PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 40 Hadis-İ Şerif'imizi ezberleyelim..!



uzlets
01-06-2007, 16:00
1-Unutkanlık ile alakalı Hadis-i Şerif
Afetul ilmi ennisyan
İlmin afeti unutkanlıktır.


2-Tebessüm ile alakalı Hadis-i Şerif
Ettebessumu sadakatun
Tebessüm etmek sadakadır.


3-Ettuhuru şatrul iman
Temizlik imanın yarısıdır.


4-A’kilha ve tevekkel
Deveyi bağla, ondan sonra tevekkül et.


5-Oruç ile alakalı Hadis-i Şerif
Sumu tesıhhu
Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz.


6-Namaz ile alakalı Hadis-i Şerif
Essalatu imaduddin
Namaz dinin direğidir



-devam edecek inşallah-

mustafa
02-06-2007, 10:52
Allah razı olsun sayende ezberleriz inşallah. Devamını bekliyoruz...

uzlets
03-06-2007, 19:02
Allah razı olsun sayende ezberleriz inşallah. Devamını bekliyoruz...


Amin Ecmain Kardeş inşallah...

Buyurun devamı...

-İkraul Kur’ane. Feinnehu ye’tiy yevmel kıyameti şefian lieshabihi.
Kur’an’ı okuyunuz. Zira O, Kıyamet günü sahibine şefaatçi olarak gelir.

8-Yessiru vela tuassiru beşşiru vela tuneffiru
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

9-Ayetül münafiki selasün: İza haddese kezebe ve ize’tümine hane ve iza vaade ehlefe
Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, (kendisine bir şey) emanet edildiğinde ihanet eder ve sözünde durmaz.

10-Eftalu ma kulte ene vennebiyyune min kabli la ilahe illallah
Ben ve benden önceki peygamberlerin en efdal sözü "La ilahe illallah"tır.

11-En nazretu sehmun mesmumun min sihami iblis.Men terekeha mehafeti.Ebdeltü li imanen yecid halevetehu fi kalbi
Harama bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur.Kim benim korkumdan onu terkederse onun kalbine öyle bir iman atarım ki tazeliğini kalbinde hisseder.-Hadis-i Kudsi

12-Akrabu ma yekunul abdu min rabbi ve hüve sacid"
Kulun Rabbine en yakın anı secde anıdır.


-devamı gelecek inşallah-

uzlets
09-06-2007, 14:27
ve devamı;)

13-Essavm nisfus sabr
Oruç sabrın yarısıdır.

14-Essabr nisful iman
Sabır imanın yarısıdır.

15-Essabru inde sadmetul ula
Sabır musibetin ilk gelip çattığı anda gösterilendir.

16-El Cihadu bağdin ila yevmil kıyame
Cihad kıyamete kadar devam edecektir.

17-Efdalu ibadeti edvamuha
İbadetin efdali devamlı olanıdır.

18-Men tevedea refaaullah
Kim tevazu gösterirse Allah(c.c) onu yükseltir.

19-Kun fiddünya garibün ev abirussebil
Dünyada bir garip veya yolcu gibi ol.

20-İnnemel amalü binniyyat.Ve innema likulli emrin ma neva
meal:Ameller niyyetlere göredir.Herkese ancak niyyet ettiği şey vardır.

21-Fevallahi lien en yuhde bike reculün vahidun.Hayrun leke min humrinneam
meal:Tek bir kişinin senin vesilenle hidayete gelmesi sana kizil develer bahşedilmesinden daha hayirlidir.

22-Habbeballahe ila ibadihi yuhibbekumullah
meal:Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin.

23-Ehabbu ma yağbudini abdi nushi liy
meal:Kulumun bana en sevimli gelen ibadeti beni anlatması ve benim namımla nasihat etmesidir.

24-Kelimetan hafifetan alel lisan.Sakiyletan fil mizan.Habiybetan ilerrahman:Subhanallahi ve bihamdihi.Subhanallahil azim
meal ; dilde hafif.Mizanda ağır.Ve Rahmanın katında sevimli iki kelime:Subhanallahi ve bihamdihi.subhanallahil azim.

25-Hucibetinnar bişehevati ve hucibetilcenneh bil mekarih.
Meal:Cehennem nefsin hoşuna giden şeylerle.Cennette nefsin zoruna giden şeylerle kuşatilmiştir

26-Men katale litekunu kelimatillahi hiyel ulya fehüve fi sebiylillah
meal:Kim Allah’ın ismini yüceltmek için çalışırsa,o Allah yolundadır

27- Aynani la temessuhumünnar.aynun baket min haşyetillah.Ve aynun batet tehrusu fiy sebilillah
meal:İki göz vardır ki ateş görmez.Allah korkusundan ağlayan göz...Ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz

28-Yeti alennasi zamanun Essabiru fiyhim.alddiynihi.kel kabidi alel cemri.
Meal:İnsanlara öyle bir zaman gelecekki,aralarında din üzerinde sabreden, ateşi elinde tutan gibidir.

29-La tezalü taifetün min ümmeti.Zahiriyne alel hak.Hatta yetiyallahu biemrihi
meal:Ümmetimden bir taife hak üzerine bulunacak.Taki Allah’ın emri olan kıyamete kadar

30-La yuldegul müminu.min hucrin.vahidin merreteyn
meal:Bir mümin bir delikten iki kere ısırılmaz.

31-Men rae minküm münkeren.Felyugarrihu.Fein lem yestatiğ.febilisanihi .fein lem yestatiğ.Febikalbihi. Ve zalike edaful iman
meal:Sizden biriniz bir münkeri gördüğünde eliyle düzeltsin.ona gücü yetmezse,diliyle düzeltsin.Ona da gücü yetmiyorsa kalben buğz etsin.Bu ise imanın en zayıfıdır.

32-Lev tağlemune ma ağlem.Le dahiktum kaliylen.Vele bekeytüm kesiyren
meal:Eğer benim bildiğimi bilseydiniz.Çok ağlar az gülerdiniz...

33-İnne beynerreculü ve beyneşşirki vel küfri.terkessalati
meal:Kişi ile şirk ve küfür arasinda namazi terk etmesi vardir.

34-Teaccebe rabbuke min şebbe leyset bihi sabvetün
meal:Rabbin lehviyata ve fani zevklere meyil ve arzusu olmayan bir gençten çok hoşlanir.

35-Erreculü ala diyni haliylihi. Felyenzur ehadüküm men yuhallil.
meal: Kişi dostunun dini üzerinde bulunur. Sizden biriniz kimi dost edineceğine iyi baksın.

36-İnnallahe la yenzuru ecsamiküm vela ila süvariküm. Velakin yenzuru ila kulubikûm.
meal:Allah sizin bedenlerinize ve dış görüşünüze değil fakat sizin kalbinize nazar eder.

37-İza harece selasetün fiy seferin felyüemmiru ehadehüm.
meal:Üç kimse sefere çıkarsa içlerinden birini kendilerine imam(reis) seçsin.

38-Eddünya sicnül mümin ve cennetül kafir .
meal; dünya müminin zindanı ve kafirin cennetidir.

39-Yub’asu külli abdin ala ma mate aleyhi.
meal:Her kul ne gibi amel üzerine ölürse o amel üzerine dirilir.

40-Salatül cemaati efdalü min salatilfezzi bisebin ve aşriye derecaten
meal:Cemaatle kılınan namazın sevabı yalnız kılınan namazdan 27 kat daha faziletlidir..

bitti: ) hayırlı olur inşallah..

selametle...

ravzanur
17-06-2007, 11:49
40 HADİS

1
اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ


(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


Müslim, İmân, 95.

2
اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ


İslâm, güzel ahlâktır.



Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.


3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.




Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.


4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.




Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.


5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.




Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.


6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.




Tirmizî, İlm, 14.


7

لاَ يُلْدَغُ اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)




Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.


8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ
Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.




Tirmizî, Birr, 55.


9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.




Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.


10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.




Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.


11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.




Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.


12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.




Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.


13
لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ


Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.



İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.


14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.




Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.


15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter.




Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.




16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.




Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.


17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.




Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.


18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ
Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.




Buhârî, Edeb, 57, 58.


19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.




Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.


20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.




Tirmizî, Birr, 58.


21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.




Tirmizî, Birr, 36.


22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.




Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.



23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.




Tirmizî, Birr, 3.


24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ
Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.




İbn Mâce, Dua, 11.


25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir
hediye veremez.




Tirmizî, Birr, 33.


26

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.




Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.


27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.




Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.


28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.


Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.


Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.



Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.


31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;
ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.


Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ
Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden
veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle
geçiren kimse gibidir.



Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;
Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.
Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.


Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.




Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.


35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.


Müslim, Îmân, 164.

36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler.




Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.


37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.




İbn Mâce, Ruhûn, 4.


38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.




Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.


39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ
İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.




Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.


40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

kelimat
02-03-2011, 23:14
1. hadis-i şerifimiz ;

Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;

اَلْمَرْ ءُ مَعَ مَنْ اَ حَبَّ

“Kişi sevdiği ile beraberdir.”


Lafızların manası


(اَلْمَرْ ءُ) ( Arapça okunuşu : el mer’ü) = kişi

(مَعَ مَنْ اَ حَبَّ) (Arapça okunuşu : meâ men ehâbbe) = sevdiği kimseyle beraberdir.


اَلْمَرْ ءُ مَعَ مَنْ اَ حَبَّ

“Kişi sevdiği ile beraberdir.”

kelimat
03-03-2011, 13:01
2. hadis-i şerifimiz ;



Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;

الْحَيَا ءُ مِنَ ا ْلإِيمَا نِ



“Haya imandandır.”


Lafızların manası



(الْحَيَا ءُ) = el hâyaü = haya ,

(مِنَ ا ْلإِيمَا نِ) = minel îman = imandandır.



الْحَيَا ءُ مِنَ ا ْلإِيمَا نِ


“Haya imandandır.”

kelimat
05-03-2011, 12:09
3. hadis-i şerifimiz ;
Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem ) buyurdu ki ;

هَلَكَ الْمُسَوِّ فُونَ

“Erteleyenler, helak oldu”



Lafızların manası


هَلَك (Arapça okunuşu : heleke ) =Helak oldu, kim?
اَلْمُسَوِّ فُونَ (Arapça okunuşu : elmüsevvifûne ) = Erteleyenler




هَلَكَ اَلْمُسَوِّ فُونَ




“Erteleyenler, helak oldu”



3/40


https://docs.google.com/Doc?docid=0AZOMdd1uI3HwZGQ2cG02eF82Yzk0ZHc5N3c&hl=en

kelimat
06-03-2011, 09:41
4. hadis-i şerifimiz ;

Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem ) buyurdu ki ;

لا عِبَا دَ ةَ كَا لتَّفَكُّرِ

“ Tefekkür gibi ibadet yoktur.”




Lafızların manası


َلا عِبَا دَ ةَ (Arapça okunuşu : La ıbadete) =İbadet yoktur
كَا لتَّفَكُّرِ (Arapça okunuşu : kettefekkür) = Tefekkür gibi




لا عِبَا دَ ةَ كَا لتَّفَكُّرِ




“ Tefekkür gibi ibadet yoktur.”








4/40

Okyanus
06-03-2011, 09:53
Allah razı olsun çok faydalı bir konu.

kelimat
07-03-2011, 09:20
5 . hadis-i şerifimiz ;

Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem ) buyurdu ki ;

اَفْضَلُ اْلأَ عْمَالِ اْلحُبُّ فِى الّلهِ وَالْبُعْضُ فِى الَّلهِ

"Amellerin en faziletlisi, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir."




Lafızların manası



اَفْضَلُ اْلأَ عْمَالِ اْلحُبُّ فِى الّلهِ وَالْبُعْضُ فِى الَّلهِ ( Arapça okunuşu : efdalul ağmalilhubbu fillahi velbuğdu fillah)



اَفْضَلُ اْلأَ عْمَالِ( Arapça okunuşu : efdalul eğmâli) = amellerin en faziletlisi nedir?.

اْلحُبُّ فِى الّلهِ( Arapça okunuşu : elhubbu fillahi) = Allah için sevmektir. daha ?


وَالْبُعْضُ فِى الَّلهِ( Arapça okunuşu : velbuğdu fillah) = Allah için buğzetmektir.






اَفْضَلُ اْلأَ عْمَالِ اْلحُبُّ فِى الّلهِ وَالْبُعْضُ فِى الَّلهِ


"Amellerin en faziletlisi, Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir."




5/40

ummuhan
07-03-2011, 10:08
Herkes ezbere bildiklerini yazsa daha anlaşılır gibi durum sanki...