Orijinalini görmek için tıklayınız : İsimsiz Aşklarımın Kahramanı
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 20:59
İsimsiz Aşklarımın Kahramanı
Hiç ummadığın anlarda
Tersten esen bir rüzgardır
Bu yazılanlar
Olmadık zamanlarda
Damdan düşercesine
Aşık olmak gibi...
Cebindeki son parayı
Köşe başında bekleyen esmer yüzlü
Çocuğun eline verip
Yürümek yürek rahatlığıyla evinin yolunda
Ellerimle yontup bütün acıları
Çamurlaştırıyorum
Tuzlu tadıyla gözyaşımın
Sana bir kuş yapıyorum ellerimle
Uçmayı öğrenmemiş
Şefkatine muhtaç bir kuş yapıyorum ellerimle
Uçmayı öğretirsin diye ona belki bir gün
Aşklar yaratıyorum
İsimleri
Ve adresleri olmayan
Ve sıyrılıp
Bulaştığım bütün kirlerinden dünyanın
Silip yeniden çizmek istiyorum
Yollara tırnaklarımla kazıdığım o yürek resmini...
Sevmek böyle bir şey işte
Güneşli bir günün öğleninde aniden bastıran yağmur
Esmer bir çocuğa verilen
Cebimdeki son para
Sırtımda kuruyan gömlek gibi...
Sevmeler yaratıyorum
Bakışlarınla büyüt o kuşu
Ona uçmayı öğret ellerinle
Sen, isimsiz aşklarımın kahramanı
Çözüldü beynimde yüreğinin bütün şifreleri
Hiçbir köşe başından medet ummadan
Kendi ellerimle yaratıyorum artık sevgiyi... Melih Coşkun
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:00
Sen ki; bir emanet gibi sırtlanıp vatanın geleceğini
Kara kurşunların karşısına gövdeni siper yaptın
Sen ki; bükülmez bileğin tükenmez azminle savaşıp
Yenilmez sanılan şerlere boy boy mezarlar kazdın
Sen ki; nasıl ışık hücre hücre boğarsa karanlıkları
Öylesine yok eden düşmanı, umuttun hayattın candın
Sen ki; bir anıt gibi yükselirken er meydanlarında
Anaların yüreğindeki yaradan damlayan kandın
Sen ki; ülkenin şafaksız kara gecelerinde
Aydınlık muştusu ile vuran nabız nabız insandın
Gam değil şimdi kimseler anmasa unutsa da adını
Göklerde açılmış sana peygamber kucağından bir yer
Dilerim o pak alnın secde ile de şereflensin
Ey isimsiz nefer
Ey gönüllere sığmayan zaferlerin fatihi
Ey aslan yeleli asker
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:01
ruhumun derinliklerine nam salmış akıbetsiz
bir kahraman getireceğim sana. cennet
ırmaklarının kenarında dolaşacağım seninle,
asumanda bir melek olacağım ve pers
diyarında bir daryus. geçitsiz geçitlerimde
bir dinamit patlayacak, yüreğim yerinden
oynayacak bir akşam vakti ve ben kardeşlik
türküsü çığıracağım,ben bir sevda türküsü
tutturacağım.
inmelisin merdivenden ruhumun dipsiz kuyularına.
seni oraya sakladım. bilirmisin kimsenin bulmaması,
benden başka kimsenin görmemesi için. inmelisin
merdivenden aşağı, kimseye tutunmadan,öylece
inmelisin karanlıktaki mercan gözlerinle ve seni
sakladığım yeri bulmalısın. oraya girmelisin,orayı
görmelisinki sana yaktığım türkülerin büyüklüğünü
anlayabilesin diye.
ruhumunderinliklerine nam salmış akıbetsiz bir
kahraman getireceğim sana. yolu olmayan,
susuz bir köy çocuğu... muş ovasının yalancı maviliğini
kara trenlerle yarıştıracağım,gözlerinin mercan
maviliğine bir gülücük olacağım. anılarına bir damla
gözyaşı hediye edeceğim, sana akıbetsiz bir
kahraman getireceğim. ismi olmayan milliyetinden
farklı bir milliyetçi, belki de rüyalardaki bir buğulu cam,
bir kış gününün üşümesi...
sana ömrümün yarısını,bıraktığın anıların hepsini getireceğim
sana akıbetsiz bir kahraman getireceğim...
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:02
Ey, bu toprağa canını akıtan,
adı “Mehmetçik” diye, tarihin bağrına kazılan; isimsiz kahraman
kanadım olsa da uçsam
üzerine yorgan yaptığın o yerlere basmasam. Meryem Genel
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:03
Bir çocuk,
Akşam vakti kaldırım işgalinde.
Havada buz tabiriyle bir soğuk.
Oysa kısa kollu tişörtüne rağmen üşümemekte.
Elinde yavru bir kedi;
Ak benekli.
Avuçlarıyla ısıtmakta onu.
Karanlığın içindeki yüzü
----Otomobillerin farlarıyla aydınlanmakta.
Henüz dokuz on yaşında.
Korkusu sezilmiyor buradan.
Ya çok cesur,
Ya çok çaresiz.
Haydar Gündüz
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:04
uzaklarda bir baykuş ötüverdi
karanlığın ormanında
tüm ağaçlar
yapraklarında ağladı
yoktu artık isimsiz kahraman
bir başına çekip gitmisti
köklerin ülkesinde
bir hançer olmaya karar vermişti
başı kıbleye dönük
ağaçların ve de kurtların bekçiliğine soyunmuştu
adını anmayacaklardı hiçbir zaman
bir kum tanesi bile akmıyacaktı artık
isimsizler ülkesinde
durmuştu artık zaman
güneşin doğmadiğı topraklardı artık yari
hiçkimseden sakınılacak söz
dudağında bıçak izi olmuştu
bir bakışına bin yaprak
bir nefesine tek bir dua
beklemeninse anlamı yoktu
isimsizler ülkesi
sadece ormana yaraşırdı
neyseki ay vardı
ve ay gökyüzünde bütünleştiğinde
kurtlar gelirdi yanına
göz yaşı döker
şarkısını söylerlerdi
gecenin bitimine…
uzaklar kadar yakın olmuştu deniz
yunusların cilveleri anılarda yüzüyordu
kokusu ormana vurduğunda tuzlu tuzlu
içindeki martıları köklere bağlamıştı
güneş kadar yakın gökyüzünde
salınırdi siyah saçlı kız
sırra kadem olmuştu ilk insan
bir bilgelik köklere tutunmuştu
yüksek kulelerinde babilin
oklarla kirlenmişti yeryüzü
anlamında kayan sözler
ağacların kesilen gövdeleriydi
ayın nurunu bahçelere vurduğu günlerdi
domuzlar ve ayılar saldırırdı mısırlara
cırcır böcekleri tüm ormanda
yabanın türküsüne ateş katardı
mum alevinde okunan mısralardı
şamanın davulunda,
zamanda yürüyen yolcu
toprağın derinlerine kök saldı
eşkiya mezarında yatan ilim
kimseye fayda etmedi
karanlıklar ormanında
bostanlığın altında yatan
uzun ince gelinin duvağı
sadece kuru bir kafa,
çığlığı şimdi kökler kadar yanıbaşındaydı
rüzgarın fısıltısında sonra
isimsiz kahramanın adı söylendi yıldızlarda
yüreğinden bir sızı karıştı,
torf toprağa
orman bildi geleni
kucakladı ismini kadim ağaçlarında
sabaha doğru bir baykuş
susuverdi,
yanıbaşında binlerce hale
yapraklar arasından süzüldü
bir haykırıştı köklere karışan
bir haykırışsa özlemde bitiverdi…
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:05
yalnızlık odamda kol geziyor tüm ağırlığıyla şimdi
eminim ki sende yalnız ve mutsuzsun benim gibi
bir gayretle kırabilsem şu kahrolası zincirleri
ödüyorum aşkta gururlu olmanın bedelini
Ey İstanbul ben senin kadar yalnız ve öksüzüm şimdi
Ey İstanbul..el ele dolaştık seni,diyar diyar
adım adım her yerde mutluluğun fotorafları var
seni nasıl unuturum ey yar!
anılarla dolu İstanbul şile'ye kadar..
İstanbul…bende öksüz ve yalnızım şimdi senin kadar
gecenin ikisinde de aklına gelsem...
hiç çekinme ara yar..
hasret boğuyor artık…gel de....
gelirim Fizan'a kadar
koskoca İstanbul'a bile sığmaz oldum..
boğuyor sensiz beni şu canım Boğazlar
İstanbul’un bende seninle anlamı var
Ey İstanbul..! çaresizim bende bu akşam senin kadar...
Hatice Müge Fındık
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:06
Bir nefes çek dost derin olsun
Dinle biraz bu mahsun kalpliyi
Ağlama ama acıma hatta bana
Suç benimdi taa ilk andan beri
O istemedi bu aşkı bu sevdayı
Ben bağlandım bırakamadım
Hep sevdim onu hep ağladım ona
Bir korku var içimde anlamsız
Acaba sorusu hep aklımda zati
Sevecekmi seviyormu acaba
Acaba bir eğlencemi oldum ona
Yoksa bir anlık hevesmiydim ona
Düşüncelerim karışık sadece
Hep sevdim onu hep ağladım ona
Geceler bitmez oldu o yokken aklımda
Sabah güneş inatla doğmadı onsuz
Sigaram dahi yanmıyor artık onun için
Üzmüşüm farkında olmadan onlarıda
Bir sen kaldın dostum sende küsme
Geceleri uykum kaçar oldu uzaklara
Feryadım gitmez oldu dağlar adına
Seviyorum hemde delicesine kör kütük
Sarhoş olmuşum aşkı ile divane misali
Varsın sevmesin varsın bir daha aramasın
Hatta beni bir unutsun bir daha hatırlamasın
Benim sevgim yeter cihan-ı alaya
Bir gün gelecek kavuşacağım ona
Burda olmazsa mahşerde Hüda'nın karşısında
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:07
Gün ağardı diye gün oldu sanama
Sevgisiz kaldıysam karanlıkta sanma
Adım atabiliyor isem yürüdüm sanma
Ellerdeyse sevgilim yıkılmaktasın
Çok mu hevesliyim bu yaşantıya
Kapılıp gitmekle her akıntıya
Her akşam gözümü gün batıya
Çevirip mazimi anımsıyorum
Maziyi beynimden söküp atacak
Bir çare bulabilsem ağlarmıyım hiç
Onu bir an olsun unutturtacak
Bir yol bulabilsem yanarmıyım hiç
Bu yürek yanıyorsa sebebi sensin
Bu yorgun kalbim kaldırır sanma
Sende bu güzel günlerine
Halime bakıp gülüp aldanma
Vefasız dostlar içinde
Aldın yerini sende
Keşke Düşmanım olsaydın da
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:08
Ben bu şehirde dolaştım bütün gece
Ağlıyordu bu şehir yanlızım diye
Karalar bağladım sensizliğe
Yoğsun tuttuğu yüreğim gelmeceksin diye
Bir tek çağre bul şu sensizliğe
Ağlıyordu bu şehir yanlızım diye
Ben o sahilde dolaştım gelirsin diye
Ne bir liman oldun gönlüme
Ne çağredir ki bu sensizliğe
Ağladım çocuklar gibi iç çeke çeke
Ağlıyordu bu şehir yanlızım diye
Kokun sinmiş bu şehre
Yıldızlar bile sönük sen gittin diye
Güneş doğmuyor artık bu yere
Unutulmuş bir kalbim var artık benimde
Ağlıyordu bu şehir yanlızım diye
Hiç çiçekler açmadı sen yoksun diye
Bir kuş uçmadı semalardan
Ve yağmurun sonrasında çıkmadı gökkuşağı
Benmi yanlızım yoksa bu şehirmi bilmem
Ağlıyordu bu şehir yanlızım diye
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:09
Islak gözlerim
Loş ışıklı gecede
Yürüyorum karlı geceye
Sürüklüyordu düşlere
Şimdi yanlızım yüregimde
Yanlızımki kimse yok gecemde
Ellerim öylesiye soguk beynimde
Durmuyor yüregimin sızısı tütün gibi
Şimdi yoksun sevdigim ellerin ellerimde
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:10
Sevda sokagında yürürken adım adım
Gecenin icinde bir ay ışıgı birde ben varım
Bana eşlik eden üç beş iniltili dalga ve yolunu kaybetmiş yıldızlar
Egleniyoruz aslında hep beraber gecenin karanlıgında ama yanlızlıgımızla...
Sahil İcime ılık bir meltem,biraz düş ve sancılı birkac düşünce atsada
Ben hala yürümekteyim gölgemden dahi yoksun ve durgunum
Dalgalar yok,yıldızlar sönük,ay ışıgı kayıp ve iste bitiyor gece Başlıyor hic farkında olmadıgım güneşin doğuşu ama ben yine yanlızım..
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:12
BEN YİNE YANLIZIM
Gül açarken bir sabah tomurcuğunu
Bülbül konarken dalına
Selviler boylanıp göğe taht kurarken
Ben yine yanlızım
Ufukta güneş kendini gösterirken
Otlar uyanıp canlanırken
Fidan filizlenip boy atarken
Ben yine yanlızım
Güneş uzakta kızıllığına bürünürken
Ay gökde yıldızını yakarken
Cümle alem yuvasına dönerken
Ben yine yanlızım
Öpülmemiş bir genç kız taptaze uyanırken
Sevgiye susamış çocuk hep ağlarken
Anne uğurlarken asker oğlunu
Ben yine yanlızım
Çiçek serpilip kokusunu yayarken
Kuzu annesini emmiş koşarken
Çocuk ödüllenmiş,çığlık atarken
Ben yine yanlızım
Herkes yarini anlatırken
Duyduğu mutluluğu ballandırırken
Aşık olup sevilirken
Ben yine yanlızım
Akşam olup odama sinerken
Açıp kitabımı okurken
Gerçekleşmesini istediklerimi düşlerken
Ben yine yanlızım
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:13
Ne sevdiklerim yanımda
Nede sevdalım yanım başımda
Sevdalımı aradım hep yanımda
Sevgimi aşkımı anlatmak için
Sanki bitmeye aşk misali
Anlatıyorum sevdalımı
Dağlarda zor bulana çiçek misali
Binanda lodos gibi esmeni mi?
Yoksa bian da dökülen gözyaşlarımı mı?
Anlatayım sevdalım
Yoksa gecenin karanlıkta seni aradığımı
Yağan karda yağmurda aşkımın olduğunu mu?
Her varlıkta seni anlatmak istediğimi
Yalnızlığımın sebebi sensin sevdalım
Ne söylesem ne de sem sana
Sevdalandım işte
Ama yanızlık sevdalısıyım sana
Sanki sarsılası bir yalnızlık buÜmmü Ünal
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:15
Sen kelebekler kadar narinsin benim için
Kıyamam kanatlarına vuracak rüzgarın nefesine
Dayanamam ıssız kırlarda kaybolup gitmene
Sen benim için sandığından da çok özelsin
..........
..........
Un Seren
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:15
Soruyorum bebeğim neyin var
Neden suskunsun
Neden içine kapandın
Gözlerinin içi gülmeli senin
Gözlerine her baktığımda
Sendeki güzelliği görmek
Kalbinin derinliklerine inmek
İçindeki o güzel insanla yaşamak
Seninle olmak seni yaşamak güzel
Benim için önemlisin, değerlisin, özelsin
Sana neyin var diye sorduğumda
Ben iyiyim beni merak etme diyorsun
Sen beni var eden, değer veren
Bana ben olduğumu hissettirensin
Seni nasıl merak etmem nasıl üzülmem
Seni üzgün gördüğümde
Nasıl kahrolmam
İçindeki o güzel insanla yaşamak
Seninle olmak seni yaşamak güzel
Benim için önemlisin, değerlisin, özelsin
Seni her zaman bir önceki andan daha çok seveceğim
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:18
Bana seni soruyorlar
Ay gibi tenini, gülüşünü, gözlerini
Of ne zor şey seni antatmak! ! !
.....................
Gece tenlim...
.....sen benim dilimle ve sen benim kalemimle
..........anlatılamayacak kadar güzelsin.
Meridyen bakışlım...
.....sen istiridyenin içine gizlenen
..........inci taneleri kadar özelsin.
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:19
Otobüsde yazıyorum bu satırları sana sevdiğim. Delicesine bir heyecan doluyor sana kavuşmak için çırpınan kalbimde.Zaten kalbimin seninle dolu olması onu yeterince heyecanlandırıyordu, bir de sana gelmenin o tarifi mümkün olmayan yoğunluğu eklenince, kalbim kendi(si) ni tamamen unutup gidilen yolun kendisi olmaya başladı. Çarptıkça, sana bir dokunuş daha yakınlaşıyor sevdiğim. Çarptıkça, yollar silinip boşlukta sana süzülüyor. Kalbimin sende attığını zannederdim bugüne kadar ama bu akşam anladım ki meğer kalbim özleminde çarpıyormuş. Ve canım sevdiğim, çarptıkça kalbim, gökyüzüne değip karanlık sema bir anda maviye çalıyor. Aynı defterime çarpan kelimelerimin siyahdan maviye koşması gibi. Bak, nasıl da kelimelerim heyecanlı... Meğer kalbin çarpması, sevgiliyi solumasıymış. Şimdiyse sensiz geçen ömrümün her anını seninle doldurmak istercesine çarpıyor kalbim.
Yazdım ya sevgili, “otobüsde yazıyorum bu satırları sana” ama ne büyük hatadır yaptığım; senden daha güzel bir cümle kurmadım, okumadım, yazmadım ve düşünmedim. Sen bir kalemin kağıda değdiği anda kendisine sakladığı düşüncesin sevgili. Sen yazılan bir şiirin kelimelere sığmayan yanısın.
Peki ne yapıyorum şuan? Yazmıyorum sevgili. Ki, şu yaşıma kadar da yazmadım. Sadece harflerin sen kokan yanlarını duyumsuyorum. Sadece sözcüklerin seni sevmek kadar anlamlı yanlarını keşfediyorum. Sadece cümlelerin hangisinin senin dudağından döküldüğünü anlamaya çalışıyorum. Ve sadece kelimelerin seni öperken dudağıma değen derinliğini felsefeleştiriyorum haddim olmadan.
Sıradan olmaktan korkmuyorum sevgili. Anlaşılmak gibi bir derdim de yok. Tüm anlamlarım sen olsun, varsın kimse anlamasın beni. Sen zaten kimse değilsin ki... Sen herkessin; bende olan ya da olmayan herkessin sen... “Senin ölürüm” desem işin kolayına kaçmış olmaz mıyım sevgili? Oysa ben senin için doğdum. Varsa bunu yapacak ben canımı söküp atmaya hazırım sevgili.
Amacım sana gelene kadar yazmaktır sevgili. Yolları kelimelerle aşmak sanırım bizim sevdamızla başlayacak. Ne büyük bir onurdur kağıdı,kalemi her arayışımda şuan olduğu gibi bir yolculuğun içinde olmak. Ve cümle bittiğinde yanında olup seni kollarıma alacağı. Sen ne zaman bir yazıyı okusan işte o zaman ben senin yanında olacağım.
Noktalama işaretlerinin anlamını şimdi anlıyorum sevgili. Noktayı koyunca özlem de bitiyor. Virgül ile sarılıyoruz birbirimizde ve şiir içinde cümle oluyoruz. Noktalı virgül ile sende tüm dünyayı kucaklıyorum. Ve soru işaretleriyle felsefe yapıp filozof oluyorum sende. Sen benim felsefemsin sevgili. Sen sorulan tüm soruların cevabısın...
Yazarak on beş dakika geçmiş sevgili. Yazacak koskoca bir sen duruyor önümde. On beş dakikayı yazmayı suskunluk adlederken seni yazmayı ahrette hesap vermek olarak tanımlarım sevgili. Cennetimsin. Yazarken zaman “Sen” gibi geliyor: doyamıyorum. Böylesi bloknot defterleri benim için ayrı bir öneme sahip sevgili. Nedendir bilmem ama böylesi bloknotlar ile haddim olmadan kendimi yazar zannediyorum. Bir karıncanın yürüyüşünü yazmaya çalışıyorum. Karınca yuvasının önüne oturup, o kalabalığın devinimlerini izliyorum.Toprağın altından çıkan o çalışkan yaratıkların bir çekirdek kabuğunu taşımadaki o müthiş çabasını yazmaya çalışıyorum. Bazen cama konan bir sineği izliyorum. Camın üzerinde ışığın geldiği yöne doğru yürüyüşünü izliyorum. Ve bloknotuma notlar alıyorum. Defteri taşıması kolay olması içindekilerin ağırlığını da arttırıyor sevgili.
Öyle uzaktın ki bana, bazen bir hayal olmandan korktum. Bu sevdanın bir rüya olduğunu zannettim bazen de. Ama Hiçbir hayal ya da rüya senin kadar güzel olamaz sevgili. Bir rüya görülebilir, sense yaşanıyorsun. Düşler ancak senin mazin olabilir. Hayal kurulur, sense tanrılaştırıyorsun. Hayaller ancak senin meleklerin olabilir sevgili. Şimdi o kadar uzak olmadığımı anlıyorum. Uzaklığın dünde kalıyor. Varlığınsa yarınım oldu...
Aramızda Birkaç saat kaldı sevgili. Geçen her saat sana dakika misali yaklaşıyorum. Geçen her dakika senleşiyorum. Geçen her saniye sensizliğimi tüketiyorum.Ve geçen her salise biraz daha aşık oluyorum sana. Yanına geldiğimde karşında her haliyle bir “Sen” bulacaksın. Sensizlikten yarattığım “Sen”i vereceğim sana. Dokununca anlayacaksın benliğime sinen kokunu.
Peki seni neden seviyorum? Bilmiyorum sevdiğim. Seni neden sevdiğimi bilsem zaten seni sevmem için bir neden kalmazdı. Sürekli sorular sorular sorduruyorsun bana. Sürekli keşfetmeye,anlamaya ve öğrenmeye çalışıyorum seni. Ben seni sevmiyorum sevgili. Seni keşfediyorum. Seni sevmiyorum sevgili. Seni sevmek için seni kendimden ayrı tutmam gerekir. Oysa ben seni kendimden ayrı tutmuyorum ki sevdiğim... Sevmek sınırlandırmak değil midir? Seninle sevmeyi keşfederken nasıl olur da “Seviyorum” diye sınırlandırırım seni? Herkes sevebiliyor iyi kötü. Ama herkesin “Sen” gibi bir sevdiği yok ki... Sevgi zaten vardır ama sen sevginin kendisinden daha özelsin sevgili. Sevgiye itiraz edilebilir ama sana edilemez sevgili. Sevgi asırlardır yaşıyor ama sen bir yaşamda o koca asıra bedelsin. Ben seni sevmiyorum aşkım. Seni sevgiye öğretiyorum. Seni aşka anlatıyorum. Sen aşkın alfabesisin sevgilim. Sevginin lisanı çözemez seni.
Evet sevdiğim seni sevgiye öğretiyorum. Seni öğrenince konuşacak ve aşk olacak...
Doğa hiç de kusursuz değil sevdiğim. Baştan sona kusurlarla dolu. Gökkuşağının yedi rengi var. Benimse tüm renklerim sensin. Mavi senin koynundur. Sarılınca sana dalgalanmam bundandır. Kırmızı dudaklarındır. Öptükçe tutkuyu teninden yazmam bundandır. Sarı yokluğundur. Özlemine şiir dökmem işte bundandır sevgili. Saatin yirmi dört dilimi var.Benim tek zamanım sensin. Dört mevsimi var iklimin. Benim iklimim de, mevsimim de sensin.Sekiz ses var müzikte. Benim tüm perdelerimde sen yankılanıyorsun. Alfabede yirmi dokuz harf var. Benim tek ve bütün harflerim sensin. Dört kutsal kitap. Benim tek kitabım var.
Doğanın ismi alınıp bir insana isim oluyor. Oysa senin insanlığın doğaya isim olunca doğa insanlaşıyor....
Peygamberlerin mucizeleri olumuş sevgili; Musa peygamber, koca denizi ikiye ayırmış. İsa peygamber ölüyü diriltirmiş. İbrahim peygamber'i ateş yakmazmış. Yunus peygamber balıktan doğmuş. Hz. Muhammed ayı ikiye bölmüş. Bir peygamber değilim. Ama aşk ile kutsanmışım. Benim mucizemse sensin. Yokluğundan var ettim kendimi. Baştan sonra özleminden yarattım benliğimi.
Sana sevgimi yani sana olan sevgimi nasıl anlatacağımı düşünüyorum sevgili. Dünyanın en güzel aşk şiirini yazsam, anlatamam. Tüm gözlerin görebileceği en güzel resimi çizsem ne fayda...Bir daha dünyaya gelirsek, sen “Ben” olarak doğ sevgili. O zaman anlarsın seni ne kadar sevdiğimi. Ama o “Ben” bile seni benim kadar sevemez. Ben bile seni benim kadar sevemem sevgili...
Şuanda feribota yaklaştık sevgili. Birazdan sana karanlık bir gölün felsefi maviliğinden sesleneceğim. Satır aralarına senin için yakamozlar koyacağım. Sensiz o anı bile yaşamak istemiyorum. Sen bu kelimeleri okurken birlikte yakamozu izleyeceğiz...
Ben bile seni benim kadar sevemem. Seni severken “Ben” ben olmuyorum ki, seven ben olsun. Seni o anda seven “Ben”dir, ben değil. Seni o anda sevmeyen ben değil, “Ben”dir ben olmayan. Peki ben kimim? Ben “Ben” olmayanım. Aynı zamanda “Ben” benim de...Ama seni seven ben, tamamen farklı bir “Ben”... Seni seven “Ben”i vareyleyen özdür. Seni bir ben seviyorum tüm “Ben”liğimle... Bir de “Ben” seviyor(um) tüm “Kim”liğimle...
Sen “Sen” misin ki “Ben” seni seveyim? “Seni seviyorum” sözü şuana özgü bir anlatımken geçmişi ifade etmiyor mu? Çünkü “Seni seviyorum” dememi sağlayan geride kaldı. Demek orada sevilen başka birisi yani “Sen” varsın...
“Sen”i sen yapan herşeyi seviyorum ben. Benim seni sevmemi sağlayan işte beni “Ben” yapan herşeydir. Sen de bunların arasındasın...
Seni sevmeden önce de “Ben”, bendim. Ama “Ben” değildim. Çünkü seni sevmiyordum. Seni sevdikçe ben “Ben” oldum. Ama beni “Ben” yapanlardan tamamen farklı bir ben. Sen de farklısın. Belki de farklılaşıyorsun. Ama şunu bil ki sevdiğim, sen asla “Sen” değilsin. “Seni seviyorum” demek seni kilitlemek tir bir ana. Yaptığın eylem, söylediğin söz ve o anki varlığındır seni sevilir kılan. Ama sen sabit değilsin sevgili. Benim göreliliğimsin. Benim izafiyetimsin...Sürekli oluyorsun sevgili. Bende ayrı bir sen ve “Ben”de ayrı bir sen varsın... Belki de “Sen” varsın... Sen kendi kendinin Tanrısısın sevgili. “Sen”i sen yapan sende olmayandır.Ben de sende yoktum. Ben için sevmedin mi beni? Ama şuan hala yokum. Sevdiğin “Ben” aslında ben değilim. Sen sadece beni seviyorsun sevgili.
Diyorum ya sevdiğim; “Ben” bile seni benim kadar sevemem...
Şuan otobüsün içi karanlık sevgili. Tüm ışıklar yoruldu... Geçtiğimiz yolların kenarlarında yanan cılız yeşil ışıklarla birlikte, tepemde ufak lamba aydınlatıyor kağıdı ve kalemi. Ben zaten seninle aydınlanıyorum. Bu yüzdendir hiç kendimi kaybetmeyişim... Bu yüzdendir hiç seni kaybetmeyişim...
Şimdi daha iyi anlıyorum ki, yazmak da sana yapılan bir yolculukmuş. Kelimelerle yolları katediyorum. Anlamsızlık şehrinden sana doğru yapılan yolcuğun adıymış yazmak. Harfler hecelere, heceler sözcüklere, sözcükler kelimelere dönüşüyor sana yaklaştıkça... Kelimelerle yürüyorken ben şiir ve öykü olup dudaklarından akıyorum sevgili. Ne büyük bir mutluluktur seni kelimelerinle tanımak.Evet seni önce kelimelerinle tanıdım sevdiğim. Geceler boyu dağarcığımdan sana cümleler devşirdim. Yazdıklarını düşünüp, bambaşka boyutlarda anlamlandırdım.
Sonra o kelimeler aralanıp, içinden pırıl pırıl bir sen çıktın. O kadar sevgi doluydun ki, bana sadece seninle dolmak kaldı. Seni sevmek, nedenin sonucu, sonucun da nedenidir. Seni sevmek diyalektiktir... Hegel'i başaşağı çevirebilme gücüdür seni sevmek. Minervanın baykuşunu gece uçuran meraktır seni sevmek..
Seni görmeden sevmek, doğmadan önce seni sevmekle eşdeğerdedir sevgili. Seni görmeden sevmek, varolmadan sevgiyi varetmektir sevdiğim. Seni görmeden sevmek, gözlerime seni görmeyi öğretmektir. Herkes bakar ama göremez sevgili. Bakmak ile görmek arasındaki o derin fark gibidir seni sevmek. Okumak ile anlamak arasında duran o derinliksin sen.... Seni görmeden sevdim sevgili. Çünkü hayatım boyunca görebileceğimden, okuyabileceğimden çok daha fazla anlam taşıyorsun. Eğer şimdi sana gelebiliyorsam bunun tek nedeni senin aydınlığını görebilme gücünü kendimde bulmamdır. Varsın o aydınlığa bakarken kör olayım. Senden önce zaten kördüm.
Suyun sesini yazmayı ne kadar isterdim biliyor musun? Feribot ilerledikçe yarılan gölün o şarkısını senin de duyabilmen için yazabilmeyi gerçekten çok ama çok isterdim. Ya da ayın göle düşen şavkını yazmayı...
Ya senin benim içimdeki şavkımanı yazmayı ne kadar isterdim biliyor musun? Ama gel gör ki, yazamıyorum. Belki gözlerime bakarsan o anı yaşarsın sevgili. Elime dokunsan gölün içimdeki denizin yüzeyindeki ayın şavkını hissedebilirsin. Dudaklarıma değince dudaklarım bel ki o yarılan o denizin şarkısını mırıldanabilirim sana...
En güzeliyse sen uyandığında, seninle aynı şehrin sabahında doğan güneş ile ısınıp aydınlanacağım. Tenim teninde kavrulacak sevgilim. Belki yürüdüğün bir yoldan geçip, senin telaşını taşıyacağım. Ya da baktığın bir vitrine iliştirip gözlerimi camda senin yansımanı göreceğim. Veya su içtiğin bir çeşmeden damla damla seni içeceğim. Seni tadacağım...
Yollar tükeniyor sevgili, fakat kelimeler tükenmek bilmiyor. Zaten yolculuklarda yollardan ibaret değil. Aynı yazıların kelimelerden ibaret olmadığı gibi...Anonslarla kayboluyor insanlar. Sanki yolun kendisi oluyorlar. Yollaşıyorlar. Seslerde dolanıp belirsiz mesafelerde kayboluyorlar. Uzaklaşıyor... Ceplerden dökülen çizimler takılıyor suskunluğuma. Eskizlerden seçemiyorum kendimle kavgalarımı. Çelişkilerim kara kalemde gölgenip sayfalar silikleşiyor. Sanki çizildikçe siliniyorum sevgili. Sanki yazdıkça tükenip ölüyorum. Bir simaya dolanan her ifadeyi kendim sanıyorum. Bir ifadede seçilmeyen her simayı kendim zannediyorum...
Bana karanlığın çözülmesiyle kaybolan şarkıları çizebilir misin? Ya da bir otobüsde unutulan bir şiir defterinin yalnızlığını anlatabilir misin? Yazılmayan bir öykünün sonundaki tarihe geri dönebilir misin? Ya da sadece sadece sana gelişimi çizebilir misin sevgili? Bak kapındayım oku beni....
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:20
Seni aylardır beklemenin bile
Vahşi bir tadı varmış benim için
O kadar özelsinki
Değerine paha biçememki senin
Şu anda sende beni düşünüyorsun
Adım gibi eminim bundan
Seni çok özledim diyeceksin
Ben daha çok özledim seni diyeceğim
Hiç bir şey konuşmadan susacağız
Bakışlarımız birbirine kenetlenecek
Sadece gözlerimiz konuşacak
Anlatacaklar birbirlerine özlemlerini
Sanki yıllardır ayrıymışız gibi
Öyle çok şey anlatacaklarki birbirlerine
Varmısın kınalı kuzum,
Leyla ile Mecnunun,Ferhat ile Şirinin
Aşklarını sollayalım mı?
Ne dersin anzer balım
Kaybedilen zamanı telafi edelim mi?
Tutkuyu,seviyi,aşkı,sevdayı
Nasıl yaşanırmış gösterelim mi?
Haydi ne bekliyorsun birtanem
Vuslat başka bahara kalmasın,
Mutluluğumuzu ertelemeyelim artık....
hepsini birleştirdim burdan devam etmeniz daha güzel olur....
paylaşım için teşekkürler..
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:20
Sevdiğim Sen Canım Sensin
Damarımda Kanım Sensin
Benim Aşkım Yanlız Sensin
Başkasını Sevemem Ben
Bana Hayat Veren Sensin
Benim İçin Çok Özelsin
Seni Sevdi Deli Gönlüm
Başkasını Nasıl Sevsin
Senden Başka Birini Ben
İnan Asla Düşünemem
Dünyaları Verselerde
Ben Başkasını Sevemem
Gecenin_Hüznü
16.07.2007, 21:21
Biliyor musun?
Neyi mi?
Her şeyinle güzelsin.
Yüreğin kar kadar saf ve temiz
Gönlün güneş gibi parlak,
Can evin öyle bir misafirperver,
Duyguların en mavi denizler gibi ferah,
Hislerin hislerime tercüman,
Dizelerin tebessüm veriyor adeta,
Sen, sen diyor gözlerim, seni istiyor..
Biliyorum daha fazlasını veremezsin,
Ama sen benim için çok özelsin...
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.