PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hakan Şükür: Kutlu Doğum Haftasına Yakışan Derbi Olsun


real.ist
22.04.2008, 11:18
Fenerbahçe ile oynayacakları derbinin Kutlu Doğum Haftası'na denk geldiğini hatırlatan Galatasaray kaptanı Hakan Şükür, sokaklara hakim olan bayram havasının tribünlere de sirayet etmesini istedi: "Taraftarlar stada kesici aletlerle değil, güllerle gelsin."

G.Saray ve Türk futbolunun rekortmen yıldızı Hakan Şükür, pazar günü Sami Yen'de F.Bahçe ile yapacakları derbi müsabakasının birçok anlamda farklı olacağını söyledi. İçinde bulunduğumuz 'Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapan tecrübeli kaptan, taraftarları hoşgörüye davet ederken, "Bu derbiyi kazanıp şampiyonluğa ulaşırsak bugüne kadar elde ettiklerimizin en anlamlısı olacak." dedi.

Türkiye Diyanet Vakfı'nca tertip edilen ilim ve kültür bayramı şenlikleri şeklinde değerlendirilen kutlamaların gayesinin, milli birlik ve bütünlüğü sağlamak, hoşgörüyü toplumun her kesimine yaymak olduğunu dile getiren Hakan Şükür, derbi müsabakasında da böylesi önemli bir haftaya yakışır tutum içinde olunması gerektiğini söyledi.

'Kutlu Doğum'a layık davranalım

Derbi müsabakasının şiddetten uzak şekilde başlayıp neticelenmesini arzu ettiğini belirten tecrübeli futbolcu, "Futbolda alınan sonuçlar, kimilerine göre önemli, kimilerine göre hayati önem taşıyabilir. Fakat biz öyle güzel bir haftanın içinde bulunuyoruz ki, bunun kıymetini bilmek durumundayız. 'Kutlu Doğum Haftası' içindeyiz ve ona layık olmalıyız.

Peygamberimiz'e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz'in hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantılarımızı ona göre şekillendirmeliyiz.

Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum. Dostça ve centilmence mücadele etmeliyiz. Herkes dürüstçe elinden geleni yapmalı. Allah kime nasip ederse o kazansın." açıklamasında bulundu.

Bu sezon mutlu sona ulaşmaları halinde kazanılan şampiyonluğun diğer başarılardan önemli hale geleceğinin altını çizen Hakan Şükür, "Biz F.Bahçe'yi yenmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kazanamazsak ikili averajda geriye düşeriz ve büyük fırsatı tepmiş oluruz. F.Bahçe'yi yenip şampiyon olursak, bu şimdiye kadar kazandığımız tüm şampiyonluklardan daha anlamlı olur.

Ligin bitimine beş hafta kala teknik direktörsüz yoluna devam eden ve şampiyon olan başka bir takım yok. Şampiyonluğu herkesten çok ben istiyorum. Belki de G.Saray'dan şampiyon takımın kaptanı olarak ayrılmanın mutluluğunu yaşayacağım." ifadelerini kullandı.

zaman

hazine
22.04.2008, 11:37
Yav ne hakikatli adam... Maşa'Allah, subhanAllah...

Bîdâr
22.04.2008, 11:43
Helal sana..

Galatasaraylı Nede olsa :)

Bîçâre
22.04.2008, 13:47
Kişiliği işine yansımış biri, Mevla'nın bu denli muvaffakiyetler vermesi boşa değil. Evvelâ futbolsever olarak, ardından bir Galatasaray taraftarı olarak kutluyorum kendisini...

Alper...
22.04.2008, 13:51
soy adından belli değil mi? şükür...

ummuhan
22.04.2008, 13:56
Maşaallah Hakan Şükür takımı da -hoca gitti ya- abi olarak yönlendiriyor zaten :O

ÖYLeSiNe
22.04.2008, 14:00
işte adam gibi adam helal olsun sana hakan şükür.
bir beşiktaşlı olarakta bu haftaki derbiyi inşAllah galatasaray kazanır diyorum.

inkişaf_
23.04.2008, 08:36
Galatasaray'ın milli futbolcularından Hakan Şükür'ün Pazar günü oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçı için ''Kutlu Doğum Haftasına yakışan bir derbi olsun'' ifadelerini internet sayfasına taşıyan Vatan gazetesi büyük bir skandala imza attı.

Fenerbahçe ile oynayacakları derbinin Kutlu Doğum Haftası'na denk geldiğini hatırlatan Galatasaray kaptanı Milli Futbolcu Hakan Şükür’ün, sokaklara hakim olan bayram havasının tribünlere de sirayet etmesini istemesini ve “Taraftarlar stada kesici aletlerle değil, güllerle gelsin” şeklindeki çağrısını internet sayfasına taşıyan kartel gazetesi Vatan, Peygamber efendimize yönelik ağır hakaret içeren yorumları kabul ederek bir skandala imza attı. Yorumlarda, Peygamber efendimizin yanı sıra Fethullah Gülen ve futbolcu Hakan Şükür’e yönelik ağır hakaretler de dikkat çekti.

İşte Vatan’ın internet sayfasında yayınlanan habere yapılan ve Peygamber Efendimize, Fethullah Gülen ve Kutlu Doğum haftasına yakışır bir derbi maçı isteyen, stada çakı yerine gül getirilmesi çağrısında bulunan Hakan Şükür’e yönelik ağır hakaretler içeren yorumlardan bir kaçı:

ALİ GERER
Elin arabı düşünmüyo da sana mı kaldı kutlu doğum falan

METE OR
arapın doğum günü haftasından bize ne? Onu arap olanlar kutlasın. Burası Atatürk''ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti.

ENGİN ASA
Neden bu yobazı irana göndermiyorsunuz. Bu gibiler ülkeden temizlenmeli.

ERKAN IŞIK
Sahtekar sonunda futbolada siyaseti bulaştırdı.

AHMET CENGİZ
Ulan şimdi ne alakası var maçla bunun. İllaki tarikatçılığını heryerde göstercen. Bir de bunu haber yapan gazeteye bakın. Bunun şeyhinin gazetesi!!!

HAKKİ HUKUK
Bizde öküzlerin cook ise yaradığını biliyordum. Çift sürmek, kağnı çekmek gibi görevlerini olduğunu bilirdim; Fakat, iyi top oynadığını hiçbir zaman düşünmemiştim!!!

EYLüL TANSEL
Bu Hakan Şükür denen adamın Galatasaray'da oynamasından nefret ediyorum. Gitsin artık bu F Tipi işbirlikçi yalaka. Tarikat yalakalığını git Fetoşun dizlerinin dibinde yap. Senin ve Okan'ın veya Emre'nin Galatasaray gibi bir takımda yer alması utanç verici. Defol git memleketin ABD''ye...

COŞKUN SABUNCULAR
Utanmaz yobaz maça da haşemayla çık, din tüccarı seni kazandıkların az mı geldi de dinimizi pazarlıyorsun uşak.

Vatan'ın bazı yorumları gelen tepkiler üzerine geri çektiği de gözlendi.

habervaktim

Dua Nur
24.04.2008, 07:08
Hakan Şükür'ün kutlu doğum haftası nedeniyle yaptığı açıklama, kendilerini 'pagan kutsallık' korumasına alan 'futbol ikonları'ndan bir hayli tepki almışa benziyor. Kutlu Doğum Haftasına ve hele hele camileri terk edip gösteri merkezlerinde (geleneksel anlamda camide toplanarak yapılan anmaya) alternatif sazlı-sözlü kutlama tarzına karşı itirazlarım saklı tutarak; başarılı bir futbolcunun dini göndermelerde bulunmasına karşı takınılan tutum, adeta pagan çığlıklar yükseltilmesi Türkiye'de batıcılık ve modernlik denilen şeyden ne anlaşıldığına dair önemli göstergeler sunuyor.

Yapılan itirazlardan biri Fatih Altaylı'dan geliyor: “Hakan Şükür'ün bir derbiyi Kutlu Doğum Haftası olarak bazı kesimler tarafından kutlanan bir hafta ile bağdaştırması son derece manidardır. Galatasaray'ın imajını ve toplumdaki algılanış biçimini derinden etkileyen bu durum” karşısında soruşturma açılmasını istiyor. Adnan Öztürk de “527 yıllık kültürümüze çağdaşlık, laiklik ve modernizmin her zaman simgelerinden olmuş kulübümüze bu tür demeçlerin yakışmadığını” bildirmiş. 527 yıllık çağdaşlık ve laiklikten dem vuran bir kafa karışıklığına ne demeli.

Eski TSYD başkanı bir spor yazarı ise Şükür'ün ne denli önemli bir futbolcu olduğunu belirttikten sonra; “Sürekli olarak dini vurgularla seslenmektedir kamuoyuna ..Laik kültüre ters düşen, spor felsefesine aykırı bir durum sözkonusudur Hakan'ın davranışlarında.”

Tüm bunları alt alta okuyunca modernliğin taşıyıcı aygıtı olarak spor özelde de futboldan ne anlaşılması gerektiği ya da bu çevreye egemen bakış açısını gözlemlememiz mümkün.

Türkiye'de çağdaşlık, sekülerizm ve modernlik her ne kadar çok biçimsel göstergeler üzerinden inşa edilmeye çalışılsa da bir takım modern ritüellerin de bu süreçte taşıyıcı aygıt olarak işlev yüklendiklerini söyleyebiliriz. Nasıl mimari ve şehir planlaması Türk modernleşmesinin tezahür ettiği en önemli alanlardan biri olarak toplum hayatına doğrudan müdahalede kendini göstermesi gibi farklı bir toplumsal yansıması da tören, kutlama, futbol gibi ritüellere dayandırılmıştır.

Burada “527 yıllık kültürümüze”, “çağdaşlık, laiklik ve modernizmin her zaman simgelerinden” olduğuna vurgu yapılan bir futbol kulübünün bir spor kulübü olmaktan çok bir misyoner üssü işlevi yüklenmek istendiği ya da öyle algılandığı çok açıktır. Bu çerçevede spor sadece spor olmaktan çıkıp Althusserci yaklaşımla “devletin (ya da egemenlerin) ideolojik aygıtı” haline geliyor.

Sporun özellikle de futbolun çok kaba biçimde ideolojik aygıt haline getirilmesi bir yana yazarın bahsettiği “spor felsefesi” çerçevesinde insan ve beden ilişkisinin batıda aldığı anlam üzerinde çözümleme yapmadan bu fetiş durumu da anlaşılamaz.

İnsanı biyolojik varlıktan ibaret sayan bir beden felsefesinin sonucu olarak insan aklını ve bedenini alabildiğine abartan bir medeniyetle karşı karşıyayız. İnsanın beden üzerinden tanımlayıp, bedeniyle sınırlandıran seküler düşüncenin bedeni adeta kutsallaştıran bir spor anlayışını da toplumsallaştıması kaçınılmazdı. Modern zamanlarda Antik Yunanın pagan kültürü ile modern paganlık kapitalist ilişkilere iliştirilerek yeniden hayat kazandırılmış oldu.

Futbolu bir kültür, bir 'dil' olarak toplumsal boyutundan çok birey-toplum-iktidar bağlamında düşünülmesi gereken bir icat olarak ele almak gerekir. Sınıfsal ya da siyasal iktidar araçlarının bir uzantısı olarak düz 'okuma'ya tâbi tuttuğumuzda sunacağı malzeme zenginliği hiçbir popüler etkinlikle kıyaslanamaz.

Modernitenin hem iktidar ve siyaset ilişkisi hem insanın ontolojik, epistemoljik bunalım alanlarına tekabül eden, kesişen bir yol kavşağında duran futbolun doğru 'okunması' modern insanın macerasını anlamamız için ilginç ipuçları verir. 'Tanrı'nın yerine yeni ikonlar icat eden, kutsalın 'dil'inden kaçarken profan bir din icat eden modernliğin en yaygın kitlesel iletişim aracı olarak da bakılabilir futbola.

Oysa çoğu kadim kültürlerde olduğu gibi bedeni ve ruhu arıtma aracı olarak bakılabilseydi spor farklı işlev görebilirdi. Bizdeki futbol paganizmi, seküler tıkanmışlığın, yavanlığın iyice dibe vurmuş haline işaret etmektedir. “Başörtülü f…..r” diyecek kadar düşkün birinin medyadan futbol çevrelerine kadar etkin yer işgal etmesi ve bunun da tek bir örnek olmaması nasıl bir seçkinler zümresi ile karşı karşıya olduğumuzu; bu zümrenin ruh halini çözümleme anlamında deşifre edici bir örnek olarak bakılabilir bu son olaya.

Akif Emre

Özduygu
24.04.2008, 10:47
Kutlu Doğum gibi manevi değeri çok yüksek bir geceyi centilmenlik şekli sayan oyuncu hakkında ağır eleştiriler yönelten siteye okurlar, "Hürriyet internet sitesi din düşmanı mı, Kutlu Doğum bu siteyi niçin bu kadar rahatsız ediyor?" diye tepki gösteriyor.

İşte Hakan Şükür'ün centilmenlik çağırısını içeren sözleri....

Fenerbahçe ile oynayacakları derbinin Kutlu Doğum Haftası'na denk geldiğini hatırlatan Galatasaray kaptanı Hakan Şükür, sokaklara hakim olan bayram havasının tribünlere de sirayet etmesini istedi: "Taraftarlar stada kesici aletlerle değil, güllerle gelsin."

G.Saray ve Türk futbolunun rekortmen yıldızı Hakan Şükür, pazar günü Sami Yen'de F.Bahçe ile yapacakları derbi müsabakasının birçok anlamda farklı olacağını söyledi. İçinde bulunduğumuz 'Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapan tecrübeli kaptan, taraftarları hoşgörüye davet ederken, "Bu derbiyi kazanıp şampiyonluğa ulaşırsak bugüne kadar elde ettiklerimizin en anlamlısı olacak." dedi.

Fenerbahçe ile Galatasaray, Süper Lig'in son üç haftasına girilirken, şampiyonluk yarışını puan puana sürdürüyor. Türk futbolunun iki önemli çınarının mutlu sona ulaşmak için verdiği nefes kesen mücadelede, düğümün hafta sonunda Ali Sami Yen'de çözülme ihtimali yüksek görünüyor. Dünyanın sayılı derbileri arasında gösterilen bu maçlarda, alınan tüm önlemlere rağmen her sezon mutlaka bir tatsızlık yaşanıyor. Bıçakların, satırların, küfürlerin ürpertisi, tribünlerin masum insanlarını endişeye sevk ediyor. Daha geçen yılın 19 Mayıs'ında Ali Sami Yen'de oynanan ve su savaşları olarak tarihe geçen derbi, hafızalardaki tazeliğini koruyor.

G.Saray'ın ve Türk futbolunun efsane yıldızı Hakan Şükür, utanç tablolarının yaşanmaması için derbi öncesi önemli mesajlar verdi. İçinde bulunduğumuz 'Kutlu Doğum Haftası'na vurgu yapan rekortmen golcü, sokaklara hakim olan bayram havasının, hafta sonunda Ali Sami Yen'in tribünlerine de sirayet etmesi temennisinde bulundu. Taraftarların, stada kesici, delici aletlerle değil, güllerle gelmesini istedi.

Türkiye Diyanet Vakfı'nca tertip edilen ilim ve kültür bayramı şenlikleri şeklinde değerlendirilen kutlamaların gayesinin, milli birlik ve bütünlüğü sağlamak, hoşgörüyü toplumun her kesimine yaymak olduğunu dile getiren Hakan Şükür, derbi müsabakasında da böylesi önemli bir haftaya yakışır tutum içinde olunması gerektiğini söyledi.

'Kutlu Doğum'a layık davranalım

Derbi müsabakasının şiddetten uzak şekilde başlayıp neticelenmesini arzu ettiğini belirten tecrübeli futbolcu, "Futbolda alınan sonuçlar, kimilerine göre önemli, kimilerine göre hayati önem taşıyabilir. Fakat biz öyle güzel bir haftanın içinde bulunuyoruz ki, bunun kıymetini bilmek durumundayız. 'Kutlu Doğum Haftası' içindeyiz ve ona layık olmalıyız. Peygamberimiz'e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz'in hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantılarımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum. Dostça ve centilmence mücadele etmeliyiz. Herkes dürüstçe elinden geleni yapmalı. Allah kime nasip ederse o kazansın." açıklamasında bulundu.

Bu sezon mutlu sona ulaşmaları halinde kazanılan şampiyonluğun diğer başarılardan önemli hale geleceğinin altını çizen Hakan Şükür, "Biz F.Bahçe'yi yenmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kazanamazsak ikili averajda geriye düşeriz ve büyük fırsatı tepmiş oluruz. F.Bahçe'yi yenip şampiyon olursak, bu şimdiye kadar kazandığımız tüm şampiyonluklardan daha anlamlı olur. Ligin bitimine beş hafta kala teknik direktörsüz yoluna devam eden ve şampiyon olan başka bir takım yok. Şampiyonluğu herkesten çok ben istiyorum. Belki de G.Saray'dan şampiyon takımın kaptanı olarak ayrılmanın mutluluğunu yaşayacağım." ifadelerini kullandı.

haber7

Derin Manâ
25.04.2008, 08:34
Sonradan söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim... "Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" denilen bu ülkede; "laiklik, çağdaşlık, ilericilik" ve "aydınlanma" adına resmen ve alenen "din düşmanlığı" yapılmaktadır... "Düşmanlık" duyulan dinin adı "İslâm", hedef alınan kitle ise "Müslüman"lardır... Hiç kimse laga-luga yapmasın, hiç kimse lâfı eğip, bükmesin...

"Müslüman Türkiye"de olan, maalesef budur... üstüne basa basa, altını çize çize bir defa daha söyleyeyim; bu ülkede "İslâm düşmanlığı" yapılmaktadır... Kim ki "dindar"dır, kim ki "dinî bir eylem veya söylem"de bulunmaktadır, o insanın "yargısız infaz" veya "linç" edilmesi işten bile değildir!..

Bunun böyle olduğuna dair, "yığınla kanıt" var elimde... "Halkı Müslüman Türkiye"de, eğer "din düşmanlığının odağı" olmaktan dolayı kişilere "konuşma yasağı" getirecek, kurum ve kuruluşlara "kapatma dâvâsı" açacak bir Yargıtay Başsavcısı olsaydım; herhalde yapacak çok işim olurdu... Alırdım elime makası, keserdim "gazete kupürleri"ni!.. Hem de "yalanlanmayan" ve "doğrulukları kesin" haberlerden öyle bir "iddianame" hazırlardım ki, hiç kimse gıkını çıkaramazdı.

İSLâM DüŞMANLIĞINA öRNEKLER

çıkaramazdı, çünkü benim iddianamem, "dandik iddianamelere" benzemezdi!.. çünkü her olay "belgeli" olurdu ve hiçbiri "yalanlanamaz"dı!..

Meselâ şu "delilli haberler":

¥ "Türkiye 1. Futbol Ligi ikinci yarısı ilk hafta maçlarının 22 Aralık Cuma günü başlayıp 24 Aralık Pazar günü bitmesi gerekirken, yabancı futbolcuların Pazar günü Noel Kutlamaları olması sebebiyle ülkelerine gidecekleri gözönüne alınarak 21 Aralık Perşembe günü başlatıp 23 Aralık Cumartesi günü bitirilmesi kararı büyük tepki topladı... Futbol Federasyonu'nun; Cuma günü Müslümanlar için büyük önem taşıyan Kadir Gecesi olmasına rağmen maçları iptal etmeyerek Hıristiyanların Noel'ine göre ayarlamasının çifte standart olduğu iddia edildi. (23 Aralık 2000)

Derin Manâ
25.04.2008, 08:35
Milli Takım ve Galatasaray'ın başarılı forvet oyuncusu Arif Erdem, sırf namaz kıldıkları için medya tarafından eleştirilmesini anlamsız bulduğunu söyledi ve "Barcelona'daki Nou Camp Stadı'nda bir kilise var. Futbolcular ibadetlerini yaparak maça çıkıyor. Sahaya çıkarken, oyuncu değişikliklerinde, gol atınca ıstavroz çıkarıyorlar. Ama bize gelince tarikatçı damgası vuruluyor" dedi. (6 Eylül 2002)

¥ "Süper Lig takımlarından Sivasspor'un Ankaraspor ile oynayacağı maç, İsrailli futbolcusu Balili'nin dini bayramına denk geldiği için bir gün öne alındı.

Genel Menajer Bülent Uygun kulüp olarak oyuncularının dini inanışına saygı gösterdiklerini ve bu sebeple bir ay önceden Futbol Federasyonu'na maçın Pazar günü oynanmaması için talepte bulunduklarını söyledi. İsrailli futbolcu Balili de maçın Cumartesi'ye alınmasından dolayı Futbol Federasyonu'na teşekkür etti. Ancak, Balili, sarı kart cezalısı durumuna düştüğü için bu maçta forma giyemeyecek." (26 Eylül 2006)

¥ "Türkiye'de Müslüman, Hıristiyan ve Musevi futbolcular arasında bile ayrımcılık yapılıyor. Türkiye Süper Ligi'nde Müslüman futbolcular Kurban Bayramı'nın 2., 3. ve 4. gününde maç yaparken, Hıristiyan futbolcuların dini bayramı olan ve 24 ve 25 Aralık'ta kutlanan Noel için Türkiye Süper Ligi 18 gün tatile çıktı. Hıristiyan futbolcular 4-5 Ocak 2008 tarihinde gerçekleştirilecek Türkiye Kupası maçlarında da oynamayacak." (26 Eylül 2006)

Daha, yığınla örnek var...

Derin Manâ
25.04.2008, 08:36
Dikkatinizi çekerim;

Bunların hepsi, "Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" denilen Türkiye'de oluyor!..

Yani, "Hıristiyan" futbolcunun "Noel tatili" ve diğer kutsal günleri, "Musevi" futbolcunun "Hanuka" veya "Hamursuz" bayramı dikkate alınıyor, ama "Müslüman" futbolcunun ne "bayramı"na, ne "kandil"ine, ne de "namaz" ve "oruç"una saygı duyuluyor!..

Kısaca ifade etmek gerekirse;

"Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" Türkiye'de "Müslüman futbolcu" olmak zor... çok zor!..

Türkiye'de "Müslüman" olmak, "yargısız infaz" veya "linç" için yeterli sebep!..

"Oruç" mu tuttun, "namaz" mı kıldın, "Cuma"ya mı gittin ya da bir "gol" attıktan sonra, "şükür" mü dedin, vay geldi başına!..

HIRİSTİYAN BATI'DA DİNDAR FUTBOLCULAR

Oysa "çağdaş" kabul ettikleri Batı'da böyle mi?..

Buyrun, 18 Eylül 2002 tarihli bir haberi birlikte okuyalım:

¥ "Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 2. Jean Paul, yaz dönemlerini geçirdiği Roma kenti yakınlarındaki Castel Gandolfo'daki yazlık villasında İspanya'nın Real Madrid takımını kabul etti.

Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez başkanlığındaki yönetici, futbolcu ve teknik kadrodan oluşan 65 kişilik heyeti kabul eden Papa, "Kilise, sporu, gençlere bağlılık, arkadaşlık, dayanışma, barış gibi değerleri kazandırmak için bir eğitim aracı olarak kabul etmektedir" dedi.

Futbolcular, verdikleri demeçlerde, ziyaretten son derece memnun olduklarını söylediler. Zidane, "Tekrarlanamaz bir gün" derken, Roberto Carlos, "İnanılmaz bir tecrübe oldu. Benim için hayallerimden birini gerçekleştirmek gibi bir şeydi. Kendimi çocuk gibi hissettim" diye konuştu. Figo da; "Derinden Katolik birisiyim. O yüzden tarif edilemez büyük bir heyecandı" dedi.

Derin Manâ
25.04.2008, 08:38
ATLETA DE CRİSTO, NE DEMEK?

Sadece bu kadar değil... Buyrun, şimdi de 6 Şubat 2005 tarihli bir "röportaj"dan kısa bir bölüm okuyalım:

"Futbolcu menajeri Bayram Tutumlu, geçenlerde bir televizyon programında 'Artık kulüpler futbolcunun inançlısını tercih ediyor' diyordu... Tutumlu'ya göre, başta Avrupa'dakiler olmak üzere, dünyanın önde gelen kulüpleri, bir süredir transferlerde futbolcunun din ve mezhep özelliklerini göz önüne alıyorlar.

Bu sayede futbolcunun gece hayatına kapılıp performansını düşürmemesini garanti altına almaya çalışıyorlar. Hele söz konusu olan 'raydan çıkmaya en meyilli' Brezilyalı futbolcular ise... O zaman özellikle Atleta de Cristo (İsa'nın Sporcusu) denilen dinine bağlı futbolcuları seçiyorlar.

Tutumlu'ya Fenerbahçe'ye gelen Brezilyalılardan, Galatasaray'ın yeni transferi Müslüman Franc Ribery'ye kadar kimin neci olduğunu sorduk.

- Ne demek Atleta de Cristo? Tarikat gibi bir şey mi?

- Hayır, bu bir tarikat değil. Hıristiyanlık dinine bağlı olan ve dini kurallara harfiyen uyan sporcu demek... Türkçesi, İsa'nın sporcusu demek... Bu "Atleta de Cristo"lara, yani "İsa'nın Sporcuları"na en iyi örneklerden biri de, Fenerbahçeli futbolcu Kezman olsa gerek... Kezman'ın tişörtündeki "Hz. İsa figürü" 17 Aralık 2007 tarihli gazetelere şöyle yansımıştı:

"Fenerbahçe'nin Başkent deplasmanında Gençlerbirliği'ni 2-1 mağlup ettiği maç sonrasında Sırp oyuncu Kezman'ın tişörtündeki İsa ikonu dikkatlerden kaçmadı."

Derin Manâ
25.04.2008, 08:39
HAKAN ŞüKüR'E NİYE SALDIRIYORLAR?

Gördüğünüz gibi, yığınla olay, yığınla örnek aktardım... Tüm bu örnekleri vererek, yapmaya çalıştığım tek şey; "Türkiye'deki din düşmanlığı"nı göstermekti.

Evet, Türkiye'de bir "din düşmanlığı" var ve bu düşmanlık her fırsatta depreşiyor!..

İşte bunun en son örneği:

"Hakan Şükür üzerinden İslam'a saldırı!"

Ne yapmış Hakan Şükür?..

Demiş ki;

"Fenerbahçe derbisi Kutlu Doğum Haftası'na denk geldi... Sokaklara hakim olan bayram havası, tribünlere de sirayet etmeli... Taraftarlar, stada kesici aletlerle değil, güllerle gelsin...

Allah kime nasip ettiyse o kazansın!"

Derin Manâ
25.04.2008, 08:40
Peki, ne var bu konuşmada?.. Gayet güzel bir çağrı... "Tam Hakan Şükür'e yakışan" bir konuşma... çünkü Hakan Şükür, sadece "futbolculuğu" ile değil, aynı zamanda "kişiliği" ile de "örnek" bir insandır!..

Bir "ağabey"dir, kırdığı "rekor"larla bir "idol"dür!..

Kısacası, "adam gibi bir adam"dır!..

Gelin görün ki, sırf "dindar" olduğu için sürekli saldırılara maruz kalmaktadır...

Alın işte, "insanca, Müslümanca bir çağrı"da bulundu diye, anında "linç" etmeye kalkıştılar!..

Sanki, "maça satırla gelin!" demiş gibi!..

Türkiye, sanki bir "İslam ülkesi" değil gibi, sanki "Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem"in doğum gününü kutlamak bir "suç"muş gibi, "Hakan'ın çağrısı"nı şöyle haber verdiler:

"Kutlu Doğum sahaya indi!.. Şükür'den tribünlere Kutlu Doğum çağrısı!.. Hakan'a çağrı: Madem öyle, maça da haşema ile çık!"

Altını çizerek, bir defa daha söylüyorum: Sırf "dindar" olduğu için, "kartel gazeteleri"nin "yargısız infaz" ve "linç girişimi"ne maruz kalan Hakan Şükür, Fidel Castro'nun Küba'sında ya da Papa'nın Vatikan'ında değil, "nüfusunun yüzde 99'u Müslüman" denilen Türkiye'de yaşamaktadır!..

Hakan Şükür'e alçakça saldıran "kartel gazeteleri"ni de, ne yazık ki; "Ben de Müslümanım!.. Dedem hocaydı, ninem hacıydı!" diyen "Müslümanlar" okumaktadır!..

Ama, "Hakan Şükür" üzerinden "Müslüman"lara saldırıldığının farkında bile değiller!..

İnanın ben anlayamıyorum; Bu "İslam düşmanlığı"nın sebebi ne?..öyle bir "İslam düşmanlığı" ki;

"Musevi" ve "Hıristiyan" futbolculara gösterilen anlayış, bu gazeteler tarafından ya "hoşgörü" olarak, ya "jest" olarak sunuluyor... Ama, "Müslüman" futbolcu bir şey yapsa veya söylese, anında infaz!..

Hasan Karakaya - Vakit

şifa_
25.04.2008, 11:38
Günlerdir medyada çıkan haberleri izlerken insanın yüzü kızarıyor.

Çıktığı her minderde önce şükür namazını kılan Koca Yusuf, Hergeleci İbrahim, Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet, Kel Aliço, Çolak Mümin gibi efsane pehlivanların öykülerini Murat Sertoğlu'nun kaleminden okuyarak büyüyenlerden olduğumuz için bize ters gelmiyor; 'Remember the Titans' türü Amerikan filmlerini izlemiş bugünün gençlerine de ters geldiğini sanmıyorum. Bu konuda esas orta nesil sorunlu. Sorunlu oldukları için de, 'Galatasaray-Fenerbahçe' derbisiyle ilgili görüşü sorulan Hakan Şükür'ün “Kutlu Doğum Haftası'na lâyık bir karşılaşma olsun” temennisine takmış bulunuyorlar...

Yalnız dine karşı gösterilen kayıtsızlık veya ters bakış sebebiyle değil yüzümüzün kızarması, en önemli sebebi cahillik...

Futbol da, diğer bütün sporlar gibi, motivasyona dayanır. maneviyatınız düzgünse, moraliniz yerindeyse o gün daha iyi bir maç çıkarırsınız. Bu sebeple de, sporculara motivasyon yüklemesi yapmak, maneviyatlarını artırmak âdettendir.

Yabancı futbolcuların sahaya çıkarken veya gol attıktan sonra 'haç' hareketi yapmalarına âşinayız. FB'nin Ortodoks futbolcusu Kezman, kaydettiği bir gol sonrasında, sarı kart görmeyi de göze alarak, formasını sıyırıp alttaki Meryem Ana'lı tişörtünü herkese göstermişti.

Chelsea'li iki Müslüman futbolcunun FB'ye atılan golden sonra secde ettiklerini de mi görmediniz yoksa?

Amerikan futbolunda din çok merkezi bir yer tutar. Her takım karşılaşmalardan önce topluca dua eder; bir rahibin yönlendirmesiyle hem de... Okul futbolunda bir 'sorun' teşkil eder rahipli toplu dua, bunun da çaresini, duayı kimsenin görmeyeceği soyunma odasında yaptırmayla çözmüştür okul yöneticileri... Kiminin 'şans' veya 'talih' dediği moral üstünlük, inançlı bir sporcu için, duayla kazanılacak bir mazhariyettir.

Hakan Şükür'ün 'Kutlu Doğum Haftası' öncelikli temennisi dünyadaki gerçekler yanında olağanüstü masum kalıyor. Sahaya haftanın şerefine güllerle çıkmaktan, centilmence mücadeleden ve iyi olanın kazanmasından da söz ediyor GS kaptanı. Takıldıkları “Kutlu Doğum Haftası'na lâyık bir karşılaşma olsun” temennisi bile ne kadar naif, değil mi? Fakat görüyoruz, Türk futbol tarihinin en büyük golcüsü, bu temennisi sebebiyle neredeyse çarmıha gerilecek...

Bu vesileyle futbolumuzda 'dinci örgütlenme' diye yeni bir eğilimden söz edilmeye başlandı. 'Yeni' denilenin 1887 doğumlu Koca Yusuf'a kadar dayanan bir gerçek olduğu unutuluyor. Ünü Osmanlı sınırlarını aşan Koca Yusuf, Avrupa'daki rakiplerinin sırtını mindere gösterdikten sonra ABD'ye gidip Robert ve Ed Lewis gibi ünlü güreşçileri de yenerek 1898'de 'dünya güreş şampiyonu' olmuştu. Her karşılaşma öncesi, Avrupalı ve Amerikalılar, yabancı güreşçinin kıldığı şükran namazını meraklı gözlerle izlemişlerdi.

Türk toplumu ile güya onlar namına yazıp çizenler arasındaki algı uçurumunu en iyi gösteren bu tür yaklaşımlar işte. En inançsızı bile bu toplumun, ayağı tökezlediği, başına bir şey düştüğü anda acziyetini “Allah” diyerek dışarı vurur. İnançlı insanları ise bu toplumun, her adımında, her davranışında Yüce Yaratıcı'yı anma ihtiyacı duyar. Çocuklar ve gençler, anneleri tarafından, okula, sınava, askere dualarla uğurlanır...

İtirazı yapanlar bir veya iki münasebetsizden ibaret olsa belki önemsemez geçebiliriz; ancak sporu ilgi alanı seçmiş neredeyse her kalem, televizyonların hemen her spor yorumcusu, bir münasebet düşürüp Hakan Şükür'ü yerlere vurmak için o saf temennisini dile dolamaktan çekinmedi. Toplum ile medya arasında siyaset alanında her gün tanığı olduğumuz 'değerler sistemi çelişkisi', öyle anlaşılıyor ki, aynıyla sporumuz için de geçerli.

Ne yapalım, biz yine de “Allah ıslah etsin” duamızı aksatmayalım.


Fehmi Koru

Bîdâr
25.04.2008, 11:43
Türk futbolunda kırılmadık rekor bırakmayan, tüm dünyanın takdirle karşıladığı ve alkışladığı Hakan Şükür'den özür diliyorum.
Bazılarının, gözümüzün içine baka baka dünya derbisi dediği ancak hiçbir Avrupa ülkesinde bir kare bile maç görüntüsünün girmediği, geçen yıl hem de 19 Mayıs'ta A.Sami Yen'de yaşanan pet bardak ve şişe kepazeliği, sahaya atılan koltuk parçaları altında tamamlanan yalancı derbide yaşananları da hatırlatıp "Kutlu Doğum Haftası'nda oynanacak derbi için çirkinlikler yaşanmaması adına neler söylersiniz?" sorumuza verdiğin samimi cevaplar yüzünden başına gelenlere sebep olduğum için özür dilerim.

Nereden bilebilirdim ki sokaktaki milyonların yaşadığı Kutlu Doğum coşkusunu medyanın bir kesiminin farklı yönlere çekeceğini. Boğaz'da viski yudumlayıp Doğu'da belediye başkanlığı yapan ve kendi toplumundan, okurunun değer yargılarından uzak, okumadan yazan takımının bu kadar saldıracağını.

24 Nisan 2005'te Haşmet Babaoğlu'nun da kaleme aldığı gibi, o zamanda yapılan papa seçiminin en ince ayrıntısını gündeme getirip de Kutlu Doğum Haftası'yla ilgili kin, nefret ve buğuz içinde olduklarını. Bakın o tarihte Kur'an'ın 93. suresi; Duha Suresi'nin mealini yazarak ne demiş Babaoğlu, "Dindar kesimlerin siyasi ve cemaat yapılanmalarına doğrudan bağlı olan gazeteleri bir yana ayırın ve popüler basınımıza bir bakın. Günlerdir, Hıristiyanlığı, Hz. İsa'yı, Vatikan'ı yazıp duruyorlar. Çarşaf çarşaf sayfalar ayrılıyor, diziler yapılıyor. Hem de ne hurafelerle, nasıl abartılı hikâyelerle. Yazılsın. Yazılmalı. Zaten tam zamanı: Papa ölmüş, yenisi seçilmiş. Bilmeli, haberdar olmalı, yakından izlemeliyiz. Ama Mevlid Kandili'yle ilgili ayrılan bölümlere baktım geçen gün. Küçücük. Bazı caddelerde asılı duran "Kutlu Doğum Haftası" pankartlarının anlam ve önemine dairse neredeyse hiçbir şey yok bizim popüler gazetelerde... Bu nasıl iş?

Bakın, inanmak gerekmiyor. İnançlı bir Müslüman olmak gerekmiyor. Fakat esas olan manevi iklim meselesi değil mi? Benim gibilere soruyorum: Biz hangi iklimin "çocukları"yız? Da Vinci Şifresi'nin ıcığını cıcığını çıkartacağız ama İslam'la ilgili çoğu şeyi es geçeceğiz! Olur mu hiç? İslam'la ilişkili her konuyu, her bilgiyi ve ilgiyi sürekli "laik devlet-tekil inanç" çerçevesine sıkıştırıp sırtımızı dönecek kadar şapşallaşacağız!.. Olur mu, hiç olur mu?

Ama canım, insan (ve Ramazan şamatası hariç medya) yaşadığı coğrafyanın kültürüne, manevi iklimine bu kadar mı uzak olur, uzak durur-durdurulur?"

Sevgili Haşmet Babaoğlu, bir kısım medyanın ne olduğunu açıkça ifade etmiş. Aslında söylenecek fazla bir söz yok. TV kanallarının sözün bittiği yer dediği replik gibi halkını tanımayan medyanın bittiği andır bu. Fütursuzca saldıranların birçoğuna sorsanız 'biz de Müslümanız, bilmem kaçıncı kuşaktan babaannemin başı örtülü' deyiverirler, ama kin ve nefret kusmaktan da vazgeçmezler. Bu millet sosyal yapısı ve kültürel zenginliği ile medyasına rağmen 70 milyon. Haşmet Babaoğlu'nun da dediği gibi medya kimin medyası acaba?

Ne mutlu ki Hakan'a böylesi güzel duygularını sadece Zaman okurları ile sınırlı tutmayarak tüm dünyaya bu vesileyle duyurdu. Bu da Hakan'ın büyüklüğü işte. Gazetemizin dünkü manşetinde G.Saray taraftarının açtığı pankartın yine bu maçta da asılacağına inanıyorum. Şimdi iş sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Sağduyu ve centilmenlik çağrısı yapan Hakan Şükür'e kulak verip maç günü A.Sami Yen Stadı önünde maça gelen taraftarlara gül dağıtmalılar. Ben maça yakamda kırmızı gülle gideceğim.


H. İBRAHİM EKİZ

inkişaf_
25.04.2008, 20:59
Kutlu Doğum’ mesajı nedeniyle hedef tahtasına oturtulan Hakan Şükür’den sonra Galatasaray taraftarı da kartelin şerrinden nasibini aldı.

Kartel yazarı Bekir Coşkun, bir Galatasaray taraftarından geldiğini iddia ettiği mailden yola çıkarak bütün Galatasaray camiasını Kutlu Doğum haftasına karşıymış gibi gösterdi.

İşte kartelin gelenek haline getirdiği İslam’a hakaret zincirine eklenen yeni halka: “LİSE yıllarından bu yana ilk kez "takım tutmak" geçti içimden.
Muhterem karıma haber verdim:

"İşte tutuyorum..."
O "Lütfen yapma..." dedi:
"Sen duygusalsın, top kenara kaçtı diye aşağı kapanıp keman çalmanı istemem... Ayrıca futboldan anlamıyorsun, durmadan kuzen Atilla’yı arayıp ’Şimdi ne oldu?’ demen hoş olmaz..."
*
Takım tutmaya karar vermemin sebebi, ilk kez bir futbol camiasına sempati duymam:
Galatasaray’a...
Fethullahçı Hakan Şükür, dini-imanı futbol ile karıştırıp dinci gazetelere “Kutlu Doğum Haftası vesilesi ile derbi maçının önemi” üzerine demeçler verince, kulübün bilinçli-aklı başında taraftarları tepkilerini yüreklice gösterdiler.
Bilgisayarıma gelen genel mesaj ise şöyle:
"Galatasaray, Fethullah’ın tarikat evi değil. Laikliğin ve Atatürkçülüğün kalesini yıktırmayız. Atatürk’ü Galatasaray Lisesi’ne geldiğine pişman etmeyiz..."
*
Türkiye’nin birçok sanatçısı, gazetecisi, işadamı, edebiyatçısı, tarihçisi, akademisyeni dincilerin eteğine yapışmışken... Muhalefet yapan siyaset önderleri dahi eleştirdikleri sofralara koşup otururken... Galatasaray camiasının taraftar duygusallığını bile aşıp kendi futbolcularına tavır alarak Atatürk’e sahip çıkmaları, önce onları yüceltti gözümüzde.

Önemli olan; "din-iman" diyen, ama işine geldiğinde "gavur" takımlarının üniformasını giymekte bir sakınca görmeyen... Ya da 270 milyon maaşlı yoksul insanlar kazançlarının yarısını vergi olarak verirken, vergisiz trilyonları cebine indiren bir futbolcunun lafları değil...
Önemli olan; Galatasaraylıların kendi futbolcuları olsa dahi, önce laikliğe ve çağdaşlığa sahip çıkmaları.
*
Yoksa o tarikatçı futbolcuya anlatamazsınız zaten; Müslüman ülkeler içinde, dünya yeşil sahalarında top koşturanın niye sadece Türkiye olduğunu...
Ve o futbolcuların, Mustafa Kemal’in kurduğu modern Türkiye’nin yeşil sahalarında yetiştiğini...
Ama Galatasaray’ın aklı başında önderleri tüm Türkiye’ye bir şey anlatıyorlar:
Önce laik, çağdaş, aydınlık Türkiye...
O yoksa...
Kimse yok.”

habervaktim

Sayha
26.04.2008, 15:17
Ömer Lütfi Mete'nin yazısı

Haçsız Hakan’a ölüm!

İncir çekirdeğine dev fitneler sığdırma becerimiz gerilemiyor! Hakan Şükür'ün 'Kutlu Doğum'lu barış çağrısı üzerine kopartılan hünerli-fenerli fırtına da buna sıcak bir örnek.

Gerçi Şükür üstünden fitne-fücur yeni iş değil. En sonuncusunun da harareti şu dakika itibariyle düşmüş sayılır. Ancak bu vesileyle Türkiye'deki iki ayrı 'gizli dincilik' türünü sorgulamak için geç değil: 1) Gizli Haçlılık: Halkının yüzde 99'u -şöyle veya böyle- Müslüman olan bir toplumda misyonerlik esasen dini ve gizli faaliyet değildir. Misyonerlik genellikle; istihbarat ve melanet örgütü olarak ülkemizde yığınla casus ve işbirlikçi çalıştıran büyük gizli servislerin güdümünde yürütülen stratejik tasarılardan biridir.

Gizli Haçlılık ise misyonerlikten çok farklı bir kumpanyadır. Bu da gizli servisler ve işbirlikçi derin çetelerce yönlendirilen sektör çapında bir melanet türüdür. Ülkemizde bilinçsiz olarak Gizli Haçlılık yapan vardır ama tehlikelileri, bu işten geçinenlerdir! Tabii ki, bazı kökten dinci Müslüman unsurların şu veya bu davranışından ötürü samimi laiklik endişesi yaşayanlara sözüm yok...

Gizli Haçlılık kumpanyasında Müslüman görünümlü, -hatta kâğıt üzerinde Müslüman kimlikli- devşirilmiş unsurlar çalışır. Bu kumpanya mantık kırıntısı taşıyan veya taşımayan bin türlü bahane ile 'laik duyarlılık' dalgası üretir! Bazen bu dalganın gölgesinde bir medya patronu kılıflı hortum döşer, bazen başka hesap yürür; ayrı bahis...

Esasen Türkiye'de misyonerlik Müslümanlığın yerine Hıristiyanlığı geçirme yolunda mesafe alamaz! Alenen yapılacak İslâm düşmanlığı da halkın bilinçli veya gelenekçi dini değerlerini yok edemez! Lâkin birilerini 'laiklik karşıtı' davranışta bulunmakla suçladığınız zaman onu devlet ve toplumla kavgalı, zanlı, hatta fiilen ve peşinen suçlu yapıverirsiniz!

Böylece laiklikle barışık olup İslâmi inancının gereklerini yerine getirmeye çalışanları sürekli ülkenin 'yükseltilmeyen değeri' halinde tutarsınız. Türkiye'de başka türlü gizli veya açık 'Haçlı Seferi' olamaz ki! Profesyonel veya yarı profesyonel laiklik sömürücülerinin yürüttüğü aslında su katılmamış ve adı doğru konmamış Haçlı Seferi'dir! Hakan Şükür üzerinden de defalarca Haçlı Sefercikleri düzenlenmiştir. 2) Meşin Tapınakçılık Bu da fanatik futbol taraftarlarının gizli dinciliğidir.

Ülkemizde belki birincisinden korkunç nefret üreten bu dinin ilk şartı karşı takımı düşman bilmektir. Özellikle Üç Büyük takımın taraftarları arasında öyleleri vardır ki, meselâ Taliban tetikçisinin karşıtlarından nefret ettiği kadar rakip takıma kin beslemektedirler. Medyamızda bu işin ustaları da bağnaz kulüp yazar ve yorumcularıdır. Hakan Şükür olayında da, ağırlıklı olarak takım düşmanlığında sınır tanımayan ahkâmcılar rüzgâr ekip fırtına biçmeye çalıştılar.

Forma renginin ateşiyle doğrudan Gizli Haçlılık adına değil de, 'Meşin Tapınakçılık' adına laikliği istismar ettiler. Hâsılı Hakan Şükür'e saldırmak hünerli-fenerli bir futbol dinciliğidir. Niyet okuyarak ve habere katıksız yalan sokuşturarak laikliği istismar etmek, bu dinciler için aziz ve leziz bir farzdır!

BUGÜN

sağanak
27.04.2008, 10:43
Bütün Hıristiyan ülkelerinde İsa'nın doğum günü bayram ve resmi tatildir de, Türkiye'de Muhammed'in doğum günü öyle değildir. Laik olduğumuz için.

İmdi... Noel gecesi maç oynanmaz ya, diyelim ki oynanıyor... Barcelona-Manchester United olsun... Atıyorum...
Diyelim ki koyu Katolik bir futbolcu, Ronaldo da çıktı, basına demeç verdi:
"Bu maçın, Hazreti İsa'nın doğum gününe yakışır şekilde centilmence geçmesini dilerim..."
İngiltere'de ya da İspanya'da ortalık karışır mı, karışmaz mı?
Acaba İngiliz basını "bunu kutlayacağına adam ol da milli bayramını kutla" diye kızar mı?

Hani "oranın Aydın Doğan'ı" olan Rupert Murdoch Yayın Grubu'nda falan yerin dibine batırılır mı bu oyuncu?..
Merak ettim de onun için sordum.
Aramızda bir başka var: "Mehmet" namıyla maruf Marco Aurelio.
"Aslen" Brezilyalı... Lumpen ağzıyla söylersek "Berezilyalı"... (Lumpenler bu çocuğa adını veren Marcus Aurelius'un bir Roma İmparatoru ve bir filozof olduğunu bilmeseler de olur.)

Türk vatandaşı... Milli Takım'da da oynuyor. Devşirme sporcularımızdan... Halka şirin göstermek için adını Mehmet yaptılar.
Geçen hafta, Denizlispor maçına çıkarken haç çıkardı! Istavroz yani. Önce alnına, sonra göbeğine doğru, sonra sol omuzuna, sonra sağ omuzuna. (Ortodoks olsaydı önce sağ sonra sol yapacaktı.)
Hiçbir tepki görmedi. Kimse "bu ne biçim Mehmet" demedi. "Müslüman olmayan Türk olamaz" diyen şairler de ağızlarını açmadılar.
Neden acaba, merak ettim.

Bir Katolik daha var aramızda: Alex de Souza.
"Oldu olacak şunun ismini Ali Susan yapalım" dedim ama Hıncal bile beğenmedi.
Her maçtan önce, santra yuvarlağı içinde diz çöküyor, kendince "ibadetini" yapıyor, artık bilmem Afrika kökenli Candomble ya da Umbanda inanışlarının etkisinde mi neyse, birtakım tuhaf hareketlerde bulunuyor.
Kimse de yadırgamıyor. Pek pek, "aferin gâvura, bak ne mütedeyyin adam" diye beğeniyorlardır.

Neden acaba, merak ettim de soruyorum.
Katar kökenli bir Arap şirketi, Türkiye'de bir gazeteye yüzde 25, yani yalnızca dörtte bir oranında ortak olmuş. Bu hisse payıyla, yönetimde hiçbir ağırlığı yok. Parayı bastırır, sonra kârdan ya da zarardan payını alır, hiçbir işe de karışamaz. Yönetim kurulu "temettü" dağıtacaksa... Dağıtmayacaksa onu da alamaz.
Acaba The Guardian gazetesine aynı payla ortak olsa, rakip İngiliz basını, diyelim The Times gazetesi, ortalığı velveleye verir mi?

Arap değil de bir Norveç şirketi olsa bu, sonuç değişir mi?
Yoksa İngiltere'de puşt darlığı mı çekiliyor?
Yoksa ticari rekabete "siyasi kılıf" uydurmaya çalışmak yalnızca bize özgü bir alçalma biçimi midir?
Aklıma takıldı da sordum.

ENGİN ARDIÇ

Türkay
27.04.2008, 19:12
Kutlu Doğum Haftası içindeyiz ve ona layık olmalıyız. Peygamberimiz'e layık olmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi de Peygamberimiz'in hoşgörüsü etrafında hayata hazırlamalı, yaşantımızı ona göre şekillendirmeliyiz. Hafta sonunda F.Bahçe ile önemli bir derbi müsabakası oynayacağız. Herkesin bu maçta içinde bulunulan haftanın atmosferi içinde hareket etmesini temenni ediyorum. Dostça ve centilmence mücadele etmeliyiz. Herkes dürüstçe elinden geleni yapmalı. Allah kime nasip ederse o kazansın."
Vay sen misin bunları diyen? Dine sporu alet etti, Fethullah Hoca'nın reklamını yapıyor, tarikatçı şucu bucu... Başta Hürriyet Gazetesi olmak üzere pek çok gazete ve TV Galatasaray ve Milli Takım'ın unutulmaz golcüsü Hakan Şükür'ü hedef gösterdi. Tabii ki belli hesaplar için. Kimisi iktidar partisini, kimisi başbakanı, kimisi Galatasaray'ı ve kimisi de Hakan'ın bu sözlerini yayınlayan gazeteyi yıpratmak için. Tüm yapılanlar ayıp, günah, vicdansızlık, ahmaklık, *****lık ve cahillik.

Önce şunu hatırlatmak istiyorum. Hakan Şükür'ü taa 2000 yılından yani İtalya'ya gittiği günden beri sevmem. Dönmesini hiç istemedim. Hatta Okan ve Emre'yi götürdüğü zaman nefret bile etmiştim. Çünkü Okan ile Emre, Galatasaray'a beş kuruş bırakmadan kaçtılar. Hakan çok egoist bir futbolcu. Bütün topların ona ortalanmasını istiyor. Topa dokunup gol atınca da kahraman oluyor. İsterse yedek kulübesinde otursun, Galatasaray'dan gidene dek başka golcü çıkmaz. 20 yıldır gelip-gidenleri bir düşünün.

Hakan kendine özgü taktikleri ile onları öğütüyor. İşte Lincoln, Nonda, Ümit Karan... Necati kötü futbolcu mu? Hakan'ın çok acele Galatasaray'dan gitmesini istiyorum. Zaten o gidene dek de Galatasaray maçlarına gitmemeye yemin ettim. Ancak inançları ile açıklamaları, yaşam biçimi çok farklı şeyler. İşte bu konuda Hakan Şükür'e haksızlık yapıldığını görüyorum. Allah ile Şükür arasına kimse giremez. İstediği kişiyi sever, yolundan yürür hatta onu herkesin sevmesini de ister. Allah herkese akıl-fikir vermiş.

Hakan yanlışsa, yürür gidersin. Her dediğine ve yaptığına 'doğru' demek zorunda mısın? Kafası biraz çalışan, tarafsız ve dürüst düşünen ve çağdaş olduğunu iddia eden her Türk vatandaşının da benim gibi olmasını isterdim... Ancak bunu söylerken de çok önemli bir bilgi vermek istiyorum. Dikkatinizi çekerim, ben 20 yıldır Hristiyanlığın en muhafazakâr kesimi olan Katolik mezhebine inanan bir Polonyalı bayan ile evliyim.

Avrupalılar'ın dinlerine ne kadar bağlı olduğunu, muhafazakârlık, yobazlık çizgilerinin nerede başlayıp nerede bittiğini, papaz efendilerin eteklerini yerlerde sürüne sürüne öptüklerini çok iyi biliyorum. Bir Katolik iki pazar kiliseye gitmesin bakalım. Papaz efendi evine kadar gelir. Dünyayı tanımanız için yabancı kadın ile evlenmeniz gerekmiyor ama bilmek ve tarafsız düşünmek şart...

Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı futbolcular sahaya çıkarken çimlerin üzerine çökerek göğsünde haç işareti yapıyor. Böylece Hz. İsa'dan ve Meryem Ana'dan yardım istiyor. Bu hareketi çok normal karşılayan, 'onların inancı da böyle' diyen saygı değer Fenerbahçeli Genel Yayın Müdürleri, Beşiktaşlı Yayın Koordinatörleri size soruyorum... Hakan Şükür sahada namaz kılmadı? Sadece bir röportajda 'Peygamberimize layık olmalıyız' dedi diye... Neden Fethullah Hoca'nın reklamı diyorsunuz?

Peki şunu biliyor musunuz? Pazar günleri İstiklal Caddesi'ndeki Katolik San Antuan Kilisesi veya Kadıköy'deki Katolik Kilisesi'nde Fenerbahçeli futbolcuların eşlerini mutlaka görürsünüz. Başkalarıyla görüşmezler. Meryem Ana'ya mum yakar, İncil okurlar. Yanlarında da Sırp Kezman ile eşi vardır. Maç Cuma veya Cumartesi günü ise futbolcular da Pazar günü mutlaka kilisede olurlar. Olmaları da çok normaldir. İnançlarına göre ibadet ediyorlar, Allah'a daha yakın olmak istiyorlar. Yılbaşı yaklaşırken bütün dünyada liglere iki hafta ara verilir. Çünkü tüm Katolikler 25 Aralık akşamı anne-babasının yanında Hz. İsa'nın Allah'ın yanına gittiğini kutlarlar. Gece 24 .00'te kiliseye giderler. Hadi bakalım o tarihlerde bir Brezilyalı futbolcuya Noel izni verme? Kaçar gider sonra da tüm mukavele parasını çatır çatır alır.

Çünkü UEFA anayasasında bu en önemli madde. Şimdi Fenerbahçe düşmanı bir gazete... 'Fenerbahçeli Brezilyalı futbolcular ve Saray Bosna'da 300 bin Müslüman öldüren Sırplılar'ın çocuğu Kezman, maçlarda haç çıkararak Hristiyanlık reklamı yapıyor' yazarsa... Dünyanın en iğrenç işini yapmış olur. Kaldı ki için için neler dönüyor o dünyada. Medeniyetler çatışması öyle bir oluyor ki. Gol kutlamalarında samba ile çiftetelli oynamak bile bunun işareti. Temiz kalpli Fenerbahçe taraftarı olup bitenin farkında bile değil. Zico neden hep Kezman'ı tercih ediyor? Daha doğrusu Kezman oynasın diye Zico'ya Alex neden baskı yapıyor?

Gol krallığına giden Semih son 15 dakika oyuna giriyor? Alex, penaltıyı atması gerekirken, topu neden Kezman'a verdi? Çünkü 'Meryem Ana'nın hatırı vardı... Fenerbahçe, İstanbul'da küçük Haçlı ordusu ile maç yaptı, kimse uyanamadı. İnter takımı nedir? Çoğu Güney Amerikalı fanatik Katolik... Bunu İstanbullu gazeteciler görmedi, UEFA görüp, o formayı iptal ettirdi. Formalardaki kocaman Haç ne anlatıyor, neden İstanbul'da özellikle bu formayı giydiler?

Çünkü kendilerini Müslümanlar'ın kafasını koparmak için taa Anadolu'ya kadar gelen 'yobaz katil Malta Şovalyesi' gibi hissettiler. Sevgili arkadaşlar bırakın bu yabancı hayranlığını, aşağılık kompleksini... Sakın yobaz, ırkçı filan olmayın. Ama bir Amerikalı, İtalyan, Fransız, İngiliz, Alman kadar vatanınızı, milletinizi ve dininizi sevin yeter. Hakan Şükür'ün 'Peygamberimiz'e layık olmalıyız' sözünü olumlu anlamda değerlendirirsek, iyi ve çağdaş insan oluruz.

Aykut Işıklar

Türkay
28.04.2008, 09:04
Futbolcu Hakan Şükür, yaklaşan Fenerbahçe-Galatasaray derbisi ile ilgili olarak sorulan soru üzerine bir açıklama yaptı:

“Yaklaşan ‘Kutlu Doğum Haftası’ na yakışır bir karşılaşma olsun”

Bu ne demek oluyordu?

Kavgasız, gürültüsüz, kargaşa ve kavgadan uzak; centilmence oynanması temenni edilen bir maç, bir karşılaşma olması umudunun dile getirilmesi, futbolcunun ağzından bu şekilde dökülmüştü. Tabii bu tepkilere yol açtı…

Bazı çevreler, bu söylevi “laiklik” le bağdaştırmaya çalıştı.

Burada tartışılması gereken; hala laikliğin ne olduğunun anlaşılmamış olmasıdır.

Neden; bir maçta gol atan yabancı bir futbolcu boynundaki “haç”ı çıkarıp, öpüp, “baba, oğul ve kutsal ruh”u simgeleyerek istavroz çıkarınca tepki toplamıyor da futbolcu Hakan Şükür, maçla ilgili sorulan bir soruya Peygamberimizin yaklaşan doğumgününün etkisi ile en azından bu özel haftanın kutsallığına yakışır bir biçimde dostça geçen bir karşılaşma olması temennisinde bulununca olay oluyor?

Düşündürücü tabi…

Türkiye laik bir ülke midir? Bana göre; evet, laik bir ülkedir. Ülkemizde hemen hemen her dinden insan yaşamaktadır. Ve bu dinlerin mensupları topluluklar; örneğin bir Noel’i, Paskalya’yı ya da Hamursuz Bayramı’nı inançlarına göre yaşayabilmektedirler, bizim Ramazan’ı yaşadığımız gibi… Biz, dinimize göre haram olduğu için domuz etini tüketmediğimiz halde, yurdumuzda bunların üretim çiftlikleri vardır ve mamulleri pazar oluşturmuştur. Satılan ürünlerin içeriğinde Müslümanlar için muhteviyatının açık açık bildirilmesi koşulu ile marketlerde bu ürünleri bulmak mümkündür.

Basit olarak verdiğim bu birkaç örnek, Türkiye’nin laik bir ülke olduğunun göstergesidir…

Demek istediğim o ki;

Devlet; soyut bir kavramdır ve bünyesindeki çeşitli dinlere mensup vatandaşları ayırt etmeksizin bir baba şefkatiyle sahiplenebilmesi için dini yoktur, laiktir. Laik olan “devlet”tir. Vatandaşlar, dinlerini özgürce yaşarlar; bu, laik devletin sunduğu bir özgürlük ve rahatlıktır…

Din, bir vicdan ve kişisel bir tercih meselesidir; devlet işlerinin kişisel değil, topluma yönelik oluşu ve toplumda da çeşitli dinlerin bulunması, herhangi bir din ile yönetimini engellemektedir. Din ve devlet işlerinin ayrılığı buradan kaynaklanır. Devlet yönetimi her dinden insanı ülke içinde eşit tutabilmeyi hedefler. Bu amaçla bir “çatı” görevi üstlenir.


Arzu Sarı (iletisimarzusari@gmail.com)

siluet
28.04.2008, 11:39
maçtan sonraki hakan şükürün açıklamaları;

http://www.zaman.com.tr/sabit/resim/baslik8.gifSporSon yılların en centilmen derbisiydihttp://medya.zaman.com.tr/2008/04/28/283304.jpgMaçın 62. dakikasında golü atan Nonda'nın yerine oyuna giren Hakan Şükür, takımının forvet hattına destek verdi.Geçtiğimiz hafta içinde verdiği dostluk mesajları yüzünden bazı çevrelerce acımasız eleştirilere maruz kalan G.Saray'ın kaptanı Hakan Şükür, derbinin kavgasız gürültüsüz neticelenmesinden dolayı mutlu olduğunu söyledi.


Maç öncesi verdiği mesajların yanlış yönlere çekilmesinden büyük üzüntü duyduğunu dile getiren tecrübeli futbolcu, "Benim centilmenliğe davetimi yanlış yönlereçektiler. Atmosferi yüksek maçta hiçbir olay yaşanmaması herkes adına sevindirici. Amacıma ulaştığıma inanıyorum. Ben önce dostluk kazansın, sonra maç kime nasipse o kazansın demiştim. Dostluk kazandı, maç da bize nasip oldu." diye konuştu. G.Saray ile F.Bahçe arasında yapılan ve şampiyonluk yarışında büyük önemi bulunan dev maçta, kart açısından da son yılların en sakin derbisinin yaşanması, Hakan Şükür'ün mesajının hedefine ulaştığını gösterdi. İki takım arasında özellikle Fortis Türkiye Kupası'nda yapılan son maçta Cüneyt Çakır'ın gösterdiği 4 kırmızı ve 11 sarı kartın ardından, dün akşamki kritik lig derbisinde hakem Fırat Aydınus yalnızca 2 sarı kart kullandı. Oysaki ezeli rakiplerin bundan önceki 15'i lig, 6'sı da Türkiye Kupası olmak üzere son 21 randevusunda hakemler toplam 17 kırmızı, 122 de sarı kart çıkarmıştı. Geçtiğimiz yıl Ali Sami Yen'deki G.Saray-F.Bahçe maçında büyük olaylar yaşanmıştı. Maçın başından sonuna kadar tribünlerden saha içine yabancı maddeler yağmış, G.Saraylıların şampiyon Fenerbahçe'yi alkışlamasını bekleyenler hayal kırıklığına uğramıştı. Sarı-Kırmızılı taraftarlar, sahayı şişe ve koltuk yağmuruna tutarken, futbol adına utanç dolu bir geceye imza atılmıştı. Bunun neticesinde de Sarı-Kırmızılı takımın sahası 5 maç seyirciye kapatılmıştı.
H.İbrahim Ekiz (http://www.zaman.com.tr/ara.do?author=482EC4B062726168696D20456B697A)28 Nisan 2008, Pazartesi
işte çözümü bunlar hala reklamlarda arasınlar..

Özduygu
29.04.2008, 21:56
Üzgün; ama gururlu bir Fenerli olarak Galatasaray’ı ve taraftarlarını kutluyorum.
Böyle bir maçın kaçınılmaz sonu, Fenerbahçe oyuncuları tarafından “altın tepsi” ile sunuldu Galatasaray’a, almamak olmazdı tabii..

Sen misin, “Kutlu Doğum Haftası” temennisinde bulunan?

Al sana Kutlu Doğum Haftası!

Hakan Şükür’ün temennisi dua olarak kabul mü oldu, nedir? Galatasaray hazır bir galibiyetle onurlandırıldı Fener’in 11 oyuncusu tarafından. Biraz daha inansalardı bu maça, tek golle kalmazlar, böyle oynayan bir takımı gol yağmuruna tutarlardı!

Volkan’dan tutun da; balansı bozulan Alex’e, Uğur’a, Deivid’e, Kezman’a…

Ya; Edu?

Mükemmeldiler doğrusu!..

Galatasaray için el birliği etmişçesine mükemmel bir oyun sergilediler Ali Sami Yen’de.

Diyecek söz bulamıyorum!

Basiretleri mi bağlandı nedir bu oyuncuların, ayakları birbirine karıştı resmen, saçma sapan bir oyun sergilendi sahada…

Telefonuma, mailime ve bir önceki yazımın yorum bölümüne Galatasaraylı okurlarımın yolladığı “galibiyet sevinci” mesajlarına katılmamak mümkün değil; bunca zaman sonra bu 1-0 ‘lık galibiyet, adrenalinleri yükseltti haliyle. Ve bu sevinci, Fenerli bir yazar olarak benimle paylaşmak istediler, anlıyorum.

Ama; bu kadar da olmaz ki kardeşim!

Centilmeniz dediysek, kim iyiyse o kazansın dediysek, tüm iyi niyetimizi gösterdiysek!

Bu kadar da yapılmaz ki!

Topun, her Fener oyuncusunun ayağına gelişinde yüreğimizi ağzımızda bulduğumuz şu maçın ardından üzgün bir Fenerli’nin üstüne bu kadar da gelinmez değil mi ama?

Tamam, kutluyoruz…

Ama önünüzde bir Sivas karşılaşması var unutmayın. Bu kadar şanslı olmayabilirsiniz.

Galatasaray, Sivas’ta umduğu galibiyeti bulamayabilir; sonuçta karşısındaki takımın çalıştırıcısı Ziko, oyuncuları da bizim şaşkınlar olmayacak..

Benim çıkardığım bir sonuç var ki bu karşılaşmadan:

1)Top, gerçekten yuvarlakmış ve nereye gideceği belli olmuyormuş, hele de bizim oyuncuların ayağındaysa…
2)Kutlu Doğum Haftası, Galatasaray’a uğurlu geldi…

Ne yapalım!

Biz yine Fenerliyiz!

Boynumuzu büktürdü ama ne yaparsın? Bu renkleri sevmek, taraftar olmak böyle bir şey işte…

Arzu Sarı

real.ist
08.05.2008, 22:27
Hıncal Uluç Fotomaç'taki köşesinde Galatasaray Lisesi Mezunları Derneği'nin Hakan Şükür'ün Kutlu Doğum Haftası ile ilgili sözlerini protesto için Anıtkabir'e gitmesini değerlendirdi.

Uluç şöyle yazdı;

"Utanç verici bir olay. Tamamen utanç verici bir olay. Bir takım adamlar şov yapmak için Galatasaray'ın adını kullanıyorlar, alet ediyorlar. Hakan Şükür'ün sözlerinde garipsenecek, böyle bir takım eylemlere neden olabilecek hiçbir şey yok. Fenerbahçe medyasının kampanyasına kapılıp, gaza gelip, böyle bir eylem yaptılar. Bunları ben söylüyorum: Hıncal Uluç. Benim nasıl bir laik, Atatürkçü olduğumu konuşmak dahi Anıtkabir'e gidenlerin haddine değil. Onlar yüzünden bu ülkede laiklik yanlış anlaşılıyor.

Şeker Bayramı'nda 'Bayramınız kutlu olsun' dersem, gidip el öpersem, antilaik mi olacağım? Atatürk aleyhtarı mı olacağım? Böyle bir şey olur mu? Kendisine sorulan soru üzerine, "Kutlu Doğum Haftası'nda barış içinde maç olmasını istiyoruz" demenin Atatürk'le ne alakası var, inançla ne alakası var, arkadaşlıkla, dostlukla, laiklikle, demokrasiyle, cumhuriyetle ne alakası var?

Ama Türkiye'deki kutsal ittifak medyası, biliyor ki Hakan Şükür'ü Galatasaray'dan sepetlemedikçe onlara rahat yok.Galatasaray antrenörsüz de kalsa Hakan o takımı toparlıyor. İşte Gerets zamanı, işte bu sene. Hakan'dan kurtulmak için her şeyi yapıyor Fener medyası. Galatasaray'ın içindeki kalemlerde kendi özel nefretleri nedeniyle alet oluyorlar buna. Öyle bir hava yaratıyor ki kutsal ittfak medyası; Galatasaraylılar da alet oluyorlar buna."

aktifhaber

.Mesut.
09.05.2008, 00:07
Bunları Hıncal mı söylüyor:)
İyi söylemiş...