Orijinalini görmek için tıklayınız : Allah Aşki
Gülzar-ı İrfan
17.05.2007, 16:53
ALLAH aşkıyla yanıp,kavrulmuş bir dervişe bir gün''bize ALLAH sevgisini anlat''derler.. O''siz anlamazsınız''der.
Anlatmaya yanaşmak istemez.Israr ederler...Mecbur kaldığını hisseder:
_''Siz anlamazsınız ama bu kul anlar''deyip pencerenin pervazındaki küçük kuşu gösterir...
Ve sonra dilinin bütün yetkinliğini,gönlünün bütün ateşini dışa vurur..Anlatır..Anlatır...Anlatır...
Serçecik olduğu yerde durur...Hiç kıpırdamadan dinler.. Dinler..Dinler..
En sonunda cansız bedeni pervazdan düşünceye kadar....
Aşık ordakilere döner ve:
_''İşte''der,''ALLAH aşkı böyledir''.....:cray: :cray: :cray:
ALLAHA EMANET OLUN
musa efendinin bir sohbetinden sonrada bir kedi aynı bir insan gibi cezbe haline giriyor.
"ne aşklı kediymiş" buyuruyorlar.
hayal-et
17.05.2007, 18:16
can dileyen dağda dahi cane düşer mi
canan dileyen endişeyi cana düşer mi
girdik bir rehi sevdaya cününüz
bize namus lazım değil
ey dil ki bu iş şan'a düşer mi
demiş seyyit nigari
hatırladığım kadarıyla böyleydi sanırım.
anlatmak dedinizde
bu aşkı mevlana hazretleri gibi dev bir kalem,devasa bir gönül dahi anlatamam demişse
bizim ne haddimize.
Derviş, meclise girer.. Şeyh Efendi ile başbaşadır.. Bir müddet sonra, içeri hizmet için giren diğeri şaşırır.. Mecliste Şeyh Efendi yalnız başına oturmaktadır.. Sonra giren, bir müddet boyun eğip sukut eder ama sonunda dayanamaz:
"Efendim, filan dervişiniz benden önce Meclisinize yüzler sürmüş idi.. Kendisi nerdedir?"
Efendi Hazretleri, hemen önündeki yeri işaret eder.. Oradaki yaygının üstünde su ile ıslanmışlık vardır! Beriki,
"Ama Efendim orada sudan başka bir şey yok!"
"Evet evladım, kelamımız onu eritip aslına dönderdi!"
***
Asılmaya götürülen Hallac Mansur, ezan okuyana "yalan söylüyorsun, sus" deyince etraftakiler dalgalanıp galeyana geldi.. Tam atılacaklarken görevliler engellediler.. O sıra oradan biri alay yollu:
"Ezanın doğrusunu sen oku da dinleyelim" diye seslendi.. Mübarek, bir kayanın üzerine çıkıp Ezanı baştan sona okudu.. Kelimelerinde tek bir değişiklik dahi yoktu.. Ama ezan bitinceye kadar altındaki kaya eriyip sıvı olmuştu! Herkes şaşkınlık içindeyken Mansur Hazretleri bir daha söylendi:
"Ben de yalan söyledim! Eğer doğru söylemiş olsa idim, benim de erimem icap ederdi!"
sevgilinin izi var her yerimde
sevgilinin dilidir her parçam
çalgı gibi yaslanmışım kucağına
her çığlığım onun parmaklarından.....
mevlana
yazınızı okuyunca bu mısralar aklıma geldi...
belki katı halimizi eritmez ama paylaşayım istedim...
Sabr-el-Hayat
17.05.2007, 23:27
...su gibi eriyemiyorum ama yüregim parcalaniyor, burnumun diregi sizliyor...:cray::cray:
Allah razi olsun insallah...
selam ve dua ile insallah...
Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide; şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!"
Mevlânâ
teberrük
19.05.2007, 12:11
musa efendinin bir sohbetinden sonrada bir kedi aynı bir insan gibi cezbe haline giriyor.
"ne aşklı kediymiş" buyuruyorlar.
Merhaba. Yeni dahil olduk sitenize. Tasavvuf konularına çok merakım var. Bizlere yardımcı olursanız çok sevindirirsiniz. İlk olarak ablanın yazısı dikkatimizi çekti. Bir kedi nasıl aşık olur. Kedinin cezbe hali nasıl oluyor.Yanlış anlaşılmasın lütfen, gerçekten öğrenmek istediğimiz için soruyoruz. Yardımcı olursanız seviniriz. Şimdiden çok teşekkür ederiz.
değerli kardeşim bir hayvanın tabiiki bir insan gibi duyguları olamayabilir.fakat sevginin tesir etmediği bir varlık gösterebilirmisiniz bana.kaldı ki Musa efendinin , kediler,. için saati belirli öğünlerle onlara özel yemek pişirttiğini,pilastik kaplarla,sonderece özenli,takdim edildiğini,saati gelince,o hayvancağızların bahçeye dört bir taraftan doluştuğunu gören arkadaşlardan dinledim....
.kuşlar için ayrı yem tahsisi......
sevgiye karşılık vermeyecek canlı yoktur. hatta cansız...
evliya olmaya gerek yok kendinizde tecrübe edebilirsiniz. çocukken bir kaç ay köyde besleyip sevgi gösterdiğim kedimin ben eve dönünce yüzünden yaralar çıktığını biliyorum. evdeki çiçeğimden biliyorum. çok sevdiğim bir arkadaşımın ismini verdiğim fakat sonradan beni çok üzen bu kişiye sevgimin azalması nedeniyle yeterli sevgi gösteremediğim suyunu ,ilacını vermeme rağmen kuruyan çiçeğimden biliyorum.
musa efendinin mahlukata sevgisinin onlara tesir etmesi imkansız mıdır?kim olursa olsun,sevgi gösterdiği kedi,köpek,vs.bi süre sonra karşılık görür.sahipleri için köpeklerin ne fedakarlıklar yaptığını bilmeyen yoktur.
işte bir haber tv dede seyrettik
SOKAKLARIN `GÜZEL` İNSANLARI... 59 yaşındaki Neyzen, neyiyle aslanı KUZUYA çeviriyor
Ney Sanatçısı Ferit Yavuz, bakıcısının bile yaklaşmaya korktuğu aslanı ney dinleterek sakinleştiriyor. Neyden çıkan nameleri dinlemeyi çok seven `Sevgili` adlı aslanı, müzik yardımıyla adeta kuzuya çeviren Yavuz, onunla bazen güreşiyor, bazen de öpüşüyor. Müzisyenle aslanın dostluğu görenleri şaşkına çeviriyor.
İHA - İstanbul Eyüp`te oturan 59 yaşındaki Ferit Yavuz bir ney sanatçısı. O hem bir `ney aşığı` hem de sıkı bir hayvansever. İlerlemiş yaşına rağmen bir yandan yaz kış demeden spor yapan, bir yandan da müzikle uğraşan Yavuz`un en büyük tutkularından biri de hayvanlar, hatta özellikle bir aslan. Yavuz ömrünün kalan kısmını, Bayrampaşa Adapark`ta bulunan, 9 aylık `Sevgili` adlı aslana ve parkın diğer hayvan sakinlerine adamış. Yılın her günü, bıkmadan usanmadan Rami`deki evinden sabah erken saatlerde çıkan Yavuz, üzerine eşofmanlarını giyip, içinde hayvanlar için hazırladığı yiyeceklerin bulunduğu çantasını sırtına alıyor ve yaklaşık 10 kilometre yolu koşarak parka geliyor. Hayvansever müzisyen, parktaki hayvanları teker teker eliyle besledikten sonra, soluğu ziyaretçilerin gözdesi `Sevgili`nin` yanında alıyor. Parktaki resmi bakıcısı Osman Kayabaş`ı yakınına bile yaklaştırmayan, onu her gördüğünde hırlayıp üzerine saldıran bu ürkütücü hayvan, gönüllü bakıcısı Yavuz`un sesini yüzlerce metre öteden tanıyıp, adeta karşılamak için kafesinin önüne koşuyor. Yavuz içeri girdiğinde ise hemen üzerine atlayıp, onu öpüp yalayarak mutluluğunu gösteriyor. Yavuz`un aslanı sakinleştirmesiyle rahat bir nefes alan Kayabaş ise aradaki farka anlam veremiyor. Aslanla müzisyeni bu kadar sıkı dost haline getiren sebep ise `ney`. Usta bir neyzen olan, hatta `Neyden Nağmelerle Türkülerimiz` adlı bir de kaset çıkaran Yavuz, bakıcısı dahil hiç kimsenin korkudan yakınına dahi yaklaşmaya cesaret edemediği `Sevgili`yi` ona ney dinleterek adeta kuzuya çeviriyor. O neyini ustalıkla konuştururken, bu hırçın hayvan da hemen yanıbaşına çöküp çıkan büyülü nameleri ilgiyle dinliyor. Ney dinlerken de hırçınlığından eser kalmıyor. Ney sesiyle adeta kendinden geçen hayvan, önüne konulan yemeği afiyetle yedikten sonra, gönüllü bakıcısıyla oyun oynamaya başlıyor. Usta müzisyen, neyle sakinleştirdiği ormanların hırçın kralıyla, minderdeki iki güreşçi gibi güreşiyor, yetmiyor, öpüşüp koklaşıyor. Yanına kimseyi yaklaştırmayan, yabancılara öldürücü gözlerle bakan aslan yavrusu, Yavuz`a ise hiç zarar vermiyor. Yavuz`u tek rahatsız eden şey ise, `Sevgili`nin` neye olan düşkünlüğü. Çünkü bu garip aslan yavrusu, Yavuz ney üflerken yanına yaklaşıp elinden almaya çalışıyor. Ferit Yavuz, aslanla arasındaki dostluğu sevgiye bağlıyor. Her şeyin sevgiden geçtiğini belirten Yavuz, `Ben hayvanları çok seviyorum. Hiç üşenmeden, her gün aynı saatte evimden çıkar ve buraya gelirim. Onları elimle beslerim. Hayvanlar, sizin onlara karşı hislerinizi, sevip sevmediğinizi gözlerinizden anlar. Özellikle `Sevgili` benim sevgilim gibi. Benim sesimi çok uzaktan bile tanır ve kafesin önüne koşar. Ben içeri girdiğimde de sevincini gösterir. Daha 3 aylık küçücük bir yavruyken onunla tanıştım. Gönüllü olarak beslemeye başladım. Ellerimde büyüdü. Benden başka kimseyi yanına yaklaştırmaz. Ney dinlemeyi de çok seviyor. Onu ney dinleterek sakinleştiriyorum. Kaldığı yeri temizleyip yemeğini veriyorum. O da sevgisini yüzümü yalayarak gösteriyor` diye konuşuyor. Ferit Yavuz`un aslana, aslanın da neye olan sevgisi ziyaretçileri ve diğer görevlileri şaşkına çeviriyor. Olan biteni ilgiyle ve biraz da şaşkın bakışlarla izleyen vatandaşlar, Yavuz`un cesaretine hayran kaldıklarını, ancak kendilerinin aslanın yanına bile yaklaşmaya cesaret edemeyeceklerini söylüyor. Sadece `Sevgili` değil Yavuz`un yolunu gözleyen. Parktaki maymun, deve, kediler ve ördekler de bu iyiliksever neyzenin yollarını gözlüyor. O, bıkmadan, usanmadan ve yarım saat bile aksatmadan, her sabah parka gelerek hayvan dostlarını elleriyle besliyor. Evli ve 3 çocuk babası Yavuz, emekleri karşılığında hiç bir ücret almamış. Hatta ilk aylarda hayvanlara getirdiği yiyeceklerin parasını cebinden vermiş. Daha sonra park yetkilileri masraflarını karşılamaya başlamış. `Harcadığım parada gözüm yok` diyen hayvan dostu müzisyen, en büyük hedeflerinden birinin sokak hayvanları yararına bir konser düzenlemek olduğunu söylüyor ve hayvanseverlerden destek bekliyor.
“ mevlana''dan;
Ashab-ı Kehf’in köpeği, feyz-i ilahi sayesinde murdarlıktan kurtuldu. Ve padişahlar sofrasının başında oturdu.
O köpek, Ashab-ı Kehf’in sohbetini tercih ettiği için mağara kapısı önünde çanaksız çömleksiz rahmet-i ilahiyye suyunu arifler gibi içti.”
" Ashab-ı Kehf''in köpeği dahi aşk ehlini aradı,buldu,ruhani bir safaya erişti ve o has kullarda fani olarak cenneti kazandı."
Ey Dost;" O, ölümsüz olan,baki olan Allah aşkını seç ki,o canına can katan mana şarabını sana lutfetsin,sana hayat versin.
İnsanın sevgilisi Allah veya herhangi bir insan olursa o zaman sevgi, âşığı kuşatır. Bunların dışındaki hiçbir sevgi insanı tamamen kuşatmaz. Böyle diyoruz çünkü özüyle insan, kendi sûretinde olan biri hariç, hiçbir şeyin karşısında duramaz. İnsan bir kişiyi sevdiğinde artık kendisinde sevgilisininkine benzemeyen hiçbir yön yoktur. Kendini ayık tutacak hiçbir şey kalmaz. Onun dışı sevgilisinin dışıyla, içi sevgilisinin içiyle mest olur. Allah’ın kendisini ‘Zâhir ve Bâtın’ (57:3) diye adlandırdığını duymadınız mı? Böylece insan kâinata ait bir şekil, bir sûret severse ancak ona uygun bir benzerlikle karşılık görür. Zâtının geri kalanı meşguliyetiyle ayık kalır. İnsanın Allah’a duyduğu aşkla tamamen kuşatılmasına gelince, bunun nedeni de onun, Allah’ın sûreti üzere yaratılmasıdır. Bundan dolayı İlâhî Varlığın karşısında eksiksiz kişiliğiyle durur; çünkü tüm ilâhî isimler onda tecelli eder.
Sevgili Allah olunca, o bu aşkta diğer bir insana karşı duyduğu aşka göre çok daha fazla yok olur: Çünkü bir insanı severken sevgilisi onunla olmayınca, sevgisi yok olur. Oysa sevgilisi Allah ise her zaman O’nunla beraberdir. Sevgiliyi görmek, vücudu besleyen ve büyüten bir gıda gibidir. Sevgiliye temas ettikçe sevgisi de o kadar artar.
Âşıklara özgü bu durumdan dolayı onlar, O’nu seyretmeye doyamazlar. Yanan arzuları, şevkleri onlardan asla alınmaz. Onu müşahede ettikçe, O’na duyulan kavuşma arzusunda erimeye başlarlar. Bu da âşıklara Allah katından bir hediyedir.
Eğer âşığın sevgisinde herhangi bir akıl kırıntısı kalmışsa o akıl, aşığı Sevgilisinden alıkoyar, başkasını düşünmeye fırsat verir. Bu sevgi saf ve gerçek değil ancak nefsindendir. Bir sûfi şöyle demiştir: Akıl ile irade edilen sevgide hayır yoktur. (Fütuhat II 325.25)
Yeni teşrif eden kardeşimizin anlamak istediği
şu olsa gerekir. Hayvandaki aşk insani aşkmıdır.
Yoksa sahibine karşı gösterdiği iç güdüsel bir
duygumudur.Aşk dedinmi insanidir.Diğeri
ise hayvani dürtülerdir.Bu içsel dürtüler
İnsanlığını tam bilmeyen kişilerdede mevcuttur.
Ben insanım ,seviyorum der.İki gün sonra ,başka
bir şeyi sever.Ablanın söylediği söze bir şey
demiyorum ama , Mevlana bir şeyleri anlatmak
için hep hayvanlarla anlatmış.Bu anlattıkları
sureti hayvanlar olmayıp,temsilidir.Biz bu
hayvanlarla anlatılmak istenen karekterleri
bilmez isek sureti hayvan zannederizki.Büyük
bir yanlışa gireriz.Mesela bizim Yunus
Bir serçenin kanadın Kırk katıra yüklettim
Kırk çifti dahi çekemedi şöyle kaldı yazılı
Şimdi ne yapacağız.İşte tasavvufi bir çok
kavramlardan bir tanesi.
Yeni gelen kardeşime
sefa geldin derken önce bazı kavramları
öğrenmesi gerektiğini söylüyorum.
Aslında daha çok soracağın şeyler çıkacak
karşına kardeşim.Allah aşkını feyzini artırsın
İnşaallah.
Cennete girecek hayvanlardan bazıların isimlerini
yazalım . Tabi önce yukarda ablanın bahsettiği
Kıtmir,Salih Peygamberin devesi.Yunus peygamberin
balığı.Daha bir sürü vardır mutlaka.Şu an bunlar geldi.
Cennette dört ırmak akar.
Süt-su-bal -Şarap
Huri kızları ,hiç eldeğmemiş.
Bakın bu anlayışlar surette kalırsa ne olur bilirmisiniz.
Cennette surette olduğu gibi nefs olmayacağına
hiç kötülük olmayacağına göre,Huri deyince,
gılman deyince ne anlayacağız.Cennette yemek
içmek var ama ,pislemek yok.Çünkü Allahın
kudret eliyle yarattığı gıdalar yenecek.Eğer
kendi anlayışımızdaki,süt-bal-su-Şarap
düşünürsek.Ortalığı kirlertiriz.
Peygamberimiz S.A.V. Gece kalkıp,kalkıp
süt içermiş. Yahu sütten murat Allah cc.
Hakikat ilmidir yahu.
Torbanın ağzını biraz açık bıraktık,bak neler
çıktı. Şu 7 uyurların isimlerinide yazayım,
belki yazarken manalarınıda anlarım.
1-Yemlihan 2-Meseli han 3-Mislihan
4-Mernuş 5-Debernuş 6-Sezernuş
7-Kefeştetayuş
-KITMİR
1-Yemlihan 2-Meseli han 3-Mislihan
4-Mernuş 5-Debernuş 6-Sezernuş
7-Kefeştetayuş
-KITMİR
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.