PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Herkes Risale-i Nur'dan Bir Vecize Yazsın



Sayfa : [1] 2

EbRu
02-08-2006, 10:24
mutlaka herkesi risale-i nurdan etkliyen sözler vardır herkes en çok beğendiği vecizeyi eklesin o zaman ilk ben başlıyorum

Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil.

KalbeYolculuk
02-08-2006, 11:19
Şimdi bak çeşmelere çaylara ırmaklara yerden dağlardan kaynamaları tesadüfi değildir Çünkü Onlara terettüp eden asar-ı rahmet olan faidelerin ve semelerin şehadetiyle ve dağlarda bir mizan-ı hacetle iddiharlarının ifade ile ve bir mizan-ı hikmetle gönderilmelerinin delaletiyle gösteriliyor ki; bir Rabb-ı Rahim’in teshiriyle ve iddihariyledir.

M.J.
02-08-2006, 12:21
Varan 1 : Yaşasın Şeriat
Varan 2 : Laik rejimi sevmeyen komünist foruma gitsin

Bu müthiş vecizeler de buradan bir dostumuza ait :)

berxedan
02-08-2006, 12:25
VERMEK İSTEMESEYDİ İSTEMEK VERMEZDİ
IF HE HADN'T WANT TO GIVE WANTING IS NOT GIVEN(ingilicesi;)

leyli
02-08-2006, 14:14
Düşmanlarım bana ne yapabilir ki, ben cenneti yüreğimde taşıyorum. Sürgün edilmem seyahat, hapsedilmem halvet,öldürülmem ise şehadet.

saide
03-08-2006, 09:33
Ey bu vatan gencleri!



Frenkleri taklide calismayiniz! Aya ,Avrupanin size ettikleri hadsiz zulum ve adavetten sonra,hangi akil ile onlarin sefahet ve batil efkarlarina itiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok ! Yok ! Sefihane taklit edenler ittiba degil, belki suursuz olarak onlarin safina iltihak edip kendi kendinizi ve kardeslerinizi idam ediyorsunuz.Agah olunuz ki, siz ahlaksizcasinda ittiba ettikce hamiyet davasinda yalancilik ediyorsunuz!



(Bediuzzaman)

&Ta-Ha&
21-08-2006, 23:13
Öyle de, insan, eğer kesrete dalıp kâinat içinde boğulup dünyanın muhabbetiyle sersem olarak fânîlerin tebessümlerine aldansa, onların kucaklarına atılsa, elbette nihayetsiz bir hasârete düşer. Hem fenâ, hem fânî, hem ademe düşer; hem mânen kendini idâm eder. Eğer lisân-ı Kur’ân’dan kalb kulağıyla İmân derslerini işitip başını kaldırsa, vahdete müteveccih olsa, ubûdiyetin mi’racıyla arş-ı kemâlâta çıkabilir, bâkî bir insan olur.

Ey nefsim! Mâdem hakikat böyledir ve mâdem millet-i İbrâhimiyedensin (a.s.), İbrâhimvâri, http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b1010.gif de. Ve Mahbub-u Bâkîye yüzünü çevir

kadem
22-08-2006, 08:34
Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır

şakırdd
23-08-2006, 21:26
slmrıosalee nurr asrın ilacıııııı bu boyle 7 duvele bılıneeeeeeeeeeeeeeeeee

şakırdd
23-08-2006, 21:31
acızem acız olanı ıstetmem fakırem fakır olanı ıstemem zerreyım fakat bır şemsı sermedı yari bakii ıstereemmmm

mustafa
24-08-2006, 08:01
''Bismillah her hayrın başıdır''

gezekusu
11-09-2006, 21:05
düşüncelerin seni değil,sen düşüncelerini yönet.....HHŞ.........

Enes
11-09-2006, 21:09
Sivrisinek kanadından ta semavat kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmişki

SİVRİSİNEĞİN KANADI KADAR ŞİRKE YER KALMAMIŞ...

R.N.K dan...

imanhavuzu
12-09-2006, 02:50
Evet zeminin diriltilmesinde, üçyüz bin haşrin nümunelerini, birkaç gün zarfında yapan, gösteren Kudret-i Fâtıraya; elbette insanın haşri ona göre kolay gelir. Meselâ: Gelincik Dağı'nı ve Sübhan Dağı'nı bir işaretle kaldıran bir Zât-ı Mu'ciznümâya, «Şu dereden, yolumuzu kapayan şu koca taşı kaldırabilir misin?» denilir mi? Öyle de: Gök ve dağ ve yeri altı günde îcad eden ve onları vakit-bevakit doldurup boşaltan bir Kadîr-i Hakîm'e, bir Kerîm-i Rahîm'e: «Ebed tarafından ihzâr edilip serilmiş, kendi ziyafetine gidecek yolumuzu seddeden şu toprak tabakasını üstümüzden kaldırabilir misin? Yeri düzeltip bizi ondan geçirebilir misin?» İstib'âd Sûretinde söylenir mi?

lavenia
12-09-2006, 12:11
Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki,bütün vaktini ona sarfediyorsun?!!

musabbinumeyr
16-09-2006, 23:37
senin vücudun tastan,demirden degıldır.belkı daıma ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkib edilmiştir.Gururunu bırak aczini anla,malikini tanı,vazifeni bil,dünyaya ne için geldiğini ogren.

drone
07-10-2006, 21:11
Alim;Koyun olmalı, kuş değil. Yavrusuna süt vermeli kusak değil.

Enes
07-10-2006, 21:12
gelir bir bir gider birbir kalır BİR...

islamveinsan
07-10-2006, 22:03
İnadın işi: Şeytan birisine yardım etse; "Melektir" der, rahmet okur; muhalifinde melek görse, "libasını değiştirmiş şeytandır." der, lanet eder.

Hasan
12-10-2006, 13:04
Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.
:thinking:

gumus_Tesbih
12-10-2006, 13:46
Büyük Görünme Küçülürsün

Ey enesi çifteli, kafası da kibirli! Şu mizanı bilmeli: Her adam için elbet cem'iyet-i beşerde, içtimaî binada,

Görmek görünmek için şu mertebe denilen bir penceresi var.

Ger pencere, kamet-i kıymetinden yüksekse, tekebbürle tetâvül edecek, uzanacak. Ger pencere, kamet-i himmetinden alçaksa, tevazu'la tekavvüs edecek, eğilecek.

Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük...

LEMAAT

hacker_13
24-10-2006, 17:04
En hayırlı genç odur ki ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır.Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki; gaflette ve hevesatta gençelere benzemek ister, çocukçasına hevesatı nevsaniyeye taabi olur. bediüzzaman said nursi

aldirma128
24-10-2006, 17:20
Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

aldirma128
24-10-2006, 17:27
Bu arada Konuyu açam kardeşi tebrik ediyorum... Hiç bir maslahata hizmet etmeyen ve zihinleri bulandıran tartışmalar yerine en iyisi böyle "Güzel Görüp Güzel Düşünmek"...

nur.talebesi_
25-10-2006, 18:04
Kadere tenkit eden başını örse vurur kırar..rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır...

sanırım böyleydi..hatırladığım kadarını yazdım...selametle..

imam hatipli
25-10-2006, 20:16
hep böyle kal

Uveys El Konevi
26-10-2006, 11:38
"Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam'ın sadası olacaktır!.." :clap2:

Uveys El Konevi
26-10-2006, 12:02
"İman hem Nurdur hem Kuvvettir.Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir!"

SAVLI
26-10-2006, 14:54
bismillah her hayrın başıdır

westland
03-11-2006, 23:49
"DOST İSTERSEN ALLAH YETER...NASİHAT İSTERSEN ÖLÜM YETER..."
işte özü

ehyemin
06-11-2006, 20:00
Helal dairesi geniştir.Keyfe kafi gelir.Harama girmeye hiç luzum yoktur.

bogachan
09-11-2006, 18:54
Kadere karşı gelen, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır...

bemsel
09-11-2006, 22:53
biz kendimizi öyle bir hakikata vakfetmişiksizki güneşten daha parlak ve cennet gibi güzel ve saadeti ebediye gibi şirindir

onyedi
11-11-2006, 14:04
Bakara 79 Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların!

Zümer 3 Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez. *

Selametle

hsnhsynblc
11-11-2006, 14:41
Oyun BİttİĞİnde,Şah Da Pİyon Da Ayni Kutuya Konur!!!!

islamveinsan
11-11-2006, 15:35
Bakara 79 Elleriyle (bir) Kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların!

Zümer 3 Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez. *

Selametle

Bu ayetleri "Risali Nur a " saldırmak için mi kullaniyorsun ?
Derdin ne , haddin ne , hakkın ne ?

güldeste
22-12-2006, 22:14
Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır.
İman dahi hayata hayat ve ruh oldukça,beka bulur hem baki meyveler verir.
Hakkı tanıyan,Hakkın hatırını hiçbir hatıra feda etmez.zira,hakkın hatırı alidir;hiçbir hatıra feda edilmemek gerektir.
İnsanda en tehlike damar enaniyettir.ve en zaif damarıda odur.

doğuhan
22-12-2006, 22:52
ölüm sekeratı gelmeden evvel uyan

müşkülpesent
24-12-2006, 21:46
inasanı canlı tutan emeldir öldüren ise ye'isdir...üstad bedüzaman saiid nursi hz

mevlana
26-12-2006, 02:50
Zaman yaşlandıkça KUR'AN gençleşiyor....:good[1]:

mimar34
28-12-2006, 19:32
amelinizde rızayı ilahi olmalı

offf
03-01-2007, 14:49
Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-ı saadette edebi bir gençliktir.

offf
03-01-2007, 14:50
Ey nefsim! Deme 'zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.' Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.

gül
06-01-2007, 16:36
“Nasihat istersen ölüm yeter. Evet, ölümü düşünen, dünya
sevgisinden kurtulur ve ahiretine ciddî çalışır.”



“Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.”



“Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belâyı bulur
zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.”

gül
06-01-2007, 16:40
"Faniyim, fani olanı istemem
Acizim, aciz olanı istemem.
Ruhumu Rahmana teslim eyledim, gayr istemem.
İsterim , fakat bir yar-i baki isterim.
Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim.
Hiç-ender hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim ."

ayşegülhan
06-01-2007, 16:44
İnsan ve vazifesi
Kendini başıboş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin. Nasıl sen nizamsız, gayesiz olabilirsin.
İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.

ayşegülhan
06-01-2007, 16:45
Dünya hayatı
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

doğuhan
06-01-2007, 16:55
ölüm firak değil, visaldir, tebdil-i mekandır, baki bir meyveyi sünbül vermektir

btekin17
07-01-2007, 17:19
İman insanı insan eder belki insanı sultan eder!

ölumneguzelsın
08-01-2007, 12:17
Ahireti unutanlar
Ey sersem nefsim!
Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor?
Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın.
Acaba bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü'nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır?
Bir adam sana yüz liralık bir hediye va'detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va'd edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va'd hakkında muhal olan bir zat, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va'd etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va'dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te'dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedinin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?


RABBİM BİZİ CEHENNEM AZABINDAN KORU:wallbash[1]:

offf
10-01-2007, 10:59
- Cennet olmazsa, Cehennem tazib etmez.

Herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.

Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir.

6- Pirenin midesini tanzim eden, Manzume-i Şemsiyeyi de o tanzim etmiştir

Gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler

offf
10-01-2007, 11:02
Ey insan! Düşün sen alaküllihal öleceksin-

Şükrün mikyası kanattır ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir-Mektubat

Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır hürmetsizliktir haram helal demeyip rast geleni yemektir-Mektubat-s:351isattır ve rızadır ve memnuniyettir

Cehennem lüzumsuz değil, çok işler var ki bütün kuvvetiyle “yaşasın Cehennem” dedirtir.-Mektubat-s:381

gül_ay
10-01-2007, 12:36
1- Kur’an-ı Kerim’in düsturları, kanunları ezelden geldiğinden ebede gidecektir, medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir, daima gençtir kuvvetlidir–25.söz 397
2- Kur’an bizi siyasetten men etmiş, ta ki elmas gibi hakikatleri ehl-i dünyanın nazarında cam parçalarına inmesin-Kastamonu Lahikası

3.Kur’an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattır, hem şeriattır, hem sadırlara şifa, mü’minlere hüda ve rahmettir. Mesnevi-i Nuriye, 128

gül
12-01-2007, 22:49
Ölüm

Ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor."

ölumneguzelsın
13-01-2007, 10:57
Kur'ân- Kerîm'den tek harfi okuyana bile bir sevab vardir. Her hasene on misliyle (kayde geçer). Elif-Lâm-Mim bir harftir demiyorum. Aksine elif bir harf, lâm bir harf ve mim de bir harftir

ölumneguzelsın
13-01-2007, 10:58
Allah indinde kisinin yuttugu en sevapli yudum, Allah'in rizasini düsünerek kendini tutup, yuttugu öfke yudumudur. (Hadis)

adige psase
13-01-2007, 12:02
Bir memlekette ilim ve faziletten çok paraya değer verilirse,bilinmelidir ki;orada keseler şişmiş,kafalar boşalmıştır....

KeKe
15-01-2007, 16:34
iman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.

nur_talebesi18
16-01-2007, 16:20
kalbi allah aşkıyla dolmuşmuş bir inana kürre-i arz bomba olup patlasa o insan cenabı allahın kudreti diye hayretle seyreder

nur_talebesi18
16-01-2007, 16:21
kimin için allah var ona her şey var kimin için allah yok ona herşey yoktur hiçtir

nur_talebesi18
19-01-2007, 14:06
ben acele ettim kış ta geldim siz yeni asa bir baharda geleceksiniz şimdi ekilen nur tohumları zemininizde çiçek açıcak

ORHANCAN
19-01-2007, 16:18
Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgraf ile sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaklar. Sizden şunu rica ederim ki, mazi kıt'asına geçmek için geldiğiniz vakit mezarıma uğrayınız. O çiçeklerin birkaç tanesini mezar taşı denilen, kemiklerimi misafir eden toprağın kapıcısının başına takınız.

offf
27-01-2007, 10:52
Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil, sarsılmaz bir sadakat, ve kırılmaz bir metanet ister. bu metanetin birinci sebebi;
kuvvet-imaniye ve ihlas hasletidir. ikinci sebebi ise cesaret-i fıtrıyedir

en büyük tat iman tadıdır

offf
27-01-2007, 10:54
Her şakirdin vazifesi, yalnız kendi imanını kurtarmak değil, belki başkasının imanlarınıda muhafaza etmeye mükelleftir. o da , hizmete ciddi devam ile olur.”

en büyük tat iman tadıdır

ORHANCAN
29-01-2007, 11:36
---

“İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir.... demek insan dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve sefa ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azim bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile ebedi, daimi bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. --

--

hasandemir
03-02-2007, 18:10
Teveccüh-ü nâs istenilmez, belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyâya girer. Şan ve şeref arzusuyla teveccüh-ü nâs ise, ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. Evet, amel-i salihin hayatı olan ihlâsın zararına teveccüh-ü nâs ve şan ve şeref, kabir kapısına kadar muvakkat olan bir lezzet-i cüz'iyeye mukabil, kabrin öbür tarafında azâb-ı kabir gibi nâhoş bir şekil aldığından, teveccüh-ü nâsı arzu etmek değil, belki ondan ürkmek ve kaçmak lâzımdır. Şöhretperestlerin ve şan ve şeref peşinde koşanların kulakları çınlasın!

şifa
03-02-2007, 19:12
AHİRETTE SENİ KURTARACAK BİR ESERİN OLMADIĞI TAKDİRDE,FANİ DÜNYADA BIRAKTIĞIN ESRLERE KIYMET VERME! Mesnevi Nuriye

seygva
03-02-2007, 19:43
:shake2[1]: Arkadaşlar ALLAH' hepinizden razı olsun .

şifa
03-02-2007, 20:11
LAYEMUT DEĞİLSİN ,BAŞIBOŞ DEĞİLSİN ,BİR VAZİFEN VAR.
GuRURU BIRAK ,SENİ YARADANI DÜŞÜN ,KABRE GİDECEĞİNİ BİL ,ÖYLEHAZIRLAN.
HASTALAR RİSALESİ

weltmeister
04-02-2007, 12:05
O'nu bulan neyi kaybeder, O'nu kaybeden neyi bulur.

hakkı
04-02-2007, 12:20
Dua bir ibadettir.
Abd kendi aczini ve
fakrını dua ile ilan eder.
Dua ubudiyetin ruhudur ve
halis bir imanın neticesidir.
MEKTÜBAT

sançopanza
05-02-2007, 18:43
Allah ın nuru ile nurlanan bir gönlün semasını hangi bulutlar kaplayabilir?

btekin17
11-02-2007, 14:27
ahir zamanda kuvvetli iman, ihtiyar kadınlarda bulunur ki,"dindar, ihtiyar kadınların dinine tabi olun"

westland
11-02-2007, 15:23
Vicdan Kalp Penceresinden Bakar Akil Gözünü Kapasada Vicdanin Gözü Daima Açiktir......

fakiri
11-02-2007, 16:08
BU DÜNYADA EN TUHAF GARİPLİKLERDEN BİRİSİ DE ŞUDUR Kİ ;
AKILLILAR SÜREKLİ APTAL; APTALLAR İSE DAİMA AKILLI GÖRÜNMEYE ÇALIŞIRLAR.

RaBiA
11-02-2007, 18:12
Gayr-ı mesru muhabbetin neticesi, mahbubun gaddarane adavetidir.
Denenmıştir. Uygulamayın :)

gülsev
11-02-2007, 19:24
ölecekmiyim söyleyecek çağımda.
söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda

bogachan
12-02-2007, 18:12
Şu istikbal-i inkılabat içinde en yüksek ve gür seda islamın sedası olacaktır...

btekin17
16-02-2007, 11:16
Hem katiyen biliniz ki, bu hayat-ı dünyeviyede hakikî lezzet İmân dairesindedir ve imandadır. Ve amâl-i salihanın herbirisinde bir mânevî lezzet var. Ve dalâlet ve sefahatte, bu dünyada dahi gayet acı ve çirkin elemler bulunduğunu Risale-i Nur yüzer katî delillerle ispat etmiştir.

ALLAHin Hizmetkari
19-02-2007, 01:50
Mektûbât; 23.Mektub

Dost istersen ALLAH yeter.
Evet, O dost ise, herşey dosttur.

Yârân istersen Kur´ân yeter.
Evet, ondaki enbiyâ ve melâike ile hayalen görüşür ve vukuâtlarιnι seyredip ünsiyet eder.

Mal istersen kanaat yeter.
Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur.

Düşman istersen nefis yeter.
Evet, kendini beğenen belâyι bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen sefâyι bulur, rahmete gider.

Nasihat istersen ölüm yeter.
Evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalιşιr.

hadi_d
23-02-2007, 21:31
Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi, ilmi vasıta-i cer etmekle itham ediyorlar, "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzip lâzımdır.

hadi_d
23-02-2007, 21:33
Tevekkül, kanaat ve iktisat öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şeyle değişilmez. İnsanlardan ahz-ı mal edip o tükenmez hazine ve defineleri kapatmak istemem. Rezzâk-ı Zülcelâle yüz binler şükrediyorum ki, küçüklüğümden beri beni minnet ve zillet altına girmeye mecbur etmemiş. Onun keremine istinaden, bakiye-i ömrümü de o kaideyle geçirmesini rahmetinden niyaz ediyorum.

Ehl-i Beyt
27-02-2007, 16:36
benim beğendiğim söz aşağıda herdaim mevcut :)

cici_muallime
28-02-2007, 12:13
’Faniyim,fani olanı istemem
Acizim,aciz olanı istemem,
Ruhumu rahmana teslim eyledim,
Gayr istemem..,

İsterim ,fakat bir yar-ı baki isterim,
Zerreyim fakat,
Bir şems-i sermed isterim..,
Hiç-ender hiçim fakat,
Bu mevcudatı umumen isterim..

sadık78
28-02-2007, 17:23
Rivayette var ki, "Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek."
Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz, israfata akar. Darb-ı meselde deniliyor ki, "Filân adamın eli deliktir." Yani çok müsriftir.
İşte, "Süfyan israfı teşvik etmekle, şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak insanların o zayıf damarlarını tutup kendine musahhar eder" diye bu hadîs ihtar ediyor; "İsraf eden ona esir olur, onun dâmına düşer" diye haber verir.

Liz
28-02-2007, 17:37
Bugünü halk eden, kıyamet gününü halk edebi­lir ve baharı icad edecek, haşrin icadına muktedir bir Zat olabilir...

sadık78
28-02-2007, 23:35
Rivâyette var ki, "Âhirzamanda Allah Allah diyecek kalmaz."
bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: "Allah Allah Allah" deyip zikreden tekkeler, zikirhâneler, medreseler kapanacak ve ezan ve kamet gibi şeâirde ismullah yerine başka isim konulacak demektir. Yoksa, umum insanlar küfr-ü mutlaka düşecekler demek değildir. Çünkü Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hatâ ediyorlar.
Diğer bir tevili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü'minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir. Kıyamet kâfirlerin başlarında patlar.

btekin17
02-03-2007, 22:39
bu kainatta görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyorki,bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kainat,bütün mevcudatiyle ayinedarlık dilleriyle ,o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder

sadık78
03-03-2007, 10:55
Rivayette vardır ki, "Âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler."9 (mk:@MSITStore:D:\DİNİ%20BİLGİLER\RISALEI_NUR\RISA LE20.CHM::/wwwroot/turkish/nurlar-tr/d-sualar/_dipnot/0885d.htm#9)
Allahu a'lem, bunun bir tevili şudur ki: Nasıl ki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de, tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet tahayyül ederler ve raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârâne serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir.

THE MÜEZZİN
04-03-2007, 14:45
SAYGIDEĞER ABİLER ABLALAR:
BEN HER NEKADAR VECİZE YAZMAK İÇİN BURAYA GELDİMSEDE www.nurpenceresi.com (http://www.nurpenceresi.com) ve www.nur.web.tr (http://www.nur.web.tr) WEB SİTELERİNDEN ALINTI YAPTIĞIM İKİNCİ LEM'A YI VE BU LEM'A İLE BAĞLANTISI OLAN BİR VECİZEYİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM;
İKİNCİ LEM'A


http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b424.gif

http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/lema/b434.gif -21-

SABIR KAHRAMANI Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem tesirlidir. Fakat, âyetten iktibas suretinde, bizler münâcâtımızda http://www.risaleinurenstitusu.com/tr/kulliyat/images/books/lema/b435.gif -83- demeliyiz.
Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın meşhur kıssasının hülâsası şudur ki:

Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek, kemâl-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: "Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor" diye münâcât edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemâl-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş.
BİRİNCİ NÜKTE: Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm'ın zâhirî yara hastalıklarının mukabili bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyub'dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünki işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm'ın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdid ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdid ediyor. O münâcât-ı Eyyubiyeye, o Hazretten bin defa daha ziyâde muhtacız. Bahusus nasılki o Hazretin yaralarından neş'et eden kurtlar, kalb ve lisanına ilişmişler; öyle de; bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şübheler (neuzûbillâh) mahall-i îmân olan bâtın-ı kalbe ilişip îmânı zedeler ve îmânın tercümânı olan lisanın zevk-i ruhânîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar. Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u îmânı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Meselâ: Utandıracak bir günâhı gizli işliyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicab ettiği zaman, melâike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor. Hem meselâ: Cehennem azabını intaç eden büyük bir günahı işliyen bir adam, Cehennem'in tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennem'in ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennem'in inkârına cesaret veriyor. Hem meselâ: Farz namazını kılmayan ve vazîfe-i ubûdiyeti yerine getirmiyen bir adamın küçük bir âmirinden küçük bir vazîfesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan o adam, Sultan-ı Ezel ve Ebed'in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tenbellik, büyük bir sıkıntı veriyor ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve mânen diyor ki: "Keşki o vazîfe-i ubûdiyeti bulunmasa idi." Ve bu arzudan bir mânevî adâvet-i İlâhiyeyi işmam eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şübhe, vücûd-u İlâhiyeye dair kalbe gelse, kat'î bir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki: İnkâr vasıtasiyle, gâyet cüz'î bir sıkıntı vazife-i ubûdiyetten gelmeye mukabil, inkârda milyonlar ile o sıkıntıdan daha müdhiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp, yılanın ısırmasını kabul eder. Ve hâkeza.. bu üç misâle kıyas edilsin ki بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِمْ sırrı anlaşılsın.
İKİNCİ NÜKTE: Yirmialtıncı Söz'de sırr-ı kadere dair beyan edildiği gibi, musîbet ve hastalıklarda insanların şekvâya üç vecihle hakları yoktur.

Birinci Vecih: Cenab-ı Hak, insana giydirdiği vücud libâsını san'atına mazhar ediyor. İnsanı bir model yapmış, o vücud libâsını o model üstünde keser, biçer, tebdil eder, tağyir eder; muhtelif esmâsının cilvesini gösterir. Şâfi ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı iktiza ediyor. Ve hâkeza... مَالِكُ الْمُلْكِ يَتَصَرَّفُ فِى مُلْكِهِ كَيْفَ يَشَاءُ

İkinci Vecih: Hayat; musîbetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar. Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuddan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.
Üçüncü Vecih: Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubûdiyettir; hastalıklar ve musîbetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla o hizmete ve o ubûdiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati, birgün iba'det hükmüne getirdiğinden şekva değil, şükretmek gerektir. Evet ibâdet iki kısımdır: Bir kısmı müsbet, diğeri menfî. Müsbet kısmı malûmdur. Menfî kısmı ise, hastalıklar ve musîbetlerle musîbetzede zaafını ve aczini hissedip Rabb-ı Rahîmine ilticakârane teveccüh edip, onu düşünüp, ona yalvarıp hâlis bir ubûdiyet yapar. Bu ubûdiyete riya giremez, hâlistir. Eğer sabretse, musîbetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibâdet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hatta bir kısmı var ki, bir dakikası bir gün ibâdet hükmüne geçer. Hatta bir âhiret kardeşim, Muhacir Hâfız Ahmed isminde bir zatın müdhiş bir hastalığına ziyâde merak ettim. Kalbime ihtar edildi: "Onu tebrik et. Herbir dakikası birgün ibâdet hükmüne geçiyor." Zaten o zat sabır içinde şükrediyordu.
ÜÇÜNCÜ NÜKTE: Biriki Sözde beyan ettiğimiz gibi: Her insan geçmiş hayatını düşünse, kalbine ve lisanına ya "ah" veya "oh" gelir. Yâni ya teessüf eder, ya "Elhamdülillah" der. Teessüfü dedirten, eski zamanın lezâizinin zevâl ve firakından neş'et eden mânevî elemlerdir. Çünki zeval-i lezzet elemdir. Bazen muvakkat bir lezzet, daimî elem verir. Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor. Eski hayatında geçirdiği muvakkat âlâmın zevâlinden neş'et eden mânevî ve daimî lezzet, "Elhamdülillâh" dedirtir. Bu fıtrî hâletle beraber, musîbetlerin neticesi olan sevab ve mükâfat-ı uhreviye ve kısa ömrü, musîbet vâsıtasıyla uzun bir ömür hükmüne geçmesini düşünse sabırdan ziyade, şükreder. اَلْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ سِوَى الْكُفْرِ وَالضَّلاَلِ demesi iktiza eder. Meşhur bir söz var ki: "Musîbet zamanı uzundur." Evet musîbet zamanı uzundur. Fakat örf-ü nasta zannedildiği gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil, belki uzun bir ömür gibi hayâtî neticeler verdiği için uzundur.
DÖRDÜNCÜ NÜKTE: Yirmibirinci Sözün birinci makamında beyan edildiği gibi: Cenab-ı Hakk'ın insana verdiği sabır kuvvetini evham yolunda dağıtmazsa, her musîbete karşı kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insanın gafletiyle ve fâni hayatı bâki tevehhüm etmesiyle sabır kuvvetini mâzî ve müstakbele dağıtıp hâl-i hazırdaki musîbete karşı sabrı kâfi gelmez, şekvaya başlar. Âdeta (hâşâ) Cenab-ı Hakkı insanlara şekva eder. Hem çok haksız bir surette ve divanecesine şekva edip sabırsızlık gösterir. Çünki geçmiş herbir gün, musîbet ise zahmeti gitmiş rahatı kalmış; elemi gitmiş, zevalindeki lezzet kalmış; sıkıntısı geçmiş, sevabı kalmış. Bundan şekva değil, belki mütelezzizane şükretmek lâzım gelir. Onlara küsmek değil, bil'akis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fâni ömrü, musîbet vasıtasıyla bâki ve mes'ud bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki âlâmı vehim ile düşünüp bir kısım sabrını onlara karşı dağıtmak, divaneliktir. Amma gelecek günler ise madem daha gelmemişler; içlerinde çekeceği hastalık veya musîbeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek, ahmaklıktır. "Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım" diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek, ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musîbet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatını selbediyor.
Elhasıl: Nasıl, şükür, nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de şekva, musîbeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakatı selbeder. Birinci Harb-i Umumî'nin birinci senesinde, Erzurum'da mübarek bir zat müdhiş bir hastalığa giriftar olmuştu. Yanına gittim, bana dedi: "Yüz gecedir ben başımı yastığa koyup yatamadım." diye acı bir şikâyet etti. Ben çok acıdım. Birden hatırıma geldi ve dedim: Kardeşim, geçmiş sıkıntılı yüz günün şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp, şekva etme; onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler. Rabbin olan Rahmânirrahîm'in Rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki: Sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenahına iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenahındaki düşmanın sağ cenahı daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağıtıp merkezi zaif bırakıp, düşman edna bir kuvvet ile merkezi harab eder." Dedim: "Kardeşim, sen bunun gibi yapma, bütün kuvvetini bu saate karşı tahşid et. Rahmet-i İlâhiyyeyi ve mükâfat-ı uhreviyeyi ve fâni ve kısa ömrünü, uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu acı şekva yerinde ferahlı bir şükret." O da tamamıyla bir ferah alarak: "Elhamdülillah, dedi, hastalığım ondan bire indi."
BEŞİNCİ NÜKTE: Üç mes'eledir.
Birinci Mes'ele: Asıl musîbet ve muzır musîbet, dine gelen musîbettir. Musîbet-i diniyeden her vakit dergâh-ı İlâhiyyeye iltica edip feryad etmek gerektir. Fakat dinî olmayan musîbetler, hakikat noktasında musîbet değildirler. Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir. Nasılki çoban, gayrın tarlasına tecavüz eden koyunlarına taş atıp, onlar o taştan hissederler ki: Zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır, memnunane dönerler. Öyle de çok zâhirî musîbetler var ki: İlâhî birer ihtar, birer îkazdır ve bir kısmı keffâret-üz zünupdur ve bir kısmı gafleti dağıtıp, beşerî olan aczini ve zaafını bildirerek bir nevi huzur vermektir. Musîbetin hastalık olan nev'i, sâbıkan geçtiği gibi o kısım, musîbet değil, belki bir iltifat-ı Rabbanîdir, bir tathirdir. Rivayette vardır ki: "Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor, sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor."
Hazret-i Eyyub Aleyhisselâm münâcâtında istirahat-ı nefs için dua etmemiş, belki zikr-i lisanî ve tefekkür-ü kalbîye mânî olduğu zaman ubûdiyet için şifa taleb eylemiş. Biz, o münacat ile -birinci maksadımız- günahlardan gelen mânevi ruhî yaralarımızın şifasını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için ubûdiyete mâni olduğu zaman iltica edebiliriz. Fakat mu'terizâne, müştekiyâne bir surette değil, belki mütezellilane ve istimdadkârâne iltica edilmeli. Madem Onun Rubûbiyetine râzıyız, o rubûbiyeti noktasında verdiği şey'e rıza lâzım. Kaza ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda "Ah! Of!" edip şekva etmek; bir nevi kaderi tenkiddir, Rahîmiyyetini ittihamdır. Kaderi tenkid eden, başını örse vurur kırar. Rahmeti ittiham eden, Rahmetten mahrum kalır. Kırılmış el ile intikam almak için o eli istimal etmek, nasıl kırılmasını tezyid ediyor. Öyle de: Musîbete giriftar olan adam, itirazkârâne şekva ve merakla onu karşılamak, musîbeti ikileştiriyor.
İkinci Mes'ele: Maddî musîbetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür. Meselâ: Gecelerde insanın gözüne bir hayal ilişir. Ona ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet verilmezse kaybolur. Hücum eden arılara iliştikçe fazla tehâcüm göstermeleri, lâkayd kaldıkça dağılmaları gibi; maddî musîbetlere de büyük nazarıyla ehemmiyetle baktıkça büyür. Merak vasıtasıyla o musîbet cesedden geçerek kalbde de kökleşir, bir mânevî musîbeti dahi netice verir; ona istinad eder, devam eder. Ne vakit o merakı, kazaya rıza ve tevekkül vasıtasıyla izale etse, bir ağacın kökü kesilmesi gibi maddî musîbet hafifleşe hafifleşe kökü kesilmiş ağaç gibi kurur gider. Bu hakikatı ifade için bir vakit böyle demiştim:
Bırak ey bîçare feryadı, belâdan kıl tevekkül.
Zira feryad belâ-ender, hata-ender belâdır bil.
Eğer belâ vereni buldunsa, safa-ender, atâ-ender belâdır bil.
Eğer bulmazsan bütün dünya cefa-ender, fena ender belâdır bil.
Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan, gel tevekkül kıl!
Tevekkül ile belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
Nasılki mübârezede müdhiş bir hasma karşı gülmekle: Adâvet musâlâhaya, husûmet şakaya döner, adâvet küçülür mahvolur. Tevekkül ile musîbete karşı çıkmak dahi öyledir.
Üçüncü Mes'ele: Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musîbet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı eşhasta belâ, belâ değil, belki bir lütf-u İlâhîdir. Ben şu zamandaki hastalıklı sair musîbetzedeleri (fakat musîbet, dine dokunmamak şartiyle) bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musîbet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor. Ve bana, onlara acımak hissini îras etmiyor. Çünki hangi bir genç hasta yanıma gelmiş ise, görüyorum; emsâllerine nisbeten bir derece vazife-i dîniyeye ve âhirete karşı merbutiyeti var. Ondan anlıyorum ki: Öyleler hakkında o nevi hastalıklar musîbet değil, bir nevi nimet-i İlahiyyedir. Çünki çendan o hastalık onun dünyevî, fâni, kısacık hayatına bir zahmet îras ediyor. Fakat onun ebedî hayatına faidesi dokunuyor, bir nevi ibâdet hükmüne geçiyor. Eğer sıhhat bulsa, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle elbette hastalık hâletini muhafaza edemeyecek, belki sefahete atılacak.

VECİZE: Dost istersen ''ALLAH'' yeter evet o dost ise herşey dosttur
http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg (http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg)http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg (http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg)http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg (http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg)http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg (http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg)http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg (http://www.resimyuklet.com/uploads/load1391.jpg)
Şimdi bu lem'a ile bu vecizenin arasındaki iliişki ne diyeceksiniz
ne ilişki olduğunu ben söyliyim ikinci lem'a da sabrının bedelini gören ''EYYÜB(A.S)'' sabrı süresince dostunu ''ALLAH-Û TEÂLÂ'' bilmiş ve onu dost bilmesiyle başta eşi olmak üzere bir çok insan onun sabrını görerek ''HZ.EYYÜB'ÜN'' sabrının bedelinin ''ALLAH'IN'' varlığına ve şifanın ondan geleceğine inanmış her olayda bir hayır vardır ve bu hastalık olayı ile insanların ''ALLAH'IN'' varlığına inanması arasındada bir hikmet çıkartıyoruz...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ENBİYA SURESİ 21 VE 83'ÜNCÜ AYETLERDE ŞÖYLE BUYRULMAKTADIR:
21:"Eyyüb de hatırla ki, Rabbine şöyle niyaz etmişti: 'Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.''
83: ''Ey Rabbim! Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.''
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
''ALLAH'a'' emanet olun...
SAYGILARIMLA KARDEŞİNİZ:EYYÜB

soy-turk
10-03-2007, 09:51
* Madem iman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Lem'alar

*Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren. Lem'alar

*Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Sözler

MiHRiMaH
15-03-2007, 09:10
Herşey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin.
(mesnev-i nuriye)


Bu sözü, rafıma yapıştırdım... Bence gerçekten çok dikkat çekici ve toparlayıcı bir söz... Anlamak nasib olsun inşallah...

btekin17
16-03-2007, 22:58
acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarf ediyorsun?

zelal
17-03-2007, 17:13
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadigi taktirde, fani dünyada biraktigin eserlere kiymet verme...
(BEDIUZZAMAN)

Zeynep Özmen
27-03-2007, 17:35
Dünya madem fânidir.

Hem madem ömür kısadır.

Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.

Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.

Hem madem dünya sahipsiz değil.

Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.

Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.

Hem madem "Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez." (Bakara Sûresi, 2:286.)

sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.

Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.

Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.



Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.



Bediüzzaman Said Nursi

ALLAHin Hizmetkari
02-04-2007, 00:48
Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde senet yok ki ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil; lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.

ummuhan
02-04-2007, 07:54
Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. S. N

gölge_çiceği
02-04-2007, 18:20
arkadaşlar büyük bi sabırla hepsini okudum Allah hepinizden razı olsun harika sözler çok kıtım bu konularda az okuyorum sanırım :S :S

btekin17
05-04-2007, 13:49
insan küçük bir alem olduğu gibi, alem dahi büyük bir insandır

agile_52
06-04-2007, 12:57
gözü veren zat hem gözü görür hemde ince bir mana olan gözün gördüğünü görür

mümine
15-04-2007, 22:43
Gençlik
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmasına vesile olacak.

selam ve dua ile

simurg
23-04-2007, 20:14
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı taktirde,fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.

Tuncay ÖZ
24-04-2007, 14:14
Hayat geç kalanlari hiç affetmez....
GORBACHOV

#17ÖZNUR
01-05-2007, 13:52
Saadet, hepimizin uzanabileceği bir yerdedir.

Hata yapmayan insan, hiç bir şey yapamaz.

Lüks, zengini yıkar ve fakirin sefaletini bir kat daha artırır.

İnsanlar, rakamlar gibidir.Ancak durumlarına göre kıymet kazanırlar.

En yükseğe erişmek isterseniz, en aşağıdan başlayınız.

Bir erkeği okuttuğunuz zaman bir ferdi; bir kadını okuttuğunuz zaman bir aileyi okutmuş olursunuz.

Kaybedilen para bir şey değildir. Kaybedilen namus çok şeydir.
Kaybedilen cesaret, her şeydir.


Adalet dünyadan kalkarsa, insan hayatına değer verecek bir şey kalmaz.

Kılıcın yapamadığını adalet yapar.

zelal
04-05-2007, 15:49
Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat

Tuncay ÖZ
05-05-2007, 11:08
Türkler öldürülebilir, fakat yenilgiye ugratilamazlar. NAPELEON

derbay123
05-05-2007, 13:57
biz Namaz Kilariz Namazda Bizi Insan Kilar

tevhidul_hareket
05-05-2007, 14:20
burada her türlü suala cevap verilir ama hiç sual sorulmaz '''...bu tam degil aklimda kalani yazdim

tevhidul_hareket
05-05-2007, 14:24
''dost istersenALLAH yeter''(evet o dost ise her sey dosttur)
''yaran istersen ku'an yeter''(evet.ondaki enbiya ve malaike ile hayalen görüsür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder)
''''mal istersen kanaat yeter''(evet.kannaat eden iktisat eder;iktisat eden ,bereket bulur)
''düşman istersen nefis yeter''(evet,kendini begenen,belayi bulur,zahmete düser;kendini begenmeyen safayi bulur,rahmete gider)
''nasihat istersen ölüm yeter''(evet,ülümüdüsünen,hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalisir)

elçi
06-05-2007, 17:24
Kelime-i şehadetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir; ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir.

Kasr-ıCinan
22-05-2007, 10:03
Tarihe şerefler veren erler anılırken,
Yükselmede ruh,en geniş alemlere yerden.
Bin rayihanın feyzi sarar ruhu derinden,
Geçmiş gibi Cennetteki gül bahçelerinden.

şakirt_38
09-06-2007, 22:10
- Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın senin mülkün değil, belki sana emanettir.
- İnsan hatadan hâli olamaz, fakat tövbe kapısı açıktır.
- En ziyade yaralananlar siperini bırakıp kaçanlardır. En az yara alanlar siperinde sebat edenlerdir.
- Namazın manası Cenabı Hakk’ı tesbih ve tazim ve şükürdür.
- Hırs ihlâsı kırar, ameli uhreviyyeyi zedeler. Hırs bir madeni hasaret ve sefalettir.
- İhsan-ı ilahiden fazla ihsan, ihsan değildir.
- Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.
- İktisat etmeyen zillete ve manen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir.
- Enaniyeti terk etmeyen salâbet-i diniyeyi ve kısmen de dinini terk eder.
- Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar.
- Hayat olmazsa vücut vücut değildir Hayat ruhun ziyasıdır, şuur hayatın nurudur.
- Kardeşlerim! Enaniyetin içimizdeki en tehlike ciheti kıskançlıktır.
- İsraf kanaatsizliği intaç eder. Kanaatsizlik ise çalışmanın şevkini kırar, tembelliğe atar hayatın şekva kapısını açar.
- Her sözün doğru olmalı. Fakat her doğruyu söylemek doğru değildir.
- His ve heves kördür, akıbeti görmez.
- Bir adamın imanını kurtarmak on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaptır.
- Kitaplar ve içtihatlar Kurana dürbün olmalı ayine olmalı gölge ve vekil olmamalı.
- Sırat-ı müstakimi göremeyen ifrat ve tefrike düşer.

yoldaş01
01-08-2007, 09:00
-Küfür bir fenalıktır, bir tahriptir, bir adem-i tasdiktir.
-Dergah-ı izzete iltica eden kurtuluyor. sual eden saillerin istekleri veriliyor. en adi bir zihayatın sesi işitiliyor ve haceti kabul ediliyor.
-sadaka nasıl mal ile olur. ilim ile dahi olur. kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor.
-Ey insan! senin nokta-i istinadın, ancak ve ancak allah'a olan imandır.

hümeyra...
09-08-2007, 18:50
En Hayirli Genç Odurki Ihtiyar Gibi ölümü Düşünüp Ahiretine çalişarak Gençlik Hevesatina Esir Olmayip Gaflette Boğulmayandir...

güldeste
11-08-2007, 13:56
Cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

Bîdâr
11-08-2007, 14:23
yazıLmıŞ mı bilmiyorum..


1 Ağaçtan 1 Milyon Kibrit çıkar..1 Kibrit 1 Milyon ağacı yaKar..

fatıma
11-08-2007, 16:41
çocuklar çok sevilmekten değil taviz vermekten şımarır
(tam emin değilimama hadis olduğunu hatırlıyorum)

rojhelat
03-09-2007, 16:58
dunya oyle bir meta degilki ozerinde bogusursun.sadi sirazi

..HayRiye..
17-09-2007, 14:27
Adavet etmek istersen , kalbinde ki adavete adavet et ; onun fer'ine çalış. Hem , en ziyade sana zarar veren nefs-i emmarene ve heva-i nefsine adavet et , ıslahına çalış. O muzır nefsini hatırı için mü'minlere adavet etme....

fakiri
17-09-2007, 16:31
Eğer dünyanın Allah (C.C.) katında sinek kadar bir değeri olsaydı; kafirlere ondan bir zerre rızık vermezdi.

aspirin_56
19-09-2007, 05:40
Düşmanimin Düşmani Benim Dostum Düşmanimin Dostu Benim Düşmanimdir.......

ihvanı-ddin
19-09-2007, 21:58
Aşk imiş her ne varsa alemde, ilim bir kıl-u kal imiş

GENERAI_
21-09-2007, 15:26
Nur-u fikir, ziya-yı kalb ile ışıklanıp mezcolmazsa, zulmettir, zulüm fışkırır. Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzii (Haşiye) leyle-i süveyda ile mezcolmazsa basarsız olduğu gibi, fikret-i beyzada süveyda-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir
(Haşiye): Meali: Gözün gündüze benzeyen beyazı, geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa; göz, göz olmaz.

mikaga
23-09-2007, 21:31
HER HAYRIN BAŞI BİSMİLLAH TIR...

fagar
23-09-2007, 22:59
Her nefes iki şükür gerektirir, biri nefes alındığı inin; diğeri verildiği için. (Şirazi)

Demirci Mehmet
08-11-2007, 19:25
"Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir."

elmnightmare
08-11-2007, 21:15
Ehl-i dalalet, ehl-i ilmi; ilmi vasıta-i cerr etmekle ittiham ediyorlar. "İlmi ve dini kendilerine medar-ı maişet yapıyorlar" deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Bunları fiilen tekzib lâzımdır.
2. Mektub

adalı
09-11-2007, 23:45
“O’nunla olmak hayattır, O’nsuz hayat vefattır.”

simurg
11-11-2007, 12:43
bu dünya fanidir. en büyük dava, baki olan alemi kazanmaktır. insanın i’tikadı sağlam olmazsa, davayı kaybeder.

büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir.




(toprak) , hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor.








cennet adamlar istediği gibi, cehennem de adam ister.













bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır.









azametli bahtsız bir kıt’anın, şanlı tali’siz bir devletin, değerli sahipsiz bir kavı reçetesi; ittihad-ı islamdır.







dünya için din feda olunmaz.








bir şey tamamiyle elde edilemediği takdirde, o şeyi tamamiyle terketmek caiz değildir.








islamiyetin menşei, ilim; esası, akıldır.








ölüm, muzır hayvanlarla dolu bir hapisten geniş bir sahraya çıkmak gibidir.








tembellikle namazı terk eden veyahut kıymetini bilmeyen, ne kadar cahil, ne derece hasir, ne kadar zararlı olduğunu bilahare anlar, ama iş işten geçer.








nasihatı dinleyen, ancak cehlini bilenlerdir.







"bir saat tefekkür, bir sene ibadet-i nafile hükmünde."








islamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir.








böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazif
e imanı kurtarmaktır.

bir adamın imanını kurtarmak ise, on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaplıdır.






eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılap eder.








nefs-i emmareyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkardır. bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. bir üzüm yedirse, yüz tokat vurur.








insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, cenab-ı hakk’ın vazifesidir








bazen nakıs bir şeyhin halis müridi, şeyhinden daha ziyade kamil olabilir. ve döner, şeyhini irşad eder ve şeyhinin şeyhi olur.








işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.


ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslektaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz, yani, ihtilafa düşmeyiniz.






(insan) eğer sabretse, musibetin mükafatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. kısacık ömrü uzun bir ömür olur.





amelinizde rıza-yı ilahi olmalı. eğer o razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.








(tabiat) ancak bir san’at olabilir, sani olamaz. bir nakıştır, nakkaş olamaz.





halbuki tesettürün ref’i, izdivacı teksir etmeyip çok azaltıyor. çünkü, en serseri ve asri bir genç dahi refika-i hayatını namuslu ister. kendi gibi asri, yani açık saçık olmasını istemediğinden bekar kalır, belki de fuhşa süluk eder.





sizin hanenizdeki masum evladlarınızla masumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir.








dünya birgün bize "haydi, dışarı" diyecek


ey ahiretini düşünen hasta! hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. hastalıklar keffaretü’z-zünub olduğu hadis-i sahihle sabittir.







hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış.








allahı tanımayanın dünya dolusu bela başında vardır.






madem o (allah) var, sana bakar, sana herşey var.










madem rahim bir halıkımız var; bizim için gurbet olamaz. madem o var, bizim için herşey var.








allah için işleyiniz, allah için görüşünüz, allah için çalışınız. o vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer.








herşey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek








(dünya), gelen geçenlerin alış-verişi için yol üstünde kurulmuş bir pazardır.








misafir, yolunu düşünmeli. nasılki bu odadan çıkacağım, diğer bir gün de dünyadan çıkacağım.








madem iman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur.








sinek, tavuktan san’atça ileri geçmezse de, geri de kalmaz.








ölüm firak değil, visaldir, tebdil-i mekandır, baki bir meyveyi sünbül vermektir.








nefsini itham eden, kusurunu görür. kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. istiğfar eden, istiaze eder. istiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. itiraf etse, affa müstehak olur.








kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur.








eğer malı çok seversen, hırsla değil, belki kanaatle malı talep et, ta çok gelsin.


SİLAHINIZLA KUŞANIN VE KUŞATIN İNŞ

ihvanı-ddin
11-11-2007, 21:00
iNSANOĞLUNUN; VÜCUDU TOPRAĞA, RUHU ALLAH'A, AMELLERİ KENDİSİNE AİTTİR.

MuhammedBesir
12-11-2007, 04:22
Gayr-ı meşru tarik ile bir maksada giden zat, galiben

maksudunun zıddıyla görür mücazat.

Avrupa muhabbeti gayr-ı meşru muhabbet, hem taklit ve hem ülfet.

Âkıbeti mükâfat: mahbubun gaddârâne adâveti, cinâyat.

Fâsık-ı mahrum bulmaz ne lezzet ve ne necat.

Men-Deres
19-11-2007, 20:23
dua.....dua....
Duâ-i kavlî-i ihtiyarînin makbuliyeti, iki cihetledir: Ya ayn-ı matlubu ile makbul olur; veyahut daha evlâsı verilir.

Men-Deres
19-11-2007, 20:30
namaz...

KAİNATTA EN BÜYÜK HAKİKAT İMANDIR .İMANDAN SONRA NAMAZDIR ....NAMAZ KILMAYAN HAİNDİR...HAİNİN HÜKMÜ MERDUTTUR

Muammer32
26-11-2007, 13:55
türker bizim aklımız bizde kürtler onların kuvetiyiz
itihata kuvet birlikt sadet vardır
USTAD BEDİÜZZAMAN

emirrr
13-12-2007, 18:49
Ey dünya zevkini düşünüp hastalıktan ızdırap çeken kardeşim,bu dünya eğer daimi olsaydı,revalin soğuk rüzgarları esmeseydi musibetli istikbalde kış mevsimleri olmasydı bende seninle beraber senin bu haline acıyacaktım.Fakat dünya birgün bize haydi dışarı diyacek faryadından kulağımızı kapayacağız,o bizi terk etmeden biz onu kalben terk etmeliyiz..evet bu manayı bize ihtar edip der ki:
Senin vucudun taşdan demirden degildir, belki müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir,gururu bırak, aczini anla,malikini tanı vazifeni bil dünyaya niçin geldigini ögren...

Hastalık bahanesiyle şekva etmiyorum teşekkür ediyorum rabbime...dualrınızda bekliyorum..vesselam

tornaci
04-01-2008, 13:09
kabrin arkası için çalışınız hakiki saadet ve lezzet oradadır.

yatağanlı
14-01-2008, 15:33
İnsan ibadet için yaratıldığından ibadetsiz bir insan hiçtir.

Selim Akif
22-01-2008, 20:47
Her şeyin batını zahirinden daha ali, daha kamil, daha latif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavi, şuurca daha tamdır. Ve zahirde görünen hayat, şuur, kemal ve saire, ancak batından zahire süzülen zayıf bir tereşşuhtur. Yoksa batın camid, meyyit olup da ilim ve hayatı dışarıya vermiş olduğuna zehaba ihtimal yoktur.

gundi_hacinho_1
26-01-2008, 12:23
Ey biçareler!Mezaristena göçtüğünüz vakit
-Eyvah malımız harap olup,sa'yimiz heba oldu şu güzel ve geniş dünyadan gidip dar bir toprağa girdik .Demeyiniz
Feryat edip me'yus olmayınız!
Çünki sizin herşeyiniz muhafaza ediliyor her ameliniz yazılmıştır her hizmetiniz kaydedilmiştir.
hizmetinizin mükafatını verecek bir zatı zülcelal sizi celbedip yer altına muvakkaten doldurur.Sonra sizi huzuruna aldırır.
Ne mutlu sizlereki siz hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz.
Rahata ve rahmeter gidiyorsunuz.
Zahmet ve meşakkat bitti ücretinizi almaya gidiyorsunuz...
Asa-yı Musa
NOT:Bu vecizeyi ezberlemeniz sizin için çok iyi olacak ölüm her aklınız geldiğinde bu veciize size tesselli olacak ben bu vecizeyi ezberlediğim için çok rahat ve huzurlu ölümden korkmadan yaşıyorum zaten müslüman dediğimiz kişi ölümden korkmaz...
Saygılarımla....

dantellektuel
26-01-2008, 12:41
Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor, elbette bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve her şeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesi bu olmalıdır.

gibi birşeyler aklımda kalmış...

TALHAEMİN
30-01-2008, 12:22
iman teslimi teslim tefekkürü tefekkür saadeti dareyni iktiza eder. 23. söz

TALHAEMİN
30-01-2008, 12:25
madem kabir var herkes oraya gidecek ve 3 yol var
birincisi ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır.

TALHAEMİN
30-01-2008, 12:36
Ey sefahat ve dalalette bozulmuş ve İsevi dininden uzaklaşmış Avrupa Deccal gibi birtek gözü taşıyan kör dehan (felsefeyle eğitilmiş) ruhu beşere bu cehennemi haleti hediye etti. m nuriye zühre

garip şakird
07-02-2008, 16:08
:rtfm:risaleleri okumadan konuşanlar, atıp tutanlar !okuyunca bı ra ka ma ya cak sı nızzzzzzzz!
:flowers:

cuneydmahan
14-02-2008, 17:50
BİR ŞEYİN ESASI KALBİ BOZUK OLURSA,TEFERRUATINI TAMİR ETMEK BİR FAYDAYI TEŞKİL ETMEZ.i.icaz

yatağanlı
06-03-2008, 11:53
"ufak işlerin peşine düşme, küçülürsün.

Hizmet_88
10-04-2008, 10:18
Yalnız biri iste;başkaları istenmeye değmiyor.
Biri çağır;başkaları imdada gelmiyor.
Biri talep et; başkaları layık değiller.
Biri gör ;başkaları her vakit görünmüyorlar,zeval perdesinden saklanıyorlar.
Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faydasızdır.
Biri söyle ;O'na ait olmayan sözler malayani sayılabilir...

17.söz'den..

ela rana
10-04-2008, 11:27
nasihat istersen ölüm yeter. evet, ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır.
iman, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. öyle ise, insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır...

GÖK GÖZLÜM
10-04-2008, 11:45
ey insan ! sen kendine malik degilsin.
sen kudreti sonsuz bir KADİR ,RAHMETİ hadsiz bir RAHİM-İ ZATI ZÜLCELALİN memlukusun
öyle ise sen kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme;
ÇÜNKİ hayatı veren odur , idare eden de odur.
SÖZLER

melike91
10-04-2008, 19:40
karsımda müthiş bir yangın var.Alevler göklere yükselıyor.İçimde evladım yanıyor.İmanım tutuşmuş yanıyor.O yangına söndürmeye imanımı kutatrmaya kosuyorum Yolda bırı benı kosteklemek istemişte ayagım ona carpmıs ne ehemmıyetı var o müthiş yangın karşımda bu küçük hadise bi kıymet ifade edermı?DAR DÜŞÜNCELER! DAR GÖRÜŞLER!!

yonat
10-04-2008, 20:10
ölüm ölüm dediğin nedirki gülüm ben senin için yaşamayı göze almışım.......:)

latahzen
10-04-2008, 22:43
Eğer mâ'şûktan olmazsa muhabbet âşıka,
Âşığın uğraşması mâ'şûka kavuşturamaz aslâ!

Bîçâre
16-04-2008, 15:42
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim!


http://img211.imageshack.us/img211/2817/bism6yb.gif

Bütün mevcudat, bütün zerrat, bütün yıldızlar, herbiri Vâcibü’l-Vücudun[55] ve Kadîr-i Mutlakın vü­cub-u vücuduna[56] birer burhan-ı neyyirdir.[57] Bütün kâinattaki silsilelerin herbiri Onun vahdaniyetine[58] birer delil-i kat’îdir. (Sözler sh: 605)
Tabiiyyunların[143], mevhum ve hakikatsiz, tabiat dedikleri şey, olsa olsa ve hakikat-i hariciye sahibi ise, ancak bir san’at olabilir, sâni’[144] olamaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Ahkâmdır[145], hâkim olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir[146], şâri’[147] olamaz. Mahlûk bir perde-i izzettir[148], hâlık olamaz. Münfail[149] bir fıt­rattır[150], fâtır[151] bir fâil olamaz. Kanundur, kudret de­ğildir, kadîr olamaz. Mistardır[152], masdar[153] olamaz. (Lem’alar sh: 186)

ozturkmen65
19-04-2008, 05:55
zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. demek bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor.
sözler | onuncu söz | 54

muğlakgölge
19-04-2008, 15:53
"Ey bu vatanın gençleri!Frenkleri taklite çalışmayınız!...Aya, Avrupanın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahat ve batıl efkarlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz?Yok!Yok!Sefihane taklit edenler, ittiba değil,belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip,kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz.Agah olunuz ki, siz ahlaksızcasına ittiba ettikçe,hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!Çünkü,şu surette ittibanız,milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!"
RİSALE-İ NUR

okur
29-04-2008, 22:32
kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemâl-ı bâkiye mâlik bir Zâta tevcih etmek için verilmiş. O insan sûiistimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor, kusurunun cezasını firâkın azâbıyla çekiyor.

hepkul
30-04-2008, 07:34
Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sâbit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi' ettik. Evet şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider...

اِنْسَانْبَزَوَالْدُنْيَابَفَنَااَسْتْآمَالْبِىبَق َاآلاَمْبَبَقَااَسْتْ

Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevale mahkûmdur. Sür'atle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümat-ı ademe sukut eder. Emeller bekasız, elemler ruhta bâki kalır.

hepkul
30-04-2008, 07:35
Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sâbit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi' ettik. Evet şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider...

اِنْسَانْبَزَوَالْدُنْيَابَفَنَااَسْتْآمَالْبِىبَق َاآلاَمْبَبَقَااَسْتْ

Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan, zevale mahkûmdur. Sür'atle gidiyor. Hâne-i insan olan dünya ise, zulümat-ı ademe sukut eder. Emeller bekasız, elemler ruhta bâki kalır.

arşivist
30-04-2008, 07:43
ey İnsan! Aklini BaŞina Al! HİÇ MÜmkÜnmÜdÜr Kİ, BÜtÜn Enva-i Mahlukati Sana MÜteveccİhen Muavenet Ellerİnİ Uzattiran Ve Senİn Hacetlerİne "lebbeyk!" Dedİrten Zat-i ZÜlcelal Senİ Bİlmesİn, Tanimasin, GÖrmesİn? !!!

kewok56
10-05-2008, 20:36
KURAN YILDIZLARINA ,PERDE ÇEKİLMEZ.GÖZÜNÜ KAPAYAN,YALNIZ KENDİ GÖRMEZ.BAŞKASINA GECE YAPAMAZ.ÜSTAD.
...............SİVRİSİNEGİN ,GÖZÜNÜ YARATAN GÜNEŞİDE YARATMIŞTIR....ÜSTAD.....

okur
20-05-2008, 14:10
dua edileceği vakit, istiğfar ile manevi temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve ahirde yine salavat getirmeli. çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

Çiğdem
04-06-2008, 13:36
Ey nefsim! Deme: ‘Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dağılmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.’ Çünkü ölüm değişmiyor, firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor; ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, s ürat peyda ediyor. Hem deme: ‘Ben de herkes gibiyim.’ Çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır…

muğlakgölge
04-06-2008, 13:48
Ey nefisperest nefsim,ey dünyaperest arkadaşım!Muhabbet, şu kainatın bir sebeb-i vücududur, hem şu kainatın rabıtasıdır,hem şu kainatın nurudur,hem hayatıdır.İnsan,kaiatın en cami bir meyvesi olduğu için, kainatı istila edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir.İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete layık olacak,nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir."
İMAN VE KÜFÜR MUVAZENELERİ

NaR-ı FiRKaT
04-06-2008, 13:52
Sizin hanenizdeki masum evlâdlarınızla masumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir....

muğlakgölge
04-06-2008, 14:16
"Eyvah!Aldandık.Şu hayat-ı dünyeviyeyi(dünya hayatını) sabit zannettik.O zan sebebiyle bütüb bütün zayi (zarar) ettik.Evet, şu güzeran-ı hayat(hayat yolculuğu),bir uykudur; bir rüya gibi geçti.Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgar gibi uçar gider... "
RİSALE-İ NUR

NaR-ı FiRKaT
04-06-2008, 14:18
muğlak abi formundasın bugün güzel vecizeler. eyvallah

esila_35
09-06-2008, 22:13
zaten izzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz!!!:sav:

Enes
09-06-2008, 22:15
Cesedim hayatımdan daha ziyade hizmet edecek ve ölümüm bir bomba gibi elinizde patlayacaktır...
(umarım yanlış hatırlamıyorum)

polatini
25-09-2009, 16:21
Ümitvar olunuz, su istikbal inkilabâti (gelecekteki devrimler) içersinde, en yüksek sada (ses), Islam’in sadasi olacaktir.

polatini
25-09-2009, 22:08
Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardir.

mckare
26-09-2009, 13:20
http://img199.imageshack.us/img199/9942/ahide.gif

mckare
27-09-2009, 09:31
Ben bu seksen sene ömrümde seksen bin zatlardan ders aldığım halde kasem ediyorum ki: En esaslıve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi merhum vâlidemden aldığım telkinat ve mânevi derslerdir ki; o dersler fıtratımda, âdetâ maddi vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini, aynen görüyorum. Demek bir yaşındaki fıtratıma ve ruhuma, merhum vâlideminders ve telkinatınışimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.

:gul

polatini
27-09-2009, 21:19
Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir.Barla -247

polatini
28-09-2009, 20:17
Dünya bütün şaşaasıyla ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir.

Ya Leyl!
30-09-2009, 15:13
http://3.bp.blogspot.com/_-7jucPa1k5s/R0CkqQXvlpI/AAAAAAAAAxg/1Ddtrc8Wah4/s400/22.jpg
Dünya seni terketmeden evvel sen dünyayı terket!

Divan-ı Harb-i Örfî s.38

polatini
30-09-2009, 21:36
Acaba şu vazife-i ubudiyet (kulluk vazifesi) neticesiz midir?
Ücreti az mıdır ki sana usanç veriyor?

Bediüzzaman Said Nursi

~∂üяя-ι ¢αη
30-09-2009, 21:38
Ey kendini insan bile insan...
Kendini oku!

Bediüzzaman Said Nursi

mckare
01-10-2009, 18:52
Nasıl ki, merhume ve rahmete muhtaç bir güzel kadın cenazesine nazar-ı şehvet ve hevesle bakmak, ne kadar ahlakı tahrip eder. Öyle de, ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi (insandaki yüce duyguları) sarsar, tahrip eder.

-Sözler, 25. Söz, (s. 553)-

:gul

mckare
01-10-2009, 18:57
Bir adamın imanını kurtarmak on mümini velayet derecesine çıkarmaktan daha mühim ve daha sevaptır

–Kastamonu Lahikası-

:gul

mckare
01-10-2009, 18:58
http://resimnur.com/data/media/6/131buyukjb8.jpg

polatini
01-10-2009, 18:59
Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Mesnevi

polatini
28-10-2009, 22:12
Insanlari canlandiran emeldir; öldüren ye'stir

hümeyra...
17-11-2009, 10:39
yeknesak istirahat döşeğindeki hayat hayrı mahz olan hayırdan ziyade ademe yakındır ve ona gider......

polatini
19-11-2009, 14:17
Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor ?

kadiruzunkök
15-12-2009, 23:27
ALLAH öyle hakimdirki .zerre küçüklüğüne güvenip saklanamaz,günüş büyüklüğüne güvenip nazlanamaz.r.n.k.:hosgeldin::shake2: tesadüfün metresi ,su terazisi,tasarım eğitimi yoktur,metresizdir,halbuki gördüğümüz her şeyde,milimin milyonda bir hata payı yoktur,hatasızdır.tüm tasarımlar subhanı işaret eder.yani işini EKSİKSİZ YAPAN.k.u.k.:shake2:biz her şeyi ölçü ile yaratdık.AYET.:shake2:

kadiruzunkök
15-12-2009, 23:36
bilmeyen ,bilmediğini bilen çocuktur,onu uyandırın.bilmeyen bilmediğinide bilmeyen,cahildir ondan uzaklaşın.bilen bildiğinide bilen LİDERDİR onu takip edin.ata sözü

kadiruzunkök
15-12-2009, 23:41
hepimiz astronotuz,bu gezegen hayvanlar gezegeni,cezalıların muvakkaten kaldıkları hapishane adasıdır,YER denmiş,yani her kesin birbirini yediği yer.cezalı ve imtihana tabii tutulanların,geçici olarak tutulduğu yerdir,esas hayat bu gezegenden ayrılınca başlayacaktır.üstümüzdeki elbisede bu gezegene göre ayarlanmış,astronot elbisesidir.k.u.k.

İBRİN
11-03-2010, 15:11
http://fatihiraz.net/wp-content/bsn-mesnevi.jpg

İBRİN
11-03-2010, 15:11
http://fatihiraz.net/wp-content/tolstoy.jpg

polatini
19-03-2010, 22:27
Her kim kendisini Allah'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur.

DENİZKRTL
19-03-2010, 22:43
İman insanı insan eder,belki insanı sultan eder.

İBRİN
29-03-2010, 10:41
İnsan bu aleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir. mahiyet ve istidad itibariyle her şey ilme bağlıdır. ve bütün ulum-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu, marifetullahtır. ve onun üssü'l-esası da iman-ı billahtır.
yirmi üçüncü söz

Şu fani dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedi, daimi hayatını ve saadet-i ebediyesini berbat etmek, ehl-i aklın karı değil.
on altıncı mektup

İBRİN
29-03-2010, 10:42
tarihçe-i hayat | altıncı kısım : emirdağ hayatı | 431


Allah'ın sizlere ihsan ettiği ezeli lütfuna karşı secde-i şükrandan başınızı kaldırmayınız.

İBRİN
29-03-2010, 10:43
mektubat | yirmi üçüncü mektup | 270


dua edileceği vakit, istiğfar ile manevi temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve ahirde yine salavat getirmeli. çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

İBRİN
29-03-2010, 10:43
mektubat | on beşinci mektup | 60

bir sineğe mağlup olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen aciz bir insanın uluhiyet dava etmesi ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malumdur.

İBRİN
29-03-2010, 10:44
lem'alar | on üçüncü lem'a | 91

nefsini itham eden, kusurunu görür. kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. istiğfar eden, istiaze eder. istiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. itiraf etse, affa müstehak olur.

İBRİN
29-03-2010, 10:45
kastamonu lahikası


böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife imanı kurtarmaktır.

İBRİN
29-03-2010, 10:45
işaratül-icaz | huruf-u mukattat | 47

tembellikle namazı terk eden veyahut kıymetini bilmeyen, ne kadar cahil, ne derece hasir, ne kadar zararlı olduğunu bilahare anlar, ama iş işten geçer.

İBRİN
29-03-2010, 10:46
işaratül-icaz | kıyamet ve ahirete iman | 197


insan, ebed için yaratılmıştır. onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir.

İBRİN
29-03-2010, 10:47
emirdağ lahikası | yirmi yedinci mektubun lahikasının zeyli | 77


dünyanın yüz bahçesi, fani olmak haysiyetiyle, ahiretin baki olan bir ağacına mukabil gelemez.

İBRİN
29-03-2010, 10:47
emirdağ lahikası | vasiyetnamemdir | 118


çalışınız, çalışınız, çalışınız! ve katiyen inanınız ki, nurun şefaati; nurun duası, nurun hizmeti sizleri kurtaracaktır.

İBRİN
29-03-2010, 10:48
Mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlat, şeyh ile mürid mabeynindeki vasıta değildir. Belki hakiki kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer. Mesleğimiz “Halîliye” olduğu için, meşrebimiz “hıllet”tir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üssü’1-esası, samimi ihlastır. Samimi ihlası kıran adam, bu hılletin gayet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gayet derin bir çukura düşmek ihtimali var; ortada tutunacak yer bulamaz.

Lem’alar, s.156.

İBRİN
29-03-2010, 10:48
Nasıl ki onun risâleti, şu dâr-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, http://www.risaleinurenstitusu.org/tr/kulliyat/images/books/sozl1/b525.gif sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubûdiyeti dahi, öteki dâr-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi.



XXX

O zât nasıl ki risâletiyle, hidâyetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husûlü ve vesîle-i vüsûlüdür; onun gibi, ubûdiyetiyle ve duâsıyla o saadetin sebeb-i vücudu ve Cennetin vesîle-i icâdıdır.



Onuncu Söz/Beşinci Hakikat'ten

İBRİN
29-03-2010, 10:49
Ahbablara muhabbetin ise, mâdem lillâh içindir;
o ahbabların firâkları, hattâ ölümleri, sohbetinize ve uhuvvetinize mâni olmadığı için,
o mânevî muhabbet ve ruhânî irtibattan istifade edersin. Ve mülâkàt lezzeti dâimî olur.
Lillâh için olmazsa, bir günlük mülâkàt lezzeti, yüz günlük firâk elemini netice verir.
Sözler | Otuz ikinci Söz | 588

__________________

İBRİN
29-03-2010, 10:49
Belki ceset ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değil. Belki ruhun libası, bir derece sabit ve letafetçe ruha münasip bir gılâf-ı lâtifi ve bir beden-i misalîsi vardır. Öyleyse, mevt hengâmında bütün bütün çıplak olmaz; yuvasından çıkar, beden-i misalîsini giyer.

~29. Söz

__________________

İBRİN
29-03-2010, 10:50
İslamİyet GÜneŞ Gİbİdİr Üflemekle SÖnmez, GÜndÜz Gİbİdİr GÖz Yummakla Gece Olmaz GÖzÜnÜ Kapatan Yalnizca Kendİsİne Gece Yapar!!! (bedİÜzzaman)

ABDULLAH bin REVAHA
29-03-2010, 11:04
"Nefs,uçsuz bucaksız bir şeydir;bütünüyle kozmostur. Çünkü onun kopyasıdır.Âlemde bulunan herşey nefste mevcuttur,aynı şekilde nefste bulunan herşeyde âlemde mevcuttur.Şu halde nefsinin efendisi olan,tüm âlemin efendisi olmuştur.Keza nefsinin kölesi olan tüm âlemin kölesi olmuştur."

polatini
03-04-2010, 23:04
Her Söylediğin Hak Olsun, Fakat Her Hakkı Söylemeye Senin Hakkın Yoktur.

polatini
12-04-2010, 08:11
''İman hem nurdur, hem de bir kuvvettir. İnsanı insan eder. İmanın dairesi kudsiyesine giren cihana bile meydan okur.''

polatini
12-04-2010, 08:28
vecizeler risale-i nurdan olsun lütfen... forum risale çünkü..:)

polatini
21-04-2010, 08:32
Eğer Namaz kılmazsan, senin o günkü alemin zulümatlı ve perişan bir halde gider. Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır.

ummuhan
21-04-2010, 08:41
vecizeler risale-i nurdan olsun lütfen... forum risale çünkü..:)

O zaman başlık Risale-i nur dan vecizeler olsun :)

cahid
21-04-2010, 09:24
:yn:

Başlık Herkes Risale-i Nur'dan Bir Vecize Yazsın olarak değiştirilmiştir. Diğer vecize ve sözleri buradan (http://www.ihvanforum.org/hasbihal/18792-bir-cift-manali-soz-de-sizden-olsun/) paylaşmaya devam edelim lütfen.. :)

Kısa bir süre ilgisiz mesajlar temizlenecektir bilginize..

polatini
22-04-2010, 08:37
ALLAH'a abd ve hizmetkâr olana her şey hizmetkâr olur Bu da her şey ALLAH'ın mülk ve malı olduğunu iman ve iz'anla olur.

ummuhan
22-04-2010, 09:17
En hayırlı genç odurki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak
gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır...

ummuhan
22-04-2010, 09:20
Faniyim fani olanı istemem
Acizim aciz olanı istemem
Ruhumu Rahmana teslim eyledim
Gayr istemem

ummuhan
07-05-2010, 16:26
Namazda; ruhun, kalbin ve aklın büyük bir râhatlama vardır.
Hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Said Nursî (Rah.A)

ZaiL
22-05-2010, 10:40
Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zailsin. Dünya da zaildir. Halkın dünyası da zaildir. Kâinatın şu şekli hâzırı da zaildir. Bunlar, saniye, dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.

polatini
28-05-2010, 08:19
İslamiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. (Tarihçe-i Hayat)

polatini
07-06-2010, 09:13
Gelecek günler ise madem gelmemişler; şimdiden düşünüp usanmak ve fütur getirmek, aynen o günlerde açlığı ve susuzluğu ile bugün düşünüp bağırıp çağırmak gibi bir divaneliktir. sözler...

Delimiyim Neyim
08-06-2010, 07:58
"Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir."O, Mucid ve Mevcud-u Baki olduktan sonra, mevcudatın zevale gitmesinin hiçbir önemi yoktur. Çünkü Vâcibü'l-Vücud olan Mucidlerinin bekasıyla, o sevimli varlıklar devam ediyorlar.

O, Sani ve Fatır ı Bakidir.O halde, masnuun zevaliyle mahzun olmamalı. Çünkü; muhabbete vesile olan husus, Saniinde aynen devam etmektedir.

O, Melik ve Malik-i Bakidir:O halde, ayrılık ve gidiş içerisinde tazelenen mülkün zevalinden teessüf edilmemeli.

O, Şahid ve Alim-i Bakidir. Öyle ise, sevgililerin dünyadan kaybolmasına hasret çekilmemeli. Çünkü, onları müşahede eden Zatın ilim ve nazar dairesinde varlıkları devam ediyor.

O, Sahip ve Fatır-ı Bakidir. O halde, güzellikleri takdir edilen şeylerin zevalinden kederlenmemeli. Çünkü, onların güzelliklerinin kaynağı Fatırlarının esmasında devam etmektedir.

O, Varis ve Bais -i Bakidir.O halde, ahbabın firakından dolayı "Ah!" çekilmemeli. Çünkü, onlara varis ve onları tekrar diriltecek olan Zat bakidir.

Delimiyim Neyim
08-06-2010, 08:00
O, Cemil ve Celil-i Bakidir. O halde, güzel isimlere ayna olan güzel masnuatın zevalinden hüzne düşülmemeli. Çünkü, o esma, aynalarının zevalinden sonra da güzellikleriyle baki kalmaktadır.

O, Mabud ve Mahbub-u Bakidir. O halde, mecazi mahbubların zevalinden elem duyulmamalı. Çünkü, Mahbub-u Hakiki bakidir.

O, Rahman, Rahim, Vedud ve Raûf-ü ü Bakidir. O halde, görünürde nimet veren şefkatli varlıkların zevalinin hiçbir ehemmiyeti yok ve bu yüzden gam çekip meyus olunmamalı. Çünkü rahmet ve şefkati herşeyi ihata eden Zat bakidir.

O, Cemil, Latif ve Atuf ü Bakidir. O halde, o latif ve müşfik mevcudatın zevalinin önemi yok. Bu yüzden, yanılıp, yakınılmamalıdır. Çünkü, bütün o zevale gidenlerin yerini tutacak Zat bakidir. Onlar ise, onun tecelliyatından tek bir tecellinin dahi yerini tutamaz. Onun bu vasıflarıyla devam ve bekası herbir ferdin dünyadaki her nevi sevdiklerinin yerini tutar. "Hasbünallahü ve nimel-vekil."
Evet, dünya ve içindeki şeylerin bekasına bedel, bunların Malik, Sani ve Fatırının bekası bana yeter.

m-angel
10-07-2010, 08:10
Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir.Barla -247

güllerdiyarı
12-09-2010, 11:10
EY NEFSİM! Deme:
''Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.
'' Çünkü; ölüm değişmiyor.
Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor, ziyadeleşiyor.
Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.


Hem deme:
'' Bende herkes gibiyim.
'' Çünkü; herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder
Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.

Hem kendini başıboş zannetme !
Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan , hiçbirşeyi nizamsız gayesiz göremezsin.

Nasıl sen nızamsız gayesiz kalabılırsın???

Ey_Can
12-09-2010, 13:59
Evet saadet-i ebediye olmasa,
en büyük nimetlerden sayılan aklın,
insan kafasında yılan vazifesini görmekten başka bir işi kalmaz.

İşarat-ül İ'caz

Yitik Lale
12-09-2010, 14:24
Zira meşveret perdeyi attı; milliyet göründü, harekete geldi. Milliyet içinde İslâmiyet ışıklandı, ihtizâza geldi. Zira, milliyetimizin rûhu İslâmiyettir; hakiki ve nisbî ve izâfîden mürekkeptir. Başka millete benzemiyor. (Münazarat sh. 20)

hacifersat
12-09-2010, 19:24
“Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslamdır ... Bu ittihadın meşrebi muhabbettir.”

fakiri
12-09-2010, 19:43
Risale-i Nurdan bir paragraf :

“Bana ızdırap veren, yalnız İslâm’ın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi. Onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt gövdenin içine girdi, şimdi mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezemez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın maruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye vaktim bile yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate maruz kalsam da iman kalesinin istikbâli selâmet olsa.” (Bediüzzaman Said Nursi: Eşref Edip; sh. 16)

eylül
24-09-2010, 09:54
Hem mâdem her şey geçici ve fânidir

ve ölüm ölmüyor

ve kabir kapısı kapanmıyor.

Ve zahmet ise rahmete kalboluyor;

elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip

sükût ederiz.



Zarar ile, icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise

insafa, adalete, gayret-i vataniyeye

ve hamiyet-i milliyeye bütün bütün zıttır, muhaliftir.



BEDİÜZZAMAN SAÎD NURSÎ

mostar
18-10-2010, 21:17
Helal keyfe kafidir...

ummuhan
30-11-2010, 14:14
"Namazda; ruhun, kalbin ve aklın büyük bir râhatı vardır."
Hem de vücuda, o kadar ağır bir iş değildir.
Said Nursî (ra.)

İstihya
02-12-2010, 13:50
“Bahtiyardır o adam ki, refika-i ebediyesini kaybetmemek için, saliha zevcesini taklit eder, o da salih olur. Hem, bahtiyardır o kadın ki kocasını mütedeyyin görür, ebedî dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur; saadet-i dünyeviyesi için de saadet-i uhreviyesini kazanır.”

Risale-i Nur

Hafsanin Kuzeni
14-01-2011, 15:57
Evet kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna' ve murassa' bir meyve, elbette gayet san'atperver mu'cizekâr ve hikmettar bir Sâni'in mehasin-i san'atını zîşuura okutturan bir ilânnamedir..

(Sözler; Haşir Bahsi | Risale-i Nur Külliyatı)

İttihad-ı İslam
09-04-2011, 12:45
"Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslâmdır."
Üstad Bediüzzaman Said Nursi

Semai
18-05-2011, 21:03
Evvel ahir tavsiyemiz:Tesanüdünüzü muhafaza,enaniyet,benlik,rekabetten tahaffuz,itidal-i dem ve ihtiyattır.

talib
18-05-2011, 22:54
Asırlardan beri beklenilen ve muntazır kalınan zat, Risâle-î Nûr imiş" :swoon: (Barla Lahikası,s:239)

Semai
20-05-2011, 03:00
İşlediğimiz her bir günah,kafamıza gelen her şüphe kalb ve ruhumuzda yaralar açar.

Semai
23-05-2011, 01:53
Geçmişe itiraz manasızdır çünkü tamiri kabil değil.

aczmendi reşha
29-05-2011, 06:52
ve bihi nesteinu

Nazar ile Niyet mahiyet-i eşyayı tağyir eder..!

el_aksa
02-06-2011, 12:46
Ey bizi nimetleriyle perverde eden Sultanımız; bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını ve menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini, orada yedir. Bizi zeval ve teb'id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu mutî raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.
Şu Resul-i Ekrem aleyhissalatu vesselamın bereketi hürmetine, bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et.

Ya Rab! Kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanınına kadar bizi emanette emin kıl. Amin...

el_aksa
02-06-2011, 12:58
http://www.saidnursi.de/tr2/images/stories/yazarlar/logo/nurdan_katreler.jpg

“Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” diye hem ruhum, hem kalbim, hem aklım feryat edip ağlar.

Semai
03-06-2011, 15:40
Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa marifet-i İlahiyedir.

serdengeçti
07-06-2012, 22:53
çıkarken :

Bize şimdiki tarz-ı hayat yaramaz.

Bize bu dünyada

daha safi
ve âlî
ve kudsî

bir hayat-ı masumane ihsan edildiğinden ona
kanaat lâzımdı..

Bediuzzaman..

serdengeçti
08-06-2012, 13:08
Heyhât, hayat-ı dünyeviye düm düz değil.

Hissiyat-ı beşeriye tebeddüle pek müstaid...

Ağlama karanfil
24-08-2012, 13:28
Hem deme ki, "Halk içinde ben intihap edildim, bu meyveler benim ile gösteriliyor; demek bir meziyetim var." Hayır, hâşâ; belki, herkesten evvel sana verildi. Çünkü; herkesten ziyâde sen müflis ve muhtaç ve müteellim olduğundan, en evvel senin eline verildi.

ahevrenah
24-08-2012, 14:37
zaman tarikat zamanı değil imanı kurtarma zamanıdır

salimabi
25-08-2012, 08:47
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTGz0ldgUqx10m6tSUQDor3Lh9Tg49-o0hMICfQMj8JmpoWHOY6&t=1

DENİZKRTL
03-09-2012, 23:29
http://img230.imageshack.us/img230/2338/100kucukkt4.jpg

temur_melik
05-09-2012, 12:21
"Müslümanlık " Hristiyanlık ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre; Nurcular, Hristiyan ruhaniler ve misyonerler uyanık olmalıdır." Emirdağ Lahikası I, s. 1712

temur_melik
05-09-2012, 12:28
"Misyonerler ve Hristiyan ruhanileri, hem nurcular çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü herhalde şimal cereyanı, İslam ve İsevi dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etme fikriyle İslam ve misyonerlerin ittifakını bozmaya çalışacak." (Lem'alar,111,141)