PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yalan SÖylemeyen Çocuk


Zeynep Özmen
28.07.2006, 20:33
YALAN SÖYLEMEYEN ÇOCUK
Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:
''Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın''!
Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat'ta vakfeye durmuşlardı.
-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.
Annesi de dedi ki:
-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir'im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.
Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:
-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz

Not:5 yorumdan sonra konu devam edecek
selametle

Mndrs78
29.07.2006, 20:42
Allah senden razi olsun...duymustum bunu

hod-ray
29.07.2006, 21:27
Altınların yerini mi söylüyo:)

Mevlüde Yıldız
11.08.2006, 21:34
Allah razı olsun

Mndrs78
11.08.2006, 21:41
nihayet bende bu konu nerde diyordum :D tskler melda

"haTTat"
11.08.2006, 21:53
Abdülkadir Geylanî Hazretleri evliya'nın en büyüğüdür. Senelerce dergahına uçarak gitmesi, aynı anda 40 dan fazla yerde birlikte bulunması gibi çok menkıbeleri anlatılır. Gavsıyyet, ferdiyyet ve kutbiyyet gibi makamları üzerinde bulundurur. Vefatından sonra bile yıllarca dergahını bizzat kendisi idare etmiştir.

AdımcA
12.08.2006, 05:55
ben de sonunu merak ettim şimdi :thinking:

nesil
12.08.2006, 09:47
Evet, bunu ben de biliyorum. Zannedersem yolunu birileri kesecek...

Zeynep Özmen
12.08.2006, 12:11
Sana son olarak nasihatım şudur ki:''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.
Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan'ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:
-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?
-Üzerimde yanlız 40 altınım var.
Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.
''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler.
Bu defa da reisleri sordu:
-Senin üzerinde ne var?

geldim arkadaşlar :)
Not;5 yorumdan sonra konu devam eder aksi takdirde yarım kalır.
selametle

derya
12.08.2006, 12:31
Nurfer kardeş Allah razı olsun ne olurdevam et çok merak ettim yaa...

Zeynep Özmen
12.08.2006, 12:32
5 yorum olunca devam edecğim bu arada yorum no: 2 :)

Murat Sâki
12.08.2006, 13:18
devamını bekliyoruz nurfer kardeş yorum no 3

nesil
12.08.2006, 13:28
Arkası yarın gibi olmuş :)
yorum no 4

Mndrs78
12.08.2006, 13:52
Gene ben :D yorum 5.

Zeynep Özmen
13.08.2006, 14:13
-Hırkamda dikili 40 altınım var.
Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:
-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
Eşkıya reisi hayretle sordu:
-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::
-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?
Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:
-Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:
-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaallah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:
-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!
Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat'a vardı.


Arkadaşlar konumuz bitmiştir Allah hepinizden razı olsun
pek yakında çok değişik bir hikayeyle hizmetinizde olacağız. :)
selametle

٠٧فرقان
13.08.2006, 15:31
Yaa konu devam etseydi kaç gündür yoktum yeni gördüydüm.. İnsan merak ediyorya değişik bi heyecan oluyor.. Yani iyi oluyodu.. Hani radyolardaki arkası yarın gibi :D Devamını bekliyoruz

Mndrs78
13.08.2006, 15:51
eeee nihayet yani :) payla$imlarinin devamini isteriz