PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mürşid-i Kamil Her Asirda Vardir


muhabbet
26.05.2007, 18:55
MÜRŞİD-İ KAMİL HER ASIRDA VARDIR

Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyurur: “Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni kullarına sevdiriniz. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri de sizi sever.”[1] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn1) İşte bu alimler bunu böyle ederler. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni kullarına sevdirirler. O kulları da Allah-ü Teala (CC) Hz.leri sever, sevdirirler ve sevilirler. Sen ey mümin! Allah-ü Teala Hz.lerini sana sevdiren Mürşid-i Kamilin elini öpüp talib olmaz mısın? Bu Mürşid-i Kamiller seni Hakk’a (CC) götürmeye ve Hakk’a (CC) sevdirmeye sebeptirler.
Nebiler Nebisi’nin (SAV) Hadis-i Şerif’lerine devam edelim: “Ümmetimin velileri cennete çok oruç ve çok namazla girmiş değildirler. Oraya girişleri, Allah’ın (CC) rahmeti, gönül selameti, cömertlik ve bütün müslümanlara karşı olan acıma hisleri sayesinde tahakkuk etmiştir.”[2] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn2)
“Bu ümmette Abdal (veliler) otuz kişidir, kalbleri Halilürrahman olan İbrahim’in (AS) kalbinin yolu üzerindedir. Onlardan her ne zaman bir adam ölürse, yerine Allah (CC) Hz.leri bir adam getirir.”[3] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn3)
“Ümmetimin velileri otuzdur. Onların hatırı için yeryüzü ayakta durur. Onların hatırı için yağmur yağar, onların hatırı için (müminler) dünyevi ve uhrevi zaferlere koşarlar.”[4] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn4)
“Yeryüzü Halilürrahman (AS) gibi (kullara acıyan) kırk (abdal) kişiden katiyen hali kalmaz. Onların sayesinde size yağmur verilir. Onların sayesinde (dünyevi ve uhrevi) zafere kavuşturulursunuz. Onlardan (yani O hak dostlarından) biri vefat eder etmez derhal Allah (CC) Hz.leri yerine başka birini tayin eder.”[5] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn5)
“Her şeyin bir kaynağı vardır. Takvanın kaynağı ariflerin (evliyaların) kalbleridir.”[6] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn6)
“Takvaya erenler ulu kişilerdir. Alimler, fakihler öncülerdir. İlmi tebliğ edeceklerine dair kendilerinden kati söz alınmıştır. Yanlarında oturmak bereket, yüzlerine bakmak ise aydınlıktır.”[7] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn7)
“Takvaya erenler ulu kişilerdir. Fakihler öncülerdir, yanlarında oturmak kişinin (feyz ve bereketini) artırır. İlmi ile faydalanan alim, bin abidden efdaldir.”[8] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn8)
Takvaya ermiş olan (evliya)nın yanında oturmak ibadet sayılır.”[9] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn9)
“Velilerimden katımda kendisine gıpta edilecek olan kişi şudur: Rabbine en güzel itaatte bulunan, gizli hallerinde bile ona itaat eden, insanlar arasında pek ün yapmayan parmakla gösterilmeyen salih mümin kişidir.”[10] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn10)
“Dünyada zühd ve vera ehli olanlar, yarın Allah (CC) Hz.leri’nin nezdinde oturacaklardır.”[11] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn11)
Ey müslüman! Sen de bu bahtiyar Allah (CC) Hz.leri’nin razı olduğu ve rızasına Cemalüllahına nail ettiği bu Mürşid-i Kamil ile beraber olmaya dünyada iken ebedi alemde kalacağın kadar önünden ruhunun makamını göndermeye gayret edesin.
“Allah Azze ve Celle, kulunu hilafete (Nebiler Nebisi’nin (SAV) varisliğine) ehil kılarsa yedi kudretiyle onun alnını mesh eder (sıvazlar). Yani evliya sınıfına nail eylediği kulunu arındırır.”[12] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn12)
“Allah hilafet için birini yaratmak istediği zaman onun nasiyesine yedi kudretini sürer. Böylece onu gören herkes kendisini sever.”[13] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn13)
Alimler (insanların) öncüleridir, müttekiler en şereflileridir. Onlarla haşir neşir olmakla insanın feyzini artırırlar.”[14] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn14)
“Alimler yeryüzünün meşaleleri, Peygamberlerin (AS) Halifeleri, benim varislerim, Peygamberlerin (AS) de varisleridir. (Bu varisler Nebiler Nebisi’nin (SAV) varisleri ve evliya izamıdırlar).”[15] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn15)
“Ümmetim içinde Abdal (veliler) altmış kişidir. Onlar elde ettikleri dereceyi ettikleri nasihatlar sayesinde elde etmişlerdir. Ey Ali! Onlar ümmetimin içinde kibriti ahmer kadar (nadir) ve azdır.”[16] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn16)
“Abdal (veliler) kırk erkek kırk da kadındır. Onlardan bir erkek ve bir kadın vefat edince yerlerine bir erkek ve bir kadını Allah-ü Zülcelal (CC) Hz.leri yerine getirir.”[17] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn17)
Kürre-i arz üzerinde vazifeli olan kutub ve velilerin her biri, Resülullah (SAV) Efendimiz Hz.leri’ne ünsiyet şerefine nail olmakla, ayrı ayrı beldelerde kendilerine has bir takım manevi vazifelerle emrolunmuşlardır. Yukarıdaki Hadis-i Şerif’lerde de beyan edildiği gibi her yüz senede bir, bir zatı vala, kadrin uhdesine verilir. O zat Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin lütfü ile halifetullah olup iki cihanın tasarrufu bizzat kendisine ihsan buyurulur ve dilediği gibi tasarruf eder.
Gavs, Kutbül azamdır. Ulu kişi, efendi ve mübarek bir kimsedir. Mühim ve esrarlı müşkillerini halletmeye mecbur olanlar ona muhtaç olurlar. Zira onların duası asla reddedilmez. Kabul buyurulur. Nübüvvet (SAV) Hz. Muhammed Aleyhisselam’da son bulduğu halde, mirası Nübüvvet olan velayet ve velayetin en yüksek kademesi olan Kutbiyyet, Kıyamete kadar devam eder. İnsanların kabeyi tavaf ettikleri gibi Kutbül Aktab olan zatın kalbi, daima Cenab-ı Hakk’ın (CC) tecellisini tavaf eder. Her yönden ve yüzden, kalbi ile Cenab-ı Hakk’ın (CC) tecelliyatı ilahisini görür. Kabeyi tavaf edenlerin onu (kabeyi) yakinen gördükleri gibi her asırda en mübarek en mükemmel insan o asrın kutbudur. Mekke-i Mükerreme onun cesedinin benzeri, Kabe de kalbinin misalidir. Kutbül Aktabın çevresindeki Rical (evliyalar) ise, yeryüzünün en mübarek, en mükemmel insanlarıdır. Bu anlatılan kutublardan başka “yediler” ve “kırklar” tabir edilen zatlar da her biri birer kutub olmakla beraber, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin insanıyla Kutbül Aktaba hizmetçi düşmüşlerdir. Onların her birisi hallerine göre birer yere memurdurlar. O mübarek zatlara uzaklık diye bir şey yoktur. Uzak yakın müsavidir. Bunlardan başka “yüzler” “üçyüzler”, “yedi yüzler” ve “binler” vardır. Tarafı ilahiden bunlar da Kutbül Aktabın ve diğer kutupların hizmetlerine memurdurlar. Ayrıca “üçbinler”, “yedi binler”, “onbinler” de vardır. Bunlar kamil ve mükemmeli olsa bile tasarruf işlerine asla karışmazlar.
Ayrıca her yüz senede, rivayete göre gelip geçen yüzyirmi dört bin Peygamberin, her birinin varisi olarak yüz yirmidört bin Veliyullah bulunur. Kıyamet gününe kadar da bu mevcut hiç eksilmez. Kutbül Aktab olan zat, vakti gelip emri hak vukuuyla darı bekaya intikal edince, Gavsul Azam’ı Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin ve Resülullah (SAV) Efendimiz’in emriyle Kutbül Aktablık makamına oturturlar. Bazan da emrolunur: “Falan yerde şu şekilde bir kişi var.” denilir. Kutbül Aktab ile Hızır (AS) memur olunurlar, gidip o zatı getirirler. Şöyle de vaki olur: “Varın cihanı dolaşın, gecenin yarısında uyanık agah birisini bulursanız alıp getirin.” diye emrolunur. O Hazretler gittiklerinde bir kaç kişi uyanık bulunursa, aralarında en layık olanı alırlar. Bu suretle seçilen kimseyi Kutbül Aktab olarak Resülullah (SAV) Efendimiz’in huzurundaki divana götürürler. Huzur-u saadette Hilalini giydirerek vefat edenin yerine geçirirler. (Bu hususta Hadis-i Şerif’ler yukarıda geçti) Her asırda bu suretle Kutublar ve Ehlullah bu hal üzere gelip geçmektedir ve kıyamete kadar da bu durum böyle devam edecektir.[18] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftn18)

[1] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref1) Ebu Emame (RA) riv.et.Had.Şer.
[2] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref2) Ramuzel Hadis 1606 Nolu Had. Şer.
[3] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref3) Ramuzel Hadis 2197 Nolu Had. Şer.
[4] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref4) Ramuzel Hadis 2198 Nolu Had. Şer.
[5] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref5) Ramuzel Hadis 4384 Nolu Had. Şer.
[6] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref6) Ramuzel Hadis 4339 Nolu Had. Şer.
[7] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref7) Ramuzel Hadis 2873 Nolu Had. Şer.
[8] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref8) Ramuzel Hadis 2874 Nolu Had. Şer.
[9] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref9) Ramuzel Hadis 2650 Nolu Had. Şer.
[10] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref10) Ramuzel Hadis 1564 Nolu Had. Şer.
[11] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref11) Ramuzel Hadis 3390 Nolu Had. Şer.
[12] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref12) Ramuzel Hadis 1186 Nolu Had. Şer.
[13] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref13) Ramuzel Hadis 1188 Nolu Had. Şer.
[14] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref14) Ramuzel Hadis 2723 Nolu Had. Şer.
[15] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref15) Ramuzel Hadis 2719 Nolu Had. Şer.
[16] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref16) Ramuzel Hadis 2202 Nolu Had. Şer.
[17] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref17) Ramuzel Hadis 2200 Nolu Had. Şer.
[18] (http://www.ihvan-forum.com/l%20_ftnref18) Miftahul Kulub S.44-49 ALINTI

PortakaL
26.05.2007, 19:06
Allah sizden razi olsun gercekten cok guzel bir yazi hadislerle sabit! Yararlaniriz insallah..

gülistan
26.05.2007, 19:42
Allah sizden razi olsun gercekten cok guzel bir yazi hadislerle sabit! Yararlaniriz insallah..
yüreğinize sağlık selametle

gönül kuşu
26.05.2007, 21:49
muhakkakki peygamberimiz son peygamberdir hareti ali evliyalığın başı veliler éfendiler kamili mürşitler evveliyatında var idi gelecek olan ahir zamandada var olacaklar taki kıyamete kadar
huuu

mehmet baş
28.05.2007, 15:45
Mürşid-i Kamil adı üzerinde irşad etmeye ehil kimsedir. Bu kişilerin varlığı yeryüzü için bir nimet kabilindendir. Çünkü İbn Abbasa göre alimler yeryüzünün süsüdür. Tasavvufun üzerinde en çok durduğu ana tema murakebe ve zikirdir. Bu yollarla Cenab-ı Hakkın rızasına erişileceği tasavvur olunur. Bu kavramların dinimizde elbetteki çok önemli yeri vardır ve sağlıklı bir şekilde uygulandığında istifadenin de o oranda olacağı muhakkaktır. Onları vasıflandırırken aşırı kaçmamalıyız. Zira keramet noktasında aşırıya gidilmektedir. Veliler kerameti izah ederken onu gizlemeyi esas kabul etmiş ve misal olarakta iffet timsali kadınlarımızın ençok riayet ettikleri temizlik esnasındaki konumlarını ifade ederek dillendirmişlerdir. O açıdan bizim velilerin kerametleriyle ilgili olarak ancak şunu söylememiz yerinde olacaktır; Allah (c.c.) onlara ihsan etmiştir, bu onların niyet ve amellerinin bir neticesidir. Daha bu dünyadayken ahireti müşahade eder bir tarzda bir zenginliğe sahip olmuşlardır. Bu şühhesizki Kur'ana tabi olma ve Rasulullah sav. 'a ittibadan geçmektedir. Onları çok övmenin bir manası yok, çünkü Allah Rasulu sav. 'nün mü'minlerin elde edeceği nimetlere dair bir çok hadis-i şerifleri mevcuttur. O halde gelin tam manasıyla Allah'ın dostluğunu kazanmamıza vesile olacak adımları atalım. Beyazid-i Bistaminin evlatlarına dediği gibi: -Evladım değil Beyazidin ayak izlerine basmak , onun nasihatlerine kulak asmadıkça derisinide giyseniz fayda etmez. Vesselam...

yakup_1
28.05.2007, 17:09
Bazi Insanlar Bunu Kabul Etmeyip Yok Hatemul Evliya Geldi Ve öldü Diyorlar Bu Yanliştir Ne Zaman Ki Evliyalar Gider Biz O Zaman Biteriz Helak Olmamamiz Için Kimsenin Hatirir Kalmaz öyle Değil Mi

abla
28.05.2007, 17:14
Allahu tealanın Hadi(hidayet veren)ve mudill(delalete düşüren)isimleri sebebiyle her zaman hem hidayete ulaştıran veliler,hemde delalete düşüren vesveseciler olacak.bazan biri bazan diğeri üstün gelsede,tamamen birinin dünyaya hakim olması mevzu bahis değil.

Dut_agaci
28.05.2007, 17:19
kâmil,
mükemmil,
kâmil mürşid,

Allah c.c. razi olsun...

Dut_agaci
28.05.2007, 21:37
MÜRŞİD-İ KAMİL HER ASIRDA VARDIR


Amenna ! Her devirde Mürşid-i Kâmil var olmasına var da ; her devirde ve hele şu günümüzde doğru-dürüst ve adam gibi müridana rastlayamıyoruz .
Asıl derdimiz bu !
Yoksa, mürşid istEmediğin kadara var ! Bu forumda bile bazıLarının mürşidlik yaptığını görebilmek ve gözlemek için arif olmak gerekmiyor !
Dikkatle bakın onları göreceksiniz !

Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki 24 saatinde birkez de olsa Hazreti Rasurullah (sav) ile bir araya gelmesin, eğer gelmiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...

Gene buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki, müridinin yatağında kaç kez döndüğünü bilemesin. Bilemiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...

Şeyhlik yapan, kâmil insan oldum diyen kendini bu sözlerle muhakeme etsin hele. İnternetle mi iştigal olunuyormuş...

Vesselâm

cenk11
28.05.2007, 21:48
alıntı-Dut_agaci
Gene buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki, müridinin yatağında kaç kez döndüğünü bilemesin. Bilemiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...


Bana göre bu söz çok su götürür. Yani, bir tür tasavvuf ve tarikat düşmanlarının eline silah vermek gibi birşey geliyor hatıra...
Bediüzzaman'ın peşinde olan bazıları da bu tür hezeyanlar sergiliyorlar .
Dut_agaci Arkadaşım, bence siz biraz şeyhleri abartıyorsunuz gibi geliyor bize...
Yine de kendi paşa gönlün bilir arkadaşım.
Mürşidlerin veya şeyhlerin alâmetlerinde senin sıraladığın şartlar hiçbir mutasavvıfın kitabında geçmiyor !
Siz bunlara her hangi bir kitapta ve kaynakta rastladınız mı ?
Rastlamaya gerek yok Seyyid Muhammed Raşid Erol söyledi ya diyorsanız , kusura bakmayınız ama ben size katılamayacağım.
Selametle...

islamveinsan
28.05.2007, 22:08
Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki 24 saatinde birkez de olsa Hazreti Rasurullah (sav) ile bir araya gelmesin, eğer gelmiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...

Gene buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki, müridinin yatağında kaç kez döndüğünü bilemesin. Bilemiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...

Vesselâm

Ben bunlara inanmıyorum, Mürşidleri Müridlerinden biliyorum...
Allah için sen inanıyor musun ?

Peygamberlere verilmeyen böyle bir sıfatı Mürşitlere kim niye verir ki ?
Selam ve dua ile...

yegen
28.05.2007, 22:39
mürşid ile müridi arasında gönül bağı vardır... mürşid müridinin gönlünde ki Hali bilebilir.. Fena bulacak Haller mi var yoksa yaşantısında Allahın huzurunda olduğunun idrakine varmış bir hal mi..

bu haller bizim gönlümüze koyduğumuz hallerimizdir.. bir hikayeyi de burada paylaşalım

Hz.Adem yaratıldığında nur yüzlü bir varlık gelir Hz.Adem sen ne güzelsin ismin ve yerin neresidir der nur ismim akıl yerim başdır der Hz.Adem sevinir yerine geç der..

bu sefer de kötü sıfatlı bir varlık gelir... Hz.Adem sorar sen kimsin yerin nedir.. ismim Öfke yerim başdır der varlık.. Hz.Adem orası aklın yeridir der... öfke ben geldim mi Akıl gider der..

bu sıfatların ikisi birden olmaz.. başda akıl varken öfke olmaz öfke varken akıl..

gönüde ki Hal de bunun gibidir... güzel haller ile çikin hallerin mücadelesi vardır ve bu savaşı kazanmanın yolu müridin mürşidine rabıtasıdır... rabıta sayesinde güzel haller beslenecek ve gönülde mekan tutacakdır..

yoksa mürşidin işi mürid yatakda kaç kere dönmüş ne yapmış gibi sureti bir görevi veya sıfatı olacağını sanmıyorum

Dut_agaci
28.05.2007, 22:47
ben, bana katılın yada katılmayın diye söylemedim
inanın veya inanmayında demedim
herkesin hür iradesi mevcud, istediği gibi inanır, istediği gibi kabul eder
her ilim kitapta yazmaz, kitapların tarif edemediği batınî ilimlerde mevcuttur
Seyyid Muhammed Raşid Erol'un (k.s.) hayatını okursanız -hani kitap sormuştunuz ya- orada rastlayabilirsiz

islam ve insan
kamil mürşidler Hazreti Rasurullah (sav) Efendimiz'in varisleridir. Onlar ruhanî alemde sürekli İki Cihan Serveri (sav) Efendimiz ile iştigaldirler
kamil mürşidlerin ahlakına denir ki Rasurullah (sav) ahlakıdır, O'nun (sav) ahlakıyla, edebiyle ahlaklanmaktır
kabul edip, inanmanız için tasarrufat altında bulunmanız ve kamil mürşid terbiyesi altında olmanız gerekir
bazı insanlar vardır ki "şeyh" kelimesini duydukları anda tüyleri birbir olur
hemen Kur'an-ı Kerim'den ve Hazreti Rasurullah (sav) sünnetlerinden örnekler vermeye başlarlar
Cenab-ı Allah'ın buyurduğu gibi "sadıklarla olmak" vardır. sadık nedir? kitapta bulmayınca inanmayız
zamanın ahirinde de sadık insanlarla olmak gerekir. sadık olmak çok zor, sadıklarla olmak ise Kur'an ahlakıdır

hiçbir hak tarikat ve hiçbir hak tarikat şeyhi kendisinde Hazreti Rasurullah (sav) sıfatını katmaz bu büyük edebsizlik olur
fakat şunu iddia edebilirim ki, mürşid-i kamiller Allah c.c Rasulü (sav) ahlakıyla ahlaklanmış ve manevi alemde O'nunla (sav) olan insanlardır
biz böyle öğrendik
ve aldık kabul ettik
sizin görüşlerinize de saygı duyarım
fakat hiçbir mürşid-i kamil'in sözünü muhasebe edecek kadar büyük laflar etmeyelim
ikazı bizden, takdiri sizden
saygılar

Dut_agaci
28.05.2007, 22:49
yoksa mürşidin işi mürid yatakda kaç kere dönmüş ne yapmış gibi sureti bir görevi veya sıfatı olacağını sanmıyorum

buradaki halden murad, mürşid-i kamil'in müridinden her halukarda haberdar olması
onun kendisinden uzak olduğu halde bile, haline vâkıf olabilmesidir
bu sözden muradın, böyle olduğunu herkes bilir
açıklamaya ne hacet

yegen
28.05.2007, 22:56
yoksa mürşidin işi mürid yatakda kaç kere dönmüş ne yapmış gibi sureti bir görevi veya sıfatı olacağını sanmıyorum

buradaki halden murad, mürşid-i kamil'in müridinden her halukarda haberdar olması
onun kendisinden uzak olduğu halde bile, haline vâkıf olabilmesidir
bu sözden muradın, böyle olduğunu herkes bilir
açıklamaya ne hacet

açıklamayınca insanlar sureti anlıyorlar ki tepkide bu yüzden gelse gerek... yani hayali ihracata dönüyor konu ..

İsa a.s. insanların evlerine neler koyduğunu bilir onlara haber verirmiş... :)

evden maksat gönülleridir İsa a.s. 'ın bu alemde ki hala yaşayan hakikati ise mürşidi kamildir mürşid kuddüsdür.. temizlenmiş Allahın kuddüs sıfatının mazhar olduğu yerdir.. bu konuyu da kıblateyn cami konusunda fikirler sunulmuşdu..

mürşid müridinin evine(gönlüne) hangi putları koyduğunu bilip bildirendir.. sohbetullah ile o putları kırıp atan güzel sıfatlarla müridini diriltendir.. İsa a.s. ölüleri diriltirmiş..

cenk11
28.05.2007, 23:01
Dut_agaci Arkadaşımıza bir tavsiye ,

Kardeş,
Mürşid demek o demektir ki, senin Hakka ulaşmana yardımcı oaln / olacak bir vesiledir. Bu insan eğer kâmil biriyse senin de istdadın ve nasibin varsa seni Hakka vasleder. Şimdi, bu noktada herhalde hem fikiriz.
Gelelim her halinden haberi olması meselesine...
Rabbimiz bildirirse elbette olur ancak, bu olay her zaman olmayan bir durumdur. Yani adetullaha aykırıdır. Şöyle ki, bu gaybi bir meseledir. Yani, gaybı Rabbimiz herkese bildirmez. Peygamberlere dahi kısıtlı biligiler verilmiştir. Bu sebeple, gaybı ancak Allah bilir. Senin veya benim hâllerim de bir başkası için gayb'dır. Bu yüzden, sözleriniz ve inanışınız başkaları hakkında biraz abartılı olmuş... Kaldı ki, günümüzde öküzün altında buzağı arayan nice tarikat ve tasavvuf düşmanalrı vardır ki en çok bu noktalardan bu güzide yola hücum imkanı buluyorlar. Bu sebeple bu delikleri kapamak lazım diye düşünüyorum.
Selâmetle...

Dut_agaci
28.05.2007, 23:29
cenk11

Allah'ın c.c. selameti cümlemiz üzerine olsun kardeşim.
Biz abartılı konuşmadık, bir Mürşid-i Kamil'in sözünü naklettik.
Söz muhasebe edecek kadar da ilmim yoktur.
Tavsiyeleriniz için teşekkürler

mehmet baş
30.05.2007, 15:48
Tasavvuf alanının ulu orta konuşulan bir alan haline gelmiş olduğu malumunuzdur. Usul konusundaki eksikliklerimiz bizi ne yazık ki bu konularda da yetkisiz konuşmalara sevkediyor. Sahabeden zühd halini yaşayanlarla Peygamber efendimiz arasındaki diyaloğu hepimiz biliriz. Selman-ı farisi ile Ebu derda arasında geçen konuşmada Ebu derda ra. itidalli olmaya davet ediliyor. Ebu Zer'in hali ise bir başkadır. Ebu hureyrede ra. öyle onlar zühd halini içselleştirmiş ve tabiri caiz ise riyasız bir halde yaşamaya gayret etmişlerdir. Peygamberimizden almış oldukları ilim ve hal mirasını doya doya yaşamışlardır. Onlara olan öykünmemizi biraz insaf ölçüleri içinde yapmamız gerekir. Ebu hureyrenin -Koşun mescidde Peygamberin mirası dağıtılıyor, dediğinde mescidde miras bulamayanlara -Peygamberler miras olarak altın, dinar bırakmazlar onlar ilim bırakırlar, demesi bize mesaj olarak birşeyleri hatırlatmalı. İlk asır mutasavvıflarına baktığınızda bunu çok net görürsünüz. Cüneydi bağdadiye hocası - Evladım sufi muhaddis olma, önce muhaddis ol sonra sufi ol demesinin altında usulün yattığı kanaati hasıl olmalıdır. Eşrefoğlu Rumi hz.lerine oda içerisinde bir nur yada ışık halinde yaklaşan şeytan ona- Ey Eşrefoğlu senden teklifler kalktı, ibadetine gerek kalmadı, deyince Eşrefoğlu Rumi Hz. elini ışığa doğru atar ve şeytanı yakalayarak -İbadetlerin yakin (ölüm) gelinceye kadar devam edeceğini söyler. Bu alana girmek için tabiri caiz ise ana mevzulardan haberdar olmak gerekir. Bize düşmeyen şeyleri söylemek bir tarikatın veya şeyhin reklamından birşey kazandırmayacaktır. zaten mürşidlerin böyle bir reklama ihtiyacı da yok. Onlar peygamberlerin ortak sözü olan -Bizim kazancımız Allah katındandır derler. Bugün tarikata yada cemaata girenler bize maddi olarak ne var diyorlar, manevi nimetlerden haberleri yok. Dünyevileşmiş bir mü'minin bırakın tasavvuftan İslam'dan bile nasibi zor olacaktır. Bu yazı çok su götürür. Eleştiri yada katıldığınız yeri beklerim. Devam edeceğim vesselam....

selam
30.05.2007, 23:36
[quote=Dut_agaci;297920]
Şeyhlik yapan, kâmil insan oldum diyen kendini bu sözlerle muhakeme etsin hele. İnternetle mi iştigal olunuyormuş...

Vesselâm

Ahirette herkes kendi yazdığı kitabı okuyacak.
Bir tarafta diyeceksin, şeyhlerin muhasebesini
yapmıyalım.Bir taraftanda böyle yazılar yazacaksın.
Bakalım bu yazdıklarını ahirette okuyunca ne olacak.
Önce şunu söyliyelim. Biz hiçbir zaman
Şeyhliği - mürşitliği kendimize yakıştırmadık.
Şeyhde değiliz -mürşitte.
Ama gerçek manada şeyh olana -mürşüit olanada
sevgimiz ,saygımız sonsuzdur.
Bilirizki , onlar görevli memurlardır.Onlara vazife
verilir .Gir internete orda garip bir kul var onu
irşad et dendiğinde.O da bu siteye girer.
Sen şimi o mürşide emir verenimi sorguluyorsun.
Aman karrdeşim istersen daha dikkatli yaz, yazacağın
yazıları.Sonra dediğimiz gibi yine sana okutacaklar bunları.

antioxidan
02.06.2007, 17:10
Seyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki 24 saatinde birkez de olsa Hazreti Rasulullah (sav) ile bir araya gelmesin, eğer gelmiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...

Gene buyurmuşlar ki; Şeyh odur ki, müridinin yatağında kaç kez döndüğünü bilemesin. Bilemiyorsa çıksın dağa eşkıyalık yapsın...



bu gibi sözleri şöyle anlamak daha isabetli olur:

mürşid, şeriata çok hakim olmalı ve yaşamalı. her anı sünnete uygun olmalı. onu gören onda peygamber aleyhisselamın hayatını da görmeli.

mürşid öyle olmalı ki, müridi ile çok yakın ilgilenmeli. onun sıkıntılarını sıkıntısı bilip, çözmeye gayret etmeli.

kavmin reisi kavmin hizmetçisidir buyruğuna uygun olarak daima rehberlik yaptıklarının halleri ile alakalı olmalı.

bu şekilde anlaşılırsa inşaallah daha münasib olacak.

sevgilerimle

hirahos
02.06.2007, 19:06
Kaynak isteyenlere en başından söyleyelim ki zahmet buyurmasınlar.. Mübarek bir Şeyh Efendiden dinlemiştim:

Hz. Ömer Efendimiz, kendi mübarek Hilafetleri döneminin sonunda Sünnet-i Resulullah üzere veda haccını ve kendine mahsus veda hutbesini irad eylemişti.. Fakat, son vazifeleri olduğunu bildirmeden bunları ifa eyliyor idiler.. Hutbeden yanisi umuma vaaz u nasihattan sonra topluluğa seslendi:

"İçinizde Yemen hacıları var ise, şöyle ayrılsınlar!"

Emirel Mü'minin emreder de Mü'minler durur mu? Bir kalabalık, bir kenara ayrıldılar.. Sonra diğer kalabalıklar dağıldılar.. Mübarek Emirel Mü'minin Efendimiz o ayrılmışların yanına vardı..

"İçinizde Karen köyünden kimse var mı?" diye seslendi.. Bir kişi topluluğun önüne çıktı.. Hz. Ömer Efendimiz:

"Sen Üveysi bilir misin?" diye sordu..

Fakat, heyecanla bekleyen o Karenli hayal kırıklığına uğradı.. İçinden geçirdi ki:

"Koca Emirel Mü'minin sorduğu adama bak.. Bir deve çobanını mı sorar?!"

Bunu içinden geçirdi ama Hz. Ömer Efendimize içinden geçirdiği malum olmuştu.. Mübarek Celalli bir kimseydiler.. Celallenip adamın yakasını tuttular:

"Bana bak.. Senin o deve çobanı dediğin adamı, ben bu kulaklarımla işitmişim ki Hz. Resulullah övmüş, Evs ve Hazrec kabilelerinin koyunları adedince Ümmetim Üveysin şefaatiyle kurtulacaktır, buyurmuştur"

Böyle celallli söyleyince adam pişman oldu.. Hayıflandı ki nasıl böyle bir kimseyi küçümsemişim dedi.. Özürler beyan etti.. Sonra Hz. Ömer Efendimizin celal hali geçti.. Yumuşadı.. Dedi ki "Üveys'e selamımızı söyle.."

Karenli, "Başım gözüm üstüne ya Emirel Mü'minin" diyerek, huzurlarından ayrıldı.. Epey bir vakit geçtikten sonra, belki aylar sonra köyü olan Karen'e ulaştı.. Sordu, "Deve çobanı olan Üveys nerededir?" Dediler, "Filan ırmağın kıyısında, develeri güder".. Adam hiç bir yere uğramadan doğruca Irmak kenarına yollandı.. Bir müddet arandı, tarandı; netice Üveysi kıyıda otururken buldu.. Arkası dönük, ırmağı seyreden Üveys, bu adamın kendisine az bir mesafesi kalmışken:

"Gel ya filan oğlu filan.. Buyurasın.." dedi.. Arkası dönükken kendisini ismiyle, künyesiyle bilmesi ve söylemesi adamı hayrete düşürdü.. Adam selam verip, hürmet ile yanına çöktü ve sordu:

"Benim olduğumu nasıl bildin, ya Üveys!"

Mübarek, "Bana şol kimse bildirdi ki ondan hiç bir nesne gizli değildir!" dedi..

Bu arada, heyecan ve şaşkınlıktan Hz. Ömer'in selamını söylemeyi unutmuştu.. Adam, Üveys'ten kendisine nasihat etmesini taleb etti.. Mübarek, bir müddet sustu ve ardından söyledi:

"Ölümden daha etkili bir nasihat yoktur! Ölümü düşün.. Bak Allah'ın Resulü ve Habibi olan Peygamber Efendimiz dahi ecel şerbetini içti.. Bak, O'ndan sonra bu Ümmetin en hayırlısı olan Eba Bekir Sıddık da, ölüm şerbetini içip bu dünyadan göç eyledi.. Bak bu Ümmetin emiri, direği Ömer efendimiz de ecel şerbetini içip göç eyledi.. Bunlar kurtulamadı ki ölümden biz de kurtulalım!"

Üveys Hazretlerinin sözü tamam olmamıştı.. Adam:

"La, Üveys, La Üveys.." dedi.. "Emirel Mü'minin Ömer ölmedi, hatta sana selam söyledi!"

"La filan, la filan.. O da irtihal eyledi.. Seninle görüştükten sonra O da göçtü!"

"E bunu sana kim söyledi? Benden önce sana haberi getiren kim?"

"Ban şol kimse haber verdi ki O'ndan gizli tek bir nesne yokdurur!"

***

Hisse:

Bir kimse, Allah'a dost olur ise O'nun nazırı manzuru, alimi malumu Allah olur.. Amenna ve saddakna.. Teslim ol kurtul..

abla
02.06.2007, 19:13
teşekkürler hirahos kardeşim. tasavvuf bölümünü ihmal etmeyin lütfen. yazılarınızı bekliyoruz.