cenk11
03.05.2007, 19:28
HEVA VE BİDAT EHLİNE KARŞI EHLİ SÜNNETİN TUTUMU
Ehli sünnet vel cemaat olan selefi salihin akidesinin esaslarından biriside şudur: onlar dinde, dinden olmayan şeyleri ortaya çıkartmış bulunan heva ve bidat ehli buğzederler. Onları sevmezler, onlarla arkadaşlık etmezler. Sözlerini dinlemezler, onlarla oturup kalkmazlar, din hususunda onlarla tartışmazlar, onlarla münazaraya girişmezler. Kulaklarını onların batıl sözlerine karşı korumayı, onların durumlarını ve kötülüklerini açıklamayı, ümmeti onlardan sakındırıp, insanların onlardan uzak lamalarını sağlamayı da uygun görürler. Peygamber sav. şöyle buyurmuştur:
--Benden önceki ümmetler arasında Allahın gönderdiği ne kadar peygamber varsa, mutlaka onun ümmeti arasından sünnetini alan, emrine uyan bir takım havarileri ve ashabı olmuştur. Daha sonra onların yerine bir takım kimseler gelir, yapmadıkları şeyi söyler, emrolunmadıkları işleri yaparlar. Bunlara karşıyla eliyle cihad eden kimse mümindir, diliyle cihad eden mümindir, kalbiyle cihad eden mümindir. Bunun ötesinde ise imandan bardal tanesi kadar dahi bir şey yoktur.--[1]Yine Peygamber sav. Şöyle buyurmuştur. --Ümmetimin sonlarında sizlere ne sizin, ne babalarınızın duymadıkları şeyleri söyleyecek kimseler olacaktır. Onlardan sakınabildiğiniz kadar sakınınız.--[2]
Ehl-i Sünnet Vel Cemaatin Bidat Tarifi:
Ehli sünnet vel cemaat bidati şöylece tarif ederler: Peygamberden sav. Sonra ortaya çıkartılmış hevalar ve din kemale uyduktan sonra uydurulan şeylerdir. Yapılmasına kitap ve sünnetten şeri delil bulunmayan her bir iş bidattir. Aynı zamanda taabbüd ve yüce Allaha yakınlaşmak maksadıyla şeraite benzer, din diye ortaya konulan her bir yol bidattir. Bundan dolayı bidat sünnetin karşıtıdır. Şu da var ki sünnet hidayettir, bidat delalettir.
Onlara göre bidat tevhidin kemaline aykırıdır.şirke giden yollardan bir yoldur. Bidat Allahın teşri kılmadığı bir şekilde Allaha ibadet etmek maksadını güder. Bir maksada ulaşmak için ortaya atılan yollarda o maksadın hükmünü taşırlar. Yüce Allaha ibadet hususunda şirke götüren her bir yolun kapatılması ve dinde ortaya çıkan her bir bidatin önünün tıkanması gerekir. Çünkü din kemale ermiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
--Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslamı beğenip seçtim--[3]
Peygamber sav. de şöyle buyurmuştur: --Her kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi sonradan ortaya çıkartırsa, o red olunmuştur.--[4]
Yine peygamber sav. şöyle buyurmaktadır: --Her kim bizim bu işimize uymayan bir amel işleyecek olursa, o merduttur--[5] --Şüphesiz sözün en hayırlısı Allahın kitabı, yolun en hayırlısıda Muhammedin yoludur. İşlerin en kötüleri ise sonradan uydurulandır, her bidat sapıklıktır.--[6] Dinde ortaya çıkmış ilk bidat namaz ile zekat arasında ayırım gözetmek ve zekatın ancak Resulullaha sav.ödeneceğini iddia etmektir. Ebu Bekir es-Sıddık ra. Onlara karşı çıkmış, onlarla savaşmış ve güçlenme imkanı bulamadan onların sonlarını getirmiştir. Şayet onları halleri üzerine bırakmış olsaydı, onların bu iddiaları günümüze kadar din oluverecekti. Ömer ra. döneminde ise bazı küçük bidatler ortaya çıkmış, o da bunların sonlarının gelmesini sağlamıştı. Osman ra. döneminde büyük fitnenin başlangıcı meydana gelmişti. Bu ise hak olan imama kılıç ile karşı çıkmak bidati idi. Onların bu bidatleri onu öldürmekle son buldu. Bu ise günümüze kadar devam eden Haricilerin fitnesinin başlangıcını teşkil ediyordu.Daha sonra bidatler arka arkaya geldi: Kaderiye, mürcie, rafiziler, zındıklık, Batıni fıkraları, cemhiye, isim ve sıfatları inkar edenler ve daha başka bidatler ortaya çıktı. Bidatler ortaya çıktıkça ehli sünnet de onlara karşı tetikte duruyordu. Hala hak ehli ile batıl ehli arasındaki mücadele günümüze kadar devam etmekte, kıyamete kadar da sürecektir. Ehli sünnet her zaman ve mekanda, Kurana, sünnete ve ümmetin icmaına muhalif olan her bir söz yahut davranış üzerindeki perdeyi kaldırırlar. Ehli sünnet vel cemaatin görüşüne göre bidatler aynı mertebede değildir. Aksine bidatler farklı farklıdır. Kimisi dinden çıkarır, kimisi büyük günahlar seviyesindedir. Kimisine de küçük günahlardan sayılır. Fakat hepsinin ortak niteliği sapıklık olmasıdır. Genel bir bidat onlara göre cüzi bir bidat gibi değildir. Birkaç bidatten meydana gelen karmaşık bir bidat sade, basit bir bidat gibi değildir. Gerçek bidat izafi (göreceli) bidat gibi değildir. Hem zatı itibariyle bir değildir, hem hükmü itibariyle. Bidatler hükümleri itibariyle farklı olup, kimisi küfür, kimisi fasıklık olduğu ve bundan dolayı da hükümleri arasında farklılık bulunduğu gibi, o bidatleri işleyenin hükmü de farklıdır. İşte bundan dolayı ehli sünnet bidat ehli olan kimseler hakkında tek bir hüküm vermezler. Aksine kişiden kişiye bidatine göre hüküm farklılık arzeder. Cahil ve tevilci bir kimse, neye davet ettiğini bilen bir kimse gibi değildir. İçtihad edebilen alim bir şahıs, bidatine davet eden ve hevasına uyan bir alim gibi değildir. Yine bundan dolayı bidatini açıktan açığa işleyen kimse yahut ta o bidate davet edip propagandasını yapan kimseye muamele ettikleri gibi, bidatini gizleyen kimseye davranamazlar. Çünkü bidati propagandasını yaparak ona çağıran bir kimsenin zararı başkasına da erişir. Böyle birisinin alıkonulması, açıktan açığa yaptığın reddedilmesi gerekir. Böyle bir kimsenin bu halini söz konusu etmek gıybet olmaz. Ayrıca bu işten vazgeçmesini sağlayacak şekilde cezalandırılması gerekir. Bu bidatten vazgeçinceye kadar onun için bir cezadır. Çünkü böyle bir kimse münker şeyleri açıkça ortaya koyduğunda cezalandırılmayı hak etmiştir. Bundan ötürü ehli sünnet herkese karşı diğerlerinden farklı bir tutum takınırlar. Genel olarak bidat ehline ve onları taklid edenlere acırlar, onlara hidayet bulmaları için dua ederler. Sünnete bağlanmalarını, hidyete uymalarını ümid ederler. Tevbe edinceye kadar da bu hususta bu hususta onlara açıklamalarda bulunur, zahirlerine göre haklarında hüküm verirler. Kalplerini ise (eğer bidatleri küfre götürmeyecek türden ise) Allaha havale ederler.
Heva ve Bidat Ehlinin Alametleri:
Heva ve bidat ehlin üzerlerinde görülen ve kendileri vasıtasıyla tanındıkları alametleri vardır. Yüce Allah onlar hakkında kitab-ı keriminde, Resulullahda sav. sünnetinde bize haber vermiş bulunmaktadır.bu da ümmeti onlardan sakındırmak, onların izledikleri yolları izlemekten uzak tutmak içindir. Onların alametlerinden bazıları şeriatın maksadlarını bilmemek, ayrılık, dağınıklık, cemaatten uzak kalmak, tartışmak, düşmanlık etmek, hevaya uymak, aklı nakilden öncelemek, sünneti bilmemek, müteşabihlere dalmak, Kuranı sünnete karşı koymak, şahısları tazimde aşırıya gitmek, ibadette sınır aşmak, kafirlere benzeyemeye çalışmak, ehli sünnete lakaplar uydurmak, hadis ve rivayet ehline buğz etmek, Peygamberin sav. haberlerini taşıyanlara düşmanlık edip, onları hafife almak, delilsiz olarak kendilerine muhalefet edenlerin kafir olduklarını söylemek, hak ehline karşı yönetici ve sultanların yardımını almak.
Ehli sünnet vel cemaatin görüşüne göre bidatin esasları dörttür:
Şia,haricilik, kaderiyenin ve mürcienin görüşleri. Sonra d bu fıkraların her birisinden pek çok fıkralar dallanıp, budaklanmış ve nihayet yetmişiki fıkrayı bulmuşlardır, Peygamberin sav. haber verdiği gibi.
Ehli sünnet vel cemaatin bu heva ve bidat ehline cevap vermek hususunda oldukça güzel gayretleri olmuştur. Onlara karşı daima tetikte bulunmuşlardır.bidat ehline dair söyledikleri sözleri gerçekten çoktur. Hepsini kaydetmek maksadıyla değil de örnek olmak üzere bu sözlerin bu sözlerin bir bölümünü zikredelim:
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattan ra. dedi ki: --Dünyada ne kadar büyük bidatçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bidat ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp alınır.--[7]
İmam Ebu Hatim el-Hanzali er-razi ra. der ki: --Bidat ehlinin alameti rivayet alimlerine dil uzatmaktır. Zındıkların alameti ise rivayet ilmiyle uğraşanlara Haşviye adını vermeleridir. Onlar böylelikle rivayetleri iptal etmek istediler. Cemhiyenin alamet ise ehli sünnete müşebbihle adını vermeleridir. Kaderiyenin alameti ise ehli sünnete Cebriyeciler adını vermeleridir. Mürcienin alameti ehli sünnete muhalifler ve noksancılar adını vermeleridir. Mürcienin alameti ehli sünnete muhalifler ve noksancılar adını vermeleridir. Şianın alameti, ehli sünnete Nevasıb adını vermeleridir. Ehli sünnete ise ancak bir isim uygun düşebilir. Bütün bu isimlerin onlar hakkında kullanılmalarına imkan yoktur.[8]
İmam Ahmed b. Hanbele mekkede İbn Kuteyleye ashabul hadisten söz edilince, onun Ashabul Hadis kötü bir topluluktur dediği söylenince, Ahmed b. Hanbel elbisesini silkeleyerek kalktı ve bu arada :--O zındık birisidir, zındık birisidir, zındık birisidir-- sözlerini ev gelinceye kadar tekrarlayıp durdu.[9]
Yüce Allah hadis ehli ve sünnet ehlini kendilerine nisbet edilen bütün bu kusurlardan korumuştur. Onlar ancak sünneti seniye ehlidir. Onların yaşayışları beğenilen bir yaşayıştır, yolları düzgündür, onlar güçlü ve tartışılmaz delillerin sahipleridir. Yüce Allah kitabına uymak, peygamberinin sünnetine bağlanmak muvaffakiyetini onlara vermiş, kendisinin din önderlerinin ilimleriyle amel eden ümmetin alimlerinin muhabbetine kalplerini genişletmiştir. Bir kavmi seven bir kimse ise onlardandır. Nitekim Rasulullah sav. --kişi sevdiği ile beraberdir-- diye buyurmuştur.
Buna göre Rasulullahı sav. ve onun ashabını, onlara güzel şekilde tabi olanları, hidayet önderlerini, şeriat alimleri, hadis ve eser ehli olup faziletleri belirtilen ilk üç nesilde gelip, daha sonra da günümüze kadar onlara tabi olan kimseleri sevenler, bilelimki onlar sünnet sahibi kimselerdir.[10]
Bidat ehli arkasında namazın hükmü: Bu mesele ile ilgili olarak ehli sünnetin görüşlerinin özeti şöyledir: Aslen kafir ve mürted olan bir kimsenin arkasında namaz kılmak caiz değildir. Durumu açık olmayan kimse ile akidesi bilinmeyen kimsenin arkasında namaz kılmayı terk etmek seleften hiçbir kimsenin söylemediği bir bidattır. Aslolan bidatının çirkinliğini ortaya koymak ve başkalarının ondan uzaklaşmasını sağlamak için bidatçi kimsenin arkasında namaz kılınmasının nehyedilmesidir. Bununla birlikte böyle bir namaz kılınacak olursa sahihtir.
Bidat ehline rahmet okumayı ve namazlarını kılmayı terk etmenin hükmü: Aslen kafir yahut dinden irtidad etmiş bir kimse ya da bidat dolayısıyla tekfir olunup, muayyen olarak ona karşı delil ortaya konulan kimsenin cenaze namazını kılmak, ona rahmet okumak caiz değildir. Bu hususta icma vardır.
İsyankar yahut dinden çıkartmayan bir bidatın bidatçisi olarak ölen bir kimseye gelince, imamın ve ona uyan ilim ehlinin insanları işlediği masiyetten bidatten alıkoymak maksadıyla namazını terk etmek meşrudur. Ancak bu herkes için namazını kılmanın haram olduğu anlamına gelmez. Aksine onun namazını kılmak ve ona dua etmek, ebedi olarak cehennemde kalacakları şeklinde haklarında hüküm verilmiş kafirlerden bir kafir olarak ölmediği sürece farz-ı kifayedir.
Bidat Ehlinden Sakındırmak Hususunda Selef İmamlarında Tavsiyeler:
Emirul müminin Ömer b. El-Hattab ra. şöyle demiştir: --Kuranı kerimin müteşabihleri ile sizlerle tartışacak bir takım kimseler gelecektir. Siz de onları sünnetlerle susturunuz, çünkü sünnete tabi olan kimseler Allahın kitabını en iyi bilen kimselerdir.--[11]
Abdullah b. Ömerden gelen rivayete göre ona kaderi inkar eden kimseler hakkında soru soran kimseye şöyle cevab vermiştir: --Bunlarla karşılaştığın zaman onlara şunu bildir ki İbn Ömer onlardan uzaktır, onlarda ondan uzaktırlar-- ve bu sözleri üç defa tekrarlamıştır.[12]
Abdulah b. Abbas ra. da şöyle demiştir: --Heva ehli olanlarla oturup kalkma, çünkü onlarla oturup kalkmak kalbleri hasta eder--[13]
Büyük ilim adamı zahid el-Fudayl b. Iyad ra. şöyle demiştir: --Bidat sahibi kimseye dinin hususunda sakın güvenme, işlerinde onun istişare etme. Onun yanında oturma, bidat sahibi kimsenin yanına oturan bir kimsenin yüce Allah kalbini kör eder.--[14]
İmam Hasan-ı Basri ra. şöyle demiştir: --Şanı yüce Allah heva sahibi bir kimseye tevbe etmeye izin vermeyi kabul etmemiştir.--[15]
İmam Abdullah b. El-Mubarekde ra. şöyle demiştir: -- Allahım bidat sahibi bir kimsenin bana bir iyilik yapmasına ve bunun sonucunda kalbimin ona sevgi beslemesine imkan verme.--[16]
Hadiste müminlerin emiri olan Süfyan es-Serv, ra. şöyle demektedir.: --Her kim bir kimsenin bidat sahibi olduğunu bildiği halde o kimseye kulak verecek olursa. Allahın koruması üzerinden kalkar ve kendi haline terk edilir.--[17]
İmam el-Evzai de ra. şöyle demiştir: --Bidat sahibi kimsenin tartışmasına imkan vermeyiniz. O vakit fitnesi dolayısıyla kalbinize şüphe sokar.--[18]
İmam Muhammed b. Sirin de bidatlerden sakındırarak şöyle demektedir: --Bir bidat ortaya koyup da sünnete başvuran hiç kimse yoktur.--[19]
İmam Malik b. Enes de ra. şöyle demektedir: --Bidat ehli kimse nikahlanmaz, bidat ehli kimseye kız verilmez ve onlara selam da verilmez.--[20]
İmam Şafiden ra. rivayete göre o, kelam meselelerinden herhangi bir husus hakkında konuşan bir topluluk görmüş, yüksek sesle bağırarak söyle demiş: --Ya hayır ile bize komşuluk edersiniz, yahut yanımızdan kalkar gidersiniz.--[21]
Ehli sünnet imamı Ahmed b Hambel de ra. şöyle demektedir: -- Şüphesiz bidat ve heva ehlinden Müslümanlara ait herhangi bir iş hakkında yardım istememek gerekir. Çünkü böyle bir şey yapmak, dine en büyük zarardır.--[22]
Yine şöyle demiştir: --Bütün bidatlerden sakın. Bidat ehli hiçbir kimseye dinin hakkında istişare etme--[23]
İmam Abdur Rahman b. Mehdi de ra. şöyle demiştir: --Heva sahibi kimseler arasında cehmin taraftarlarından daha kötüleri yoktur. Bunlar semada hiçbir şey yoktur diyecek kadar ileri gidiyorlar. Allaha yemin ederim, onlarla evlenilmeyeceği ve onlardan miras alınıp, miras bırakılmayacağı görüşündeyim.--[24]
Ebu Kilabe el-Basri de ra. şöyle demiştir: --Heva ehli olanlarla oturup kalkmayınız, çünkü sizler onların içine daldıklarına içine girmeyecek olsanız dahi, bildiğimiz şeyleri sizin için içinden çıkılmayacak şekilde karıştırırlar.--[25]
Eyyub es-sahtiyari de ra. şöyle demiştir: --Muhakkak ki heva ehli sapık kimselerdirler. Görüşüme göre onlar ancak cehenneme gideceklerdir.--[26]
Kadı Ebu Yusuf da ra. şöyle demiştir: --Ben Cehmiyecinin, Rafızinin ve Kaderiyeci kimsenin arkasında namaz kılmam--[27]
Şeyhul İslam Ebu Osman İsmail es-Sabuni ra şöyle demiştir: --Bidat ehli olan kimselerin alametleri üzerine açıkça görülür. Onların alamet ve belirtirlerinin en açık olanı ise Peygamberin sav. haberlerini taşıyan kimselere düşmanlık etmeleri, onları küçümsemeleri, onlara Haşviye, cahil, zahiriye ve müşebbihe adını vermeleridir. Çünkü onlar Rasulullaha sav. dair haberlerin ilimle ilgisi olmadığına inanırlar. Onlara göre ilim şeytanın bozuk akıllarının sonuçları ile karanlık kalblerinin vesveseleri arasında kendilerine telkin etmiş olduğu şeylerdir.[28]
İmam Şafi ra. bidat ve heva ehlinin hükümlerini şu sözleriyle açıklamaktadır: --Kelamcılar hakkındaki hükmüm şudur ki: Onlar sopalarla dövülür, develere bindirilir. Aşiret ve kabileler arasında dolaştırılarak Kitab ve sünneti terk edib kelama dalan kimselerin cezası budur, diye teşhir edilirler.--[29]
İmam Muhammed el Huseyn b Mesud b. El-Ferra el-Begavi de şöyle demektedir: --Sahabe, tabiun ve onlara tabi olanlar ile sünnet alimleri bidat ehline düşmanlık etmek ve onlarla ilişkileri kesmek şeklinde avır takınagelmişlerdir.--[30]
İsmail es-Sabuni değerli kitabı --Akidetus Selefi Ashabil Hadis-- adlı eserinde ehli sünnetin bidat ehli olan kimseleri kahredip, zelil kılmanın gerektiği üzerine icma ettiklerini nakletmiş ve şöyle demiştir:
--Bu kitapçıkta kaydettiğim ifadeler onların hepsinin benimsediği bir inanç idi. Bu hususta birbirlerine muhalefetleri yoktu. Hatta bunların hepsi üzerinde icma etmişler, bununla birlikte bidat ehlini kahretmek, onları zelil etmek, hakir düşürmek, uzaklaştırmak, uzakta tutmak, onlardan ve onlarla arkadaşlıktan, oturup kalkmaktan uzaklaşmak, onlara uzak kalıp, onlardan uzaklaşmak ile yüce Allaha yakınlaşmak gereği üzerinde de sözbirliği etmişlerdir.---------------------------------------------------------------------------------
[1] Sahihu Sünen-i Ebu Davud
[2] Müslim
[3] Maide 5/3
[4] Buhari - Muslim
[5] Muslim
[6] Muslim
[7] Nevevi, et-Tezkire
[8] er-Razi, Aslus Sünneti Vatikadud Din
[9] Ebu Muhammed el-Hasan b. Halef el-Berbehari, Şerhus Sünne
[10] Ebu Muhammed el-Hasen b. Halef el-Berbehari, Şerhus Sünne
[11] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[12] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[13] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[14] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[15] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[16] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[17] İbn Vaddah, el-Bidau ven-Nebyu anba
[18] İbn Vaddah, el-Bidau ven-Nebyu anba
[19] Muslim, Mukaddime
[20] İmam Malik, el-Müdevvenetul Kübra
[21] Nasr b. İbrahim el-Makdisi, Muhtasaru Kitabil Hucceti ala Terkıl Mebacceti
[22] İbnul Cevzi, Menakıbul İmamı Ahmed
[23] İbnul Cevzi, Menakıbul İmamı Ahmed
[24] Abdullah b. İmam Ahmed, Kitabus Sünne
[25] İbn Batta, el İbane
[26] İbn Batta, el İbane
[27] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Ehli Sünneti vel Cemaati
[28] Şeyhul İslam Ebu Osman es-Sabuni, Akidetus Selefi Ashabil Hadis
[29] İmam Begavi, Şerhus Sünne
[30] İmam Begavi, Şerhus Sünne
Ehli sünnet vel cemaat olan selefi salihin akidesinin esaslarından biriside şudur: onlar dinde, dinden olmayan şeyleri ortaya çıkartmış bulunan heva ve bidat ehli buğzederler. Onları sevmezler, onlarla arkadaşlık etmezler. Sözlerini dinlemezler, onlarla oturup kalkmazlar, din hususunda onlarla tartışmazlar, onlarla münazaraya girişmezler. Kulaklarını onların batıl sözlerine karşı korumayı, onların durumlarını ve kötülüklerini açıklamayı, ümmeti onlardan sakındırıp, insanların onlardan uzak lamalarını sağlamayı da uygun görürler. Peygamber sav. şöyle buyurmuştur:
--Benden önceki ümmetler arasında Allahın gönderdiği ne kadar peygamber varsa, mutlaka onun ümmeti arasından sünnetini alan, emrine uyan bir takım havarileri ve ashabı olmuştur. Daha sonra onların yerine bir takım kimseler gelir, yapmadıkları şeyi söyler, emrolunmadıkları işleri yaparlar. Bunlara karşıyla eliyle cihad eden kimse mümindir, diliyle cihad eden mümindir, kalbiyle cihad eden mümindir. Bunun ötesinde ise imandan bardal tanesi kadar dahi bir şey yoktur.--[1]Yine Peygamber sav. Şöyle buyurmuştur. --Ümmetimin sonlarında sizlere ne sizin, ne babalarınızın duymadıkları şeyleri söyleyecek kimseler olacaktır. Onlardan sakınabildiğiniz kadar sakınınız.--[2]
Ehl-i Sünnet Vel Cemaatin Bidat Tarifi:
Ehli sünnet vel cemaat bidati şöylece tarif ederler: Peygamberden sav. Sonra ortaya çıkartılmış hevalar ve din kemale uyduktan sonra uydurulan şeylerdir. Yapılmasına kitap ve sünnetten şeri delil bulunmayan her bir iş bidattir. Aynı zamanda taabbüd ve yüce Allaha yakınlaşmak maksadıyla şeraite benzer, din diye ortaya konulan her bir yol bidattir. Bundan dolayı bidat sünnetin karşıtıdır. Şu da var ki sünnet hidayettir, bidat delalettir.
Onlara göre bidat tevhidin kemaline aykırıdır.şirke giden yollardan bir yoldur. Bidat Allahın teşri kılmadığı bir şekilde Allaha ibadet etmek maksadını güder. Bir maksada ulaşmak için ortaya atılan yollarda o maksadın hükmünü taşırlar. Yüce Allaha ibadet hususunda şirke götüren her bir yolun kapatılması ve dinde ortaya çıkan her bir bidatin önünün tıkanması gerekir. Çünkü din kemale ermiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
--Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Üzerinizdeki nimetlerimi tamamladım ve size din olarak İslamı beğenip seçtim--[3]
Peygamber sav. de şöyle buyurmuştur: --Her kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi sonradan ortaya çıkartırsa, o red olunmuştur.--[4]
Yine peygamber sav. şöyle buyurmaktadır: --Her kim bizim bu işimize uymayan bir amel işleyecek olursa, o merduttur--[5] --Şüphesiz sözün en hayırlısı Allahın kitabı, yolun en hayırlısıda Muhammedin yoludur. İşlerin en kötüleri ise sonradan uydurulandır, her bidat sapıklıktır.--[6] Dinde ortaya çıkmış ilk bidat namaz ile zekat arasında ayırım gözetmek ve zekatın ancak Resulullaha sav.ödeneceğini iddia etmektir. Ebu Bekir es-Sıddık ra. Onlara karşı çıkmış, onlarla savaşmış ve güçlenme imkanı bulamadan onların sonlarını getirmiştir. Şayet onları halleri üzerine bırakmış olsaydı, onların bu iddiaları günümüze kadar din oluverecekti. Ömer ra. döneminde ise bazı küçük bidatler ortaya çıkmış, o da bunların sonlarının gelmesini sağlamıştı. Osman ra. döneminde büyük fitnenin başlangıcı meydana gelmişti. Bu ise hak olan imama kılıç ile karşı çıkmak bidati idi. Onların bu bidatleri onu öldürmekle son buldu. Bu ise günümüze kadar devam eden Haricilerin fitnesinin başlangıcını teşkil ediyordu.Daha sonra bidatler arka arkaya geldi: Kaderiye, mürcie, rafiziler, zındıklık, Batıni fıkraları, cemhiye, isim ve sıfatları inkar edenler ve daha başka bidatler ortaya çıktı. Bidatler ortaya çıktıkça ehli sünnet de onlara karşı tetikte duruyordu. Hala hak ehli ile batıl ehli arasındaki mücadele günümüze kadar devam etmekte, kıyamete kadar da sürecektir. Ehli sünnet her zaman ve mekanda, Kurana, sünnete ve ümmetin icmaına muhalif olan her bir söz yahut davranış üzerindeki perdeyi kaldırırlar. Ehli sünnet vel cemaatin görüşüne göre bidatler aynı mertebede değildir. Aksine bidatler farklı farklıdır. Kimisi dinden çıkarır, kimisi büyük günahlar seviyesindedir. Kimisine de küçük günahlardan sayılır. Fakat hepsinin ortak niteliği sapıklık olmasıdır. Genel bir bidat onlara göre cüzi bir bidat gibi değildir. Birkaç bidatten meydana gelen karmaşık bir bidat sade, basit bir bidat gibi değildir. Gerçek bidat izafi (göreceli) bidat gibi değildir. Hem zatı itibariyle bir değildir, hem hükmü itibariyle. Bidatler hükümleri itibariyle farklı olup, kimisi küfür, kimisi fasıklık olduğu ve bundan dolayı da hükümleri arasında farklılık bulunduğu gibi, o bidatleri işleyenin hükmü de farklıdır. İşte bundan dolayı ehli sünnet bidat ehli olan kimseler hakkında tek bir hüküm vermezler. Aksine kişiden kişiye bidatine göre hüküm farklılık arzeder. Cahil ve tevilci bir kimse, neye davet ettiğini bilen bir kimse gibi değildir. İçtihad edebilen alim bir şahıs, bidatine davet eden ve hevasına uyan bir alim gibi değildir. Yine bundan dolayı bidatini açıktan açığa işleyen kimse yahut ta o bidate davet edip propagandasını yapan kimseye muamele ettikleri gibi, bidatini gizleyen kimseye davranamazlar. Çünkü bidati propagandasını yaparak ona çağıran bir kimsenin zararı başkasına da erişir. Böyle birisinin alıkonulması, açıktan açığa yaptığın reddedilmesi gerekir. Böyle bir kimsenin bu halini söz konusu etmek gıybet olmaz. Ayrıca bu işten vazgeçmesini sağlayacak şekilde cezalandırılması gerekir. Bu bidatten vazgeçinceye kadar onun için bir cezadır. Çünkü böyle bir kimse münker şeyleri açıkça ortaya koyduğunda cezalandırılmayı hak etmiştir. Bundan ötürü ehli sünnet herkese karşı diğerlerinden farklı bir tutum takınırlar. Genel olarak bidat ehline ve onları taklid edenlere acırlar, onlara hidayet bulmaları için dua ederler. Sünnete bağlanmalarını, hidyete uymalarını ümid ederler. Tevbe edinceye kadar da bu hususta bu hususta onlara açıklamalarda bulunur, zahirlerine göre haklarında hüküm verirler. Kalplerini ise (eğer bidatleri küfre götürmeyecek türden ise) Allaha havale ederler.
Heva ve Bidat Ehlinin Alametleri:
Heva ve bidat ehlin üzerlerinde görülen ve kendileri vasıtasıyla tanındıkları alametleri vardır. Yüce Allah onlar hakkında kitab-ı keriminde, Resulullahda sav. sünnetinde bize haber vermiş bulunmaktadır.bu da ümmeti onlardan sakındırmak, onların izledikleri yolları izlemekten uzak tutmak içindir. Onların alametlerinden bazıları şeriatın maksadlarını bilmemek, ayrılık, dağınıklık, cemaatten uzak kalmak, tartışmak, düşmanlık etmek, hevaya uymak, aklı nakilden öncelemek, sünneti bilmemek, müteşabihlere dalmak, Kuranı sünnete karşı koymak, şahısları tazimde aşırıya gitmek, ibadette sınır aşmak, kafirlere benzeyemeye çalışmak, ehli sünnete lakaplar uydurmak, hadis ve rivayet ehline buğz etmek, Peygamberin sav. haberlerini taşıyanlara düşmanlık edip, onları hafife almak, delilsiz olarak kendilerine muhalefet edenlerin kafir olduklarını söylemek, hak ehline karşı yönetici ve sultanların yardımını almak.
Ehli sünnet vel cemaatin görüşüne göre bidatin esasları dörttür:
Şia,haricilik, kaderiyenin ve mürcienin görüşleri. Sonra d bu fıkraların her birisinden pek çok fıkralar dallanıp, budaklanmış ve nihayet yetmişiki fıkrayı bulmuşlardır, Peygamberin sav. haber verdiği gibi.
Ehli sünnet vel cemaatin bu heva ve bidat ehline cevap vermek hususunda oldukça güzel gayretleri olmuştur. Onlara karşı daima tetikte bulunmuşlardır.bidat ehline dair söyledikleri sözleri gerçekten çoktur. Hepsini kaydetmek maksadıyla değil de örnek olmak üzere bu sözlerin bu sözlerin bir bölümünü zikredelim:
İmam Ahmed b. Sinan el-Kattan ra. dedi ki: --Dünyada ne kadar büyük bidatçi varsa, mutlaka hadis ehline buğzeder. Çünkü adam bidat ortaya koydu mu kalbinden hadisin lezzeti sökülüp alınır.--[7]
İmam Ebu Hatim el-Hanzali er-razi ra. der ki: --Bidat ehlinin alameti rivayet alimlerine dil uzatmaktır. Zındıkların alameti ise rivayet ilmiyle uğraşanlara Haşviye adını vermeleridir. Onlar böylelikle rivayetleri iptal etmek istediler. Cemhiyenin alamet ise ehli sünnete müşebbihle adını vermeleridir. Kaderiyenin alameti ise ehli sünnete Cebriyeciler adını vermeleridir. Mürcienin alameti ehli sünnete muhalifler ve noksancılar adını vermeleridir. Mürcienin alameti ehli sünnete muhalifler ve noksancılar adını vermeleridir. Şianın alameti, ehli sünnete Nevasıb adını vermeleridir. Ehli sünnete ise ancak bir isim uygun düşebilir. Bütün bu isimlerin onlar hakkında kullanılmalarına imkan yoktur.[8]
İmam Ahmed b. Hanbele mekkede İbn Kuteyleye ashabul hadisten söz edilince, onun Ashabul Hadis kötü bir topluluktur dediği söylenince, Ahmed b. Hanbel elbisesini silkeleyerek kalktı ve bu arada :--O zındık birisidir, zındık birisidir, zındık birisidir-- sözlerini ev gelinceye kadar tekrarlayıp durdu.[9]
Yüce Allah hadis ehli ve sünnet ehlini kendilerine nisbet edilen bütün bu kusurlardan korumuştur. Onlar ancak sünneti seniye ehlidir. Onların yaşayışları beğenilen bir yaşayıştır, yolları düzgündür, onlar güçlü ve tartışılmaz delillerin sahipleridir. Yüce Allah kitabına uymak, peygamberinin sünnetine bağlanmak muvaffakiyetini onlara vermiş, kendisinin din önderlerinin ilimleriyle amel eden ümmetin alimlerinin muhabbetine kalplerini genişletmiştir. Bir kavmi seven bir kimse ise onlardandır. Nitekim Rasulullah sav. --kişi sevdiği ile beraberdir-- diye buyurmuştur.
Buna göre Rasulullahı sav. ve onun ashabını, onlara güzel şekilde tabi olanları, hidayet önderlerini, şeriat alimleri, hadis ve eser ehli olup faziletleri belirtilen ilk üç nesilde gelip, daha sonra da günümüze kadar onlara tabi olan kimseleri sevenler, bilelimki onlar sünnet sahibi kimselerdir.[10]
Bidat ehli arkasında namazın hükmü: Bu mesele ile ilgili olarak ehli sünnetin görüşlerinin özeti şöyledir: Aslen kafir ve mürted olan bir kimsenin arkasında namaz kılmak caiz değildir. Durumu açık olmayan kimse ile akidesi bilinmeyen kimsenin arkasında namaz kılmayı terk etmek seleften hiçbir kimsenin söylemediği bir bidattır. Aslolan bidatının çirkinliğini ortaya koymak ve başkalarının ondan uzaklaşmasını sağlamak için bidatçi kimsenin arkasında namaz kılınmasının nehyedilmesidir. Bununla birlikte böyle bir namaz kılınacak olursa sahihtir.
Bidat ehline rahmet okumayı ve namazlarını kılmayı terk etmenin hükmü: Aslen kafir yahut dinden irtidad etmiş bir kimse ya da bidat dolayısıyla tekfir olunup, muayyen olarak ona karşı delil ortaya konulan kimsenin cenaze namazını kılmak, ona rahmet okumak caiz değildir. Bu hususta icma vardır.
İsyankar yahut dinden çıkartmayan bir bidatın bidatçisi olarak ölen bir kimseye gelince, imamın ve ona uyan ilim ehlinin insanları işlediği masiyetten bidatten alıkoymak maksadıyla namazını terk etmek meşrudur. Ancak bu herkes için namazını kılmanın haram olduğu anlamına gelmez. Aksine onun namazını kılmak ve ona dua etmek, ebedi olarak cehennemde kalacakları şeklinde haklarında hüküm verilmiş kafirlerden bir kafir olarak ölmediği sürece farz-ı kifayedir.
Bidat Ehlinden Sakındırmak Hususunda Selef İmamlarında Tavsiyeler:
Emirul müminin Ömer b. El-Hattab ra. şöyle demiştir: --Kuranı kerimin müteşabihleri ile sizlerle tartışacak bir takım kimseler gelecektir. Siz de onları sünnetlerle susturunuz, çünkü sünnete tabi olan kimseler Allahın kitabını en iyi bilen kimselerdir.--[11]
Abdullah b. Ömerden gelen rivayete göre ona kaderi inkar eden kimseler hakkında soru soran kimseye şöyle cevab vermiştir: --Bunlarla karşılaştığın zaman onlara şunu bildir ki İbn Ömer onlardan uzaktır, onlarda ondan uzaktırlar-- ve bu sözleri üç defa tekrarlamıştır.[12]
Abdulah b. Abbas ra. da şöyle demiştir: --Heva ehli olanlarla oturup kalkma, çünkü onlarla oturup kalkmak kalbleri hasta eder--[13]
Büyük ilim adamı zahid el-Fudayl b. Iyad ra. şöyle demiştir: --Bidat sahibi kimseye dinin hususunda sakın güvenme, işlerinde onun istişare etme. Onun yanında oturma, bidat sahibi kimsenin yanına oturan bir kimsenin yüce Allah kalbini kör eder.--[14]
İmam Hasan-ı Basri ra. şöyle demiştir: --Şanı yüce Allah heva sahibi bir kimseye tevbe etmeye izin vermeyi kabul etmemiştir.--[15]
İmam Abdullah b. El-Mubarekde ra. şöyle demiştir: -- Allahım bidat sahibi bir kimsenin bana bir iyilik yapmasına ve bunun sonucunda kalbimin ona sevgi beslemesine imkan verme.--[16]
Hadiste müminlerin emiri olan Süfyan es-Serv, ra. şöyle demektedir.: --Her kim bir kimsenin bidat sahibi olduğunu bildiği halde o kimseye kulak verecek olursa. Allahın koruması üzerinden kalkar ve kendi haline terk edilir.--[17]
İmam el-Evzai de ra. şöyle demiştir: --Bidat sahibi kimsenin tartışmasına imkan vermeyiniz. O vakit fitnesi dolayısıyla kalbinize şüphe sokar.--[18]
İmam Muhammed b. Sirin de bidatlerden sakındırarak şöyle demektedir: --Bir bidat ortaya koyup da sünnete başvuran hiç kimse yoktur.--[19]
İmam Malik b. Enes de ra. şöyle demektedir: --Bidat ehli kimse nikahlanmaz, bidat ehli kimseye kız verilmez ve onlara selam da verilmez.--[20]
İmam Şafiden ra. rivayete göre o, kelam meselelerinden herhangi bir husus hakkında konuşan bir topluluk görmüş, yüksek sesle bağırarak söyle demiş: --Ya hayır ile bize komşuluk edersiniz, yahut yanımızdan kalkar gidersiniz.--[21]
Ehli sünnet imamı Ahmed b Hambel de ra. şöyle demektedir: -- Şüphesiz bidat ve heva ehlinden Müslümanlara ait herhangi bir iş hakkında yardım istememek gerekir. Çünkü böyle bir şey yapmak, dine en büyük zarardır.--[22]
Yine şöyle demiştir: --Bütün bidatlerden sakın. Bidat ehli hiçbir kimseye dinin hakkında istişare etme--[23]
İmam Abdur Rahman b. Mehdi de ra. şöyle demiştir: --Heva sahibi kimseler arasında cehmin taraftarlarından daha kötüleri yoktur. Bunlar semada hiçbir şey yoktur diyecek kadar ileri gidiyorlar. Allaha yemin ederim, onlarla evlenilmeyeceği ve onlardan miras alınıp, miras bırakılmayacağı görüşündeyim.--[24]
Ebu Kilabe el-Basri de ra. şöyle demiştir: --Heva ehli olanlarla oturup kalkmayınız, çünkü sizler onların içine daldıklarına içine girmeyecek olsanız dahi, bildiğimiz şeyleri sizin için içinden çıkılmayacak şekilde karıştırırlar.--[25]
Eyyub es-sahtiyari de ra. şöyle demiştir: --Muhakkak ki heva ehli sapık kimselerdirler. Görüşüme göre onlar ancak cehenneme gideceklerdir.--[26]
Kadı Ebu Yusuf da ra. şöyle demiştir: --Ben Cehmiyecinin, Rafızinin ve Kaderiyeci kimsenin arkasında namaz kılmam--[27]
Şeyhul İslam Ebu Osman İsmail es-Sabuni ra şöyle demiştir: --Bidat ehli olan kimselerin alametleri üzerine açıkça görülür. Onların alamet ve belirtirlerinin en açık olanı ise Peygamberin sav. haberlerini taşıyan kimselere düşmanlık etmeleri, onları küçümsemeleri, onlara Haşviye, cahil, zahiriye ve müşebbihe adını vermeleridir. Çünkü onlar Rasulullaha sav. dair haberlerin ilimle ilgisi olmadığına inanırlar. Onlara göre ilim şeytanın bozuk akıllarının sonuçları ile karanlık kalblerinin vesveseleri arasında kendilerine telkin etmiş olduğu şeylerdir.[28]
İmam Şafi ra. bidat ve heva ehlinin hükümlerini şu sözleriyle açıklamaktadır: --Kelamcılar hakkındaki hükmüm şudur ki: Onlar sopalarla dövülür, develere bindirilir. Aşiret ve kabileler arasında dolaştırılarak Kitab ve sünneti terk edib kelama dalan kimselerin cezası budur, diye teşhir edilirler.--[29]
İmam Muhammed el Huseyn b Mesud b. El-Ferra el-Begavi de şöyle demektedir: --Sahabe, tabiun ve onlara tabi olanlar ile sünnet alimleri bidat ehline düşmanlık etmek ve onlarla ilişkileri kesmek şeklinde avır takınagelmişlerdir.--[30]
İsmail es-Sabuni değerli kitabı --Akidetus Selefi Ashabil Hadis-- adlı eserinde ehli sünnetin bidat ehli olan kimseleri kahredip, zelil kılmanın gerektiği üzerine icma ettiklerini nakletmiş ve şöyle demiştir:
--Bu kitapçıkta kaydettiğim ifadeler onların hepsinin benimsediği bir inanç idi. Bu hususta birbirlerine muhalefetleri yoktu. Hatta bunların hepsi üzerinde icma etmişler, bununla birlikte bidat ehlini kahretmek, onları zelil etmek, hakir düşürmek, uzaklaştırmak, uzakta tutmak, onlardan ve onlarla arkadaşlıktan, oturup kalkmaktan uzaklaşmak, onlara uzak kalıp, onlardan uzaklaşmak ile yüce Allaha yakınlaşmak gereği üzerinde de sözbirliği etmişlerdir.---------------------------------------------------------------------------------
[1] Sahihu Sünen-i Ebu Davud
[2] Müslim
[3] Maide 5/3
[4] Buhari - Muslim
[5] Muslim
[6] Muslim
[7] Nevevi, et-Tezkire
[8] er-Razi, Aslus Sünneti Vatikadud Din
[9] Ebu Muhammed el-Hasan b. Halef el-Berbehari, Şerhus Sünne
[10] Ebu Muhammed el-Hasen b. Halef el-Berbehari, Şerhus Sünne
[11] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[12] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[13] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[14] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[15] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[16] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Eblis Sünnet vel Cama, İbn Batta, el-İbane
[17] İbn Vaddah, el-Bidau ven-Nebyu anba
[18] İbn Vaddah, el-Bidau ven-Nebyu anba
[19] Muslim, Mukaddime
[20] İmam Malik, el-Müdevvenetul Kübra
[21] Nasr b. İbrahim el-Makdisi, Muhtasaru Kitabil Hucceti ala Terkıl Mebacceti
[22] İbnul Cevzi, Menakıbul İmamı Ahmed
[23] İbnul Cevzi, Menakıbul İmamı Ahmed
[24] Abdullah b. İmam Ahmed, Kitabus Sünne
[25] İbn Batta, el İbane
[26] İbn Batta, el İbane
[27] el-Lalekai, Şerhu Usuli İtikadi Ehli Sünneti vel Cemaati
[28] Şeyhul İslam Ebu Osman es-Sabuni, Akidetus Selefi Ashabil Hadis
[29] İmam Begavi, Şerhus Sünne
[30] İmam Begavi, Şerhus Sünne