PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bediüzzaman’ı Sevmek ve Savunmak...


usame49
07.05.2007, 14:30
Bediüzzaman’ı Sevmek ve Savunmak...


(http://siyahsancakli.blogcu.com/dini/)
27 MAYIS 1960 darbesinden sonra birtakım şeytanlar Müslüman halkın Bediüzzaman Said Nursî’ye olan sevgisini ve hürmetini kırmak, zedelemek için uyduruk ve sahte bir risale hazırlatıp bastırdılar. Plan gayet şeytanî idi. Broşürün yazarı olarak sâbık Şeyhülislâm Mustafa Sabri’yi göstermişlerdi. Yani koskoca bir Şeyhülislâm, Bediüzzaman’ı tenkit ediyor olacaktı. Şeytanlar büyük bir çelişki içindeydiler. Çünkü Şeyhülislam M. Sabri Efendi merhum da, kendilerince mergup ve muteber (beğenilen ve tutulan) bir kimse değildi.Millî Mücadeleden sonra 150’likler listesine konulmuş ve yurt dışına çıkmıştı. Akıllarınca çivi çiviyi söker diye mi düşünmüşlerdi, yoksa gaflet ile kendi kazdıkları kuyuya mı düşmüşlerdi?
Broşüre uyduruk bir Arapça isim koymuşlardı: Tuhfetü’r-reddiye ‘ale’l-Mezhebi Saidi’l-Kürdiyye... Arapçada henüz Zeyd ile ‘Amr’ın kavgası hikâyesini yeni okumaya başlamış bir öğrencinin yazacağı acemice bir cümle...
Bendeniz haftalık YENİİSTİKLÂL gazetesini yayınlarken, merhum Üstad Eşref Edib (Fergan) bey polis hafiyesi gibi çalışmış, araştırmış ve sözde Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi’nin yazmış olduğu iddia edilen broşürde vahim bir bilgi hatasına el koymuştu. Sabri Efendi, 1954’deki vefatından sonra basılmış bir Risâle-i Nur kitabına atıfta bulunuyordu!..
27 Mayıs devrimbazlarının Müslümanlara ve Bediüzzaman’a fırlattıkları bumerang havada dönmüş dolaşmış ve atanların başına şiddetle çarpmıştı.
Bediüzzaman da, Mustafa Sabri Efendi de, birer İslâm büyüğüdür. Meşrebleri ve metodları farklı da olsa, esasta birdirler. Ben, bir Müslüman olarak her ikisini de severim.
Şimdi bazıları “Vay sen nasıl olur da, bu iki zatı seversin...” diyecek ve kaşlarını çatacaklardır.
Onlara cevabım şudur:
“Siz, Atatürk rejimini devirmek, Atatürk’ü alaşağı etmek için darbe hazırlıkları yaparken yakalanan, mahkemeye verilen, ağır hapis cezasına çarptırılan, 15 sene zindanda kalan NazımHikmet’i çok seviyorsunuz, onu yere göğe sığdıramıyorsunuz ve bu suç olmuyor da; ben Bediüzzaman’ı ve Mustafa Sabri’yi sevince mi suç oluyor?
Mustafa Sabri Mısır’a gitmiş... Nazım da, Selanikli Ahmet Emin Yalman’ın başını çektiği aftan sonra serbest kalmış, Boğaziçi’nde bir Romanya gemisine gizlice binmiş ve soluğu Moskova hava alanında almıştı. Uçaktan iner inmez, kendisini bekleyen gazetecilere “Benim vatanım Sovyetler Birliği”dir, beni Stalin yaratmıştır...” demişti.
Yukarıdaki satırları, bir İslâm büyüğü olan, Türkiye halkına imanî, Kur’ânî hizmetler eden Bediüzzaman’ı sevmenin, ona hürmet etmenin, onu savunmanın bütün iyi niyetli Müslümanlar için bir vazife ve borç olduğunu anlatmak ve hatırlatmak için kaleme almış bulunmaktayım.
O, Resûl-i Kibriya Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) 20’nci milâdî asırdaki vekil, vâris ve halifelerinden biriydi. Bizim, Peygamber Efendimize biatımız vardır. Bu biat O’nun vekil, vâris ve halifelerini de kapsar.
Sık sık yazıyorum: Bediüzzaman’ı sevmek, ona hürmet etmek, onu savunmak için ille de Nurcu olmak gerekmez. Müslüman olmak yeterlidir.
Zaten Bediüzzaman bir Nurcu büyüğü değil, bir İslâm büyüğüdür.
Bu devirde bu merhum ve muhterem zatın hatırasına iki cihetten zarar geliyor:
(1)Agresif, militan ve harbî dinsizlerden.
(2) Bediüzzaman’ı hakkıyla anlayamayan veya gerçek Bediüzzaman yerine kendi istedikleri ve anladıkları hayalî bir Bediüzzaman koymak isteyenler.
Bediüzzaman imana, İslâm’a, Kur’ân’a, Resulullah’a, O’nun Sünnetine, Şeriata, İslâmî faziletlere ve ahlâka sımsıkı bağlı olan, bunların hüküm ve gereklerini hayatına uygulayan ve bu yüce değerlere hizmet eden bir kimsedir. İslâm dininin temel hükümlerinden ve inançlarından biri şudur: Peygamber dışında her kul hata edebilir. Peygamberden de zelle sadır olabilir. İsmet sıfatı sadece Nebilere ve Resûllere mahsustur. Bediüzzaman, “Eski Said” devrinde bazı görüşlerinde hatâ etmiş olduğunu bizzat kabul etmektedir. Bu itiraf onun kemâline gölge düşürmez, aksine onu daha da yüceltir. Zaten Bediüzzaman hazretleri usûle dair, mevrid-i nas olan hüküm ve konularda herhangi bir hatâ ve yanlışlık yapmamıştır.
Bir büyüğün gerçekten büyük olup olmadığı, onun kendi nefsine olan muamelesinden anlaşılır. Nefsine önem vermiyor, hotfüruşluktan kaçınıyor, ene’sini zabt u rabt altına almış bulunuyorsa o büyük adamdır.
Kendinde benlik olan, kibir olan, gurur olan, ben ben ben diyen kimseler büyük görünseler, bir kısım insanlar onları büyük bilseler de gerçekte büyük değil, küçük kişilerdir.
Son yıllarda Kur’ân’a, Sünnete, İlâhî ve Nebevî tâlimata, Şeriata tamamen zıt fikirler, görüşler, re’yler Müslümanlar arasında yayılmaya çalışılıyor.
Meselâ birtakım ilâhiyatçılar sanki Cennet babalarının çiftliği imiş ve kendi tekellerinde bulunuyormuş havalarına girerek, risâleti ve dâveti kendilerine ulaştığı halde hidayete sırt çevirerek Resulullah’ı inkâr ve tekzib eden; Kur’ân’a -hâşâ- kul sözü uydurma kitap diyen, İslâm’ı hak ve ilâhî din olarak kabul etmeyen münkirleri ve örtücüleri (gerçeği saklayan, örtenleri) Cennet’e dolduruyorlar. Öyle şaşkınlar var ki, sadece İslâm dini açısından değil, Hıristiyanlık ve Musevilik açısından da tutar tarafı olmayan Edison’u; ampulü ve gramafonu icat etti diye Cennetin baş köşesine oturtuyorlar. Yahu Cennet kimsenin tekelinde değildir, Allah’ın mülküdür ve O, oraya kimleri koyacağını, kimleri koymayacağını çok açık ve seçik şekilde Kitabullah’ta beyan buyurmuştur.Peygamber de, bize ulaşan sahih hadîslerinde bu konuyu, hiç şüphe kalmayacak şekilde açıklamıştır. Bediüzzaman hazretlerinin âhir zamanda Müslümanlar, Hıristiyan ruhanîleri ile ateizme ve Bolşevikliğe karşı birlikte çalışacaklar demesi başka, birtakım adamların Cennetin kapı bekçileri kesilip ne kadar tersa ve hûd varsa onları, mü’minlerin ebedî saadet mekânı ve menzili olan o Darüsselâma sokmaya yeltenmeleri başka şeydir.
Kur’ân, Sünnet ve İslâm bize ne diyor?.. Hak olan inanç Tevhid’tir. Teslis kesin olarak batıldır, yanlıştır diyor.İsa Mesih aleyhisselamın kul olduğunu, asla Tanrı veya Tanrı’nın oğlu olmadığını bildiriyor.
Bazıları nasıl olur da, Bediüzzaman’ın Tevhid ile Teslisi bir tuttuğunu iddia edebilir?Böyle bir iddia tutarlı olur mu?
Muhyiddin Arabî hazretlerinin eserlerinde olduğu gibi Bediüzzaman’ın risâlelerinde de bazı rümuzlu, esrarlı, avamm-ı nasa açıklanması doğru olmayan kısımlar vardır. Nitekim bunlar bastırılmamaktadır. Böyle yerlerin mutlaka Kur’ân’ın, Sünnetin, Şeriatın zahirine göre tefsir ve te’vil edilmesi gerekir.
Bazıları ve birileri zamanımızda ılımlı İslâm (light ıslam), diye yeni bir din çıkartmak istiyorlar. Bediüzzaman hazretlerini böyle bir şeyden tenzih ederiz.O mübarek zat, bunca sıkıntıyı, işkenceyi, eza ve cefayı, hapsi gerçek İslâm için çekmiştir. Ilımlı İslâm, reforme edilmiş İslâm taraftarı olsaydı o sıkıntıları çekmezdi.
Resûl-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya Efendimiz hazretleri “Belânın en şiddetlisi Peygamberlere gelir. Sonra derece derece...” buyurmuşlardır. Bediüzzaman’ın çok büyük bir Müslüman olduğunu anlamak için, bu hadîsin ışığında din, iman, Kur’ân için çektiği eza ve cefalara bakmak yeterlidir.
Bazıları beni bu konulardaki yazılarım dolayısıyla şiddetli ve insafsız şekilde tenkit ediyor. Kim ne derse desin bendeniz de bir Nurcuyum. Lâkin bu satırları bir Nurcu olarak kaleme almadım, bir Müslüman olarak aldım.
Düşünün... Büyük bir zat, uzun ömrünü binbir çile ve zulüm altında imanî, Kur’ânî, şer’î, nebevî hakikatların neşri ve müdafaası için harcıyor ve sonra haksız hücumlara uğruyor veya yanlış fikir ve görüşler için kullanılmak isteniyor... Benim Müslüman bir yazar olarak onu savunmam, gerekli bi vazife olmaz mı? Çok rica ediyorum: Birileri ve bazıları bu büyük zatı kendi şazz fikirlerine, görüşlerine, beşerî emelllerine âlet etmesinler.
Resulullah Efendimiz, Necran Hıristiyanlarını iyi karşılamış, hattâ Mescid-i Saadet’te kendilerine göre ibadet etmelerine izin vermişti. Buradan yola çıkarak Teslis’in hak olduğunu iddia etmek mümkün müdür?
Not: Uyduruk ve düzmece risâlenin içyüzü hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler www.cevaplar.org (http://www.cevaplar.org) sitesindeki “Ismarlama bir Bediüzzaman Reddiyesi” (Yz. Salih Okur) başlıklı makaleyi mütalaa edebilirler


ALINTIDIR...

yilmaz_murat
14.05.2007, 23:14
allah razı olsun

Satuk Buğra
15.05.2007, 16:23
Ömrünü Süfyani rejimle mücadele için Süfyani rejimin hapishanelerinde geçiren bir kahramanı Süfyani rejimin bekası için çalışanlar temsil edemezler.

usame49
16.05.2007, 14:16
Walla doğru söze ne denir Satuk kardeşim...

muvahhidun
17.05.2007, 19:12
Allah c.c. razı olsun usame49 kardeş. Paylaşımlarının devamını bekliyoruz .

ArZu
17.05.2007, 20:34
Tahmin ederim şimdi, küre-i arzda Risâle-i Nur Şâkirdlerinden -kalben ve ruhen ve fikren- daha az sıkıntı çeken yoktur. Çünki; kalb ve ruh ve akılları îman-ı tahkikî nurlariyle sıkıntı çekmezler; maddî zahmetler ise, Risâle-i Nur dersiyle hem geçici, hem sevablı, hem ehemmiyetsiz, hem hizmet-i îmaniyenin başka bir mecrada inkişafına vesile olmasını bilerek şükür ve sabırla karşılıyorlar. İman-ı tahkikî dünyada dahi medar-ı saadettir diye halleriyle isbat ediyorlar. Evet, «Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler» deyip metinane bu fânî zahmetleri bâki rahmetlere tebdile çalışıyorlar.

Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın ve onları da cennet-ül-firdevsde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin, âmin!

Said Nursî

ArZu
02.06.2007, 00:54
:dik: konu dışı mesajlar silinmiştir...

akesga
08.06.2007, 00:24
Arzu Hanım konu nedir? Konu hakkında bizi lütfen bilgilendirir misiniz?

akesga
08.06.2007, 03:32
Değerli estetik yaşam uzmanı eleştirilmez-ül mütekebbir M. Şevket Eygi hazretlerinin alıntı yapılan yazısının KONU'su bölüm bölüm incelenecek olursa;

1. bölümde Mustafa Sabri Efendi adına Bediüzzamanı karalamak için kasden yazılmış bir broşürün varlığından bahsederek bu vesile ile Bediüzzamana tabiri caizse çamur atıldığı konusunda okuyucu bilgilendiriliyor ve yazar Bediüzzaman ve M.Sabri Efendiyi aynı şekilde sevdiğini ve ikisinin arasında sadece metod ve yöntem farklılığı bulunduğunu yazısına giriş paragrafı yaparak biz aciz kulların hayatına yeni bir yön verecek yazısının giriş paragrafını böylece oluşturmuş oluyor.

Fakat Kıymetli Estetik uzmanımız okuyucusundan; Şeyhül-İslam M. Sabri Efendi'nin İngiliz Muhipler Cemiyetinin kadim bir üyesi olduğunu, Abdülhamid'in tahttan indirilmesine çocuklar gibi sevindiğini, Sevr anlaşmasını imza eden heyette yer aldığını, Kuvva-i Milliye hareketine karşı fetvalar yayınladığını, Damat Ferit'in en büyük destekçilerinden birisi olduğu bilgisini nedense esirgiyor. Bu yüce insan Mehmet Şevki hazretleri bir İngiliz Muhibini nasıl olupta bir Milli Mücadele kahramanı olan Said Nursi ile aynı konumda değerlendirir diye soramıyoruz çünkü kendisi böyle bir olası soruya cevap vererek bu soruyu sorana ''siz nasıl Nazım'ı seviyorsanız bizde Sabri Efendi'yi öyle seviyoruz''diye cevap veriyor. Şimdi Nazım'ı sevmeyen biri olarak sayın Mehmet Şevket Eygi Hazretlerine neden Bediüzzamanla Sabri Efendi'yi aynı kefeye koyuyorsun diye sorarsak alacağımız cevaba bakın.
KONU ile ilgili olarak bir bilgi daha verelim.Sabri efendinin Bediüzzamana Risale-i Nurda yer alması için bir yazı gönderdiği ve Sadi Nursi'nin yazıda İhtilaflı konuların bulunduğunu söyleyerek bunu reddettiğini de belirtelim..
Dolayısı ile adı ''Milli'' olan bir gazetede gayri milli bir insanı Bediüzzamanla aynı kefeye koyan bir insanın kendini nurcu olarak tanıtmasını şahsen Sadi Nursi'ye karşı yapılmış bir terbiyesizlik olarak gördüğümüde belirtmek isterim.

2. Bölümde ise Bediüzzan'a karşı yapılan 2 çeşit haksızlıktan bahsediliyor.
(1)Agresif, militan ve harbî dinsizlerden.
(2) Bediüzzaman’ı hakkıyla anlayamayan veya gerçek Bediüzzaman yerine kendi istedikleri ve anladıkları hayalî bir Bediüzzaman koymak isteyenler.
diyede sıralıyor.
Birinci maddede bahsettiği şahıslarla ilgili çok fazla örnek maalesef verilmiyor olsa da anlıyoruz ki bazıları Eski Said'e özeniyorlarmış fakat bu konuda da bunun nasıl olduğuna dair örnekler verilmemiş mesela Eski Saidle ''harbi dinsizler' in ne alakası var olayını anlatmamış ve maalesef birinci madde güdük bırakılmış.Vardır bir hikmeti! diyoruz. İkinci maddede ise Bediüzzamanı kullanan birileri ve bazılarının teslis inancını yaymaya çalıştıklarından bahsedilmiş, sayın yazar Bediüzzamanın yazılarının tevil edilmesi gerektiğini beyan etmiş olsa da hangi hususların tevil edilmesi gerektiği konusunda bir görüş beyan etmemiş ama bu gibi yazıların bastırılmaması gereken bölümlerden olması gerektiğini biz aciz okuyucularına bildiriyor.

El Hak, doğrudur. Bediüzzamanın nasıl kullanılmaya çalışıldığı apayrı bir konudur ama sayın hazretin yazısını okuyunca Birinci maddede kibri ile şeytanlaşmış zevattanda bahsetmeli idi diye düşünüyorum.
Şimdi Şevket Eygi bu kadar büyük bir suçlama ile ortaya çıkmışken bırakın Müslümanlığı sadece 'Delikanlılığa' binaen bu kişilerin kim olduğunu yazısına yazmalıydı. Teslisi savunuyor demek büyük bir suçlamadır. Tabii sevgili estetik uzmanımızı devamlı takip edenler bu lafların kime gittiğini çok iyi biliyor. Kartel medyasında bile eşine nadir rastlanır çamur at izi kalsın mantığı ile yapılmış bu rezilliği şahsım adına kınıyorum. Bırakın lafın nereye gittiğini, kime giderse gitsin isterse lafın gittiği yer bunları da hak etsin... Böyle bir yazıyı yazan şahıs eğer Müslümansa delilini getirir, yazısına koyar şu yazı ile bu söz ile bakın Teslisi hak göstermek isteyenler var der lafının arkasında da durur. Lafı Birilerine ve bazılarına sokayım karşılarına geçip eyleneyim düşüncesi bir Müslüman'a yakışmaz.
Teslisi İslam'a sokmak istiyorlar diye çamur atmak kolay ama Teslise inananlara bu Vatanı peşkeş çekmek için her türlü dolap çeviren bir insanı Said Nursi ile aynı kefeye koymak anca M.Şevket Eygi ye yakışan bir harekettir.

muvahhidun
11.06.2007, 13:48
Dolayısı ile adı ''Milli'' olan bir gazetede gayri milli bir insanı Bediüzzamanla aynı kefeye koyan bir insanın kendini nurcu olarak tanıtmasını şahsen Sadi Nursi'ye karşı yapılmış bir terbiyesizlik olarak gördüğümüde belirtmek isterim.


M.Ş. Evgi' nin Nurcu olduğunu da nerden çıkardınız. Siz daha yazıya cevap verdiğiniz yazarın meşrebini bilmeden konuşuyorsunuz.

Herneyse .. Size bir alıntı yapayın.Şimdi okuyordum . Ha peşin olarak söyleyeyim ben kimseye bir şey demiyorum . Üstad Bediüzzaman Hz leri diyor ha .....

O münâfıklar veya o münâfıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar, dost sûretine girerek, bâzan da talebe şekline girerek, derler ve dedirtirler ki: "Bu da İslâmiyete hizmettir, bu da onlarla mücâdeledir. Şu mâlûmâtı elde edersen, Risâle-i Nur'a daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir" gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur Talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihâyet Risâle-i Nur'a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyâhut da, maaş, servet, mevkî, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.

hancı
14.06.2007, 22:53
O münâfıklar veya o münâfıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar, dost sûretine girerek, bâzan da talebe şekline girerek, derler ve dedirtirler ki: "Bu da İslâmiyete hizmettir, bu da onlarla mücâdeledir. Şu mâlûmâtı elde edersen, Risâle-i Nur'a daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir" gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur Talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihâyet Risâle-i Nur'a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyâhut da, maaş, servet, mevkî, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.

Bu bilginin kaynağını alabilir miyim?

manifesto
14.06.2007, 23:56
Bediüzzamanı anlamak onun hayat mücadelesini okumak la kafi gelmeyebilir
O esaret meydanlarından memleket hapishanelerine sürülürken aklında kalbinde ve mücadelesinde tek bir derdi vardı

"Milletimin imanının selametini görürsem cehennem ateşlerinde yanmaya hazırım" diyebilen bir Ebubekir olabilmiştir..

Şimdi sadece kendi insanının değil bütün insanlığın imanı için çalışan insanları en az Bediüzzaman kadar alkışlarım..yürüyün derim..
İman-Amel-Aksiyom.. durağan islamdan çıkıp devinim kazanmış aksiym sahibi bir islam ve müslüman..işte hayatın kavgası

usame49
15.06.2007, 00:52
Bu bilginin kaynağını alabilir miyim?

http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4681

Tarihçe-i Hayat | Sekizinci Kısım : Isparta Hayatı | 599

Hudalfa
16.06.2007, 13:43
risalelerin türkçeye çevrilme hususu girişimlerine her zaman karşı çıkan said nursi nin yanında eğitim görmüş onunla bizzat ilgilenmiş talabeleri bu konuda çok hassastırlar.

ancak benim anlayamadığım risalelelere herkesin sahip çıkması. bu durum güzel olmakla birlikte hedefin gizem ve havasını bozmakatadır. görüyoıruzki önceleri tekfir edilen bu insan ve eserleri önce sahip çıkalım, kendimizi asıl talebelerin seviyesine getirelim sonra bu kitap ve mesajlarını ellerinden alalım havası yatmaktadır.
sonuç olarak; tipik harici, arap bedevi geleneğin modern dünyadaki cisimleşmiş hali sayılabilecek bu hareket bir cok açıdan tarihi özellikleri icerisinde barındırır. güneydoğudaki hizbullah bu girişimi başlattı. sonra kürt milliyetcilerinin dindar kesimi olan pkk sempazitanları bu kişiye sahip çıkma gereksinimini duydu ve akabinde harici beyinliler bunun kendileri için önemli olduğunu anlamaya başladılar.
marksist kürt ulusulcuları said nursi yi kendileri gibi göstermek için adate kan ter içinde çırpınıyorlar.

muvahhidun
19.06.2007, 11:05
risalelerin türkçeye çevrilme hususu girişimlerine her zaman karşı çıkan said nursi nin yanında eğitim görmüş onunla bizzat ilgilenmiş talabeleri bu konuda çok hassastırlar.

ancak benim anlayamadığım risalelelere herkesin sahip çıkması. bu durum güzel olmakla birlikte hedefin gizem ve havasını bozmakatadır. görüyoıruzki önceleri tekfir edilen bu insan ve eserleri önce sahip çıkalım, kendimizi asıl talebelerin seviyesine getirelim sonra bu kitap ve mesajlarını ellerinden alalım havası yatmaktadır.
sonuç olarak; tipik harici, arap bedevi geleneğin modern dünyadaki cisimleşmiş hali sayılabilecek bu hareket bir cok açıdan tarihi özellikleri icerisinde barındırır. güneydoğudaki hizbullah bu girişimi başlattı. sonra kürt milliyetcilerinin dindar kesimi olan pkk sempazitanları bu kişiye sahip çıkma gereksinimini duydu ve akabinde harici beyinliler bunun kendileri için önemli olduğunu anlamaya başladılar.
marksist kürt ulusulcuları said nursi yi kendileri gibi göstermek için adate kan ter içinde çırpınıyorlar.

Üstad Bediüzzzaman hz leri kavmiyetçilik yani ırkçılıktan beridir. Çünkü menfi milliyetçilik şer'an caiz olmadığı gibi Üstad hz lerinin de şeriate muhalif olması beklenemez . Hem demişsinizki ; Pkk ve marksist(dinsizlik-kominizm) ideoleji taraftarlarının nurlara sahip çıkmaya çalışıyor, aksine Nur'lar marksizmi kökünden baltalıyor zir'ü zebel ediyor. Hem PKK gibi kökü dinsizlik . PKK nın ne dinle nede diyanetle zerre miktarı alakası yoktur. Yukarıda verilmek istenen mesaj aslında daha farklı. Daha doğrusu sizin vermiş olduğunuz örnekler hedef saptırmaktan başka bir şey değildir.

O münâfıklar veya o münâfıkların adamları veya adamlarına aldanmış olanlar, dost sûretine girerek, bâzan da talebe şekline girerek, derler ve dedirtirler ki: "Bu da İslâmiyete hizmettir, bu da onlarla mücâdeledir. Şu mâlûmâtı elde edersen, Risâle-i Nur'a daha iyi hizmet edersin. Bu da büyük eserdir" gibi birtakım kandırışlarla, sırf o Nur Talebesinin Nurlarla olan meşguliyet ve hizmetini yavaş yavaş azaltmakla ve başka şeylere nazarını çevirip, nihâyet Risâle-i Nur'a çalışmaya vakit bırakmamak gibi tuzaklara düşürmeye çalışıyorlar. Veyâhut da, maaş, servet, mevkî, şöhret gibi şeylerle aldatmaya veya korkutmakla hizmetten vazgeçirmeye gayret ediyorlar.

Burayı daha dikkatli okuyup tekrar tekrar düşünmeni tavsiye ederim .

Belki şu anda Nurları neşreden kurumlara bakıp ondan maddi gelir kazananlara bakmak lazım.Hatta bir gazeteyi bir dergiyi buda hizmettir diye dayatanlara bakmak lazım .Belki din namına buda hizmet denip şeriatle alakası olmayan şeylere nazar etmek lazım. Bu Hadis Kitabı sizin nazarınızı dağıtır deyip bunları dershanelere sokmayanlara bakmak lazım. Hatta kendine nurcu denilipte haramı işleyenlere bakmak lazım.24 Lem'ada tesettürün çarşaf olduğunu demesine rağmen bu pardüsüde tesettürdür diyenlerede nazar etmek lazım . Hatta şu forumda bile resimlerle Bediüzzaman başlığını açıpta onlara alkış tutanlara bakmak lazım . Hem üstad hzlerinin vasiyeti vardır kabrinin dahi bilinmesini istememiştir. Hem dua etmiştir yüce mevlada onun duasını kabul etmiştir.

mütefekkir
19.06.2007, 15:59
Allah razı olsun usame kardeş..

LosserMan
20.06.2007, 14:30
SAİD NURSİYİ sevmek islamı sevmektir...

ORHANCAN
29.06.2007, 21:06
tüm kardeşlerimden Rabbim (CC) razı olsun..