PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ...İnsan Misâli...


rahlem
07.04.2008, 11:08
…İNSAN MİSÂLİ…


Ne zaman insana dair bir konu açılsa içimden bir şeylerin koptuğunu hissederim birden… Ve bu kopuşla beraber çok derin yaralar açılır ruh tenimde…

Bizden seneler önce yaşamış ve hâlâ kitaplarıyla yolumuzu aydınlatan birçok gönül dostumuz bu konu üzerinde oldukça kafa yormuşlardır.

İnsan kime denir?
Var mıdır yok mudur?
Mahiyeti nelerden oluşur?

Bu gibi sorularla gönül iklimlerinde fırtınalar estirmişlerdir. İşte bir Hak aşığı,60 bin beytin üzerindeki manzum eserleriyle büyük şair, mutasavvıf, mana eri, gönül dostu ve daha birçok unvanla anabileceğimiz Mevlâna, insana dair şöyle tespitlerde bulunmuştur.


“Sende bir hayvan, bir şeytan, bir de Rahman sıfatı var;
Hangisinden sayılırsan, sayı günü ona katılırsın.”
(Mecâlis-i Seb’a:73)

“Âlemden maksat insandır,
İnsandan maksat da o nefestir” (Hz. Muhammed (s.a.v))
(Mecâlis-i Seb’a:45)


“Kimi olur, temizliğimizi melekler bile kıskanırlar;
Kimi de olur şeytan bile korkusuzluğumuzu görürde kaçar bizden.
Şu toprak bedenimiz Allah(c.c) emanetini yüklenmiş.
Maşallah çevikliğimize, nazar değmesin gücümüze kuvvetimize"
(Rubaîler:19)

“Sen su değilsin, toprak değilsin, başka bir şeysin sen
Balçık dünyadan dışarıdasın, yolculuktasın san,
Kalıp bir arktır, can o arkta akan bengisu;
Fakat sen, senliğinde kaldıkça ikisinden de haberin yoktur.”
(Rubaîler:205)

Fazla söze ne hacet dercesine, Mevlâna’nın güzel yüreğinden akıp gelen bu manzumeler her şeyi özetlemektedir aslında.

Sevgiyi, nefreti, korkuyu, hasreti birbiriyle çelişen nice kavramı içerisinde bir düzenle seyrettiren tek varlıktır insan… Rahman’ın övgüsüne muhatap “Ahsen-i Takvim”dir o. Bir sır ile yaratılmış kâinat ve o sır insanın kalbine yerleştirilmiş. Kim ki bu sırrı anladı ve kavradı yücelerin yücesi oldu gitti… Kim de kalbini mühürledi, kendine bile bir sır taşıdığını itiraf etmedi, yolunu şaşırdı ve aşağıların en aşağısı oldu gitti…


“Bir sır idi Kâinat onu bilen bildi,
Bilmeyen ne bilsin, ömrünü heder etti gitti!”


Her insan da bir vezirlik bir de rezillik istidadı mevcuttur. Aklını kullanan, şu kâinatta niçin yaratıldığının farkında olan insan elbette vezirlikle şereflendirilir. Fakat bir grup insan daha var ki, dünyada şanım şan, şöhretim şöhret diye yaşayıp, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışını kendilerine ilke edinen, bir elim yağda bir elim balda hesabını görüp nesilden nesile saltanat sürdürenler… İşte onlar, bu sarhoşluk içerisinde ilahî bir adaletle uyarılacaklar ve hem dünya da hem de ahiret de rezillik unvanını kazanacaklardır. Dünya ya tamah etmek noktasında yine Mevlâna’nın bir manzumesi karşımıza çıkıyor:


“Ey bir parça somuna karşılık iman mayasını veren!
Bir arpa tanesine, madenin gönlünü bağışlayan;
Nemrut da, Halil’e gönül vermedi de;
Canını bir sivrisineğe verdi gitti."
(Rubaîler:16)


İnsan misali söz söylemek geçti içimden. Karma karışık duygular içerisindeyken satıra döktük sâdırdan geleni. Bizimkisi, kendini bilenin Rabbini bileceğinin hesabıdır, belki de hiç bitmeyecek kıyamete kadar sürecek bir hesabın muhasebesi…



“EY İNSAN! O KERÎM RABBİNE KARŞI SENİ ALDATAN NEDİR?” (İnfitâr:6)

RAHLEM
10.05.2007

hiç
07.04.2008, 11:32
bir yanıyla cahil,cesur,nankör..
bir yanıyla alemlere halife tayin edilmiş varlık..
ilahi yanı ile çamur yanı ..
tercihinde hür,yolunda istikrarsız,samimiyeti ölçüsünde deger bulacak olan bir bilinmez...
hepsinin toplamı bir insan ;)

rahlem
07.04.2008, 11:43
Ah o nefis yok mu?

Her şeyin istidatı var üzerimizde yolumuz açık, engel koyanımız yok, ancak bir yerde o da Yaratıcıya karşı kulluğunun bilincinde olanlar da nefsin kölesi olma eğilimi yoktur. Nefis hiç birşeydir ama melekutun seviyesini bile aşma açısından çok şeydir. İyi kullanmalıyız nefsi, sesinin yükseldiği yerde "sus bakim" demeyi de bilmeliyiz, İnsanız işte hatada olacak arada nitekim bir yanımızda nisyân değil midir?