PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşik Genç


Gülzar-ı İrfan
11.05.2007, 08:38
Vaktiyle bir çoban methini duya duya, hiç görmediği padişahın kızına âşık olur. Ne yapsa, ne etse de mâşukuna kavuşsa?!.. Bu dert, içten içe kendini yakar bitirir. Bir kendisine, bir de gönlündeki kızın mevkiine bakar, çaresizlik içinde gündüzleri bile geceye döner. Bir gün dostlarından biri, derdine merhem olacak birisini tanıdığını söyler. Çoban, dostunun önünde diz çöker, elini ayağını öpmeye çalışır ve:
“-Ey azîzim! Ne olur, derdime bir dermân!..” diye yalvarır.
Arkadaşı ona, uzaklarda yaşayan bir Allah dostunun ismini verir. Çoban, bütün her şeyini terk eder ve yollara düşer. Arayıp sorar ve sözü edilen zâtı bulur. Ona başından geçenleri anlatır ve kendisinin bu büyük acısını dindirip dindiremeyeceğini sorar. O zât:
“-Kolay oğlum!..” der. “Yalnız benim dediklerimi harfiyyen yapacaksın. Şimdi seni bir mağaraya götüreceğim. Orada anlatacağım şekilde 40 gün boyunca durmadan gündüz «Allah!» diyeceksin. Başka hiç kimseyle görüşmeyecek, benim getirdiklerim dışında hiçbir şey yeyip içmeyeceksin!.. Tamam mı?”
Genç çoban, bu yapacaklarının, padişahın kızıyla alâkasını anlayamamakla birlikte onun dediklerini büyük bir teslimiyetle kabul eder. Allah dostu, çobanı insanlardan uzakta bir mağaraya yerleştirir. Ona zikir tâlim eder. Çoban, padişahın kızına kavuşabilmek umuduyla büyük bir heyecan içinde “Allah” der. Aradan günler geçer.
Ülkenin padişahı çok ağır bir hastalığa yakalanır. Ülkenin bütün hekimlerine haber gönderilir. Herkes maharetini sergilemek için elinden geleni yaptığı hâlde bir sonuca ulaşamazlar. Bunun üzerine padişah, ülkesindeki mânevî doktorları aratmaya başlar. Pek çok kimsenin ismi saraya bildirildiği hâlde “mağarada tek başına yaşayan derviş”in kerâmetleri padişahın ilgisini daha çok çeker. Bu derviş, o kadar dünyadan el çekmiştir ki, kimseden hiçbir şey kabul etmemekte ve hiçbir insanla konuşmamaktadır. Padişah, âilesini ve kızını yanına alarak bu münzevî dervişi gizlice ziyarete gitmeye karar verir.
O gün, çobanın zikre başladığının 39. günüdür. Saraydan yola çıkan kâfile, şehrin dışına çıkar. Bineklerinden inerek dağa tırmanırlar ve mağaranın önüne gelirler. Padişah, mağaradaki çobana seslenir:
“-Derviş efendi, ben bu ülkenin padişahıyım. Bir hâcetimiz var. Bizimle görüşmeyi kabul eder misin?”
İçeriden hiçbir ses gelmez. Çoban içten içe:
“-Evet, bak, padişah mağaranın önüne kadar geldi. Hadi biraz da gayret!..” deyip “Allah, Allah!..” zikrini tekrar etmektedir. Padişah, bu dervişi biraz daha merak eder ve kızını da yanına alarak, mağaraya girer. İçeride köşesine çekilmiş, ibâdetle meşgul olan zayıf-nahif bir genç görür. Tam derdini anlatacakken, çoban bir sayha koparır ve:
“-Ey Allah’ım, sen ne büyüksün!.. Zikrin ne yüce!.. Başka bir niyetle adını zikredenin ayağına padişahla kızını bile getirirsin. Artık tek maksudum sensin!.. Af et beni Rabbim!..” der.
Sonra daha büyük bir vecd içinde, “Allah” zikrine devam eder.:cray: :cray:

deget
11.05.2007, 23:32
Kardeşim bızde boyle mecazı aşktan sonra ılahı aşkı bulanlardan olalım inş.

Gülzar-ı İrfan
11.05.2007, 23:39
MEVLAM SANA ERSEM DİYE AŞKA DÜŞEN BİÇAREYİM
CEMALİNİ GÖRSEM DİYE AŞKA DÜŞEN PERVANEYİM........

MaKBeR
12.05.2007, 11:07
diğer sevgilerde takılıp kalmamak için ne yapmak gerekiyor acaba sonuçta gönül seviyor ve bağlanıyor onu nasıl ilerletmek gerekirr???

Gülzar-ı İrfan
12.05.2007, 11:16
diğer sevgilerde takılıp kalmamak için ne yapmak gerekiyor acaba sonuçta gönül seviyor ve bağlanıyor onu nasıl ilerletmek gerekirr??? Çok çok dua etmek lazım galiba:cray:

Bak hikayedeki genç zikirle gerçek sevgiyi bulmuş....:cray:


ALLAHA EMANET OLUN

hafsa
12.05.2007, 11:25
Leyla derken Mevlayi bulmak ve mecazi asktan hakiki aska yukselmek firsati nasip eylesin Rabbim.

selam
12.05.2007, 20:16
[quote=Gülzar-ı İrfan;278444] Çok çok dua etmek lazım galiba:cray:

Sevgili kardeşim , Buyurduğun gibi çok dua etmek gerek.
Ancak daha sonra dilimizle yaptığımız duayı fiille yapmak
gerekir diye düşünüyorum.Camide hoca efendi dua ettirirken
Ya Rabbi fakir fukarayı gözet diyor.Oda bulunan çok zengin
bir adam var herkesten daha çok amin diyor.Elini cebine
atıp bir fakire beş lira verse , gör duanın zevkini.Ama
malesef dilimizdeki duayı fiilimize geçiremiyoruz.
Zikir konusuda yine sizinde bildiğiniz gibi, once lafzi
zikir , sonra kalbi zikir.Cümle azalarla yapılan zikir.
İşte zikir bu denilicek zikir.Hani Mevlana efendi
Kim olursan ol yine gel.
Yalnız geldiğin gibi kalma
biraz tekamül et. demişya. Yoksa Kelimeyi Tevhitte kalırız.
Kelimeyi şahadet ne olacak.
İnşaallah hem kelimeyi tevhidi hemde kelimeyi şahadeti
yaşayanlardan oluruz.

deget
12.05.2007, 20:34
[İnşaallah hem kelimeyi tevhidi hemde kelimeyi şahadeti
yaşayanlardan oluruz. Selam abı

[/quote]

İnsallah. Ne guzel soylemışşınız bızlerede dua edın.

Arifane
12.05.2007, 21:29
gülzarı irfan gönlüne sağlık yazın için.
bir gün müridandan biri şeyhine gider
efendi baba öküzümü kaybettim (afedersiniz)
çok mu severdin evlat! evet efendim oğlum 40 gün zikret
öküzünü 40 ıncı gün kapına gelir peki efendim der başlar zikre
bir bakar zikir esnasında müridin kapısına gelir kapıyı açar öküz gelmiş,
sevinir öper kucaklar ve doğru şeyhine, gider efendim geldi geldi
efendi der, çok aşıkmışsın oğlum aferin,
''sen bu aşkla allahı cc.zikretseydin o bile kapına gelirdi hu.)

yitik sevda
12.05.2007, 21:34
ben bu hikayeyi daha öncede çok muhterem bir abladan dinlemiştim.. buradaki çoban ALİ er-RAMİTENİ Hazretleri ve çobansda değil zannedersem pek eğlenceye neraklı bir çalgıcı imiş ermeden evvel.. Ama bunların ne önemi var değilmi.. Asıl ders burda Hak ile buluşmak.. Ve diyorumki; BİZ NE KADAR RABBİMİZİ ZİKR EDER İSEK RABBİMDE BİZİ O KADAR ZİKR EDER.. HATTA DAHA FAZLA...

dayi
12.05.2007, 21:42
BİZ NE KADAR RABBİMİZİ ZİKR EDER İSEK RABBİMDE BİZİ O KADAR ZİKR EDER.. HATTA DAHA FAZLA...


Biz Ziredenlerden olalım..bir an gelir Zikredilenlerden oluruz:flowers:

HU..

PortakaL
12.05.2007, 22:04
Cobanin saf niyeti dogru yolu bulmasina vesile oldu belkide..
Allah'im sende bizi her isinde temiz niyetli olanlardan eyle insallah.