapılan imama uyma niyetine bir engel teşkil etmez. Ancak Hasan'a uydum diye tayinde bulunarak niyet edildiği halde, imamın başkası olduğu anlaşılsa, iktida (imama uyma) sahih olmamış olur; çünkü bu kayda bağlanmış bir niyettir.
İmam olan şahsın, imamete niyet etmesi gerekmez. Ancak kadınların da kendisine uymalarının sahih olabilmesi için imamete niyet etmesi gerekir. Bunun için bir imam: "Ene imamun limen tebianî = Ben bana uyanlara imamım" diye niyet etse, kendisine kadınlar da uyabilirler. İmamet bahsine bakılsın.
Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen
Namaz vakitleri hususunda ben de şu hadisleri buldum:)
Cebrâil aleyhisselâm, Hz. Peygamber’e beş vakit farz namazların başlangıç ve sonunu şöyle belirlemiştir:
“Câbir (r.a)’ten rivayete göre şöyle demiştir:
“Cebrail (a.s) Allah elçisine gelerek “Kalk namaz kıl” demiştir. Hz. Peygamber güneş tepe noktasından batıya meylettiği zaman öğle namazı kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) yine ikindi vaktinde gelerek, namaz kılmasını istemiş, Rasûlüllah (s.a.s) kalkıp ikindi namazını kalmıştır.
Sonra akşam vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de güneş batınca akşam namazını kılmıştır.
Sonra yatsı vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş ve Hz. Peygamber aydınlık kaybolunca yatsı namazını kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) sabah vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de fecr-i sadığın hemen ardından sabah namazını kılmıştır.
Sonra ertesi gün öğle vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber, her şeyin gölgesi bir misli uzadığı bir sırada öğle namazını kılmıştır.
Sonra ikindi vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, o da ikindi namazını her şeyin gölgesini iki katına uzadığı bir sırada kılmıştır.
Sonra akşamleyin aynı vakitte geldi ve önceki günün vaktinde kıldırdı.
Sonra yatsı vaktinde gecenin yarısı geçtikten sonra veya gecenin üçte biri geçtikten sonra geldi ve Hz. Peygamber yatsı namazını kıldı.
Sonra ortalık iyice aydınlanınca geldi ve namaz kılmasını söyledi. O da sabah namazını kıldı.
Sonra Cebrâil (a.s) şöyle dedi: “Bu iki vaktin arası sabah vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24, Ezan,162; Tirmizî, Salât,1; Ahmed b. Hanbpl, I, 382, III, 330, 331, 352, IV, 416; eş-Şevkânî; Neylü’l Evtâr, I, 300).
Buhârı, bu hadisin namazların vakitleri konusunda en sağlam hadis olduğunu söylemiştir. Hadis, akşam namazı dışındaki namazların iki vakti olduğuna, başka bir deyimle iki vakit arasında kılınabileceğine delâlet etmektedir (eş-Şevkânî, a.g.e., I, 300).
Yatsı namazının vakti:
Yatsı vakti, Hanefîlerde fetvaya esas olan görüşe ve diğer mezheplere göre, batı ufkunda kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar ve fecr-i sadığın doğmasından biraz önceki zamana kadar devam eder. Delil Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu hadistir:
“Şafak kırmızılıktır. Şafak kaybolunca yatsı namazını kılmak farzolur”
(es-San’ânî, a.g.e., I,114).
Diğer yandan yatsı namazı için Tercih edilen vakit, gecenin üçte biri veya yarısı geçinceye kadar devam eder. Çünkü Allah elçisi şöyle buyurmuştur:
“Ümmetime zorluk vermesem, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirmelerini onlara emrederdim”
(eş-Şevkânî, a.g.e., II,11).
Enes (r.a), Hz. Peygamber’in yatsı namazını gecenin yarısına kadar geciktirip, sonra kıldığını bildirmiştir (eş-Şevkânî, a.g.e., II,12).
Hz. Aişe (r.anhâ)’den de şöyle dediği nakledilmiştir.
” Hz. Peygamber bir gece yatsı namazını geciktirdi. O kadar ki mescidde bulununlar uyumuştu. Sonra çıkıp namaz kıldı ve şöyle buyurdu: Eğer ümmetime zorluk vermesem bu vakit yatsı namazının vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24; eş-Şevkânî, a.g.e., I, 12).
Alıntı:http://www.islamcenneti.org/?p=244
Namaz vakitleri hususunda ben de şu hadisleri buldum:)
Cebrâil aleyhisselâm, Hz. Peygamber’e beş vakit farz namazların başlangıç ve sonunu şöyle belirlemiştir:
“Câbir (r.a)’ten rivayete göre şöyle demiştir:
“Cebrail (a.s) Allah elçisine gelerek “Kalk namaz kıl” demiştir. Hz. Peygamber güneş tepe noktasından batıya meylettiği zaman öğle namazı kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) yine ikindi vaktinde gelerek, namaz kılmasını istemiş, Rasûlüllah (s.a.s) kalkıp ikindi namazını kalmıştır.
Sonra akşam vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de güneş batınca akşam namazını kılmıştır.
Sonra yatsı vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş ve Hz. Peygamber aydınlık kaybolunca yatsı namazını kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) sabah vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de fecr-i sadığın hemen ardından sabah namazını kılmıştır.
Sonra ertesi gün öğle vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber, her şeyin gölgesi bir misli uzadığı bir sırada öğle namazını kılmıştır.
Sonra ikindi vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, o da ikindi namazını her şeyin gölgesini iki katına uzadığı bir sırada kılmıştır.
Sonra akşamleyin aynı vakitte geldi ve önceki günün vaktinde kıldırdı.
Sonra yatsı vaktinde gecenin yarısı geçtikten sonra veya gecenin üçte biri geçtikten sonra geldi ve Hz. Peygamber yatsı namazını kıldı.
Sonra ortalık iyice aydınlanınca geldi ve namaz kılmasını söyledi. O da sabah namazını kıldı.
Sonra Cebrâil (a.s) şöyle dedi: “Bu iki vaktin arası sabah vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24, Ezan,162; Tirmizî, Salât,1; Ahmed b. Hanbpl, I, 382, III, 330, 331, 352, IV, 416; eş-Şevkânî; Neylü’l Evtâr, I, 300).
Buhârı, bu hadisin namazların vakitleri konusunda en sağlam hadis olduğunu söylemiştir. Hadis, akşam namazı dışındaki namazların iki vakti olduğuna, başka bir deyimle iki vakit arasında kılınabileceğine delâlet etmektedir (eş-Şevkânî, a.g.e., I, 300).
Yatsı namazının vakti:
Yatsı vakti, Hanefîlerde fetvaya esas olan görüşe ve diğer mezheplere göre, batı ufkunda kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar ve fecr-i sadığın doğmasından biraz önceki zamana kadar devam eder. Delil Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu hadistir:
“Şafak kırmızılıktır. Şafak kaybolunca yatsı namazını kılmak farzolur”
(es-San’ânî, a.g.e., I,114).
Diğer yandan yatsı namazı için Tercih edilen vakit, gecenin üçte biri veya yarısı geçinceye kadar devam eder. Çünkü Allah elçisi şöyle buyurmuştur:
“Ümmetime zorluk vermesem, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirmelerini onlara emrederdim”
(eş-Şevkânî, a.g.e., II,11).
Enes (r.a), Hz. Peygamber’in yatsı namazını gecenin yarısına kadar geciktirip, sonra kıldığını bildirmiştir (eş-Şevkânî, a.g.e., II,12).
Hz. Aişe (r.anhâ)’den de şöyle dediği nakledilmiştir.
” Hz. Peygamber bir gece yatsı namazını geciktirdi. O kadar ki mescidde bulununlar uyumuştu. Sonra çıkıp namaz kıldı ve şöyle buyurdu: Eğer ümmetime zorluk vermesem bu vakit yatsı namazının vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24; eş-Şevkânî, a.g.e., I, 12).
Alıntı:http://www.islamcenneti.org/?p=244
Namaz vakitleri hususunda ben de şu hadisleri buldum:)
Cebrâil aleyhisselâm, Hz. Peygamber’e beş vakit farz namazların başlangıç ve sonunu şöyle belirlemiştir:
“Câbir (r.a)’ten rivayete göre şöyle demiştir:
“Cebrail (a.s) Allah elçisine gelerek “Kalk namaz kıl” demiştir. Hz. Peygamber güneş tepe noktasından batıya meylettiği zaman öğle namazı kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) yine ikindi vaktinde gelerek, namaz kılmasını istemiş, Rasûlüllah (s.a.s) kalkıp ikindi namazını kalmıştır.
Sonra akşam vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de güneş batınca akşam namazını kılmıştır.
Sonra yatsı vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş ve Hz. Peygamber aydınlık kaybolunca yatsı namazını kılmıştır.
Sonra Cebrâil (a.s) sabah vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber de fecr-i sadığın hemen ardından sabah namazını kılmıştır.
Sonra ertesi gün öğle vaktinde gelerek, namaz kılmasını söylemiş, Hz. Peygamber, her şeyin gölgesi bir misli uzadığı bir sırada öğle namazını kılmıştır.
Sonra ikindi vaktinde gelip, namaz kılmasını söylemiş, o da ikindi namazını her şeyin gölgesini iki katına uzadığı bir sırada kılmıştır.
Sonra akşamleyin aynı vakitte geldi ve önceki günün vaktinde kıldırdı.
Sonra yatsı vaktinde gecenin yarısı geçtikten sonra veya gecenin üçte biri geçtikten sonra geldi ve Hz. Peygamber yatsı namazını kıldı.
Sonra ortalık iyice aydınlanınca geldi ve namaz kılmasını söyledi. O da sabah namazını kıldı.
Sonra Cebrâil (a.s) şöyle dedi: “Bu iki vaktin arası sabah vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24, Ezan,162; Tirmizî, Salât,1; Ahmed b. Hanbpl, I, 382, III, 330, 331, 352, IV, 416; eş-Şevkânî; Neylü’l Evtâr, I, 300).
Buhârı, bu hadisin namazların vakitleri konusunda en sağlam hadis olduğunu söylemiştir. Hadis, akşam namazı dışındaki namazların iki vakti olduğuna, başka bir deyimle iki vakit arasında kılınabileceğine delâlet etmektedir (eş-Şevkânî, a.g.e., I, 300).
Yatsı namazının vakti:
Yatsı vakti, Hanefîlerde fetvaya esas olan görüşe ve diğer mezheplere göre, batı ufkunda kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar ve fecr-i sadığın doğmasından biraz önceki zamana kadar devam eder. Delil Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu hadistir:
“Şafak kırmızılıktır. Şafak kaybolunca yatsı namazını kılmak farzolur”
(es-San’ânî, a.g.e., I,114).
Diğer yandan yatsı namazı için Tercih edilen vakit, gecenin üçte biri veya yarısı geçinceye kadar devam eder. Çünkü Allah elçisi şöyle buyurmuştur:
“Ümmetime zorluk vermesem, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirmelerini onlara emrederdim”
(eş-Şevkânî, a.g.e., II,11).
Enes (r.a), Hz. Peygamber’in yatsı namazını gecenin yarısına kadar geciktirip, sonra kıldığını bildirmiştir (eş-Şevkânî, a.g.e., II,12).
Hz. Aişe (r.anhâ)’den de şöyle dediği nakledilmiştir.
” Hz. Peygamber bir gece yatsı namazını geciktirdi. O kadar ki mescidde bulununlar uyumuştu. Sonra çıkıp namaz kıldı ve şöyle buyurdu: Eğer ümmetime zorluk vermesem bu vakit yatsı namazının vaktidir”
(Buhârî, Mevâkît, 24; eş-Şevkânî, a.g.e., I, 12).
Alıntı:http://www.islamcenneti.org/?p=244
emmargah
04.05.2007, 01:20
msn iletime yazdm ve millete laf atmaya başladım:oleyo:
çok güzel ya hu
Hak razı olsun:flowers:
hm
namazınızı kıldınz mı :ıslık:
emmargah
04.05.2007, 01:20
msn iletime yazdm ve millete laf atmaya başladım:oleyo:
çok güzel ya hu
Hak razı olsun:flowers:
hm
namazınızı kıldınz mı :ıslık:
emmargah
04.05.2007, 01:20
msn iletime yazdm ve millete laf atmaya başladım:oleyo:
çok güzel ya hu
Hak razı olsun:flowers:
hm
namazınızı kıldınz mı :ıslık:
asilyeşil
04.05.2007, 08:40
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
asilyeşil
04.05.2007, 08:40
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
asilyeşil
04.05.2007, 08:40
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
Eeeeeeeeee burası İhvan Forum :)
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
Eeeeeeeeee burası İhvan Forum :)
ihvan forumu üyeleri hepinizden allah cc razı olsun..bu konuya 10-11 forumda devam ediyorum ,en güzel katılıma burada rastladım..bu forumu kuran ve devam ettiren üyelerin tümünden rabbim razı olsun inşallah..
Eeeeeeeeee burası İhvan Forum :)
Namaz - Karakter Gelişimi
Bireye kendi davranış ve dürtülerini kontrol etme imkânı veren namaz, kul ile Allah arasında bir bağ ve buluşmadır.
Namaz kalbin kuvvet aldığı, ruhun Allah'a bağlılığını hissettiği, nefsin dünya hayatının değerlerinden daha üstün değerler bulduğu bir rabıtadır. İslâm inanışında namaz, bir itaat davranışıdır. İtaat ve ibadetin amacı ise sevaptan ziyade Allah'ın sevgi ve yakınlığını kazanmaktır. Bu bağlamda ibadetten ve bir anlamda ibadetlerin özü ve sentezi olan namazdan amaç ihlâstır. Yani kişinin samimiyet, taat, sevgi ve minnet duygularını Allah'a yöneltmesidir. Kur'an-ı Kerim'de, müminlere, gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde namazı dosdoğru kılıp devamlı olmaları emredilerek, bu ayetin nüzul gerekçesi kabul edilebilecek bir ifade ile, "çünkü iyi eylemler kötü eylemleri giderir" denilmektedir. Yani namazın, hata ve günahların olumsuz etkilerini silerek, bireyi olumlu eylemlere yönlendireceği vurgulanmaktadır. Bu kitap, müminin miracı olarak kabul edilen namaz ibadetini birçok açıdan ele alarak, namazın, ahlâkî yapının oluşumundaki etkisini ayrıntılı bir şekilde izah etmektedir.
alıntıdır
Namaz - Karakter Gelişimi
Bireye kendi davranış ve dürtülerini kontrol etme imkânı veren namaz, kul ile Allah arasında bir bağ ve buluşmadır.
Namaz kalbin kuvvet aldığı, ruhun Allah'a bağlılığını hissettiği, nefsin dünya hayatının değerlerinden daha üstün değerler bulduğu bir rabıtadır. İslâm inanışında namaz, bir itaat davranışıdır. İtaat ve ibadetin amacı ise sevaptan ziyade Allah'ın sevgi ve yakınlığını kazanmaktır. Bu bağlamda ibadetten ve bir anlamda ibadetlerin özü ve sentezi olan namazdan amaç ihlâstır. Yani kişinin samimiyet, taat, sevgi ve minnet duygularını Allah'a yöneltmesidir. Kur'an-ı Kerim'de, müminlere, gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde namazı dosdoğru kılıp devamlı olmaları emredilerek, bu ayetin nüzul gerekçesi kabul edilebilecek bir ifade ile, "çünkü iyi eylemler kötü eylemleri giderir" denilmektedir. Yani namazın, hata ve günahların olumsuz etkilerini silerek, bireyi olumlu eylemlere yönlendireceği vurgulanmaktadır. Bu kitap, müminin miracı olarak kabul edilen namaz ibadetini birçok açıdan ele alarak, namazın, ahlâkî yapının oluşumundaki etkisini ayrıntılı bir şekilde izah etmektedir.
alıntıdır
Namaz - Karakter Gelişimi
Bireye kendi davranış ve dürtülerini kontrol etme imkânı veren namaz, kul ile Allah arasında bir bağ ve buluşmadır.
Namaz kalbin kuvvet aldığı, ruhun Allah'a bağlılığını hissettiği, nefsin dünya hayatının değerlerinden daha üstün değerler bulduğu bir rabıtadır. İslâm inanışında namaz, bir itaat davranışıdır. İtaat ve ibadetin amacı ise sevaptan ziyade Allah'ın sevgi ve yakınlığını kazanmaktır. Bu bağlamda ibadetten ve bir anlamda ibadetlerin özü ve sentezi olan namazdan amaç ihlâstır. Yani kişinin samimiyet, taat, sevgi ve minnet duygularını Allah'a yöneltmesidir. Kur'an-ı Kerim'de, müminlere, gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde namazı dosdoğru kılıp devamlı olmaları emredilerek, bu ayetin nüzul gerekçesi kabul edilebilecek bir ifade ile, "çünkü iyi eylemler kötü eylemleri giderir" denilmektedir. Yani namazın, hata ve günahların olumsuz etkilerini silerek, bireyi olumlu eylemlere yönlendireceği vurgulanmaktadır. Bu kitap, müminin miracı olarak kabul edilen namaz ibadetini birçok açıdan ele alarak, namazın, ahlâkî yapının oluşumundaki etkisini ayrıntılı bir şekilde izah etmektedir.
alıntıdır
İmamlık ve Cemaat
Aklı olan, bûluğ çağına eren, hür olan ve zorluk çekmeksizin topluca namaz kılmaya gücü yeten müslüman erkeklerin toplanıp cemaatle cuma namazını kılmaları farz, bayram namazlarını kılmaları vaciptir. Diğer farz namazları cemaatle kılmaları ise, müekked sünnettir.
(Cuma namazından başka farz namazların cemaatle kılınması, Malikîlere ve bir kısım Şafiîlere göre de bir müekked sünnettir, İmam Ahmet ibni Hanbel ile Ebu Sevre ve Davudi Zahirî ile diğer bazı müctehidlere göre vacibdir. Bu halde bir şahsın tek başına namaz kılması haramdır. İbni Rüşd, İbri Bişr ve bir kısım şafiîlere göre ise, beldelerde bir farzı kifayedir, her mescidde cemaatle namaz kılınması sünnettir. Bir kimsenin özel olarak yalnız başına cemaatle namaz kılması da mendubdur. Hanbeli fıkıh alimlerinin açıklamalarına göre, esasen cemaatle namaz, ikamet ve sefer halinde vacib, hem de sünnet yerine getirilmiş olur. Cemaatin farzı ayn olduğunu söyleyenler de vardır.)
İslam'da cemaatle namaz kılmaya büyük önem verilmiştir. Büyük sevaba ermek için ve ihtilaftan kurtulmak için cemaatle namaz kılmaya devam etmelidir. Cemaat ne kadar çok olursa, fazilet de o derece çoğalmış olur. Cemaatle namaz kılmanın sevabı, yalnız başına namaz kılmanın sevabından yirmi yedi kat fazladır.
Cemaate devam, İslam nişanlarından ve iman alametlerindendir. Cemaatle kılınan namaz ile müslümanların birliği ve birbirine bağlılığı gösterilmiş olur. Müslümanlar arasında bir sevgi ve dayanışma duygusu uyanır, bilmeyenler bilenlerden faydalanır, iyi kimselerin arkadaşlığı ile yapılan ibadetlerin ve duaların Allah yanında kabule yakın olacağı daha ziyade umulur.
Cemaatle kılınan namazda, kendisine uyulan zata "İmam" denir. Bu zatın bu görevine de "İmamet" denir. İmama uymayan, bir kimsenin kendi namazını imamın namazına bağlamasına "İktida, ittiba" adı verilir. Bu uyan kimseye de "Muktedi, müttabi, memum" gibi adlar verilmiştir. Kendi başına namaz kılana da "Münferid" denir.
İmametin başlıca şartları: İslam, buluğ, akıl, erkek olmak, Kur'an okuyabilmek ve özürden beri olmaktır. Bu şartlara sahip olmayanlar imam olamazlar. Bu konu aşağıdaki meselelerden anlaşılacaktır.
Cemaat arasında imamete en yararlı olan, sünneti en iyi bilen (fıkıh bilgisi olan) kimsedir. Bunda eşit olsalar, okuyuşu daha güzel olandır. Bunda da eşit olsalar takvası daha çok olandır (haramdan daha çok kaçınandır). Bu üç vasıfta eşit olsalar, yaşta büyük olandır. Bunda da eşit olsalar, ahlakı daha güzel olandır (yumuşak huylu ve daha çok haya sahibi olandır). Bu hususta da eşit olsalar, yüzce, sonra soyca, sonra sesçe, sonra elbise bakımından temizlikçe güzel olandır. Bunların hepsinde eşitlik kabul edilecek olursa, aralarında kur'a çekilir. Bütün bunlar imamlık görevine verilen önemin büyüklüğünü gösterir. Bunun içindir ki bu görevi eskiden bulundukları yerlerde idareciler üzerlerine alırdı.
Bununla beraber cemaat arasında ev sahibi veya o yerin görevli imamı bulunursa, bunlar tercih olunurlar, aranan vasıfları toplamış olmasalar bile yine tercih edilirler.
Başkasının evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlık yapar. Başkasının evinde tek başına namaz kılacak olan kimse de, ev sahibinden izin istemelidir, faziletli olan budur.
Fasıkın