PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : RisaLeLerden 2001 vecize ....


Sidar
20.08.2006, 13:44
1- Bismillah her hayrın başıdır. Sözler - 5
2- Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Sözler -5
3- Herşey, Cenab-ı Hakk'ın takdiriyledir. Sözler - 468
4- Sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat - 227
5- Şu âlemde mü'minin mü'mine karşı en büyük yardımı dua iledir.Barla -247
6- Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler -1 42
7- Ey arkadaş! İnsan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir.Mes-- 44
8- Cesed-i insan; havaya, suya, gıdaya muhtaç olduğu gibi, ruh-u insan da namaza muhtaçtır. Sözler - 778
9- Zulme rıza zulümdür; tarafdar olsa, zâlim olur. Kastamonu L. - 207
10- Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar. Sözler - 355
11- Cenab-ı Hakk'ın rızası ihlas ile kazanılır. Lem'alar - 152
12- Allah'a tevekkül edene Allah kâfidir. Mesnevi - 130
13- Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat - 282
14- Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Lem'alar - 209
15- Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Sözler - 269
16- Sen başıboş olmadığın gibi, bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Şualar -109
17- Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S - 271
18- Dünya seyyar bir ticaretgâhtır. Öyle ise alış-verişini yap, gel...Sözler - 204
19- Evet bir incir çekirdeğinden koca bir incir ağacını ve ince bir sap ile koca bir kavunu bağlayıp çıkaran kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Mesnevi - 94
20- Zamanın geçti kabirden başka mekânın var mı? Mesnevi - 96
21- Ömür kuşu da şimşek gibi geçmekte olup, seni kabir yuvasında hemen hemen nerede ise yumurtlamak üzeredir. B.Mesnevi - 222
22- Şimdiden görüyorum ki: Yakın bir zamanda ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Lem'alar -129
23- Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Lem. - 202
24- Misafir olan kimse, beraberce getiremediği bir şeye kalbini bağlamaz. Mesnevi-119
25- Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur. Mektubat -282

Sidar
20.08.2006, 13:45
26- "Lezzetleri tahrib edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz." Lem'alar - 163
27- Kabre gideceğini bil, öyle hazırlan. Lem'alar - 207
28- Lezzetlerin zevalinden sonra kalan dumanları, günahlarıdır. Mesnevi - 71
29- Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve lâyık değildir. Sözler -147
30- İnsan, şu dünyaya bir memur ve misafir olarak gönderilmiş...Sözler - 329
31- Kadınlar yuvalarından çıkıp beşeri yoldan çıkarmış, yuvalarına dönmeli. Sözler -727
32- Gördüm ki, ben bir yolcuyum. Uzun bir yola gidiyorum, yani gönderiliyorum. Sözler - 325
33- Ahbabın gittikleri âlem karanlıklı değil, yalnız yerlerini değiştirdiler; yine görüşeceksiniz. Lem'alar -250
34- Biz gidiyoruz, aldanmakta faide yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar,sevkiyat var. Lem'alar - 224
35- Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Sözler -170
36- Kanaat eden, iktisad eder; iktisad eden, bereket bulur. Mek. -282
37- Hased, hased edeni yakar. Uhuvvet Risalesi - 38
38- Hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil. Sözler - 273
39- Şükürde bir zahmet yoktur. Bilakis nimetin lezzetini arttırır. Mesnevi-123
40- Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. Sözler -19
41- (Ölüm) ile cesed dağılır, ruh bâki kalır. İşarat-ül İ'caz - 183
42- Ölümün hakikatını gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler. Daha ölüm gelmeden ölmek istemişler. Sözler - 31
43- Senin vücudun taştan, demirden değildir. Lem'alar - 208
44- Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalış ... İhlâs Risalesi - 76
45- Hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Mektubat -71
46- Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Sözler -29
47- Zekatı vermeyenin herhalde elinden zekat kadar bir mal çıkacak..Mek-173
48- Her müşkilat, (Allah'ın) kudretiyle hallolur. Mesnevi - 92
49- Ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor. Sözler - 87
50- "Lüzumsuz, geçici ve günahlı zevklerin âkıbeti, elemler ve teessüfler olmasından istemiyorum." Emirdağ L.- 264

Sidar
20.08.2006, 13:46
50- "Lüzumsuz, geçici ve günahlı zevklerin âkıbeti, elemler ve teessüfler olmasından istemiyorum." Emirdağ L.- 264
51- Hastaların duasını alınız, onların duası makbuldür. Lem'alar -214
52- İmana gel, mükedder olma. (Allah) seni senden daha ziyade düşünür. Mesnevi -120
53- Yardım vasıtası zekâttır. İşarat-ül İ'caz - 45
54- Devlete intisab; hizmet etmek içindir. Maaş kapmak için değildir. A.Bediiye - 331
55- Mâzide şükrünü eda etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır. Mesnevi -137
56- Eğer namaz kılmazsan, senin o günkü âlemin zulümatlı ve perişan bir halde gider. Sözler - 273
57- İnsandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Lem'alar - 74
58- Dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Mesnevi - 130
59- Açılmaz düğümler, (Allah'ın) iradesiyle açılır. Mesnevi - 92
60- Devam etmeyen bir lezzette, hayır yoktur. B.Mesnevi- 563
61- (İnsan:), " az çok, büyük küçük her şeyden, her amelinden muhasebe ve sorguya çekilecektir." B.Mesnevi - 444
62- Semanın yüzünde, hikmet içinde bir hareketi görmeyi âyet emrediyor. Sözler - 602
63- İbadet, yaradılışın ücreti ve neticesidir. İşarat-ül İ'caz - 98
64- Şükür, nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır. Lem'alar - 275
65- Nefis, hizmet zamanında geri kaçar. Mesnevi - 208
66- Yapan bilir; Elbette bilen konuşur. Mektubat - 89
67- (Kabirde yatanların lisan-ı hâli:) Biz ölmemişiz ve ölmeyeceğiz, yine sizinle görüşeceğiz. Lem'alar - 199
68- (Âhiret imanı, ihtiyarlara der:) Merak etmeyiniz, Sizin ebedî bir gençliğiniz var, gelecek ve parlak bir hayat ve nihayetsiz bir ömür sizi bekliyor. Şualar - 225
69- Kabrin öbür tarafındaki endişe-i istikbal her ferdin en mühim mes'elesidir. L. - 173
70- Kabrin arkası için çalışınız, hakikî saadet ve lezzet ondadır. Mektubat -283
71- (Allah), bir insanı kâinat sisteminde hârika cihazlarıyla bir katre sudan birden zahmetsiz yaratır. Şualar - 659
72- Ettiğiniz bütün iyilikleriniz muhafaza edilmiş, mükâfatlarInI göreceksiniz. Ş - 225
73- Amelinizde rıza-yı İlahî olmalı. Eğer o razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Lem'alar -160
74- Kusurlu geçmiş zamanlarıma pişman ve nâdim olup, evvelki güldüklerime şimdi ağlıyorum. Barla L.- 97
75- Namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. Sözler -21

Sidar
20.08.2006, 13:47
76- Herşey kader ile takdir edilmiştir. Öyle ise kısmetine razı ol ki, kolaylık üstünde kolaylık göresin. B.Mesnevi - 257
77- Kavga kapısını kapamak için banka kapısını kapayınız. S. - 409
78- Ey insan, düşün! Sen alâküllihal öleceksin. Lem'alar - 86
79- Sen her cihetten fakir ve O'na muhtaçsın. B.Mesnevi - 257
80- Senin şu fâni dünyana bedel, bâki bir Cennet seni bekler. Mektubat - 227
81- Arkadaş, topraktan ve toprağa inkılab etmekten, kabirden ve kabre girip yatmaktan tevahhuş etme! Mesnevi - 241
82- Bizler uzun bir seferdeyiz. Buradan kabre, kabirden haşre, haşirden ebed memleketine gitmek üzereyiz. Mesnevi - 220
83- Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin. Mektubat - 71
84- İnsan hayvan gibi yaşamamalıdır. Ve yaşamaz. Muhakemat - 139
85- Kendine gel. İnsaniyete lâyık bir surette yüksel. Sözler - 679
86- Bil, Ey Aziz Kardeşim! Tefekkür, gafleti izale eder. Mes. -147
87- Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan! Mesnevi - 130
88- Bir şey tamamiyle elde edilemediği takdirde, o şeyi tamamiyle terketmek câiz değildir. İşarat-ül İ'caz - 9
89- Şu kısa, fâni ömrünü ... Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın. Mesnevi - 182
90- Allah namına vermek, Allah namına almak lâzımdır. Mek. -14
91- Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. Lem'alar -17
92- Ey dil, iyi tad! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede? Hazine-i hassa-i rahmet nâzırı nerede? Sözler - 28
93- Evet ümidvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır. Tarihçe-i Hayat -133
94- Devamı olmayan şeyde kalb için hakikî bir lezzet yoktur. B. Mesnevi - 257
95- Eğer aklın varsa, kanaata alış ve rızaya çalış. Mektubat - 286
96- Kabir kapısını kapamadığınız için, siz kat'î olarak bu yolun yolcususunuz. S.- 634
97- Cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük zannetme. Mesnevi - 118
98- Herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Sözler - 170
99- Eğer Allah'ı buldunsa, bütün eşya senindir gör. Sözler - 220
100- Hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Mesnevi -109

101- Ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır. Gençlik R. - 112
102- (Kur'an mü'mine der:) Hayatın az ise, hayat-ı bâkiyeyi düşün..Sözler - 635
103- (Kur'an mü'mine der:) Ömrün kısa ise; ebedî bir ömrün var, merak etme. S. - 635
104- Fâniyim, fâni olanı istemem. Sözler - 221
105- Âcizim, âciz olanı istemem. Sözler - 221
106- En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridirler. Lem'alar - 213
107- Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Mesnevi - 127
108- Kendini başıboş zannetme. Sözler - 170
109- "Nekadar güzel yapılmış" de, "Ne kadar güzeldir." Deme. Gençlik rehberi - 143
110- Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda. Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında... Sözler - 205
111- Umumî ve en mühim bir ihtiyaç ancak âhirettir. Mesnevi - 38
112- Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler. Mektubat - 225
113- Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. Mektubat - 302
114- Büyük görünme küçülürsün. Sözler - 724
115- Merak ilmin hocasıdır. Sünuhat - 45
116- "Namaz, dinin direğidir." İşarat-ül İ'caz - 43
117- Şu vücud, sende vedia ve emanettir. Sözle r -213
118- (Dünya) misafirler için yapılmış bir handır ki daima dolup boşalıyor. Mesnevi - 43
119- Mal istersen, kanaat yeter. Mektubat - 282
120- Düşman istersen, nefis yeter. Mektubat - 282
121- Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Mesnevi - 129
122- Nefis daima kötü şeylere sevkeder. Lem'alar - 275
123- Dünya bir gün bize haydi dışarı diyecek. Lem'alar - 208
124- Dünyaya ne için geldiğini öğren. Lem'alar - 208
125- Seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan. Lem'alar - 207


126- Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler - 142
127- Kıyamette arz ölüp, siz sağ olarak çıkacaksınız. Sözler - 432
128- Bilirsin ki; ömür kısadır, lüzumlu işler pek çoktur. Barla L. - 66
129- Dünya seni terketmeden evvel, sen dünyayı terket. D.H. Örfi - 31
130- Zaman gösterdi ki: Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil. Mek. - 472
131- Misafir, yolunu düşünmeli. Nasılki bu odadan çıkacağım, ... diğer bir gün de dünyadan çıkacağım. Lem'alar - 236
132- Nev'-i beşerin en büyük mes'elesi Cehennem'den kurtulmaktır. Şualar- 232
133- Bir bülbülü yaratan, bütün kuşları yaratan olabilir. Şualar - 662
134- Hakikî ve elemsiz lezzet, yalnız imanda ve iman ile olabilir. Şualar - 199
135- Sizdeki gençlik kat'iyen gidecek. Sözler -145
136- Âhiretin vücudu, dünyanın vücudu kadar kat'î ve şübhesizdir. Lem'alar - 310
137- (Dünya) bizi terketmeden, biz onu terke çalışmalıyız. Lem: 208
138- Ömür durmuyor, çabuk gidiyor. Tarihçe-i hayat -: 555
139- Elbette pek yakında birbirimizden ayrılacağız. Tarihçe - 554
140- Hayat, teessürat ile tasaffi edip, teellümat ile cilalanarak kuvvet buluyor. B.Mes: 380
141- İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Lem'alar - 131
142- Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedî hayatına çok zarar verebilir. Lem'alar - 212
143- Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır. Lem'alar - 209
144- Hastalık gafleti dağıtır, âhireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir. Lem - 212
145- Hastaların kalbini hoşnud etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer. Lem'alar - 214
146- Elbette biz başıboş değiliz. Sözler - 287
147- (Allah:) Kabirden sizi ihya edip, haşre getirip, huzur-u kibriyasında hesabınızı görecektir. Sözler - 116
148- Bediüzzaman diyor ki: "Bir zaman gelecek, herkes benim halime gıbta edecektir." Tarihçe-i hayat - 48
149- Ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Lem'alar - 86
150- Biz, hizmetle mükellefiz. Neticeleri ve muvaffakıyet, Cenab-ı Hakk'a aittir. Kastamonu L.- 88
151- Her şeyin iyisine bak!. Sözler -35
152- Helâl dairesi geniştir. Keyfe kâfi gelir. Sözler - 29
153- Sen burada misafirsin ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Mesnevi - 119
154- Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe...Mektubat - 79
155- Kur'an: Akıllara istikamet ve nur ve hayata hayat ve saadet veriyor.Söz - 446
156- "Mü'minin niyeti, amelinden hayırlıdır." Sözler - 361
157- Kadere iman eden, gamlardan kurtulur. Şualar - 260
158- En büyük hata , insan, kendini hatasız zannetmesidir. Tarihçe-i Hayat - 72
159- Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Lem - 88
160- Bu dünya eğer daimî olsa idi ve yolumuzda ölüm olmasaydı ... Ben de seninle beraber senin haline acıyacaktım. Lem'alar - 208
161- Evet bu kâinatın perdesi altında çok acaib şeyler vardır, bizleri bekliyorlar. Mes - 27
162- Bu insan zanneder mi ki, başı boş bırakılacak ve yarınki hesaba çekilmeyecek. B.Mesnevi - 70
163- Madem iman gibi hadsiz derecede kıymetdar bir nimet bizde vardır; ihtiyarlık da hoştur, hastalık da hoştur, vefat da hoştur. Lem'alar - 238
164- Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı. Sözler - 234
165- Uyan ey gözlerim vakt-i seherde. Sözler - 234
166- İnsan bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için gelmiştir.S - 316
167- Allah'ın nuru ile nurlanan bir gönlün semasını hangi bulutlar kaplayabilir? T. H. - 9
168- Rahat, zahmette; zahmet, rahattadır. Lem'alar - 125
169- Sizin hanenizdeki masum evlâdlarınızla masumane sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir. Lem'alar - 203
170- Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Sözler - 21
171- Tenbellikle namazı terkeden veyahud kıymetini bilmeyen; ne kadar câhil, ne derece hâsir, ne kadar zararlı olduğunu bilâhare anlar, ama iş işten geçer. İ. İ'caz - 43
172- Herşey gibi, elbette gençliğin dahi lezzetleri gidecek. Lem - 233
173- Bir saatin sanatkârı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder; Kur'an dahi, elinde kâinatı tutmuş öyle yapıyor. Mektubat - 190
174- (Tabiat), bir nakıştır, nakkaş olamaz. Lem'alar - 186
175- Dindaşlarınızla ittifak ediniz.. yani, ihtilafa düşmeyiniz. Lem'alar - 155
176- Şeytanın arkadaşları çoktur. A'sar-ı Bediiye: Münazarat
177- Bir tek adam seninle hidayete gelse, sahra dolusu kırmızı koyun, keçiden daha hayırlıdır. Şualar - 336
178- Mâdem Allah var. Elbette âhiret vardır. Sözler -104
179- Milletin kalb hastalığı; za'f-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir. H. Ş. - 86
180- İnsan ibadetine i'timad etmemelidir ve dâima ibadetinin artmasına çalışmalıdır. İşarat-ül İ'caz - 99
181- Dünyanın lezaizi zehirli bala benzer. Lezzeti nisbetinde elemi de vardır. Mes-125
182- "Bir saat tefekkür, bir sene ibadet-i nâfile hükmünde" Kastamonu L.- 10
183- Bütün yıldızları elinde tutmayan, birtek zerreye Rab olamaz. Sözler - 591
184- (İnsan) Kusur etse, istiğfar etmeli. Yâ Rab! Kusurumuzu afvet, bizi kendine kul kabul et ...Âmin. Sözler - 29
185- Cenab-ı Hak herşeyden daha büyüktür. B.Mesnevi - 121
186- İnsan der: "Çürümüş kemikleri kim diriltecek?" Sen, de: "Kim onları bidayeten inşa edip hayat vermiş ise, o diriltecek." Sözler - 114
187- Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir. Mektubat - 468
188- Bu zamanda en büyük ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır. Emirdağ L - 62
189- Bak çeşmelere, çaylara, ırmaklara... Yerden, dağlardan kaynamaları tesadüfî değildir. Sözler - 671
190- Kur'an, bitmez ve tükenmez bir hazinedir. Mektubat - 388
191- Bu meydan-ı imtihanda olanlar, başı boş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar...Sözler - 52
192- "Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasaydı, belâlar sel gibi üzerinize dökülecekti." Lem'alar - 236
193- Hastalığın faidelerini, sevabını ve çabuk geçeceğini düşün, merakı kaldır, hastalığın kökünü kes. Lem'alar - 210
194- (İnsan), Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Sözler - 319
195- Ölüm, muzır hayvanlarla dolu bir hapisten geniş bir sahraya çıkmak gibidir. İşarat-ül İ'caz - 180
196- Bir derman, haddinden geçse, dert getirir. Mektubat - 475
197- Her vakit "Besmele"ye, ... ihtiyaç vardır. Mesnevi - 231
198- Hastalığın hafifleşmesini istersen, merak etmemeye çalış. Lem'alar - 210
199- Mâdem ben de bu vatanın bir evlâdıyım, bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır. Emirdağ - 105
200- İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Lem'alar - 133

Sidar
20.08.2006, 13:59
201- Hiç kimse, hiçbir işini besmelesiz bırakmasın. İşarat-ül İ'caz - 15
202- Bu dünya ebedî kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Mesnevi - 43
203- Cennet dahi ucuz değildir, mühim fiat ister. Mektubat - 397
204- Kur'an'ın zincirini muhkem tut. Onun sözüne kulak ver. Başkaları seni aldatmasın. Nurun ilk kapısı - 143
205- İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. Lem'alar - 8
206- (Allah), arının kanat sahifesini, hüceyrat ve zerrat ile yazdığı gibi, sema sahifesini de yıldızlar ve güneşler ile yazar, tezyin eder. B. Mesnevi - 271
207- (Şu dünya); Bir lezzet verse, bin elem takar, çektirir. Lem - 129
208- Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der. S: 6
209- Zekatı vermeyenin herhalde elinden zekat kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir, ya bir musibet gelip alacaktır. Mektubat - 273
210- Zaman ihtiyarlandıkça, Kur'an gençleşiyor. Mektubat - 475
211- Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Sözler - 169
212- Evet Kur'anın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden ebede gidecektir. S - 408
213- Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider... Sözler - 212
214- Cehennem lüzumsuz değil; çok işler var ki, bütün kuvvetiyle "Yaşasın Cehennem!" der. Mektubat - 397
215- Nasihatı dinleyen, ancak cehlini bilenlerdir. Os. İşarat-ül İ'caz
216- Hâlıkımız bizden ne suretle razı olacak ve bugün ne gibi bir sa'y ile sahife-i hayatımı kapatacağım. Barla l.. - 114
217- Kabirden başka mekânın var mı? Mesnevi - 96
218- Evet vakit yaklaştı. Dünya kazuratından temizlenmek üzere bir gusül lâzımdır. Mesnevi - 129
219- Allahı tanımayanın dünya dolusu belâ başında vardır. Lem: 210
220- Evet, iğnenin yaptığı işi balta yapamaz. B. Mesnevi - 638
221- Mâdem, Cenab-ı Hak var, her şey var. Mektubat - 289
222- Ehl-i iman ile bütün kâinat alâkadardır, ondan memnundur. Lem'alar - 86
223- Biliniz kardeşlerim, ben kendimi âhirete göç etmek üzere görüyorum. B. Mes - 382
224- Sakın deme ki: "Ben bir şeyin hepsini bilip anlamazsam, o şeyin hepsini de istemem. B. Mesnevi - 387
225- Acaba sen bir bostanın içine girdiğin zaman, o bostanın bütün meyvelerini yiyemezsen hepsini terkedecek misin? B. Mesnevi 387
226- Eğer bir insaf edip düşünebilseydin, pire ve sivrisinek gibi küçücük hayvanata bu kadar kızıp öfkelenmezdin. B. Mesnevi - 395
227- Senin yemen için sana kavun ve elmayı hazırlayan zât, elbette senden daha çok senin yediğini alîmdir. B. Mesnevi - 398
228- Dallar ve damarlar, ancak Rahmetin birer çeşmesi ve ni'metin birer borusudurlar. B. Mesnevi - 398
229- Gururu bırak, aczini anla, mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya ne için geldiğini öğren. Lem'alar - 208
230- Kur'an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattir, hem şeriattır. Mesnevi - 128
231- İlahî! Ben seviyor ve temenni ediyorum ki, benim binlerce lisanım olsaydı da, tâ kıyamete kadar benim bedelime istiğfar etseydiler. B. Mesnevi - 405
232- "Allah'tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar, bir sineği halkedemezler." Lem'alar - 241
233- Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez.Öyle ise nefsimden başlarım. S - 269
234- Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş; elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Sözler - 270
235- Bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese, bir yeni âlemin kapısıdır. Sözler - 273
236- Kudret-i ezeliyeye nisbetle, ölümden sonra haşrin gelmesi, güzden sonra baharın gelmesi gibidir. Mesnevi - 45
237- Herşey Allah'ın malıdır ve ondan gelmiştir ve ona dönecektir. B. Mesnevi - 373
238- Bütün her şey, Allah'tandır ve Allah'ındır. B. Mesnevi - 373
239- Kur'anın bir kısmı, bir kısmını tefsir eder. İşarat-ül İ'caz - 26
240- Kur'an güneşi dahi her tarafı ziyasıyla aydınlatmıştır. B. Mesnevi - 350
241- Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi' ettik. Sözler - 212
242- Yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakikattır. Lem'alar - 274
243- Acz ve fakrımı vesile yaparak Rabbime iltica ettim. Mes. - 50
244- Tesbih ederiz o zâtı ki, su ve havayı hem mikroba, hem de file beraber olarak rızık edip lokma yapar. B. Mesnevi - 374
245- "Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! ... Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir." Sözler - 52
246- Bir şeyin ehemmiyeti ise, o şeyin kıymeti miktarıncadır. B. Mesnevi - 431
247- Hepsi anlaşılmazsa, hepsini bırakmak kâr-ı akıl değildir. B. Mesnevi - 356
248- "Kim ki, Allah'a tevekkül ederse; Allah onun vekilidir." B. Mesnevi - 192
249- Sen boş ve ehemmiyetsiz bir şey olup istediğin yerde otlamak üzere ipin boğazına sarılmış değilsin. B. Mesnevi - 520
250- Elemler ise sevab cihetiyle manevî lezzet yetiştiriyor. S: 636


251- İmana gel ki, elemden emin olasın. Mesnevi - 112
252- Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Sözler - 204
253- Beni dünyaya çağırma, Ona geldim fena gördüm. Sözler - 219
254- Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayan a'malara bak! Allah'a şükret. Lem'alar - 215
255- (Allah'ın) emir ve iradesi olmazsa hiçbir şey hattâ hiçbir zerre hareket edemez. Şualar - 606
256- Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir. Muhakemat - 28
257- Ey insan! İnsan isen, şu güzel işlere, tabiatı, tesadüfü ... karıştırma! Söz- 357
258- Mâdem Allah var, sana bakar, sana herşey var. Lem'alar - 219
259- Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ... S - 146
260- "Allah'a imanınız varsa, elbette Allah'ı seveceksiniz." Lem - 57
261- Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.Mek- 473
262- (Toprak), hadsiz bir rahmetin perdesidir ve içine giren hiçbir şey başı boş kalmıyor. Emirdağ 1 - 237
263- "Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli Sözleri, "Lâ ilahe illallah" kelâmıdır." Şualar - 9
264- Kendini beğenen, belayı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider. Mektubat - 282
265- Dünya; ... gelen geçenlerin alış-verişi için yol üstünde kurulmuş bir pazardır. Lem'alar - 233
266- İnsan, ebed için yaratılmıştır. İşarat-ül İ'caz - 146
267- Ölümü düşünen ... âhiretine ciddî çalışır. Mektubat - 282
268- "En hayırlı genç odur ki; ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır." Mektubat - 282
269- Dünya; ... her gün dolar boşalır bir misafirhanedir. Lem. - 233
270- Riya ... Hayrı, şer eder. Nurun İlk Kapısı - 46
271- Hayr, o vakit hayr olur ki; Allah için ola. Nurun İlk Kapısı - 45
272- İnkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. Emirdağ 1 - 203
273- Yahu bu sineğe bak! Gayet küçücük zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler süpürür. Mesnevi - 80
274- Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Emirdağ 1 - 203
275- "De ki: Cenab-ı Hak bana kâfidir. Madem o var, herşey var." Lem'alar - 52
276- Ben ihtiyar oluyorum, bundan sonra kaç sene yaşayacağımı bilmiyorum. Öyle ise bana en mühim iş, hayat-ı ebediyeye çalışmak lâzım geliyor. Mek - 62
277- Dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. Mek. - 71
278- Madem dünya bir misafirhanedir; vefat eden çocuk nereye gitmişse, siz de biz de oraya gideceğiz. Mektubat - 79
279- Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cennet'i dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş. Mektubat - 227
280- Dünyadaki her lezzetli şeyin en a'lâsı Cennet'te bulunur. Sözler - 648
281- Cehennem ağzını açmış bekliyor. Cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış gözlüyor. Sözler - 525
282- "Her sabah bir melaike çağırıyor: "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz, harab olmak için binalar yapıyorsunuz." Diyor. Lem'alar - 248
283- Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Sözler - 52
284- Dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur gibi hayatın lezzetini kaçırır. Sözler - 150
285- "İman eden ve iyi işler işleyen mü'minlere beşaret ver ki, altında nehirler akan Cennetler onlarındır." İşarat-ül İ'caz - 139
286- Eyvah! Hem gençlik gitti, hem ömür gitti, hem müflis olarak kabre gidiyorum; keşki aklımı başıma alsaydım. Mektubat - 422
287- Dünyamızı, dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit feda etmeye hazırız. M: - 431
288- (İnsanın) muhakemesi için dünya kapısı kapanıp, âhiret kapısı açılır. S- 614
289- İnsanlar öldükten sonra, ruhları başka makamlara gider. S: 614
290- İbadette gençlik kuvvetini sarfetmenin neticesi: Dâr-ı saadette ebedî bir gençliktir. Sözler - 648
291- Evet bir kavun çekirdeğini halk eden zât, bilbedahe kavunu halk edendir; ondan başkası olamaz. Şualar - 26
292- Evet dünya, öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. S: 533
293- Ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fâni ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Mesnevi - 130
294- "Bu latif kıymetdar göz ve kulağı verecek ancak Rabbinizdir." Sözler - 416
295- İman, bir manevî tuba-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Sözler - 17
296- Küre-i Arz bir mahluktur, Cenab-ı Hakk'ı tesbih ediyor. Mektubat - 353
297- Senin hanen hükmünde bulunan cesedin bile emanettir. Mesnevi - 66
298- Tesadüf yok, hâdisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir. Mektubat - 349
299- Size beğendirmek için değil, belki Hakk'a hizmet için yazdım, vesselâm. A.Bediiye, Münazarat - 404
300- Kadere teslim ol ki, selâmette kalasın. Mesnevi - 112


301- Üç günden fazla bir mü'min, diğer bir mü'mine küsmemek İslâmiyet emrediyor. Sözler - 152
302- Cenab-ı Hak bize nur ve nuranî vazifeyi vermiş. Kas. L. - 118
303- Allah için çalışınız ... O vakit sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. Lem'alar - 17
304- Bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, zarara razı olana şefkat edilmez. Kastamonu L. - 123
305- Saadet-i beşeriye dünyada adalet ile olabilir. Adalet ise doğrudan doğruya Kur'anın gösterdiği yol ile olabilir. Hutbe-i Şamiye - 79
306- Evet hürmet verilir, istenilmez. Uhuvvet Risalesi - 55
307- İnsanda en tehlikeli damar, enaniyettir ve en zaîf damarı da odur. Mek - 424
308- Bu zaman cemaat zamanıdır. Kastamonu L. - 6
309- Ni'met ve Rahmet-i İlâhiyenin fiatı, şükürdür. Emirdağ 1 - 32
310- Böyle bir zamanda en lüzumlu, en ehemmiyetli, en birinci vazife imanı kurtarmaktır. Kastamonu L. - 22
311- Bu dâvadan vazgeçilmez. Şualar - 339
312- İmanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkikî yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nur'dadır. Kastamonu L. - 77
313- Hâlık-ı Rahman'ın ibadından istediği en mühim iş, şükürdür. Mektubat - 364
314- İnsanda en tehlikeli damar, enaniyettir. Ve en zaif damarı da odur. Mek- 424
315- Hakikat ise; Hak söyler, doğru konuşur. Sözler - 651
316- "Onlara ihtar ettiğimiz ders ve nasihatı unuttukları ve amel etmedikleri vakit, onları tutup musibet altına aldık." Os. Lem. - 679
317- "Hayvanatın bekaları rızık iledir ve rızıkları ottur; Onların rızkı da yağmurdur. Yağmur ki, âb-ı hayattır ve rahmettir; Ve rızık da semâvatttan gelir." Os. Lem'alar - 671
318- "Demeyiniz ki: Sen böyle yapmasaydın, böyle olmayacaktı." Os. Lem'alar - 683
319- Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki: O hased, hased edeni yakar. Uhuvvet Risalesi - 54
320- "Kimin için Allah var, ona herşey var ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur". Sözler - 462
321- Fitne-i âhir zamanın mâhiyeti bana göründü ki, o fitnenin en dehşetlisi ve câzibedârı kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. Gençlik Rehberi - 16
322- "Bir bela, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar." Sözler - 172
323- Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı kuvveti artırır. Mesnevi - 127
324- Ya İlâhi! .. Bizi azab âteşinden ve cehennemden kurtar! Os. Şualar - 100
325- Sana itimad ediyorum ve herşeyi senin için terkediyorum ve yalnız seninim ve seni istiyorum. Nurun İlk Kapısı - 18
326- "Rabbimizin bizden istediği nedir?" Sözler - 491
327- Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli . Mektubat - 279
328- İlimlerin esası, ilimlerin şahı ve padişahı; iman ilmidir. Sözler - 749
329- "Ey insanlar, duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?" Mek: 299
330- Zikir ve duadan maksad sevabdır ve merhamet-i İlahiyeyi celbetmektir. Mes - 230
331- Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var! Sözler - 687
332- Haşir meydanı da bir harmandır. Kâinatın başak ve semeresi olan benî Âdemi intizar etmektedir. Mesnevi - 117
333- Kötü hasletler, bâtıl itikadlar, günahlar, bid'alar; manevî kirlerden olduklarını unutmamalıyız. Lem'alar - 307
334- Baş ile yapılan secde Allah için olursa ibadettir, gayrısı için dalalettir. Mesnevi - 196
335- Allah mâliktir, sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Mesnevi - 130
336- Sultan-ı ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş. İ. İ'caz - 13
337- Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Sözler - 236
338- (İnsan) Eğer sabretse, musibetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Lem'alar - 10
339- Şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın. Mesnevi - 182
340- Senin hakkın medih değil istiğfardır, nedâmettir. Sözler - 230
341- Şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise; hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir. Lem'alar - 331
342- Bu zamanda ehl-i İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Lem'alar - 104
343- Evet, herşeyi maddiyatta arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise, ma'neviyatı göremez. Muhakemat - 18
344- (Kabir); Mü'min için, zindandan bir bahçeye açılan bir kapıdır. S. - 38
345- Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası. Sözler - 717
346- Beni merak etmeyiniz. İktisad ve kanaat, bana iki hazinedir; tükenmez bitmez. Emirdağ 1 - 89
347- Hakikî adalet ve te'sirli ceza odur ki; Allah'ın emri nâmıyla olsun. Yoksa te'siri yüzden bire iner. Hutbe-i Şamiye - 78
348- Sen kusur, fakr, acz ve ihtiyaç unsurlarından terkib edilmiş bir şeysin. B. Mes - 455
349- Hakikat usandırmaz. Tarihçe - 135
350- Allah namına işlemeli, başlamalı ... Ve Allah hesabiyle vermeli ve almalı. S: - 29
351- "Bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklettim, kırkı da çekemedi kaldı." Os. Le. - 655
352- Birden gördüm; Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Os. Lem'alar - 656
353- Demir büyük bir ni'met-i İlâhiyedir. Os. Lem'alar - 666
354- Ey akıl, dikkat et! Ey göz, güzel bak! Ey dil, iyi tat! Sözler - 28
355- Her üren kelbin ağzına bir taş atacak olsan, dünyada taş kalmaz. İ.İ’caz.124
356- .Mevt, ancak ruhun cesed kafesinden çıkmasıyla tebdil-i mekân etmesinden ibarettir. İ.İ - 179
357- Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Mesnevi - 199
358- İktisad ise, bu zamanda herkese lâzımdır. Emirdağ 1 - 106
359- Şöhret, insanın malı olmayanı da, insana mal eder. Mu. - 23
360- Bahar dahi bir çiçektir ve Cennet dahi görülmedik bir çiçektir. Şualar - 78
361- "Cenab-ı Hak vâdediyor: Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz." Tarihçe - 9
362- "Âlimler, peygamberlerin vârisleridirler." Tarihçe - 8
363- Ecel gizli olmasından, vasiyetnâme yazmak sünnettir. E.1 - 136
364- Başıma ne gelse, altında bir Rahmet var. Emirdağ L. 1 - 137
365- Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun. Emirdağ L. 1 - 198
366- (Ey Nefsim!), Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma! Emirdağ L.1 - 199
367- İnsan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. Lem'alar - 120
368- Mahlukatın en mükerremi, belki en a'lâsı olan insan, eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyade bozuk olur. Lem'alar - 82
369- Hayat-ı bâkiyede madem beraberiz, bir muvakkat müfarakat olsa da, sizi müteessir etmesin. Emirdağ L. 1 - 140
370- Bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Mektubat - 439
371- Hasta evvelâ kendine bakmalı, sonra hastalara balabilir. Mektubat - 355
372- Cenab-ı Hak beni de, sizi de tarîk-ı Hak'tan şaşırtmasın. Âmîn. Barla L. - 248
373- Güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. Mektubat - 358
374- Mübarek karınca dahi, güya hırs vasıtasıyla ayaklar altında kalmış ezilir. Mek - 366
375- Şükür içinde, safi bir iman var, hâlis bir tevhid bulunur. Mektubat - 366
376- Ecel gizli olduğundan, herbir günde ölmek ihtimali var. Mektubat - 415
377- "Eken biçer", atalarımızdan kalma mübarek bir sözdür. Emirdağ L. 1 - 135
378- Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve kat'iyen inanınız ki; Nur'un şefaatı, Nur'un duası, Nur'un himmeti sizleri kurtaracaktır. Emirdağ L. 1 - 135
379- Allah'ın sizlere ihsan ettiği ezelî lütfuna karşı secdeden başlarınızı kaldırmayınız. Emirdağ L. 1 - 135
380- Çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. E: 1 - 132
381- Geçici, muvakkat sıkıntılara ve sarsıntılara ehemmiyet vermemek lâzımdır. Emirdağ L. 1 - 132
382- "Bazan bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlı olur." Emirdağ L. 1 - 104
383- Kaderin herşeyi güzeldir, hayırdır. Ondan gelen şer de hayırdır. Çirkinlik de güzeldir. Sözler - 472
384- 24 Saattan yalnız bir saatı, beş namaz için Hâlık Teâlâ bizden istedi. Tarihçe - 134
385- Nar ağacı sâfi bir şarabı, hazine-i rahmetten alıp meyvesine yedirir; kendisi çamurlu ve bulanık bir suya kanaat eder. Lem: 124
386- Sizin her şeyiniz muhafaza ediliyor. Mektubat - 227
387- "Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavüz etmez." Lem'alar - 132
388- Zulme rıza, zulümdür. Kastamonu L. - 207
389- Uyan, aklını başına al! B. Mesnevi - 521
390- Sen nerede olursan ol, orası Allah'ın mülküdür. B. Mesnevi - 521
391- Yâ Rabbi, ben senin isminin yardımıyla ve O'nun bereketiyle okuyacağım. Emirdağ 2 L. - 97
392- Bu uzun yolda birinci menzilim dünya, ikinci menzilim kabirdir. Nurun İlk Kapısı - 144
393- İnsanlar; ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelaline dönecekler. Mektubat - 228
394- Evet, Hakk'ı tanıyan, hakkın hâtırını hiçbir hâtıra fedâ etmez. Zira, Hakk'ın hâtırı âlîdir, hiçbir hâtıra fedâ edilmemek gerekir. Münazarat - 15
395- Çok iyiler var ki, iyilik zannı ile fenalık yapıyorlar. Mün. - 16
396- Atmaca kuşu serçelere tasliti, zâhiren rahmete uygun gelmez. Halbuki serçe kuşunun istidadı, o taslit ile inkişaf eder. Sözler - 232
397- "Sözleri dinleyip en güzeline tâbi' olup fenasına bakmayanlar, hidayet-i İlahiyeye mazhar akıl sahibi onlardır" Şualar.. - 509
398- Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum Sözler - 5
399- İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. İşarat-ül İ'caz - 85
400- "Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum." Sözler - 36

401- Bu dünya bir misafirhanedir. Mektubat - 438
402- Namaz dini, zekât asayişi muhafaza eden İlahî iki esastırlar. İşarat-ül İ'caz - 43
403- Kâinatı elinde tutamayan, zerreyi halkedemez. Sözler - 700
404- Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Mektubat - 228
405- Mü'minin, mü'mine karşı vazifesi: Büyüğe hürmet, küçüğe merhamet, müsaviye muhabbet ... Â. Bediiyye
406- İslâmiyet'te imandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Tarihce - 143
407- İmanı kurtarmak ve Kur'ana hizmet için, Mekke'de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünki, en ziyâde burada ihtiyaç var. Emirdag 1 - 195
408- Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ederim ki; beni bana beğendirmemiş, dehşetli kusurlarımı bana göstermiş. Emirdag L. 1 - 161
409- Gördüm ki: Ömrüm koşarak gidiyor, âhirete yakınlaşmış. Lem'alar - 256
410- İman dahi hayata hayat ve ruh oldukça, beka bulur hem bâki meyveler verir. Lem'alar - 257
411- Bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza bu fâni dünyadan da çıkacaksın. Öyle ise, aziz olarak çıkmaya çalış. Mesnevi - 119
412- Fenalığı kendinden, iyiliği Allah'tan bil. Sözler - 37
413- Bir elmayı, bir adama hakikî rızk olarak vermek; bütün yeryüzünü bütün meyvelerle dolduran o zât verebilir. Sözler - 418
414- Sure-i İhlas'ın herbir harfinin haseneleri, binbeşyüze yakındır. Sözler - 347
415- İslâmiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kastamonu L. - 187
416- Sizler baktınız. Günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim? Kastamonu L. - 208
417- "Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm, sana dehalet ediyorum ve herşeyi sana bırakıyorum ve sana tevekkül ediyorum." B. Mesnevi - 463
418- Meyveler nümunelerdir, yutmaya değil tatmaya izin var. Tâ ki asıllarına müşteri olunsun. B. Mesnevi - 463
419- Ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor. Lem - 224
420- Sen hayırlı amelinin ücretini, amelden önce almışsın. B. Mesnevi - 465
421- "İlminden mefaat görülen bir âlim, bin âbidden hayırlıdır. Tefekkürnâme - 5
422- Madem ölüm var, kabre girilecek; bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Mek - 439
423- Şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder. Sözler - 687
424- (Peygambrimiz (a.s.m.) ferman etmiş: "Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş." Lem'alar - 54
425- Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Mektubat - 276
426- Allah'ı tanımayanın dünya dolusu bela başında vardır. Allah'ı tanıyanın dünyası nurla ve manevî sürurla doludur. Lem'alar - 210
427- Dua bir ibâdettir. Mektubat 301
428- Diyebilirsin: "Benim Rabb-ı Rahîm'im dünyayı bana bir hane yaptı. Ay ve güneşi, o haneme bir lâmba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nimet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı. Sözler - 328
429- Her mü'minin namazı, onun bir nev'i mi'racı hükmündedir. Şualar: 92
430- Sâni'-i Zülcelal, kendi san'atının mu'cizeleri ile kendini tanıttırmak ve bildirmek ister. Sözler - 329
431- Kabre girip uyandırılmamak üzere rahat yatamazsınız. S: 400
432- Sana i'timad ediyorum ve herşeyi senin için terkediyorum ve yalnız seninim ve seni istiyorum. Nurun İlk Kapısı - 18
433- Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir. Lem'alar - 9
434- Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Sözler - 272
435- Asıl söz ise Kur'anındır. Zira söz odur ve söz onundur. Dinleyelim: Sözler - 91
436- Merak musibeti ikleştirir, maddî musibeti kalbde de yerleştirmek için bir kök olur. Şualar - 323
437- Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma! Mek: 224
438- Herşeyde bir güzellik ciheti var ve Rahmetin bir cilvesi var. Şualar - 323
439- Kader adalet ve hikmetle iş görür. Şualar - 323
440- Hadîs-i Şerif'te vardır ki: "Bir adam seninle imana gelmesi, sana sahra dolusu kırmızı koyunlardan daha hayırlıdır." E. 1 - 104
441- Her bir bahar, birtek çiçek gibi, gayet muntazam ve mevzun olarak, zeminin yüzüne bir Cemil ve Celil'in eliyle takılıp koparılıyor; konup kaldırılıyor. Sözler - 164
442- (İnsan), öyle bir Kerim'e misafir olmuş ki nihayetsiz rahmet hazinelerini ona açmış. Sözler - 323
443- Allah'a sığınmaktan başka çâre yoktur. B. Mesnevi - 526
444- Allah'tan başka çağırdığınız bütün ilahlarınız toplansalar da yine bir tek sineği halk ve icad edemezler. B. Mesnevi - 528
445- Çok kıymettar ni'metlerin makbul fiyatları, başta Bismillahirrahmanirrahim ve âhirinde Elhamdülillah demektir. Şualar - 162
446- Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Sözler - 21
447- Uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzed olmuş adam, dinsiz yaşayamaz. Tarihce - 84
448- Sinek tavuktan san'atça ileri geçmezse de, geri de kalmaz. Lem'alar - 240
449- Bir adamın bir hikmet kelimesini işitmesi, bazan olur ki ona bir sene ibadetten hayırlı olur. Tefekkürnâme
450- "Din nasihatten iberettir." Â. Bediiyye - 393


451- Dünyanın yüz bahçesi, fâni olmak haysiyetiyle âhiretin bâki olan bir ağacına mukabil gelemez. Emirdag L. 1 -87
452- Dünya için din feda olunmaz. Hutbe-i şamiye - 86
453- Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Lem'alar - 207
454- Umum vaktinizi, hattâ uykuda dahi olsa, ibadette olmak isterseniz, öyle ise farz namazınızı terk etmeyiniz. El yazma
455- Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Sözler - 317
456- Kabrinde çok günahları kazanan ve kazandıran çıplak bacakları yılan suretinde görünecek ve Cehennem'de o çirkinleşmiş uzuvlarının yanmalarının azablarını çekecek. Os. Lem’alar
457- Kur'andan ve hadisten sonra en mühim hüccet-i imaniye, Risale-i Nur'dur. G. Münteşir - 53/155
458- Bir adamın imanını kurtarmak, on adamı veli yapmaktan daha sevablı bir hizmettir. Kastamonu L. - 84
459- "Herşeye bedel Allah bana kâfi ve vâfi ve şâfidir. Âmenna." B. Mesnevi - 539
460- Ey kardeş bil ki! Menfaat gibi zarar dahi doğrudan doğruya Cenab-ı Hak'tandır.
B. Mesnevi - 540
461- hayat gibi ölüm dahi doğrudan doğruya Allah'ın kudret ve kaderi iledir. B. Mes - 540
462- Abdin hal-i secdedeki ânı, Rabbisine en yakın halidir. B. Mesnevi - 545
463- Hakikî bir Müslüman, samimî bir mü'min hiçbir zaman anarşiye ve bozgunculuğa taraftar olmaz. Tarihce - 653
464- Dinin şiddetle men'ettiği şey, fitne ve anarşidir. Tarihce - 653
465- Eğer malı çok seversen, hırs ile değil, belki kanaat ile malı taleb et, tâ çok gelsin. Mektubat - 272
466- (Cenab-ı Hak), korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Şualar - 234
467- Gıybet, ehl-i adavet ve hased ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. Mektubat - 276
468- Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: "Hazret-i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir." Mektubat - 470
469- Âhirzamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Kastamonu L. - 111
470- İlim odur ki, kalbde yerleşsin. Yalnız akılda olsa insana mal olmuyor. Â. Bediiyye - 634
471- İslâmiyetin menşei, ilim; Esası, akıldır. İşarat-ül İ'caz - 104
472- Hazmolmayan ilim, telkin edilmemeli. Sözler - 706
473- Gençlik ni'metine bir şükür olarak, o tatlı ni'meti, iffetle, istikamette sarfetmek lâzım ve elzemdir.Şualar - 204
474- Madem Rahîm bir Hâlıkımız var; bizim için gurbet olamaz. Madem o var, bizim için herşey var. Lem'alar - 228
475- Nev-i beşere rahmet olan Kur'an ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Tarihce - 132
476- Nefsim her fenalığı ister. Mektubat - 68
477- Kısa bir ömürde, az bir lezzet için; ebedî, daimî hayatını ve saadet-i ebediyesini berbad etmek, ehl-i aklın kârı değil. Mek.- 68
478- Âhireti bilen ve dünyanın hakikatını keşfeden; aklı varsa pişman olmaz, yeniden dünyaya dönüp uğraşmaz. Mektubat - 68
479- Kur'an yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz. Mektubat - 66
480- Ecel birdir, değişmez. Sözler - 152
481- Benim boynumda veya koynumda bir akrep bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lâzım gelir. Mektubat - 64
482- Bu dünya fânidir. En büyük dâvâ, bâki olan âlemi kazanmaktır. İnsanın i'tikadı sağlam olmazsa, dâvâyı kaybeder. Emirdağ L. - 15
483- Yanıma gelen herkese demişim: "İman lâzım, İslâmiyet lâzım"... Mektubat - 63
484- En mühim, en lüzumlu, en selâmetli olan imana hizmet cihetini tercih ettim. Mektubat - 63
485- Kanaat ve iktisad; maaştan ziyade sizin hayatınızı idame ve rızkınızı temin eder. Mektubat - 418
486- Kur'an-ı Hakîm, her zaman kıyametin acaibini tehdid suretinde zikrediyor. "Göreceksiniz..." diyor. Mektubat - 59
487- Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir. Lem'alar - 167
488- Cennet-Cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir. Sözler - 532
489- Lezzet-i hizmet-i imaniye, her kederi unutturur. Barla L. - 261
490- Tevekkül, kanaat ve iktisad öyle bir hazine ve bir servettir ki, hiçbir şey ile değişilmez. Mektubat - 14
491- Cesed, gelip geçicidir. Sözler - 517
492- Bilirsin ki: En ziyade insanı tahrik eden meraktır. Sözler - 238
493- Cennet adamlar istediği gibi, Cehennem de adam ister. Emirdag L. - 43
494- Şimdi insanlarda kim var ki, kusuru bulunmasın. Mâdem, hasenat seyyiata râcih gelse afvedilir. G. Münteşir - 53/391
495- Cesed ruhun hanesi ve yuvasıdır, libası değildir. Sözler - 517
496- Şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder. Sözler - 687
497- Bu meydan-ı imtihanda olanlar, başı boş değiller; saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar... Sözler - 52
498- Yahu, bu da geçer. Mektubat - 278
499- Cenab-ı Hak bir abdini severse, dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir. Mektubat - 278
500- Bu latif, nazik masnuatı o kuru ağaçlardan ihraç eden kudrete hiç bir şey ağır gelmez. Mesnevi - 108

Sidar
20.08.2006, 14:22
501- Ölüm beni ahbabımdan ayırmıyor, belki yüzde doksan dokuz ahbabın bulunduğu güzel bir âleme götürüyor. G. Münteşir - 53/411
502- Ölüm bizim için bir terhistir. G. Münteşir - 53/411
503- Büyük bir mühendis, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde bir küçük tabib kadar hükmü geçmez. Konferans - 65
504- Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, "Ebed, Ebed" sesini işitecektir. Sözler - 522
505- Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Sözler - 522
506- Ni'mete şükredilse, ma'nen ziyâdeleşir. Gençlik Rehberi - 24
507- Bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Barla L. - 260
508- Evet, Cennet ucuz olmadığı gibi, Cehennem de lüzumsuz değil. Barla L. - 284
509- Ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Sözler - 142
510- Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kâfidir. Sözler - 144
511- Birşeyden uzak olan bir kimse, yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne kadar zeki olursa olsun. Mesnevi - 239
512- Zalim izzetinde, mazlum zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek bir mahkeme-i kübraya bırakılıyor. Sözler - 50
513- "Cihadın en faziletlisi, kişinin kendi nefsi ve hevâsına karşı mücâhede etmesidir." Tefekkürnâme - 33
514- İnsaniyetin cihazatı, hayvan gibi hayat-ı dünyeviyeyi kazanmak için verilmemiş. Sözler - 126
515- Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu davet eder, ilim onu tardeder. Tanımazsan gelir, tanısan gider. Sözler - 274
516- Size yeşil ağaçtan ateş çıkaran bir zât, çürümüş kemiğe hayat verebilir. Sözler - 400
517- Felsefe, her şeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. Şualar - 753
518- İman ise, herşeyi güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nuranî bir gözlüktür. Şualar - 753
519- "Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz." Mektubat - 362
520- Bilirsin ki, Rabb-i Rahimimizin rahmeti çok geniştir. O yaradan Rahîm-i ZülCelâl'in rahmeti hadsizdir. G. Münteşir - 53/682
521- Ana rahminde bulunduğum zaman Rezzâk-ı A'lem olan Kâdir-i Mutlak ve tekaddes hazretleri senin rızkını bacadan indirir gibi ana rahminde seni gıdalandırmadı mı? G. Münteşir - 53/665
522- Ey İnsan! Senin nokta-i istinadın, ancak ve ancak Allah'a olan imandır. Şualar - 756
523- Ruhuna, vicdanına nokta-i istimdad ise ancak âhirete olan imandır. Şualar - 756
524- Mü'min olan bir insanın dünyanın kuruluşundan sonuna kadar uzanan manevî bir ömrü vardır. Şualar - 756
525- Kâinatta müessir-i hakikî, yalnız Allah'tır. B. Mesnevi - 575
526- (Allah), hem Hakîm'dir, hem Rahîm'dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Mektubat - 225
527- Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme. Mektubat - 225
528- Nihayetsiz hacat-ı insaniyeyi ihsan edecek, ancak nihayetsiz bir kudret ve muhit bir ilim sahibi olabilir. Öyle ise, mabudiyete lâyık yalnız odur. Sözler - 319
529- Hırs, sebeb-i mahrumiyettir; tevekkül ve kanaat ise, vesile-i rahmettir. Mektubat - 271
530- Hırs, hasâret ve muvaffakiyetsizliğin sebebidir.. Lem'alar - 145
531- Bence şu dâr-ı dünyada en kıymettar şey, sıddık bir dosttur. G. Münteşir - 290/1
532- Cenab-ı Hak (C.C.) nasılki senin yanında hazırdır. Aynı zamanda bütün herşeyin de yanındadır. B. Mesnevi - 580
533- Kat'iyyen bil ki! Cenab-ı Allah (C. Şanuhu) bize bizden daha yakındır. Biz ise ondan nihayetsiz uzağız. B. Mesnevi - 581
534- Evet; "Bizlere bu hizmet-i kudsiyede, bu hakaik yolunda ölmek, vesile-i necat ve saadettir." Emelini taşıyoruz. G. Münteşir - 435/310
535- Biliyor musun vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Sözler - 274
536- Ölüm firak değil, visaldir, tebdil-i mekândır, bâki bir meyveyi sünbül vermektir. Lem'alar - 256
537- Sadaka nasıl mal ile olur. İlim ile dahi olur. Kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. Sözler - 371
538- Bir dert görünürse, devâsı âsandır. Münazarat - 34
539- Kat'iyyen bil ki; saadet, tevekküldedir. Öyle ise Allah'a tevekkül et ki, dünyada istirahat edip âhirette müstefid olasın. B. Mesnevi - 582
540- Bir elmayı halkedecek; elbette dünyada bütün elmaları halketmeye ve koca baharı icad etmeye muktedir olmak gerektir. Sözler - 79
541- Baharı icad etmeyen, bir elmayı icad edemez. Zira o elma o tezgâhta dokunuyor. Bir elmayı icad eden, bir baharı icad edebilir. Sözler - 79
542- Bir ticaret edemedim. Gideceğim yer için bir mal alamadım. Sözler - 325
543- Tevbe et, tevekkül et! Sözler - 326
544- Dua, ubûdiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Mektubat - 302
545- İnsanın helâl sa'yiyle meşru dairede gördüğü zevkler, lezzetler, keyfine kâfidir. Harama girmeye ihtiyaç bırakmaz. Sözler - 327
546- Bu dünya çabuk tebeddül eder bir misafirhane olduğunu yakînen iman edip bildim ... her yer misafirhanedir. Mektubat - 73
547- Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek; bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir. Mektubat - 74
548- Benim diyânette ve ihlâsta noksaniyetim var. Mektubat - 74
549- Gayr-ı meşru' bir muhabbetin neticesi, merhametsiz bir adavettir. Mektubat - 75
550- Nebatatın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir. Sözler - 361

551- Câhil dost, düşman kadar zarar verebilir. Muhakemat - 51
552- Kat'iyen biliniz: Şan ü şeref ve hodfüruşluk ve kendine güvenmek ve şahsımı beğendirmekten ürküyorum ve kaçıyorum ve şahsıma karşı medihlerden hoşlanmıyorum. Emirdag L. - 166
553- Suud ve terakki, müslüman için ancak İslâmiyette ve imanlı olmaktadır. Kas. L. - 18
554- Tam toprak gibi mahviyet ve terk-i enaniyet ve tevazu-u mutlakta bulunmak şarttır. Kastamonu L. - 18
555- Dikkatlice çiğneyiniz, tâ hazmolsun. Â. Bediiyye - 356
556- Ölüm gelse, baş üstüne geldin demek gerektir. Emirdag L. - 199
557- Şöyle azîm ırmakların elbette mümkün değil, şu dağlar hakikî menbaları olsun. Sözler - 250
558- Hürriyetin şe'ni odur ki, ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın. Münazarat - 20
559- Baharı icad etmeyen, bir elmayı icad edemez. Zira o elma, o tezgâhta dokunuyor. Sözler - 79
560- Çok iyiler var ki, iyilik zannıyla fenâlık yapıyorlar. Münazarat - 16
561- Sefahet ve rezaletteki hürriyet, hürriyet değildir. Belki hayvanlıktır, şeytanın istibdadıdır, nefs-i emmareye esir olmaktır. Münazarat - 19
562- Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel rü'ya görür. Güzel rü'ya gören, hayatından lezzet alır. Münazarat - 36
563- (Kur'an), küçük basit bir çocuğun hâfızasına ağır gelmiyor, hıfzedebilir. Sözler - 378
564- Seyyid-ül Mürselîn gibi bir rehberim, Kur'an-ı Azîmüşşan gibi bir mürşidim ... var. Barla L. - 29
565- İlim yaşını aldıkça tezayüd, kuvvet ihtiyarladıkça tenakus eder. Â. Bediiyye - 412
566- Fâni lezzetlere mukabil, lezaiz-i bâkiyeyi veren Hâlıkı daha ziyade ubudiyetle sevmek lâzım değil midir? Mesnevi - 213
567- İnsanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebair takvasıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır. Mesnevi - 224
568- Tevekkülsüzlük içinde derd-i maişet, ruha sersemlik ve felsefe-i tabiiye ve maddiye akla körlük verir. Sözler - 492
569- Herkes bir ahlâkta olamaz. Bazıları meşru' dairede rahatını istese de, itiraz edilmemeli. Kastamonu L. - 223
570- Esbab ve vesaitin arkasında, kudretin şuaı görünür; tesir onundur, esbab ise perdedir. İşarat-ül İ'caz - 191
571- Kendisine Arz'ın müştemilâtı ihsan edilmiş insanın elbette saadet-i ebediyeye liyakatı vardır. İşarat-ül İ'caz - 191
572- Hangi şeye dikkat etsen şehadet eder ki: Bu fâniden sonra bir bâki var... Sözler - 57
573- Görüyorsunuz ki, hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi elinizden çıkacaktır. Sözler - 25
574- Şu zaman da gösterdi: Cehennem lüzumsuz olmaz, Cennet ucuz değildir. Sözler - 708
575- Nasılki bu yaz ve güzün âhiri kıştır. Öyle de, gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır. Şualar - 198
576- Çekirdeği yapan, onun üstünde ağacı o yapar; ve ağacı yapan, onun üstünde meyveleri dahi o icad eder. Lem'alar - 324
577- dlerinin diriltilip iade edilmesi, evlâdının icadından daha garib değildir. B. Mesnevi - 543
578- İmanın kuvveti lâkaydlığa ve ibadetin iştiyakı sefahete manidir. Lem'alar - 169
579- Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Sözler - 204
580- Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyum'a dayan. Mesnevi - 184
581- Mesâil-i imaniyenin münakaşa sûretinde bahsi, câiz değildir. Mektubat - 42
582- Semavat sahifesini güneş ve yıldızlarla yazan kudretle, bal arısıyla karıncanın sahifelerini hüceyrat ve zerrat ile yazan kudret birdir. Mesnevi - 55
583- Ölüm haktır. Evet bu hayat ve bu beden şu azîm dünyaya direk olacak kabiliyette değildir. Mesnevi - 52
584- Rabbim birdir. Evet herkesin bütün saadetleri, bir Rabb-ı Rahîm'e olan teslimiyete bağlıdır. Mesnevi - 52
585- Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Mektubat - 227
586-Tabiatın perdesi ile Allah'ın nurunu görmeyen insan, herşeye bir uluhiyet verip kendi başına musallat eder. Sözler - 539
587- Mal sahibi zannettiğin esbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş gören kudret-i ezeliyedir. Mesnevi - 10
588- İslâmın ve Asya'nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Muhakemat - 42
589- Bu kâinat, bir elden çıkmış ve bir tek zâtın mülküdür. Sözler - 103
590- "Mü'minler Cehennem'e gitmemek için Allah'tan isterim, benim vücudum Cehennem'de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin" Emirdag L. 2 - 152
591- Ben bir hizmetkârım, çekirdek gibi çürüdüm gittim. Risale-i Nur ise, Kur'an-ı Hakîm'in tefsiridir, manasıdır. Emirdag L. 2 - 133
592- Ameller ancak niyetlere göredir. Münazarat - 78
593- Tamamı elde edilemeyen şeyin tamamı terk edilmez. Münazarat - 78
594- "Bir ilim talebesi, ilmi tahsil ederken vefat etse; Onun derecesi ile enbiyâ derecesi arasında bir peygamberlik derecesi kalır." Tefekkürnâme - 15
595- Müslümanın kardeşine takdim edecek olduğu en iyi hediye; Onu doğru yola iletecek, ya da kötü yoldan alıkoyacak olan hikmetli bir sözdür. Tefekkürnâme - 13
596- İbadetin ruhu ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. İşarat-ül İ'caz - 85
597- Kâfir, saat gibi kendi yaptığı amelden haberi yok. Amma vakitleri bildirmek gibi nev-i beşere pek büyük bir hizmeti vardır. Bu sırra binaen dünyada mükâfatını görür. Mesnevi - 212
598- Şirk öyle bir cürümdür ki, herbir mahlukun hakkına ve şerefine ve haysiyetine bir tecavüzdür. Ancak onu Cehennem temizler. Şualar - 11
599- Kâinatın inkârı mümkün olsa bile, Sâni'in inkârı mümkün değildir. Mesnevi - 72
600- İmansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azab içinde azabdır. Mektubat - 63


601- Bismillah her hayrın başıdır. Sözler: 5
602- Eğer anlasa idin ki, ömrün azdır hem faidesiz gidiyor. Sözler - 269
603- İnsanları canlandıran emeldir; öldüren ye'stir. Mektubat - 473
604- Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş; elemi gitmiş, lezzeti kalmış. Sözler - 270
605- Âkıl isen, ibadet cihetinde yalnız bugünü düşün. Sözler - 270
606- Cenab-ı Hakk'ın sana verdiği sabır kuvvetini eğer yanlış yolda dağıtmazsan, her meşakkate ve her musibete kâfi gelebilir ve o kuvvetle dayan. Sözler - 271
607- Allah'ın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Sözler - 721
608- Allah'ın gazabından fazla gazab edilmez. Öyle ise işi bırak o Âdil-i Rahîm'e. Fazla şefkat elemdir. Sözler - 721
609- Kuvvet hakka hizmetkâr olmalı. Sözler - 706
610- Menfaatı esas tutan siyaset canavardır. Sözler - 707
611- Beşer hayatını isterse, enva'-ı ribayı öldürmeli. Sözler - 709
612- Kur'an-ı Hakîm, hakîmdir. Herşeye, kıymeti nisbetinde bir makam verir. Sözler - 267
613- Kur'an, öyle bir zâtın kelâmıdır ki; bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor. Sözler - 267
614- Bil ey hodgâm! Bu dünyada saadet, terk-i dünyada. Sözler - 205
615- Kaderi tenkid eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır. Mektubat - 266
616- Her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. Münazarat - 14
617- kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mehenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Münazarat - 14
618- Kur'an yıldızlarına perde çekilmez."Gözünü kapayan, yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz. Şualar - 465
619- Güya binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz malûmat ile vakit geçiriyorsun. Sözler: 271
620- Mevcudiyetimizin hâmisi olan İslâmiyetten elini gevşetme, dört el ile sarıl; yoksa mahvolursun. Mektubat - 474
621- Musibet; cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddimesidir. Mektubat - 474
622- Deli adama "iyisin, iyisin" denilse iyileşmesi, iyi adama "fenasın, fenasın" denilse fenalaşması nâdir değildir. Mektubat - 474
623- Balık suda yaşadığı gibi, güneşin ateşinde dahi o nurani sekeneler bulunur. Söz - 507
624- İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyetin olacak ve hâkim, hakaik-i Kur'aniye ve imaniye olacak. Hutbe-i şamiye - 21
625- Asabiyet-i cahiliye, birbirine tesanüd edip yardım eden gaflet, dalalet, riya ve zulmetten mürekkeb bir macundur. Mesnevi - 112
626- Böyle acib bir zamanda, şübheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lâzımdır. Lem'alar - 142
627- Müşteri olmadan, istemeden malımı satmam. Â. Bediiyye - 405
628- Kader, her şeye bir mikdar ve o mikdara göre bir kalıb vermiştir. Mesnevi - 181
629- Nazar-ı dikkate almak lâzımdır ki, kim bir şeyde çok tevaggul etse; Galiben başkasında gabileşmesine sebebiyet verir. Muhakemat - 17
630- "Men dakka dukka" kaidesiyle , su-i zan eden, su-i zanna mâruz olur. Uhuvvet - 38
631- Mü'min kardeşinin harekâtını su-i te'vil edenlerin harekâtı yakın bir zamanda su-i te'vile uğrar, cezasını çeker. Uhuvvet Risalesi - 38
632- Bütün fenlerin şehadetiyle, fıtratta israf yoktur. İşarat-ül İ'caz - 54
633- Cenab-ı Hak sizlere nimetlerini tahsis ettiği gibi, sizin de şükrünüzü ona tahsis etmeniz lâzımdır. İşarat-ül İ'caz - 103
634- Bütün eşya öyle bir mizan-ı adalet içinde istikbalden gelip, hale uğrayarak, maziye akıp gidiyor.Lem’alar - 431
635- Mazi zannedilen zaman ise, istikbale inkılâb etmiş ve hakikî istikbal odur ve oraya gideceğiz. Os. Lem'alar - 570
636- Cenab-ı Hak gayr-ı mütenahî hikmetler için bu âlemi, imtihana sahne yaptı. İşarat-ül İ'caz - 140
637- "İnsan küçük bir cisim ise de, büyük âlemi içine alacak kadar büyüktür." İşarat-ül İ'caz - 187
638- Herkes bardağına göre denizden su alabilir. Mesnevi - 243
639- Ah! Ne bahtiyardır o insan ki, bir mü'min kardeşinin imanının kurtulmasına sebeb olur. Tarihçe - 17
640- Kur'ana her zaman beşerin ihtiyacı var. Tarihçe - 20
641- Hayatın söndü, ancak bir şu'le kaldı. ... Şöhretin gitti, ancak bir an kaldı. Mesnevi - 96
642- Şimdi şu zamanda iman-ı tahkikînin dersini vermek, pek büyük bir fazilettir ve kudsî bir vazifedir. Barla L. - 250
643- Çirkin görünen şeyin yaratılışı, çirkin değildir, güzeldir. İşarat-ül İ'caz - 72
644- Maddiyatta mehareti olanın maneviyatta hükmü hüccet olmasına sebeb olmadığı gibi, çok defa sözü dahi şayan-ı istima' değildir. Muhakemat - 18
645- Kur'an'ı dinle ve hükmüne muti ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et. Sözler - 37
646- Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Sözler - 37
647- Bil ki dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise senin elinde sened yok ki, ona mâliksin. Öyle ise hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil. Sözler - 272
648- insanların haşri nebatatın haşri gibidir. Bunu gören onu nasıl inkâr eder? Mesnevi - 46
649- (Nefis), iyi ciheti göstermekle, kötü ciheti altında yutturur. Mesnevi - 183
650- Ey devamı isteyen nefis! Daimî olan bir Zât'ın zikrine devam eyle ki, devam bulasın. Mesnevi - 184

Sidar
20.08.2006, 14:25
651- Büyüğün küçüğe tekebbür etmeye hakkı yoktur. Mesnevi - 188
652- Dağlar suların mahzenidir. Havanın tarağıdır, tasfiye ediyor. Mesnevi - 195
653- Ne vakte kadar zâilat-ı fâniyeye ihtimam ve bâkiyat-ı daimeden tegafül edeceksin? Mesnevi - 214
654- Dünya, âlem-i âhirete bir fihriste hükmündedir. Mesnevi - 214
655- (İnsan), hasenat yaptığı zaman, habbe habbe yapar. Seyyiat yaparsa kubbe kubbe yapar. Mesnevi - 221
656- Nebatat ve hayvanat, enva'ıyla, efradıyla, Sâni'lerinin her şeye kadir olduğuna şehadet eden san'at hârikalarıdır. Mesnevi - 241
657- "Nasıl bu nimete vâsıl oldun? Ne ile müstehak oldun? Ve şükründe bulundun mu?" diye suale çekileceksin. Mesnevi - 137
658- Evet, Kur'an-ı Hakîm, şu Kur'an-ı Azîm-i Kâinatın en âlî bir müfessiridir ve en belîğ bir tercümanıdır. Sözler - 131
659- Ezan-ı Muhammedî'nin (A.S.M.) o tatlı sesiyle, ibadete ve cemaate bir meyl, bir şevk husule gelir. İşarat-ül İ'caz - 43
660- İnşâallah istikbaldeki İslâmiyet'in kuvveti ile medeniyetin mehasini galebe edecek, zemin yüzünü pisliklerden temizleyecek, sulh-u umumîyi de temin edecek. Hutbe-i şamiye - 36
661- "En ziyade yaralananlar, siperini bırakıp kaçanlardır. En az yara alanlar, siperinde sebat edenlerdir!." Mektubat - 417
662- Her birimiz bir vazifeyi kendine meşgale yapsa, sıkıntı kalmaz. Zâten işsizliktir ki, insanı sıkar. G. Münteşir - 12/64
663- İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık-ı Kâinat'ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Şualar - 100
664- Yaratıcı Cenab-ı Hak'tır. G. Münteşir - 52/51
665- Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm, dünyada bütün ümmetinin salavatlarını birden işitir. Sözler - 194
666- Güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun. Aklını başına al. Lem'alar - 114
667- "Müsbet şekilde bakılacak ve yapılacak çok vazifelerimiz bulunduğunu bilelim, vesselâm." G. Münteşir - 59 /8
668- Bizim ve Nur'ların esas mesleği ve temel taşı, İhlâs olmasından; Dünya cereyanlarına ve siyasî işlere bakmamak, meşgul olmamak lâzımdır. Tâ, ihlâsa dokunmasın. G. Münteşir - 60/69
669- Ben i'tiraf ediyorum ki, şahsım çürüktür, kusurludur. Ve Cenab-ı Hak beni kendime beğendirmediğine çok şükrederim. Fakat, Kur'anın imânî hakikatlarına olan Risale-i Nur'un hizmeti çürütülmez. G. Münteşir - 60/69
670- Dünya fânidir, firaklarla doludur. Ey insanlar, adaveti bırakınız, Kur'an dersini dinleyip birleşiniz.Emirdağ L. - 9
671- Değil yalnız Müslümanlarla, belki dindar Hıristiyan'larla dahi dost olup adaveti bırakmaya çalışıyorum. G. Münteşir - 60-69
672- Milliyetimiz yalnız İslâmiyettir. Bütün biz kardeşiz. Irkçılıkla tefrika vermeyiniz. G. Münteşir - 77
673- Risalet-in Nur ise der: "Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar." Kastamonu L. - 11
674- Elbette nefs-i emmaresini tam ikna' eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve hâlistir. Kastamonu L. - 11
675- Sen kendi cismine ve a'zalarına ve onlardaki eğri büğrü yerlerin meyvelerine ve faidelerine bak! Kemal-i hikmet içinde kemal-i kudreti gör. Sözler - 663
676- Bu derce nâzik san'atlı, mizanlı, letâfetli, ibretli masnu'lar içinde hayvan gibi gezip bozamayız, bize bozdurmazlar. Asâ-yı Musa - 242
677- Gelecek meşakkatlerin hazırda yokluğunu düşünerek yalnız hazır saatteki musibete sabır içinde şükretmeliyiz. G. Münteşir - 92/84
678- Güya rahmet tecessüm ederek katreler suretinde hazine-i Rabbaniyeden akıyor manasında olduğundan, yağmura "rahmet" namı verilmiştir. Şualar - 107
679- Görmüyor musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur. Daima dolar boşanır. Bir zaman sonra şu memleket tebdil edilecek. Sözler - 49
680- Bu memleket her gün bir derece boşandığı gibi, bir gün gelir ki, bütün bütün boşanıp harab edilecek. Sözler - 50
681- Misafirhane ise her gün dolar, boşanır. Sözler - 53
682- Ey arkadaş! Demek, bu muvakkat memleket bir tarla hükmündedir. Bir talimgâhtır, bir pazardır.Elbette arkasında bir mahkeme-i kübra, bir saadet-i uzma gelecektir. Sözler - 57
683- İsyan edip dinlemezseniz, müdhiş zindanlara atılacaksınız. Sözler - 58
684- Bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Lem'alar - 88
685- Taat ise, cemaat ile daha efdal ve daha ahsendir. Muhakemat - 58
686- Madem meşru daire; ruh ve kalb ve nefsin bütün lezzetlerine, safalarına, keyiflerine kâfidir.Gayr-ı meşru daireye girme. Sözler - 636
687- Azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür. Lem'alar - 206
688- Sâni'-i A'lem, arzı istediği gibi ve hikmeti iktiza ettiği gibi yaratmıştır. Muhakemat - 58
689- Evvelâ bil ve kat'î iman et ki: "Ecel mukadderdir, tegayyür etmez." Lem'alar - 210
690- Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler, o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar. Lem'alar - 210
691- Evet nasılki şükür nimeti ziyadeleştirir.. öyle de şekva; hastalığı, musibeti tezyid eder.Lem'alar - 211
692- Ebedî ömrün önündedir. Mesnevi - 130
693- Sen de misafirsin; fuzulî olarak karışma, karıştırma. Sözler - 636
694- Yol ise, hayat yoludur ki; âlem-i ervahtan gelip kabirden geçer, âhirete gider. Sözler - 18
695- "Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört-beş saat kadar daha yeme." Lem'alar - 147
696- "Şifa, hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin mikdarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir." Lem'alar - 147
697- O istasyon ise, kabirdir. O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takva kuvvetine göre, o uzun yolu mütefavit derecede kat'ederler. Sözler - 21
698- Âhirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek. Mektubat - 6
699- (İnsan), öldüğü zaman dünyası yıkılır, kıyameti kopar. Mesnevi - 68
700- Sen açlıkla onun Rezzak ismini tanıdığın gibi, Şâfi ismini de hastalığınla bil. Lem'alar - 207

701- Muhammedî A'rabî (a.s.m.), Resulullahdır ve bütün resullerin ekmelidir. Bütün mahlûkatın efdalidir. Sözler - 190
702- Vazife-i hayatını bitirenler, bu dâr-ı fâniden, manen mesrurane, dağdağasız diğer bir âleme giderler. Tâ yeni vazifedarlara yer açılsın, gelip çalışsınlar. Sözler - 17
703- Aklını başına al, kalbini temizle. Sözler - 17
704- Dünyanın zevki, lezzeti devam etmiyor. Hususan meşru olmazsa hem devamsız, hem elemli, hem günahlı oluyor. Lem'alar - 209
705- "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de, öyle günahları silker." Lem'alar - 209
706- Ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır. Doymağa kâfi değil. Demek kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat; ibret içindir, şükür içindir. Sözler - 74
707- Teşhis-i illete yardım edecek noktalar, hastanın vazifesidir. A.Bediiyye - 356
708- Kör olası felsefe bilmiyor ki, şu mevcudat, her birisi çok ma'nalara delâlet eden birer kelimedir. B. Mesnevi - 488
709- Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Lem'alar - 9
710- Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Lem'alar - 9
711- Şâfi ismi hastalığı istediği gibi, Rezzak ismi de açlığı iktiza ediyor. Lem'alar - 9
712- Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder; vazife-i hayatiyeyi yapar. Lem'alar - 9
713- (İnsan), sabretse, musibetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Lem'alar - 10
714- Zeval-i lezzet elemdir. Bazan muvakkat bir lezzet, daimî elem verir. Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf akıtıyor. Lem'alar - 10
715- Bu dünya tecrübe meydanıdır. Sözler - 344
716- Bu zemin yüzü dahi, acele hareket eden kafilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Şualar - 195
717- Görüyorsunuz ki, hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor. Herkes gibi elinizden çıkacaktır. Sözler - 25
718- Celil-i Zülcemal, Cemil-i Zülkemal sana gayet yakındır, sen ondan gayet uzaksın. Sözler - 195
719- Emanette hıyanet cezasını çekeceksin. Çünki en kıymetdar âletleri, en kıymetsiz şeylerde sarfedip nefsine zulmettin. Sözler - 28
720- "Musibetlerde, ehl-i imanın zâyi olan malları tam sadaka hükmündedir." Emir L. - 175
721- Asâ-yı Musa Risalesi tabiatta boğulanları dalaletten kurtarıyor ve bu zamanda herkese, hususan şübheye ve inkâra düşenlere lâzımdır ve tiryaktır. Emirdağ 1 - 178
722- Zülfikar, ehl-i imana ve ehl-i ilme ve bilhassa hâfızlara elzemdir. Emirdağ 1 - 178
723- Evet güya insanlar gibi dünyalar dahi, birer misafirdir. Her mevsimde Zât-ı Zülcelal'in emriyle âlem dolar, boşanır. Sözler - 163
724- Nur mesleğinde, mü,minlerin uhuvveti esastır. Emirdağ 1 - 180
725- Yalnız günah cihetinde ölüyorum, hasenat cihetinde yaşıyorum diye Allah'a hadsiz şükrediyorum. Emirdağ 1 - 185
726- Bir tane toprak altına girer, vefat eder; fakat yüz tane sünbüller meydana geldiği gibi; rahmet-i İlahiyeden ümidvarız ki ... Emirdağ 1 - 185
727- Eski zamanıma mesrurane bir seyahat-ı maneviye-i hayalî yaptık. Ondan bir ferah, bir inşirahla elîm sıkıntılarım zâil oldu. Emirdağ 1 - 192
728- Kur'an-ı Hakîm, semavata nisbeten, büyük bir ağacın küçük bir meyvesi hükmünde olan arzı, bütün semavata denk tutuyor. Sözler - 178
729- daimî bir çeşme, varidatsız büyük bir gölden daha büyük denilebilir.. Sözler - 178
730- Maddî musibetlere de büyük nazariyle, ehemmiyetle baktıkça büyür. Lem'alar - 12
731- Zalimlerin gaddarlıklarını değil deşmek, bakmak; belki düşünmek de meşrebimize gelmiyor. Emirdağ L. - 210
732- Muvaffakıyet ve fütuhat-ı Nuriye ve revaç ile intişarı ise, vazife-i İlahiyedir. Vazifemizi yapıp, vazife-i İlahiyeye karışmamak gerektir. Emirdağ L. - 212
733- Bir müslüman, başka milletler gibi değil. Eğer dinini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayıd altında kalamaz. Emirdağ L. - 219
734- Ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Emirdağ L. - 220
735- Siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz. Mektubat - 220
736- "Nurla iştigalin, ölümden başka her belâya, hastalıklara bir ilâç olduğu gibi, dehşetli ölümü de, Cennet'in kapısı gösterip, ehl-i imanı heyecanla şevke getiriyor. 27. Mektub - 228
737- En müdhiş maraz asabiliktir. Zira herşeyi haddinden geçirmekle, aks-ül amel yaptırır. Sünuhat - 63
738- Sıkıntı, sefahetin muallimidir. Sünuhat - 45
739- Akıldan akma değil, kalbde çıkan beyanatım. İster isen kabul et, ister isen etme, anlamak şartıyla. Sünuhat - 52
740- İhtiyaç, medeniyetin üstadıdır. Sünuhat - 45
741- Anlaşılmaz bir kitab, muallimsiz olsa; manasız bir kâğıttan ibaret kalır. Sözler - 128
742- Evet görünüyor ki; şu âlemde tasarruf eden zât, nihayetsiz bir hikmetle iş görüyor. Sözler - 66
743- Evet, dünyanın mahiyeti anlaşıldıktan sonra, elbette hayat-ı ebediyeden başka beşeriyetin o inkisar-ı hayal yarasını tedavi edecek, Kur'andan başka yoktur. Emir 1 - 241
744- Nurun mesleği, hakikat ve sünnet-i seniye ve feraize dikkat ve büyük günahlardan çekinmek esastır. 27. Mektub - 241
745- Bu zaman, imanı kurtarmak zamanıdır. 27. Mektub - 242
746- Onlar mukaddesatını feda ettikleri dünya malı, nazarımızda hiç ehemmiyeti yok.
Emirdağ L. - 244
747- Yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-ı maderden, sabavetten, ihtiyarlıktan, dünyadan, kabirden, berzahtan, haşirden, Sırat'tan geçer bir uzun sefer-i imtihandır. Sözler - 31
748- Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek. Emirdağ L. - 256
749- Bu benlik ve enaniyet zamanında, mahviyet büyük bir fazilettir. G. Münteşir - 53/6
750- "Kur'anı her cihetle tedkik ettim, her kelimesinde büyük bir hikmet gördüm. Bunun misli ve beşeriyeti idare edecek hiçbir eser yoktur ve gelemez." Emirdağ L. - 268


751- Başka kitablar, hiç bir cihetle Kur'ana yetişemez. Hakikî söz odur, onu dinlemeliyiz. Emirdağ 1- 269
752- İhtiyaç, her işin üstadıdır. Sünuhat - 28
753- Garb üleması ve feylesofları itiraf ve ikrar etmişler ki: "İslâmiyetin kanunları, yüksek bir tarzda âlemin ıslahına kâfidir." Mektubat - 215
754- Sana hoş gelen şeyleri al, sana hoş görünmeyeni bana bırak, ilişme!.. Sünuhat - 2
755- Acaba kim vardır ki, küçücük bir tecrübe geçirmemiş ve dememiş ki: "Filan adam fenalık etti, belasını buldu. Sünuhat - 5
756- Açlıktan ölmek yoktur. Zira şahm vesair surette iddihar olunan gıda bitmeden evvel ölüyor. Sünuhat - 6
757- Bu mevcudatın dertlerini görüp dinleyen birisi var ki, istediklerini yapıyor. Tefekkürnâme - 93
758- Kur'an-ı Azîmüşşan lâyık olduğu mevki-i muallâyı bütün cihanda ihraz edecektir. Sünuhat - 25
759- Tarih bize gösteriyor ki, İslâm ne derece dine temessük etmiş ise terakki etmiş, ne vakit dinde za'f göstermiş ise tedenni etmiştir. Sünuhat - 26
760- Bazan saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet çıkar. Sünuhat - 31
761- Sen ey mağrur nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahirlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış, başkası onları ona takmış. Tılsımlar Mecmuası - 91
762- Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir. Sünuhat - 33
763- Nev-i beşere rahmet olan Kur'an ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Sünuhat - 33
764- Bedâvette bir adam dört şeye muhtaç iken, medeniyet yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sünuhat - 34
765- Sa'y masrafa kâfi gelmediğinden hileye harama sevketmekle, ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Sünuhat - 36
766- (Allah), san'atça çok kıymetdar şeyleri, bize çok ucuz verir, ihsan eder. İstediği fiyat ise, bir "Bismillah" ve bir "Elhamdülillah"tır. Şualar - 162
767- Bir gün olur elbette doğar şems-i hakikat; Hiç böyle müebbed mi kalır zulmet-i âlem. Sünuhat - 45
768- O çok kıymetdar nimetlerin makbul fiyatları, başta "Bismillahirrahmanirrahîm" ve âhirinde "Elhamdülillah" demektir. Şualar - 162
769- Her şey "Bismillah" der. İşte bütün mevcudat gibi herbir zerre ve zerratın herbir taifesi ve mahsus herbir cemaati, lisan-ı hal ile "Bismillah" der, hareket eder. Sözler - 558
770- Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı vardır. Sünuhat - 52
771- Tarfgirlik damarı, ihlâsı kırar, hakikatı değiştirir. Mektubat - 272
772- Müteferrik büyük işlerde, yalnız kusurları görmek cerbezeliktir; aldanır ve aldatır. Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sünbüllendirerek hasenata galib etmektir. Sünuhat - 60
773- "Tahrib, tamirden çok kolaydır." Emirdağ L. - 285
774- (Avrupa'nın terbiyesinin neticesi): Her şeyin en iyi cihetini nazara almak maslahat iken, en fena ciheti nazara alıp mütemadiyen milleti ye'se sevk ederek, ruh-u cemaatı öldürüyor. Sünuhat - 62
775- Şu medeniyet-i habise ki, biz ondan yalnız zarar gördük. Sünuhat -39
776- İhtiyaç san'ata ve merak ilme ve sıkıntı vesait-i sefahete hocalık edip talime başlarlar. Sünuhat - 48
777- Hevesat-ı nefsaniye ile erkeklerin karılaşması, karıların hayasızlıkla erkekleşmesine sebebdir. Sünuhat -45
778- Müsavatsız adalet, adalet değildir. Sünuhat -46
779- (Cenab-ı Hak), manen der: "Ey abdim! İhtiyarınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes'uliyet sana aittir!" Tılsımlar Mecmuası - 86
780- Gördüm ki; kabir kapısı tam yolumun üstünde açık görünüp, ağzını açmış bana bakıyor. Lem'alar - 229
781- İman, ileride gözünü açıp bana bakan kabri ve kabrin arkasında ebede giden caddeyi, nur-u Kur'an ile gösterdi ki; o kabir, kuyu kapısı değil, belki âlem-i nurun kapısıdır. Lem'alar - 230
782- Aynada saçıma baktıkça, beyaz kıllar bana diyorlar: "Dikkat et!" Lem'alar - 231
783- Pek çok alâkadar ve âdeta âşık olduğum dünya, bana "Uğurlar olsun" deyip, misafirhaneden gideceğimi ihtar ediyor. Lem'alar - 231
784- Nur-u Kur'an ile gördüm ki: Hem benim, hem herkes için, şu dünya muvakkat bir ticaretgâh ve hergün dolar boşalır bir misafirhanedir. Lem'alar - 233
785- Ey nefsim! Yetmişüç sene, yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın. Daha hakkın kalmadı. Emirdağ L. - 198
786- (Ey nefsim!), Bir dakika gülmeye bedel, on saat ağlıyorsun. Emirdağ L. - 198
787- Kader senin gizli hatalarına binaen, o musibet eliyle seni hem terbiye, hem hatana keffaret ediyor. Emirdağ L. - 198
788- (Ey nefsim!), Hevesli akılsız çocuklar gibi, muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinde koşma! Düşün ki; fâni zevkler, sana manevî elemler, teessüfler bırakıyor. Emirdağ L. - 199
789- Büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir. Emirdağ L. -203
790- Âl-i Beyt'in muhabbeti, Risale-i Nur'da ve mesleğimizde bir esastır. Emirdağ L. - 204
791- Demiştim ki: Beni bu gurbette, yalnızlıkta kitablarımın mütalaasından mahrum etmeyiniz. Emirdağ L. - 287
792- (Bediüzzaman), hayatı boyunca, hanımlarla konuşmaktan, nazarıyla dahi meşgul olmaktan şiddetle içtinab etmiştir. Tarihçe - 464
793- Allahımız bir, Peygamberimiz bir, Kur'anımız bir, zaruriyat-ı diniyede umumumuz müttefikiz. Sünuhat - 65
794- Kendi malından vermeli, yoksa Ali'den alıp Veli'ye vermemeli. İşârât - 84
795- Bir şah, bir gedayı öldürse şeriat kısasa hükmeder, ikisini bir görür. Sünuhat - 67
796- Adalet-i Kur'aniye âlem kapısında durup, ribaya yasaktır, girmeye hakkın yoktur, der. Sünuhat - 48
797- Cennet olmasa, Cehennem tazib etmez. İşârât - 82
798- Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah'a şükretmeli. İşârât - 84
799- Demek muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli, hoş geldin demeli. İşârât - 83
800- Ben yalnız değilim, o gizli hâkim bana bakıyor; beni tecrübe ediyor, bir maksad için beni bir yere sevkedip davet ediyor. Sözler - 36

801- İnsanlar için bir haşir ve neşir olacak. Şualar - 218
802- Kalb, ebed-ül âbâda müteveccih açılmış bir penceredir. Bu fâni dünyaya râzı değildir. Mesnevi - 120
803- Yağmurun kataratı, nurun lemeatı dağınık ve yayılmış kaldıkça, çabuk kurur, çabuk söner. Münazarat - 18
804- Beşerin bulaşık eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakikî nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor. Lem'alar - 310
805- Sadakayı alan sefahette değil, belki nafakasında ve hacat-ı zaruriyesinde sarfetmeli. İşârât - 76
806- Tasadduk malda olduğu gibi, ilimde, fikirde, fiilde de olur. İşârât - 76
807- Zekat bir köprüdür ki, müslüman, kardeşi olan müslümana muavenet için ondan geçer. İşârât - 77
808- "Bütün eşya, bütün ahvaliyle vücuda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra yazılıdır ve yazılır ve yazılıyor." Sözler - 164
809- Ehl-i Sünnet Velcemaat, sahabeler zamanındaki fitnelerden bahis açmayı men'etmişler. Emirdağ L. - 204
810- Bilirsin ki, büyük bir hasene ve iyilik, çok günahlara keffaret olur. Emirdağ L. - 206
811- Gelecek günler ise madem daha gelmemişler; içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekva etmek, ahmaklıktır. Lem' - 11
812- Bir şeyden her şeyi yapmak ve herşeyi birtek şey yapmak, herşeyin hâlıkına has bir iştir. Sözler - 61
813- Şu dünya gidişatına bakılsa görülüyor ki; en âciz, en zaîften tut tâ en kavîye kadar her canlıya lâyık bir rızık veriliyor. Sözler - 63-64
814- Evet baharımızda yer yüzünü bir mahşer eden, yüzbin haşir nümunelerini icad eden Kadîr-i Mutlak'a, Cennet'in icadı nasıl ağır olabilir? Sözler - 72
815- Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Mektubat - 400
816- Beşer, fıtraten şu kâinatın Hâlıkına karşı hadsiz bir muhabbet üzerine yaratılmıştır. Lem'alar - 57
817- Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Rabbim bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeblendirmiş." Lem'alar - 54
818- Evet siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve Sünnet-i Seniyeyi bilen, kat'iyen anlar ki: Edebin enva'ını, Cenab-ı Hak habibinde cem'etmiştir. Lem'alar - 54
819- Muhali taleb etmek, kendine fenalık etmektir. Bir dağdan uçmak niyeti ile kendini havalandıran parça paraça olur. A. Bediiyye
820- Her şeyi yapamayan hiçbir şeyi yapamaz ve birtek şeyi halkeden, her şeyi yapabilir. Sözler - 86
821- Bazı ehl-i Cehennem'in bir dişi, dağ kadar olması; cinayetinin büyüklüğüne bir mikyas olarak haber verilmiş. Sözler - 80
822- İnsan istidadı nisbetinde burada ekiyor ve ekiliyor, âhirette mahsul alıyor. Söz - 86
823- Bütün insanların halkolunması ve haşredilmesi, kudret-i İlahiyeye nisbeten birtek insanın halkı ve haşri gibi âsandır. Sözler - 90
824- Nimetin devamı, nimetin zâtından daha kıymetlidir. Lezzetin bekası, lezzetten daha lezizdir. Cennet'te devam, Cennet'in fevkindedir ve hâkeza... Şualar - 759
825- Gayet kuvvetli ve hikmetli ve şefkatli bir mutasarrıf var ki, böyle nev-i insana bakıyor, besliyor, istediğini veriyor. Sözler - 102
826- Bahar faslında zeminin dar sahifesinde hatasız yüzbin kitabı birbiri içinde yazan bir kalem-i kudret gözümüz önünde yorulmadan işliyor. Sözler - 101
827- Kâinatın sahibi, kâinattan zemini ve zeminden nev-i insanı intihab edip gayet büyük bir makam, bir ehemmiyet vermiş. Sözler - 103
828- Akılları gözlerinde olan avâma ders veren, fiildir. A. Bediiyye - 405
829- Eğer biz, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dâhil olacaklardır. Tarihçe - 84
830- İzzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz. Mektubat - 48
831- Dünya ile ecelimden başka bir alâkam yok. Mektubat - 48
832- Birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleri ile doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış. Şualar - 168
833- (Allah), dünya ve âhireti, iki menzil gibi bunu kapar, onu açar bir Kadîr-i Zülcelal'dir. Sözler - 425
834- Haşirde herkesin bütün a'mali bir sahife içinde yazılı olarak neşrediliyor. Sözler - 426
835- Âlemde abes yok. Fıtratta israf yok. İşarat-ül İ'caz - 53
836- "Bu manevî bahçenin bütün meyvelerini koparamıyorum" diye vazgeçmek kâr-ı akıl değildir. İnsan ne kadar koparsa, o kadar kârdır. Lem'alar - 340
837- Evet iman kalbde, kafada daimî bir manevî yasakçı bıraktığından fena meyelanlar histen, nefisten çıktıkça "yasaktır" der, tardeder kaçırır. Hutbe-i Şamiye - 77
838- Kâinata Rab olan, kâinat içinde mazlum küçük mahlukların dertlerini görmek, feryatlarını işitmek gerektir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını işitmeyen, "Rab" olamaz. Sözler - 427
839- Muhit bir ilmin tecellisidir ki, o tecelli kadere, kader de mikdara, mikdar da kalıba tahavvül eder. Mesnevi - 139
840- Her şey, içerisindeki zerrata bir kalıbtır. Mesnevi - 139
841- Derman hadden geçerse derd getirir, öldürür. Sözler - 718
842- (Güneş), kendi azametiyle beraber sema denizinin yüzünde ancak parlak bir katreciktir ki, ona ism-i Nur'dan yalnız bir şua tecelli ile aksetmiştir. B. Mesnevi - 486
843- Ferşten arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duadır. Mesnevi - 110
844- Güzel gör, hem güzel bak. Tâ güzel düşünmeli. Güzel bil, hem güzel düşün. Tâ leziz hayatı bulmalı. Sözler - 711
845- Hakikî bütün elem dalalette, bütün lezzet imandadır. Sözler - 740
846- Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Sözler - 270
847- Lezzetin elemde, elemin lezzette. A. Bediiyye
848- Düşman meçhul olduğu zaman, daha zararlı olur. Kandırıcı olursa, daha habîs olur. Aldatıcı olursa, fesadı daha şedid olur. Os. İşarat-ül İ'caz
849- Hayatta gayeme ulaşmak için en büyük mürşidim, ilimdir. G. münteşir
850- Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Sözler - 169

AdımcA
20.08.2006, 14:33
devamını bekliyoruz :D

Sidar
20.08.2006, 14:35
851- (Kabri), Bismillah diyerek çalıyorum, Eyvah diyerek kaçmıyorum. Elhamdülillah diyerek rahat bulup yatacağım. Allahü Ekber diyerek ezan-ı haşri işitip kalkacağım. Sözler - 207
852- "İktisad eden, maişetçe aile belasını çekmez" hadîs-i şerifi sırrıyla: İktisad eden, maişetçe aile zahmet ve meşakkatini çok çekmez. Lem'alar - 141
853- Hayatın yuvası olan cesedi o zerrelere vazife görmek, nurlanmak, talimat yapmak için bir misafirhane, bir mekteb, bir kışladır. Lem'alar - 330
854- Peygamberimiz (a.s.m.), öyle bir istikbalden doğru olarak haber veriyor ki: Şu dünyevî istikbal, ona nisbeten bir katre serab hükmündedir. Sözler - 239
855- Kur'an umum ehl-i akla ders veriyor. Sözler - 245
856- Kur'an mu'cizedir. Hem nihayetsiz belâgattadır. Hem, umuma her vakitte hidayettir. Sözler - 245
857- Nasıl, Allah'tan korkmuyorsunuz? Halbuki taşlardan ibaret olan dağlar, onun haşyetinden ezilip dağılıyor. Sözler - 250
858- Dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. Lem'alar - 11
859- Ömrümün son dakikalarına kadar bu hizmet-i kudsiyede hâdim ve şakird olarak bulunayım İnşâallah-ü Teala ve minallah-i tevfik. G. münteşir - 435/ 320
860- "Üç nehrin herbirine Cennet'ten birer katre her vakit damlıyor ve ondan bereketlidirler." Sözler - 250
861- Ehl-i zındıkanın üstadı, Şeytandır. Mektubat - 336
862- "Tevhid-i kıble et." Yani: Birini üstad tut, arkasından git, başkasıyla meşgul olma. Mektubat - 356
863- "Allah'a iman eden hiç kopmayacak bir zincir-i nuraniye yapışır, temessük eder." Şualar - 700
864- Su, çok yumuşaktır; üstünde durulmaz. Taş çok serttir, ondan istifade edilmez. Onun için Hakîm-i Rahîm, toprağı taş üstünde serer. Sözler - 251
865- Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terketmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadakatın şe'nidir. Şualar - 319
866- Haşir gelmezse; Kader kalemiyle yazılan bu kitab-ı kâinatın bütün mıhakkak ma'naları bozulur Sözler - 104
867- Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın hemen hemen üçten birisi haşir ve âhireti teşkil ediyor ve onu bütün hakaikine temel taşı ve üss-ül esas yapıyor ve herşeyi onun üstüne bina ediyor. Sözler - 105
868- Bu dünya bizi kovmadan evvel ve haydi dışarıya demeden, biz kemal-i izzetle, Allah'a ısmarladık deyip izzetimizle bu fâni zevklerimizi bırakmalıyız. Emirdağ L. 1 - 201
869- Bir talebe, yüz dosta müreccahtır. Barla L.. - 328
870- Dinden bir şeyi fasl veya olmayanı vasletmek, ikisi de câiz değildir. Muhakemat - 52
871- İnsanın bu dünyada tulû' ve gurubu ve sair mukadderatı, kalem-i kader ile cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha! Mesnevi - 122
872- (Bazan), kalb yoruluyor. Fikir, kendini eğlendirmek için rastgele bir şeyle meşgul olur. Şeytan fırsat bulur, pis şeyleri önüne serpiyor, sürüyor. Sözler - 276
873- Mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki: "Cenab-ı Hak bir şeye emreder, sonra hasen olur. Nehyeder, sonra kabih olur. Sözler - 276
874- İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. S: 314
875- Demek bunlar kendi kendilerine işlemiyorlar. Onları işlettiren gizli bir kudret sahibi vardır. Sözler - 280
876- Bütün bu âlemin san'atlarını tefekkür et! Sözler - 282
877- San'atlı bir nakış, nakkaşını bildirmemek olmaz. Nasıl olur ki: Bir harfte koca bir kitabı yazan, bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş, kendi kitabıyla ve nakşıyla bilinmesin? Sözler - 283
878- Kalem-i kader, dağ gibi bir ağaçta ne yazmış ise, tırnak gibi meyvesinde dahi dercetmiştir. Sözler - 283
879- Âdeta şu ova, dağlar birer sahife; yüzbinlerle ayrı ayrı kitablar içinde yazılıyor. Hem hatasız, noksansız olarak yazılıyor. Sözler - 283
880- Nasılki bir ırmağın kabarcıkları gidiyor, arkasından gelen kabarcıklar, gidenler gibi parladığından anlaşılıyor ki; onları parlattıran, daimî ve yüksek bir ışık sahibidir. Sözler - 288
881- Bak şu kâinat bostanına, şu zeminin bağına, şu semanın yıldızlarla yaldızlanmış güzel yüzüne dikkat et! Sözler - 294
882- Bak, şu semavatın denizinde yüzen ve şu zeminin yüzünde serpilen rengârenk mevcudata ve çeşit çeşit masnuata dikkat et! Sözler - 295
883- Elimize geçen şu meyveler, Vâhid-i Ehad'in malı olmazsa, bütün dünyayı verse idik, birtek narı yiyemezdik. Sözler - 305
884- Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum ki: Bundan sonra Cenab-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlas ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu' ve riyadan kurtarsın. Lem'alar - 10
885- Ey ehl-i iman! Bu müdhiş düşmanlarınıza karşı zırhınız: Kur'an tezgâhında yapılan takvadır. Lem'alar - 72
886- Siperiniz, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sünnet-i Seniyesidir. Lem' - 72
887- Ey ehl-i iman! Bu müdhiş düşmanlarınıza karşı ... silâhınız, istiaze ve istiğfar ve hıfz-ı İlahiyeye ilticadır. Lem'alar - 72
888- Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenab-ı Hakk'ın hikmetine tâbi'dir. Sözler - 317
889- Bir kalb ve vicdan, fezâil-i İslâmiye ile mütezeyyin olmazsa, ondan hakikî hamiyet ve sadakat ve adalet beklenilmez. Münazarat - 20
890- Bir müslüman başkasına benzemez. Dini terkedip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir müslim; adalalet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez. Emirdağ L. 1 - 21
891- Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir zât; hem beni, hem bu çocukları, hem validelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. Emirdağ L. 1 - 32
892- Evet bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki; rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor. Emirdağ L. 1 - 33
893- O belalar, ehemmiyetsiz fâni şişelerimizi ve cam parçalarımızı kırmalarıyla, bâki ve uhrevî elmasları bize kazandırıyorlar diye sabır içinde şükretmeliyiz ve sevinmeliyiz. Emirdağ L. 1 - 36
894- Kur'an ve ehl-i iman, hadsiz masnuatı bir Sâni'-i Vâhid'e verir. Doğrudan doğruya her işi ona isnad eder. Mektubat - 257
895- "Herşey zıddıyla bilinir." Meselâ, karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalır. Soğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır. Lem'alar - 209
896- Bu hizmete, yani ehl-i imanı dalalet-i mutlakadan kurtarmağa -lüzum olsa- dünyevî hayat gibi, uhrevî hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim. Emirdağ L. 1 - 13
897- Hayvanlara dikkat et! Nasıl "Ya Rahman, Ya Rezzak" diyorlar. Sözler - 334
898- İnsan olan bir insandan sor. Bak nasıl bütün esma-i hüsnayı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen okuyabilirsin. Sözler - 334
899- Evet, insanın en birinci üstadı ve en te'sirli muallimi, onun vâlidesidir. Lem'alar - 200
900- Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Emirdağ L. 1 - 62

901- "Acaba ben mi divane olmuşum ki, bütün dünyayı kendiyle meşgul eden bu hâdisata bakmıyorum, ehemmiyet vermiyorum. Yoksa insanlar mı divane olmuşlar?" Emirdağ L. 1 - 55
902- Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkil bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Emirdağ L. 1 - 41
903- Risale-i Nur'un bir esası, kusurunu bilmekle mahviyetkârane yalnız rıza-i İlahî için rekabetsiz hizmet etmektir. Emirdağ L. 1 -87
904- Evet nimete karşı şükretmek ise; in'amı şuuren bilmek ve mün'imin iltifatını derketmek ile olur. Bu ise nimetten çok daha leziz bir nimettir. B. Mesnevi - 517
905- İhlas dairesinde, hizmet noktasında çok hırs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semeratına karşı kanaatla mükellefiz. Emirdağ L. 1 - 90
906- Emir ve izn-i İlahî ve havl ve kuvvet-i Rabbaniye ile, umum hayvanatın melaikeden bir çobanı, bir nâzırı olduğu gibi; kuş taifesinin de bir çobanı var. Emir 1 - 92
907- Risale-i Nur Kur'an semalarından bir sema-yı maneviyenin güneşleri, ayları ve yıldızlarıdır. Emirdağ L. 1 - 98
908- Muhali taleb etmek, kendine fenalık etmektir. Münazarat - 17
909- İnadın gözü, meleği Şeytan görür. Sözler - 718
910- Risale-i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinat ve kâinattaki mevcudatın tesbihatları onda dizilmiştir. Emirdağ L. 1 - 97
911- O meyveler, nümunelerdir. Tatmaya izin var, tâ asıllarına talib olup müşteri olsun. Yoksa, hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Sözler - 37
912- Dikkat ediniz; gözünüzle görseniz dahi perdeyi yırtmayınız. Fenalığa karşı iyilikle mukabele ediniz. Emirdağ L. 1 - 108
913- Kur'an-ı Hakîm ehl-i şuura imamdır, cin ve inse mürşiddir, ehl-i kemale rehberdir, ehl-i hakikata muallimdir. Mektubat - 311
914- Kur'anın manaları, dağ gibi akılları işba' ettiği gibi, sinek gibi küçücük basit akılları dahi aynı sözlerle talim eder, tatmin eder. Sözler - 409
915- "Fatihanın Kur'an kadar sevabı vardır." Sözler -346
916- Bizler için şimdi herşeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki manasız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin. Şualar - 510
917- Şu âlemin mikyasıyla âlem-i ebedînin şeyleri tartılmaz. Buranın en büyüğü, oranın en küçüğüne müvazi gelemez. Sözler -348
918- Bazan olur ki; birtek kelime, birtek tesbih, öyle bir saadet hazinesini açar ki, altmış sene hizmetle o açılmamış. Sözler -349
919- Rûy-i zemin, umumî bir mezraadır. İçindeki bütün hayvanatın taifelerine Hâlık-ı Zülcelal'in emriyle, izniyle, hesabıyla, havl ve kuvvetiyle bir melek-i müekkel nezaret eder. Sözler -353
920- Her şeyin suret-i maddiyesinde Kudret-i Rabbanî ustadır, kader mühendistir. Mesnevi - 34
921- "Arştan ferşe, yıldızlardan sineklere, meleklerden semeklere, seyyarattan zerrelere kadar herşey Cenab-ı Hakk'a secde ve ibadet ve hamd ve tesbih eder. Sözler -352
922- (Melekler), nurdan mahluk oldukları için gıdalarına nur kâfidir. Hattâ nura yakın olan rayiha-i tayyibe dahi onların bir nevi gıdalarıdır ki, ondan hoşlanıyorlar. Sözler -353
923- "Bir âlimin yatağına yaslanarak ilmine (kitabına) bir saat bakması, yetmiş saat ibadetten hayırlıdır." Tefekkürnâme
924- İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte asr-ı saadet. Münazarat - 23
925- İfrat ve tefrit de muzırdır. Belki daha ziyade, fakat ifrat, tefrite sebeb olduğundan daha kabahatlidir. Muhakemat - 22
926- Acaba bir şeriat, "karıncaya bilerek ayak basmayınız!" dese, tâzibinden men' etse, nasıl Benî Âdem'in hukukunu ihmal eder. Münazarat - 66
927- "Din ile dünyayı taleb edenlere veyl olsun." Tefekkürnâme
928- Herşey, Nur-u Ahmedî (A.S.M.) ile alâkadardır. Sözler -362
929- Allahım! Sen benim mâbudumsun, senin rızan benim matlubumdur. B. Mesnevi
930- (Ey nefis!) Hayvan gibi olamazsın. Sözler - 362
931- Eğer bir adamın iyilikleri fenalıklarına kemmiyeten veya keyfiyeten ziyade gelse, o adam muhabbete ve hürmete müstehaktır. Lem'alar - 88
932- İnsan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü'min kardeşine adavet eder, günahlara girer. Lem' - 88
933- Sinek ve böceklerin bülbülleri hem çoktur, hem çeşit çeşittirler. Sözler - 355
934- "Cenab-ı Hak bir adamı senin elinle hidayete getirmesi, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır." Tefekkürnâme
935- Yeryüzünün tarlasında nebatatın herbir taifesi ... "Ya Rabbena! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim." Sözler - 356
936- "Cenab-ı Allah şu ümmetin üstünde hem deccal'in kılıncını, hem de büyük harb kılıncını beraber cem etmeyecektir." Tefekkürnâme
937- Şu kâinat sarayında bir nevi hademe olan insanlar, hem melaikeye benzer, hem hayvanata benzer. Sözler - 357
938- "Kim ki, İslâmı ihya etmek niyeti ile ilimden bir bâb tahsil ederse, onun derecesi ile peygamberlerin derecesi arasında yalnız bir derece kalmış olur." Tefekkürnâme
939- Evet biz ücretimizi almışız. Ona göre hizmetle ve ubudiyetle muvazzafız. Sözler - 360
940- "Bir ilim talebesi, ilim tahsil etmekte iken vefat etse, şehid olur." Tefekkürnâme
941- Elbette bu zamanda umum âlem-i İslâmı alâkadar edecek bir kudsî vazife yüzünden hafif bir zahmete ehemmiyet vermemekle mükellefiz. Şualar - 323
942- Peygamberimiz (a.s.m.) buyuruyorlar ki: "Kur'anı öğrenen ve öğreten ve içindeki hakaiki ders veren, bilmiş olsunlar ki, kıyamet günüde onların Cennet'e girmelerine sâik ve delil ben olacağım." Tefekkürnâme
943- Bizden gayrısına kendisini benzeten, bizden değildir. Sakın, Yahudi ve Hıristiyanlara kendinizi benzetmeyiniz." Tefekkürnâme
944- (Kur'ana) yapış. Her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye'se bir rica, içinde vardır. Lem'alar - 226
945- Hiss-i rekabet, makina-i terakkiyat-ı medeniyetin buharı hükmünde olan müsabakayı intac eder. A. Bediiyye - 356
946- Kur'an-ı Hakîm'in bize verdiği en mühim bir ders, "iman-ı bil'âhiret"tir. Lem'alar - 227
947- Bunu da inkâr etmem: Medeniyette vardır mehasin-i kesîre.. lâkin onlar değildir ne Nasraniyet malı, ne Avrupa icadı. Sözler - 714
948- Eğer ezkiya zekâvetlerinin zekâtını ve ağniya velev zekâtın zekâtını milletin menfaatına sarfetseler; milletimiz de başka milletlere yolda karışabilir. Münazarat - 63
949- Allah'tan havf eden, başkaların kasavetli, belalı havfından kurtulur. Sözler - 358
950- Mahşerde herkes "nefsî nefsî" dediği zaman, yine "ümmetî ümmetî" diyerek en kudsî ve en yüksek bir fedakârlık ile, yine şefaatıyla ümmetinin imdadına koşan bir zâtın gittiği âleme gidiyoruz. Lem'alar - 225


951- Bir ilâcı istihsan edip izdiyad etmek, devâyı dâ'e inkılâb etmektir. Muhakemat - 32
952- Kavun, kalbinde nüveler suretinde bin niyet eder ki, "Ya Hâlıkım! Senin esma-i hüsnanın nakışlarını yerin bir çok yerlerinde ilân etmek isterim." Sözler - 361
953- "Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniz." B. Mesnevi - 357
954- (Hayatın) yalnız dünyevî ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme. Mektubat - 225
955- Nasılki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir; öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir. Mektubat - 7
956- İlim azizdir, zelil etmek istemem. Hem de size göstermek isterim ki: Bir kısım ehl-i ilim vardır ki; dünyaya tenezzül etmez ve san'at-ı ilmi, medar-ı maişet etmez. Münazarat - 68
957- Kur'an, bütün ins ü cinnin bütün tabakalarını imana davet eder. Sözler - 390
958- Yedi def'adır şu hayat elimden üçacaktı. Emâneten elimde bırakılmış. Bunu vermekten minnet etmek hakkım değildir. Münazarat - 74
959- Maddiyatta tevaggul eden, ma'neviyatta gabileşir ve sathî olur. Muhakemat - 18
960- Herkesin istidadına göre -eğer kaybetmezse- orada bir saadeti vardır. Sözler - 74
961- Dünkü günü halkeden ve o güne mahsus mevcudatı icad eden zât; yarınki günü mevcudatıyla halketmeye muktedir olduğu hiçbir vecihle şübhe getirmez. Sözler - 78
962- (Kur'an), hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi, taklid etmemiş. Hiç kimse de onu taklid edemiyor. Sözler - 374
963- Dünyada en sevdiğim şey muhabbet ve en darıldığım şey de husumet ve adavettir. Münazarat - 77
964- (Kur'an), binler defa tekrar edilse usandırmıyor, belki lezzet veriyor. Sözler - 378
965- "Bir harf kâtibsiz olmaz" bildikleri halde, nasıl bir harfinde bir kitab yazılan şu kâinat kitabını, kâtibsiz zannediyorlar. Sözler - 387
966- Bize ve merakımıza, dairemiz içindeki ezvâk-ı ma'neviye ve envâr-ı imaniye kâfi ve vâfidir. Kastamonu L. - 118
967- Sen de onların inkârından müteellim olma. Allah'ın akılsız hayvanları çoktur, de.
Sözler - 387
968- Herbir sersemin safsatasına, her divanenin hezeyanına kulak verilmez. Sözler - 388
969- Herkesin bu âlemde birer âlemi var, birer kâinatı var. Emirdağ L. 2 - 69
970- Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikatı tanımayan hayâlata sapar. Muhakemat - 49
971- İttihad, cehl ile olmaz. İttihad, imtizâc-ı efkârdır. Münazarat - 73
972- "Mü'minler, ancak kardeştirler." Münazarat - 76
973- "Birinizi kendisi için istediği şeyi kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz." Münazarat - 76
974- Yalnız günah cihetinde ölüyorum, hasenat cihetinde yaşıyorum diye Allah'a hadsiz şükrediyorum. Emirdağ L 1 - 184
975- Cenab-ı Hak ezelîdir, ebedîdir, evvel ve âhirdir. Hiçbir cihette ne zâtında, ne sıfâtında, ne ef'alinde nazîri, küfvü, şebihi, misli, misali, mesîli yoktur. Sözler - 412
976- Çoklar var ki, büyüklerine ve mürşidlerine itimad edip tenbellik eder. Hattâ bazan, "Namazımız kılınmış" der. Sözler - 413
977- (Cenab-ı Hak), "sizi bir mahkeme-i kübraya gönderecektir. Yeri ihya ettiği gibi, sizi de ihya edecektir." Sözler - 416
978- Koca kâinatı idare eden, küçük mahlukatı başka ellere bırakmaz. Sözler - 417
979- Senin Rabbin alîm ve hakîm'dir. Sözler - 418
980- Dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır. Mektubat - 71
981- Cennet-Cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden dalının iki meyvesidir. Sözler - 532
982- Risale-i Nur onun her müşkilini halledebilir. Hâlisane, teslimkârane ona çalışsın, onu dinlesin. Emirdağ L 1 - 158
983- İnsanlara kendini bildirmek, bir şöhretperestlik olmasından; bir enaniyet, bir hodfüruşluk, bir riyakârlık ihtimali var. Bu ise, bizim gibilere tam zarardır. Emir L 1 - 161
984- Peygamberimiz (a.s.m.), üstad-ı Ezelî'sinden ders alıyor, sonra söylüyor. Sözler - 406
985- Işık verici, ısındırıcı müteharrik bir lâmba olan Güneş, elbette bir gün seyri bitecek, mahall-i kararına yetişecek, size faidesi dokunmayacak bir suret alacaktır. Sözler - 393
986- Nasıl gündüzün ziyası "Güneş'ten geldim" der. Kur'an dahi, "Ben, Hâlık-ı Âlem'in beyanıyım ve kelâmıyım" der. Sözler - 397
987- "Güneş, nurani bir ağaçtır. Seyyareler onun müteharrik meyveleri... Ağaçların hilafına olarak güneş silkinir, tâ o meyveler düşmesin. Eğer silkinmezse, düşüp dağılacaklar." Sözler - 394
988- "Evet Güneş bir meyvedardır; silkinir tâ düşmesin seyyar olan yemişleri. Eğer sükûtuyla sükûnet eylese, cezbe kaçar, ağlar fezada muntazam meczubları." Sözler - 394
989- (Allah), madem ki, yapar ve bilir; elbette konuşur. Madem konuşur, elbette konuşmasına yakışan Kur'andır. Sözler - 398
990- "İstediğin her şey için Kur'andan her ne istersen al." Sözler - 398
991- Nur'un hizmeti; hem maişet, hem rahat-ı kalbe bereketleriyle yardım ettiği gibi; ibadet-i tefekkürî nev'inden olması cihetiyle, mübarek ayların sevablarına büyük yardımı olur. Emirdağ L. 1 - 167
992- (Kur'an), her asırda taze nâzil oluyor gibi tazeliğini, gençliğini muhafaza ediyor. Sözler - 407
993- Evet Kur'an, bir hutbe-i ezeliyye olarak umum asırlardaki umum tabakat-ı beşeriyeye birden hitab ettiği için öyle daimî bir şebabeti bulunmak lâzımdır. Sözler - 407
994- Kur'anın düsturları, kanunları, ezelden geldiğinden ebede gidecektir.Medeniyetin kanunları gibi ihtiyar olup ölüme mahkûm değildir. Dâima gençtir, kuvvetlidir. Söz: 408
995- Elbette isyan edeni Cehennem'e müstehak olur. Muhakemat - 30
996- Biz bakıyoruz, bu zamanda en büyük ihsan, imanı kurtarmaktır. Ve görüyoruz, imanı hârika bürhanlarla kurtaran başta Risale-i Nur'dur. Kastamonu L. - 46
997- Dünya için din feda olunmaz. Tarihçe - 58
998- Nasıl maddî hava fena ise, fena tesir ediyor. Manevî hava da bozulsa, herkesin istidadına göre bir sarsıntı verir. Kastamonu L. - 66
999- Hüsn-ü niyet öyle bir kimyadır ki; şişeleri, elmasa çevirir; toprağı, altun yapar. Kastamonu L. - 67
1000- Bir şey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz. Lem'alar - 340


1001- Zâhiren çirkin perdeler altında, gayet güzel neticeler var. Emirdağ 1- 132
1002- Evet, dünya öldükten sonra âhiret olarak diriltilecektir. Sözler - 533
1003- Her şey, Cenâb-ı Hakk’ın takdiriyledir. Sözler - 468
1004- Sizin herşeyiniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Mektubat - 227
1005- Karnı aç olan bir kimse, bütün insanları aç zanneder. B. Mesnevi - 109
1006- Hidayet, ruhun Cennet’idir. İşârat-ül İcaz - 60
1007- Dalâlet, ruhun Cehennem’idir. İşârat-ül İcaz - 60
1008- (İman), her derdin en kudsî dermanıdır. Kastamonu L.-14
1009- Senin elin kırık ise, kesilmiş ellere bak. Lem’alar - 215
1010- İnsan hatâdan hâli olamaz: fakat tevbe kapısı açıktır. Kastamonu L- 34
1011- Gençlik gidiyor. Ömür geçiyor ... Zamanlar geri gelmiyor. Gençlik Rehberi -235
1012- Biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla, vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun hâricindekileri mâlâyani bilip, vaktimizi zâyi etmemeliyiz. Emirdağ L. - 44
1013- Size kâinatın en büyük mes’elesi olan iman hizmeti yeter. Kastamonu L. - 193
1014- Fâni zevkler, sana ma’nevî elemler bırakıyor. Emirdağ L. - 199
1015- İnsan ebed için halkedilmiş ve ebede gidecektir. Sözler - 88
1016- Elbette bir vakit O'na döneceğiz. Lem’alar - 120
1017- İman hizmeti, iman hakaiki, bu kâinatta her şeyin fevkindedir: Hiç bir şeye tâbi ve âlet olamaz. Kastamonu L. - 137
1018- Evet, geçmiş ömrü israf ettik, zâyi ettik. Çok mübârek zatlar, ahbablar kaybettik. Yalnız kaldım. O mübâreklerle âhirete çalışmadım. Barla L. - 109
1019- Allah, elbette seni senden daha çok görüyordur ... Ve sana senden daha yakındır. Mesnevi - 158
1020- Başka kitablar, hiçbir cihetle Kur’ana yetişemez. Hakikî söz odur: onu dinlemeliyiz. Gençlik Rehberi - 109
1021- Gözümüzle görüyoruz: Birisi var ki, bize zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleriyle doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış. Şualar - 168
1022- Risale-i Nur, bu zamanın bir mürşididir. Kastamonu L. - 31
1023- Bediüzzaman diyor ki: Mal ve servet bana lezzet vermiyor: dünyaya ancak bir misafirhane nazarıyle bakıyorum. Tarihçe - 48
1024- Hakaik-i imaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şey’e âlet olamaz:Rıza-yı İlâhiden başka bir gayesi olamaz. Emirdağ L. - 39
1025- Gelin, hepimiz bu hevâi ve nefsî arzulardan vazgeçelim: Hakaik-i Kur’aniyenin önünde diz çökelim ve bu asrın saadeti olan Nur Medresesine koşalım. Şualar - 558
1026- Bu hizmette doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakk’ın rızasını esas maksad yapmak gerektir. Lem’alar - 160
1027- Peygamberimiz (A.S.M.), insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyâde sa’y-ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Lem’alar - 131
1028- Sen neci oluyorsun ki, böyle hırs ile, Herkes beni dinlesin! diye vazifeni unutup vazife-i İlâhiyeye karışıyorsun? Lem’alar - 152
1029- Kabul ettirmek, senin etrafına halkı toplamak Cenâb-ı Hakk’ın vazifesidir: vazifeni yap, Allah’ın vazifesine karışma. Lem’alar - 152
1030- Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vâsıta ve saâdet-i ebediyenin anahtarı, imandır. Şualar - 462
1031- Bütün kâinatın en büyük gayesi, ubûdiyet-i insaniyedir. Emirdağ L. - 57
1032- Herbiriniz, ötekinin faziletlerine nâşir olunuz. Uhuvvet Risalesi - 45
1033- Sakın, birbirinize tenkid kapısını açmayınız. Uhuvvet Risalesi - 45
1034- Risale-i Nur’un vazifesi, imanı kuvvetlendirip kurtarmaktır. Şualar - 393
1035- Yer ve gök, iki mutî asker gibi emirlerine bakan bir zâta (Allah’a) isyan edilmez, edilmemeli ... Sözler - 376
1036- En büyük ve en yüksek maksad, hakaik-i imaniyedir. Kastamonu L. - 112
1037- Dünya harab edildikten sonra, o dünyayı yapan zât, yine daha güzel bir sûretle onu tamir edecek,âhiretten bir menzil yapacaktır. Sözler - 333
1038- Kur’ana ait en cüz’i, en küçük bir nüktenin de kıymeti büyüktür. Kastamonu L. - 224
1039- Risale-i Nur, iman kurtarıcıdır. Kastamonu L. - 235
1040- (Güneş) bir soba, bir lambadır. Odununu, gazyağını veren kimdir? Bil, ayıl! Kastamonu L. - 232
1041- Dünya bütün şa’şaasıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Sözler - 204
1042- Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Lem’alar - 68
1043- Fenalığa karşı, iyilikle mukabele ediniz. Emirdağ L. - 108
1044- İbadeti terkeden, mevcûdatın ibadetini görmez ve göremez: belki de inkâr eder. Lem’alar - 190
1045- Dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir. Mektubat - 33
1046- Kabir,ehl-i iman için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. Sözler- 142
1047- Bir saray gibi şu âlemin tek bir ustası vardır. Sözler - 280
1048- İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Lem’alar - 133
1049- Bir gıybet etsen, murdar bir et sûretinde sana yedirirler. Sözler - 581
1050- Eğer Allah razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok! Lem’alar - 160

Sidar
20.08.2006, 14:37
1051- İslâmın ve Asya’nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Muhakemat - 42
1052- Ben bir hizmetkârım, çekirdek gibi çürüdüm gittim. Risale-i Nur ise, Kur’an-ı Hakîmin tefsiridir, ma’nasıdır. Emirdağ L. - 133
1053- Tabiatın perdesi ile Allah’ın nurunu görmeyen insan, herşey’e bir ulûhiyet verip, kendi başına musallat eder. Sözler - 539
1054- Ben şu evi nasıl yaptım ve tanzim ettim: Öyle de, şu dünya hânesini birisi yapmış ve tanzim etmiş. Sözler - 537
1055- Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir. Sözler - 541
1056- İnsanlarda sıhhat ve istikamet ile vahdet olmazsa, ziyadeleşmekle küçülür, bozuk olur, kıymetsiz olur!.. Mektubat - 475
1057- Ey nefis! Eğer takva ve amel-i salih ile Hâlıkını râzı etti ise, halkın rızâsını tahsile lüzûm yoktur. Mesnevi - 185
1058- Ecel ve herşey, kader-i İlâhi iledir. Lem’alar - 130
1059- İnsan kendi vazifesini yapıp, Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmamalı. Lem’alar - 131
1060- Allah’a abd ve asker olmak, öyle lezzetli bir şereftir ki, ta’rif edilmez. Sözler - 29
1061- Evet, Cennet ucuz değil: iki hayatı imha eden küfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Şualar - 296
1062- Evet, Kur’anın dediği gibi: İnsan, seyyiatından tamamen mes’uldür: çünki, seyyiatı isteyen odur. Sözler - 464
1063- İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır. Münazarat -
1064- Başkasının dalâleti, sizin hidayetinize zarar etmez. Emirdağ L. - 44
1065- Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Münazarat -
1066- Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez. Hanımlar Rehberi - 25
1067- (Melekler), Emre muhalefet etmezler: ne emrolunsa onu yaparlar. Sözler - 511
1068- İnsan öldükten sonra, esaslı bir ciheti bâkidir: o esas ise ruhtur. Şualar - 225
1069- Her mevcûd, san’atlı ve hikmetli vücûda geliyor. Lem’alar - 178
1070- Hüsn-ü niyet öyle bir kimyadır ki, şişeleri elmasa çevirir: toprağı altın yapar. Kastamonu L. - 67
1071- Bu asrın hassası şudur ki: hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Kastamonu L. - 104
1072- Şübheli mal hükmünde ve ma’nen müşterek olan erzâk-ı umûmiyeden helâl olmak için, miktâr-ı zârûret derecesinde kanaat ediyorum. Kastamonu L. - 141
1073- Kader-i İlâhiyeye karşı şekva ile değil, rızâ ile karşılar Kastamonu L. - 141
1074- Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur. Kastamonu L. - 148
1075- Takvâ, menhiyattan ve günahlardan içtinâb etmek ve amel-i sâlih, emir dâiresinde hareket ve hayrât kazanmaktır. Kastamonu L. - 148
1076- Bir haramın terki vâcibtir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var. Kastamonu L. - 148
1077- Bu dünya hayatı, hususan bu zamanda, bu şerâit altında kıymeti yoktur. Başa ne gelse gelsin,hoş görmeli. Şualar - 336
1078- Mâdem herşey gidiyor ve gittikten sonra, eğer lezzet ve keyf ise, boşu boşuna gider, bir hasret kalır. Şualar - 300
1079- Risaleleri ciddî okumak ve yazmak, yirmi sene medresede okumaktan fâiktir ve daha menfaatlidir. Barla L. - 142
1080- Ekser hastalıklar sû-i istimalâttan, perhizsizlikten ve israftan ve hatîattan ve sefâhetten ve dikkatsizlikten geliyor. Lem’alar - 217
1081- En zâif, en ***** hayvan: en iyi beslenir. (Meyve kurtları ve balıklar gibi) Sözler - 23
1082- En âciz, en nâzik mahlûk: en iyi rızkı o yer. (Çocuklar ve yavrular gibi) Sözler - 23
1083- Şu ateş azâbı, Kur’ana imtisal etmeyen kâfirlere hazırlanmıştır. İşarât-ül İ’caz - 127
1084- Cehennem matvîdir: ya’ni bükülmüştür: ya’ni tam açık değildir. İşarât-ül İ’caz - 129
1085- Ne vardı, insanlar ya göründüğü gibi olsa, yahud olduğu gibi görünseler idi. Zekâi Barla L. - 180
1086- Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. Asar-ı Bediiyye Münazarat - 67
1087- Büyük işlerde yalnız kusurları gören, cerbezelik ile aldanır veya aldatır. Münazarat - 34
1088- Me’muriyete veya imârete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa, yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nev’i çingenelik eder. Münazarat- 39
1089- Ne yapayım, acele ettim kışta geldim: sizler Cennet âsâ bir baharda geleceksiniz. Münazarat - 48
1090- Bir def’a okumak kâfi değil. Hepsi yanında bulunup, dâima okumalıdır. Barla L. - 51
1091- Şimdi ekilen Nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Münazarat - 48
1092- (İnsan), elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Sözler - 477
1093- (İnsan), kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir. Sözler - 477
1094- Ne vakit bir araya gelsek, Sözler’den birini açıp okuyoruz ... tatlı tatlı istifade edip, Üstadımızla görüşüyoruz. Kastamonu L. - 216
1095- Herkes bir ahlâkda olamaz. Bazıları meşru’ dâirede rahatını istese de, i’tiraz edilmemeli. Kastamonu L. - 223
1096- Ma’nevî bir istiğfar olan kusurumu bildim. Kastamonu L. - 223
1097- Kur’an bizi siyasetten men etmiş: tâ ki, elmas gibi hakikatları ehl-i dünyanın nazarında cam parçalarına inmesin. Kastamonu L. - 240
1098- Cenâb-ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyâde yakındır. Biz ise, O’ndan nihayetsiz uzağız. Sözler - 492
1099- Hadîste var ki, Dünya muhabbeti, bütün hataların başıdır. Sözler - 494
1100- Cennet, bütün lezâiz-i ma’neviyeye medâr olduğu gibi, bütün lezâiz-i cismâniyeye de medârdır. Sözler - 497

1101- Ehl-i Cennet ruhları, berzah âleminde yeşil kuşların cevflerine girerler ve Cennet’te gezerler. Sözler - 505
1102- Ben Allah’ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedârım. Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmam: muzaffer etmek veya mağlûb etmek O’nun vazifesidir. Lem’alar - 131
1103- Peygamberimiz (A.S.M.), Cenâb-ı Hakk’ın vazifesine karışmazdı. Lem’alar - 131
1104- İnsan, bütün kâinatla alâkadardır. Sözler - 471
1105- Şübheler, erkân-ı imaniyenin za’fından ileri geliyor. Lem’alar - 131
1106- Bu hasbî ve Kur’anî hizmetten zevk alıyoruz: lâyıkıyla yapamıyorsak da yolunda bulunuyoruz. Barla L. - 53
1107- Bir dert görünürse devâsı âsandır. Münazarat - 34
1108- Biz, ruhumuzla, canımızla, vicdânımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle demeliyiz ki: Biz ölsek, milletimiz olan İslâmiyet haydır, ilelebed bâkidir. Münazarat - 61
1109- Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahibsiz olamaz. Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayetsiz derecede muntazam şu memleket hâkimsiz olur? Sözler - 49
1110- Mal sahibi zannettiğin esbâb, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi onların arkasında iş gören Kudret-i Ezeliyedir. Mesnevi - 10
1111- Mü’minler Cehennem’e gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücûdum Cehennem’de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin. Emirdağ L. - 38
1112- Âkıbeti görmiyen kör hissiyatın hükmiyle, hâzır bir dirhem zehirli lezzeti, ileride bir batman sâfi lezzete tercih etmek bu zamanın dehşetli bir marazı, bir musibetidir. Kastamonu L. - 197
1113- Cesed, gelip geçicidir. Sözler - 517
1114- Cesed, ruhun hânesi ve yuvasıdır: libâsı değil! Sözler - 517
1115- İbadetin yapılması, ateşe girmemeğe vesiledir. İşârat-ül İ’caz - 127
1116- Ey insanlar! Allah’ın emirlerine imtisal etmeyip, bilhassa taşlara ve câmid şeylere ibâdet yaparsanız, muhakkak biliniz ki, tapanlar ile taptıkları şeyleri yiyip yutacak bir ateşe gireceksiniz. İşârat-ül İ’caz - 127
1117- Âyât-ı Kur’aniyyede öyle bir câmiiyyet var ki, her derde devâ, her hâcete gıda olabilir. Sözler - 213
1118- Ahvâl-i uhreviyye ve berzahiyye ise, çendan akl-ı beşer kendi başiyle yetişemiyor, göremiyor. Fakat, Kur’anın gösterdiği yollar ile onları görmek derecesinde isbat ediyor. Mesnevi - 43
1119- Tevhidin en kuvvetli delili ve kudretin en hayretli mu’cizesi, sûretleri açmasıdır. Şualar - 167
1120- (Allah’ın) mevcûdata karşı nisbeti hallâkıyyettir. Emr-i kün feyekün ile, irâde-i ezeliyesiyle, ihtiyariyle îcad eder. İcâbî ve ızdırârî ve sudûr-u gayr-i ihtiyari gibi münâfi-i kemâl her bir rabıtadan münezzehtir. Sözler - 412
1121- Cevv berrak, sâfi, hiç bir şey yokken, bir mahşer-i acâib gibi dağvâri parçaları kendi kendine toplamıyor. Belki, zîhayatı tanıyan birisidir ki, gönderiyor. Sözler - 412
1122- Beğendiğin şeyde ifrat etme! Lemaât - 718
1123- Hakkı bulduktan sonra, ehak için ihtilâfı çıkarma! Lemaat - 718
1124- Kuva-yı insaniye, tahdid edilmediğinden cinayeti büyük olur. Lemaat - 7