PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Müridin Edebi


gülistan
12.05.2007, 21:17
MÜRİDİN EDEBİ
Mürid Şeyh edebini bilmeli, onun huzurunda edepsizlikte bulunmamalı. Şeyhinden korkmalı zahirde de batında da, şeyhi için aynı şeyleri düşünmelidir. Bunlar onun nasib almasına sebep olurlar. Şeyhler için zahir ve batın aynıdır.

Müride gerekli olan edeb kaidelerinden birisi de, şeyhin huzurunda bulunan kıdemli dervişlere de şeyhine gösterdiği hürmeti göstermelidir. (Bu husus itikatı tam ve şeyhine teslim tevekkülü tam maneviyatta takvaya önem verip takvadan ayrılmayan aldığı virdine ara vermeden devam eden ve Zikrullaha doymayan derviş için geçerlidir)

Dervişin tasavvuf (tarikat)da manen yol alabilmesi için ilk şart, şeyh edindiği Mürşid-i Kamil’e tam olarak bağlanması gerekmektedir. Mürid kendi kendine şöyle demelidir: “Beni Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne bu şeyhten başka kimse ulaştıramaz. Bundan başka bütün kainat halkı şeyh olsalar, yine de beni Allah (CC) Hz.leri’ne ulaştıracak olan odur.” İşte iradet böyle olursa şeytan o müride yaklaşamaz. Çünkü şeytan , şeyhin kılığına bürünemez. Böylesine sağlam ve temiz bir itikatla şeyhe (Mürşid-i Kamil) bağlananlar, şeytanın tasarrufuna düşmekten kurtulurlar.

Gerçek itikatlı, dinine, maneviyatına ve şeyhine tam manasıyla bağlı olan mürid batıda, şeyh de doğuda olsa, şeyh yetişir onu şeytanın tasallutuna düşmekten kurtarır.

Onun ruhu her yerde müridi ile birlikte olur. Mürid ne zaman gönlünü şeyhine yöneltse, onunla birlikte olur ve şeyhinin feyzinden faydalanır. Şeyhine bu şekilde inanıp bağlanmayan kişinin bütün işleri şeytanidir. Çünkü tam bir bağlantısı yoktur.

Mürid şeyhinin elini öpüp tarikat telkin aldığı zaman, öptüğü bu eli Resulullah (SAV) Efendimiz’in elini öpüyormuş gibi öpmelidir. Çünkü gerçekte şeyhin eli Resul-i Ekrem (SAV) Efendimizin eli gibidir. Müridin kendisini şeyhine teslim etmesi, Allah (CC) Hz.leri’ne ve Resulüne (SAV) teslim etmesi demektir. Çünkü şeyh de kendisini Allah (CC) Hz.leri’ne ve Resulüne (SAV) teslim etmiştir. Velhasıl mürid şeyhine cenazenin kendini yıkayana teslim ettiği gibi mürid de kendini manevi hastalıklardan koruyup kurtaracak olan şeyhine bu şekilde teslim olması lazımdır. Bundan sonra müride lazım olan bu ahde ve sözleşmeye kuvvetle sarılmak ve sabit kadem olmaktır.

Bu ahdi bozmamaya son derece dikkat ve ihtimam göstermelidir. Zira en küçük gevşeklik ve vurdumduymazlık ahdin bozulmasına sebep olur. Buna bütün Ehlullah: “İtikatten düştü, takvadan düştü ve parçası bulunmadı” buyurmuşlardır.

Sen de ey kardeşim! Kamil şeyhe kendini teslim ettikten sonra, Şeyh seni nasıl terbiye ederse etsin, sen şeyhine kendini Hz. İsmail’in (AS) babası Hz. İbrahim Halilullah’a (AS) teslim olduğu gibi teslim et. Şayet teslimiyet ve sabrın az olur da şeyhine karşı gelirsen, şeyhinden nasibini alamazsın.

İrade, edeb, müridlik merdivendir. Ne zaman ki edebsizlik edilir, irade ile birlikte mürid merdivenden aşağı düşer.

Aziz kardeşim! Sen şeyhinin karşısında edeble oturup ona bakmalısın, az söylemelisin. Şeyhine pek çok hürmet edip ellerini öpmelisin. “Ben şeyhten daha yaşlıyım, ellerini nasıl öperim?” dememelisin. Şeyhin huzurunda edebsizlik ve küstahlık yapıp onun gönlünü katiyyen kırmamalısın

Şeyhlerden biri Mekke-i Mükerreme’ye gidecek oldu. Arkadaşlarından birine haber göndererek dedi ki: “Müridlerinden birini bize versin de o mürid bizimle beraber hizmet ederek Mekke-i Mükerreme’ye gelsin.” Şeyh olan arkadaşı bir dervişini beraber Mekke’ye gitmesini tenbih ederek şeyhe gönderdi. Yolda giderlerken dervişe şeyh adını sordu. Derviş de: “Bana filan oğlu filan derler.” dedi. Mekke-i Mükerreme’ye varıp gelinceye kadar bundan maada bir söz söylemedi. Mekke’den geri dönünce, derviş şeyhine iade edildi. Birkaç gün sonra şeyh efendi, dervişini verdiği arkadaşı olan öteki şeyhe: “Acaba bizim dervişten memnunlar mı?” diye sordurdu. Hacdan gelen zat, dervişin şeyhine haber göndererek dedi ki: “Gönderdiğin derviş iyi bir derviş, lakin çok konuşur.” O zaman: “Ne konuştu? diye soruldu. “Ben ona adını sordum, o bana hem adını ve hem de babasının adını söyledi. O dervişin gevezeliğini gidersinler.” buyurdu. İşte bu kadar söz dahi edebe muhalif düşüyor. Bu edebden bu vesile ile müridler şeyhlerinin huzurunda ayrılmayıp çok konuşmamalıdırlar. Sorulduğunda ancak sorulana cevap vermelidirler.[1]
WWW.gavsulazam.com
selametle

deget
12.05.2007, 23:49
gulıstan kardeşim guzel yazmışsın ellerıne gonlune saglık bır yere ıntısaplısında herhal. Şeyhlerınız bızımde şeyhımızdır, ama o mubareklerle oturup kalkma bır tek erkeklere nasıp oluyor.. Biz bayanların boyle bı ımkanı olmuyor. Bızler erkekler kadar feyzlerınden faydalanamıyoruz.

selam
13.05.2007, 00:16
Sevgili kardeşim ; Arayan bulur derlerya.
Bu gerçekten böyledir.Onun için bizler
herşeyi yerli yerinde görürüz.Sen aşk ile
istersinde olmazmı sanırsın.Yalnız hemen
herşeye kapılma.Aradığın yeri bulursun.
Selam abinin samimiyetine inan.

Daha o zamanlar yeniyim.Çalıştığım
iş yerinde bir çok cemaat var.Tam
namaz kılmak için mescide gittim.
Bir cemaat oluşmuş.Biri cübbeyi giymiş
namaz başlamış.Dedimya yeniyim.
Cemate dahil olsam ,onlar yarı namazı
bitirmiş. Dedimki kendi kendime,bunlar
namazı bitirsin,ben sonra gireyim
namaz kılmağa.Ordan birisi geldi.
Niye cemate uymadın dedi.Yahu
namaz yarı olmuş ,ben devam etmesini
bilmiyorum.Onun için ,onlar çıksın
ben sonra kılarım.Ama adam dediki.
İyi güzel ama sen %27 sevabı kaçırdın.
Cemaatle kılınan namazda %27 daha
fazla sevap var.Dedimya yeniyim.O kadar
üzüldümki % 27 sevabı kaçırdım diye.
Neyse o cemaat namazı bitirdi çıktı.
Ben girdim içeriye, Hop 10 kişilik
bir cemaat daha geldi,Biri cüppeyi
giydi imam oldu ,bizde imamla beraber
namazı eda ettik. İşte böyle kardeşim
sende çok istersen Allah cc. birisini
buldurur sana.Yeterki niyetin sağlam
olsun.

deget
13.05.2007, 00:30
Selamun aleykum. Dosdogru gıdenlerden olalım ınş. Yuregıne saglık.