PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ibni Arabi Kimdir?



FUZULİ
29-06-2007, 00:54
İBNİ ARABİ (1150-1240) Endülüste doğmuş olup bürakrat bir ailenin çocuğudur.İlk müsbet ilimleri babasından öğrenmiştir.

Matemetik geometri gibi ilimleri öğrendikten sonra islami ilimlere yönelmiştir.ispanyada ki medreseler, melille medresesini gezmiştir.ve 28-20 li yaşlarda İBNİ Rüşd ile birliktelik kuran kişidir İ bni Arabi bu minval içerisinde...

Endülüste eğitimini tamamlayan ibni Arabi 1198 de Endülüsten kuay afrikaya ilmi bir seyr izler.Orda Fas ,cezayir, Libya yı gezer. adeta mecnunun leylayı aradığı gibi ilmi arar durur.

İbni arabi Tasavvufa meyilli biridir.Tarikatlara girerve daha müridken şeyhlerin zaaflarını bulur ve ortaya kor.Her şeyhi kendine üstan edinmez.. bizzat kendisinden üstün olmasını ister mürşidinin.İbni Arabi bu seçiciliğinden solayı sadece iki kadından hırka giymişir.

İBNİ ARABİNİN TASAVVUFİ ANLAYIŞ VE ÇİZGİSİ

*İbni Arabi tasavvufi yaşayıştan çok tasavvufi tefekküre önem veren isimdir.

*Varlık ve vahdeti vücudu kendine mihenk taşı alıp üzerinde fazlaca durmuştur.

*Nassların batini yönüne önem vermiştir.

*Gerçek bilgi keşf ile elde edilen bilgidir.Aynı üstad Said Nursi gibi eserin kendisine yazdırıldığını ifade eder.Eserini HZ.Peygamberin telkin ettiğini söyler...

*Rüya yolu ile hadis alınacağını söyler ve hadisin sıhhatli olması ancak Rüya yolu iledir İbni Arabiye göre..

*Akıl hakkın varlığını zorunlu olarak bulur.Ancak Akıl ALlah'ın her şeyini temaşa edemez..

*İbni Arabi başkalarından kavram alan değil kavram üreten biridir.Oyüzden de dilini anlamak zordur..

* İbni Arabi Eş'ari olmasına rağmen mutezileye yakındır.

*etkilendiği kitap İhvan-ı safha dır.Beyazıd'ı bestami yolunda bir çizgi izlemiştir.



Kuzey afrikandan sonra mekkeye gider. FÜTUHAT-I MEKKİYE 'yi burda telif eder.bir müddet Mekke de kalan İbni Arabi sonra Türkiyeye gelir..

konyaya geçen ibni arabi ,sonra malatyada ikamet buyurur. 6 yıl malatyada kalan İbni Arabi burda evlenir. malatya seyrinden sonra SİVAS 'a gelen ibni arabi 3 yıl da burda ikamet buyurur.

240 yılında bu hayatın ağır yükünü taşımaya mecali kalmayan ibni Arabi son durağı olan Şamda dünya yurdundan ukba yurduna hicret eder..

Onun görüşleri günümüzde EKBERİYYE TARİKATI altında devam etmektedir.

ravzanur
29-06-2007, 04:55
güzel olmuş .emeğinize sağlık...

ahmedifaruk
29-06-2007, 08:02
sagolasın

tevhidul_hareket
29-06-2007, 08:10
abi mübarek bir zati daha bize hatirlattiginiz için ALLAH sizden razi olsun

ravzanur
29-06-2007, 08:20
hocam islam tarihinde ibni arabi iki tane miydi? ben mi öyle hatırlıyorum?

FUZULİ
29-06-2007, 08:27
hocam islam tarihinde ibni arabi iki tane miydi? ben mi öyle hatırlıyorum?



evet ibni arabi iki tanedir kardeşim..

birincisi :

EBUBEKİR İBNİ ARABİ:islam tarihinde üstad ve büyük bir zattır.

ikincisi:

MUHİDDİN İBNİ ARABİ

tevhidul_hareket
29-06-2007, 08:33
evet iki tanedir abimiz çok güzel yorumlamis

ravzanur
29-06-2007, 08:59
alah razı olsun cevap yazdıgınız için
:D

FUZULİ
29-06-2007, 09:04
Ecmain kardeşim cümlemizden...

B%Ü%Ş%R%A
29-06-2007, 11:41
1165 yılında İspanya'nın Murcia kentinde dünyaya gelen büyük islam alimi İbn-i Arabi yazdığı yüksek düzeyli 500'e yakın eserinde, İslam'da gaye olarak bilinen "TEK"lik konusuna Vahdet-i Vücut teorisi ile çığır açmıştır.

İbn-i Arabi'deki Tasavvuf anlayışı genetiktir. Öğrenimini Sevilla'da tamamlamıştır. Ömrünün büyük bir bölümünü yalnız olarak geçiren Arabi, düşünce yapısını Kuran'ın özü mahiyetindeki bilgiler üzerinde yoğunlaştırarak Vahdet-i Vücut kuramının temel taşlarından biri oldu. Şeriatla bağdaşmayan fikirlerinden dolayı başına gelmedik kalmadı. Son nefesinde söylediği bir söz Şam'da öldürülmesine neden oldu.

Muhiddin-i Arabi'nin söylediği şuydu; "Sizin taptığınız tanrı benim ayaklarımın altındadır". Koyu bir Arabi hayranı olan Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşünde Arabi'nin öldürüldüğü yeri kazdırdı, neticede küpler dolusu altın ve ziynet eşyası bulundu. Sözün hikmeti buydu... Daha sonra Kasiyun dağının eteğinde türbesine gömüldü. Futuhat-ı Mekkiye isimli eserinin yanında Hz.Adem ile Hz.Muhammed arasındaki Nebilerin özelliklerini ve temsil ettikleri görüşlerin anlatıldığı Fususu'l Hikem isimli eseri ve 7 gün içinde yazıp bitirdiği Tedbirat-ı İlâhiye isimli eseri en belirginleridir.

Arabi'ye göre kainat ve özü, Allah'tan başlayıp Allah'ta sona eren bir seyirdir. Ona göre "O"ndan yola çıkıldıktan sonra, bir yetiştiricinin yol göstericiliğiyle Batın'ı Velayet mertebesi yani Velilik olan Hz.Muhammed (s.a.s.) efendimizin gerçeğine ulaşılır. Ona göre İnsan belirli bir şekilde programlanmıştır, bu programın değişikliği ve birimin olgunlaşması neticesinde birimin birimliliği kalkar. Esasen birimselliği izafidir. İzafi birimsel varlık kabulünün kalkması tasavvufun gerçek amacına ulaşılması demektir. Fenafillah adı ile de bilinen yaşam türü Vahdet-i Vücud'dur. Vahdet-i Vücud ile batıl bir görüş perspektifini yansıtan panteizm arasında kesinlikle bir bağlantı bulunmamaktadır. Şöyle ki; Vahdet-i Vücud görüşüne göre Allah her an kendi ilminde manalarını seyretmektedir. Bu seyrin tabii sonucu aslı olmayan, aslı hayal olan mevcudat oluşur. Mevcudatın aslı yoktur, yokluktan gelmiş, tekrar yok olacaktır. Dolayısı ile Kainat Allah'tır görüşü yanlıştır, hayal mahsulü bir varlık veya 5 duyuya göre varlıklar orjin olamaz, ancak varlığını da Allah'tan alır. Panteizm bakışı ise dar bir skala ile "mevcudat Allah'tır" kavramını oluşturur. Birimlerin oluşturduğu tüm veya küll görüşü realiteyi yansıtmaktan oldukça uzaktır.

Vahdet-i Vücud görüşünü ortaya atan sadece Muhiddin Arabi değildir. İmam-ı Gazali de özellikle Mişkatül Envar (nurlar feneri) isimli eserinde bu konuya oldukça değinmiştir. Bırakınız Muhiddin Arabi veya İmam-ı Gazali'yi bugün maalesef zahir ehlinin büyük bir ayıpla inkar ettiği veliler ve tüm Rasûller Allah'ın "Tek" oluşunu ve Tek'ten başka hiç bir şeyin mevcudiyetinin olmadığını ifade etmişlerdir.

Vahdet-i Vücud konusunu belki size tuhaf gelecek ama en iyi şekilde Kuran ve Hadis'lerde bulabilirsiniz. Hz.Muhammed'in, Vahdet-i Vücud ve Vahdet-i Şuhud görüşünün üstünde Şuhud-u Zat YAŞAMINA sahip olduğunu belirtmekte fayda var.

Muhiddin Arabi nin yazdığı eserleri zevk alarak okumak ve yaşamak için oldukça geniş kapasiteli Tasavvuf ilmine ihtiyaç vardır. Tasavvuf Kur'anı analiz eden ve birçok sentezler çıkaran bir bilimdir, Allah ilmidir. Tasavvufi boyutta kullanılan mecazi isimler, Allah'a ulaştıran idrak basamaklarını yakalamaya vesiledir.

Bir çok alanda olduğu gibi Kökeni Hz.İdris Nebi'nin ilmine dayanan burçlar konusunda da Muhiddin Arabi'nin orijinal görüşleri vardır, şöyle ki; " Dünya Yengeç burcunun etkisi altındadır, Berzah alemi ise Başak burcunun hükmündedir. Ayrıca bir de Dünyanın ateşe dönmesi durumunda sahibi Yengeç burcu olmaktan çıkar ve Terazi burcunun hükmüne girer... Cehennem ateşine düşenlerin azabı sona erdiğinde ise İkizler burcu Dünyayı teslim almış olur. Cennet ve Cehennem ehline nezaret hakkı da 12 burca verilmiştir. Cennetteki hükümler hep bu 12 burçtan çıkar "

Enteresanı olanı bu ilime vakıf olamayanların Arbai hakkında ileri geri konuşmaları ve bu zatı dinden tard etmeleridir. Onlar Arabi'nin eserlerini yanlış yorumlamak zorunda kalanlardır

İbn-i Arabi'ye yapılan saldırı - eleştirileri boynu bükük bir şekilde karşılıyoruz Ancak unutulmamalı ki Galile'yi " Dünya dönüyor" dediği için Engizisyon mahkemelerinde süründüren zihniyet benzer bir şekilde burada da kendini gösteriyor ve Arabi'yi mahkum ediyor.

Ne diyebiliriz ki..!

UBEYDUN
29-06-2007, 12:18
efendimiz aleyhisselam en hayırlı üç nesili tarif etti eshab,tabiin,tebe'itabiin
biri çıkarda bu en hayırlı üç nesilin söylemediğini söyler yapmadığını yaparsa
ve bunun sonucunda tenkid edilirse bundan daha doğal bir şey varmıdır
aynileşme değilmiydiki üsvei hasene olana benzemek
din onların zamanında tamam olmamışmıydıki bu yüzden eleştirenleri anlamıyorlar diye itam ediyorlar. galile dünyanın fiziki kanunları ile ilgili bir şey dediğinde bunun öyle olması veya olmaması bir şeyi değiştirmezdi fakat din alanında söylenenler böylemidir
iman ya vardır ya yoktur
Rabbim rızasından ayırmasın

KuTeYBe
29-06-2007, 12:33
İki İbn Arabi var. Doğrudur.

Biri dinden ve Resul'ün pratiklerinden saparım diye ödü kopan, her an "Ben münafık mıyım?" diye kendini sorgulayan Umer radıyallahu anh misali kılı kırk yararak meselelere yaklaşan fakih, şarih ve hadis âlimi Ebibekr İbn Arabi ki Allah kendisinden razı ve memnun olsun, bizleri de ehl-i hadisin yolundan ayırmasın.

Diğeri kendi kafasına göre dini yorumlamış, yorumlarken hiç bir kriteri olmayan kendi safsatalarını sunan, "keşfimde böyleydi" diyen, ilk dönem tasavvufundan tamamen saparak tasavvufa felsefi fikirleri zerkeden, düşünüyorum diye Peygamberin rağmına yeni şeyler ihdas eden biri. Bir bölük ona şeyh-i ekber(en büyük mürşid) demiş bir kısım şeyh-i ekfer(en büyük kafir). Ekberi külliyattaki keşifler başta Nakşiler'in çok önem verdiği Ahmed Faruk tarafından eleştirilmiş ve nasıl oluyorsa en büyük şeyh denen birinin keşifleri "Keşfinde hata yapmış" diye tenkid edilmiştir. Rabbimiz bu ikinci Arabi gibilerin yoluna düşmekten bizleri korusun.

FUZULİ
29-06-2007, 12:55
kardeşlerim emeğinize sağlık..

İbni arabiye düz mantıkla bakanlar onun sapkın oldugunu zanneder..HALLAC gibi ama bunlar tasavvuf ehlidir..ve ibni arabi tasavuffta bir üstaddır.. onu anlamak için onun tasavvufuna hakim olmak lazım..

mesela veli-nebi ilişkine bakıyorsunuz.Veliler nebilerden üstün diyor.. hemen tekfir ediliyor.Oysa açıklaması muhteşem..

Hallac da enel hak deyince aynı tepkiyi almıştı...Tasavvufu ancak ehli mutasavvıf anlar..

KuTeYBe
29-06-2007, 13:21
kardeşlerim emeğinize sağlık..

İbni arabiye düz mantıkla bakanlar onun sapkın oldugunu zanneder..HALLAC gibi ama bunlar tasavvuf ehlidir..ve ibni arabi tasavuffta bir üstaddır.. onu anlamak için onun tasavvufuna hakim olmak lazım..

mesela veli-nebi ilişkine bakıyorsunuz.Veliler nebilerden üstün diyor.. hemen tekfir ediliyor.Oysa açıklaması muhteşem..

Hallac da enel hak deyince aynı tepkiyi almıştı...Tasavvufu ancak ehli mutasavvıf anlar..

Biz de bizi ancak Peygamber'in yolundan sapmayanlar anlayabilir mi demeliyiz?

Ahmed Faruk ki İmam Rabbani diye meşhur olmuştur.Arabi'nin keşiflerinde hata yaptığını söyler.

İbn Hacer Al-Askalani de büyük bir hadis hafızı ve Buhari'nin en büyük şarihidir. Arabi'yi övenleri görünce; "Bunlar fassları okumamış mı? Bunlar Futuhat'ı görmemiş mi?" diye şaşkınlığını dile getirir. Acaba bu büyük hadis hafızı neden bu kadar şaşırıyordu. Çünkü Arabi'nin söyledikleri, Peygamber'in bize tebliğ ettiği dinden öyle garip ve farklı bir boyuta dönüştürülmüştü ki hadis hafızları şaşırıyorlardı.

Zehebi'de Ebu Zür'a'yı konu ederken, onun tasavvufa eleştirilerinin nedenlerini aktarıp "Ya İbn Arabi'yi görseydi, ötekileri herhalde mumla arardı" demektedir.

Ayrıca ilk sayfada Arabi hakkında verdiğiniz bilgilerde yanlışlıklar var, bilginize.

FUZULİ
29-06-2007, 17:11
Kuteybe hocam emeğinize sağlık..

hocam burda bir şeyi göz ardı ediyorsunuz ve belki sizi hataya götürüyor.

imam rabbani kelamcı , ibni arabi ise tasavvufçu..

tasavvuf subjektiftir. bir nevi avukatlıktır. kelam ise objektiftir.

dolayısıyla ibni arabi batini fikirleri savunurken imam Rabbani zahiridir.

ve İmam Rabbani olaya zahiri açıdan bakınca elbette ibni arabiyi hatalı görecektir..

daha önce de dedim . ibni arabiyi dış bakışla zahiri olarak algılarsanız çok yanlış bir insandır.

ancak fusus'u ve futuhatı ile ve orda ki manaya delaleti ile bilebiliriz..

ubeyd_el_turki
30-06-2007, 08:16
Şeyh'ül Ekber Muhyiddin İbn-i Arabi KS'den okumamış, okuyamamış, şunun bunun ağzından duyduklarını yazanlar, kulaktan kulağa oyunlarında en baştaki ile en sondaki arasında uyuşmazlık halini HAKİKAT zannedenler gibidir.

Şeyhul Ekber İbn-i Arabi'ye ithamda bulunanlar dolayısıyla Sadreddin Konevi KS'ye ve hatta esas Mevlana Celalüddin Rumi KS Hazretlerinide tahkir etmiş olurlar.Çünki üçünün tasavvufi yolu ve eserlerindeki Üslub aynıdır.

TEKRAR YAZIYORUZ Kİ İYİ ANLAŞILA ....

ŞEYHUL EKBER İBN-İ ARABİ KS BİR ÇOK KEZ, TALEBESİ SADREDDİN KONEVİ KS DE DEFALARCA KİTAPLARINDA AÇIK AÇIK UYARMIŞ VE YAZMIŞTIR Kİ ;

"BİZDEN SONRA GELENLER BİZİM KİTAPLARIMIZI OKUYUP BİZİM YOLUMUZU GELMEYE ÇALIŞMASIN, ÇÜNKÜ İNSANLARIN ÇOK AZINA BU YOL AÇIKTIR"

Bu nedenle İmam Rabbani'de Bediüzzaman'da bir kaç büyük alim İbn-i Arabi gibi bir büyüğün sözünü ciddiye alarak ve kabul ederek "OKUNMASIN" demişlerdir.
Ancak bu "OKUNMASIN" ifadesi gücü yetmeyenler içindir.

Allah CC'ın kullarını birbirine denk yaratmadığı, fıtratları farklı kıldığı, bazısını bir konuda üstün bir başkasını bir başka işte usta yarattığı apaçık iken, ashab-i kiram arasında dahi bu farklılık açık iken daha neyin tartışması yapılır ?

Birisi trene bakar, çünkü sadece onu görür, kapasite o kadardır ve sorumlu olduğu o'dur.Bir başkası farklı bir bakış ile bakar ve gücünün yettiğini görür.

Sen gücünün yettiği ne ise o'ndan sorumlusun, bundan üstü sana ne gerek ?
Zaten anlamıyorsun, tahkir ve itham yükünü sırtına alıp mahşer gününe yük yüklenmenin ne gereği var ? Senin inandığın ya da gördüğün şey ne ise, "ONDAN BAŞKA DOĞRU VE NİHAİ GERÇEK" yok mu ? Böyle mi inandın ?

Mizan'ül hakk fi ihtiyaril Ahakk adlı eserde sana nasıl sesleniliyor bilir misin ?

"ÖKÜZ GİBİ BAKANLAR"....

Bırak bu davanın peşinide, hayır söyle hayır işit...Sana faideli işlere yönel...
Bilmem kaç yüzyıl önce olmuş bir adamı TEKFİR sana ne faide verecek ? Vaktini hayırlı işe kullan, eğer o KAFİR ise bak seni ALLAH'ı anmaktan alı koydu ve perişan etti...Eğer Mümin ise sen o'nun hakkına tecavüz ettin mahşer günü bir büyük yük aldın...Akıllıyım diye geçiniyorsun ama bak her iki açıdanda zarardasın, gün geçiyor dost, vakit geçiyor, ölüm geliyor...

Bırak sen başkasınıda KIYAMETİNE hazırlan...

(Kimsenin şahsına değil, geneldir)

KuTeYBe
30-06-2007, 19:11
Kuteybe hocam emeğinize sağlık..

hocam burda bir şeyi göz ardı ediyorsunuz ve belki sizi hataya götürüyor.

imam rabbani kelamcı , ibni arabi ise tasavvufçu..

tasavvuf subjektiftir. bir nevi avukatlıktır. kelam ise objektiftir.

dolayısıyla ibni arabi batini fikirleri savunurken imam Rabbani zahiridir.

ve İmam Rabbani olaya zahiri açıdan bakınca elbette ibni arabiyi hatalı görecektir..

daha önce de dedim . ibni arabiyi dış bakışla zahiri olarak algılarsanız çok yanlış bir insandır.

ancak fusus'u ve futuhatı ile ve orda ki manaya delaleti ile bilebiliriz..

Fuzuli kardeşim, ; ilk dönem tasavvufu dışında tasavvufta öyle çok İslâm dışı unsur vardır ki ayıkla ayıkla bitmiyor. Her gelen kafasına göre bir şey eklemiş. Oysa Peygamber benim sözlerimi anlayamazsınız demiyordu. Kim onu dinlemek istiyorsa geliyordu. Ahmed Faruk mutasavvıftır. Onun hizmetleri büyük olmakla birlikte keşifleri olduğunu kendisi söylüyor. Dolayısıyla kendi keşifleriyle ümmeti büyük bir boşluğa ve hulul- ittihad akidesine sürükleyen vahdet-i vücûd düşüncesine karşı çıkmış, eleştirmiş ve onun yerine vahdet-i şuhudu koymuştur.

Bakın kendi ağzınızla söylüyorsunuz. Tasavvuf subjektifir diye. Durum böyle olunca her gelen yeni bir ibadet şekli eklemekte beis görmemiş bu da dinde dejenerasyon ve sapkınlığı beraberinde getirmiş. Oysa dinde ibadetler tevkifidir. İbn Arabi felsefi tasavvufu açıklamıştır. Görüşlerinin çoğu İslam'a aykırıdır.

etkilendiği kitap İhvan-ı safha dır

Ayrıca yukarıdaki yazınızda İhvanu's-Safa'dan(Temiz Kardeşler) bahsetmişsiniz ki (İhvan-ı Safha diye bir şey yok !) bunlar filozof takımıdır. Kimdir bunlar bir okunsun istenirse. Her okuyan ve taassub sahibi olmayan bilir ki İbn Arabi'nin fikirleri İslam'ın Peygamberi'nin rağmına fikirlerdir.


Beyazıd'ı bestami yolunda bir çizgi izlemiştir

O Bayezid'in bir çok konuda hata yaptığını söyler. Yani bir anlamda Ahmed Faruk'un onun için yaptığını o Bayezid için yapar. Sufi Cüneyd'i bazı hareketlerinden dolayı eleştirir.


Rüya yolu ile hadis alınacağını söyler ve hadisin sıhhatli olması ancak Rüya yolu iledir İbni Arabiye
göre..

Dinde rüya ile hadis sahihleme diye bir şey yok ! Bunu yapanlara gayretli ve izzetli alimler çok şiddetli bir biçimde eleştiri getirmişlerdir. Ayrıca dinin delillerini Endülüslü belirleyemez, Allah Resulü ve şerefli ashabı nasıl uygulamalar yapmamız gerektiğini hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak biçimde bize açıklamışlardır.


Gerçek bilgi keşf ile elde edilen bilgidir.Aynı üstad Said Nursi gibi eserin kendisine yazdırıldığını ifade eder.
Eserini HZ.Peygamberin telkin ettiğini söyler

Usul okuyan herkes bilir ki dinde keşf asla bir bilgi sayılmaz. Bunu bütün ciddi ve rabbani alimler böyle uygular. Ancak mutasavvıflar bu şekilde söylemler getirdiler. Nasıl oluyor da Said Nursi'ye, Rumi'ye, İbn Arabi'ye kitaplarını Allah yazdırıyor da kitapları birbirini yalanlıyor ve habire biri diğerine eleştiri getiriyor.


İbni Arabi bu seçiciliğinden solayı sadece iki kadından hırka giymişir.


Eksik bir bilgi. İki kadın dışında erkeklerden de hırka giymiştir. Onun sabit bir hocası olmak yerine hocası olduğunun talebesi, talebesi olduğunun öğrencisi olmuş. O iki kadından biri ise onu en çok etkileyendir. Biraz da tasavvufun romantik yanıyla İbn Arabi tanıtımlarında hep ön plana çıkmıştır.

Sonuç olarak fasslara bakmak isteyen fasslara bakar biz sadece naslara bakarız ve yolumuzu ona göre belirleriz. Naslar (Allah'ın kitabı ve Resul'ün sünneti)dururken fasslara (Endülüslü'nün Fusûsu'l-Hikem kitabı) bakan Resul'ün bazı şeyleri tebliğ etmediğini zimnen de olsa haykırıyordur aslında.

Allah ayaklarımızı yolunda sabit kılsın ve bizi hidayetten ayırmasın.

Bunları yazarken Arabi'nin şahsıyla hiç işim olmaz. Beni fikirlerinin yanlışlığı ilgilendiriyor. Fasslar naslara aykırıdır, bu güneş gibi açıktır. Dini bölmek şuna göre buna göre demek dinde yozlaşmayı getirir. Konuştuğumuz başka bir alan olsa eyvallah ama din!

zeygue
30-06-2007, 20:01
mesela veli-nebi ilişkine bakıyorsunuz.Veliler nebilerden üstün diyor.. hemen tekfir ediliyor.Oysa açıklaması muhteşem..

...
Yaratan yaratılan ilişkisi içerisinde Veli Allahtır,kuldan veli olmaz.Nebi ise kuldur.Bu ikisi nasıl kıyaslanır?
Nasıl bir açıklama getirmiş merak ettim.

FUZULİ
30-06-2007, 20:05
Yaratan yaratılan ilişkisi içerisinde Veli Allahtır,kuldan veli olmaz.Nebi ise kuldur.Bu ikisi nasıl kıyaslanır?
Nasıl bir açıklama getirmiş merak ettim.

kardeşim ibni arabi der ki:Her peygamber aynı zamanda velidir.Ve velilik sıfatı her peygamberde nebilik sıfatından öncedir.O halde velilik sıftatı nebilik sıfatıtından öncedir.Tüm peygamberler velidir.Ama tüm veliler peygamber değildir.Nebilerde ise velilik nebilikten öncedir..

FUZULİ
30-06-2007, 20:11
Daha öncede söylediğim gibi tasavvuf keşf ve ilhama dayanır. Bundan dolayı tasavvuf subjektif bir bilgidir.İstyen inanır isteyen ise inanmaz.Ve mutasavvıflar kendilerinin keşf ile malul olduğunu söylerler.Keşfi ile mamul olan beşer üstü bir düşünceye sahiptir ve nebi olmadıgı için sözü teşri değildir.


İbni arabi tarihe adını vurmuş bir büyük zattır.Ama kendinin de dediği gibi onu herkes anlayamaz.O nun eleştirilecek elbette yönleri vardır.Çünkü Ehli tasavvuf hep eleştirilmiştir.Ancak onu eleştirmk bize ne katar bilmem.

zeygue
30-06-2007, 20:12
kardeşim ibni arabi der ki:Her peygamber aynı zamanda velidir.Ve velilik sıfatı her peygamberde nebilik sıfatından öncedir.O halde velilik sıftatı nebilik sıfatıtından öncedir.Tüm peygamberler velidir.Ama tüm veliler peygamber değildir.Nebilerde ise velilik nebilikten öncedir..

Hocam iyi de kimin velisi?
Veli koruyucu dost demektir.Okulda çocukların velileri gibi.
Yani veli kime karşı kimi koruyup gözetiyor?
Allah müminlerin velisidir.Bahsettiğiniz veli kimin velisi?

Sofuoglu
30-06-2007, 20:17
.Bahsettiğiniz veli kimin velisi?


benim velim,bir ihtirazinmi var....?

FUZULİ
30-06-2007, 20:17
Hocam iyi de kimin velisi?
Veli koruyucu dost demektir.Okulda çocukların velileri gibi.
Yani veli kime karşı kimi koruyup gözetiyor?
Allah müminlerin velisidir.Bahsettiğiniz veli kimin velisi?


Kardeşim isterseniz bukonuya devam etmeyelim. Neden derseniz eğer henüz velayet nedir bilmiyosanız veya algılamıyosanız bu konuya girilmesi sakıncalı.Ama isterseniz bir ara Fusus da Nuh fassına bakınız inşallah..

zeygue
30-06-2007, 20:24
benim velim,bir ihtirazinmi var....?
Beni yanlış anladınız.Kimin velisi derken kimi kime karşı koruyup gözetiyor anlamında söylüyorum.
Veli velayet kavramını bilmek lazım.Bu sizin içinde geçerli.:)
Meallerde veli dost olarak kullanılıyor ama yanlış olduğu kanaatindeyim.
Dediğiniz gibi olsun.Devam etmeyelim.
selametle

Edibe Ziyâi
30-06-2007, 20:27
veli Allah a dost olmuş kişi manasında. konuya çok muhakim değilim. Ama anladığım kadarıyla "Allah a dost olmuş olmak" sıfatı nebilikten önce gelir. Nebilik görevi ezelde Allah tarafından belirlenmiş olmasına rağmen risalet vazifesi nebilere hayatlarının bir safhasından sonra verilir. Risalet görevi verilmeden önce de nebiler ; velilerdir. .Yani Allah a olan dostlukları ve muhabbetleri nebilik sıfatından daha önce gelir . diye bir mana çıkardım acizane ..

Allahu alem

zeygue
30-06-2007, 20:55
veli Allah a dost olmuş kişi manasında. konuya çok muhakim değilim. Ama anladığım kadarıyla "Allah a dost olmuş olmak" sıfatı nebilikten önce gelir. Nebilik görevi ezelde Allah tarafından belirlenmiş olmasına rağmen risalet vazifesi nebilere hayatlarının bir safhasından sonra verilir. Risalet görevi verilmeden önce de nebiler ; velilerdir. .Yani Allah a olan dostlukları ve muhabbetleri nebilik sıfatından daha önce gelir . diye bir mana çıkardım acizane ..

Allahu alem

وَلِيّ; yakın; bitişik; komşu; ([Cogul] اَوْلِيَاء) yardımcı; dost; akraba; hami; veli; efendi, sahip;

Dost kelimesinde bu anlamlar varmı?


Mâide Suresi 55. ayet (Toplam 120 ayet)

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ ءَامَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ


Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah'tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatı verirler




?srâ Suresi 111. ayet (Toplam 111 ayet)
وَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا




İsra 111 "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt!

Kimse Allaha veli olamaz.Ayette de Allahın veli edinmediğini ihtiyacı olmadığını açıkça ifade edilirken bu veliler nerden çıkıyor?

Veli günlük hayatımızda kullanıldığı gibi bir anlam taşır.İlk ve orta öğretim çocuklarını velisi gibi....Allahın velisi olabilir mi?Haşa!

Edibe Ziyâi
30-06-2007, 21:26
dediğim gibi konuyu çok bilmiyorum sizin yorumlarınızdan bunu çıkardım
derler ya "Allah ın veli kuludur" diye , belki halk yanlış söylüyor ama insanalar "Allah a dost olmuş kul" olarak algılıyorlar hatta veli bir kul deyince ben de öyle anlıyorum..Allah ın velisi olmak olarak anlamıyorum .. :confused1:

selam
30-06-2007, 22:37
Anlaşılır tarza VELİ Allah CC. 99 isminden biri olup,
Mümin'lerin velisidir.
Muhiddin Arabi Hz. bahsettiği Veli ise .
Talip olan bir kişi önce velayet makamlarını hıfz
edecektir. Bu makamları yaşarkende o kişinin
velisi Allah olur. Tabi bu konu çok çok özel bir
konudur. Bir ayette derki Allah onları ıstıfa etti.
Yani arındırdı, temizledi anlamındadır. Efendimizde
S.A.V. O ne güzel terbiye edicidir. Buyurmuştur.
Fakat bu az öncede dediğimiz gibi çok çok özeldir.
Birde fırkayı Naci'den bahsedilir. Allah'tan yardım
görenler. Çok uzatmaya gerek yoktur.
Kişi Velayet makamlarını geçmeden , Nebi hakikatına
eremez demek istenmiştir. Bunlar aslında hepsi bir
makamdır, Peygamber, Nebi,Resul , Halife.
Nasılki Allah onu Makamı Mahmuda ulaştırdı.
Burasıda bir makamdır.
Ahmet , Mahmut, Muhammet, Mustafa, (s.a.v.)
Bunlarda birer makamdır. Süleyman çelebi Hz. Mevlütte;
Her birisinden geçerken ileri .
Emrolurdu Ya Muhammet gel beri
Her birisin görüp geçti öte .Vardı ulaştı ol hazrete.

Muhiddin Arabi Hz. Bunları yazarken, hiç meratip görmeyenleri kale almadan yazmıştır. Bu seferde birçok müslüman tarafından anlaşılmadığı için, adeta Kuran ve Sünnete mugayyir olarak anlaşılmış, ve dışlanmıştır. Oysa Kuran ve Sünnet dışına asla çıkmamıştır.
Bu şekilde yaşayan ve anlaşılmayan daha birçok
islam alimleri vardır. Yunus Emre'm de ;
Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir.
İnşaallah anlamağa gayret edenlerden olalım.

derwish_visaly
01-07-2007, 22:02
http://muridan.com/haber_detay.php?haber_id=186

musstafa
02-07-2007, 20:11
Diğeri kendi kafasına göre dini yorumlamış, yorumlarken hiç bir kriteri olmayan kendi safsatalarını sunan, "keşfimde böyleydi" diyen, ilk dönem tasavvufundan tamamen saparak tasavvufa felsefi fikirleri zerkeden, düşünüyorum diye Peygamberin rağmına yeni şeyler ihdas eden biri. Bir bölük ona şeyh-i ekber(en büyük mürşid) demiş bir kısım şeyh-i ekfer(en büyük kafir). Ekberi külliyattaki keşifler başta Nakşiler'in çok önem verdiği Ahmed Faruk tarafından eleştirilmiş ve nasıl oluyorsa en büyük şeyh denen birinin keşifleri "Keşfinde hata yapmış" diye tenkid edilmiştir. Rabbimiz bu ikinci Arabi gibilerin yoluna düşmekten bizleri korusun.

abi neden imam rabbaninin onun ehli sünnete uymayan görüşlerini tenkid ettiğini yazdığın halde kendisine dil uzatılamayacağını bildirdiğini neden yazmadın alimlerimiz böyle durumlarda (-tabir caizse-) sadece kendi işine geleni yazıp işine gelmeyeni yazmayanları ağır itham ediyorlar

imam rabbaninin tenkid ettiğini kabul ediyorsanız kendisine dil uzatılamayacağınıda kabul etmelisiniz olay budur ... ehli sünnete uymayan görüşleri red olunur ama kendisine böyle hakaret edemezsiniz

KuTeYBe
03-07-2007, 10:15
abi neden imam rabbaninin onun ehli sünnete uymayan görüşlerini tenkid ettiğini yazdığın halde kendisine dil uzatılamayacağını bildirdiğini neden yazmadın alimlerimiz böyle durumlarda (-tabir caizse-) sadece kendi işine geleni yazıp işine gelmeyeni yazmayanları ağır itham ediyorlar

imam rabbaninin tenkid ettiğini kabul ediyorsanız kendisine dil uzatılamayacağınıda kabul etmelisiniz olay budur ... ehli sünnete uymayan görüşleri red olunur ama kendisine böyle hakaret edemezsiniz

Kardeşim,

1- Dikkat ederseniz Ahmed Faruk'u bir delil olarak getirmedim. Ahmed Faruk'un gözümdeki değeri sadece Ekber denilen sefil adama karşı duruşundaki diklikten gelir. Onun keşiflerinin de İbn Arabi gibi gözümüzde hiç bir değeri yoktur.

2- Ahmed Faruk'tan bahsetmemin nedeni iki sufiden birinin diğeri hakkında (keşifleri üzerine) nasıl olumsuzlamada bulunabildiği üzerineydi. Velev ki sizin dediğiniz gibi "dil uzatma" şu durumda benim tarafımdan değil Ahmed Faruk'un kendisi tarafından hem Ekberî tarikte hem de genel tarikte "şeyhu'l-ekber/mürşidlerin en büyüğü" diye adlandırılan birine getirilen eleştiride bulunmaktadır. Biz daha önce buna tepkimizi koymuş ve bunda bir yanlışlık var. En büyük şeyhe kendinden küçük bir şeyh nasıl "hatalı" diyebilir demiştik. Yani eğer böyle bir şey varsa Ahmed Faruk kendi kendini tekzib etmiş oluyor.

3- Ben kimseye hakaret etmedim. Oradaki bazıları "şeyhu'l-ekfer" sayıyor ifademiz bizim de böyle düşündüğümüz anlamına gelmiyor. İbn Arabi hakkında tekfir geliştirmek benim işim değil. Ben sadece Endülüslü hakkında ilk sayfada verilen bilgilerin eksik ve yanlış olduğunu, onun tasavvufu felsefi boyuta sürüklemekle bu ümmet içinde nasıl bir yara açtığını söyledim.

4- Defalarca söylediğim ama ne hikmetse naslardan çok faslara değer verenler tarafından anlaşılmayan sözümüzü yineleyelim: Biz naslara bakarız faslar ayaklarımızın altındadır. Ama PEYGAMBERİ çiğnemek adına o fasları baştacı edenlere de ancak acır ve dalaletlerinden dönmesi için Rabbimiz'e yalvarırız. Çünkü müminler kendi aralarında merhametlidirler.

Ahi Evran
03-07-2007, 10:16
Biz, Fass'lara değil nass'lara bakarız...

FUZULİ
03-07-2007, 10:27
Elbette önce nass ama isteyenler de fass lara bakılabilir...

musstafa
03-07-2007, 19:46
abi halen daha hakarette bulunuyorsun ve nerde hakaret etmişim diyosun bu nasıl iş ?
imam rabbaninin dediğiniz gibi dik durduğunu falan hangi yazıdan çıkardınız imam rabbani sadece hatalarını izhar etmiş , ama hatalarından ötürü kendisini değil görüşlerini red etmiş
şeyhim bile "mürşidi kamilin" dahi keşfinde hata edebileceğini söylüyor . yani büyük şeyhin hata yapmayacağını söyleyen kim ? peygamberler a.s. harici masum olmadığı için herkes alim dahi olsa hata edebilir demiş büyüklerimiz

(muhyiddin arabinin)Onun büyük olduğunu ve hatâlarının kusûr sayılamıyacağını, yalnız bu fakîr söyliyorum. Onu büyük bilir ve severim. Ehl-i sünnet âlimlerinin sözlerine uymıyan yazılarını yanlış ve zararlı bilirim. Sôfiyyûndan bir kısmı, onu beğenmiyor ve çirkin şeyler söylüyor. Bütün ilmlerini yanlış ve bozuk biliyorlar. Bir kısmı da ona uyarak, bütün ilmlerini, yazılarını olduğu gibi alıyor. Hepsini doğru biliyor ve doğruluklarını isbât etmeğe kalkışıyor. Bu iki kısm da yanılıyor, adâletden ayrılıyor. Bir kısmı haddi aşıyor. Birisi de, büsbütün mahrûm kalıyor. Evliyânın büyüklerinden olan Muhyiddîn-i Arabî “kuddise sirruh” keşflerindeki hatâsından dolayı, büsbütün red olunabilir mi? Fekat, Ehl-i sünnetin doğru sözlerine uymıyan, hatâlı bilgilerine uyulur mu ve herşeyi de kabûl olunur mu? Burada doğru yol, cenâb-ı Hakkın bize ihsân etdiği, iki tarafa sapmıyan orta yoldur

imam rabbaninin (ve sanıyorum bütün ulemanın) keşiflerini kabul etmediğinizi söyledinizki zaten bi manada itirazınızın ana nedenide bu olsa gerek imam rabbani dikkat ederseniz ehli sünnete uymayan her keşf batıldır buyuruyor yani her keşf dalalet değildir bunu biraz irdelemek gerek keşf demek ne demek bunu bi anlamak gerek anlayamayan elbet böyle çıkışlar yapabilir bu iş birazda maneviyat yüklü olduğundan baş gözü ile değilde kalb gözü ile bilinebildiğinden yanlış anlaşılıyor


Bu bilgilere inanmak lâzım değildir. Fekat inkâr etmekden de sakınmalıdır. Çünki bu bilgileri inkâr etmek, bu bilgilerin sâhiblerini inkâr etmeğe gidebilir. Hak yoldaki evliyâya düşmanlığa sebeb olabilir. Sözün kısası, hak yolda olan Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine göre inanmalı ve hareket etmeli ve tesavvufcuların keşflerine iyi gözle bakmalıdır. Bu sözlere evet veyâ hayır demekden sakınmalıdır. Aşırı gitmekle geri kalmak arasındaki iyi, orta yol da budur. Herşeyin doğrusunu bildiren Allahü teâlâdır.

ibn arabinin hatalarının keşfinde olduğuna dair ...

Büyüklerimizin beğendiği, büyük bildiği Muhyiddîn-i Arabînin birçok sözlerinin, Ehl-i sünnetin doğru sözlerine uymaması, yanlış olması, ne kadar şaşılacak şeydir. Hatâları, keşfinde, kalbe doğan bilgilerde olduğu için, belki kabâhat sayılmaz. İctihâddaki hatâlar gibi birşey söylenemez.

Tesavvuf büyüklerinden birkaçı “kaddesallahü teâlâ esrârehüm”, kendilerini hâl ve sekr kapladığı zemân, doğru yolun âlimlerinin bildirdiklerine uymıyan bilgiler, ma’rifetler söylemişler ise de, keşf yolu ile anladıklarını bildirmişlerdir. Bunun için, suçlu sayılmazlar. Kıyâmetde, bunlar için sorguya çekilmemeleri umulur. Bunlar ictihâdında yanılan müctehidler gibidirler. Onlar gibi, bunların yanılmalarına da bir sevâb verilir

not alıntılar imam rabbaninin(kuddisesirruh) mektubatındandır

KuTeYBe
03-07-2007, 20:36
abi halen daha hakarette bulunuyorsun ve nerde hakaret etmişim diyosun bu nasıl iş ?
imam rabbaninin dediğiniz gibi dik durduğunu falan hangi yazıdan çıkardınız imam rabbani sadece hatalarını izhar etmiş , ama hatalarından ötürü kendisini değil görüşlerini red etmiş
şeyhim bile "mürşidi kamilin" dahi keşfinde hata edebileceğini söylüyor . yani büyük şeyhin hata yapmayacağını söyleyen kim ? peygamberler a.s. harici masum olmadığı için herkes alim dahi olsa hata edebilir demiş büyüklerimiz

Subhanallah ! Yazıları nasıl okuyorsunuz mustafa kardeş, Ahmed Faruk , Ekber Şah denen herife karşı dik duruşta durmadı mı? Yoksa Ahmed Faruk'un hayatından da mı bihaber mutasavvıflar? Onu da mı biz anlatalım? Şeyhiniz beni bağlamaz ama güzel söylemiş. Sorun şu. Ekberi velayeti savunanlar Endülüslü'nün hatalarını kabul etmezler ve ona karşı olanlara toptancı bir biçimde "polemikçi" diye nitelerler. Oysa asıl polemikçi ayetleri eğip büken ve kitaba uymak yerine kitaba uydurmaya çalışanlardır.



imam rabbaninin (ve sanıyorum bütün ulemanın) keşiflerini kabul etmediğinizi söyledinizki zaten bi manada itirazınızın ana nedenide bu olsa gerek imam rabbani dikkat ederseniz ehli sünnete uymayan her keşf batıldır buyuruyor yani her keşf dalalet değildir bunu biraz irdelemek gerek keşf demek ne demek bunu bi anlamak gerek anlayamayan elbet böyle çıkışlar yapabilir bu iş birazda maneviyat yüklü olduğundan baş gözü ile değilde kalb gözü ile bilinebildiğinden yanlış anlaşılıyor

Keşif yoktur demiyorum. Keşifler kişinin kendisini bağlar. Eğer bu keşifler ayet ve sünnet-i sahihada izdüşümü olmayan keşiflerse kişiyi de bağlamaz. Bir adam açık seçik olarak uyduranın ağzından "Ben uydurdum" denen bir hadise ben bu keşfen tashih ettim. Resulullah bunu sahihliyor dese o adamın sözünün değeri yoktur. Dinde isnad değerdir, keşifler değil. O zaman kötü niyetli bir çok insan keşif avlarına çıkardı.

Sonuç olarak naslar dururken faslara bakılmaz, hele bu faslar naslara aykırıysa o zaman isteyen faslara da bakar demek büyük cüretkârlıktır.


Şimdi söyleyin hakaret nerede?


Selâm hidayete tâbi olanlara...

musstafa
03-07-2007, 20:50
mübarek yazımızın tamamına bakarsan hemen hemen aynı şeyleri söylüyoruz ve imam rabbani muhyiddin arabiyi büyük bilir ve severim buyuruyor onu neden göz ardı ediyorsun ? hakaret nerde imiş sanırım yazdıklarından haberin yok ağzından çıkanı kulağın duymuyor hakaret nerde gören gözle bakmak gerek herif demek ne oluyo safsatacı falan he nedemek ve ahmed farukmuş imam rabbani demek neden zor geliyor

hidateye uyanlara selam olsun ...

KuTeYBe
04-07-2007, 07:56
mübarek yazımızın tamamına bakarsan hemen hemen aynı şeyleri söylüyoruz ve imam rabbani muhyiddin arabiyi büyük bilir ve severim buyuruyor onu neden göz ardı ediyorsun ?

Dedim ki Ahmed Faruk'u ilk yazımda zikredişimin nedeni onu delil olarak aldığımdan değil keşfin bağlayıcılığının olmadığını iki şeyh bilinen insanın birinden diğerinin keşfini nasıl boşa çıkardığını göstermek içindi. Yani keşifler bağlayıcı değildir.Dolayısıyla göz ardı ettiğimiz bir şey yok, zira şahıslar nasla konuşmadıkları zaman tek başlarına delil olamazlar.



hakaret nerde imiş sanırım yazdıklarından haberin yok ağzından çıkanı kulağın duymuyor hakaret nerde gören gözle bakmak gerek herif demek ne oluyo safsatacı falan he nedemek ve ahmed farukmuş imam rabbani demek neden zor geliyor

hidateye uyanlara selam olsun ...

Evet hâlâ soruyorum hakaretim nerede? Klavyemden dökülen her kelimenin farkındayım da siz okumayı becerebiliyor musunuz ondan şüphem var, zira

1- Herif dediğim insan İbn Arabi değil, zındık Ekber Şahtır. Anlaşılan o ki siz Ahmed Faruk'un dik duruşla Ekber Şah'ın iğrenç dinler birliği fikrine karşı nasıl mücadele ettiğinden habersizsiniz. Ekberî velayetten dolayı Ekber Şah ile İbn Arabi'yi karıştırdınız. Oysa İbn Arabi hiç bir zaman Ekber unvanı kullanmamış, sadece ona verilen şeyhü'l-ekber sıfatlamasından sonra Ekberî velayet tanımlaması ortaya çıkmıştır. Aynen Rumî'nin Mevlevilik diye bir şey kurmaması ondan sonra Mevlana ismine nispetle umdelerinin tamamının Mevlevilik diye anılması gibi.

2- İbn Arabi'nin fikirleri safsatadır, çünkü faslar naslara çoğu yerde aykırıdır ama en başta dedim şahsı beni ilgilendirmez. Şimdi ben sünnete rağmen aaa ne müthiş fikirler mi diyeyim, bunu bizden beklemeyiniz.

3- Ne zamandan beri bir insanı ismiyle anmak hakaret oldu. Ahmed Faruk es-Serhendî bahsettiğimiz vahdet-i vücud ve hatemü'l-evliya münekkidinin ismi değil midir? O halde hakaret nerede?

Lütfen biraz daha iz'an !

Selâm hidayete tâbi olanlara ....

Ahi Evran
04-07-2007, 08:48
İttihad halini yaşamayan birinin ittihada inanması küfürdür...
İttihad halini yaşayan birinin bu hali ifade etmesi şirk'dir...
(Abdulkadir Geylani, Risalei Gavsiye)

musstafa
04-07-2007, 18:50
hmm ekber şah kimdir bilmiyorum karıştırdım sanırım bundan dolayı haklısınız ama ibn arabinin fikirleri safsatadır demek bizim haddimize değil ,bazı fikirleri yani ehli sünnete ters düşen fikirleri yanlıştır deriz amenna imam rabbanide oyle buyurmuş isimle anmak hususuna gelince bazı kişiler alimlere verilen saygı ifadelerini pek kullanmazlarki bunu kasden yaparlar ,anladığım kadarıyla sizde böyle bir durum söz konusu değil bundada haklısınız öyleyse

son olarak imam rabbaniden tasavvuf büyüklerinin keşfleri hakkındaki bizim duruşumuzun nasıl olması gerektiğini belirteyim ,hakkınızı helal ediniz kalbinizi kırdıysam affola :flowers:
Kıyâs ve ictihâd, islâmiyyetin dört temelinden birisidir. Buna uymağa emr olunduk, evliyânın keşf ve ilhâmları, böyle değildir. Bunlara uymağa emr olunmadık. İlhâm, yalnız sâhibi için delîldir, huccetdir, seneddir. Başkaları için sened değildir. İctihâd ise, her müslimân için huccetdir, seneddir. Bunun için müctehid olan âlimlere uymak lâzımdır. Dînin temellerini, bu âlimlerin bildirdiklerine uygun olarak öğrenmelidir. Tesavvufcuların, bu âlimlerin bildirdiklerine uygun olmıyan sözlerine ve işlerine uymamak lâzımdır. Bununla berâber onlara iyi gözle bakarak dil uzatmamalı, şü’ûrsuz olan sözlerinden saymalıdır. Açık olan yanlış ma’nâları bırakıp doğru ma’nâlar çıkarmalıdır. Şuna çok şaşılır ki, tesavvufculardan çoğu, vahdet-i vücûd gibi keşf ve ilhâm ile anlaşılan bilgilere inandırmak için insanları zorluyorlar. Onların da, böyle söylemesini istiyorlar. İnanmıyanlara azâb olacağını bildiriyorlar. Keşki bu bilgileri inkâr etmemeleri için zorlasalardı. İnkâr edenlere azâb var deselerdi. Çünki îmân başkadır, inkâr etmemek başkadır. Bu bilgilere inanmak lâzım değildir. Fekat inkâr etmekden de sakınmalıdır. Çünki bu bilgileri inkâr etmek, bu bilgilerin sâhiblerini inkâr etmeğe gidebilir. Hak yoldaki evliyâya düşmanlığa sebeb olabilir. Sözün kısası, hak yolda olan Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine göre inanmalı ve hareket etmeli ve tesavvufcuların keşflerine iyi gözle bakmalıdır. Bu sözlere evet veyâ hayır demekden sakınmalıdır. Aşırı gitmekle geri kalmak arasındaki iyi, orta yol da budur. Herşeyin doğrusunu bildiren Allahü teâlâdır

Ahi Evran
04-07-2007, 20:24
Şeriatı bilmeyene Tarikat dersi vermek zındıklıktır...
Tarikata girmek matlubtur...
(İmam Rabbani)

KuTeYBe
05-07-2007, 18:18
Şeriatı bilmeyene Tarikat dersi vermek zındıklıktır...
Tarikata girmek matlubtur...
(İmam Rabbani)


Eğer tarikat şeriatten farklıysa o zındıklıktır. Resul-i Ekrem'in risâletini beğenmemektir. Yok şeriat ve tarikat izdüşüm ise o zaman tarikat demeye gerek yok şeriat tek başına yeter.

Ahi Evran
05-07-2007, 23:15
Şeriat tek başına yeterli olsaydı sonunda ki at eki olmazdı...
Tarikat'da tek başına yetereli olsaydı sonundaki at eki olmazdı...
Kurallar-kanunlar, çeşitli yollar vasıtasıyla hayatta tatbikat imkanı bulmuştur...
Kuran ve Sünnet ile mukayyet olan her tarik aynı zamanda şeriat dahilindedir...
Tarikatlar, mezhepler vb şeriat dahilinde olduğu müddetçe sorun yoktur...

metinyüksel
05-07-2007, 23:24
Benden de emeğine sağlık. Ne demekse artık:)

B%Ü%Ş%R%A
05-07-2007, 23:49
Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin latif ve garip şiirleri, nadir ve acaip buluşlarıda vardı.
O demiştir ki:
-İki demir birbirine vurunca uzaktan ses gelir, yere düşünce uzak yakın olur!..
Bu sözüyle telgrafın icad edileceğini ve şehirleri birbirine bağlayan demir yollarının kurulacağını asırlarca evvel haber vermiştir...
Ve daha nice garip hallerin ve buluşların sahibidir..Hatta o kadar büyük bir söz etmiştir ki, herkesi hayrete düşürmüştür :
-Beni kızdırmayın.Size Hazret-i Adem'den son insana kadar gelmiş ve gelecek her ferdin isimlerini ve şekillerini açıklayabilirdim. Fakat her asrın halkına merhameten gizliyorum!..
burayı Muhyiddin-i Arabinin bir şiiriyla noktalayalım
Beni suçlu göreni
Ben suçlu göremiyorum.
Bana ihsan edici, lutfedici görüyorum..
O da benim kendisine sığınıcı
Olduğumu göremiyor..

FUZULİ
05-07-2007, 23:50
Benden de emeğine sağlık. Ne demekse artık:)
iyi bişey heralde...:D

UBEYDUN
06-07-2007, 04:07
Şeriat tek başına yeterli olsaydı sonunda ki at eki olmazdı...
Tarikat'da tek başına yetereli olsaydı sonundaki at eki olmazdı...
Kurallar-kanunlar, çeşitli yollar vasıtasıyla hayatta tatbikat imkanı bulmuştur...
Kuran ve Sünnet ile mukayyet olan her tarik aynı zamanda şeriat dahilindedir...
Tarikatlar, mezhepler vb şeriat dahilinde olduğu müddetçe sorun yoktur...ne demek bu at eki

ubeyd_el_turki
06-07-2007, 05:26
2- İbn Arabi'nin fikirleri safsatadır, çünkü faslar naslara çoğu yerde aykırıdır ama en başta dedim şahsı beni ilgilendirmez. Şimdi ben sünnete rağmen aaa ne müthiş fikirler mi diyeyim, bunu bizden beklemeyiniz.


Bu sözler diğerlerine
"Şeyh'ul Ekber İbn-i Arabi'nin fikirleri safsata değildir, onun fikirlerini safsata bulanın bütün sözleri SAFSATADIR" demek hakkını diğer insanlara verir.

Objektif olduğunu söyleyen insan karşısındaki kim olursa olsun fikirlerine saygı gösterir, kabul eder etmez bu ayrı durumdur.

Bir kişi kendisinden ÜST kişiler tarafından eleştiriliyorsa, eleştiren büyüğün sözlerine dikkat edilir.
Bir kişi kendisine DENK kişiler tarafından tenkid edilirse, tenkid edenin sözlerini İLMİ EDEBE UYGUN ŞARTLAR VE SÖZLERLE ancak tenkid edeni ve onun yolunda olanları bağlar.
Bir kişi kendisinden DÜŞÜK kişi tarafından eleştiriliyorsa işte bu sözler KOCAKARI DEDİKODUSUDUR...

İbn-i Arabi KS hakkında müctehid alimler bir söz söyledi ise ne ala ama söylemedi de kendisi ile denk alimler İLMİ EDEBE UYGUN SÖZLER söylediyse sevenleri peşinden gider, ama tevbesinde durmayan verdiği sözde durmayıp çıktığı hapise tekrar düşen bir kişinin sözleri nasıl hadis ilminde senet olamazsa, İbn-i Arabi konusundada SENET olamaz...

"Kontrol belgesi içeriğindeki aromaların ya E kodları verilir ya da menşei tanımlanır" sözünden siz ne anladı iseniz, İbn-i Arabi KS'nin eserlerini okuyupta TEKFİR VE TAHKİR edenlerde sizin bu sözden anladığınızı anlamıştır.

Eserlerinde adeta küçük bir çocuk zekasıyla dahi suçlanabilecek sözlerini cımbızla alıp "O bana,ben ona ibadet ederim" -BAKIN İŞTE KÜFÜR BULDUK YEOOOW- edasıyla kişilerin KÜFRÜNE delil arama sevdalıları acaba hadis-i şerif gereği günde kaç kere dine girip çıkabilirler bunun korkusu ve endişesini yaşamıyorlar mı ?

Yoksa kendileri bütün bu ilimlerden,yollardan geçmiş, bütün sorulara cevap almış, günahtan hatadan mahfuz adeta ismet hallerine mi sahipler ? Sözüne güvenilmez bir kaç adam ile mertebesi makamı ilmi çok düşük bir kaç kişinin sözleriyle mi insanları TEKFİR TAHKİR edeceğiz ?

Heyhat, bunun böyle olmadığını herkes biliyor.

"99 alim bir kişinin küfrüne, bir alim İMANINA hüküm verirse MÜFTÜ O KİŞİNİN İMANINA FETVA VERİR"

HANEFİ FUKAHASI
Reddul Muhtar

Ahi Evran
06-07-2007, 08:08
Şeyhul Ekber muhyiddin ibn arabi, doğruları ile yanlışları ile geldi geçti. Biz onun yaptıklarından hesaba çekilmeyiz. Yanlışlarını söyler, doğrularını alır, hikmetin peşinde oluruz. Tekfir'den kaçınır, küfre varan sözlerini ört bas etmez, tevil etmez, halk arasında yayılmasına müsade etmez, ancak doğru olan hikmetli sözlerinden de istifade ederiz...

fakiri
06-07-2007, 08:14
alıntı : KuTeYBe
Yok şeriat ve tarikat izdüşüm ise o zaman tarikat demeye gerek yok şeriat tek başına yeter.

**"Tarikat** kelimesini kullanmak caiz değilmi ? Yoksa, günâh mı ?
Şeriat, Tarikat, Yoldur varana,
Marifet, Hakikat, andan içeru.,

diyen aşık Yunus Emre neden sadece *Şeriat" dememiş de *Tarikattan, marifetten ve hakikattan* dahi bahsetmiş...

Yani, biz sizin bu kelimelere dahi kota koyma gayretinize ne diyelim bilmem ki ?

KuTeYBe
06-07-2007, 09:23
Şeriat tek başına yeterli olsaydı sonunda ki at eki olmazdı...
Tarikat'da tek başına yetereli olsaydı sonundaki at eki olmazdı...
Kurallar-kanunlar, çeşitli yollar vasıtasıyla hayatta tatbikat imkanı bulmuştur...
Kuran ve Sünnet ile mukayyet olan her tarik aynı zamanda şeriat dahilindedir...
Tarikatlar, mezhepler vb şeriat dahilinde olduğu müddetçe sorun yoktur...

Şer-i şerif Allah ve Resulü tarafından bildirilmiş kurallar bütünüdür. Dolayısıyla yanlış bir etimolojik bilgiyle bahsettiğiniz çıkarsamaya ulaşmak batıldır. Tarih boyunca varolan tasavvufun kurumsallaşmış şekilleri olan tarikatlere (yollara) bakın bakalım kaç tanesi sünnete uygun şekilde ilerlemiş. Ebu Zur'a'nın dediği gibi insanlar bid'alara ne kadar da hızlı gidiyorlar. Kur'an ve sünnet ile mukayyet olduğu zaman zaten ona tarikat demeye ya da zihinsel formu tasavvuf demeye gerek yok, o şeriatın ta kendisi olur ve diğeri safsata olmuş olur.

Yok şeriatı "din" in karşılığı olarak alıyorsak o zamanda yanılıyoruz demektir. Çünkü din de etimolojik olarak yasa ve kural, kanun anlamına geliyor. Bu mantıkla muharref olmuş her dinin de bir yol olduğu zehabına kapılanlar olabilir.



Bu sözler diğerlerine
"Şeyh'ul Ekber İbn-i Arabi'nin fikirleri safsata değildir, onun fikirlerini safsata bulanın bütün sözleri SAFSATADIR" demek hakkını diğer insanlara verir.

Bizim için bu tür demagojilerin pek bir değeri yok ! Zira rabbani alimler ve dine saygılı kişiler bellidir. Onlar Resul'ün yolundan gider. Sözün safasata olup olmaması Kur'an ve sünnete uygun olup olmamaya göre belirlenir. Yoksa biz insanların kendi kafalarından bu safsata demelerini çöpe atarız. Şu anda sizin benim Kur'an ve sünnete zıt diye reddettiğim görüşlere getirdiğiniz safsata düşünceler gibi.



Objektif olduğunu söyleyen insan karşısındaki kim olursa olsun fikirlerine saygı gösterir, kabul eder etmez bu ayrı durumdur.

Bir kişi kendisinden ÜST kişiler tarafından eleştiriliyorsa, eleştiren büyüğün sözlerine dikkat edilir.
Bir kişi kendisine DENK kişiler tarafından tenkid edilirse, tenkid edenin sözlerini İLMİ EDEBE UYGUN ŞARTLAR VE SÖZLERLE ancak tenkid edeni ve onun yolunda olanları bağlar.
Bir kişi kendisinden DÜŞÜK kişi tarafından eleştiriliyorsa işte bu sözler KOCAKARI DEDİKODUSUDUR...

Eleştiren o kadar çok kişi var ki ama göre ne köre ne ? ! İbn Hacer Askalani'den bahsettik, onu öven bir takım kişileri görünce "Bunlar fassları okumamışlar mı? "diye hayretini izhar ediyor.

Kutbeddin Kastalani, Sehavi,İbn Teymiyye vb dehşetler içinde okumuş olmalılar ki fikirlerinin çoğuna reddiye yazıyorlar. Aliyyul Kari'nin tek başına vahdet-i vücud görüşü için reddiye yazdığı kitabı var. İbn Arabi'de eleştirilenler arasında.

Dolayısıyla biz sünnet dışı ve Kur'an dışı her şeyi KOCAKARI DEDİKOSU olarak görüyoruz, çünkü Resul sizden de İbn Arabi'den de iyi bilir. O hevasından konuşmuyordu. İbn Arabi için böyle bir şey diyemeyiz, ,işte en başa dönün ve Fuzuli'nin astığı yazıya bakın. İhvan-ı Safa'dan etkilenen biri, kim İhvan-ı Safa. Önce okuyalım, sonra yine konuşuruz.



İbn-i Arabi KS hakkında müctehid alimler bir söz söyledi ise ne ala ama söylemedi de kendisi ile denk alimler İLMİ EDEBE UYGUN SÖZLER söylediyse sevenleri peşinden gider, ama tevbesinde durmayan verdiği sözde durmayıp çıktığı hapise tekrar düşen bir kişinin sözleri nasıl hadis ilminde senet olamazsa, İbn-i Arabi konusundada SENET olamaz...

Fıkhu'l-Hadisin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu sözler bilmiyormuşsunuz zehabını uyandırdı bende. Kafamıza göre şunların sözlerini alırız şunların almayız diye bir söz batıldır. Kişi tek başına delil olamaz.




"Kontrol belgesi içeriğindeki aromaların ya E kodları verilir ya da menşei tanımlanır" sözünden siz ne anladı iseniz, İbn-i Arabi KS'nin eserlerini okuyupta TEKFİR VE TAHKİR edenlerde sizin bu sözden anladığınızı anlamıştır.

O zaman biz Sehavi'yi, İbn Teymiyye'yi, Kutbeddin Kastalani'yi,İbn Haldun'u, Aliyyu'l-Kari'yi, Zehebi'yi,Alusi'yi anlayışsızlar guruhtan mı sayalım. Ne kadar komik oluyorsunuz farkında mısınız bilmem.



Eserlerinde adeta küçük bir çocuk zekasıyla dahi suçlanabilecek sözlerini cımbızla alıp "O bana,ben ona ibadet ederim" -BAKIN İŞTE KÜFÜR BULDUK YEOOOW- edasıyla kişilerin KÜFRÜNE delil arama sevdalıları acaba hadis-i şerif gereği günde kaç kere dine girip çıkabilirler bunun korkusu ve endişesini yaşamıyorlar mı ?

Alimlerin bir kısmı açıkça tekfir etmişler İbn Arabi'yi. Bir ara uzun uzun listelerde dolaşıyordu. Beni ilgilendirmiyor bu. Çünkü baştan beri söylediğimiz gibi biz naslara baktığımız ve fasları önemsemediğimiz için. Bir başka ifadeyle sünnetin açıklayıcısı Rabbani alimler dururken bir keşfi bile beceremeyip keşfilerinde habire hatalar bulunan birinin kafir olup olmaması bizi ilgilendirmiyor. Lakin anlamayanlara bir daha söyleyelim. Bu başlık altında yazdığımız her yazıda İbn Arabi ya da bir başkası için tekfir edici bir ifade kullanmadık. Bizim buna salahiyetimiz yok.




Yoksa kendileri bütün bu ilimlerden,yollardan geçmiş, bütün sorulara cevap almış, günahtan hatadan mahfuz adeta ismet hallerine mi sahipler ? Sözüne güvenilmez bir kaç adam ile mertebesi makamı ilmi çok düşük bir kaç kişinin sözleriyle mi insanları TEKFİR TAHKİR edeceğiz ?

Sehavi'nin makamı düşük mü? İbn Haldun? Kutbeddin? İbn Teymiyye? Aliyyul-Kari, Ebu Zur'a? Zehebi? Vay canına biz yanlış biliyormuşuz. İhvanu's-Safa'nın sapık düşüncelerini eserlerine alıp genişleten, NeoPlatonist kişilerden etkilenen(İbn Rüşd ile bu anlamda tartışan ki İbn Rüşd bir felsefecidir) ittihad akidesini İslam'a sokan birinin delilsiz sadece keşifleriyle yazdıkları delil, ama rabbani, delillerini Kur'an ve sünnetten sunan alimlerin yazdıkları delil değil ha ! Vay canına ! Neleri kaçırmışız yahuu




Heyhat, bunun böyle olmadığını herkes biliyor.

"99 alim bir kişinin küfrüne, bir alim İMANINA hüküm verirse MÜFTÜ O KİŞİNİN İMANINA FETVA VERİR"

Biz de zaten kafir diyen alimlerin aksine bu sözden uzak kalıyoruz, şahsı bizi ilgilendirmez ama kitaplarında sapık fikirler var, okunmamalı diyoruz. Küfür ile sapkınlık. Şirk ile şirkten kırıntılar aynı şeyler değildir. Dikkat oluna !



**"Tarikat** kelimesini kullanmak caiz değilmi ? Yoksa, günâh mı ?
Şeriat, Tarikat, Yoldur varana,
Marifet, Hakikat, andan içeru.,

diyen aşık Yunus Emre neden sadece *Şeriat" dememiş de *Tarikattan, marifetten ve hakikattan* dahi bahsetmiş...

Yani, biz sizin bu kelimelere dahi kota koyma gayretinize ne diyelim bilmem ki ?

Yunus Emre, Bektaşi çevrede yetişmiş biridir ve sekr halinde söylediği saçmalamaları(şatahatları) bizi ilgilendirmez. Ebu Suud Efendi fetvalarında Yunus Emre şiirlerinin okunmasını yasaklamıştı örneğin. Çünkü Allah'ın müminler için özendirdiklerini alaylı bir dille geri çeviriyordu. Bunlardan sonra biz Peygamberden şeriatın dışında şeriat vardır, sonra tarikat vardır sonra da hakikat vardır diye bir üçleme bilmiyoruz. Ya şer-i şerifin rahmet kurallarına uyulur ya da tarikat safsataları içinde boğulunur gidilir. Yok siz şeriata bir şey eklemeden, ihdaslarda bulunmadan yolunuza gidiyorsanız biz Allah razı olsun deriz, yoksa her bid'a bir sünneti öldürür.

Öte yandan sırat-ı müstakim bir tanedir. Fatihayı ve tefsirlerini (batınî sufi yorumculardan değil)âlimlerden okuyun bakalım ne diyorlar.

fakiri
06-07-2007, 10:15
alıntı : KuTeYBe
Yunus Emre, Bektaşi çevrede yetişmiş biridir ve sekr halinde söylediği saçmalamaları(şatahatları) bizi ilgilendirmez.

Sayın KuTeYBe,
Hemen her konuda göstermiş olduğunuz cinsliğinizi bu konuda da gösterdiğinizizn farkında mısınız ? Yani Yunus Emre'nin Bektaşi çevrede yetişmesi O'na iğreti bir gözle bakmamızı mı icab ettiriyor ? **Onun sekr halde söylediği saçmalamalar bizi ilgilendirmez** demişsiniz !!!! Sizin ayık bir hâlde iken O'nun sekr halinde söyledikleri hakikatlere ulaşabildiğinize dair bir delilininiz var mı ?
O'nun bütün sözleri nice uyanık geçinenlerin bütün sözlerine tercih edilir. Esasen tercih edildiği de gerek edebî literatürde ve gerekse tanınmışlıkta bilinmektedir. Yunus Emre'nin üstünlüğünü ve büyüklüğünü size biz anlatacak değiliz. O'nun sözleri bizi ilgilendirmez diyenler de toplumda ancak "zırvalayanlar" olarak bilinebilir. Doğrusu her sekr hâlinde olan insana ait sözler için böyle bir söz söylemek çok büyük bir cürettir. Çünkü, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“Rahman olan Allah’ın cezbelerinden bir cezbe insanların ve cinlerin amellerine denktir.” (K. Hafâ) Bu bağlamda Yunus Emre sürekli cezbe hâli yaşayan bir insandı.

Ayrıca, Allah-u Teâlâ Kuran-ı Kerimde
“Liküllin Cealnâ minküm şir’aten ve minhâcen” buyurmuştur. (Mâide: 48)
“Minhâc”ın mânâsı, lügatte “Münevver bir yol”dur.
Binâenaleyh Fahrüddin-i Râzi Hazretlerinin Tefsir’inden ve diğer tefsirlerden anlaşılacağı vech üzere Âyet-i kerime’nin mânâsı:
“Ey kullarım! Sizin her birinize iki şeyi vâcip ettim. Evvelâ Şeriat, sâniyen Tarikat.” demektir.
Yine Allah Celle Celâlühu:
“Yâ Muhammed! Söyle, eğer Muhabbetullâhi Teâlâ’yı arzu ederseniz bana tâbi olunuz. Benim sülûk ettiğim şeriat ve tarikat yollarını takip ediniz.” buyuruyor. (Âl-i imrân: 31)

İşte bu ayeti celilerden anlaşılacağı gibi kimse tarikatı kendi kafasından çıkarmış değildir. Sizin bu hakikatı kabul etmememeniizn de hiçbir kıymet-i harbiyersi yoktur.
Çünkü, siz dini ve dini hayatı baş gözüyle görenlerdensiniz. Baş gözüyle demek işin aslına ve hakikatine hiçbir zaman ulaşamayacağınız demektir. Kalb gözleriniz ve basiretiniz gelişmemiş ve böyle bir meziyet size verilmemiştir. Daha doğrusu gönül yolculuğu yapamadığınız için böyle bir olaydan da haberiniz yoktur.
Vesselâm.


Not : Ebus-suud Efendiye gönül ehli Ümmi Sinan Efendinin verdiği bir dersi de size sırası geldiğinde hatırlatacağım.

KuTeYBe
06-07-2007, 10:32
alıntı : KuTeYBe
Yunus Emre, Bektaşi çevrede yetişmiş biridir ve sekr halinde söylediği saçmalamaları(şatahatları) bizi ilgilendirmez.

Sayın KuTeYBe,
hemen her konuda göstermiş olduğunuz cinsliğinizi bu konuda da gösterdiğinizizn farkında mısınız ? Yani Yunus Emre bektaşı çevrede yetişmesi O'na iğreti bir gözle bakmamızı mı icab ettiriyor ? O'nun sekr halinde söylediği saçmalamaları bizi ilgilendirmez demişsiniz ! Szi ayık bir hâlde iken O'nun sekr hâlinde söylediklerinizden daha isabetli sözler etiğinize nasıl kail olabilirsiniz ? O'nun bütün sözleri nice uyanık geçinenlerin bütün sözlerine tercih edilri. Esasen tercih edildiği de gerek edebî literatürde ve gerekse marufta bilinmektedir. Yunus Emre'nin üstünlüğünü ve büyüklüğünü size biz anlatacak değiliz. O'nun sözleri bizi ilgilendirmez diyenler de toplumda ancak "zırvalayanlar" olarak bilinebilir. Doğrusu her sekr hâlinde olan insana ait sözler için böyle bir söz söylemek çok büyük bir cürettir. Çünkü, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde buyururlar ki:
“Rahman olan Allah’ın cezbelerinden bir cezbe insanların ve cinlerin amellerine denktir.” (K. Hafâ)

Ayrıca, Allah-u Teâlâ Kuran-ı Kerimde
“Liküllin Cealnâ minküm şir’aten ve minhâcen” buyurmuştur. (Mâide: 48)
“Minhâc”ın mânâsı, lügatte “Münevver bir yol”dur.
Binâenaleyh Fahrüddin-i Râzi Hazretlerinin Tefsir’inden ve diğer tefsirlerden anlaşılacağı vech üzere Âyet-i kerime’nin mânâsı:
“Ey kullarım! Sizin her birinize iki şeyi vâcip ettim. Evvelâ Şeriat, sâniyen Tarikat.” demektir.
Yine Allah Celle Celâlühu:
“Yâ Muhammed! Söyle, eğer Muhabbetullâhi Teâlâ’yı arzu ederseniz bana tâbi olunuz. Benim sülûk ettiğim şeriat ve tarikat yollarını takip ediniz.” buyuruyor. (Âl-i imrân: 31)

İşte bu ayeti celilerden anlaşılacağı gibi kkimse tarikatı kendi kafasından çıkarmış değildir. Sizin bu hakikatı kabul etmememeniizn de hiçbir kıymet-i harbiyersi yoktur.
Çünkü, siz hayatı baş gözüyle görenlerdensiniz. Kalb gözleriniz ve basiretiniz gelişmemiş ve böyle bir meziyet size verilmemiştir. daha doğrusu gönül yolculuğu yapamadığınız için böyle bir olaydan da haberiniz yoktur.
Vesselâm.




Sayın remz sağolun cins beyinlere rastlanmıyor şu devirde? Sorgulamayan, delillere değil saçma sapan keşiflere kapılınan şu devirde bizler gibi cins kafalar hele forum ortamında az bulunuyor. Din isnaddır bilir misiniz bilmem.

Biz Resul'den böyle bir şey duymadık. Ebusuud'un fetvasına ulaşmaya çalışınız. O sözler beni ilgilendirmez diyenlerden biri Ebusuud. Demek ki delillerini konuşturarak fetva veren bu şahıs zırvalamış. Ben naklettim sadece.

Remz Keşfü'l-Hafa nasıl bir kitaptır önce ona bakınız . Acluni o kitabı hadis aktarılsın diye değil, uydurmalar ve zayıf rivayetlerin bilinmesi için yazmıştı.

Minhac'ın manasını da yanlış biliyorsunuz. Biz söyleyelim minhac; geniş yoldur, yani cadde-i kübra. Bu cadde-i kübra ise Resul-i Ekrem'in bize sunduğu, tebliğ ettiği şeriatte saklıdır.Yoksa her yol münevver değildir aksine ıstılahi anlamda tarikat çoğunlukla sünnetleri öldürüp bid'a ları uygulayan karanlıklar yol(ları)udur.

Biz Kur'an'ın açıklayıcısı olarak sahih sünnete bakarız. Sahih sünnet ise sizin zırvalarınıza yer vermiyor, hoş sizin gibi düşünenler tarih boyunca tarikat ve tasavvufu Kur'an ve sünnetten delillendireceğiz diye o kadar göbek çatlatmışlar, ayetleri eğip bükmüşler ama rabbani ve delille konuşanların yanında bunun pek bir kıymet-i harbiyesi olmamış, aynen şu anda sizin Keşfu'l-Hafa isimli uydurma hadislerin toplandığı hadis kitabından "uydurma" damgası yemiş bir sözü buraya delil diye getirmeniz gibi.

Allah'ın selâmı hidayete tâbi olanlara olsun...



Not : Ebus-suud Efendiye gönül ehli Ümmi Sinan Efendinin verdiği bir dersi de size sırası geldiğinde hatırlatacağım.


Bakınız aslında sadece sizin değil uzun süredir yazıştığımız bir çok insanın bir hatasını, hatalı bakış açısını burada açıklamaya çalışalım. Bu söz zımnen şunu diyor: "Sen Ebussuud'u veya falanı istediğin konuda delil getirdin ama o aynı zamanda sufi yönü de olan bir insandır. O zaman Ebussuud bu yönüyle zamanı gelince sana hatırlatılacak."

Biz çoğu zaman dedik: Kişiler delil değillerdir. Onlar delillerini Kur'an ve sünnet yönünden getirirlerse sorun yok. Yoksa sözü söyleyen İbn Teymiyye olsun, Aliyyul-Kari olsun farketmez. Şu yapıyor o zaman biz de yapalım sadece Peygamber ve raşid halifeleri için söylenebilir.Onların dışında kişiler bizzat delil değillerdir.

fakiri
06-07-2007, 10:45
Heyhaaaaaat ! Minhac = geniş yolmuşmuş ve cadde-i kubraynış !!!! Biz bu kelimenin anlamını müfessirleden verdik beyim kendi görüşümüzden değil. Bak orada Fahr-i Râzî demişler. Siz bu şahsın kim olduğüunu biliyor musunuz ? Ama, siz bu şahıstan daha çok bilmiş olabilirsiniz tabi !!!!! Çünkü, sizin de herhalde çok büyük bir tefsiriniz olsa gerek !!!!
Gelelim Keşful Hafa ve Acluniye ...
Bahsettiğiniz gibi, Keşful Hafa uydurma hadislerin toplandığı bir eser değildir. Acluni de sizin gibi hadislere *uydurma*damgası vuran bir şahıs değildir. Önce siz bu eseri ve müellifini güzel bir tanıyın ondan sonra burada konuşun.
Yalan beyanlarda bulunmayın. Bu size son ikazımdır.
Her şeyi çarpıttığını gibi bu eser ve konuyu da çarptıyorsun.

KuTeYBe
06-07-2007, 12:20
Heyhaaaaaat ! Minhac = geniş yolmuşmuş ve cadde-i kubraynış !!!! Biz bu kelimenin anlamını müfessirleden verdik beyim kendi görüşümüzden değil. Bak orada Fahr-i Râzî demişler. Siz bu şahsın kim olduğüunu biliyor musunuz ? Ama, siz bu şahıstan daha çok bilmiş olabilirsiniz tabi !!!!! Çünkü, sizin de herhalde çok büyük bir tefsiriniz olsa gerek !!!!

remz delilleriniz bitti galiba, belden aşağı vurmaya başlamışsınız. Bakınız minhac, cadde-i kübradır, bilmiyorsanız sorumlusu biz değiliz. Fahr-i Razi'yi tanırız. minhaca münevver anlamını vermek ancak yan anlamıyla mümkün olabilir, yani Resul'ün cadde-i kübrası aydın bir yoldur şeklinde, yoksa kelimenin anlamı münevver değil.




Gelelim Keşful Hafa ve Acluniye ...
Bahsettiğiniz gibi, Keşful Hafa uydurma hadislerin toplandığı bir eser değildir. Acluni de sizin gibi hadislere *uydurma*damgası vuran bir şahıs değildir. Önce siz bu eseri ve müellifini güzel bir tanıyın ondan sonra burada konuşun.
.

Öyledir remz, bakınız ulaşabileceğiniz hem de rahatlıkla ulaşabileceğiniz bir kaynaktan küçücük bir alıntı.

"Bunlardan başka halk dilinde meşhur hadisleri tenkid etmek düşüncesiyle yazılan ve büyük ölçüde mevzu haberleri tanıtan eserler de mevcuttur. Mesela Zerkeşi'nin Tezkira'sı, kendisinden sonra yazılan bütün mevzuat(uydurma sözler.k) kitaplarına kaynak olan Sehavi'nin Mekasıd'ı ve Acluni'nin Keşfu'l-Hafası .... bu kabil eserlerdir."

Mevzu Hadisler, Prof.Dr. Yaşar Kandemir,s.169



Yalan beyanlarda bulunmayın. Bu size son ikazımdır.
Her şeyi çarpıttığını gibi bu eser ve konuyu da çarptıyorsun

Canınız oyun oynamak istiyorsa kendinize başka oyun arkadaşı arayın. Mümin yalan söylemez, haddinizi bilin. Bu size son ikazımız da ne demek ! Delilsiz sepetsiz konuş son ikazımızdır de. Önce üslubunuzu düzeltin, sonra usul okuyun sonra nakillerde bulunmaya başlayın.

Çarpıtan biz miyiz siz misiniz, delilsiz saçma sapan fikirlerle millete Ömer Öngüt denen herifi son veli diye tanıtan birinin görüşlerinin bizim yanımızda zerre kadar değeri yoktur.

Siz istediğiniz kadar çığırkanlığa devam edin. Yolunuz açık olsun!

hirahos
06-07-2007, 12:45
Ne anlar Yunus'un halinden Molla Kasım..

Hasan
06-07-2007, 12:58
Üstad bediüzzaman vahdeti vücut makamını anlatırken şöyle tarif eder."Seyri suluğun en üstlerinde bir makam olmasa bile çok hoş bir makamdır ve çoğu veli zat bu hoşluğa takılıp kalarak devamlı kalırlar."İşte ibni arabi bu yüzden tenkid edilir zahiren.Çoğunlukla cezbe durumunda olan ve hatta baktığında levhi mahfuzu okuyan bir makamda kalan bu zat,mecnun hatta kafir muamelesi görsede,ALLAHu alembu derecenin verdiği hal ile bu duruma gelmiş bir kişidir.Bunun örnekleri islam tarihinde bolca vardır.En bilinenler Hallac ı mansur ve cibali baba dır SELAMETLE.

Cümle Mühendisi
06-07-2007, 13:33
Anca ehli tasavvuf anlar Muhiddin Arabi Hazretlerini...

Satuk Buğra
06-07-2007, 13:43
Muhyiddini Arabi Hazretleri k.s. tasavvufun pirlerindendir. Rasulullahın hadisleri bile mevzuattan korunamamışken, onun eserlerine onun söylemediği şeylerin eklenmesi onun büyüklüğüne halel getirmez.

Muhyiddini Arabi, İslamı bir dünya lideri Gorbaçova anlatırken İmam Humeyni k.s. hazretleri tavsiye ettiği ulu kişidir.

Beyazsidi Bestami, Abdülkadiri Geylani, İbni Arabi, Mevlana Celaleddini Rumi, İmamı Rabbani, bunlar zamanlarının güneşi olup islam alemini aydınlatmışlardır. Hakeza, Yunus Emre, Hacıbektaşi Veli ve daha binlerce yıldız.

Elbette bunların yüceliğini kullanarak batıl fikirlerini onlarınmış gibi göstererek savunmak için, işte ibni arabi bunu söylüyor, şimdi inkar et bakalım diyorda yalan söylüyor. Sadece sahte fikirlerini onlara dayandırıyor ki, kabul görsün.

Hasan
06-07-2007, 13:49
Anca ehli tasavvuf anlar Muhiddin Arabi Hazretlerini...
Mubarek:DTekeline alma anlayan güzel anlar.SELAMETLE.

Cümle Mühendisi
06-07-2007, 13:53
Mubarek:DTekeline alma anlayan güzel anlar.SELAMETLE.

Üstadımız Hz Anlaşılması zor olduğundan İbni Arabi Hazretlerinden pek örnek vermezmiş.Yani yanlış anlama olasılığı büyük.Ondan dolayı öyle demiştim...

fakiri
06-07-2007, 14:13
Biz kimseye iftira atmayız : İşte yalanın :
KEŞFU'L HAFA SADECE MEVZU HADİSLERİ BİLDİREN ESER DEĞİLDİR.
Kısa bir arşatırma yaptıktan sonra eldeki hadis literatürlerinde ve ansiklopedilerinde hakkında aşağıdaki bilgiler tesbit ettiğimiz KEŞFU'L HAFA ve müellif ACLUNİ hakkında şu bilgiler geçmektedir.

İçinde mevzu hadislerin de konu edildiği ancak sadece ve sadece bu hadisler için değil; sahih, merfu, maktu, mevkuf hadislerin ve isnadlarının zayıf,hasen, mursel ya da muttasıl olduğunu bildiren bir kitap olan Acluni'nin Keşfu'l-Hafa'sı büyük ölçüde Şemseddin-i es-Sehâvî'nin El-Makasıdu'l-Hasene'sine dayanır.
Sayın Yaşar Kandemir adlı Prof'un eserin bu özelliklerine değinmeden adece "mevzu hadis kitabı " şeklinde tavsif etmesi bize göre çok büyük bir hatadır ve yanlıştır.
Rivâyetlerin alfabetik olarak düzenlendiği bu kitapta kısa metinlerin tamamı ve uzun metinlerin de çoğunun tamamı kaydedilmiş sadece çok uzun bazı metinlerin ilk cümleleri ile iktfa edilmiştir. Bu hadis ve haberlerin değerlendirilmesinde önce rivayetin kaynağı , hangi sahabiden hangi lafızlarla rivâyet edildiği ve hadisin hangi tür hadis olduğu ve sinadının çeşidi belirtilmiştir. Hadis niteliği taşımayan sözler de belirtilmiş ve kime ait oldukları biliniyorsa söylenmiş lâkin , rivâyetlerin anlamı ve garib kelimeleri açıklanarak fıkhî bilgi taşıyanların ve böyle bir hususiyette olan hadislerde bazı mezheplerin görüşleri de zikredilmiştir.
Acluni, rivâyetleri değerlendirirken çoğunluka önceki alimlerin görüşlerinden faydalanmıştır. Bazen bunları tashih etmişse de bu hsusutaki kendi yorumları yok denecek kadar azdır. Esasen rivâyetleri destekleyen şiirlere, benzer anlamı taşıyan hadislere ve muhtevayı destekleyen ayetlere de yer vermiştir. Ayrıca, bazı alimlerin mevzu kabul ettiği rivâyetleri savunmasına, bunların zayıf veya hasen li-gayrihi olduğunu ileri sürmesine rağmen, bazen de bir rivâyeti nakleden herhangi bir kaynağı zikretmekle yetindiği, bir rivâyet hakkında alimelrin görüşlerini kaydetmekle beraber KESİN BİR KANAAT ORTAYA KOYMADIĞI görülmektedir.
Yani, sizin anlayacağınız bu işin Türkçesi şu demektir ki, altında "KEŞFUL HAFA" isminin yazdığı hiçbir hadis veya haber "UYDURMADIR" damgası ile damgalanmayacağı gibi, Acluni hangi haberlere alimlerin uydurma dediğinin de iyi belirlenmesi gerekir.
Üstelik Acluni bu eserinde,herhangi bir hadise veya haber "uydurma veya mevzu" damgasını kendisi vurmamakta, sadece böyle bir görüş ortaya koyan alimlerin bazılarına katılmakla birlikte kesin bir kanaat ortaya koymadığını da ifade etmektedir.

Hâl böyle iken çok bilmiş geçinen ve HERİF isminin en çok kendisine yakıştığı yukarıdaki cühelâ, bizim yazdığımız “Rahman olan Allah’ın cezbelerinden bir cezbe insanların ve cinlerin amellerine denktir.” hadisine hemen "uydurma" damgasını basabilmiştir. İşte asıl heriflik ve soytarılık buna denir. Mümin elbetteki yalan söylemez... İşte biz de bu yüzden yani, KEŞFU'L-HAFA ve ACLUNİ hakkında söylediğiniz yalanlar dolayısıyla size "yalan söylüyorsunuz" dedik.
Bu şekilde yalanınızı ortaya koyduktan sonra, önce Yunus EMRE ismiyle maruf ve yeryüzündeki mümin-kafir -kendisini insan yerine koyan- hemen hemen bütün canlıların ona olan hayranlığını gizlemediği bir Hakk Aşığının sözleri hakkında
"saçmalıklar" ifadesini kullanmanız ve ardından da şu an itibariyle ilerlemiş bir yaştaki herhangi bir insan olan Ömer Öngüt Efendi hakkındaki uzun ve çirkin dilinizinden çıkan iğreti söz sizin bir kusmuğunuz olarak sürekli kucağınızda kalacaktır.
Ömrünüzün sonuna kadar bu kusmuğunuzdan çıkacak kokuyu koklanın durun.

ubeyd_el_turki
06-07-2007, 14:37
Bizim için bu tür demagojilerin pek bir değeri yok ! Zira rabbani alimler ve dine saygılı kişiler bellidir. Onlar Resul'ün yolundan gider. Sözün safasata olup olmaması Kur'an ve sünnete uygun olup olmamaya göre belirlenir. Yoksa biz insanların kendi kafalarından bu safsata demelerini çöpe atarız. Şu anda sizin benim Kur'an ve sünnete zıt diye reddettiğim görüşlere getirdiğiniz safsata düşünceler gibi.


Bir sözün Kur'an-ı Kerim ve Sünnnet-i Seniyye'ye uygunluğunu tayin mukallidlere kalmamıştır.Mukallidler başkalarına ait olduğu açık olan sözleri sadece aktarmakla mükelleftirler.Bu sebeb ile Şeyh'ul Ekber İbn-i Arabi KS'ye ait sözlere ya da fikirleri " safsata" olarak nitelemeniz en azından edebe uymaz.
Celalüddin Es-Suyuti Rh.A, Miftahında "Kur'an ve Sünnet'ten gayrısını Çöpe at" demiştir ancak O sözleri söyleyen kime ve ne zaman ve ne için söylemiştir iyi incelemeniz gereklidir.
Suyuti, İbn-i Arabi'yi savunmuş hatta günümüze ulaşmayan bu Risale'sini Katip Çelebi haber vermiştir (Mizan'ül Hakk)

Size göre "Kur'an ve Sünnete zıt olan" ne varsa ortaya dökersiniz, cevabınızı alırsınız, şunun bunun ağzından itikadı ihtilaflı,kovulmuş kişilerin ağzından duyduklarınızı değil, bilhassa okuyup anlayamadıklarınızı ortaya koyarsınız...

Resulullah AS bizzat kendisi sözlerini Ashab-ı Kiram AR'a nasıl açıklıyor, tevil ediyor,izah ediyor ise, Resulullah AS'ın ümmetininde sözleri anlaşılamayanları yine o yolu bilenlerin İZAH ETMESİ,TEVİL ETMESİ HAKTIR...

Siz zaten düşündüklerinizin, inandıklarınızın "Ulaşılabilecek Tek doğru ve nihai gerçek,bundan başka doğru yok, tek doğru ben ve benim anladığım" olduğunu zannediyorsanız, bu ilimden bahsettiğini söyleyen bir insan için utançtır. (Kur'an-ı Kerim'i anlamadaki farklılıklar-Nesil)



Eleştiren o kadar çok kişi var ki ama göre ne köre ne ? ! İbn Hacer Askalani'den bahsettik, onu öven bir takım kişileri görünce "Bunlar fassları okumamışlar mı? "diye hayretini izhar ediyor.


Ne tek başına Tasavvuf ehlinin ne de diğer ilim sahiplerinin , tenkidi İbn-i Arabi KS'nin SAPIK olduğuna ya da FİKİRLERİNİN BOZUK olduğuna DELALET ETMEZ...Bu konuda tasavvuf ehli, vahdet-i vücud ya da ehl-i sekr için nasıl hüküm verilmesi gerektiği yine AKAİD kitaplarında mevcuttur.Kişinin tez elden sapıklığına delaletine hüküm verilmez.

"Mana aleminin" hakikatlerinden haberdar olmayanların bunu itiraf ederek, Şeyh'ul Ekber'in eserlerini anlayamamayı itiraf etmek alçaltıcı birşey değil aslında bir erdemdir.

İMAM GAZZALİ, AYNUL KUDAT HEMEDANİ,HAKİM TİRMİZİ, AHMED RIFAİ, MEVLANA CELALUDDİN,ABDULKADİR GEYLANİ HATTA SEYYİD KUTUB DAHİ VAHDET-i VÜCUD anlayışını ortaya koyan sözler sarfetmişler ancak İbn Arabi Ks' gibi açıkca ifade etmemişlerdir.

Tasavvuf ehli olan ya da Tasavvuf yolunu bilen ulema'nın Şeyh'i tenkidi BU NOKTADAN DOLAYIDIR, sırrın ve yolun açıkca ifadesindendir, çünkü bu yol TECRUBİ'dir...Tecrübe edilmesi gerekir...Çünkü İbn-i Arabi KS ne kadar suçlanırssa suçlansın "Allah Allahtır, insanda insandır" diyerek çocukların yapmayacağı hatayı kendisine atfedenlere cevap vermiştir.



Kutbeddin Kastalani, Sehavi,İbn Teymiyye vb dehşetler içinde okumuş olmalılar ki fikirlerinin çoğuna reddiye yazıyorlar. Aliyyul Kari'nin tek başına vahdet-i vücud görüşü için reddiye yazdığı kitabı var. İbn Arabi'de eleştirilenler arasında.

İlim sahibi insan O'nun bunun yazdığını bırakıp kendi gördüklerini söyler.Kendi okuduklarınızı anlamadıklarınızı aktarır,cevap alırdınız.
İbn-i Arabi KS aleyhinde dediklerinize ek olarak 5-6 kitap daha var toplasanız 10 adet...Ama Şeyhi savunan alimlerin sayısı çok daha fazla...30'un üstünde ki bu üstünlük sebebi değildir.

Harrani,Kayyım,Kesir,El Kari, bize göre bu konunun dışında kalırlar, selefi, zahiri ya da Müctehidin azam'a saygısızlık edenler ehl-i sünnet'e delil olmaz.



Dolayısıyla biz sünnet dışı ve Kur'an dışı her şeyi KOCAKARI DEDİKOSU olarak görüyoruz, çünkü Resul sizden de İbn Arabi'den de iyi bilir. O hevasından konuşmuyordu. İbn Arabi için böyle bir şey diyemeyiz, ,işte en başa dönün ve Fuzuli'nin astığı yazıya bakın. İhvan-ı Safa'dan etkilenen biri, kim İhvan-ı Safa. Önce okuyalım, sonra yine konuşuruz.


Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye dışı herşeyi KOCAKARI DEDİKODUSU saymak olmaz, Resulullah AS böyle yapmamıştır...Bu evrende yaşayan bir varlık olarak bunu söylemeniz bir başka açıdan Vahdet-i Vücudculuk olur...

İbn-i Arabi KS'nin sözleri ve eserlerini EHL-İ SAHV YA DA EHL-İ SEKR ne ise o şekilde bakmak mecburidir, çünkü Şeyh eserlerinin bir çok yerinde TEVHİD inancını en keskin şekliyle açıkca ifade etmiştir.

ŞEYHİN İFADE ETTİKLERİNİN TAMAMI NASSLARIN İŞARİ TEFSİRİ/YORUMU VE DAHİ KEŞFİDİR.
Genellikle "Ben bir kulu sevince, onun gören gözü, işiten kulağı, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” " ihsan hadis-i şerifi merkezinde şekillenmiş ifadeler kullanır.
Kaldı ki Bediüzzaman'dan Mevlana Celaleddin KS'e kadar da bir çok alim "Bize Allah yazdırdı" ( "oku sen atmadın"'a atfen) sözünü ifade etmişlerdir...Üstelikte saygın bir PROF!!!! olan Kamil'in birisi çıkıp onu'da KAFİR ilan etmişti.



Fıkhu'l-Hadisin ne olduğunu biliyor musunuz? Bu sözler bilmiyormuşsunuz zehabını uyandırdı bende. Kafamıza göre şunların sözlerini alırız şunların almayız diye bir söz batıldır. Kişi tek başına delil olamaz.

Reddül muhtar'dan işaret ettik, mezheb-i hanefi'de bir tek alimin görüşü kişiyi kurtarmaya yeter.Cami'ul Mütun'a da bakabilirsiniz.



O zaman biz Sehavi'yi, İbn Teymiyye'yi, Kutbeddin Kastalani'yi,İbn Haldun'u, Aliyyu'l-Kari'yi, Zehebi'yi,Alusi'yi anlayışsızlar guruhtan mı sayalım. Ne kadar komik oluyorsunuz farkında mısınız bilmem.

İlimde komiklik aramayız.
Sehavi hangi ilimde alim olmuştur ?
Harranlı'nın hali ortadadır, fazla söze ne gerek.İbn Haldun tarihçidir eğer tarihçiler delil olursa Tarih-i Bağdadi adlı eserde geçen Harranlı Teymiyye'yi "Kenzulune hatha"sından dolayı cehennem odunu görmek mecburi olur.
Zehebi, kısmen katılmaz ama büyüklüğünü takdir eder, doğru okumamışsınız.

ABDULVEHHAB ŞARANİ KS'yi örnek veririz...Her iki yolu buluşturan ŞAFİİ alimimiz hemen her konuda alimdir ve de İbn-i Arabi'yi savunanlarında başında gelir.



Alimlerin bir kısmı açıkça tekfir etmişler İbn Arabi'yi. Bir ara uzun uzun listelerde dolaşıyordu. Beni ilgilendirmiyor bu. Çünkü baştan beri söylediğimiz gibi biz naslara baktığımız ve fasları önemsemediğimiz için. Bir başka ifadeyle sünnetin açıklayıcısı Rabbani alimler dururken bir keşfi bile beceremeyip keşfilerinde habire hatalar bulunan birinin kafir olup olmaması bizi ilgilendirmiyor. Lakin anlamayanlara bir daha söyleyelim. Bu başlık altında yazdığımız her yazıda İbn Arabi ya da bir başkası için tekfir edici bir ifade kullanmadık. Bizim buna salahiyetimiz yok.


Sen kendin gel, bırak listeleri...
Onlar bunlar yapmışlar, gücün yetiyorsa cevap verilsin...
Yoksa erdem sahibi isen, susman doğru olandır.

Keşifte hata ile ictihadda hata aynıdır.Demekki sizin Harranlı,Sehavi,İbn Haldun vs HATASIZ öyle mi ? Bu önyargı ile nerelere kadar gidebilirsiniz mübarek ?



Sehavi'nin makamı düşük mü? İbn Haldun? Kutbeddin? İbn Teymiyye? Aliyyul-Kari, Ebu Zur'a? Zehebi? Vay canına biz yanlış biliyormuşuz. İhvanu's-Safa'nın sapık düşüncelerini eserlerine alıp genişleten, NeoPlatonist kişilerden etkilenen(İbn Rüşd ile bu anlamda tartışan ki İbn Rüşd bir felsefecidir) ittihad akidesini İslam'a sokan birinin delilsiz sadece keşifleriyle yazdıkları delil, ama rabbani, delillerini Kur'an ve sünnetten sunan alimlerin yazdıkları delil değil ha ! Vay canına ! Neleri kaçırmışız yahuu



Sizin bu anlayışınıza göre yahudilerde, isevilerde namaz kılıyorlardı ve hala kılanları var...Demek ki müslümanlarada namaz isevilerde, yahudiden geçmiş fikri doğrudur.

Şia'da Homoseksüelliğe delilini nereden buluyor bilir misiniz ?
Kur'an-ı Kerim'den buluyor...
Kadına arkadan yaklaşmanın delilinin de Kur'an-ı Kerim'den buluyor.

İbn-i Arabi KS'nin delilleride Kur'an-ı Kerim'den ve Sünnet-i Seniyye'dendir aynen İmam Rabbani HZ.lerinin buyurduğu gibi "Tevil edilerek kolayca Kur'an ve Sünnetten delilleri getirilir"...

Ayrıca İbn-i Arabi KS'den öncede Bayezid-i Bistami,Cuneyd-i Bağdadi, İbn Meserre benzer sözleri söylediler.



Biz de zaten kafir diyen alimlerin aksine bu sözden uzak kalıyoruz, şahsı bizi ilgilendirmez ama kitaplarında sapık fikirler var, okunmamalı diyoruz. Küfür ile sapkınlık. Şirk ile şirkten kırıntılar aynı şeyler değildir. Dikkat oluna !


"El haya v'el iman"
Yazı boyunca sapıklıkla, Kur'an ve Sünnet'ten başka kaynaklardan bilgi kullanmakla, birileri ile tanıştı konuştu diyerek bir çok söz söylediniz, sonunda tekfir etmediğiniz imasını mı vermeye çalışırken tekfir ediyorsunuz.
Ayıptır...

Sözde ilim ve insaf ehli iseniz iyi düşünesiniz, sizin yukarıda alim saydıklarınıza da aynı sapıklık ve tahkir ile cevap verilmesini kendiniz ister gibi davranmayınız...

KuTeYBe
06-07-2007, 14:43
Biz kimseye iftira atmayız : İşte yalanın :
KEŞFU'L HAFA SADECE MEVZU HADİSLERİ BİLDİREN ESER DEĞİLDİR.
Kısa bir arşatırma yaptıktan sonra eldeki hadis literatürlerinde ve ansiklopedilerinde hakkında aşağıdaki bilgiler tesbit ettiğimiz KEŞFU'L HAFA ve müellif ACLUNİ hakkında şu bilgiler geçmektedir.

İçinde mevzu hadislerin de konu edildiği ancak sadece ve sadece bu hadisler için değil; sahih, merfu, maktu, mevkuf hadislerin ve isnadlarının zayıf,hasen, mursel ya da muttasıl olduğunu bildiren bir kitap olan Acluni'nin Keşfu'l-Hafa'sı büyük ölçüde Şemseddin-i es-Sehâvî'nin El-Makasıdu'l-Hasene'sine dayanır.
Sayın Yaşar Kandemir adlı Prof'un eserin bu özelliklerine değinmeden adece "mevzu hadis kitabı " şeklinde tavsif etmesi bize göre çok büyük bir hatadır ve yanlıştır.
Rivâyetlerin alfabetik olarak düzenlendiği bu kitapta kısa metinlerin tamamı ve uzun metinlerin de çoğunun tamamı kaydedilmiş sadece çok uzun bazı metinlerin ilk cümleleri ile iktfa edilmiştir. Bu hadis ve haberlerin değerlendirilmesinde önce rivayetin kaynağı , hangi sahabiden hangi lafızlarla rivâyet edildiği ve hadisin hangi tür hadis olduğu ve sinadının çeşidi belirtilmiştir. Hadis niteliği taşımayan sözler de belirtilmiş ve kime ait oldukları biliniyorsa söylenmiş lâkin , rivâyetlerin anlamı ve garib kelimeleri açıklanarak fıkhî bilgi taşıyanların ve böyle bir hususiyette olan hadislerde bazı mezheplerin görüşleri de zikredilmiştir.
Acluni, rivâyetleri değerlendirirken çoğunluka önceki alimlerin görüşlerinden faydalanmıştır. Bazen bunları tashih etmişse de bu hsusutaki kendi yorumları yok denecek kadar azdır. Esasen rivâyetleri destekleyen şiirlere, benzer anlamı taşıyan hadislere ve muhtevayı destekleyen ayetlere de yer vermiştir. Ayrıca, bazı alimlerin mevzu kabul ettiği rivâyetleri savunmasına, bunların zayıf veya hasen li-gayrihi olduğunu ileri sürmesine rağmen, bazen de bir rivâyeti nakleden herhangi bir kaynağı zikretmekle yetindiği, bir rivâyet hakkında alimelrin görüşlerini kaydetmekle beraber KESİN BİR KANAAT ORTAYA KOYMADIĞI görülmektedir.
Yani, sizin anlayacağınız bu işin Türkçesi şu demektir ki, altında "KEŞFUL HAFA" isminin yazdığı hiçbir hadis veya haber "UYDURMADIR" damgası ile damgalanmayacağı gibi, Acluni hangi haberlere alimlerin uydurma dediğinin de iyi belirlenmesi gerekir.
Üstelik Acluni bu eserinde,herhangi bir hadise veya haber "uydurma veya mevzu" damgasını kendisi vurmamakta, sadece böyle bir görüş ortaya koyan alimlerin bazılarına katılmakla birlikte kesin bir kanaat ortaya koymadığını da ifade etmektedir.

Hâl böyle iken çok bilmiş geçinen ve HERİF isminin en çok kendisine yakıştığı yukarıdaki cühelâ, bizim yazdığımız “Rahman olan Allah’ın cezbelerinden bir cezbe insanların ve cinlerin amellerine denktir.” hadisine hemen "uydurma" damgasını basabilmiştir. İşte asıl heriflik ve soytarılık buna denir. Mümin elbetteki yalan söylemez... İşte biz de bu yüzden yani, KEŞFU'L-HAFA ve ACLUNİ hakkında söylediğiniz yalanlar dolayısıyla size "yalan söylüyorsunuz" dedik.
Bu şekilde yalanınızı ortaya koyduktan sonra, önce Yunus EMRE ismiyle maruf ve yeryüzündeki mümin-kafir -kendisini insan yerine koyan- hemen hemen bütün canlıların ona olan hayranlığını gizlemediği bir Hakk Aşığının sözleri hakkında
"saçmalıklar" ifadesini kullanmanız ve ardından da şu an itibariyle ilerlemiş bir yaştaki herhangi bir insan olan Ömer Öngüt Efendi hakkındaki uzun ve çirkin dilinizinden çıkan iğreti söz sizin bir kusmuğunuz olarak sürekli kucağınızda kalacaktır.
Ömrünüzün sonuna kadar bu kusmuğunuzdan çıkacak kokuyu koklanın durun.

Ya siz gerçekten usul bilmiyorsunuz. Acluni'nin Keşfu'l-Hafası bir mevzuat kitabıdır. Nasıl bu kadar cesur olabiliyorsunuz anlamıyorum. Yaşar Kandemir Hoca en kolay ulaşabileceğiniz kaynak olduğu için onu yazdık. Siz bilmiyor musunuz ki her mevzu kitapta ya haşiye olarak ya da benzer şekillerde hafızlardan alıntılar da yapılır ve hakkındaki tenkidler hakkında konuşulur. Acluni'nin Keşfu'l-Hafası , Aliyyu'l-Kari'nin Mevzuatu'l-Kebir ve Mevzuatu'l-Suğrası ile aynı kategoride bir eserdir. Yaşar Kandemir hakkında sizin ne dediğiniz önemli değil, çünkü hadis kürsüsünden en yetersiz bir akademiğe bile sorsanız size Acluni'nin Keşfu'l-Hafası'nın hangi tür eserler kategorisinde değerlendirildiği hakkında bilgi verir.Bu sizin yetersizliğinizdir yoksa Kandemir Hoca'nın eksiği falan değil. Bütün bunlardan sonra sizin ;cenk11 'in attığı iftiralara remz olarak devam etmeniz benim için değersizdir.

Ben Ömer Efendicik hakkında kusmuk çıkardıysam ,şanlı Nebi'nin sözleri karşısında bu herifin zırvalarına tahammül edemediğim içindir. Öyle iğrenç bir adam ki kendinden başka (sufi muhitlerin çoğu da dahil olmak üzere) herkesi yoldan çıkmış sayıyor. Dolayısıyla sözleri Kur'an ve sünnet ile dolu zihnimizi bulandırıyor ve kusturuyor. Bu hasta ruhlu adama ve takipçilerine sadece şifa diliyoruz ve iğrenç olan, sünnete aykırı fiil ve sözleri karşısında da hep kusacağımızı söylüyoruz. Ümid ediyorum ki bu kusmuklar bu adamın takipçileri tarafından yalanmasın, çünkü mideleri ve beyinleri bu adamın fikirleriyle zaten kusmukla dolu.

Selâm hidayete tâbi olanlara....

KuTeYBe
06-07-2007, 14:50
Ubeyd_el_turki yazınızı geniş bir zamanımızda okuyup cevaplayacağız inşaallah.Şöyle bir baktım taassub ve "anlama" problemleri olan bir cevaplandırma yapılmış.

fakiri
06-07-2007, 14:58
Keşfûl-Hafa adlı eserin sadece mevzu hadisleri değil, bütün hadis çeşitlerini içinde barındıran bir kitap olduğunu yukarıda izah ettik ve açıkladık. Bilgiler muteber ve doğru bilgilerdir. Senin gibi karnından konuşanların bilgileri değildir. Hiç kimse bu hakikati "Efendim şu adamlar bu kitabı şu kategoriye sokuyorlar " cümlesi ile değiştiremez.

***Kur'an ve sünnet ile dolu zihnimizi.... *** diye bir söz etmişsin. Senin sünnetten ve Kurandan ne anladığını cümle alem biliyor. Burada daha hangi mezhebe tabi olduğunu dahi açıklamış değilsin. Sen kiiim sünnet kim ? Eğer sen ve senin gibiler yoldan çıkmış değillerse bu dünyada kimse yoldan çıkmış değildir.
Ayrıca, yazılarında üçüncü şahıslara yer vermeyi bırak, ne söyleyeceksen bize söyle !
Yoksa senin ağzından girerler ve burnundan çıkarlar bilmiş ol !

hirahos
06-07-2007, 15:20
Bir sözün Kur'an-ı Kerim ve Sünnnet-i Seniyye'ye uygunluğunu tayin mukallidlere kalmamıştır.Mukallidler başkalarına ait olduğu açık olan sözleri sadece aktarmakla mükelleftirler.Bu sebeb ile Şeyh'ul Ekber İbn-i Arabi KS'ye ait sözlere ya da fikirleri " safsata" olarak nitelemeniz en azından edebe uymaz.
Celalüddin Es-Suyuti Rh.A, Miftahında "Kur'an ve Sünnet'ten gayrısını Çöpe at" demiştir ancak O sözleri söyleyen kime ve ne zaman ve ne için söylemiştir iyi incelemeniz gereklidir.
Suyuti, İbn-i Arabi'yi savunmuş hatta günümüze ulaşmayan bu Risale'sini Katip Çelebi haber vermiştir (Mizan'ül Hakk)

Size göre "Kur'an ve Sünnete zıt olan" ne varsa ortaya dökersiniz, cevabınızı alırsınız, şunun bunun ağzından itikadı ihtilaflı,kovulmuş kişilerin ağzından duyduklarınızı değil, bilhassa okuyup anlayamadıklarınızı ortaya koyarsınız...

Resulullah AS bizzat kendisi sözlerini Ashab-ı Kiram AR'a nasıl açıklıyor, tevil ediyor,izah ediyor ise, Resulullah AS'ın ümmetininde sözleri anlaşılamayanları yine o yolu bilenlerin İZAH ETMESİ,TEVİL ETMESİ HAKTIR...

Siz zaten düşündüklerinizin, inandıklarınızın "Ulaşılabilecek Tek doğru ve nihai gerçek,bundan başka doğru yok, tek doğru ben ve benim anladığım" olduğunu zannediyorsanız, bu ilimden bahsettiğini söyleyen bir insan için utançtır. (Kur'an-ı Kerim'i anlamadaki farklılıklar-Nesil)



Ne tek başına Tasavvuf ehlinin ne de diğer ilim sahiplerinin , tenkidi İbn-i Arabi KS'nin SAPIK olduğuna ya da FİKİRLERİNİN BOZUK olduğuna DELALET ETMEZ...Bu konuda tasavvuf ehli, vahdet-i vücud ya da ehl-i sekr için nasıl hüküm verilmesi gerektiği yine AKAİD kitaplarında mevcuttur.Kişinin tez elden sapıklığına delaletine hüküm verilmez.

"Mana aleminin" hakikatlerinden haberdar olmayanların bunu itiraf ederek, Şeyh'ul Ekber'in eserlerini anlayamamayı itiraf etmek alçaltıcı birşey değil aslında bir erdemdir.

İMAM GAZZALİ, AYNUL KUDAT HEMEDANİ,HAKİM TİRMİZİ, AHMED RIFAİ, MEVLANA CELALUDDİN,ABDULKADİR GEYLANİ HATTA SEYYİD KUTUB DAHİ VAHDET-i VÜCUD anlayışını ortaya koyan sözler sarfetmişler ancak İbn Arabi Ks' gibi açıkca ifade etmemişlerdir.

Tasavvuf ehli olan ya da Tasavvuf yolunu bilen ulema'nın Şeyh'i tenkidi BU NOKTADAN DOLAYIDIR, sırrın ve yolun açıkca ifadesindendir, çünkü bu yol TECRUBİ'dir...Tecrübe edilmesi gerekir...Çünkü İbn-i Arabi KS ne kadar suçlanırssa suçlansın "Allah Allahtır, insanda insandır" diyerek çocukların yapmayacağı hatayı kendisine atfedenlere cevap vermiştir.


İlim sahibi insan O'nun bunun yazdığını bırakıp kendi gördüklerini söyler.Kendi okuduklarınızı anlamadıklarınızı aktarır,cevap alırdınız.
İbn-i Arabi KS aleyhinde dediklerinize ek olarak 5-6 kitap daha var toplasanız 10 adet...Ama Şeyhi savunan alimlerin sayısı çok daha fazla...30'un üstünde ki bu üstünlük sebebi değildir.

Harrani,Kayyım,Kesir,El Kari, bize göre bu konunun dışında kalırlar, selefi, zahiri ya da Müctehidin azam'a saygısızlık edenler ehl-i sünnet'e delil olmaz.



Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye dışı herşeyi KOCAKARI DEDİKODUSU saymak olmaz, Resulullah AS böyle yapmamıştır...Bu evrende yaşayan bir varlık olarak bunu söylemeniz bir başka açıdan Vahdet-i Vücudculuk olur...

İbn-i Arabi KS'nin sözleri ve eserlerini EHL-İ SAHV YA DA EHL-İ SEKR ne ise o şekilde bakmak mecburidir, çünkü Şeyh eserlerinin bir çok yerinde TEVHİD inancını en keskin şekliyle açıkca ifade etmiştir.

ŞEYHİN İFADE ETTİKLERİNİN TAMAMI NASSLARIN İŞARİ TEFSİRİ/YORUMU VE DAHİ KEŞFİDİR.
Genellikle "Ben bir kulu sevince, onun gören gözü, işiten kulağı, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.” " ihsan hadis-i şerifi merkezinde şekillenmiş ifadeler kullanır.
Kaldı ki Bediüzzaman'dan Mevlana Celaleddin KS'e kadar da bir çok alim "Bize Allah yazdırdı" ( "oku sen atmadın"'a atfen) sözünü ifade etmişlerdir...Üstelikte saygın bir PROF!!!! olan Kamil'in birisi çıkıp onu'da KAFİR ilan etmişti.


Reddül muhtar'dan işaret ettik, mezheb-i hanefi'de bir tek alimin görüşü kişiyi kurtarmaya yeter.Cami'ul Mütun'a da bakabilirsiniz.


İlimde komiklik aramayız.
Sehavi hangi ilimde alim olmuştur ?
Harranlı'nın hali ortadadır, fazla söze ne gerek.İbn Haldun tarihçidir eğer tarihçiler delil olursa Tarih-i Bağdadi adlı eserde geçen Harranlı Teymiyye'yi "Kenzulune hatha"sından dolayı cehennem odunu görmek mecburi olur.
Zehebi, kısmen katılmaz ama büyüklüğünü takdir eder, doğru okumamışsınız.

ABDULVEHHAB ŞARANİ KS'yi örnek veririz...Her iki yolu buluşturan ŞAFİİ alimimiz hemen her konuda alimdir ve de İbn-i Arabi'yi savunanlarında başında gelir.



Sen kendin gel, bırak listeleri...
Onlar bunlar yapmışlar, gücün yetiyorsa cevap verilsin...
Yoksa erdem sahibi isen, susman doğru olandır.

Keşifte hata ile ictihadda hata aynıdır.Demekki sizin Harranlı,Sehavi,İbn Haldun vs HATASIZ öyle mi ? Bu önyargı ile nerelere kadar gidebilirsiniz mübarek ?



Sizin bu anlayışınıza göre yahudilerde, isevilerde namaz kılıyorlardı ve hala kılanları var...Demek ki müslümanlarada namaz isevilerde, yahudiden geçmiş fikri doğrudur.

Şia'da Homoseksüelliğe delilini nereden buluyor bilir misiniz ?
Kur'an-ı Kerim'den buluyor...
Kadına arkadan yaklaşmanın delilinin de Kur'an-ı Kerim'den buluyor.

İbn-i Arabi KS'nin delilleride Kur'an-ı Kerim'den ve Sünnet-i Seniyye'dendir aynen İmam Rabbani HZ.lerinin buyurduğu gibi "Tevil edilerek kolayca Kur'an ve Sünnetten delilleri getirilir"...

Ayrıca İbn-i Arabi KS'den öncede Bayezid-i Bistami,Cuneyd-i Bağdadi, İbn Meserre benzer sözleri söylediler.



"El haya v'el iman"
Yazı boyunca sapıklıkla, Kur'an ve Sünnet'ten başka kaynaklardan bilgi kullanmakla, birileri ile tanıştı konuştu diyerek bir çok söz söylediniz, sonunda tekfir etmediğiniz imasını mı vermeye çalışırken tekfir ediyorsunuz.
Ayıptır...

Sözde ilim ve insaf ehli iseniz iyi düşünesiniz, sizin yukarıda alim saydıklarınıza da aynı sapıklık ve tahkir ile cevap verilmesini kendiniz ister gibi davranmayınız...

Kullarının arasından ilmi, izanı, irfanı, yakini, selim aklı ve kalbi zekayı bütünüyle kaldırmamış olduğunu müşahade ettiğim Alemlerin Rabbına nihayi hamd ve şükürler olsun.. Allah cümleye nasip eylesin..

FUZULİ
06-07-2007, 15:23
Kullarının arasından ilmi, izanı, irfanı, yakini, selim aklı ve kalbi zekayı bütünüyle kaldırmamış olduğunu müşahade ettiğim Alemlerin Rabbına nihayi hamd ve şükürler olsun.. Allah cümleye nasip eylesin..

Amin inşallah...

ubeyd_el_turki
07-07-2007, 09:18
Ubeyd_el_turki yazınızı geniş bir zamanımızda okuyup cevaplayacağız inşaallah.Şöyle bir baktım taassub ve "anlama" problemleri olan bir cevaplandırma yapılmış.


Bizim yazımıza ACELE ile illa ki bir cevap vermenize lüzum yok idi...Bilirsiniz ki ACELE şeytandandır, siz bizim yazdıklarımıza değil eğer kendiniz okuyupta anlamadıklarınız varsa Şeyh'ul Ekber'den onu yazınız...Şunun bunun tenkidini değil...
Bizde sizin gibi yapar şunun bunun yazdığını yazmaya kalkarsak sayfalarca yazarız da bitmez.

Ayrıca yine başkalarının yazdıklarına bakılırsa sizin yazdığını Rabbani diye bahsettiklerinizin tamamıda Şeytani dahi oluverir...

İlim ehli başkalarının değil, kendi sözlerini kendi araştırması üzerine bina eder.

UBEYDUN
07-07-2007, 15:03
Ayrıca yine başkalarının yazdıklarına bakılırsa sizin yazdığını Rabbani diye bahsettiklerinizin tamamıda Şeytani dahi oluverir...

İlim ehli başkalarının değil, kendi sözlerini kendi araştırması üzerine bina eder.kuteybe kendisinin muhatabı olduğu konularda yazarda benim anladığım sizin de kuteybenin yazdıklarını doğruladığınız yanılıyormuyum
araştırdığınızda müsbet ve menfi cevab veren alimlerin varlığını kabul etmekle ibni arabinin hakkında bir hüküm vermenin gereksizliği üzerinde duruyorsunuz ona kafir demenin gereksizliği
zannediyorum böyle söyleyen yok zaten.sorun ibni arabinin her ne haldeyse söyledikleri değil o sözlerin bu güne uzantıları
bu gün aynı sözleri sırf ibni arabi söyledi diye söyleyenler ve o düşünceleri benimseyenler var. hallac'ı ibni arabiyi ...ve diğerleri hakkında cezbedir canım bu sözler o hale gelmeden anlaşılmaz diyenler , bugünkü uzantıları içinde aynı şeyleri söylemeleri ne kadar tutarlıdır. anlaşılıyorki bu gün bize ters gelen sözleri söyleyenlerin kötü bir ne yaptığını bilmeyen mukallidler olduğudur
rabbim rızasından ayırmasın

hirahos
07-07-2007, 16:30
Bugün Hak bir Tarikate bağlandığınızda söylenen ilk sözlerin içinde şu ifadeler de yer alır:

"Vahdet-i Vucud haktır ve bir haldir.. Bütün Ehl-i Aşkın yolları ordan geçip devam eder.. O hale o makama gelmeden, Vahdet-i Vucud kelamlarını etmek ise kesinlikle küfürdür! Geçip gidilen bir makam olduğuna göre sözlerini o makamda olsanız dahi etmenin de bir faydası bir gereği yoktur.. Gönülde kalması sağlıklıdır.."

Satuk Buğra
07-07-2007, 16:39
Bugün Hak bir Tarikate bağlandığınızda söylenen ilk sözlerin içinde şu ifadeler de yer alır:

"Vahdet-i Vucud haktır ve bir haldir.. Bütün Ehl-i Aşkın yolları ordan geçip devam eder.. O hale o makama gelmeden, Vahdet-i Vucud kelamlarını etmek ise kesinlikle küfürdür! Geçip gidilen bir makam olduğuna göre sözlerini o makamda olsanız dahi etmenin de bir faydası bir gereği yoktur.. Gönülde kalması sağlıklıdır.."

Yani gönlünüzde küfür saklıyorsunuz değilmi haklısın. Zaten gönülden dile aktardıklarınız bir kısım düşüncelerinizde de küfür kokusu yok değil. Öyle olmasa kafirlerle işbirliği yapıp müslümanlara düşman olurmuydunuz. Siz ve sizin gibilerden nefret ediyorum. Allah Teala müslümanlar arasında ayrılık ve nifağı meslek edindiğiniz için cenneti size haram etsin.

eslem gül
07-07-2007, 16:51
ibni arabiyi çok severim
beni açıkcası çok büyüler
1-herkes anlamıyor
kendine özgü dili var çaba lazım
kolay değil ucuz olan kolaydır
2-herkes okumasın diye uyarısı var
esaslı olanı
herkes okuyamaz
3-esrelerini kötü yollarda kullananlara bedduası var
bu da müthiş hakikat kokuyor
yani muhteşem
korkunç samimi
müthiş din kokuyor
allah aşkı
anlayamadığım şeyler varsa da bir gün bizzat onu okuyup arapçadan
ona muhatap olup anlamak istiyorum
sırlı yolun allah aşkını
amin amin amin...


anlayamadığım

eslem gül
07-07-2007, 17:03
ya nasıl sevilmez
üstad
falan
yani
sırlılar
bir birikim
samimiyet
şart herkese
açılmıyorlar
muhteşem
yani
nasıl anlatayım
birde ibni arabide
beni en çok büyüleyen
onu düşündüğümde
ruhumu saran onun olanüstü
ağırlığı
böyle sanki
ruhumda
kainat yer
seriliyor
yani toprak gibi
sağlam
background
ağır ağır ağır

eslem gül
07-07-2007, 17:04
isimlerle
insanların
özü yüreğe taşınır sanki
duyan yürektir
haber veren

musstafa
07-07-2007, 17:19
Yani gönlünüzde küfür saklıyorsunuz değilmi haklısın. Zaten gönülden dile aktardıklarınız bir kısım düşüncelerinizde de küfür kokusu yok değil. Öyle olmasa kafirlerle işbirliği yapıp müslümanlara düşman olurmuydunuz. Siz ve sizin gibilerden nefret ediyorum. Allah Teala müslümanlar arasında ayrılık ve nifağı meslek edindiğiniz için cenneti size haram etsin.:blink::evil::evil::ltf::dik:biri bu sözleri tevil etsin ben anlayamadımda vaybe demek biz kafirlerle işbirliği yaptık ha sen öbür tarafa güzel bi sermaye hazırladın şimdi bakalım taşırrmısın bu yükü sırat üzerinde

Bedrin_Aslanı
07-07-2007, 20:26
Mustafa kardeş insanlar böyledir. Sahabelerimize dil uzatanları çok rahat anlarlar, çok doğaldır ve haklıdırlar. Ama diğerlerini anlamak için hiç bir çaba sarf etmeden noktayı koyuverirler. Hidayet Allah tan dua edelim kardeşimize...

ubeyd_el_turki
07-07-2007, 21:08
kuteybe kendisinin muhatabı olduğu konularda yazarda benim anladığım sizin de kuteybenin yazdıklarını doğruladığınız yanılıyormuyum
araştırdığınızda müsbet ve menfi cevab veren alimlerin varlığını kabul etmekle ibni arabinin hakkında bir hüküm vermenin gereksizliği üzerinde duruyorsunuz ona kafir demenin gereksizliği
zannediyorum böyle söyleyen yok zaten.sorun ibni arabinin her ne haldeyse söyledikleri değil o sözlerin bu güne uzantıları
bu gün aynı sözleri sırf ibni arabi söyledi diye söyleyenler ve o düşünceleri benimseyenler var. hallac'ı ibni arabiyi ...ve diğerleri hakkında cezbedir canım bu sözler o hale gelmeden anlaşılmaz diyenler , bugünkü uzantıları içinde aynı şeyleri söylemeleri ne kadar tutarlıdır. anlaşılıyorki bu gün bize ters gelen sözleri söyleyenlerin kötü bir ne yaptığını bilmeyen mukallidler olduğudur
rabbim rızasından ayırmasın

Şeyh'ul Ekber hakkında konuşmak mukallid için KOCAKARI DEDİKODUSUR...

Tenkid edenler

1- Ehl-i Sünnet olup zahir uleması olanlar'ın tenkidine cevaplar verilmiştir.İmam Rabbani KS'de Mektubatta İbn-i Arabi'yi tenkid etsede "Söyledikleri NASSLARA TEVİLLE kolaylıkla uyar" buyurmuştur.

Ehl-i sünnet zahir ulemasından olup, tutarsızlıkları ile meşhur olan bir kaç isim daha tenkid etmişlerdir. ( Tutarsız oldukları hatta bazılarının bozuk inanışlı olduğu bazılarının da İmam-ı Azam'a karşı bile edepsizlik yaptığı dolayısıyla yine zahir uleması tarafından ciddi tenkid edilmişlerin bu konuda tenkidleri yerinde dahi olsa kabul görmez )

Ehl-i sünnet tasavvuf ehli olanların büyük bir kısmı hakkında bir şey söylemez, susar ve büyüklüğünü teyid eder.
Ehl-i sünnet tasavvuf ehli olanlardan tenkid edenlerin bir kısmı anlayamadığından bir kısmıda SIRR'ı açığa vurduğundan, diğer bir kısmıda bozuk niyyetliler tarafından YANLIŞ anlaşılacağından tenkid etmişlerdir.
Tasavvuf ehlinin tenkidi her yönden kabul görür ve cevap verilir, çünkü aynı yolun yolcusudurlar.

2- Ehl-i bida, selefi itikatta olanlar, bila-mezheb olanlar, reformistler ve tasavuf münkirleri, vehhabiyyun ve diğerleri.
Bunların zaten eleştirmedikleri tenkid etmedikleri hemen hemen yok..."Bizden başka kim varsa tekfir'e hazır olsun, tek doğru bizim yolumuz, biz nihai gerçeğiz" inancındakiler...

İbn-i Arabi KS hakkında HÜKÜM VERİLİRSE ile MEVLANA, ABDÜLKADİR GEYLANİ,BAYEZİD-İ BİSTAMİ,CÜNEYD-İ BAĞDADİ, YUNUS EMRE, EL CİLİ,İBN MESERRE, SADRUDDİN KONEVİ,SEYYİD KUTUB ve daha niceleri hakkında HÜKÜM AYNI OLMALIDIR.Çünki aynı görüşün sözleri, VAHDET-İ VÜCUD ANLAYIŞINI ifade eden sözler bu büyüklerin her biri tarafından söylenmiştir.

Bir kalemde bu büyükleri TEKFİR ETMEK İMAN DAİRESİNİN DIŞINA ATMAKLA KİM İSLAM'A HİZMET EDER ? Mevlana Celaluddin için bile "KAFİRDİR, CİNSİ SAPIKTIR" diyenler yok mu ? Birisi kalkıp bu insanları böyle nitelerse, kendi değer verdiklerinide başkaları kolaylıkla niteler...

Böyle bir fitneye benzin dökmekle kimse dine hizmet edemez.Mukallidler susması gerekirse susar."Benim yazdıklarımı ahmet,mehmet,cemal,nihad şu bu o bilmem kim" diye tek tek eserinde isim mi yazsa idi ? "KİTAPLARIMIZI OKUYUP YOLUMUZA GELMEYE,ANLAMAYA KALKMAYINIZ, BU YOL İNSANLARIN ÇOK AZINA AÇIKTIR" denmiştir.Mukallide bu çağrıya uymak gerektir.

Mehmed Zahid Kotku KS'ya yeni bir talebesi sormak istedi
"Hocam İbni Arabi'nin vahdet-i vücud görüşü hakkında ne dersiniz ?"
El Cevab "Oğlum biz bunları bilmeyiz, sen git bunu bilene sor"
O büyük insan bu mevzuyu bilmez mi ? Bilir, fakat bunun daha yeni talebe olmuş tasavvuf yoluna girmiş bir insan için ne kadar manasız bir okuma ve boş iş olacağını bildiğinden böyle söyleyiverdi.

Tasavvuf ehlinin dahi tamamına okuması gerek olmayan kitabı, aynı yolda olmayan okursa ne yorum yapabilir ?
Marmara Üniversitesinde bir öğretim üyesi bir kitap yazdı tez yazdı.Kendisi tefsir bölümünde olmasına rağmen HADİS KONUSUNDA bir eser yazdı.Bu fakir bu kadarcık bilgisiyle adamcağızı üstadları önünde rezil-rüsvay etti.Çünkü onun konusu tefsir idi, hadis konusunda söyleyeceği söz ancak 2 ya da 3 cevap derinlikte oldu...Gerisini söyleyemedi, özür diledi, ancak eser yayılmıştır ve şiddetli hataldır...Bu da bir delildir ki KİŞİ BİLMEDİĞİ BİR İLİM HAKKINDA ÜFÜRMEZ...

ubeyd_el_turki
07-07-2007, 21:12
Yani gönlünüzde küfür saklıyorsunuz değilmi haklısın. Zaten gönülden dile aktardıklarınız bir kısım düşüncelerinizde de küfür kokusu yok değil. Öyle olmasa kafirlerle işbirliği yapıp müslümanlara düşman olurmuydunuz. Siz ve sizin gibilerden nefret ediyorum. Allah Teala müslümanlar arasında ayrılık ve nifağı meslek edindiğiniz için cenneti size haram etsin.

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Beni İsrail'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkardı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan diğerine günah işlerken rastlardı da: "Vazgeç!" derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, "vazgeç" dedi. Öbürü:

"Beni Allah'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?" dedi. Öbürü: "Vallahi Allah seni mağfiret etmez. Veya: "Allah seni cennetine koymaz!" dedi. Bunun üzerine Allah ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabülâleminin huzurunda bir araya geldiler. Allah Teâla Hazretleri ibadette gayret edene: "Sen benim elimdekine kadir misin?" dedi. Günahkara da dönerek: "Git, rahmetimle cennete gir!" buyurdu. Diğeri için de: "Bunu ateşe götürün!" emretti."


Ebu Hüreyre radıyallahu anh der ki: "(Adamcağız Allah'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti."


Ebu Davud, Edeb 51

UBEYDUN
07-07-2007, 21:53
Ehl-i Sünnet olup zahir uleması olanlar'ın tenkidine cevaplar verilmiştir.İmam Rabbani KS'de Mektubatta İbn-i Arabi'yi tenkid etsede "Söyledikleri NASSLARA TEVİLLE kolaylıkla uyar" buyurmuştur

hocam bu mektubu alabilirmiyiz


Ehl-i sünnet zahir ulemasından olup, tutarsızlıkları ile meşhur olan bir kaç isim daha tenkid etmişlerdir. ( Tutarsız oldukları hatta bazılarının bozuk inanışlı olduğu bazılarının da İmam-ı Azam'a karşı bile edepsizlik yaptığı dolayısıyla yine zahir uleması tarafından ciddi tenkid edilmişlerin bu konuda tenkidleri yerinde dahi olsa kabul görmez )

cerh ve tadile takılmayan varmıdır bu sebeble nasıl bir ilm anlayışıdır delile mi yoksa şahsiyete mi değer veriyoruz


Ehl-i bida, selefi itikatta olanlar, bila-mezheb olanlar, reformistler ve tasavuf münkirleri, vehhabiyyun ve diğerleri.
Bunların zaten eleştirmedikleri tenkid etmedikleri hemen hemen yok..."Bizden başka kim varsa tekfir'e hazır olsun, tek doğru bizim yolumuz, biz nihai gerçeğiz" inancındakiler...

hocam farkndaysanız sizde itenlerdensiniz isimlendirmelerinizden bu anlaşılıyor kendinizi karşınıza aldığınızda aynı görüntüyü görebilirsiniz


İbn-i Arabi KS hakkında HÜKÜM VERİLİRSE ile MEVLANA, ABDÜLKADİR GEYLANİ,BAYEZİD-İ BİSTAMİ,CÜNEYD-İ BAĞDADİ, YUNUS EMRE, EL CİLİ,İBN MESERRE, SADRUDDİN KONEVİ,SEYYİD KUTUB ve daha niceleri hakkında HÜKÜM AYNI OLMALIDIR.Çünki aynı görüşün sözleri, VAHDET-İ VÜCUD ANLAYIŞINI ifade eden sözler bu büyüklerin her biri tarafından söylenmiştir

eğer öyleyse tekrardan vahdeti şuhud kavramları neden türetilmiştir
bir de sizden alabilirmiyiz bu vahdeti vucud kavramını
gerçekten de bir risk var bu kavramlarda müslüman nasıl girer bu riske anlamış değilim


Böyle bir fitneye benzin dökmekle kimse dine hizmet edemez.Mukallidler susması gerekirse susar."Benim yazdıklarımı ahmet,mehmet,cemal,nihad şu bu o bilmem kim" diye tek tek eserinde isim mi yazsa idi ? "KİTAPLARIMIZI OKUYUP YOLUMUZA GELMEYE,ANLAMAYA KALKMAYINIZ, BU YOL İNSANLARIN ÇOK AZINA AÇIKTIR" denmiştir.Mukallide bu çağrıya uymak gerektir.

hocam bu sitede mesela enfusta ve afakta diyenler var kendi hakikatın olan Allah diyenler var sonrada eleştirenler
adalet terazisi kurmanızı öneririm bu fitne ateşi yakanlar sanki naslarla belirtilmiş ibadet telakkisiyle tebliğini bunlarla süsleyenlerdir


Mehmed Zahid Kotku KS'ya yeni bir talebesi sormak istedi
"Hocam İbni Arabi'nin vahdet-i vücud görüşü hakkında ne dersiniz ?"
El Cevab "Oğlum biz bunları bilmeyiz, sen git bunu bilene sor"
O büyük insan bu mevzuyu bilmez mi ? Bilir, fakat bunun daha yeni talebe olmuş tasavvuf yoluna girmiş bir insan için ne kadar manasız bir okuma ve boş iş olacağını bildiğinden böyle söyleyiverdi.

haklısınız kabirde sorulacaklar listesinde yoktur bilinmemesi ve bilinmesi halinde de imana ve kulluğa katacağı bir şey yoktur belki alacağı çok şey vardır

eslem gül
07-07-2007, 22:05
şu cümleye dikkat:
Her şeyhi kendine üstan edinmez.. bizzat kendisinden üstün olmasını ister mürşidinin.İbni Arabi bu seçiciliğinden solayı sadece iki kadından hırka giymişir.
sahih insanların iradesi değildir bu ya da burun kıvırması değil
bu insanlar yüreğiyle hareket ederler
yüreklerine akılları ulaştırmıştır
yani her şeyhi seçmemeleri
kendi ellerinde olan bir şey değil gibi bir şeydir
bir de bakın kadından almış
valla çok sevdim...
ne bilim bir gün şeyh olabilir miyim....
şu cümle:
Gerçek bilgi keşf ile elde edilen bilgidir.

eslem gül
07-07-2007, 22:07
ne bilim insanın hayalleri ellerinde mi
kalbim öyle manyak işte!!!!...
siz en yüksek dereceyi söyleyin atlar valla
sonrada ağla babam ağla çek babam çek
sonra de neden
duaya bak
sus konuşma...
allah rahmetiyle kolaylaştırsın

musstafa
07-07-2007, 22:20
hocam bu mektubu alabilirmiyiz çok uzun bi mektubdur 266. mektubda başa yakın ortalarda bi yerde geçer benim bildiğim başka yerlerdede varmıdır bilmiyorum

İmandanihsana
07-07-2007, 22:26
Imami Rabbani Hz Ibni Arabinin Keşifte Kafir Gözükmedigini Sölerken Başkalari Kalkiyorda Kafirlikle Suçluyor....yahu Bizim Devirde Kendini Imam Rabbani Kadar Bin Yilin Müctehidi Sanan Ne Kadar çok Insan Varmiş.....mektubatta Ibni Arabiden Sözedilir...lakin Kafirlikle Vs Ile Hiç Suçlamamiştir Imami Rabbani....konu Başliklarina Göz Atarsaniz Mektubatta Yer Yer Mesala Ibni Arabinin Su Sozu Yanlistir Tarzi Uyarilar Vardir O Kadar....

Ahi Evran
07-07-2007, 23:42
Bugün Hak bir Tarikate bağlandığınızda söylenen ilk sözlerin içinde şu ifadeler de yer alır:

"Vahdet-i Vucud haktır ve bir haldir.. Bütün Ehl-i Aşkın yolları ordan geçip devam eder.. O hale o makama gelmeden, Vahdet-i Vucud kelamlarını etmek ise kesinlikle küfürdür! Geçip gidilen bir makam olduğuna göre sözlerini o makamda olsanız dahi etmenin de bir faydası bir gereği yoktur.. Gönülde kalması sağlıklıdır.."

Abdulkadir geylani, risalei gavsiyesinde, ittihad halini yaşamayanın o hale iman etmesi küfürdür, ittihad halini yaşayanın o hali ifade etmesi şirk'tir der...

vahdeti vücüda iman eden kişi küfür bataklıklarından bir bataklıktasın...
tevbe et gel...

fakiri
08-07-2007, 07:59
alıntı :
vahdeti vücüda iman eden kişi küfür bataklıklarından bir bataklıktasın...
tevbe et gel...


Bu söz İslâm Dininden, müslümanlıktan ve dünyadan haberi olmayan bir insanın sözü olabilir. Müslüman kendi inancına Vahdet-i Vücûdu yansıtabildiği kadara takva sahibidir ve Rabbisine yakındır. Diğer bir deyişle, biz şayet kendi irâdey-i cüzümüzü, irâde-yi mutlak ve kül sahbi olan Allah'a (c.c.) ısmarlayabildiğimiz ölçüde fazilet sahibi olabiliriz. Yani, "Bu dünyada herşey fiiller, rızıklar ve dünayanın her türlü tedviratı Allah'tandır." dediğimiz vakit bu sözün lafta kalmaması için Vahdet-i Vücûd öğreti ve becerisi şarttır.
Hiç kimse bilmeden karnından konuşmasın !

ubeyd_el_turki
08-07-2007, 09:03
Abdulkadir geylani, risalei gavsiyesinde, ittihad halini yaşamayanın o hale iman etmesi küfürdür, ittihad halini yaşayanın o hali ifade etmesi şirk'tir der...

vahdeti vücüda iman eden kişi küfür bataklıklarından bir bataklıktasın...
tevbe et gel...


Sözün doğrusu şu olacak ki Gavs'ın kastı da bir önceki cümlesinden anlaşılır...

"Bilmeden,yaşamadan, tecrübe etmeden "vahdeti vücüd"a iman eden kişi küfür bataklıklarından bir bataklıktasın...
tevbe et gel..."

Çünkü Şeyh eserlerinde vahdet-i vücud anlayışını yansıtan açık ifadeler kullanır.

ubeyd_el_turki
08-07-2007, 09:09
1

266.Mektub

Vahdet-i vücûd bilgisinde, sôfiyyenin çoğunun, Muhyiddîn-i Arabî ile berâber olduğu meydandadır.
Kendisi burada da, husûsî bir yol tutmuş ise de, sözün esasında ortaktırlar. Bu bilgileri de görünüşte,
Ehl-i sünnet îtikatına uymuyor ise de, uydurulması kolaydır ve ikisini birleştirmek mümkindir.
Bu fakir, cenâb-ı Hakkın yardımı ile, üstâdımın (Rübâiyyât)ını açıklarken, bu bilgileri,
Ehl-i sünnetin îtikadı ile birleştirdim. Aradaki farkın, yalnız sözde ve kelimelerde olduğunu göstererek,
her iki tarafın şübhe ettikleri yerleri öyle bir aydınlattım ki, okuyanların hiç şübhesi kalmaz.
Görünce anlaşılır.

DAHA FAZLA SÖZE NE GEREK VAR DEĞİL Mİ MÜBAREK ?


2
-İlmi meselede bir çok noktayı nefsani ve tarafgirlik sebebiyle yok saymaktan
-Bazıları yalancılıktan
-Bazıları konuları bilmemekten ve bilmedikleri ilim dalına sadece ZAHİR ile hükmetmekten
(en basit ifadesi ile "Ömer, kalbini mi yardın ?" kaidesini dahi gözardı ederek...
kaldı ki buraya gelene kadar Maturidi/Hanefi Mezhebinin görüşü çok açıktır.)
-Tasavvuf ilmini ve zühd yolunu, dolayısıyla insanın batıni/ruhi hayatını külliyyen reddedici
oldukarından
-Bozuk itikadli oluşlarından

Kaldı ki bu sebeblerden ötürü dahi İLMİ OLARAK HEPSİNE REDDİYYELER YAZILARAK CEVAP VERİLMİŞTİR.

Şahsiyetede değer verilir, ancak İLMİ BİR MESELEDE böylesine aşırı uçlar ki her iki taraftanda
dikkate alınmazlar.

Yaşar Nuri ÖZTÜRK gibi olmak isteyen eğitim almadığı bilmediği herdalda konuşur, bakınız kimse
onu ciddiye almıyor.Halbuki o eğitim aldığı dal olan sadece TASAVVUF hakkında konuşsa sözleri bir
değer ifade ederdi.Siz büyük ictihad sahibi muhaddislerin, tefsir yazdığını, müfessir tenkid
ettiğini gördünüz mü ? Ya da bir doktorun, meteorolog gibi davrandığını ?

3
Ortaya koymak başkadır, tekfir etmek başkadır.
Biz ortaya bunların varlığını koyduk, aralarında istisnalar var ise tenzih ederiz.
Bizim derdimiz İLME DEĞER VERİLMEMESİ ve insanların tümünün bir anda TEKFİR edilmesidir.
Heyhat, daha geçen gün bir sitede bu zihniyet ne dedi bilir misiniz ?
"Iraktaki mücadele destek vermeyen oradaki kardeşlerini hatırlamayan onlar için
ağlamayan onlara cihada yardıma gitmeyen ne kadar TÜRK TASAVVUFÇUSU VARSA HEPSİ KAFİRDİR"


4
Vahdet-i Şühud, Elf-i Sani Hazretleri ile isim bulsada tasavvufta bu yolu izleyenlerde pek
çoktur.Bu konuyu bir başka başlığa bırakıp kısa geçmek gerekir, yoksa meseleye yazık olur.

Vahdet-i Vücud konusunu ayrı bir yere İbn-i Arabi konusunu ayrı bir yere...İbn-i Arabi KS'yi
tek başına bilmeden eğitim almadan okumayı bırakınız, Abdulhakim Arvasi KS talebelerine tek
başlarına MESNEVİ dahi okutmaz idi.İbn-i Arabi KS defalarca "okumayınız" desede insanlar
merak ediyor, işte bazı tasavvuf büyüklerinin Arabi KS'yi tenkidi de bu yüzdendir.
Şimdi birisi size "bende bir ilaç var, bu ilacı nasıl kullanacağını biliyorsan al,
ama bilmiyorsan içmen senin için riskli olur, denk düşer faide bulursun ama denk düşmez ise
rahmetli olabilirsin" dese siz onu içer misiniz ? İşte İbn-i Arabi'nin yolunu bilmeden
ilacını içmek böyle olabilir...( Olur diyemeyiz,vallahulalim )
ANCAK, bu yolu bilen, ilmi mertebesi Arabi'yi çözecek hale gelen okumaz ise de bir kayıptır.
Aynen Mesnevi'yi okumamak gibi...Aynen Risale-i Nurları okumamak gibi...
Vahdet-i Vücud meselesinide ayrıca bir konu olarak açarda sorarsanız,gücümüz yettiğince cevap
yazarız.Vahdet-i Vücud'un temeli müteşabih hadis-i şeriflerin ve nassların DERUNİ,İŞARİ,TASAVVUFİ
ve de çok detaylı anlatımından başka birşey değildir. (bize göre) Çünkü İbn-i Arabi KS' çok
eleştirilen sözler söylesede hemen arkasından TEVHİD inancını tam vurgulayacak sözleride
kesinkes söylemiştir... "Allah Allahtır, insanda insan" sözü Füsus'tandır...

5
Mübarek, herkesin herşeyi istenildiği gibi yapması mümkün değildir, bu sitelere genel olarak
girenler bu meselelere aşina olsalar gerek...Her halükarda ilkönce İMAN olan DİN'i tebliğde
insanların anlayışına,fıtratına göre davranmak ve TENZİH İLE TEŞBİH'in arasını birleştirici
davranmak güzeldir.Ancak bunu işi çığrından çıkaracak şekilde yapanları uyarmak elbet
farz'dır, emri'bil ma'ruf...Yine de bu "emri bil ma'ruf"'u külli tekfir'e çevirmek ya da
bu sebeble TASAVVUFU kerih görmek olmaz, bu sebeb ile tasavvufa düşman kesilmek olmaz.
"Ben okurum okumakla bu işi bitirir, tasavvufa KÜFÜR mührünü basarım anlayışı olmaz"

Unutulmasın ki TECVİD,KIRAAT ilimleri ancak NAKİLLE HOCADAN öğrenilir ve tecrübe edilir.
TASAVVUF İLMİ de böyledir, bu sebeb ile İbn-i Arabi KS'ye ve diğer büyük sufileri mukallidin
sözü, günahtır...Çünkü sözü doğru çıksa dahi başkasının işi, imanı ile uğraşır, Allah'ı anmaktan
gafil düşer...Sözü yanlış çıkar, mazallah sonu hüsran olur...Bu riski almaya ne gerek ?

6
Tasavvufun hedefi HAKK'EL YAKİN elde edip KAMİL İNSAN yetiştirmek...
Kabir sorgusunu çok geride bırakmış olarak.

ubeyd_el_turki
08-07-2007, 09:33
Kendisine ait eserlerden sözleri titizlikle çekilen Şeyh'ul Ekber İbn-i Arabi et Tai KS, bakınız o kadar tenkide,tekfire ve tahkire rağmen neler söyler ;

GÖRÜNEN DAİMA GÖRÜNENDİR... shf 20

SEN TEVHİDİ NASIL BİLEBİLİRSİN Kİ ?
SEN BİRLİĞİ CİHETİYLE BİRDEN MEYDANA GELMEDİN Kİ !!!
SEN ONDAN BİR ORANDA (NİSBETTE) [ ruhumuzdan üfledik ] MEYDANA GELDİN. shf 20

MABUDUNU TASAVVUR ETTİĞİN ŞEYLERLE ÖZDEŞLEŞTİRME... shf 20

SENİNLE HAKK ARASINDA NE MÜNASEBET VARDIR ?
HANGİ YÖNDE BİRLEŞİYORSUN ?
HAKK'I HAKK'A BIRAK...
HAKK'I ANCAK HAKK BİLİR... shf 20

BÜTÜN MEVCUDAT (MADDİ ALEMDEKİ VARLIKLAR) HER NE KADAR MASİVA (ALLAH'TAN BAŞKASI) İSE DE, ONLAR DA ŞÜPHESİZ BİZATİHİ HAKTIR ( vahdet-i şühud'u işaret ediyor )...

FAKAT VARLIKLARI KENDİNDEN OLMADIĞI İÇİN (KENDİLERİNDEN KAYNAKLANMADIĞI İÇİN) YOK HÜKMÜNDEDİRLER...
İŞTE BATILLIĞI BU CİHETTENDİR.HAK TEALA'YI VAR OLMA HASEBİYLE DİĞER VARLIKLARDAN AYIRAN YÖNLERDEN BİRİ DE BUDUR.

HAK İLE MASİVA (MADDİ ALEMDEKİ VARLIKLAR) ARASINDA BİR VECH İLE ORTAKLIK YOKTUR Kİ, BU VECH CİSİM OLSUN...

Kaynak : Kitab-u Tecelliyat ve Kitab'ul Yakin, Şeyh'ul Ekber

Böylesine sarih ifadelerle TEVHİD'i anlatan kişinin VAHDET-İ VÜCUD anlayışının meşhur CİBRİL-İHSAN hadis-i şerifi çerçevesinde şekillendiğini anlayabilmek için, nassları zahir ve batınları ile bilmek, tasavvuf yolunu her yönden bilmek, hem olumlu hem tenkid etmiş kişileri okumak, bir medrese eğitimi almış olmak, mevhibe ilminden tutunda, lehçe-i kureyş'i dahi bilmek gerekir...

"Bunlar bende var, ben bunları biliyorum" diyen kişiyle de bizim işimiz yoktur...
Ama "ben bunları bilmem" deyipte erdemli,edepli olan kişiyle mesele münazarar edilir.
Ancak "ben bunları bilmem, ama nefsimden inadımdan vazgeçmem, benim bildiğim alimler bunu tekfir etti,tahkir etti ise bende ederim" diyecek kişiyle bu meseleleri konuşup ne onu Allah'tan CC gayrı koymak gerekir, ne de zamanı boşa harcamak...

GÖNÜL KAZANMAK GEREK DOSTLAR GÖNÜL...
GÖNÜL YIKMAK ÇOK KOLAY...

UBEYDUN
09-07-2007, 07:41
Sözün doğrusu şu olacak ki Gavs'ın kastı da bir önceki cümlesinden anlaşılır...

"Bilmeden,yaşamadan, tecrübe etmeden "vahdeti vücüd"a iman eden kişi küfür bataklıklarından bir bataklıktasın...
tevbe et gel..."

Çünkü Şeyh eserlerinde vahdet-i vücud anlayışını yansıtan açık ifadeler kullanır.
1

266.Mektub

Vahdet-i vücûd bilgisinde, sôfiyyenin çoğunun, Muhyiddîn-i Arabî ile berâber olduğu meydandadır.
Kendisi burada da, husûsî bir yol tutmuş ise de, sözün esasında ortaktırlar. Bu bilgileri de görünüşte,
Ehl-i sünnet îtikatına uymuyor ise de, uydurulması kolaydır ve ikisini birleştirmek mümkindir.
Bu fakir, cenâb-ı Hakkın yardımı ile, üstâdımın (Rübâiyyât)ını açıklarken, bu bilgileri,
Ehl-i sünnetin îtikadı ile birleştirdim. Aradaki farkın, yalnız sözde ve kelimelerde olduğunu göstererek,
her iki tarafın şübhe ettikleri yerleri öyle bir aydınlattım ki, okuyanların hiç şübhesi kalmaz.
Görünce anlaşılır.

DAHA FAZLA SÖZE NE GEREK VAR DEĞİL Mİ MÜBAREK ?


2
-İlmi meselede bir çok noktayı nefsani ve tarafgirlik sebebiyle yok saymaktan
-Bazıları yalancılıktan
-Bazıları konuları bilmemekten ve bilmedikleri ilim dalına sadece ZAHİR ile hükmetmekten
(en basit ifadesi ile "Ömer, kalbini mi yardın ?" kaidesini dahi gözardı ederek...
kaldı ki buraya gelene kadar Maturidi/Hanefi Mezhebinin görüşü çok açıktır.)
-Tasavvuf ilmini ve zühd yolunu, dolayısıyla insanın batıni/ruhi hayatını külliyyen reddedici
oldukarından
-Bozuk itikadli oluşlarından

Kaldı ki bu sebeblerden ötürü dahi İLMİ OLARAK HEPSİNE REDDİYYELER YAZILARAK CEVAP VERİLMİŞTİR.

Şahsiyetede değer verilir, ancak İLMİ BİR MESELEDE böylesine aşırı uçlar ki her iki taraftanda
dikkate alınmazlar.

Yaşar Nuri ÖZTÜRK gibi olmak isteyen eğitim almadığı bilmediği herdalda konuşur, bakınız kimse
onu ciddiye almıyor.Halbuki o eğitim aldığı dal olan sadece TASAVVUF hakkında konuşsa sözleri bir
değer ifade ederdi.Siz büyük ictihad sahibi muhaddislerin, tefsir yazdığını, müfessir tenkid
ettiğini gördünüz mü ? Ya da bir doktorun, meteorolog gibi davrandığını ?

3
Ortaya koymak başkadır, tekfir etmek başkadır.
Biz ortaya bunların varlığını koyduk, aralarında istisnalar var ise tenzih ederiz.
Bizim derdimiz İLME DEĞER VERİLMEMESİ ve insanların tümünün bir anda TEKFİR edilmesidir.
Heyhat, daha geçen gün bir sitede bu zihniyet ne dedi bilir misiniz ?
"Iraktaki mücadele destek vermeyen oradaki kardeşlerini hatırlamayan onlar için
ağlamayan onlara cihada yardıma gitmeyen ne kadar TÜRK TASAVVUFÇUSU VARSA HEPSİ KAFİRDİR"


4
Vahdet-i Şühud, Elf-i Sani Hazretleri ile isim bulsada tasavvufta bu yolu izleyenlerde pek
çoktur.Bu konuyu bir başka başlığa bırakıp kısa geçmek gerekir, yoksa meseleye yazık olur.

Vahdet-i Vücud konusunu ayrı bir yere İbn-i Arabi konusunu ayrı bir yere...İbn-i Arabi KS'yi
tek başına bilmeden eğitim almadan okumayı bırakınız, Abdulhakim Arvasi KS talebelerine tek
başlarına MESNEVİ dahi okutmaz idi.İbn-i Arabi KS defalarca "okumayınız" desede insanlar
merak ediyor, işte bazı tasavvuf büyüklerinin Arabi KS'yi tenkidi de bu yüzdendir.
Şimdi birisi size "bende bir ilaç var, bu ilacı nasıl kullanacağını biliyorsan al,
ama bilmiyorsan içmen senin için riskli olur, denk düşer faide bulursun ama denk düşmez ise
rahmetli olabilirsin" dese siz onu içer misiniz ? İşte İbn-i Arabi'nin yolunu bilmeden
ilacını içmek böyle olabilir...( Olur diyemeyiz,vallahulalim )
ANCAK, bu yolu bilen, ilmi mertebesi Arabi'yi çözecek hale gelen okumaz ise de bir kayıptır.
Aynen Mesnevi'yi okumamak gibi...Aynen Risale-i Nurları okumamak gibi...
Vahdet-i Vücud meselesinide ayrıca bir konu olarak açarda sorarsanız,gücümüz yettiğince cevap
yazarız.Vahdet-i Vücud'un temeli müteşabih hadis-i şeriflerin ve nassların DERUNİ,İŞARİ,TASAVVUFİ
ve de çok detaylı anlatımından başka birşey değildir. (bize göre) Çünkü İbn-i Arabi KS' çok
eleştirilen sözler söylesede hemen arkasından TEVHİD inancını tam vurgulayacak sözleride
kesinkes söylemiştir... "Allah Allahtır, insanda insan" sözü Füsus'tandır...

5
Mübarek, herkesin herşeyi istenildiği gibi yapması mümkün değildir, bu sitelere genel olarak
girenler bu meselelere aşina olsalar gerek...Her halükarda ilkönce İMAN olan DİN'i tebliğde
insanların anlayışına,fıtratına göre davranmak ve TENZİH İLE TEŞBİH'in arasını birleştirici
davranmak güzeldir.Ancak bunu işi çığrından çıkaracak şekilde yapanları uyarmak elbet
farz'dır, emri'bil ma'ruf...Yine de bu "emri bil ma'ruf"'u külli tekfir'e çevirmek ya da
bu sebeble TASAVVUFU kerih görmek olmaz, bu sebeb ile tasavvufa düşman kesilmek olmaz.
"Ben okurum okumakla bu işi bitirir, tasavvufa KÜFÜR mührünü basarım anlayışı olmaz"

Unutulmasın ki TECVİD,KIRAAT ilimleri ancak NAKİLLE HOCADAN öğrenilir ve tecrübe edilir.
TASAVVUF İLMİ de böyledir, bu sebeb ile İbn-i Arabi KS'ye ve diğer büyük sufileri mukallidin
sözü, günahtır...Çünkü sözü doğru çıksa dahi başkasının işi, imanı ile uğraşır, Allah'ı anmaktan
gafil düşer...Sözü yanlış çıkar, mazallah sonu hüsran olur...Bu riski almaya ne gerek ?

.
ibni arabi mevzuu dün konuşuldu bu gün konuşulmaya devam ediliyor yarında konuşulacak Allah'u alem
bizim içinde muhtemelen gerekmedikçe kapanmıştır yani dayatılmadığı sürece
ibni arabi yi ibni arabi yapan bu vahdeti vucud görüşüdür o olmasaydı tarihteki yerini diğerleri gibi alacaktı ama bu gün hala fikirleri yaşamakta kimilerince aykırı kimilerince müsbet
bizce son söz şöyle olmalı

sizinde belirttiğiniz gibi bilmeden yaşamadan .... küfür bataklarından bir bataklıkta sözü söyleyen
bilerek söyleyenleri havale ediyoruz.( bizler anlamadığımız için doğruluğunu kabul etmemekle beraber)
ibni arabi hakkında tekfiri yürümek haddimiz değil öyle anlaşıldıysa tarihte yorumlarını yapan alimlerden dolayı olsa gerektir amaç aslında farkındaysanız dini halis kılmaktır bid'adan sakınmak ve akide bozukluluğunun önünü almakan başka bir şey değildir nitekim akidedeki küçük bir sapma bir kaç nesil sonra sel olup akmakta


Tasavvufun hedefi HAKK'EL YAKİN elde edip KAMİL İNSAN yetiştirmek...
Kabir sorgusunu çok geride bırakmış olarak.
birde hocam son yaptığım alıntıda biraz abartı var
kamil insan olmak sünnetin genel olarak verilerinde mümkün illa onu dar bir kalıba sokmanın manası yoktur evveldede böyleydi zaten
insan yeterki rabbinin rızasını kazanmak istesin
cevablarınız için teşekkür ederim

ubeyd_el_turki
12-07-2007, 20:33
ibni arabi yi ibni arabi yapan bu vahdeti vucud görüşüdür o olmasaydı tarihteki yerini diğerleri gibi alacaktı ama bu gün hala fikirleri yaşamakta kimilerince aykırı kimilerince müsbet

İbn-i Arabi KS vahdet-i vücud'un terimlerini çok açık ve sarih bir şekilde nasslar ile açıkca yazmaya gayret etmiştir.Yoksa tasavvuf tarihi ve elimizdeki eserler İbn-i Arabi KS'den çok daha önce bir çok tasavvuf aliminin sözlerindede vahdet-i vücud inancını ifade eden deliller buluyoruz.İbn-i Arabi KS'yi meşhur kılan Resulullah AS'ın yolunun enfes ve deruni bir örneği olması ve TEVHİD inancını tasavvufi boyutu ile anlatmasıdır.

İbn-i Arabi KS imanı hakkında konuşan "kimileri" kimse, kendilerini masiva ile meşgul edip Rabbi anmaktan geri durmakla gaflette olurlar.Çünkü ne kadar tenkid edilirse edilsin, kendisi büyük bir değerdir ve ALTIN tükürmekle VASIFLARINI yitirmez.



bizce son söz şöyle olmalı
sizinde belirttiğiniz gibi bilmeden yaşamadan .... küfür bataklarından bir bataklıkta sözü söyleyen bilerek söyleyenleri havale ediyoruz.( bizler anlamadığımız için doğruluğunu kabul etmemekle beraber)

Anlamadığımız şeyi doğru kabul etmemek ? Mübarek öyle bir söz ki mazallah kişiyi dinden imandan eder...İyice düşününüz...
Objektif olduğunu söyleyen ve ilme değer veren insan, anlamadığı şeyi inkar eden cahillerden olur mu ? Şeytan'ın vasfı'da anlamadığı insanı inkar değil mi ?



ibni arabi hakkında tekfiri yürümek haddimiz değil öyle anlaşıldıysa tarihte yorumlarını yapan alimlerden dolayı olsa gerektir amaç aslında farkındaysanız dini halis kılmaktır bid'adan sakınmak ve akide bozukluluğunun önünü almakan başka bir şey değildir nitekim akidedeki küçük bir sapma bir kaç nesil sonra sel olup akmakta

İbn-i Arabi KS ve Sadrüddin Konevi KS bunu çok çok iyi bildiklerinden eserlerinde defalarca bunu işaret etmişlerdir.Birisi size bir yol gösterdi ve "bu yol çok kısa,çok güzel,hakikat yolu ancak benim yolumdan sadece ben ve benim gibi olan bir kaç kişi gider, sen bu yoldan gitmek istiyorsan benim kitaplarımı okuyarak gidemezsin, bu yoldan uzak dur" dedi ise, her önüne gelenin o kitapları okumakla ne işi var ? Açıkca "Benim gittiğim yoldan kitaplarımla gidilmez, bunu yapmaya kalkma" demesine rağmen ısrarla kitapları okuyup aklına göre yorumlayıp o yoldan gitmeye çalışmasından İbn-i Arabi KS suçlu olamaz.

İbn-i Arabi KS'nin yolu TEVHİD yoludur ve Bida ve Akide sapmasından uzaktır.Ki bunun tasdikini İmam Rabbani Müceddid-i Elf-i Sani Hazretlerininden yaptığını bildirmiştik.



birde hocam son yaptığım alıntıda biraz abartı var
kamil insan olmak sünnetin genel olarak verilerinde mümkün illa onu dar bir kalıba sokmanın manası yoktur evveldede böyleydi zaten
insan yeterki rabbinin rızasını kazanmak istesin
cevablarınız için teşekkür ederim

Mübarek kardeşim, Aslında siz bir düşünseniz yolu nasıl daralttığınızı...
Sizin anladığınız Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye yolu ulaşılabilecek nihai gerçek ve tek doğru olsa idi, bütün ashab-ı kiram'ında ondan sonra gelenlerinde sonrakilerinde yolu sizinki gibi olmalı idi, hatta ehl-i sünnet mezhebleri ki sayıları aslında 10'un üzerinde idi, hatta Resulullah AS'ın ifadesi her biri yıldız olan ashabın hangisinin yolundan gidilsede aynı yola çıkar idi...

Ashabın her birinin hali nasıl farklı ise, bizlerin de hali öyledir...Birimizin fıtratı bir işe diğerinin bir başka yola uygundur...

Rahmetli Babamız Kur'an-ı Kerim Hafızı idiler, Gönenli Mehmed Efendiye genç yaşlarında talebe olmuş idi, sonra bir kaç kez Nakşibendi olmaya çalışıverdi, ama fıtratına uymadı geri kaldı...Arasıra Risale-i Nur derslerine giderdi...Sonra Kur'an-ı Kerim ilimleriyle uğraşmaya devam etti...Vefat etmeden bir kaç ay önce Marmara Üniversitesi hocalarından birisi Şişli Camii imamına "Yav şu Nihad Hoca Efendi öyle sorular soruyor ki 60 yaşından sonra prof.dr ünvanlı hocalar kafa kafaya veriyor çözemiyoruz, cevabı yine bir süre sonra kendisi veriyor" diye dert yanarmış...Yine Şişli Camii İmamına der ki "Vefat etmeden bir kaç ay önce bana dedi ki, Kur'an-ı Kerim'i yeryüzünden kaldırsalar, biiznillah baştan aşağı eksiksiz yazarım"

Ancak biz ne huy ne yaratılış ne de ilim bakımından ona benzeriz.Bizi Hafız yapmadılar, ancak bizi diğer ilimler üzerine sevkettiler, hadis-fıkh-akaid okuduk, yine bir şeyler eksik kaldı ki Tasavvuf ilmi ile devam ettik.

İnsanların huy yaratılış ve anlayışları farklıdır ki Resulullah AS, cihar-ı yar-ı güzin efendilerimizin hepsine ayrı ayrı konuşmuştur.

Allah CC gayretinizi hayretiniz artırsın...

UBEYDUN
12-07-2007, 21:44
.

Anlamadığımız şeyi doğru kabul etmemek ? Mübarek öyle bir söz ki mazallah kişiyi dinden imandan eder...İyice düşününüz...
Objektif olduğunu söyleyen ve ilme değer veren insan, anlamadığı şeyi inkar eden cahillerden olur mu ? Şeytan'ın vasfı'da anlamadığı insanı inkar değil mi ?

Mübarek kardeşim, Aslında siz bir düşünseniz yolu nasıl daralttığınızı...
Sizin anladığınız Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye yolu ulaşılabilecek nihai gerçek ve tek doğru olsa idi, bütün ashab-ı kiram'ında ondan sonra gelenlerinde sonrakilerinde yolu sizinki gibi olmalı idi, hatta ehl-i sünnet mezhebleri ki sayıları aslında 10'un üzerinde idi, hatta Resulullah AS'ın ifadesi her biri yıldız olan ashabın hangisinin yolundan gidilsede aynı yola çıkar idi...



hocam kapatmışdım ama iki husus hakkında yazmak isterim
birincisi zarurati diniyeden olmadığından ve hakkında nas bulunmadığından ve fıkıh hadis tefsir ve buna bağlı alakalı ilmlerden olmadığından sizin tabirlerinizce bir sır olan ve herkesin anlayamayacağı bir şey olduğundan kabul etmemekte bir behis görmüyorum. çünkü Allah kullarının anlayamayacağı bir din indirmemiştir yada kulların anlayamayacaklarını onların omuzlarıa yüklememiştir
aksinin olduğunu düşünürsek hocam buna iman edenblerin hali nicedir. bunu geçelim


ikinci olarak Kur'an ve sünnet nihai gerçektir bütün güzelliklerin menbahıdır onlar olmasaydı ortada çirkin olanlardan başka bulunmazdı
efendimizin aleyhisselam saydığı en hayırlılarımız olan üç nesil kifayet eder ve onlardan daha halis bu dinin yaşanılamayacağını düşünüyoruz
din tamam olunca başka bir şey istemez kanaatindeyim
Rabbim rızasından ayırmasın

hirahos
13-07-2007, 01:11
Muhyiddin Arabi'yi herkesin anlaması, Vahdet-i Vucud halini herkesin yaşaması şart değildir.. Böyle bir mecburiyet yoktur.. Yaşayan anlayan için bir devlettir ama diğerleri için bunlardan uzak bulunmak bir felaket değildir!

Fakat Muhyiddin Arabi Hazretlerine herkesin saygı duyması gerekir; bir İslam alimine, kıymetli bir Allah dostuna kafir sapık gibi sıfatlar ile dil uzatmaması gerekir..

Madem İslam isnad dinidir; bu son mecburiyetin isnadı diğer pek çok Alimin bu yöndeki kanaat ve ihtarıdır... Ve alimlere (dikkat ediniz alim değil alimlere) tabi olmak insana emr edilmiştir..

Muhyiddin Arabi'yi gözden çıkaracak olanların; beraberinde pek çok ilim ve fazilet sahibini de gözden çıkarmış olacaklarını fark edersek mesele kalmayacak..

Aykenza
13-07-2007, 01:38
Genel Uyarı (Özellikle KuTeYBe)

Arkadaşlar Lütfen Şeyh-i Ekber'in ismini anarken "Muhyiddin-i Arabi "
diye anın...Kesinlikle "İbn-i Arabi" olarak zikretmeyin.


Bu uyarı bizzat "Muhyiddin-i Arabi Hz." tarafından bir kaç yıl
önce usulünce bir kaç HAL SAHİBİNE aktarılmıştır...



KuTeYBe Kardeş...

İlim insanın kişisel gelişiminin (tekamülünün) Geçit'i olabilir derlerdi de
inanmazdım. Lakin yazdıklarını okuyunca ne kadar doğruymuş dedim.

İnsanın beyni dondurulunca ve bütün kainatı ve hayatı sadece 1 asra
sığdırınca insan ve "yaratılan herşeyin yaradıcısının tek olduğunu" sıklıkla
düşünmeyince senin durumuna düşüyormuş...


Unutma çok bilmiş kardeşimmm..İslam sadece FIKIH'tan ibaret değil.
Ve her çağın kendi gerçekleri var. Ve mümin her çağının en ilericisi
olmak zorunda. Kuran Dinamik düşünmeyi emreder. Bu yüzden son din bizim dinimiz.

Yazacak çok şey var ama kendi kişisel gelişimime zarar verir diye
söylemi-yoRum.

Sana tavsiyem Şeyh-i Ekber için söylediğin o çirkin
benzetmelere çok dikkat ettt..

Bir gün yolda yürürkennn...Bir sarhoşun çarptığı bir arabanın
altında kalırsın Allah muhafaza...

sonra (herşey de olduğu gibi onda da olayın zahirine
bakıp) başına gelen bu felaketin sebebini o sarhoş şöförün iştiği
İÇKİ sanarsın...

O gün bu söylediklerim aklına gelirse...DUA ET BİZLERE İNŞALLAHHHH

Selametle,

ubeyd_el_turki
13-07-2007, 08:54
hocam kapatmışdım ama iki husus hakkında yazmak isterim
birincisi zarurati diniyeden olmadığından ve hakkında nas bulunmadığından ve fıkıh hadis tefsir ve buna bağlı alakalı ilmlerden olmadığından sizin tabirlerinizce bir sır olan ve herkesin anlayamayacağı bir şey olduğundan kabul etmemekte bir behis görmüyorum. çünkü Allah kullarının anlayamayacağı bir din indirmemiştir yada kulların anlayamayacaklarını onların omuzlarıa yüklememiştir
aksinin olduğunu düşünürsek hocam buna iman edenblerin hali nicedir. bunu geçelim


Kardeş aynı noktada duruyorsunuz, sizin anlayamadığınız şeyi inkarınız hatadır.Çünkü anlamadığınız şeyin doğru ya da hak olma hali vardır."Allah baldırını açar" sahih hadis-i şerifinide "anlamıyorum,peygamber böyle söz söylemez,vallahi uydurmadır" diyenlerden mi olacaksınız ? Biz o makam ve mertebeye, o ilmi seviyeye sahip olmayanların ÜSTADLARI olmadan okuyanların ANLAYAMACAĞINDAN bahsediyoruz, bilakis HAK olduğunu TEVHİD inancı olduğunu söylüyor ve Vahdet-i Vücud'unda "Cibril-İhsan" hadis-i şerifinin nasslar ile yorumundan başka birşey olmadığını söylüyoruz...

Siz Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi KS'nin sözlerini "anlayamadığım,SIR olduğundan, meşrebim olmadığından KABUL ETMİYORUM" deme cesaretini buluyor iken, niçin aynı şeyi TIP doktoruna gidince yapmıyorsunuz ?
Doktor "Romatoid Artrit" olmuşsunuz "Steklon, Kormidin yazıyorum, günde 3-4 kere alın" dediğindede sizin "İNANMIYORUM,KABUL ETMİYORUM" demeniz gerekir...TIP ilmini, doktora saygınız var ama İLMİMİNİZİN,İLMİMİZİN yetersizliğinden bir İSLAM alimine ve TASAVVUF ilmine saygımız yok mu ?
Böyle bir çelişki ile objektif olunmaz ve de ilimleri anlama yönü eksik kalır.
Bu sizin ilerlemenizi engelleyebilir ve de tek yönlü olur kalırsınız...
Resulullah AS "Allah göktedir" diyen köle zenci kadının inancını neden tebrik etti zannedersiniz ?




ikinci olarak Kur'an ve sünnet nihai gerçektir bütün güzelliklerin menbahıdır onlar olmasaydı ortada çirkin olanlardan başka bulunmazdı
efendimizin aleyhisselam saydığı en hayırlılarımız olan üç nesil kifayet eder ve onlardan daha halis bu dinin yaşanılamayacağını düşünüyoruz
din tamam olunca başka bir şey istemez kanaatindeyim
Rabbim rızasından ayırmasın

Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye mü'minlerin yolunu belirler, ancak insanların fıtratı mahlukatın nefes sayısı adedi kadardır.Ashabın yolları nasıl farklı farklı idiyse, bize de farklı farklı olmak haktır.Bu noktada ashabın farklılığı rahmet ise bizim de farklılığımız rahmettir.Sizin anladığınız noktada Kuran-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye farklıdır, başka ilmi seviyede bir kişinin anlayışı çok çok farklıdır.
Siz anlamadığınızı inkar edersiniz, bir başka seviyedeki ise sizin anlamadığınızı ispat eder.

Bütün bu nedenler sadece İslam'ın ve İslam'i ilimlerin değil pozitif ve fen ilimlerininde temelini teşkil eder.

Eğer size Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i İbn-i Arabi KS için bir söz söylemek gerekirse bir müslüman kardeşinize nasıl dua etmeniz gerekirse öyle dua edersiniz, kendinizi yorum yapma tehlikesinden uzak tutarsınız, ki bu sizin cehaletinizi değil BİZE GÖRE ERDEMİNİZİ, Haris el Muhasibi rh.a'e göre de ERDEMİNİZİ, ve aklınızın derinliği ile edep ve kibarlığınızı gösterir.

UBEYDUN
13-07-2007, 09:37
hocam dikkat ederseniz genel çizgiler ve mantığı ve usulu açısından değerlendirmeler yaptım eğer donelerin derinliklerine indiğimizde ve değerlendirmelerimizi buna göre yaptığımızda bizim ve sizin kabullerimizin buluşamadığından kardeşliğimizin zarar görmemesi adına kifayet eder diyorum
bizim kabullenmediklerimiz ayet ve hadis değilki bana müteşabihler den örnekler veriyorsunuz biz bir şey demek istemiyoruz sizde bunu ashabın yolu olarak göstermekten vazgeçimn efendimiz aleyhisselam bu görüşleri bizlere bildirmeye çok dah layıktı ama ondan sadır olmayanı dinin tam içersinde görmek nedendir
sizinde sorununuz onların böylesi bir hata yapamıyacaklarını düşünmenizden kaynaklanıyor zannediyorum aslolan yanlışa yanlış fitneye fitne diyebilmek tir .nitekim ümmet bu mevzu yüzünden ikiye bölünmüştür
ve bu bizin yaptığımız red salt bizim görüşümüz olmadığından bize söyliyecekleriniz bu ümmetin bir kısım alimlerine aiddir
bence siz çevrenizde bir araştırma yapın insanlara ne anladığını sorun
leyse ke mislihi... ayetine ne kadar uyduğunu bu düşüncelerin anlarsınız yani sizin anladığınızdan çok insanlarında ne anladığı önemlidir
ve bu mesele ye müsbet olarak yaklaşarakta değerlendirme yapmak ilmiliğin ötesindedir objektiflik size de lazımdır
hocam son olsun benim için
bir söz ki benim anlamadığım ayet ve hadis başımın üstünedir ben bununla ne ifade edildiyse ona iman ettim der geçerim hiç olmazsa
ama sözki yukarıda saydığımız en hayırlılarımızdan sadır olmamış!
hocam selametle bize dua edin

ubeyd_el_turki
13-07-2007, 15:31
hocam dikkat ederseniz genel çizgiler ve mantığı ve usulu açısından değerlendirmeler yaptım eğer donelerin derinliklerine indiğimizde ve değerlendirmelerimizi buna göre yaptığımızda bizim ve sizin kabullerimizin buluşamadığından kardeşliğimizin zarar görmemesi adına kifayet eder diyorum


Mübarek anlamadığınızı ifade ettiğiniz bir değerli insan hakkında ve fikirlerinde hangi derine ineceksiniz ya da inmelisiniz ki ? Bu sizin için masiva olabilir.
Çabamız sizin ve konuyu okuyan kardeşlerimizin zihinlerindeki engel ve tarafgirlikten doğabilecek haksızlık ve önyargıları ortadan kaldırarak hak ve adalet çizgisinde düşünmelerini geliştirmektir.

Merak etmeyiniz, siz bize "1000 laf bile söyleseniz bizden bir cevap alamazsınız" düsturu üzere hareket ederiz.Kardeşlik öyle bir iki laf söz ile yıkılmaz, kılıç dahi çekilse biz el uzatan olmaktan beri dururuz.



bizim kabullenmediklerimiz ayet ve hadis değilki bana müteşabihler den örnekler veriyorsunuz

Mübarek bahsettiğimiz söz söyleme sanatı yanı TEŞBİH hem Kur'an-ı Kerim hem Sünnet-i Seniyye ile vardır, söylenmiştir ve bizlerinde kullanması haktır, mahzuru yoktur, kaldı ki İslam Edebiyatı'nın temeli bu sanatlar üzere kurulmuştur.
Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi KS'nin ve tasavvufi eserlerin bir çoğundada bu TEŞBİH sanatı kullanılmıştır, ki Kur'an-ı Kerim'de ve Sünnet-i Seniyye'de defaatle kullanılmıştır.Tenzih ile Teşbih'in arasını birleştiriniz.Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri hem teşbih hem tenzih buyurmuştur.

Sizin kabullenmediğiniz sözleri mertebesi yüksek İmam-ı Rabbani KS, Bediüzzaman KS, gibi alimler "kolaylıkla NASS'lar ile izah edilir,açıklanır" diyor ise, eğer İmam-ı Rabbani KS'yi İLMİ OLARAK YETERLİ görüyorsanız sözüne itimad edersiniz ve Şeyh'ul Ekber KS hakkında söz söylemeyenlerden ancak sözlerinide inkar etmeyenlerden olmanız gerekir.Çünkü bir söz eğer bir NASS ile açıklanıyorsa, O SÖZÜN DOĞRULUĞUNDAN şüphe etmek, nasstan şüphe etmeye yakındır.

Anlamanız için bir başka örnek verelim ;

Hazret-i Mevlana Celaluddin-i Rumi Ks daha Mesnevi'nin başında "BU KİTABI BİZE ALLAH YAZDIRDI" der.Şimdi bu sözü okuyan bir takım zevat derhal Mevlana Ks gibi bir büyüğü dahi KAFİR ilan ederler, ki merak etmeyiniz ettiler de...

Halbuki bu kişiler "Oku sen atmadın Allah atdı" ayetini inkar mı ederler ?
Halbuki bu kişiler "O kadar ki, ben onu severim ve ben onu sevince işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum" hadis-i şerif'ini inkar mı ederler ?

Kısaca, sizin Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi KS hakkında "sözlerini kabul etmiyorum" demenizde hatalıdır, çünkü Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi KS TEVHİD inancından başka birşey söylememiştir ki İmam-ı Rabbani KS'de "Nasslara uygundur babından" konuşur.



biz bir şey demek istemiyoruz sizde bunu ashabın yolu olarak göstermekten vazgeçimn

Mübarek kardeşim, itirazınızda halen aynı noktadasınız, "Ey doktor, senin teşhisin hatalı, ilacın beni nasıl kurtarsın,ben diyorum karnım ağrıyor sen diyorsun hepostateoz var, hadi oradan ben senin sözlerini inkar ederim, gider kendi kendime bir müshil içerim düzelirim"

Hatta şöyle diyorsunuz "Ne derse desin kabul etmiyorum"...
Güzel kardeşim, Akaid-i Nesefi ve Cami'ul Mütun'un akaidle ilgili bölümlerini çok iyi okumanız ve tetkik etmeniz gerekir.

Güzel kardeşim Tirmizi'de bir hadis-i şerifte Ebu Zerr Gifari R.A sordu ki
"Ya Resulullah (AS) , sadece farzları yerine getirip üzerine hiçbir hayır koymasam, cennete gider miyim ?
Resulullah (AS) "EVET" buyurdu....Bakınız bir sahabenin yolu....
Kütüb-ü Sitte'de de benzer bir soruyu bir bedevi sorar cevap yine aynıdır.

Ashab-ı Kiram'ın her biri birbirinin aynı derecede,aynı mertebede aynı kabiliyette,aynı özelliklerde mi idiler ? Kesinlikle hayır, çünkü Resulullah AS
"Her biri yıldızdır" buyurdular..."Hepsi bir tek yıldızdır" buyurmadılar.



efendimiz aleyhisselam bu görüşleri bizlere bildirmeye çok dah layıktı ama ondan sadır olmayanı dinin tam içersinde görmek nedendir

Mübarek bu dinin bütün mezheplerinin fıkh alimleri şu kaide içinde hareket etmişlerdir, bu yüzden Akaid okuyunuz dedik,
"Kişinin küfrün değil, imanına delil aranır"
"99 alim şu kişi kafir dese, 1 tek alim mü'mindir dese KADI o kişinin imanına hüküm verir"
REDDÜL MUHTAR ALEDDÜRRÜL MUHTAR
İBN-İ ABİDİN

Resulullah Efendimiz AS'in sözlerinin sadece zahiri yönü yoktur.Bu nedenledir ki yüzlerce hatta binlerce hadis-i şerif'in ŞERH'İ yapılmıştır.Hem de her görüşten, her mezhepten her anlayıştan bir çok alim "hadis-i erbain" yazmıştır.

Ashab-ı Güzin'in üstünlükleri herkesin bu hadis-i şerifleri mertebesine,ilmine,derecesine göre alması ve yaşamasıdır.Resulullah AS'ın teşbih ile söylediği sözler, hadis-i şeriflere bakan gözler, Resulullah AS'ın ümmetinin sözlerini hemen zahiri manasıyla anlayıp uygular iseler şeklen doğru gibi görülsede aslen öyle değildir.Çünkü ashab sabah namazı meselesinde yanında siyah beyaz iplik taşımış Resulullah AS ise tebessüm ile bunu düzelttirmiştir.
Daha nice böyle haller yaşanmıştır.Ashab-ı Kiram'dan Hanzala Ra ve EbuBekr Sıddık RA bir rüya üzere kendilerini "MÜNAFIK" addedmişler, ancak Resulullah AS onların bu görüşlerinin doğru olmadığını yine onları düzelterek bildirmiştir.
Çünkü onlar Resulullah AS'ın sözlerinin zahiri kısmına dikkat etmişler, halbuki Resulullah AS batın kısmına da dikkat ettirmiştir.Bir çok hadis-i şerif'ide Resulullah AS tevil etmiştir.

Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks ise kendisinden önce bu sözleri açık kapalı söyleyen Abdülkadir Gilani KS, İbn Meserre Ks, Beyazid-i Bistami Ks ve daha bir çok alimin sözlerini daha açık ve sarih ifade etmiştir.



sizinde sorununuz onların böylesi bir hata yapamıyacaklarını düşünmenizden kaynaklanıyor zannediyorum

Bilakis, nasıl Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks nasıl hata yapabilirse, ashab-ı kiram'da böyle hata yapabilir, bizlerde yapabiliriz, Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks'i tekfir eden, sözlerini kabul etmeyen, inkar edenlerde aynı hataları yapabilirler.

Ancak sözlerini Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki TEŞBİH ile SANAT ile söylemeye çalışan ve bu yol üzere olduğu bilinen kişinin sözleri, ya bu işten anlayanların TEVİL'ine bırakılır ya da inkar edilmez ama tasdikte edilmez.
Size uygun görülen bu yoldur, inkar yolu değil.



aslolan yanlışa yanlış fitneye fitne diyebilmek tir .nitekim ümmet bu mevzu yüzünden ikiye bölünmüştür ve bu bizin yaptığımız red salt bizim görüşümüz olmadığından bize söyliyecekleriniz bu ümmetin bir kısım alimlerine aiddir

Mübarek bu mesele ilmi bir meseledir, ancak cehalet içinde bırakılan milletimiz maalesef ne ilme ne de ilim sahiplerine hürmet etmemektedir.Sizin bu ümmetin alimleri dediklerinizin kimler olduğu burada daha önce geçti o konuda cevap verildi.

Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks'yi inkar ettiğiniz an biliniz ki

1-Abdülkadir Geylani KS'den başlamak üzere, Beyazid-i Bistami Ks, İbn Meserre KS, Hazret-i Mevlana Celaleddin Ks, Sadruddin Konevi Ks İNKAR EDERSENİZ.

2-Osmanlı Hilafetini külliyyen inkar etmiş, yalanlamış haksız bulmuş olursunuz, çünkü Osmanlı'nın temellerinde Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks'nin fikriyatı temel dayanaklardan birisidir. ( Nesil Yayıncılık'tan çıkan Osmanlı Akılcılığı 1-2-3 serisini tavsiye ederiz )

3- Gereksiz yere sırtınıza yük almış olursunuz, Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks haklı ise mahşer günü yüzüne dahi bakamazsınız, bir Allah dostunu inkar etmiş olursunuz.Sadece "inkar etmem, ne dediğini bilmem, Allah günahlarını affetsin" demeniz size zor gelmemelidir.



bence siz çevrenizde bir araştırma yapın insanlara ne anladığını sorun
leyse ke mislihi... ayetine ne kadar uyduğunu bu düşüncelerin anlarsınız yani sizin anladığınızdan çok insanlarında ne anladığı önemlidir
ve bu mesele ye müsbet olarak yaklaşarakta değerlendirme yapmak ilmiliğin ötesindedir objektiflik size de lazımdır


Mübarek bir çok ilmi müzakerelerde bulunmuşuzdur, hemen her anlayış ve görüşten...Her ilmi seviyeden...Ancak Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks hakkında ne kadar kötü konuşan,küfreden tahkir eden varsa genellikle El Ezher kökenli, Selefiyyeci, Vehhabici ( bu bir başka haldir ), mezhebsiz ve yahutta illa ki bir İFRAT ehli oldular...

Ne kadar etrafında fırtına koparılırsa, tekfir edilsede,tahkir edilsede, Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks'i bu ümmetin kalbinden silmek mümkün değildir.
Çünkü bu topraklardaki Osmanlı Hilafetinin temellerinde Şeyh'ul Ekber gibi Sadreddin Konevi, Hazret-i Mevlana,Abdülkadir Geylani KS gibi bütün büyüklerin fikirleri yatar...

Size tavsiye ettiğimiz 3 kitap var bunları okumanız gerekmektedir ;
1- Kur'anı Anlamada Farklı Yorumlar - Nesil Yayınları
2- Osmanlı Akılcılığı- Nesil Yayınları
3- Cami'ül Mütun - Bedir Yayınevi

Bu eserleri çok dikkatli okumanız gerekmektedir.




hocam son olsun benim için
bir söz ki benim anlamadığım ayet ve hadis başımın üstünedir ben bununla ne ifade edildiyse ona iman ettim der geçerim hiç olmazsa
ama sözki yukarıda saydığımız en hayırlılarımızdan sadır olmamış!
hocam selametle bize dua edin

Mübarek şu söylediğiniz söz "bila-keyfe" doktrinidir.
Müteşabihlere verilen "bila-keyfe" cevabı müfessirler ve tefsir ilminin ortaya çıkmasına sebeb olmuştur, mukallidler bilmediği konularda böyle der geçerler, ancak ilim ehli ayrıdır...

Tıptan nasıl anlamıyor, doktora bırakıyor ve inkar etmiyor iseniz, Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi Ks konusundada aynısını söylemeniz elzemdir.

Size son bir bilgi ;
Dünyaca ünlü İbn-i Arabi Society adlı derneğin danışmanı ve büyük İbn-i Arabi Araştırmacısı ve kitapları bulunan ünvanlı Yahudi Yazar Steinberger, şahsımızın bir sorusu üzerine cevap vermiştir.Ve de cevabını şu nokta ile bitirmiştir ;

"Ben şahsen inanıyorum ki İbn Teymiyye, Şeyh'i tanısa ve sözlerini onun ağzından dinlese İbn-i Arabi'ye büyük muhabbet beslerdi, müslümanlar kendi değerlerini yücelteceklerine alçaltmaya çaba harcıyor. Allah yolundaki bu arayışınızın başarılı ve hayırlı olmasını dilerim"

Allah CC selamet versin, gayretinizi hayretinizi artırsın...

UBEYDUN
13-07-2007, 18:26
hocam eyvallah
Rabbim rızasından ayırmasın

TURKUAZ34
15-07-2007, 20:37
İbn Arabi'nin Endülüste başlayıp buranın Hıristiyanlığından ve felsefesinden birşeyler alan, sonra sırasıyla Kuzey Afrika kavimlerinin paganik özelliklerinden, Mısır'ın eklektik düşünce ve inancından, Arabistan halkının islâm'ından, Anadolu ve İran şamanizmi, zerdüştlüğü ve maniheizminden, Suriyenin îsmaîliliğinden çok şeyleri alıp oluşturduğu tasavvuf düşüncesi bu zirvenin niteliğini gösterir mahiyettedir. Bütün bu bölgeleri kapsayan seyahatleri son nefesiyle birlikte Şam'da noktalanır. Onun öğretisi farklı bir inanç yapısı olma adayı olan tasavvufun bağımsızlık bildirisi durumundadır

İhvan-ı Safa risaleleri yoluyla İskenderiye ve Empedoklesçi kozmolojiyi, Birunî'nin astronomik ve astrolojik çalışmalarının bazı özelliklerini
ve Hermetik doktrinin kozmos anlayışını öğretisine almıştır.
Suhreverdî ye Farslı şair Evnâdüddin ile bizzat karşılaşıp, görüsmüş, onlardan Manî, Zerdüşt dininin ve İşrâkî felsefesinin bazı özelliklerini alıp öğretisine katmıştır. Ayrıca kelâmcılarla görüşüp konuşmuş, hatta Fahreddin Razî ile mektuplaşmış, böylelikle öğretisine kelâm konularını da dahil etmiştir.
İbn Sina felsefesini öğrenmiş ondan akıllar nazariyesini kopye etmiştir.

ubeyd_el_turki
16-07-2007, 12:42
Bir Vatandaş'ın önyargı, "gaybdan haber alma" kaynaklarını kullanarak, bir de düşmanlarını tek ve değişmez KAYNAK kabul ederek bir araya getirdiği, ilim dışı tarafgirlikle yazılmış bir yazısını buraya alıntılamanızdaki esbab ne olsa gerektir ?

"Ben böcekler konusunda araştırma yaparken baktım aradığım böceğin ismi ZÜRAFALAR kitabındada geçiyor, tamam işte buldum aslında bu böcek bir ZÜRAFA" sözü ne kadar doğru ise, Şeyh'ul Ekber Muhyiddin-i Arabi KS ve onun tevhid inancı hakkında yazılan bu tür yazıların tamamıda işte bu kadar yalan-yanlış ama eğri DOĞRUDUR...

Cümle Mühendisi
18-07-2007, 14:06
Muhiddin Arabi Hz çok mübarek bir zattır ve genellikle anlaşılması güçtür.
Tası küçük olanın deryayı suçlamaya hakkı yoktur.Muhiddin Arabi Hz' ne lanet okumak ise kesinlikle caiz değildir.Bu konuda fetvâlar ve deliller, şüphe ve tereddütleri giderme konusunda yeterlidir. Sultan zikir ve zikir meclisleri için zâviyeler yaptırdı. İnsanların bir kısmı diğerine engel olmasaydı bütün mescidler ve zâviyeler yıkılırdı.

ebuzer_35
18-07-2007, 14:12
TURKUAZ34 kardeş
Hoş gelmişsen safâlar getirmişsin !
Yalnız Muhiddin Arabi Hz' nin biyografisini çok noksan incelemişsn garibim.
Benden sana tavsiye çok iyice bilmediğin bir işin üzerine düşme ! Çünkü, göz,kulak,kalb ve vücudun diğer organları bütün bu yaptıklarımızdan sorumludur azizim.

Seni herşeyden önce objektif olmağa davet ediyorum.
Sakın bu tenbihimi unutma emi !

zeygue
22-07-2007, 01:13
Vahdet-i Vücud konusunu belki size tuhaf gelecek ama en iyi şekilde Kuran ve Hadis'lerde bulabilirsiniz.

Evet çok tuhaf .:D
Vahdet-i vücud panteizmin ta kendisidir ve şirktir.Hiç kimse kendisini aldatmasın.
Kuranda "la mevcude illa hu" diye bir ifade yoktur."La ilahe illaallah" vardır.
Allah mutlak varlıktır,yarattıkları da vardır,sanal değildir,kendinden bir parça da değildir,hak olarak yaratılmıştır ve vardırlar.
Allahın varlığının birliği demek,sadece o var demek değildir.Varlıklar arasında benzersizliğinden dolayı tek olması,biricik olması anlamındadır.

ubeyd_el_turki
22-07-2007, 06:44
Evet çok tuhaf .:D
Vahdet-i vücud panteizmin ta kendisidir ve şirktir.Hiç kimse kendisini aldatmasın.
Kuranda "la mevcude illa hu" diye bir ifade yoktur."La ilahe illaallah" vardır.
Allah mutlak varlıktır,yarattıkları da vardır,sanal değildir,kendinden bir parça da değildir,hak olarak yaratılmıştır ve vardırlar.
Allahın varlığının birliği demek,sadece o var demek değildir.Varlıklar arasında benzersizliğinden dolayı tek olması,biricik olması anlamındadır.


Güzel kardeşim,

Bu yaklaşıma daha önce cevap verilmiştir, sizin şahsi görüşünüz "ulaşılabilecek nihai görüş ve tek doğru" değildir.Böyle bir iddia zaten ilmi değil fanatizm olur.
Sizin "hayır, yok" demeniz Vahdet-i Vücud'un panteizmle ilişkilendirmenizle bu mesele ne YOK olur ne de Panteizmle benzeşir.

Söylediğiniz sözleri zaten Muhyiddin-i Arabi KS'de söylüyor "Allah Allahtır,insanda insan"...
Başlıkta daha önceki bir yazıya bakarsanı Şeyh'in kitaplarından alıntıladığımız bölümde bunu okuyabilirsiniz.